1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. “Bize de bak”. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün.” Her kim Allah’a. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. O sebeple âyet. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona.0 0 0 0 Yahudiler. Halbuki onlar. Onlara. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. Hz. Yahudilerin Hz. Fakat şeytanlar. Onlar. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. “Râinâ” yerine yine. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. âyetine bakınız. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. bilsin ki o. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. biz sana apaçık âyetler indirdik. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. onlara işkence etmişler. Andolsun. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. ona kulak verin” demiştik. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. tarihleri boyunca. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. âyetine bakınız. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. “Râinâ (Bizi gözet)”. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. “Dinledik. önceki kitapları doğrulayıcı. Âyette. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. karşı geldik”0 demişlerdi. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. Hani. yaşamaya. Allah onların bütün işlediklerini görür. Keşke bilselerdi. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. Sahabiler. Andolsun. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. mü’minlerden. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Bu yüzden pek az iman ederler. sen onların. Halbuki o iki melek. Öyle değil. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. bütün insanlardan. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. diyorlardı. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin. peygamberlerine.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. De ki. Bundan sonraki âyetler. onları öldürmüşler. Andolsun. “Bizi de gözet” anlamındaki. Onlara. Oysa. Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar. Kafirler için acıklı bir azap vardır. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. 6 . meleklerine.

eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. hoşgörün. Hıristiyanlar da. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.25) >25 işte oradadır. Bir de. Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar.” İbrahim de. Hz. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. Onu inkar edenlere gelince. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. gücü her şeye hakkıyla yetendir. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. ya Rabbi!)” demişti. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse.” Sana gelen ilimden sonra. Hepsi O’na boyun eğmiştir. bunların dedikleri gibi demişti. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. İki kitaptan her biri. Biz âyetleri. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. “Soyumdan da (önderler yap. büyük lütuf sahibidir. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. hiç kimseden fidye alınmayacağı. Sen dinlerine uymadıkça. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. “Allah. çocuk edindi” dediler. Allah katında onu bulursunuz.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. burada “Allah’ın rahmeti. ne bir yardımcı vardır. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. O. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. mecazi bir anlatım olup. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Doğu da. Bilmeyenler. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur. Âyetteki “Kitap” ile Hz. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. “Allah bizimle konuşsa. Bu. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse.0 O. Allah’tan sana ne bir dost. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. o artık doğru yoldan sapmış olur. Namazı dosdoğru kılın. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. hükmü Allah verecektir. ahirette de büyük bir azap vardır. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. onu gereği gibi okurlar. Kul.” Hayır. hakkıyla bilendir. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. (Bakınız: Tevbe sûresi. ne tür bir taat ve işe girişse. onlar üzülmeyeceklerdir. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Artık onlara korku yoktur. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor.) 7 . imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. 0 0 0 0 İhsan. o da hemen oluverir.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. İşte bunlar ona inanırlar. Siz şimdilik. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. ne de bir yardımcı vardır. Yoksa. Şüphesiz Allah. diyorlardı. lütfu geniş olandır. Kitap ehlinden bir çoğu. Bunlar için dünyada rezillik. Allah’ın yüzü” ifadesi. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. bilmiş ol ki. Yahudiler. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. zekâtı verin. Bunun üzerine Rabbi. Allah. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. âyet. bundan uzaktır. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. rızası ve nimeti” demektir. 30. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle. Şüphesiz biz seni hak ile.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. Şüphesiz Allah.

rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. sizin kazandıklarınız sizindir. “Harem diye bilinen alan”. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor.29)>29 yaptık. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır. Bu âyette. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.” Deyin ki: “Biz Allah’a. Bizim işlediklerimiz bize. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. sen mutlak güç sahibisin. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. İbrahim. De ki: “Hayır. 8 .” Yoksa siz. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. Allah da. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. onların da. İsmail de. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Resûl’e tabi olanlarla. Şüphesiz. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. Hani İbrahim. İshak. De ki: “Doğu da. sizin işledikleriniz size aittir. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği.” Böylece. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. Bir takım kendini bilmez insanlar. Batı da Allah’ındır. Tövbemizi kabul et. sizin kazandıklarınız sizindir. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Hıristiyanlar. “İnkâr edeni bile az bir süre. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. tövbeleri çok kabul edensin. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. Çünkü sen. Yoksa siz Yakub’un. O. bizim de Rabbimiz. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. sizin de Rabbinizdir. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. bize indirilene (Kur’an’a). Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Onların kazandıkları kendilerinin. hüküm ve hikmet sahibisin. hakkıyla bilensin” diyorlardı. hakkıyla bilendir. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. “Senin ilahına ve ataların İbrahim. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. Baba. “Hz. İsmail. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. kendini ibadete verenler. “Kâbe”. Onların kazandıkları kendilerinin. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. doğan çocuklarını. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. çok merhametli olansın. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. O. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. onlara âyetlerini okusun.0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O. “İbrahim de. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).” Hani İbrahim. İshak da. insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. yönelmekte olduğun ciheti ancak. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. hakkıyla işitendir. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin.

Hayır. düzenli bir hayatın göstergesidir.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler. Hz. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. onlar yine senin kıblene uymazlar. size kitap ve hikmeti öğreten. Allah’a kulluğun. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan.0 Hak (ancak) Rabbindendir. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. sizi her kötülükten arındıran. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. Zalimlerden korkmayın. geliştirir ve güçlendirir. benden korkun. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de.Peygamber. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Namaz ise. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı.İbrahim. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. Sabır. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup.0=dip(2. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. 9 .0=dip(2.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile. İslam gelince mü’minler. âyetine bakınız. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. Âyette. Hz. karşılığını verir. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. Artık. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz.35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. bir de mallar. haktan asla ayrılmayan. Allah onu bilir. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. Allah. Nitekim kendi aranızdan.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. Onlar. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. sakın nankörlük etmeyin. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. (Bundan böyle). Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. seçkin. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. Şüphesiz. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. başlarına bir musibet gelince. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Şüphesiz. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. Ancak siz bunu bilemezsiniz. insanı ruhen olgunlaştırır. Andolsun. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. adil. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir.0 Andolsun. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. (namazda) hep o yöne dönün. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. size âyetlerimizi okuyan. önder. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Bana şükredin. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. her yönüyle dengeli. hep hayırlara koşun. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. işte onlara hem Allah lanet eder. Şüphesiz. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. Haydi. Sabredenleri müjdele. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. onlar diridirler. Safa ile Merve. (Merak etme) elbette seni. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. haccın ve umrenin vaciblerindendir.

meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. gizlediklerinden kasıt da Hz. ataları bir şey anlamayan.” Böylece Allah. Allah çok bağışlayandır. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. ona günah yoktur. size ancak kötülüğü. “Hayır. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak.0=dip(2. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. dilsizdirler. O. İyilik. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. işte Allah’ın. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. melekler ve insanlar olduğu. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. Âl-i İmran sûresinin 87. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. yasak bir iş işlenebilir. Rahîm’dir. ne de onları arıtacaktır. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. biz. kördürler. Peki ama. Onlar için elem dolu bir azap vardır. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Allah. Allah’ı severcesine severler. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. Allah. 115. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. Onlar sağırdırlar. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Ondan başka ilah yoktur. kan. âyeti ile. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. ahiret gününe. âyet. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. Peygamberin nitelikleridir. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. biz de onlardan uzaklaşsaydık. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. hem de kavimleri sapmış oldu.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Allah’ın. kitap ve peygamberlere iman edenlerin. meleklere. Âyette. ne de yüzlerine bakılır. göklerin ve yerin yaratılışında. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. âyetinde açıklanmıştır.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. Böylece hem kendileri.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. bu sûrenin 161. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Ama kim mecbur olur da.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. size ancak leş. Yahudi hahamları bunları gizlediler. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. 10 . Şüphesiz.":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. Son peygamber Hz. çok merhamet edenim. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. çok merhamet edendir. rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. mala olan sevgilerine rağmen. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların. O Rahmân’dır. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. Allah’a.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da. Bundan dolayı anlamazlar. Onlara. Asıl iyilik. Onları. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir.

âyetlerini insanlara böylece açıklar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. Hüre karşı hür. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Allah. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır.0 Bununla birlikte. sayılı günlerdedir. Şüphesiz Allah. hakkıyla bilendir. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. Kısaca imsak. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. kardeşi (öldürülenin vârisi. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. için. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. Ancak öldüren kimse. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. ergenlik çağına ulaşmış. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. Bunlar. (O sayılı günler). âyeti. Sizden kim hasta. Bu. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. Daha sonra. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. yolda kalmışa.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. O halde. Mâide sûresinin 45. çok merhamet edendir. akıllı her müslümana farzdır. beni senden sorarlarsa. anaya. yolculuk. Bana dua edince. (bilsinler ki). yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. dua edenin duasına cevap veririm. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. aynıyla karşılık vermek demektir. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. yetimlere. güçlü bir anlatım üslubu içinde. insanlar için bir hidayet rehberi. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. 11 . size örtüdürler. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Allah size kolaylık diler. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. kadına karşı kadın kısas edilir. İşte bunlar. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. “cana can” kuralını ifade etmektedir. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur.size farz kılındı. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. yoksullara. Oruç. Bu sınırlara yaklaşmayın. kusurlarını örterse. size de farz kılındı.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. Ramazan orucu. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Bu âyette kısas. siz de onlara örtüsünüz. Kullarım. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Yahudilikte ise. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Allah’ın koyduğu sınırlardır.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. ya da yolculukta olursa. köleye karşı köle. velisi) tarafından affedilirse. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. Âyetin bu kısmında. zorluk dilemez. İslâm hukukunda ise. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. namazı dosdoğru kılan. çok bağışlayandır. kollayıcı ve bağlı olacaklardır. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Hastalık. doğru olanlardır. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. zekâtı veren. İşte bunlar. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. 0 0 0 0 0 Kısas. İslâm. bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Âyette. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. bana iman etsinler.0 Onlar. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. atalarını anar. Bu kurban. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. çok merhamet edendir. Haccı da. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. bana karşı gelmekten sakının. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir.0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. Zilhicce. Mescid-i Haram yanında. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın.0 İyilik. Eğer (düşman. âyeti ile İsra sûresinin 12.. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. Kuşkusuz.Peygamber’e. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. Ancak aşırı gitmeyin. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. siz de onlarla savaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. ayın hareketlerinin zaman tayininde. size gösterdiği gibi zikredin. Yalnız.. onlar sizinle savaşmadıkça. gibi hususlar kastedilmektedir. bilinen aylardır. âyetinde de değinilmektedir. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle.0 Kim o aylarda hacca başlarsa. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. günaha sapmak. haram aya karşılıktır. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte. Haram ay. De ki: “Onlar. Bu âyette. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. çok merhamet edendir.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Onları nerede yakalarsanız öldürün. kavga etmek yoktur. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti.0 Onu. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar.188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. Kâfirlerin cezası böyledir. 12 . ya da kurban kesmesi gerekir. oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Haram aylar. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. kadınlara. Meş’ar-i Haram. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Şevval. Haram ay. size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. işkenceden sakınılması. Ey akıl sahipleri. Zilkade. (Ahiret için) azık toplayın. Sana. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. evlere arkalarından girmeniz değildir.0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. kolayına gelen kurbanı keser. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. umreyi de Allah için tamamlayın. Bu (durum). Evlere kapılarından girin. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. İnsanlardan. Hac ayları. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. artık ona hacda cinsel ilişki. (fakat ileri gitmeyin). azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. Müzdelife’de bir yerdir. Hac (ayları). İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. İyilik edin. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. O halde kim size saldırırsa. özellikle hac. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. ya sadaka vermesi. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. hilalleri soruyorlar. Ama iyi davranış. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür. müslümanlara. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

Yahudiler ve müşrikler. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı. O. Teşrik günleri ise. 13 . bilin ki Allah. ana-baba. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. (bilsin ki) şüphesiz Allah. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Hayır olarak ne yaparsanız. güç yetirebilseler. Hz. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Bunun üzerine Allah iman edenleri. Allah yolunda cihad edenler. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. siz onu seversiniz. siz bilmezsiniz. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. Zilhicce ayının.10. 0 0 “Sayılı günler”. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Yine olur ki. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını.11. Batnınahle mevkiine gelince. Bu. eğer yine de yan çizerseniz.” Savaş. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. ona günah yoktur. size farz kılındı. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. size apaçık bir düşmandır. hoşunuza gitmediği halde. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Onlar. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. biz onlara nice açık mucizeler verdik. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. İşte âyet. onu inkar ettiklerini. hüküm ve hikmet sahibidir. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Yoksa siz. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da.Peygamber. ona da günah yoktur. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Olur ki. bir şey sizin için kötü iken. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. çok merhamet edendir. Allah. yetimler. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah kullarına çok şefkatlidir.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. Allah bilir. İnsanlar tek bir ümmetti. Onlar (böyle davranmakla). çok bağışlayandır. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. Size apaçık deliller geldikten sonra. Kim geri kalırsa. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. hicret edenler. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Müfreze.12 ve 13. hesabı pek çabuk görendir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. Allah dilediğini doğru yola iletir. diye propagandaya başladılar. günleridir. “Muhammed haram ayda savaşıyor”. teşrik günleridir.0 İman edenler. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler. Cemaziyelahirin son günü mü. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. Bedir savaşından iki ay kadar önce. 9. bir şey sizin için hayırlı iken.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. onu inkar etmek. gerçekten mutlak güç sahibidir. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. Olayın. kitap verilenler. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. cezası pek çetin olandır. Hicretin ikinci yılında. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. Hz. kendi izniyle. Allah. kıyamet günü bunların üstündedir. orada sürekli kalacaklardır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. sizden öncekilerin başına gelenler. siz onu hoş görmezsiniz. İsrailoğullarına sor. Bunlar cehennemliklerdir. İnsanlardan öylesi de vardır ki. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah’ın yolundan alıkoymak. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. ahirette de boşa gitmiştir.Peygamber. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. Çünkü o. Allah. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. akraba. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak.

İşte bunlar Allah’ın. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. hakkıyla bilendir. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. halîmdir. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. İyilik etmemek. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. Âyette. âyettir. ya da güzellikle bırakmaktır. (Hemen cezalandırmaz. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah bilir. De ki: “Onlarda hem büyük günah. İçki daha sonra Nisâ sûresi. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Sana kadınların ay halini sorarlar. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. Allah çok bağışlayandır. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. çok merhamet edendir. 67. Onlar ateşe çağırırlar. O. Sakın bunları aşmayın. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. siz bilmezsiniz. Biliniz ki. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. âyet.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah sizi. Temizlendikleri vakit. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. çok temizlenenleri sever. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. cennete ve bağışlanmaya çağırır. Allah hakkıyla işitendir.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. 0 0 Bu âyet. Ama günahları yararlarından büyüktür. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. 43 ve Mâide sûresi. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Bir de sana yetimleri soruyorlar. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Ay halinde kadınlardan uzak durun. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. hakkıyla bilendir. takvaya sarılmamak. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Allah ise izniyle. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. kadın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. öğüt alıp düşünsünler. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Kadınların. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). ya iyilikle geçinmek. insanlara âyetlerini açıklar ki. Allah hakkıyla işitendir.”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. iman eden bir köle. 14 . âyet.

aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Müt’a. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. savaşmayacak olursanız?” demişti. eşleri için. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. “Yurdumuzdan çıkarılmış. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. paylarından) vazgeçmesi başka. Güvenliğe kavuşunca da. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. Allah’ı. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Ama insanların çoğu şükretmezler. peygamberlerinden birine. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır.onlara. giyim eşyası.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. Onların (annelerin) yiyeceği. Allah. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. hüküm ve hikmet sahibidir. mühlet verir. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. giyeceği. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. Müt’anın miktarını. 15 . Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. Ancak ona döndürüleceksiniz. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır. halimdir. boşayan tarafından verilmesi gereken. Ancak kadının. örfe uygun olarak babaya aittir. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. Bununla birlikte (ey erkekler). Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez.) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. (Hemen cezalandırmaz. mal. sonra da onları diriltti. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. Onlar. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. Binlerce kişi oldukları halde. yüz çevirdiler. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. Ancak kuvvetli görüş. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız. yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. Allah mutlak güç sahibidir. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. ya da bunların karşılığıdır. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. O. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin.

kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.” Tâlût ordu ile hareket edince. yerdeki her şey onundur. İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık.” dediler. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Bu âyet. Hiç kimse hakimiyetinde.” Derken. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Kayyûm. Allah’ın kudret ve azameti. sizin için kesin bir delil vardır. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. yeryüzü bozulurdu. Ancak eliyle bir avuç alan başka. Şüphesiz sen. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir.” demiş. “Benim Rabbim diriltir. yerde. “varlığı kendinden. O. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. Yine Allah dileseydi. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. otoritesinde. 48. bunların arkasından gelen (millet)ler. Onlar. hakkıyla bilendir. Allah sabredenlerle beraberdir”. birbirlerini öldürmezlerdi. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir. Allah lütfu geniş olandır. ne de bir uyku. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. yere. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. O bütün evrenin sahibi. “nefis”. o da. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti.” dedi. “şeytan”. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. Allah iman edenlerin dostudur. 0 0 0 0 16 . (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. kayyumdur. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. “Kürsü”.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. onun bilgisini ve gücünü artırdı. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. Fakat ayrılığa düştüler.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. O mutlak ilim ve irade sahibidir. Diridir. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır. Orada ebedî kalırlar. (O. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. birbirlerini öldürmezlerdi. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Davud. İçlerinden. hakkıyla bilendir. “putlar”. Eğer Allah’ın. Onlar cehennemliklerdir. Onlardan inananlar da vardı. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. Allah’ın konuştukları vardır. hakkıyla işitendir. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. “Ben de diriltir. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. göklere. inkar edenler de. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. büyüktür. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. O. Eğer Allah dileseydi. Lakin Allah dilediğini yapar. Onlar onun ilminden. Câlût’u öldürdü. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Kısaca “Tağut” insanları azdıran. Ancak Allah. Âyette. bütün evrene hükmetmektedir. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Göklerdeki her şey. âyet. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Buna göre İslâm. Allah. Allah.” Allah mülkünü dilediğine verir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. yöneticisi ve hâkimidir.0 Dinde zorlama yoktur. kendi kendine yeterli. yücedir. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. Kim ondan içerse benden değildir. İçlerinden pek azı hariç. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. öldürür. hepsi ırmaktan içtiler. Ancak bu irade ve takdir. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir.0 Din.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

Öyleyse ona ibadet edin. Dünyada da.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Biz de siz de toplanalım. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. Allah zalimleri sevmez. biz müslümanlarız” dediler. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. “Kur’an. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. “Öyle ama. Âyette sözü edilen tuzak. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim.Adem’i topraktan.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. hüküm ve hikmet sahibidir. âyet.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Tevrat ve İncil’i öğretecek. Eğer yüz çevirirlerse.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. ayrıca Hz. Şüphesiz Allah. beşikte de. Havariler. Sonra gönülden dua edelim de. Hz. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. anasız-babasız yaratan Allah.” “Şüphesiz Allah. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu. Necran Hıristiyanları. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Bunun üzerine Hz. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. oğullarımızı ve oğullarınızı. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. sizin de Rabbinizdir. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. ona üflerim.İsa’ya suikast düzenleme girişimidir.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz. Mubâhele. onlara dünyada da. Hz. Hz.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. 29-33. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Allah da tuzak kurdu. “Ey Meryem! Allah seni seçti. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır. Maide sûresi. İşte bu.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. benim de Rabbim.” İsa onların inkarlarını sezince. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise. hikmeti. Meryem sûresi. Sonra ona “ol” dedi. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. Ve Allah ona kitabı. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. mutlak güç sahibidir.İsa’yı da babasız yaratmıştır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor.”0 (Meryem). O halde sakın şüphe edenlerden olma.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah. Allah’a iman ettik. Ancak onlar bunu kabul etmediler. Şahit ol. 110. âyet. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. senin hayatına ben son vereceğim. hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. Peygamber. İsrailoğullarının Hz. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir.” “İnkar edenlere gelince. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. Allah dilediğini yaratır. .İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre. Hak Rabbindendir. salihlerden olacaktır.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. doğru yoldur.” “O. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. O da hemen oluverdi. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Seni kendime yükselteceğim. o da hemen oluverir” dedi. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi.” Onlar tuzak kurdular.

siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. “Andolsun. demelerini sağlamaktı. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. deyin ki: “Şahit olun. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. 0 0 0 0 Bu âyet inince. “Ya Resülallah. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. “bilgisizler”. siz bilmezsiniz. fakat farkına varmıyorlar. Onlar. Fakat o.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. Allah da mü’minlerin dostudur.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Allah’ın hidayetidir. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. Fakat onlardan öylesi de vardır ki. sonunda da inkar edin. Allah büyük lütuf sahibidir. “zayıf kimseler”. “Bu. Hayır! (Gerçek. hakkında tartışıyorlardı.0 Şüphesiz.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. hakkıyla bilendir. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. “Öyleyse şahid olun. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. İncil de ondan sonra indirilmiştir. De ki: “Şüphesiz hidayet. Amaçları. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı.” Onun size. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir.” "O. onlara tapmak demektir” buyurdu. Şüphesiz. Âyet. Allah peygamberlerden. Allah’ın. hanif (Allah’ı bir tanıyan. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. Allah lütfu geniş olandır. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti.İbrahim’i yahudi.0 Yahudilerin bir kısmı hak. onların dediği değil. insanların İbrahim’e en yakın olanı. “Kabul ettik” demişlerdi. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. Allah katından değildir. biz müslümanlarız. Onu dilediğine verir. Bu da onların. ona yüklerle mal emanet etsen. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. işte onların ahirette bir payı yoktur. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. Halbuki o. . Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. hiç olmazsa bazı kimselerin. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. Allah da. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. Onlar. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Birine. ona bir dinar emanet etsen. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. “Bunu kabul ettiniz mi. elbette ona uyanlar. Bu âyette. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. kendisine Kitab’ı. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir.”0=dip(3. onu sana (eksiksiz) iade eder. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. hakka yönelen) bir müslümandı. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. Hâtem. Siz müslüman olduktan sonra. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki.Peygamber. Yahudiler Hz. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. Oysa Tevrat da. Allah katındandır” derler. rahmetini dilediğine has kılar. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler.” diye emretmesi de düşünülemez. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”. Hz. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından.

çok merhamet edendir. Mûsâ’ya. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. . kesinlikle o. doğru yola iletilmiştir.” Şüphesiz. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa. Oraya kim girerse. Yine siz. Biz ona teslim olanlarız. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Sizden. İşte onların cezası. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz. bazı yüzler kararır. 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). Yüzleri kararanlara. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. Parçalanıp bölünmeyin. Onların azabı hafifletilmez. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Tevrat indirilmeden önce. Makam-ı İbrahim0 vardır. 125 ve dipnotu. İsmail’e. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. Göklerdeki her şey. Allah.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. Allah’ın. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. yerdeki her şey Allah’ındır. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. Allah’a ortak koşanlardan değildi. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. (Kimseye muhtaç değildir. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. De ki: “Allah doğru söylemiştir. her şey ona muhtaçtır. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında. İşte bunlar Allah’ın. onlara göz açtırılmaz. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. İşte onlar için büyük bir azap vardır.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. O. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. İman ettikten. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. güven içinde olur. İshak’a. Onda apaçık deliller. O gün bazı yüzler ağarır. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. hayra çağıran. kalplerinizi birleştirmişti. âyet.

Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. O dilediğini bağışlar. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. Bunun sebebi onların. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. Başınıza bir kötülük gelse. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah onlara zulmetmedi. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. Allah. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. hakkıyla işitendir. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. Mü’minler. Allah. Bu sûrenin 199. Onlardan iman edenler de var. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Eğer siz sabırlı olur. bu onları üzer. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. Hz. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Bütün bunların sebebi ise. çok merhamet edendir. Uhud savaşında. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar.0 Andolsun. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. İyiliği emreder. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Sonra onlara yardım da edilmez.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. çok bağışlayandır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. dilediğine azab eder. Bir de Allah bunu. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. gece saatlerinde ayakta duran. Müşrik Araplar. Hani sen mü’minlere. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. ve 200. Kitap ehli içinde. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. Evet. onları seversiniz.0 Onlar. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Size bir iyilik dokunursa. hakkıyla bilendir. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. Allah. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. İyiliği emrederler. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. İşte onlar salihlerdendir. İşte siz öyle kimselersiniz ki. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. . sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. İşte onlar cehennemliktirler. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. Allah. âyeti ile. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. ona sevinirler. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. size arkalarını dönüp kaçarlar. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. “Rabbinizin. onlar ise. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Allah. Kötülükten men ederler.

Bu (Kur’an). işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor.ve bile bile.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. Muhammed. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. her ne pahasına olursa olsun. Allah da onlara hem dünya nimetini. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar.0 0 Bu âyetler. çirkin bir iş yaptıkları. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. Barınakları da cehennemdir. bir birliği. boyun eğmediler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan. bazen öbürüne. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. öfkelerini yenenler. Allah iyilik edenleri sever. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. . Bundan dolayı Allah. Allah güzel davrananları sever. Bir de Allah. emir almadıkça. insanları affedenlerdir. ona da ondan veririz. izniyle. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. bir kaç kişi hariç. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. Andolsun. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Allah. İşte onu gördünüz. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. size keder üstüne keder verdi ki. Savaş öncesinde Hz. za’f gösterdiniz. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. hüzünlenmeyin. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. geçittekiler. kendisine ondan veririz. bir geçide yerleştirerek. yardımcıların en hayırlısıdır. Allah. ancak bir peygamberdir. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Rabbinizin bağışına. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. zaafa düşmediler. O. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. (Kaçıp hezimete uğradınız. Kim de ahiret mükafatını isterse. Allah’a hiçbir zarar veremez. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Hz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. Gevşemeyin. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. ahireti isteyenler de. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. Yine onlar. Allah. Buna rağmen) sizi bağışladı. sizden iman edenleri ayırt etmek. Peygamber. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi.) Allah.Peygamber. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Allah. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. Allah sabredenleri sever. Kim dünya menfaatini isterse. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. Nice peygamberler var ki. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. zalimleri sevmez. ama bakıp duruyorsunuz. insanlar için bir açıklama. Yoksa siz. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. Onların sözleri ancak.

De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Eğer kaba. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. mü’minlere kendi içlerinden. mühlet verir). Onlardan korkmayın. katı yürekli olsaydın. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. (ona dayanıp güven).” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. 157 Andolsun. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. Ama yine de Allah onları affetti. İş konusunda onlarla müşavere et. ancak Allah’a tevekkül etsinler. Allah yaşatır ve öldürür. halk kendilerine.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. tevekkül edenleri sever. Bir kere de karar verip azmettin mi.Onlara (münafıklara). Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. 158 Andolsun. kendinizdendir. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. Bilakis onlar diridirler. keremine ve Allah’ın. imandan çok küfre yakın idiler.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. “Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. bir uyku indirdi. Eğer sizi yardımsız bırakırsa. 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. öyle mi? De ki: “O (musibet). Allah. benden korkun. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Artık sen onları affet. Allah. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. yaptıklarınızı görmektedir. içinizden yüz çevirip kaçanları. onların yaptıklarını görmektedir. kıyamet günü. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. sizi yenecek yoktur. büyük lütuf sahibidir. “Eğer savaşmayı bilseydik. onları arıtıp tertemiz yapan. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. Allah. 168 (Onlar). 173 Onlar öyle kimselerdir ki. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. 164 Andolsun. . “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. Oysa onlar. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Kim hıyanet ederse. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. De ki: “Bütün iş. onlara âyetlerini okuyan. “Gelin. 166. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. arkanızdan gelirdik” dediler.” 169. Onlar o gün. onlardan korkun” dediklerinde. Mekke’li müşriklerin. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse. eğer mü’min iseniz. 160 Allah size yardım ederse. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter.Rableri katında Allah’ın.167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. O ne güzel vekildir!” dediler. Allah’ındır. halimdir (hemen cezalandırmaz. Allah. ölseniz de öldürülseniz de. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Şüphesiz Allah. artık Allah’a tevekkül et. Oysa Allah.

Kıyamet günü bizi rezil etme.” “Rabbimiz! Biz. Bizi ateş azabından koru” derler. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Onlar. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Allah. Göklerin ve yerin yaratılışında. kendilerine kitap verilenlerden. Allah size gaybı bildirecek de değildir. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Kötülüklerimizi ört. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Onlar için elem dolu bir azap vardır. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. Onlar. yurtlarından çıkarılanlar. Allah. Allah katından bir mükafat olmak üzere. günahlarını elbette örteceğim. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. Hani Allah. Onlar için elem verici bir azap vardır. Canımızı iyilerle beraber al. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. Ne kötü bir yataktır orası. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki.” Allah. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur.” . Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. vadinden dönmezsin. Andolsun. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Hicret edenler. “Şüphesiz. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. kullara asla zulmedici değildir. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. kadın olsun. Allah. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. senden önce açık delilleri. Sizler birbirinizdensiniz. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). yolumda eziyet görenler. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır. Şüphesiz sen. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar ayaktayken. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. Onlar için büyük azap vardır. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Eğer doğru söyleyenler iseniz. bunun.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. “Allah bize. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Hayır! O kendileri için bir şerdir. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. “Bu. seni eksikliklerden uzak tutarız. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. Sonra onların barınağı cehennemdir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. İnkar edenler. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. hemen iman ettik. Allah fakirdir. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Fakat onlar verdikleri sözü. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. Fakat Allah. erkek olsun. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Dünya hayatı. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.0 Her canlı ölümü tadacaktır.

işte onların. Allah katından bir konaklama yeri olarak. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. içinde ebedi kalacakları. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Ey iman edenler! Sabredin. Allah’a. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. size indirilene ve kendilerine indirilene.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. Kitap ehlinden öyleleri var ki. Rableri katında mükafatları vardır. içinden ırmaklar akan cennetler vardır. . Onlar var ya.

giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. bunlar da. Çünkü bu. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. O mallarla onları besleyin. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. özellikle kadın haklarından.4. Âyette. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. 12 Eğer çocukları yoksa. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. gereklilik anlamı değil. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Babalarınız ve oğullarınızdan. büyük bir günahtır. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. (onları değil). Kim de fakir ise. “Nisâ” kadınlar demektir. mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. üçer. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. eğer reşid olduklarını görürseniz. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. . (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden.0 6 Yetimleri deneyin. Allah. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. (Bu paylaştırma. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. Eğer çocukları varsa. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. dörder olmak üzere nikahlayın. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. 11 Allah size. 9 Kendileri. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. onu da afiyetle yiyin. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. (Bu paylaştırma. anasına üçte bir düşer. Allah tarafından farz kılınmıştır. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. üçte iki hisse alırlar. 2 Yetimlere mallarını verin. Ana. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa.0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde. hüküm ve hikmet sahibidir. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Bunlar. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. geriye bıraktığı maldan. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. Bu. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Hesap görücü olarak Allah yeter. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. 3 Eğer. Sûre. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. 7 Ana. ikiden fazla olanlar gibi. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. 5 Allah’ın. onlar hakkında endişeye kapılanlar. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. 176 âyettir. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.

Mehir belirlendikten sonra. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. süt kız kardeşleriniz. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. kıza bir” olmak üzere pay alırlar. Öyle ise iffetli yaşamaları. Hz. Ancak.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. halimdir (hemen cezalandırmaz. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında. Ancak âyetin hükmü gereği. Âyetin bu cümlesinde. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. Mehir kadının hakkı.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır.öz oğullarınızın karıları.0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. Evlilik esnasında. halalarınız. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. evli kadınlar (da size) haram kılındı. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Sizden kimin. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. 16. (makbul) tövbe. Allah onu. sizi emziren süt anneleriniz. . (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. âyet. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. üçte birde ortaktırlar. karılarınızın anneleri. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. Bu ne kötü bir yoldur. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. erkek kardeş kızları. 16. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. İşte bu büyük başarıdır. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. çok merhamet edendir. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. çok merhamet edicidir. mal. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. içinden ırmaklar akan. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. Allah hakkıyla bilendir. kızlarınız. kız kardeşleriniz. onun özel malıdır. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Yoksa. Bunların dışında kalanlar ise. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. kendi aralarında “erkeğe iki. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Bunlar varis oldukları takdirde.176) Bu âyetin genel ifadesinde. Allah hakkıyla bilendir. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. Allah katında (makbul) tövbe. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken. teyzeleriniz. 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. olabilir ki. Onlarla iyi geçinin. Çünkü bu bir hayasızlık. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. hüküm ve hikmet sahibidir. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. mühlet verir. Bazı müfessirler 15.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu. Kadın.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. kız kardeş kızları. Eğer onlar şahitlik ederlerse. Hepiniz birbirinizdensiniz. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.

“Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. Şüphesiz. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Bu (cariye ile evlenme izni). sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. kadının ailesinden bir hakem gönderin. İyi kadınlar. uzak komşuya. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Şüphesiz Allah çok yücedir. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. hakkıyla haberdardır.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir. Muhammed Aleyhisselamdır. yoksullara. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir. “İçinizden biri. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. Bunlar cimrilik eden. Erkekler. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. o ne kötü arkadaştır. Allah çok bağışlayandır. onun lütfunu isteyin.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin. varisi bulunmayan bir kimsenin. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. hakkıyla bilendir. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Buna karşılık erkeklere. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. itaatkârdırlar. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. İslam bilginleri. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. yetimlere. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. yolcuya. Şeytan kimin arkadaşı olursa. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. . koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Şüphesiz. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Burada “gayb”. Allah hakkıyla bilendir. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. yakın komşuya. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. Allah’tan. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. Allah’ın. Erkeklere. Allah. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. Kadının. Allah. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. akrabaya. Allah da onları uzlaştırır. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. Velâ akti. yanınızdaki arkadaşa. onu cehennem ateşine atacağız. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. size. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. Mü’minler için en güzel örnek Hz. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. onları yataklarında yalnız bırakın. kocanın haklarını ihlal etmek. zaman. Bu. erkeklerin güç. çok büyüktür. Bunlar. Ana babaya. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Kendinizi helak etmeyin. Bu tedbirler. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. Allah. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. onları en iyi bilendir. Allah’a pek kolaydır. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. size (hükümlerini) açıklamak. elinizin altındakilere iyilik edin. hüküm ve hikmet sahibidir.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. nesebi belli olmayan. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. erkeğin ailesinden bir hakem. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. çok merhamet edendir. Bunlar. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık.

meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. hakkıyla görendir. koyu gölgeler altında bulunduracağız. bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. Nisâ sûresi. . 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. Mâide sûresi. Fakat Allah. Kısaca cibt ve tâğut. kimi de sırt çevirdi. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Allah mutlak güç sahibidir. sonuç bakımından da daha güzeldir. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. insanları azdıran. Allah yardımcı olarak da yeter. 163-166. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. Apaçık bir günah olarak bu yeter. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. 51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Bu yüzden pek az iman ederler. 60. Nisâ sûresi. Mûsâ’nın dinine göre. Hz. “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir.0 Bu. 52 Onlar. Doğrusu Allah.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. 58 Allah size. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. put.. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. âyet. 42 O kıyamet günü. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. Nahl sûresi. Allah kime lanet ederse.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. A’râf sûresi. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. 36. 17). (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Zümer sûresi. 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. sihirbaz. 54 Yoksa. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. “putlar”. hüküm ve hikmet sahibidir. 154. karşı geldik”. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa. Allah dost olarak yeter. Nahl sûresi. 48 Şüphesiz Allah. İnkar edenler için de. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Şüphesiz. âyet. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. bakalım onların hali nice olacak!. İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. âyet. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. Onları. “Cibt”. 65. daha iyidir. âyet. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. “Bize bak” demektir. Hz. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. âyet. “İşittik ve itaat ettik. insanları. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden.76. onu Allah ve Resûlüne arz edin. insanlara bir zerre bile vermezler. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. kâhin. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. âyetine bakınız. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. âyet. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. “Bunlar. âyet. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. içinden ırmaklar akan. Halbuki onlar. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. Bakara sûresi. 124. 60. âyet. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler. Şüphesiz Allah çok affedicidir. Allah’a şirk koşan kimse. Derileri yanıp döküldükçe. 256-257. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. çok bağışlayıcıdır. Onlara orada tertemiz eşler vardır. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. “şeytan”. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. Muhammed. “nefis”. “İşit.

Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Ahiret. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. 72 Şüphesiz.” 74 O halde. yahut topluca savaşa gidin.0 61 Münafıklara. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. 64 Biz her peygamberi sırf. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. Onlara öğüt ver ve onlara.” Bu topluma ne oluyor ki.. Bu şahsın. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. Eğer başınıza bir musibet gelirse. 17). 70 Bu lütuf Allah’tandır. 51. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. Münafık. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. âyet. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. 51. saptıran her şeyi ifade eder. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. Nisâ sûresi. Mâide sûresi. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. gibi insanları azdıran. Allah yolunda savaşırlar. Allah’tan korkar gibi. elbette haklarında hem daha hayırlı. şiirleriyle Hz. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. Onlara bir kötülük gelirse. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. Bunlar ne güzel arkadaştır. insanlardan. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. nefis put. âyet. Zümer sûresi. 0 0 Münafıklardan biri..60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. Size kıl kadar haksızlık edilmez. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. âyetinin dipnotuna bakınız. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Allah’tandır” derler. Şahit olarak Allah yeter.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. namazı kılın. Onlara bir iyilik gelirse. bunu yapmazlardı. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. 60. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. De ki: “Dünya geçimliği azdır. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. âyet. 77 Daha önce kendilerine. Öyleyse onlara aldırma. senin yüzündendir” derler. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı.) Tâğût: Şeytan. münafık ise bunu kabul etmedi. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. 80 Kim peygambere itaat ederse. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. âyet. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Allah’a itaat etmiş olur. 75 Size ne oluyor da. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. küçük birlikler halinde. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. sıddıklarla. âyet. Nahl sûresi. . “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der.76. 36. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. katından bize bir dost ver. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar.” 78 Nerede olursanız olun. sihirbaz.60. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. içlerinden pek azı hariç. “Bu. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. 66 Eğer biz onlara. bu sefer de. Cüheyne. aranızda öyle kimseler var ki. (Bakınız: Bakara sûresi. “Bu. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. işte onlar. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. 256257. Allah yolunda ve.

başüstüne” dedikleri halde. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. . 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah hakkıyla bilendir.81 Sana “baş üstüne” derler. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. ona o işin sevabından bir pay vardır. Allah yolunda mallarıyla. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. kendi katından dereceler. Size selâm veren kimseye. Eğer Allah dileseydi. pek azınız hariç. muhakkak şeytana uyardınız. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. Allah’ın gücü daha üstündür. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. ne de bir yardımcı. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. cezası. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Allah çok bağışlayandır. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.0 0 Münafıklar. ellerini savaştan çekmezlerse. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. orada hicret etseydiniz ya!” derler.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. derece itibariyle. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). çok merhamet edendir. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. “Tamam. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. içlerinden bir takımı. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. Allah’a tevekkül et. Melekler. Onun için iyice araştırın. mü’min bir köle azad etmek gerekir. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. gerekli araştırmayı yapın. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. Ancak yanlışlıkla olması başka. 95. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. Eğer onlar sizden uzak durur. Vekil olarak Allah yeter. geceleyin. cezası daha şiddetlidir. Onlardan ne bir dost edinin. Fakat senin yanından çıktıklarında.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. Allah. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. Bunlara imkan bulamayanın. Bunda asla şüphe yoktur. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Bu sebeple. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Allah ona gazap etmiş. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. 86 Size bir selâm verildiği zaman. Allah katında pek çok ganimetler vardır. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. mallarıyla. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. O ne kötü varış yeridir. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. Allah’ın her şeye gücü yeter. elbette bunlardan. canlarıyla cihad edenleri. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. Hz. Allah. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.Peygamberin huzurunda. kabul. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. “Sen mü’min değilsin” demeyin. Sen onlara aldırma. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir.

mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. çok merhamet edendir. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Bu âyette. Yağmurdan zahmet çekerseniz. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak.0 Namazı kıldınız mı. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. Umulur ki. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. kadınlar ve çocuklar başkadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. her şeyi hakkıyla bilendir. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. apaçık bir günah yüklenmiş olur. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. çok bağışlayıcıdır. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. 102. yahut kendine zulmeder. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Çünkü namaz. Medine’ye hicret edildiğinde. Çünkü Allah çok affedicidir. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. Orası ne kötü bir varış yeridir. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. geceleyin. Sakın hainlerin savunucusu olma.""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. Halbuki Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. Kim Allah yolunda hicret ederse. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Zira Allah. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. Eğer siz acı duyuyorsanız. hiçbir haini. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. sana hiçbir zarar veremezler. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Silahlarını da yanlarına alsınlar. Allah hakkıyla bilendir. ancak kendilerini saptırırlar. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. hiçbir günâhkarı sevmez. Kendilerine hainlik edenleri savunma. Allah’tan bağışlama dile. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Burada kastedilen kısaltma. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Allah bu kimseleri affeder. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. 0 0 0 0 Bu âyette. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. Bir sadaka vermeyi. hicret edemeyerek. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. İnkar edenler arzu ederler ki. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. gerek ayakta. Bunlar. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. Allah. Allah çok bağışlayıcıdır. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. . yahut iyilik yapmayı. hüküm ve hikmet sahibidir. çok merhamet edicidir. Halbuki onlar. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. Kim.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. ya da hasta olursanız. Diğer görüşe göre ise. silahlarını yanlarına alsınlar. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. şüphesiz iftira etmiş. genişlik de. hicret emrinin gelmesi üzerine. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki.

Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. Uzzâ. mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. yerdeki her şey Allah’ındır. (Onları sizden çok kayırır. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. müşrik Arapların. yerdeki her şey Allah’ındır. Lât. Allah onları bağışlayacak da değildir. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. İman edip sonra inkâr eden. kuşkusuz. Allah zengindir. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. ne de bir yardımcı bulabilir. Onlar. Allah.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. derin bir sapıklığa düşmüştür. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. dünya sevabı da. O hüküm ve hikmet sahibidir. Allah hakkıyla işitendir. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Âyetteki “dişiler”den maksat. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. Göklerdeki her şey. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Peygamberine. kitaplarını. Vekil olarak Allah yeter. Kim Allah’ı. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. kendisine kötü davranmasından. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. Ey iman edenler! Kendiniz. ne sizin kuruntunuza. Eğer inkar ederseniz. Ey iman edenler! Allah’a. yerdeki her şey Allah’ındır.116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. Uzlaşmak daha hayırlıdır. “Onları mutlaka saptıracağım. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. sonra inanıp tekrar inkar eden. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). Eğer bir kadın kocasının. Allah o şeytana lânet etti ve o da. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. hem maddi alanda. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. Münafıklara. erkek veya kadın. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. Göklerdeki her şey. Göklerdeki her şey. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. Allah’a ortak koşan. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Mü’min olarak.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. her şeyi kuşatıcıdır. hakkıyla görendir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. Menât gibi putlarıdır. . her kim salih ameller işlerse. meleklerini. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. dilediği kimseler için bağışlar. İşte onların barınağı cehennemdir. övülmeye layıktır. (bilin ki) göklerdeki her şey. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor.” Kitapta. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır. Bunun dışındaki günahları. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. Allah lütfu geniş olandır. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. ahiret sevabı da Allah katındadır. Oysa şeytan. Kimin dini. uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. apaçık bir hüsrana düşmüştür. doğru yola iletecek de değildir.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Onlar. yerdeki her şey Allah’ındır. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya. Eğer ayrılırlarsa. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.

143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Bu kesindir. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. 146 Ancak tövbe edenler. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar. kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. 142 Münafıklar. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. Onu kesin olarak öldürmediler. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki). Yine onlara. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Şüphesiz Allah. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. çok merhamet edicidir. 0 0 Âyetin son cümlesi. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden.140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. onlarla oturmayın. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Allah. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. Allah. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. 148 Allah. hakkıyla bilendir. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. Allah. Onlar. Sadece zanna uyuyorlar. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Artık onlar inanmazlar. hakkıyla işitendir. Şüphesiz Allah. çok bağışlayıcıdır. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. Onların kalpleri muhafazalı değildir).0 156. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. . Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Allah da çok affedicidir.0 160. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa.işte onlar gerçekten kafirlerdir. “(Peygamberlerin) kimine inanırız.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. hüküm ve hikmet sahibidir. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. durumlarını düzeltenler. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. Allah üstün ve güçlüdür. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. işte onlara Allah mükafatlarını verecektir.151 Şüphesiz. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Allah. 153 Kitap ehli. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. onu öldürmelerine imkan vermemiştir.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. hakkıyla bilendir. 150. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler.

Vekil olarak Allah yeter. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. benzersiz son ve tek örneğidir. zekatı verenler. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. (bir) erkeğe. yerdeki her şey Allah’ındır. bilgi kaynağıdır. kendisinde. Kur’an. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. Vahye mazhar olan peygamber. Eğer inkar ederseniz bilin ki. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). bilsin ki. Mesih de. hüküm ve hikmet sahibidir. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. Davûd’a da Zebûr vermiştik. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. Senden fetva istiyorlar. Bu ise Allah’a çok kolaydır. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. vahyin. Vahiy. Şahit olarak Allah yeter. O.162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. Allah mutlak güç sahibidir. Allah hakkıyla bilendir. Eyyüb’e. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. insanlık için en doğru. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. Eğer kız kardeşler iki iseler. “(Allah) üçtür” demeyin. Yakub’a. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki. ancak Allah’ın peygamberi. eşsiz. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. İbrahim’e. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. İsa’ya. İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Allah’a yakın melekler de. yerdeki her şey onundur. İshak’a. erkek kardeş ona varis olur. göklerdeki her şey. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. . Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Yûnus’a. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. Göklerdeki her şey. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. en sağlam. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Vahy. O namazı kılanlar. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. İsmail’e. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Meryemoğlu İsa Mesih. Allah ancak bir tek ilahtır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. Melekler de buna şahitlik eder. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. sana da vahyettik. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. 0 0 Vahiy. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Şüphesiz inkar edenler. el değmemiş. torunlarına. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar.

sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. haddi aşmaya sürüklemesin. Ölmüş hayvan. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. domuz eti. dinin belirgin alametleri. Allah’ın emir ve yasaklarını. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. Hristiyanların yanlış inançları. koyun. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. o zaman temiz bir toprağa yönelin. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Bununla kastedilen deve. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Cahiliye devrinde. (Ey Muhammed!) Sana. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Allah hesabı çabuk görendir. verdikleri sözleri kapsamaktadır. domuz eti. işaretleri ve sembolleridir. Zilkade. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. ziyana uğrayanlardandır. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”.5. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. Onunla Akit. Kelime burada. darbe sonucu ölmüş. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. sözleşme demektir. boğulmuş. size helal kılındı. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. Allah’a karşı gelmekten sakının. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. çok merhamet edicidir. En son inen hüküm âyeti budur. 120 âyettir. haram aya0. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. Sûre adını. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. etleri bunlar üzerine konurdu. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. yüksekten düşerek ölmüş. Şüphesiz. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. müslümanlar için bazı talimat. Allah’tan başkası adına boğazlanan. 112. Artık onlardan korkmayın. alametler. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. evlenmek. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. işaretler ve semboller demektir. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. Haram ay ifadesiyle Muharrem. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 . sakın ha sizi. mehirlerini vermeniz kaydıyla. verilen sözlerin yerine getirilmesi. “Şeâir”. hac kurbanına. sığır. dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. kan. Ahirette de o. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. uygulanması gereken kuralları. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Burada kastedilen. ve 114. Sûrede başlıca. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. benden korkun.

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. Dönüş de ancak onadır. Sakın ardınıza dönmeyin. Allah. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. birçoğunu da affediyor. işte onlar cehennemliklerdir. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Adil olun. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım.” İşte. verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik. Andolsun. diyenler kesinlikle kâfir oldular.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onlardan on iki temsilci -başkan. Andolsun eğer namazı kılar. “Allah.0 De ki: “Şâyet Allah. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. (Evet. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. kalplerini de kaskatı kıldık. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. Dilediğini yaratır. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. Bakınız: Enbiya sûresi.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. 72. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. Âyetin bu kısmı. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. 105.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar. Göklerin. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. onları desteklerseniz. âyet.seçmiştik. âyet. Andolsun. onların daima bir hainliğini görüyorsun. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. onların. dilediğine azap eder. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. . Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. zorba bir millet var. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. dümdüz yoldan sapmıştır. Allah’a karşı gelmekten sakının. mutlaka o. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. O.” (Allah) dilediğini bağışlar. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Allah’a karşı gelmekten sakının. Bu. zekatı verir ve elçilerime inanır. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Meryemoğlu Mesih’i. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. Meryemoğlu Mesih’dir”. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir.

ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. terör. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Allah mutlak güç sahibidir. ister onlardan yüz çevir. . sen benim günahımı da. eşkiyalık.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. 31 Nihayet Allah. 42 Onlar. ancak öldürülmeleri. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır. yalanı çok dinleyen. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. çok merhamet edendir. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. o sanki bütün insanları öldürmüştür. Onlara sürekli bir azap vardır. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. İşte bu zalimlerin cezasıdır. Allah onun tövbesini kabul eder. Biz burada oturacağız. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. çok merhamet edici olduğunu bilin. Çünkü Allah. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara. Kurbanı kabul edilmeyen. kan dökme. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. hüküm ve hikmet sahibidir. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. Onlara elem dolu bir azap vardır. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi.” 25 Mûsa.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. ötekinden kabul edilmemişti. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Artık bizimle. Bu âyet. dilediğini de bağışlar. Öteki. bir insanı.” 29 “Ben istiyorum ki. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. O verilmezse sakının. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. Andolsun ki. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. terör. yol kesme. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. yağmalama. O dilediğine azap eder. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Onlar. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. yahut o yerden sürülmeleridir.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. Onlar. birinden kabul edilmiş. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0. haramı çok yiyenlerdir. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. âdil davrananları sever.

58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Yaralar da kısasa tabidir. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. sadakasına sayarsa o. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. Allah yolunda cihad ederler. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. göze göz. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Şu halde siz de insanlardan korkmayın. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. sana da) inanmış değillerdir. 0 Bu âyette müslümanların. dişe diş kısas edilir. içerisinde hidayet ve nur bulunan. kulağa kulak. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Onu dilediğine verir. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. kendisi için keffaret olur. Kim de bu hakkını bağışlar.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Allah lütfu geniş olandır. İşte bu. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. hakkıyla bilendir. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. bil ki şüphesiz Allah. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. Eğer yüz çevirirlerse. İçinde bir hidayet. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta. önündeki kitapları doğrulayıcı. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. 49 Aralarında. Allah’ın indirdiği ile hükmet. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. . İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. zekâtı veren mü’minlerdir. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. onları gözetici olarak indirdik.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. Ona. 56 Kim Allah’ı. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. Allah’ın bir lütfudur. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah onları sever. yahudileri ve hristiyanları. bir nur vardır. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. onlar da Allah’ı severler. Bakara sûresinin 102. “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. buruna burun.

Sonra bak ki. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. düşmanlıkta. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. Hz. âyet. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.17. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. “Allah. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Daha önce sapmış. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. Onun barınağı da ateştir. Andolsun. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi.)0 70 Andolsun. Baba. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Allah seni insanlardan korur. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Allah bozguncuları sevmez. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. Sonra (tövbe ettiler). bir kısmını da öldürdüler. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir. Hıristiyanlar Allah’ı. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. onun iki eli de açıktır. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri. onlardan bir kısmını yalanladılar. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Şüphesiz Allah. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. Bu. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. Hıristiyanların. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. Bak. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. 81 Eğer Allah’a. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. benim de Rabbim. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. 72 Andolsun. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. 71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. dilediği gibi verir. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. çok merhamet edendir.” 73 Andolsun. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. hakkıyla bilendir. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Allah da onların tövbesini kabul etti. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır.62 Onlardan çoğunun günahta. . Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları.

ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar. görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. Yeminlerinizi tutun. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. şeytan işi birer pisliktir.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. boş bulunarak yapılan yemin. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. “Ey Rabbimiz! İnandık.Yanlışlıkla. 84 “Rabbimizin. Allah geçmiştekileri affetmiştir.Bile bile yalan yere yapılan yemin. sarhoşluk veren her türlü içki. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. âyet. içki alışkanlıklarını. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. Buna bir şey gerekmez. 97 Allah. 2. 3. âyet. Ka’be’yi. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah ondan intikam alır. aklı örten şey demektir. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. intikam sahibidir. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. yahut onun dengi oruç tutmaktır.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. Meâlde geçen “içki” kelimesi. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. keffaretle temizlenmez. Allah mutlak güç sahibidir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. Tövbe ve istiğfar gerekir. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. Bu durumda yeminin keffareti. bütün müslümanlar. 89 Allah. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır. 3. Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Bunun keffareti yoktur. Allah iyilik edenleri sever. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Hac sûresi. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Allah sizleri. kumar. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. Çünkü bu büyük bir vebaldir. Bu âyette.143. . o saygıdeğer evi. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda hamr. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. âyet. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. İşte bu. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. devamlı kalacakları. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. çok merhamet edendir. Üç çeşit yemin vardır: 1. Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere. iyilik yapanların mükafatıdır.0 91 Şeytan. peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. içki ve kumarla. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. Onlar büyüklük de taslamazlar. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Bunlar. 78. öldürdüğünün dengi olup. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki. ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. dikili taşlar ve fal okları ancak. Âyet indiği zaman. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. 94 Ey iman edenler! Andolsun. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. (Bu ceza).

O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Hac ayları da. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. kişinin üzerine lazım olmayan. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Beşikte iken de. “Vasîle ve “Hâm”. Peygamber’e. 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. “Akraba da olsa. 46. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Allah sizin açıkladığınızı da. “Hac her yıl mı farz. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. 111Hani bir de. mühlet verir. Tevrat’ı. bütün insanların eşit olduğunu simgeler. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. “Bahîre”. İncil’i de öğretmiştim. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. Allah Teâlâ. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. Fakat. âyet. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. onların da. yoksa ömürde bir defa mı?”. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler. gizlediğinizi de bilir. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. “hikmet” kitaplardaki ilim. Onlar da “İman ettik.49. bütün müslümanların iman kardeşliğini. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. halimdir (hemen cezalandırmaz. Hani. binilmeyip. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. Allah çok bağışlayandır.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. âyet. Kuzuların.0 104Onlara. Meryem sûresi. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. haram ay ve kurbanlar.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. 109Allah’ın. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır. 48. şahid olarak dinleyecektir. sana kitabı. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. Hz. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. Hepinizin dönüşü Allah’adır. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Peygamber’in sahabileri gibi. Bazı kimseler Hz. İsa’yı görmüş.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.0 Hani. nezaket kaidelerine uymayan. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. Bunun üzerine âyette. Araplar. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet. Hani sen. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. “Sâibe”. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. Yahut. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. Bu âyetlerde. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. Zaten çoklarının aklı da ermez. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. Eğer şüphe ederseniz. o zaman. 29-33. . Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. hikmeti. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. âyet. Hz. Hz. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. kulağı yarılarak salıverilen deve. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Havariler. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. 108Bu (usul).

116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. “Ben onu size indireceğim. kalplerimiz yatışsın. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Sen benim içimde olanı bilirsin. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. doğrulara.” 118“Eğer onlara azap edersen. Eğer onları bağışlarsan. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. 114Meryem oğlu İsa. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. İsa da. 120Göklerin. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. Ama beni içlerinden aldığında. 115Allah da. hüküm ve hikmet sahibisin.112Hani havariler de. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin. ama ben sende olanı bilemem. 113Onlar. “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır.” Onlara içinden ırmaklar akan. İşte bu büyük başarıdır. . Bizi rızıklandır. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.” 117“Ben onlara. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim.

Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. yerde de. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. İslam alay konusu oluyordu. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. gökleri ve yeri yaratan. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. hakkıyla bilendir. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Kuvvetli görüşe göre. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. o melek bir insan suretinde gelecekti. 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı. âyet. göklerde de Allah’tır. sizi çamurdan yaratmış. Topraklarından nehirler akıttık. Sûrede başlıca tevhide.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.6. beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. En’âm. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Halbuki O. küfrün ve batıl inançların reddi.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. . onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. Bunda hiç şüphe yok. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. 91. açığa vurduğunuzu da. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. 165 âyettir. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. O. yine o inkar edenler. O öyle bir Rab’dır ki. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. hüküm ve hikmet sahibidir. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. ahirete dair meseleler ile. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. 138 ve 139. O. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 92. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).0 (Ey Muhammed!) Andolsun. Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. Sizin gizlinizi de bilir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. koyun. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. adalete. İşte bu apaçık kurtuluştur. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. Adını 136. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. Âyet. 152 ve 153. âyetler Medine’de inmiştir. O. peygamberliğe. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. (Bakınız: Zuhruf sûresi.” De ki: “Bana. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. 93. işte onlar inanmazlar. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. melek olamazsın” diyeceklerdi. “Sen de bizim gibi bir beşersin. 151. hakkıyla işitendir. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.0 İşte bu Kur’an bana. keçi.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. Bedir zaferi. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu.

38. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. işte onlar inanmazlar. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi. Mücâdele sûresi. İnsan. senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. hıristiyanlara sorduk. O halde sakın cahillerden olma. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. Onlar farkına varmaksızın. âyet.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. “Ah. 0 0 0 0 Kureyşliler. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. kulaklarına ağırlık koyarız. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. “Evet. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Rabbimiz’e andolsun ki. âyet. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. Kişi bu fıtratı üzere yürümez.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. Mü’min sûresi. âyet. Sonra da hepsi ona döndürülürler. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. (Allah). âyet. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. gerçekmiş” diyecekler.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. 171-173. Ateşin karşısında durdurulup da. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. âyet. . Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. (Davete). Allah’ı tanıyacak.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. bir mucize indirmeğe gücü yeter. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. O. 146). 46. 21. Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. Ra’d sûresi. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. Andolsun ki. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. zalimler kurtuluşa eremez. (Bakınız: Bakara sûresi.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. âyet. ancak kendilerini helak ediyorlar. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). Fakat onların çoğu bilmiyor. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. 51. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Dikkat edin. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma. bir delik açıp yerin dibine inerek. Sonunda onların manevraları. onu bozar. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. “Nerede.

O.. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. Peygambere karşı çıkanlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın.” Allah zalimleri daha iyi bilir. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). Hz.. hiçbir yaş. ama bize hiçbir şey olmuyor. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. onunla (Kur’an ile) uyar. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. O. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Onları ancak O bilir. Onlar. Zaten böyle bir azabı istemek. (Peygamberlerini dinlemediler. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. O. biz çıkınca girsinler. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. De ki: “Sizin.” demişlerdi. Ben gaybı da bilmem. Ben sadece. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.” diyorlardı. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. hidayete erenlerden olmam. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil.” De ki: “Şüphesiz ben. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. Karada ve denizde olanı da bilir. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen. Onların hesabından sana bir şey yok. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. De ki: “Ne dersiniz. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. kalplerinizi de mühürlerse.40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Siz ise onu yalanladınız. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. çok merhamet edendir. inkar ediyoruz. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Ben sizin arzularınıza uymam. Peygamber’e. . Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. bana gönderilen vahye uyuyorum. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. “Seni reddediyoruz. “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. Hamd.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. De ki: “Ben size.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost.” Andolsun. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Sonra O. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. Hz. Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz.) Sonunda. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. hakkı anlatır. çok bağışlayandır. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. (uyandırandır).

Ay’ı doğarken görünce de. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. âyet. yalanlamanızı engelleyecek. O. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. hesap görenlerin en çabuğudur. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. görülen âlemi de bilendir. Sonra hepsi. Melekût. “Ben öyle batanları sevmem” dedi. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. Hani İbrahim babası Âzer’e. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler. ben seni de.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O.” Bir de. 140. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. Gaybı da. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. sizi ondan koruyacak değilim. “İşte Rabbim!” dedi.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur.” Bak. ne de bir şefaatçi. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. bize. hüküm ve hikmet sahibidir. O. O’nun sözü gerçektir. De ki: “Sizler. uzaklaş. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. anlasınlar diye. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. . “İşte Rabbim!” dedi. Güneşi doğarken görünce de. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Allah’a özgü hükümranlık demektir. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. 10. O. Ay da batınca. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. O. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. âyet. o zalimler grubu ile beraber oturma. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. O da batınca (kavmine dönüp). İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. “Andolsun ki. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm. İleride bileceksiniz. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. gökleri ve yeri. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. Belki sakınırlar. Yıldız batınca da. sizi Allah adına cezalandıracak. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk).

Allah’ın hidayetidir ki. Süleyman’ı. bir de emanet bırakılma yeriniz var. Şüphesiz Allah. zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. bereket kaynağı. işte güven onların hakkıdır. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. Geceyi dinlenme zamanı. hakkıyla bilendir. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. . Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi.üzüm bahçeleri. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. İslam evrensel bir dindir. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. Ölüden diriyi çıkarır. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Sizin bir karar kılma yeriniz.0 Çünkü. pek çoğunu ise gizlediğiniz.0 İşte.0 Ahirete iman edenler. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. âyetinde ifade edildiği üzere.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır. Zürriyetinden Dâvud’u. bilemediler. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O. Hepsini hidayete erdirdik. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. Yani Allah’ı. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. Dolayısıyla. Diriden de ölüyü çıkarandır. İsmail’i. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da.. Elyasa’ı. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. O. sonra bırak onları. İşte bu. Bu sûrenin 90. Yûsuf’u. Onlar kendilerine kitap.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. ellerini uzatmış. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. O (Kur’an). o peygamberler. “Bana vahyolundu” diyen. meleklerin. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Eyyub’u. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. O gökten su indirendir. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken. sizi bir tek candan yaratandır. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Yahya’yı. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir.. sayelerinde. (kendisiyle) ne sizin. onlara vekil kılmışızdır. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. Bunların hepsi salih kimselerden idi. size. İsa’yı. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Zekeriya’yı. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. O. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). Babalarından. üst üste binmiş taneler. ona da inanırlar. İşte bu (Kur’an) da.

diyorlardı. O. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. “Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. O her şeyin yaratıcısıdır.0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. Artık. Rabbinden sana vahyedilene uy. gözleri idrak eder. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. “Sen ders almış okumuşsun. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. O. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. O. bir de olgunlaştığı zaman bakın. hakkıyla işitendir. İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. gönül gözü demektir. . görüp gözeten)dir. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle. Onların. Öyle ise O’na kulluk edin. yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına. Kafadaki göze basar denildiği gibi. koku. sonra onlar da haddi aşarak. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. Oysa onları o yarattı. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. âyet.”0 O. Onlar. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Basiret. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak. yücedir. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. Bir de (şeytanlar). âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi. Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. O.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. bilgisizce Allah’a söverler. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Gözler onu idrak edemez ama O. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). Allah. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. İşte sizin Rabbiniz Allah. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. haddi aşanları çok iyi bilir. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. en gizli şeyleri bilendir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. renk. Kureyş müşrikleri peygamberimize. 23. Biz onlara melekleri de indirseydik.0 Bunların meyvesine. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. bir meyve verdiği zaman. O halde sakın şüphecilerden olma. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. onun hakikatini kavramak mümkün değildir.0 Ey Muhammed! Sen. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Ben başınızda bekçi değilim. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O her şeyi hakkıyla bilendir. Şüphesiz senin Rabbin. hakkıyla bilendir. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Şüphesiz senin Rabbin. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken.

iyilere iyi derece. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. keçi. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. âyet. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Ben de (görevimi) yapacağım. hakkıyla bilendir. Âyet. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. sıkar. Bu âyet. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. İşte böyle. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. Bu. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. 173. Putlar ise fakirdir”. cehennem. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. diye bir de kılıf uydururlardı. “Allah zengindir. Ama farkında olmuyorlar. hesap. “Bakın. öldükten sonra dirilme. derler” diye dedikodu yaparlardı. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. Maide sûresi. âyet. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. Şüphesiz. İşte biz. arpa. Allah’a ortak koşanların çoğuna. Bir pay da putlarına ayırır. . (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz.” Onların insanlardan olan dostları. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. rahmet sahibidir.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. âyet.. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. fazlasına ihtiyacı yok. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. koştukları ortaklar.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz. “Şu Allah için. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere. cennet. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar.0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma. hiç. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. misafirlere. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi. Nahl sûresi. buğday gibi ziraat ürünleriyle. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. karanlıklar içinde kalmış. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. 145. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. âyet. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. Onlara bir âyet geldiği zaman. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). 114-115. Allah’ın. deve. 3. zalimler kurtuluşa eremezler. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. koyun. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. En’âm sûresi. gizlisini de. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. Allah. Kimi de saptırmak isterse. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. Rabbinin dosdoğru yoludur. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı..

yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin. .” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki.haram sayanlar. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. çardaklı. Aslında bunlar haram şeyler değildi. Öşür. O. Eğer seni yalanlarlarsa. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. bu sûrenin 119. Halbuki bu hayvanların deve.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. erkek. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. hakka karşı başkaldırma. sığırdan da iki. O. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık. keçiden de iki.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. peygamberleri öldürme. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. âyetin dipnotuna bakınız. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. 99 ve ilgili dipnot. Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. zulüm. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. İnsanlar doğru. âyet. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez. Çünkü O. Sığır ve koyunların ise. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir.103. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. Onlar Rablerine.) Bakınız: En’âm Sûresi.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. “O. başka şeyleri denk tutuyorlar. sizin için apaçık bir düşmandır. sığır.0 Şüphesiz O. O.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. fakat israf etmeyin. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır. çardaksız olarak bahçeleri. Konu ile ilgili olarak 139. âyet. ve Bakara sûresi. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. Karılarımıza ise haramdır. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı. Burada vurgulanmak istenen nokta. hakkıyla bilendir. Âyetin bu kısmı. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu. çok merhametlidir. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. Gerçekten onlar sapmışlardır. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. mutlaka ziyan etmişlerdir. “onda bir” demektir. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. keçi. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. Bu âyetten Allah’ın. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. âyet. faiz alma. Yine O. israf edenleri sevmez. Çünkü o. koyun. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar.160. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi.”0 De ki: “Haydi. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. 173. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. âyetlerine bakınız. Darda kalan kimsenin. İşte böyle. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. babalarımız da. Sonra saldırganlık.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır. akıtılmış kan.

.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya. âyet. âyet. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. âyet. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. diye bu Kur’an’ı indirdik.0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. âyet. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. benim dosdoğru yolum.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. 32. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.21. 7.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. 7. Zümer sûresi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün. 165 O.15. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. Allah’a ortak koşanlardan değildi. âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. (Zina ve benzeri) çirkinliklere. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Şüphe yok ki O. yahut. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi.0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız. çok bağışlayandır.157 Kitap. her şeyi açıklamak. bir hidayet ve bir rahmet geldi. 18. Sonra (O). âyet. Şüphesiz Rabbin. yaşamam da.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da.8. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak. çok merhamet edendir. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. âyet.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Artık ona uyun. Fatır sûresi. 286. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. 84. Necm sûresi. Anaya babaya iyi davranın. O. Ben müslümanların ilkiyim. Şüphesiz biz de bekliyoruz. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. dosdoğru bir dine. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi.0 De ki: “Siz bekleyin. Başka yollara uymayın. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan. cezası çabuk olandır. 153 İşte bu. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. 156. 38.0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. 33. İşte ben bununla emrolundum.” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. diğer ibadetlerim de. âyet. âyet. O size. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti.85.

arkalarından. âyet. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Âyetin bu kısmı. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. âyet. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. 3. zulümde. 18. 16. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. 12. Andolsun. Hûd sûresi.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Kehf sûresi. 5. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. 21. 17. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Yoksa zalimlerden olursunuz. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. 206 âyettir. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. Sûre adını. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.” Derken şeytan. “Şimdi in aşağı oradan. . 65. 4. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. “(Biz bunu hak ettik. Bu âyette. 19. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. yüksek yerler.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. 15. onlardan sana kim uyarsa sizin. yüksek mevkiler demektir. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. Andolsun. “Adem için saygı ile eğilin” dedik. ve 48. sizi yarattık. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. 12. 2. 6. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. 11. 8. 22. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 163-170. Rableri onlara. 7.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken.0 Andolsun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. sana. Allah. Dilediğiniz yerden yiyin. 9.0 Bu.7. demedim mi?” diye seslendi. melek olmayasınız. “elA’râf”. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. Sûrede temel konu olarak. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik. saygı ile eğilenlerden olmadı. 10. 14.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın.0 Peygamberlere de elbette soracağız. O gün amellerin tartılması da haktır. 20. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. insanların küfürde. 97. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi.0 Rabbinizden size indirilene uyun. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. âyet. 13. Çünkü beni ateşten yarattın. âyet. 46. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. Sonra size şekil verdik. 5. 109. Elif Lâm Mîm Sâd. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Sonra da meleklere. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. O. yemin ederim ki.” Allah da. Allah. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. âyet. Azabımız kendilerine geldiğinde. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan.6. hepinizi cehenneme doldururum. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.

Âyetin bu kısmı. 37. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Allah çirkin işleri emretmez. 29. haksız saldırıyı. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. açık ve gizli çirkin işleri. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz. Çünkü o ve kabilesi. israf edenleri sevmez. 25. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar için cehennem ateşinden döşek. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. 42. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. Kim. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.” Allah bir kısmına hidayet etti.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. 28. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. 30. 24. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. Çünkü o. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. Çirkin bir iş işledikleri vakit. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. ayrı ayrı açıklıyoruz. 27. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. 34. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Fakat bilmiyorsunuz.23. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur.işte onlar cennetliklerdir. Bu (giysiler). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. biz hidayete ermiş olamazdık. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. “Hamd. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. 43. 32. Onlar da. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. canlarını almak için geldiğinde. Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. ne de öne geçebilirler. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). 41. Allah da bize bunu emretti” derler. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Onlar üzülecek de değillerdir. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. şeytan sizi de saptırmasın. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. Onlara. azabı tadın” derler. 39. 40. Onların eceli geldi mi. günahı. işte o daha hayırlıdır. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. 26.” Öncekiler sonrakilere. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. Şüphesiz biz şeytanları. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. kendilerine öncülük edenler için. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. 36. bir kısmına da sapıklık layık oldu. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık.” Her milletin belli bir eceli vardır. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Altlarından da ırmaklar akar. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir. dünya hayatında mü’minler içindir. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. Onlar orada ebedi kalacaklardır. artık onlara korku yoktur. 33. 38. Yiyin için fakat israf etmeyin. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. ne bir an geri kalabilirler. De ki: “Allah’ın. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. 35. De ki: “Şüphesiz. 0 . 31. Onlar. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).” De ki: “Rabbim ancak.

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. . “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Onlar. 47. Topluma faydaları dokunmaz. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. âyet. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. “Ne olur. Cennetliklere. “Evet” derler. güneşi. 62. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. girin cennete. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. Çünkü O. 53. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.44. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Onlar. sınırsız kudret makamı demektir. 60. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. yaratmak da. ama bunu ummaktadırlar. bilerek açıkladığımız bir kitabı. Ola ki ibretle düşünürsünüz. 55. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. 49. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. 56. haddi aşanları sevmez. topluma yararlı olurlar. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. kudret ve hakimiyet tahtı. İyiler verimli toprak gibi. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı.0 Andolsun biz onlara. O. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. 51. Cehennemlikler de cennetliklere. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Şüphesiz sizin Rabbiniz. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır. kötüsü vardır. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. 57. geceyi. 48. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. Onlar ise ancak. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. Toprak gibi insanların da iyisi. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. Şüphesiz. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. 46. “Şüphesiz. Kavminin ileri gelenleri. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. Cennetlikler cehennemliklere. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. 58. 52.0 Andolsun. 61. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. yüksek yerler. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. 59. 54. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Bazı müfessirler. âyet. Arş. Size korku yok. O zaman aralarında bir duyurucu. Aksine ben. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. Dikkat edin. 45. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. yüksek mevkiler demektir. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. 50. “Selam olsun size!” diye seslenirler. A’râf. 13. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. 70. faydasız bitkiden başkası çıkmaz.

” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. Hayır. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur.” “Bir de. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. “Siz. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. 68. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi.” Kavminin cevabı ise sadece. Allah’ın. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. içsin. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik.. siz haddi aşan bir toplumsunuz. suçluların akıbeti nasıl oldu. 65. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Bakın. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. Sakın ona bir kötülük etmeyin. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur. 72. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz. Büyüklük taslayanlar. 84. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Onlar da. 79. 77. 71. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. küçük görülüp ezilen inanmışlara. O. 83. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Hûd. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. Salih’in. 78..” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Derken. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Onlara. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz. Nihayet deveyi kestiler. dağları oyup evler yapıyorsunuz. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. bir kısmı da inanmamışsa. Derken kavmi onu yalanladı. 81. 74. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. 86. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen. 82.. 85. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi.63. 66. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. 75. .” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. haklarında hiçbir delil indirmediği. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Hatırlayın ki. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.” Onlar. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi.” 0 Hicr sûresinin 74. 80.. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.” demek oldu. 69. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. 70. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. 73. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. 67. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. 76.” dediler.”0 Bak. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi. 64.

0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. âyet.87. 110. inkarcılara mühlet verip. Hz. 105. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.” Şuayb. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Şuarâ sûresi.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya. 109. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. 107. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. 89. 60-63.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. 97. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. Bir de ne görsünler o.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. Andolsun. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. apaçık bir ejderha. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. 106. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. 90. âyet. 94. 96. 32. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. 95.0 Firavun. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. bozguncuların sonu nasıl oldu. 103. 108. âyet. Şuarâ sûresi. bembeyaz olmuş. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. 104. Şimdi ben. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. 111. 101. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. 93. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. 102. Fakat onlar yalanladılar. farkında değillerken onları ansızın yakaladık. âyet. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun. sözünde durma diye bir şey bulmadık. bakanlar için.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. 92. Bak. Hz. 88. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. . 91. “İstemesek de mi?” dedi. Biz onların çoğunda. Size nasihat de ettim. Biz de. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Bir de ne görsünler. Mûsâ’nın. sonra onları ansızın yakalaması”. 33. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet.” Firavun ileri gelenlere. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. 98. Elini (koynundan) çıkardı. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi.0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler.” Bana. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim.” Derken. Sonra onların ardından Mûsâ’yı. 99. 43-44. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Eğer. 100.

136.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. bu ülkede fesat çıkarsınlar. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. 128. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. 130. Biz de Mûsâ’ya. 139. 138.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. kullarından dilediğini mirasçı kılar. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. 137. öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. 124. Firavun. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır. (Mûsâ). 122.” Firavun. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. 127.112. “Umulur ki. Büyük bir sihir yaptılar. (biz çalışıp kazandık)” derler. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. ürün güvesi (haşerât). Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. 120. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Fakat çokları bilmezler. Derken. 114.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. ya da önce atanlar biz olalım” dediler.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). Üzerlerine azap çökünce. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım. “Elindeki değneğini at” diye vahyettik.” Mûsâ. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. 132. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. ve 129. 123. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. değil mi?” dediler. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. Bir de ne görsünler o. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. 131. İsrailoğulları. Ona. Bu yüzden onlardan intikam aldık. . bu sûrenin 128. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. 117. Mûsâ kavmine. Firavun ailesini. 129. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. 125. 121. 113. “Bu bizimdir. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. çekirge. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. “Siz atın” dedi. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. 119. 126. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi.” Biz de. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Andolsun biz. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini. “Evet. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. 116. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. (Sihirbazlar). geldikten sonra da. 115. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. biz sana inanacak değiliz. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. kadınlarını sağ bırakacağız. (Hiçbirinden ders almadılar. 134.” “Sen sırf. Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. 133. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. 118. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. 135. kurbağalar ve kan gönderdik.

“Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Bizi kendi rahmetine sok. Allah da. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. kavmine de emret.0 Mûsa. onların. Mûsâ için. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. 154. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. ona saygı 0 0 0 0 Hz. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Mûsâ da baygın düştü. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. kötü ve pis şeyleri haram kılar. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik.” dedi. Oğullarınızı öldürüyor.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. “ağır mükellefiyetler”. Fakat (şu) dağa bak. “ümmî”. Ben inananların ilkiyim” dedi. “Kavim beni güçsüz buldu. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. (Bakınız: Bakara sûresi. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. O. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. 142. âyet. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. Allah’ın dağa tecellisi. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. kavminden.0 Ona iman edenler. sana bakayım” dedi. bana karşı gelmekten sakınanlara. 141. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. okuma yazma bilmeyen insan demektir. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.Mûsâ’nın kavmi. Ancak okuma yazma bilmeyen. mecazi olup. dilediğim kimseyi ona uğratırım. “Ümmî”. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. buna on (gece) daha kattık. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. Ayılınca. Artık bizi bağışla ve bize acı. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. 55). Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. Sen bizim velimizsin. 143. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. ziynet eşyalarından.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. gerçekten sapmış olduklarını görünce. 145. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. “Rabbim! Bana (kendini) göster. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. ahirette de. 144. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık.” Onlar. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. 151. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı.140. Onu. 148. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. Az kalsın beni öldürüyorlardı. çok merhamet edendir. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir. Bu. 152. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. her insan bilgisiz olmayacağı için. okuma yazma bilmeyen Hz. 156. dilediğini de doğruya iletirsin. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. onları kötülükten alıkoyar. Nitekim. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. Mûsâ. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. Peygamber. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. 149. 155. cahil demek değildir. 146. onlara iyiliği emreder. onu kendine doğru çekmeye başladı. 153. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. 147. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. Mûsâ. . Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol.” (Mûsâ). 150. Mûsâ. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle.

Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. 160. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. 165. diğer günler o derece gelmiyorlardı. O. bizi affet)’ deyin. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. Âyette sözü edilen bu kent. Allah hakkında. Onlardan iyi kimseler vardır. 172. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. gösterenler. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. 173.0 Ey Muhammed ! Onlara. 163. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. 162. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. 161. bizi affet) ifadesini. şiddetli bir azapla yakaladık. 169. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. . Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. diriltir ve öldürür. Hani Rabbin. “Evet. çok merhamet edendir. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. şüphesiz biz. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. onları kendilerine karşı şahit tutarak. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. Bu bir imtihandı. 166. Şüphesiz O çok bağışlayandır. 164. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. Yahut. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. Bakara sûresinin 58 ve 59. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. 170. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. Şüphesiz Rabbin. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. 158. 171. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Böyle yapmamız kıyamet günü. Derken. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. âyetlerinde de zikredildiği üzere.157. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. elbette cezayı çabuk verendir. Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. 167. Allah Teâlâ. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Âyette anlatılan olay budur. 168. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. Onlar da. Onlar bize zulmetmediler. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. 159. İçlerinden öyle olmayanları da vardı.

ziyana uğrayanların ta kendileridir. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. Onları çağırsanız da. Hiçbir şeyi yaratamayan. Yarattıklarımızdan. Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. 191. yere de ağır basmıştır. Allah. İşte bu. çağırın ortaklarınızı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. 184. 192. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). Kimleri de saptırırsa. 195. bocalayıp dururlar. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. âyet ve ilgili dipnot. 186. 190.” Allah kimi doğru yola iletirse. 180. cehennemlik olmuşlardır. 189. 194. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. 188. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. yine insan cinsinden. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. cinler ve insanlardan. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. 176.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir. İşte bunlar hayvanlar gibi. 179. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. Allah’ın yarattığı her şeye. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. 75. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. âyetinin dipnotuna bakınız. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. Ben onlara mühlet veririm.0 En güzel isimler Allah’ındır. gözleri olup da bunlarla görmeyen. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. 183. hatta daha da aşağıdadırlar. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. O. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. 178. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. odur doğru yolu bulan. O size ancak ansızın gelecektir. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. ne de kendilerine yardım edebilirler. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. 182. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir.174. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları. Bakınız: En’âm sûresi. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. 187. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. 193. işte onlar. Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. 181. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. O göklere de. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. 177. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. 185. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. 175. .” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. bütün salihlere velilik eder. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0.

Bunlardan birini okuyan. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir. 198. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. Onlar kendilerine de yardım edemezler. Şüphesiz O. Şeytanlara kardeş olanlara gelince. . Sen af yolunu tut. 199. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez.0 0 Bu âyet. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. 202. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. 205. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.196. 197. 200. halbuki onlar görmezler. hemen Allah’a sığın.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. Bu secdeye. Rabbini. sonra da bundan hiç geri durmazlar. hakkıyla bilendir. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır. 203. 204. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. hakkıyla işitendir. içinden yalvararak ve korkarak. doğru yola çağırırsanız işitmezler. 201. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. ayakta iken gidilmesi daha uygundur. iyiliği emret. Eğer onları. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. cahillerden yüz çevir. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. Sen onların sana baktıklarını görürsün.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

Bismillahirrahmânirrahîm 1. hakkıyla bilendir.Enfâl savaş ganimeti demektir. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi.(Savaşta) onları siz öldürmediniz. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. Peygamber orduya hücum emri verdi. Allah’ın gazabına uğramış olur. 5. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç.Sûre. sizi temizlemek. 6. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Sûrede başlıca.” 2. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. “Ben sizinle beraberim. yalvarıyordunuz. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. mutlak güç sahibidir. adını ilk ayetteki &quot. Onlar namazı dosdoğru kılan. fakat Allah onları öldürdü. kelimesinden almıştır. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. hüküm ve hikmet sahibidir. 15. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Ey iman edenler.İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener). 4.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. İman edenlere sebat verin. 13. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. 16. 7. 17. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. sizden şeytanın vesvesesini gidermek.Allah bunu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz.el-Enfâl&quot. Mü’minler ancak o kimselerdir ki. özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri. Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. Bu. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi.0 8. Attığın zaman da sen atmadın. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. 11. Nasıl ki. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. O da. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. Hani Rabbin meleklere. 12. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Onlara.8. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. gerekenleri yaptıktan sonra. o sizindir diye va’dediyordu. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.0 3. aranızı düzeltin. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. Hani Allah size iki taifeden birini. Ne kötü varılacak yerdir orası. tüm tedbirleri alıp. Allah ve Rasûlüne itaat edin. 75 Âyettir. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. 18. Müslümanlar. Onun varacağı yer de cehennemdir. Şüphesiz Allah. Âyette sözü edilen iki taife. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. orduyla savaşmak yerine. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir.Bu. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile. 14. O halde. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Mü’minleri. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. fakat Allah attı.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. Hani Rabbinizden yardım istiyor. savaş. . Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım.0 10. Rableri katında yüksek mertebeler. 0 0 0 0 Tevekkül. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. Vurun. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz.

“Ey Allah’ım. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. “Duyduk. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere.Peygamber.0 31. pis olanı temizden ayırmak.(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi.Onların. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim. 37. 25. Allah.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. Böyle yaparsak.0 26. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı.Peygamber’e haber vermişti. Âyette söz konusu edilen tuzak. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır. “Dâru’n-Nedve’de toplandılar.Hani onlar. âyet.Peygamber’in hapsedilmesi. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz.İşitmedikleri halde. Bu. ıslık çalıp el çırparlardı.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup. Eğer dönerseniz biz de döneriz. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. dilsizlerdir. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. kendi yatağına Hz. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez. Toplantıda.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. “işittik” diyenler gibi de olmayın. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Allah kişi ile kalbi arasına girer. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. “Allah’ın. âyet. 20. 22. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. 34. Cebrail durumu Hz. elbette onlara işittirirdi. Bakınız: Nisâ sûresi. Hz. 98 ve ilgili dipnot. 23.19. sizi bağışlar. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. onun huzurunda toplanacaksınız. 29. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah da tuzak kuruyordu. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. 30.0 36. işte müşriklerin bu planıdır. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki. 35. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak. 21. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. Şüphesiz. 32. 33. Öldürmek kesin çözümdü. Müşrikler. Allah büyük lütuf sahibidir. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.” Bu görüş kabul edilince. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. 24. 28. Hz. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Şüphe yok ki. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. Bu âyette. Yine bilin ki. . Hz. 54 ve ilgili dipnot. ellerine birer kılıç verelim. Onlar tuzak kuruyorlar. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. Fakat onların çoğu bilmez.Ali’yi yatırarak Hz. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. 27. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi.0 Derken Allah sizi barındırdı.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman.

sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. Allah. 56. 47. inkar edenlerdir. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler. Bakınız: Enfâl sûresi. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah. 48. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki.Onlar. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. O ne güzel dosttur.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. mutlaka ben de size yardımcıyım.9. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin).Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 40. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan). azabı çetin olandır. geçmiş günahları bağışlanır. bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir.(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. Eğer Allah’a. Sabırlı olun.Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında.Bilin ki. Çünkü o. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. 46. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.Şımarıp böbürlenmek. 58. 59.Eğer onları savaşta yakalarsan.Bunların durumu.İnkar edenler. 57. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün. 0 0 0 Âyette. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk.Şüphesiz Allah katında. Artık onlar iman etmezler. Hepsi de zalim kimselerdi. Bütün işler Allah’a döndürülür. olacak bir işi gerçekleştirsin. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. Ben Allah’tan korkarım. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse. yoksullara ve yolculara aittir. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Çünkü Allah hainleri sevmez.Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir.38. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. 44. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. 53. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir. 54. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı.(Ey kafirler!) Bu. 45. kendileriyle antlaşma yaptığın. onlar uzak tarafında.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. 49.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Peygamber’e. âyet. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. devletiniz elden gider.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. 8. O ne güzel yardımcıdır! 41. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. cezası çetin olandır” demişti. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. elbette hakkıyla işitendir. gerisin geriye dönüp. Fakat Allah. 55. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır.0 39. ölen açık bir delille ölsün. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. onun yakınlarına. âyet. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. Melekler.” demişti. yaşayan da açık bir delille yaşasın. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. 52. “Ben sizden uzağım. hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah. yetimlere. kervansa sizin aşağınızdaydı.Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur.Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. 51. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. 123-124. hüküm ve hikmet sahibidir. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. 43. 50. 42. . hakkıyla bilendir.

O. İman edip hicret etmeyenlere gelince. hüküm ve hikmet sahibidir. 62. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. Hz. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor.60. onların velayetleri size ait değildir. Bunun üzerine bu âyet indi. 75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. işte onlar birbirlerinin velileridir. yardım etmek üzerinize borçtur. Nihayet. Allah’ın kitabınca. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü o hakkıyla işitendir. Hz. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Ebu Bekir. çok merhamet edendir. Tövbe edebilirler. Onlardan fidye al. Ömer ise. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. Hz. 61. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. hakkıyla bilendir. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. işte onlar gerçek mü’minlerdir. Allah hakkıyla bilendir. 65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. Allah sabredenlerle beraberdir. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. hicret edinceye kadar. Size zulmedilmez. Allah çok bağışlayandır. hakkıyla bilendir. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. “Bunlar senin kavmin ve akraban. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. Onları öldürme. 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. . işte onlar da sizdendir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. ihlas.63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. Onlarla Allah’ın düşmanını. çok merhamet edendir. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. öldürülmelerini teklif etmişti. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Peygamber. Allah mutlak güç sahibidir. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu.

onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Umulur ki. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. şunu iyi bilin ki. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Bu. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Onların antlaşmalarını. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. 5. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. 11. inkârcıları perişan edecektir. Sûre adını. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. 3. 7. 129 âyettir. vazgeçerler. ne akrabalık (bağlarını). âyetten almıştır. siz de onlara dürüst davranın. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.15 Onlarla savaşın ki.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. elem dolu bir azabı müjdele! 4. Allah’tan. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. çok merhamet edicidir. Allah ise. hüküm ve hikmet sahibidir.Fakat tövbe edip. 14. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. kendilerini serbest bırakın. 8. küfrün ele başlarıyla savaşın. Sûrede başlıca. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 12. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. 16 Yoksa. Eğer tövbe ederseniz. Şunu bilin ki. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü. onlara karşı size yardım etsin. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. 0 Haccı Ekber günü. Allah hakkıyla bilendir. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. namazı kılar ve zekâtı verirlerse. 13. bu sizin için hayırlıdır. 1.9.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Şüphesiz Allah. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. Allah içinizden. Yeminlerini bozan. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. . yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Eğer tövbe ederler. Ama yüz çevirirseniz. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Başında besmele olmayan tek sûredir. bu hükmün dışındadır. onları rezil etsin. 9. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Allah ve Resûlünden. Hacc-ı ekber gününde0.Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). 17 Allah’a ortak koşanların. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. 6.

nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Allah çok bağışlayandır. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. . İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. Bunlardan dördü haram aylardır. Bilin ki Allah. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Ancak. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Haram aylar. O. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. işte onlar. başarıya erenlerin ta kendileridir. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. kendi katından bir rahmet. kazandığınız mallar. Eğer yoksulluktan korkarsanız. İçinizden kim onları dost edinirse. De ki: “Eğer babalarınız. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. Oysa. Zilhicce on ikinci. Şüphesiz. Cahiliye devri uygulamasına göre. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. Rableri onlara.0 Sonra Allah. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Hz. Allah katında ayların sayısı on ikidir. hürmet edilmesi gereken. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. eşleriniz. 0 0 Huneyn. namazı dosdoğru kılan. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde.” Andolsun. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. İşte onlar. çok merhamet edendir.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. aşiretiniz. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. Bu sebeple. oğullarınız. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. Sonra Allah. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. “İşte bu. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. Hırıstiyanlar ise. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. İşte bu. inkârcıların cezasıdır. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. siz de onlarla topyekûn savaşın. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Mekke’nin fethinden sonra (H. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. Bu âyetle bir sonraki ayette. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Allah katında daha üstündür. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. Allah katında büyük bir mükafat vardır. Allah onları kahretsin. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. zalimlerin ta kendileridir. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. Yahudiler. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. O. Bu aylardan Zilkâde on birinci. hahamlarını. Artık bu yıllarından sonra. bunlar da ancak. kardeşleriniz. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. bütün dinlere üstün kılmak için.

Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. inkardan yana kullananların. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Sana bir iyilik gelirse. Âyette. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Haydi bekleyedurun. kendilerine süslenip güzel gösterildi. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. pek az bir şeydir. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş. onlara uzak geldi. O bizim yardımcımızdır. ona bizzat Allah yardım etmişti. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. tercihlerini sapıklıktan. Onlardan “Bana izin ver. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. Gerek yaya olarak. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. bu onları üzer. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. De ki: “Bizim başımıza ancak. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. yalnızca. Fakat meşakkatli yol. Onların bu çirkin işleri. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. yalnız Allah’a güvensinler. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. Gerçi onlar. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı.” Harcamalarının kabul edilmesine. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. ister gönülsüz olarak harcayın. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. “Eğer gücümüz yetseydi. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.” Yine de ki: “İster gönüllü. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Cahiliye devrinde.” De ki: “Bizim için siz. “Üzülme. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. bir kural olarak ifade edilmektedir. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. “Siz kolay da gelse. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın. sizden asla kabul olunmayacaktır.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Eğer başına bir musîbet gelirse. . Allah’ın sözü ise en yücedir. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. “Gençler ve yaşlılar olarak”. Biz de. Öyleyse mü’minler. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. yere çakılıp kaldınız. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. bir yıl haram sayıyorlar. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah mutlak güç sahibidir. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Mallarınızla. Hani o arkadaşına. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de.

kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. kalplerinde olan şeyleri. diğer bir zümreye azap edeceğiz. hüküm ve hikmet sahibidir. iyiliği yasaklarlar. Sadakalar (zekatlar). Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” Sizi razı etmek için. Sizden öncekilerin. Namazı dosdoğru kılar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. fasıkların ta kendileridir. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. Allah erkek münafıklara. Onlar için sürekli bir azap vardır. hemen kızarlar. İbrahim’in kavminin. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Onların varacakları yer cehennemdir. düşkünler. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. siz de tıpkı. bunların hepsinden daha büyüktür. onlara yeter. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. kendileri için daha hayırlı olurdu. hoşnut olurlar. Onlara kendilerinden öncekilerin. Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. Onlar Allah’ı unuttular. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). Allah onlara lanet etmiştir. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. “Bize Allah yeter. hüküm ve hikmet sahibidir.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Oysa onlar sizden değillerdir. Kendilerine ondan bir pay verilirse. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. ellerini de sıkı tutarlar. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. İçlerinden. siz de (dünya zevkine) daldınız. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Münafıklar. Âd ve Semûd kavimlerinin. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. borçlular. Şüphesiz münafıklar. Nûh. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. O. Allah’a yemin ederler. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. İşte bu büyük başarıdır. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Kötülüğü emredip. mü’minlere inanır (güvenir). Allah da onları unuttu. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. . Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. kötülükten alıkoyarlar. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. hemen koşarak oraya kaçarlardı. zekât toplayan memurlar. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. ebedi olarak kalacakları. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Allah hakkıyla bilendir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. De ki: “Allah’la. İyiliği emreder. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Allah’ın rızası ise. derler. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. büyük bir rezilliktir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. (Ey münafıklar!). zekâtı verirler. Sırf. kadın münafıklara ve kafirlere. malları ve çocukları daha fazlaydı.

Artık onların peşini bırakın.. güçsüzlere. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. Size kesinlikle inanmayız. Bunlar. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. kendilerine izin verilsin diye geldiler. Sonra hepiniz. Bedevîlerden öyleleri vardır ki.” Yanlarına döndüğünüz zaman. Onlara döndüğünüzde. hakkıyla bilendir.” Keşke anlasalardı. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Sorumluluk ancak. varacakları yer de cehennemdir. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Allah hakkıyla bilendir. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. “Allah’ın. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. senin. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. çok merhamet edendir. Allah ta kalplerini mühürledi. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. içinde ebedî kalacakları. Allah’a ve ahiret gününe inanır. size mazeret beyan edeceklerdir. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. Allah çok bağışlayandır. oturup kalmalarına sevindiler. Kendilerinden razı olasınız diye. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. canlarıyla cihat ettiler. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Siz onlardan razı olsanız bile. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Harcayacaklarını. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular.. size yemin edeceklerdir. Artık onlar bilmezler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah onları asla affetmeyecektir. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bu. az gülsünler. mallarıyla. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. onlardan servet sahibi olanlar. . Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar.” şeklinde de tercüme edilebilir. Kazandıklarının karşılığı olarak. Allah bunlarla ancak. Allah onlara. çok ağlasınlar.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. Çünkü onlar pistir. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar. Allah hakkıyla işitendir. İşte bu büyük başarıdır. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde.

tövbe edenler. Rasûlü de. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. Allah hakkıyla bilendir. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. ibâdet edenler. Onlar. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. babası için af dilemesi. Allah onlara içinden ırmaklar akan. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere. Bunlar. âyet. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. O diriltir ve öldürür. Diğer bir kısmı ise. çok merhamet edendir. çok bağışlayandır. İşte bu büyük başarıdır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). Ebû Âmir. . 86. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Bunlar. oruç tutanlar0. günahlarını itiraf ettiler. rükû’ ve secde edenler. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. Şüphesiz Allah. Şüphesiz Allah. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. tövbeyi çok kabul edenin. hamdedenler. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. çok merhamet edendir. bazı münafıklarca. hakkıyla bilendir. onlar Allah yolunda savaşırlar. hüküm ve hikmet sahibidir. öldürürler ve ölürler. Biz onları biliriz. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. Doğru yola ilettikten sonra. Allah onlardan razı olmuş. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. çok içli. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İbrahim’in. âyet.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Hz. Münafıklar. Allah bir toplumu saptıracak değildir. yapın. Onların mallarından. Kurmuş oldukları binaları.) Allah hakkıyla işitendir. 4. küfre yardım etmek. ondan uzaklaştı. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. İşte asıl bu büyük başarıdır. Kuba mescidi civarında. Artık. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. -yakınları da olsalar. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Yaptıkları bu mescidin. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. Mü’minleri müjdele. 47. Onlara iki defa azap edeceğiz. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. Allah da tertemiz onları sever.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Şüphesiz İbrahim. Mümtehine sûresi. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. mü’minlerden canlarını ve mallarını. Hz. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. yumuşak huylu bir kişiydi. iyilikle onlara uyanlar var ya. ne de bir yardımcı vardır. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. âyet. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah hakkıyla bilendir. Çünkü Allah çok bağışlayandır. Şu’arâ sûresi. Allah bunu Tevrat’ta. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir.0 Onun içinde asla namaz kılma. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Yaptıklarınızı Allah da.

böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Evet. ashap da onlardan yüz çevirmişti.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. sonra da sıvışıp giderler. onların tövbelerini kabul etmiştir. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. açlık. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. Allah onların kalplerini çevirmiştir. Görmüyorlar mı ki. Ben ancak O’na tevekkül ettim. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. yüce Arşın sahibidir. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. Bir sûre indirildi mi. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. O size çok düşkün. Şüphesiz Allah. din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. içlerinden. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. onların tövbelerini de kabul etti. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. inen sûre onların imanını artırmıştır. Tebük seferinden sonra Hz. ne de ibret alırlar. Çünkü onların. “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. Allah yolunda çektikleri susuzluk. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. Herhangi bir sûre indirildiğinde. Allah yolunda küçük. yorgunluk. . Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez. Allah’ın. Ümeyye ve Murâra b.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Hilâl b. Hz. Kalplerinde hastalık olanların ise. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. Rabi’dir. Malik. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar). Bu âyette. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. Andolsun. (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. Sonra ne tövbe ederler. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir.” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. O.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. İman etmiş olanlara gelince. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.

O. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Rableri onları imanları sebebiyle. Sonra. O'nun izni olmaksızın. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. gerek otururken. Bunların oradaki duaları. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. Onlar zaten inanacak değillerdi. sınırsız kudret makamı demektir. varacakları yer ateştir. 3. bize kavuşmayı ummayanları. şerri de acele verseydi. kudret ve hakimiyet tahtı. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. “selâm”. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. . Kafirlere gelince. inkar etmekte olduklarından dolayı. O halde O'na kulluk edin. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. Sûrede. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. İşte o haddi aşanlara. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.94. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. gerek yan üstü yatarken. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. insanları uyar ve iman edenlere. dualarının sonu ise. Râ. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. O. yapmakta oldukları şeyler. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Allah da size onu bildirmezdi. Andolsun. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. 5. Sûre. Bismillahirrahmânirrahîm 1. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. 109 âyettir. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. 6. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. 2. Eğer Rabbime isyan edecek olursam. Lâm. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. Rabbiniz Allah’tır. ben size onu okumazdım. hidayete erdirir.95 ve 96. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. âyetler Medine döneminde. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. İşte biz. Elif. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. 4. İçlerinden bir adama. Eğer Allah insanlara. (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım.10. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.YÛNUS SÛRESİ 40. 7. nasıl davranacağınızı görelim diye. İşte o. Yûnus. Arş.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. elbette büyük bir günün azabından korkarım. hiç kimse şefaatçı olamaz. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. âyetlerini. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. aralarındaki esenlik dilekleri. güneşi bir ışık (kaynağı). kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik.

De ki: “Gayb ancak Allah’ındır.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. sonra onu tekrar eder.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. “Onlar artık imana gelmezler” sözü. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. sonra da Allah’a ortak koşanlara. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. De ki: “Siz. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. Bekleyin. Kötü işler yapmış olanlara gelince. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada.0=dip(10. İşte düşünen bir toplum için. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. 210 :423:" 1211 1636 O. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. “Siz de. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. Dünya hayatının hâli. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. Sanki yüzleri. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. yücedir. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. sonra ayrılığa düştüler. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. işte böylece gerçekleşmiştir. İşte onlar cehennemliklerdir. ne de bir zillet. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. . Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. bunları. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” Öyle ise. kendilerine ne zarar.3)>3 3 3. başlangıçta yaratmayı yapacak.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. Oysa zan. Sonunda dönüşünüz bizedir. eğer bizi bundan kurtarırsan. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. sırf kendi aleyhinizedir. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği.

Eğer onlar seni yalanlarlarsa. ben kendime bile ne bir zarar. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır. ancak ona döndürüleceksiniz. o zalimlerin sonu nasıl oldu. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. Bilesiniz ki. Bak. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. yerdeki her şey Allah’ındır. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Onlar. fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. aralarında tanışırlar. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. Fakat onların çoğu bunu bilmez. Fakat sağırlara. De ki: “Evet. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. 34. ne de fayda verme gücüne sahibim. Sonra da zulmedenlere. sizin işiniz de size. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. ne de gökte. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. hele gerçeği görmüyorlarsa. Her milletin bir eceli vardır.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Onlar üzülmeyeceklerdir de. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. Bu. bir kısmını helâl. Her ümmetin bir peygamberi vardır. fakat insanlar kendilerine zulmederler. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. sizin de. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. indirilmiştir. Bilesiniz ki. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir).”0 De ki: “Söyleyin bakalım. . Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. O diriltir ve öldürür. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim).” De ki: “Allah’ın size indirdiği. Ne yerde. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. Azabı gördüklerinde. Onların eceli geldi mi. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. De ki: “Allah dilemedikçe. göklerdeki her şey. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. Hayır öyle değil.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. âyet. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. Sonra. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Allah’ın va’di haktır. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. zerre ağırlığınca. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. kendini kurtarmak için onu fidye verir. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. Yine bilesiniz ki.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. yalnız bunlarla sevinsinler. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. hele akılları da ermiyorsa. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun. Bunda hiçbir şüphe yoktur. de ki: “Benim işim bana aittir. Fakat körlere. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. için için derin bir pişmanlık duyarlar. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.

yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Mûsâ’ya ve kardeşine. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. gündüzü ise aydınlık kılandır. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. bundan uzaktır. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. yerde kim varsa. ancak Allah’a aittir. Sonra dönüşleri bizedir.” Allah da. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz.” Firavun. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. hep Allah’ındır. O. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. Nûh’un haberini onlara oku. O hakkıyla işitendir. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Göklerdeki her şey. Suçluların hoşuna gitmese de. Bana müslümanlardan olmam emredildi. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bak. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. Sonra da. İşte bu büyük başarıdır. Mûsâ. . Mûsâ: “Size hak gelince. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. âyet. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. O her bakımdan sınırsız zengindir. Ey Rabbimiz. 103-140. hakkıyla bilendir. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). Namazı dosdoğru kılın. “Allah bir çocuk edindi” dediler. “Şüphesiz bu. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. Çünkü bütün güç Allah’ındır. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. iflah olmazlar!” dedi. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir.” Onu yine de yalanladılar. “Her ikinizin de duası kabul edildi. ahirette de onlar için müjde vardır. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi. Bilesiniz ki göklerde kim var. O. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. apaçık bir sihirdir” dediler. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. yerdeki her şey onundur. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Ey Rabbimiz. Benim ücretim.

93 Andolsun. 99 Eğer Rabbin dileseydi. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. 102 Onlar sadece. çok bağışlayıcıdır. 94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. 98 Yûnus’un kavminden başka. Ben de müslümanlardanım” dedi.” 105.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. kurtaracağız. inananları da kurtaracağız.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. Eğer böyle yaparsan. Şüphesiz ki. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. hiçbir kimse iman edemez. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. bilin ki ben. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. sana Rabbinden hak gelmiştir. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. Allah. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. O’ndan başka giderebilecek yoktur. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. O. insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. bir baksanıza. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. 92 Biz de bugün bedenini. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. derhal onları takibe koyuldu. 96. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. 104 De ki: “Ey insanlar. bil ki onu. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. . Nihayet boğulmak üzere iken. 108 De ki: “Ey insanlar. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. Firavun da. arkandan geleceklere ibret olman için. keşke (azabı görmeden) iman edip. Eğer sana bir hayır dilerse.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik. O. çok merhamet edicidir.97 Şüphesiz. Andolsun ki. Ben sizden sorumlu değilim. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma.

sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. Dönüşünüz ancak Allah’adır. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır. orada boşa gitmiştir. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. İyi bilin ki onlar. Buna göre âyette.2 Elif Lâm Râ. Sûre. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse. Andolsun. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. O. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. elbiselerine büründükleri zaman bile. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. Sûrede başlıca tevhit. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. sağlam ve açık) kılınmış. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. Fakat sen. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah ise her şeye vekildir. Yine iyi bilin ki. 54. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. âyetleri. İşte onlar. (Dünyada) yaptıkları şeyler. . siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. ancak bir uyarıcısın. Ondan hiç şüphen olmasın. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. O’ndan gizlenmek için. O. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. İyi bilin ki. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Çünkü O. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. ateş onun varacağı yerdir. Allah onların gizlediklerini de. Şüphesiz o. “Kötülükler benden gitti” diyecektir.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. rızkı Allah’a âit olmasın.0 Bu Kur’an. âyet. Fakat insanların çoğu inanmazlar. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. peygamberlik. azap onlara geleceği gün. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. her şeye hakkıyla gücü yetendir.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. açığa vurduklarını da bilir. (Ey Muhammed!) Belki de sen. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen.” Rabbinizden bağışlanma dileyin.11. 123 âyettir. sonra bunu ondan çekip alırsak. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Gruplardan her kim onu inkar ederse. Eğer yüz çevirirseniz.

işte onlar cennetliklerdir.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. O halde. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. İşte bunlar. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri.” Nûh dedi ki: “Onu size. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Biliniz ki.0 (Nûh). “Ben bir meleğim” de demiyorum. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. gaybı da bilmem.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.” Ben size öğüt vermek istesem de. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. “Biz. O. şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın.” Artık. onunla alay ediyorlardı. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. İman edip. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam. suçum bana âittir. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. öğüdüm size fayda vermez. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. âyetine bakınız.” dedi. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. Bu iki zümrenin durumu. demiyorum. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben. artık hiç kimse iman etmeyecek. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. hem de görmüyorlardı. siz ona karşı kör kalmışsanız. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. “Binin ona. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. .” Ama. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. Nihayet emrimiz gelip. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Sizin hor gördüğünüz kimseler için. Eğer doğru söyleyenlerden isen. çok merhamet edendir.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de. onu istemediğiniz halde. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

Biz sana iman edecek de değiliz. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum.” 58 Helâk emrimiz gelince. 56 “İşte ben. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Senin va’din elbette gerçektir. ilahlarımızdan biri fena çarpmış. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. hem benim. “Yavrucuğum. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. Onun yaptığı.42 Gemi. Siz de şâhit olun ki. ancak beni yaratana âittir. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. Ey gök! Tut suyunu” denildi. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir. Onları ağır bir azaptan kurtardık. iyi olmayan bir iştir. O halde sabret. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. Bu emanetin. Su çekildi. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. bizimle beraber sen de bin.” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. iş bitirildi. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz.” 54. sonra da bana göz açtırmayın. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu. biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki. Biliniz ki Âd kavmi. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir. Nûh. Bırakın onu. Allah. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. her şeyi koruyup gözetendir. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Siz. Daha bir takım ümmetler de olacak ki. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. benimle gönderileni size tebliğ ettim. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar.” 49 İşte bunlar. Şüphesiz Rabbim. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. Çünkü yeryüzü. sonra ona tövbe edin ki. onun perçeminden tutmuş olmasın. . 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir.” 0 0 Âyetin bu kısmında. sonra da ona tövbe edin.” 46 Allah. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar.0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. tahribi değil. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık.55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. Allah’ın insana bir emanetidir. bütün canlıların. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. hem bu dünyada. Benim ücretim. bilin ki ben. Ona kötülük dokundurmayın. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer. Rablerini inkâr etti. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. sadece iftira ediyorsunuz. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. “Ben. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz. 43 O. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. Nûh. 47 Nûh. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok.

73 Melekler. Ancak karın müstesna. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu.. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. şanı yücedir. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır. onun başına da gelecektir. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. İshak’ın arkasından da Yakûb’u. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. . 74 İbrahim’in korkusu gidip. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir. çünkü biz Lût kavmine gönderildik. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. (Onu bırak. O. 72 Karısı. 69 Andolsun. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. 78 Kavmi. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. elçilerimiz (melekler).. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. Burada Lût Peygamber kavmini.” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.65 Derken onu kestiler. “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. Dediler ki: “Korkma. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. Sabah yakın değil midir?!” 82. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. yalanlanamayacak bir tehdittir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. (Bu sözleri duyunca) güldü. hüküm ve hikmet sahibidir. Bunlar zalimlerden uzak değildir.) İşte bu. Ona da İshak’ı müjdeledik. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. İçinizden kimse ardına bakmasın. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir.” dediler. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. (Sonra helak olacaksınız.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız. 76 Elçilerimiz. Nûh kavminin veya Hûd kavminin.

Gözleyin. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. 107 Onlar. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. 96. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. Yoksa size de ateş dokunur. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. mutlu (cennetlik) olanlar da. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. yıkılıp gidenler de. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.97 Andolsun. 106 Mutsuz olanlara gelince. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu âyet. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. 103 Şüphesiz. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. 101 Biz onlara zulmetmedik. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Onlardan ayakta duranlar da var. Sonra size yardım da edilmez. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. Bu.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Onları sana anlatıyoruz. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. 95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. katımızdan bir rahmetle kurtardık. insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. 98 Firavun. Bu. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. Onlar sadece. 108 Mutlu olanlara gelince. biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. öğüt alanlar için bir öğüttür. . Bu. sonra ona tövbe edin. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.” 94 (Azap) emrimiz gelince. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. Gündüzün iki tarafından maksat. 110 Andolsun. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu. cehennemdedirler. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. elbette aralarında hüküm verilirdi.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki. Ancak Rabbinin dilemesi başka. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. çok sevendir. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. O’na sırt çevirdiniz. namaz vakitlerini göstermektedir. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. hem bu dünyada. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir. 113 Zulmedenlere meyletmeyin.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır.

sana hak. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta. Rabbinin. biz de yapacağız. Bunlarda. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Bütün işler ona döndürülür. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi.” 122 “Bekleyin. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden. onlar ihtilafa devam edeceklerdir. âyet.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. biz de bekleyeceğiz. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. . hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.117 Rabbin. 3. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. Zaten onları bunun için yarattı. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. 118. mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır.

16.0 Bunlar. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na. 5.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. 18. Artık bana düşen. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. sana tuzak kurarlar. Babası. Elif Lâm Râ.” Onlardan bir sözcü. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. güzel bir sabırdır. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın.” Andolsun. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Hani Yûsuf babasına. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz. Âyetin bu kısmı. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. 10. 7. 2. İşte biz. 4. 8. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. güneşi ve ayı gördüm. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. hüküm ve hikmet sahibidir. “Yûsuf’u öldürmeyin. 19. Lâm. 12. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. İşte bir oğlan!” dedi. onların yaptıklarını biliyordu. 15. Şüphesiz biz onu koruruz.12. 11. 3. insanın apaçık düşmanıdır. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. 17.0 Biz onu. önemli mesajlar verilmektedir. 14. 21. 6.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. “Elif. 22. Zaten ona değer vermiyorlardı. Bir de üzerine. Allah işinde galiptir. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. apaçık Kitabın âyetleridir. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş. 20. birkaç dirheme sattılar. Yoksa. . Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir. 9.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Bu âyet. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. Oysa Allah. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. “Andolsun.0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Râ. 111 âyettir.” Onlar da. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. Çünkü şeytan. O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. O'nu ucuz bir fiyata. 13.

Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Şüphesiz ki o.” Yûsuf. O (Yûsuf) yalancılardandır. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. Fakat insanların çoğu bilmezler. “Allah’a sığınırım. 27. . Hüküm ancak Allah’a aittir. Kadın.” “Atalarım İbrahim. “Haşa! Allah için. Kral. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. 29. siz kadınların tuzağıdır. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi.” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. Diğeri. hakkıyla bilendir. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu. Çünkü sen günah işleyenlerdensin.) biriniz efendisine şarap sunacak. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. Bu. 46. “Ey Rabbim! Zindan bana. (Zindana varınca). Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Bize bunun yorumunu haber ver. birkaç yıl daha zindanda kaldı. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. 34. O (Yûsuf) ise. ancak şerefli bir melektir” dediler. ben ondan murad almak istedim. İkisi de kapıya koştular. doğru söyleyenlerdendir. Biri. Sonra onlar. 26.” Yûsuf. kadın doğru söylemiştir. 33. 30. 24. O. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. “Efendinin yanında beni an”. 32. 43. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa.” Yûsuf. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. 36. 40. dedi. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. 28. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. 41. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. hakkıyla işitendir. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı.” Şehirde bir takım kadınlar. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. beni hakkında kınadığınız kimsedir. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım.23. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. çünkü o (kocan) benim efendimdir. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. 38. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.) sen de günahının bağışlanmasını dile. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. “Aziz’in karısı.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. “Çık karşılarına” dedi. 37. İşte en doğru din budur. Ben. 44. Andolsun. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. bana iyi baktı. 25. bu bir insan değil. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. 31. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. yedi zayıf ineğin yediğini.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. Çünkü o. (Ey Kadın. O ise. 42. rüyamı bana yorumlayın” dedi. “Ben de rüyamda başımın üzerinde. İshak ve Yakub’un dinine uydum. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. Andolsun. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. 39. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. fakat insanların çoğu şükretmezler. 45. Bu. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı. “Ben size onun yorumunu haber veririm. 35. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş.

” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. 52.0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi. yokluğunda. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. 54. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. “Haşa! Allah için. 53. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde. 64. 62. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik.” Onlar. 48.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. “Onun hakkında size ancak. ayrı ayrı kapılardan girin. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. Yakub onlara. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. 56. Kadınlar. “Şimdi gerçek ortaya çıktı. 65. Şüphesiz o. 63. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız. 67. 51. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. 50. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. 71. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. . Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. “Onu bana getirin. Fakat insanların çoğu bilmezler. Onu biz elbette koruruz” dediler. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. (Yûsuf). merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. Böylece Yûsuf’a. Aziz’in. 61.” Kral. 0 Tevekkül. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu.” “Eğer onu bana getirmezseniz. 70. ahiret mükâfatı. 59. Yûsuf onları tanıdı. 68. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. Ondan ben murad almak istedim. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. Ben buna kefilim” dediler. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. 72. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Onlar. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi.” Kral kadınlara. Kral. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Aziz’in karısı ise. Elbette ki. 60. “Benim böyle yapmam. “Onu bana getirin” dedi. Sonra da. çok merhamet edendir” dedi. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin. babalarına döndüklerinde. “Ben nefsimi temize çıkarmam. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Babaları.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek.47. Onu getirene bir deve yükü ödül var. onu özel olarak yanıma alayım”. 55. 66. biçtiklerinizi başağında bırakın. “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. Görmüyor musunuz. Ben ona tevekkül ettim. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. o. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. 69. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. “Ne yitirdiniz?” dediler. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. 57. Hüküm ancak Allah’ındır. diye sor. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik.” Yûsuf. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. 58. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. dedi. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. 49. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi.

çok bağışlayandır. 94. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek . hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Artık bana düşen. 75. 89. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. “Ben Yûsuf’um. Allah bize iyilikte bulundu.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi.” Yakup. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Bunun üzerine Yûsuf. 92. 90. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. hükmedenlerin en hayırlısıdır. 80. merhametlilerin en merhametlisidir. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. Onun yerine bizden birini alıkoy. 91. 96. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Yakub. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. 85. hırsız da değiliz. Onlar. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. 86. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. Ondan ümitlerini kesince. Çünkü O. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. 95. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. Değersiz bir sermaye ile geldik. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. “Bana bunak demezseniz. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. Dediler ki: “Allah’a andolsun. 74. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Onlar da: “Cezası. Onlardan yüz çevirdi ve. çok merhamet edendir” dedi.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. “Ben size. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Çünkü. 97. 77. Dediler ki: “Allah’a andolsun. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. Ancak Allah’ın dilemesi başka. “Siz kötü bir durumdasınız. 79. O artık acısını içinde saklıyordu. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. “Eğer yalancı iseniz. “Allah’a yemin ederiz ki. 83. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz suç işlemiştik. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. 76.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. bu da kardeşim. O da. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. 84. 87. 88. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. İçinden. sen Yûsuf musun?” dediler. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Allah tarafından. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. 100. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. “Yoksa sen. Yakub. Rabbim onu gerçekleştirdi. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. hırsızlığın cezası nedir?” dediler. 78. Oğulları. 82. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları. 98. Allah sizi bağışlasın. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. ayrıca bize sadaka ver. Onlar da. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. Zahiremizi tam ölç. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. 99. Şüphesiz O. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. Yûsuf. 81. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. güzel bir sabırdır. hakkıyla bilendir. Oğulları.” Onlar. 93. O. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. Yakup.73.

O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. gayb haberlerindendir.) . Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. Andolsun ki. 111.101.” İşte bu (kıssa). dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte. Allah’ın şanı yücedir. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. 104. 106.0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. âyet. 3. Yeryüzünde dolaşıp da. 109. 102. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. 0 Müşrikler.” Biz senden önce de. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. hakkıyla bilendir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. Şüphesiz O. 110. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. hüküm ve hikmet sahibidir. onlara yardımımız geldi de. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. 103. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. 108. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. Azabımız ise. 105. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. 107. bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim.

kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. artık o geri çevrilemez. O. 12. 5 Bu âyette puta tapanlar. 13. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. Allah. 4. bazan ayrı çiçeklerde. Göklerde ve yerde kim varsa. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. azabı çok şiddetli olandır. O. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. 7. ağzına ulaşmayacağı halde. Halbuki O. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak.0 O geceyi gündüze bürüyor. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. O. Her şey onun katında bir ölçü iledir. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. Elif Lâm Mîm Râ. üzüm bağları. O. nehirler meydana getiren. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. kudret ve hakimiyet tahtı. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. asıl şaşılacak olan onların. orada dağlar. 14. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. cansız. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. sonra Arş’a0 kurulan. Allah’ın emriyle onu korurlar. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. 13.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Allah. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. her dişinin neye gebe olduğunu. . Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. Sen ancak bir uyarıcısın. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. âyetine bakınız. Çok büyüktür. her işi (hakkıyla) düzenler. Arş. Şüphesiz Rabbin. Şüphesiz bunlarda. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. gaybı da. fakat insanların çoğu inanmazlar. 15. 11. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. ekinler. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. sınırsız kudret makamı demektir.0 Şüphesiz ki. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. De ki. 16. İnkâr edenler. Bir de senden. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. yeri yayıp döşeyen. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. 2. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. tıpkı bunun gibi cansız. 5. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. 43 âyettir. Eğer şaşacaksan. Onlar orada ebedi kalacaklardır.13. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. Gerçek dua ancak O’nadır. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. görülen âlemi de bilendir. 6. yürütür. 10. bir kavme kötülük diledi mi. Allah. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Sûre adını. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. peygamberlik. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. 9. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. 8. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. çok yücedir. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini.

Biliniz ki.” O. De ki: “O. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. 37. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. 27. dönüşüm de yalnız O’nadır. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. 26. Onlar. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. 36. 34. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. Onlar. Halbuki dünya hayatı. İman edenler anlamadılar mı ki. 24. 18. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. namazı dosdoğru kılan. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. sonra da onları yakalayıverdim. 31. ne de bir koruyucu. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. benim Rabbimdir. .” Onlar. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. 32. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. 35. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. (Ey Muhammed!) Böylece seni. İşte Allah böyle misaller verir.17. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. hak ile batıla böyle misal getirir. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. 19. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. 28. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Rablerinin rızasına ermek için sabreden. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. (dilediğine de) kısar. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. İnanan ve salih amel işleyenler için. İnkar edenlerin sonu ise ateştir. 21. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. 30. Bu sonuç da Adn cennetleridir. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. Ona uymayanlar ise. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. 20. Atalarından. O. Allah’a ortaklar koştular. Varacakları yer de cehennemdir. 22. işte lânet onlara. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. mutlak hakimiyet sahibidir. 29.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. 33. Allah rızkı dilediğine bol verir. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. Köpüğe gelince sönüp gider. birdir. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. Onlar. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. İşte Allah. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Andolsun.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. 23. 25.

“Sen peygamber değilsin” diyorlar. dilediğini de sabit kılıp bırakır. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. 42.38. 40. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. 41. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. Hesap görmek ise bize aittir. . De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. 43. Andolsun.” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi. âyet. 4.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. O. Allah dilediğini siler. senden önce de peygamberler gönderdik. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. her nefsin kazandığını bilir. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. hesabı çabuk görendir. İnkar edenler. 39. Onlar. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. O. Onlara da eşler ve çocuklar verdik.

İçinde Hz. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir.” İnkar edenler peygamberlerine.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. Hüsranın ardından da cehennem vardır. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar. Onlar. Orada kendisine irinli su içirilecektir. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Firavun ailesinden kurtarmıştı. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. Hani Mûsâ kavmine. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. İşte bu derin sapıklıktır. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Hani O sizi. mutlak güç sahibi ve övgüye layık. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline. dilediğini de doğru yola iletir. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya. Âd. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken.0 Bu Kur’an. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. Mûsâ’yı da. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. . O mutlak güç sahibidir. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. Andolsun. 52 âyettir. hüküm ve hikmet sahibidir. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. çok şükreden herkes için ibretler vardır. övgüye layık olandır. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. “Allah’ın size olan nimetini anın. Şüphesiz bunda çok sabreden. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Biz her peygamberi. Bu. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. peygamberlere iman. “Andolsun. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız.14. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. Allah dilediğini saptırır. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri.” Sizden önceki Nûh.

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

"Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. İçilecek su ondandır. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. 12 O. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. Allah. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. “Benden başka ilah yoktur. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. vahiy. “Öncekilerin masalları” dediler. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. geceyi. hem de süs olarak atları. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. yolunuzu bulmanız için de nehirler. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir.” 0 Âyetin bu cümlesi. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Dikkat et. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. Allah’ın azabı binalarını. çok merhamet edendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. yüklendikleri ne kötüdür. 11 Allah o su ile size. adını 68. katırları ve merkepleri de yarattı. 8 Hem binesiniz diye. gündüzü. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. hurma ağaçları. Şüphesiz Allah. çok merhametlidir. büyüklük taslayanları hiç sevmez. Sûrede başlıca. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. 17 Şu halde yaratan. Böyle iken bakarsın ki o. 6 Onları akşamleyin getirirken. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Yolun eğrisi de vardır. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. 3 Allah. Sûre.0 10 O. ekin. Artık onun acele gelmesini istemeyin. onların gizlediklerini de.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 15. O. 2 Allah. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. açığa vurduğunuzu da bilir. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. . Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. yücedir. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. Hem de onlardan yersiniz. 19 Allah gizlediğinizi de. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. açığa vurduklarını da bilir. “en-Nahl” bal arısı demektir. zeytin. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. 128 âyettir. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. O. 7 Onlar ağırlıklarınızı. çok bağışlayandır. göklerden sizin için su indirendir. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. 23 Şüphe yok ki Allah. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. 14 O. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.16.

bir de bakarsınız. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Allah onlara zulmetmedi. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. Yahut da. “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Hayır diriltecek! Bu. Âyetin son cümlesi. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. âyet. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Andolsun biz. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlar. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. yerdeki her şey O’nundur. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. “Allah’a kulluk edin. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. 256. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. Keşke bilselerdi. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Onların yardımcıları da yoktur. her ümmete. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. . onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir.” Göklerdeki her şey. O.. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. ona. Senden önce de ancak. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Onlar. “Hayır indirdi” derler.” “Haydi. çok merhametlidir.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. İnsanlara. “ol” dememizdir. Fakat insanların çoğu bilmezler. O da hemen oluverir.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. İtaat de daima O’na olmalıdır. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. O halde yalnız benden korkun.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. ancak tek ilahtır.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.

ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. Allah. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar. sonra da inkâr ederler. Allah. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. Eğer Allah. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler. İçinizden kimileri de. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Onlar. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Allah sizi. Allah’ın nimetini bilirler. onların yünlerinden. hüküm ve hikmet sahibidir. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Bu. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. fakat onların çoğu bilmezler.kendilerine ise. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. Sana kitabı. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. ne de öne geçebilirler. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Şimdi onu. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Sonra sizi öldürecek. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. gözler ve kalpler verdi. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. hiçbir şeye gücü yetmez. Allah sizi yarattı. Böylece Allah. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. Onlardan biri. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. Allah’a andolsun. Allah. Allah’a andolsun ki. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. mutlak güç sahibidir. O. . Onların çoğu kâfirlerdir. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. Onlar. canlarının istediğini. O. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar.

İşte onlar. Allah dileseydi. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Peygamberin de. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. adaleti. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. İşte onlar. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir. yakınlara yardım etmeyi emreder. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.0 Gerçek şu ki. yalancıların ta kendileridir. dilediğini de doğru yola iletir. iyilik yapmayı. Bu. O zalimler. dilediğini saptırır. Şüphesiz Allah. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. hayasızlığı. sizi tek bir ümmet yapardı. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. Müşrikler. kalplerini. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Elbette sabredenlere. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. doğru yolu gösteren bir rehber. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. Kur’an okuduğun zaman. O. Fakat O. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. şeytanın. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. Allah katında olan ise kalıcıdır. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. Hayır.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. onların çoğu bilmezler. Şeytanın hakimiyeti. Eğer bilirseniz. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. . kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Sizin yanınızdaki tükenir.” Andolsunki biz onların. Onlar için elem dolu bir azap vardır. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. Erkek veya kadın. Antlaşma yaptığınız zaman. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. her şey için bir açıklama. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Yalanı. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. Hiç şüphesiz onlar. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. kim mü’min olarak iyi iş işlerse.onlar Peygamber’e. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. Sana bu kitabı. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Allah’ın.

0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. “Şu haramdır” demeyin. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Eğer sabrederseniz. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Andolsun.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. Şüphesiz. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Allah’ın nimetine şükredin.0 Şüphesiz İbrahim. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. Allah’a ortak koşanlardan değildi. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. çok merhamet edendir. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Şüphesiz o. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. “Şu helâldir”. Onlardan yana üzülme. Şüphesiz Rabbin. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. . âyet. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. çok merhamet edendir. ahirette de salihlerdendir. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. hakka yönelen bir önder idi. O. elbette bu. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. Sonra da sana. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. Ona dünyada iyilik verdik. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Allah’a itaat eden. 173. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. sabredenler için daha hayırlıdır. âyet.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin. O. çok merhamet edendir. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. şüphesiz ki Rabbin. Allah’a karşı yalan uydurmak için. cahillik sebebiyle kötülük yapan. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. hikmetle. Allah size ancak leş. Cumartesi gününe saygı. Şüphesiz Allah. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. 17-18. Sonra. kan. kurtuluşa eremezler.

Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. Mîrac yolculuğunda. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Hz. 8 9. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler. Biz. Bu.0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. âyetler Medine döneminde. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince. . Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz.” şeklinde de tercüme edilebilir. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular.bir binite bindirerek. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Biz.0 Kıyamet günü kendisine. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.33 ve 57. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Eğer yine eski duruma dönerseniz. -bizce mahiyeti bilinmeyen. hakkıyla işitendir.. Kim doğru yolu bulmuşsa. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Âyetin bu kısmı “. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Bu sebeple. Peygamberimizin mucizelerindendir. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. biz de (cezaya) döneriz. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek. hakkıyla görendir. âyetler ile 73-80.İSRA SÛRESİ 26. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize. İnsan çok acelecidir. Peygamberin bir gece. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. Yani her insan yaptığı işten sorumludur.. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. sayınızı daha da çoğalttık. Hiçbir günahkâr. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. Hiç şüphesiz o.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde.32. Hz. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.. 111 âyettir. Sûre. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık.. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. yüzünüzü kara etsinler. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. o çok şükreden bir kuldu. Hz. diğerleri Mekke döneminde inmiştir.17. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Her insanın amelini boynuna yükledik. Âyet hıristiyanların.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. ancak kendisi için bulmuştur.

büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.0 Şüphesiz Rabbin. Bu daha hayırlı. Çünkü O.0 Andolsun biz. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. onları azarlama. biz onun velisine yetki vermişizdir. O. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. boyca da dağlara asla erişemezsin. onların söylediklerinin ötesindedir. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Rabbinin lütfundan her birine. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. Bak nasıl. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. göz ve kalp. bunlara da veririz. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. Çünkü kulak. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme.. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. sonuç bakımından daha güzeldir. Eğer onlardan biri. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. her türlü eksiklikten uzaktır. Rüştüne erişinceye kadar.” . “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir. kelime kelime tercüme yerine. Zinaya yaklaşmayın. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Âyette. Rabbin. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. “Elini boynuna bağlama.0 Allah. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü o. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Allah’ın.0 Eli sıkı olma. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. Biz âyeti. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. sizi de biz rızıklandırırız. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. Onları da. fakat saçıp savurma. yücedir. onlara tatlı ve güzel söz söyle. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. Akrabaya. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. Bunlar. üstünlükler daha büyüktür. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. Hz. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. sakın onlara “öf!” bile deme. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. o takdirde o ilahlar. onların kimini kimine üstün kıldık. doğru terazi ile tartın. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. verdiğiniz sözü de yerine getirin. onlara da. Kim haksız yere öldürülürse. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. Eğer siz iyi kişiler olursanız. Bu ayet genellikle kelime kelime. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı.. Haklı bir sebep olmadıkça. Bu âyet-i kerimede. Peygamber’e.

(yine de diriltileceksiniz. ancak. Hatta. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. mühlet verir). (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. Çünkü şeytan aralarını bozar. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. âyet. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. size karşı çok merhametlidir. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. azabından korkarlar. kulaklarına da ağırlık koyarız. Andolsun. Şüphesiz O. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Onun rahmetini umarlar.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. çok bağışlayandır. siz onların tespihlerini anlamazsınız. Kur’an okuduğunda. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler.0 Hani meleklere. Hz. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. Fakat bu. onun soyunu. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. Onlara vaadlerde bulun. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. Zaten insan çok nankördür.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. “Muhakkak Rabbin. Hz. O. dilerse azap eder. Dâvûd’un ulaştığı şeref. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. “Şüphesiz. 25. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da. Onlar. git”. halîm’dir (hemen cezalandırmaz. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. pek azı hariç.” Allah şöyle dedi: “Çekil. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. “Hiç ben. Ancak. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. yalnız Allah kalır. Biz onları korkutuyoruz. Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar.0 Bizi. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. . Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. Hani sana.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. İşte bu. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Artık (doğru) yolu bulamazlar.” Onların yalvardıkları bu varlıklar.

Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir. yolunu daha da şaşırmıştır.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. 75 İşte o zaman sana.” 86 Andolsun. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür. yok olmaya mahkumdur. karada sizi yere geçirmesinden. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. amellerin yazıldığı kitaptır.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. onları hakkıyla görendir. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. Zalimlerin ise Kur’an. en doğru yolda olanı daha iyi bilir.92. Şüphesiz batıl. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. batıl yok oldu. 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Varacakları yer cehennemdir. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. Onları kıyamet günü körler.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. Cehennemin ateşi dindikçe. (insanlar yerine). aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça. Rabbiniz. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. âyetlerinde söz konusu edilen. yahut iddia ettiğin gibi.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar. 77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. biz insanoğlunu şerefli kıldık. 88 De ki: “Andolsun. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. Rabbimin bileceği bir şeydir.91. yahut senin hurmalardan. 84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. ancak zararını artırır. “güneşin zevali”. Onları karada ve denizde taşıdık. 90. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.” 89 Andolsun. yine onun benzerini getiremezler. . elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik. öğle ve ikindi namazlarının. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. 73 Onlar.” 82 Biz Kur’an’dan. aynı sûrenin 13 ve 14. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. De ki: “Ruh.68 Peki. yahut altından bir evin olmadıkça.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze. doğru yolu bulmuştur. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. Bir de sabah namazını kıl.” 81 De ki: “Hak geldi. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o.0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. Bu âyette. hayatın da. Çünkü sabah namazı şahitlidir.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Size pek az ilim verilmiştir. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. onlara çılgın ateşi artırırız.

Onlar. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız.0 Mûsâ ise. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. “Biz bir yığın kemik.” “Rabbimizin şanı yücedir. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. De ki: “Ona ister inanın. nihayet en güzel isimler O’nundur. taştan su fışkırması. biz mi?” dediler. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. ekin biti. çok da kısma. çekirge. Bu da onların derin saygısını artırır. bunları ancak. daha önce kendilerine ilim verilenler. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. “İyi biliyorsun ki. Şüphesiz. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. 0 Hz. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. kan. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. elinin bembeyaz kesilmesi. “Hamd. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. ister inanmayın. Biz Kur’an’ı. Ey Firavun. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. Zaten insan çok cimridir. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. ister Rahman diye çağırın. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi.” Andolsun. . İkisi ortası bir yol tut. kurbağa. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. onların cezasıdır. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.” Namazında sesini pek yükseltme. mülkte ortağı olmayan. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. çocuk edinmeyen.

5 Bu konuda ne kendilerinin. o halde mağaraya çekilin ki. Ayrıca.0 14. Kehf. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. Peygamber’i teselli etmektedir. 6 Demek sen. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ashab-ı Kehf. (Allah onu). katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. Kimi de şaşırtırsa. 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. (Bir kısmı) “Bir gün. adını. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. sürekli olarak gerçekleştikleri için. şu kavmimiz. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.18. 8 Biz. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına. Allah’ın. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir.15 Kalkıp da. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da. Sûrede temel konu olarak.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. 28. Allah kime hidayet ederse işte o. Şuarâ sûresinin 3.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. ya da bir günden az”. 110 âyettir. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Bazı bilginlere göre rakîm. dediler. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. . Biz onları sağa sola çeviriyorduk. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. ondan başka tanrılar edindiler. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. mağara demektir. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. Bu.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. Allah’ın mucizelerindendir. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. Rakîm. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık.4 Hamd. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.3. Bu âyette. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. âyeti ile Hicr sûresinin 97. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. 9 Yoksa sen. Şunlar. “Rabbimiz. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri. salih ameller işleyen mü’minleri. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir.) Onları görseydin. 19 Böylece biz. Sûre. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. doğru yolu bulandır. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki. göklerin ve yerin Rabbidir. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. ayrıca Hz. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir.

33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Duruma hakim olanlar ise. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. “Beş kişidirler.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. altıncıları köpekleridir” diyecekler.” 21 Böylece biz. Zaten onları pek az kimse bilir.20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler.” 43 Onun. maden eriyiği gibi.” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız.” 42 Derken bütün serveti helak edildi. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. dileyen inkar etsin. Artık dileyen iman etsin. sekizincileri köpekleridir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir. ondan başka hiçbir dostu da yoktur.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. bundan daha doğru olana ulaştırır” de.. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.” 39. bağların çevresini hurmalarla donatmış. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. Yine. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. .. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. Buna dokuz daha eklediler. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak. senin bağından daha iyisini verir. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. 29 De ki: “Hak. yahut kendi dinlerine döndürürler. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yoksa. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. belki Rabbim bana. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki. “Allah dilerse yapacağım” de. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan. 0 Bu âyette. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne güzel işitir! Onların. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu. 28 Sabah akşam Rablerine. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. sonra bir damla döl suyundan yaratan. “Onların üstüne bir bina yapın.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. (Bazıları). (insanları) onların halinden haberdar ettik ki. O ne güzel görür.. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. Rabbinizdendir. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde.

gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki. Hani biz meleklere. Baki kalacak salih ameller ise. her şey üzerinde kudret sahibidir. “Sana öğretilen bilgilerden bana. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. İnkar edenler ise. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Bu. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. merhamet sahibidir.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün.. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. “Andolsun. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi.. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.0 Rabbin. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına. Onlara. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Mallar ve evlatlar. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. Suçluları. Şimdi siz.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. ancak. Andolsun. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. dünya hayatının süsüdür.)’dır. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Oysa siz. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. Hayır. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Âyette söz konusu edilen kul. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. kalplerine perdeler gerdik. çok bağışlayıcıdır. Biz. (Ey Muhammed!) Allah’ın.s.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Genç. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. . kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi. Kitap ortaya konur. onu anlamamaları için. onların da çağıracakları.0 Mûsâ ona. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Kim. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir. fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. Allah. ya da uzun zaman gideceğim. Rabbinin katında. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a.

(Müslim. Rablerinin onlara. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. İki dağ arasına ulaşınca. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. 96. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. Mûsâ. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar. biz onu cezalandıracağız. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. “Her kim zulmederse. Güneşin battığı yere varınca. anası babası mü’min insanlardı. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi.Peygamber. Rabbin. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz. Bu. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. Fezâil. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi. Adam.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. Orada (kâfir) bir kavim gördü.0 Doğrusu.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. Onu yaralamak istedim. 172) Âyetin son cümlesi. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam.” “Böylece. Adam hemen o duvarı doğrulttu. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var.0 Yine yola koyuldular. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Sonra yine bir yol tuttu. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Adam. “Sana. Mûsâ. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. bunların önünde. eğitim adabı gibi konular bunlardandır.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Hoşgörülü davranmak. İşte böyle. Mûsâ. “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu. Mûsâ.” Derken yola koyuldular. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Halk onları konuk etmek istemedi. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. Adam. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. İşte senin. âyet. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.0 Yine yola koyuldular. Âyetlerde söz edilen bu üç olay. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. demedim mi?” dedi.”0 “O gemi.” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. Sonra o Rabbine döndürülür. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. . Altında onlara ait bir define vardı. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. çünkü onların ilerisinde. Zülkarneyn. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez. Babaları da iyi bir insandı. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.” “Çocuğa gelince. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. Nihayet. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. şaşılacak bir iş yaptın. artık benimle arkadaşlık etme. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn. Mûsâ.

içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi. Oradan ayrılmak istemezler. . böylece amelleri boşa çıkan. 99 O gün biz onları bırakırız. âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik. (Ne var ki) bana. “Bana erimiş bakır getirin. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler. dalga dalga birbirlerine karışırlar. 100. bunun üzerine boşaltayım” dedi. inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. 107. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak). Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder.108 Şüphesiz. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. 106 İşte böyle. “Bu. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi. İnkar etmeleri. ne de delebildiler. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. 98 Zülkarneyn. Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. 97 Artık onu ne aşabildiler.101 O gün cehennemi. iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. 103. Rabbimin bir rahmetidir.

0 12. 19 Cebrail. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. âyetler Medine döneminde inmiştir. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.0 Bu.”0 10 Zekeriyya.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Senin işaretin. İsyancı bir zorba değildi. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.19. Biz. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. anne babasına iyi davranan bir kimse idi. . 15 Doğduğu gün. hiçbir şey değil iken seni de yarattım. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. karım ise kısırdır. Allah’ın kudretine delil olmak üzere.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Sûrede başlıca. öyle. Daha önce onun adını kimseye vermedik. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. (Konuşmak istedi. Rahmân’a sığınırım.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. “Rabbim. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. 40-41. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. O. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. Rabbinin. dedi. 7-10. Nitekim daha önce. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme. benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum.” 8 Zekeriyya.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor. Zekeriyya (a.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması. Bana kendi tarafından. Onu insanlara bir mucize. 20 Meryem. âyet. Allah’tan sakınan. “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. Allah da. Hz. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. 21 Cebrail. Meryem’in. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16.6 “Gerçek şu ki ben. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir.13. Hz. öyle. “Senden. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. İsa’nın ilah olmadığını. Sûre. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra. 18 Meryem. eşinin hamileliği konusunda. Saçım sakalım ağardı. 98 âyettir. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır.s. burada daha ilginç olan. “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken.” 5. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. “Evet. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Hz.

Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).” Hıristiyanların kimi. Allah. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip. bir nebi idi. çocukla konuşun diye) ona işaret etti.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Resül ise. Resûl ise. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. benim de Rabbim. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi.” İbrahim.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur. dosdoğru bir yoldur. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. kimi. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. âyet. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. yeni bir din düzeni olabileceği gibi. İnsanlardan birini görecek olursan. “İsa bir ilahtır”. Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. mutlak .123.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. Sâffât sûresi. “İsa Allah’ın oğludur”. nebi de. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti. Bu. âyet. “Resûl. aralarında ayrılığa düştüler. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. Bir resül.162.” “Beni anama saygılı kıldı. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). Mûsâ’yı da an. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de. mutlaka seni taşa tutarım. Şüphesiz O. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. bu tariflerin aksine. O bundan yücedir. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat. Şüphesiz. Oysa. bir peygamber idi. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir.İsa’nın.” Babası. 143. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen.” “Doğduğum gün. Onları. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir. Bu durum. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. Beni azgın bir zorba kılmadı. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir. Maide sûresi. (Fakat hıristiyan) gruplar. sizin de Rabbinizdir. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. âyet. iç. Zira. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye.budur. yeni bir kitap ve şeriat getiren.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. son derece dürüst bir kimse. 46. 110. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren. (Bakınız: Şuarâ sûresi.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. biz! Ancak bize döndürülecekler. sana gelmeyen bir ilim bana geldi.” Bunun üzerine (Meryem.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. Gerçekten o. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum. sana. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler. âyet. Bu âyet. gözün aydın olsun. Kitapta İbrahim’i de an. Kitapta. beni nimetleriyle kuşatmıştır. Annen de iffetsiz değildi. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût.” “Babacığım! Doğrusu ben. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir. uzaktır. onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. Kur’an-ı Kerim. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak. Bu duruma göre nübüvvet.

Fakat vahyin gelişi on beş. bir nebi idi. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. 8. Mekkeli müşriklerden Âs b. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir.”0 65 (Allah) göklerin. cennette altınların. Hz.52 53 54 55 56 57 58 Ona. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. 71 . inkar edenler. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. diye alay etmişlerdi. 59 Onlardan sonra. Bir resül. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. yahut kırk gün gecikmişti. Müşriklerin. 62 Orada boş söz işitmezler. ashaptan Habbâb b. yahut öbürünü. âyet. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. namazı zayi eden. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. 82 Hayır! İlahları. sonuç itibari ile de. 67 İnsan. Rivayete göre. Kitap’ta İdris’i de an. Rabbi terketti”. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. Rabbin unutkan değildir. 2.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi.0 60. Onlar cennete. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. Âyetin son kısmı. Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. İbrahim’in. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Eret. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. Âs b. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. Önümüzdekiler. bir nebi idi. 81 Onlar. Rabbin için bu. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye.0 74 Biz onlardan önce. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. Vâil’deki alacağını istemiş. 69 Sonra her bir topluluktan. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun. Bunun üzerine müşrikler. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. Şu halde. Her ikisi de bir peygamberin. 63 İşte bu. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. Onu yüce bir makama yükselttik. inananlara. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. Allah’tan vahy almak. Rahmân’ın. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. “Muhammed’i. İşte bunlar. Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. Allah’tan başka ilahlar edindiler. o da.0 0 0 0 0 0 manada. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim.Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. Putların. Kitap’ta İsmail’i de an. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. Ashab-ı Kehf. Hiç. risalet ise bu vahyin tebliğidir. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. . 70 Sonra. Vâil hakkında inmiştir.

86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. 89 Andolsun. dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. 97 Ey Muhammed! Biz. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. yer yarılacak. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler.83 Kafirlerin başına. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. 85. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. 88 Onlar. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. 90.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. 94 Andolsun.

kudret ve hakimiyet tahtı. âyetler) genişçe anlatılmaktadır. Mûsâ. Hz.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. 8 Allah. Benden başka hiçbir ilah yoktur. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. Ona dayanırım.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” 19 Allah.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. yol gösterecek birini bulurum” demişti. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine. Rivayete göre. Arş.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir.” 27. 4-35). Arş’a0 kurulmuştur. Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce. Kasas sûresinde (3-42. gizliyi de bilir. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir.0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. Hemen ayakkabılarını çıkar. 135 âyettir.20. yahut ateşin başında.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum).0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil. bir kış gecesi.” 1 2.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Sûrede.12. En güzel isimler O’nundur. (Bakınız: Kasas sûresi.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. ondan daha gizli olanı da.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri. 20 Mûsâ da onu attı. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. âyet. 5 Rahmân. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl.0 11 Ateşin yanına varınca. sınırsız kudret makamı demektir. Sûre. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. Mûsâ. ben senin Rabbinim. Çünkü O. gizlesen de Allah için birdir.” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. “Siz burada kalın. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır.” 26 “İşimi bana kolaylaştır. . “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. yalnızca O’nundur. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki.”0 24 “Firavun’a git. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır.” 22. çünkü o azmıştır. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın. 6 Göklerdeki. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. Onunla başka işlerimi de görürüm. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle. orada Hz. âyet. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. Bir de ne görsün o. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. 7 Sen sözü açığa vursan da. Müddeti tamamlayan Hz. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Hz.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap.

Andolsun.” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. sonra geldi. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar. Derken. çünkü ben sizinle beraberim. doğru yola uyanlara olsun.” Mûsâ. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin.” “Onunla gücümü artır.” “Rabbim. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. Firavun. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. “Sizin Rabbiniz kim. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. gözü aydın olsun.” “Öyleyse.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. Bunun için seninle bizim aramızda. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır. “Buluşma vaktimiz. Bunun üzerine Firavun ayrılıp. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu. senin de. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir. üzülmesin diye seni annene döndürdük. yeryüzünü size beşik yapan.” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. ey Mûsâ. Belki öğüt alır. . Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. ey Mûsâ?” dedi. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk. uygun bir yerde. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım. ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. yahut korkar. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. Onlara işkence etme. Mûsâ. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. ablası Meryem. sonra onlara yol gösterendir” dedi. “Size. Selam. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” “Seni çok tespih edelim diye”. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Sana da. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır.” “Ona yumuşak söz söyleyin. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin).” Sihirbazlar.0 (Sana baktı. hayvanlarınızı yayın. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi.” “Firavun’a gidin. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin. Çünkü o azmıştır.’ ” “Şüphesiz bize.” Firavun. Firavun ailesine.” “Onu işime ortak et. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. bayram günü. yoksa sizi azap ile yok eder. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. “Seni çok zikredelim diye. hem bana düşman.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın. Yiyin.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca. İşitirim ve görürüm. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi. bu teklif kabul edildi.

onların yaptıklarını yutsun. Öyle iken Mûsâ. Rabbimize inandık. Mûsâ’nın da ilahıdır. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. sözlerine karşılık vermediğini. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. ey Mûsâ?” (dedik. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş. Sâmirî onları saptırdı” dedi. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. yanına. onlara doğru yolu göstermedi.0 89 Onlar bu heykelin. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. işte onlar hemen arkamdalar. Yakalanmaktan korkmaksızın. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. “Şüphesiz. 92. . 71 Firavun. Bu konuda aşırı da gitmeyin. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa. sensin en üstün olan.” 70 (Mûsâ’nın değneği. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış.” 82 “Şüphe yok ki ben. İşte onları ateşe attık. 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir. Çünkü. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. 79 Firavun halkını saptırdı. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. yoksa üzerinize gazabım iner. Samirî de aynı şekilde attı. Orada ne ölür. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz.” 91 Onlar da. mutlaka göreceksiniz. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra.” 85 Allah. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. kesinlikle ona cehennem vardır. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. içinden ırmaklar akan.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. (önce) siz atın” dedi. “Demek. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Bir de ne görsün. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. ne de (güzel bir hayat) yaşar.66 Mûsâ: “Yok. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.” 73 “Şüphesiz ki biz. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. 75.Mûsâ Tûr’a giderken.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. acele ederek sana geldim. biz senden sonra halkını sınadık. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki. işte onlar için en yüksek dereceler.” 74 Şüphesiz. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır.

bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker. 111 Bütün yüzler. 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir.” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o. Sesler. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin. niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir.” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. . Şüphesiz ben. 109 O gün. – Onların. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. 110 O. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. 95 Mûsâ.” 106 “Onların yerlerini dümdüz. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi. 116 Hani meleklere. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar.O vakit içlerinden en aklı başında olanları. sözüme uymadın demenden korktum” dedi. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. O ise bunu unutuverdi. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. ne zulme uğramaktan korkar. İsrailoğullarının arasını açtın.0 Senin için. sonra mutsuz olursun. Biz onda bir kararlılık bulmadık. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. İblis bundan kaçınmıştı.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. boş bir alan halinde bırakacaktır. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. hiçbir tümsek göremeyeceksin. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler.. Âyet. çıplak kalmak yoktur.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. kimse de ona dokunamıyordu. asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de. 122 Sonra Rabbi onu seçti.” 107 “Orada hiçbir çukur. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o.” 97 Mûsâ. diri.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. ne yoksun bırakılmaktan. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi. 115 Andolsun. “Sûr”. ne de güneş altında kalırsın. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. 103. “Rabbim! İlmimi arttır” de.

126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. öyle. kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. siz de bekleyin. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Yurtlarında dolaşıp durdukları. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. Senden rızık istemiyoruz. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi. O halde. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere. de ki: “Herkes beklemektedir. İnanmayanlar. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. Sana da biz rızık veriyoruz. Ey Muhammed.

(evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. onu kendisi uydurdu. âyette Allah’ın birliği aklî yönden.” Onlar. benden başka hiçbir ilah yoktur. 0 22. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok).ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. peygamberler demektir. onlar mutlaka onu alaya alarak. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. O böyle şeylerden uzaktır. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler.21. O hakkıyla işitendir. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. . yücedir. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. hayır. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Hayır.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. “Kaçmayın. Biz onları biçilmiş ekin. Onlara. “Hayır. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık. Hayır. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler. “Enbiya”. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Haddi aşanları ise helak ettik. yücedir. Yoksa yerden. temel konu olarak peygamberlerden. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. Sûre. hakkıyla bilendir. Demek ki. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Onlar ölümsüz de değillerdi. 112 âyettir. Hayır. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. “Şüphesiz. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. O. Andolsun. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Çünkü sorulacaksınız” denildi. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Biz yeri.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. o bir şairdir. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. göklerle yer bitişikken. ne de kendilerine göz açtırılacak. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. Onlar. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Öyle ki uzun süre yaşadılar. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. İnkar edenler. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. İbrahim. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler. “Bize gerçeği mi getirdin. Andolsun. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. biz Mûsâ ile Hârûn’a. Biz zaten onu biliyorduk. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Onlar ise oradaki.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. O. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. Evet. halka. Ancak bize döndürüleceksiniz. güneşi ve ayı yaratandır. gündüzü. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. geceyi. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. . o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.” Allah’a yemin ederim ki. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. Siz de. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. İbrahim. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. onu getirip ortaya koyacağız. faydalandırdık. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. (İçlerinden bazıları). kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. Hesap görücü olarak biz yeteriz.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. İnkar edenler.0 Şimdi acele etmeyin. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. Hani o babasına ve kavmine. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.0 Onlar. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. biz onları da atalarını da. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. Andolsun. Ama. Andolsun. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. artık görmüyorlar mı ki. “Andolsun. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. Furkân. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.

Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. İbrahim Filistin’e. .33. Dedi ki. Dâvûd ile birlikte.14. Burada Hz. Zünnûn. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti.0 Bir de Davud’a. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. 32. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. İsmail’i.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. zırh yapma sanatını öğrettik ki. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma.Davud. Sâd sûresi.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. zekatı vermeyi vahyettik. Bunları yapan biz idik. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. namazı dosdoğru kılmayı. Bir de şeytanlardan. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Onu rahmetimizin içine soktuk. Zünnûn’u da hatırla. Denizde kendisini bir balık yuttu. Zekeriya’yı da hatırla. âyet. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. Onları da rahmetimizin içine soktuk. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. Derken karanlıklar içinde. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). Hani o Rabbine. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. Eyyûb’u da hatırla. âyet. size hiçbir fayda. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunların hepsi sabredenlerdendi. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. savaşlarınızda sizi korusun. Çünkü o. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. sizin için. Yûnus.0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Hz. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. âyet. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. âyet. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. 12. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. 2.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. 36. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. âyet. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. “Şüphesiz ki ben derde uğradım.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Seni eksikliklerden uzak tutarım. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. bu olayda Hz. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Hep onları zapteden bizdik. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. Yûnus’u ifade etmektedir. size de. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. Rabbine. Kur’a çektiler. balık sahibi demektir. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Onu Lût ile beraber kurtarıp. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. 18. gerçekten salih kimselerdendi. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk. Hani o. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun. İbrahim sûresi. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. Rüzgar. Kur’an-ı Kerim. 65. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. Hac sûresi. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Nahl sûresi. onu insanların gözü önüne getirin.

Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. gizlediğinizi de bilir. de ki: “(Bana emrolunanı. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Biz bunu muhakkak yapacağız. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Onun için sadece bana kulluk edin. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. “İşte bu. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün.” (Peygamber). Ona ruhumuzdan üflemiştik. 0 Zebur.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. De ki: “Bana ancak. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya.onu yine yapacağız. (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır. Siz oraya varacaksınız. Kendisini de. Eşini de kendisi için. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. Şüphesiz bu (İslâm). Andolsun. çalışması asla inkâr edilmez. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. . Hepsi de ancak bize dönecekler. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar. Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. bilmiyorum. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Bizim Rabbimiz. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Hz. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. Ben de Rabbinizim. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi.” “Şüphesiz.

Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Sabiîler. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. âyet. başvurduğu (bu yöntem). Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. âyet. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. 6’dan hareketle. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. ne de fayda veren şeylere tapar.) İnsanlardan öylesi de vardır ki. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar.) İçinizden ölenler olur. kupkuru görürsün. En’âm sûresi. İnsanlardan kimi vardır ki. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. 6 7 8. Ona dünyada bir rezillik vardır. âyet. Şüphesiz. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . iman edenler. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. 5. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. sonra az bir sudan (meniden). bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. Yahudiler. Bu böyle. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Allah hakkında tartışmaya kalkar. ceninin.22. (Ona). sonra bir “alaka”dan0. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. 78 âyettir. halbuki onlar sarhoş değillerdir. sonra da (akıl. Çünkü Allah her şeye şahittir. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. İnsanları sarhoş görürsün. 4. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. O (taptığı) ne kötü yardımcı. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. sonra kendini assın da bir baksın. ne bir ilmi. “Mudga”. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. Yeryüzünü de ölü. 112 ve Nâs sûresi. İnsanlardan öylesi de vardır ki. Hıristiyanlar. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. O dünyayı da kaybetmiştir. Onu göreceğiniz gün. Şeytan hakkında.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. ahireti de. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. ne bir yol göstericisi. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. O. “Alaka”. bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. 12-14. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için.

istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. . Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. mutlak güç sahibidir. evimi. Oradaki giysileri ise ipektir. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. oraya geri döndürülürler ve onlara. sırf. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Allah dilediğini yapar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Doğrusu Allah hiçbir haini. o ızdıraptan çıkmak isteseler. zekatı verir. Her ne zaman cehennemden. nankörü sevmez. tavaf edenler. Şüphesiz. Her ümmet için. güneş ay. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. “Tadın yangın azabını” denilir. incilerle süsleneceklerdir. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. Sonra kirlerini gidersinler. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. Kim Allah’a ortak koşarsa. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. başlarına gelen musibetlere sabreden. Artık onlardan siz de yiyin. İyilik edenleri müjdele. ona ortak koşmayan kimseler (olun). namaz kılanlar. Gelsinler ki. Eğer Allah’ın. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Kâbe’nin yerini. yalan sözden kaçının. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. haksız yere. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. Sizin için onlarda hayır vardır. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle. Allah’a yönelen. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar. yoksula fakire de yedirin. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. âyet. Hani biz İbrahim’e. kiliseler. 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. yerli. Allah inananları savunur. Onlar öyle kimselerdir ki. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. ağaçlar. orada altından bileziklerle. yıldızlar. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. onlardan önce Nûh. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. namazı dosdoğru kılar. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. gerek yaya olarak. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. Onunla. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. Şüphesiz. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. İşte iki hasım taraf ki. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onlar. Bu böyle.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. 3. Şu halde yalnız ona teslim olun. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Şüphesiz. göklerde ve yerde olanlar. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi.

güzel bir nimet (cennet) vardır. 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. ama ibret almadılar). 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. elbette Allah ona yardım eder. 61 Bu böyle. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun. Peygamber. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. rızık verenlerin en hayırlısıdır. Dönüş yalnız banadır. 62 Bu böyle. 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. 64 . size hayat veren. Göklerdeki her şey. O. . daha sonra da diriltecek olandır. Sen Rabbine davet et. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. halimdir (hemen cezalandırmaz. hakkıyla görendir. büyüktür. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. “yalancıdır”. Şüphesiz. Peygamberin temennisi. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. çok merhametlidir. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. tevhit inancının yerleşmesini. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Şüphe yok ki Allah. insanların arasında hükmünü verir. Çünkü gerçekte gözler değil. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. özellikle Hz. sonra da onları yakalayıverdim. işte onlar cehennemliklerdir. “mecnundur”. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. mühlet verir). 65 Görmüyor musun ki. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. hüküm ve hikmet sahibidir. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. sizin saydığınız bin yıl gibidir. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. insan çok nankördür. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. (gördüler). Beni inkar etmek nasılmış. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. elbette övgüye layıktır. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. Yoksa şeytanın. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. 48 Zalim oldukları halde. bir şey temenni ettiği zaman. sonra sizi öldürecek. Âyette. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar. 66 O.43. 0 0 Tüm peygamberlerin. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. doğrudan doğruya peygambere. nice kullanılmaz kuyular. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse. nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. çok bağışlayandır. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. Allah çok lütufkârdır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. düşünecek kalpleri. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. 60 Bu böyle. Şüphesiz ki Allah yücedir. Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. 55 İnkar edenler. hakkıyla haberdardır. işte onlar için bir bağışlama. Allah hakkıyla bilendir. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Hz. böylece duvarları. gündüzü de gecenin içine sokar. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. yerdeki her şey O’nundur.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi. mühlet verdiğim. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir.

Neredeyse. Allah onu kafirlere vaad etti. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. Allah’ı bırakıp. zekatı verin ve Allah’a sarılın. Bu âyette. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. .. istenen de. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah meleklerden de resüller seçer. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir.0 Artık namazı dosdoğru kılın. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları.. secde edin. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. O ne güzel sahip. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. hepsi bunun için toplansalar bile. Onlar. hakkıyla görendir. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız.İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar. mutlak güç sahibidir. Ey iman edenler. rükû edin. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). O sizin sahibinizdir. İsteyen de âciz.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. insanlardan da. Şimdi ona iyi kulak verin.

Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. Yine onlar ki. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. mü’minler demektir. âyet. Onlar ki. Alakayı da “mudga”0 yaptık. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. hem de yiyenlere katık verir. Kim bunun ötesine geçmek isterse. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Onlar ki. 5. . kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir. Andolsun biz. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. zekatı öderler. Andolsun. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. âyet. mü’minlerin zafere ulaşacakları. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.” (Nûh). Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. Onlar ki. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. Sonra yine muhakkak siz. Onlar ki. size üstünlük taslamak istiyor. 118 âyettir. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. Andolsun. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. namazlarında derin saygı içindedirler. Sûre adını. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik.23. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar ki. 40. işte onlar haddi aşanlardır. “el-Müminûn”. Bunun üzerine Nûh’a.” “Bu. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. ırzlarını korurlar. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. “Mudga” ceninin. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. namazlarını kılmağa devam ederler.”0 0 0 0 0 “Alaka”. biz insanı.

64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. Doğrusu ben. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat. “Allah’a kulluk edin. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. 29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. Ölürüz ve yaşarız. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. bu dünya hayatından ibarettir. kendilerinden. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. 32 Onlara. 48 Böylece ikisini de yalanladılar. 49 Andolsun. kendi ecelinin önüne geçemez. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler.” 34 “Andolsun. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. haksızlığa uğratılmazlar. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. içtiğiniz şeylerden içiyor. 43 Hiçbir ümmet. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. 66. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Allah’ı inkar eden.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine.” 38 “Bu. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir. Biz ona inanmayız. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. 40 Allah. Biz tekrar diriltilecek değiliz.” 39 O peygamber. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. onu geciktiremez de. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? . Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. 53 (İnsanlar ise. Ben de Rabbinizim.” 35 “O. bu yüzden de helak edilenlerden oldular. 59 Rablerine ortak koşmayanlar. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey. Onlar zulme. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. 33 O peygamberin kavminden. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. “Kavimleri bize kul köle iken. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik.67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. 47 Bu yüzden. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. öldüğünüz.

91. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. en güzel olan şeyle uzaklaştır. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. ”Aşağılık içinde kalın orada.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Onların arkasında. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. onlara hakkı getirdi. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. öldürendir. görülen âlemi de bilen Allah.” 99. 76 Andolsun. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. 90 Hayır. rızık verenlerin en hayırlısıdır. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. artık benimle konuşmayın!” der. 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler. gözleri ve gönülleri yaratandır. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. 93. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. bizi bağışla. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. 105 Allah.” 108 Allah. 74 Fakat ahirete inanmayanlar. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. biz onlara gerçeği getirdik. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. bize merhamet et. kendisi koruyan. beni o zalim milletin içinde bulundurma. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.“Allah’ındır” diyecekler.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. 78 Halbuki O. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun. 109 Kullarımdan. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. Hayır. 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. diriltendir. Gaybı da. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse. değil mi?” der. 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. . “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 .100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. O. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. 96 Kötülüğü. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. sizin için kulakları. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak. 80 O. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O.

Hesap tutanlara sor” derler. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Ondan başka hiç ilah yoktur. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. ya da bir günden daha az bir süre kaldık. merhamet et. Sabretmiş olmaları sebebiyle. De ki: “Rabbim! Bağışla. “Bir gün. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. bugün ben onları mükafatlandırdım. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Onlar. hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . Kim.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Onlara hep gülüyordunuz. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz.

özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. iman eden erkek ve kadınlar. Hz. Bunun üzerine. Allah size âyetleri açıklıyor. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. Hz. Adını. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. . Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Onlardan her biri için. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Allah hakkıyla işitendir. Hz. kadından cezayı kaldırır. çok bağışlayandır.0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. eğer yalancılardan ise. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. onların her birinin şahitliği. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. İşte bunlar fâsık kimselerdir. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. 8. Aksine o sizin için bir hayırdır. sizin içinizden bir güruhtur. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. işledikleri günahın cezası vardır. Birliğin artçılarından Safvân b. Allah katında büyük bir günahtır. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. hakkıyla bilendir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi.7 Bu. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik.24. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi). kendisi geride kalmıştı. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. çok merhamet edendir. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu arada. beşinci defada da. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. 35. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair. siz bilmezsiniz. Fakat Allah. Hz.Sülemi. Çünkü Allah. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. 64 âyettir. Sûrede başlıca. Halbuki bu. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. es. Allah bilir. Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Zina eden erkek ancak. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir.

yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Allah. Zinetlerini. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. çok merhamet edendir. Mübarek bir ağaçtan. yahut müslüman kadınlardan. yahut. Eğer size. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. hakkıyla bilendir. gözlerini haramdan sakınsınlar. Şüphe yok ki. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız. kocalarının babalarından yahut oğullarından. temiz kadınlar temiz erkeklere. Allah lütfu geniş olandır.37 Allah’ın. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. biz size açıklayıcı âyetler. gözlerini haramdan sakınsınlar. Allah onları lütfuyla zenginleştirir. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır. Allah’ı anmaktan. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Onlar affetsinler. yahut sahip oldukları kölelerden. 0 0 0 . Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. kandil de bir cam fânûs içinde. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. 30 Mü’min erkeklere söyle. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini. Allah insanlar için misaller verir. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. çok merhametlidir. kötü erkekler de kötü kadınlara. 29 İçinde size ait bir eşya olan. Nur üstüne nur. ne doğuya. ırzlarını korusunlar. âyetine bakınız. Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. yahut üvey oğullarından. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Onlar.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır. Ey mü’minler. “Geri dönün” denirse hemen dönün. Bu ağacın yağı. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. namazı kılmaktan. Allah. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur. gizlediklerinizi de bilir. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. kötü erkeklere. açığa vurduklarınızı da. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. zînet (yer)lerini göstermesinler. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince.0 36. içinde bir kandil. Bu sözleşmeden sonra köle. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. 31 Mü’min kadınlara da söyle. kötü kimselere.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Eğer bunlar yoksul iseler. ırzlarını korusunlar. ateş dokunmasa bile. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. 23. yahut babalarından. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna.0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. yahut erkek kardeşlerinden. kocalarından. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. 34 Andolsun. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin.

Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. bocalar durur. Allah. İnkâr edenlere gelince. işte onlar fasıkların ta kendileridir. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. iman edip de salih ameller işleyenlere. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. Allah hakkıyla bilendir. biz açıklayıcı âyetler indirdik. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Allah dilediğini yaratır. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. onun için nur diye bir şey yoktur. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu âyette. ne onlara bir günah vardır. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. Allah hakkıyla bilendir. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. işte onlar asıl zalimlerdir. Sonra. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. Allah. Karanlıklar üstüne karanlıklar. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. Kalplerinde bir hastalık mı var. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. günde üç defa. De ki: “Yemin etmeyin. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. tehlikelerle karşı karşıya olursa. Halbuki onlar inanmış değillerdir. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Allah hesabı çabuk görendir. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. kimisi dört ayak üzerinde yürür. sabah namazından önce. Kime Allah nur vermezse. Namazı dosdoğru kılın. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. onları kaynaştırıp üst üste yığar. kimi iki ayak üzerinde yürür.” “Allah’a itaat edin. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. . Nihayet yağmurun. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. âyetlerini size işte böylece açıklar. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah. İnsan nasıl. peygambere itaat edin” de. Dönüş de ancak Allah’adır. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. bulutları sevk eder. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. (Münâfıklar). dilediğinden de geri çevirir. küfür. boyun eğerek ona gelirler. Susamış kimse onu su sanır. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. gökten. onların arasından yağdığını görürsün. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. O. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. “işittik ve iman ettik” demeleridir. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. Görmez misin ki Allah. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. üstünde de bulutlar var. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. zekatı verin. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. Allah bütün canlıları sudan yarattı. içinizden. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. Andolsun. hüküm ve hikmet sahibidir. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir.

yerdeki her şey Allah’ındır. İşte Allah. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. O. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. topala güçlük yoktur. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. topal ve hastalara bırakırlar. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. çok merhamet edendir. hastaya da güçlük yoktur. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. Artık onun emrine muhalefet edenler. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Allah hakkıyla işitendir. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın.0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. hakkıyla bilendir. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. . Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. Allah. her şeyi hakkıyla bilendir. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. Köre güçlük yoktur. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. selam verin. 0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör.

göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. 19. (İnkar edenler). Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. 13. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. (Ey Muhammed!). Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. “Bize melekler indirilseydi. “(Bu Kur’an. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Onlar. (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. 21. Dilerse sana bundan daha güzelini. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. 18. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. . 15. O. 2. Şüphesiz O. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. 6. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. Hayır. ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır.25. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. 7. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. 11. çarşıda. çarşıda pazarda gezerlerdi. 14. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı. “Bu Kur’an. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. onun. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. 5. 3. Bu Rabbinin uhdesine aldığı. Furkân. 77 âyettir. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. 10. Sûre adını. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. onlar Kıyameti de yalanladılar. pazarda dolaşır. Sûrede temel konular olarak Hz. 12. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. çok merhamet edendir. bağışlayandır.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. 16. Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. 20. Çocuk edinmemiştir. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. 4. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. 17. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. Andolsun. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. 8. Rabbinin. İnkar edenler. 9. Elleri boyunlarına bağlanmış. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. öldürmeye. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. Bize kavuşacaklarını ummayanlar.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. 68-70.

yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. İnkar edenler. 50 Andolsun. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. geceyi size bir örtü. “Andolsun. Kâfir. 25. Peygamber. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. . 53 O. 55 Onlar.Fakat melekleri görecekleri gün. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler. Biz. 34. 54 O. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. 36. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. 37. 35. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme. Onlara. Ölü toprağı canlandıralım. 32. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. Biz. 24. işte böyle. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. 48. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler.” 22. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. 41. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Andolsun. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28.” 30. Âd ve Semûd kavimlerini. Bunların herbirine misaller getirdik. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya.49 O. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. Nûh kavmini de. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. 39. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah’ı bırakıp. 27.0 33. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. O gün zalim kimse. dinlenecekleri yer daha güzeldir. senin kavmin. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. Ress halkı. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. 40. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. “Melekler de onlara. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. 26. 0 0 0 Âyetin son kısmı. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. biz bunu insanlar arasında. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır. Andolsun. birinin suyu lezzetli ve tatlı. 38. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. “Yazıklar olsun bana. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. 47 O. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. 31. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. 23.

Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. Allah çok bağışlayandır. gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. Onların harcamaları. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. . faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır.” Onlar. Onlar. Cahiller onlara laf attıkları zaman. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. sınırsız kudret makamı demektir. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. Onlar. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. O. Allah’a. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. kudret ve hakimiyet tahtı. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. haksız yere. Onlar. çok merhamet edendir. İşte onlar.” 0 Arş. Onlar. onlara kör ve sağır kesilmezler. yalana şahitlik etmeyen. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Orada ebedi kalırlar. “selâm!” der (geçer)ler. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Göğe burçlar yerleştiren. Onlar. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar. o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. Rahmân’ın kulları. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o.

Sûrede başlıca Mûsâ.”0 Firavun. Sûre. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. “Hayır. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. müşriklerin. Firavun.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Şüphesiz senin Rabbin. Çünkü biz sizinle beraberiz. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir. “O. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. Hz. (Bakınız: Bakara. Hani Rabbin Mûsâ’ya. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. Akıcı konuşamam. Onun için. 49. Mûsâ. âyet. âyet. aslında ona zulmetmiştir. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. korkma! Mucizelerimizle gidin. sizin de Rabbiniz. Hûd.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı.” Allah dedi ki. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. (her şeyi) işitmekteyiz. Firavun. şüphesiz delidir” dedi. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. Derken. “O.” Mûsâ. âyet.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün).” “Göğsüm daralır. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. böyledir” dedi. adını 224. Mûsâ. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir.” Firavun. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı. apaçık Kitab’ın âyetleridir. Hz. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi. Hani Rabbin Mûsâ’ya. 24-31. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. onlara gökten bir mucize indiririz de. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Nûh.” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu. İbrahim. 34. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. “O. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap). Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek.26. . Eğer düşünüyorsanız bu. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. çok merhametlidir. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. elbette mutlak güç sahibidir.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. Mûsâ. “Zalimler topluluğuna.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 15-16. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. âyet. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim. 227 âyettir. “Şu’arâ” şairler demektir. 7-12.0 Bunlar. “Zalimler topluluğuna. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı. Firavun. beni yalanlamalarından korkuyorum. Kasas sûresi. “Bu size gönderilen peygamberiniz. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. sûresi. Kısaca. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben. Hz. Kasas sûresi. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. Yeryüzüne bakmazlar mı. Sen nankörlerdensin. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. âyet.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım.

Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. mutlaka Rabbimize döneceğiz. 108. 32. 66 Sonra ötekileri suda boğduk.0 Firavun. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. bakanlara bembeyaz olmuş. 62 Mûsâ. . bana yol gösterecektir” dedi. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu.” 79 “O. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi.” 49 Firavun. “Eyvah yakalandık” dediler. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi. Firavun’a. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik.” Böylece sihirbazlar. Elini koynundan çıkardı. yaptığı sihirle. Mûsâ onlara. asasını attı. âyet. bana yediren ve içirendir.) Sihirbazlar gelince. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler. Kasas sûresi. Deniz derhal yarıldı. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. âyet. çok merhametlidir. pınar başlarından. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Bir de ne görsünler.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin.” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir.” 57. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. “Neye tapıyorsunuz?” demişti. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. 75. hesap gününde. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi.” 78 “O. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Bunun üzerine Mûsâ. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. Rabbim şüphesiz benimledir. bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.” 52 Biz Mûsâ’ya.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. yurdunuzdan çıkarmak istiyor. çevresindeki ileri gelenlere. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler.” 82 “O. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler. 70 Hani o babasına ve kavmine. 54 Dedi ki. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur. 45 Mûsâ da asasını attı. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.” 81 “O. bir de ne görsünler. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku. 59 İşte böyle yaptık ve onlara.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır.” dedi.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. Her parçası koca bir dağ gibiydi. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır. “Evet.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder. “Sizi." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler. “Umarız. Firavun. “Hayır!. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi.

Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 132.” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver.133.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara.” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı. ister öğüt verenlerden olma. 106 Hani kardeşleri Nûh.” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok. 124 Hani kardeşleri Hûd. 91.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 94.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 90 Cennet.92. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka. mutlak güç sahibi olandır. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. oğullar. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. bize göre birdir.” 86 “Babamı da bağışla. Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken.” 137 “Bu. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 98 Çünkü sizi. Biz de bu yüzden onları helak ettik. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar. çok merhametli olandır.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. 104 Şüphesiz senin Rabbin.” 101 “Candan bir dostumuz da yok. biz hiç sana inanır mıyız.” 135 “Çünkü ben. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. . size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı. 103 Elbet bunda bir ibret vardır. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. çok merhametli olandır. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. size hayvanlar. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk.

“Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 182 “Doğru terazi ile tartın. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.166 “Rabbinizin.147. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 181 Ölçüyü tam yapın. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik.” 188 Şuayb. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. âyet. fakat pişman oldular. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.” 151. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. .” 170.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. ekinlerde. Şüphesiz o. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” 155 Salih. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar.” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış. İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş. büyük bir günün azabı idi. 58. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.148 “Siz buradaki bahçelerde. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. 158 Böylece onları azap yakaladı. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi.” 146. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” 157 Derken onu kestiler.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.” 165. pınar başlarında.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Eksik verenlerden olmayın.

196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır.0 201. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. A’raf sûresi 179. 210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et. Âyette.218. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Biz zalim değiliz. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. buna güçleri de yetmez. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. 192 Şüphesiz bu Kur’an. âyette de olduğu gibi.194. 217. 225. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir. ona inanmazlar. . 216 Eğer sana karşı gelirlerse. Onların çoğu ise yalancıdır. mutlak güç sahibi. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe.203 Onlar. her günahkâr yalancıya inerler. hakkıyla bilendir. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar.202. 211 Zaten bu onların harcı değildir. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir.226 Görmez misin ki onlar. 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir. 193.191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 209 Bu bir hatırlatmadır. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler. 215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören. 0 0 Bu âyetteki “kalp”.

Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca. çok merhamet edenim. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. cinlerden.” “Onun ve kavminin. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.” “Değneğini at. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” “Ben. 22-23. 18. Onlar. Süleyman’ın. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. âyet.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. Dâvûd’a varis oldu ve. “Ben bir ateş gördüm. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim. Şüphesiz bu Kur’an sana.” “Elini koynuna sok. Şüphesiz. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri. 93 âyettir. Süleyman. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. Şüphesiz bu. azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. Hz. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. Neml. Kur’an. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn. adını. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Hani Mûsâ ailesine. ondan size bir haber. “Ey insanlar. 0 0 0 . Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince.0 Bunlar Kur’an’ın. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. Onlar.” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için. Sûrede başlıca. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. apaçık bir lütuftur” dedi. dönüp ardına bakmadan kaçtı. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.27 . namazı dosdoğru kılan.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. karınca demektir. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi.0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. âyet 10 ve devamı. Çünkü onlar fasık bir kavimdir. “Hamd. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Sûre. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Süleyman. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. apaçık bir kitabın âyetleridir. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. hüküm ve hikmet sahibi. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. ben mutlak güç sahibi. ya da kafasını keseceğim. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm.

Rabbimin bana bir lütfudur. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. 44 (Sayfa 380'ın devamı. göreceğiz. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik.” 38 Süleyman. İşte onlar böyle yaparlar. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. güçlü. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. “Senin tahtın böyle mi?” denildi.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Bir de ne görsün. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. 27 Süleyman. cömerttir. “Tahtını tanınmaz hale getirin. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar. 40 Kitaptan bilgisi olan biri. ele avuca sığmaz” demektir.” 30. şükür mü. 46 Salih onlara. Emir senin. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0.” 50 Onlar bir tuzak kurdular.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. “Ben onu.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at. Büyük Arş’ın Rabbidir. 45 Andolsun biz.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’. biz onlara. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. diyeceğiz. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. tuttuğunu devirir. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. 44 Ona “köşke gir” denildi. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. Andolsun. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık.” 37 “Sen onlara dön. 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu.” 41 Süleyman. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu. yoksa yalancılardan mısın. 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine.44 Ayet)Belkıs.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. hem insanlar hem de cinler için kullanılır. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. O da. Bakalım tanıyacak mı. . O. becerikli. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. 42 Belkıs gelince. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş. Süleyman ona “Bu. Salih.25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. İfade. Ne emredeceğini düşün.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı.

Âyetin son cümlesi. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla. Selam onun seçtiği kullarına. O. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler.” Onlardan yana üzülme. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. mutlak güç sahibidir. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. onunla. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.” . Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız. ancak Allah bilir. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. Öyle ise Allah’a tevekkül et. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. âyet. içinde nehirler akıtan. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Yoksa.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. hakkıyla bilendir. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir.55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. O.0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan. Ancak karısı başka. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. Ancak onların çoğu şükretmezler.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. Şüphesiz o. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. başlangıçta yaratmayı yapan. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık. Onlar. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. 173. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik.

gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. Onlar o gün korkudan emindirler. bu beldenin (Mekke’nin).86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye. 89 Her kim iyi amel getirirse. Bunu.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Yine bana. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. (Onlara). müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.92 De ki: “Bana ancak. 90 Kimler de kötü amel getirirse.” . yüzüstü ateşe atılırlar. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır.) 91. 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin. ona ondan daha hayırlısı vardır. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. onları hareketsiz sanırsın. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. 88 Dağları görürsün.

Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Mûsâ da ona. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. 25. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. 5. 3. 4. “Bu şeytanın işidir. Allah da onu affetti. “Onu emzir. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. Korkarak. 17. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. 7. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. 15. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. diğeri düşmanı tarafından. Belki bize faydası dokunur. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. 13. Kasas. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. oğullarını boğazlıyor. çok bağışlayandır. süt analarının sütünü emmemesini sağladık. 14. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. Şüphesiz o. Böylece biz. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır. korkma. 18. Mûsâ’nın kız kardeşine. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Şüphe yok ki. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. “Size onun bakımını. Şüphesiz Firavun. 11. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. Kendi tarafından olan. Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. Onlardan bir kesimi eziyor. 16.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. Biz ise. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. düşmanına karşı ondan yardım istedi. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Annesi. “Onu takip et” dedi. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. 6. Mûsâ’nın çocukluğunu. 20. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. 8. neredeyse bunu açıklayacaktı. 19. 12. Tâ-Sîn-Mîm. Şüphesiz o bozgunculardandı. 9. 88 âyettir. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. ya da onu evlat ediniriz. Şehirden hemen çık. beni de öldürmek mi istiyorsun. Orada biri kendi tarafından. Kız kardeşi. Sûrede başlıca Hz. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.0 Mûsâ. peygamber oluşunu. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. Mûsâ’nın annesine. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. 0 0 . 10. Bir de ne görsün. Beni affet” dedi. Biz. Mûsâ. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam.20. 2. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Mûsâ. O da Mûsâ’yı. kavga eden iki adam gördü. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. daha önce onun. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. üzülme.28. âyet. Hâmân’a ve ordularına. çok merhamet edendir. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. 19. Sûre adını.

Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. (oraya gidiyorum). ateşe çağıran öncüler kıldık. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. 23.” Mûsâ. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. 27. Allah söylediklerimize vekildir. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. . Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Medyen suyuna varınca. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Sonra gölgeye çekilip. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. 34. 44. korkma.” (Mûsâ değneğini attı). âyet. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. 39. Bu dünyada onları lanete uğrattık. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. 31. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Onlar. 25.” “Değneğini (yere) at.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. ben bir ateş gördüm. 29. “Siz burada kalın. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. 30. 9-11.” “Elini koynuna sok.0 0 0 Hz. 33. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb. 36. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). 43. “Babacığım. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. (O olayı) görenlerden de değildin. 37. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. 24. “Ben. 28. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. 38. Onu da benimle birlikte. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. İşte bunlar. 16-19. 26.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. 32. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. evet. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Firavun. Şuayb. âyet. 35. “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). 41. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. 40. Kızlardan biri. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. Andolsun. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.21. onu ücretle tut. 42. Mûsâ. onların beni yalanlamalarından korkuyorum. Mûsâ onlara. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. Ben seni zora koşmak da istemiyorum.” Allah. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. Çünkü ben. ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. 22. Mûsâ.

62. işte onlar ona da inanırlar.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Biz cahilleri istemeyiz” derler. 71. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. 72. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Hüküm yalnızca O’nundur. 52. seni peygamber olarak göndermezdik. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Rabbin. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. Allah. biz. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. 69.45. 54. 48. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. 53. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). 61. O. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. 66. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. Onlar. Fakat Allah. Azabı görürler. 60. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. İşte onların. ülkelerin merkezî yerlerine. 67. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. Onlara katımızdan gerçek gelince. Allah’tır. Allah katından. 65. 56. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. De ki: “Ne dersiniz? Allah. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. 51. 70. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. Onların ise seçim hakkı yoktur. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Andolsun. 57. 63. 64. ben ona uyayım. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. 59. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar. 58. 68. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. 46. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. Zaten biz.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . “Hani benim. 50. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. 47. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. “Bizim işlerimiz bize. sizin işleriniz de size. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. 49. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Allah’ın onlara seslenerek. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Artık birbirlerine de soramazlar. Rabbin. Onlara. “Ona inandık. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Kim. 55.

rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. Kârûn. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. “Kesin delilinizi getirin” deriz. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. Allah’ın. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. sarayını da yerin dibine batırdık. Allah.”0 Sen. Hani. 86. “Hani benim. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Sonunda onu da. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler.73. 78. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. bilsin ki.” Kârûn. 77. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Peygamber’e. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. onlara seslenerek. 88. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. Dünya hayatını arzu edenler. Allah’ın kendinden önceki nesillerden. 82. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. gündüzü de. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. 75. 74. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. 81. “Dönülecek yer”. 87. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. O. 80.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. . 84. Buna göre Hz. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar. 79. Çünkü Allah bozguncuları sevmez. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. 76. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. “Vay! Demek ki Allah. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Şüphesiz Kârûn. 85. Biz ona. Dünyadan da nasibini unutma. Sonuç. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. sakın seni onlardan çevirmesinler. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. Kim de bir kötülük getirirse. Mûsâ’nın kavmindendi. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. 83. bizi de yerin dibine geçirirdi. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Onlara karşı azgınlık etti. İşte ahiret yurdu. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.

Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. İnkar edenler iman edenlere. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. 13. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. . biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. 8. 7. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. bu sizin için daha hayırlıdır. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. O’na karşı gelmekten sakının. bu takdirde onlara itaat etme. 19. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Biz insana. “Biz de sizinle beraberdik” derler. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. Sûre. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. adını 41. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. “Allah’a inandık” derler. 69 âyettir. 12. 6. 20. İman edip de salih amel işleyenler var ya.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler.29. 3. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. 5. Andolsun. Allah. Her kim cihad ederse. 21. Eğer bilirseniz. Yoksa kötülük yapanlar. sorguya çekileceklerdir. 11. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. Sûrede başlıca. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. peygamberlik. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. 17. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah.0 İnsanlar. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. 14. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. Elif Lâm Mîm. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Şâyet onlar seni. hakkıyla bilendir. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. ancak kendisi için cihad etmiş olur. Andolsun. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. İbrahim. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir.” Onlar. İnsanlardan öyleleri vardır ki. 18. Allah’ın birliği. 4. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. O hakkıyla işitendir. 2. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. Andolsun. dilediğine de merhamet eder. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır.” O dilediğine azap eder. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. 10. yalancıları da mutlaka bilir. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. 22. 15. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Nûh. örümcek demektir. ne de bir yardımcınız vardır. Andolsun. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. 16. Âyette. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 9. Siz. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır.

şüpheye düşerlerdi. 26. 50. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. Andolsun. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. 49. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. Şüphesiz o. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. Ancak karın başka. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. namazı da dosdoğru kıl. size indirilene de inandık.23. 33. Ancak karısı başka. Yardımcılarınız da olmayacaktır. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. 45. Şuayb. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. 46. İçlerinden zulmedenler hariç. “Korkma. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. 27.” Bunun üzerine Lût. 35. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya. Allah onlara zulmediyor değildi. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. 37. İbrahim. “Ben. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. mutlak güç sahibidir. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. “Ama orada Lût var” dedi. 48. 24. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. Barınağınız cehennem olacaktır. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. 28.” Şüphesiz biz. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. Elçiler ona. 43. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. İbrahim. 30. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. üzülme. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. 32. Çünkü namaz. 31. 44. O. Onlar. 34. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. Bu. Kârûn’u. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. 29. o. 42. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Kavmi.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. onu yalanladı. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Hayır. fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. onların. hüküm ve hikmet sahibidir. 36.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Andolsun biz. (İbrahim’in) kavminin cevabı. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. bu memleket halkı üzerine. 39. onlar yüzünden tasalandı. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. ahirette de salih kimselerdendir. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Allah da onu ateşten kurtardı. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. 47. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. 38. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. 25. 41. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. bize indirilene de. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir.” . onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. ona (İbrahim’e) iman etti. Onlardan suda boğduklarımız var. 40. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. Allah yaptıklarınızı biliyor. Lût. kiminiz kiminize lanet edecektir. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz.

sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. mutlaka. Sonra bize döndürüleceksiniz. hakkıyla bilendir. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. 52. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter.0 57 Her can ölümü tadacaktır. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. Ahiret yurduna gelince.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. eğer onlara. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. göklerde ve yerde olanları bilir. 54. O. 61 Andolsun. 51. “Allah” diyeceklerdir. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. “Allah” diyeceklerdir. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Allah onlara. Allah’a ortak koşuyorlar.” 53. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. . “Gökleri ve yeri kim yarattı. eğer onlara. bizim. Bu âyet. O halde ancak bana kulluk edin. Onları da sizi de Allah rızıklandırır.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. yahut kendisine geldiğinde. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. 0 0 Hz. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir. 63 Andolsun. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. O hakkıyla işitendir. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. 60 Nice canlılar vardır ki. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. işte gerçek hayat odur.

Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. Allah dilediğine yardım eder. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Hz. başlangıçta yaratmayı yapar. 23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. 20 Sizi topraktan yaratması. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. 17 Öyle ise akşama girdiğinizde. 60 âyettir.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. âyetteki “gündüzün sonu”nu. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. akşam ve yatsı vakitleriyle.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. 11 Allah. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler.3. Önce de. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 19 Allah. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. Sûre adını. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. sabaha kavuştuğunuzda. 9 (Yine) onlar.4. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. ölüyü de diriden çıkarır. Allah vaadinden dönmez. sonra onu tekrar eder. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. sonra da emir Allah’ındır.RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. diriyi ölüden çıkarır. ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. 14 Kıyametin kopacağı gün. Fakat insanların çoğu bilmezler. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 13 Onların. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. . 10 Sonra. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. işte onlar azabın içine atılacaklardır. ikindi vakti ile. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. Allah onlara asla zulmediyor değildi. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. “akşama girme”yi. Allah’ı tespih edin. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Tefsir bilginleri. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm.5 Rumlar. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. mutlak güç sahibidir. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. O. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. 18. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir.30. çok merhametlidir. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır.0 2. 8 Onlar. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. ve yolcuya hakkını ver. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman. . O. Bu emanete. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. sonra size rızık veren. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. onların ortak koştuklarından uzaktır. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir. 38 Öyle ise akrabaya. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. Buradaki ifade. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi. sizi yaratan. ama yakında bileceksiniz. yoksula. Bu. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz. Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. başlangıçta yaratmayı yapan. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. O’na karşı gelmekten sakının. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. 40 Allah. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir.0 İşte bu dosdoğru dindir. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. ya da kolaylık söz konusu değildir. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Dönmeleri için Allah. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları. Allah katında artmaz. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. Rablerine ortak koşuyorlar. bunu kimsenin değiştiremeyeceği. 27 O. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. Bunun sonucunda toprak. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. sonra onu tekrarlayacak olandır. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. Fıtrat. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. hüküm ve hikmet sahibidir. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. Buna göre. 37 Allah’ın. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. Fakat insanların çoğu bilmezler. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. Rablerine yönelerek ona dua ederler. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. mutlak güç sahibidir. 31. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o.0 0 0 0 0 Allah için zorluk. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz. yücedir. 29 Fakat. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. Yeryüzü.

Şüphe yok ki. Allah. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. Andolsun. Allah’ın yazısına göre. yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. inkâr edenler mutlaka. eğer sen onlara bir âyet getirsen. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. Allah’ın va’di gerçektir. O bunu. Şüphesiz. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. sizi güçsüz olarak yaratan. inkarı kendi aleyhinedir. hakkıyla kudret sahibidir. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. Allah. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren. Allah rüzgarları gönderendir. Allah onları dilediği gibi. Sabret. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. Andolsun. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Şüphesiz. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. Allah tarafından. Kimler de salih amel işlerse. Kim inkâr ederse. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. O hakkıyla bilendir. o ölüleri de elbette diriltecektir. Sen çağrını ancak. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. Andolsun. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. siz. emriyle gemilerin yol alması. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. Andolsun. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . Kıyametin kopacağı gün suçlular. bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. Bu hazırlığı Allah’ın. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. O dilediğini yaratır. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Rüzgarları. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. Fakat siz bilmiyordunuz. sen ölülere işittiremezsin.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. size rahmetinden tattırmak.

” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Sonra dönüşünüz ancak banadır. hiçbir bilgisi. Ona. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre.” “Eğer.31. Bana yönelenlerin yoluna uy.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor. Hz. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. namazı dosdoğru kılan. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi. Andolsun. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. müşriklerden Nadr b. adını 12. peygamberlik. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. hikmet dolu Kitab’ın.” “Yürüyüşünde tabii ol. övülmeye lâyıktır. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere. onlara itaat etme. Dönüş banadır.” İnsana da. İşte onlar. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Kim de nankörlük ederse. âyet. Allah onu çıkarır getirir. ve 13. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Nadr. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. Sûre. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. 6. 233. övüngeni sevmez. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. ve 7. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. elem dolu bir azabı müjdele.0 Bunlar. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. . “Hayır. anne babasına iyi davranmasını emrettik. O mutlak güç sahibidir. Sesini alçalt. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. tevhid. zalimler açık bir sapıklık içindedirler. âyetlerde anılan Hz. Onlar. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. Kötülükten alıkoy. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. Hâris hakkında inmiştir. İnsanlardan öylesi vardır ki. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Yeryüzüne de. hüküm ve hikmet sahibidir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Lokmân’dan almıştır. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur. Sûrede başlıca. zekâtı veren kimselerdir. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. İyiliği emret. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.3 4 5 6 7 8. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. onları hiç işitmemiş gibi. bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Kendilerine. Lokmân’ın oğluna öğütleri. 34 âyettir.” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. âyetler. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.0 Şüphesiz. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman.

büyüktür. De ki. yağmuru indirir. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Onları (denizde. eğer onlara. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Bu böyledir. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. “Hamd Allah’a mahsustur. son derece nankör olanlar inkar eder. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. hüküm ve hikmet sahibidir. rahimlerdekini bilir. Andolsun. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Görmedin mi ki. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. . Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. deniz de mürekkep olsa. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. onun inkarı seni üzmesin. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır. O. Şüphesiz Allah yücedir. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. hakkıyla görendir. mutlaka “Allah” derler. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar.” Fakat onların çoğu bilmezler. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı. övülmeye layık olandır. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. arkasından yedi deniz daha ona katılsa.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Onların dönüşleri ancak bizedir. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir.

2. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. salih amel işleyelim. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. Sûre adını. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. yarattığı her şeyi güzel yaptı. 12. görme ve idrak duygularını yarattı. . Elif Lâm Mîm. 23. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. mutlak güç sahibidir. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. 3. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir. onlar için. 17. 21. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. kudret ve hakimiyet tahtı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. 11. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. âlemlerin Rabbi tarafındandır. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. 16. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. yapmakta olduklarına karşılık olarak. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. O ki.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. ahiret gününden. 20. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. 10. 14. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. kitaplardan. Allah dileseydi. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. “Andolsun. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 15. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. Fasıklık edenlere gelince. hiçbir şefaatçi yoktur. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. Sizin için işitme. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. 5. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. çok merhametlidir. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. Arş. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden. Sonra bu işler. Biz de sizi unuttuk. Sonra onun neslini bir öz sudan. sınırsız kudret makamı demektir. 19. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Andolsun. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara. 13. 22. Kim. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İman edip salih amel işleyenlere gelince. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. 7. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. Sizin için ondan başka hiçbir dost. 18. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar.32. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. Allah. 6. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. onların barınağı ateştir. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. gökleri ve yeri. Hiç kimse. âyetten almıştır. 9. Onlar. değersiz bir sudan yarattı. 8.” Bizim âyetlerimize ancak. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. insanlar da melekler gibi olur. 30 âyettir. Andolsun. Fakat benim.

Onlara göz de açtırılmayacaktır. 26. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. 30. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. .” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. 27. 25. 28. 29. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. De ki. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. “Fetih (Kıyamet) günü.24.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

Zulmedenlere. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda. sonra da meleklere. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz.” İnkar edenler. Onların çoğu cinlere inanıyordu. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. O gerçeği apaçık ortaya koyan.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Onlar değil.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. Yine. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki.0 hakkıyla bilendir. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir. de ki: “Şüphesiz. “Size hidayet geldikten sonra. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. 0 . O yücedir. büyüklük taslayanlara. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir. ne de ileri geçebilirsiniz. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler.) Aksine O. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Bir de. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar.” Allah’ın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. sen bizim dostumuzsun. “Bu sadece. Zayıf ve güçsüz görülenler. Hayır. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peki. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. büyüklük taslayanlara. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Elçilerimi yalanladılar. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Ancak ahirete inananları. Ey Muhammed. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Fakat insanların çoğu bilmezler. onları hep birden toplayacağı.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız. “Biz. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. De ki: “Şüphesiz. “Bu (Kur’an). büyüktür. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. “Hayır. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah katında. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. uydurulmuş bir yalandır” dediler. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. mutlak güç sahibi. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi.

Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. Âyette.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Şüphesiz O hakkıyla işitendir.46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur.” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. Allah için ikişer ikişer. kuluna çok yakındır. Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. “ona inandık derler” ama onlar için. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce). O gaybleri hakkıyla bilendir. .” De ki: “Hak geldi.” Sen onları. O her şeye hakkıyla şahittir. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. eskiyi de geri getiremez. 0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır.

11. Hamd. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. İki deniz aynı olmaz. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. çağırdığı kimse yakını da 12. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. 5. gökleri ve yeri yaratan. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sûrede başlıca. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. mutlak güç sahibidir. 4. O. Güzel sözler ancak ona yükselir. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. 17. 18. Mülk yalnızca O’nundur. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bunları sana hiç kimse. rüzgarları gönderendir. 13. 6. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Eğer onları çağırsanız. Allah sizi önce topraktan. övülmeye hakkıyla layık olandır. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. O. İşte onların tuzağı boşa çıkar. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. acıdır. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. bundan sonra onu gönderecek yoktur. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Allah. Şu ise tuzludur. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. 2. 15. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. 7. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. üçer. onlar için çetin bir azap vardır. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. içimi kolaydır. melekleri ikişer. İşte bu Allah’tır. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. 16. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır.35. çağrınızı duymazlar. 3. ondan hiçbir şey yüklenilmez. öldükten sonra dirilme. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Rabbinizdir. . İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. gündüzü de gecenin içine sokar. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. 45 âyettir. yaratan. hüküm ve hikmet sahibidir. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. günahını yüklenmeye çağırırsa. (bir başkasını). Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. Şu tatlıdır. Onlar da bulutları hareket ettirir. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. 10. Sûre adını. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. susuzluğu giderir. dilediğini hidayete erdirir. Fâtır. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. 14. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. 8. Neyi de tutarsa. Günah yükü ağır olan kimse. Allah geceyi gündüzün içine sokar. 9. yoktan var eden demektir. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O yaratmada dilediğini artırır.

Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. simsiyah taşlar da var. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. 24. Dağlardan da beyaz. 37. 34. 25. 21. Şüphesiz O. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. 41. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. o kitaptan. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). Şüphesiz. halimdir (hemen cezalandırmaz. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Dönüş ancak Allah’adır. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. İnkarcıların inkarı. 43. 40. Sen ancak bir uyarıcısın. Şüphesiz Allah. olsa. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. 38. Öldürülmezler ki ölsünler.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Diriler ile ölüler de bir olmaz. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). bu ancak onların nefretlerini artırdı. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. 26. gökleri ve yeri. Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Adn cennetlerine girerler. şükrün karşılığını verendir. Sen ancak.” “O. 23. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Müşrikler. 35. Oysa kötü tuzak. Kör ile gören bir olmaz. 29. Hiçbir ümmet yoktur ki. 28. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. İnkarcıların inkarı. 36. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. Bize orada usanç da gelmez. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Onlardan ortada olanlar vardır. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. ancak sahibini kuşatır. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. 39. Onlar cehennemde. çok bağışlayandır. Şüphesiz O. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. şükrün karşılığını verendir. Şöyle derler: “Hamd. 20. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar.19. 42. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. . 30. Allah’a karşı ancak. ancak ziyanlarını arttırır. Allah dilediğine işittirir. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. 22. mühlet verir). 27. çok bağışlayandır. 32. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. Onlar. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. Allah’ın kitabını okuyanlar. Andolsun. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır. İşte bu büyük lütuftur. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Şüphesiz o. O. Oradaki elbiseleri de ipektir. çok bağışlayandır. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). 31. İnsanlardan. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. Onlardan kendine zulmedenler vardır. sizi yeryüzünde halifeler kılandır. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Öyle ise tadın azabı. 33. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. Onları hakkıyla görür.

44. . Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. hakkıyla kudret sahibidir. Nihayet süreleri gelince. Çünkü Allah. kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. kullarını hakkıyla görmektedir. (gerekeni yapar). Şüphesiz O. Eğer Allah insanları. onları belirli bir süreye kadar erteliyor. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. 45. Ne var ki. hakkıyla bilendir. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler.

İndirecek de değildik. . İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. vahiy. Gelin.6 Kur’an. ataları uyarılmamış. Onlar. 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. 9 Biz onların önlerine bir set. hesap ve ceza konu edilmektedir. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir.” 22 “Hem ben. onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. inanmazlar.36. Hz. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. 12 Şüphesiz biz. Hayır. öldükten sonra dirilme. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik.4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor. o memleket halkını örnek ver. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?).YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. 7 Andolsun. Hani oraya elçiler gelmişti. uyarmasan da onlar için birdir. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. beni dinleyin!” 26. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.3.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım.” 19 Elçiler de. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Bir anda sönüp gittiler. Artık onlar iman etmezler. 5. 29 Sadece korkunç bir ses oldu. 83 âyettir. 1 2.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Sûre. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. O da.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. “Keşke kavmim. ölüleri mutlaka diriltiriz. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. onunla alay ediyor olmasınlar. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. 10 Onları uyarsan da. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Artık görmezler. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. o halkalar çenelerine dayanmıştır. Antakya halkına gönderilen peygamberler. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik.

ilahlar onlara yardım edemezler. 51 Sûra üfürülür. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bu ona yaraşmaz da. 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. 57 Onlar için orada meyveler vardır. Bunları onların elleri yapmış değildir.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Bana kulluk edin. tehdit edildiğiniz cehennemdir. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. Hâlâ şükretmeyecekler mi? . dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. Onlar için diledikleri her şey vardır. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. 37 Gece de onlar için bir delildir. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.” 53 Sadece korkunç bir ses olur. İşte bu dosdoğru yoldur. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır).34. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. ne de kurtarılırlar. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. zevk sürerler. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. 49 Onlar ancak. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. 45 Onlara. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. Nihayet o. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.61 “Ey ademoğulları! Ben size. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde. 47 Onlara. 40 Ne güneş aya yetişebilir. inkar edenler iman edenlere. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. bir kısmını da yerler. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. şeytana kulluk etmeyin. 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. Peygamberler doğru söylemişler. 68 Kime uzun ömür verirsek. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. 54 O gün kimseye. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Bu mutlak güç sahibi. Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Onlardan bir kısmı binekleridir. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. ne geri dönebilirlerdi. ne de gece gündüzü geçebilir. “Allah’ın. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler.35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. hiç mi hiç zulmedilmez. Elleri bize konuşur. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden. Gündüzü ondan çıkarırız. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu.

O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. 0 Bu âyette.” O. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O da hemen oluverir. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki. O. hakkıyla bilendir. hakkıyla yaratandır. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır.77 78 79 80 81 82 83 İnsan. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir .

Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. saf saf duranlar demektir. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. Onlar için sürekli bir azap da vardır. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. birçok “Batı” oluşmaktadır. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. İlyas.” 16 “Gerçekten biz. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. Onlar ikram gören kimselerdir. göklerin. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. 37 Hayır.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti.9 Onlar. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi.3. Bize haktan yana görünürdünüz. yıldızlarla donattık. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. İsmail. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte. Âyet. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). “İşte bu.” 30 “Bizim. Sûre. 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. Bismillahirrahmânirrahîm 1. hakkı getirmiş.23. İbrahim. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.” 21 Onlara. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın.2.” 32 “Evet. 10 Ancak onlardan söz kapan olur. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. meyveler vardır.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır. 25 Onlara. sıra sıra dizilenler. 8. sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.4 Saf bağlayıp duranlara. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. 36 “Biz. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. 41. Hârun. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir. 35 Çünkü onlar. Sûrede başlıca. meleklerden. Biz onu mutlaka tadacağız.0 5 O.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle. 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. . Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. Mûsâ. 17 ve dipnotu. öyle değil. kendilerine.42 İşte onlar için belli bir rızık.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 182 âyettir.37.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. Sâffât. siz zaten mü’min kimseler değildiniz. 22. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. 26 Hayır. O. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. 12 Hayır. biz sizi saptırdık.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür. âyet. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. Nûh. Hatta siz azgın bir kavimdiniz. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka. İshak. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu.

yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. “Ateş ağacı yakar. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. İbrahim böyle yaparak. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. “Bakar mısınız. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. onlardan önce. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler. Andolsun. Kısaca onların gözünde ölüm. Çünkü o. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. Nûh bize dua edip seslenmişti.0 O.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler. Böylece zakkum ağacı.0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. elem. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu.” “Nasıl. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. Andolsun. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. bizim mü’min kullarımızdandı. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. O yüzden. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. . neredeyse beni de helak edecektin. ızdırap ve azabın sembolü idi. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. “öldükten sonra yok olup gideceğiz. Andolsun. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. Onda baş döndürme özelliği yoktur. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. Onlar. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. ölüp yok olacaklarını.” “Rabbimin nimeti olmasaydı.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. diyerek bunu inkar ettiler. “Gerçekten biz. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. Bak. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. Sanki onlar (beyazlıklarıyla). biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere. hali ne oldu?” der. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. Sonra biz. Hani o.” Müşrikler.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. onu içmekle sarhoş da olmazlar.43 44 45. Müşrikler. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. Böyle bir ağaç olamaz”. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. İbrahim. diğerlerini suda boğduk.

131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 103. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. “Babacığım. 134. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. 109 İbrahim’e selam olsun. 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. kendine apaçık zulmedenler de. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun. 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona. 130 İlyas’a selam olsun. 0 0 “Ba’l”. ne dersin?” dedi. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti. 114 Andolsun. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. “Onun için bir bina yapın. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. emrolunduğun şeyi yap. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.” 107 Biz. 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. O da. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi.0 142 Böylece. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.126 “Yaratıcıların en güzelini.” Kavmi. 118 Onları doğru yola ilettik. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm.” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. . İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Düşün bakalım. 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. 137. O bana yol gösterecektir.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. “Yavrum.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. elbette biz ihlâslı kullar olurduk. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. 180 Senin Rabbin. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. yakında onlar da görecekler. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. . yücedir.143.144 Eğer o.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. 161.168. 179 (Bekle ve) gör. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. 181 Peygamberlere selam olsun.” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz. yücedir. Onlar da yakında görecekler. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. kudret ve şeref sahibi olan Rab. 148 Nihayet onlar iman ettiler. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 171 Andolsun. 182 Hamd. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı.” 167.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. Onlar elbette yalan söylüyorlar. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar.162. 147 Biz onu yüz bin.

İşte bu istenen şeydir.38. Aramızda adaletle hükmet. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. henüz azabımı tatmadılar. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir.7. O. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. Allah’ın birliği. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar.8 İçlerinden ileri gelenler. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. Derken Rabbinden bağışlama diledi. Allah sözüdür). Nefis arzusuna uyma. Hayır. 12.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Sûrede başlıca. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. Eyyüp. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. 25 Biz de bunu ona bağışladık. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. kazıklar sahibi0 Firavun. Kafirler.0 O şanlı. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. İshak. İbrahim. .” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. 88 âyettir. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. iki davacı grubuz. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10.13 Onlardan önce de Nûh kavmi.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun. Onlar da feryat ettiler. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Semûd kavmi. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. Onlar da pek azdır.âyetinin dipnotuna bakınız. Bu ancak bir uydurmadır. “Korkma! Biz. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Hayır. Benim ise bir tek koyunum var. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. İsmail. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd. Davûd. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları. 18. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. Sûre. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Âd kavmi. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Onlar. “Gidin. ama artık kurtuluş zamanı değildi. Süleyman. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. ilahlarınıza tapmaya devam edin. Onun doksan dokuz koyunu var. İşte onlar da (böyle) gruplardı.” 27 Biz göğü. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir.

yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. büyük bir haberdir. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). Süleyman. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Biz de ona. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk. onun emrine verdik. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. Onlar oraya girerler.29 30 31 32. . Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. bizim katımızda hayırlı. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. “Bu Kur’an.50 51 52 53 54 55. “Onları bana geri getirin” dedi. İşte bunlar.” De ki. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. Şüphesiz onlar. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. biz Süleyman’ı imtihan ettik. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Ona asla tükenme yoktur.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an. “İşte bu bizim ihsanımızdır.” 0 Bu âyetin bu kısmı. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. Şüphesiz biz onları. Andolsun. Onların her biri iyi kimselerdi. Mutlak güç sahibidir. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. hesap günü için size vaad edilenlerdir. mecazi olarak. Bana. Orası ne kötü durak yeridir!” der. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. O ne güzel bir kuldu! O. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Hani o. İshak’ı ve Yakub’u da an. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. yeminini bozma. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. “Gerçekten ben malı. çok bağışlayandır.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. göklerin. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Süleyman. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.” “O. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. cehennem vardır. size rahat ve huzur olmasın. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Bu bir öğüttür. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi.33 34 35 36 37. Rabbine. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0. “Ey Rabbim! Beni bağışla.” O grup da.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. “Hayır.

“Senin şerefine andolsun ki. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu. çünkü sen kovuldun. içlerinden ihlâslı kulların hariç. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir.69 “Aralarında tartıştıkları sırada.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin. “Ben ondan daha hayırlıyım. 75 Allah. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür.” 82. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.” . 74 Ancak İblis eğilmedi.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. 76 İblis. Beni ateşten yarattın.83 İblis. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın.” 71 Hani.” 79 İblis. onu ise çamurdan yarattın” dedi.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir.” 70 “Bana ancak. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun.

(Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. halis din yalnız Allah’ındır. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. Sonra ondan0 eşini var etti. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. . hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sûrede başlıca. Zümer. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. O bundan uzaktır. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. yarattıklarından dilediğini seçerdi. o mutlak güç sahibidir. âyetinin dipnotuna bakınız. yücedir.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.” De ki: “Şüphesiz bana. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi. gruplar demektir. “Biz onlara sadece. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Tağut’tan0. 75 âyettir. O. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. O da size yaptıklarınızı haber verir. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.39. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. secde halinde ve ayakta. Allah’ın yeryüzü geniştir. İşte Rabbiniz olan Allah budur. müslümanların ilki olmam da emredildi.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. çok bağışlayandır. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar.” “Bana. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. zümreler. adını 71 ve 73. mü’minlerin cennete.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar.) yoksa gece vakitlerinde. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. sizi bir tek nefisten yarattı. Sûre. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. İyi bilin ki. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. kullar. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. âyetlerine bakınız. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144. İşte Allah kullarını bununla korkutur. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. İyi bilin ki. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının.

Ben de yapacağım. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. onların çoğu bilmiyorlar. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. “Kazandıklarınızı tadın” denir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. kainatın düzeni bozulurdu. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. göğsünü İslâm’a açtığı. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir.40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat.. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. eğer onlara. 35 (Allah. derler. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. “Allah”. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. Allah vadinden dönmez. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. korunma aracı olarak kullanacak olması. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı). Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. 21 Görmedin mi. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. Hayır. öğütleri. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. 23 Allah sözün en güzelini. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. 0 0 Âyette. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. . birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. iyilik yapanların mükafatıdır. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. 29 Allah. Kim de saparsa. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Âyette. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Kim doğru yola girerse. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. hak olarak indirdik. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0.” 39. 28 Biz onu. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur. Allah mutlak güç sahibi. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. kendisi için girmiş olur. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. İşte bu. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Sen onlara vekil değilsin. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. ancak kendi aleyhine sapar. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür.” (Enbiya sûresi. 22 Allah’ın. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. âyetleri. ölmeyenlerinkini de uykularında alır. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya.. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı. her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette.

Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah. yücedir. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. Fakat onların çoğu bilmezler. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Çünkü O. Hayır. Sonra size yardım edilmez. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır.” . kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün. çok merhamet edendir. 52 Bilmediler mi ki. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. O.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. yüzleri kapkara kesilmiştir. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. Artık. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. “Evet geldi” derler. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. gaybı da. Onlardan zulmedenler var ya. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. Onlar üzülmezler de. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun.” 66 Hayır. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. onların ortak koştuklarından uzaktır. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. çok bağışlayandır. Onlara kötülük dokunmaz. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. “Allah’ın yanında. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. “Bu. “Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. 58 Yahut azabı gördüğünde. Sonra ona bir daha üflenir.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. 55. O her şeye vekildir. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. o bir imtihandır. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. kişi. 57 Yahut.

Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de.74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd. bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir. .

Zalimlerin ne sıcak bir dostu. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Arş’ın sahibidir. ölüm diye nitelenmektedir.” O. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. O’ndan başka ilah yoktur. düşünüp ibret alır.” “Ey Rabbimiz! Onları da. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. Sûre. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır.3 4 5 6 7 Hâ Mîm. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. azabı ağır olan. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. hüküm ve hikmet sahibisin. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. mutlak güç sahibi. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Benim cezalandırmam nasılmış. kâfirlerin hoşuna gitmese de. Ayrıca sûre. İnkar edenler var ya. İşte bu büyük başarıdır. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. bu görüş sağlıklı değildir. “Ğâfir”. günahı bağışlayan. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. adını 28.” Duhân sûresinin 56. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Sûrede başlıca. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. dereceleri hakkıyla yükseltendir. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. O gün onlar ortaya çıkarlar. (gördüler)! Böylece Rabbinin. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım.. Ancak O’na yönelen. Âyette geçen iki ölümden ilkinin. tövbeyi kabul eden. âyeti bunu açıkça göstermektedir. O. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere.0 Bu kitabın indirilmesi. onların babalarından. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. bağışlayan demektir. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. 58. sizin için gökten bir rızık indirendir.40. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar..MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. size âyetlerini gösteren. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Kafirler cehennemde. Bu tür bir ölüm. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. kendi indirir. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Onlara. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. 85 âyettir. sadece kafirler için söz konusudur. 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” “Onları kötülüklerden koru. iki defa da dirilttin. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz. İki ölümden birincisi.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. Firavun ailesinin. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. O halde. Dönüş ancak O’nadır. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. Bugün asla zulüm yoktur. âyet 56’ya aykırıdır. Oysa bu. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. . Âyette sözü edilen mü’min. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. lütuf sahibi Allah tarafındandır. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. Âyette geçen ikinci ölümün. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Allah. hakkıyla bilen. Mü’min inanan kimse demektir. “Nasıl. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. inkâr edenler hakkındaki. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. ona rahmet etmiş olursun.

Eğer doğru söylüyorsa.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. 0 .20 21 22 23. Allah kullarına asla zulmetmek istemez. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. Daha sonra o ölünce de. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken.” Hâmân Firavun’un başveziridir. sizi doğru yola ileteyim. zayıf olanlar. Ama başımıza geldiğinde bizi.31 32. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. hakkıyla görendir. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.” Mûsâ da. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Allah. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. ancak onun kadar ceza görür. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. belki yollara. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. Kıyametin kopacağı günde de. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Kadın veya erkek. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. Firavun’un tuzağı. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. Onlar ise. onun yalancı olduğuna inanıyorum. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik.24 25 26 27 28 29 30. “Biz size uymuş kimselerdik. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. cezası da çok şiddetlidir. Şüphesiz Allah. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Şüphesiz O güçlüdür. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” “Kim bir kötülük yaparsa. o bağrışıp çağrışma gününden. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.33 34 35 36.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. büyüklük taslayanlara. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o. dininizi değiştireceğinden. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Âd kavmi.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz. Nûh kavmi. benim de Rabbim. Firavun ailesini. tamamen sonuçsuz kaldı. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. azâbın en kötüsü kuşattı. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Firavun ailesinden. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. aşırı giden. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. (Öyle bir) ateş ki. Eğer yalancı ise. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince.” Andolsun. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. kadınlarını sağ bırakın” dediler. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız.” Allah onu. yalanı kendi aleyhinedir. Böyle iken Allah. kim.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. günahları sebebiyle onları yakaladı.

sonra az bir sudan (meniden). Lânet de onlaradır. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. fakat insanların çoğu şükretmezler.49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. 64 Allah. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.” 67 O. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. Onlar bilecekler. 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. anlatmadıklarımız da var. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. hakkıyla görendir. Mü’minûn sûresi. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. 14. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. sonra da ateşte yakılacaklardır. işte böyle döndürülürler. (Bekçiler). peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. göğü de binâ yapan. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. 53. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. bunda hiç şüphe yoktur. 58 Kör ile gören. Fakat insanların çoğu bilmezler. “Evet. demek ki.74 Sonra onlara. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. 78 Andolsun. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler. Allah bunları. yaşatan ve öldürendir. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. bir kısmına binesiniz. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. . tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Şüphesiz Allah. 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. 0 “Alaka”. 76 Onlara. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. Hamd. Günahının bağışlanmasını iste. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. âyet. 56 Allah’ın âyetleri hakkında. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. Onlar. 71. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir. Alak sûresi. mazeretleri fayda vermez. 5. 55 Ey Muhammed! Sabret. senden önce de peygamberler gönderdik. Hayır. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. Onlar da. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. âyet. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. âyet. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. 73. 2. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. Sen Allah’a sığın. sonra “alaka”dan0 yaratan. sizi (önce) topraktan.” 61 Allah. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. Siz pek az düşünüyorsunuz. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. getirmişti” derler. 51 Şüphesiz ki. âlemlerin Rabbine mahsustur.72 O zaman onlar. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. o da oluverir. 52 O gün zalimlere. 79 Allah. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. kötü yurt da onlaradır. 68 O. Onlardan sana anlattıklarımız da var. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır.54 Andolsun. duânıza cevap vereyim. 75 Bu. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. İsrailoğulları’na da.

Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır.80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. . Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. Fakat. kendilerine fayda vermedi. Azabımızı gördükleri zaman. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. “Yalnız Allah’a inandık. Bu. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. Allah size âyetlerini gösteriyor. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince.

gözlerinizin ve derilerinizin. birer mecazî ifade olup. 17. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. 14. Böylece onları. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. 10. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. İşte bu. 20. . şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. “İsteyerek geldik” dediler. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. Artık onlar işitmezler. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. 2. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. Sûre. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. 5. kendileri aleyhine şahitlik ederler. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. Onlar ahireti de inkar ederler. 3. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. 19. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. 11. onlar da. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. “genişçe açıklandı” demektir. 21. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış.0 Bu Kur’an. Onlar. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. 16. 9. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir.” O. Derileri. 8. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. Sûre. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin.41. “Fussilet”. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Onlara yardım da edilmez. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. 54 âyettir. âlemlerin Rabbidir. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması.”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. 15. İkisi de. batılda ısrar edenlerin uyarılması. Sûrede başlıca hakka davet. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. Hâ Mîm. O halde sen (istediğini) yap. Kulaklarımızda bir ağırlık. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. 4. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. ona ve yeryüzüne. dört gün içinde (dört evrede). Bu. 7. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Onlar derilerine. 13. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. 12. Allah’ın düşmanlarının. gözleri ve derileri. kulakları. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı.” 6. 22. 18. Lakin. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım. yapmış oldukları işler hakkında. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.

41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Çünkü O. hem de elem dolu bir azap sahibidir. 43 Sana ancak. Şüphesiz o. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. gündüz. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. 37 Gece. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de.23. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. Allah düşmanlarının cezası ateştir. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. . 0 Âyetten. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. Bir de bakarsın ki. istediğiniz her şey orada sizin için var.” 27. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.” 30. 28. İşte böyle. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. Şüphesiz ki. Güneşe ve aya secde etmeyin.“Onlara. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur.” 24. 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. O hüküm ve hikmet sahibi. 25. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. onu dirilten. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını. seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar. âyet. hakkıyla bilendir. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. 26. 29. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı.” 33 Allah’a çağıran. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. üzülmeyin. Âyet. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. “İşte bu sizin. onları yaratan Allah’a secde edin. aralarında derhal hüküm verilirdi. müşrikler güneşe. De ki: “O. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. onda ayrılığa düşmüşlerdi. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. her şeye gücü hakkıyla yetendir. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. Şüphesiz o. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır. hemen Allah’a sığın. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. hakkıyla işitendir. elbette ölüleri de diriltir. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler). salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. onlar için de gerçekleşti. orada canlarınızın çektiği her şey var. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz. sonra dosdoğru olanlar var ya. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir.

” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Andolsun. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İnsan. her şeyi kuşatandır. O. hayır (mal. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. mülk. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. yıkılır. Allah onlara. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. Rabbinin. Andolsun. içimizden onları gören hiçbir kimse yok. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. Rabbime döndürülürsem. . genişlik) istemekten usanmaz. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. İyi bilin ki. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur.

16. Allah. bir grup ise cehennemdedir. Onlara bir gazap vardır. 2. O. İyi bilin ki Allah. Size kendinizden0 eşler. Şüphesiz O. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. Allah kullarına çok lütufkârdır. Onlar için çetin bir azap vardır. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. hakkıyla görendir. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Dönüş de ancak O’nadır. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. İşte bu. yücedir. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. 4. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. sizin işledikleriniz sizedir. dilediğini rızıklandırır. çok bağışlayandır. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.. gökleri ve yeri yaratandır. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. O. Bir grup cennette. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. 5. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. 9. Hâ Mîm. 14. İnananlar ise. ölüleri diriltir.42. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. 7. 11. Allah bizim de Rabbimiz. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. sana vahyettiğini. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Mizan ölçü demektir. Şûrâ danışma demektir. 6. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. aralarında hemen hüküm verilirdi. dilediğini rahmetine sokar. her şeyi hakkıyla bilendir. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. adını 38.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O. 18. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İbrâhim’e. çok merhamet edendir. Sen onlara vekil değilsin. 10. 8. Bizim işlediklerimiz bize.” şeklinde de tercüme edilebilir. Âyetin bu kısmı. Fakat O. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. Allah onları daima gözetlemektedir. 15. kendilerine bilgi geldikten sonra. mutlak güç sahibidir. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. 3. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). onun çabuk kopmasını isterler. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. kuvvetlidir. O. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. Melekler ise. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. Bu sûretle sizi üretiyor. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. 12. İyi bilin ki. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O. O. 19. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. 53 âyettir.. Onlar. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. sizin de Rabbinizdir. Rabbim Allah’tır. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. büyüktür. Kıyamete inanmayanlar. Allah ona dilediğini seçer. . 13. 17. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. “kendi türünüzden. Sûre. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. hakkıyla işitendir.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı.

O. Allah bâtılı yok eder. O.37. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. şükrün karşılığını verendir. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. Kim âhiret kazancını isterse. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). 24. 34. 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş. 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. O. dilediği zaman. işleri. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. O. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. O. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. Bu mükafat. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. O. O’nun varlığının delillerindendir. Rabbinizin çağrısına uyun. 33. 36. Allah böyle yapar ki. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. 21. 25. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. İnananlar da. onun kazancını artırırız. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. lütfundan onlara fazlasını da verir.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. 41 Zulme uğradıktan sonra. 31. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. bir saldırıya uğradıkları zaman. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. onun iyiliğini artırırız. Gökleri. rızkı dilediği ölçüde indirir. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. çok bağışlayandır. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. dilediğine erkek çocukları verir. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. 40 Bir kötülüğün karşılığı. Şüphesiz O. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. rahmetini her tarafa yayandır. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. İşte bu Allah’ın. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı). Yoksa. İyi bilin ki zâlimler. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. . kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. 35.38. O’nun varlığının delillerindendir. Dilediğine kız çocukları. birçoğunu da affeder. Fakat O. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. bu dünya hayatının geçimliğidir. 22. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. Elbette bunda çok sabreden. O. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. biz seni onlara bekçi göndermedik. Şüphesiz. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. Şüphesiz O. Kim de dünya kazancını isterse. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir.20. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. ona da istediğinden veririz. Sana düşen. 29. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. dost olandır. övülmeye lâyık olandır. sadece tebliğdir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. 44 Allah kimi saptırırsa. Şüphesiz Allah. kullarından tövbeyi kabul eden. İşte bu büyük lütuftur. yine de çoğunu affeder. 30. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. 28. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. aralarında yardımlaşanlar içindir. sürekli bir azâp içindedirler.” Kim güzel bir iş yaparsa. zâlimleri sevmez. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. derhal aralarında hüküm verilirdi. çok şükreden herkes için ibretler vardır. 27. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. 32. 23. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Allah. 26. dilediğini yaratır. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. 47 Allah’tan. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. Şüphesiz O.

göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. bütün işler sonunda Allah’a döner. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir. iman nedir bilmezdin. her şeyi hakkıyla bilendir.50 Yahut o çocukları erkekler. hüküm ve hikmet sahibidir. Sen kitap nedir. 52.53 İşte sana da. kullarımızdan dilediğimizi. İyi bilin ki. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. . Şüphesiz O. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. dilediği kimseyi de kısır yapar. Fakat biz onu. emrimizle. dişiler olmak üzere çift verir. Yahut bir elçi gönderip. hakkıyla gücü yetendir. yahut perde arkasından konuşur.

Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Allah. Sûre. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. Şüphesiz o. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. 10 O. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta.” 27 “Ben ancak O. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. böyle diriltileceksiniz. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Onlar sadece yalan söylüyorlar. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. oranın şımarık zenginleri. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. Yalanlayanların sonu. Sûrede başlıca tevhit. hikmetlerle doludur. 23 İşte böyle. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki. 25 . onlara. 1 2. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. İşte siz de.” 28 İbrahim bunu.) “Ben size. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. Biz. onu Arapça bir Kur’an yaptık. 89 âyettir. Zühruf yaldız. belki dönerler diye. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. mücevher. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. beni yaratana taparım. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. . Onlar. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler. mutlaka. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de. 12. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. 16 Yoksa. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. “Bu bir büyüdür. 24 (Gönderilen uyarıcı.13.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. üzerlerine kurulasınız. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır.43.14 O bütün çiftleri yaratan. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. Biz de onlardan intikam aldık. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. sonra da. iyice anlayasınız diye biz. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. “Onları mutlak güç sahibi. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. kurulduğunuzda. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar. çok yücedir.ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. adını 35. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.

Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Muğîre’ye. Artık o. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. şu zavallı. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık. sonradan gelecek inkârcılara. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. Onlara. yahut Tâif’li Urve b. Çünkü zulmettiniz. arkadaşına. peygamberliği. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. Onlar da kendisine itaat ettiler. bizim için Rabbine dua et. onlardan intikam alırız. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. Sonunda bize geldiğinde. Eğer dileseydik. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. İsa. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Kim. Sağırlara sen mi duyuracaksın. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. ondan hesaba çekileceksiniz. onları azaba uğrattık. Bütün bunlar. hepsini suda boğduk. yoksa İsa mı?” dediler. Müşrikler. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Birbirlerine iş gördürmeleri için. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. Rabbinin katında ahiret ise. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Yahut da. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. bana uyun. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. bu doğru bir yoldur. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. sadece. onun ayrılmaz dostudur. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Bütün bunlar. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. Peygamber’e yakıştıramıyor. Onları. bir de bakmışsın. Rabbinin katında ahiret ise. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. Rabbinin rahmeti. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. Doğru yola dönsünler diye. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. derece derece üstün kıldık. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. bizim onlara gücümüz yeter. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Şüphesiz bu Kur’an. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. Kur’an’ın. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. .0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık.

yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.” 64 Şüphesiz Allah. sizin de Rabbinizdir. 72 İşte. 73 Orada sizin için bol bol meyve var. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in). onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. 87 Andolsun. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. Onlar azap içinde ümitsizdirler. kendileri zâlim idiler. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil.” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. 78 Andolsun. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. hakkıyla bilendir. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. 85 Göklerin. “Allah” derler. benim de Rabbim. onların nitelendirmelerinden uzaktır. Arş’ın da Rabbi olan Allah. 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. Öyle ise. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. dostlar birbirine düşman olurlar. işte bu doğru bir yoldur. . Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. 76 Biz onlara zulmetmedik. halbuki bunun farkında değillerdir. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. siz üzülmeyeceksiniz de. O hüküm ve hikmet sahibidir. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak. Yakında bilecekler. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. 68. yerde de ilah olandır. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. gökte de ilâh olandır. Fakat onlar. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir. Öyleyse O’na kulluk edin. 84 O. 83 Bırak onları.63 İsa. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. size hakkı getirdik.” O da. onlardan yersiniz.

17 Andolsun. Sûrede başlıca. 38 Biz. Bu. duman demektir. çünkü takip edileceksiniz. O hakkıyla işitendir. onları. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. Bu âyette Hz. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. çünkü biz artık inanıyoruz” derler. yeri ve bunlar arasında bulunanları. 32 Andolsun. göklerin. Firavun’dan kurtardık. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır.35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. 34. 9 Fakat onlar. . Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. bu bir deli!” dediler. Duhan.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. Yemen hükümdarlarına verilen addır. 25 Onlar geride nice bahçeler. Peygamberi yalanlaması.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.44. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı. 59 âyettir. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. âyet. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. hakkıyla bilendir. benim de Rabbim. 33 Onlara. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın. beni taşlamanızdan. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. Şuarâ sûresi.6. siz de yine eski halinize döneceksiniz.” 20 “Şüphesiz ki ben. Sûre. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. “Tübba”. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. onlara mühlet de verilmedi.5. 1 2. Mûsâ’ya. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. 16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. eğlenmek için yaratmadık. âyetinde açıkça belirtilmiştir. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. 26 Nice ekinler. 11 (O duman) insanları bürür. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. Kureyş’in Hz. haddi aşanlardan bir zorba idi. önceki atalarınızın da Rabbidir. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. Kur’an’ın indirilişi. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. âyet.” 24 “Denizi açık halde bırak.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın. 12 İnsanlar. öldürür. Çünkü o. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim. nice pınarlar bıraktılar. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. sizin de Rabbiniz. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. 30.” 37 Bunlar mı daha hayırlı. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. O. 4. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. elem dolu bir azaptır. Biz diriltilecek değiliz.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. gökleri. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. Yaşatır. müşriklerin ona karşı tutumu.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.31 Andolsun. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. Rabbinden. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık.

Şüphesiz O mutlak güç sahibidir. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. . Allah onları cehennem azabından korumuştur. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. zakkum ağacı. Kendilerine yardım da edilmez. 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. Ama onların çoğu bilmiyorlar. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu. hüküm günü. cehennemin ortasına sürükleyin. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Şüphesiz. 43. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. günahkarların yemeğidir. maden eriyiği gibidir.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün. 54 İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. çok merhamet edendir.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. düşünüp öğüt alsınlar. onlar da beklemektedirler. 45. Yalnız. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.44 Şüphesiz.46 O.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

9. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. 14. Câsiye. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 17. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. 5. Şüphesiz. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. 6. 22. 15. 10. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. 16. hak ve hikmete uygun olarak. gökleri ve yeri. mutlak güç sahibi. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Hâ Mîm. Kur’an’ın indirilmesi. 3. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.45. 19. 7. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. 12. Bismillahirrahmânirrahîm 1. kendilerini. diz üstü çöken demektir. 0 . 18. emriyle akıp gitmesi. 21. İsrailoğullarına kitap. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. Sûre. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. Bu Kur’an. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. 11.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 37 âyettir. Andolsun biz. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. hükümranlık ve peygamberlik verdik. İşte bunlar. Allah. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. Onlara zulm edilmez. Sen ona uy. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. Nefsinin arzusunu ilah edinen. 8. Çünkü onlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Allah’ın âyetleridir. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. Yoksa kötülük işleyenler. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. içinde gemilerin. Şüphesiz Rabbin. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Sûrede başlıca. adını 28. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. İnananlara söyle. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. 4. Allah’ın. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. aralarında hüküm verecektir. göklerde ve yerde. 13.0 Kitab’ın indirilişi. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. 2. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. 20. 23.

(Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. 35.24. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. 34. 25. 37. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. 29. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. 28. 31. 30. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. ama insanların çoğu bilmezler. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. kendilerini kuşatıvermiştir. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Bizi ancak zaman yok eder. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. hüküm ve hikmet sahibidir.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. 33.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. 26. bu gün biz de sizi unutuyoruz.” “Bunun sebebi. 36. Ölürüz ve yaşarız. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. size karşı gerçeği söylüyor. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. Rableri onları rahmetine sokacaktır. Allah’ın va’di gerçektir. Hamd. sadece zannediyoruz. De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Barınağınız ateştir. . Sonra sizi öldürecek. 27. İşte bu apaçık başarıdır. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. Kıyamet kopacağı gün.” İşte kitabımız. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. mutlak güç sahibidir. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise. O. 32. Yardımcılarınız da yoktur.

Biz. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. Şüphesiz ben sana döndüm. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. 15. Onlar cennetliklerdir. 16.Peygamber’in. sizin. Anne ve babasına. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. 14. . daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. 10. o da. Âyetin bu kısmı. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. İnkar edenler ise. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. 3. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. adını 21. Sûre. apaçık bir büyüdür” dediler. 12. âyet. onlar üzülmeyecekler de. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. Yoksa. 6. Bu. düşünmeden “Bu. Hicr sûresi âyet 10.” İşte. O. Bu ise.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. âyet. Nahl sûresi.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. Neslimi de salih kimseler yap. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. “Yazıklar olsun sana! İman et. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. orada sürekli kalacaklardır. 43. Âl-i İmrân sûresi.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. 35 âyettir. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım. 9. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. 7. çok bağışlayandır. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. 11. bunların tapınmalarından habersizdirler. 2. 8. Nihayet olgunluk çağına gelip. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman.” İnkâr edenler. Allah’ı bırakıp da. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. 47. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Onunla doğru yolu bulamadıkları için. inananlar için. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde. mutlak güç sahibi. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. 18. “Bu. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. çok merhamet edendir. onlar onu kabulde. Ahkâf. âyet. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. 4.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Hâ Mîm. bizi geçemezlerdi” dediler. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.0 Kitab’ın indirilişi. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. 17. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. Mü’min sûresi. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. 78. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. âyet. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Hz. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. 13. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. gökleri. 144. Yapmakta olduklarına karşılık. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.46. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. İşte onlar. 5.

Onlar ise. Andolsun. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. 28.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. “Ancak Allah’a ibadet edin. . “Bu gerçek değil miymiş?” denir. 35. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. 21. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. Kendilerine kulaklar. Ben size. 30. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. 33. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. 26. gözler ve kalpler vermiştik. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. Allah. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. kendinden önceki kitapları doğrulayan.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. ona iman edin ki. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Hani Ahkâf’taki kavmini. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Mûsâ’dan sonra indirilen. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. 24. Onlar için acele etme. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. 23. onun huzuruna gelince0 birbirlerine. “Evet. “Susun!” dediler. Andolsun. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. 29. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. 32. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. 27. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. Onlar. “Hayır. Fakat kulakları. Bu bir duyurudur. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. İşte biz. 22. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. Hûd. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. “O. Hûd. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. 34. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir.19.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlar. 20. onların zevkini sürdünüz. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. 31. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. 25. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. her şeye hakkıyla gücü yetendir.

savaş. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. Allah yolunda öldürülenlere gelince. Allah onların hidayetini artırır. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. Allah’ın inananların yardımcısı olması. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). biz onları helak ettik. yeryüzünde savaşın sona ermesi.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. onların işlerini boşa çıkarmıştır. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. İşte bunlar. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. tadı değişmeyen süt ırmakları. Bu. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. 14. esirler. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. 8. Bismillahirrahmânirrahîm 1.MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Hem kendinin. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. Bu. Hidayete erenlere gelince. yıkım onlara! Allah. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). ikinci âyette geçen adından almıştır. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). adını Peygamber Efendimizin. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. inkâr edenlerin ise. 17. 4. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. 11. 10. 5. 16. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. Rablerinden de bağışlama vardır. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor.47. 3. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. . inanıp salih ameller işleyenleri. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. Onları. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. İşte Allah.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Sûre. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. İnkâr edenlere gelince. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. diye de anılmaktadır. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. Allah’ın. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. 18. 6. 38 âyettir. Onların kalacakları yer ateştir. dinini uygularsanız). içinde kalacağınız yeri de bilir. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. 19. 15. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. 12. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri. ortadan kalkması da olabilir. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. 2. “Az önce ne söyledi?” derler. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. 13. Bu cennetliklerin durumu. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. onları yerle bir etmiştir. 7. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. 9. Bu. Şüphesiz Allah. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya.

21. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Allah yolundan alıkoyan. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. 24. 36. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. 38. sen onları yüzlerinden tanırdın. gözlerini kör ettiği kimselerdir. 32. İşte sizler. öyle mi? İşte bunlar. Allah. 37. konuşma tarzlarından da tanırsın. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Amellerinizi boşa çıkarmayın. başa geçtiğinizde. 33. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız. Andolsun. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. Allah’ın lânetleyip. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. kulaklarını sağır. 27.” şeklinde de tercüme edilebilir. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. 30. Bu. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. İnkâr eden. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. 31. elbette kendileri için daha iyi olurdu. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu. onları sana gösterirdik de. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. onların amellerini boşa çıkaracaktır.. 22. kalplerinde hastalık olanların. içinizden. 28. Melekler. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Peygamber’e itaat edin. O da onlara pek yakındır. Demek. 34. Allah yaptıklarınızı bilir. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. cimrilik ederdiniz.20. Andolsun. siz ise fakirsiniz. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. İnkâr edenler. Sakın za’f göstermeyin. 26. İnananlar. 25. sen onları. 23. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. Allah sizinle beraberdir. 0 Âyetin baş tarafı. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. “Demek. Yoksa. münafıkların.. . O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. 29. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri. 35.

âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. ona yardım edesiniz. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. hüküm ve hikmet sahibidir. 18. hicretin altıncı yılında Hz. Bu. Allah mutlak güç sahibidir. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse.” Onlar. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. el tutuşup söz vermek demektir. Kim de yüz çevirirse. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. onu elem dolu bir azaba uğratır. Allah hakkıyla bilendir. şanlı bir zaferle yardım etsin. hüküm ve hikmet sahibidir. dilediğine ceza verir. Allah onu. Hudeybiye’de müslümanların.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Allah önceden böyle buyurmuştur. dilediğini bağışlar. Gönüllerinde olanı bilmiş. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. O. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. içlerinden ırmaklar akan. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah mutlak güç sahibidir. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. “Bîat”. 29 âyettir.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse.19 Şüphesiz Allah. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. siz ganimetleri almaya giderken. ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. 15 Savaştan geri bırakılanlar. İşte bu. Allah’ın. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. Allah katında büyük bir başarıdır. 6 Bir de. Âyette. 9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. Allah çok bağışlayandır.” 17 Köre güçlük yoktur. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. 1 2. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. hüküm ve hikmet sahibidir. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. onlara huzur. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. çok merhamet edendir. Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. cihad. onlar pek az anlarlar. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. Allah büyük bir mükâfat verecektir. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik. 18 ve 27. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. şüphesiz biz. 4 O. inanan erkek ve kadınları. Sûre. topala güçlük yoktur. sana olan nimetini tamamlasın. Hayır. . inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir.0 Ta ki Allah. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. onların kötülüklerini örtmesi içindir. Âyette sözü edilen fetih. Hz. adını 1. Sûrede başlıca. 5 Bütün bunlar Allah’ın.48. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. hastaya güçlük yoktur.

Onların. inkârcılara karşı çetin. onların ellerini sizden. arkalarını dönüp kaçarlar. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Andolsun. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Onlar. Allah. sizin ellerinizi onlardan çekendir. gövdesi üzerine dikilmiş. Hani inkar edenler kalplerine taassubu. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Eğer. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. O. rükû ve secde halinde. onu kuvvetlendirmiş. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Henüz elde edemediğiniz. Allah dilerse. Allah ise. Şahit olarak Allah yeter. fakat Allah’ın. Allah. . 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. birbirlerine karşı da merhametlidirler. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah’ın Resülüdür. Onunla beraber olanlar. sizi de doğru bir yola iletsin. Mekke’nin göbeğinde. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. sonra da ne bir dost. Eğer. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir.0 O. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. Allah. Allah. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. Muhammed. kalınlaşmış. Allah. İşte bu. bunlar mü’minler için bir delil olsun. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. (Allah böyle yaptı) ki. içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur).

Allah’ın. Hucurât odalar demektir. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. 15. 12. hakkıyla haberdâr olandır. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Sûre. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. Ey iman edenler! Seslerinizi. “iman ettik” demeyin. 5. “Fakat İslâm’a girdik. Allah hakkıyla işitendir. Bu cümle. 8. Burada Hz. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse.0 Onlar. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Allah’a ve Peygamberine inanan. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. hakkıyla bilendir. Allah’a karşı gelmekten sakının. 18 âyettir. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.” İman edenler ancak. çok merhamet edendir. 7. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. Şüphesiz. inkârı. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. 9. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. birçok işlerde size uysaydı. (Öyle ise. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. 11. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. 16. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. . Sûrede başlıca. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah. sonra şüpheye düşmeyen. çok merhamet edendir. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz.” 10. Birbirinizi karalamayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. 2.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Ey insanlar! Şüphe yok ki.49. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. sıkıntıya düşerdiniz. Mü’minler ancak kardeştirler. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. Birbirinize bağırdığınız gibi. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Allah. gerek Hz. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. De ki: “İman etmediniz. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. her şeyi hakkıyla bilendir. Eğer o. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. Allah hakkıyla bilendir. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Fakat Allah. çok bağışlayandır. mü’minlerin. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Allah. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah çok bağışlayandır. 6. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. 3. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. çok merhamet edendir. Peygambere karşı.) “Fakat boyun eğdik” deyin. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. âdaletli davrananları sever. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah. Allah katında en değerli olanınız. Bilin ki. 13. elbette kendileri için daha iyi olurdu. 14. 4. Bedevîler “İman ettik” dediler.

göklerin ve yerin gaybını bilir. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor. .17. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” Şüphesiz Allah. Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. 18.

8 Bütün bunlar. 16 Andolsun. “Doldun mu?” deriz. . insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. “daha var mı?” der. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. 9. 1. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. Yemen Hükümdarına verilen addır. (hakka karşı) inatçı. Artık onlar kararsız bir haldedirler. Âd ve Firavun. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. İşte bu. Peygamberlik. hayrı hep engelleyen. "Tübba". 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. Eykeliler. Lût’un kardeşleri.50. Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. 19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona.” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. Sûre. Res halkı ve Semûd kavmi. tehdidin gerçekleşeceği gündür. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. Allah’ın birliğinin delilleri. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.10. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik.14 Onlardan önce Nûh kavmi. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım.11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler).” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.” 24. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik.” 30 O gün Cehenneme. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. Şimdi gaflet perdeni açtık. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler. artık bugün gözün keskindir” (denir. biri insanın sağ tarafında. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi. uğradıkları azaplar konu edilmektedir. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici. toprağın. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. 17 Üstelik. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. “İşte bu. 45 âyettir. 12.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme.13. O da.

(o sese) kulak ver. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. İşte bu. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen. 36 Biz onlardan önce. onun emrini gözeten için. 39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. (kabirlerden) çıkış günüdür. 44 O gün yer. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. 0 Bu âyette sabah. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. O halde sen. Bu. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Dönüş de ancak bizedir. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu.” 34 “Oraya esenlikle girin. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. onlara karşı bir zorba değilsin. . 38 Andolsun.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda. âyette ise. ebedilik günüdür. gökleri. Katımızda daha fazlası da vardır. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. her tövbe eden. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. O. bir sonraki 40. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu. bize göre kolaydır. (hesap için) bir toplamadır.32.

(pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. Zâriyât. size vaad olunan şey elbette doğrudur. 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. Hani onlara. mü’minlere verilecek mükafatlar. O da “Size de selâm olsun. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar).16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. kolaylıkla akanlara.11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir. esip savuran rüzgarlar demektir.5.4. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine).0 7. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. hakkıyla bilendir. bulutlar. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır.33. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. Bismillahirrahmânirrahîm 1. muhakkak siz. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. kendini kınıyordu. iş bölüştürenlere andolsun ki.6 Tozutup savuranlara. 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. 43 Semûd kavminde de ibretler vardır. Sûre. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. ağırlık taşıyanlara.” demiş. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. Sûrede başlıca. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. sizin konuşmanız gibi gerçektir. 13. 0 Âyetlerde rüzgar. hüküm ve hikmet sahibidir. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 17 Geceleri pek az uyurlardı. O ise (pişman olmuş). 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. 37 Orada.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. 32. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. üzerlerine çamurdan. 20. mutlaka onu kül ediyordu.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. 60 âyettir. . bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır.3. 30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. 45 Artık. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Onlar. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu.2. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık.” 15. 10. “Yemez misiniz?” dedi. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. öldükten sonra hesap için toplanma. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü).51. 27 Onu önlerine koydu. Şüphesiz O. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.

size. çok kuvvetlidir.“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir. Artık azabımı acele istemesinler. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. Artık kınanacak değilsin. Gerçekten ben. Sen yine de öğüt ver. Onun için. onlardan yüz çevir. Ben cinleri ve insanları. güçlüdür. onlar azgın bir topluluktur. Bu bakış açısı. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. onlardan bir rızık istemiyorum. Ben. modern astrofizikte gündemde bulunan. Şüphesiz Allah rızık verendir. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Biz ne güzel döşeyiciyiz. O halde Allah’a koşun. Şüphesiz ben. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. . Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.0 Yeri de biz döşedik. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.

dağ demektir. ister dayanmayın. “Bekleyin. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13. Şüphesiz O iyilik edendir.4. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. sen öğüt ver. kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 24 Hizmetlerine verilmiş. Enfâl sûresinin 30. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. biz onların nesillerini kendilerine kattık.” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir.52. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. Sûrede başlıca. İster dayanın.6.2.5. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. 10 Dağlar yürüdükçe yürür. ahiret halleri. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa. yükseltilmiş tavana (göğe). ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam. 30 Yoksa onlar. kâfirlerin karşılaşacakları ceza. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. 19. âyetinin dipnotuna bakınız . Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. 49 âyettir.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. onlara. Konu için ayrıca.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. onlar kesin olarak inanmıyorlar. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. 23 Orada. sizin için birdir. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. kabaran denize andolsun ki.3. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.12 İşte o gün. 11. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. Rabbinin nimeti sayesinde. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir.7 Tûr’a. “Beyt-i Ma’mur”a0. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların. ne de bir deli. (içilince) boş söz söyletmeyen. sen ne bir kâhinsin.” 29 (Ey Muhammed!) O halde. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. 37 Yoksa. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa. çok merhametlidir. onun. Biz. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar.20 Onlara. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki. yahut Kâ’be kastedilmektedir. “O bir şairdir. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.” 17. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar.” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. Burada Hz. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya. Sûre. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”. Müşrikler. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. Tûr. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır.

Tefsir bilginleri. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var.0 Fakat onların çoğu bilmezler. üst üste yığılmış bulutlardır” derler.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı. “kabir azabı” yahut “Bedir’de. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. .43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah. onların ortak koştuklarından uzaktır. Rabbinin hükmüne sabret. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. 0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. “Bunlar. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et. Gökten düşmekte olan parçalar görseler.

kendilerine.2 3 4 5. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. yolundan sapanı daha iyi bilir. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. 31 Göklerdeki her şey.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. üstün güçlere sahip. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. Şüphesiz zan. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir. 27) kınanmakta. Ahiret de dünya da Allah’ındır. ufak tefek kusurları dışında. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. Andolsun ki. ancak Allah’ın izniyle. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. yahut daha az oldu. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. o.34 Şimdi yüz çevireni. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. Çünkü O. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. O. (Kur’an’ı) ona. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. O. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. meleklere dişi isimleri veriyorlar. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız). Sizi. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. Necm. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. 19. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. en iyi bilendir. Uzzâ ve Menât. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. Sûre. 33. yerdeki her şey Allah’ındır. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. Âyette müşriklerin. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. O. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. 62 âyettir.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. Allah’a. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. bağışlaması çok geniş olandır. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Sûrede başlıca. yıldız demektir. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. Lât. Âyette müşriklerin. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. . nefis arzusu ile konuşmaz. Onlar sadece zanna uyuyorlar. 11 Kalp. Şüphesiz Rabbin. 32 Onlar. Allah.6.53. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. o. 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Bismillahirrahmânirrahîm 1. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. hidayete ereni de daha iyi bilir.0 18 Andolsun.

(rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. “Şi’râ’nın Rabbidir. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.51 Şüphesiz O. 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. 49 Şüphesiz O.60. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.0 50. “Mu’tefike”. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. erkeği ve dişiyi. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.46 Şüphesiz O iki eşi. 59.54 O. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. altı üstüne getirilmiş demektir. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır. 0 0 “Şı’râ”. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır. başkasının günah yükünü yüklenmez.36. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. . başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz.37 Yoksa. 53. 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. 45. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. 48 Şüphesiz O. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr.

onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. 4 Andolsun. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz. Peygamberi yalanladılar. şımarığın biridir. 37 Andolsun. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.” 29 Derken. Sûrede ana fikir olarak.7 O halde sen de onlardan yüz çevir.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. Bazı müfessirlere göre ise. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. . düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. 36 Andolsun. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Kur’an’ı yalanlayanlar. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. Onlar. Halbuki her iş. yardım et” diye dua etti. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. 32 Andolsun.” 28 “Onlara. (gördüler)! 22 Andolsun biz. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.54. Şimdi onları gözetle ve sabret. bildir. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne. nefislerinin arzularına uydular. 15 Andolsun. Sûre. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz. 10 O da Rabbine. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. biz Kur’anı. “Bu zor bir gün” derler. Yalnız Lût’un ailesi başka. onlara bir imtihan olmak üzere.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. 14 Gemi. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. 5 Bu haberler. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. 9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. “Ayın yarılması” Hz. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. Kamer. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. ay demektir. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. 55 âyettir. onlar. o dişi deveyi göndereceğiz. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. yalancının. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir.

doğruluk meclisindedirler. biz sizin gibileri hep helak ettik. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine. ırmak başlarındadırlar. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. (Anında gerçekleşir. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Muktedir bir hükümdarın katında. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Hayır. Gerçekten biz. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. Küçük. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. . Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. kıyamet. Göz kırpması gibidir.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. büyük her şey satır satır yazılmıştır. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar.) Andolsun. Andolsun. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

(her şeyi) O’ndan isterler. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. O halde. Allah yeri yaratıklar için var etti.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. birbirine kavuşuyorlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana. O. O halde. yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. İnsanı yarattı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. bir başka yerde batmaktadır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. . Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda. Bismillahirrahmânirrahîm 1. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı. Ölçüde haddi aşmayın. 78 âyettir. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. hoş kokulu bitkiler vardır.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. O halde. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. birbirine geçip karışmıyorlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.55. O halde. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. âyet. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. O halde. Yapraklı taneler. O halde. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. 5 ve dipnotu. 53. Sûrede başlıca. ne cine günahı sorulmayacak. teraziyi eksik tutmayın. O halde.RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. (Bakınız Saffât sûresi.0 O halde.0 O halde. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. Tartıyı adaletle yapın. ey cinler ve insanlar! O halde. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Allah’ın nimetleri. âyet. Sûre.

Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. O halde. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. Onlar. çadırlara kapanmış hurilerdir. yalnız iyiliktir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. ne bir cin dokunmuştur. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar. O halde.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. (nimetlenirler). Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. O halde. yüzleri güzel dilberler vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. O halde. O halde. meyveler. O halde. O halde. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. . cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. O halde. hurma ve nar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır. O halde.

.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.19.44 Onlar. 13. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. .56. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. “Amel defterleri soldan verilenler var ya. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 36. Burada kıyameti ifade etmektedir. (kimini) yükseltir. 12 Onlar. Naîm cennetlerindedirler. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında.50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler.30.29. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. bir çoğu da sonrakilerdendir. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42. 96 âyettir. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.) 25 Orada ne boş bir söz. Kur’an. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. 45 Çünkü onlar. (kimini) alçaltır. Bu âyet. zakkumdan yiyeceksiniz. Sûrede başlıca. 22.23 Onlar için saklı inciler gibi.5. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49.” 51.32. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır.6. yayılmış sürekli bir gölgede.4.40 Bunların birçoğu öncekilerden. 26 Sadece “selam!”.43.21 Ebediyen genç kalan uşaklar.31.52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir.20. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya. gerçekleşen. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya. şeklinde de tercüme edilebilir. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten. onların etrafında. 39. Bu âyet.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!. 15. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için. ibrikleri ve kadehleri. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. ne de günaha sokan bir şey işitirler. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince. meydana gelen olay demektir. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. ne mutsuz kimselerdir!0 10. “selam!” sözünü işitirler. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. Sûre.18. çağlayan bir su başında.14 Onların çoğu öncekilerden. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 3. O. 17. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları. 27 Ahiret mutluluğuna erenler. ne mutlu kimselerdir!0 28. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. Vâkı’a.16 Onlar.37. iri gözlü huriler de vardır.34 (Onlar).33. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman. adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. azı da sonrakilerdendir.

(Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. O halde şükretseydiniz ya!. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Biz ise ona sizden daha yakınız.56 57 58 59 60. Fakat siz göremezsiniz. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. Korunmuş bir kitaptadır. kendisine. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. -eğer bilirseniz. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. Şüphesiz bu. O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). Bir de cehenneme atılma vardır. O halde. Şimdi siz. ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Ama haktan sapan yalancılardan ise. yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. Andolsun. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise. Sizi biz yarattık. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.76 77 78 79 80 81.89 90.93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. büyük bir yemindirO. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. kesin gerçektir..91 92. elbette değerli bir Kur’an’dır. Ona. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. . Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. gerçekten bu.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. ona rahatlık. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz.87 88. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.82 83 84 85 86.

Münafık erkeklerle münafık kadınların. O. Düşünesiniz diye gerçekten. 2. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. mahiyetini kavrayamaması demektir.” 15. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. Ona çok değerli bir mükafat da vardır.0 O. O. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Allah’ın insana emanetidir. Size yaraşan odur. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. onlar için büyük bir mükafat vardır. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. 7. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. Arş. Barınağınız ateştir. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır.” İşte bu büyük başarıdır. her şeyi hakkıyla bilendir. sizi. ondan çıkanı. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. İçinizden. Nerede olsanız. gökten ineni. mutlak güç sahibidir. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. Yere gireni. şüphe ettiniz. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir. hüküm ve hikmet sahibidir. 29 âyettir. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı. O. adını 25. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. kudret ve hakimiyet tahtı. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir. 12.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. O sizinle beraberdir. Zâhir ve Bâtın’dır. .Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. O. 5. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. 11. (Allah yolunda) harcayın. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır. fakat siz kendinizi yaktınız. “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. 4. 6. 9. çok merhametlidir. Âyetin bu kısmı. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan. Onların derecesi. 13. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. gündüzü de geceye sokar. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya. demir demektir. Peygamber. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Bunun iç tarafında rahmet. size âyetleri açıkladık. Hadîd. fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). Bugün artık ne sizden. Diriltir. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. iman edenlere. oraya yükseleni bilir. sonra Arş’a0 kurulandır. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. ilk ve sondur. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı.57. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı.Bilin ki Allah. Geceyi gündüze sokar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir. (diğerleri ile) bir değildir.0 8. Şüphesiz Allah.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. 10. size karşı çok esirgeyici. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. varlığına delalet eden delillerle açık olması. 3. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. sınırsız kudret makamı demektir. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. 17. öldürür. O. Bütün işler ancak ona döndürülür. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. 14. üzerinden uzun zaman geçen. Size ne oluyor da. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Sûrede başlıca. Sûre. Allah da onu kendisine kat kat ödesin.

Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. 23. aranızda karşılıklı bir övünme. Fakat ona da gereği gibi uymadılar.Bilin ki. bir süs.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki. 29. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. zengindir. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa0 gelince. bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik.Andolsun. kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. gökle yerin genişliği kadar olan. Onlardan kimi doğru yola ermiştir. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Allah çok bağışlayıcıdır. 19. mutlak güç sahibidir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki. Allah’ın lütfudur. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. çok merhamet edicidir. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.Bunları açıkladık ki. size rahmetinden iki kat pay versin. bir eğlence. ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir. (verdikleri) onlara kat kat ödenir.Ey iman edenler. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. Onların mükafatları ve nurları vardır. 21. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir.Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onu dilediğine verir. Dünya hayatı. övülmeye lâyıktır. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir. aldanış metaından başka bir şey değildir. Hz. Sonra da çer çöp olur.) Çünkü Allah. Allah büyük lütuf sahibidir. 26. onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. 25. Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”. Allah’a göre kolaydır. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. 27. İsa’dan sonra. 22. Şüphesiz bu. Ruhbanlığı Hristiyanlar icad etmişlerdir.Andolsun. . çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki. biz onu yaratmadan önce. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır. Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun. İşte bu. 20. uygulayanlara da “ruhban” adı verilir. bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. Allah büyük lütuf sahibidir. biz onu onlara farz kılmamıştık.Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık. 24. 0 Ruhbanlık. 28. ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. dünya hayatı ancak bir oyun. Zamanla. Allah’ın elinde olduğunu. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki. insanlar adaleti yerine getirsinler.18. edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. bir yaşayış biçimi olarak. kitap ehli. işte onlar cehennemliklerdir. (Nihayet hepsi yok olur gider).

adını ilk âyette sözü edilen olaydan almıştır. Ey iman edenler! Siz başbaşa gizlice konuştuğunuz zaman. . zekatı verin. Yahudilerle münafıklar kendi aralarında fısıldaşıp müslümanlara bakarak kaş göz işaretleri yapıyor. onlarla alay ediyorlardı. 8. Cahiliye döneminde zıhar. Allah da size genişlik versin. münakaşa etmek. Kafirler için elem dolu bir azap vardır. İyilik ve takvayı konu