P. 1
Kuran-ı Kerim Meali

Kuran-ı Kerim Meali

|Views: 87|Likes:
Yayınlayan: zeynepgencer

More info:

Published by: zeynepgencer on Dec 06, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/06/2011

pdf

text

original

1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

karşı geldik”0 demişlerdi. Hz. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. Onlara. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. Sahabiler. Halbuki o iki melek. De ki. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. “Dinledik. âyetine bakınız. sen onların. Yahudilerin Hz. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. “Bizi de gözet” anlamındaki. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. bilsin ki o. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. bütün insanlardan. diyorlardı. Allah onların bütün işlediklerini görür. Oysa. Öyle değil. Âyette. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. âyetine bakınız. tarihleri boyunca. Onlar. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Onlara. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. peygamberlerine. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. önceki kitapları doğrulayıcı.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona. “Râinâ” yerine yine. “Bize de bak”. Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. Andolsun. yaşamaya. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. Kafirler için acıklı bir azap vardır. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz. Halbuki onlar. Andolsun. Hani. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin. Andolsun. “Râinâ (Bizi gözet)”. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. Bu yüzden pek az iman ederler.” Her kim Allah’a. biz sana apaçık âyetler indirdik. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bundan sonraki âyetler. 6 . eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. O sebeple âyet. onları öldürmüşler. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir.0 0 0 0 Yahudiler. ona kulak verin” demiştik. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. Keşke bilselerdi. Fakat şeytanlar. onlara işkence etmişler. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. mü’minlerden. meleklerine. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar.

mecazi bir anlatım olup. Şüphesiz Allah. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. o da hemen oluverir. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. burada “Allah’ın rahmeti. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Şüphesiz Allah. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. Bunun üzerine Rabbi. Bilmeyenler. o artık doğru yoldan sapmış olur. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. (Bakınız: Tevbe sûresi. Kul. hükmü Allah verecektir. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. ahirette de büyük bir azap vardır. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. ne tür bir taat ve işe girişse. bunların dedikleri gibi demişti. hiç kimseden fidye alınmayacağı. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sen dinlerine uymadıkça. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. onu gereği gibi okurlar. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle. Yoksa. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. Biz âyetleri. Şüphesiz biz seni hak ile. bilmiş ol ki. “Soyumdan da (önderler yap. O. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Hepsi O’na boyun eğmiştir. Bir de. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. Allah’ın yüzü” ifadesi. diyorlardı. Allah’tan sana ne bir dost. ya Rabbi!)” demişti. büyük lütuf sahibidir.) 7 . Allah katında onu bulursunuz. Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar. Doğu da. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. İki kitaptan her biri. hakkıyla bilendir. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. çocuk edindi” dediler. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. İşte bunlar ona inanırlar. gücü her şeye hakkıyla yetendir. Allah.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. âyet. “Allah. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. Âyetteki “Kitap” ile Hz.” İbrahim de. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. Hıristiyanlar da. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. Namazı dosdoğru kılın. 30. Artık onlara korku yoktur. ne de bir yardımcı vardır. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. zekâtı verin. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. Yahudiler. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. rızası ve nimeti” demektir. ne bir yardımcı vardır.25) >25 işte oradadır. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. onlar üzülmeyeceklerdir. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse. Bu.0 O. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. “Allah bizimle konuşsa. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. lütfu geniş olandır. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. 0 0 0 0 İhsan.” Sana gelen ilimden sonra.” Hayır. hoşgörün. Bunlar için dünyada rezillik. Siz şimdilik. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Kitap ehlinden bir çoğu. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. Onu inkar edenlere gelince. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. bundan uzaktır. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. Hz. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor.

0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O. hakkıyla bilensin” diyorlardı.” Böylece. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. sizin kazandıklarınız sizindir. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. “Harem diye bilinen alan”. Baba. sizin işledikleriniz size aittir. Resûl’e tabi olanlarla. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin). Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir.” Deyin ki: “Biz Allah’a. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır. “İnkâr edeni bile az bir süre. Hıristiyanlar.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. İsmail de.29)>29 yaptık. İshak. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. Onların kazandıkları kendilerinin. 8 . “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. çok merhametli olansın. doğan çocuklarını. Bizim işlediklerimiz bize. “Hz. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz.” Yoksa siz. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. Onların kazandıkları kendilerinin. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. sizin de Rabbinizdir. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. sizin kazandıklarınız sizindir.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Allah da. hakkıyla bilendir. İsmail.” Hani İbrahim. Yoksa siz Yakub’un. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl.” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. İshak da.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. Hani İbrahim. Tövbemizi kabul et. rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. onlara âyetlerini okusun. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. sen mutlak güç sahibisin. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. yönelmekte olduğun ciheti ancak. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. Çünkü sen. De ki: “Doğu da. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. “İbrahim de. hakkıyla işitendir. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. “Senin ilahına ve ataların İbrahim. onların da. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Şüphesiz. “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. hüküm ve hikmet sahibisin. bizim de Rabbimiz. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. O. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Bu âyette. Batı da Allah’ındır. İbrahim. Bir takım kendini bilmez insanlar.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. tövbeleri çok kabul edensin. bize indirilene (Kur’an’a). De ki: “Hayır. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. kendini ibadete verenler. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. “Kâbe”. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. Allah’a ortak koşanlardan değildi. O.

sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. 9 . size kitap ve hikmeti öğreten.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. Onlar. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Sabır. Haydi. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. Allah. düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. Zalimlerden korkmayın. her yönüyle dengeli.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Şüphesiz. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. karşılığını verir. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Nitekim kendi aranızdan. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. (Merak etme) elbette seni. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. onlar yine senin kıblene uymazlar. Allah’a kulluğun. Allah onu bilir.0 Andolsun. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Artık. hep hayırlara koşun. (namazda) hep o yöne dönün. sakın nankörlük etmeyin. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle. sizi her kötülükten arındıran. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir.35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. size âyetlerimizi okuyan. Hz. Bana şükredin. haccın ve umrenin vaciblerindendir. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı.İbrahim. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. onlar diridirler. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. haktan asla ayrılmayan. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. Şüphesiz. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. Şüphesiz. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. başlarına bir musibet gelince. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup. (Bundan böyle).0=dip(2. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Namaz ise. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif.0 Hak (ancak) Rabbindendir. seçkin. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. geliştirir ve güçlendirir. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.0=dip(2. âyetine bakınız. Safa ile Merve.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. benden korkun. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. Âyette. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. insanı ruhen olgunlaştırır. Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. Hz. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. adil. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.Peygamber.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. İslam gelince mü’minler.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. bir de mallar. önder. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. Sabredenleri müjdele. Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. Hayır. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. Andolsun. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. işte onlara hem Allah lanet eder.

Ondan başka ilah yoktur. 10 . rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). Yahudi hahamları bunları gizlediler. Allah. ataları bir şey anlamayan. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. yasak bir iş işlenebilir. Bundan dolayı anlamazlar. Onları.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. işte Allah’ın.” Böylece Allah. mala olan sevgilerine rağmen. Âyette. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. “Hayır. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. Peygamberin nitelikleridir.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. Onlar için elem dolu bir azap vardır. gizlediklerinden kasıt da Hz. biz.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Allah’ı severcesine severler. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. âyet. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. O Rahmân’dır. ahiret gününe.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince. hem de kavimleri sapmış oldu. kördürler. Allah. 115. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. kan. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. çok merhamet edenim. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. ne de onları arıtacaktır. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. Rahîm’dir. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. biz de onlardan uzaklaşsaydık. Onlar sağırdırlar. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Son peygamber Hz. size ancak kötülüğü.0=dip(2.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlara. dilsizdirler. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Peki ama. Allah’a. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak. O. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. âyeti ile. kitap ve peygamberlere iman edenlerin. melekler ve insanlar olduğu. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. Şüphesiz. Asıl iyilik. Âl-i İmran sûresinin 87. bu sûrenin 161.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. âyetinde açıklanmıştır. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. göklerin ve yerin yaratılışında. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Ama kim mecbur olur da. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. ne de yüzlerine bakılır. çok merhamet edendir. meleklere. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların. İyilik. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. ona günah yoktur. Allah’ın. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. size ancak leş. Allah çok bağışlayandır. Böylece hem kendileri. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir.

bana iman etsinler. İslâm hukukunda ise. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. ergenlik çağına ulaşmış. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. yoksullara. güçlü bir anlatım üslubu içinde. Sizden kim hasta. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. dua edenin duasına cevap veririm. çok bağışlayandır. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. size de farz kılındı. Âyette.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. ya da yolculukta olursa. için. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. İşte bunlar. Daha sonra. aynıyla karşılık vermek demektir. Kısaca imsak. Bu sınırlara yaklaşmayın. Bunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. Oruç.0 Bununla birlikte. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. yolda kalmışa. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. sayılı günlerdedir. siz de onlara örtüsünüz. Hastalık. Yahudilikte ise. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. Âyetin bu kısmında. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir.size farz kılındı. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. âyetlerini insanlara böylece açıklar. köleye karşı köle. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. kardeşi (öldürülenin vârisi.0 Onlar. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. doğru olanlardır. Şüphesiz Allah. anaya. yetimlere.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. Ancak öldüren kimse. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. insanlar için bir hidayet rehberi. çok merhamet edendir. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. (O sayılı günler). O halde. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. velisi) tarafından affedilirse. kollayıcı ve bağlı olacaklardır. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. âyeti. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. kusurlarını örterse. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. namazı dosdoğru kılan.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. yolculuk. (bilsinler ki). Hüre karşı hür. Ramazan orucu. Bu. size örtüdürler. Mâide sûresinin 45. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. beni senden sorarlarsa. 11 . kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. zekâtı veren. akıllı her müslümana farzdır. Allah. Kullarım. 0 0 0 0 0 Kısas. zorluk dilemez. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Bana dua edince. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. Allah size kolaylık diler. “cana can” kuralını ifade etmektedir. kadına karşı kadın kısas edilir. İslâm. Allah’ın koyduğu sınırlardır. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. Bu âyette kısas. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. hakkıyla bilendir. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı.

Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. özellikle hac. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte. kadınlara. ayın hareketlerinin zaman tayininde. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. De ki: “Onlar. Sana. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. Bu (durum). Zilkade. (fakat ileri gitmeyin). Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. O halde kim size saldırırsa. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. umreyi de Allah için tamamlayın. siz de onlarla savaşmayın. Hac ayları. Müzdelife’de bir yerdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. onlar sizinle savaşmadıkça. ya da kurban kesmesi gerekir. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu. âyetinde de değinilmektedir.0 Kim o aylarda hacca başlarsa. Bu kurban. işkenceden sakınılması. Haram aylar. Haram ay. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. ya sadaka vermesi.0 Onu. Evlere kapılarından girin. size gösterdiği gibi zikredin. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. Yalnız. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün.0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır.0 İyilik. 12 . Meş’ar-i Haram. haram aya karşılıktır. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. çok merhamet edendir.188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. İnsanlardan. Şevval. müslümanlara. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin.0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. Kâfirlerin cezası böyledir. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Bu âyette. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. Haram ay. atalarını anar. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. Kuşkusuz. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. kolayına gelen kurbanı keser. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın.. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. Ey akıl sahipleri. artık ona hacda cinsel ilişki. Eğer (düşman. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Ancak aşırı gitmeyin. (Ahiret için) azık toplayın. hilalleri soruyorlar. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Zilhicce. evlere arkalarından girmeniz değildir. Haccı da. kavga etmek yoktur. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. İyilik edin. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. gibi hususlar kastedilmektedir. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi.Peygamber’e. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. bana karşı gelmekten sakının. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle. Ama iyi davranış. bilinen aylardır. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Hac (ayları). Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa. âyeti ile İsra sûresinin 12. çok merhamet edendir. günaha sapmak. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Mescid-i Haram yanında. oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

bilin ki Allah. bir şey sizin için hayırlı iken. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. diye propagandaya başladılar. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. ahirette de boşa gitmiştir. Müfreze. Allah kullarına çok şefkatlidir. çok bağışlayandır. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür.10. biz onlara nice açık mucizeler verdik. Yahudiler ve müşrikler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise.12 ve 13. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. Cemaziyelahirin son günü mü. Bu. Teşrik günleri ise. Zilhicce ayının. eğer yine de yan çizerseniz. size farz kılındı. Yine olur ki. Onlar (böyle davranmakla). sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. güç yetirebilseler. akraba.11. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o.Peygamber. 13 . Hicretin ikinci yılında. Onlar. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. Olayın. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. onu inkar etmek. İşte âyet. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler.Peygamber. hüküm ve hikmet sahibidir. hicret edenler. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. günleridir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Olur ki. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). “Muhammed haram ayda savaşıyor”. Allah dilediğini doğru yola iletir. ona günah yoktur. ana-baba. Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. siz onu hoş görmezsiniz. Allah ise bozgunculuğu sevmez. teşrik günleridir. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. Allah. siz bilmezsiniz. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. İnsanlar tek bir ümmetti. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. kitap verilenler. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. hoşunuza gitmediği halde. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. Hayır olarak ne yaparsanız. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. Bunun üzerine Allah iman edenleri. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Allah. İnsanlardan öylesi de vardır ki. ona da günah yoktur. Yoksa siz. Hz. (bilsin ki) şüphesiz Allah. İsrailoğullarına sor. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah’ın yolundan alıkoymak. yetimler. sizden öncekilerin başına gelenler. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da. Allah bilir. bir şey sizin için kötü iken. Bedir savaşından iki ay kadar önce. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. Hz.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. hesabı pek çabuk görendir. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. O. size apaçık bir düşmandır. cezası pek çetin olandır. orada sürekli kalacaklardır. siz onu seversiniz. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. 0 0 “Sayılı günler”. Kim geri kalırsa. Bunlar cehennemliklerdir. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. Allah yolunda cihad edenler. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. gerçekten mutlak güç sahibidir. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu. Çünkü o. onu inkar ettiklerini.0 İman edenler. Allah. kıyamet günü bunların üstündedir.” Savaş. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. kendi izniyle. çok merhamet edendir. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Size apaçık deliller geldikten sonra. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. Batnınahle mevkiine gelince. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. 9.

De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). ya da güzellikle bırakmaktır. Ama günahları yararlarından büyüktür. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. (Hemen cezalandırmaz. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. ya iyilikle geçinmek. Sonrası. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. insanlara âyetlerini açıklar ki. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. İçki daha sonra Nisâ sûresi. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. İyilik etmemek. Allah ise izniyle. Biliniz ki. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). âyettir. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. çok temizlenenleri sever. Sakın bunları aşmayın. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. takvaya sarılmamak. Allah hakkıyla işitendir. Allah çok bağışlayandır. hakkıyla bilendir. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. âyet. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. Temizlendikleri vakit. Allah sizi. cennete ve bağışlanmaya çağırır. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah hakkıyla işitendir. kadın. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. 0 0 Bu âyet.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor. siz bilmezsiniz. İşte bunlar Allah’ın. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah dileseydi sizi zora sokardı. 43 ve Mâide sûresi. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. Allah mutlak güç sahibidir. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. çok merhamet edendir. Sana kadınların ay halini sorarlar. Bir de sana yetimleri soruyorlar. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Âyette. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. öğüt alıp düşünsünler. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. 67. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. 14 .”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Kadınların. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. Onlar ateşe çağırırlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. O. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. âyet. hakkıyla bilendir. iman eden bir köle. halîmdir. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah. Ay halinde kadınlardan uzak durun. Allah bilir. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır.

sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. giyim eşyası. (Hemen cezalandırmaz. ya da bunların karşılığıdır. ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. halimdir. Binlerce kişi oldukları halde. Onlar. Ancak kuvvetli görüş. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. yüz çevirdiler. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. savaşmayacak olursanız?” demişti. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Güvenliğe kavuşunca da. giyeceği. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. örfe uygun olarak babaya aittir. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. boşayan tarafından verilmesi gereken. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. Allah. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. “Yurdumuzdan çıkarılmış. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. Ancak ona döndürüleceksiniz. sonra da onları diriltti. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. mal. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. mühlet verir. Onların (annelerin) yiyeceği. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın. 15 . yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri.) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. hüküm ve hikmet sahibidir.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız. Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. peygamberlerinden birine. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. Müt’anın miktarını. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. O. eşleri için. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. paylarından) vazgeçmesi başka. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.onlara. Bununla birlikte (ey erkekler). (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Müt’a. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra. Ama insanların çoğu şükretmezler. Ancak kadının. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Allah’ı.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur.

Orada ebedî kalırlar.0 Din. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. Onlardan inananlar da vardı. göklere. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. O. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. 48. “Ben de diriltir. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. (O. yöneticisi ve hâkimidir. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. “nefis”. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. Lakin Allah dilediğini yapar.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Allah. Yine Allah dileseydi. 0 0 0 0 16 . yerdeki her şey onundur. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. hakkıyla bilendir. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. Ancak Allah. Fakat ayrılığa düştüler. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır.” demiş. Allah’ın konuştukları vardır. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. yeryüzü bozulurdu. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. “Kürsü”. Hiç kimse hakimiyetinde. hakkıyla işitendir. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. yerde. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir.” dedi. Allah’ın kudret ve azameti. Ancak eliyle bir avuç alan başka. o da. Kim ondan içerse benden değildir. Kayyûm. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir. Allah iman edenlerin dostudur. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. hakkıyla bilendir. Allah lütfu geniş olandır. O. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. İçlerinden pek azı hariç. kendi kendine yeterli. Onlar cehennemliklerdir. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. birbirlerini öldürmezlerdi. bunların arkasından gelen (millet)ler. “Benim Rabbim diriltir. inkar edenler de. yücedir. Câlût’u öldürdü. Diridir. O mutlak ilim ve irade sahibidir. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. ne de bir uyku. Eğer Allah dileseydi. Göklerdeki her şey. Eğer Allah’ın. birbirlerini öldürmezlerdi.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” Allah mülkünü dilediğine verir. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Buna göre İslâm. yere. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. Davud.0 Dinde zorlama yoktur. Şüphesiz sen. bütün evrene hükmetmektedir. Bu âyet. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. öldürür. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. Kısaca “Tağut” insanları azdıran. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Allah. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Ancak bu irade ve takdir. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. O bütün evrenin sahibi. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. İçlerinden. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. Onlar onun ilminden.” Derken. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. âyet. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah sabredenlerle beraberdir”.” Tâlût ordu ile hareket edince. “varlığı kendinden. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. sizin için kesin bir delil vardır. otoritesinde. kayyumdur. hepsi ırmaktan içtiler. büyüktür. “putlar”. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. “şeytan”. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir. Onlar. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra.” dediler. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. Onu melekler taşımaktadır.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. Âyette.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. “Kur’an. İsrailoğullarının Hz. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Biz de siz de toplanalım. Hz. Şüphesiz Allah. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır. Allah. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. senin hayatına ben son vereceğim. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. benim de Rabbim. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. hikmeti. Allah dilediğini yaratır.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. salihlerden olacaktır. onlara dünyada da.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler. âyet. Öyleyse ona ibadet edin. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım. “Ey Meryem! Allah seni seçti. Dünyada da. 29-33. Peygamber. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz. Hak Rabbindendir. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. O halde sakın şüphe edenlerden olma.Adem’i topraktan. ona üflerim. Sonra gönülden dua edelim de. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım.” Onlar tuzak kurdular. .” “O. hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Ve Allah ona kitabı. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Havariler. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir.” “İnkar edenlere gelince. Meryem sûresi. 110. mutlak güç sahibidir. Şahit ol. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. hüküm ve hikmet sahibidir. ayrıca Hz. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. biz müslümanlarız” dediler. Ancak onlar bunu kabul etmediler.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. İşte bu.İsa’ya suikast düzenleme girişimidir. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Bunun üzerine Hz. o da hemen oluverir” dedi. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. beşikte de. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. O da hemen oluverdi. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre.” “Şüphesiz Allah.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Tevrat ve İncil’i öğretecek. Sonra ona “ol” dedi. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.İsa’yı da babasız yaratmıştır. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Allah da tuzak kurdu. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Seni kendime yükselteceğim.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise. Hz. “Öyle ama. anasız-babasız yaratan Allah.”0 (Meryem). Hz.” İsa onların inkarlarını sezince. Allah’a iman ettik. Necran Hıristiyanları. sizin de Rabbinizdir. Eğer yüz çevirirlerse. Âyette sözü edilen tuzak. Maide sûresi. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Mubâhele. oğullarımızı ve oğullarınızı. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. âyet. Allah zalimleri sevmez.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. doğru yoldur. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi.

hiç olmazsa bazı kimselerin. Hz.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). “Andolsun. “Öyleyse şahid olun. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz.” "O. Fakat o. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. siz bilmezsiniz. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. Bu âyette. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. demelerini sağlamaktı. Allah peygamberlerden. Allah katındandır” derler. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. İncil de ondan sonra indirilmiştir. işte onların ahirette bir payı yoktur. . “bilgisizler”. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. Allah’ın hidayetidir. Allah’ın. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. “Kabul ettik” demişlerdi. fakat farkına varmıyorlar. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. Âyet. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. Allah katından değildir. Halbuki o. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. onların dediği değil. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. “zayıf kimseler”. Birine. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. hakkıyla bilendir. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever. Fakat onlardan öylesi de vardır ki.İbrahim’i yahudi.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan.” diye emretmesi de düşünülemez. Yahudiler Hz. Bu da onların. rahmetini dilediğine has kılar. deyin ki: “Şahit olun. kendisine Kitab’ı. Onlar. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından.” Onun size. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. sonunda da inkar edin. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. 0 0 0 0 Bu âyet inince. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. hakka yönelen) bir müslümandı. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. onlara tapmak demektir” buyurdu. biz müslümanlarız. insanların İbrahim’e en yakın olanı. Allah lütfu geniş olandır. Şüphesiz. “Ya Resülallah. elbette ona uyanlar. Allah büyük lütuf sahibidir. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. “Bunu kabul ettiniz mi. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak.0 Şüphesiz. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Allah da mü’minlerin dostudur. hakkında tartışıyorlardı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.0 Yahudilerin bir kısmı hak. De ki: “Şüphesiz hidayet. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Onu dilediğine verir. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”. Amaçları. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. ona bir dinar emanet etsen.Peygamber. Hâtem.”0=dip(3. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve. onu sana (eksiksiz) iade eder. “Bu. Siz müslüman olduktan sonra. ona yüklerle mal emanet etsen. Onlar. Hayır! (Gerçek. Oysa Tevrat da. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah da. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. hanif (Allah’ı bir tanıyan. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır.

Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. Oraya kim girerse. Göklerdeki her şey. yerdeki her şey Allah’ındır. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İsmail’e. De ki: “Allah doğru söylemiştir. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de. İşte bunlar Allah’ın. Tevrat indirilmeden önce. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. O gün bazı yüzler ağarır. Allah. Biz ona teslim olanlarız.” Şüphesiz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. Mûsâ’ya. O. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. bazı yüzler kararır. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. Yine siz. İman ettikten. İşte kurtuluşa erenler onlardır. İşte onların cezası. İşte onlar için büyük bir azap vardır. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. . onlara göz açtırılmaz. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. İshak’a. Onların azabı hafifletilmez. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Yüzleri kararanlara. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. âyet. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). Onlar orada ebedi kalacaklardır. Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. Onda apaçık deliller. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Sizden. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. 125 ve dipnotu. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. her şey ona muhtaçtır. güven içinde olur. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. hayra çağıran. kalplerinizi birleştirmişti. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Parçalanıp bölünmeyin. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. kesinlikle o. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Makam-ı İbrahim0 vardır. çok merhamet edendir. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. (Kimseye muhtaç değildir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. doğru yola iletilmiştir. Allah’ın.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler.

O dilediğini bağışlar. Sonra onlara yardım da edilmez. Hani sen mü’minlere. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Kötülükten men ederler. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. çok bağışlayandır. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Eğer siz sabırlı olur. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah onlara zulmetmedi. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. Bir de Allah bunu. sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. hakkıyla bilendir. Allah. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. bu onları üzer. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar. Mü’minler. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. Allah. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. Onlardan iman edenler de var. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. Müşrik Araplar. Size bir iyilik dokunursa. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. İşte onlar salihlerdendir. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Uhud savaşında. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. hakkıyla işitendir. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. âyeti ile. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. onlar ise.0 Andolsun. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. ve 200. onları seversiniz. İşte onlar cehennemliktirler. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Evet. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Başınıza bir kötülük gelse. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Hz. Bunun sebebi onların. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. dilediğine azab eder. Allah.0 Onlar. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. İşte siz öyle kimselersiniz ki. Bütün bunların sebebi ise. ona sevinirler. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Bu sûrenin 199. size arkalarını dönüp kaçarlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. gece saatlerinde ayakta duran. . kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. çok merhamet edendir. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. İyiliği emreder. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Kitap ehli içinde. İyiliği emrederler. Allah. Allah. “Rabbinizin.

çirkin bir iş yaptıkları. Yoksa siz. Hz. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. hüzünlenmeyin.) Allah. Barınakları da cehennemdir. yardımcıların en hayırlısıdır. Kim dünya menfaatini isterse. Savaş öncesinde Hz. Buna rağmen) sizi bağışladı. bazen öbürüne. Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. Bu (Kur’an). Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Kim de ahiret mükafatını isterse. insanlar için bir açıklama. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. O. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Allah güzel davrananları sever. Allah’a hiçbir zarar veremez. kendisine ondan veririz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. bir kaç kişi hariç. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. za’f gösterdiniz. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. sizden iman edenleri ayırt etmek. Muhammed. Bir de Allah. İşte onu gördünüz. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. . Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. geçittekiler. bir birliği.0 0 Bu âyetler. Bundan dolayı Allah. Andolsun. Allah da onlara hem dünya nimetini. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. her ne pahasına olursa olsun. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. izniyle. Allah sabredenleri sever. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.Peygamber. emir almadıkça. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. insanları affedenlerdir. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. (Kaçıp hezimete uğradınız. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Rabbinizin bağışına. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. Allah. bir geçide yerleştirerek. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. Allah iyilik edenleri sever. Gevşemeyin.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. zalimleri sevmez. size keder üstüne keder verdi ki. ona da ondan veririz. Peygamber. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. öfkelerini yenenler. Allah. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. zaafa düşmediler. Onların sözleri ancak. boyun eğmediler. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan. Yine onlar. ancak bir peygamberdir. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. ahireti isteyenler de. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah. Nice peygamberler var ki. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene.ve bile bile. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Allah. ama bakıp duruyorsunuz. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar.

“Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. mü’minlere kendi içlerinden. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. sizi yenecek yoktur. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Artık sen onları affet. 158 Andolsun. Allah. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. içinizden yüz çevirip kaçanları. benden korkun. 157 Andolsun. . tevekkül edenleri sever. 160 Allah size yardım ederse. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Mekke’li müşriklerin. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. ancak Allah’a tevekkül etsinler. halimdir (hemen cezalandırmaz. “Gelin. halk kendilerine. 166. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. keremine ve Allah’ın. onlardan korkun” dediklerinde. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. onlara âyetlerini okuyan. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. büyük lütuf sahibidir. Bilakis onlar diridirler.167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. arkanızdan gelirdik” dediler. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. Oysa onlar. Onlar o gün. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. ölseniz de öldürülseniz de. Allah yaşatır ve öldürür. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. Şüphesiz Allah. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. katı yürekli olsaydın. De ki: “Bütün iş. kıyamet günü. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. Kim hıyanet ederse. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. Allah’ındır. onların yaptıklarını görmektedir. eğer mü’min iseniz. Eğer kaba. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. 168 (Onlar). mühlet verir).Onlara (münafıklara).Rableri katında Allah’ın. Allah. “Eğer savaşmayı bilseydik. 173 Onlar öyle kimselerdir ki. O ne güzel vekildir!” dediler. yaptıklarınızı görmektedir. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik. 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. Onlardan korkmayın.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. Ama yine de Allah onları affetti. bir uyku indirdi. Oysa Allah. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. kendinizdendir. artık Allah’a tevekkül et. Allah. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek.” 169. öyle mi? De ki: “O (musibet). imandan çok küfre yakın idiler.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. 164 Andolsun. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Allah. Bir kere de karar verip azmettin mi. onları arıtıp tertemiz yapan. Eğer sizi yardımsız bırakırsa. (ona dayanıp güven). 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. İş konusunda onlarla müşavere et.

İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Canımızı iyilerle beraber al. hemen iman ettik. Onlar.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. erkek olsun. seni eksikliklerden uzak tutarız. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. “Allah bize. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. Dünya hayatı. Kötülüklerimizi ört. kendilerine kitap verilenlerden.” “Rabbimiz! Biz. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. Ne kötü bir yataktır orası.0 Her canlı ölümü tadacaktır. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Onlar için elem verici bir azap vardır. Allah. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Sonra onların barınağı cehennemdir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Göklerin ve yerin yaratılışında. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. Sizler birbirinizdensiniz.” Allah. Onlar ayaktayken. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. yolumda eziyet görenler. Hicret edenler. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat Allah. kullara asla zulmedici değildir. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. yurtlarından çıkarılanlar. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Eğer doğru söyleyenler iseniz. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Allah. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur. kadın olsun. “Bu.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.” . Allah fakirdir. bunun. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Allah katından bir mükafat olmak üzere. Onlar. Şüphesiz sen. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. vadinden dönmezsin. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Fakat onlar verdikleri sözü. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Bizi ateş azabından koru” derler. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. senden önce açık delilleri. günahlarını elbette örteceğim. İnkar edenler. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Kıyamet günü bizi rezil etme. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hani Allah. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. “Şüphesiz. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. Allah. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır. Allah size gaybı bildirecek de değildir. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. Andolsun. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.

içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Ey iman edenler! Sabredin. Allah katından bir konaklama yeri olarak. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. Allah’a. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Kitap ehlinden öyleleri var ki. işte onların. içinde ebedi kalacakları. Onlar var ya. . Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. size indirilene ve kendilerine indirilene.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. Rableri katında mükafatları vardır.

Kim de fakir ise. çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. 7 Ana. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. büyük bir günahtır. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. (Bu paylaştırma. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. 2 Yetimlere mallarını verin. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. 5 Allah’ın. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Allah. Çünkü bu.0 6 Yetimleri deneyin. 11 Allah size. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. özellikle kadın haklarından. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde. (Bu paylaştırma. onu da afiyetle yiyin. mallarını kendilerine verin. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. bunlar da. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir.4. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. Sûre. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Bunlar. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. O mallarla onları besleyin. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. (onları değil). yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Allah tarafından farz kılınmıştır. dörder olmak üzere nikahlayın. hüküm ve hikmet sahibidir. Ana. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. 12 Eğer çocukları yoksa. üçte iki hisse alırlar. eğer reşid olduklarını görürseniz. “Nisâ” kadınlar demektir. geriye bıraktığı maldan. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız.0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. Âyette. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. ikiden fazla olanlar gibi. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Eğer çocukları varsa. üçer. Ölenin çocuğu varsa. onlar hakkında endişeye kapılanlar. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Babalarınız ve oğullarınızdan. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. . 3 Eğer. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. 176 âyettir. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. 9 Kendileri. anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. gereklilik anlamı değil. Hesap görücü olarak Allah yeter. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Bu.

âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. Eğer onlar şahitlik ederlerse. İşte bu büyük başarıdır. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. içinden ırmaklar akan. Hepiniz birbirinizdensiniz. üçte birde ortaktırlar. Âyetin bu cümlesinde. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Allah hakkıyla bilendir. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. Bu ne kötü bir yoldur. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. kendi aralarında “erkeğe iki. Hz. mal. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. halimdir (hemen cezalandırmaz. Kadın. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. Allah hakkıyla bilendir. erkek kardeş kızları. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. Sizden kimin. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. Ancak.176) Bu âyetin genel ifadesinde. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. kızlarınız. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. Allah katında (makbul) tövbe. onun özel malıdır. kıza bir” olmak üzere pay alırlar. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. Çünkü bu bir hayasızlık. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). Yoksa. halalarınız.0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. teyzeleriniz. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. Mehir kadının hakkı. hüküm ve hikmet sahibidir. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. karılarınızın anneleri. olabilir ki. âyet. 16.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. (makbul) tövbe. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. Onlarla iyi geçinin. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. Mehir belirlendikten sonra. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. süt kız kardeşleriniz. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında. hüküm ve hikmet sahibidir. çok merhamet edendir. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. Bunlar varis oldukları takdirde. 16. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. evli kadınlar (da size) haram kılındı. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. Bunların dışında kalanlar ise. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. kız kardeşleriniz. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı.öz oğullarınızın karıları. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. çok merhamet edicidir.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. Öyle ise iffetli yaşamaları. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). Bazı müfessirler 15. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. Ancak âyetin hükmü gereği. Allah onu. onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. sizi emziren süt anneleriniz. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. kız kardeş kızları. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. mühlet verir. Evlilik esnasında. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. .

Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. Burada “gayb”. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. onun lütfunu isteyin. itaatkârdırlar. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. Şüphesiz Allah çok yücedir. yakın komşuya. kocanın haklarını ihlal etmek. Şüphesiz. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Allah çok bağışlayandır. İslam bilginleri. Mü’minler için en güzel örnek Hz. kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. Şeytan kimin arkadaşı olursa. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Muhammed Aleyhisselamdır. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. yetimlere.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bu (cariye ile evlenme izni). onu cehennem ateşine atacağız. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. çok büyüktür. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Allah da onları uzlaştırır. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. . elinizin altındakilere iyilik edin. akrabaya. varisi bulunmayan bir kimsenin. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler. Ana babaya. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. Allah’a pek kolaydır. Buna karşılık erkeklere. Bu. Allah’tan. Bunlar. hakkıyla haberdardır. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. Bunlar. o ne kötü arkadaştır. çok merhamet edendir. yolcuya. yanınızdaki arkadaşa. erkeklerin güç. Allah. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. Allah. size. onları yataklarında yalnız bırakın. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. Kadının. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. hakkıyla bilendir. “İçinizden biri. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. Erkekler. İyi kadınlar. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. Erkeklere. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. Kendinizi helak etmeyin. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. size (hükümlerini) açıklamak. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. Allah hakkıyla bilendir. Şüphesiz. Allah’ın. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. Bu tedbirler. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Velâ akti. uzak komşuya. Allah. zaman. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Bunlar cimrilik eden. nesebi belli olmayan. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. yoksullara. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. erkeğin ailesinden bir hakem. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. onları en iyi bilendir. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. 256-257. 42 O kıyamet günü. Kısaca cibt ve tâğut. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. kimi de sırt çevirdi. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. 60. “Cibt”. âyet. daha iyidir.76.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. 58 Allah size. Mûsâ’nın dinine göre. Bu yüzden pek az iman ederler. 60. Hz. 163-166. kâhin. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. âyet. Fakat Allah. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir. Zümer sûresi.. Allah’a şirk koşan kimse. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. Mâide sûresi. bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler. koyu gölgeler altında bulunduracağız. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. Muhammed. “İşit. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. Şüphesiz. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. 51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. 65. Allah dost olarak yeter. âyet. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. “putlar”. insanları azdıran. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Nisâ sûresi. Allah yardımcı olarak da yeter. Derileri yanıp döküldükçe. Hz. Halbuki onlar. (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. Allah mutlak güç sahibidir. Şüphesiz Allah çok affedicidir. 48 Şüphesiz Allah. Allah kime lanet ederse. Bakara sûresi. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız.0 Bu. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. hakkıyla görendir. 52 Onlar. âyet. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. içinden ırmaklar akan. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Nisâ sûresi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. “Bunlar. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Onları. 124.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. âyet. “şeytan”. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. onu Allah ve Resûlüne arz edin. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden. hüküm ve hikmet sahibidir. 36. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. sonuç bakımından da daha güzeldir. âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. 154. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. karşı geldik”. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. . İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. A’râf sûresi. “İşittik ve itaat ettik. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. “nefis”. çok bağışlayıcıdır. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. âyetine bakınız. âyet. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. 17). Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. âyet. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. İnkar edenler için de. put. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. Nahl sûresi. 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. bakalım onların hali nice olacak!. insanlara bir zerre bile vermezler. âyet. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. Nahl sûresi. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. 54 Yoksa. Doğrusu Allah. “Bize bak” demektir. sihirbaz. Apaçık bir günah olarak bu yeter. insanları. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa.

72 Şüphesiz. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. namazı kılın. katından bize bir dost ver. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. insanlardan. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. 36. âyet. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. aranızda öyle kimseler var ki. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler.60.0 61 Münafıklara. Bunlar ne güzel arkadaştır. Zümer sûresi. Allah yolunda ve. sıddıklarla. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. 80 Kim peygambere itaat ederse. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. bunu yapmazlardı. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. küçük birlikler halinde. sihirbaz. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. işte onlar. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. 256257. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Onlara bir kötülük gelirse. 17). Ahiret. Cüheyne. Nisâ sûresi. âyet. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre.. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. Eğer başınıza bir musibet gelirse. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. 0 0 Münafıklardan biri. 66 Eğer biz onlara. (Bakınız: Bakara sûresi. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.76. Allah yolunda savaşırlar. âyet.” 78 Nerede olursanız olun. bu sefer de. âyetinin dipnotuna bakınız. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır.) Tâğût: Şeytan. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. âyet. Mâide sûresi. . İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. Allah’tandır” derler. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. içlerinden pek azı hariç. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. De ki: “Dünya geçimliği azdır. yahut topluca savaşa gidin. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. “Bu. Size kıl kadar haksızlık edilmez. Bu şahsın. âyet. 77 Daha önce kendilerine. 51. Şahit olarak Allah yeter. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. nefis put. Öyleyse onlara aldırma. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. Allah’tan korkar gibi. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. senin yüzündendir” derler. 60. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin.” 74 O halde. münafık ise bunu kabul etmedi. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. elbette haklarında hem daha hayırlı. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. Allah’a itaat etmiş olur. 70 Bu lütuf Allah’tandır. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır. 75 Size ne oluyor da. Nahl sûresi.60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. “Bu. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. 51. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. 64 Biz her peygamberi sırf. Münafık. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. Onlara bir iyilik gelirse. “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. gibi insanları azdıran.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. şiirleriyle Hz.. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. Onlara öğüt ver ve onlara. saptıran her şeyi ifade eder. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı.” Bu topluma ne oluyor ki. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

“Allah’ın arzı geniş değil miydi. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı.Peygamberin huzurunda. cezası daha şiddetlidir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Allah. pek azınız hariç. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. geceleyin. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. ona o işin sevabından bir pay vardır. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. mü’min bir köle azad etmek gerekir. derece itibariyle. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. muhakkak şeytana uyardınız. Allah hakkıyla bilendir. Bunda asla şüphe yoktur. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. Onlardan ne bir dost edinin. Size selâm veren kimseye. Fakat senin yanından çıktıklarında. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. ne de bir yardımcı. Sen onlara aldırma. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. Hz. Eğer onlar sizden uzak durur. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Melekler. Bunlara imkan bulamayanın. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. içlerinden bir takımı. ellerini savaştan çekmezlerse. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’ın her şeye gücü yeter. çok merhamet edendir. Allah çok bağışlayandır. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. hüküm ve hikmet sahibidir. “Tamam. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. O ne kötü varış yeridir. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız.0 0 Münafıklar. Vekil olarak Allah yeter. . Allah. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. orada hicret etseydiniz ya!” derler.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. elbette bunlardan. Allah yolunda mallarıyla. 86 Size bir selâm verildiği zaman. cezası. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Eğer Allah dileseydi. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. “Sen mü’min değilsin” demeyin. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. kendi katından dereceler. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. Allah katında pek çok ganimetler vardır.81 Sana “baş üstüne” derler. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. 95. Onun için iyice araştırın. Allah’ın gücü daha üstündür. başüstüne” dedikleri halde. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. mallarıyla. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. canlarıyla cihad edenleri. kabul. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Ancak yanlışlıkla olması başka. Allah ona gazap etmiş.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah’a tevekkül et. Bu sebeple. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. gerekli araştırmayı yapın. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz).

kadınlar ve çocuklar başkadır. Kim Allah yolunda hicret ederse. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. Çünkü Allah çok affedicidir. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. Halbuki Allah. genişlik de. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak. Burada kastedilen kısaltma. hiçbir haini. silahlarını yanlarına alsınlar. Eğer siz acı duyuyorsanız. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. Kim. Çünkü namaz. Silahlarını da yanlarına alsınlar. 0 0 0 0 Bu âyette. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. yahut iyilik yapmayı. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Diğer görüşe göre ise. Bir sadaka vermeyi. Kendilerine hainlik edenleri savunma. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz.0 Namazı kıldınız mı. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. 102. Allah çok bağışlayıcıdır. Orası ne kötü bir varış yeridir. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. ya da hasta olursanız. her şeyi hakkıyla bilendir. şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. apaçık bir günah yüklenmiş olur. geceleyin. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. çok bağışlayıcıdır. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. yahut kendine zulmeder. hiçbir günâhkarı sevmez. Halbuki onlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Allah. hicret emrinin gelmesi üzerine. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. ancak kendilerini saptırırlar. Allah’tan bağışlama dile. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. Bunlar. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun.""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. sana hiçbir zarar veremezler. Medine’ye hicret edildiğinde. Allah bu kimseleri affeder. İnkar edenler arzu ederler ki. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. çok merhamet edendir. hicret edemeyerek. çok merhamet edicidir. Bu âyette. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. hüküm ve hikmet sahibidir. . kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. Allah hakkıyla bilendir. Sakın hainlerin savunucusu olma. Yağmurdan zahmet çekerseniz. Umulur ki. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. şüphesiz iftira etmiş. Zira Allah. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. gerek ayakta.

116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. Allah onları bağışlayacak da değildir. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Göklerdeki her şey. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlar. yerdeki her şey Allah’ındır. Kim Allah’ı. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. Eğer ayrılırlarsa. övülmeye layıktır. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah’a ortak koşan. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. Ey iman edenler! Kendiniz. her şeyi kuşatıcıdır. İman edip sonra inkâr eden. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. Eğer bir kadın kocasının. Bunun dışındaki günahları. Allah o şeytana lânet etti ve o da. “Onları mutlaka saptıracağım. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. meleklerini. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. Allah zengindir. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. kitaplarını. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. derin bir sapıklığa düşmüştür. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. Allah. hakkıyla görendir. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. kuşkusuz. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). İşte onların barınağı cehennemdir. ahiret sevabı da Allah katındadır.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. Göklerdeki her şey. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır.” Kitapta. Eğer inkar ederseniz. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Münafıklara. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Peygamberine. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. Kimin dini. dilediği kimseler için bağışlar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Uzzâ. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Göklerdeki her şey. Lât. uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. . hem maddi alanda. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Âyetteki “dişiler”den maksat. Oysa şeytan. kendisine kötü davranmasından. Vekil olarak Allah yeter. yerdeki her şey Allah’ındır. dünya sevabı da. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır. mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. her kim salih ameller işlerse. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. müşrik Arapların. ne sizin kuruntunuza. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Mü’min olarak. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya. apaçık bir hüsrana düşmüştür. yerdeki her şey Allah’ındır. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. (Onları sizden çok kayırır. Ey iman edenler! Allah’a. Menât gibi putlarıdır. Onlar. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. doğru yola iletecek de değildir. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah hakkıyla işitendir. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. erkek veya kadın. Allah lütfu geniş olandır. ne de bir yardımcı bulabilir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. O hüküm ve hikmet sahibidir. sonra inanıp tekrar inkar eden. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. (bilin ki) göklerdeki her şey.

Onu kesin olarak öldürmediler. çok bağışlayıcıdır. 150. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. 143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Allah. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. hakkıyla bilendir. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Allah. Onlar. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. . Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Artık onlar inanmazlar. 148 Allah. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. onu öldürmelerine imkan vermemiştir. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. 153 Kitap ehli. onlarla oturmayın. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. 0 0 Âyetin son cümlesi. hakkıyla işitendir.0 160. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan.140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. Şüphesiz Allah. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. Allah. durumlarını düzeltenler. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Yine onlara. hakkıyla bilendir. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar.işte onlar gerçekten kafirlerdir. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler.151 Şüphesiz. Allah da çok affedicidir. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. 146 Ancak tövbe edenler. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Bu kesindir. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki). 142 Münafıklar. Sadece zanna uyuyorlar. çok merhamet edicidir. Allah üstün ve güçlüdür. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. Onların kalpleri muhafazalı değildir). Şüphesiz Allah. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Allah.0 156. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden. kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. hüküm ve hikmet sahibidir.

Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. Davûd’a da Zebûr vermiştik. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. Bu ise Allah’a çok kolaydır. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Kur’an. göklerdeki her şey. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. Melekler de buna şahitlik eder. erkek kardeş ona varis olur. ancak Allah’ın peygamberi. Yûnus’a. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. benzersiz son ve tek örneğidir. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Vahye mazhar olan peygamber. Allah’a yakın melekler de. (bir) erkeğe. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. vahyin. el değmemiş. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. 0 0 Vahiy. İshak’a. yerdeki her şey onundur. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. eşsiz. Mesih de. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Allah hakkıyla bilendir. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. insanlık için en doğru. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki. Meryemoğlu İsa Mesih. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. İsa’ya. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. İbrahim’e. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. “(Allah) üçtür” demeyin. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. bilsin ki. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. O. bilgi kaynağıdır. Göklerdeki her şey. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. İsmail’e.162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. yerdeki her şey Allah’ındır. Senden fetva istiyorlar. torunlarına. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. sana da vahyettik. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Allah ancak bir tek ilahtır. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Vekil olarak Allah yeter. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. Şahit olarak Allah yeter. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). İman edip salih ameller işleyenlere gelince. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. zekatı verenler. hüküm ve hikmet sahibidir. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. Eyyüb’e. O namazı kılanlar. . Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. Şüphesiz inkar edenler. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Eğer inkar ederseniz bilin ki. Allah mutlak güç sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir. Yakub’a. kendisinde. Vahiy. Vahy. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. en sağlam.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. Eğer kız kardeşler iki iseler. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin.

her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. benden korkun. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. verilen sözlerin yerine getirilmesi. koyun. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. ziyana uğrayanlardandır. dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. Allah'a karşı gelmekten sakının. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. dinin belirgin alametleri. Allah’a karşı gelmekten sakının. çok merhamet edicidir. Artık onlardan korkmayın. kan. hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. Hristiyanların yanlış inançları. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. uygulanması gereken kuralları. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. o zaman temiz bir toprağa yönelin. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. “Şeâir”. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. sakın ha sizi.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. Cahiliye devrinde. Burada kastedilen. Haram ay ifadesiyle Muharrem. haram aya0. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. verdikleri sözleri kapsamaktadır. Zilkade. işaretler ve semboller demektir.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz. size helal kılındı. boğulmuş. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. yüksekten düşerek ölmüş. Allah hesabı çabuk görendir. domuz eti. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi. ve 114. 120 âyettir. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. En son inen hüküm âyeti budur. etleri bunlar üzerine konurdu. mehirlerini vermeniz kaydıyla. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’tan başkası adına boğazlanan. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sûrede başlıca. 112. (Ey Muhammed!) Sana. Allah’ın emir ve yasaklarını. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0. darbe sonucu ölmüş. işaretleri ve sembolleridir. Kelime burada. sığır. evlenmek. alametler. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. domuz eti. müslümanlar için bazı talimat. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 . sözleşme demektir. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. haddi aşmaya sürüklemesin. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Bununla kastedilen deve. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar. hac kurbanına. Sûre adını. Ahirette de o. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Ölmüş hayvan. Şüphesiz. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. Onunla Akit. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır.5. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl.

Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Adil olun. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. 105. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. dilediğine azap eder. verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik.” (Allah) dilediğini bağışlar. onların daima bir hainliğini görüyorsun. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. kalplerini de kaskatı kıldık. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. Dönüş de ancak onadır. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. âyet. Allah’a karşı gelmekten sakının.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar. onların. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz.seçmiştik. Göklerin. Andolsun. Allah. Bu.7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. âyet. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. Meryemoğlu Mesih’dir”. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. “Allah. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. dümdüz yoldan sapmıştır. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. mutlaka o. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. birçoğunu da affediyor. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. O. Onlardan on iki temsilci -başkan. Meryemoğlu Mesih’i.0 De ki: “Şâyet Allah. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. onları desteklerseniz. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. işte onlar cehennemliklerdir. Andolsun. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. Âyetin bu kısmı. (Evet. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Sakın ardınıza dönmeyin. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. zekatı verir ve elçilerime inanır. 72. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. zorba bir millet var. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah’a karşı gelmekten sakının. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. diyenler kesinlikle kâfir oldular. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. . adalet ile şahitlik eden kimseler olun. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Bakınız: Enbiya sûresi. Allah’a karşı gelmekten sakının. Andolsun eğer namazı kılar.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü.” İşte.

sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. birinden kabul edilmiş.” 29 “Ben istiyorum ki. terör. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Biz burada oturacağız. Onlara sürekli bir azap vardır. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Onlar. O dilediğine azap eder. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. çok merhamet edici olduğunu bilin. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. Çünkü Allah.” 25 Mûsa. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. ötekinden kabul edilmemişti. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Allah mutlak güç sahibidir. çok merhamet edendir. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. ister onlardan yüz çevir. Artık bizimle. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. yalanı çok dinleyen. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. Onlar. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. âdil davrananları sever. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır. 42 Onlar. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. terör. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. hüküm ve hikmet sahibidir. yahut o yerden sürülmeleridir.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. Bu âyet. bir insanı. Allah onun tövbesini kabul eder. İşte bu zalimlerin cezasıdır.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Onlara elem dolu bir azap vardır. yol kesme. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. 31 Nihayet Allah. haramı çok yiyenlerdir. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. Andolsun ki. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. o sanki bütün insanları öldürmüştür. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. sen benim günahımı da. yağmalama. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. ancak öldürülmeleri. O verilmezse sakının. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Öteki. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. Kurbanı kabul edilmeyen. kan dökme. dilediğini de bağışlar. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. eşkiyalık. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da. . Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

49 Aralarında. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. göze göz.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. yahudileri ve hristiyanları. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. . Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. Allah lütfu geniş olandır.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. dişe diş kısas edilir. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. buruna burun. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. Şu halde siz de insanlardan korkmayın. kulağa kulak. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. İçinde bir hidayet. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. Ona. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. 0 Bu âyette müslümanların. Yaralar da kısasa tabidir. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. kendisi için keffaret olur. hakkıyla bilendir. Onu dilediğine verir. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. önündeki kitapları doğrulayıcı. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Allah onları sever. sana da) inanmış değillerdir. onlar da Allah’ı severler. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir. bir nur vardır. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. Bakara sûresinin 102. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Kim de bu hakkını bağışlar. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse. zekâtı veren mü’minlerdir. Allah’ın indirdiği ile hükmet. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. İşte bu. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. Allah yolunda cihad ederler. “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. içerisinde hidayet ve nur bulunan. bil ki şüphesiz Allah. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. Öyle ise iyiliklerde yarışın. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. 56 Kim Allah’ı. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın bir lütfudur. sadakasına sayarsa o. onları gözetici olarak indirdik.

Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.17. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. Şüphesiz Allah.” 73 Andolsun.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu. Hz. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır.62 Onlardan çoğunun günahta. onlardan bir kısmını yalanladılar. Andolsun. Allah da onların tövbesini kabul etti. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. bir kısmını da öldürdüler. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Hıristiyanlar Allah’ı. Onun barınağı da ateştir. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. 81 Eğer Allah’a.)0 70 Andolsun. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. Baba. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. dilediği gibi verir. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. Sonra bak ki. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. 72 Andolsun. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. onun iki eli de açıktır. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Allah seni insanlardan korur. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. Allah bozguncuları sevmez. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. Hıristiyanların. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. “Allah. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. 71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. hakkıyla bilendir. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız. Sonra (tövbe ettiler). haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir. . Daha önce sapmış. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Bu. düşmanlıkta. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. çok merhamet edendir.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Bak. benim de Rabbim. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. âyet. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi.

âyet. içki ve kumarla. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza). Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Bu bağlamda hamr. Buna bir şey gerekmez. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. Hac sûresi. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. Allah mutlak güç sahibidir. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar. Onlar büyüklük de taslamazlar. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Bu durumda yeminin keffareti. 94 Ey iman edenler! Andolsun. aklı örten şey demektir. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. şeytan işi birer pisliktir.Yanlışlıkla. iyilik yapanların mükafatıdır. 3. “Ey Rabbimiz! İnandık. 97 Allah. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. boş bulunarak yapılan yemin. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. keffaretle temizlenmez. Allah iyilik edenleri sever. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak. dikili taşlar ve fal okları ancak.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. bütün müslümanlar. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. 2. 84 “Rabbimizin. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. Âyet indiği zaman. Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere. Bunlar. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. 89 Allah. İşte bu. Çünkü bu büyük bir vebaldir. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah ondan intikam alır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. devamlı kalacakları.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. kumar. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. öldürdüğünün dengi olup.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). o saygıdeğer evi. . âyet. yahut onun dengi oruç tutmaktır. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. sarhoşluk veren her türlü içki. intikam sahibidir. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. içki alışkanlıklarını. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.143. Ka’be’yi. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. Meâlde geçen “içki” kelimesi. Bunun keffareti yoktur. Üç çeşit yemin vardır: 1. çok merhamet edendir. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Allah sizleri. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır. 78. Tövbe ve istiğfar gerekir. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. Yeminlerinizi tutun. 3. ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. Bu âyette.0 91 Şeytan. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin.Bile bile yalan yere yapılan yemin.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. âyet.

şahid olarak dinleyecektir. Allah Teâlâ. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. Onlar da “İman ettik. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. 46. 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. onların da. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. binilmeyip. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Peygamber’e. âyet. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. Yahut. Eğer şüphe ederseniz. Hani.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet.49.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. bütün müslümanların iman kardeşliğini. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. 48. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. Kuzuların. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. nezaket kaidelerine uymayan. âyet. Fakat. yoksa ömürde bir defa mı?”.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. Hac ayları da. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. sana kitabı.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. Peygamber’in sahabileri gibi. “Hac her yıl mı farz. Hani sen. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. Hepinizin dönüşü Allah’adır. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir. Hz. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti.0 104Onlara. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. Allah çok bağışlayandır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. “hikmet” kitaplardaki ilim. hikmeti. “Akraba da olsa. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. Tevrat’ı. 108Bu (usul). İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. Bunun üzerine âyette. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. Allah sizin açıkladığınızı da. Bazı kimseler Hz. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. 29-33. haram ay ve kurbanlar. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. “Bahîre”. âyet. halimdir (hemen cezalandırmaz. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine.0 Hani. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. kişinin üzerine lazım olmayan. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. 111Hani bir de. Beşikte iken de. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. . onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. “Sâibe”. Hz. Zaten çoklarının aklı da ermez. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. Bu âyetlerde. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Meryem sûresi. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Araplar. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. gizlediğinizi de bilir. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hz. İncil’i de öğretmiştim.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. “Vasîle ve “Hâm”. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. mühlet verir. 109Allah’ın. Havariler. İsa’yı görmüş. kulağı yarılarak salıverilen deve. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. o zaman. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. bütün insanların eşit olduğunu simgeler.

ama ben sende olanı bilemem. “Ben onu size indireceğim. hüküm ve hikmet sahibisin. 114Meryem oğlu İsa. 116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. İşte bu büyük başarıdır. kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim. Ama beni içlerinden aldığında. 120Göklerin. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. doğrulara. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. şüphe yok ki onlar senin kullarındır. “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.” Onlara içinden ırmaklar akan. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. Bizi rızıklandır. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. onlar da Allah’dan razı olmuşlardır.” 118“Eğer onlara azap edersen. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. Allah onlardan razı olmuş. Sen benim içimde olanı bilirsin. 113Onlar. Eğer onları bağışlarsan. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin. 115Allah da. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır.112Hani havariler de.” 117“Ben onlara. İsa da. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. .

Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. ahirete dair meseleler ile. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. Bunda hiç şüphe yok. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. 165 âyettir. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. keçi. 93. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. “Sen de bizim gibi bir beşersin. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. İslam alay konusu oluyordu. âyet.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. gökleri ve yeri yaratan. . 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı. âyetler Medine’de inmiştir. Sizin gizlinizi de bilir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. yerde de. “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. Kuvvetli görüşe göre. 91.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. işte onlar inanmazlar. Halbuki O. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. hakkıyla bilendir. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. (her şeyden) hakkıyla haberdardır.6.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. Âyet. 151. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi). Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. küfrün ve batıl inançların reddi. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. En’âm. Bedir zaferi. açığa vurduğunuzu da. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. melek olamazsın” diyeceklerdi. O. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. göklerde de Allah’tır. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. o melek bir insan suretinde gelecekti. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. O.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır.0 (Ey Muhammed!) Andolsun. adalete.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. 152 ve 153. koyun. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. 92. Sûrede başlıca tevhide. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. 138 ve 139. O öyle bir Rab’dır ki.0 İşte bu Kur’an bana. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor. peygamberliğe.” De ki: “Bana. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. Adını 136. hakkıyla işitendir. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. hüküm ve hikmet sahibidir. (Bakınız: Zuhruf sûresi. beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. İşte bu apaçık kurtuluştur. O. sizi çamurdan yaratmış. Topraklarından nehirler akıttık. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. yine o inkar edenler.

0 0 0 0 Kureyşliler. iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. 171-173. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. Sonunda onların manevraları. “Nerede. âyet. Fakat onların çoğu bilmiyor. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. onu bozar. ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. bir mucize indirmeğe gücü yeter. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. âyet. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. . bir delik açıp yerin dibine inerek. 51. âyet. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. ancak kendilerini helak ediyorlar. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. 21. Allah’ı tanıyacak. şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler. âyet.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Sonra da hepsi ona döndürülürler. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. kulaklarına ağırlık koyarız. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. hıristiyanlara sorduk. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek. Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. Dikkat edin. işte onlar inanmazlar. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar. O. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. (Bakınız: Bakara sûresi. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. 146). Onlar farkına varmaksızın. Mücâdele sûresi. İnsan. Ateşin karşısında durdurulup da. 38. Ra’d sûresi. O halde sakın cahillerden olma. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. 46. “Ah. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. (Davete). Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. Mü’min sûresi. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. âyet. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. zalimler kurtuluşa eremez. Rabbimiz’e andolsun ki. Andolsun ki. âyet.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. (Allah). “Evet. gerçekmiş” diyecekler. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.

” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah zalimleri daha iyi bilir. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse. kalplerinizi de mühürlerse. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). O. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. O. .” De ki: “Şüphesiz ben. Siz ise onu yalanladınız.40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Ben sadece. Ben gaybı da bilmem. De ki: “Ben size. “Seni reddediyoruz. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. hiçbir yaş. hakkı anlatır. “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler. Hz. onunla (Kur’an ile) uyar. çok bağışlayandır.” demişlerdi. De ki: “Sizin. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. hidayete erenlerden olmam.. Hamd. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.) Sonunda. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir.” Andolsun. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. (uyandırandır). De ki: “Ne dersiniz.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. biz çıkınca girsinler. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Onların hesabından sana bir şey yok. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. bana gönderilen vahye uyuyorum. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Onlar. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Karada ve denizde olanı da bilir. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Peygambere karşı çıkanlar.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. Sonra O. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Zaten böyle bir azabı istemek. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. ama bize hiçbir şey olmuyor. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. inkar ediyoruz. Onlar mahzun da olacak değillerdir. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Hz. Ben sizin arzularınıza uymam. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. çok merhamet edendir. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. O.. Peygamber’e.” diyorlardı. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. Onları ancak O bilir. (Peygamberlerini dinlemediler. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise.

onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. ne de bir şefaatçi. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. O da batınca (kavmine dönüp). yalanlamanızı engelleyecek. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak.” Bir de. âyet. Hani İbrahim babası Âzer’e.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. hesap görenlerin en çabuğudur. 140. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Allah’a özgü hükümranlık demektir. ben seni de. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. anlasınlar diye. hüküm ve hikmet sahibidir. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. Ay’ı doğarken görünce de. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. âyet. Melekût. gökleri ve yeri.” Bak. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. “Andolsun ki. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. Güneşi doğarken görünce de. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. Sonra hepsi. “İşte Rabbim!” dedi. 10. “İşte Rabbim!” dedi. O’nun sözü gerçektir. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. görülen âlemi de bilendir. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. O. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. Gaybı da. veya azap geldiği takdirde onu durduracak.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. De ki: “Sizler. Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm. Yıldız batınca da. bize. İleride bileceksiniz. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. O. . Ay da batınca. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. sizi Allah adına cezalandıracak. Belki sakınırlar. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. O. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. sizi ondan koruyacak değilim. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. uzaklaş. o zalimler grubu ile beraber oturma. âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. “Ben öyle batanları sevmem” dedi.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.

Bunların hepsi salih kimselerden idi. pek çoğunu ise gizlediğiniz. size. ona da inanırlar.. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. o peygamberler. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Sizin bir karar kılma yeriniz. meleklerin. hakkıyla bilendir. onlara vekil kılmışızdır. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). işte güven onların hakkıdır. sizi bir tek candan yaratandır. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. Bu sûrenin 90. Süleyman’ı. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. sayelerinde. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. bilemediler. üst üste binmiş taneler. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı.üzüm bahçeleri. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar.0 Ahirete iman edenler. Zekeriya’yı. Diriden de ölüyü çıkarandır.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. Yani Allah’ı. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. Dolayısıyla. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. Yûsuf’u. O. O gökten su indirendir. Elyasa’ı. Hepsini hidayete erdirdik. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. (kendisiyle) ne sizin. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Geceyi dinlenme zamanı. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. Eyyub’u. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. “Bana vahyolundu” diyen.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Allah’ın hidayetidir ki. . taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse. sonra bırak onları. Şüphesiz Allah. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. İslam evrensel bir dindir. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.0 Çünkü. O. Zürriyetinden Dâvud’u. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. İşte bu (Kur’an) da. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir.0 İşte. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir.. İsa’yı. Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. O (Kur’an). Yahya’yı. Onlar kendilerine kitap. ellerini uzatmış. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. Ölüden diriyi çıkarır. İsmail’i. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. âyetinde ifade edildiği üzere. Babalarından. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. İşte bu. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. bereket kaynağı.

Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. en gizli şeyleri bilendir. Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. Şüphesiz senin Rabbin. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken. bir meyve verdiği zaman. koku. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. bilgisizce Allah’a söverler. yücedir. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Ben başınızda bekçi değilim. İşte sizin Rabbiniz Allah. . Şüphesiz senin Rabbin. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. O. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. görüp gözeten)dir. Rabbinden sana vahyedilene uy. 23. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. bir de olgunlaştığı zaman bakın. O her şeyin yaratıcısıdır. “Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. Biz onlara melekleri de indirseydik. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. Bir de (şeytanlar). yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi.0 Ey Muhammed! Sen. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. Oysa onları o yarattı. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. Onların. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. onun hakikatini kavramak mümkün değildir. O. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. sonra onlar da haddi aşarak. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de).0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Öyle ise O’na kulluk edin. İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. O halde sakın şüphecilerden olma. diyorlardı. hakkıyla işitendir. Kafadaki göze basar denildiği gibi. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. âyet. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle. hakkıyla bilendir. O. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. renk. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Artık. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Onlar.0 Bunların meyvesine. O her şeyi hakkıyla bilendir. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına. gönül gözü demektir. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Allah. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Kureyş müşrikleri peygamberimize. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. Basiret. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun.”0 O. haddi aşanları çok iyi bilir. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Gözler onu idrak edemez ama O. “Sen ders almış okumuşsun. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. gözleri idrak eder. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak.

Allah’a ortak koşanların çoğuna. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. koyun. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Ben de (görevimi) yapacağım. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. Bu. âyet. 145.” Onların insanlardan olan dostları. İşte böyle. Âyet. cennet. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. . “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. âyet. misafirlere. Nahl sûresi. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. fazlasına ihtiyacı yok. zalimler kurtuluşa eremezler.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma. Putlar ise fakirdir”. En’âm sûresi. Rabbinin dosdoğru yoludur. “Şu Allah için. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. diye bir de kılıf uydururlardı. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. Bir pay da putlarına ayırır. Allah. Onlara bir âyet geldiği zaman. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. Ama farkında olmuyorlar. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. hiç. hakkıyla bilendir. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. Maide sûresi. arpa. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. İşte biz. gizlisini de. koştukları ortaklar. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere. sıkar. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. “Bakın. Bu âyet.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir.0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. rahmet sahibidir. Allah’ın. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. “Allah zengindir. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. 3. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. âyet. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. Şüphesiz. öldükten sonra dirilme. karanlıklar içinde kalmış. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. keçi. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. deve. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. âyet. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. 173. iyilere iyi derece. derler” diye dedikodu yaparlardı. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. buğday gibi ziraat ürünleriyle. hesap. Kimi de saptırmak isterse. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. cehennem. 114-115.

De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. keçi.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.”0 De ki: “Haydi.) Bakınız: En’âm Sûresi. keçiden de iki. hüküm ve hikmet sahibidir. O. Öşür.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. Konu ile ilgili olarak 139. Aslında bunlar haram şeyler değildi. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir. erkek. O. 173. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. Gerçekten onlar sapmışlardır. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. . Halbuki bu hayvanların deve. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. mutlaka ziyan etmişlerdir. Sonra saldırganlık. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. Bu âyetten Allah’ın. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. âyet.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın.160. İşte böyle. “O.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. israf edenleri sevmez. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. Darda kalan kimsenin. âyet. koyun. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. zulüm. âyetlerine bakınız. çardaklı. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır. Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. başka şeyleri denk tutuyorlar. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı. ve Bakara sûresi.0 Şüphesiz O. O. Çünkü O. Sığır ve koyunların ise. sizin için apaçık bir düşmandır. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. çok merhametlidir. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş.haram sayanlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. bu sûrenin 119. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. babalarımız da. faiz alma. çardaksız olarak bahçeleri. hakka karşı başkaldırma. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. “onda bir” demektir. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. Karılarımıza ise haramdır. fakat israf etmeyin. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz. Yine O. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. Onlar Rablerine. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. İnsanlar doğru. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. âyet. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki. peygamberleri öldürme. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin. Âyetin bu kısmı. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. sığır. Burada vurgulanmak istenen nokta.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. âyetin dipnotuna bakınız. hakkıyla bilendir. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. Eğer seni yalanlarlarsa.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır.103. akıtılmış kan. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. 99 ve ilgili dipnot. sığırdan da iki. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. Çünkü o.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık.

çok bağışlayandır. Artık ona uyun. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Fatır sûresi. İşte ben bununla emrolundum. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak. âyet. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi.0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz.157 Kitap.” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. 165 O. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. Başka yollara uymayın. Şüphesiz Rabbin. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan.0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. 156.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya. diğer ibadetlerim de.85. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin.0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur. Necm sûresi. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. âyet. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. O. Sonra (O). ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları. âyet. 33. çok merhamet edendir. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün. Şüphe yok ki O. her şeyi açıklamak. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. 286. 38.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. (Zina ve benzeri) çirkinliklere. diye bu Kur’an’ı indirdik. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. âyet. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. 7. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. 84. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. Zümer sûresi. âyet. âyet. 153 İşte bu. yahut. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. dosdoğru bir dine. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. Şüphesiz biz de bekliyoruz.0 De ki: “Siz bekleyin. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti.15. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da. 18. benim dosdoğru yolum. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. âyet.8. .21. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. cezası çabuk olandır. Allah’a ortak koşanlardan değildi. yaşamam da. Ben müslümanların ilkiyim. O size. 7. âyet. 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. bir hidayet ve bir rahmet geldi. 32. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. âyet.

3. 11.7. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. 12. 7. 16. Âyetin bu kısmı. 18. Sonra size şekil verdik. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. âyet. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. Hûd sûresi. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 8.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.6. “elA’râf”. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. 14. O gün amellerin tartılması da haktır. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. Andolsun. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti. Çünkü beni ateşten yarattın. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. 22. Allah. onlardan sana kim uyarsa sizin. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. yemin ederim ki. 5. âyet. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. 12. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. âyet. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. insanların küfürde. 10. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. Dilediğiniz yerden yiyin. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Onu bırakıp başka dostlara uymayın.0 Bu. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. 109. arkalarından. 21.0 Andolsun. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. Sûre adını. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. 20. 6. 13. âyet. Yoksa zalimlerden olursunuz. 19.” Allah da.0 Rabbinizden size indirilene uyun. Allah. saygı ile eğilenlerden olmadı. “Şimdi in aşağı oradan. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. “Adem için saygı ile eğilin” dedik. Rableri onlara. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. 65.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Sonra da meleklere. 5. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. zulümde. 97.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Kehf sûresi. 46.0 Peygamberlere de elbette soracağız. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. 2.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. sizi yarattık. hepinizi cehenneme doldururum. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. 9. 206 âyettir. . Elif Lâm Mîm Sâd. 163-170. Bu âyette. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. O. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. sana. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri. Sûrede temel konu olarak. demedim mi?” diye seslendi. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. yüksek yerler. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. yüksek mevkiler demektir. 4. 15.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. “(Biz bunu hak ettik. melek olmayasınız.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. ve 48.” Derken şeytan. Azabımız kendilerine geldiğinde. âyet. Andolsun. 17. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi.

Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. 34. Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. 40. açık ve gizli çirkin işleri. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk.işte onlar cennetliklerdir.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. bir kısmına da sapıklık layık oldu. 26. 27. haksız saldırıyı. 29. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Kim. 28. ayrı ayrı açıklıyoruz. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.” De ki: “Rabbim ancak. Onlara. 0 . Bu (giysiler).” Allah bir kısmına hidayet etti. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. 25. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. 32. Fakat bilmiyorsunuz. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. 33. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. canlarını almak için geldiğinde. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. onlara göklerin kapıları açılmaz. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. Çünkü o ve kabilesi. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. Onların eceli geldi mi. 30. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. 36. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.23. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. 24. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. şeytan sizi de saptırmasın. Çirkin bir iş işledikleri vakit. Allah da bize bunu emretti” derler. ne bir an geri kalabilirler. 38. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. 35. işte o daha hayırlıdır. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. günahı. Âyetin bu kısmı. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse. 43. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Onlar da. Onlar orada ebedi kalacaklardır. 42. israf edenleri sevmez. 37. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz. Onlar. Şüphesiz biz şeytanları. 31.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. “Hamd. Yiyin için fakat israf etmeyin. biz hidayete ermiş olamazdık. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. kendilerine öncülük edenler için. Çünkü o. Onlar için cehennem ateşinden döşek. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. dünya hayatında mü’minler içindir.” Öncekiler sonrakilere. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. 39. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). Altlarından da ırmaklar akar. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. Allah çirkin işleri emretmez. azabı tadın” derler. Onlar üzülecek de değillerdir. De ki: “Allah’ın. 41. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. artık onlara korku yoktur. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” Her milletin belli bir eceli vardır. ne de öne geçebilirler. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). De ki: “Şüphesiz. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz.

“Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. İyiler verimli toprak gibi. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. Kavminin ileri gelenleri. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. faydasız bitkiden başkası çıkmaz. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar ise ancak. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. bilerek açıkladığımız bir kitabı. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. Cehennemlikler de cennetliklere. 45. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. 47. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. 57.44. O zaman aralarında bir duyurucu. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. Arş. O. “Şüphesiz. Dikkat edin. Size korku yok. 59. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. topluma yararlı olurlar. 60. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. Topluma faydaları dokunmaz. Onlar. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. Cennetlikler cehennemliklere. 50. Onlar. Cennetliklere. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. Çünkü O. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. haddi aşanları sevmez. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Aksine ben. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. Bazı müfessirler.0 Andolsun biz onlara. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. “Selam olsun size!” diye seslenirler. A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. . eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. 52. 13. Şüphesiz. Şüphesiz sizin Rabbiniz. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. 54. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. geceyi. yüksek mevkiler demektir. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. 53. “Ne olur. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. 70. âyet. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. 48. emretmek de yalnız O’na mahsustur. girin cennete. A’râf. güneşi. âyet. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. yüksek yerler. Toprak gibi insanların da iyisi. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. 49. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 51.0 Andolsun. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. 58. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. 61. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. ama bunu ummaktadırlar. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. sınırsız kudret makamı demektir. kudret ve hakimiyet tahtı. Ola ki ibretle düşünürsünüz. kötüsü vardır. 62. “Evet” derler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. 46. 55. 56. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. yaratmak da.

Büyüklük taslayanlar.. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Bakın. 81. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler. Onlara. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı.” Kavminin cevabı ise sadece. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.. Salih’in. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. 80. 82. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi.” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. 65. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. Hatırlayın ki. 78.63. 67. küçük görülüp ezilen inanmışlara. 76. Nihayet deveyi kestiler. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. 71.” 0 Hicr sûresinin 74.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun.” dediler. siz haddi aşan bir toplumsunuz. suçluların akıbeti nasıl oldu. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık.” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz. 75. Hûd. haklarında hiçbir delil indirmediği.” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler.”0 Bak. 74. 84. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.. 86. bir kısmı da inanmamışsa. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. 85. 66. “Siz. O.” demek oldu. Derken. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. 68. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin.” Onlar. İnsanların mallarını eksiltmeyin.. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. Derken kavmi onu yalanladı. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Allah’ın.” “Bir de. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. 77. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. 72. . içsin. 83. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Hayır. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 73. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. 69. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. 64. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. dağları oyup evler yapıyorsunuz. 79. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. 70. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Onlar da. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sakın ona bir kötülük etmeyin. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış.

ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup.87. 93. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. 102. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. 106. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” Firavun ileri gelenlere. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. bakanlar için. Elini (koynundan) çıkardı.” Derken. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. 108. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. Biz onların çoğunda. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Bir de ne görsünler. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Andolsun. Mûsâ’nın. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. . Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. 101.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. 100. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya.” Şuayb. Şuarâ sûresi. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. Size nasihat de ettim. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. Eğer. 99. âyet.” Bana. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Sonra onların ardından Mûsâ’yı. 104. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Şuarâ sûresi. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun. Bir de ne görsünler o. 60-63. 107. 103. 110. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. inkarcılara mühlet verip. 94. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. sonra onları ansızın yakalaması”. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. apaçık bir ejderha. 33. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. bembeyaz olmuş.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. “İstemesek de mi?” dedi. Hz. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. 96. 32. sözünde durma diye bir şey bulmadık. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. Fakat onlar yalanladılar. 95. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. 91.0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. Biz de. 89.0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. 105. 97.0 Firavun. 90. 43-44. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. 88. farkında değillerken onları ansızın yakaladık. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. bozguncuların sonu nasıl oldu. 92. âyet. âyet. Şimdi ben. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. 98. âyet. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. 109. Hz. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. 111. Bak.

Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. 129. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan.112. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. 136.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. 138. çekirge. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. 114.” Firavun. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. bu sûrenin 128. Fakat çokları bilmezler. bu ülkede fesat çıkarsınlar. öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. 117.” Mûsâ. Andolsun biz. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. Bir de ne görsünler o. Biz de Mûsâ’ya. 134. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. 132. 121. (Hiçbirinden ders almadılar. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi.” “Sen sırf. (biz çalışıp kazandık)” derler. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. 131. Üzerlerine azap çökünce. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. Ona.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. “Bu bizimdir. 128. 119. “Siz atın” dedi. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. Derken. kullarından dilediğini mirasçı kılar. 123.” Biz de. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). Büyük bir sihir yaptılar. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. (Sihirbazlar). Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. kadınlarını sağ bırakacağız. biz sana inanacak değiliz. 137. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. Bu yüzden onlardan intikam aldık. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. Firavun ailesini. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. ve 129. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. (Mûsâ). 120. 124. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. Mûsâ kavmine. “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. ürün güvesi (haşerât). “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. 115. Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. 116. İsrailoğulları. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. 130. 113.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. 118. 127. 122. “Umulur ki. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. geldikten sonra da. 135. 133. değil mi?” dediler. “Evet. Firavun. İsrailoğullarını denizden geçirdik. 126. . 139. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. kurbağalar ve kan gönderdik. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. 125.

Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. 145. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular. vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz.Mûsâ’nın kavmi.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. ona saygı 0 0 0 0 Hz. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. Mûsâ için. Mûsâ. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. (Bakınız: Bakara sûresi.140. 55).0 Mûsa. çok merhamet edendir. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. 141. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. 147. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. mecazi olup. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. 144. O. “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. ahirette de. kavmine de emret.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. Mûsâ da baygın düştü. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. Bizi kendi rahmetine sok. . Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. “Rabbim! Bana (kendini) göster. “Kavim beni güçsüz buldu. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. Ben inananların ilkiyim” dedi. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. onlara iyiliği emreder. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. dilediğini de doğruya iletirsin. Allah da. Bu. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. gerçekten sapmış olduklarını görünce. Fakat (şu) dağa bak. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. Mûsâ. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti.” (Mûsâ). (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. Onu. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. buna on (gece) daha kattık.0 Ona iman edenler. Mûsâ. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. 151.” dedi. âyet. Oğullarınızı öldürüyor. 152. her insan bilgisiz olmayacağı için. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. Ayılınca. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. kötü ve pis şeyleri haram kılar. Sen bizim velimizsin. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. 154. 146. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. sana bakayım” dedi. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. “ümmî”. kavminden. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. 142. 153. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. dilediğim kimseyi ona uğratırım. 148. cahil demek değildir. Ancak okuma yazma bilmeyen. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. okuma yazma bilmeyen Hz. “Ümmî”. Artık bizi bağışla ve bize acı. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. onları kötülükten alıkoyar. 155. 143. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. okuma yazma bilmeyen insan demektir. 149. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. “ağır mükellefiyetler”. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). 156. Az kalsın beni öldürüyorlardı. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. onu kendine doğru çekmeye başladı. “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. onların. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Nitekim. 150.” Onlar. Peygamber. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. bana karşı gelmekten sakınanlara. ziynet eşyalarından. Allah’ın dağa tecellisi.

Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. Onlar da. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. 172. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. O. 166. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. diriltir ve öldürür. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. 162. 161. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. 170. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. Onlardan iyi kimseler vardır. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. Allah hakkında. 168. 159. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. çok merhamet edendir. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. Hani Rabbin. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. Bu bir imtihandı. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. 167. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. 160. 158. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. gösterenler. Böyle yapmamız kıyamet günü. Şüphesiz O çok bağışlayandır.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. “Evet. 163. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). onları kendilerine karşı şahit tutarak. Yahut. bizi affet)’ deyin. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. Allah Teâlâ. 169. Şüphesiz Rabbin. bizi affet) ifadesini. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Bakara sûresinin 58 ve 59. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. . Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. Onlar bize zulmetmediler. Âyette sözü edilen bu kent. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. 165. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.0 Ey Muhammed ! Onlara. 173. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. 164. diğer günler o derece gelmiyorlardı. 171.157. elbette cezayı çabuk verendir. şiddetli bir azapla yakaladık. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Derken. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. âyetlerinde de zikredildiği üzere. Âyette anlatılan olay budur. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. şüphesiz biz.

Ben onlara mühlet veririm. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. 189. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. 175. O size ancak ansızın gelecektir. 176. 185. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. çağırın ortaklarınızı. 191. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. 194. 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil. 178. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. 195. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. Allah. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. 75.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. hatta daha da aşağıdadırlar. cinler ve insanlardan. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler. âyet ve ilgili dipnot. 190. 192. . Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. 184. İşte bu. 188. 183. cehennemlik olmuşlardır. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. 187. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. gözleri olup da bunlarla görmeyen. Onları çağırsanız da. odur doğru yolu bulan. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı.” Allah kimi doğru yola iletirse. Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. Bakınız: En’âm sûresi. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a.0 En güzel isimler Allah’ındır. 179. yere de ağır basmıştır. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.174. O. ne de kendilerine yardım edebilirler. 182. Kimleri de saptırırsa. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir. bocalayıp dururlar. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. 180. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. yine insan cinsinden. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. 193. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. işte onlar. Hiçbir şeyi yaratamayan. 186.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. bütün salihlere velilik eder. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. âyetinin dipnotuna bakınız. Allah’ın yarattığı her şeye. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. Yarattıklarımızdan. O göklere de. 181. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. İşte bunlar hayvanlar gibi. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. 177. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. ziyana uğrayanların ta kendileridir.

” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. 203. hakkıyla bilendir. hakkıyla işitendir. 201. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. 199. sonra da bundan hiç geri durmazlar. iyiliği emret. Sen af yolunu tut. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. halbuki onlar görmezler. Şeytanlara kardeş olanlara gelince. 202. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. içinden yalvararak ve korkarak. 198. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. . Onlar kendilerine de yardım edemezler. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Bu secdeye. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. 200. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. Bunlardan birini okuyan. Şüphesiz O. doğru yola çağırırsanız işitmezler. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. Eğer onları. cahillerden yüz çevir. ayakta iken gidilmesi daha uygundur.0 0 Bu âyet.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.196. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. 197. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. Sen onların sana baktıklarını görürsün. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Rabbini. hemen Allah’a sığın. 205. 204.

Mü’minler ancak o kimselerdir ki. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. 4. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu.İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener).8. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir.(Savaşta) onları siz öldürmediniz. 0 0 0 0 Tevekkül. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir. hüküm ve hikmet sahibidir. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O da. . Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.0 10. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. hakkıyla bilendir.0 8. Sûrede başlıca. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz. Peygamber orduya hücum emri verdi. Nasıl ki.Enfâl savaş ganimeti demektir. Şüphesiz Allah. 7.Sûre. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile. Onlara. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. İman edenlere sebat verin. Vurun. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu.0 3. “Ben sizinle beraberim. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır. 12. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. Onlar namazı dosdoğru kılan. tüm tedbirleri alıp. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. 18. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. 14. Müslümanlar. 5. Ne kötü varılacak yerdir orası. Hani Rabbin meleklere.” 2. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. kelimesinden almıştır. orduyla savaşmak yerine. aranızı düzeltin. sizden şeytanın vesvesesini gidermek. O halde. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. fakat Allah attı. Onun varacağı yer de cehennemdir. savaş.Bu. 75 Âyettir. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’ın gazabına uğramış olur. yalvarıyordunuz. Rableri katında yüksek mertebeler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. 6. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. adını ilk ayetteki &quot. fakat Allah onları öldürdü.el-Enfâl&quot. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. sizi temizlemek. Allah ve Rasûlüne itaat edin. Hani Allah size iki taifeden birini. Bu. 17. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Ey iman edenler. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.Allah bunu. Hani Rabbinizden yardım istiyor. Âyette sözü edilen iki taife. gerekenleri yaptıktan sonra. o sizindir diye va’dediyordu.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o. mutlak güç sahibidir. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. Attığın zaman da sen atmadın. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. 13.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 11. Mü’minleri. 16. 15.

Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki. Yine bilin ki. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman. kendi yatağına Hz. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. 54 ve ilgili dipnot.0 Derken Allah sizi barındırdı. Allah. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler.Peygamber. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez. onun huzurunda toplanacaksınız.Peygamber’in hapsedilmesi. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte.İşitmedikleri halde. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. Bu. pis olanı temizden ayırmak. Âyette söz konusu edilen tuzak. Eğer dönerseniz biz de döneriz.0 36. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. sizi bağışlar.Ali’yi yatırarak Hz. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi.” Bu görüş kabul edilince. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Onlar tuzak kuruyorlar. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et. Allah da tuzak kuruyordu. 98 ve ilgili dipnot. 34. “Allah’ın. Müşrikler. Hz. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. 27. âyet. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. Toplantıda. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim.0 31.(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi. 23. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. âyet. 35. 37.Peygamber’e haber vermişti. 25. Fakat onların çoğu bilmez. dilsizlerdir. Bu âyette. 32. 29. Cebrail durumu Hz. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.Hani onlar. 30. Allah kişi ile kalbi arasına girer. “işittik” diyenler gibi de olmayın.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Hz.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. Böyle yaparsak. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. ellerine birer kılıç verelim. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. 20. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. 24. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. .0 26. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. işte müşriklerin bu planıdır.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. elbette onlara işittirirdi. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Şüphe yok ki.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. 22. 33. “Dâru’n-Nedve’de toplandılar.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Şüphesiz. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. Allah büyük lütuf sahibidir. “Duyduk. “Ey Allah’ım. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. 28.19. ıslık çalıp el çırparlardı. Hz.Onların. Bakınız: Nisâ sûresi. 21. Öldürmek kesin çözümdü.

Artık onlar iman etmezler. 123-124. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. 52. bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.Onlar. azabı çetin olandır. 58. 51. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. 44. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.0 39. Melekler. yoksullara ve yolculara aittir. 8. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip. 53. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. kendileriyle antlaşma yaptığın. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. Hepsi de zalim kimselerdi. Peygamber’e. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. 59. 56. gerisin geriye dönüp. inkar edenlerdir. 0 0 0 Âyette. kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin.Bunların durumu. Bütün işler Allah’a döndürülür.Şüphesiz Allah katında. onlar uzak tarafında. 43. devletiniz elden gider. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır. Çünkü o. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler. elbette hakkıyla işitendir. 49. . Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Çünkü Allah hainleri sevmez. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. 42. Allah. O ne güzel dosttur. 57.Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. geçmiş günahları bağışlanır.” demişti. 47. âyet. “Ben sizden uzağım.Şımarıp böbürlenmek. hakkıyla bilendir. 50. cezası çetin olandır” demişti.Eğer onları savaşta yakalarsan.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. 40. Bakınız: Enfâl sûresi. O ne güzel yardımcıdır! 41. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. hüküm ve hikmet sahibidir. yaşayan da açık bir delille yaşasın. hakkıyla bilendir. kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). 45. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. 46. 55. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse. Sabırlı olun. 54.İnkar edenler.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki.9. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. Ben Allah’tan korkarım. ölen açık bir delille ölsün. 48. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin). olacak bir işi gerçekleştirsin.38. Şüphesiz Allah. mutlaka ben de size yardımcıyım. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Eğer Allah’a.Bilin ki. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. Fakat Allah. yetimlere. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan).Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. onun yakınlarına. âyet.(Ey kafirler!) Bu.Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında.(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan.

63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. Hz. 65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Onları öldürme. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Hz. “Bunlar senin kavmin ve akraban. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. İman edip hicret etmeyenlere gelince. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Size zulmedilmez. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Allah’ın kitabınca. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. çok merhamet edendir. O. . Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a karşı gelmekten sakının. hicret edinceye kadar. Bunun üzerine bu âyet indi. Tövbe edebilirler. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. hakkıyla bilendir. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. çok merhamet edendir. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Ömer ise. Nihayet. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. işte onlar da sizdendir. ihlas. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu. öldürülmelerini teklif etmişti. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Allah çok bağışlayandır. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman. yardım etmek üzerinize borçtur. 61. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. Allah sabredenlerle beraberdir. 62. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. onların velayetleri size ait değildir. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Hz. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. hakkıyla bilendir. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. işte onlar birbirlerinin velileridir. Onlardan fidye al. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. Allah hakkıyla bilendir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. Allah mutlak güç sahibidir. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü o hakkıyla işitendir. hüküm ve hikmet sahibidir. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa.60. Peygamber. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. Ebu Bekir. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. işte onlar gerçek mü’minlerdir. 75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. Onlarla Allah’ın düşmanını.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın.

Şüphesiz Allah. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını. 13. namazı kılar ve zekâtı verirlerse.9. 3. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. Hacc-ı ekber gününde0. Şunu bilin ki. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Eğer tövbe ederseniz. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. onlara karşı size yardım etsin. Allah hakkıyla bilendir. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. Sûrede başlıca. elem dolu bir azabı müjdele! 4. âyetten almıştır. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Bu. vazgeçerler. 14. Allah’tan. 11. çok merhamet edicidir. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. Allah içinizden. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. 9. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. 1. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. 0 Haccı Ekber günü. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. siz de onlara dürüst davranın. 5. 16 Yoksa. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. Sûre adını. ne akrabalık (bağlarını). Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. 6. bu sizin için hayırlıdır. 129 âyettir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. Başında besmele olmayan tek sûredir.Fakat tövbe edip. . Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Yeminlerini bozan. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. kendilerini serbest bırakın. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. İnkârcılara.Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını).15 Onlarla savaşın ki.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. 7. küfrün ele başlarıyla savaşın. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. şunu iyi bilin ki. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. 8. Allah ve Resûlünden. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Eğer tövbe ederler. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. Ama yüz çevirirseniz. 12. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. Allah ise. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 17 Allah’a ortak koşanların. Umulur ki. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. inkârcıları perişan edecektir. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. onları rezil etsin. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin.

İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve.” Andolsun. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. hürmet edilmesi gereken. hahamlarını. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur.0 Sonra Allah. Oysa. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. . başarıya erenlerin ta kendileridir. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. Artık bu yıllarından sonra. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. Zilhicce on ikinci. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. Rableri onlara. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. bütün dinlere üstün kılmak için. kardeşleriniz. namazı dosdoğru kılan. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. Allah onları kahretsin. Mekke’nin fethinden sonra (H. Bu aylardan Zilkâde on birinci. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Şüphesiz. oğullarınız. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. O. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. İşte bu. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. İşte onlar. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. işte onlar. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. inkârcıların cezasıdır. Bu âyetle bir sonraki ayette. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. Allah katında ayların sayısı on ikidir. Hz. 0 0 Huneyn. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Haram aylar. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. eşleriniz. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. “İşte bu. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. bunlar da ancak. Allah çok bağışlayandır. Bu sebeple. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise. Yahudiler. O. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Eğer yoksulluktan korkarsanız. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. Allah katında daha üstündür. Sonra Allah. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. Cahiliye devri uygulamasına göre. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah katında büyük bir mükafat vardır. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. kendi katından bir rahmet. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Hani. siz de onlarla topyekûn savaşın. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. zalimlerin ta kendileridir. Ancak. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. kazandığınız mallar. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. aşiretiniz.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. çok merhamet edendir. De ki: “Eğer babalarınız. İçinizden kim onları dost edinirse. Bilin ki Allah. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.

Eğer başına bir musîbet gelirse. pek az bir şeydir. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Onların bu çirkin işleri. Haydi bekleyedurun. yalnızca. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. kendilerine süslenip güzel gösterildi. ister gönülsüz olarak harcayın. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın. bir kural olarak ifade edilmektedir. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. yalnız Allah’a güvensinler. yere çakılıp kaldınız. hüküm ve hikmet sahibidir.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Âyette. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince.” De ki: “Bizim için siz. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. bir yıl haram sayıyorlar. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. Öyleyse mü’minler. Sana bir iyilik gelirse. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. Hani o arkadaşına. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. bu onları üzer. De ki: “Bizim başımıza ancak. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. onlara uzak geldi. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Gerek yaya olarak. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. tercihlerini sapıklıktan. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. Mallarınızla. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. inkardan yana kullananların. Fakat meşakkatli yol. “Eğer gücümüz yetseydi. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. “Siz kolay da gelse. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Gerçi onlar. ona bizzat Allah yardım etmişti. Cahiliye devrinde. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. Biz de. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş. “Gençler ve yaşlılar olarak”. sizden asla kabul olunmayacaktır.” Harcamalarının kabul edilmesine. Allah mutlak güç sahibidir. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. . böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman.” Yine de ki: “İster gönüllü. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. “Üzülme. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Onlardan “Bana izin ver. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır.

siz de (dünya zevkine) daldınız. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. Kendilerine ondan bir pay verilirse. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi. Onların varacakları yer cehennemdir.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. İbrahim’in kavminin. Âd ve Semûd kavimlerinin. (Ey münafıklar!). suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. Allah onlara lanet etmiştir. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. De ki: “Allah’la. zekât toplayan memurlar. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Allah da onları unuttu. bunların hepsinden daha büyüktür. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. İçlerinden. ellerini de sıkı tutarlar. Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. büyük bir rezilliktir. malları ve çocukları daha fazlaydı. İyiliği emreder. hemen koşarak oraya kaçarlardı.” Sizi razı etmek için. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. düşkünler. kadın münafıklara ve kafirlere. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Allah erkek münafıklara. ebedi olarak kalacakları. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. İşte bu büyük başarıdır. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. Namazı dosdoğru kılar. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. Onlar Allah’ı unuttular. Kötülüğü emredip. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Allah’ın rızası ise. Onlar için sürekli bir azap vardır. borçlular. zekâtı verirler. hüküm ve hikmet sahibidir. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden öncekilerin. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. iyiliği yasaklarlar. hüküm ve hikmet sahibidir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. Münafıklar. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. onlara yeter. Oysa onlar sizden değillerdir.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Onlara kendilerinden öncekilerin. siz de tıpkı. Şüphesiz münafıklar. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir).) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. Sadakalar (zekatlar). mü’minlere inanır (güvenir). kalplerinde olan şeyleri. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. derler. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye. hemen kızarlar. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. Allah’a yemin ederler. kendileri için daha hayırlı olurdu. diğer bir zümreye azap edeceğiz. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine. “Bize Allah yeter. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. fasıkların ta kendileridir. . O. Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. Nûh. Allah hakkıyla bilendir. sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. hoşnut olurlar. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. kötülükten alıkoyarlar. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Sırf.

Allah onları asla affetmeyecektir. Sorumluluk ancak. mallarıyla. Kendilerinden razı olasınız diye. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. Bütün hayırlar işte bunlarındır. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. az gülsünler. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. oturup kalmalarına sevindiler. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. hakkıyla bilendir. Çünkü onlar pistir..” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur.” Keşke anlasalardı. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. Harcayacaklarını. size yemin edeceklerdir. Kazandıklarının karşılığı olarak. Allah onlara. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. Allah’a ve ahiret gününe inanır. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. onlardan servet sahibi olanlar. “Allah’ın. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Onlara döndüğünüzde. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. İşte bu büyük başarıdır. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. hüküm ve hikmet sahibidir. Bilesiniz ki bu.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. varacakları yer de cehennemdir. Bunlar. geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. Bu. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. . Sonra hepiniz. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. Allah hakkıyla bilendir. Size kesinlikle inanmayız. Artık onlar bilmezler. çok merhamet edendir. size mazeret beyan edeceklerdir. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah çok bağışlayandır. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. senin. Artık onlar anlamazlar.” Yanlarına döndüğünüz zaman. Artık onların peşini bırakın. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. kendilerine izin verilsin diye geldiler. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. Allah hakkıyla işitendir. Allah ta kalplerini mühürledi. canlarıyla cihat ettiler. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. çok ağlasınlar. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. güçsüzlere. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz.. içinde ebedî kalacakları. Siz onlardan razı olsanız bile. Allah bunlarla ancak. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir.

kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. . Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. Hz. rükû’ ve secde edenler. Allah da tertemiz onları sever. Allah onları rahmetine sokacaktır.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. hüküm ve hikmet sahibidir. çok içli. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). Allah onlara içinden ırmaklar akan. mü’minlerden canlarını ve mallarını. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Yaptıkları bu mescidin. O diriltir ve öldürür. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Allah bir toplumu saptıracak değildir. Hz. ondan uzaklaştı. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Mümtehine sûresi. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Allah bunu Tevrat’ta. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. Sonra gaybı da. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. Onlar. Bunlar. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Şüphesiz Allah. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Kurmuş oldukları binaları. oruç tutanlar0. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. hakkıyla bilendir. Diğer bir kısmı ise. İşte bu büyük başarıdır. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. Ebû Âmir.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. Yaptıklarınızı Allah da. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. onlar Allah yolunda savaşırlar. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. çok merhamet edendir. ibâdet edenler. çok merhamet edendir. Şu’arâ sûresi. bazı münafıklarca. çok bağışlayandır. Biz onları biliriz. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. -yakınları da olsalar. Çünkü Allah çok bağışlayandır. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. âyet. âyet. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. Rasûlü de. babası için af dilemesi. Mü’minleri müjdele.0 Onun içinde asla namaz kılma. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra.) Allah hakkıyla işitendir. Münafıklar. iyilikle onlara uyanlar var ya. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. Şüphesiz Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. küfre yardım etmek. Onlara iki defa azap edeceğiz. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. mü’minler de göreceklerdir. Artık. Allah hakkıyla bilendir. âyet. yumuşak huylu bir kişiydi. 86. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. ne de bir yardımcı vardır. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. Şüphesiz İbrahim. hamdedenler. Bunlar. İşte asıl bu büyük başarıdır. Doğru yola ilettikten sonra. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. İbrahim’in. öldürürler ve ölürler. yapın. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. 47. Kuba mescidi civarında. tövbeyi çok kabul edenin. Allah onlardan razı olmuş. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. tövbe edenler. Allah hakkıyla bilendir. günahlarını itiraf ettiler. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. 4. Onların mallarından. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere.

büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar). (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. Evet. ne de ibret alırlar. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). Sonra ne tövbe ederler.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. sonra da sıvışıp giderler. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Kalplerinde hastalık olanların ise. O size çok düşkün. Ben ancak O’na tevekkül ettim. ashap da onlardan yüz çevirmişti. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. onların tövbelerini kabul etmiştir. Malik.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. Allah onların kalplerini çevirmiştir. Hz. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. Rabi’dir. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. yüce Arşın sahibidir. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. Görmüyorlar mı ki. Herhangi bir sûre indirildiğinde. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler.” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. Bu âyette. Şüphesiz Allah. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. . din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. onların tövbelerini de kabul etti. Allah yolunda çektikleri susuzluk. inen sûre onların imanını artırmıştır. açlık. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. Hilâl b. Ümeyye ve Murâra b. Çünkü onların. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. İman etmiş olanlara gelince. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Allah yolunda küçük. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. yorgunluk. O. böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Andolsun. Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. içlerinden. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez. Bir sûre indirildi mi. Allah’ın. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Tebük seferinden sonra Hz. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

elbette büyük bir günün azabından korkarım. Elif. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 109 âyettir. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. Rabbiniz Allah’tır. bize kavuşmayı ummayanları. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. Eğer Rabbime isyan edecek olursam. ben size onu okumazdım. Allah da size onu bildirmezdi. . gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder.95 ve 96. inkar etmekte olduklarından dolayı. 3.YÛNUS SÛRESİ 40. 7. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. Onlar zaten inanacak değillerdi. O. güneşi bir ışık (kaynağı). “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. varacakları yer ateştir. dualarının sonu ise. İşte o. Arş. 5. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. O'nun izni olmaksızın. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. aralarındaki esenlik dilekleri. “selâm”. sınırsız kudret makamı demektir. Sûrede. gerek yan üstü yatarken. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rableri onları imanları sebebiyle. Andolsun. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. hiç kimse şefaatçı olamaz. İçlerinden bir adama. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Yûnus. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. Lâm. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. insanları uyar ve iman edenlere. Kafirlere gelince. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. Bunların oradaki duaları. 2. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız.10. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. âyetler Medine döneminde. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. Sonra.94. yapmakta oldukları şeyler. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. İşte biz. şerri de acele verseydi. âyetlerini. O. kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 6. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Râ. (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. hidayete erdirir. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. İşte o haddi aşanlara. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. O halde O'na kulluk edin. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. nasıl davranacağınızı görelim diye. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. 4. kudret ve hakimiyet tahtı. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. Eğer Allah insanlara. Sûre. gerek otururken.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.

geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki. Dünya hayatının hâli. Onlar orada ebedî kalacaklardır. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. sonra onu tekrar eder.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. sonra ayrılığa düştüler. 210 :423:" 1211 1636 O. Kötü işler yapmış olanlara gelince. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. kendilerine ne zarar. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. De ki: “Siz. Sonunda dönüşünüz bizedir. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir.0=dip(10. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. “Siz de. yücedir. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. işte böylece gerçekleşmiştir. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. “Onlar artık imana gelmezler” sözü.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. sonra da Allah’a ortak koşanlara. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. bunları. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. İşte düşünen bir toplum için. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. eğer bizi bundan kurtarırsan. sırf kendi aleyhinizedir. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. İşte onlar cehennemliklerdir. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. Bekleyin. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman.” Öyle ise. Oysa zan.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki. Sanki yüzleri. ne de bir zillet. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar.3)>3 3 3. başlangıçta yaratmayı yapacak. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. . ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği.

hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır.”0 De ki: “Söyleyin bakalım. Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. hele akılları da ermiyorsa. aralarında tanışırlar. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. Bilesiniz ki. de ki: “Benim işim bana aittir. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. fakat insanlar kendilerine zulmederler. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Fakat onların çoğu bunu bilmez. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. Yine bilesiniz ki. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. kendini kurtarmak için onu fidye verir. bir kısmını helâl. Sonra da zulmedenlere. De ki: “Evet. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. indirilmiştir. Allah’ın va’di haktır. ben kendime bile ne bir zarar. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. sizin de. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. ne de gökte. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. hele gerçeği görmüyorlarsa. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Fakat körlere. Onların eceli geldi mi. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. Azabı gördüklerinde. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. Hayır öyle değil. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Bilesiniz ki. Bu. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de. Sonra. sizin işiniz de size. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. Bunda hiçbir şüphe yoktur. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. âyet.” De ki: “Allah’ın size indirdiği. De ki: “Allah dilemedikçe. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. o zalimlerin sonu nasıl oldu. 34. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. Fakat sağırlara. Bak. Onlar.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. . Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. ancak ona döndürüleceksiniz. Onlar üzülmeyeceklerdir de. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. yerdeki her şey Allah’ındır. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. O diriltir ve öldürür. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. Ne yerde. haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. yalnız bunlarla sevinsinler. (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim). Her ümmetin bir peygamberi vardır. zerre ağırlığınca. için için derin bir pişmanlık duyarlar. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. göklerdeki her şey. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.

O. Bak. ahirette de onlar için müjde vardır. Ey Rabbimiz. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. hep Allah’ındır. “Allah bir çocuk edindi” dediler. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver. O. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. Nûh’un haberini onlara oku. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. . (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). “Şüphesiz bu. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. Namazı dosdoğru kılın. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. İşte bu büyük başarıdır. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. 103-140. Sonra dönüşleri bizedir. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Bilesiniz ki göklerde kim var. Mûsâ: “Size hak gelince. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. yerde kim varsa. hakkıyla bilendir. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. ancak Allah’a aittir. Çünkü bütün güç Allah’ındır. âyet. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. Mûsâ’ya ve kardeşine. Mûsâ. bundan uzaktır. Ey Rabbimiz. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi.” Onu yine de yalanladılar. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Bana müslümanlardan olmam emredildi. Göklerdeki her şey. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur.” Allah da. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. gündüzü ise aydınlık kılandır. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. “Her ikinizin de duası kabul edildi. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz. iflah olmazlar!” dedi.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. yerdeki her şey onundur. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. O her bakımdan sınırsız zengindir.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Benim ücretim.” Firavun. O hakkıyla işitendir. Sonra da. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. apaçık bir sihirdir” dediler. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. Suçluların hoşuna gitmese de. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar.

97 Şüphesiz. arkandan geleceklere ibret olman için. çok bağışlayıcıdır. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. 93 Andolsun. çok merhamet edicidir. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. 104 De ki: “Ey insanlar. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. Ben sizden sorumlu değilim. bilin ki ben.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. inananları da kurtaracağız.” 105. hiçbir kimse iman edemez. 102 Onlar sadece. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. 92 Biz de bugün bedenini. Andolsun ki. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. Şüphesiz ki. Allah. 108 De ki: “Ey insanlar. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. 98 Yûnus’un kavminden başka. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. derhal onları takibe koyuldu. sana Rabbinden hak gelmiştir. 99 Eğer Rabbin dileseydi. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. kurtaracağız. O bunu kullarından dilediğine eriştirir.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. .” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O’ndan başka giderebilecek yoktur. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. O. 94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. bil ki onu. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. Eğer sana bir hayır dilerse. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. 96. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. bir baksanıza. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. Nihayet boğulmak üzere iken. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Eğer böyle yaparsan. Ben de müslümanlardanım” dedi. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. O. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. keşke (azabı görmeden) iman edip.

2 Elif Lâm Râ. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. Fakat sen. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. . Eğer yüz çevirirseniz. rızkı Allah’a âit olmasın. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. peygamberlik. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. İşte onlar. Allah onların gizlediklerini de. Sûre. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. Andolsun. orada boşa gitmiştir. ancak bir uyarıcısın. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. açığa vurduklarını da bilir. Ondan hiç şüphen olmasın. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. O. her şeye hakkıyla gücü yetendir. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O’ndan gizlenmek için.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. âyetleri. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır. İyi bilin ki. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. sağlam ve açık) kılınmış. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. âyet. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. sonra bunu ondan çekip alırsak. İyi bilin ki onlar. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. Gruplardan her kim onu inkar ederse. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Dönüşünüz ancak Allah’adır. Çünkü O. (Dünyada) yaptıkları şeyler. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. (Ey Muhammed!) Belki de sen. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki.11. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. azap onlara geleceği gün. Şüphesiz o. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. O. elbiselerine büründükleri zaman bile. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. Allah ise her şeye vekildir. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. 54. Yine iyi bilin ki. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. ateş onun varacağı yerdir. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. 123 âyettir. Buna göre âyette. Fakat insanların çoğu inanmazlar. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. Sûrede başlıca tevhit. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki.0 Bu Kur’an. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır.

şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti. suçum bana âittir.” Nûh dedi ki: “Onu size. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”. O. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. âyetine bakınız.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. İşte bunlar. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Bu iki zümrenin durumu. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. .” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım. haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir. öğüdüm size fayda vermez. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam. hem de görmüyorlardı. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Eğer doğru söyleyenlerden isen. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. Biliniz ki. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. demiyorum. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de. “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem.” Ben size öğüt vermek istesem de. siz ona karşı kör kalmışsanız. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. Onlar orada ebedi kalacaklardır. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.0 (Nûh). “Biz. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. artık hiç kimse iman etmeyecek. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. “Ben bir meleğim” de demiyorum. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. İman edip. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. “Binin ona.” Ama. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. O halde. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. çok merhamet edendir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Sizin hor gördüğünüz kimseler için. işte onlar cennetliklerdir. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. gaybı da bilmem. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.” Artık.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. onunla alay ediyorlardı. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. onu istemediğiniz halde.” dedi. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben. Nihayet emrimiz gelip.

ilahlarımızdan biri fena çarpmış. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. tahribi değil. Siz. iyi olmayan bir iştir. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. Ey gök! Tut suyunu” denildi.” 0 0 Âyetin bu kısmında. “Yavrucuğum. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. Biliniz ki Âd kavmi. Allah’ın insana bir emanetidir. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Bırakın onu. Şüphesiz Rabbim. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin.” 49 İşte bunlar. Çünkü yeryüzü. Allah. Nûh. Nûh. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi.42 Gemi. bizimle beraber sen de bin. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir. Rablerini inkâr etti.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan. iş bitirildi. 47 Nûh. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. “Ben. Onun yaptığı. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. sonra da bana göz açtırmayın. sonra da ona tövbe edin. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. hem benim. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir. sonra ona tövbe edin ki. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. benimle gönderileni size tebliğ ettim. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik.55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni. Biz sana iman edecek de değiliz. Senin va’din elbette gerçektir. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları.” 54. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. bütün canlıların.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. O halde sabret. her şeyi koruyup gözetendir. Daha bir takım ümmetler de olacak ki.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Su çekildi. hem bu dünyada. Siz de şâhit olun ki. Bu emanetin. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. ancak beni yaratana âittir. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Onları ağır bir azaptan kurtardık. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir.” 46 Allah. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 56 “İşte ben. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin. Benim ücretim. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin.” 58 Helâk emrimiz gelince.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz. 43 O. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. sadece iftira ediyorsunuz. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Ona kötülük dokundurmayın. 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu. biz onları (dünyada) yararlandıracağız. . hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. bilin ki ben. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. onun perçeminden tutmuş olmasın. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin.

kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. . (Sonra helak olacaksınız. (Onu bırak. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Sabah yakın değil midir?!” 82. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. çünkü biz Lût kavmine gönderildik. onun başına da gelecektir. hüküm ve hikmet sahibidir. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. Onlar sana asla ulaşamayacaklar.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. yalanlanamayacak bir tehdittir. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. 69 Andolsun. “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. Ona da İshak’ı müjdeledik. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu.65 Derken onu kestiler. İshak’ın arkasından da Yakûb’u. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. O.” dediler. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. 74 İbrahim’in korkusu gidip. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. İçinizden kimse ardına bakmasın. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı.” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Dediler ki: “Korkma.. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. elçilerimiz (melekler). 73 Melekler. Ancak karın müstesna. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. (Bu sözleri duyunca) güldü. Geceleyin bir vakitte aileni al götür.) İşte bu. Burada Lût Peygamber kavmini. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. 76 Elçilerimiz.. Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. Bunlar zalimlerden uzak değildir.” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. 72 Karısı. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Nûh kavminin veya Hûd kavminin. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. 78 Kavmi. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. şanı yücedir. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler.

cehennemdedirler. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Gözleyin. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. 110 Andolsun. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. elbette aralarında hüküm verilirdi. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. çok sevendir. Bu. 108 Mutlu olanlara gelince. hem bu dünyada. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Onları sana anlatıyoruz. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. Gündüzün iki tarafından maksat. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. 103 Şüphesiz. 107 Onlar. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. 113 Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. katımızdan bir rahmetle kurtardık. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. Bu âyet. insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Ancak Rabbinin dilemesi başka.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. 101 Biz onlara zulmetmedik. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. 95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. O’na sırt çevirdiniz. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. 106 Mutsuz olanlara gelince. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. 98 Firavun. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. namaz vakitlerini göstermektedir. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. . biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Bu. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. mutlu (cennetlik) olanlar da.97 Andolsun. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi. öğüt alanlar için bir öğüttür. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. yıkılıp gidenler de. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. Onlardan ayakta duranlar da var. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir.” 94 (Azap) emrimiz gelince. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Sonra size yardım da edilmez. 96. sonra ona tövbe edin. Onlar sadece.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Bu.

âyet. 118.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta. 3.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.” 122 “Bekleyin. sana hak. Bütün işler ona döndürülür. . Bunlarda. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi.117 Rabbin. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu. biz de yapacağız. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti. onlar ihtilafa devam edeceklerdir. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden. biz de bekleyeceğiz. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin.

” Onlar da. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. 12. “Elif. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. hüküm ve hikmet sahibidir.0 Biz onu. Artık bana düşen. O'nu ucuz bir fiyata. 21. önemli mesajlar verilmektedir. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. 19. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. 10.” Andolsun. insanın apaçık düşmanıdır.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. 111 âyettir. Çünkü şeytan. 11. 14. Allah işinde galiptir. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. Oysa Allah. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. 6. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. “Yûsuf’u öldürmeyin. 13. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi.12.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. “Andolsun. 17. İşte biz. Lâm. Zaten ona değer vermiyorlardı. Hani Yûsuf babasına. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. apaçık Kitabın âyetleridir. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir. Yoksa. 3. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. Şüphesiz biz onu koruruz. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. 9. . Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur. 20. Râ. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. 8.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi. onların yaptıklarını biliyordu.” Onlardan bir sözcü. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. 7. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. sana tuzak kurarlar. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız. 4.0 Bunlar. 22. İşte bir oğlan!” dedi. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. birkaç dirheme sattılar. Elif Lâm Râ.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. Bir de üzerine. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. Bu âyet. 18. 16. güzel bir sabırdır. Babası.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. 15. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. 5. Âyetin bu kısmı. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. güneşi ve ayı gördüm. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. 2.

(ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. İşte en doğru din budur. . O ise. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Fakat insanların çoğu bilmezler. hakkıyla bilendir. Kral. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Bu. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. 39.) biriniz efendisine şarap sunacak. Kadın. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. O (Yûsuf) yalancılardandır. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. Şüphesiz ki o. O (Yûsuf) ise. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. “Haşa! Allah için. 46. “Efendinin yanında beni an”. fakat insanların çoğu şükretmezler. 27. 43. “Aziz’in karısı.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. “Ben de rüyamda başımın üzerinde. ancak şerefli bir melektir” dediler. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. İkisi de kapıya koştular. “Allah’a sığınırım. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. 34. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. 31. “Ben size onun yorumunu haber veririm. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. siz kadınların tuzağıdır. Andolsun. 45.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız. Çünkü o. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. 29. 38. İshak ve Yakub’un dinine uydum. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. 37. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. 35. rüyamı bana yorumlayın” dedi.” Yûsuf. Bu. 24. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. 30. Ben. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. (Ey Kadın. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. 42. hakkıyla işitendir. 41. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. Diğeri. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. 32.” “Atalarım İbrahim. ben ondan murad almak istedim. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. Sonra onlar. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. dedi. “Ey Rabbim! Zindan bana. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. çünkü o (kocan) benim efendimdir.” Şehirde bir takım kadınlar. 36. 44. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi.” Yûsuf.23. 33. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. 26. (Zindana varınca). birkaç yıl daha zindanda kaldı. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Bize bunun yorumunu haber ver.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. “Çık karşılarına” dedi. yedi zayıf ineğin yediğini. bana iyi baktı.” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. 25. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. 28. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu.” Yûsuf. Hüküm ancak Allah’a aittir.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. doğru söyleyenlerdendir. Andolsun. bu bir insan değil. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. hemen beni (zindana) gönderin” dedi.) sen de günahının bağışlanmasını dile. O. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. 40. Biri. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı. kadın doğru söylemiştir. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. beni hakkında kınadığınız kimsedir.

Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. o. 48. . 66. Görmüyor musunuz. Kral. 59. “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. ahiret mükâfatı. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. ayrı ayrı kapılardan girin. Şüphesiz o. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. (Yûsuf). artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Onlar. 67. “Ben nefsimi temize çıkarmam. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. 56. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. 51.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun.0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi.47. biçtiklerinizi başağında bırakın. diye sor. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. Sonra da. Aziz’in. 62. 70. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. onu özel olarak yanıma alayım”. Ben ona tevekkül ettim. Yakub onlara. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. “Şimdi gerçek ortaya çıktı.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. 71. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. “Benim böyle yapmam. Babaları. 68. “Ne yitirdiniz?” dediler. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. 64.” Onlar. 60. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi.” Yûsuf. “Onu bana getirin. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. yokluğunda. babalarına döndüklerinde. 63. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. dedi. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. 53. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. 57. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Kadınlar. Ben buna kefilim” dediler. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. 50. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Ondan ben murad almak istedim. Onu biz elbette koruruz” dediler. çok merhamet edendir” dedi. 61. Yûsuf onları tanıdı. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi. “Onun hakkında size ancak. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. Elbette ki. 65. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. 58. Böylece Yûsuf’a.” Kral. “Haşa! Allah için.” Kral kadınlara.” “Eğer onu bana getirmezseniz. 49. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. Fakat insanların çoğu bilmezler. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah’ındır. Onu getirene bir deve yükü ödül var. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Ona güvencelerini verdiklerinde. 69. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. 72. 54. 0 Tevekkül. 55. 52. “Onu bana getirin” dedi. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Aziz’in karısı ise.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler.

” Yakup. “Bana bunak demezseniz. Artık bana düşen. Ancak Allah’ın dilemesi başka. “Yoksa sen. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. 75. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Oğulları. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. 84. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. 86. “Siz kötü bir durumdasınız. 87. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Onlar da. 74. O. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. 88. hırsız da değiliz. “Eğer yalancı iseniz. 83. Onun yerine bizden birini alıkoy. 85. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Yûsuf. 76. 92. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. Allah sizi bağışlasın. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. “Ben size. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Değersiz bir sermaye ile geldik. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. Dediler ki: “Allah’a andolsun. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. sen Yûsuf musun?” dediler.73. 95. Yakup. 97. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. bu da kardeşim. Oğulları. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. Şüphesiz O. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. 94. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. hükmedenlerin en hayırlısıdır. 81. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. Ondan ümitlerini kesince. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. hırsızlığın cezası nedir?” dediler. O da. “Ben Yûsuf’um. Onlardan yüz çevirdi ve. Bunun üzerine Yûsuf. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. çok merhamet edendir” dedi. “Allah’a yemin ederiz ki. Zahiremizi tam ölç. Dediler ki: “Allah’a andolsun. hakkıyla bilendir. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi. Gerçekten biz suç işlemiştik. Çünkü. 80.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. çok bağışlayandır. 79. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek . 78. Onlar da: “Cezası. Yakub. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. İçinden. 96. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. Çünkü O. Onlar. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. O artık acısını içinde saklıyordu. Rabbim onu gerçekleştirdi. 99. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. 98. Allah tarafından. 100. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. güzel bir sabırdır. Allah bize iyilikte bulundu. 93. 82. 90. 91.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. merhametlilerin en merhametlisidir. O. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. 77. ayrıca bize sadaka ver. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı.” Onlar. 89.

” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. 103.101. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. 104. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. 107. 106. 105. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. 109. onlara yardımımız geldi de. hakkıyla bilendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir.” İşte bu (kıssa). 108. 0 Müşrikler. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. Azabımız ise. Yeryüzünde dolaşıp da. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. 110. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada.” Biz senden önce de. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. 3. âyet. bana çok iyilikte bulundu. gayb haberlerindendir. Şüphesiz Rabbim. 102. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte.) . Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. Allah’ın şanı yücedir. 111. hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. Andolsun ki. Şüphesiz O. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi.

Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. nehirler meydana getiren. her işi (hakkıyla) düzenler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. O. bir kavme kötülük diledi mi. Sûre adını. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. 14. 16. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. azabı çok şiddetli olandır. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. O. Allah. görülen âlemi de bilendir. . ağzına ulaşmayacağı halde. De ki.13.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. Çok büyüktür. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır.0 O geceyi gündüze bürüyor. kudret ve hakimiyet tahtı. Şüphesiz Rabbin. 2. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. 6. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Gerçek dua ancak O’nadır. yürütür. artık o geri çevrilemez. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. 15. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. üzüm bağları. 10. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. sınırsız kudret makamı demektir. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. 8. Halbuki O. 12. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. peygamberlik. Allah. asıl şaşılacak olan onların. Sen ancak bir uyarıcısın. 13. Şüphesiz bunlarda. Arş. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. 4. 5. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. tıpkı bunun gibi cansız. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. çok yücedir. sonra Arş’a0 kurulan. İnkâr edenler. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. Allah’ın emriyle onu korurlar. 13. âyetine bakınız. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. 5 Bu âyette puta tapanlar. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. 7. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. fakat insanların çoğu inanmazlar. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. 43 âyettir.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. Allah. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. Her şey onun katında bir ölçü iledir. Bir de senden. bazan ayrı çiçeklerde. cansız. O.0 Şüphesiz ki. her dişinin neye gebe olduğunu. yeri yayıp döşeyen. O. 11. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. ekinler. Eğer şaşacaksan. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. gaybı da. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. orada dağlar. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Elif Lâm Mîm Râ. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. Göklerde ve yerde kim varsa. 9.

yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. 27. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. (Ey Muhammed!) Böylece seni. 36. mutlak hakimiyet sahibidir.17. ne de bir koruyucu. birdir. benim Rabbimdir. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Atalarından. 26. Onlar. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. İnkar edenlerin sonu ise ateştir. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. Köpüğe gelince sönüp gider. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. Allah rızkı dilediğine bol verir. 37. 20. 18. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. dönüşüm de yalnız O’nadır. Biliniz ki. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. 35. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. 19. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). O. Ona uymayanlar ise. (dilediğine de) kısar. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. hak ile batıla böyle misal getirir. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır. sonra da onları yakalayıverdim. Halbuki dünya hayatı. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. 23. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. İman edenler anlamadılar mı ki. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte Allah. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. 21. 32. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Varacakları yer de cehennemdir. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar.” O.” Onlar. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. 34. De ki: “O. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. Allah’a ortaklar koştular. 24. 33. Bu sonuç da Adn cennetleridir. 29. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Andolsun. 31. İşte Allah böyle misaller verir. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. İnanan ve salih amel işleyenler için. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. namazı dosdoğru kılan. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. Onlar. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. . Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. 28. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. işte lânet onlara. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. 30.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. Onlar. 25. 22.

Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. hesabı çabuk görendir. dilediğini de sabit kılıp bırakır. 42.” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi. O. O. her nefsin kazandığını bilir. 41. Hesap görmek ise bize aittir. 39. 43. Allah dilediğini siler. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.38. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. . De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. Onlar. senden önce de peygamberler gönderdik. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. İnkar edenler. âyet. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. 40. 4.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. “Sen peygamber değilsin” diyorlar. Andolsun.

Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. Hani Mûsâ kavmine. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. Hüsranın ardından da cehennem vardır. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Biz her peygamberi. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. Onlar. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. “Allah’ın size olan nimetini anın. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. övgüye layık olandır. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. çok şükreden herkes için ibretler vardır. 52 âyettir.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler.” İnkar edenler peygamberlerine. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. . Âd. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez. mutlak güç sahibi ve övgüye layık. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Allah dilediğini saptırır. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. Mûsâ’yı da.0 Bu Kur’an. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. hüküm ve hikmet sahibidir. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. dilediğini de doğru yola iletir. Orada kendisine irinli su içirilecektir. Andolsun. O mutlak güç sahibidir. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. peygamberlere iman. İşte bu derin sapıklıktır. Bu. Hani O sizi. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor.14.” Sizden önceki Nûh. İçinde Hz. Şüphesiz bunda çok sabreden.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Firavun ailesinden kurtarmıştı.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. “Andolsun.

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

11 Allah o su ile size. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. 3 Allah. 2 Allah. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. İçilecek su ondandır. 17 Şu halde yaratan. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. 128 âyettir. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.16. açığa vurduklarını da bilir. Sûre. yücedir. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. adını 68. Hem de onlardan yersiniz. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. O. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. hurma ağaçları. “Öncekilerin masalları” dediler. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. onların gizlediklerini de. 19 Allah gizlediğinizi de. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. O. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. Dikkat et. çok merhametlidir. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır.” 0 Âyetin bu cümlesi. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. 14 O. Böyle iken bakarsın ki o. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. 23 Şüphe yok ki Allah. Yolun eğrisi de vardır. 7 Onlar ağırlıklarınızı. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. geceyi. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. katırları ve merkepleri de yarattı. “Benden başka ilah yoktur. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. Şüphesiz Allah. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. büyüklük taslayanları hiç sevmez. gündüzü. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. 6 Onları akşamleyin getirirken. “en-Nahl” bal arısı demektir. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. yüklendikleri ne kötüdür. vahiy. zeytin. 8 Hem binesiniz diye. göklerden sizin için su indirendir. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. çok merhamet edendir.0 10 O. açığa vurduğunuzu da bilir. Sûrede başlıca. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. yolunuzu bulmanız için de nehirler. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. 15. ekin. hem de süs olarak atları. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. Allah. çok bağışlayandır. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Allah’ın azabı binalarını. 12 O. .

Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Onların yardımcıları da yoktur.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler. O da hemen oluverir.” “Haydi. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. her ümmete. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. Fakat insanların çoğu bilmezler. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. Allah onlara zulmetmedi. İnsanlara. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. “Allah’a kulluk edin. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. İtaat de daima O’na olmalıdır. O. O halde yalnız benden korkun. “ol” dememizdir. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. Onlar. “Hayır indirdi” derler. çok merhametlidir. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik. yerdeki her şey O’nundur. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. 256.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Âyetin son cümlesi. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. ona. Andolsun biz.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Senden önce de ancak. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. bir de bakarsınız. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. ancak tek ilahtır. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Keşke bilselerdi. âyet. Hayır diriltecek! Bu. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar.” Göklerdeki her şey. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. . Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Yahut da. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Onlar.. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir.

Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. gözler ve kalpler verdi. Sonra sizi öldürecek. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Eğer Allah. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Sana kitabı. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Allah. Allah. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. efendisine sadece bir yüktür. Allah. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. O. hüküm ve hikmet sahibidir. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. Onlar. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. sonra da inkâr ederler. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Şükredesiniz diye size kulaklar. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. mutlak güç sahibidir. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Allah’a andolsun ki. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Bu. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Allah’ın nimetini bilirler. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Allah’a andolsun. onların yünlerinden. . senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. Böylece Allah. fakat onların çoğu bilmezler. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. Allah sizi yarattı. Onlardan biri. canlarının istediğini. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Onda insanlar için şifa vardır. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. Allah sizi. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. O.kendilerine ise. hiçbir şeye gücü yetmez. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Onlar. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. Onların çoğu kâfirlerdir. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. Şimdi onu. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. İçinizden kimileri de. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. ne de öne geçebilirler. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar.

ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. yakınlara yardım etmeyi emreder. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. Allah katında olan ise kalıcıdır. Fakat O. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz.” Andolsunki biz onların. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. Elbette sabredenlere. sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. kalplerini. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. yalancıların ta kendileridir. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. hayasızlığı. Sizin yanınızdaki tükenir. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. iyilik yapmayı. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir. adaleti. kim mü’min olarak iyi iş işlerse. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. Allah’ın. Peygamberin de. Bu. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. İşte onlar.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. Yalanı. Şüphesiz Allah. onların çoğu bilmezler.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. doğru yolu gösteren bir rehber. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. Kur’an okuduğun zaman. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.onlar Peygamber’e. “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. Sana bu kitabı. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. . ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. Erkek veya kadın.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. İşte onlar. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. şeytanın. Allah dileseydi. Müşrikler. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Hiç şüphesiz onlar. sizi tek bir ümmet yapardı. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Hayır. dilediğini de doğru yola iletir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.0 Gerçek şu ki. Eğer bilirseniz. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Şeytanın hakimiyeti. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. O zalimler. O. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. her şey için bir açıklama. Antlaşma yaptığınız zaman. dilediğini saptırır.

(Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. Ona dünyada iyilik verdik. Andolsun. Şüphesiz. Sonra da sana. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Onlardan yana üzülme. O. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah size ancak leş. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. kurtuluşa eremezler. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. şüphesiz ki Rabbin. hakka yönelen bir önder idi. Cumartesi gününe saygı. . Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Şüphesiz o.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. Şüphesiz Allah. elbette bu. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. çok merhamet edendir.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Sonra. “Şu haramdır” demeyin. kan. hikmetle. 173. çok merhamet edendir. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir.0 Şüphesiz İbrahim. sabredenler için daha hayırlıdır. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. ahirette de salihlerdendir. Allah’ın nimetine şükredin. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. çok merhamet edendir. Allah’a karşı yalan uydurmak için. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Allah’a itaat eden. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. cahillik sebebiyle kötülük yapan. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. âyet. O. âyet. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. 0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. 17-18. “Şu helâldir”. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Şüphesiz Rabbin. Eğer sabrederseniz.

İSRA SÛRESİ 26. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. Her insanın amelini boynuna yükledik. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Âyet hıristiyanların. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.” şeklinde de tercüme edilebilir. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı.17. ancak kendisi için bulmuştur.bir binite bindirerek. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. Hz. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler. sayınızı daha da çoğalttık. Bu sebeple. Hz. hakkıyla işitendir. . yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince.0 Kıyamet günü kendisine. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. -bizce mahiyeti bilinmeyen.. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde. 111 âyettir. Mîrac yolculuğunda. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Hiç şüphesiz o. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş.32. Peygamberimizin mucizelerindendir. Sûre. Kim doğru yolu bulmuşsa.0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir.. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık.33 ve 57. hakkıyla görendir. Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. Hiçbir günahkâr. Biz. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. yüzünüzü kara etsinler. biz de (cezaya) döneriz. Eğer yine eski duruma dönerseniz. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır.. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Biz. o çok şükreden bir kuldu. 8 9. âyetler ile 73-80. İnsan çok acelecidir. âyetler Medine döneminde. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. Hz.. Âyetin bu kısmı “. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Bu. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. Peygamberin bir gece. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.

Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir.0 Allah. doğru terazi ile tartın. Eğer siz iyi kişiler olursanız. Rabbinin lütfundan her birine. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. boyca da dağlara asla erişemezsin. Çünkü o. onlara tatlı ve güzel söz söyle. O. büsbütün eli açık da olma. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. üstünlükler daha büyüktür. Haklı bir sebep olmadıkça. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. onların söylediklerinin ötesindedir. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. Bu ayet genellikle kelime kelime.0 Şüphesiz Rabbin. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. sizi de biz rızıklandırırız. Eğer onlardan biri. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver.. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. verdiğiniz sözü de yerine getirin. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa. onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. kelime kelime tercüme yerine. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. bunlara da veririz. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Rüştüne erişinceye kadar. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Zinaya yaklaşmayın. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.0 Eli sıkı olma. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. yücedir. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. o takdirde o ilahlar. Bak nasıl. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır.” . Kim haksız yere öldürülürse. her türlü eksiklikten uzaktır. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme. Peygamber’e. Akrabaya. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. Çünkü kulak. onlara da. Âyette. sakın onlara “öf!” bile deme. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. Bu daha hayırlı. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı. Biz âyeti. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Rabbin. biz onun velisine yetki vermişizdir. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir.0 Andolsun biz. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. “Elini boynuna bağlama. Onları da. göz ve kalp. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona.. Allah’ın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. onların kimini kimine üstün kıldık. sonuç bakımından daha güzeldir. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Hz. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. Çünkü O. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. fakat saçıp savurma. onları azarlama.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. Bu âyet-i kerimede. Bunlar. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

ancak. O. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. Zaten insan çok nankördür. Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Hz. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun. “Muhakkak Rabbin. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”. onun soyunu. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Andolsun. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. Hatta. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Hani sana. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik. Onun rahmetini umarlar.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. (yine de diriltileceksiniz. size karşı çok merhametlidir. dilerse azap eder. azabından korkarlar.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. Hz. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . Dediler ki: “Biz bir yığın kemik.0 Bizi. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. Kur’an okuduğunda. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. kulaklarına da ağırlık koyarız. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Onlar. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Dâvûd’un ulaştığı şeref. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. âyet. Fakat bu. Onlara vaadlerde bulun. Şüphesiz O. mühlet verir). öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. 25.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. siz onların tespihlerini anlamazsınız. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Biz onları korkutuyoruz. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı.” Onların yalvardıkları bu varlıklar. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. git”. yalnız Allah kalır. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da. “Şüphesiz. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz.0 Hani meleklere. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. çok bağışlayandır. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. Ancak. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder.” Allah şöyle dedi: “Çekil. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Çünkü şeytan aralarını bozar. İşte bu. halîm’dir (hemen cezalandırmaz. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. Artık (doğru) yolu bulamazlar. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. pek azı hariç. . “Hiç ben.

sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun. 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Rabbiniz. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. en doğru yolda olanı daha iyi bilir. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. Şüphesiz batıl. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. yahut senin hurmalardan. onları hakkıyla görendir. öğle ve ikindi namazlarının.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. 84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. yine onun benzerini getiremezler.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o.” 81 De ki: “Hak geldi. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. 73 Onlar. 75 İşte o zaman sana. yolunu daha da şaşırmıştır. Cehennemin ateşi dindikçe. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. (insanlar yerine). insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar. aynı sûrenin 13 ve 14. . 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. karada sizi yere geçirmesinden. De ki: “Ruh.0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. ancak zararını artırır.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter.92. onlara çılgın ateşi artırırız. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. 90.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.” 86 Andolsun. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Rabbimin bileceği bir şeydir. hayatın da. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. Size pek az ilim verilmiştir. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. yok olmaya mahkumdur. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. Varacakları yer cehennemdir. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. 88 De ki: “Andolsun. Zalimlerin ise Kur’an. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür.” 82 Biz Kur’an’dan. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. yahut altından bir evin olmadıkça. yahut iddia ettiğin gibi. doğru yolu bulmuştur.91.68 Peki. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. amellerin yazıldığı kitaptır. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. batıl yok oldu. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. Bir de sabah namazını kıl. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bu âyette. “güneşin zevali”.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Onları kıyamet günü körler. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. Onları karada ve denizde taşıdık. 77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Çünkü sabah namazı şahitlidir.” 89 Andolsun. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. âyetlerinde söz konusu edilen. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir.

Zaten insan çok cimridir.” Namazında sesini pek yükseltme. mülkte ortağı olmayan. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. Bu da onların derin saygısını artırır. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. “İyi biliyorsun ki. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. İkisi ortası bir yol tut. . Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. nihayet en güzel isimler O’nundur. Biz Kur’an’ı. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik.” “Rabbimizin şanı yücedir. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. çok da kısma. taştan su fışkırması. elinin bembeyaz kesilmesi. kan. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. ekin biti. Ey Firavun. 0 Hz. “Biz bir yığın kemik.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. ister inanmayın.” Andolsun. biz mi?” dediler. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. Şüphesiz. o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. onların cezasıdır. Onlar. De ki: “Ona ister inanın. “Hamd. kurbağa.0 Mûsâ ise. çekirge. bunları ancak. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. çocuk edinmeyen. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. ister Rahman diye çağırın. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. daha önce kendilerine ilim verilenler.

28. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına.0 14.4 Hamd. Şunlar. 8 Biz. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 9 Yoksa sen. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. Kimi de şaşırtırsa. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. Ayrıca. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. Peygamber’i teselli etmektedir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. Bazı bilginlere göre rakîm. birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. 110 âyettir. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz.18. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Rakîm. şu kavmimiz. sürekli olarak gerçekleştikleri için. “Rabbimiz. o halde mağaraya çekilin ki. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir. Allah kime hidayet ederse işte o. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. mağara demektir. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. ondan başka tanrılar edindiler. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. 6 Demek sen. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. 19 Böylece biz. Bu. salih ameller işleyen mü’minleri. Ashab-ı Kehf. Allah’ın. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da.15 Kalkıp da. Allah’ın mucizelerindendir. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. göklerin ve yerin Rabbidir. ya da bir günden az”. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. adını. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. (Allah onu). 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. âyeti ile Hicr sûresinin 97. Bu âyette. (Bir kısmı) “Bir gün. . Şuarâ sûresinin 3. Sûre. ayrıca Hz.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. 5 Bu konuda ne kendilerinin. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. doğru yolu bulandır.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. dediler. Kehf. Sûrede temel konu olarak.) Onları görseydin. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.3.

O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu. (Bazıları). Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. “Allah dilerse yapacağım” de. Yine. altıncıları köpekleridir” diyecekler. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım.” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. 28 Sabah akşam Rablerine. 33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. 0 Bu âyette. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler. Artık dileyen iman etsin. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.” 43 Onun.” 42 Derken bütün serveti helak edildi. Rabbinizdendir. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. bundan daha doğru olana ulaştırır” de. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. sekizincileri köpekleridir. sonra bir damla döl suyundan yaratan. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. ondan başka hiçbir dostu da yoktur. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan.. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki.20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. Yoksa.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Buna dokuz daha eklediler. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. senin bağından daha iyisini verir. dileyen inkar etsin. bağların çevresini hurmalarla donatmış. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde. 29 De ki: “Hak. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. belki Rabbim bana. maden eriyiği gibi. Zaten onları pek az kimse bilir. O ne güzel işitir! Onların. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. . (insanları) onların halinden haberdar ettik ki. “Onların üstüne bir bina yapın. “Beş kişidirler. Duruma hakim olanlar ise.” 39.” 21 Böylece biz. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. O ne güzel görür. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.. yahut kendi dinlerine döndürürler.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan.

Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. “Andolsun.0 Rabbin. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. merhamet sahibidir. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner.. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. her şey üzerinde kudret sahibidir.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. Allah. ya da uzun zaman gideceğim. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. çok bağışlayıcıdır. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. Şimdi siz. kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Biz. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.. . Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler. ancak. “Sana öğretilen bilgilerden bana. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. onu anlamamaları için. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. Hani biz meleklere. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Suçluları. Kitap ortaya konur. (Ey Muhammed!) Allah’ın. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. Mallar ve evlatlar. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. Âyette söz konusu edilen kul.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. Genç. Bu. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. onların da çağıracakları. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Baki kalacak salih ameller ise. kalplerine perdeler gerdik. Oysa siz.0 Mûsâ ona. Onlara. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Hayır. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a. İnkar edenler ise. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar.s. Rabbinin katında.)’dır. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. Andolsun. Kim. dünya hayatının süsüdür.

Hoşgörülü davranmak.”0 “O gemi. Mûsâ. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. İşte senin. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. artık benimle arkadaşlık etme. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.” “Çocuğa gelince. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Onu yaralamak istedim. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Adam. âyet. 96. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar.Peygamber. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. Sonra yine bir yol tuttu. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. Bu. (Müslim. Sonra o Rabbine döndürülür. Âyetlerde söz edilen bu üç olay.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.0 Yine yola koyuldular.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi. “Sana. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak. Adam. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. Orada (kâfir) bir kavim gördü. Adam. İki dağ arasına ulaşınca. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. bunların önünde. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte. Mûsâ. Altında onlara ait bir define vardı. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. Nihayet.0 Doğrusu. eğitim adabı gibi konular bunlardandır. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. Mûsâ. Mûsâ. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. biz onu cezalandıracağız. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. Halk onları konuk etmek istemedi. Fezâil. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. İşte böyle. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. Mûsâ. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu. . şaşılacak bir iş yaptın. Güneşin battığı yere varınca. “Her kim zulmederse. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Zülkarneyn. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.” dedi. anası babası mü’min insanlardı. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu.0 Yine yola koyuldular. 172) Âyetin son cümlesi. demedim mi?” dedi. Rabbin. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur.” “Böylece. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.” Derken yola koyuldular. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. çünkü onların ilerisinde. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Rablerinin onlara. Babaları da iyi bir insandı.

bunun üzerine boşaltayım” dedi. 98 Zülkarneyn. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. (Ne var ki) bana. Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. 106 İşte böyle. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak).96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi. içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. İnkar etmeleri. iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. 103. Rabbimin bir rahmetidir. 99 O gün biz onları bırakırız. Oradan ayrılmak istemezler. beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. ne de delebildiler. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. “Bana erimiş bakır getirin.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. 107.108 Şüphesiz.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”. 97 Artık onu ne aşabildiler. inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. 100.101 O gün cehennemi. dalga dalga birbirlerine karışırlar. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. böylece amelleri boşa çıkan. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da. “Bu. .

” 5. Saçım sakalım ağardı. eşinin hamileliği konusunda. O. burada daha ilginç olan. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor. Rahmân’a sığınırım.” 8 Zekeriyya. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. Zekeriyya (a. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. Allah’ın kudretine delil olmak üzere. “Senin işaretin. 19 Cebrail. öyle. İsa’nın ilah olmadığını. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. İsyancı bir zorba değildi. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet. Rabbinin. Hz. öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. dedi. âyet. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. Onu insanlara bir mucize. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. 18 Meryem. Sûrede başlıca. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.”0 10 Zekeriyya. âyetler Medine döneminde inmiştir. 15 Doğduğu gün. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra. Biz. tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. Nitekim daha önce.13.s.19. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. 40-41. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16. 20 Meryem.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Daha önce onun adını kimseye vermedik. “Evet. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. “Rabbim. Allah da. . “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. “Senden. Meryem’in. Sûre. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı.0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. 21 Cebrail.0 12. anne babasına iyi davranan bir kimse idi.0 Bu. (Konuşmak istedi. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Bana kendi tarafından. Allah’tan sakınan.0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. karım ise kısırdır.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. hiçbir şey değil iken seni de yarattım. 98 âyettir. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır.6 “Gerçek şu ki ben. Hz. 7-10. Hz.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik.

” “Beni anama saygılı kıldı. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. Maide sûresi. Oysa. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen. çocukla konuşun diye) ona işaret etti. Sâffât sûresi. (Bakınız: Şuarâ sûresi. âyet. bu tariflerin aksine. “Resûl. Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. son derece dürüst bir kimse. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. 143. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. Resül ise. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin.” İbrahim. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). Kur’an-ı Kerim. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).123. Resûl ise. Beni azgın bir zorba kılmadı. mutlaka seni taşa tutarım. Şüphesiz o seçkin bir insan idi.” Hıristiyanların kimi.İsa’nın. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip. bir peygamber idi.162. Gerçekten o. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût. uzaktır. Kitapta İbrahim’i de an. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat. biz! Ancak bize döndürülecekler. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. Onları. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. gözün aydın olsun.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. Şüphesiz O.0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. 46. beni nimetleriyle kuşatmıştır. nebi de. mutlak . (Fakat hıristiyan) gruplar. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Bir resül.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler. Annen de iffetsiz değildi. âyet. yeni bir kitap ve şeriat getiren.budur.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur. onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. Bu durum.” Babası. Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir. Bu duruma göre nübüvvet. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de. aralarında ayrılığa düştüler. dosdoğru bir yoldur. Bu âyet.” Bunun üzerine (Meryem.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır. âyet. sana gelmeyen bir ilim bana geldi. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. bir nebi idi. Mûsâ’yı da an. iç. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. âyet. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum. benim de Rabbim.” “Doğduğum gün. “İsa Allah’ın oğludur”. Şüphesiz. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. sizin de Rabbinizdir. kimi. 110. İnsanlardan birini görecek olursan. O bundan yücedir. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. yeni bir din düzeni olabileceği gibi. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Kitapta. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir. Bu. sana. “İsa bir ilahtır”. Zira. Allah.” “Babacığım! Doğrusu ben.

kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. bir nebi idi. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara.0 60. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. Kitap’ta İsmail’i de an. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. Rabbin için bu. Rabbi terketti”. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. âyet. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. 71 . yahut kırk gün gecikmişti. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. Kitap’ta İdris’i de an. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler.52 53 54 55 56 57 58 Ona.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onu yüce bir makama yükselttik. İbrahim’in.”0 65 (Allah) göklerin. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. Onlar cennete. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Hz. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. Müşriklerin. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. diye alay etmişlerdi.0 0 0 0 0 0 manada. Âyetin son kısmı. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. inkar edenler. Bunun üzerine müşrikler. Mekkeli müşriklerden Âs b. Ashab-ı Kehf. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. Hiç. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun. “Muhammed’i. 2. risalet ise bu vahyin tebliğidir. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. Vâil hakkında inmiştir. Allah’tan vahy almak. 82 Hayır! İlahları. sonuç itibari ile de. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. 62 Orada boş söz işitmezler. namazı zayi eden. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. Rahmân’ın. 67 İnsan. cennette altınların. bir nebi idi. 70 Sonra. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. ashaptan Habbâb b. 63 İşte bu. inananlara. Putların. Rivayete göre. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. yahut öbürünü. 8. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. . Şu halde. Fakat vahyin gelişi on beş. o da. Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. İşte bunlar.0 74 Biz onlardan önce. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. Vâil’deki alacağını istemiş. Her ikisi de bir peygamberin. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. Bir resül. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. Allah’tan başka ilahlar edindiler. 59 Onlardan sonra.Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Âs b. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. Rabbin unutkan değildir. 69 Sonra her bir topluluktan. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. Eret. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. Önümüzdekiler. 81 Onlar. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.

98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. 94 Andolsun. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. 85.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. 90. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. 97 Ey Muhammed! Biz. yer yarılacak. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. 88 Onlar. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye. Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.83 Kafirlerin başına. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler. 89 Andolsun.

135 âyettir. Çünkü O.20. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim.0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar. 5 Rahmân. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim.0 11 Ateşin yanına varınca.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir.” 26 “İşimi bana kolaylaştır. 4-35).”0 24 “Firavun’a git. Müddeti tamamlayan Hz. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. 6 Göklerdeki. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır. ben senin Rabbinim. Sûrede.” 1 2. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. 7 Sen sözü açığa vursan da. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm. Bir de ne görsün o. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. âyet. . doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. Mûsâ. âyet. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Arş.0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. orada Hz. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl. Kasas sûresinde (3-42.” 27.” 22. Rivayete göre. gizliyi de bilir. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu. Sûre.” 19 Allah. Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ. Onunla başka işlerimi de görürüm. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış.12. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz. âyetler) genişçe anlatılmaktadır.” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. kudret ve hakimiyet tahtı.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. “Siz burada kalın. Arş’a0 kurulmuştur. Hemen ayakkabılarını çıkar. Hz. Benden başka hiçbir ilah yoktur. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. Ona dayanırım. çünkü o azmıştır. ondan daha gizli olanı da. 8 Allah. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. 20 Mûsâ da onu attı. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Mûsâ. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki. En güzel isimler O’nundur. sınırsız kudret makamı demektir.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap. yol gösterecek birini bulurum” demişti. Hz. yalnızca O’nundur. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte. yahut ateşin başında. (Bakınız: Kasas sûresi. bir kış gecesi. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). gizlesen de Allah için birdir. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz.

çünkü ben sizinle beraberim. üzülmesin diye seni annene döndürdük. Selam. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. yeryüzünü size beşik yapan. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın. İşitirim ve görürüm. bu teklif kabul edildi. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk. gözü aydın olsun. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. “Buluşma vaktimiz.” “Onunla gücümü artır. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. Andolsun. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir.” Sihirbazlar. hem bana düşman.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır. . senin de. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.” Mûsâ. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin.” Firavun. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz. “Seni çok zikredelim diye.” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. Mûsâ. ey Mûsâ.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. yahut korkar. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin.” “Firavun’a gidin. doğru yola uyanlara olsun.0 (Sana baktı. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.” “Rabbim. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da.’ ” “Şüphesiz bize. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun. Belki öğüt alır.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. ey Mûsâ?” dedi.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın. “Sizin Rabbiniz kim. Firavun. Yiyin.” “Onu işime ortak et. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. Bunun için seninle bizim aramızda. Derken.” “Ona yumuşak söz söyleyin. sonra onlara yol gösterendir” dedi. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. uygun bir yerde. Bunun üzerine Firavun ayrılıp.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca. ablası Meryem.” “Seni çok tespih edelim diye”. Firavun ailesine. hayvanlarınızı yayın. bayram günü. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. sonra geldi. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi. Onlara işkence etme. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi. “Size. Çünkü o azmıştır.” “Öyleyse. yoksa sizi azap ile yok eder. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.

Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir. “Şüphesiz.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece. işte onlar için en yüksek dereceler. içinden ırmaklar akan. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz.” 73 “Şüphesiz ki biz. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa. mutlaka göreceksiniz. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. onlara doğru yolu göstermedi. Çünkü. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra. yoksa üzerinize gazabım iner. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. onların yaptıklarını yutsun.” 91 Onlar da. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. . Öyle iken Mûsâ.” 82 “Şüphe yok ki ben. Bu konuda aşırı da gitmeyin. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. 79 Firavun halkını saptırdı. Artık sen vereceğin hükmü ver. 92.66 Mûsâ: “Yok. Yakalanmaktan korkmaksızın. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. sözlerine karşılık vermediğini.” 85 Allah. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. Bir de ne görsün.0 89 Onlar bu heykelin. Samirî de aynı şekilde attı. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. (önce) siz atın” dedi. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir.” 74 Şüphesiz. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz.Mûsâ Tûr’a giderken.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki. Sâmirî onları saptırdı” dedi. ey Mûsâ?” (dedik. 75. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. acele ederek sana geldim. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Rabbimize inandık. yanına. ne de (güzel bir hayat) yaşar. “Demek. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. biz senden sonra halkını sınadık. sensin en üstün olan. işte onlar hemen arkamdalar. 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya. 71 Firavun.” 70 (Mûsâ’nın değneği. Mûsâ’nın da ilahıdır. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte onları ateşe attık.

niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. 116 Hani meleklere. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi. O ise bunu unutuverdi. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. 115 Andolsun. İsrailoğullarının arasını açtın. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları. 95 Mûsâ. ne yoksun bırakılmaktan. Âyet.” 107 “Orada hiçbir çukur. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. 111 Bütün yüzler. Sesler. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. 109 O gün.” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin. boş bir alan halinde bırakacaktır. Şüphesiz ben. . Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi. bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. – Onların. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. ne de güneş altında kalırsın. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar.” 97 Mûsâ. İblis bundan kaçınmıştı. Biz onda bir kararlılık bulmadık. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker. 103.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme.” 106 “Onların yerlerini dümdüz. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir.. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. çıplak kalmak yoktur. sözüme uymadın demenden korktum” dedi. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu. 110 O. kimse de ona dokunamıyordu. ne zulme uğramaktan korkar. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım.” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. 122 Sonra Rabbi onu seçti. sonra mutsuz olursun.0 Senin için. hiçbir tümsek göremeyeceksin. diri. asla kaçamayacağın bir ceza daha var. “Sûr”.O vakit içlerinden en aklı başında olanları. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler. “Rabbim! İlmimi arttır” de.

onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Senden rızık istemiyoruz. kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. siz de bekleyin. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. Yurtlarında dolaşıp durdukları. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. öyle. O halde. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. de ki: “Herkes beklemektedir. Ey Muhammed. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. İnanmayanlar. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Sana da biz rızık veriyoruz. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu.

O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan.21. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. Onlara. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. peygamberler demektir. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. O böyle şeylerden uzaktır. hakkıyla bilendir. Hayır. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Yapacak olsaydık böyle yapardık. âyette Allah’ın birliği aklî yönden. temel konu olarak peygamberlerden. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. “Kaçmayın. 0 22. yücedir. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Hayır. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Yoksa yerden. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. . “Şüphesiz. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. onu kendisi uydurdu. Hayır. Haddi aşanları ise helak ettik.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Biz onları biçilmiş ekin. Onlar ölümsüz de değillerdi. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. hayır. Andolsun. O hakkıyla işitendir. benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. O.” Onlar. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. Demek ki. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. 112 âyettir. Biz yeri. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. onlar mutlaka onu alaya alarak. “Enbiya”. “Hayır. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Sûre.ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. yücedir. o bir şairdir.

onu getirip ortaya koyacağız. . İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. İbrahim. Biz zaten onu biliyorduk. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. geceyi. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. güneşi ve ayı yaratandır. “Andolsun. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler.” Allah’a yemin ederim ki. Andolsun. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. (İçlerinden bazıları). halka. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. Onlar ise oradaki. biz Mûsâ ile Hârûn’a.0 Şimdi acele etmeyin. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Hesap görücü olarak biz yeteriz. Andolsun. O. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. Andolsun. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. Onlar. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim. “Bize gerçeği mi getirdin. Ama. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. Evet.0 Onlar. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. İnkar edenler. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. Ancak bize döndürüleceksiniz. biz onları da atalarını da. İbrahim. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Siz de. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. Hani o babasına ve kavmine. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. göklerle yer bitişikken. gündüzü. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. artık görmüyorlar mı ki. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. İnkar edenler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. Furkân. ne de kendilerine göz açtırılacak. faydalandırdık. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.

Rüzgar. Eyyûb’u da hatırla. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Zünnûn’u da hatırla. Kur’an-ı Kerim. 2. zekatı vermeyi vahyettik. 65. Nahl sûresi. balık sahibi demektir. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz.33. Bunların hepsi sabredenlerdendi. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Zünnûn. âyet. onu insanların gözü önüne getirin. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. Bir de şeytanlardan. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. Seni eksikliklerden uzak tutarım.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. İbrahim sûresi. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk. Yûnus. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. Onları da rahmetimizin içine soktuk. Hani o. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. Hep onları zapteden bizdik. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). Rabbine. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. 32. size de. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. Hani o Rabbine. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler.14. âyet. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Hz. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. sizin için. Hac sûresi. . İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. âyet. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Bunları yapan biz idik. İbrahim Filistin’e. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Derken karanlıklar içinde. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. Onu Lût ile beraber kurtarıp. 36. zırh yapma sanatını öğrettik ki. size hiçbir fayda. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. âyet. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. 18. Kur’a çektiler. bu olayda Hz. Onu rahmetimizin içine soktuk. gerçekten salih kimselerdendi. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. 12. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. Yûnus’u ifade etmektedir.0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Sâd sûresi. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. Burada Hz. âyet. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.Davud. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. namazı dosdoğru kılmayı. Dedi ki. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. Denizde kendisini bir balık yuttu. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Zekeriya’yı da hatırla. savaşlarınızda sizi korusun. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. Çünkü o. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. İsmail’i.0 Bir de Davud’a. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Dâvûd ile birlikte. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı.

Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. Hepsi de ancak bize dönecekler.90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. Kendisini de. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Bizim Rabbimiz. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. Ben de Rabbinizim. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. De ki: “Bana ancak. Hz. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. Eşini de kendisi için. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. çalışması asla inkâr edilmez. 0 Zebur. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. Onun için sadece bana kulluk edin. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. (doğurmaya) elverişli kıldık. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da. gizlediğinizi de bilir.” (Peygamber). . Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim.onu yine yapacağız. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. Biz bunu muhakkak yapacağız. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Siz oraya varacaksınız. Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır.” “Şüphesiz. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Andolsun. Şüphesiz bu (İslâm). “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. “İşte bu. de ki: “(Bana emrolunanı. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. bilmiyorum.

sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Sabiîler. (Ona). “Alaka”. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. iman edenler. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. ceninin. âyet. ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. 6 7 8. sonra az bir sudan (meniden). cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. İnsanlardan öylesi de vardır ki. O (taptığı) ne kötü yardımcı. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. En’âm sûresi. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Çünkü Allah her şeye şahittir. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. O. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz. ahireti de. başvurduğu (bu yöntem).) İnsanlardan öylesi de vardır ki. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. İnsanları sarhoş görürsün. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. Yeryüzünü de ölü. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Bu böyle.22.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. ne bir yol göstericisi. Ona dünyada bir rezillik vardır. sonra da (akıl. ne bir ilmi. Hıristiyanlar. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. sonra kendini assın da bir baksın. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. Şeytan hakkında. “Mudga”. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. halbuki onlar sarhoş değillerdir. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. 6’dan hareketle. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. Allah hakkında tartışmaya kalkar. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz. 4. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Onu göreceğiniz gün.) İçinizden ölenler olur. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. sonra bir “alaka”dan0. Yahudiler.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. 112 ve Nâs sûresi. kupkuru görürsün. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. 78 âyettir. 5. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. âyet. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. İnsanlardan kimi vardır ki. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. âyet. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. ne de fayda veren şeylere tapar. 12-14.

Doğrusu Allah hiçbir haini. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. . Kendilerine savaş açılan müslümanlara. Bu böyle. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. 3. ona ortak koşmayan kimseler (olun). Gelsinler ki. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle. 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. Artık onlardan siz de yiyin. Her ne zaman cehennemden. İşte iki hasım taraf ki. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. güneş ay. Onunla. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. incilerle süsleneceklerdir. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. onlardan önce Nûh. namazı dosdoğru kılar. yalan sözden kaçının. Oradaki giysileri ise ipektir. Hani biz İbrahim’e. Şüphesiz. Allah dilediğini yapar. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. nankörü sevmez. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. namaz kılanlar. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. Şüphesiz. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. yıldızlar. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. “Tadın yangın azabını” denilir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. zekatı verir. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. Her ümmet için. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. Sonra kirlerini gidersinler. Sizin için onlarda hayır vardır. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. İyilik edenleri müjdele. o ızdıraptan çıkmak isteseler. mutlak güç sahibidir. sırf. göklerde ve yerde olanlar. Allah inananları savunur. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. başlarına gelen musibetlere sabreden. evimi. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. kiliseler. Şüphesiz. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. yoksula fakire de yedirin. Eğer Allah’ın. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. âyet. Allah’a yönelen. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. gerek yaya olarak. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. Onlar. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Kâbe’nin yerini. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. Kim Allah’a ortak koşarsa. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. orada altından bileziklerle. tavaf edenler. Onlar öyle kimselerdir ki. ağaçlar. haksız yere. oraya geri döndürülürler ve onlara. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. yerli.

(gördüler). elbette övgüye layıktır. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. işte onlar için bir bağışlama. Allah çok lütufkârdır. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. ama ibret almadılar). Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz. halimdir (hemen cezalandırmaz. hakkıyla görendir. bir şey temenni ettiği zaman. Hz. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. nice kullanılmaz kuyular. büyüktür. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. çok bağışlayandır. insanların arasında hükmünü verir. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. çok merhametlidir. 61 Bu böyle. size hayat veren. Çünkü gerçekte gözler değil. tevhit inancının yerleşmesini. düşünecek kalpleri. özellikle Hz. sizin saydığınız bin yıl gibidir. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. Peygamber. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. rızık verenlerin en hayırlısıdır. Sen Rabbine davet et. Şüphesiz ki Allah yücedir. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Peygamberin temennisi. böylece duvarları. O. 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. daha sonra da diriltecek olandır. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki.43. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. 60 Bu böyle. yerdeki her şey O’nundur. 66 O. elbette Allah ona yardım eder. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. mühlet verdiğim. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun. hüküm ve hikmet sahibidir. Yoksa şeytanın. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. mühlet verir). nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. Dönüş yalnız banadır. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. 0 0 Tüm peygamberlerin. insan çok nankördür. 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. Âyette. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse. Beni inkar etmek nasılmış. doğrudan doğruya peygambere. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi.44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. 65 Görmüyor musun ki. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. . Şüphesiz. “mecnundur”. “yalancıdır”. Şüphe yok ki Allah. sonra sizi öldürecek. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. 55 İnkar edenler. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. sonra da onları yakalayıverdim. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir. güzel bir nimet (cennet) vardır. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Göklerdeki her şey. gündüzü de gecenin içine sokar. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. 62 Bu böyle.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. hakkıyla haberdardır. Allah hakkıyla bilendir. 64 . işte onlar cehennemliklerdir. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. 48 Zalim oldukları halde.

Neredeyse.. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. Allah onu kafirlere vaad etti. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. O ne güzel sahip. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. İsteyen de âciz. mutlak güç sahibidir. Onlar. hepsi bunun için toplansalar bile. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. insanlardan da. O sizin sahibinizdir. hakkıyla görendir. Ey iman edenler. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Babanız İbrahim’in dinine uyun.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Allah meleklerden de resüller seçer. istenen de. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. rükû edin. Allah’ı bırakıp. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. zekatı verin ve Allah’a sarılın. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir.İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Şimdi ona iyi kulak verin. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar.. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. Bu âyette. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın.0 Artık namazı dosdoğru kılın. secde edin. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir. .

Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. Onlar ki. namazlarında derin saygı içindedirler. namazlarını kılmağa devam ederler. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. “el-Müminûn”. Andolsun. Alakayı da “mudga”0 yaptık. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. mü’minlerin zafere ulaşacakları. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Onlar ki. 118 âyettir. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. “Mudga” ceninin. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. Sûre adını. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Onlar ki.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. ırzlarını korurlar. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. âyet. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir. size üstünlük taslamak istiyor. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlar ki. zekatı öderler. Sonra yine muhakkak siz.23. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir. Andolsun. Onlar orada ebedî kalacaklardır. mü’minler demektir. Kim bunun ötesine geçmek isterse. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. işte onlar haddi aşanlardır. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. 40. Bunun üzerine Nûh’a. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Andolsun biz. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. âyet. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. hem de yiyenlere katık verir.” “Bu. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. biz insanı. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.” (Nûh). ancak cinnet getirmiş bir adamdır. . (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. 5. Yine onlar ki.”0 0 0 0 0 “Alaka”. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. Onlar ki. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir.

onu geciktiremez de. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. 66. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar.” 35 “O. 59 Rablerine ortak koşmayanlar. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? . “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir. 32 Onlara.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Onlar zulme. 40 Allah. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. 33 O peygamberin kavminden. haksızlığa uğratılmazlar. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. kendilerinden. içtiğiniz şeylerden içiyor. bu yüzden de helak edilenlerden oldular. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. 53 (İnsanlar ise. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır.” 39 O peygamber. Doğrusu ben. 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. Allah’ı inkar eden. bu dünya hayatından ibarettir.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. 47 Bu yüzden.67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. Biz ona inanmayız. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. 48 Böylece ikisini de yalanladılar. Biz tekrar diriltilecek değiliz. öldüğünüz. 64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. 43 Hiçbir ümmet. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. “Kavimleri bize kul köle iken. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz.” 38 “Bu. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat. 49 Andolsun. Ölürüz ve yaşarız. kendi ecelinin önüne geçemez. Ben de Rabbinizim. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. 29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur.” 34 “Andolsun. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. “Allah’a kulluk edin.

ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. rızık verenlerin en hayırlısıdır.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir.” 99. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. 105 Allah. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. 109 Kullarımdan. onlara hakkı getirdi. 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. Onların arkasında. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O. 74 Fakat ahirete inanmayanlar. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. O. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince. 96 Kötülüğü. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler.“Allah’ındır” diyecekler. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. bize merhamet et. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar. öldürendir. 80 O. 90 Hayır. görülen âlemi de bilen Allah. 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. sizin için kulakları. beni o zalim milletin içinde bulundurma. ”Aşağılık içinde kalın orada. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 . 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. Gaybı da. bizi bağışla. . 78 Halbuki O. 76 Andolsun. değil mi?” der. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de.” 108 Allah. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. artık benimle konuşmayın!” der. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. Hayır. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak. kendisi koruyan. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. 93. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. biz onlara gerçeği getirdik. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. diriltendir. 91. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. gözleri ve gönülleri yaratandır. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. en güzel olan şeyle uzaklaştır. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmiş olmaları sebebiyle. merhamet et. Ondan başka hiç ilah yoktur. De ki: “Rabbim! Bağışla. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Kim. Onlar.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. ya da bir günden daha az bir süre kaldık. bugün ben onları mükafatlandırdım. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Hesap tutanlara sor” derler. “Bir gün. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa.

NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Zina eden erkek ancak. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. kadından cezayı kaldırır. 35. Çünkü Allah. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. İşte bunlar fâsık kimselerdir. hüküm ve hikmet sahibidir. Sûrede başlıca. 8. Halbuki bu. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Birliğin artçılarından Safvân b. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. eğer yalancılardan ise. Bu arada. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. Hz. Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. dilediği kimseyi tertemiz kılar. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. Hz. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi). Allah hakkıyla işitendir. beşinci defada da. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Adını. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. siz bilmezsiniz. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. kendisi geride kalmıştı. Aksine o sizin için bir hayırdır. Hz. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. es. işledikleri günahın cezası vardır. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. onların her birinin şahitliği. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Bunun üzerine. Allah bilir. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. sizin içinizden bir güruhtur. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. çok bağışlayandır. çok merhamet edendir. Hz. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. Allah katında büyük bir günahtır. Allah size âyetleri açıklıyor. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair. 64 âyettir. Onlardan her biri için. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. iman eden erkek ve kadınlar.7 Bu. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Fakat Allah. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın.Sülemi.0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler.24. . beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. hakkıyla bilendir. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır.

neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Allah lütfu geniş olandır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. Eğer bunlar yoksul iseler. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. ırzlarını korusunlar. kocalarının babalarından yahut oğullarından. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. ırzlarını korusunlar. temiz kadınlar temiz erkeklere. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. kötü erkekler de kötü kadınlara. âyetine bakınız. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. 30 Mü’min erkeklere söyle. gizlediklerinizi de bilir. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. Allah. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. Allah. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. 0 0 0 . kötü kimselere. “Geri dönün” denirse hemen dönün. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini. Ey mü’minler. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. yahut. gözlerini haramdan sakınsınlar. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. yahut üvey oğullarından. Mübarek bir ağaçtan. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. Allah’ı anmaktan. Bu davranış onlar için daha nezihtir.0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. hakkıyla bilendir. kocalarından. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız. gözlerini haramdan sakınsınlar. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır.0 36. 34 Andolsun. namazı kılmaktan. 23. yahut erkek kardeşlerinden. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. yahut müslüman kadınlardan. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. ateş dokunmasa bile. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır. çok merhamet edendir. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. açığa vurduklarınızı da. Bu sözleşmeden sonra köle. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 29 İçinde size ait bir eşya olan. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Bu ağacın yağı. biz size açıklayıcı âyetler. Nur üstüne nur. kötü erkeklere. kandil de bir cam fânûs içinde. ne doğuya. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Zinetlerini. yahut babalarından. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Allah onları lütfuyla zenginleştirir.37 Allah’ın. Onlar affetsinler. 31 Mü’min kadınlara da söyle. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. Şüphe yok ki. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. zînet (yer)lerini göstermesinler. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. Allah insanlar için misaller verir. içinde bir kandil.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. çok merhametlidir. yahut sahip oldukları kölelerden. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. Onlar. Eğer size.

Sonra. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. işte onlar fasıkların ta kendileridir. Dönüş de ancak Allah’adır. zekatı verin. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. Namazı dosdoğru kılın. tehlikelerle karşı karşıya olursa. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hesabı çabuk görendir. küfür. “işittik ve iman ettik” demeleridir.” “Allah’a itaat edin. Nihayet yağmurun. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. iman edip de salih ameller işleyenlere. gökten. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Münâfıklar). Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. kimisi dört ayak üzerinde yürür. Susamış kimse onu su sanır. işte onlar asıl zalimlerdir. peygambere itaat edin” de. De ki: “Yemin etmeyin. Allah bütün canlıları sudan yarattı. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Allah hakkıyla bilendir. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. bocalar durur. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. İnsan nasıl. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. İnkâr edenlere gelince. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. onların arasından yağdığını görürsün. O. hüküm ve hikmet sahibidir. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. Bu âyette. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. sabah namazından önce. Halbuki onlar inanmış değillerdir. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. Görmez misin ki Allah.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. Karanlıklar üstüne karanlıklar. içinizden. günde üç defa. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. Kime Allah nur vermezse. Allah. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. Allah dilediğini yaratır. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. onun için nur diye bir şey yoktur.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. üstünde de bulutlar var. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. bulutları sevk eder. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. boyun eğerek ona gelirler. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Andolsun. ne onlara bir günah vardır. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. . Allah hakkıyla bilendir. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). dilediğinden de geri çevirir. onları kaynaştırıp üst üste yığar. Kalplerinde bir hastalık mı var. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. kimi iki ayak üzerinde yürür. biz açıklayıcı âyetler indirdik. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz.

0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. topal ve hastalara bırakırlar.0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Köre güçlük yoktur. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. hakkıyla bilendir. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. her şeyi hakkıyla bilendir. yerdeki her şey Allah’ındır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. . selam verin. Artık onun emrine muhalefet edenler. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. İşte Allah. Allah. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. hastaya da güçlük yoktur. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. topala güçlük yoktur. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. Allah hakkıyla işitendir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. çok merhamet edendir. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. O.

(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. O. Furkân. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. . Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. 20. Sûre adını. 18. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı. onun. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. “Bu Kur’an. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. 11. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Sûrede temel konular olarak Hz.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. 9. Çocuk edinmemiştir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. 13. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. “Bize melekler indirilseydi. (Ey Muhammed!). Artık onlar doğru yolu bulamazlar. Elleri boyunlarına bağlanmış. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. “(Bu Kur’an. 5. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Onlar. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. 68-70. 14. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. 3. öldürmeye. 8. çarşıda pazarda gezerlerdi. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. onlar Kıyameti de yalanladılar. Andolsun. 77 âyettir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. İnkar edenler. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. 2. çok merhamet edendir. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. Hayır. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. Dilerse sana bundan daha güzelini. 15. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. 4. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. 17. çarşıda. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. 10. 6. 12. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Bize kavuşacaklarını ummayanlar. Şüphesiz O.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. 7.25. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. bağışlayandır. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 19. pazarda dolaşır. Rabbinin. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. (İnkar edenler). Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 16. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. 21. Bu Rabbinin uhdesine aldığı.

54 O. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. 40. 39. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Andolsun.” 22. 35. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. geceyi size bir örtü. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. 25. 0 0 0 Âyetin son kısmı. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. biz bunu insanlar arasında. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. 32. işte böyle. 50 Andolsun. Andolsun. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. “Yazıklar olsun bana. “Melekler de onlara. 55 Onlar. Ress halkı. 48. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29.49 O. 41. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. Bunların herbirine misaller getirdik. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme. 37. senin kavmin. 26. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. O gün zalim kimse. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. 53 O. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. Biz. Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. Onlara. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır. Peygamber. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. 36. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 47 O. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. 31. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. 23. Âd ve Semûd kavimlerini. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. birinin suyu lezzetli ve tatlı. Ölü toprağı canlandıralım. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. “Andolsun. İnkar edenler. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. . Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. dinlenecekleri yer daha güzeldir. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. Nûh kavmini de. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. 24.” 30. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.Fakat melekleri görecekleri gün. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. 34. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. Kâfir. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler.0 33. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. 38. 27. Biz. Allah’ı bırakıp. 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.

İşte onlar. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. Göğe burçlar yerleştiren. “selâm!” der (geçer)ler. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. Allah çok bağışlayandır. gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. Onlar. yalana şahitlik etmeyen.” Onlar. O. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Onlar. Onların harcamaları. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman. Rahmân’ın kulları. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. çok merhamet edendir. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka.” 0 Arş. sınırsız kudret makamı demektir. . o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. haksız yere. kudret ve hakimiyet tahtı. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. Onlar. Onlar. Onlar. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. Onlar. Allah’a. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Orada ebedi kalırlar. onlara kör ve sağır kesilmezler. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.

onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. sizin de Rabbiniz. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. Akıcı konuşamam. Nûh. 15-16. Onun için. 7-12. Şüphesiz senin Rabbin. “Zalimler topluluğuna. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben. sûresi. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. âyet. âyet. (her şeyi) işitmekteyiz. “O. Firavun. âyet. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Hûd. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. Hani Rabbin Mûsâ’ya. “O.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. Derken. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.”0 Firavun. böyledir” dedi. beni yalanlamalarından korkuyorum.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. Firavun. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Mûsâ. Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. korkma! Mucizelerimizle gidin. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Sen nankörlerdensin. âyet. “Hayır.” Allah dedi ki. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. 34. “O. “Şu’arâ” şairler demektir. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap).” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu. şüphesiz delidir” dedi. Kasas sûresi. Sûrede başlıca Mûsâ.” Firavun. “Bu size gönderilen peygamberiniz. onlara gökten bir mucize indiririz de. İbrahim. âyet.0 Bunlar. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. adını 224. Sûre. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.” Mûsâ. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. Hz. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.26. (Bakınız: Bakara. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi. 49. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. 227 âyettir. Kısaca.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. çok merhametlidir. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. apaçık Kitab’ın âyetleridir. aslında ona zulmetmiştir. Hz. Eğer düşünüyorsanız bu. “Zalimler topluluğuna. Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek.” “Göğsüm daralır. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. Çünkü biz sizinle beraberiz. . orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. Kasas sûresi.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. Hz. elbette mutlak güç sahibidir. Mûsâ. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. 24-31.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Hani Rabbin Mûsâ’ya. Mûsâ. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. müşriklerin. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. Yeryüzüne bakmazlar mı. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir. Firavun.

” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır.” 82 “O. yurdunuzdan çıkarmak istiyor.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder. “Asan ile denize vur” diye vahyettik. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. bakanlara bembeyaz olmuş. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. 66 Sonra ötekileri suda boğduk. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. Rabbim şüphesiz benimledir. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. 75. “Umarız. 62 Mûsâ.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. “Eyvah yakalandık” dediler. çok merhametlidir. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. âyet. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. Elini koynundan çıkardı.) Sihirbazlar gelince. 70 Hani o babasına ve kavmine. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. “Sizi. asasını attı. Mûsâ onlara. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.0 Firavun. Kasas sûresi. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. yaptığı sihirle. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. pınar başlarından. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz.” 49 Firavun. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler. “Evet. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. Bunun üzerine Mûsâ. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. Bir de ne görsünler. . “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur. çevresindeki ileri gelenlere. “Neye tapıyorsunuz?” demişti.” dedi. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır. 54 Dedi ki.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları.” 57. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. hesap gününde. Deniz derhal yarıldı. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. Her parçası koca bir dağ gibiydi. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir.” 78 “O.” 81 “O. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. âyet. 59 İşte böyle yaptık ve onlara. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler. 108. mutlaka Rabbimize döneceğiz. bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. Firavun. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. bana yol gösterecektir” dedi.” Böylece sihirbazlar. 45 Mûsâ da asasını attı. bir de ne görsünler.” 79 “O. 32. bana yediren ve içirendir. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. “Hayır!. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi.” 52 Biz Mûsâ’ya. Firavun’a. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır.

” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.92.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben. çok merhametli olandır. size hayvanlar.” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. oğullar. 94.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. 124 Hani kardeşleri Hûd. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 91. . çok merhametli olandır.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken.133.” 137 “Bu. 106 Hani kardeşleri Nûh.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara.” 132.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. mutlak güç sahibi olandır.” 98 Çünkü sizi.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 103 Elbet bunda bir ibret vardır. size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk.” 135 “Çünkü ben. Biz de bu yüzden onları helak ettik.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. ister öğüt verenlerden olma.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. bize göre birdir.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” 86 “Babamı da bağışla.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. 104 Şüphesiz senin Rabbin. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. biz hiç sana inanır mıyız. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.” 101 “Candan bir dostumuz da yok.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 90 Cennet. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren.

” 188 Şuayb. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir. pınar başlarında.” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın.” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.166 “Rabbinizin. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi.147. Eksik verenlerden olmayın.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış. “Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.148 “Siz buradaki bahçelerde. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. büyük bir günün azabı idi. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi.” 146. Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 182 “Doğru terazi ile tartın. fakat pişman oldular.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 158 Böylece onları azap yakaladı.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. ekinlerde. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. 58.” 170. . İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik. Şüphesiz o. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. âyet.” 181 Ölçüyü tam yapın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 155 Salih. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” 151. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar.” 165.” 157 Derken onu kestiler. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. 192 Şüphesiz bu Kur’an. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. 225. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. hakkıyla bilendir. 211 Zaten bu onların harcı değildir. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir.226 Görmez misin ki onlar. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir. ona inanmazlar. 193. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören. buna güçleri de yetmez.218. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. 209 Bu bir hatırlatmadır. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et. A’raf sûresi 179. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de.203 Onlar.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe. 215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. 196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. .194. 216 Eğer sana karşı gelirlerse. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. âyette de olduğu gibi. Biz zalim değiliz. 217. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. Âyette. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.202.191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.0 201. mutlak güç sahibi. Onların çoğu ise yalancıdır. 0 0 Bu âyetteki “kalp”. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. her günahkâr yalancıya inerler.

” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim.” “Değneğini at. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kur’an. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi.0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Şüphesiz bu Kur’an sana. adını. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. apaçık bir lütuftur” dedi. Sûre. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir. Şüphesiz. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Sûrede başlıca. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar. Hani Mûsâ ailesine. 22-23.27 . “Ey insanlar. âyet.0 Bunlar Kur’an’ın. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. ya da kafasını keseceğim. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. çok merhamet edenim. hüküm ve hikmet sahibi. Hz.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. karınca demektir. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. dönüp ardına bakmadan kaçtı. Onlar. 93 âyettir. 0 0 0 . öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. “Ben bir ateş gördüm.” “Elini koynuna sok. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. Süleyman’ın. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. Süleyman. “Hamd.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince. apaçık bir kitabın âyetleridir. Süleyman.” “Onun ve kavminin. Neml. âyet 10 ve devamı. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. cinlerden. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca. Onlar.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. Şüphesiz bu. Dâvûd’a varis oldu ve. 18.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. ondan size bir haber. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak.” “Ben. ben mutlak güç sahibi. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. namazı dosdoğru kılan. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.

44 Ayet)Belkıs.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi. Süleyman ona “Bu. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. 45 Andolsun biz.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit. diyeceğiz. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. . 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine. 44 Ona “köşke gir” denildi.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. Ne emredeceğini düşün. Andolsun. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş.” 41 Süleyman. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. 40 Kitaptan bilgisi olan biri. biz onlara. şükür mü. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz. becerikli.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. O da. İşte onlar böyle yaparlar. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. cömerttir. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. tuttuğunu devirir. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir. Rabbimin bana bir lütfudur. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. Salih. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0. 27 Süleyman. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. Büyük Arş’ın Rabbidir. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. 42 Belkıs gelince. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. ele avuca sığmaz” demektir. İfade.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.” 50 Onlar bir tuzak kurdular. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. Bir de ne görsün. göreceğiz. O.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız.” 30.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır.0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik.25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. hem insanlar hem de cinler için kullanılır. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”. güçlü.” 38 Süleyman. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler.” 37 “Sen onlara dön. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. 44 (Sayfa 380'ın devamı. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. “Tahtını tanınmaz hale getirin.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. “Ben onu. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. Bakalım tanıyacak mı. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. 46 Salih onlara. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. Emir senin. yoksa yalancılardan mısın. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi.

Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. 173.” . onunla. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. ancak Allah bilir.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. hakkıyla bilendir. içinde nehirler akıtan. O. başlangıçta yaratmayı yapan. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. Öyle ise Allah’a tevekkül et.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler. mutlak güç sahibidir. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık. Onlar. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Şüphesiz o. Yoksa. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki.” Onlardan yana üzülme. âyet. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir. Selam onun seçtiği kullarına. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir.0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan. Ancak karısı başka. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. Ancak onların çoğu şükretmezler. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. Âyetin son cümlesi. O. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.

(Onlara).” . Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. 89 Her kim iyi amel getirirse. yüzüstü ateşe atılırlar. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Bunu. onları hareketsiz sanırsın. ona ondan daha hayırlısı vardır.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Yine bana.92 De ki: “Bana ancak. gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. bu beldenin (Mekke’nin). 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin.) 91. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. Onlar o gün korkudan emindirler. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. 90 Kimler de kötü amel getirirse. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. 88 Dağları görürsün. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye.

“Size onun bakımını.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Böylece biz. daha önce onun. 9. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. Şüphesiz o bozgunculardandı. Orada biri kendi tarafından. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. 0 0 . Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. “Onu emzir. neredeyse bunu açıklayacaktı. 18. 11. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. Hâmân’a ve ordularına. 88 âyettir. üzülme. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. 14. 17. 7. Mûsâ da ona. 5. Mûsâ’nın annesine. Mûsâ. 10. beni de öldürmek mi istiyorsun. 20. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. çok merhamet edendir. oğullarını boğazlıyor.0 Mûsâ. Şüphesiz Firavun. 13. Mûsâ’nın çocukluğunu. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Bir de ne görsün. 16. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. “Bu şeytanın işidir. Mûsâ’nın kız kardeşine. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Kasas. Sûre adını. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam. 12. diğeri düşmanı tarafından. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. Tâ-Sîn-Mîm. Biz ise. kavga eden iki adam gördü. 15. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Belki bize faydası dokunur. Sûrede başlıca Hz. 3. korkma. âyet. 19. “Onu takip et” dedi. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. Şüphe yok ki. peygamber oluşunu.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 6. Biz. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. 4. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. Onlardan bir kesimi eziyor. Kendi tarafından olan. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Şehirden hemen çık. düşmanına karşı ondan yardım istedi. 19. Kız kardeşi. Annesi. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. O da Mûsâ’yı. çok bağışlayandır. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. 8.20. Korkarak. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. Mûsâ. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. Beni affet” dedi. 2. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. ya da onu evlat ediniriz. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. süt analarının sütünü emmemesini sağladık. 25. Allah da onu affetti. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak.28. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. Şüphesiz o.

beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Çünkü ben. 40.” “Değneğini (yere) at. korkma. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Andolsun. 37. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). (O olayı) görenlerden de değildin. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onlar. 22. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. 36. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. 39. “Siz burada kalın.21. 25. 42.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü.” “Elini koynuna sok. 16-19. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. 33. Mûsâ. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. Bu dünyada onları lanete uğrattık. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. 31. 9-11.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir.” Allah. 24. evet. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. 29. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. Şuayb.0 0 0 Hz. 44. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. (oraya gidiyorum). 35. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. ben bir ateş gördüm. 23. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Firavun. 38. “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi. 41. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. Onu da benimle birlikte. 27. İşte bunlar. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. Mûsâ onlara.” Mûsâ. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. onu ücretle tut.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular).insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. “Ben. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. âyet. 34. âyet. ateşe çağıran öncüler kıldık. Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. 28. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. “Babacığım.” (Mûsâ değneğini attı). Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. 32. . Allah söylediklerimize vekildir. Sonra gölgeye çekilip. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Kızlardan biri. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş. 26. Medyen suyuna varınca. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb. 30. onların beni yalanlamalarından korkuyorum. Mûsâ. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. 43.

sizin işleriniz de size. 66. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. 72. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. “Ona inandık. 68. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. İşte onların. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. 46. Artık birbirlerine de soramazlar. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. Biz cahilleri istemeyiz” derler. Andolsun. Allah katından. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. 50. 65. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. Zaten biz. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Onlara. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. 54. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. 61. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. Kim. 70. Allah. 62. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. 59. 63. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. Allah’ın onlara seslenerek.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. 56. 64. Fakat Allah. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Onların ise seçim hakkı yoktur. 47. 51. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . 69. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. “Bizim işlerimiz bize. 48. Onlara katımızdan gerçek gelince. 58. ülkelerin merkezî yerlerine. “Hani benim. ben ona uyayım. 53. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. De ki: “Ne dersiniz? Allah. 52. Rabbin. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. Rabbin. 67. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. 57. biz. O. işte onlar ona da inanırlar. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. 55. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. 71. 49. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Allah’tır. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Azabı görürler. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. Hüküm yalnızca O’nundur.45. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. seni peygamber olarak göndermezdik. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. 60. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. Onlar.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi.

Şüphesiz Kârûn. “Vay! Demek ki Allah. 86. gündüzü de. Sonuç. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. “Kesin delilinizi getirin” deriz. bizi de yerin dibine geçirirdi. rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. “Hani benim. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. 75. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. Allah’ın. onlara seslenerek. İşte ahiret yurdu. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. 81. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). 88. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Kim de bir kötülük getirirse. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. 84. 85. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. “Dönülecek yer”. 77. 87. sakın seni onlardan çevirmesinler. Mûsâ’nın kavmindendi. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Kârûn. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Allah. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. Sonunda onu da. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. Onlara karşı azgınlık etti. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Allah’ın kendinden önceki nesillerden. 74. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. 83. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. Hani. Biz ona. 82.73. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. O.”0 Sen. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. 80. sarayını da yerin dibine batırdık. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). Dünyadan da nasibini unutma. 76. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. 78. 79. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. Buna göre Hz. . Dünya hayatını arzu edenler.” Kârûn. bilsin ki. Peygamber’e. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.

9. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. hakkıyla bilendir. O hakkıyla işitendir. Andolsun. İbrahim. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır. 12. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını.” Onlar. dilediğine de merhamet eder. Andolsun. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. 69 âyettir. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Elif Lâm Mîm. sorguya çekileceklerdir. Sûrede başlıca. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. yalancıları da mutlaka bilir.” O dilediğine azap eder. 6. 20. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. 3. 2. Yoksa kötülük yapanlar. 4. Şâyet onlar seni. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. adını 41. Andolsun. Her kim cihad ederse. Sûre. Andolsun. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. İnsanlardan öyleleri vardır ki. örümcek demektir. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. Allah’ın birliği.29. Siz. 15. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. O’na karşı gelmekten sakının. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. 18. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. 11. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İman edip de salih amel işleyenler var ya.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. 16. 17. peygamberlik. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. Allah. ancak kendisi için cihad etmiş olur. “Allah’a inandık” derler. Eğer bilirseniz. 19. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. . biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Âyette. 8. Ancak O’na döndürüleceksiniz. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Biz insana. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. 10.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. 22. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. 13. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. bu sizin için daha hayırlıdır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Nûh. bu takdirde onlara itaat etme. 7. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. 14. “Biz de sizinle beraberdik” derler.0 İnsanlar. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. ne de bir yardımcınız vardır. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. İnkar edenler iman edenlere. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. Ankebût. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. 5. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. 21.

23. Şuayb. onu yalanladı. Ancak karısı başka. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. 43. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. Andolsun. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. 37. 48. ona (İbrahim’e) iman etti. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık.” Şüphesiz biz. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. Barınağınız cehennem olacaktır. 32. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. Ancak karın başka.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. bize indirilene de. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah onlara zulmediyor değildi. size indirilene de inandık. Yardımcılarınız da olmayacaktır. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Allah da onu ateşten kurtardı. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. 33. 30. 24. ahirette de salih kimselerdendir. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. 47. 31. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. 49. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya. 36. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. Hayır. Kârûn’u. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır.” . fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. “Ama orada Lût var” dedi. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. namazı da dosdoğru kıl. insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. 40. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. 27. Onlar. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. “Ben. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. Andolsun biz. o. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. O. şüpheye düşerlerdi. Çünkü namaz. 50. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). 41.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. onlar yüzünden tasalandı. Şüphesiz o. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. (İbrahim’in) kavminin cevabı. Elçiler ona. 44. Lût. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. bu memleket halkı üzerine. Onlardan suda boğduklarımız var. onların. 26. üzülme. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. Allah yaptıklarınızı biliyor. 45. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. “Korkma. 35. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. 29. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. İbrahim. İçlerinden zulmedenler hariç. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. 28. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. 39. kiminiz kiminize lanet edecektir. mutlak güç sahibidir. 38. 34. İbrahim. 42.” Bunun üzerine Lût. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz. Bu. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. 46. Kavmi. 25. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz.

Allah onlara. O halde ancak bana kulluk edin. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Bu âyet. yahut kendisine geldiğinde.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. göklerde ve yerde olanları bilir. eğer onlara. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. . Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. “Gökleri ve yeri kim yarattı. bizim. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar. eğer onlara. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. O hakkıyla işitendir. 60 Nice canlılar vardır ki.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.” 53. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. 51. işte gerçek hayat odur. 63 Andolsun. Ahiret yurduna gelince. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. 61 Andolsun. “Allah” diyeceklerdir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. “Allah” diyeceklerdir. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. mutlaka. 0 0 Hz. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. 54. 52. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Sonra bize döndürüleceksiniz. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.0 57 Her can ölümü tadacaktır. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O. Allah’a ortak koşuyorlar. 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. hakkıyla bilendir. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir.

RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. sonra onu tekrar eder. 19 Allah. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.3. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden. 14 Kıyametin kopacağı gün. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. Önce de. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. çok merhametlidir. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. 23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. mutlak güç sahibidir. 9 (Yine) onlar. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. 60 âyettir. 10 Sonra. 8 Onlar. sabaha kavuştuğunuzda. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Allah dilediğine yardım eder.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. O. 20 Sizi topraktan yaratması. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. diriyi ölüden çıkarır.4. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. “akşama girme”yi. sonra da emir Allah’ındır.30. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. âyetteki “gündüzün sonu”nu. 17 Öyle ise akşama girdiğinizde. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. 11 Allah. Allah vaadinden dönmez. Allah’ı tespih edin. Tefsir bilginleri. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için. Hz. 18. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. işte onlar azabın içine atılacaklardır. Sûre adını. .5 Rumlar. ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. 13 Onların. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. akşam ve yatsı vakitleriyle. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin.0 2. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. ölüyü de diriden çıkarır. Fakat insanların çoğu bilmezler. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. ikindi vakti ile. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. başlangıçta yaratmayı yapar. Allah onlara asla zulmediyor değildi.

Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. ya da kolaylık söz konusu değildir. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı. mutlak güç sahibidir.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi. O. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. 31. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. O’na karşı gelmekten sakının. sizi yaratan. Rablerine ortak koşuyorlar. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. Bu emanete. . 37 Allah’ın. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. Bunun sonucunda toprak. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. 40 Allah. yoksula. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. Buna göre. Yeryüzü. Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Dönmeleri için Allah. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Fakat insanların çoğu bilmezler. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. Fıtrat. bunu kimsenin değiştiremeyeceği. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. 29 Fakat. onların ortak koştuklarından uzaktır. verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. 38 Öyle ise akrabaya. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. ama yakında bileceksiniz. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. 27 O. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları. Bu. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. Allah katında artmaz. 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. hüküm ve hikmet sahibidir.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür.0 İşte bu dosdoğru dindir. başlangıçta yaratmayı yapan. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Buradaki ifade. yücedir. sonra size rızık veren. sonra onu tekrarlayacak olandır. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir.0 0 0 0 0 Allah için zorluk. ve yolcuya hakkını ver. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun. Rablerine yönelerek ona dua ederler.

size rahmetinden tattırmak. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. sizi güçsüz olarak yaratan. Şüphesiz. Allah tarafından. Kim inkâr ederse. eğer sen onlara bir âyet getirsen. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah. Şüphe yok ki. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. inkâr edenler mutlaka. Andolsun. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Allah’ın yazısına göre. hakkıyla kudret sahibidir. o ölüleri de elbette diriltecektir. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. emriyle gemilerin yol alması. Bu hazırlığı Allah’ın. inkarı kendi aleyhinedir. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. siz. yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. Andolsun. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. Allah. O bunu. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Kimler de salih amel işlerse. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Allah onları dilediği gibi. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. Andolsun. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. Allah’ın va’di gerçektir. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. O hakkıyla bilendir. Sabret. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. Fakat siz bilmiyordunuz. Şüphesiz. O dilediğini yaratır.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Sen çağrını ancak. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Kıyametin kopacağı gün suçlular. sen ölülere işittiremezsin. Rüzgarları. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Allah rüzgarları gönderendir. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Andolsun. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren.

övüngeni sevmez. Yeryüzüne de.0 Şüphesiz.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Lokmân’dan almıştır. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. tevhid. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. 34 âyettir. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Lokmân’ın oğluna öğütleri. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. Kendilerine. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Hâris hakkında inmiştir. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur.” “Yürüyüşünde tabii ol. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. zekâtı veren kimselerdir. 6. Hz. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Bana yönelenlerin yoluna uy. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman. adını 12. Ona. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında.” “Eğer. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. âyet. Nadr. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. O mutlak güç sahibidir. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. hiçbir bilgisi. âyetlerde anılan Hz. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Allah onu çıkarır getirir.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. anne babasına iyi davranmasını emrettik. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir. övülmeye lâyıktır.” İnsana da.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır.” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. Kim de nankörlük ederse. hüküm ve hikmet sahibidir. 233. zalimler açık bir sapıklık içindedirler. ve 13. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. onlara itaat etme. Sûrede başlıca. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere. Sûre. namazı dosdoğru kılan. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. elem dolu bir azabı müjdele. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. peygamberlik. hikmet dolu Kitab’ın. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Sesini alçalt. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2.31. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse. Andolsun. Onlar. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. müşriklerden Nadr b. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.0 Bunlar. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi. bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. İyiliği emret. Sonra dönüşünüz ancak banadır. İnsanlardan öylesi vardır ki. “Hayır. ve 7. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İşte onlar. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. onları hiç işitmemiş gibi.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni. . Kötülükten alıkoy. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor.3 4 5 6 7 8. âyetler. Dönüş banadır.

Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak. deniz de mürekkep olsa. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yücedir. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar. hakkıyla görendir. hüküm ve hikmet sahibidir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. yağmuru indirir. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. övülmeye layık olandır. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Görmedin mi ki. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Onları (denizde. “Hamd Allah’a mahsustur. onun inkarı seni üzmesin. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. Onların dönüşleri ancak bizedir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. rahimlerdekini bilir. Andolsun. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. . O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. büyüktür. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. mutlaka “Allah” derler. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. O. hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. De ki. Bu böyledir. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. eğer onlara. arkasından yedi deniz daha ona katılsa. son derece nankör olanlar inkar eder. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.” Fakat onların çoğu bilmezler. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir.

onların barınağı ateştir. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. Bismillahirrahmânirrahîm 1. mutlak güç sahibidir. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. İman edip salih amel işleyenlere gelince.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. Sonra bu işler. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. 23. Hiç kimse. O ki.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. 14. 10. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara.SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 20.” Bizim âyetlerimize ancak. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Fakat benim. salih amel işleyelim. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. 8. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın. 12. Onlar. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. 5. 22. Allah dileseydi. 7. yarattığı her şeyi güzel yaptı. 2. 30 âyettir. 16. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. âlemlerin Rabbi tarafındandır. 19. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Biz de sizi unuttuk. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. 13. Kim. 3. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. onlar için. çok merhametlidir. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. 6. ahiret gününden. Andolsun. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. kudret ve hakimiyet tahtı. Allah. Sizin için işitme. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden.32. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. insanlar da melekler gibi olur. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Andolsun. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. gökleri ve yeri. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. Elif Lâm Mîm. âyetten almıştır. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. sınırsız kudret makamı demektir.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. değersiz bir sudan yarattı. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. . 21. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. Arş. Sûre adını. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. 17. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. Fasıklık edenlere gelince. görme ve idrak duygularını yarattı. yapmakta olduklarına karşılık olarak. Sonra onun neslini bir öz sudan. “Andolsun. Sizin için ondan başka hiçbir dost. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. 18. kitaplardan. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. hiçbir şefaatçi yoktur. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. 15. 9. 11.

Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır.24. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. Onlara göz de açtırılmayacaktır. 27. “Fetih (Kıyamet) günü. De ki. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. 26. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. .” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. 25. 29. 30. 28. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

“Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Zayıf ve güçsüz görülenler. Yine. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. “Bu (Kur’an). Fakat insanların çoğu bilmezler. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. Onlar değil.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. Ey Muhammed.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.” Allah’ın. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik).” İnkar edenler. büyüktür. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. mutlak güç sahibi. “Hayır. Elçilerimi yalanladılar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. Fakat insanların çoğu bilmezler. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir. büyüklük taslayanlara.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. uydurulmuş bir yalandır” dediler. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. sen bizim dostumuzsun. ne de ileri geçebilirsiniz. sonra da meleklere. “Size hidayet geldikten sonra. “Biz. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. onları hep birden toplayacağı. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Hayır. O gerçeği apaçık ortaya koyan. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Ancak ahirete inananları. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. Peki. Zayıf ve güçsüz görülenler. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Zulmedenlere. Allah katında. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. “Bu sadece. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. de ki: “Şüphesiz.0 hakkıyla bilendir. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere.) Aksine O. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. O yücedir. 0 . Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. Bir de. De ki: “Şüphesiz. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. büyüklük taslayanlara. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onların çoğu cinlere inanıyordu. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka.

kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur.46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce). eskiyi de geri getiremez. Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Allah için ikişer ikişer. 0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır.” De ki: “Hak geldi. Âyette. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O gaybleri hakkıyla bilendir.” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. . O her şeye hakkıyla şahittir. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. kuluna çok yakındır.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum.” Sen onları.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. “ona inandık derler” ama onlar için. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır.

Rabbinizdir. 17. 9. İki deniz aynı olmaz. hüküm ve hikmet sahibidir. melekleri ikişer. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O. (bir başkasını). 16. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez.35. 3. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. 45 âyettir. üçer. 8. Günah yükü ağır olan kimse. . Allah geceyi gündüzün içine sokar. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. öldükten sonra dirilme. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. 11. Neyi de tutarsa. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. günahını yüklenmeye çağırırsa. acıdır. O yaratmada dilediğini artırır. susuzluğu giderir. Sûrede başlıca. Şu ise tuzludur. Şu tatlıdır. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. yoktan var eden demektir. Allah. 15. Mülk yalnızca O’nundur. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Sûre adını.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. Hamd. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. Bunları sana hiç kimse. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. çağrınızı duymazlar. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Fâtır. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. İşte bu Allah’tır. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. 14. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. 6. Onlar da bulutları hareket ettirir. dilediğini hidayete erdirir. yaratan. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. 4. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. bundan sonra onu gönderecek yoktur. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. 7. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. onlar için çetin bir azap vardır. Güzel sözler ancak ona yükselir. Allah sizi önce topraktan. gökleri ve yeri yaratan. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. 2. ondan hiçbir şey yüklenilmez. 5. İşte onların tuzağı boşa çıkar. rüzgarları gönderendir. 10. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. 18. O. mutlak güç sahibidir. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. gündüzü de gecenin içine sokar. övülmeye hakkıyla layık olandır. Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Eğer onları çağırsanız. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. çağırdığı kimse yakını da 12. 13. içimi kolaydır. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın.

40. ancak ziyanlarını arttırır.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. mühlet verir). aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. İnkarcıların inkarı. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Andolsun. o kitaptan. 27. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. . kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. 31. halimdir (hemen cezalandırmaz. Kör ile gören bir olmaz. 23. gökleri ve yeri. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. 24. Şöyle derler: “Hamd. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. 33. ancak sahibini kuşatır. şükrün karşılığını verendir. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Dağlardan da beyaz. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Onlar cehennemde. O. 41. 38. 37. Onlar. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. 34. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). çok bağışlayandır. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). 28. İşte bu büyük lütuftur. Şüphesiz. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). 20. Adn cennetlerine girerler. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. bu ancak onların nefretlerini artırdı. Hiçbir ümmet yoktur ki. Oradaki elbiseleri de ipektir. 42. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Oysa kötü tuzak. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. Allah’a karşı ancak. 25. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Şüphesiz o. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. sizi yeryüzünde halifeler kılandır.19. şükrün karşılığını verendir. 35. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Öyle ise tadın azabı. Şüphesiz O. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Onlardan ortada olanlar vardır. İnkarcıların inkarı. Öldürülmezler ki ölsünler. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. 26. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. 39. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Allah dilediğine işittirir. Sen ancak. İnsanlardan. Müşrikler. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Şüphesiz Allah. 36. 43. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır. Bize orada usanç da gelmez. Şüphesiz O. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. Onları hakkıyla görür. 32. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. Dönüş ancak Allah’adır. Allah’ın kitabını okuyanlar. 30. Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez.” “O. 22. çok bağışlayandır. simsiyah taşlar da var. olsa. 29. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. 21. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur.

kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. (gerekeni yapar). kullarını hakkıyla görmektedir. hakkıyla kudret sahibidir. Şüphesiz O. Nihayet süreleri gelince. Çünkü Allah. onları belirli bir süreye kadar erteliyor. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki. hakkıyla bilendir. 45.44. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. . Eğer Allah insanları.

Siz sadece yalan söylüyorsunuz. 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi. o memleket halkını örnek ver. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir. Antakya halkına gönderilen peygamberler.3. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Bir anda sönüp gittiler. “Keşke kavmim. uyarmasan da onlar için birdir. beni dinleyin!” 26. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. ataları uyarılmamış. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik.6 Kur’an.” 19 Elçiler de. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). vahiy. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. O da. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur. öldükten sonra dirilme. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. Hani oraya elçiler gelmişti.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. 9 Biz onların önlerine bir set. 12 Şüphesiz biz. 1 2. Onlar. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. 5. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. inanmazlar. ölüleri mutlaka diriltiriz. hesap ve ceza konu edilmektedir. İndirecek de değildik. Sûre. 10 Onları uyarsan da. Artık onlar iman etmezler. 7 Andolsun. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. 29 Sadece korkunç bir ses oldu.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Gelin.” 22 “Hem ben.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese. onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor. onunla alay ediyor olmasınlar. o halkalar çenelerine dayanmıştır. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Artık görmezler. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. 83 âyettir. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. Hayır. .4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.36. Hz. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi.

” 53 Sadece korkunç bir ses olur.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde. Peygamberler doğru söylemişler. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. inkar edenler iman edenlere. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. 49 Onlar ancak. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler. Onlardan bir kısmı binekleridir. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Elleri bize konuşur. 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. 57 Onlar için orada meyveler vardır. Nihayet o. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. Gündüzü ondan çıkarırız. Bu mutlak güç sahibi. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. 68 Kime uzun ömür verirsek. 47 Onlara. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. İşte bu dosdoğru yoldur. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. ne de kurtarılırlar. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. şeytana kulluk etmeyin. zevk sürerler. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. ne de gece gündüzü geçebilir. ilahlar onlara yardım edemezler.34. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. 40 Ne güneş aya yetişebilir.61 “Ey ademoğulları! Ben size. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır).35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. ne geri dönebilirlerdi. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. 51 Sûra üfürülür. 45 Onlara. bir kısmını da yerler. “Allah’ın. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Bana kulluk edin. Bunları onların elleri yapmış değildir. Onlar için diledikleri her şey vardır. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Hâlâ şükretmeyecekler mi? . Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. Bu ona yaraşmaz da. tehdit edildiğiniz cehennemdir. 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. 54 O gün kimseye. hiç mi hiç zulmedilmez. 37 Gece de onlar için bir delildir.

” O. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. hakkıyla bilendir. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir . hakkıyla yaratandır. O. 0 Bu âyette.77 78 79 80 81 82 83 İnsan. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O da hemen oluverir. bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki.

3. “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. Âyet. 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. kendilerine. (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). İlyas. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. 41. Mûsâ. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak.” 16 “Gerçekten biz. meyveler vardır. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. İbrahim. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir. Onlar ikram gören kimselerdir. Hârun.” 30 “Bizim. O. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. .42 İşte onlar için belli bir rızık. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır.37.” 32 “Evet. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. Sâffât.23.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). Bize haktan yana görünürdünüz. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. 10 Ancak onlardan söz kapan olur. Bismillahirrahmânirrahîm 1.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. siz zaten mü’min kimseler değildiniz.2.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle. hakkı getirmiş.0 5 O. sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka. göklerin. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir. 37 Hayır. 22. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. 25 Onlara. 35 Çünkü onlar.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür. Onlar için sürekli bir azap da vardır.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. Sûre. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. sıra sıra dizilenler. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet. 36 “Biz. 182 âyettir. biz sizi saptırdık. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir.4 Saf bağlayıp duranlara. âyet. 8. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. İsmail. meleklerden. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte. saf saf duranlar demektir. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. 26 Hayır. İshak. birçok “Batı” oluşmaktadır. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Nûh. yıldızlarla donattık. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. “İşte bu. Biz onu mutlaka tadacağız. 17 ve dipnotu.” 21 Onlara. Sûrede başlıca. 12 Hayır. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. öyle değil.9 Onlar.

onlardan önce. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. diyerek bunu inkar ettiler. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti. . Andolsun. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. “öldükten sonra yok olup gideceğiz. Nûh bize dua edip seslenmişti. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. Çünkü o. Bak.” Müşrikler. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. onu içmekle sarhoş da olmazlar. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. O yüzden. İbrahim böyle yaparak.43 44 45. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. neredeyse beni de helak edecektin. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. Onlar. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. Andolsun. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. İbrahim. “Ateş ağacı yakar.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. Böyle bir ağaç olamaz”. Müşrikler. Sonra biz. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. hali ne oldu?” der.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. bizim mü’min kullarımızdandı. Sanki onlar (beyazlıklarıyla). biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. Kısaca onların gözünde ölüm. Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. ızdırap ve azabın sembolü idi. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. evvelkilerin çoğu da sapmıştı.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. Andolsun. “Bakar mısınız. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır.0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere.” “Nasıl. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. ölüp yok olacaklarını. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Hani o. “Gerçekten biz. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. Böylece zakkum ağacı. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.0 O.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler. Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. elem. diğerlerini suda boğduk. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

130 İlyas’a selam olsun. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. emrolunduğun şeyi yap. 118 Onları doğru yola ilettik. 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.” 107 Biz. O da. 103. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. ne dersin?” dedi. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. 0 0 “Ba’l”. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. Düşün bakalım. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. “Onun için bir bina yapın. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti. “Babacığım. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” Kavmi. 114 Andolsun. 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. 134. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti. 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. “Yavrum. 109 İbrahim’e selam olsun.0 142 Böylece. O bana yol gösterecektir. kendine apaçık zulmedenler de. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. 137. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125. 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. .126 “Yaratıcıların en güzelini. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona. 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.

148 Nihayet onlar iman ettiler.” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. yücedir. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. 179 (Bekle ve) gör. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de. 180 Senin Rabbin. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Onlar elbette yalan söylüyorlar.143. Onlar da yakında görecekler.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. 181 Peygamberlere selam olsun. yücedir.” 167.162.152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. 161. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir. kudret ve şeref sahibi olan Rab. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. 171 Andolsun.144 Eğer o.163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. elbette biz ihlâslı kullar olurduk.168. 147 Biz onu yüz bin. yakında onlar da görecekler. . Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları. 182 Hamd. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu ancak bir uydurmadır. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. kazıklar sahibi0 Firavun. Allah sözüdür). Hayır.” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. İşte bu istenen şeydir. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. Süleyman. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onun doksan dokuz koyunu var. Semûd kavmi. İsmail. “Korkma! Biz. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. 18.13 Onlardan önce de Nûh kavmi. Sûre. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. ama artık kurtuluş zamanı değildi. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. Âd kavmi.0 O şanlı. Onlar da feryat ettiler. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. Benim ise bir tek koyunum var. Onlar.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. 88 âyettir.7. Nefis arzusuna uyma. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Kafirler. . Onlar da pek azdır. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. İshak. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı. 25 Biz de bunu ona bağışladık.38. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Eyyüp. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz.âyetinin dipnotuna bakınız. Allah’ın birliği. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o.” 27 Biz göğü. Derken Rabbinden bağışlama diledi. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri. “Gidin. Aramızda adaletle hükmet. Hayır. henüz azabımı tatmadılar. İbrahim. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır.8 İçlerinden ileri gelenler. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. Sûrede başlıca. Davûd. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. ilahlarınıza tapmaya devam edin. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. iki davacı grubuz. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. O. İşte onlar da (böyle) gruplardı. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar. 12.

” De ki. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. “Gerçekten ben malı. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. O ne güzel bir kuldu! O. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. Şüphesiz onlar. Bu bir öğüttür. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Orası ne kötü durak yeridir!” der. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. “Bu Kur’an. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. İşte bunlar. Süleyman. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir. “İşte bu bizim ihsanımızdır.50 51 52 53 54 55. Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. hesap günü için size vaad edilenlerdir. Bana. göklerin. cehennem vardır. Onların her biri iyi kimselerdi. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. Hani o. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. Ona asla tükenme yoktur. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık.” O grup da. “Ey Rabbim! Beni bağışla. Andolsun.” 0 Bu âyetin bu kısmı. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. size rahat ve huzur olmasın. Şüphesiz biz onları. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail.” “O. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. bizim katımızda hayırlı. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. yeminini bozma. “Onları bana geri getirin” dedi. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. Süleyman. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i. mecazi olarak. İshak’ı ve Yakub’u da an. onun emrine verdik. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. Onlar oraya girerler. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. büyük bir haberdir. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. biz Süleyman’ı imtihan ettik. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.29 30 31 32.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an. . Biz de ona. Rabbine. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0. çok bağışlayandır. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre.33 34 35 36 37. “Hayır. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Mutlak güç sahibidir. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.

“Ben ondan daha hayırlıyım. 76 İblis. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. “Senin şerefine andolsun ki. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun. 75 Allah.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür. çünkü sen kovuldun.” 70 “Bana ancak. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). içlerinden ihlâslı kulların hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. 74 Ancak İblis eğilmedi. onu ise çamurdan yarattın” dedi.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.69 “Aralarında tartıştıkları sırada.” 71 Hani. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım. Beni ateşten yarattın. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.83 İblis.” 79 İblis.” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.” .” 82. 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın.

İşte Rabbiniz olan Allah budur. Zümer. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. (Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir.) yoksa gece vakitlerinde. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. İşte Allah kullarını bununla korkutur. O. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. âyetinin dipnotuna bakınız. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. yarattıklarından dilediğini seçerdi. kullar. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Tağut’tan0.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının. adını 71 ve 73. gruplar demektir. âyetlerine bakınız. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi. mü’minlerin cennete. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. Sûrede başlıca. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. O bundan uzaktır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144. çok bağışlayandır.” “Bana. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur. O da size yaptıklarınızı haber verir.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. 75 âyettir. Sûre. secde halinde ve ayakta. müslümanların ilki olmam da emredildi. İyi bilin ki.” De ki: “Şüphesiz bana. Sonra ondan0 eşini var etti. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. “Biz onlara sadece. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. sizi bir tek nefisten yarattı. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. yücedir. o mutlak güç sahibidir. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi. . O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir.39. İyi bilin ki. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. halis din yalnız Allah’ındır. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. zümreler. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor.

böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar. Allah mutlak güç sahibi. Âyette. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. Allah vadinden dönmez. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. . yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. göğsünü İslâm’a açtığı. korunma aracı olarak kullanacak olması.40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” 39. ölmeyenlerinkini de uykularında alır. 22 Allah’ın. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. iyilik yapanların mükafatıdır.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı). Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. “Allah”. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim. 35 (Allah. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. 28 Biz onu. Ben de yapacağım. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir.. ancak kendi aleyhine sapar. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette. Onunla dilediğini doğru yola iletir. 29 Allah. 23 Allah sözün en güzelini. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. kainatın düzeni bozulurdu. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir.. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. hak olarak indirdik. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. eğer onlara. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. derler. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur. Hayır. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. Kim doğru yola girerse. öğütleri. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. âyetleri. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. 21 Görmedin mi. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. 0 0 Âyette. İşte bu. Kim de saparsa. “Kazandıklarınızı tadın” denir. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sen onlara vekil değilsin. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır.” (Enbiya sûresi. kendisi için girmiş olur. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. onların çoğu bilmiyorlar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik.

Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. Hayır. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. Onlara kötülük dokunmaz. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın.” 66 Hayır. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. 58 Yahut azabı gördüğünde. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. O. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. 52 Bilmediler mi ki. o bir imtihandır. 57 Yahut. Fakat onların çoğu bilmezler. büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. gaybı da. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. 55. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. “Evet geldi” derler. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. Onlardan zulmedenler var ya. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. “Allah’ın yanında.” . Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. “Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. çok bağışlayandır. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. yüzleri kapkara kesilmiştir. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. Sonra size yardım edilmez. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Artık. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. Sonra ona bir daha üflenir. Çünkü O. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. çok merhamet edendir. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. yücedir. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. kişi. “Bu. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. onların ortak koştuklarından uzaktır. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. O her şeye vekildir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. Onlar üzülmezler de.

74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd. . Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de. Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir.

İnkar edenler var ya. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. 85 âyettir. Ayrıca sûre. hüküm ve hikmet sahibisin.. O halde. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. Benim cezalandırmam nasılmış. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. 58. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. O gün onlar ortaya çıkarlar. tövbeyi kabul eden. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. Onlara. iki defa da dirilttin. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” O. O. Sûrede başlıca. İşte bu büyük başarıdır. düşünüp ibret alır. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. sadece kafirler için söz konusudur. Allah. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz. Sûre. Âyette sözü edilen mü’min. size âyetlerini gösteren. Dönüş ancak O’nadır. Âyette geçen iki ölümden ilkinin. âyet 56’ya aykırıdır. dereceleri hakkıyla yükseltendir. kendi indirir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. Bu tür bir ölüm. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. O’ndan başka ilah yoktur. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. bu görüş sağlıklı değildir.0 Bu kitabın indirilmesi. kâfirlerin hoşuna gitmese de. Firavun ailesinin. . Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. (gördüler)! Böylece Rabbinin. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. inkâr edenler hakkındaki. âyeti bunu açıkça göstermektedir. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı.” “Ey Rabbimiz! Onları da. günahı bağışlayan. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. “Nasıl. Bugün asla zulüm yoktur. İki ölümden birincisi. sizin için gökten bir rızık indirendir. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. Mü’min inanan kimse demektir. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. Oysa bu.. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. onların babalarından. “Ğâfir”. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir.40. lütuf sahibi Allah tarafındandır. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. ölüm diye nitelenmektedir. mutlak güç sahibi. Arş’ın sahibidir. hakkıyla bilen. Ancak O’na yönelen. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır.3 4 5 6 7 Hâ Mîm.” Duhân sûresinin 56. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. azabı ağır olan. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. adını 28. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. ona rahmet etmiş olursun. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. Âyette geçen ikinci ölümün. Kafirler cehennemde. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. bağışlayan demektir.” “Onları kötülüklerden koru.

onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Onlar ise. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır.” “Kim bir kötülük yaparsa. Âd kavmi. Şüphesiz O güçlüdür. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. Eğer yalancı ise. Allah kullarına asla zulmetmek istemez.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. (Öyle bir) ateş ki. Şüphesiz Allah. azâbın en kötüsü kuşattı.20 21 22 23. tamamen sonuçsuz kaldı. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Nûh kavmi. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. “Biz size uymuş kimselerdik. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben. günahları sebebiyle onları yakaladı.33 34 35 36.” Mûsâ da. Firavun ailesinden. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. Kadın veya erkek. dininizi değiştireceğinden. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. yalanı kendi aleyhinedir. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. cezası da çok şiddetlidir. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden.” Andolsun. Şüphesiz.” Allah onu. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Daha sonra o ölünce de. hakkıyla görendir. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. zayıf olanlar.31 32. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Firavun’un tuzağı. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. benim de Rabbim. sizi doğru yola ileteyim. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz. Allah. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. onun yalancı olduğuna inanıyorum. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum. kadınlarını sağ bırakın” dediler.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. Ama başımıza geldiğinde bizi. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. ancak onun kadar ceza görür. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik.24 25 26 27 28 29 30. 0 . o bağrışıp çağrışma gününden. Eğer doğru söylüyorsa. Kıyametin kopacağı günde de. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.” Hâmân Firavun’un başveziridir. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar. kim. Firavun ailesini. büyüklük taslayanlara. Onlar yeryüzünde dolaşıp. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. belki yollara.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. Böyle iken Allah. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. aşırı giden.

îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir.” 61 Allah. Onlardan sana anlattıklarımız da var. sonra az bir sudan (meniden). âlemlerin Rabbine mahsustur. Hamd. tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar.49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. 75 Bu. 51 Şüphesiz ki. “Evet. mazeretleri fayda vermez. 71. 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. bir kısmına binesiniz. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. Onlar. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. 64 Allah. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler. getirmişti” derler. Sen Allah’a sığın. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. hakkıyla görendir. âyet. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. Allah bunları. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. Mü’minûn sûresi. 0 “Alaka”. 14. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. yaşatan ve öldürendir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. işte böyle döndürülürler. fakat insanların çoğu şükretmezler. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. İsrailoğulları’na da. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür.74 Sonra onlara. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. 55 Ey Muhammed! Sabret. . Günahının bağışlanmasını iste. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. bunda hiç şüphe yoktur. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. 2. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. İçinizden önceden ölenler de vardır. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Hayır. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Alak sûresi. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir.54 Andolsun. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. (Bekçiler).72 O zaman onlar. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler.” 67 O. 76 Onlara. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. 79 Allah. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. kötü yurt da onlaradır. senden önce de peygamberler gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. göğü de binâ yapan. âyet. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. anlatmadıklarımız da var. Onlar bilecekler. 73. 53. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. 68 O. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. sonra “alaka”dan0 yaratan. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. sonra da ateşte yakılacaklardır. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. duânıza cevap vereyim. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. Onlar da. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). 52 O gün zalimlere. sizi (önce) topraktan. 78 Andolsun. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Siz pek az düşünüyorsunuz. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. âyet. 5. Lânet de onlaradır. demek ki. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. 56 Allah’ın âyetleri hakkında. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. o da oluverir. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. Şüphesiz Allah. 58 Kör ile gören.

Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. “Yalnız Allah’a inandık. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. Bu. kendilerine fayda vermedi. Azabımızı gördükleri zaman. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Allah size âyetlerini gösteriyor. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. .80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur.

De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. 18. 21. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. 15. 9. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. yapmış oldukları işler hakkında. gözlerinizin ve derilerinizin. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. “İsteyerek geldik” dediler. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. gözleri ve derileri.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. Sûre. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. . 4. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz.0 Bu Kur’an. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. 12. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Kulaklarımızda bir ağırlık. birer mecazî ifade olup. Sûre. Allah’ın düşmanlarının. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 10. 2. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. 14.”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. 13. “genişçe açıklandı” demektir. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Artık onlar işitmezler. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. 54 âyettir. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Bu. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. ona ve yeryüzüne. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. 19. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hâ Mîm. kulakları. 5. 20. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. batılda ısrar edenlerin uyarılması. onlar da. 22. âlemlerin Rabbidir. İşte bu. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. İkisi de. Böylece onları. 7. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. O halde sen (istediğini) yap. 8. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Onlar. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. 16. “Fussilet”. Sûrede başlıca hakka davet. 11.41. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin.” O. dört gün içinde (dört evrede). Onlar ahireti de inkar ederler. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. 17. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Onlar derilerine. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Derileri. Onlara yardım da edilmez. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. 3. kendileri aleyhine şahitlik ederler.” 6. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Lakin.

37 Gece. İşte böyle. âyet. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. 28. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını. her şeye gücü hakkıyla yetendir. Şüphesiz o. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur. onlar için de gerçekleşti. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz. gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Çünkü O. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. Güneşe ve aya secde etmeyin. 41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir.23. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. Âyet. O hüküm ve hikmet sahibi. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. elbette ölüleri de diriltir. 25. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. . “İşte bu sizin. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. hemen Allah’a sığın. 26. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.” 30. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. De ki: “O. orada canlarınızın çektiği her şey var. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. Şüphesiz ki.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. istediğiniz her şey orada sizin için var. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. 43 Sana ancak. aralarında derhal hüküm verilirdi. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. üzülmeyin. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar. 29.” 27. müşrikler güneşe. onları yaratan Allah’a secde edin. sonra dosdoğru olanlar var ya. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. gündüz. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır.” 24. güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler.“Onlara. Şüphesiz o. Allah düşmanlarının cezası ateştir. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler). hem de elem dolu bir azap sahibidir. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. onu dirilten. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır.0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa.” 33 Allah’a çağıran. onda ayrılığa düşmüşlerdi. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. hakkıyla bilendir. Bir de bakarsın ki. 0 Âyetten. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. hakkıyla işitendir. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak.

O. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. içimizden onları gören hiçbir kimse yok. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. hayır (mal. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. her şeyi kuşatandır. mülk. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. Andolsun. genişlik) istemekten usanmaz. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. . onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Rabbime döndürülürsem. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. Allah onlara. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Andolsun. Rabbinin. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. yıkılır. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. İnsan. İyi bilin ki. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer.

19. adını 38. Rabbim Allah’tır. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. O. O. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. 8. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. 10.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. Allah kullarına çok lütufkârdır. 7. Bizim işlediklerimiz bize. Allah bizim de Rabbimiz. hakkıyla işitendir. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir. Sûre. aralarında hemen hüküm verilirdi. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. büyüktür. onun çabuk kopmasını isterler. İyi bilin ki. Mizan ölçü demektir. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. mutlak güç sahibidir. 4. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. O. Onlara bir gazap vardır. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. Dönüş de ancak O’nadır. “kendi türünüzden. Onlar. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 17. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. yücedir. çok bağışlayandır. Onlar için çetin bir azap vardır. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. 9.” şeklinde de tercüme edilebilir. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. kuvvetlidir.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Melekler ise. O. her şeyi hakkıyla bilendir. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). Allah onları daima gözetlemektedir. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. bir grup ise cehennemdedir. Âyetin bu kısmı. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. 12. Şûrâ danışma demektir. O. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.. 6. Sen onlara vekil değilsin. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Hâ Mîm. İbrâhim’e. O. ölüleri diriltir. Allah ona dilediğini seçer. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. 13. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir. 3. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. çok merhamet edendir. Size kendinizden0 eşler. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Kıyamete inanmayanlar. hakkıyla görendir. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. 11. 2. Şüphesiz O. 15.42. 16. İyi bilin ki Allah. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. 14. İşte bu. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. kendilerine bilgi geldikten sonra. . Fakat O. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. 18. dilediğini rızıklandırır. 5. dilediğini rahmetine sokar. 53 âyettir.. sana vahyettiğini. İnananlar ise. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. sizin işledikleriniz sizedir. Bu sûretle sizi üretiyor. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Bir grup cennette. gökleri ve yeri yaratandır. Allah. sizin de Rabbinizdir.

İyi bilin ki zâlimler. 31. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. İşte bu Allah’ın. yine de çoğunu affeder. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı). 29. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. çok bağışlayandır. birçoğunu da affeder. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. 27. İnananlar da. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. sadece tebliğdir. zâlimleri sevmez. O. Şüphesiz O. şükrün karşılığını verendir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. Şüphesiz O.” Kim güzel bir iş yaparsa. Allah böyle yapar ki. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. 33. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. . insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. Bu mükafat. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir.37. Allah bâtılı yok eder. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. aralarında yardımlaşanlar içindir. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. 35. dilediğini yaratır. 44 Allah kimi saptırırsa. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. dost olandır. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. derhal aralarında hüküm verilirdi. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. O. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. bu dünya hayatının geçimliğidir. Sana düşen. O. sürekli bir azâp içindedirler. Şüphesiz O. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. Elbette bunda çok sabreden. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. O. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. dilediğine erkek çocukları verir. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. ona da istediğinden veririz. onun iyiliğini artırırız. rahmetini her tarafa yayandır. çok şükreden herkes için ibretler vardır. 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. Kim âhiret kazancını isterse. kullarından tövbeyi kabul eden. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. O’nun varlığının delillerindendir. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. Kim de dünya kazancını isterse. 36. bir saldırıya uğradıkları zaman. dilediği zaman. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). 32. 25. 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş. Allah. 21. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız.38. 41 Zulme uğradıktan sonra. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. İşte bu büyük lütuftur. 34. O’nun varlığının delillerindendir. 47 Allah’tan. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. övülmeye lâyık olandır. rızkı dilediği ölçüde indirir. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. Rabbinizin çağrısına uyun. O. 24. 26. Dilediğine kız çocukları. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. Fakat O. Şüphesiz Allah. O. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. 30. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. 28. onun kazancını artırırız. biz seni onlara bekçi göndermedik. O. 40 Bir kötülüğün karşılığı. Şüphesiz. Yoksa. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. lütfundan onlara fazlasını da verir. Gökleri. 23. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. işleri. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. 22.20. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.

kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. kullarımızdan dilediğimizi. Yahut bir elçi gönderip. Şüphesiz O yücedir. emrimizle. Sen kitap nedir. dilediği kimseyi de kısır yapar. 52. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. yahut perde arkasından konuşur. dişiler olmak üzere çift verir. izniyle ona dilediğini vahyeder. iman nedir bilmezdin. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. hakkıyla gücü yetendir.53 İşte sana da. Fakat biz onu. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. İyi bilin ki. her şeyi hakkıyla bilendir. bütün işler sonunda Allah’a döner. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. . hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz O.50 Yahut o çocukları erkekler.

Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. üzerlerine kurulasınız. 1 2. mutlaka. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. beni yaratana taparım. 12. Zühruf yaldız. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. böyle diriltileceksiniz. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. onu Arapça bir Kur’an yaptık. İşte siz de. Şüphesiz o. Yalanlayanların sonu. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. adını 35. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. “Bu bir büyüdür. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Sûre. Sûrede başlıca tevhit. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki. 24 (Gönderilen uyarıcı.” 27 “Ben ancak O. 16 Yoksa. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. çok yücedir. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta. Allah. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. 89 âyettir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. oranın şımarık zenginleri. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de.) “Ben size. mücevher. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. kurulduğunuzda. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. 10 O.13. 25 . “Onları mutlak güç sahibi.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki.14 O bütün çiftleri yaratan. bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. .ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Onlar. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler.” 28 İbrahim bunu. 23 İşte böyle. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. onlara. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. hikmetlerle doludur. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. Onlar sadece yalan söylüyorlar. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. belki dönerler diye. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. Biz de onlardan intikam aldık. iyice anlayasınız diye biz. sonra da. Biz.43. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.

Bütün bunlar. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. onları azaba uğrattık. sadece. Onları. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Doğru yola dönsünler diye. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. bu doğru bir yoldur. Rabbinin rahmeti. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. şu zavallı. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince.0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Eğer dileseydik. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. onun ayrılmaz dostudur. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. Rabbinin katında ahiret ise. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. bana uyun. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. hepsini suda boğduk. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. Artık o. onlardan intikam alırız. bizim onlara gücümüz yeter. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. Sağırlara sen mi duyuracaksın. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Onlar da kendisine itaat ettiler. Şüphesiz bu Kur’an. ondan hesaba çekileceksiniz. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. Muğîre’ye. Kim. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. yahut Tâif’li Urve b. bizim için Rabbine dua et. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Sonunda bize geldiğinde. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. Yahut da. Peygamber’e yakıştıramıyor. Bütün bunlar. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). Hepiniz azapta ortaksınız” denir. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. Kur’an’ın. İsa. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. derece derece üstün kıldık. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. Müşrikler. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Birbirlerine iş gördürmeleri için. yoksa İsa mı?” dediler. sonradan gelecek inkârcılara. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. Çünkü zulmettiniz. bir de bakmışsın. Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık. Onlara. . arkadaşına. peygamberliği. Rabbinin katında ahiret ise. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki.

tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Yakında bilecekler. 72 İşte. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. size hakkı getirdik. Öyleyse O’na kulluk edin. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil. 76 Biz onlara zulmetmedik.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. işte bu doğru bir yoldur. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler. “Allah” derler. Arş’ın da Rabbi olan Allah. 83 Bırak onları. 84 O. 73 Orada sizin için bol bol meyve var.63 İsa.” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. onların nitelendirmelerinden uzaktır. O hüküm ve hikmet sahibidir. onlardan yersiniz. . 87 Andolsun. Fakat onlar. gökte de ilâh olandır. 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. kendileri zâlim idiler. sizin de Rabbinizdir. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. siz üzülmeyeceksiniz de. halbuki bunun farkında değillerdir. Onlar azap içinde ümitsizdirler. 68. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in). 85 Göklerin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. 78 Andolsun. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir.” O da. hakkıyla bilendir. dostlar birbirine düşman olurlar. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. yerde de ilah olandır. Öyle ise. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. benim de Rabbim.” 64 Şüphesiz Allah. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır.

10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. öldürür. Firavun’dan kurtardık. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. siz de yine eski halinize döneceksiniz. Bu. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın. Duhan. Çünkü o. çünkü biz artık inanıyoruz” derler. hakkıyla bilendir. haddi aşanlardan bir zorba idi. âyet. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. önceki atalarınızın da Rabbidir. Bu âyette Hz. âyetinde açıkça belirtilmiştir.” 24 “Denizi açık halde bırak. O hakkıyla işitendir.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. yeri ve bunlar arasında bulunanları. Kureyş’in Hz. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir. sizin de Rabbiniz. eğlenmek için yaratmadık.44.” 20 “Şüphesiz ki ben. Sûrede başlıca. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. benim de Rabbim. âyet. çünkü takip edileceksiniz. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. . Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. “Tübba”. gökleri. duman demektir. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. 32 Andolsun. bu bir deli!” dediler. 11 (O duman) insanları bürür.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki. Sûre. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim. 25 Onlar geride nice bahçeler.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. 17 Andolsun. onlara mühlet de verilmedi. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. 9 Fakat onlar.5. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı.31 Andolsun. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. 4. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır. müşriklerin ona karşı tutumu. Kur’an’ın indirilişi. onları. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. 12 İnsanlar. beni taşlamanızdan. 38 Biz. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182. 1 2. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. Şuarâ sûresi. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. Rabbinden. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. nice pınarlar bıraktılar. 33 Onlara. Biz diriltilecek değiliz.6. 59 âyettir.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın.” 37 Bunlar mı daha hayırlı.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine. Yaşatır. elem dolu bir azaptır. O. göklerin.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. 34. Peygamberi yalanlaması. 30. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. 16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla.35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Mûsâ’ya. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Yemen hükümdarlarına verilen addır. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. 26 Nice ekinler.

Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. 43. hüküm günü. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. çok merhamet edendir. onlar da beklemektedirler. Yalnız. Şüphesiz. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle.46 O. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. 45. Kendilerine yardım da edilmez. İşte bu büyük başarıdır. 54 İşte böyle.44 Şüphesiz. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. maden eriyiği gibidir. 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. zakkum ağacı. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. Ama onların çoğu bilmiyorlar.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. düşünüp öğüt alsınlar. günahkarların yemeğidir. Allah onları cehennem azabından korumuştur. . cehennemin ortasına sürükleyin.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün.

adını 28. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz Rabbin. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. 11. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. 3. 14. 4. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 0 . Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. Câsiye. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. Kur’an’ın indirilmesi. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. 37 âyettir. mutlak güç sahibi. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. Allah. 7. göklerde ve yerde. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. 8. 2. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. kendilerini. Hâ Mîm. 5. 15. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. 20. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. diz üstü çöken demektir. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği.45. İşte bunlar. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Yoksa kötülük işleyenler. Şüphesiz. gökleri ve yeri. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. 17. 13. emriyle akıp gitmesi.0 Kitab’ın indirilişi. Sen ona uy. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. İnananlara söyle. Allah’ın âyetleridir. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Nefsinin arzusunu ilah edinen. aralarında hüküm verecektir. 19. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. 18. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. Onlara zulm edilmez. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. 12. 9. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. hak ve hikmete uygun olarak. 16. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. Andolsun biz. 22. İsrailoğullarına kitap. 10. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. Sûre. 21. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. hükümranlık ve peygamberlik verdik. 6. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Allah’ın. Sûrede başlıca. içinde gemilerin. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. Çünkü onlar. Bu Kur’an. 23. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik.

” “Bunun sebebi. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince.” İşte kitabımız. Rableri onları rahmetine sokacaktır. 32. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. sadece zannediyoruz. 37. 27. . Hamd. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. Kıyamet kopacağı gün. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. hüküm ve hikmet sahibidir. bu gün biz de sizi unutuyoruz. Sonra sizi öldürecek. Yardımcılarınız da yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. 29.24. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. kendilerini kuşatıvermiştir.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. O. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. size karşı gerçeği söylüyor. ama insanların çoğu bilmezler. 26.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise. İşte bu apaçık başarıdır. Barınağınız ateştir. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. 34. 33. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. 25. 36. De ki: “Allah sizi yaşatıyor.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. 30. 35. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. mutlak güç sahibidir. Allah’ın va’di gerçektir. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. 31. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. 28. Bizi ancak zaman yok eder. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.

Âyetin bu kısmı. o da. 11. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. mutlak güç sahibi. âyet. Âl-i İmrân sûresi. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. 2. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. 18. apaçık bir büyüdür” dediler. 17. 3. 8. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım. âyet. 12. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde. Ahkâf. düşünmeden “Bu. âyet.46. Onlar cennetliklerdir. Yapmakta olduklarına karşılık. 43. Sûre. 9. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. 47. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Anne ve babasına.” İşte. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi.” İnkâr edenler. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. bunların tapınmalarından habersizdirler. orada sürekli kalacaklardır. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. 78. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. 35 âyettir. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. 7. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. çok merhamet edendir. İşte onlar. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Mü’min sûresi. bizi geçemezlerdi” dediler. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. Bu. onlar üzülmeyecekler de. 16. 14. Allah’ı bırakıp da. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. “Bu. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. 5. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. inananlar için. O. adını 21. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 4. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. 13. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. Yoksa. 144. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. onlar onu kabulde. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. 15. Bu ise. Biz. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. 10. Neslimi de salih kimseler yap.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. Hâ Mîm. Şüphesiz ben sana döndüm. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. sizin. “Yazıklar olsun sana! İman et. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. . Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.Peygamber’in. Hicr sûresi âyet 10. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.0 Kitab’ın indirilişi. âyet. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. gökleri. Hz. İnkar edenler ise. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. 6. çok bağışlayandır. Nihayet olgunluk çağına gelip. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Nahl sûresi. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Onunla doğru yolu bulamadıkları için. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için.

“(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Onlar ise. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. kendinden önceki kitapları doğrulayan. Hûd. Onlar için acele etme. “Hayır. 27. Allah. 26. 22. Mûsâ’dan sonra indirilen. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. 32. Andolsun. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. Hûd. Ben size. “O. “Ancak Allah’a ibadet edin. gözler ve kalpler vermiştik. 21. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. “Bu gerçek değil miymiş?” denir. 30. 31. 34. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. 25. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. Onlar. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. 24. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. 20. onun huzuruna gelince0 birbirlerine. ona iman edin ki. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. 33. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. İşte biz. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. 23. Hani Ahkâf’taki kavmini. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir.19. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. 29. 28. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. Kendilerine kulaklar. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. Bu bir duyurudur.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. “Susun!” dediler. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. Fakat kulakları. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. . Onlar. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. onların zevkini sürdünüz. “Evet. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. 35. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Andolsun. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler.

3. inanıp salih ameller işleyenleri. 15. Şüphesiz Allah. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. 6.MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). kendilerine bilgi verilmiş olanlara. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. dinini uygularsanız). Bu. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Allah’ın. onların işlerini boşa çıkarmıştır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). 9. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). 8. Sûre. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. Allah yolunda öldürülenlere gelince. yıkım onlara! Allah. 7. Bu cennetliklerin durumu. İnkâr edenlere gelince. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. 14. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. 11. 17. “Az önce ne söyledi?” derler. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri. 5. Allah onların hidayetini artırır. adını Peygamber Efendimizin.47.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Bu. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. onları yerle bir etmiştir. Allah’ın inananların yardımcısı olması. 12. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. İşte bunlar. 13. Onları. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Bismillahirrahmânirrahîm 1. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. . yeryüzünde savaşın sona ermesi. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. 16. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. inkâr edenlerin ise. 10. tadı değişmeyen süt ırmakları. Hem kendinin. savaş. ikinci âyette geçen adından almıştır. ortadan kalkması da olabilir. esirler. biz onları helak ettik. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. diye de anılmaktadır. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. 18. içinde kalacağınız yeri de bilir. Rablerinden de bağışlama vardır. 4. Hidayete erenlere gelince. İşte Allah. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. 19. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. 38 âyettir. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Bu. 2. Onların kalacakları yer ateştir.

Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. onları sana gösterirdik de. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Melekler. Amellerinizi boşa çıkarmayın. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. 30. kulaklarını sağır. İnkâr edenler. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. 0 Âyetin baş tarafı. İnananlar. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. İnkâr eden. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. . Allah her bakımdan sınırsız zengindir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. gözlerini kör ettiği kimselerdir. sen onları. münafıkların. 36. sen onları yüzlerinden tanırdın. 25. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir. 21. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu. 35. Allah. Allah’ın lânetleyip.20. cimrilik ederdiniz. 31. 24. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. içinizden. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız. Sakın za’f göstermeyin. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Allah onları asla bağışlamayacaktır. 28. konuşma tarzlarından da tanırsın. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. İşte sizler. 26. Bu. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır.. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Demek. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. O da onlara pek yakındır. Peygamber’e itaat edin. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. öyle mi? İşte bunlar. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. siz ise fakirsiniz. 22.. başa geçtiğinizde. Andolsun. “Demek. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. onların amellerini boşa çıkaracaktır. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. elbette kendileri için daha iyi olurdu. 32. Allah yaptıklarınızı bilir. Allah yolundan alıkoyan. 37. Yoksa. 29. 34.” şeklinde de tercüme edilebilir. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. 38. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. kalplerinde hastalık olanların. 27. 33. Allah sizinle beraberdir. 23. Andolsun. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur.

Hudeybiye’de müslümanların. 15 Savaştan geri bırakılanlar. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. Sûre. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 4 O. . onlara huzur. sana olan nimetini tamamlasın. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. Allah onu. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse. Allah çok bağışlayandır. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Sûrede başlıca. el tutuşup söz vermek demektir. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir.” Onlar. Allah mutlak güç sahibidir. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır.0 Ta ki Allah. “Bîat”. hicretin altıncı yılında Hz. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. adını 1. O. Gönüllerinde olanı bilmiş. Allah’ın. ona yardım edesiniz.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. seni doğru yola iletsin ve Allah sana.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. onların kötülüklerini örtmesi içindir. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. Hayır. dilediğini bağışlar. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. hastaya güçlük yoktur. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. Kim de yüz çevirirse. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. 18. topala güçlük yoktur. Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. dilediğine ceza verir. 1 2.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. İşte bu. Hz. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. 6 Bir de. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. inanan erkek ve kadınları. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. Allah’a verdiği sözü yerine getirene.48. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. çok merhamet edendir. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler.” 17 Köre güçlük yoktur. şanlı bir zaferle yardım etsin. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın. onu elem dolu bir azaba uğratır. cihad. 18 ve 27. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. Allah katında büyük bir başarıdır. Bu. Allah mutlak güç sahibidir. Allah önceden böyle buyurmuştur. 29 âyettir. onlar pek az anlarlar. 5 Bütün bunlar Allah’ın. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler.19 Şüphesiz Allah. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. Allah hakkıyla bilendir. inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. 9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. Âyette. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. siz ganimetleri almaya giderken. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah büyük bir mükâfat verecektir. hüküm ve hikmet sahibidir. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. şüphesiz biz. Âyette sözü edilen fetih. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. içlerinden ırmaklar akan.

arkalarını dönüp kaçarlar. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Hani inkar edenler kalplerine taassubu. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Onunla beraber olanlar. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Onlar. O. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. kalınlaşmış. sizi de doğru bir yola iletsin.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. Allah. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. Eğer. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. Eğer. Şahit olarak Allah yeter. ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. onu kuvvetlendirmiş. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. Allah. gövdesi üzerine dikilmiş. (Allah böyle yaptı) ki. sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah. Allah. Mekke’nin göbeğinde. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. . Onların. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. sonra da ne bir dost. Allah’ın Resülüdür. 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. inkârcılara karşı çetin. İşte bu. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün.0 O. Henüz elde edemediğiniz. Muhammed. fakat Allah’ın. Allah dilerse. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. rükû ve secde halinde. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Andolsun. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. onların ellerini sizden. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Allah ise. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. birbirlerine karşı da merhametlidirler. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. Allah. bunlar mü’minler için bir delil olsun. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı.

sonra şüpheye düşmeyen. sıkıntıya düşerdiniz. Allah. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Burada Hz. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Peygambere karşı.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. Ey iman edenler! Seslerinizi. De ki: “İman etmediniz.” 10. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. her şeyi hakkıyla bilendir. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Eğer o. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Mü’minler ancak kardeştirler. âdaletli davrananları sever. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Allah’a karşı gelmekten sakının. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. 9. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir.” İman edenler ancak. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Bedevîler “İman ettik” dediler. (Öyle ise. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. 8. Hucurât odalar demektir. çok merhamet edendir. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. Şüphesiz. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. 6. Allah’a ve Peygamberine inanan.49. inkârı. Sûrede başlıca. Allah hakkıyla bilendir.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. . hakkıyla haberdâr olandır. 3. birçok işlerde size uysaydı. Allah. “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin. 2. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. 11. Allah çok bağışlayandır. Birbirinize bağırdığınız gibi. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. 18 âyettir. 7. çok merhamet edendir. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. çok bağışlayandır. “Fakat İslâm’a girdik. 13. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir.0 Onlar. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. 15. Birbirinizi karalamayın. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. 16. Bu cümle. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Allah’ın. 4. elbette kendileri için daha iyi olurdu. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. Ey insanlar! Şüphe yok ki. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Allah katında en değerli olanınız. Çünkü Allah. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Allah hakkıyla işitendir. Sûre. Fakat Allah. 14. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. hakkıyla bilendir. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. çok merhamet edendir. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. 5. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. Allah. Bilin ki. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. 12. mü’minlerin. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. gerek Hz.

. 18. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar.17.” Şüphesiz Allah. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. göklerin ve yerin gaybını bilir. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.

19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Şimdi gaflet perdeni açtık. 1. "Tübba". Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. “İşte bu.11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar.10. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.13. hayrı hep engelleyen. artık bugün gözün keskindir” (denir. İşte bu. 12.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme. 16 Andolsun. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. (hakka karşı) inatçı. uğradıkları azaplar konu edilmektedir. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. Eykeliler. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. Lût’un kardeşleri. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. . içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. toprağın.” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. Yemen Hükümdarına verilen addır. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. Âd ve Firavun. 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. Allah’ın birliğinin delilleri. 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. tehdidin gerçekleşeceği gündür. 8 Bütün bunlar. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.14 Onlardan önce Nûh kavmi. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. 17 Üstelik. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. O da. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım.” 30 O gün Cehenneme. akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz. Artık onlar kararsız bir haldedirler.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. 9.50. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. Peygamberlik. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi. Sûre. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber. 45 âyettir. “daha var mı?” der.” 24. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. Res halkı ve Semûd kavmi. biri insanın sağ tarafında. “Doldun mu?” deriz. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.

İşte bu. 39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de.32. onun emrini gözeten için. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. 38 Andolsun. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar.” 34 “Oraya esenlikle girin. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. (o sese) kulak ver.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. gökleri. her tövbe eden. onlara karşı bir zorba değilsin. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. İşte bu. . Sen. 36 Biz onlardan önce. bir sonraki 40. 44 O gün yer. (hesap için) bir toplamadır. 0 Bu âyette sabah. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. (kabirlerden) çıkış günüdür. Katımızda daha fazlası da vardır. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. Dönüş de ancak bizedir. ebedilik günüdür. bize göre kolaydır. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. O halde sen. âyette ise. Bu. O. 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz.

iş bölüştürenlere andolsun ki.5. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap. O ise (pişman olmuş). üzerlerine çamurdan. 13.4.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. size vaad olunan şey elbette doğrudur. 0 Âyetlerde rüzgar. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. ağırlık taşıyanlara.2.6 Tozutup savuranlara. 30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. kendini kınıyordu. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. Onlar. 45 Artık.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. 10. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine). “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. 20. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar). Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. O da “Size de selâm olsun. 17 Geceleri pek az uyurlardı.0 7. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. Zâriyât.” 15. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. 60 âyettir. Hani onlara.51. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.” demiş. Sûre. hüküm ve hikmet sahibidir. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. 27 Onu önlerine koydu. 32.3. hakkıyla bilendir. 37 Orada.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar. mutlaka onu kül ediyordu. 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. Sûrede başlıca. Şüphesiz O.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. .11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir.16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. muhakkak siz. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. mü’minlere verilecek mükafatlar. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. bulutlar. öldükten sonra hesap için toplanma. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. kolaylıkla akanlara. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. esip savuran rüzgarlar demektir.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. 43 Semûd kavminde de ibretler vardır. bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. sizin konuşmanız gibi gerçektir.33. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. “Yemez misiniz?” dedi.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.

Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. çok kuvvetlidir. O halde Allah’a koşun. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. onlardan yüz çevir.0 Yeri de biz döşedik. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Ben. Bu bakış açısı. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. Artık kınanacak değilsin. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir.“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar. modern astrofizikte gündemde bulunan. Bana yedirmelerini de istemiyorum. onlardan bir rızık istemiyorum.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir. Ben cinleri ve insanları. Şüphesiz Allah rızık verendir. . ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. onlar azgın bir topluluktur. Artık azabımı acele istemesinler. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. Sen yine de öğüt ver. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Şüphesiz ben. Onun için. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. Gerçekten ben. size. Biz ne güzel döşeyiciyiz. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. güçlüdür.

kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam.5. Biz. Enfâl sûresinin 30. 23 Orada. Sûrede başlıca. kabaran denize andolsun ki. 19.52. Şüphesiz O iyilik edendir.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı. Bismillahirrahmânirrahîm 1. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13. ister dayanmayın. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. kâfirlerin karşılaşacakları ceza.” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. dağ demektir. 24 Hizmetlerine verilmiş. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği.” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. sen ne bir kâhinsin. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa. ne de bir deli. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. “Bekleyin. (içilince) boş söz söyletmeyen.20 Onlara. yükseltilmiş tavana (göğe).4. 37 Yoksa. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. sen öğüt ver. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların.2. “Beyt-i Ma’mur”a0. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa. biz onların nesillerini kendilerine kattık. sizin için birdir. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa.” 17. İster dayanın. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. Müşrikler. 30 Yoksa onlar. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. 10 Dağlar yürüdükçe yürür.7 Tûr’a.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. onlara. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. yahut Kâ’be kastedilmektedir. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Rabbinin nimeti sayesinde. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir.6.3.” 29 (Ey Muhammed!) O halde. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor.12 İşte o gün. 49 âyettir. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. âyetinin dipnotuna bakınız . “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. “O bir şairdir. onun. Tûr. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. onlar kesin olarak inanmıyorlar. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. ahiret halleri. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. Burada Hz. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. 11. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. Konu için ayrıca. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler. Sûre. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. çok merhametlidir. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba.

Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak. Tefsir bilginleri. Rabbinin hükmüne sabret.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. Çünkü sen gözlerimizin önündesin.43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah. . “Bunlar. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. onların ortak koştuklarından uzaktır. 0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. “kabir azabı” yahut “Bedir’de. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı.0 Fakat onların çoğu bilmezler. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. Gökten düşmekte olan parçalar görseler. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır.

yolundan sapanı daha iyi bilir. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. O. . (Kur’an’ı) ona. Ahiret de dünya da Allah’ındır. 19. Allah. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. o. ancak Allah’ın izniyle. o. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Andolsun ki. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. Şüphesiz zan. yıldız demektir. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa.34 Şimdi yüz çevireni. Sizi. Çünkü O. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. Âyette müşriklerin. O. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. kendilerine. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. en iyi bilendir. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. Şüphesiz Rabbin. bağışlaması çok geniş olandır. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. yerdeki her şey Allah’ındır. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. Âyette müşriklerin.2 3 4 5. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. 33. Necm. 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. 32 Onlar. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. yahut daha az oldu. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. 11 Kalp. nefis arzusu ile konuşmaz. Allah’a. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. hidayete ereni de daha iyi bilir. Sûrede başlıca. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız). arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır. üstün güçlere sahip. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. 31 Göklerdeki her şey. Uzzâ ve Menât. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar.0 18 Andolsun. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. Sûre. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Lât. 27) kınanmakta. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. ufak tefek kusurları dışında. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. 62 âyettir.6. O.53. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. meleklere dişi isimleri veriyorlar. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler.

45. önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. 59. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. başkasının günah yükünü yüklenmez. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti.54 O. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr. 49 Şüphesiz O. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.46 Şüphesiz O iki eşi. başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır.37 Yoksa.0 50. “Şi’râ’nın Rabbidir. “Mu’tefike”. 0 0 “Şı’râ”. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir.36. 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. erkeği ve dişiyi. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. . 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. 53. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. 48 Şüphesiz O.60. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).51 Şüphesiz O. altı üstüne getirilmiş demektir. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır.

Yalnız Lût’un ailesi başka. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. . Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. Şimdi onları gözetle ve sabret. 15 Andolsun. 37 Andolsun. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz. biz Kur’anı. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Halbuki her iş. yalancının. 36 Andolsun. Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. (gördüler)! 22 Andolsun biz. adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. 5 Bu haberler. onlar. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. ay demektir.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım. Kamer. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Peygamberi yalanladılar. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz.” 29 Derken. yardım et” diye dua etti. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. 55 âyettir. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. “Bu zor bir gün” derler. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. Bazı müfessirlere göre ise. “Ayın yarılması” Hz. o dişi deveyi göndereceğiz. 10 O da Rabbine. onlara bir imtihan olmak üzere. “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir.” 28 “Onlara. Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. şımarığın biridir. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne.0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. Onlar. 32 Andolsun. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. Sûre. 14 Gemi. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6. Kur’an’ı yalanlayanlar. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. 9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. 4 Andolsun. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Sûrede ana fikir olarak.7 O halde sen de onlardan yüz çevir.54. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. nefislerinin arzularına uydular. bildir. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık.

Küçük. Gerçekten biz. ırmak başlarındadırlar. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Göz kırpması gibidir. . “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. büyük her şey satır satır yazılmıştır. doğruluk meclisindedirler. biz sizin gibileri hep helak ettik. Hayır. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. Muktedir bir hükümdarın katında.) Andolsun. Andolsun. kıyamet. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. (Anında gerçekleşir. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

Tartıyı adaletle yapın. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. (Bakınız Saffât sûresi. O halde. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Yapraklı taneler. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. teraziyi eksik tutmayın. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. 5 ve dipnotu. âyet. Allah yeri yaratıklar için var etti. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. 78 âyettir. yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı. Ölçüde haddi aşmayın. ne cine günahı sorulmayacak. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İnsanı yarattı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. O halde. birbirine kavuşuyorlar.0 O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. O halde. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. (her şeyi) O’ndan isterler.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana. Sûrede başlıca. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. O.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. Sûre.0 O halde. âyet. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır.55. Allah’ın nimetleri. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. O halde. . Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. birbirine geçip karışmıyorlar. O halde. bir başka yerde batmaktadır. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. hoş kokulu bitkiler vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. ey cinler ve insanlar! O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. 53. O halde. birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz.RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.

Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı. Onlar. meyveler. O halde. cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. O halde. ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. (nimetlenirler). Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. . Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. yalnız iyiliktir. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. çadırlara kapanmış hurilerdir. O halde. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. yüzleri güzel dilberler vardır. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. O halde. hurma ve nar vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır.

Bu âyet.14 Onların çoğu öncekilerden.5. O.19. şeklinde de tercüme edilebilir. 45 Çünkü onlar. Sûrede başlıca.4. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır.50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler. meydana gelen olay demektir. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. Naîm cennetlerindedirler. çağlayan bir su başında. 17. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında.44 Onlar.) 25 Orada ne boş bir söz. 15.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. Bismillahirrahmânirrahîm 1. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları.52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. “Amel defterleri soldan verilenler var ya. Kur’an. 39. (kimini) alçaltır. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. Sûre. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.30. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. Bu âyet. 12 Onlar.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. ne de günaha sokan bir şey işitirler.33.37. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. “selam!” sözünü işitirler. 3. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!. iri gözlü huriler de vardır. (kimini) yükseltir.20.16 Onlar. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 36.29.” 51.6. 13. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. 22. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 27 Ahiret mutluluğuna erenler. ne mutlu kimselerdir!0 28. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya. Vâkı’a.. zakkumdan yiyeceksiniz.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler.43. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. ne mutsuz kimselerdir!0 10. ibrikleri ve kadehleri.40 Bunların birçoğu öncekilerden. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten.32. 26 Sadece “selam!”.31.56. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. Burada kıyameti ifade etmektedir. yayılmış sürekli bir gölgede.18.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir.21 Ebediyen genç kalan uşaklar. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince.34 (Onlar). adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. onların etrafında. . 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. bir çoğu da sonrakilerdendir.23 Onlar için saklı inciler gibi. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 96 âyettir. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. azı da sonrakilerdendir. gerçekleşen. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”.

ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Korunmuş bir kitaptadır. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.82 83 84 85 86. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. Biz ise ona sizden daha yakınız. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.56 57 58 59 60.93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. O halde. Şüphesiz bu. Bir de cehenneme atılma vardır. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz. Ona. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. kesin gerçektir. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik. kendisine. Ama haktan sapan yalancılardan ise.76 77 78 79 80 81. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise. ona rahatlık.89 90. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. büyük bir yemindirO. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. Şimdi siz. . yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. gerçekten bu.91 92. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). Fakat siz göremezsiniz. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. Andolsun. elbette değerli bir Kur’an’dır. O halde şükretseydiniz ya!. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir.87 88. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise. Sizi biz yarattık. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. -eğer bilirseniz. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz.. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik.

fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. Sûre. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. 9. çok merhametlidir. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. 5. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir.Münafık erkeklerle münafık kadınların. Yere gireni. 6. 4. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. gündüzü de geceye sokar. ondan çıkanı. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. O. 14. Onların derecesi. demir demektir. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. mutlak güç sahibidir. ilk ve sondur. varlığına delalet eden delillerle açık olması. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. O sizinle beraberdir. size karşı çok esirgeyici. Geceyi gündüze sokar.” 15. Barınağınız ateştir. 10. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. mahiyetini kavrayamaması demektir. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. üzerinden uzun zaman geçen. (Allah yolunda) harcayın. kudret ve hakimiyet tahtı. Bütün işler ancak ona döndürülür. (diğerleri ile) bir değildir.Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. 29 âyettir. Peygamber. Diriltir.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Hadîd. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. onlar için büyük bir mükafat vardır. Şüphesiz Allah. 3. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. şüphe ettiniz. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. Âyetin bu kısmı.0 O. Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. Düşünesiniz diye gerçekten. Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. adını 25. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. Arş.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. Size yaraşan odur. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. öldürür. sizi. . önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan. O. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bugün artık ne sizden. Sûrede başlıca. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır. 11. Size ne oluyor da. fakat siz kendinizi yaktınız. Zâhir ve Bâtın’dır.0 8.57. 7. gökten ineni. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. her şeyi hakkıyla bilendir. 12. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı. 13. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya. 2. O. “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. O.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan. Nerede olsanız.” İşte bu büyük başarıdır.Bilin ki Allah. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. sınırsız kudret makamı demektir. Bunun iç tarafında rahmet. 17. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İçinizden. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. sonra Arş’a0 kurulandır. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. size âyetleri açıkladık. Allah’ın insana emanetidir. oraya yükseleni bilir. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. iman edenlere. O.

size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. kitap ehli. bir eğlence. övülmeye lâyıktır. (Nihayet hepsi yok olur gider). Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar).Andolsun.Ey iman edenler. Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki. bir süs. onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. çok merhamet edicidir. İşte bu. dünya hayatı ancak bir oyun. Onların mükafatları ve nurları vardır. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. 26.Sonra bunl