1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

Andolsun. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. âyetine bakınız. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. peygamberlerine. Keşke bilselerdi. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. “Râinâ” yerine yine. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. Halbuki o iki melek. Onlara.0 0 0 0 Yahudiler. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. Onlar. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. Yahudilerin Hz. onları öldürmüşler. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Âyette. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. ona kulak verin” demiştik. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. sen onların. karşı geldik”0 demişlerdi. meleklerine. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı.” Her kim Allah’a. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. O sebeple âyet. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. bilsin ki o. Sahabiler. Andolsun. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. Bundan sonraki âyetler. Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. Halbuki onlar. 6 . daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. diyorlardı. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. Kafirler için acıklı bir azap vardır. âyetine bakınız. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. Hz. Hani. onlara işkence etmişler. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. Fakat şeytanlar. “Bize de bak”. Onlara. tarihleri boyunca. “Dinledik. Allah onların bütün işlediklerini görür. Öyle değil. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. “Râinâ (Bizi gözet)”. De ki. Andolsun. biz sana apaçık âyetler indirdik. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. bütün insanlardan. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. yaşamaya. mü’minlerden. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. “Bizi de gözet” anlamındaki. Oysa. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. önceki kitapları doğrulayıcı.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona.

Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. ahirette de büyük bir azap vardır. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Allah’ın yüzü” ifadesi. Bunlar için dünyada rezillik. Allah’tan sana ne bir dost. Bilmeyenler. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Allah. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. bilmiş ol ki. Yahudiler. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. “Allah bizimle konuşsa. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. lütfu geniş olandır. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. İşte bunlar ona inanırlar.” İbrahim de. hakkıyla bilendir. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. 0 0 0 0 İhsan. bunların dedikleri gibi demişti.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. Doğu da. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. hiç kimseden fidye alınmayacağı. âyet.25) >25 işte oradadır. Hıristiyanlar da. Şüphesiz Allah. Siz şimdilik. O. Onu inkar edenlere gelince. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. 30. Artık onlara korku yoktur. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse. burada “Allah’ın rahmeti. Hz. zekâtı verin. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. Bu. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. ne tür bir taat ve işe girişse. hükmü Allah verecektir. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. rızası ve nimeti” demektir. Kul. Hepsi O’na boyun eğmiştir. Şüphesiz Allah. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Allah katında onu bulursunuz. Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. (Bakınız: Tevbe sûresi. “Soyumdan da (önderler yap. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. diyorlardı. Âyetteki “Kitap” ile Hz. bundan uzaktır. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. mecazi bir anlatım olup. o artık doğru yoldan sapmış olur. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. ne bir yardımcı vardır.0 O. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.) 7 . Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. İki kitaptan her biri. Kitap ehlinden bir çoğu. onu gereği gibi okurlar. onlar üzülmeyeceklerdir. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. Yoksa. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. gücü her şeye hakkıyla yetendir. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti.” Hayır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. o da hemen oluverir. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. ya Rabbi!)” demişti. Namazı dosdoğru kılın. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Biz âyetleri. Bir de. çocuk edindi” dediler. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. büyük lütuf sahibidir. “Allah. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). Şüphesiz biz seni hak ile. Bunun üzerine Rabbi.” Sana gelen ilimden sonra. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. hoşgörün. Sen dinlerine uymadıkça. ne de bir yardımcı vardır.

sizin kazandıklarınız sizindir. çok merhametli olansın. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl.” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. sizin işledikleriniz size aittir. Hıristiyanlar. Şüphesiz. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Resûl’e tabi olanlarla. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. yönelmekte olduğun ciheti ancak. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).” Böylece. insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. Baba. O. doğan çocuklarını. “Harem diye bilinen alan”. Bizim işlediklerimiz bize. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. onların da.29)>29 yaptık. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. kendini ibadete verenler. “İbrahim de. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder. İbrahim. Çünkü sen. İsmail. bize indirilene (Kur’an’a). İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. Bu âyette. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Bir takım kendini bilmez insanlar. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. sen mutlak güç sahibisin. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. Onların kazandıkları kendilerinin. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik.” Deyin ki: “Biz Allah’a. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. “Hz.” Yoksa siz. Tövbemizi kabul et. onlara âyetlerini okusun. hakkıyla işitendir. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. De ki: “Hayır. hüküm ve hikmet sahibisin. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. tövbeleri çok kabul edensin. Allah da. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. 8 . O. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. İsmail de. “Senin ilahına ve ataların İbrahim. rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Batı da Allah’ındır. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. sizin kazandıklarınız sizindir. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. Hani İbrahim. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. İshak da. bizim de Rabbimiz.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi.0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O. Onların kazandıkları kendilerinin. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. hakkıyla bilendir. “Kâbe”. “İnkâr edeni bile az bir süre. Yoksa siz Yakub’un. hakkıyla bilensin” diyorlardı. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. sizin de Rabbinizdir. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. İshak. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.” Hani İbrahim. De ki: “Doğu da. Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir.

eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Nitekim kendi aranızdan. sakın nankörlük etmeyin. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Hz. İslam gelince mü’minler. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. bir de mallar. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. (namazda) hep o yöne dönün. önder. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. onlar diridirler.0=dip(2. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. âyetine bakınız. seçkin. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. Hayır. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. Artık. Andolsun. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. Hz.İbrahim.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. düzenli bir hayatın göstergesidir. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. her yönüyle dengeli. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Sabredenleri müjdele. Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. Onlar. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. Safa ile Merve.0 Andolsun. sizi her kötülükten arındıran. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir.Peygamber. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır.35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz. Haydi.0 Hak (ancak) Rabbindendir. Sabır. Ancak siz bunu bilemezsiniz. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Âyette. hep hayırlara koşun. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. karşılığını verir. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Bana şükredin. (Bundan böyle). haktan asla ayrılmayan. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Namaz ise. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. Allah’a kulluğun. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. Şüphesiz. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile.0=dip(2. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. adil. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Şüphesiz. benden korkun. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. işte onlara hem Allah lanet eder. Allah. size âyetlerimizi okuyan. haccın ve umrenin vaciblerindendir. geliştirir ve güçlendirir. size kitap ve hikmeti öğreten. 9 . bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. onlar yine senin kıblene uymazlar. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. (Merak etme) elbette seni. Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. Şüphesiz. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Zalimlerden korkmayın. Allah onu bilir. insanı ruhen olgunlaştırır.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. başlarına bir musibet gelince. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz.

Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. çok merhamet edendir. göklerin ve yerin yaratılışında. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir. Peki ama. “Hayır.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. Yahudi hahamları bunları gizlediler. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. meleklere. ne de yüzlerine bakılır. ne de onları arıtacaktır. O Rahmân’dır. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. hem de kavimleri sapmış oldu. rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. ona günah yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak. Allah’ın. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Şüphesiz. Peygamberin nitelikleridir.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur.0=dip(2. işte Allah’ın. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. ahiret gününe. Onlara. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. kördürler. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz. O. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. âyeti ile. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. Allah’ı severcesine severler. bu sûrenin 161. Ondan başka ilah yoktur. size ancak leş. âyetinde açıklanmıştır. Son peygamber Hz. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. Allah.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. melekler ve insanlar olduğu. Bundan dolayı anlamazlar.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince. ataları bir şey anlamayan. âyet. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. Allah’a. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. Onları. İyilik. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. biz. yasak bir iş işlenebilir. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. Rahîm’dir. mala olan sevgilerine rağmen. kan. 115.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. biz de onlardan uzaklaşsaydık. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların.":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. çok merhamet edenim. Ama kim mecbur olur da. Allah. Allah çok bağışlayandır. dilsizdirler. Böylece hem kendileri. Âyette. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. Âl-i İmran sûresinin 87.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır.” Böylece Allah. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. gizlediklerinden kasıt da Hz. Onlar sağırdırlar. Asıl iyilik. size ancak kötülüğü. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. 10 . kitap ve peygamberlere iman edenlerin.

(tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. İslâm. Bu. beni senden sorarlarsa. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. 0 0 0 0 0 Kısas.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. çok merhamet edendir.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. hakkıyla bilendir. âyeti.size farz kılındı. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. âyetlerini insanlara böylece açıklar. Allah. Bu âyette kısas. Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. Sizden kim hasta. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. yolda kalmışa. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. için. İşte bunlar. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. size örtüdürler. Kısaca imsak. aynıyla karşılık vermek demektir. yetimlere. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. Allah’ın koyduğu sınırlardır. köleye karşı köle. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. kollayıcı ve bağlı olacaklardır. yoksullara. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. “cana can” kuralını ifade etmektedir. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. ya da yolculukta olursa. siz de onlara örtüsünüz. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. akıllı her müslümana farzdır. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. kusurlarını örterse. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. namazı dosdoğru kılan. yolculuk. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. zorluk dilemez. Bu sınırlara yaklaşmayın. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Âyetin bu kısmında. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. doğru olanlardır. Bunlar. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. çok bağışlayandır. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. Şüphesiz Allah. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. sayılı günlerdedir. Ancak öldüren kimse. Kullarım. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. dua edenin duasına cevap veririm. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Oruç. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. kadına karşı kadın kısas edilir. zekâtı veren. ergenlik çağına ulaşmış. insanlar için bir hidayet rehberi. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. Âyette. velisi) tarafından affedilirse. Allah size kolaylık diler. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. 11 . (O sayılı günler). İşte bunlar. O halde. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. güçlü bir anlatım üslubu içinde. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. İslâm hukukunda ise. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. Ramazan orucu. Hastalık. Mâide sûresinin 45. Hüre karşı hür. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. bana iman etsinler. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. size de farz kılındı. Bana dua edince.0 Onlar. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. (bilsinler ki). hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır.0 Bununla birlikte. Daha sonra. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. Yahudilikte ise. kardeşi (öldürülenin vârisi. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. anaya.

0 Kim o aylarda hacca başlarsa. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. özellikle hac. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. âyeti ile İsra sûresinin 12. günaha sapmak. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. kavga etmek yoktur. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. atalarını anar. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. İnsanlardan. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. O halde kim size saldırırsa. Haccı da. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor.Peygamber’e. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.. çok merhamet edendir. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. ayın hareketlerinin zaman tayininde.188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır. Eğer (düşman. artık ona hacda cinsel ilişki. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. bilinen aylardır. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. müslümanlara. Haram ay. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. bana karşı gelmekten sakının. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. onlar sizinle savaşmadıkça. ya sadaka vermesi. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Hac (ayları). oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. kolayına gelen kurbanı keser. Ama iyi davranış. evlere arkalarından girmeniz değildir. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte.0 Onu. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. İyilik edin. Evlere kapılarından girin. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. işkenceden sakınılması. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Müzdelife’de bir yerdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. Hac ayları.. umreyi de Allah için tamamlayın. çok merhamet edendir. Sana. Meş’ar-i Haram. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. Bu kurban. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. Kuşkusuz. Bu âyette. size gösterdiği gibi zikredin. Haram ay. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. ya da kurban kesmesi gerekir. âyetinde de değinilmektedir. gibi hususlar kastedilmektedir. haram aya karşılıktır. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Şevval. Ey akıl sahipleri. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir.0 İyilik. Zilkade. (fakat ileri gitmeyin).0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. hilalleri soruyorlar. Haram aylar.0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. Onları nerede yakalarsanız öldürün. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. 12 . Mescid-i Haram yanında. (Ahiret için) azık toplayın. Bu (durum). size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Ancak aşırı gitmeyin. De ki: “Onlar. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. Yalnız. siz de onlarla savaşmayın. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Kâfirlerin cezası böyledir. kadınlara. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. Zilhicce.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa.

Müfreze. Hz. eğer yine de yan çizerseniz. O. “Muhammed haram ayda savaşıyor”. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. teşrik günleridir. Yine olur ki. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Olur ki. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. ona da günah yoktur. Bunun üzerine Allah iman edenleri. Bunlar cehennemliklerdir. Allah bilir. Allah dilediğini doğru yola iletir. çok bağışlayandır. ahirette de boşa gitmiştir. Bu. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı. sizden öncekilerin başına gelenler. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. siz onu hoş görmezsiniz. Olayın.12 ve 13. bir şey sizin için hayırlı iken. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. 0 0 “Sayılı günler”. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. siz onu seversiniz. hoşunuza gitmediği halde. Onlar. Size apaçık deliller geldikten sonra. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. kendi izniyle. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. İsrailoğullarına sor. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. 9. Allah. bilin ki Allah. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. size apaçık bir düşmandır. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. cezası pek çetin olandır. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır.0 İman edenler. Allah. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. Allah’ın yolundan alıkoymak. siz bilmezsiniz. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. Allah yolunda cihad edenler. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Bedir savaşından iki ay kadar önce. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. Batnınahle mevkiine gelince. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. İnsanlar tek bir ümmetti.” Savaş. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da. gerçekten mutlak güç sahibidir. biz onlara nice açık mucizeler verdik. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. İnsanlardan öylesi de vardır ki.11. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. kitap verilenler. Onlar (böyle davranmakla). Şeytanın adımlarını izlemeyin. hicret edenler. hesabı pek çabuk görendir. Yoksa siz.Peygamber. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. Allah kullarına çok şefkatlidir. Hicretin ikinci yılında. Allah ise bozgunculuğu sevmez. Çünkü o. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. orada sürekli kalacaklardır. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. 13 . akraba. güç yetirebilseler. (bilsin ki) şüphesiz Allah. bir şey sizin için kötü iken. ona günah yoktur. Hayır olarak ne yaparsanız. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. Yahudiler ve müşrikler. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler. İşte âyet. çok merhamet edendir. onu inkar etmek. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. diye propagandaya başladılar. hüküm ve hikmet sahibidir. günleridir. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. ana-baba. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Zilhicce ayının.Peygamber. Hz. kıyamet günü bunların üstündedir. Allah. Cemaziyelahirin son günü mü. onu inkar ettiklerini. Kim geri kalırsa. size farz kılındı. Teşrik günleri ise.10. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. yetimler.

İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. halîmdir. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. cennete ve bağışlanmaya çağırır. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. İşte bunlar Allah’ın. Kadınların. öğüt alıp düşünsünler. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. Allah hakkıyla işitendir. takvaya sarılmamak. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. iman eden bir köle. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. İyilik etmemek. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Sakın bunları aşmayın. Sana kadınların ay halini sorarlar. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). hüküm ve hikmet sahibidir. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. çok merhamet edendir. Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. ya da güzellikle bırakmaktır. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. hakkıyla bilendir. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. 43 ve Mâide sûresi. Âyette. âyet. ya iyilikle geçinmek. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. (Hemen cezalandırmaz. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. De ki: “Onlarda hem büyük günah. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. 14 . çok temizlenenleri sever. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. Allah mutlak güç sahibidir. Allah sizi. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. âyettir. onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. siz bilmezsiniz. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. kadın. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. İçki daha sonra Nisâ sûresi. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah çok bağışlayandır. 67. hakkıyla bilendir. O. Ama günahları yararlarından büyüktür. Biliniz ki. Allah ise izniyle. Temizlendikleri vakit. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. kadınlarınızı evlendirmeyin. 0 0 Bu âyet. Allah dileseydi sizi zora sokardı. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah hakkıyla işitendir. insanlara âyetlerini açıklar ki. Ay halinde kadınlardan uzak durun. Bir de sana yetimleri soruyorlar. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. Sonrası. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. âyet. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Allah bilir. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. Onlar ateşe çağırırlar. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor.

) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. sonra da onları diriltti. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Müt’a. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. savaşmayacak olursanız?” demişti. Allah. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra. örfe uygun olarak babaya aittir. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. giyim eşyası. O. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Allah mutlak güç sahibidir. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. mal. peygamberlerinden birine. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. (Hemen cezalandırmaz. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. eşleri için. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. Onlar.onlara. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. hüküm ve hikmet sahibidir. ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. Ama insanların çoğu şükretmezler. Binlerce kişi oldukları halde. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Güvenliğe kavuşunca da. Allah’ı. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler. Ancak ona döndürüleceksiniz. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. boşayan tarafından verilmesi gereken. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. Müt’anın miktarını. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler). Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. ya da bunların karşılığıdır. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. 15 . giyeceği. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. Ancak kadının.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Onların (annelerin) yiyeceği. halimdir. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. “Yurdumuzdan çıkarılmış.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. mühlet verir. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. Ancak kuvvetli görüş.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. yüz çevirdiler.

Bu âyet. Allah. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar.” Derken. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. yere. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. onun bilgisini ve gücünü artırdı. yerde. otoritesinde. Allah. “Ben de diriltir. 0 0 0 0 16 . Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Yine Allah dileseydi. büyüktür. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. Buna göre İslâm. Göklerdeki her şey. ne de bir uyku. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir. Allah sabredenlerle beraberdir”. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. “nefis”. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. O. O mutlak ilim ve irade sahibidir. yerdeki her şey onundur. Diridir. Şüphesiz sen. öldürür. hakkıyla işitendir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Kayyûm. o da. hakkıyla bilendir. birbirlerini öldürmezlerdi. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onu melekler taşımaktadır. Allah iman edenlerin dostudur. âyet. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. inkar edenler de. O bütün evrenin sahibi. kayyumdur. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. “varlığı kendinden. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir. Allah lütfu geniş olandır. birbirlerini öldürmezlerdi. Onlar onun ilminden.0 Dinde zorlama yoktur. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. sizin için kesin bir delil vardır. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Eğer Allah’ın. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. Onlar cehennemliklerdir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. İçlerinden. Kısaca “Tağut” insanları azdıran.” demiş. Eğer Allah dileseydi. Hiç kimse hakimiyetinde. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir.” dediler. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. yücedir. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir. yöneticisi ve hâkimidir.” Tâlût ordu ile hareket edince. Onlardan inananlar da vardı. Orada ebedî kalırlar. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. Onlar. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok. bütün evrene hükmetmektedir. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. Allah’ın kudret ve azameti. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. Ancak bu irade ve takdir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. Fakat ayrılığa düştüler. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Davud. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. İçlerinden pek azı hariç. “şeytan”. Ancak Allah.” Allah mülkünü dilediğine verir. göklere. “Benim Rabbim diriltir. yeryüzü bozulurdu. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir.” dedi. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. bunların arkasından gelen (millet)ler. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. kendi kendine yeterli. Allah’ın konuştukları vardır. “putlar”. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. 48. Kim ondan içerse benden değildir. O. hakkıyla bilendir. (O.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. hepsi ırmaktan içtiler. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Ancak eliyle bir avuç alan başka. “Kürsü”. Kim onu tatmazsa işte o bendendir.0 Din. Câlût’u öldürdü.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. Âyette. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Lakin Allah dilediğini yapar. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.İsa’ya suikast düzenleme girişimidir. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise. ona üflerim. mutlak güç sahibidir.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince.” İsa onların inkarlarını sezince. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti.”0 (Meryem).Adem’i topraktan.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz. Öyleyse ona ibadet edin. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. Allah da tuzak kurdu. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. salihlerden olacaktır. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. Peygamber. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Sonra gönülden dua edelim de. Hz. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. “Ey Meryem! Allah seni seçti. Allah dilediğini yaratır. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. “Kur’an. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Tevrat ve İncil’i öğretecek.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. beşikte de. Ancak onlar bunu kabul etmediler. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Hak Rabbindendir. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz. Ve Allah ona kitabı. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. anasız-babasız yaratan Allah.” “O. benim de Rabbim. Hz. İsrailoğullarının Hz. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. sizin de Rabbinizdir. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.” Onlar tuzak kurdular.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler. Maide sûresi. Meryem sûresi. Bunun üzerine Hz.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Şahit ol. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. İşte bu. hikmeti. Allah’a iman ettik. biz müslümanlarız” dediler. Sonra ona “ol” dedi. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. . oğullarımızı ve oğullarınızı.” “İnkar edenlere gelince. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. “Öyle ama. doğru yoldur. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin. Dünyada da. senin hayatına ben son vereceğim. 110.İsa’yı da babasız yaratmıştır. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. ayrıca Hz. âyet.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. Mubâhele. Havariler. Eğer yüz çevirirlerse. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. hüküm ve hikmet sahibidir. 29-33.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Hz. Biz de siz de toplanalım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır.” “Şüphesiz Allah. Âyette sözü edilen tuzak. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O da hemen oluverdi. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. Necran Hıristiyanları. Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Allah zalimleri sevmez. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. onlara dünyada da. o da hemen oluverir” dedi. Seni kendime yükselteceğim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir. âyet. Şüphesiz Allah. O halde sakın şüphe edenlerden olma. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. Allah. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.

Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti.” "O. De ki: “Şüphesiz hidayet.” Onun size.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. insanların İbrahim’e en yakın olanı. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. “Bunu kabul ettiniz mi. “Ya Resülallah. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”. hakkında tartışıyorlardı. onlara tapmak demektir” buyurdu. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. Allah katından değildir. hiç olmazsa bazı kimselerin. hanif (Allah’ı bir tanıyan. Oysa Tevrat da. “Andolsun. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. . Fakat o. biz müslümanlarız. “Öyleyse şahid olun.0 Şüphesiz. “zayıf kimseler”. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. ona yüklerle mal emanet etsen. İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup.İbrahim’i yahudi. Siz müslüman olduktan sonra. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. Amaçları. “bilgisizler”. deyin ki: “Şahit olun. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.”0=dip(3. kendisine Kitab’ı. demelerini sağlamaktı. Hâtem. Şüphesiz. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Allah peygamberlerden. Birine. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve. “Bu. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak.0 Yahudilerin bir kısmı hak. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. Allah da mü’minlerin dostudur. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onu dilediğine verir. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya.Peygamber. sonunda da inkar edin. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. onların dediği değil. Hayır! (Gerçek. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. ona bir dinar emanet etsen. Halbuki o. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. Allah büyük lütuf sahibidir. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. Yahudiler Hz. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. siz bilmezsiniz.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. onu sana (eksiksiz) iade eder. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. rahmetini dilediğine has kılar. Allah’ın hidayetidir. Onlar. Hz. fakat farkına varmıyorlar. Bu da onların. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. Allah katındandır” derler. hakka yönelen) bir müslümandı. Fakat onlardan öylesi de vardır ki.” diye emretmesi de düşünülemez. 0 0 0 0 Bu âyet inince. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. elbette ona uyanlar. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. Allah da. “Kabul ettik” demişlerdi. Âyet. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever. işte onların ahirette bir payı yoktur. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. Allah’ın. Allah lütfu geniş olandır. hakkıyla bilendir. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. Bu âyette.

Makam-ı İbrahim0 vardır. güven içinde olur. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. onlara göz açtırılmaz. De ki: “Allah doğru söylemiştir. Allah. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. âlemlere hiç zulüm etmek istemez.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. İshak’a. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Parçalanıp bölünmeyin. çok merhamet edendir. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. kalplerinizi birleştirmişti. Tevrat indirilmeden önce. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. kesinlikle o. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. O. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. İşte onların cezası. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Oraya kim girerse. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Onda apaçık deliller. Allah’ın. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. O gün bazı yüzler ağarır. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler.” Şüphesiz. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e. âyet. Mûsâ’ya.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. bazı yüzler kararır. İman ettikten. İşte kurtuluşa erenler onlardır. 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. Biz ona teslim olanlarız. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. İşte bunlar Allah’ın. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. her şey ona muhtaçtır. doğru yola iletilmiştir. Göklerdeki her şey. Yine siz. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa. (Kimseye muhtaç değildir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Yüzleri kararanlara. Sizden. 125 ve dipnotu.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. İşte onlar için büyük bir azap vardır. hayra çağıran. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. Onların azabı hafifletilmez. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. . Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. İsmail’e. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. haydi Tevrat’ı getirip okuyun.

Sonra onlara yardım da edilmez. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. Bir de Allah bunu. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. Allah onlara zulmetmedi.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. İyiliği emrederler. Bu sûrenin 199. Bunun sebebi onların. Hani sen mü’minlere. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. O dilediğini bağışlar. onlar ise. Evet. sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. âyeti ile. Eğer siz sabırlı olur. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. İşte siz öyle kimselersiniz ki. çok bağışlayandır. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. dilediğine azab eder. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Uhud savaşında. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. Kötülükten men ederler. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. size arkalarını dönüp kaçarlar. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Size bir iyilik dokunursa. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. çok merhamet edendir. İşte onlar salihlerdendir. onları seversiniz. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi.0 Onlar. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. İyiliği emreder. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. Allah. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275. Mü’minler. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. Hz. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. gece saatlerinde ayakta duran. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. bu onları üzer. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. ona sevinirler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar.0 Andolsun. İşte onlar cehennemliktirler. Allah. Başınıza bir kötülük gelse. Onlardan iman edenler de var. Müşrik Araplar. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Allah. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. . Allah. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. ve 200. hakkıyla bilendir. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. Kitap ehli içinde. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. hakkıyla işitendir. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah. Bütün bunların sebebi ise. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. “Rabbinizin.

şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. ona da ondan veririz. sizden iman edenleri ayırt etmek. Allah. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. Allah sabredenleri sever. zalimleri sevmez. Allah güzel davrananları sever. Allah. Barınakları da cehennemdir. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bu (Kur’an). Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. size keder üstüne keder verdi ki. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. hüzünlenmeyin. Gevşemeyin.ve bile bile. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. ahireti isteyenler de. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. insanlar için bir açıklama. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. Onların sözleri ancak. (Kaçıp hezimete uğradınız. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. O. Yine onlar. Bundan dolayı Allah. Peygamber. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. bir birliği.0 0 Bu âyetler. Allah da onlara hem dünya nimetini. her ne pahasına olursa olsun. kendisine ondan veririz. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. za’f gösterdiniz. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Nice peygamberler var ki. emir almadıkça. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. Savaş öncesinde Hz. boyun eğmediler. İşte onu gördünüz. Rabbinizin bağışına. Hz. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. çirkin bir iş yaptıkları. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. geçittekiler. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir.) Allah. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. ancak bir peygamberdir. Allah. insanları affedenlerdir. işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. öfkelerini yenenler. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz.Peygamber. Bir de Allah. bir kaç kişi hariç. yardımcıların en hayırlısıdır. Yoksa siz. Buna rağmen) sizi bağışladı. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. Allah. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. Allah’a hiçbir zarar veremez. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. Kim de ahiret mükafatını isterse. Kim dünya menfaatini isterse. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. Muhammed. . izniyle. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. bir geçide yerleştirerek. zaafa düşmediler. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. Andolsun. Allah iyilik edenleri sever. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. ama bakıp duruyorsunuz. bazen öbürüne.

onları arıtıp tertemiz yapan. Eğer kaba. 166. mühlet verir). 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. “Gelin. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. ancak Allah’a tevekkül etsinler. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez.” 169. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Onlar o gün. imandan çok küfre yakın idiler. İş konusunda onlarla müşavere et. “Eğer savaşmayı bilseydik. . tevekkül edenleri sever. sizi yenecek yoktur.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. 168 (Onlar). onlardan korkun” dediklerinde. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa Allah. Şüphesiz Allah. yaptıklarınızı görmektedir. Eğer sizi yardımsız bırakırsa. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik.Onlara (münafıklara). De ki: “Bütün iş. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. kendinizdendir.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse. Oysa onlar. halimdir (hemen cezalandırmaz. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. ölseniz de öldürülseniz de. Bilakis onlar diridirler.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. bir uyku indirdi. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır. Allah. Ama yine de Allah onları affetti. (ona dayanıp güven). Onlar için Allah’tan bağışlama dile. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. mü’minlere kendi içlerinden. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. 173 Onlar öyle kimselerdir ki. O ne güzel vekildir!” dediler. halk kendilerine. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. Kim hıyanet ederse. öyle mi? De ki: “O (musibet). Allah. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. onlara âyetlerini okuyan. 158 Andolsun. Mekke’li müşriklerin. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. kıyamet günü. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. içinizden yüz çevirip kaçanları. benden korkun. keremine ve Allah’ın. katı yürekli olsaydın.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. “Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek. Allah yaşatır ve öldürür. 160 Allah size yardım ederse. arkanızdan gelirdik” dediler. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. artık Allah’a tevekkül et. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.Rableri katında Allah’ın. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. Onlardan korkmayın. Allah.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. eğer mü’min iseniz. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah’ındır. onların yaptıklarını görmektedir. 164 Andolsun. Allah. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. büyük lütuf sahibidir. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Bir kere de karar verip azmettin mi. Artık sen onları affet. 157 Andolsun.167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir.

“Allah bize. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Sizler birbirinizdensiniz. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. vadinden dönmezsin. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Fakat onlar verdikleri sözü. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. Allah. Onlar ayaktayken. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. kullara asla zulmedici değildir. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. bunun. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Andolsun. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. Allah fakirdir. “Bu. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Dünya hayatı. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Allah katından bir mükafat olmak üzere. günahlarını elbette örteceğim. Allah.” “Rabbimiz! Biz. Kıyamet günü bizi rezil etme. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Göklerin ve yerin yaratılışında. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller. “Şüphesiz. Sonra onların barınağı cehennemdir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. kadın olsun. Hani Allah. Allah.0 Her canlı ölümü tadacaktır. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. Allah size gaybı bildirecek de değildir. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Fakat Allah. Onlar için büyük azap vardır. Şüphesiz sen. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. erkek olsun.” .” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. kendilerine kitap verilenlerden. Onlar için elem verici bir azap vardır. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. senden önce açık delilleri. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Onlar. Onlar. yolumda eziyet görenler. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur. Ne kötü bir yataktır orası. Eğer doğru söyleyenler iseniz. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. seni eksikliklerden uzak tutarız. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu.” Allah. Bizi ateş azabından koru” derler. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. yurtlarından çıkarılanlar. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Hicret edenler. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. hemen iman ettik. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. Canımızı iyilerle beraber al. İnkar edenler. Kötülüklerimizi ört.

Allah katından bir konaklama yeri olarak. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’a. Kitap ehlinden öyleleri var ki. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. içinde ebedi kalacakları. Onlar var ya. . Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. size indirilene ve kendilerine indirilene. içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Ey iman edenler! Sabredin. Rableri katında mükafatları vardır. işte onların.

0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Âyette. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. 11 Allah size. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. ikiden fazla olanlar gibi. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. üçte iki hisse alırlar. üçer. onlar hakkında endişeye kapılanlar. geriye bıraktığı maldan. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. 176 âyettir. Ana. büyük bir günahtır. Ölenin çocuğu varsa. O mallarla onları besleyin. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Babalarınız ve oğullarınızdan. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. hüküm ve hikmet sahibidir. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. 7 Ana. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. Allah tarafından farz kılınmıştır. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. Çünkü bu. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Kim de fakir ise. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. (Bu paylaştırma. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. özellikle kadın haklarından. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin.0 6 Yetimleri deneyin.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. dörder olmak üzere nikahlayın. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. “Nisâ” kadınlar demektir. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. . erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. 2 Yetimlere mallarını verin. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. gereklilik anlamı değil. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. eğer reşid olduklarını görürseniz. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir.4. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. (onları değil). yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. 5 Allah’ın. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. 9 Kendileri. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. Allah. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. onu da afiyetle yiyin. 12 Eğer çocukları yoksa. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. bunlar da. Bunlar. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. 3 Eğer. Bu. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. anasına üçte bir düşer. Sûre. Eğer çocukları varsa. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Hesap görücü olarak Allah yeter. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. (Bu paylaştırma. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. mallarını kendilerine verin. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde.

öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. Mehir belirlendikten sonra. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. sizi emziren süt anneleriniz. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Evlilik esnasında. evli kadınlar (da size) haram kılındı.0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. onun özel malıdır. Mehir kadının hakkı. âyet. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). 16. kızlarınız. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. Bazı müfessirler 15. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. halimdir (hemen cezalandırmaz. hüküm ve hikmet sahibidir. kız kardeş kızları. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. 16. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. kendi aralarında “erkeğe iki. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. teyzeleriniz. Yoksa. karılarınızın anneleri. mühlet verir. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. . Eğer onlar şahitlik ederlerse. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Bunlar varis oldukları takdirde. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Allah katında (makbul) tövbe. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. Âyetin bu cümlesinde. Kadın. erkek kardeş kızları. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. içinden ırmaklar akan. çok merhamet edicidir. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. Sizden kimin. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. (makbul) tövbe. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. hüküm ve hikmet sahibidir. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. süt kız kardeşleriniz. kız kardeşleriniz. üçte birde ortaktırlar. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken. Allah hakkıyla bilendir. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. Allah hakkıyla bilendir. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. Bunların dışında kalanlar ise. çok merhamet edendir. Hepiniz birbirinizdensiniz. İşte bu büyük başarıdır. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). Çünkü bu bir hayasızlık. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. Ancak. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Allah onu. kıza bir” olmak üzere pay alırlar. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Hz. mal. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. Bu ne kötü bir yoldur. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca.öz oğullarınızın karıları. Ancak âyetin hükmü gereği. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar.176) Bu âyetin genel ifadesinde. Öyle ise iffetli yaşamaları. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. halalarınız. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. olabilir ki. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır.

hakkıyla bilendir.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. onu cehennem ateşine atacağız. Bunlar cimrilik eden. Allah. Allah hakkıyla bilendir. o ne kötü arkadaştır. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Bu (cariye ile evlenme izni). tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. onları en iyi bilendir. kocanın haklarını ihlal etmek. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. Allah çok bağışlayandır. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. yetimlere. onları yataklarında yalnız bırakın. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Şeytan kimin arkadaşı olursa. hakkıyla haberdardır. Bunlar. İyi kadınlar. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. yanınızdaki arkadaşa. itaatkârdırlar. Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. yolcuya. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. Bunlar. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. size. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler. akrabaya.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. elinizin altındakilere iyilik edin. varisi bulunmayan bir kimsenin. Allah’a pek kolaydır. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. Kendinizi helak etmeyin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Şüphesiz. Allah. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. Kadının. Allah’tan. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. “İçinizden biri. Muhammed Aleyhisselamdır. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. çok büyüktür. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. onun lütfunu isteyin. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. erkeğin ailesinden bir hakem. uzak komşuya. yakın komşuya. koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. Şüphesiz. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. Allah’ın. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. Allah da onları uzlaştırır. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Velâ akti. . erkeklerin güç. Bu. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. kadının ailesinden bir hakem gönderin. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. Bu tedbirler. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. Şüphesiz Allah çok yücedir. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. Ana babaya. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. Erkeklere. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir. size (hükümlerini) açıklamak. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. Mü’minler için en güzel örnek Hz. çok merhamet edendir. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. Burada “gayb”. Allah. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İslam bilginleri. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. Erkekler. Buna karşılık erkeklere. nesebi belli olmayan. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. yoksullara. zaman.

hakkıyla görendir. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. . Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. Allah’a şirk koşan kimse. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler. âyet. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Apaçık bir günah olarak bu yeter. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. Derileri yanıp döküldükçe. 42 O kıyamet günü. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. Fakat Allah. Nahl sûresi. “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. Zümer sûresi. insanlara bir zerre bile vermezler. A’râf sûresi. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. bakalım onların hali nice olacak!. Allah yardımcı olarak da yeter. Hz. 154. “Bize bak” demektir. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. sihirbaz. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız. Muhammed. Şüphesiz. 65. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. “şeytan”. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. âyet. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. 48 Şüphesiz Allah. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. insanları.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. 58 Allah size. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. onu Allah ve Resûlüne arz edin. Onlara orada tertemiz eşler vardır. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. 163-166. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. Mûsâ’nın dinine göre. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. “İşittik ve itaat ettik. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. Halbuki onlar. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. âyet. Onları. Hz. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Şüphesiz Allah çok affedicidir. İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Nahl sûresi. Mâide sûresi. insanları azdıran. Nisâ sûresi. kimi de sırt çevirdi. 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Allah dost olarak yeter. koyu gölgeler altında bulunduracağız. “nefis”. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. 54 Yoksa.76. 256-257. “Bunlar. karşı geldik”. put. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. “Cibt”. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. 60. 52 Onlar. bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Allah mutlak güç sahibidir. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. Allah kime lanet ederse. âyet. Bu yüzden pek az iman ederler. âyet. Kısaca cibt ve tâğut. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. âyet. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. içinden ırmaklar akan. hüküm ve hikmet sahibidir. 60. “putlar”. Nisâ sûresi. Bakara sûresi. daha iyidir. âyet. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. 51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler. 36. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.0 Bu. 17). 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. kâhin. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. 124. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. çok bağışlayıcıdır. âyetine bakınız. İnkar edenler için de. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir.. Doğrusu Allah. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. sonuç bakımından da daha güzeldir. “İşit. âyet. âyet.

36. işte onlar. senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır. Allah’a itaat etmiş olur. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. nefis put. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin. âyet. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. küçük birlikler halinde. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. sıddıklarla. 0 0 Münafıklardan biri. “Bu. Münafık. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. insanlardan. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. (Bakınız: Bakara sûresi. Onlara bir iyilik gelirse. Nahl sûresi. âyet. âyet.” Bu topluma ne oluyor ki. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. 64 Biz her peygamberi sırf. içlerinden pek azı hariç. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.60. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. âyetinin dipnotuna bakınız. gibi insanları azdıran. 60. âyet. Allah’tan korkar gibi. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. aranızda öyle kimseler var ki. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar.0 61 Münafıklara. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. Onlara öğüt ver ve onlara..” 74 O halde. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. katından bize bir dost ver. Mâide sûresi. Onlara bir kötülük gelirse. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. sihirbaz. şiirleriyle Hz. Nisâ sûresi. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır.76. Şahit olarak Allah yeter. Allah yolunda ve. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. bu sefer de. Cüheyne. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. . “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. Bunlar ne güzel arkadaştır. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. 80 Kim peygambere itaat ederse. 72 Şüphesiz. 70 Bu lütuf Allah’tandır. elbette haklarında hem daha hayırlı. 51. 17). O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın.. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Allah yolunda savaşırlar.) Tâğût: Şeytan. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir.60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. 75 Size ne oluyor da. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. namazı kılın. “Bu. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” 78 Nerede olursanız olun. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. yahut topluca savaşa gidin. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. Zümer sûresi. Bu şahsın. bunu yapmazlardı. Ahiret. 77 Daha önce kendilerine. Allah’tandır” derler. saptıran her şeyi ifade eder. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Öyleyse onlara aldırma. 256257. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. 51. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. âyet. Eğer başınıza bir musibet gelirse. De ki: “Dünya geçimliği azdır. 66 Eğer biz onlara. münafık ise bunu kabul etmedi.

Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). ne de bir yardımcı. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. başüstüne” dedikleri halde. 95. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile. Onlardan ne bir dost edinin. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. ona o işin sevabından bir pay vardır. mü’min bir köle azad etmek gerekir. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. Allah çok bağışlayandır. ellerini savaştan çekmezlerse. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. derece itibariyle. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. kendi katından dereceler. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Allah’ın gücü daha üstündür. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. cezası. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. orada hicret etseydiniz ya!” derler. Allah. “Sen mü’min değilsin” demeyin. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da.81 Sana “baş üstüne” derler. Vekil olarak Allah yeter. geceleyin. 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. . mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Allah. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. Eğer onlar sizden uzak durur. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. Sen onlara aldırma. Allah hakkıyla bilendir. Bunlara imkan bulamayanın. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. pek azınız hariç. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. elbette bunlardan. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. “Tamam. hüküm ve hikmet sahibidir. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. sizinle barış içinde yaşamak istemezler.Peygamberin huzurunda. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. Allah yolunda mallarıyla. Fakat senin yanından çıktıklarında. Eğer Allah dileseydi. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya. Size selâm veren kimseye. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. 86 Size bir selâm verildiği zaman. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. çok merhamet edendir.0 0 Münafıklar. Ancak yanlışlıkla olması başka. O ne kötü varış yeridir. cezası daha şiddetlidir. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Bunda asla şüphe yoktur. muhakkak şeytana uyardınız. Melekler. kabul. gerekli araştırmayı yapın. Allah ona gazap etmiş. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. içlerinden bir takımı. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Allah’a tevekkül et. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. canlarıyla cihad edenleri. Bu sebeple. Hz. mallarıyla. Onun için iyice araştırın. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı.

geceleyin. 102. Bir sadaka vermeyi. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. İnkar edenler arzu ederler ki. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. Allah’tan bağışlama dile. Burada kastedilen kısaltma. ya da hasta olursanız. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. şüphesiz iftira etmiş. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Kendilerine hainlik edenleri savunma. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Halbuki Allah. sana hiçbir zarar veremezler. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. hicret edemeyerek. genişlik de. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Diğer görüşe göre ise. çok merhamet edicidir. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Sakın hainlerin savunucusu olma.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. Allah hakkıyla bilendir. hiçbir haini. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. Allah. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. gerek ayakta. Halbuki onlar. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. Silahlarını da yanlarına alsınlar. şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. hiçbir günâhkarı sevmez.0 Namazı kıldınız mı. Allah çok bağışlayıcıdır. Zira Allah. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. Allah bu kimseleri affeder. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. Kim. Çünkü Allah çok affedicidir. kadınlar ve çocuklar başkadır. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. apaçık bir günah yüklenmiş olur. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. yahut kendine zulmeder. Eğer siz acı duyuyorsanız. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur.""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. silahlarını yanlarına alsınlar. Orası ne kötü bir varış yeridir. Bunlar. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. çok bağışlayıcıdır. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. Umulur ki. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. Medine’ye hicret edildiğinde. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. hüküm ve hikmet sahibidir. Kim Allah yolunda hicret ederse. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. hüküm ve hikmet sahibidir. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. çok merhamet edendir. yahut iyilik yapmayı. ancak kendilerini saptırırlar. 0 0 0 0 Bu âyette. Çünkü namaz. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. her şeyi hakkıyla bilendir. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. . Bu âyette. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. hicret emrinin gelmesi üzerine. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Yağmurdan zahmet çekerseniz. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız.

116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. Uzlaşmak daha hayırlıdır. yerdeki her şey Allah’ındır. doğru yola iletecek de değildir. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. Allah hakkıyla işitendir. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Göklerdeki her şey. Allah onları bağışlayacak da değildir. her kim salih ameller işlerse. Âyetteki “dişiler”den maksat. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. İman edip sonra inkâr eden. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Eğer ayrılırlarsa. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. apaçık bir hüsrana düşmüştür. müşrik Arapların. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. Bunun dışındaki günahları. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. Allah o şeytana lânet etti ve o da. Eğer inkar ederseniz. mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Eğer bir kadın kocasının. (bilin ki) göklerdeki her şey. hem maddi alanda. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. yerdeki her şey Allah’ındır. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. erkek veya kadın. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. dilediği kimseler için bağışlar. Allah lütfu geniş olandır. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. Mü’min olarak. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. Allah zengindir. Uzzâ. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. yerdeki her şey Allah’ındır. “Onları mutlaka saptıracağım. derin bir sapıklığa düşmüştür. ne sizin kuruntunuza. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. sonra inanıp tekrar inkar eden. (Onları sizden çok kayırır. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. Allah. Göklerdeki her şey. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Allah’a ortak koşan. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya.” Kitapta. Peygamberine. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Münafıklara. ne de bir yardımcı bulabilir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. Kimin dini. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. . Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. övülmeye layıktır. kendisine kötü davranmasından. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Ey iman edenler! Allah’a. yerdeki her şey Allah’ındır. Oysa şeytan. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). Menât gibi putlarıdır. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. İşte onların barınağı cehennemdir. Onlar. Göklerdeki her şey. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. Ey iman edenler! Kendiniz. Onlar. meleklerini. kuşkusuz. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. her şeyi kuşatıcıdır. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. kitaplarını. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Lât. Vekil olarak Allah yeter. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. hakkıyla görendir. Kim Allah’ı. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. O hüküm ve hikmet sahibidir. dünya sevabı da. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız.

. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki).140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. Allah. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır.0 156. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. çok bağışlayıcıdır. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. 150. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Onu kesin olarak öldürmediler. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. 142 Münafıklar. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. durumlarını düzeltenler. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. Artık onlar inanmazlar.0 160. 153 Kitap ehli. Allah.işte onlar gerçekten kafirlerdir. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Şüphesiz Allah. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. Allah üstün ve güçlüdür. onu öldürmelerine imkan vermemiştir. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. Allah da çok affedicidir.151 Şüphesiz. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. 143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. onlarla oturmayın. hakkıyla bilendir. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. hakkıyla bilendir. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. çok merhamet edicidir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. 0 0 Âyetin son cümlesi. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Allah. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. 148 Allah. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. hakkıyla işitendir. Allah. Şüphesiz Allah. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. Sadece zanna uyuyorlar. kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. Onlar. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. 146 Ancak tövbe edenler. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa. Onların kalpleri muhafazalı değildir). Bu kesindir. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Yine onlara. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler.

el değmemiş. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. Melekler de buna şahitlik eder. göklerdeki her şey. bilgi kaynağıdır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Allah hakkıyla bilendir. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). kendisinde. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerdeki her şey. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. Şüphesiz inkar edenler. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Kur’an. Yûnus’a. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Meryemoğlu İsa Mesih. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. 0 0 Vahiy. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. yerdeki her şey onundur. Vahye mazhar olan peygamber. Şahit olarak Allah yeter. Mesih de. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. “(Allah) üçtür” demeyin. erkek kardeş ona varis olur. yerdeki her şey Allah’ındır. insanlık için en doğru. (bir) erkeğe. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. Allah’a yakın melekler de. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. zekatı verenler. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. benzersiz son ve tek örneğidir.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. O. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. Allah mutlak güç sahibidir. Allah ancak bir tek ilahtır. Yakub’a. Vahy. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. O namazı kılanlar. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. hüküm ve hikmet sahibidir. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. İsa’ya. . vahyin. Vekil olarak Allah yeter. eşsiz. Davûd’a da Zebûr vermiştik. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Vahiy. Eğer kız kardeşler iki iseler. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Bu ise Allah’a çok kolaydır. İsmail’e.162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. Eyyüb’e. Eğer inkar ederseniz bilin ki. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. İbrahim’e. bilsin ki. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. torunlarına. ancak Allah’ın peygamberi. İshak’a. Senden fetva istiyorlar. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. sana da vahyettik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. en sağlam. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur.

Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. En son inen hüküm âyeti budur. Ölmüş hayvan. sakın ha sizi. ve 114. Allah’ın emir ve yasaklarını. Cahiliye devrinde. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. Zilkade. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar. “Şeâir”. etleri bunlar üzerine konurdu. (Ey Muhammed!) Sana. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. haram aya0. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0. domuz eti. 120 âyettir. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. dinin belirgin alametleri. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Sûrede başlıca. size helal kılındı. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. domuz eti. müslümanlar için bazı talimat. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0. ziyana uğrayanlardandır. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. Şüphesiz. darbe sonucu ölmüş. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 . âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. hac kurbanına. Bununla kastedilen deve. Allah’tan başkası adına boğazlanan. sözleşme demektir. yüksekten düşerek ölmüş. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah'a karşı gelmekten sakının. boğulmuş.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. mehirlerini vermeniz kaydıyla. sığır. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. kan. Haram ay ifadesiyle Muharrem. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. Onunla Akit. verdikleri sözleri kapsamaktadır. koyun. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır.5. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. 112. Allah’a karşı gelmekten sakının. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. Kelime burada. evlenmek. işaretler ve semboller demektir. Ahirette de o. Burada kastedilen. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. o zaman temiz bir toprağa yönelin. Allah hesabı çabuk görendir.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. benden korkun. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. alametler. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. Sûre adını. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. haddi aşmaya sürüklemesin. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. uygulanması gereken kuralları. işaretleri ve sembolleridir. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Artık onlardan korkmayın. verilen sözlerin yerine getirilmesi. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. çok merhamet edicidir. Hristiyanların yanlış inançları. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi.

Sakın ardınıza dönmeyin. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. onların daima bir hainliğini görüyorsun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular.” İşte. Andolsun eğer namazı kılar.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. . âyet.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi.” (Allah) dilediğini bağışlar. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. onları desteklerseniz. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. zekatı verir ve elçilerime inanır. Bakınız: Enbiya sûresi. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. dümdüz yoldan sapmıştır. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. diyenler kesinlikle kâfir oldular. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. işte onlar cehennemliklerdir. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. O. 105. kalplerini de kaskatı kıldık. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya. zorba bir millet var. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Âyetin bu kısmı. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Andolsun. âyet. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’a karşı gelmekten sakının. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. mutlaka o. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. onların. Allah. Meryemoğlu Mesih’i. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. 72. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. “Allah. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular.seçmiştik. Bu. Allah’a karşı gelmekten sakının. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı.0 De ki: “Şâyet Allah. dilediğine azap eder. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. Dilediğini yaratır. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. Göklerin. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. birçoğunu da affediyor. siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. Adil olun.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar. Andolsun. Meryemoğlu Mesih’dir”. (Evet. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Onlardan on iki temsilci -başkan. Dönüş de ancak onadır. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir.

Bu âyet. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Kurbanı kabul edilmeyen. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Onlara sürekli bir azap vardır. dilediğini de bağışlar.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. yalanı çok dinleyen. ister onlardan yüz çevir. Allah onun tövbesini kabul eder. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. Öteki. haramı çok yiyenlerdir. birinden kabul edilmiş. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Andolsun ki.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. âdil davrananları sever. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. Biz burada oturacağız. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. . “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. yahut o yerden sürülmeleridir. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Artık bizimle. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. o sanki bütün insanları öldürmüştür. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. hüküm ve hikmet sahibidir. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. O verilmezse sakının. Onlar. çok merhamet edendir. eşkiyalık. sen benim günahımı da. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. 42 Onlar. ancak öldürülmeleri. terör. çok merhamet edici olduğunu bilin.” 29 “Ben istiyorum ki. Onlar.” 25 Mûsa.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. kan dökme. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. yol kesme. ötekinden kabul edilmemişti. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. Allah mutlak güç sahibidir. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse. Çünkü Allah. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. Onlara elem dolu bir azap vardır. yağmalama. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. bir insanı. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. O dilediğine azap eder. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. 31 Nihayet Allah. terör. İşte bu zalimlerin cezasıdır.

Öyle ise iyiliklerde yarışın. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. zekâtı veren mü’minlerdir. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. . bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. onları gözetici olarak indirdik. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. Allah yolunda cihad ederler. Allah onları sever. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta. Allah’ın indirdiği ile hükmet. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. yahudileri ve hristiyanları. Kim de bu hakkını bağışlar.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. onlar da Allah’ı severler. 49 Aralarında. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. Ona. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. buruna burun. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. Yaralar da kısasa tabidir. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. 0 Bu âyette müslümanların. Onu dilediğine verir. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. içerisinde hidayet ve nur bulunan. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. İşte bu. Şu halde siz de insanlardan korkmayın. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. 56 Kim Allah’ı. Eğer yüz çevirirlerse. bir nur vardır. Allah lütfu geniş olandır. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir. dişe diş kısas edilir. sana da) inanmış değillerdir. kendisi için keffaret olur. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. İçinde bir hidayet. kulağa kulak. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. bil ki şüphesiz Allah. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. Bakara sûresinin 102. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. hakkıyla bilendir. 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. Hepinizin dönüşü Allah’adır. önündeki kitapları doğrulayıcı. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. Allah’ın bir lütfudur. sadakasına sayarsa o. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. göze göz. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir.

71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. Hıristiyanların. âyet. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Andolsun. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu. hakkıyla bilendir. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. Baba. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse. Daha önce sapmış. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. Allah bozguncuları sevmez. “Allah. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir. Allah da onların tövbesini kabul etti.)0 70 Andolsun. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. 81 Eğer Allah’a. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. Hıristiyanlar Allah’ı. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. . Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. Sonra bak ki. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. düşmanlıkta. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Bak. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. çok merhamet edendir. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. 72 Andolsun. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler.” 73 Andolsun. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Bu. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. Şüphesiz Allah. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Allah seni insanlardan korur.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız. bir kısmını da öldürdüler.17. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri.62 Onlardan çoğunun günahta. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra (tövbe ettiler). Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. onun iki eli de açıktır. dilediği gibi verir. kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler. Onun barınağı da ateştir. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. Hz. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. onlardan bir kısmını yalanladılar. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır. benim de Rabbim. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir.

Bunun keffareti yoktur. kumar. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. içki alışkanlıklarını. Allah sizleri. keffaretle temizlenmez. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. âyet. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. aklı örten şey demektir. bütün müslümanlar. o saygıdeğer evi. şeytan işi birer pisliktir. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. 97 Allah. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Bunlar. . ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. Meâlde geçen “içki” kelimesi. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır.Yanlışlıkla. Allah ondan intikam alır. Hac sûresi. 89 Allah. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. 2. Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere. çok merhamet edendir. Allah mutlak güç sahibidir. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. âyet.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. “Ey Rabbimiz! İnandık. devamlı kalacakları. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. Bu âyette. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin. yahut onun dengi oruç tutmaktır. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. âyet. Üç çeşit yemin vardır: 1. içki ve kumarla.Bile bile yalan yere yapılan yemin. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Çünkü bu büyük bir vebaldir. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. Onlar büyüklük de taslamazlar.143. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. iyilik yapanların mükafatıdır. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar.0 91 Şeytan. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. 3. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. 94 Ey iman edenler! Andolsun. sarhoşluk veren her türlü içki. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Âyet indiği zaman. 84 “Rabbimizin. Bu bağlamda hamr. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. dikili taşlar ve fal okları ancak. boş bulunarak yapılan yemin. 78. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. intikam sahibidir. öldürdüğünün dengi olup. Yeminlerinizi tutun. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. Ka’be’yi. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. Bu durumda yeminin keffareti. Tövbe ve istiğfar gerekir. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. 3. Buna bir şey gerekmez. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Allah iyilik edenleri sever. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. İşte bu. (Bu ceza). sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri.

Herkes için eşdeğerde bir kıyafet.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. o zaman. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. 29-33. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. nezaket kaidelerine uymayan. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. bütün müslümanların iman kardeşliğini. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. İncil’i de öğretmiştim. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. Kuzuların. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. Allah sizin açıkladığınızı da. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. “Sâibe”. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. Hz. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine. Beşikte iken de. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Tevrat’ı. halimdir (hemen cezalandırmaz. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler. İsa’yı görmüş. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Hepinizin dönüşü Allah’adır. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. Zaten çoklarının aklı da ermez. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. âyet. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. 109Allah’ın. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Allah çok bağışlayandır. “hikmet” kitaplardaki ilim. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. bütün insanların eşit olduğunu simgeler.0 Hani. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. Hz. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. Hani. 111Hani bir de. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Bunun üzerine âyette.49. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Bu âyetlerde. sana kitabı. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. 46. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. Allah Teâlâ. 48. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. âyet. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir. onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır. bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. 108Bu (usul). âyet. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. “Bahîre”. Peygamber’e. Onlar da “İman ettik. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği.0 104Onlara. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. Hac ayları da. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Peygamber’in sahabileri gibi. yoksa ömürde bir defa mı?”. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. kişinin üzerine lazım olmayan. 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. şahid olarak dinleyecektir. Yahut. “Hac her yıl mı farz. haram ay ve kurbanlar. gizlediğinizi de bilir. Araplar. hikmeti. Eğer şüphe ederseniz. Havariler. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. kulağı yarılarak salıverilen deve.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. “Akraba da olsa. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. Hani sen. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. mühlet verir. “Vasîle ve “Hâm”. binilmeyip. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. onların da. Hz. . “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp. Fakat. Bazı kimseler Hz. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Meryem sûresi.

113Onlar. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. 115Allah da. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. Ama beni içlerinden aldığında. 120Göklerin. ama ben sende olanı bilemem. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. . “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. 114Meryem oğlu İsa. Sen benim içimde olanı bilirsin. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. Bizi rızıklandır. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. İşte bu büyük başarıdır.” Onlara içinden ırmaklar akan. hüküm ve hikmet sahibisin. Allah onlardan razı olmuş.” 117“Ben onlara. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. İsa da. şüphe yok ki onlar senin kullarındır.112Hani havariler de. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim.” 118“Eğer onlara azap edersen. 116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. “Ben onu size indireceğim. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. doğrulara. onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. Eğer onları bağışlarsan. kalplerimiz yatışsın. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona.

yine o inkar edenler. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. adalete. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. yerde de. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Halbuki O. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. Bedir zaferi. Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. O.0 (Ey Muhammed!) Andolsun. sizi çamurdan yaratmış.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. .” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. işte onlar inanmazlar. peygamberliğe. O öyle bir Rab’dır ki. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. 92. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. 165 âyettir.6. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. hakkıyla bilendir. küfrün ve batıl inançların reddi. (Bakınız: Zuhruf sûresi. Sûrede başlıca tevhide. onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. açığa vurduğunuzu da. “Sen de bizim gibi bir beşersin. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Kuvvetli görüşe göre. Adını 136. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Sizin gizlinizi de bilir. hakkıyla işitendir. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. âyet.0 İşte bu Kur’an bana. O. hüküm ve hikmet sahibidir. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. İslam alay konusu oluyordu. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. İşte bu apaçık kurtuluştur. koyun. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. âyetler Medine’de inmiştir. melek olamazsın” diyeceklerdi. 152 ve 153. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. keçi.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. En’âm. 151. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. o melek bir insan suretinde gelecekti. göklerde de Allah’tır. Topraklarından nehirler akıttık. 91. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. gökleri ve yeri yaratan. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Bunda hiç şüphe yok. 138 ve 139. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. Âyet. ahirete dair meseleler ile. 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı. İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor.” De ki: “Bana. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi). alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. O. 93. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor.

bir delik açıp yerin dibine inerek. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. 21. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. Ra’d sûresi. Onlar farkına varmaksızın. Andolsun ki. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. âyet. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. hıristiyanlara sorduk.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. âyet. iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. (Bakınız: Bakara sûresi.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. İnsan. 51. âyet. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. kulaklarına ağırlık koyarız. 38. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Allah’ı tanıyacak. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. gerçekmiş” diyecekler. Mü’min sûresi. Fakat onların çoğu bilmiyor. Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. Sonunda onların manevraları. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. 0 0 0 0 Kureyşliler. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. 171-173. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi. 146). bir mucize indirmeğe gücü yeter. Ateşin karşısında durdurulup da. O. . ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. âyet. şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. zalimler kurtuluşa eremez. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. âyet. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. (Allah). ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. (Davete). Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. onu bozar. âyet. Dikkat edin. “Ah. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. O halde sakın cahillerden olma. Sonra da hepsi ona döndürülürler. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. Rabbimiz’e andolsun ki. 46. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. “Evet. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. Mücâdele sûresi. işte onlar inanmazlar. ancak kendilerini helak ediyorlar. senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. “Nerede. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar.

ne de bir şefaatçi bulunmaksızın. Hz. bana gönderilen vahye uyuyorum. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. Ben sadece. De ki: “Ne dersiniz. Ben gaybı da bilmem.” Allah zalimleri daha iyi bilir. O. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. (uyandırandır). kalplerinizi de mühürlerse. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. Eğer kovarsan zalimlerden olursun. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. O. Zaten böyle bir azabı istemek. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. Sonra O.” Andolsun. Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. çok bağışlayandır. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. onunla (Kur’an ile) uyar. Peygambere karşı çıkanlar. hakkı anlatır. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise.. Hamd. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. Onlar mahzun da olacak değillerdir.40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. Onların hesabından sana bir şey yok. biz çıkınca girsinler. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Onlar. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. De ki: “Ben size.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki. Karada ve denizde olanı da bilir. Ben sizin arzularınıza uymam. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde. O.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. hidayete erenlerden olmam. “Seni reddediyoruz. Peygamber’e. ama bize hiçbir şey olmuyor.” De ki: “Şüphesiz ben. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu.” diyorlardı. “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Hz.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. De ki: “Sizin. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. hiçbir yaş. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse.. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Onları ancak O bilir. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. çok merhamet edendir. Siz ise onu yalanladınız. . sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz.” demişlerdi. inkar ediyoruz.

âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. O.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). huzurunda toplanacağınız Allah’tır. Ay’ı doğarken görünce de. Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. 10.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. hesap görenlerin en çabuğudur. Allah’a özgü hükümranlık demektir. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. anlasınlar diye. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. Güneşi doğarken görünce de. O da batınca (kavmine dönüp). kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. “İşte Rabbim!” dedi. “Ben öyle batanları sevmem” dedi. hüküm ve hikmet sahibidir. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver.” Bir de. “Andolsun ki. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. (her şeyden) hakkıyla haberdardır.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. Hani İbrahim babası Âzer’e. âyet. sizi ondan koruyacak değilim. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak.” Bak. görülen âlemi de bilendir. İleride bileceksiniz. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Gaybı da. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. De ki: “Sizler. bize. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. 140. O’nun sözü gerçektir. o zalimler grubu ile beraber oturma. yalanlamanızı engelleyecek. O. uzaklaş.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. . Yıldız batınca da. O. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. O. “İşte Rabbim!” dedi. ben seni de. Belki sakınırlar. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. Melekût. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. sizi Allah adına cezalandıracak. âyet. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. Ay da batınca. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. ne de bir şefaatçi. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir. Sonra hepsi. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. gökleri ve yeri. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi.

Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Zürriyetinden Dâvud’u. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. Onlar kendilerine kitap. Diriden de ölüyü çıkarandır. meleklerin. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. İşte bu. İsa’yı. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. ona da inanırlar.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. Dolayısıyla. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. Yahya’yı. . Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. sonra bırak onları.. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da.0 Çünkü. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. üst üste binmiş taneler. Şüphesiz Allah. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. ellerini uzatmış. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna.0 İşte. Eyyub’u. O (Kur’an). (kendisiyle) ne sizin. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. sayelerinde. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın hidayetidir ki. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. âyetinde ifade edildiği üzere. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. Yûsuf’u. O. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. sizi bir tek candan yaratandır.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.üzüm bahçeleri. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Sizin bir karar kılma yeriniz. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar.. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. O gökten su indirendir. bir de emanet bırakılma yeriniz var. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.0 Ahirete iman edenler. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Süleyman’ı. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. size. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. O. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). Hepsini hidayete erdirdik. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. Bunların hepsi salih kimselerden idi. bilemediler. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. İslam evrensel bir dindir. Yani Allah’ı. Babalarından. onlara vekil kılmışızdır. o peygamberler. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Geceyi dinlenme zamanı. İsmail’i. “Bana vahyolundu” diyen. Elyasa’ı. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. İşte bu (Kur’an) da. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. işte güven onların hakkıdır. pek çoğunu ise gizlediğiniz. Zekeriya’yı. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. Ölüden diriyi çıkarır. hakkıyla bilendir. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken. Bu sûrenin 90. bereket kaynağı. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz.

O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. bilgisizce Allah’a söverler. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına. O. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. Şüphesiz senin Rabbin. O her şeyin yaratıcısıdır. Ben başınızda bekçi değilim. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. bir de olgunlaştığı zaman bakın. Oysa onları o yarattı. Bir de (şeytanlar). Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken. Onlar. onun hakikatini kavramak mümkün değildir. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. hakkıyla bilendir. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak.”0 O. . renk. İşte sizin Rabbiniz Allah. O. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. Kafadaki göze basar denildiği gibi. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. yücedir.0 Bunların meyvesine. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Artık. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sakın şüphecilerden olma. görüp gözeten)dir. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. gözleri idrak eder. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. koku. bir meyve verdiği zaman. “Sen ders almış okumuşsun. 23. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Gözler onu idrak edemez ama O. Biz onlara melekleri de indirseydik. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Şüphesiz senin Rabbin.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. O. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. Basiret. en gizli şeyleri bilendir. Onların. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. Öyle ise O’na kulluk edin.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. “Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. O. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. diyorlardı. Rabbinden sana vahyedilene uy. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler.0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. Kureyş müşrikleri peygamberimize. gönül gözü demektir. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi.0 Ey Muhammed! Sen. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. hakkıyla işitendir. sonra onlar da haddi aşarak. haddi aşanları çok iyi bilir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. âyet. yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. Allah. O her şeyi hakkıyla bilendir. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de).

rahmet sahibidir. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. Nahl sûresi. hiç. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. “Bakın. 173. diye bir de kılıf uydururlardı. Maide sûresi. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. karanlıklar içinde kalmış. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. 114-115. âyet. hesap. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. zalimler kurtuluşa eremezler. keçi. Bu. Allah’ın. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. Bu âyet. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma. sıkar. . Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. 145. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. İşte böyle. Onlara bir âyet geldiği zaman. derler” diye dedikodu yaparlardı. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır.” Onların insanlardan olan dostları. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. fazlasına ihtiyacı yok. âyet. 3. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. cehennem.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor. Allah. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar. hakkıyla bilendir. Bir pay da putlarına ayırır. iyilere iyi derece. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Ama farkında olmuyorlar. Rabbinin dosdoğru yoludur. Kimi de saptırmak isterse. Âyet. Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. buğday gibi ziraat ürünleriyle. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi.0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. cennet. İşte biz. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. deve. koştukları ortaklar. âyet. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. En’âm sûresi. Ben de (görevimi) yapacağım. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. öldükten sonra dirilme. Allah’a ortak koşanların çoğuna. misafirlere. Putlar ise fakirdir”. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. gizlisini de. “Şu Allah için. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. arpa.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. koyun. “Allah zengindir.. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir.. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. âyet. Şüphesiz. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.

De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. başka şeyleri denk tutuyorlar. peygamberleri öldürme. “onda bir” demektir. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. hakka karşı başkaldırma. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. ve Bakara sûresi. hüküm ve hikmet sahibidir. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. âyetin dipnotuna bakınız. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. koyun. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır. hakkıyla bilendir.”0 De ki: “Haydi. âyetlerine bakınız. mutlaka ziyan etmişlerdir. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. O. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. İnsanlar doğru.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Bu âyetten Allah’ın. Halbuki bu hayvanların deve. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu.160. babalarımız da. Çünkü o. Öşür. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık. Sonra saldırganlık. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. O. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. 173. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı.0 Şüphesiz O. âyet. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. Karılarımıza ise haramdır.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Darda kalan kimsenin. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Konu ile ilgili olarak 139. âyet. Aslında bunlar haram şeyler değildi. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki. 99 ve ilgili dipnot. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. bu sûrenin 119. Çünkü O. israf edenleri sevmez.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. Onlar Rablerine. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır. sizin için apaçık bir düşmandır. erkek. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. keçiden de iki. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. âyet.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca. Sığır ve koyunların ise. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir.haram sayanlar. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. sığırdan da iki. keçi. çardaksız olarak bahçeleri. . insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. Yine O. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. Gerçekten onlar sapmışlardır. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. zulüm. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. “O. Eğer seni yalanlarlarsa. sığır. akıtılmış kan. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek. İşte böyle. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi.103. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları. Âyetin bu kısmı.) Bakınız: En’âm Sûresi. çardaklı.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. faiz alma. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. fakat israf etmeyin. çok merhametlidir. Burada vurgulanmak istenen nokta. O.

” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.0 De ki: “Siz bekleyin. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. Allah’a ortak koşanlardan değildi. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. çok merhamet edendir. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. âyet. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. Şüphesiz Rabbin.157 Kitap.15. Şüphe yok ki O. benim dosdoğru yolum. diğer ibadetlerim de. 84. 18. İşte ben bununla emrolundum. yaşamam da. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya. Artık ona uyun. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. 32.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. yahut.8. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. 7. diye bu Kur’an’ı indirdik.85. 38. (Zina ve benzeri) çirkinliklere.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. âyet. Başka yollara uymayın. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Zümer sûresi.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz. cezası çabuk olandır. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. 7. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. çok bağışlayandır. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. 165 O. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. O size. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. 153 İşte bu. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. 156. 33. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. Anaya babaya iyi davranın. âyet.0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak. 286. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. Fatır sûresi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi.21. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. âyet. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Ben müslümanların ilkiyim.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. âyet. ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. âyet. Necm sûresi.0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. âyet. . 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. her şeyi açıklamak. bir hidayet ve bir rahmet geldi. âyet. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. dosdoğru bir dine.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. O. Sonra (O).

14. 10. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. O. yüksek mevkiler demektir. 12. âyet. 9. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.0 Rabbinizden size indirilene uyun.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.6. Dilediğiniz yerden yiyin. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Sûrede temel konu olarak. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik. Bu âyette. âyet. 65. insanların küfürde. Elif Lâm Mîm Sâd. Andolsun. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. 97. 163-170. yemin ederim ki. 15. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. 12. 4. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. Sûre adını. Azabımız kendilerine geldiğinde.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. 206 âyettir. Sonra size şekil verdik. Hûd sûresi. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. saygı ile eğilenlerden olmadı. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. 13. Sonra da meleklere. melek olmayasınız. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. âyet. “Adem için saygı ile eğilin” dedik.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. sizi yarattık. ve 48. yüksek yerler. . “elA’râf”.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun. onlardan sana kim uyarsa sizin. 7. Rableri onlara. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. 11. 5. hepinizi cehenneme doldururum. 6.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Allah. âyet. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. 21. Kehf sûresi.” Allah da. 17. “(Biz bunu hak ettik. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.7. Allah.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 2. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 19.0 Bu. demedim mi?” diye seslendi. 22.0 Peygamberlere de elbette soracağız. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi.” Derken şeytan. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti. 16. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Yoksa zalimlerden olursunuz. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. 8. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. O gün amellerin tartılması da haktır. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. zulümde. 5. 109. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri.0 Andolsun. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. Çünkü beni ateşten yarattın. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Âyetin bu kısmı. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. 20. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. arkalarından. “Şimdi in aşağı oradan. âyet. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. sana. 3. 18. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. 46.

Onların eceli geldi mi. Altlarından da ırmaklar akar. Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. 30. 35. Yiyin için fakat israf etmeyin.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Bu (giysiler). 29. Çünkü o. Fakat bilmiyorsunuz. 0 . 42. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. 33. 32. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. kendilerine öncülük edenler için. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. 38. ayrı ayrı açıklıyoruz. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir.23. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. ne bir an geri kalabilirler. 28. biz hidayete ermiş olamazdık. 36. 24. 27. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. Onlar. 39. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Çirkin bir iş işledikleri vakit. bir kısmına da sapıklık layık oldu. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. Onlara. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz. 40. Şüphesiz biz şeytanları. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. Onlar da. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. azabı tadın” derler.” De ki: “Rabbim ancak. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk.” Öncekiler sonrakilere. 34. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız. Allah da bize bunu emretti” derler. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. 43. De ki: “Şüphesiz. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. artık onlara korku yoktur. israf edenleri sevmez. Onlar üzülecek de değillerdir. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. 31. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar orada ebedi kalacaklardır. günahı. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). canlarını almak için geldiğinde. Allah çirkin işleri emretmez. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. Kim. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. De ki: “Allah’ın. Çünkü o ve kabilesi. şeytan sizi de saptırmasın.işte onlar cennetliklerdir. 41. işte o daha hayırlıdır. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. 25. “Hamd. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Âyetin bu kısmı. açık ve gizli çirkin işleri. ne de öne geçebilirler. 26.” Her milletin belli bir eceli vardır. onlara göklerin kapıları açılmaz. dünya hayatında mü’minler içindir.” Allah bir kısmına hidayet etti. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse. Onlar için cehennem ateşinden döşek. 37. haksız saldırıyı. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

Cennetlikler cehennemliklere. geceyi. Onlar. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. yaratmak da. âyet. Onlar. A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Arş. 62. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. Şüphesiz. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır. 55. 50. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. Ola ki ibretle düşünürsünüz. 47. İyiler verimli toprak gibi. 60. sınırsız kudret makamı demektir. ama bunu ummaktadırlar. . Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. 53. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. 13. Toprak gibi insanların da iyisi. 48. 61. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. 46. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Bazı müfessirler. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. Şüphesiz sizin Rabbiniz. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. 52. topluma yararlı olurlar. yüksek yerler. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. kudret ve hakimiyet tahtı. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. “Evet” derler.44. O zaman aralarında bir duyurucu. haddi aşanları sevmez. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. Cehennemlikler de cennetliklere.0 Andolsun. 56. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. 54. “Ne olur. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu. 70. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. Topluma faydaları dokunmaz. faydasız bitkiden başkası çıkmaz. 45. emretmek de yalnız O’na mahsustur. güneşi. Kavminin ileri gelenleri. bilerek açıkladığımız bir kitabı. “Şüphesiz. O. 57. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 51. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Onlar ise ancak. Dikkat edin. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. A’râf. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. girin cennete. 58. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. Aksine ben. Size korku yok. Çünkü O. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.0 Andolsun biz onlara. âyet. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. “Selam olsun size!” diye seslenirler. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. 59. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. yüksek mevkiler demektir. kötüsü vardır. Cennetliklere. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. 49.

bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. 72. Derken kavmi onu yalanladı. Nihayet deveyi kestiler.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin.” 0 Hicr sûresinin 74. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen. 73. 70. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. Bakın. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik..63. Hûd. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. siz haddi aşan bir toplumsunuz. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık.” Kavminin cevabı ise sadece. Derken. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnsanların mallarını eksiltmeyin. 76. 81. 79. Büyüklük taslayanlar. 64.” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. Onlar da. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. O. Allah’ın. 77. haklarında hiçbir delil indirmediği. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. Onlara. bir kısmı da inanmamışsa. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. içsin.” demek oldu. “Siz. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. 69. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. . ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. 82.”0 Bak. 75.. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. 74. 85. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz. 78. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur. Salih’in. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. suçluların akıbeti nasıl oldu. 67. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Sakın ona bir kötülük etmeyin. 65.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra.” “Bir de. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. 84. 86. küçük görülüp ezilen inanmışlara. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. 71. 68. dağları oyup evler yapıyorsunuz. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi.. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek.” Onlar. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. Hayır. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. 66.” dediler. 80. 83.” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz.

Şuayb’ı yalanlayanlar var ya. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. 106. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın. sonra onları ansızın yakalaması”.87. 92. âyet. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. 88. 94. 109. 43-44. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. apaçık bir ejderha. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız. 90.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. 100. âyet. 93. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. 102. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Biz onların çoğunda. 108. 32. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. bembeyaz olmuş.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. sözünde durma diye bir şey bulmadık.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup. Bak. Bir de ne görsünler o. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biz de. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. 99. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. 110. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. 104. Bir de ne görsünler. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Şimdi ben. 111. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. Mûsâ’nın. “İstemesek de mi?” dedi. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. 98. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. 103. Sonra onların ardından Mûsâ’yı.0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. 96.0 Firavun. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. farkında değillerken onları ansızın yakaladık. bozguncuların sonu nasıl oldu. 107. Şuarâ sûresi.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. Şuarâ sûresi. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Andolsun. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun. Fakat onlar yalanladılar. 60-63.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık.” Firavun ileri gelenlere. .0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla.” Derken. Size nasihat de ettim. 105. 101. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. bakanlar için. Eğer.” Bana. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. 95. inkarcılara mühlet verip. âyet. 33. 91. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. âyet. Hz. 89. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. Hz. 97.” Şuayb. Elini (koynundan) çıkardı.

112. 136. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. 130. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. 124. bu sûrenin 128. Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. Biz de Mûsâ’ya. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. 134. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır.” Biz de. 132.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. Andolsun biz. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. (Sihirbazlar). 129. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. 133. değil mi?” dediler. 135. (Hiçbirinden ders almadılar. 139. Mûsâ kavmine. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini. kadınlarını sağ bırakacağız. “Bu bizimdir. 126. 117. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. 115. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). 116.” Firavun. İsrailoğullarını denizden geçirdik.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. Fakat çokları bilmezler. Üzerlerine azap çökünce. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. “Umulur ki. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. 114. ürün güvesi (haşerât). Büyük bir sihir yaptılar. “Siz atın” dedi. 123. 137. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. . öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. 118. 131. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. biz sana inanacak değiliz. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. 127. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. 113. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. “Evet. 128. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. (biz çalışıp kazandık)” derler. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. Derken. ve 129. 138. Bu yüzden onlardan intikam aldık. 120. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım. geldikten sonra da. Ona. kullarından dilediğini mirasçı kılar.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. Bir de ne görsünler o. İsrailoğulları. “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. bu ülkede fesat çıkarsınlar. kurbağalar ve kan gönderdik. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. 119.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.” Mûsâ. “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Firavun. 121. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. Firavun ailesini. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. 122. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et.” “Sen sırf. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. çekirge. (Mûsâ). 125. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.

(Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu.” Onlar. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik. “ağır mükellefiyetler”. okuma yazma bilmeyen Hz. onu kendine doğru çekmeye başladı.140. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. cahil demek değildir. 154. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. onlara iyiliği emreder.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Bakınız: Bakara sûresi. Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular.0 Ona iman edenler. buna on (gece) daha kattık. “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.” dedi. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. Ben inananların ilkiyim” dedi. 145. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Bizi kendi rahmetine sok. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. Mûsâ. 142. Peygamber. kavminden. vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. . Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ayılınca. sana bakayım” dedi. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır.” (Mûsâ). âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. kötü ve pis şeyleri haram kılar. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Fakat (şu) dağa bak. âyet. kavmine de emret. 141. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. 153. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. gerçekten sapmış olduklarını görünce. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Onu. okuma yazma bilmeyen insan demektir. dilediğim kimseyi ona uğratırım. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. Mûsâ için. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. her insan bilgisiz olmayacağı için. ahirette de. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla.0 Mûsa.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. Allah’ın dağa tecellisi. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Bu. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. 156. “Ümmî”. Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. 55). Ancak okuma yazma bilmeyen. ziynet eşyalarından. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir. Artık bizi bağışla ve bize acı. 147. Mûsâ da baygın düştü. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. Sen bizim velimizsin. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. mecazi olup. O. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. 152. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. 144. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Nitekim. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. bana karşı gelmekten sakınanlara. 146. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Allah da. ona saygı 0 0 0 0 Hz. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. dilediğini de doğruya iletirsin. onların. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. 148. çok merhamet edendir. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. onları kötülükten alıkoyar. “Kavim beni güçsüz buldu. Mûsâ. 143. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. 150. “ümmî”. “Rabbim! Bana (kendini) göster. Mûsâ. Oğullarınızı öldürüyor. 155. 151. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. 149. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler.Mûsâ’nın kavmi.

164. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Bu bir imtihandı. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. 170. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. O. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Şüphesiz O çok bağışlayandır. şüphesiz biz. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. diriltir ve öldürür. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Bakara sûresinin 58 ve 59. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. şiddetli bir azapla yakaladık. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. diğer günler o derece gelmiyorlardı. onları kendilerine karşı şahit tutarak. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. Böyle yapmamız kıyamet günü. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. 171. 167.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. Onlardan iyi kimseler vardır. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. elbette cezayı çabuk verendir. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. 172. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. 158.157. 161. Şüphesiz Rabbin. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. 173. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.0 Ey Muhammed ! Onlara. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. 165. 166.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. âyetlerinde de zikredildiği üzere. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. 163. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. . Onlar bize zulmetmediler. Hani Rabbin. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. 160. 162. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. gösterenler. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. çok merhamet edendir. Derken. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. Âyette sözü edilen bu kent. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. bizi affet) ifadesini. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. 168. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. Âyette anlatılan olay budur. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. Allah hakkında. Yahut. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. 169. Allah Teâlâ. Onlar da. “Evet. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. bizi affet)’ deyin. 159. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor.

Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. yine insan cinsinden. 188. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). Allah. O göklere de. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Bakınız: En’âm sûresi.0 En güzel isimler Allah’ındır. İşte bu. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur.174. 185. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. âyetinin dipnotuna bakınız. Onları çağırsanız da. Ben onlara mühlet veririm. yere de ağır basmıştır. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Allah’ın yarattığı her şeye. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. 193. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. 75. 180. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. 178.” Allah kimi doğru yola iletirse. bütün salihlere velilik eder. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. 175. âyet ve ilgili dipnot. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. gözleri olup da bunlarla görmeyen. 176. işte onlar. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. 190. Kimleri de saptırırsa. 192. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. 181. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. 189. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil. odur doğru yolu bulan. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. çağırın ortaklarınızı. 182. 195. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. Hiçbir şeyi yaratamayan. hatta daha da aşağıdadırlar. 177. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. cehennemlik olmuşlardır. Yarattıklarımızdan. ne de kendilerine yardım edebilirler. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. cinler ve insanlardan. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. O. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. . Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. 191.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. O size ancak ansızın gelecektir. 183. 186. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. 179. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. ziyana uğrayanların ta kendileridir. İşte bunlar hayvanlar gibi. 187. 184. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler. bocalayıp dururlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0. 194.

ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. hemen Allah’a sığın. 197. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. Rabbini. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. 199.196. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. iyiliği emret. Bu secdeye. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. 202. Şüphesiz O. 200. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. 203. Şeytanlara kardeş olanlara gelince. 204.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. içinden yalvararak ve korkarak. 201. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. doğru yola çağırırsanız işitmezler. Eğer onları. Sen af yolunu tut. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. Onlar kendilerine de yardım edemezler. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. halbuki onlar görmezler. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. hakkıyla bilendir. . 198.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. sonra da bundan hiç geri durmazlar. 205. ayakta iken gidilmesi daha uygundur. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.0 0 Bu âyet. Sen onların sana baktıklarını görürsün. Bunlardan birini okuyan. hakkıyla işitendir. cahillerden yüz çevir. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.

özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir.8. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti.0 3. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. 5.Allah bunu. Nasıl ki. fakat Allah onları öldürdü.0 8. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener). suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. o sizindir diye va’dediyordu. 13. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Ne kötü varılacak yerdir orası. Âyette sözü edilen iki taife. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. yalvarıyordunuz. Mü’minleri.Sûre. Şüphesiz Allah. Hani Rabbin meleklere. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Yoksa yardım ancak Allah katındandır.Bu. Hani Allah size iki taifeden birini. 16. İman edenlere sebat verin. . Ey iman edenler. 6.(Savaşta) onları siz öldürmediniz. hüküm ve hikmet sahibidir.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. Müslümanlar. orduyla savaşmak yerine. Peygamber orduya hücum emri verdi. Onun varacağı yer de cehennemdir. 75 Âyettir. sizden şeytanın vesvesesini gidermek. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. mutlak güç sahibidir. O da. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. Rableri katında yüksek mertebeler. 15. Attığın zaman da sen atmadın. Allah ve Rasûlüne itaat edin. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. 12. Onlar namazı dosdoğru kılan. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. adını ilk ayetteki &quot.” 2.el-Enfâl&quot. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. 17. hakkıyla bilendir. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. Vurun. Sûrede başlıca. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Onlara. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. 7. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. tüm tedbirleri alıp. fakat Allah attı. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Allah’ın gazabına uğramış olur. 18. 0 0 0 0 Tevekkül. Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. Hani Rabbinizden yardım istiyor. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. aranızı düzeltin. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. gerekenleri yaptıktan sonra. Mü’minler ancak o kimselerdir ki. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. 11.0 10.Enfâl savaş ganimeti demektir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır. 14. 4. savaş. sizi temizlemek. Bu. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). “Ben sizinle beraberim. kelimesinden almıştır. O halde. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.

(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. ıslık çalıp el çırparlardı. Yine bilin ki. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi.Onların. pis olanı temizden ayırmak. 98 ve ilgili dipnot.0 26.Hani onlar. Şüphe yok ki. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez.İşitmedikleri halde. ellerine birer kılıç verelim. 25. 33.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman. 28. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. Allah. 27. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. Öldürmek kesin çözümdü. Allah kişi ile kalbi arasına girer. Toplantıda. Allah da tuzak kuruyordu. 35. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere. Bakınız: Nisâ sûresi.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. “Allah’ın. “işittik” diyenler gibi de olmayın. Bu. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar. elbette onlara işittirirdi.” Bu görüş kabul edilince. 54 ve ilgili dipnot. âyet.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. sizi bağışlar. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. 20. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken.Peygamber. “Dâru’n-Nedve’de toplandılar. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. . 37.0 31. “Duyduk.Peygamber’in hapsedilmesi. kendi yatağına Hz. Onlar tuzak kuruyorlar. dilsizlerdir. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. “Ey Allah’ım. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. Âyette söz konusu edilen tuzak. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken.Peygamber’e haber vermişti. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı. Hz. Hz. 30. Müşrikler. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. Böyle yaparsak. Şüphesiz.19.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. Allah büyük lütuf sahibidir. âyet. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. 24. Hz. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. 22. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. onun huzurunda toplanacaksınız. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.Ali’yi yatırarak Hz. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. Bu âyette.0 Derken Allah sizi barındırdı. 29. 23. Fakat onların çoğu bilmez. işte müşriklerin bu planıdır. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. 21. Eğer dönerseniz biz de döneriz.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. 34.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır. 32.0 36. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. Cebrail durumu Hz.

Hepsi de zalim kimselerdi.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. Artık onlar iman etmezler.Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. kendileriyle antlaşma yaptığın. onlar uzak tarafında. 50.Eğer onları savaşta yakalarsan. 43. yoksullara ve yolculara aittir. Şüphesiz Allah. 0 0 0 Âyette. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. olacak bir işi gerçekleştirsin. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse.Şüphesiz Allah katında. hakkıyla bilendir. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah. Ben Allah’tan korkarım.Bilin ki. Melekler. Çünkü Allah hainleri sevmez. 56. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 44.Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.38. yaşayan da açık bir delille yaşasın. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki).Onlar. Çünkü o. azabı çetin olandır. mutlaka ben de size yardımcıyım. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. 45.” demişti. gerisin geriye dönüp. hüküm ve hikmet sahibidir.(Ey kafirler!) Bu. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin).(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan. 51. Eğer Allah’a. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. 123-124. bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. 53. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. Sabırlı olun. 55.9. elbette hakkıyla işitendir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. geçmiş günahları bağışlanır. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. kervansa sizin aşağınızdaydı. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. cezası çetin olandır” demişti. hakkıyla bilendir. 59. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki.Bunların durumu. O ne güzel yardımcıdır! 41. Bütün işler Allah’a döndürülür. 46. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir. âyet. 48.Şımarıp böbürlenmek. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır.0 39. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan). “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. 8.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. 54. inkar edenlerdir.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. O ne güzel dosttur. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. 42. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. onun yakınlarına. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. devletiniz elden gider. 40. ölen açık bir delille ölsün. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah. Peygamber’e. Bakınız: Enfâl sûresi.Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. 58. yetimlere. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. 47. 49. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. âyet. “Ben sizden uzağım. 52. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok.İnkar edenler. 57. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün.Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar. Allah. .

Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. O. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. hüküm ve hikmet sahibidir. 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Bunun üzerine bu âyet indi. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. işte onlar gerçek mü’minlerdir. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. Hz. “Bunlar senin kavmin ve akraban. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. İman edip hicret etmeyenlere gelince. Peygamber. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Onlardan fidye al. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. Allah hakkıyla bilendir. Allah’ın kitabınca.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Ömer ise. Tövbe edebilirler.60. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah çok bağışlayandır. Nihayet. hüküm ve hikmet sahibidir. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Allah sabredenlerle beraberdir. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. Onları öldürme. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. onların velayetleri size ait değildir. . Hz. ihlas. çok merhamet edendir. Hz. Ebu Bekir. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Çünkü o hakkıyla işitendir. hüküm ve hikmet sahibidir. işte onlar da sizdendir. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. öldürülmelerini teklif etmişti. çok merhamet edendir. Onlarla Allah’ın düşmanını.63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. 62. Size zulmedilmez. 65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. yardım etmek üzerinize borçtur. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. hicret edinceye kadar. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. hakkıyla bilendir. 75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. işte onlar birbirlerinin velileridir. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. hakkıyla bilendir. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. 61.

Ama yüz çevirirseniz.15 Onlarla savaşın ki. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. 12. Allah içinizden. âyetten almıştır. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. 17 Allah’a ortak koşanların. elem dolu bir azabı müjdele! 4. kendilerini serbest bırakın.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. ne akrabalık (bağlarını).9. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. 1. Şunu bilin ki. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor.Fakat tövbe edip. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. bu sizin için hayırlıdır. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. 6. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. küfrün ele başlarıyla savaşın. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin. . inkârcıları perişan edecektir. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Eğer tövbe ederler. 14. vazgeçerler.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. şunu iyi bilin ki. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. namazı kılar ve zekâtı verirlerse. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. bu hükmün dışındadır. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın.Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. 7. Allah hakkıyla bilendir. 13. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. 3. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. Sûre adını. çok merhamet edicidir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. 0 Haccı Ekber günü. onları rezil etsin. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. Sûrede başlıca. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. 16 Yoksa. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. 11. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. onlara karşı size yardım etsin. hüküm ve hikmet sahibidir. 129 âyettir. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 5. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. siz de onlara dürüst davranın. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. Umulur ki. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Allah’tan. 9. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. Bu. Allah ise. Eğer tövbe ederseniz. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. Yeminlerini bozan. Şüphesiz Allah. onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. Onların antlaşmalarını. 8. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Allah ve Resûlünden. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. İnkârcılara.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. Başında besmele olmayan tek sûredir. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. Hacc-ı ekber gününde0.

Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. oğullarınız. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. bunlar da ancak. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. Bu aylardan Zilkâde on birinci. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. Allah katında büyük bir mükafat vardır. Bilin ki Allah. inkârcıların cezasıdır. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. işte onlar. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. 0 0 Huneyn. hüküm ve hikmet sahibidir. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. Hz. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Haram aylar. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. başarıya erenlerin ta kendileridir. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. İçinizden kim onları dost edinirse. Bu âyetle bir sonraki ayette. namazı dosdoğru kılan. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Artık bu yıllarından sonra. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Bunlardan dördü haram aylardır. aşiretiniz. kazandığınız mallar. bütün dinlere üstün kılmak için. İşte bu. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. eşleriniz.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise.0 Sonra Allah. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. Allah çok bağışlayandır. Hırıstiyanlar ise. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. “İşte bu. Oysa. De ki: “Eğer babalarınız. Sonra Allah. Zilhicce on ikinci. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. kendi katından bir rahmet. .8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. Yahudiler. Hani. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. çok merhamet edendir. Şüphesiz. Allah onları kahretsin. O. Mekke’nin fethinden sonra (H. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. İşte onlar. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor.” Andolsun. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Allah katında ayların sayısı on ikidir. siz de onlarla topyekûn savaşın. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Bu sebeple. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. kardeşleriniz. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. O. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. Ancak. Onlar orada ebedi kalacaklardır. hahamlarını. Eğer yoksulluktan korkarsanız. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Cahiliye devri uygulamasına göre. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Rableri onlara. Allah katında daha üstündür. hürmet edilmesi gereken. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. zalimlerin ta kendileridir. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan.

” Harcamalarının kabul edilmesine. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Cahiliye devrinde. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. “Üzülme. Fakat meşakkatli yol. yalnızca. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. ona bizzat Allah yardım etmişti. O bizim yardımcımızdır. bu onları üzer. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. Eğer başına bir musîbet gelirse. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. “Eğer gücümüz yetseydi. Biz de. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. Onların bu çirkin işleri. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de. Hani o arkadaşına. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Mallarınızla. “Gençler ve yaşlılar olarak”. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. . tercihlerini sapıklıktan. kendilerine süslenip güzel gösterildi. yere çakılıp kaldınız. bir yıl haram sayıyorlar. Gerek yaya olarak. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın. Gerçi onlar. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. Öyleyse mü’minler. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. bir kural olarak ifade edilmektedir. ister gönülsüz olarak harcayın. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. onlara uzak geldi. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. Âyette. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir.” De ki: “Bizim için siz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. inkardan yana kullananların. pek az bir şeydir. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. Allah’ın sözü ise en yücedir.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Onlardan “Bana izin ver. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Haydi bekleyedurun. “Siz kolay da gelse. yalnız Allah’a güvensinler. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. De ki: “Bizim başımıza ancak. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı.” Yine de ki: “İster gönüllü. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. Sana bir iyilik gelirse. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. sizden asla kabul olunmayacaktır. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı.

Allah’ın rızası ise. hüküm ve hikmet sahibidir. Âd ve Semûd kavimlerinin. Allah onlara lanet etmiştir. ebedi olarak kalacakları. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Sadakalar (zekatlar). Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. derler. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. hoşnut olurlar. malları ve çocukları daha fazlaydı. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. İçlerinden. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. zekâtı verirler. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. borçlular. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İşte bu büyük başarıdır. hemen koşarak oraya kaçarlardı. Allah da onları unuttu. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine. büyük bir rezilliktir. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Nûh. kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. “Bize Allah yeter. mü’minlere inanır (güvenir). Oysa onlar sizden değillerdir. Onlara kendilerinden öncekilerin. (Ey münafıklar!). Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. kalplerinde olan şeyleri. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. zekât toplayan memurlar. düşkünler. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. O. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. kadın münafıklara ve kafirlere. Sırf. hüküm ve hikmet sahibidir. siz de tıpkı. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. Allah hakkıyla bilendir.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Onlar için sürekli bir azap vardır. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. Allah’a yemin ederler. diğer bir zümreye azap edeceğiz. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. onlara yeter.” Sizi razı etmek için. Allah erkek münafıklara. iyiliği yasaklarlar. ellerini de sıkı tutarlar. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. İyiliği emreder. siz de (dünya zevkine) daldınız. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. hemen kızarlar. Kendilerine ondan bir pay verilirse. Kötülüğü emredip. . Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki).” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. Onların varacakları yer cehennemdir. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İbrahim’in kavminin. Onlar Allah’ı unuttular. Münafıklar. fasıkların ta kendileridir. kötülükten alıkoyarlar. De ki: “Allah’la. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Namazı dosdoğru kılar. bunların hepsinden daha büyüktür. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Sizden öncekilerin. kendileri için daha hayırlı olurdu. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Şüphesiz münafıklar. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye.

Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. . geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. Artık onların peşini bırakın.” Keşke anlasalardı. onlardan servet sahibi olanlar. Allah ta kalplerini mühürledi. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Artık onlar anlamazlar. senin. kendilerine izin verilsin diye geldiler. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri. Allah’a ve ahiret gününe inanır. Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” şeklinde de tercüme edilebilir. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. Size kesinlikle inanmayız. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Harcayacaklarını. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. Allah hakkıyla bilendir. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez. “Allah’ın. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. az gülsünler. güçsüzlere. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. oturup kalmalarına sevindiler.. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Onlara döndüğünüzde. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin. Siz onlardan razı olsanız bile. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Artık onlar bilmezler. Allah çok bağışlayandır. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Allah hakkıyla işitendir. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı. Allah onları asla affetmeyecektir. size yemin edeceklerdir. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. size mazeret beyan edeceklerdir. Allah onlara. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. çok ağlasınlar. varacakları yer de cehennemdir. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Kazandıklarının karşılığı olarak. İşte bu büyük başarıdır. mallarıyla. Sonra hepiniz. Allah bunlarla ancak. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Kendilerinden razı olasınız diye. De ki: “Mazeret beyan etmeyin.” Yanlarına döndüğünüz zaman. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Bilesiniz ki bu. çok merhamet edendir. Bu. hakkıyla bilendir. Bunlar. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. Çünkü onlar pistir.. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. canlarıyla cihat ettiler. içinde ebedî kalacakları. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. hüküm ve hikmet sahibidir. Sorumluluk ancak.

yumuşak huylu bir kişiydi. babası için af dilemesi. âyet. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. çok bağışlayandır.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere. Münafıklar.) Allah hakkıyla işitendir. rükû’ ve secde edenler. Allah da tertemiz onları sever. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. çok merhamet edendir. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. Onlara iki defa azap edeceğiz. Bunlar. Şüphesiz Allah. Hz. Şüphesiz İbrahim. Artık. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. İşte bu büyük başarıdır. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. mü’minlerden canlarını ve mallarını. Allah bunu Tevrat’ta. 47. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. Rasûlü de. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. İbrahim’in. hamdedenler. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. yapın. hüküm ve hikmet sahibidir. 4. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. tövbeyi çok kabul edenin. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. Şüphesiz Allah. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. İşte asıl bu büyük başarıdır. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). Sonra gaybı da. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Onlar. oruç tutanlar0. Onların mallarından.0 Onun içinde asla namaz kılma. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. Hz. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. Kurmuş oldukları binaları. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. iyilikle onlara uyanlar var ya. . Mümtehine sûresi. Yaptıklarınızı Allah da. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. küfre yardım etmek. Allah onlardan razı olmuş. âyet. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. Biz onları biliriz. günahlarını itiraf ettiler. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. çok merhamet edendir. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. Allah hakkıyla bilendir. Allah onlara içinden ırmaklar akan. Kuba mescidi civarında. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Allah onları rahmetine sokacaktır. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın emrine bırakılmışlardır.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. Çünkü Allah çok bağışlayandır. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Bunlar. çok içli. Şu’arâ sûresi. Diğer bir kısmı ise. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. ibâdet edenler. Ebû Âmir. ondan uzaklaştı. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Yaptıkları bu mescidin. hakkıyla bilendir. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Mü’minleri müjdele. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. onlar Allah yolunda savaşırlar. Doğru yola ilettikten sonra. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. bazı münafıklarca. öldürürler ve ölürler. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. mü’minler de göreceklerdir. âyet. O diriltir ve öldürür. -yakınları da olsalar. ne de bir yardımcı vardır. tövbe edenler. 86. Allah hakkıyla bilendir. Allah bir toplumu saptıracak değildir. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.

onların tövbelerini de kabul etti. Allah onların kalplerini çevirmiştir. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Çünkü onların. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. Malik. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. Herhangi bir sûre indirildiğinde. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. O size çok düşkün.” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. Tebük seferinden sonra Hz. Allah yolunda küçük. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. . onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. yorgunluk. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. ne de ibret alırlar. Allah’ın. “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. O. Ben ancak O’na tevekkül ettim. Rabi’dir. Görmüyorlar mı ki. ashap da onlardan yüz çevirmişti. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. içlerinden. Hilâl b. Allah yolunda çektikleri susuzluk.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. Evet. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. Ümeyye ve Murâra b. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. onların tövbelerini kabul etmiştir. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar). (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez. açlık. İman etmiş olanlara gelince.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Sonra ne tövbe ederler. Şüphesiz Allah. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. yüce Arşın sahibidir. Kalplerinde hastalık olanların ise. Bu âyette. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Hz. inen sûre onların imanını artırmıştır. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Andolsun. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. sonra da sıvışıp giderler. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Bir sûre indirildi mi.

Sûrede. 109 âyettir. gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. . (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. nasıl davranacağınızı görelim diye. şerri de acele verseydi. İşte biz. Rabbiniz Allah’tır. O. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. yapmakta oldukları şeyler. âyetlerini. Sonra. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. 7. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. Eğer Rabbime isyan edecek olursam. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler.10. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. 4. hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. O. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. güneşi bir ışık (kaynağı). Kafirlere gelince. O'nun izni olmaksızın. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Onlar zaten inanacak değillerdi. Elif. inkar etmekte olduklarından dolayı. bize kavuşmayı ummayanları. âyetler Medine döneminde. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Eğer Allah insanlara. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah da size onu bildirmezdi. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. hiç kimse şefaatçı olamaz. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. gerek otururken. Bunların oradaki duaları. elbette büyük bir günün azabından korkarım. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. kudret ve hakimiyet tahtı. varacakları yer ateştir. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. O halde O'na kulluk edin. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. 2. 3. Lâm. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. dualarının sonu ise.YÛNUS SÛRESİ 40. 5. Râ. gerek yan üstü yatarken. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. Sûre. aralarındaki esenlik dilekleri. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır. Rableri onları imanları sebebiyle.95 ve 96. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. Arş. İşte o haddi aşanlara. 6. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır.94. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. ben size onu okumazdım. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. Andolsun. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. sınırsız kudret makamı demektir.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. İçlerinden bir adama. Yûnus. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o. insanları uyar ve iman edenlere.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. “selâm”.

“Onlar artık imana gelmezler” sözü. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.0=dip(10. sırf kendi aleyhinizedir. Bekleyin. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. sonra ayrılığa düştüler. yücedir.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. “Siz de. Sanki yüzleri. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. . Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır.3)>3 3 3. bunları. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. başlangıçta yaratmayı yapacak. 210 :423:" 1211 1636 O. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. İşte onlar cehennemliklerdir. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. eğer bizi bundan kurtarırsan.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). sonra da Allah’a ortak koşanlara. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. işte böylece gerçekleşmiştir. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. Kötü işler yapmış olanlara gelince. Oysa zan. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. De ki: “Siz.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. sonra onu tekrar eder. Onlar orada ebedî kalacaklardır. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. ne de bir zillet. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. İşte düşünen bir toplum için. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. kendilerine ne zarar. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki. Sonunda dönüşünüz bizedir. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar.” Öyle ise. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. Dünya hayatının hâli. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği.

Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. yalnız bunlarla sevinsinler. Fakat sağırlara. için için derin bir pişmanlık duyarlar. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Fakat körlere. göklerdeki her şey.” De ki: “Allah’ın size indirdiği. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. Her ümmetin bir peygamberi vardır. yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. fakat insanlar kendilerine zulmederler. Ne yerde. 34. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. ancak ona döndürüleceksiniz. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Onlar üzülmeyeceklerdir de. ben kendime bile ne bir zarar. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim). sizin işiniz de size. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. sizin de. . siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. aralarında tanışırlar. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. zerre ağırlığınca. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Onların eceli geldi mi. Allah’ın va’di haktır. O diriltir ve öldürür. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. hele akılları da ermiyorsa.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. Sonra da zulmedenlere. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. âyet. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. o zalimlerin sonu nasıl oldu. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. hele gerçeği görmüyorlarsa. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Bilesiniz ki. (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar.”0 De ki: “Söyleyin bakalım. Hayır öyle değil. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Azabı gördüklerinde. Bu. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. De ki: “Allah dilemedikçe. Her milletin bir eceli vardır. ne de fayda verme gücüne sahibim. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. de ki: “Benim işim bana aittir. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. Bilesiniz ki. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. yerdeki her şey Allah’ındır.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. bir kısmını helâl. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. De ki: “Evet. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır. Onlar. Fakat onların çoğu bunu bilmez. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. ne de gökte. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. Sonra.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. Yine bilesiniz ki. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. Bunda hiçbir şüphe yoktur. kendini kurtarmak için onu fidye verir. indirilmiştir. Bak. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

Sonra dönüşleri bizedir. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. “Şüphesiz bu. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Bilesiniz ki göklerde kim var. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. Mûsâ’ya ve kardeşine. yerde kim varsa. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver.” Firavun. O her bakımdan sınırsız zengindir. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz.” Onu yine de yalanladılar. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. Nûh’un haberini onlara oku. Suçluların hoşuna gitmese de. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. hakkıyla bilendir. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. ahirette de onlar için müjde vardır. “Her ikinizin de duası kabul edildi. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. Mûsâ: “Size hak gelince. Bana müslümanlardan olmam emredildi. Çünkü bütün güç Allah’ındır. Sonra da. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. hep Allah’ındır. Mûsâ. Bak. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. âyet. O. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa. ancak Allah’a aittir. gündüzü ise aydınlık kılandır. Göklerdeki her şey. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. Ey Rabbimiz. İşte bu büyük başarıdır. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. 103-140. Benim ücretim. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. apaçık bir sihirdir” dediler.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. O. “Allah bir çocuk edindi” dediler. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). . Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. iflah olmazlar!” dedi. Onlara apaçık mucizeler getirdiler.” Allah da. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. Namazı dosdoğru kılın. Ey Rabbimiz. yerdeki her şey onundur. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. O hakkıyla işitendir. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. bundan uzaktır.

Firavun da. Eğer böyle yaparsan. 108 De ki: “Ey insanlar. Allah.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. . hiçbir kimse iman edemez. Ben de müslümanlardanım” dedi.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. 96. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. 94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. çok bağışlayıcıdır. 102 Onlar sadece. bilin ki ben. 104 De ki: “Ey insanlar. Andolsun ki.” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.97 Şüphesiz. keşke (azabı görmeden) iman edip. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. bir baksanıza. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. Şüphesiz ki. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. O. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. O’ndan başka giderebilecek yoktur. arkandan geleceklere ibret olman için. 93 Andolsun. bil ki onu. inananları da kurtaracağız. Eğer sana bir hayır dilerse. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. 92 Biz de bugün bedenini. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. sana Rabbinden hak gelmiştir. Nihayet boğulmak üzere iken. derhal onları takibe koyuldu. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak.” 105. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. O. çok merhamet edicidir. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. kurtaracağız. 98 Yûnus’un kavminden başka. insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. Ben sizden sorumlu değilim. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. 99 Eğer Rabbin dileseydi. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik.

bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.11. sonra bunu ondan çekip alırsak. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Sûre. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. Gruplardan her kim onu inkar ederse. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse. 54. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. Sûrede başlıca tevhit. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. âyetleri. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. Bismillahirrahmânirrahîm 1.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. Allah ise her şeye vekildir. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. O’ndan gizlenmek için. orada boşa gitmiştir. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. sağlam ve açık) kılınmış. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. O. elbiselerine büründükleri zaman bile. İyi bilin ki. peygamberlik. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. Eğer yüz çevirirseniz. Fakat sen. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. rızkı Allah’a âit olmasın. İyi bilin ki onlar. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. Fakat insanların çoğu inanmazlar. Buna göre âyette. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. 123 âyettir. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. Ondan hiç şüphen olmasın. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. her şeye hakkıyla gücü yetendir. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. Dönüşünüz ancak Allah’adır. (Dünyada) yaptıkları şeyler. açığa vurduklarını da bilir. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. (Ey Muhammed!) Belki de sen. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır. Andolsun. . Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. O.0 Bu Kur’an. Çünkü O. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da.2 Elif Lâm Râ. Allah onların gizlediklerini de. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Şüphesiz o. Yine iyi bilin ki. İşte onlar. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. ancak bir uyarıcısın. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. azap onlara geleceği gün. âyet. ateş onun varacağı yerdir. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz.

“Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben. “Biz.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım. öğüdüm size fayda vermez.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. Nihayet emrimiz gelip. biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. O.” Nûh dedi ki: “Onu size. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de.” Ama. hem de görmüyorlardı.” Ben size öğüt vermek istesem de. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. İşte bunlar. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”.0 (Nûh).” dedi. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. âyetine bakınız. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. çok merhamet edendir. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince. Eğer doğru söyleyenlerden isen. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. demiyorum. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. suçum bana âittir. Sizin hor gördüğünüz kimseler için. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz.” Artık. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Bu iki zümrenin durumu. İman edip. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. “Binin ona. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım. gaybı da bilmem. onu istemediğiniz halde. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme. Biliniz ki. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. O halde. işte onlar cennetliklerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. onunla alay ediyorlardı. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle. siz ona karşı kör kalmışsanız. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. . Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. artık hiç kimse iman etmeyecek. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir.

0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. hem bu dünyada. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. bizimle beraber sen de bin. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Çünkü yeryüzü. sonra da bana göz açtırmayın. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. sonra ona tövbe edin ki.55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni. 47 Nûh. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Şüphesiz Rabbim. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir. bütün canlıların.” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Rablerini inkâr etti.” 49 İşte bunlar. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. hem benim. iş bitirildi. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. Biliniz ki Âd kavmi. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. ilahlarımızdan biri fena çarpmış. Ona kötülük dokundurmayın.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. Daha bir takım ümmetler de olacak ki. onun perçeminden tutmuş olmasın. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Nûh. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır. Bu emanetin. Siz. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. sonra da ona tövbe edin. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. sadece iftira ediyorsunuz. Bırakın onu. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu. tahribi değil. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. bilin ki ben. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. 56 “İşte ben. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. “Yavrucuğum. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. Onun yaptığı. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Allah. Siz de şâhit olun ki. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. “Ben. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.” 58 Helâk emrimiz gelince.” 46 Allah. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. ancak beni yaratana âittir. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Onları ağır bir azaptan kurtardık. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer.42 Gemi. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan. Allah’ın insana bir emanetidir. her şeyi koruyup gözetendir. Senin va’din elbette gerçektir. 43 O. Biz sana iman edecek de değiliz.” 54. Nûh. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. benimle gönderileni size tebliğ ettim. iyi olmayan bir iştir.” 0 0 Âyetin bu kısmında.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. . Su çekildi. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. Benim ücretim. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. O halde sabret. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.

kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. 73 Melekler. elçilerimiz (melekler). Sabah yakın değil midir?!” 82. “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. Ancak karın müstesna.) İşte bu.” dediler. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. O. yalanlanamayacak bir tehdittir. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir. çünkü biz Lût kavmine gönderildik.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. şanı yücedir. 69 Andolsun. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum. hüküm ve hikmet sahibidir. 74 İbrahim’in korkusu gidip. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. İçinizden kimse ardına bakmasın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. (Bu sözleri duyunca) güldü.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi. İshak’ın arkasından da Yakûb’u. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap. Burada Lût Peygamber kavmini. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. Ona da İshak’ı müjdeledik. onun başına da gelecektir.. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. .” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. Onlar sana asla ulaşamayacaklar.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. (Onu bırak. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. 72 Karısı. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. Bunlar zalimlerden uzak değildir. (Sonra helak olacaksınız. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum.65 Derken onu kestiler. Dediler ki: “Korkma. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Nûh kavminin veya Hûd kavminin. 78 Kavmi. 76 Elçilerimiz. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır..

ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır.97 Andolsun. 98 Firavun. insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. hem bu dünyada. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir. Bu âyet. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. Onlar sadece.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Gündüzün iki tarafından maksat. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. O’na sırt çevirdiniz. Yoksa size de ateş dokunur. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. elbette aralarında hüküm verilirdi. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. 110 Andolsun. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. sonra ona tövbe edin. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. 95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Ancak Rabbinin dilemesi başka. 113 Zulmedenlere meyletmeyin. Onları sana anlatıyoruz. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. Bu. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. öğüt alanlar için bir öğüttür. yıkılıp gidenler de. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. katımızdan bir rahmetle kurtardık. Onlardan ayakta duranlar da var. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. Gözleyin. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. 106 Mutsuz olanlara gelince. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. . hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. namaz vakitlerini göstermektedir. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. 103 Şüphesiz. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. 96. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Bu. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. Bu. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. mutlu (cennetlik) olanlar da. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Sonra size yardım da edilmez.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. cehennemdedirler. 101 Biz onlara zulmetmedik. çok sevendir. 108 Mutlu olanlara gelince. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. 107 Onlar.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” 94 (Azap) emrimiz gelince.

Bunlarda. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. biz de bekleyeceğiz. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu. Rabbinin. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir.117 Rabbin. 3. Bütün işler ona döndürülür. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. âyet. Zaten onları bunun için yarattı.” 122 “Bekleyin. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. onlar ihtilafa devam edeceklerdir. sana hak. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. . hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti. biz de yapacağız. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. 118. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna.

O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. İşte bir oğlan!” dedi. 2. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. insanın apaçık düşmanıdır. 20. 3. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. 10. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. hüküm ve hikmet sahibidir. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. Râ. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.” Onlar da.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. önemli mesajlar verilmektedir. İşte biz. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. 5. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na. Çünkü şeytan. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. . Âyetin bu kısmı. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Lâm. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. 6.0 Biz onu. 8. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. 9. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi.0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. “Yûsuf’u öldürmeyin. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Şüphesiz biz onu koruruz. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. “Elif.12. sana tuzak kurarlar. 14. 16. Artık bana düşen. 12. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. 18. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde. Zaten ona değer vermiyorlardı. 19. Elif Lâm Râ.” Onlardan bir sözcü. Oysa Allah. “Andolsun.” Andolsun.0 Bunlar. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. Yoksa. Babası. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz. 4. 15. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. 13. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. O'nu ucuz bir fiyata. 22.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Allah işinde galiptir. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. 111 âyettir. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Hani Yûsuf babasına. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. birkaç dirheme sattılar. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. 21. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. güneşi ve ayı gördüm.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. apaçık Kitabın âyetleridir. güzel bir sabırdır. 17. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. onların yaptıklarını biliyordu. 11. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. 7. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Bir de üzerine. Bu âyet.

” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. Bu. ancak şerefli bir melektir” dediler. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve. 30. bana iyi baktı. Biri.23.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi. 37. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum.” Yûsuf. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. . Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. 24. yedi zayıf ineğin yediğini. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. çünkü o (kocan) benim efendimdir. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu. Bize bunun yorumunu haber ver. “Çık karşılarına” dedi. Çünkü o. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. Andolsun. 46.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. 35. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. Kral. Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. 43. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir.) sen de günahının bağışlanmasını dile. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. O ise. Fakat insanların çoğu bilmezler. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. Kadın. Sonra onlar. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. 41.” Yûsuf.” Şehirde bir takım kadınlar. O (Yûsuf) yalancılardandır.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. 40. bu bir insan değil. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. ben ondan murad almak istedim. fakat insanların çoğu şükretmezler. 32.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. 44. 28. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız. kadın doğru söylemiştir. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı. İkisi de kapıya koştular. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. “Aziz’in karısı. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. (Ey Kadın. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar.” “Atalarım İbrahim. 27. “Haşa! Allah için. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. 38. 45. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. siz kadınların tuzağıdır. 39. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. dedi. “Allah’a sığınırım. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. (Zindana varınca). hakkıyla bilendir. 42. “Ben size onun yorumunu haber veririm.) biriniz efendisine şarap sunacak. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. Ben. İshak ve Yakub’un dinine uydum. Şüphesiz ki o. hakkıyla işitendir. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. “Ey Rabbim! Zindan bana. Diğeri. “Efendinin yanında beni an”. birkaç yıl daha zindanda kaldı. O. 36. 31. Bu. beni hakkında kınadığınız kimsedir. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. İşte en doğru din budur. “Ben de rüyamda başımın üzerinde.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. doğru söyleyenlerdendir. 33. 25. O (Yûsuf) ise. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. 29. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir.” Yûsuf. rüyamı bana yorumlayın” dedi. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. 26. Andolsun. 34.

” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. “Şimdi gerçek ortaya çıktı. 60. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. o.47. 53. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. 67. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. 50. 71. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Yûsuf onları tanıdı. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam.” Kral. “Onun hakkında size ancak. Ondan ben murad almak istedim. 69. Görmüyor musunuz. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. ahiret mükâfatı. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.” Yûsuf. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. 56. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Ona güvencelerini verdiklerinde.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. Yakub onlara. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Aziz’in. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. 0 Tevekkül. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. yokluğunda. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. biçtiklerinizi başağında bırakın. 63. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. “Ben nefsimi temize çıkarmam. Sonra da. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. “Ne yitirdiniz?” dediler. 51. (Yûsuf). Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. “Onu bana getirin.” “Eğer onu bana getirmezseniz. dedi. 62. Aziz’in karısı ise. 54. Onu biz elbette koruruz” dediler. diye sor. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. 48. Hüküm ancak Allah’ındır. ayrı ayrı kapılardan girin. Onu getirene bir deve yükü ödül var. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Ben ona tevekkül ettim.” Onlar. Kadınlar. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. “Haşa! Allah için. 52. .0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir.” Kral kadınlara. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. 64. babalarına döndüklerinde. Kral. Fakat insanların çoğu bilmezler. 72. 61. Elbette ki. 65. 68. Babaları. “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. 70. Böylece Yûsuf’a. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. “Onu bana getirin” dedi. Ben buna kefilim” dediler. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. 59. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. onu özel olarak yanıma alayım”. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. 58. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. çok merhamet edendir” dedi. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. Onlar. 57. 55. Şüphesiz o. 49. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. 66. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. “Benim böyle yapmam. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi.

kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Çünkü O. Dediler ki: “Allah’a andolsun. 97. Ancak Allah’ın dilemesi başka. 92. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. “Ben size. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. 82. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. hırsızlığın cezası nedir?” dediler.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Allah tarafından. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. bu da kardeşim. 99. “Allah’a yemin ederiz ki. Ondan ümitlerini kesince. hükmedenlerin en hayırlısıdır. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Allah sizi bağışlasın. 80. 94. Onlar da. Çünkü. O da. Yûsuf. Onun yerine bizden birini alıkoy. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler.” Onlar.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. Rabbim onu gerçekleştirdi. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. “Siz kötü bir durumdasınız. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. 91. Dediler ki: “Allah’a andolsun. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Allah bize iyilikte bulundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. 74. O. O. çok merhamet edendir” dedi. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. “Yoksa sen.” Yakup. Gerçekten biz suç işlemiştik. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. hakkıyla bilendir. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. merhametlilerin en merhametlisidir. Onlar. Yakub. 81. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. 100.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. Onlardan yüz çevirdi ve. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. 98. 88. 96. “Ben Yûsuf’um. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. 84. 75. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. 78. Zahiremizi tam ölç. “Bana bunak demezseniz. 77. O artık acısını içinde saklıyordu.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok.73. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. hırsız da değiliz. Yakub. Yakup. 93. 90. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. 87. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları. çok bağışlayandır. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek .” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. Onlar da: “Cezası. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. İçinden. 86. 83. “Eğer yalancı iseniz. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. 79. 95. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. Artık bana düşen. Oğulları. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. 85. Şüphesiz O. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. güzel bir sabırdır. 89. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. sen Yûsuf musun?” dediler. Bunun üzerine Yûsuf. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. 76. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi. ayrıca bize sadaka ver. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. Oğulları.

onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. Azabımız ise. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. âyet. 103. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim. onlara yardımımız geldi de. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. 104. 106. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. 102. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Andolsun ki. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. 110. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. Yeryüzünde dolaşıp da. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. 107. 111. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. hakkıyla bilendir.101. 109. 108. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. 0 Müşrikler. memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik.) . Şüphesiz O. 3.” İşte bu (kıssa). gayb haberlerindendir. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.” Biz senden önce de. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte. 105. Allah’ın şanı yücedir.

peygamberlik. ağzına ulaşmayacağı halde. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. 9.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. Bir de senden. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. fakat insanların çoğu inanmazlar. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Şüphesiz bunlarda. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. sonra Arş’a0 kurulan. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. 4. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. Göklerde ve yerde kim varsa. Elif Lâm Mîm Râ. Halbuki O. De ki. gaybı da. Allah. 15. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. âyetine bakınız. 43 âyettir. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. her işi (hakkıyla) düzenler. Allah. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. Çok büyüktür. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. 12. cansız.0 Şüphesiz ki. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. ekinler. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. kudret ve hakimiyet tahtı. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. 10. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Şüphesiz Rabbin. Gerçek dua ancak O’nadır.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. üzüm bağları. tıpkı bunun gibi cansız. O. O. bir kavme kötülük diledi mi. artık o geri çevrilemez. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Allah’ın emriyle onu korurlar. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. görülen âlemi de bilendir. Sen ancak bir uyarıcısın. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. O. her dişinin neye gebe olduğunu. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. 14. 5. Allah. 13. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Eğer şaşacaksan. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. 5 Bu âyette puta tapanlar. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. .13. 16.0 O geceyi gündüze bürüyor. Sûre adını. 11. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. 6. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. Her şey onun katında bir ölçü iledir. 8. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. çok yücedir. 13. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki. 2. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. yeri yayıp döşeyen. sınırsız kudret makamı demektir. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. bazan ayrı çiçeklerde. orada dağlar. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İnkâr edenler. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. yürütür. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. azabı çok şiddetli olandır. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. O. nehirler meydana getiren. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. asıl şaşılacak olan onların. Arş. 7.

Köpüğe gelince sönüp gider. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. İnanan ve salih amel işleyenler için. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. 30. işte lânet onlara. 34. Allah’a ortaklar koştular. 26. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. ne de bir koruyucu. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. 18. . De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. Onlar. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. Biliniz ki. 21. İman edenler anlamadılar mı ki. (dilediğine de) kısar. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. 25. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır. 22. mutlak hakimiyet sahibidir. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. 32.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. 36. namazı dosdoğru kılan. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.17. birdir.” O.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. benim Rabbimdir. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Onlar. İşte Allah. 33. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. 23. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır.” Onlar. Ona uymayanlar ise. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. İşte Allah böyle misaller verir. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. 27. 24. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. sonra da onları yakalayıverdim. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. O. De ki: “O. Andolsun. 19. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. Allah rızkı dilediğine bol verir. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. (Ey Muhammed!) Böylece seni. hak ile batıla böyle misal getirir. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. 29. Atalarından. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. dönüşüm de yalnız O’nadır. 31. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. 37. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. Onlar. Bu sonuç da Adn cennetleridir. 35. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. Varacakları yer de cehennemdir. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. Halbuki dünya hayatı. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. 20. İnkar edenlerin sonu ise ateştir. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. 28. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır.

İnkar edenler.” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi. her nefsin kazandığını bilir.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. Onlar. “Sen peygamber değilsin” diyorlar. Hesap görmek ise bize aittir. senden önce de peygamberler gönderdik. Andolsun. . Allah dilediğini siler. hesabı çabuk görendir. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. 43. dilediğini de sabit kılıp bırakır. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. âyet. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. O. O. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. 41. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. 39. 42. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. 4. 40.38. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Onlara da eşler ve çocuklar verdik.

Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Hüsranın ardından da cehennem vardır.” İnkar edenler peygamberlerine. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer.” Sizden önceki Nûh.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. peygamberlere iman. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. İşte bu derin sapıklıktır. Hani Mûsâ kavmine. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. dilediğini de doğru yola iletir. Bu. Allah dilediğini saptırır. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. O mutlak güç sahibidir. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. “Allah’ın size olan nimetini anın. İçinde Hz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. 52 âyettir. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. mutlak güç sahibi ve övgüye layık. Andolsun. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. Orada kendisine irinli su içirilecektir. “Andolsun. Şüphesiz bunda çok sabreden. Firavun ailesinden kurtarmıştı. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. . Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. övgüye layık olandır. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder.14. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Biz her peygamberi. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri.0 Bu Kur’an. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. Onlar. Hani O sizi. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. Mûsâ’yı da. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. hüküm ve hikmet sahibidir. Âd. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. çok şükreden herkes için ibretler vardır.

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. çok merhametlidir. 12 O. “Öncekilerin masalları” dediler. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. onların gizlediklerini de. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. 19 Allah gizlediğinizi de. göklerden sizin için su indirendir. 128 âyettir.” 0 Âyetin bu cümlesi. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. yüklendikleri ne kötüdür. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Şüphesiz Allah. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. yücedir. hurma ağaçları. Dikkat et. 14 O. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. 2 Allah. 6 Onları akşamleyin getirirken. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. 8 Hem binesiniz diye. Sûrede başlıca. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır.0 10 O. 11 Allah o su ile size. “en-Nahl” bal arısı demektir. “Benden başka ilah yoktur. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. Artık onun acele gelmesini istemeyin. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. açığa vurduklarını da bilir. Allah’ın azabı binalarını. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Sûre. O. 3 Allah. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. gündüzü. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. Allah. çok bağışlayandır. 7 Onlar ağırlıklarınızı. hem de süs olarak atları. Yolun eğrisi de vardır. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. 17 Şu halde yaratan. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. geceyi. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. ekin. İçilecek su ondandır. vahiy. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. 15. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. Hem de onlardan yersiniz. zeytin. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. . çok merhamet edendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. O. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir.16. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. yolunuzu bulmanız için de nehirler. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. 23 Şüphe yok ki Allah. katırları ve merkepleri de yarattı. büyüklük taslayanları hiç sevmez. Böyle iken bakarsın ki o. adını 68. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. açığa vurduğunuzu da bilir.

İnsanlara. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. O.. Hayır diriltecek! Bu. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Andolsun biz.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler.. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. ancak tek ilahtır. Fakat insanların çoğu bilmezler. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. ona. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Yahut da. çok merhametlidir. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi. İtaat de daima O’na olmalıdır. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. yerdeki her şey O’nundur.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik.” Göklerdeki her şey. Onlar. “Hayır indirdi” derler. “Allah’a kulluk edin. bir de bakarsınız. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. her ümmete. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. Onlar. ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. âyet. Âyetin son cümlesi. Onların yardımcıları da yoktur. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. Keşke bilselerdi. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. O da hemen oluverir. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. Senden önce de ancak. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. O halde yalnız benden korkun.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. .” “Haydi. 256. “ol” dememizdir.

Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. ne de öne geçebilirler. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. Eğer Allah. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Sana kitabı. Bu. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Böylece Allah. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. Allah sizi yarattı. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. Şükredesiniz diye size kulaklar. Allah. canlarının istediğini. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. hiçbir şeye gücü yetmez. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. Allah’a andolsun ki. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. . Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. Allah sizi. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. İçinizden kimileri de. onların yünlerinden.kendilerine ise. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Allah. Onların çoğu kâfirlerdir. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Onda insanlar için şifa vardır. gözler ve kalpler verdi. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. fakat onların çoğu bilmezler. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. Şimdi onu. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. O. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. mutlak güç sahibidir.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. efendisine sadece bir yüktür. Onlar.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Allah. Allah’ın nimetini bilirler. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Onlar. Sonra sizi öldürecek. O. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Onlardan biri. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a andolsun. sonra da inkâr ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.

Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. Elbette sabredenlere. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. Yalanı. şeytanın. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. O. yakınlara yardım etmeyi emreder. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Eğer bilirseniz. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Kur’an okuduğun zaman. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. Fakat O. Şeytanın hakimiyeti. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. Bu.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. yalancıların ta kendileridir. kalplerini. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir. doğru yolu gösteren bir rehber. Allah dileseydi. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. dilediğini de doğru yola iletir. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. Erkek veya kadın. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. her şey için bir açıklama. adaleti. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. O zalimler. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Allah katında olan ise kalıcıdır. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. kim mü’min olarak iyi iş işlerse. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. Hayır. iyilik yapmayı.onlar Peygamber’e. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. Şüphesiz Allah.0 Gerçek şu ki. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. . bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. İşte onlar. Allah’ın. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. sizi tek bir ümmet yapardı. İşte onlar. Peygamberin de. Müşrikler. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Sana bu kitabı. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. onların çoğu bilmezler.” Andolsunki biz onların. Antlaşma yaptığınız zaman. hayasızlığı. dilediğini saptırır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. Sizin yanınızdaki tükenir. Hiç şüphesiz onlar. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

âyet. ahirette de salihlerdendir. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. elbette bu. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. O. Andolsun. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. çok merhamet edendir. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. Şüphesiz. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. Şüphesiz Allah. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Eğer sabrederseniz. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. Cumartesi gününe saygı. çok merhamet edendir. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. 0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi.0 Şüphesiz İbrahim. Sonra. Allah’a karşı yalan uydurmak için. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. Sonra da sana. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. Şüphesiz Rabbin. cahillik sebebiyle kötülük yapan. Allah’ın nimetine şükredin. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. şüphesiz ki Rabbin. “Şu helâldir”. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. çok merhamet edendir. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Allah’a ortak koşanlardan değildi. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. hakka yönelen bir önder idi. Şüphesiz o. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. 173. O. Allah’a itaat eden. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. kan. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. âyet. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. 17-18. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. sabredenler için daha hayırlıdır. Onlardan yana üzülme. kurtuluşa eremezler. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. hikmetle. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. “Şu haramdır” demeyin. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. . Ona dünyada iyilik verdik. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Allah size ancak leş.

0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. âyetler ile 73-80.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. o çok şükreden bir kuldu. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik.17. biz de (cezaya) döneriz. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde.32. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır.33 ve 57. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek. 8 9. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır.. -bizce mahiyeti bilinmeyen. hakkıyla işitendir. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. hakkıyla görendir. Her insanın amelini boynuna yükledik. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Hz. ancak kendisi için bulmuştur.. Sûre. İsrailoğullarına bir rehber yaptık.” şeklinde de tercüme edilebilir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Peygamberimizin mucizelerindendir. Hiçbir günahkâr.. yüzünüzü kara etsinler. Hz. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler. Peygamberin bir gece. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. Âyet hıristiyanların. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır.İSRA SÛRESİ 26.. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Biz. . İnsan çok acelecidir. 111 âyettir. Hz. Mîrac yolculuğunda. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş. âyetler Medine döneminde. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Bu sebeple. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.bir binite bindirerek. Bu.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. Âyetin bu kısmı “. Kim doğru yolu bulmuşsa.0 Kıyamet günü kendisine. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. sayınızı daha da çoğalttık. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. Biz. Hiç şüphesiz o. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince. Eğer yine eski duruma dönerseniz. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. Peygamber’e. Kim haksız yere öldürülürse. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. onlara da. Hz. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. Rabbinin lütfundan her birine. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. Rabbin. onların kimini kimine üstün kıldık. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. Onları da. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. Bu âyet-i kerimede. verdiğiniz sözü de yerine getirin. Akrabaya.. o takdirde o ilahlar. O. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. yücedir.0 Şüphesiz Rabbin. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.0 Andolsun biz. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. bunlara da veririz. Allah’ın. Eğer siz iyi kişiler olursanız. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı. onlara tatlı ve güzel söz söyle. büsbütün eli açık da olma. Allah ile birlikte başka ilah edinme. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. sizi de biz rızıklandırırız. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. kelime kelime tercüme yerine. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. Âyette. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. doğru terazi ile tartın. Bunlar.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir.0 Allah. Çünkü o. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Eğer onlardan biri. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı.. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Bak nasıl. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. “Elini boynuna bağlama. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. boyca da dağlara asla erişemezsin. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. Çünkü kulak. üstünlükler daha büyüktür. Bu daha hayırlı. her türlü eksiklikten uzaktır. onları azarlama. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. Rüştüne erişinceye kadar. o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. biz onun velisine yetki vermişizdir. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa.” . Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. göz ve kalp. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. sonuç bakımından daha güzeldir. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. Çünkü O. sakın onlara “öf!” bile deme. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. onların söylediklerinin ötesindedir. Biz âyeti. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.0 Eli sıkı olma. Haklı bir sebep olmadıkça. Zinaya yaklaşmayın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. fakat saçıp savurma. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Bu ayet genellikle kelime kelime.

Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. İşte bu. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. “Hiç ben. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. dilerse azap eder. çok bağışlayandır.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Hatta. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlar. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. O. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat. Dâvûd’un ulaştığı şeref. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. Hz. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. Hz. yalnız Allah kalır. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. pek azı hariç. Artık (doğru) yolu bulamazlar. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. git”. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. azabından korkarlar. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Çünkü şeytan aralarını bozar. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. Andolsun. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. . ancak.” Onların yalvardıkları bu varlıklar. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. Zaten insan çok nankördür. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. size karşı çok merhametlidir. “Muhakkak Rabbin. Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. siz onların tespihlerini anlamazsınız. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. (yine de diriltileceksiniz. Biz onları korkutuyoruz.0 Hani meleklere. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun. onun soyunu. Fakat bu. Onun rahmetini umarlar. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Şüphesiz O.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. âyet. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. Ancak. mühlet verir).” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca.” Allah şöyle dedi: “Çekil. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. Hani sana. kulaklarına da ağırlık koyarız. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Kur’an okuduğunda. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. 25. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar.0 Bizi.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. “Şüphesiz. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder. Onlara vaadlerde bulun. halîm’dir (hemen cezalandırmaz.

De ki: “Ruh. Zalimlerin ise Kur’an. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız.91. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl.0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. 84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.92. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. . Varacakları yer cehennemdir. Şüphesiz batıl. biz insanoğlunu şerefli kıldık. 73 Onlar. Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. yahut altından bir evin olmadıkça. 75 İşte o zaman sana. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. onları hakkıyla görendir. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. Çünkü sabah namazı şahitlidir. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. 90. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze. amellerin yazıldığı kitaptır. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. 88 De ki: “Andolsun. hayatın da. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik. en doğru yolda olanı daha iyi bilir. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. yolunu daha da şaşırmıştır.” 82 Biz Kur’an’dan. Cehennemin ateşi dindikçe. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık.68 Peki.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. Bir de sabah namazını kıl.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. (insanlar yerine). sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. onlara çılgın ateşi artırırız. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. “güneşin zevali”. doğru yolu bulmuştur. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. karada sizi yere geçirmesinden. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı.” 86 Andolsun. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. batıl yok oldu. öğle ve ikindi namazlarının. 77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bu âyette. Rabbimin bileceği bir şeydir. yahut iddia ettiğin gibi. Onları karada ve denizde taşıdık. aynı sûrenin 13 ve 14. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir.” 89 Andolsun. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.” 81 De ki: “Hak geldi. Size pek az ilim verilmiştir. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. Onları kıyamet günü körler.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. Rabbiniz. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. ancak zararını artırır. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. yok olmaya mahkumdur. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. yahut senin hurmalardan. âyetlerinde söz konusu edilen. yine onun benzerini getiremezler. 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu.

bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Zaten insan çok cimridir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. Şüphesiz.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Hangisiyle çağırırsanız çağırın.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. mülkte ortağı olmayan. biz mi?” dediler. İkisi ortası bir yol tut. taştan su fışkırması. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. çekirge. bunları ancak.” “Rabbimizin şanı yücedir. nihayet en güzel isimler O’nundur. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar.” Namazında sesini pek yükseltme.0 Mûsâ ise. Onlar.” Andolsun. çocuk edinmeyen. Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. kurbağa. kan. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. “Biz bir yığın kemik. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. 0 Hz. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. onların cezasıdır. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. “Hamd. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. Biz Kur’an’ı. Ey Firavun. . daha önce kendilerine ilim verilenler. ister inanmayın. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. “İyi biliyorsun ki. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. De ki: “Ona ister inanın. ister Rahman diye çağırın. çok da kısma. ekin biti. Bu da onların derin saygısını artırır. elinin bembeyaz kesilmesi.

birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. Ayrıca. âyeti ile Hicr sûresinin 97. 8 Biz. dediler. Kimi de şaşırtırsa. Kehf. doğru yolu bulandır. (Bir kısmı) “Bir gün. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. Peygamber’i teselli etmektedir. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. ayrıca Hz.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. Allah’ın mucizelerindendir. ondan başka tanrılar edindiler.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ashab-ı Kehf. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.4 Hamd. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. . Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın. mağara demektir. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. Allah’ın. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Sûre. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri. adını. Şuarâ sûresinin 3. 110 âyettir. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. Allah kime hidayet ederse işte o. sürekli olarak gerçekleştikleri için. 9 Yoksa sen. Rakîm. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. şu kavmimiz. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. 6 Demek sen. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.3. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. 5 Bu konuda ne kendilerinin.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. salih ameller işleyen mü’minleri.15 Kalkıp da. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. ya da bir günden az”. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. “Rabbimiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. 19 Böylece biz. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.) Onları görseydin. Bazı bilginlere göre rakîm. Sûrede temel konu olarak. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. göklerin ve yerin Rabbidir. Şunlar. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. 28. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere.0 14. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. Ondan başkasına asla ilah demeyiz.18. Bu âyette. o halde mağaraya çekilin ki. Bu. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir. (Allah onu).

33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile.. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu. Rabbinizdendir. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. 29 De ki: “Hak. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. bundan daha doğru olana ulaştırır” de. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. . O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. 28 Sabah akşam Rablerine. “Beş kişidirler. Artık dileyen iman etsin. dileyen inkar etsin.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku.” 43 Onun. Yine. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak.” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.” 21 Böylece biz. O ne güzel görür.” 42 Derken bütün serveti helak edildi. Yoksa. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. maden eriyiği gibi. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. Buna dokuz daha eklediler. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. (insanları) onların halinden haberdar ettik ki. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. 0 Bu âyette. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. ondan başka hiçbir dostu da yoktur.” 39. bağların çevresini hurmalarla donatmış. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. (Bazıları). “Allah dilerse yapacağım” de.20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. “Onların üstüne bir bina yapın.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki.. O ne güzel işitir! Onların. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde. yahut kendi dinlerine döndürürler. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. sekizincileri köpekleridir. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. altıncıları köpekleridir” diyecekler. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. sonra bir damla döl suyundan yaratan. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. belki Rabbim bana. Duruma hakim olanlar ise. Zaten onları pek az kimse bilir. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. senin bağından daha iyisini verir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir.

merhamet sahibidir. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. (Ey Muhammed!) Allah’ın. Hayır.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum.. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). onu anlamamaları için. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır. Âyette söz konusu edilen kul. “Andolsun. Rabbinin katında. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. dünya hayatının süsüdür. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. Hani biz meleklere. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. ancak. Kim.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.0 Rabbin. Allah. İnkar edenler ise.)’dır. ya da uzun zaman gideceğim. Onlara. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. kulaklarına da ağırlıklar koyduk.s. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. Şimdi siz. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. Biz. . kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi. Baki kalacak salih ameller ise. Andolsun. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi.. Oysa siz. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. Kitap ortaya konur. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. kalplerine perdeler gerdik. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. onların da çağıracakları. Suçluları. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar.0 Mûsâ ona. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. çok bağışlayıcıdır. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. Mallar ve evlatlar. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız. her şey üzerinde kudret sahibidir. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. Bu. Genç. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. “Sana öğretilen bilgilerden bana.

“Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.” “Çocuğa gelince. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. 96. Fezâil. bunların önünde. âyet. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar.Peygamber. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. Babaları da iyi bir insandı. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. Rablerinin onlara. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. Sonra yine bir yol tuttu.” dedi. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. Orada (kâfir) bir kavim gördü. Zülkarneyn. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. Mûsâ. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Altında onlara ait bir define vardı. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. artık benimle arkadaşlık etme. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Nihayet. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. Bu. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi. anası babası mü’min insanlardı.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. 172) Âyetin son cümlesi. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. biz onu cezalandıracağız. Adam. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez. “Sana. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. “Her kim zulmederse.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. eğitim adabı gibi konular bunlardandır. Onu yaralamak istedim.0 Yine yola koyuldular. Mûsâ.” Derken yola koyuldular. Halk onları konuk etmek istemedi.”0 “O gemi. Güneşin battığı yere varınca. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. İşte senin. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. demedim mi?” dedi. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. İki dağ arasına ulaşınca. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. Adam. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. Âyetlerde söz edilen bu üç olay. Hoşgörülü davranmak. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. Mûsâ. Rabbin. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. Mûsâ. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. Adam hemen o duvarı doğrulttu. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. Adam.0 Yine yola koyuldular. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti. Sonra o Rabbine döndürülür. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu.” “Böylece. şaşılacak bir iş yaptın. İşte böyle. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. . Mûsâ. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. (Müslim.0 Doğrusu. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. çünkü onların ilerisinde.

beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. . Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. bunun üzerine boşaltayım” dedi. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik. 98 Zülkarneyn. içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır.108 Şüphesiz. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. Oradan ayrılmak istemezler. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. 107.101 O gün cehennemi. “Bu. İnkar etmeleri. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da. inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için. böylece amelleri boşa çıkan. 99 O gün biz onları bırakırız. Rabbimin bir rahmetidir.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. 106 İşte böyle. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. 103. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. 97 Artık onu ne aşabildiler. Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak). (Ne var ki) bana. ne de delebildiler.96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi. “Bana erimiş bakır getirin. 100. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”. dalga dalga birbirlerine karışırlar.

“Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. O. Sûre. Biz. “Rabbim. eşinin hamileliği konusunda. 21 Cebrail. âyetler Medine döneminde inmiştir. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. (Konuşmak istedi. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. hiçbir şey değil iken seni de yarattım. Meryem’in. Zekeriyya (a. Bana kendi tarafından. “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. İsa’nın ilah olmadığını. 7-10. Nitekim daha önce. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.” 8 Zekeriyya. 19 Cebrail. “Senden.6 “Gerçek şu ki ben. İsyancı bir zorba değildi.0 12. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır.13. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Hz.0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. 98 âyettir. tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.s. âyet. 20 Meryem. Hz. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra. Rabbinin. Daha önce onun adını kimseye vermedik. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. Saçım sakalım ağardı.” 5. karım ise kısırdır. Allah’ın kudretine delil olmak üzere. .0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. anne babasına iyi davranan bir kimse idi. 15 Doğduğu gün.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16. benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Hz. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Allah da. Rahmân’a sığınırım. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. Onu insanlara bir mucize. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. öyle. burada daha ilginç olan. dedi.0 Bu. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. “Evet. öyle. Sûrede başlıca.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. 18 Meryem. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor. “Senin işaretin.”0 10 Zekeriyya. Allah’tan sakınan. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. 40-41.19.

Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût. beni nimetleriyle kuşatmıştır. Bir resül. bir nebi idi. “Resûl. Şüphesiz. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip.İsa’nın. yeni bir din düzeni olabileceği gibi. İnsanlardan birini görecek olursan. Bu âyet. Mûsâ’yı da an. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. Oysa. iç. uzaktır. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır.162. sizin de Rabbinizdir.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. son derece dürüst bir kimse. Maide sûresi. kimi. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.123. “İsa Allah’ın oğludur”. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. sana. çocukla konuşun diye) ona işaret etti. âyet. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. 110. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir.” İbrahim. Sâffât sûresi. 46.” Bunun üzerine (Meryem. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat. Bu durum. biz! Ancak bize döndürülecekler. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum. âyet.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. 143. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen. yeni bir kitap ve şeriat getiren. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. âyet.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye. onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak. Zira. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. Beni azgın bir zorba kılmadı. nebi de. (Fakat hıristiyan) gruplar. aralarında ayrılığa düştüler. (Bakınız: Şuarâ sûresi. bu tariflerin aksine. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen.” “Doğduğum gün.” Hıristiyanların kimi. Bu. âyet. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). Allah. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. Şüphesiz O. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Annen de iffetsiz değildi. Kitapta.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren. benim de Rabbim. dosdoğru bir yoldur. Onları. Resûl ise. Kur’an-ı Kerim. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti. Gerçekten o. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız. O bundan yücedir. Kitapta İbrahim’i de an. Bu duruma göre nübüvvet. Resül ise.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. mutlaka seni taşa tutarım. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.” “Babacığım! Doğrusu ben.budur. sana gelmeyen bir ilim bana geldi. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. gözün aydın olsun.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. bir peygamber idi. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. mutlak . Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin.” “Beni anama saygılı kıldı. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.” Babası. “İsa bir ilahtır”. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım.

Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır.0 74 Biz onlardan önce.”0 65 (Allah) göklerin. Hz. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. yahut kırk gün gecikmişti. 63 İşte bu. Rahmân’ın. 62 Orada boş söz işitmezler.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.0 0 0 0 0 0 manada. namazı zayi eden. inkar edenler. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. İşte bunlar. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. 82 Hayır! İlahları. Eret. 8. Vâil hakkında inmiştir. 2. yahut öbürünü. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Her ikisi de bir peygamberin. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur.52 53 54 55 56 57 58 Ona. Rabbin unutkan değildir. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. Fakat vahyin gelişi on beş. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun.Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. ashaptan Habbâb b. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. bir nebi idi. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur.0 60. Ashab-ı Kehf. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. 71 . Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. Putların. Onu yüce bir makama yükselttik. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. Allah’tan vahy almak. diye alay etmişlerdi. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. . 81 Onlar. Rabbi terketti”. Vâil’deki alacağını istemiş. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Rivayete göre. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. risalet ise bu vahyin tebliğidir. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. 70 Sonra. 59 Onlardan sonra. Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. cennette altınların. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Âyetin son kısmı. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. 69 Sonra her bir topluluktan. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. Bunun üzerine müşrikler. Âs b. Rabbin için bu. o da. Bir resül. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Müşriklerin. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. Mekkeli müşriklerden Âs b. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. inananlara. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. Kitap’ta İdris’i de an. Hiç.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. İbrahim’in. Şu halde. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar. bir nebi idi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. Onlar cennete. Allah’tan başka ilahlar edindiler. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. “Muhammed’i. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. Önümüzdekiler. sonuç itibari ile de. âyet. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. 67 İnsan. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. Kitap’ta İsmail’i de an.

Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler. 97 Ey Muhammed! Biz.86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. 89 Andolsun. 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye.83 Kafirlerin başına. 94 Andolsun. dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . yer yarılacak. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. 90. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. 88 Onlar. 85.

0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz. yalnızca O’nundur.20. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. “Siz burada kalın.”0 24 “Firavun’a git. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ. âyet.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap. 7 Sen sözü açığa vursan da. 5 Rahmân.” 26 “İşimi bana kolaylaştır. bir kış gecesi. Müddeti tamamlayan Hz.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. Benden başka hiçbir ilah yoktur. En güzel isimler O’nundur. âyet. çünkü o azmıştır. ondan daha gizli olanı da.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 135 âyettir. Hz. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir.12. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl.” 27. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Rivayete göre. Çünkü O. yahut ateşin başında.0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil. 6 Göklerdeki. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. Sûre. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte. Kasas sûresinde (3-42. Hemen ayakkabılarını çıkar. Sûrede. sınırsız kudret makamı demektir. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir.0 11 Ateşin yanına varınca. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce. Mûsâ.” 19 Allah. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar. (Bakınız: Kasas sûresi. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine.” 1 2. Hz.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. gizliyi de bilir. gizlesen de Allah için birdir.” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. Arş’a0 kurulmuştur. 8 Allah. yol gösterecek birini bulurum” demişti.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri. 4-35). orada Hz. Mûsâ. 20 Mûsâ da onu attı. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm. Onunla başka işlerimi de görürüm. Ona dayanırım. . Bir de ne görsün o. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Arş.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim.” 22. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın. kudret ve hakimiyet tahtı. âyetler) genişçe anlatılmaktadır.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak. ben senin Rabbinim. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu.

Çünkü o azmıştır. Firavun ailesine. . üzülmesin diye seni annene döndürdük. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir.” Mûsâ. Selam. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.” “Onunla gücümü artır. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.’ ” “Şüphesiz bize.” Sihirbazlar. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın. hayvanlarınızı yayın. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. Firavun. Andolsun. Bunun için seninle bizim aramızda. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin).” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. bayram günü. doğru yola uyanlara olsun. Mûsâ. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim. gözü aydın olsun. ey Mûsâ?” dedi.” “Firavun’a gidin.” “Öyleyse. “Seni çok zikredelim diye. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.0 (Sana baktı. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. yahut korkar. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım. senin de. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. ablası Meryem. yoksa sizi azap ile yok eder. İşitirim ve görürüm. “Size. bu teklif kabul edildi. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı.” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u. Yiyin.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. Onlara işkence etme. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. Bunun üzerine Firavun ayrılıp.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi.” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. hem bana düşman.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki.” “Onu işime ortak et. Sana da. sonra geldi.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın.” “Seni çok tespih edelim diye”. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. Derken. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. Belki öğüt alır. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu. uygun bir yerde.” Firavun. yeryüzünü size beşik yapan. çünkü ben sizinle beraberim. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi. “Sizin Rabbiniz kim. ey Mûsâ. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca.” “Rabbim. sonra onlara yol gösterendir” dedi.” “Ona yumuşak söz söyleyin. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. “Buluşma vaktimiz. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın.

“Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. işte onlar hemen arkamdalar. 92. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı.” 73 “Şüphesiz ki biz.0 89 Onlar bu heykelin. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. (önce) siz atın” dedi. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Öyle iken Mûsâ. mutlaka göreceksiniz. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Çünkü. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. ne de (güzel bir hayat) yaşar. Samirî de aynı şekilde attı. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. onların yaptıklarını yutsun. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. sensin en üstün olan.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz.” 91 Onlar da. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. acele ederek sana geldim. “Demek. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. Bu konuda aşırı da gitmeyin. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. Mûsâ’nın da ilahıdır. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. “Şüphesiz. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. sözlerine karşılık vermediğini. Orada ne ölür. Yakalanmaktan korkmaksızın.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki.” 70 (Mûsâ’nın değneği. kesinlikle ona cehennem vardır. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi.” 82 “Şüphe yok ki ben. biz senden sonra halkını sınadık. İşte onları ateşe attık. Rabbimize inandık. içinden ırmaklar akan. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. Artık sen vereceğin hükmü ver.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. Bir de ne görsün. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. Sâmirî onları saptırdı” dedi. yanına. 75. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.” 85 Allah. ey Mûsâ?” (dedik. yoksa üzerinize gazabım iner. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş.66 Mûsâ: “Yok. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). . işte onlar için en yüksek dereceler. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. onlara doğru yolu göstermedi.Mûsâ Tûr’a giderken. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece.” 74 Şüphesiz. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. 79 Firavun halkını saptırdı. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. 71 Firavun.

ne de güneş altında kalırsın. Biz onda bir kararlılık bulmadık. 111 Bütün yüzler. Âyet. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. 103. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. . 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir.” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde. 110 O. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin. sözüme uymadın demenden korktum” dedi. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar.0 Senin için. hiçbir tümsek göremeyeceksin. İsrailoğullarının arasını açtın. – Onların. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin.” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin.” 107 “Orada hiçbir çukur.. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. 116 Hani meleklere. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. diri. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. 115 Andolsun. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler. kimse de ona dokunamıyordu. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. “Sûr”. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. ne yoksun bırakılmaktan. sonra mutsuz olursun. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. 95 Mûsâ. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. O ise bunu unutuverdi. Sesler. İblis bundan kaçınmıştı. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. 122 Sonra Rabbi onu seçti. asla kaçamayacağın bir ceza daha var. çıplak kalmak yoktur. 109 O gün.O vakit içlerinden en aklı başında olanları.” 106 “Onların yerlerini dümdüz. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. Şüphesiz ben.” 97 Mûsâ. boş bir alan halinde bırakacaktır. ne zulme uğramaktan korkar. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. “Rabbim! İlmimi arttır” de.

O halde. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Yurtlarında dolaşıp durdukları. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. İnanmayanlar. siz de bekleyin. Sana da biz rızık veriyoruz. Ey Muhammed. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. öyle. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . de ki: “Herkes beklemektedir. Senden rızık istemiyoruz. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.

Hayır. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler.” Onlar.21. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. Hayır. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir.ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. yücedir. yücedir. o bir şairdir. hayır. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. O böyle şeylerden uzaktır. O. Onlara. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. “Hayır. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Yoksa yerden. Çünkü sorulacaksınız” denildi. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. onu kendisi uydurdu. Sûre. hakkıyla bilendir. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. O hakkıyla işitendir. benden başka hiçbir ilah yoktur. . Andolsun. Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Yapacak olsaydık böyle yapardık. 0 22. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. “Şüphesiz. 112 âyettir. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Hayır. onlar mutlaka onu alaya alarak. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. Biz yeri. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Demek ki. Haddi aşanları ise helak ettik.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. temel konu olarak peygamberlerden. peygamberler demektir.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. Onlar ölümsüz de değillerdi. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler. âyette Allah’ın birliği aklî yönden. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. Biz onları biçilmiş ekin. “Enbiya”. “Kaçmayın. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler.

(Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. “Andolsun. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. faydalandırdık. (İçlerinden bazıları). geceyi.0 Şimdi acele etmeyin. İnkar edenler. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. “Bize gerçeği mi getirdin. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. O. Ama. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. Onlar. artık görmüyorlar mı ki. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Ancak bize döndürüleceksiniz. Siz de. Öyle ki uzun süre yaşadılar. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. onu getirip ortaya koyacağız. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler. Andolsun. Biz zaten onu biliyorduk.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler.0 Onlar. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. . İnkar edenler. biz onları da atalarını da. İbrahim. Hesap görücü olarak biz yeteriz. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. İbrahim. biz Mûsâ ile Hârûn’a. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. göklerle yer bitişikken. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. halka.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. Furkân.” Allah’a yemin ederim ki. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. Onlar ise oradaki. Andolsun. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. güneşi ve ayı yaratandır. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. Andolsun. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. ne de kendilerine göz açtırılacak. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. Evet. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Hani o babasına ve kavmine. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. gündüzü. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler.

Hac sûresi. zırh yapma sanatını öğrettik ki. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. 65. Bunların hepsi sabredenlerdendi. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. Kur’a çektiler. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. gerçekten salih kimselerdendi. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı.33. Hep onları zapteden bizdik. Zünnûn. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. Bir de şeytanlardan. 36. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. balık sahibi demektir. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. Seni eksikliklerden uzak tutarım. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). âyet. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz. Dâvûd ile birlikte. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. size de. Yûnus. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. onu insanların gözü önüne getirin. bu olayda Hz. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Rabbine. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk. Onları da rahmetimizin içine soktuk. Hz.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. Hani o. Onu Lût ile beraber kurtarıp. Zünnûn’u da hatırla.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Kur’an-ı Kerim. İsmail’i. İbrahim sûresi. savaşlarınızda sizi korusun. Çünkü o. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. Rüzgar. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. 32. Hani o Rabbine. Eyyûb’u da hatırla. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. 12. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. . Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. Zekeriya’yı da hatırla. size hiçbir fayda.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. âyet. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. 2.0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti.0 Bir de Davud’a.14. âyet. Bunları yapan biz idik. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Dedi ki. âyet. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Yûnus’u ifade etmektedir. 18. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun. Nahl sûresi. zekatı vermeyi vahyettik. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. namazı dosdoğru kılmayı. Onu rahmetimizin içine soktuk. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. âyet. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. İbrahim Filistin’e. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. Denizde kendisini bir balık yuttu. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. Derken karanlıklar içinde.Davud. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. Burada Hz. Sâd sûresi. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. sizin için. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. “Eğer (bir şey) yapacaksanız.

çalışması asla inkâr edilmez. Onun için sadece bana kulluk edin. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. . Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. De ki: “Bana ancak. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. (doğurmaya) elverişli kıldık. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. Kendisini de. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Peygamber). de ki: “(Bana emrolunanı. Andolsun. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır. Ben de Rabbinizim. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. “İşte bu. Hz. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.” “Şüphesiz. Siz oraya varacaksınız. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hepsi de ancak bize dönecekler. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir.onu yine yapacağız. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. bilmiyorum. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Biz bunu muhakkak yapacağız. Şüphesiz bu (İslâm). Bizim Rabbimiz. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya.90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. Eşini de kendisi için. 0 Zebur. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. gizlediğinizi de bilir.

Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. İnsanlardan öylesi de vardır ki. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. iman edenler. Hıristiyanlar. sonra bir “alaka”dan0. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor.22. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . sonra da (akıl. âyet. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. Şüphesiz. ne bir yol göstericisi. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. ahireti de. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. (Ona). buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. ne de fayda veren şeylere tapar. âyet. Allah hakkında tartışmaya kalkar. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. Şeytan hakkında. bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. İnsanlardan kimi vardır ki. Bu böyle. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. 4. cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. 6 7 8. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. O (taptığı) ne kötü yardımcı. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. Onu göreceğiniz gün. 5. O dünyayı da kaybetmiştir. Sabiîler. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. başvurduğu (bu yöntem). “Alaka”. halbuki onlar sarhoş değillerdir. Ona dünyada bir rezillik vardır. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. O. ne bir ilmi. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. Yeryüzünü de ölü.) İnsanlardan öylesi de vardır ki. sonra kendini assın da bir baksın. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder.) İçinizden ölenler olur. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. Çünkü Allah her şeye şahittir. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. 78 âyettir. sonra az bir sudan (meniden). Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. “Mudga”. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. 6’dan hareketle. İnsanları sarhoş görürsün. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. ceninin.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. âyet. 112 ve Nâs sûresi. En’âm sûresi. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Yahudiler. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. kupkuru görürsün. 12-14.

âyet. Doğrusu Allah hiçbir haini. göklerde ve yerde olanlar. Hani biz İbrahim’e. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. o ızdıraptan çıkmak isteseler. evimi. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Allah dilediğini yapar. yoksula fakire de yedirin. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Her ümmet için. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. Kâbe’nin yerini. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bu böyle. Gelsinler ki. Sonra kirlerini gidersinler. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. İyilik edenleri müjdele. sırf. Şüphesiz. Oradaki giysileri ise ipektir. oraya geri döndürülürler ve onlara. Onlar. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. Eğer Allah’ın. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. . Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. Şüphesiz. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Şu halde yalnız ona teslim olun. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. yerli. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. tavaf edenler. yıldızlar. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. haksız yere. yalan sözden kaçının. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. Artık onlardan siz de yiyin. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. namaz kılanlar. Onunla. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. 3. Allah’a yönelen. incilerle süsleneceklerdir. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. Onlar öyle kimselerdir ki. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. “Tadın yangın azabını” denilir. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. Kim Allah’a ortak koşarsa. güneş ay. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. Sizin için onlarda hayır vardır. nankörü sevmez. onlardan önce Nûh. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle. Her ne zaman cehennemden. 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. ağaçlar. İşte iki hasım taraf ki. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. kiliseler. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. mutlak güç sahibidir. orada altından bileziklerle. gerek yaya olarak. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. ona ortak koşmayan kimseler (olun). zekatı verir. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. Şüphesiz. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. namazı dosdoğru kılar. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. Allah inananları savunur. başlarına gelen musibetlere sabreden. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.

44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Sen Rabbine davet et. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. güzel bir nimet (cennet) vardır. 60 Bu böyle. işte onlar için bir bağışlama. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. Peygamber. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. Çünkü gerçekte gözler değil. 65 Görmüyor musun ki. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun. çok bağışlayandır. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. elbette övgüye layıktır. 64 . müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. (gördüler). 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. rızık verenlerin en hayırlısıdır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. hakkıyla haberdardır. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. düşünecek kalpleri. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir. Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. Şüphesiz ki Allah yücedir.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi. mühlet verir). ama ibret almadılar). 61 Bu böyle. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. Yoksa şeytanın. bir şey temenni ettiği zaman. Peygamberin temennisi. nice kullanılmaz kuyular. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. insan çok nankördür. Âyette. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. gündüzü de gecenin içine sokar. yerdeki her şey O’nundur. Şüphe yok ki Allah. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. “yalancıdır”. hakkıyla görendir. 48 Zalim oldukları halde. işte onlar cehennemliklerdir. Allah hakkıyla bilendir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.43. O. çok merhametlidir. sizin saydığınız bin yıl gibidir. sonra da onları yakalayıverdim. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. doğrudan doğruya peygambere. büyüktür. 66 O. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. böylece duvarları. 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. 55 İnkar edenler. halimdir (hemen cezalandırmaz. tevhit inancının yerleşmesini. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. . 0 0 Tüm peygamberlerin. hüküm ve hikmet sahibidir. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. Dönüş yalnız banadır. mühlet verdiğim. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. insanların arasında hükmünü verir. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Hz. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. 62 Bu böyle. elbette Allah ona yardım eder. Allah çok lütufkârdır. daha sonra da diriltecek olandır. size hayat veren. “mecnundur”. Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. Şüphesiz. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. sonra sizi öldürecek. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. Beni inkar etmek nasılmış. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. özellikle Hz.

Babanız İbrahim’in dinine uyun. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. hakkıyla görendir. istenen de.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Ey iman edenler. mutlak güç sahibidir. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir.0 Artık namazı dosdoğru kılın. O ne güzel sahip. rükû edin. insanlardan da. O sizin sahibinizdir. zekatı verin ve Allah’a sarılın. Allah meleklerden de resüller seçer. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Şimdi ona iyi kulak verin. Allah onu kafirlere vaad etti. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. İsteyen de âciz. secde edin. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği.. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. . Neredeyse. Onlar. Bu âyette. hepsi bunun için toplansalar bile.İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.. Allah’ı bırakıp. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.

âyet. Kim bunun ötesine geçmek isterse. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. Yine onlar ki.” “Bu. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Andolsun. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Onlar ki. “el-Müminûn”. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. Andolsun. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. zekatı öderler. 118 âyettir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Bunun üzerine Nûh’a. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. Sonra yine muhakkak siz. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. biz insanı. 40. Onlar ki. namazlarında derin saygı içindedirler. namazlarını kılmağa devam ederler. Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Andolsun biz. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. Alakayı da “mudga”0 yaptık. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.23. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. mü’minlerin zafere ulaşacakları. Onlar ki. işte onlar haddi aşanlardır. .”0 0 0 0 0 “Alaka”. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ.” (Nûh). Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. mü’minler demektir. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. size üstünlük taslamak istiyor. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. 5. Onlar ki. “Mudga” ceninin. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir. hem de yiyenlere katık verir. Sûre adını. âyet.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. ırzlarını korurlar. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlar ki.

sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. Allah’ı inkar eden.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? . 53 (İnsanlar ise. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. 64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. Onlar zulme. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. Ben de Rabbinizim. 43 Hiçbir ümmet. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. Ölürüz ve yaşarız. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.” 39 O peygamber. 29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. “Allah’a kulluk edin. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine. onu geciktiremez de. 66.” 35 “O.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. içtiğiniz şeylerden içiyor. bu yüzden de helak edilenlerden oldular. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. 49 Andolsun. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar. bu dünya hayatından ibarettir. 32 Onlara. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. Doğrusu ben. 48 Böylece ikisini de yalanladılar. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir. Biz ona inanmayız. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. Biz tekrar diriltilecek değiliz. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. 40 Allah. “Kavimleri bize kul köle iken. 59 Rablerine ortak koşmayanlar. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. öldüğünüz. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. kendi ecelinin önüne geçemez. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. 33 O peygamberin kavminden. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir.67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık.” 34 “Andolsun. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. haksızlığa uğratılmazlar. kendilerinden. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. 47 Bu yüzden. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.” 38 “Bu.

biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. rızık verenlerin en hayırlısıdır. onlara hakkı getirdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O. beni o zalim milletin içinde bulundurma. değil mi?” der.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. bize merhamet et. artık benimle konuşmayın!” der. Hayır. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun. 80 O. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. öldürendir. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. biz onlara gerçeği getirdik. 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir.“Allah’ındır” diyecekler. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse. 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. 74 Fakat ahirete inanmayanlar. 76 Andolsun.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen. 93. 109 Kullarımdan.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. diriltendir. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.” 99. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. en güzel olan şeyle uzaklaştır. sizin için kulakları. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler. kendisi koruyan. 96 Kötülüğü.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. Onların arkasında. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak. 78 Halbuki O.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. bizi bağışla. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. Gaybı da. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. 105 Allah. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar.100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. O. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. 91. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. görülen âlemi de bilen Allah. ”Aşağılık içinde kalın orada. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. 90 Hayır. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. . 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 .” 108 Allah. gözleri ve gönülleri yaratandır.

De ki: “Rabbim! Bağışla. Ondan başka hiç ilah yoktur. hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Onlar. merhamet et. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . Sabretmiş olmaları sebebiyle.110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. ya da bir günden daha az bir süre kaldık. “Bir gün. Onlara hep gülüyordunuz. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. Kim. bugün ben onları mükafatlandırdım.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Hesap tutanlara sor” derler. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.

kendisi geride kalmıştı. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Hz. Allah katında büyük bir günahtır. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair. Birliğin artçılarından Safvân b.Sülemi. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. beşinci defada da. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. Adını.24. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. Çünkü Allah. Fakat Allah. çok merhamet edendir. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. 35. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Bunun üzerine. iman eden erkek ve kadınlar. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. çok bağışlayandır. onların her birinin şahitliği. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. Hz. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. es. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. 8. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. hakkıyla bilendir. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. . eğer yalancılardan ise. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Onlardan her biri için. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. İşte bunlar fâsık kimselerdir. hüküm ve hikmet sahibidir. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi). bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. Hz. Halbuki bu. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. siz bilmezsiniz. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. Bu mü’minlere haram kılınmıştır.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. dilediği kimseyi tertemiz kılar. Sûrede başlıca. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. Bu arada. kadından cezayı kaldırır. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. işledikleri günahın cezası vardır. 64 âyettir. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Allah bilir. Aksine o sizin için bir hayırdır. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman.7 Bu. sizin içinizden bir güruhtur. Allah hakkıyla işitendir. Hz. Allah size âyetleri açıklıyor. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Zina eden erkek ancak.

Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. ırzlarını korusunlar. kötü erkeklere. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. Eğer bunlar yoksul iseler. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. gözlerini haramdan sakınsınlar. Ey mü’minler. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir.37 Allah’ın. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır. 31 Mü’min kadınlara da söyle. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur. çok merhamet edendir. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır. namazı kılmaktan. kandil de bir cam fânûs içinde. çok merhametlidir. 30 Mü’min erkeklere söyle. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. Onlar. “Geri dönün” denirse hemen dönün. Bu sözleşmeden sonra köle. 0 0 0 . kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. yahut erkek kardeşlerinden. 29 İçinde size ait bir eşya olan. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. temiz kadınlar temiz erkeklere. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. biz size açıklayıcı âyetler. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız. neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. Allah onları lütfuyla zenginleştirir. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Bu ağacın yağı. kötü erkekler de kötü kadınlara. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. 23. yahut üvey oğullarından.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. gizlediklerinizi de bilir. yahut müslüman kadınlardan. ne doğuya. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. Allah. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. Onlar affetsinler. ateş dokunmasa bile. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. yahut. Allah lütfu geniş olandır. kocalarının babalarından yahut oğullarından. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. yahut babalarından. zînet (yer)lerini göstermesinler. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Allah’ı anmaktan. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. 34 Andolsun.0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. Şüphe yok ki. kötü kimselere. içinde bir kandil. Allah insanlar için misaller verir.0 36. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. Zinetlerini. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. açığa vurduklarınızı da. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. âyetine bakınız. Nur üstüne nur. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. Eğer size. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. kocalarından. gözlerini haramdan sakınsınlar. hakkıyla bilendir. Mübarek bir ağaçtan.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. yahut sahip oldukları kölelerden. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin. Allah. ırzlarını korusunlar. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor.

Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. Dönüş de ancak Allah’adır. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. sabah namazından önce. üstünde de bulutlar var. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. onların arasından yağdığını görürsün. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. boyun eğerek ona gelirler. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Allah hesabı çabuk görendir. De ki: “Yemin etmeyin. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. hüküm ve hikmet sahibidir. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah hakkıyla bilendir. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. Allah dilediğini yaratır. dilediğinden de geri çevirir. Allah. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. işte onlar fasıkların ta kendileridir. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. . öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Allah.” “Allah’a itaat edin. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. gökten. (Münâfıklar). Susamış kimse onu su sanır. bocalar durur. peygambere itaat edin” de. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. içinizden. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır. biz açıklayıcı âyetler indirdik. Kalplerinde bir hastalık mı var. İnsan nasıl. iman edip de salih ameller işleyenlere. Kime Allah nur vermezse.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. âyetlerini size işte böylece açıklar. Andolsun. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. Allah bütün canlıları sudan yarattı. kimi iki ayak üzerinde yürür. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. hüküm ve hikmet sahibidir. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Halbuki onlar inanmış değillerdir. Görmez misin ki Allah. İnkâr edenlere gelince. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. Namazı dosdoğru kılın. kimisi dört ayak üzerinde yürür. tehlikelerle karşı karşıya olursa. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Bu âyette. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. onun için nur diye bir şey yoktur. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. günde üç defa. O. bulutları sevk eder. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Nihayet yağmurun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Karanlıklar üstüne karanlıklar. ne onlara bir günah vardır. zekatı verin. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Sonra. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. onları kaynaştırıp üst üste yığar. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. küfür. “işittik ve iman ettik” demeleridir. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. Allah hakkıyla bilendir. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. işte onlar asıl zalimlerdir. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. Allah.

selam verin. hastaya da güçlük yoktur. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. yerdeki her şey Allah’ındır. 0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. Köre güçlük yoktur. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. İşte Allah. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. topala güçlük yoktur. topal ve hastalara bırakırlar. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. O. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur.0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Allah. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. hakkıyla bilendir. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. Allah hakkıyla işitendir. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Artık onun emrine muhalefet edenler. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. . çok merhamet edendir.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. her şeyi hakkıyla bilendir. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile.

12. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır.25. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. (İnkar edenler). 17. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. 68-70. Elleri boyunlarına bağlanmış. 3. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. “(Bu Kur’an. İnkar edenler. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı. onun. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. 15. Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. Andolsun. 21. 11. 8. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. çarşıda. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. “Bize melekler indirilseydi. Furkân. Sûrede temel konular olarak Hz. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. 16. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Rabbinin. öldürmeye. Bu Rabbinin uhdesine aldığı. “Bu Kur’an. 7. (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. 4. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. 2.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. 6. Hayır. çarşıda pazarda gezerlerdi. Sûre adını. Bismillahirrahmânirrahîm 1. onlar Kıyameti de yalanladılar. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. bağışlayandır. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. 9. çok merhamet edendir. 5. 10. Çocuk edinmemiştir. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Şüphesiz O. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. 77 âyettir. Dilerse sana bundan daha güzelini. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. Bize kavuşacaklarını ummayanlar. 19. O. (Ey Muhammed!). 18. 20. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. . onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). pazarda dolaşır. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. 13. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. 14. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. Onlar. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler.

Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Peygamber. 26. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. 27. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler. 25. 31. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık.49 O. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. Biz. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. dinlenecekleri yer daha güzeldir. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. 36. Onlara. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. “Andolsun. senin kavmin.Fakat melekleri görecekleri gün. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme. 23. birinin suyu lezzetli ve tatlı. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. Biz. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. 40. 47 O. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. 50 Andolsun. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. 41.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. “Melekler de onlara.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. Âd ve Semûd kavimlerini. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. 34. Andolsun. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. Kâfir. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. İnkar edenler. Andolsun. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. 35. biz bunu insanlar arasında. 39. “Yazıklar olsun bana. 24. 38. 54 O. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Ölü toprağı canlandıralım. 53 O. yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. O gün zalim kimse. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. Bunların herbirine misaller getirdik. 37. 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.” 30. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. . Ress halkı. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. Nûh kavmini de. geceyi size bir örtü. 0 0 0 Âyetin son kısmı. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. 32.0 33. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. işte böyle. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28.” 22. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. 48. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. 55 Onlar. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. Allah’ı bırakıp. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Göğe burçlar yerleştiren. “selâm!” der (geçer)ler. Onlar. İşte onlar. sınırsız kudret makamı demektir. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. Allah çok bağışlayandır. Onlar. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. haksız yere. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.” Onlar. o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman.” 0 Arş. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. yalana şahitlik etmeyen. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. onlara kör ve sağır kesilmezler. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. Onlar. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. kudret ve hakimiyet tahtı.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. Rahmân’ın kulları. Orada ebedi kalırlar. çok merhamet edendir. Onlar. Onlar. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. Allah’a. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Onlar. Cahiller onlara laf attıkları zaman. O. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. . sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. Onların harcamaları.

Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. âyet.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. “O. beni yalanlamalarından korkuyorum.” “Göğsüm daralır. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. (Bakınız: Bakara. Şüphesiz senin Rabbin. “Bu size gönderilen peygamberiniz. âyet. Mûsâ. sûresi. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap). ama onların çoğu inanmamaktadırlar. . adını 224. Eğer düşünüyorsanız bu. Firavun.26. Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. âyet. Kasas sûresi. Hz.0 Bunlar. müşriklerin. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. korkma! Mucizelerimizle gidin. böyledir” dedi. “O.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. Kısaca. “Zalimler topluluğuna. Nûh.” Firavun. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. sizin de Rabbiniz. apaçık Kitab’ın âyetleridir. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. Onun için. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. 7-12. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı. Kasas sûresi. Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”. Mûsâ. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Sûrede başlıca Mûsâ. “Şu’arâ” şairler demektir. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. Hani Rabbin Mûsâ’ya. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti. Hz. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. aslında ona zulmetmiştir.”0 Firavun. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. şüphesiz delidir” dedi. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. “O. Çünkü biz sizinle beraberiz. Derken. elbette mutlak güç sahibidir. onlara gökten bir mucize indiririz de. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. 15-16. 34. 49.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. Yeryüzüne bakmazlar mı. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı. âyet.” Allah dedi ki. Sûre. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. Firavun. (her şeyi) işitmekteyiz. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Firavun. çok merhametlidir. Akıcı konuşamam. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. Sen nankörlerdensin. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir. Mûsâ. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. âyet. “Hayır.” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu.” Mûsâ.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Hûd. Hz. 24-31. İbrahim. “Zalimler topluluğuna. Hani Rabbin Mûsâ’ya. 227 âyettir.

Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. “Sizi. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. 70 Hani o babasına ve kavmine. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. “Neye tapıyorsunuz?” demişti. asasını attı. mutlaka Rabbimize döneceğiz.” dedi. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. Firavun’a. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Her parçası koca bir dağ gibiydi. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. Rabbim şüphesiz benimledir. 62 Mûsâ. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu. 75. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.” 78 “O.” 82 “O. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. “Asan ile denize vur” diye vahyettik.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder.” 49 Firavun. çok merhametlidir. çevresindeki ileri gelenlere. bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. bana yol gösterecektir” dedi. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir.” 57. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin.” 79 “O. “Umarız.” 52 Biz Mûsâ’ya. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler. 66 Sonra ötekileri suda boğduk. Deniz derhal yarıldı. 59 İşte böyle yaptık ve onlara. 32. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur. âyet. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. Firavun.) Sihirbazlar gelince. yurdunuzdan çıkarmak istiyor.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. Bir de ne görsünler.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi. pınar başlarından. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. yaptığı sihirle. bir de ne görsünler. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. bana yediren ve içirendir. 54 Dedi ki. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. Bunun üzerine Mûsâ. bakanlara bembeyaz olmuş.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir. hesap gününde. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. 45 Mûsâ da asasını attı.” 81 “O. Mûsâ onlara. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku. Elini koynundan çıkardı. .0 Firavun.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. Kasas sûresi. “Eyvah yakalandık” dediler. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. âyet. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları.” Böylece sihirbazlar. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. “Evet. “Hayır!. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır. 108.

biz hiç sana inanır mıyız. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. mutlak güç sahibi olandır.” 101 “Candan bir dostumuz da yok. 124 Hani kardeşleri Hûd.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 132. .” 86 “Babamı da bağışla.” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok. size hayvanlar. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. 103 Elbet bunda bir ibret vardır. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk.” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 137 “Bu.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 98 Çünkü sizi.” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık. çok merhametli olandır.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. 104 Şüphesiz senin Rabbin. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. bize göre birdir. Biz de bu yüzden onları helak ettik. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir. 94.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. ister öğüt verenlerden olma.” 135 “Çünkü ben.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara.133. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. 91.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” 90 Cennet.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. oğullar. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır. çok merhametli olandır. 106 Hani kardeşleri Nûh. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben. size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.92.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.

Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 182 “Doğru terazi ile tartın.166 “Rabbinizin. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 155 Salih. Eksik verenlerden olmayın. Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. pınar başlarında.147. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. âyet.” 188 Şuayb.” 151. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti.” 146. İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş.” 181 Ölçüyü tam yapın. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. “Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. fakat pişman oldular. 158 Böylece onları azap yakaladı. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.” 157 Derken onu kestiler.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın.” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar.” 165. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. büyük bir günün azabı idi.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 58. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. Şüphesiz o. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. .” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.148 “Siz buradaki bahçelerde. 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 170. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen. ekinlerde.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik.

223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. 210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe. âyette de olduğu gibi.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. 225. 217. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. hakkıyla bilendir. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen. 196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. 216 Eğer sana karşı gelirlerse. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. her günahkâr yalancıya inerler.0 201. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. A’raf sûresi 179. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. 0 0 Bu âyetteki “kalp”. mutlak güç sahibi. Âyette.226 Görmez misin ki onlar. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse.191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. Onların çoğu ise yalancıdır.203 Onlar. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler.218. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. 211 Zaten bu onların harcı değildir. Biz zalim değiliz. 209 Bu bir hatırlatmadır.202. . 193. ona inanmazlar. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. 192 Şüphesiz bu Kur’an. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. buna güçleri de yetmez. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. 215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.194. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir.

NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” “Ben. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Onlar. Hz. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. 18.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince. azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şüphesiz bu Kur’an sana. hüküm ve hikmet sahibi. “Hamd. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca. âyet 10 ve devamı. Hani Mûsâ ailesine. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri. çok merhamet edenim. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. Sûrede başlıca. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.” “Elini koynuna sok. Süleyman. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış.0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. âyet.27 . 93 âyettir. Süleyman.” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar. Onlar. Şüphesiz bu. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. adını. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım.” “Değneğini at. Kur’an. apaçık bir kitabın âyetleridir. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. 0 0 0 . Dâvûd’a varis oldu ve. ben mutlak güç sahibi. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. namazı dosdoğru kılan. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. karınca demektir. cinlerden. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. Şüphesiz. Süleyman’ın. dönüp ardına bakmadan kaçtı. 22-23.” “Onun ve kavminin. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. “Ben bir ateş gördüm. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. apaçık bir lütuftur” dedi. Sûre. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. Neml. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı.0 Bunlar Kur’an’ın.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. “Ey insanlar. ondan size bir haber. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn. ya da kafasını keseceğim.

. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. 40 Kitaptan bilgisi olan biri. O.” 41 Süleyman. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu. Bakalım tanıyacak mı. 42 Belkıs gelince. 27 Süleyman. Bir de ne görsün. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. göreceğiz. becerikli. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. Emir senin. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır.” 37 “Sen onlara dön. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’.25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. hem insanlar hem de cinler için kullanılır. “Ben onu.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. ele avuca sığmaz” demektir. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. 44 (Sayfa 380'ın devamı. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. güçlü.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. diyeceğiz. tuttuğunu devirir. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.” 30. şükür mü. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”. İşte onlar böyle yaparlar. 45 Andolsun biz. Büyük Arş’ın Rabbidir. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Rabbimin bana bir lütfudur. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. 46 Salih onlara. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. Süleyman ona “Bu. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi.0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar. cömerttir. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim.” 38 Süleyman. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. O da. biz onlara. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. Andolsun. 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz. yoksa yalancılardan mısın. 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik.” 50 Onlar bir tuzak kurdular. “Tahtını tanınmaz hale getirin. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. Ne emredeceğini düşün. Salih.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit. 44 Ona “köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. İfade.44 Ayet)Belkıs.

” Onlardan yana üzülme. âyet. Öyle ise Allah’a tevekkül et. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. Onlar. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Selam onun seçtiği kullarına.” . Ancak onların çoğu şükretmezler. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. içinde nehirler akıtan. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. başlangıçta yaratmayı yapan. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. hakkıyla bilendir.0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir. Ancak karısı başka. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. 173. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Âyetin son cümlesi. mutlak güç sahibidir. O.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. Yoksa.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. O. Şüphesiz o. onunla. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz. ancak Allah bilir.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip.

bu beldenin (Mekke’nin).” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. ona ondan daha hayırlısı vardır. “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir. Yine bana. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. 89 Her kim iyi amel getirirse.86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye. gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. 90 Kimler de kötü amel getirirse. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. 88 Dağları görürsün. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Bunu.” .92 De ki: “Bana ancak. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. yüzüstü ateşe atılırlar. 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin. Onlar o gün korkudan emindirler.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız.) 91. onları hareketsiz sanırsın. (Onlara). yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla.

“Bu şeytanın işidir. “Onu emzir. 17. 14. 25. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. Şüphesiz o bozgunculardandı. Mûsâ. Şehirden hemen çık. ya da onu evlat ediniriz. Belki bize faydası dokunur. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. 5. çok bağışlayandır. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. 4. âyet. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. Mûsâ’nın kız kardeşine. Şüphesiz Firavun. düşmanına karşı ondan yardım istedi. kavga eden iki adam gördü. 11. Mûsâ da ona. 18. Allah da onu affetti. Sûrede başlıca Hz. Mûsâ’nın annesine. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. 10. Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz ise. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. 2. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. Annesi. 12. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. 0 0 . “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim.20.28. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. daha önce onun. peygamber oluşunu. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Kasas. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Korkarak. Onlardan bir kesimi eziyor. 7. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. “Size onun bakımını. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. oğullarını boğazlıyor. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. Tâ-Sîn-Mîm. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şüphe yok ki. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. çok merhamet edendir. Orada biri kendi tarafından. 16. Kız kardeşi. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 13. Sûre adını. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.0 Mûsâ. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. 88 âyettir. Beni affet” dedi. Şüphesiz o. Böylece biz. 19. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. 15. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. 3. üzülme.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. 6. diğeri düşmanı tarafından. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. beni de öldürmek mi istiyorsun. 20. 19. 8. 9. Mûsâ’nın çocukluğunu. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. O da Mûsâ’yı. neredeyse bunu açıklayacaktı. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. korkma. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Bir de ne görsün. “Onu takip et” dedi. Mûsâ. Hâmân’a ve ordularına. Kendi tarafından olan. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Biz. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi.

Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. ben bir ateş gördüm. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb.” (Mûsâ değneğini attı). “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. 31. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Onlar.” “Değneğini (yere) at. Kızlardan biri.” “Elini koynuna sok.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. Şuayb. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. 26. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Bu dünyada onları lanete uğrattık. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. 23. 24. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. Medyen suyuna varınca. 16-19. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. Allah söylediklerimize vekildir. (oraya gidiyorum). 37. Mûsâ onlara. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. âyet. 36. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. onların beni yalanlamalarından korkuyorum. 33. Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. âyet. Firavun. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. 29. “Siz burada kalın. Mûsâ. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. evet. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. onu ücretle tut. 38. 9-11. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. 41. 42. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok.” Allah. “Babacığım. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. 44. 27. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. korkma. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. 32. İşte bunlar. 43. Andolsun. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. 35. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan).21. (O olayı) görenlerden de değildin. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. 40. Sonra gölgeye çekilip.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. 22.0 0 0 Hz. 34. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. Çünkü ben. Mûsâ. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı.” Mûsâ. 30. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. 28.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. 25. ateşe çağıran öncüler kıldık. 39. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Onu da benimle birlikte. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. “Ben. . Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.

sizin işleriniz de size. 60. biz. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. 65. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. 53. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. Allah’tır. “Hani benim. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. Biz cahilleri istemeyiz” derler. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez).” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Fakat Allah. 47. Azabı görürler. Andolsun. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. “Bizim işlerimiz bize. 66. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. O. 59. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. 71. Allah katından. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. 64. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. 62. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar. Rabbin. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. 70. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. Artık birbirlerine de soramazlar. 52.45. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. Hüküm yalnızca O’nundur. 50. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. 57. seni peygamber olarak göndermezdik. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. De ki: “Ne dersiniz? Allah. Kim. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. 55. Onlara katımızdan gerçek gelince. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . Rabbin. 48. 69. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. ülkelerin merkezî yerlerine. Allah’ın onlara seslenerek. 67. Onlar. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. İşte onların. 46. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. 58. Zaten biz. 63. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. 61. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. 68. Allah. 72. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. Onlara. 49. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. işte onlar ona da inanırlar. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. Onların ise seçim hakkı yoktur. 51. 54. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. 56. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. ben ona uyayım. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. “Ona inandık.

Sonuç. Sonunda onu da. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. 78. Kârûn. 80. Şüphesiz Kârûn. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. onlara seslenerek. . 81. O.”0 Sen.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.73. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. “Vay! Demek ki Allah. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. 74. sarayını da yerin dibine batırdık. 75. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. 87. Çünkü Allah bozguncuları sevmez. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Hani. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. 82. Mûsâ’nın kavmindendi. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). Kim de bir kötülük getirirse. Dünya hayatını arzu edenler. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. Allah. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. Biz ona. bilsin ki. bizi de yerin dibine geçirirdi. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. “Hani benim. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. 83. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. Peygamber’e. Dünyadan da nasibini unutma. 86. 88. 84. Allah’ın kendinden önceki nesillerden. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. “Kesin delilinizi getirin” deriz. Allah’ın. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. “Dönülecek yer”. 77.” Kârûn. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. sakın seni onlardan çevirmesinler. İşte ahiret yurdu. Buna göre Hz. 79. gündüzü de. 76. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. 85. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar. Onlara karşı azgınlık etti.

“Biz de sizinle beraberdik” derler. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. yalancıları da mutlaka bilir. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. hakkıyla bilendir.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Andolsun. dilediğine de merhamet eder. ne de bir yardımcınız vardır. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. ana-babasına iyilik etmesini emrettik.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. 7. Andolsun. ancak kendisi için cihad etmiş olur. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. 5. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. İnsanlardan öyleleri vardır ki. Ancak O’na döndürüleceksiniz. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. sorguya çekileceklerdir. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez.” O dilediğine azap eder. O’na karşı gelmekten sakının. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır. Sûrede başlıca. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. 15. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.29. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. 69 âyettir. “Allah’a inandık” derler. bu takdirde onlara itaat etme. 11. 13. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. İnkar edenler iman edenlere. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. 20. 18. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa.0 İnsanlar. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. 10. 2. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. O hakkıyla işitendir. 17. 12. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz. peygamberlik. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. 19. Yoksa kötülük yapanlar. Andolsun. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. Ankebût. İbrahim. 8. Andolsun. bu sizin için daha hayırlıdır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. adını 41.” Onlar. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Her kim cihad ederse. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. Eğer bilirseniz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Allah’ın birliği. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. 4. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. 16. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Biz insana. . öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. 3. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. Nûh. Şâyet onlar seni. Elif Lâm Mîm. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. İman edip de salih amel işleyenler var ya.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. Allah. Âyette.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Sûre. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. 22. 14. 9. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. 21. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. 6. örümcek demektir. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı.

” . Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. İbrahim. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. 25. Allah yaptıklarınızı biliyor. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. İbrahim. 37. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Ancak karın başka. size indirilene de inandık. 50. İçlerinden zulmedenler hariç.” Bunun üzerine Lût. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. Allah da onu ateşten kurtardı. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. 39. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. kiminiz kiminize lanet edecektir. Andolsun biz. 27. 35. Şüphesiz o. Barınağınız cehennem olacaktır. Ancak karısı başka. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. Allah onlara zulmediyor değildi. 34. 43. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. Hayır. Elçiler ona. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. 42. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. Andolsun. 38. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. şüpheye düşerlerdi. hüküm ve hikmet sahibidir. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir.23. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Lût. “Ama orada Lût var” dedi. 24. Kârûn’u. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. 41. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. O. 49. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. “Korkma. Bu. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. onlar yüzünden tasalandı. 47. fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. ona (İbrahim’e) iman etti. 26. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. 46. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. Şuayb. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. üzülme. mutlak güç sahibidir. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. bize indirilene de. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Onlardan suda boğduklarımız var. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Kavmi. o.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya.” Şüphesiz biz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. bu memleket halkı üzerine. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Yardımcılarınız da olmayacaktır. 32. (İbrahim’in) kavminin cevabı. 45. 28. Çünkü namaz.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. namazı da dosdoğru kıl. Biz seni ve aileni kurtaracağız. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. Onlar. 30. “Ben. 36. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. 33. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. 29. onu yalanladı. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. 48. 44. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. ahirette de salih kimselerdendir. 31. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. 40. onların.

rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). eğer onlara. O halde ancak bana kulluk edin. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. 63 Andolsun. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. . 0 0 Hz. bizim. Ahiret yurduna gelince. 51. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Bu âyet. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. eğer onlara. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. 60 Nice canlılar vardır ki.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. göklerde ve yerde olanları bilir. Allah onlara. yahut kendisine geldiğinde. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır. “Gökleri ve yeri kim yarattı. Allah’a ortak koşuyorlar. 52. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. mutlaka. “Allah” diyeceklerdir. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. O.” 53. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir.0 57 Her can ölümü tadacaktır. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. O hakkıyla işitendir. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. hakkıyla bilendir. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. 61 Andolsun. Sonra bize döndürüleceksiniz. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. “Allah” diyeceklerdir. işte gerçek hayat odur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. 54.

Hz. mutlak güç sahibidir.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Allah dilediğine yardım eder. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. başlangıçta yaratmayı yapar. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. Allah onlara asla zulmediyor değildi. Sûre adını. 23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 10 Sonra. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. 8 Onlar. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi.RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. O. Önce de. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. Tefsir bilginleri. 9 (Yine) onlar. 18. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. sabaha kavuştuğunuzda. 19 Allah. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. “akşama girme”yi. 14 Kıyametin kopacağı gün. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. ölüyü de diriden çıkarır. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. 60 âyettir.30. işte onlar azabın içine atılacaklardır. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. âyetteki “gündüzün sonu”nu. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. 11 Allah. sonra onu tekrar eder. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. diriyi ölüden çıkarır. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.0 2. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm. Allah vaadinden dönmez. Allah’ı tespih edin. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. 13 Onların. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. 20 Sizi topraktan yaratması. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. akşam ve yatsı vakitleriyle. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden.5 Rumlar. . O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir.3. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. ikindi vakti ile. çok merhametlidir. sonra da emir Allah’ındır. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir.4. 17 Öyle ise akşama girdiğinizde. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. 38 Öyle ise akrabaya. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun. O’na karşı gelmekten sakının. verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. Fıtrat. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. Bunun sonucunda toprak. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir. sonra size rızık veren. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 37 Allah’ın. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. . bunu kimsenin değiştiremeyeceği. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. mutlak güç sahibidir. başlangıçta yaratmayı yapan. onların ortak koştuklarından uzaktır. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. 31. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. Rablerine yönelerek ona dua ederler. yoksula.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman. Buna göre. 27 O.0 İşte bu dosdoğru dindir. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. Bu emanete. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz. Fakat insanların çoğu bilmezler. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. hüküm ve hikmet sahibidir. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı. Dönmeleri için Allah. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. Allah katında artmaz. Bu. ama yakında bileceksiniz. sizi yaratan. ya da kolaylık söz konusu değildir. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. ve yolcuya hakkını ver. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. Buradaki ifade. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. 40 Allah. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. Rablerine ortak koşuyorlar. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz.0 0 0 0 0 Allah için zorluk. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. Yeryüzü. Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. sonra onu tekrarlayacak olandır. 29 Fakat. O. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. yücedir.

Kim inkâr ederse. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. Allah onları dilediği gibi. Allah’ın va’di gerçektir. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. siz. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. eğer sen onlara bir âyet getirsen. Kıyametin kopacağı gün suçlular. Kimler de salih amel işlerse. O dilediğini yaratır. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. Andolsun. Allah tarafından. Şüphesiz. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. o ölüleri de elbette diriltecektir. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. Şüphesiz. Andolsun. sen ölülere işittiremezsin. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Allah. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. Sabret. yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. emriyle gemilerin yol alması. Allah. inkâr edenler mutlaka. inkarı kendi aleyhinedir. O hakkıyla bilendir. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O bunu. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Fakat siz bilmiyordunuz. İşte bu yeniden dirilme günüdür. size rahmetinden tattırmak. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Allah’ın yazısına göre. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Allah rüzgarları gönderendir. hakkıyla kudret sahibidir.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. Onlar da bulutları harekete geçirir. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. Andolsun. bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. Şüphe yok ki. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. Andolsun. sizi güçsüz olarak yaratan. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. Rüzgarları. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Bu hazırlığı Allah’ın. Sen çağrını ancak.

Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. övüngeni sevmez. Yeryüzüne de. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman. anne babasına iyi davranmasını emrettik. İşte onlar.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. ve 7. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Lokmân’ın oğluna öğütleri. onları hiç işitmemiş gibi. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. zekâtı veren kimselerdir.” “Eğer. ve 13.0 Bunlar. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Allah onu çıkarır getirir. tevhid. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. âyetlerde anılan Hz. elem dolu bir azabı müjdele. 34 âyettir. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı.” “Yürüyüşünde tabii ol.31. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir. peygamberlik. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Andolsun. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. Hz. Dönüş banadır. âyetler.3 4 5 6 7 8. .” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. Kötülükten alıkoy. hüküm ve hikmet sahibidir. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. İyiliği emret. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Kendilerine. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. Sonra dönüşünüz ancak banadır. müşriklerden Nadr b. Sûrede başlıca. Bana yönelenlerin yoluna uy. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.” İnsana da. Nadr.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni.0 Şüphesiz. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. hiçbir bilgisi. İnsanlardan öylesi vardır ki. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere. Lokmân’dan almıştır. Kim de nankörlük ederse. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır. adını 12. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında. Hâris hakkında inmiştir. Sûre. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. âyet. zalimler açık bir sapıklık içindedirler. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi. Sesini alçalt. onlara itaat etme. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. “Hayır. Ona. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. namazı dosdoğru kılan. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. övülmeye lâyıktır. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse. Onlar. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor. hikmet dolu Kitab’ın. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. 233. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. 6. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. O mutlak güç sahibidir.

hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Onları (denizde. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Onların dönüşleri ancak bizedir. son derece nankör olanlar inkar eder. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. eğer onlara. arkasından yedi deniz daha ona katılsa. yağmuru indirir. De ki. O. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. rahimlerdekini bilir. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. Şüphesiz Allah yücedir. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. Bu böyledir. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. Görmedin mi ki. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. deniz de mürekkep olsa. övülmeye layık olandır. Andolsun. hüküm ve hikmet sahibidir. onun inkarı seni üzmesin. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. . büyüktür.” Fakat onların çoğu bilmezler. “Hamd Allah’a mahsustur. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı. hakkıyla görendir. mutlaka “Allah” derler. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak.

SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 17. onların barınağı ateştir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. . Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. onlar için. 23. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. kitaplardan. Sizin için işitme. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. Hiç kimse. Elif Lâm Mîm. Onlar. 5. Arş. 10. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara. Andolsun. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. 19. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” Bizim âyetlerimize ancak. 11. kudret ve hakimiyet tahtı. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. 16. 15. 12. 22. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir. sınırsız kudret makamı demektir.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. yarattığı her şeyi güzel yaptı. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. İman edip salih amel işleyenlere gelince. Fakat benim. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. Kim. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. 30 âyettir. 9. değersiz bir sudan yarattı. “Andolsun. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. görme ve idrak duygularını yarattı. Allah dileseydi. 3. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. salih amel işleyelim. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. Biz de sizi unuttuk. 13. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. hiçbir şefaatçi yoktur. O ki. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. âyetten almıştır. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. gökleri ve yeri. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. insanlar da melekler gibi olur. yapmakta olduklarına karşılık olarak. 21. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı.32. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. 14. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. Sonra bu işler. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın. 6. mutlak güç sahibidir. 8. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. 2. Sûre adını. âlemlerin Rabbi tarafındandır. çok merhametlidir. Allah.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. 20. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. 7. Andolsun. ahiret gününden. Sonra onun neslini bir öz sudan. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. Sizin için ondan başka hiçbir dost. Fasıklık edenlere gelince. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. 18. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.

Şüphesiz onlar da bekliyorlar. . 30. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. “Fetih (Kıyamet) günü. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. 26. 28. 27. Onlara göz de açtırılmayacaktır. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. De ki. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. 25. 29. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar.” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle.24. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

Bir de.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. de ki: “Şüphesiz. O yücedir. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Zayıf ve güçsüz görülenler. Onlar değil. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. “Bu sadece. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler. Peki. büyüktür. De ki: “Şüphesiz. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. Zulmedenlere. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Ancak ahirete inananları. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.0 hakkıyla bilendir. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Fakat insanların çoğu bilmezler. büyüklük taslayanlara. Fakat insanların çoğu bilmezler. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. Onların çoğu cinlere inanıyordu. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. “Size hidayet geldikten sonra. “Biz. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Ey Muhammed. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. Allah katında. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik).” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda. Zayıf ve güçsüz görülenler. ne de ileri geçebilirsiniz. büyüklük taslayanlara.” Allah’ın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. sen bizim dostumuzsun. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz. Hayır. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir.) Aksine O. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. sonra da meleklere. uydurulmuş bir yalandır” dediler. Elçilerimi yalanladılar. 0 . sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. Yine. O gerçeği apaçık ortaya koyan. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. mutlak güç sahibi.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu.” İnkar edenler. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir. onları hep birden toplayacağı. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. “Hayır. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Bu (Kur’an).” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz.

46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. eskiyi de geri getiremez.” Sen onları. “ona inandık derler” ama onlar için. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Âyette.” De ki: “Hak geldi. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum.” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O her şeye hakkıyla şahittir. Allah için ikişer ikişer.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. kuluna çok yakındır. . dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce). Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. O gaybleri hakkıyla bilendir. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum. 0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır.

İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. 8. 11. 15. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Güzel sözler ancak ona yükselir. Bunları sana hiç kimse. 45 âyettir. yaratan. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. 18. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O yaratmada dilediğini artırır. 7. gündüzü de gecenin içine sokar. (bir başkasını). Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. Sûre adını. mutlak güç sahibidir. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. ondan hiçbir şey yüklenilmez. 9. Şu ise tuzludur. acıdır. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. çağırdığı kimse yakını da 12. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. 17. 6. İki deniz aynı olmaz. Allah geceyi gündüzün içine sokar. Onlar da bulutları hareket ettirir. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez.35. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. dilediğini hidayete erdirir. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. Eğer onları çağırsanız. 10. Allah sizi önce topraktan. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Şu tatlıdır. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. 14. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. O. öldükten sonra dirilme. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Hamd. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. İşte onların tuzağı boşa çıkar. İşte bu Allah’tır. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 2. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. hüküm ve hikmet sahibidir. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. . Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. melekleri ikişer. içimi kolaydır. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. rüzgarları gönderendir. Fâtır. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. Sûrede başlıca.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. 13. gökleri ve yeri yaratan. O. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Allah. susuzluğu giderir.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. yoktan var eden demektir. Neyi de tutarsa. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse. onlar için çetin bir azap vardır. bundan sonra onu gönderecek yoktur. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Mülk yalnızca O’nundur. 5. Rabbinizdir. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. 4. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. günahını yüklenmeye çağırırsa. çağrınızı duymazlar. 16. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. 3. üçer. övülmeye hakkıyla layık olandır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.

Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. 35. Dönüş ancak Allah’adır. ancak ziyanlarını arttırır. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. 42. O. 22. şükrün karşılığını verendir. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Onlar. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Allah’a karşı ancak. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. mühlet verir). onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. İnkarcıların inkarı. Öldürülmezler ki ölsünler. Onları hakkıyla görür. 21. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. gökleri ve yeri. 23. 27. Onlardan kendine zulmedenler vardır. bu ancak onların nefretlerini artırdı. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık.” “O. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. 31. Müşrikler. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Şöyle derler: “Hamd. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. 38. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. olsa. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. Allah’ın kitabını okuyanlar. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. ancak sahibini kuşatır. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. çok bağışlayandır. İnsanlardan. Dağlardan da beyaz. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. Şüphesiz O. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. Sen ancak bir uyarıcısın. 33. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. İnkarcıların inkarı. çok bağışlayandır. Oysa kötü tuzak. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. Şüphesiz Allah. 20. Şüphesiz. Bize orada usanç da gelmez. Diriler ile ölüler de bir olmaz. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler.19. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. o kitaptan. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. 37. Şüphesiz O. Andolsun. 24. simsiyah taşlar da var. İşte bu büyük lütuftur. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. 30. Hiçbir ümmet yoktur ki. halimdir (hemen cezalandırmaz. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. 40. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Öyle ise tadın azabı. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. Sen ancak. şükrün karşılığını verendir. Allah dilediğine işittirir. Onlar cehennemde. sizi yeryüzünde halifeler kılandır. 43. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. 39. Adn cennetlerine girerler. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. 36. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. . 28. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Oradaki elbiseleri de ipektir.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Şüphesiz o. Kör ile gören bir olmaz. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. 26. 29. 34. 32. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. Onlardan ortada olanlar vardır. 41. çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). 25. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri.

yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı.44. Nihayet süreleri gelince. hakkıyla kudret sahibidir. Eğer Allah insanları. onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. (gerekeni yapar). kullarını hakkıyla görmektedir. . Ne var ki. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Çünkü Allah. hakkıyla bilendir. 45. Şüphesiz O.

Hz. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. 12 Şüphesiz biz. Sûre.4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. İndirecek de değildik. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.6 Kur’an. Gelin. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir. . 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi. vahiy. inanmazlar. Antakya halkına gönderilen peygamberler. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi. onunla alay ediyor olmasınlar. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. hesap ve ceza konu edilmektedir. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. Artık onlar iman etmezler. öldükten sonra dirilme.” 19 Elçiler de. O da. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. 9 Biz onların önlerine bir set. o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı.3. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir. 7 Andolsun. ölüleri mutlaka diriltiriz. 83 âyettir. uyarmasan da onlar için birdir. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. Bir anda sönüp gittiler. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım.36. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Hani oraya elçiler gelmişti.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. Hayır.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor. 1 2. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. 29 Sadece korkunç bir ses oldu. Onlar. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. 10 Onları uyarsan da.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese.” 22 “Hem ben. o memleket halkını örnek ver. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. beni dinleyin!” 26. 5.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. “Keşke kavmim. Artık görmezler. Siz sadece yalan söylüyorsunuz. ataları uyarılmamış.

ne geri dönebilirlerdi. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Bu mutlak güç sahibi. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. İşte bu dosdoğru yoldur. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). zevk sürerler. ne de kurtarılırlar.35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır). inkar edenler iman edenlere. “Allah’ın. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.” 53 Sadece korkunç bir ses olur. 57 Onlar için orada meyveler vardır. 37 Gece de onlar için bir delildir. 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. şeytana kulluk etmeyin. Bu ona yaraşmaz da. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. ne de gece gündüzü geçebilir. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. Bunları onların elleri yapmış değildir. 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. Hâlâ şükretmeyecekler mi? . Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde. bir kısmını da yerler. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. Onlar için diledikleri her şey vardır. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. 68 Kime uzun ömür verirsek. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu. 54 O gün kimseye. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. ilahlar onlara yardım edemezler. Gündüzü ondan çıkarırız. Peygamberler doğru söylemişler.34. Onlardan bir kısmı binekleridir. Elleri bize konuşur. 49 Onlar ancak. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. Bana kulluk edin. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. 51 Sûra üfürülür. tehdit edildiğiniz cehennemdir.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. 45 Onlara. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. hiç mi hiç zulmedilmez. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. 47 Onlara. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden.61 “Ey ademoğulları! Ben size. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. 40 Ne güneş aya yetişebilir. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Nihayet o.

” O.77 78 79 80 81 82 83 İnsan. bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. O da hemen oluverir. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. hakkıyla yaratandır. O. 0 Bu âyette. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir . hakkıyla bilendir. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir.

(önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler.4 Saf bağlayıp duranlara.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Nûh. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. Sûre. Bize haktan yana görünürdünüz. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir. İbrahim.42 İşte onlar için belli bir rızık. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. 182 âyettir. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. İsmail. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. 36 “Biz. sıra sıra dizilenler. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet.” 32 “Evet. deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. kendilerine. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. 26 Hayır. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. siz zaten mü’min kimseler değildiniz. 8.” 21 Onlara. 17 ve dipnotu. biz sizi saptırdık.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka.” 16 “Gerçekten biz. O. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). meyveler vardır.3. 12 Hayır.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.23. Âyet. İshak.0 5 O. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.” 30 “Bizim. Onlar için sürekli bir azap da vardır.2. 25 Onlara. 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. Sûrede başlıca. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. 22. İlyas. .SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Onlar ikram gören kimselerdir. 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. 41. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. 10 Ancak onlardan söz kapan olur. saf saf duranlar demektir. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). göklerin. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte. Hatta siz azgın bir kavimdiniz. Sâffât. yıldızlarla donattık. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. hakkı getirmiş. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir. öyle değil.37. Biz onu mutlaka tadacağız. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. Hârun. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. birçok “Batı” oluşmaktadır.9 Onlar. âyet. 37 Hayır. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. “İşte bu. 35 Çünkü onlar. meleklerden. Mûsâ.

cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. Müşrikler. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. Onlar. Andolsun. diğerlerini suda boğduk.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. Kısaca onların gözünde ölüm. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. hali ne oldu?” der.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. Bak. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. Sanki onlar (beyazlıklarıyla). Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. “Gerçekten biz.” Müşrikler. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. “Bakar mısınız. Andolsun. diyerek bunu inkar ettiler. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. Böylece zakkum ağacı. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi. Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. onlardan önce. Hani o. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. İbrahim. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.0 O. Onda baş döndürme özelliği yoktur. “öldükten sonra yok olup gideceğiz. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler.” “Nasıl. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. Böyle bir ağaç olamaz”. Nûh bize dua edip seslenmişti. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler. neredeyse beni de helak edecektin. Andolsun. onu içmekle sarhoş da olmazlar. “Ateş ağacı yakar.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. İbrahim böyle yaparak. bizim mü’min kullarımızdandı. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.43 44 45. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. elem. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. O yüzden. ızdırap ve azabın sembolü idi. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. Sonra biz. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. Çünkü o.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere.0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. . Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. ölüp yok olacaklarını.

129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. 103. Düşün bakalım. “Babacığım. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. . 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.126 “Yaratıcıların en güzelini. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.0 142 Böylece.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. kendine apaçık zulmedenler de. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona.” Kavmi. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun. 137. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125. “Onun için bir bina yapın. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. emrolunduğun şeyi yap. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. 109 İbrahim’e selam olsun. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. “Yavrum. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. 134. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. 114 Andolsun.” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. O da. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 130 İlyas’a selam olsun. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. 0 0 “Ba’l”. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. 118 Onları doğru yola ilettik. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.” 107 Biz. ne dersin?” dedi. O bana yol gösterecektir. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.

161. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de. 180 Senin Rabbin.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. yakında onlar da görecekler. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.144 Eğer o. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Onlar elbette yalan söylüyorlar.168.” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.” 167. 147 Biz onu yüz bin. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları. Onlar da yakında görecekler. 181 Peygamberlere selam olsun. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. yücedir. 171 Andolsun. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. kudret ve şeref sahibi olan Rab. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. elbette biz ihlâslı kullar olurduk. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 148 Nihayet onlar iman ettiler. .162.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak.143. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. 179 (Bekle ve) gör. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. 182 Hamd. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir.163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. yücedir. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

Sûrede başlıca. Benim ise bir tek koyunum var. kazıklar sahibi0 Firavun. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık.0 O şanlı. Allah sözüdür). senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. Bu ancak bir uydurmadır. Onlar da feryat ettiler. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. İbrahim. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. İsmail. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. İşte bu istenen şeydir. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. ilahlarınıza tapmaya devam edin. Allah’ın birliği. Süleyman. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı.âyetinin dipnotuna bakınız. Davûd. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. 88 âyettir. 12. Hayır. ama artık kurtuluş zamanı değildi. Hayır. Onlar. “Gidin. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır.” 27 Biz göğü. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik.7. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. İshak. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları.38. Semûd kavmi. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. Onlar da pek azdır. henüz azabımı tatmadılar. İşte onlar da (böyle) gruplardı. 18. Âd kavmi. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. Kafirler. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Onun doksan dokuz koyunu var. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. Sûre. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Nefis arzusuna uyma. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir.” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. 25 Biz de bunu ona bağışladık. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. . Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. Aramızda adaletle hükmet. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Eyyüp. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. iki davacı grubuz. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri.13 Onlardan önce de Nûh kavmi. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik.8 İçlerinden ileri gelenler.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd. Derken Rabbinden bağışlama diledi. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. O. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. “Korkma! Biz.

kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. İşte bunlar. Onlar oraya girerler. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. Bu bir öğüttür. Bana. onun emrine verdik. Onların her biri iyi kimselerdi. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. hesap günü için size vaad edilenlerdir. Andolsun. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.33 34 35 36 37. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. mecazi olarak. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. O ne güzel bir kuldu! O. size rahat ve huzur olmasın. Orası ne kötü durak yeridir!” der.” De ki. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. çok bağışlayandır. “Hayır. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik.29 30 31 32. Süleyman. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i. “İşte bu bizim ihsanımızdır. biz Süleyman’ı imtihan ettik. cehennem vardır. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi.50 51 52 53 54 55. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. yeminini bozma.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. büyük bir haberdir. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir. Biz de ona. Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. Hani o. bizim katımızda hayırlı. “Onları bana geri getirin” dedi.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk.” “O. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. Şüphesiz biz onları. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. Şüphesiz onlar. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Süleyman. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. İshak’ı ve Yakub’u da an. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. Rabbine. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. . (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. Ona asla tükenme yoktur. “Gerçekten ben malı. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0.” O grup da. Mutlak güç sahibidir. “Bu Kur’an. “Ey Rabbim! Beni bağışla. göklerin.” 0 Bu âyetin bu kısmı.

cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten).” . Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun.” 71 Hani.” 79 İblis.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür. 74 Ancak İblis eğilmedi. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim. onu ise çamurdan yarattın” dedi. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin. içlerinden ihlâslı kulların hariç.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.69 “Aralarında tartıştıkları sırada.83 İblis. Beni ateşten yarattın.” 82. 76 İblis. “Senin şerefine andolsun ki.” 70 “Bana ancak. “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın. “Ben ondan daha hayırlıyım. çünkü sen kovuldun. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. 75 Allah.

şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.39. mü’minlerin cennete. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının.” “Bana. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. Zümer. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. halis din yalnız Allah’ındır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur.” De ki: “Şüphesiz bana. zümreler. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi. yarattıklarından dilediğini seçerdi.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem. adını 71 ve 73. Tağut’tan0. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. o mutlak güç sahibidir. O bundan uzaktır. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. . Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının.) yoksa gece vakitlerinde. (Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. 75 âyettir. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. âyetlerine bakınız. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. âyetinin dipnotuna bakınız. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Sonra ondan0 eşini var etti. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. “Biz onlara sadece. İyi bilin ki.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. müslümanların ilki olmam da emredildi.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar. O da size yaptıklarınızı haber verir. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. gruplar demektir. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. secde halinde ve ayakta. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. İyi bilin ki. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. O. Allah’ın yeryüzü geniştir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. Sûre. sizi bir tek nefisten yarattı. yücedir. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. çok bağışlayandır. İşte Allah kullarını bununla korkutur. Sûrede başlıca. kullar.

iyilik yapanların mükafatıdır.” 39. 0 0 Âyette. kendisi için girmiş olur. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. 28 Biz onu. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir. “Allah”. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. . Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. eğer onlara. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. kainatın düzeni bozulurdu. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. Onunla dilediğini doğru yola iletir. böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. 21 Görmedin mi. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. 29 Allah. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. 35 (Allah. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Allah vadinden dönmez. onların çoğu bilmiyorlar. hak olarak indirdik. 22 Allah’ın. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. ancak kendi aleyhine sapar. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. “Kazandıklarınızı tadın” denir. korunma aracı olarak kullanacak olması. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Ben de yapacağım.. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır.” (Enbiya sûresi. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. Kim doğru yola girerse. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar.40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. âyetleri. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. İşte bu.. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. Kim de saparsa. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Âyette. göğsünü İslâm’a açtığı. derler. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. ölmeyenlerinkini de uykularında alır.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı). Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. Allah mutlak güç sahibi. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. 23 Allah sözün en güzelini. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. öğütleri. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. Sen onlara vekil değilsin. Hayır. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim.

“Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. Onlar üzülmezler de. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. O. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Sonra size yardım edilmez. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. 55. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. Çünkü O. “Allah’ın yanında.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün.” 66 Hayır. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. gaybı da. büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. 58 Yahut azabı gördüğünde.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. O her şeye vekildir. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. kişi. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. onların ortak koştuklarından uzaktır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. Hayır.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. o bir imtihandır. Sonra ona bir daha üflenir. Onlara kötülük dokunmaz. “Evet geldi” derler. çok bağışlayandır. yücedir. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. yüzleri kapkara kesilmiştir.” . 52 Bilmediler mi ki. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Onlardan zulmedenler var ya. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. 57 Yahut. Artık. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Fakat onların çoğu bilmezler. “Bu. kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. çok merhamet edendir. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi.

74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir. . bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de.

muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. onların babalarından.. âyet 56’ya aykırıdır. 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. O halde. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. Allah. İnkar edenler var ya. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. Âyette geçen iki ölümden ilkinin. Arş’ın sahibidir. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. Âyette geçen ikinci ölümün. kâfirlerin hoşuna gitmese de. sadece kafirler için söz konusudur.3 4 5 6 7 Hâ Mîm. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. Ayrıca sûre. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Oysa bu. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. günahı bağışlayan. sizin için gökten bir rızık indirendir. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. Onlara. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. Ancak O’na yönelen. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. azabı ağır olan. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Sûre. (gördüler)! Böylece Rabbinin. “Nasıl. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz.40. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu.” “Ey Rabbimiz! Onları da. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. tövbeyi kabul eden. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. Mü’min inanan kimse demektir. O’ndan başka ilah yoktur. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. âyeti bunu açıkça göstermektedir. iki defa da dirilttin. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Kafirler cehennemde.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. 85 âyettir. mutlak güç sahibi. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. İki ölümden birincisi. bağışlayan demektir. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. hakkıyla bilen. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. 58. adını 28. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. Bugün asla zulüm yoktur. düşünüp ibret alır. Dönüş ancak O’nadır. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. inkâr edenler hakkındaki. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. Firavun ailesinin. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2..” O. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. ölüm diye nitelenmektedir. kendi indirir. İşte bu büyük başarıdır. hüküm ve hikmet sahibisin. “Ğâfir”. dereceleri hakkıyla yükseltendir. O gün onlar ortaya çıkarlar. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. lütuf sahibi Allah tarafındandır. Sûrede başlıca.0 Bu kitabın indirilmesi. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Bu tür bir ölüm. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. . ona rahmet etmiş olursun. size âyetlerini gösteren. Benim cezalandırmam nasılmış.” Duhân sûresinin 56.” “Onları kötülüklerden koru. O.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. Âyette sözü edilen mü’min. bu görüş sağlıklı değildir. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş.

sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. hakkıyla görendir. günahları sebebiyle onları yakaladı. zayıf olanlar. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. Kıyametin kopacağı günde de. kim. 0 .” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız.” Hâmân Firavun’un başveziridir. sizi doğru yola ileteyim. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. (Öyle bir) ateş ki. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap.” Mûsâ da. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. Nûh kavmi. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. ancak onun kadar ceza görür. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir.” “Kim bir kötülük yaparsa. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun.33 34 35 36. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.31 32.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. “Biz size uymuş kimselerdik. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. Onlar ise. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Firavun ailesinden. Şüphesiz. aşırı giden. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. cezası da çok şiddetlidir. Böyle iken Allah. Âd kavmi.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Firavun’un tuzağı. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Şüphesiz O güçlüdür.” Andolsun. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur.24 25 26 27 28 29 30. belki yollara. onun yalancı olduğuna inanıyorum. yalanı kendi aleyhinedir. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. büyüklük taslayanlara. Eğer yalancı ise.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. Firavun ailesini. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün.” Allah onu. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Şüphesiz Allah. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden. Allah. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. Ama başımıza geldiğinde bizi. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. benim de Rabbim. kadınlarını sağ bırakın” dediler. azâbın en kötüsü kuşattı.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. Kadın veya erkek. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz.20 21 22 23. o bağrışıp çağrışma gününden. dininizi değiştireceğinden. Eğer doğru söylüyorsa. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Allah kullarına asla zulmetmek istemez. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum. tamamen sonuçsuz kaldı. Daha sonra o ölünce de.

“Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler. îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Şüphesiz Allah. Onlar bilecekler. Sen Allah’a sığın. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. İsrailoğulları’na da. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. âyet. Alak sûresi. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. 64 Allah. Lânet de onlaradır. fakat insanların çoğu şükretmezler. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir.” 61 Allah. Hamd. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. 52 O gün zalimlere. Siz pek az düşünüyorsunuz. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. 14. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince.72 O zaman onlar. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. Fakat insanların çoğu bilmezler. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. sonra az bir sudan (meniden). (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. getirmişti” derler. 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. işte böyle döndürülürler. bir kısmına binesiniz. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. 55 Ey Muhammed! Sabret. Onlar. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. demek ki. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. “Evet. 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. o da oluverir. 71.74 Sonra onlara. 53. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Allah bunları. Hayır. yaşatan ve öldürendir. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. 75 Bu. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. göğü de binâ yapan.49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. bunda hiç şüphe yoktur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. İçinizden önceden ölenler de vardır. 51 Şüphesiz ki. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. senden önce de peygamberler gönderdik. 58 Kör ile gören. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. 73. Günahının bağışlanmasını iste. 0 “Alaka”. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. 68 O. 78 Andolsun. Onlar da. 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. mazeretleri fayda vermez. 79 Allah. sonra “alaka”dan0 yaratan. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. âyet. âyet. âlemlerin Rabbine mahsustur. 5. duânıza cevap vereyim. sonra da ateşte yakılacaklardır. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. hakkıyla görendir. . Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. sizi (önce) topraktan. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. 2. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. 76 Onlara. 56 Allah’ın âyetleri hakkında. (Bekçiler). belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. Mü’minûn sûresi. anlatmadıklarımız da var.” 67 O.54 Andolsun. kötü yurt da onlaradır. Onlardan sana anlattıklarımız da var.

Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. . kendilerine fayda vermedi. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. Bu. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Fakat. Allah size âyetlerini gösteriyor. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. “Yalnız Allah’a inandık. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. Azabımızı gördükleri zaman. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur.

Sûre. “genişçe açıklandı” demektir. 8. yapmış oldukları işler hakkında. ona ve yeryüzüne. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Onlara yardım da edilmez. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. Onlar derilerine. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Böylece onları. O halde sen (istediğini) yap. 19. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Sûre. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Allah’ın düşmanlarının. gözlerinizin ve derilerinizin. 22.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Hâ Mîm. âlemlerin Rabbidir. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. onlar da. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. 17.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. 13. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat.” O. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. kendileri aleyhine şahitlik ederler. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. 11. Kulaklarımızda bir ağırlık. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. 54 âyettir. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. birer mecazî ifade olup. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Onlar ahireti de inkar ederler. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. gözleri ve derileri. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 18.” 6. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. Onlar. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. “Fussilet”. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. 14. 2. 9. 10.0 Bu Kur’an. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. 21. 12. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. batılda ısrar edenlerin uyarılması. İkisi de. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. İşte bu. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. Bu. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir. 15. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. Lakin. 7. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. “İsteyerek geldik” dediler. 3. kulakları.41. dört gün içinde (dört evrede). Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. Artık onlar işitmezler. 20. Derileri. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. . “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. 5. 4. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. Sûrede başlıca hakka davet. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. 16. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık.

müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır. Şüphesiz o. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. hakkıyla bilendir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. sonra dosdoğru olanlar var ya. âyet. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak.” 27. onu dirilten. İşte böyle. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı. 0 Âyetten. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). O hüküm ve hikmet sahibi. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. üzülmeyin. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz. müşrikler güneşe. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. 26.“Onlara. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. hakkıyla işitendir. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. orada canlarınızın çektiği her şey var. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır. “İşte bu sizin. onları yaratan Allah’a secde edin. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. aralarında derhal hüküm verilirdi. Bir de bakarsın ki. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). 41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. istediğiniz her şey orada sizin için var. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. 43 Sana ancak.” 30. Güneşe ve aya secde etmeyin.” 24. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. Âyet. Allah düşmanlarının cezası ateştir.” 33 Allah’a çağıran. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar. Şüphesiz ki. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. hemen Allah’a sığın. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.23. 29. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. her şeye gücü hakkıyla yetendir. elbette ölüleri de diriltir. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler). güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. 37 Gece. onlar için de gerçekleşti. gündüz. . seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. hem de elem dolu bir azap sahibidir. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. onda ayrılığa düşmüşlerdi. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. 28. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Çünkü O. De ki: “O. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. 25.0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. Şüphesiz o. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. yıkılır. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. İyi bilin ki. Rabbime döndürülürsem. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. . o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. her şeyi kuşatandır. onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız. O. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. mülk. İnsan. Andolsun. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. genişlik) istemekten usanmaz. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Rabbinin. Andolsun. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. içimizden onları gören hiçbir kimse yok. hayır (mal. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır. Allah onlara.

Şûrâ danışma demektir. Mizan ölçü demektir. 10. Melekler ise. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. 15. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. çok merhamet edendir. yücedir. Onlar için çetin bir azap vardır. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. .ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. ölüleri diriltir. Sûre. gökleri ve yeri yaratandır. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Allah bizim de Rabbimiz. hakkıyla işitendir. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 14. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. 6. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. 4. Bir grup cennette.. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. 8. İyi bilin ki Allah. İnananlar ise. 3. Âyetin bu kısmı. İyi bilin ki.. Şüphesiz O. 17. aralarında hemen hüküm verilirdi. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Size kendinizden0 eşler. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. Bu sûretle sizi üretiyor. 16. onun çabuk kopmasını isterler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Rabbim Allah’tır. sana vahyettiğini. 2. Fakat O. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. “kendi türünüzden. 53 âyettir. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. O. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir. O. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. 12. bir grup ise cehennemdedir. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. 11. İşte bu. Hâ Mîm. Allah kullarına çok lütufkârdır. sizin işledikleriniz sizedir. çok bağışlayandır. Onlara bir gazap vardır. O. Bizim işlediklerimiz bize. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. 9. her şeyi hakkıyla bilendir. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. O. kuvvetlidir. 19. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. Sen onlara vekil değilsin. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. 13. büyüktür. adını 38. O. kendilerine bilgi geldikten sonra. 18. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. dilediğini rahmetine sokar.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. 7. Allah.” şeklinde de tercüme edilebilir. her şeye hakkıyla gücü yetendir. dilediğini rızıklandırır. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir.42. Dönüş de ancak O’nadır. İbrâhim’e. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. O. Allah onları daima gözetlemektedir. mutlak güç sahibidir. hakkıyla görendir. 5. Allah ona dilediğini seçer. Onlar. sizin de Rabbinizdir. Kıyamete inanmayanlar.

yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. yine de çoğunu affeder. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. 31. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.20. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. işleri. 40 Bir kötülüğün karşılığı. İyi bilin ki zâlimler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. Şüphesiz O. Fakat O. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Allah böyle yapar ki. Allah. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). onun iyiliğini artırırız. sadece tebliğdir. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. sürekli bir azâp içindedirler. 41 Zulme uğradıktan sonra. 32. 23. O’nun varlığının delillerindendir. İnananlar da. Dilediğine kız çocukları. . ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. kullarından tövbeyi kabul eden. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. rahmetini her tarafa yayandır. 47 Allah’tan. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). O’nun varlığının delillerindendir. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. O. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. ona da istediğinden veririz. Şüphesiz O. dilediğini yaratır. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. birçoğunu da affeder. 35.38. Yoksa. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. aralarında yardımlaşanlar içindir. 26. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. bu dünya hayatının geçimliğidir. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. İşte bu büyük lütuftur. 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. biz seni onlara bekçi göndermedik. lütfundan onlara fazlasını da verir.” Kim güzel bir iş yaparsa. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı).37. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. çok şükreden herkes için ibretler vardır. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. Bu mükafat. 36. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. 34. 44 Allah kimi saptırırsa. O. şükrün karşılığını verendir. Şüphesiz Allah. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. 33. 25. dilediğine erkek çocukları verir. 29. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. 30. 22. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. dost olandır. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. İşte bu Allah’ın. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. övülmeye lâyık olandır. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. Gökleri. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. zâlimleri sevmez. bir saldırıya uğradıkları zaman. Sana düşen. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. O. 27. O. Elbette bunda çok sabreden. derhal aralarında hüküm verilirdi. O. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Şüphesiz. çok bağışlayandır. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. O. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. 28. 21. 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Şüphesiz O. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. O. Allah bâtılı yok eder. 24. Rabbinizin çağrısına uyun. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. Kim âhiret kazancını isterse. dilediği zaman. rızkı dilediği ölçüde indirir.

. dişiler olmak üzere çift verir. hüküm ve hikmet sahibidir. Fakat biz onu. İyi bilin ki. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. izniyle ona dilediğini vahyeder.53 İşte sana da. bütün işler sonunda Allah’a döner. emrimizle. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. dilediği kimseyi de kısır yapar. iman nedir bilmezdin. her şeyi hakkıyla bilendir.50 Yahut o çocukları erkekler. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. Sen kitap nedir. yahut perde arkasından konuşur. Şüphesiz O. 52. hakkıyla gücü yetendir. kullarımızdan dilediğimizi. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Şüphesiz O yücedir. Yahut bir elçi gönderip.

ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 25 . mutlaka. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. 1 2. kurulduğunuzda. 16 Yoksa. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. Biz de onlardan intikam aldık. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki.43. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.) “Ben size.” 27 “Ben ancak O. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. Biz. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. oranın şımarık zenginleri. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar.14 O bütün çiftleri yaratan. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de. “Onları mutlak güç sahibi. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. onu Arapça bir Kur’an yaptık. Onlar sadece yalan söylüyorlar. böyle diriltileceksiniz.13. belki dönerler diye. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. Allah. onlara. İşte siz de.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. Sûrede başlıca tevhit. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta. . adını 35. sonra da.” 28 İbrahim bunu. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. 10 O. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Şüphesiz o. “Bu bir büyüdür. Sûre. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. üzerlerine kurulasınız. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. mücevher. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. 12. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. Zühruf yaldız. hikmetlerle doludur. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Yalanlayanların sonu. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. beni yaratana taparım. Onlar. çok yücedir. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. iyice anlayasınız diye biz. 24 (Gönderilen uyarıcı. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. 23 İşte böyle. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. 89 âyettir. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir.

yahut Tâif’li Urve b. bir de bakmışsın. Onları. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. bizim için Rabbine dua et. onlardan intikam alırız. onları azaba uğrattık. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. bana uyun.0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. sadece. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). sonradan gelecek inkârcılara. İsa. Birbirlerine iş gördürmeleri için. ondan hesaba çekileceksiniz. Bütün bunlar. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. şu zavallı. Doğru yola dönsünler diye. (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. Rabbinin rahmeti. Şüphesiz bu Kur’an. Sonunda bize geldiğinde. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. arkadaşına. peygamberliği. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Çünkü zulmettiniz. Rabbinin katında ahiret ise. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. yoksa İsa mı?” dediler. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Müşrikler. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. bizim onlara gücümüz yeter. hepsini suda boğduk. onun ayrılmaz dostudur. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. derece derece üstün kıldık. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. Rabbinin katında ahiret ise.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. . Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. Kur’an’ın. Onlar da kendisine itaat ettiler. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık o. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. Peygamber’e yakıştıramıyor. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. Yahut da. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. Bütün bunlar. Eğer dileseydik. Onlara. Muğîre’ye. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. bu doğru bir yoldur. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Kim. Sağırlara sen mi duyuracaksın. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık.

“Allah” derler. işte bu doğru bir yoldur. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak.” 64 Şüphesiz Allah.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. 78 Andolsun. Onlar azap içinde ümitsizdirler. Arş’ın da Rabbi olan Allah. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette.” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. size hakkı getirdik. 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. kendileri zâlim idiler. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler. siz üzülmeyeceksiniz de. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in).” O da. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar.63 İsa. 84 O. sizin de Rabbinizdir. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. 83 Bırak onları. 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. 73 Orada sizin için bol bol meyve var. hakkıyla bilendir.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. Fakat onlar. 87 Andolsun. 76 Biz onlara zulmetmedik. 85 Göklerin.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. dostlar birbirine düşman olurlar. 72 İşte. yerde de ilah olandır. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. Yakında bilecekler. onlardan yersiniz. gökte de ilâh olandır. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. O hüküm ve hikmet sahibidir. halbuki bunun farkında değillerdir. benim de Rabbim. Öyle ise. Öyleyse O’na kulluk edin. . Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. onların nitelendirmelerinden uzaktır. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. 68.

Rabbinden.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır. Çünkü o.35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. 26 Nice ekinler. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. O. 16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. 4. âyet. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. beni taşlamanızdan. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. 34. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim. Duhan. O hakkıyla işitendir. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın. . yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun.5. âyet. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. 9 Fakat onlar. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. Mûsâ’ya.” 20 “Şüphesiz ki ben. elem dolu bir azaptır. onları. Yaşatır. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. Kur’an’ın indirilişi. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. duman demektir. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. 33 Onlara.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Biz diriltilecek değiliz. 59 âyettir. 1 2. 11 (O duman) insanları bürür.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. önceki atalarınızın da Rabbidir. Peygamberi yalanlaması. çünkü takip edileceksiniz. Bu âyette Hz.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. 10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. Sûrede başlıca.31 Andolsun. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. sizin de Rabbiniz. öldürür. onlara mühlet de verilmedi. 25 Onlar geride nice bahçeler. benim de Rabbim. müşriklerin ona karşı tutumu. çünkü biz artık inanıyoruz” derler.44. âyetinde açıkça belirtilmiştir. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir. göklerin. “Tübba”. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. 17 Andolsun. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan.” 24 “Denizi açık halde bırak.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. yeri ve bunlar arasında bulunanları. Firavun’dan kurtardık.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 12 İnsanlar. hakkıyla bilendir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. Yemen hükümdarlarına verilen addır.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. Bu. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Şuarâ sûresi. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. siz de yine eski halinize döneceksiniz. gökleri. 32 Andolsun.” 37 Bunlar mı daha hayırlı. 38 Biz. haddi aşanlardan bir zorba idi. eğlenmek için yaratmadık. nice pınarlar bıraktılar.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. Kureyş’in Hz. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. 30.6. bu bir deli!” dediler. Sûre. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182.

İşte bu büyük başarıdır. Yalnız. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. hüküm günü.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün. 54 İşte böyle. 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. Şüphesiz. günahkarların yemeğidir. cehennemin ortasına sürükleyin.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün. Kendilerine yardım da edilmez. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. Ama onların çoğu bilmiyorlar.44 Şüphesiz. maden eriyiği gibidir. onlar da beklemektedirler. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. zakkum ağacı. 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. düşünüp öğüt alsınlar. çok merhamet edendir. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. . 43.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. 45.46 O. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

Allah’ın âyetleridir. İsrailoğullarına kitap. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. Nefsinin arzusunu ilah edinen. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. 18. aralarında hüküm verecektir. 21. Andolsun biz. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. Bu Kur’an.0 Kitab’ın indirilişi. Hâ Mîm. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. Yoksa kötülük işleyenler. Sen ona uy. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. hak ve hikmete uygun olarak. 37 âyettir. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. 17. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. 19. emriyle akıp gitmesi. diz üstü çöken demektir. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. 11. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah. kendilerini. 6. gökleri ve yeri. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. 14. Allah’ın. adını 28. 3. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez.45. 20. 15. 12. 4. 0 . Şüphesiz Rabbin. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. 7. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. hükümranlık ve peygamberlik verdik. 9. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. içinde gemilerin. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Onlara zulm edilmez. İnananlara söyle. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 13. göklerde ve yerde. Kur’an’ın indirilmesi. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. Çünkü onlar. mutlak güç sahibi. Sûrede başlıca. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. 22. 16. 8. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. 5. 23. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği. Câsiye. 2. Sûre. İşte bunlar. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Şüphesiz. Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. 10.

” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır.” “Bunun sebebi. 25. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. Yardımcılarınız da yoktur. 26. Rableri onları rahmetine sokacaktır. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. 31. 36. ama insanların çoğu bilmezler. 28. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. 35. Kıyamet kopacağı gün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. sadece zannediyoruz. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. Ölürüz ve yaşarız.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur.24. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. size karşı gerçeği söylüyor. bu gün biz de sizi unutuyoruz. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. 34.” İşte kitabımız. Bizi ancak zaman yok eder. 37. İşte bu apaçık başarıdır. 29. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. 32. Barınağınız ateştir. De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Hamd. 33. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. O. Allah’ın va’di gerçektir. kendilerini kuşatıvermiştir. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Sonra sizi öldürecek. mutlak güç sahibidir. . hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. 30. 27. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise.

âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. “Yazıklar olsun sana! İman et. âyet. düşünmeden “Bu. apaçık bir büyüdür” dediler. 78. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. âyet.46. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı.” İnkâr edenler. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. Sûre. Nihayet olgunluk çağına gelip. 16. 2. 43. 8. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. Bu.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. adını 21. onlar onu kabulde. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. . Ahkâf. İnkar edenler ise. 14. O. 47. sizin. gökleri. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. 10. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. mutlak güç sahibi. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. 12. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. Neslimi de salih kimseler yap. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. 11. “Bu. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Yoksa. Yapmakta olduklarına karşılık. çok bağışlayandır. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. 6. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım. orada sürekli kalacaklardır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. çok merhamet edendir. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. 5. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. 7. onlar üzülmeyecekler de. 17. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır.0 Kitab’ın indirilişi. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. Şüphesiz ben sana döndüm.Peygamber’in. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. 18. 144. o da. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir.” İşte.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. âyet. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. Onunla doğru yolu bulamadıkları için. 15. Allah’ı bırakıp da. 9. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. 3. âyet. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. Hicr sûresi âyet 10. Âyetin bu kısmı. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. 35 âyettir. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. 4. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. Hâ Mîm. Bu ise. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. inananlar için. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. Mü’min sûresi. 13. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. Nahl sûresi. Biz. Onlar cennetliklerdir. Anne ve babasına. bizi geçemezlerdi” dediler. İşte onlar. Hz. bunların tapınmalarından habersizdirler.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Âl-i İmrân sûresi. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını.

33. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. “O. Hani Ahkâf’taki kavmini. 30.19. 22. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. Kendilerine kulaklar. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. gözler ve kalpler vermiştik. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. onların zevkini sürdünüz. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. Onlar ise. İşte biz. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. Allah. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. onun huzuruna gelince0 birbirlerine. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. Mûsâ’dan sonra indirilen. 32. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. Andolsun. Bu bir duyurudur. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. Fakat kulakları. 23. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. 21. Onlar. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Onlar. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. 31. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. 29. ona iman edin ki. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. 20. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. “Susun!” dediler. Andolsun. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. kendinden önceki kitapları doğrulayan. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. 24. 27. 34. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. “Evet. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. “Hayır. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. . o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. 28. Hûd. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. 25. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Ben size.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. 35. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. her şeye hakkıyla gücü yetendir. “Ancak Allah’a ibadet edin. Onlar için acele etme. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. 26. Hûd.

(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. Allah yolunda öldürülenlere gelince. savaş. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. Allah onların hidayetini artırır.MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Bu cennetliklerin durumu. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. yıkım onlara! Allah.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. “Az önce ne söyledi?” derler. Bu. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. 3. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. 19. esirler. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. biz onları helak ettik. içinde kalacağınız yeri de bilir. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. diye de anılmaktadır. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. Allah’ın inananların yardımcısı olması. Allah’ın. 4. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Bu. Onların kalacakları yer ateştir. 12. 18. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). 11. Hidayete erenlere gelince. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. Hem kendinin. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. dinini uygularsanız). 16. adını Peygamber Efendimizin. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.47. 38 âyettir. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. Sûre. 13. 17. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. 8. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. Rablerinden de bağışlama vardır. 2. 6. onların işlerini boşa çıkarmıştır. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. 15. . inanıp salih ameller işleyenleri. ikinci âyette geçen adından almıştır. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. İşte Allah. 5. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. inkâr edenlerin ise. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. 10. onları yerle bir etmiştir. 7. İşte bunlar. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. 9. Onları. İnkâr edenlere gelince. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. Şüphesiz Allah. ortadan kalkması da olabilir. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. yeryüzünde savaşın sona ermesi. Bu. Onlar yeryüzünde dolaşıp. tadı değişmeyen süt ırmakları. 14. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır.

sen onları yüzlerinden tanırdın. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. 26. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Demek.20. İşte sizler. Andolsun. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. İnananlar. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. onları sana gösterirdik de. onların amellerini boşa çıkaracaktır. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. 25. Allah onları asla bağışlamayacaktır. kalplerinde hastalık olanların. . 34. Yoksa. siz ise fakirsiniz. kulaklarını sağır. münafıkların. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. Allah yolundan alıkoyan. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri. İnkâr edenler. cimrilik ederdiniz. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. başa geçtiğinizde. 27. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. 29. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. 23. gözlerini kör ettiği kimselerdir. Amellerinizi boşa çıkarmayın. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Melekler. Allah sizinle beraberdir.. 32. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. öyle mi? İşte bunlar. 31. 0 Âyetin baş tarafı. İnkâr eden. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. 21. 30. Allah’ın lânetleyip. Peygamber’e itaat edin. “Demek. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız. 37. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. 33. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.” şeklinde de tercüme edilebilir. 36. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir. içinizden. sen onları. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. 28. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. 24. Andolsun. O da onlara pek yakındır. 38. 35. konuşma tarzlarından da tanırsın. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Allah yaptıklarınızı bilir. Sakın za’f göstermeyin. 22. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. elbette kendileri için daha iyi olurdu.. Bu.

ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında. 5 Bütün bunlar Allah’ın. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. hüküm ve hikmet sahibidir. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. Allah çok bağışlayandır. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. Âyette. ona yardım edesiniz.” 17 Köre güçlük yoktur. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. inanan erkek ve kadınları. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana. onların kötülüklerini örtmesi içindir. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. dilediğini bağışlar. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. hüküm ve hikmet sahibidir. Gönüllerinde olanı bilmiş. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. “Bîat”. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. 15 Savaştan geri bırakılanlar. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. şüphesiz biz. onlar pek az anlarlar. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. Allah katında büyük bir başarıdır. ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz.48. topala güçlük yoktur. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. 18. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. 18 ve 27. el tutuşup söz vermek demektir. 6 Bir de. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. onlara huzur. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse. 4 O. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse. Bu.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. 29 âyettir.19 Şüphesiz Allah. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Allah hakkıyla bilendir. Allah büyük bir mükâfat verecektir. hüküm ve hikmet sahibidir. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. adını 1. Sûrede başlıca. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. Hudeybiye’de müslümanların. cihad. İşte bu. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. dilediğine ceza verir. Allah onu. inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. hicretin altıncı yılında Hz. Âyette sözü edilen fetih. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. sana olan nimetini tamamlasın.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Allah mutlak güç sahibidir. Hayır.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Kim de yüz çevirirse. 1 2. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. Allah’ın. . senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. 9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız.” Onlar. Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. içlerinden ırmaklar akan. O. siz ganimetleri almaya giderken. Allah mutlak güç sahibidir. hastaya güçlük yoktur.0 Ta ki Allah. Hz.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. şanlı bir zaferle yardım etsin. çok merhamet edendir. Sûre. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah önceden böyle buyurmuştur. onu elem dolu bir azaba uğratır.

Allah. inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. Onunla beraber olanlar.0 O. Eğer. 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. inkârcılara karşı çetin. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah’ın Resülüdür. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. onların ellerini sizden. içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. Onların. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Henüz elde edemediğiniz. ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah ise. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. gövdesi üzerine dikilmiş. kalınlaşmış. (Allah böyle yaptı) ki. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Andolsun. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. Mekke’nin göbeğinde. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). birbirlerine karşı da merhametlidirler. Allah dilerse. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. fakat Allah’ın. Hani inkar edenler kalplerine taassubu. Allah. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. Allah. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. Allah. rükû ve secde halinde. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onlar. sizi de doğru bir yola iletsin. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. Allah. sizin ellerinizi onlardan çekendir. Eğer. arkalarını dönüp kaçarlar. Muhammed. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. İşte bu. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). onu kuvvetlendirmiş. O. Şahit olarak Allah yeter. bunlar mü’minler için bir delil olsun. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. sonra da ne bir dost.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. . Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.

Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. 8. Allah’ın. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Hucurât odalar demektir. 14. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. Allah hakkıyla bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır.0 Onlar. Şüphesiz.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. 11. 18 âyettir.49. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. sonra şüpheye düşmeyen. Allah katında en değerli olanınız. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. 5. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. Allah hakkıyla işitendir. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Eğer o. 7. 2. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse. 9. Peygambere karşı. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Ey insanlar! Şüphe yok ki. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. sıkıntıya düşerdiniz. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. Çünkü Allah. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. Bilin ki. Allah çok bağışlayandır. çok bağışlayandır. Sûrede başlıca. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. Mü’minler ancak kardeştirler. “Fakat İslâm’a girdik. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. mü’minlerin. birçok işlerde size uysaydı. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. çok merhamet edendir. 16. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. çok merhamet edendir. hakkıyla haberdâr olandır. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. 3.” İman edenler ancak. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. Sûre. 6.” 10. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah. De ki: “İman etmediniz. Birbirinize bağırdığınız gibi. âdaletli davrananları sever. çok merhamet edendir. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. hakkıyla bilendir. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. 15. Allah’a ve Peygamberine inanan. Allah. Birbirinizi karalamayın. Bedevîler “İman ettik” dediler. 13. Bu cümle. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. her şeyi hakkıyla bilendir. Burada Hz. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. 4. (Öyle ise. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. inkârı. . Fakat Allah. gerek Hz. elbette kendileri için daha iyi olurdu. “iman ettik” demeyin. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. 12.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. 18.” Şüphesiz Allah. göklerin ve yerin gaybını bilir. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. .17. Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar.

İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. Yemen Hükümdarına verilen addır. 17 Üstelik. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. Şimdi gaflet perdeni açtık. "Tübba". Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde. 8 Bütün bunlar.” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. Âd ve Firavun. uğradıkları azaplar konu edilmektedir. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır. “daha var mı?” der. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme.50. . 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi. Peygamberlik. toprağın.” 30 O gün Cehenneme. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. İşte bu.11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. hayrı hep engelleyen. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici.” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.13. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. “İşte bu.14 Onlardan önce Nûh kavmi. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. Allah’ın birliğinin delilleri. “Doldun mu?” deriz. 16 Andolsun. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. (hakka karşı) inatçı. 45 âyettir. 19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. Res halkı ve Semûd kavmi. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. Lût’un kardeşleri.10. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.” 24. O da. Eykeliler. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Artık onlar kararsız bir haldedirler. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. biri insanın sağ tarafında. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım. 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar. Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. artık bugün gözün keskindir” (denir. Sûre. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 9. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 12. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. tehdidin gerçekleşeceği gündür. 1.

44 O gün yer. Sen. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda. onlara karşı bir zorba değilsin. (kabirlerden) çıkış günüdür. Dönüş de ancak bizedir.” 34 “Oraya esenlikle girin. İşte bu. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. 36 Biz onlardan önce.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. O halde sen. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. 38 Andolsun.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu. bize göre kolaydır. İşte bu. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. Bize bir yorgunluk da dokunmadı. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. bir sonraki 40. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. Bu. . 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. O. ebedilik günüdür. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. gökleri. onun emrini gözeten için. (hesap için) bir toplamadır. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. 39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz.32. 0 Bu âyette sabah. (o sese) kulak ver. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. âyette ise. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. her tövbe eden. Katımızda daha fazlası da vardır. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine.

esip savuran rüzgarlar demektir. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.” 15. 20. 13. kolaylıkla akanlara. Hani onlara. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. iş bölüştürenlere andolsun ki.0 7. 60 âyettir. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). muhakkak siz. Zâriyât.5. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.33. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. .4. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip. 27 Onu önlerine koydu. 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. öldükten sonra hesap için toplanma. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. 32. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap.11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir.16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar.2.6 Tozutup savuranlara. O ise (pişman olmuş). Şüphesiz O. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. hakkıyla bilendir. mü’minlere verilecek mükafatlar.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. 30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. ağırlık taşıyanlara. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. kendini kınıyordu. üzerlerine çamurdan. 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. Sûrede başlıca. size vaad olunan şey elbette doğrudur. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. Sûre.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. “Yemez misiniz?” dedi. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu.” demiş.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. 45 Artık. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. bulutlar.51.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine). 0 Âyetlerde rüzgar. 10. sizin konuşmanız gibi gerçektir. mutlaka onu kül ediyordu.3. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. 17 Geceleri pek az uyurlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar). 37 Orada. Onlar.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur. 43 Semûd kavminde de ibretler vardır. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. O da “Size de selâm olsun. hüküm ve hikmet sahibidir.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar.

. Şüphesiz Allah rızık verendir. modern astrofizikte gündemde bulunan. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Artık azabımı acele istemesinler. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir. çok kuvvetlidir. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Ben cinleri ve insanları. Gerçekten ben. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. Şüphesiz ben. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. O halde Allah’a koşun. güçlüdür. Bu bakış açısı. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. Artık kınanacak değilsin. Biz ne güzel döşeyiciyiz. Sen yine de öğüt ver. onlardan bir rızık istemiyorum. onlardan yüz çevir. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.0 Yeri de biz döşedik. onlar azgın bir topluluktur. Onun için. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. Ben.“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. size.

” 29 (Ey Muhammed!) O halde. sen ne bir kâhinsin.” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam.6.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin.5.4. İster dayanın. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. yahut Kâ’be kastedilmektedir. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. ister dayanmayın. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği. Müşrikler. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. kabaran denize andolsun ki. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. 23 Orada. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.52. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. 49 âyettir. Rabbinin nimeti sayesinde. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. sizin için birdir. dağ demektir. ne de bir deli. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. Sûrede başlıca. onlara.” 17. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir. ahiret halleri. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. 30 Yoksa onlar. 19. çok merhametlidir. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.12 İşte o gün. “Bekleyin. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. onlar kesin olarak inanmıyorlar. 11. (içilince) boş söz söyletmeyen. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. sen öğüt ver. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa. Konu için ayrıca. 24 Hizmetlerine verilmiş.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı.3. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13. “Beyt-i Ma’mur”a0. âyetinin dipnotuna bakınız . Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. “O bir şairdir. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. 10 Dağlar yürüdükçe yürür. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Biz. onun.20 Onlara. Burada Hz. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. Enfâl sûresinin 30. Bismillahirrahmânirrahîm 1.” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. yükseltilmiş tavana (göğe). biz onların nesillerini kendilerine kattık. Sûre. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.7 Tûr’a. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler. 37 Yoksa.2. Tûr. kâfirlerin karşılaşacakları ceza. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. Şüphesiz O iyilik edendir. kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri.

0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. onların ortak koştuklarından uzaktır. . Rabbinin hükmüne sabret. “kabir azabı” yahut “Bedir’de. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı.0 Fakat onların çoğu bilmezler.43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah. “Bunlar.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Tefsir bilginleri. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et. Gökten düşmekte olan parçalar görseler. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

Sizi. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. 27) kınanmakta. O. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. Lât. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. Sûrede başlıca. Onlar sadece zanna uyuyorlar. o.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. Allah’a. bağışlaması çok geniş olandır. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. meleklere dişi isimleri veriyorlar. . 62 âyettir. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. üstün güçlere sahip. kendilerine. Ahiret de dünya da Allah’ındır. O.0 18 Andolsun.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. yıldız demektir.53. o. yerdeki her şey Allah’ındır. Şüphesiz Rabbin. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir. nefis arzusu ile konuşmaz. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. ufak tefek kusurları dışında. yolundan sapanı daha iyi bilir. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. 11 Kalp. Âyette müşriklerin. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.34 Şimdi yüz çevireni. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. 33. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki. Rableri katından yol gösterici gelmiştir.2 3 4 5. ancak Allah’ın izniyle. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. yahut daha az oldu. 31 Göklerdeki her şey. 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. Necm. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. Andolsun ki. Sûre. en iyi bilendir. 19. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. Allah. Çünkü O. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. hidayete ereni de daha iyi bilir. Âyette müşriklerin. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. Şüphesiz zan. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız). 32 Onlar. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. (Kur’an’ı) ona. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Uzzâ ve Menât. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır.6. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. O. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması.

59. erkeği ve dişiyi. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.60. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. 49 Şüphesiz O. başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.54 O. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin. 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır. başkasının günah yükünü yüklenmez. “Şi’râ’nın Rabbidir. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür. 45.51 Şüphesiz O.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur.46 Şüphesiz O iki eşi. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. altı üstüne getirilmiş demektir. 48 Şüphesiz O. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. . Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.36. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. “Mu’tefike”. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. 53. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. 0 0 “Şı’râ”.0 50. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.37 Yoksa.

“Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. . adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. 10 O da Rabbine.7 O halde sen de onlardan yüz çevir. ay demektir. onlara bir imtihan olmak üzere. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. “Ayın yarılması” Hz. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. 15 Andolsun. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. Bazı müfessirlere göre ise. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. Halbuki her iş. onlar. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. 55 âyettir. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. 4 Andolsun. yardım et” diye dua etti.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 14 Gemi. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. (gördüler)! 22 Andolsun biz. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. bildir. 36 Andolsun. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.54. Yalnız Lût’un ailesi başka. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. 5 Bu haberler. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. “Bu zor bir gün” derler. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını. biz Kur’anı. Onlar. şımarığın biridir. nefislerinin arzularına uydular.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Sûre. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.” 28 “Onlara. yalancının. 32 Andolsun. o dişi deveyi göndereceğiz. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz. Peygamberi yalanladılar. Sûrede ana fikir olarak. Kur’an’ı yalanlayanlar. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. Kamer.” 29 Derken. onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre. Şimdi onları gözetle ve sabret. 37 Andolsun. Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.

Andolsun. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun. Gerçekten biz. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. doğruluk meclisindedirler. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. Hayır. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. Göz kırpması gibidir. biz sizin gibileri hep helak ettik. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. kıyamet. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.) Andolsun.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine. . Emrimiz ancak bir tek emirdir. büyük her şey satır satır yazılmıştır. ırmak başlarındadırlar. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Küçük. Muktedir bir hükümdarın katında. (Anında gerçekleşir. “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir.

Bismillahirrahmânirrahîm 1.55. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. âyet. birbirine kavuşuyorlar. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. Tartıyı adaletle yapın. Allah’ın nimetleri. ne cine günahı sorulmayacak.0 O halde. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. Sûrede başlıca. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Yapraklı taneler. O halde. (her şeyi) O’ndan isterler. hoş kokulu bitkiler vardır. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. (Bakınız Saffât sûresi.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır. O halde. 5 ve dipnotu. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde.0 O halde. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. O halde. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. O halde. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz. İnsanı yarattı. Allah yeri yaratıklar için var etti. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. . birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. O halde. birbirine geçip karışmıyorlar. Ölçüde haddi aşmayın. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana. ey cinler ve insanlar! O halde. O. âyet. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. O halde. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. 53. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. Sûre. O halde. teraziyi eksik tutmayın. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. O halde. bir başka yerde batmaktadır. 78 âyettir.

Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. O halde. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. O halde. O halde. O halde. O halde. hurma ve nar vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. O halde. O halde. yüzleri güzel dilberler vardır. O halde. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. Onlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. (nimetlenirler). Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır. . O halde. meyveler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. yalnız iyiliktir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. O halde. ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. O halde. O halde. çadırlara kapanmış hurilerdir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. O halde.

23 Onlar için saklı inciler gibi.33. 36.56. Bismillahirrahmânirrahîm 1. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.16 Onlar. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır.32.37. (kimini) alçaltır.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir.34 (Onlar). 39. Bu âyet. Bu âyet. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince.18.” 51. Naîm cennetlerindedirler. bir çoğu da sonrakilerdendir. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”. 27 Ahiret mutluluğuna erenler.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. ne de günaha sokan bir şey işitirler.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı.) 25 Orada ne boş bir söz. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya. zakkumdan yiyeceksiniz. onların etrafında. 15. Kur’an. azı da sonrakilerdendir.43. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları.21 Ebediyen genç kalan uşaklar.40 Bunların birçoğu öncekilerden.50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.4. ne mutsuz kimselerdir!0 10. ibrikleri ve kadehleri. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. iri gözlü huriler de vardır. “Amel defterleri soldan verilenler var ya.5. gerçekleşen. 12 Onlar. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı.20. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 22. çağlayan bir su başında. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir.52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. . Sûrede başlıca.29. meydana gelen olay demektir. 45 Çünkü onlar. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler.31. Sûre. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir. adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. Burada kıyameti ifade etmektedir. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. (kimini) yükseltir.19. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri. ne mutlu kimselerdir!0 28. yayılmış sürekli bir gölgede.. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir. 26 Sadece “selam!”.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. 17.30. “selam!” sözünü işitirler. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. O. 3. 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için. şeklinde de tercüme edilebilir. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42. Vâkı’a. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. 96 âyettir. 13.6.14 Onların çoğu öncekilerden. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır.44 Onlar.

onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.87 88. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. kesin gerçektir. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız.76 77 78 79 80 81. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. O halde şükretseydiniz ya!. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise. kendisine.82 83 84 85 86. Şimdi siz. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. ona rahatlık. O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). Sizi biz yarattık. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. . yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Bir de cehenneme atılma vardır. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. gerçekten bu. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz.. Şüphesiz bu. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. ancak tertemiz olanlar dokunabilir.56 57 58 59 60.89 90. Korunmuş bir kitaptadır. Ama haktan sapan yalancılardan ise. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde.91 92. Andolsun. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde. Ona. Fakat siz göremezsiniz. Biz ise ona sizden daha yakınız. büyük bir yemindirO. -eğer bilirseniz. elbette değerli bir Kur’an’dır. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise.

demir demektir. O. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Allah yolunda) harcayın. adını 25. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. O.0 8. bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. oraya yükseleni bilir.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan.0 O. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. 4. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği. Hadîd. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. 3. Barınağınız ateştir. her şeyi hakkıyla bilendir. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. 13. Size ne oluyor da. sizi. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). gökten ineni. Allah’ın insana emanetidir. “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. iman edenlere. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir. İçinizden. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. sonra Arş’a0 kurulandır. 2. size âyetleri açıkladık. Nerede olsanız. O. çok merhametlidir. gündüzü de geceye sokar. onlar için büyük bir mükafat vardır. size karşı çok esirgeyici. mutlak güç sahibidir. 14. Âyetin bu kısmı. (diğerleri ile) bir değildir. fakat siz kendinizi yaktınız. 29 âyettir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. şüphe ettiniz. Bugün artık ne sizden. Sûrede başlıca. O. Bütün işler ancak ona döndürülür. . Peygamber. öldürür. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır. 12. sınırsız kudret makamı demektir. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. kudret ve hakimiyet tahtı. ilk ve sondur. 9.” 15. 6. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. 5. Şüphesiz Allah. ondan çıkanı. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. Bismillahirrahmânirrahîm 1.Münafık erkeklerle münafık kadınların. Sûre. Bunun iç tarafında rahmet. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir.” İşte bu büyük başarıdır. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. varlığına delalet eden delillerle açık olması. Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. O sizinle beraberdir. Yere gireni. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı. “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. 10.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Diriltir. üzerinden uzun zaman geçen. 7. 17. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur.Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. O. Arş. Zâhir ve Bâtın’dır. Geceyi gündüze sokar.57. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan. mahiyetini kavrayamaması demektir. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir.Bilin ki Allah. 11. Düşünesiniz diye gerçekten. Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Size yaraşan odur. Onların derecesi.

Bilin ki. Allah büyük lütuf sahibidir. 23. 29. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki. Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. bir süs. işte onlar cehennemliklerdir. onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. 27. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa0 gelince. mutlak güç sahibidir. . İsa’dan sonra. (verdikleri) onlara kat kat ödenir.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki. size rahmetinden iki kat pay versin. Dünya hayatı. aranızda karşılıklı bir övünme. Sonra da çer çöp olur. kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. 0 Ruhbanlık. övülmeye lâyıktır. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. Ruhbanlığı Hristiyanlar icad etmişlerdir. gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır. edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. 20.Ey iman edenler. 26. Zamanla. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.) Çünkü Allah. Onlardan kimi doğru yola ermiştir.Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık. 19. aldanış metaından başka bir şey değildir.18. Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun. bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. Allah’ın elinde olduğunu.Andolsun. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya. kitap ehli. İşte bu. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. Allah’a göre kolaydır. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). bir yaşayış biçimi olarak. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir.Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. 28. 22. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir. işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onu dilediğine verir. Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”. 25.Andolsun. bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya. Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. dünya hayatı ancak bir oyun. Allah çok bağışlayıcıdır. Şüphesiz bu. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki. 21. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk.Bunları açıkladık ki. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Allah büyük lütuf sahibidir. 24. Onların mükafatları ve nurları vardır. çok merhamet edicidir. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir. insanlar adaleti yerine getirsinler. biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki. Allah’ın lütfudur. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Hz. gökle yerin genişliği kadar olan. biz onu onlara farz kılmamıştık. uygulayanlara da “ruhban” adı verilir. size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. biz onu yaratmadan önce. bir eğlence. zengindir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir.

Öyle ise mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. Kim (köle azat etme imkanı) bulamazsa. sizi affettiğine göre artık namazı kılın. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. “Sen bana anamın sırtı gibisin”. bir köle azat etmelidirler. Peygamberle de tartışmıştı. onlarla alay ediyorlardı. denildiği zaman da kalkın ki. onlarsa bunları unutmuşlardır. zıhar keffareti gibi bazı dînî hükümler ile birtakım görgü kuralları ve mü’minlerin inanmayanlara karşı takınmaları gereken tavır konu edilmektedir. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. kadını kocasına ebediyen haram kılardı. Sûrede başlıca. günah. münakaşa etmek. demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Şüphesiz Allah çok affedicidir. kendilerini doğuran kadınlardır. Sûre. 10. dördüncüleri O olmasın. düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. Bunlar Allah’a ve Resül