1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

Yahudilerin Hz. Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. onlara işkence etmişler. Allah onların bütün işlediklerini görür. Halbuki o iki melek. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Keşke bilselerdi. biz sana apaçık âyetler indirdik. karşı geldik”0 demişlerdi. Onlara. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. Âyette. “Dinledik.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Andolsun. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. tarihleri boyunca. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. onları öldürmüşler. “Bize de bak”. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. diyorlardı. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Onlara.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona. Oysa. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. De ki. Halbuki onlar. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler. ona kulak verin” demiştik. meleklerine. Fakat şeytanlar. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı.0 0 0 0 Yahudiler. bilsin ki o. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. Onlar. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. sen onların. Kafirler için acıklı bir azap vardır.” Her kim Allah’a. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. Andolsun. Bu yüzden pek az iman ederler. “Bizi de gözet” anlamındaki. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. âyetine bakınız. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. Sahabiler. “Râinâ” yerine yine. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. O sebeple âyet. Bundan sonraki âyetler. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. yaşamaya. 6 . Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. Hz. “Râinâ (Bizi gözet)”. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. âyetine bakınız. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar. mü’minlerden. Andolsun. Öyle değil. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. peygamberlerine. bütün insanlardan. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. önceki kitapları doğrulayıcı.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. Hani.

âyet. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah’tan sana ne bir dost. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Kul. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. Bu. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Şüphesiz biz seni hak ile. Şüphesiz Allah. Biz âyetleri. Allah’ın yüzü” ifadesi. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. Allah. 0 0 0 0 İhsan. Hepsi O’na boyun eğmiştir.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Âyetteki “Kitap” ile Hz. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. Yoksa. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. hiç kimseden fidye alınmayacağı. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Bir de.25) >25 işte oradadır. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan.) 7 . lütfu geniş olandır. İşte bunlar ona inanırlar. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler.0 O. o da hemen oluverir. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar. 30. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. Onu inkar edenlere gelince. onu gereği gibi okurlar.” Hayır. gücü her şeye hakkıyla yetendir. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi. bilmiş ol ki. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Sen dinlerine uymadıkça. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. burada “Allah’ın rahmeti. O. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). onlar üzülmeyeceklerdir. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. ya Rabbi!)” demişti.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir.” İbrahim de. zekâtı verin. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse. Hz. (Bakınız: Tevbe sûresi. Artık onlara korku yoktur. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. bunların dedikleri gibi demişti. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Yahudiler. Namazı dosdoğru kılın. hakkıyla bilendir. hükmü Allah verecektir. çocuk edindi” dediler. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. ahirette de büyük bir azap vardır. Bunun üzerine Rabbi. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. Şüphesiz Allah. rızası ve nimeti” demektir. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. ne de bir yardımcı vardır. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. “Soyumdan da (önderler yap. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. Bilmeyenler. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Allah katında onu bulursunuz. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. Siz şimdilik. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. İki kitaptan her biri. hoşgörün. Hıristiyanlar da. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. “Allah. Bunlar için dünyada rezillik. büyük lütuf sahibidir. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. o artık doğru yoldan sapmış olur. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. mecazi bir anlatım olup. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. ne bir yardımcı vardır. diyorlardı. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. ne tür bir taat ve işe girişse. bundan uzaktır. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle.” Sana gelen ilimden sonra. Kitap ehlinden bir çoğu. Doğu da. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. “Allah bizimle konuşsa.

İshak da. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. Bu âyette. bize indirilene (Kur’an’a). İbrahim. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil. onlara âyetlerini okusun. Çünkü sen. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O. O. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. kendini ibadete verenler. insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. yönelmekte olduğun ciheti ancak.” Böylece. Şüphesiz. Allah da. çok merhametli olansın. Hıristiyanlar. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır. Bir takım kendini bilmez insanlar. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. tövbeleri çok kabul edensin.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder. “Senin ilahına ve ataların İbrahim. İsmail. O. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. İshak. Onların kazandıkları kendilerinin. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. Hani İbrahim. De ki: “Doğu da. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi. Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. “Kâbe”. hakkıyla bilensin” diyorlardı. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. De ki: “Hayır.” Yoksa siz. sizin de Rabbinizdir. onların da. rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun. doğan çocuklarını. Onların kazandıkları kendilerinin. sizin işledikleriniz size aittir. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. Tövbemizi kabul et. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti.” Deyin ki: “Biz Allah’a.29)>29 yaptık. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. “Harem diye bilinen alan”. Batı da Allah’ındır. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. Baba. hakkıyla bilendir. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. 8 . “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. sen mutlak güç sahibisin. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. bizim de Rabbimiz. hüküm ve hikmet sahibisin.” Hani İbrahim. sizin kazandıklarınız sizindir. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. “Hz. Bizim işlediklerimiz bize. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. İsmail de. sizin kazandıklarınız sizindir. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. Yoksa siz Yakub’un. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. hakkıyla işitendir. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. “İbrahim de. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. Resûl’e tabi olanlarla. Allah’a ortak koşanlardan değildi.” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. “İnkâr edeni bile az bir süre.

Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. Andolsun. Şüphesiz. Allah. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. önder. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. Şüphesiz. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. düzenli bir hayatın göstergesidir. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. Âyette. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Sabredenleri müjdele. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. Zalimlerden korkmayın. Allah’a kulluğun.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla.0 Hak (ancak) Rabbindendir. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Artık. haktan asla ayrılmayan. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. (namazda) hep o yöne dönün. Haydi. Safa ile Merve. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Hayır. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. âyetine bakınız. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. başlarına bir musibet gelince. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. 9 . Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. size kitap ve hikmeti öğreten. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır.İbrahim. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. sizi her kötülükten arındıran.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. geliştirir ve güçlendirir. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. sakın nankörlük etmeyin. adil. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. her yönüyle dengeli. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. size âyetlerimizi okuyan. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. haccın ve umrenin vaciblerindendir. hep hayırlara koşun. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. bir de mallar. benden korkun. Sabır. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. karşılığını verir. Hz. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. Bana şükredin. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. Hz.35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz. Şüphesiz. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. (Merak etme) elbette seni. Allah onu bilir. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Bu âyet onların endişesini gidermektedir.0=dip(2. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Nitekim kendi aranızdan. işte onlara hem Allah lanet eder. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. insanı ruhen olgunlaştırır.0 Andolsun.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile. onlar diridirler. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Namaz ise. seçkin. onlar yine senin kıblene uymazlar. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. İslam gelince mü’minler. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir.Peygamber.0=dip(2. Onlar. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. (Bundan böyle). Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Allah’ı severcesine severler. âyet. rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. Allah. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. kan. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. göklerin ve yerin yaratılışında. işte Allah’ın. O. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Âyette. 115. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. Böylece hem kendileri. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların. ona günah yoktur. O Rahmân’dır. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak. ne de onları arıtacaktır. size ancak leş. Rahîm’dir.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. kitap ve peygamberlere iman edenlerin. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. Ondan başka ilah yoktur. meleklere. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. Allah’a. melekler ve insanlar olduğu. “Hayır. İyilik. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. size ancak kötülüğü. biz. Ama kim mecbur olur da.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. biz de onlardan uzaklaşsaydık. Allah. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. çok merhamet edendir. çok merhamet edenim. Bundan dolayı anlamazlar. Onları. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. yasak bir iş işlenebilir. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. kördürler. Şüphesiz. ne de yüzlerine bakılır. Asıl iyilik. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda.” Böylece Allah. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar. âyetinde açıklanmıştır. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir.":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. bu sûrenin 161. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Âl-i İmran sûresinin 87. gizlediklerinden kasıt da Hz. Peygamberin nitelikleridir. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. ahiret gününe. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. mala olan sevgilerine rağmen. ataları bir şey anlamayan.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. dilsizdirler. Onlara. hem de kavimleri sapmış oldu. Yahudi hahamları bunları gizlediler. Allah’ın. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. âyeti ile. Allah çok bağışlayandır. Peki ama. 10 . yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir.0=dip(2. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Son peygamber Hz.

Ramazan orucu. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. İşte bunlar. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. “cana can” kuralını ifade etmektedir. ergenlik çağına ulaşmış. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. bana iman etsinler.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. (bilsinler ki). Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. köleye karşı köle. Allah’ın koyduğu sınırlardır. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. size örtüdürler.0 Bununla birlikte. Kısaca imsak. çok merhamet edendir. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. Oruç. Âyetin bu kısmında. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. Bu. âyeti. âyetlerini insanlara böylece açıklar. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. Ancak öldüren kimse. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. velisi) tarafından affedilirse. Âyette. Hüre karşı hür. yolculuk. için. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. size de farz kılındı. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. İşte bunlar. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. Daha sonra. Şüphesiz Allah. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. Hastalık. Bu âyette kısas. güçlü bir anlatım üslubu içinde. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. (O sayılı günler). bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. yoksullara. kadına karşı kadın kısas edilir. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bunlar. çok bağışlayandır. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. Allah. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. zekâtı veren. Bana dua edince. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. Kullarım. dua edenin duasına cevap veririm. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman.size farz kılındı. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. anaya. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. Sizden kim hasta. yolda kalmışa. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir. 11 . İslâm hukukunda ise. kollayıcı ve bağlı olacaklardır. kusurlarını örterse. doğru olanlardır. insanlar için bir hidayet rehberi. ya da yolculukta olursa. İslâm. O halde. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler.0 Onlar. siz de onlara örtüsünüz. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Allah size kolaylık diler. Bu sınırlara yaklaşmayın. 0 0 0 0 0 Kısas. Yahudilikte ise. zorluk dilemez. aynıyla karşılık vermek demektir. kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. akıllı her müslümana farzdır. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. hakkıyla bilendir. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. namazı dosdoğru kılan. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. kardeşi (öldürülenin vârisi. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. sayılı günlerdedir. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. yetimlere. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. beni senden sorarlarsa. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. Mâide sûresinin 45.

ya da kurban kesmesi gerekir. günaha sapmak. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir.0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. Zilhicce. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. İyilik edin. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. O halde kim size saldırırsa. umreyi de Allah için tamamlayın. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. bana karşı gelmekten sakının. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.0 İyilik.188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu. Bu kurban. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. kadınlara.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. Ancak aşırı gitmeyin. Müzdelife’de bir yerdir. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. çok merhamet edendir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. âyeti ile İsra sûresinin 12. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Kuşkusuz. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Bu âyette. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Yalnız. âyetinde de değinilmektedir. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. işkenceden sakınılması. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.Peygamber’e. (fakat ileri gitmeyin). müslümanlara. Haram ay. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. kolayına gelen kurbanı keser.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. İnsanlardan. (Ahiret için) azık toplayın. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. Sana. haram aya karşılıktır. De ki: “Onlar. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. bilinen aylardır. Kâfirlerin cezası böyledir. onlar sizinle savaşmadıkça.. Haccı da. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. ayın hareketlerinin zaman tayininde. Hac (ayları). gibi hususlar kastedilmektedir. kavga etmek yoktur. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. 12 . size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır.0 Kim o aylarda hacca başlarsa. Hac ayları. Haram aylar. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir.. Eğer (düşman. Mescid-i Haram yanında. çok merhamet edendir. Zilkade. siz de onlarla savaşmayın. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. Meş’ar-i Haram. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şevval.0 Onu. Evlere kapılarından girin. özellikle hac. atalarını anar. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. Bu (durum). Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Ey akıl sahipleri. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. artık ona hacda cinsel ilişki. hilalleri soruyorlar. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Haram ay. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. evlere arkalarından girmeniz değildir.0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. ya sadaka vermesi. size gösterdiği gibi zikredin. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür. Ama iyi davranış.

Size apaçık deliller geldikten sonra. siz onu seversiniz. siz onu hoş görmezsiniz. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. akraba. güç yetirebilseler. Olayın. Hz. ona da günah yoktur. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Allah kullarına çok şefkatlidir. size apaçık bir düşmandır. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. (bilsin ki) şüphesiz Allah. 9. Zilhicce ayının. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi.11. size farz kılındı. kıyamet günü bunların üstündedir. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.0 İman edenler. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. hüküm ve hikmet sahibidir. bir şey sizin için kötü iken. Cemaziyelahirin son günü mü. Bunun üzerine Allah iman edenleri. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. İnsanlar tek bir ümmetti. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. ahirette de boşa gitmiştir. 13 . Batnınahle mevkiine gelince. Allah yolunda cihad edenler. Onlar (böyle davranmakla). Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. hesabı pek çabuk görendir. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. Bu. Yine olur ki. Kim geri kalırsa. teşrik günleridir. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler.Peygamber. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Hayır olarak ne yaparsanız. 0 0 “Sayılı günler”. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. Allah’ın yolundan alıkoymak. O.” Savaş. Müfreze.10. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. cezası pek çetin olandır. çok merhamet edendir. İşte âyet. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. İsrailoğullarına sor. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. Çünkü o. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. Allah. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da. orada sürekli kalacaklardır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. Teşrik günleri ise. Allah bilir. Hicretin ikinci yılında. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu.Peygamber. çok bağışlayandır. Olur ki. gerçekten mutlak güç sahibidir. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). yetimler. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Allah ise bozgunculuğu sevmez. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı.12 ve 13. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. eğer yine de yan çizerseniz. ona günah yoktur. Bunlar cehennemliklerdir. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Bedir savaşından iki ay kadar önce. hicret edenler. diye propagandaya başladılar. sizden öncekilerin başına gelenler. kitap verilenler. Yoksa siz. Allah. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. onu inkar etmek. Onlar. onu inkar ettiklerini. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. kendi izniyle. Yahudiler ve müşrikler. bilin ki Allah. Hz. siz bilmezsiniz. hoşunuza gitmediği halde. İnsanlardan öylesi de vardır ki. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. Allah dilediğini doğru yola iletir. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. Allah. “Muhammed haram ayda savaşıyor”. biz onlara nice açık mucizeler verdik. ana-baba. günleridir. bir şey sizin için hayırlı iken.

Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. Allah mutlak güç sahibidir. Allah hakkıyla işitendir. İşte bunlar Allah’ın. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. Allah bilir. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. kadınlarınızı evlendirmeyin.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. halîmdir. Bir de sana yetimleri soruyorlar.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. çok temizlenenleri sever. O. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. âyet. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. Sakın bunları aşmayın. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sonrası. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle.”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. insanlara âyetlerini açıklar ki. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah çok bağışlayandır. Allah sizi. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. 43 ve Mâide sûresi. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. siz bilmezsiniz. Ay halinde kadınlardan uzak durun. hakkıyla bilendir. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. Âyette. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). kadın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. âyet. onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. Biliniz ki. Kadınların. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. İyilik etmemek. Sana kadınların ay halini sorarlar. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Allah ise izniyle. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. 14 . De ki: “Onlarda hem büyük günah. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. 67. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Allah hakkıyla işitendir. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. hüküm ve hikmet sahibidir. 0 0 Bu âyet. iman eden bir köle. hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. Temizlendikleri vakit. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. takvaya sarılmamak. Onlar ateşe çağırırlar. cennete ve bağışlanmaya çağırır. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. (Hemen cezalandırmaz. ya iyilikle geçinmek.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. Ama günahları yararlarından büyüktür. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. öğüt alıp düşünsünler. çok merhamet edendir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. İçki daha sonra Nisâ sûresi. âyettir. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. ya da güzellikle bırakmaktır.

Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. giyim eşyası. Bununla birlikte (ey erkekler). Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. Binlerce kişi oldukları halde. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. halimdir. sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. paylarından) vazgeçmesi başka. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. Ancak kadının. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. ya da bunların karşılığıdır. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Allah’ı. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. Allah. giyeceği.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler.onlara. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. Ancak ona döndürüleceksiniz. boşayan tarafından verilmesi gereken. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. Müt’anın miktarını. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. Güvenliğe kavuşunca da. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir. 15 . cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. Ancak kuvvetli görüş. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. yüz çevirdiler. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. mühlet verir. mal. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. örfe uygun olarak babaya aittir. “Yurdumuzdan çıkarılmış. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. peygamberlerinden birine. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. Ama insanların çoğu şükretmezler. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. Onların (annelerin) yiyeceği. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız. eşleri için. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. (Hemen cezalandırmaz. savaşmayacak olursanız?” demişti. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. O. Müt’a. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki.) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. Onlar. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. sonra da onları diriltti. hüküm ve hikmet sahibidir. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra.

İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. yere. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. Allah’ın konuştukları vardır. onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah iman edenlerin dostudur. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. “nefis”. Bu âyet. Onlar onun ilminden. yöneticisi ve hâkimidir. Orada ebedî kalırlar. “Kürsü”.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. Onlar cehennemliklerdir. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. “şeytan”. hakkıyla işitendir. (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Diridir. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. hepsi ırmaktan içtiler. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. O.” Allah mülkünü dilediğine verir. Hiç kimse hakimiyetinde. büyüktür. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. Kayyûm. “putlar”. Fakat ayrılığa düştüler.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. Ancak Allah. Kim ondan içerse benden değildir.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. Âyette. Buna göre İslâm. Onu melekler taşımaktadır. o da.0 Din. Ancak eliyle bir avuç alan başka. 48. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. göklere. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. yerdeki her şey onundur. Ancak bu irade ve takdir. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. Eğer Allah’ın. O. O bütün evrenin sahibi. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. bütün evrene hükmetmektedir. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. Eğer Allah dileseydi. Yine Allah dileseydi. ne de bir uyku. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. 0 0 0 0 16 . O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. Onlardan inananlar da vardı. otoritesinde. Kısaca “Tağut” insanları azdıran. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir. İçlerinden pek azı hariç.” Derken. Allah sabredenlerle beraberdir”.” dedi. Allah lütfu geniş olandır. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. Allah.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. hakkıyla bilendir. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. kayyumdur. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. Câlût’u öldürdü. sizin için kesin bir delil vardır. İçlerinden. öldürür. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir. yücedir.” demiş. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. “Benim Rabbim diriltir. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. “Ben de diriltir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. âyet. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. bunların arkasından gelen (millet)ler. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. Lakin Allah dilediğini yapar. Göklerdeki her şey. Allah’ın kudret ve azameti. inkar edenler de. hakkıyla bilendir. Şüphesiz sen. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Onlar. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. birbirlerini öldürmezlerdi. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız.0 Dinde zorlama yoktur.” Tâlût ordu ile hareket edince. Davud. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. yeryüzü bozulurdu. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. (O. yerde. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. birbirlerini öldürmezlerdi. O mutlak ilim ve irade sahibidir. “varlığı kendinden.” dediler. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. kendi kendine yeterli. Allah.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

Eğer yüz çevirirlerse. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim.” “O. Peygamber. âyet. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. Mubâhele. Hz. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.” İsa onların inkarlarını sezince. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Hak Rabbindendir. İsrailoğullarının Hz. onlara dünyada da. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. Sonra gönülden dua edelim de. Maide sûresi. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise.İsa’yı da babasız yaratmıştır. salihlerden olacaktır. Necran Hıristiyanları. Allah dilediğini yaratır. benim de Rabbim. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Öyleyse ona ibadet edin. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. Dünyada da. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. hüküm ve hikmet sahibidir.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. “Biziz Allah yolunun yardımcıları.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz.Adem’i topraktan. biz müslümanlarız” dediler. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. 110. ayrıca Hz. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. “Ey Meryem! Allah seni seçti. Havariler.” “İnkar edenlere gelince.” Onlar tuzak kurdular. âyet. Ancak onlar bunu kabul etmediler.” “Şüphesiz Allah.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Hz. Allah da tuzak kurdu. . Allah’a iman ettik. O da hemen oluverdi. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. O halde sakın şüphe edenlerden olma. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. doğru yoldur. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Allah. Tevrat ve İncil’i öğretecek. ona üflerim. beşikte de. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. “Öyle ama.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. Sonra ona “ol” dedi. sizin de Rabbinizdir. o da hemen oluverir” dedi. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. İşte bu. Âyette sözü edilen tuzak. mutlak güç sahibidir. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler. 29-33.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz. Şüphesiz Allah. Allah zalimleri sevmez. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. Bunun üzerine Hz. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. Hz. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım.İsa’ya suikast düzenleme girişimidir. anasız-babasız yaratan Allah. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Biz de siz de toplanalım. senin hayatına ben son vereceğim.”0 (Meryem). Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Şahit ol. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. “Kur’an. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. oğullarımızı ve oğullarınızı. hikmeti. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Ve Allah ona kitabı. Seni kendime yükselteceğim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Meryem sûresi. hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi.

Bu da onların. . Fakat o. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. Allah’ın hidayetidir.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. fakat farkına varmıyorlar. 0 0 0 0 Bu âyet inince. işte onların ahirette bir payı yoktur. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki. Şüphesiz. Allah’ın.0 Şüphesiz. Allah katındandır” derler. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. “bilgisizler”. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. Allah da. biz müslümanlarız. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. elbette ona uyanlar. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. kendisine Kitab’ı. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı.” "O. Halbuki o. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından. hakkında tartışıyorlardı. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. İncil de ondan sonra indirilmiştir. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. demelerini sağlamaktı. Birine. Allah da mü’minlerin dostudur. rahmetini dilediğine has kılar. onların dediği değil. Onlar.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. hakka yönelen) bir müslümandı. De ki: “Şüphesiz hidayet. Allah lütfu geniş olandır. Hayır! (Gerçek. ona bir dinar emanet etsen. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b.” Onun size. Âyet. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. “Bunu kabul ettiniz mi. siz bilmezsiniz. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. Amaçları. Fakat onlardan öylesi de vardır ki.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. Allah büyük lütuf sahibidir. hanif (Allah’ı bir tanıyan. sonunda da inkar edin. Allah peygamberlerden. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. Onlar.”0=dip(3. “Andolsun. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. Siz müslüman olduktan sonra. deyin ki: “Şahit olun. onu sana (eksiksiz) iade eder. “Öyleyse şahid olun. ona yüklerle mal emanet etsen. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak. onlara tapmak demektir” buyurdu. Bu âyette.İbrahim’i yahudi. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır.Peygamber. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler. Allah katından değildir. insanların İbrahim’e en yakın olanı. hakkıyla bilendir. “Ya Resülallah.0 Yahudilerin bir kısmı hak. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. Oysa Tevrat da. Hz. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. “zayıf kimseler”. “Bu. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. Onu dilediğine verir.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. Onlar için elem dolu bir azap vardır. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. “Kabul ettik” demişlerdi. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. Yahudiler Hz. hiç olmazsa bazı kimselerin. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. Hâtem. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.” diye emretmesi de düşünülemez.

Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. bazı yüzler kararır. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. çok merhamet edendir. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Yüzleri kararanlara. Sizden. onlara göz açtırılmaz. Onda apaçık deliller. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. O. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa. kesinlikle o. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. kalplerinizi birleştirmişti. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. Oraya kim girerse. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. 125 ve dipnotu. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Mûsâ’ya. Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. İşte onların cezası. İsmail’e. doğru yola iletilmiştir. yerdeki her şey Allah’ındır. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. İman ettikten. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. O gün bazı yüzler ağarır. Allah’ın. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Biz ona teslim olanlarız. Onların azabı hafifletilmez. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. Tevrat indirilmeden önce. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. Göklerdeki her şey. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. hayra çağıran. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. Onlar orada ebedi kalacaklardır. insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Parçalanıp bölünmeyin. âyet.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. İshak’a. İşte bunlar Allah’ın.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). De ki: “Allah doğru söylemiştir. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Yine siz. her şey ona muhtaçtır. (Kimseye muhtaç değildir. . Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Allah. Makam-ı İbrahim0 vardır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” Şüphesiz. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. güven içinde olur.

size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Başınıza bir kötülük gelse. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. size arkalarını dönüp kaçarlar. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. hakkıyla işitendir. dilediğine azab eder. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. Uhud savaşında. Allah. ve 200. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. ona sevinirler. Evet. gece saatlerinde ayakta duran. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Allah. İyiliği emreder. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. onlar ise. çok bağışlayandır. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. O dilediğini bağışlar. Mü’minler. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. çok merhamet edendir. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Kötülükten men ederler. Sonra onlara yardım da edilmez. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. Müşrik Araplar. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. Allah. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. Bir de Allah bunu.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. bu onları üzer. Bu sûrenin 199. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Kitap ehli içinde. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Hz. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için.0 Andolsun. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar. . sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. İşte onlar cehennemliktirler. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. hakkıyla bilendir. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise. Allah onlara zulmetmedi. Bunun sebebi onların.0 Onlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İyiliği emrederler. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. Eğer siz sabırlı olur. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Hani sen mü’minlere.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. Onlardan iman edenler de var. İşte siz öyle kimselersiniz ki. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. Allah. onları seversiniz. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Allah. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İşte onlar salihlerdendir. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. âyeti ile. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. Size bir iyilik dokunursa. “Rabbinizin.

Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. hüzünlenmeyin. Allah. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. Allah. Allah iyilik edenleri sever. Bir de Allah. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. izniyle. boyun eğmediler. Allah güzel davrananları sever. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. Allah. ama bakıp duruyorsunuz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. Savaş öncesinde Hz. bir geçide yerleştirerek. bazen öbürüne. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Onların sözleri ancak. zalimleri sevmez. size keder üstüne keder verdi ki. Peygamber. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. Allah’a hiçbir zarar veremez. O. bir kaç kişi hariç. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. ahireti isteyenler de. ona da ondan veririz. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. Allah da onlara hem dünya nimetini. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz.0 0 Bu âyetler. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. İşte onu gördünüz. Yine onlar. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. çirkin bir iş yaptıkları. emir almadıkça. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. Nice peygamberler var ki. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. Gevşemeyin. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. zaafa düşmediler. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. ancak bir peygamberdir. her ne pahasına olursa olsun. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.) Allah. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Hz. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. yardımcıların en hayırlısıdır. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. Kim de ahiret mükafatını isterse. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Rabbinizin bağışına. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yoksa siz. sizden iman edenleri ayırt etmek. insanları affedenlerdir. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. Kim dünya menfaatini isterse. Muhammed. öfkelerini yenenler. Allah. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Allah sabredenleri sever. kendisine ondan veririz. za’f gösterdiniz. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.ve bile bile. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. Andolsun. Bundan dolayı Allah. (Kaçıp hezimete uğradınız. insanlar için bir açıklama. Buna rağmen) sizi bağışladı. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. geçittekiler. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. Barınakları da cehennemdir. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.Peygamber. . işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. Bu (Kur’an). bir birliği. Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız.

160 Allah size yardım ederse. 157 Andolsun. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma.Rableri katında Allah’ın. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. Allah. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. içinizden yüz çevirip kaçanları. keremine ve Allah’ın. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. eğer mü’min iseniz. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse. Allah. Allah’ındır. . “Gelin. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü.” 169. (ona dayanıp güven). öyle mi? De ki: “O (musibet). Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. De ki: “Bütün iş. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. 173 Onlar öyle kimselerdir ki. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Eğer sizi yardımsız bırakırsa.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. 166. 164 Andolsun. kendinizdendir. Oysa Allah. halimdir (hemen cezalandırmaz. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. ölseniz de öldürülseniz de. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik. 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Kim hıyanet ederse. halk kendilerine. tevekkül edenleri sever. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. Ama yine de Allah onları affetti.167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. onlardan korkun” dediklerinde. sizi yenecek yoktur. onları arıtıp tertemiz yapan. onların yaptıklarını görmektedir. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. bir uyku indirdi. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Onlardan korkmayın. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Artık sen onları affet.Onlara (münafıklara). onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Allah yaşatır ve öldürür. yaptıklarınızı görmektedir. Allah. Allah. “Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. Eğer kaba. Şüphesiz Allah. İş konusunda onlarla müşavere et.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. onlara âyetlerini okuyan. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. imandan çok küfre yakın idiler. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. O ne güzel vekildir!” dediler. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. ancak Allah’a tevekkül etsinler. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Mekke’li müşriklerin. artık Allah’a tevekkül et. 168 (Onlar). Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. Oysa onlar. 158 Andolsun. Bir kere de karar verip azmettin mi. katı yürekli olsaydın. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. büyük lütuf sahibidir. arkanızdan gelirdik” dediler. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. benden korkun. Onlar o gün. kıyamet günü. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. mü’minlere kendi içlerinden. mühlet verir). Bilakis onlar diridirler. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. “Eğer savaşmayı bilseydik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız.

Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz.” “Rabbimiz! Biz. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Allah size gaybı bildirecek de değildir.0 Her canlı ölümü tadacaktır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Andolsun.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. Allah fakirdir. Onlar için elem verici bir azap vardır. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Allah.” Allah. Allah katından bir mükafat olmak üzere. Onlar. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Hicret edenler. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Dünya hayatı. günahlarını elbette örteceğim. Fakat Allah. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. yurtlarından çıkarılanlar. seni eksikliklerden uzak tutarız. “Bu. kullara asla zulmedici değildir. erkek olsun. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Kötülüklerimizi ört. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Onlar. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. “Şüphesiz. senden önce açık delilleri. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. yolumda eziyet görenler. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. İnkar edenler. Şüphesiz sen. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.” . Allah. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Onlar için büyük azap vardır. Kıyamet günü bizi rezil etme. Hani Allah. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Allah. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır. Onlar ayaktayken. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. kadın olsun. Canımızı iyilerle beraber al. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Göklerin ve yerin yaratılışında. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. hemen iman ettik. Sizler birbirinizdensiniz. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. “Allah bize. Fakat onlar verdikleri sözü. Bizi ateş azabından koru” derler. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben. kendilerine kitap verilenlerden. Sonra onların barınağı cehennemdir. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. Ne kötü bir yataktır orası. vadinden dönmezsin. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. bunun.

Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. işte onların. içinde ebedi kalacakları. Allah’a. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Allah katından bir konaklama yeri olarak. Ey iman edenler! Sabredin.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. Onlar var ya. Kitap ehlinden öyleleri var ki. . Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Rableri katında mükafatları vardır. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. size indirilene ve kendilerine indirilene. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. içinden ırmaklar akan cennetler vardır.

Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Ana. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır.0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Çünkü bu. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. anasına üçte bir düşer. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. büyük bir günahtır. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Ölenin çocuğu varsa. onlar hakkında endişeye kapılanlar. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. onu da afiyetle yiyin. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. gereklilik anlamı değil. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. geriye bıraktığı maldan. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde. 2 Yetimlere mallarını verin. Babalarınız ve oğullarınızdan. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. Hesap görücü olarak Allah yeter. özellikle kadın haklarından. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. 7 Ana. üçer. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir.4. bunlar da. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. Kim de fakir ise. ikiden fazla olanlar gibi. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Sûre. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa. dörder olmak üzere nikahlayın. 5 Allah’ın. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. eğer reşid olduklarını görürseniz. Bu. Âyette. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. 176 âyettir. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. (Bu paylaştırma. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.0 6 Yetimleri deneyin. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. 3 Eğer. O mallarla onları besleyin. Allah. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. hüküm ve hikmet sahibidir. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Bunlar. mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. üçte iki hisse alırlar. Eğer çocukları varsa. 11 Allah size. 9 Kendileri. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (onları değil). (Bu paylaştırma. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. . 12 Eğer çocukları yoksa. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Allah tarafından farz kılınmıştır. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. “Nisâ” kadınlar demektir.

iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. Çünkü bu bir hayasızlık. Kadın. Allah onu. evli kadınlar (da size) haram kılındı. Mehir kadının hakkı. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. Hz. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. çok merhamet edendir.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. karılarınızın anneleri.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Eğer onlar şahitlik ederlerse. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. Mehir belirlendikten sonra. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. olabilir ki. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu. onun özel malıdır. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. kız kardeşleriniz. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. erkek kardeş kızları. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır.öz oğullarınızın karıları. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. (makbul) tövbe. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. Evlilik esnasında. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. İşte bu büyük başarıdır. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. süt kız kardeşleriniz. Öyle ise iffetli yaşamaları. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. Âyetin bu cümlesinde. Ancak âyetin hükmü gereği. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. Bu ne kötü bir yoldur. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Allah hakkıyla bilendir. çok merhamet edicidir. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. kendi aralarında “erkeğe iki. sizi emziren süt anneleriniz. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. kızlarınız. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. mühlet verir. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. Bazı müfessirler 15. Onlarla iyi geçinin. Hepiniz birbirinizdensiniz. Yoksa. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. kız kardeş kızları. içinden ırmaklar akan. Bunlar varis oldukları takdirde. 16. hüküm ve hikmet sahibidir. teyzeleriniz. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. hüküm ve hikmet sahibidir. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. halimdir (hemen cezalandırmaz. Allah hakkıyla bilendir.176) Bu âyetin genel ifadesinde. Sizden kimin. âyet. 16. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. üçte birde ortaktırlar. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. Bunların dışında kalanlar ise.0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. Ancak. mal. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. . Allah katında (makbul) tövbe. kıza bir” olmak üzere pay alırlar. halalarınız. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse.

“Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. Allah’tan. “İçinizden biri. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. Burada “gayb”. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. yetimlere. nesebi belli olmayan. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. size. yanınızdaki arkadaşa. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. Bunlar. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. erkeğin ailesinden bir hakem. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu tedbirler. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. erkeklerin güç. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. Buna karşılık erkeklere. Kadının. çok büyüktür. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin. Allah’a pek kolaydır. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. Şüphesiz. itaatkârdırlar. uzak komşuya. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. onları en iyi bilendir. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. o ne kötü arkadaştır. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah hakkıyla bilendir. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Bunlar. . Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Velâ akti. onları yataklarında yalnız bırakın. varisi bulunmayan bir kimsenin. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Şüphesiz. Şeytan kimin arkadaşı olursa.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. Bu (cariye ile evlenme izni). Erkekler. elinizin altındakilere iyilik edin. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir. yolcuya. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Allah çok bağışlayandır. İslam bilginleri. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. Mü’minler için en güzel örnek Hz. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. kadının ailesinden bir hakem gönderin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. hakkıyla haberdardır. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. Allah. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. Allah. Erkeklere. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. hakkıyla bilendir. onun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. çok merhamet edendir. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. İyi kadınlar. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. Ana babaya.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. Şüphesiz Allah çok yücedir. onu cehennem ateşine atacağız. akrabaya. Allah da onları uzlaştırır. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Bu. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. Allah’ın. Allah. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. zaman. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Kendinizi helak etmeyin. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler. size (hükümlerini) açıklamak. yoksullara. Bunlar cimrilik eden. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. Muhammed Aleyhisselamdır. yakın komşuya. hüküm ve hikmet sahibidir. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. kocanın haklarını ihlal etmek.

54 Yoksa. Halbuki onlar. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. Allah dost olarak yeter. daha iyidir. “putlar”. Fakat Allah. Nisâ sûresi. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. İnkar edenler için de. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. çok bağışlayıcıdır. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. âyet. âyet. 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah yardımcı olarak da yeter. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa. Muhammed. Mâide sûresi. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi.. Hz. Bakara sûresi. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. 42 O kıyamet günü. 154. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. onu Allah ve Resûlüne arz edin. 36. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. Derileri yanıp döküldükçe. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. Kısaca cibt ve tâğut. 48 Şüphesiz Allah. hakkıyla görendir.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. “İşit. Allah kime lanet ederse. Bu yüzden pek az iman ederler. Şüphesiz Allah çok affedicidir. “Bize bak” demektir. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. . bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Onlara orada tertemiz eşler vardır. (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. “Bunlar. kâhin. Hz. Şüphesiz. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. A’râf sûresi. Doğrusu Allah. Nisâ sûresi. “İşittik ve itaat ettik. 60. Allah mutlak güç sahibidir. Apaçık bir günah olarak bu yeter. 58 Allah size. 163-166. insanlara bir zerre bile vermezler. Nahl sûresi. koyu gölgeler altında bulunduracağız. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Nahl sûresi. âyet. 60. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. put. âyet. âyetine bakınız. İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Onları. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. 124.0 Bu.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. sonuç bakımından da daha güzeldir. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler. âyet. âyet. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. “nefis”. “şeytan”. 256-257. 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. insanları azdıran. Mûsâ’nın dinine göre. insanları. 65. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. 52 Onlar.76. âyet. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. âyet. Zümer sûresi. sihirbaz. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. 17). (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Allah’a şirk koşan kimse. karşı geldik”. kimi de sırt çevirdi. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. hüküm ve hikmet sahibidir. bakalım onların hali nice olacak!. içinden ırmaklar akan. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. 51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. âyet. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. “Cibt”. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter.

bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. 36. Zümer sûresi.0 61 Münafıklara. Allah yolunda savaşırlar.” 74 O halde. nefis put. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. Eğer başınıza bir musibet gelirse. Bu şahsın. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. “Bu. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. içlerinden pek azı hariç. Şahit olarak Allah yeter. insanlardan. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.” Bu topluma ne oluyor ki. katından bize bir dost ver. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. küçük birlikler halinde. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse.) Tâğût: Şeytan. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. namazı kılın. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır. yahut topluca savaşa gidin. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Nisâ sûresi. sihirbaz. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. 0 0 Münafıklardan biri. Allah yolunda ve. âyetinin dipnotuna bakınız. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. 51. İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar. 77 Daha önce kendilerine. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır.. saptıran her şeyi ifade eder.60. Onlara öğüt ver ve onlara. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar.60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. 64 Biz her peygamberi sırf. bu sefer de. Size kıl kadar haksızlık edilmez. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. Allah’tandır” derler. senin yüzündendir” derler. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. âyet. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. bunu yapmazlardı. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.76. Bunlar ne güzel arkadaştır. “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. işte onlar. Nahl sûresi. Onlara bir iyilik gelirse. 80 Kim peygambere itaat ederse. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Münafık. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. şiirleriyle Hz. Allah’a itaat etmiş olur. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. 75 Size ne oluyor da. 60. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. âyet. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. De ki: “Dünya geçimliği azdır. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin. 70 Bu lütuf Allah’tandır. Cüheyne. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. âyet. Öyleyse onlara aldırma. Allah’tan korkar gibi. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Mâide sûresi. münafık ise bunu kabul etmedi. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. (Bakınız: Bakara sûresi. 17). 72 Şüphesiz. “Bu. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. 256257. Onlara bir kötülük gelirse. Ahiret. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. . âyet.” 78 Nerede olursanız olun. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. 66 Eğer biz onlara. gibi insanları azdıran. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. âyet. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. 51. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. aranızda öyle kimseler var ki. sıddıklarla. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi..Peygamberi kötüleyen Ka’b b. elbette haklarında hem daha hayırlı.

Onun için iyice araştırın. Allah’ın gücü daha üstündür. mü’min bir köle azad etmek gerekir. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. ellerini savaştan çekmezlerse. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. Allah hakkıyla bilendir. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Fakat senin yanından çıktıklarında. Vekil olarak Allah yeter. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. ne de bir yardımcı. çok merhamet edendir. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. hüküm ve hikmet sahibidir. Hz. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Bu sebeple. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. “Sen mü’min değilsin” demeyin. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. başüstüne” dedikleri halde. Sen onlara aldırma. “Tamam. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. Eğer Allah dileseydi. Bunlara imkan bulamayanın. kabul. pek azınız hariç. Allah. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. canlarıyla cihad edenleri. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. Eğer onlar sizden uzak durur. elbette bunlardan. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. içlerinden bir takımı. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. derece itibariyle. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. cezası daha şiddetlidir. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. Allah çok bağışlayandır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Size selâm veren kimseye. muhakkak şeytana uyardınız. 95. orada hicret etseydiniz ya!” derler. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular.0 0 Münafıklar. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. kendi katından dereceler. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. mallarıyla. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin.81 Sana “baş üstüne” derler. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler.Peygamberin huzurunda. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Onlardan ne bir dost edinin. ona o işin sevabından bir pay vardır. cezası. Allah. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile. Allah’ın her şeye gücü yeter. gerekli araştırmayı yapın. O ne kötü varış yeridir. Allah yolunda mallarıyla. Allah ona gazap etmiş. geceleyin. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Bunda asla şüphe yoktur. Melekler. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. . yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. 86 Size bir selâm verildiği zaman. Allah’a tevekkül et.

(Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. her şeyi hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. yahut iyilik yapmayı. genişlik de. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. Umulur ki. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Allah. sana hiçbir zarar veremezler. Bunlar. Bir sadaka vermeyi. ya da hasta olursanız. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Yağmurdan zahmet çekerseniz.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. Allah hakkıyla bilendir. Medine’ye hicret edildiğinde. . namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. apaçık bir günah yüklenmiş olur. şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. hüküm ve hikmet sahibidir. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Burada kastedilen kısaltma. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. hiçbir günâhkarı sevmez. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. Halbuki onlar. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. Eğer siz acı duyuyorsanız. Kendilerine hainlik edenleri savunma. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. Kim Allah yolunda hicret ederse. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. çok merhamet edendir. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. hicret emrinin gelmesi üzerine. hüküm ve hikmet sahibidir.""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. Çünkü namaz. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. 102. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Halbuki Allah. Allah’tan bağışlama dile. Kim. çok bağışlayıcıdır. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. 0 0 0 0 Bu âyette. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Allah çok bağışlayıcıdır. silahlarını yanlarına alsınlar. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Orası ne kötü bir varış yeridir. Diğer görüşe göre ise. çok merhamet edicidir. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. Zira Allah. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak. Çünkü Allah çok affedicidir. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. İnkar edenler arzu ederler ki. geceleyin. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar.0 Namazı kıldınız mı. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. hiçbir haini. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. şüphesiz iftira etmiş. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. Allah bu kimseleri affeder. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. gerek ayakta. ancak kendilerini saptırırlar. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. hicret edemeyerek. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. yahut kendine zulmeder. kadınlar ve çocuklar başkadır. Bu âyette. Silahlarını da yanlarına alsınlar. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. Sakın hainlerin savunucusu olma. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır.

Allah o şeytana lânet etti ve o da. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. yerdeki her şey Allah’ındır. Âyetteki “dişiler”den maksat. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. ahiret sevabı da Allah katındadır. her kim salih ameller işlerse. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır. şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. İşte onların barınağı cehennemdir. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. Eğer inkar ederseniz. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. Göklerdeki her şey. Bunun dışındaki günahları. doğru yola iletecek de değildir. dilediği kimseler için bağışlar. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. yerdeki her şey Allah’ındır. Oysa şeytan. Eğer ayrılırlarsa. Kimin dini. kitaplarını. kendisine kötü davranmasından. erkek veya kadın. yerdeki her şey Allah’ındır. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. . meleklerini. Münafıklara.116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. övülmeye layıktır. Allah zengindir. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. hakkıyla görendir. (bilin ki) göklerdeki her şey. Menât gibi putlarıdır.” Kitapta. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. O hüküm ve hikmet sahibidir. ne de bir yardımcı bulabilir. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. hem maddi alanda. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Kim Allah’ı. sonra inanıp tekrar inkar eden. Uzzâ. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. Vekil olarak Allah yeter. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. her şeyi kuşatıcıdır. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. derin bir sapıklığa düşmüştür. yerdeki her şey Allah’ındır. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). dünya sevabı da. Göklerdeki her şey. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. Lât. Eğer bir kadın kocasının. Ey iman edenler! Allah’a. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. Allah. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah onları bağışlayacak da değildir. Allah’a ortak koşan. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Göklerdeki her şey. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. apaçık bir hüsrana düşmüştür. Mü’min olarak. (Onları sizden çok kayırır. Peygamberine. uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. müşrik Arapların. “Onları mutlaka saptıracağım. kuşkusuz. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. ne sizin kuruntunuza. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Onlar. Ey iman edenler! Kendiniz. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Allah lütfu geniş olandır. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. Allah hakkıyla işitendir. Onlar. İman edip sonra inkâr eden.

işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Allah üstün ve güçlüdür. 142 Münafıklar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. hakkıyla bilendir. Allah. Sadece zanna uyuyorlar. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa. Onu kesin olarak öldürmediler. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. çok bağışlayıcıdır. 150. 153 Kitap ehli. her şeye hakkıyla gücü yetendir.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. Allah. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. 148 Allah. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Artık onlar inanmazlar. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. çirkin sözün açıklanmasını sevmez.0 160. Allah. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. çok merhamet edicidir. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. hakkıyla işitendir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Şüphesiz Allah. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz.151 Şüphesiz. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Allah. Allah da çok affedicidir. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Onların kalpleri muhafazalı değildir). yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki). Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. 146 Ancak tövbe edenler. Bu kesindir. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler. Yine onlara.0 156. 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. Onlar. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. onu öldürmelerine imkan vermemiştir. 0 0 Âyetin son cümlesi. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden. tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. hakkıyla bilendir. 143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Şüphesiz Allah. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. durumlarını düzeltenler. onlarla oturmayın. hüküm ve hikmet sahibidir. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. . kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin.işte onlar gerçekten kafirlerdir. O hususta hiçbir bilgileri yoktur.

işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Vahiy. İbrahim’e. göklerdeki her şey. bilsin ki. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. hüküm ve hikmet sahibidir. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. Kur’an. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. zekatı verenler. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Allah hakkıyla bilendir. 0 0 Vahiy. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. kendisinde. en sağlam. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. benzersiz son ve tek örneğidir. Bu ise Allah’a çok kolaydır. sana da vahyettik. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. İsa’ya. Şüphesiz inkar edenler. Eyyüb’e. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. Eğer inkar ederseniz bilin ki. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. (bir) erkeğe. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. yerdeki her şey Allah’ındır. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. “(Allah) üçtür” demeyin. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah mutlak güç sahibidir. Melekler de buna şahitlik eder. İshak’a. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. eşsiz. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. Davûd’a da Zebûr vermiştik. yerdeki her şey onundur. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Mesih de. . O. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin.162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. Allah ancak bir tek ilahtır. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. Senden fetva istiyorlar. Vahye mazhar olan peygamber. Vahy. ancak Allah’ın peygamberi. erkek kardeş ona varis olur. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). Meryemoğlu İsa Mesih. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Yakub’a. Göklerdeki her şey. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Eğer kız kardeşler iki iseler. insanlık için en doğru. vahyin. İsmail’e. O namazı kılanlar. el değmemiş. Şahit olarak Allah yeter. Allah’a yakın melekler de. bilgi kaynağıdır. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Vekil olarak Allah yeter. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. torunlarına. Yûnus’a.

âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. Şüphesiz. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. Hristiyanların yanlış inançları. “Şeâir”. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. evlenmek. Sûrede başlıca. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. çok merhamet edicidir. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. Zilkade. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). o zaman temiz bir toprağa yönelin. size helal kılındı. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. işaretler ve semboller demektir. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. mehirlerini vermeniz kaydıyla. Ölmüş hayvan. Burada kastedilen. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. işaretleri ve sembolleridir. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. dinin belirgin alametleri. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. (Ey Muhammed!) Sana. sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. haddi aşmaya sürüklemesin. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. ziyana uğrayanlardandır. verilen sözlerin yerine getirilmesi. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0. En son inen hüküm âyeti budur. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. hac kurbanına.5. verdikleri sözleri kapsamaktadır. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. haram aya0. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. Artık onlardan korkmayın. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’tan başkası adına boğazlanan. Allah’ın emir ve yasaklarını. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. etleri bunlar üzerine konurdu. hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını. koyun. 112. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. müslümanlar için bazı talimat. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. sakın ha sizi. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. ve 114. Sûre adını. kan.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. Haram ay ifadesiyle Muharrem. yüksekten düşerek ölmüş. domuz eti. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Ahirette de o. Allah'a karşı gelmekten sakının. Onunla Akit. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. sözleşme demektir.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. Kelime burada. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. uygulanması gereken kuralları.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. Cahiliye devrinde. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. Allah hesabı çabuk görendir. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. alametler. 120 âyettir. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. Bununla kastedilen deve. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. sığır. boğulmuş. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 . dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. darbe sonucu ölmüş. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. domuz eti. benden korkun.

Onlardan on iki temsilci -başkan. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın.” İşte. Allah. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. zorba bir millet var. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. 72. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Meryemoğlu Mesih’i. Allah’a karşı gelmekten sakının. onları desteklerseniz.0 De ki: “Şâyet Allah. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. zekatı verir ve elçilerime inanır. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. Yine de sen onları affet ve aldırış etme.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. işte onlar cehennemliklerdir. siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. (Evet. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. diyenler kesinlikle kâfir oldular. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı.seçmiştik. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. . verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. Andolsun. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Âyetin bu kısmı. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. birçoğunu da affediyor. Andolsun eğer namazı kılar. mutlaka o. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. kalplerini de kaskatı kıldık. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar. Bu. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” (Allah) dilediğini bağışlar. 105.7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Göklerin. Meryemoğlu Mesih’dir”. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. “Allah. onların daima bir hainliğini görüyorsun. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. Andolsun. dümdüz yoldan sapmıştır. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. Dilediğini yaratır. onların. âyet. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. Bakınız: Enbiya sûresi. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. Adil olun. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye. dilediğine azap eder. Allah’a karşı gelmekten sakının. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. Dönüş de ancak onadır. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Sakın ardınıza dönmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. âyet. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. O.

çok merhamet edendir.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. Onlar. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. birinden kabul edilmiş. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. İşte bu zalimlerin cezasıdır. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Biz burada oturacağız.” 29 “Ben istiyorum ki. yağmalama. haramı çok yiyenlerdir. Öteki. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. yalanı çok dinleyen.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Kurbanı kabul edilmeyen. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. Çünkü Allah. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. ötekinden kabul edilmemişti. Artık bizimle. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. 42 Onlar. ancak öldürülmeleri. dilediğini de bağışlar. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. hüküm ve hikmet sahibidir. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. yahut o yerden sürülmeleridir. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. 31 Nihayet Allah. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. terör. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. eşkiyalık. yol kesme. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. O verilmezse sakının. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. çok merhamet edici olduğunu bilin. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. kan dökme. Onlara sürekli bir azap vardır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0. Onlara elem dolu bir azap vardır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Bu âyet. Allah mutlak güç sahibidir.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. bir insanı. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. . Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. Allah onun tövbesini kabul eder. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. âdil davrananları sever. O dilediğine azap eder. sen benim günahımı da. Andolsun ki. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler.” 25 Mûsa.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. o sanki bütün insanları öldürmüştür. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Onlar. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. terör. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. ister onlardan yüz çevir. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır.

bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. zekâtı veren mü’minlerdir. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Şu halde siz de insanlardan korkmayın.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. hakkıyla bilendir. Allah onları sever. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. Allah lütfu geniş olandır. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. bir nur vardır. buruna burun. Kim de bu hakkını bağışlar. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Allah’ın bir lütfudur. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. göze göz. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Allah yolunda cihad ederler. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Ona. İçinde bir hidayet. bil ki şüphesiz Allah. Bakara sûresinin 102. sana da) inanmış değillerdir.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. önündeki kitapları doğrulayıcı. Eğer yüz çevirirlerse. onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. 0 Bu âyette müslümanların. Allah’ın indirdiği ile hükmet. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. dişe diş kısas edilir. yahudileri ve hristiyanları. Yaralar da kısasa tabidir. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. . onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. onları gözetici olarak indirdik. kendisi için keffaret olur. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. 56 Kim Allah’ı. içerisinde hidayet ve nur bulunan. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Onu dilediğine verir.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. 49 Aralarında. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. sadakasına sayarsa o. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. kulağa kulak. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. İşte bu. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta. “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Hepinizin dönüşü Allah’adır. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki.

Onun barınağı da ateştir. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Şüphesiz Allah. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Daha önce sapmış. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi.17.62 Onlardan çoğunun günahta. Andolsun. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. onun iki eli de açıktır. âyet. hakkıyla bilendir. Allah bozguncuları sevmez. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti.)0 70 Andolsun.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. 81 Eğer Allah’a. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Allah da onların tövbesini kabul etti. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler. dilediği gibi verir. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri. Allah seni insanlardan korur. 71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Bak. düşmanlıkta. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik.” 73 Andolsun. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. “Allah. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. . Hıristiyanlar Allah’ı. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. 72 Andolsun. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. Bu. benim de Rabbim. Sonra (tövbe ettiler). Sonra bak ki. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. çok merhamet edendir. Hz. kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. onlardan bir kısmını yalanladılar. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları. bir kısmını da öldürdüler. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir. Baba. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. Hıristiyanların. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu.

dikili taşlar ve fal okları ancak. Yeminlerinizi tutun. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. 3. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar. yahut onun dengi oruç tutmaktır. 78. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Tövbe ve istiğfar gerekir.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. 94 Ey iman edenler! Andolsun. sarhoşluk veren her türlü içki. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Onlar büyüklük de taslamazlar. öldürdüğünün dengi olup. içki ve kumarla. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. iyilik yapanların mükafatıdır. Allah geçmiştekileri affetmiştir. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Allah sizleri. 2. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin.143. . peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. keffaretle temizlenmez. 84 “Rabbimizin.Bile bile yalan yere yapılan yemin. Bu bağlamda hamr. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. Allah ondan intikam alır. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. İşte bu. Üç çeşit yemin vardır: 1. Allah iyilik edenleri sever. Bu durumda yeminin keffareti. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. âyet. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. âyet. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Bunlar. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Ka’be’yi. bütün müslümanlar. aklı örten şey demektir. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. boş bulunarak yapılan yemin. âyet. görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Bu âyette.0 91 Şeytan. Allah mutlak güç sahibidir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. kumar. Buna bir şey gerekmez. Hac sûresi. intikam sahibidir. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin. 89 Allah. Çünkü bu büyük bir vebaldir. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). içki alışkanlıklarını. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. o saygıdeğer evi. (Bu ceza). çok merhamet edendir. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir. şeytan işi birer pisliktir. devamlı kalacakları. Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere.Yanlışlıkla. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. “Ey Rabbimiz! İnandık. Meâlde geçen “içki” kelimesi. Bunun keffareti yoktur. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. Âyet indiği zaman. 3. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. 97 Allah.

“hikmet” kitaplardaki ilim. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Meryem sûresi. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. Zaten çoklarının aklı da ermez. Kuzuların. 46. bütün insanların eşit olduğunu simgeler. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. 29-33. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Onlar da “İman ettik. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. Peygamber’e.0 104Onlara. gizlediğinizi de bilir. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Tevrat’ı.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. İsa’yı görmüş. nezaket kaidelerine uymayan. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. Bazı kimseler Hz. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. yoksa ömürde bir defa mı?”. “Hac her yıl mı farz. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. 109Allah’ın. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. halimdir (hemen cezalandırmaz. hikmeti. Beşikte iken de. 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. sana kitabı. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Bu âyetlerde. 48. Havariler. âyet.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. Hac ayları da. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. kulağı yarılarak salıverilen deve. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. Hani sen. Hz. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. “Akraba da olsa. Allah sizin açıkladığınızı da. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. 108Bu (usul). Fakat. İncil’i de öğretmiştim. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. Allah Teâlâ. âyet. Hz. şahid olarak dinleyecektir. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. “Sâibe”. Allah çok bağışlayandır. . kişinin üzerine lazım olmayan. haram ay ve kurbanlar. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. Araplar.49. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. “Vasîle ve “Hâm”. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Hani. Hz. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. Eğer şüphe ederseniz. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet. Bunun üzerine âyette. âyet. Peygamber’in sahabileri gibi. onların da.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Yahut. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. “Bahîre”. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. mühlet verir. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. bütün müslümanların iman kardeşliğini. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin.0 Hani. o zaman. binilmeyip. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. 111Hani bir de.

kalplerimiz yatışsın. Eğer onları bağışlarsan. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. hüküm ve hikmet sahibisin. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. Allah onlardan razı olmuş. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. 120Göklerin.” 118“Eğer onlara azap edersen. onlar da Allah’dan razı olmuşlardır.” 117“Ben onlara. . 115Allah da. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. 116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. şüphe yok ki onlar senin kullarındır.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. Ama beni içlerinden aldığında. 114Meryem oğlu İsa. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim. “Ben onu size indireceğim. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. İşte bu büyük başarıdır. İsa da.112Hani havariler de. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. doğrulara. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. ama ben sende olanı bilemem. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Bizi rızıklandır.” Onlara içinden ırmaklar akan. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. Sen benim içimde olanı bilirsin. 113Onlar.

“Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. 92. İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi). beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. İşte bu apaçık kurtuluştur. O. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. yerde de. peygamberliğe. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. keçi. O. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bunda hiç şüphe yok. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. En’âm. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. Topraklarından nehirler akıttık. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. 138 ve 139. . senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. yine o inkar edenler. hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. melek olamazsın” diyeceklerdi. Adını 136. âyetler Medine’de inmiştir. İslam alay konusu oluyordu. O öyle bir Rab’dır ki. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı.0 (Ey Muhammed!) Andolsun. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. (her şeyden) hakkıyla haberdardır.0 İşte bu Kur’an bana. Bedir zaferi.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. âyet. Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. ahirete dair meseleler ile. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. o melek bir insan suretinde gelecekti. adalete.6. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. göklerde de Allah’tır. 151. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. Halbuki O. sizi çamurdan yaratmış. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. hakkıyla işitendir. koyun. küfrün ve batıl inançların reddi. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. açığa vurduğunuzu da. işte onlar inanmazlar. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Sizin gizlinizi de bilir. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. 91. “Sen de bizim gibi bir beşersin. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. Âyet. Sûrede başlıca tevhide. (Bakınız: Zuhruf sûresi. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. 152 ve 153.” De ki: “Bana. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. O. 165 âyettir. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Kuvvetli görüşe göre. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. gökleri ve yeri yaratan. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. 93.

İnsan. âyet. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar. (Davete). Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. 146). şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Mücâdele sûresi. Mü’min sûresi. Ateşin karşısında durdurulup da. O. zalimler kurtuluşa eremez. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. “Nerede. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. onu bozar. Ra’d sûresi. âyet. hıristiyanlara sorduk. âyet. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. âyet. 46. Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır. bir mucize indirmeğe gücü yeter. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Onlar farkına varmaksızın. “Evet. senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. . ancak kendilerini helak ediyorlar.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. Allah’ı tanıyacak. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. Fakat onların çoğu bilmiyor. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. Andolsun ki. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. gerçekmiş” diyecekler. âyet. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır. âyet. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. 0 0 0 0 Kureyşliler. (Bakınız: Bakara sûresi. O halde sakın cahillerden olma. Dikkat edin. Sonra da hepsi ona döndürülürler. 51.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. “Ah. (Allah). Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. kulaklarına ağırlık koyarız. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. Rabbimiz’e andolsun ki. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. 171-173.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. işte onlar inanmazlar. ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. bir delik açıp yerin dibine inerek. 38. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. Sonunda onların manevraları. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. 21.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz).

O. ama bize hiçbir şey olmuyor. hidayete erenlerden olmam. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. biz çıkınca girsinler. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. Peygamber’e. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz.. De ki: “Ne dersiniz.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi.” Andolsun. (uyandırandır). De ki: “Ben size. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse.” De ki: “Şüphesiz ben. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Zaten böyle bir azabı istemek. Hz. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz. . Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. (Peygamberlerini dinlemediler. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise. inkar ediyoruz. De ki: “Sizin. Ben sadece. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. Sonra O. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Karada ve denizde olanı da bilir. “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. Eğer kovarsan zalimlerden olursun. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. onunla (Kur’an ile) uyar. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. kalplerinizi de mühürlerse. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Ben sizin arzularınıza uymam. Hamd. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. Onlar. çok bağışlayandır. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. çok merhamet edendir.” Allah zalimleri daha iyi bilir.) Sonunda. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.” diyorlardı. Peygambere karşı çıkanlar. Onların hesabından sana bir şey yok. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. hakkı anlatır. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. Onları ancak O bilir. O. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım.. O.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı.” demişlerdi. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Siz ise onu yalanladınız.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. “Seni reddediyoruz. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). Ben gaybı da bilmem. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen. bana gönderilen vahye uyuyorum. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hz. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. hiçbir yaş. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı.

Ay da batınca. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. O. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. sizi Allah adına cezalandıracak. ne de bir şefaatçi. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. Belki sakınırlar.” Bak. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. Melekût. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. uzaklaş. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. bize. O. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. 140. Allah’a özgü hükümranlık demektir. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. hesap görenlerin en çabuğudur. “İşte Rabbim!” dedi. . insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz. İleride bileceksiniz. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. Yıldız batınca da. De ki: “Sizler. “Andolsun ki. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. görülen âlemi de bilendir. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. anlasınlar diye. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. Gaybı da. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. âyet. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. Güneşi doğarken görünce de. O. “Ben öyle batanları sevmem” dedi. O’nun sözü gerçektir. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak. hüküm ve hikmet sahibidir. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. gökleri ve yeri. Ay’ı doğarken görünce de. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. O.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. (her şeyden) hakkıyla haberdardır.” Bir de. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O da batınca (kavmine dönüp). kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. âyet. “İşte Rabbim!” dedi.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. Sonra hepsi. ben seni de. Hani İbrahim babası Âzer’e. yalanlamanızı engelleyecek. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. 10. sizi ondan koruyacak değilim. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. o zalimler grubu ile beraber oturma. Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır.

zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. onlara vekil kılmışızdır. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. Eyyub’u. bir de emanet bırakılma yeriniz var.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. . Hepsini hidayete erdirdik. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Geceyi dinlenme zamanı. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. ellerini uzatmış. Yahya’yı. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik.. size. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. Bunların hepsi salih kimselerden idi. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. âyetinde ifade edildiği üzere. O gökten su indirendir. hakkıyla bilendir. İslam evrensel bir dindir. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna. Diriden de ölüyü çıkarandır. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. Ölüden diriyi çıkarır. meleklerin. Onlar kendilerine kitap. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum.0 Ahirete iman edenler. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. O (Kur’an). Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Allah’ın hidayetidir ki. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. “Bana vahyolundu” diyen. Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. Bu sûrenin 90. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.0 Çünkü. İşte bu. sayelerinde. (kendisiyle) ne sizin. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Elyasa’ı. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi. Şüphesiz Allah. Zürriyetinden Dâvud’u. bilemediler. Sizin bir karar kılma yeriniz. İşte bu (Kur’an) da. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. Süleyman’ı.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği.0 İşte. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi. üst üste binmiş taneler. Babalarından. İsmail’i. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. o peygamberler. ona da inanırlar. Yûsuf’u. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. O. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. Zekeriya’yı. İsa’yı. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. sonra bırak onları. işte güven onların hakkıdır. Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. Dolayısıyla. pek çoğunu ise gizlediğiniz. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. O. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar.üzüm bahçeleri. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. sizi bir tek candan yaratandır. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken. Yani Allah’ı. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. bereket kaynağı.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.

“Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. Ben başınızda bekçi değilim. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle. âyet. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. hakkıyla işitendir. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına. O. en gizli şeyleri bilendir. yücedir. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. O. Onların. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. “Sen ders almış okumuşsun. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi. O her şeyi hakkıyla bilendir. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. diyorlardı. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. Kafadaki göze basar denildiği gibi. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir.0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. gönül gözü demektir. renk. O. Gözler onu idrak edemez ama O. gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. gözleri idrak eder. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). 23. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. bir de olgunlaştığı zaman bakın. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak. bilgisizce Allah’a söverler. görüp gözeten)dir. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. haddi aşanları çok iyi bilir. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. Rabbinden sana vahyedilene uy. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Oysa onları o yarattı. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. hakkıyla bilendir. Allah. onun hakikatini kavramak mümkün değildir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur.0 Bunların meyvesine.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. O her şeyin yaratıcısıdır. O. İşte sizin Rabbiniz Allah. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. bir meyve verdiği zaman. Kureyş müşrikleri peygamberimize. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. Şüphesiz senin Rabbin. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. Bir de (şeytanlar). Biz onlara melekleri de indirseydik.0 Ey Muhammed! Sen. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. Basiret. sonra onlar da haddi aşarak.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. Artık.”0 O. O halde sakın şüphecilerden olma. . âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. koku. Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Öyle ise O’na kulluk edin. Onlar. Şüphesiz senin Rabbin.

0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. derler” diye dedikodu yaparlardı. Ama farkında olmuyorlar. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. âyet. Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. zalimler kurtuluşa eremezler. fazlasına ihtiyacı yok. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. hesap. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. koyun. koştukları ortaklar. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. cehennem. âyet. iyilere iyi derece. öldükten sonra dirilme. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma.. 173. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Âyet. Allah. Maide sûresi. Ben de (görevimi) yapacağım. arpa. . Kimi de saptırmak isterse. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Onlara bir âyet geldiği zaman. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Allah’a ortak koşanların çoğuna. deve. En’âm sûresi. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. “Allah zengindir. Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor.” Onların insanlardan olan dostları. Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. sıkar. Şüphesiz. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. 114-115. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. İşte böyle. rahmet sahibidir. Rabbinin dosdoğru yoludur. Bu.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar. Putlar ise fakirdir”. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. 145. misafirlere. âyet. keçi. Bir pay da putlarına ayırır. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. âyet. Allah’ın.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. 3. “Şu Allah için. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere. “Bakın. İşte biz. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. buğday gibi ziraat ürünleriyle. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. hiç. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. gizlisini de. diye bir de kılıf uydururlardı. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. karanlıklar içinde kalmış. Nahl sûresi. cennet.. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. hakkıyla bilendir. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. Bu âyet.

0 Şüphesiz O. başka şeyleri denk tutuyorlar. Sığır ve koyunların ise. akıtılmış kan. hüküm ve hikmet sahibidir. erkek. . Sonra saldırganlık. insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. Eğer seni yalanlarlarsa. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları. ve Bakara sûresi. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. 173. “onda bir” demektir. babalarımız da. hakkıyla bilendir. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. Konu ile ilgili olarak 139. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek. Bu âyetten Allah’ın.haram sayanlar. Gerçekten onlar sapmışlardır. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir. Burada vurgulanmak istenen nokta. sığır. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır. Halbuki bu hayvanların deve. israf edenleri sevmez. çok merhametlidir. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. âyetlerine bakınız. âyet. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. koyun. Onlar Rablerine. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. O. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. çardaksız olarak bahçeleri. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. Öşür.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu.160. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. Yine O. “O. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. İnsanlar doğru.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Darda kalan kimsenin. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. İşte böyle. âyetin dipnotuna bakınız. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır. O.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. peygamberleri öldürme. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. faiz alma. sığırdan da iki.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Karılarımıza ise haramdır. hakka karşı başkaldırma. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. âyet.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. mutlaka ziyan etmişlerdir. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. Âyetin bu kısmı. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar.) Bakınız: En’âm Sûresi.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca.103. âyet. Aslında bunlar haram şeyler değildi. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. zulüm. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır.”0 De ki: “Haydi. çardaklı. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. sizin için apaçık bir düşmandır. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. 99 ve ilgili dipnot. Çünkü o. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. O.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. keçiden de iki. Çünkü O. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık. keçi. bu sûrenin 119. fakat israf etmeyin.

85. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. benim dosdoğru yolum. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. âyet. Şüphesiz biz de bekliyoruz. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. yahut. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Artık ona uyun. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.0 De ki: “Siz bekleyin.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. çok merhamet edendir. Anaya babaya iyi davranın. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. 84. her şeyi açıklamak. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. âyet. O size. çok bağışlayandır. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. bir hidayet ve bir rahmet geldi. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Başka yollara uymayın. 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. Şüphesiz Rabbin. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. 153 İşte bu. Necm sûresi. Zümer sûresi.” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. 156. Allah’a ortak koşanlardan değildi. 32. ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. âyet. 7. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. O. 165 O. diye bu Kur’an’ı indirdik.15. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. âyet. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. âyet. âyet. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. (Zina ve benzeri) çirkinliklere. 286. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.157 Kitap. yaşamam da. 38.21. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. 7. Ben müslümanların ilkiyim. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır.0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. İşte ben bununla emrolundum.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da. . İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. Sonra (O). Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. 18. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. âyet. diğer ibadetlerim de. 33. dosdoğru bir dine.0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Şüphe yok ki O.8. Fatır sûresi. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. âyet. cezası çabuk olandır. âyet. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.

” Derken şeytan. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Azabımız kendilerine geldiğinde. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. “Şimdi in aşağı oradan.0 Rabbinizden size indirilene uyun. Sonra size şekil verdik. ve 48. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. Sonra da meleklere. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. sizi yarattık. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. “elA’râf”.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Âyetin bu kısmı. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. “Adem için saygı ile eğilin” dedik. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. âyet. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. yüksek yerler. 9. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. saygı ile eğilenlerden olmadı. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. Rableri onlara. zulümde. 18. melek olmayasınız. 14. arkalarından. 5. onlardan sana kim uyarsa sizin. 17.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. 163-170. Sûrede temel konu olarak. 11. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. yüksek mevkiler demektir. Kehf sûresi. 16. “(Biz bunu hak ettik. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. Andolsun. 8. O gün amellerin tartılması da haktır. yemin ederim ki. 97.0 Peygamberlere de elbette soracağız. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. 7. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. 65. 19. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. 13.0 Bu.” Allah da. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik. 10. 46. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Dilediğiniz yerden yiyin. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. hepinizi cehenneme doldururum.0 Andolsun. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. 6. 206 âyettir. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. 20.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. Çünkü beni ateşten yarattın. Elif Lâm Mîm Sâd. sana. Sûre adını.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 21. âyet. 4. âyet. . O. 3.6. 5. 2. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 12. âyet. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. insanların küfürde. Hûd sûresi. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Yoksa zalimlerden olursunuz. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. 15. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. demedim mi?” diye seslendi. Bu âyette. 22. Allah.7. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. âyet. 109. Andolsun.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. Allah.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. 12. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır.

Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. Şüphesiz biz şeytanları. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. Onlar üzülecek de değillerdir. 38. 30. Allah da bize bunu emretti” derler. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. Fakat bilmiyorsunuz. Çünkü o. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Onlara. “Hamd.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. ne de öne geçebilirler. De ki: “Allah’ın. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. 39. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. De ki: “Şüphesiz. Onlar. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Bu (giysiler). Kim. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onların eceli geldi mi. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Yiyin için fakat israf etmeyin. artık onlara korku yoktur. günahı. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Altlarından da ırmaklar akar. 26. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. Âyetin bu kısmı. 25. Allah çirkin işleri emretmez. 32. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. ayrı ayrı açıklıyoruz. 27. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). İşte bilen bir topluluk için âyetleri. ne bir an geri kalabilirler. 29. Onlar orada ebedi kalacaklardır. kendilerine öncülük edenler için. dünya hayatında mü’minler içindir. şeytan sizi de saptırmasın. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. 36. işte o daha hayırlıdır. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. 42. 28. açık ve gizli çirkin işleri. Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. haksız saldırıyı. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.” Öncekiler sonrakilere. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. 34. 41. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. 33. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. canlarını almak için geldiğinde. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. azabı tadın” derler. Onlar için cehennem ateşinden döşek. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. biz hidayete ermiş olamazdık. 31. 43. 0 .” Allah bir kısmına hidayet etti. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. israf edenleri sevmez.işte onlar cennetliklerdir. Onlar da. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık. Çünkü o ve kabilesi. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. 35. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir. bir kısmına da sapıklık layık oldu.23. 24. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. 37. Çirkin bir iş işledikleri vakit. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).” De ki: “Rabbim ancak. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. 40. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. onlara göklerin kapıları açılmaz.” Her milletin belli bir eceli vardır.

45. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. 60. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu. 70. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. 58. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. Size korku yok. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. Cehennemlikler de cennetliklere. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. 53. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. . Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. güneşi. Arş. İyiler verimli toprak gibi. Şüphesiz. Cennetlikler cehennemliklere. Cennetliklere. 13. 54. Toprak gibi insanların da iyisi. 61. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. A’râf. haddi aşanları sevmez. Onlar. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. bilerek açıkladığımız bir kitabı. 47. kendisini durmadan takip eden gündüze katan.44. 51. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. geceyi. 55. kötüsü vardır. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Onlar. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. O zaman aralarında bir duyurucu. “Ne olur. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. Şüphesiz sizin Rabbiniz. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Bazı müfessirler. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. sınırsız kudret makamı demektir. yüksek mevkiler demektir.0 Andolsun biz onlara. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Kavminin ileri gelenleri. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Topluma faydaları dokunmaz. Onlar ise ancak. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. Ola ki ibretle düşünürsünüz. Dikkat edin. yüksek yerler. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 62. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. âyet. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. 49. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. topluma yararlı olurlar. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. emretmek de yalnız O’na mahsustur. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. yaratmak da. Aksine ben. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. 56. Çünkü O. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır.0 Andolsun. 57. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. O. ama bunu ummaktadırlar. “Selam olsun size!” diye seslenirler. 50. “Evet” derler. 59. 48. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. 46. “Şüphesiz. 52. girin cennete. kudret ve hakimiyet tahtı. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum.

Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. Hûd. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. 76. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. 69. 68. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz.” Onlar. Nihayet deveyi kestiler. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. 79. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin.”0 Bak. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. 75. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi.” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. 73. 81. 82. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. Hatırlayın ki. bir kısmı da inanmamışsa. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. 65. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı..” Kavminin cevabı ise sadece. Allah’ın.” demek oldu. 66. 71. Onlar da. Onlara.. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. 84. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. İnsanların mallarını eksiltmeyin. 74. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. 77.” 0 Hicr sûresinin 74. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Sakın ona bir kötülük etmeyin. suçluların akıbeti nasıl oldu.63.. 85. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. O. 67. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 72.” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. . haklarında hiçbir delil indirmediği. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Hayır. Derken.” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. 86. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. siz haddi aşan bir toplumsunuz. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. Salih’in. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. 78. küçük görülüp ezilen inanmışlara. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur.” dediler. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” “Bir de. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 83. 70. 80.. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Bakın. Büyüklük taslayanlar. dağları oyup evler yapıyorsunuz. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. içsin. 64. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. “Siz. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Derken kavmi onu yalanladı.

“Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. 60-63. 98. 101.” Firavun ileri gelenlere. . Bir de ne görsünler. sonra onları ansızın yakalaması”. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Hz. Elini (koynundan) çıkardı. 90. Şuarâ sûresi. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. sözünde durma diye bir şey bulmadık. 100. Bir de ne görsünler o. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Andolsun. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya. 89. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. 109. Bak. Biz onların çoğunda. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Eğer. Biz de. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. Mûsâ’nın. “İstemesek de mi?” dedi. bembeyaz olmuş. Sonra onların ardından Mûsâ’yı. farkında değillerken onları ansızın yakaladık. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi.0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. 95. 107. inkarcılara mühlet verip. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı.” Derken. 108.87. 106. 33. apaçık bir ejderha.0 Firavun. 91. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. 92. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.” Şuayb. 96. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. bozguncuların sonu nasıl oldu. Şimdi ben. 88. âyet. 43-44. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. 103. âyet. 94. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Fakat onlar yalanladılar. 32.0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla. Hz. bakanlar için. Şuarâ sûresi. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. âyet.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. 111. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 102. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. âyet. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. 97. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. 105. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim.” Bana. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. 104. 93. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. 99. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. 110.

” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). 126. 136. 134. 119. 135. Bir de ne görsünler o. geldikten sonra da. bu sûrenin 128.” “Sen sırf.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır.” Firavun. Büyük bir sihir yaptılar. 123. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. biz sana inanacak değiliz. 113. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. “Bu bizimdir. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. “Siz atın” dedi. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. “Umulur ki. 127. Firavun ailesini. İsrailoğullarını denizden geçirdik. 139. 132. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım. kullarından dilediğini mirasçı kılar. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. 131.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. 118. 114. 115. kadınlarını sağ bırakacağız. 116. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. 120. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. 128.112. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. İsrailoğulları. “Evet. Üzerlerine azap çökünce.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. kurbağalar ve kan gönderdik. ve 129. “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Biz de Mûsâ’ya. 138. 117. 122. 124. 133. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. Derken. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. 125. Firavun. mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. (Mûsâ). 137. Bu yüzden onlardan intikam aldık. Mûsâ kavmine. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Andolsun biz. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. 121. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi.” Biz de. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. değil mi?” dediler. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. ürün güvesi (haşerât). Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. 130. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. bu ülkede fesat çıkarsınlar. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. Ona. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. 129. (Hiçbirinden ders almadılar. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. Fakat çokları bilmezler. . Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.” Mûsâ. (Sihirbazlar). Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. (biz çalışıp kazandık)” derler. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. çekirge.

vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. “ağır mükellefiyetler”. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Peygamber.Mûsâ’nın kavmi. Nitekim. . Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Bizi kendi rahmetine sok. Onu. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. Mûsâ. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. Mûsâ. 146. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). kavminden. “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. 149. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. ona saygı 0 0 0 0 Hz. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. çok merhamet edendir. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. 154. 143. ahirette de. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. gerçekten sapmış olduklarını görünce. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. cahil demek değildir. “Rabbim! Bana (kendini) göster. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. 145. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Oğullarınızı öldürüyor. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. 55). Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. 153. Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. dilediğim kimseyi ona uğratırım. 148. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. onların. 144.” (Mûsâ). Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. okuma yazma bilmeyen Hz. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. “ümmî”. Mûsâ. Mûsâ da baygın düştü. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. O. onları kötülükten alıkoyar. “Kavim beni güçsüz buldu. 147. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. Mûsâ için. 155. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. Allah’ın dağa tecellisi. Ben inananların ilkiyim” dedi.0 Ona iman edenler. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. okuma yazma bilmeyen insan demektir. kavmine de emret. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. “Ümmî”. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. 156. Artık bizi bağışla ve bize acı.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. kötü ve pis şeyleri haram kılar. Sen bizim velimizsin. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. mecazi olup. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. onlara iyiliği emreder. buna on (gece) daha kattık. Bu. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. Fakat (şu) dağa bak. dilediğini de doğruya iletirsin. onu kendine doğru çekmeye başladı. Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. 151. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın.140. Az kalsın beni öldürüyorlardı. bana karşı gelmekten sakınanlara. ziynet eşyalarından. her insan bilgisiz olmayacağı için. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. 141.” Onlar. Ayılınca. 150.” dedi. Ancak okuma yazma bilmeyen. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. 142.0 Mûsa. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. sana bakayım” dedi.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. Allah da. âyet. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). 152. (Bakınız: Bakara sûresi.

elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Âyette anlatılan olay budur. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Hani Rabbin. 173. “Evet. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Yahut. Allah Teâlâ. diriltir ve öldürür. ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. bizi affet) ifadesini. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Bu bir imtihandı. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. onları kendilerine karşı şahit tutarak. Şüphesiz Rabbin. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Böyle yapmamız kıyamet günü. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. 160. elbette cezayı çabuk verendir. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. Allah hakkında. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. gösterenler. Âyette sözü edilen bu kent. Onlar bize zulmetmediler. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. 158. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. âyetlerinde de zikredildiği üzere. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. O. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. Şüphesiz O çok bağışlayandır. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. bizi affet)’ deyin. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. 167. Derken. Bakara sûresinin 58 ve 59. şiddetli bir azapla yakaladık. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. 164. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti.0 Ey Muhammed ! Onlara. şüphesiz biz. 159.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. 161. 171. 165. 168. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Onlardan iyi kimseler vardır. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. 169. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. Onlar da. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. 166. 162. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. 170. çok merhamet edendir. 172. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. . fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. diğer günler o derece gelmiyorlardı. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti.157. 163. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık.

Yarattıklarımızdan. O size ancak ansızın gelecektir. Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. 188. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. odur doğru yolu bulan. kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. Hiçbir şeyi yaratamayan. 176. 194. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. âyet ve ilgili dipnot. İşte bunlar hayvanlar gibi. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. 75. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. cehennemlik olmuşlardır. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. 195. 178. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. 185.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir. âyetinin dipnotuna bakınız. 192. 193. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. 187. gözleri olup da bunlarla görmeyen. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. 177. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. 175. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. İşte bu. 189. 181. 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. yine insan cinsinden.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. çağırın ortaklarınızı. ziyana uğrayanların ta kendileridir. Allah’ın yarattığı her şeye. 190. hatta daha da aşağıdadırlar. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Ben onlara mühlet veririm. yere de ağır basmıştır. Bakınız: En’âm sûresi.” Allah kimi doğru yola iletirse. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. 186. ne de kendilerine yardım edebilirler. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. 182. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). 183. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. Onları çağırsanız da. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları.0 En güzel isimler Allah’ındır. O göklere de. bütün salihlere velilik eder. işte onlar. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. 184. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. Kimleri de saptırırsa. 179. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. O. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir. . Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. 191. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. Allah. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. 180. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.174. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. cinler ve insanlardan. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. bocalayıp dururlar.

196. Sen af yolunu tut. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. 197. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. iyiliği emret. 204. Eğer onları. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. Rabbini. 198. hakkıyla işitendir. 201. 200.0 0 Bu âyet. 199. Sen onların sana baktıklarını görürsün. 202. Bunlardan birini okuyan. hakkıyla bilendir. Bu secdeye. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. sonra da bundan hiç geri durmazlar. . ayakta iken gidilmesi daha uygundur. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. 203.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. doğru yola çağırırsanız işitmezler.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. halbuki onlar görmezler. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. içinden yalvararak ve korkarak. 205. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. cahillerden yüz çevir. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. Şüphesiz O. hemen Allah’a sığın. Şeytanlara kardeş olanlara gelince.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Bu. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. 18. Onlar namazı dosdoğru kılan.0 8.Sûre. 0 0 0 0 Tevekkül. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç. İman edenlere sebat verin. Onlara. sizden şeytanın vesvesesini gidermek. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. 11. Hani Rabbinizden yardım istiyor. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. 16. gerekenleri yaptıktan sonra. mutlak güç sahibidir.Allah bunu. orduyla savaşmak yerine. fakat Allah attı. Bismillahirrahmânirrahîm 1. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.0 3. Mü’minleri. 4. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. fakat Allah onları öldürdü. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. 13. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir.” 2. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı.el-Enfâl&quot. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. 14.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. Ne kötü varılacak yerdir orası.Bu. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. Rableri katında yüksek mertebeler. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Attığın zaman da sen atmadın.Enfâl savaş ganimeti demektir. o sizindir diye va’dediyordu. 12. hakkıyla bilendir.0 10. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. aranızı düzeltin. 75 Âyettir. Âyette sözü edilen iki taife. 15.(Savaşta) onları siz öldürmediniz. Mü’minler ancak o kimselerdir ki. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. tüm tedbirleri alıp. savaş. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. sizi temizlemek. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. yalvarıyordunuz. 6. adını ilk ayetteki &quot. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. Nasıl ki. kelimesinden almıştır. 5. Şüphesiz Allah. Onun varacağı yer de cehennemdir. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. O da. “Ben sizinle beraberim.İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener). Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. Ey iman edenler. 17. hüküm ve hikmet sahibidir. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. 7. Hani Allah size iki taifeden birini. Hani Rabbin meleklere. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. O halde. Sûrede başlıca. Müslümanlar.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o. Allah’ın gazabına uğramış olur.8.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır. özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri. Vurun. Peygamber orduya hücum emri verdi. . sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Allah ve Rasûlüne itaat edin.

Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. Bakınız: Nisâ sûresi. Onlar tuzak kuruyorlar. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. Toplantıda. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. sizi bağışlar. 33. Bu. 34. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı.19. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez.0 26. 27.Peygamber’e haber vermişti.Peygamber’in hapsedilmesi.Onların. 54 ve ilgili dipnot. 21. 32. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere. Eğer dönerseniz biz de döneriz. elbette onlara işittirirdi. Hz. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. 35.” Bu görüş kabul edilince. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır. 98 ve ilgili dipnot. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim. 28. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. Hz. “Duyduk. 24. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır.(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. Şüphesiz.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. ellerine birer kılıç verelim.Peygamber. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. 22.İşitmedikleri halde.0 36. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. pis olanı temizden ayırmak. “işittik” diyenler gibi de olmayın. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar. Allah. kendi yatağına Hz. ıslık çalıp el çırparlardı. 29. “Ey Allah’ım. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Böyle yaparsak. Allah kişi ile kalbi arasına girer.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. “Allah’ın. Cebrail durumu Hz. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. “Dâru’n-Nedve’de toplandılar. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki. Hz.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman. Bu âyette. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı.Ali’yi yatırarak Hz. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. . müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. işte müşriklerin bu planıdır. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. Âyette söz konusu edilen tuzak. 20. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. Fakat onların çoğu bilmez.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. Öldürmek kesin çözümdü. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. Müşrikler. Yine bilin ki. dilsizlerdir. 37. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. Allah da tuzak kuruyordu.0 31.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. 30. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et. âyet. 23.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince.0 Derken Allah sizi barındırdı. Allah büyük lütuf sahibidir. âyet.Hani onlar. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. onun huzurunda toplanacaksınız. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Şüphe yok ki. 25.

Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. cezası çetin olandır” demişti. Allah. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. mutlaka ben de size yardımcıyım. O ne güzel dosttur. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar. 54. . Bakınız: Enfâl sûresi. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. âyet. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. ölen açık bir delille ölsün.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. 44.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. 42. 8. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. 43.Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. 50.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. 48. kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. 52. geçmiş günahları bağışlanır. 56. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. 47. azabı çetin olandır.Eğer onları savaşta yakalarsan. Çünkü o. O ne güzel yardımcıdır! 41.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. Ben Allah’tan korkarım.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. kervansa sizin aşağınızdaydı. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. 46. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. “Ben sizden uzağım. Eğer Allah’a. yetimlere. Hepsi de zalim kimselerdi. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. kendileriyle antlaşma yaptığın.İnkar edenler. 59. 51. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir. yaşayan da açık bir delille yaşasın. 58. 0 0 0 Âyette. gerisin geriye dönüp. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. onun yakınlarına. olacak bir işi gerçekleştirsin. 53. Şüphesiz Allah.” demişti. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Artık onlar iman etmezler. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.Bunların durumu. 40.(Ey kafirler!) Bu.0 39.Bilin ki. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 49. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. Fakat Allah.38. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. 123-124.(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu.Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında.Şımarıp böbürlenmek. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse. inkar edenlerdir. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). 55. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Bütün işler Allah’a döndürülür.9. Çünkü Allah hainleri sevmez. hakkıyla bilendir. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin). Peygamber’e. bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. yoksullara ve yolculara aittir. hakkıyla bilendir. devletiniz elden gider. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan).Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk.Şüphesiz Allah katında.Onlar. elbette hakkıyla işitendir. 45. onlar uzak tarafında. âyet. 57. Melekler. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır.

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. hüküm ve hikmet sahibidir. . Allah sabredenlerle beraberdir. Size zulmedilmez. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. Ömer ise. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman. Peygamber. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. Allah hakkıyla bilendir. Allah mutlak güç sahibidir. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. hüküm ve hikmet sahibidir. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. işte onlar gerçek mü’minlerdir. O. ihlas. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. hakkıyla bilendir. 61. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. Onları öldürme. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler.63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. işte onlar da sizdendir. çok merhamet edendir. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. Ebu Bekir. onların velayetleri size ait değildir. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler.60. Hz. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Hz. İman edip hicret etmeyenlere gelince. işte onlar birbirlerinin velileridir. Nihayet. Allah çok bağışlayandır. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. hüküm ve hikmet sahibidir. 65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Allah’ın kitabınca. hakkıyla bilendir. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. “Bunlar senin kavmin ve akraban. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. çok merhamet edendir. 62. Hz. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. Tövbe edebilirler. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. Bunun üzerine bu âyet indi. Onlarla Allah’ın düşmanını. öldürülmelerini teklif etmişti. yardım etmek üzerinize borçtur. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. Onlardan fidye al. 75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. hicret edinceye kadar. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Çünkü o hakkıyla işitendir. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor.

Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. şunu iyi bilin ki. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz. Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. kendilerini serbest bırakın. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. 9. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. âyetten almıştır. 3. bu hükmün dışındadır. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. onlara karşı size yardım etsin. İnkârcılara. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. vazgeçerler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Şunu bilin ki. elem dolu bir azabı müjdele! 4. Eğer tövbe ederseniz. Bu. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. 5. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. küfrün ele başlarıyla savaşın. Umulur ki. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Şüphesiz Allah. Onların antlaşmalarını. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. 16 Yoksa. çok merhamet edicidir.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. 8. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. 7. inkârcıları perişan edecektir. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. Ama yüz çevirirseniz. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Başında besmele olmayan tek sûredir. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. Allah hakkıyla bilendir. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. hüküm ve hikmet sahibidir. 129 âyettir. . 14. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. 17 Allah’a ortak koşanların. 0 Haccı Ekber günü. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Eğer tövbe ederler. Sûrede başlıca. Allah ise. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. Allah’tan. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. namazı kılar ve zekâtı verirlerse. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. 1. Allah içinizden. Allah ve Resûlünden. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. 11. onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.Fakat tövbe edip. bu sizin için hayırlıdır. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. 12.15 Onlarla savaşın ki. onları rezil etsin. Hacc-ı ekber gününde0. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. 13. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. ne akrabalık (bağlarını). Sûre adını. 6. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. siz de onlara dürüst davranın. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. Yeminlerini bozan. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır.9.

siz de onlarla topyekûn savaşın. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Eğer yoksulluktan korkarsanız. başarıya erenlerin ta kendileridir. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. çok merhamet edendir. zalimlerin ta kendileridir. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. Yahudiler. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Bu sebeple. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. İşte bu. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. Zilhicce on ikinci. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. bütün dinlere üstün kılmak için. Bunlardan dördü haram aylardır. Artık bu yıllarından sonra. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. Bu âyetle bir sonraki ayette.0 Sonra Allah. eşleriniz. O. Sonra Allah. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Oysa. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Haram aylar. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. kendi katından bir rahmet. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Allah çok bağışlayandır. . inkârcıların cezasıdır. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Şüphesiz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. işte onlar. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. namazı dosdoğru kılan. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. hüküm ve hikmet sahibidir. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Allah katında büyük bir mükafat vardır. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. İşte onlar. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Onlar orada ebedi kalacaklardır. “İşte bu. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. kardeşleriniz. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Bilin ki Allah. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. hürmet edilmesi gereken. Cahiliye devri uygulamasına göre. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. 0 0 Huneyn. De ki: “Eğer babalarınız. Mekke’nin fethinden sonra (H. Hırıstiyanlar ise. O. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. hahamlarını. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. Hz. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri.” Andolsun. Allah katında daha üstündür. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. Allah katında ayların sayısı on ikidir. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. oğullarınız. İçinizden kim onları dost edinirse. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. Allah onları kahretsin. aşiretiniz. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Bu aylardan Zilkâde on birinci. Hani. kazandığınız mallar. Ancak. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. Rableri onlara. bunlar da ancak. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise.

Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. yalnızca. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. “Gençler ve yaşlılar olarak”. hüküm ve hikmet sahibidir. Sana bir iyilik gelirse. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Fakat meşakkatli yol. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Gerek yaya olarak. bir yıl haram sayıyorlar. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. Gerçi onlar. ona bizzat Allah yardım etmişti. Onlardan “Bana izin ver. Eğer başına bir musîbet gelirse. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. sizden asla kabul olunmayacaktır. Allah mutlak güç sahibidir. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. De ki: “Bizim başımıza ancak. bu onları üzer. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. O bizim yardımcımızdır. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş. tercihlerini sapıklıktan. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. yere çakılıp kaldınız. Öyleyse mü’minler.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. inkardan yana kullananların. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Allah’ın sözü ise en yücedir. pek az bir şeydir. bir kural olarak ifade edilmektedir. . Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. Hani o arkadaşına. Mallarınızla. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. “Üzülme. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Biz de.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. ister gönülsüz olarak harcayın. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. kendilerine süslenip güzel gösterildi.” Harcamalarının kabul edilmesine. onlara uzak geldi. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir.” De ki: “Bizim için siz. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Âyette. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. Onların bu çirkin işleri. “Siz kolay da gelse.” Yine de ki: “İster gönüllü. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Haydi bekleyedurun. Cahiliye devrinde. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. “Eğer gücümüz yetseydi. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. yalnız Allah’a güvensinler. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.

Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. hoşnut olurlar.” Sizi razı etmek için. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. . Nûh. Onlara kendilerinden öncekilerin. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. Namazı dosdoğru kılar. İyiliği emreder. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. malları ve çocukları daha fazlaydı. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. Allah da onları unuttu. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. Sadakalar (zekatlar). “Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. kötülükten alıkoyarlar. Sırf. ebedi olarak kalacakları. Allah erkek münafıklara. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). iyiliği yasaklarlar. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. hemen koşarak oraya kaçarlardı. Âd ve Semûd kavimlerinin. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Sizden öncekilerin. derler. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. Onlar Allah’ı unuttular. fasıkların ta kendileridir. İçlerinden. büyük bir rezilliktir. sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. hüküm ve hikmet sahibidir. borçlular. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. mü’minlere inanır (güvenir). De ki: “Siz alay ede durun! Allah.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. Şüphesiz münafıklar. onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir. Allah’ın rızası ise. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İbrahim’in kavminin. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Onlar için sürekli bir azap vardır. Kötülüğü emredip. kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. Allah’a yemin ederler. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. ellerini de sıkı tutarlar. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. kalplerinde olan şeyleri. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. siz de tıpkı. kadın münafıklara ve kafirlere. O. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. kendileri için daha hayırlı olurdu. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. (Ey münafıklar!). zekâtı verirler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Onların varacakları yer cehennemdir. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. diğer bir zümreye azap edeceğiz. düşkünler. De ki: “Allah’la. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. İşte bu büyük başarıdır. siz de (dünya zevkine) daldınız. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. Allah hakkıyla bilendir. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. hemen kızarlar. zekât toplayan memurlar. Münafıklar. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. bunların hepsinden daha büyüktür. hüküm ve hikmet sahibidir. Kendilerine ondan bir pay verilirse. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Oysa onlar sizden değillerdir. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi.

Çünkü onlar pistir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. İşte bu büyük başarıdır. Allah onları asla affetmeyecektir. Size kesinlikle inanmayız.” Keşke anlasalardı. Artık onlar bilmezler. az gülsünler. oturup kalmalarına sevindiler. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. çok merhamet edendir. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. senin. varacakları yer de cehennemdir. kendilerine izin verilsin diye geldiler. hüküm ve hikmet sahibidir. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı.” Yanlarına döndüğünüz zaman. Bu.. “Allah’ın. Sorumluluk ancak. Artık onlar anlamazlar. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. Bunlar. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. onlardan servet sahibi olanlar. size mazeret beyan edeceklerdir. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Allah hakkıyla bilendir. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin. Kendilerinden razı olasınız diye. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Allah’a ve ahiret gününe inanır. hakkıyla bilendir. canlarıyla cihat ettiler. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. Allah ta kalplerini mühürledi. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. Bilesiniz ki bu. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. Allah hakkıyla işitendir. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. Sonra hepiniz. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. içinde ebedî kalacakları. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Onlara döndüğünüzde. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez. Allah çok bağışlayandır. size yemin edeceklerdir. Bedevîlerden kimileri de vardır ki.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. Allah bunlarla ancak. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar.. çok ağlasınlar. Kazandıklarının karşılığı olarak. Harcayacaklarını. Artık onların peşini bırakın. Siz onlardan razı olsanız bile. mallarıyla. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. Allah onlara. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.” şeklinde de tercüme edilebilir.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. güçsüzlere. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. .

” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. çok merhamet edendir. onlar Allah yolunda savaşırlar. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. İşte bu büyük başarıdır. Kurmuş oldukları binaları. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Yaptıklarınızı Allah da. . ne de bir yardımcı vardır. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. çok bağışlayandır. Rasûlü de. Allah da tertemiz onları sever. Münafıklar. Allah onlardan razı olmuş. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. 86. Mümtehine sûresi. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. ibâdet edenler. yumuşak huylu bir kişiydi. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Şüphesiz İbrahim. Bunlar. çok içli. Allah hakkıyla bilendir. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. yapın. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Diğer bir kısmı ise. Sonra gaybı da. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). oruç tutanlar0. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. rükû’ ve secde edenler. Şüphesiz Allah. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. Ebû Âmir. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Onlara iki defa azap edeceğiz. mü’minlerden canlarını ve mallarını. öldürürler ve ölürler. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. O diriltir ve öldürür. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Şüphesiz Allah. İbrahim’in. onlar da O’ndan razı olmuşlardır.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Allah hakkıyla bilendir. babası için af dilemesi. Biz onları biliriz. 4.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. Çünkü Allah çok bağışlayandır. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Onların mallarından. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. Hz. Bunlar. küfre yardım etmek. Yaptıkları bu mescidin. tövbe edenler.) Allah hakkıyla işitendir. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. âyet. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. hamdedenler. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. mü’minler de göreceklerdir. -yakınları da olsalar. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Şu’arâ sûresi. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. Hz. hüküm ve hikmet sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir. âyet. 47. Allah onları rahmetine sokacaktır.0 Onun içinde asla namaz kılma.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere. iyilikle onlara uyanlar var ya. Onlar. çok merhamet edendir. Kuba mescidi civarında. bazı münafıklarca. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. Doğru yola ilettikten sonra. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. Mü’minleri müjdele. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. ondan uzaklaştı. günahlarını itiraf ettiler. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte asıl bu büyük başarıdır. tövbeyi çok kabul edenin. Allah onlara içinden ırmaklar akan. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Allah bunu Tevrat’ta. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. âyet. Artık. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. hakkıyla bilendir. Allah bir toplumu saptıracak değildir.

Allah onların kalplerini çevirmiştir. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. yüce Arşın sahibidir. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Andolsun. . din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. ashap da onlardan yüz çevirmişti. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. açlık. Hilâl b. içlerinden. Evet. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. Bu âyette. onların tövbelerini kabul etmiştir. böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Allah’ın. inen sûre onların imanını artırmıştır. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. O. (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. Ümeyye ve Murâra b. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Rabi’dir. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. yorgunluk.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). Allah yolunda çektikleri susuzluk.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. Şüphesiz Allah. Herhangi bir sûre indirildiğinde. Allah yolunda küçük.” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. Bir sûre indirildi mi. Kalplerinde hastalık olanların ise. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Sonra ne tövbe ederler. Çünkü onların. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar). kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. O size çok düşkün. onların tövbelerini de kabul etti. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. ne de ibret alırlar. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. Hz. “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. Malik. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Görmüyorlar mı ki. Tebük seferinden sonra Hz. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Ben ancak O’na tevekkül ettim. sonra da sıvışıp giderler. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. İman etmiş olanlara gelince.

(Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. aralarındaki esenlik dilekleri. Lâm. 4. 5. hiç kimse şefaatçı olamaz. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. ben size onu okumazdım. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. İşte o haddi aşanlara.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. inkar etmekte olduklarından dolayı.95 ve 96. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Eğer Allah insanlara. O. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. âyetlerini. İşte o. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. sınırsız kudret makamı demektir. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. varacakları yer ateştir. (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Andolsun. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra. Bunların oradaki duaları. Râ. Onlar zaten inanacak değillerdi. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. güneşi bir ışık (kaynağı). böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. O halde O'na kulluk edin. dualarının sonu ise. Allah da size onu bildirmezdi. Elif. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. kudret ve hakimiyet tahtı. Kafirlere gelince. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. bize kavuşmayı ummayanları. Rableri onları imanları sebebiyle. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Sonra. İçlerinden bir adama. . diğerleri Mekke döneminde inmiştir.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. hidayete erdirir. şerri de acele verseydi. 7. gerek otururken. gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. 2.94. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. Rabbiniz Allah’tır. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. insanları uyar ve iman edenlere. Yûnus. Sûrede. Sûre. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. Eğer Rabbime isyan edecek olursam.10. nasıl davranacağınızı görelim diye.YÛNUS SÛRESİ 40. İşte biz. 109 âyettir. Arş. gerek yan üstü yatarken. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır. âyetler Medine döneminde. 6. 3. “selâm”. yapmakta oldukları şeyler. O. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. elbette büyük bir günün azabından korkarım. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. O'nun izni olmaksızın.

0=dip(10. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. sonra onu tekrar eder. De ki: “Siz. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. “Onlar artık imana gelmezler” sözü. Sanki yüzleri. Oysa zan. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. kendilerine ne zarar.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. İşte düşünen bir toplum için. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. başlangıçta yaratmayı yapacak. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. ne de bir zillet. Onlar orada ebedî kalacaklardır. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. işte böylece gerçekleşmiştir. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. sonra da Allah’a ortak koşanlara. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. sonra ayrılığa düştüler. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır. Sonunda dönüşünüz bizedir. Dünya hayatının hâli.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. yücedir. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği. Bekleyin.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. . Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız. eğer bizi bundan kurtarırsan. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. bunları. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar.3)>3 3 3.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki. İşte onlar cehennemliklerdir. “Siz de. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. 210 :423:" 1211 1636 O. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. sırf kendi aleyhinizedir.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek).” Öyle ise.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. Kötü işler yapmış olanlara gelince.

Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. aralarında tanışırlar. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt.”0 De ki: “Söyleyin bakalım. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim). yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. âyet. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. hele gerçeği görmüyorlarsa. sizin işiniz de size. sizin de. Azabı gördüklerinde.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. ne de gökte. Sonra da zulmedenlere. Bu. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Onlar. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. Her milletin bir eceli vardır. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Fakat sağırlara. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. fakat insanlar kendilerine zulmederler. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. de ki: “Benim işim bana aittir. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. o zalimlerin sonu nasıl oldu. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. Hayır öyle değil. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. yerdeki her şey Allah’ındır. Bilesiniz ki. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. De ki: “Evet. Bak. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun.” De ki: “Allah’ın size indirdiği. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. göklerdeki her şey. Her ümmetin bir peygamberi vardır. yalnız bunlarla sevinsinler. Fakat körlere.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. Ne yerde. O diriltir ve öldürür. . Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Allah’ın va’di haktır. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). indirilmiştir. De ki: “Allah dilemedikçe. zerre ağırlığınca. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. ben kendime bile ne bir zarar. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. için için derin bir pişmanlık duyarlar. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. Bilesiniz ki. bir kısmını helâl. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Onların eceli geldi mi. hele akılları da ermiyorsa. Fakat onların çoğu bunu bilmez. kendini kurtarmak için onu fidye verir. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Sonra. 34. Onlar üzülmeyeceklerdir de. ne de fayda verme gücüne sahibim. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. ancak ona döndürüleceksiniz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Bunda hiçbir şüphe yoktur. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. Yine bilesiniz ki. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün.

sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. O hakkıyla işitendir. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. bundan uzaktır. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver. Ey Rabbimiz. apaçık bir sihirdir” dediler. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik.” Allah da. Göklerdeki her şey. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. gündüzü ise aydınlık kılandır. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. yerdeki her şey onundur. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Ey Rabbimiz. hakkıyla bilendir. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. O her bakımdan sınırsız zengindir. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. O. Sonra da. Mûsâ’ya ve kardeşine. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. yerde kim varsa. ahirette de onlar için müjde vardır. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. 103-140. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. “Her ikinizin de duası kabul edildi. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. İşte bu büyük başarıdır. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. Suçluların hoşuna gitmese de. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın.” Firavun.” Onu yine de yalanladılar.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Bilesiniz ki göklerde kim var. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. Çünkü bütün güç Allah’ındır.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bak. O. Benim ücretim. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. “Allah bir çocuk edindi” dediler.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. hep Allah’ındır. . Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. Mûsâ. Bana müslümanlardan olmam emredildi. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). Sonra dönüşleri bizedir. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa. Nûh’un haberini onlara oku. Mûsâ: “Size hak gelince. âyet. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. “Şüphesiz bu. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. Namazı dosdoğru kılın. iflah olmazlar!” dedi. ancak Allah’a aittir.

92 Biz de bugün bedenini. çok merhamet edicidir. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma.97 Şüphesiz. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. çok bağışlayıcıdır. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. Ben de müslümanlardanım” dedi. Andolsun ki. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. O. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça. O. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. 94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. sana Rabbinden hak gelmiştir.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. Eğer sana bir hayır dilerse. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. keşke (azabı görmeden) iman edip. 99 Eğer Rabbin dileseydi. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. Eğer böyle yaparsan. 96.” 105. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. hiçbir kimse iman edemez. 98 Yûnus’un kavminden başka.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. . bilin ki ben. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. arkandan geleceklere ibret olman için. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Firavun da. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. 108 De ki: “Ey insanlar.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik. inananları da kurtaracağız.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. bil ki onu. Şüphesiz ki. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. bir baksanıza. 93 Andolsun. 102 Onlar sadece. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. 104 De ki: “Ey insanlar. derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken. O’ndan başka giderebilecek yoktur. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. kurtaracağız. Allah. Ben sizden sorumlu değilim. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.

biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Gruplardan her kim onu inkar ederse. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. orada boşa gitmiştir. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. Sûre. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. Dönüşünüz ancak Allah’adır. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki. İyi bilin ki onlar. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. âyet. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse. âyetleri. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. İşte onlar. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. Allah onların gizlediklerini de. peygamberlik. 123 âyettir.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. O’ndan gizlenmek için. 54. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. . 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. ateş onun varacağı yerdir. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. (Dünyada) yaptıkları şeyler. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. azap onlara geleceği gün. Sûrede başlıca tevhit. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir.2 Elif Lâm Râ. Allah ise her şeye vekildir. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır. Andolsun.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. rızkı Allah’a âit olmasın.11.0 Bu Kur’an. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. her şeye hakkıyla gücü yetendir. elbiselerine büründükleri zaman bile. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Şüphesiz o. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. O. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. O. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Çünkü O.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. Ondan hiç şüphen olmasın. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. Eğer yüz çevirirseniz. Yine iyi bilin ki. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. sonra bunu ondan çekip alırsak. Buna göre âyette. (Ey Muhammed!) Belki de sen. ancak bir uyarıcısın. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. açığa vurduklarını da bilir. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. İyi bilin ki. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. sağlam ve açık) kılınmış. Fakat sen. Fakat insanların çoğu inanmazlar.

demiyorum. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İşte bunlar. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. işte onlar cennetliklerdir. Biliniz ki. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben. hem de görmüyorlardı. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam.” Ben size öğüt vermek istesem de.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince. Eğer doğru söyleyenlerden isen. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. O halde. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. öğüdüm size fayda vermez. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” dedi.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. onunla alay ediyorlardı. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri. Bu iki zümrenin durumu. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım. çok merhamet edendir. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir.” Artık. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme. haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir. “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. İman edip.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. “Binin ona. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar. artık hiç kimse iman etmeyecek. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. onu istemediğiniz halde. Nihayet emrimiz gelip. Sizin hor gördüğünüz kimseler için.0 (Nûh).” Nûh dedi ki: “Onu size. O. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini. gaybı da bilmem. siz ona karşı kör kalmışsanız. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. suçum bana âittir. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. “Biz. âyetine bakınız. şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. . biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum.

sonra ona tövbe edin ki. hem benim. sonra da bana göz açtırmayın. sadece iftira ediyorsunuz.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. benimle gönderileni size tebliğ ettim. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. 56 “İşte ben. tahribi değil. . ilahlarımızdan biri fena çarpmış. Bırakın onu. iyi olmayan bir iştir.” 49 İşte bunlar. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan. bütün canlıların. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. Nûh. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Benim ücretim. Onları ağır bir azaptan kurtardık. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir.” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Biliniz ki Âd kavmi. Siz. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. iş bitirildi. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım.55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni. Ona kötülük dokundurmayın. ancak beni yaratana âittir. her şeyi koruyup gözetendir. sonra da ona tövbe edin. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Biz sana iman edecek de değiliz.” 58 Helâk emrimiz gelince. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. bizimle beraber sen de bin. Siz de şâhit olun ki. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. 43 O.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Çünkü yeryüzü.42 Gemi.0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi.” 54. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. Su çekildi. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. “Ben. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. hem bu dünyada. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Senin va’din elbette gerçektir. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. O halde sabret. 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. Onun yaptığı.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz. Rablerini inkâr etti.” 0 0 Âyetin bu kısmında. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Bu emanetin. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir. bilin ki ben. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. Şüphesiz Rabbim. Nûh. Ey gök! Tut suyunu” denildi. 47 Nûh. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer.” 46 Allah. “Yavrucuğum. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. Allah. Allah’ın insana bir emanetidir. onun perçeminden tutmuş olmasın. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Daha bir takım ümmetler de olacak ki.

65 Derken onu kestiler. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler.” dediler. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. 73 Melekler.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. O. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. (Sonra helak olacaksınız. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Bunlar zalimlerden uzak değildir. elçilerimiz (melekler).” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını. Burada Lût Peygamber kavmini. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. 69 Andolsun. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. Ona da İshak’ı müjdeledik. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Ancak karın müstesna. (Bu sözleri duyunca) güldü. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. şanı yücedir. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Sabah yakın değil midir?!” 82. 78 Kavmi. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. (Onu bırak.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. onun başına da gelecektir. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. İçinizden kimse ardına bakmasın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. 74 İbrahim’in korkusu gidip. Onlar sana asla ulaşamayacaklar.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. 76 Elçilerimiz. İshak’ın arkasından da Yakûb’u. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir. . Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir.. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Nûh kavminin veya Hûd kavminin.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık.. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. hüküm ve hikmet sahibidir.” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Dediler ki: “Korkma. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin.) İşte bu.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. 72 Karısı. çünkü biz Lût kavmine gönderildik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. yalanlanamayacak bir tehdittir.

Halbuki Firavun’un emri doğru değildi.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. yıkılıp gidenler de. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür. 101 Biz onlara zulmetmedik. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. Onları sana anlatıyoruz. Onlar sadece. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. Onlardan ayakta duranlar da var. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu.97 Andolsun. Yoksa size de ateş dokunur.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu. 113 Zulmedenlere meyletmeyin.” 94 (Azap) emrimiz gelince. Bu âyet. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. Gözleyin. 107 Onlar. O’na sırt çevirdiniz. insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. elbette aralarında hüküm verilirdi. mutlu (cennetlik) olanlar da. 103 Şüphesiz. Ancak Rabbinin dilemesi başka. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. cehennemdedirler. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. 110 Andolsun. namaz vakitlerini göstermektedir. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin. 98 Firavun. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. 108 Mutlu olanlara gelince. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. 96. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. 106 Mutsuz olanlara gelince. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Sonra size yardım da edilmez. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. sonra ona tövbe edin. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. 95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. . öğüt alanlar için bir öğüttür. Bu. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. katımızdan bir rahmetle kurtardık. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. hem bu dünyada. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Gündüzün iki tarafından maksat. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. çok sevendir. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. Bu.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler.

. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. biz de yapacağız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi. Rabbinin. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti. 118. âyet. kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. 3.” 122 “Bekleyin.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Zaten onları bunun için yarattı. Bütün işler ona döndürülür. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta. Bunlarda. biz de bekleyeceğiz. onlar ihtilafa devam edeceklerdir.117 Rabbin. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. sana hak. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et.

“Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. 4. önemli mesajlar verilmektedir. Oysa Allah. 111 âyettir. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.12. 22. . Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. O'nu ucuz bir fiyata.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. 11. Yoksa.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek.” Andolsun. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. 3. 16. Âyetin bu kısmı. 21. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz.0 Biz onu. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız. “Elif. 2. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir. 15. Şüphesiz biz onu koruruz. Râ. güneşi ve ayı gördüm. İşte bir oğlan!” dedi. 14.” Onlardan bir sözcü. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. 18. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi.0 Bunlar. 6. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde. Hani Yûsuf babasına. 7. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. birkaç dirheme sattılar.0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. apaçık Kitabın âyetleridir. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. sana tuzak kurarlar. 19. Çünkü şeytan. Bir de üzerine. 17. Artık bana düşen. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. Elif Lâm Râ. 9. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. Zaten ona değer vermiyorlardı. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. 20. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. 8. insanın apaçık düşmanıdır.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. 10. onların yaptıklarını biliyordu. İşte biz. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Bu âyet. Allah işinde galiptir. Lâm. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. “Yûsuf’u öldürmeyin. 13. 5.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” Onlar da. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Andolsun. güzel bir sabırdır. 12. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. Babası.

Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. Kral. çünkü o (kocan) benim efendimdir. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Fakat insanların çoğu bilmezler. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. bana iyi baktı. İkisi de kapıya koştular. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. . “Çık karşılarına” dedi. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş.” Yûsuf. 45. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. 39. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. Bu. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. 36. 43. 40. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. 31. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu.” Yûsuf.23. O (Yûsuf) yalancılardandır.” Yûsuf. İşte en doğru din budur. Hüküm ancak Allah’a aittir. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar.” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. Ben. 27. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir.” Şehirde bir takım kadınlar. birkaç yıl daha zindanda kaldı. Diğeri. Biri. kadın doğru söylemiştir. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. rüyamı bana yorumlayın” dedi. 28. O (Yûsuf) ise. “Allah’a sığınırım. “Haşa! Allah için. ben ondan murad almak istedim. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Bize bunun yorumunu haber ver. siz kadınların tuzağıdır.) biriniz efendisine şarap sunacak. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. 30. “Aziz’in karısı. 35. O. “Efendinin yanında beni an”. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı. beni hakkında kınadığınız kimsedir. Kadın. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. 34.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu. Andolsun. Sonra onlar. 25. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. 37. 38. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap.) sen de günahının bağışlanmasını dile. doğru söyleyenlerdendir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. 29. 42. Andolsun. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. ancak şerefli bir melektir” dediler. “Ben size onun yorumunu haber veririm. “Ey Rabbim! Zindan bana. hakkıyla bilendir. dedi. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. 33. yedi zayıf ineğin yediğini. (Zindana varınca). İshak ve Yakub’un dinine uydum. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Çünkü o. “Ben rüyamda yedi semiz ineği.” “Atalarım İbrahim. (Ey Kadın. hakkıyla işitendir. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. 41. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. bu bir insan değil. 32. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. 26. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. Şüphesiz ki o. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. 24. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. “Ben de rüyamda başımın üzerinde.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve. O ise. 46. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Bu. fakat insanların çoğu şükretmezler. 44.

Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. Hüküm ancak Allah’ındır.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Ona güvencelerini verdiklerinde. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. 57. (Yûsuf). hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. babalarına döndüklerinde. 50. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. 63. 49. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. onu özel olarak yanıma alayım”. 71. Sonra da. Aziz’in.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. Yûsuf onları tanıdı. Onlar. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. . Elbette ki. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. 65.” Yûsuf. Ondan ben murad almak istedim. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. o. 51. 60.” “Eğer onu bana getirmezseniz. Görmüyor musunuz. 70. 58. “Benim böyle yapmam.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. Böylece Yûsuf’a. 0 Tevekkül. Kadınlar. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. 56. Şüphesiz o. “Onu bana getirin. 72. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik.” Onlar. 53. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. yokluğunda. dedi. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. ahiret mükâfatı. “Haşa! Allah için. biçtiklerinizi başağında bırakın. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. “Ne yitirdiniz?” dediler. 62. 67. Yakub onlara. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. 54. 69. 64. “Onu bana getirin” dedi. 68. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi. 48. “Onun hakkında size ancak. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. Babaları. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Kral. 52. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. 55. “Ben nefsimi temize çıkarmam. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kral. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Onu biz elbette koruruz” dediler. 59. Ben ona tevekkül ettim. Onu getirene bir deve yükü ödül var.47. 66. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Ben buna kefilim” dediler. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. diye sor. “Şimdi gerçek ortaya çıktı.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız. 61. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin. Aziz’in karısı ise.” Kral kadınlara. ayrı ayrı kapılardan girin. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. çok merhamet edendir” dedi. Onunla yine ailemize yiyecek getirir.

Çünkü O. hırsız da değiliz. Değersiz bir sermaye ile geldik. çok bağışlayandır. çok merhamet edendir” dedi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. 97. 83. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. O artık acısını içinde saklıyordu.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Yakub. Artık bana düşen. O da. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. merhametlilerin en merhametlisidir. Gerçekten biz suç işlemiştik. 86. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. 94. hakkıyla bilendir. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Onun yerine bizden birini alıkoy. İçinden. 98. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. 99.73. 96. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Oğulları. 80.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek . Onlar da. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. 78. 90. Bunun üzerine Yûsuf. Onlar da: “Cezası. Rabbim onu gerçekleştirdi. Zahiremizi tam ölç. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi. Onlar. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. “Siz kötü bir durumdasınız. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. O. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. 92. Oğulları. Yakub. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. Dediler ki: “Allah’a andolsun. 85. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Yûsuf. hırsızlığın cezası nedir?” dediler. Allah bize iyilikte bulundu. “Ben Yûsuf’um. “Allah’a yemin ederiz ki. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. 84. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. sen Yûsuf musun?” dediler.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti.” Onlar. 89. Şüphesiz O. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. hükmedenlerin en hayırlısıdır. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. 82. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. güzel bir sabırdır. “Yoksa sen. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri.” Yakup. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. “Eğer yalancı iseniz. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. Onlardan yüz çevirdi ve. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. Allah tarafından. Çünkü. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. 81. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. 93. 91. 77. 88. 95. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Allah sizi bağışlasın. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. Yakup. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. “Bana bunak demezseniz. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. 87. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. 75. 79. Ondan ümitlerini kesince. 100. “Ben size. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. bu da kardeşim. 74. Dediler ki: “Allah’a andolsun. 76.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. O. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü.

Şüphesiz Rabbim. Yeryüzünde dolaşıp da. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi.101. hakkıyla bilendir. 110. 106. bana çok iyilikte bulundu. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. hüküm ve hikmet sahibidir. 107. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. 108. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. 0 Müşrikler. 105. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. 102.” İşte bu (kıssa). 103.) .0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. 109. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. âyet. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. 3. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. 104. Şüphesiz O. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. Azabımız ise. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Andolsun ki. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi.” Biz senden önce de. gayb haberlerindendir. Allah’ın şanı yücedir. onlara yardımımız geldi de. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. 111.

rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. 5 Bu âyette puta tapanlar. orada dağlar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. Bir de senden. 14. artık o geri çevrilemez. yürütür. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Elif Lâm Mîm Râ. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. Allah. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. fakat insanların çoğu inanmazlar. ekinler. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. asıl şaşılacak olan onların. Eğer şaşacaksan. 2. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. O. 13. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. 4. azabı çok şiddetli olandır. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. 6. 5. 43 âyettir. O.0 O geceyi gündüze bürüyor. 13.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. bir kavme kötülük diledi mi. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. 12. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. Allah. üzüm bağları. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. Sen ancak bir uyarıcısın.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. De ki. her dişinin neye gebe olduğunu. âyetine bakınız. sonra Arş’a0 kurulan. gaybı da. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. yeri yayıp döşeyen. peygamberlik. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. kudret ve hakimiyet tahtı. cansız. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. Halbuki O. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. tıpkı bunun gibi cansız. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. görülen âlemi de bilendir. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. 11. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sınırsız kudret makamı demektir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. . öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. Allah’ın emriyle onu korurlar. Çok büyüktür. Gerçek dua ancak O’nadır. 15. nehirler meydana getiren. bazan ayrı çiçeklerde. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.0 Şüphesiz ki. 7. İnkâr edenler. Allah. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. 16. 9. Her şey onun katında bir ölçü iledir. çok yücedir. O.13. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki. Arş. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. 8. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. her işi (hakkıyla) düzenler. O. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. Göklerde ve yerde kim varsa. 10. Sûre adını. ağzına ulaşmayacağı halde. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. Şüphesiz bunlarda. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. Şüphesiz Rabbin. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.

Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. İşte Allah. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa.17. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. Varacakları yer de cehennemdir. Köpüğe gelince sönüp gider. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. 20. mutlak hakimiyet sahibidir. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). 22. birdir. 18.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. 31. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. 35. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. Onlar. Biliniz ki. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. ne de bir koruyucu. İnkar edenlerin sonu ise ateştir. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. hak ile batıla böyle misal getirir. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. dönüşüm de yalnız O’nadır. Onlar. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. De ki: “O. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. 19. Ona uymayanlar ise. işte lânet onlara. 27. benim Rabbimdir. 34. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. O. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. 21. namazı dosdoğru kılan. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. 33. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. İşte Allah böyle misaller verir. .” Onlar. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. 29. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. 30. 24. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. (Ey Muhammed!) Böylece seni. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Halbuki dünya hayatı. Allah rızkı dilediğine bol verir. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. 28. 26. 23. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. sonra da onları yakalayıverdim. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. İman edenler anlamadılar mı ki. 32. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler.” O. 36. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. Allah’a ortaklar koştular. Andolsun. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. (dilediğine de) kısar. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. Atalarından.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. 37. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. Onlar. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. 25. İnanan ve salih amel işleyenler için.

âyet. O. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Hesap görmek ise bize aittir. 43. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. 41.38. dilediğini de sabit kılıp bırakır. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O. . senden önce de peygamberler gönderdik. hesabı çabuk görendir. Andolsun. Onlar. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. 39. “Sen peygamber değilsin” diyorlar. 42. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. 40. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi. 4. Allah dilediğini siler.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. her nefsin kazandığını bilir. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. İnkar edenler.

mutlak güç sahibi ve övgüye layık. Allah dilediğini saptırır. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.14. övgüye layık olandır. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez. hüküm ve hikmet sahibidir. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. 52 âyettir. çok şükreden herkes için ibretler vardır. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. Hani Mûsâ kavmine. Hüsranın ardından da cehennem vardır. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler.0 Bu Kur’an. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. O mutlak güç sahibidir. Biz her peygamberi. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Hani O sizi. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya. .” İnkar edenler peygamberlerine. Şüphesiz bunda çok sabreden. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti.” Sizden önceki Nûh. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. Orada kendisine irinli su içirilecektir. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. “Allah’ın size olan nimetini anın. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Bu. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. İşte bu derin sapıklıktır. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Mûsâ’yı da. peygamberlere iman. Andolsun. Onlar. “Andolsun. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız. Firavun ailesinden kurtarmıştı. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. Âd. İçinde Hz. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. dilediğini de doğru yola iletir. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın.

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

19 Allah gizlediğinizi de. vahiy. çok merhametlidir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. katırları ve merkepleri de yarattı. yücedir.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. çok bağışlayandır. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. gündüzü. “Öncekilerin masalları” dediler. göklerden sizin için su indirendir. Yolun eğrisi de vardır. 12 O. 14 O. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.” 0 Âyetin bu cümlesi. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. zeytin. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. açığa vurduklarını da bilir. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. “en-Nahl” bal arısı demektir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. 7 Onlar ağırlıklarınızı. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi.16. 17 Şu halde yaratan. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. 3 Allah. hem de süs olarak atları. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. büyüklük taslayanları hiç sevmez. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. ekin. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. onların gizlediklerini de. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. O. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Şüphesiz Allah. 8 Hem binesiniz diye. . Sûre. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. çok merhamet edendir. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. “Benden başka ilah yoktur. Allah’ın azabı binalarını. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. 6 Onları akşamleyin getirirken. Artık onun acele gelmesini istemeyin. O. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. Allah. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. 15. 11 Allah o su ile size. 128 âyettir. İçilecek su ondandır. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. 23 Şüphe yok ki Allah. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir. geceyi. açığa vurduğunuzu da bilir. Dikkat et. 2 Allah. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı.0 10 O. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Hem de onlardan yersiniz. yolunuzu bulmanız için de nehirler. hurma ağaçları. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Böyle iken bakarsın ki o. Sûrede başlıca. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. yüklendikleri ne kötüdür. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. adını 68.

âyet. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.” “Haydi. çok merhametlidir. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. Onlar. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Yahut da. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Andolsun biz. İtaat de daima O’na olmalıdır. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. ona. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. Âyetin son cümlesi. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. İnsanlara.. Fakat insanların çoğu bilmezler. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. “Allah’a kulluk edin. Onlar. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Senden önce de ancak. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. O da hemen oluverir. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. “Hayır indirdi” derler. Keşke bilselerdi.” Göklerdeki her şey. “ol” dememizdir. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. ancak tek ilahtır. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. O. O halde yalnız benden korkun. Allah onlara zulmetmedi. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik. Hayır diriltecek! Bu. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. 256. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. .. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. yerdeki her şey O’nundur. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. Onların yardımcıları da yoktur. her ümmete. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. bir de bakarsınız.

Allah sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. Allah. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Onda insanlar için şifa vardır. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Bu. gözler ve kalpler verdi. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı. canlarının istediğini. Allah. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. O. Allah sizi. Onların çoğu kâfirlerdir. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Şimdi onu. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. efendisine sadece bir yüktür. Onlar. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Böylece Allah. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Allah’a andolsun. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. hem de güzel bir rızık edinirsiniz.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. Allah. Onlardan biri. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. Şükredesiniz diye size kulaklar. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. hüküm ve hikmet sahibidir.kendilerine ise. Eğer Allah. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. O. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. sonra da inkâr ederler. onların yünlerinden. Allah’a andolsun ki. hiçbir şeye gücü yetmez. Sana kitabı. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. . En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. fakat onların çoğu bilmezler. mutlak güç sahibidir. Allah’ın nimetini bilirler. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. ne de öne geçebilirler. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Onlar. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. İçinizden kimileri de. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.

sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. dilediğini saptırır. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O. Bu. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. Şeytanın hakimiyeti. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. Kur’an okuduğun zaman. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Peygamberin de. Müşrikler. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. Allah katında olan ise kalıcıdır. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. Erkek veya kadın. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. her şey için bir açıklama.onlar Peygamber’e. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. İşte onlar. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. Hayır. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. kim mü’min olarak iyi iş işlerse. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. doğru yolu gösteren bir rehber. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. hayasızlığı.” Andolsunki biz onların. Antlaşma yaptığınız zaman. sizi tek bir ümmet yapardı. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. Allah’ın. dilediğini de doğru yola iletir. . İşte onlar gafillerin ta kendileridir. “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. Fakat O. İşte onlar. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. Sana bu kitabı. adaleti. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. onların çoğu bilmezler. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. kalplerini. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. Allah dileseydi. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. Eğer bilirseniz. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. şeytanın. Sizin yanınızdaki tükenir. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. yakınlara yardım etmeyi emreder. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Hiç şüphesiz onlar. Şüphesiz Allah. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. Elbette sabredenlere. yalancıların ta kendileridir.0 Gerçek şu ki. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. Yalanı. O zalimler. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. iyilik yapmayı.

Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. Sonra. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. Şüphesiz. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. O. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. çok merhamet edendir. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. âyet. hakka yönelen bir önder idi. Allah’a itaat eden. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. Onlardan yana üzülme. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Şüphesiz Rabbin. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Cumartesi gününe saygı. Andolsun. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. çok merhamet edendir. Şüphesiz Allah. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. kan. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Allah size ancak leş. cahillik sebebiyle kötülük yapan.0 Şüphesiz İbrahim.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. kurtuluşa eremezler. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. 173. çok merhamet edendir. âyet. elbette bu. Ona dünyada iyilik verdik. 17-18. Allah’a karşı yalan uydurmak için. 0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. şüphesiz ki Rabbin. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Eğer sabrederseniz. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. Sonra da sana. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. sabredenler için daha hayırlıdır.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. ahirette de salihlerdendir. hikmetle. “Şu helâldir”. Şüphesiz o. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. O. “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. Allah’ın nimetine şükredin. . Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır.

Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. hakkıyla görendir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. ancak kendisi için bulmuştur. o çok şükreden bir kuldu. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir.0 Kıyamet günü kendisine. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı. Biz. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Hiçbir günahkâr..33 ve 57. âyetler ile 73-80. Mîrac yolculuğunda. Eğer yine eski duruma dönerseniz. Her insanın amelini boynuna yükledik. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. âyetler Medine döneminde. Kim doğru yolu bulmuşsa. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır. sayınızı daha da çoğalttık. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Hz. Bu. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Âyet hıristiyanların. yüzünüzü kara etsinler. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.17. Hz. Sûre. Âyetin bu kısmı “.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde. biz de (cezaya) döneriz. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiç şüphesiz o.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. -bizce mahiyeti bilinmeyen. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek.. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. 111 âyettir. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.. Bu sebeple. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız..İSRA SÛRESİ 26. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik.0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize. Peygamberin bir gece.” şeklinde de tercüme edilebilir. Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır.bir binite bindirerek. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir. Biz. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.32. 8 9. . hakkıyla işitendir. Hz. Peygamberimizin mucizelerindendir. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. İnsan çok acelecidir. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince.

onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. Bu âyet-i kerimede. Haklı bir sebep olmadıkça. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. onlara tatlı ve güzel söz söyle. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. Bu ayet genellikle kelime kelime. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür.. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. sakın onlara “öf!” bile deme. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. Hz. Çünkü O. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri. Bunlar. Kim haksız yere öldürülürse. o takdirde o ilahlar. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. Bu daha hayırlı.. bunlara da veririz. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Onları da. sonuç bakımından daha güzeldir. Rabbinin lütfundan her birine. Rüştüne erişinceye kadar. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. Çünkü kulak. O. biz onun velisine yetki vermişizdir. Âyette. göz ve kalp. Peygamber’e. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir.0 Andolsun biz. Allah’ın. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.0 Eli sıkı olma. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. sizi de biz rızıklandırırız. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik.” . Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. Akrabaya. onlara da. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme. onların kimini kimine üstün kıldık.0 Allah. boyca da dağlara asla erişemezsin. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. onların söylediklerinin ötesindedir. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. büsbütün eli açık da olma. “Elini boynuna bağlama. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. Çünkü o. Eğer siz iyi kişiler olursanız. Rabbin.0 Şüphesiz Rabbin. Zinaya yaklaşmayın. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. yücedir. üstünlükler daha büyüktür. Bak nasıl. doğru terazi ile tartın. onları azarlama. Biz âyeti. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. fakat saçıp savurma. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. verdiğiniz sözü de yerine getirin. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa. kelime kelime tercüme yerine. her türlü eksiklikten uzaktır. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir.

cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Şüphesiz O. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. pek azı hariç. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. . söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. siz onların tespihlerini anlamazsınız. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. İşte bu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Ancak. Hz. Dâvûd’un ulaştığı şeref. onun soyunu. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. kulaklarına da ağırlık koyarız. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. halîm’dir (hemen cezalandırmaz. yalnız Allah kalır.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. git”.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. O. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. Fakat bu. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik. ancak. size karşı çok merhametlidir. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. Zaten insan çok nankördür. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. Onlar. âyet. 25. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. “Muhakkak Rabbin.0 Hani meleklere. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. dilerse azap eder. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. Andolsun. Biz onları korkutuyoruz. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten.” Allah şöyle dedi: “Çekil. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. azabından korkarlar. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. çok bağışlayandır.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. Artık (doğru) yolu bulamazlar. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. Kur’an okuduğunda.0 Bizi. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. Hz. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü.” Onların yalvardıkları bu varlıklar. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Onun rahmetini umarlar.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. mühlet verir). Hani sana. “Şüphesiz. (yine de diriltileceksiniz. Hatta. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Onlara vaadlerde bulun. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. Çünkü şeytan aralarını bozar. “Hiç ben. Her şey O’nu hamd ile tespih eder.

Cehennemin ateşi dindikçe. Çünkü sabah namazı şahitlidir. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. Size pek az ilim verilmiştir. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun. yok olmaya mahkumdur. Bir de sabah namazını kıl. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. 75 İşte o zaman sana. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. 90. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o. Şüphesiz batıl. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. (insanlar yerine). üzümlerden oluşan bir bahçen olup.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. . Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Bu âyette. 88 De ki: “Andolsun.91.68 Peki. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. onlara çılgın ateşi artırırız. Zalimlerin ise Kur’an. yahut senin hurmalardan. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. en doğru yolda olanı daha iyi bilir.” 82 Biz Kur’an’dan. Rabbimin bileceği bir şeydir. öğle ve ikindi namazlarının.0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. aynı sûrenin 13 ve 14. 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Onları karada ve denizde taşıdık.” 89 Andolsun. ancak zararını artırır.” 86 Andolsun. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. Rabbiniz. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. amellerin yazıldığı kitaptır. hayatın da. âyetlerinde söz konusu edilen. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. yolunu daha da şaşırmıştır. yahut iddia ettiğin gibi. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir. yahut altından bir evin olmadıkça. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. batıl yok oldu. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar.92. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. onları hakkıyla görendir. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. “güneşin zevali”. karada sizi yere geçirmesinden. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. yine onun benzerini getiremezler.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. 84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Varacakları yer cehennemdir. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları kıyamet günü körler. doğru yolu bulmuştur. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. 73 Onlar. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. 77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. De ki: “Ruh.” 81 De ki: “Hak geldi.

Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. bunları ancak. ekin biti. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. De ki: “Ona ister inanın. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. biz mi?” dediler. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. onların cezasıdır.0 Mûsâ ise. çok da kısma. kurbağa. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Onlar. Biz Kur’an’ı. . “Biz bir yığın kemik.” Andolsun. Ey Firavun.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. ister inanmayın. taştan su fışkırması. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. İkisi ortası bir yol tut. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. ister Rahman diye çağırın. kan. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. daha önce kendilerine ilim verilenler. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. mülkte ortağı olmayan. Şüphesiz. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. “İyi biliyorsun ki. nihayet en güzel isimler O’nundur.” “Rabbimizin şanı yücedir. Bu da onların derin saygısını artırır. çocuk edinmeyen. “Hamd. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. 0 Hz. elinin bembeyaz kesilmesi.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. çekirge.” Namazında sesini pek yükseltme. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Zaten insan çok cimridir. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar.

Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.4 Hamd. dediler. Allah’ın mucizelerindendir. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. 8 Biz. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Peygamber’i teselli etmektedir.) Onları görseydin. Allah kime hidayet ederse işte o. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. 110 âyettir. doğru yolu bulandır.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. ayrıca Hz. Şuarâ sûresinin 3. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. mağara demektir. o halde mağaraya çekilin ki.18. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. Ashab-ı Kehf. Sûrede temel konu olarak. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. Allah’ın. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. Sûre. ya da bir günden az”. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. adını. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. (Bir kısmı) “Bir gün. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir. Ayrıca. 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. Rakîm. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. (Allah onu). Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir. birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. âyeti ile Hicr sûresinin 97. 9 Yoksa sen. göklerin ve yerin Rabbidir. Bu âyette. Şunlar. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. ondan başka tanrılar edindiler. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. 28. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir. salih ameller işleyen mü’minleri. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. “Rabbimiz. Bazı bilginlere göre rakîm. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin.3.0 14. Kimi de şaşırtırsa. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. 19 Böylece biz. . 6 Demek sen. sürekli olarak gerçekleştikleri için. 5 Bu konuda ne kendilerinin. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. şu kavmimiz. Kehf. Bu. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.15 Kalkıp da. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki.

ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Duruma hakim olanlar ise. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. 29 De ki: “Hak. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma. bağların çevresini hurmalarla donatmış. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. 33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.” 43 Onun. belki Rabbim bana. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Buna dokuz daha eklediler.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan.” 42 Derken bütün serveti helak edildi.. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. 0 Bu âyette.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki. Zaten onları pek az kimse bilir. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde. Artık dileyen iman etsin. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.. sekizincileri köpekleridir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir.” 21 Böylece biz.” 39. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. maden eriyiği gibi. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. altıncıları köpekleridir” diyecekler. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. “Onların üstüne bir bina yapın. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. “Beş kişidirler. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. ondan başka hiçbir dostu da yoktur. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez. dileyen inkar etsin. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Rabbinizdendir. sonra bir damla döl suyundan yaratan. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. (insanları) onların halinden haberdar ettik ki. .20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. Yine. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir. “Allah dilerse yapacağım” de. (Bazıları). bundan daha doğru olana ulaştırır” de. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. O ne güzel görür. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. 28 Sabah akşam Rablerine.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince. senin bağından daha iyisini verir. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu. O ne güzel işitir! Onların.. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak. yahut kendi dinlerine döndürürler.” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. Yoksa.

her şey üzerinde kudret sahibidir. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi.0 Rabbin. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. İnkar edenler ise. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). “Sana öğretilen bilgilerden bana. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. onu anlamamaları için. kalplerine perdeler gerdik. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. Suçluları. Kitap ortaya konur. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. Genç. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.s. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. Hani biz meleklere. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. Baki kalacak salih ameller ise. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. dünya hayatının süsüdür. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına. onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Biz..44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki.)’dır. Andolsun. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir. Mallar ve evlatlar. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. Rabbinin katında. Hayır. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. “Andolsun. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. çok bağışlayıcıdır. merhamet sahibidir.0 Mûsâ ona. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Şimdi siz. . ya da uzun zaman gideceğim. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler.. Âyette söz konusu edilen kul. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. (Ey Muhammed!) Allah’ın. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. ancak.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. Oysa siz. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. Onlara. Allah. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. onların da çağıracakları. Bu. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Kim. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi.

“Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. “Her kim zulmederse.” “Çocuğa gelince. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti. bunların önünde.0 Doğrusu. Sonra yine bir yol tuttu. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Halk onları konuk etmek istemedi. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. İki dağ arasına ulaşınca. eğitim adabı gibi konular bunlardandır. İşte böyle. Fezâil.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. “Sana.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. Mûsâ.” “Böylece. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar. biz onu cezalandıracağız. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. Rabbin. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz. çünkü onların ilerisinde. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. artık benimle arkadaşlık etme. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi. Adam. Âyetlerde söz edilen bu üç olay.Peygamber. . Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. 96. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. âyet.”0 “O gemi. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. Altında onlara ait bir define vardı. Adam. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. Babaları da iyi bir insandı. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Hoşgörülü davranmak. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu.0 Yine yola koyuldular. Zülkarneyn. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. 172) Âyetin son cümlesi. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. demedim mi?” dedi. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. Mûsâ. Onu yaralamak istedim. Mûsâ. Mûsâ. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. (Müslim. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. Orada (kâfir) bir kavim gördü. Bu. Adam. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. Rablerinin onlara. Nihayet.” dedi.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Güneşin battığı yere varınca. şaşılacak bir iş yaptın. anası babası mü’min insanlardı. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. Sonra o Rabbine döndürülür.” Derken yola koyuldular. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn.0 Yine yola koyuldular. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. İşte senin.

İnkar etmeleri. Oradan ayrılmak istemezler. 100. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. 106 İşte böyle.101 O gün cehennemi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi. dalga dalga birbirlerine karışırlar. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. “Bu. âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. 99 O gün biz onları bırakırız.96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi. 107.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. 103. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. 97 Artık onu ne aşabildiler. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”. bunun üzerine boşaltayım” dedi. ne de delebildiler. Rabbimin bir rahmetidir. böylece amelleri boşa çıkan. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler. Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak). iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. (Ne var ki) bana. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik.108 Şüphesiz.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için. . “Bana erimiş bakır getirin. 98 Zülkarneyn.

Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. 15 Doğduğu gün.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. İsa’nın ilah olmadığını. karım ise kısırdır. İsyancı bir zorba değildi. Meryem’in. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. Zekeriyya (a. Nitekim daha önce. âyet. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. Daha önce onun adını kimseye vermedik. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor.” 5. 98 âyettir. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Evet.s.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. Biz. Hz. tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Rabbinin. Allah da. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an.0 Bu.0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Sûre. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. Hz. 40-41. Saçım sakalım ağardı.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. burada daha ilginç olan. eşinin hamileliği konusunda. “Rabbim. 20 Meryem. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. Allah’tan sakınan. 21 Cebrail.0 12.6 “Gerçek şu ki ben. Hz. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet. Allah’ın kudretine delil olmak üzere. O. Rahmân’a sığınırım. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. 7-10. öyle.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır. (Konuşmak istedi. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. Bana kendi tarafından. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. anne babasına iyi davranan bir kimse idi. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi. 18 Meryem.”0 10 Zekeriyya.0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme. âyetler Medine döneminde inmiştir. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır.” 8 Zekeriyya. “Senden. . öyle. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. 19 Cebrail. Onu insanlara bir mucize. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. dedi. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. hiçbir şey değil iken seni de yarattım. “Senin işaretin. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. Sûrede başlıca.19.13.

Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. sana gelmeyen bir ilim bana geldi. “Resûl.budur.İsa’nın. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. Resül ise. Bu duruma göre nübüvvet. mutlak . Bir resül. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız. Annen de iffetsiz değildi. Beni azgın bir zorba kılmadı. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum. Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. sana. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. 143. İnsanlardan birini görecek olursan. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Kitapta. Onları. Maide sûresi. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir. (Bakınız: Şuarâ sûresi. biz! Ancak bize döndürülecekler. bu tariflerin aksine. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir.” İbrahim. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. mutlaka seni taşa tutarım. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. kimi.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren. Kitapta İbrahim’i de an.123. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter. son derece dürüst bir kimse. Şüphesiz O. 110.” “Beni anama saygılı kıldı. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. âyet. âyet. Bu durum. Şüphesiz. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.162. Resûl ise. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından. âyet. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. âyet. aralarında ayrılığa düştüler. sizin de Rabbinizdir. gözün aydın olsun. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler.” Bunun üzerine (Meryem. uzaktır. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. nebi de.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. beni nimetleriyle kuşatmıştır. Oysa. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. yeni bir kitap ve şeriat getiren. Sâffât sûresi.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Mûsâ’yı da an.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur. bir peygamber idi. iç. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. (Fakat hıristiyan) gruplar. “İsa Allah’ın oğludur”. yeni bir din düzeni olabileceği gibi. 46. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. bir nebi idi. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir. O bundan yücedir. “İsa bir ilahtır”. Gerçekten o. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum. Bu âyet. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de. çocukla konuşun diye) ona işaret etti. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır.” Babası. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip. dosdoğru bir yoldur. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. Zira. Allah. Kur’an-ı Kerim.” “Babacığım! Doğrusu ben.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez.” “Doğduğum gün. Bu.” Hıristiyanların kimi. benim de Rabbim. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat.

yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. Putların. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. Her ikisi de bir peygamberin. Âs b. 67 İnsan. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz.52 53 54 55 56 57 58 Ona. Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. İbrahim’in. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. Önümüzdekiler. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun. Mekkeli müşriklerden Âs b. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. inananlara. Rabbin için bu. Müşriklerin. Allah’tan vahy almak. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. 59 Onlardan sonra. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. 2. risalet ise bu vahyin tebliğidir.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah’tan başka ilahlar edindiler. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. Onu yüce bir makama yükselttik. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. 62 Orada boş söz işitmezler. İşte bunlar. 71 . Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. yahut kırk gün gecikmişti. Kitap’ta İsmail’i de an. Ashab-ı Kehf. “Muhammed’i. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. sonuç itibari ile de. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. bir nebi idi. Bir resül. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. Rabbin unutkan değildir. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. Vâil’deki alacağını istemiş.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. âyet.”0 65 (Allah) göklerin. Hz. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. cennette altınların. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.0 60. 82 Hayır! İlahları. yahut öbürünü. namazı zayi eden. inkar edenler.0 74 Biz onlardan önce. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. 63 İşte bu. o da. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. 70 Sonra. 81 Onlar. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. Şu halde. Rivayete göre. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. .Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. 8. diye alay etmişlerdi. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. Rahmân’ın. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. Eret. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz.0 0 0 0 0 0 manada. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Hiç. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik. Vâil hakkında inmiştir. Bunun üzerine müşrikler. 69 Sonra her bir topluluktan. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. Kitap’ta İdris’i de an. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. Rabbi terketti”. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. bir nebi idi. ashaptan Habbâb b. Âyetin son kısmı. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. Fakat vahyin gelişi on beş. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Onlar cennete. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir.

97 Ey Muhammed! Biz. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . yer yarılacak. 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. 88 Onlar. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. 85. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler. 90. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. 94 Andolsun. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. 89 Andolsun.86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.83 Kafirlerin başına. Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.

” 22. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın. âyet. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. Bir de ne görsün o. yahut ateşin başında. Rivayete göre. Mûsâ.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak. (Bakınız: Kasas sûresi.” 27. Arş’a0 kurulmuştur. sınırsız kudret makamı demektir.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.20. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Benden başka hiçbir ilah yoktur. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey. 8 Allah. Sûre. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. kudret ve hakimiyet tahtı. yol gösterecek birini bulurum” demişti. Arş.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.”0 24 “Firavun’a git. çünkü o azmıştır.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir. 4-35). Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. 7 Sen sözü açığa vursan da. Mûsâ. ondan daha gizli olanı da.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.0 11 Ateşin yanına varınca. Müddeti tamamlayan Hz. Hz.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap.” 1 2. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri.12. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. “Siz burada kalın. Hemen ayakkabılarını çıkar. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. ben senin Rabbinim.0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil.” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. yalnızca O’nundur.” 26 “İşimi bana kolaylaştır.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte. En güzel isimler O’nundur. âyetler) genişçe anlatılmaktadır. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki. Hz. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. . Çünkü O. 20 Mûsâ da onu attı. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. 5 Rahmân. Onunla başka işlerimi de görürüm. Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ. orada Hz. bir kış gecesi. âyet. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz. gizliyi de bilir. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine. 6 Göklerdeki. Sûrede.” 19 Allah. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. 135 âyettir. gizlesen de Allah için birdir.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Kasas sûresinde (3-42. Ona dayanırım.

Belki öğüt alır. Bunun üzerine Firavun ayrılıp. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. üzülmesin diye seni annene döndürdük. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. Derken. “Buluşma vaktimiz. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. “Size. “Sizin Rabbiniz kim. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. Bunun için seninle bizim aramızda.” Mûsâ. Firavun ailesine. sonra onlara yol gösterendir” dedi. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.” “Onu işime ortak et. ey Mûsâ. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. bayram günü.” “Rabbim.” Firavun. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim. yahut korkar. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.” “Öyleyse. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. Selam. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca. bu teklif kabul edildi.” “Firavun’a gidin. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. sonra geldi. Andolsun.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın. İşitirim ve görürüm. yoksa sizi azap ile yok eder.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. .” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun. Sana da. gözü aydın olsun.” “Ona yumuşak söz söyleyin. yeryüzünü size beşik yapan. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. doğru yola uyanlara olsun.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu.” “Onunla gücümü artır. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz. çünkü ben sizinle beraberim. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin.’ ” “Şüphesiz bize. Yiyin.” Sihirbazlar. “Seni çok zikredelim diye. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin.0 (Sana baktı. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. uygun bir yerde. ablası Meryem. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. ey Mûsâ?” dedi. hayvanlarınızı yayın. Onlara işkence etme. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. Firavun.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. Çünkü o azmıştır.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki.” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar.” “Seni çok tespih edelim diye”.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin. hem bana düşman. Mûsâ. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır. senin de. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı.

kesinlikle ona cehennem vardır. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir.” 73 “Şüphesiz ki biz.” 74 Şüphesiz. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. Mûsâ’nın da ilahıdır.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. acele ederek sana geldim. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. ne de (güzel bir hayat) yaşar. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. Çünkü.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz. onlara doğru yolu göstermedi. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. “Şüphesiz. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. işte onlar hemen arkamdalar. 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece.” 91 Onlar da. sensin en üstün olan.66 Mûsâ: “Yok. ey Mûsâ?” (dedik. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. 92. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. sözlerine karşılık vermediğini. yoksa üzerinize gazabım iner. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Bu konuda aşırı da gitmeyin. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü.” 85 Allah. Sâmirî onları saptırdı” dedi. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. biz senden sonra halkını sınadık.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). Rabbimize inandık. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık.” 82 “Şüphe yok ki ben. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. Artık sen vereceğin hükmü ver. Öyle iken Mûsâ. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun. . Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. (önce) siz atın” dedi.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir.Mûsâ Tûr’a giderken. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış. işte onlar için en yüksek dereceler.0 89 Onlar bu heykelin. onların yaptıklarını yutsun. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Demek. Samirî de aynı şekilde attı. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin. içinden ırmaklar akan. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve.” 70 (Mûsâ’nın değneği. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. Orada ne ölür. yanına. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. 71 Firavun. İşte onları ateşe attık.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. Yakalanmaktan korkmaksızın. Bir de ne görsün. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. mutlaka göreceksiniz. 79 Firavun halkını saptırdı. 75. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa.

O ise bunu unutuverdi.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. 109 O gün. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. sonra mutsuz olursun. niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor.O vakit içlerinden en aklı başında olanları. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. ne zulme uğramaktan korkar. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. 111 Bütün yüzler. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. Biz onda bir kararlılık bulmadık. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin. diri. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. kimse de ona dokunamıyordu. İsrailoğullarının arasını açtın. 115 Andolsun. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. “Sûr”. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. kim benim yol göstericime uyarsa artık o.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. İblis bundan kaçınmıştı. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler. .” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde.” 97 Mûsâ. 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. 122 Sonra Rabbi onu seçti. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. boş bir alan halinde bırakacaktır. ne de güneş altında kalırsın. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. Sesler. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de.” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır.” 106 “Onların yerlerini dümdüz. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o. çıplak kalmak yoktur. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. ne yoksun bırakılmaktan.0 Senin için. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi. hiçbir tümsek göremeyeceksin. 110 O. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. 116 Hani meleklere. 103. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. Âyet. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz.” 107 “Orada hiçbir çukur. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu. bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. sözüme uymadın demenden korktum” dedi. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. “Rabbim! İlmimi arttır” de. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. – Onların. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. 95 Mûsâ. Şüphesiz ben.

Sana da biz rızık veriyoruz. O halde. kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. öyle. İnanmayanlar. Yurtlarında dolaşıp durdukları. Senden rızık istemiyoruz. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. siz de bekleyin. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. Ey Muhammed. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . de ki: “Herkes beklemektedir. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.

ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. “Hayır. temel konu olarak peygamberlerden. Hayır. yücedir. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. Biz onları biçilmiş ekin. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. peygamberler demektir. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. hakkıyla bilendir. Hayır. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Andolsun. Yoksa yerden. 112 âyettir. 0 22. Onlara. o bir şairdir. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. âyette Allah’ın birliği aklî yönden. onu kendisi uydurdu. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. Hayır. yücedir. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. benden başka hiçbir ilah yoktur. . Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Onlar ölümsüz de değillerdi. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Yapacak olsaydık böyle yapardık. O böyle şeylerden uzaktır. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler. Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. onlar mutlaka onu alaya alarak.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. “Kaçmayın. Biz yeri. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. “Şüphesiz. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler. Demek ki.” Onlar. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. O. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. “Enbiya”. O hakkıyla işitendir. Haddi aşanları ise helak ettik. Sûre.21. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. hayır. Çünkü sorulacaksınız” denildi.

Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. Ama. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. Hesap görücü olarak biz yeteriz. Ancak bize döndürüleceksiniz. İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. (İçlerinden bazıları). putların hepsini baltayla kırarak baltayı. Onlar. ne de kendilerine göz açtırılacak. faydalandırdık. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. Hani o babasına ve kavmine. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. O. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. Onlar ise oradaki. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.0 Şimdi acele etmeyin. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. Siz de. Biz zaten onu biliyorduk. gündüzü. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. İnkar edenler.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim. Andolsun. . Andolsun. Evet. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Furkân. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. artık görmüyorlar mı ki. İbrahim. “Bize gerçeği mi getirdin. geceyi. güneşi ve ayı yaratandır. “Andolsun. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. göklerle yer bitişikken. İbrahim. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. halka. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. Öyle ki uzun süre yaşadılar. İnkar edenler. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. biz onları da atalarını da.0 Onlar. Andolsun. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. onu getirip ortaya koyacağız. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. biz Mûsâ ile Hârûn’a. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler.” Allah’a yemin ederim ki.

Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. sizin için. İbrahim sûresi. Onu rahmetimizin içine soktuk. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. zekatı vermeyi vahyettik. İbrahim Filistin’e. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. Kur’a çektiler. Dâvûd ile birlikte. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Rüzgar. Dedi ki. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. size hiçbir fayda. Hz. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. 2.0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. âyet. âyet. Derken karanlıklar içinde.14. Nahl sûresi. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. Çünkü o. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Yûnus. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun. Hani o Rabbine.33. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı.Davud. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Onları da rahmetimizin içine soktuk. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Zekeriya’yı da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. âyet. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. âyet. İsmail’i. 32. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk. bu olayda Hz. Onu Lût ile beraber kurtarıp. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. 12.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Hani o. Eyyûb’u da hatırla. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. zırh yapma sanatını öğrettik ki. âyet. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. Bunları yapan biz idik. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. 36. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları).0 Bir de Davud’a. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Bunların hepsi sabredenlerdendi. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. 18. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. Zünnûn’u da hatırla. . Seni eksikliklerden uzak tutarım. Kur’an-ı Kerim. Hep onları zapteden bizdik. Hac sûresi. balık sahibi demektir. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. namazı dosdoğru kılmayı. size de. onu insanların gözü önüne getirin. Burada Hz. Zünnûn. Rabbine. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. gerçekten salih kimselerdendi. savaşlarınızda sizi korusun. Sâd sûresi. Denizde kendisini bir balık yuttu. Bir de şeytanlardan. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. Yûnus’u ifade etmektedir. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. 65. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da.

Eşini de kendisi için. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Ben de Rabbinizim. gizlediğinizi de bilir.onu yine yapacağız.90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. “İşte bu. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. bilmiyorum. Ona ruhumuzdan üflemiştik. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da.” (Peygamber). Biz bunu muhakkak yapacağız. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. Kendisini de. Bizim Rabbimiz. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Siz oraya varacaksınız. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. de ki: “(Bana emrolunanı. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. çalışması asla inkâr edilmez. De ki: “Bana ancak. Andolsun. Hz.” “Şüphesiz. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. Şüphesiz bu (İslâm). . Hepsi de ancak bize dönecekler. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. (doğurmaya) elverişli kıldık. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Onun için sadece bana kulluk edin. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. 0 Zebur. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır.

ne de fayda veren şeylere tapar. İnsanlardan öylesi de vardır ki. Hıristiyanlar. kupkuru görürsün. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. O (taptığı) ne kötü yardımcı. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. 78 âyettir. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz. 4. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. Çünkü Allah her şeye şahittir. “Mudga”. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar. ne bir yol göstericisi. âyet. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi.22. İnsanları sarhoş görürsün. ahireti de. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. halbuki onlar sarhoş değillerdir.) İçinizden ölenler olur. Şeytan hakkında. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. sonra bir “alaka”dan0. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. Onu göreceğiniz gün. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. 5. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz.) İnsanlardan öylesi de vardır ki. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. âyet. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. iman edenler. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. O. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. “Alaka”. Bu böyle. O dünyayı da kaybetmiştir. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. sonra az bir sudan (meniden). Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. başvurduğu (bu yöntem). sonra kendini assın da bir baksın. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. 12-14. ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. (Ona). Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. ceninin. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. 112 ve Nâs sûresi. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Sabiîler. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. İnsanlardan kimi vardır ki. Yeryüzünü de ölü. 6’dan hareketle. Şüphesiz. ne bir ilmi. Ona dünyada bir rezillik vardır. Allah hakkında tartışmaya kalkar. En’âm sûresi. 6 7 8. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. sonra da (akıl. Yahudiler. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. âyet. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer.

Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. Artık onlardan siz de yiyin. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. Her ne zaman cehennemden. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. Gelsinler ki. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Allah dilediğini yapar. yalan sözden kaçının. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. nankörü sevmez. Şüphesiz. Bu böyle. Hani biz İbrahim’e. Oradaki giysileri ise ipektir. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. yıldızlar. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Doğrusu Allah hiçbir haini. orada altından bileziklerle. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. tavaf edenler. ona ortak koşmayan kimseler (olun). 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. kiliseler. Allah’a yönelen. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. yoksula fakire de yedirin. âyet. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. evimi. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. namazı dosdoğru kılar. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Onlar. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. . Sonra kirlerini gidersinler. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. ağaçlar. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. incilerle süsleneceklerdir. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. Onunla. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar. o ızdıraptan çıkmak isteseler. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Her ümmet için. oraya geri döndürülürler ve onlara. Allah inananları savunur. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Şüphesiz. “Tadın yangın azabını” denilir. Kâbe’nin yerini. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. 3. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Onlar öyle kimselerdir ki. zekatı verir. güneş ay. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. mutlak güç sahibidir. gerek yaya olarak. namaz kılanlar. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Şu halde yalnız ona teslim olun. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. yerli. İyilik edenleri müjdele. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. haksız yere. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. başlarına gelen musibetlere sabreden. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. göklerde ve yerde olanlar. sırf. onlardan önce Nûh. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şüphesiz. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. İşte iki hasım taraf ki. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Eğer Allah’ın. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Sizin için onlarda hayır vardır. Kim Allah’a ortak koşarsa. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir.

57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. Allah çok lütufkârdır. büyüktür. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. elbette övgüye layıktır. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. Peygamberin temennisi. Dönüş yalnız banadır. Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. gündüzü de gecenin içine sokar. ama ibret almadılar). 65 Görmüyor musun ki. 66 O. insan çok nankördür. 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. sonra da onları yakalayıverdim. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. çok merhametlidir. 62 Bu böyle. rızık verenlerin en hayırlısıdır. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. hakkıyla görendir. müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz. Sen Rabbine davet et. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse.43. Göklerdeki her şey.44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). doğrudan doğruya peygambere. özellikle Hz. 64 . “yalancıdır”. 60 Bu böyle. 0 0 Tüm peygamberlerin. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. Hz. O. yerdeki her şey O’nundur. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. 48 Zalim oldukları halde. Çünkü gerçekte gözler değil. Peygamber. güzel bir nimet (cennet) vardır. Âyette. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Allah hakkıyla bilendir. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. hüküm ve hikmet sahibidir. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. mühlet verdiğim. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. . “mecnundur”. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. düşünecek kalpleri. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. 61 Bu böyle. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. (gördüler). Şüphe yok ki Allah. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. daha sonra da diriltecek olandır. sizin saydığınız bin yıl gibidir. çok bağışlayandır. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. 55 İnkar edenler. Şüphesiz ki Allah yücedir. halimdir (hemen cezalandırmaz. insanların arasında hükmünü verir. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. elbette Allah ona yardım eder. hakkıyla haberdardır. nice kullanılmaz kuyular. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. işte onlar cehennemliklerdir. böylece duvarları. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. işte onlar için bir bağışlama. Yoksa şeytanın. tevhit inancının yerleşmesini. bir şey temenni ettiği zaman. Beni inkar etmek nasılmış. mühlet verir). onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. size hayat veren. Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. sonra sizi öldürecek. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir.

Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. Babanız İbrahim’in dinine uyun. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Allah meleklerden de resüller seçer. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. hakkıyla görendir. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. rükû edin. Bu âyette.. secde edin. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Onlar. hepsi bunun için toplansalar bile. Allah’ı bırakıp. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. Allah onu kafirlere vaad etti. . Onların önlerindekini de (yaptıklarını da).İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. istenen de. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar.. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar. mutlak güç sahibidir. Şimdi ona iyi kulak verin. O ne güzel sahip. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. Ey iman edenler. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. İsteyen de âciz. Neredeyse.0 Artık namazı dosdoğru kılın. insanlardan da. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. O sizin sahibinizdir. zekatı verin ve Allah’a sarılın.

MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. Onlar ki. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. mü’minler demektir. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. hem de yiyenlere katık verir. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. âyet. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. namazlarını kılmağa devam ederler. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. 5. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. “Mudga” ceninin. biz insanı. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ. Onların içlerindeki sütten size içiririz. namazlarında derin saygı içindedirler. “el-Müminûn”. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. işte onlar haddi aşanlardır. Andolsun. 40. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Alakayı da “mudga”0 yaptık. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. size üstünlük taslamak istiyor. Andolsun. Yine onlar ki. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Onlar ki. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. Kim bunun ötesine geçmek isterse. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Onlar ki. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Onlar ki. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. Andolsun biz. Onlar ki. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.” (Nûh). Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır.”0 0 0 0 0 “Alaka”.23. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. 118 âyettir. mü’minlerin zafere ulaşacakları. zekatı öderler.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. ırzlarını korurlar. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. Bunun üzerine Nûh’a. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. . Sonra yine muhakkak siz. âyet. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Sûre adını. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.” “Bu. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir.

31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. 33 O peygamberin kavminden. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine. 40 Allah. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler.67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. öldüğünüz. Biz ona inanmayız. 43 Hiçbir ümmet. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz.” 39 O peygamber. sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. onu geciktiremez de. içtiğiniz şeylerden içiyor. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. kendi ecelinin önüne geçemez. 29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur.” 35 “O. bu dünya hayatından ibarettir. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. “Allah’a kulluk edin. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? . Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. 49 Andolsun. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir.” 38 “Bu.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. kendilerinden. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. 48 Böylece ikisini de yalanladılar.” 34 “Andolsun. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. Biz tekrar diriltilecek değiliz. 64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. 47 Bu yüzden. Doğrusu ben. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. “Kavimleri bize kul köle iken. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. 66. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. haksızlığa uğratılmazlar. Ben de Rabbinizim. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey. Onlar zulme. Allah’ı inkar eden. 32 Onlara. 53 (İnsanlar ise. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir. 59 Rablerine ortak koşmayanlar. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. bu yüzden de helak edilenlerden oldular.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. Ölürüz ve yaşarız. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat.

onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların arkasında. sizin için kulakları. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. . biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. 109 Kullarımdan. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. Hayır. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. biz onlara gerçeği getirdik. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. Gaybı da. gözleri ve gönülleri yaratandır. 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. değil mi?” der. öldürendir. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun. O. beni o zalim milletin içinde bulundurma. 105 Allah.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. rızık verenlerin en hayırlısıdır. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 . 80 O.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. kendisi koruyan.100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi. onlara hakkı getirdi.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.” 108 Allah. artık benimle konuşmayın!” der. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse.“Allah’ındır” diyecekler. 96 Kötülüğü.” 99. 76 Andolsun. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. 91. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. diriltendir. 90 Hayır. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. en güzel olan şeyle uzaklaştır. görülen âlemi de bilen Allah. 78 Halbuki O. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler. 93. bize merhamet et. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. 74 Fakat ahirete inanmayanlar. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. ”Aşağılık içinde kalın orada. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. bizi bağışla.

hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa. merhamet et. Onlar. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . ya da bir günden daha az bir süre kaldık. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. Sabretmiş olmaları sebebiyle.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Ondan başka hiç ilah yoktur. Onlara hep gülüyordunuz. De ki: “Rabbim! Bağışla.110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. “Bir gün. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Hesap tutanlara sor” derler. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. bugün ben onları mükafatlandırdım. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Kim. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar.

işledikleri günahın cezası vardır. eğer yalancılardan ise. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi).0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. Fakat Allah. Halbuki bu. hakkıyla bilendir. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Birliğin artçılarından Safvân b. Allah hakkıyla işitendir. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. Sûrede başlıca. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair. çok bağışlayandır. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Çünkü Allah. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. 35. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. Zina eden erkek ancak. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. 64 âyettir. kadından cezayı kaldırır. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. 8. Adını. iman eden erkek ve kadınlar. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. İşte bunlar fâsık kimselerdir. Hz. beşinci defada da. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. Hz. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. sizin içinizden bir güruhtur. Hz. Bunun üzerine. Hz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. siz bilmezsiniz. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna.24. . Allah bilir. Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. çok merhamet edendir.7 Bu. dilediği kimseyi tertemiz kılar. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. Aksine o sizin için bir hayırdır. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Allah katında büyük bir günahtır.Sülemi. kendisi geride kalmıştı. Allah size âyetleri açıklıyor. onların her birinin şahitliği. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Bu arada. Onlardan her biri için. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. es.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder.

Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. Nur üstüne nur. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini. 30 Mü’min erkeklere söyle. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin.37 Allah’ın. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Eğer size. kocalarının babalarından yahut oğullarından. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. kötü kimselere. Allah’ı anmaktan. Onlar. 29 İçinde size ait bir eşya olan.0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. Allah insanlar için misaller verir. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. temiz kadınlar temiz erkeklere. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. ateş dokunmasa bile. açığa vurduklarınızı da. biz size açıklayıcı âyetler. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. 23. içinde bir kandil. gözlerini haramdan sakınsınlar. Ey mü’minler. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. yahut babalarından. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır. yahut erkek kardeşlerinden. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. 0 0 0 . Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. gizlediklerinizi de bilir. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. kandil de bir cam fânûs içinde. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. Şüphe yok ki. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. ırzlarını korusunlar. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. namazı kılmaktan. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. Allah. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. Zinetlerini. Mübarek bir ağaçtan.0 36. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. 31 Mü’min kadınlara da söyle. neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. kötü erkekler de kötü kadınlara.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. çok merhamet edendir. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. yahut müslüman kadınlardan. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. “Geri dönün” denirse hemen dönün. yahut üvey oğullarından. Onlar affetsinler. 34 Andolsun. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. Eğer bunlar yoksul iseler. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. kocalarından. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. yahut sahip oldukları kölelerden. âyetine bakınız. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. yahut. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. Bu ağacın yağı. Allah. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. kötü erkeklere. çok merhametlidir. ırzlarını korusunlar. ne doğuya. zînet (yer)lerini göstermesinler. Bu davranış onlar için daha nezihtir. gözlerini haramdan sakınsınlar. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah lütfu geniş olandır. Bu sözleşmeden sonra köle. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. hakkıyla bilendir.

De ki: “Yemin etmeyin. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. kimisi dört ayak üzerinde yürür. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. onları kaynaştırıp üst üste yığar. işte onlar fasıkların ta kendileridir. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. günde üç defa. iman edip de salih ameller işleyenlere. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. gökten. Karanlıklar üstüne karanlıklar. peygambere itaat edin” de. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. . Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Allah. Kalplerinde bir hastalık mı var. âyetlerini size işte böylece açıklar. hüküm ve hikmet sahibidir. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. ne onlara bir günah vardır. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Kime Allah nur vermezse. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Allah bütün canlıları sudan yarattı. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. onun için nur diye bir şey yoktur.” “Allah’a itaat edin. Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). “işittik ve iman ettik” demeleridir. Görmez misin ki Allah. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Allah. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. Sonra. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. zekatı verin. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Allah dilediğini yaratır. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. hüküm ve hikmet sahibidir.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. İnsan nasıl. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. küfür. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. bocalar durur. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). dilediğinden de geri çevirir. Susamış kimse onu su sanır. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. Allah. Halbuki onlar inanmış değillerdir. işte onlar asıl zalimlerdir. üstünde de bulutlar var. (Münâfıklar). Allah hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. sabah namazından önce. kimi iki ayak üzerinde yürür. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. Nihayet yağmurun. O. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Namazı dosdoğru kılın. Bu âyette. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. boyun eğerek ona gelirler. bulutları sevk eder. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. biz açıklayıcı âyetler indirdik. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. İnkâr edenlere gelince. Dönüş de ancak Allah’adır. Allah hakkıyla bilendir. Allah hesabı çabuk görendir. içinizden. Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. Andolsun. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. tehlikelerle karşı karşıya olursa. onların arasından yağdığını görürsün.

Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. İşte Allah. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. hakkıyla bilendir. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. selam verin. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. Artık onun emrine muhalefet edenler. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. her şeyi hakkıyla bilendir. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. Allah hakkıyla işitendir. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. topal ve hastalara bırakırlar. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. . hastaya da güçlük yoktur. topala güçlük yoktur. yerdeki her şey Allah’ındır.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir.0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. 0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör. O. Köre güçlük yoktur. çok merhamet edendir.

ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. Hayır. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. 18. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. 68-70. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. 17. 13. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. çarşıda. 14. 21. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. 20. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. O. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. 2. 15. Elleri boyunlarına bağlanmış. . onun.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. çok merhamet edendir. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. 10. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 7. çarşıda pazarda gezerlerdi. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). (Ey Muhammed!). 5. “(Bu Kur’an. Bu Rabbinin uhdesine aldığı. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. 16. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. Furkân. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Onlar. 3. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. öldürmeye. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Sûrede temel konular olarak Hz. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. Bize kavuşacaklarını ummayanlar. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. 9. Rabbinin. Dilerse sana bundan daha güzelini. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. Şüphesiz O. 8. 12. İnkar edenler. 11. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. onlar Kıyameti de yalanladılar. 4.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. (İnkar edenler). Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. 77 âyettir. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı.25. 19. Andolsun. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. 6. Çocuk edinmemiştir. bağışlayandır. pazarda dolaşır. Sûre adını. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. “Bu Kur’an. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. “Bize melekler indirilseydi.

46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler. Andolsun. 40. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. Biz. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. . yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. 41. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. biz bunu insanlar arasında.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. senin kavmin. 37. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. 38. Allah’ı bırakıp. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. İnkar edenler. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. 25. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28. Peygamber. 31. Âd ve Semûd kavimlerini. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. 54 O. Onlara.49 O. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. 50 Andolsun. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. 35. 36.” 22. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. Kâfir. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. 39. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. 32. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. 34. 48.Fakat melekleri görecekleri gün. “Andolsun. 47 O. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. 55 Onlar. 0 0 0 Âyetin son kısmı. Ölü toprağı canlandıralım. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. 24. işte böyle. Ress halkı. “Yazıklar olsun bana. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.0 33. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. birinin suyu lezzetli ve tatlı. 26. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. Bunların herbirine misaller getirdik. 23. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme. “Melekler de onlara. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. Andolsun. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. dinlenecekleri yer daha güzeldir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. geceyi size bir örtü. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar.” 30. 27. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. Biz. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. 53 O. Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Nûh kavmini de. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. O gün zalim kimse.

sınırsız kudret makamı demektir. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. Onlar. Allah çok bağışlayandır. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. “selâm!” der (geçer)ler. Cahiller onlara laf attıkları zaman. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Göğe burçlar yerleştiren. o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et.” Onlar. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. haksız yere. gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. Allah’a. Onların harcamaları. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Rahmân’ın kulları. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. İşte onlar. Orada ebedi kalırlar. Onlar. çok merhamet edendir.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.” 0 Arş. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. yalana şahitlik etmeyen. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. Onlar. O. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. Onlar. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. . Onlar. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. kudret ve hakimiyet tahtı. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır.

” Firavun. “Zalimler topluluğuna. Akıcı konuşamam.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Mûsâ. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. Sen nankörlerdensin. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. âyet. 7-12. sizin de Rabbiniz. Hani Rabbin Mûsâ’ya. çok merhametlidir.” “Göğsüm daralır. Sûrede başlıca Mûsâ. aslında ona zulmetmiştir. “Şu’arâ” şairler demektir.0 Bunlar. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir. Hûd. âyet. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. âyet. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. “O. Mûsâ. Kasas sûresi. apaçık Kitab’ın âyetleridir. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. korkma! Mucizelerimizle gidin. Şüphesiz senin Rabbin. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti. böyledir” dedi. Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek. Mûsâ. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. Yeryüzüne bakmazlar mı.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. Hz.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. Kısaca. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Onun için. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. 34. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. 49. Derken. . onlara gökten bir mucize indiririz de. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. Hz. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Çünkü biz sizinle beraberiz. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim. “Hayır. İbrahim. 24-31. (her şeyi) işitmekteyiz. adını 224. elbette mutlak güç sahibidir. “Zalimler topluluğuna. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. “Bu size gönderilen peygamberiniz. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. sûresi. Sûre.”0 Firavun. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi. Hani Rabbin Mûsâ’ya.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. âyet. “O.” Allah dedi ki. Firavun.” Mûsâ.26. Firavun. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. “O. 227 âyettir. Eğer düşünüyorsanız bu. Kasas sûresi. beni yalanlamalarından korkuyorum. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap). Hz.” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu. 15-16. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. Nûh. şüphesiz delidir” dedi. âyet. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. Firavun. (Bakınız: Bakara. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. müşriklerin. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır.

” 57. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku. Firavun’a. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. 75.” dedi.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. Firavun. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. çevresindeki ileri gelenlere. Kasas sûresi.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne.0 Firavun. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. âyet. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. 59 İşte böyle yaptık ve onlara. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur.” 49 Firavun.) Sihirbazlar gelince. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi. âyet.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir. 108. yaptığı sihirle. “Hayır!. “Sizi. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. mutlaka Rabbimize döneceğiz. 32. “Eyvah yakalandık” dediler. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler. “Umarız. 62 Mûsâ. 54 Dedi ki. Mûsâ onlara. Rabbim şüphesiz benimledir. bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. asasını attı. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür.” Böylece sihirbazlar. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin.” 79 “O. Bir de ne görsünler. bana yol gösterecektir” dedi.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. 45 Mûsâ da asasını attı. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. pınar başlarından. Deniz derhal yarıldı. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu. hesap gününde. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları. Elini koynundan çıkardı. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi.” 78 “O. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. “Neye tapıyorsunuz?” demişti. .” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. bakanlara bembeyaz olmuş.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. Her parçası koca bir dağ gibiydi. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler.” 81 “O. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. çok merhametlidir.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. Bunun üzerine Mûsâ. bana yediren ve içirendir. bir de ne görsünler. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır.” 52 Biz Mûsâ’ya. “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler. 70 Hani o babasına ve kavmine. yurdunuzdan çıkarmak istiyor.” 82 “O. “Evet. 66 Sonra ötekileri suda boğduk.

Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim. mutlak güç sahibi olandır. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.133.” 132.” 98 Çünkü sizi. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. oğullar. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 91. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver. 103 Elbet bunda bir ibret vardır.” 137 “Bu.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. 106 Hani kardeşleri Nûh.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 135 “Çünkü ben.” 86 “Babamı da bağışla.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz.” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 90 Cennet.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.92. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara.” 101 “Candan bir dostumuz da yok. bize göre birdir.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. 104 Şüphesiz senin Rabbin. çok merhametli olandır. 124 Hani kardeşleri Hûd. .” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. çok merhametli olandır. biz hiç sana inanır mıyız. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar. size hayvanlar.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. ister öğüt verenlerden olma. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının. 94.

177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. fakat pişman oldular.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” 170. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. âyet. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. 58. Eksik verenlerden olmayın.” 182 “Doğru terazi ile tartın.” 181 Ölçüyü tam yapın.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 157 Derken onu kestiler.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. “Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi. ekinlerde.” 165. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi. Şüphesiz o.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz. İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 155 Salih. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.147.” 146. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı. .” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı. pınar başlarında. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin.” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. 158 Böylece onları azap yakaladı. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen.166 “Rabbinizin.” 188 Şuayb. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 151. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.148 “Siz buradaki bahçelerde.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. büyük bir günün azabı idi. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın.

“Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. mutlak güç sahibi. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. A’raf sûresi 179. buna güçleri de yetmez.194. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar. Onların çoğu ise yalancıdır. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.0 201.218. 193.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören. 209 Bu bir hatırlatmadır. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler. 192 Şüphesiz bu Kur’an.226 Görmez misin ki onlar. 211 Zaten bu onların harcı değildir. 196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir.203 Onlar. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. âyette de olduğu gibi. 0 0 Bu âyetteki “kalp”.191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. her günahkâr yalancıya inerler. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. Âyette.202. 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. 215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. 210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. Biz zalim değiliz. 216 Eğer sana karşı gelirlerse. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. ona inanmazlar. hakkıyla bilendir. . 217. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. 225.

âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. ondan size bir haber. âyet. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım.” “Ben. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Süleyman. karınca demektir. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir. Kur’an. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Süleyman’ın. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. Onlar. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. apaçık bir kitabın âyetleridir. Şüphesiz bu Kur’an sana. Hz.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. 22-23. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Süleyman. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. cinlerden. “Ey insanlar. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince. hüküm ve hikmet sahibi.0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. dönüp ardına bakmadan kaçtı. Dâvûd’a varis oldu ve. 93 âyettir. azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. apaçık bir lütuftur” dedi. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. ya da kafasını keseceğim. 18. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. Hani Mûsâ ailesine. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. “Ben bir ateş gördüm. ben mutlak güç sahibi. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” “Elini koynuna sok. âyet 10 ve devamı. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Sûre.27 .0 Bunlar Kur’an’ın. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. Sûrede başlıca. Şüphesiz. Onlar. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” “Değneğini at. “Hamd. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. 0 0 0 . Neml. çok merhamet edenim. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi.” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Şüphesiz bu. namazı dosdoğru kılan. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.” “Onun ve kavminin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. adını.

) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit. şükür mü. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. Süleyman ona “Bu. 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine. ele avuca sığmaz” demektir. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. Salih. Ne emredeceğini düşün. cömerttir. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. O. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. Rabbimin bana bir lütfudur. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. 44 (Sayfa 380'ın devamı. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. becerikli. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Büyük Arş’ın Rabbidir. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. biz onlara. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi.” 41 Süleyman. 27 Süleyman. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir.” 30. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. yoksa yalancılardan mısın. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. güçlü. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. 40 Kitaptan bilgisi olan biri. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. .25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. O da. İfade.” 38 Süleyman. 46 Salih onlara. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun.0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik.44 Ayet)Belkıs. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. 45 Andolsun biz.” 37 “Sen onlara dön. 44 Ona “köşke gir” denildi.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at. Bakalım tanıyacak mı. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. Andolsun. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bir de ne görsün. Emir senin. 42 Belkıs gelince.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. diyeceğiz. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu.” 50 Onlar bir tuzak kurdular. tuttuğunu devirir. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu. hem insanlar hem de cinler için kullanılır. “Ben onu. İşte onlar böyle yaparlar. “Tahtını tanınmaz hale getirin.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. göreceğiz. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.

55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz. Yoksa. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler.0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip. içinde nehirler akıtan. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. ancak Allah bilir. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. Onlar. âyet.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. Âyetin son cümlesi. mutlak güç sahibidir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. hakkıyla bilendir. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. Ancak karısı başka. Öyle ise Allah’a tevekkül et. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. 173.” . Şüphesiz o. onunla. Ancak onların çoğu şükretmezler. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. Selam onun seçtiği kullarına.” Onlardan yana üzülme. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. O. başlangıçta yaratmayı yapan. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. O. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık.

88 Dağları görürsün. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. yüzüstü ateşe atılırlar.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. Yine bana. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. (Onlara). onları hareketsiz sanırsın. 89 Her kim iyi amel getirirse.92 De ki: “Bana ancak. Bunu. 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin. ona ondan daha hayırlısı vardır.) 91. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla.” . “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir. bu beldenin (Mekke’nin). 90 Kimler de kötü amel getirirse. Onlar o gün korkudan emindirler. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi.86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Kendi tarafından olan. Korkarak.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. 16. diğeri düşmanı tarafından. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. 5. Mûsâ’nın çocukluğunu. O da Mûsâ’yı. peygamber oluşunu. 20. Belki bize faydası dokunur. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. 19. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. 88 âyettir. 19. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. Hâmân’a ve ordularına. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. Şüphesiz o bozgunculardandı. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı.20. Şüphesiz Firavun. 9. 8. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. 17. Biz. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. çok merhamet edendir. oğullarını boğazlıyor. 12. 2.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. “Bu şeytanın işidir.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Şüphesiz o. Annesi. beni de öldürmek mi istiyorsun. 7. Mûsâ. Mûsâ’nın kız kardeşine.0 Mûsâ. Onlardan bir kesimi eziyor. çok bağışlayandır. 13. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. Biz ise. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. Orada biri kendi tarafından. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. 14. Mûsâ da ona. süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Bismillahirrahmânirrahîm 1. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. “Onu takip et” dedi. âyet. Şehirden hemen çık. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. kavga eden iki adam gördü. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. düşmanına karşı ondan yardım istedi. Sûre adını. “Onu emzir. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. Böylece biz. Şüphe yok ki. Mûsâ’nın annesine. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Tâ-Sîn-Mîm. Allah da onu affetti. 10. 18. neredeyse bunu açıklayacaktı. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. daha önce onun. 15. korkma. “Size onun bakımını. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Mûsâ. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. 25. Kasas. 11. 0 0 . Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. Sûrede başlıca Hz. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. 4. üzülme. 3. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır.28. Beni affet” dedi. ya da onu evlat ediniriz. Kız kardeşi. 6. Bir de ne görsün.

Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. (O olayı) görenlerden de değildin. 43. ateşe çağıran öncüler kıldık. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde.0 0 0 Hz. Onlar. “Ben. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. 24. Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. Çünkü ben. 31. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. 39. korkma. onu ücretle tut. 38. 33. Firavun. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. İşte bunlar. 34. 44. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. 22. evet.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. 25. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. ben bir ateş gördüm. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Şuayb. 37. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi.” (Mûsâ değneğini attı). Mûsâ. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. 29. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Allah söylediklerimize vekildir. âyet. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. Medyen suyuna varınca. onların beni yalanlamalarından korkuyorum. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Andolsun. Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş. 28. 23. 42. Sonra gölgeye çekilip. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. “Babacığım. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. 26. 16-19. (oraya gidiyorum). “Siz burada kalın. 27. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. 32. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. 36. Kızlardan biri. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. Mûsâ.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. âyet. 30. 9-11. Bu dünyada onları lanete uğrattık. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.” “Değneğini (yere) at. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Onu da benimle birlikte. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. 41. Mûsâ onlara. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm.” Mûsâ. 40. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). 35.” Allah.21. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. .” “Elini koynuna sok. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.

“Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . Allah’tır. 48. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. 49. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. 72. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. işte onlar ona da inanırlar. 68. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Allah. 52. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. Rabbin. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. 55. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. 56. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. De ki: “Ne dersiniz? Allah. 62. 59. İşte onların. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Andolsun. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. Onlara katımızdan gerçek gelince. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. sizin işleriniz de size. ülkelerin merkezî yerlerine. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. 46.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. “Bizim işlerimiz bize. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. Rabbin. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. “Hani benim. 65. 54. 57. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. biz. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. Fakat Allah. 50. 60. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.45. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. 47. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. 71. 53. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. 58. Biz cahilleri istemeyiz” derler. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Zaten biz. 64. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. 51.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. 61. Azabı görürler. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. 66. Artık birbirlerine de soramazlar. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. Kim. ben ona uyayım. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. seni peygamber olarak göndermezdik. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. Onlara. O. Onların ise seçim hakkı yoktur. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. 70. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Allah’ın onlara seslenerek. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “Ona inandık. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. 67. 69. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. Allah katından. Hüküm yalnızca O’nundur. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. 63. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. Onlar. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı.

76. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. 85. Allah. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. onlara seslenerek. 86.73. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. Allah’ın. bizi de yerin dibine geçirirdi. Ondan başka hiçbir ilah yoktur.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. 87. 78. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. “Hani benim. 84. 80.”0 Sen. Biz ona. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. Onlara karşı azgınlık etti. Çünkü Allah bozguncuları sevmez. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. 74. “Vay! Demek ki Allah. 81. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. Kim de bir kötülük getirirse. sakın seni onlardan çevirmesinler. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Dünyadan da nasibini unutma. . 82. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. Şüphesiz Kârûn. Kârûn. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. bilsin ki. sarayını da yerin dibine batırdık. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. gündüzü de. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. İşte ahiret yurdu. 79. rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. “Kesin delilinizi getirin” deriz. Buna göre Hz. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Sonunda onu da. 88. Mûsâ’nın kavmindendi. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. 75. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. 77. 83. Hani. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Allah’ın kendinden önceki nesillerden. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Peygamber’e. O.” Kârûn. Sonuç. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar. “Dönülecek yer”. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. Dünya hayatını arzu edenler.

4. biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. ancak kendisi için cihad etmiş olur. Allah’ın birliği. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. peygamberlik. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. Ancak O’na döndürüleceksiniz. Elif Lâm Mîm. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İman edip de salih amel işleyenler var ya.0 İnsanlar. 21. Şâyet onlar seni.” O dilediğine azap eder. 10. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. 11. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. “Allah’a inandık” derler. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. 18. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Biz insana. İnkar edenler iman edenlere. Nûh. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. dilediğine de merhamet eder. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. 7. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. O hakkıyla işitendir. İbrahim. sorguya çekileceklerdir. 15. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. 69 âyettir. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 20. adını 41. Ankebût. Eğer bilirseniz. Allah. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. bu sizin için daha hayırlıdır. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. Siz. Âyette. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Sûrede başlıca. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. yalancıları da mutlaka bilir. Andolsun. 12. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. 8. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. Yoksa kötülük yapanlar. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. ne de bir yardımcınız vardır. Her kim cihad ederse.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. . Sûre. Andolsun. bu takdirde onlara itaat etme. 6. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. 14. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. 2. O’na karşı gelmekten sakının. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. “Biz de sizinle beraberdik” derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. İnsanlardan öyleleri vardır ki. 22. 5. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır.29. Andolsun. hakkıyla bilendir. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. 13. 9. 16. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. Andolsun. 19. 17.” Onlar. örümcek demektir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. 3.

48.23. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. 39. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. 33. üzülme. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. 37. 34. 28. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. 31. onlar yüzünden tasalandı. Ancak karın başka. size indirilene de inandık. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. O. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. 32. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. mutlak güç sahibidir. 29. fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. 46. 47. ahirette de salih kimselerdendir. 41. hüküm ve hikmet sahibidir. onu yalanladı. İbrahim. 45. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. 30. Şüphesiz o. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. o. Kârûn’u. Elçiler ona. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. 24. 27. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. Hayır. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. Andolsun. insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. bize indirilene de. Allah yaptıklarınızı biliyor. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. 40. namazı da dosdoğru kıl. Andolsun biz. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. İçlerinden zulmedenler hariç. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. bu memleket halkı üzerine. Ancak karısı başka. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Barınağınız cehennem olacaktır. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. ona (İbrahim’e) iman etti. 35. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. 49.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. onların. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. Allah onlara zulmediyor değildi. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. Allah da onu ateşten kurtardı. Onlar. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Yardımcılarınız da olmayacaktır. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. “Ben. kiminiz kiminize lanet edecektir.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. 36. Kavmi. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. “Korkma. 44. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. 25. Şuayb. Onlardan suda boğduklarımız var. 43. Lût. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. 26. Çünkü namaz. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Bu. şüpheye düşerlerdi.” Bunun üzerine Lût.” . “Ama orada Lût var” dedi. (İbrahim’in) kavminin cevabı. 50. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. 38. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. 42. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır. İbrahim.” Şüphesiz biz.

Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. “Allah” diyeceklerdir. göklerde ve yerde olanları bilir. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. . eğer onlara. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. Ahiret yurduna gelince. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. Allah’a ortak koşuyorlar. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. eğer onlara. 54.0 57 Her can ölümü tadacaktır. 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. Bu âyet. 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. yahut kendisine geldiğinde. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. 60 Nice canlılar vardır ki. mutlaka. hakkıyla bilendir. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. 51.” 53. 63 Andolsun. “Allah” diyeceklerdir. 52. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. Allah onlara. O. 61 Andolsun. “Gökleri ve yeri kim yarattı. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. O hakkıyla işitendir. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. işte gerçek hayat odur. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. Sonra bize döndürüleceksiniz. 0 0 Hz. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). bizim. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. O halde ancak bana kulluk edin.

O. Önce de. 9 (Yine) onlar.5 Rumlar. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. 18. Sûre adını. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. 10 Sonra. ölüyü de diriden çıkarır. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. akşam ve yatsı vakitleriyle. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden. 20 Sizi topraktan yaratması. 19 Allah. 14 Kıyametin kopacağı gün. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah’ı tespih edin. 11 Allah. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. 60 âyettir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. diriyi ölüden çıkarır. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. çok merhametlidir. sonra da emir Allah’ındır.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur.RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. “akşama girme”yi. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. 8 Onlar. Hz. sabaha kavuştuğunuzda. ikindi vakti ile.4.3. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.0 2. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm. Allah onlara asla zulmediyor değildi.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur.30. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. 13 Onların. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. . Tefsir bilginleri. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Allah vaadinden dönmez. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi. âyetteki “gündüzün sonu”nu. işte onlar azabın içine atılacaklardır. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. sonra onu tekrar eder. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Fakat insanların çoğu bilmezler. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler. 17 Öyle ise akşama girdiğinizde. ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. başlangıçta yaratmayı yapar. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. Allah dilediğine yardım eder. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. mutlak güç sahibidir.

Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Fıtrat. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir. hüküm ve hikmet sahibidir. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. bunu kimsenin değiştiremeyeceği. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. Rablerine ortak koşuyorlar. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. 37 Allah’ın. 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır.0 0 0 0 0 Allah için zorluk. sizi yaratan. yoksula. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. Bunun sonucunda toprak. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. mutlak güç sahibidir. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. 40 Allah. Dönmeleri için Allah. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. başlangıçta yaratmayı yapan. onların ortak koştuklarından uzaktır. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Rablerine yönelerek ona dua ederler. sonra size rızık veren. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır.0 İşte bu dosdoğru dindir. Buna göre. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. Yeryüzü. ya da kolaylık söz konusu değildir. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 38 Öyle ise akrabaya. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. . verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. O’na karşı gelmekten sakının. ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. Allah katında artmaz. 29 Fakat. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. Buradaki ifade. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın. yücedir. 27 O. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. Fakat insanların çoğu bilmezler. Bu emanete. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. O. Bu. sonra onu tekrarlayacak olandır. ve yolcuya hakkını ver. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. ama yakında bileceksiniz. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. 31. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.

Kıyametin kopacağı gün suçlular. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. O hakkıyla bilendir. Sabret. hakkıyla kudret sahibidir. o ölüleri de elbette diriltecektir.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. Sen çağrını ancak. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. Andolsun. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. eğer sen onlara bir âyet getirsen. Allah rüzgarları gönderendir. Allah onları dilediği gibi. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. Rüzgarları. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. emriyle gemilerin yol alması. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. Allah’ın va’di gerçektir. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. Şüphesiz. Kim inkâr ederse. Allah. Andolsun. Allah tarafından. O dilediğini yaratır. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Allah’ın yazısına göre. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Andolsun. Şüphe yok ki. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. Onlar da bulutları harekete geçirir. Andolsun. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. size rahmetinden tattırmak. Şüphesiz. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. siz. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren. yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. Kimler de salih amel işlerse. inkâr edenler mutlaka. inkarı kendi aleyhinedir. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. sizi güçsüz olarak yaratan. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. Bu hazırlığı Allah’ın. O bunu. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. Fakat siz bilmiyordunuz. Allah. sen ölülere işittiremezsin. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir.

Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. namazı dosdoğru kılan. anne babasına iyi davranmasını emrettik. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. 6. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. “Hayır. Yeryüzüne de. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi. Kim de nankörlük ederse. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir.” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. onlara itaat etme. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur. O mutlak güç sahibidir. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.3 4 5 6 7 8. . Bana yönelenlerin yoluna uy. ve 13. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır. 233. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. âyetler. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır.0 Şüphesiz. Lokmân’dan almıştır. Hz. Sûrede başlıca. hiçbir bilgisi. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Hâris hakkında inmiştir.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. Allah onu çıkarır getirir.” “Yürüyüşünde tabii ol. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. İnsanlardan öylesi vardır ki.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor. Sonra dönüşünüz ancak banadır.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse. tevhid. 34 âyettir. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Onlar.0 Bunlar. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.31. İyiliği emret. hüküm ve hikmet sahibidir. Andolsun. elem dolu bir azabı müjdele. hikmet dolu Kitab’ın. Kötülükten alıkoy. Kendilerine. ve 7. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. övülmeye lâyıktır. Lokmân’ın oğluna öğütleri. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur.” İnsana da. zekâtı veren kimselerdir. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. müşriklerden Nadr b. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. Ona. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere. onları hiç işitmemiş gibi. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında. İşte onlar.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Nadr. Sesini alçalt. Sûre. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. peygamberlik. Dönüş banadır. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. âyetlerde anılan Hz. adını 12.” “Eğer. âyet. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa. övüngeni sevmez. zalimler açık bir sapıklık içindedirler.

Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. . Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca. arkasından yedi deniz daha ona katılsa. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. mutlaka “Allah” derler. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. rahimlerdekini bilir. Görmedin mi ki. Onları (denizde. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. Onların dönüşleri ancak bizedir. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. O. yağmuru indirir. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. Bu böyledir. hakkıyla görendir. Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. eğer onlara. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. Andolsun. hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. deniz de mürekkep olsa. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. “Hamd Allah’a mahsustur. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. son derece nankör olanlar inkar eder. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. büyüktür. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak. övülmeye layık olandır. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. onun inkarı seni üzmesin. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Şüphesiz Allah yücedir.” Fakat onların çoğu bilmezler. De ki.

” Bizim âyetlerimize ancak. 6. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. Biz de sizi unuttuk. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. “Andolsun. onlar için. Allah. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. görme ve idrak duygularını yarattı. 16. Sonra onun neslini bir öz sudan. kitaplardan. Elif Lâm Mîm. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Sûre adını. değersiz bir sudan yarattı. Kim. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. 2. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden. âyetten almıştır. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. Andolsun. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. Allah dileseydi. 30 âyettir. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. 18. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. 8. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. 21. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. 11. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. 13. 7. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. O ki. 17. sınırsız kudret makamı demektir. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. 23. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. Arş. Bismillahirrahmânirrahîm 1. gökleri ve yeri. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. insanlar da melekler gibi olur. 5. onların barınağı ateştir. 20. Sizin için işitme. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. Sizin için ondan başka hiçbir dost. İman edip salih amel işleyenlere gelince. 12. 14. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. Onlar. âlemlerin Rabbi tarafındandır. hiçbir şefaatçi yoktur. yarattığı her şeyi güzel yaptı. ahiret gününden. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. yapmakta olduklarına karşılık olarak. 22. Fakat benim. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Fasıklık edenlere gelince. kudret ve hakimiyet tahtı. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara.32. 9. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. 19. . Andolsun. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. çok merhametlidir. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. mutlak güç sahibidir. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. Hiç kimse. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. 15. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. 10. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. salih amel işleyelim. Sonra bu işler. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. 3.

28.” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. De ki. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. 25. Onlara göz de açtırılmayacaktır. .24. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. 30. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. 27. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. 26. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. “Fetih (Kıyamet) günü. 29.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

0 . “Bu (Kur’an). Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Zayıf ve güçsüz görülenler. ne de ileri geçebilirsiniz. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “Biz. Fakat insanların çoğu bilmezler. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. Peki. O gerçeği apaçık ortaya koyan. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. sen bizim dostumuzsun. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız.) Aksine O. büyüklük taslayanlara.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Onların çoğu cinlere inanıyordu. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır.” Allah’ın. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onlar değil. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. Elçilerimi yalanladılar. Zulmedenlere. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. de ki: “Şüphesiz. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. “Size hidayet geldikten sonra. onları hep birden toplayacağı. O yücedir. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir. “Bu sadece.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. sonra da meleklere. büyüklük taslayanlara. mutlak güç sahibi. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Hayır. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. Allah katında. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri.” İnkar edenler. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. De ki: “Şüphesiz. Zayıf ve güçsüz görülenler. Fakat insanların çoğu bilmezler. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Bir de. uydurulmuş bir yalandır” dediler. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. “Hayır. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. Ancak ahirete inananları. Yine. büyüktür. Ey Muhammed. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir.0 hakkıyla bilendir. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir.

” De ki: “Hak geldi. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. O her şeye hakkıyla şahittir.” Sen onları. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce). Allah için ikişer ikişer. Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Âyette. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır. O gaybleri hakkıyla bilendir. . 0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır.46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. eskiyi de geri getiremez.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. “ona inandık derler” ama onlar için. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz.” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. kuluna çok yakındır. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. Şüphesiz O hakkıyla işitendir.

Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.35. 10. Şu tatlıdır. rüzgarları gönderendir. gökleri ve yeri yaratan. 14. dilediğini hidayete erdirir. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. 2. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. ondan hiçbir şey yüklenilmez. 7. öldükten sonra dirilme. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. günahını yüklenmeye çağırırsa. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. melekleri ikişer. içimi kolaydır. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Fâtır. acıdır. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. 17. Sûre adını. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. 16. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. O yaratmada dilediğini artırır. İşte bu Allah’tır. Mülk yalnızca O’nundur. 45 âyettir. Onlar da bulutları hareket ettirir. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. mutlak güç sahibidir. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. İşte onların tuzağı boşa çıkar. yaratan. 3. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. çağırdığı kimse yakını da 12. Allah geceyi gündüzün içine sokar. O. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. Allah sizi önce topraktan. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Güzel sözler ancak ona yükselir. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. 11. susuzluğu giderir. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. 15. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. 18. övülmeye hakkıyla layık olandır. Hamd. Şu ise tuzludur. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. 5. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. (bir başkasını). Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. İki deniz aynı olmaz. çağrınızı duymazlar. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Eğer onları çağırsanız. üçer. Rabbinizdir. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. 13. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. hüküm ve hikmet sahibidir. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. bundan sonra onu gönderecek yoktur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. gündüzü de gecenin içine sokar. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. O. 4. . Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. 6. 8. 9. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. Bunları sana hiç kimse. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Günah yükü ağır olan kimse. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Allah. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. Neyi de tutarsa.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. Sûrede başlıca. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. onlar için çetin bir azap vardır. yoktan var eden demektir.

Oradaki elbiseleri de ipektir. Şüphesiz. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). Fakat onlara bir uyarıcı gelince. 34. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. İşte bu büyük lütuftur. Onları hakkıyla görür. 36. Dağlardan da beyaz. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. simsiyah taşlar da var. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. 24. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. Onlardan ortada olanlar vardır. çok bağışlayandır. Onlar cehennemde. Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. bu ancak onların nefretlerini artırdı. 37. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. halimdir (hemen cezalandırmaz. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. ancak ziyanlarını arttırır. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. 38. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. o kitaptan. gökleri ve yeri. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. 43. Onlardan kendine zulmedenler vardır. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. 32. O. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. 26. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Öyle ise tadın azabı. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. 39. Şüphesiz O. ancak sahibini kuşatır. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. olsa. 30. 33. İnkarcıların inkarı. çok bağışlayandır. Kör ile gören bir olmaz. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Oysa kötü tuzak. 29. 40. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var.” “O. Şüphesiz O. Andolsun. 35. 27. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. 31.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. 22. şükrün karşılığını verendir. Şöyle derler: “Hamd. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. 23. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. 42. Öldürülmezler ki ölsünler. Şüphesiz o. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. 28. Allah’ın kitabını okuyanlar. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. Dönüş ancak Allah’adır. Sen ancak bir uyarıcısın. Allah dilediğine işittirir. Müşrikler. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. 20. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. Onlar. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Sen ancak. . Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Şüphesiz Allah. Bize orada usanç da gelmez. 21. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.19. Allah’a karşı ancak. Adn cennetlerine girerler. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır. sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. İnsanlardan. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. mühlet verir). zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. İnkarcıların inkarı. şükrün karşılığını verendir. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Hiçbir ümmet yoktur ki. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. 41. 25. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız.

hakkıyla bilendir. . Şüphesiz O. hakkıyla kudret sahibidir. onları belirli bir süreye kadar erteliyor.44. Ne var ki. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. (gerekeni yapar). kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. kullarını hakkıyla görmektedir. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Nihayet süreleri gelince. Eğer Allah insanları. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. 45. Çünkü Allah.

Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur. 29 Sadece korkunç bir ses oldu.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. ölüleri mutlaka diriltiriz.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler. Artık onlar iman etmezler. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. öldükten sonra dirilme.” 22 “Hem ben. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. uyarmasan da onlar için birdir. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn. onunla alay ediyor olmasınlar. 10 Onları uyarsan da. Onlar. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. 83 âyettir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. vahiy. o memleket halkını örnek ver. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. 5.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. ataları uyarılmamış. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. Gelin. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. Artık görmezler. O da. hesap ve ceza konu edilmektedir.36. Hz. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı.” 19 Elçiler de. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir.3. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun.6 Kur’an. 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. 1 2. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. o halkalar çenelerine dayanmıştır. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi. Hayır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. Hani oraya elçiler gelmişti. 7 Andolsun. 9 Biz onların önlerine bir set. İndirecek de değildik. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. Sûre.4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. . inanmazlar. beni dinleyin!” 26. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. Bir anda sönüp gittiler. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler. onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. 12 Şüphesiz biz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. “Keşke kavmim. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. Antakya halkına gönderilen peygamberler.

ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. İşte bu dosdoğru yoldur. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.” 53 Sadece korkunç bir ses olur. 68 Kime uzun ömür verirsek. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 54 O gün kimseye. Bu ona yaraşmaz da. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. ne de gece gündüzü geçebilir. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. 37 Gece de onlar için bir delildir. bir kısmını da yerler. Bunları onların elleri yapmış değildir. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. şeytana kulluk etmeyin. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. “Allah’ın. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. 51 Sûra üfürülür. Elleri bize konuşur. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. hiç mi hiç zulmedilmez. Bu mutlak güç sahibi. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. Nihayet o. 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. Onlardan bir kısmı binekleridir. Bana kulluk edin. 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. ne geri dönebilirlerdi. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. 45 Onlara. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. zevk sürerler.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz.35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. tehdit edildiğiniz cehennemdir. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. Peygamberler doğru söylemişler. 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. 49 Onlar ancak. Onlar için diledikleri her şey vardır. 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. ilahlar onlara yardım edemezler. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu. Gündüzü ondan çıkarırız. ne de kurtarılırlar. 40 Ne güneş aya yetişebilir. Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi.34. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ şükretmeyecekler mi? . inkar edenler iman edenlere. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. 47 Onlara. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır).61 “Ey ademoğulları! Ben size. 57 Onlar için orada meyveler vardır.

Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki.” O. O. 0 Bu âyette. O da hemen oluverir. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir . kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. hakkıyla bilendir. hakkıyla yaratandır.77 78 79 80 81 82 83 İnsan.

(önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. Sâffât. Sûre. Onlar için sürekli bir azap da vardır.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. 8. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka. 182 âyettir. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. saf saf duranlar demektir.37. biz sizi saptırdık. Biz onu mutlaka tadacağız.4 Saf bağlayıp duranlara. “İşte bu.2. öyle değil. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. Nûh. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.” 21 Onlara. İsmail. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. birçok “Batı” oluşmaktadır. 36 “Biz. 22. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Bize haktan yana görünürdünüz. 17 ve dipnotu. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. âyet.9 Onlar. göklerin.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).0 5 O. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir. İshak. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.” 32 “Evet. siz zaten mü’min kimseler değildiniz. sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. İlyas. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. Mûsâ. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.” 16 “Gerçekten biz. 12 Hayır. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte. Âyet. meyveler vardır. 10 Ancak onlardan söz kapan olur. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). Onlar ikram gören kimselerdir. Sûrede başlıca. deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. yıldızlarla donattık. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 26 Hayır.23.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır. İbrahim.” 30 “Bizim. kendilerine. 41. 37 Hayır. O. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). 35 Çünkü onlar.3. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. hakkı getirmiş. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. . biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. 25 Onlara. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. Hârun.42 İşte onlar için belli bir rızık. sıra sıra dizilenler. meleklerden. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.

diyerek bunu inkar ettiler. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi.” Müşrikler. Andolsun. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. İbrahim. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. Sonra biz. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. “Bakar mısınız. Sanki onlar (beyazlıklarıyla). bizim mü’min kullarımızdandı. neredeyse beni de helak edecektin. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.0 O. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. Onda baş döndürme özelliği yoktur. Böyle bir ağaç olamaz”. ızdırap ve azabın sembolü idi. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. Hani o. onlardan önce.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. Andolsun.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. Böylece zakkum ağacı. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. Bak. Müşrikler. “Gerçekten biz. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Kısaca onların gözünde ölüm. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.” “Nasıl. Çünkü o. onu içmekle sarhoş da olmazlar. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. diğerlerini suda boğduk. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. elem. . Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun. ölüp yok olacaklarını. biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. Nûh bize dua edip seslenmişti.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. “Ateş ağacı yakar. Andolsun.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. “öldükten sonra yok olup gideceğiz. O yüzden. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu.43 44 45. İbrahim böyle yaparak. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler. hali ne oldu?” der. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti. Onlar. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler.

119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. “Yavrum. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. 137. 103. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti.” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.” 107 Biz. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. kendine apaçık zulmedenler de. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. 118 Onları doğru yola ilettik. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. O bana yol gösterecektir. “Babacığım. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.0 142 Böylece. ne dersin?” dedi.” Kavmi. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. . 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. 114 Andolsun. emrolunduğun şeyi yap. Düşün bakalım.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. 134. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. O da. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip. 109 İbrahim’e selam olsun. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu.126 “Yaratıcıların en güzelini. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. “Onun için bir bina yapın.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125. 130 İlyas’a selam olsun. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. 0 0 “Ba’l”.

Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. 171 Andolsun.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar.” 167. yücedir. yücedir. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Onlar elbette yalan söylüyorlar.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler.152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak.162.168. 180 Senin Rabbin. 179 (Bekle ve) gör. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. 182 Hamd.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. . Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. kudret ve şeref sahibi olan Rab. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 181 Peygamberlere selam olsun. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir.” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. elbette biz ihlâslı kullar olurduk.144 Eğer o. 161.143. Onlar da yakında görecekler. 148 Nihayet onlar iman ettiler. 147 Biz onu yüz bin. yakında onlar da görecekler. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz.

Hayır. 88 âyettir. İşte bu istenen şeydir. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla.” 27 Biz göğü.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. Allah’ın birliği. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. kazıklar sahibi0 Firavun. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler.” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Allah sözüdür). Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Süleyman. O. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. “Gidin.7. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. iki davacı grubuz. henüz azabımı tatmadılar. İshak. 18. Davûd. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Onlar. 25 Biz de bunu ona bağışladık.âyetinin dipnotuna bakınız. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Aramızda adaletle hükmet.0 O şanlı. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.38. 12.13 Onlardan önce de Nûh kavmi. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. ilahlarınıza tapmaya devam edin. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Bu ancak bir uydurmadır. Kafirler. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Onlar da pek azdır. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. İşte onlar da (böyle) gruplardı. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Sûre. Sûrede başlıca. ama artık kurtuluş zamanı değildi. . Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır. Onlar da feryat ettiler. “Korkma! Biz. Âd kavmi. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Derken Rabbinden bağışlama diledi. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İbrahim. Nefis arzusuna uyma. İsmail. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Semûd kavmi. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd. Benim ise bir tek koyunum var. Eyyüp.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun.8 İçlerinden ileri gelenler. Onun doksan dokuz koyunu var. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Hayır.

(Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. . “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. onun emrine verdik. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Orası ne kötü durak yeridir!” der. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. O ne güzel bir kuldu! O. Rabbine. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. “İşte bu bizim ihsanımızdır. Süleyman. çok bağışlayandır. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail.” O grup da. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). Hani o. Şüphesiz onlar. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. size rahat ve huzur olmasın.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. yeminini bozma.” De ki. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Biz de ona. Süleyman. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk.50 51 52 53 54 55. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. mecazi olarak. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre.33 34 35 36 37. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. bizim katımızda hayırlı. Onlar oraya girerler. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Ona asla tükenme yoktur. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. hesap günü için size vaad edilenlerdir. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Şüphesiz biz onları. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. “Ey Rabbim! Beni bağışla.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. İshak’ı ve Yakub’u da an. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. cehennem vardır. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. “Onları bana geri getirin” dedi. göklerin. Bana. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. “Bu Kur’an. Mutlak güç sahibidir.29 30 31 32. Andolsun.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an. büyük bir haberdir. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. biz Süleyman’ı imtihan ettik. “Hayır. Onların her biri iyi kimselerdi. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir.” “O. Bu bir öğüttür.” 0 Bu âyetin bu kısmı. “Gerçekten ben malı. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. İşte bunlar.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0.

” .” 71 Hani. içlerinden ihlâslı kulların hariç. çünkü sen kovuldun. “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın.” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.” 79 İblis.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. “Ben ondan daha hayırlıyım.69 “Aralarında tartıştıkları sırada. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80. onu ise çamurdan yarattın” dedi.83 İblis. Beni ateşten yarattın. 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. “Senin şerefine andolsun ki. 74 Ancak İblis eğilmedi.” 82. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). 75 Allah.” 70 “Bana ancak. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. 76 İblis.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir.

halis din yalnız Allah’ındır. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar. Allah’ın yeryüzü geniştir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz.” De ki: “Şüphesiz bana. “Biz onlara sadece. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. âyetinin dipnotuna bakınız. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. yücedir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının.) yoksa gece vakitlerinde. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Zümer. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. adını 71 ve 73. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi. Sûrede başlıca. yarattıklarından dilediğini seçerdi. İşte Rabbiniz olan Allah budur.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. kullar. (Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. Sonra ondan0 eşini var etti. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. O. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. müslümanların ilki olmam da emredildi.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. sizi bir tek nefisten yarattı. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. İyi bilin ki. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Tağut’tan0. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. O bundan uzaktır. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. âyetlerine bakınız. 75 âyettir. İyi bilin ki. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik.” “Bana. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. çok bağışlayandır. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. zümreler. gruplar demektir. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır.39. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum. o mutlak güç sahibidir. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. İşte Allah kullarını bununla korkutur. . O da size yaptıklarınızı haber verir. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. mü’minlerin cennete. secde halinde ve ayakta. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. Sûre. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi.

eğer onlara. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. 35 (Allah. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar. 29 Allah. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. kainatın düzeni bozulurdu.40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. onların çoğu bilmiyorlar. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan.. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. öğütleri. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. 23 Allah sözün en güzelini. âyetleri. Onunla dilediğini doğru yola iletir. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette. Allah vadinden dönmez. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı). Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. kendisi için girmiş olur. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. 22 Allah’ın. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. Hayır. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. “Allah”. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir.” (Enbiya sûresi. iyilik yapanların mükafatıdır. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir. her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. İşte bu. derler. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. korunma aracı olarak kullanacak olması. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Allah mutlak güç sahibi. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. “Kazandıklarınızı tadın” denir. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Ben de yapacağım. Sen onlara vekil değilsin. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Kim de saparsa. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. ancak kendi aleyhine sapar. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. 21 Görmedin mi. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. .. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim. 28 Biz onu. Âyette. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. hak olarak indirdik. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. 0 0 Âyette.” 39. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. Kim doğru yola girerse. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. ölmeyenlerinkini de uykularında alır. göğsünü İslâm’a açtığı. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese.

sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Sonra ona bir daha üflenir. yüzleri kapkara kesilmiştir.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. Sonra size yardım edilmez. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. 57 Yahut. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun.” . işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. çok bağışlayandır. 58 Yahut azabı gördüğünde. “Evet geldi” derler. O her şeye vekildir. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. “Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. yücedir. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. gaybı da. büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. 55. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah. “Allah’ın yanında. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. kişi. Çünkü O. Onlardan zulmedenler var ya. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. Hayır. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Fakat onların çoğu bilmezler. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir.” 66 Hayır. çok merhamet edendir. o bir imtihandır. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın. Artık. O. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. Onlar üzülmezler de. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin. onların ortak koştuklarından uzaktır. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. 52 Bilmediler mi ki. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. “Bu. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin.

Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir. . Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de.74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd. Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur.

Dönüş ancak O’nadır. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. bağışlayan demektir. onların babalarından.” O.” “Ey Rabbimiz! Onları da. ona rahmet etmiş olursun. Ayrıca sûre. bu görüş sağlıklı değildir. Oysa bu.0 Bu kitabın indirilmesi. Allah. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. O gün onlar ortaya çıkarlar. tövbeyi kabul eden. Mü’min inanan kimse demektir. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. Ancak O’na yönelen.3 4 5 6 7 Hâ Mîm. Benim cezalandırmam nasılmış. kâfirlerin hoşuna gitmese de. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. Firavun ailesinin.” “Onları kötülüklerden koru. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. ölüm diye nitelenmektedir. düşünüp ibret alır. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. Sûrede başlıca. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Bu tür bir ölüm. azabı ağır olan. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. Âyette geçen iki ölümden ilkinin. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. size âyetlerini gösteren. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. günahı bağışlayan. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. İşte bu büyük başarıdır. Kafirler cehennemde. iki defa da dirilttin. İki ölümden birincisi. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. “Ğâfir”. lütuf sahibi Allah tarafındandır. Âyette geçen ikinci ölümün. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.40. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır. O’ndan başka ilah yoktur. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. Bugün asla zulüm yoktur. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. âyet 56’ya aykırıdır. hakkıyla bilen. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Âyette sözü edilen mü’min. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. 58. hüküm ve hikmet sahibisin. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. Sûre. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. mutlak güç sahibi. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. sizin için gökten bir rızık indirendir. O. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. “Nasıl.” Duhân sûresinin 56. İnkar edenler var ya.. sadece kafirler için söz konusudur. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir. kendi indirir. (gördüler)! Böylece Rabbinin.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. 85 âyettir. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. Arş’ın sahibidir. adını 28. Onlara. inkâr edenler hakkındaki. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. O halde.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. . O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. âyeti bunu açıkça göstermektedir. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. dereceleri hakkıyla yükseltendir..

0 . Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. o bağrışıp çağrışma gününden. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. benim de Rabbim. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” Andolsun. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. cezası da çok şiddetlidir. azâbın en kötüsü kuşattı.” “Kim bir kötülük yaparsa.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o. Nûh kavmi. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. kadınlarını sağ bırakın” dediler.24 25 26 27 28 29 30. Şüphesiz. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince. Ben işimi Allah’a havale ediyorum.” Hâmân Firavun’un başveziridir. Kadın veya erkek. tamamen sonuçsuz kaldı. Onlar ise.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. dininizi değiştireceğinden. hakkıyla görendir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. sizi doğru yola ileteyim. Şüphesiz Allah. aşırı giden. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. onun yalancı olduğuna inanıyorum. (Öyle bir) ateş ki. Böyle iken Allah. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. ancak onun kadar ceza görür. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden.” Allah onu. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. Eğer doğru söylüyorsa. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. belki yollara. Âd kavmi.33 34 35 36. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. zayıf olanlar. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.” Mûsâ da. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. Eğer yalancı ise. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder. büyüklük taslayanlara. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. kim. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar.31 32. “Biz size uymuş kimselerdik. günahları sebebiyle onları yakaladı. Firavun’un tuzağı. yalanı kendi aleyhinedir. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Ama başımıza geldiğinde bizi. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz. Kıyametin kopacağı günde de.20 21 22 23. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. Allah kullarına asla zulmetmek istemez. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. Firavun ailesini. Daha sonra o ölünce de. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. Onlar yeryüzünde dolaşıp. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. Allah. Firavun ailesinden. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum. Şüphesiz O güçlüdür.

51 Şüphesiz ki. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. Allah bunları. hakkıyla görendir. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. (Bekçiler). senden önce de peygamberler gönderdik. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. işte böyle döndürülürler. Onlar bilecekler. sonra “alaka”dan0 yaratan.49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. o da oluverir. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. 75 Bu. sonra az bir sudan (meniden). 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. Hayır. 14. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. Günahının bağışlanmasını iste. Alak sûresi. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Sen Allah’a sığın. 55 Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir.” 61 Allah. Hamd. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. fakat insanların çoğu şükretmezler. “Evet. 79 Allah. kötü yurt da onlaradır. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. Onlar. 78 Andolsun. 53. 73. Lânet de onlaradır. 52 O gün zalimlere. göğü de binâ yapan. âyet. âyet. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler.54 Andolsun. 64 Allah. Siz pek az düşünüyorsunuz. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). bir kısmına binesiniz. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. demek ki. tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Onlardan sana anlattıklarımız da var.” 67 O. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. 0 “Alaka”. 5. 2. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir. 76 Onlara. Fakat insanların çoğu bilmezler. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. âyet. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. 71. âlemlerin Rabbine mahsustur. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. anlatmadıklarımız da var.74 Sonra onlara. Onlar da. 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. Mü’minûn sûresi. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. duânıza cevap vereyim. bunda hiç şüphe yoktur. îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. sizi (önce) topraktan. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. 68 O. getirmişti” derler. mazeretleri fayda vermez. yaşatan ve öldürendir. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. 58 Kör ile gören. biz Mûsâ’ya hidayet verdik.72 O zaman onlar. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. sonra da ateşte yakılacaklardır. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. 56 Allah’ın âyetleri hakkında. . 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. Şüphesiz Allah. İsrailoğulları’na da. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır.

Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. . Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. Fakat. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). kendilerine fayda vermedi. “Yalnız Allah’a inandık. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Azabımızı gördükleri zaman. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. Bu. Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok.80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Allah size âyetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp.

En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. 8. 21. 4. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 5. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. İşte bu. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. 7. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. . 14. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. Allah’ın düşmanlarının. İkisi de. âlemlerin Rabbidir. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım. yapmış oldukları işler hakkında. Hâ Mîm. kulakları. 20. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. ona ve yeryüzüne. 22. dört gün içinde (dört evrede). 19. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. “genişçe açıklandı” demektir. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Onlar derilerine. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. 3.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Sûrede başlıca hakka davet. onlar da. birer mecazî ifade olup.” 6. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. Sûre. 11. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. 12. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Onlar ahireti de inkar ederler. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. 15. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. batılda ısrar edenlerin uyarılması. 16. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır.41.0 Bu Kur’an. O halde sen (istediğini) yap. 54 âyettir. Derileri. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. 10. “Fussilet”. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. Onlara yardım da edilmez. Sûre. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. Bismillahirrahmânirrahîm 1.” O. kendileri aleyhine şahitlik ederler.”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. 2. gözleri ve derileri. 17. 18. Böylece onları. Onlar. Bu. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. Kulaklarımızda bir ağırlık. 9. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Lakin. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. “İsteyerek geldik” dediler. 13. gözlerinizin ve derilerinizin. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. Artık onlar işitmezler.

(Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. 37 Gece. aralarında derhal hüküm verilirdi. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar. âyet. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. 28. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler. istediğiniz her şey orada sizin için var. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz o. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). onların bu noktada çelişki içinde olduklarını. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır. Şüphesiz ki. seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak. müşrikler güneşe. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” 30. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı.” 33 Allah’a çağıran.“Onlara. 0 Âyetten. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. 41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Allah düşmanlarının cezası ateştir. 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. üzülmeyin. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. her şeye gücü hakkıyla yetendir. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. onlar için de gerçekleşti. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. hem de elem dolu bir azap sahibidir. 25. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. O hüküm ve hikmet sahibi. “İşte bu sizin. Güneşe ve aya secde etmeyin. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler). De ki: “O. onu dirilten. sonra dosdoğru olanlar var ya. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur. . hakkıyla işitendir. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz.0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. Şüphesiz o. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. Âyet. Çünkü O. hakkıyla bilendir.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz.23. onları yaratan Allah’a secde edin. size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. onda ayrılığa düşmüşlerdi. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Bir de bakarsın ki. hemen Allah’a sığın. İşte böyle.” 27. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. orada canlarınızın çektiği her şey var. gündüz. elbette ölüleri de diriltir. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. 29. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. 26. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. 43 Sana ancak.” 24.

mülk. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. hayır (mal. onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. her şeyi kuşatandır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. Andolsun. içimizden onları gören hiçbir kimse yok. Allah onlara. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. İnsan. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. Andolsun. genişlik) istemekten usanmaz. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. O. . Rabbime döndürülürsem. yıkılır. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Rabbinin. İyi bilin ki.

(Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. O. onun çabuk kopmasını isterler. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Hâ Mîm. 16. 10. 18. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. çok merhamet edendir. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. gökleri ve yeri yaratandır. O. Allah ona dilediğini seçer. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir. Mizan ölçü demektir. O. Âyetin bu kısmı. sizin işledikleriniz sizedir. Şüphesiz O. yücedir. mutlak güç sahibidir. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Melekler ise. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. İnananlar ise. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. Sen onlara vekil değilsin. . Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. Allah. Onlar için çetin bir azap vardır. bir grup ise cehennemdedir. 7. Sûre. dilediğini rızıklandırır. Size kendinizden0 eşler. Bir grup cennette. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. 6. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). 19. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. ölüleri diriltir. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum.. İyi bilin ki. Allah bizim de Rabbimiz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. aralarında hemen hüküm verilirdi. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. İbrâhim’e. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. 12.42. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. büyüktür.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. 9. 53 âyettir. 4. Rabbim Allah’tır. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. Onlar. 11. 8. 2. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Şûrâ danışma demektir. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. Allah onları daima gözetlemektedir. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. her şeyi hakkıyla bilendir.” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu sûretle sizi üretiyor. sana vahyettiğini. Fakat O. kuvvetlidir. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. sizin de Rabbinizdir. O. Dönüş de ancak O’nadır.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İşte bu. Kıyamete inanmayanlar. hakkıyla işitendir. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir. dilediğini rahmetine sokar.. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. 3. hakkıyla görendir. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. O. kendilerine bilgi geldikten sonra. adını 38. 14. Bizim işlediklerimiz bize. İyi bilin ki Allah. 5. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. 17. Allah kullarına çok lütufkârdır. çok bağışlayandır. “kendi türünüzden. 15. Onlara bir gazap vardır. 13.

Şüphesiz O. . 40 Bir kötülüğün karşılığı. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. onun iyiliğini artırırız. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. dilediğine erkek çocukları verir. Sana düşen. dilediğini yaratır. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. 29. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. onun kazancını artırırız. ona da istediğinden veririz. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. dost olandır. Şüphesiz O. zâlimleri sevmez. O’nun varlığının delillerindendir. 24. birçoğunu da affeder. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. Rabbinizin çağrısına uyun.38. O. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. O. 41 Zulme uğradıktan sonra. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). çok şükreden herkes için ibretler vardır. 21. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. O. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Dilediğine kız çocukları. dilediği zaman. Şüphesiz Allah. 35. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. O’nun varlığının delillerindendir. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. övülmeye lâyık olandır. 28. 47 Allah’tan. sürekli bir azâp içindedirler.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. aralarında yardımlaşanlar içindir. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. 23. 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı). Gökleri. 44 Allah kimi saptırırsa. O. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. O. Allah. yine de çoğunu affeder. kullarından tövbeyi kabul eden. 33. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. rahmetini her tarafa yayandır. bu dünya hayatının geçimliğidir. işleri. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. derhal aralarında hüküm verilirdi. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. Kim de dünya kazancını isterse. 26.” Kim güzel bir iş yaparsa. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. şükrün karşılığını verendir. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. 30. bir saldırıya uğradıkları zaman. sadece tebliğdir. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. Yoksa. rızkı dilediği ölçüde indirir. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. 22. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. 31. Fakat O. Şüphesiz. biz seni onlara bekçi göndermedik. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. lütfundan onlara fazlasını da verir. çok bağışlayandır. İşte bu Allah’ın. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. O. 34. Elbette bunda çok sabreden. O.20. İşte bu büyük lütuftur. Allah böyle yapar ki. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. 27. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. İyi bilin ki zâlimler. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. Kim âhiret kazancını isterse. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. Allah bâtılı yok eder. İnananlar da. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. Bu mükafat. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. Şüphesiz O. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. 32. 25.37. 36.

dişiler olmak üzere çift verir. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. . Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. yahut perde arkasından konuşur. İyi bilin ki. dilediği kimseyi de kısır yapar. her şeyi hakkıyla bilendir.50 Yahut o çocukları erkekler. Yahut bir elçi gönderip. iman nedir bilmezdin. emrimizle. izniyle ona dilediğini vahyeder. Fakat biz onu. hüküm ve hikmet sahibidir. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. bütün işler sonunda Allah’a döner. kullarımızdan dilediğimizi.53 İşte sana da. Sen kitap nedir. Şüphesiz O yücedir. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. hakkıyla gücü yetendir. Şüphesiz O. 52.

Onlar sadece yalan söylüyorlar. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. Sûrede başlıca tevhit. Sûre. “Bu bir büyüdür. Zühruf yaldız. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki. Biz de onlardan intikam aldık. 12. 89 âyettir. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. hikmetlerle doludur. 10 O. onu Arapça bir Kur’an yaptık.ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. böyle diriltileceksiniz. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. “Onları mutlak güç sahibi. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. belki dönerler diye.14 O bütün çiftleri yaratan. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. kurulduğunuzda. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. .) “Ben size. oranın şımarık zenginleri. sonra da. beni yaratana taparım. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. İşte siz de.” 28 İbrahim bunu. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. Yalanlayanların sonu. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. 25 . bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. 24 (Gönderilen uyarıcı. 16 Yoksa.43. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. iyice anlayasınız diye biz. mücevher. mutlaka. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. Biz. Allah.” 27 “Ben ancak O.13. 1 2. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. üzerlerine kurulasınız. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. Şüphesiz o. 23 İşte böyle. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki. adını 35. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. onlara. Onlar. çok yücedir. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi.

Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. Peygamber’e yakıştıramıyor. Artık o. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. İsa. onun ayrılmaz dostudur. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. şu zavallı. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Sağırlara sen mi duyuracaksın. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. Rabbinin katında ahiret ise. sadece. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Kim. Muğîre’ye. Yahut da.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. Bütün bunlar. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. onlardan intikam alırız. Onları. ondan hesaba çekileceksiniz. Eğer dileseydik. bu doğru bir yoldur. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. Bütün bunlar. arkadaşına. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. bir de bakmışsın. yahut Tâif’li Urve b. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. . bizim onlara gücümüz yeter. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl.0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. Onlara. onları azaba uğrattık. Kur’an’ın. Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü zulmettiniz. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. derece derece üstün kıldık. Şüphesiz bu Kur’an. Birbirlerine iş gördürmeleri için. Sonunda bize geldiğinde. Müşrikler. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. Rabbinin rahmeti. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. hepsini suda boğduk. bana uyun. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. peygamberliği. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. sonradan gelecek inkârcılara. bizim için Rabbine dua et. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Doğru yola dönsünler diye. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. yoksa İsa mı?” dediler.

Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. yerde de ilah olandır. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. onlardan yersiniz. benim de Rabbim. hakkıyla bilendir. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. Öyle ise. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler.” 64 Şüphesiz Allah.63 İsa. Fakat onlar. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. onların nitelendirmelerinden uzaktır. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. dostlar birbirine düşman olurlar. 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır.” O da. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. sizin de Rabbinizdir. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil. . 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. 83 Bırak onları. Arş’ın da Rabbi olan Allah. Onlar azap içinde ümitsizdirler. 76 Biz onlara zulmetmedik.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. 78 Andolsun. 68. 85 Göklerin. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. 84 O. O hüküm ve hikmet sahibidir. 72 İşte. kendileri zâlim idiler. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. 73 Orada sizin için bol bol meyve var. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. “Allah” derler. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. işte bu doğru bir yoldur. halbuki bunun farkında değillerdir. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in). gökte de ilâh olandır. 87 Andolsun. 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. Yakında bilecekler. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak.” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. siz üzülmeyeceksiniz de. Öyleyse O’na kulluk edin.

Kur’an’ın indirilişi. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. Duhan. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim. göklerin. O hakkıyla işitendir. 34. yeri ve bunlar arasında bulunanları.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. elem dolu bir azaptır. Firavun’dan kurtardık. 16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. 17 Andolsun. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. gökleri. duman demektir. Mûsâ’ya. 11 (O duman) insanları bürür.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. önceki atalarınızın da Rabbidir. 12 İnsanlar. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. 10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle. Kureyş’in Hz. benim de Rabbim. öldürür. 9 Fakat onlar. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. âyet.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın. çünkü takip edileceksiniz. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. 59 âyettir. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Bu. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. 4. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Peygamberi yalanlaması. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. . 1 2. beni taşlamanızdan. Sûrede başlıca. onlara mühlet de verilmedi. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. “Tübba”.5.” 24 “Denizi açık halde bırak. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir. nice pınarlar bıraktılar. Yaşatır. 30. sizin de Rabbiniz. onları. Yemen hükümdarlarına verilen addır. 32 Andolsun. O. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. Biz diriltilecek değiliz.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. âyetinde açıkça belirtilmiştir. haddi aşanlardan bir zorba idi.” 20 “Şüphesiz ki ben. eğlenmek için yaratmadık.6. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. 26 Nice ekinler. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. Rabbinden. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre.44. 25 Onlar geride nice bahçeler. 38 Biz. hakkıyla bilendir. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. Sûre. çünkü biz artık inanıyoruz” derler. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. Şuarâ sûresi. Çünkü o.35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. âyet. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın.31 Andolsun. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. 33 Onlara. bu bir deli!” dediler. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. siz de yine eski halinize döneceksiniz. Bu âyette Hz. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. müşriklerin ona karşı tutumu.” 37 Bunlar mı daha hayırlı. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır.

Allah onları cehennem azabından korumuştur. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu. çok merhamet edendir. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. Kendilerine yardım da edilmez. Şüphesiz. zakkum ağacı. düşünüp öğüt alsınlar. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir. . 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün. hüküm günü. Ama onların çoğu bilmiyorlar. İşte bu büyük başarıdır.46 O. 54 İşte böyle. maden eriyiği gibidir. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. onlar da beklemektedirler. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. 43.44 Şüphesiz. cehennemin ortasına sürükleyin. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. Yalnız. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. 45. günahkarların yemeğidir. 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. Hâ Mîm. 8. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. 22. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. Andolsun biz. Allah’ın âyetleridir. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Onlara zulm edilmez. 2. Sûrede başlıca. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. gökleri ve yeri. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. mutlak güç sahibi. 15. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. 5. 7. 10. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği. kendilerini. İnananlara söyle. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Nefsinin arzusunu ilah edinen. 12. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. 20. 19.0 Kitab’ın indirilişi. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. 4.45. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. 14. adını 28. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. içinde gemilerin. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. 18. 21. emriyle akıp gitmesi. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. İsrailoğullarına kitap. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. Sûre. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. 16. Sen ona uy. Çünkü onlar. Allah’ın. 13. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Şüphesiz. Bu Kur’an. hükümranlık ve peygamberlik verdik. İşte bunlar. Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. 6. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. diz üstü çöken demektir. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. 3. hak ve hikmete uygun olarak. göklerde ve yerde. Yoksa kötülük işleyenler. Câsiye. Kur’an’ın indirilmesi. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. 37 âyettir. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. 23. 0 . 17. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. 11. aralarında hüküm verecektir. Allah. 9. Şüphesiz Rabbin. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir.

” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. 28. Hamd. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise. 33. 31. Bizi ancak zaman yok eder. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. 27. . De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Kıyamet kopacağı gün. Allah’ın va’di gerçektir. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey.” “Bunun sebebi. size karşı gerçeği söylüyor. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. 30. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. 32. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. İşte bu apaçık başarıdır. 34. sadece zannediyoruz. 37. kendilerini kuşatıvermiştir. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. Yardımcılarınız da yoktur. Ölürüz ve yaşarız. O. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. 36. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz.24. hüküm ve hikmet sahibidir. 29. Rableri onları rahmetine sokacaktır.” İşte kitabımız. 26. 35. Sonra sizi öldürecek.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. bu gün biz de sizi unutuyoruz. mutlak güç sahibidir. 25. ama insanların çoğu bilmezler. Barınağınız ateştir. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi.

Ahkâf. orada sürekli kalacaklardır.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. 12. Hz. 6. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. âyet. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. 2. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. Hâ Mîm. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım. Mü’min sûresi.” İnkâr edenler. çok bağışlayandır. sizin. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Sûre.” İşte.46. O. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. 18. Bismillahirrahmânirrahîm 1. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. adını 21. 17. Yoksa. Hicr sûresi âyet 10.0 Kitab’ın indirilişi. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Neslimi de salih kimseler yap. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. apaçık bir büyüdür” dediler. Biz. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. âyet. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim. Nahl sûresi. Şüphesiz ben sana döndüm. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. gökleri. Onunla doğru yolu bulamadıkları için. 8. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. Bu ise. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. “Yazıklar olsun sana! İman et. Âyetin bu kısmı. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. inananlar için. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. 7. 14. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 3. 78. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. mutlak güç sahibi. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. “Bu. onlar üzülmeyecekler de.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. âyet. Onlar cennetliklerdir. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. Nihayet olgunluk çağına gelip. Âl-i İmrân sûresi. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. Yapmakta olduklarına karşılık. 4. onlar onu kabulde. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. 10. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. bizi geçemezlerdi” dediler. İşte onlar. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. Bu. 11. 16. 144. 5.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 43. 13. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. Allah’ı bırakıp da. 9.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. İnkar edenler ise. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. âyet. Anne ve babasına. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. 47. düşünmeden “Bu. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. bunların tapınmalarından habersizdirler.Peygamber’in. 15. 35 âyettir. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. o da. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. . hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. çok merhamet edendir.

Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. 31. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. Onlar. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. Kendilerine kulaklar. Hani Ahkâf’taki kavmini. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. Hûd. “Bu gerçek değil miymiş?” denir.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. Andolsun. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. “O. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Bu bir duyurudur. kendinden önceki kitapları doğrulayan. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. 29. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. Ben size. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. 32. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. 27. 28. 30. İşte biz. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. 21. Mûsâ’dan sonra indirilen. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 23. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. 25. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.19. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. 20.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. onların zevkini sürdünüz. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. gözler ve kalpler vermiştik. 35. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. 26. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. Onlar için acele etme. 33. 22. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. “Ancak Allah’a ibadet edin. Andolsun. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. 34. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlar ise.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Allah. “Hayır. ona iman edin ki. “Evet. Hûd. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. onun huzuruna gelince0 birbirlerine. 24. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. . Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün. Onlar. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. “Susun!” dediler. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. Fakat kulakları.

biz onları helak ettik. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. 2. 4. 10. 14. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Hem kendinin.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. 8. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Bu. Allah’ın inananların yardımcısı olması. 7. diye de anılmaktadır. inkâr edenlerin ise.MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. ikinci âyette geçen adından almıştır. Onlar yeryüzünde dolaşıp. onları yerle bir etmiştir. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. Allah yolunda öldürülenlere gelince. Sûre. onların işlerini boşa çıkarmıştır. adını Peygamber Efendimizin. inanıp salih ameller işleyenleri. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Onları. dinini uygularsanız). ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. İşte bunlar. Rablerinden de bağışlama vardır.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Bu. esirler. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. 19. İnkâr edenlere gelince. içinde kalacağınız yeri de bilir. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Onların kalacakları yer ateştir. 13. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. tadı değişmeyen süt ırmakları. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. “Az önce ne söyledi?” derler. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. 18. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. 6. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. Bu cennetliklerin durumu. İşte Allah. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. yeryüzünde savaşın sona ermesi. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. 15. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. Allah onların hidayetini artırır. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. Hidayete erenlere gelince.47. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. 17. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. 12. savaş. Bu. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. Şüphesiz Allah. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. ortadan kalkması da olabilir. 11. 9. 16. . 38 âyettir. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). yıkım onlara! Allah. 3. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). Allah’ın. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. 5. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri.

Sakın za’f göstermeyin. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. 37. 25. İnkâr edenler. gözlerini kör ettiği kimselerdir. 23. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. kalplerinde hastalık olanların. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız. Allah yolundan alıkoyan. “Demek.. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. 32. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. içinizden. . 0 Âyetin baş tarafı. O da onlara pek yakındır. Melekler. Amellerinizi boşa çıkarmayın. münafıkların. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Yoksa. siz ise fakirsiniz. Allah’ın lânetleyip. sen onları yüzlerinden tanırdın. Peygamber’e itaat edin. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. 27. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. onları sana gösterirdik de. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. İşte sizler. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. İnananlar. 26. 35.. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. 36. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. cimrilik ederdiniz.” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. elbette kendileri için daha iyi olurdu. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. 29. Allah sizinle beraberdir. Allah. Bu. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. 31. 24. Demek. başa geçtiğinizde. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Andolsun. 22. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. onların amellerini boşa çıkaracaktır. konuşma tarzlarından da tanırsın. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. 21. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri. kulaklarını sağır. Andolsun. öyle mi? İşte bunlar. İnkâr eden. Allah yaptıklarınızı bilir. 33. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. sen onları. 30. 38. 34. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. 28. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın.20. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu.

48. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. onlar pek az anlarlar. 6 Bir de. adını 1. sana olan nimetini tamamlasın. Hudeybiye’de müslümanların. O. “Bîat”. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. 1 2. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız.” Onlar. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. dilediğini bağışlar. Âyette sözü edilen fetih. 15 Savaştan geri bırakılanlar. Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Hz. Gönüllerinde olanı bilmiş. Sûre. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik. Allah çok bağışlayandır. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında. inanan erkek ve kadınları. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. içlerinden ırmaklar akan. Hayır. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. onu elem dolu bir azaba uğratır. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. 18. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. el tutuşup söz vermek demektir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. 18 ve 27. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. hastaya güçlük yoktur.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Allah büyük bir mükâfat verecektir. onların kötülüklerini örtmesi içindir. inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. şanlı bir zaferle yardım etsin. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. Allah onu. Kim de yüz çevirirse. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. hüküm ve hikmet sahibidir. siz ganimetleri almaya giderken. 29 âyettir. hicretin altıncı yılında Hz. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse. 5 Bütün bunlar Allah’ın. onlara huzur. Sûrede başlıca.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. 4 O. Allah’ın. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. 9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Bu. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse.19 Şüphesiz Allah.” 17 Köre güçlük yoktur. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. Âyette. İşte bu. dilediğine ceza verir. Allah mutlak güç sahibidir. cihad. . Allah önceden böyle buyurmuştur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah katında büyük bir başarıdır. ona yardım edesiniz. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. çok merhamet edendir. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık.0 Ta ki Allah. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. şüphesiz biz.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. topala güçlük yoktur. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Allah hakkıyla bilendir.

Eğer. sizin ellerinizi onlardan çekendir. fakat Allah’ın. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. inkârcılara karşı çetin. İşte bu. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Şahit olarak Allah yeter. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. Allah ise. Allah. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). kalınlaşmış. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. sonra da ne bir dost. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onlar. Allah dilerse. rükû ve secde halinde. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. O. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). onların ellerini sizden. Henüz elde edemediğiniz. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. sizi de doğru bir yola iletsin. (Allah böyle yaptı) ki. gövdesi üzerine dikilmiş. Eğer. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Hani inkar edenler kalplerine taassubu. Mekke’nin göbeğinde. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. bunlar mü’minler için bir delil olsun. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. Allah. Muhammed. . inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Allah’ın Resülüdür.0 O. Onların. Onunla beraber olanlar. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). arkalarını dönüp kaçarlar. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. onu kuvvetlendirmiş. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. birbirlerine karşı da merhametlidirler. Allah. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. Allah. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. Andolsun.

Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. Birbirinize bağırdığınız gibi. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. mü’minlerin. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. hakkıyla bilendir. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Allah çok bağışlayandır. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. Allah’ın. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah’a ve Peygamberine inanan. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. gerek Hz. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. 18 âyettir. Allah. 15. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Çünkü Allah. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. De ki: “İman etmediniz. Bu cümle. 14. Birbirinizi karalamayın. Ey iman edenler! Seslerinizi. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. hakkıyla haberdâr olandır. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. “Fakat İslâm’a girdik. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. 3.” 10. Allah katında en değerli olanınız. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. 9. Mü’minler ancak kardeştirler. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın.0 Onlar. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. 16. âdaletli davrananları sever.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Bilin ki. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. Bedevîler “İman ettik” dediler. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. 5. sıkıntıya düşerdiniz. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. Fakat Allah. . Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Allah.” İman edenler ancak. Bismillahirrahmânirrahîm 1.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. Allah’a karşı gelmekten sakının. inkârı. çok merhamet edendir. Burada Hz. 8. her şeyi hakkıyla bilendir. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. 13. 11. Hucurât odalar demektir. çok merhamet edendir. 7.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. (Öyle ise. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse. Allah. Eğer o. birçok işlerde size uysaydı. çok merhamet edendir. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. 6. sonra şüpheye düşmeyen. 12. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Allah hakkıyla bilendir. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. elbette kendileri için daha iyi olurdu. Sûrede başlıca. 4. Peygambere karşı. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Şüphesiz. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. Ey insanlar! Şüphe yok ki. çok bağışlayandır.49. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. 2. Sûre. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Allah hakkıyla işitendir. “iman ettik” demeyin.

Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 18. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. . göklerin ve yerin gaybını bilir.17. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor. Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar.” Şüphesiz Allah.

hayrı hep engelleyen.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım.13. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar. akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.10. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. Lût’un kardeşleri. O da. Artık onlar kararsız bir haldedirler.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır. 9. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.14 Onlardan önce Nûh kavmi. 8 Bütün bunlar. .11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). Şimdi gaflet perdeni açtık. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik.” 30 O gün Cehenneme. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. Âd ve Firavun.” 24. artık bugün gözün keskindir” (denir. Eykeliler. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. “daha var mı?” der. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. tehdidin gerçekleşeceği gündür. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım. biri insanın sağ tarafında. Yemen Hükümdarına verilen addır. Res halkı ve Semûd kavmi. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. Allah’ın birliğinin delilleri. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. (hakka karşı) inatçı. 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. “Doldun mu?” deriz. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. 19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. 16 Andolsun. 1. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. "Tübba".” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. İşte bu. toprağın. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. 12.” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Sûre. “İşte bu. 45 âyettir.50. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. Peygamberlik. 17 Üstelik. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. uğradıkları azaplar konu edilmektedir. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin.

(kabirlerden) çıkış günüdür. 39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de. 44 O gün yer. 36 Biz onlardan önce.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. bir sonraki 40. onun emrini gözeten için. her tövbe eden. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. O.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. 0 Bu âyette sabah. gökleri. Bize bir yorgunluk da dokunmadı. Katımızda daha fazlası da vardır. ebedilik günüdür. İşte bu. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu. 38 Andolsun. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar.” 34 “Oraya esenlikle girin. . Dönüş de ancak bizedir. İşte bu. (hesap için) bir toplamadır. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. âyette ise. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. O halde sen. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. Bu. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. onlara karşı bir zorba değilsin. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.32. 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. bize göre kolaydır. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. Sen. (o sese) kulak ver.

30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. 37 Orada.6 Tozutup savuranlara. Sûre. . O da “Size de selâm olsun. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. 27 Onu önlerine koydu. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. hakkıyla bilendir.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. 10.0 7. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. “Yemez misiniz?” dedi. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. 60 âyettir. kolaylıkla akanlara.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 20.3. üzerlerine çamurdan. muhakkak siz. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. Şüphesiz O. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. 13. sizin konuşmanız gibi gerçektir. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır. iş bölüştürenlere andolsun ki.16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır.4. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. 0 Âyetlerde rüzgar. Bismillahirrahmânirrahîm 1.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Onlar. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. öldükten sonra hesap için toplanma. inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. mü’minlere verilecek mükafatlar. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar.” demiş. 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. esip savuran rüzgarlar demektir. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar).5. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. mutlaka onu kül ediyordu. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. 17 Geceleri pek az uyurlardı. kendini kınıyordu. 43 Semûd kavminde de ibretler vardır.” 15.2. hüküm ve hikmet sahibidir. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. Sûrede başlıca. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip.51. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. Zâriyât. 45 Artık. size vaad olunan şey elbette doğrudur. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. O ise (pişman olmuş). ağırlık taşıyanlara.33. 32.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine). (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. bulutlar. Hani onlara.

Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. onlar azgın bir topluluktur. Gerçekten ben. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. . Sen yine de öğüt ver. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. çok kuvvetlidir. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. O halde Allah’a koşun. Şüphesiz Allah rızık verendir. Artık kınanacak değilsin. Biz ne güzel döşeyiciyiz. Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. onlardan bir rızık istemiyorum. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Onun için. Şüphesiz ben. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. Ben cinleri ve insanları. modern astrofizikte gündemde bulunan.0 Yeri de biz döşedik. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Artık azabımı acele istemesinler. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Bu bakış açısı.“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar. onlardan yüz çevir. size. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. güçlüdür. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler.

Tûr. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. âyetinin dipnotuna bakınız . Enfâl sûresinin 30. sen öğüt ver. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. 11. sen ne bir kâhinsin. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. Sûre.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. Burada Hz.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. Şüphesiz O iyilik edendir. çok merhametlidir. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. “Bekleyin. onlara.5. 10 Dağlar yürüdükçe yürür. İster dayanın.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz.4. yükseltilmiş tavana (göğe). adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır.2. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. Sûrede başlıca. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. Biz.” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. kâfirlerin karşılaşacakları ceza. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki. 23 Orada.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında. dağ demektir. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. 37 Yoksa. Rabbinin nimeti sayesinde. 24 Hizmetlerine verilmiş. ne de bir deli. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık.12 İşte o gün. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler.7 Tûr’a. “Beyt-i Ma’mur”a0. 30 Yoksa onlar. kabaran denize andolsun ki. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa. “O bir şairdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor. biz onların nesillerini kendilerine kattık. 19. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. yahut Kâ’be kastedilmektedir.” 17. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. ister dayanmayın. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.” 29 (Ey Muhammed!) O halde. onlar kesin olarak inanmıyorlar.3. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. Müşrikler.” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı. Bismillahirrahmânirrahîm 1. ahiret halleri.52. onun. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir. kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri. sizin için birdir. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba. 49 âyettir. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa.6. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. (içilince) boş söz söyletmeyen.20 Onlara. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği. Konu için ayrıca. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya.

Rabbinin hükmüne sabret.0 Fakat onların çoğu bilmezler. Gökten düşmekte olan parçalar görseler. onların ortak koştuklarından uzaktır. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. “Bunlar. Tefsir bilginleri. . müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak. 0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. “kabir azabı” yahut “Bedir’de.

Şüphesiz Rabbin. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Andolsun ki. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. Necm. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa. 19. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. Ahiret de dünya da Allah’ındır.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. 31 Göklerdeki her şey. Sizi.53. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği.0 18 Andolsun. o. 33. Uzzâ ve Menât. O. 62 âyettir. Âyette müşriklerin. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. Çünkü O. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. Şüphesiz zan. Onlar sadece zanna uyuyorlar. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki. Âyette müşriklerin. 11 Kalp. o. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız).NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. ufak tefek kusurları dışında.34 Şimdi yüz çevireni. yıldız demektir. Sûre.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. kendilerine. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. en iyi bilendir. bağışlaması çok geniş olandır. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. ancak Allah’ın izniyle. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri.6. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. Allah. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. üstün güçlere sahip. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. nefis arzusu ile konuşmaz. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. (Kur’an’ı) ona. 32 Onlar. yahut daha az oldu. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. hidayete ereni de daha iyi bilir. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. 27) kınanmakta. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. O. yerdeki her şey Allah’ındır. Sûrede başlıca. 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. meleklere dişi isimleri veriyorlar. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. . müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. Allah’a. O.2 3 4 5. Lât. yolundan sapanı daha iyi bilir. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın.

Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr. 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. altı üstüne getirilmiş demektir. 45. (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır.54 O.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. “Şi’râ’nın Rabbidir.51 Şüphesiz O. önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. “Mu’tefike”.60.46 Şüphesiz O iki eşi. 59. . erkeği ve dişiyi. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır. başkasının günah yükünü yüklenmez. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir.36. 0 0 “Şı’râ”. 49 Şüphesiz O. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır. başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır.37 Yoksa. 48 Şüphesiz O. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.0 50. 53. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Halbuki her iş. Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. nefislerinin arzularına uydular. “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz.” 29 Derken. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz. Kamer. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.54. Sûre. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Şimdi onları gözetle ve sabret. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır. (gördüler)! 22 Andolsun biz. 10 O da Rabbine. 55 âyettir. 4 Andolsun. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o. adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. “Bu zor bir gün” derler. 37 Andolsun. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Kur’an’ı yalanlayanlar. 15 Andolsun. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. onlar. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz. biz Kur’anı. 5 Bu haberler.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını.” 28 “Onlara. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. Peygamberi yalanladılar. düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. ay demektir. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Bazı müfessirlere göre ise. Onlar. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne. Yalnız Lût’un ailesi başka.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız. 14 Gemi. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre.0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.7 O halde sen de onlardan yüz çevir. 36 Andolsun. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. . Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. yardım et” diye dua etti. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım. bildir. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. şımarığın biridir. onlara bir imtihan olmak üzere. Sûrede ana fikir olarak. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. yalancının. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. “Ayın yarılması” Hz. o dişi deveyi göndereceğiz. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. 32 Andolsun. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz.

doğruluk meclisindedirler. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. . Gerçekten biz. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. ırmak başlarındadırlar. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Küçük. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. Muktedir bir hükümdarın katında. Emrimiz ancak bir tek emirdir. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine. Andolsun. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. kıyamet. biz sizin gibileri hep helak ettik.) Andolsun. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar. Hayır. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. büyük her şey satır satır yazılmıştır. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun.

birbirine geçip karışmıyorlar.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. O halde. .RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. hoş kokulu bitkiler vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. Allah yeri yaratıklar için var etti. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. O halde. O halde. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. birbirine kavuşuyorlar.55. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. âyet. teraziyi eksik tutmayın. O halde. ey cinler ve insanlar! O halde. İnsanı yarattı. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. Sûre. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. (her şeyi) O’ndan isterler. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. âyet. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. O halde. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. O halde. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. Allah’ın nimetleri. bir başka yerde batmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda. O halde. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı. (Bakınız Saffât sûresi. 53. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. O. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Tartıyı adaletle yapın. Sûrede başlıca. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. 5 ve dipnotu. O halde. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır.0 O halde. Yapraklı taneler. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. Ölçüde haddi aşmayın. birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. ne cine günahı sorulmayacak.0 O halde. 78 âyettir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı.

Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. yüzleri güzel dilberler vardır. Onlar. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. meyveler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. O halde. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. O halde. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. O halde. . O halde. hurma ve nar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. (nimetlenirler). O halde. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar. çadırlara kapanmış hurilerdir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. O halde. yalnız iyiliktir. cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. O halde. O halde.

) 25 Orada ne boş bir söz. 26 Sadece “selam!”. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.43. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Sûre.56. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince. 3. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.19.” 51.33. onların etrafında. Bu âyet. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”. 13. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. bir çoğu da sonrakilerdendir. (kimini) yükseltir. 45 Çünkü onlar. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 15. (kimini) alçaltır. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. 22.21 Ebediyen genç kalan uşaklar. Vâkı’a. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. Bu âyet.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için. adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır.32.18. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten. 17.14 Onların çoğu öncekilerden.5. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. ne mutlu kimselerdir!0 28. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49. 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya.34 (Onlar).50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler. şeklinde de tercüme edilebilir. Naîm cennetlerindedirler.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında. “selam!” sözünü işitirler.30. ne mutsuz kimselerdir!0 10.6. ne de günaha sokan bir şey işitirler. azı da sonrakilerdendir.16 Onlar.20.52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. . Kur’an. yayılmış sürekli bir gölgede. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. gerçekleşen. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. 27 Ahiret mutluluğuna erenler. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. 12 Onlar. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. meydana gelen olay demektir. 39.. 96 âyettir.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. “Amel defterleri soldan verilenler var ya.37. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır. çağlayan bir su başında.4. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri. O. ibrikleri ve kadehleri. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir.44 Onlar. iri gözlü huriler de vardır.23 Onlar için saklı inciler gibi. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı.29. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42. Sûrede başlıca.40 Bunların birçoğu öncekilerden.31. zakkumdan yiyeceksiniz. 36. Burada kıyameti ifade etmektedir. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.

.56 57 58 59 60. O halde.87 88. ona rahatlık. O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz. Ona. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. Fakat siz göremezsiniz. Şimdi siz. ancak tertemiz olanlar dokunabilir. O halde şükretseydiniz ya!.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.89 90. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).76 77 78 79 80 81. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız.. Korunmuş bir kitaptadır. yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. elbette değerli bir Kur’an’dır. Biz ise ona sizden daha yakınız.91 92. Andolsun. Bir de cehenneme atılma vardır. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. Ama haktan sapan yalancılardan ise. kendisine. kesin gerçektir. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise. gerçekten bu. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. Sizi biz yarattık. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. büyük bir yemindirO. Şüphesiz bu.82 83 84 85 86. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik.93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. -eğer bilirseniz. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz.

bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. Arş.0 8. “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. fakat siz kendinizi yaktınız.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. O. sizi. O. 14. O sizinle beraberdir. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır.” İşte bu büyük başarıdır. üzerinden uzun zaman geçen. Şüphesiz Allah. Zâhir ve Bâtın’dır. size karşı çok esirgeyici. Düşünesiniz diye gerçekten. mahiyetini kavrayamaması demektir. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. Bugün artık ne sizden. Bunun iç tarafında rahmet. (Allah yolunda) harcayın. mutlak güç sahibidir. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. Peygamber. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği. hüküm ve hikmet sahibidir. gündüzü de geceye sokar. O. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. iman edenlere. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir. 29 âyettir. önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan. Âyetin bu kısmı. 7. kudret ve hakimiyet tahtı. ilk ve sondur. “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. varlığına delalet eden delillerle açık olması. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.” 15. 5. adını 25.Münafık erkeklerle münafık kadınların. Barınağınız ateştir. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). Allah’ın insana emanetidir. 9. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. öldürür. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 13. Hadîd. 11. . fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı.Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir.0 O. 17. demir demektir. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Size yaraşan odur. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Nerede olsanız. 4. Allah da onu kendisine kat kat ödesin. 10. 12. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet.Bilin ki Allah. İçinizden.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. 3. O. 6. oraya yükseleni bilir. (diğerleri ile) bir değildir. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Sûrede başlıca. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. her şeyi hakkıyla bilendir. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. sonra Arş’a0 kurulandır. gökten ineni. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. Yere gireni. Onların derecesi. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı. onlar için büyük bir mükafat vardır. Diriltir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Size ne oluyor da. Sûre. çok merhametlidir. şüphe ettiniz. O.57. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. size âyetleri açıkladık. ondan çıkanı. Bütün işler ancak ona döndürülür. 2. sınırsız kudret makamı demektir. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir. Geceyi gündüze sokar.

Onlardan kimi doğru yola ermiştir. size rahmetinden iki kat pay versin. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Allah çok bağışlayıcıdır. bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.18. işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. biz onu onlara farz kılmamıştık. işte onlar cehennemliklerdir. gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak. uygulayanlara da “ruhban” adı verilir. . İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa0 gelince.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki. Allah büyük lütuf sahibidir. size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın.Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. gökle yerin genişliği kadar olan. bir yaşayış biçimi olarak. Zamanla. 19. 22. bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir. dünya hayatı ancak bir oyun. 29. çok merhamet edicidir. aldanış metaından başka bir şey değildir. Allah’a göre kolaydır. (verdikleri) onlara kat kat ödenir. zengindir. mutlak güç sahibidir. Şüphesiz bu. biz onu yaratmadan önce. kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. 0 Ruhbanlık. Ruhbanlığı Hristiyanlar icad etmişlerdir. biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki. İsa’dan sonra. 28.Bilin ki. 20. Allah büyük lütuf sahibidir. 25.Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.Bunları açıkladık ki. Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya. ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. İşte bu. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik.) Çünkü Allah. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya. Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. övülmeye lâyıktır. 21. Onların mükafatları ve nurları vardır.Andolsun.Andolsun. Onu dilediğine verir. Sonra da çer çöp olur. çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. (Nihayet hepsi yok olur gider). 24. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Dünya hayatı. Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun. 27. insanlar adaleti yerine getirsinler. bir süs. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. aranızda karşılıklı bir övünme. Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Allah’ın lütfudur. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir. 26. kitap ehli.Ey iman edenler. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki. onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Allah’ın elinde olduğunu. Hz. Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. bir eğlence. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. 23.

Onların anaları ancak. “Meclislerde yer açın” denildiği zaman açın ki. 0 0 “Zıhar”. kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Kim (köle azat etme imkanı) bulamazsa. bir köle azat etmelidirler. düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. “Sen bana anamın sırtı gibisin”. zıhar keffareti gibi bazı dînî hükümler ile birtakım görgü kuralları ve mü’minlerin inanmayanlara karşı takınmaları gereken tavır konu edilmektedir. sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. 13. Gizlice konuşmaktan menedilip de. “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. çok merhamet edendir. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Peygamberle de tartışmıştı. çok bağışlayıcıdır. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. günah. münakaşa etmek. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Allah