1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. Halbuki onlar.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. Halbuki o iki melek. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. Onlara. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. Bundan sonraki âyetler. “Bize de bak”. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. “Dinledik. meleklerine. Yahudilerin Hz. tarihleri boyunca. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. Andolsun. onları öldürmüşler. önceki kitapları doğrulayıcı. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. Onlar. Hz. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz. Öyle değil. peygamberlerine. “Râinâ (Bizi gözet)”. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Âyette. mü’minlerden. diyorlardı. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı.” Her kim Allah’a. âyetine bakınız. karşı geldik”0 demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Onlara. Kafirler için acıklı bir azap vardır. biz sana apaçık âyetler indirdik. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Andolsun. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. yaşamaya. bilsin ki o.0 0 0 0 Yahudiler. Fakat şeytanlar. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler. onlara işkence etmişler. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. bütün insanlardan. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin. âyetine bakınız. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. Keşke bilselerdi. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. Bu yüzden pek az iman ederler. Allah’ın izni ile Kur’an’ı.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. O sebeple âyet. Hani. 6 . Allah onların bütün işlediklerini görür. Sahabiler. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. De ki. sen onların. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. Oysa. Onların her biri bin yıl yaşamak ister.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona. Andolsun. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. “Bizi de gözet” anlamındaki. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar. “Râinâ” yerine yine. ona kulak verin” demiştik.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki.

ahirette de büyük bir azap vardır. ne bir yardımcı vardır.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. bunların dedikleri gibi demişti.” Sana gelen ilimden sonra.25) >25 işte oradadır. 0 0 0 0 İhsan. İşte bunlar ona inanırlar. Şüphesiz biz seni hak ile. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. “Allah bizimle konuşsa. (Bakınız: Tevbe sûresi. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. büyük lütuf sahibidir. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse. Allah’ın yüzü” ifadesi. ya Rabbi!)” demişti. Onu inkar edenlere gelince. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. o artık doğru yoldan sapmış olur. “Allah. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar. ne de bir yardımcı vardır. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Doğu da. 30. O. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Siz şimdilik. Âyetteki “Kitap” ile Hz. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. lütfu geniş olandır. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. Şüphesiz Allah. diyorlardı.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. Sen dinlerine uymadıkça. zekâtı verin. Kitap ehlinden bir çoğu. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi.” İbrahim de. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Bunlar için dünyada rezillik. Hepsi O’na boyun eğmiştir.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Allah’tan sana ne bir dost. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. bilmiş ol ki. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. Hz. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın.” Hayır. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. İki kitaptan her biri.0 O. Namazı dosdoğru kılın. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. Yahudiler. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. bundan uzaktır. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. Biz âyetleri. Bilmeyenler. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Bir de. Artık onlara korku yoktur. onu gereği gibi okurlar. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. rızası ve nimeti” demektir. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. “Soyumdan da (önderler yap. Bu. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. Allah katında onu bulursunuz. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. hoşgörün. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. hiç kimseden fidye alınmayacağı. mecazi bir anlatım olup. gücü her şeye hakkıyla yetendir. o da hemen oluverir. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Kul. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.) 7 . burada “Allah’ın rahmeti. hükmü Allah verecektir. âyet. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Yoksa. çocuk edindi” dediler. Allah. Şüphesiz Allah. onlar üzülmeyeceklerdir. hakkıyla bilendir. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. ne tür bir taat ve işe girişse. Bunun üzerine Rabbi. Hıristiyanlar da.

“Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi.0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. 8 .” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. hakkıyla bilendir.” Böylece. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Çünkü sen. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. Yoksa siz Yakub’un. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. kendini ibadete verenler. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır. onlara âyetlerini okusun. doğan çocuklarını. Onların kazandıkları kendilerinin. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır.29)>29 yaptık. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. De ki: “Hayır. “Hz. “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. onların da. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil.” Yoksa siz. Batı da Allah’ındır. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. İshak. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.” Deyin ki: “Biz Allah’a. sizin kazandıklarınız sizindir. “İnkâr edeni bile az bir süre. sizin kazandıklarınız sizindir.” Hani İbrahim. Şüphesiz. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. İsmail de. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. Tövbemizi kabul et. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. İshak da. Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir. Hıristiyanlar. çok merhametli olansın.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. yönelmekte olduğun ciheti ancak. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. “Kâbe”. Bir takım kendini bilmez insanlar. “İbrahim de. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. O. sizin de Rabbinizdir. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. hakkıyla bilensin” diyorlardı. hakkıyla işitendir. hüküm ve hikmet sahibisin. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. Hani İbrahim. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. De ki: “Doğu da. İbrahim. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. tövbeleri çok kabul edensin. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. Bizim işlediklerimiz bize. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. sizin işledikleriniz size aittir. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. “Harem diye bilinen alan”. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. Allah’a ortak koşanlardan değildi. sen mutlak güç sahibisin. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. Allah da. Baba. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. O. Onların kazandıkları kendilerinin. rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. Bu âyette. bize indirilene (Kur’an’a). İsmail. bizim de Rabbimiz. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. Resûl’e tabi olanlarla. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin). “Senin ilahına ve ataların İbrahim.

bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. onlar diridirler. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. İslam gelince mü’minler. Andolsun. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. (Merak etme) elbette seni. Haydi.İbrahim. önder. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169.Peygamber. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. benden korkun. (namazda) hep o yöne dönün. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. Ancak siz bunu bilemezsiniz. işte onlara hem Allah lanet eder.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile. bir de mallar. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. hep hayırlara koşun. Sabır. haktan asla ayrılmayan. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. Artık. Allah’a kulluğun. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Nitekim kendi aranızdan. karşılığını verir. (Bundan böyle). Allah. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. her yönüyle dengeli. Bana şükredin. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Hz. Âyette. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. seçkin. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. onlar yine senin kıblene uymazlar. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Safa ile Merve. haccın ve umrenin vaciblerindendir. Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. âyetine bakınız. size âyetlerimizi okuyan. yahudilerin ve hıristiyanların Hz.0 Hak (ancak) Rabbindendir. Şüphesiz.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. Zalimlerden korkmayın. insanı ruhen olgunlaştırır. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. geliştirir ve güçlendirir.0 Andolsun. adil. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Namaz ise. sakın nankörlük etmeyin. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Şüphesiz. size kitap ve hikmeti öğreten. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. Hz. Hayır. düzenli bir hayatın göstergesidir. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. 9 .35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz.0=dip(2. Şüphesiz. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. başlarına bir musibet gelince. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. Allah onu bilir. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir.0=dip(2. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Onlar. sizi her kötülükten arındıran. Sabredenleri müjdele. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz.

yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Yahudi hahamları bunları gizlediler.0=dip(2. melekler ve insanlar olduğu. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. Ama kim mecbur olur da.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. Bundan dolayı anlamazlar. Peygamberin nitelikleridir. işte Allah’ın. Allah’ı severcesine severler. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. mala olan sevgilerine rağmen. Rahîm’dir. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Âl-i İmran sûresinin 87. İyilik. gizlediklerinden kasıt da Hz. ahiret gününe. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. dilsizdirler. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Son peygamber Hz. 10 . Böylece hem kendileri. Allah çok bağışlayandır. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. kitap ve peygamberlere iman edenlerin. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. âyet. bu sûrenin 161. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. kördürler. Allah. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. Allah’a. âyetinde açıklanmıştır. Onlar sağırdırlar. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. Onları. biz. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. Onlar için elem dolu bir azap vardır. biz de onlardan uzaklaşsaydık. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. size ancak kötülüğü.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. Şüphesiz. ne de onları arıtacaktır. meleklere. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. 115. size ancak leş. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Peki ama. Allah’ın. ataları bir şey anlamayan.” Böylece Allah.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. ne de yüzlerine bakılır. “Hayır.":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. Asıl iyilik. Onlara. âyeti ile. kan. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. yasak bir iş işlenebilir. çok merhamet edenim. Allah. ona günah yoktur. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. O Rahmân’dır.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. Ondan başka ilah yoktur. hem de kavimleri sapmış oldu. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. göklerin ve yerin yaratılışında.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz. Âyette. rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince. çok merhamet edendir. O. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler.

bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. Âyetin bu kısmında.0 Bununla birlikte. âyeti. (bilsinler ki). İslâm hukukunda ise. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. anaya. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. size örtüdürler. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. kollayıcı ve bağlı olacaklardır. Kısaca imsak. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. Ramazan orucu. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. güçlü bir anlatım üslubu içinde. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. Kullarım. Bu. O halde. Yahudilikte ise. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. Allah’ın koyduğu sınırlardır. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. zekâtı veren. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. doğru olanlardır. çok merhamet edendir. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. Bu âyette kısas. 11 . kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir. zorluk dilemez. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Hüre karşı hür. Allah. yetimlere. siz de onlara örtüsünüz. aynıyla karşılık vermek demektir. için. namazı dosdoğru kılan. ya da yolculukta olursa. “cana can” kuralını ifade etmektedir. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. İşte bunlar. Hastalık. sayılı günlerdedir. insanlar için bir hidayet rehberi. ergenlik çağına ulaşmış. âyetlerini insanlara böylece açıklar. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. Bunlar. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. yolculuk. Mâide sûresinin 45. Allah size kolaylık diler. akıllı her müslümana farzdır. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. çok bağışlayandır. kusurlarını örterse. köleye karşı köle.0 Onlar. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. beni senden sorarlarsa. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. yoksullara. Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. kadına karşı kadın kısas edilir.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. Bana dua edince. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Sizden kim hasta. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. dua edenin duasına cevap veririm. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. Ancak öldüren kimse. Âyette. 0 0 0 0 0 Kısas. Şüphesiz Allah. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. İslâm. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Oruç. kardeşi (öldürülenin vârisi. yolda kalmışa. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye.size farz kılındı. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. Daha sonra. bana iman etsinler. Bu sınırlara yaklaşmayın. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. (O sayılı günler). günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. size de farz kılındı.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. hakkıyla bilendir. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. velisi) tarafından affedilirse. İşte bunlar.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır.

188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. umreyi de Allah için tamamlayın.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. çok merhamet edendir. 12 . atalarını anar. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. Evlere kapılarından girin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. O halde kim size saldırırsa. Bu kurban. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. size gösterdiği gibi zikredin. müslümanlara. Haram ay. bana karşı gelmekten sakının. Hac ayları. özellikle hac. Meş’ar-i Haram.0 Onu. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Zilkade. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. Onları nerede yakalarsanız öldürün. işkenceden sakınılması.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın.0 Kim o aylarda hacca başlarsa. Bu âyette. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür.0 İyilik. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır.. Yalnız. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte.. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Ey akıl sahipleri. oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. Müzdelife’de bir yerdir. kolayına gelen kurbanı keser. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. ya sadaka vermesi. İnsanlardan. kadınlara. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. günaha sapmak. Haram ay. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. kavga etmek yoktur. Haram aylar. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. çok merhamet edendir. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. ya da kurban kesmesi gerekir. artık ona hacda cinsel ilişki. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür.0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. (Ahiret için) azık toplayın. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. hilalleri soruyorlar. âyeti ile İsra sûresinin 12. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. Kuşkusuz. Bu (durum). Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. Ama iyi davranış. siz de onlarla savaşmayın. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle. evlere arkalarından girmeniz değildir. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu.Peygamber’e. Ancak aşırı gitmeyin. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. âyetinde de değinilmektedir. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. (fakat ileri gitmeyin). İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. İyilik edin. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. bilinen aylardır. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Hac (ayları). haram aya karşılıktır. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. Zilhicce. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Eğer (düşman. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Kâfirlerin cezası böyledir. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. Sana. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde.0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. De ki: “Onlar. gibi hususlar kastedilmektedir. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Haccı da. ayın hareketlerinin zaman tayininde. onlar sizinle savaşmadıkça. Mescid-i Haram yanında. Şevval.

ana-baba. 9. İnsanlar tek bir ümmetti. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. gerçekten mutlak güç sahibidir. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. Allah kullarına çok şefkatlidir. Olur ki. hesabı pek çabuk görendir. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Allah’ın yolundan alıkoymak. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. siz onu hoş görmezsiniz. Bu. onu inkar etmek. Yine olur ki.Peygamber. siz onu seversiniz. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. 0 0 “Sayılı günler”. Allah. bilin ki Allah.0 İman edenler. siz bilmezsiniz. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. Bedir savaşından iki ay kadar önce. teşrik günleridir. Onlar (böyle davranmakla).Peygamber. “Muhammed haram ayda savaşıyor”. 13 . De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. cezası pek çetin olandır. hicret edenler. Hicretin ikinci yılında. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Şeytanın adımlarını izlemeyin. Zilhicce ayının. İsrailoğullarına sor. Çünkü o.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. Allah yolunda cihad edenler.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. sizden öncekilerin başına gelenler. İnsanlardan öylesi de vardır ki. Yoksa siz. güç yetirebilseler. hüküm ve hikmet sahibidir. biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. Allah ise bozgunculuğu sevmez. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. Yahudiler ve müşrikler. orada sürekli kalacaklardır. Hz. kitap verilenler. Teşrik günleri ise. Olayın. Size apaçık deliller geldikten sonra. Bunlar cehennemliklerdir. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Allah. ona günah yoktur. Batnınahle mevkiine gelince. bir şey sizin için kötü iken. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Allah. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. Onlar. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. eğer yine de yan çizerseniz. günleridir. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. Müfreze. O. kıyamet günü bunların üstündedir. hoşunuza gitmediği halde. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir.11. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. çok bağışlayandır. akraba. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar.10. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. çok merhamet edendir.12 ve 13. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. size apaçık bir düşmandır. diye propagandaya başladılar. yetimler. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu. ahirette de boşa gitmiştir. (bilsin ki) şüphesiz Allah. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Kim geri kalırsa. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. Allah dilediğini doğru yola iletir. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. bir şey sizin için hayırlı iken. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir.” Savaş. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. size farz kılındı. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı. kendi izniyle. Cemaziyelahirin son günü mü. Hayır olarak ne yaparsanız. Hz. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. ona da günah yoktur. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Bunun üzerine Allah iman edenleri. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. onu inkar ettiklerini. Allah bilir. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. İşte âyet.

” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. 0 0 Bu âyet. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Sakın bunları aşmayın.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor. takvaya sarılmamak. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. De ki: “Onlarda hem büyük günah. Allah çok bağışlayandır. Allah mutlak güç sahibidir. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Sana kadınların ay halini sorarlar. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. ya da güzellikle bırakmaktır. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. kadın. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. insanlara âyetlerini açıklar ki. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah ise izniyle. hüküm ve hikmet sahibidir. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. Allah hakkıyla işitendir. hakkıyla bilendir.”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. İşte bunlar Allah’ın. Onlar ateşe çağırırlar. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. cennete ve bağışlanmaya çağırır. Sonrası. Allah hakkıyla işitendir. İyilik etmemek. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. Bir de sana yetimleri soruyorlar. iman eden bir köle. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. siz bilmezsiniz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Allah bilir. âyet. çok temizlenenleri sever. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. hakkıyla bilendir. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. İçki daha sonra Nisâ sûresi. kadınlarınızı evlendirmeyin. Biliniz ki. Temizlendikleri vakit. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. âyet. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. Âyette. Kadınların. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. Allah sizi. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. öğüt alıp düşünsünler. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. O. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. Ay halinde kadınlardan uzak durun. 67. (Hemen cezalandırmaz. Ama günahları yararlarından büyüktür. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. halîmdir. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. 43 ve Mâide sûresi. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. 14 . De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). âyettir. Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. çok merhamet edendir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. ya iyilikle geçinmek.

savaşmayacak olursanız?” demişti. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. Ancak kuvvetli görüş. Ancak ona döndürüleceksiniz. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Onlar. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. eşleri için. hüküm ve hikmet sahibidir. örfe uygun olarak babaya aittir. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. Ancak kadının. ya da bunların karşılığıdır. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Allah. O. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır. Müt’anın miktarını. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. “Yurdumuzdan çıkarılmış. Onların (annelerin) yiyeceği. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. Müt’a. sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. 15 . Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Allah mutlak güç sahibidir. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. Allah’ı. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. halimdir.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. mal. paylarından) vazgeçmesi başka. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. mühlet verir. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur.) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. giyeceği. (Hemen cezalandırmaz. Binlerce kişi oldukları halde.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. peygamberlerinden birine. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler. Ama insanların çoğu şükretmezler. Bununla birlikte (ey erkekler). Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur.onlara. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Güvenliğe kavuşunca da. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın. yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. sonra da onları diriltti. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. yüz çevirdiler. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. boşayan tarafından verilmesi gereken. giyim eşyası. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra.

sizin için kesin bir delil vardır. Kısaca “Tağut” insanları azdıran. Allah’ın kudret ve azameti. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir. Ancak Allah. Allah sabredenlerle beraberdir”. hepsi ırmaktan içtiler. âyet.” Allah mülkünü dilediğine verir. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. bütün evrene hükmetmektedir. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. yöneticisi ve hâkimidir. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. Ancak eliyle bir avuç alan başka. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. Câlût’u öldürdü. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. “Ben de diriltir. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. “şeytan”. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. Davud.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. Göklerdeki her şey. “nefis”. Eğer Allah’ın.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. kayyumdur. yeryüzü bozulurdu. Ancak bu irade ve takdir. o da. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. birbirlerini öldürmezlerdi. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. yerde. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. Onu melekler taşımaktadır. “Benim Rabbim diriltir. O.” demiş. Hiç kimse hakimiyetinde. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. Bu âyet. Kayyûm. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. O. “putlar”. Diridir. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. inkar edenler de. Onlar cehennemliklerdir. Onlardan inananlar da vardı. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. onun bilgisini ve gücünü artırdı. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. Buna göre İslâm. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. 48. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Âyette. bunların arkasından gelen (millet)ler. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. O bütün evrenin sahibi. “varlığı kendinden. göklere. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. “Kürsü”. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir. Lakin Allah dilediğini yapar.” Derken. yücedir. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. Fakat ayrılığa düştüler. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır.0 Dinde zorlama yoktur. hakkıyla bilendir. hakkıyla işitendir. Onlar. 0 0 0 0 16 . yere. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. O mutlak ilim ve irade sahibidir. hakkıyla bilendir. yerdeki her şey onundur. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir. İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. Onlar onun ilminden. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. İçlerinden pek azı hariç. Eğer Allah dileseydi. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Allah’ın konuştukları vardır.” Tâlût ordu ile hareket edince.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. otoritesinde. saptıran şeylerin hepsini ifade eder.” dedi. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Şüphesiz sen.” dediler. İçlerinden. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok. Yine Allah dileseydi. Orada ebedî kalırlar. büyüktür.0 Din. Allah iman edenlerin dostudur. kendi kendine yeterli. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. (O. öldürür. Allah. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Kim ondan içerse benden değildir. birbirlerini öldürmezlerdi. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. Allah lütfu geniş olandır. Allah. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. ne de bir uyku.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır. doğru yoldur. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Hz. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Hak Rabbindendir. ona üflerim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. İşte bu. Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. 110. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti. Mubâhele. sizin de Rabbinizdir. Peygamber. İsrailoğullarının Hz. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi.”0 (Meryem). “Ey Meryem! Allah seni seçti. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Hz.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. Necran Hıristiyanları. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. Şüphesiz Allah.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir. Dünyada da.” “İnkar edenlere gelince. “Kur’an. Eğer yüz çevirirlerse. âyet.” İsa onların inkarlarını sezince. Ve Allah ona kitabı. Bunun üzerine Hz. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi.” “Şüphesiz Allah. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. oğullarımızı ve oğullarınızı.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz. Allah’a iman ettik. Öyleyse ona ibadet edin.” “O.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. o da hemen oluverir” dedi. benim de Rabbim. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Şahit ol. salihlerden olacaktır. mutlak güç sahibidir. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım. Allah zalimleri sevmez. Allah dilediğini yaratır.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. onlara dünyada da. Allah.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre. ayrıca Hz. Tevrat ve İncil’i öğretecek. senin hayatına ben son vereceğim. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. Ancak onlar bunu kabul etmediler. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Maide sûresi. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. beşikte de. anasız-babasız yaratan Allah. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz.İsa’yı da babasız yaratmıştır. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. “Öyle ama.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. biz müslümanlarız” dediler. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Allah da tuzak kurdu. O halde sakın şüphe edenlerden olma. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır.Adem’i topraktan. hikmeti. Biz de siz de toplanalım. 29-33. Sonra ona “ol” dedi. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Havariler. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. Hz.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. âyet. Meryem sûresi. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. O da hemen oluverdi.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız.” Onlar tuzak kurdular. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. Seni kendime yükselteceğim. Âyette sözü edilen tuzak. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Sonra gönülden dua edelim de. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. .İsa’ya suikast düzenleme girişimidir.

Siz müslüman olduktan sonra.0 Yahudilerin bir kısmı hak. ona yüklerle mal emanet etsen. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. siz bilmezsiniz. hakka yönelen) bir müslümandı. işte onların ahirette bir payı yoktur. demelerini sağlamaktı. 0 0 0 0 Bu âyet inince. onların dediği değil. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki. Âyet. Onlar için elem dolu bir azap vardır.”0=dip(3. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. elbette ona uyanlar. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından. Allah lütfu geniş olandır. “Bu. Allah katından değildir. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. fakat farkına varmıyorlar. sonunda da inkar edin.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. ona bir dinar emanet etsen.Peygamber. Şüphesiz. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Allah da mü’minlerin dostudur. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. İncil de ondan sonra indirilmiştir. onu sana (eksiksiz) iade eder. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. rahmetini dilediğine has kılar. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. insanların İbrahim’e en yakın olanı. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir.” diye emretmesi de düşünülemez. “bilgisizler”. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. Yahudiler Hz. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Hâtem. De ki: “Şüphesiz hidayet. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. Allah’ın hidayetidir. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve. biz müslümanlarız. Oysa Tevrat da. hakkında tartışıyorlardı.0 Şüphesiz. Onu dilediğine verir. Allah katındandır” derler.” "O. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. “Kabul ettik” demişlerdi.” Onun size. “zayıf kimseler”. Allah da.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Bu âyette. . hakkıyla bilendir. Hayır! (Gerçek. Allah’ın. “Andolsun. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. Allah peygamberlerden. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. “Ya Resülallah. hiç olmazsa bazı kimselerin. “Öyleyse şahid olun. Hz. hanif (Allah’ı bir tanıyan. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. Halbuki o. Amaçları. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). deyin ki: “Şahit olun. kendisine Kitab’ı.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. Birine. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. Fakat onlardan öylesi de vardır ki. Fakat o. onlara tapmak demektir” buyurdu. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”. Bu da onların. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. Onlar. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp.İbrahim’i yahudi. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. “Bunu kabul ettiniz mi. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. Onlar. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. Allah büyük lütuf sahibidir.

İşte onlar için büyük bir azap vardır. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. yerdeki her şey Allah’ındır. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. kalplerinizi birleştirmişti. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun.” Şüphesiz. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olanlarız. Göklerdeki her şey. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. âyet. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. bazı yüzler kararır. kesinlikle o. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Onda apaçık deliller. Onlar için elem dolu bir azap vardır. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. güven içinde olur. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. Onların azabı hafifletilmez. 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. Yüzleri kararanlara. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. De ki: “Allah doğru söylemiştir. O gün bazı yüzler ağarır. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. çok merhamet edendir. İşte bunlar Allah’ın. Tevrat indirilmeden önce. İman ettikten.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. Parçalanıp bölünmeyin. Allah.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. . İshak’a. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. Mûsâ’ya. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. doğru yola iletilmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. Oraya kim girerse.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. Yine siz. Sizden. Allah’ın. İsmail’e. İşte kurtuluşa erenler onlardır. İşte onların cezası. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. Makam-ı İbrahim0 vardır. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. hayra çağıran. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. (Kimseye muhtaç değildir. 125 ve dipnotu. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. her şey ona muhtaçtır. onlara göz açtırılmaz. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. O.

Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. İyiliği emrederler. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. Allah. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. O dilediğini bağışlar. Sonra onlara yardım da edilmez. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar. sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. bu onları üzer. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. Bir de Allah bunu. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. İşte onlar cehennemliktirler. Onlardan iman edenler de var. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. Bu sûrenin 199. Bunun sebebi onların. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Kötülükten men ederler. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. ve 200.0 Onlar.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. İşte siz öyle kimselersiniz ki. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. ona sevinirler. çok bağışlayandır. hakkıyla bilendir. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar.0 Andolsun. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. dilediğine azab eder. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Size bir iyilik dokunursa. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Allah. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. gece saatlerinde ayakta duran. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. İyiliği emreder. Uhud savaşında. Eğer siz sabırlı olur. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. hakkıyla işitendir. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. Allah. Müşrik Araplar. “Rabbinizin. Mü’minler. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. onları seversiniz. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. Kitap ehli içinde. Hz. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Başınıza bir kötülük gelse. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. çok merhamet edendir. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. Allah. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. Allah. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. onlar ise. Hani sen mü’minlere. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. İşte onlar salihlerdendir. size arkalarını dönüp kaçarlar. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. âyeti ile. . Bütün bunların sebebi ise. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. Evet.

Onların sözleri ancak. öfkelerini yenenler. Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.ve bile bile. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. bir kaç kişi hariç. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. sizden iman edenleri ayırt etmek. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Nice peygamberler var ki. ona da ondan veririz. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. boyun eğmediler. bazen öbürüne. Yoksa siz. her ne pahasına olursa olsun. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. ancak bir peygamberdir. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Kim de ahiret mükafatını isterse. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Allah. yardımcıların en hayırlısıdır. Allah. Allah güzel davrananları sever. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. Bir de Allah. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. Yine onlar. Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. Allah. Rabbinizin bağışına.) Allah. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. ama bakıp duruyorsunuz. zalimleri sevmez. Muhammed. . Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Buna rağmen) sizi bağışladı. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. Kim dünya menfaatini isterse. insanları affedenlerdir. bir birliği. Gevşemeyin. Allah iyilik edenleri sever. za’f gösterdiniz. Savaş öncesinde Hz. Barınakları da cehennemdir. zaafa düşmediler. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. size keder üstüne keder verdi ki. izniyle. Allah sabredenleri sever. bir geçide yerleştirerek. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. (Kaçıp hezimete uğradınız. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Peygamber. geçittekiler.Peygamber. İşte onu gördünüz. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. Hz. ahireti isteyenler de. Andolsun. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. Bu (Kur’an). işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. hüzünlenmeyin. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. Allah da onlara hem dünya nimetini. O. emir almadıkça. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. çirkin bir iş yaptıkları. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. kendisine ondan veririz. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. Allah. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. insanlar için bir açıklama. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Allah’a hiçbir zarar veremez. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan. Bundan dolayı Allah.0 0 Bu âyetler. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra.

onların yaptıklarını görmektedir. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Onlar o gün. Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. 158 Andolsun. 168 (Onlar). 157 Andolsun. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. keremine ve Allah’ın. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. (ona dayanıp güven). onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. 160 Allah size yardım ederse. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek. halimdir (hemen cezalandırmaz. “Eğer savaşmayı bilseydik. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik. Şüphesiz Allah. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam.Rableri katında Allah’ın. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. 164 Andolsun. öyle mi? De ki: “O (musibet). 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. sizi yenecek yoktur. onlardan korkun” dediklerinde. eğer mü’min iseniz. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. yaptıklarınızı görmektedir. arkanızdan gelirdik” dediler. İş konusunda onlarla müşavere et. Mekke’li müşriklerin. onları arıtıp tertemiz yapan. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. Bilakis onlar diridirler. 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Oysa Allah. Allah’ındır.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. onlara âyetlerini okuyan. Allah. .167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. 166. Kim hıyanet ederse. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. Eğer kaba. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. O ne güzel vekildir!” dediler.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. Oysa onlar. Ama yine de Allah onları affetti. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. 173 Onlar öyle kimselerdir ki. içinizden yüz çevirip kaçanları. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. “Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. Onlardan korkmayın. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. kıyamet günü. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Allah. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. imandan çok küfre yakın idiler. De ki: “Bütün iş.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. bir uyku indirdi. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” 169. artık Allah’a tevekkül et. benden korkun. Allah. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. “Gelin. halk kendilerine. Eğer sizi yardımsız bırakırsa. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. ölseniz de öldürülseniz de. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. mü’minlere kendi içlerinden. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. ancak Allah’a tevekkül etsinler. mühlet verir).Onlara (münafıklara). Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır. katı yürekli olsaydın. Artık sen onları affet. Allah. büyük lütuf sahibidir. Bir kere de karar verip azmettin mi. Allah yaşatır ve öldürür. tevekkül edenleri sever. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi.

Sizler birbirinizdensiniz.” Allah. Kıyamet günü bizi rezil etme. Fakat onlar verdikleri sözü. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. Fakat Allah. Hani Allah. senden önce açık delilleri. Andolsun. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Eğer doğru söyleyenler iseniz. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. Allah. Onlar için elem verici bir azap vardır. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. “Allah bize. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Bizi ateş azabından koru” derler. Allah fakirdir. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. Allah katından bir mükafat olmak üzere. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. yolumda eziyet görenler. Onlar. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. Dünya hayatı. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlar için büyük azap vardır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. Allah. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla.” “Rabbimiz! Biz. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. kadın olsun. Onlar ayaktayken. vadinden dönmezsin. yurtlarından çıkarılanlar. Kötülüklerimizi ört. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. “Bu. Hayır! O kendileri için bir şerdir. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. “Şüphesiz. bunun. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Hicret edenler. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. Sonra onların barınağı cehennemdir. Göklerin ve yerin yaratılışında. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Şüphesiz sen. İnkar edenler. kendilerine kitap verilenlerden.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. Ne kötü bir yataktır orası. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. kullara asla zulmedici değildir. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma.” . Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. erkek olsun. Canımızı iyilerle beraber al. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Onlar. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Allah size gaybı bildirecek de değildir. hemen iman ettik. seni eksikliklerden uzak tutarız. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım.0 Her canlı ölümü tadacaktır. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. günahlarını elbette örteceğim.

Allah katından bir konaklama yeri olarak. Kitap ehlinden öyleleri var ki. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. . içinde ebedi kalacakları. Rableri katında mükafatları vardır. size indirilene ve kendilerine indirilene. içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Ey iman edenler! Sabredin. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. işte onların. Allah’a. Onlar var ya.

0 6 Yetimleri deneyin. Kim de fakir ise. Eğer çocukları varsa. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin.0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. eğer reşid olduklarını görürseniz. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa. Ana. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. . 11 Allah size. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. özellikle kadın haklarından. “Nisâ” kadınlar demektir. 2 Yetimlere mallarını verin. 12 Eğer çocukları yoksa. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır.4. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. 3 Eğer. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. 176 âyettir. (Bu paylaştırma. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. (Bu paylaştırma. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. üçte iki hisse alırlar. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. gereklilik anlamı değil. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. geriye bıraktığı maldan. Bu. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. bunlar da. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Ölenin çocuğu varsa. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. üçer. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. (onları değil). Bunlar. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. büyük bir günahtır. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. Allah. 9 Kendileri. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. 7 Ana. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. O mallarla onları besleyin. ikiden fazla olanlar gibi. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. Sûre. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. onlar hakkında endişeye kapılanlar. Babalarınız ve oğullarınızdan.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. mallarını kendilerine verin. 5 Allah’ın. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. Çünkü bu. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. hüküm ve hikmet sahibidir. onu da afiyetle yiyin. anasına üçte bir düşer. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Âyette. Allah tarafından farz kılınmıştır. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Hesap görücü olarak Allah yeter. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır.

“İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. İşte bu büyük başarıdır. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. üçte birde ortaktırlar. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. kız kardeş kızları. âyet. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. . onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. olabilir ki. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. sizi emziren süt anneleriniz. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. 16. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. kız kardeşleriniz. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. çok merhamet edicidir. Bunların dışında kalanlar ise. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. kızlarınız. erkek kardeş kızları. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. Allah onu. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu.öz oğullarınızın karıları. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. Kadın. Mehir belirlendikten sonra.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. evli kadınlar (da size) haram kılındı. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. mühlet verir. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Sizden kimin. Ancak. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. Bunlar varis oldukları takdirde. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Yoksa. Allah hakkıyla bilendir. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). mal. çok merhamet edendir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur.0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Âyetin bu cümlesinde. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. Bazı müfessirler 15. Allah hakkıyla bilendir. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. Hepiniz birbirinizdensiniz. süt kız kardeşleriniz. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. halimdir (hemen cezalandırmaz. 16. Hz. kıza bir” olmak üzere pay alırlar. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. Allah katında (makbul) tövbe. karılarınızın anneleri.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer. Eğer onlar şahitlik ederlerse. onun özel malıdır. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. Evlilik esnasında. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir.176) Bu âyetin genel ifadesinde. (makbul) tövbe. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. kendi aralarında “erkeğe iki. 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Mehir kadının hakkı. içinden ırmaklar akan. Çünkü bu bir hayasızlık. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlarla iyi geçinin.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. Bu ne kötü bir yoldur. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Öyle ise iffetli yaşamaları. halalarınız. Ancak âyetin hükmü gereği. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. teyzeleriniz. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).

Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. Erkekler. onları en iyi bilendir. onları yataklarında yalnız bırakın. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. Kendinizi helak etmeyin. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah’ın. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. “İçinizden biri. yakın komşuya. erkeklerin güç. . içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu (cariye ile evlenme izni). Buna karşılık erkeklere. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. Allah hakkıyla bilendir. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. Allah çok bağışlayandır. Mü’minler için en güzel örnek Hz. uzak komşuya. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. elinizin altındakilere iyilik edin. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Şeytan kimin arkadaşı olursa. Bu. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Allah. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. kocanın haklarını ihlal etmek. İyi kadınlar. Bu tedbirler. malı ve her türlü hakkı anlamındadır.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir. zaman. koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. hakkıyla haberdardır. yolcuya. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. çok merhamet edendir. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. Bunlar. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. Allah. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Burada “gayb”. Şüphesiz. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Erkeklere. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. İslam bilginleri. Bunlar. size. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. Bunlar cimrilik eden. yetimlere. onun lütfunu isteyin. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. nesebi belli olmayan. varisi bulunmayan bir kimsenin. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. yoksullara. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler. o ne kötü arkadaştır. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Kadının. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. Şüphesiz. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. size (hükümlerini) açıklamak. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. Allah da onları uzlaştırır. hakkıyla bilendir. onu cehennem ateşine atacağız. Allah’tan. Şüphesiz Allah çok yücedir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. çok büyüktür. yanınızdaki arkadaşa. Muhammed Aleyhisselamdır. Allah. Ana babaya. Velâ akti. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin. kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. erkeğin ailesinden bir hakem.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. akrabaya. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. Allah’a pek kolaydır. itaatkârdırlar.

Bakara sûresi. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. daha iyidir. hüküm ve hikmet sahibidir. “İşittik ve itaat ettik. âyet. A’râf sûresi. sonuç bakımından da daha güzeldir. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. kimi de sırt çevirdi. Mûsâ’nın dinine göre. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa. Halbuki onlar. “şeytan”. Nahl sûresi. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. “Bize bak” demektir. . 60. “Bunlar. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Nisâ sûresi. Doğrusu Allah. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. sihirbaz. İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. 163-166. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Allah mutlak güç sahibidir. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. İnkar edenler için de. Onlara orada tertemiz eşler vardır. âyet. Onları. âyet. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. karşı geldik”. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. içinden ırmaklar akan. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. âyet. Allah yardımcı olarak da yeter. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. 51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. insanları. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Fakat Allah. put. Nisâ sûresi. 42 O kıyamet günü. 48 Şüphesiz Allah. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. insanları azdıran. Şüphesiz Allah çok affedicidir. âyet. Nahl sûresi. Kısaca cibt ve tâğut. 36. 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. 17). artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. Allah dost olarak yeter. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. Derileri yanıp döküldükçe. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. âyet. âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. 65. 60. 154. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. Mâide sûresi. âyet. insanlara bir zerre bile vermezler. Allah kime lanet ederse.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. Bu yüzden pek az iman ederler. Muhammed. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. çok bağışlayıcıdır. Allah’a şirk koşan kimse. onu Allah ve Resûlüne arz edin. “Cibt”. koyu gölgeler altında bulunduracağız. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. bakalım onların hali nice olacak!. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. hakkıyla görendir. 54 Yoksa. Zümer sûresi. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden. Apaçık bir günah olarak bu yeter. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. 52 Onlar. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup.0 Bu. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. 124. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler.. 256-257. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. Hz. âyet. 58 Allah size.76. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. kâhin. “İşit. “putlar”. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. âyetine bakınız. Şüphesiz. Hz. “nefis”. “Cumartesi halkı” ifadesi ile.

Allah yolunda ve. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. Mâide sûresi. Size kıl kadar haksızlık edilmez. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. âyet. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. 36. Bunlar ne güzel arkadaştır.” Bu topluma ne oluyor ki. Ahiret. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği.. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. yahut topluca savaşa gidin. âyet. insanlardan. Zümer sûresi. saptıran her şeyi ifade eder. Allah’tandır” derler. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. şiirleriyle Hz. âyet. senin yüzündendir” derler. sıddıklarla. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. Nisâ sûresi. (Bakınız: Bakara sûresi. Bu şahsın. . Allah yolunda savaşırlar. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. 77 Daha önce kendilerine.60. âyetinin dipnotuna bakınız. Eğer başınıza bir musibet gelirse. bu sefer de. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. katından bize bir dost ver. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı.” 78 Nerede olursanız olun. Peygamberimize başvurmayı teklif etti.76. 60. 256257. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar. Cüheyne. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. âyet. bunu yapmazlardı. Nahl sûresi. münafık ise bunu kabul etmedi.0 61 Münafıklara. “Bu. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. 51. âyet. elbette haklarında hem daha hayırlı. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. işte onlar. 72 Şüphesiz. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. Onlara öğüt ver ve onlara. 51. aranızda öyle kimseler var ki. “Bu. Öyleyse onlara aldırma. 0 0 Münafıklardan biri.60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. Onlara bir kötülük gelirse. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır.” 74 O halde.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. 80 Kim peygambere itaat ederse. içlerinden pek azı hariç. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. Allah’tan korkar gibi. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. Onlara bir iyilik gelirse.) Tâğût: Şeytan. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. 75 Size ne oluyor da. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. De ki: “Dünya geçimliği azdır. küçük birlikler halinde. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. nefis put. sihirbaz. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Şahit olarak Allah yeter. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Münafık. Allah’a itaat etmiş olur. 66 Eğer biz onlara. 70 Bu lütuf Allah’tandır. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.. gibi insanları azdıran. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. 17). Sana ne kötülük gelirse kendindendir. namazı kılın. 64 Biz her peygamberi sırf.

İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. Allah ona gazap etmiş. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. . melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. ellerini savaştan çekmezlerse. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. pek azınız hariç. Allah. O ne kötü varış yeridir. Allah katında pek çok ganimetler vardır. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. gerekli araştırmayı yapın.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Eğer Allah dileseydi. orada hicret etseydiniz ya!” derler. ona o işin sevabından bir pay vardır. Allah yolunda mallarıyla. Allah hakkıyla bilendir. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. Allah’ın gücü daha üstündür. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. kabul. Melekler. çok merhamet edendir. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. içlerinden bir takımı. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile. Sen onlara aldırma. hüküm ve hikmet sahibidir. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Fakat senin yanından çıktıklarında. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. Bu sebeple. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. 95. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. Size selâm veren kimseye. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Ancak yanlışlıkla olması başka. Allah’a tevekkül et. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. Onun için iyice araştırın. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. elbette bunlardan. “Sen mü’min değilsin” demeyin. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. 86 Size bir selâm verildiği zaman. Allah’ın her şeye gücü yeter. Vekil olarak Allah yeter.0 0 Münafıklar. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. mü’min bir köle azad etmek gerekir. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. cezası. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar.81 Sana “baş üstüne” derler. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. kendi katından dereceler. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. başüstüne” dedikleri halde. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. mallarıyla. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Hz. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Bunda asla şüphe yoktur. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). ne de bir yardımcı. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. canlarıyla cihad edenleri. cezası daha şiddetlidir. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah çok bağışlayandır. muhakkak şeytana uyardınız. derece itibariyle. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. geceleyin. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır.Peygamberin huzurunda. Bunlara imkan bulamayanın. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. Eğer onlar sizden uzak durur. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. “Tamam. Onlardan ne bir dost edinin. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı.

98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Allah’tan bağışlama dile. Zira Allah. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Orası ne kötü bir varış yeridir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Diğer görüşe göre ise. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. çok merhamet edicidir. . şüphesiz iftira etmiş. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. Halbuki onlar. Kim. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. Allah çok bağışlayıcıdır. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. hiçbir haini. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. her şeyi hakkıyla bilendir. Allah bu kimseleri affeder. geceleyin. 102. Medine’ye hicret edildiğinde. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. Umulur ki. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. silahlarını yanlarına alsınlar. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. ancak kendilerini saptırırlar. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. gerek ayakta. Kim Allah yolunda hicret ederse. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Yağmurdan zahmet çekerseniz. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Çünkü namaz. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. Sakın hainlerin savunucusu olma. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. hicret emrinin gelmesi üzerine. çok bağışlayıcıdır. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. hiçbir günâhkarı sevmez. İnkar edenler arzu ederler ki. hüküm ve hikmet sahibidir. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. ya da hasta olursanız. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. Çünkü Allah çok affedicidir. apaçık bir günah yüklenmiş olur. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. yahut iyilik yapmayı. hüküm ve hikmet sahibidir. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. Eğer siz acı duyuyorsanız. kadınlar ve çocuklar başkadır. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. Silahlarını da yanlarına alsınlar.0 Namazı kıldınız mı. Halbuki Allah. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. Bu âyette. Allah. Kendilerine hainlik edenleri savunma. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. Bir sadaka vermeyi. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin.""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. Bunlar. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. genişlik de. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. Allah hakkıyla bilendir. 0 0 0 0 Bu âyette. sana hiçbir zarar veremezler. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. yahut kendine zulmeder. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. çok merhamet edendir. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. hicret edemeyerek. Burada kastedilen kısaltma. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır.

şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Oysa şeytan. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. övülmeye layıktır.” Kitapta. Allah o şeytana lânet etti ve o da. müşrik Arapların. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. Eğer ayrılırlarsa. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Allah. yerdeki her şey Allah’ındır. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız.116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. Allah onları bağışlayacak da değildir. her kim salih ameller işlerse. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. sonra inanıp tekrar inkar eden. Mü’min olarak. hem maddi alanda. Onlar. O hüküm ve hikmet sahibidir. Lât. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. dünya sevabı da. Eğer inkar ederseniz. meleklerini. erkek veya kadın. Eğer bir kadın kocasının. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah lütfu geniş olandır. doğru yola iletecek de değildir. Allah’a ortak koşan. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). Menât gibi putlarıdır.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. Allah zengindir. ne de bir yardımcı bulabilir. Göklerdeki her şey. Vekil olarak Allah yeter. “Onları mutlaka saptıracağım. apaçık bir hüsrana düşmüştür. Kim Allah’ı. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Göklerdeki her şey. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. Peygamberine. Uzzâ. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. Ey iman edenler! Kendiniz. . Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Ey iman edenler! Allah’a. kendisine kötü davranmasından. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. Kimin dini. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Onlar. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. yerdeki her şey Allah’ındır. kuşkusuz. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. dilediği kimseler için bağışlar. Göklerdeki her şey. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. İşte onların barınağı cehennemdir. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. hakkıyla görendir. Allah hakkıyla işitendir. Âyetteki “dişiler”den maksat. ne sizin kuruntunuza. Münafıklara. Bunun dışındaki günahları. Uzlaşmak daha hayırlıdır. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Onları sizden çok kayırır. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. yerdeki her şey Allah’ındır. İman edip sonra inkâr eden. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. kitaplarını. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır. (bilin ki) göklerdeki her şey. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. derin bir sapıklığa düşmüştür. her şeyi kuşatıcıdır.

146 Ancak tövbe edenler. Yine onlara. Allah. Allah üstün ve güçlüdür. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. Şüphesiz Allah. çok bağışlayıcıdır. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. hakkıyla bilendir. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. çok merhamet edicidir. Onlar.140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. Allah. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki). Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik.151 Şüphesiz. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. durumlarını düzeltenler. onlarla oturmayın. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu kesindir. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. Onların kalpleri muhafazalı değildir). Allah da çok affedicidir. işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. onu öldürmelerine imkan vermemiştir. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. 150. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. hakkıyla bilendir. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. 148 Allah. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. Sadece zanna uyuyorlar. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. 0 0 Âyetin son cümlesi. hakkıyla işitendir. Artık onlar inanmazlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden. Onu kesin olarak öldürmediler. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.0 156. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. 142 Münafıklar. 153 Kitap ehli. her şeye hakkıyla gücü yetendir. . 143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Bunlar mü’minlerle beraberdirler.işte onlar gerçekten kafirlerdir. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. Allah. kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir.0 160. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. Allah. Şüphesiz Allah. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler.

göklerdeki her şey. hüküm ve hikmet sahibidir. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Eğer inkar ederseniz bilin ki. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. bilgi kaynağıdır. ancak Allah’ın peygamberi.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. benzersiz son ve tek örneğidir. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. Vahiy. eşsiz. Allah mutlak güç sahibidir. kendisinde. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. İsa’ya. sana da vahyettik.162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. Meryemoğlu İsa Mesih. O. 0 0 Vahiy. Yakub’a. Eğer kız kardeşler iki iseler. vahyin. yerdeki her şey onundur. Allah hakkıyla bilendir. Yûnus’a. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. O namazı kılanlar. el değmemiş. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. İshak’a. Bu ise Allah’a çok kolaydır. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). Şahit olarak Allah yeter. erkek kardeş ona varis olur. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. Mesih de. en sağlam. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu. Göklerdeki her şey. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. Allah’a yakın melekler de. İbrahim’e. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. Senden fetva istiyorlar. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. zekatı verenler. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. “(Allah) üçtür” demeyin. Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. Melekler de buna şahitlik eder. Vahy. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Şüphesiz inkar edenler. Davûd’a da Zebûr vermiştik. bilsin ki. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. hüküm ve hikmet sahibidir. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. insanlık için en doğru. İsmail’e. Kur’an. torunlarına. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Vahye mazhar olan peygamber. . Vekil olarak Allah yeter. Allah ancak bir tek ilahtır. (bir) erkeğe. Eyyüb’e. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir.

domuz eti. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. sözleşme demektir. Bununla kastedilen deve. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). haddi aşmaya sürüklemesin. benden korkun. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. mehirlerini vermeniz kaydıyla. Kelime burada. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz. uygulanması gereken kuralları. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. hac kurbanına. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. haram aya0. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider. işaretleri ve sembolleridir. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. evlenmek. darbe sonucu ölmüş. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. 112.5. Allah’ın emir ve yasaklarını. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. verdikleri sözleri kapsamaktadır. koyun. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. sakın ha sizi. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. (Ey Muhammed!) Sana. Allah’a karşı gelmekten sakının. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. çok merhamet edicidir. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. alametler. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. Allah hesabı çabuk görendir. verilen sözlerin yerine getirilmesi. Cahiliye devrinde. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. o zaman temiz bir toprağa yönelin. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. Haram ay ifadesiyle Muharrem. ziyana uğrayanlardandır. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. size helal kılındı.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. yüksekten düşerek ölmüş. müslümanlar için bazı talimat. Burada kastedilen. Zilkade. Hristiyanların yanlış inançları. domuz eti. Ölmüş hayvan. “Şeâir”. ve 114.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. Sûre adını. kan. 120 âyettir. etleri bunlar üzerine konurdu.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Allah'a karşı gelmekten sakının. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 . boğulmuş. En son inen hüküm âyeti budur. Ahirette de o. Artık onlardan korkmayın. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Allah’tan başkası adına boğazlanan. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onunla Akit. dinin belirgin alametleri. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. işaretler ve semboller demektir. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. sığır. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Şüphesiz. Sûrede başlıca. hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını.

işte onlar cehennemliklerdir. Allah’a karşı gelmekten sakının. Âyetin bu kısmı. kalplerini de kaskatı kıldık. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. âyet. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. Adil olun. onların. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. Meryemoğlu Mesih’i. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Allah) dilediğini bağışlar.7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. 105.0 De ki: “Şâyet Allah. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. Allah’a karşı gelmekten sakının. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Dönüş de ancak onadır. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. zorba bir millet var. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. . Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. mutlaka o. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. Allah. 72. Meryemoğlu Mesih’dir”. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Bu. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor.seçmiştik.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. zekatı verir ve elçilerime inanır.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Andolsun. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. Allah’a karşı gelmekten sakının. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik. (Evet. onların daima bir hainliğini görüyorsun. dümdüz yoldan sapmıştır. Andolsun eğer namazı kılar. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. O. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye. âyet. onları desteklerseniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Sakın ardınıza dönmeyin. diyenler kesinlikle kâfir oldular. “Allah. Onlardan on iki temsilci -başkan. Dilediğini yaratır. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya. Andolsun. Göklerin. dilediğine azap eder.” İşte. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. Bakınız: Enbiya sûresi. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. birçoğunu da affediyor. iman edip salih ameller işleyenler hakkında.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar.

ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. çok merhamet edendir. . Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da. ancak öldürülmeleri. Kurbanı kabul edilmeyen. Onlara elem dolu bir azap vardır. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. sen benim günahımı da. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. eşkiyalık. Allah mutlak güç sahibidir. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. dilediğini de bağışlar.” 29 “Ben istiyorum ki. âdil davrananları sever. O dilediğine azap eder.” 25 Mûsa. Artık bizimle. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Onlara sürekli bir azap vardır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. ister onlardan yüz çevir. Biz burada oturacağız. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. yalanı çok dinleyen. çok merhamet edici olduğunu bilin.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. terör. kan dökme. Allah onun tövbesini kabul eder. haramı çok yiyenlerdir. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0. terör. Öteki. Onlar.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Onlar. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Bu âyet. 31 Nihayet Allah. birinden kabul edilmiş. bir insanı. o sanki bütün insanları öldürmüştür. yağmalama. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. İşte bu zalimlerin cezasıdır. yahut o yerden sürülmeleridir.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. Çünkü Allah. O verilmezse sakının. ötekinden kabul edilmemişti. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. 42 Onlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. yol kesme. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. hüküm ve hikmet sahibidir. Andolsun ki. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının.

Ona. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. onlar da Allah’ı severler. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. kulağa kulak. içerisinde hidayet ve nur bulunan. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. kendisi için keffaret olur. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Allah’ın bir lütfudur. İşte bu.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. Allah lütfu geniş olandır. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Eğer yüz çevirirlerse. yahudileri ve hristiyanları. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Şu halde siz de insanlardan korkmayın. buruna burun. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. sadakasına sayarsa o. sana da) inanmış değillerdir.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. . “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. 0 Bu âyette müslümanların. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. 49 Aralarında. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. İçinde bir hidayet. önündeki kitapları doğrulayıcı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. hakkıyla bilendir. onları gözetici olarak indirdik. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onu dilediğine verir. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. göze göz. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. Kim de bu hakkını bağışlar. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. Bakara sûresinin 102. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. zekâtı veren mü’minlerdir. Allah yolunda cihad ederler. bil ki şüphesiz Allah. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Allah’ın indirdiği ile hükmet. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Yaralar da kısasa tabidir. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. dişe diş kısas edilir. Allah onları sever. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. bir nur vardır. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. 56 Kim Allah’ı. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar.

Bak. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. 71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. bir kısmını da öldürdüler. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. çok merhamet edendir. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. Allah bozguncuları sevmez. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. 72 Andolsun. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Hıristiyanlar Allah’ı. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı.17. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. . (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. Allah seni insanlardan korur. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. onun iki eli de açıktır. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu. benim de Rabbim.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir. Baba.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. dilediği gibi verir. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Sonra bak ki. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. onlardan bir kısmını yalanladılar. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Hz.)0 70 Andolsun. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. âyet. Bu. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. “Allah. Sonra (tövbe ettiler).” 73 Andolsun. Daha önce sapmış. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. Şüphesiz Allah. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. hakkıyla bilendir. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. 81 Eğer Allah’a. düşmanlıkta.62 Onlardan çoğunun günahta. Hıristiyanların. Andolsun. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. Allah da onların tövbesini kabul etti. Onun barınağı da ateştir.

Hac sûresi.0 91 Şeytan. şeytan işi birer pisliktir. içki alışkanlıklarını. Allah sizleri. Bunun keffareti yoktur. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin. Bunlar. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. 3. Ka’be’yi. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak.143. devamlı kalacakları. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. Allah iyilik edenleri sever. “Ey Rabbimiz! İnandık. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. o saygıdeğer evi.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. kumar. boş bulunarak yapılan yemin. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. âyet. 97 Allah.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). Âyet indiği zaman. 2. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Bu âyette. 3. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. öldürdüğünün dengi olup. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü bu büyük bir vebaldir. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. Allah ondan intikam alır. İşte bu. 78. Bu durumda yeminin keffareti. çok merhamet edendir.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin.Bile bile yalan yere yapılan yemin. 84 “Rabbimizin. Üç çeşit yemin vardır: 1. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. . Onlar büyüklük de taslamazlar.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. Tövbe ve istiğfar gerekir. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. âyet. Bu bağlamda hamr. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. Meâlde geçen “içki” kelimesi. intikam sahibidir. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. Yeminlerinizi tutun. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. (Bu ceza). 94 Ey iman edenler! Andolsun. bütün müslümanlar. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi.Yanlışlıkla. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. Buna bir şey gerekmez. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. sarhoşluk veren her türlü içki. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki. keffaretle temizlenmez. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. aklı örten şey demektir. 89 Allah. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Allah mutlak güç sahibidir. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. yahut onun dengi oruç tutmaktır. iyilik yapanların mükafatıdır. içki ve kumarla. âyet. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. dikili taşlar ve fal okları ancak. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Allah geçmiştekileri affetmiştir.

Hz. Zaten çoklarının aklı da ermez. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. Havariler. 46. mühlet verir. binilmeyip. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Allah Teâlâ. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Onlar da “İman ettik. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine. bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. . Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. bütün insanların eşit olduğunu simgeler. onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. Hani sen. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir. gizlediğinizi de bilir. Araplar. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. 111Hani bir de. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. Bunun üzerine âyette. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. Allah çok bağışlayandır. 109Allah’ın. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. halimdir (hemen cezalandırmaz. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. Hz. İsa’yı görmüş. 48. Hani. Tevrat’ı. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. Beşikte iken de. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.49. İncil’i de öğretmiştim. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. 108Bu (usul). 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. âyet. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Peygamber’e. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. 29-33. Fakat. Bazı kimseler Hz. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. Eğer şüphe ederseniz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Kuzuların. yoksa ömürde bir defa mı?”. Hepinizin dönüşü Allah’adır. âyet.0 Hani. hikmeti. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. onların da. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. sana kitabı. Bu âyetlerde. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. “Vasîle ve “Hâm”.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. o zaman.0 104Onlara.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. “hikmet” kitaplardaki ilim. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. “Akraba da olsa. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. “Hac her yıl mı farz. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. Allah sizin açıkladığınızı da.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. bütün müslümanların iman kardeşliğini. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. Yahut. âyet. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. “Bahîre”. şahid olarak dinleyecektir. Peygamber’in sahabileri gibi. Hz. haram ay ve kurbanlar. kişinin üzerine lazım olmayan. Hac ayları da. Meryem sûresi. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. kulağı yarılarak salıverilen deve. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. nezaket kaidelerine uymayan. “Sâibe”. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler.

doğrulara. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz.” 117“Ben onlara. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim. Sen benim içimde olanı bilirsin. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. “Ben onu size indireceğim. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. ama ben sende olanı bilemem. hüküm ve hikmet sahibisin. 120Göklerin. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Ama beni içlerinden aldığında. 114Meryem oğlu İsa. şüphe yok ki onlar senin kullarındır.112Hani havariler de. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. İşte bu büyük başarıdır. “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim.” 118“Eğer onlara azap edersen. 116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. 115Allah da. . O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Bizi rızıklandır. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti.” Onlara içinden ırmaklar akan. Eğer onları bağışlarsan. kalplerimiz yatışsın. 113Onlar. Allah onlardan razı olmuş. İsa da. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin.

Bedir zaferi. Halbuki O. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. peygamberliğe. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.0 (Ey Muhammed!) Andolsun. 151. 152 ve 153. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. açığa vurduğunuzu da. (Bakınız: Zuhruf sûresi. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. küfrün ve batıl inançların reddi. Sizin gizlinizi de bilir.0 İşte bu Kur’an bana. gökleri ve yeri yaratan. . O. yerde de. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. âyetler Medine’de inmiştir. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor. Bunda hiç şüphe yok. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. âyet. koyun. İşte bu apaçık kurtuluştur. 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı.” De ki: “Bana. hüküm ve hikmet sahibidir. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor. beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. hakkıyla bilendir. O öyle bir Rab’dır ki. Kuvvetli görüşe göre. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. yine o inkar edenler. 91. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. 138 ve 139. Adını 136. En’âm. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. 165 âyettir. Âyet. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. keçi.6. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. melek olamazsın” diyeceklerdi. “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. O. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. 93. Sûrede başlıca tevhide. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. Topraklarından nehirler akıttık. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. adalete. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. “Sen de bizim gibi bir beşersin. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. işte onlar inanmazlar. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. O. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. İslam alay konusu oluyordu. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. ahirete dair meseleler ile. sizi çamurdan yaratmış. o melek bir insan suretinde gelecekti. 92. hakkıyla işitendir.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. göklerde de Allah’tır. onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik.

iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. “Ah. âyet. 51. senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar. Andolsun ki. Sonunda onların manevraları. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. “Evet. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. bir delik açıp yerin dibine inerek. . Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. Sonra da hepsi ona döndürülürler. âyet. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. âyet. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. âyet. (Bakınız: Bakara sûresi. zalimler kurtuluşa eremez.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. âyet. O halde sakın cahillerden olma. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. (Davete). Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. kulaklarına ağırlık koyarız. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. (Allah). gerçekmiş” diyecekler. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. Ateşin karşısında durdurulup da. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. işte onlar inanmazlar. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Dikkat edin. şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. hem de kendileri ondan uzak kalırlar.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. Allah’ı tanıyacak. Ra’d sûresi. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. hıristiyanlara sorduk. âyet. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. 146). “Nerede. 38.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. O. Onlar farkına varmaksızın. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Rabbimiz’e andolsun ki. bir mucize indirmeğe gücü yeter. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. 21.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. 171-173. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. Fakat onların çoğu bilmiyor. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. ancak kendilerini helak ediyorlar.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. 0 0 0 0 Kureyşliler. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. 46.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. Mücâdele sûresi. İnsan. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. onu bozar. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. Mü’min sûresi.

40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. Ben sadece. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise. O. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. Hz. Onları ancak O bilir.” Andolsun. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Siz ise onu yalanladınız.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. De ki: “Sizin. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. hakkı anlatır. O.. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi.) Sonunda. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Ben sizin arzularınıza uymam. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. hiçbir yaş.” diyorlardı. Sonra O. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Zaten böyle bir azabı istemek. . geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Hamd. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. “Seni reddediyoruz. onunla (Kur’an ile) uyar. (Peygamberlerini dinlemediler. Hz. Peygambere karşı çıkanlar. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). (uyandırandır). Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz.. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. inkar ediyoruz. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. O. Onlar.” De ki: “Şüphesiz ben. Onların hesabından sana bir şey yok. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. Peygamber’e. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler. ama bize hiçbir şey olmuyor. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik. kalplerinizi de mühürlerse. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. çok bağışlayandır. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. De ki: “Ne dersiniz.” demişlerdi. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz. bana gönderilen vahye uyuyorum. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. De ki: “Ben size. Ben gaybı da bilmem. çok merhamet edendir. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. biz çıkınca girsinler. hidayete erenlerden olmam.” Allah zalimleri daha iyi bilir. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Eğer kovarsan zalimlerden olursun. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki.

. Allah’a özgü hükümranlık demektir. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. âyet. yalanlamanızı engelleyecek.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. 140. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. o zalimler grubu ile beraber oturma. O’nun sözü gerçektir. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. âyet.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. “Andolsun ki. hüküm ve hikmet sahibidir. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. gökleri ve yeri. Hani İbrahim babası Âzer’e. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. O da batınca (kavmine dönüp). Sonra hepsi. Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm. “İşte Rabbim!” dedi. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. O. görülen âlemi de bilendir.” Bir de. ne de bir şefaatçi. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. İleride bileceksiniz.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Belki sakınırlar. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. hesap görenlerin en çabuğudur. O. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. 10. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. “Ben öyle batanları sevmem” dedi.” Bak. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. sizi ondan koruyacak değilim. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. Gaybı da. bize. O. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. “İşte Rabbim!” dedi. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Melekût. ben seni de. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. sizi Allah adına cezalandıracak. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. anlasınlar diye. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Güneşi doğarken görünce de. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. uzaklaş. O. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. Yıldız batınca da. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. Ay da batınca. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ay’ı doğarken görünce de. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. De ki: “Sizler.

çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. Sizin bir karar kılma yeriniz. Bunların hepsi salih kimselerden idi. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. ellerini uzatmış. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. sayelerinde.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. O. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. Babalarından. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. Zürriyetinden Dâvud’u. Süleyman’ı. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi. Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O..üzüm bahçeleri. bereket kaynağı.. Yûsuf’u. o peygamberler. Allah’ın hidayetidir ki. bir de emanet bırakılma yeriniz var. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. sizi bir tek candan yaratandır. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar. Elyasa’ı. Yahya’yı. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. İslam evrensel bir dindir. (kendisiyle) ne sizin. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. Dolayısıyla. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. Ölüden diriyi çıkarır. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna. onlara vekil kılmışızdır. üst üste binmiş taneler. . (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. sonra bırak onları. O. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da.0 Çünkü. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. İşte bu. ona da inanırlar. Diriden de ölüyü çıkarandır. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Zekeriya’yı. meleklerin. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hepsini hidayete erdirdik. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. “Bana vahyolundu” diyen. Şüphesiz Allah. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. Geceyi dinlenme zamanı. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.0 İşte. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. size. O gökten su indirendir. Onlar kendilerine kitap. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. İsa’yı. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken.0 Ahirete iman edenler. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). hakkıyla bilendir.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. İsmail’i. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. Yani Allah’ı. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse. Bu sûrenin 90. Eyyub’u. pek çoğunu ise gizlediğiniz. İşte bu (Kur’an) da. âyetinde ifade edildiği üzere. O (Kur’an). bilemediler. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. işte güven onların hakkıdır.

“Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Şüphesiz senin Rabbin. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak. en gizli şeyleri bilendir. O. Gözler onu idrak edemez ama O. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. 23. O. Ondan başka hiçbir ilah yoktur.0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. Onlar. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı.0 Bunların meyvesine. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. haddi aşanları çok iyi bilir.0 Ey Muhammed! Sen. Oysa onları o yarattı. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Kafadaki göze basar denildiği gibi. gönül gözü demektir. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Artık. Rabbinden sana vahyedilene uy. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O. İşte sizin Rabbiniz Allah. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Allah. koku. Onların. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. Bir de (şeytanlar). ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. Basiret. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. gözleri idrak eder. O halde sakın şüphecilerden olma. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. O her şeyin yaratıcısıdır. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. onun hakikatini kavramak mümkün değildir. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. Kureyş müşrikleri peygamberimize. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. sonra onlar da haddi aşarak. “Sen ders almış okumuşsun. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. âyet. renk. diyorlardı. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O her şeyi hakkıyla bilendir. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. yücedir. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. bir de olgunlaştığı zaman bakın. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. . İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Şüphesiz senin Rabbin. görüp gözeten)dir. hakkıyla bilendir. Öyle ise O’na kulluk edin. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. hakkıyla işitendir. Ben başınızda bekçi değilim. bilgisizce Allah’a söverler. bir meyve verdiği zaman. O.”0 O. Biz onlara melekleri de indirseydik.

Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. Allah’ın. 114-115. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. karanlıklar içinde kalmış. 173. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. keçi. İşte biz. âyet. sıkar. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma.” Onların insanlardan olan dostları. âyet. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. fazlasına ihtiyacı yok. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. “Şu Allah için. misafirlere. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. 3. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. Nahl sûresi. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. Bu. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Şüphesiz. “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Allah’a ortak koşanların çoğuna.. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. arpa. Ama farkında olmuyorlar. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere. derler” diye dedikodu yaparlardı. Âyet. “Allah zengindir. hesap. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara bir âyet geldiği zaman. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. En’âm sûresi. Bir pay da putlarına ayırır. öldükten sonra dirilme. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. iyilere iyi derece. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. 145. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. cennet. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. Putlar ise fakirdir”. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. buğday gibi ziraat ürünleriyle.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. Bu âyet. Maide sûresi. âyet. Rabbinin dosdoğru yoludur. hakkıyla bilendir. . Kimi de saptırmak isterse. İşte böyle.. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. hiç. koyun. zalimler kurtuluşa eremezler. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. rahmet sahibidir. Ben de (görevimi) yapacağım. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. diye bir de kılıf uydururlardı. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. gizlisini de. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. cehennem. “Bakın. koştukları ortaklar. deve. âyet. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır.

Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır. hakkıyla bilendir. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. hakka karşı başkaldırma. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. faiz alma. Onlar Rablerine. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. çok merhametlidir.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. O. Çünkü O. Yine O. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. fakat israf etmeyin. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. Karılarımıza ise haramdır. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. 173. sığırdan da iki. Öşür. Aslında bunlar haram şeyler değildi. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. “O.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. koyun. sığır. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Konu ile ilgili olarak 139. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir.103. Halbuki bu hayvanların deve. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. İşte böyle. keçi. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı. O. âyet. zulüm. çardaklı. O. sizin için apaçık bir düşmandır.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. babalarımız da.0 Şüphesiz O. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu. âyetlerine bakınız. Eğer seni yalanlarlarsa. Çünkü o. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. keçiden de iki. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. Burada vurgulanmak istenen nokta. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.160.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı.haram sayanlar. ve Bakara sûresi. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. Âyetin bu kısmı. “onda bir” demektir.”0 De ki: “Haydi. bu sûrenin 119.) Bakınız: En’âm Sûresi. Darda kalan kimsenin. erkek. âyet. Sığır ve koyunların ise. . Gerçekten onlar sapmışlardır. âyet. İnsanlar doğru. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları. başka şeyleri denk tutuyorlar. mutlaka ziyan etmişlerdir.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. çardaksız olarak bahçeleri.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Bu âyetten Allah’ın. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. âyetin dipnotuna bakınız. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. akıtılmış kan. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. peygamberleri öldürme. israf edenleri sevmez.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. 99 ve ilgili dipnot. Sonra saldırganlık. hüküm ve hikmet sahibidir. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz.

yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. Allah’a verdiğiniz sözü tutun.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya.0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Ben müslümanların ilkiyim. dosdoğru bir dine.8.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. 18. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. İşte ben bununla emrolundum. Şüphe yok ki O. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. bir hidayet ve bir rahmet geldi. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.21. cezası çabuk olandır. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. 84. Sonra (O). ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Zümer sûresi. çok merhamet edendir. benim dosdoğru yolum.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. âyet. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. 156. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları. çok bağışlayandır. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün. 7. Necm sûresi. âyet. diye bu Kur’an’ı indirdik. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. âyet. yaşamam da. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. 165 O. 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. Artık ona uyun. âyet. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. Şüphesiz biz de bekliyoruz. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. âyet. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Başka yollara uymayın. her şeyi açıklamak. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi. Şüphesiz Rabbin. 38. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. 286. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur.85.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da.157 Kitap. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. diğer ibadetlerim de.15. 32. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır.0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. âyet. Fatır sûresi. âyet. âyet. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. 7. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. 153 İşte bu.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. Anaya babaya iyi davranın. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Allah’a ortak koşanlardan değildi. .0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size. O. 33. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. yahut. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. âyet. (Zina ve benzeri) çirkinliklere.0 De ki: “Siz bekleyin.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır.

0 Andolsun. 46. insanların küfürde. sizi yarattık. Elif Lâm Mîm Sâd.6.7. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. 206 âyettir. arkalarından. 97. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. onlardan sana kim uyarsa sizin.” Derken şeytan. Bu âyette. âyet. 163-170. 18. yemin ederim ki. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. yüksek yerler. âyet. saygı ile eğilenlerden olmadı. 15. Sonra da meleklere. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. 5. O gün amellerin tartılması da haktır.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. Azabımız kendilerine geldiğinde.0 Peygamberlere de elbette soracağız. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. hepinizi cehenneme doldururum. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. “Adem için saygı ile eğilin” dedik. Andolsun. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. 2. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Allah. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. 21. Yoksa zalimlerden olursunuz. 20. âyet. 12.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti. 3. Sonra size şekil verdik. Çünkü beni ateşten yarattın. “(Biz bunu hak ettik. Allah. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. 19. Sûrede temel konu olarak. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. 10. âyet. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. 9. ve 48. 8. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. 12. âyet. Âyetin bu kısmı. 13. 4. 22. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. 17. 5.” Allah da.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 7. Andolsun.0 Bu. 16. 65. melek olmayasınız. Rableri onlara. yüksek mevkiler demektir. 6. O. . Onu bırakıp başka dostlara uymayın. zulümde. “Şimdi in aşağı oradan. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. demedim mi?” diye seslendi. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. 11. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. sana. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 109. “elA’râf”. Sûre adını. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. Hûd sûresi.0 Rabbinizden size indirilene uyun. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. Dilediğiniz yerden yiyin.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. Kehf sûresi. 14.

azabı tadın” derler. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Onlar orada ebedi kalacaklardır. 42. 29. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. Şüphesiz biz şeytanları. Çirkin bir iş işledikleri vakit.” Her milletin belli bir eceli vardır. 41. işte o daha hayırlıdır. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. canlarını almak için geldiğinde. 34. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. De ki: “Şüphesiz. Bu (giysiler). Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Âyetin bu kısmı. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. 38. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. Çünkü o ve kabilesi. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. 43. 28. 39. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. haksız saldırıyı. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. 30.” Öncekiler sonrakilere. Yiyin için fakat israf etmeyin. ne bir an geri kalabilirler. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. 32. 25. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse. Onlara. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. Onların eceli geldi mi. açık ve gizli çirkin işleri. 26. 36. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. israf edenleri sevmez. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. günahı. artık onlara korku yoktur. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. 40. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. “Hamd. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. ne de öne geçebilirler. şeytan sizi de saptırmasın. Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. Allah da bize bunu emretti” derler. 27. 35. ayrı ayrı açıklıyoruz. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Onlar üzülecek de değillerdir. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. Onlar da. bir kısmına da sapıklık layık oldu. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir.” De ki: “Rabbim ancak.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.işte onlar cennetliklerdir. 24. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). Allah çirkin işleri emretmez. Altlarından da ırmaklar akar. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. onlara göklerin kapıları açılmaz. Fakat bilmiyorsunuz. 31. Onlar. 0 . Çünkü o. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. dünya hayatında mü’minler içindir. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. 37. De ki: “Allah’ın. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz.23. Onlar için cehennem ateşinden döşek. kendilerine öncülük edenler için. biz hidayete ermiş olamazdık. 33.” Allah bir kısmına hidayet etti.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Kim.

51. “Şüphesiz. Cehennemlikler de cennetliklere. âyet. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. faydasız bitkiden başkası çıkmaz.0 Andolsun biz onlara. Şüphesiz sizin Rabbiniz. . A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. güneşi. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.44. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Ola ki ibretle düşünürsünüz. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. 46. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. yüksek yerler. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. 45. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. Onlar. İyiler verimli toprak gibi. yaratmak da. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. Cennetlikler cehennemliklere. Onlar ise ancak. kudret ve hakimiyet tahtı. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. Aksine ben. 50. Arş. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. bilerek açıkladığımız bir kitabı. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. 60. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. O. 13. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Cennetliklere. haddi aşanları sevmez.0 Andolsun. 52. 58. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. 49. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. yüksek mevkiler demektir. “Selam olsun size!” diye seslenirler. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Toprak gibi insanların da iyisi. “Ne olur. ama bunu ummaktadırlar. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. A’râf. 55. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. 62. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu. 53. âyet. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. 47. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. Çünkü O. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. geceyi. Kavminin ileri gelenleri. 57. O zaman aralarında bir duyurucu. Onlar. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. 48. 70. girin cennete. Bazı müfessirler. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. Dikkat edin. sınırsız kudret makamı demektir. emretmek de yalnız O’na mahsustur. 54. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. 56. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. 59. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. Topluma faydaları dokunmaz.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. topluma yararlı olurlar. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 61. kötüsü vardır. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Size korku yok. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. Şüphesiz. “Evet” derler.

69. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 70.. 80. 74. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.. Hûd. . Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Nihayet deveyi kestiler. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”0 Bak.” 0 Hicr sûresinin 74. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. içsin. Hayır. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. 75. küçük görülüp ezilen inanmışlara. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. 85. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur.” “Bir de.63. Hatırlayın ki. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. 83. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Onlara. 82. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. 64. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. Bakın. haklarında hiçbir delil indirmediği. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. 77.” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. dağları oyup evler yapıyorsunuz.” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. 72. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” Onlar. 78. Derken. İnsanların mallarını eksiltmeyin. “Siz.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. 73. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık.” demek oldu. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Derken kavmi onu yalanladı. 66. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. 65. Sakın ona bir kötülük etmeyin. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. 79. 86. 81. Allah’ın. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen. Büyüklük taslayanlar. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. 76. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. Onlar da. 71. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 67. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.” Kavminin cevabı ise sadece. bir kısmı da inanmamışsa. 68. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. suçluların akıbeti nasıl oldu.” dediler. O. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. 84. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. Salih’in. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. siz haddi aşan bir toplumsunuz. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik.. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler.

farkında değillerken onları ansızın yakaladık. 106. 98. Bir de ne görsünler o. apaçık bir ejderha.0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki.” Derken. Biz onların çoğunda.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.” Bana. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. Bak. 102. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. Bir de ne görsünler. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. 90. Andolsun. 110. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. sonra onları ansızın yakalaması”. inkarcılara mühlet verip. 100. âyet. “İstemesek de mi?” dedi. 111. 104.87. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. 94. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. 88. 95. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. 32. Biz de.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. . onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. Şuarâ sûresi. 108. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. Hz. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. bembeyaz olmuş. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya. 107. Hz. Size nasihat de ettim. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız. âyet. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı.0 Firavun. 101. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. 103. Elini (koynundan) çıkardı. sözünde durma diye bir şey bulmadık. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. 89. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. 96. Sonra onların ardından Mûsâ’yı. Mûsâ’nın. 43-44. 105. Fakat onlar yalanladılar. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 99. 33.” Şuayb. âyet. Şuarâ sûresi. 91.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. 97. 92. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim.0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla. âyet. Şimdi ben. bozguncuların sonu nasıl oldu. bakanlar için. 93.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. Eğer. 60-63. 109. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.” Firavun ileri gelenlere. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun.

Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. ürün güvesi (haşerât). mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. 130. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. 114. 126. “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. 113.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. (Mûsâ). 118. öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. 120. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. (Sihirbazlar). 133. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. “Bu bizimdir. kurbağalar ve kan gönderdik.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. biz sana inanacak değiliz. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. İsrailoğulları. (biz çalışıp kazandık)” derler. Mûsâ kavmine. çekirge. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. 123. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. ve 129. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. Firavun ailesini. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. Bir de ne görsünler o. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. 139. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim.” Biz de. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. Biz de Mûsâ’ya. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. 115. 128. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. 131. 117. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. Fakat çokları bilmezler. Üzerlerine azap çökünce. Ona. 125. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. 129.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. 132. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. 121. “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. 122. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. . kullarından dilediğini mirasçı kılar. 137. 134. 136. Derken. Büyük bir sihir yaptılar. değil mi?” dediler. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. “Evet. Firavun. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. 127. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. kadınlarını sağ bırakacağız. Andolsun biz. 135. 138. bu ülkede fesat çıkarsınlar. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır. 124.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. (Hiçbirinden ders almadılar. Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını).” Firavun. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.” Mûsâ. bu sûrenin 128. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. 116. geldikten sonra da. Bu yüzden onlardan intikam aldık. 119. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti.112.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. “Siz atın” dedi. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun.” “Sen sırf. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım. “Umulur ki.

“Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. okuma yazma bilmeyen insan demektir. 154. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. her insan bilgisiz olmayacağı için. Mûsâ. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. 149. “ağır mükellefiyetler”. “Kavim beni güçsüz buldu. Bu. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. “ümmî”. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. kavmine de emret. âyet. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. ona saygı 0 0 0 0 Hz. O. Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. 143. “Rabbim! Bana (kendini) göster. 148. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik.140. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. gerçekten sapmış olduklarını görünce. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. 142. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim.” (Mûsâ). (Bakınız: Bakara sûresi. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. 151.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. 147. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir. 144.0 Ona iman edenler. ahirette de. kavminden. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. 156. 145. 150. 152. çok merhamet edendir. Sen bizim velimizsin. Ancak okuma yazma bilmeyen. 146. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. Oğullarınızı öldürüyor. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. Nitekim.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım.” dedi.Mûsâ’nın kavmi. Allah da. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. . kötü ve pis şeyleri haram kılar. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). “Ümmî”. onlara iyiliği emreder. cahil demek değildir. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. dilediğim kimseyi ona uğratırım. 155. onların. 141. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Ayılınca. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. Peygamber. Onu. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. dilediğini de doğruya iletirsin. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Mûsâ için. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. onları kötülükten alıkoyar. 55). Mûsâ. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. Bizi kendi rahmetine sok. ziynet eşyalarından. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. Mûsâ. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca.” Onlar. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. okuma yazma bilmeyen Hz. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. bana karşı gelmekten sakınanlara. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. sana bakayım” dedi. 153. Artık bizi bağışla ve bize acı. Ben inananların ilkiyim” dedi. Allah’ın dağa tecellisi. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. Mûsâ da baygın düştü. Fakat (şu) dağa bak. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. onu kendine doğru çekmeye başladı. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. buna on (gece) daha kattık. mecazi olup. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol.0 Mûsa. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler.

172.0 Ey Muhammed ! Onlara. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. 169. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. 171. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. gösterenler. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. Bakara sûresinin 58 ve 59. 164. Onlar da. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. şüphesiz biz. Allah Teâlâ. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. 158. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. Şüphesiz Rabbin. diriltir ve öldürür. Şüphesiz O çok bağışlayandır. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Böyle yapmamız kıyamet günü. Âyette sözü edilen bu kent. Allah hakkında. elbette cezayı çabuk verendir. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. şiddetli bir azapla yakaladık. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. 165. ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. 168. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. 161. Yahut. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. 173.157. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. âyetlerinde de zikredildiği üzere. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. 159. 166. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik).” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. Âyette anlatılan olay budur. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. Onlar bize zulmetmediler. 162. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. 160. Derken. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. 167. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. Onlardan iyi kimseler vardır. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. bizi affet) ifadesini. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. . Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Hani Rabbin. 163. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. bizi affet)’ deyin. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. Bu bir imtihandı. Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. diğer günler o derece gelmiyorlardı. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. çok merhamet edendir. O. “Evet. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. 170. onları kendilerine karşı şahit tutarak. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz.

âyetinin dipnotuna bakınız.” Allah kimi doğru yola iletirse. 75. çağırın ortaklarınızı. 186. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. âyet ve ilgili dipnot. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. odur doğru yolu bulan. 185. 181. 189. İşte bunlar hayvanlar gibi. O. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Ben onlara mühlet veririm. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için.0 En güzel isimler Allah’ındır. Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. Hiçbir şeyi yaratamayan. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). ziyana uğrayanların ta kendileridir. Onları çağırsanız da. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. Bakınız: En’âm sûresi. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. hatta daha da aşağıdadırlar. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. O size ancak ansızın gelecektir. 193. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. 179. 195. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. 190.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler. yine insan cinsinden. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. 180. cehennemlik olmuşlardır. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. 194. 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. bütün salihlere velilik eder. gözleri olup da bunlarla görmeyen. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. O göklere de. yere de ağır basmıştır. 188. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. 191. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Allah. . Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir. 177. Yarattıklarımızdan. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil. 184. işte onlar. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. İşte bu. bocalayıp dururlar. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. 182. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. 192. Allah’ın yarattığı her şeye. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. 176. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. cinler ve insanlardan. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. 187. Kimleri de saptırırsa. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.174. 178. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. 183. 175. ne de kendilerine yardım edebilirler.

Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. Onlar kendilerine de yardım edemezler. cahillerden yüz çevir. Rabbini. içinden yalvararak ve korkarak. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya. 199. ayakta iken gidilmesi daha uygundur.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. Bu secdeye. halbuki onlar görmezler. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler.196. 200. 198. 204. 201. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. Sen onların sana baktıklarını görürsün. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir. 205. hakkıyla işitendir. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. 202.0 0 Bu âyet. doğru yola çağırırsanız işitmezler. hemen Allah’a sığın. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. . 197. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. sonra da bundan hiç geri durmazlar. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. iyiliği emret. 203. Eğer onları. Şüphesiz O. Bunlardan birini okuyan. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. Sen af yolunu tut. hakkıyla bilendir. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. Şeytanlara kardeş olanlara gelince.

tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. mutlak güç sahibidir. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. Allah’ın gazabına uğramış olur. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Âyette sözü edilen iki taife. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. yalvarıyordunuz. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile.0 8. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Allah ve Rasûlüne itaat edin. “Ben sizinle beraberim. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. 17. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onlara. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. Ne kötü varılacak yerdir orası. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. 75 Âyettir.0 10. Attığın zaman da sen atmadın. fakat Allah onları öldürdü. Hani Rabbinizden yardım istiyor. gerekenleri yaptıktan sonra. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. sizi temizlemek. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz.(Savaşta) onları siz öldürmediniz. O da. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın).İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener). Yoksa yardım ancak Allah katındandır. sizden şeytanın vesvesesini gidermek. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Şüphesiz Allah. Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. adını ilk ayetteki &quot.Sûre. o sizindir diye va’dediyordu. savaş. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. Ey iman edenler. Mü’minler ancak o kimselerdir ki. Mü’minleri. Onlar namazı dosdoğru kılan. aranızı düzeltin.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır.Enfâl savaş ganimeti demektir. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. tüm tedbirleri alıp. Vurun. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. 6. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.0 3.Allah bunu. fakat Allah attı. Sûrede başlıca. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. 14. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. 15. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur.8. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o.” 2. hüküm ve hikmet sahibidir. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. 5. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. Onun varacağı yer de cehennemdir. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir. Nasıl ki. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. 18. orduyla savaşmak yerine. kelimesinden almıştır. Rableri katında yüksek mertebeler.Bu. 13. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. Hani Rabbin meleklere. 16. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. İman edenlere sebat verin. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. Müslümanlar. 11. özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 0 0 0 0 Tevekkül. Hani Allah size iki taifeden birini. . 7. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım.el-Enfâl&quot. hakkıyla bilendir. Bu. 4. Peygamber orduya hücum emri verdi. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. O halde. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. 12.

35. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü.(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi. Bu âyette. kendi yatağına Hz. 21. Allah.0 Derken Allah sizi barındırdı. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki. onun huzurunda toplanacaksınız. Bu. 27. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. “Dâru’n-Nedve’de toplandılar. Allah da tuzak kuruyordu. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. 33. Cebrail durumu Hz. işte müşriklerin bu planıdır. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. Bakınız: Nisâ sûresi. 30. ellerine birer kılıç verelim.Peygamber.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et. 98 ve ilgili dipnot. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler.Onların. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. ıslık çalıp el çırparlardı. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. 54 ve ilgili dipnot.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.Hani onlar. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi.0 36. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. elbette onlara işittirirdi. 32. 22. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz.Ali’yi yatırarak Hz. Şüphesiz. Şüphe yok ki. 28. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. Âyette söz konusu edilen tuzak. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Fakat onların çoğu bilmez. . “Allah’ın. dilsizlerdir. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup. 20. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.0 26. “Duyduk. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır. Müşrikler. Hz. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. Yine bilin ki. Onlar tuzak kuruyorlar.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. Toplantıda.” Bu görüş kabul edilince.Peygamber’in hapsedilmesi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. 34. 23. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. 29. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. âyet. Eğer dönerseniz biz de döneriz. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere. âyet. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. Böyle yaparsak. Allah büyük lütuf sahibidir. 25.19. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak. sizi bağışlar. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Hz. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.Peygamber’e haber vermişti. 37. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. “Ey Allah’ım. Öldürmek kesin çözümdü. 24.0 31. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı.İşitmedikleri halde. Allah kişi ile kalbi arasına girer. pis olanı temizden ayırmak. “işittik” diyenler gibi de olmayın. Hz. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı.

Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. 55. 43. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. hüküm ve hikmet sahibidir. 44.9. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.0 39.Onlar. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. hakkıyla bilendir. yaşayan da açık bir delille yaşasın. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. . Allah. yoksullara ve yolculara aittir. 58. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir.38.Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında.Şımarıp böbürlenmek.(Ey kafirler!) Bu.İnkar edenler.Bilin ki. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki. Fakat Allah. onlar uzak tarafında. Sabırlı olun. 42. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. 53. yetimlere.Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. olacak bir işi gerçekleştirsin. Artık onlar iman etmezler. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır. 46. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. âyet. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). 56. ölen açık bir delille ölsün. kervansa sizin aşağınızdaydı. hakkıyla bilendir. elbette hakkıyla işitendir. 40. Ben Allah’tan korkarım. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. O ne güzel dosttur. Hepsi de zalim kimselerdi.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. 50. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. inkar edenlerdir. 52. 57. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. mutlaka ben de size yardımcıyım. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. 0 0 0 Âyette. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan). gerisin geriye dönüp. Peygamber’e. Eğer Allah’a. cezası çetin olandır” demişti. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün. Çünkü o. azabı çetin olandır.Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. 51. bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. geçmiş günahları bağışlanır. 47. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. 45. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. âyet. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). Bakınız: Enfâl sûresi. Çünkü Allah hainleri sevmez. “Ben sizden uzağım.Eğer onları savaşta yakalarsan. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin). Melekler.Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. O ne güzel yardımcıdır! 41.” demişti. 8.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. kendileriyle antlaşma yaptığın. onun yakınlarına. 49. 54. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Şüphesiz Allah.Bunların durumu. 48.(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan. Bütün işler Allah’a döndürülür. 123-124.Şüphesiz Allah katında. devletiniz elden gider.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. 59.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin.

75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. İman edip hicret etmeyenlere gelince. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. onların velayetleri size ait değildir. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. hüküm ve hikmet sahibidir. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Bunun üzerine bu âyet indi. işte onlar birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. . 62. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman. Size zulmedilmez. işte onlar gerçek mü’minlerdir. Allah mutlak güç sahibidir. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. yardım etmek üzerinize borçtur. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Ebu Bekir. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Onları öldürme. hakkıyla bilendir. Peygamber. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. O. Tövbe edebilirler. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin.60. 61. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. çok merhamet edendir. 65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. hicret edinceye kadar. işte onlar da sizdendir. Hz. Hz. Nihayet. Onlardan fidye al. Allah hakkıyla bilendir. “Bunlar senin kavmin ve akraban. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. Allah çok bağışlayandır. Allah’ın kitabınca. Çünkü o hakkıyla işitendir. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Hz. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. Onlarla Allah’ın düşmanını. ihlas. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. çok merhamet edendir. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. öldürülmelerini teklif etmişti. Ömer ise. Allah sabredenlerle beraberdir.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. hakkıyla bilendir. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu.

Umulur ki. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. Bu. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Sûre adını. bu hükmün dışındadır. Ama yüz çevirirseniz. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. çok merhamet edicidir. 129 âyettir. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederler. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. 16 Yoksa.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. 12. inkârcıları perişan edecektir. Şunu bilin ki. 14. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. Yeminlerini bozan. Eğer tövbe ederseniz. bu sizin için hayırlıdır. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. onları rezil etsin. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. âyetten almıştır. Başında besmele olmayan tek sûredir.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. İnkârcılara. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Allah ise. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. Allah içinizden. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Hacc-ı ekber gününde0.15 Onlarla savaşın ki. Allah’tan. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. Şüphesiz Allah.Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Sûrede başlıca. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. 5. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. 0 Haccı Ekber günü. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. 3. . 13. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. elem dolu bir azabı müjdele! 4. hüküm ve hikmet sahibidir. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. Allah hakkıyla bilendir. vazgeçerler. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. şunu iyi bilin ki. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. Onların antlaşmalarını. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.Fakat tövbe edip. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. 8. 6. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. siz de onlara dürüst davranın. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. 1. kendilerini serbest bırakın. 17 Allah’a ortak koşanların. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. 11. namazı kılar ve zekâtı verirlerse. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. küfrün ele başlarıyla savaşın. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. ne akrabalık (bağlarını). Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. 7. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. onlara karşı size yardım etsin.9. 9. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Allah ve Resûlünden. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır.

insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. siz de onlarla topyekûn savaşın. bütün dinlere üstün kılmak için. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. Cahiliye devri uygulamasına göre. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. İşte bu. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında.” Andolsun. kendi katından bir rahmet. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. Allah katında ayların sayısı on ikidir. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Allah katında daha üstündür. Bu sebeple. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. Hz. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. Allah onları kahretsin. Sonra Allah. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. oğullarınız. kardeşleriniz. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. namazı dosdoğru kılan. Bu aylardan Zilkâde on birinci. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Artık bu yıllarından sonra. Hırıstiyanlar ise. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. Bunlardan dördü haram aylardır. bunlar da ancak. Hani. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Yahudiler. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. De ki: “Eğer babalarınız. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. Allah çok bağışlayandır. Allah katında büyük bir mükafat vardır. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. “İşte bu. Zilhicce on ikinci. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. hahamlarını. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. 0 0 Huneyn. İşte onlar. O. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Şüphesiz. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir.0 Sonra Allah. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Eğer yoksulluktan korkarsanız. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa. Mekke’nin fethinden sonra (H. zalimlerin ta kendileridir. Ancak. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. çok merhamet edendir. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. başarıya erenlerin ta kendileridir. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. Rableri onlara. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. inkârcıların cezasıdır. Haram aylar. kazandığınız mallar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. İçinizden kim onları dost edinirse. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. işte onlar. O. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. eşleriniz. Bilin ki Allah. hürmet edilmesi gereken. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Bu âyetle bir sonraki ayette. hüküm ve hikmet sahibidir. . Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. aşiretiniz.

böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Âyette. Gerçi onlar. onlara uzak geldi. Haydi bekleyedurun. . bu onları üzer. Gerek yaya olarak. sizden asla kabul olunmayacaktır. yere çakılıp kaldınız. bir kural olarak ifade edilmektedir. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Mallarınızla. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. “Siz kolay da gelse. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. O bizim yardımcımızdır. yalnız Allah’a güvensinler. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız. “Gençler ve yaşlılar olarak”. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de.” De ki: “Bizim için siz. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. ona bizzat Allah yardım etmişti. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. ister gönülsüz olarak harcayın. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. yalnızca. “Eğer gücümüz yetseydi. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. bir yıl haram sayıyorlar. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. De ki: “Bizim başımıza ancak. Hani o arkadaşına. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. Öyleyse mü’minler. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. tercihlerini sapıklıktan. Sana bir iyilik gelirse.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. Onların bu çirkin işleri. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. pek az bir şeydir. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. Allah’ın sözü ise en yücedir. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. inkardan yana kullananların. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş.” Harcamalarının kabul edilmesine. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır. Eğer başına bir musîbet gelirse. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. Allah mutlak güç sahibidir. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. hüküm ve hikmet sahibidir. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. Cahiliye devrinde. Onlardan “Bana izin ver. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. “Üzülme. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.” Yine de ki: “İster gönüllü. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. Biz de. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir. kendilerine süslenip güzel gösterildi. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. Fakat meşakkatli yol.

Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. siz de tıpkı. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. mü’minlere inanır (güvenir). ebedi olarak kalacakları. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Onların varacakları yer cehennemdir. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. borçlular.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. hüküm ve hikmet sahibidir. Sırf. kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. kötülükten alıkoyarlar. İşte bu büyük başarıdır. kadın münafıklara ve kafirlere. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. Allah onlara lanet etmiştir. Allah erkek münafıklara. Namazı dosdoğru kılar. onlara yeter. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. İyiliği emreder. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. düşkünler. Allah’ın rızası ise. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. Allah’a yemin ederler. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. hüküm ve hikmet sahibidir. “Bize Allah yeter. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine. Şüphesiz münafıklar. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Onlar için sürekli bir azap vardır. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. O. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Kendilerine ondan bir pay verilirse. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İbrahim’in kavminin. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. zekâtı verirler. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Sadakalar (zekatlar).” Sizi razı etmek için. bunların hepsinden daha büyüktür. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. Allah hakkıyla bilendir. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. malları ve çocukları daha fazlaydı. hemen kızarlar. Oysa onlar sizden değillerdir. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye. sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Onlara kendilerinden öncekilerin. siz de (dünya zevkine) daldınız. diğer bir zümreye azap edeceğiz. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. Sizden öncekilerin. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. büyük bir rezilliktir. İçlerinden.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. Âd ve Semûd kavimlerinin. (Ey münafıklar!). onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. fasıkların ta kendileridir. Allah da onları unuttu. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. . Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. hoşnut olurlar. Kötülüğü emredip. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. iyiliği yasaklarlar. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. derler. Münafıklar. kalplerinde olan şeyleri. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Nûh. kendileri için daha hayırlı olurdu. Onlar Allah’ı unuttular. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. zekât toplayan memurlar. hemen koşarak oraya kaçarlardı. De ki: “Allah’la. ellerini de sıkı tutarlar.

Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. Allah çok bağışlayandır. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. size mazeret beyan edeceklerdir. Bütün hayırlar işte bunlarındır. Allah onlara.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. oturup kalmalarına sevindiler. güçsüzlere. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Bu. size yemin edeceklerdir. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin. hüküm ve hikmet sahibidir. Bilesiniz ki bu.” şeklinde de tercüme edilebilir. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez. Bunlar. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. Allah ta kalplerini mühürledi. az gülsünler. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. İşte bu büyük başarıdır.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Kendilerinden razı olasınız diye. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. mallarıyla. Siz onlardan razı olsanız bile. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. Onlar için elem dolu bir azap vardır. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. canlarıyla cihat ettiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. kendilerine izin verilsin diye geldiler. Onlara döndüğünüzde.. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. senin. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. “Allah’ın.” Yanlarına döndüğünüz zaman. Sonra hepiniz. Harcayacaklarını. Allah onları asla affetmeyecektir. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Size kesinlikle inanmayız.. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar.” Keşke anlasalardı. Allah hakkıyla işitendir. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Çünkü onlar pistir. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Artık onlar bilmezler. Allah’a ve ahiret gününe inanır. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Artık onlar anlamazlar. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. Kazandıklarının karşılığı olarak. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. onlardan servet sahibi olanlar. Allah hakkıyla bilendir. . Sorumluluk ancak. içinde ebedî kalacakları.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. varacakları yer de cehennemdir. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. çok merhamet edendir. Allah bunlarla ancak. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. çok ağlasınlar. hakkıyla bilendir. Artık onların peşini bırakın.

İşte asıl bu büyük başarıdır. yapın. hüküm ve hikmet sahibidir.) Allah hakkıyla işitendir. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Biz onları biliriz. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır. tövbeyi çok kabul edenin. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. Sonra gaybı da. günahlarını itiraf ettiler. Allah onlara içinden ırmaklar akan. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. öldürürler ve ölürler. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. hüküm ve hikmet sahibidir. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. çok içli. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. hamdedenler.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere. Allah hakkıyla bilendir. 86.0 Onun içinde asla namaz kılma. Allah onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Kurmuş oldukları binaları. âyet. Doğru yola ilettikten sonra. Münafıklar. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. . Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. Mü’minleri müjdele. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. Artık. âyet. 4. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Mümtehine sûresi. ibâdet edenler. çok merhamet edendir. Hz. Şüphesiz Allah. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. Ebû Âmir. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İbrahim’in. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. yumuşak huylu bir kişiydi. 47. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. bazı münafıklarca. ondan uzaklaştı. hakkıyla bilendir. küfre yardım etmek. iyilikle onlara uyanlar var ya. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. Allah bir toplumu saptıracak değildir. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). mü’minler de göreceklerdir. Çünkü Allah çok bağışlayandır. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Yaptıkları bu mescidin. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. Yaptıklarınızı Allah da. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. babası için af dilemesi. Onlara iki defa azap edeceğiz. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. ne de bir yardımcı vardır. Allah hakkıyla bilendir.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. Allah da tertemiz onları sever. O diriltir ve öldürür.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. oruç tutanlar0. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. Allah onlardan razı olmuş. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. Şu’arâ sûresi. rükû’ ve secde edenler. onlar Allah yolunda savaşırlar. âyet. çok bağışlayandır. -yakınları da olsalar. mü’minlerden canlarını ve mallarını. Hz. Bunlar. Şüphesiz İbrahim. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Şüphesiz Allah. Onlar. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. Onların mallarından. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. çok merhamet edendir. Kuba mescidi civarında. Rasûlü de. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Diğer bir kısmı ise. tövbe edenler. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah bunu Tevrat’ta. Bunlar. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin.

“Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. sonra da sıvışıp giderler. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. Çünkü onların. Malik. Rabi’dir. Evet. Bir sûre indirildi mi. onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Allah yolunda küçük. O size çok düşkün. Hz. onların tövbelerini de kabul etti. inen sûre onların imanını artırmıştır. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. Görmüyorlar mı ki. Ümeyye ve Murâra b. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. onların tövbelerini kabul etmiştir. . Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez. açlık. Hilâl b. içlerinden. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. Tebük seferinden sonra Hz. Şüphesiz Allah. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş.” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. yorgunluk. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Sonra ne tövbe ederler. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Allah onların kalplerini çevirmiştir. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. Allah yolunda çektikleri susuzluk. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. İman etmiş olanlara gelince. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. ne de ibret alırlar. Kalplerinde hastalık olanların ise. ashap da onlardan yüz çevirmişti. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. Allah’ın. Ben ancak O’na tevekkül ettim. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Andolsun. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Bu âyette. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. yüce Arşın sahibidir. Herhangi bir sûre indirildiğinde. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. O. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar).

İşte biz. 4. sınırsız kudret makamı demektir.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. Kafirlere gelince. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. Sûre. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. inkar etmekte olduklarından dolayı. Sonra. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. insanları uyar ve iman edenlere. kudret ve hakimiyet tahtı. İşte o haddi aşanlara. Andolsun. gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Râ. hiç kimse şefaatçı olamaz. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. 2. O'nun izni olmaksızın. elbette büyük bir günün azabından korkarım. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. Onlar zaten inanacak değillerdi. gerek yan üstü yatarken. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. aralarındaki esenlik dilekleri. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. 6. 5. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. yapmakta oldukları şeyler. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Eğer Allah insanlara. Eğer Rabbime isyan edecek olursam.95 ve 96. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. Yûnus. 3. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.94. Lâm. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. İşte o. bize kavuşmayı ummayanları. Sûrede. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler.10. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. âyetler Medine döneminde. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır. şerri de acele verseydi. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. O. “selâm”. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. âyetlerini. Rabbiniz Allah’tır.YÛNUS SÛRESİ 40. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. dualarının sonu ise. hidayete erdirir. 109 âyettir. varacakları yer ateştir. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. 7. nasıl davranacağınızı görelim diye. Allah da size onu bildirmezdi. ben size onu okumazdım. Arş. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. O halde O'na kulluk edin. İçlerinden bir adama. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Bismillahirrahmânirrahîm 1. O. Elif. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. . Rableri onları imanları sebebiyle. güneşi bir ışık (kaynağı). Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. gerek otururken. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. Bunların oradaki duaları.

” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). kendilerine ne zarar. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız.3)>3 3 3. eğer bizi bundan kurtarırsan. . “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. Bekleyin. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. bunları. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. sonra da Allah’a ortak koşanlara. Dünya hayatının hâli. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz.0=dip(10. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. Oysa zan. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. İşte düşünen bir toplum için. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki.” Öyle ise. “Onlar artık imana gelmezler” sözü. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır. Sonunda dönüşünüz bizedir. İşte onlar cehennemliklerdir. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. sırf kendi aleyhinizedir. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. işte böylece gerçekleşmiştir.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. sonra ayrılığa düştüler. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. ne de bir zillet. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. Sanki yüzleri. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Kötü işler yapmış olanlara gelince. Onlar orada ebedî kalacaklardır. başlangıçta yaratmayı yapacak.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. De ki: “Siz. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. yücedir. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. sonra onu tekrar eder. “Siz de. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. 210 :423:" 1211 1636 O. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder.

haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. Fakat onların çoğu bunu bilmez.” De ki: “Allah’ın size indirdiği. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Her ümmetin bir peygamberi vardır. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Onlar. Sonra. ne de gökte. yalnız bunlarla sevinsinler. Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Her milletin bir eceli vardır. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. hele akılları da ermiyorsa. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. sizin de. 34. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. sizin işiniz de size. göklerdeki her şey. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. O diriltir ve öldürür. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. . ancak ona döndürüleceksiniz. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. Bu. Ne yerde. Hayır öyle değil.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. fakat insanlar kendilerine zulmederler. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. hele gerçeği görmüyorlarsa. yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlar üzülmeyeceklerdir de. yerdeki her şey Allah’ındır. Bak. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. o zalimlerin sonu nasıl oldu. ne de fayda verme gücüne sahibim. bir kısmını helâl. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. Bilesiniz ki. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. kendini kurtarmak için onu fidye verir. Yine bilesiniz ki. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. De ki: “Allah dilemedikçe. De ki: “Evet. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. ben kendime bile ne bir zarar. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Bilesiniz ki. Allah’ın va’di haktır. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. Onların eceli geldi mi. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim). de ki: “Benim işim bana aittir. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. âyet. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Fakat sağırlara. zerre ağırlığınca. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. indirilmiştir. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. Sonra da zulmedenlere. aralarında tanışırlar. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır. Fakat körlere. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır.”0 De ki: “Söyleyin bakalım. Azabı gördüklerinde.

Benim ücretim. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. hakkıyla bilendir. Bak. gündüzü ise aydınlık kılandır. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. “Allah bir çocuk edindi” dediler. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir.” Allah da. Bana müslümanlardan olmam emredildi.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Ey Rabbimiz. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. .” Onu yine de yalanladılar. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. O her bakımdan sınırsız zengindir. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Bilesiniz ki göklerde kim var. Mûsâ. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. hep Allah’ındır. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. Mûsâ: “Size hak gelince. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. “Şüphesiz bu. yerdeki her şey onundur.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. 103-140. iflah olmazlar!” dedi. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. O. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. ancak Allah’a aittir. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. “Her ikinizin de duası kabul edildi. Sonra da. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa. Göklerdeki her şey. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. yerde kim varsa. bundan uzaktır. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. Mûsâ’ya ve kardeşine. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver. İşte bu büyük başarıdır. Nûh’un haberini onlara oku. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. Sonra dönüşleri bizedir.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. apaçık bir sihirdir” dediler. O hakkıyla işitendir. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Suçluların hoşuna gitmese de. âyet. O.” Firavun. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. Ey Rabbimiz. Namazı dosdoğru kılın. Çünkü bütün güç Allah’ındır.

çok bağışlayıcıdır. insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça. Şüphesiz ki. bil ki onu.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik. derhal onları takibe koyuldu. Firavun da. bilin ki ben. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. Ben sizden sorumlu değilim. Nihayet boğulmak üzere iken. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor.” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.” 105. 93 Andolsun. O’ndan başka giderebilecek yoktur. kurtaracağız. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. hiçbir kimse iman edemez. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. keşke (azabı görmeden) iman edip. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O. O. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Eğer böyle yaparsan. 96. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. Andolsun ki. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. 99 Eğer Rabbin dileseydi. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. 98 Yûnus’un kavminden başka. 104 De ki: “Ey insanlar. Eğer sana bir hayır dilerse. çok merhamet edicidir. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. 92 Biz de bugün bedenini. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. sana Rabbinden hak gelmiştir. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. 108 De ki: “Ey insanlar.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. 102 Onlar sadece. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. arkandan geleceklere ibret olman için. inananları da kurtaracağız. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Allah. bir baksanıza. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. . O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. Ben de müslümanlardanım” dedi.97 Şüphesiz. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. 94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.

İyi bilin ki onlar. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. Sûre. 123 âyettir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. Fakat insanların çoğu inanmazlar. âyet. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. Yine iyi bilin ki. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. (Dünyada) yaptıkları şeyler. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Dönüşünüz ancak Allah’adır.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. orada boşa gitmiştir.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. Sûrede başlıca tevhit.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. İşte onlar. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir.2 Elif Lâm Râ. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. âyetleri. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. rızkı Allah’a âit olmasın. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. sonra bunu ondan çekip alırsak. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. açığa vurduklarını da bilir. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. O’ndan gizlenmek için. Eğer yüz çevirirseniz. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. Şüphesiz o. . Gruplardan her kim onu inkar ederse. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. O. Andolsun. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Buna göre âyette. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. peygamberlik. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. ateş onun varacağı yerdir. Fakat sen. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. elbiselerine büründükleri zaman bile. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (Ey Muhammed!) Belki de sen. azap onlara geleceği gün. O. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.11. Bismillahirrahmânirrahîm 1. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 54. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki. Ondan hiç şüphen olmasın.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. Çünkü O. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. sağlam ve açık) kılınmış. ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. İyi bilin ki. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.0 Bu Kur’an. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. Allah onların gizlediklerini de.

haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir. âyetine bakınız. onu istemediğiniz halde. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. siz ona karşı kör kalmışsanız.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Eğer doğru söyleyenlerden isen. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. hem de görmüyorlardı. onunla alay ediyorlardı. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir.” Artık. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. “Binin ona. biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. O halde. “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım. artık hiç kimse iman etmeyecek.0 (Nûh). “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam. İşte bunlar. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. demiyorum. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. gaybı da bilmem. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Bu iki zümrenin durumu. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle. İman edip. öğüdüm size fayda vermez. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam. işte onlar cennetliklerdir. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. O.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. . suçum bana âittir.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. Biliniz ki. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik.” Ama. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap.” Nûh dedi ki: “Onu size. çok merhamet edendir. Nihayet emrimiz gelip. şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. Sizin hor gördüğünüz kimseler için. “Biz. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince.” Ben size öğüt vermek istesem de. “Ben bir meleğim” de demiyorum.” dedi. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir.

“Yavrucuğum. Nûh. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ey gök! Tut suyunu” denildi. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” 58 Helâk emrimiz gelince. 43 O. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. “Ben. Nûh.” 54. O halde sabret. Senin va’din elbette gerçektir. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. Allah’ın insana bir emanetidir. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Benim ücretim. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak. Biz sana iman edecek de değiliz. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu.” 49 İşte bunlar. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. Siz. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz. benimle gönderileni size tebliğ ettim. 56 “İşte ben. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. ancak beni yaratana âittir. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. bütün canlıların. Ona kötülük dokundurmayın.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. sadece iftira ediyorsunuz. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları. hem benim.42 Gemi. Bırakın onu. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Su çekildi. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar. . onun perçeminden tutmuş olmasın. iyi olmayan bir iştir. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır. her şeyi koruyup gözetendir. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Onun yaptığı. Şüphesiz Rabbim. Siz de şâhit olun ki. Çünkü yeryüzü. Biliniz ki Âd kavmi. bizimle beraber sen de bin. Rablerini inkâr etti. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar.55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. Daha bir takım ümmetler de olacak ki. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Allah.0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. hem bu dünyada. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. bilin ki ben. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. ilahlarımızdan biri fena çarpmış. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki.” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Bu emanetin. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir. tahribi değil. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. Onları ağır bir azaptan kurtardık.” 46 Allah. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. sonra ona tövbe edin ki. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.” 0 0 Âyetin bu kısmında.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. 47 Nûh.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir. iş bitirildi. sonra da ona tövbe edin. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. sonra da bana göz açtırmayın. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer.

Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor.. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. 73 Melekler. Ancak karın müstesna. (Sonra helak olacaksınız. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. .) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. İshak’ın arkasından da Yakûb’u.) İşte bu.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. çünkü biz Lût kavmine gönderildik.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. şanı yücedir. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. Sabah yakın değil midir?!” 82. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. Ona da İshak’ı müjdeledik. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi. (Onu bırak. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler..” dediler.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. 76 Elçilerimiz. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. onun başına da gelecektir. Bunlar zalimlerden uzak değildir.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır.65 Derken onu kestiler. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. (Bu sözleri duyunca) güldü. yalanlanamayacak bir tehdittir. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Nûh kavminin veya Hûd kavminin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok.” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim. O. 69 Andolsun.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Burada Lût Peygamber kavmini. İçinizden kimse ardına bakmasın. elçilerimiz (melekler). 72 Karısı. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. 78 Kavmi.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. Dediler ki: “Korkma. 74 İbrahim’in korkusu gidip.” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.

95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. 103 Şüphesiz. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. 108 Mutlu olanlara gelince. namaz vakitlerini göstermektedir.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. Bu. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. 101 Biz onlara zulmetmedik. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. 106 Mutsuz olanlara gelince. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. . Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. Onları sana anlatıyoruz. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. Gözleyin.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. 107 Onlar. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. hem bu dünyada. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. O’na sırt çevirdiniz. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Onlar sadece. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. sonra ona tövbe edin. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. 98 Firavun. Ancak Rabbinin dilemesi başka. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. 110 Andolsun. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Bu. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. 96. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.97 Andolsun. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. mutlu (cennetlik) olanlar da. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Bu âyet. biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. cehennemdedirler. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine. Fakat onlar kendilerine zulmettiler.” 94 (Azap) emrimiz gelince. çok sevendir. katımızdan bir rahmetle kurtardık. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. 113 Zulmedenlere meyletmeyin. Bu. elbette aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Onlardan ayakta duranlar da var. öğüt alanlar için bir öğüttür. Sonra size yardım da edilmez. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. Yoksa size de ateş dokunur. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Gündüzün iki tarafından maksat. yıkılıp gidenler de. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Ancak Rabbinin dilemesi başka.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz.

kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden. hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti. mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. âyet. 3. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Rabbinin. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta. Bütün işler ona döndürülür.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı.” 122 “Bekleyin. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. biz de yapacağız. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. sana hak. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. biz de bekleyeceğiz. Bunlarda. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. 118. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.117 Rabbin. Zaten onları bunun için yarattı. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. .

“Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. Yoksa. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. onların yaptıklarını biliyordu. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş.” Onlardan bir sözcü. Âyetin bu kısmı. Oysa Allah.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. 22. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. 21. 5. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. Babası. 9. Elif Lâm Râ. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. güzel bir sabırdır. 4. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. 3. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. O'nu ucuz bir fiyata. hüküm ve hikmet sahibidir. 111 âyettir. Lâm. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.” Andolsun. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. birkaç dirheme sattılar. İşte bir oğlan!” dedi. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. 20. 6. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. “Elif. Şüphesiz biz onu koruruz. 14.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. 15.0 Biz onu. Zaten ona değer vermiyorlardı. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. Allah işinde galiptir. 18. “Yûsuf’u öldürmeyin. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. 10. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. insanın apaçık düşmanıdır. 17. önemli mesajlar verilmektedir. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız. 19. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir. 13. 8. sana tuzak kurarlar. “Andolsun. Râ. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. apaçık Kitabın âyetleridir. Hani Yûsuf babasına.12. 12. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz. . sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. İşte biz. 16. Artık bana düşen. Çünkü şeytan. 2. 7. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. güneşi ve ayı gördüm. Bir de üzerine.0 Bunlar. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer.” Onlar da.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. 11. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. Bu âyet.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir.

Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. 43.” Yûsuf. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. Diğeri. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. bana iyi baktı. O ise. 26.) sen de günahının bağışlanmasını dile. .” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. 30. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz.” Şehirde bir takım kadınlar. Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve.” “Atalarım İbrahim.) biriniz efendisine şarap sunacak. 37. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. “Ben size onun yorumunu haber veririm. 41.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. ancak şerefli bir melektir” dediler. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.” Yûsuf. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. 29. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. İshak ve Yakub’un dinine uydum. fakat insanların çoğu şükretmezler. siz kadınların tuzağıdır.” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. Biri. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. “Aziz’in karısı. Sonra onlar. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. 36. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. 40. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız. dedi.” Yûsuf. O (Yûsuf) yalancılardandır. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. doğru söyleyenlerdendir. Fakat insanların çoğu bilmezler. 33. 42. 38. İşte en doğru din budur. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. rüyamı bana yorumlayın” dedi. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. O. “Çık karşılarına” dedi. “Haşa! Allah için. Andolsun. ben ondan murad almak istedim. hakkıyla işitendir. Bu. 31. 45. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. 44. bu bir insan değil. 28. çünkü o (kocan) benim efendimdir. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. İkisi de kapıya koştular. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. 35. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı.23. Bize bunun yorumunu haber ver. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. O (Yûsuf) ise. Bu. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. “Efendinin yanında beni an”. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. birkaç yıl daha zindanda kaldı. “Ey Rabbim! Zindan bana. 25. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. Şüphesiz ki o. yedi zayıf ineğin yediğini. Kral. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. beni hakkında kınadığınız kimsedir. Çünkü o. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu. 34. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa. (Ey Kadın. 27. “Ben de rüyamda başımın üzerinde. (Zindana varınca). Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Ben. 39. 24. 32. “Allah’a sığınırım. Kadın.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. hakkıyla bilendir. Andolsun. kadın doğru söylemiştir. 46.

“Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. 62. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin. (Yûsuf). 65. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. Yûsuf onları tanıdı.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek.” Onlar. 59. Hüküm ancak Allah’ındır. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. ayrı ayrı kapılardan girin. Sonra da. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. 0 Tevekkül.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. babalarına döndüklerinde. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. Elbette ki. Aziz’in. 58. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. 52. onu özel olarak yanıma alayım”. Babaları. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. yokluğunda. “Ne yitirdiniz?” dediler. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. 60. 68. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi. Onu getirene bir deve yükü ödül var.” Kral. Aziz’in karısı ise. Onu biz elbette koruruz” dediler. 61. “Onu bana getirin” dedi. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. 71. 57. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu.” Yûsuf. 51. 72. . nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız. 69. Fakat insanların çoğu bilmezler. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Ben ona tevekkül ettim. 54.” “Eğer onu bana getirmezseniz. “Benim böyle yapmam. ahiret mükâfatı. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. Ona güvencelerini verdiklerinde. Ondan ben murad almak istedim. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. 53.47. 67. “Onu bana getirin. 49. biçtiklerinizi başağında bırakın. “Onun hakkında size ancak. Görmüyor musunuz. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Kadınlar. “Ben nefsimi temize çıkarmam. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. dedi. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. o. 66. Onlar. Şüphesiz o. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. 70. 50. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. diye sor. çok merhamet edendir” dedi. 48. Ben buna kefilim” dediler. Kral. “Haşa! Allah için. 63. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin.” Kral kadınlara. Böylece Yûsuf’a. 55. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. 64. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. 56. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Yakub onlara. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız.

“Bana bunak demezseniz. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. Oğulları. Yakup. Yakub. 95. 97. “Eğer yalancı iseniz.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. 100. 74. O. 87. çok bağışlayandır. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. 75. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. 99. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. 86. 88. 84. merhametlilerin en merhametlisidir. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. Allah sizi bağışlasın. bu da kardeşim. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Onlardan yüz çevirdi ve. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. “Ben Yûsuf’um. 81. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek .” Onlar. 85.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Şüphesiz O. 79. Dediler ki: “Allah’a andolsun. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. O da. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. çok merhamet edendir” dedi. “Allah’a yemin ederiz ki. 83. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onlar da: “Cezası. Bunun üzerine Yûsuf.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. O artık acısını içinde saklıyordu. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. O. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. “Siz kötü bir durumdasınız. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu.73. Onlar. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. Allah tarafından. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. hakkıyla bilendir. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. 82. 89. İçinden. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. 77. Yûsuf. 93. Dediler ki: “Allah’a andolsun. 91. 80. Çünkü. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Onlar da. güzel bir sabırdır. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. Ancak Allah’ın dilemesi başka. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. 90. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.” Yakup. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. Çünkü O. Onun yerine bizden birini alıkoy. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. 94. 92. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Oğulları. hükmedenlerin en hayırlısıdır. sen Yûsuf musun?” dediler. 76. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. ayrıca bize sadaka ver. hırsız da değiliz. Ondan ümitlerini kesince. Yakub. 96. 98. Allah bize iyilikte bulundu. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. “Ben size. Gerçekten biz suç işlemiştik. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. “Yoksa sen. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. Artık bana düşen. Rabbim onu gerçekleştirdi. hırsızlığın cezası nedir?” dediler. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. Zahiremizi tam ölç. 78.

” Biz senden önce de. Şüphesiz Rabbim. 0 Müşrikler. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. 107.) . Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. gayb haberlerindendir. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. 103. 109. Allah’ın şanı yücedir. hüküm ve hikmet sahibidir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. bana çok iyilikte bulundu. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. 104. memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. 105. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. 110. âyet. Azabımız ise. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin.” İşte bu (kıssa). 3. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. onlara yardımımız geldi de. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. 111. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. hakkıyla bilendir. Yeryüzünde dolaşıp da. Andolsun ki. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. 106. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte.101. 108. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. 102. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. Şüphesiz O.

Şüphesiz bunlarda. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. 43 âyettir. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Sûre adını. 16. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. Şüphesiz Rabbin. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Sen ancak bir uyarıcısın. Eğer şaşacaksan. Allah. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Arş.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. 13.0 O geceyi gündüze bürüyor. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. Çok büyüktür. Göklerde ve yerde kim varsa. peygamberlik. artık o geri çevrilemez. Bismillahirrahmânirrahîm 1. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. yeri yayıp döşeyen.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. De ki. kudret ve hakimiyet tahtı. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.13. 4. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. Allah. gaybı da. 2. İnkâr edenler. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. nehirler meydana getiren. O. 12. ekinler. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. üzüm bağları. her işi (hakkıyla) düzenler. görülen âlemi de bilendir. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. asıl şaşılacak olan onların. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.0 Şüphesiz ki. âyetine bakınız. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. 14. cansız. Gerçek dua ancak O’nadır. Allah. çok yücedir. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki. fakat insanların çoğu inanmazlar. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Allah’ın emriyle onu korurlar. bir kavme kötülük diledi mi. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. 5. orada dağlar. 11. 5 Bu âyette puta tapanlar. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. O. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. yürütür. O. 15. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. her dişinin neye gebe olduğunu. Bir de senden. bazan ayrı çiçeklerde. azabı çok şiddetli olandır. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. O. 10. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. 7. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. . ağzına ulaşmayacağı halde. 8. 9. Her şey onun katında bir ölçü iledir. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. sonra Arş’a0 kurulan. Elif Lâm Mîm Râ. Halbuki O. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. tıpkı bunun gibi cansız. 6. 13. sınırsız kudret makamı demektir.

İşte Allah. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Allah rızkı dilediğine bol verir. (Ey Muhammed!) Böylece seni. 24. Onlar. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. 23. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). 36. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. mutlak hakimiyet sahibidir. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. 22. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. Biliniz ki. 30. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. ne de bir koruyucu. 18. (dilediğine de) kısar. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. Halbuki dünya hayatı. sonra da onları yakalayıverdim. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. 20. 25. 19. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. De ki: “O. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. 32. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. İşte Allah böyle misaller verir. İnanan ve salih amel işleyenler için. Bu sonuç da Adn cennetleridir. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. dönüşüm de yalnız O’nadır. Allah’a ortaklar koştular. benim Rabbimdir. Köpüğe gelince sönüp gider. İman edenler anlamadılar mı ki. Ona uymayanlar ise. 31. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. 26. 29. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. Onlar. birdir. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi.” O. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. Atalarından. . Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. İnkar edenlerin sonu ise ateştir.17. 33. 27. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. Andolsun. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. 34.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. O. namazı dosdoğru kılan. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. 35.” Onlar. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. hak ile batıla böyle misal getirir. 37. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. işte lânet onlara. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. 28. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. Onlar. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. 21. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır.

Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. âyet. hesabı çabuk görendir.” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi. 40. dilediğini de sabit kılıp bırakır. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Bütün tuzaklar Allah’a aittir.38. İnkar edenler. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. 43. her nefsin kazandığını bilir. O. Andolsun. 41. 42. Hesap görmek ise bize aittir. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. 39. O. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. senden önce de peygamberler gönderdik. . Onlar. Allah dilediğini siler.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. 4. “Sen peygamber değilsin” diyorlar.

günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. “Allah’ın size olan nimetini anın. Âd. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. . 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Onlar. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri.” Sizden önceki Nûh.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Andolsun. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. mutlak güç sahibi ve övgüye layık. Orada kendisine irinli su içirilecektir. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez.” İnkar edenler peygamberlerine. İçinde Hz. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Firavun ailesinden kurtarmıştı. övgüye layık olandır. Biz her peygamberi. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. peygamberlere iman. O mutlak güç sahibidir. çok şükreden herkes için ibretler vardır. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. Hüsranın ardından da cehennem vardır. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. Hani O sizi. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Allah dilediğini saptırır. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. “Andolsun. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. Şüphesiz bunda çok sabreden.14. İşte bu derin sapıklıktır. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Bu.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. Hani Mûsâ kavmine. Mûsâ’yı da. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. 52 âyettir. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.0 Bu Kur’an. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. hüküm ve hikmet sahibidir. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. dilediğini de doğru yola iletir.

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

hurma ağaçları. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. Dikkat et. 11 Allah o su ile size. Sûre. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. büyüklük taslayanları hiç sevmez. 2 Allah.16. Artık onun acele gelmesini istemeyin. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. ekin. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. İçilecek su ondandır. 15. adını 68. Hem de onlardan yersiniz. 3 Allah. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. göklerden sizin için su indirendir. 23 Şüphe yok ki Allah. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. katırları ve merkepleri de yarattı. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. çok merhametlidir. O. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız.” 0 Âyetin bu cümlesi. 12 O. “Benden başka ilah yoktur. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. “Öncekilerin masalları” dediler. geceyi. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Allah’ın azabı binalarını. . 7 Onlar ağırlıklarınızı. açığa vurduklarını da bilir. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır.0 10 O. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. onların gizlediklerini de. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. çok bağışlayandır. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir. Şüphesiz Allah. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. yücedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. “en-Nahl” bal arısı demektir. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. Allah. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. 6 Onları akşamleyin getirirken. yolunuzu bulmanız için de nehirler. 8 Hem binesiniz diye. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. açığa vurduğunuzu da bilir. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. yüklendikleri ne kötüdür. 128 âyettir. zeytin. 19 Allah gizlediğinizi de.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. Böyle iken bakarsın ki o. 17 Şu halde yaratan. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. vahiy. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Yolun eğrisi de vardır. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. Sûrede başlıca. 14 O.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. gündüzü. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. hem de süs olarak atları. O. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. çok merhamet edendir.

"Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. O da hemen oluverir. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Keşke bilselerdi. O. İtaat de daima O’na olmalıdır.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. yerdeki her şey O’nundur. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Onlar. Yahut da. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. Hayır diriltecek! Bu. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin.. . Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. Onların yardımcıları da yoktur. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. “Hayır indirdi” derler. “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Allah onlara zulmetmedi. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. ona. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Âyetin son cümlesi. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. Onlar.” “Haydi.” Göklerdeki her şey. bir de bakarsınız. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. O halde yalnız benden korkun. 256. Andolsun biz. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Senden önce de ancak. İnsanlara. çok merhametlidir. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. âyet. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. Fakat insanların çoğu bilmezler. ancak tek ilahtır.. “Allah’a kulluk edin. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. “ol” dememizdir. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. her ümmete.

Onların çoğu kâfirlerdir. onların yünlerinden. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. hem de güzel bir rızık edinirsiniz. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. efendisine sadece bir yüktür. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. Allah. Bu. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. Allah. Allah’a andolsun ki. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. Allah sizi yarattı. sonra da inkâr ederler. hiçbir şeye gücü yetmez. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. O. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. Sana kitabı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şimdi onu. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. Böylece Allah. İçinizden kimileri de. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Onlardan biri. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. canlarının istediğini. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Onda insanlar için şifa vardır. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Onlar.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Sonra sizi öldürecek. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır. Allah’a andolsun. mutlak güç sahibidir. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti.kendilerine ise. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. fakat onların çoğu bilmezler.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. . Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. Eğer Allah. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O. gözler ve kalpler verdi. Allah sizi. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. hüküm ve hikmet sahibidir. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Onlar. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. ne de öne geçebilirler. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Allah’ın nimetini bilirler. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. Allah. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. Şükredesiniz diye size kulaklar.

Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. hayasızlığı. dilediğini de doğru yola iletir. İşte onlar. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. doğru yolu gösteren bir rehber. Hiç şüphesiz onlar. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. İşte onlar. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. yakınlara yardım etmeyi emreder.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. Elbette sabredenlere. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Yalanı. Allah katında olan ise kalıcıdır. adaleti. Şeytanın hakimiyeti. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. Allah dileseydi. O zalimler. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. Şüphesiz Allah. yalancıların ta kendileridir.onlar Peygamber’e. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. kim mü’min olarak iyi iş işlerse. Hayır. Peygamberin de. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. Müşrikler. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. Fakat O. şeytanın. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. Allah’ın. . sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün.0 Gerçek şu ki. iyilik yapmayı. dilediğini saptırır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. Sizin yanınızdaki tükenir. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Erkek veya kadın. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. her şey için bir açıklama. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Sana bu kitabı. onların çoğu bilmezler. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız.” Andolsunki biz onların. kalplerini. Bu. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. Antlaşma yaptığınız zaman. O. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. sizi tek bir ümmet yapardı. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Eğer bilirseniz. Kur’an okuduğun zaman.

sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. O. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. . kurtuluşa eremezler. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. 17-18. kan. sabredenler için daha hayırlıdır. 0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. cahillik sebebiyle kötülük yapan. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. Şüphesiz o. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. “Şu haramdır” demeyin. ahirette de salihlerdendir. Andolsun. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. çok merhamet edendir. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. çok merhamet edendir. şüphesiz ki Rabbin. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Allah’ın nimetine şükredin. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. âyet. hakka yönelen bir önder idi. “Şu helâldir”. Şüphesiz Rabbin. Sonra da sana. Allah size ancak leş. çok merhamet edendir. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. Şüphesiz Allah. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi.0 Şüphesiz İbrahim. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Sonra. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Eğer sabrederseniz. âyet. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Onlardan yana üzülme. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. hikmetle. Allah’a itaat eden. O.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. 173. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Şüphesiz. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. Allah’a karşı yalan uydurmak için. Cumartesi gününe saygı. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Ona dünyada iyilik verdik. elbette bu.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin.

Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize.0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. 111 âyettir. İnsan çok acelecidir. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. yüzünüzü kara etsinler. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik.. Bu.. hakkıyla işitendir. 8 9. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.” şeklinde de tercüme edilebilir. Hiçbir günahkâr. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.33 ve 57. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu sebeple.bir binite bindirerek. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. hakkıyla görendir. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Eğer yine eski duruma dönerseniz. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır. .32. Hz. Mîrac yolculuğunda. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. âyetler ile 73-80. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. sayınızı daha da çoğalttık. Sûre. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.. Kim doğru yolu bulmuşsa. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Her insanın amelini boynuna yükledik. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır.İSRA SÛRESİ 26. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder.. ancak kendisi için bulmuştur. Âyetin bu kısmı “. âyetler Medine döneminde. Biz. Biz. Âyet hıristiyanların. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir. Hiç şüphesiz o. biz de (cezaya) döneriz. Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. o çok şükreden bir kuldu. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Peygamberimizin mucizelerindendir. Hz. -bizce mahiyeti bilinmeyen. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz.17.0 Kıyamet günü kendisine. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. Peygamberin bir gece. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. Hz. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler.

o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. boyca da dağlara asla erişemezsin. Haklı bir sebep olmadıkça. sakın onlara “öf!” bile deme. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik.. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. onları azarlama. biz onun velisine yetki vermişizdir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. Onları da. Hz. onların kimini kimine üstün kıldık. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa.0 Andolsun biz. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. Rüştüne erişinceye kadar. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. verdiğiniz sözü de yerine getirin. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. Çünkü o.. Eğer siz iyi kişiler olursanız. büsbütün eli açık da olma. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Kim haksız yere öldürülürse. Bu ayet genellikle kelime kelime. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. Çünkü O. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Bunlar. Rabbinin lütfundan her birine. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. üstünlükler daha büyüktür. O. Âyette. “Elini boynuna bağlama. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. onlara da. sonuç bakımından daha güzeldir. Çünkü kulak. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. yücedir. Rabbin. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. kelime kelime tercüme yerine. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. Bak nasıl. Eğer onlardan biri. Bu âyet-i kerimede. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız.0 Şüphesiz Rabbin. doğru terazi ile tartın. Biz âyeti. fakat saçıp savurma. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. onların söylediklerinin ötesindedir. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme.0 Allah. her türlü eksiklikten uzaktır. Zinaya yaklaşmayın.” . yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. Peygamber’e.0 Eli sıkı olma. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Allah ile birlikte başka ilah edinme. o takdirde o ilahlar. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. bunlara da veririz. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. sizi de biz rızıklandırırız. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. Bu daha hayırlı.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. göz ve kalp. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. Allah’ın. onlara tatlı ve güzel söz söyle. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı. Akrabaya.

Onlar. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. Hz. mühlet verir). Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. Biz onları korkutuyoruz. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.0 Bizi. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. onun soyunu. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Ancak. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. Hatta. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. azabından korkarlar. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. “Muhakkak Rabbin. Onlara vaadlerde bulun. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. git”. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. kulaklarına da ağırlık koyarız. Andolsun.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. ancak. size karşı çok merhametlidir. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. (yine de diriltileceksiniz. Dâvûd’un ulaştığı şeref. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat. “Şüphesiz. Onun rahmetini umarlar. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. . “Hiç ben. İşte bu. 25. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Fakat bu. onlar da saygı ile eğilmişlerdi.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Zaten insan çok nankördür. O. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Çünkü şeytan aralarını bozar. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. yalnız Allah kalır. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. siz onların tespihlerini anlamazsınız. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. Kur’an okuduğunda. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik. Şüphesiz O. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. Artık (doğru) yolu bulamazlar. âyet. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. halîm’dir (hemen cezalandırmaz.0 Hani meleklere. dilerse azap eder. çok bağışlayandır. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Hz. pek azı hariç. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun.” Onların yalvardıkları bu varlıklar.” Allah şöyle dedi: “Çekil. Hani sana. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da.

84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. yolunu daha da şaşırmıştır. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Bu âyette. yine onun benzerini getiremezler. 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Varacakları yer cehennemdir. aynı sûrenin 13 ve 14. Cehennemin ateşi dindikçe. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. batıl yok oldu. 75 İşte o zaman sana. Rabbimin bileceği bir şeydir. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. yok olmaya mahkumdur. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. ancak zararını artırır. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür. âyetlerinde söz konusu edilen. Çünkü sabah namazı şahitlidir. yahut senin hurmalardan. onları hakkıyla görendir. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. “güneşin zevali”.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o. doğru yolu bulmuştur.0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter.” 89 Andolsun. De ki: “Ruh. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. 77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur.” 81 De ki: “Hak geldi. Bir de sabah namazını kıl. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Rabbiniz. Şüphesiz batıl. Onları karada ve denizde taşıdık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun. Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. Zalimlerin ise Kur’an. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça.” 86 Andolsun. (insanlar yerine). Size pek az ilim verilmiştir. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. 88 De ki: “Andolsun. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Onları kıyamet günü körler. yahut altından bir evin olmadıkça. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. 73 Onlar. öğle ve ikindi namazlarının. en doğru yolda olanı daha iyi bilir. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık.” 82 Biz Kur’an’dan. amellerin yazıldığı kitaptır. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. hayatın da. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. karada sizi yere geçirmesinden.68 Peki.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. yahut iddia ettiğin gibi.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.92. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze. onlara çılgın ateşi artırırız. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. 90. .91.

” Namazında sesini pek yükseltme. İkisi ortası bir yol tut. onların cezasıdır. biz mi?” dediler. daha önce kendilerine ilim verilenler. 0 Hz. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. De ki: “Ona ister inanın. ister inanmayın. Onlar. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. çekirge. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. mülkte ortağı olmayan. çok da kısma. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk.0 Mûsâ ise.” Andolsun. Zaten insan çok cimridir. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. kan. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun. bunları ancak. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. ekin biti. . o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. ister Rahman diye çağırın.” “Rabbimizin şanı yücedir.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. “Biz bir yığın kemik. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. kurbağa. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. Biz Kur’an’ı. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. çocuk edinmeyen. elinin bembeyaz kesilmesi. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. Bu da onların derin saygısını artırır. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. “Hamd. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. nihayet en güzel isimler O’nundur. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. taştan su fışkırması. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. “İyi biliyorsun ki. Şüphesiz.

Kehf. şu kavmimiz. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. Şunlar.0 14. o halde mağaraya çekilin ki. dediler. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Rakîm. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. doğru yolu bulandır. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir. Ayrıca. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir.18. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. 8 Biz. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. 6 Demek sen. . Sûrede temel konu olarak. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. mağara demektir.15 Kalkıp da. 9 Yoksa sen. ondan başka tanrılar edindiler. Allah’ın. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. salih ameller işleyen mü’minleri. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. Kimi de şaşırtırsa. 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir. 5 Bu konuda ne kendilerinin.4 Hamd. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. Bazı bilginlere göre rakîm. Bu. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da. “Rabbimiz. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. ya da bir günden az”. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. âyeti ile Hicr sûresinin 97. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. Şuarâ sûresinin 3.3. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. (Bir kısmı) “Bir gün. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir. sürekli olarak gerçekleştikleri için. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki. 28. Allah’ın mucizelerindendir. Peygamber’i teselli etmektedir. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. Sûre. birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır.) Onları görseydin. göklerin ve yerin Rabbidir. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri. ayrıca Hz. adını. Allah kime hidayet ederse işte o. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. 110 âyettir. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. Bu âyette. 19 Böylece biz. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. (Allah onu). Ashab-ı Kehf. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Duruma hakim olanlar ise. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan.20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. “Allah dilerse yapacağım” de. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yoksa. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. belki Rabbim bana. “Onların üstüne bir bina yapın. (Bazıları). Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir.” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. 0 Bu âyette. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. Zaten onları pek az kimse bilir. Rabbinizdendir. bundan daha doğru olana ulaştırır” de.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. 33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. . Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. Buna dokuz daha eklediler. 29 De ki: “Hak. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!.. Artık dileyen iman etsin. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir. dileyen inkar etsin. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz. altıncıları köpekleridir” diyecekler. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. yahut kendi dinlerine döndürürler. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. ondan başka hiçbir dostu da yoktur. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. maden eriyiği gibi. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak.” 42 Derken bütün serveti helak edildi.” 39. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. 28 Sabah akşam Rablerine.” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Yine. O ne güzel işitir! Onların. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. O ne güzel görür. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. bağların çevresini hurmalarla donatmış.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. sonra bir damla döl suyundan yaratan. (insanları) onların halinden haberdar ettik ki.. “Beş kişidirler. sekizincileri köpekleridir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir. senin bağından daha iyisini verir.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.” 43 Onun. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler.” 21 Böylece biz. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.

Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Kitap ortaya konur. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.0 Rabbin. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. Biz. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. Rabbinin katında. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. “Andolsun. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. “Sana öğretilen bilgilerden bana. onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. ya da uzun zaman gideceğim. kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi. çok bağışlayıcıdır. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. İnkar edenler ise. fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Kim. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. kalplerine perdeler gerdik. ancak. her şey üzerinde kudret sahibidir. Âyette söz konusu edilen kul. onu anlamamaları için. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir.s. . gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. Mallar ve evlatlar. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. onların da çağıracakları.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur..” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Suçluları. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Allah. Oysa siz. Baki kalacak salih ameller ise. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). Onun mükâfatı da daha hayırlıdır. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. Onlara. dünya hayatının süsüdür. (Ey Muhammed!) Allah’ın. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına. Bu. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. Hani biz meleklere.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. Hayır. hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Andolsun. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. kulaklarına da ağırlıklar koyduk. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. Şimdi siz. Genç.. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir.)’dır. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. merhamet sahibidir. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.0 Mûsâ ona. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum.

Mûsâ.” “Çocuğa gelince. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. Sonra o Rabbine döndürülür.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. İşte senin. Nihayet.0 Yine yola koyuldular. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. Fezâil. Bu. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. Altında onlara ait bir define vardı. eğitim adabı gibi konular bunlardandır. biz onu cezalandıracağız.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. İki dağ arasına ulaşınca.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. Hoşgörülü davranmak. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. Rabbin. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte. bunların önünde. Âyetlerde söz edilen bu üç olay. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. İşte böyle. Orada (kâfir) bir kavim gördü.Peygamber. Adam. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. 96. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn. demedim mi?” dedi. anası babası mü’min insanlardı. “Sana. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi.” Derken yola koyuldular. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ. “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu. âyet. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. Mûsâ. Halk onları konuk etmek istemedi. Onu yaralamak istedim. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. Rablerinin onlara. Adam.” “Böylece. Mûsâ. Sonra yine bir yol tuttu. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır.” dedi. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. Güneşin battığı yere varınca. . çünkü onların ilerisinde. şaşılacak bir iş yaptın. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. Adam. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. “Her kim zulmederse. Babaları da iyi bir insandı. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi.0 Yine yola koyuldular. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.”0 “O gemi.0 Doğrusu. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. (Müslim. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. artık benimle arkadaşlık etme. 172) Âyetin son cümlesi. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Mûsâ. Zülkarneyn.

beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. 106 İşte böyle. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik. . inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için. âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. 100. Rabbimin bir rahmetidir. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. ne de delebildiler. 99 O gün biz onları bırakırız.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. 103. bunun üzerine boşaltayım” dedi. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak). Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.101 O gün cehennemi.96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da. içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. böylece amelleri boşa çıkan. dalga dalga birbirlerine karışırlar. 98 Zülkarneyn. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler. (Ne var ki) bana. 97 Artık onu ne aşabildiler. Oradan ayrılmak istemezler. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. İnkar etmeleri. “Bana erimiş bakır getirin. “Bu. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi.108 Şüphesiz. 107.

19. Onu insanlara bir mucize.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması. Nitekim daha önce. “Senden. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet. Hz. öyle. Allah’ın kudretine delil olmak üzere. 21 Cebrail. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. 40-41.0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti.0 12.” 5. anne babasına iyi davranan bir kimse idi.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. öyle. hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”0 10 Zekeriyya. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.s. 19 Cebrail. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır. (Konuşmak istedi. Zekeriyya (a. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. Saçım sakalım ağardı. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. âyetler Medine döneminde inmiştir. 18 Meryem. “Evet. tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. Rabbinin. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Allah’tan sakınan. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. .0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. 20 Meryem. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. Daha önce onun adını kimseye vermedik. İsyancı bir zorba değildi. Meryem’in. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. “Senin işaretin. 15 Doğduğu gün. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Sûre. “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken. Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. âyet. “Rabbim.0 Bu. burada daha ilginç olan. O. 7-10. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. Hz. 98 âyettir.13.” 8 Zekeriyya. karım ise kısırdır. “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. eşinin hamileliği konusunda. Allah da. Bana kendi tarafından. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım.6 “Gerçek şu ki ben. Biz. benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. dedi. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. Hz. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. İsa’nın ilah olmadığını. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor. Sûrede başlıca. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti.

budur. sana gelmeyen bir ilim bana geldi. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. bir peygamber idi. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir. Zira. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. Resül ise. Annen de iffetsiz değildi.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. benim de Rabbim. Kitapta. Bir resül.162. (Fakat hıristiyan) gruplar. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. 46. onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. 110. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. Onları.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. beni nimetleriyle kuşatmıştır. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter. biz! Ancak bize döndürülecekler. sana. dosdoğru bir yoldur. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de. mutlaka seni taşa tutarım. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip. gözün aydın olsun. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. Resûl ise. Şüphesiz o seçkin bir insan idi.” İbrahim. Mûsâ’yı da an. “İsa Allah’ın oğludur”. yeni bir din düzeni olabileceği gibi. kimi. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. son derece dürüst bir kimse. nebi de. (Bakınız: Şuarâ sûresi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. “Resûl. Şüphesiz O. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler.” “Babacığım! Doğrusu ben.” Babası.İsa’nın. âyet. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Bu durum. Kitapta İbrahim’i de an.” “Beni anama saygılı kıldı. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). Beni azgın bir zorba kılmadı. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız. Bu duruma göre nübüvvet. Allah. Oysa.123. “İsa bir ilahtır”.0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. Bu âyet. âyet. mutlak . Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum. iç. Şüphesiz. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen.” “Doğduğum gün. Sâffât sûresi. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. uzaktır.” Bunun üzerine (Meryem. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından.” Hıristiyanların kimi. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur. 143. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır. O bundan yücedir. İnsanlardan birini görecek olursan. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat. sizin de Rabbinizdir. âyet. bir nebi idi.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. çocukla konuşun diye) ona işaret etti. Maide sûresi.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. âyet. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Gerçekten o. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen. Kur’an-ı Kerim. bu tariflerin aksine. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). aralarında ayrılığa düştüler. yeni bir kitap ve şeriat getiren. Bu. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin.

gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. cennette altınların. 69 Sonra her bir topluluktan.0 0 0 0 0 0 manada. Önümüzdekiler. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz.Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. diye alay etmişlerdi. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. 70 Sonra. Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. inkar edenler. 62 Orada boş söz işitmezler. İşte bunlar. Rabbi terketti”. bir nebi idi. “Muhammed’i. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. risalet ise bu vahyin tebliğidir. 8. Ashab-ı Kehf.0 74 Biz onlardan önce. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Fakat vahyin gelişi on beş. ashaptan Habbâb b. âyet. 63 İşte bu. Allah’tan vahy almak. Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. sonuç itibari ile de. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. 71 . Âyetin son kısmı. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. 67 İnsan. Bir resül. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik. Vâil’deki alacağını istemiş. yahut kırk gün gecikmişti. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. Allah’tan başka ilahlar edindiler. 82 Hayır! İlahları. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. Rivayete göre. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. 81 Onlar. o da. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar.0 60. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. Vâil hakkında inmiştir. Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. Hz. Her ikisi de bir peygamberin. Onu yüce bir makama yükselttik. Rabbin için bu. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. bir nebi idi.52 53 54 55 56 57 58 Ona.”0 65 (Allah) göklerin. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. yahut öbürünü. 59 Onlardan sonra. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Hiç. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Eret. Rabbin unutkan değildir. Putların. Kitap’ta İsmail’i de an. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. İbrahim’in. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. Kitap’ta İdris’i de an. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. inananlara. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. . namazı zayi eden. Müşriklerin. 2. Âs b. Onlar cennete. Bunun üzerine müşrikler. Rahmân’ın. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. Mekkeli müşriklerden Âs b. Şu halde. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun.

Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. yer yarılacak. 89 Andolsun. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye.86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. 94 Andolsun. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. 90. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. 88 Onlar. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. 97 Ey Muhammed! Biz. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân.83 Kafirlerin başına. 85. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.

” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. Benden başka hiçbir ilah yoktur. çünkü o azmıştır. 8 Allah. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. âyet.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. yahut ateşin başında.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. 135 âyettir. ondan daha gizli olanı da.”0 24 “Firavun’a git. Ona dayanırım. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. âyet. Hemen ayakkabılarını çıkar. Mûsâ. Müddeti tamamlayan Hz. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Kasas sûresinde (3-42. yalnızca O’nundur. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey. “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. Sûrede. 4-35).” 27. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır. gizlesen de Allah için birdir. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. “Siz burada kalın.” 19 Allah. orada Hz. Bir de ne görsün o.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. 20 Mûsâ da onu attı. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. 7 Sen sözü açığa vursan da. Hz. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). bir kış gecesi.0 11 Ateşin yanına varınca. Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. Rivayete göre.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın. .0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. Sûre. 6 Göklerdeki. kudret ve hakimiyet tahtı.” 22. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl. gizliyi de bilir. Onunla başka işlerimi de görürüm. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte.” 26 “İşimi bana kolaylaştır. 5 Rahmân.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.20. Arş.” 1 2. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle. Arş’a0 kurulmuştur.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. En güzel isimler O’nundur. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. âyetler) genişçe anlatılmaktadır. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce.12. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. sınırsız kudret makamı demektir. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir. Hz.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil. ben senin Rabbinim. yol gösterecek birini bulurum” demişti. Çünkü O. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. Mûsâ. (Bakınız: Kasas sûresi.

sonra onlara yol gösterendir” dedi.” Firavun. Çünkü o azmıştır. üzülmesin diye seni annene döndürdük. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın.’ ” “Şüphesiz bize. uygun bir yerde. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. “Buluşma vaktimiz. Mûsâ. “Seni çok zikredelim diye. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Sana da. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada.” “Onunla gücümü artır.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. sonra geldi. hayvanlarınızı yayın.” “Rabbim. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı.” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun. doğru yola uyanlara olsun.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. ey Mûsâ?” dedi. Bunun için seninle bizim aramızda. yeryüzünü size beşik yapan. ablası Meryem. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin. çünkü ben sizinle beraberim. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir. Belki öğüt alır. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın.” “Seni çok tespih edelim diye”.” “Onu işime ortak et.0 (Sana baktı. yoksa sizi azap ile yok eder. “Sizin Rabbiniz kim. Firavun ailesine. bu teklif kabul edildi. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. İşitirim ve görürüm. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. Firavun. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca.” “Ona yumuşak söz söyleyin. “Size. Onlara işkence etme.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.” Sihirbazlar. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. senin de. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim. ey Mûsâ. hem bana düşman. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi. Selam. Andolsun. . Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. yahut korkar. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin.” Mûsâ. bayram günü.” “Firavun’a gidin. Bunun üzerine Firavun ayrılıp. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Yiyin. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk. gözü aydın olsun.” “Öyleyse. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar. ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. Derken.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız.

kesinlikle ona cehennem vardır. Öyle iken Mûsâ. Sâmirî onları saptırdı” dedi.Mûsâ Tûr’a giderken.66 Mûsâ: “Yok. onların yaptıklarını yutsun. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. 79 Firavun halkını saptırdı. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. İşte onları ateşe attık. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. sözlerine karşılık vermediğini. yoksa üzerinize gazabım iner.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. 71 Firavun. Rabbimize inandık. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. . (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki. Mûsâ’nın da ilahıdır. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. ne de (güzel bir hayat) yaşar.0 89 Onlar bu heykelin. Bir de ne görsün. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. Bu konuda aşırı da gitmeyin. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. 75. ey Mûsâ?” (dedik.” 85 Allah. Çünkü. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. 92. mutlaka göreceksiniz.” 91 Onlar da.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. içinden ırmaklar akan. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun. Orada ne ölür. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. onlara doğru yolu göstermedi. (önce) siz atın” dedi. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur.” 70 (Mûsâ’nın değneği. Samirî de aynı şekilde attı. “Şüphesiz.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.” 74 Şüphesiz. biz senden sonra halkını sınadık. işte onlar için en yüksek dereceler. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.” 82 “Şüphe yok ki ben.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. yanına. işte onlar hemen arkamdalar. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra. Yakalanmaktan korkmaksızın. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir.” 73 “Şüphesiz ki biz. sensin en üstün olan. “Demek. acele ederek sana geldim. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.

” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. çıplak kalmak yoktur. 122 Sonra Rabbi onu seçti.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Sesler. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. 111 Bütün yüzler. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. “Sûr”. kimse de ona dokunamıyordu. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. 110 O. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. Âyet. hiçbir tümsek göremeyeceksin. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. asla kaçamayacağın bir ceza daha var.” 107 “Orada hiçbir çukur. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de. 95 Mûsâ. 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.0 Senin için.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları. Şüphesiz ben. .O vakit içlerinden en aklı başında olanları. bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. boş bir alan halinde bırakacaktır. sonra mutsuz olursun. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. İblis bundan kaçınmıştı. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. ne yoksun bırakılmaktan. niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. diri. 103. 109 O gün. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de. “Rabbim! İlmimi arttır” de. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi.” 106 “Onların yerlerini dümdüz. ne de güneş altında kalırsın. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. sözüme uymadın demenden korktum” dedi.” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde. İsrailoğullarının arasını açtın. O ise bunu unutuverdi.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin. Biz onda bir kararlılık bulmadık. 115 Andolsun.” 97 Mûsâ. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. – Onların. ne zulme uğramaktan korkar. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. 116 Hani meleklere..

Sana da biz rızık veriyoruz. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Yurtlarında dolaşıp durdukları. Senden rızık istemiyoruz. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. İnanmayanlar. O halde. de ki: “Herkes beklemektedir. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere.126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. siz de bekleyin. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. öyle. kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. Ey Muhammed. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.

âyette Allah’ın birliği aklî yönden. Hayır. hayır. Biz onları biçilmiş ekin.ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. yücedir. 112 âyettir. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. Çünkü sorulacaksınız” denildi. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Hayır. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. benden başka hiçbir ilah yoktur. Yapacak olsaydık böyle yapardık. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. . Onlara.” Onlar. “Kaçmayın. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. o bir şairdir. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. yücedir. O böyle şeylerden uzaktır. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. onu kendisi uydurdu. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. “Hayır. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. onlar mutlaka onu alaya alarak. Onlar ölümsüz de değillerdi. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler.21. O hakkıyla işitendir. 0 22. temel konu olarak peygamberlerden. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. O. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. hakkıyla bilendir. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Andolsun. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. “Şüphesiz. Haddi aşanları ise helak ettik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. Biz yeri. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Demek ki. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. Hayır. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. Yoksa yerden. “Enbiya”. peygamberler demektir. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Sûre.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere.

halka.0 Şimdi acele etmeyin. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. Biz zaten onu biliyorduk. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. Ama.0 Onlar. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Siz de. O. ne de kendilerine göz açtırılacak. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. göklerle yer bitişikken. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. İnkar edenler. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. “Andolsun. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. artık görmüyorlar mı ki. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. onu getirip ortaya koyacağız. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler. Onlar ise oradaki. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. güneşi ve ayı yaratandır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. . İbrahim. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. Furkân. İnkar edenler. Andolsun. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.” Allah’a yemin ederim ki. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. Evet. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Öyle ki uzun süre yaşadılar. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. biz onları da atalarını da. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. biz Mûsâ ile Hârûn’a. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. Andolsun. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. Ancak bize döndürüleceksiniz. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. gündüzü. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. İbrahim.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. Hesap görücü olarak biz yeteriz. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. geceyi. faydalandırdık.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim. Andolsun. (İçlerinden bazıları). O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. “Bize gerçeği mi getirdin. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. Hani o babasına ve kavmine.

Zünnûn. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. Yûnus’u ifade etmektedir. zekatı vermeyi vahyettik. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. 18. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). Zekeriya’yı da hatırla. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun. Dâvûd ile birlikte. Hac sûresi.33. 32. zırh yapma sanatını öğrettik ki. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. Rabbine. Rüzgar. sizin için. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. Nahl sûresi. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. Hep onları zapteden bizdik. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. namazı dosdoğru kılmayı. 12. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. 2. Burada Hz. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Onu Lût ile beraber kurtarıp. âyet. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. Onları da rahmetimizin içine soktuk. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. âyet. .0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. İsmail’i. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. Kur’an-ı Kerim. Onu rahmetimizin içine soktuk. onu insanların gözü önüne getirin. Denizde kendisini bir balık yuttu. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz. Dedi ki. Bir de şeytanlardan. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. Eyyûb’u da hatırla. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. İbrahim sûresi. Hani o Rabbine. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. 36. Sâd sûresi.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. size de. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. balık sahibi demektir. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. Çünkü o. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Yûnus. bu olayda Hz. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. savaşlarınızda sizi korusun. âyet. Bunları yapan biz idik. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. Derken karanlıklar içinde. İbrahim Filistin’e. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. Zünnûn’u da hatırla.0 Bir de Davud’a. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.Davud. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. âyet. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. size hiçbir fayda. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Bunların hepsi sabredenlerdendi. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. gerçekten salih kimselerdendi. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk.14.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. 65.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Kur’a çektiler. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Hani o. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Hz. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. âyet.

Hz. Onun için sadece bana kulluk edin.” (Peygamber). bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı.onu yine yapacağız. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır. bilmiyorum. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. De ki: “Bana ancak. Bizim Rabbimiz. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Eşini de kendisi için. Biz bunu muhakkak yapacağız. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. “İşte bu. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. gizlediğinizi de bilir. Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. 0 Zebur. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar. de ki: “(Bana emrolunanı. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. çalışması asla inkâr edilmez. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. Şüphesiz bu (İslâm). Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor.90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Ona ruhumuzdan üflemiştik. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. Ben de Rabbinizim. Kendisini de. (doğurmaya) elverişli kıldık. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. Siz oraya varacaksınız. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı.” “Şüphesiz. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. . En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. Hepsi de ancak bize dönecekler. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. Andolsun. Allah sözün açığa vurulanını da bilir.

temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz. İnsanları sarhoş görürsün. 6’dan hareketle. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir.22. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. kupkuru görürsün. iman edenler.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. Ona dünyada bir rezillik vardır. O dünyayı da kaybetmiştir. başvurduğu (bu yöntem). “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. sonra kendini assın da bir baksın. Sabiîler. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. ne de fayda veren şeylere tapar. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. Hıristiyanlar.) İçinizden ölenler olur. 78 âyettir. Allah hakkında tartışmaya kalkar. 6 7 8. ceninin. Şeytan hakkında. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. (Ona). âyet. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. âyet. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. “Alaka”. En’âm sûresi. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . “Mudga”. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar. ne bir ilmi. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. 5. 4. İnsanlardan öylesi de vardır ki. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer. ahireti de. sonra bir “alaka”dan0. ne bir yol göstericisi. Onu göreceğiniz gün. Bu böyle. İnsanlardan kimi vardır ki. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. Şüphesiz. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. halbuki onlar sarhoş değillerdir. 12-14. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O. Çünkü Allah her şeye şahittir. sonra da (akıl. ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. âyet.) İnsanlardan öylesi de vardır ki. 112 ve Nâs sûresi. Yeryüzünü de ölü. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. O (taptığı) ne kötü yardımcı. Yahudiler. sonra az bir sudan (meniden). Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir.

namazı dosdoğru kılar. Oradaki giysileri ise ipektir. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. yıldızlar. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. Onunla. Her ümmet için. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle. Allah’a yönelen. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Allah inananları savunur. Kâbe’nin yerini. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. onlardan önce Nûh. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Kim Allah’a ortak koşarsa. yalan sözden kaçının. Doğrusu Allah hiçbir haini. güneş ay. Onlar öyle kimselerdir ki. Şu halde yalnız ona teslim olun. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. sırf. tavaf edenler. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. İyilik edenleri müjdele. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. mutlak güç sahibidir. Artık onlardan siz de yiyin. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. 3. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. ona ortak koşmayan kimseler (olun). Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. incilerle süsleneceklerdir. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. ağaçlar. evimi. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. Allah dilediğini yapar. namaz kılanlar. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. orada altından bileziklerle. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. gerek yaya olarak. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. göklerde ve yerde olanlar. Bu böyle. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. Sonra kirlerini gidersinler. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. âyet. Şüphesiz. kiliseler. Şüphesiz. Onlar. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. İşte iki hasım taraf ki. Şüphesiz. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın. . Gelsinler ki. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. nankörü sevmez. başlarına gelen musibetlere sabreden. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. “Tadın yangın azabını” denilir. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. o ızdıraptan çıkmak isteseler. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. Her ne zaman cehennemden. yerli. haksız yere. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. oraya geri döndürülürler ve onlara. Sizin için onlarda hayır vardır. Hani biz İbrahim’e. yoksula fakire de yedirin. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. zekatı verir. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar.

daha sonra da diriltecek olandır. “yalancıdır”. onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. böylece duvarları. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. Şüphesiz. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. elbette övgüye layıktır. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. 0 0 Tüm peygamberlerin. gündüzü de gecenin içine sokar. insanların arasında hükmünü verir. Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. işte onlar cehennemliklerdir. yerdeki her şey O’nundur. Allah hakkıyla bilendir. 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. (gördüler). O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. 60 Bu böyle. düşünecek kalpleri. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. Sen Rabbine davet et. büyüktür. O. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. hakkıyla görendir. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. bir şey temenni ettiği zaman. 64 . İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. 48 Zalim oldukları halde. sizin saydığınız bin yıl gibidir. sonra sizi öldürecek. . Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. güzel bir nimet (cennet) vardır. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. 65 Görmüyor musun ki.44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Çünkü gerçekte gözler değil. Şüphesiz ki Allah yücedir. doğrudan doğruya peygambere. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. hakkıyla haberdardır. özellikle Hz. rızık verenlerin en hayırlısıdır. mühlet verdiğim. 62 Bu böyle. 55 İnkar edenler. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. Allah çok lütufkârdır. nice kullanılmaz kuyular. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir. sonra da onları yakalayıverdim. Yoksa şeytanın.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. elbette Allah ona yardım eder. Şüphe yok ki Allah. “mecnundur”. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. 66 O. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse. mühlet verir). Peygamber. Hz. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. çok merhametlidir. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. ama ibret almadılar). Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. tevhit inancının yerleşmesini. halimdir (hemen cezalandırmaz. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. hüküm ve hikmet sahibidir.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. Âyette. müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki. Peygamberin temennisi. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. Dönüş yalnız banadır. çok bağışlayandır. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. Beni inkar etmek nasılmış. size hayat veren. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. Göklerdeki her şey. işte onlar için bir bağışlama.43. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. insan çok nankördür. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz. 61 Bu böyle.

Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. rükû edin. İsteyen de âciz. hakkıyla görendir. O ne güzel sahip. hepsi bunun için toplansalar bile. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. Allah onu kafirlere vaad etti. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin..0 Artık namazı dosdoğru kılın. O sizin sahibinizdir. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. secde edin. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Allah meleklerden de resüller seçer. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. Bu âyette. Ey iman edenler.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Şimdi ona iyi kulak verin.İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. mutlak güç sahibidir. Onlar. . arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. istenen de. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. Allah’ı bırakıp. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. insanlardan da. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler.. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. Neredeyse. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. zekatı verin ve Allah’a sarılın. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları.

üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. 5. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Andolsun biz. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de.23. Onlar ki. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”0 0 0 0 0 “Alaka”. zekatı öderler. Onlar ki. hem de yiyenlere katık verir. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. . Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. ırzlarını korurlar. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. mü’minlerin zafere ulaşacakları. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. Bunun üzerine Nûh’a. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir.” (Nûh). “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Onlar ki. 40.” “Bu. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Kim bunun ötesine geçmek isterse. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. namazlarında derin saygı içindedirler. Alakayı da “mudga”0 yaptık. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. namazlarını kılmağa devam ederler. Sûre adını. Onlar ki. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. “el-Müminûn”. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. işte onlar haddi aşanlardır. “Mudga” ceninin. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. âyet. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. Sonra yine muhakkak siz. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. size üstünlük taslamak istiyor. âyet. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. biz insanı. Andolsun. mü’minler demektir. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. 118 âyettir.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. Onlar ki. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. Andolsun. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Yine onlar ki. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.

67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. içtiğiniz şeylerden içiyor. Ölürüz ve yaşarız. “Kavimleri bize kul köle iken. 53 (İnsanlar ise. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. 29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. “Allah’a kulluk edin. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir.” 39 O peygamber. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. Onlar zulme. 32 Onlara.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. 40 Allah.” 35 “O. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. Biz tekrar diriltilecek değiliz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. haksızlığa uğratılmazlar. Doğrusu ben. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. 64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. kendilerinden. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat. 66. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey.” 34 “Andolsun. 59 Rablerine ortak koşmayanlar. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. 33 O peygamberin kavminden. sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. 47 Bu yüzden. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? . ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. bu dünya hayatından ibarettir. kendi ecelinin önüne geçemez. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. 48 Böylece ikisini de yalanladılar. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. Biz ona inanmayız. öldüğünüz. Ben de Rabbinizim. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Allah’ı inkar eden. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. bu yüzden de helak edilenlerden oldular.” 38 “Bu. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. 49 Andolsun. onu geciktiremez de. 43 Hiçbir ümmet.

en güzel olan şeyle uzaklaştır. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler. onlara hakkı getirdi. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse. 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. O. ”Aşağılık içinde kalın orada. biz onlara gerçeği getirdik. 105 Allah. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar. 96 Kötülüğü. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. 90 Hayır. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir.” 108 Allah. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi.100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 . gözleri ve gönülleri yaratandır. . öldürendir. 74 Fakat ahirete inanmayanlar. Onların arkasında. biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. 91. Gaybı da. Hayır. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. artık benimle konuşmayın!” der.” 99. 93. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. sizin için kulakları. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. bize merhamet et. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. diriltendir. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. 80 O. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. bizi bağışla.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. görülen âlemi de bilen Allah. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. 76 Andolsun. beni o zalim milletin içinde bulundurma.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak.“Allah’ındır” diyecekler.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. kendisi koruyan. 109 Kullarımdan. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. 78 Halbuki O. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. değil mi?” der. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.

110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . bugün ben onları mükafatlandırdım. Kim. “Bir gün. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. merhamet et. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmiş olmaları sebebiyle. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. Hesap tutanlara sor” derler. ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Ondan başka hiç ilah yoktur. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. Onlar. De ki: “Rabbim! Bağışla. hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa.

64 âyettir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. kadından cezayı kaldırır. hakkıyla bilendir. Aksine o sizin için bir hayırdır. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. Halbuki bu. Birliğin artçılarından Safvân b. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair. sizin içinizden bir güruhtur. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. onların her birinin şahitliği. Hz. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. çok bağışlayandır. beşinci defada da. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. 35. çok merhamet edendir. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. Hz. iman eden erkek ve kadınlar. eğer yalancılardan ise. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. Hz. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. Allah bilir. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Fakat Allah. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın.Sülemi. Çünkü Allah. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Bu arada. es. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Allah katında büyük bir günahtır. . Hz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. Bunun üzerine. Onlardan her biri için. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Zina eden erkek ancak. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. İşte bunlar fâsık kimselerdir. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. Allah hakkıyla işitendir. Sûrede başlıca. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. kendisi geride kalmıştı. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. dilediği kimseyi tertemiz kılar. hüküm ve hikmet sahibidir. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi).7 Bu. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. siz bilmezsiniz. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. Allah size âyetleri açıklıyor. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış.24. işledikleri günahın cezası vardır. 8.0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. Adını.

Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Allah lütfu geniş olandır. Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. ırzlarını korusunlar. temiz kadınlar temiz erkeklere. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız. Bu sözleşmeden sonra köle. yahut. ateş dokunmasa bile. çok merhamet edendir. çok merhametlidir. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. Onlar affetsinler. kötü erkeklere. kötü kimselere. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. zînet (yer)lerini göstermesinler. Allah. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın.0 36. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. 23. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Ey mü’minler. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. âyetine bakınız. Şüphe yok ki. kandil de bir cam fânûs içinde. “Geri dönün” denirse hemen dönün. 30 Mü’min erkeklere söyle. ırzlarını korusunlar. gözlerini haramdan sakınsınlar. Bu ağacın yağı. 34 Andolsun.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Allah insanlar için misaller verir. kötü erkekler de kötü kadınlara.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. Mübarek bir ağaçtan. Bu davranış onlar için daha nezihtir. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. gözlerini haramdan sakınsınlar.0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Allah’ı anmaktan. Eğer size. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. Eğer bunlar yoksul iseler. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır.37 Allah’ın. namazı kılmaktan. 31 Mü’min kadınlara da söyle. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. yahut sahip oldukları kölelerden. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. yahut üvey oğullarından. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. yahut erkek kardeşlerinden. yahut babalarından. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. yahut müslüman kadınlardan. kocalarının babalarından yahut oğullarından. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin. içinde bir kandil. 0 0 0 . açığa vurduklarınızı da. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. 29 İçinde size ait bir eşya olan. Zinetlerini. gizlediklerinizi de bilir. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. ne doğuya. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Onlar. biz size açıklayıcı âyetler. kocalarından. hakkıyla bilendir. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini. Nur üstüne nur. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.

(Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). zekatı verin. âyetlerini size işte böylece açıklar. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır. biz açıklayıcı âyetler indirdik. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. İnsan nasıl. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. küfür. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Namazı dosdoğru kılın. gökten. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. Karanlıklar üstüne karanlıklar. onları kaynaştırıp üst üste yığar. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Allah. dilediğinden de geri çevirir. .38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. Kalplerinde bir hastalık mı var. Allah hakkıyla bilendir.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. Allah hakkıyla bilendir. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. ne onlara bir günah vardır. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. bocalar durur. Nihayet yağmurun. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. Dönüş de ancak Allah’adır. Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. onların arasından yağdığını görürsün. Allah. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. Kime Allah nur vermezse. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. hüküm ve hikmet sahibidir. O. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Sonra. üstünde de bulutlar var. İnkâr edenlere gelince. “işittik ve iman ettik” demeleridir. Allah bütün canlıları sudan yarattı. peygambere itaat edin” de. kimisi dört ayak üzerinde yürür. Susamış kimse onu su sanır. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. onun için nur diye bir şey yoktur. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. bulutları sevk eder. Andolsun.” “Allah’a itaat edin. Bu âyette. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. sabah namazından önce. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. Allah dilediğini yaratır. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. Allah. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. işte onlar asıl zalimlerdir. Halbuki onlar inanmış değillerdir. tehlikelerle karşı karşıya olursa. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. kimi iki ayak üzerinde yürür. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. (Münâfıklar). Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. içinizden. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. Allah hesabı çabuk görendir. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. Görmez misin ki Allah. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. hüküm ve hikmet sahibidir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. De ki: “Yemin etmeyin. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. işte onlar fasıkların ta kendileridir. boyun eğerek ona gelirler. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. günde üç defa. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. iman edip de salih ameller işleyenlere.

O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse.0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Allah. Köre güçlük yoktur. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. her şeyi hakkıyla bilendir. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. topal ve hastalara bırakırlar. selam verin. Artık onun emrine muhalefet edenler. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. topala güçlük yoktur. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. Allah hakkıyla işitendir. O. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. çok merhamet edendir. hakkıyla bilendir. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. . düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. İşte Allah. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. hastaya da güçlük yoktur. yerdeki her şey Allah’ındır. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. 0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör.

O. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. Hayır. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. Çocuk edinmemiştir. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. Şüphesiz O. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. 10. çarşıda pazarda gezerlerdi. 17. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. . 6. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. 21. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. 3. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. 16. çok merhamet edendir. 8. Onlar. 5. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. 77 âyettir. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Rabbinin. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. İnkar edenler. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. 14. ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. “Bize melekler indirilseydi. 18. Bismillahirrahmânirrahîm 1. onlar Kıyameti de yalanladılar. Dilerse sana bundan daha güzelini. pazarda dolaşır. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. (Ey Muhammed!). Furkân. “Bu Kur’an. öldürmeye. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. (İnkar edenler). 19. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. Sûre adını. 15.25. çarşıda. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 4. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. “(Bu Kur’an. 9. 2. Elleri boyunlarına bağlanmış. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. 11. Sûrede temel konular olarak Hz.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. 20. bağışlayandır.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. onun. Bu Rabbinin uhdesine aldığı. Bize kavuşacaklarını ummayanlar. 7. Andolsun. 68-70. 13. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. 12. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler.

Biz. 55 Onlar. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. 24. Biz. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. senin kavmin. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. Peygamber. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler. 39. 48. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.0 33. Andolsun. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik.49 O. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. dinlenecekleri yer daha güzeldir. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. 31. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. . Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. Allah’ı bırakıp. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. 35. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. 37. 38. 25. 53 O. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. 0 0 0 Âyetin son kısmı. biz bunu insanlar arasında.” 22. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. 26. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. Andolsun. Kâfir. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. “Yazıklar olsun bana. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. “Melekler de onlara. 50 Andolsun. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. 27. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. Âd ve Semûd kavimlerini. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. 41. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. O gün zalim kimse. Ress halkı. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. işte böyle. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. 32. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme. Onlara. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. 47 O. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Andolsun. 40. 34. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. 54 O. 23.” 30. Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. Nûh kavmini de.Fakat melekleri görecekleri gün. Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. 36. geceyi size bir örtü. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bunların herbirine misaller getirdik. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Ölü toprağı canlandıralım. birinin suyu lezzetli ve tatlı. İnkar edenler.

İşte onlar. Göğe burçlar yerleştiren.” Onlar. . O. yalana şahitlik etmeyen. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. Allah çok bağışlayandır. Onlar. Cahiller onlara laf attıkları zaman. Orada ebedi kalırlar.” 0 Arş. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. Onlar. Onlar. Rahmân’ın kulları. haksız yere. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. kudret ve hakimiyet tahtı. çok merhamet edendir. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. sınırsız kudret makamı demektir. Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. Onlar. onlara kör ve sağır kesilmezler. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. Onlar. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Onlar. Allah’a. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. “selâm!” der (geçer)ler. Onların harcamaları. gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

“Zalimler topluluğuna. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. apaçık Kitab’ın âyetleridir. Mûsâ. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. 7-12. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. âyet. “Şu’arâ” şairler demektir. (Bakınız: Bakara. 34. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir. “Bu size gönderilen peygamberiniz. aslında ona zulmetmiştir. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. korkma! Mucizelerimizle gidin. “O. Hz. elbette mutlak güç sahibidir. Çünkü biz sizinle beraberiz. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. Mûsâ. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. 24-31. çok merhametlidir. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. Mûsâ. âyet. şüphesiz delidir” dedi. Hûd. Firavun. Akıcı konuşamam. Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık.” Mûsâ. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir. Kasas sûresi. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Yeryüzüne bakmazlar mı. 15-16. 227 âyettir. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. “Zalimler topluluğuna. . böyledir” dedi. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. Eğer düşünüyorsanız bu. beni yalanlamalarından korkuyorum. Hz.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”. Kısaca. “O. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. Firavun. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. Firavun. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı.0 Bunlar. Kasas sûresi. müşriklerin. Hani Rabbin Mûsâ’ya. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. onlara gökten bir mucize indiririz de. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. âyet. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. âyet. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.” Firavun. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Nûh. Sûre. Şüphesiz senin Rabbin.” Allah dedi ki.” “Göğsüm daralır. sizin de Rabbiniz. İbrahim.”0 Firavun. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. Sûrede başlıca Mûsâ. Hz. Sen nankörlerdensin. Derken. âyet. sûresi. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap).26. adını 224. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. “O. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. 49. Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek. “Hayır. (her şeyi) işitmekteyiz.” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. Onun için.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. Hani Rabbin Mûsâ’ya.

bana yediren ve içirendir. 66 Sonra ötekileri suda boğduk.” 82 “O. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. 70 Hani o babasına ve kavmine. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. âyet. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. 75. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. yurdunuzdan çıkarmak istiyor. “Umarız.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. Her parçası koca bir dağ gibiydi. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. Firavun’a.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. 32.” 57. pınar başlarından.” 49 Firavun.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. yaptığı sihirle. âyet. 54 Dedi ki. Bunun üzerine Mûsâ. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi. “Hayır!. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. Kasas sûresi. Elini koynundan çıkardı. Deniz derhal yarıldı." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.” 79 “O. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu. bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir. bir de ne görsünler. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.” 52 Biz Mûsâ’ya.” Böylece sihirbazlar.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder. 45 Mûsâ da asasını attı.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. Mûsâ onlara. 59 İşte böyle yaptık ve onlara.” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. 108. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin. “Neye tapıyorsunuz?” demişti.) Sihirbazlar gelince. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler. . İsrailoğullarını mirasçı kıldık. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık. mutlaka Rabbimize döneceğiz. asasını attı. bakanlara bembeyaz olmuş. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır.” 78 “O. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi. “Eyvah yakalandık” dediler. Rabbim şüphesiz benimledir. Bir de ne görsünler. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. hesap gününde. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. “Evet. “Asan ile denize vur” diye vahyettik. 62 Mûsâ. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne. çevresindeki ileri gelenlere. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık.” 81 “O. bana yol gösterecektir” dedi.0 Firavun. “Sizi.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır.” dedi.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler. Firavun. çok merhametlidir.

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. 91.” 137 “Bu. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.” 132. çok merhametli olandır.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. ister öğüt verenlerden olma.” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken.133. 104 Şüphesiz senin Rabbin. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka. 103 Elbet bunda bir ibret vardır.” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok. 124 Hani kardeşleri Hûd.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 101 “Candan bir dostumuz da yok.” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır.92.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. size hayvanlar.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar. oğullar.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. çok merhametli olandır.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı. 94.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. bize göre birdir.” 90 Cennet.” 86 “Babamı da bağışla.” 135 “Çünkü ben. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. . size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. biz hiç sana inanır mıyız. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. 106 Hani kardeşleri Nûh. Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver. Biz de bu yüzden onları helak ettik. mutlak güç sahibi olandır.” 98 Çünkü sizi.

sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz. pınar başlarında.” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin.” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti.” 182 “Doğru terazi ile tartın.” 151. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış.” 146.” 170. “Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı. 58. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş.148 “Siz buradaki bahçelerde. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir. 158 Böylece onları azap yakaladı.” 188 Şuayb.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.166 “Rabbinizin. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. büyük bir günün azabı idi. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” 181 Ölçüyü tam yapın. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. fakat pişman oldular. Şüphesiz o. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Eksik verenlerden olmayın.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. . meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. âyet.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar. ekinlerde.” 165.147.” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi.” 157 Derken onu kestiler. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” 155 Salih. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

âyette de olduğu gibi. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. 0 0 Bu âyetteki “kalp”. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. 192 Şüphesiz bu Kur’an. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. 211 Zaten bu onların harcı değildir. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler. 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen. her günahkâr yalancıya inerler. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir. . 193.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören.194. buna güçleri de yetmez. mutlak güç sahibi.203 Onlar. ona inanmazlar. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198.226 Görmez misin ki onlar. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. 210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. 196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.202. hakkıyla bilendir. 216 Eğer sana karşı gelirlerse. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. 225. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. 217. Biz zalim değiliz. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. 215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. 209 Bu bir hatırlatmadır. Onların çoğu ise yalancıdır.218. Âyette. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. A’raf sûresi 179.0 201.

0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. Süleyman. 18. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. 0 0 0 . 22-23. Sûre. apaçık bir kitabın âyetleridir. Şüphesiz bu. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. Hz. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. “Hamd. Süleyman’ın.” “Elini koynuna sok. Dâvûd’a varis oldu ve.” “Değneğini at. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. Hani Mûsâ ailesine. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. adını. ya da kafasını keseceğim. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm.” “Onun ve kavminin.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar. Süleyman. Şüphesiz bu Kur’an sana. apaçık bir lütuftur” dedi. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. Çünkü onlar fasık bir kavimdir. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. cinlerden. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. âyet. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri. ondan size bir haber. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. dönüp ardına bakmadan kaçtı. 93 âyettir.27 . azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. ben mutlak güç sahibi. Sûrede başlıca. “Ben bir ateş gördüm. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Onlar. hüküm ve hikmet sahibi. namazı dosdoğru kılan. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir. “Ey insanlar.” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. âyet 10 ve devamı. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince.” “Ben.0 Bunlar Kur’an’ın. Neml. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. Şüphesiz. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. çok merhamet edenim. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn. Onlar. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. karınca demektir. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kur’an. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca.

“Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. . Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir.” 41 Süleyman. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi.” 50 Onlar bir tuzak kurdular. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. O da. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi.” 37 “Sen onlara dön.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. göreceğiz. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı.25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. 27 Süleyman. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. Büyük Arş’ın Rabbidir. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. becerikli. Emir senin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. İşte onlar böyle yaparlar. 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. 44 (Sayfa 380'ın devamı.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. O. Süleyman ona “Bu. Bir de ne görsün. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. “Tahtını tanınmaz hale getirin. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. tuttuğunu devirir. 40 Kitaptan bilgisi olan biri.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. şükür mü. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Bakalım tanıyacak mı. 46 Salih onlara. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. Salih.0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş. güçlü. Rabbimin bana bir lütfudur. ele avuca sığmaz” demektir.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız.” 30. cömerttir. biz onlara. 44 Ona “köşke gir” denildi. yoksa yalancılardan mısın. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi. hem insanlar hem de cinler için kullanılır. İfade. Ne emredeceğini düşün. 42 Belkıs gelince. Andolsun. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. “Ben onu. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. diyeceğiz. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. 45 Andolsun biz.44 Ayet)Belkıs. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim.” 38 Süleyman. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”.

” Onlardan yana üzülme. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. Öyle ise Allah’a tevekkül et. içinde nehirler akıtan. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. 173. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. onunla. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Şüphesiz o. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. hakkıyla bilendir. Âyetin son cümlesi. O. Onlar. Ancak onların çoğu şükretmezler. başlangıçta yaratmayı yapan.55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız. Selam onun seçtiği kullarına. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. âyet. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. mutlak güç sahibidir. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. ancak Allah bilir. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. O. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. Ancak karısı başka.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi.” .0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir. Yoksa.

) 91. yüzüstü ateşe atılırlar.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Onlar o gün korkudan emindirler.” . 89 Her kim iyi amel getirirse. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. 88 Dağları görürsün. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır.92 De ki: “Bana ancak. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Yine bana. Bunu. 90 Kimler de kötü amel getirirse. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. onları hareketsiz sanırsın. 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin. gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık.86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye. (Onlara). Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. bu beldenin (Mekke’nin). Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. ona ondan daha hayırlısı vardır.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım.

Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. 7. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. 12. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. 0 0 . arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Mûsâ da ona. Beni affet” dedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. 17. Annesi. 3. Korkarak. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. Tâ-Sîn-Mîm. Şüphesiz o bozgunculardandı. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. 11. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. çok bağışlayandır. âyet. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. 8. “Onu emzir. Kız kardeşi. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. 19. Sûrede başlıca Hz. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. 13. Kasas. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. 2. peygamber oluşunu. Şehirden hemen çık. Şüphesiz Firavun. “Size onun bakımını. diğeri düşmanı tarafından. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. oğullarını boğazlıyor. 10. Onlardan bir kesimi eziyor. Sûre adını. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. neredeyse bunu açıklayacaktı. ya da onu evlat ediniriz. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Belki bize faydası dokunur. Bir de ne görsün. 18.0 Mûsâ. Şüphesiz o. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. 4. 5. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. 14. Mûsâ. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi.28. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. düşmanına karşı ondan yardım istedi. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. Bismillahirrahmânirrahîm 1. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. 88 âyettir. üzülme. Mûsâ’nın çocukluğunu. 19. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. beni de öldürmek mi istiyorsun. korkma. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. 16. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. 9. Mûsâ. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. 15. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. “Onu takip et” dedi. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Biz. süt analarının sütünü emmemesini sağladık.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. “Bu şeytanın işidir. çok merhamet edendir. Böylece biz. daha önce onun. kavga eden iki adam gördü. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 6. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. Mûsâ’nın kız kardeşine. Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. 20. 25. Allah da onu affetti. Kendi tarafından olan. Orada biri kendi tarafından. Mûsâ’nın annesine. O da Mûsâ’yı. Biz ise. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Hâmân’a ve ordularına.20. Şüphe yok ki. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır.

Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. onların beni yalanlamalarından korkuyorum. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb. 29. Onu da benimle birlikte. âyet. Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. 27. Sonra gölgeye çekilip. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Allah söylediklerimize vekildir. 37. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. Medyen suyuna varınca. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. 33. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. 24. Bu dünyada onları lanete uğrattık. 26. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. 31. Çünkü ben. Onlar. (oraya gidiyorum). 28. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm.” “Değneğini (yere) at. Kızlardan biri. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. 35. 39. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. korkma. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel.” Mûsâ. Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi.21. ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Mûsâ. 36. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Firavun. 22.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. evet. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. 16-19. 42. 44. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. 43. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. 38. âyet. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. Şuayb.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. İşte bunlar. 25. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. ben bir ateş gördüm. 30. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. Andolsun. onu ücretle tut. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Mûsâ onlara. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. Mûsâ.” Allah. 41. “Siz burada kalın. . 23. (O olayı) görenlerden de değildin. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir.” “Elini koynuna sok. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. ateşe çağıran öncüler kıldık. 9-11. 40. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü.0 0 0 Hz. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. 32. “Ben. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi.” (Mûsâ değneğini attı).Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. “Babacığım. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. 34. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi.

Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. 51. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. 61. 59. “Bizim işlerimiz bize. 70. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. 49. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Onlar. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. 66. Biz cahilleri istemeyiz” derler. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. 67. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. Zaten biz. İşte onların. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. 57. Azabı görürler. biz. Rabbin. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. ben ona uyayım. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). ülkelerin merkezî yerlerine. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. 54. 69. 58. 68. O. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. “Hani benim. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. 48. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Hüküm yalnızca O’nundur. 64. 62. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. 72. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. Artık birbirlerine de soramazlar. seni peygamber olarak göndermezdik. 65. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Kim. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. Allah. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. De ki: “Ne dersiniz? Allah. 56. Andolsun. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Onlara katımızdan gerçek gelince. 52. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. 63. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. Onlara. işte onlar ona da inanırlar. Onların ise seçim hakkı yoktur. 71. 47. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . Fakat Allah. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. sizin işleriniz de size. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. 46. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. “Ona inandık. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. 55. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Allah katından. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. Rabbin.45. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. 50. Allah’ın onlara seslenerek. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Allah’tır. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. 53. 60.

74. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. Allah’ın kendinden önceki nesillerden.” Kârûn. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. Şüphesiz Kârûn. Mûsâ’nın kavmindendi. 75. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. 81. “Dönülecek yer”. Buna göre Hz. rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. Allah’ın. 86. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. “Hani benim. Sonunda onu da. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Hani. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. 85. Kim de bir kötülük getirirse. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. Dünyadan da nasibini unutma. Biz ona. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. sarayını da yerin dibine batırdık. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. bilsin ki. Kârûn. sakın seni onlardan çevirmesinler. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Dünya hayatını arzu edenler. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. “Kesin delilinizi getirin” deriz. 82. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. Çünkü Allah bozguncuları sevmez. bizi de yerin dibine geçirirdi. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. 80. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. Peygamber’e. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. 87. 79. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. 78. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. onlara seslenerek. 83. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar.”0 Sen. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. “Vay! Demek ki Allah. 77. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. Sonuç. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. İşte ahiret yurdu. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı.73. O. Allah. Onlara karşı azgınlık etti. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. 84. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. 88. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. 76. . gündüzü de.

Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır. 69 âyettir. sorguya çekileceklerdir. O’na karşı gelmekten sakının. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. 6. yalancıları da mutlaka bilir. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. Andolsun. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. dilediğine de merhamet eder.” Onlar. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Andolsun. ne de bir yardımcınız vardır. 21. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. 16. 11. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. Şâyet onlar seni. İnkar edenler iman edenlere. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. 4. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Biz de sizinle beraberdik” derler. Ankebût. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. hakkıyla bilendir. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. Ancak O’na döndürüleceksiniz. Elif Lâm Mîm. 17. biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. adını 41. Biz insana. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. “Allah’a inandık” derler. 5. Andolsun. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir.29. 15. bu sizin için daha hayırlıdır. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. 7. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. Âyette. Sûre. 13. 8. 19. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. Allah’ın birliği. . Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. Siz. 20. 18.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. İbrahim. Nûh.” O dilediğine azap eder. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Yoksa kötülük yapanlar. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. 10. peygamberlik. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. 12. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. örümcek demektir. Sûrede başlıca. 22. 2. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.0 İnsanlar.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. İnsanlardan öyleleri vardır ki. 3. Eğer bilirseniz. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. O hakkıyla işitendir. Her kim cihad ederse. İman edip de salih amel işleyenler var ya. 9. ancak kendisi için cihad etmiş olur. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. 14. Andolsun.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. Allah. bu takdirde onlara itaat etme. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık.

38. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz. Allah yaptıklarınızı biliyor. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. 35. size indirilene de inandık. Şüphesiz o. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. O. 50. 36. (İbrahim’in) kavminin cevabı. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. 41. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. 28. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. 49. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Elçiler ona. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. 25. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz.23.” . 29.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Andolsun biz. “Ama orada Lût var” dedi. 45. onların. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya. Lût. Biz seni ve aileni kurtaracağız. 42. insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Ancak karısı başka. kiminiz kiminize lanet edecektir. “Ben.” Bunun üzerine Lût. 30. Onlardan suda boğduklarımız var. İbrahim. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. 34. mutlak güç sahibidir. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. “Korkma. İbrahim. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim.” Şüphesiz biz. 44. 26.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. bize indirilene de. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. Bu. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. 43. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. 27. ona (İbrahim’e) iman etti. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. Allah da onu ateşten kurtardı. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. şüpheye düşerlerdi. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. 39. Şuayb. 48. o. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. 33. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. 37. hüküm ve hikmet sahibidir. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. 40. namazı da dosdoğru kıl. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. Kârûn’u. onlar yüzünden tasalandı. fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. Çünkü namaz. Onlar. Barınağınız cehennem olacaktır. üzülme. Ancak karın başka. İçlerinden zulmedenler hariç. Allah onlara zulmediyor değildi. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. 46. bu memleket halkı üzerine. ahirette de salih kimselerdendir. onu yalanladı. 24. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. 31. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır. 32. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Hayır. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. Kavmi. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Andolsun. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. 47. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Yardımcılarınız da olmayacaktır.

“Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. “Gökleri ve yeri kim yarattı. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. O halde ancak bana kulluk edin. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. Ahiret yurduna gelince. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. Allah onlara. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. 61 Andolsun.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. Sonra bize döndürüleceksiniz. işte gerçek hayat odur. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz.0 57 Her can ölümü tadacaktır. 54. “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Allah’a ortak koşuyorlar. eğer onlara. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. 0 0 Hz. 60 Nice canlılar vardır ki. eğer onlara. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır. hakkıyla bilendir. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. yahut kendisine geldiğinde. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. O.” 53. göklerde ve yerde olanları bilir. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. 63 Andolsun. “Allah” diyeceklerdir. 51. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. bizim. 52. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. mutlaka. . sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Bu âyet. O hakkıyla işitendir. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir.

işte onlar azabın içine atılacaklardır. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. Allah onlara asla zulmediyor değildi.4. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. 8 Onlar. sabaha kavuştuğunuzda. Fakat insanların çoğu bilmezler. 23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. diriyi ölüden çıkarır. 9 (Yine) onlar. sonra da emir Allah’ındır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. başlangıçta yaratmayı yapar. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 17 Öyle ise akşama girdiğinizde. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. âyetteki “gündüzün sonu”nu. çok merhametlidir. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. 13 Onların. 10 Sonra. 60 âyettir. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden. Allah’ı tespih edin. Hz. Sûre adını. ikindi vakti ile. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.3. “akşama girme”yi. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi. O. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. akşam ve yatsı vakitleriyle. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. Önce de. 20 Sizi topraktan yaratması. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. 14 Kıyametin kopacağı gün. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. sonra onu tekrar eder. 19 Allah. Allah dilediğine yardım eder. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi.5 Rumlar. mutlak güç sahibidir.30. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler. 18. . ölüyü de diriden çıkarır. Allah vaadinden dönmez. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.0 2. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz.RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. Tefsir bilginleri. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. 11 Allah. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır.

0 0 0 0 0 Allah için zorluk. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. 31. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın. yoksula. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. bunu kimsenin değiştiremeyeceği. sizi yaratan. Fakat insanların çoğu bilmezler. hüküm ve hikmet sahibidir. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. Buna göre. Rablerine ortak koşuyorlar. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 29 Fakat. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. Allah katında artmaz. Bu. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir. ya da kolaylık söz konusu değildir. Yeryüzü. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman. O. sonra onu tekrarlayacak olandır. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o.0 İşte bu dosdoğru dindir. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. başlangıçta yaratmayı yapan. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. onların ortak koştuklarından uzaktır. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. ama yakında bileceksiniz. 27 O. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. 37 Allah’ın. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. 40 Allah. O’na karşı gelmekten sakının. ve yolcuya hakkını ver. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. Dönmeleri için Allah. Bunun sonucunda toprak. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. Rablerine yönelerek ona dua ederler. Buradaki ifade. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. Bu emanete. 38 Öyle ise akrabaya. sonra size rızık veren. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. . 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Fıtrat. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. yücedir. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. mutlak güç sahibidir. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz.

42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. Kimler de salih amel işlerse. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. emriyle gemilerin yol alması. sizi güçsüz olarak yaratan. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. eğer sen onlara bir âyet getirsen. Şüphe yok ki. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Onlar da bulutları harekete geçirir. size rahmetinden tattırmak. Allah’ın yazısına göre. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren. Sen çağrını ancak. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. Allah tarafından. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. Allah rüzgarları gönderendir. Şüphesiz. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Allah. Fakat siz bilmiyordunuz. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. O bunu. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. inkarı kendi aleyhinedir. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. Kim inkâr ederse. Andolsun. siz. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah onları dilediği gibi. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Andolsun. o ölüleri de elbette diriltecektir. hakkıyla kudret sahibidir. sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. Allah’ın va’di gerçektir. Andolsun. bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Rüzgarları. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. sen ölülere işittiremezsin. O dilediğini yaratır. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Şüphesiz. Bu hazırlığı Allah’ın. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . Andolsun. Kıyametin kopacağı gün suçlular. inkâr edenler mutlaka.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. O hakkıyla bilendir. yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Sabret. Allah.

Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman. onlara itaat etme. müşriklerden Nadr b. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır. hüküm ve hikmet sahibidir. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Kim de nankörlük ederse. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni. âyetlerde anılan Hz.” “Eğer. elem dolu bir azabı müjdele. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa. 233. peygamberlik. Lokmân’dan almıştır.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. tevhid. âyet. övülmeye lâyıktır. ve 7.31. Sûrede başlıca. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. ve 13. Sûre.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret.0 Bunlar. O mutlak güç sahibidir. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. hikmet dolu Kitab’ın. Hz. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Onlar. zekâtı veren kimselerdir. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Hâris hakkında inmiştir. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi. Sesini alçalt. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. Ona. adını 12. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. Kötülükten alıkoy. hiçbir bilgisi. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse.” İnsana da. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. “Hayır. bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. İşte onlar. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. Kendilerine. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. 34 âyettir. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” “Yürüyüşünde tabii ol. övüngeni sevmez. Nadr. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi.0 Şüphesiz. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Yeryüzüne de. Lokmân’ın oğluna öğütleri. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. âyetler. İyiliği emret. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. İnsanlardan öylesi vardır ki. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. Sonra dönüşünüz ancak banadır. . onları hiç işitmemiş gibi. Andolsun. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman.3 4 5 6 7 8. namazı dosdoğru kılan.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Allah onu çıkarır getirir. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında. Dönüş banadır. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. Bana yönelenlerin yoluna uy. zalimler açık bir sapıklık içindedirler. 6. anne babasına iyi davranmasını emrettik.

Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır.” Fakat onların çoğu bilmezler. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. deniz de mürekkep olsa. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Onları (denizde. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. hüküm ve hikmet sahibidir. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. arkasından yedi deniz daha ona katılsa. “Hamd Allah’a mahsustur. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. övülmeye layık olandır. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. son derece nankör olanlar inkar eder. Bu böyledir. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. mutlaka “Allah” derler. yağmuru indirir. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. onun inkarı seni üzmesin. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. Şüphesiz Allah yücedir. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. eğer onlara. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Onların dönüşleri ancak bizedir. Andolsun. hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. rahimlerdekini bilir. . Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. hakkıyla görendir. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. büyüktür. De ki. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. O. Görmedin mi ki. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır.

Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara. sınırsız kudret makamı demektir. Andolsun. değersiz bir sudan yarattı. yarattığı her şeyi güzel yaptı. yapmakta olduklarına karşılık olarak. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. kudret ve hakimiyet tahtı. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. 3. 2. Arş. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. 20. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. 21. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. onlar için. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. 6. insanlar da melekler gibi olur. Hiç kimse. Onlar. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. Allah dileseydi. salih amel işleyelim.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. Kim. O ki. 12. ahiret gününden. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. Sizin için işitme. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. gökleri ve yeri. 11. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. kitaplardan. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. Fasıklık edenlere gelince. 18. mutlak güç sahibidir. 16. 17. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir.” Bizim âyetlerimize ancak. Elif Lâm Mîm. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. 13. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. 14. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. âlemlerin Rabbi tarafındandır. Fakat benim. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden. Andolsun. 22. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İman edip salih amel işleyenlere gelince. Biz de sizi unuttuk.32. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. Sonra bu işler. onların barınağı ateştir. âyetten almıştır. Sizin için ondan başka hiçbir dost. 5. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. .SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. çok merhametlidir. 8. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. 7. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. 23. görme ve idrak duygularını yarattı. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. 30 âyettir. 9. 19. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Sûre adını. hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra onun neslini bir öz sudan. 10. 15. “Andolsun. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Allah. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır.

26. “Fetih (Kıyamet) günü. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. 27. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. De ki. Onlara göz de açtırılmayacaktır. 25. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. 29. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. 30. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. 28. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. .24.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz.) Aksine O. Zayıf ve güçsüz görülenler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Allah katında. Ancak ahirete inananları. ne de ileri geçebilirsiniz. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. büyüklük taslayanlara. Onlar değil. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. Peki. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. mutlak güç sahibi. Zayıf ve güçsüz görülenler.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. onları hep birden toplayacağı. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. “Size hidayet geldikten sonra. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.” Allah’ın. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. Elçilerimi yalanladılar. “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. “Biz. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Hayır. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. sonra da meleklere. “Bu sadece. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. Fakat insanların çoğu bilmezler. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. de ki: “Şüphesiz. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir. O gerçeği apaçık ortaya koyan. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. sen bizim dostumuzsun. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. Ey Muhammed. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Zulmedenlere. De ki: “Şüphesiz.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar.0 hakkıyla bilendir.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Yine. büyüktür. Onların çoğu cinlere inanıyordu. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.” İnkar edenler. Fakat insanların çoğu bilmezler. Hayır. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. uydurulmuş bir yalandır” dediler. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. O yücedir. “Bu (Kur’an). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. büyüklük taslayanlara. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. 0 . Bir de.

Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O her şeye hakkıyla şahittir. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce).” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. kuluna çok yakındır. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun.46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. 0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum. eskiyi de geri getiremez. Allah için ikişer ikişer. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. Âyette. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi.” De ki: “Hak geldi. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. .” Sen onları. O gaybleri hakkıyla bilendir. “ona inandık derler” ama onlar için. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur.

şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. İki deniz aynı olmaz. (bir başkasını). Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. 5. Allah geceyi gündüzün içine sokar. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. ondan hiçbir şey yüklenilmez. mutlak güç sahibidir. O. 6. rüzgarları gönderendir. 14. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Neyi de tutarsa. 11. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. 16. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Rabbinizdir. İşte bu Allah’tır. Allah sizi önce topraktan. 9. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. övülmeye hakkıyla layık olandır. melekleri ikişer. Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Sûrede başlıca. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Allah. çağrınızı duymazlar. 8. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. 3. 13. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. hüküm ve hikmet sahibidir. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. acıdır. yaratan. 17. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. . 2. günahını yüklenmeye çağırırsa.35. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. Hamd. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. O yaratmada dilediğini artırır. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. 15. gökleri ve yeri yaratan. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Eğer onları çağırsanız. Şu tatlıdır. 18.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. öldükten sonra dirilme. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. içimi kolaydır. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. 4. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. yoktan var eden demektir. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. onlar için çetin bir azap vardır. Güzel sözler ancak ona yükselir. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. Fâtır. O. 7. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. Sûre adını. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. bundan sonra onu gönderecek yoktur. üçer. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Şu ise tuzludur. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Onlar da bulutları hareket ettirir. Günah yükü ağır olan kimse. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. Bunları sana hiç kimse. dilediğini hidayete erdirir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. 45 âyettir. İşte onların tuzağı boşa çıkar. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. çağırdığı kimse yakını da 12. 10. Mülk yalnızca O’nundur. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. gündüzü de gecenin içine sokar. susuzluğu giderir. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız.

lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir.19. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. o kitaptan. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. 32. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. ancak sahibini kuşatır. Allah dilediğine işittirir. Öldürülmezler ki ölsünler. Şüphesiz o. Andolsun. Onları hakkıyla görür. 40. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. 28. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. Müşrikler. Sen ancak bir uyarıcısın. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. 34. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. Şüphesiz. 41. halimdir (hemen cezalandırmaz. Onlardan kendine zulmedenler vardır. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır. 31. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. Dönüş ancak Allah’adır. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. 38. 23. Bize orada usanç da gelmez. 29. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. şükrün karşılığını verendir. Şüphesiz O. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. ancak ziyanlarını arttırır.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Oysa kötü tuzak. sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Adn cennetlerine girerler. 22. Onlardan ortada olanlar vardır.” “O. İşte bu büyük lütuftur. Onlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. 43. 33. 27. 26. 37.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. 36. mühlet verir). 35. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. Öyle ise tadın azabı. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. çok bağışlayandır. gökleri ve yeri. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. Dağlardan da beyaz. 24. Şüphesiz O. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. 21. 30. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. O. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Şöyle derler: “Hamd. Hiçbir ümmet yoktur ki. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. Oradaki elbiseleri de ipektir. Allah’a karşı ancak. 20. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Şüphesiz Allah. çok bağışlayandır. şükrün karşılığını verendir. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. çok bağışlayandır. simsiyah taşlar da var. olsa. Kör ile gören bir olmaz. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. 25. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. 42. İnkarcıların inkarı. Sen ancak. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. . İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. 39. Allah’ın kitabını okuyanlar. İnsanlardan. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. İnkarcıların inkarı. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. Diriler ile ölüler de bir olmaz. bu ancak onların nefretlerini artırdı. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. Onlar cehennemde. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır.

Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Nihayet süreleri gelince. Çünkü Allah. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. Şüphesiz O. kullarını hakkıyla görmektedir. hakkıyla kudret sahibidir. (gerekeni yapar). Eğer Allah insanları. Ne var ki. hakkıyla bilendir. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. .44. 45. onları belirli bir süreye kadar erteliyor.

onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. 10 Onları uyarsan da.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.” 22 “Hem ben.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. o halkalar çenelerine dayanmıştır. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir. Artık onlar iman etmezler. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Hz. 9 Biz onların önlerine bir set.36. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Gelin. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. “Keşke kavmim. ataları uyarılmamış. hesap ve ceza konu edilmektedir. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese. Artık görmezler.” 19 Elçiler de. Bir anda sönüp gittiler. Hani oraya elçiler gelmişti. vahiy. 1 2. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İndirecek de değildik. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur. inanmazlar. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler. ölüleri mutlaka diriltiriz. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. 5. 29 Sadece korkunç bir ses oldu. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. O da. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. beni dinleyin!” 26. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi.4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 7 Andolsun. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. Onlar. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. 12 Şüphesiz biz. . Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Hayır. Antakya halkına gönderilen peygamberler.3. öldükten sonra dirilme. 83 âyettir.6 Kur’an. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. Sûre.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. uyarmasan da onlar için birdir.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor. onunla alay ediyor olmasınlar. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. o memleket halkını örnek ver. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi.

ne de gece gündüzü geçebilir. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. Nihayet o. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Bu ona yaraşmaz da. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır). hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. hiç mi hiç zulmedilmez. “Allah’ın. ne geri dönebilirlerdi. 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. Onlar için diledikleri her şey vardır. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. Bu mutlak güç sahibi. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. 54 O gün kimseye. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. İşte bu dosdoğru yoldur. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. Elleri bize konuşur. 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde. 68 Kime uzun ömür verirsek. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. 51 Sûra üfürülür. ilahlar onlara yardım edemezler. Bana kulluk edin. 47 Onlara. 45 Onlara. Onlardan bir kısmı binekleridir. 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik.61 “Ey ademoğulları! Ben size. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu. bir kısmını da yerler. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. ne de kurtarılırlar.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Hâlâ şükretmeyecekler mi? . 49 Onlar ancak. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. 57 Onlar için orada meyveler vardır. Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Her biri bir yörüngede yüzmektedir.34. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bunları onların elleri yapmış değildir. 37 Gece de onlar için bir delildir. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. zevk sürerler. tehdit edildiğiniz cehennemdir. Gündüzü ondan çıkarırız. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık.” 53 Sadece korkunç bir ses olur. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler. 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. inkar edenler iman edenlere. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. 40 Ne güneş aya yetişebilir. şeytana kulluk etmeyin.

Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki.77 78 79 80 81 82 83 İnsan. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. O. 0 Bu âyette. O da hemen oluverir. hakkıyla yaratandır.” O. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir . hakkıyla bilendir. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. kendilerine.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.42 İşte onlar için belli bir rızık.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. hakkı getirmiş. 12 Hayır. 26 Hayır. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. 35 Çünkü onlar. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. 17 ve dipnotu. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. 36 “Biz. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). 182 âyettir. meleklerden. âyet. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. 8. “İşte bu. saf saf duranlar demektir. birçok “Batı” oluşmaktadır. Onlar için sürekli bir azap da vardır. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar.23. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte. Sûre. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. İshak. O. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. Onlar ikram gören kimselerdir. Mûsâ. Hatta siz azgın bir kavimdiniz. . Hârun. İbrahim.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Sûrede başlıca. 25 Onlara. İlyas. Âyet. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir.” 16 “Gerçekten biz.” 21 Onlara. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. meyveler vardır. İsmail. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. 10 Ancak onlardan söz kapan olur. Nûh. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür. 22. deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti.4 Saf bağlayıp duranlara.” 32 “Evet. 37 Hayır. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. sıra sıra dizilenler. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. siz zaten mü’min kimseler değildiniz.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir.9 Onlar.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. yıldızlarla donattık.” 30 “Bizim. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). Biz onu mutlaka tadacağız. biz sizi saptırdık. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. göklerin.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. öyle değil.0 5 O. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri. 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. Bize haktan yana görünürdünüz. Sâffât. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz.37. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir.3. (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. 41. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet.2.

biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. “Ateş ağacı yakar. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. İbrahim. Andolsun. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. O yüzden. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. İbrahim böyle yaparak.” “Nasıl. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere. diğerlerini suda boğduk. Andolsun.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. Andolsun. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. neredeyse beni de helak edecektin. ızdırap ve azabın sembolü idi. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi.43 44 45. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. . elem. Çünkü o. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. onlardan önce. Onlar. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.” Müşrikler. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. Hani o. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. diyerek bunu inkar ettiler. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. Nûh bize dua edip seslenmişti.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. Böyle bir ağaç olamaz”. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. Onda baş döndürme özelliği yoktur. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler. hali ne oldu?” der. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. Sonra biz. “öldükten sonra yok olup gideceğiz.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. Böylece zakkum ağacı. Kısaca onların gözünde ölüm. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. “Bakar mısınız. Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. Sanki onlar (beyazlıklarıyla).0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. onu içmekle sarhoş da olmazlar. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. Müşrikler.0 O.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. “Gerçekten biz. biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere. bizim mü’min kullarımızdandı. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. ölüp yok olacaklarını. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. Bak.

140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.” Kavmi. emrolunduğun şeyi yap. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. 134. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti. . İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de.126 “Yaratıcıların en güzelini. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125. 0 0 “Ba’l”. 130 İlyas’a selam olsun.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Düşün bakalım. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti.” 107 Biz. 118 Onları doğru yola ilettik. 137. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun. 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. kendine apaçık zulmedenler de. “Onun için bir bina yapın. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. “Yavrum. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.0 142 Böylece. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. “Babacığım. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. ne dersin?” dedi. 109 İbrahim’e selam olsun. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. O bana yol gösterecektir. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. 103. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. O da. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. 114 Andolsun.

yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. . 182 Hamd. elbette biz ihlâslı kullar olurduk.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. 180 Senin Rabbin. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. yücedir. 161.152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.” 167. 179 (Bekle ve) gör. yücedir. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. 147 Biz onu yüz bin. 181 Peygamberlere selam olsun. kudret ve şeref sahibi olan Rab.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151.144 Eğer o. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık. Onlar elbette yalan söylüyorlar. 148 Nihayet onlar iman ettiler.” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz. Onlar da yakında görecekler.143. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. 171 Andolsun.162. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. yakında onlar da görecekler. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir.163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.168. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır.

henüz azabımı tatmadılar. Hayır. Hayır. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik.âyetinin dipnotuna bakınız.” 27 Biz göğü. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. İshak. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı. Onun doksan dokuz koyunu var. Onlar. “Gidin. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Eyyüp. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. İşte bu istenen şeydir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. “Korkma! Biz. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. kazıklar sahibi0 Firavun. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. O. Allah sözüdür). Allah’ın birliği. Nefis arzusuna uyma. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o.” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. ama artık kurtuluş zamanı değildi. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. Davûd. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. ilahlarınıza tapmaya devam edin. Âd kavmi. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.7. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. . Kafirler. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. İşte onlar da (böyle) gruplardı. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. Benim ise bir tek koyunum var. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Aramızda adaletle hükmet. Süleyman. İsmail. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. Bu ancak bir uydurmadır.8 İçlerinden ileri gelenler.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Semûd kavmi. 88 âyettir.0 O şanlı.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. 25 Biz de bunu ona bağışladık. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar. 12. Onlar da feryat ettiler. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı.38. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. Sûre. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Derken Rabbinden bağışlama diledi. Sûrede başlıca. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret.13 Onlardan önce de Nûh kavmi. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. İbrahim. 18. Onlar da pek azdır. iki davacı grubuz. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları.

âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. İshak’ı ve Yakub’u da an. Süleyman. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. size rahat ve huzur olmasın.33 34 35 36 37.” “O.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. “Bu Kur’an. Onların her biri iyi kimselerdi. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. büyük bir haberdir. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. Onlar oraya girerler. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. “İşte bu bizim ihsanımızdır.” De ki. Süleyman. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. Ona asla tükenme yoktur. Mutlak güç sahibidir. göklerin. Bu bir öğüttür. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rabbine.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. Hani o. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. mecazi olarak. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır.” O grup da. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. bizim katımızda hayırlı. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.29 30 31 32. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. biz Süleyman’ı imtihan ettik. çok bağışlayandır. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. cehennem vardır. İşte bunlar. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. .38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. onun emrine verdik. Orası ne kötü durak yeridir!” der. Şüphesiz onlar. yeminini bozma. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. Biz de ona. “Ey Rabbim! Beni bağışla. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir. Bana. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. “Onları bana geri getirin” dedi. Şüphesiz biz onları.50 51 52 53 54 55. “Gerçekten ben malı. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. hesap günü için size vaad edilenlerdir. Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. “Hayır. Andolsun.” 0 Bu âyetin bu kısmı. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. O ne güzel bir kuldu! O. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.

” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 82.83 İblis. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu. onu ise çamurdan yarattın” dedi. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun.” 71 Hani.” . “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. 75 Allah. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). çünkü sen kovuldun.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.69 “Aralarında tartıştıkları sırada.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. Beni ateşten yarattın.” 79 İblis. 76 İblis. “Senin şerefine andolsun ki.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir. içlerinden ihlâslı kulların hariç.” 70 “Bana ancak.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. “Ben ondan daha hayırlıyım. 74 Ancak İblis eğilmedi.

ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. “Biz onlara sadece. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. mü’minlerin cennete. Sûrede başlıca. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir.) yoksa gece vakitlerinde. . Sonra ondan0 eşini var etti. Sûre. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. 75 âyettir. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. O. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. gruplar demektir. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. zümreler. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar.” “Bana. O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. O da size yaptıklarınızı haber verir. yarattıklarından dilediğini seçerdi. Allah’ın yeryüzü geniştir. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. çok bağışlayandır. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İyi bilin ki. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür.” De ki: “Şüphesiz bana. (Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. O bundan uzaktır.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. secde halinde ve ayakta. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. yücedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. âyetinin dipnotuna bakınız. halis din yalnız Allah’ındır. o mutlak güç sahibidir. âyetlerine bakınız. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Tağut’tan0. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. sizi bir tek nefisten yarattı. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının. adını 71 ve 73.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar. İşte Allah kullarını bununla korkutur. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir.39. Zümer. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. kullar.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144. İyi bilin ki. müslümanların ilki olmam da emredildi. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir.

her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Âyette. . ancak kendi aleyhine sapar. Onunla dilediğini doğru yola iletir.” (Enbiya sûresi. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar.. 28 Biz onu. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Hayır. korunma aracı olarak kullanacak olması. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. derler. ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için.” 39. hak olarak indirdik. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. eğer onlara.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı). Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. kainatın düzeni bozulurdu. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. âyetleri. böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. göğsünü İslâm’a açtığı. 0 0 Âyette. 29 Allah. Allah mutlak güç sahibi. öğütleri. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. 23 Allah sözün en güzelini. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette. 21 Görmedin mi. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. İşte bu. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. 22 Allah’ın. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. 35 (Allah. yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere.. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. Kim de saparsa. Ben de yapacağım. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. Allah vadinden dönmez. Kim doğru yola girerse. onların çoğu bilmiyorlar. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0. “Allah”. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. kendisi için girmiş olur. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. Sen onlara vekil değilsin. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. “Kazandıklarınızı tadın” denir. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. iyilik yapanların mükafatıdır.

kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. “Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. gaybı da. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah. Onlar üzülmezler de. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Onlardan zulmedenler var ya. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Artık. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler.” 66 Hayır. yüzleri kapkara kesilmiştir. Sonra ona bir daha üflenir. büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. O. 55. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. onların ortak koştuklarından uzaktır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. O her şeye vekildir. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. Onlara kötülük dokunmaz. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. kişi. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. 57 Yahut. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde. Hayır. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. o bir imtihandır. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. “Allah’ın yanında. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. çok merhamet edendir. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. 52 Bilmediler mi ki. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. “Evet geldi” derler. yücedir. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Fakat onların çoğu bilmezler. 58 Yahut azabı gördüğünde. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Çünkü O. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. “Bu.” . bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. çok bağışlayandır. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin.

bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir. Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. .74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd.

Âyette geçen iki ölümden ilkinin. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. O. Kafirler cehennemde. kendi indirir. “Ğâfir”.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. Benim cezalandırmam nasılmış. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. bağışlayan demektir. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. Âyette sözü edilen mü’min. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Dönüş ancak O’nadır. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. Bugün asla zulüm yoktur. Sûrede başlıca. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Âyette geçen ikinci ölümün. . Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. 85 âyettir. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. ona rahmet etmiş olursun. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. Onlara. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin.” “Ey Rabbimiz! Onları da. inkâr edenler hakkındaki. Sûre. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. düşünüp ibret alır. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır.. Oysa bu. iki defa da dirilttin.40. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. kâfirlerin hoşuna gitmese de. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. lütuf sahibi Allah tarafındandır. 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz. Mü’min inanan kimse demektir. âyet 56’ya aykırıdır. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. mutlak güç sahibi. 58. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. Ancak O’na yönelen. azabı ağır olan. muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. O gün onlar ortaya çıkarlar. (gördüler)! Böylece Rabbinin. âyeti bunu açıkça göstermektedir. Arş’ın sahibidir. Allah. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. sadece kafirler için söz konusudur. O halde. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu.” Duhân sûresinin 56.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. onların babalarından. İşte bu büyük başarıdır. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler.3 4 5 6 7 Hâ Mîm. sizin için gökten bir rızık indirendir. İnkar edenler var ya. bu görüş sağlıklı değildir. günahı bağışlayan. Firavun ailesinin. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir.. dereceleri hakkıyla yükseltendir. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. ölüm diye nitelenmektedir.0 Bu kitabın indirilmesi. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. “Nasıl. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. O’ndan başka ilah yoktur. Ayrıca sûre. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. Bu tür bir ölüm.” O. hakkıyla bilen. adını 28. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır. tövbeyi kabul eden. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. size âyetlerini gösteren.” “Onları kötülüklerden koru. hüküm ve hikmet sahibisin. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. İki ölümden birincisi.

“Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. Onlar yeryüzünde dolaşıp. günahları sebebiyle onları yakaladı. Firavun ailesinden. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. onun yalancı olduğuna inanıyorum. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. cezası da çok şiddetlidir.20 21 22 23. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. Nûh kavmi. tamamen sonuçsuz kaldı. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Daha sonra o ölünce de. Onlar ise. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder. Böyle iken Allah. Allah kullarına asla zulmetmek istemez. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince.” Allah onu.” Mûsâ da.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz.” “Kim bir kötülük yaparsa.31 32. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir.33 34 35 36. Ben işimi Allah’a havale ediyorum.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. kim. zayıf olanlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben. Şüphesiz. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. azâbın en kötüsü kuşattı. (Öyle bir) ateş ki. o bağrışıp çağrışma gününden. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. aşırı giden. Şüphesiz Allah. Şüphesiz O güçlüdür. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Firavun’un tuzağı.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. Eğer doğru söylüyorsa.” Hâmân Firavun’un başveziridir. Kıyametin kopacağı günde de. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. Allah. sizi doğru yola ileteyim. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. Kadın veya erkek.” Andolsun. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun. belki yollara. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. dininizi değiştireceğinden. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz. “Biz size uymuş kimselerdik. yalanı kendi aleyhinedir.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Firavun ailesini. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. Âd kavmi. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar.24 25 26 27 28 29 30. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. Eğer yalancı ise.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. 0 . büyüklük taslayanlara. ancak onun kadar ceza görür. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. hakkıyla görendir. Ama başımıza geldiğinde bizi.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. kadınlarını sağ bırakın” dediler. benim de Rabbim. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır.

bir kısmına binesiniz.” 67 O. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. işte böyle döndürülürler. Alak sûresi. 51 Şüphesiz ki. âyet. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. 0 “Alaka”. 2. (Bekçiler). Onlar bilecekler. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. fakat insanların çoğu şükretmezler. senden önce de peygamberler gönderdik. sonra “alaka”dan0 yaratan. 56 Allah’ın âyetleri hakkında.” 61 Allah. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir. Siz pek az düşünüyorsunuz. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. sonra az bir sudan (meniden). 64 Allah. Günahının bağışlanmasını iste. Fakat insanların çoğu bilmezler. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Lânet de onlaradır. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. 78 Andolsun. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). âyet. Onlardan sana anlattıklarımız da var. anlatmadıklarımız da var. İsrailoğulları’na da. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. 76 Onlara. Onlar da. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. Sen Allah’a sığın. Mü’minûn sûresi. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. 73. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. yaşatan ve öldürendir. Şüphesiz Allah. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Onlar. âyet. “Evet. duânıza cevap vereyim. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi.74 Sonra onlara. 79 Allah. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir.54 Andolsun. 14. İçinizden önceden ölenler de vardır. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. 5. âlemlerin Rabbine mahsustur. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. 58 Kör ile gören. mazeretleri fayda vermez. 52 O gün zalimlere. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. hakkıyla görendir. 75 Bu. Hayır. o da oluverir. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. bunda hiç şüphe yoktur. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. 68 O. göğü de binâ yapan.49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. demek ki. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. Hamd. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. 55 Ey Muhammed! Sabret. kötü yurt da onlaradır. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler.72 O zaman onlar. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. 71. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. sizi (önce) topraktan. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. getirmişti” derler. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. . Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. sonra da ateşte yakılacaklardır. Allah bunları. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. 53. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.

Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. . Bu. Azabımızı gördükleri zaman. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). “Yalnız Allah’a inandık. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. Allah size âyetlerini gösteriyor. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. kendilerine fayda vermedi. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. Fakat.80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.

dört gün içinde (dört evrede). kendileri aleyhine şahitlik ederler. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. O halde sen (istediğini) yap. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. 16. “genişçe açıklandı” demektir. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. 12. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. Onlar derilerine. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. 17. 10. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. 18.” O. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. 19. 3. batılda ısrar edenlerin uyarılması. 14. İşte bu. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. 9. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir.”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Sûre. 4.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. . bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. Sûre. “Fussilet”. Bu. Onlar ahireti de inkar ederler.41. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. 5. Lakin. Hâ Mîm. 11. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. âlemlerin Rabbidir. 21.” 6. Derileri. 15. 20. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler.0 Bu Kur’an.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. İkisi de. Onlar. Sûrede başlıca hakka davet. kulakları. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Allah’ın düşmanlarının. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. 8. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. 54 âyettir. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. Artık onlar işitmezler. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. gözleri ve derileri. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. Onlara yardım da edilmez. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. gözlerinizin ve derilerinizin. Kulaklarımızda bir ağırlık. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. birer mecazî ifade olup. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Böylece onları. yapmış oldukları işler hakkında. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. 7. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. ona ve yeryüzüne. “İsteyerek geldik” dediler. 13. 22. onlar da. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. 2.

Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. onda ayrılığa düşmüşlerdi. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. 26. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Şüphesiz o. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar.” 30. âyet. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. her şeye gücü hakkıyla yetendir. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. Bir de bakarsın ki. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır.” 27. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. Güneşe ve aya secde etmeyin.” 24. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. müşrikler güneşe. hakkıyla işitendir. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını.0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. 0 Âyetten. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. Allah düşmanlarının cezası ateştir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. hem de elem dolu bir azap sahibidir. 29. De ki: “O. 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Âyet. güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler).“Onlara. İşte böyle. sonra dosdoğru olanlar var ya. istediğiniz her şey orada sizin için var.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Şüphesiz o. Şüphesiz ki. onlar için de gerçekleşti. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır.” 33 Allah’a çağıran. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. onu dirilten. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. hemen Allah’a sığın. elbette ölüleri de diriltir. “İşte bu sizin. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. orada canlarınızın çektiği her şey var. onları yaratan Allah’a secde edin. 25. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur. 28. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. . aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. 37 Gece. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. Çünkü O. 41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler. O hüküm ve hikmet sahibi. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. 43 Sana ancak. üzülmeyin.23. hakkıyla bilendir. gündüz. aralarında derhal hüküm verilirdi. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap).

O. mülk. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. içimizden onları gören hiçbir kimse yok. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. İyi bilin ki. onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. hayır (mal. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. Allah onlara. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. Rabbime döndürülürsem.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Rabbinin. İnsan. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. yıkılır.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. genişlik) istemekten usanmaz. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. Andolsun. her şeyi kuşatandır. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. . Andolsun. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır.

Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. O. 7. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. sizin de Rabbinizdir. çok merhamet edendir. Kıyamete inanmayanlar. onun çabuk kopmasını isterler. her şeyi hakkıyla bilendir. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. Rabbim Allah’tır. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. Allah kullarına çok lütufkârdır. İşte bu. 8. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. 14. Allah. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. dilediğini rızıklandırır. kendilerine bilgi geldikten sonra. İyi bilin ki Allah. adını 38. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. çok bağışlayandır. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. Melekler ise. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. 15. 12.42. Onlara bir gazap vardır. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. “kendi türünüzden. Şûrâ danışma demektir.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. Sûre. 9. 19. hakkıyla görendir. ölüleri diriltir. Size kendinizden0 eşler. 17. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). Onlar.. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. bir grup ise cehennemdedir. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. 3. Sen onlara vekil değilsin. O. sizin işledikleriniz sizedir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. 53 âyettir. mutlak güç sahibidir. her şeye hakkıyla gücü yetendir. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. aralarında hemen hüküm verilirdi. yücedir. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Bu sûretle sizi üretiyor. Bizim işlediklerimiz bize. dilediğini rahmetine sokar. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. 2. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. kuvvetlidir. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. 18. O. hakkıyla işitendir. Dönüş de ancak O’nadır. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Onlar için çetin bir azap vardır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. Âyetin bu kısmı.” şeklinde de tercüme edilebilir. 6. O. Fakat O. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. 13. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Mizan ölçü demektir. İnananlar ise. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. O. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. 10. Allah ona dilediğini seçer. O. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. 4. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. Allah bizim de Rabbimiz. Hâ Mîm. Allah onları daima gözetlemektedir. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini.. 5. Bir grup cennette. büyüktür. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. gökleri ve yeri yaratandır. İyi bilin ki. sana vahyettiğini. . Şüphesiz O. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. 16. İbrâhim’e. 11. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.

22. zâlimleri sevmez. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. dilediğine erkek çocukları verir. Şüphesiz O. onun iyiliğini artırırız. ona da istediğinden veririz. O. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. 32. 30. çok şükreden herkes için ibretler vardır. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. dilediğini yaratır. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. O. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. İşte bu büyük lütuftur. 26.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. 21. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. rızkı dilediği ölçüde indirir. Dilediğine kız çocukları. 31. Allah böyle yapar ki. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. O. aralarında yardımlaşanlar içindir.” Kim güzel bir iş yaparsa. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. kullarından tövbeyi kabul eden. Allah bâtılı yok eder. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. 23. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. 36. Allah. Kim de dünya kazancını isterse. O’nun varlığının delillerindendir. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. O. rahmetini her tarafa yayandır. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. biz seni onlara bekçi göndermedik. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. Bu mükafat. 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş.37. 47 Allah’tan. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. Fakat O. Şüphesiz O. O. Rabbinizin çağrısına uyun. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. Sana düşen.38. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. Şüphesiz. İşte bu Allah’ın. Yoksa. sürekli bir azâp içindedirler. 33. bir saldırıya uğradıkları zaman. 27. 40 Bir kötülüğün karşılığı. yine de çoğunu affeder. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. O. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. dilediği zaman. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. övülmeye lâyık olandır. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. lütfundan onlara fazlasını da verir. birçoğunu da affeder. çok bağışlayandır. 25. . 44 Allah kimi saptırırsa. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. O. İnananlar da. bu dünya hayatının geçimliğidir. 35. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı). 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. 29. 34. derhal aralarında hüküm verilirdi. onun kazancını artırırız. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. O’nun varlığının delillerindendir. 41 Zulme uğradıktan sonra. Şüphesiz Allah. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. Elbette bunda çok sabreden. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. şükrün karşılığını verendir. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. 24. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. Gökleri. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. Kim âhiret kazancını isterse. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. Şüphesiz O. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. sadece tebliğdir. İyi bilin ki zâlimler. dost olandır. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. 28. işleri. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı.20.

hüküm ve hikmet sahibidir. dişiler olmak üzere çift verir. Şüphesiz O. kullarımızdan dilediğimizi. her şeyi hakkıyla bilendir. iman nedir bilmezdin. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. izniyle ona dilediğini vahyeder. İyi bilin ki. bütün işler sonunda Allah’a döner. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. dilediği kimseyi de kısır yapar. . Yahut bir elçi gönderip. Şüphesiz O yücedir. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. hakkıyla gücü yetendir.50 Yahut o çocukları erkekler. emrimizle. Fakat biz onu. yahut perde arkasından konuşur.53 İşte sana da. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. Sen kitap nedir. 52.

Şüphesiz o. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Onlar. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. 12. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. 10 O. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. İşte siz de. mutlaka. “Bu bir büyüdür. Onlar sadece yalan söylüyorlar. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. sonra da. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.” 28 İbrahim bunu.43. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki. 89 âyettir.13. belki dönerler diye. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 24 (Gönderilen uyarıcı.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki. bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. hikmetlerle doludur. adını 35.ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. Allah. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. 1 2. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. Sûrede başlıca tevhit. Yalanlayanların sonu. Biz de onlardan intikam aldık. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. çok yücedir. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. beni yaratana taparım. üzerlerine kurulasınız. böyle diriltileceksiniz. oranın şımarık zenginleri. onlara. 23 İşte böyle. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. Sûre. iyice anlayasınız diye biz. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. “Onları mutlak güç sahibi. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. .14 O bütün çiftleri yaratan. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi.” 27 “Ben ancak O. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler. 25 . 16 Yoksa. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. Zühruf yaldız. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. kurulduğunuzda. onu Arapça bir Kur’an yaptık.) “Ben size. Biz. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. mücevher.

(Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. bu doğru bir yoldur. Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. sonradan gelecek inkârcılara. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. ondan hesaba çekileceksiniz. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık. bir de bakmışsın. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. Muğîre’ye. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. bana uyun. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. onları azaba uğrattık. Birbirlerine iş gördürmeleri için. bizim için Rabbine dua et. Bütün bunlar. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. şu zavallı.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. Onlara.0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Bütün bunlar. onlardan intikam alırız. derece derece üstün kıldık. sadece dünya hayatının geçimliğidir. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Rabbinin katında ahiret ise. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. Artık o. onun ayrılmaz dostudur. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. Kim. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Doğru yola dönsünler diye. arkadaşına. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Yahut da. Onlar da kendisine itaat ettiler. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. . Kur’an’ın. Peygamber’e yakıştıramıyor. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. Onları. peygamberliği. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Sonunda bize geldiğinde. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. Müşrikler. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. İsa. Çünkü zulmettiniz. hepsini suda boğduk. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. sadece. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. yahut Tâif’li Urve b. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Şüphesiz bu Kur’an. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. bizim onlara gücümüz yeter. yoksa İsa mı?” dediler. Rabbinin rahmeti. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Sağırlara sen mi duyuracaksın. Rabbinin katında ahiret ise. Eğer dileseydik.

72 İşte. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. Fakat onlar. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. siz üzülmeyeceksiniz de.” 64 Şüphesiz Allah. sizin de Rabbinizdir. size hakkı getirdik. halbuki bunun farkında değillerdir. Arş’ın da Rabbi olan Allah. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler. Onlar azap içinde ümitsizdirler. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. onlardan yersiniz. 78 Andolsun.” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. 87 Andolsun. “Siz hep böyle kalacaksınız” der.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur.” O da. Yakında bilecekler. dostlar birbirine düşman olurlar.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. onların nitelendirmelerinden uzaktır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. O hüküm ve hikmet sahibidir. benim de Rabbim. Öyle ise. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak.63 İsa. Öyleyse O’na kulluk edin. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. gökte de ilâh olandır. kendileri zâlim idiler. 84 O. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in). hakkıyla bilendir. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. işte bu doğru bir yoldur. 85 Göklerin. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. 76 Biz onlara zulmetmedik. 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. 68. 83 Bırak onları. . 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. 73 Orada sizin için bol bol meyve var. yerde de ilah olandır. “Allah” derler.

onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. bu bir deli!” dediler. . içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. Firavun’dan kurtardık. Duhan. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. 34.6. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. Sûrede başlıca.5. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır. 9 Fakat onlar. âyet. çünkü biz artık inanıyoruz” derler. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim.31 Andolsun. 12 İnsanlar. 63 ve Tâ-Hâ sûresi.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. 33 Onlara. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. önceki atalarınızın da Rabbidir. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Rabbinden. yeri ve bunlar arasında bulunanları. onlara mühlet de verilmedi. gökleri. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. Sûre. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. nice pınarlar bıraktılar. Mûsâ’ya. “Tübba”. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. duman demektir. 30. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. benim de Rabbim. Bu. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. beni taşlamanızdan. Kur’an’ın indirilişi. 1 2.” 37 Bunlar mı daha hayırlı. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir. 26 Nice ekinler. O hakkıyla işitendir.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. 25 Onlar geride nice bahçeler. Kureyş’in Hz.44. Şuarâ sûresi. 16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. onları. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. 38 Biz. 32 Andolsun. Bu âyette Hz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182. siz de yine eski halinize döneceksiniz.” 24 “Denizi açık halde bırak. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın. âyetinde açıkça belirtilmiştir. 4. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı.” 20 “Şüphesiz ki ben. elem dolu bir azaptır. 11 (O duman) insanları bürür. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. 59 âyettir. O. öldürür.35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Çünkü o.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Yaşatır. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. Peygamberi yalanlaması.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki. göklerin.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. Biz diriltilecek değiliz. müşriklerin ona karşı tutumu. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. eğlenmek için yaratmadık. 10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle. haddi aşanlardan bir zorba idi. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan. 17 Andolsun. Yemen hükümdarlarına verilen addır. çünkü takip edileceksiniz. âyet. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. hakkıyla bilendir. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. sizin de Rabbiniz.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine.

günahkarların yemeğidir. Allah onları cehennem azabından korumuştur. 54 İşte böyle. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün.46 O. İşte bu büyük başarıdır.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. 43. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün. Kendilerine yardım da edilmez. 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. çok merhamet edendir. Ama onların çoğu bilmiyorlar. Şüphesiz. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır.44 Şüphesiz. Yalnız. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. cehennemin ortasına sürükleyin. zakkum ağacı. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. 45. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu. hüküm günü. maden eriyiği gibidir. onlar da beklemektedirler. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. düşünüp öğüt alsınlar. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. . 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

12. adını 28. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği. 6. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. emriyle akıp gitmesi. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. Allah. 9. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.45. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. 37 âyettir. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. kendilerini. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. 20. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. Bu Kur’an. 4. Sûre. 11. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). Yoksa kötülük işleyenler. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. Bismillahirrahmânirrahîm 1. aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Rabbin. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. 10. 8. Hâ Mîm. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. 18. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Nefsinin arzusunu ilah edinen. Andolsun biz. 17. 13. hak ve hikmete uygun olarak. içinde gemilerin. 5. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Çünkü onlar. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. İnananlara söyle. Câsiye. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. 2. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. 3. Sen ona uy. 19. Allah’ın. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. gökleri ve yeri. 21. 7. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Kur’an’ın indirilmesi. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. 14. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. İşte bunlar. Şüphesiz. Allah’ın âyetleridir. Onlara zulm edilmez. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. diz üstü çöken demektir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. 22. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. 23. göklerde ve yerde. 0 . Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. 16. İsrailoğullarına kitap. hükümranlık ve peygamberlik verdik. Sûrede başlıca.0 Kitab’ın indirilişi. 15. mutlak güç sahibi.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.

Ölürüz ve yaşarız. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. O. 26.24. Allah’ın va’di gerçektir. Bizi ancak zaman yok eder. mutlak güç sahibidir. 32. bu gün biz de sizi unutuyoruz. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. De ki: “Allah sizi yaşatıyor. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. 35.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. 34. Kıyamet kopacağı gün. 29. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 27. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. 36. 31. Barınağınız ateştir. 25. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. kendilerini kuşatıvermiştir. Yardımcılarınız da yoktur. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. 33. sadece zannediyoruz. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. İşte bu apaçık başarıdır. Rableri onları rahmetine sokacaktır. 30. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. hüküm ve hikmet sahibidir. ama insanların çoğu bilmezler. Sonra sizi öldürecek.” “Bunun sebebi. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. 37.” İşte kitabımız. . Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz. size karşı gerçeği söylüyor. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. 28. Hamd. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz.

Hâ Mîm. 43. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. 78. 12. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Yapmakta olduklarına karşılık. 6. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Allah’ı bırakıp da. 13. Sûre.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde.” İnkâr edenler. “Bu. Anne ve babasına. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. 15. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. 5.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. Şüphesiz ben sana döndüm. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hz. Biz. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. Bu. 35 âyettir. 17. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. apaçık bir büyüdür” dediler. çok bağışlayandır. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. inananlar için. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. düşünmeden “Bu. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. çok merhamet edendir. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. 10. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Nihayet olgunluk çağına gelip. 2. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. 47. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. gökleri. Bu ise. Âyetin bu kısmı. o da. 4. “Yazıklar olsun sana! İman et. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. İnkar edenler ise.Peygamber’in. 144. O. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. 7. Mü’min sûresi.” İşte. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. Ahkâf. mutlak güç sahibi. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. İşte onlar. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. Hicr sûresi âyet 10.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. âyet. bizi geçemezlerdi” dediler. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. âyet. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. . İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. âyet. sizin. Nahl sûresi. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. 8. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.0 Kitab’ın indirilişi. orada sürekli kalacaklardır. Yoksa. Onlar cennetliklerdir. 9.46. Onunla doğru yolu bulamadıkları için. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. onlar üzülmeyecekler de. 14. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. bunların tapınmalarından habersizdirler. Âl-i İmrân sûresi. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. 16. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. Neslimi de salih kimseler yap. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. âyet. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. onlar onu kabulde. 11. 3. 18. adını 21. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim.

” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. Onlar ise. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. 23. gözler ve kalpler vermiştik. Andolsun. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Andolsun. 33. İşte biz. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. “Hayır. 22. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. Kendilerine kulaklar. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. “Ancak Allah’a ibadet edin. 21. 31. Allah. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. “O. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. 30. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. Mûsâ’dan sonra indirilen. Onlar için acele etme. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. 27. “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Bu bir duyurudur. Hûd. Ben size. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. kendinden önceki kitapları doğrulayan. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. 29. ona iman edin ki. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. 24. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. onların zevkini sürdünüz. “Susun!” dediler. 20.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Onlar. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. 26. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. Onlar. onun huzuruna gelince0 birbirlerine. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. . Hûd. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı.19. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. Hani Ahkâf’taki kavmini. 35. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. 25. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. 34. “Evet. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. 28. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. 32. Fakat kulakları. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. her şeye hakkıyla gücü yetendir. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler.

17. Allah onların hidayetini artırır. 14. Rablerinden de bağışlama vardır. 15. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. 12. esirler. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. diye de anılmaktadır. dinini uygularsanız). İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Allah yolunda öldürülenlere gelince. 8. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri. “Az önce ne söyledi?” derler. İşte Allah. Bu cennetliklerin durumu. 38 âyettir. tadı değişmeyen süt ırmakları. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. savaş. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. 10. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. içinde kalacağınız yeri de bilir. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). 2. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. Bu.47. 18. 7. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. Şüphesiz Allah. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır.MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. 6. ortadan kalkması da olabilir. Hidayete erenlere gelince. yeryüzünde savaşın sona ermesi. 9. 11. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. 16. 5. İnkâr edenlere gelince. Allah’ın. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. inkâr edenlerin ise. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın).inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. Hem kendinin. Bu. Allah’ın inananların yardımcısı olması. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. onları yerle bir etmiştir. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Bu. 13. 19. Onların kalacakları yer ateştir. 4. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. biz onları helak ettik. İşte bunlar. onların işlerini boşa çıkarmıştır. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. . Sûre. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. adını Peygamber Efendimizin. ikinci âyette geçen adından almıştır. 3. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Onları. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. yıkım onlara! Allah. inanıp salih ameller işleyenleri. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin.

Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Allah onları asla bağışlamayacaktır. 33. İnkâr eden. Peygamber’e itaat edin. içinizden.. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Andolsun. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah’ın lânetleyip. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. onların amellerini boşa çıkaracaktır. 37. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. Amellerinizi boşa çıkarmayın.. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.” şeklinde de tercüme edilebilir. 38. 21. 30. Demek. 34. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. O da onlara pek yakındır. İnananlar. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. 31. 27. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri. Yoksa. “Demek. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. 22. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. başa geçtiğinizde. siz ise fakirsiniz. sen onları yüzlerinden tanırdın. 0 Âyetin baş tarafı. Allah sizinle beraberdir. 26. münafıkların. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. Allah. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu. sen onları. 28. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Melekler. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız. gözlerini kör ettiği kimselerdir. 25. Allah yolundan alıkoyan. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. 35. 29.20. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Sakın za’f göstermeyin. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. cimrilik ederdiniz. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. 23. İşte sizler. onları sana gösterirdik de. 24. Andolsun. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. kalplerinde hastalık olanların. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. Allah yaptıklarınızı bilir. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. İnkâr edenler. 36. . Bu. kulaklarını sağır. 32. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. öyle mi? İşte bunlar. konuşma tarzlarından da tanırsın.

ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. “Bîat”. el tutuşup söz vermek demektir. şüphesiz biz. 15 Savaştan geri bırakılanlar.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Hayır. Allah büyük bir mükâfat verecektir. Allah mutlak güç sahibidir. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. Gönüllerinde olanı bilmiş. 6 Bir de. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. 5 Bütün bunlar Allah’ın. onların kötülüklerini örtmesi içindir. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. cihad. Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. Bu. onlara huzur. hüküm ve hikmet sahibidir. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. . inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Allah onu. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında. hüküm ve hikmet sahibidir.19 Şüphesiz Allah. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. onlar pek az anlarlar. adını 1. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır.” 17 Köre güçlük yoktur. 18 ve 27. Kim de yüz çevirirse. 9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. Allah çok bağışlayandır. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. 18. ona yardım edesiniz.” Onlar. Allah hakkıyla bilendir. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. hastaya güçlük yoktur. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. topala güçlük yoktur. çok merhamet edendir. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler.0 Ta ki Allah. O. onu elem dolu bir azaba uğratır. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. sana olan nimetini tamamlasın. Allah’ın. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. hicretin altıncı yılında Hz. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. inanan erkek ve kadınları. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. 4 O. Hz. Sûre. Allah önceden böyle buyurmuştur. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. Sûrede başlıca. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. Âyette sözü edilen fetih. Allah katında büyük bir başarıdır. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. şanlı bir zaferle yardım etsin. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. içlerinden ırmaklar akan. İşte bu. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. hüküm ve hikmet sahibidir. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. Âyette. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. siz ganimetleri almaya giderken. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik. Allah mutlak güç sahibidir. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. 29 âyettir. 1 2. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. dilediğini bağışlar. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın. dilediğine ceza verir. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.48. Hudeybiye’de müslümanların. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir.

sonra da ne bir dost. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. O. Onlar. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah böyle yaptı) ki. Allah dilerse. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). İşte bu. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. Eğer. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. birbirlerine karşı da merhametlidirler. Allah. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. sizi de doğru bir yola iletsin. Andolsun. 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. sizin ellerinizi onlardan çekendir. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Allah. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Allah’ın Resülüdür. Eğer. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı.0 O. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Mekke’nin göbeğinde. Allah. inkârcılara karşı çetin. rükû ve secde halinde. . siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. arkalarını dönüp kaçarlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. onu kuvvetlendirmiş. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. fakat Allah’ın. kalınlaşmış. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Hani inkar edenler kalplerine taassubu. Allah ise. Onların. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. gövdesi üzerine dikilmiş. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Henüz elde edemediğiniz. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. Şahit olarak Allah yeter. Allah. bunlar mü’minler için bir delil olsun. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. Onunla beraber olanlar. onların ellerini sizden. Muhammed.

Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. çok merhamet edendir. 9. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. sıkıntıya düşerdiniz. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Hucurât odalar demektir. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. 3. 4. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. . Burada Hz. âdaletli davrananları sever. Allah’a karşı gelmekten sakının. hakkıyla haberdâr olandır. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. birçok işlerde size uysaydı. Mü’minler ancak kardeştirler. Allah çok bağışlayandır. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Birbirinize bağırdığınız gibi. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.49. inkârı. 12. 15. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Sûre. sonra şüpheye düşmeyen. 7. Allah hakkıyla bilendir. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. çok merhamet edendir. Bedevîler “İman ettik” dediler. “iman ettik” demeyin. Eğer o. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. çok bağışlayandır. 8. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz. çok merhamet edendir.” İman edenler ancak. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Allah’a ve Peygamberine inanan. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. 5. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. De ki: “İman etmediniz. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. Sûrede başlıca. Bismillahirrahmânirrahîm 1. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. gerek Hz. Peygambere karşı. 13.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. elbette kendileri için daha iyi olurdu. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. 16. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. 2. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. Bu cümle. Allah. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. Bilin ki. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. 14. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Allah. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. hakkıyla bilendir. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. Çünkü Allah.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. Allah. Allah hakkıyla işitendir. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” 10. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. her şeyi hakkıyla bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi. mü’minlerin. Fakat Allah. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. Ey insanlar! Şüphe yok ki. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. “Fakat İslâm’a girdik. 6. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi.) “Fakat boyun eğdik” deyin. (Öyle ise. 11. Allah katında en değerli olanınız. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın.0 Onlar. Allah’ın. 18 âyettir. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. Birbirinizi karalamayın.

Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. 18.” Şüphesiz Allah. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. . Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.17. göklerin ve yerin gaybını bilir.

biri insanın sağ tarafında. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar. “daha var mı?” der. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek.50. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. 12. O da. 16 Andolsun. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. hayrı hep engelleyen. Res halkı ve Semûd kavmi.” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım. 19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. uğradıkları azaplar konu edilmektedir. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. Âd ve Firavun. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler. Sûre. Artık onlar kararsız bir haldedirler. tehdidin gerçekleşeceği gündür. “Doldun mu?” deriz. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. Peygamberlik. Şimdi gaflet perdeni açtık. 17 Üstelik. Eykeliler.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. toprağın. "Tübba".10.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. 8 Bütün bunlar. Allah’ın birliğinin delilleri. artık bugün gözün keskindir” (denir. (hakka karşı) inatçı. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.” 30 O gün Cehenneme. 1. “İşte bu. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). Yemen Hükümdarına verilen addır. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde. 9. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. İşte bu. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.13. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. 45 âyettir. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. . akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin.” 24.14 Onlardan önce Nûh kavmi. Lût’un kardeşleri.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.

39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. onun emrini gözeten için. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. 44 O gün yer. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. bize göre kolaydır. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda. Bize bir yorgunluk da dokunmadı. Katımızda daha fazlası da vardır. Bu. ebedilik günüdür. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. İşte bu. 38 Andolsun. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. O halde sen.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu. onlara karşı bir zorba değilsin. . bir sonraki 40.” 34 “Oraya esenlikle girin. İşte bu. (o sese) kulak ver. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. (hesap için) bir toplamadır. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. Dönüş de ancak bizedir. O.32. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. 36 Biz onlardan önce. gökleri. 0 Bu âyette sabah. (kabirlerden) çıkış günüdür. Sen. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. her tövbe eden. âyette ise. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz.

42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. “Yemez misiniz?” dedi. 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine). sizin konuşmanız gibi gerçektir.4. 10. 45 Artık.” 15. bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık.6 Tozutup savuranlara.” demiş. muhakkak siz. (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. kolaylıkla akanlara. 27 Onu önlerine koydu. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. 32.0 7. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. 30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.33. hakkıyla bilendir.2.3. Şüphesiz O. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar). 43 Semûd kavminde de ibretler vardır. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. bulutlar. 13. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. 17 Geceleri pek az uyurlardı. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Zâriyât. Sûrede başlıca. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. . inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. mutlaka onu kül ediyordu. 0 Âyetlerde rüzgar. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. Sûre. ağırlık taşıyanlara.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. üzerlerine çamurdan. Bismillahirrahmânirrahîm 1. O da “Size de selâm olsun. Onlar. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. hüküm ve hikmet sahibidir. 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar. mü’minlere verilecek mükafatlar. 20. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü).5.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi.16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. esip savuran rüzgarlar demektir. öldükten sonra hesap için toplanma.51. kendini kınıyordu. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. O ise (pişman olmuş). 60 âyettir. Hani onlara. iş bölüştürenlere andolsun ki. 37 Orada.

Sen yine de öğüt ver. size. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir. Şüphesiz ben. güçlüdür. Onun için. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. Şüphesiz Allah rızık verendir. Gerçekten ben. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Biz ne güzel döşeyiciyiz. onlar azgın bir topluluktur. onlardan yüz çevir. Artık azabımı acele istemesinler. Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. O halde Allah’a koşun. Ben cinleri ve insanları. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.0 Yeri de biz döşedik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık kınanacak değilsin. .“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar. onlardan bir rızık istemiyorum. modern astrofizikte gündemde bulunan. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Bu bakış açısı. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. Ben. Bana yedirmelerini de istemiyorum. çok kuvvetlidir.

âyetinin dipnotuna bakınız .” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam. “Beyt-i Ma’mur”a0.2. Konu için ayrıca. 30 Yoksa onlar.6. onun.7 Tûr’a. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. dağ demektir. yahut Kâ’be kastedilmektedir. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor. “Bekleyin.4. 10 Dağlar yürüdükçe yürür. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. ister dayanmayın.3. 24 Hizmetlerine verilmiş. kabaran denize andolsun ki.52. Müşrikler. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. 23 Orada. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. onlar kesin olarak inanmıyorlar. sizin için birdir. 11.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”. çok merhametlidir.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa. 49 âyettir. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. onlara. ne de bir deli. Şüphesiz O iyilik edendir. “O bir şairdir. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. biz onların nesillerini kendilerine kattık.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir.20 Onlara. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. yükseltilmiş tavana (göğe). Sûrede başlıca. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. 37 Yoksa. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. Biz. İster dayanın. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında. sen ne bir kâhinsin. (içilince) boş söz söyletmeyen.” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. Enfâl sûresinin 30. Sûre. ahiret halleri. Tûr.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin.5. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. sen öğüt ver. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. kâfirlerin karşılaşacakları ceza.” 17.12 İşte o gün. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.” 29 (Ey Muhammed!) O halde. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. 19. Burada Hz. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba. Rabbinin nimeti sayesinde. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1.

onların ortak koştuklarından uzaktır. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. “Bunlar. Tefsir bilginleri. Rabbinin hükmüne sabret. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. 0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. . Gökten düşmekte olan parçalar görseler. “kabir azabı” yahut “Bedir’de. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.0 Fakat onların çoğu bilmezler. Çünkü sen gözlerimizin önündesin.

Sûrede başlıca. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. ancak Allah’ın izniyle. nefis arzusu ile konuşmaz. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. kendilerine.34 Şimdi yüz çevireni. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. Necm. bağışlaması çok geniş olandır. yolundan sapanı daha iyi bilir. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. O. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. en iyi bilendir. meleklere dişi isimleri veriyorlar. 33. Sûre. Lât.2 3 4 5. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. 62 âyettir. Çünkü O.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. 19. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız). her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. 31 Göklerdeki her şey. Şüphesiz zan. Sizi. . 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Allah. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. o. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Şüphesiz Rabbin.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O. o. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Ahiret de dünya da Allah’ındır. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. 32 Onlar. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Uzzâ ve Menât. Onlar sadece zanna uyuyorlar. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle.6. hidayete ereni de daha iyi bilir. yahut daha az oldu. Allah’a. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. ufak tefek kusurları dışında. üstün güçlere sahip. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. Andolsun ki. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1.53. 27) kınanmakta.0 18 Andolsun. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. O. Âyette müşriklerin. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Âyette müşriklerin. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. yıldız demektir. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. 11 Kalp. yerdeki her şey Allah’ındır. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. (Kur’an’ı) ona. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

0 0 “Şı’râ”. 45. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. başkasının günah yükünü yüklenmez.46 Şüphesiz O iki eşi. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr. . 49 Şüphesiz O. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin.54 O.37 Yoksa. başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. 53. “Şi’râ’nın Rabbidir.36. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.51 Şüphesiz O. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır. (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.60.0 50. önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. altı üstüne getirilmiş demektir. “Mu’tefike”. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır. 59. erkeği ve dişiyi. 48 Şüphesiz O. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Halbuki her iş.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o.54. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. Şimdi onları gözetle ve sabret. onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir. nefislerinin arzularına uydular. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. . “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. yardım et” diye dua etti. Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. (gördüler)! 22 Andolsun biz. 9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Peygamberi yalanladılar. 15 Andolsun. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. Onlar. onlar. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6.7 O halde sen de onlardan yüz çevir. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. şımarığın biridir. 10 O da Rabbine. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. 32 Andolsun. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. 14 Gemi. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz. ay demektir. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. Yalnız Lût’un ailesi başka.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. Sûrede ana fikir olarak. yalancının. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. Bazı müfessirlere göre ise. biz Kur’anı. bildir. o dişi deveyi göndereceğiz. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. 37 Andolsun. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. 5 Bu haberler. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız. 55 âyettir. Sûre. onlara bir imtihan olmak üzere. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne. 4 Andolsun. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik.” 29 Derken. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. 36 Andolsun. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. “Ayın yarılması” Hz. “Bu zor bir gün” derler. Kur’an’ı yalanlayanlar. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım.0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” 28 “Onlara. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Kamer. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

“Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. biz sizin gibileri hep helak ettik.) Andolsun. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. (Anında gerçekleşir. ırmak başlarındadırlar. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar. kıyamet. Göz kırpması gibidir. doğruluk meclisindedirler. Muktedir bir hükümdarın katında.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Andolsun. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Hayır. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. . Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. büyük her şey satır satır yazılmıştır. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. Gerçekten biz. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. Küçük.

yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde. İnsanı yarattı. Sûre. O halde. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı. O halde. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ey cinler ve insanlar! O halde. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. 53. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. 5 ve dipnotu. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. . Tartıyı adaletle yapın. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir.55.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır. ne cine günahı sorulmayacak. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. (her şeyi) O’ndan isterler. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. O halde. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. O halde. hoş kokulu bitkiler vardır. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. âyet. 78 âyettir. O. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. Allah yeri yaratıklar için var etti. birbirine kavuşuyorlar. Sûrede başlıca. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur.0 O halde. O halde. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. (Bakınız Saffât sûresi.0 O halde. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. birbirine geçip karışmıyorlar. bir başka yerde batmaktadır. Allah’ın nimetleri. âyet. teraziyi eksik tutmayın. O halde. Ölçüde haddi aşmayın. Yapraklı taneler.

O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. Onlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. O halde. ne bir cin dokunmuştur. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır. O halde. cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. yüzleri güzel dilberler vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. O halde. yalnız iyiliktir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. hurma ve nar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. O halde. O halde. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. (nimetlenirler). O halde. O halde. meyveler. O halde. . O halde. çadırlara kapanmış hurilerdir.

18. 36. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. iri gözlü huriler de vardır.29.43. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. Bismillahirrahmânirrahîm 1. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman. 96 âyettir.56.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya.4. şeklinde de tercüme edilebilir. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince. 12 Onlar.21 Ebediyen genç kalan uşaklar. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. onların etrafında.34 (Onlar). 22.6. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. yayılmış sürekli bir gölgede. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir.40 Bunların birçoğu öncekilerden. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler.14 Onların çoğu öncekilerden. 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya. Bu âyet. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.33.52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır. ibrikleri ve kadehleri.23 Onlar için saklı inciler gibi. .) 25 Orada ne boş bir söz. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır.32. 3. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir.31.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. meydana gelen olay demektir. adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. Naîm cennetlerindedirler.30. (kimini) yükseltir. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı. çağlayan bir su başında. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya. 17. Burada kıyameti ifade etmektedir. 27 Ahiret mutluluğuna erenler.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için. Bu âyet.37. “Amel defterleri soldan verilenler var ya. 15. Sûre. ne mutlu kimselerdir!0 28. Kur’an. “selam!” sözünü işitirler. 26 Sadece “selam!”.” 51.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. azı da sonrakilerdendir. O. Sûrede başlıca. ne de günaha sokan bir şey işitirler. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten.16 Onlar. bir çoğu da sonrakilerdendir. (kimini) alçaltır. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. zakkumdan yiyeceksiniz. 13.44 Onlar. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları.5. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.20. Vâkı’a.19. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri. 45 Çünkü onlar. 39. ne mutsuz kimselerdir!0 10. gerçekleşen.

Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız. gerçekten bu.. O halde şükretseydiniz ya!. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. Ama haktan sapan yalancılardan ise. elbette değerli bir Kur’an’dır. Fakat siz göremezsiniz.93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. Ona.82 83 84 85 86. kesin gerçektir. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz. Bir de cehenneme atılma vardır. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik.91 92. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. ona rahatlık. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Korunmuş bir kitaptadır. büyük bir yemindirO. -eğer bilirseniz.87 88. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. O halde.76 77 78 79 80 81.56 57 58 59 60. Sizi biz yarattık. Şimdi siz. kendisine. Şüphesiz bu.89 90. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. . ancak tertemiz olanlar dokunabilir. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. Andolsun. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. Biz ise ona sizden daha yakınız.

Allah’ın insana emanetidir. varlığına delalet eden delillerle açık olması. O. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. 12. sizi. Bugün artık ne sizden. Diriltir. Zâhir ve Bâtın’dır.0 O. 3. sınırsız kudret makamı demektir. oraya yükseleni bilir. Sûrede başlıca. ilk ve sondur. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya.” 15. çok merhametlidir. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. kudret ve hakimiyet tahtı. Âyetin bu kısmı. Geceyi gündüze sokar. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet. Bunun iç tarafında rahmet. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Sûre. . “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. Arş. O. Bütün işler ancak ona döndürülür. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. fakat siz kendinizi yaktınız.Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır.Bilin ki Allah. bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. 5.0 8. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. Hadîd. 17. önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan. mutlak güç sahibidir. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. 2. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. iman edenlere. Size yaraşan odur. Allah da onu kendisine kat kat ödesin. 10. demir demektir. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. şüphe ettiniz.” İşte bu büyük başarıdır.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Size ne oluyor da. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Peygamber. 9. 7. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. İçinizden. üzerinden uzun zaman geçen.Münafık erkeklerle münafık kadınların.57. Onların derecesi. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. 29 âyettir. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. gündüzü de geceye sokar. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz Allah. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Yere gireni. öldürür. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. size âyetleri açıkladık. O. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. Nerede olsanız. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 11. (diğerleri ile) bir değildir. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. sonra Arş’a0 kurulandır. onlar için büyük bir mükafat vardır. Barınağınız ateştir. adını 25. O. 13. mahiyetini kavrayamaması demektir. gökten ineni. size karşı çok esirgeyici. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir. 14. 6. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. her şeyi hakkıyla bilendir. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. Düşünesiniz diye gerçekten. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. 4. ondan çıkanı. O sizinle beraberdir. (Allah yolunda) harcayın. Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. O.

Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun. 0 Ruhbanlık. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”.) Çünkü Allah. 23. 21. İsa’dan sonra. Allah’ın elinde olduğunu. (Nihayet hepsi yok olur gider). bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır.Ey iman edenler. ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki. 27. size rahmetinden iki kat pay versin. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. zengindir. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). aranızda karşılıklı bir övünme. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır. biz onu yaratmadan önce. kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. övülmeye lâyıktır.Andolsun. 22. biz onu onlara farz kılmamıştık. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir. Allah’a göre kolaydır. mutlak güç sahibidir. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki. ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. çok merhamet edicidir. bir yaşayış biçimi olarak. biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki. uygulayanlara da “ruhban” adı verilir.Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Onların mükafatları ve nurları vardır. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. Allah büyük lütuf sahibidir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki.Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık. Dünya hayatı. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. Allah çok bağışlayıcıdır. aldanış metaından başka bir şey değildir. 26. (verdikleri) onlara kat kat ödenir. işte onlar cehennemliklerdir. Allah’ın lütfudur. Şüphesiz bu. 24. gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. gökle yerin genişliği kadar olan. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa0 gelince. 25. bir eğlence. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. 29.Bunları açıkladık ki. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. kitap ehli. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya. size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Zamanla. bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya. işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Allah büyük lütuf sahibidir.Bilin ki. edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. bir süs. 20. Hz. onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Sonra da çer çöp olur. Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. dünya hayatı ancak bir oyun. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. . Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Ruhbanlığı Hristiyanlar icad etmişlerdir. insanlar adaleti yerine getirsinler. Onu dilediğine verir.Andolsun. 19.18. 28. çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. İşte bu. Onlardan kimi doğru yola ermiştir.

bir köle azat etmelidirler. demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Oysa şeytan.Ey iman edenler! Peygamber ile başbaşa konuşacağınız zaman. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. çok bağışlayıcıdır. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır. onlarla alay ediyorlardı. onlarsa bunları unutmuşlardır. başbaşa konuşmanızdan ön