1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. mü’minlerden. Onlara. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. Keşke bilselerdi. meleklerine. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı.” Her kim Allah’a. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. karşı geldik”0 demişlerdi. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. Âyette. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. Sahabiler. onlara işkence etmişler. bütün insanlardan. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. Andolsun. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. bilsin ki o. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. Allah onların bütün işlediklerini görür. Andolsun. Andolsun. “Dinledik. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. Hani. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. ona kulak verin” demiştik. tarihleri boyunca. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. “Râinâ (Bizi gözet)”. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. âyetine bakınız. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. peygamberlerine. onları öldürmüşler. Halbuki o iki melek. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. diyorlardı. “Bizi de gözet” anlamındaki. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Onlar. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. sen onların.0 0 0 0 Yahudiler.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. âyetine bakınız. Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. Onlara. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. önceki kitapları doğrulayıcı. biz sana apaçık âyetler indirdik. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. “Râinâ” yerine yine. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona. Hz. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Kafirler için acıklı bir azap vardır. “Bize de bak”. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. Öyle değil. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. Halbuki onlar. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. O sebeple âyet. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. yaşamaya. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. Bu yüzden pek az iman ederler.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. Yahudilerin Hz. Bundan sonraki âyetler. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. Oysa. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. De ki. 6 . Fakat şeytanlar. Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince.

(Bakınız: Tevbe sûresi.” İbrahim de. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. burada “Allah’ın rahmeti. “Soyumdan da (önderler yap. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Doğu da. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. âyet. “Allah bizimle konuşsa. Allah’ın yüzü” ifadesi. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Bilmeyenler. mecazi bir anlatım olup. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. Yoksa. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur. Yahudiler. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının. Biz âyetleri. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar. lütfu geniş olandır. bunların dedikleri gibi demişti. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Allah. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Hepsi O’na boyun eğmiştir.” Hayır. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. Kitap ehlinden bir çoğu. Şüphesiz biz seni hak ile. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. Sen dinlerine uymadıkça. Hıristiyanlar da. Allah katında onu bulursunuz. hükmü Allah verecektir. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. İşte bunlar ona inanırlar. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Şüphesiz Allah. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. “Allah. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. Bunlar için dünyada rezillik.) 7 . İki kitaptan her biri. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. hiç kimseden fidye alınmayacağı. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. Bir de. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. Onu inkar edenlere gelince. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Allah’tan sana ne bir dost. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. gücü her şeye hakkıyla yetendir. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. bilmiş ol ki. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a.0 O. 30. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. ya Rabbi!)” demişti. Kul.25) >25 işte oradadır. O. onu görür gibi ibadet etmek” demektir.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. hoşgörün. zekâtı verin. onu gereği gibi okurlar.” Sana gelen ilimden sonra. o da hemen oluverir. o artık doğru yoldan sapmış olur. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. onlar üzülmeyeceklerdir. 0 0 0 0 İhsan.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. diyorlardı. ne tür bir taat ve işe girişse. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). Namazı dosdoğru kılın. ne de bir yardımcı vardır. çocuk edindi” dediler. Hz. Artık onlara korku yoktur. Bunun üzerine Rabbi. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi. hakkıyla bilendir. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. büyük lütuf sahibidir. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Âyetteki “Kitap” ile Hz. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. bundan uzaktır. Şüphesiz Allah. rızası ve nimeti” demektir. ne bir yardımcı vardır. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. ahirette de büyük bir azap vardır. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Siz şimdilik. Bu.

” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder.” Böylece.” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. O. İsmail. doğan çocuklarını. hakkıyla işitendir. Çünkü sen. tövbeleri çok kabul edensin. Hani İbrahim. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. İsmail de. rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun. “Hz. çok merhametli olansın. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Tövbemizi kabul et.” Hani İbrahim. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil. “İnkâr edeni bile az bir süre. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. De ki: “Hayır. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. sizin kazandıklarınız sizindir. Şüphesiz. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Bir takım kendini bilmez insanlar. Baba. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. “Kâbe”. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. De ki: “Doğu da.” Yoksa siz. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. hakkıyla bilensin” diyorlardı. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. O. insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. sizin kazandıklarınız sizindir. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. yönelmekte olduğun ciheti ancak. Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Batı da Allah’ındır. Resûl’e tabi olanlarla. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Bu âyette. onların da. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. sen mutlak güç sahibisin.0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O. “İbrahim de. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. “Harem diye bilinen alan”. “Senin ilahına ve ataların İbrahim. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. İshak. İshak da. 8 . Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.” Deyin ki: “Biz Allah’a. Allah da. Onların kazandıkları kendilerinin. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. onlara âyetlerini okusun. sizin işledikleriniz size aittir. Bizim işlediklerimiz bize. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. Hıristiyanlar. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır.29)>29 yaptık. bize indirilene (Kur’an’a). ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. sizin de Rabbinizdir. hakkıyla bilendir. kendini ibadete verenler. İbrahim. hüküm ve hikmet sahibisin. Yoksa siz Yakub’un. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. bizim de Rabbimiz.

bu eski müşrik uygulaması sebebiyle.35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz. karşılığını verir. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. Şüphesiz. onlar yine senin kıblene uymazlar. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. Allah. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. sizi her kötülükten arındıran. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. (namazda) hep o yöne dönün. bir de mallar. Şüphesiz. haccın ve umrenin vaciblerindendir.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir.İbrahim. Artık. geliştirir ve güçlendirir. size kitap ve hikmeti öğreten.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile. onlar diridirler. Allah onu bilir. düzenli bir hayatın göstergesidir. Hz.0=dip(2.Peygamber. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.0=dip(2. başlarına bir musibet gelince. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.0 Hak (ancak) Rabbindendir. Haydi. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. (Bundan böyle). âyetine bakınız. Sabredenleri müjdele. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Namaz ise. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. haktan asla ayrılmayan. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. her yönüyle dengeli. Bana şükredin.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. işte onlara hem Allah lanet eder. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. İslam gelince mü’minler. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Hayır. Safa ile Merve. adil. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. size âyetlerimizi okuyan. seçkin. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. Şüphesiz. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. 9 . yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Âyette. Andolsun.0 Andolsun. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. önder. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. benden korkun. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. sakın nankörlük etmeyin. hep hayırlara koşun. Hz. Allah’a kulluğun. Nitekim kendi aranızdan. insanı ruhen olgunlaştırır. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. (Merak etme) elbette seni. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. Onlar. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. Sabır.

":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Bundan dolayı anlamazlar. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. O. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. mala olan sevgilerine rağmen.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. âyet. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. kitap ve peygamberlere iman edenlerin. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. ona günah yoktur. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. hem de kavimleri sapmış oldu.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Âyette.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. göklerin ve yerin yaratılışında. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara. Rahîm’dir. Yahudi hahamları bunları gizlediler. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. yasak bir iş işlenebilir. Peygamberin nitelikleridir. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. kördürler. Allah’ı severcesine severler. âyetinde açıklanmıştır. 115. Ondan başka ilah yoktur. biz. biz de onlardan uzaklaşsaydık.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. O Rahmân’dır. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Asıl iyilik. âyeti ile. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. size ancak kötülüğü. 10 . gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. Allah. kan. Şüphesiz. dilsizdirler. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların. size ancak leş. Âl-i İmran sûresinin 87.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. Onlar sağırdırlar. Ama kim mecbur olur da. bu sûrenin 161.” Böylece Allah. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. Böylece hem kendileri. işte Allah’ın. gizlediklerinden kasıt da Hz. “Hayır. çok merhamet edendir. çok merhamet edenim. Allah’ın. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. Peki ama. ne de onları arıtacaktır. ahiret gününe. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. İyilik. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. Allah çok bağışlayandır.0=dip(2. Son peygamber Hz. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. melekler ve insanlar olduğu. Onları. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. ne de yüzlerine bakılır. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. Allah. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Allah’a. meleklere. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. ataları bir şey anlamayan.

doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.0 Bununla birlikte. dua edenin duasına cevap veririm. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. Ramazan orucu. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. (bilsinler ki). Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Yahudilikte ise. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. hakkıyla bilendir. O halde. aynıyla karşılık vermek demektir. 0 0 0 0 0 Kısas. âyetlerini insanlara böylece açıklar. size örtüdürler. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Bana dua edince. Hastalık.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. akıllı her müslümana farzdır. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Kısaca imsak. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. Daha sonra. yolda kalmışa. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. zorluk dilemez. bana iman etsinler. kadına karşı kadın kısas edilir. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. âyeti. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. köleye karşı köle. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. güçlü bir anlatım üslubu içinde. Bu sınırlara yaklaşmayın. (O sayılı günler). sizden öncekilere farz kılındığı gibi. sayılı günlerdedir. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. İşte bunlar. İslâm. anaya. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. Bu âyette kısas. Sizden kim hasta. beni senden sorarlarsa. Âyetin bu kısmında. çok merhamet edendir. kusurlarını örterse. Şüphesiz Allah. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. Allah. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. ergenlik çağına ulaşmış. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Bu. Allah’ın koyduğu sınırlardır. için. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. Allah size kolaylık diler. Kullarım. İslâm hukukunda ise.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. yetimlere. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. kardeşi (öldürülenin vârisi. yoksullara. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır.size farz kılındı. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. siz de onlara örtüsünüz.0 Onlar. Âyette. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. velisi) tarafından affedilirse. namazı dosdoğru kılan. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. yolculuk. zekâtı veren. Mâide sûresinin 45. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Ancak öldüren kimse. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. size de farz kılındı. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. “cana can” kuralını ifade etmektedir. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. Hüre karşı hür. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. doğru olanlardır. ya da yolculukta olursa. 11 . Oruç. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. çok bağışlayandır. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bunlar. İşte bunlar. insanlar için bir hidayet rehberi. Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. kollayıcı ve bağlı olacaklardır.

Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Haccı da. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. çok merhamet edendir. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti. oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. günaha sapmak. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa.. Yalnız.0 Onu. Eğer (düşman. kadınlara. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. evlere arkalarından girmeniz değildir. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. Ama iyi davranış. 12 . siz de onlarla savaşmayın. De ki: “Onlar. ya da kurban kesmesi gerekir. âyetinde de değinilmektedir. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. Ey akıl sahipleri. Kuşkusuz. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır.Peygamber’e. kolayına gelen kurbanı keser. bilinen aylardır. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Müzdelife’de bir yerdir. Hac (ayları).0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. özellikle hac. çok merhamet edendir. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. işkenceden sakınılması. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle. Mescid-i Haram yanında. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. onlar sizinle savaşmadıkça. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. umreyi de Allah için tamamlayın. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Kurban bulamayan kimse üçü hacda.188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. İnsanlardan. O halde kim size saldırırsa. Haram ay. Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır. Haram aylar. Kâfirlerin cezası böyledir. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür.0 İyilik. (Ahiret için) azık toplayın. Şevval. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. bana karşı gelmekten sakının. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. size gösterdiği gibi zikredin. müslümanlara. ayın hareketlerinin zaman tayininde. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. haram aya karşılıktır.0 Kim o aylarda hacca başlarsa. İyilik edin. Bu âyette. Bu (durum). Hac ayları. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. Meş’ar-i Haram. âyeti ile İsra sûresinin 12. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin. size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Bu kurban. artık ona hacda cinsel ilişki. (fakat ileri gitmeyin). hilalleri soruyorlar..0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. Haram ay. gibi hususlar kastedilmektedir. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu. Evlere kapılarından girin. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. kavga etmek yoktur. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. atalarını anar. Sana. ya sadaka vermesi. Zilkade. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. Ancak aşırı gitmeyin.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. Zilhicce.

Kureyş’e ait bir kervana saldırdı. kitap verilenler. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. cezası pek çetin olandır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.” Savaş. Bu. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. sizden öncekilerin başına gelenler. Allah. Allah yolunda cihad edenler. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. Müfreze. hoşunuza gitmediği halde. Olayın. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. onu inkar ettiklerini. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. 9.Peygamber. Zilhicce ayının. siz onu seversiniz. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. çok merhamet edendir. hicret edenler. akraba. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. ahirette de boşa gitmiştir. Yine olur ki. Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. Bunun üzerine Allah iman edenleri. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Hz. orada sürekli kalacaklardır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. güç yetirebilseler. ona da günah yoktur. Hayır olarak ne yaparsanız. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Size apaçık deliller geldikten sonra. diye propagandaya başladılar. Yahudiler ve müşrikler. İşte âyet. 0 0 “Sayılı günler”. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. İnsanlardan öylesi de vardır ki. Allah. bilin ki Allah. size apaçık bir düşmandır. (bilsin ki) şüphesiz Allah. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. Çünkü o.12 ve 13. çok bağışlayandır. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. günleridir. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. bir şey sizin için hayırlı iken. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. gerçekten mutlak güç sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir. kıyamet günü bunların üstündedir. ana-baba. Onlar. Allah dilediğini doğru yola iletir. Kim geri kalırsa. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. İnsanlar tek bir ümmetti. teşrik günleridir. Allah kullarına çok şefkatlidir. kendi izniyle. O. İsrailoğullarına sor. onu inkar etmek. Hicretin ikinci yılında. Batnınahle mevkiine gelince. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. siz bilmezsiniz. “Muhammed haram ayda savaşıyor”. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır.0 İman edenler. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Cemaziyelahirin son günü mü. bir şey sizin için kötü iken. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler. 13 . ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. biz onlara nice açık mucizeler verdik. yetimler. Yoksa siz. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. Allah’ın yolundan alıkoymak. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. ona günah yoktur. Bunlar cehennemliklerdir. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da.Peygamber. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. Olur ki. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder.11. Teşrik günleri ise. Allah. Onlar (böyle davranmakla). Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. siz onu hoş görmezsiniz. hesabı pek çabuk görendir. Hz. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. Bedir savaşından iki ay kadar önce. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. size farz kılındı. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. eğer yine de yan çizerseniz. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. Allah bilir.10.

”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. çok merhamet edendir. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. 0 0 Bu âyet.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Allah bilir. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. âyet. kadınlarınızı evlendirmeyin. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. Allah çok bağışlayandır. 67. İşte bunlar Allah’ın. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. insanlara âyetlerini açıklar ki. Ama günahları yararlarından büyüktür. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Temizlendikleri vakit. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. De ki: “Onlarda hem büyük günah. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. iman eden bir köle. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). 14 . Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. ya iyilikle geçinmek. Ay halinde kadınlardan uzak durun. siz bilmezsiniz. Bir de sana yetimleri soruyorlar. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır. hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. kadın. Biliniz ki. (Hemen cezalandırmaz. Allah ise izniyle. çok temizlenenleri sever. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. Allah hakkıyla işitendir. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. Allah mutlak güç sahibidir. Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. ya da güzellikle bırakmaktır. Allah sizi. takvaya sarılmamak. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. hüküm ve hikmet sahibidir. Sana kadınların ay halini sorarlar. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. âyet.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. Allah hakkıyla işitendir. Sakın bunları aşmayın. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Onlar ateşe çağırırlar. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Âyette. 43 ve Mâide sûresi. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. Kadınların. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. İyilik etmemek. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. halîmdir. Sonrası.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. hakkıyla bilendir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. âyettir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. İçki daha sonra Nisâ sûresi. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. öğüt alıp düşünsünler. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. hakkıyla bilendir. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. cennete ve bağışlanmaya çağırır. O. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. hüküm ve hikmet sahibidir.

savaşmayacak olursanız?” demişti. ya da bunların karşılığıdır. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da. giyim eşyası. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ancak kadının. Onlar. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. giyeceği. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. O. sonra da onları diriltti. Binlerce kişi oldukları halde. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. yüz çevirdiler. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür.) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. hüküm ve hikmet sahibidir. Ancak ona döndürüleceksiniz. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Müt’anın miktarını. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. eşleri için. paylarından) vazgeçmesi başka. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. (Hemen cezalandırmaz. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. “Yurdumuzdan çıkarılmış. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. örfe uygun olarak babaya aittir. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. Ancak kuvvetli görüş. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. Allah’ı. mal. Ama insanların çoğu şükretmezler. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. boşayan tarafından verilmesi gereken. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. 15 . ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. halimdir. Bununla birlikte (ey erkekler). sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Allah. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. mühlet verir.onlara. peygamberlerinden birine. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. Onların (annelerin) yiyeceği. Allah mutlak güç sahibidir. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. Müt’a. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani.

Fakat ayrılığa düştüler. onun bilgisini ve gücünü artırdı. O bütün evrenin sahibi. “Benim Rabbim diriltir. Kayyûm. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Bu âyet. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. sizin için kesin bir delil vardır. İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. hakkıyla işitendir. Onlar. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.” Tâlût ordu ile hareket edince. birbirlerini öldürmezlerdi. Onlardan inananlar da vardı. yerdeki her şey onundur. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok. yerde. Eğer Allah dileseydi. Biz onları sana hak olarak okuyoruz.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. 0 0 0 0 16 . insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. Allah lütfu geniş olandır. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. Kim ondan içerse benden değildir. bunların arkasından gelen (millet)ler. âyet. Allah’ın kudret ve azameti. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Yine Allah dileseydi. O. “Kürsü”. birbirlerini öldürmezlerdi. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir.” Allah mülkünü dilediğine verir. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Allah sabredenlerle beraberdir”. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. Eğer Allah’ın. göklere. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler.” demiş. kendi kendine yeterli. Âyette. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. “varlığı kendinden. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. “putlar”. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. hepsi ırmaktan içtiler. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. yere.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. Câlût’u öldürdü. hakkıyla bilendir. o da. yöneticisi ve hâkimidir. büyüktür. Göklerdeki her şey. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Buna göre İslâm. saptıran şeylerin hepsini ifade eder.” dediler. bütün evrene hükmetmektedir. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. inkar edenler de. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. (O. kayyumdur. Onlar cehennemliklerdir. O mutlak ilim ve irade sahibidir. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. hakkıyla bilendir. O. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. 48.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir.” Derken. Allah iman edenlerin dostudur. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır.0 Dinde zorlama yoktur. otoritesinde. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır.” dedi. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Allah. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. “nefis”. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Ancak Allah. Şüphesiz sen. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. yücedir. öldürür. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Kısaca “Tağut” insanları azdıran. yeryüzü bozulurdu. Allah’ın konuştukları vardır. Orada ebedî kalırlar. Diridir.0 Din. İçlerinden pek azı hariç. Ancak eliyle bir avuç alan başka. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. ne de bir uyku.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. Ancak bu irade ve takdir. Allah. İçlerinden. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. Onlar onun ilminden. Davud. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. “şeytan”. Hiç kimse hakimiyetinde. Lakin Allah dilediğini yapar. “Ben de diriltir. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. onlara dünyada da. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. Hak Rabbindendir. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. âyet. sizin de Rabbinizdir. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim.” “O.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Eğer yüz çevirirlerse. O da hemen oluverdi.İsa’yı da babasız yaratmıştır. ayrıca Hz.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. anasız-babasız yaratan Allah. Meryem sûresi. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.” “Şüphesiz Allah.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. senin hayatına ben son vereceğim. Şüphesiz Allah. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Ancak onlar bunu kabul etmediler. Hz. O halde sakın şüphe edenlerden olma. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu. Allah zalimleri sevmez.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler. benim de Rabbim. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. . “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Allah. Tevrat ve İncil’i öğretecek. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. hüküm ve hikmet sahibidir. İşte bu. 29-33. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım. Maide sûresi. Öyleyse ona ibadet edin.” “İnkar edenlere gelince. 110. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. Dünyada da. âyet. doğru yoldur. hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Mubâhele. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. “Ey Meryem! Allah seni seçti. Âyette sözü edilen tuzak. Seni kendime yükselteceğim.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz. Sonra ona “ol” dedi. Hz. Bunun üzerine Hz. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. mutlak güç sahibidir.” Onlar tuzak kurdular. “Öyle ama. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. biz müslümanlarız” dediler. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz.Adem’i topraktan. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. ona üflerim. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir.”0 (Meryem).İsa’ya suikast düzenleme girişimidir. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. Allah da tuzak kurdu.” İsa onların inkarlarını sezince. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. Biz de siz de toplanalım.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. Sonra gönülden dua edelim de. “Kur’an. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. Şahit ol. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Hz. Necran Hıristiyanları. hikmeti. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. Peygamber. Ve Allah ona kitabı. İsrailoğullarının Hz.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Allah’a iman ettik.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. o da hemen oluverir” dedi.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. salihlerden olacaktır. Havariler. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. oğullarımızı ve oğullarınızı. Allah dilediğini yaratır. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. beşikte de.

insanların İbrahim’e en yakın olanı. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. “zayıf kimseler”. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. “Bu. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. Amaçları. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. Onu dilediğine verir. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. hiç olmazsa bazı kimselerin. “Kabul ettik” demişlerdi. Yahudiler Hz. Bu da onların. Allah’ın hidayetidir. “bilgisizler”. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. deyin ki: “Şahit olun. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki.”0=dip(3. Hâtem. Hayır! (Gerçek. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup. Allah’ın. ona yüklerle mal emanet etsen. Allah katındandır” derler. Allah da. Allah lütfu geniş olandır.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler).” "O. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler. İncil de ondan sonra indirilmiştir. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından. demelerini sağlamaktı. sonunda da inkar edin. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. Allah da mü’minlerin dostudur. siz bilmezsiniz. hakkında tartışıyorlardı. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. De ki: “Şüphesiz hidayet. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. onu sana (eksiksiz) iade eder. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz.0 Şüphesiz. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. biz müslümanlarız. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Onlar. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. Şüphesiz. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. Birine. “Ya Resülallah.” Onun size. ona bir dinar emanet etsen. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. rahmetini dilediğine has kılar. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. Onlar.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. kendisine Kitab’ı. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. Fakat onlardan öylesi de vardır ki. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. Allah peygamberlerden. Allah büyük lütuf sahibidir. Fakat o.İbrahim’i yahudi. Onlar için elem dolu bir azap vardır. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. .” diye emretmesi de düşünülemez. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah katından değildir. Âyet. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. Oysa Tevrat da. Hz. hanif (Allah’ı bir tanıyan.0 Yahudilerin bir kısmı hak.Peygamber. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. “Andolsun. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. “Öyleyse şahid olun. onların dediği değil. 0 0 0 0 Bu âyet inince. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. “Bunu kabul ettiniz mi. elbette ona uyanlar. onlara tapmak demektir” buyurdu. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. Bu âyette. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. fakat farkına varmıyorlar. Halbuki o. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. hakkıyla bilendir. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. hakka yönelen) bir müslümandı. Siz müslüman olduktan sonra.

Onda apaçık deliller. Biz ona teslim olanlarız. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. doğru yola iletilmiştir. her şey ona muhtaçtır. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Göklerdeki her şey. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Yine siz. Yüzleri kararanlara. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. De ki: “Allah doğru söylemiştir. Allah. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. . güven içinde olur. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. Mûsâ’ya. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. onlara göz açtırılmaz. Allah’ın. bazı yüzler kararır. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. İman ettikten. İshak’a. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. O. Tevrat indirilmeden önce. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. yerdeki her şey Allah’ındır.” Şüphesiz. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. kesinlikle o. âyet.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. kalplerinizi birleştirmişti. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. İşte onların cezası. Makam-ı İbrahim0 vardır. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. İsmail’e. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. hayra çağıran. Allah’a ortak koşanlardan değildi. (Kimseye muhtaç değildir. İşte kurtuluşa erenler onlardır. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de. 125 ve dipnotu. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte bunlar Allah’ın. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. Onların azabı hafifletilmez. Sizden.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. çok merhamet edendir. Oraya kim girerse. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. Parçalanıp bölünmeyin. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. O gün bazı yüzler ağarır. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz.

Kötülükten men ederler. âyeti ile. Bunun sebebi onların. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. Bütün bunların sebebi ise. İşte siz öyle kimselersiniz ki. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. onları seversiniz. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. Eğer siz sabırlı olur. Allah.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Evet. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. hakkıyla bilendir. Allah. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. hakkıyla işitendir. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. İşte onlar cehennemliktirler. Uhud savaşında. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. Allah. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. Müşrik Araplar. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. Onlar orada ebedi kalacaklardır. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. Allah onlara zulmetmedi. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Hz. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Allah. Bir de Allah bunu. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Ama kendi başlarına kaldıklarında. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. bu onları üzer. Size bir iyilik dokunursa. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar. Sonra onlara yardım da edilmez. gece saatlerinde ayakta duran. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin.0 Onlar. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. Allah. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. Kitap ehli içinde. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. . hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. “Rabbinizin.0 Andolsun. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. size arkalarını dönüp kaçarlar. sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. Başınıza bir kötülük gelse. çok bağışlayandır. onlar ise. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Mü’minler. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. İşte onlar salihlerdendir. ve 200. O dilediğini bağışlar. çok merhamet edendir. Bu sûrenin 199. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. İyiliği emrederler. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Hani sen mü’minlere. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. ona sevinirler. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. İyiliği emreder. Onlardan iman edenler de var. dilediğine azab eder. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275.

siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. sizden iman edenleri ayırt etmek. Barınakları da cehennemdir. emir almadıkça. yardımcıların en hayırlısıdır. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. Allah güzel davrananları sever. Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. ama bakıp duruyorsunuz. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Allah. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. size keder üstüne keder verdi ki. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. İşte onu gördünüz. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. Allah iyilik edenleri sever. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. za’f gösterdiniz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. Kim dünya menfaatini isterse. kendisine ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. (Kaçıp hezimete uğradınız. Gevşemeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Savaş öncesinde Hz. öfkelerini yenenler. Onların sözleri ancak. zaafa düşmediler. insanları affedenlerdir. geçittekiler. Kim de ahiret mükafatını isterse. Allah. Bundan dolayı Allah. insanlar için bir açıklama. Muhammed. Allah. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. Allah sabredenleri sever. Bu (Kur’an). Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar.) Allah. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. her ne pahasına olursa olsun. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. Buna rağmen) sizi bağışladı. zalimleri sevmez. O. Andolsun. Nice peygamberler var ki. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. bir kaç kişi hariç. bir geçide yerleştirerek. Bir de Allah. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. Yine onlar. .ve bile bile. ona da ondan veririz. ahireti isteyenler de. Rabbinizin bağışına. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. izniyle. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Allah. Peygamber. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir.Peygamber. ancak bir peygamberdir. bir birliği. bazen öbürüne. boyun eğmediler. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Allah’a hiçbir zarar veremez. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut.0 0 Bu âyetler. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. Hz. hüzünlenmeyin. çirkin bir iş yaptıkları. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Yoksa siz. Allah da onlara hem dünya nimetini. işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.

Eğer sizi yardımsız bırakırsa. Allah’ındır. 168 (Onlar). 160 Allah size yardım ederse. O ne güzel vekildir!” dediler.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. benden korkun. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır. bir uyku indirdi. (ona dayanıp güven). keremine ve Allah’ın. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. sizi yenecek yoktur.Onlara (münafıklara). ölseniz de öldürülseniz de. “Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. arkanızdan gelirdik” dediler. Ama yine de Allah onları affetti. artık Allah’a tevekkül et. kendinizdendir. katı yürekli olsaydın. Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. 164 Andolsun. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. Bir kere de karar verip azmettin mi. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. içinizden yüz çevirip kaçanları. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. kıyamet günü. Eğer kaba. Allah. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. Şüphesiz Allah. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için.” 169. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. “Eğer savaşmayı bilseydik. 166. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. halk kendilerine.167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Artık sen onları affet. onların yaptıklarını görmektedir.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. 157 Andolsun. . Kim hıyanet ederse. Allah yaşatır ve öldürür. Oysa Allah. 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. tevekkül edenleri sever. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. büyük lütuf sahibidir. onları arıtıp tertemiz yapan. eğer mü’min iseniz. Allah. 158 Andolsun. mühlet verir). Oysa onlar. De ki: “Bütün iş. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. onlara âyetlerini okuyan. 173 Onlar öyle kimselerdir ki. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. yaptıklarınızı görmektedir. Allah. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. İş konusunda onlarla müşavere et. halimdir (hemen cezalandırmaz.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik. Mekke’li müşriklerin. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. Allah.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. onlardan korkun” dediklerinde. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Bilakis onlar diridirler. öyle mi? De ki: “O (musibet). Onlardan korkmayın. Onlar o gün. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. ancak Allah’a tevekkül etsinler. imandan çok küfre yakın idiler. mü’minlere kendi içlerinden.Rableri katında Allah’ın. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. “Gelin. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır.

İnkar edenler. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Allah katından bir mükafat olmak üzere. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller.” “Rabbimiz! Biz. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. yurtlarından çıkarılanlar. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Canımızı iyilerle beraber al. kendilerine kitap verilenlerden. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. erkek olsun. “Şüphesiz. vadinden dönmezsin. Hani Allah.” Allah. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. yolumda eziyet görenler. Allah size gaybı bildirecek de değildir. günahlarını elbette örteceğim. seni eksikliklerden uzak tutarız. Hicret edenler. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. “Bu. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. Andolsun. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. Ne kötü bir yataktır orası. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Onlar için elem verici bir azap vardır. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. kullara asla zulmedici değildir. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. senden önce açık delilleri. Allah. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Onlar için elem dolu bir azap vardır. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. hemen iman ettik. Onlar ayaktayken.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar. Onlar. Kıyamet günü bizi rezil etme. Hayır! O kendileri için bir şerdir.0 Her canlı ölümü tadacaktır. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. Bizi ateş azabından koru” derler. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Allah. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Fakat Allah. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. bunun. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur. Allah. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. “Allah bize. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Dünya hayatı. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Sizler birbirinizdensiniz. Kötülüklerimizi ört. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Allah fakirdir. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.” . Sonra onların barınağı cehennemdir.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. kadın olsun. Göklerin ve yerin yaratılışında. Fakat onlar verdikleri sözü. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Şüphesiz sen. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Onlar için büyük azap vardır. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Eğer doğru söyleyenler iseniz.

Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya. Rableri katında mükafatları vardır. size indirilene ve kendilerine indirilene. Kitap ehlinden öyleleri var ki. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah katından bir konaklama yeri olarak. içinde ebedi kalacakları. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Allah’a. Ey iman edenler! Sabredin. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. . işte onların.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. içinden ırmaklar akan cennetler vardır.

Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Ölenin çocuğu varsa. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. bunlar da. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. geriye bıraktığı maldan. Babalarınız ve oğullarınızdan. eğer reşid olduklarını görürseniz. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. 2 Yetimlere mallarını verin. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. 11 Allah size. (onları değil). çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. hüküm ve hikmet sahibidir.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. özellikle kadın haklarından. ikiden fazla olanlar gibi. Ana. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin.0 6 Yetimleri deneyin. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa. Allah. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. “Nisâ” kadınlar demektir. (Bu paylaştırma. gereklilik anlamı değil. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. Allah tarafından farz kılınmıştır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. Çünkü bu. . ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. büyük bir günahtır. üçer. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Bunlar. 9 Kendileri. 12 Eğer çocukları yoksa. Sûre. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. onlar hakkında endişeye kapılanlar. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. anasına üçte bir düşer. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. onu da afiyetle yiyin. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde.4. üçte iki hisse alırlar.0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. dörder olmak üzere nikahlayın. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. 5 Allah’ın. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer çocukları varsa. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. 7 Ana. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. (Bu paylaştırma. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. 3 Eğer. Kim de fakir ise. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. mallarını kendilerine verin. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. Bu. O mallarla onları besleyin. Âyette. 176 âyettir. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde.

Ancak. Ancak âyetin hükmü gereği. Eğer onlar şahitlik ederlerse. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. İşte bu büyük başarıdır. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. Allah onu. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. âyet. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın.öz oğullarınızın karıları. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). Onun için alçaltıcı bir azap vardır. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik).0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Sizden kimin. halimdir (hemen cezalandırmaz. erkek kardeş kızları. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Mehir kadının hakkı. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Bu ne kötü bir yoldur. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Yoksa. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. kıza bir” olmak üzere pay alırlar.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında. Çünkü bu bir hayasızlık. onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. 16. Bunların dışında kalanlar ise. 16. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. kızlarınız. içinden ırmaklar akan. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. hüküm ve hikmet sahibidir. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca. Bazı müfessirler 15. çok merhamet edendir. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. Hz. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. Kadın. Âyetin bu cümlesinde. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. kız kardeş kızları. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. karılarınızın anneleri. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. sizi emziren süt anneleriniz.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. olabilir ki. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. onun özel malıdır. (makbul) tövbe. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. Allah hakkıyla bilendir.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. teyzeleriniz. Bunlar varis oldukları takdirde. Hepiniz birbirinizdensiniz. . 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. Evlilik esnasında. Allah katında (makbul) tövbe. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. hüküm ve hikmet sahibidir. süt kız kardeşleriniz. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. mühlet verir. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. çok merhamet edicidir. Onlarla iyi geçinin.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın.176) Bu âyetin genel ifadesinde. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. mal. Allah hakkıyla bilendir. üçte birde ortaktırlar. halalarınız. Öyle ise iffetli yaşamaları. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken. evli kadınlar (da size) haram kılındı. Mehir belirlendikten sonra. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. kız kardeşleriniz. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. kendi aralarında “erkeğe iki. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir.

insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. İyi kadınlar. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. hüküm ve hikmet sahibidir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. yakın komşuya. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. size (hükümlerini) açıklamak. Ana babaya. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. Mü’minler için en güzel örnek Hz. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. elinizin altındakilere iyilik edin. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. Bu. erkeğin ailesinden bir hakem. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. Muhammed Aleyhisselamdır. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. itaatkârdırlar. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. kocanın haklarını ihlal etmek. Allah’ın. Allah. Şüphesiz. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir. Bunlar cimrilik eden. o ne kötü arkadaştır. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler. onları en iyi bilendir. Bu (cariye ile evlenme izni). onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu tedbirler. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. hakkıyla bilendir. nesebi belli olmayan. Bunlar. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. İslam bilginleri.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şeytan kimin arkadaşı olursa. kadının ailesinden bir hakem gönderin. . Buna karşılık erkeklere. size. onu cehennem ateşine atacağız. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Erkekler. akrabaya. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. yetimlere. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah. onları yataklarında yalnız bırakın. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. çok büyüktür. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. uzak komşuya. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. hakkıyla haberdardır. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. Şüphesiz. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. Bunlar. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. yolcuya. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Şüphesiz Allah çok yücedir. Allah’a pek kolaydır. koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. Velâ akti. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. Burada “gayb”. Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. Allah çok bağışlayandır. Allah hakkıyla bilendir. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. Allah da onları uzlaştırır. Kadının. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. “İçinizden biri. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. varisi bulunmayan bir kimsenin. Erkeklere. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. yanınızdaki arkadaşa. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. zaman. yoksullara. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. Kendinizi helak etmeyin. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. erkeklerin güç. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir. onun lütfunu isteyin. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. çok merhamet edendir. Allah. Allah’tan.

51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. kimi de sırt çevirdi. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah yardımcı olarak da yeter. âyetine bakınız. âyet. 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Allah’a şirk koşan kimse. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. 58 Allah size. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. “şeytan”. Hz. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. sonuç bakımından da daha güzeldir. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir. 65. Derileri yanıp döküldükçe. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. hüküm ve hikmet sahibidir. insanları. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. Nahl sûresi. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa. Şüphesiz Allah çok affedicidir. Halbuki onlar. “putlar”. âyet. 124. İnkar edenler için de. “İşit. Muhammed. âyet. onu Allah ve Resûlüne arz edin. hakkıyla görendir.76. “Cibt”. insanlara bir zerre bile vermezler. Bakara sûresi. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Kısaca cibt ve tâğut. “nefis”. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. Fakat Allah. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. Nisâ sûresi. bakalım onların hali nice olacak!. Allah dost olarak yeter. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. A’râf sûresi. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. 52 Onlar. insanları azdıran. Bu yüzden pek az iman ederler. âyet. karşı geldik”. âyet. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden. Mâide sûresi. Apaçık bir günah olarak bu yeter. Hz.0 Bu. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. Onlara orada tertemiz eşler vardır. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. 163-166. (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. 48 Şüphesiz Allah.. âyet. içinden ırmaklar akan.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. çok bağışlayıcıdır. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. Şüphesiz. 54 Yoksa. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler. 60. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. Mûsâ’nın dinine göre. 36. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. Zümer sûresi. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Nahl sûresi. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. kâhin. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. . 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. Nisâ sûresi. bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. Onları. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. 154. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. 17). İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Allah mutlak güç sahibidir. daha iyidir. 60. koyu gölgeler altında bulunduracağız. 42 O kıyamet günü. âyet. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. “Bunlar. Allah kime lanet ederse. “İşittik ve itaat ettik. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. Doğrusu Allah. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. 256-257. âyet. “Bize bak” demektir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. âyet. put. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. sihirbaz. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.

(Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır..60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. bunu yapmazlardı. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. 256257. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. insanlardan. nefis put. katından bize bir dost ver. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp.0 61 Münafıklara. “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. Onlara bir iyilik gelirse.” Bu topluma ne oluyor ki. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. Nisâ sûresi. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. Onlara öğüt ver ve onlara. âyet. “Bu. elbette haklarında hem daha hayırlı. Mâide sûresi. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. Bunlar ne güzel arkadaştır. 17). bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar. yahut topluca savaşa gidin. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. 64 Biz her peygamberi sırf. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. Öyleyse onlara aldırma. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Allah’tandır” derler. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. münafık ise bunu kabul etmedi. Münafık. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar.” 74 O halde. Onlara bir kötülük gelirse. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.) Tâğût: Şeytan. Allah yolunda ve. âyet. 36. Ahiret. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. içlerinden pek azı hariç. Allah’tan korkar gibi. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. Size kıl kadar haksızlık edilmez. . kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.. “Bu. 51. 51. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. âyet. Allah yolunda savaşırlar.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. Cüheyne. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı. Allah’a itaat etmiş olur. Zümer sûresi.76. Eğer başınıza bir musibet gelirse. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. 66 Eğer biz onlara. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. 72 Şüphesiz. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin. senin yüzündendir” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. sihirbaz. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. gibi insanları azdıran. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. 75 Size ne oluyor da. âyet. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. 70 Bu lütuf Allah’tandır. şiirleriyle Hz. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. namazı kılın. bu sefer de. Bu şahsın. aranızda öyle kimseler var ki. saptıran her şeyi ifade eder. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. sıddıklarla. âyet. 77 Daha önce kendilerine.” 78 Nerede olursanız olun. Nahl sûresi. âyetinin dipnotuna bakınız. küçük birlikler halinde. 80 Kim peygambere itaat ederse.60. 60. (Bakınız: Bakara sûresi. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. 0 0 Münafıklardan biri. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. Şahit olarak Allah yeter. işte onlar. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler.

“Sen mü’min değilsin” demeyin.81 Sana “baş üstüne” derler. Bunlara imkan bulamayanın. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek.Peygamberin huzurunda. Hz. . Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. gerekli araştırmayı yapın. Allah ona gazap etmiş. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Allah’a tevekkül et. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. mallarıyla. ellerini savaştan çekmezlerse. Melekler. kendi katından dereceler. Bunda asla şüphe yoktur. Allah. kabul. canlarıyla cihad edenleri. Allah çok bağışlayandır. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. içlerinden bir takımı. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. Size selâm veren kimseye. derece itibariyle.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. 95. cezası. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. ne de bir yardımcı. Ancak yanlışlıkla olması başka. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Onun için iyice araştırın. O ne kötü varış yeridir. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. ona o işin sevabından bir pay vardır. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Bu sebeple. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. Allah’ın gücü daha üstündür. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. Allah hakkıyla bilendir.0 0 Münafıklar. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). 86 Size bir selâm verildiği zaman. mü’min bir köle azad etmek gerekir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. Vekil olarak Allah yeter. geceleyin. Fakat senin yanından çıktıklarında. orada hicret etseydiniz ya!” derler. Allah yolunda mallarıyla. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. başüstüne” dedikleri halde. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Allah. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. çok merhamet edendir. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Eğer onlar sizden uzak durur. Allah katında pek çok ganimetler vardır. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. cezası daha şiddetlidir. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. muhakkak şeytana uyardınız. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. Sen onlara aldırma. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. pek azınız hariç. Onlardan ne bir dost edinin. elbette bunlardan. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. Eğer Allah dileseydi. hüküm ve hikmet sahibidir. “Tamam. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir.

Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. her şeyi hakkıyla bilendir. Allah çok bağışlayıcıdır. Kendilerine hainlik edenleri savunma. hüküm ve hikmet sahibidir. 102. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. Allah. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. İnkar edenler arzu ederler ki. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. hüküm ve hikmet sahibidir. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın).""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. çok merhamet edicidir. Bu âyette. silahlarını yanlarına alsınlar. sana hiçbir zarar veremezler. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. hicret edemeyerek. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. geceleyin. çok bağışlayıcıdır. Zira Allah. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah’tan bağışlama dile. gerek ayakta. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. Kim Allah yolunda hicret ederse. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Eğer siz acı duyuyorsanız. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Bunlar. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah hakkıyla bilendir. apaçık bir günah yüklenmiş olur.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. genişlik de. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. kadınlar ve çocuklar başkadır. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.0 Namazı kıldınız mı. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Diğer görüşe göre ise. yahut kendine zulmeder. hiçbir günâhkarı sevmez. Kim. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. Halbuki Allah. hicret emrinin gelmesi üzerine. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Umulur ki. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. şüphesiz iftira etmiş. hiçbir haini. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Medine’ye hicret edildiğinde. Bir sadaka vermeyi. 0 0 0 0 Bu âyette. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. yahut iyilik yapmayı. . Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. ya da hasta olursanız. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. çok merhamet edendir. Yağmurdan zahmet çekerseniz. ancak kendilerini saptırırlar. Sakın hainlerin savunucusu olma. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. Çünkü namaz. Halbuki onlar. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Burada kastedilen kısaltma. şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. Orası ne kötü bir varış yeridir. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa.

Eğer bir kadın kocasının. Oysa şeytan. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. kuşkusuz. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Göklerdeki her şey. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. yerdeki her şey Allah’ındır. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. ne de bir yardımcı bulabilir. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. Lât. şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Mü’min olarak. O hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerdeki her şey. apaçık bir hüsrana düşmüştür. her kim salih ameller işlerse. hem maddi alanda. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Allah. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). doğru yola iletecek de değildir. yerdeki her şey Allah’ındır. kendisine kötü davranmasından. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. her şeyi kuşatıcıdır. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. sonra inanıp tekrar inkar eden. Âyetteki “dişiler”den maksat. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. meleklerini. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. müşrik Arapların. derin bir sapıklığa düşmüştür. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Allah o şeytana lânet etti ve o da. Peygamberine. Allah zengindir. Göklerdeki her şey. erkek veya kadın. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Vekil olarak Allah yeter.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. Kimin dini. hakkıyla görendir. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. ahiret sevabı da Allah katındadır. Allah onları bağışlayacak da değildir. Ey iman edenler! Allah’a. “Onları mutlaka saptıracağım. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. Menât gibi putlarıdır. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. Allah’a ortak koşan. . iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. Eğer inkar ederseniz. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Ey iman edenler! Kendiniz. (Onları sizden çok kayırır. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. (bilin ki) göklerdeki her şey. övülmeye layıktır. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Bunun dışındaki günahları. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. kitaplarını. Uzzâ. İşte onların barınağı cehennemdir. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Onlar.116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Allah lütfu geniş olandır. Onlar. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Allah hakkıyla işitendir. Eğer ayrılırlarsa. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya. yerdeki her şey Allah’ındır. Kim Allah’ı. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. dilediği kimseler için bağışlar. İman edip sonra inkâr eden. dünya sevabı da. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. Münafıklara.” Kitapta. ne sizin kuruntunuza. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır.

Allah. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. çok merhamet edicidir. Şüphesiz Allah. 153 Kitap ehli. Bu kesindir.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik.151 Şüphesiz. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Allah. çok bağışlayıcıdır. Şüphesiz Allah. hakkıyla bilendir. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. hakkıyla bilendir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. Allah. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. hakkıyla işitendir. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. 142 Münafıklar. Onların kalpleri muhafazalı değildir).0 156.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da çok affedicidir. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. 150. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. Allah. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. Yine onlara. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Sadece zanna uyuyorlar. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık.0 160. durumlarını düzeltenler. 148 Allah. hüküm ve hikmet sahibidir.işte onlar gerçekten kafirlerdir. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. onlarla oturmayın. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. 143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Artık onlar inanmazlar. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki). 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. Onlar. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. 0 0 Âyetin son cümlesi. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. . Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Onu kesin olarak öldürmediler. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah üstün ve güçlüdür. tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. 146 Ancak tövbe edenler. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. onu öldürmelerine imkan vermemiştir. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar.

Eğer kız kardeşler iki iseler. Göklerdeki her şey. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. el değmemiş. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. Eyyüb’e. Vekil olarak Allah yeter. benzersiz son ve tek örneğidir. zekatı verenler. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. torunlarına. vahyin. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. bilgi kaynağıdır. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki. hüküm ve hikmet sahibidir. İbrahim’e. hüküm ve hikmet sahibidir. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. (bir) erkeğe. İman edip salih ameller işleyenlere gelince. bilsin ki. Davûd’a da Zebûr vermiştik. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Vahy. İsa’ya. en sağlam.162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. Meryemoğlu İsa Mesih. yerdeki her şey onundur. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Şüphesiz inkar edenler. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer inkar ederseniz bilin ki. erkek kardeş ona varis olur. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. “(Allah) üçtür” demeyin. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah ancak bir tek ilahtır.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. kendisinde. ancak Allah’ın peygamberi. Bu ise Allah’a çok kolaydır. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. Şahit olarak Allah yeter. yerdeki her şey Allah’ındır. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Mesih de. 0 0 Vahiy. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Allah hakkıyla bilendir. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu. O. . Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. insanlık için en doğru. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. sana da vahyettik. O namazı kılanlar. İsmail’e. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. eşsiz.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah’a yakın melekler de. göklerdeki her şey. Yûnus’a. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Vahiy. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. Melekler de buna şahitlik eder. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Senden fetva istiyorlar. Kur’an. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. Vahye mazhar olan peygamber. İshak’a. Yakub’a.

Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. koyun. işaretler ve semboller demektir. Zilkade. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. müslümanlar için bazı talimat. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. boğulmuş. verdikleri sözleri kapsamaktadır. Sûrede başlıca. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. Artık onlardan korkmayın. Ölmüş hayvan. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. haram aya0. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. Kelime burada. uygulanması gereken kuralları. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. mehirlerini vermeniz kaydıyla. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi. evlenmek. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. benden korkun. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. size helal kılındı. Allah’tan başkası adına boğazlanan. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0. Ahirette de o. dinin belirgin alametleri. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). 120 âyettir. darbe sonucu ölmüş. işaretleri ve sembolleridir. o zaman temiz bir toprağa yönelin. haddi aşmaya sürüklemesin. ziyana uğrayanlardandır. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. Allah'a karşı gelmekten sakının.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. ve 114. etleri bunlar üzerine konurdu. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. sığır. Allah hesabı çabuk görendir. Onların sizin için tuttuklarından yiyin.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. Allah’ın emir ve yasaklarını. Sûre adını. Bununla kastedilen deve. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. Cahiliye devrinde. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. çok merhamet edicidir. hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını. yüksekten düşerek ölmüş. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar. (Ey Muhammed!) Sana. domuz eti. En son inen hüküm âyeti budur. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. hac kurbanına. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. sözleşme demektir. 112. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Burada kastedilen. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. alametler. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. Onunla Akit. Haram ay ifadesiyle Muharrem. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 .5. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. Şüphesiz. Allah’a karşı gelmekten sakının. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0. domuz eti. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. kan. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. sakın ha sizi. verilen sözlerin yerine getirilmesi. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Hristiyanların yanlış inançları. “Şeâir”.

zorba bir millet var. birçoğunu da affediyor. Andolsun eğer namazı kılar. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın.7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. diyenler kesinlikle kâfir oldular. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. onların daima bir hainliğini görüyorsun.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi.0 De ki: “Şâyet Allah. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. mutlaka o. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. “Allah. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. âyet. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur.seçmiştik. Onlardan on iki temsilci -başkan. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Meryemoğlu Mesih’dir”. Meryemoğlu Mesih’i. Andolsun. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. onları desteklerseniz. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. işte onlar cehennemliklerdir. Adil olun. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. Allah’a karşı gelmekten sakının. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. (Evet. kalplerini de kaskatı kıldık. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Sakın ardınıza dönmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. 105. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. âyet. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. Allah. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. onların. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. O. 72. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. Allah’a karşı gelmekten sakının. Göklerin. Dilediğini yaratır. . ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye.” İşte. Dönüş de ancak onadır. Allah’a karşı gelmekten sakının. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin. zekatı verir ve elçilerime inanır. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir.” (Allah) dilediğini bağışlar. Âyetin bu kısmı.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. dümdüz yoldan sapmıştır. dilediğine azap eder. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. Bakınız: Enbiya sûresi. verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik. Bu. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. Andolsun.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese.

Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. O dilediğine azap eder. Andolsun ki. yağmalama. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. sen benim günahımı da. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. Allah mutlak güç sahibidir. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. o sanki bütün insanları öldürmüştür. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. Çünkü Allah. Öteki. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. kan dökme. Onlara sürekli bir azap vardır. ötekinden kabul edilmemişti.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. Bu âyet.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. âdil davrananları sever. bir insanı. Biz burada oturacağız. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. İşte bu zalimlerin cezasıdır. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. 31 Nihayet Allah. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır.” 29 “Ben istiyorum ki. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık bizimle. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kurbanı kabul edilmeyen. Onlara elem dolu bir azap vardır. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. Onlar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. yahut o yerden sürülmeleridir. çok merhamet edici olduğunu bilin. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. yalanı çok dinleyen. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” 25 Mûsa. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. Onlar. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. çok merhamet edendir. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. terör.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara. hüküm ve hikmet sahibidir. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. ister onlardan yüz çevir. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse. . eşkiyalık. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. ancak öldürülmeleri. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da. birinden kabul edilmiş. yol kesme. dilediğini de bağışlar. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. terör. haramı çok yiyenlerdir. Allah onun tövbesini kabul eder. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. O verilmezse sakının. 42 Onlar.

56 Kim Allah’ı. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. sana da) inanmış değillerdir. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. kulağa kulak. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. İşte bu. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir. bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. göze göz. Hepinizin dönüşü Allah’adır. İçinde bir hidayet. kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmet. Yaralar da kısasa tabidir. . (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Eğer yüz çevirirlerse. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. Şu halde siz de insanlardan korkmayın. sadakasına sayarsa o. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. Allah yolunda cihad ederler. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. dişe diş kısas edilir. onlar da Allah’ı severler. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Allah onları sever. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. önündeki kitapları doğrulayıcı. Allah lütfu geniş olandır. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma. Allah’ın bir lütfudur. zekâtı veren mü’minlerdir. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. bil ki şüphesiz Allah. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. Onu dilediğine verir. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. onları gözetici olarak indirdik. yahudileri ve hristiyanları. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. bir nur vardır. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. 49 Aralarında.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. hakkıyla bilendir. Öyle ise iyiliklerde yarışın. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. buruna burun. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Bakara sûresinin 102. içerisinde hidayet ve nur bulunan. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Kim de bu hakkını bağışlar. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. 0 Bu âyette müslümanların.

Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. çok merhamet edendir. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Hz. Daha önce sapmış. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. 72 Andolsun. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse. âyet. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir. Sonra (tövbe ettiler). “Allah. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Baba. Hıristiyanlar Allah’ı. Allah da onların tövbesini kabul etti. Allah seni insanlardan korur. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. Andolsun.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir.” 73 Andolsun. kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. düşmanlıkta. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.62 Onlardan çoğunun günahta. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. onun iki eli de açıktır. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. hakkıyla bilendir. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. dilediği gibi verir.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. bir kısmını da öldürdüler. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. 81 Eğer Allah’a. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu. Bak. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. Onun barınağı da ateştir. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. benim de Rabbim. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. 71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler.17. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Allah bozguncuları sevmez. onlardan bir kısmını yalanladılar. Şüphesiz Allah. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız.)0 70 Andolsun. Bu. Hıristiyanların. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. . Sonra bak ki. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri.

Âyet indiği zaman. Allah ondan intikam alır. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. içki alışkanlıklarını. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki. İşte bu. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. 78. Yeminlerinizi tutun. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. 3. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. Bu bağlamda hamr. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. .Bile bile yalan yere yapılan yemin. kumar. 94 Ey iman edenler! Andolsun. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. devamlı kalacakları. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. 2. Bu durumda yeminin keffareti. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. keffaretle temizlenmez. boş bulunarak yapılan yemin. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. Allah sizleri. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün.Yanlışlıkla. Allah mutlak güç sahibidir. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. bütün müslümanlar. 84 “Rabbimizin. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. Onlar büyüklük de taslamazlar. Hac sûresi. ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Ka’be’yi. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Buna bir şey gerekmez. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. âyet. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. Bunlar. öldürdüğünün dengi olup. “Ey Rabbimiz! İnandık. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. Bu âyette. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. o saygıdeğer evi. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. Allah iyilik edenleri sever. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. çok merhamet edendir. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. 89 Allah. yahut onun dengi oruç tutmaktır. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Meâlde geçen “içki” kelimesi. görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. âyet. Bunun keffareti yoktur. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. aklı örten şey demektir. âyet. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. intikam sahibidir.143. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. dikili taşlar ve fal okları ancak. Tövbe ve istiğfar gerekir. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır. içki ve kumarla. (Bu ceza). şeytan işi birer pisliktir.0 91 Şeytan. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak. iyilik yapanların mükafatıdır. sarhoşluk veren her türlü içki. Üç çeşit yemin vardır: 1. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. 97 Allah. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. 3. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Çünkü bu büyük bir vebaldir.

ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. 111Hani bir de.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. yoksa ömürde bir defa mı?”. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. onların da. kulağı yarılarak salıverilen deve. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. Tevrat’ı. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Kuzuların. Bu âyetlerde. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. İncil’i de öğretmiştim. âyet.0 Hani. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. binilmeyip. Peygamber’in sahabileri gibi. Fakat. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. Beşikte iken de. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Allah Teâlâ. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet. halimdir (hemen cezalandırmaz. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. Peygamber’e. nezaket kaidelerine uymayan. Bunun üzerine âyette. Yahut. İsa’yı görmüş. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. “Akraba da olsa. bütün insanların eşit olduğunu simgeler. Onlar da “İman ettik. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine. Hani sen. mühlet verir. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. âyet. sana kitabı. Hac ayları da. Hz. Zaten çoklarının aklı da ermez. Allah sizin açıkladığınızı da. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. bütün müslümanların iman kardeşliğini. bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.0 104Onlara. Hz. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. “Sâibe”. Bazı kimseler Hz. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. âyet. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. Eğer şüphe ederseniz. 29-33.49. 46. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar. Hepinizin dönüşü Allah’adır. 108Bu (usul). sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Araplar. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. şahid olarak dinleyecektir.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. 48. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. hikmeti. haram ay ve kurbanlar. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. “Bahîre”. “hikmet” kitaplardaki ilim. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. o zaman. Havariler. “Vasîle ve “Hâm”.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Hz. gizlediğinizi de bilir. Meryem sûresi. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. 109Allah’ın. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. Hani. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. Allah çok bağışlayandır. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. “Hac her yıl mı farz. . kişinin üzerine lazım olmayan.

onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. şüphe yok ki onlar senin kullarındır. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Allah onlardan razı olmuş. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin.” 118“Eğer onlara azap edersen. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. İşte bu büyük başarıdır. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Bizi rızıklandır.” 117“Ben onlara. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. . Eğer onları bağışlarsan. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim. kalplerimiz yatışsın. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. 120Göklerin. 114Meryem oğlu İsa. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. 115Allah da.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. hüküm ve hikmet sahibisin. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. doğrulara. ama ben sende olanı bilemem. İsa da. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. Ama beni içlerinden aldığında. “Ben onu size indireceğim. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır.” Onlara içinden ırmaklar akan.112Hani havariler de. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen benim içimde olanı bilirsin. 116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. 113Onlar. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti.

İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor. gökleri ve yeri yaratan. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. İşte bu apaçık kurtuluştur. Bunda hiç şüphe yok. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. Kuvvetli görüşe göre. O.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. Sûrede başlıca tevhide. O öyle bir Rab’dır ki. “Sen de bizim gibi bir beşersin. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. göklerde de Allah’tır. 138 ve 139. Âyet. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. küfrün ve batıl inançların reddi. hakkıyla işitendir. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. hakkıyla bilendir. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. 152 ve 153. âyet. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. (Bakınız: Zuhruf sûresi. işte onlar inanmazlar. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. sizi çamurdan yaratmış. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. keçi. hüküm ve hikmet sahibidir. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. âyetler Medine’de inmiştir. yerde de. peygamberliğe. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.0 (Ey Muhammed!) Andolsun.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. 92. . Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. koyun. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. Halbuki O. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. Bedir zaferi. “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. ahirete dair meseleler ile. 93. 151. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. O. onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. O. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. Sizin gizlinizi de bilir. açığa vurduğunuzu da. melek olamazsın” diyeceklerdi.” De ki: “Bana. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. 91. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. o melek bir insan suretinde gelecekti. yine o inkar edenler. İslam alay konusu oluyordu. En’âm. Topraklarından nehirler akıttık.6. adalete.0 İşte bu Kur’an bana. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi). Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. 165 âyettir. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. Adını 136. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı.

146). Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. âyet. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. âyet. iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. gerçekmiş” diyecekler. (Davete). Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. (Allah). Sonra da hepsi ona döndürülürler. O. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. “Evet. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. Dikkat edin. senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. 0 0 0 0 Kureyşliler. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler. Rabbimiz’e andolsun ki. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. kulaklarına ağırlık koyarız.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. 38.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. . Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). 171-173. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. Ateşin karşısında durdurulup da. “Ah. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. Onlar farkına varmaksızın. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. Andolsun ki. Ra’d sûresi. Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. ancak kendilerini helak ediyorlar. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. âyet. işte onlar inanmazlar. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. 46. bir mucize indirmeğe gücü yeter. Allah’ı tanıyacak. Sonunda onların manevraları. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır. 21. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. İnsan. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. hıristiyanlara sorduk. Fakat onların çoğu bilmiyor. âyet. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. âyet. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. Mü’min sûresi. 51. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır. “Nerede. âyet. onu bozar. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. (Bakınız: Bakara sûresi. zalimler kurtuluşa eremez. bir delik açıp yerin dibine inerek. Mücâdele sûresi. O halde sakın cahillerden olma. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır.

Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. Hz. O. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. Eğer kovarsan zalimlerden olursun. Peygamber’e. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. Ben gaybı da bilmem.” De ki: “Şüphesiz ben. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik.40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Hamd.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. kalplerinizi de mühürlerse. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde.) Sonunda. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. De ki: “Ben size. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. Zaten böyle bir azabı istemek. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. Ben sadece. (uyandırandır). “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler.” demişlerdi. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Siz ise onu yalanladınız. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. De ki: “Ne dersiniz. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki. hiçbir yaş. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. De ki: “Sizin. ama bize hiçbir şey olmuyor. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Onlar. Onları ancak O bilir.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. inkar ediyoruz. biz çıkınca girsinler. O. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. (Peygamberlerini dinlemediler. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Onlar mahzun da olacak değillerdir. onunla (Kur’an ile) uyar. hakkı anlatır. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. Ben sizin arzularınıza uymam. “Seni reddediyoruz. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). O.. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. çok bağışlayandır. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz.. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. Onların hesabından sana bir şey yok.” diyorlardı. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse. Peygambere karşı çıkanlar. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır.” Andolsun. hidayete erenlerden olmam. Sonra O. çok merhamet edendir. Hz. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen. bana gönderilen vahye uyuyorum.” Allah zalimleri daha iyi bilir. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. . (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Karada ve denizde olanı da bilir. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu.

zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. Melekût. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. O da batınca (kavmine dönüp).61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O. Ay’ı doğarken görünce de. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. . Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm. O. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. bize. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Belki sakınırlar. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. anlasınlar diye. “İşte Rabbim!” dedi. Güneşi doğarken görünce de. görülen âlemi de bilendir. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. ne de bir şefaatçi. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Yıldız batınca da. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.” Bir de.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. Ay da batınca. uzaklaş. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. gökleri ve yeri. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. “Andolsun ki. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. 140. De ki: “Sizler. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. âyet. âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. sizi ondan koruyacak değilim. O. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). ben seni de. İleride bileceksiniz. sizi Allah adına cezalandıracak. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. âyet. “İşte Rabbim!” dedi. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Allah’a özgü hükümranlık demektir. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. o zalimler grubu ile beraber oturma. O. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Gaybı da. hesap görenlerin en çabuğudur. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. Hani İbrahim babası Âzer’e. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. O’nun sözü gerçektir. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. yalanlamanızı engelleyecek. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. 10.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. Sonra hepsi. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir.” Bak.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. O. “Ben öyle batanları sevmem” dedi. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir. hüküm ve hikmet sahibidir.

Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Yani Allah’ı. Hepsini hidayete erdirdik. bilemediler. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. pek çoğunu ise gizlediğiniz. hakkıyla bilendir. Allah’ın hidayetidir ki. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. İslam evrensel bir dindir. ona da inanırlar. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. . o peygamberler. sayelerinde. Zekeriya’yı. Süleyman’ı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken. sizi bir tek candan yaratandır. Onlar kendilerine kitap. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi. Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır. ellerini uzatmış. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.. Elyasa’ı. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. üst üste binmiş taneler. Şüphesiz Allah. meleklerin. İşte bu (Kur’an) da. Ölüden diriyi çıkarır. Eyyub’u. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da.0 İşte.. O (Kur’an).0 Ahirete iman edenler. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. Babalarından.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. Bu sûrenin 90. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. Geceyi dinlenme zamanı. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. “Bana vahyolundu” diyen. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. Dolayısıyla. Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. sonra bırak onları. size. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. bir de emanet bırakılma yeriniz var. Yûsuf’u. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Yahya’yı. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Bunların hepsi salih kimselerden idi. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir.0 Çünkü. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. bereket kaynağı. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. İşte bu.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. işte güven onların hakkıdır. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. İsa’yı. Sizin bir karar kılma yeriniz. O gökten su indirendir. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. Zürriyetinden Dâvud’u. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir).üzüm bahçeleri. (kendisiyle) ne sizin. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. âyetinde ifade edildiği üzere. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Diriden de ölüyü çıkarandır. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna. O. onlara vekil kılmışızdır. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar. İsmail’i. O. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.

Öyle ise O’na kulluk edin. koku. Gözler onu idrak edemez ama O.0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Onların. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. Bir de (şeytanlar). gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. haddi aşanları çok iyi bilir. sonra onlar da haddi aşarak. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle. en gizli şeyleri bilendir. Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. O. Artık. gözleri idrak eder.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. Kureyş müşrikleri peygamberimize. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak.0 Ey Muhammed! Sen. Şüphesiz senin Rabbin. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi. bir de olgunlaştığı zaman bakın. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. Basiret. diyorlardı. O. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. O her şeyin yaratıcısıdır. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Biz onlara melekleri de indirseydik. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken. İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. hakkıyla bilendir. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. yücedir. onun hakikatini kavramak mümkün değildir. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlar. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. Şüphesiz senin Rabbin. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. O her şeyi hakkıyla bilendir. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına.”0 O. gönül gözü demektir. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. “Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. Kafadaki göze basar denildiği gibi. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. bir meyve verdiği zaman. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). 23. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. . “Sen ders almış okumuşsun. görüp gözeten)dir. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. Oysa onları o yarattı. âyet. renk. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Ben başınızda bekçi değilim. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. Rabbinden sana vahyedilene uy. O. hakkıyla işitendir. O halde sakın şüphecilerden olma. Allah.0 Bunların meyvesine. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. bilgisizce Allah’a söverler. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). İşte sizin Rabbiniz Allah. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.

iyilere iyi derece. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. İşte böyle. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. zalimler kurtuluşa eremezler. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. Bu. koyun. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. hakkıyla bilendir. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. Âyet. rahmet sahibidir. Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. cehennem. Allah.. arpa. Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. 145. deve. derler” diye dedikodu yaparlardı. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. Şüphesiz. hesap. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. Allah’a ortak koşanların çoğuna. diye bir de kılıf uydururlardı. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. âyet. Bu âyet. En’âm sûresi. Ama farkında olmuyorlar. fazlasına ihtiyacı yok. gizlisini de. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. Bir pay da putlarına ayırır. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz. âyet. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. cennet. Onlara bir âyet geldiği zaman. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. “Allah zengindir. Allah’ın. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. Rabbinin dosdoğru yoludur. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). Maide sûresi. Putlar ise fakirdir”. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. 114-115. 173. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. keçi. misafirlere. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere.. öldükten sonra dirilme. karanlıklar içinde kalmış. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. “Şu Allah için.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. koştukları ortaklar. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar.0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. . “Bakın. Kimi de saptırmak isterse. âyet. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır.” Onların insanlardan olan dostları. sıkar. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. 3. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. Ben de (görevimi) yapacağım. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. İşte biz. Nahl sûresi. hiç. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. âyet. buğday gibi ziraat ürünleriyle.

Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır. sığır. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. çok merhametlidir. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Yine O. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. faiz alma. Burada vurgulanmak istenen nokta. âyet.160. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır.) Bakınız: En’âm Sûresi. fakat israf etmeyin. İnsanlar doğru. Bu âyetten Allah’ın. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. sığırdan da iki. israf edenleri sevmez. Âyetin bu kısmı.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. “onda bir” demektir. Eğer seni yalanlarlarsa. “O. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu. keçiden de iki. 99 ve ilgili dipnot.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.haram sayanlar. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. çardaklı. O.0 Şüphesiz O. ve Bakara sûresi. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma. babalarımız da.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. . Gerçekten onlar sapmışlardır. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. sizin için apaçık bir düşmandır. çardaksız olarak bahçeleri. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek. keçi. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları. 173. zulüm. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. peygamberleri öldürme.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık. O. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık. Onlar Rablerine.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar. Konu ile ilgili olarak 139. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. mutlaka ziyan etmişlerdir. bu sûrenin 119.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki. Çünkü o. O. erkek. âyet. Çünkü O.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar.103. İşte böyle. akıtılmış kan. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.”0 De ki: “Haydi. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir. hakka karşı başkaldırma. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. Aslında bunlar haram şeyler değildi. Sonra saldırganlık. Karılarımıza ise haramdır. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. âyetin dipnotuna bakınız. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. Öşür. koyun. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. âyet. Halbuki bu hayvanların deve. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. âyetlerine bakınız. başka şeyleri denk tutuyorlar. hakkıyla bilendir.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. Sığır ve koyunların ise. Darda kalan kimsenin. insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir.

diye bu Kur’an’ı indirdik. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi.0 De ki: “Siz bekleyin. 286. O. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. Ben müslümanların ilkiyim.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. 38. ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları. âyet. 7. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. çok bağışlayandır. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. dosdoğru bir dine. âyet. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. âyet. diğer ibadetlerim de. her şeyi açıklamak. yahut. Necm sûresi. 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. İşte ben bununla emrolundum. 156.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. Allah’a ortak koşanlardan değildi. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. Zümer sûresi. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün.85. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. 165 O. . âyet. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya. Başka yollara uymayın. Fatır sûresi. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. 153 İşte bu. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. (Zina ve benzeri) çirkinliklere. 33.157 Kitap. yaşamam da. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. Şüphesiz biz de bekliyoruz. bir hidayet ve bir rahmet geldi.” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi.8. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. âyet. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.15. Sonra (O).0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. cezası çabuk olandır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. Şüphesiz Rabbin.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. âyet. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Anaya babaya iyi davranın. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. 7. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da. Şüphe yok ki O. 18.21. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. benim dosdoğru yolum. 84. âyet. çok merhamet edendir. âyet. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Artık ona uyun. O size.0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız. 32. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. âyet. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur.

Hûd sûresi. “elA’râf”.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. yüksek mevkiler demektir. Sûre adını. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. Azabımız kendilerine geldiğinde. demedim mi?” diye seslendi. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. Sonra size şekil verdik. 46. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. 4.0 Andolsun. 7. 206 âyettir. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. 10. Sûrede temel konu olarak. sana. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. yemin ederim ki. 6. 163-170. sizi yarattık. 14. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik.0 Bu. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. âyet.7. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. âyet. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. Yoksa zalimlerden olursunuz. 21. O. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. 13. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. ve 48. “(Biz bunu hak ettik. 12. 5. 12. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. melek olmayasınız. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. 16. 18. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 109. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. Allah. saygı ile eğilenlerden olmadı. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. arkalarından.” Derken şeytan. 97. 19. 15. 20. 2.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Bu âyette. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. Andolsun.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. 3. Âyetin bu kısmı. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. Sonra da meleklere. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. âyet. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.0 Rabbinizden size indirilene uyun. hepinizi cehenneme doldururum. 9. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi. 8. Kehf sûresi. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. yüksek yerler. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. insanların küfürde. âyet. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. 11. Dilediğiniz yerden yiyin. zulümde.6. “Şimdi in aşağı oradan.” Allah da. . Allah. 5. O gün amellerin tartılması da haktır. Elif Lâm Mîm Sâd.0 Peygamberlere de elbette soracağız. âyet. “Adem için saygı ile eğilin” dedik. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. 65. Andolsun. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. onlardan sana kim uyarsa sizin. Çünkü beni ateşten yarattın.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Rableri onlara. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. 17. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. 22.

Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. israf edenleri sevmez. Onlar üzülecek de değillerdir. haksız saldırıyı. bir kısmına da sapıklık layık oldu. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık. Onlar için cehennem ateşinden döşek. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. 28. işte o daha hayırlıdır. 40.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. Fakat bilmiyorsunuz. 43. günahı. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” Her milletin belli bir eceli vardır. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. Âyetin bu kısmı. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. Çünkü o ve kabilesi. açık ve gizli çirkin işleri. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. azabı tadın” derler. 24.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. kendilerine öncülük edenler için. Onlara. 35. 38. Altlarından da ırmaklar akar. Şüphesiz biz şeytanları. 31.” Allah bir kısmına hidayet etti. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. 30. 0 . 39. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse. canlarını almak için geldiğinde. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Çünkü o. “Hamd. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah’ın. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir. 29. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. 32. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi.işte onlar cennetliklerdir. dünya hayatında mü’minler içindir. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. 26. Çirkin bir iş işledikleri vakit.” Öncekiler sonrakilere. 33. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. ne de öne geçebilirler.” De ki: “Rabbim ancak. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). Onlar da. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. 25. 42. De ki: “Şüphesiz. Kim. ne bir an geri kalabilirler. 37. 36. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. 34. Allah çirkin işleri emretmez. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Yiyin için fakat israf etmeyin. Bu (giysiler). şeytan sizi de saptırmasın. biz hidayete ermiş olamazdık. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.23. onlara göklerin kapıları açılmaz. ayrı ayrı açıklıyoruz. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. 41. Onlar. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. artık onlara korku yoktur. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz. Onların eceli geldi mi. 27. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti.

53. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. 59. O. kudret ve hakimiyet tahtı. “Evet” derler.44. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız.0 Andolsun. Topluma faydaları dokunmaz. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Çünkü O. O zaman aralarında bir duyurucu. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. Onlar ise ancak. kötüsü vardır. 49. Şüphesiz. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. 45. Onlar. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. yüksek yerler. Cennetliklere. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. sınırsız kudret makamı demektir. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. emretmek de yalnız O’na mahsustur. güneşi. 52. 51. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. Kavminin ileri gelenleri. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. Dikkat edin. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. yaratmak da. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. Bazı müfessirler. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. 62. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. 46. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. Arş. haddi aşanları sevmez. A’râf. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.0 Andolsun biz onlara. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. 57. girin cennete. İyiler verimli toprak gibi. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. 56. Toprak gibi insanların da iyisi. 60. 47. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. âyet. . Ola ki ibretle düşünürsünüz. 70. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. âyet. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. 61. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Cehennemlikler de cennetliklere. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. Şüphesiz sizin Rabbiniz. bilerek açıkladığımız bir kitabı. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. 58. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. Cennetlikler cehennemliklere. Aksine ben. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Size korku yok. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır. Onlar. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. “Ne olur. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. 48. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. “Selam olsun size!” diye seslenirler. A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. ama bunu ummaktadırlar. 50. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. 55. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. geceyi. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. 13. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. 54. “Şüphesiz. topluma yararlı olurlar. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. yüksek mevkiler demektir. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler.

Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. 80. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. suçluların akıbeti nasıl oldu. 78. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.” “Bir de. 64. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. .. 79. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. küçük görülüp ezilen inanmışlara. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”0 Bak. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. bir kısmı da inanmamışsa. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. 82.63. 70.” Onlar. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. 84. 75.” 0 Hicr sûresinin 74. içsin. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen. Hûd. Sakın ona bir kötülük etmeyin. “Siz. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi. 68. haklarında hiçbir delil indirmediği. 81. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı.” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. Allah’ın. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. 66. 69. 65. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. siz haddi aşan bir toplumsunuz. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. 83. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. Onlara.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Hatırlayın ki. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. 85.” demek oldu. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi.” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. 71. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. Hayır.. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Nihayet deveyi kestiler. Onlar da. 86. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Salih’in. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. O. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. dağları oyup evler yapıyorsunuz. 72.” Kavminin cevabı ise sadece. Derken. 74. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Derken kavmi onu yalanladı. 73. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. 67. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 76.” dediler. 77. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir.. Büyüklük taslayanlar. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. Bakın.

Elini (koynundan) çıkardı. Fakat onlar yalanladılar. 92. Size nasihat de ettim. apaçık bir ejderha. Şuarâ sûresi. 99. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. Eğer. 105. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. 110.” Firavun ileri gelenlere. 97. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. 89. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. 90. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. 103. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Şuarâ sûresi. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. 109. Bir de ne görsünler o. Bir de ne görsünler. âyet. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. 94. Bak. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. 100.” Şuayb.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. 95. 88. Hz. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Hz. farkında değillerken onları ansızın yakaladık. 101. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. . 108. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. 32. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım.0 Firavun. 106. âyet. âyet. “İstemesek de mi?” dedi. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup. 102. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. âyet. bozguncuların sonu nasıl oldu. inkarcılara mühlet verip. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun. bakanlar için. 107. sözünde durma diye bir şey bulmadık. 96.0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. sonra onları ansızın yakalaması”. 91. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. bembeyaz olmuş. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz de. 111.” Derken. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. Şimdi ben. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. Mûsâ’nın. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik.0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla. 60-63. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Biz onların çoğunda.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. Sonra onların ardından Mûsâ’yı. 104. Andolsun. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. 33. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. 98.” Bana. 43-44. 93. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet.87.

Derken. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. 118. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. . “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. bu sûrenin 128. 125. 128. 131. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. Biz de Mûsâ’ya. 139. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. 121. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. geldikten sonra da. kullarından dilediğini mirasçı kılar. Bir de ne görsünler o. kurbağalar ve kan gönderdik. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. Mûsâ kavmine. 133. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. Ona. 124. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. 136. biz sana inanacak değiliz.” Biz de. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. (Sihirbazlar). Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. 135. (biz çalışıp kazandık)” derler. 127.” Mûsâ. 137. 115. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. Andolsun biz.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. 123. “Evet. Fakat çokları bilmezler. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). kadınlarını sağ bırakacağız. 113. “Umulur ki. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler.” Firavun. “Siz atın” dedi. Fakat onlara iyilik geldiği zaman.” “Sen sırf. ürün güvesi (haşerât).112. 130. 132.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. “Bu bizimdir. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini. ve 129. 116. Üzerlerine azap çökünce. bu ülkede fesat çıkarsınlar. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. (Mûsâ). “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. Bu yüzden onlardan intikam aldık. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. 126. 129. değil mi?” dediler. Firavun ailesini. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. 134. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. 114. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. 117. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. (Hiçbirinden ders almadılar. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. 120. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. 119. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. 138. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. 122. Firavun. çekirge. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. Büyük bir sihir yaptılar.

(Bakınız: Bakara sûresi. 154. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. gerçekten sapmış olduklarını görünce. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır.” dedi. Peygamber. vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. onlara iyiliği emreder. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Az kalsın beni öldürüyorlardı.0 Ona iman edenler. kötü ve pis şeyleri haram kılar. “Rabbim! Bana (kendini) göster. ona saygı 0 0 0 0 Hz. sana bakayım” dedi. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular. Ayılınca.” Onlar. ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. “ağır mükellefiyetler”. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. âyet. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. 141. 151. 152. ziynet eşyalarından. Mûsâ için. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir.0 Mûsa. dilediğim kimseyi ona uğratırım. 146. O. kavmine de emret. Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. Artık bizi bağışla ve bize acı. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. dilediğini de doğruya iletirsin. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. Ben inananların ilkiyim” dedi. 148. Sen bizim velimizsin. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. onu kendine doğru çekmeye başladı. 144. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. 142. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. Nitekim. .140. Bizi kendi rahmetine sok. 145. buna on (gece) daha kattık. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.” (Mûsâ). (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik. 153.Mûsâ’nın kavmi. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. Onu. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. mecazi olup. 55). kavminden. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. 150. okuma yazma bilmeyen insan demektir. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. “ümmî”. Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. “Ümmî”. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. Allah’ın dağa tecellisi. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. Mûsâ. “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. 155. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. onları kötülükten alıkoyar. Ancak okuma yazma bilmeyen. Mûsâ da baygın düştü. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. her insan bilgisiz olmayacağı için. 156. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. onların. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. 147. 143. bana karşı gelmekten sakınanlara. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. 149. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Mûsâ. “Kavim beni güçsüz buldu. Mûsâ. “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Fakat (şu) dağa bak. Bu. cahil demek değildir. çok merhamet edendir. Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. Allah da. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. okuma yazma bilmeyen Hz. Oğullarınızı öldürüyor.

tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. 168. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. . Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. diriltir ve öldürür. O. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz.157. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. elbette cezayı çabuk verendir. Bu bir imtihandı. Yahut. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. Onlar da. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. 167. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık.0 Ey Muhammed ! Onlara. 165. onları kendilerine karşı şahit tutarak. 159. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. çok merhamet edendir. Allah Teâlâ. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. bizi affet)’ deyin. Şüphesiz Rabbin. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. gösterenler. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. 166. şüphesiz biz. Böyle yapmamız kıyamet günü. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. âyetlerinde de zikredildiği üzere. Âyette anlatılan olay budur. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. diğer günler o derece gelmiyorlardı. Hani Rabbin. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. 162. Âyette sözü edilen bu kent. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. 160. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. “Evet. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Onlardan iyi kimseler vardır. 163. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Şüphesiz O çok bağışlayandır. 173. Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. 164. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. Derken. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Bakara sûresinin 58 ve 59. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. 170. şiddetli bir azapla yakaladık. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. 169. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. bizi affet) ifadesini. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. 171. Allah hakkında. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. 172. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. 161. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. 158.

181. çağırın ortaklarınızı. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. 190. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. 180.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Yarattıklarımızdan. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil. 192. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. 182. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. yere de ağır basmıştır. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. işte onlar. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. 178. 189.174. . 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları. Hiçbir şeyi yaratamayan. 176. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.0 En güzel isimler Allah’ındır. bocalayıp dururlar. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. cehennemlik olmuşlardır. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. 193. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. bütün salihlere velilik eder. Kimleri de saptırırsa. 187. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). Bakınız: En’âm sûresi. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. İşte bu. gözleri olup da bunlarla görmeyen. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. O göklere de. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.” Allah kimi doğru yola iletirse. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Ben onlara mühlet veririm. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Onları çağırsanız da. 194. 185. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. ne de kendilerine yardım edebilirler. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. cinler ve insanlardan. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. 184. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. O size ancak ansızın gelecektir. 191. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler. O. 179. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir. ziyana uğrayanların ta kendileridir. Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. Allah. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0. hatta daha da aşağıdadırlar. 195. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. yine insan cinsinden. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. 175. İşte bunlar hayvanlar gibi.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. Allah’ın yarattığı her şeye. âyet ve ilgili dipnot. 75. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. 188. 186. 183. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. 177. odur doğru yolu bulan. âyetinin dipnotuna bakınız.

halbuki onlar görmezler.196. 203. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. ayakta iken veya otururken varılabilirse de.0 0 Bu âyet. hemen Allah’a sığın. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. Şüphesiz O. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Bu secdeye. 205. doğru yola çağırırsanız işitmezler. Rabbini. hakkıyla işitendir. sonra da bundan hiç geri durmazlar. içinden yalvararak ve korkarak. Sen onların sana baktıklarını görürsün. Şeytanlara kardeş olanlara gelince. . Sen af yolunu tut. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. 204. 200. Bunlardan birini okuyan. 197. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. Eğer onları. cahillerden yüz çevir. hakkıyla bilendir. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. 201. 199.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir. ayakta iken gidilmesi daha uygundur. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya. iyiliği emret.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. 198. 202. Onlar kendilerine de yardım edemezler.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir.

Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu.0 3. Nasıl ki.Bu. 11. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. Vurun. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Rableri katında yüksek mertebeler. savaş. Ey iman edenler. fakat Allah attı.İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener). onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. 15. hakkıyla bilendir. 16.(Savaşta) onları siz öldürmediniz. “Ben sizinle beraberim. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. 5. 18. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. 14. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah ve Rasûlüne itaat edin. Bu. Sûrede başlıca. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. Âyette sözü edilen iki taife. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. 12. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.Allah bunu.” 2. Mü’minler ancak o kimselerdir ki. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. fakat Allah onları öldürdü. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir. özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri. Şüphesiz Allah. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. sizi temizlemek. tüm tedbirleri alıp.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır.Enfâl savaş ganimeti demektir. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.0 10. orduyla savaşmak yerine. Ne kötü varılacak yerdir orası. Mü’minleri. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. Attığın zaman da sen atmadın. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı.0 8. kelimesinden almıştır. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. Allah’ın gazabına uğramış olur. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. Müslümanlar. 17. Hani Rabbinizden yardım istiyor. mutlak güç sahibidir. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz.8. O da. gerekenleri yaptıktan sonra. 6. 75 Âyettir. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). Peygamber orduya hücum emri verdi. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. o sizindir diye va’dediyordu.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. Hani Allah size iki taifeden birini.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o. 7. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. 0 0 0 0 Tevekkül. aranızı düzeltin. adını ilk ayetteki &quot. Onlar namazı dosdoğru kılan. 4. Onlara. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. O halde.el-Enfâl&quot. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. . Hani Rabbin meleklere. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. Onun varacağı yer de cehennemdir. sizden şeytanın vesvesesini gidermek. 13.Sûre. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. hüküm ve hikmet sahibidir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. yalvarıyordunuz. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. İman edenlere sebat verin.

Bu âyette. Allah büyük lütuf sahibidir. 37.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. Allah da tuzak kuruyordu. ellerine birer kılıç verelim.0 36. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. 29.Peygamber. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. âyet. Toplantıda. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.Hani onlar. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak.(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz.İşitmedikleri halde. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. onun huzurunda toplanacaksınız. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. 98 ve ilgili dipnot. pis olanı temizden ayırmak. “Ey Allah’ım. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar. Fakat onların çoğu bilmez. 54 ve ilgili dipnot. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. “Duyduk. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. Hz. 28. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. Cebrail durumu Hz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki.Onların. 22. 23. Hz. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı.Peygamber’e haber vermişti. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. 24. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. ıslık çalıp el çırparlardı. 25. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim.Peygamber’in hapsedilmesi. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. Onlar tuzak kuruyorlar. 35.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman.0 26. 33.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır.0 31. Hz.Ali’yi yatırarak Hz.” Bu görüş kabul edilince. 21. kendi yatağına Hz. Öldürmek kesin çözümdü. âyet. Allah. 30. “işittik” diyenler gibi de olmayın.19. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. sizi bağışlar. Bu. Âyette söz konusu edilen tuzak. Allah kişi ile kalbi arasına girer. Müşrikler. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. 27. “Allah’ın.0 Derken Allah sizi barındırdı. 34. dilsizlerdir. 32. 20. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. “Dâru’n-Nedve’de toplandılar. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. . elbette onlara işittirirdi. Yine bilin ki. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Şüphesiz. Bakınız: Nisâ sûresi. Böyle yaparsak. Şüphe yok ki. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. işte müşriklerin bu planıdır. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup.

Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında. 42. Bakınız: Enfâl sûresi. 54. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. 57. 0 0 0 Âyette. yoksullara ve yolculara aittir. geçmiş günahları bağışlanır. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan). azabı çetin olandır. yaşayan da açık bir delille yaşasın. O ne güzel yardımcıdır! 41. 53. 8. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. 45.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.Bilin ki. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki. Fakat Allah. elbette hakkıyla işitendir. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin). bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. . Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah. inkar edenlerdir. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. kervansa sizin aşağınızdaydı. 50. 47. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. 48.Şüphesiz Allah katında. 49. Hepsi de zalim kimselerdi. Çünkü o.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. O ne güzel dosttur.İnkar edenler. Artık onlar iman etmezler. hüküm ve hikmet sahibidir. 52. Ben Allah’tan korkarım. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk.Onlar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. Allah.” demişti. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). âyet.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Eğer Allah’a. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. 123-124.Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Bütün işler Allah’a döndürülür.0 39. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. 43. devletiniz elden gider. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Peygamber’e. kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin.38. olacak bir işi gerçekleştirsin. 55. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Sabırlı olun. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün.Eğer onları savaşta yakalarsan. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. 46. 58.Şımarıp böbürlenmek. yetimlere. 59.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu.(Ey kafirler!) Bu. 44. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. Çünkü Allah hainleri sevmez. Şüphesiz Allah. hakkıyla bilendir. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. mutlaka ben de size yardımcıyım. 51. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar. gerisin geriye dönüp.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. 56. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). onun yakınlarına.Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır. 40. onlar uzak tarafında. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. kendileriyle antlaşma yaptığın. Melekler. cezası çetin olandır” demişti. hakkıyla bilendir. ölen açık bir delille ölsün. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. âyet. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir.9. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. “Ben sizden uzağım.Bunların durumu. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi.

Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Size zulmedilmez. “Bunlar senin kavmin ve akraban. Ömer ise. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. işte onlar da sizdendir. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Ebu Bekir. Çünkü o hakkıyla işitendir. Allah sabredenlerle beraberdir. O. onların velayetleri size ait değildir. Onlarla Allah’ın düşmanını. yardım etmek üzerinize borçtur. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. hüküm ve hikmet sahibidir. Nihayet. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah’a karşı gelmekten sakının. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. hicret edinceye kadar. 62. ihlas. hakkıyla bilendir. öldürülmelerini teklif etmişti. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. Onlardan fidye al. işte onlar gerçek mü’minlerdir. 61. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Hz. Allah hakkıyla bilendir. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. Allah’ın kitabınca. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Bunun üzerine bu âyet indi. . 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. hakkıyla bilendir. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter.63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. 75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah çok bağışlayandır. çok merhamet edendir. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. İman edip hicret etmeyenlere gelince. Hz. işte onlar birbirlerinin velileridir. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin.60. Tövbe edebilirler. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. 65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Hz. Allah mutlak güç sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir. Peygamber. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. Onları öldürme. hüküm ve hikmet sahibidir. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. çok merhamet edendir. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir.

inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. 0 Haccı Ekber günü. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. 8. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. Ama yüz çevirirseniz. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü. küfrün ele başlarıyla savaşın.15 Onlarla savaşın ki. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Umulur ki. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. Onların antlaşmalarını. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Sûre adını. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.9. 11. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Allah ise. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. Bu. Yeminlerini bozan. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Eğer tövbe ederseniz. . Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. 12. Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Başında besmele olmayan tek sûredir. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. Eğer tövbe ederler. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. 14. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. 3. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. siz de onlara dürüst davranın. ne akrabalık (bağlarını). 5. hüküm ve hikmet sahibidir. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Şunu bilin ki. 13. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. onlara karşı size yardım etsin. 1. Hacc-ı ekber gününde0. bu sizin için hayırlıdır. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin. Allah’tan. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. vazgeçerler. Allah hakkıyla bilendir. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. namazı kılar ve zekâtı verirlerse.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. Sûrede başlıca. 129 âyettir. çok merhamet edicidir. bu hükmün dışındadır. şunu iyi bilin ki. 7. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. âyetten almıştır. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. Şüphesiz Allah. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. inkârcıları perişan edecektir. 16 Yoksa. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. kendilerini serbest bırakın.Fakat tövbe edip. 9. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. Allah ve Resûlünden. 17 Allah’a ortak koşanların. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. Allah içinizden. 6. onları rezil etsin.Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. elem dolu bir azabı müjdele! 4.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. İnkârcılara.

Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hırıstiyanlar ise. O. Artık bu yıllarından sonra. zalimlerin ta kendileridir. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.0 Sonra Allah. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. Allah onları kahretsin. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Yahudiler. hahamlarını. bütün dinlere üstün kılmak için. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. işte onlar. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. hürmet edilmesi gereken. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. Allah katında büyük bir mükafat vardır. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Allah katında ayların sayısı on ikidir. eşleriniz. De ki: “Eğer babalarınız.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” Andolsun. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Oysa. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Bilin ki Allah. Mekke’nin fethinden sonra (H. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. aşiretiniz. Hani. Sonra Allah. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. . kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. namazı dosdoğru kılan. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. Eğer yoksulluktan korkarsanız. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. İşte bu. Rableri onlara. Ancak. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz. Cahiliye devri uygulamasına göre. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. bunlar da ancak. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Allah katında daha üstündür. Bu aylardan Zilkâde on birinci. inkârcıların cezasıdır. oğullarınız. “İşte bu. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. Haram aylar. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. O. Bu sebeple. Bunlardan dördü haram aylardır. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. başarıya erenlerin ta kendileridir. Zilhicce on ikinci. kardeşleriniz. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. çok merhamet edendir. 0 0 Huneyn. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. kazandığınız mallar. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise. İşte onlar. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. İçinizden kim onları dost edinirse. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. Bu âyetle bir sonraki ayette. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. Hz.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Allah çok bağışlayandır. siz de onlarla topyekûn savaşın. kendi katından bir rahmet. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.

Onlardan “Bana izin ver. “Siz kolay da gelse. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. Eğer başına bir musîbet gelirse. sizden asla kabul olunmayacaktır. hüküm ve hikmet sahibidir. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. “Gençler ve yaşlılar olarak”. Âyette. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. Öyleyse mü’minler. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. Sana bir iyilik gelirse. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Gerçi onlar. Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir.” Yine de ki: “İster gönüllü.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. bir yıl haram sayıyorlar. Fakat meşakkatli yol. yere çakılıp kaldınız. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. “Eğer gücümüz yetseydi. Mallarınızla. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. yalnızca. Hani o arkadaşına. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Biz de. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın. De ki: “Bizim başımıza ancak. bu onları üzer. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. pek az bir şeydir. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. O bizim yardımcımızdır. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Cahiliye devrinde.” De ki: “Bizim için siz. Onların bu çirkin işleri. Allah mutlak güç sahibidir. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. Gerek yaya olarak. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir. yalnız Allah’a güvensinler. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. inkardan yana kullananların. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu.” Harcamalarının kabul edilmesine. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. ister gönülsüz olarak harcayın. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. . Haydi bekleyedurun. bir kural olarak ifade edilmektedir. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. ona bizzat Allah yardım etmişti. “Üzülme. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. onlara uzak geldi. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah’ın sözü ise en yücedir. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. tercihlerini sapıklıktan.

Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. Sadakalar (zekatlar).” Sizi razı etmek için. Onlara kendilerinden öncekilerin. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. kalplerinde olan şeyleri. Allah onlara lanet etmiştir. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. “Bize Allah yeter. Münafıklar. Allah hakkıyla bilendir. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. İçlerinden. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. İbrahim’in kavminin. ellerini de sıkı tutarlar. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Onlar için sürekli bir azap vardır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. derler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Oysa onlar sizden değillerdir. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. hemen koşarak oraya kaçarlardı. diğer bir zümreye azap edeceğiz. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi. onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. iyiliği yasaklarlar. onlara yeter. Sırf. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. Onların varacakları yer cehennemdir. bunların hepsinden daha büyüktür. hoşnut olurlar. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. Allah da onları unuttu. kadın münafıklara ve kafirlere. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. siz de tıpkı. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. ebedi olarak kalacakları. Sizden öncekilerin. Kendilerine ondan bir pay verilirse. büyük bir rezilliktir. İyiliği emreder. siz de (dünya zevkine) daldınız. mü’minlere inanır (güvenir). Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. zekât toplayan memurlar. Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. hüküm ve hikmet sahibidir. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. kötülükten alıkoyarlar. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. Nûh. Şüphesiz münafıklar. Onlar Allah’ı unuttular. . İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. düşkünler. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. O. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine. De ki: “Allah’la. (Ey münafıklar!). Kötülüğü emredip. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Allah’a yemin ederler. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. Namazı dosdoğru kılar. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. hemen kızarlar. zekâtı verirler. fasıkların ta kendileridir. İşte bu büyük başarıdır. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Âd ve Semûd kavimlerinin.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. Allah erkek münafıklara. kendileri için daha hayırlı olurdu. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. malları ve çocukları daha fazlaydı. Allah’ın rızası ise. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. borçlular. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. “Allah’ın. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. Allah hakkıyla bilendir. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. Allah çok bağışlayandır. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İşte bu büyük başarıdır. çok ağlasınlar. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Artık onlar bilmezler. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. hakkıyla bilendir. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi.. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. Kazandıklarının karşılığı olarak. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. . size mazeret beyan edeceklerdir. Bilesiniz ki bu. içinde ebedî kalacakları. Size kesinlikle inanmayız. size yemin edeceklerdir. Allah’a ve ahiret gününe inanır. Siz onlardan razı olsanız bile. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. Onlara döndüğünüzde. oturup kalmalarına sevindiler. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. canlarıyla cihat ettiler. Çünkü onlar pistir. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. çok merhamet edendir. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Harcayacaklarını. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bütün hayırlar işte bunlarındır. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. Bu. hüküm ve hikmet sahibidir.. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah hakkıyla işitendir. kendilerine izin verilsin diye geldiler. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Artık onların peşini bırakın. az gülsünler. Kendilerinden razı olasınız diye. Allah onlara. mallarıyla. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Mazeret beyan etmeyin.” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah bunlarla ancak. Artık onlar anlamazlar. Sonra hepiniz. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. güçsüzlere. onlardan servet sahibi olanlar. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez. Allah onları asla affetmeyecektir. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler.” Yanlarına döndüğünüz zaman.” Keşke anlasalardı. Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. Sorumluluk ancak. Allah ta kalplerini mühürledi. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. senin. varacakları yer de cehennemdir. Bunlar.

Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Yaptıkları bu mescidin. tövbe edenler. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. iyilikle onlara uyanlar var ya. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. mü’minler de göreceklerdir.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. onlar Allah yolunda savaşırlar. Kurmuş oldukları binaları. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Allah bir toplumu saptıracak değildir. oruç tutanlar0. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. -yakınları da olsalar. mü’minlerden canlarını ve mallarını. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. İşte bu büyük başarıdır. çok merhamet edendir. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Allah bunu Tevrat’ta. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. ne de bir yardımcı vardır. öldürürler ve ölürler. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. Şüphesiz Allah. âyet. tövbeyi çok kabul edenin. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. yapın. Ebû Âmir. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. hüküm ve hikmet sahibidir. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi.0 Onun içinde asla namaz kılma. Mü’minleri müjdele. Sonra gaybı da. rükû’ ve secde edenler. O diriltir ve öldürür. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. âyet. 86. Allah onlara içinden ırmaklar akan. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. Allah hakkıyla bilendir. Rasûlü de. Şüphesiz İbrahim. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. hüküm ve hikmet sahibidir. babası için af dilemesi. Şu’arâ sûresi. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. Hz.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. çok merhamet edendir. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. 4. günahlarını itiraf ettiler. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. . ibâdet edenler.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. 47. Diğer bir kısmı ise. Münafıklar. Bunlar. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Doğru yola ilettikten sonra. hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. İşte asıl bu büyük başarıdır. Biz onları biliriz. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Allah onlardan razı olmuş. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. çok bağışlayandır. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Kuba mescidi civarında. Yaptıklarınızı Allah da. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Onlar. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Onlara iki defa azap edeceğiz. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. Allah hakkıyla bilendir. Bunlar.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Hz. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. Mümtehine sûresi. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere. ondan uzaklaştı. yumuşak huylu bir kişiydi. âyet. bazı münafıklarca. küfre yardım etmek. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. Allah da tertemiz onları sever. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid.) Allah hakkıyla işitendir. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. çok içli. hamdedenler. Çünkü Allah çok bağışlayandır. Artık. Allah onları rahmetine sokacaktır. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. İbrahim’in. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. Onların mallarından.

Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. ne de ibret alırlar. Evet. Herhangi bir sûre indirildiğinde. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar). O size çok düşkün. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. Allah’ın. onların tövbelerini kabul etmiştir. Bu âyette. ashap da onlardan yüz çevirmişti. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Sonra ne tövbe ederler.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. içlerinden. Bir sûre indirildi mi. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Tebük seferinden sonra Hz. O. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. Allah onların kalplerini çevirmiştir. Rabi’dir. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. Allah yolunda küçük. Allah yolunda çektikleri susuzluk. Ben ancak O’na tevekkül ettim. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Malik.” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. Kalplerinde hastalık olanların ise. Hilâl b. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. Görmüyorlar mı ki. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. Şüphesiz Allah. İman etmiş olanlara gelince. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. Hz. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. açlık. yüce Arşın sahibidir. onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. . onların tövbelerini de kabul etti.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). yorgunluk. “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. Andolsun. inen sûre onların imanını artırmıştır. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. sonra da sıvışıp giderler. Çünkü onların. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Ümeyye ve Murâra b.

Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır. gerek yan üstü yatarken.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. Elif. Eğer Rabbime isyan edecek olursam. Bunların oradaki duaları. 6. Yûnus. âyetler Medine döneminde. 109 âyettir. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik. dualarının sonu ise. ben size onu okumazdım. “selâm”.YÛNUS SÛRESİ 40. 3. insanları uyar ve iman edenlere. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. Allah da size onu bildirmezdi.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. hiç kimse şefaatçı olamaz. Lâm.94. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. 4. O halde O'na kulluk edin. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. Eğer Allah insanlara. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. Andolsun. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. yapmakta oldukları şeyler. aralarındaki esenlik dilekleri. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. 7. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. İçlerinden bir adama. Ben ancak bana vahyolunana uyarım.95 ve 96. gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. O. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. 2. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. . bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. Arş.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. İşte o haddi aşanlara. İşte o. 5. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. bize kavuşmayı ummayanları. güneşi bir ışık (kaynağı). insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. gerek otururken. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. inkar etmekte olduklarından dolayı. elbette büyük bir günün azabından korkarım. şerri de acele verseydi. hidayete erdirir. Sonra. Sûrede. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. kudret ve hakimiyet tahtı. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. nasıl davranacağınızı görelim diye. Rableri onları imanları sebebiyle. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. varacakları yer ateştir. Sûre. Kafirlere gelince. sınırsız kudret makamı demektir. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. Rabbiniz Allah’tır. O'nun izni olmaksızın.10. âyetlerini. Onlar zaten inanacak değillerdi. Râ. Bismillahirrahmânirrahîm 1. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. O. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. İşte biz. kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri.

Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada. 210 :423:" 1211 1636 O. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. kendilerine ne zarar. eğer bizi bundan kurtarırsan. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. De ki: “Siz. Sanki yüzleri. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. Dünya hayatının hâli. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. sırf kendi aleyhinizedir. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. sonra onu tekrar eder.” Öyle ise. sonra da Allah’a ortak koşanlara. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. “Siz de. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. bunları. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. ne de bir zillet. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. İşte düşünen bir toplum için. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Kötü işler yapmış olanlara gelince.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte onlar cehennemliklerdir.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.3)>3 3 3. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. sonra ayrılığa düştüler. Sonunda dönüşünüz bizedir. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). Bekleyin. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. işte böylece gerçekleşmiştir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O.0=dip(10. Oysa zan. “Onlar artık imana gelmezler” sözü. yücedir. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. başlangıçta yaratmayı yapacak. . şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Fakat onların çoğu bunu bilmez. Bilesiniz ki. indirilmiştir. yerdeki her şey Allah’ındır. Onların eceli geldi mi.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. De ki: “Allah dilemedikçe. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. fakat insanlar kendilerine zulmederler. yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. ne de gökte. yalnız bunlarla sevinsinler. de ki: “Benim işim bana aittir. Allah’ın va’di haktır. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. âyet. Her milletin bir eceli vardır. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. sizin işiniz de size. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. sizin de. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. Sonra. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. kendini kurtarmak için onu fidye verir. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. . (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). için için derin bir pişmanlık duyarlar. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Hayır öyle değil. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. ancak ona döndürüleceksiniz. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Sonra da zulmedenlere. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Bilesiniz ki. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. Bunda hiçbir şüphe yoktur. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. zerre ağırlığınca. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. hele gerçeği görmüyorlarsa. hele akılları da ermiyorsa. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. O diriltir ve öldürür.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. Her ümmetin bir peygamberi vardır. Fakat sağırlara.”0 De ki: “Söyleyin bakalım. ben kendime bile ne bir zarar. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. aralarında tanışırlar. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. De ki: “Evet. o zalimlerin sonu nasıl oldu. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. Fakat körlere. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim).” De ki: “Allah’ın size indirdiği. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. Ne yerde. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de. bir kısmını helâl. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. Bak. 34. Azabı gördüklerinde. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. Bu. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Onlar. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. ne de fayda verme gücüne sahibim. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Yine bilesiniz ki. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. göklerdeki her şey. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun.

Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. Suçluların hoşuna gitmese de. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. âyet. “Allah bir çocuk edindi” dediler. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. Göklerdeki her şey. Ey Rabbimiz. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. “Her ikinizin de duası kabul edildi. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. Namazı dosdoğru kılın. bundan uzaktır. O. hep Allah’ındır. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. apaçık bir sihirdir” dediler. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. O. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. gündüzü ise aydınlık kılandır. 103-140. .” Allah da. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. ahirette de onlar için müjde vardır. Ey Rabbimiz. Nûh’un haberini onlara oku. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Mûsâ: “Size hak gelince. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. Sonra dönüşleri bizedir. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. “Şüphesiz bu. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. yerde kim varsa. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. yerdeki her şey onundur. hakkıyla bilendir. Sonra da. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Bilesiniz ki göklerde kim var. ancak Allah’a aittir. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. Mûsâ. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. Çünkü bütün güç Allah’ındır. O her bakımdan sınırsız zengindir.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa. O hakkıyla işitendir. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. Onlara apaçık mucizeler getirdiler.” Onu yine de yalanladılar. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.” Firavun. iflah olmazlar!” dedi. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. Benim ücretim. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. Bak. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. İşte bu büyük başarıdır. Bana müslümanlardan olmam emredildi. Mûsâ’ya ve kardeşine. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi.

insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça. çok bağışlayıcıdır. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. Ben sizden sorumlu değilim. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. 99 Eğer Rabbin dileseydi. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile.” 105. kurtaracağız. 96. Eğer sana bir hayır dilerse.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. 108 De ki: “Ey insanlar. O’ndan başka giderebilecek yoktur. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. arkandan geleceklere ibret olman için. Eğer böyle yaparsan. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. hiçbir kimse iman edemez. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. Firavun da.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. 98 Yûnus’un kavminden başka. keşke (azabı görmeden) iman edip.97 Şüphesiz. inananları da kurtaracağız. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Şüphesiz ki. 93 Andolsun. bir baksanıza. Ben de müslümanlardanım” dedi. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. Nihayet boğulmak üzere iken. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi.” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. derhal onları takibe koyuldu. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Allah. O.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. çok merhamet edicidir. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. 104 De ki: “Ey insanlar. bilin ki ben. sana Rabbinden hak gelmiştir. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. Andolsun ki.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. 92 Biz de bugün bedenini. 102 Onlar sadece. 94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. O. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. . Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. bil ki onu.

ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. O. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. Allah onların gizlediklerini de. (Ey Muhammed!) Belki de sen. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. Sûrede başlıca tevhit. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse. peygamberlik. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. elbiselerine büründükleri zaman bile. ateş onun varacağı yerdir. azap onlara geleceği gün. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. Ondan hiç şüphen olmasın. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. âyet. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. O’ndan gizlenmek için. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. rızkı Allah’a âit olmasın. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz.11. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Sûre. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki. Buna göre âyette. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. 54. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. (Dünyada) yaptıkları şeyler. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. açığa vurduklarını da bilir. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. Allah ise her şeye vekildir. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp.2 Elif Lâm Râ. . her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. sağlam ve açık) kılınmış. Fakat sen. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. ancak bir uyarıcısın. 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Dönüşünüz ancak Allah’adır. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Çünkü O.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. Andolsun. Eğer yüz çevirirseniz. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki. her şeye hakkıyla gücü yetendir. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. Gruplardan her kim onu inkar ederse. 123 âyettir. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. O. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. orada boşa gitmiştir. sonra bunu ondan çekip alırsak. İşte onlar. İyi bilin ki. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. İyi bilin ki onlar. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. Yine iyi bilin ki. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. Şüphesiz o.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar.0 Bu Kur’an. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. âyetleri. Bismillahirrahmânirrahîm 1. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır.

haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. suçum bana âittir. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri.” Nûh dedi ki: “Onu size. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. işte onlar cennetliklerdir. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. İşte bunlar. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. İman edip. . onu istemediğiniz halde. şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. âyetine bakınız.” Ben size öğüt vermek istesem de. gaybı da bilmem. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.0 (Nûh). öğüdüm size fayda vermez. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Nihayet emrimiz gelip. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam. hem de görmüyorlardı. Bu iki zümrenin durumu.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. çok merhamet edendir. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. O halde. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. Sizin hor gördüğünüz kimseler için. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.” dedi. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. demiyorum. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. O. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar. artık hiç kimse iman etmeyecek. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Çünkü onlar suda boğulacaklardır. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. “Binin ona. onunla alay ediyorlardı. Eğer doğru söyleyenlerden isen. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. “Ben bir meleğim” de demiyorum.” Artık.” Ama. Biliniz ki. siz ona karşı kör kalmışsanız. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben. “Biz. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin.

55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni.” 0 0 Âyetin bu kısmında. sadece iftira ediyorsunuz. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Biliniz ki Âd kavmi. 47 Nûh.42 Gemi. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin. Allah’ın insana bir emanetidir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. biz onları (dünyada) yararlandıracağız. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Rablerini inkâr etti. Siz. 56 “İşte ben.” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. ilahlarımızdan biri fena çarpmış. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. O halde sabret. Nûh. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir. Bırakın onu. onun perçeminden tutmuş olmasın. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. Benim ücretim. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. Onun yaptığı. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Siz de şâhit olun ki. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. 43 O. “Ben.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. Allah. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. iş bitirildi. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Senin va’din elbette gerçektir. benimle gönderileni size tebliğ ettim. Nûh. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. Su çekildi. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. Biz sana iman edecek de değiliz. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. bütün canlıların. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. ancak beni yaratana âittir. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi.0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Şüphesiz Rabbim. Ona kötülük dokundurmayın. Bu emanetin. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan. her şeyi koruyup gözetendir. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. bilin ki ben. sonra da bana göz açtırmayın. hem benim. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. hem bu dünyada. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen. Daha bir takım ümmetler de olacak ki.” 54.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Onları ağır bir azaptan kurtardık. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. “Yavrucuğum. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. sonra ona tövbe edin ki. sonra da ona tövbe edin. tahribi değil.” 58 Helâk emrimiz gelince. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi.” 49 İşte bunlar. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır. Çünkü yeryüzü. 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. . bizimle beraber sen de bin.” 46 Allah. iyi olmayan bir iştir. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.

Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız. O. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap. İshak’ın arkasından da Yakûb’u. . hüküm ve hikmet sahibidir. (Bu sözleri duyunca) güldü. 76 Elçilerimiz... Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. Nûh kavminin veya Hûd kavminin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin.” dediler. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. 78 Kavmi. çünkü biz Lût kavmine gönderildik. Dediler ki: “Korkma. Ancak karın müstesna. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. 72 Karısı. Sabah yakın değil midir?!” 82.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. 73 Melekler. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. 69 Andolsun. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.65 Derken onu kestiler. şanı yücedir. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Burada Lût Peygamber kavmini. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce. kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. yalanlanamayacak bir tehdittir.) İşte bu. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. İçinizden kimse ardına bakmasın. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. (Sonra helak olacaksınız. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım.” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını. onun başına da gelecektir. elçilerimiz (melekler). (Onu bırak. Ona da İshak’ı müjdeledik. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi.” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. 74 İbrahim’in korkusu gidip. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin.

elbette aralarında hüküm verilirdi. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. 96. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki.97 Andolsun. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. 103 Şüphesiz. 101 Biz onlara zulmetmedik. katımızdan bir rahmetle kurtardık. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur.” 94 (Azap) emrimiz gelince. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. 113 Zulmedenlere meyletmeyin. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. 106 Mutsuz olanlara gelince. Gündüzün iki tarafından maksat. Onlardan ayakta duranlar da var. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. 108 Mutlu olanlara gelince. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. çok sevendir. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. mutlu (cennetlik) olanlar da. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. öğüt alanlar için bir öğüttür. Gözleyin. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. 95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. yıkılıp gidenler de. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Bu. cehennemdedirler. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Onları sana anlatıyoruz. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. Bu. sonra ona tövbe edin. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. Bu. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. . Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. hem bu dünyada. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu. O’na sırt çevirdiniz. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. Sonra size yardım da edilmez. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. Ancak Rabbinin dilemesi başka.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Bu âyet. 110 Andolsun. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. namaz vakitlerini göstermektedir. Onlar sadece. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. Yoksa size de ateş dokunur. 98 Firavun. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. 107 Onlar.

118. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta. Bütün işler ona döndürülür. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. onlar ihtilafa devam edeceklerdir.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi. hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. . Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin. Bunlarda. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir.117 Rabbin. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. sana hak. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın.” 122 “Bekleyin. 3. biz de bekleyeceğiz. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. âyet. biz de yapacağız. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır.

0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. 20.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Çünkü şeytan. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. Yoksa. Râ. güzel bir sabırdır. 2.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz. 15. 5. 22. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. apaçık Kitabın âyetleridir. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. hüküm ve hikmet sahibidir.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. 12. 14.0 Bunlar. 18.” Onlardan bir sözcü. Oysa Allah. Şüphesiz biz onu koruruz. birkaç dirheme sattılar. Âyetin bu kısmı. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. sana tuzak kurarlar. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde. Elif Lâm Râ. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız. . Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. 9. Babası. insanın apaçık düşmanıdır. 11. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. 8. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. 6. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. O'nu ucuz bir fiyata. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. İşte bir oğlan!” dedi. 3. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz.0 Biz onu. Allah işinde galiptir. 111 âyettir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 17. Bir de üzerine. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. 10. İşte biz. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. önemli mesajlar verilmektedir.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir.” Andolsun.” Onlar da. 4. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. 19. Artık bana düşen. “Elif. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz. Hani Yûsuf babasına. onların yaptıklarını biliyordu.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. 7. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. Lâm. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur.12. 13. güneşi ve ayı gördüm. Bu âyet. “Andolsun. 16. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. “Yûsuf’u öldürmeyin. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. 21. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. Zaten ona değer vermiyorlardı. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti.

Bu. Ben. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. hakkıyla bilendir. Şüphesiz ki o. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi.23. O (Yûsuf) yalancılardandır. .” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. O (Yûsuf) ise.) biriniz efendisine şarap sunacak. O. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa.) sen de günahının bağışlanmasını dile. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. beni hakkında kınadığınız kimsedir. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu. “Ey Rabbim! Zindan bana. Andolsun. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. İshak ve Yakub’un dinine uydum. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. birkaç yıl daha zindanda kaldı. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. dedi. 45. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. 26. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. bu bir insan değil.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. 32. Andolsun. 34. Biri. bana iyi baktı. 44. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.” Yûsuf. kadın doğru söylemiştir. ben ondan murad almak istedim. “Aziz’in karısı. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. Kral. 35. 24. (Zindana varınca). “Çık karşılarına” dedi. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. 27. 29. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. hakkıyla işitendir. “Allah’a sığınırım. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. ancak şerefli bir melektir” dediler. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve. Bu. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu. “Efendinin yanında beni an”. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.” Şehirde bir takım kadınlar. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. Sonra onlar.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. 43.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. 33. Hüküm ancak Allah’a aittir. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. 36. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. O ise. “Ben de rüyamda başımın üzerinde. rüyamı bana yorumlayın” dedi.” Yûsuf. 46. doğru söyleyenlerdendir. yedi zayıf ineğin yediğini. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. 31. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Ey Kadın. 25. 39. 28. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. 42. İkisi de kapıya koştular. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. 37. çünkü o (kocan) benim efendimdir. “Ben size onun yorumunu haber veririm. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi. 30. Kadın. “Haşa! Allah için. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. Diğeri. fakat insanların çoğu şükretmezler. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. siz kadınların tuzağıdır. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. 41. 38. Bize bunun yorumunu haber ver. 40.” Yûsuf. Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş.” “Atalarım İbrahim. İşte en doğru din budur. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. Çünkü o.

64.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek. 65. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. yokluğunda. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. 59. “Onu bana getirin” dedi. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. “Benim böyle yapmam. Babaları. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. “Onu bana getirin. “Ben nefsimi temize çıkarmam. Ondan ben murad almak istedim. “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Ben buna kefilim” dediler. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız.” Onlar. babalarına döndüklerinde. o. 61. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. 63. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. 48. 50. diye sor. Kral. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim.” Yûsuf. (Yûsuf). 52. dedi.47. 68. Sonra da. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. 66. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. biçtiklerinizi başağında bırakın. Fakat insanların çoğu bilmezler. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Elbette ki.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. Yakub onlara. 53. 69. “Onun hakkında size ancak. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. 60. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Yûsuf onları tanıdı. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. Ona güvencelerini verdiklerinde. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Hüküm ancak Allah’ındır. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin. 58. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. Şüphesiz o. 57. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. 56. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. 54. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. 49. ayrı ayrı kapılardan girin. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. 0 Tevekkül. Onu biz elbette koruruz” dediler. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. 55. Onlar. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi. “Şimdi gerçek ortaya çıktı.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.” Kral. çok merhamet edendir” dedi. “Ne yitirdiniz?” dediler. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin. 67. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Kadınlar. 70. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. Görmüyor musunuz. onu özel olarak yanıma alayım”. Ben ona tevekkül ettim. .” Kral kadınlara. “Haşa! Allah için. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. 72. Aziz’in karısı ise. 51. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. 71.0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. ahiret mükâfatı. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. Aziz’in.” “Eğer onu bana getirmezseniz. 62. Böylece Yûsuf’a. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler.

“Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. 98. hükmedenlerin en hayırlısıdır. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun.” Onlar. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Onlardan yüz çevirdi ve. 75. “Ben size. çok merhamet edendir” dedi. Allah tarafından. merhametlilerin en merhametlisidir. Rabbim onu gerçekleştirdi.” Yakup. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. Yakup. 92. 78. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. “Yoksa sen. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Zahiremizi tam ölç. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler.73. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. 97. Değersiz bir sermaye ile geldik. sen Yûsuf musun?” dediler. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. 90. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. 81. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. Çünkü O. ayrıca bize sadaka ver. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. Onlar. bu da kardeşim. 77. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. 88. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. 74. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. 82. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. 95. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. 93. Yûsuf. Bunun üzerine Yûsuf. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. Ondan ümitlerini kesince. O. Yakub. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. 87. “Siz kötü bir durumdasınız. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. 84. Onlar da: “Cezası. “Ben Yûsuf’um. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. 83. Oğulları. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. 79. O artık acısını içinde saklıyordu. 80. 96. 76. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. 85. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. O. Şüphesiz O. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. hırsızlığın cezası nedir?” dediler. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. çok bağışlayandır. Allah bize iyilikte bulundu. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. 94. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Onun yerine bizden birini alıkoy. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. Artık bana düşen. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Dediler ki: “Allah’a andolsun. hırsız da değiliz. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. Dediler ki: “Allah’a andolsun. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Gerçekten biz suç işlemiştik. Allah sizi bağışlasın. 99. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. İçinden. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri. Onlar da. hakkıyla bilendir.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Çünkü. O da. Yakub.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. “Eğer yalancı iseniz.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. güzel bir sabırdır. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek . Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. Oğulları. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. “Bana bunak demezseniz. 100. “Allah’a yemin ederiz ki. 91. 86. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. 89.

Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun.) . memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. 108. 107. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. 111. hakkıyla bilendir.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. 110. Yeryüzünde dolaşıp da.” İşte bu (kıssa). hüküm ve hikmet sahibidir. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. onlara yardımımız geldi de. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. 102. Azabımız ise. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte. Allah’ın şanı yücedir. 103.101. gayb haberlerindendir. 104. Şüphesiz O. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. 3. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. 109. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden.” Biz senden önce de. 106. 0 Müşrikler. Şüphesiz Rabbim. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. âyet. bana çok iyilikte bulundu. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. 105.0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. Andolsun ki.

sonra Arş’a0 kurulan. her işi (hakkıyla) düzenler. Arş. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. Allah. Eğer şaşacaksan. gaybı da. Halbuki O. azabı çok şiddetli olandır. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. 5. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. Onlar orada ebedi kalacaklardır. her dişinin neye gebe olduğunu. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. bir kavme kötülük diledi mi. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. tıpkı bunun gibi cansız. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. asıl şaşılacak olan onların. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Elif Lâm Mîm Râ. Sûre adını. O. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. üzüm bağları. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. İnkâr edenler. De ki. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir.0 O geceyi gündüze bürüyor. 5 Bu âyette puta tapanlar. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. 4. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. 12. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. 10. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. görülen âlemi de bilendir. ekinler. Çok büyüktür. 9. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. O. yürütür. Allah.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. peygamberlik. ağzına ulaşmayacağı halde. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. . bazan ayrı çiçeklerde. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. yeri yayıp döşeyen. 14. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. nehirler meydana getiren.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Bir de senden. Şüphesiz bunlarda. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. O. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer.0 Şüphesiz ki. kudret ve hakimiyet tahtı. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Sen ancak bir uyarıcısın. 7. O. Allah. 6. 2. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki. fakat insanların çoğu inanmazlar. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. Allah’ın emriyle onu korurlar. 13. Her şey onun katında bir ölçü iledir. Gerçek dua ancak O’nadır. 11. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Şüphesiz Rabbin.13. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. çok yücedir. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. orada dağlar. artık o geri çevrilemez. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. 13. 43 âyettir. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. âyetine bakınız. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. 16. 15. Göklerde ve yerde kim varsa. cansız. sınırsız kudret makamı demektir. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. 8.

Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. İşte Allah. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. Allah’a ortaklar koştular. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır.” Onlar. mutlak hakimiyet sahibidir. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. 32. dönüşüm de yalnız O’nadır. birdir. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. Andolsun. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. Ben yalnız O’na tevekkül ettim.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Atalarından. namazı dosdoğru kılan.17. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. 27. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. 28. 29. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İnkar edenlerin sonu ise ateştir. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. 31. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. 26. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. benim Rabbimdir. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. Biliniz ki. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. Onlar. Köpüğe gelince sönüp gider. 22. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Varacakları yer de cehennemdir.” O. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. İnanan ve salih amel işleyenler için. 24. 33. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İman edenler anlamadılar mı ki. O. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. Ona uymayanlar ise. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Onlar. 35. 23. Halbuki dünya hayatı. 37. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. işte lânet onlara. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. 36. 20. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. sonra da onları yakalayıverdim. De ki: “O. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. Allah rızkı dilediğine bol verir. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. 30. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. 21. (Ey Muhammed!) Böylece seni. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. 25. İşte Allah böyle misaller verir. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. 19. ne de bir koruyucu. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. 34. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. (dilediğine de) kısar. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. Onlar. hak ile batıla böyle misal getirir. . 18. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler.

40. hesabı çabuk görendir. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. 43. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. 42. O. İnkar edenler.38. O. dilediğini de sabit kılıp bırakır. Allah dilediğini siler. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. .” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. 39. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. her nefsin kazandığını bilir. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. Onlar. 4. Hesap görmek ise bize aittir. “Sen peygamber değilsin” diyorlar. 41. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. Andolsun. âyet. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. senden önce de peygamberler gönderdik.

işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor.” İnkar edenler peygamberlerine. Şüphesiz bunda çok sabreden. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. “Allah’ın size olan nimetini anın. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. İçinde Hz. 52 âyettir. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar. Âd. Onlar. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. peygamberlere iman. Hüsranın ardından da cehennem vardır.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. dilediğini de doğru yola iletir. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. Bu. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O. mutlak güç sahibi ve övgüye layık. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. Mûsâ’yı da. Hani Mûsâ kavmine. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. övgüye layık olandır. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. çok şükreden herkes için ibretler vardır. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Firavun ailesinden kurtarmıştı. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. Andolsun. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah dilediğini saptırır. O mutlak güç sahibidir. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez.” Sizden önceki Nûh. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Andolsun. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.0 Bu Kur’an.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. İşte bu derin sapıklıktır. Hani O sizi. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Orada kendisine irinli su içirilecektir. Biz her peygamberi. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya.14. .

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

128 âyettir. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır. 11 Allah o su ile size. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir.” 0 Âyetin bu cümlesi. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. 17 Şu halde yaratan. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. 6 Onları akşamleyin getirirken. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. çok merhametlidir. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. . Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. 15. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. hurma ağaçları. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. Hem de onlardan yersiniz. vahiy. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. “Benden başka ilah yoktur. İçilecek su ondandır. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. Şüphesiz Allah. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. büyüklük taslayanları hiç sevmez. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.0 10 O. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. 3 Allah. Dikkat et. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. 23 Şüphe yok ki Allah. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. 12 O. “Öncekilerin masalları” dediler. 2 Allah. ekin. Böyle iken bakarsın ki o. hem de süs olarak atları. 19 Allah gizlediğinizi de. onların gizlediklerini de. açığa vurduklarını da bilir. O. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. 14 O. göklerden sizin için su indirendir. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. adını 68. gündüzü. çok bağışlayandır. çok merhamet edendir. geceyi. 7 Onlar ağırlıklarınızı. yüklendikleri ne kötüdür. 8 Hem binesiniz diye. Yolun eğrisi de vardır. açığa vurduğunuzu da bilir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. O. “en-Nahl” bal arısı demektir. Allah. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. zeytin. yolunuzu bulmanız için de nehirler. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Sûre. Sûrede başlıca.16. katırları ve merkepleri de yarattı. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. yücedir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. Allah’ın azabı binalarını.

Senden önce de ancak. Andolsun biz.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. “ol” dememizdir. âyet. çok merhametlidir. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. İtaat de daima O’na olmalıdır. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. Yahut da. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. O da hemen oluverir. her ümmete. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. . “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. Hayır diriltecek! Bu. yerdeki her şey O’nundur. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler. Fakat insanların çoğu bilmezler. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. Onlar. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. “Hayır indirdi” derler. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.” Göklerdeki her şey. ona. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. Onlar. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. Keşke bilselerdi. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. 256. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. O halde yalnız benden korkun. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir.. İnsanlara. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. bir de bakarsınız. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. ancak tek ilahtır. Allah onlara zulmetmedi. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. Âyetin son cümlesi. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. “Allah’a kulluk edin.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı.” “Haydi. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. O. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Onların yardımcıları da yoktur. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı.

Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. . Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. onların yünlerinden. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. gözler ve kalpler verdi. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Allah. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. Allah sizi yarattı. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. O. Allah’a andolsun ki. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. Onda insanlar için şifa vardır. Şükredesiniz diye size kulaklar.kendilerine ise. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Allah. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. Sonra sizi öldürecek. Allah sizi. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. Bu. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. Sana kitabı. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Onlardan biri. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. fakat onların çoğu bilmezler. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Eğer Allah. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Allah’ın nimetini bilirler. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. Onlar. Böylece Allah. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. ne de öne geçebilirler. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. Allah. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. O. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. canlarının istediğini. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. sonra da inkâr ederler. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. İçinizden kimileri de. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. Onların çoğu kâfirlerdir. Şimdi onu. Allah’a andolsun. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. hiçbir şeye gücü yetmez. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. efendisine sadece bir yüktür. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. mutlak güç sahibidir. Onlar. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. hüküm ve hikmet sahibidir.

Onlar için elem dolu bir azap vardır. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.0 Gerçek şu ki. her şey için bir açıklama. Hayır. Hiç şüphesiz onlar. Sana bu kitabı. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. dilediğini saptırır. . iyilik yapmayı. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Elbette sabredenlere. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. Allah dileseydi. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. kim mü’min olarak iyi iş işlerse.” Andolsunki biz onların. Antlaşma yaptığınız zaman. Allah katında olan ise kalıcıdır. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. Allah’ın. yalancıların ta kendileridir. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. yakınlara yardım etmeyi emreder. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. İşte onlar. Erkek veya kadın. Yalanı. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. Sizin yanınızdaki tükenir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. adaleti. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. Şeytanın hakimiyeti. dilediğini de doğru yola iletir. Müşrikler. hayasızlığı. sizi tek bir ümmet yapardı. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. “Sen ancak uyduruyorsun” derler.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. şeytanın. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. O zalimler. Bu. Şüphesiz Allah. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. İşte onlar. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Fakat O. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. Peygamberin de. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. Kur’an okuduğun zaman. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. O. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.onlar Peygamber’e. onların çoğu bilmezler. doğru yolu gösteren bir rehber.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. kalplerini. Eğer bilirseniz.

Şüphesiz Rabbin. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. ahirette de salihlerdendir. Allah’a itaat eden. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. . Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. sabredenler için daha hayırlıdır. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. hikmetle.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Onlardan yana üzülme. Eğer sabrederseniz. kan. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. cahillik sebebiyle kötülük yapan. çok merhamet edendir. çok merhamet edendir.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin.0 Şüphesiz İbrahim. O. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. Allah’ın nimetine şükredin. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. kurtuluşa eremezler. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. 17-18. 173. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Cumartesi gününe saygı. Ona dünyada iyilik verdik. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın. 0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. elbette bu. Şüphesiz. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. çok merhamet edendir. Şüphesiz Allah. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. hakka yönelen bir önder idi. Sonra da sana. Şüphesiz o. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Allah size ancak leş. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. O. “Şu helâldir”. Andolsun. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. Sonra. “Şu haramdır” demeyin. âyet. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. Allah’a karşı yalan uydurmak için. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. şüphesiz ki Rabbin. âyet. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı.

“Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Biz. Hiçbir günahkâr. Biz.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. Bu. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır. . pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. sayınızı daha da çoğalttık. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş. Mîrac yolculuğunda. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. âyetler Medine döneminde. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. Hz. Sûre. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir.bir binite bindirerek. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. Eğer yine eski duruma dönerseniz. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Her insanın amelini boynuna yükledik.32. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. Hiç şüphesiz o. Peygamberimizin mucizelerindendir. Âyetin bu kısmı “. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. Peygamberin bir gece. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. hakkıyla işitendir.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde. Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. ancak kendisi için bulmuştur. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder.33 ve 57. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. biz de (cezaya) döneriz. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. âyetler ile 73-80. 8 9.0 Kıyamet günü kendisine. hakkıyla görendir. o çok şükreden bir kuldu. Âyet hıristiyanların. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.İSRA SÛRESİ 26.0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Hz. Hz. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. İnsan çok acelecidir. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Kim doğru yolu bulmuşsa. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize.. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. 111 âyettir. diğerleri Mekke döneminde inmiştir..” şeklinde de tercüme edilebilir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Bu sebeple. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına..17.. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler. yüzünüzü kara etsinler. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. -bizce mahiyeti bilinmeyen.

üstünlükler daha büyüktür. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. Allah ile birlikte başka ilah edinme..0 Andolsun biz. onların söylediklerinin ötesindedir. o takdirde o ilahlar. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. Hz. biz onun velisine yetki vermişizdir. sakın onlara “öf!” bile deme. bunlara da veririz.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. Kim haksız yere öldürülürse. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Bu âyet-i kerimede. Haklı bir sebep olmadıkça. göz ve kalp. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. fakat saçıp savurma. her türlü eksiklikten uzaktır. doğru terazi ile tartın. Eğer siz iyi kişiler olursanız.0 Eli sıkı olma. Çünkü o. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. büsbütün eli açık da olma. onlara tatlı ve güzel söz söyle. verdiğiniz sözü de yerine getirin. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Bu ayet genellikle kelime kelime. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. Çünkü O. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. onlara da. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. Zinaya yaklaşmayın. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. Bu daha hayırlı. sizi de biz rızıklandırırız. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kulak. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Biz âyeti. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Bunlar. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme.” . Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. boyca da dağlara asla erişemezsin. Rabbinin lütfundan her birine. Rüştüne erişinceye kadar.0 Allah. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme. Âyette. Akrabaya. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. onların kimini kimine üstün kıldık. onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. kelime kelime tercüme yerine. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. “Elini boynuna bağlama. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. Peygamber’e. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.0 Şüphesiz Rabbin. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın.. O. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. Eğer onlardan biri. onları azarlama. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. Bak nasıl. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah’ın. Onları da. sonuç bakımından daha güzeldir. yücedir. Rabbin. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.

De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. halîm’dir (hemen cezalandırmaz. Fakat bu. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. pek azı hariç. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler.” Allah şöyle dedi: “Çekil. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . Hatta. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. çok bağışlayandır. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. Onlar. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. “Muhakkak Rabbin. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. dilerse azap eder. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. azabından korkarlar. Biz onları korkutuyoruz. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. O. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. Hz. Zaten insan çok nankördür.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. siz onların tespihlerini anlamazsınız. ancak. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Hani sana.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. Onlara vaadlerde bulun. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. 25.0 Bizi. Şüphesiz O. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. mühlet verir). Rabbiniz sizi daha iyi bilir. size karşı çok merhametlidir. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Onun rahmetini umarlar. Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Ancak. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Andolsun. âyet. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. onun soyunu.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. kulaklarına da ağırlık koyarız. git”. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. “Şüphesiz. “Hiç ben. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Artık (doğru) yolu bulamazlar.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez.” Onların yalvardıkları bu varlıklar. Hz. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. İşte bu. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. Dâvûd’un ulaştığı şeref. (yine de diriltileceksiniz. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. Kur’an okuduğunda.0 Hani meleklere. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. Çünkü şeytan aralarını bozar. . Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. yalnız Allah kalır. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik.

77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Varacakları yer cehennemdir. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. ancak zararını artırır. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. doğru yolu bulmuştur. en doğru yolda olanı daha iyi bilir. yahut senin hurmalardan. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.91. onları hakkıyla görendir. 73 Onlar. “güneşin zevali”. Bu âyette. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür. Size pek az ilim verilmiştir. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. hayatın da. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. Bir de sabah namazını kıl. yolunu daha da şaşırmıştır. 75 İşte o zaman sana. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. öğle ve ikindi namazlarının. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. amellerin yazıldığı kitaptır. Onları kıyamet günü körler.0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. Onları karada ve denizde taşıdık.” 89 Andolsun. Çünkü sabah namazı şahitlidir. 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır.92. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze.68 Peki. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. . De ki: “Ruh. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. yine onun benzerini getiremezler. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar. Şüphesiz batıl. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. âyetlerinde söz konusu edilen. batıl yok oldu. karada sizi yere geçirmesinden. 88 De ki: “Andolsun. Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. 90. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. 84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. (insanlar yerine). 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. yok olmaya mahkumdur.” 81 De ki: “Hak geldi. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Cehennemin ateşi dindikçe. Rabbimin bileceği bir şeydir. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun.” 82 Biz Kur’an’dan. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. yahut altından bir evin olmadıkça. Zalimlerin ise Kur’an.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. onlara çılgın ateşi artırırız. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. aynı sûrenin 13 ve 14. yahut iddia ettiğin gibi. Rabbiniz.” 86 Andolsun. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.

De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. “Hamd. bunları ancak. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. mülkte ortağı olmayan. 0 Hz. elinin bembeyaz kesilmesi. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. ister inanmayın. . o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Biz Kur’an’ı. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. daha önce kendilerine ilim verilenler.” Andolsun. Bu da onların derin saygısını artırır. nihayet en güzel isimler O’nundur. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. “İyi biliyorsun ki. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. Ey Firavun. onların cezasıdır. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. Onlar. taştan su fışkırması. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. çekirge. ekin biti. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. kan. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. Şüphesiz.0 Mûsâ ise. çok da kısma. “Biz bir yığın kemik. Zaten insan çok cimridir. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. De ki: “Ona ister inanın. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. İkisi ortası bir yol tut. kurbağa. çocuk edinmeyen.” Namazında sesini pek yükseltme. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler.” “Rabbimizin şanı yücedir. biz mi?” dediler.

arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. âyeti ile Hicr sûresinin 97. 9 Yoksa sen. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Sûre. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. Ashab-ı Kehf. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. 5 Bu konuda ne kendilerinin. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. Bazı bilginlere göre rakîm.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. dediler. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere. . Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. Rakîm. Şunlar. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. 6 Demek sen. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. şu kavmimiz. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Kimi de şaşırtırsa. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir.0 14. Peygamber’i teselli etmektedir. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. Kehf. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir. doğru yolu bulandır. Bu âyette. o halde mağaraya çekilin ki. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. Ayrıca.15 Kalkıp da. ya da bir günden az”. Allah’ın mucizelerindendir. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir. “Rabbimiz. 28. 110 âyettir. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. (Bir kısmı) “Bir gün. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. (Allah onu). kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. 8 Biz. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da.4 Hamd. Sûrede temel konu olarak. göklerin ve yerin Rabbidir. 19 Böylece biz. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın. salih ameller işleyen mü’minleri. Şuarâ sûresinin 3.18. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. sürekli olarak gerçekleştikleri için. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına.) Onları görseydin. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki. mağara demektir. ayrıca Hz. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Allah kime hidayet ederse işte o. adını. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. Allah’ın. ondan başka tanrılar edindiler. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. Bu.3.

” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. O ne güzel görür. Rabbinizdendir. 29 De ki: “Hak.. Yine. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. belki Rabbim bana.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.” 21 Böylece biz. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir. senin bağından daha iyisini verir. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum. sonra bir damla döl suyundan yaratan. “Onların üstüne bir bina yapın. altıncıları köpekleridir” diyecekler. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. bundan daha doğru olana ulaştırır” de. bağların çevresini hurmalarla donatmış. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir.” 42 Derken bütün serveti helak edildi. yahut kendi dinlerine döndürürler. “Allah dilerse yapacağım” de.20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. .” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. Artık dileyen iman etsin. Zaten onları pek az kimse bilir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. O ne güzel işitir! Onların.” 39. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.. Buna dokuz daha eklediler. dileyen inkar etsin. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. ondan başka hiçbir dostu da yoktur. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. “Beş kişidirler. 28 Sabah akşam Rablerine. (insanları) onların halinden haberdar ettik ki. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. (Bazıları).” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler. 0 Bu âyette. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma. Duruma hakim olanlar ise. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. sekizincileri köpekleridir. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok.” 43 Onun. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. Yoksa. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak. 33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. maden eriyiği gibi. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan.

hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. Şimdi siz. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. onu anlamamaları için. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. “Sana öğretilen bilgilerden bana. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. ya da uzun zaman gideceğim. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. Genç. İnkar edenler ise. her şey üzerinde kudret sahibidir.s. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. Biz. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. dünya hayatının süsüdür. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki. Baki kalacak salih ameller ise. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. Bu. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir. Hayır. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Hani biz meleklere. . onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Onlara. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. onların da çağıracakları. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız. Kim. Oysa siz. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). ancak. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. kalplerine perdeler gerdik. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına. Rabbinin katında. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Suçluları. kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir.)’dır. Andolsun. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş. kulaklarına da ağırlıklar koyduk. “Andolsun. merhamet sahibidir.0 Mûsâ ona. Âyette söz konusu edilen kul.. Allah.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. çok bağışlayıcıdır.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. (Ey Muhammed!) Allah’ın. fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. Mallar ve evlatlar. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.0 Rabbin. Kitap ortaya konur.

Onu yaralamak istedim. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Zülkarneyn. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. . Halk onları konuk etmek istemedi. (Müslim. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. 172) Âyetin son cümlesi. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. Altında onlara ait bir define vardı. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir.” “Çocuğa gelince. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.” dedi. Mûsâ. Sonra o Rabbine döndürülür.”0 “O gemi.” Derken yola koyuldular. Adam. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. Fezâil. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. Babaları da iyi bir insandı.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi. Rablerinin onlara. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi.” “Böylece. Sonra yine bir yol tuttu.0 Yine yola koyuldular. biz onu cezalandıracağız. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. Âyetlerde söz edilen bu üç olay. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez. Hoşgörülü davranmak. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte.Peygamber. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var.0 Yine yola koyuldular.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu. anası babası mü’min insanlardı. Mûsâ. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. “Sana. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. eğitim adabı gibi konular bunlardandır. Mûsâ. İki dağ arasına ulaşınca. 96. bunların önünde. Rabbin. şaşılacak bir iş yaptın. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. çünkü onların ilerisinde. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. Bu. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. demedim mi?” dedi. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar. Adam. Orada (kâfir) bir kavim gördü. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. Adam hemen o duvarı doğrulttu.0 Doğrusu. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Güneşin battığı yere varınca.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. Mûsâ. âyet. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Nihayet. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. Mûsâ. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti. “Her kim zulmederse. “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. İşte senin. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz. artık benimle arkadaşlık etme. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Adam. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi.

“Bana erimiş bakır getirin. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. böylece amelleri boşa çıkan.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”. 99 O gün biz onları bırakırız. İnkar etmeleri. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik. beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. ne de delebildiler. (Ne var ki) bana.96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. 106 İşte böyle.101 O gün cehennemi. 97 Artık onu ne aşabildiler. inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için. Oradan ayrılmak istemezler.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. bunun üzerine boşaltayım” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da. Rabbimin bir rahmetidir. 107. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. “Bu. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak). âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. 98 Zülkarneyn. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. 100. dalga dalga birbirlerine karışırlar. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. . İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi.108 Şüphesiz.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. 103.

benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum.” 5.” 8 Zekeriyya. Onu insanlara bir mucize. 21 Cebrail. “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. hiçbir şey değil iken seni de yarattım. dedi.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. “Evet.0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. . Zekeriyya (a. 20 Meryem.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Saçım sakalım ağardı. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.19. Meryem’in. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. âyet. Daha önce onun adını kimseye vermedik. Allah’ın kudretine delil olmak üzere. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet.”0 10 Zekeriyya. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. Hz. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor. “Senin işaretin.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. İsa’nın ilah olmadığını. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. Allah da.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. “Senden. 19 Cebrail. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra.0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. 40-41. Sûre. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. âyetler Medine döneminde inmiştir.6 “Gerçek şu ki ben. 18 Meryem. Allah’tan sakınan. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16.0 Bu. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.0 12. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. 7-10. İsyancı bir zorba değildi. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı.s. karım ise kısırdır. anne babasına iyi davranan bir kimse idi. 15 Doğduğu gün. öyle. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. “Rabbim. Rahmân’a sığınırım. O. öyle. Hz. Bana kendi tarafından. Sûrede başlıca. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Nitekim daha önce. 98 âyettir.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.13. (Konuşmak istedi. burada daha ilginç olan. Biz. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. Rabbinin. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. Hz. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. eşinin hamileliği konusunda. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik.

yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat. O bundan yücedir. (Bakınız: Şuarâ sûresi. mutlak . Bir resül.0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi.budur. Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum. Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye. Maide sûresi. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. dosdoğru bir yoldur.” “Beni anama saygılı kıldı. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. sana.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. gözün aydın olsun. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir.İsa’nın. kimi. Bu. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. iç. Kur’an-ı Kerim.” Bunun üzerine (Meryem. sizin de Rabbinizdir. 143.” Babası. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip. uzaktır.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum. Bu duruma göre nübüvvet. 110.123.” İbrahim. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi.” Hıristiyanların kimi. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût. âyet. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir. Şüphesiz O. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. Kitapta İbrahim’i de an. “İsa bir ilahtır”. âyet. bir peygamber idi. yeni bir kitap ve şeriat getiren. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız. Onları. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter. Zira.162. Allah. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. mutlaka seni taşa tutarım. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. âyet. âyet. Bu âyet. sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Gerçekten o. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. yeni bir din düzeni olabileceği gibi. Kitapta. bir nebi idi. İnsanlardan birini görecek olursan. Mûsâ’yı da an. benim de Rabbim. biz! Ancak bize döndürülecekler.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır. Resûl ise. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren. (Fakat hıristiyan) gruplar. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. Beni azgın bir zorba kılmadı. Bu durum. aralarında ayrılığa düştüler. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler. “İsa Allah’ın oğludur”. bu tariflerin aksine. “Resûl.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. 46. çocukla konuşun diye) ona işaret etti. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. Şüphesiz. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. son derece dürüst bir kimse.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. Oysa.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. beni nimetleriyle kuşatmıştır. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. nebi de.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez.” “Doğduğum gün. Sâffât sûresi.” “Babacığım! Doğrusu ben. Annen de iffetsiz değildi. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. Resül ise.

Eret. Rabbin unutkan değildir. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik.0 74 Biz onlardan önce.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. Ashab-ı Kehf. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. “Muhammed’i. Âs b. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Önümüzdekiler.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. İbrahim’in. Onlar cennete. âyet. Rahmân’ın. cennette altınların. Kitap’ta İsmail’i de an. sonuç itibari ile de. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar. 71 . Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. Onu yüce bir makama yükselttik. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. 2. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. Rabbin için bu. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. Şu halde. 63 İşte bu. Her ikisi de bir peygamberin. diye alay etmişlerdi. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Allah’tan vahy almak. Vâil’deki alacağını istemiş. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Bunun üzerine müşrikler. İşte bunlar. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. inananlara.”0 65 (Allah) göklerin. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. Rivayete göre. Fakat vahyin gelişi on beş. bir nebi idi. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun. inkar edenler. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. 67 İnsan. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. Hiç. Rabbi terketti”. . Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. 62 Orada boş söz işitmezler. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. Vâil hakkında inmiştir. Bir resül. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. 8. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. namazı zayi eden. Hz. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. Allah’tan başka ilahlar edindiler. Kitap’ta İdris’i de an. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. bir nebi idi. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. 70 Sonra. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. o da. Âyetin son kısmı. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir.Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). yahut öbürünü. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. 81 Onlar.52 53 54 55 56 57 58 Ona. Putların. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. 82 Hayır! İlahları.0 60. risalet ise bu vahyin tebliğidir. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. 69 Sonra her bir topluluktan.0 0 0 0 0 0 manada. yahut kırk gün gecikmişti. ashaptan Habbâb b. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. Mekkeli müşriklerden Âs b. Müşriklerin. 59 Onlardan sonra. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir.

Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız.86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. 85.83 Kafirlerin başına. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . 97 Ey Muhammed! Biz. 89 Andolsun. 90. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. yer yarılacak. 88 Onlar. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. 94 Andolsun. dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.

âyet. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte. yahut ateşin başında. 5 Rahmân. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki. . çünkü o azmıştır.”0 24 “Firavun’a git. Mûsâ. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. (Bakınız: Kasas sûresi.0 11 Ateşin yanına varınca. 7 Sen sözü açığa vursan da. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. yol gösterecek birini bulurum” demişti. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl. Rivayete göre. gizlesen de Allah için birdir. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. Çünkü O. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. ben senin Rabbinim. Sûrede. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce. Hemen ayakkabılarını çıkar. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. 20 Mûsâ da onu attı. kudret ve hakimiyet tahtı. Bir de ne görsün o.0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. yalnızca O’nundur.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Sûre.” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. 6 Göklerdeki.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz.12. 8 Allah. bir kış gecesi. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir. Arş.20. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır. orada Hz. Mûsâ.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. âyet.” 27. âyetler) genişçe anlatılmaktadır. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu. Hz. sınırsız kudret makamı demektir. Hz. Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle. Müddeti tamamlayan Hz.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın.” 26 “İşimi bana kolaylaştır. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. ondan daha gizli olanı da. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. En güzel isimler O’nundur.0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz. “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım.” 22.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. Arş’a0 kurulmuştur. Benden başka hiçbir ilah yoktur. 135 âyettir. Ona dayanırım. 4-35). Kasas sûresinde (3-42. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. Onunla başka işlerimi de görürüm.” 19 Allah. gizliyi de bilir.” 1 2.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. “Siz burada kalın.

ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. çünkü ben sizinle beraberim. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. “Seni çok zikredelim diye. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.” “Seni çok tespih edelim diye”. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi. Mûsâ. Selam. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre.” Mûsâ. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim.” “Öyleyse. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. gözü aydın olsun.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz.” “Firavun’a gidin. Firavun. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın.’ ” “Şüphesiz bize. bayram günü.” “Ona yumuşak söz söyleyin. Yiyin.” “Onu işime ortak et. “Buluşma vaktimiz. Onlara işkence etme. Bunun üzerine Firavun ayrılıp. doğru yola uyanlara olsun. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk. Firavun ailesine.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. . hilesini kuracak sihirbazlarını topladı. yoksa sizi azap ile yok eder.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın. “Sizin Rabbiniz kim.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. yahut korkar.” Sihirbazlar. üzülmesin diye seni annene döndürdük. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır. “Size. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. hayvanlarınızı yayın.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u. yeryüzünü size beşik yapan. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder.” “Onunla gücümü artır. Andolsun. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Sana da. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. Bunun için seninle bizim aramızda. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır. Belki öğüt alır.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.” Firavun. ey Mûsâ?” dedi. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir. Çünkü o azmıştır. bu teklif kabul edildi. senin de. sonra geldi.0 (Sana baktı. ablası Meryem. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin. uygun bir yerde. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.” “Rabbim. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. sonra onlara yol gösterendir” dedi. ey Mûsâ.” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. hem bana düşman.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. İşitirim ve görürüm. Derken.

” 70 (Mûsâ’nın değneği. 71 Firavun. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. onların yaptıklarını yutsun. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. sözlerine karşılık vermediğini. .” 91 Onlar da. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. yanına. Öyle iken Mûsâ. acele ederek sana geldim. Orada ne ölür. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. 75. Sâmirî onları saptırdı” dedi. Bir de ne görsün. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.0 89 Onlar bu heykelin. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır. Mûsâ’nın da ilahıdır. Artık sen vereceğin hükmü ver. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı. içinden ırmaklar akan. “Demek. sensin en üstün olan.66 Mûsâ: “Yok. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. Samirî de aynı şekilde attı.” 85 Allah. işte onlar hemen arkamdalar. (önce) siz atın” dedi. Yakalanmaktan korkmaksızın. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. yoksa üzerinize gazabım iner. 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya.” 74 Şüphesiz.” 82 “Şüphe yok ki ben. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. Bu konuda aşırı da gitmeyin. onlara doğru yolu göstermedi. Çünkü. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok.Mûsâ Tûr’a giderken. Rabbimize inandık. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. ey Mûsâ?” (dedik. kesinlikle ona cehennem vardır. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). 79 Firavun halkını saptırdı. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. biz senden sonra halkını sınadık. mutlaka göreceksiniz. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur. “Şüphesiz. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. işte onlar için en yüksek dereceler. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. ne de (güzel bir hayat) yaşar. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. İşte onları ateşe attık. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. 92.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra.” 73 “Şüphesiz ki biz.

üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler. niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. çıplak kalmak yoktur. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. 122 Sonra Rabbi onu seçti. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. boş bir alan halinde bırakacaktır. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin.” 106 “Onların yerlerini dümdüz.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. 115 Andolsun. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sesler. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi. “Rabbim! İlmimi arttır” de. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. sözüme uymadın demenden korktum” dedi. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de. ne yoksun bırakılmaktan. ne de güneş altında kalırsın. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. 103. Biz onda bir kararlılık bulmadık.” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. sonra mutsuz olursun. Şüphesiz ben. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi.0 Senin için. Âyet. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. 109 O gün. . önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu.O vakit içlerinden en aklı başında olanları.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin.” 97 Mûsâ. 111 Bütün yüzler. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. O ise bunu unutuverdi. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. ne zulme uğramaktan korkar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. asla kaçamayacağın bir ceza daha var. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o.” 107 “Orada hiçbir çukur. diri. 116 Hani meleklere. – Onların. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. 110 O. İblis bundan kaçınmıştı. bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. 95 Mûsâ. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de. “Sûr”. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. İsrailoğullarının arasını açtın. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. hiçbir tümsek göremeyeceksin. kimse de ona dokunamıyordu. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım.

kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. öyle. de ki: “Herkes beklemektedir. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. İnanmayanlar. Sana da biz rızık veriyoruz. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. Senden rızık istemiyoruz. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi.126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. Yurtlarında dolaşıp durdukları. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere. siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. O halde. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Ey Muhammed. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler.

Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Yoksa yerden. Hayır. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. 112 âyettir. benden başka hiçbir ilah yoktur. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. Yapacak olsaydık böyle yapardık. “Kaçmayın. “Şüphesiz. Hayır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. yücedir. . Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. Haddi aşanları ise helak ettik. Onlar ölümsüz de değillerdi. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. o bir şairdir. Biz yeri. hayır. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir.” Onlar. “Hayır. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O hakkıyla işitendir. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Demek ki.ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler. onu kendisi uydurdu. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Hayır. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. âyette Allah’ın birliği aklî yönden. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler. onlar mutlaka onu alaya alarak. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. temel konu olarak peygamberlerden. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. O. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.21. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. 0 22. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Sûre. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. peygamberler demektir. Andolsun.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. Biz onları biçilmiş ekin. Onlara. yücedir.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. “Enbiya”. O böyle şeylerden uzaktır. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. Çünkü sorulacaksınız” denildi. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. hakkıyla bilendir.

Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. (İçlerinden bazıları). Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. O. Onlar. artık görmüyorlar mı ki. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. onu getirip ortaya koyacağız.0 Onlar. ne de kendilerine göz açtırılacak. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. İnkar edenler. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Biz zaten onu biliyorduk. gündüzü. İbrahim. Hani o babasına ve kavmine. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. “Bize gerçeği mi getirdin. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Ancak bize döndürüleceksiniz. Andolsun. halka. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim.0 Şimdi acele etmeyin. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. faydalandırdık. .” Allah’a yemin ederim ki. Andolsun. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. Evet. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. güneşi ve ayı yaratandır. göklerle yer bitişikken. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. Ama. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. Onlar ise oradaki. Siz de. Andolsun. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. “Andolsun. biz onları da atalarını da. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. Hesap görücü olarak biz yeteriz. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. geceyi. İbrahim. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. biz Mûsâ ile Hârûn’a. İnkar edenler. Furkân. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar.

Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). Dedi ki. Bunları yapan biz idik. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Kur’an-ı Kerim. Bunların hepsi sabredenlerdendi. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. balık sahibi demektir. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. Nahl sûresi. Onları da rahmetimizin içine soktuk. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. âyet. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. Bir de şeytanlardan. Sâd sûresi. Hani o Rabbine. size hiçbir fayda. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. âyet. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir.0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. savaşlarınızda sizi korusun. Zünnûn. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Yûnus’u ifade etmektedir. onu insanların gözü önüne getirin. . Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Zünnûn’u da hatırla. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. Hani o. Onu Lût ile beraber kurtarıp. 2. size de.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. Burada Hz. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. Hz. Derken karanlıklar içinde. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. zekatı vermeyi vahyettik. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. 32. bu olayda Hz. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz.14. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. 65. Onu rahmetimizin içine soktuk.Davud. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. İbrahim Filistin’e. âyet. âyet. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. Hac sûresi. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Dâvûd ile birlikte. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.33. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. Hep onları zapteden bizdik. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. sizin için. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. namazı dosdoğru kılmayı. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun.0 Bir de Davud’a. İsmail’i. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. 18. Yûnus. 36. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. gerçekten salih kimselerdendi. Denizde kendisini bir balık yuttu. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. Rüzgar. İbrahim sûresi. zırh yapma sanatını öğrettik ki. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. 12. Zekeriya’yı da hatırla. âyet. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. Rabbine. Kur’a çektiler. Çünkü o. Eyyûb’u da hatırla.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı.

Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. .” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. Biz bunu muhakkak yapacağız. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Bizim Rabbimiz. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. “İşte bu.” “Şüphesiz. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. de ki: “(Bana emrolunanı.” (Peygamber). De ki: “Bana ancak. (doğurmaya) elverişli kıldık. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Andolsun. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da. Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Eşini de kendisi için. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Siz oraya varacaksınız. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Şüphesiz bu (İslâm). Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Ben de Rabbinizim. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır.90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. 0 Zebur. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. Kendisini de. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. bilmiyorum. Hz. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. gizlediğinizi de bilir. Onun için sadece bana kulluk edin. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya. ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor.onu yine yapacağız. çalışması asla inkâr edilmez. Hepsi de ancak bize dönecekler. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün.

Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. O dünyayı da kaybetmiştir. Çünkü Allah her şeye şahittir. 6 7 8. sonra az bir sudan (meniden). İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. O. ceninin. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. Yeryüzünü de ölü. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. 5. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. “Mudga”. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. 12-14. Sabiîler. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Şüphesiz. âyet. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. “Alaka”. Allah hakkında tartışmaya kalkar. sonra bir “alaka”dan0. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İnsanlardan öylesi de vardır ki. Hıristiyanlar. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. Yahudiler. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. 112 ve Nâs sûresi. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. O (taptığı) ne kötü yardımcı. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. ne bir yol göstericisi. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. 78 âyettir.22. kupkuru görürsün. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. ne bir ilmi. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. âyet. ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. âyet. ahireti de. sonra da (akıl.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. Şeytan hakkında.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. başvurduğu (bu yöntem).) İçinizden ölenler olur. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Bu böyle. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. 4. Onu göreceğiniz gün. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. halbuki onlar sarhoş değillerdir. İnsanları sarhoş görürsün. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. Ona dünyada bir rezillik vardır. ne de fayda veren şeylere tapar. sonra kendini assın da bir baksın. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. (Ona). Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. iman edenler. İnsanlardan öylesi de vardır ki. En’âm sûresi. İnsanlardan kimi vardır ki. 6’dan hareketle. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.

3. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. Doğrusu Allah hiçbir haini. yoksula fakire de yedirin. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. “Tadın yangın azabını” denilir. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. ona ortak koşmayan kimseler (olun). Şüphesiz. Allah dilediğini yapar. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Onunla. namaz kılanlar. Bu böyle. zekatı verir. başlarına gelen musibetlere sabreden. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. Gelsinler ki. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. oraya geri döndürülürler ve onlara. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. yalan sözden kaçının. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. sırf. . tavaf edenler. orada altından bileziklerle. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle. o ızdıraptan çıkmak isteseler.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. Artık onlardan siz de yiyin. Allah inananları savunur. 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. güneş ay. mutlak güç sahibidir. göklerde ve yerde olanlar. Hani biz İbrahim’e. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. İşte iki hasım taraf ki. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. nankörü sevmez. onlardan önce Nûh. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Kim Allah’a ortak koşarsa. Her ümmet için. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. Oradaki giysileri ise ipektir. gerek yaya olarak. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Allah’a yönelen. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. Şu halde yalnız ona teslim olun. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. Sonra kirlerini gidersinler. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Onlar. âyet. ağaçlar. Her ne zaman cehennemden. kiliseler. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. yıldızlar. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. haksız yere. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. Şüphesiz. evimi. yerli. Sizin için onlarda hayır vardır. İyilik edenleri müjdele. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. Eğer Allah’ın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. namazı dosdoğru kılar. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Şüphesiz. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. Onlar öyle kimselerdir ki. Kâbe’nin yerini. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. incilerle süsleneceklerdir. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır.

Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. 0 0 Tüm peygamberlerin. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. böylece duvarları.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. “mecnundur”. düşünecek kalpleri. işte onlar için bir bağışlama. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. gündüzü de gecenin içine sokar. 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. rızık verenlerin en hayırlısıdır. 65 Görmüyor musun ki. (gördüler). tevhit inancının yerleşmesini. halimdir (hemen cezalandırmaz. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun.43. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. size hayat veren. Şüphesiz. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. yerdeki her şey O’nundur.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. doğrudan doğruya peygambere. elbette övgüye layıktır. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. çok merhametlidir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Âyette. O. Şüphesiz ki Allah yücedir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. nice kullanılmaz kuyular. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. çok bağışlayandır. Şüphe yok ki Allah. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. 55 İnkar edenler. sonra da onları yakalayıverdim. mühlet verdiğim. Hz. işte onlar cehennemliklerdir. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. 60 Bu böyle. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. 66 O. özellikle Hz. güzel bir nimet (cennet) vardır. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. Peygamber. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. Peygamberin temennisi. . Çünkü gerçekte gözler değil. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. 61 Bu böyle. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. Dönüş yalnız banadır. 64 .44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). 62 Bu böyle. sizin saydığınız bin yıl gibidir. insanların arasında hükmünü verir. Sen Rabbine davet et. hakkıyla haberdardır. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. Yoksa şeytanın. elbette Allah ona yardım eder. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. ama ibret almadılar). O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. Allah çok lütufkârdır. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. Göklerdeki her şey. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir. daha sonra da diriltecek olandır. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. büyüktür. “yalancıdır”. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. bir şey temenni ettiği zaman. sonra sizi öldürecek. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. Allah hakkıyla bilendir. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. 48 Zalim oldukları halde. hüküm ve hikmet sahibidir. insan çok nankördür. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. hakkıyla görendir. mühlet verir). Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Beni inkar etmek nasılmış.

Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi.. istenen de. Bu âyette. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. İsteyen de âciz. insanlardan da. Allah onu kafirlere vaad etti. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. secde edin. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır.0 Artık namazı dosdoğru kılın. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). Ey iman edenler.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. . zekatı verin ve Allah’a sarılın. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir. Onlar. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. hepsi bunun için toplansalar bile. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Şimdi ona iyi kulak verin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Neredeyse. Allah’ı bırakıp. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. mutlak güç sahibidir. O sizin sahibinizdir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin.İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. rükû edin. O ne güzel sahip. hakkıyla görendir.. Allah meleklerden de resüller seçer. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar.

. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. âyet. “el-Müminûn”. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Kim bunun ötesine geçmek isterse. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. “Mudga” ceninin. Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. Onlar orada ebedî kalacaklardır. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. hem de yiyenlere katık verir. Bunun üzerine Nûh’a. Andolsun. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Onlar ki. size üstünlük taslamak istiyor. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Onların içlerindeki sütten size içiririz. zekatı öderler. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. 118 âyettir. Onlar ki. Andolsun. Onlar ki. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. namazlarını kılmağa devam ederler. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ. mü’minler demektir.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. 40. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. 5. biz insanı. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.”0 0 0 0 0 “Alaka”. Sûre adını. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Onlar ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. ırzlarını korurlar. Alakayı da “mudga”0 yaptık. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Onlar ki. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi.” “Bu. Sonra yine muhakkak siz. âyet. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. Yine onlar ki. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. mü’minlerin zafere ulaşacakları. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede.23. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. işte onlar haddi aşanlardır. Andolsun biz. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir.” (Nûh). Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. namazlarında derin saygı içindedirler.

sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. öldüğünüz. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. 64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. 53 (İnsanlar ise. Allah’ı inkar eden. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. 66. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. bu dünya hayatından ibarettir. 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. onu geciktiremez de. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. kendi ecelinin önüne geçemez. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. kendilerinden. Biz tekrar diriltilecek değiliz. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. 59 Rablerine ortak koşmayanlar. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? . Ben de Rabbinizim. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. 43 Hiçbir ümmet. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün.67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. haksızlığa uğratılmazlar. Onlar zulme. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. 29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. Doğrusu ben. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir. 47 Bu yüzden. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat. 49 Andolsun. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. içtiğiniz şeylerden içiyor. bu yüzden de helak edilenlerden oldular. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar. 48 Böylece ikisini de yalanladılar. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. “Allah’a kulluk edin.” 34 “Andolsun. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.” 35 “O. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. Biz ona inanmayız. 32 Onlara.” 39 O peygamber. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Ölürüz ve yaşarız. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. 33 O peygamberin kavminden. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine. “Kavimleri bize kul köle iken.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık.” 38 “Bu. 40 Allah.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır.

Hayır. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. 90 Hayır. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. sizin için kulakları. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. değil mi?” der. 93. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O. öldürendir. rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir.“Allah’ındır” diyecekler. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de.100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. 91. . tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. Gaybı da. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. bizi bağışla. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. 96 Kötülüğü. diriltendir. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun. kendisi koruyan. artık benimle konuşmayın!” der. beni o zalim milletin içinde bulundurma. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. 76 Andolsun. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. onlara hakkı getirdi. 74 Fakat ahirete inanmayanlar. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. 105 Allah. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Onların arkasında. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. 80 O.” 108 Allah. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. ”Aşağılık içinde kalın orada.” 99. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. biz onlara gerçeği getirdik.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. görülen âlemi de bilen Allah. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. 78 Halbuki O. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. O. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 . 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. en güzel olan şeyle uzaklaştır. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. 109 Kullarımdan. bize merhamet et. gözleri ve gönülleri yaratandır.

O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa.110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. Hesap tutanlara sor” derler. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . Onlar. Onlara hep gülüyordunuz. O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. Kim. Sabretmiş olmaları sebebiyle. bugün ben onları mükafatlandırdım. De ki: “Rabbim! Bağışla. merhamet et. ya da bir günden daha az bir süre kaldık. “Bir gün.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Ondan başka hiç ilah yoktur. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.

7 Bu. Allah hakkıyla işitendir. Halbuki bu. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. sizin içinizden bir güruhtur. çok merhamet edendir. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. Fakat Allah. Hz. işledikleri günahın cezası vardır. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair.0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. siz bilmezsiniz. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. Sûrede başlıca. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. iman eden erkek ve kadınlar. hüküm ve hikmet sahibidir. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. Çünkü Allah. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. es. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. Hz.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. Zina eden erkek ancak. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. onların her birinin şahitliği. eğer yalancılardan ise. çok bağışlayandır. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. kadından cezayı kaldırır. hakkıyla bilendir. Hz. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. Bu arada. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. Onlardan her biri için. 35. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. Birliğin artçılarından Safvân b. beşinci defada da. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. Hz. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi). Allah katında büyük bir günahtır. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. 64 âyettir. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. dilediği kimseyi tertemiz kılar. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. kendisi geride kalmıştı. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. Aksine o sizin için bir hayırdır. 8. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Bunun üzerine. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. . Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. İşte bunlar fâsık kimselerdir.Sülemi. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Allah bilir.24. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. Adını. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. Allah size âyetleri açıklıyor. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın.

Eğer bunlar yoksul iseler. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. gizlediklerinizi de bilir. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. “Geri dönün” denirse hemen dönün. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. 23. gözlerini haramdan sakınsınlar. çok merhametlidir. Allah’ı anmaktan. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. ne doğuya. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. kötü erkeklere. Nur üstüne nur. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Eğer size. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. 34 Andolsun. Bu davranış onlar için daha nezihtir. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin. 0 0 0 .0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. ateş dokunmasa bile. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. kötü kimselere.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. Mübarek bir ağaçtan. kandil de bir cam fânûs içinde. yahut sahip oldukları kölelerden. içinde bir kandil. yahut erkek kardeşlerinden. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. ırzlarını korusunlar. Allah lütfu geniş olandır. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. yahut babalarından.0 36. Ey mü’minler. âyetine bakınız. gözlerini haramdan sakınsınlar. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. çok merhamet edendir. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. 29 İçinde size ait bir eşya olan. Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. açığa vurduklarınızı da. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. ırzlarını korusunlar. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. yahut üvey oğullarından. Onlar affetsinler. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Şüphe yok ki. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. biz size açıklayıcı âyetler. Allah insanlar için misaller verir. Bu ağacın yağı. Onlar. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. 30 Mü’min erkeklere söyle. temiz kadınlar temiz erkeklere. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. kocalarının babalarından yahut oğullarından. Allah onları lütfuyla zenginleştirir. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. kötü erkekler de kötü kadınlara. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. namazı kılmaktan.37 Allah’ın. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. Zinetlerini. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur. yahut müslüman kadınlardan. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. zînet (yer)lerini göstermesinler. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini. hakkıyla bilendir. Allah. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. kocalarından. Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. Bu sözleşmeden sonra köle. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. yahut. Allah. 31 Mü’min kadınlara da söyle.

Allah. zekatı verin. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. bulutları sevk eder. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. Görmez misin ki Allah. “işittik ve iman ettik” demeleridir. İnkâr edenlere gelince.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. sabah namazından önce. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. Andolsun. üstünde de bulutlar var. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. kimi iki ayak üzerinde yürür. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. âyetlerini size işte böylece açıklar. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. Allah. iman edip de salih ameller işleyenlere. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. Allah hesabı çabuk görendir. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. dilediğinden de geri çevirir. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. gökten. Halbuki onlar inanmış değillerdir. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. O. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. bocalar durur. . Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah hakkıyla bilendir. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. De ki: “Yemin etmeyin. Namazı dosdoğru kılın. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. kimisi dört ayak üzerinde yürür. Bu âyette. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Allah hakkıyla bilendir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. işte onlar fasıkların ta kendileridir. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. içinizden. İnsan nasıl. Nihayet yağmurun. Kalplerinde bir hastalık mı var. Allah dilediğini yaratır. Sonra. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. peygambere itaat edin” de. Allah bütün canlıları sudan yarattı. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. onun için nur diye bir şey yoktur. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. (Münâfıklar). onların arasından yağdığını görürsün.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. onları kaynaştırıp üst üste yığar. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. işte onlar asıl zalimlerdir. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir.” “Allah’a itaat edin. Karanlıklar üstüne karanlıklar. Susamış kimse onu su sanır. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. küfür. günde üç defa. boyun eğerek ona gelirler. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. biz açıklayıcı âyetler indirdik. Dönüş de ancak Allah’adır. tehlikelerle karşı karşıya olursa. ne onlara bir günah vardır. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. Kime Allah nur vermezse. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.

çok merhamet edendir. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. .0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. Allah. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. Köre güçlük yoktur. hastaya da güçlük yoktur. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. yerdeki her şey Allah’ındır. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. İşte Allah. her şeyi hakkıyla bilendir. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Artık onun emrine muhalefet edenler. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. 0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör. topal ve hastalara bırakırlar. topala güçlük yoktur. hakkıyla bilendir. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. O. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah hakkıyla işitendir. selam verin.

Sûrede temel konular olarak Hz. 3. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. . Dilerse sana bundan daha güzelini. Bismillahirrahmânirrahîm 1. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. İnkar edenler. (Ey Muhammed!). Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. 7. 10. Elleri boyunlarına bağlanmış. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 77 âyettir.25. bağışlayandır. 18. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. 16. 4. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. 11. “Bu Kur’an. “Bize melekler indirilseydi. onlar Kıyameti de yalanladılar. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. 8. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar. 6. Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. 12. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 68-70. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. 20. çarşıda. Şüphesiz O. çarşıda pazarda gezerlerdi. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. Çocuk edinmemiştir. 2. 15. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 13. 21. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. 5. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. (İnkar edenler). çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. Sûre adını. 9. çok merhamet edendir. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. 17. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). Bize kavuşacaklarını ummayanlar. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. Furkân. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. “(Bu Kur’an. Rabbinin. öldürmeye. Bu Rabbinin uhdesine aldığı. Andolsun. Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. onun. pazarda dolaşır. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. Hayır. 14. 19. O. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı.

Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. senin kavmin. 53 O. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler. 35. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. “Yazıklar olsun bana. 55 Onlar.0 33. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Allah’ı bırakıp. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. O gün zalim kimse. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. Bunların herbirine misaller getirdik.” 30. Biz. birinin suyu lezzetli ve tatlı. 40. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. işte böyle. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Andolsun. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. 47 O. Ölü toprağı canlandıralım. 23. Nûh kavmini de.Fakat melekleri görecekleri gün. geceyi size bir örtü. 39. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. . Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. 32. İnkar edenler. “Melekler de onlara. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. 24. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. 34. 25. dinlenecekleri yer daha güzeldir. 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. 36. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.49 O. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. biz bunu insanlar arasında. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. Âd ve Semûd kavimlerini. “Andolsun. 41. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. 27. 48. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. 54 O. 31. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. Andolsun. 37. Ress halkı. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. Peygamber. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. 0 0 0 Âyetin son kısmı. 50 Andolsun. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı.” 22. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. Kâfir. 38. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Onlara. Biz. 26.

Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. Onların harcamaları. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. Onlar. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. haksız yere. Göğe burçlar yerleştiren. Onlar. çok merhamet edendir. gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. “selâm!” der (geçer)ler. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. sınırsız kudret makamı demektir. kudret ve hakimiyet tahtı. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Onlar. Cahiller onlara laf attıkları zaman. Onlar. Allah’a. O. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. onlara kör ve sağır kesilmezler. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. İşte onlar. Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. Onlar. o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. Rahmân’ın kulları. yalana şahitlik etmeyen. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman.” 0 Arş. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. Allah çok bağışlayandır. Orada ebedi kalırlar. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onlar. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o.” Onlar. .

ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 227 âyettir. sizin de Rabbiniz.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. Hz. Kasas sûresi.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. Eğer düşünüyorsanız bu. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. Hz. Kısaca.”0 Firavun. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. 49. “Zalimler topluluğuna. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. aslında ona zulmetmiştir. “O. şüphesiz delidir” dedi. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. 34. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. Yeryüzüne bakmazlar mı. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.0 Bunlar. âyet. 7-12.26. çok merhametlidir. Nûh. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap). Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. “O. adını 224. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir. âyet.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. âyet. Firavun. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek. “O. Kasas sûresi. (Bakınız: Bakara. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. “Zalimler topluluğuna. “Hayır. onlara gökten bir mucize indiririz de. 15-16. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. müşriklerin. beni yalanlamalarından korkuyorum. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim.” Firavun. Mûsâ. Sûrede başlıca Mûsâ. .” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı. böyledir” dedi. Şüphesiz senin Rabbin. korkma! Mucizelerimizle gidin. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar.” Mûsâ. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır.” Allah dedi ki. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. Hani Rabbin Mûsâ’ya. Onun için.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir. Mûsâ. Hz. Hani Rabbin Mûsâ’ya. Hûd. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. âyet. âyet.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. “Şu’arâ” şairler demektir. Derken. “Bu size gönderilen peygamberiniz.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. Sûre. İbrahim. Akıcı konuşamam. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. Firavun. 24-31. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. sûresi. Sen nankörlerdensin.” “Göğsüm daralır. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. apaçık Kitab’ın âyetleridir. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. (her şeyi) işitmekteyiz. Mûsâ. elbette mutlak güç sahibidir. Çünkü biz sizinle beraberiz. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti. Firavun. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

“Hayır!. âyet. Firavun. “Neye tapıyorsunuz?” demişti. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne. bakanlara bembeyaz olmuş. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Mûsâ onlara.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır.” 49 Firavun. 32. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. Kasas sûresi. hesap gününde. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi. çok merhametlidir. asasını attı. . bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. Elini koynundan çıkardı. 54 Dedi ki. Rabbim şüphesiz benimledir. Deniz derhal yarıldı. 45 Mûsâ da asasını attı.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. mutlaka Rabbimize döneceğiz. yurdunuzdan çıkarmak istiyor. yaptığı sihirle.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. bana yol gösterecektir” dedi. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır. 75.” 57. 66 Sonra ötekileri suda boğduk. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler.0 Firavun.” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir. “Asan ile denize vur” diye vahyettik. Her parçası koca bir dağ gibiydi.” dedi. âyet. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları.” 52 Biz Mûsâ’ya. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu.) Sihirbazlar gelince. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. 70 Hani o babasına ve kavmine.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. çevresindeki ileri gelenlere. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.” 82 “O. pınar başlarından. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.” 78 “O. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler. bana yediren ve içirendir.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. Bunun üzerine Mûsâ. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. Bir de ne görsünler. bir de ne görsünler.” 79 “O. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. “Eyvah yakalandık” dediler.” 81 “O. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. “Evet. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır. “Umarız. Firavun’a. 108. 62 Mûsâ. “Sizi. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi.” Böylece sihirbazlar. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. 59 İşte böyle yaptık ve onlara. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur.

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 91. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. çok merhametli olandır. 106 Hani kardeşleri Nûh. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. mutlak güç sahibi olandır. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 98 Çünkü sizi.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka. ister öğüt verenlerden olma.” 101 “Candan bir dostumuz da yok.” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. biz hiç sana inanır mıyız. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. . size hayvanlar. 94. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı.92. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir. 124 Hani kardeşleri Hûd.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.” 137 “Bu. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk.” 132.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara. bize göre birdir.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır.” 90 Cennet.” 135 “Çünkü ben.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. oğullar.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz. 104 Şüphesiz senin Rabbin.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.” 86 “Babamı da bağışla.” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.133.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar. çok merhametli olandır. 103 Elbet bunda bir ibret vardır.

” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. “Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi. İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 151. büyük bir günün azabı idi. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.166 “Rabbinizin. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi.” 155 Salih.148 “Siz buradaki bahçelerde.” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar. pınar başlarında. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen. Eksik verenlerden olmayın.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. ekinlerde.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.” 146. fakat pişman oldular. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 181 Ölçüyü tam yapın. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 188 Şuayb.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı.147. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Şüphesiz o. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var. 58.” 165. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış.” 157 Derken onu kestiler. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” 170. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.” 182 “Doğru terazi ile tartın.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı. . âyet. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi. 158 Böylece onları azap yakaladı. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.

215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar. ona inanmazlar. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. 225. 217.194.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. 0 0 Bu âyetteki “kalp”.191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. 211 Zaten bu onların harcı değildir.0 201.218. 216 Eğer sana karşı gelirlerse. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler.203 Onlar. hakkıyla bilendir. Biz zalim değiliz. 210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.202. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. âyette de olduğu gibi. A’raf sûresi 179. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. Onların çoğu ise yalancıdır. her günahkâr yalancıya inerler. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de.226 Görmez misin ki onlar. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. Âyette. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir. 192 Şüphesiz bu Kur’an.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe. mutlak güç sahibi. . buna güçleri de yetmez. 193. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. 196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören. 209 Bu bir hatırlatmadır. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen.

ben mutlak güç sahibi. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. 0 0 0 . azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir.” “Elini koynuna sok. namazı dosdoğru kılan.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. Onlar. âyet 10 ve devamı. hüküm ve hikmet sahibi. karınca demektir. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. apaçık bir kitabın âyetleridir. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.” “Onun ve kavminin. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. Dâvûd’a varis oldu ve. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Hz. ya da kafasını keseceğim. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri.” “Ben. çok merhamet edenim. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. Şüphesiz. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. apaçık bir lütuftur” dedi.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. cinlerden. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. Hani Mûsâ ailesine. “Ey insanlar. Kur’an. Onlar. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm.0 Bunlar Kur’an’ın. “Ben bir ateş gördüm. Süleyman. âyet. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca. dönüp ardına bakmadan kaçtı. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. Şüphesiz bu Kur’an sana. Süleyman’ın. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. 18. Çünkü onlar fasık bir kavimdir. adını. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. Şüphesiz bu. Sûrede başlıca. Süleyman. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.” “Değneğini at. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim. 93 âyettir. Neml. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.27 .” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. ondan size bir haber.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. “Hamd. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak. 22-23. Sûre.

Bakalım tanıyacak mı. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup.” 37 “Sen onlara dön. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. güçlü. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. İfade. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. 40 Kitaptan bilgisi olan biri. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz. hem insanlar hem de cinler için kullanılır.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu. 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine. tuttuğunu devirir. O. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. 44 Ona “köşke gir” denildi. Süleyman ona “Bu. diyeceğiz. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. 42 Belkıs gelince. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. . 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0. “Ben onu. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. ele avuca sığmaz” demektir. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. “Tahtını tanınmaz hale getirin.” 50 Onlar bir tuzak kurdular.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım.44 Ayet)Belkıs. göreceğiz.” 30. 46 Salih onlara. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. biz onlara. 27 Süleyman. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar. O da.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. cömerttir.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Bir de ne görsün. 44 (Sayfa 380'ın devamı.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. becerikli. Rabbimin bana bir lütfudur. Emir senin. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi.” 38 Süleyman. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. Salih.25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. İşte onlar böyle yaparlar. 45 Andolsun biz. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi.” 41 Süleyman. yoksa yalancılardan mısın. Andolsun. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı. Büyük Arş’ın Rabbidir. şükür mü. Ne emredeceğini düşün.

” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. onunla. Âyetin son cümlesi. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. mutlak güç sahibidir.” Onlardan yana üzülme.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler. “Eğer doğru söyleyenler iseniz.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip. Yoksa.55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. hakkıyla bilendir. başlangıçta yaratmayı yapan. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. O. Öyle ise Allah’a tevekkül et. O.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. Şüphesiz o. içinde nehirler akıtan. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık. Onlar. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir.” . gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. ancak Allah bilir. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. Ancak onların çoğu şükretmezler. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. Selam onun seçtiği kullarına. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. 173. Ancak karısı başka. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. âyet. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.

bu beldenin (Mekke’nin). her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Yine bana. Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. 89 Her kim iyi amel getirirse.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.) 91. 90 Kimler de kötü amel getirirse. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. ona ondan daha hayırlısı vardır. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi.” . gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. yüzüstü ateşe atılırlar.86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. (Onlara). 88 Dağları görürsün. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Onlar o gün korkudan emindirler. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. onları hareketsiz sanırsın.92 De ki: “Bana ancak. “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. Bunu. 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin.

âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır.20. 88 âyettir. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Beni affet” dedi. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. kavga eden iki adam gördü. Mûsâ’nın kız kardeşine. düşmanına karşı ondan yardım istedi. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. 19. 11. Tâ-Sîn-Mîm. Şüphesiz o bozgunculardandı. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır. neredeyse bunu açıklayacaktı. Hâmân’a ve ordularına. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. Allah da onu affetti. Sûre adını. 9. Şehirden hemen çık.28. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. Mûsâ’nın çocukluğunu. süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 18. 3. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. 20. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. 12. 14. âyet. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. 0 0 . Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. “Bu şeytanın işidir. Belki bize faydası dokunur. 6. 15. çok merhamet edendir. 19. Mûsâ da ona. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. oğullarını boğazlıyor. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. 4. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. Şüphe yok ki. Orada biri kendi tarafından. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. “Onu takip et” dedi. Biz. daha önce onun.0 Mûsâ. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. “Size onun bakımını. Böylece biz. peygamber oluşunu. 17. 7. Onlardan bir kesimi eziyor.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. “Onu emzir. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. Kız kardeşi. Sûrede başlıca Hz. Kasas. 2. beni de öldürmek mi istiyorsun. Korkarak. Mûsâ. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Şüphesiz o. O da Mûsâ’yı. ya da onu evlat ediniriz. diğeri düşmanı tarafından. 10. Bir de ne görsün. Mûsâ’nın annesine. Biz ise. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. Mûsâ. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. 13. korkma. üzülme. Kendi tarafından olan. çok bağışlayandır. 16. Şüphesiz Firavun. 8. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Annesi. 5. 25. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı.

Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. “Ben. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb. 37.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. Sonra gölgeye çekilip. Mûsâ. 42. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Medyen suyuna varınca. Allah söylediklerimize vekildir. Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş. İşte bunlar. (O olayı) görenlerden de değildin. 23.0 0 0 Hz. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. 26. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. korkma. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. 24. 35. Çünkü ben. 16-19. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. 44. 43.” Allah. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. 31. 32. 34. Andolsun. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi.” “Elini koynuna sok. Onlar. 30. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. 41. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. evet. âyet. 38. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. 22. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. 39. 40. 29. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Kızlardan biri. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. onların beni yalanlamalarından korkuyorum. Bu dünyada onları lanete uğrattık. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. (oraya gidiyorum). Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. âyet. Firavun. ateşe çağıran öncüler kıldık. Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. Mûsâ onlara. 9-11. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. 28. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. onu ücretle tut. 25. 36.21.” Mûsâ. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.” (Mûsâ değneğini attı). “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder.” “Değneğini (yere) at. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. ben bir ateş gördüm. 27. “Siz burada kalın. Şuayb. . ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. “Babacığım. 33. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Mûsâ.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Onu da benimle birlikte.

doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. Allah’tır. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. işte onlar ona da inanırlar. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). 51. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. 56. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. 54. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. Onların ise seçim hakkı yoktur. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Kim. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. Biz cahilleri istemeyiz” derler. 57. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. Onlara katımızdan gerçek gelince. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. ben ona uyayım. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. 63. 49. 69. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. 68. “Hani benim. 71. O. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. 61. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. Zaten biz. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . 60. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. seni peygamber olarak göndermezdik. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. 47. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlara. Allah. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Fakat Allah. 53.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. İşte onların. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı.45. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. “Ona inandık. Azabı görürler. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Allah katından. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. 62. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. Hüküm yalnızca O’nundur. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. 72. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. 65. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. 66. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Allah’ın onlara seslenerek. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. Onlar.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. 48. De ki: “Ne dersiniz? Allah. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. Rabbin. 55. 67. 52. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. 58. 70. Andolsun. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. Rabbin. 59. ülkelerin merkezî yerlerine. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. 50. biz. Artık birbirlerine de soramazlar. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. 64. sizin işleriniz de size. “Bizim işlerimiz bize. 46. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı.

Hani. Allah’ın. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. 79. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Dünya hayatını arzu edenler. Kim de bir kötülük getirirse. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Buna göre Hz. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. “Hani benim. 83. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. 80. Şüphesiz Kârûn. 76. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme.73. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. 82. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. Çünkü Allah bozguncuları sevmez. “Vay! Demek ki Allah. 75. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. 88. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. 84. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Peygamber’e. Sonunda onu da. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. “Dönülecek yer”. O. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar. Allah’ın kendinden önceki nesillerden. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. . 85. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Sonuç. Mûsâ’nın kavmindendi. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. bilsin ki. 74. 81. bizi de yerin dibine geçirirdi. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. sarayını da yerin dibine batırdık. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.”0 Sen. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. gündüzü de. 86. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. onlara seslenerek. İşte ahiret yurdu. Biz ona. Allah. sakın seni onlardan çevirmesinler. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. 87. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. 78. Dünyadan da nasibini unutma. Onlara karşı azgınlık etti. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).” Kârûn. Kârûn. “Kesin delilinizi getirin” deriz. 77.

biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. Allah’ın birliği. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. Elif Lâm Mîm. 22. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. 19. yalancıları da mutlaka bilir. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. Sûrede başlıca. bu takdirde onlara itaat etme. 2. İman edip de salih amel işleyenler var ya. Andolsun. . Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Eğer bilirseniz. O’na karşı gelmekten sakının.29. Andolsun. O hakkıyla işitendir. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin.0 İnsanlar. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. sorguya çekileceklerdir. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. hakkıyla bilendir. 14. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. İnsanlardan öyleleri vardır ki. 8. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. dilediğine de merhamet eder. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. 15. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır. 5. Andolsun. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. Şâyet onlar seni. 9. Sûre. Yoksa kötülük yapanlar. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. 21. 18. İbrahim. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. Ankebût.” O dilediğine azap eder. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. Biz insana. 16. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. 17. “Biz de sizinle beraberdik” derler. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız.” Onlar. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. İnkar edenler iman edenlere. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. Siz.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. 13. “Allah’a inandık” derler. 11. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. 69 âyettir. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. 4. ancak kendisi için cihad etmiş olur. Her kim cihad ederse. 20. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. adını 41. peygamberlik. Âyette. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. bu sizin için daha hayırlıdır. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. örümcek demektir. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. Allah.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Nûh. 12. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. 3. 7. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 10. 6. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. Ancak O’na döndürüleceksiniz. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. ne de bir yardımcınız vardır. Andolsun. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz.

ahirette de salih kimselerdendir. namazı da dosdoğru kıl. 34. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. 49.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. 48. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. 38. şüpheye düşerlerdi. 50. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. Şüphesiz o. 45.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. Ancak karısı başka. O. Bu. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz.” Şüphesiz biz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Yardımcılarınız da olmayacaktır. 43. Onlar. Ancak karın başka. 47. 40. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Kavmi. onu yalanladı. 33. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. Allah da onu ateşten kurtardı. Biz seni ve aileni kurtaracağız. insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. Allah yaptıklarınızı biliyor. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. (İbrahim’in) kavminin cevabı. Barınağınız cehennem olacaktır. Andolsun. Onlardan suda boğduklarımız var. 41. Lût. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. İbrahim. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. onların. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. onlar yüzünden tasalandı. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır.” Bunun üzerine Lût. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. o. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. 29. 46.23. İçlerinden zulmedenler hariç. 36. “Korkma. 32. hüküm ve hikmet sahibidir. “Ben. 35. size indirilene de inandık. “Ama orada Lût var” dedi. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. mutlak güç sahibidir. bize indirilene de. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. 28. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. İbrahim. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Çünkü namaz. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. Andolsun biz. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. onlar hakkında çaresizlik içine düştü.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. 26. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. 44. Allah onlara zulmediyor değildi. fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. 27. ona (İbrahim’e) iman etti. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. Hayır. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. 24. kiminiz kiminize lanet edecektir. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Kârûn’u. 31. 42. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. Elçiler ona. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz.” . O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. 30. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. üzülme. 37. 39. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Şuayb. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. bu memleket halkı üzerine. 25. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz.

Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya. “Allah” diyeceklerdir. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Bu âyet. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. “Gökleri ve yeri kim yarattı. işte gerçek hayat odur. 0 0 Hz. Ahiret yurduna gelince. bizim. 54. 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. göklerde ve yerde olanları bilir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. O. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. mutlaka. 51. hakkıyla bilendir. 52. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. 60 Nice canlılar vardır ki. “Allah” diyeceklerdir. eğer onlara. Allah’a ortak koşuyorlar. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir. eğer onlara. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır.0 57 Her can ölümü tadacaktır. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar. Allah onlara. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. 61 Andolsun. . 63 Andolsun. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. O hakkıyla işitendir.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. Sonra bize döndürüleceksiniz. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. O halde ancak bana kulluk edin. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” 53. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. yahut kendisine geldiğinde. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir.

17 Öyle ise akşama girdiğinizde. Hz. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Allah’ı tespih edin. 20 Sizi topraktan yaratması. akşam ve yatsı vakitleriyle. başlangıçta yaratmayı yapar.30. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için.0 2. Allah dilediğine yardım eder. sonra onu tekrar eder. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. Fakat insanların çoğu bilmezler. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm. sonra da emir Allah’ındır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. 8 Onlar. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden. 13 Onların. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. âyetteki “gündüzün sonu”nu. 9 (Yine) onlar. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. mutlak güç sahibidir.RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O. “akşama girme”yi.5 Rumlar. ikindi vakti ile. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. 60 âyettir. Allah vaadinden dönmez. 10 Sonra. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. diriyi ölüden çıkarır. Tefsir bilginleri. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. ölüyü de diriden çıkarır. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. . ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. 19 Allah. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. Sûre adını. 14 Kıyametin kopacağı gün. Allah onlara asla zulmediyor değildi. sabaha kavuştuğunuzda. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.4. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi.3. çok merhametlidir. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. işte onlar azabın içine atılacaklardır. 11 Allah.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. 18.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Önce de. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir.

31. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. Dönmeleri için Allah. mutlak güç sahibidir.0 0 0 0 0 Allah için zorluk. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. sizi yaratan. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi. O. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. Rablerine yönelerek ona dua ederler. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. yoksula. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. Fıtrat. verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Bu emanete. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o. bunu kimsenin değiştiremeyeceği. sonra size rızık veren. Buna göre. ama yakında bileceksiniz. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Yeryüzü. 29 Fakat. Allah katında artmaz. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. hüküm ve hikmet sahibidir. . Bu. Buradaki ifade. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz. yücedir. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. ya da kolaylık söz konusu değildir. Bunun sonucunda toprak. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. 37 Allah’ın. sonra onu tekrarlayacak olandır. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Rablerine ortak koşuyorlar.0 İşte bu dosdoğru dindir. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın. onların ortak koştuklarından uzaktır. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. 27 O. başlangıçta yaratmayı yapan. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. O’na karşı gelmekten sakının. ve yolcuya hakkını ver. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. 38 Öyle ise akrabaya. Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. 40 Allah. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. Fakat insanların çoğu bilmezler. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman.

yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. Kim inkâr ederse. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. inkâr edenler mutlaka. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. Allah’ın yazısına göre. Andolsun. Andolsun.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. eğer sen onlara bir âyet getirsen. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. Andolsun. Sen çağrını ancak. Şüphesiz. Fakat siz bilmiyordunuz. Andolsun. sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. Şüphe yok ki. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. Allah onları dilediği gibi. O bunu. Bu hazırlığı Allah’ın. bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. Allah. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Allah’ın va’di gerçektir. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . size rahmetinden tattırmak. Allah tarafından. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. Allah.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. inkarı kendi aleyhinedir. o ölüleri de elbette diriltecektir. Kıyametin kopacağı gün suçlular. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. emriyle gemilerin yol alması. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Rüzgarları. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. Allah rüzgarları gönderendir. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. hakkıyla kudret sahibidir. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar. O dilediğini yaratır. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. sen ölülere işittiremezsin.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. sizi güçsüz olarak yaratan. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. Şüphesiz. Kimler de salih amel işlerse. O hakkıyla bilendir. siz. Onlar da bulutları harekete geçirir. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. Sabret. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte bu yeniden dirilme günüdür.

“Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman. Kim de nankörlük ederse. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. hikmet dolu Kitab’ın. Sûrede başlıca.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni. onları hiç işitmemiş gibi. 34 âyettir. hüküm ve hikmet sahibidir. İnsanlardan öylesi vardır ki. Lokmân’ın oğluna öğütleri. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. Allah onu çıkarır getirir. peygamberlik. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır. Kötülükten alıkoy. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Yeryüzüne de. Hâris hakkında inmiştir. zalimler açık bir sapıklık içindedirler. Nadr. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. elem dolu bir azabı müjdele. anne babasına iyi davranmasını emrettik. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl.0 Şüphesiz.” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. Bana yönelenlerin yoluna uy. ve 7. Onlar.0 Bunlar. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. İyiliği emret. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik. namazı dosdoğru kılan. âyetlerde anılan Hz. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa. “Hayır.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.” “Yürüyüşünde tabii ol. Kendilerine. Andolsun. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. âyet. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere. Sûre. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. . Sesini alçalt. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. 233. müşriklerden Nadr b. övülmeye lâyıktır. Dönüş banadır. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. övüngeni sevmez. Hz. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm.” “Eğer.” İnsana da. adını 12. hiçbir bilgisi. âyetler. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. İşlerin sonu ancak Allah’a varır. ve 13. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. Lokmân’dan almıştır. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. İşte onlar. onlara itaat etme. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse. bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. zekâtı veren kimselerdir. 6. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. Ona. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. tevhid.3 4 5 6 7 8. O mutlak güç sahibidir. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre.31. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur.

hakkıyla görendir. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. Görmedin mi ki.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. büyüktür. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. O. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. övülmeye layık olandır. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar. yağmuru indirir. Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Bu böyledir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı. Onları (denizde.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. mutlaka “Allah” derler. eğer onlara. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir.” Fakat onların çoğu bilmezler. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. hüküm ve hikmet sahibidir. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. “Hamd Allah’a mahsustur. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. son derece nankör olanlar inkar eder. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah yücedir. onun inkarı seni üzmesin. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. arkasından yedi deniz daha ona katılsa. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. . rahimlerdekini bilir. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. Andolsun. De ki. deniz de mürekkep olsa. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Onların dönüşleri ancak bizedir.

Fasıklık edenlere gelince. 19. “Andolsun.” Bizim âyetlerimize ancak. Elif Lâm Mîm. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. 9. insanlar da melekler gibi olur. Sizin için ondan başka hiçbir dost. Hiç kimse. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. 2. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. 21. Allah. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden. 10. 23. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. Kim. Sizin için işitme.32. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 30 âyettir. 16. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın. kitaplardan. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. 11. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. salih amel işleyelim. İman edip salih amel işleyenlere gelince. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. 17. 6. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. gökleri ve yeri. mutlak güç sahibidir. onların barınağı ateştir. âlemlerin Rabbi tarafındandır. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. Allah dileseydi. 18. 12. Sonra onun neslini bir öz sudan. yarattığı her şeyi güzel yaptı. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. ahiret gününden. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. âyetten almıştır. Sonra bu işler. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. 14. . Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. yapmakta olduklarına karşılık olarak. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. hiçbir şefaatçi yoktur. çok merhametlidir. Andolsun. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. onlar için. Onlar. 3. kudret ve hakimiyet tahtı.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. sınırsız kudret makamı demektir.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. Arş. 15. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O ki. Biz de sizi unuttuk. görme ve idrak duygularını yarattı. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. 8. değersiz bir sudan yarattı. 20. 5. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. Andolsun. Fakat benim. 7. Sûre adını. 22. 13.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı.

Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. De ki.24. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. 28. 27. .” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. 25. 30. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. 26. 29. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. “Fetih (Kıyamet) günü. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

Zayıf ve güçsüz görülenler. Ancak ahirete inananları. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. de ki: “Şüphesiz. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. Onların çoğu cinlere inanıyordu. Hayır. Bir de. Onlar değil. sen bizim dostumuzsun.” Allah’ın. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. Elçilerimi yalanladılar. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. Fakat insanların çoğu bilmezler. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. Allah katında. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. De ki: “Şüphesiz. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda. Yine. “Hayır. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir. büyüktür. büyüklük taslayanlara. Zulmedenlere. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. “Size hidayet geldikten sonra. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Zayıf ve güçsüz görülenler. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. büyüklük taslayanlara. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız. ne de ileri geçebilirsiniz. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. onlar cinlere ibadet ediyorlardı.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler.0 hakkıyla bilendir. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri. Peki. O gerçeği apaçık ortaya koyan. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. onları hep birden toplayacağı. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. sonra da meleklere. Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. uydurulmuş bir yalandır” dediler. “Biz. 0 . Fakat insanların çoğu bilmezler. “Bu (Kur’an). bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. mutlak güç sahibi.) Aksine O. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Ey Muhammed. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Bu sadece. O yücedir. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.” İnkar edenler. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.

0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. O her şeye hakkıyla şahittir. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur.” De ki: “Hak geldi. Allah için ikişer ikişer.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. O gaybleri hakkıyla bilendir. Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. . Şüphesiz O hakkıyla işitendir.” Sen onları. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. eskiyi de geri getiremez. Âyette. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce).” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. “ona inandık derler” ama onlar için. kuluna çok yakındır.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum.

bundan sonra onu gönderecek yoktur. içimi kolaydır. hüküm ve hikmet sahibidir. Hamd. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. dilediğini hidayete erdirir. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Onlar da bulutları hareket ettirir. O. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Güzel sözler ancak ona yükselir. Mülk yalnızca O’nundur. 6. Günah yükü ağır olan kimse. Şu tatlıdır. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. çağrınızı duymazlar. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. O. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. susuzluğu giderir. üçer. İki deniz aynı olmaz. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. yoktan var eden demektir. 9. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. 2. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. 18. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. 13. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. 4. gökleri ve yeri yaratan. 11. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. Fâtır. Eğer onları çağırsanız. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. 7. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. gündüzü de gecenin içine sokar. . Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Allah sizi önce topraktan. çağırdığı kimse yakını da 12. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. Şu ise tuzludur. İşte bu Allah’tır. günahını yüklenmeye çağırırsa. Sûrede başlıca. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. İşte onların tuzağı boşa çıkar. yaratan. 10. Rabbinizdir. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. 45 âyettir. O yaratmada dilediğini artırır. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. acıdır. 3. 15. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. 8. melekleri ikişer. mutlak güç sahibidir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. 16. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Neyi de tutarsa. 17. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. 14. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. onlar için çetin bir azap vardır. rüzgarları gönderendir. Allah geceyi gündüzün içine sokar. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. övülmeye hakkıyla layık olandır. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. ondan hiçbir şey yüklenilmez. Bunları sana hiç kimse.35. Allah. Sûre adını. (bir başkasını). 5. öldükten sonra dirilme. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.

41. 33. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Dönüş ancak Allah’adır. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Hiçbir ümmet yoktur ki. İnsanlardan. Şüphesiz o. Sen ancak bir uyarıcısın. Kör ile gören bir olmaz. Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. Şöyle derler: “Hamd. 43. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Oradaki elbiseleri de ipektir. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. o kitaptan. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Bize orada usanç da gelmez. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. 30. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. 38. 39. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. 28. Onlardan kendine zulmedenler vardır. 34. ancak sahibini kuşatır. Oysa kötü tuzak. Şüphesiz. O. mühlet verir). Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. 25. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. . İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. İnkarcıların inkarı. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Onlardan ortada olanlar vardır. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. 36. Adn cennetlerine girerler. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Andolsun. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). çok bağışlayandır. 23. 31. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler.” “O. gökleri ve yeri. 35. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. Şüphesiz O. simsiyah taşlar da var. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. Müşrikler. halimdir (hemen cezalandırmaz. İşte bu büyük lütuftur.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. 22. Allah’a karşı ancak. 20. Sen ancak. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. 26. 32. şükrün karşılığını verendir. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. Öyle ise tadın azabı. Onları hakkıyla görür. Şüphesiz Allah. 42. İnkarcıların inkarı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. 24. 40. 21. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. Onlar. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Onlar cehennemde. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. Allah dilediğine işittirir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Dağlardan da beyaz. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. ancak ziyanlarını arttırır. 37. Allah’ın kitabını okuyanlar. sizi yeryüzünde halifeler kılandır.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. şükrün karşılığını verendir. bu ancak onların nefretlerini artırdı. 27. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. çok bağışlayandır. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. çok bağışlayandır. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. 29. Diriler ile ölüler de bir olmaz. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir.19. olsa. Şüphesiz O. Öldürülmezler ki ölsünler. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır.

Ne var ki. 45. Nihayet süreleri gelince. Çünkü Allah. Şüphesiz O. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. . kullarını hakkıyla görmektedir. Eğer Allah insanları. hakkıyla kudret sahibidir. hakkıyla bilendir.44. onları belirli bir süreye kadar erteliyor. (gerekeni yapar).

12 Şüphesiz biz. 83 âyettir. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. Bir anda sönüp gittiler. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. vahiy. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. 1 2.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. uyarmasan da onlar için birdir.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. 10 Onları uyarsan da. öldükten sonra dirilme. 5. Gelin. Onlar. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler. ataları uyarılmamış. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. Hz. Artık görmezler. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur. İndirecek de değildik. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn.36. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. hesap ve ceza konu edilmektedir. o halkalar çenelerine dayanmıştır. beni dinleyin!” 26. Antakya halkına gönderilen peygamberler.” 22 “Hem ben. Siz sadece yalan söylüyorsunuz. O da. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.6 Kur’an. ölüleri mutlaka diriltiriz. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. Hani oraya elçiler gelmişti.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki.” 19 Elçiler de. “Keşke kavmim. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir. . siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler.3. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. Artık onlar iman etmezler. onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). inanmazlar. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. 7 Andolsun. o memleket halkını örnek ver. Hayır. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. onunla alay ediyor olmasınlar. 29 Sadece korkunç bir ses oldu. 9 Biz onların önlerine bir set.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. Sûre. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese. 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi.

Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. “Allah’ın. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.61 “Ey ademoğulları! Ben size. ne de kurtarılırlar.35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler. Onlardan bir kısmı binekleridir.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. tehdit edildiğiniz cehennemdir. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. 47 Onlara. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. Bana kulluk edin. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. Nihayet o. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. 45 Onlara. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. Gündüzü ondan çıkarırız. Peygamberler doğru söylemişler.” 53 Sadece korkunç bir ses olur. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden. 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır). Bunları onların elleri yapmış değildir. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. 68 Kime uzun ömür verirsek. hiç mi hiç zulmedilmez. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. İşte bu dosdoğru yoldur. Elleri bize konuşur. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.34. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. Bu mutlak güç sahibi. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. 37 Gece de onlar için bir delildir. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. ilahlar onlara yardım edemezler. bir kısmını da yerler. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). 49 Onlar ancak. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. inkar edenler iman edenlere. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. 57 Onlar için orada meyveler vardır. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. 51 Sûra üfürülür. 54 O gün kimseye. ne de gece gündüzü geçebilir. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Hâlâ şükretmeyecekler mi? . 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. 40 Ne güneş aya yetişebilir. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. zevk sürerler. Bu ona yaraşmaz da. ne geri dönebilirlerdi. Onlar için diledikleri her şey vardır. şeytana kulluk etmeyin. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur.

sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.77 78 79 80 81 82 83 İnsan. hakkıyla yaratandır. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. hakkıyla bilendir. 0 Bu âyette.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir .” O. O. O da hemen oluverir. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

36 “Biz. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. saf saf duranlar demektir. Onlar için sürekli bir azap da vardır.9 Onlar. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. âyet.” 32 “Evet. Nûh. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar. hakkı getirmiş. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. . Bize haktan yana görünürdünüz. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. yıldızlarla donattık.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır. Hârun. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.2. siz zaten mü’min kimseler değildiniz. 26 Hayır. 35 Çünkü onlar. Sûre.23. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. Onlar ikram gören kimselerdir.37. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir. İshak.3.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”.0 5 O. kendilerine. Sûrede başlıca. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. meleklerden. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. 12 Hayır. öyle değil. 17 ve dipnotu. 10 Ancak onlardan söz kapan olur.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. 22. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. Âyet.” 21 Onlara. İbrahim. 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. 41. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir. birçok “Batı” oluşmaktadır.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir.” 16 “Gerçekten biz.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. 8. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. “İşte bu. İsmail. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. O. deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. Sâffât. göklerin. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.4 Saf bağlayıp duranlara. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).” 30 “Bizim. meyveler vardır. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).42 İşte onlar için belli bir rızık. Mûsâ.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). İlyas. sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir. (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. 25 Onlara. 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. Hatta siz azgın bir kavimdiniz. 182 âyettir. Biz onu mutlaka tadacağız. sıra sıra dizilenler. 37 Hayır. biz sizi saptırdık.

Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Hani o. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. “öldükten sonra yok olup gideceğiz. “Ateş ağacı yakar. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. ızdırap ve azabın sembolü idi. “Bakar mısınız. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. Onda baş döndürme özelliği yoktur. Andolsun. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. neredeyse beni de helak edecektin. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. . berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. diğerlerini suda boğduk. Kısaca onların gözünde ölüm. onu içmekle sarhoş da olmazlar. İbrahim böyle yaparak. hali ne oldu?” der. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.43 44 45. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. Andolsun. Andolsun. biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. Böyle bir ağaç olamaz”.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. Müşrikler.” Müşrikler. Sanki onlar (beyazlıklarıyla). “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. ölüp yok olacaklarını. Nûh bize dua edip seslenmişti.0 O. bizim mü’min kullarımızdandı.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti. İbrahim.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. Sonra biz.” “Nasıl. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. Bak. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. Derken birbirlerine yönelip sorarlar.0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. Onlar. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. O yüzden. “Gerçekten biz. Böylece zakkum ağacı. onlardan önce. elem. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. Çünkü o. diyerek bunu inkar ettiler. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir.

(İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. 109 İbrahim’e selam olsun. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.126 “Yaratıcıların en güzelini. “Onun için bir bina yapın. 137. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. 114 Andolsun. 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti. ne dersin?” dedi. . (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. Düşün bakalım. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. 103. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip. kendine apaçık zulmedenler de. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun. 134. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. 130 İlyas’a selam olsun. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. “Yavrum. İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.0 142 Böylece.” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. emrolunduğun şeyi yap. O bana yol gösterecektir.” Kavmi.” 107 Biz. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. “Babacığım. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona. O da. 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. 0 0 “Ba’l”. 118 Onları doğru yola ilettik. 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı.

147 Biz onu yüz bin. 148 Nihayet onlar iman ettiler. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. . 182 Hamd. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.” 167. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.143.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. 181 Peygamberlere selam olsun. elbette biz ihlâslı kullar olurduk. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. 161. kudret ve şeref sahibi olan Rab. yücedir. 171 Andolsun. yücedir.144 Eğer o.163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. Onlar da yakında görecekler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. Onlar elbette yalan söylüyorlar.168. yakında onlar da görecekler. 179 (Bekle ve) gör.” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı.152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. 180 Senin Rabbin.162. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler.

Onlar da pek azdır. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur.8 İçlerinden ileri gelenler. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o. “Gidin. Onun doksan dokuz koyunu var.” 27 Biz göğü. “Korkma! Biz. 25 Biz de bunu ona bağışladık. 18. Nefis arzusuna uyma. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır.0 O şanlı. İşte bu istenen şeydir. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd. İbrahim.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. İşte onlar da (böyle) gruplardı. Bu ancak bir uydurmadır. Onlar da feryat ettiler. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. İsmail. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. İshak. O. Derken Rabbinden bağışlama diledi. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir.38. 12. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. kazıklar sahibi0 Firavun. Sûrede başlıca. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. henüz azabımı tatmadılar. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir.âyetinin dipnotuna bakınız. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. Süleyman.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. Kafirler. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. iki davacı grubuz. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. ama artık kurtuluş zamanı değildi. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. ilahlarınıza tapmaya devam edin. Allah’ın birliği. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Hayır. . Semûd kavmi. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri. Davûd. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Aramızda adaletle hükmet. Eyyüp. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Allah sözüdür).” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı.13 Onlardan önce de Nûh kavmi. Benim ise bir tek koyunum var. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır. Onlar. Hayır. Sûre.7. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. 88 âyettir. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Âd kavmi.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.

Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. “Onları bana geri getirin” dedi. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. O ne güzel bir kuldu! O. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. Bana. Hani o. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. Süleyman. Ona asla tükenme yoktur. Rabbine. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. İshak’ı ve Yakub’u da an. “Hayır. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. mecazi olarak. İşte bunlar. “İşte bu bizim ihsanımızdır. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. onun emrine verdik. Bu bir öğüttür. size rahat ve huzur olmasın. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. Şüphesiz onlar. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). Biz de ona. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. göklerin. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Onların her biri iyi kimselerdi. Onlar oraya girerler. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.” O grup da.” 0 Bu âyetin bu kısmı. bizim katımızda hayırlı. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. hesap günü için size vaad edilenlerdir. çok bağışlayandır. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. Mutlak güç sahibidir. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. cehennem vardır.50 51 52 53 54 55. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. “Gerçekten ben malı. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. “Bu Kur’an. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail. biz Süleyman’ı imtihan ettik. “Ey Rabbim! Beni bağışla.” De ki. yeminini bozma. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. . Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Orası ne kötü durak yeridir!” der. büyük bir haberdir. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. Andolsun.29 30 31 32.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk. Şüphesiz biz onları. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.33 34 35 36 37.” “O. Süleyman.

benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin. onu ise çamurdan yarattın” dedi.” 70 “Bana ancak. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. çünkü sen kovuldun. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.69 “Aralarında tartıştıkları sırada.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin. 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür. 76 İblis.83 İblis.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir.” 82. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.” 79 İblis. içlerinden ihlâslı kulların hariç. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim. 75 Allah. “Senin şerefine andolsun ki. Beni ateşten yarattın.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum.” .” 71 Hani. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. “Ben ondan daha hayırlıyım. 74 Ancak İblis eğilmedi. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.

âyetlerine bakınız. (Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. adını 71 ve 73.) yoksa gece vakitlerinde. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. İşte Rabbiniz olan Allah budur. İyi bilin ki. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Allah’ın yeryüzü geniştir.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar. Sonra ondan0 eşini var etti. müslümanların ilki olmam da emredildi. çok bağışlayandır. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik.” De ki: “Şüphesiz bana. o mutlak güç sahibidir. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum. O. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. zümreler. O bundan uzaktır.39. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. Zümer. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. halis din yalnız Allah’ındır. kullar. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. O da size yaptıklarınızı haber verir. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. İşte Allah kullarını bununla korkutur.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem. . Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. yarattıklarından dilediğini seçerdi. yücedir. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. Sûrede başlıca.” “Bana. İyi bilin ki. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının. âyetinin dipnotuna bakınız. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. secde halinde ve ayakta. Sûre. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. 75 âyettir. mü’minlerin cennete. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. “Biz onlara sadece. gruplar demektir. sizi bir tek nefisten yarattı. Tağut’tan0.

işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı). 23 Allah sözün en güzelini. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. Sen onlara vekil değilsin. göğsünü İslâm’a açtığı. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Kim doğru yola girerse. Hayır. ölmeyenlerinkini de uykularında alır.” (Enbiya sûresi. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. 21 Görmedin mi. iyilik yapanların mükafatıdır. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. Âyette. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. Allah vadinden dönmez. 35 (Allah. Ben de yapacağım. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar. “Allah”.. böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. kainatın düzeni bozulurdu. hak olarak indirdik. 29 Allah. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur.40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri.” 39. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. İşte bu. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. Allah mutlak güç sahibi. 0 0 Âyette. onların çoğu bilmiyorlar. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. . De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. âyetleri. “Kazandıklarınızı tadın” denir. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. eğer onlara. öğütleri. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. 22 Allah’ın. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. korunma aracı olarak kullanacak olması. kendisi için girmiş olur.. yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Kim de saparsa. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. 28 Biz onu. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim. derler. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. ancak kendi aleyhine sapar. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette.

büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. 55. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden. 52 Bilmediler mi ki. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Onlar üzülmezler de. çok bağışlayandır. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. 58 Yahut azabı gördüğünde. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. yücedir.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Artık. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. 57 Yahut. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun. gaybı da.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Hayır.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. “Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin.” 66 Hayır. O. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah. o bir imtihandır. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın. Fakat onların çoğu bilmezler. Onlardan zulmedenler var ya. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.” . görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. kişi. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. O her şeye vekildir. Sonra ona bir daha üflenir. Sonra size yardım edilmez. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. “Allah’ın yanında. “Evet geldi” derler. yüzleri kapkara kesilmiştir. Çünkü O. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. “Bu.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. onların ortak koştuklarından uzaktır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. çok merhamet edendir. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. Onlara kötülük dokunmaz. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün.

Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de. . Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün.74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir. bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur.

8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz.” “Ey Rabbimiz! Onları da. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. Sûre. İşte bu büyük başarıdır. onların babalarından. O halde. Mü’min inanan kimse demektir. ölüm diye nitelenmektedir. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. Arş’ın sahibidir. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. “Ğâfir”. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. bu görüş sağlıklı değildir.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. lütuf sahibi Allah tarafındandır. Oysa bu. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. ona rahmet etmiş olursun. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. Ancak O’na yönelen. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. kendi indirir. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. size âyetlerini gösteren. . Sûrede başlıca. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez.” Duhân sûresinin 56. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. âyet 56’ya aykırıdır. Ayrıca sûre.0 Bu kitabın indirilmesi.40.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. iki defa da dirilttin. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine.” “Onları kötülüklerden koru. günahı bağışlayan. 85 âyettir. Allah. âyeti bunu açıkça göstermektedir. “Nasıl. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. O’ndan başka ilah yoktur. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. Kafirler cehennemde. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz. (gördüler)! Böylece Rabbinin. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. mutlak güç sahibi. O. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. tövbeyi kabul eden. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. Onlara. Firavun ailesinin. Benim cezalandırmam nasılmış. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir. İki ölümden birincisi. kâfirlerin hoşuna gitmese de. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir.” O. sadece kafirler için söz konusudur. sizin için gökten bir rızık indirendir. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. O gün onlar ortaya çıkarlar. adını 28. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. 58. düşünüp ibret alır. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Âyette geçen ikinci ölümün. hakkıyla bilen. Âyette geçen iki ölümden ilkinin. Âyette sözü edilen mü’min. Bu tür bir ölüm.. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. inkâr edenler hakkındaki. İnkar edenler var ya. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Bugün asla zulüm yoktur. hüküm ve hikmet sahibisin.3 4 5 6 7 Hâ Mîm. dereceleri hakkıyla yükseltendir. azabı ağır olan. Dönüş ancak O’nadır.. bağışlayan demektir. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz. sizi doğru yola ileteyim.24 25 26 27 28 29 30. Firavun ailesini. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince. Ama başımıza geldiğinde bizi. kim. dininizi değiştireceğinden. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. onun yalancı olduğuna inanıyorum. ancak onun kadar ceza görür. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Onlar ise. Firavun ailesinden. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. Kadın veya erkek. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. günahları sebebiyle onları yakaladı. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik. zayıf olanlar.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. hakkıyla görendir. Şüphesiz O güçlüdür.” Allah onu. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken.20 21 22 23.” Hâmân Firavun’un başveziridir. benim de Rabbim. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. Kıyametin kopacağı günde de. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. belki yollara.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. o bağrışıp çağrışma gününden. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. cezası da çok şiddetlidir. Âd kavmi. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. Allah kullarına asla zulmetmek istemez.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. “Biz size uymuş kimselerdik. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir. Böyle iken Allah. Firavun’un tuzağı. Allah.33 34 35 36. Şüphesiz Allah.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum.31 32. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. tamamen sonuçsuz kaldı. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o.” Mûsâ da. aşırı giden. 0 .” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. yalanı kendi aleyhinedir. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. Eğer yalancı ise. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” Andolsun. Nûh kavmi. kadınlarını sağ bırakın” dediler. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum. azâbın en kötüsü kuşattı. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. (Öyle bir) ateş ki. Şüphesiz. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden.” “Kim bir kötülük yaparsa. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. Eğer doğru söylüyorsa. büyüklük taslayanlara. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. Daha sonra o ölünce de. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır.

49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. 56 Allah’ın âyetleri hakkında. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin.74 Sonra onlara. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Onlar. âlemlerin Rabbine mahsustur. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. Onlar da. 55 Ey Muhammed! Sabret. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler. fakat insanların çoğu şükretmezler. 64 Allah. Onlardan sana anlattıklarımız da var. “Evet. sonra “alaka”dan0 yaratan. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. âyet. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. anlatmadıklarımız da var. âyet. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. Allah bunları. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. 73. Hamd. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. İçinizden önceden ölenler de vardır. işte böyle döndürülürler. 53. 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. sonra az bir sudan (meniden). İsrailoğulları’na da. Lânet de onlaradır. Sen Allah’a sığın. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. kötü yurt da onlaradır. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. getirmişti” derler. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. (Bekçiler). 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir.54 Andolsun. demek ki. hakkıyla görendir. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. Günahının bağışlanmasını iste. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. 76 Onlara. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. 2. 51 Şüphesiz ki. . 5. yaşatan ve öldürendir. duânıza cevap vereyim. 79 Allah. Mü’minûn sûresi. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. sizi (önce) topraktan. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. mazeretleri fayda vermez. 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. o da oluverir.72 O zaman onlar. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. sonra da ateşte yakılacaklardır. 52 O gün zalimlere.” 61 Allah. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. 75 Bu. Onlar bilecekler. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. 68 O. Şüphesiz O hakkıyla işitendir. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. âyet. 58 Kör ile gören. senden önce de peygamberler gönderdik. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir.” 67 O. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. 0 “Alaka”. 78 Andolsun. Fakat insanların çoğu bilmezler. Siz pek az düşünüyorsunuz. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. 14. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. bir kısmına binesiniz. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir. Alak sûresi. Şüphesiz Allah. göğü de binâ yapan. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. 71. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. Hayır. bunda hiç şüphe yoktur.

İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. Fakat. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. Azabımızı gördükleri zaman. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. . Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. Allah size âyetlerini gösteriyor.80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Bu. “Yalnız Allah’a inandık. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. kendilerine fayda vermedi.

Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. 5. Onlar derilerine. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Onlar. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi.”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. dört gün içinde (dört evrede). İkisi de. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. Hâ Mîm. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım. 8. 4.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. 10. Böylece onları. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. 20. 18. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Onlara yardım da edilmez. âlemlerin Rabbidir. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. batılda ısrar edenlerin uyarılması. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. gözleri ve derileri. 17. 21. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. 22. 54 âyettir. kendileri aleyhine şahitlik ederler. Sûre. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. Bismillahirrahmânirrahîm 1. onlar da. yapmış oldukları işler hakkında. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. 2. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. Derileri. “İsteyerek geldik” dediler. Sûrede başlıca hakka davet. 16. 19. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır.41. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. 14. 7. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir. gözlerinizin ve derilerinizin. Allah’ın düşmanlarının. “Fussilet”. kulakları. Artık onlar işitmezler. Onlar ahireti de inkar ederler. 12. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. Sûre. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. Bu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. 13. 11. .” 6. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 9. “genişçe açıklandı” demektir. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. 15. 3. İşte bu. O halde sen (istediğini) yap. birer mecazî ifade olup.0 Bu Kur’an.” O. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Lakin. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. Kulaklarımızda bir ağırlık. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ona ve yeryüzüne.

23. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. onu dirilten. Çünkü O. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur. onları yaratan Allah’a secde edin. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz.“Onlara. hakkıyla bilendir. elbette ölüleri de diriltir. 26. O hüküm ve hikmet sahibi. 29. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav.” 24. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını. hakkıyla işitendir. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. istediğiniz her şey orada sizin için var. üzülmeyin.0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. 41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. 43 Sana ancak. 25. İşte böyle. size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. her şeye gücü hakkıyla yetendir. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. hemen Allah’a sığın. âyet. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz.” 33 Allah’a çağıran. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar. 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler). . Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. orada canlarınızın çektiği her şey var.” 27. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı. Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır. Âyet. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. 28. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). Şüphesiz o. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır. 37 Gece. Şüphesiz ki. onda ayrılığa düşmüşlerdi. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı.” 30. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. gündüz. Allah düşmanlarının cezası ateştir. “İşte bu sizin. Şüphesiz o. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. hem de elem dolu bir azap sahibidir. güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Bir de bakarsın ki. sonra dosdoğru olanlar var ya. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. müşrikler güneşe. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Güneşe ve aya secde etmeyin. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. De ki: “O. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. 0 Âyetten. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. onlar için de gerçekleşti. aralarında derhal hüküm verilirdi. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi.

içimizden onları gören hiçbir kimse yok. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. yıkılır. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. O. her şeyi kuşatandır. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. İyi bilin ki.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Andolsun. Andolsun. mülk. . Rabbinin. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. hayır (mal. İnsan. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. Rabbime döndürülürsem. Allah onlara. genişlik) istemekten usanmaz. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız.

Sen onlara vekil değilsin. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. sizin işledikleriniz sizedir. İyi bilin ki. O. Allah. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. 14.. Sûre.42.. 7. O. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. O. hakkıyla görendir. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. Onlara bir gazap vardır. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). 2.” şeklinde de tercüme edilebilir. 53 âyettir. Fakat O. çok merhamet edendir. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Hâ Mîm. çok bağışlayandır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. büyüktür. Âyetin bu kısmı. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. 12. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. onun çabuk kopmasını isterler. 4. “kendi türünüzden. Mizan ölçü demektir. ölüleri diriltir. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir. adını 38. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. 8. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. her şeyi hakkıyla bilendir. 9. Onlar için çetin bir azap vardır. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. O. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. 13. sana vahyettiğini.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. Dönüş de ancak O’nadır. Kıyamete inanmayanlar. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. 5. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir. 17. Allah kullarına çok lütufkârdır. yücedir. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. bir grup ise cehennemdedir. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. dilediğini rahmetine sokar. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. kendilerine bilgi geldikten sonra. 15. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. Bu sûretle sizi üretiyor. İnananlar ise. . 19. aralarında hemen hüküm verilirdi. Bir grup cennette. Melekler ise. O. Allah ona dilediğini seçer. İbrâhim’e. İşte bu. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. hakkıyla işitendir. Allah onları daima gözetlemektedir. sizin de Rabbinizdir. Onlar. Size kendinizden0 eşler. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. kuvvetlidir. gökleri ve yeri yaratandır. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. Şüphesiz O. mutlak güç sahibidir. 10. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Allah bizim de Rabbimiz. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. O. İyi bilin ki Allah. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. 6. 11. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Rabbim Allah’tır. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. 3. Bizim işlediklerimiz bize. 16.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. 18. dilediğini rızıklandırır. Şûrâ danışma demektir.

bu dünya hayatının geçimliğidir. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. Sana düşen. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. işleri. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir.20. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. . Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Dilediğine kız çocukları. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. O’nun varlığının delillerindendir. 44 Allah kimi saptırırsa. İşte bu büyük lütuftur. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. birçoğunu da affeder. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. çok şükreden herkes için ibretler vardır. 32. 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş. lütfundan onlara fazlasını da verir. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. O’nun varlığının delillerindendir. hakkı sözleriyle gerçekleştirir.” Kim güzel bir iş yaparsa. 28. O. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. dilediğine erkek çocukları verir. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. Gökleri. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. 29. 34. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. İyi bilin ki zâlimler. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. biz seni onlara bekçi göndermedik. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. Yoksa. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. sadece tebliğdir. 31. 41 Zulme uğradıktan sonra. 25. 22. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. Allah. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. övülmeye lâyık olandır. ona da istediğinden veririz. dost olandır. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). O. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. 35. bir saldırıya uğradıkları zaman. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. 26. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. dilediğini yaratır. 24. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. 21. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. dilediği zaman.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. kullarından tövbeyi kabul eden. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. rahmetini her tarafa yayandır. Allah böyle yapar ki. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı). Şüphesiz O. O.37. yine de çoğunu affeder. zâlimleri sevmez. Şüphesiz. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. O. aralarında yardımlaşanlar içindir. Kim de dünya kazancını isterse. derhal aralarında hüküm verilirdi. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. O. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. 47 Allah’tan. 33. 27. 30. O. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler.38. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. Elbette bunda çok sabreden. 36. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. Şüphesiz O. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. Bu mükafat. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. çok bağışlayandır. 40 Bir kötülüğün karşılığı. İnananlar da. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. 23. Şüphesiz O. şükrün karşılığını verendir. Kim âhiret kazancını isterse. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. sürekli bir azâp içindedirler. Fakat O. Şüphesiz Allah. rızkı dilediği ölçüde indirir. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. O. onun iyiliğini artırırız. Allah bâtılı yok eder. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. Rabbinizin çağrısına uyun. onun kazancını artırırız. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). İşte bu Allah’ın.

hakkıyla gücü yetendir. Şüphesiz O. 52. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. dişiler olmak üzere çift verir.53 İşte sana da. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. İyi bilin ki. Yahut bir elçi gönderip. emrimizle. Şüphesiz O yücedir. her şeyi hakkıyla bilendir. izniyle ona dilediğini vahyeder. yahut perde arkasından konuşur. . Sen kitap nedir. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. iman nedir bilmezdin. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. kullarımızdan dilediğimizi. Fakat biz onu. hüküm ve hikmet sahibidir.50 Yahut o çocukları erkekler. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. bütün işler sonunda Allah’a döner. dilediği kimseyi de kısır yapar.

Zühruf yaldız. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. 24 (Gönderilen uyarıcı. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz de onlardan intikam aldık. kurulduğunuzda. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. “Bu bir büyüdür. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. onlara. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Sûre. 25 . çok yücedir.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki. İşte siz de. mutlaka. 10 O.) “Ben size. hikmetlerle doludur. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir.ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Sûrede başlıca tevhit. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. Yalanlayanların sonu. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de. 1 2. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. onu Arapça bir Kur’an yaptık.43. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. 89 âyettir. . iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta. beni yaratana taparım. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. iyice anlayasınız diye biz. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. mücevher. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. belki dönerler diye. sonra da. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. Onlar sadece yalan söylüyorlar. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. 23 İşte böyle. Allah. Şüphesiz o.” 27 “Ben ancak O.13. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. üzerlerine kurulasınız. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. “Onları mutlak güç sahibi. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. Onlar. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. 16 Yoksa. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. böyle diriltileceksiniz. oranın şımarık zenginleri. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. adını 35. 12. Biz.14 O bütün çiftleri yaratan. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım.” 28 İbrahim bunu. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki.

Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. yoksa İsa mı?” dediler. . (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. Kur’an’ın. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. derece derece üstün kıldık. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. onları azaba uğrattık. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. yahut Tâif’li Urve b. Sonunda bize geldiğinde. Eğer dileseydik. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Şüphesiz bu Kur’an. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır.0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. bizim için Rabbine dua et. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. bu doğru bir yoldur. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Doğru yola dönsünler diye. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. Onlara. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). Birbirlerine iş gördürmeleri için. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık. Rabbinin katında ahiret ise. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. sonradan gelecek inkârcılara. Sağırlara sen mi duyuracaksın. Muğîre’ye. Yahut da. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Artık o. Bütün bunlar. Onları. Müşrikler. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. Peygamber’e yakıştıramıyor. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. peygamberliği. onlardan intikam alırız. bir de bakmışsın. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin rahmeti. Rabbinin katında ahiret ise. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. şu zavallı.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. onun ayrılmaz dostudur. bana uyun. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Onlar da kendisine itaat ettiler. arkadaşına. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. Kim. Çünkü zulmettiniz. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Bütün bunlar. Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. sadece. ondan hesaba çekileceksiniz. bizim onlara gücümüz yeter. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. İsa. hepsini suda boğduk. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir.

dostlar birbirine düşman olurlar. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil. 85 Göklerin. 68. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. sizin de Rabbinizdir. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. hakkıyla bilendir. 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in).” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. Fakat onlar. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. 76 Biz onlara zulmetmedik. Arş’ın da Rabbi olan Allah.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. “Allah” derler. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. 72 İşte. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. Onlar azap içinde ümitsizdirler. size hakkı getirdik. gökte de ilâh olandır. 73 Orada sizin için bol bol meyve var. 78 Andolsun. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. halbuki bunun farkında değillerdir. işte bu doğru bir yoldur. Öyleyse O’na kulluk edin. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak. O hüküm ve hikmet sahibidir. kendileri zâlim idiler. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. 84 O. . onlardan yersiniz. 87 Andolsun. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. 83 Bırak onları. siz üzülmeyeceksiniz de. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır.” 64 Şüphesiz Allah. onların nitelendirmelerinden uzaktır. 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.63 İsa.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.” O da. yerde de ilah olandır. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler. benim de Rabbim. Yakında bilecekler. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. Öyle ise.

16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. “Tübba”. âyet.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın. âyetinde açıkça belirtilmiştir. hakkıyla bilendir. 38 Biz. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. 33 Onlara. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. müşriklerin ona karşı tutumu. 59 âyettir. 26 Nice ekinler. göklerin. Yaşatır. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. Firavun’dan kurtardık. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. yeri ve bunlar arasında bulunanları. Çünkü o. Bu. gökleri. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir.5. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. O.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 12 İnsanlar.” 37 Bunlar mı daha hayırlı. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine. nice pınarlar bıraktılar.” 24 “Denizi açık halde bırak. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir.” 20 “Şüphesiz ki ben.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. çünkü takip edileceksiniz. Kur’an’ın indirilişi. 11 (O duman) insanları bürür. 9 Fakat onlar. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır. eğlenmek için yaratmadık. Biz diriltilecek değiliz.35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. O hakkıyla işitendir. Rabbinden. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.6. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. öldürür.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. önceki atalarınızın da Rabbidir. Sûre. siz de yine eski halinize döneceksiniz. elem dolu bir azaptır. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. çünkü biz artık inanıyoruz” derler. âyet. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. 32 Andolsun. sizin de Rabbiniz. 1 2. Mûsâ’ya. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. Bu âyette Hz. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. 4. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. 34. Duhan. 10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle. benim de Rabbim. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. haddi aşanlardan bir zorba idi. Şuarâ sûresi. 17 Andolsun. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182. 25 Onlar geride nice bahçeler. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. bu bir deli!” dediler. Yemen hükümdarlarına verilen addır. Kureyş’in Hz. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık.31 Andolsun. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı.44. duman demektir. Sûrede başlıca. onları. Peygamberi yalanlaması.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. . Şüphesiz biz öcümüzü alırız. onlara mühlet de verilmedi. beni taşlamanızdan. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. 30.

O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. 54 İşte böyle. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu. çok merhamet edendir. maden eriyiği gibidir. düşünüp öğüt alsınlar. hüküm günü. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. Allah onları cehennem azabından korumuştur.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir. Ama onların çoğu bilmiyorlar. 45. . Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.44 Şüphesiz. Yalnız. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.46 O. 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. zakkum ağacı. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. cehennemin ortasına sürükleyin. Şüphesiz. günahkarların yemeğidir. onlar da beklemektedirler. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. 43. İşte bu büyük başarıdır. 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. Çünkü onlar. Câsiye. adını 28. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. 4. İsrailoğullarına kitap. 9. hükümranlık ve peygamberlik verdik. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar.45. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği. göklerde ve yerde. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. Şüphesiz.0 Kitab’ın indirilişi. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. kendilerini. Bu Kur’an. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Andolsun biz. 12. 16. emriyle akıp gitmesi. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. 20. Yoksa kötülük işleyenler. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. aralarında hüküm verecektir. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. 8. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. Şüphesiz Rabbin. gökleri ve yeri. 7. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. İşte bunlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. Kur’an’ın indirilmesi. 18. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. 6. Sûrede başlıca. mutlak güç sahibi. 19. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. 23. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. diz üstü çöken demektir. 13. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. 37 âyettir. 11. Allah’ın. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). 0 . 17. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. 3. 15. Allah’ın âyetleridir. İnananlara söyle. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. Sen ona uy. 2. içinde gemilerin. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Sûre. Onlara zulm edilmez. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. Nefsinin arzusunu ilah edinen. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. Allah. 5. hak ve hikmete uygun olarak. 21. 14. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Hâ Mîm. 10. 22.

(Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.” “Bunun sebebi. 34. De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. Sonra sizi öldürecek. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. 32. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. sadece zannediyoruz. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. 36. Allah’ın va’di gerçektir. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. Hamd. Bizi ancak zaman yok eder. 29. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.24. Kıyamet kopacağı gün. 33. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. Ölürüz ve yaşarız. Yardımcılarınız da yoktur. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. 31.” İşte kitabımız. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Barınağınız ateştir. bu gün biz de sizi unutuyoruz. 35. 26. . size karşı gerçeği söylüyor.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. 25. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. 27. kendilerini kuşatıvermiştir. mutlak güç sahibidir. İşte bu apaçık başarıdır. O. 37. ama insanların çoğu bilmezler. Rableri onları rahmetine sokacaktır. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. 28. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. 30. hüküm ve hikmet sahibidir.

13. mutlak güç sahibi. 43. Bu. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. Onunla doğru yolu bulamadıkları için.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Âl-i İmrân sûresi. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. apaçık bir büyüdür” dediler. 17. 3. “Bu. 78. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. çok merhamet edendir.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. 16. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. Sûre. Şüphesiz ben sana döndüm. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim.” İşte. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. Hâ Mîm. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. 15. 7. 9. Ahkâf. 4. 144. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. Âyetin bu kısmı. orada sürekli kalacaklardır. . inananlar için. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Biz. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. Allah’ı bırakıp da. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. bizi geçemezlerdi” dediler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 11. 14.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.0 Kitab’ın indirilişi. âyet. Nahl sûresi. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde. Hicr sûresi âyet 10. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. âyet. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. Yoksa. o da. Mü’min sûresi. onlar onu kabulde. çok bağışlayandır. Hz. Yapmakta olduklarına karşılık. Bu ise. İnkar edenler ise. 12. 10. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. onlar üzülmeyecekler de. 47. Anne ve babasına. Onlar cennetliklerdir. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. 35 âyettir. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.Peygamber’in. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. bunların tapınmalarından habersizdirler. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. 6. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. gökleri. “Yazıklar olsun sana! İman et. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. âyet. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir.46. O. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. 18. Neslimi de salih kimseler yap. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım.” İnkâr edenler. Nihayet olgunluk çağına gelip. 2. 5. düşünmeden “Bu. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. adını 21. 8.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. İşte onlar. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. sizin. âyet.

benimle gönderileni tebliğ ediyorum.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. 35. Allah. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. 34. Bu bir duyurudur. Hani Ahkâf’taki kavmini.19. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. 26. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. Andolsun. Onlar.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. Fakat kulakları. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın. 24. Onlar. . gözler ve kalpler vermiştik. 20. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. onların zevkini sürdünüz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. “Susun!” dediler. 23. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. “Hayır. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. Kendilerine kulaklar. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. “Bu gerçek değil miymiş?” denir. ona iman edin ki. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. 27. Onlar için acele etme. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. 25. 32. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. “O. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. 22.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. Andolsun. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. “Evet. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. 30. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. kendinden önceki kitapları doğrulayan. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Ben size. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. Mûsâ’dan sonra indirilen. 21. her şeye hakkıyla gücü yetendir. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. İşte biz. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. 33. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. 31. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. 28. Onlar ise. onun huzuruna gelince0 birbirlerine.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. “Ancak Allah’a ibadet edin. Hûd. 29. Hûd. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir.

16.MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. tadı değişmeyen süt ırmakları. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. . Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca.47. yeryüzünde savaşın sona ermesi. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. Bu. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Hidayete erenlere gelince. İşte Allah. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. Onları. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. biz onları helak ettik. 12. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. içinde kalacağınız yeri de bilir. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. onların işlerini boşa çıkarmıştır. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. 18. Allah yolunda öldürülenlere gelince. Bismillahirrahmânirrahîm 1. yıkım onlara! Allah. Hem kendinin. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. savaş. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. inkâr edenlerin ise. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). 9. 14. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Sûre. Onların kalacakları yer ateştir. Allah’ın. Bu. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. 2. inanıp salih ameller işleyenleri. 15. 6. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. ikinci âyette geçen adından almıştır. 8.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. onları yerle bir etmiştir. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). 3. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. 4. 5. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. 38 âyettir. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). 17. diye de anılmaktadır. “Az önce ne söyledi?” derler. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri. İşte bunlar. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Bu cennetliklerin durumu. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. İnkâr edenlere gelince. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Bu. 19. Allah onların hidayetini artırır. 13. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Şüphesiz Allah.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. Allah’ın inananların yardımcısı olması. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. dinini uygularsanız). esirler. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. adını Peygamber Efendimizin. 10. Rablerinden de bağışlama vardır. 11. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. ortadan kalkması da olabilir. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. 7.

Peygamber’e itaat edin. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. Yoksa. Allah’ın lânetleyip.. sen onları yüzlerinden tanırdın. cimrilik ederdiniz. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. öyle mi? İşte bunlar. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. Allah sizinle beraberdir. İnananlar. 22. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. 33. İnkâr edenler. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Melekler. elbette kendileri için daha iyi olurdu. 21. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. 29. 26. İnkâr eden. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. 36. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. onları sana gösterirdik de. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. başa geçtiğinizde. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. Allah yaptıklarınızı bilir. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Amellerinizi boşa çıkarmayın. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. İşte sizler. 24. 27. gözlerini kör ettiği kimselerdir.20. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız.. 0 Âyetin baş tarafı. Demek. 34. Andolsun. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. Sakın za’f göstermeyin. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. kalplerinde hastalık olanların. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. 38. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. O da onlara pek yakındır. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Allah. sen onları. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri. onların amellerini boşa çıkaracaktır. 25. 37. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. Bu. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. 30. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. içinizden. . münafıkların. 23. kulaklarını sağır. 32. 28. “Demek. 35. Andolsun. Allah onların gizlice konuşmalarını bilir. 31. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir.” şeklinde de tercüme edilebilir. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. siz ise fakirsiniz. Allah yolundan alıkoyan. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.

9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. ona yardım edesiniz. Âyette sözü edilen fetih. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. cihad. Âyette. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. Sûrede başlıca. Bu. 18 ve 27.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. Allah mutlak güç sahibidir. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah katında büyük bir başarıdır. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. 5 Bütün bunlar Allah’ın. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana.19 Şüphesiz Allah. 15 Savaştan geri bırakılanlar. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. siz ganimetleri almaya giderken. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. Allah mutlak güç sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Hayır.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. hastaya güçlük yoktur. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. “Bîat”. Hudeybiye’de müslümanların. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Sûre. . “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah büyük bir mükâfat verecektir. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Hz. hüküm ve hikmet sahibidir. şanlı bir zaferle yardım etsin. 1 2. 6 Bir de. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. onu elem dolu bir azaba uğratır. 18. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Onlar. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. el tutuşup söz vermek demektir. İşte bu. şüphesiz biz. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. topala güçlük yoktur. dilediğine ceza verir. Gönüllerinde olanı bilmiş. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. O. inanan erkek ve kadınları. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. onlar pek az anlarlar. 29 âyettir. Allah önceden böyle buyurmuştur.48. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız.” 17 Köre güçlük yoktur.0 Ta ki Allah. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. dilediğini bağışlar. hüküm ve hikmet sahibidir. çok merhamet edendir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. onların kötülüklerini örtmesi içindir. hicretin altıncı yılında Hz. Allah çok bağışlayandır. inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. Kim de yüz çevirirse. Allah’ın. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. içlerinden ırmaklar akan. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse. Allah onu. sana olan nimetini tamamlasın. Allah hakkıyla bilendir. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. adını 1. 4 O. onlara huzur.

ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. sizi de doğru bir yola iletsin.0 O. Allah. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. Allah dilerse. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. Muhammed. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Mekke’nin göbeğinde. onların ellerini sizden. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. Eğer. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. gövdesi üzerine dikilmiş. Allah ise. inkârcılara karşı çetin. arkalarını dönüp kaçarlar. Allah. Allah. içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. . Eğer. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. sonra da ne bir dost. 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. İşte bu. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. sizin ellerinizi onlardan çekendir. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. rükû ve secde halinde. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. Allah. Hani inkar edenler kalplerine taassubu. bunlar mü’minler için bir delil olsun. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. fakat Allah’ın. Allah’ın Resülüdür. Onlar. birbirlerine karşı da merhametlidirler. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. kalınlaşmış. Henüz elde edemediğiniz. Şahit olarak Allah yeter. (Allah böyle yaptı) ki. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. Onunla beraber olanlar. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. Onların. Allah. O. Andolsun. onu kuvvetlendirmiş. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir.

Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Burada Hz. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Ey iman edenler! Seslerinizi. 6. Eğer o. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. 12. Şüphesiz. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir.49. çok merhamet edendir. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Bedevîler “İman ettik” dediler. Çünkü Allah. Allah. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. sıkıntıya düşerdiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının. 13. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. 5. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Bilin ki. “iman ettik” demeyin. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. birçok işlerde size uysaydı. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.) “Fakat boyun eğdik” deyin. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. gerek Hz. 11. Sûre. . Allah çok bağışlayandır. hakkıyla haberdâr olandır. Allah hakkıyla bilendir. inkârı. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir.0 Onlar. Allah’a ve Peygamberine inanan. Allah katında en değerli olanınız. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. sonra şüpheye düşmeyen.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. 4. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. çok merhamet edendir. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Birbirinize bağırdığınız gibi. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. 9. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse.” İman edenler ancak. 16. Allah’ın. hakkıyla bilendir. Birbirinizin gıybetini yapmayın. De ki: “İman etmediniz. âdaletli davrananları sever. çok merhamet edendir. Mü’minler ancak kardeştirler. Sûrede başlıca. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinizi karalamayın. Allah. Hucurât odalar demektir. Bu cümle. her şeyi hakkıyla bilendir. 8. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. 7. Ey insanlar! Şüphe yok ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. “Fakat İslâm’a girdik. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. 18 âyettir.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. (Öyle ise. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. mü’minlerin. 14. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. Allah hakkıyla işitendir. 3. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. çok bağışlayandır. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. 15. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. elbette kendileri için daha iyi olurdu. 2.” 10. Peygambere karşı. Allah. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. Fakat Allah.

Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. göklerin ve yerin gaybını bilir. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın.” Şüphesiz Allah. . 18.17.

14 Onlardan önce Nûh kavmi. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz.” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. 45 âyettir. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. artık bugün gözün keskindir” (denir. biri insanın sağ tarafında. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. 1. Peygamberlik. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi. 9. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. 12. Allah’ın birliğinin delilleri. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. 8 Bütün bunlar. O da. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. “daha var mı?” der. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. Artık onlar kararsız bir haldedirler. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. Eykeliler. (hakka karşı) inatçı. tehdidin gerçekleşeceği gündür. 16 Andolsun. 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. toprağın. “Doldun mu?” deriz. “İşte bu. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. hayrı hep engelleyen. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. 17 Üstelik. akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz. "Tübba". aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. Res halkı ve Semûd kavmi. uğradıkları azaplar konu edilmektedir.” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. Yemen Hükümdarına verilen addır. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.” 30 O gün Cehenneme. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. Şimdi gaflet perdeni açtık. . Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım.50.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar.10. Lût’un kardeşleri.13.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler.11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). 19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde. Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. İşte bu. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. Âd ve Firavun.” 24. Sûre. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik.

36 Biz onlardan önce. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. 0 Bu âyette sabah. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. gökleri.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu. ebedilik günüdür. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. İşte bu. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. (o sese) kulak ver. . Bize bir yorgunluk da dokunmadı. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda.” 34 “Oraya esenlikle girin. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. 38 Andolsun. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. Dönüş de ancak bizedir.32.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. (kabirlerden) çıkış günüdür. 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. 39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de. İşte bu. her tövbe eden. (hesap için) bir toplamadır. bize göre kolaydır. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. O halde sen. onun emrini gözeten için. Katımızda daha fazlası da vardır. Bu. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. bir sonraki 40. âyette ise. onlara karşı bir zorba değilsin. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. 44 O gün yer. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. O. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Sen. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar.

Hani onlara. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. üzerlerine çamurdan. 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar.4. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. 17 Geceleri pek az uyurlardı. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. Zâriyât. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. O ise (pişman olmuş).16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. 13. 32. muhakkak siz. iş bölüştürenlere andolsun ki. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar). Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. esip savuran rüzgarlar demektir. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. 30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu.2. 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. sizin konuşmanız gibi gerçektir. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. 0 Âyetlerde rüzgar. Onlar. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı.0 7. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. 45 Artık. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. . size vaad olunan şey elbette doğrudur. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. 20. mutlaka onu kül ediyordu. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Şüphesiz O. 43 Semûd kavminde de ibretler vardır.51.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar.” demiş. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık.5.3.33. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. “Yemez misiniz?” dedi. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Sûre. bulutlar. hakkıyla bilendir. 37 Orada. 60 âyettir. öldükten sonra hesap için toplanma. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. kendini kınıyordu. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. Sûrede başlıca. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü).6 Tozutup savuranlara. O da “Size de selâm olsun.” 15. 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. ağırlık taşıyanlara. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. kolaylıkla akanlara.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap. mü’minlere verilecek mükafatlar. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. 27 Onu önlerine koydu. 10.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine).

modern astrofizikte gündemde bulunan. Artık azabımı acele istemesinler. Artık kınanacak değilsin. onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Sen yine de öğüt ver. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. Onun için. onlardan yüz çevir. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Biz ne güzel döşeyiciyiz. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. Şüphesiz Allah rızık verendir. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Ben cinleri ve insanları. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. . Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. size. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Bu bakış açısı. onlar azgın bir topluluktur. güçlüdür. O halde Allah’a koşun. Şüphesiz ben. Ben. Gerçekten ben. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.0 Yeri de biz döşedik. çok kuvvetlidir. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir.“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar.

yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba. dağ demektir. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı.6. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz.” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. Tûr. Enfâl sûresinin 30. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. 10 Dağlar yürüdükçe yürür. onlar kesin olarak inanmıyorlar. onlara. ister dayanmayın. Sûrede başlıca.52. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 37 Yoksa.7 Tûr’a. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. (içilince) boş söz söyletmeyen. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri. yükseltilmiş tavana (göğe). 19. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. çok merhametlidir. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.12 İşte o gün.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar.4.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Şüphesiz O iyilik edendir. “Bekleyin.3. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.20 Onlara. 11. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık. sizin için birdir. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. yahut Kâ’be kastedilmektedir.5. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. “Beyt-i Ma’mur”a0.2. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya.” 17. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. Burada Hz. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. 30 Yoksa onlar. onun. Müşrikler. Rabbinin nimeti sayesinde. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. İster dayanın. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. kabaran denize andolsun ki. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. sen ne bir kâhinsin. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa. âyetinin dipnotuna bakınız .” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk.” 29 (Ey Muhammed!) O halde. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. “O bir şairdir. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa. 49 âyettir. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. Sûre. ne de bir deli. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. ahiret halleri. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. Biz. kâfirlerin karşılaşacakları ceza. Konu için ayrıca. 24 Hizmetlerine verilmiş. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. sen öğüt ver. biz onların nesillerini kendilerine kattık. 23 Orada.

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. onların ortak koştuklarından uzaktır. . Rabbinin hükmüne sabret. “kabir azabı” yahut “Bedir’de. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Gökten düşmekte olan parçalar görseler. 0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. “Bunlar. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.0 Fakat onların çoğu bilmezler. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak. Tefsir bilginleri.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı.

34 Şimdi yüz çevireni.2 3 4 5. 32 Onlar. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. Andolsun ki. o. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. Sizi. O. 11 Kalp. ufak tefek kusurları dışında.53. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. 27) kınanmakta. Ahiret de dünya da Allah’ındır. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. o. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. bağışlaması çok geniş olandır. (Kur’an’ı) ona. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sûrede başlıca. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. Onlar sadece zanna uyuyorlar. 33. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. 31 Göklerdeki her şey. ancak Allah’ın izniyle. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. Şüphesiz Rabbin. Bismillahirrahmânirrahîm 1.6. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Lât.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız). Allah’a. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Çünkü O. Allah. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. kendilerine. Necm. Uzzâ ve Menât.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. üstün güçlere sahip. 19. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa. 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. O. Âyette müşriklerin. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet.0 18 Andolsun. Âyette müşriklerin. hidayete ereni de daha iyi bilir. O. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. yahut daha az oldu. en iyi bilendir. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. nefis arzusu ile konuşmaz. yolundan sapanı daha iyi bilir. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. yıldız demektir. yerdeki her şey Allah’ındır. Sûre. 62 âyettir. meleklere dişi isimleri veriyorlar. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Şüphesiz zan. .

“Şi’râ’nın Rabbidir. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.46 Şüphesiz O iki eşi. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.51 Şüphesiz O. altı üstüne getirilmiş demektir. 0 0 “Şı’râ”.54 O. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.0 50. başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. erkeği ve dişiyi. 45. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr. 59. 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. . 49 Şüphesiz O. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin. “Mu’tefike”. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. başkasının günah yükünü yüklenmez. 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). 53.60.37 Yoksa. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır.36. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır. (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. 48 Şüphesiz O. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

Yalnız Lût’un ailesi başka. şımarığın biridir. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir. Halbuki her iş. onlara bir imtihan olmak üzere.” 28 “Onlara. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. 4 Andolsun. ay demektir.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını. nefislerinin arzularına uydular. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız. 55 âyettir. Sûre. 5 Bu haberler.0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. “Ayın yarılması” Hz. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. 14 Gemi. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. onlar. Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. Kamer.” 29 Derken. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. biz Kur’anı. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne. o dişi deveyi göndereceğiz. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. Kur’an’ı yalanlayanlar. yardım et” diye dua etti. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Şimdi onları gözetle ve sabret. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. “Bu zor bir gün” derler. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. bildir. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6. 10 O da Rabbine. 32 Andolsun. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. Peygamberi yalanladılar. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.54. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. 9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. 36 Andolsun. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. (gördüler)! 22 Andolsun biz. Sûrede ana fikir olarak. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. yalancının. onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. Onlar. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. 37 Andolsun.7 O halde sen de onlardan yüz çevir.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. . 15 Andolsun. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım. Bazı müfessirlere göre ise. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

Andolsun. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. Göz kırpması gibidir. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Muktedir bir hükümdarın katında. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. ırmak başlarındadırlar. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.) Andolsun. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. . Hayır. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun. büyük her şey satır satır yazılmıştır. (Anında gerçekleşir. kıyamet. Gerçekten biz. doğruluk meclisindedirler. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. biz sizin gibileri hep helak ettik. Küçük.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. O halde. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. Allah’ın nimetleri. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. 5 ve dipnotu. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. ey cinler ve insanlar! O halde. O. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana. O halde.0 O halde.0 O halde. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. 78 âyettir.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. bir başka yerde batmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. hoş kokulu bitkiler vardır. Sûrede başlıca. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. âyet. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. O halde. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Tartıyı adaletle yapın.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır. İnsanı yarattı. ne cine günahı sorulmayacak.RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O halde. teraziyi eksik tutmayın. O halde. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. (her şeyi) O’ndan isterler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı. birbirine kavuşuyorlar. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. âyet. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. birbirine geçip karışmıyorlar. Allah yeri yaratıklar için var etti. yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde. Sûre. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. O halde. . Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. (Bakınız Saffât sûresi. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. Yapraklı taneler. 53. O halde.55. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. Ölçüde haddi aşmayın. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin.

O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. O halde. cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. O halde. çadırlara kapanmış hurilerdir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. O halde. yalnız iyiliktir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. O halde. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. O halde. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. Onlar. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. O halde. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. . meyveler. hurma ve nar vardır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. yüzleri güzel dilberler vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. O halde. O halde. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. (nimetlenirler). O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar. ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır. O halde. O halde.

5. ne mutlu kimselerdir!0 28.20.56. adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya. . Kur’an.16 Onlar. 96 âyettir. 26 Sadece “selam!”. 3. 13.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı. gerçekleşen. 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya. “Amel defterleri soldan verilenler var ya.. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.33. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır. O. (kimini) yükseltir. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. ne de günaha sokan bir şey işitirler. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.21 Ebediyen genç kalan uşaklar. Bu âyet. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. ne mutsuz kimselerdir!0 10. şeklinde de tercüme edilebilir.29. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.43. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları. iri gözlü huriler de vardır. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. azı da sonrakilerdendir.52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. yayılmış sürekli bir gölgede. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya.23 Onlar için saklı inciler gibi. çağlayan bir su başında.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince. onların etrafında. Sûre. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.) 25 Orada ne boş bir söz.4.18. Bismillahirrahmânirrahîm 1. bir çoğu da sonrakilerdendir. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. Naîm cennetlerindedirler.50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.6. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler.14 Onların çoğu öncekilerden.” 51. Sûrede başlıca. zakkumdan yiyeceksiniz. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49. 15. ibrikleri ve kadehleri. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.19. 12 Onlar.44 Onlar. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 22. Burada kıyameti ifade etmektedir.31. “selam!” sözünü işitirler. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. meydana gelen olay demektir. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman.30. 39. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. 17. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır. 27 Ahiret mutluluğuna erenler. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için. 36. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir.34 (Onlar).37. 45 Çünkü onlar.40 Bunların birçoğu öncekilerden. Vâkı’a. (kimini) alçaltır.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.32. Bu âyet.

Andolsun. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. O halde. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. Fakat siz göremezsiniz.56 57 58 59 60. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. ona rahatlık. O halde şükretseydiniz ya!. Şimdi siz. -eğer bilirseniz. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.89 90.82 83 84 85 86. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise. ancak tertemiz olanlar dokunabilir. Ama haktan sapan yalancılardan ise. yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. Korunmuş bir kitaptadır.91 92. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. gerçekten bu. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. Bir de cehenneme atılma vardır. kesin gerçektir. Sizi biz yarattık.87 88. Şüphesiz bu. Ona. elbette değerli bir Kur’an’dır. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. büyük bir yemindirO. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. ..93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.76 77 78 79 80 81. kendisine. Biz ise ona sizden daha yakınız. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz. O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz.

. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. Bunun iç tarafında rahmet. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. Şüphesiz Allah. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. sınırsız kudret makamı demektir. (Allah yolunda) harcayın. 10.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Allah’ın insana emanetidir. Diriltir. Sûre. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır. 17. demir demektir. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. 29 âyettir.” 15. 2. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir.Bilin ki Allah. iman edenlere.Münafık erkeklerle münafık kadınların. adını 25. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. Bugün artık ne sizden. Yere gireni.57. oraya yükseleni bilir. 11. Sûrede başlıca. size âyetleri açıkladık. sonra Arş’a0 kurulandır.Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. 3. “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. O. O. bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. Bütün işler ancak ona döndürülür. 6. mutlak güç sahibidir. 13. gökten ineni. varlığına delalet eden delillerle açık olması. 12. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı. Onların derecesi. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). 14.0 O. Allah da onu kendisine kat kat ödesin. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya. O. Size yaraşan odur.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Peygamber. mahiyetini kavrayamaması demektir. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. O sizinle beraberdir. size karşı çok esirgeyici. ondan çıkanı. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. hüküm ve hikmet sahibidir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. O. öldürür. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. sizi. gündüzü de geceye sokar. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. 5. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. her şeyi hakkıyla bilendir. Hadîd. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği. çok merhametlidir. Geceyi gündüze sokar. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir.” İşte bu büyük başarıdır. fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. kudret ve hakimiyet tahtı. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 9. O. Düşünesiniz diye gerçekten. Âyetin bu kısmı. Size ne oluyor da. (diğerleri ile) bir değildir. Barınağınız ateştir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. 7. Nerede olsanız. İçinizden.0 8. üzerinden uzun zaman geçen. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir. şüphe ettiniz. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir. Zâhir ve Bâtın’dır. onlar için büyük bir mükafat vardır. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. ilk ve sondur. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. 4. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. Arş. fakat siz kendinizi yaktınız. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur.

onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. biz onu onlara farz kılmamıştık. size rahmetinden iki kat pay versin. Allah’ın lütfudur. zengindir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki. biz onu yaratmadan önce. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. Hz. aldanış metaından başka bir şey değildir. gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak. ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir. Onu dilediğine verir. bir eğlence. işte onlar cehennemliklerdir. insanlar adaleti yerine getirsinler. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya. Allah çok bağışlayıcıdır. Allah’a göre kolaydır. İsa’dan sonra. 28. Şüphesiz bu. Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”. bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. çok merhamet edicidir. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. 25. dünya hayatı ancak bir oyun. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Ruhbanlığı Hristiyanlar icad etmişlerdir. Sonra da çer çöp olur. çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. 19. Dünya hayatı.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Allah büyük lütuf sahibidir. Onların mükafatları ve nurları vardır. 26.Bunları açıkladık ki. edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. övülmeye lâyıktır.Bilin ki. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa0 gelince. 21. uygulayanlara da “ruhban” adı verilir. ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun. 23. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. gökle yerin genişliği kadar olan. 24. (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. kitap ehli. Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. 27. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.18. işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir. 29. 0 Ruhbanlık. 22. size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. . bir yaşayış biçimi olarak.Andolsun. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). mutlak güç sahibidir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. aranızda karşılıklı bir övünme. bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir.Ey iman edenler. Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir. Onlardan kimi doğru yola ermiştir. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya. bir süs.Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik.Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık. Allah büyük lütuf sahibidir. İşte bu. kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.Andolsun.) Çünkü Allah. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır. Zamanla. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. 20. Allah’ın elinde olduğunu. biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki.

İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Sûre. Allah her şeyi hakkıyla bilir. eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce. Allah her