1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)0, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"0 gibi başka adları da vardır. Kuran’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye layık bir tek Allah’ın varlığı, onun hakimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak ona yapılıp ondan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1 Bismillahirrahmânirrahîm0 2,3,4 Hamd0, Âlemlerin Rabbi0, Rahmân0, Rahîm0, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah’a mahsustur. 5 (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7 Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

2- BAKARA SURESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara” (sığır) kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4
0 0

Elif Lâm Mîm0. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe0 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87.
Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresi’nin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile adeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât” (namaz) adı verilmiştir. Besmele, Neml sûresi’nde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti olup, son iki âyet de tek âyet kabul edilmektedir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selam gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır." Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde layık tek varlık da Allah’tır. Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kafir olsun; iyi olsun kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerim’de yirmi bir sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime, “duyuların ve insan bilgisinin ulaşamadığı gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır.

0

0

0 0

0

0

0

1

5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23

24 25

26

27

28
0

İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.0 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.0 İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla bir çoklarını saptırır, bir çoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.0 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.

0

0

Burada kastedilen, dünyada kafir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kafir olarak intikal edeceği Allah tarafından bilinen inkarcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın, denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler.” şeklinde de tercüme edilebilir. Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah bu örneği vermekle, aslında kendilerinde varolan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır.

2

29 30

31 32 33

34 35 36

37

38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah Adem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları !0 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı bâtılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitabı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz? Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.0 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten ona döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.0 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı0 vermiştik.

0 0

0

0

İsrâil, Ishak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir. Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir.

3

54

55 56 57

58

59 60

61

62

63

64 65 66 67

Mûsâ kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün0 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü o, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler fakat, kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete0 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle o zalimlere gökten bir azap indirdik.0 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden0 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükafat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).0 Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını0 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.0 Hani Mûsâ kavmine, “Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.0

0 0 0 0

0

0

0 0

Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslam âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. İslâmiyet kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslam’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavi dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslamı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69. Hz.Mûsâ’nın dinine göre cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124.) Bazı tefsir bilginleri âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır.

4

68 69 70 71

72 73 74

75 76

77 78 79

80

81 82 83

84 85

86 87

“Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o; çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır”. Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden bir takımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.0 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî0 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. Hani, “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

0

0

Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batı’lı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

onlara işkence etmişler. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. O sebeple âyet. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. Onlara. Bu yüzden pek az iman ederler.0 0 0 0 Yahudiler. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Kafirler için acıklı bir azap vardır. “Dinledik. yaşamaya. Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin.” Her kim Allah’a. Âyette. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Allah da inkar edenlerin düşmanıdır. Onlar. Halbuki onlar. Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. Hz. “Eğer inanan kimseler idiyseniz daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. biz sana apaçık âyetler indirdik. Yahudilerin Hz. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. Sahabiler. meleklerine. Keşke bilselerdi. Allah o zalimleri hakkıyla bilendir. karşı geldik”0 demişlerdi. sen onların. Hani. diyorlardı. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. bütün insanlardan. onları öldürmüşler. “Râinâ (Bizi gözet)”. Halbuki o ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır.88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Halbuki uzun yaşamak onları azaptan kurtaracak değildir. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. Onlara de ki (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. De ki. mü’minlerden. “Bize de bak”. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. önceki kitapları doğrulayıcı. Allah’ın lâneti inkarcıların üzerine olsun. Fakat şeytanlar. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. Halbuki o iki melek. “Bizi de gözet” anlamındaki. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa içlerinden bir takımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. Oysa. ona kulak verin” demiştik.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. Andolsun. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. bilsin ki o. Onlara. peygamberlerine. Yahudiler bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. âyetine bakınız. İnkarları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabı’nı (Tevrat’ı) arkalarına attılar.0 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkar ettiler. “unzurnâ” (bize bak) deyin ve dinleyin. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz. âyetine bakınız. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. 6 . tarihleri boyunca. “Râinâ” yerine yine. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. Öyle değil. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. Andolsun. Allah onların bütün işlediklerini görür. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler. Andolsun.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona. Bundan sonraki âyetler.

gücü her şeye hakkıyla yetendir. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki.) 7 . ne bir yardımcı vardır. (Bakınız: Tevbe sûresi. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen dinlerine uymadıkça. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. Yahudiler “Uzeyr Allah’ın oğludur”. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Bu. Yoksa. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.” İbrahim de.25) >25 işte oradadır. ne de bir yardımcı vardır. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. hükmü Allah verecektir. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. hoşgörün. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. onu gereği gibi okurlar. Kitap ehlinden bir çoğu. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. İşte bunlar ona inanırlar. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. çocuk edindi” dediler. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti. hakkıyla bilendir. bundan uzaktır. “Allah.” Sana gelen ilimden sonra. Onu inkar edenlere gelince. Biz âyetleri.(Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. “Soyumdan da (önderler yap. bunların dedikleri gibi demişti. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. Bilmeyenler. o da hemen oluverir. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. öyle değil! Kim “ihsan”0 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse.0 O. Şüphesiz Allah. diyorlardı. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. hiç kimseden fidye alınmayacağı. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü0=dip(2. Allah. Hıristiyanlar da. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. lütfu geniş olandır. Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. Kul. Hepsi O’na boyun eğmiştir. İki kitaptan her biri. Bunun üzerine Rabbi. o artık doğru yoldan sapmış olur.” Hayır. Allah katında onu bulursunuz. Artık onlara korku yoktur. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi. Allah’tan sana ne bir dost. zekâtı verin. Yahudiler. ne tür bir taat ve işe girişse. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. Allah’ın yüzü” ifadesi.105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar. Doğu da. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. “Allah bizimle konuşsa. Bunlar için dünyada rezillik. Namazı dosdoğru kılın. büyük lütuf sahibidir. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. ya Rabbi!)” demişti. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Şüphesiz Allah. bilmiş ol ki. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Hz. burada “Allah’ın rahmeti. 30. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. 0 0 0 0 İhsan. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. Siz şimdilik. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. Âyetteki “Kitap” ile Hz. O. rızası ve nimeti” demektir. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Oysa hepsi Kitab’ı0 okuyorlar. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle. Bir de. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. onlar üzülmeyeceklerdir. âyet. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. mecazi bir anlatım olup. Şüphesiz biz seni hak ile. ahirette de büyük bir azap vardır. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor.

insanın adeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. Onların kazandıkları kendilerinin. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. “İbrahim de. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. “Hz. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler. “Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. “Senin ilahına ve ataların İbrahim. İshak. İsmail. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği asli renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir. Çünkü sen. doğan çocuklarını. onlara âyetlerini okusun. Yoksa siz Yakub’un. Batı da Allah’ındır.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun.0 Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O. İsmail de. hakkıyla bilendir. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. sen mutlak güç sahibisin. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. İbrahim. rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.29)>29 yaptık. 0 0 Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. bize indirilene (Kur’an’a). Allah’a ortak koşanlardan değildi. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Onların kazandıkları kendilerinin. Şüphesiz. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. Bu âyette. 8 . sizin de Rabbinizdir. De ki: “Doğu da. sizin kazandıklarınız sizindir. Siz de Makam-ı İbrahim’den0 kendinize bir namaz yeri edinin. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Baba. Hıristiyanlar. hüküm ve hikmet sahibisin. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Biz ona gönülden bağlanmış kimseleriz. Allah onlara karşı seni koruyacaktır. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı asli günahtan kurtaracağına. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. O. Resûl’e tabi olanlarla. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. tövbeleri çok kabul edensin. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. bizim de Rabbimiz. İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. İshak da. hakkıyla bilensin” diyorlardı.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl.” Hani İbrahim.” Böylece. kendini ibadete verenler.” Yoksa siz. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. sizin işledikleriniz size aittir. onların da. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi. Allah da. De ki: “Hayır. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet0=dip(2. çok merhametli olansın. Hani İbrahim. hakkıyla işitendir. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.” Deyin ki: “Biz Allah’a. O.125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 Hani. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. “İnkâr edeni bile az bir süre. yönelmekte olduğun ciheti ancak. “Kâbe”. Bir takım kendini bilmez insanlar. gerçek kurtuluşun böyle zahiri ve sembolik eylemlerle değil. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. Bizim işlediklerimiz bize. Tövbemizi kabul et. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Vaftiz su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. sizin kazandıklarınız sizindir. bizler ona boyun eğmiş müslümanlarız. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar. “Harem diye bilinen alan”.

Artık.0 Hak (ancak) Rabbindendir. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan.0 Andolsun. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. Safa ile Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. (Merak etme) elbette seni. Hicri ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor.0 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. 35 İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. Bana şükredin. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. Sabır. Şüphesiz. İslam gelince mü’minler. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.0 Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. Onlar. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. benden korkun. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. sakın nankörlük etmeyin. Allah.144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. düzenli bir hayatın göstergesidir. (Bundan böyle). Kâ’be’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. onlar yine senin kıblene uymazlar. seçkin. Sabredenleri müjdele. âyetine bakınız. (namazda) hep o yöne dönün. Hayır. Âyette. önder. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Şüphesiz. Namaz ise.İbrahim. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Safa ile Merve. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup. Yahudiler ve hıristiyanlar Hz. işte onlara hem Allah lanet eder. insanı ruhen olgunlaştırır. Peygamber’i inkar etmelerinin bilgisizlikten değil. Allah onu bilir. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. Andolsun. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Nitekim kendi aranızdan. Hz. Şüphesiz.36) >36 36 0 0 0 0 0 0 0 Âyetteki “Orta ümmet” ifadesi ile. karşılığını verir. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. size âyetlerimizi okuyan. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır.0=dip(2. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. başlarına bir musibet gelince. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. Âyette şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. bir de mallar. her yönüyle dengeli. 9 . hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. adil.35) >35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz.0 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kasdedilmektedir. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. Haydi. onlar diridirler. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bu elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. hep hayırlara koşun. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir. geliştirir ve güçlendirir. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. Allah’a kulluğun. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. haccın ve umrenin vaciblerindendir. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. Böyle iken içlerinden bir takımı bile bile gerçeği gizlerler. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel öğeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir.Peygamber. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâ’be’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse bunda bir günah yoktur. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir.0=dip(2. hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. haktan asla ayrılmayan. Hz. Ancak siz bunu bilemezsiniz. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. size kitap ve hikmeti öğreten. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Zalimlerden korkmayın. sizi her kötülükten arındıran.

Allah’a. hem de kavimleri sapmış oldu. Âl-i İmran sûresinin 87. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. ahiret gününe. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. ataları bir şey anlamayan. Onlara. Peygamberin nitelikleridir. “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. kördürler. Allah’ı severcesine severler. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. biz. Rahîm’dir. ne de yüzlerine bakılır. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. dilsizdirler. bu sûrenin 161. ne de onları arıtacaktır. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. “Hayır.160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 0 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. biz de onlardan uzaklaşsaydık. âyet. çok merhamet edendir. âyeti ile. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. size ancak leş. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. yasak bir iş işlenebilir. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?0 İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu. Ondan başka ilah yoktur. Allah.0 Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). mala olan sevgilerine rağmen. O Rahmân’dır. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. 10 . gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Böylece hem kendileri. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da.":11:260:364:" 168 184 Sizin ilahınız bir tek ilahtır. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. onu 0 0 0 0 Lanet etme konumunda olanların. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir.":11:339:" 172 188 Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. işte Allah’ın. hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşacak. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. çok merhamet edenim. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. Onlar sağırdırlar. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat.":26:41:339:596:" 171 187 Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. Peki ama. melekler ve insanlar olduğu.":307:540:542:" 166 182 Fakat âyetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince.” Böylece Allah. ona günah yoktur.37) >37 37 23 :53:" 169 185 Şüphesiz. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İyilik. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. meleklere.":3:16:67:110:116:3:195:201:223:465:501:559:" 170 186 İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. 115. O. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. Asıl iyilik. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. Şüphesiz. Son peygamber Hz. gizlediklerinden kasıt da Hz. Allah’ın. size ancak kötülüğü. göklerin ve yerin yaratılışında. rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. kan. Yahudi hahamları bunları gizlediler. Allah. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. Bir haramı helal saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. âyetinde açıklanmıştır. Bundan dolayı anlamazlar.":11:260:" 167 183 Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. Ama kim mecbur olur da. kitap ve peygamberlere iman edenlerin.0=dip(2. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Onları.0 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. Allah çok bağışlayandır. Âyette.

kollayıcı ve bağlı olacaklardır. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. ergenlik çağına ulaşmış. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. hakkıyla bilendir. Vasiyetle ilgili bu emir henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. kadınlara has özel haller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. İslâm. Ancak öldüren kimse. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir. âyetlerini insanlara böylece açıklar. İşte bunlar. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. bana iman etsinler. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. Kısaca imsak. çok merhamet edendir. Mâide sûresinin 45. doğru olanlardır. köleye karşı köle. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde kısas diyete dönüşür. bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. Allah’ın koyduğu sınırlardır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir.178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 yakınlara. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. Âyette. Âyetin bu kısmında. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. Allah. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. kadına karşı kadın kısas edilir. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Bu âyette kısas. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. Şüphesiz Allah. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı. zorluk dilemez. ya da yolculukta olursa. yolda kalmışa. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı.size farz kılındı. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.0 Bununla birlikte. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Daha sonra. aynıyla karşılık vermek demektir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. Bana dua edince. Oruç.0 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. 0 0 0 0 0 Kısas. Allah size kolaylık diler. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar büyük günah işlemiş olurlar. beni senden sorarlarsa. “cana can” kuralını ifade etmektedir. yolculuk. sayılı günlerdedir. size de farz kılındı. kusurlarını örterse. (O sayılı günler). aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. âyeti. siz de onlara örtüsünüz. Hastalık. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. zekâtı veren. Sizden kim hasta. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. anaya.0 Onlar. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. 11 . Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. Yahudilikte ise. için. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. velisi) tarafından affedilirse. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Ramazan orucu. İşte bunlar. insanlar için bir hidayet rehberi.0 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Bu. güçlü bir anlatım üslubu içinde. (bilsinler ki). Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. yetimlere. Bunlar. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. size örtüdürler. yoksullara. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun.0 Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. çok bağışlayandır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Hüre karşı hür. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. akıllı her müslümana farzdır. namazı dosdoğru kılan. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. İslâm hukukunda ise. kardeşi (öldürülenin vârisi. O halde. Kullarım. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. dua edenin duasına cevap veririm.

Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. haram aya karşılıktır. size gösterdiği gibi zikredin.0 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. çok merhamet edendir. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması halinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5. Zilkade. ayın hareketlerinin zaman tayininde. Onları nerede yakalarsanız öldürün.. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. Haram aylar. işkenceden sakınılması. Cahiliye davranışlar olduğunu vurguluyor. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. oruç ve zekat gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. ya da kurban kesmesi gerekir. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. 12 . atalarını anar. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir.0 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. (Ahiret için) azık toplayın. bilinen aylardır. Bu (durum). yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa. ya sadaka vermesi. İyilik edin. Âyet onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu. hilalleri soruyorlar. Kuşkusuz. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. Haram ay. gibi hususlar kastedilmektedir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle. O halde kim size saldırırsa. (fakat ileri gitmeyin).0 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Ama iyi davranış. Hac ayları. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse. umreyi de Allah için tamamlayın. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Eğer (düşman.0 Kim o aylarda hacca başlarsa. artık ona hacda cinsel ilişki. bana karşı gelmekten sakının. Müzdelife’de bir yerdir. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. Zilhicce.. savaş kaçınılmaz hale gelince devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. müşriklerin bu adetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır.0 0 0 0 0 0 0 0 0 Hz. kolayına gelen kurbanı keser. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. De ki: “Onlar. Ancak aşırı gitmeyin. Zilkade ve Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu âyette. insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. kadınlara. İnsanlardan. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. Şevval.0 İyilik. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti. müslümanlara.Peygamber’e. Bu kurban. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. Mescid-i Haram yanında.0 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. onlar sizinle savaşmadıkça.0 Onu. Haccı da. Evlere kapılarından girin. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. Haram ay. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. çok merhamet edendir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. Hac (ayları). Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Yalnız. siz de onlarla savaşmayın. Kâfirlerin cezası böyledir. âyetinde de değinilmektedir. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin.188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. Meş’ar-i Haram. Sana. özellikle hac. âyeti ile İsra sûresinin 12. “Hilal niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı de savaşta çocuklara. evlere arkalarından girmeniz değildir. Ey akıl sahipleri. günaha sapmak.

” Savaş. teşrik günleridir. Onlar (böyle davranmakla). Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Cemaziyelahirin son günü mü. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek. Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. Kâ’be’yi ziyarete engel olup. Hicretin ikinci yılında. 0 0 “Sayılı günler”. Allah kullarına çok şefkatlidir. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı.12 ve 13. akraba. İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Şeytanın adımlarını izlemeyin. sizden öncekilerin başına gelenler. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Allah dilediğini doğru yola iletir. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. ona günah yoktur. Yine olur ki. bir şey sizin için kötü iken. Allah ise bozgunculuğu sevmez. Bedir savaşından iki ay kadar önce. günleridir. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. eğer yine de yan çizerseniz. onu inkar etmek. biz onlara nice açık mucizeler verdik. ahirette de boşa gitmiştir. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. bilin ki Allah.0 İman edenler. Kim geri kalırsa. Halbuki o düşmanlıkta en amansız olandır. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. O.11. Batnınahle mevkiine gelince. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. Allah. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. siz onu hoş görmezsiniz. Olayın. çok merhamet edendir. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. hesabı pek çabuk görendir. Teşrik günleri ise. Çünkü o. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu.201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 Onlardan. 9. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah’a döndürülür. İnsanlardan öylesi de vardır ki. İnsanlar tek bir ümmetti. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da. Onlar. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. siz bilmezsiniz. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. çok bağışlayandır. Hz. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. hoşunuza gitmediği halde. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. ana-baba. hicret edenler. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Allah yolunda cihad edenler. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. hüküm ve hikmet sahibidir. 13 . İsrailoğullarına sor. Hayır olarak ne yaparsanız. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. Olur ki. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. siz onu seversiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman gururu onu daha da günaha sürükler. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. (bilsin ki) şüphesiz Allah. Hz. kitap verilenler. “Muhammed haram ayda savaşıyor”. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. Sayılı günlerde0 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). cezası pek çetin olandır.Peygamber. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. yetimler.10. İşte âyet. size farz kılındı. Yoksa siz. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. ona da günah yoktur. Müfreze. Bunun üzerine Allah iman edenleri. güç yetirebilseler. diye propagandaya başladılar. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. gerçekten mutlak güç sahibidir. Zilhicce ayının. Bunlar cehennemliklerdir. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. Allah. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. bir şey sizin için hayırlı iken. Allah’ın yolundan alıkoymak. Allah bilir.Peygamber. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. kendi izniyle. orada sürekli kalacaklardır. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. size apaçık bir düşmandır. Size apaçık deliller geldikten sonra. kıyamet günü bunların üstündedir. onu inkar ettiklerini. Yahudiler ve müşrikler. Bu.

Allah ise izniyle. siz bilmezsiniz. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. âyet. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. İçki daha sonra Nisâ sûresi. Ay halinde kadınlardan uzak durun. âyettir. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. Kadınların. kadın. O. hüküm ve hikmet sahibidir. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. öğüt alıp düşünsünler. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Bir de sana yetimleri soruyorlar. (Ey Muhammed!) Mü’minler’i müjdele. 14 . cennete ve bağışlanmaya çağırır. Ama günahları yararlarından büyüktür. mühlet verir) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar). Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. çok merhamet edendir. halîmdir. Sonrası. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. ya iyilikle geçinmek. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. 90 ile tedrici olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Allah sizi. Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Allah çok bağışlayandır. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresi. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. ya da güzellikle bırakmaktır. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. Temizlendikleri vakit. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. hakkıyla bilendir. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Onlar ateşe çağırırlar. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). İyilik etmemek. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. hakkıyla bilendir.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. insanlara âyetlerini açıklar ki.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. Allah hakkıyla işitendir. Sana kadınların ay halini sorarlar. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Allah bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Allah hakkıyla işitendir. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. Sakın bunları aşmayın.0 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz diye böyle yapıyor. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa.”0 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Biliniz ki. 0 0 Bu âyet. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. çok temizlenenleri sever. 43 ve Mâide sûresi. (Hemen cezalandırmaz. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. Allah bilir. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. kadınlarınızı evlendirmeyin. kadınların âdet halleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. iman eden bir köle. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa onlar zalimlerin ta kendileridir. âyet. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. takvaya sarılmamak.219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. İşte bunlar Allah’ın. Allah mutlak güç sahibidir. 67. De ki: “Onlarda hem büyük günah. Âyette. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız sizin için helal olmaz. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin.

Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Allah mutlak güç sahibidir. ya da bunların karşılığıdır. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi. Bununla birlikte (ey erkekler). savaşmayacak olursanız?” demişti. Namazlara ve orta namaza0 devam edin. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre. boşayan tarafından verilmesi gereken. giyim eşyası. Bu iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. bununla yükümlü kimsenin mali durumu belirler. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse onlara günah yoktur. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde. sonra da onları diriltti. Ama insanların çoğu şükretmezler.onlara. Ancak ona döndürüleceksiniz. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. Allah’ı. Müt’a. hüküm ve hikmet sahibidir. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikah yapmaya kalkışmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Ancak kuvvetli görüş. O. eşleri için. halimdir. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Binlerce kişi oldukları halde. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. peygamberlerinden birine. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. Allah biliyor ki siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. mühlet verir.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. paylarından) vazgeçmesi başka. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. “Yurdumuzdan çıkarılmış. yüz çevirdiler.) "236 Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. "237 Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına.0 Şunu da bilin ki Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Ancak kadının. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. örfe uygun olarak babaya aittir. Allah yolunda savaşın ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikahtan sonra. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a0 verin. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. (Hemen cezalandırmaz. Eğer çocuklarınızı (bir süt anneye) emzirtmek isterseniz örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. ya da nikah bağı elinde bulunanın (kocanın. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Boşanan kadın ise üç ay hali bekler. yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. Eğer boşanan kadın ay hali görmüyorsa iddeti üç aydır.233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. Bu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. 15 . Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. mal. 0 0 0 Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. Onlar. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Onların (annelerin) yiyeceği. Allah. Müt’anın miktarını. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. Güvenliğe kavuşunca da. giyeceği.

48. ne de bir uyku. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. “varlığı kendinden.0 Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. Ona hiçbir varlık güç yetiremez. mülkünde ve yönetiminde ona ortak değildir. Buna göre İslâm. 0 0 0 0 16 . Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Lakin Allah dilediğini yapar. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. Kayyûm. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve malikidir. Onlardan inananlar da vardı. Yani Allah yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. Hiç kimse hakimiyetinde. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. O. Eğer Allah dileseydi.0 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. Allah’ın konuştukları vardır.” dediler.” Tâlût ordu ile hareket edince.0 Din. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. yücedir. onun her şeyi kapsayan ilmi demektir. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. Âyette. Allah iman edenlerin dostudur. Bu âyet. Yine Allah dileseydi. “Allah size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. yerdeki her şey onundur. Allah. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. âyet. kendi kendine yeterli.0 Onu ne bir uyuklama tutabilir. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. o da.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. Onlar onun ilminden. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti size o sandığın gelmesidir. Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Onu melekler taşımaktadır. (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. (O. göklere. Orada ebedî kalırlar. O bütün evrenin sahibi. inkar edenler de. “Benim Rabbim diriltir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Diridir. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilahi bir baskı söz konusu değildir. bunların arkasından gelen (millet)ler. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. Hiçbir şey ona rakip ve eş olamaz. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. kayyumdur. İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden 0 çıkmıştı. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Allah sabredenlerle beraberdir”.” Allah mülkünü dilediğine verir. yere.” demiş. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. Allah’ın kudret ve azameti. Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti.” Derken. hakkıyla işitendir. birbirlerini öldürmezlerdi. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Eğer Allah’ın. Fakat ayrılığa düştüler. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.” dedi. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir. hakkıyla bilendir. bütün evrene hükmetmektedir. Tağut sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. Onlar cehennemliklerdir. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. yerde. O mutlak ilim ve irade sahibidir. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir?0 O. “putlar”. “nefis”. otoritesinde. yeryüzü bozulurdu. Allah lütfu geniş olandır. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. sizin için kesin bir delil vardır. Eğer inanmış kimselerseniz bunda şüphesiz. “Kürsü”. Ancak bu irade ve takdir. öldürür. Ancak eliyle bir avuç alan başka. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. Onlar. hakkıyla bilendir. Ancak Allah. O. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. Şüphesiz sen. hepsi ırmaktan içtiler. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. Kafirlerin velileri ise tâğuttur. İçlerinden. “Ben de diriltir. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir.0 Dinde zorlama yoktur. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. büyüktür. “Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir.247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 0 Peygamberleri onlara. Davud. birbirlerini öldürmezlerdi. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. onun bilgisini ve gücünü artırdı. Kısaca “Tağut” insanları azdıran. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. “şeytan”. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. İçlerinden pek azı hariç. Câlût’u öldürdü. Kim ondan içerse benden değildir. Göklerdeki her şey. yöneticisi ve hâkimidir.

259

260

261 262

263 264

265

266

267

268 269 270 271 272

öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”0 Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir). Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun; himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın; derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor.0 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur0 ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Allah hikmeti0 dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir.

0

0

0 0

Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Bu konuda Üzeyr, Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. Burada vurgulanan şey, Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek, onun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. Bu âyette, yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Yıldırımlı bir kasırga, göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa, onların bu tutumu da, öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Fakir düşeceğinizi söyleyerek, sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Hikmet, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. Hz. Peygamber yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş, bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur.

17

273

274 275

276 277

278 279

280 281

282

283

284

285

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir. Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır. Allah, faiz malını mahveder, sadakaları0=dip(2,71) >71 ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 71 46 :27:197:260:" 282 298 "277 Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.""46 : 197:256:406:413:415:586:" 283 299 "278 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.""46 :36:197:" 284 300 "279 Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, ana paralarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.""46 :197:" 285 301 "280 Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.""46 :197:" 286 302 "281 Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.""46 : 47:197:330:339:" 287 303 "282 Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.0 Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.0 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”

0

0

0

Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekat hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır. Âyet-i kerime, hem sadakaların sevabının kat kat olacağını hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyette, borç ve alış veriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek, tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme, şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Ancak prensip, işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

18

286

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

19

3- ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Mîm.0 Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Diridir, kayyumdur.0 O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı0 da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. 5 Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. 6 O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 7 O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihdir.0 Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. 8 (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” 9 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. 10 Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar. 11 (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır. 12 İnkar edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” 13 Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.0 14 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. 15 De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir. 16,17 (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 18 Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2 3,4

0 0 0 0

0

Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Kayyûm, “Varlığı kendinden, kendi kendine yeterli, yarattıklarına hakim ve onları koruyup gözeten” demektir. Furkan, Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. Müteşabih âyetler, manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkan yoktur. Allah’ın sıfatları, kıyametin ahvali, cennet, cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile, sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. Bu âyet mü’minlerin; kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa bu zahiri bir sayı üstünlüğü idi. Zira Enfâl sûresinin 9. âyetinde de işaret edildiği gibi, Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti.

19

Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. 20 Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere0 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kullarını hakkıyla görendir. 21 Allah’ın âyetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele. 22 Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur. 23 Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 24 Bunun sebebi, onların, “Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır.” demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. 25 Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır. 26 De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” 27 “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” 28 Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. 29 De ki: “İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” 30 Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah kullarını çok esirgeyicidir. 31 De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 32 De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. 33,34 Şüphesiz, Allah, Adem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 35 Hani, İmran’ın karısı, “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” demişti. 36 Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-0 “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.” 37 Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı0 da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem, Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir. 38 Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. 39 Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. 40 Zekeriya, “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Allah, “Öyledir, ama Allah dilediğini yapar” dedi. 41 Zekeriya, “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.”
0

0

0

Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. Âyet-i kerimedeki bu ifade, İmran’ın karısının doğurduğu kızın, hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. Çünkü bu kız, Hz. İsa’nın annesi olacaktır. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası idi. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti.

hakkın ortaya çıkması için onları mubahaleye davet etti.” Onlar tuzak kurdular. mutlak güç sahibidir. Sonra gönülden dua edelim de. Havariler.0 Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu. Hz.Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. Hak Rabbindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” “Şüphesiz Allah. doğru yoldur. Âyette sözü edilen tuzak. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Öyleyse ona ibadet edin. onun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. Bunun üzerine Hz. salihlerden olacaktır. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı ise. ayrıca Hz. Allah da tuzak kurdu. oğullarımızı ve oğullarınızı. O da hemen oluverdi. 110. o da hemen oluverir” dedi.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. âyet. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak.”0 (Meryem). bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir.”0 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Hz. “Ey Meryem! Allah seni seçti.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor.Adem’i topraktan. Secde et ve (onun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. Allah’a iman ettik. Ve Allah ona kitabı. Ancak onlar bunu kabul etmediler. Mubâhele. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. . Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. Hz. Allah dilediğini yaratır. Biz de siz de toplanalım. Meryem sûresi. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. adı Meryemoğlu İsa Mesih’dir. anasız-babasız yaratan Allah. ona üflerim. onlara dünyada da. sizin de Rabbinizdir. Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım. Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. âyet. Peygamber. Seni kendime yükselteceğim. Sonra ona “ol” dedi. Şüphesiz Allah.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 Hani melekler.” Eğer onlar yine yüz 0 0 0 0 Hz. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. senin hayatına ben son vereceğim. Necran Hıristiyanları. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir.” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. hüküm ve hikmet sahibidir. Maide sûresi. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. hikmeti. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. İşte bu. Eğer yüz çevirirlerse. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Tevrat ve İncil’i öğretecek. İsrailoğullarının Hz. O halde sakın şüphe edenlerden olma. biz müslümanlarız” dediler. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. Seni inkar edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin. Allah onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Dünyada da.” “İnkar edenlere gelince.” “O. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. 29-33. beşikte de. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.İsa’yı da babasız yaratmıştır.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm.İsa’ya suikast düzenleme girişimidir. benim de Rabbim. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım.""57 :57:273:" 353 369 De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim.0 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz. “Kur’an. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. “Öyle ama. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” İsa onların inkarlarını sezince. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Şahit ol. Allah.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. Allah zalimleri sevmez. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.

bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı. Onlar için elem dolu bir azap vardır. onların dediği değil. “Öyleyse şahid olun. Birine. İncil de ondan sonra indirilmiştir. Allah da. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. rahmetini dilediğine has kılar. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. hanif (Allah’ı bir tanıyan. niçin Allah’ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup. Amaçları. Allah’ın.” "O. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. Allah katından değildir. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.0 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). De ki: “Şüphesiz hidayet. “Onlar size bir şeyi helal veya haram kılar. Siz hiç düşünmüyor musunuz?""57 :16:57:243:259:346:537:" 355 371 "İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Bu da onların. Allah katındandır” derler. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. hakka yönelen) bir müslümandı. onu sana (eksiksiz) iade eder. işte onların ahirette bir payı yoktur. elbette ona uyanlar. Onlar. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından. fakat farkına varmıyorlar. “Kabul ettik” demişlerdi.0 Şüphesiz. hakkında tartışıyorlardı. Allah kıyamet günü onlarla konuşmayacak. Şüphesiz. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.13) >13 13 57 : 346:" 354 370 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Onu dilediğine verir. Fakat o. Fakat onlardan öylesi de vardır ki.0 Yahudilerin bir kısmı hak. Hâtem. Medine civarında yaşayan bir takım yahudi bilginler ve liderler. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. hakkıyla bilendir. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz halde. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. “Ya Resülallah. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. “Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin. Hz.Peygamber. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. kendi dinlerinde olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve. ona bir dinar emanet etsen. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor.65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 çevirirlerse. Hayır! (Gerçek. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. . “Bunu kabul ettiniz mi. Halbuki o. onlara tapmak demektir” buyurdu. “bilgisizler”.İbrahim’i yahudi. hiç olmazsa bazı kimselerin. Âyet.” Onun size. Oysa Tevrat da. deyin ki: “Şahit olun.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”. Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki. 0 0 0 0 Bu âyet inince.""57 :57:346:" 356 372 İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan. insanların İbrahim’e en yakın olanı. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır. “zayıf kimseler”. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. siz bilmezsiniz. onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. “Bu. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. demelerini sağlamaktı. Allah da mü’minlerin dostudur. Bu âyette. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. Allah lütfu geniş olandır. Allah peygamberlerden. “Andolsun. biz müslümanlarız. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. Allah’ın hidayetidir. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. Allah büyük lütuf sahibidir.”0=dip(3. kendisine Kitab’ı. sonunda da inkar edin. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. Onlar. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. ona yüklerle mal emanet etsen. Yahudiler Hz.

Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. İshak’a. Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya. “İmanınızdan sonra inkar ettiniz. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. Makam-ı İbrahim0 vardır. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. İşte bunlar Allah’ın. (Kimseye muhtaç değildir. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. kalplerinizi birleştirmişti. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa. meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır. sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onların cezası. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). 0 Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Âl-İ İmrân sûresi. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. güven içinde olur. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. De ki: “Allah doğru söylemiştir. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o. İşte kurtuluşa erenler onlardır. doğru yola iletilmiştir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez. Allah’a ortak koşanlardan değildi.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. hayra çağıran. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez ona boyun eğmişken ve ona döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. yerdeki her şey Allah’ındır. bazı yüzler kararır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. sana hak olarak okuduğumuz âyetlerdir. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Artık bundan sonra kim yüz çevirirse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey Kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden. âyet. 125 ve dipnotu. kesinlikle o. . İşte onlar için büyük bir azap vardır. İman ettikten. İsmail’e. yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. Onlar orada ebedi kalacaklardır. O gün bazı yüzler ağarır. Onların azabı hafifletilmez. Tevrat indirilmeden önce. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. onlara göz açtırılmaz. Yüzleri kararanlara.” Kim İslam’dan başka bir din ararsa.” Şüphesiz. insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de. Göklerdeki her şey. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. çok merhamet edendir. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. Parçalanıp bölünmeyin. Sizden. Onda apaçık deliller. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. her şey ona muhtaçtır. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. Allah. Mûsâ’ya. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Yine siz. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Allah’ın. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. Biz ona teslim olanlarız. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. Oraya kim girerse. O. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. öyle mi? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın” denilir. Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

bu onları üzer. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır.0 Onlar. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. Sonra onlara yardım da edilmez. Müşrik Araplar. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. Allah. hakkıyla işitendir. İnkar edenlerin ne malları ne evlatları. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. . Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. İşte onlar salihlerdendir. Size bir iyilik dokunursa. Allah onlara zulmetmedi. dilediğine azab eder. inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. Hz. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. ve 200. İyiliği emreder. Eğer siz sabırlı olur. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Kötülükten men ederler. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. O dilediğini bağışlar. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. Allah’ın âyetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. çok merhamet edendir. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. Hani sen mü’minlere. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. âyeti ile. Evet. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar. Kitap ehli içinde. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Uhud savaşında. Allah. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. “Rabbinizin. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Başınıza bir kötülük gelse. Bunun sebebi onların. Bütün bunların sebebi ise. Zira Âl-i İmrân sûresinin 275. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. Allah. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar orada ebedi kalacaklardır.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 Siz. Bu sûrenin 199. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. Mü’minler. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. gece saatlerinde ayakta duran. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.0 0 0 0 Bu âyet ile sonraki iki âyette. sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. çok bağışlayandır. hakkıyla bilendir. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. İşte siz öyle kimselersiniz ki. bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Allah. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. İyiliği emrederler.0 Andolsun. onları seversiniz. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. ona sevinirler. De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. onlar ise. Bir de Allah bunu. size arkalarını dönüp kaçarlar. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. Bu âyet cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. Onlardan iman edenler de var.

Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse. Allah’a hiçbir zarar veremez. İşte onların mükafatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. zaafa düşmediler. sizden iman edenleri ayırt etmek. yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir.) Allah. Savaş öncesinde Hz. Bu (Kur’an). geçittekiler. İşte onu gördünüz. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Kim dünya menfaatini isterse. işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. Peygamber. bir geçide yerleştirerek. . Allah mü’minlere karşı çok lütufkârdır. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. insanları affedenlerdir. bir kaç kişi hariç.131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut.ve bile bile. Kim de ahiret mükafatını isterse. Bir de Allah. bir birliği. Allah iyilik edenleri sever. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Allah sabredenleri sever. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. yardımcıların en hayırlısıdır.Peygamber. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. çirkin bir iş yaptıkları. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. Buna rağmen) sizi bağışladı. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. Bundan dolayı Allah. (Kaçıp hezimete uğradınız. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yine onlar. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. emir almadıkça. onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan vadini gerçekleştirdi. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Hz. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. bazen öbürüne. Allah. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. izniyle. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. Yoksa siz. Muhammed. ona da ondan veririz. mevkilerini terketmemelerini tembih etti. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. Allah. Başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. Barınakları da cehennemdir. ahireti isteyenler de. ancak bir peygamberdir. Allah. O. hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Allah. Gevşemeyin. ve genişliği göklerle yer arası kadar olan. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi.0 0 Bu âyetler. Onların sözleri ancak. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. size keder üstüne keder verdi ki. boyun eğmediler. Allah da onlara hem dünya nimetini. ama bakıp duruyorsunuz. Rabbinizin bağışına. öfkelerini yenenler. her ne pahasına olursa olsun. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. za’f gösterdiniz. Nice peygamberler var ki. İslam ordusuna pahalıya mal olmuştu. hüzünlenmeyin. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. Andolsun. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. Allah güzel davrananları sever. Bunu fırsat bilen müşrikler arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. kendisine ondan veririz. insanlar için bir açıklama. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. zalimleri sevmez.

Oysa onlar. ancak Allah’a tevekkül etsinler. onlardan korkun” dediklerinde. Allah bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O ne kötü varılacak yerdir! 163 Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Oysa Allah. imandan çok küfre yakın idiler. içinizden yüz çevirip kaçanları. Artık sen onları affet. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. mü’minlere kendi içlerinden. ölseniz de öldürülseniz de. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. O ne güzel vekildir!” dediler. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. De ki: “Bütün iş. yaptıklarınızı görmektedir. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. 166. 174 Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. 175 O şeytan0 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. tevekkül edenleri sever. eğer mü’min iseniz.” 155 İki topluluğun karşılaştığı gün. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. Bilakis onlar diridirler. 165 Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. 171 (Şehitler) Allah’ın nimetine. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için. Eğer kaba. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. onları arıtıp tertemiz yapan. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. sizi yenecek yoktur.170Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. mühlet verir). Allah. 158 Andolsun. Allah’ındır. “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. artık Allah’a tevekkül et. büyük lütuf sahibidir. (ona dayanıp güven).” 169. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. Eğer sizi yardımsız bırakırsa. 164 Andolsun. Onlardan korkmayın. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.Rableri katında Allah’ın.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. Şüphesiz Allah. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. 161 Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez.167İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. 159 Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. 172 Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Allah. 168 (Onlar). Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. Onlar o gün. 162 Allah’ın rızasına uyan kimse. 157 Andolsun.Onlara (münafıklara). kendinizdendir. keremine ve Allah’ın. onların yaptıklarını görmektedir. “Gelin. benden korkun. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. halk kendilerine. Ama yine de Allah onları affetti. . Mekke’li müşriklerin. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. İş konusunda onlarla müşavere et. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. katı yürekli olsaydın.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Allah yaşatır ve öldürür. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek. Kim hıyanet ederse. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Bir kere de karar verip azmettin mi. 173 Onlar öyle kimselerdir ki. 156 Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. Allah. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır. Allah. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. “Bu nereden başımıza geldi?” dediniz. bir uyku indirdi. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. “Onlar bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkarcılar gibi olmayın. 160 Allah size yardım ederse. “Eğer savaşmayı bilseydik. onlara âyetlerini okuyan. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. arkanızdan gelirdik” dediler. öyle mi? De ki: “O (musibet). halimdir (hemen cezalandırmaz. kıyamet günü.

gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. bunun. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Eğer doğru söyleyenler iseniz. Dünya hayatı. Allah. Onlar için elem verici bir azap vardır. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur. Andolsun. kadın olsun.0 Her canlı ölümü tadacaktır.176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Hani Allah. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. yolumda eziyet görenler. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Şüphesiz sen. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. günahlarını elbette örteceğim. Sonra onların barınağı cehennemdir. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Onlar için elem dolu bir azap vardır. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah fakirdir. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar.” . Onlar ayaktayken. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. yurtlarından çıkarılanlar. vadinden dönmezsin.” Allah. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. Göklerin ve yerin yaratılışında. Fakat Allah. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. kendilerine kitap verilenlerden. Fakat onlar verdikleri sözü.” “Rabbimiz! Biz. Allah katından bir mükafat olmak üzere. Onlar. Kötülüklerimizi ört. senden önce açık delilleri. “Bu. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Ne kötü bir yataktır orası. seni eksikliklerden uzak tutarız.” Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. İnkar edenler. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. hemen iman ettik. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Onlar. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. Canımızı iyilerle beraber al. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. Hicret edenler. erkek olsun.” Rableri onlara şu karşılığı verdi: “Ben. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. kullara asla zulmedici değildir. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. Allah. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. Allah. onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır. “Allah bize. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. Sizler birbirinizdensiniz. Kıyamet günü bizi rezil etme. Bizi ateş azabından koru” derler. Onlar için büyük azap vardır. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. “Şüphesiz. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Allah size gaybı bildirecek de değildir. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. 0 Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde (bununla) senden önce açık deliller.

Onlar var ya.198 199 200 Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. Kitap ehlinden öyleleri var ki. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. . Rableri katında mükafatları vardır. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah katından bir konaklama yeri olarak. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. Allah’a. içinde ebedi kalacakları. işte onların. içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Ey iman edenler! Sabredin. size indirilene ve kendilerine indirilene.

Babalarınız ve oğullarınızdan. 2 Yetimlere mallarını verin. 4 Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Allah. Eğer çocukları varsa. . Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde. dörder olmak üzere nikahlayın. (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bismillahirrahmânirrahîm Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da0 eşini yaratan. 8 Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. Âyette. (Bu paylaştırma. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. üçte iki hisse alırlar. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa.0 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. özellikle kadın haklarından. mallarını kendilerine verin. Allah tarafından farz kılınmıştır. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. geriye bıraktığı maldan.0 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. 11 Allah size. anasına üçte bir düşer. 7 Ana. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. “Nisâ” kadınlar demektir. 12 Eğer çocukları yoksa. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır.0 6 Yetimleri deneyin. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. Kim de fakir ise. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. Bunlar. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Sûre. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Bu âyette yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. (onları değil). ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. 176 âyettir. onu da afiyetle yiyin. Bu. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında. 3 Eğer. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. büyük bir günahtır. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin.4. üçer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Bu âyette yer alan “nikahlayın” emri. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. eğer reşid olduklarını görürseniz. bunlar da. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. 10 Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. Çünkü bu. (Bu paylaştırma. 9 Kendileri. gereklilik anlamı değil. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya 1 0 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. ikiden fazla olanlar gibi. onlar hakkında endişeye kapılanlar. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder.NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. hüküm ve hikmet sahibidir. O mallarla onları besleyin. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. Ölenin çocuğu varsa. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. 5 Allah’ın. Ana.

onun özel malıdır. Mehir kadının hakkı. olabilir ki. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır.0 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Yoksa. Boşanma halinde bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. Hz. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. Onlardan (nikahlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Bu ne kötü bir yoldur. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Ancak âyetin hükmü gereği. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?0 Hem. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır.13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer. 16.öz oğullarınızın karıları. 0 0 0 0 0 0 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. sizi emziren süt anneleriniz. Eğer onlar şahitlik ederlerse. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu.176) Bu âyetin genel ifadesinde. iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. Onlarla iyi geçinin. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. hüküm ve hikmet sahibidir. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken. Sizden kimin. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. halimdir (hemen cezalandırmaz. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. karılarınızın anneleri. Çünkü bu bir hayasızlık. erkek kardeş kızları. Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. . siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu. Allah hakkıyla bilendir. kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. çok merhamet edicidir. kızlarınız. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca. Âyet bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına layık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. Öyle ise iffetli yaşamaları. Evlilik esnasında. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. Mehir belirlendikten sonra. evlerde alıkoyma cezası daha sonra. Kadın. Allah hakkıyla bilendir. 16. Bunlar İslam hukukunda “evlad-ı Ümm” diye anılırlar. teyzeleriniz. Allah onu. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Bazı müfessirler 15. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın.Peygamber âyetin bu genel ifadesini. Âyetin bu cümlesinde. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunların dışında kalanlar ise. kız kardeşleriniz. içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. çok merhamet edendir. evli kadınlar (da size) haram kılındı. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. içinden ırmaklar akan. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin0 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur.0 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. Hepiniz birbirinizdensiniz. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. kız kardeş kızları. kıza bir” olmak üzere pay alırlar. halalarınız. (makbul) tövbe. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında.0 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. mühlet verir.0 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). Ancak. âyet. süt kız kardeşleriniz. Bunlar varis oldukları takdirde. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. mal. Allah katında (makbul) tövbe. kendi aralarında “erkeğe iki. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. üçte birde ortaktırlar.

Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir.0 Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bunlar cimrilik eden. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Mü’minler için en güzel örnek Hz. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. Allah’ın. erkeklerin güç. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Erkekler. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Allah’a pek kolaydır. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesinde ancak çok can alıcı konulara temas etmiştir. Allah sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Bunlar. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. onları yataklarında yalnız bırakın. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. yanınızdaki arkadaşa. Şüphesiz. çok büyüktür. Kendinizi helak etmeyin.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 mehirlerini de güzelce verin. Allah da onları uzlaştırır. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. varisi bulunmayan bir kimsenin. Ana babaya. Allah hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah çok yücedir. yetimlere. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi halinde. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Velâ akti. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. kadının ailesinden bir hakem gönderin. size.0 Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. onu cehennem ateşine atacağız. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. nesebi belli olmayan. zaman. yolcuya. İslam bilginleri. aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak halindedirler. yakın komşuya. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. o ne kötü arkadaştır. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. erkeğin ailesinden bir hakem. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. onun lütfunu isteyin. Şüphesiz. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. kocanın haklarını ihlal etmek. Muhammed Aleyhisselamdır. hüküm ve hikmet sahibidir. koruyup kollama görevinin verilmiş olması iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. yoksullara. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. 0 0 0 0 “Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. Allah’tan. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. . (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. elinizin altındakilere iyilik edin. Şeytan kimin arkadaşı olursa. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. Allah. Bu tedbirler. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. Kadının. Allah. onları en iyi bilendir. Erkeklere. Bunlar. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnai bir tedbirdir.0 Şüphesiz Allah her şeye şahittir. Allah. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. hakkıyla haberdardır. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. itaatkârdırlar. size (hükümlerini) açıklamak. Bu. Bu (cariye ile evlenme izni). akrabaya. Diyet gerektirecek bir suç işlemem halinde de. Burada “gayb”. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah çok bağışlayandır. çok merhamet edendir. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. mekan ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. Buna karşılık erkeklere. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı0 korurlar. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. hakkıyla bilendir. Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. uzak komşuya. “İçinizden biri.

(niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. 49 Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. Zümer sûresi. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. âyet. “Cibt”. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. 43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. “şeytan”. sihirbaz. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter.0 47 Ey kendilerine kitap verilenler! Bir takım yüzleri silip de tersine çevirmeden. bakalım onların hali nice olacak!. kimi de sırt çevirdi. 60. âyet. 57 İman edip salih ameller işleyenleri ise. 56 Şüphesiz âyetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. hakkıyla görendir. Nisâ sûresi. Yahudiler bu kelimeyi peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râînâ” şeklinde söylüyorlardı. âyetine bakınız. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. Mûsâ’nın dinine göre. âyet. âyet. kâhin. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. 51 Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğut”a0 inanıyorlar. 59 Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Halbuki onlar. Bunun dışında kalan (günah) ları ise dilediği kimseler için bağışlar. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. 65. . “Tâğut” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. âyet. onu Allah ve Resûlüne arz edin. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. bir de -yolcu olmanız durumu müstesnacünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın.. 0 0 0 0 0 0 Bakara sûresinin 104. “nefis”. Allah yardımcı olarak da yeter. Şüphesiz Allah çok affedicidir. daha iyidir. içinden ırmaklar akan. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız. dinle ve bize bak” deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. insanları. 36. Kısaca cibt ve tâğut. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. âyet. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. Allah kime lanet ederse.0 Bu. 58 Allah size. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksad. 50 Bak Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. âyet. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. Nahl sûresi. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. Bakara sûresi. (Tâğut için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. Doğrusu Allah. 42 O kıyamet günü. Allah mutlak güç sahibidir. âyet. 48 Şüphesiz Allah. Hz. 124. Hz. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. “İşittik ve itaat ettik. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. karşı geldik”. Derileri yanıp döküldükçe. Onları. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. Allah’ı inkar edip Peygamber’e isyan edenler. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. Muhammed. 52 Onlar. işitmez olası!” “Râ’inâ”0 derler.0 55 Böylece onlardan kimi ona iman etti. Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Şüphesiz. Nahl sûresi. Bu yüzden pek az iman ederler. 44 Kendilerine Kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. Mâide sûresi. koyu gölgeler altında bulunduracağız. 154. “putlar”. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. 17). âyet. “İşit. İnkar edenler için de. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir. 45 Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. 54 Yoksa. insanları azdıran. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. 163-166. “Bize bak” demektir. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir. 53 Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa. çok bağışlayıcıdır. yahut Cumartesi halkını0 lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden. Nisâ sûresi. Apaçık bir günah olarak bu yeter. insanlara bir zerre bile vermezler.76. A’râf sûresi. Allah ve Rasûlüne arz etmekten maksat. Allah’a şirk koşan kimse. 46 Yahudilerden öyleleri var ki. sonuç bakımından da daha güzeldir.41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. “Bunlar. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. Fakat Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. put. Allah dost olarak yeter. 256-257. 60.

âyetinin dipnotuna bakınız.” Bu topluma ne oluyor ki. Allah’tan korkar gibi. 36. 77 Daha önce kendilerine. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar. küçük birlikler halinde. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi. 71 Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. Cüheyne. 70 Bu lütuf Allah’tandır. “Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. âyet. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. 62 Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. âyet. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. gibi insanları azdıran. 60. İnkâr edenler de tâğût0 yolunda savaşırlar. (Bakınız: Bakara sûresi. 72 Şüphesiz. işte onlar. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? 76 İman edenler. Size kıl kadar haksızlık edilmez. senin yüzündendir” derler. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. aranızda öyle kimseler var ki. 51. Onlara bir iyilik gelirse. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. insanlardan. sıddıklarla. Bu şahsın. Allah’a itaat etmiş olur. münafık ise bunu kabul etmedi. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. namazı kılın. âyet. Nahl sûresi. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.0 61 Münafıklara. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Şahit olarak Allah yeter. 64 Biz her peygamberi sırf. Onlara öğüt ver ve onlara. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! 79 Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. “Bu. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. Eğer başınıza bir musibet gelirse. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. bunu yapmazlardı. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Onlara bir kötülük gelirse. Münafık.. biz ona büyük bir mükafat vereceğiz. 65 Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp. âyet. 0 0 Münafıklardan biri. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. yahut topluca savaşa gidin. Ahiret. elbette haklarında hem daha hayırlı. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. 68 Onları elbette doğru yola iletirdik. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. Öyleyse onlara aldırma. “Bu. şiirleriyle Hz. Allah yolunda ve. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir.” 78 Nerede olursanız olun. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı. Allah’tandır” derler. O halde siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. 73 Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. 75 Size ne oluyor da. Zümer sûresi. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.60. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. katından bize bir dost ver.. Bunlar ne güzel arkadaştır. saptıran her şeyi ifade eder. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur? 63 Onlar. Allah yolunda savaşırlar. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.” 74 O halde. âyet. 67 O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik. ya da Eslem Kabilesinden bir kahin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır.60 (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde. nefis put. 80 Kim peygambere itaat ederse.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. bu sefer de. 17). Mâide sûresi. 66 Eğer biz onlara. 256257. içlerinden pek azı hariç. . Nisâ sûresi. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin.) Tâğût: Şeytan.76. 51. sihirbaz. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. 69 Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse.

çok merhamet edendir. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. cezası. Allah hakkıyla bilendir. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Allah. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır.96 Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. 85 Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. pek azınız hariç. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. . canlarıyla cihad edenleri. içlerinden bir takımı. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. ellerini savaştan çekmezlerse. 97 Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya.Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. ona o işin sevabından bir pay vardır. içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Bunda asla şüphe yoktur. Fakat senin yanından çıktıklarında. 87 Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Ancak yanlışlıkla olması başka. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. başüstüne” dedikleri halde. 93 Kim bir mümini kasten öldürürse. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Sen onlara aldırma. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88 Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah onları yaptıkları işlerden dolayı başaşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. mallarıyla. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Allah çok bağışlayandır. O ne kötü varış yeridir. 86 Size bir selâm verildiği zaman.Peygamberin huzurunda. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Andolsun sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. 84 (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse ona da o kötülükten bir pay vardır. 95. 90 Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. Allah’ın gücü daha üstündür. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. Allah ona gazap etmiş. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. “Sen mü’min değilsin” demeyin. gerekli araştırmayı yapın. muhakkak şeytana uyardınız.0 0 Münafıklar. kendi katından dereceler. 94 Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. Allah’a tevekkül et. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. mü’min bir köle azad etmek gerekir. Allah. ne de bir yardımcı. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer onlar sizden uzak durur. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. geceleyin. Allah onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. derece itibariyle. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin.81 Sana “baş üstüne” derler. “Tamam. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. cezası daha şiddetlidir. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. kabul. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu sebeple. Melekler. 92 Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. orada hicret etseydiniz ya!” derler. Hz. Vekil olarak Allah yeter. Onlardan ne bir dost edinin. Allah’ın her şeye gücü yeter. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. elbette bunlardan.0 82 Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. Eğer Allah dileseydi. Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Size selâm veren kimseye. 89 Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. Allah yolunda mallarıyla. 91 Diğer bir takım kimselerin de hem sizden emin olmak. 83 Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. Bunlara imkan bulamayanın.

98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan0. Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. Orası ne kötü bir varış yeridir. biz ona büyük bir mükâfât vereceğiz. hüküm ve hikmet sahibidir. genişlik de. . insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. sana hiçbir zarar veremezler. Yağmurdan zahmet çekerseniz. silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. hiçbir haini. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. yahut kendine zulmeder. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.0 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. Allah bu kimseleri affeder. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. Allah çok bağışlayıcıdır. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Halbuki onlar. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. Medine’ye hicret edildiğinde. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. geceleyin. yahut iyilik yapmayı. silahlarını yanlarına alsınlar. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. ikinci grup ise kıraatsız olarak kılar. Eğer siz acı duyuyorsanız. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur.0 Namazı kıldınız mı. Kim. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Kim Allah yolunda hicret ederse. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. Diğer görüşe göre ise.""93 :232:" 588 604 Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. İnkar edenler arzu ederler ki. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. 102. Allah hakkıyla bilendir. hicret emrinin gelmesi üzerine. âyette yolculuk hali söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi halinde namazı kısaltmanın. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Çünkü namaz. Allah’tan bağışlama dile. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. Sakın hainlerin savunucusu olma. çok merhamet edendir. Çünkü Allah çok affedicidir. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. 0 0 0 0 Bu âyette. gerek ayakta. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. Halbuki Allah. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Bu âyette. ya da hasta olursanız. çok merhamet edicidir. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Allah. Bir sadaka vermeyi. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. şüphesiz onun mükafatı Allah’a düşer. ancak kendilerini saptırırlar. Umulur ki. her şeyi hakkıyla bilendir. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Zira Allah. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. hüküm ve hikmet sahibidir. kadınlar ve çocuklar başkadır. silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. hicret edemeyerek. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. şüphesiz iftira etmiş. Kendilerine hainlik edenleri savunma. çok bağışlayıcıdır. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. hiçbir günâhkarı sevmez. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. Burada kastedilen kısaltma. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatte bulunarak. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. apaçık bir günah yüklenmiş olur. Bunlar.

(Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). O hüküm ve hikmet sahibidir. İşte onların barınağı cehennemdir. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Allah. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. Göklerdeki her şey. dünya sevabı da. hakkıyla görendir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. yerdeki her şey Allah’ındır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. her şeyi kuşatıcıdır. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz.” Kitapta. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. ne sizin kuruntunuza. Kim Allah’ı. apaçık bir hüsrana düşmüştür.116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 0 0 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Onlar. ahiret sevabı da Allah katındadır. ne de bir yardımcı bulabilir. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. Şeytan onlara (birçok) va’dde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen kimselerdir. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. Ey iman edenler! Kendiniz. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. Peygamberine. kendisine kötü davranmasından. uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. övülmeye layıktır. sonra da inkarlarında ileri gidenler var ya. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Eğer ayrılırlarsa. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. erkek veya kadın. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost. Allah buna hakkıyla gücü yetendir. yerdeki her şey Allah’ındır. Oysa şeytan. Onlar. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Mü’min olarak. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. Allah hakkıyla işitendir. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. doğru yola iletecek de değildir. Allah gerçek bir va’dde bulunmuştur. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah zengindir. sonra inanıp tekrar inkar eden. müşrik Arapların. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. Âyetteki “dişiler”den maksat. Vekil olarak Allah yeter. Uzzâ. Allah lütfu geniş olandır. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. Ey iman edenler! Allah’a. . hem maddi alanda. şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. meleklerini.”0 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o. derin bir sapıklığa düşmüştür. Menât gibi putlarıdır. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. Allah’a ortak koşan. “Onları mutlaka saptıracağım. dilediği kimseler için bağışlar. (bilin ki) göklerdeki her şey. Lât. (Onları sizden çok kayırır.0 Halbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Bunun dışındaki günahları. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. İman edip sonra inkâr eden. Kimin dini. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. yerdeki her şey Allah’ındır. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. her kim salih ameller işlerse. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). Göklerdeki her şey. zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. Allah o şeytana lânet etti ve o da. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Eğer inkar ederseniz. Eğer bir kadın kocasının. kuşkusuz. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. Allah onları bağışlayacak da değildir. Göklerdeki her şey. Kim kötü bir iş yaparsa onunla cezalandırılır. kitaplarını. Münafıklara. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.

Şüphesiz Allah. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. onu öldürmelerine imkan vermemiştir. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. 146 Ancak tövbe edenler. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki). Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir. 148 Allah. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. hakkıyla bilendir. 0 0 Âyetin son cümlesi. Allah. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. onlarla oturmayın. Bu kesindir. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. 159 Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. Onların kalpleri muhafazalı değildir). Yine onlara. Şüphesiz Allah. 154 Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. 150. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Allah. kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. Allah. Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. 147 Eğer şükreder ve iman ederseniz. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın.151 Şüphesiz. Allah üstün ve güçlüdür. 149 Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. 158 Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir.işte onlar gerçekten kafirlerdir. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. 141 Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. çok merhamet edicidir. hüküm ve hikmet sahibidir. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. 155 Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. Bunlar mü’minlerle beraberdirler.İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Sadece zanna uyuyorlar. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. 152 Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. hakkıyla işitendir.140 Oysa Allah size Kitapta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. durumlarını düzeltenler. . tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. çok bağışlayıcıdır. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir.0 160. Allah’ın âyetlerini inkar etmelerinden. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145 Şüphesiz ki münafıklar. her şeye hakkıyla gücü yetendir.161 Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları.0 156. Allah. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. Kıyamet günü o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. 153 Kitap ehli. Allah da çok affedicidir. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. Onu kesin olarak öldürmediler. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.157 Bir de inkarlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Artık onlar inanmazlar. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. 143 Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Onlar. hakkıyla bilendir. 144 Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. 142 Münafıklar. başka bir söze geçmedikleri müddetçe.

Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Melekler de buna şahitlik eder. Allah’a yakın melekler de. en sağlam. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. Allah mutlak güç sahibidir. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Eğer inkar ederseniz bilin ki. Eğer kız kardeşler iki iseler. İsmail’e. benzersiz son ve tek örneğidir. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Allah hakkıyla bilendir. Göklerdeki her şey. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. eşsiz. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kur’an. İsa’ya. Mesih de. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Eyyüb’e. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. ancak Allah’ın peygamberi. O. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. Şüphesiz inkar edenler ve zulmedenler (var ya) Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir.0 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Âyetteki “torunlardan” maksad Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. Davûd’a da Zebûr vermiştik. Allah Mûsa ile de doğrudan konuştu. yerdeki her şey Allah’ındır. göklerdeki her şey. el değmemiş. hüküm ve hikmet sahibidir. (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. bilgi kaynağıdır. 0 0 Vahiy. Senden fetva istiyorlar. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. bilsin ki. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.0 Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Yakub’a. Vekil olarak Allah yeter. Allah ancak bir tek ilahtır. Şüphesiz inkar edenler. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. O namazı kılanlar. (Allah onları) ancak içinde ebedi kalacakları cehennemin yoluna iletir. Meryemoğlu İsa Mesih. insanlık için en doğru. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman. sana da vahyettik. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). .162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. torunlarına. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. erkek kardeş ona varis olur. Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. (bir) erkeğe. İbrahim’e. vahyin. De ki: “Allah size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. “oğul” ve “ruhu’l-kudus” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki. “(Allah) üçtür” demeyin. Vahy. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. yerdeki her şey onundur. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. Yûnus’a. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Vahye mazhar olan peygamber. Şahit olarak Allah yeter. Vahiy. kendisinde. Hıristiyanlar Allah’ın “baba”. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Fakat Allah sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. O halde kendi iyiliğiniz için iman edin. zekatı verenler. İshak’a. Bu ise Allah’a çok kolaydır.

haram aya0. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. yüksekten düşerek ölmüş. sözleşme demektir. sığır. Bununla kastedilen deve. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Yazısız okun çıkması halinde çekiş tekrarlanırdı. müslümanlar için bazı talimat. domuz eti. Onunla Akit. koyun. Burada kastedilen. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi. Allah’tan başkası adına boğazlanan. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Allah’ın emir ve yasaklarını. birinin üzerinde “yapma” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. verilen sözlerin yerine getirilmesi. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız0 size haram kılındı. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. verdikleri sözleri kapsamaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. Sûre adını. Zilhicce ve Recep aylarından her biri kastedilmektedir. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Şüphesiz. evlenmek. uygulanması gereken kuralları. dinin belirgin alametleri. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. Sûrede başlıca. Artık onlardan korkmayın. mehirlerini vermeniz kaydıyla. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. Kelime burada. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Allah’a karşı gelmekten sakının. çok merhamet edicidir. Ahirette de o.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. darbe sonucu ölmüş. Haram ay ifadesiyle Muharrem. boğulmuş. kan. Zilkade. benden korkun. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar0. o zaman temiz bir toprağa yönelin.5. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. size helal kılındı. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslam’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. 120 âyettir. Her kim de inanılması gerekenleri inkar ederse bütün işlediği boşa gider.0 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla. hac kurbanına. “Şeâir”. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. işaretleri ve sembolleridir. (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. domuz eti. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. Cahiliye devrinde. (Ey Muhammed!) Sana. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. uyarı ve dini hükümler konu edilmektedir. 112. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine0. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir.0 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla0. sakın ha sizi. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. haddi aşmaya sürüklemesin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. En son inen hüküm âyeti budur. Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Veda haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra Hz. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. alametler. Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helal olması izni. Hristiyanların yanlış inançları. 3 4 5 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 . ve 114. bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. işaretler ve semboller demektir. Allah hesabı çabuk görendir. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. etleri bunlar üzerine konurdu. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar0 üzerinde boğazlanan hayvanlar. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye bir takımlarına beslediğiniz kin. Ölmüş hayvan. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Onların sizin için tuttuklarından yiyin.0 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. ziyana uğrayanlardandır.

. onların. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Allah’a karşı gelmekten sakının. Bu sebeple biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. onları desteklerseniz. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Allah. Dilediğini yaratır. (Evet. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. Allah ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Allah) dilediğini bağışlar. Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. 72. Sakın ardınıza dönmeyin. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. Bakınız: Enbiya sûresi.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar.” 0 0 0 Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. O. Andolsun. Andolsun eğer namazı kılar. Eğer mü’minler iseniz yalnızca Allah’a tevekkül edin.7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. işte onlar cehennemliklerdir. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla giremeyiz. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. Allah onunla rızası peşinde olanları selamet yollarına iletir ve onları izniyle. diyenler kesinlikle kâfir oldular. 105. Meryemoğlu Mesih’i. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. Şüphesiz Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır.” İşte. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Göklerin. zorba bir millet var. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. mutlaka o. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Dönüş de ancak onadır. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım.” Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. üzerinizdeki nimetini hatırlayın.0 De ki: “Şâyet Allah. Çünkü Allah iyilik yapanları sever. Meryemoğlu Mesih’dir”. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. “Allah. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. âyet. Âyetin bu kısmı. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Andolsun. dümdüz yoldan sapmıştır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye. dilediğine azap eder. âyet. Hani Mûsâ kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. zekatı verir ve elçilerime inanır.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin.seçmiştik. Sizi hükümdarlar kılmıştır0 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. kalplerini de kaskatı kıldık. Adil olun. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı ifade edilmiştir. Onlardan on iki temsilci -başkan. Eğer oradan çıkarlarsa biz de gireriz. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükafat vardır" diye vaatte bulunmuştur.”0 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü. onların daima bir hainliğini görüyorsun. birçoğunu da affediyor. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya.

Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.0 Onlara dünyada bir rüsvaylık. kan dökme. Biz burada oturacağız. . eşkiyalık. 38 Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. birinden kabul edilmiş. ötekinden kabul edilmemişti. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. yahut o yerden sürülmeleridir. Andolsun ki. ancak öldürülmeleri. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. 0 0 0 Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. âdil davrananları sever. çok merhamet edici olduğunu bilin. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah mutlak güç sahibidir. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. İşte bu zalimlerin cezasıdır. Onlara sürekli bir azap vardır. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. terör. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver. o sanki bütün insanları öldürmüştür. Öteki. eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. 37 Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. 31 Nihayet Allah. çok merhamet edendir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. sen benim günahımı da. Artık bizimle.” 29 “Ben istiyorum ki.24 Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. yalanı çok dinleyen. Çünkü Allah. yol kesme. haramı çok yiyenlerdir. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. terör. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler0. Onlara elem dolu bir azap vardır. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. bir insanı. 33 Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. Onlar. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. O dilediğine azap eder. Kurbanı kabul edilmeyen. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. 36 Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar onlardan yine kabul edilmez. 42 Onlar. Allah onun tövbesini kabul eder.” 27 (Ey Muhammed!) Onlara. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. 35 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar.” 25 Mûsa. 39 Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz. 41 Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. 32 Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitapta) şunu yazdık: “Kim. 28 “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi.” Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır.” 30 Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. O verilmezse sakının. Onlar. 40 Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir.0 34 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. yağmalama. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. 26 Allah şöyle dedi: “O halde orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. ister onlardan yüz çevir. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. dilediğini de bağışlar. Bu âyet.

zekâtı veren mü’minlerdir. içerisinde hidayet ve nur bulunan. bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilahi kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. buruna burun. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. . sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Allah’ın indirdiği ile hükmet. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir.0 52 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Kim de bu hakkını bağışlar. dişe diş kısas edilir. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. 59 De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. Bakara sûresinin 102. bil ki şüphesiz Allah.43 Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. Eğer yüz çevirirlerse. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. 46 O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa’yı. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. 48 (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. 54 Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. İşte bu. yahudileri ve hristiyanları. göze göz. Allah lütfu geniş olandır. hakkıyla bilendir. sadakasına sayarsa o. 44 Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. bir nur vardır. onları gözetici olarak indirdik. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. sana da) inanmış değillerdir. 50 Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. 47 İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Yaralar da kısasa tabidir. 45 Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. 53 (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. Allah’ın bir lütfudur. 57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. 55 Sizin dostunuz ancak Allah’tır. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Ona. 0 Bu âyette müslümanların. Allah onları sever. Artık Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp ta onların arzularına uyma.” 60 De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. Hepinizin dönüşü Allah’adır. kulağa kulak. Allah yolunda cihad ederler. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi.” 61 (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde size geldiklerinde “İnandık” dediler. onun peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. 49 Aralarında. Eğer Allah dileseydi elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. 58 Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? 51 Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. (Allah’a) teslim olmuş nebiler onunla yahudilere hüküm verirlerdi. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. Ama Allah yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. Allah onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. önündeki kitapları doğrulayıcı. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. İçinde bir hidayet. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta. Şu halde siz de insanlardan korkmayın. kendisi için keffaret olur. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. 56 Kim Allah’ı. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. onlar da Allah’ı severler. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Onu dilediğine verir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.

Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Sonra bak ki. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. . 72 Andolsun. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedi kalıcıdırlar. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. 0 0 0 Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. Fakat her ne zaman bir Peygamber onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 63 Bunları. 71 (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.” 73 Andolsun. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. bir kısmını da öldürdüler. 66 Eğer onlar Tevrat’ı. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi.0 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. 65 Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! 64 Bir de Yahudiler. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! 67 Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. Şüphesiz Allah. Allah bozguncuları sevmez. dilediği gibi verir.İsa ve Meryem’i de birer ilah olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. 79 İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. 81 Eğer Allah’a. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi.” 77 De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu.17. 75 Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. 74 Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve ondan bağışlanma istemezler? Allah çok bağışlayandır. Bu. 69 Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. Yapmakta oldukları ne kötüydü! 80 Onlardan birçoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. hakkıyla bilendir. onlardan bir kısmını yalanladılar. “Allah’ın eli bağlıdır” dediler.0 Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. benim de Rabbim. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah hakkıyla işitendir. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Bak. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Daha önce sapmış. Baba. Allah’ı “Üçün üçüncüsü diye nitelemeleri.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. “Allah. Hıristiyanlar Allah’ı. 76 (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da.)0 70 Andolsun. bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. Onun barınağı da ateştir. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. Hz. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Andolsun.62 Onlardan çoğunun günahta. Allah da onların tövbesini kabul etti. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır. düşmanlıkta. Sonra (tövbe ettiler). kafirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. Hıristiyanların. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler. âyet. Allah seni insanlardan korur.” 78 İsrailoğullarından inkar edenler. onun iki eli de açıktır. Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. 68 De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. çok merhamet edendir.

göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. bütün müslümanlar. 97 Allah. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. keffaretle temizlenmez.0 98 Bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. Âyet bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. çok merhamet edendir. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Allah ondan intikam alır. âyet. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. şeytan işi birer pisliktir. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Tövbe ve istiğfar gerekir. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar.0 90 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. 89 Allah. İşte bu. Âyet indiği zaman. öldürdüğünün dengi olup. iyilik yapanların mükafatıdır. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” 85 Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. 93 İman edip salih ameller işleyenlere. Bu yeminin bozulması halinde keffaret gerekir. 3. . Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. 2. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse ona elem dolu bir azap vardır. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. Bunun keffareti yoktur. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. 95 Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Bu bağlamda hamr. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak. Allah mutlak güç sahibidir. âyet. 83 Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. 0 0 0 0 Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. aklı örten şey demektir. içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi.143. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. (Bu ceza). Kâ’be’ye hediye olarak varmak üzere. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. âyet. boş bulunarak yapılan yemin. 96 Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı.Bile bile yalan yere yapılan yemin. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. haram ayı0 hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar (ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Çünkü bu büyük bir vebaldir. Üç çeşit yemin vardır: 1. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Buna bir şey gerekmez. Hac sûresi. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Allah iyilik edenleri sever. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır.0 91 Şeytan. yahut onun dengi oruç tutmaktır. 78. Artık vazgeçiyor musunuz? 92 Öyleyse Allah’a itaat edin. 87 Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. 3.82 (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. sarhoşluk veren her türlü içki. intikam sahibidir. devamlı kalacakları. Bunlar. Onlar büyüklük de taslamazlar. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. Bu durumda yeminin keffareti. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. 86 İnkar edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir. 94 Ey iman edenler! Andolsun. o saygıdeğer evi. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. 84 “Rabbimizin. Ka’be’yi. dikili taşlar ve fal okları ancak. içki ve kumarla.Yanlışlıkla. Yeminlerinizi tutun. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. “Ey Rabbimiz! İnandık. Bu âyette. Allah sizleri. 88 Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal. ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. kumar. içki alışkanlıklarını. peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Artık bizi şahitlerle (Muhammed’in ümmeti) ile0 beraber yaz” derler. Meâlde geçen “içki” kelimesi. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki.

onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına.0 Hani. Meryem sûresi. dişili erkekli ikiz olmaları halinde dişinin hürmetine. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. peygamberleri toplayıp0 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. Yahut. Hz. inkar edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. 103Allah ne “Bahîre” ne “Sâibe”. Bu âyetlerde. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. Onlar da “İman ettik. mühlet verir. şahid olarak dinleyecektir. halimdir (hemen cezalandırmaz. bütün müslümanların iman kardeşliğini. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. sana kitabı. Allah fasık toplumu doğruya iletmez. Fakat. 0 0 0 0 0 0 0 0 Bu âyette Kâ’be. Bunun üzerine âyette. Bazı kimseler Hz. İncil’i de öğretmiştim. “Sâibe”. “Bu ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. kulağı yarılarak salıverilen deve. insanlar için maddi ve manevi kalkınmanın sebebleri arasında gösterilmiştir. bütün insanların eşit olduğunu simgeler. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. Tevrat’ı. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Peygamber’e. âyet. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. onların da. “Hac her yıl mı farz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Hani. gizlediğinizi de bilir. dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecek. “Akraba da olsa.99 Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. putperest arapların ilahlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir. 101Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. onları aşağılayan veya ilahlaştıranlardan hesap sorulacaktır. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. haram ay ve kurbanlar.” Ey akıl sahipleri Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Hac ayları da. kişinin üzerine lazım olmayan. İsa bir örnek olarak ele alınıyor. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir. o zaman. hikmeti. Allah çok bağışlayandır. “Vasîle ve “Hâm”. “Kitap” yazı veya bütün ilahi kitaplar. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. nezaket kaidelerine uymayan. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar. 107(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. İsa’yı görmüş. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. âyet. “hikmet” kitaplardaki ilim. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir.0 Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. 29-33. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. 48. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır.0= Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Allah sizin açıkladığınızı da. Allah Teâlâ. cevap verilirse soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. 46. Eğer şüphe ederseniz. ne “Vasîle” ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Hz. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân. Çünkü o takdirde biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. binilmeyip. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? 105Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin.49. Hani sen. Kâ’be dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekandır. “Bahîre”. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. 106Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Hz. Zaten çoklarının aklı da ermez. 109Allah’ın.) 102Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. . Kuzuların. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. 111Hani bir de. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere0 ilham etmiştim. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler. yoksa ömürde bir defa mı?”. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Peygamber’in sahabileri gibi. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. Havariler. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar.0 104Onlara. 110O gün Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. âyet. Beşikte iken de.0 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. 100(Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. 108Bu (usul). bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. Araplar. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir.

Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Eğer onları bağışlarsan. 115Allah da. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. İşte bu büyük başarıdır. 113Onlar. Bizi rızıklandır. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. Sen benim içimde olanı bilirsin. 116Allah kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. “Ben onu size indireceğim. Ama beni içlerinden aldığında. içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. ama ben sende olanı bilemem. “Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti.” Onlara içinden ırmaklar akan. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. 120Göklerin. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. kalplerimiz yatışsın. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. 114Meryem oğlu İsa. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi.” 117“Ben onlara. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. onlar da Allah’dan razı olmuşlardır. hüküm ve hikmet sahibisin. 119Allah şöyle diyecek: “Bugün. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. şüphe yok ki onlar senin kullarındır. doğrulara.” 118“Eğer onlara azap edersen. İsa da. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. .112Hani havariler de.

İslam’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor.0 Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. 19) Kafirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. Kuvvetli görüşe göre. Topraklarından nehirler akıttık. . onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. En’âm. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Hamd. O. “Sen de bizim gibi bir beşersin. 93. sizi çamurdan yaratmış. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. âyet. hakkıyla işitendir. küfrün ve batıl inançların reddi. Gece ve gündüzde barınan her şey onundur. (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik. Sizin gizlinizi de bilir. önceden bu tarihi gelişmelerin haberini veriyor. o melek bir insan suretinde gelecekti. O.0 (Ey Muhammed!) Andolsun. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Âyet.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bunda hiç şüphe yok.6. yine o inkar edenler. İslam alay konusu oluyordu. sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Hemen helak edilirlerdi) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık0 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. 151. Müşrikler melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı.” De ki: “Bana.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa gerçekten (Allah) ona acımıştır. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. Adını 136. İşte bu apaçık kurtuluştur. keçi. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Halbuki O. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. ahirete dair meseleler ile. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması o gün için hayal bile edilmiyor. Zira peygambere dedikleri gibi ona da. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. işte onlar inanmazlar. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkan yoktu. O merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi). adalete. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. 92.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de. hüküm ve hikmet sahibidir. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Gerçekten siz mi Allah 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. (Bakınız: Zuhruf sûresi. peygamberliğe. yerde de.0 İşte bu Kur’an bana. melek olamazsın” diyeceklerdi. koyun. açığa vurduğunuzu da. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya. Bil ki O her şeye hakkıyla gücü yetendir. âyetler Medine’de inmiştir. O öyle bir Rab’dır ki. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa bunu O’ndan başka giderecek yoktur. beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. 152 ve 153. 165 âyettir. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. 91. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. Bedir zaferi. gökleri ve yeri yaratan. hakkıyla bilendir. Sûrede başlıca tevhide. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. O. 138 ve 139. göklerde de Allah’tır. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir.

Onlar farkına varmaksızın. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler.0 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. kulaklarına ağırlık koyarız. 46. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi. gerçekmiş” diyecekler. Mü’min sûresi. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlüllah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır.0 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. Sonunda onların manevraları. (Davete). şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar. ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!” diyecekler. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma. âyet. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. yap! Eğer Allah dileseydi elbette onları hidayet üzere toplardı. iman ve İslamla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. O. O halde sakın cahillerden olma. ya da onun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). bir mucize indirmeğe gücü yeter. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz.0 Kendilerini ziyana sokanlar var ya.0 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. bir delik açıp yerin dibine inerek. “Ah. Mücâdele sûresi.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 0 ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. küfür ve sapıklığa kucak açarsa Allah da onu şaşırtır. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. 21. âyet. âyet. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. (Allah). 38. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. “Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. zalimler kurtuluşa eremez. 51. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Sonra da hepsi ona döndürülürler. (Bakınız: Bakara sûresi. Allah kimi dilerse onu şaşırtır. ancak kendilerini helak ediyorlar. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. Dikkat edin. işte onlar inanmazlar. Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Allah’ı tanıyacak. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. onu bozar. 0 0 0 0 Kureyşliler. Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (ona) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır.” Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. İnsan. âyet. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. Ateşin karşısında durdurulup da. Ra’d sûresi. Rabbimiz’e andolsun ki. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar. 146). âyet. âyet. Bak kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. hıristiyanlara sorduk. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. 171-173. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içerisindeki bir takım sağırlar ve dilsizlerdir. senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. “Nerede. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır. . Fakat onların çoğu bilmiyor. Andolsun ki. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. “Evet.

Zaten böyle bir azabı istemek. âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur..” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. O. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar. Hamd. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın. onunla (Kur’an ile) uyar. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Ben sadece. Sonra O. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. ama bize hiçbir şey olmuyor. (uyandırandır). Hayır! (Bu durumda) yalnız ona dua edersiniz. Resûlüllah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir.” De ki: “Şüphesiz ben. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. çok merhamet edendir..40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Allah şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı.” diyorlardı. “Allah aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?” desinler. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. Peygamber’e. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Ben gaybı da bilmem. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. De ki: “Ben size. hiçbir yaş. Hz. o da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Gerçekten peygamber olsaydın başımıza taş yağardı. çok bağışlayandır. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. kalplerinizi de mühürlerse. İslam’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir. inkar ediyoruz.0 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki.” Andolsun. Onlar. hidayete erenlerden olmam. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. hakkı anlatır. De ki: “Ne dersiniz. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak. biz çıkınca girsinler. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde. senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. Siz ise onu yalanladınız.” demişlerdi. Onların hesabından sana bir şey yok. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma. Karada ve denizde olanı da bilir. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. “Seni reddediyoruz. . Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Onları ancak O bilir. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır.) Sonunda. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum.0 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Peygambere karşı çıkanlar. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. De ki: “Sizin. O. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. 0 0 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. Hz. (Peygamberlerini dinlemediler. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.” Allah zalimleri daha iyi bilir. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). O. Eğer kovarsan zalimlerden olursun. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. senden önce bir takım ümmetlere de peygamberler gönderdik.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Ben sizin arzularınıza uymam. bana gönderilen vahye uyuyorum. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen.

hesap görenlerin en çabuğudur. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. sizi Allah adına cezalandıracak. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir.0 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. Sûra üflendiği gün de mülk (hükümranlık) onundur. ben seni de. O’nun sözü gerçektir. “İşte Rabbim!” dedi. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. Ben olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm. gökleri ve yeri. bize. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. “Ben öyle batanları sevmem” dedi. görülen âlemi de bilendir. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı0 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. uzaklaş. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. O. “İşte Rabbim!” dedi. hüküm ve hikmet sahibidir. kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). O. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. O da batınca (kavmine dönüp). anlasınlar diye.” Bir de. sizi ondan koruyacak değilim. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. Ama siz yine de ona ortak koşuyorsunuz.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 O. Yıldız batınca da. “Ey kavmim!” Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi. yalanlamanızı engelleyecek. İleride bileceksiniz. açıktan ve gizlice ona ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. Ay da batınca. Rabbim bana doğru yolu göstermezse mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.”0 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. Belki sakınırlar. “Andolsun ki. Hani İbrahim babası Âzer’e. Güneşi doğarken görünce de. 140. “Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü. Allah’a özgü hükümranlık demektir. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak. Gaybı da.” Bak. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. Üzerine gece karanlığı basınca bir yıldız gördü. O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. O. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları halde. âyet. “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. Melekût. o zalimler grubu ile beraber oturma. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. . 10.” De ki: “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. Sonra hepsi.0 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. ancak Rabbim’in 0 0 0 0 Koruyucu melekler. De ki: “Sizler. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. O. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. ne de bir şefaatçi. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Ay’ı doğarken görünce de. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir. âyet.

hakkıyla bilendir. Zekeriya’yı. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkar etme durumuna düşmüşlerdi. “Allah hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. Eyyub’u. Onlar kendilerine kitap. İşte bu (Kur’an) da. parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız. Şüphesiz Allah. ne babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. Zürriyetinden Dâvud’u.0 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği. “Bana vahyolundu” diyen. sonra bırak onları. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. İsmail’i. sayelerinde. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden.. Sizin bir karar kılma yeriniz. O. o peygamberler. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi. pek çoğunu ise gizlediğiniz. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. içine daldıkları batakta oynayadursunlar.81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 bir şey dilemiş olması başka. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. Hepsini hidayete erdirdik. bir de emanet bırakılma yeriniz var. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. Diriden de ölüyü çıkarandır. üst üste binmiş taneler. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Elyasa’ı. İşte bu. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.0 Ahirete iman edenler. ona da inanırlar. size. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. Süleyman’ı. meleklerin. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. . bilemediler.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. âyetinde ifade edildiği üzere. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. Babalarından. Yahya’yı. Yûnus’u ve Lût’u da hidayete erdirmiştik. O (Kur’an).0 Çünkü. Rabbim’in ilmi her şeyi kuşatmıştır. onlara vekil kılmışızdır. sizi bir tek candan yaratandır. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. O gökten su indirendir. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik.üzüm bahçeleri. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. (kendisiyle) ne sizin. ve onun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hallerini bir görsen! Andolsun. Yani Allah’ı. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. işte güven onların hakkıdır. Geceyi dinlenme zamanı. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 0 0 0 0 Yani ilahi kitaplara. bereket kaynağı. Yahudiler Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkar etmek uğruna. Bu sûrenin 90. İşte budur Allah! Peki (ondan) nasıl çevriliyorsunuz? O. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Ölüden diriyi çıkarır. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. O.0 İşte.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı bütün yaptıkları boşa gitmişti. Allah’ın hidayetidir ki. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. ellerini uzatmış. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bunların hepsi salih kimselerden idi. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. İslam evrensel bir dindir. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). Dolayısıyla. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. İsa’yı.. Yûsuf’u. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik.

yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. İşte sizin Rabbiniz Allah. Öyle ise O’na kulluk edin. Gözler onu idrak edemez ama O. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kainat olayları kastedilmiştir. Artık. âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin.0 Bunların meyvesine. . Ondan başka hiçbir ilah yoktur.0 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. O her şeyi hakkıyla bilendir. gözleri idrak eder. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. bilgisizce Allah’a söverler. en gizli şeyleri bilendir. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. Kureyş müşrikleri peygamberimize. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar). İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. Ben başınızda bekçi değilim. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. hakkıyla işitendir. O halde sakın şüphecilerden olma. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir.0 Ey Muhammed! Sen. O her şeye vekil (her şeyi yöneten. Kafadaki göze basar denildiği gibi. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakkın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. bir meyve verdiği zaman. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. sonra onlar da haddi aşarak. O. haddi aşanları çok iyi bilir. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Basiret. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. gönül gözü demektir. Biz onlara melekleri de indirseydik. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. O. kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Allah Teâlâ tarafından Rasûlüllah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. onun hakikatini kavramak mümkün değildir. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. “Sen ders almış okumuşsun. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. Ahirette ise birçok gözler onu görecektir. Şüphesiz senin Rabbin. Oysa onları o yarattı. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. Allah. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. O. Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. 0 0 0 0 0 Bu ifadeyle. hakkıyla bilendir. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller0 geldi. O. Onların. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O doğru yolu bulanları en iyi bilendir.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 farklı. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. koku. Bir de (şeytanlar). bir de olgunlaştığı zaman bakın. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. âyet. Şüphesiz senin Rabbin. diyorlardı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. Onlar. renk. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.”0 O. “Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O her şeyin yaratıcısıdır. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. onların niteledikleri şeylerden uzaktır.0 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. yücedir. görüp gözeten)dir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken. 23. Rabbinden sana vahyedilene uy. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına.

sıkar. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. âyet. İşte biz. Maide sûresi. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. Ama farkında olmuyorlar. onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Allah inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. gizlisini de. Allah elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. fakirlere harcarlar kendileri bundan yemezlerdi. öldükten sonra dirilme.120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 0 Günahın açığını da bırakın. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Allah. Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun göğsünü İslâm’a açar. Ne kötü hükmediyorlar!0 Yine bunun gibi. En’âm sûresi. Bir pay da putlarına ayırır. 114-115. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. âyet. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 0 0 0 Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Onlara bir âyet geldiği zaman. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. Nahl sûresi. cehennem. diye bir de kılıf uydururlardı.” Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. misafirlere. hakkıyla bilendir. keçi. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. rahmet sahibidir. Allah’a ortak koşanların çoğuna. buğday gibi ziraat ürünleriyle. iyilere iyi derece. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. âyet. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Putlar ise fakirdir”. derler” diye dedikodu yaparlardı. “Şu Allah için. fazlasına ihtiyacı yok. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. Şüphesiz size va’d edilen şeyler mutlaka gelecektir. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir. koyun. karanlıklar içinde kalmış. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı.. 145. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. Rableri katında selam yurdu (cennet) onlarındır. Âyetteki “va’d edilen şeyler” ile. deve. Şüphesiz. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). “Allah zengindir. 173.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. Ben de (görevimi) yapacağım. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Rabbinin dosdoğru yoludur. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. “Bakın.0 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. Halbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar.0 Siz bunun önüne geçemezsiniz.” Onların insanlardan olan dostları. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. hesap. Kimi de saptırmak isterse. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz.. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Âyet. Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. Bu. Bu âyet. 3. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere. (O gün Allah şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. hiç. cennet. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. . “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. arpa. koştukları ortaklar. İşte böyle. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. Allah’ın. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. âyet. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma adetlerinden birini anlatıyor: Hurma. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. zalimler kurtuluşa eremezler.

etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. âyetin dipnotuna bakınız. Hasat günü de hakkını (öşürünü)0 verin.haram sayanlar. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. zulüm.160. Çünkü o. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki iç yağlarını (yine) onlara haram kıldık. fakat israf etmeyin.0 Şüphesiz O. ve Bakara sûresi. Eğer seni yalanlarlarsa. “O. 0 0 0 0 0 0 0 0 Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir. çardaklı. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. mutlaka ziyan etmişlerdir. Burada vurgulanmak istenen nokta. akıtılmış kan.) Bakınız: En’âm Sûresi. Aslında bunlar haram şeyler değildi. âyet. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. âyet. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Gerçekten onlar sapmışlardır. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. Darda kalan kimsenin.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca. bir takım isimler altında uydurma helal haram listeleri yapılırdı. babalarımız da. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. sığır. Çünkü O. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi.0 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. keçi. faiz alma. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar. Yine O. keçiden de iki. sığırdan da iki. peygamberleri öldürme. O. Öşür. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı.0 Biz elbette doğru söyleyenleriz. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. bu sûrenin 119. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. başka şeyleri denk tutuyorlar. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek.0 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan onun azabı geri çevrilmez. koyun. Konu ile ilgili olarak 139. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. Onlar Rablerine. Allah onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. (Hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. hakkıyla bilendir. çok merhametlidir.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. “onda bir” demektir.”0 De ki: “Haydi. . Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekatın özel adıdır.0 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. hüküm ve hikmet sahibidir. insanları öldürmeyi helal sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. Âyetin bu kısmı. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. sizin için apaçık bir düşmandır. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların azrularına uyma.103. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. israf edenleri sevmez.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Sonra saldırganlık. O.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık. Halbuki bu hayvanların deve. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları.0 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. âyetlerine bakınız. çardaksız olarak bahçeleri. zeytini ve narı (herbiri) birbirine benzer ve (herbiri) birbirinden farklı biçimde yaratandır.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri.” Eğer ölü olursa o vakit onda hepsi ortaktırlar. O. Karılarımıza ise haramdır.139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 edilmiş hayvanlardır. 99 ve ilgili dipnot. Sığır ve koyunların ise. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helal sayılır.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır. âyet. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Bu âyetten Allah’ın. erkek. İşte böyle. Âyet bu mantıksızlığı açıklıyor. 173. hakka karşı başkaldırma. İnsanlar doğru. Buna göre Allah’ın insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması.

0 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” 163 “O’nun hiçbir ortağı yoktur. âyet. Şüphe yok ki O. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.0 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. 160 Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır.0 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Fatır sûresi. O size. 286. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. Şüphesiz biz de bekliyoruz. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. 33. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti.0 De ki: “Siz bekleyin. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. bir hidayet ve bir rahmet geldi. her şeyi açıklamak. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir.” 164 De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. .” 152 Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.0 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. 7. 158 (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbi’nin gelmesini0 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbi’nin âyetlerinden bazısı geldiği gün. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. 7. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez. âyet. İşte ben bununla emrolundum. Şüphesiz Rabbin. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Necm sûresi. 165 O. 32. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları.15. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. yahut. 161 De ki:“Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. 153 İşte bu. âyet. çok merhamet edendir. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Anaya babaya iyi davranın.85. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi. Allah’a ortak koşanlardan değildi. âyet. ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. 38. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.21. 156. benim dosdoğru yolum. O. 154 Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak. diye bu Kur’an’ı indirdik.0 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günki) imanı fayda vermez. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.” 159 Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya. âyet. dosdoğru bir dine. (Zina ve benzeri) çirkinliklere.8.157 Kitap. Sonra (O). çok bağışlayandır. âyet. Ben müslümanların ilkiyim. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Başka yollara uymayın. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. cezası çabuk olandır. Artık ona uyun. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. 155 Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Zümer sûresi. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. “Eğer bize kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir. yaşamam da. 18. 84. 151 0 0 0 0 0 0 0 Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. âyet. âyet.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. diğer ibadetlerim de. âyet.” 162 Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da.

Allah.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 46. Sûre adını. ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.0 Bu. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.0 Rabbinizden size indirilene uyun. 12. Bu âyette. melek olmayasınız.6. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. 5. 10. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. 65. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. Yoksa zalimlerden olursunuz. zulümde.0 Andolsun. 6. Rableri onlara. âyet. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.0 Peygamberlere de elbette soracağız. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. 11. yüksek yerler. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi. 0 0 0 0 0 Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Andolsun. 19. arkalarından. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Derken şeytan.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. “(Biz bunu hak ettik. saygı ile eğilenlerden olmadı. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 7. 14. 18. ve 48.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. Andolsun. Azabımız kendilerine geldiğinde. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. 97. . 16. O. Hûd sûresi. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. 9. 8. âyet. Âyetin bu kısmı. sizi yarattık. “elA’râf”. 20. 109. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. 15. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. 4. yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti. 3. 12. âyet. “Adem için saygı ile eğilin” dedik. Elif Lâm Mîm Sâd. demedim mi?” diye seslendi. Kehf sûresi. Sonra size şekil verdik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. 5. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 17. Sûrede temel konu olarak. insanların küfürde. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. O gün amellerin tartılması da haktır. sana.0 Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Çünkü beni ateşten yarattın. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. âyet. 2. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. yemin ederim ki. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helak ettik. onlardan sana kim uyarsa sizin. âyet.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. hepinizi cehenneme doldururum. 22. Sonra da meleklere. yüksek mevkiler demektir. 13. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. Dilediğiniz yerden yiyin.7. ilahi davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir.” Allah da. 163-170. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri. ilahi vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir Bismillahirrahmânirrahîm 1. 206 âyettir. Allah.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. 21. “Şimdi in aşağı oradan.

De ki: “Allah’ın. 26. Âyetin bu kısmı. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). 33. işte o daha hayırlıdır.” Allah bir kısmına hidayet etti. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. Yiyin için fakat israf etmeyin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz. canlarını almak için geldiğinde. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. açık ve gizli çirkin işleri. 34. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. 0 . bir kısmına da sapıklık layık oldu. 40. “Hamd. Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).” Öncekiler sonrakilere. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Allah da bize bunu emretti” derler. 25. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. Onlara. azabı tadın” derler. ne de öne geçebilirler. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. Çirkin bir iş işledikleri vakit. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. 30. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. ne bir an geri kalabilirler. Bu (giysiler). 41.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. 36. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. 37. “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. haksız saldırıyı. günahı.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. 29. ayrı ayrı açıklıyoruz. Onların eceli geldi mi. artık onlara korku yoktur. Allah şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. Andolsun Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Allah’a karşı yalan uyduran veya onun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. 39. Fakat bilmiyorsunuz. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. israf edenleri sevmez. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Onlar. 42. 38. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar için cehennem ateşinden döşek. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. 27. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. dünya hayatında mü’minler içindir. Kim. Onlar üzülecek de değillerdir. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.” De ki: “Rabbim ancak. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. 32. Şüphesiz biz şeytanları. Dini Allah’a has kılarak ona ibadet edin. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. biz hidayete ermiş olamazdık. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!0 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. kendilerine öncülük edenler için. 35. 28. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz.23.işte onlar cennetliklerdir. Altlarından da ırmaklar akar. De ki: “Şüphesiz.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. 43. Çünkü o. onlara göklerin kapıları açılmaz. 24.” Her milletin belli bir eceli vardır. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince işte onlar cehennemliklerdir.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Çünkü o ve kabilesi. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Allah der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. şeytan sizi de saptırmasın. Onlar da. 31. Allah çirkin işleri emretmez. Onlar orada ebedi kalacaklardır. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.

13. güneşi. önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Onlar. 45.0 Andolsun biz onlara. yüksek mevkiler demektir. Aksine ben. Kavminin ileri gelenleri. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. bilerek açıkladığımız bir kitabı.0 Andolsun. Bazı müfessirler. O. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir. kudret ve hakimiyet tahtı. 56.”Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. İyiler verimli toprak gibi. “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. geceyi. Şüphesiz sizin Rabbiniz. Cennetliklere. sınırsız kudret makamı demektir. topluma yararlı olurlar. 70. 59. faydasız bitkiden başkası çıkmaz. 62. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz. Cennetlikler cehennemliklere. Arş. Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. girin cennete. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu. “Selam olsun size!” diye seslenirler. “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. Size korku yok. rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. “Ne olur. emretmek de yalnız O’na mahsustur. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. A’râf. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. 53. “Şüphesiz. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. Cehennemlikler de cennetliklere. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. Çünkü O. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. 61. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. 55. 49. Şüphesiz. O zaman aralarında bir duyurucu. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a0 kurulan. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. 58. Dikkat edin. “Evet” derler. Toprak gibi insanların da iyisi. âyet. kötüsü vardır. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. haddi aşanları sevmez. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. 52. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. 47. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. yüksek yerler. 57. 54. . Onlar. A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. 46. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. yaratmak da. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 0 0 0 0 0 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadid sûresi. Onlar ahireti de inkar edenlerdir. ama bunu ummaktadırlar. Tebliğine memur oldukları semavi kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. Rahmet rüzgarları gibi Peygamberler de ilahi rahmetin müjdeleyicileridir. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. 48. Topluma faydaları dokunmaz. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Onlar ise ancak. 60. Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur0 A’râf0 üzerinde de bir takım adamlar vardır. 50. âyet. 51.44. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Ola ki ibretle düşünürsünüz.

63. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: “Şüphesiz. 79. 73. 82. Sakın ona bir kötülük etmeyin. 76. Salih’in. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. O. siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. 86. Onlar da. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. 77. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. 67. haklarında hiçbir delil indirmediği. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. 81. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. 69. 78. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.. Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. 68. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. 80.. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin.. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Hayır. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. Nihayet deveyi kestiler. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. 64. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz.” Onlar. Bakın. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. içsin. bir kısmı da inanmamışsa. Hatırlayın ki. Onlara. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. dağları oyup evler yapıyorsunuz. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir.” Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 70. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık.. 74. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen.”0 Bak. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp.” Kavminin cevabı ise sadece. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. 85. 75. Büyüklük taslayanlar. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. .” dediler. 66. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur taş yağmurudur. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.” 0 Hicr sûresinin 74. küçük görülüp ezilen inanmışlara.” demek oldu. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. Derken. Allah’ın.” “Bir de. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. siz haddi aşan bir toplumsunuz. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. 83. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. 65.” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. 71. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. “Siz. Derken kavmi onu yalanladı. 84. İnsanların mallarını eksiltmeyin. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. suçluların akıbeti nasıl oldu. 72. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. Hûd.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik.

” Şuayb. 88. 110.87. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler.” Şuayb’ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz.” Firavun ileri gelenlere.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. 60-63. 106.” Derken. Firavun İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. “inkarcıların inkarlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Sonra onların ardından Mûsâ’yı. apaçık bir ejderha. 107.0 Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. bembeyaz olmuş. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâhâ sûresi. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. 90.0 Firavun.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. bozguncuların sonu nasıl oldu. sonra onları ansızın yakalaması”. âyet. “İstemesek de mi?” dedi. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. Şuayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şuayb! Andolsun. onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. Bir de ne görsünler o. Hz. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet.” 0 0 0 0 Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup. Hz. 91. “Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. Size nasihat de ettim. Bak. Fakat onlar yalanladılar. 108. 101. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. 93. inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk. Bir de ne görsünler. Mûsâ’nın. . 100. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın. 105. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.0 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. sözünde durma diye bir şey bulmadık. Şuarâ sûresi. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. 104. âyet. Elini (koynundan) çıkardı. 97. 92. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya. 102. 109. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. âyet. Şuarâ sûresi. Biz de. âyet. Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. 32. bakanlar için. Şimdi ben. inkarcılara mühlet verip.” Bana. 111. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. 103. 89. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler.0 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla. Biz onların çoğunda. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. 33. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Eğer. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. 95. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Andolsun. o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. 98. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız. 96. 94. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. 43-44. 99. farkında değillerken onları ansızın yakaladık.

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. Üzerlerine azap çökünce.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz.” “Sen sırf. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. 0 Sihirbazlar Firavun’a geldiler. 122. “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine. Büyük bir sihir yaptılar. 126. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. 123. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. (Hiçbirinden ders almadılar. Firavun ailesini. Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. “Ey Mûsâ!” Ya önce sen at. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). ürün güvesi (haşerât). “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. 115. 139. Biz de Mûsâ’ya. kullarından dilediğini mirasçı kılar. 130. Bu yüzden onlardan intikam aldık. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. çekirge. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. kadınlarını sağ bırakacağız. “Umulur ki. 119. bu sûrenin 128. mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. 134. (biz çalışıp kazandık)” derler. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. 117. 121. . 137. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. 113. Mûsâ kavmine. (Sihirbazlar).) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. 133. kurbağalar ve kan gönderdik. ve 129. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. biz sana inanacak değiliz. geldikten sonra da. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları. Allah’tan başka ilah mı araştırayım size?” Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. Derken. 131. (Mûsâ). öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.” Mûsâ. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. 125. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. 124. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. 118. Ona.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini. Andolsun biz. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. Bir de ne görsünler o. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır. “Evet. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al. 132.0 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. 116. değil mi?” dediler. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. 135. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. “Siz atın” dedi. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana” dediler. 127.112. seni ve ilahlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. “Bu bizimdir. 138. bu ülkede fesat çıkarsınlar. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkumdur. 114. Fakat çokları bilmezler. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. 120. Firavun.” Firavun. 129. 136. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar.” Biz de. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. 128.

Rabbi dağa tecelli edince0 onu darmadağın ediverdi. ziynet eşyalarından. Mûsâ için. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Ben inananların ilkiyim” dedi.” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilah) edindiler de zalim kimseler oldular. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” dedi.” dedi. Fakat (şu) dağa bak. 145. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. o ümmî0 peygambere uyan kimselerdir. Bu. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). “Rabbim! Bana (kendini) göster. 153. Mûsâ. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti.” (Mûsâ). 152. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. kavminden. 150. 55). Peygamber. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Bu âyetin son cümlesi onlara da bir cevap niteliğindedir. 144.140. mecazi olup. dilediğim kimseyi ona uğratırım. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. vahy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. Mûsâ. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilah) edindiler. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. 142. onları kötülükten alıkoyar. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. Az kalsın beni öldürüyorlardı. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. “Ümmî”. Mûsâ da baygın düştü. Mûsâ kardeşi Hârûn’a. okuma yazma bilmeyen insan demektir. Bizi kendi rahmetine sok. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. .” Onlar.Mûsâ’nın kavmi. “Kavim beni güçsüz buldu. onlara iyiliği emreder. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. kavmine de emret. Ancak okuma yazma bilmeyen. buna on (gece) daha kattık. (Kardeşi) “Ey anamoğlu” dedi. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Onu. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. gerçekten sapmış olduklarını görünce. âyet. Oğullarınızı öldürüyor. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin.0 Ona iman edenler. 146. Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. Nitekim. Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. geniş çapta dünyevi tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. 141. Allah da. “ümmî”. 151. O. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. 149. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. (Bakınız: Bakara sûresi. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik. onu kendine doğru çekmeye başladı. 147. cahil demek değildir. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. okuma yazma bilmeyen Hz. ona saygı 0 0 0 0 Hz. çok merhamet edendir. 154. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. onların. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. 155. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. her insan bilgisiz olmayacağı için. Buzağıyı ilah edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri. “ağır mükellefiyetler”. sana bakayım” dedi. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mı edeceksin? Bu sırf senin bir imtihanındır. Mûsâ. 156. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal. 143. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. kötü ve pis şeyleri haram kılar. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi.0 Mûsa. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. Sen bizim velimizsin. dilediğini de doğruya iletirsin. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. Artık bizi bağışla ve bize acı. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. Ayılınca. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. Allah’ın dağa tecellisi. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim. bana karşı gelmekten sakınanlara. ahirette de. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. 148.

kendilerine söylenenden başka şekle soktular. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Allah hakkında. diriltir ve öldürür. 164. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. 166. Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. Bakara sûresinin 58 ve 59. 165. 167. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor. İsrailoğulları bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. 169.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. şiddetli bir azapla yakaladık. 159. . ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. Yahut. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. 162. Şüphesiz O çok bağışlayandır. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik. Onlar da. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. Derken. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım.0 Ey Muhammed ! Onlara. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. 171. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz. Böyle yapmamız kıyamet günü.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. gösterenler. elbette cezayı çabuk verendir. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. âyetlerinde de zikredildiği üzere. O. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. Âyette anlatılan olay budur. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. onları kendilerine karşı şahit tutarak. şüphesiz biz. Allah Teâlâ. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Bu bir imtihandı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. Hani Rabbin. O halde Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. 168. Şüphesiz Rabbin. Onlardan iyi kimseler vardır. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. 170. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir. deniz kıyısında bulunan kent halkının0 durumunu sor. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. 173. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır.0 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. 163.157. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Âyette sözü edilen bu kent. söylemeleri istenen “hıtta” (yâ Rabbi. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Şimdi bâtılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı edeceksin?” dememeniz içindir. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. 172. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. 0 0 0 0 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. bizi affet) ifadesini. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete0 yerleşin. Onlar bize zulmetmediler. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. “Evet. Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. bizi affet)’ deyin. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevi işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. diğer günler o derece gelmiyorlardı. 160. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. 161. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. 158. çok merhamet edendir.

Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). Yani insan cinsinin erkek türü olan Adem’e. 183. 191. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. Ben onlara mühlet veririm. O ancak apaçık bir uyarıcıdır. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. 190. kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. fiziki olarak o nefisten yaratıldığını değil.” Allah sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan0 var edendir.174. 193. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler. Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. hatta daha da aşağıdadırlar. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. 195. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. 175. 180. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. 186. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. ziyana uğrayanların ta kendileridir. Allah. 176.0 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. ne de kendilerine yardım edebilirler. 189. 192. odur doğru yolu bulan. Bakınız: En’âm sûresi. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. 0 Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz halde onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. 179. De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. İşte bu.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. Allah’ın yarattığı her şeye. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi(yaratılmış) kullardır. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır. Kimleri de saptırırsa. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). Yarattıklarımızdan. 188. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. işte onlar. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’dır. 75. kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz. 194. 177. 184.0 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları. O. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. gözleri olup da bunlarla görmeyen. 181. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Andolsun biz. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Onları çağırsanız da. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. O size ancak ansızın gelecektir. çağırın ortaklarınızı. cinler ve insanlardan. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama0. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. 182. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. bocalayıp dururlar. âyetinin dipnotuna bakınız. âyet ve ilgili dipnot. Allah onların ortak koştukları şeylerden yücedir.” Allah kimi doğru yola iletirse. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. Hiçbir şeyi yaratamayan. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda ona ortaklar koşarlar. 178. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi yaratılan eşin. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir.0 En güzel isimler Allah’ındır. . Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. bütün salihlere velilik eder. İşte bunlar hayvanlar gibi. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır. yine insan cinsinden. O göklere de. 187. 0 0 0 0 Âyette sözü edilen kimseler. 185. cehennemlik olmuşlardır. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. yere de ağır basmıştır.

Sen onların sana baktıklarını görürsün. Üç sefer “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. 205. ayakta iken gidilmesi daha uygundur. doğru yola çağırırsanız işitmezler.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya. Bu secdeye. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. sonra da bundan hiç geri durmazlar. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. 200. Şeytanlara kardeş olanlara gelince. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır. cahillerden yüz çevir. 197. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. Onlar kendilerine de yardım edemezler. Bunlardan birini okuyan. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. Sen af yolunu tut. hakkıyla işitendir. hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O. Rabbini. içinden yalvararak ve korkarak. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. 204.) İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.196. 199. Eğer onları.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. 198. iyiliği emret. halbuki onlar görmezler. 202. hakkıyla bilendir. . 203.0 0 Bu âyet. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. 201.

16. Mü’minleri. O halde. Allah’ın gazabına uğramış olur.0 3. savaş. tüm tedbirleri alıp. sizi temizlemek.Bu. Allah ve Rasûlüne itaat edin. Peygamber orduya hücum emri verdi. Onlara. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silahsız ticaret kervanı ile. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. Rableri katında yüksek mertebeler.Sûre. Âyette sözü edilen iki taife. Nasıl ki. kelimesinden almıştır. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi.” 2. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. 75 Âyettir. sizden şeytanın vesvesesini gidermek. Hani Allah size iki taifeden birini. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. 18. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. O da. Onun varacağı yer de cehennemdir. Şimdi vurun boyunlarının üstüne.(Savaşta) onları siz öldürmediniz.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. gerekenleri yaptıktan sonra.0 10. 4. Savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). Sûrede başlıca. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir. Bu. “Ben sizinle beraberim.0 8. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. adını ilk ayetteki &quot. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı.İşte durum bu: (Allah mü’minleri güzel bir şekilde dener). o sizindir diye va’dediyordu. orduyla savaşmak yerine. mutlak güç sahibidir. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. 13. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir.böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. Ben kafirlerin kalplerine korku salacağım. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi 9. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. aranızı düzeltin. hakkıyla bilendir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Attığın zaman da sen atmadın. İman edenlere sebat verin. 15. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. . Oysa Allah sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kafirlerin ardını kesmek istiyordu. özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetleri. 12. Vurun. 0 0 0 0 Tevekkül. 7. Mü’minler ancak o kimselerdir ki. bir de Allah kafirlerin tuzağını zayıf düşürendir. Hani Rabbinizden yardım istiyor. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.İşte şimdi siz tadın onu! Kafirlere bir de cehennem azabı vardır. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. 11. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. Müslümanlar. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz. Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. Ey iman edenler. 17. fakat Allah attı. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.0 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 5.8. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir. yalvarıyordunuz. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. hüküm ve hikmet sahibidir. 6. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar.Enfâl savaş ganimeti demektir.Allah bunu. 14. Hani Rabbin meleklere. fakat Allah onları öldürdü.el-Enfâl&quot. Şüphesiz Allah. Onlar namazı dosdoğru kılan. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı.

kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder.Peygamber’in hapsedilmesi. Öldürmek kesin çözümdü. Allah da tuzak kuruyordu.O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. “Duyduk. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. Âyette söz konusu edilen tuzak. inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. 22. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. 33. 30.Peygamber. 0 0 0 0 0 Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. 28. Allah. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. 23. Cebrail durumu Hz. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı. 35.” Bu görüş kabul edilince. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. dilsizlerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. âyet.Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Yine bilin ki. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Toplantıda. 32. sizi bağışlar. Allah kişi ile kalbi arasına girer. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et.Hani onlar.0 36. pis olanı temizden ayırmak. “Ey Allah’ım. Bu.0 31.Peygamber’e haber vermişti. Müşrikler. ellerine birer kılıç verelim.Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. 34. Hz. ıslık çalıp el çırparlardı. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Böyle yaparsak. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazi olup. Hz. 25. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. Hz. 21. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. “işittik” diyenler gibi de olmayın. Şüphe yok ki. Bakınız: Nisâ sûresi.0 26. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı.İşitmedikleri halde.Onların. âyet. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. elbette onlara işittirirdi.Ali’yi yatırarak Hz. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.0 Derken Allah sizi barındırdı. “Allah’ın.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. işte müşriklerin bu planıdır. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. Ebu Cehil şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim. Bu âyette. 37. Allah büyük lütuf sahibidir.Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman.19. 27. Zira hicretin gerçekleşmesi halinde Müslümanlığın önü alınamayacak. . “Dâru’n-Nedve’de toplandılar.(Ey inkarcılar!) Eğer fetih0 istiyorsanız işte size fetih geldi.Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah azabı çetin olandır.Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin. onun huzurunda toplanacaksınız. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Onlar tuzak kuruyorlar. kendi yatağına Hz. 29. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. Şüphesiz. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. 98 ve ilgili dipnot. Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. 20. Fakat onların çoğu bilmez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir.Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere. 24. 54 ve ilgili dipnot.

bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. 57. Bakınız: Enfâl sûresi. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların. Çünkü Allah hainleri sevmez. 51.38.Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. 53. 55. kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan). Sabırlı olun. 54. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)0 görüyorum. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. Halbuki kim Allah’a tevekkül ederse hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. olacak bir işi gerçekleştirsin. Çünkü o. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün. 43. Melekler. Peygamber’e. devletiniz elden gider. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse. cezası çetin olandır” demişti.Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki. 50.Şımarıp böbürlenmek.Şüphesiz Allah katında. biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar.Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. onlar uzak tarafında. 8. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah.Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize0 inandıysanız (bunu böyle bilin). Hepsi de zalim kimselerdi. Allah. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. mutlaka ben de size yardımcıyım.Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. 52. öncekilere uygulanan ilahi kanun devam etmiş olacaktır. kervansa sizin aşağınızdaydı. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. Eğer Allah’a. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Bütün işler Allah’a döndürülür. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.Onlar. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. hakkıyla bilendir.Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. 49. Ben Allah’tan korkarım. 58. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. elbette hakkıyla işitendir. azabı çetin olandır.Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. yoksullara ve yolculara aittir. 123-124.(Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan. Allah onların yaptıklarını kuşatıcıdır.Bilin ki. âyet.Eğer onları savaşta yakalarsan. âyet. yetimlere. Artık onlar iman etmezler. 56. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allah. 40. Şüphesiz Allah. 0 0 0 Âyette. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. 44.Ey Muhammed! İnkar edenlere söyle: Eğer (iman edip.” demişti. geçmiş günahları bağışlanır. O ne güzel yardımcıdır! 41.9. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın.Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.0 39. “Ben sizden uzağım. 48. yaşayan da açık bir delille yaşasın.Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. O ne güzel dosttur. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir.(Ey kafirler!) Bu. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. gerisin geriye dönüp. . onun yakınlarına. ölen açık bir delille ölsün.Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. inkar edenlerdir. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). 47.İnkar edenler. kendileriyle antlaşma yaptığın.Bunların durumu. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. 59. 46. 42. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. hakkıyla bilendir. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (Savaşa yanaşmazdınız). 45. Allah’ın âyetlerini inkar etmişler.

65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Size zulmedilmez. 72 İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha layıktırlar. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Allah hakkıyla bilendir. . Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. Hz.63 Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O. 71 Eğer sana hainlik etmek isterlerse (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkan vermişti. 66 Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. 64 Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. Hz. 75 Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. yardım etmek üzerinize borçtur. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. Onları öldürme. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. işte onlar da sizdendir. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Siz geçici dünya menfeatini istiyorsunuz. Allah mutlak güç sahibidir. Nihayet. Peygamber. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. hakkıyla bilendir. hicret edinceye kadar. Allah’ın kitabınca. öldürülmelerini teklif etmişti. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. aldığınız şey (fidye) den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. Onlardan fidye al. Fakat Allah onların arasını uzlaştırdı. Çünkü o hakkıyla işitendir. Allah çok bağışlayandır. 67 Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Tövbe edebilirler. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. 61. 0 Bedir savaşı sonunda Resûlüllah’a yetmiş savaş esiri getirilmişti. ihlas. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 74 İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Onlarla Allah’ın düşmanını. 70 Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah kalplerinizde (iman.Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. hüküm ve hikmet sahibidir.60. Ömer ise. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. işte onlar birbirlerinin velileridir. Bunun üzerine bu âyet indi. Ebu Bekir. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. işte onlar gerçek mü’minlerdir. halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. çok merhamet edendir. İman edip hicret etmeyenlere gelince. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. 62. Hz. Allah sabredenlerle beraberdir. 73 İnkar edenler de birbirlerinin velileridir. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. onların velayetleri size ait değildir. hakkıyla bilendir. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu. hüküm ve hikmet sahibidir. çok merhamet edendir. “Bunlar senin kavmin ve akraban. 69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. hüküm ve hikmet sahibidir.0 68 Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı.

onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. Çünkü Allah kendine karşı gelmekten sakınanları sever. hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. âyetten almıştır. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. Umulur ki. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. 14. -eğer siz gerçek mü’minler iseniz. Allah hakkıyla bilendir. 6. inkârcıları perişan edecektir. Onların pek çoğu fasık kimselerdir.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. elem dolu bir azabı müjdele! 4. Hacc-ı ekber gününde0. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. şunu iyi bilin ki. Allah ve Resûlünden. 13. ne akrabalık (bağlarını). Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir.15 Onlarla savaşın ki.Fakat tövbe edip. namazı kılar ve zekâtı verirlerse. 9. Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. Eğer tövbe ederseniz. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. hüküm ve hikmet sahibidir.Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. Allah ise. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. 3. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. kendilerini serbest bırakın. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. 8. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. Şüphesiz Allah. Allah’tan. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. onları rezil etsin. 0 Haccı Ekber günü. Şunu bilin ki. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. küfrün ele başlarıyla savaşın. bu sizin için hayırlıdır. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Onların antlaşmalarını. . Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Eğer tövbe ederler. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah.kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ültimatomdur: 2. Bu.9. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Sûrede başlıca. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. 5. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. Sûre adını. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. 7. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. vazgeçerler. onlara karşı size yardım etsin. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. 1. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. 11. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. 16 Yoksa. 12. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. bu hükmün dışındadır. siz de onlara dürüst davranın. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. 129 âyettir. Başında besmele olmayan tek sûredir. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları onun yolundan alıkoydular. Ama yüz çevirirseniz. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. İnkârcılara. çok merhamet edicidir. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. 17 Allah’a ortak koşanların. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Yeminlerini bozan. Allah içinizden. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin.Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa.

kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. Bu âyetle bir sonraki ayette. oğullarınız. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. 0 0 Huneyn. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. kendi katından bir rahmet. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. hahamlarını. Sonra Allah. Allah onları kahretsin. bütün dinlere üstün kılmak için. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Allah zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam’ı din edinmeyen kimselerle. İçinizden kim onları dost edinirse. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. Oysa kafirler hoşlanmasalar da Allah. İşte onlar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. Hırıstiyanlar ise. İşte bu. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Şüphesiz. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. hürmet edilmesi gereken. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Hz. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. işte onlar. Hani. Bu sebeple. bunlar da ancak. O. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. . hüküm ve hikmet sahibidir. Rableri onlara. Zilhicce on ikinci. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. çok merhamet edendir. başarıya erenlerin ta kendileridir. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. kazandığınız mallar. Haram aylar. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Bu aylardan Zilkâde on birinci. Bilin ki Allah. Artık bu yıllarından sonra. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. zalimlerin ta kendileridir. eşleriniz. Allah katında daha üstündür. Yahudiler. Oysa. “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. inkârcıların cezasıdır. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. De ki: “Eğer babalarınız. Allah katında ayların sayısı on ikidir. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. siz de onlarla topyekûn savaşın. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. Havazinlilerin kurduğu pusuya düştüler. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. O. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. namazı dosdoğru kılan. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Eğer yoksulluktan korkarsanız. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. “İşte bu. Ancak. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. Allah katında büyük bir mükafat vardır. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Mekke’nin fethinden sonra (H.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 Allah’ın mescitlerini. “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler.0 İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez. Cahiliye devri uygulamasına göre. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” Andolsun. Müslümanlar sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. aşiretiniz. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse.0 Sonra Allah. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı”! denilecek. kardeşleriniz. Allah çok bağışlayandır. Bunlardan dördü haram aylardır.

Allah biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. onlara uzak geldi. Andolsun bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. tercihlerini sapıklıktan. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. kendilerine süslenip güzel gösterildi. Âyette. (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman. 0 0 0 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Allah’ın sözü ise en yücedir. bir yıl haram sayıyorlar. “Gençler ve yaşlılar olarak”. bu onları üzer. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. hüküm ve hikmet sahibidir. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler.” Harcamalarının kabul edilmesine. yalnız Allah’a güvensinler. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Cahiliye devrinde. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. Allah bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri elbette kuşatacaktır. gerek binek üzerinde0 Allah yolunda sefere çıkın.Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. Onların bu çirkin işleri. Fakat meşakkatli yol. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. Yasak aylar uygulaması İslam’da kaldırılmıştır. Onlardan “Bana izin ver. yere çakılıp kaldınız. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. pek az bir şeydir. Allah inkarcı toplumu doğru yola iletmez. “Eğer gücümüz yetseydi. Sana bir iyilik gelirse. Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri. . Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. “Siz kolay da gelse. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. sizin kendilerini görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş. Mallarınızla. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Hani o arkadaşına. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. Allah zalimleri hakkıyla bilendir. beni fitneye (isyana) sevketme” diyen de vardır. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilka’de. O bizim yardımcımızdır. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan.0 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. Haydi bekleyedurun. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helal kılmak için Haram ayı bir yıl helâl. De ki: “Bizim başımıza ancak. yalnızca.” Yine de ki: “İster gönüllü. Allah mutlak güç sahibidir. sizden asla kabul olunmayacaktır. Gerçi onlar. Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. “Oturun oturan acizlerle beraber” denildi. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Öyleyse mü’minler. inkardan yana kullananların. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. bir kural olarak ifade edilmektedir. Eğer başına bir musîbet gelirse. ona bizzat Allah yardım etmişti. Biz de. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Haram ayları ertelemek0. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın dini galip geldi. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. “Üzülme. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı.” De ki: “Bizim için siz. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Gerek yaya olarak. ister gönülsüz olarak harcayın.

Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine. “Bize Allah yeter. Oysa onlar sizden değillerdir. Allah da onları unuttu. zekât toplayan memurlar. kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. borçlular. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. İbrahim’in kavminin. düşkünler. sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. hüküm ve hikmet sahibidir.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Kesinlikle sizden olduklarına dâir Allah’a yemin ederler. iyiliği yasaklarlar. Sadakalar (zekatlar).) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. hoşnut olurlar. kalplerinde olan şeyleri.” Sizi razı etmek için. Kötülüğü emredip. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Eğer tövbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Allah mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. hemen kızarlar. fasıkların ta kendileridir. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. kadın münafıklara ve kafirlere. İyiliği emreder. O. Münafıklar. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. Onlar için sürekli bir azap vardır. Biz yalnız Allah’a rağbet eder (onun ihsanını ister)iz” deselerdi.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. . diğer bir zümreye azap edeceğiz. zekâtı verirler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. Şüphesiz münafıklar. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Onlar Allah’ı unuttular. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. derler. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. malları ve çocukları daha fazlaydı. Sırf. Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye. Âd ve Semûd kavimlerinin. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. Sizden öncekilerin. hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. Onlara kendilerinden öncekilerin. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. hemen koşarak oraya kaçarlardı. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. De ki: “O sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. onlara yeter. kötülükten alıkoyarlar. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. Allah’a yemin ederler. Allah erkek münafıklara. De ki: “Allah’la. siz de (dünya zevkine) daldınız. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Nûh. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. siz de tıpkı. (Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. büyük bir rezilliktir. Onların varacakları yer cehennemdir. İşte bu büyük başarıdır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Allah onlara lanet etmiştir. Allah hakkıyla bilendir. Namazı dosdoğru kılar. İçlerinden. Şayet yüz çevirirlerse Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. kendileri için daha hayırlı olurdu. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Kendilerine ondan bir pay verilirse. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. Fakat Allah lütuf ve kereminden onlara verince. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. mü’minlere inanır (güvenir). İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. ebedi olarak kalacakları. Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. bunların hepsinden daha büyüktür. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. ellerini de sıkı tutarlar. Allah’ın rızası ise. (Ey münafıklar!).

kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah hakkıyla işitendir. zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri. canlarıyla cihat ettiler. Allah çok bağışlayandır. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. Kendilerinden razı olasınız diye. Kazandıklarının karşılığı olarak. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Allah bunlarla ancak.. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. mallarıyla.” Yanlarına döndüğünüz zaman. . İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Siz onlardan razı olsanız bile. Allah hakkıyla bilendir. içinde ebedî kalacakları. Bunlar. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. “Allah’ın. Bu. Allah onları asla affetmeyecektir. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. onlardan servet sahibi olanlar. Bilesiniz ki bu. Sorumluluk ancak. varacakları yer de cehennemdir. az gülsünler. Allah’a ve ahiret gününe inanır. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin.” Keşke anlasalardı. Artık onların peşini bırakın. çok merhamet edendir. güçsüzlere. çok ağlasınlar. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde.. Artık onlar anlamazlar. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Onlara döndüğünüzde. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Size kesinlikle inanmayız. Harcayacaklarını. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belalar gelmesini beklerler. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler. (Allah katında) onlar için 0 Âyetin bu kısmı. senin. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. Allah fasık topluluğu doğru yola iletmez. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor. Sonra hepiniz. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini0 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle.78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 Allah’ın. Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. Allah ta kalplerini mühürledi.” şeklinde de tercüme edilebilir. İşte bu büyük başarıdır. Çünkü onlar pistir. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. size yemin edeceklerdir. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. oturup kalmalarına sevindiler. geri kalan (kadınlarla) birlikte olmaya razı oldular. size mazeret beyan edeceklerdir. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. Artık onlar bilmezler.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Bütün hayırlar işte bunlarındır. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Allah onlara. Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme (farketmez.

Allah onlara içinden ırmaklar akan. 0 0 0 İslam tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. Çünkü Allah çok bağışlayandır. Mümtehine sûresi. Bunlar. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. Allah bir toplumu saptıracak değildir. küfre yardım etmek. ne de bir yardımcı vardır. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. Artık. hamdedenler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Şüphesiz İbrahim. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. İbrahim’in. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kurmuş oldukları binaları. Onlar. Allah hakkıyla bilendir. Yaptıkları bu mescidin. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. İşte bu büyük başarıdır. Rasûlü de. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. âyet. rükû’ ve secde edenler. 86. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Bunlar. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. Kuba mescidi civarında. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlara iki defa azap edeceğiz. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. günahlarını itiraf ettiler. 4. ondan uzaklaştı. Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Şüphesiz Allah. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. çok merhamet edendir. Ebû Âmir. Doğru yola ilettikten sonra. öldürürler ve ölürler. babası için af dilemesi. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. yumuşak huylu bir kişiydi. Mü’minleri müjdele. yapın. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Allah onlardan razı olmuş. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. hüküm ve hikmet sahibidir. iyilikle onlara uyanlar var ya. Sonra gaybı da.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde. Allah da tertemiz onları sever. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Şüphesiz Allah. Münafıklar.) Allah hakkıyla işitendir. bazı münafıklarca. Hz. -yakınları da olsalar. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. Munafıklar bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. oruç tutanlar0. Binâsını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. hakkıyla bilendir.0 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır ne de mü’minlere.0 Onun içinde asla namaz kılma. çok merhamet edendir. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. âyet. âyet. O diriltir ve öldürür. tövbeyi çok kabul edenin. Allah onları rahmetine sokacaktır.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. mü’minler de göreceklerdir. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. Hz. Allah hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekat) al ve onlara dua et. mü’minlerden canlarını ve mallarını.100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 yakınlıktır. . ibâdet edenler. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. tövbe edenler. yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. Diğer bir kısmı ise. 47. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Yaptıklarınızı Allah da. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. çok içli. Onların mallarından. Biz onları biliriz. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. çok bağışlayandır. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. onlar Allah yolunda savaşırlar. İşte asıl bu büyük başarıdır. Allah bunu Tevrat’ta. Şu’arâ sûresi. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe.

Ümeyye ve Murâra b.0 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. İman etmiş olanlara gelince. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. Peygamber Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. Evet. Sonra (eski hallerine) dönsünler diye. Hilâl b. yüce Arşın sahibidir. sonra da sıvışıp giderler. Allah yolunda çektikleri susuzluk. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar).” 0 0 Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Allah onların kalplerini çevirmiştir. Rabi’dir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler. onların tövbelerini kabul etmiştir. yorgunluk. Kalplerinde hastalık olanların ise. O size çok düşkün. onların tövbelerini de kabul etti. O. yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükafatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. inen sûre onların imanını artırmıştır. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. . Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. ashap da onlardan yüz çevirmişti. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. ne de ibret alırlar. Bir sûre indirildi mi. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Ben ancak O’na tevekkül ettim. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış.117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 "Andolsun Allah. Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını elbette zayi etmez.0 Ey iman edenler! Kafirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. Bu âyette. Allah yolunda küçük. içlerinden. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. Herhangi bir sûre indirildiğinde. Bilin ki Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Şüphesiz Allah. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur. Çünkü onların. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. Allah’ın. Tebük seferinden sonra Hz. Sonra ne tövbe ederler. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel (in sevabı) yazılmış olmasın. Hz. Görmüyorlar mı ki. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. Andolsun. Peygamber küçük bir birlik çıkarmıştı. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. Malik. böylece Allah(ın azabın)dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. açlık. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir.

İşte o. Yûnus. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. inkar etmekte olduklarından dolayı. Eğer Rabbime isyan edecek olursam. O'nun izni olmaksızın. şerri de acele verseydi. nasıl davranacağınızı görelim diye. gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. Elif. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra. aralarındaki esenlik dilekleri. Şüphesiz gece ve gündüzün ardarda değişmesinde. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. Râ. 2. Sûrede. hiç kimse şefaatçı olamaz. güneşi bir ışık (kaynağı). 109 âyettir. Lâm.0 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. 3. 6. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. Rableri onları imanları sebebiyle. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.YÛNUS SÛRESİ 40. “selâm”.94. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. sonra da Arş’a0 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. yapmakta oldukları şeyler. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. Bunların oradaki duaları. hidayete erdirir. gerek otururken. Eğer Allah insanlara. 7.95 ve 96. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Arş. O. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. İşte o haddi aşanlara. Sûre. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. insanları uyar ve iman edenlere. ben size onu okumazdım. 4. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.” De ki: “Eğer Allah dileseydi.8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. bize kavuşmayı ummayanları. İçlerinden bir adama. kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. Andolsun. elbette büyük bir günün azabından korkarım. gerek yan üstü yatarken. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. O halde O'na kulluk edin. Sonra. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. O. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. âyetlerini. . 5. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. sınırsız kudret makamı demektir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. âyetler Medine döneminde. Allah da size onu bildirmezdi. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. dualarının sonu ise. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak onadır. Onlar zaten inanacak değillerdi. varacakları yer ateştir. kudret ve hakimiyet tahtı. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. Rabbiniz Allah’tır.10. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Kafirlere gelince. İşte biz.

0=dip(10. De ki: “Siz. Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız. İşte onlar cehennemliklerdir. sonra ayrılığa düştüler. “Onlar artık imana gelmezler” sözü. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. kendilerine ne zarar. ne de bir zillet. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. sonra onu tekrar eder. Oysa zan. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar. hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır. Dünya hayatının hâli. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman. Kötü işler yapmış olanlara gelince. başlangıçta yaratmayı yapacak. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar. sonra da Allah’a ortak koşanlara. 210 :423:" 1211 1636 O. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. eğer bizi bundan kurtarırsan. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. . Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. bunları. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilah diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. sırf kendi aleyhinizedir. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. Bekleyin. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada.3)>3 3 3. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onların hepsini bir araya toplayacağımız.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.""210 :3:66:160:161:423:" 1212 1637 Fakat onları kurtarınca. “Siz de. işte böylece gerçekleşmiştir. Sonunda dönüşünüz bizedir. İşte düşünen bir toplum için. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.” İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. De ki: “Allah daha çabuk tuzak kurar. yücedir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 0 Allah’ı bırakıp. “inkarcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkarcıların inkarlarının ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sanki yüzleri.” Öyle ise. Onları Allah(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla seyrettiği.

Sonra. (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı ona iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. bir kısmını helâl. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. . Sonra da zulmedenlere. ancak ona döndürüleceksiniz. Allah’ın va’di haktır. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. O diriltir ve öldürür. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. Bu. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. yalnız bunlarla sevinsinler. Bilesiniz ki. Onlar üzülmeyeceklerdir de. ne de gökte. için için derin bir pişmanlık duyarlar. Her ümmetin bir peygamberi vardır. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. o zalimlerin sonu nasıl oldu. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 0 Bu Kur’an. yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. yerdeki her şey Allah’ındır. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. hele akılları da ermiyorsa. zerre ağırlığınca. 34. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) dır. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir). Bunda hiçbir şüphe yoktur. sizin de. De ki: “Allah dilemedikçe. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. fakat insanlar kendilerine zulmederler. hele gerçeği görmüyorlarsa. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Yine bilesiniz ki. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Onların eceli geldi mi. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. De ki: “Evet. Bilesiniz ki. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. aralarında tanışırlar. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. Azabı gördüklerinde. Fakat onların çoğu bunu bilmez. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim). kendini kurtarmak için onu fidye verir. göklerdeki her şey.”0 De ki: “Söyleyin bakalım. Bak. Onlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. Fakat o kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitabı (Allah’ın levh-i mahfuzdaki yazısını) açıklayıcı olarak. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. Hayır öyle değil. Fakat körlere. âyet. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. ne de fayda verme gücüne sahibim.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. ben kendime bile ne bir zarar. Her milletin bir eceli vardır. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. onun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. sizin işiniz de size. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. indirilmiştir. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Ne yerde.” De ki: “Allah’ın size indirdiği. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. de ki: “Benim işim bana aittir. Fakat sağırlara. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır.

Nûh’un haberini onlara oku. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa. O.” Firavun.” Allah da. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. 0 Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. hakkıyla bilendir. Mûsâ’ya ve kardeşine. İşte bu büyük başarıdır. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. “Her ikinizin de duası kabul edildi. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. Sonra da. Çünkü Firavun o yerde zorba bir kişi idi. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. ahirette de onlar için müjde vardır. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz.” Onu yine de yalanladılar. Sihirbazlar atacaklarını atınca Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. Bana müslümanlardan olmam emredildi. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). Göklerdeki her şey. iflah olmazlar!” dedi. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Bak. O her bakımdan sınırsız zengindir. hep Allah’ındır.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Suçluların hoşuna gitmese de. gündüzü ise aydınlık kılandır. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Benim ücretim. yerde kim varsa. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince. “Allah bir çocuk edindi” dediler. Mûsâ: “Size hak gelince. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi.64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 Dünya hayatında da. Namazı dosdoğru kılın. Sonra dönüşleri bizedir. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur.0 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. O. Allah onu elbette boşa çıkaracaktır. O gerçekten aşırı gidenlerdendi. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. 103-140. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Mûsâ. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. apaçık bir sihirdir” dediler. Bilesiniz ki göklerde kim var. Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. “Şüphesiz bu. Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. O hakkıyla işitendir. âyet. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver. ancak Allah’a aittir. yerdeki her şey onundur. . bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. bundan uzaktır. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz. Çünkü bütün güç Allah’ındır. Ey Rabbimiz.

94 Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. 102 Onlar sadece. çok merhamet edicidir. bir baksanıza. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. 93 Andolsun. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. insanları zorlayacaksın? 100 Allah’ın izni olmadıkça. 108 De ki: “Ey insanlar. 104 De ki: “Ey insanlar. O’ndan başka giderebilecek yoktur. bilin ki ben. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. derhal onları takibe koyuldu. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. Nihayet boğulmak üzere iken.” 107 Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. 99 Eğer Rabbin dileseydi.” 109 (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O bunu kullarından dilediğine eriştirir. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. sana Rabbinden hak gelmiştir.106 Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. çok bağışlayıcıdır. 98 Yûnus’un kavminden başka. Ben de müslümanlardanım” dedi. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. Firavun da. inananları da kurtaracağız. O. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar kendilerine bütün mucizeler gelse bile. bil ki onu. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. . senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık. Eğer sana bir hayır dilerse. kurtaracağız.97 Şüphesiz. Şüphesiz ki. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Eğer böyle yaparsan. Andolsun ki. Ben sizden sorumlu değilim.” 103 Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. arkandan geleceklere ibret olman için. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. Allah. hiçbir kimse iman edemez. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. keşke (azabı görmeden) iman edip. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. 96. 92 Biz de bugün bedenini.” 105. 101 De ki: “Göklerde ve yerde neler var. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. O.” Fakat âyetler ve uyarılar inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz. 91 Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. O halde sakın şüphe edenlerden olma! 95 Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi.90 İsrailoğullarını denizden geçirdik.

Çünkü o şımarık ve böbürlenen biridir. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 123 âyettir.0 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. henüz Arş'ı0 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. sonra bunu ondan çekip alırsak. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. peygamberlik. İyi bilin ki onlar. Andolsun. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. Dönüşünüz ancak Allah’adır. haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de o bilir. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. ateş onun varacağı yerdir. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. İşte onlar. 54. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki. Fakat sen. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) dır. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. azap onlara geleceği gün. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. aklın ilâhi vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır. orada boşa gitmiştir. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla başbaşa bırakılmayıp. O’ndan gizlenmek için. O. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. sağlam ve açık) kılınmış. . Eğer yüz çevirirseniz. Fakat insanların çoğu inanmazlar. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. elbiselerine büründükleri zaman bile. inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler. inkar yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. âyet. Allah ise her şeye vekildir. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. Buna göre âyette. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. rızkı Allah’a âit olmasın. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. açığa vurduklarını da bilir. O. âyetleri. (Dünyada) yaptıkları şeyler. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. Sûrede başlıca tevhit. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir.0 Bu Kur’an. İyi bilin ki.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. ancak bir uyarıcısın. Sûre. Gruplardan her kim onu inkar ederse. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. Ondan hiç şüphen olmasın. Çünkü O. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse.11. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. Şüphesiz o. Yine iyi bilin ki.2 Elif Lâm Râ. (Ey Muhammed!) Belki de sen. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır. Allah onların gizlediklerini de.

hem de görmüyorlardı. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. Sizin hor gördüğünüz kimseler için. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam. kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar. demiyorum. haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin.” Artık. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. artık hiç kimse iman etmeyecek. eğer Allah sizi azdırmak istemişse. suçum bana âittir. salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince. Onlar orada ebedi kalacaklardır. öğüdüm size fayda vermez. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. çok merhamet edendir. onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme. onunla alay ediyorlardı.0 (Nûh). Çünkü onlar suda boğulacaklardır. sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz. Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de. Eğer doğru söyleyenlerden isen. İşte bunlar. O halde. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. “Allah’ın hazineleri yanımdadır”. “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar. biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik.” Nûh dedi ki: “Onu size. gaybı da bilmem. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri. geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım. “Binin ona. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum. kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. onu istemediğiniz halde. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. İman edip. bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle. O. Nihayet emrimiz gelip. âyetine bakınız. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun. şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de. dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız. senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben.” dedi. “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. . Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız. kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. işte onlar cennetliklerdir. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum. biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Bu iki zümrenin durumu. Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Biliniz ki. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum.” Ben size öğüt vermek istesem de.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. siz ona karşı kör kalmışsanız.” (Nûh) gemiyi yapıyordu.” Ama. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka. 0 Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. “Biz.

Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer. benimle gönderileni size tebliğ ettim. hem benim. kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır. Bırakın onu. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir.” 54.” 57 “Eğer yüz çevirirseniz. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Rablerini inkâr etti. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52 “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. her şeyi koruyup gözetendir. ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna. Biz sana iman edecek de değiliz. Benim ücretim. 61 Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Hûd şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Siz. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayati bir mesaj verilmektedir. “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. ilahlarımızdan biri fena çarpmış. onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. 50 Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Siz de şâhit olun ki. Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Biliniz ki Âd kavmi. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. yoksa sizi yakın bir azap yakalar. bizimle beraber sen de bin. Senin va’din elbette gerçektir. tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. “Ben.” 64 “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. bütün canlıların. Nûh. 43 O. sonra ona tövbe edin ki. 59 İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki. Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları. ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Su çekildi. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir.0 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz. ancak beni yaratana âittir. hem bu dünyada. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. 44 “Ey yeryüzü! Yut suyunu. iş bitirildi. Bu emanetin.0 Öyle ise ondan bağışlanma dileyin. .” Hûd dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Allah. Nûh. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz. iyi olmayan bir iştir.” 49 İşte bunlar.” 53 Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin.” 63 Salih dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım. Onları ağır bir azaptan kurtardık. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. 62 Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen. 47 Nûh. sadece iftira ediyorsunuz.” 51 “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.” 58 Helâk emrimiz gelince. “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç. aramızda ümit beslenen bir kimseydin. O halde sabret. sonra da bana göz açtırmayın. tahribi değil. Ona kötülük dokundurmayın. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. 45 Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Çünkü (iyi) sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması. Daha bir takım ümmetler de olacak ki. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun. Çünkü yeryüzü. eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah’dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz. sonra da ona tövbe edin.42 Gemi. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. Allah’ın insana bir emanetidir. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60 Onlar. “Yavrucuğum. bilin ki ben. onun perçeminden tutmuş olmasın. hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu mecazi bir anlatımla dile getirilmektedir.” 46 Allah. Şüphesiz Rabbim. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan. dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. 56 “İşte ben. 48 Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. biz onları (dünyada) yararlandıracağız.55 Biz sadece şunu söyleriz: “Seni.” 0 0 Âyetin bu kısmında. Onun yaptığı. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.

Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın. 84 Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. 72 Karısı. şanı yücedir.65 Derken onu kestiler. onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir. “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır. yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!” dedi.0 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. Nûh kavminin veya Hûd kavminin. Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevi kızları mesabesindedir. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. 74 İbrahim’in korkusu gidip. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Dediler ki: “Korkma.” 86 “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. 67 Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. hüküm ve hikmet sahibidir. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. . “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. Burada Lût Peygamber kavmini.83 (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. 69 Andolsun. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. onun başına da gelecektir. Bunlar zalimlerden uzak değildir. Lût dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum.” 85 “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. 68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Ona da İshak’ı müjdeledik. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum.” 88 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap. Sabah yakın değil midir?!” 82. (Sonra helak olacaksınız.. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79 Onlar. çünkü biz Lût kavmine gönderildik. O. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim. Ancak karın müstesna.” 87 Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını.” dediler.. (Onu bırak. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum. 77 Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler.” 66 (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. 81 Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. 75 Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi.” 71 İbrahim’in karısı ayakta idi. 73 Melekler. göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. (Bu sözleri duyunca) güldü. İçinizden kimse ardına bakmasın.” 89 “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız.” 0 Bir peygamber gönderildiği kavmin manevi babası sayılır. kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. 76 Elçilerimiz. 80 (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terkedip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikahlanmaları konusunda uyarmaktadır. “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir. İshak’ın arkasından da Yakûb’u. yalanlanamayacak bir tehdittir. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. 70 Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce. elçilerimiz (melekler).) İşte bu. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. O şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 78 Kavmi. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın.

insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri. biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular.90 “Rabbinizden bağışlanma dileyin. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum. namaz vakitlerini göstermektedir. hem bu dünyada. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Bu âyet. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.” 94 (Azap) emrimiz gelince. her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100 (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Bu. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.” 92 Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki. ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar.” 91 Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Bu. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. 0 0 Âyetin son cümlesi “Bu. katımızdan bir rahmetle kurtardık. 103 Şüphesiz. 113 Zulmedenlere meyletmeyin. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. cehennemdedirler. 98 Firavun. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. Ne kötü varış yeridir orası! 99 Onlar. sonra ona tövbe edin. çok sevendir. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında dizüstü çökekaldılar. 95 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. 112 Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. yıkılıp gidenler de. Yoksa size de ateş dokunur. Ancak Rabbinin dilemesi başka. mutlu (cennetlik) olanlar da. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı. Rabbinin azap emri gelince Allah’ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. 101 Biz onlara zulmetmedik. Onlardan ayakta duranlar da var. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. 107 Onlar. Bu. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. 111 Şüphesiz Rabbin onların her birine. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür. 109 (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar.” 93 “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir. Gündüzün iki tarafından maksat. öğüt alanlar için bir öğüttür. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. 110 Andolsun. 114 (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler.0 104 Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. 102 Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında. Ancak Rabbinin dilemesi başka. elbette aralarında hüküm verilirdi.0 115 Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır. 105 O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Gözleyin. 106 Mutsuz olanlara gelince. Onlar sadece.97 Andolsun. 96. Halbuki Firavun’un emri doğru değildi. . Sonra size yardım da edilmez. Onları sana anlatıyoruz. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. 116 Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. 108 Mutlu olanlara gelince. gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. O’na sırt çevirdiniz. Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.

mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı insanları tek ümmet yapmış olurdu. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. 121 İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın.0 120 (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden. onlar ihtilafa devam edeceklerdir.” 122 “Bekleyin. kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. sana hak. 3. biz de bekleyeceğiz. mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi. Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin onun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut ta kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı. 0 Allah peygamberler aracılıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış. âyet. biz de yapacağız. Rabbinin.” 123 Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. . 118.119 Rabbin dileseydi insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez. Bütün işler ona döndürülür. Zaten onları bunun için yarattı. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. Bunlarda. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta. “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et.117 Rabbin.

6. Halbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. 11. hüküm ve hikmet sahibidir. . sana tuzak kurarlar. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Âyetin bu kısmı. O'nu ucuz bir fiyata. 16. 7.0 Biz onu. Bu âyet. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Halbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.”0 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. 21. Allah işinde galiptir. Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. 2. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 10. 111 âyettir.” Bir kervan gelmiş sucularını suya göndermişlerdi. Artık bana düşen. “Yûsuf’u öldürmeyin. 8. 18. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz. Olgunluk çağına erişince O'na hikmet ve ilim verdik. siz ondan habersiz iken onu kurt yer diye korkuyorum. Oysa Allah. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O'na. 13. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz.12.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. 5. “Andolsun. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. Sucu kovasını kuyuya salınca “Müjde! Müjde. Lâm. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. apaçık Kitabın âyetleridir. 22. güneşi ve ayı gördüm. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. 12. 3. güzel bir sabırdır. Bismillahirrahmânirrahîm 1. “Elif. Bir de üzerine. 15. onların yaptıklarını biliyordu. 9.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. İşte bir oğlan!” dedi. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Hani Yûsuf babasına. Elif Lâm Râ. 17. Râ. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın.0 Bunlar. 20. 14. Bunlar açıklayıcı Kitabın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir. 4.” Onlar da.” Babaları “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. İşte biz.0 O'nu satın alan Mısırlı kişi hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Zaten ona değer vermiyorlardı. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. önemli mesajlar verilmektedir. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi.” Onlardan bir sözcü.” Andolsun. O'nu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Çünkü şeytan. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. (Bir de ne görelim) O'nu kurt yemiş. Yoksa. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur. Babası. 19. insanın apaçık düşmanıdır. Şüphesiz biz onu koruruz. birkaç dirheme sattılar. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir.

Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Diğeri. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı Yûsuf da ona istek duyacaktı. Bu. Andolsun. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Biri. birkaç yıl daha zindanda kaldı. O (Yûsuf) ise. 38.” Yûsuf. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. Şüphesiz ki o. 26. Bize bunun yorumunu haber ver. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. “Ben size onun yorumunu haber veririm. bana iyi baktı. İkisi de kapıya koştular. hakkıyla bilendir.” Yûsuf. 32. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir. bu bir insan değil. O.” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. Fakat şeytan O'nu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. . “Haşa! Allah için. eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. “Aziz’in karısı.) sen de günahının bağışlanmasını dile. (Ey Kadın. (ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Kadın. ben ondan murad almak istedim. Sonra onlar. 41. Andolsun. 43.” Yûsuf. Çünkü o. “Allah’a sığınırım. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. Hüküm ancak Allah’a aittir. Fakat insanların çoğu bilmezler. 25. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa. 40. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. 30.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir. Bu. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur.” Şehirde bir takım kadınlar. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. Allah’a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. 42. İşte en doğru din budur. Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. 33.23. Fakat o iffetinden dolayı bundan kaçındı. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. “Ben de rüyamda başımın üzerinde. çünkü o (kocan) benim efendimdir. kadın doğru söylemiştir. (Zindana varınca). kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. rüyamı bana yorumlayın” dedi. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. yedi zayıf ineğin yediğini. 39. 29. dedi. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye. fakat insanların çoğu şükretmezler. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. 24. siz kadınların tuzağıdır. İshak ve Yakub’un dinine uydum. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek “Haydi gelsene!” dedi. yoksa mutlak hakimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. 27. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. hakkıyla işitendir. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. O ise. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Efendinin yanında beni an”. 35. 34. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. 44. “Çık karşılarına” dedi. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. 28. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. Ben. 36. 37.) biriniz efendisine şarap sunacak. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. “O benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. 46. Kral. doğru söyleyenlerdendir. 31. O (Yûsuf) yalancılardandır. sadece sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlere (düzmece ilahlara) tapıyorsunuz.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: “Şüphesiz bu. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. 45.” “Atalarım İbrahim. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Kadın Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. beni hakkında kınadığınız kimsedir. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. “Ey Rabbim! Zindan bana.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir. ancak şerefli bir melektir” dediler. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu.

kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. Görmüyor musunuz. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. 52.0 Tevekkül edenler de yalnız ona tevekkül etsinler” dedi. (Yûsuf). Onu getirene bir deve yükü ödül var. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. 68. onu özel olarak yanıma alayım”. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. Yakub onlara. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. 64. Şüphesiz o. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Elbette ki. “Onu bana getirin” dedi. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. Kadınlar. 58. Ondan ben murad almak istedim. 59. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. Aziz’in karısı ise. 56.47. “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. 49. diye sor. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. 62. biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. o.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. Ona güvencelerini verdiklerinde. dedi. Babaları. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. 60. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. babalarına döndüklerinde. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi.” “Eğer onu bana getirmezseniz. biçtiklerinizi başağında bırakın. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Ben buna kefilim” dediler. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. “Onun hakkında size ancak. 54. Yûsuf onları tanıdı. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. “Ne yitirdiniz?” dediler.” Yûsuf adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. o işin sonucunu Allah’a havale ederek ona güvenmektir. “Haşa! Allah için. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. 53. Kral. Böylece Yûsuf’a. Sonra da.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. yokluğunda. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. “Benim böyle yapmam. “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. 51. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. . “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. 70. Onlar. Hüküm ancak Allah’ındır. 69. Yûsuf onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır. 61. 50.” Kral. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Ben ona tevekkül ettim. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek.” Kral kadınlara. ayrı ayrı kapılardan girin. ahiret mükâfatı. 48. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. 63. Fakat insanların çoğu bilmezler. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin.” Onlar. 65. 66. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. “Onu bana getirin. 67. 72. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. Onu biz elbette koruruz” dediler. 57. çok merhamet edendir” dedi. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. Elçi Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi. 55. 71. “Ben nefsimi temize çıkarmam. 0 Tevekkül.” Yûsuf. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler. Aziz’in. “Şimdi gerçek ortaya çıktı.

çok merhamet edendir” dedi. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. hakkıyla bilendir. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. O artık acısını içinde saklıyordu. 96. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. 78. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek . hırsız da değiliz. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Yakub. 93. çok bağışlayandır. Allah tarafından.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. 97. Şüphesiz O. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. 74. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. 85. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde.” Onlar. Dediler ki: “Allah’a andolsun. Artık bana düşen. 91. 77. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Bunun üzerine Yûsuf. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. ayrıca bize sadaka ver. Çünkü. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. hükmedenlerin en hayırlısıdır. Onun yerine bizden birini alıkoy. bu da kardeşim.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. 95. Allah bize iyilikte bulundu. Oğulları. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. Onlar da: “Cezası. Yûsuf. 89. 83. güzel bir sabırdır. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını. “Eğer yalancı iseniz. “Ben Yûsuf’um. 99. 81. 100. O da. Onlar. “Ben size. 86. Allah sizi bağışlasın. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. 92. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. “Siz kötü bir durumdasınız. 87. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ondan ümitlerini kesince. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. Oğulları. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Değersiz bir sermaye ile geldik. 79. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. merhametlilerin en merhametlisidir. 76. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra.73. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Gerçekten biz suç işlemiştik. Zahiremizi tam ölç. O. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. O.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. Onlardan yüz çevirdi ve. Dediler ki: “Allah’a andolsun. 94. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır” dediler. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. 80. su kabı kimin yükünde bulunursa o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. “Bana bunak demezseniz.” Yûsuf bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. 90. sen Yûsuf musun?” dediler. 88. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez” dedi. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. Yakup. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. hırsızlığın cezası nedir?” dediler.” Yakup. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları. “Allah’a yemin ederiz ki. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. 82. Çünkü O. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. Rabbim onu gerçekleştirdi. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Yakub. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. “Yoksa sen. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. İçinden. 84. Onlar da. 75. 98. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi.

” İşte bu (kıssa). 111. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Şüphesiz O. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. ilah edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilahlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilah edindikleri bu şeylere verirler. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. bana çok iyilikte bulundu. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. 107. Allah’ın şanı yücedir. 110. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. 103. 3. 104. onlara yardımımız geldi de. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. 109. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. âyet. 106.” Biz senden önce de. Azabımız ise. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. hakkıyla bilendir. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte. Şüphesiz Rabbim.101. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. 102. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim. Yeryüzünde dolaşıp da.0 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. Andolsun ki. gayb haberlerindendir.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin.) . memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. 105. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. 0 Müşrikler. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. hüküm ve hikmet sahibidir. 108.

Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. Allah. çok yücedir. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. 14. Sûre adını. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. Her şey onun katında bir ölçü iledir. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. Halbuki O. kudret ve hakimiyet tahtı. Arş. 16. Çok büyüktür. 9. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. orada dağlar. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. Elif Lâm Mîm Râ. 7. O. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. 5. 10. De ki. O. bir kavme kötülük diledi mi.0 İşte bunlar Kitabın âyetleridir. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki. Onlar orada ebedi kalacaklardır. fakat insanların çoğu inanmazlar. O. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Şüphesiz Rabbin. 2. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. bazan ayrı çiçeklerde. ekinler. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. sınırsız kudret makamı demektir. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz.13. gaybı da. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. O. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bir de senden. 8. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. bazan da hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. her işi (hakkıyla) düzenler. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. cansız. . İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. 43 âyettir. üzüm bağları. yürütür. her dişinin neye gebe olduğunu. sonra Arş’a0 kurulan. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. Allah’ın emriyle onu korurlar.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Sen ancak bir uyarıcısın. Eğer şaşacaksan. asıl şaşılacak olan onların. Gerçek dua ancak O’nadır. tıpkı bunun gibi cansız. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.0 O geceyi gündüze bürüyor. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır. Allah. görülen âlemi de bilendir. 15. azabı çok şiddetli olandır. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. 13. yeri yayıp döşeyen. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. “Kör ile gören bir olur mu? Ya da 3. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. 13. Göklerde ve yerde kim varsa. 11. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. 12. âyetine bakınız. Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. Bu erkek ve dişi organlar bazan aynı çiçekte. 5 Bu âyette puta tapanlar. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.0 Şüphesiz ki. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. artık o geri çevrilemez. Allah. İnkâr edenler. 4. “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. ağzına ulaşmayacağı halde. Şüphesiz bunlarda. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. 6. peygamberlik. nehirler meydana getiren.

yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. mutlak hakimiyet sahibidir. 20. 34. sonra da onları yakalayıverdim. İşte Allah. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. 19. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. 23. pekiştirilmesinden sonra bozanlar. De ki: “O. 31. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez. Andolsun. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. 22. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Halbuki onlar. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. . De ki: “Onların isimlerini açıklayın. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler de vardır. 30. ne de bir koruyucu. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). dönüşüm de yalnız O’nadır. namazı dosdoğru kılan. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. Halbuki dünya hayatı. 33. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. birdir. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. işte lânet onlara. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. Onlar. İnkar edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır.17. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. Köpüğe gelince sönüp gider. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. İman edenler anlamadılar mı ki.” O. Biliniz ki. 36. 25. 21. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. İnkar edenlerin sonu ise ateştir. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Ona uymayanlar ise. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkar edenlere bir süre (mühlet) verdim. Onlar. hak ile batıla böyle misal getirir. (dilediğine de) kısar. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. 28. (Ey Muhammed!) Böylece seni. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. Allah’a ortaklar koştular. İşte Allah böyle misaller verir. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selam sizlere. Varacakları yer de cehennemdir.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. onlar Rahmân’ı inkar ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. 24. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. 35. 32. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. 27. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. İnanan ve salih amel işleyenler için. 29. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur.” Onlar. Onlar. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. 26. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. O. Allah rızkı dilediğine bol verir.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. 18. Atalarından. 37. İşte bu Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. benim Rabbimdir.

“Sen peygamber değilsin” diyorlar. Andolsun. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. O. 39. Onlar. 40. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir. senden önce de peygamberler gönderdik. Onun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. . O. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. 41. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. 43. İnkar edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. Allah dilediğini siler. İnkar edenler. hesabı çabuk görendir. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. 4. âyet. 42.” 0 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Ra’d sûresi.0 Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de.38. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. Ana kitap (Levh-i Mahfûz) O’nun yanındadır. dilediğini de sabit kılıp bırakır. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah hükmeder. her nefsin kazandığını bilir.

ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun.” “Allah bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya. Bismillahirrahmânirrahîm 1-2 3 4 5 6 7 8 9 Elif Lâm Râ. Mûsâ’yı da. İçinde Hz. . peygamberlere iman. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. Şüphesiz bunda çok sabreden.” Sizden önceki Nûh. O mutlak güç sahibidir. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Hani O sizi. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. “Allah’ın size olan nimetini anın. hüküm ve hikmet sahibidir. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.14. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Bu. Orada kendisine irinli su içirilecektir. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Hüsranın ardından da cehennem vardır. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri. Allah’ın gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. dilediğini de doğru yola iletir.” İnkar edenler peygamberlerine. mutlak güç sahibi ve övgüye layık. 52 âyettir. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. Allah dilediğini saptırır. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir.” Peygamberler Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Fakat Allah kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Andolsun. Bu Allah’a hiç de güç gelmez. “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. Hani Mûsâ kavmine. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar. övgüye layık olandır. “Andolsun. Onlar. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. biz ne diye ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. Firavun ailesinden kurtarmıştı. İşte bu derin sapıklıktır. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Şiddetli azaptan dolayı vay kafirlerin haline.” Mûsâ şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Âd. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. çok şükreden herkes için ibretler vardır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir.0 Bu Kur’an. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. Biz her peygamberi. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Allah’ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil.

21

İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. 22 İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 23 İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri “selam” dır. 24 Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. 25 Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 26 Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 27 Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır0, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar. 28,29 Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O ne kötü duraktır! 30 Allah’ın yolundan saptırmak için ona ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” 31 İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. 32 Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. 33 O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. 34 O, İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür. 35 Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” 36 “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.” 37 “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.” 38 “Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” 39 “Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” 40 “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” 41 “Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” 42 Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. 43 O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur. 44 (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 45 “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”
0

Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir.

46 47 48 49 50 51 52

Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hakim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.

15- HİCR SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 99 âyettir. Sûre, adını 80. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. Hicr, Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Sûrede başlıca Allah’ın birliği, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve hesap konuları; peygamberlerin, çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkarcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu sûrede ayrıca ilahi kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. Bismillahirrahmânirrahîm Elif Lâm Râ.0=dip(15,1)>1 Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. İnkar edenler, “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler. 4 Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. 5 Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. 6 Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7 “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8 Biz melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez. 9 Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 10 Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 11 Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. 12 Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.0 13 Önceki milletlerin (helakine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. 14,15 Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar yine “Gözlerimiz döndürüldü, biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 16 Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. 17 Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. 18 Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir. 19 Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. 20 Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. 21 Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. 22 Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.0 23 Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24 Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. 25 Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir. 26 Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. 27 Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. 28,29 Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 30 Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 31 Ancak İblis, saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. 32 Allah, “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi. 33 İblis dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem.” 34,35 Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. 36 İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. 1 2 3
0 0

0

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu âyetteki “kalp”, A’râf sûresi 179. âyette de olduğu gibi, düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması, kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. Bu âyet-i kerimede rüzgarların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

37,38 Allah da, "O halde sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. 39,40 İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. 41,42 Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur” dedi. 43 Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir. 44 Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. 45 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. 46 Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. 47 Biz onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. 48 Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 49,50 Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver. 51 Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. 52 Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selam” demişlerdi. O da, “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 53 Onlar, “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler. 54 İbrahim, “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. 55 “Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. 56 Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 57 İbrahim, “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. 58 Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik. 59,60 Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. 61,62 Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince Lût onlara, “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi. 63 Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.” 64 “Biz sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.” 65 “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin.” 66 Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.” 67 Şehir halkı sevinerek geldiler. 68 Lût dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.” 69 “Allah’a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın” dedi. 70 Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler. 71 Lût: “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi.0 72 (Melekler Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. 73 Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. 74 Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 75 Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. 76 O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. 77 Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır. 78 “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler.0 79 Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. 80 Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.0 81 Biz onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. 82 Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. 83 Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. 84 Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 85 Biz gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
0 0

0

Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi, âyet, 78 ve ilgili dipnot. Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın kavmi idi. “Eyke” birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şuayb Kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Hicr”, kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. Salih peygamberin kavmi Semûd burada yaşardı.

86 87 88

Şüphesiz, Rabbin hakkıyla yaratanın (ve herşeyi) bilenin ta kendisidir. Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti0 Kafirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. 89 De ki: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım.” 90 Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. 91 Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. 92,93 Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. 94 Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. 95,96 Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler. 97 Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. 98 O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 99 Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.

0

Tefsir bilginleri, âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in, Fâtiha sûresi, yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir.

temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir 5 Hayvanları da yarattı. Allah’ın azabı binalarını.16. 21 Onlar diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. Sûre. kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller.” 0 Âyetin bu cümlesi. “Öncekilerin masalları” dediler. Böyle iken bakarsın ki o. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. vahiy. (Bütün bunlar) onun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır. 6 Onları akşamleyin getirirken. hurma ağaçları. 9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. 25 Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. Sûrede başlıca. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. “Benden başka ilah yoktur. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. 3 Allah. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. Şüphesiz Allah.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir. açığa vurduklarını da bilir. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. 15. yolunuzu bulmanız için de nehirler. gündüzü. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. “en-Nahl” bal arısı demektir. . O. 2 Allah. çok merhametlidir. 4 İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. 26 Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. çok merhamet edendir. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Allah. 17 Şu halde yaratan. açığa vurduğunuzu da bilir. 128 âyettir. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18 Halbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. 14 O. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Allah’ın emri gelecektir. ekin. yüklendikleri ne kötüdür. İçilecek su ondandır. 13 Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. çok bağışlayandır. adını 68. 27 Sonra kıyamet günü Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.0 10 O. katırları ve merkepleri de yarattı. 23 Şüphe yok ki Allah. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. 12 O. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. 24 Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. Hem de onlardan yersiniz. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. 8 Hem binesiniz diye. O. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. hem de süs olarak atları. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. 19 Allah gizlediğinizi de. Dikkat et. 11 Allah o su ile size. 7 Onlar ağırlıklarınızı. büyüklük taslayanları hiç sevmez. onların gizlediklerini de. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. zeytin. 22 Sizin ilahınız tek bir ilahtır.16 Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. yücedir. 20 Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. Yolun eğrisi de vardır. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. geceyi. göklerden sizin için su indirendir.

ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık. Allah kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükafatlandırır. Hayır diriltecek! Bu. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece.” “Haydi. O da hemen oluverir. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler.0 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. tâğûttan0 kaçının” diye peygamber gönderdik. “ol” dememizdir. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik.28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 O kafirler. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. ona.” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Allah onlardan kimini doğru yola iletti. Onlar. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? Size ulaşan her nimet Allah’tandır. “Allah ölen bir kimseyi diriltmez. O. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız ona yalvarır yakarırsınız. İtaat de daima O’na olmalıdır. âyet. Allah’a ortak koşanlar dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! 0 0 Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Fakat insanların çoğu bilmezler. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. 256. ancak tek ilahtır. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu.” Göklerdeki her şey. Onların yardımcıları da yoktur. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. çok merhametlidir..” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Âyetin son cümlesi. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. bir de bakarsınız. Ahiret mükafatı ise daha büyüktür. Onlar. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. her ümmete. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. . yerdeki her şey O’nundur. (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a boyun eğerler. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Melekler onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. “Hayır indirdi” derler. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. İnsanlara. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. Allah onlara zulmetmedi. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. “Allah’a kulluk edin.. O halde yalnız benden korkun. Keşke bilselerdi. Andolsun biz. Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. Yahut da. Allah şöyle dedi: “İki ilah edinmeyin. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Senden önce de ancak. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere.

hem de güzel bir rızık edinirsiniz. onların yünlerinden. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. Çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz. Onlar. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. Allah rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. Allah. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. Bu. hiçbir şeye gücü yetmez. O. Şükredesiniz diye size kulaklar. hüküm ve hikmet sahibidir. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. Onların çoğu kâfirlerdir. Sana kitabı. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Kıyamet’in kopması bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. sonra da inkâr ederler. İçinizden kimileri de. canlarının istediğini. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. Sonra sizi öldürecek. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkar ediyorlar? Allah size kendi cinsinizden eşler var etti. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler. efendisine sadece bir yüktür. Allah’a andolsun ki. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. Şimdi onu. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. . yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.kendilerine ise. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Allah. O. Allah’a andolsun. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. gözler ve kalpler verdi. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Onlar. Allah sizi. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. mutlak güç sahibidir. ne de öne geçebilirler. fakat onların çoğu bilmezler.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Allah’ın nimetini bilirler. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Eğer Allah.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Onlardan biri. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Üstün kılınanlar rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. Allah sizi yarattı. Allah. Onda insanlar için şifa vardır. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Böylece Allah. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı.

kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.0 Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah elbette doğru yola iletmez. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Peygamberin de. O. . “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı.84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz. Sana bu kitabı. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir. fenalık ve azgınlığı da yasaklar.” Andolsunki biz onların. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. kalplerini. İşte onlar. Ey Muhammed! De ki: “Kur’an’ı. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. her şey için bir açıklama. Allah’a ortak koşanlar ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Allah’ın. sonra inkar edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. Fakat O. Kalbi imanla dolu olduğu halde zorlanan kimse hariç. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir. Allah dileseydi. sizi tek bir ümmet yapardı. doğru yolu gösteren bir rehber. Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) inananların inançlarını sağlamlaştırmak. İşte onlar. Bu. Hiç şüphesiz onlar. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. Yalanı. Erkek veya kadın. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. Allah katında olan ise kalıcıdır. Müşrikler. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Elbette sabredenlere. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere hak olarak indirdi. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.0 Gerçek şu ki. adaleti. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Sizin yanınızdaki tükenir. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkar ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz. Kur’an okuduğun zaman. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün.onlar Peygamber’e. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. Şeytanın hakimiyeti. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz. Allah bununla sizi ancak imtihan eder. iyilik yapmayı. Hayır. dilediğini de doğru yola iletir. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. yalancıların ta kendileridir. dilediğini saptırır. şeytanın. Şüphesiz Allah. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. yakınlara yardım etmeyi emreder. seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. kim mü’min olarak iyi iş işlerse. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. Onlar için elem dolu bir azap vardır. O zalimler. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. onların çoğu bilmezler. 0 0 Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. hayasızlığı. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. Antlaşma yaptığınız zaman. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. kan. Sonra. bu yüzden yaptıklarına karşılık Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. Allah’a karşı yalan uydurmak için. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Allah size ancak leş. kurtuluşa eremezler.110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 Sonra şüphesiz ki Rabbin. çok merhamet edendir. Şüphesiz Rabbin. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. âyet. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.0 Şüphesiz İbrahim. Eğer sabrederseniz. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. O. Onun nimetlerine şükreden bir önderdi. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. Şüphesiz. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Eğer ceza verecekseniz size yapılanın misliyle cezalandırın.0 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. Allah’a itaat eden. çok merhamet edendir. Cumartesi gününe saygı. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. ahirette de salihlerdendir. 17-18. Şüphesiz o. Allah’a karşı yalan uyduranlar. 173. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Şüphesiz Allah. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. Halbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. cahillik sebebiyle kötülük yapan. 0 0 Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. Allah’ın nimetine şükredin. O. sabredenler için daha hayırlıdır. şüphesiz ki Rabbin. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. Onlardan yana üzülme. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Allah şöyle bir memleketi misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. . Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. Ona dünyada iyilik verdik. hikmetle. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. hakka yönelen bir önder idi. çok merhamet edendir. elbette bu. Sonra da sana. âyet. Andolsun. “Şu haramdır” demeyin. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. “Şu helâldir”.

İkinci bozgunculuğun zamanı gelince. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Peygamber bu makamı da geçerek Cenabı Hakk’ın huzuruna erişmiştir.İSRA SÛRESİ 26. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Hz.33 ve 57. Biz.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. Mîrac yolculuğunda. Eğer yine eski duruma dönerseniz. Peygamber bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş onu Burak adlı. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. Hz. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. ancak kendisi için bulmuştur.. Âyet hıristiyanların. Kim doğru yolu bulmuşsa. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder.bir binite bindirerek. Bu.32. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Sûre. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. sayınızı daha da çoğalttık. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. Âyette ayrıca suçun şahsiliğine de işaret vardır. o çok şükreden bir kuldu. hakkıyla görendir. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize. Peygamberimizin mucizelerindendir. Âyetin bu kısmı “. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. -bizce mahiyeti bilinmeyen. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. hakkıyla işitendir. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. 8 9. “İsa insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. diğerleri Mekke döneminde inmiştir.0 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de0 onlar orada kötülük işlerler. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 İsrâ ve Mî’rac. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir. 111 âyettir. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. İnsan çok acelecidir. âyetler ile 73-80. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. âyetler Medine döneminde. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. Bu sebeple.. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.17. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek. biz de (cezaya) döneriz. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. Her insanın amelini boynuna yükledik. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. Biz..0 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık.” şeklinde de tercüme edilebilir. . Mucizeler tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Hz.0 Kıyamet günü kendisine. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. Peygamberin bir gece. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de.. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Hiçbir günahkâr. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş. yüzünüzü kara etsinler. Hiç şüphesiz o.

Haklı bir sebep olmadıkça. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. bunların hepsi ondan sorumludur Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. doğru terazi ile tartın. Çünkü o. arşın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. yücedir. Allah’ın. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. sakın onlara “öf!” bile deme. onların kimini kimine üstün kıldık. Çünkü O. “Elini boynuna bağlama. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. onları azarlama. onlara da.. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. Bunlar. Hz. Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. Bu âyet-i kerimede. Rabbin. o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. verdiğiniz sözü de yerine getirin. üstünlükler daha büyüktür. Akrabaya. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.” Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. onlara tatlı ve güzel söz söyle. sizi de biz rızıklandırırız. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. Kim haksız yere öldürülürse. onların söylediklerinin ötesindedir. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Resûlüllah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Âyette. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir. Bu daha hayırlı. biz onun velisine yetki vermişizdir. Allah’la beraber (başka) ilahlar olsaydı. Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!. Bu ayet genellikle kelime kelime.. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Çünkü sen yeri asla yaramazsın. kelime kelime tercüme yerine. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız.0 Şüphesiz Rabbin. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz.0 Andolsun biz. fakat saçıp savurma. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. Rabbinin lütfundan her birine. Zinaya yaklaşmayın. göz ve kalp. boyca da dağlara asla erişemezsin.0 Allah. 0 0 0 0 Yoksul sahabiler Hz. Rüştüne erişinceye kadar. Peygamber’e. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. sonuç bakımından daha güzeldir. bunlara da veririz. O.0 Eli sıkı olma. Allah ile birlikte başka ilah edinme.” . onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. Eğer onlardan biri. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. büsbütün eli açık da olma.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. her türlü eksiklikten uzaktır. Bak nasıl. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. Onları da. Çünkü kulak. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik. Biz âyeti. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. o takdirde o ilahlar. Eğer siz iyi kişiler olursanız.

Kur’an’da lanetlenmiş bulunan ağaç da. Artık (doğru) yolu bulamazlar.0 Hani meleklere. (yine de diriltileceksiniz. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. manevi değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. onun soyunu. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. kulaklarına da ağırlık koyarız. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. Andolsun. Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. “Muhakkak Rabbin. Biz onları korkutuyoruz. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.0 Bizi. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. “Şüphesiz. İşte bu. Onlara vaadlerde bulun. Dâvûd’un ulaştığı şeref. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddi açıdan değil. Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun. dilerse azap eder. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. “Hiç ben. 0 0 0 0 Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! . Toplumların tabii ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. Şüphesiz O. Zaten insan çok nankördür. Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Hatta.0 De ki: “Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. git”. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. O. siz onların tespihlerini anlamazsınız. 25. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. size karşı çok merhametlidir. azabından korkarlar. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. mühlet verir).” Allah şöyle dedi: “Çekil. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder.” Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. Fakat bu. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Kur’an okuduğunda. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. çok bağışlayandır. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 Yedi gök. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. Kur’an’da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. pek azı hariç. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. yalnız Allah kalır. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. . Hani sana. bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Onlar. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. halîm’dir (hemen cezalandırmaz. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz. Hz. âyet. ancak. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. Kur’an’da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti.” Onların yalvardıkları bu varlıklar. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. Çünkü şeytan aralarını bozar. Hz.0 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik. Ancak. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Onun rahmetini umarlar.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan”.

amellerin yazıldığı kitaptır. .” 82 Biz Kur’an’dan. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. Onları kıyamet günü körler. ancak zararını artırır. 0 0 Âyette sözü edilen bu kitap. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir. Size pek az ilim verilmiştir. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça. yerleşip dolaşan melekler olsaydı. yahut iddia ettiğin gibi. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. karada sizi yere geçirmesinden. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. Onları karada ve denizde taşıdık.91. onlara çılgın ateşi artırırız. aynı sûrenin 13 ve 14. 74 Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. 73 Onlar. yok olmaya mahkumdur. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? 70 Andolsun. hayatın da.” 97 Allah kimi doğru yola iletirse işte o.” 94 İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. 84 De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. doğru yolu bulmuştur. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır. onları hakkıyla görendir. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. 83 İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. yahut senin hurmalardan. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. 87 Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. Varacakları yer cehennemdir.68 Peki.” 89 Andolsun. biz insanoğlunu şerefli kıldık. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. “güneşin zevali”. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Şüphesiz batıl. “Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. 80 Deki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Rabbiniz. De ki: “Ruh. batıl yok oldu. 71 Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla.” 81 De ki: “Hak geldi. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. Zalimlerin ise Kur’an. öğle ve ikindi namazlarının. 75 İşte o zaman sana. en doğru yolda olanı daha iyi bilir. Bu âyette.” 85 Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. 77 Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. 78 Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Rabbimin bileceği bir şeydir. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69 Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze. 76 Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. 90.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim.” 96 De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter.0 79 Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. Cehennemin ateşi dindikçe. Çünkü sabah namazı şahitlidir. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe.92. yolunu daha da şaşırmıştır. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. 88 De ki: “Andolsun. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.” 86 Andolsun. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. 95 De ki: “Eğer yeryüzünde. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim. Kimi de saptırırsa böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. yine onun benzerini getiremezler. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. yahut altından bir evin olmadıkça. Bir de sabah namazını kıl.93 Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. âyetlerinde söz konusu edilen. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür. (insanlar yerine).0 72 Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz.

” Namazında sesini pek yükseltme. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. . Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve. bunları ancak. onların cezasıdır.” “Rabbimizin şanı yücedir. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. Şüphesiz. o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Onlar. mülkte ortağı olmayan. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. ister inanmayın. daha önce kendilerine ilim verilenler. çok da kısma. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. biz mi?” dediler. 0 Hz. “İyi biliyorsun ki. Zaten insan çok cimridir. ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. “Biz bir yığın kemik.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. taştan su fışkırması.98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 Bu. Ey Firavun. elinin bembeyaz kesilmesi. kurbağa. kan.” Andolsun. ekin biti. İkisi ortası bir yol tut. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. Biz Kur’an’ı. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. nihayet en güzel isimler O’nundur. Bu da onların derin saygısını artırır. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. ister Rahman diye çağırın. “Hamd. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.0 Mûsâ ise. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. çocuk edinmeyen. zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. De ki: “Ona ister inanın. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. çekirge. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun.

ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır.4 Hamd. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevi halleri. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. o halde mağaraya çekilin ki. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. Şuarâ sûresinin 3. Sûre. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilahi kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. 6 Demek sen. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır.3. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!0 7 İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.0 14. 5 Bu konuda ne kendilerinin. 19 Böylece biz.18. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. dediler. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. Rakîm. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. âyeti ile Hicr sûresinin 97. 11 Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık. Şunlar. Allah’ın. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hallerini tasvir etmektedir. (Onları uyuttuk) 12 Sonra onları uyandırdık ki.Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. 28.) Onları görseydin. Bu âyette. ya da bir günden az”. şu kavmimiz. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?0 10 Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da. ayrıca Hz. “Rabbimiz. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. (Bir kısmı) “Bir gün. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. Bu. Allah kime hidayet ederse işte o. 110 âyettir. 8 Biz. içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.”0 17 (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. Kehf. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. mağara demektir. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere. adını. Sûrede temel konu olarak. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Allah’ın mucizelerindendir. Ayrıca. 16 (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. göklerin ve yerin Rabbidir. . Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir. 9 Yoksa sen. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. salih ameller işleyen mü’minleri. Peygamber’i teselli etmektedir. Ondan başkasına asla ilah demeyiz. “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. sürekli olarak gerçekleştikleri için. Kimi de şaşırtırsa. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa.15 Kalkıp da. Bazı bilginlere göre rakîm. ondan başka tanrılar edindiler. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına. 13 Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. (Allah onu). âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. 18 Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ashab-ı Kehf.” 0 0 0 0 Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. doğru yolu bulandır.

maden eriyiği gibi. 0 Bu âyette. 25 Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. 26 De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir. Duruma hakim olanlar ise. ondan başka hiçbir dostu da yoktur. Buna dokuz daha eklediler. Yine. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir.” 37 Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. (insanları) onların halinden haberdar ettik ki.” 42 Derken bütün serveti helak edildi. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler.” 21 Böylece biz. 29 De ki: “Hak. O ne güzel görür. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Rableri onların halini daha iyi bilir” dediler. 28 Sabah akşam Rablerine. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Zaten onları pek az kimse bilir. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir.20 “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. O halde onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma (yı aktarmak) dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. O ne güzel işitir! Onların. sonra bir damla döl suyundan yaratan. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38 “Fakat O Allah benim Rabbimdir. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.” 27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. bağların çevresini hurmalarla donatmış. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. . Yoksa. 23 Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24 Ancak. 34 Derken onun büyük bir serveti oldu. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Rabbinizdendir. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. 22 (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. 31 İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır.” 36 “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. belki Rabbim bana.” 41 “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. senin bağından daha iyisini verir.40 “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler..” 39. altıncıları köpekleridir” diyecekler. yahut kendi dinlerine döndürürler.” 35 Derken kendine zulmederek bağına girdi. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez. dileyen inkar etsin. “Allah dilerse yapacağım” de. “Onların üstüne bir bina yapın. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir.” 43 Onun. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde. sekizincileri köpekleridir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32 Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Artık dileyen iman etsin.0 30 Gerçek şu ki iman edip iyi işler yapanlara gelince. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. 33 Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. (Bazıları). “Beş kişidirler... bundan daha doğru olana ulaştırır” de. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni.

Bu. çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a. biz ona katımızdan bir rahmet vermiş. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım.. doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. “Andolsun. Fakat Kur’an bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir. merhamet sahibidir. Hayır. peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki. ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. vereceği sonuç da daha hayırlıdır. kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. çok bağışlayıcıdır. Şimdi siz. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence “Öğle yemeğimizi getir. Genç. “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. kalplerine perdeler gerdik. beni bırakıp da İblis’i ve neslini. Biz.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı). fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi.44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler.0 Rabbin. sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. onu anlamamaları için. Andolsun. Mallar ve evlatlar. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu. Hani biz meleklere. sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz. sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. kulaklara ağırlık konmasının sebebi insanın haktan yüz çevirmesi. Oysa siz. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. kulaklarına da ağırlıklar koyduk. zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına.Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Adam şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. Baki kalacak salih ameller ise. Âyette söz konusu edilen kul. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. Kim. kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. .0 Mûsâ ona. “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler. İnkar edenler ise. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi. ancak. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük. Onlara. ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. Onun mükâfatı da daha hayırlıdır.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” 0 Kalplere perde gerilmesinin. gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız. (Ey Muhammed!) Allah’ın. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. Allah. dünya hayatının süsüdür. her şey üzerinde kudret sahibidir. Rabbinin katında. “Sana öğretilen bilgilerden bana. kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi.s.. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner.)’dır. ya da uzun zaman gideceğim. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Kitap ortaya konur. onların da çağıracakları. Suçluları. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar.

Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Adam. “Sana. “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın. biz onu cezalandıracağız. âyet. kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. Zülkarneyn. “Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret. Güneşin battığı yere varınca. şaşılacak bir iş yaptın. sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. Âyetlerde söz edilen bu üç olay. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu. Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Mûsâ. denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Nihayet. 0 0 0 0 Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz. bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak. Hoşgörülü davranmak. insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte. Altında onlara ait bir define vardı. Rablerinin onlara. Onu yaralamak istedim.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.0 Doğrusu. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”0 Zülkarneyn. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. demedim mi?” dedi. artık benimle arkadaşlık etme. anası babası mü’min insanlardı.69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 0 Mûsâ. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. Mûsâ. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de. “Her kim zulmederse. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. (Müslim. “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. İşte böyle. kainatta işleyen ilahi rahmeti gölgelemez.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. Adam hemen o duvarı doğrulttu. İki dağ arasına ulaşınca. Sonra o Rabbine döndürülür. bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. Bu.”0 “O gemi. kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi. “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi. benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. “Allah bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi şaşılacak şeyler görecekti. “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam. Adam. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Halk onları konuk etmek istemedi.0 Yine yola koyuldular. “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. çünkü onların ilerisinde. Babaları da iyi bir insandı. Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar. Fezâil. neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. İşte senin. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler.” dedi. . O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması. 172) Âyetin son cümlesi. her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. ilahi hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Mûsâ. Sonra yine bir yol tuttu.” “Böylece. O da şöyle dedi: “O halde eğer bana tabi olacaksan. eğitim adabı gibi konular bunlardandır. Orada (kâfir) bir kavim gördü. Mûsâ.” Derken yola koyuldular. 96. bunların önünde. Rabbin.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar.” “Çocuğa gelince. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım. Mûsâ.Peygamber. Adam.0 Yine yola koyuldular. “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir.

âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. (Ne var ki) bana. bunun üzerine boşaltayım” dedi. ne de delebildiler. o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. Rabbimin bir rahmetidir. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince “körükleyin!” dedi. “Bu.” 0 Kur’an’da “zübera’l-hadid” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”.104 (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan. içlerinde ebedi kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. iyi iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105 Onlar. 107. böylece amelleri boşa çıkan. 109 De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak). “Bana erimiş bakır getirin. beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi.” 110 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. 103. ‘Sizin ilah’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. İnkar etmeleri. Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.108 Şüphesiz. 98 Zülkarneyn. 97 Artık onu ne aşabildiler. 99 O gün biz onları bırakırız. 100. 106 İşte böyle. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkar eden. gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102 İnkar edenler. Oradan ayrılmak istemezler. .101 O gün cehennemi. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın. inanıp yararlı işler yapanlara gelince onlar için. dalga dalga birbirlerine karışırlar. “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik.96 “Bana (yeterince) demir madeni0 getirin” dedi.

tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi.” 8 Zekeriyya. Hz. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. eşinin hamileliği konusunda. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik.0 Bu. “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! 16. Daha önce onun adını kimseye vermedik. 98 âyettir. 18 Meryem. “Rabbim. “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde. Rabbinin.14 (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Sûrede başlıca. O şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. karım ise kısırdır. Allah’ın kudretine delil olmak üzere. 15 Doğduğu gün. Allah da. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. Meryem’in.13. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra.19.”0 10 Zekeriyya. öyle.” 5.” 1 2 3 4 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. Saçım sakalım ağardı. Hz. oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. benim nasıl çocuğum olur?” 9 (Vahiy meleği) dedi ki: “Evet.” 25 “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.6 “Gerçek şu ki ben. sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi. 11 Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı.0 12. âyet. bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7 (Allah şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. Onu insanlara bir mucize. . “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi. bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver”. öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Nitekim daha önce. Bana kendi tarafından. 22 Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.s. “Senin işaretin. Rahmân’a sığınırım. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. hiçbir şey değil iken seni de yarattım. anne babasına iyi davranan bir kimse idi.0 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. İsyancı bir zorba değildi. “Evet. dedi. İsa’nın ilah olmadığını. âyetler Medine döneminde inmiştir. 21 Cebrail. burada daha ilginç olan.MERYEM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Zekeriyya (a. konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. 7-10. 20 Meryem. 40-41. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. 19 Cebrail. “Senden.17 (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur’an’da) Meryem’i de an. (Konuşmak istedi. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu bana göre kolaydır. Sûre. Allah’tan sakınan. onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor. O.0 24 Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme. Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu. benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. 23 Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. Biz. Hz.

Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. Annen de iffetsiz değildi. Resûl ise. aralarında ayrılığa düştüler. son derece dürüst bir kimse. mutlak . bu tariflerin aksine. Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resül” diye nitelemektedir.0 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen. Kitapta İbrahim’i de an. iç. görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu. Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. (Bakınız: Şuarâ sûresi. Kitapta. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip. O bundan yücedir.26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 0 “Ye. Veya tam tersine “Nebi yeni bir kitap ve şeriat getiren. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir.budur. çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından. İbrahim şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız. 143. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur. Bu âyet. Sâffât sûresi.123. İnsanlardan birini görecek olursan. âyet. yeni bir din düzeni olabileceği gibi.0 0 0 0 0 Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. benim de Rabbim. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat. “İsa Allah’ın oğludur”. önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir. Bu durum.” Bunun üzerine (Meryem. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. (Fakat hıristiyan) gruplar.162. Zira. Şüphesiz. beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi.”0 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. Oysa. tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.0 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. kimi de “İsa üçlü ilah anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler. “Resûl. Beni azgın bir zorba kılmadı. Maide sûresi. biz! Ancak bize döndürülecekler. Resül ise. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. uzaktır.0 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. bir peygamber idi. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak.” Babası. Bu duruma göre nübüvvet.İsa’nın. sizin de Rabbinizdir. bir nebi idi. “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. âyet. sana gelmeyen bir ilim bana geldi. “İsa bir ilahtır”. kimi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi.” “Doğduğum gün. yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resül” diye atıfta bulunduğu gibi. çocukla konuşun diye) ona işaret etti. Şüphesiz O. dosdoğru bir yoldur. Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebidir. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. beni nimetleriyle kuşatmıştır. Onları. Mûsâ’yı da an. sana.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. nebi de. yeni bir kitap ve şeriat getiren. “Resül” ve “Nebi” tariflerinde temel kriter.” “Babacığım! Doğrusu ben. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum.” İbrahim. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. âyet. âyet.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût. Kur’an-ı Kerim. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de. Bir resül. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). 46. onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.” Hıristiyanların kimi. onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir Hz. gözün aydın olsun. “Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen. öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). 110. Gerçekten o.” “Beni anama saygılı kıldı. Allah. böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum. mutlaka seni taşa tutarım. Bu.

Rivayete göre. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. 72 Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. Allah’tan başka ilahlar edindiler. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. cennette altınların. Yalnızca (meleklerin) “selam!” (deyişini) işitirler. 73 Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. Âs b. bir nebi idi. Adem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan.0 60.”0 65 (Allah) göklerin. Ashab-ı Kehf. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68 Rabbine andolsun. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66 İnsan. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der.0 74 Biz onlardan önce. Allah’tan vahy almak. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. 76 Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. namazı zayi eden. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Onlar cennete. 59 Onlardan sonra. sonuç itibari ile de. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.Peygamber bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. inananlara. Ancak Kur’an duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. Resül olmak için nebi olmak yani vahy almak şart olduğu gibi.52 53 54 55 56 57 58 Ona. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan aciz kalan inkarcılar. . 67 İnsan. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. yahut öbürünü. o da. 71 . Müşriklerin. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki “Gayya Vadisi”ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. 64 (Cebrail şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin” emriyle ineriz. şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. 75 (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. Şüphesiz onun va’di kesinlikle gerçekleşir. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. 82 Hayır! İlahları. Hz. Her ikisi de bir peygamberin. “Muhammed’i. Hiç. Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80 Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. risalet ise bu vahyin tebliğidir. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. Rabbin unutkan değildir. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şu halde. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Eret. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebi olarak kendisine bahşettik. 62 Orada boş söz işitmezler. 8. Putların.0 0 0 0 0 0 manada. 81 Onlar. Kitap’ta İsmail’i de an. maddi ve dünyevi varlıklarıyla övünmeye başladılar. 63 İşte bu. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. Rahmân’ın. inkar edenler. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79 Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Bir resül. yahut kırk gün gecikmişti. Kitap’ta İdris’i de an. Vâil hakkında inmiştir. âyet.61 Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. İbrahim’in.Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Vâil’deki alacağını istemiş. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. bir nebi idi. Bu âyet onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. 2. ashaptan Habbâb b. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. 70 Sonra. Rabbin için bu. Onu yüce bir makama yükselttik. Rabbi terketti”. 77 Âyetlerimizi inkar edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?0 78 Gaybı mı görüp bilmiş. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. İşte bunlar. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Âyetin son kısmı. Mekkeli müşriklerden Âs b. Bunun üzerine müşrikler. Fakat vahyin gelişi on beş. Önümüzdekiler. diye alay etmişlerdi. 69 Sonra her bir topluluktan.

inat eden bir topluluğu da uyarasın diye. 98 Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. 97 Ey Muhammed! Biz. 93 Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! 87 Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. 85. “Rahmân bir çocuk edindi” dediler. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin.86 Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. 94 Andolsun. 89 Andolsun. dağlar yıkılıp çökecektir! 92 Halbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz.83 Kafirlerin başına. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. 88 Onlar. 96 İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. 95 Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? . Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. 90. yer yarılacak. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.91 Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84 Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.

ondan daha gizli olanı da. ben senin Rabbinim. sonra helak olursun!” 17 “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18 Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. gizliyi de bilir. 9 Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10 Hani bir ateş görmüştü de ailesine. çünkü o azmıştır. 4-35). Bir de ne görsün o. En güzel isimler O’nundur. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey. 6 Göklerdeki. Mûsâ. Sûrede.12. 5 Rahmân. kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Ona dayanırım. Arş’a0 kurulmuştur.” 27. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz. Hz.” 13 “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. gizlesen de Allah için birdir. Mûsâ.0 (Ey Muhammed!) Biz Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil. “Siz burada kalın. âyetler) genişçe anlatılmaktadır.” 16 “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın.28 “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.” 19 Allah. Bu âyetlerde sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” 25 Mûsâ dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. kudret ve hakimiyet tahtı.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti.”0 24 “Firavun’a git. sınırsız kudret makamı demektir. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. âyet.” 14 “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Arş. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. orada Hz. 8 Allah. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti.” 1 2.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Benden başka hiçbir ilah yoktur. “Allah bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. Müddeti tamamlayan Hz.0 11 Ateşin yanına varınca. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış. . bir kış gecesi.” 15 “Kıyamet mutlaka gelecektir. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın. hızla akan bir yılan olmuş! 21 Allah şöyle dedi: “Tut onu. (Bakınız: Kasas sûresi. Şuayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl. 135 âyettir. yahut ateşin başında. âyet. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce. Hemen ayakkabılarını çıkar. Hz. Rivayete göre. Çünkü O. yalnızca O’nundur. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12 “Şüphe yok ki. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm. Sûre. Bismillahirrahmânirrahîm Tâ Hâ.” 22. yol gösterecek birini bulurum” demişti.20. Onunla başka işlerimi de görürüm. 20 Mûsâ da onu attı. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz. Kasas sûresinde (3-42. “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. 7 Sen sözü açığa vursan da.” 26 “İşimi bana kolaylaştır. Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.0 4 (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.” 29 “Bana ailemden birini yardımcı yap. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri.23 “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri.

bu teklif kabul edildi. .” Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti.” “Firavun’a gidin. Bunun üzerine Firavun ayrılıp. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır. gözü aydın olsun.’ ” “Şüphesiz bize. sonra geldi. (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı. İşitirim ve görürüm. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk. Mûsâ. Derken. Firavun ailesine. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin.30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 0 “Kardeşim Hârûn’u. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır. üzülmesin diye seni annene döndürdük. Sana da. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. “Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin).” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. ablası Meryem.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. doğru yola uyanlara olsun.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı. senin de.” Firavun. Mûsâ onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin.0 (Sana baktı. hem bana düşman. çünkü ben sizinle beraberim. Yiyin. ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Rabbim yanılmaz ve unutmaz. “Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?” dedi. “Sizin Rabbiniz kim. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi. hayvanlarınızı yayın. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. Onlara işkence etme. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım. Bunun için seninle bizim aramızda.” “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır. deniz onu kıyıya atsın da kendisini. “Seni çok zikredelim diye. “Buluşma vaktimiz.” Allah şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun. Selam. “Size.” Sihirbazlar.” Mûsâ. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. bayram günü.” “Öyleyse.” “Rabbim.” “Seni çok tespih edelim diye”. Çünkü o azmıştır. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz. ey Mûsâ. sonra onlara yol gösterendir” dedi. yeryüzünü size beşik yapan.” “Onunla gücümü artır. Mûsâ şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. yoksa sizi azap ile yok eder. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir. Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. Andolsun. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. Firavun.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. uygun bir yerde. ey Mûsâ?” dedi.” Allah şöyle dedi: “Korkmayın. yahut korkar.” “Onu işime ortak et.

kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90 Andolsun. onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sâmirî onları saptırdı” dedi. Mûsâ’nın Tur’a gidişinden sonra. Bu konuda aşırı da gitmeyin.” 83 (Mûsâ Tûr’a varınca): “Seni. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur.” 69 “Sağ elindekini (değneğini) at ki. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.93 Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre Hz. Bir de ne görsün. Rabbimize inandık. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. 71 Firavun.” 74 Şüphesiz. “Şüphesiz. 79 Firavun halkını saptırdı. 68 Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). işte onlar için en yüksek dereceler. içinden ırmaklar akan. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. Çünkü. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve. sözlerine karşılık vermediğini.)0 84 Mûsâ şöyle dedi: “Onlar. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece. “Demek. size Tûr’un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.” 73 “Şüphesiz ki biz. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. ey Mûsâ?” (dedik. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. 77 (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya. Samirî de aynı şekilde attı. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır.” 91 Onlar da. Orada ne ölür. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa.” 81 “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.66 Mûsâ: “Yok. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. onlara doğru yolu göstermedi. 86 Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Öyle iken Mûsâ.” 82 “Şüphe yok ki ben. ne de (güzel bir hayat) yaşar. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık.” 85 Allah. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış. (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. 78 Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir.” 72 Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. işte onlar hemen arkamdalar. acele ederek sana geldim. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen.0 89 Onlar bu heykelin. kesinlikle ona cehennem vardır. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. yanına. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. 87 Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. yoksa üzerinize gazabım iner. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş. İşte onları ateşe attık. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. (önce) siz atın” dedi. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı. mutlaka göreceksiniz. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır. 80 (Allah şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. 67 Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır.” 70 (Mûsâ’nın değneği. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir. sensin en üstün olan. “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. Mûsâ’nın da ilahıdır.” 88 Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı.76 Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa. biz senden sonra halkını sınadık. Artık sen vereceğin hükmü ver. Yakalanmaktan korkmaksızın. 92. 75.Mûsâ Tûr’a giderken. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. .

ne zulme uğramaktan korkar. İsrailoğullarının arasını açtın. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.” 125 O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde. 103. O ise bunu unutuverdi. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. Sûra üfürüleceği gün0 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102 O gün günahkârları. 123 Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. asla kaçamayacağın bir ceza daha var. – Onların. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. 114 Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. 111 Bütün yüzler. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. sözüme uymadın demenden korktum” dedi. Artık sadece fısıltı işitebilirsin.” 106 “Onların yerlerini dümdüz. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. 116 Hani meleklere. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de. 113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi.104 Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı.” 124 “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. “Sûr”. 101 Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır.” 97 Mûsâ. Biz onda bir kararlılık bulmadık. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. 112 Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o. 105 (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. 117 Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. 100 Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o. 98 Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır.” 120 Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121 Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. 115 Andolsun. Şüphesiz ben. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır 99 (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz.” 119 “Orada ne susuzluk çekersin. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. Biri ona dokunacak olsa “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu. 122 Sonra Rabbi onu seçti. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme..0 Senin için. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. Âyet. sonra mutsuz olursun. yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti)” diyeceksin. 96 Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm.” 107 “Orada hiçbir çukur.” 108 O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. niçin beni kör olarak haşrettin?” 0 0 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Samirî yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. diri. boş bir alan halinde bırakacaktır. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. Sesler. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. 110 O. “Rabbim! İlmimi arttır” de. bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.O vakit içlerinden en aklı başında olanları. ne yoksun bırakılmaktan. 109 O gün. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir.94 Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. kimse de ona dokunamıyordu. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi. ne de güneş altında kalırsın. İblis bundan kaçınmıştı. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. hiçbir tümsek göremeyeceksin. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. çıplak kalmak yoktur. . İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler.” 118 “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. 95 Mûsâ.

Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. İnanmayanlar. de ki: “Herkes beklemektedir. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın Onlardan bazı kesimlere. öyle. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Senden rızık istemiyoruz. Yurtlarında dolaşıp durdukları. O halde. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler.126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 Allah “Evet. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Ey Muhammed. kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” . Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. siz de bekleyin. Sana da biz rızık veriyoruz.

Onlar onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun korkusuyla titrerler. yücedir. ölüleri diriltebilecek bir takım ilahlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Biz onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. Sûre. Hayır. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. onlar mutlaka onu alaya alarak. Haddi aşanları ise helak ettik. “Enbiya”. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Biz onları biçilmiş ekin. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. O’nun katındakiler ne ona ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. âyette Allah’ın birliği aklî yönden. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Yapacak olsaydık böyle yapardık. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir.”0 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. onu kendisi uydurdu. Onlar ölümsüz de değillerdi. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. hakkıyla bilendir. 0 22. “Hayır. hayır. Demek ki.ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. peygamberler demektir.21. 112 âyettir. Hayır. Yoksa yerden. “Kaçmayın. Çünkü sorulacaksınız” denildi. Andolsun. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. O hakkıyla işitendir. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Eğer böyle değilse önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. Onlar azabımızı hissedince hemen oradan süratle kaçıyorlardı. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. O böyle şeylerden uzaktır. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. yücedir. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep onundur. O. (Böyle iken) “Rahmân çocuk edindi” dediler.” Onlar. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. “Şüphesiz. Biz yeri. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır. Onlara. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep onun emriyle iş görürler. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. benden başka hiçbir ilah yoktur. o bir şairdir. . Hayır. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. temel konu olarak peygamberlerden. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleket kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti.

siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı0 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. ne de kendilerine göz açtırılacak. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Halbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkar ediyorlar. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.0 Onlar. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. İnkar edenler. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Biz senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Hani o babasına ve kavmine. güneşi ve ayı yaratandır. “Bu mu ilahlarınızı diline dolayan?” derler. biz onları da atalarını da. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Andolsun. Siz de.29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 0 İçlerinden her kim. halka. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. Onlar ise oradaki. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. İbrahim dedi ki: “Hayır! Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. “Andolsun. Evet. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı.0 Şimdi acele etmeyin. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. İbrahim.” Allah’a yemin ederim ki. “Bize gerçeği mi getirdin. O. İnkar edenler. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. O bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. . Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. gündüzü. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilahım” derse böylesini cehennemle cezalandırırız. 0 0 Buradaki âyetlerden maksat İslâm’ı inkar edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. biz Mûsâ ile Hârûn’a. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. Hesap görücü olarak biz yeteriz. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz? Andolsun. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. faydalandırdık. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördüler. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. Andolsun. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. göklerle yer bitişikken. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. Onlar. Andolsun. geceyi. Ancak bize döndürüleceksiniz. Biz zaten onu biliyorduk. onu getirip ortaya koyacağız. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. \"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Ama. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. İnsan çok aceleci (tezcanlı) yaratılmıştır. İbrahim. artık görmüyorlar mı ki. Furkân. İnkar edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. (İçlerinden bazıları).

Nahl sûresi. zekatı vermeyi vahyettik. 32. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. zırh yapma sanatını öğrettik ki. İbrahim şöyle dedi: “Öyle ise siz. Bunları yapan biz idik. Biz her şeyi hakkıyla bileniz. Zekeriya’yı da hatırla. âyet. Eyyûb’u da hatırla. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. 18. onu insanların gözü önüne getirin. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler.Davud. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. sizin için. Bir de şeytanlardan. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Kur’a çektiler. Zünnûn’u da hatırla. Denizde kendisini bir balık yuttu. onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. âyet. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. Rüzgar. Derken karanlıklar içinde. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. Geminin yürümemesi veya batma tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. “Andolsun bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. size hiçbir fayda. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. bu olayda Hz.14. Hac sûresi. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim” dediler. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Bunların hepsi sabredenlerdendi. 0 0 0 0 Tefsir bilginlerinin ifadesine göre bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Yûnus’u ifade etmektedir. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Konuşabiliyorlarsa onlara sorun. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. âyet.0 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. 2. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. 12. 65. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Dedi ki. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. Dâvûd ile birlikte. Rabbine. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. İbrahim Filistin’e. . içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. âyet. Hani o Rabbine. Hani o. gerçekten salih kimselerdendi.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 (Bir kısmı da) “O halde haydi. İsmail’i. Sâd sûresi.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Onu rahmetimizin içine soktuk. namazı dosdoğru kılmayı.0 Bir de Davud’a. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Yûnus.0 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. İbrahim sûresi. 36. Hz. size de. Hep onları zapteden bizdik. Biz Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). Çünkü o. Burada Hz. Onu Lût ile beraber kurtarıp.33. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. balık sahibi demektir. “Senden başka hiçbir ilah yoktur. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. âyet. Onları da rahmetimizin içine soktuk. Kur’an-ı Kerim. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. Bu yüzden biz de onları topyekün suda boğduk. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. savaşlarınızda sizi korusun. Zünnûn. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik.0 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık.

ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyolunuyor.onu yine yapacağız. Eşini de kendisi için.” “Şüphesiz. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükafat hazırlanmış olanlar var ya. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. gizlediğinizi de bilir. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. Şüphesiz bu (İslâm). Eğer onlar ilah olsalardı oraya varmazlardı. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.” (Peygamber). ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. Siz oraya varacaksınız. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Onun için sadece bana kulluk edin. Ben de Rabbinizim. Helak ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkansızdır. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da0 da. Kendisini de. de ki: “(Bana emrolunanı. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. Davud’a indirilen ilahi kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilahi kitapların genel adıdır. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. bilmiyorum. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. Şu halde kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. (doğurmaya) elverişli kıldık. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. .90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. Hepsi de ancak bize dönecekler. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. çalışması asla inkâr edilmez. Hz. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Halbuki hepsi orada ebedi kalacaklardır. Biz bunu muhakkak yapacağız. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. Andolsun. Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. Yazılı kağıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. 0 Zebur. Bizim Rabbimiz. “İşte bu. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. De ki: “Bana ancak. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.

) İnsanlardan öylesi de vardır ki. bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan0 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. halbuki onlar sarhoş değillerdir. Allah kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın0 ardına düşer. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. İnsanları sarhoş görürsün. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. sonra kendini assın da bir baksın. âyet. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. sonra bir “alaka”dan0. Şüphesiz. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. ne bir yol göstericisi. başvurduğu (bu yöntem). Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. iman edenler.22. sonra az bir sudan (meniden). Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur.) İçinizden ölenler olur. “Alaka”. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. âyet. sonra da (akıl. Bu böyle. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. öfkelendiği şeyi giderecek mi?0 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şeytan hakkında. ne bir ilmi. 112 ve Nâs sûresi. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. En’âm sûresi. İnsanlardan öylesi de vardır ki. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir. 12-14. O (taptığı) ne kötü yardımcı. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” . Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. âyet. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. Onu göreceğiniz gün. O dünyayı da kaybetmiştir. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. ahireti de. Hıristiyanlar. kupkuru görürsün. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah kabirdeki kimseleri diriltecektir. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin. 4. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir.9 10 11 12 13 14 15 16 17 0 0 0 0 Tefsir bilginleri. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. 6’dan hareketle. Yahudiler. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. ceninin. “Her kim onu dost edinirse mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. cihattan ve helak edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. (Ona). ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. 5. Çünkü Allah her şeye şahittir. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. “Mudga”. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. İnsanlardan kimi vardır ki. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah hakkında tartışmaya kalkar. 6 7 8. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. ne de fayda veren şeylere tapar. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. 78 âyettir. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Sabiîler. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. Yeryüzünü de ölü. O. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar.

Her ümmet için. İnkar edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. Şüphesiz. tavaf edenler. Sizin için onlarda hayır vardır. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İşte iki hasım taraf ki. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. incilerle süsleneceklerdir. Şu halde yalnız ona teslim olun. namazı dosdoğru kılar. gerek yaya olarak. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. ona ortak koşmayan kimseler (olun). sırf. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Eğer Allah’ın. nankörü sevmez. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 0 Görmedin mi ki şüphesiz. Her ne zaman cehennemden. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. İyilik edenleri müjdele. “Tadın yangın azabını” denilir. o ızdıraptan çıkmak isteseler. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. zekatı verir. yıldızlar. Şüphesiz. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında0 bütün hayvanlar size helal kılındı. Şüphesiz ki Allah kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. 3. onlardan önce Nûh. . Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. mutlak güç sahibidir. kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde0 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. 0 İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre bu belli günler Zilhiccenin ilk on günüdür. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Onlar. oraya geri döndürülürler ve onlara. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. Sonra kirlerini gidersinler. hem de övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. yerli. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Allah’a yönelen. Doğrusu Allah hiçbir haini. Onunla. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. Allah inananları savunur. kiliseler. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. haksız yere. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. Allah dilediğini yapar. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir. Allah kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Hani biz İbrahim’e. Şüphesiz. yalan sözden kaçının. Oradaki giysileri ise ipektir. âyet. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. göklerde ve yerde olanlar. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Bu böyle. şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek. namaz kılanlar. Kâbe’nin yerini. Artık onlardan siz de yiyin. Kim Allah’a ortak koşarsa. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. başlarına gelen musibetlere sabreden. yoksula fakire de yedirin. Onlar öyle kimselerdir ki. güneş ay. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. evimi. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. Gelsinler ki. ağaçlar. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir Bu böyle. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar bir takım yararlar vardır. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. orada altından bileziklerle.

“mecnundur”. doğrudan doğruya peygambere. Âyette. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. 62 Bu böyle. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. de ki: “Allah yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir. çok bağışlayandır. 57 İnkar edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. 51 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. Göklerdeki her şey. Allah hakkıyla bilendir. Şüphesiz. 60 Bu böyle. Dönüş yalnız banadır. Peygamber. “yalancıdır”. 64 . . Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. Şüphe yok ki Allah. gündüzü de gecenin içine sokar. çok merhametlidir. 52 Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki. 45 Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz. nice kullanılmaz kuyular. O.” 50 Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. Beni inkar etmek nasılmış. tevhit inancının yerleşmesini. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. mühlet verdiğim. sonra sizi öldürecek. 54 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun.” 69 Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. Bazı tefsir bilginleri bu “kısır gün”ün. 68 Eğer seninle mücadele ederlerse. düşünecek kalpleri. 63 Allah’ın gökten yağmur indirdiği. 56 İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. hüküm ve hikmet sahibidir. 59 Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. 0 0 Tüm peygamberlerin. böylece duvarları. sizin saydığınız bin yıl gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. 61 Bu böyle. 67 Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. 65 Görmüyor musun ki. rızık verenlerin en hayırlısıdır. işte onlar cehennemliklerdir. büyüktür. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. hakkıyla görendir. mühlet verir). güzel bir nimet (cennet) vardır. elbette övgüye layıktır. O halde din işinde seninle asla çekişmesinler. yahut da onlara kısır bir günün0 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. yerdeki her şey O’nundur. Hz. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz.0 53 Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. 48 Zalim oldukları halde. 49 De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. ama ibret almadılar). şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir. sonra da onları yakalayıverdim. insanların ilahi emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. size hayat veren. Allah çok lütufkârdır. 55 İnkar edenler.43. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. elbette Allah ona yardım eder. Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. hakkıyla haberdardır. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. (gördüler). müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. nice muhteşem saraylar vardır! 46 Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki. Sen Rabbine davet et. 47 Bir de senden acele azap istiyorlar. insan çok nankördür. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok esirgeyici. Peygamberin temennisi. insanların arasında hükmünü verir. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. daha sonra da diriltecek olandır. halimdir (hemen cezalandırmaz. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. özellikle Hz. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. Yoksa şeytanın. Çünkü gerçekte gözler değil. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah yücedir. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. bir şey temenni ettiği zaman. 58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. 66 O. işte onlar için bir bağışlama. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak.44 İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir.

Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. Allah’ı bırakıp. O sizin sahibinizdir. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. İsteyen de âciz. Bütün işler hep Allah’a döndürülür. De ki: “Şimdi size bu durumdan0 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. Allah onu kafirlere vaad etti. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Onlar. Bu âyette. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. . Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Neredeyse. ne güzel yardımcıdır! 0 0 Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmektedir. Babanız İbrahim’in dinine uyun. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. bütün ilahi dinlerin temelde bir oldukları. siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i mahfuz’da)dır. insanlardan da. hakkıyla görendir. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. mutlak güç sahibidir. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). secde edin.. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa bunu ondan kurtaramazlar. istenen de. Allah meleklerden de resüller seçer. zekatı verin ve Allah’a sarılın. Şüphesiz bu Allah’a göre çok kolaydır. Şimdi ona iyi kulak verin. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde Hz.70 71 72 73 74 75 76 77 78 Bilmez misin ki kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Ey iman edenler. hepsi bunun için toplansalar bile. O ne güzel sahip. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir.İbrahim müslüman diye nitelenmektedir. rükû edin.0 Artık namazı dosdoğru kılın.. ortak adlarının İslam olduğu vurgulanmaktadır. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

“Mudga” ceninin. Sonra bu az suyu “alaka”0 haline getirdik. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift.”0 0 0 0 0 “Alaka”. âyet. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. namazlarında derin saygı içindedirler. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. Kim bunun ötesine geçmek isterse. Onlar ki. Onlar ki. “el-Müminûn”. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. 118 âyettir. Sûre adını. Onlar ki. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.23. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 5. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. size üstünlük taslamak istiyor. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. . Yine onlar ki. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. Bunun üzerine Nûh’a. Andolsun. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. Onlar ki. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. biz insanı. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. âyet.” (Nûh). Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. ırzlarını korurlar. namazlarını kılmağa devam ederler. zekatı öderler. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. Sonra yine muhakkak siz. Andolsun. dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. işte onlar haddi aşanlardır. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Biz gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. hem de yiyenlere katık verir. Alakayı da “mudga”0 yaptık. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. Andolsun biz. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir. mü’minler demektir. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.” “Bu. mü’minlerin zafere ulaşacakları.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir.0 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. Onlar ki. 40. Bu ifade “gökteki yedi yıldız sistemi”. bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ.

29 Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. “Kavimleri bize kul köle iken.” 35 “O. Doğrusu ben. toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36 “Halbuki bu size vaad olunan şey.” 30 Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. 53 (İnsanlar ise. 44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. 33 O peygamberin kavminden. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? .” 39 O peygamber. 51 Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. 52 Şüphesiz bu (İslâm) tek bir din olarak sizin dininizdir. bu yüzden de helak edilenlerden oldular. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. Artık inanmayan bir kavim Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar. 66. Ölürüz ve yaşarız. onu geciktiremez de. 68 Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine. 48 Böylece ikisini de yalanladılar. 58 Rablerinin âyetlerine inananlar. 64 Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. kendilerinden. 60 Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. 41 Derken onları o korkunç ses kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör-çöp yığını haline getirdik. 61 İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler.46 Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. 40 Allah. 43 Hiçbir ümmet. 49 Andolsun. Biz ona inanmayız. Onlar zulme. 50 Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. 59 Rablerine ortak koşmayanlar.56 Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır onlar farkına varmıyorlar! 57 Rablerinin azametinden korkup titreyenler. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. kendi ecelinin önüne geçemez. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. bu dünya hayatından ibarettir. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42 Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. 63 Ancak kafirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. ne kadar da uzak!” 37 “Hayat. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar 65 Boşuna feryat edip durmayın bugün. 54 Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. “Allah’a kulluk edin. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. haksızlığa uğratılmazlar. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.” 38 “Bu. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın. Biz tekrar diriltilecek değiliz. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. 31 Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. öldüğünüz. 47 Bu yüzden. Ben de Rabbinizim. içtiğiniz şeylerden içiyor. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. 32 Onlara.28 Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de.67 Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. Allah’ı inkar eden. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.” 34 “Andolsun. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. 62 Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz.

biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve ona yalvarıp yakarmadılar. onlara hakkı getirdi. gözleri ve gönülleri yaratandır. 75 Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. diriltendir. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. 104 Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar. 82 Dediler ki: “Gerçekten biz. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.” 95 Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Öyle olsaydı her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83 Andolsun.” 108 Allah. 91. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. kendisi koruyan. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. 86 De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79 O. en güzel olan şeyle uzaklaştır. 84 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85 Allah’ındır” diyecekler. 78 Halbuki O. 72 Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. 106 Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi.69 70 Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkar ediyorlar? Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. 103 Kimlerin de tartıları hafif gelirse. 96 Kötülüğü. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Halbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. 109 Kullarımdan.94 De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen.” 107 “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak. rızık verenlerin en hayırlısıdır.“Allah’ındır” diyecekler. ”Aşağılık içinde kalın orada. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87 . fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. 105 Allah. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81 Hayır onlar. beni o zalim milletin içinde bulundurma. 77 Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. 71 Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. O. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 90 Hayır. değil mi?” der. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Bu öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. Onların arkasında. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. . 76 Andolsun. sizin için kulakları. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. “Öyle ise ona karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. 97 De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım.92 Allah hiçbir çocuk edinmemiştir. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de. görülen âlemi de bilen Allah. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89 “Allah’ındır” diyecekler. biz onlara gerçeği getirdik. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. 93. 74 Fakat ahirete inanmayanlar.100 Nihayet onlardan birine ölüm gelince. Onunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. 73 Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. bizi bağışla. Hayır.” 98 “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. 101 Sûr’a üfürüldüğü zaman. 80 O. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. öldürendir. 88 De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. 102 Artık kimin tartıları ağır gelirse. bize merhamet et. artık benimle konuşmayın!” der. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki.” 99.

O şerefli ve yüce arşın Rabbidir. De ki: “Rabbim! Bağışla. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Sabretmiş olmaları sebebiyle. Hesap tutanlara sor” derler. Onlar. “Bir gün. Onlara hep gülüyordunuz. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” . Ondan başka hiç ilah yoktur. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa. Allah (inkarcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. Allah şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Kim. ya da bir günden daha az bir süre kaldık.110 111 112 113 114 115 116 117 118 Siz ise onlarla alay ediyordunuz. merhamet et.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler. bugün ben onları mükafatlandırdım.

işledikleri günahın cezası vardır.24. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı haliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. Hz.7 Bu. düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. Birliğin artçılarından Safvân b. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. dilediği kimseyi tertemiz kılar. es. Adını. Aksine o sizin için bir hayırdır. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. çok merhamet edendir. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. kendisi geride kalmıştı. Aralarında münafıkların reisi Abdullah Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. hakkıyla bilendir. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi). kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. Hz. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder.0 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. Bu arada. Allah hakkıyla işitendir. onlar için dünya ve ahirette kelem dolu bir azap vardır. siz bilmezsiniz. Çünkü Allah. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. sizin içinizden bir güruhtur. Allah bilir. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. Halbuki bu. 8. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı haliniz nice olurdu? Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. onların her birinin şahitliği. 35. Aişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. Hz.Sülemi. 64 âyettir. Sûrede başlıca. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. İşte bunlar fâsık kimselerdir. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. “Bu apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır. eğer yalancılardan ise. İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 0 Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. Allah katında büyük bir günahtır. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Aişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. Onlardan her biri için. Fakat Allah. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. kadından cezayı kaldırır. Allah size âyetleri açıklıyor. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. Zina eden erkek ancak. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. Peygamber Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. Bunun üzerine. iman eden erkek ve kadınlar. çok bağışlayandır. hüküm ve hikmet sahibidir. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Aişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. . Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. beşinci defada da. Hz. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. Aişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi.

gözlerini haramdan sakınsınlar. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. çok merhamet edendir. zînet (yer)lerini göstermesinler. Ey mü’minler. çok merhametlidir. yahut. “Geri dönün” denirse hemen dönün. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Allah onları lütfuyla zenginleştirir. 0 0 0 . ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Allah’ı anmaktan. Bu ağacın yağı. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere layıktır. ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. 30 Mü’min erkeklere söyle. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. 34 Andolsun. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Onlar. 31 Mü’min kadınlara da söyle. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. Zinetlerini. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32 Sizden bekar olanları. temiz kadınlar temiz erkeklere. Çünkü bu sizin için daha nezih bir davranıştır. kocalarından. Eğer bunlar yoksul iseler. Onun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. Mübarek bir ağaçtan. 33 Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. biz size açıklayıcı âyetler. açığa vurduklarınızı da. Allah’ın kainat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. Şüphe yok ki. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. ateş dokunmasa bile. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.24 İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler.22 İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. ırzlarını korusunlar. yahut babalarından. kandil de bir cam fânûs içinde. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. 27 Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere.""351 :15:339:593:595:" 2816 3233 26 Kötü kadınlar. Nur üstüne nur. 23. Allah insanlar için misaller verir. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. yahut sahip oldukları kölelerden. gizlediklerinizi de bilir. hakkıyla bilendir. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. gözlerini haramdan sakınsınlar. 28 Eğer evde kimseyi bulamazsanız. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. namazı kılmaktan. ne doğuya.0 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. Bu sözleşmeden sonra köle. 25 O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. 35 Allah göklerin ve yerin nurudur. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. İslâm hukukunda “mükâtebe” bir köle sahibinin.0 36. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır.0 O temiz olanlar iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. içinde bir kandil. Allah. Allah lütfu geniş olandır. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. kocalarının babalarından yahut oğullarından. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere layıktır. Allah. kötü erkeklere. yahut müslüman kadınlardan. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. âyetine bakınız. Eğer size. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Onlar affetsinler. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini.37 Allah’ın. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. kötü erkekler de kötü kadınlara. kötü kimselere. Bu davranış onlar için daha nezihtir. yahut üvey oğullarından. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. neredeyse aydınlatacak (kadar berrak) tır. 29 İçinde size ait bir eşya olan. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Bu âyette geçen “Allah göklerin ve yerin nurudur” ifadesi Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. gerçekten dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. yahut erkek kardeşlerinden. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir.

Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 0 (Bütün bunları) Allah. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Bu âyette. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. bulutları sevk eder. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. sabah namazından önce. zifiri karanlıklara benzetilmektedir. Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin. Sonra. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. Dönüş de ancak Allah’adır. günde üç defa. onların arasından yağdığını görürsün. Kime Allah nur vermezse. Namazı dosdoğru kılın. onları kaynaştırıp üst üste yığar. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. zekatı verin. kimisi dört ayak üzerinde yürür. iman edip de salih ameller işleyenlere. Münâfıklar sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. . Kalplerinde bir hastalık mı var. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.” “Allah’a itaat edin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. onun için nur diye bir şey yoktur. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır. dilediğinden de geri çevirir. üstünde de bulutlar var. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir.0 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. biz açıklayıcı âyetler indirdik. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. işte onlar fasıkların ta kendileridir. hüküm ve hikmet sahibidir. Susamış kimse onu su sanır. Allah. İnsan elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. ne onlara bir günah vardır. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. işte onlar asıl zalimlerdir. gökten. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. İnsan nasıl. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Halbuki onlar inanmış değillerdir. İnkâr edenlere gelince. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. Görmez misin ki Allah. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. Allah hakkıyla bilendir. Allah bütün canlıları sudan yarattı. Allah. Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. hüküm ve hikmet sahibidir. (Münâfıklar). geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. De ki: “Yemin etmeyin. Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. Karanlıklar üstüne karanlıklar. Nihayet yağmurun. âyetlerini size işte böylece açıklar. “işittik ve iman ettik” demeleridir. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. Allah dilediğini yaratır. boyun eğerek ona gelirler. kendilerinden öncekilerinizin istedikleri gibi izin istesinler. Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resülüne davet edildiklerinde. Allah hakkıyla bilendir. tehlikelerle karşı karşıya olursa. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. Andolsun. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir. Allah. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar. küfür. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. Allah hesabı çabuk görendir. kimi iki ayak üzerinde yürür. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar. Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. bocalar durur. içinizden. O. peygambere itaat edin” de.

içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah. selam verin. bunların evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. topala güçlük yoktur.0 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bunlar kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. hastaya da güçlük yoktur. İşte Allah. yerdeki her şey Allah’ındır. Artık onun emrine muhalefet edenler. her şeyi hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. . hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. O. Allah hakkıyla işitendir. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. Köre güçlük yoktur. 0 Müslümanlar savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör. hakkıyla bilendir. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın.60 61 62 63 64 Artık evlenme ümidi beslemeyen. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. topal ve hastalara bırakırlar. çok merhamet edendir.

“hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. onlar Kıyameti de yalanladılar.25. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. 21. Çocuk edinmemiştir. 5. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. Sûrede temel konular olarak Hz. O. 77 âyettir. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Furkân. 9. onun. 20. öldürmeye. Andolsun. 17. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. Rabbinin. çok merhamet edendir. 18. 13. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler. İnkar edenler. Hayır. 7. 16. 4. “Bize melekler indirilseydi. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. 8. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. Bismillahirrahmânirrahîm 1. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. 12. (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Elleri boyunlarına bağlanmış. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. bir çok kere yok olmayı isteyin!” (denir. pazarda dolaşır. “Bu Kur’an. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız. 10. Sûre adını. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Dilerse sana bundan daha güzelini. (İnkar edenler). 15. tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. Bu Rabbinin uhdesine aldığı. 19. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. 14. Onlar. 3. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! “Zalimler (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. Şüphesiz O. Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. (Ey Muhammed!). 68-70. Bize kavuşacaklarını ummayanlar. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 6. çarşıda. çarşıda pazarda gezerlerdi. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. 2. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). “(Bu Kur’an. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. bağışlayandır. . Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin hakkıyla görendir. 11.

50 Andolsun. senin kavmin. 23. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Andolsun. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Ölü toprağı canlandıralım. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. 51 Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. işte böyle. Onlara. ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler. 43 Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44 Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. 37. . 25. 41. bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Biz Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. 27. Biz. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28. Rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir. 26. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. Ress halkı. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. 0 0 0 Âyetin son kısmı.42 Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. “Melekler de onlara. dinlenecekleri yer daha güzeldir. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. biz bunu insanlar arasında. Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Peygamber. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şuayb peygamberin kavmi idi. 52 Öyle ise kafirlere itaat etme.” 30.Fakat melekleri görecekleri gün. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. 48.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. Âd ve Semûd kavimlerini. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. 45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. “Yazıklar olsun bana. 24. 56 Biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. 47 O. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. birinin suyu lezzetli ve tatlı.” 22. 55 Onlar. Biz. 36. 32. 54 O. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. 34. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. işte onlar konumları itibariyle daha kötü.0 33. “Andolsun. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. 53 O. 40. 39. rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ress halkını0 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik. Andolsun. 31. Kâfir. 46 Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. O gün zalim kimse. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. Bunların herbirine misaller getirdik. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir.49 O. geceyi size bir örtü. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. İnkar edenler. Allah’ı bırakıp. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”0 diyecekler. Âyetin son kısmı “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi” dedi. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. 35. Nûh kavmini de. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. 38. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. 57 De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. çok merhamet edendir. onlara kör ve sağır kesilmezler. Allah’a. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. . haksız yere. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Onlar. kudret ve hakimiyet tahtı. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Onlar. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. İşte onlar.58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 Sen. Göğe burçlar yerleştiren. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. Orada ebedi kalırlar. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır. “selâm!” der (geçer)ler. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. O. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.” Onlar. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. Onlar. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. Allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen. sınırsız kudret makamı demektir. Onlar. Rahmân’ın kulları. yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!” “Şüphesiz. Onların harcamaları. Allah çok bağışlayandır. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulan Rahmân’dır.” 0 Arş. yalana şahitlik etmeyen. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. Onlar. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. Onlar. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o.

Mûsâ. 7-12.”0 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir.26.” “Göğsüm daralır. Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. sûresi. o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım. İbrahim. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.” Mûsâ. Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı. Mûsâ. “Bu size gönderilen peygamberiniz. “O.”0 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Hûd. müşriklerin. Mûsâ. Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben. “Hayır. (her şeyi) işitmekteyiz. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. âyet. Hani Rabbin Mûsâ’ya. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap). Yeryüzüne bakmazlar mı. “Zalimler topluluğuna. Kısaca. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Firavun. böyledir” dedi. “Zalimler topluluğuna. 15-16. âyet. Derken. aslında ona zulmetmiştir.” Allah dedi ki. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti. Onun için. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. Çünkü biz sizinle beraberiz. Sen nankörlerdensin. 34. “Eğer benden başka bir ilah edinirsen. Firavun.0 Bunlar. 24-31. “O. âyet. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. Salih ve Şuayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. Sûrede başlıca Mûsâ. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. 49. âyet.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış. ona boyun eğmek zorunda kalırlar Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.” Mûsâ şöyle dedi: “Ben onu.Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 0 0 0 0 Ta Sin Mim. onlara gökten bir mucize indiririz de. Akıcı konuşamam. korkma! Mucizelerimizle gidin. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. Hz.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Hani Rabbin Mûsâ’ya. adını 224. (Bakınız: Bakara. çok merhametlidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.” Firavun şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. . Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye adetâ kendini helak edeceksin! Biz dilesek. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). sizin de Rabbiniz. 227 âyettir. apaçık Kitab’ın âyetleridir. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. “O. Kasas sûresi. “Şu’arâ” şairler demektir. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. Kasas sûresi. Sûre. Firavun. Şüphesiz senin Rabbin. âyet. Hz.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım.” Firavun. Hz. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi. elbette mutlak güç sahibidir. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı. beni yalanlamalarından korkuyorum. şüphesiz delidir” dedi. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir.) Şâyet Firavun İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. Nûh. Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti.”0 Firavun. Eğer düşünüyorsanız bu.

üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler. 63 Bunun üzerine Mûsâ’ya. 61 İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları.” 83 “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu. Bir de ne görsünler. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. Rabbim şüphesiz benimledir. Bunun üzerine Mûsâ. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. âyet.” 82 “O.” 78 “O.0 Firavun. 60 Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi.” 81 “O." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler. Firavun’a. “Hayır!.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 Firavun. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.” dedi. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Her parçası koca bir dağ gibiydi. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur.” 55 “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. 75. 47 “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. hesap gününde. bakanlara bembeyaz olmuş. bana yol gösterecektir” dedi.” 0 Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. 45 Mûsâ da asasını attı. 53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. Kasas sûresi. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.” 51 “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin.” 52 Biz Mûsâ’ya. 68 Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir.” 49 Firavun. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. 65 Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. 50 Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. “Neye tapıyorsunuz?” demişti. 59 İşte böyle yaptık ve onlara. Firavun. 48 “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne. .” 79 “O.Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder. 54 Dedi ki. pınar başlarından. 46 Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. çevresindeki ileri gelenlere.” 80 “Hastalandığımda da O bana şifa verir. 71 “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi. 72 İbrahim dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73 “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74 “Hayır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah dostumdur. “Evet. 67 Bunda şüphesiz bir ibret vardır.” Böylece sihirbazlar. yaptığı sihirle. “Umarız. “Kullarımı geceleyin yola çıkar. “Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?” dediler. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.” 57. mutlaka Rabbimize döneceğiz. 32. “Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır” dedi. 108. bir de ne görsünler. âyet. “Asan ile denize vur” diye vahyettik. “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür.) Sihirbazlar gelince. asâ onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. 64 Ötekileri de oraya yaklaştırdık. yurdunuzdan çıkarmak istiyor. “Eyvah yakalandık” dediler. 62 Mûsâ. çok merhametlidir. 70 Hani o babasına ve kavmine. 69 Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.” 56 “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz.58 Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. Deniz derhal yarıldı. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. bana yediren ve içirendir. bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.76 İbrahim şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77 “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi. Elini koynundan çıkardı. asasını attı. “Sizi. Mûsâ onlara. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. 66 Sonra ötekileri suda boğduk.

” 100 İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.” 138 “Biz azaba uğratılacak da değiliz. biz hiç sana inanır mıyız. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. size hayvanlar.95 Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125 “Şüphesiz ben. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. 104 Şüphesiz senin Rabbin.” 126 “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 137 “Bu.” 108 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. . oğullar.” 101 “Candan bir dostumuz da yok.” 127 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 98 Çünkü sizi. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının.93 Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara. “Allahı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. çok merhametli olandır.92.” 112 Nûh şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113 “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir.” 109 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. 124 Hani kardeşleri Hûd. bize göre birdir. 103 Elbet bunda bir ibret vardır.84 “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl. çok merhametli olandır. 141 Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı. 96 Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97 “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.” 131 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.” 118 “Artık onlarla benim aramda sen hükmet.” 135 “Çünkü ben. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. ister öğüt verenlerden olma. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. mutlak güç sahibi olandır.” 86 “Babamı da bağışla. Biz de bu yüzden onları helak ettik.” 87 “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88 “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89 “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.” 139 Böylece onlar Nûh’u yalanladılar. Bir anlayabilseniz!” 114 “Ben inananları kovacak değilim. 94. 123 Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. 121 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 120 Sonra da geride kalanları suda boğduk. Onların çoğu iman etmiş değillerdi. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 90 Cennet. size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 102 Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 115 “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.133.” 128 “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129 “İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130 “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.” 110 “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111 Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken.134 “Bildiğiniz her şeyi size veren. 106 Hani kardeşleri Nûh.” 85 “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 99 Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.” 116 Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117 Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı. 140 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 119 Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık. 122 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır.” 136 Dediler ki: “Sen ister öğüt ver.” 132. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. 105 Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. 91.

” 165. 173 Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık.” 156 “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149 “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.” 155 Salih.166 “Rabbinizin. 172 Sonra diğerlerini helâk ettik. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.” 179 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 151.” 182 “Doğru terazi ile tartın. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” 146. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.” 181 Ölçüyü tam yapın. 161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 170. 189 Onlar Şuayb’ı yalanladılar.” 153 Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. 160 Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı.” 150 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.142 143 144 145 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.147. 177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178 “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Şüphesiz o.” 167 Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168 Lût şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.” 185 Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” 164 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” 183 “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.0 190 Şüphesiz bunda bir ibret vardır. 175 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 187 “Eğer doğru söyleyenlerden isen. pınar başlarında. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı.” 184 “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının.” 157 Derken onu kestiler. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.” 186 Sen sadece bizim gibi bir insansın. 158 Böylece onları azap yakaladı.152 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.148 “Siz buradaki bahçelerde.” 163 “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti.” 169 “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.” 154 “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin.” 188 Şuayb. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. . Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. 180 “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. haydi gökten üzerimize bir parça düşür. fakat pişman oldular. “Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi. evlerinde nefes alamaz hale gelmişlerdi. büyük bir günün azabı idi. 58. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır. İşte böyle bir durumda gökte siyah bir bulut belirmiş. âyet. 176 Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.171 Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. 159 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!0 174 Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı. 0 0 Aynı olay için bakınız: Neml sûresi. Eksik verenlerden olmayın. ekinlerde.

191 Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. Âyette. 192 Şüphesiz bu Kur’an. 223 Bunlar da şeytanlara kulak verirler. 196 Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. hakkıyla bilendir. A’raf sûresi 179. 0 0 Bu âyetteki “kalp”. 204 Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205 Ey Muhammed! Ne dersin. 210 O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. 208 Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.226 Görmez misin ki onlar. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler. 215 Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.203 Onlar.194. 221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222 Onlar. 197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi.202. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kast edilmektedir. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır.219 Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören. ona inanmazlar. her günahkâr yalancıya inerler. 213 Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma.0 227 Ancak iman edip salih amel işleyen. buna güçleri de yetmez. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214 (Önce) en yakın akrabanı uyar. Biz zalim değiliz. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. 212 Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. 225. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı yine buna inanmazlardı.195 Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.218. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. 211 Zaten bu onların harcı değildir. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et. mutlak güç sahibi. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkan sağlanması demektir. 200 İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198. . 217. 209 Bu bir hatırlatmadır. (halleri nice olurdu?) 207 (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.0 201. âyette de olduğu gibi. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir. Onların çoğu ise yalancıdır. 193. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. 206 Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe. biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. 224 Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. 220 Şüphesiz O hakkıyla işitendir. 216 Eğer sana karşı gelirlerse.

karınca demektir. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. dönüp ardına bakmadan kaçtı. Onlar. Dâvûd’a varis oldu ve.0 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır. namazı dosdoğru kılan. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri. Şüphesiz bu Kur’an sana. “Ben bir ateş gördüm. bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. ben mutlak güç sahibi. apaçık bir kitabın âyetleridir. Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden.” (Mûsâ değneğini attı) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti. 22-23. Süleyman. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. “Hamd.”0 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince. çok merhamet edenim.” “Ben. (Allah şöyle dedi): “Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. Onlar.” “Elini koynuna sok. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak. ya da kafasını keseceğim. Sûre. Neml. Süleyman’ın. Kur’an. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. hüküm ve hikmet sahibi. Mûsâ peygamber’in bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” “Değneğini at. Hz. “Ey insanlar. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. âyet 10 ve devamı.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. Şüphesiz bu. 0 0 0 . Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. âyet.3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 Ta-Sîn.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. 18. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. adını. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. 93 âyettir. Hani Mûsâ ailesine. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. Süleyman. Çünkü onlar fasık bir kavimdir. ondan size bir haber. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır.” “Onun ve kavminin. Sûrede başlıca. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. cinlerden.0 Bunlar Kur’an’ın. Şüphesiz. apaçık bir lütuftur” dedi.” Derken Hüdhüd çok beklemedi.” Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için.27 . Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış.

0 51 Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik. “Bismillahirrahmânirrahîm” diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. 45 Andolsun biz. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. tuttuğunu devirir. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”.” 28 “Benim şu mektubumu götür onlara at. 42 Belkıs gelince. Bir de ne görsün. biz onlara.” 35 “Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’. becerikli. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39 Cinlerden bir ifrit0. Bakalım tanıyacak mı. diyeceğiz.” 30.” 50 Onlar bir tuzak kurdular.44 Ayet)Belkıs. Köşkü görünce onu(zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı.25 “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. 46 Salih onlara. 48 Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. O da. O. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. 53 İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. göreceğiz. İşte onlar böyle yaparlar. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. “inkarcıların inkarlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. 49 Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine. Süleyman ona “Bu. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine. güçlü. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. 27 Süleyman. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi.” 33 Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler.) Hani o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” 0 0 İfrit. “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47 Onlar.” 29 Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı. Andolsun.” 36 (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur.)” 26 Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Emir senin. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. . “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Büyük Arş’ın Rabbidir.” 34 (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi. “Ben onu. yoksa yalancılardan mısın. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecâzi olup. 40 Kitaptan bilgisi olan biri. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. İfade. 44 (Sayfa 380'ın devamı. “Tahtını tanınmaz hale getirin.” 37 “Sen onlara dön.” 41 Süleyman. 52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.31 “Mektup Süleyman’dan gelmiştir.” 38 Süleyman. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: “Bu. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. 43 Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz. Rabbimin bana bir lütfudur. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. şükür mü. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. hem insanlar hem de cinler için kullanılır.”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Ne emredeceğini düşün. ele avuca sığmaz” demektir. Salih. cömerttir. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık.” 32 “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. 54 Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. 44 Ona “köşke gir” denildi.

“Eğer doğru söyleyenler iseniz.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler. başlangıçta yaratmayı yapan. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki. mutlak güç sahibidir. O. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. Selam onun seçtiği kullarına. Ancak onların çoğu şükretmezler. 173. Şüphesiz o. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. Öyle ise Allah’a tevekkül et.” Onlardan yana üzülme. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Şüphesiz senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir.” Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip. Şüphesiz bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır. âyet. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. Şüphesiz senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile)onlara peşpeşe gelmiştir. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup halinde toplayacağız. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. O.” . bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. 0 0 0 Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. “Hayır onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. İnkar edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik. içinde nehirler akıtan. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. Âyetin son cümlesi. hakkıyla bilendir.0 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!0 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. Yoksa. Onlar. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından yücedir. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. Ancak karısı başka. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. onunla. ancak Allah bilir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun.0 Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar.55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.

” . Kim de doğru yoldan saparsa de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. 87 Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin. onları hareketsiz sanırsın.” 93 De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi. ona ondan daha hayırlısı vardır. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.) 91. Yine bana. (Onlara). Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.86 Onlar görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Onlar o gün korkudan emindirler. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. 89 Her kim iyi amel getirirse. Bunu. yüzüstü ateşe atılırlar. 88 Dağları görürsün. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. bu beldenin (Mekke’nin). gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız.92 De ki: “Bana ancak. 90 Kimler de kötü amel getirirse. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır.

âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. oğullarını boğazlıyor. Musevileri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. âyet. beni de öldürmek mi istiyorsun.0 Mûsâ. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. “Size onun bakımını. neredeyse bunu açıklayacaktı. düşmanına karşı ondan yardım istedi. 3. 13. Orada biri kendi tarafından. Belki bize faydası dokunur.0 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir.28. “Onu emzir. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. 16.20. Kendi tarafından olan. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. 25. üzülme. Allah da onu affetti. peygamber oluşunu. 6. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. daha önce onun. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. Mûsâ. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. Kasas. Şehirden hemen çık. Korkarak. 19. Hâmân’a ve ordularına. 5. “Onu takip et” dedi. “Bu şeytanın işidir. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. O da Mûsâ’yı. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. Bir de ne görsün. Kız kardeşi. süt analarının sütünü emmemesini sağladık. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. Annesi. 7. Böylece biz. 19. sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Mûsâ’nın annesine. Sûrede başlıca Hz. diğeri düşmanı tarafından. 10. 8. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. çok merhamet edendir. ya da onu evlat ediniriz. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Tâ-Sîn-Mîm. Mûsâ. 88 âyettir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şuarâ sûresi. 20. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. Şüphesiz o bozgunculardandı. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. 15. 11. Mûsâ da ona. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. Beni affet” dedi. Biz. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. Ayrıca küfre saplanıp maddi servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. Mûsâ’nın çocukluğunu. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. 14. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. 2. 9. 18. Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. kavga eden iki adam gördü. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam. 17. korkma. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. Şüphe yok ki. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. 4. çok bağışlayandır. Şüphesiz Firavun. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. Sûre adını. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Onlardan bir kesimi eziyor. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. 0 0 . Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. Biz ise. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ’nın kız kardeşine. 12. Bismillahirrahmânirrahîm 1.

İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. Medyen suyuna varınca. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”0 dedi. 25.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. İşte bunlar.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. âyet. (oraya gidiyorum). “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. 32. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. 36. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız.” Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. 40.” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. onu ücretle tut. 26. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları.” (Mûsâ değneğini attı). Âyette geçen “emir” için bakınız: Naziât sûresi. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Mûsâ onlara. 29. 16-19. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. 33. 9-11. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Onu da benimle birlikte. “Babacığım. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. 43. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.” “Elini koynuna sok. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. korkma. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. 41. . “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. (O olayı) görenlerden de değildin. Firavun.0 0 0 Hz.” “Değneğini (yere) at. âyet. “Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. 37. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. 44. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. Ey Muhammed! Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). 31. evet. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. 35. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. 22. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. “Siz burada kalın. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum. “Ben. “Korkma o zalim kavimden kurtuldun” dedi. Mûsâ. 24. 39. Andolsun.21. “Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. Şuayb. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). Allah söylediklerimize vekildir. Onlar. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” Allah. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Sonra gölgeye çekilip. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. ben bir ateş gördüm. 34. Mûsâ. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır” dedi. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. Mûsâ onun (Şuayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb. 28. Mûsâ şöyle dedi: “Bu seninle benim aramda bir iş. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. 23. Çünkü ben. ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. Bu dünyada onları lanete uğrattık. 38. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. 30. Kızlardan biri. ateşe çağıran öncüler kıldık. 42. 27. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi.” Mûsâ. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler.

her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. 56. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. Artık birbirlerine de soramazlar. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. ülkelerin merkezî yerlerine. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. 54. Allah’tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. O. Onlara katımızdan gerçek gelince. Fakat Allah. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. 49. Onlara. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. İşte onların. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. 46. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. De ki: “Ne dersiniz? Allah. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. 68. 70. 58. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. Rabbin. 52. Kim. 65. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Allah katından. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. Onlar. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. 47. 69. 62. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Rabbin. 60. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. Allah’tır. Allah. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. 55. 61. Hüküm yalnızca O’nundur.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. 53. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar.45. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. 72. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. seni peygamber olarak göndermezdik. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. “Bizim işlerimiz bize. Zaten biz. 51. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. ben ona uyayım. “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. 50. “Biz hepsini inkar ediyoruz” dediler. Onların ise seçim hakkı yoktur. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. sizin işleriniz de size. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. 66. “Hani benim. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. 64. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. biz. Allah’ın onlara seslenerek. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. 48. 63. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Biz cahilleri istemeyiz” derler. Andolsun. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. “Ona inandık. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” . kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. 59. 67. şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. Azabı görürler. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. 71. 57. işte onlar ona da inanırlar.

Buna göre Hz. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere). var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla.73. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.”0 Sen. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. 84. “Hani benim. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. 78. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. 0 Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. 87. “Vay! Demek ki Allah. O. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. Sonunda onu da. gündüzü de. . Kârûn. 74. Allah. İşte ahiret yurdu. Hani. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. 86. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. 77. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. 85. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. Dünyadan da nasibini unutma.” Kârûn. bizi de yerin dibine geçirirdi. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez. Allah’ın. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). 82. Çünkü Allah bozguncuları sevmez. sakın seni onlardan çevirmesinler. Demek ki kafirler iflah olmayacak” demeye başladılar. Allah’ın kendinden önceki nesillerden. Onlara karşı azgınlık etti.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. sarayını da yerin dibine batırdık. Sonuç. Rabbin’e çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. 81. Biz ona. Kim de bir kötülük getirirse. bilsin ki. 83. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Allah bize lütfetmiş olmasaydı. 88. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. “Dönülecek yer”. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. “Kesin delilinizi getirin” deriz. 75. 80. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. 79. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. Mûsâ’nın kavmindendi. Peygamber’e. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. Dünya hayatını arzu edenler. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. onlara seslenerek. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. Şüphesiz Kârûn. 76.

Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır. 11.0 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. . O hakkıyla işitendir. yalancıları da mutlaka bilir. peygamberlik.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. 6.0 İnsanlar. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Allah. 10. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. Siz. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır.” “Siz Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik.29. 19. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. dilediğine de merhamet eder. örümcek demektir. 17. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. “Biz de sizinle beraberdik” derler. O’na karşı gelmekten sakının. Andolsun. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. 3. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. hakkıyla bilendir. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır. 13. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. İbrahim. 20. Şüphesiz Allah âlemlere muhtaç değildir. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. Andolsun. 69 âyettir. 7. Yoksa kötülük yapanlar. 14. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. 16. ancak kendisi için cihad etmiş olur. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Sûre. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. sorguya çekileceklerdir. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. 21. İman edip de salih amel işleyenler var ya. Sûrede başlıca. adını 41. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir.” O dilediğine azap eder. 9. 18. Andolsun. Âyette. Ankebût. 15. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Eğer bilirseniz. yerde de gökte de (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz. kainatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 5. Andolsun. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. 12. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. Allah’ın birliği. Ancak O’na döndürüleceksiniz. Biz insana. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. ne de bir yardımcınız vardır.” Onlar. Bu kanun toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 8. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. bu sizin için daha hayırlıdır. Her kim cihad ederse. “Allah’a inandık” derler. bu takdirde onlara itaat etme. 2. İnsanlardan öyleleri vardır ki. İnkar edenler iman edenlere. Nûh. Elif Lâm Mîm. Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. 22. 4. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. Şâyet onlar seni. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik.

fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. “Biz bu memleket halkını helak edeceğiz. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. o. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Andolsun biz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. 40. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. 26. Allah onlara zulmediyor değildi. şüpheye düşerlerdi. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar.” . Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Allah da onu ateşten kurtardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. 35. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. İbrahim. ona (İbrahim’e) iman etti. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Biz onu ve ailesini elbette kurtaracağız. 47. kiminiz kiminize lanet edecektir. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz. “Ama orada Lût var” dedi. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Çünkü namaz. hüküm ve hikmet sahibidir. 25. Onlar. Hani o kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Onlardan suda boğduklarımız var. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. 37. bize indirilene de. 46. Ancak karısı başka. üzülme. 24. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). 29. 41. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. Andolsun. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. 44. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar Ad ve Semûd kavimlerini de helak ettik. 50. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. Şuayb. mutlak güç sahibidir. 43. Halbuki onlar gözü açık kimselerdi. 33.” Bunun üzerine Lût. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak. bu memleket halkı üzerine. namazı da dosdoğru kıl. Şüphesiz o mutlak güç sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Kârûn’u. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. 42. İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. İbrahim onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp bir takım putlar edindiniz. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. ahirette de salih kimselerdendir. 31. 34. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. O geride kalıp helak edilenlerden olacaktır. Elçiler ona. O. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. Lût. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. O geri kalıp helak edilenlerden olacaktır. 32. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz. Allah yaptıklarınızı biliyor. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. Barınağınız cehennem olacaktır. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. onların. “Ben. İçlerinden zulmedenler hariç. Şeytan onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. 39. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya. Yardımcılarınız da olmayacaktır. Kavmi. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Şüphesiz o. 38. onlar yüzünden tasalandı. 28. 30. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. 36. Allah gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır.23. 49. 48. Hayır. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. onu yalanladı. size indirilene de inandık. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. O’na (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. İbrahim. “Korkma. (İbrahim’in) kavminin cevabı. Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar) dan da ona inananlar vardır. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Bu.” Şüphesiz biz. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. 27. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber olarak gönderdik. 45. Ancak karın başka. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz.

Allah’a ortak koşuyorlar. yahut kendisine geldiğinde. “Allah” diyeceklerdir. 61 Andolsun. Çalışanların mükafatı ne güzeldir! 59 Onlar. Batıla inanıp Allah’ı inkar edenler var ya. hakkıyla bilendir. 58 İman edip salih amel işleyenler var ya. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. “Allah” diyeceklerdir. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. Allah onlara. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. eğer onlara. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Bu âyet. 52. mutlaka.55 Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Keşke bilselerdi! 65 Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 51. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara mutlaka gelirdi. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. 54.0 57 Her can ölümü tadacaktır.Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?0 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. işte gerçek hayat odur. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). 64 Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. 0 0 Hz. O halde ancak bana kulluk edin.” 53. göklerde ve yerde olanları bilir. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır. O. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkanından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. 66 Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. Sonra bize döndürüleceksiniz. O halde nasıl(haktan) döndürülüyorlar? 62 Allah kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? 69 Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. bizim. O hakkıyla işitendir. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. 67 Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. Ahiret yurduna gelince. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? 68 Allah’a karşı yalan uyduran. eğer onlara. . sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkanından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir. “Gökleri ve yeri kim yarattı.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. 60 Nice canlılar vardır ki. 56 Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. 63 Andolsun. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Şüphesiz Allah mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.

23 Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 7 Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Âyetler bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. ikindi vakti ile. işte onlar azabın içine atılacaklardır. Tefsir bilginleri.3. hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizansın zaferine sevinmişlerdi. O. 60 âyettir. sonra da emir Allah’ındır. akşam ve yatsı vakitleriyle. Allah’ı tespih edin.0 6 Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada dönemin iki süper gücünden İranlılar. işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. mutlak güç sahibidir. Sûrede başlıca kıyametin hallerinden. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. 12 Kıyametin kopacağı günde suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. başlangıçta yaratmayı yapar.4. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. “akşama girme”yi. diriyi ölüden çıkarır. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. Hz. sonra onu tekrar eder. 22 Göklerin ve yerin yaratılması. 21 Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 10 Sonra. Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için. yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Allah dilediğine yardım eder.5 Rumlar. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. 11 Allah. dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Allah vaadinden dönmez. âyetteki “gündüzün sonu”nu. çok merhametlidir. kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi. kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkar ederler. “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle. Sûre adını. 17 Öyle ise akşama girdiğinizde. Fakat insanların çoğu bilmezler. 15 İman edip salih ameller işleyenlere gelince. 14 Kıyametin kopacağı gün. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. 13 Onların. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir.RÛM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır. 20 Sizi topraktan yaratması.30. . 8 Onlar. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün. 9 (Yine) onlar. işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler 16 İnkar edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince. Bizansın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar. Allah onlara asla zulmediyor değildi. kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. 18. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler. sabaha kavuştuğunuzda. Sonra da yalnız ona döndürüleceksiniz. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Önce de. 19 Allah.0 18 Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. âyetteki “tespih etme”yi namaz ile. Bismillahirrahmânirrahîm 1 Elif Lâm Mîm. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır.0 2. ölüyü de diriden çıkarır.

ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. 33 İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman. Bu emanete. Bunun sonucunda toprak. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. mutlak güç sahibidir.24 Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi.32 Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata0 sımsıkı tutun. 27 O. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Buna göre. . yoksula. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır.0 0 0 0 0 Allah için zorluk. insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. Yeryüzü. bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı. verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. Sonra Allah onlara kendinden bir rahmet tattırınca da. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. 41 İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. 40 Allah. değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. 34 Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkar etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın. O. Bu. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse. işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. 39 İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz. O’na karşı gelmekten sakının. rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. Fıtrat. ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği. başlangıçta yaratmayı yapan. bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. Meâlde “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini “Allah’ın yarattığını bozmaya. Rablerine yönelerek ona dua ederler. bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O. su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte. onların ortak koştuklarından uzaktır. dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın.0 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. Allah’a koştuğunuz ortaklardan. böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı. bunu kimsenin değiştiremeyeceği. Buradaki ifade. asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. 35 Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o. zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. fıtratın değiştirilmesi ve bozulması halinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı. 25 Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Halbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. ve yolcuya hakkını ver. 26 Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. Dönmeleri için Allah. Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. Allah katında artmaz. Âyette yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın. 28 Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden. ya da kolaylık söz konusu değildir. sonra size rızık veren. Bu O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır. bir bakarsın ki içlerinden bir grup. yücedir. ama yakında bileceksiniz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekat verirseniz. bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına. sonra onu tekrarlayacak olandır. 37 Allah’ın.0 İşte bu dosdoğru dindir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı. Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36 İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. 38 Öyle ise akrabaya. Rablerine ortak koşuyorlar. Fakat insanların çoğu bilmezler. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları. nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın. gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi. 30 Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. sizi yaratan. hüküm ve hikmet sahibidir. 31. 29 Fakat. insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın.

Andolsun. Allah tarafından. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. O hakkıyla bilendir. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun. Fakat siz bilmiyordunuz. sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. Şüphesiz. o ölüleri de elbette diriltecektir. size rahmetinden tattırmak. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. Onlar da bulutları harekete geçirir. senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir? . Sen çağrını ancak. sen ölülere işittiremezsin. “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren. Andolsun. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. Sabret. Sen körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. Şüphesiz. Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Kıyametin kopacağı gün suçlular. Kimler de salih amel işlerse. sizi güçsüz olarak yaratan. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler. hakkıyla kudret sahibidir. Rüzgarları. Şüphesiz o inkâr edenleri sevmez. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. Allah. Andolsun. Kim inkâr ederse.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz. inkarı kendi aleyhinedir. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Andolsun. ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. Allah’ın va’di gerçektir. geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. O dilediğini yaratır. Allah onları dilediği gibi. Allah’ın yazısına göre. eğer sen onlara bir âyet getirsen. Şüphe yok ki. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. onun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgar göndersek de o ekini sararmış görseler. (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. inkâr edenler mutlaka. Bu hazırlığı Allah’ın. Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. yağmurun müjdecileri olarak göndermesi. bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. emriyle gemilerin yol alması. Allah rüzgarları gönderendir. Allah. O bunu. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. siz. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın. iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükafatlandırması için yaparlar.

Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. zekâtı veren kimselerdir.0 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.0 Bunlar. hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa. ve 7. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. Allah (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. Nadr.” “Eğer. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte. yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında. zalimler açık bir sapıklık içindedirler. ben de Fars ve Bizans hikayeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur. hikmet dolu Kitab’ın. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedi kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. övülmeye lâyıktır. Sesini alçalt. İyiliği emret. biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. İşte onlar. . bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için. 233. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. O mutlak güç sahibidir. âyet. Onlar.LOKMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Lokmân’ın oğluna öğütleri. Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. Yeryüzüne de.9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 0 0 Elif Lâm Mîm. Lokmân’dan almıştır. Kim de nankörlük ederse. Bana yönelenlerin yoluna uy. Andolsun. 6. namazı dosdoğru kılan. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Allah onu çıkarır getirir. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol.” “Yürüyüşünde tabii ol. hiçbir bilgisi. hüküm ve hikmet sahibidir. âyetler. “Hayır. 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Ona. sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. onları hiç işitmemiş gibi. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman. Sûrede başlıca. Hâris hakkında inmiştir. “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman. iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Sûre. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir. tevhid. elem dolu bir azabı müjdele. âyetlerde anılan Hz. şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur.31. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir.” (Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde. adını 12. övüngeni sevmez. ve 13. kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. Kötülükten alıkoy. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. müşriklerden Nadr b. yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. peygamberlik. Kendilerine. eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. “Muhammed size Âd ve Semûd hikayeleri anlatıyor. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni. Sonra dönüşünüz ancak banadır. 34 âyettir. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.0 Şüphesiz. İnsanlardan öylesi vardır ki. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa. kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Dönüş banadır. ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere.” İnsana da. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. Çünkü seslerin en çirkini herhalde eşeklerin sesidir!” Göklerde. onlara itaat etme.3 4 5 6 7 8. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Hz. böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. anne babasına iyi davranmasını emrettik. biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

O. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden. büyüktür. rahimlerdekini bilir. Şüphesiz Allah her bakımdan sınırsız zengin olandır. Şüphesiz Allah yücedir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Andolsun. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. “Hamd Allah’a mahsustur. yağmuru indirir. eğer onlara.” Fakat onların çoğu bilmezler. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. De ki. övülmeye layık olandır. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Görmedin mi ki. son derece nankör olanlar inkar eder. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Biz onları (dünyada) biraz yararlandırırız. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. arkasından yedi deniz daha ona katılsa. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem. Allah göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca. Onların dönüşleri ancak bizedir. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. mutlaka “Allah” derler.) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu böyledir. . hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Onları (denizde. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. hakkıyla görendir. deniz de mürekkep olsa. Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır.23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 Kim inkar ederse. onun inkarı seni üzmesin. dini Allah’a has kılarak ona yalvarırlar. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

Biz de sizi unuttuk. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. Fakat benim. onların barınağı ateştir. 8. 12. Sizin için ondan başka hiçbir dost.32. görme ve idrak duygularını yarattı. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Sonra bu işler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 10. değersiz bir sudan yarattı. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. âlemlerin Rabbi tarafındandır. Andolsun. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. Hiç kimse. 14. yarattığı her şeyi güzel yaptı. İman edip salih amel işleyenlere gelince. gökleri ve yeri. . korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilahi adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. kitaplardan. 21. mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik herkese hidayetini verirdik. 11. 23. mutlak güç sahibidir. 7. Arş. Kim. 2. İşte Allah gaybı da görünen âlemi de bilendir.0 (Onlara şöyle denilecek:) “O halde bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. âyetten almıştır. 17. Sizin için işitme. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. 13. Fasıklık edenlere gelince. 15.0 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. ahiret gününden. Allah dileseydi. 3. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. Andolsun. 22. salih amel işleyelim. 20. yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me’vâ cennetleri vardır. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. “Andolsun. Bu takdirde dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. Sûre adını. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın.” Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp. 5. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara. çok merhametlidir. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. O ki. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Elif Lâm Mîm. hiçbir şefaatçi yoktur. 6. insanlar da melekler gibi olur. 19. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. 9. 18. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden. yapmakta olduklarına karşılık olarak.” Bizim âyetlerimize ancak. 16. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık 4. onlar Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. Allah. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. Sonra onun neslini bir öz sudan. 30 âyettir. Hiç mü’min fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a0 kurulandır. onlar için. kudret ve hakimiyet tahtı. sınırsız kudret makamı demektir. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. Onlar.

Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. . 30. 26.” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. Onlara göz de açtırılmayacaktır. 29. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. De ki. 25. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.24. “Fetih (Kıyamet) günü. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. 27. 28. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız.

33- AHZÂB SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. 73 âyettir. Sûre, adını 20 ve 22. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Ahzâb, gruplar, demektir. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr0 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı0 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitabına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.0 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. (Allah bunu,) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.0 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. Hani onlardan bir grup, “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün” demişti. Onlardan bir başka grup da, “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız.”

6

7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

0

0

0

0

“Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir. Cahiliye döneminde zıhar yapmak, kadını kocasına ebediyen haram kılardı. İslâm ise kefaret uygulamasıyla bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı Mücadele sûresinin 2-4. âyetlerinde açıklanmaktadır. Cahiliye Arapları evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. Evlatlıklar, asıl babasının adıyla değil, evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Âyetler söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bu âyette, veraset sebebinin akrabalık olduğu, din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir.7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşından söz edilmektedir. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar, müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı.

17

De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 18,19 Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, “Bize gelin” diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu Allah’a kolaydır. 20 Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 21 Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 22 Mü’minler düşman birliklerini görünce, “İşte bu Allah’ın ve Resülünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resülü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 23 Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 24 Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 25 Allah inkar edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 26 Allah kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 27 Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. 28 Ey Peygamber! Hanımlarına de ki, “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut’a vereyim0 ve sizi güzelce bırakayım.” 29 “Eğer Allah’ı, Resülünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.” 30 Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. Bu Allah’a göre kolaydır. 31 İçinizden kim Allah’a ve Resülüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükafatını iki kat veririz. Biz ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 32 Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. 33 Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 34 Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 35 Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. 36 Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 37 Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki,
0

Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para ya da maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. âyetine bakınız.

eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.0 38 Allah’ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın emri kesinleşmiş bir hükümdür. 39 Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah hesap görücü olarak yeter. 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. 42 Onu sabah akşam tespih edin. 43 O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü’minlere çok merhamet edendir. 44 Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selam” dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. 45,46 Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 47 Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 49 Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut’a0 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 50 Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 51 Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizdekini bilir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) 52 Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile, başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah her şeyi gözetleyendir. 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz ,hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikahlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır. 54 Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 55 Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir. 56 Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.0 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.
0

0 0

Bu âyette adı geçen Zeyd, Hz. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. Hârise’dir. Hz. Peygamber onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd Hz. Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. Hz. Peygamber bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e, eşini boşamamasını söylüyordu. Ancak daha sonra Zeyd eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah, Zeyneb’i Hz. Peygamber’e eş yapmıştı. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar, onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Mut’a, koca tarafından, boşadığı eşine verilen para veya maldır. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. âyetine bakınız. Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salat etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.

57

Şüphesiz Allah ve Resülünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lanet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.0 58 Mümin erkekleri ve mümin kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 60,61 Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 62 Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. 63 İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 64 Şüphesiz Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 65 Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 66 Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, “Keşke Allah’a ve Resül’e itaat edeydik” diyecekler. 67 Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar.” 68 “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.” 69 Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ Allah katında itibarlı bir kimse idi. 70,71 Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resülüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 72 Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.0 73 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek; mümin erkeklerin ve mümin kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

0

0

Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak, Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir. İnsanın yüklendiği emanet, başta akıl, irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. İnsan, iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman, hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir.

34- SEBE' SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre adını, 15. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. Sebe’ (Seba), Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri, Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Hamd, göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. Hamd ahirette de O’na mahsustur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. 2. Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. 3. İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” 4. Allah’ın, iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. 5. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Yine inkar edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. 9. Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 10,11 Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. 12 Süleyman’ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa ona alevli ateş azabını tattırırız. 13 Cinler Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. 14 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. 15 Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.” 16 Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim0 selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. 17 Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. 18 Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” 19 Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. 20 Şeytan onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
0

“Arim”, tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel, bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır.

Allah katında. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.” Allah’ın. Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. Fakat insanların çoğu bilmezler. sen bizim dostumuzsun. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. Elçilerimi yalanladılar. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilah olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır.” Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. O gerçeği apaçık ortaya koyan. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. “Bu ancak apaçık bir büyüdür” dediler. Zayıf ve güçsüz görülenler. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda. sonra da meleklere.) Aksine O. Zayıf ve güçsüz görülenler. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. Ancak ahirete inananları. onları hep birden toplayacağı. Yine. “Bu (Kur’an). Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. sizinle gönderileni inkar ediyoruz” demişlerdir. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. Onlar değil. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. büyüklük taslayanlara. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. mutlak güç sahibi. büyüktür.21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti yoktu. Bir de.0 hakkıyla bilendir. büyüklük taslayanlara. “Bu sadece. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. ne de ileri geçebilirsiniz. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkar edenler. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O halde ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz. Zalimler Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hallerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir. Zulmedenlere. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. “O en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. Peki. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Fakat insanların çoğu bilmezler. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik).” Ne mallarınız ne de çocuklarınız.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Çünkü siz bize Allah’ı inkar etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.” İnkar edenler. De ki: “Şüphesiz. O rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Hayır. O yücedir. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Ey Muhammed. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. “Biz. de ki: “Şüphesiz. Büyüklük taslayanlar zayıf ve güçsüz görülenlere. onun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. 0 . “Size hidayet geldikten sonra. Hayır. uydurulmuş bir yalandır” dediler. “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Âyetin bu kısmı. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler.

Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. artık uzak bir yerden (dünyadan)0 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur.46 47 48 49 50 51 52 53 54 (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. . Şüphesiz O hakkıyla işitendir. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Allah için ikişer ikişer. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Eğer hidayete ermişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce). O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.” De ki: “Ben eğer sapmışsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Âyette. “ona inandık derler” ama onlar için. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkansızlığı vurgulanmaktadır. eskiyi de geri getiremez. O her şeye hakkıyla şahittir.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun.” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar.” Sen onları. O gaybleri hakkıyla bilendir. kuluna çok yakındır. 0 İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır.” De ki: “Hak geldi.

dilediğini hidayete erdirir.35. 13. Bunları sana hiç kimse. yoktan var eden demektir. 17. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. O. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. 0 “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Güzel sözler ancak ona yükselir. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Allah geceyi gündüzün içine sokar. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. 7. O yaratmada dilediğini artırır. (bir başkasını). çağrınızı duymazlar. 5. Allah sizi önce topraktan. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. 6.0 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir. hüküm ve hikmet sahibidir. ondan hiçbir şey yüklenilmez. gökleri ve yeri yaratan. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. bundan sonra onu gönderecek yoktur. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Günah yükü ağır olan kimse. Şu ise tuzludur. rüzgarları gönderendir. öldükten sonra dirilme. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sûre adını. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. övülmeye hakkıyla layık olandır. 15. Neyi de tutarsa. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. içimi kolaydır. Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kainat olayları. Sûrede başlıca. Bismillahirrahmânirrahîm 1. üçer. günahını yüklenmeye çağırırsa. İşte bu Allah’tır. onlar için çetin bir azap vardır. melekleri ikişer. hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. çağırdığı kimse yakını da 12. Şüphesiz bu Allah’a kolaydır. 2. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. Sakın çok aldatıcı (Şeytan) Allah hakkında sizi aldatmasın. 9. Allah insanlar için ne rahmet açarsa. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. 3. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. 4. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yer yüzünü diriltiriz. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. İnkar edenler için çetin bir azap vardır. acıdır. 45 âyettir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. . 14. Rabbinizdir. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. susuzluğu giderir. Mülk yalnızca O’nundur. Eğer Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Fâtır. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. Eğer onları çağırsanız. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. 10. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. mutlak güç sahibidir. Allah. 18. 11. Allah’ın nimetleri ve müminle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 16. gündüzü de gecenin içine sokar. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. İşte onların tuzağı boşa çıkar. Hamd. İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır ne de doğurur. yaratan. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. 8. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir.

Onlar cehennemde. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz. ancak sahibini kuşatır. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. Öldürülmezler ki ölsünler. İşte bu büyük lütuftur. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz O. ancak ziyanlarını arttırır. sizi yeryüzünde halifeler kılandır. 36. 39. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. 38. 34. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. halimdir (hemen cezalandırmaz. 31. 23. o kitaptan. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. bu ancak onların nefretlerini artırdı. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. 42. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaadetmezler. Şüphesiz o. Dağlardan da beyaz. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. Hiçbir ümmet yoktur ki. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. şükrün karşılığını verendir. Artık kim inkar ederse inkarı kendi aleyhinedir. Şüphesiz Allah. çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. gökleri ve yeri. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. mühlet verir). Onları hakkıyla görür. Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. 37. O. İnkarcıların inkarı. 26. Oradaki elbiseleri de ipektir. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Müşrikler. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Onlardan ortada olanlar vardır. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. Adn cennetlerine girerler. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. Şöyle derler: “Hamd. çok bağışlayandır. Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. Kör ile gören bir olmaz. Şüphesiz. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. Şüphesiz biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. olsa. 21. Allah’ın kitabını okuyanlar. Sonra ben inkar edenleri yakaladım. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. Öyle ise tadın azabı. Gölge ile sıcaklık bir olmaz. Sen ancak bir uyarıcısın. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Onlar. 30. Dönüş ancak Allah’adır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. 40. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. 24. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Onlardan kendine zulmedenler vardır. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. çok bağışlayandır. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). 25. şükrün karşılığını verendir. Allah’a karşı ancak. 43.” Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. . 41. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki Allah gökten su indirdi. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). İnsanlardan. 20. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Allah kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. 29. İnkarcıların inkarı. 33. 35.19. 22. 27. 28. Sen ancak. 32. Sen Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. Allah dilediğine işittirir. Oysa kötü tuzak.” “O. simsiyah taşlar da var. gögüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.” İnkar edenler için ise cehennem ateşi vardır. Andolsun. Bize orada usanç da gelmez. Şüphesiz O. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır.

44. Şüphesiz O. onları belirli bir süreye kadar erteliyor. 45. Ne var ki. Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. (gerekeni yapar). Nihayet süreleri gelince. Ne göklerde ve ne de yerde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey vardır. kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. . Eğer Allah insanları. kullarını hakkıyla görmektedir. hakkıyla kudret sahibidir. Çünkü Allah. hakkıyla bilendir.

Hani oraya elçiler gelmişti. 15 Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız.” 16 (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor.” 21 “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz. 11 Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. 14 Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı.” 22 “Hem ben.” 19 Elçiler de. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. 5. “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Artık görmezler. vahiy. Bir anda sönüp gittiler. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır.” 23 “Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese. 20 Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. Artık onlar iman etmezler.” 25 “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. 30 Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki.36. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik.” 24 “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.4 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. ölüleri mutlaka diriltiriz. 13 (Ey Muhammed!) Onlara. . 7 Andolsun. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.27 (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. Hayır.0 (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. o memleket halkını örnek ver.” 17 “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz. o halkalar çenelerine dayanmıştır. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur.” 18 Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Bismillahirrahmânirrahîm Yâ Sîn. 1 2. 83 âyettir. Sûrede başlıca insanın ahlakî sorumlulukları. Antakya halkına gönderilen peygamberler. onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32 Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. Onlar. 28 Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik. Gelin. 29 Sadece korkunç bir ses oldu. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). uyarmasan da onlar için birdir. ataları uyarılmamış. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Keşke kavmim. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.6 Kur’an. 33 Ölü toprak onlar için bir delildir. 12 Şüphesiz biz. O da. 8 Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele. beni dinleyin!” 26. onunla alay ediyor olmasınlar. öldükten sonra dirilme. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. Hz.3. hesap ve ceza konu edilmektedir. inanmazlar. 10 Onları uyarsan da. 9 Biz onların önlerine bir set. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Sûre. 31 Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi.

“Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. Bunları onların elleri yapmış değildir. bir kısmını da yerler. 41 Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. ne geri dönebilirlerdi. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63 “İşte bu. 56 Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. tehdit edildiğiniz cehennemdir. 46 Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. 51 Sûra üfürülür. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.35 Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. 70 (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. 68 Kime uzun ömür verirsek. 59 (Allah şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. Fakat nasıl görecekler ki?! 67 Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. zevk sürerler. hiç mi hiç zulmedilmez. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). 72 Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. İşte bu dosdoğru yoldur. 50 Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. şeytana kulluk etmeyin. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. “Allah’ın. 49 Onlar ancak. Gündüzü ondan çıkarırız. ilahlar onlara yardım edemezler. Onlardan bir kısmı binekleridir. Hâlâ şükretmeyecekler mi? . 39 Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Bana kulluk edin. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. 58 Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır). 75 Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde.” 53 Sadece korkunç bir ses olur. 71 Görmediler mi ki biz onlar için. 54 O gün kimseye. Elleri bize konuşur. o sizden pek çok nesli saptırmıştı.34. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74 Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilahlar edindiler. 40 Ne güneş aya yetişebilir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?0 36 Yerin bitirdiği şeylerden. Nihayet o. 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. Bu ona yaraşmaz da. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. Peygamberler doğru söylemişler. ne de gece gündüzü geçebilir. 57 Onlar için orada meyveler vardır. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. 73 Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. 0 Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. 55 Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.61 “Ey ademoğulları! Ben size. 66 Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. 45 Onlara.” 64 “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65 O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Bu mutlak güç sahibi. 76 (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. 43 Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. 52 Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. 48 “Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. 44 Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. inkar edenler iman edenlere. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69 Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. 38 Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. ne de kurtarılırlar. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. 37 Gece de onlar için bir delildir. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. 47 Onlara. diye emretmedim mi?” 62 “Andolsun. Onlar için diledikleri her şey vardır. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir. 0 Bu âyette. hakkıyla yaratandır. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.77 78 79 80 81 82 83 İnsan. O da hemen oluverir. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter.” O. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş halde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir . O. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.0 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. hakkıyla bilendir. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir.

göklerin. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir.3. 26 Hayır. Âyet. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.” 29 Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır.” 19 O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. 13 Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. 11 (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). Onlar için sürekli bir azap da vardır. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17 “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18 De ki: “Evet. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. 7 Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. 17 ve dipnotu. (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın. Hatta siz azgın bir kavimdiniz. Onlar ikram gören kimselerdir. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. Sâffât.4 Saf bağlayıp duranlara. Biz onu mutlaka tadacağız. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). birçok “Batı” oluşmaktadır. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkar edenlere cevap niteliğindedir. 36 “Biz. 10 Ancak onlardan söz kapan olur. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir.23.2. 25 Onlara. 27 Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). meleklerden. “İşte bu. Bize haktan yana görünürdünüz. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. 182 âyettir.” 31 “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti.0 5 O. hakkı getirmiş. Sûrede başlıca. Hârun. İshak. 12 Hayır. . âyet. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. Mûsâ.” 30 “Bizim.” 16 “Gerçekten biz. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. sıra sıra dizilenler.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. 15 (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.” 33 Artık onlar o gün azapta ortaktırlar 34 İşte biz suçlulara böyle yaparız. sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.0 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. 41. İbrahim. Sûre. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. İsmail. İlyas. Bismillahirrahmânirrahîm 1. biz sizi saptırdık. 14 Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. 0 0 0 0 Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. saf saf duranlar demektir. 37 Hayır. 39 Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 0 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” 21 Onlara. 38 Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. Nûh. yıldızlarla donattık. öyle değil.42 İşte onlar için belli bir rızık. 28 Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. 40 Ancak Allah’ın halis kulları başka. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir.9 Onlar. cinlerden kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte.” 32 “Evet.37. 35 Çünkü onlar. 20 Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür. “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. meyveler vardır. kendilerine. 8. sen (onların haline) şaştın onlar ise alay ediyorlar. O. siz zaten mü’min kimseler değildiniz. 22. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın.0 6 Biz en yakın göğü zinetlerle.24 Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri.

Onda baş döndürme özelliği yoktur. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. Rabbine temiz bir kalple gelmişti Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da bir takım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?” “O halde Âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti. “Bakar mısınız. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı.43 44 45. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. onu içmekle sarhoş da olmazlar. Sonra biz. Kısaca onların gözünde ölüm. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. Onlar. diyerek bunu inkar ettiler. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. “Ateş ağacı yakar. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88. neredeyse beni de helak edecektin.0 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından idi.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. Allah’ın dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler. elem. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı.” Müşrikler. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince. ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. “Gerçekten biz. onlardan önce. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. Andolsun. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. ölüp yok olacaklarını. Nûh bize dua edip seslenmişti. Böylece zakkum ağacı. Âlemler içinde Nûh’a selam olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?0 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse yanındakilere. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. bizim mü’min kullarımızdandı. İbrahim böyle yaparak. “öldükten sonra yok olup gideceğiz.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58. Böyle bir ağaç olamaz”. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. ızdırap ve azabın sembolü idi.89 90 91 0 Onlar Naim cennetlerindedirler. hali ne oldu?” der. O yüzden. Andolsun.0 O. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. diğerlerini suda boğduk. Bak. Çünkü o. Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. Müşrikler. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.0 İbrahim onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” 0 0 0 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. Hani o. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. . Sanki onlar (beyazlıklarıyla).” “Nasıl. İbrahim. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Andolsun.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.

” 106 “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. 110 İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 122 Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler.92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. 123 Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. 0 0 “Ba’l”.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.126 “Yaratıcıların en güzelini. 140 Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti.138 Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. 131 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 136 Sonra da diğerlerini yok ettik. 129 Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık. İbrahim şöyle dedi: “Ben Rabbime (onun emrettiği yere) gideceğim.” 107 Biz. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. 114 Andolsun.135 Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. emrolunduğun şeyi yap. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139 Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. “Yavrum. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre. 137. 128 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti. kendine apaçık zulmedenler de. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. 141 Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. 116 Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. 109 İbrahim’e selam olsun. Düşün bakalım. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. 121 Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. 134. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. 112 Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. O bana yol gösterecektir. ne dersin?” dedi. 113 Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. 111 Çünkü o mü’min kullarımızdandı. 124 Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125.104 Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip. biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. 120 Mûsâ’ya ve Hârûn’a selam olsun. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”0 127 Onu yalanladılar. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. “Onun için bir bina yapın. 132 Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. 117 Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.0 142 Böylece. 133 Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. “Babacığım. 118 Onları doğru yola ilettik.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105 “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin.” Kavmi. 130 İlyas’a selam olsun. 115 Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti. 103. İbrahim şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. 119 Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. O da. 108 Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. .

152 İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak. 180 Senin Rabbin. 182 Hamd. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler. 147 Biz onu yüz bin. yücedir. Onlar elbette yalan söylüyorlar. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti 172 “Onlara mutlaka yardım edilecektir. 153 Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154 Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155 Hiç düşünmüyor musunuz? 156 Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157 Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158 Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. 171 Andolsun. 176 Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177 Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178 Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. 160 Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir.143. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. 181 Peygamberlere selam olsun. 159 Allah onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. 161. Onlar da yakında görecekler. 149 Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de.168.169 Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. 164 (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır.” 173 “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir. 146 Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. 148 Nihayet onlar iman ettiler.” 165 “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. 145 Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.162. yücedir.” 167. erkek çocukları onların mı? 150 Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. yakında onlar da görecekler. elbette biz ihlâslı kullar olurduk. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.” 174 O halde bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175 Gözetle onları.” 170 Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır.163 (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz.144 Eğer o. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. kudret ve şeref sahibi olan Rab. 179 (Bekle ve) gör. .” 166 “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.

kazıklar sahibi0 Firavun. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. onlar benim Zikrimden (Kur’an’-dan) şüphe içindedirler. İşte onlar da (böyle) gruplardı. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o. “Korkma! Biz.0 O şanlı. 22 Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Davûd. İbrahim. Kafirler. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Derken Rabbinden bağışlama diledi. O. Allah’ın birliği. ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. Âd kavmi.19 Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları. Süleyman. Eyyüp. Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik.âyetinin dipnotuna bakınız. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Onun doksan dokuz koyunu var. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. 14 (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Onlar da pek azdır. yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık.” Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. Semûd kavmi. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. ilahlarınıza tapmaya devam edin. 18. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır.” 24 Davud dedi ki: “Andolsun. . Allah sözüdür). Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! 28 Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri. 26 Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır. İşte bu istenen şeydir. Benim ise bir tek koyunum var. Aramızda adaletle hükmet. 20 Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Böyle iken “Onu da bana ver” dedi ve tartışmada beni bastırdı.38. Onlar. 25 Biz de bunu ona bağışladık.13 Onlardan önce de Nûh kavmi.” 5 “İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? 1 2 3 4 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. ama artık kurtuluş zamanı değildi. iki davacı grubuz. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Onlar da feryat ettiler. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Davût peygamber’in hakemliği ve Hz. Nefis arzusuna uyma. 15 Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar 16 Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17 Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu yalancı bir sihirbazdır. İshak. “Gidin. müşriklerin inkarları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. Sûre. henüz azabımı tatmadılar. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11 Onlar.” 27 Biz göğü. 23 İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir. 12. İsmail. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Bismillahirrahmânirrahîm Sâd. Hayır. 9 Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10 Yoksa göklerin. Bu ancak bir uydurmadır. Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.7. Sûrede başlıca. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. 21 Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. 88 âyettir.8 İçlerinden ileri gelenler.

O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. Orası ne kötü durak yeridir!” der. Rabbine. büyük bir haberdir. “Bu Kur’an. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.” De ki. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. Şüphesiz onlar. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.” 0 Bu âyetin bu kısmı. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. size rahat ve huzur olmasın.50 51 52 53 54 55.0 Sonra tövbe edip bize yöneldi. O ne güzel bir kuldu! O. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. hesap günü için size vaad edilenlerdir. Biz de ona. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.29 30 31 32.” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk. mecazi olarak. benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. Mutlak güç sahibidir. onun emrine verdik. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. Süleyman.33 34 35 36 37. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. Süleyman. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. seçkin kimselerdendir (Ey Muhammed!) İsmail. Hani o. yeminini bozma. “Gerçekten ben malı. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir. bir ara fiziki gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. göklerin. bizim katımızda hayırlı. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 0 0 Bu Kur’an. İshak’ı ve Yakub’u da an. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. Tefsir bilginlerine göre âyette sözü edilen ceset. Andolsun. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman0. İşte bunlar. çok bağışlayandır. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i.” “O. “İşte bu bizim ihsanımızdır. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. “Hayır. “Onları bana geri getirin” dedi. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir.” O grup da.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49. Şüphesiz biz onları. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. cehennem vardır. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. Bu bir öğüttür. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. biz Süleyman’ı imtihan ettik. Bana.”0 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Onlar oraya girerler. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. Onların her biri iyi kimselerdi. Ona asla tükenme yoktur. . “Ey Rabbim! Beni bağışla. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.

83 İblis.81 Allah şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85 “Andolsun.” 87 “Bu Kur’an âlemler için ancak bir öğüttür. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. 76 İblis. “Ey İblis! “Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın. onu ise çamurdan yarattın” dedi. “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi 80. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.” .” 79 İblis. 77 Allah şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). çünkü sen kovuldun. “Senin şerefine andolsun ki.” 70 “Bana ancak.” 73 Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.” 88 “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. 75 Allah. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.” 71 Hani.” 78 “Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor. 84 Allah şöyle dedi: “İşte bu gerçektir. içlerinden ihlâslı kulların hariç.69 “Aralarında tartıştıkları sırada.” 82. 74 Ancak İblis eğilmedi.” 86 (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.” 72 “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.

Zümer. Onu bırakıp da başka dostlar edinenler. sizi bir tek nefisten yarattı. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Sûre. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. secde halinde ve ayakta. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. Tağut’tan0. zümreler.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar. o mutlak güç sahibidir. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkar ederseniz şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır.0 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2 3 4 5 6 Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi. Mülk (mutlak hakimiyet) yalnız onundur.” De ki: “Şüphesiz bana. Sûrede başlıca. . Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. (Ey Muhammed! Bizim adımıza de ki. halis din yalnız Allah’ındır. çok bağışlayandır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O.39. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte. âyetinin dipnotuna bakınız.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. O bundan uzaktır. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. Sonra ondan0 eşini var etti. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Çünkü O göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. âyetlerine bakınız. İyi bilin ki.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” “Bana. İşte Allah kullarını bununla korkutur. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’am sûresinin 143 ve 144. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. altlarında (ateşten) katmanlar vardır. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. kullar. Şüphesiz Allah yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın ta kendisidir. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır. gruplar demektir. Şüphesiz Allah ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 0 Buradaki “ondan” ifadesi. Ey kullarım bana karşı gelmekten sakının.) yoksa gece vakitlerinde. mü’minlerin cennete. O da size yaptıklarınızı haber verir. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. müslümanların ilki olmam da emredildi. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. İyi bilin ki. adını 71 ve 73. yarattıklarından dilediğini seçerdi. O bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. “Biz onlara sadece. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce ona yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. O halde kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. yücedir. 75 âyettir. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir.

0 0 Âyette. ölmeyenlerinkini de uykularında alır. kainatın düzeni bozulurdu. onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. korunma aracı olarak kullanacak olması. doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kafirler için kalacak bir yer mi yok!? 33 Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. Sen onlara vekil değilsin..40 De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Oysa tek sahibi olan köle kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. 37 Allah kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. 31 Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz 32 Kim. 24 Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse0. Onunla dilediğini doğru yola iletir. “Kazandıklarınızı tadın” denir. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü. intikam sahibi değil midir? 38 Andolsun. âyetleri. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. 26 Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette. yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi.” 39. kendisi için girmiş olur. Allah gerçek bir vaadde bulunmuştur. her şeyden evvel tüm imkanlarıyla yüzünü sakınır. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. onların çoğu bilmiyorlar. . böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. iyilik yapanların mükafatıdır. 30 (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. 36 Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. 22 Allah’ın. Keşke bilselerdi! 27 Andolsun. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. Allah vadinden dönmez. 29 Allah. ancak kendi aleyhine sapar. Ben de yapacağım. onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Bu iki adamın durumu hiç bir olur mu?0 Hamd Allah’a mahsustur. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. öğütleri. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. İşte bu. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. göğsünü İslâm’a açtığı. Kim doğru yola girerse. 21 Görmedin mi. 35 (Allah. Kim de saparsa.20 Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Allah mutlak güç sahibi. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. 34 Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. “Allah”. 25 Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. eğer onlara. Âyette. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. 42 Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. 28 Biz onu. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41 (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması halinde köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Hayır. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. hak olarak indirdik. 23 Allah sözün en güzelini. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat. derler.) işledikleri kötülükleri örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükafatlandırdı).” (Enbiya sûresi..

gaybı da. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. 71 İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. “Allah’ın yanında. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. 55. Onlar Allah’ı aciz bırakacak değillerdir. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın. 59 (Allah şöyle diyecek:) “Hayır. işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. 63 Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Fakat inkarcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. büyüklük tasladın ve inkarcılardan oldun. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki. 68 Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde. Allah’ın âyetlerini inkar edenler var ya. 58 Yahut azabı gördüğünde. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden.” 60 Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün. 70 Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. Onlar üzülmezler de. Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir. 46 De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Sonra ona bir daha üflenir. kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. 49 İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. “Allah beni doğru yola iletseydi elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin.” . O. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61 Allah.” 45 Allah bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Haydi ebedi kalmak üzere buraya girin. çok merhamet edendir. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” 73 Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. yüzleri kapkara kesilmiştir. Allah’tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler. 51 Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. Artık.43 Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44 De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. 69 Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. onların ortak koştuklarından uzaktır. 72 Onlara şöyle denir: “İçinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. o bir imtihandır. 50 Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. Fakat onların çoğu bilmezler. Sonra size yardım edilmez. 57 Yahut. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. “Bu. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Onlara kötülük dokunmaz. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. çok bağışlayandır. 48 (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış. kişi. 62 Allah her şeyin yaratıcısıdır. O her şeye vekildir. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. yücedir. 67 Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. “Evet geldi” derler. 52 Bilmediler mi ki. Çünkü O.” 47 Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. 64 De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65 Andolsun.” 66 Hayır. 53 De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol.” 54 Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun.56 Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Hayır.

74 75 Onlar şöyle derler: “Hamd. bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış halde görürsün. . Salih amel işleyenlerin mükafatı ne güzelmiş!” Melekleri de. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir.

Arş’ın sahibidir. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. ona rahmet etmiş olursun.. onların babalarından. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. Ancak O’na yönelen. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. bu görüş sağlıklı değildir. İki ölümden birincisi. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. İnkar edenler var ya. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. Allah. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. İşte bu büyük başarıdır. Onlara. 85 âyettir. size âyetlerini gösteren. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. 58. ölüm diye nitelenmektedir.” “Ey Rabbimiz! Onları da. sizin için gökten bir rızık indirendir. âyeti bunu açıkça göstermektedir. Dönüş ancak O’nadır. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. Oysa bu.0 Günahlarımızı kabulleniyoruz. Bu tür bir ölüm. dereceleri hakkıyla yükseltendir. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. inkâr edenler hakkındaki. O’ndan başka ilah yoktur. mutlak güç sahibi. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. günahı bağışlayan. âyet 56’ya aykırıdır. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Kafirler cehennemde. Sûrede başlıca. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. Âyette geçen iki ölümden ilkinin. Bismillahirrahmânirrahîm 1 2. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. . sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. bağışlayan demektir.0 Bu kitabın indirilmesi. “Ğâfir”. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. sadece kafirler için söz konusudur. Bugün asla zulüm yoktur. azabı ağır olan. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. hayata gelmeden önceki yokluk hali olduğu da ifade edilmiştir. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün.” O. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. adını 28. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. tövbeyi kabul eden. Benim cezalandırmam nasılmış. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. Sûre. hüküm ve hikmet sahibisin. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. kâfirlerin hoşuna gitmese de. “Nasıl. düşünüp ibret alır. Âyette geçen ikinci ölümün. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkar ederdiniz” diye seslenilir. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. Âyette sözü edilen mü’min. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. ikincisi ise kafirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. Ayrıca sûre.3 4 5 6 7 Hâ Mîm. O gün onlar ortaya çıkarlar. iki defa da dirilttin. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. (gördüler)! Böylece Rabbinin. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti.. 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 0 0 u harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. hakkıyla bilen. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. O. lütuf sahibi Allah tarafındandır. ölüp yok olmayı temenni edecek ebedi bir azap ortamında bulunacaklardır. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. Mü’min inanan kimse demektir. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. O halde. Firavun ailesinin. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de.” “Onları kötülüklerden koru. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım.40.” Duhân sûresinin 56. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. kendi indirir. âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır.

” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah kullarına asla zulmetmek istemez. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. Daha sonra o ölünce de. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. Eğer doğru söylüyorsa. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi.” Mûsâ da.33 34 35 36. sizi doğru yola ileteyim. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Şüphesiz Allah. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. Şüphesiz O güçlüdür.37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 Allah hak ve adâletle hükmeder. Şüphesiz Allah kullarını hakkıyla görendir. büyüklük taslayanlara. tamamen sonuçsuz kaldı. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. Âd kavmi. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar.24 25 26 27 28 29 30. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. Onlar ise. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun. zayıf olanlar. Kıyametin kopacağı günde de. ancak onun kadar ceza görür. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. günahları sebebiyle onları yakaladı. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri ona ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. mü’min olarak salih bir amel işlerse işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Firavun ailesini. Hâmân’a ve Kârûn’a0 gönderdik. (Öyle bir) ateş ki.” Allah onu. azâbın en kötüsü kuşattı.” Andolsun. Şüphesiz. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum.31 32. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum. Firavun dedi ki: “Bırakın beni Mûsâ’yı öldüreyim. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince. o bağrışıp çağrışma gününden.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir.” “Ey kavmim! Bu ne hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. Firavun ailesinden. Kadın veya erkek. Nûh kavmi. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. hakkıyla görendir. cezası da çok şiddetlidir. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. “Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. “Allah ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. aşırı giden.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. belki yollara.” Hâmân Firavun’un başveziridir. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben.” “Kim bir kötülük yaparsa. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. benim de Rabbim. kadınlarını sağ bırakın” dediler. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. Ahiret ise ebedi olarak kalınacak yerdir. dininizi değiştireceğinden. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Şüphesiz Allah kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. Böyle iken Allah.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. İşte Allah aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. Allah. Eğer yalancı ise. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. yalanı kendi aleyhinedir. Firavun’un tuzağı. onun yalancı olduğuna inanıyorum. 0 . dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o.20 21 22 23. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız ve sizi Allah’(ın azabından) kurtaracak kimsenin olmayacağı o Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. kim. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez. Ama başımıza geldiğinde bizi. “Biz size uymuş kimselerdik. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkar ediyorlardı.

2.” 67 O. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. 68 O. 73. âyet. âyet. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir. demek ki. . Siz pek az düşünüyorsunuz. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63 Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. 62 İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. 53. 52 O gün zalimlere. getirmişti” derler. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. îman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Hayır. tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. 59 Kıyamet günü mutlaka gelecektir. işte böyle döndürülürler. 51 Şüphesiz ki. sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. göğü de binâ yapan. âlemlerin Rabbine mahsustur. 69 Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70 Onlar. Alak sûresi. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. 57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması. Günahının bağışlanmasını iste. 76 Onlara. senden önce de peygamberler gönderdik. sonra “alaka”dan0 yaratan. Mü’minûn sûresi. fakat insanların çoğu şükretmezler. Onlardan sana anlattıklarımız da var. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. 66 De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. (Bekçiler). Şüphesiz O hakkıyla işitendir.72 O zaman onlar. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). duânıza cevap vereyim. Hamd. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. 79 Allah. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. anlatmadıklarımız da var. O halde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. Onlar da. 77 Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. 14. 0 “Alaka”. 50 (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar.74 Sonra onlara. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. sonra az bir sudan (meniden). 71. yaşatan ve öldürendir. Allah bunları. Fakat insanların çoğu bilmezler. İçinizden önceden ölenler de vardır. sonra da ateşte yakılacaklardır. bir kısmına binesiniz. sizi (önce) topraktan. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır. kötü yurt da onlaradır. 64 Allah. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. Lânet de onlaradır. 60 Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. 55 Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. 58 Kör ile gören. 56 Allah’ın âyetleri hakkında.54 Andolsun. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. “Evet. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65 O diridir. bunda hiç şüphe yoktur.49 Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. İsrailoğulları’na da. Onlar bilecekler. Bir şeye karar verdiğinde ona sadece “ol” der. âyet.” 61 Allah. 75 Bu. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz Allah. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. 78 Andolsun. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. o da oluverir. hakkıyla görendir. 5. İşte Allah inkârcıları böyle saptırır. Onlar. mazeretleri fayda vermez.

Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. kendilerine fayda vermedi. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. Fakat. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Azabımızı gördükleri zaman. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. Allah size âyetlerini gösteriyor. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). “Yalnız Allah’a inandık. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. . Bu.80 81 82 83 84 85 Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır.

5. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihâyet cehenneme vardıklarında. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. onların inkar konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. 11. 12. 54 âyettir. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. İşte bu.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından0 gelmiş. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevi etkileri konu edilmektedir. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfât vardır. 18. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. 21. 20. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. 16. 15. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. batılda ısrar edenlerin uyarılması. 8. Onlara yardım da edilmez. Allah’a ortak koşanların vay haline!” Onlar zekatı vermeyen kimselerdir. 22. İkisi de. Sûre. Derileri. Onlar derilerine. Lakin. ona ve yeryüzüne. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. âlemlerin Rabbidir. Hâ Mîm. 2. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı. gözleri ve derileri. 14. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. 17. dört gün içinde (dört evrede). Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. Semûd kavmine gelince biz onlara doğru yolu göstermiştik. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi.41. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Onlar. Allah’ın düşmanlarının. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. “İsteyerek geldik” dediler. gözlerinizin ve derilerinizin. Kulaklarımızda bir ağırlık. Sûre. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. Böylece onları. 3. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Bu sebeple biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz” demişlerdi. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. yapmış oldukları işler hakkında. Onlar ahireti de inkar ederler. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.0 Bu Kur’an. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. kulakları. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 13. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. Bu. onlar da. birer mecazî ifade olup. kendileri aleyhine şahitlik ederler. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. 9. “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım. 7. “Fussilet”. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. O halde sen (istediğini) yap. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. “genişçe açıklandı” demektir. 4. 19. Artık onlar işitmezler.” 6. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Sûrede başlıca hakka davet. 10.” O. .”0 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir.

Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. Allah düşmanlarının cezası ateştir. 0 Âyetten. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını.” 33 Allah’a çağıran. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. 36 Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. onda ayrılığa düşmüşlerdi. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. elbette ölüleri de diriltir.” 24. müşrikler güneşe. İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. 25. sonra dosdoğru olanlar var ya. övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Bir de bakarsın ki.” 27. Âyet. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34 İyilikle kötülük bir olmaz. güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. hakkıyla bilendir. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar.32 “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. 41 Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. İşte böyle. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır. 28. . inananlar için bir hidayet ve şifâdır. 35 Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. gündüz. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz. onu dirilten. O hüküm ve hikmet sahibi. size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. 46 Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Şüphesiz o. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. 40 Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. 29. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. Çünkü O. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). Şüphesiz o çok değerli ve sağlam bir kitaptır.23. 39 Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. orada canlarınızın çektiği her şey var. 37 Gece. seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). âyet. 42 Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler).0 38 Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. hakkıyla işitendir.” 45 Andolsun! Biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir. 26. üzülmeyin. De ki: “O. her şeye gücü hakkıyla yetendir. Şüphesiz ki. “İşte bu sizin. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre.” 30. Şüphesiz o. istediğiniz her şey orada sizin için var. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez. gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler. aralarında derhal hüküm verilirdi. Âyetlerimizi inkar etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedilik yurdu vardır. Güneşe ve aya secde etmeyin. 44 Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. hemen Allah’a sığın. hem de elem dolu bir azap sahibidir. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’dan bir ağırlama olarak. 43 Sana ancak. onlar için de gerçekleşti.“Onlara. onları yaratan Allah’a secde edin. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

içimizden onları gören hiçbir kimse yok. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Allah onlara. (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. Rabbinin. Rabbime döndürülürsem. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır. Andolsun. her şeyi kuşatandır. . İyi bilin ki. İnsan. Andolsun. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. genişlik) istemekten usanmaz.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. hayır (mal.47 48 49 50 51 52 53 54 Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. onlara mutlaka ağır azâptan tattıracağız. yıkılır. mülk. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. O.

Allah. 3. Fakat O. 8. Allah bizim de Rabbimiz. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. mutlak güç sahibidir. Sûre.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah’tır. büyüktür. Onlara bir gazap vardır. . Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. O. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. O. Rabbim Allah’tır. çok merhamet edendir. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. 9.. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. 15.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında bâtıldır. hakkıyla işitendir. 10. O. Bizim işlediklerimiz bize. Sen onlara vekil değilsin. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. 11. onun çabuk kopmasını isterler. aralarında hemen hüküm verilirdi. 17. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. 12.. Şüphesiz O. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Dönüş de ancak O’nadır. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Şûrâ danışma demektir. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. İnananlar ise. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. 53 âyettir. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini). Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. Ayn Sîn Kâf0 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. sizin işledikleriniz sizedir. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. ayrıca kainatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün halleri konu edilmektedir. İşte bu. 2. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İyi bilin ki. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. 6. sana vahyettiğini. sizin de Rabbinizdir. her şeyi hakkıyla bilendir. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslam kastedilmektedir. İbrâhim’e. hak olarak Kitab’ı ve mizanı0 indirendir. Onlar için çetin bir azap vardır. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince. O. Allah dileseydi onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. adını 38. Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Allah hepimizi bir araya toplayacaktır. Onlar. bir grup ise cehennemdedir. hakkıyla görendir. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. ölüleri diriltir. İyi bilin ki Allah. 4. Âyetin bu kısmı. 14. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol.42. Melekler ise. 18. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. dilediğini rahmetine sokar.” şeklinde de tercüme edilebilir. Mizan ölçü demektir. O. Hâ Mîm. Allah kullarına çok lütufkârdır. Allah ona dilediğini seçer. yücedir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. 19. Bir grup cennette. gökleri ve yeri yaratandır. 5. Kıyamete inanmayanlar. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. çok bağışlayandır. kuvvetlidir. 7. dilediğini rızıklandırır. 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Bu sûretle sizi üretiyor. 16. Size kendinizden0 eşler. 13. O. Allah onları daima gözetlemektedir. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. kendilerine bilgi geldikten sonra. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. “kendi türünüzden.

O. Kafirler için ise çetin bir azap vardır. Sana düşen. rahmetini her tarafa yayandır. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. İyi bilin ki zâlimler. rızkı dilediği ölçüde indirir. dilediği zaman. 35. Şüphesiz O. O’nun varlığının delillerindendir. birçoğunu da affeder. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. 27. İnananlar da. Bu mükafat. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı). 45 Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. İşte bu Allah’ın. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. Kim de dünya kazancını isterse. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder. Şüphesiz. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. 41 Zulme uğradıktan sonra. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. Şüphesiz O. Gökleri. Sen zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse onun mükafatı Allah’a aittir. ona da istediğinden veririz. 30. dilediğini yaratır. Elbette bunda çok sabreden. 47 Allah’tan. artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). onun iyiliğini artırırız. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. Yoksa.” Kim güzel bir iş yaparsa. 46 Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. 28. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. bu dünya hayatının geçimliğidir. yine de çoğunu affeder. 42 Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. çok bağışlayandır. 44 Allah kimi saptırırsa. geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce. dilediğine erkek çocukları verir. öfkelendikleri zaman bağışlayanlar. Allah böyle yapar ki. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. 31. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar.37. biz seni onlara bekçi göndermedik. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar. Allah bâtılı yok eder. 40 Bir kötülüğün karşılığı. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. O. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. O’nun varlığının delillerindendir. Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.38. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. 49 Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. 23. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. şükrün karşılığını verendir. 33. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. sadece tebliğdir. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. Dilediğine kız çocukları. 25. sürekli bir azâp içindedirler. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. Fakat O. 32. Allah. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. övülmeye lâyık olandır. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. Kim âhiret kazancını isterse. O. çok şükreden herkes için ibretler vardır. 36. dost olandır. O. Şüphesiz O. 29. Şüphesiz Allah. Allah kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. lütfundan onlara fazlasını da verir. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. .20. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. derhal aralarında hüküm verilirdi. 34. 22. 26. aralarında yardımlaşanlar içindir.39 (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. O. O. kullarından tövbeyi kabul eden. İşte bu büyük lütuftur. O. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. 24. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. inkar edebilirsiniz! 48 Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). Rabbinizin çağrısına uyun. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. 43 Her kim de sabreder ve bağışlarsa. onun kazancını artırırız. 21. bir saldırıya uğradıkları zaman. zâlimleri sevmez. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. işleri.

hakkıyla gücü yetendir. hüküm ve hikmet sahibidir.53 İşte sana da. Sen kitap nedir. Yahut bir elçi gönderip. . dişiler olmak üzere çift verir. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. dilediği kimseyi de kısır yapar. bütün işler sonunda Allah’a döner. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. kullarımızdan dilediğimizi. Fakat biz onu. iman nedir bilmezdin. izniyle ona dilediğini vahyeder.50 Yahut o çocukları erkekler. Şüphesiz O. 52. Şüphesiz O yücedir. her şeyi hakkıyla bilendir. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. emrimizle. 51 Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. İyi bilin ki. yahut perde arkasından konuşur.

ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Zühruf yaldız.14 O bütün çiftleri yaratan. Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. hikmetlerle doludur. 12. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. kurulduğunuzda. Sûrede başlıca tevhit. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. 30 Fakat kendilerine Hak gelince. oğulları size mi seçip ayırdı? 17 Onlardan biri. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. adını 35. 24 (Gönderilen uyarıcı. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Onlar sadece yalan söylüyorlar. 18 Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19 Onlar. 25 . 1 2. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim.0 Apaçık Kitab’a andolsun ki. 20 “Eğer Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik” dediler.3 4 5 6 7 8 9 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. biz onu kesinlikle inkar ediyoruz” dediler. 23 İşte böyle. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Onlar. 89 âyettir. “Bu bir büyüdür. “Onları mutlak güç sahibi. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. iyice anlayasınız diye biz. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. böyle diriltileceksiniz. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. 10 O. Allah. İşte siz de. âyette geçen “Zühruf” kelimesinden almaktadır. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de.” 27 “Ben ancak O.” 28 İbrahim bunu. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. . öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz” dediler. bak nasıl oldu! 26 Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Şüphesiz o. 16 Yoksa. mutlaka. Haddi aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. onu Arapça bir Kur’an yaptık. onlara. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. oranın şımarık zenginleri. 29 Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Sûre. beni yaratana taparım. Biz.43. çok yücedir. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. Yalanlayanların sonu.13. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. Biz de onlardan intikam aldık. 11 O gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir.) “Ben size. 15 Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. belki dönerler diye. üzerlerine kurulasınız. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. sonra da. 21 Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22 Hayır! Onlar sadece. mücevher. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. Yahut da. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. Müşrikler. Şüphesiz bu Kur’an. . Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? Andolsun. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. sadece. bizim için Rabbine dua et. Peygamber’e yakıştıramıyor. ondan hesaba çekileceksiniz. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” “Yoksa ben. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. Sağırlara sen mi duyuracaksın. Artık o. Muğîre’ye. Çünkü zulmettiniz. arkadaşına. Kim. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” Firavun kavmini küçük düşürdü (ezdi). Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. bizim onlara gücümüz yeter. bu doğru bir yoldur. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. şu zavallı. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. yoksa İsa mı?” dediler. onlardan intikam alırız. o mucizelere gülüyorlar! Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. sonradan gelecek inkârcılara. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. Bütün bunlar. Rabbinin katında ahiret ise. onun ayrılmaz dostudur. Bütün bunlar. onları azaba uğrattık. Kur’an’ın. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar.0 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. Eğer dileseydik. Hepiniz azapta ortaksınız” denir.31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 0 “Bu Kur’an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. derece derece üstün kıldık. Birbirlerine iş gördürmeleri için. Onları. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. peygamberliği. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık. Rabbinin rahmeti. Rahmân’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. bana uyun. hepsini suda boğduk. Onlara. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. Sonunda bize geldiğinde. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Rabbinin katında ahiret ise. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. bir de bakmışsın. Onlar da kendisine itaat ettiler. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. sadece dünya hayatının geçimliğidir. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. İsa. Doğru yola dönsünler diye. (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. yahut Tâif’li Urve b.

Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! 66 Onlar (bu tavırlarıyla) ancak. 81 (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. 85 Göklerin. 67 O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında.69 (Allah şöyle der:) “Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. 74 Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. Öyleyse O’na kulluk edin.” O da. yerde de ilah olandır. sizin de Rabbinizdir. . 77 (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. Yakında bilecekler. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. gökte de ilâh olandır. 68. hakkıyla bilendir. 76 Biz onlara zulmetmedik. 80 Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil. 83 Bırak onları. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.” 71 Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır.” 70 “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. siz üzülmeyeceksiniz de. kendileri zâlim idiler. 75 Azapları hafifletilmeyecektir. dostlar birbirine düşman olurlar. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. onların nitelendirmelerinden uzaktır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. O hüküm ve hikmet sahibidir. 89 Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selam olsun” de. 78 Andolsun. halbuki bunun farkında değillerdir. Onlar azap içinde ümitsizdirler. 73 Orada sizin için bol bol meyve var. onlardan yersiniz. size hakkı getirdik. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88 Onun (Muhammed’in). işte bu doğru bir yoldur. Öyle ise. 65 Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.” 64 Şüphesiz Allah. Arş’ın da Rabbi olan Allah. “Allah” derler. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. 86 Onu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Fakat onlar. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. benim de Rabbim.” 82 Göklerin ve yerin Rabbi. 84 O.63 İsa. 72 İşte. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. 79 Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. 87 Andolsun.

Kur’an’ın indirilişi. 9 Fakat onlar.5. 13 Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. 18 O şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. yeri ve bunlar arasında bulunanları. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. 12 İnsanlar. 14 Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. âyet. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. bu bir deli!” dediler. 4. âyetinde açıkça belirtilmiştir. nice güzel konaklar! 27 Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28 İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. 30. 32 Andolsun. O. Firavun’dan kurtardık. Bu âyette Hz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 182. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. Yemen hükümdarlarına verilen addır. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. Sûrede başlıca. O hakkıyla işitendir. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. hakkıyla bilendir. haddi aşanlardan bir zorba idi. çünkü takip edileceksiniz.” 36 “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. 1 2. onları. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim. çünkü biz artık inanıyoruz” derler.” 19 “Allah’a karşı ululuk taslamayın. nice pınarlar bıraktılar.6. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır.3 0 0 0 0 0 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. beni taşlamanızdan. onlara mühlet de verilmedi. 23 Allah da şöyle dedi: “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. elem dolu bir azaptır. Kureyş’in Hz. 10 Göğün açık bir duman0 getireceği günü bekle.44.” 21 “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. 34. 15 Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. 26 Nice ekinler.” 20 “Şüphesiz ki ben. 8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Mûsâ Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. 38 Biz. Duhan.”0 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. 16 Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. “Tübba”. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. Mûsâ’ya. şüphe içinde eğlenip duruyorlar. Peygamberi yalanlaması. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan.0 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki. benim de Rabbim. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir. 11 (O duman) insanları bürür. Rabbinden. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. 17 Andolsun. Bismillahirrahmânirrahîm Hâ Mîm.7 Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu bu dumanın. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. önceki atalarınızın da Rabbidir. 59 âyettir. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1. öldürür. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. Bu. siz de yine eski halinize döneceksiniz. eğlenmek için yaratmadık. biz onu mübârek bir gecede0 indirdik. âyet. sizin de Rabbiniz. gökleri. Çünkü o. Şuarâ sûresi.” 24 “Denizi açık halde bırak. duman demektir. 33 Onlara. 29 Gök ve yer onların ardından ağlamadı. Sûre.” 22 Sonra Mûsâ Rabbine. yoksa Tübba’0 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik.31 Andolsun. Biz diriltilecek değiliz. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. Yaşatır.” 37 Bunlar mı daha hayırlı. .35 Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. müşriklerin ona karşı tutumu. 25 Onlar geride nice bahçeler. göklerin.

Ama onların çoğu bilmiyorlar. günahkarların yemeğidir. cehennemin ortasına sürükleyin. 57 Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir.39 40 41 42 Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. 43. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. Allah onları cehennem azabından korumuştur. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. maden eriyiği gibidir. 56 Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar.” 48 “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün. .44 Şüphesiz. 58 (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir. 54 İşte böyle. Kendilerine yardım da edilmez. onlar da beklemektedirler. 53 İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. İşte bu büyük başarıdır. hüküm günü. düşünüp öğüt alsınlar. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. çok merhamet edendir. 55 Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. 59 Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. Şüphesiz. 47 (Allah görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu.46 O. 52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. şerefliydin!?” 50 “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51 Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. zakkum ağacı. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. 45. Yalnız.” 49 (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün.

3. Hâ Mîm. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. hak ve hikmete uygun olarak. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 5. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. gökleri ve yeri. kendilerini. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. 19. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhine yapmış olur. Yoksa kötülük işleyenler. 11. Allah’ın âyetleridir. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.0 Kitab’ın indirilişi. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. 12. emriyle akıp gitmesi. 22. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. aralarında hüküm verecektir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Allah’ın. diz üstü çöken demektir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. İsrailoğullarına kitap. İşte bunlar. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 18. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Nefsinin arzusunu ilah edinen. Sûre. Bu Kur’an. Şüphesiz.45. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkar ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. mutlak güç sahibi. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. Kim salih bir amel işlerse kendi lehine işlemiş olur. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Sen ona uy. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. 2. göklerde ve yerde. 23. 13. Sûrede başlıca. 6. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. Andolsun biz. içinde gemilerin. 0 . 8. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Kur’an’ın indirilmesi. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. Câsiye. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. Şüphesiz Rabbin. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. 20. 10. 4. 7. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. adını 28. 16. Onlara zulm edilmez. 21. 17. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay haline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. 9. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. 14. İnananlara söyle. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. Allah. Çünkü onlar. hükümranlık ve peygamberlik verdik. 37 âyettir. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). 15. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.

O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. 26. Sonra sizi öldürecek. İşte bu apaçık başarıdır.24. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. O. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. bu gün biz de sizi unutuyoruz. 32. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. 29. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. mutlak güç sahibidir.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. . 25. Rableri onları rahmetine sokacaktır. Hamd. 27. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. 31.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Barınağınız ateştir. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Kıyamet kopacağı gün. ama insanların çoğu bilmezler. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. 34. sadece zannediyoruz. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. 37. 35. Ölürüz ve yaşarız. kendilerini kuşatıvermiştir. Allah’ın va’di gerçektir. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise. size karşı gerçeği söylüyor. işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz. 28. 36. hüküm ve hikmet sahibidir. 33.” İşte kitabımız. Yardımcılarınız da yoktur. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. 30. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. Bizi ancak zaman yok eder.” “Bunun sebebi.

âyet. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. âyet. 14. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. 144. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). 18. Sûre. onlar üzülmeyecekler de.46. inananlar için. Ahkâf. Hâ Mîm. gökleri. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. onların ibâdetlerini de inkâr ederler. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. 17. 6. apaçık bir büyüdür” dediler. 5. Bu. 2.0 Kitab’ın indirilişi. âyet. Ben sâdece bana vahyedilene uyarım. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. O.” İşte. 43. Hicr sûresi âyet 10. o da. 0 0 Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. çok merhamet edendir. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. onlar onu kabulde. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. Yapmakta olduklarına karşılık. orada sürekli kalacaklardır. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. 78. Onunla doğru yolu bulamadıkları için.” De ki: “Ne dersiniz? Şâyet bu. İsrailoğullarından bir şâhit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı halde. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. Nahl sûresi. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. . çok bağışlayandır. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık.Peygamber’in. İnkar edenler ise. Şüphesiz ben sana döndüm. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. Neslimi de salih kimseler yap. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye onlar Allah’a sığınarak. 9. Nihayet olgunluk çağına gelip. 11. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. sizin. 16. mutlak güç sahibi. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. 12.0 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Ben sâdece apaçık bir uyarıcıyım. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. bunların tapınmalarından habersizdirler. Mü’min sûresi. 3. 7. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. “Yazıklar olsun sana! İman et. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. “Bu. Biz. Yoksa.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Allah’ı bırakıp da. âyet. 47. bizi geçemezlerdi” dediler. 35 âyettir. 13.” İnkâr edenler. 10. Onlar cennetliklerdir. adını 21. Bismillahirrahmânirrahîm 1. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. Âl-i İmrân sûresi. Hz. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. düşünmeden “Bu. İşte onlar. 8. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. Anne ve babasına. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. Bu ise. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Şüphesiz Allah zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. 15. Âyetin bu kısmı. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. 4.

yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Allah’ı bırakıp ona yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. “Susun!” dediler. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. 21. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Ben size. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. Bu onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. gözler ve kalpler vermiştik. ona iman edin ki. 35. Andolsun. “Bu gerçek değil miymiş?” denir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. Hûd. Allah. 29. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın. Onlar. 34. 26. Aslâ kendilerine haksızlık yapılmaz. 20. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onlar ise. Bu bir duyurudur. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz. Onlar. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. 33. 25.” “Ey kavmimiz! Allah’ın dâvetçisine uyun. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. 0 “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. onların zevkini sürdünüz. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. “Hayır. 27.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. Onlar için acele etme. 24. Hani Ahkâf’taki kavmini. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. “Ancak Allah’a ibadet edin. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. onun huzuruna gelince0 birbirlerine. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. Andolsun. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. kendinden önceki kitapları doğrulayan. 31. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. . Fakat kulakları. 30. O azabı vâdilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. İşte biz. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. “O. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. (Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. 28. 22. “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. Kendilerine kulaklar. 32. 23. “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd. Mûsâ’dan sonra indirilen.19. “Evet. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. İnkar edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. Bismillahirrahmânirrahîm 1. hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de. Sûre ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kitâl sûresi”. Onların kalacakları yer ateştir. 0 Savaşın sona ermesinden maksat. 5. ortadan kalkması da olabilir. 11. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). 16. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri.47. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. yeryüzünde savaşın sona ermesi. . 18. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. Bu. Allah yolunda öldürülenlere gelince. 10. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. esirler. yıkım onlara! Allah. dinini uygularsanız). Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. 17. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. diye de anılmaktadır. “Az önce ne söyledi?” derler. içinde kalacağınız yeri de bilir. inanıp salih ameller işleyenleri. 12. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. 19. Bu. Allah’ın. biz onları helak ettik. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. Sûre. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. 8. 14. onların işlerini boşa çıkarmıştır. 2. İşte bunlar. 15. Onlar yeryüzünde dolaşıp. Şüphesiz Allah. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. tadı değişmeyen süt ırmakları. İşte Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. 38 âyettir. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Bu cennetliklerin durumu. Rablerinden de bağışlama vardır.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. Onları. 3. ikinci âyette geçen adından almıştır. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. 9. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. İnkâr edenlere gelince. 7. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. adını Peygamber Efendimizin. Bu. 4. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. savaş. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. Hem kendinin. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. 6. Allah onların hidayetini artırır. 13. Allah’ın inananların yardımcısı olması. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar. inkâr edenlerin bâtıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. inkâr edenlerin ise.0 Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. İşte Allah. Hidayete erenlere gelince. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin.

Allah onların gizlice konuşmalarını bilir.20. Sakın za’f göstermeyin. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah yaptıklarınızı bilir. İnkâr eden. münafıkların. konuşma tarzlarından da tanırsın. O da onlara pek yakındır. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. kalplerinde hastalık olanların. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Andolsun. Amellerinizi boşa çıkarmayın. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve onun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. 31. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. gözlerini kör ettiği kimselerdir. 37. 30. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. Bu. 32. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. 38. 22. içinizden. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. 25. 23. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. yüz çevirdiğinizde0 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Demek. Melekler. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. 21. Yoksa. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak? Bu. sonra da inkarcılar olarak ölenler var ya. 24. öyle mi? İşte bunlar. . Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. İnkâr edenler. 0 Âyetin baş tarafı.” şeklinde de tercüme edilebilir. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız. onların amellerini boşa çıkaracaktır. Allah yolundan alıkoyan. İnananlar. 35. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisin geri dönenleri.. 26. 28. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. “Demek. kulaklarını sağır. İşte sizler. başa geçtiğinizde. 34. 27. elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah’ın lânetleyip. 33. Peygamber’e itaat edin. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Allah. siz ise fakirsiniz. sen onları yüzlerinden tanırdın. cimrilik ederdiniz. onları sana gösterirdik de. 29. sen onları. Andolsun.. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. 36. Allah sizinle beraberdir. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.

Bu olay İslam tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. Allah mutlak güç sahibidir. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır. 14 Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. 6 Bir de.” Onlar. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. Âyette. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. Allah onu. Sûre. Gönüllerinde olanı bilmiş. dilediğine ceza verir. 18 ve 27. 15 Savaştan geri bırakılanlar. cihad. Kim de yüz çevirirse. 4 O. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih0 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. 11 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana.0 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. ona yardım edesiniz. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın. 16 Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. hüküm ve hikmet sahibidir. 1 2. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. siz ganimetleri almaya giderken. onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. onların kötülüklerini örtmesi içindir. adını 1.48. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. topala güçlük yoktur. Hz. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz. Allah büyük bir mükâfat verecektir.19 Şüphesiz Allah. sana olan nimetini tamamlasın. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. hüküm ve hikmet sahibidir. Âyette sözü edilen fetih. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. hicretin altıncı yılında Hz. hastaya güçlük yoktur. inanan erkek ve kadınları. Hudeybiye’de müslümanların. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. 13 Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. içlerinden ırmaklar akan. 5 Bütün bunlar Allah’ın. şüphesiz biz. . Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Allah önceden böyle buyurmuştur. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. Allah hakkıyla bilendir. dilediğini bağışlar. Allah katında büyük bir başarıdır. De ki: “Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse. şanlı bir zaferle yardım etsin. Allah’ın. 8 (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Sûrede başlıca. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik. 29 âyettir. Bismillahirrahmânirrahîm Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. inkarcılar için alevli bir ateş hazırladık. inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.0 Ta ki Allah. onu elem dolu bir azaba uğratır. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir.” 12 (Ey münafıklar!) Siz aslında.) 10 Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. O. onlara huzur. “Bîat”. çok merhamet edendir. Allah mutlak güç sahibidir. Allah çok bağışlayandır. hüküm ve hikmet sahibidir. Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. İşte bu. 9 Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Bu. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. 18. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Hayır. el tutuşup söz vermek demektir.” 17 Köre güçlük yoktur.3 0 0 0 Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7 Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. onlar pek az anlarlar.

ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah. inkârcılara karşı çetin. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Allah’ın Resülüdür. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır.0 O. arkalarını dönüp kaçarlar. Allah.20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 Allah size. Andolsun. Allah. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. İşte bu. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. Onların. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Allah dilerse. birbirlerine karşı da merhametlidirler. kalınlaşmış. rükû ve secde halinde. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. Onunla beraber olanlar. fakat Allah’ın. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Şahit olarak Allah yeter. Allah. İnkar edenler sizinle savaşsalardı. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir. (Allah böyle yaptı) ki. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. onu kuvvetlendirmiş. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. onların ellerini sizden. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Allah’ın ötedenberi işleyip duran kanunu (budur). 0 Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. gövdesi üzerine dikilmiş. bunlar mü’minler için bir delil olsun. onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. Mekke’nin göbeğinde. . Hani inkar edenler kalplerine taassubu. sizin ellerinizi onlardan çekendir. Muhammed. Henüz elde edemediğiniz. Eğer. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış. Onlar. Allah ise. (Allah Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. O. sizi de doğru bir yola iletsin. Eğer. içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. sonra da ne bir dost.

Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. 16. Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. 0 0 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. Birbirinizi karalamayın. 15. Allah katında en değerli olanınız. 4.” 10. “iman ettik” demeyin. çok merhamet edendir. 5. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. Allah’a karşı gelmekten sakının. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. 11. Bedevîler “İman ettik” dediler. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Allah hakkıyla bilendir. Allah. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. 13. Fakat Allah. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Bilin ki. sonra şüpheye düşmeyen. Allah çok bağışlayandır. sıkıntıya düşerdiniz. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır.49. Allah. “Fakat İslâm’a girdik. 2. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. gerek Hz. Ey insanlar! Şüphe yok ki. . gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. çok merhamet edendir. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. çok bağışlayandır. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. hakkıyla haberdâr olandır. Sûre. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Şüphesiz. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. De ki: “İman etmediniz. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. Peygambere karşı. 8. birçok işlerde size uysaydı. Birbirinize bağırdığınız gibi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. her şeyi hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. inkârı. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. 12.) “Fakat boyun eğdik” deyin. âdaletli davrananları sever. Ey iman edenler! Seslerinizi. Allah hakkıyla işitendir. Mü’minler ancak kardeştirler. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Allah’ın. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın.” İman edenler ancak. Birbirinizin gıybetini yapmayın. mü’minlerin. elbette kendileri için daha iyi olurdu. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Burada Hz. hakkıyla bilendir. Hucurât odalar demektir. 7.0 Henüz iman kalplerinize girmedi. (Öyle ise. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. 6. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. çok merhamet edendir. 3. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. 14. Sûrede başlıca. Bismillahirrahmânirrahîm 1. fasıklığı ve (İslam’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Eğer o. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. Allah. 9. Allah’a ve Peygamberine inanan. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.0 Onlar. 18 âyettir. Bu cümle. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Çünkü Allah.

Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın.17. Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar.” Şüphesiz Allah. . Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 18. göklerin ve yerin gaybını bilir.

KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. 19 Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. 20 (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. “daha var mı?” der. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. Lût’un kardeşleri.” 24. 45 âyettir. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26 “Allah ile beraber. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. Eykeliler. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. (hakka karşı) inatçı. “Doldun mu?” deriz.) 23 Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.10. artık bugün gözün keskindir” (denir. Res halkı ve Semûd kavmi. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. 9. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. 8 Bütün bunlar.50. 17 Üstelik. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkarcı milletlerin başlarına gelen felaketler.0 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3 “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu.” 28 Allah şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin.11 Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). . onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yemen Hükümdarına verilen addır. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. O da. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. uğradıkları azaplar konu edilmektedir.14 Onlardan önce Nûh kavmi. tehdidin gerçekleşeceği gündür. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.2 0 0 Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 1.” 29 “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. hayrı hep engelleyen. 22 (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. toprağın. İşte bu. Şimdi gaflet perdeni açtık. 5 Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. Artık onlar kararsız bir haldedirler. Bismillahirrahmânirrahîm Kâf. Âd ve Firavun. Peygamberlik. 16 Andolsun. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. “İşte bu. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi. 12. 21 Herkes beraberinde bir sevk edici. Sûrede başlıca İslam inancının temel esasları çerçevesinde. başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27 Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.13.25 (Allah şöyle der:) “Atın cehenneme. Tübba’ın0 kavmi de yalanlamıştı. akla uzak (imkansız) bir dönüştür!” 4 Şüphesiz biz. 31 Cennet Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. "Tübba". 15 İlk yaratmada acizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar. biri insanın sağ tarafında. 7 Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. Sûre.” 30 O gün Cehenneme. Allah’ın birliğinin delilleri.

bir sonraki 40. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. (kabirlerden) çıkış günüdür. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. Katımızda daha fazlası da vardır.33 Onlara şöyle denir:) “İşte bu. 36 Biz onlardan önce. 41 (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. .32. (hesap için) bir toplamadır. O. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. 43 Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. (o sese) kulak ver. Kaçacak bir yer mi var? 37 Şüphesiz bunda.” 34 “Oraya esenlikle girin. âyette ise. 39 O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de. 0 Bu âyette sabah. gökleri. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.” 35 Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir.0 40 Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. onlara karşı bir zorba değilsin. 44 O gün yer. her tövbe eden. Bu. ebedilik günüdür. O halde sen. İşte bu. 38 Andolsun. bize göre kolaydır. 42 O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. İşte bu. onun emrini gözeten için. Sen. Dönüş de ancak bizedir. 45 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz.

varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. “Yemez misiniz?” dedi. O da “Size de selâm olsun.21 Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. 43 Semûd kavminde de ibretler vardır. Onlar. 18 Seherlerde bağışlama dilerlerdi. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti 44 Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. kendini kınıyordu. hüküm ve hikmet sahibidir.3. 42 Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. 10.5. muhakkak siz. elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12 “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar.0 7. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. 20.” 15.14 Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar.51.” 31 İbrahim onlara: “O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. öldükten sonra hesap için toplanma. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. Zâriyât. 38 Mûsâ kıssasında da ibret vardır. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. 29 Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu.” 35 Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. inkarcıların ahirette karşılaşacakları azap. 60 âyettir. kolaylıkla akanlara.8 Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. 26 Hissettirmeden ailesinin yanına gidip. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik.2. size vaad olunan şey elbette doğrudur. mü’minlere verilecek mükafatlar. ağırlık taşıyanlara. Hani onlara. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. 23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar). Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. üzerlerine çamurdan. 28 (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. 40 Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. hakkıyla bilendir. 37 Orada.6 Tozutup savuranlara.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. 30 Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. mutlaka onu kül ediyordu. 24 (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25 Hani onlar. O ise (pişman olmuş). (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.16 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Şüphesiz O. sizin konuşmanız gibi gerçektir. . (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. 41 Ad kavminde de ibretler vardır. 17 Geceleri pek az uyurlardı. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. 32. Bismillahirrahmânirrahîm 1. 27 Onu önlerine koydu. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket halinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kainat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. Hâlâ görmüyor musunuz? 22 Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.4.” demiş. 13. 0 Âyetlerde rüzgar. Sûre. 45 Artık. 9 Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. esip savuran rüzgarlar demektir. 36 Zâten orada bir ev halkında başka müslüman bulamadık.34 Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine). Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. bütün bunların ilahî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır. Sûrede başlıca. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). iş bölüştürenlere andolsun ki. 39 O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. 19 Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.33. bulutlar.11 Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir.

güçlüdür. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.0 Yeri de biz döşedik. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Artık kınanacak değilsin. size. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Artık azabımı acele istemesinler. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki.46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Ben cinleri ve insanları. onlar azgın bir topluluktur. O halde Allah’a koşun. onlardan bir rızık istemiyorum. . çok kuvvetlidir. Onun için. Biz ne güzel döşeyiciyiz. Gerçekten ben. Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! 0 Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Şüphesiz ben. modern astrofizikte gündemde bulunan. Ben. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Bu bakış açısı.“O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar. Şüphesiz Allah rızık verendir. onlardan yüz çevir. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Sen yine de öğüt ver. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Konu için ayrıca. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40 Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. 37 Yoksa. 8 Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42 Yoksa.4. “Beyt-i Ma’mur”a0. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31 Onlara de ki. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır.3.20 Onlara. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar. sen öğüt ver. 23 Orada. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16 “Girin oraya. kabaran denize andolsun ki. Biz. çok merhametlidir. Enfâl sûresinin 30. 26 Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. dağ demektir.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İster dayanın. Şüphesiz O iyilik edendir. ahiret halleri. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir? 38 Yoksa onların. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. 24 Hizmetlerine verilmiş. Sûrede başlıca. “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır. 11. âyetinin dipnotuna bakınız . biz onların nesillerini kendilerine kattık. Müşrikler. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. Bismillahirrahmânirrahîm 1. açık bir delil getirsin! 39 Yoksa. 21 İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya. 10 Dağlar yürüdükçe yürür. 19. “Bekleyin. inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri. Burada Hz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.18 Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin. yükseltilmiş tavana (göğe). sen ne bir kâhinsin. onlar kesin olarak inanmıyorlar. ne de bir deli. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık. (içilince) boş söz söyletmeyen. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. kâfirlerin karşılaşacakları ceza. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. yahut Kâ’be kastedilmektedir.14 Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. 34 Eğer doğru söyleyenler iseler. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği. onlara.” 28 “Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk.7 Tûr’a.” 27 “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. “O bir şairdir. 30 Yoksa onlar.” 32 Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41 Yoksa.5.” 17. haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35 Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36 Yoksa. Tûr. 22 Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Rabbinin nimeti sayesinde. 15 “Bu Kur’an mı bir büyü imiş. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline! 13.6. sizin için birdir. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba.12 İşte o gün. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. ister dayanmayın.52. 25 Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor. Sûre. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgahı olan bir makam. 49 âyettir. 9 O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33 Yoksa.” 29 (Ey Muhammed!) O halde. onun.2.0 0 0 “Beyt-i Ma’mur”.

Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Tefsir bilginleri. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı. onların ortak koştuklarından uzaktır. “Bunlar. “kabir azabı” yahut “Bedir’de. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.0 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Gökten düşmekte olan parçalar görseler.43 44 45 46 47 48 49 Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah.0 Fakat onların çoğu bilmezler. . Rabbinin hükmüne sabret. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. 0 0 “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir.

53. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. meleklere dişi isimleri veriyorlar. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. 9 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. 15 Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. 62 âyettir. Lât. yerdeki her şey Allah’ındır. (Kur’an’ı) ona. Sûre. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. kendilerine. Çünkü O. o. 33. 31 Göklerdeki her şey. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. 30 İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. Andolsun ki. 29 Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. 14 Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. üstün güçlere sahip. layık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir.7 Battığı zaman yıldıza andolsun ki. Bismillahirrahmânirrahîm 1. ancak Allah’ın izniyle. Allah’a. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. O. 16 O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Ahiret de dünya da Allah’ındır. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?0 25 Oysa. 11 Kalp. bağışlaması çok geniş olandır. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. Necm. O.6. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. 28 Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. yolundan sapanı daha iyi bilir. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. yıldız demektir. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35 Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 0 0 0 0 Âyette Hz. Uzzâ ve Menât. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır. Âyette müşriklerin. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. Allah. yahut daha az oldu. 27) kınanmakta. Sûrede başlıca.34 Şimdi yüz çevireni. 12 (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13 Andolsun ki.2 3 4 5. Onlar sadece zanna uyuyorlar. dişi O’na mı?0 22 Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. 32 Onlar. o. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. ufak tefek kusurları dışında. .0 18 Andolsun. Şüphesiz Rabbin. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. 17 Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. 10 Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. Şüphesiz zan. Sizi. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. O. Âyette müşriklerin. 24 Yoksa insan (kayıtsız şartsız). en iyi bilendir. 23 Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. nefis arzusu ile konuşmaz.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 8 Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.20 Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?0 21 Erkek size de. 27 Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. 19. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. hidayete ereni de daha iyi bilir. 26 Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

(rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62 Haydi Allah’a secde edin ve ona kulluk edin.37 Yoksa.60. 47 Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. 45. 41 Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. . başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. “Mu’tefike”yi0 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür. 44 Şüphesiz O öldürür ve diriltir. 52 Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. altı üstüne getirilmiş demektir. 43 Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.54 O.36. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38 Hiçbir günahkâr. 58 Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur.0 50. “Şi’râ’nın Rabbidir. erkeği ve dişiyi.51 Şüphesiz O. Bu ifadeyle Allah’ın evrenin yaratıcı ve hakimi olduğu vurgulanmaktadır. 55 O halde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır. 57 Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. 59. 48 Şüphesiz O. “Mu’tefike”. başkasının günah yükünü yüklenmez. 49 Şüphesiz O. 39 İnsan için ancak çalıştığı vardır. 53.46 Şüphesiz O iki eşi. 56 Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. 0 0 “Şı’râ”.61 Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. 40 Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. 42 Şüphesiz en son varış Rabbinedir. önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

0 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Yalnız Lût’un ailesi başka. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız. Onlar. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. Var mı düşünüp öğüt alan? 18 Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de. Var mı düşünüp öğüt alan? 23-24 Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz. yalancının. (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. 8 Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler. gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. 32 Andolsun.” 28 “Onlara.” 25 “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o. kimmiş şımarık! 27 (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz. 21 Azabım ve uyarılarım nasılmış. ay demektir. onlar. 5 Bu haberler. 55 âyettir. onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. “Bu zor bir gün” derler. 9 Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19 Biz onların üstüne.” 26 Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı. Kur’an’ı yalanlayanlar. inkar edilen kimseye (Nuh’a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. Bismillahirrahmânirrahîm Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. 34-35 Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Bazı müfessirlere göre ise. zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6. onlara bir imtihan olmak üzere. . Peygamberi yalanladılar. onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım. 15 Andolsun. 30 Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31 Şüphesiz biz. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. 36 Andolsun. Halbuki her iş. 10 O da Rabbine. uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik. nefislerinin arzularına uydular. Var mı düşünüp öğüt alan? 33 Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Ayın yarılması” Hz. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. yardım et” diye dua etti. (gördüler)! 22 Andolsun biz. “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün. o dişi deveyi göndereceğiz. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Var mı düşünüp öğüt alan? 16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17 Andolsun biz. Kur’anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını.7 O halde sen de onlardan yüz çevir. 20 İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. 4 Andolsun. 13 Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. 1 2 3 0 Hadis rivayetlerine göre. biz Kur’anı. 11 Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. 37 Andolsun. düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. Kamer. Sûrede ana fikir olarak. 12 Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık.54. 14 Gemi.KAMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. şımarığın biridir. Sûre.” 29 Derken. ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. Şimdi onları gözetle ve sabret. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. çeşitli azap ve helak örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.

(Anında gerçekleşir. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde. kıyamet. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. doğruluk meclisindedirler. (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar.38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 Andolsun. Andolsun. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun. biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Göz kırpması gibidir. her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. Muktedir bir hükümdarın katında. ırmak başlarındadırlar. büyük her şey satır satır yazılmıştır. biz sizin gibileri hep helak ettik. Emrimiz ancak bir tek emirdir. . Gerçekten biz. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.) Andolsun. onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Hayır. onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. Küçük. Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki doğunun ve iki batının Rabbidir. her an yeni bir ilahi tasarruftadır. 0 0 Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. buna göre bir çok “Doğu” ve bir çok “Batı” dan sözedilebilir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar. teraziyi eksik tutmayın. 53. pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. . ey cinler ve insanlar! O halde. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. Allah’ın nimetleri. birbirine geçip karışmıyorlar. hoş kokulu bitkiler vardır. Ölçüde haddi aşmayın. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir. O halde. O halde. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır. O. Bismillahirrahmânirrahîm 1. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Suçlular simalarından tanınır da. perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. O halde.0 O halde. bir başka yerde batmaktadır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana. Sûre. O halde. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. O halde.RAHMÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. İnsanı yarattı.0 O halde.2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 0 Rahmân Kur’an’ı öğretti. 78 âyettir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. (her şeyi) O’ndan isterler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?) O halde. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa. Yapraklı taneler. Tartıyı adaletle yapın. adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah insanı. Sûrede başlıca.55. “Cin” i de yalın bir ateşten yarattı.0 (Fakat) aralarında bir engel vardır. O halde. âyet. Allah yeri yaratıklar için var etti. 5 ve dipnotu. Diğer bir bakış açısıyla güneş bir yerde doğarken aynı anda. birliğini ve kudretini gösteren kainat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. ne cine günahı sorulmayacak. âyet. O halde. birbirine kavuşuyorlar. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da. (Bakınız Saffât sûresi.

O halde. eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel. . Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. meyveler. O halde. O halde. hurma ve nar vardır. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. O halde. yalnız iyiliktir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. O halde. O halde. yüzleri güzel dilberler vardır. (nimetlenirler). Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. çadırlara kapanmış hurilerdir. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara. rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır.42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar. O halde. O halde. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve. ne bir cin dokunmuştur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar. Onlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı. cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. O halde.

Kur’an. ne de günaha sokan bir şey işitirler. cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. Sûre. 46 Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. azı da sonrakilerdendir.23 Onlar için saklı inciler gibi.20. 47 Diyorlardı ki: “Biz öldükten.18. dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları0 altında. 8 Ahiret mutluluğuna erenler var ya. Bismillahirrahmânirrahîm 1. karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. Naîm cennetlerindedirler. 12 Onlar.6. ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”. 96 âyettir. 54 Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. zakkumdan yiyeceksiniz.38 Onları ahiret mutluluğuna erenler için.21 Ebediyen genç kalan uşaklar. 36.50 De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler.11 (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. 15. .5. “Amel defterleri soldan verilenler var ya. onların etrafında.32. bir çoğu da sonrakilerdendir.56. 27 Ahiret mutluluğuna erenler. 24 (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.34 (Onlar).52 Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan. Sûrede başlıca. adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. 13.) 25 Orada ne boş bir söz. iri gözlü huriler de vardır. tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 3.19.14 Onların çoğu öncekilerden.40 Bunların birçoğu öncekilerden.33. ne mutlu kimselerdir!0 9 Kötülüğe batanlara gelince.” 51. iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Burada kıyameti ifade etmektedir. ibrikleri ve kadehleri. Bu âyet. 39.29. 53 Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.43. onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.2 Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman. toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı. 55 Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.44 Onlar.16 Onlar.30. 22. çağlayan bir su başında. 17. 45 Çünkü onlar. kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli haller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. “selam!” sözünü işitirler. hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. 35 Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. Bu âyet. Vâkı’a. meydana gelen olay demektir. bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları. ne mutlu kimselerdir!0 28. biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48 “Evvelki atalarımız da mı?” 49. (kimini) alçaltır. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!. ne mutsuz kimselerdir!0 10. 26 Sadece “selam!”.VÂKI'A SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O. “Amel defterleri sağdan verilenler var ya.31. 0 0 0 0 Bu âyet “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya. gerçekleşen.7 Yeryüzü şiddetle sarsıldığı.37. beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. cennet pınarından doldurulmuş sürahileri. (kimini) yükseltir.4. 41 Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42. yayılmış sürekli bir gölgede.. ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir. dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman. şeklinde de tercüme edilebilir.

Fakat siz göremezsiniz. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki. Şimdi siz. Andolsun. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir.93 94 95 96 İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. ancak tertemiz olanlar dokunabilir.61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75. Korunmuş bir kitaptadır. kendisine. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. O halde düşünseniz ya! Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! Onu siz mi bitiriyorsunuz. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. yoksa bitiren biz miyiz? Dileseydik.. Biz ise ona sizden daha yakınız. Ama haktan sapan yalancılardan ise. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez. “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. ona rahatlık. O halde. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! Onun ağacını siz mi yarattınız.87 88. onu geri döndürsenize! Fakat (ölen kişi) Allah’a yakın kılınmışlardan ise. elbette değerli bir Kur’an’dır. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz.89 90. Sizi biz yarattık.56 57 58 59 60. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. -eğer bilirseniz.76 77 78 79 80 81. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. kesin gerçektir. Bir de cehenneme atılma vardır. Şüphesiz bu. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. yoksa yaratan biz miyiz? Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.91 92. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise.82 83 84 85 86. Ona. büyük bir yemindirO. . O halde şükretseydiniz ya!. gerçekten bu.

Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: “Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Düşünesiniz diye gerçekten. 7. Allah’ın insana emanetidir. İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey. Sûre. fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar. Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. tüm kâinatın Allah’a ait olduğu ve kainatta dilediği gibi tasarruf edeceği. 3. şüphe ettiniz. 4. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz. Onların derecesi. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. O. Size ne oluyor da. Barınağınız ateştir. gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan. Allah’a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan.57. 17. iman edenlere. hüküm ve hikmet sahibidir. size karşı çok esirgeyici. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. Peygamber. bununla birlikte gözle görülememesi ve akılların. 5. fakat siz kendinizi yaktınız. yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Orası gidilecek ne kötü yerdir! 16. 13. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun). “Bizi bekleyin ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım” şeklinde de tercüme edilebilir. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. sizi. gökten ineni. varlığının bir başlangıcı ve sonu olmaması demektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. demir demektir. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı konu edilmektedir. (diğerleri ile) bir değildir. Allah’ın dinini yüceltmek için can ve mal ile mücadelenin gerekliliği. ilk ve sondur. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Nerede olsanız. Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Diriltir. 0 0 0 0 Allah’ın ilk ve son olması. mutlak güç sahibidir. gündüzü de geceye sokar. Şüphesiz Allah. böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. 9. Âyet-i kerimede bu genel İslamî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir. adını 25. 2. O.” İşte bu büyük başarıdır. 10.0 O. çok merhametlidir. Âyetin bu kısmı. 6. sınırsız kudret makamı demektir. Zâhir ve Bâtın’dır. ondan çıkanı. 12. Size yaraşan odur. (Allah yolunda) harcayın. onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. .Bilin ki Allah. sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Allah’ın Zahir ve Bâtın olması ise O’nun varlığının. varlığına delalet eden delillerle açık olması. O.Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki. Arş. Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. 29 âyettir. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı.0 8. Bismillahirrahmânirrahîm 1. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya. Allah da onu kendisine kat kat ödesin. her şeyi hakkıyla bilendir. onlar için büyük bir mükafat vardır. Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur.Münafık erkeklerle münafık kadınların. İçinizden. mahiyetini kavrayamaması demektir. Bugün artık ne sizden. sonra Arş’a0 kurulandır. “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”0 diyecekleri gün kendilerine. O. O sizinle beraberdir. Hadîd. âyette geçen “el-Hadîd” kelimesinden almıştır. Yere gireni. kudret ve hakimiyet tahtı. oraya yükseleni bilir. Bunun iç tarafında rahmet.Mü’min erkeklerle mü’min kadınların nurlarının. size âyetleri açıkladık.” 15. öldürür. üzerinden uzun zaman geçen. Geceyi gündüze sokar. 14.İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de. Sûrede başlıca. Bütün işler ancak ona döndürülür. “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. (Münafıklar) mü’minlere şöyle seslenirler: “Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?” (Mü’minler de) derler ki: “Evet. 11.HADÎD SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. O. Ona çok değerli bir mükafat da vardır. ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir.

bir yaşayış biçimi olarak. ona İncil’i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın.Andolsun.Bunları açıkladık ki. Baştan beri hak dinler böylesi bir aşırılığı onaylamamaktadır. 22. 25. övülmeye lâyıktır.Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık. işte onlar cehennemliklerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir. edindikleri özel mekanlara çekilmişler ve kendilerini ibadete adamışlardı. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. insanlar adaleti yerine getirsinler.Bilin ki. Onlardan kimi doğru yola ermiştir.) Çünkü Allah. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. size rahmetinden iki kat pay versin.18. bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki. Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya. (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Allah çok bağışlayıcıdır. biz onu onlara farz kılmamıştık. İşte bu. 26. 29. Hıristiyanlığın bünyesinde yerleşen bu uygulamaya “ruhbanlık”. 19. çok merhamet edicidir. kitap ehli. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki. Ruhbanlığı Hristiyanlar icad etmişlerdir. biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki. Allah büyük lütuf sahibidir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onu dilediğine verir. onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. İsa’dan sonra. Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin.Andolsun. 23. Şüphesiz bu. Allah büyük lütuf sahibidir. aranızda karşılıklı bir övünme. zengindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. bir eğlence. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa0 gelince. . Onların arkasından da Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. bir süs. çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. insanlardan uzaklaşıp riyazata çekilerek dünya zevklerini terketmek ve kendini aşırı bir şekilde ibadete vermek demektir.Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. 21. Allah’a göre kolaydır. Allah’ın lütfudur. uygulayanlara da “ruhban” adı verilir. Hz. Sonra da çer çöp olur. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.Ey iman edenler. 28. Allah’a ve Peygamberlerine iman edenler var ya. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Zamanla.Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. 27. biz onu yaratmadan önce. mutlak güç sahibidir. Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. aldanış metaından başka bir şey değildir. Dünya hayatı. gördükleri baskı ve zulüm sebebiyle bir kısım hıristiyanlar toplumsal hayattan soyutlanarak. kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. (Nihayet hepsi yok olur gider). Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. Allah’ın elinde olduğunu. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. dünya hayatı ancak bir oyun. 0 Ruhbanlık. gökle yerin genişliği kadar olan. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun. 24. 20.

4. münakaşa etmek. çok bağışlayıcıdır.Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da. 12. 7. menedildikleri şeyi işleyen ve günah. İslam ise kefaret uygulaması ile bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Âyet onların bu çirkin davranışlarını kınamaktadır. Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. 8. Şüphesiz Allah çok affedicidir. eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce. 13. düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selamlamadığı selamla selamlıyorlar. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanaca