T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). halk hikâyeleriyle. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir. .ii sahnelerle. Ekrem Arıkoğlu’na. bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız.r. ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. Dr. günlük yaĢamla. Dr. Doç. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti. Doç. Yrd. Vahabzâde. Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. ġuayip KarakaĢ Bey’e. lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan. manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. D. ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri. Ferhat Tamir Bey’e. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık.

. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri……………………..2..…………..…….….……... Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü……………………………………………. Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi….………………….......1 1.1 1.……11 1..18 2.…3 1.37 4.……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ…….1 1....3.105 . Şair Hakkında…………………………………………………………....….…………….…….iii İÇİNDEKİLER ..1. Poemanın Özeti…………..…………..……………………….viii GİRİŞ……………………………………………………………………….20 3...…...5.…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ………………………………..7 1... Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı………………….. Hayat Hikâyesi….42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı……………………………….. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir………....ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER………………….……………………………….4.………….. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri………………………………....…….

190 4...1.1.2..…………………………….2.1..190 4.2. Varlıklara Verilişine Göre:…………………………….Soyut İsimler………………. 189 4.Varlıkların Sayılarına Göre……………………………….2. Aile ve Akraba İsimleri…………….3.2....………………………….…………………….Tekil İsimler.190 4. Tabiatla Alakalı İsimler…….Topluluk İsimleri……………………………………..……….2..2.…………..2.…….2.iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.1.2.2...2.2..………………………………….…………..………………185 İsimler………………………………………. Yiyecek İsimleri………. Kelime Hazinesi ………. 4.….………………………………….…….1.3.……….1.….191 4.2.…191 4.190 4.1.4.190 4..1..…………….2..192 4. Hayvan İsimleri…………….189 4.5.………….2.2.……………………………….……………….1..…191 4...2..Çoğul İsimler…….3.1.……….…….…….1.….192 ..3.…..3...…………………183 4.....……………190 4..……………….2.189 4. Cins İsimler………………………….1...2...190 4.2.2.2.….. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri….1.190 4.……. Varlıkların Niteliklerine Göre……….2. Özel İsimler…………….2.2.3.2.2.Somut İsimler.

.3.….3.……...7..2....Vasıflandırma sıfatları…………………………………......2.... Sıfatlar…………………………………………………………….……199 4. Yer Zarfları……………………………………………….5... Asıl Sayı Sıfatları…………………….Belirsizlik Zamirleri………………………………..194 4..İşaret Zamirleri……………………………….……….4. İşaret Sıfatları………………………………….....7....200 4.3..2.1..4.. Belirsizlik sıfatları……………………………..1...4...6.3.2. Soru Zarfları………………………………………………...198 4..199 4..5.198 4..Soru Zamirleri……………………….203 4..4... Nasıllık-Nicelik Zarfları……………………………………….2.198 4....4.2.197 4..194 4. Sayı Sıfatları………………………………………197 4...4..4.2.………….2.3....197 4.3.194 4.2..v 4....….5. . Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları………………………………………….202 Sıfat Tamlamaları………………………………………….2..4.2.....4.203 4.4..7.5. Belirli İsim Tamlaması………………………….4.. Soru Sıfatları……………………………………... Zarflar……………………………………………………………………198 4.200 4...6.2. Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları…………….……...1.4.………..199 4.2.…..3.2. Belirtme Sıfatları…………………………………………..….2....204 4.1...2.Dönüşlülük Zamiri…………………………………….5.3.5.1.5..….4..………………………….193 4. Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…….…. Kesir Sayı Sıfatları…………...……….2...194 4.. Sıra Sayı Sıfatları……………………...6...195 4..193 4.2...….Şahıs Zamirleri…………………………………………………….. 4. Zaman Zarfları…………………………………………………... Zamirler……………………….4. Üleştirme Sayı Sıfatları…………..……………………………………….199 4..1.... Belirsiz İsim Tamlaması………………………………………...197 4.6.7.2.3.…….1....196 4..3..197 4.198 4.

...Tenasüp……………………………………………………….. Söz Sanatları …………………………………………………………. Kinaye…………………………………………………………..261 4.Cinas ……………………..11..207 Tekrarlar ………………………………………………………………. Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler ………………………………………….9..11.. Ritim..1..13.1.11.264 ..……….254 4.4...2. Teşhis…………………………………………………………….10. 4..10.11.237 4.223 4. Teşbih ………………………………………………………….7.6.3...11..6...4. 4.…………210 Kelime Tekrarları…………………………………………..2.…..7..3..257 4..11..11.9. Kafiye………………………………………………….7... Tecahül-i Arif…………………………………..220 4...7.....9..……..11...11..... Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……... İstiare…………………………….220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler…………………………………………..11.5..9.221 4...260 4..9.208 4... Nida…………………………………………………………….220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……….1.9...…209 Ünlü Tekrarları……………………………………..……………………………...……. İkilemeler…………………………………………………. Telmih………………………………………………………….9.. Vezin....8.221 4..…212 Mısra ve Cümle Tekrarları…………………….7.5..219 4.8...11...……………..9.….11.vi 4.9.. Ses Tekrarları………………………………………………... Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler………………….3.11... Tezat ………………………………………………………….. Cümle…………………………………………………………………...9... Mübalağa……………………………………………………….9..219 4.234 4..221 4.2.12.9... 4......224 4.249 4. 4.. Tevriye…………………………………………………………...209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)………………….11.7..7...... 4.257 4.11..253 4..257 4.258 4.3. İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4.4. İntak……………………………………………………………. 4... 4.9.

…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET…………………………………………………………………………….276 ABSTRACT……………………………………………………………………. İrsâl-i Mesel………………………………….……………….11..264 4..vii 4.11... İstifham……………………………………………………….15.14.277 .268 SONUÇ………………..

h .e.viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a. : Adı geçen eser a. y. s.g. Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H. sf. : Adı geçen dergi c.g.d.

her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır. baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar. ŞAİR HAKKINDA 1. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı. kolayca idrak edilir. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. Vahabzâde. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı. Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir. oldukça geniş bir aileye sahiptir. Şair. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. Vahabzâde. Şair ailesine çok düşkündür. Bahtiyar Vahabzâde. 1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. babasını . Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır.1. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde.GİRİŞ 1.

1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. bir taraftan da yazarlık . 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. Bahtiyar Vahabzâde. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. Sadece babası hakkında değil. Vahabzâde bu üniversitede. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. annesi. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. daha sonra milletvekili olmuĢ. henüz dokuz yaĢındaydı. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. yaĢadığı yer. insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir. ailesi. dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde. Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler.2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. Bahtiyar Vahabzâde. Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ. ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur.

Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz. 1952 yılında doğmuĢ. Dr. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir. ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. yanasan gäräk. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak. ġair hayatı boyunca vatanına. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. 1 Şairin hayat hikâyesi Prof. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. 1 1. . ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. Oğlu Ġsfendiyar. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır. yanmakdır. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır.2.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur.

‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. Mehman Musaoğlu. 12. ġair. yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm. insan ve zaman. sf. Dr. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. 3 Prof. Onun da hayatı yanmağındadır. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. Gün Var Bir Aya Değer. alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere.180. 2 Bahtiyar Vahabzâde. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”.4 ġam äğär yanmırsa. 1. yaĢamır dämäk. Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım. Äsil sänätkarın. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Baskı. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir. İstanbul. Bahtiyar Vahabzâde.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim. arzular Ģirin. Ģiirlerinde neyin doğru. Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma.‖ Vahabzâde. Kaynak Yayınları. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. sf. . Haziran 2006. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan.

Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene. Ah bir teher!. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır. 1997. düĢmenem böyle ―ölü canlara. gelir uzagdan. Gelir gulağıma.. sf. Bir gopuz nağmesi.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Baskı. Ankara. Akçağ Yayınları.462. 4 Prof. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. 2. “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da. . Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. Görürem. Kimden kömek umum. Ahmet Bican Ercilasun. Dr. güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır.5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi. enirik biz Aladağ’dan. yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem.

6 Bir gılınc sesi. Dursun Yıldırım. ―Kim diyor. . 46. güneĢin doğuĢu seher. Bu sabır ve metanet. Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı. ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. Bu nedir? Men hara. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. Prof. e. 5 6 a. sf. Dr. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. haftada öyle haftadır? Kim diyor. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. g. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize.463-464. ama bu koĢuya katlanmak güç. sf. noktadır. gün ömrü güne beraber? Kim diyor. sabır ve metanet ister. vatandaĢında fazlasıyla vardır. Gecenin ömrüne sondur. Ölümden gorhmayan de kimdir. Vahabzâde’nin insanında.

47. y. Türk Yurdu Dergisi.7 Gün var ki.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere. Yıl var ki. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. Ancak görülüyor ki. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. hakkın vekili. sf.168. ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili.3. s. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. ġair adaletin. Haziran 2006. konu ve temaca zengin. İstanbul. 7 1. Vahabzâde hakkında Ģöyle der.2001. g. ayrıca çok çeĢitlidir. d. an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde. Gün Var Bir Aya Değer. uzun. öz vicdanından. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır. 8 M. günden de kısadır bize. Aytmatov. sf. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız. 1117-119. 9 a. Kaynak Yayınları. Halistin Kukul. sf. Baskı. ―Vatan. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır.46. 1. yıldan da uzundur. .

Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. 445. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. sf.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar. a.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev. s. Akçağ Yayınları. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır. Zaten Ģair. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. 13 A. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır. zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler. Men İnamın Övladıyam”. Ankara. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. Ercilasun.45. Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. insan ve zaman. s. 2. millet sevgisine çıkar. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”.f. “Yaradıbdır İnam Meni.12.13 Vahabzâde. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru.Baskı. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. B. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini. . Halistin Kukul. sf. 12 Mehman Musaoğlu. sf. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen.168. d. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan. 11 M.21. 1997. g. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir.

KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır. isterseniz buna bir Ģiir değil.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A. aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. “Yaradıbdır İnam Meni. Cilt. Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. savaĢlar. sf. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ.‖ yorumunu yapar. hafızasından zamana yol bulur. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ. halgın manevî ebediyetine.s. Ģümullü bir hak iddiasından. 15. 2002. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman. Ġki elini bastonuna. g. düĢünen bir ihtiyar tablosu. Fakat Vahabzâde. sf. Ģairin millî. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma. 23 17 Mitat Durmuş. a.9 ressamın tablosunu verir. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil. Sayı 1.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar. e. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine. d. . Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Ercilasun. 22. Cengiz Aytmatov. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. Cengiz Aytmatov. “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖. 16 a. g. DTCF Yayınları. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. Türkoloji Dergisi. B. usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz. düĢünen bir ihtiyarın. Ankara Üniversitesi. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki.14 Garayev. 442. Men İnamın Övladıyam”.f. O. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag.

―Ģiir. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir. sf.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. kendi kalbinde hangi hisse. ―bulmaca‖ değildir. hatta her günün. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. yazar. yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur. ĠĢte sanatçı. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. 60 . hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde. bir amacın olması gerektiğine inanır. ġiirde Ģekli. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur. bir idealin. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. Sanatçıya göre her dönemin. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. Ģiirin. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. Bahtiyar Vahabzâde. Vahabzâde. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar.‖ düĢüncesindedir. her edebî eserin içerisinde bir fikrin. Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir. g. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. a. hangi fikre. e. ġiirde mana açık olmalıdır. ġiir. sanat anlaĢılır olmalı.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar.

sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. e. Sade Adamlar. 75-83. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. Halk. a. Bu duyguları. Menim ġe’rim. SeçilmiĢ Eserler. Ceyran. g. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. sf. g. g. Dostluk Neğmesi.f. e. Semed Vurgun. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir. SeçilmiĢ Eserler. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır. bütün insanlığın yüreğine hitap eder.20 Bahtiyar Vahabzâde. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. Kökler Budaglar. samimiyetten ve sadelikten yanadır. 85 21 a. sf. ġeb-i Hicran.. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. amaç değil. düĢünceleri ifade etmenin yolları. O. 19 20 a. 21 1. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. Halg ġairi Samed Vurgun.11 duygularını. sedece vasıtadır.85-90 . E’tiraf. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. sanatta tabilikten. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur. Ebedî Heykel. Ġnsan ve Zaman. e. s. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. Çınar. Bir Ürekde Dört Fesil. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir. 19 Vahabzâde. Nasıl ki.4. halk için olması gerektiğini düĢünür. Aylı Geceler.

Açıg Söhbet. Semed Vurgun. Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. Ne Bundan‖. Feryad. ġehitler. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. ġenbe Gecesine Geden Yol. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. Bahtiyar Vahabzâde. Dan Yeri.Ġkinci Ses. Özümle Söhbet. Dört Yüz On Altı. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. ―Latin Dili‖. Derin Gatlara IĢıg. Hara Gedir Bu Dünya. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. Ümide Heykel. muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. ―ġähriyara‖ vs. VetendaĢ. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). ―Oğluma‖ vs. 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. Sanatkâr ve Zaman. AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. ―Yollar Oğullar‖. Bununla birlikte. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. ―ġäbi hicran‖. ―Ne Ondansan. Goyun. Ahı Dünya Fırlanır. ―Märziyä‖. Sadelikte Büyüklük. Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir. Ana dilinin kullanılması. Veten Ocağının Ġstisi.12 Deniz-Sahil. Nağıl-Heyat. Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki. Muğam. Her Çiçekten Bir Leçek. onun diğer . ―Üz Astar‖.dir. Bir Baharın GaranguĢu. ―Bu Dil‖. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. Piyesler. ―Alfabe Kitabı‖. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Payız DüĢünceleri. ġair. Lirika. Ana dili ve genellikle dil konusu. Açılan Seherlere Selam.

Dr. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. g. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. g. 24 a. sf. Moris. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. d. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. Yollara Ġz DüĢür. 62-63. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. makale. hikâye. üçüncü olarak Semergend Teatrında. Ģiir. piyes. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. Doç. Yard. Mehman Musaoğlu. inceleme. senaryo. Alman dilinde bir. Ġkinci Ses. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. YevtuĢenko. Özbek Türkçesiyle iki. . Hüsniye Zal Mayadağlı. Kendi ana diliyle. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. 22 23 Prof. Aynı piyeslerden bazıları Ermeni. J. e. araĢtırma. e. tanıtma yazıları. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. Dr. a.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. J. sf. sf. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir. 41-43. a. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. YağıĢdan Sonra. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir. g. poema. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur. R. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. 63.

zengin . baba. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli. hız. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. vatan hasreti. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır.14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır. eski ölçülerin gereksizliği. hızın sınırları nasıl dağıttığı. H. herkesin kendinden öc alması. Tebrizî. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. an. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. yücelik. 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. temizlik. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. yeni ölçülerin lüzumu. gurbet. sonsuzluk. cesaret. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini.

Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. ġair. Mehemmed. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. 1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖. Ġki Hükümdar. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır. ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı. Ġki Müellim. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler.15 olma isteği. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. Bu poema. Mehemmed-Leylâ. Prolog. Emi Gatili. düĢünceleri anlatılmıĢ. Bu poemasından daha önce. Kerbelâ Seferi. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. 1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. Ah Zalım Ovçular!. çektiği iĢkenceler. ġair bu eserinde. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. . ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır. ―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması. Ġki Hediye. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. Can Yangısı. Bir Deste Çiçek. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde. ―ġeb-i Hicran‖ poeması. ġikâyetnâme.

konuyla ilgili . kendi inandığı fikirleri. bebeğini sokağa bırakanları. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini. mezhebini. ġair. Beni Osman’ın vatanını. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. 3. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. hem de üstüne basa basa. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. milletini. Almanya galibiyetinin 30. 2. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır.Bölüm. devri öven eserlerinden biridir.Bölüm.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini. ortaya koymuĢtur. 1. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. Araplıktan uzaklaĢmak. Gocalar Evi. Körpeler Evi. O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. 4. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur. Vahabzâde.Bölüm. Bölüm. Goca. Körpe. Bu poemada yabancıyla evlilik. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında. Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. kendine yabancılaĢmak. Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir.

―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. A. Tatar Ģiirinden. g. Bahtiyar Vahabzâde. ġairin 25 a. ġair. Litva Ģiirinden. 62-67. Alman Ģiirinden. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte. 25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. ―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. Ġzmir. tarihî eserleri. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. Helmut Fransler’in. Ġstanbul. Andrey Demetyev’in. ömrünün sonbaharındadır. e. ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. Özbek Ģiirinden. iĢsizlik sorununu. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. KuĢner.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur. Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. Ankara. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. Renat Haris’in. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. Rimma Kazakova. ―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde. Yevgeni YevtuĢenko. onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir. vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. Sonbahar. Efes gibi yerleri. sanat ruhuna uygun gelen. . Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. Camal Kamal’ın. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan.

mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına. bütün nesillere. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ. sf. yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. Dr. sf. insana. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. köprü tablolar çizer. doğrudan doğruya zaman. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir. Yine her birimiz. “Bahtiyar Vahabzâde. derd ü serimize ortak olan. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır. okuyucuların çoğu bugün kendisini. komĢusuna. dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar. 20. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor.g. Zannımca. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof.5. böylece inkiĢaf eder. Ahmet Bican Ercilasun. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. a . .26 1. 29. d.18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır. kendi dünyasını. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. hepimize has olan ihtiraslardan.

bir halk Ģairidir. Yahya Kemal. Bahtiyar Vahabzâde. . O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır. g. sf. O.‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum. d. d. bir fikir adamıdır. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”. d. adıyla çağırırlar. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. Bir genç. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. Nizami Caferov. g. 16.‖ dedi. Dr.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen. Sonra tercüme etti. 44. sf. seven gönüllerin. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var. Bununla birlikte o. sf. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair. Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir. 39-40. g. 29 a. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür. sf.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. 15. 28 Prof. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu. 31 a. 30 a. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”.

Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir. 45-46. ve 18. Türk Dili Dergisi. 33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim. 741.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof. Dursun Yıldırım. . yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker. O. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2. Dr. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin. 13. sanat. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. sf. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek. d. g. ve 20. Önceki edebî aĢamalar ilim. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. Halil İbrahim Usta. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. sf. bir değil. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19. bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır. felsefe ve estetik.. a.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler.

dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. Ahundzâde oynamıĢtır. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. yüzyılda ilk defa M. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer. tür. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern. Ġslam modeli ve poetikası. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark. Edebiyatın yeni yönü. F.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. M. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. poetika. evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. Ali Bey Hüseyinzâde. fikir. romantik estetikten realist maarifçiliğe. F. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. Hadi ve H. genelden özele. Ana dille ortaya konan edebiyatta. dil. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır. 19. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. . 19. Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir.

sf. modern. yüzyıl boyunca. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir. 2002. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”. sf. Güz. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. bir dirildiler. Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir. maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar. . realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. “20. Ankara. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. yenildiler.c. 493. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı. Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar. 35 yüzyıldaki macerası. bir ölüp. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni. 1996. Ankara. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. s. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur. Türk edebiyatının 20. 35 Şuayip Karakaş. Yendiler.34 Türkler 20. maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında.280.2.

sf. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır.g. oldukça geniĢ yer tutmaktadır. Bu döneme verilen isim de ilginçtir. Bu durumun yegâne a.23 19. Modern Azerbaycan Edebiyatı. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir.288. Batılı anlamda Ģekil. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. .d. a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2. 20. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2. bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. 36 20. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler. Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun. üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir. Bu geliĢmeler. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. sadece Türkiye’de değil.

Sabir. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır. Bir Ģair olarak Molla . 20. 20. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir. Bu sebeple 20.24 sebebi. Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir. 20. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması. millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. nesir ve tiyatro eserleri idi.yüzyıl. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri. Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. göç ettiler. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. Basımın kuvvetlenmesi. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu.

Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. Üzeyir Hacıbeyov. Sultanmecid Genizâde. Eligulu Gemküsar. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. .25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. Nerimen Nerimanov. mülkiyet sahibi ile köylü. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski. halk ile okumuĢ. bey ile çiftçi. Eli Nezmi. 20. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti. Daha sonrai ise siyasî hayat. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir. zamanın gerekli meseleleriyle. Hüseyin Cavid. dönemin siyasetiyle. 19. ReĢid Bey Efendiyev. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. ve 20. ananevî mevzulardan aktüel. Mehmet Said Ordubadi. Abdulla ġaig. Mirze Elekber Sabir.

. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın. Daha sonra da çiftçilerin istismarı. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar. Ne âĢıkane efsaneler. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi. küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. talim. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. ne Sadi tarzındaki nasihatler. v. tâziyaneler. Öncelikle çalıĢanların. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir. sosyal-siyasî yergilerin. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı. Onlar daha çok olağan hayatı. Realist. Eğitimciler.Maarifperver Edebiyat 20. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır. eğitimin. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur.s. zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. ne tarihî kahramanlık destanları. ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. öğretmenin. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller. onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. geleceği yaratmak için herkesten. fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. Bu dönemde edebiyat. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır. Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır. Üçüncü bir kısmı ise eğitim.

Eliabbas Müznib. Kâinatın. Tevfik’in. Sultanmecid Genizâde. Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi. Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. Abdulla ġaig. Hamdi’nin A. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. Sened Mensur. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. Ġbrahim Bey Musabeyov. Romantizm. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi. millî-dinî içerik kazanmıĢtır. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. dil ve üslup tantanası. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu. . AğadadaĢ Müniri.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. Abbas Sehhet. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır. Türkiye ve Rusya yolu ile.27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. ReĢit Bey Efendiyev. Bu akımın içinde bulunanlar. muayyen derecede soyutlama. A. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R. topluluktan çok ferdi anlatma. Abdulla ġaig Talıbzâde. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. geleceğe umut. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. insancıllık. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki.

1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler. idarî kadroları da değiĢir. Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. 742. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. yazar. g. Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. çoğu bilim adamı. öğretmen. . Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü. Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar. Ģair de hayatından olur. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir. gazeteci. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. yönetici. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. “a. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. sf. maneviyatsızlığa tercih ettiler. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar. d. Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar.

Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar. Bu. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. Yeni cemiyete. Böylece eski cemiyete. eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. sosyal olaylar. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖. cahil din adamları. Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. idealist komünist gençler. Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. . yeni bir insan. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. hurafeye inanan gafiller. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. temsil eder. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok. anti-komünistler. ―Komünist Dünyasının Dili‖. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. insan iliĢkileri. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. zengin kiĢiler. öylesi bir durum alır ki. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. yeni insana. feminist kızlar ve kadınlar.

bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. ağa-emekçi çatıĢması. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. Mihail Yuryeviç Lermantov. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir. . sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. anlatılır. hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar. Hüseyin Cavid. eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. köylünün. Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. din adamlarının cehaleti. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar. Mayakovski.

31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. Bununla birlikte yeni rejim. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz. Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. Eserlerin ideolojik . Fakat bunlar. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler. sevinçleri. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. BolĢevikler. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. Öncelikle söylenmelidir ki. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. sanat değeri olmayan ürünlerdi. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları.yüzyıl sonu veya 20. bu dönemde saf. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır. Hâlbuki edebiyat. Ġkinci olarak. çok açık görülür. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına.

Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra. Zeynal Halil v. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler. Ġmam Kasımov. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu. emek ve emekçi v. Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri. Gebil. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü. Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti. Ġsmayıl ġıhlı. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir.32 yönünü bir tarafa bırakırsak. . Büyük terör yıllarında bu edebiyat. beynelmilelcilik. Ġsa Muganna. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. Hesen Seyidbeyli. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde.b. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir. gerçek tarihi anlatmaya. Düz yazıda Enver Memmedhanlı. Eliağa Kürçaylı. toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi. hakikatleri söylemeye. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar. Nebi Hazri.s. Ġlyas Efendiyev. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı.

Vagıf Nesib. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Memmed Ġsmail. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik. Gasım Gasımzâde. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler.33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı. Asrîlik 3. YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular. 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. Tabiat . Eliağa Gürçaylı. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. ġiir. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi. Sabir Rüstemhanlı. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. Millîlik 2. Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. Musa Yakub.

Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. Mil. Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. Nebi Hezri. Bahtiyar Vahabzâde. gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. BalaĢ Azeroğlu. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. bir güzellik anlayıĢına. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. robotlaĢtırılan tabiatı. Mehmed Araz. Göy Göl. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. Nebi Hezri. Güney Azerbaycan için de geçerlidir. Helil Rıza Ulutürk. Muğam. MakineleĢtirilen. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. Dr. Söhrab Tahir. Mehmet Aslan gibi Ģairler. Helil Rıza Ulutürk. Tevfik Bayram. Gasım Gasımzâde. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. Bahtiyar Vahabzâde. bir ahlakî ölçüye . Eli Tüde.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer. SavaĢ ve tabiat. Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir.

Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine.35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. Ģaman felsefesine. millî düĢünce terbiyesi. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. Dr. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. Hüseyin Cavit. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder. Resul Rıza. Samed Vurgun. Ehmed Cemil. üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. Bu noktada Prof. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. Mikayil MüĢfik. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir. Süleyman Rüstem. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. . asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. Ģekillerine. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. Ömrün. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir. Memmed Rahim. 38 Bu bölüm. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine.

Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir. Kasım Kasımzâde. Eli Kerim. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. Ġslam Seferli.39 3. Nebi Hezri. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir. manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. Ġsa Hesenzâde. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Fikret Sadık. Hüseyin Arif. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde. Mestan Güner. Halil Rıza. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. Mehmed Araz. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. yılların yetiĢtirdiği Ģairler. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta. dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. . ġiirimiz. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. Sabir Rüstemhanlı. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir. Fikret Koca. Çingiz Elioğlu. ġiirimiz. poem.

Süleyman Rüstem. ―ġeb-i Hicrab‖. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A. Tvordaviski. ―Zamanın Bayrağdarı‖. Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. Dudu. A. M. siyasî sorunlarını. Gribecev’in: ―V. Prokof Lev. özellikle ―Aygün‖ poeması. Resul Rıza. Memet Rahim. M. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. . bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler.37 paralellik gösterir. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. ―Istırabın Sonu‖. ―Halk Hekimi‖. ―Natevan‖. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. N. Fakat türün henüz ne olduğu. Poema. 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. ―Ögey Ana‖. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. Mikail MüĢfik. ―Mugan‖. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur.

38 1965 yılında A. Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır. lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. Adalis. Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. çatıĢma unsuru. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. Ġ. büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?).‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. ĠĢte bu tür . Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır. olay örgüsü. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. Mirzayev ve Ġ.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. ġurası da dikkat çekicidir ki. V. kiĢiler kadrosu. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. Zaman. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. Selvinski de katılır. O. Hiç kimse. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur. L. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. Poema. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır. Ģiirle iç içedir. mekân. ġiir tarzında roman ya da öykü. Bu da bize poemanın. Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır. Timofevvve S.

klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil. Tabii 40 Bu bölüm. Eliağa Gürçaylı. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. romandan. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. Eli Kerim. öyküden. Ġslam Seferli. modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. Ehmed Cemil. Medine Gülgün. Hüseyin Cavid. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır. Resul Rıza. Hüseyin Hüseyinzâde. Mikail MüĢfik. POEMANIN ÖZETĠ Poema. Memmed Rahim. anlatım. Bu bölümde Ģair. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. olarak değerlendirilmektedir. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. Nebi Hezri. o.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. . Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir. Gasım Gasımzâde. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Samed Vurgun.40 4. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. Süleyman Rüstem.

bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. . ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. Yağmur‖ bölümünde Ģair. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı. Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur. Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. ―Yağ. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir.

ġair. Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. .41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister.

bilmirik. Dilindäki ġäm säsinä . Lähcäsinä.BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. naläsinä. Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs. çayır mürgüleyir.Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. Näsä deyir… “Cik-cik”. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. biz bilmirik.

Ġçindädir här mätläbi. 20 Üräyini duyacaġsan. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. 25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. dili var. Tar da elä… O sızlayır için-için. Naläsidir eĢitdiyin. Mätläbini bilmäsän dä. O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . ävväli var. Üräyinlä sän ġulaġ as. 30 Bergülünü. Mätläbinin axırı var.

Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. 50 Pırıl-pırıl säsläri gör. diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. 55 Nädir belä? Bälkä elä . O düĢünür. Bu dünyanın ağrıları. Ney üstündä yeddi säsin. Oyuġ-oyuġ yuvaları.44 Sinändäki dağ külünü. Häm dä bizi düĢündürür.

. xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. Addım-addım. bir deyil. yox. däräni gäz. näfäs näfäs Dağı dolan. 70 Bil dağların çiçäyi nä. yolları gör.45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. bir deyil. dünyanı gör. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. O. Bax här yerin çiçäyinä. 75 Cığırları. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax.

sözü Ģe’r. ġuru näfäs. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. .41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var. äfsanädir. dünyanı gör. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. Bälkä… Muğam bir nağıldır. ġe’r–sözün näğmäsidir. Elä säsin özü Ģe’r.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. Säs dä var ki. ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi.

Bu gözlämä müsibätdir. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. El deyir ki. arzularım Gäläcäkdir. diĢ var ikän. Canavarın aldatdığı . niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. 105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk. BaĢ var ikän. ġol var ikän. bu diläkdir.47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur.

sorğusunu Xäyalını. Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. 125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Öz sözünü. ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä. Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä. öz ġälbini ara xalġın. . 130 Onu öyrän.48 ġengülümün.

. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. dinlä neyi. Ģanlı müzäy. 145 BänövĢänin üĢümäsi. O särtliklä. O birisi göz yaĢıdır. ġalxan säsi. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. Biri hünär.49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. 42 Çaldıran müharibäsi. Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi. 155 O–danıĢan. 150 Dinlä tarı.

Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi. Gah säsindä göy gurlayır. Gah inläyir häzin-häzin. DüĢün. Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi. ġUR Varaġlama o tarixi.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. 160 Häm babamın yaĢındadır. Häm növämin. . Oduna yan. dayan. Dayan. 170 GözüyzĢlı anan kimi. Tüstüsünä aman elä. düĢün.

Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. Dayan. Bu dünyanın Ağrısını. Ävväl öyrän.51 175 Dinlä onu. 190 O. Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. basma ayağını Bu çämänä. ayaġları. sirrini açmaz sänä. 180 Muğamlarsa baĢ tärpädär. Mahnılar var. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . bu vätänä Hardan.

niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri. nä danıĢır narın-narın? Öyrän. nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. nä zaman. Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän. Nä yaratdı? .52 Kim. Hämzäläri 215 Kim yaratdı.

230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. Täsnifläri. yeri. 220 Göy gurladı. daĢlara bax. Ağız açır mağaralar.53 Koroğlunun nä’räsinä. Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar. Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. . Haġġ säsinä Yer gurladı.

250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana. 255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı..‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun. Här sal daĢı. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana. Täbiätin ruhundadır . Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu..54 Ġan sıçrayır beyinlärä. Koroğlunun däliläri… Burada oxu. Yeriyin meydan üstünä. ġıĢ bir yana. hoydu. dälilärim. baĢ bir yana‖.

Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri. ritmläri? Bu ränglärdä. bu näğmälik. düĢündürür. 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. Täsnifläri. Cängidäki märdliyä bax.55 Bu uyarlıġ. näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. Xallardakı xäyallarla. vuġar. fikirlärlä . Ayaġlarsa yerin-yerin. Ällär süzür incä-incä. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. Ġayadakı särtliyä bax. 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü. gah söndürür. Gah yandırır.

Böyük ġämin. Üräk dolur. älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm. sudan belä durum mänim. Sevgililär dodağında Yanıb söndün. Xınalandın. Ġstäräm ki. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. boĢalmır. böyük därdin Vuġarı da böyük olur. Aydan arı. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim. Sönüb yandın: .56 280 Yox. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın.

Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. Çox çäkdim yar cäfasın. 310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. Täpälärdän säpälänir. Biçmädim zämin ġaldı. Bir-birilä ġucaġlaĢır. o burulur. Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb.57 300 ―Däryada gämim ġaldı. yaz baĢıdır. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. Ġayaların ġabağında O äyilir. . sular aĢıb-daĢır. 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi.

340 SığıĢmadı bir yatağa. Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı. . ġaynamalar. Yaylaġları gäzä-gäzä. Kür Araza. Tälatümlär. Däyir daĢa. Dağın barı. Saz üstündä pöhrälänir. Gälib çatır Araz Kürä. Här ikisi dağın ġarı. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır. coĢur.58 320 toz-toz olur. 330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza.

döĢläri älvan. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. eĢġi. Fikrin nä ġädär yolları. Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. mänzilläri varmıĢ. öz yolunu. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. sağa.59 Budaġlandı sola. 355 Dağlar baĢı ağ. Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. 350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. çölläri al. . 345 Zaman keçti. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü.

yurdunda bir anlıġ. 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı. Bayatılar ġara geydi äyninä. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi.60 Ġürbätdä Vätän häsräti. Näbinin meyidi ġaldı arada . Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. 370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. Ağı dedi buz bağlayan lal sular. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. Ġarabağın çöllärini ġar aldı.

häyäcanlar BärdaĢtıdır. Mayäsindä säslär uçur . böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. tellär ağlasın‖. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. 385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. yaĢa. 375 Darasın saçını. ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. En eniĢ.61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. yaĢa. ön sözüdür Çahargahın.

– Deyir bizä. . Nä minarä. Bir daĢınız. 410 Nä müäzzin. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä. Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız. SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä. –Gäräk täslim olasınız.62 Ġanad-ġanad.

Tarixlärä o. bunu dandı. aman!. Bästänigar aman çäkir. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. DüĢmän yaman amansızdır. Amanından aman. 415 O. O ġansızdır. 430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. Säbir gäräk. Täläsmäyin. –Näylämäli? . Maġamı var här istäyin. Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk.63 Bu onu. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi.. täläsmäyin. Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk.

Dağıldılar dönä-dönä. Fikir endi.64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı. Belinin bağı bizdän. inlär.. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. .. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?. –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. –Hanı bizim o gücümüz?. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar. Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı.

neylär? 475 Ov bizim. 470 Suyu çıxar därindän. ―Däyirmanın pärindän. Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi. Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim. Elin sözü bir olsa. Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. 465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. 460 Günü oda çalamalı. ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ .65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı.

Nizä gäräk. 490 Çäkic altda. Çahargahın hasarında. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı. dämir döyäk. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. Cilalandı. Cäbhä yaraġ. Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. Taraġ-taraġ. 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk.66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. ġıraġ. Dämir biĢdi. Od biĢiräk. Ocaġ yandı. . Taġ-tararaġ.

Yad ġovuldu dağlardan. üsyan Çarigah. DüĢmän ġaçır. göy gurladı. äri. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi. 500 DüĢmän üstä durma. yeri. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… .67 Dämir. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. bizimkilär tä’ġib edir. Ġılınca dön. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir. Hücum. täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı.

Cövhärindä bir häzinlik. Däryalar längärlädän tufandı. Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar. bir xäfiflik saxlanır. 525 Bäxtiyaram. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Ģirin Pärdälärin? . sel oynadır. Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar. 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah.68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. GuĢälär göy gurladır. yer titrädir. tufan Çarigah. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä. Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin.

vuġar. O batıġlar. Ġabarmalar. Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. säsdä fikir. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar. Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir. Tämkin. . ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖.69 Bürclärdäki o äzämät. Yadellinin hücumuna hasar çäkir. axın axın. nä itsidir. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra. Nä doğmadır. fikir… Ruhumuzla uyġardadır. DaĢda fikir.

Gäldiyinä peĢman olub . mäġsädi gör. Babaların märamından Ġbrät götür.70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar. Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän. Ġız ġalası! Adına bax. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. 555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. män ġartalam. Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. Yaxın gälmä. ġızdır ġalam. 570 DüĢmäninä o deyir ki. män ġuzğunam. 560 ―Bakirädir.

71 Dabanına tüpürärsän. 585 Ġorucumuz. O fikirlär. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan. dolar. DaĢlardakı çalalara axar. ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. Xeyr. o duyğular. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır. keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. nälär. Hiddätlänän säs axını… . bu ġalalar.

ġanacaġ ölçümdür muğam. Dostumsan… Görüräm özümü sändä. 610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? . Görän nä danıĢır.72 595 Batıġların. çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä. Sän dä yanırsansa äğär bu oda. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. yoxlaram müdam. 605 Män öz hämdämimi. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm.

O da ki. ey pirim mänim. Payızın sazağı käsir otları. sisimi görän. Barmağı altında tarzän gör necä. Göräk. ey näğmäm. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar. buna necä tab gätirirsän? . Säslärdän yaĢ sızır. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. mänim kimi säsini dinlä. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım. susur bulaġlar. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä.73 Tökülür yarpaġlar. sıxır. äsir budaġlar. 615 Soyuġdan üĢüyür. Düyünlü säsläri ġovurur. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. Yanır gizlicä. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. Nolar.

Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Söhbätinä müntäziräm män. yarpız ätirli. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. ġirin arzularım. Ulu babaların kamal häznäsi. 645 DanıĢ. 640 DanıĢ. DanıĢ.74 Ey atam hünärli. düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. Näğmä oxu. xoĢ xäyallarım. 635 Ey reyhan näfäsli. . Ey müġäddäs pirim. Sän häzin-häzin Abırlı. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların. ey müdrik tarım. babam fikirli. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän.

bir vahidik bir arzu. 665 Säslänir muğamın pärdälärindä. kamda. Sirri därindä Zilindä. yoxuĢu. iztirab dolu. Biz ki. beĢ yüz il. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. sarı… Orda varaġlanır. Biz ki.75 655 Här xalın tarixi Yüz il. Bir xalġın min illik iztirabları. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl.. Elä bununçun da… Täk mänim?. 670 Bämindä. yanğını keçirmäk üçün Fikirlär. 660 Bir ġälbin deyil. al. xäyallar yuvalanıbdır. EniĢi. elä bil od ġalanıbdır. Söhbäti aĢkarda. bu yolları bir baĢa vurduġ. Yanğına dözmäyib havalanıbdır. .

kükräyir. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä. Muğam–här guĢäsi sirli. O coĢur. Nota salardılar onu näğmätäk.76 675 Yox. . 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. O axır. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. soraġlı Yola bänzäyir. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. O yola çıxmadan yolunu bilmir. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini. Här käs öz ġälbini tapır muğamda. Cilova gälsäydi belä bir axın. sonunu bilmir. yox. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk.

–Neçä dumanlısan. Gizli mätläbini görmäkçün . Mänsur. Här muğam çalanın. O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. Görünmür gözä Pärdädä. Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa.77 695 Bämi düzänlikdir. zirvädir. 705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı. açdığı iz baĢġa-baĢġa. muğam deyänin Keçdiyi. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. örtükdä çırpınan üräk. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır. asta-asta pıçıltıları. zili zirvädir. Bäli o. Zabul üstä inlädir tarı.

Ey näğmäm. Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ. aldır säslärin. Härä bu ocaġdan bir od götürär.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. Mätläbi gizlädir. 730 Gizlidir sözü näğmänin. Ey pirim mänim . Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin. Min sözdän güclüdür. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. Ey tarım. Tutar säsindäki därinliklärä. görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä. Xäyalın gözüylä eĢidär. bir xalın sänin. Bilmiräm yaĢıldır. 725 DanıĢır. inläyir ancaġ.

Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. Här käs. här kuĢäni yozur bir yerä. Häränin gözünä bir cür görünür. sönükdür näğmälärindän. Hämän hämändir. Yox. här xalın neçä rängi var. Här säsin. Buludlar burulur. Yanıb Ģırıl-Ģırıl. 750 Buludlar dönür. Gälin. Axıb Ģır-Ģır o. Sözümdä olsaydı säsinin gücü. bir anlığa baxaġ göylärä. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var. Köy dä . Kim deyä bilär ki.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män.

Härä öz ġälbini görür buluda. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän. Ġnan gördüyünä. Käpäzin. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. Män dä häġiġätäm. ancaġ.80 755 Bulud da. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. . Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Mänim öz amanım. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan. Orta segahım. Elädir älbät. 770 ĠoĢġarın. Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. Anbaan däyiĢän o buluda bax. Mänim gördüyümü görmäsändä sän. sän dä häġiġät. mänim öz ahım.

öz mälalımsan. tarda böyük yeniliklär elämişdir.c. Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni. 43 XIX. Anamın südütäk sän halalımsan. 18.” 44 . Daha fazla bilgi için bkz. arana çatdı. ġirin bayatılar. çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı. 2. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. Mänim öz därädimsän. Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı. sän al canımı.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Azerbaycan Edebiyatı. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. äsrin musiġişünaslarındandır.

baĢından ötüb keçäni. Vaġifin gönlünü ġana döndärän. . 805 Könül hıçġırtısı. Gizli därdlärinä yandırır säni. 810 Mätläbi gah açır. Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. Bä’zän inläyir. Ağrılar mayası. Gah düyünläyir. iç hönkürtüsü. DanıĢır. Sonu iniltili. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. ġikayät süsü.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. Bä’zän üsyan edir.

yan axdı. Oxudum. axır. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır. 825 Yandım. ona dil deyir: Araz gäldi. kül oldum. 820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. Bir dilbilmäz ġuĢ idim. bülbül oldum… . Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä. Äziziyäm gül oldum. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. Dibindä min can axdı.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir.

sazağa neylim? . 845 ġaxtaya dözmüĢäm. Alovu täässüf. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. Bämindä. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. mänim dämadäm. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. dağlar aĢmıĢam. zilindä o ―neylim‖? deyir. Ġazancı ağrılar. özü xatirä. O deyir. hansı günahın. dağda bitmiĢäm. dililä amanın. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. Düzändä käsdilär.

Neylim. . Dedi:–Bu da keçär. od mänä hämdäm. Günah mändä deyil. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs. gözläri doldu. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. daĢı äritsäm. yer üzü gündüz. Bir üzü gecädir. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. sözüm bilinmäz. bir üzü gündüz. bulağa neylim? DanıĢdı. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. 855 Gördü ki.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki. yay günü bulağa getsäm. Därdilä. Buz tutar. buza neylim. Säsim su yandırar.

gündüzü gündüz. ġälb atäĢi. Anamın öz südütäk sän hallımsan. . Nä deyirsän. çağla. mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah. Segah. Sän mänim göz yaĢım ol. Ġälbä atäĢ çiläyir. çağla. can yanğısıdır. Onun här pärdäsi ah. här bämi ġäm. oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı. hökm eläyir ağla Segah. Segah.86 Ey mänim üräyim. halalım. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. här zili od. Nä deyir könlümü oymaġla. 865 Öz ällärinlä.

DanıĢır. aramla täk-täk. Mäcnun sähralara gätirär pänah. Segah. Segah–bir istäyin. ağla. DanıĢır aramla. därin düĢüncä. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını. 885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. Rast–onun atası… Näsihät eylär. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. 895 DanıĢır tämkinlä.87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. DanıĢır bir äsrin öz yarasını. Rast–müdrik bir ağıl. eĢġin dalınca . anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk. Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. Segah‖.

915 Rast–cavan deyildir. Segah–nalä çäkän. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. ärk etmäsidir. Vuġarlı. 905 DüĢünür därin. bir biçir. Yüz ölçür.88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. 900 Bir zaman büdräyän ġälbin. fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri. Mühit dänizitäk o längärlidir. Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü. istäkdän od ġalanıbdır. Fikirlär. . dözümlü. Rast–tädbirlidir. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir. o säbirlidir. danlağı.

Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla.89 O. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. nädir? . 930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla. bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı. Yerläri. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı. yaĢa dolmuĢ.

fırlanan nädir? Ay nä. gün nädir? Ġlk nä.90 Hökmüylä. fırlanır. son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast. Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan. gün näd. canlı misallar çäkir härdän. ġurur bir yandan.iir? Ġlk nä. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast. Aġil danıĢır. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. . Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. Fırlanır. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi.

niyyätläridir Rast. Bilmädi ki. bir az aralandı. 955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır. särhädläridir Rast. . Lakin äzabın son dämi. Öz därdini ġıĢġırmaz. Ġnsanların ilk arzusu. Ġaçdı. Zalım ovçu. o. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. ah atäĢi söz ränginä girmäz. 965 Ġabırğası ġalın ovçu.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. Ey Bäxtiyar. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu. ahästäcä söylär. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. 960 SärçeĢmädän su içmäyä.

985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu. sänin ġolun sına. Ovçu. baxdı yazıġ-yazıġ. Dilä düĢdü: . Ġaçammadı… O dayandı. Döndü. Bir geri dön. Gül üĢüdü. Bir ora bax. Bu dähĢätä kol titrädi. 975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. 970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı.92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı. Mälül-mälül. 980 Tüfängini çiyninä sal.

HeykälläĢir häyrätimiz. 990 Yaralıyam. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz. yaralıyam‖. Män bu dağın maralıyam. Ağ yel äsir. vurma mäni. ağ-ağ gül bitirir. YAĞ. Tel-tel äsir. YağıĢı da ağ gätirir. YAĞIġ Ağ yel äsir. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. 995 Ağ buludlar Topa-topa.93 ―Aman ovçu.

Bu yağıĢın. 1025 ġırıldayır navalçalar. dağ ağara. Oğlan ġaçar. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. Üz islanır. Üräyinin tanğısına Dağın. Gir mağara. ―Yağ. Ağ buludun toy günüdür. . daĢın. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. 1015 DaĢ ağara. yağ yağara.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä. göz islanır. Tut ucundan sän göğä çıx. Ġız islanır. Yağ ey yağıĢ. yağıĢım.

Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün. Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri.95 Arxlar daĢar. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü. Deyärlär ki. därälärä… Göy tutular. Açıġ yerdän gün çırtlayır. Bir täräfi açıġ olar. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. sel oynayar. 1035 Sellär. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä. 1040 Arzumuzun. Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? .

Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı. üräyin gah ġüssäli. 1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax. yerin.96 Bu da özgä bir näğmädir. 1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün. O. 1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır. Kitab kimi o. . Säslär elä ängindir ki. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı. oxunur Varaġ-varaġ.

1090 Çömçäni doldursana…‖ . Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar. Aman vermir göz açmağa. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. 1080 Bir yandan da yağıĢ yağır.97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. sağa. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır. Gah da olur. 1075 Säslärdäki ränglärä bax. ġodu. Elä yağır. nä biçinä. Säpälänir sola. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. dursana. yağıĢ käsmir. yağır yenä… Nä äkinä gedän olur.

Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. DüĢdük ġara. ĠıĢda arana köçdük. Yayda dağa üz tutub. Häm ġul olduġ. Dağda. dil yanır. sazağa. borana düĢdük. häm ağa. . SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä. Üräk yanır. 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu.98 Äkin-biçin eĢġinä.

Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. Arxalandıġ dağlara. ġoyun. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. Dağ bizä sirdaĢ oldu. Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu. gäldi dağı. . a däli ġoyun. Çobana çarıġ bağı.99 Särhäd tanımadıġ biz. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. 1120 Dolanıb gäldi ġoyun.

100 Nänäm. Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu. 1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. Biz ġoyunu. Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu. a nazlı ġoyun. 1125 Pendiri käsmä-käsmä. Ġırġovul gözlü ġoyun. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… .

ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. a narıĢ ġoyun. Ġäm ağladır. Nä dä gülür. Sevinç bizi güldürürsä. Yünü bir ġarıĢ ġoyun. sayaçılar. Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. Çoban sändän küsübdü Südü ver. barıĢ. Kürä çatar. 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. Sözün özü nä ağlayır. . 1145 Uca dağlar. Därälärä hay salar.101 ―Nänäm. ġoyun‖. laylalar Ġayalardan sızılar. dil anlar. Arazıma can atar.

Bälkä insan Sevincini. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. Häm ağladır. Ġähġähä dä. söz deyil. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi. näğmälär yaranmazdı. Yox. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. Sözdän ävväl säs yaranır. . Yox. ġähġähälär.102 1160 Amma bizi häm güldürür. säsdir axı. Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz. 1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz. Könül säsi könül dälär. Hönkürtü dä.

1195 Oyadıb yaddaĢı. Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. . Neçä ġäsdin önünü käsdi. Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän. üräk yanğısı. ―Salı yandırdı‖ muğam. bir canlı kitab. O. vicdanı utandırdı muğam. 1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. göz yaĢları. dayandırdı muğam. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam.103 Näğmäläridir Sözümüzün. bir çängä bulud. Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. fikrimizin ibtidası.

Çox kitablar oxudum. . Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam. bäxtiyaram.104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam. zänn elädim. Deyiräm.

feryadını. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır. . 10 Kuşdilini bilmiyorsak. Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor. Dilini.İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. Yüreğindeki gamı. Kuşcağızın günahı ne? Sabrını. bilmiyoruz. bilmiyoruz. gür sesini. Neler diyor… “ Cik cik ”.

Önce öğren sen bu dilin Noktasını. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . Feryadıdır iĢittiğin. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için. 30 Virgülünü. 20 Yüreğini duyacaksın. Yüreğinle dinle. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. Arzusunun öncesi var. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. Ġçindedir tüm arzuları.106 15 Kulağınla değil. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. Gayesini bilmesen de. lehçesi var. sonrası var.

Hem düĢündürür. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. hem düĢünür. Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri. Bu dünyanın ağrıları. sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık. Oyuk oyuk yuvaları. Ney üstünde yedi sesin. O.107 Yüreğindeki ateĢin külünü. 55 Nedir böyle? Acaba . kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine.

. nefes nefes Dağı dolaĢ. halleri gör. dereyi gez. kokusunda Nağmedeki seleri duy. Dağa giden patikalarda Önüne bak. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil. hayır. Adım adım. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne. 75 Patikaları. Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde. O ikisi aynı değil. aynı değil. dünyayı gör.108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. Ġnip çıkan geçitleri. yolları gör.

gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme. efsanedir. ġiir ise sözün nağmesidir. sözü de Ģiir. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ. Belki… Fasıl bir masaldır. 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak. kuru bir nefes. Bilelim. efsaneye göre arşındır. . Kelimelerin anlatamadığını anlatan. Söz. sesin ahengi. nedir? sıradan bir ses. dünyayı gör. bu dünyaya sözü nedir.109 Çobanın belindeki ArĢına bak. Bu sesin kendisi de Ģiir. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki.

110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım. niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. Bu bekleyiĢ musibettir. Niye. BaĢ varken. kol varken. diĢ varken. bu dilektir. Halk diyor ki. Canavarın kandırdığı Gülecektir… . Bir hasrettir? 115 El varken. niye ĢiĢededir 110 Devin canı?. arzularım Gelecektir..

125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu. . kendi kalbini ara halkın. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. 130 Nağmelerini öğren. duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde.111 ġengülümün. sualini. Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver. Sözünü. Hayalini.

O. O. Ģanlı Ģöhretli bir müze. hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. 155 O. Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi. Biri gözyaĢıdır.112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. dinle neyi. kalkan sesi. 145 MenekĢenin üĢümesi. Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır. Biri hünerken. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. 150 Dinle tarı. . Kılıç sesi.

Hem torunumun. Dinle ġur’u Kalbini sana açan. dur. düĢün. Kâh inliyor hazin hazin. Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi. Kâh sesinde gök gürlüyor. 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur. Dur. 160 Hem dedemin yaĢındadır. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. AteĢiyle yan. . Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. DüĢün.

Önce öğren. Bu dünyanın Ağrısını. Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden.114 175 Dinle onu. adım atma Bu bahçeye. Kirpiklerden yaĢ akıtır. 190 Sırrını açmaz ki sana. 180 Fasıllarsa baĢ sallatır. Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. bu vatana Nereden. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Mahnılar ayakları. Dur.

115 Kim. niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri. Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der. Hamzaları 215 Kim yarattı. ne zaman. . ne söyler narin narin? Öğren. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri. ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren.

. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri. Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. Tasnifleri.48 Ağzını açıyor mağaralar. kayalara bak. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti.116 Köroğlu’nun narasına. ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri. 220 Gök gürledi. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak. Hakk sesine Yer titredi.

kıĢ bir yana.117 Kan sıçrıyor beyinlere. Tabiatın ruhundadır . Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. baĢ bir yana‖. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. yiğitlerim. Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. Her yassı taĢı. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un. haydi. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor. Yürüyün meydana.

260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. ritimleri? Bu renklerde.118 Bu ahenk. Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. Tasnifleri. Eller süzüyor ince ince. Hallerdeki hayallerle. bu ritim. vakar. 265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Kâh yandırır. Ayaklarsa hızlı hızlı. 275 Kanadında gurur. göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri. Kayalardaki sertliğe bak. kâh söndürür. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. Cengideki mertliğe bak. özlüğünü. fikirlerle. düĢündürür. .

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

teller ağlasın‖. 375 Tarasın saçını. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. önsözüdür Çahargahın. Mukaddimesidir. ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. heyecanlar. yaĢa. Diyor:–Hayat bir kavgadır. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. Ġçerisinde sesler uçuĢur . 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. Ġn iniĢten. yaĢa.

Ne minare. Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye. TaĢ üstünde. 410 Ne müezzin. Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz. 400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız.125 Kanat kanat. GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize. Diyor bize. . –Teslim olmanız gerekiyor.

KarĢımızdaki kansızdır. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek. tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. Derdinden aman. 415 O bunu reddetti. Acele etmeyin. Ya gelecek? –DüĢünelim. —Ne yapmalı? . aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. DüĢman çok acımasızdır. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi.126 Bu onu. sabredin. Sabır gerek. O. Yeri vardır her isteğin. Bestenigâr dert çeker.

127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı. —Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr. —Nerde bizim o gücümüz?. ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖. inler. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. Belindeki bağı bizden. 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar. . 445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden.. Ağıt yakar kızlar. Dağıldılar döne döne. .

Halkın sözü bir olsa. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi. neyler? 475 Av bizim. 460 Günü ateĢe boyamalı. 470 Suyu çıkar derinden. Dertlerimiz kılıçla Biter bizim. Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ .128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze. ―Değirmenin çarkından. 465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık.

490 Çekiç altta. . 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek. Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek. Tarak tarak. AteĢ yakmalı. 495 Elde silah Vuralım. Ocak yandı. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. Çahargahın hisarında. Yassılandı. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. Tar tararak. Demir kızdı. Kargı gerek. demir dövmeli.129 ġimdi bize kılıç gerek. Cephe yaralım. kıralım.

AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… . gök gürledi. bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. DüĢman atıldı dağlardan. isyan Çarigah. Kılıca dön. Hücum. eri. hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi.130 Demir. düĢmanın üstüne yürü. Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te. 500 Durma. DüĢman kaçıyor.

Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. Ġçinde bir hüzün. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. . sel coĢturuyor. yer titretiyor. 525 Bahtiyarım. tufan Çarigah. Denizleri yerinden oynatan tufandır. Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor. 520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah. Dalgası mı katardaki 530 Dertli. coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı. bir zariflik gizleniyor. KöĢeler gök gürletiyor.

fikir… Ruhumuzla özgürdür. TaĢta fikir. Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. DüĢman hücumuna duvar örer. seste fikir. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖. çökmeler. DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. gurur. Ne doğumdur. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri. . Kabarmalar. O.132 Burçlardaki o azamet. ard arda. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. Ciddiyet. ne sıcaktır. Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur.

570 DüĢmana diyorlar ki. Kız Kalesi!50 Adına bak. 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan. . Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen.133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. 560 ―Bakiredir. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. Tüten ocaklarmıĢ. Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. kızdır. görürsün‖. Kalenin adındaki Manaya bak. kalem. ben kuzgunum. Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. YaklaĢma. gayeyi gör. ben kartalım.

KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. O duygular. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki. düĢünceler. 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. 580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. neler?! Bu kaleler.134 Derhal kaçarsın. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. bu kaleler. kabarmalar. taĢar. Hiddetlenen ses seli… . TaĢ türküler. TaĢlardaki çukurlara dolar. 585 Askerimiz. Hayır. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır. neler.

HERKES BĠR YUDUM… Marifet. Dostumsun… Kendimi görürüm sende. ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar. cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . sürekli yoklarım. 605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde. kanacak ölçümdür fasıl. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. Sen de bu odla yanıyorsan. Bakın bize ne der. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır.135 595 Metlerin.

ey türküm. sisi mi bunları gören. Yanıyor için için. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı. 615 Soğuktan üĢüyor.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar. benim gibi sesini dinle. Ne olur. Hazan rüzgârı kesiyor otları. Tarzenin parmağının altına bak. titriyor dallar. . 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. susuyor pınarlar. Nağmen olabilir adağım benim. Nasıl kavrulur. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden. ey pirim benim. O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle.

tatlı hayallerim. dedem fikirli. HoĢ arzularım. düĢüncelerin . 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin. ey mukaddes tarım. Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden. Sohbetine hazırım ben. Nağme söyle. Anlat. Ey masal ninelerinin ninni sesi. Ey mukaddes pirim. 645 Anlat. 635 Ey reyhan nefesli.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. yarpuz kokulu. 640 KonuĢ. Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan. Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi.

Biz ki. bu yollara yalnız baĢ koyduk. semadan derin. Bir halkın bin yıllık ıstırapları. Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. fikirler yuvalanır. bir gayede. 665 Seslenir fasılın perdelerinde. . Bir halkın tarihi Tarihin yolu. KöĢeler rengârenk: YeĢil. Kırmızı. Biz ki. yokuĢu ıstırap dolu. biriz. Sarı… Orada sayfalanır. beĢ yüz yıl. 660 Bir kalbin değil. 655 Her halin tarihî Yüz yıl. ĠniĢi.138 Denizlerden dalgalı. Sohbeti aĢikâr. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller. bir arzu.

Sonra kükrer adeta. Fasılın her köĢesi sırlı. Herkes kendi kalbini bulur fasılda.. Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez. 675 Hayır. Notaya dökerlerdi onu nağme gibi. Önce yemyeĢil ovalarda gezer. Birden değiĢtirir yatağını. hayır. Yola çıkmadan bilmez yolunu. . taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını. Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya. CoĢar. gizemli Yola benzer. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek.

695 Bamı düzlüktür. örtüde çırpınan yürek. Her fasıl çalanın. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. Evet. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır. O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar.. o. zili zirvedir. Mensur. Görünmüyor göze Perdede. Zabul üstüne inletir tarı. zirvedir. O zirvede Ayağından yer kayar sanki. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü. 705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü. —Nasıl dumanlısın.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. usul usul fısıltısı.. .

. Bilmiyorum. Ey türküm. Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Bin sözden güçlüdür. Hayalin gözüyle iĢitir. Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. bir halin senin. ancak inler 725 KonuĢur. yeĢil midir.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Gür sesindeki derinliklere. Arzuların gizlidir. görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde. Ey pirim benim. 730 Gizlidir sözü nağmenin. Ey tarım.

bir an için bakalım göklere. Hayır. Yanarak gürül gürül. Tıpkısının aynıdır. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. Gök de. Bulutlar karıĢır. Gelin. Kim bilebilir ki. Her sesin. . Nağmen olabilir adağım benim. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım. Herkesin gözüne farklı görünür. 750 Bulutlar döner. Sözümde olsaydı sesinin gücü. Herkes her köĢeyi yorar bir yere. O da sönüktür nağmelerinden. Akarak Ģırıl Ģırıl.142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. her halin ayrı rengi var.

Benim kederim. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. benim ahım. . Sen kimseden alınmadın. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. Ġnan gördüğüne. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir. Benim gördüğümü göremesen de. SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım. fakat. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. Benim dağlarımdır senin membaın. 770 GoĢgar’ın. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin.143 755 Bulut da. Doğrudur elbet. sen de. Ben de hakikatim. Kepez’in. Orta segâhım. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda.

kederimsin. 18.yüzyıl müzisyenlerinden biridir. canımı. Hüzünlü bayatılar. sen al. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı. Daha fazla bilgi için bkz. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. Azerbaycan Edebiyatı. Güzel maniler. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım. 2.c. Tarda büyük yenilikler yapmıştır.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı.52 Derdimsin.144 Bende doğup bende olmuĢsun. 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı. 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan. ovaya ulaĢtı. Anamın ak sütü gibi helalimsin. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı. sen al.” 53 . 52 19.

795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh. Gizli dertleriyle yakar içini. 805 Gönül hıçkırığı. bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. . Bazen için için inler. Sonu inleyiĢ. ġikâyet süsü. yürek haykırıĢı. BaĢı çılgınlık. Vagif’in yüreğini kanatan. 810 Arzuları kâh açılır. baĢından gelip geçeni. 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin. Sızıdır mayası. Kâh düğümlenir.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. Bazen isyan eder. Anlatır. bir arzunun. Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim.

825 Yandım. Okudum. yan aktı. Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine. 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. sonunda kül oldum. bülbül oldum… . ona dil döker: Aras geldi. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler. Dibinden bin can aktı.146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. Dil bilmez bir kuĢ idim. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı. Azizim gül oldum.

özü hatıra. âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim. . diyor. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. Bamında da zilinde de.147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. Kazancı ıstırap. dağda bitmiĢim. diyor. Kendi diliyle anlatır kederini. ―neyleyim?‖. Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. benim anbean. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? . dağlar aĢmıĢım. AteĢi ıstırap. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. göçü hatıra. hangi günahın. Ovada kestiler.

yaz günü yanımda. sözüm bilinmez. Sesim suyu alevlendirir. ateĢ bana arkadaĢ. pınara neyleyim? Anlattı. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. Suç bende mi. Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar. . kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu. 855 Gördü ki. Büyük arzulara dünya bir kafes. buza neyleyim. Dedi:– Bu da geçer. Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. Derdiyle.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım. Neyleyeyim. gözleri doldu.

çağla Segâh. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı. sen kendi gözünle Geceyi gece gör. oyulmakla Segâh? Böyle. ağla Segâh. her zili ateĢ. 875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. helalim. Anamın ak sütü gibi helalimsin. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi. her bamı gam.149 Bir yanı gündüzdür. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. gündüzü gündüz. bir yanı gece. Ne diyor gönlümü oymakla. Sen benim gözyaĢım ol. Kalbe ateĢ çalıyor. Her perdesi ah. . Ey yüreğim. Ne diyorsun. yürek ateĢi. can yanmasıdır. hükmediyor. çağla Segâh.

150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. bu sevdayı kınar. 895 Temkinle. 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. Anlatır. Anlatır. usulca. onun babası… Nasihat eder. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. Rast. . ağla Segâh‖. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ. Anlatır. Segâh. Rast. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. derin düĢünce. anlatır tek tek. bir asrın yarasını. yavaĢça. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. hikmetli bir akıl.

rast tedbirlidir. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan. bir biçer. . Sosyal deniz gibi dalgalıdır o. dostça uyarısıdır. sabırlıdır. 905 Derin düĢünür. feryat eder. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. metanetli. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek. DüĢünceler. öğüdü.151 Segâh. Segâh. 900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. bir aĢkın. isteklerden yangın çıkar. Rast. Yüz ölçer. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. Gurulu. kemale Erip kendini bulmasıdır.

Kemale ermiĢ. Uykusundan uyandıran dağları. kimdir? . Mevsimlerin kuĢlarını. pınarlarını. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla. Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla.152 915 Rast. Yerleri. Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı. bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. genç değil. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman.

bir yandan kurutur. . son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi. Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast.153 Hükmüyle. canlı örnekler verir zaman zaman. UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. oyuncak gibi. Kendi etrafında döner. dönen nedir? Ay nedir. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi. Âkil anlatır. döner. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur. güneĢ nedir? Ġlk nedir. Dünyayı oynatır. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast. güneĢ nedir? Ġlk nedir.

960 ÇeĢme baĢından su içmeye. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı. Lakin ıstırabın son demi. niyetleridir Rast. serhattidir Rast. Ey Bahtiyar. AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. Ġnsanların ilk arzusu. Kaçtı. ah ateĢi sözün rengine girmez.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. Bilmiyordu ki. Zalim avcı. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. . Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. usulca söyler. Kendi derdini haykırmaz o. biraz uzaklaĢtı. 965 Kaburgası kalın avcı.

Ve dön. Bu dehĢete otlar titredi. 985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. senin kolun kırıla. Dile düĢtü: . baktı masum masum. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. Melül melül. 980 Tüfeğini omzuna al. Bir bak buraya.155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. Avcı. Gül üĢüdü. Döndü. Kaçamadı… Durdu.

990 Yaralıyım. 995 Ak bulutlar. kalırız biz. YAĞ. Küme küme. yaralıyım‖. Tel tel eser. vurma beni. Ak yel eser. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın . Yağmuru da ak getirir. ak ak gül bitirir.156 ―Aman avcı. Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. TaĢ olur. YAĞMUR Ak yel eser. Ben bu dağın ceylanıyım.

yağ. taĢ ağara. Bu yağmurun. göz ıslanır. Oğlan kaçar. Yüz ıslanır. Yağ yağmur.157 Ġliğine Damar. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. Kız ıslanır. . Ak bulutun düğün günü. 1015 Dağ ağara. Yüreğinin yangınına Dağın. ―Yağ. damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. Gir mağara. Tut ucundan göğe çık. yağara. 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları. yağmurum. taĢın. Dalından kopup düĢen Ham erikler.

bu nedir? Bu nedir? . derelere… Gökyüzü tutulur. sel coĢar.158 Arklar taĢar. seller çağıldayan Uzun uzun derelere. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları. 1035 Sular. Bir tarafı açılır. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi. 1040 Arzumuzun. Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. GüneĢ çıkar. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. Derler ki. Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür.

Yaprak yaprak. göğün.159 Bu da baĢka bir türküdür. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. Sesler o kadar engindir ki. yüreğin kâh hüznü. Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı. Kitap gibi okunur o. . 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları. O. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

Sözden önce ses gelir. Kahkaha da. Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. Hayır. kahkahalar. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. Gönül sesi gönül deler. söz değil.165 Hayır. fikrimizin . Kalbimizden geçenleri. Tamam diyebilseydi söz. türküler yaratılamazdı. Feryat da. 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. kederini Nağmelerle söylemezdi. 1180 Nağmelerdir ilk dilimiz. sestir âhı. Nağmelerdir Sözümüzün. Belki insan Sevincini.

yürek ağrısı. Kaç kastın önüne geçti. ―Kuru âhıyla kuruttu‖. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. son verdi fasıl. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. . 1190 Onun her köĢesi bir hatıra. canlı bir kitap. bir avuç bulut. 1195 Uyutup hafızayı. ―Salı yaktı‖ fasıl. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. O. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl. utandırdı vicdanı fasıl. Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl.166 BaĢlangıcı. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. gözyaĢları.

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

e.(Seyfettin Altaylı. a.” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz. a. tek+düm. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur.c. Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura.“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır. Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir. bazen de müstakil olarak çalınan parça.994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. e. a. sf.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. e. a. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda.Baskı. 2. 1994.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. (Seyfettin Altaylı. 73 18. Nahçıvan Folkloru. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını. Tabii mertebesi 10/8’dir. (a. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. e. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. g. neleri bulabileceğimizden bahseder. a. 1790). MEB. yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. Bakü. e. sf. Efsanenin tamamı için bkz. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır. tek+düm. e. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik. 1. (Seyfettin Altaylı. g.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz. 1. sf. tek+düm. bkz.(Türkçe Sözlük. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra. 9. tek. gözlerden yaĢ akıtır.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. den yapılan nefesli müzik aleti. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur. www. g. Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim. c. İstanbul. düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister. g.c. a. g. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. g. e. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm.c.net.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi.582. e. . a. sf. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. TDK Yayınları. . sf. Efsanenin tamamı için bkz. 2. 1998. nağmenin en etkili kısmı. g. tek. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir. Daha fazla bilgi için bkz.azadtribun. Ankara. Köşe: Melodinin. g.) 70 Tütek: Kamıştan vs. ġair.

Bir yandan tepelerden düze inen sular. ġair. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder. çekildiği takdirde leĢ bir yana. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. bazen güldürür. hikmet dolu bir ârifin aĢkı. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre. 1. (M. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. bazen yandırır. buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. sevgililerin dudaklarında bulur onu. ritimleri. Büyük derdin büyük vakarı olur. Acaba fasılların ilk renkleri 78. Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. sf.173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir. (Türkçe Sözlük. Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. tasnifleri79. TDK Yayınları. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında. c. Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı. Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur.102). bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a. ġurun da derdi. dans ederler Arazbar’da81. aniden akla düĢen eski bir macera. ninelerin dokuduğu halılarda. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını. sf. budaklanırlar sağa sola. Ekrem Karadeniz. 128). ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü. Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. savaĢ halinde olan bulutlar. Dügâh perdesinde kara verir. Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. Dağ baĢındaki ceylanda. Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair. Ankara. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. 1979. gamı büyüktür. . baĢ bir yana ayrılır. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar.

Araya bestenigâr girer. a. yaĢanmalıdır Ģaire göre. Bu bölüme. g. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler.c. c. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla. g. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir. Azerbaycan Edebiyatı. Azerbaycan Edebiyatı. (Seyfettin Altaylı.1. g.105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir. (Seyfettin Altaylı. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. a. Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. 1.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü. Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler.174 minik bir nükteyle Ģair.385” 85 Bayatı: 1. Bestenigârla ağıt yakar kızlar. çekilen derdi. s. (Seyfettin Altaylı. sf. e.f. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu. geraylıların86. Farklı farklı fikirler öne sürülür. bayatıların85. sf. ―Ne yapmalı. ve 4. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. ġikâyettir dillendirdiği. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar. tiz. Mısralar ise serbest olur.1.e. Huzur. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair.g . Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu. ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur).1284).c. çoğunlukla 1. e. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. Mısralar aynı kafiyede 3. gelinler.1088). ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar. (Seyfettin Altaylı.” . bir savaĢ olduğunu anlatır bize. Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere. sf. c. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. Hayatın bir kavga. e. İstanbul. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı. sf.395. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. mani. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır. a. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. tufanlar oluĢturur. 1. 87 Şiirin tamamı için bkz. a. 2.495) . sf. insanların yanı sıra suların. 2.

Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde. re bekar. sf. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. Burçlardaki azamet. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler.) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır. Hücuma davet vardır bu seslerde. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur. Erenler de Ģereflendirir mekânı. a. gökyüzü gürler. 1994. Nahçıvan Folkloru. düĢünceler. ” . Hüseynî için sol bekar. ―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir. (Ferit Devellioğlu. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. (Seyfettin Altaylı. e. yeri titretir. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. Kanacak ölçü olarak niteler önce. Medlerin. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Attıkları narayla yer titrer. denizde tufanlar oluĢturur. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır. Bakü.853. c. g. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî. sûz. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. Göğü gürletir. taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. g. sf. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. ardından mihenk taĢı ilan eder onu. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta. Efsanenin tamamı için bkz. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler.2. Kalelerdeki oymalar. ġair. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair. e. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer. seli coĢturur. si koma. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. sesteki diziler gibi. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır. a. DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. Mahremdir elleri düĢmanın.

hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini.Şeref Çakar.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini. Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. ġair. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa. 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki.9. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini. türküden adak ister. Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. 1. (Türkçe Sözlük. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz. c. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar. a. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. sf. Ankara. Bası. g. Bilindiği üzere tiz sesi ince. bir milletin bin yıllık ıstırapları. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. e. ancak makam durakta karar verir. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. çıkardığı alev yangındır adeta. 214. e. Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. susayan pınarlar. Verilecek adağı da kendi belirler. (Ş. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir.25. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder. sf. keskin bir sestir. 1998) . semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. g. Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. ArkadaĢlarını. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır. zili zirve. dağlar yürekleri. onunla konuĢmasını ister. kötüsünü ayırt eder. a. soğuktan titreyen dallar. TDK Yayınları. Dökülen yapraklar. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları. neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister. Bu nedenle zirvedir. Bir milletin tarih yoludur. Bamı düzlüktür. Kerem’i Aslı’dan. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o.19. “Yavuz Akpınar. Fuzûlî. sf. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir.

Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. e. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair. (Ferit Devellioğlu. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor). Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. nevâ. görülür bu âlemde. Hüzünlü bayatılar. güçlüsü-üçüncü derecesi olan. Aslında çıkan sesler laldir.com. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır. Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. gerdâniye. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir.azerbaijan. ve tiz segâh. (Şu halde. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur. Ġstekler. sünbüle. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri. Ancak lal olan bu seslerin kudreti. segah. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Fasıl öyle bir Ģeydir ki. Mensur. Durağı segâh. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95. sf. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. www. g. Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde. Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. geçtiği yollara iz bırakırken. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak. çargah. nota içerisinde kullanılır. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir.9sekiz. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. a. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre.177 yerden. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır. ġair bu güce o kadar özenir ki. evic. Hayalin gözüyle iĢitilir. ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde.az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır. .news.şöyledir. arzular gizlidir.nevâ (re) perdeleridir. www. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. ġair. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır. dik hisar. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur.

a. Vagıf. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. mayası sızı. Dinleyenlerin yüreğini oyar.32 ” . diline vurulan bağdan yakınır.c. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. Bu bölümün son mısralarında. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar. Sonra bayatı söyler. a. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. “Yavuz Akpınar. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o. g. ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır. Dayanamaz derdinin yüküne. Dolayları gam.178 dağlarda kök salar. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ. sf. Ayrıntılı bilgi için bkz. her zili ateĢtir. Onları teselliye koyulur ardından. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini. 2. g. ağla‖ diye. nefesimle karlar erittim. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını. Daha fazla bilgi için bkz. Bamıyla. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. Azerbaycan Edebiyatı. her bamı gam.” 98 17. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla. Ziliyle sorgular ―Dereleri.― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. Gönül hıçkırığı. Aras’tır. e. Bazen isyan eder. Sanki ağla diye emreder kalbe. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri. 2. dağda bittim. g. süsü Ģikâyettir. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. e. Söylediği bayatı da canları yakar. e. 2. Daha fazla bilgi için bkz. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. 97 18. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. Sözünün anlaĢılamamasından. can yanmasıdır o. ovaya ulaĢır. yüzyılın ikinci yarısı ile 19.c.c. Kendi eliyle yaptığı düğüme.” 100 18. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır. yürek ateĢi. a. Ninelerin. Daha fazla bilgi için bkz.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. yalvarır diliyle açılması için. bazen inler için için. Dilgem’in97 dilinde dillenir. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. Çünkü konusu vatandır. Ancak o kadar acı duyar ki. Segâh’ın her köĢesi ah. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler.

gözyaĢlarından boĢalan. bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. Ay’ın GüneĢ’in. Rast.179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. 4 numaralı basit makam olan rast. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. çargâh. evic ve gerdâniyye. kuĢları. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. segâh. rast. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. ömür. garâm. nevâ. Makam çıkıcıdır. sf. ġair. Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. Hayat. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. Aşk. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan. a. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. metanetli. . hüseynî. Rast da ona nasihat eden babası. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. ağlayan bir yürektir. ilkin sonun ne olduğunu sorar. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. Bir asrın yarasını. Makam çıkıcı olarak seyreder. DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. Rast en çok kullanılmış makamlardandır. bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. yerleri. anlatmak istediklerine geçer Ģair. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. ölüm. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. Âkilin hikmetli nasihatleri. ġair bu benzetmeyle. tarihi anlatan eski rivayetler. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için). e. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. en eski ve esas makamlardandır. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. dügâh. gururludur. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. Makam. Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. dağları. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. g. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. (Ferit Devellioğlu.

bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. Yağmur‖ bölümünde Ģair. Bu makam. çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. serhattidir. dügâh. ġair.com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. kaçamaz. Ankara. g. 1123) 103 Dilkeşde: A. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner. g.turkcesarkisozleri. (Ferit Devellioğlu. www. A. Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. Güçlüler. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur. gerdâniye.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. ġair. e. a. hüseynî. segâh. avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır.turkudostlari. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî. a. nevâ. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur. usulca fısıldar. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. acem. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. e. çargâh. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. ġair. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. sf. www. ―Yağ.net . Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup. Buna rağmen ıstırabın son demi. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. Ceylan yaralanır. 187). muhayyer. Derdini haykırmaz o. sf. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi. Umumiyetle inicidir.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. (Ferit Devellioğlu.

(Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. ne de güler. Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. sf. Kesilir yağmur. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur. ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan. sf. g. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. g. sayaçılara. ―TaĢ yürekleri yumuĢatan.108 Bu sayaçılar arsında Ģair. Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. TDK. Bazen sesler. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. kuzulardan söz açılır. 16. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. salıp kızıl saçlarını elini. e. Son mısralara geldiğinde Ģair. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır. Ankara. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara. e. Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden. Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. Sevinç bizi güldürse. Baskı. a. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. a. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. 2. Ehliman Ahundov. biter yerin göğün kavgası. 20).1. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler. Yayınları. 1994. sf. c. Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki. . Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir. Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte. kayalardan gelen su sesleri. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara.

yürek ağrısı. gözyaĢları.182 ocağına su serpen. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. fasılın vasıflarından bazılarıdır. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. kötü olaylara engel olan. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. ġair. . bir avuç bulut‖.

f. 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır.110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. Edebiyat Teorisi. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. .451. ĠĢte üslûp. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir. Çeviren: Yılmaz Onay. Edebiyat Bilimi. Evrensel Basım Yayın. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki. 154. çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov. burada imgesel ayrıntı ve usuller. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. çok sayıda nesnel. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. İzmir. İstanbul. O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla. üstelik önemli bir parçası olacaktır. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir. Burada yöntem zıtlıklara dayanır. sf. s. Aralık 2005. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. 110 Austin Warren.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının. 2005. Akademi Kitabevi. René Wellek.

Çeviren: Yılmaz Onay. ―Ġsimler‖. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. Vezin.f. Vahabzâde. 1997. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder. s. Akçağ Yayınları. 114 Genndiy Pospelov.‖ E. S. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu. ―Sıfatlar‖. Ağayeva. toprağa can veren sihirli kelimeleri. 111 İ. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Ankara. ―Ġsim Tamlamaları‖. ―Ritim. teknik harikalara. Güz.184 Hazinesi‖. . B. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Ercilasun. a. seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir. yalnız tabiattaki varlıkların değil. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur. 112 A.f. s. 442. Baskı. 454. g.451. ―Zamirler‖. yorumunda bulunulabilir. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. ―Tekrarlar‖. 113 a.f. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir.111 Vahabzâde. Demircizâde edebî üslup için canlılık. O. s. ―Zarflar‖. 112 Onun taĢa. suretli dildir: Bu üslupta Ģekli. s. ―Cümle‖. 2.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir.42. g. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. 1997. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. ―Sıfat Tamlamaları‖.‖ der.f. e. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. Saat. uçak. e. Sayı: 4.

KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. 149. a. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur. kelime sadece sözlük anlamını değil. sf. 178. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. 1994. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. Çolpan’ın Şiirleri.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses. ġairin duygu. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları. düĢünce ve ruh dünyası. kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır. g. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki. hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar. . sf. bağlamla yakından ilgilidir. e. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar.1. 116 René Wellek.‖ 115 ―ġiirde anlam. Austin Warren. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. bu makamları tabiat olaylarıyla.185 4. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Ankara. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. Ancak Ģair.

AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. ―räng‖ kelimesi. Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler. Günlük hayattaki ―gürültü. yer yer yan anlamlılık.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur. hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur. Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık. Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. düĢme. Pırıl-pırıl säsläri gör. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. . Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri.

Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”.117 Dolayısıyla Ģair. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez. onda. Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni.f. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına. d. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Kullanılan 117 Rasim Özyürek. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin.43. . gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. yüzyıl edebiyatında görülmektedir. Ağayeva. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. sf. g. Gah säsindä göy gurlayır. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. s. a. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil. birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin.54. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. 118 İ. S. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir. halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. Gah inläyir häzin-häzin. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19.

Bunun yanı sıra az . ġe’r–sözün näğmäsidir. säs. AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir. säfär. elçi. nağme. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. bam teli. tiz. ġalxan. türkü. sözü Ģe’r. yâd ölkä. dil. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. ġalxan. Elä säsin özü Ģe’r. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. tarzän. Bestenigâr. layla. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. vätän. ox. savaĢmak. Rast. döyüĢ. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. cäbhä. geraylı. tarix. tarix. perde räng. Mensuriyye. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. hekayät. türkü. sim. yurt. yadelli. ritm. roman. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. nota. Söz var. mahnı. sığnaġ. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. lähcä. ġur. sayaçı. ġala. Arazbarı. tütäk. UĢĢak. kelime. zil. ġikeste. Säs dä var ki. Zengule. nağıl. Cängi. ġorucu. Segâh. dövr. cäbhä. ney.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. täsnif. Çargâh. düĢman. söz. bayatı. muğam. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. nöġtä. at. guĢä. nizä. vuruĢ. Ģiir. mizrab. ġuru näfäs.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. DilkäĢdä. güllä. ġılınc. tar. färman. hücum. hasar. rävayät. Tüfäng.

müäzzin. Ġäys. Fatma nänä. ―Araz. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. Sarı AĢıġ. ―ġengülüm. 4. Dilġäm. Äsli. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir.189 olmakla beraber ―moizä. Leyli. rivayet. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Fikrät. Ancak bu isimler. Xançoban.2. minarä. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4. Mänsur.‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. Sadıxcan. Vaġif. Bayandur.‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır. ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir.2. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane. Molla Cuma. Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde. Hämzä. .2. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır. Käräm. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir. ġüngülüm‖.1. 4. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır.1. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar. Ġoç Näbi. Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır. Koroğlu.1. Misri. Ġırat. Kür. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ. .

göyercin.‖ 4. Novruz. yay. yer. oğul.1.5.‖ 4. uĢaġ.1. cahan. düz. ġaratoyuġ. täbiät. diĢ. sis. gün. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. gül.2. bel.1. mänzärä. tufan. bülbül. süd. ot. 4. äkin. bulud. ġuzğun.1.1. ġaya.1. yarpız. payaz. Ģaxta. Käpäz. bulaġ. budağ.‖ 4.2. barmaġ. ġaĢ. bänövĢä.‖ 4.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4. maral. bala.2. . tälatüm. üz. fäsil. ay. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. cığır. torpağ. ayaġ. säma. ġaraġuĢ. bağ. göl.2. alça. ana.2.2. göy ġurĢağı. zirvä. Ģahin. Varlıkların Niteliklerine Göre. ġırġovul. baĢ. meĢä.1. ġoyun.2.2. reyhan. sazaġ. növä. Çaldıran.190 Äsgäran.1. kirpik. ağac.2. günäĢ.2. Ġız ġalası Bakı. yaylaġ. daĢ. su. boran. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri. çayır. därya. dil. bahar. boran. ġıĢ. ġah dağ. ġuzu.2. göy. zoğal. därä. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. çiyin.4. çiçäk. durna.2. yel. ġara yel. döĢ.2. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän. göz. täpä. yarpaġ. Ġarabağ.‖ 4. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ. sahil. beyin. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4. biçin. yaz.3. ġırġavul. ġartal.2. dil. sel. ay.2. ġıĢ. saç. dodaġ. AbĢeron. meĢä. äl. ağız. yağıĢ. dalğa. ġarġ. ġar. günäĢ. çöl.2. ġol. ĠoĢġar. küläk.2. çolpa. dağ. ġatığı. mağara.

Bununla da kalmazlar. ġäm. günäĢ. cığır.3. Varlıkların Sayılarına Göre: 4. bağ. bir vatanseverin. äkin. ağıl. vuġar. ay. meĢä. därä. sazaġ. su. sir. ġuĢ. yaz. ġarġ. därt. budağ. yaylaġ. hikmät. ġälb. sevgi. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir.2. daĢ. zoğal.2. bänövĢä. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. gün. ġar. yer. därya. sahil. düz. mağara. boran. sevda. Ģaxta. ömür. cahan. ġaya. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. bir halk ozanının. ġäflät. 4. eĢġ. ġürür. acı. çiçäk. mälal. ġorxu.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps. mänzärä. bulaġ. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir. ağac. ġara yel. boran. xäyal.2. küläk. ölüm. täxäyyül. häyat. bir aksakalın derdini dillendiriverirler. çayır. yarpız. Ģäräf. yel. täpä. dağ. duyğu. sinä.‖ 4. yay. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. göy ġurĢağı. bahar. fäsil. reyhan. ay. gül. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. tälatüm. ġıĢ. tufan. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. bulud. döĢ.3. göy. ġırġavul. dalğa. Novruz. . ağrı. yağıĢ. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. çöl. meĢä. ġıĢ. biçin. häsrät. zaman. sis. säma.2. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır. ot. torpağ. günäĢ. zirvä. häzin. täbiät. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir.1. tässüf. sel.2. säbir. can. xatirä. payaz. göl. yarpaġ.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

özgä bir näğmä. min cümlä. daĢ üräklär. bu ġartallar mäskäni. o äzämät. bu ocaġ.2. min-min fikir. o duyğular. bu dağ. o mächul dil. bir xalġ. bu çärxi-fäläk. .197 yer. bu dilek. bu ağ yağıĢ. bu ġäza. bu duyğular fıĢġırtısı. bu yollar. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs. o mähäk daĢı. min can. belä bir axın.2.4. Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4. färähli halar. bu sevda. o dar çärçivä. bu dünya. älvan-älvan halar. kürü ah.2. bu arzu. ilk ritmläri‖ dir. geniĢ ġollar.‖ 4. Örnekler: ―Ġlk bayatı.2. o zaman. üç alma. o nalä. bir äsr. yünü bir ġarıĢ ġoyun. o särtlik.2. ġızıl bürkü.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bu ränglär. bu zaman. o çaräsiz yalvarıĢ. min ġälb. ġırġovul gözlü ġoyun. bu incälik.2.4. o zirvälik. min söz. böyük mätläb. Belirtme Sıfatları: 4. ġüssäli halar. o oymalar. bir çäçäk. kinli üräklär. narıĢ ġoyun. bu märdlik.4. bu säs. bir daĢ. o birisi. däli ġoyun. bir ġarıĢ. bu uyarlıġ.1. bu dağlar. kiçik-kiçik arxlar. bu diyar. o batıġlar. yüz il. bir fäsil. bir ġälb. bu zaman. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir. bu bäla. ġızıl saçlar. ilk rängläri. o tellär. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä.2. azad ġuĢ. bu hikmät çämäni. ilk täsnifläri.‖ 4. o säs.4. ġatığı üzlü ġoyun. o ağlar säs. o yarmalar.4. ĢiĢ ġayalar. bu gözläm. äfsanävi nänämiz. o bulud. o ġuĢcuğaz. bu ġalalar. nazlı ġoyun. bu dil. bir yatak. bu dähĢätli macära. bu därd. bu näğmälik. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir. o ġuĢ. ġırıġ hönkürtü. bu nağıl. o tarix. tämiz ayna. bu çämän. o täräf. min il. bu ġalalar. o köhnä Bakı. iki ġälb. bu maġam. bu od. o fikirlär. beĢ yüz il. bir mäcra.‖ 4.2.2. bir üz.

4. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. bir näğmä. bircä ġarıĢ. bir ähvalat. här yolcu. här zängüläsi. här ikisi. bir ġäfäs.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin . bir xalġ. bir can sirdaĢı. här xalı. här sal daĢ.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bir häzinlik. hansı küläk. ―hansı‖. bir Müxalif güĢäsi. här guĢäsi. bir ġala. bir ġarğı.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır. här muğam çalan. bir gözläyiĢ. bir arzu. bir canlı kitab.198 4. ―Nä nalädir.2. bir xatirä. här pärdä. här guĢäsi. bir ġärib. neçä kärä.2. neçä ġäsd. bir aġil. 4. bir xäfiflik.4. bircä borc.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır. bir anlıġ. bir vahid. bir ağsaġġal.4. bir xal.4. bir od.2.4. bir räng. neçä räng. bir çängä bulud. neçä cäbhä. bir himä. Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ. bir äfsanä. bir täräf. här kälmä. bir muğam. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. bir sirdaĢ. bir axı. bir kam.2. här dinläyän. här ġapı. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir.2.‖ 4. bir vuruĢ. bir häsrät. här pärdäsi. nä ġädär yollar.3. här zili. här mätläb. 4. bir arzu. Eser. bir göyercin. bir dövr. här yer.5.4. bu oyun. bir aläm.2. bir nağıl. bir päncärä. här vaxt. bir dünya. bir vuruĢ. här muğam deyän. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir.‖ 4. ZARFLAR Vahabzâde. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖. här istäk. bir anlıġ. bir vähdät. här ġaya. här bämi.3. här säs. bir arif. bircä hönkürtü.

‖ 4. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. nä vaxt. häzin-häzin inlämäk. burada oxu. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır. axır. ahästäcä ġandımaġ. varaġ-varaġ oxunmaġ. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar. narın-narın danıĢmaġ. ilk däfä. düzgün bölämämäk. tämkinlä danıĢmaġ. niyä.3. hämiĢä. Zaman Zarfları: ―Ävväl. çoxdan. birdän yada düĢmek.‖ 4. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. bir gün. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık. necä. belä dolmaġ. ġanad-ġanad uçmaġ.4. tel-tel äsmäk.5. därin düĢünmäk. toz-toz olmaġ. coĢa coĢa enib ġalxmaġ.‖ 4. ġar-ġar axmaġ. vätän sarı baxanda. ahästäcä deymäk. asta-asta söhbät açmaġ. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ. belä elä incä-incä süzmäk. Ģır-Ģır axmaġ. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker. el-obanı yan axdı. mälül-mälül baxmaġ.5. härdän. bä’zän. täktäk danıĢmaġ.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ.‖ .5.5. çox yoxsul olmaġ. yazıġ-yazıġ baxmaġ. tez-tez däyiĢdirmäk. çox ġısaltmaġ.2. ora bax. nä zaman.5. ahästäcä söylämäk. hardan. bir az aralanmaġ. bir cür ġät edmäk. axı. Yer Zarfları: ―Burdan gälir. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair. anbaan däyiĢmäk. nädän ötrü. dönä-dönä dağılmaġ. yenidän taratmaġ. ävvälcä. budaġlandı sola sağa. gizlicä yanmaġ. elä yağmaġ.5.1. aĢikar ağlamaġ. häzin-häzin näğmä oxumaġ. axın axın çäkilmäk. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. bir yana. yaza-yaza gälib çatmaġ.‖ 4. bu gün. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. hanı neçä. dünän. täz açılmaġ. belä almaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ. aramla danıĢmaġ. birdän däyiĢdirmäk.

(Ġnsanların ilk arzusu. säsin sözü. sözün näğmäsi. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. mätläbin öz säsi. mätläbinin ävväli. suyun säsläri. ġayaların ġabağı. säsin Ģe’riyyäti. tutar säsi. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır. dilin bergülü. ġırġavulun döĢü. dünyanın ağrıları. onun sözü. onun ġesdi. tarın kök . çiçäklärin öz rängi. dünyanın acıları. canavarın aldatdığı. divin canı. dağların çiçäyi. Hasar pärdäsi. därälärin çiçäyi. çiçäklärin öz ätri. ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde.6. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir. sığırçının beli. çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik.) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları. dünyanın iĢläri. Orta segâh. Zoğal çubuğu. 4. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır. dilin nöġtäsi. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. säsin özü.6. ġüngülümün ġanı. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır. ötänlärin därdläri. Ġız ġalası gibi. soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. bir arzunun can säsi.200 4. här yerin çiçäyi. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı. Bunlardan biri de alıntıdır. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir.1.

üräyin färähli halları. ayağın altı. üräyinin tanğısı. ağsaġġalın danlağı. dünyanın o dar çärçiväsi. näğmälärin itsisi. xalġın min illik iztirabları. dağın dumanı. divin tilsimi. belinin bağı. onun här pärdäsi. bir xalġın tarixi. torpağın iliyi. ağzın içi.201 simi. batıġların sinäsi. yadellinin baĢı. muğamın pärdäläri. macärasının ilkini. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Ulu ġah dağın bağrı. taläyin bu ġäzası. müdrik bir üräyin düĢüncäläri. bir arzunun hıçġırıġları. ġalasının adı. xalġın ġälbi. täbiätin ruhu. päri ġızının macärası. sänin ġolun. taläyin ibrätli hekayätläri. ämälin öz bahası. üräyin säs ġırıġları. mänim öz ahım. sänin ġaynağın. Nağıl nänälärin laylay säsi. dinläyänlärin baĢı. bizim . fikrin yolları. öz ġälbinin päncäräsi. tarixin bir dövrü. könlümüzün öz sözü. Vaġifin gönlü. äsrin atäĢi. ağsaġġalın öyüdü. äzabın son dämi. täbiätin öz äli. Bayandurun däliläri. mänim öz amanım. mänim öz därdim. növämin yaĢı. onun näğmäsinä. ağacların budağı. yerin ġovğası. xalıların xanasın. mänim gördüyüm. Azärbaycan maralı‖nın gözü. bänövĢänin üĢümäsi. vaxtın öz ġuĢu. Sarı AĢığın sevgi dastanı. ulu babaların kamal häznäsi. AbĢeronun ġalaları. ġälbin häsräti. xalġın ruhu. tarixin yolu. göyün ġovğası. dağın barı. çiçäklärin äksi. yumruğumun läzzäti. Koroğlunun nä’räsi. göyün tämiz aynası. onun atası. ġıĢın savaĢı. äränlärin nä’räsi. yadellinin hücumu. muğamın pärdäläri. Dilġämin dili. sänin xäyalları. Käpäzin bağrı. macärasının sonu. här guĢäsi. mänim öz mälalım. sänin düĢüncälärin. fikrin mänzilläri. ġikästänin zil guĢäsi. bir çırpıntının hıçġırıġları. ĠoĢġarın bağrı. günäĢin baĢı. dağın ġarı. insanların ilk arzusu. därdimin yükü. dağın sisi. yadellinin ġabağı. eĢġin hikmätläri. insanın ädalätli Ģikayätläri. häränin gözü. insanların ilk niyyätläri. çıxıġların sinäsi. ata-babaların Ģäräfi. nänämin dili. däyirmanın päri. tässüfün kölgäsi. bir istäyin dalı. eĢġin dalı. mänim çäkdiklärim. märd kiĢinin Ġıratı. göyün tağı. üräyin ġüssäli halları. säsinin gücü. äzabın särhädläri. xäyalın gözü. babaların märamı. üräyinin telläri. vaxtın öz budaġları. ġayaların ġabağı. dağların sinäsi. elin sözü Çahargahın hasarı. ġalaların sinäsi. arifin hikmät dolu söz-söhbäti. arifin hikmät dolu eĢġi. Koroğlunun däliläri. payazın sazağı. aġilin hikmätli näsihätläri. ädalätin Ģärbäti. mänim dağlarım. göy gölümün läpäsi. babamın yaĢı. täbiätin özü. üräyinin telläri. anamın südü. Çahargahın pärdäläri. tellärin näğmäsi. Ġarabağın çölläri.

dan yeri. öz lähcäsi. ġar altı. çäkic altı. öz sözü. ġara yellär ġabağı. yay günü. öz duyğusu. sänät bahadırı. dağ külü. sözün özü. ney üstü. meydan üstü. öz axıĢı. iç hönkürtüsü. näğmälärin ävväli. Ġız ġalası. Hasar pärdäsi. can sirdaĢı. dağların sel suyu. bahar havası. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. ağıl mülkü. durna ġatarı. ġar üstü. sözümüzün ibtidası. barmağı altı. Hasar pärdäsi. düĢmän üstä. göz baxıĢı. Zabul segahım.2. söz çälängi.202 mahnılarımız. ġäm säsi. bizim muğam däryamız. dağlar baĢı. daĢ üstü. fikrimizin ibtidası. könül hıçġırtısı. can säsi. ġalxan säsi. ön sözü. Müxalif güĢäsi. zil sim. yar cäfası. öz gözü. öz ruhu. öz yolu. tutar säsi. öz säsi. Orta segahım. öz yönü. häyat yükü. Zabul segahı. Çoban bayatısı. çarıġ bağı. söz rängi. yer üstü. ġäzäb tonġalı. öz sorğusu. yad ölkä. öz älläri. ġuĢ säsi. güllä säsi. ilk niyyätläri. suların säsi. gälä-götür iĢlär. säs müzäyi. daĢ näğmälär. saz üstü. dağ gülü. ġılınc säsi. Zoğal çubuğu. ilk arzusu. ġäm düyünü. bäm sim. öz äli. ġälbimizin färyadı. öz därdi. od külü. Zabul segahın mayäsi.6. därdli ġurub çağı. öz hämdämim. üräk yanğısı. öz ġälbi. mähäk daĢı. öz xäyalı. sel suyu. haġġ säsi. xal düĢmäsi. cängi säsi. ġaval daĢ. könül säsi. säs axını.‖ . öz ġälbi. bağ gülü. duyğular fıĢġırtısı. ġäm buludları. dağ baĢı.‖ 4. yaylaġların çiçäyi. çolpaların naläsi. cehiz ağı. ah säsi. ġan üstü. mühit dänizi. öz yarası. vätän häsräti. son däm. ġartallar mäskäni. ġäflät yuxusu. häyäcanlar ġucağı. dilimizin älifbası. ġaratoyuġ yuvaları. kamal häznäsi. döyüĢ säsi. könül telläri. daĢ säsi. ġoyunun ağı. kol dibi. säs ġırıġları. toy günü. döyüĢ säsi. naxıĢ läpäläri. ġälb atäĢi. hikmät çämäni. öz Ģe’ri. çaxmaġ daĢı. can yanğısı. öz mäcrası. ġäsdin önü. ah atäĢi. tarix boyu. säs düzümü. ilk dilimiz. ġar uçġunu. laylay säsi. dünya gädäri. ön sözü.

vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir. vıyıldayan güllä säsi.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su. ikinci grup. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. bir rängä çalan mänzärä. enib ġalxan keçidlär. dağa gedän cığırlar. hasar çäkän ġalalar. ġayalardan yumalanan daĢ säsi. hadise ve kavramların. ġobustanda räġs eläyän daĢlar. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri. äväz edän kölgälär. Ģaha ġalxan dağlalar. g. ġar altından çıxan tänha bänövĢä. ġälbä yol açmayan söz. ġuĢ ġonmayan ġayalar. varlık. göydän düĢän üç alma.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya. sözün deyä bilmädiyi söz. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. yeri ġalmıĢ yara. säs axtaran ġuĢ säsi. e.7. durum. dolaĢdığın pärdälär. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. ötän gün. od aldıran döyüĢ säsi. buz bağlayan lal sular. coĢan üsyan. tüstülänän ocaġlar. sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära. 4. Birinci grup. ötän keçmiĢ. cavabsız ġalan hikmätlär. tez sönän xatirä. nänälärin toxuduğu xalılar. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları.203 4. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları. längär vuran här guĢäsi. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi. 194.1. a. söhbät açan säs müzäyi.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır.7. görmädiyin bir xalġ. . sf. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. längärlädän tufan. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. düĢän alma. ġobustanda räġs eläyän ġayalar. azan su. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar. üstündä cığırlar açılan bir därä. ötän macära.

dağlardan aldığımız näğmä. daĢlardakı o duyğular. bänd etdiyi süslär. mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. adındakı mä’nä. haldan-hala salan bu zaman. därinä iĢläyän täxäyyül. yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. säslär. keçilän yollar. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. dilimä vurulan ġadaġ. könlünü yandıran köz. längär vuran här guĢäsi. dağlardakı bulaġlar. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. ġanacaġ ölçü. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası. ġaġġıldaĢan pärdälär. ġaldırılan bir ġala. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär. bahar havasına oxudan zaman. älilä saldığı kor düyün. dağlardakı suların. daĢlardakı o batıġlar.2. könlümdä dikälän bu dağ.7. hanadakı ränglär. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. hiddätlänän säs axını. cavabsız ġalan hikmätlär. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär. tutar säsindäki därinliklär. suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. çırpınan üräk. muğamdakı älvan-älvan pärdälär. dağlardakı ġar üstü. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. däli xallardakı hönkürtü. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. pambıġlanan buludlar. ondakı tilsimlär. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. äyilib ġırılan budaġ. ġalxıb enän säs axını.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. yağan ġar. naläsinä alıĢan könül.‖ . cängidäki märdlik.‖ 4. bir bämdäki ―ah‖ säsi. könüllär Ģad edän ämällär.204 yarmalar. ġaladakı diĢlär. baxıĢdakı o yalvarıĢ. daĢlardakı o oymalar. sinänä çäkilän bu dağlar. çöllärä boylanan gül baxıĢ. Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ. bu säsdäki mälahät. ġayadakı särtlik. säslärdäki ränglär. bürclärdäki o äzämät. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları. muğamdakı pırıl-pırıl säslär. büdräyän ġälb. sığırçının belindäki arĢın. havadakı Ģahin.

böyük därd. Ģirin pärdälär. ibrätli hekayätlär. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. köhnä yer. häyalı ġızlarım.205 4. ġızıl saçlar. çaräsiz yalvarıĢ. dilbilmäz ġuĢ. amansız düĢmän. yanıġlı Ģur. ağ läpälär. älvan-älvan çiçäk. babam fikirli. yad ovçu. ġüssäli halar. hikmätli näsihätlär. canlı misallar. azad ġuĢ. utanġac sevgilär. yaman düĢmän. tämiz ayna. bäd ämäl. elä säs. ağ buludlar. gizli mätläb. sirli yol. böyük ġäm. sirli suallar. ġızıl bürkü. kök sim. baĢġa räng. ädalätli Ģikayätlär. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. böyük ġüdrät. älvan-älvan pärdälär. xoĢ xäyallar. Ģirin arzular. ġara xäbär. älvanälvan havalar. häzin çiçäklär. ġuru näfäs. dähĢätli macära. gizli därdlär. ulu babalar. ağ yağıĢ. tänha bänövĢä. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. göy göl. böyük hikmät. reyhan näfäsli. gizli fikirlär. ağlar säs. uca-uca dağ baĢı. lal säslär. yazıġ biz. köhnä rävayätlär. telli xanım. atam hünärli. müdrik bir ağıl. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. büyük arzular. häzin pärdälär. ağıllı tädbir. ġara yellär. älvan-älvan halar. ucauca ġayalar. asta-asta pıçıltılar. göy çämänlik. xäfif kölgälär. düz torpaġ. Ģirin bayatılar. sıx meĢä. nazlı ġoyun. adi bir säs. hikmät dolu eĢġ. maraġlı roman. ağ yel. äfsanävi nänämiz. müdrik bir üräk. köhnä Bakı. soraġlı yol. müġäddäs pir. böyük-böyük ġayalar. yarpız ätirli. mächul dil. däli xallar. abırlı ġızlar. Ģirin diläklär. oyuġ-oyuġ yuvalar. açıġ yer. märd kiĢi. dözümlü sevgilär. dumanlı säslär. hikmät dolu söz-söhbät. mäğrur Ġız ġalası. gözüyaĢlı ana. çılğın ġälblär. yamyaĢıl düz. göpük-göpük ağ dalğalar.7. dar çärçivä. pırıl-pırıl säslär. kor düyün. geniĢ ġollar. därin düĢüncä. isti näfäs. yaĢıl gädik. ġızıl ġan. ġärib käsim. ulu dağlar. müdrik tar.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. düyünlü säslär. özgä çeĢmä. gizli bir aläm. al ġan. kal açlalar. häzin bayatılar. oyma naxıĢ läpälär. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. topa buludlar. ġara giläm. däli ġoyun. özgä bir dünya. özgä bir näğmä. çılğın säslär. xumar baxıĢ. ağ gül. uzun därä. hikmät dolu eĢġ. ġabırğası ġalın ovçu. tarix yaĢlı baba. färähli halar. imzalı färman.3. Ģanlı müzäy. lal sular. bir Ģirin söz. sirli säs. Ģöhrätli müzäy. ġırġovul gözlü . eyni müğänni.

bir Müxalif güĢäsi. bir ġälb. neçä cäbhä. nä nalädir. müdrik bir üräk. bir päncärä. o ġuĢ. ġırıġ hönkürtü. här istäk. här sal daĢ. min can. o zirvälik. bir xalġ. kinli üräklär. bu dağlar. här zängüläsi. bir arzu. o säs. nä ġädär yollar. bu diyar. bu duyğular fıĢġırtısı. ilk täsnifläri. här säs. bir gözläyiĢ. bu zaman. bir od. bu çärxi-fäläk. böyük mätläb. bir aläm. bircä ġarıĢ. iki ġälb. bu maġam. o çaräsiz yalvarıĢ. bu dağ. bir ağsaġġal. o bulud. belä bir axın. här ġapı. här pärdä. här yer. bir äfsanä. beĢ yüz il. bu dünya. bir ġuĢ. o särtlik. bu dähĢätli macära. üç alma. bir vahid. neçä ġäsd. bu zaman. o duyğular. bu märdlik. bir dövr. o ġuĢcuğaz. bir kam. bu nağıl. här mätläb. här yolcu. bu ocaġ. bir himä. bu oyun. bu çämän. bir çäçäk. o tarix. neçä räng. här muğam çalan. här kälmä.‖ . här guĢäsi. bircä borc. bir daĢ. här pärdäsi. bu bäla. min söz. bir ġarıĢ. bir axı. o mächul dil. bu ağ yağıĢ. bir aġil. här xalı. bu sevda. min-min fikir. o mähäk daĢı. bir mäcra. bir vuruĢ. min cümlä. bir göyercin. o birisi. bu dil. ġatığı üzlü ġoyun. bir ġala. kiçik-kiçik arxlar. bir arif. bir täräf. o täräf. narıĢ ġoyun. bu yollar. o batıġlar. ilk ritmläri. bir çängä bulud. bir xal. neçä kärä. bir muğam. bir arzu. bir vuruĢ. bu ränglär. bir xäfiflik. o fikirlär. bir fäsil. bir yatak. bu därd. bir nağıl. här guĢäsi. här bämi. ilk bayatı. bu säs. bir äsr. bir ġäfäs. o ağlar säs. bu hikmät çämäni. bu näğmä. bir can sirdaĢı. här muğam deyän. bu incälik. min ġälb. ĢiĢ ġayalar. här ikisi. yüz il. hansı küläk. bir näğmä. bircä hönkürtü. yeddi säs. bir ähvalat. o tellär. här dinläyän. bu ġartallar mäskäni.206 ġoyun. bir canlı kitab. bir anlıġ. bir xatirä. bir xalġ. bir dünya. yünü bir ġarıĢ ġoyun. här zili. bu uyarlıġ. bu ġalalar. här vaxt. bir häzinlik. bir räng. bir ġärib. ilk rängläri. bir ġarğı. o nalä. bir anlıġ. bir üz. bir vähdät. kürü ah. här ġaya. bu ġalalar. o dar çärçivä. o köhnä Bakı. bu gözläm. bu ġäza. min il. bir sirdaĢ. bu näğmälik. o oymalar. bir häsrät. o äzämät. daĢ üräklär. bu od. o zaman. o yarmalar.

Sanatkârın sentez kabiliyeti. Ancak poema. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır.8.e. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır. asıl yapı cümledir. ―Yağ. sayaçı sözlerdir. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir. ―Härä Bir Cüda‖. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz. halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan. sıfat. ―Çahargah‖. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir.207 4. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. ―ġur‖.g. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır. . sf. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır. ―Segah‖. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir. ―Ġalalar‖. Vahabzâde. a. ―Aman Ovçu‖. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. CÜMLE ―Ġsim. Cümle. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. 246.

Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır. ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir. eserinde ses. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: . Yapılan bu tekrarlar. ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. 4. Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz.9. sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. TEKRARLAR ġair. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur.208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar.

Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. 122 4. Elä säsin özü Ģe’r. ―Söz var. Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur. . sözü Ģe’r.9. Säs dä var ki. 229.9.1.2.209 4. ġuru näfäs. ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. a. Ses Tekrarları Ses tekraraları. Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir. e. sf. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır. g.

‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir. ―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. biz bilmirik. ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. ―Bilirikmi dediyini? –Yox.3. näfäs näfäs Dağı dolan. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: . bilmirik. ―ä‖ ve ―ı.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Ġayalardan sızan suyun. ġe’r–sözün näğmäsidir. i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir.9. däräni gäz. Därälärdä azan suyu 4.

Mätläbinin axırı var. Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör.. . DüĢmän yaman amansızdır. Naläsidir eĢitdiyin. O ġansızdır. dili var.‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä.211 ―Bästänigar aman çäkir. ävväli var. xalları gör. O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini.‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için. Ġçindädir här mätläbi. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. Amanından aman. aman!.

cik-cik.‖ .‖ ―Yox.‖ ―Bu arzudur.‖ ―Cik-cik.4. bir deyil. ―Näsä deyir. yox. Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir. bir deyil. biz bilmirik. Bu dünyanın ağrıları. Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir.9. bilmirik.‖ ―Niyä. dinlä neyi. Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. bu diläkdir.‖ ―O.212 Bergülünü. hoydu. näsä deyir.‖ ―Hoydu. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı.

üsyan Çarigah.‖ . Üräyinlä sän ġulaġ as.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma. tufan Çarigah. fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan.‖ ―Män dä häġiġätäm.‖ ―Täläsmäyin. ġurur bir yandan. böyük därdin. halalım.‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan. täläsmäyin. yaralıyam‖ ―Üräk yanır. nälär.‖ ―Yaralıyam.213 ―Böyük ġämin.‖ ―Fikirlär. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır.‖ ―Hücum. nälär.‖ ―Däryalar längärlädän tufandı. inlär.‖ ―Dili ilä inlär. dil yanır. ovlaġ bizim. sän dä häġiġät.‖ ―Ov bizim.‖ ―Nälär yatır.

dağ gülünden bağ gülünü. Därälärin çiçäyi nä?‖ . Mätläbinin axırı var. Häm dä bizi düĢündürür.‖.‖ ―Ayıra bil. dili var.‖ ―Ġayalardan sızan suyun. Bil dağların çiçäyi nä. ävväli var.‖ ―DaĢ säsinä. ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. Ayıra bil.214 ―Tarın da öz lähcäsi var. Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. Därälärdä azan suyun. ―Bax här yerin çiçäyinä.‖ ―O düĢünür.

ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän. ġol var ikän.‖ ―Säs dä var ki.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. ġe’r sözün näğmäsidir. BaĢ var ikän. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. . Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir. diĢ var ikän. Xalları gör. Näğmädäki säsläri gör. Elä säsin özü Ģe’r. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. Sözü Ģe’r. Näğmä säsin Ģe’riyyäti.

Ģanlı müzäy. Mahnılar var.‖ ―Ġılınc säsi.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi. ayaġları. öz ġälbini ara xalġın.216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. dayan.‖ ―Yer gurladı. Muğamlarsa baĢ tärpädär. O Ģöhrätli. Göy gurladı. düĢün.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär.‖ ―Dayan.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. DüĢün. GözüyzĢlı anan kimi. ġalxan säsi.‖ .

diĢ bir yana. Dil bir yana. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir. säsdä fikir. açdığı iz baĢġa-baĢġa. Amanından aman.‖ ―DaĢda fikir. Sönüb yandın.‖ ―Yanıb söndün. ġıĢ bir yana. fikir.‖ ―Bästänigar aman çäkir. Muğam deyänin Keçdiyi. aman!‖ ―Taraġ-taraġ. baĢ bir yana. LeĢ bir yana.‖ ―Här muğam çalanın.217 ―Yaz bir yana. Taġ-tararaġ. .

‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman. fırlanan nädir? Ay nä. gün nädir? Ġlk nä. son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ . ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır. nädir? Hökmüylä. fırlanır.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa.

Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir.9.9. yaz baĢıdır. sönükdür näğmälärindän‖. üräyin gah ġüssäli. O da ki. son nädir?‖ 4.6. ― Ey tarım. Gah düyünläyir‖ ―O. ―Ay nä. Gah yandırır. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır. ritmläri?‖. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin. Täsnifläri.219 ―Araz Kürä. gün nädir? Ġlk nä. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü. Gah färähli hallarımı?‖ . ―Novruz ötüb. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır. Gah çırpılır. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır. ey näğmäm.‖. Kür Araza.‖ 4. ey pirim mänim.5.

9.9.‖ 4. yaĢa. Nä minarä aĢa.9.7.7.Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır. . Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur. Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür. häm ağa. 4.220 ―Häm babamın yaĢındadır.1.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır. 4. Nä müäzzin.2.7. Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir.‖ ―Sözün özü nä ağlayır. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır. Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur. nä itsidir‖ ―Nä moizä. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ.

4. Toplumların bel kemiğidir gelenek. asta asta. ġodu ġodu. pırıl-pırıl. häzin häzin. seslerinden. düzä düzä. göpük göpük. axın axın neçä neçä. dağıdadağıda. incä incä. oyuġ oyuġ. yaza yaza.3. dola dola.‖ 4.7. Edebiyat. g.123 Modern Ģairler vezne. ġar ġar.Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. gäzä gäzä. çapıġ çapıġ. e. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire. 150. VEZĠN. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir. kiçik kiçik. dil dil. kafiyeye. näfäs näfäs. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi.RĠTĠM. damar damar. älvan älvan. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. axın axın. asa-asa. ġah-ġah.10. varaġvaraġ. kafiye. Vezin. tez tez. böyük böyük. toz toz. yerin yerin. hönkür hönkür. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. räng räng.9. ġırıġ ġırıġ. Bunlar da ―Haldan hala‖. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. narın narın. sf.4. baĢġa baĢġa. yazıġ yazıġ. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir. Ģaraġ Ģaraġ.221 4. dilin her yönüyle iliĢkilidir. addım addım. a. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç. gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. Kaldı ki. uca uca. mälül mälül topa topa.9. . manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. käsmä käsmä. Austin Warren. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır.7. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker.

Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur.35. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır.36. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir. g. sf. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir. Ancak dikkat çekicidir. Usta Ģair. “Pırlanta Gibi Bir Şiir”. Duygular. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır. kafiyelerde düğümlenir.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır. O’nu okurken insan. 125 ġair. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. sf. 125 a. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur. d. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. Belli ki. . ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu. Alain: ―Ģiir.

İstanbul. e. Baskı. 268. 1. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır. Austin Warren. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır. g. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. 4. MEB Yayınları. sf. a. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. 149.126 Vahabzâde.SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek. . Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin.11. bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. 2000. Hülya Kasapoğlu Çengel. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. sf. dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. 127 Vahabzâde. Genel vezin serbest vezindir. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek.

poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. O–keçmiĢdän .1. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır.224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır. Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. Dinlä tarı. Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler. tardan. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir.11. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir. Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. Bu mısralarda Ģair. olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. tarih sahnesinden rivayetler. Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. dinlä neyi. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4.

Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi.225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. 128 Çaldıran Muharebesi. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. Çahargahın Muhalif’i. kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. O–danıĢan. Ģanlı müzäy. aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. .

tarın sesini. Neyden çıkan hüzünlü ses. dili var. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair. iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. ġikästänin Zil guĢäsi. Tarın da öz lähcäsi var.226 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. ―O ġuĢ kimi. aĢağıdaki mısralarda. bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. Nasıl ki. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―Ney üstündä yeddi säsin. dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. . kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır. Bu da kuĢun bir dilinin.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ävväli var. AĢağıdaki mısralarda Ģair. konu olarak ele aldığı fasıl makamını. ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir. bu yavruların feryadıdır âdeta. Mätläbinin axırı var.

GözüyzĢlı anan kimi. Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder. ―Çoxdan unudulmuĢ. gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü. ―Dinlä ġuru.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. Tarix yaĢlı baban kimi. tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya.‖ AĢağıda verilen mısra. ―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä.‖ . son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir. Ġlk olarak âniden akla gelen.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi. Här kälmäsi alov saçan. Öz ġälbini sänä açan.

―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir. . Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir. belli bir sırayla icra edilmesi. ―Çäkic altda. üsyan Çarigah. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir. Ardından kaleler. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. Däryalar längärlädän tufandı. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir. zindan üstdä. kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine. Xamır kimi kündäländi. tufan Çarigah. eĢġi. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir. düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir.‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti.

Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. Hiddätlänän säs axını… ‖ . bir kartala benzetmiĢtir. ―Yaxın gälmä.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. män ġartalam. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu. O duyğular. Sıra sıra. perdelerden çıkan sesleri bu duygular.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi. axın axın. ÇıxıĢların batıġlara. düĢüncelere benzetmiĢtir. ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun. “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär. DüĢän xäfif kölgäläri. Pärdälärdän aĢıb-daĢan. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan.‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz. män ġuzğunam. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. Tüstülänän ocaġlarmıĢ.

sarı… Orda varaġlanır. ey müdrik tarım. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. Dağ basır üräyimizä. Bir xalġın min illik iztirabları.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. Onunla ölçer Ģair. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. muğamı hürmete lâyık. coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir. kutsal bir zâta benzetmiĢtir. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. ―Mä’rifet. Bir ġälbin deyil. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir. ―Ey müġäddäs pirim. marifetin ne olduğunu. al. ġanacaġ ölçümdür muğam. Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. Benzetilen su o . ardından da yatağına sıgmayan. önce gizemli bir yola.

ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir.231 kadar coĢkun akmaktadır ki. daĢır. Bämi düzänlikdir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. yorumu yapılmıĢtır. Cilova gälsäydi belä bir axın. . ―Muğam. O coĢur. soraġlı Yola bänzäyir. O axır. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. ―Anamın südütäk sän halalım. milletine ait olan muğamı. kükräyir. Bayatılar. çiçekler nasıl dağlardan. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir. här guĢäsi sirli.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Dağıda-dağıda sahillärini. Nota salardılar onu näğmätäk. zili zirvädir. bir bayatıya benzetilmiĢtir.

Här bämi ġäm. ġirin bayatılar. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir. Dağlarda kök atdı. müdrik bir ağıl. Här zili od. gür bir ormana benzetilir.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı. arana çatdı. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı. idrak sahibi bir akla.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir. her bamı. ―Rast. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir. çiçäklär kimi. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam. därin düĢüncä. kedere benzetilmiĢtir. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın . her zili ayrı bir ıstıraba. diläklär kimi.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı. Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah.232 ―Häzin bayatılar.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. derin düĢünceye banzetilmiĢtir. ―Onun här pärdäsi ah.

Varaġ-varaġ. son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi.‖ . eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar. ―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı. önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan. oxunur.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı. ―Fatma nänä hana ġurur. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza. istäkdän od ġalanıbdır. ―Mühit dänizitäk o längärlidir. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Hanadakı ränglärä bax. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir. Kitab kimi o.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden.

―Dağların sel suyutäk. Ġälbimiz tämiz oldu. ―Onun här guĢäsi bir xatirä. Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır. yürek yangınına.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. göz yaĢları. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra . Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. “O. bir çängä bulud. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir. Hamıya açıġ oldu. Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır.11.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. canlı bir kitaba benzetilmiĢtir. Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir. bir canlı kitab. Biz budaġdan-budağa. eve benzetmiĢtir. “Ġälbimiztäk evimiz. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir. gözyaĢına. halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir.‖ 4. üräk yanğısı.2. milletinin kalbinin temizliğini.

Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer . Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır. ―Gah säsindä göy gurlayır. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir. yurdunda bir anlıġ. mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir. eĢġ. söhbät. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır. ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir. Gah inläyir häzin-häzin. eĢġi. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine. Ġürbätdä vätän häsräti. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. ―Duymadınsa.‖ AĢağıdaki almamaktadır. ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz.

―Ay telli sazların telli xanımı. melâline benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. Ģairin derdine. öz mälalımsan. Ulu babaların kamal häznäsi. . Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. bir babanın hünerine. bir büyüğün fikirlerine. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir. sazın tellerine. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. babam fikirli. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Sarı AĢığın sevgi dastanına. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. ―Ey atam hünärli. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.236 “Tässüfün kölgäsindä.

‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. iç hönkürtüsü.‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır. ġälb atäĢi. Bu sanatı kullanırken Ģair. Poemada yer alan teĢhisler. Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata.3. ―Könül hıçġırtısı. Vahabzâde sadece bu eserinde değil. ―Çämän. can yanğısıdır.11. kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir.‖ 4. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. aynaya benzetilmiĢtir.237 ―Könül hıçġırtısı. çimen için kullanılmıĢtır. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. çayır mürgüleyir. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. .

―Bu dünyanın ağrıları. Näsä deyir. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak.238 ―Naläsilä yazıġ bizä. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. dil bilmek. feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―acı çekmek. Ġçindädir här mätläbi. naläsinä. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır. ―O sızlayır için-için. acıları‖ AĢağıdaki mısrada. ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―hıçkırmak.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Säbrini bas. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada. . Lähcäsinä. insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek.

―ġur nä deyir. ―Här guĢäsi. ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. DaĢlara bax. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı. Kol dibinde.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır. ―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. dinlä neyi. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda. O.239 ―Çahargahın Cövhärisi.‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar. kayalar için kullanılmıĢtır.

―Bu ränglärdä.‖ AĢağıdaki mısrada. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. . ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır. ―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı. vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana ait olan ―gurur. ―Ağız açır mağaralar. özlüyünü.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―O. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır. danıĢan.‖ AĢağıdaki mısrada.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır.

―Sellär. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır. sular aĢıb-daĢır. ―O düĢüğnür.241 ―Ġanadında ġürür.‖ AĢağıdaki mısralarda. düĢündürür. Gah yandırır. gah söndürür.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ . Birbirilä ġucaġlaĢır. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä. Cövhärindä ġäm düyünü. insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi. vuġar.

242 AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir.‖ mısrada. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır. ―Bästänigar. ―Ağ läpälär räġs eläyir. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. inlär. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir.‖ AĢağıdaki mısrada. Bayatılar ġara geydi äyninä. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için .‖ AĢağıdaki mısralarda. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için. ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. ―Ağı dedi buz bağlayan lal sular. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için.

ġızdır ġalam. . ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir. ġabarmalar. ―Bakirädir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.

Yanır gizlicä. ―Söhbäti aĢkarda.244 ―Görän nä danıĢır. ―Dağın dumanımı. ―Ağlayır aĢikar.‖ . Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir. ey pirim mänim. inläyir ancaġ. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Sänä näzir düĢür. ―Ey tarım. sisimi görän. ey näğmäm. Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır.

ona dil deyir. baĢından ötüb keçäni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır. Gah düyünläyir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ . Bä’zän inläyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır.

Hökm eläyir ağla Segah.246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä.‖ DanıĢır tämkinlä. ―tedbirli olmak‖. dözümlü. Vuġarlı.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖. ―vakarlı olmak‖. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän. ―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär.‖ . o säbirlidir. deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖. Rast–tädbirlidir. ―nasihat etmek‖. Aramla täk-täk.

‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için . yaĢa dolmuĢ. ―Aġil danıĢır. ―Fikirlär. Öz därdini ġıĢġırmaz. canlı misallar çäkir härdän. cavan deyildir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır. o.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖. DüĢünür därin.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır. Bir sirdaĢ olmuĢ. fikirlär.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır. bir biçir. o. ―Rast. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. Gül üĢüdü. ―Bu dähĢätä kol titrädi. ―Yüz ölçür. ahästäcä söylär.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır.

Dilländirär. . ―Ağ buludun toy günüdür.248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır. ―Ġovğası da bitir demäk göyün. dibsiz ―uzun därä‖läri.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır. ―Deyärlär ki.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır. ―Göy äl çalar.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır. yerin. ―Säslär elä ängindir ki. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü. Ġndi günäĢ buludlara oldu günü.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır. ―Sellär yıxar bäräläri.

4.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır.11. dayandırdı muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar. ―Çoban sändän küsübdü.‖ 4.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: . Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. barıĢ. Südü ver. ġoyun. Neçä ġäsdin önünü käsdi. ―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. dil anlar.‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam.

Bayandurun. BärdaĢtıdır.‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur. mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Keç iräli! Yallı gedir. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. .250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. ön sözüdür Çahargahın.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän. mısralarda fasıl makamlarından Çahargah . ―Tälatümlär. Koroğlunun däliläri. Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa. ―DüĢmäninä o deyir ki. Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän. onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir. häyäcanlar.

. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. hansı günahın. dililä amanın.‖ ―O deyir.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir.‖ ―Bämindä. dağda bitmiĢän. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. Düzändä käsdilär.‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. mänim dämadäm. zilindä o ―neylim‖? deyir. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm. ġaxtaya dözmüĢäm. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. dağlar aĢmıĢam.

sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. Öz ällärinlä. Ey mänim üräyim. ağla. axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. Segah‖. bir üzü gündüz.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . daĢı äritsäm. Buz tutar. Segah. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Könüllär Ģad edän ämällärinlä. Neylim. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. Yoluna gül düz. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. yay günü bulağa getsäm. yer üzü gündüz. Bir üzü gecädir. sözüm bilinmäz. Büyük arzulara dünya bir ġäfäs. buza neylim. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. Günah mändä deyil.252 Säsim su yandırar. gündüzü gündüz. od mänä hämdäm.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.

Ġähġähä dä. säsdir axı. AĢağıdaki mısralarda Ģair. iztirab dolu.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır. O särtliklä. yoxuĢu. ―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır. ―Yox. ―En eniĢ. .253 4. Ġäm ağladır.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır.5. ―Ġulağınla ġulaġ asma. ―Sevinç bizi güldürürsä.‖ ―EniĢi. söz deyil.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Üräyinlä sän ġulaġ as. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır. ġalx yoxuĢa.11. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır.

bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak. Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. ―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. ―Sığırçının belindäki arĢına bax. ―Bälkä insan sevincini. . Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır.254 Hönkürtü dä. AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.11. ġair. Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır. Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır. Dünyanı gör. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ 4. arĢındır.6.

Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar. ―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur. ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖.255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm. Yenidän taratdı Sadıxcan säni.‖ . Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister. ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. ―Öyrän. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur.

Göy gurladı. Haġġ säsinä.256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur. ―Biläk. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Yer gurladı.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä. uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır. Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan. ―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren.

Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum. Budaġlandı sola. zänn elädim. acıları. ―Bu dünyanın ağrıları.11.11.8. Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır.‖ 4. Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz.11. 4. Zaman keçti. Necä sığır Çahargahın .7.9.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir. ―SığıĢmadı bir yatağa. bäxtiyaram. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir.257 4. öz yolunu. sağa.

10. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖. ―kol‖. daĢlara bax. ġol var ikän. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. ―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖. yolları kör.11. Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir. ―Enib ġalxan keçidläri. ĠıĢ bir yana.‖ . Yaz bir yana. ―Uca-uca dağ baĢında. BaĢ var ikän.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. ―Äl var ikän. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Cığırları.

―pınar‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. diĢ bir yana.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖. Yaylaġları gäzä-gäzä. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır.259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖. ―dil‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖. ―gökyüzü‖. Dil bir yana. ―Ällär süzür incä-incä. . ―Gälin. äsir budaġlar. Göydä topalanır ġäm buludları. ―Täpälärdän säpälänir. ―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―TiträĢir ağzın içindä. Payazın sazağı käsir otları. Soyuġdan üĢüyür. enir düzä. ―yayla‖. Ayaġlarsa yerin-yerin. ―rüzgar‖. toz-toz olur. susur bulaġlar. Däyir daĢa. ―Tökülür yarpaġlar. bir anlığa baxaġ göylärä.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır.

260 Buludlar burulur. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Sinändäki dağ külünü.11. ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir.Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur.11. Buludlar dönür.‖ 4. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler. Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır. . Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖. ―Ocaġdakı od külündän. son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır.

Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara. Biçmädim zämin ġaldı. ―Ġarabağın çöllärini ġar aldı. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. ―Ney üstündä yeddi säsin. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır.12. Çox çäkdim yar cäfasın.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır.261 ―Däryada gämim ġaldı. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır. Oyuġ-oyuġ yuvaları.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir.11. Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında.‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir.‖ 4. Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine . durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir. Mänä dä ġämin ġaldı.

Nädir belä? Bälkä elä. . ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair. dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. ‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. ―Ney üstündä yeddi säsin. gerçeğin farkındadır. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar. Pekâlâ. Aslında Ģair. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir.262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır. ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. bu sorunun cevabını bilen Ģair. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun.

dünyanı gör. ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır. gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir. Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair. muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Ancak yine de sorgulamaktadır. bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir. ―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Sığırçının belindäki ArĢına bax. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir. Aslında Ģair.

‖ 4.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir.14. Nä yaratdı?‖ 4. Hämzäläri. Kim yaratdı. dünyaya. kül oldum. ―KeĢiĢläri.11. Yandım. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım. ―Äziziyäm gül oldum. . ey pirim mänim. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla.264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde.13. axır.11. Hayata. bilmemezlikten gelmektedir. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair.Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. ey näğmäm. Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir.

bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır. fırlanan nädir?‖ . mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän. buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir. Kısacası bu poemada okuyucu. fırlanır. Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk.

266 ―Ay nä. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän. son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ . gün nädir?‖ ―Ġlk nä.

Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. Dalğasımı ġatardakı häzin. vuġar. Tämkin. Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır. Ġäysi Leylidän?‖ .267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar.

15. Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: . üräyin gah ġüssäli. Asta-asta pıçıltıları. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Kim deyä bilär ki.268 ―Suların ġayalardakı häzin. Gah färähli hallarımı?‖ 4. Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. nädir?‖ ―O. Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri.11.

Calasan da günü günä.‖ .269 ―Ötän günä gün çatarmı. bu yağıĢın.‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx.

Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir. Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır. 2. ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. 1. 5.270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. 4. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . 3. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir. ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır. Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı. Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi.

genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. . Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar.271 varılmıĢtır. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. teĢhis.

―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. 1. Ġ.Baskı. Seyfettin. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖. Haziran 1994. Ġstanbul. Cengiz. 3 AKPINAR. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. Nahçıvan Folkloru. 6 AYTMATOV. Bakü. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları.f. 2004. Baskı. Yavuz. MEB. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. 9 ÇAKAR.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 2000. Yayınları. Sayı: 4. YaĢar. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 8 CAFEROV. Deniz Kitabevi. ġ.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Nizami. Men Ġnamın Övladıyam‖. 1994. . 1. Baskı.42. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. Güz. 1997. Ankara. Yayınları. 2. ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. S. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 2 AHUNDOV. (Cilt 1-2). Ankara. 5 AYDOĞAN. Ġstanbul. Dergâh Yayınları. 1994. Yayınları.Baskı 1994. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. 4 ALTAYLI. ġeref.1. Ehliman. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. s. MEB. TDK. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov.. Ġstanbul. ―Yaradıbdır Ġnam Meni.

Arif. Çarp Versiyası. DTCF Yayınları. Bican. 11 DĠLÇĠN. Mayıs 2005. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. Baskı. Yaxut Muğam Virtuozları‖. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. Ferit. 1997. 17. Akçağ Yayınları. 12 DURMUġ. 2000.news. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. 17 KAPLAN. Mitat. 1971). ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. Ankara. 2. Türk Dil Bilgisi. 2000. . 15 ERGĠN. B. 2002. Ġstanbul. Bayrak Yayınları. Sayı 1. Ġstanbul. TDK. Cilt. 18 KAPLAN Mehmet. A.273 10 DEVELLĠOĞLU. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Muharrem. Ankara.Baskı. Mehmet.azerbaijan. Ankara Üniversitesi. Ankara.az ). Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Yayınları. Cem. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. 15. Türkoloji Dergisi. 16 HÜSEYNOV. Baskı. 6. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. 2000. Aydın Kitabevi. (Ġlk Baskı. Ankara. 14 ERCĠLASUN. 13 ERCĠLASUN. Dergâh Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. A.

Ġstanbul. M. Akçağ Yayınları. Ekrem. Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. 1. 28 ÖZBAY. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. 23 KUKUL. 1979. ―20. Ankara. 25 MERMER. Baskı. Ankara. . 2006. Aralık 2003. ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara. 27 MUSAOĞLU. Hüsniye. ÇENGEL Hülya. 20 KARAKAġ. MEB Yayınları. 1. 2000.. Ahmet. Yayınları.274 19 KARADENĠZ. 22 KORKMAZ. Cilt 1. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. ġuayip. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. Zeynep. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Hüseyin. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Sayı 2. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. 26 MUSAOĞLU Mehman. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖.2001. 1994. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. y. Ankara. M. Mehman. Halistin. Baskı. Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). 21 KASAPOĞLU. Çolpan’ın ġiirleri. Ankara. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. 1998. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Türk Yurdu Dergisi. 24 MAYADAĞLI. Güz 1996. TDK. ZAL.

Baskı. c. Genndiy. T. Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ankara. .9. 31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. René Wellek.c.1998. Edebiyat Bilimi. 36 VAHABZÂDE. Çeviren: Yılmaz Onay. Aralık 2005. 34 USTA. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖. 6. . Aralık 2005. Halil Ġbrahim. Yazıcı Yayınları. TDK. Ġstanbul. Ankara.275 29 ÖZYÜREK. Bahtiyar. Ġstanbul. Baskı. Bakü. 1997.1979. 2005. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖.C. Akademi Kitabevi. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Ġzmir. 37 WARREN. 1. Kaynak Yayınları. Gün Var Bir Aya Değer. 2002. Edebiyat Teorisi. 35 VAHABZÂDE. Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları. TDK Yayınları. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2). Rasim. Azerbaycan Edebiyatı. Kültür Bakanlığı Yayınları. Türk Dili.24. Austin. Haziran 2006. Açılan Sähärlärä Salam. (Türk ġiiri Özel Sayısı 5).Baskı. 38 Yazım Kılavuzu. Bahtiyar.Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV. Evrensel Basım Yayın. Ankara.

turkcesarkisozleri. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖.az 42 www.azadtribun.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖.net 45 www.turkudostlari. 41 www.9sekiz. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.tr 43 www.com. .kultur.net. 40 www.276 39 YILDIRIM.news.gov.com 44 www.azerbaijan. Dursun.

Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde. tabiat olaylarıyla. tarihten sahnelerle. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema . Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır. Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir.277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik. Poemanın dili oldukça sadedir. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları. poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir.

we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. The subject of this poem. In the poem. daily life. which is written by Bahtiyar Vahabzade. And in the language and wording study. Poems language is very simple. the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . the subject can be summarized as follows. literary arts were put in original styles. After studying the poem by its content. we investigate the language used in this poet in detail. Additionally. historical scenes. After our study. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself.278 ABSTRACT In this thesis. which is musical styles. is written together with natural events. In the poems study by language and wording. This is done with many similes and comparisons. we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful