T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. Doç. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık. ġuayip KarakaĢ Bey’e. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti. . günlük yaĢamla. Ferhat Tamir Bey’e. Doç. Vahabzâde. D. halk hikâyeleriyle. manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. Dr. Dr.ii sahnelerle. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren. Ekrem Arıkoğlu’na. ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri. Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız. hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). Yrd. kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a.r. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir.

Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir………..………….42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı………………………………..……………………….... Şair Hakkında………………………………………………………….…….….…………. Poemanın Özeti………….37 4.18 2.4.105 . Hayat Hikâyesi….…………………....…….....iii İÇİNDEKİLER .…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ………………………………. Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü……………………………………………. Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi….20 3.1.…3 1..1 1.. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı…………………..... Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri……………………....…….ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER………………….……11 1.……………………………….………….…..…. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri……………………………….viii GİRİŞ……………………………………………………………………….1 1.…….......3.7 1.......5.……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ……...…………….2..1 1..

1...…………………183 4...2.2.Soyut İsimler………………....190 4. Aile ve Akraba İsimleri……………..2.3....1.….1.3.190 4.2.Varlıkların Sayılarına Göre……………………………….2..2.190 4..……………….3.191 4...…. Tabiatla Alakalı İsimler…….…….4. Hayvan İsimleri…………….………….2.2.2.2.Topluluk İsimleri…………………………………….2.Somut İsimler..1.2.2.1.190 4..1.…191 4.1.2.1.190 4.192 4.…..……………………………. Cins İsimler………………………….. 189 4.3.………….. Varlıkların Niteliklerine Göre……….1.5.…….……………………………….…………………………..3.Tekil İsimler.……….3.2. Varlıklara Verilişine Göre:…………………………….……………………..192 ..…………….1.2. Özel İsimler…………….…….2..….iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.………………185 İsimler……………………………………….……………….189 4.. Kelime Hazinesi ……….....1. 4. Yiyecek İsimleri………..………….……. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri….Çoğul İsimler……...2..2.2.…191 4.2.1.2.……..190 4.189 4.……….……….2.………………………………….2.190 4.2.2.2.…………………………………..1.2.……………190 4.….

4.2. İşaret Sıfatları…………………………………..1.…. 4.1.2...194 4.2.3.İşaret Zamirleri……………………………….193 4....………….2... Zamirler……………………….……..193 4..…….. Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları……………..5.……….Vasıflandırma sıfatları………………………………….. Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları……..3.194 4.199 4.. Kesir Sayı Sıfatları…………....5.Şahıs Zamirleri…………………………………………………….6...2..195 4.2.4.2..4.3.4.2.202 Sıfat Tamlamaları………………………………………….4.7.3.5.4..3..2... Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları………………………………………….. Sayı Sıfatları………………………………………197 4. Belirtme Sıfatları…………………………………………. Nasıllık-Nicelik Zarfları……………………………………….. Belirli İsim Tamlaması………………………….197 4...198 4.4.198 4.…………………………...……….7.3.3..4.199 4. Zaman Zarfları…………………………………………………... Asıl Sayı Sıfatları…………………….....2..6...197 4...5.……….... Zarflar……………………………………………………………………198 4.1..Dönüşlülük Zamiri……………………………………...200 4.6.3..1.194 4..200 4..2.4.198 4. Sıra Sayı Sıfatları…………………….Belirsizlik Zamirleri………………………………..7.1. Yer Zarfları……………………………………………….….....4.197 4.v 4.. Belirsiz İsim Tamlaması……………………………………….204 4..3.2.203 4.. Soru Sıfatları…………………………………….199 4.…...197 4.4..... Belirsizlik sıfatları……………………………..7....2.2.......4.Soru Zamirleri………………………. Üleştirme Sayı Sıfatları………….... ...2.….2. Sıfatlar…………………………………………………………….…..6...4..2.194 4....3.…..……..5. Soru Zarfları………………………………………………..2....4.……………………………………….……199 4...203 4....1...198 4..….2..5.5.196 4.1...

.……….. Vezin.207 Tekrarlar ………………………………………………………………......3....1......…………210 Kelime Tekrarları………………………………………….7.221 4.249 4...1.254 4.….11.6.. Tezat …………………………………………………………...221 4.……………....…………………………….1.220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler………....13.11....11.….11.. Telmih…………………………………………………………..3.7.7.. Cümle…………………………………………………………………..9.…212 Mısra ve Cümle Tekrarları…………………….11.8.11.220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler………………………………………….9.. Mübalağa………………………………………………………...vi 4.237 4..9. Kinaye…………………………………………………………..6.224 4.11.9.11.208 4..11.264 .12..11.3..4.2.Tenasüp………………………………………………………....10.9. Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler…….9.10.. Ses Tekrarları………………………………………………. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler………………….234 4..... 4...9..5. Söz Sanatları ………………………………………………………….257 4.2......9. 4.253 4.9.2. İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4.. Kafiye………………………………………………….209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)………………….....11.…….7....219 4.9..8.11.11.258 4...260 4...9. Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler ………………………………………….257 4.. 4... Teşhis……………………………………………………………..257 4. İstiare…………………………….4.... 4. 4... Teşbih ………………………………………………………….219 4...Cinas …………………….261 4. 4.220 4.3. İkilemeler…………………………………………………...5..7..4..7.7...11.. Tecahül-i Arif………………………………….……. İntak…………………………………………………………….…209 Ünlü Tekrarları……………………………………......9.223 4. 4.11.221 4... Nida……………………………………………………………... Tevriye………………………………………………………….. Ritim.9..

İrsâl-i Mesel………………………………….276 ABSTRACT…………………………………………………………………….. İstifham………………………………………………………..11.277 .15.…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET…………………………………………………………………………….vii 4..11..264 4.268 SONUÇ……………….………………..14.

Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H.d. h . s. : Adı geçen dergi c. y.g.e. sf.viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a. : Adı geçen eser a.g.

oldukça geniş bir aileye sahiptir. Şair ailesine çok düşkündür. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. Vahabzâde. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar.1. 1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır.GİRİŞ 1. her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. babasını . ŞAİR HAKKINDA 1. Bahtiyar Vahabzâde. Şair. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı. kolayca idrak edilir. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. Vahabzâde. Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki. Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir.

Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ. daha sonra milletvekili olmuĢ. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. Vahabzâde bu üniversitede. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. yaĢadığı yer. Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. Bahtiyar Vahabzâde. Sadece babası hakkında değil. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği. Bahtiyar Vahabzâde. ailesi. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler. annesi. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. henüz dokuz yaĢındaydı. ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur. Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir. bir taraftan da yazarlık . insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır.2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. 1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ.

1 1. Oğlu Ġsfendiyar.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir.2. ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. Dr. milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır. . 1952 yılında doğmuĢ. Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır. 1 Şairin hayat hikâyesi Prof. yanmakdır. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. ġair hayatı boyunca vatanına. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. yanasan gäräk.

Mehman Musaoğlu. insan ve zaman. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Gün Var Bir Aya Değer. Onun da hayatı yanmağındadır. Baskı. 12. Ģiirlerinde neyin doğru. İstanbul. 3 Prof. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere. Haziran 2006. 2 Bahtiyar Vahabzâde. sf.4 ġam äğär yanmırsa. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”.‖ Vahabzâde. sf. 1. Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm. yaĢamır dämäk. Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım. Dr. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır.180. Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma. Kaynak Yayınları. ġair.‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. Äsil sänätkarın. yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. arzular Ģirin. . alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. Bahtiyar Vahabzâde.

Kimden kömek umum. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene. “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”. Dr. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag. Gelir gulağıma. 1997. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır. Akçağ Yayınları. 2. . Baskı. enirik biz Aladağ’dan. Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. Görürem.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. Bir gopuz nağmesi. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Ah bir teher!. düĢmenem böyle ―ölü canlara. 4 Prof..5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır. Ahmet Bican Ercilasun. gelir uzagdan. yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem.462. Ankara. sf. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene.

Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı. 46. g.6 Bir gılınc sesi.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize. sf. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. . gün ömrü güne beraber? Kim diyor.463-464. noktadır. Ölümden gorhmayan de kimdir. vatandaĢında fazlasıyla vardır. Vahabzâde’nin insanında. Bu nedir? Men hara. ama bu koĢuya katlanmak güç. ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. Bu sabır ve metanet. Prof. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Gecenin ömrüne sondur. sabır ve metanet ister. ―Kim diyor. haftada öyle haftadır? Kim diyor. Dr. güneĢin doğuĢu seher. 5 6 a.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. sf. e. Dursun Yıldırım.

9 a.168.2001. Gün Var Bir Aya Değer. Türk Yurdu Dergisi. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır. Baskı. İstanbul. Halistin Kukul. 1. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları.7 Gün var ki. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim. ayrıca çok çeĢitlidir. Ancak görülüyor ki. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız. Aytmatov. hakkın vekili. günden de kısadır bize. 8 M. öz vicdanından. . sf. Haziran 2006. 1117-119. yıldan da uzundur. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. d. uzun. sf. y.3. an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde. ġair adaletin. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır.46.47. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. konu ve temaca zengin. 7 1.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak. Yıl var ki. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”. g. sf. ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere. s. ―Vatan. Kaynak Yayınları. Vahabzâde hakkında Ģöyle der.

Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. B. g.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.168. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir.f. Akçağ Yayınları. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin. 12 Mehman Musaoğlu. insan ve zaman. 2. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. millet sevgisine çıkar.21. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini. sf. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev. Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır. Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru. 445. s. 13 A. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. sf. . Ankara. a.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. Men İnamın Övladıyam”. Ercilasun.13 Vahabzâde. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen. Halistin Kukul. “Yaradıbdır İnam Meni.12. d. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair.45.Baskı. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. sf. s. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri. 1997. 11 M. Zaten Ģair.

usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ģümullü bir hak iddiasından. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. Men İnamın Övladıyam”. Ġki elini bastonuna. Fakat Vahabzâde. savaĢlar.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar. Türkoloji Dergisi. 442. “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖. . Cilt. Ģairin millî. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag. sf. isterseniz buna bir Ģiir değil. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki. halgın manevî ebediyetine. Ankara. Ankara Üniversitesi. O. e. d. g. 15. a. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.‖ yorumunu yapar. Ercilasun. düĢünen bir ihtiyar tablosu.14 Garayev. düĢünen bir ihtiyarın. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine. DTCF Yayınları. g.9 ressamın tablosunu verir. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ. 2002. KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır. hafızasından zamana yol bulur. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. Cengiz Aytmatov.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A.s. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. B. aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. “Yaradıbdır İnam Meni. 16 a. Cengiz Aytmatov. 22. 23 17 Mitat Durmuş. sf. Sayı 1. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ.f.

―Ģiir. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. Bahtiyar Vahabzâde. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar.‖ düĢüncesindedir. hatta her günün. sanat anlaĢılır olmalı. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. kendi kalbinde hangi hisse. Vahabzâde. 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde. hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. e.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. Sanatçıya göre her dönemin. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. g. 60 . bir amacın olması gerektiğine inanır. ġiirde mana açık olmalıdır. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. sf.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. bir idealin. Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir. ―bulmaca‖ değildir. ġiirde Ģekli. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. her edebî eserin içerisinde bir fikrin. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. Ģiirin. yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin. hangi fikre. a. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz. ġiir. ĠĢte sanatçı. yazar. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur.

SeçilmiĢ Eserler. Halk. Sade Adamlar. Ebedî Heykel. Semed Vurgun. Aylı Geceler. SeçilmiĢ Eserler. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. Halg ġairi Samed Vurgun. g. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. sanatta tabilikten. Çınar. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. sedece vasıtadır. 85 21 a. Dostluk Neğmesi. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir. halk için olması gerektiğini düĢünür. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. e. a. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. s. g.4. O. 75-83.f. amaç değil.85-90 .. 19 20 a. sf. bütün insanlığın yüreğine hitap eder. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. düĢünceleri ifade etmenin yolları. Nasıl ki. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. Kökler Budaglar. Ceyran. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. e. sf. ġeb-i Hicran. Bu duyguları. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. Menim ġe’rim. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır.11 duygularını. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur.20 Bahtiyar Vahabzâde. 21 1. samimiyetten ve sadelikten yanadır. 19 Vahabzâde. e. Bir Ürekde Dört Fesil. E’tiraf. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar. g. Ġnsan ve Zaman.

AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. ġair. Ümide Heykel. Derin Gatlara IĢıg. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. Bahtiyar Vahabzâde. ―Üz Astar‖. Lirika.12 Deniz-Sahil. Dört Yüz On Altı. Açıg Söhbet. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). ―Märziyä‖. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. Veten Ocağının Ġstisi.Ġkinci Ses. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu.dir. ―Oğluma‖ vs. Hara Gedir Bu Dünya. Sanatkâr ve Zaman. Her Çiçekten Bir Leçek. ―Bu Dil‖. Bir Baharın GaranguĢu. Payız DüĢünceleri. ―Latin Dili‖. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. ―Alfabe Kitabı‖. muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. ―Yollar Oğullar‖. ―ġäbi hicran‖. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Ana dili ve genellikle dil konusu. Nağıl-Heyat. Muğam. Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki. VetendaĢ. Ana dilinin kullanılması. Ahı Dünya Fırlanır. Özümle Söhbet. Ne Bundan‖. 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. Dan Yeri. Bununla birlikte. Feryad. ġehitler. ―Ne Ondansan. Sadelikte Büyüklük. Açılan Seherlere Selam. Piyesler. ―ġähriyara‖ vs. Goyun. Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir. Semed Vurgun. ġenbe Gecesine Geden Yol. onun diğer .

Alman dilinde bir. 62-63. R. YağıĢdan Sonra. Mehman Musaoğlu. J. Dr. Moris. a. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. Hüsniye Zal Mayadağlı. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir. 22 23 Prof. Dr. tanıtma yazıları. sf. g. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. makale. . Aynı piyeslerden bazıları Ermeni. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. e. Özbek Türkçesiyle iki. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. g. üçüncü olarak Semergend Teatrında. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. sf. YevtuĢenko. piyes. sf. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. inceleme. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. Yollara Ġz DüĢür. poema. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. d. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. hikâye. senaryo. 63. J. Yard. araĢtırma. g. Doç. 41-43. 24 a. Ģiir. Ġkinci Ses. a. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. Kendi ana diliyle. e.

eski ölçülerin gereksizliği. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. cesaret. yeni ölçülerin lüzumu. hızın sınırları nasıl dağıttığı. zengin . 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. yücelik. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. Tebrizî. evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. H. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır. ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. sonsuzluk. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. vatan hasreti. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli.14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. hız. herkesin kendinden öc alması. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları. temizlik. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. gurbet. baba. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. an. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu.

Mehemmed. düĢünceleri anlatılmıĢ. Ġki Müellim. Mehemmed-Leylâ. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. Bu poemasından daha önce. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. Prolog. 1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. çektiği iĢkenceler. ―ġeb-i Hicran‖ poeması. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. Emi Gatili. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. ġair. ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı. çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. 1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. Bir Deste Çiçek. . ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde.15 olma isteği. Kerbelâ Seferi. Bu poema. ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır. Ah Zalım Ovçular!. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. Ġki Hediye. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. Ġki Hükümdar. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖. ġair bu eserinde. ġikâyetnâme. Can Yangısı. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. ―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması.

Körpeler Evi. mezhebini. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir.Bölüm. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini. Beni Osman’ın vatanını. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. Bölüm. Araplıktan uzaklaĢmak. O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ. 3.Bölüm. konuyla ilgili . Körpe. Goca. hem de üstüne basa basa. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini. kendine yabancılaĢmak. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. Bu poemada yabancıyla evlilik. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. 4. ġair. devri öven eserlerinden biridir. bebeğini sokağa bırakanları. 2.Bölüm. Almanya galibiyetinin 30. ortaya koymuĢtur. kendi inandığı fikirleri. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir. 1. Gocalar Evi. milletini. Vahabzâde. dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi.

―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde. onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir. 62-67. Rimma Kazakova. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. Renat Haris’in. Ankara. g.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. ömrünün sonbaharındadır. Yevgeni YevtuĢenko. Özbek Ģiirinden. ġairin 25 a. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. KuĢner. Tatar Ģiirinden. . ġair. Sonbahar. A. sanat ruhuna uygun gelen. Litva Ģiirinden. Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. 25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. Bahtiyar Vahabzâde. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. iĢsizlik sorununu. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. Helmut Fransler’in. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan. Alman Ģiirinden. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. Andrey Demetyev’in. ―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. Efes gibi yerleri. Ġstanbul. Ġzmir. Camal Kamal’ın. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. ―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. e. Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte. tarihî eserleri.

sf. böylece inkiĢaf eder. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.26 1. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. Dr. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır. Yine her birimiz. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir. mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına. doğrudan doğruya zaman. 29. sf. komĢusuna. kendi dünyasını. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. insana. a .18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. köprü tablolar çizer.5. d. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ. 20. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar. “Bahtiyar Vahabzâde. Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof. okuyucuların çoğu bugün kendisini. Zannımca. bütün nesillere. hepimize has olan ihtiraslardan. Ahmet Bican Ercilasun. derd ü serimize ortak olan.g. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır. Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. . yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır.

‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. adıyla çağırırlar. bir fikir adamıdır. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır.‖ dedi. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür. Bir genç. Sonra tercüme etti. 39-40. 28 Prof. Bahtiyar Vahabzâde. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. 30 a. d. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. g. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair. 29 a. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. 15. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. sf. g. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. O. 44. Nizami Caferov. sf. 16. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum. seven gönüllerin. . sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var. Dr. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim. g. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”. sf. d.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil. Bununla birlikte o. Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir. bir halk Ģairidir. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen. 31 a. sf. d. Yahya Kemal.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür.

sanat. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır.. yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Halil İbrahim Usta. 45-46. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır. Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek. Önceki edebî aĢamalar ilim. sf. 33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). g.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2. ve 20. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. 13. felsefe ve estetik. bir değil. . Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir. d. 741. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler. ve 18. sf. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler. Dr. O. Dursun Yıldırım. Türk Dili Dergisi. bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır. a. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır.

neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde. F. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. Ġslam modeli ve poetikası. Ali Bey Hüseyinzâde.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. F. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. Hadi ve H. M. poetika. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer. fikir. . evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür. 19. Ana dille ortaya konan edebiyatta. tür. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir. genelden özele. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. 19. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. romantik estetikten realist maarifçiliğe. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark. Ahundzâde oynamıĢtır. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır. Edebiyatın yeni yönü. yüzyılda ilk defa M. Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. dil.

sf. 1996. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”. realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir. 493. 2002.280. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir. . Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Ankara. bir ölüp. Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir. 35 Şuayip Karakaş. 35 yüzyıldaki macerası. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. Yendiler. Türk edebiyatının 20. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur. yenildiler.34 Türkler 20. bir dirildiler. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Ankara. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. yüzyıl boyunca. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı.c. “20. Güz. sf. modern. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri.2. maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar. s. maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7.

Bu geliĢmeler. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler.g. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. . Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. sadece Türkiye’de değil. Bu döneme verilen isim de ilginçtir. Batılı anlamda Ģekil. Modern Azerbaycan Edebiyatı. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler.d. Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun. 20. Bu durumun yegâne a. oldukça geniĢ yer tutmaktadır. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2.23 19. sf. a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2.288. bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. 36 20. üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir.

yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. Bu sebeple 20. 20. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. Bir Ģair olarak Molla . Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri.yüzyıl. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. Sabir. göç ettiler. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır.24 sebebi.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur. 20. Basımın kuvvetlenmesi. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. 20. nesir ve tiyatro eserleri idi. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir.

Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. Nerimen Nerimanov. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti.25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. Mehmet Said Ordubadi. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. Abdulla ġaig. iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. Mirze Elekber Sabir. halk ile okumuĢ. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. 20. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. mülkiyet sahibi ile köylü. Üzeyir Hacıbeyov. Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. . Hüseyin Cavid. Sultanmecid Genizâde. ReĢid Bey Efendiyev. dönemin siyasetiyle. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. ananevî mevzulardan aktüel. toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. ve 20. Daha sonrai ise siyasî hayat. bey ile çiftçi. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. Eli Nezmi. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski. 19. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. zamanın gerekli meseleleriyle. Eligulu Gemküsar.

Eğitimciler. Realist. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın. Üçüncü bir kısmı ise eğitim. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir.Maarifperver Edebiyat 20. geleceği yaratmak için herkesten. Daha sonra da çiftçilerin istismarı. öğretmenin. v. talim. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı. . sosyal-siyasî yergilerin. ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. Öncelikle çalıĢanların. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır. Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. ne Sadi tarzındaki nasihatler. onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. Ne âĢıkane efsaneler.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar. Bu dönemde edebiyat. Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. eğitimin.s. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır. tâziyaneler. Onlar daha çok olağan hayatı. küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. ne tarihî kahramanlık destanları. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller.

Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. muayyen derecede soyutlama. Tevfik’in. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R. Abdulla ġaig Talıbzâde. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi. millî-dinî içerik kazanmıĢtır. Ġbrahim Bey Musabeyov. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. Sened Mensur. Kâinatın. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi.27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. insancıllık. Abbas Sehhet. ReĢit Bey Efendiyev. Abdulla ġaig. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. dil ve üslup tantanası. Türkiye ve Rusya yolu ile. AğadadaĢ Müniri. A. . Bu akımın içinde bulunanlar. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu. Sultanmecid Genizâde. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. Hamdi’nin A. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki. Romantizm. geleceğe umut. Eliabbas Müznib. topluluktan çok ferdi anlatma.

Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. Ģair de hayatından olur. g. “a. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir. Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. sf. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. öğretmen. Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar. çoğu bilim adamı. gazeteci. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar. maneviyatsızlığa tercih ettiler. Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. d. yazar. Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta. 1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü. yönetici. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. 742. idarî kadroları da değiĢir. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. .

cahil din adamları. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur. feminist kızlar ve kadınlar. Böylece eski cemiyete. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. öylesi bir durum alır ki. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. hurafeye inanan gafiller. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar. idealist komünist gençler. Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. ―Komünist Dünyasının Dili‖. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. yeni insana. Yeni cemiyete.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir. temsil eder. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. . anti-komünistler. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. zengin kiĢiler. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir. sosyal olaylar. insan iliĢkileri. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. Bu. Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. yeni bir insan.

Mayakovski. . hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. köylünün. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar. Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar. din adamlarının cehaleti.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. Mihail Yuryeviç Lermantov. ağa-emekçi çatıĢması. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. Hüseyin Cavid. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. anlatılır. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder.

Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. Hâlbuki edebiyat. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. Ġkinci olarak. insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz.yüzyıl sonu veya 20. Öncelikle söylenmelidir ki. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları. Fakat bunlar. çok açık görülür. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. bu dönemde saf. sanat değeri olmayan ürünlerdi. Eserlerin ideolojik . rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır. sevinçleri. BolĢevikler.31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. Bununla birlikte yeni rejim. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi.

emek ve emekçi v. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. hakikatleri söylemeye. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. Ġmam Kasımov. Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti.b. gerçek tarihi anlatmaya. Zeynal Halil v. beynelmilelcilik. Büyük terör yıllarında bu edebiyat. Ġsmayıl ġıhlı. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. Gebil. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü. Eliağa Kürçaylı. Ġsa Muganna. Nebi Hazri. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler. Ġlyas Efendiyev. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu.32 yönünü bir tarafa bırakırsak. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar. . Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri.s. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. Düz yazıda Enver Memmedhanlı. Hesen Seyidbeyli. Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir.

Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi. ġiir. Gasım Gasımzâde. Millîlik 2. Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik.33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. Sabir Rüstemhanlı. Asrîlik 3. Eliağa Gürçaylı. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir. Memmed Ġsmail. 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. Vagıf Nesib. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. Tabiat . Musa Yakub. YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı.

Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. Göy Göl.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. Güney Azerbaycan için de geçerlidir.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer. Muğam. Helil Rıza Ulutürk. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. Nebi Hezri. Eli Tüde. SavaĢ ve tabiat. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. Söhrab Tahir. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. bir ahlakî ölçüye . robotlaĢtırılan tabiatı. Bahtiyar Vahabzâde. Bahtiyar Vahabzâde. MakineleĢtirilen. Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. BalaĢ Azeroğlu. Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Tevfik Bayram. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. Mil. Dr. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir. Nebi Hezri. Gasım Gasımzâde. Mehmed Araz. bir güzellik anlayıĢına. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir. Mehmet Aslan gibi Ģairler. Helil Rıza Ulutürk.

Ehmed Cemil. Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine. . Süleyman Rüstem. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Ģekillerine. Samed Vurgun. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder. Bu noktada Prof. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. Ģaman felsefesine. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir.35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. Hüseyin Cavit. modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. millî düĢünce terbiyesi. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir. Mikayil MüĢfik. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. Ömrün. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. Memmed Rahim. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. Resul Rıza. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir. Dr. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. 38 Bu bölüm.

39 3. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Halil Rıza. Fikret Sadık.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Çingiz Elioğlu. Ġslam Seferli. Mehmed Araz. . Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. Nebi Hezri. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir. Kasım Kasımzâde. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. Eli Kerim. Sabir Rüstemhanlı. Ġsa Hesenzâde.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir. Hüseyin Arif. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde. poem. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. ġiirimiz. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta. yılların yetiĢtirdiği Ģairler. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir. ġiirimiz. Mestan Güner. dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. Fikret Koca. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni.

Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. Süleyman Rüstem. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. ―Zamanın Bayrağdarı‖. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. M. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. Resul Rıza. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖. ―Natevan‖. Memet Rahim. ―Mugan‖. Tvordaviski. gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. ―ġeb-i Hicrab‖. M. Poema. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. ―Halk Hekimi‖. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. ―Ögey Ana‖. A. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A. N. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. siyasî sorunlarını. . 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. Fakat türün henüz ne olduğu. özellikle ―Aygün‖ poeması. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. Gribecev’in: ―V. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur. Dudu. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. ―Istırabın Sonu‖. Mikail MüĢfik. Prokof Lev.37 paralellik gösterir.

Ģiirle iç içedir.38 1965 yılında A. Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır. Ġ. kiĢiler kadrosu. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. Bu da bize poemanın. Poema.‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. ġiir tarzında roman ya da öykü. Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. Selvinski de katılır. ġurası da dikkat çekicidir ki. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. mekân. Zaman. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?). Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. olay örgüsü. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir. L. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır. Hiç kimse. V. Mirzayev ve Ġ. Timofevvve S. çatıĢma unsuru. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. O. Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. ĠĢte bu tür . büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır. Adalis.

Mikail MüĢfik. Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir. öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır. Ġslam Seferli. POEMANIN ÖZETĠ Poema. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. öyküden. Samed Vurgun. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. Süleyman Rüstem. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır. Nebi Hezri. romandan. Medine Gülgün. Eli Kerim. . modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Ehmed Cemil. klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. Gasım Gasımzâde. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur.40 4. Tabii 40 Bu bölüm. Hüseyin Cavid.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Resul Rıza. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Hüseyin Hüseyinzâde. Eliağa Gürçaylı. Bu bölümde Ģair. olarak değerlendirilmektedir. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil. anlatım. o. Memmed Rahim.

yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. ―Yağ. Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. . bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. Yağmur‖ bölümünde Ģair. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam.

Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir. ġair. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır.41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. . poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır.

çayır mürgüleyir. Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir. biz bilmirik. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs. bilmirik.BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. naläsinä. Lähcäsinä.Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. Dilindäki ġäm säsinä . Näsä deyir… “Cik-cik”.

Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . Mätläbinin axırı var. O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. Ġçindädir här mätläbi. Mätläbini bilmäsän dä. Naläsidir eĢitdiyin.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. Üräyinlä sän ġulaġ as. ävväli var. Tar da elä… O sızlayır için-için. 20 Üräyini duyacaġsan. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. dili var. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. 30 Bergülünü. 25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var.

diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Bu dünyanın ağrıları.44 Sinändäki dağ külünü. Oyuġ-oyuġ yuvaları. O düĢünür. Ney üstündä yeddi säsin. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. Häm dä bizi düĢündürür. 50 Pırıl-pırıl säsläri gör. 55 Nädir belä? Bälkä elä .

Addım-addım. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. yolları gör. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. Bax här yerin çiçäyinä.45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. O. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax. däräni gäz. 70 Bil dağların çiçäyi nä. 75 Cığırları. dünyanı gör. xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. näfäs näfäs Dağı dolan. . yox. bir deyil. bir deyil.

Elä säsin özü Ģe’r. ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi. ġuru näfäs. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. sözü Ģe’r. dünyanı gör. . ġe’r–sözün näğmäsidir. Bälkä… Muğam bir nağıldır. nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti.41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. äfsanädir. Säs dä var ki.

Canavarın aldatdığı . 105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk.47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur. Bu gözlämä müsibätdir. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. arzularım Gäläcäkdir. BaĢ var ikän. El deyir ki. Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. ġol var ikän. bu diläkdir. niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. diĢ var ikän.

Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä. öz ġälbini ara xalġın. 125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä. Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. sorğusunu Xäyalını. ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. 130 Onu öyrän. Öz sözünü.48 ġengülümün. .

Ģanlı müzäy. Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi. dinlä neyi. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. 145 BänövĢänin üĢümäsi. O birisi göz yaĢıdır. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Biri hünär. 150 Dinlä tarı.49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. ġalxan säsi. 155 O–danıĢan. 42 Çaldıran müharibäsi. . O särtliklä.

Tüstüsünä aman elä. düĢün. Oduna yan. Gah säsindä göy gurlayır. 160 Häm babamın yaĢındadır. 170 GözüyzĢlı anan kimi. ġUR Varaġlama o tarixi. DüĢün. Häm növämin. Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi. Dayan. . dayan. Gah inläyir häzin-häzin.

Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. sirrini açmaz sänä. Bu dünyanın Ağrısını. ayaġları. Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. 180 Muğamlarsa baĢ tärpädär. Dayan.51 175 Dinlä onu. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . Ävväl öyrän. Mahnılar var. Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. 190 O. bu vätänä Hardan. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. basma ayağını Bu çämänä.

nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. Hämzäläri 215 Kim yaratdı. nä zaman. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän. nä danıĢır narın-narın? Öyrän. Nä yaratdı? . Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir.52 Kim. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri.

Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. 230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü. 220 Göy gurladı. ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar. . Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. Ağız açır mağaralar. yeri. daĢlara bax. Täsnifläri.53 Koroğlunun nä’räsinä. Haġġ säsinä Yer gurladı.

Koroğlunun däliläri… Burada oxu. Yeriyin meydan üstünä. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun. 255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı. 250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu.. Här sal daĢı. ġıĢ bir yana. baĢ bir yana‖.‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana. Täbiätin ruhundadır . hoydu. dälilärim.. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana. diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana.54 Ġan sıçrayır beyinlärä.

Ayaġlarsa yerin-yerin.55 Bu uyarlıġ. näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. Täsnifläri. Xallardakı xäyallarla. fikirlärlä . 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. vuġar. Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. Ġayadakı särtliyä bax. Gah yandırır. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri. Ällär süzür incä-incä. Cängidäki märdliyä bax. bu näğmälik. gah söndürür. 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü. ritmläri? Bu ränglärdä. düĢündürür.

Böyük ġämin. Üräk dolur.56 280 Yox. Sönüb yandın: . boĢalmır. Sevgililär dodağında Yanıb söndün. Aydan arı. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. Ġstäräm ki. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın. Xınalandın. sudan belä durum mänim. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim. böyük därdin Vuġarı da böyük olur. älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm.

Ġayaların ġabağında O äyilir. Täpälärdän säpälänir. o burulur. Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb. sular aĢıb-daĢır. . 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi. Çox çäkdim yar cäfasın. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. Bir-birilä ġucaġlaĢır. Biçmädim zämin ġaldı.57 300 ―Däryada gämim ġaldı. 310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. yaz baĢıdır.

Här ikisi dağın ġarı. Saz üstündä pöhrälänir. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır. 330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza. Yaylaġları gäzä-gäzä. Gälib çatır Araz Kürä. Tälatümlär. Däyir daĢa. 340 SığıĢmadı bir yatağa. ġaynamalar. Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir.58 320 toz-toz olur. Kür Araza. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı. coĢur. . Dağın barı.

Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. 355 Dağlar baĢı ağ. eĢġi. . mänzilläri varmıĢ. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. öz yolunu.59 Budaġlandı sola. 345 Zaman keçti. sağa. 350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. Fikrin nä ġädär yolları. çölläri al. döĢläri älvan.

Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. yurdunda bir anlıġ. 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba.60 Ġürbätdä Vätän häsräti. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. Ağı dedi buz bağlayan lal sular. Näbinin meyidi ġaldı arada . Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Bayatılar ġara geydi äyninä. Ġarabağın çöllärini ġar aldı. 370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi.

yaĢa. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. häyäcanlar BärdaĢtıdır. 375 Darasın saçını. yaĢa. 385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. tellär ağlasın‖. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. ön sözüdür Çahargahın. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. Mayäsindä säslär uçur .61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. En eniĢ. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa.

Bir daĢınız. Nä minarä. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä. . 410 Nä müäzzin.– Deyir bizä. SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız. –Gäräk täslim olasınız. Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın.62 Ġanad-ġanad.

Säbir gäräk. DüĢmän yaman amansızdır. –Näylämäli? . bunu dandı. aman!. Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk. O ġansızdır. Amanından aman. Bästänigar aman çäkir. Maġamı var här istäyin. 430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. täläsmäyin. Täläsmäyin. Tarixlärä o.63 Bu onu. Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. 415 O.. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi.

Belinin bağı bizdän.64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı. –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär.. .. Fikir endi. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. –Hanı bizim o gücümüz?. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?. Dağıldılar dönä-dönä. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. inlär. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar. Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı.

ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ . Elin sözü bir olsa. ―Däyirmanın pärindän. Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim. neylär? 475 Ov bizim. 470 Suyu çıxar därindän. Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı. Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä. 465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. 460 Günü oda çalamalı.

Taraġ-taraġ. 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. Nizä gäräk. Çahargahın hasarında. 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı. Taġ-tararaġ. . 490 Çäkic altda. ġıraġ. Cäbhä yaraġ.66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. dämir döyäk. Cilalandı. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. Dämir biĢdi. Ocaġ yandı. Od biĢiräk.

Yad ġovuldu dağlardan.67 Dämir. äri. üsyan Çarigah. bizimkilär tä’ġib edir. DüĢmän ġaçır. Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. göy gurladı. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. Ġılınca dön. Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı. Hücum. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi. 500 DüĢmän üstä durma. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… . yeri. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir.

68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä. Ģirin Pärdälärin? . yer titrädir. Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar. Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar. 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. 525 Bäxtiyaram. GuĢälär göy gurladır. bir xäfiflik saxlanır. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin. Cövhärindä bir häzinlik. tufan Çarigah. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. Däryalar längärlädän tufandı. sel oynadır.

Tämkin.69 Bürclärdäki o äzämät. Nä doğmadır. ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖. Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra. vuġar. nä itsidir. axın axın. . Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir. fikir… Ruhumuzla uyġardadır. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar. DaĢda fikir. Ġabarmalar. säsdä fikir. O batıġlar. Yadellinin hücumuna hasar çäkir.

män ġuzğunam.70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar. 560 ―Bakirädir. Gäldiyinä peĢman olub . Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. Babaların märamından Ġbrät götür. 555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. mäġsädi gör. 570 DüĢmäninä o deyir ki. ġızdır ġalam. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. män ġartalam. Yaxın gälmä. Ġız ġalası! Adına bax. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax.

Hiddätlänän säs axını… . Xeyr. keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır. nälär. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. 585 Ġorucumuz. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar. o duyğular. DaĢlardakı çalalara axar. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır. bu ġalalar.71 Dabanına tüpürärsän. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. O fikirlär. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. dolar. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan.

yoxlaram müdam. 605 Män öz hämdämimi. 610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? . 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm. HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. Sän dä yanırsansa äğär bu oda. Män onu özümä mähäk sanmıĢam.72 595 Batıġların. Görän nä danıĢır. Dostumsan… Görüräm özümü sändä. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä. ġanacaġ ölçümdür muğam.

Näğmäm ola bilär näzirim mänim. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä. Barmağı altında tarzän gör necä. O da ki. 615 Soyuġdan üĢüyür. Düyünlü säsläri ġovurur. Säslärdän yaĢ sızır. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar. Yanır gizlicä. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. mänim kimi säsini dinlä. ey pirim mänim. sisimi görän. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. Payızın sazağı käsir otları. ey näğmäm. sıxır. susur bulaġlar. buna necä tab gätirirsän? . Göräk. äsir budaġlar.73 Tökülür yarpaġlar. Nolar.

640 DanıĢ. yarpız ätirli. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların. Sän häzin-häzin Abırlı. 635 Ey reyhan näfäsli. DanıĢ. xoĢ xäyallarım. 645 DanıĢ. ġirin arzularım. babam fikirli.74 Ey atam hünärli. . Ey müġäddäs pirim. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. Söhbätinä müntäziräm män. Ulu babaların kamal häznäsi. Näğmä oxu. ey müdrik tarım.

EniĢi. 660 Bir ġälbin deyil. bu yolları bir baĢa vurduġ. beĢ yüz il. Biz ki. iztirab dolu. Yanğına dözmäyib havalanıbdır.. 665 Säslänir muğamın pärdälärindä. xäyallar yuvalanıbdır. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. Elä bununçun da… Täk mänim?.75 655 Här xalın tarixi Yüz il. . Bir xalġın min illik iztirabları. sarı… Orda varaġlanır. elä bil od ġalanıbdır. Biz ki. 670 Bämindä. al. bir vahidik bir arzu. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. kamda. yanğını keçirmäk üçün Fikirlär. Söhbäti aĢkarda. Sirri därindä Zilindä. yoxuĢu.

Nota salardılar onu näğmätäk. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk. O yola çıxmadan yolunu bilmir. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. .76 675 Yox. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. Muğam–här guĢäsi sirli. Här käs öz ġälbini tapır muğamda. O axır. O coĢur. 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. yox. Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. soraġlı Yola bänzäyir. sonunu bilmir. Cilova gälsäydi belä bir axın. kükräyir.

O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. zirvädir.77 695 Bämi düzänlikdir. Bäli o. muğam deyänin Keçdiyi. Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. Här muğam çalanın. Zabul üstä inlädir tarı. zili zirvädir. –Neçä dumanlısan. Mänsur. Görünmür gözä Pärdädä. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır. Gizli mätläbini görmäkçün . örtükdä çırpınan üräk. açdığı iz baĢġa-baĢġa. asta-asta pıçıltıları. 705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı.

görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä. 725 DanıĢır. 730 Gizlidir sözü näğmänin. Mätläbi gizlädir. Härä bu ocaġdan bir od götürär. Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. inläyir ancaġ. bir xalın sänin. Bilmiräm yaĢıldır. Tutar säsindäki därinliklärä. Min sözdän güclüdür. Ey näğmäm. Xäyalın gözüylä eĢidär. Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ. aldır säslärin. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. Ey tarım. Ey pirim mänim .

Här käs. bir anlığa baxaġ göylärä. Kim deyä bilär ki. nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var. här xalın neçä rängi var. Yox. Yanıb Ģırıl-Ģırıl. Buludlar burulur. Hämän hämändir. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. Sözümdä olsaydı säsinin gücü. Här säsin. här kuĢäni yozur bir yerä. 750 Buludlar dönür. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. Köy dä . Axıb Ģır-Ģır o. Gälin.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män. Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. Häränin gözünä bir cür görünür. sönükdür näğmälärindän.

Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan. Ġnan gördüyünä. 770 ĠoĢġarın. mänim öz ahım. Män dä häġiġätäm. Elädir älbät. Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Käpäzin. Mänim öz amanım. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. Härä öz ġälbini görür buluda. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän.80 755 Bulud da. Anbaan däyiĢän o buluda bax. ancaġ. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. Orta segahım. sän dä häġiġät. Mänim gördüyümü görmäsändä sän. .

tarda böyük yeniliklär elämişdir. 18. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. 2. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. arana çatdı. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı.” 44 .yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar. Anamın südütäk sän halalımsan. Daha fazla bilgi için bkz. ġirin bayatılar. 43 XIX. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al.c. çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. öz mälalımsan. äsrin musiġişünaslarındandır.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni. Azerbaycan Edebiyatı. Mänim öz därädimsän. sän al canımı.

Gizli därdlärinä yandırır säni. bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. iç hönkürtüsü. Ağrılar mayası. 810 Mätläbi gah açır.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. Bä’zän inläyir. Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. 805 Könül hıçġırtısı. DanıĢır. . baĢından ötüb keçäni. Bä’zän üsyan edir. ġikayät süsü. Sonu iniltili. Gah düyünläyir.

820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. kül oldum. Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä. Bir dilbilmäz ġuĢ idim. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. axır. bülbül oldum… . yan axdı. Äziziyäm gül oldum. Dibindä min can axdı. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır. Oxudum. ona dil deyir: Araz gäldi. 825 Yandım.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir.

özü xatirä.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. Alovu täässüf. zilindä o ―neylim‖? deyir. O deyir. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. mänim dämadäm. dililä amanın. dağlar aĢmıĢam. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. 845 ġaxtaya dözmüĢäm. Bämindä. sazağa neylim? . hansı günahın. Ġazancı ağrılar. Düzändä käsdilär. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm. dağda bitmiĢäm.

Bir üzü gecädir. 855 Gördü ki. yay günü bulağa getsäm. sözüm bilinmäz. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. od mänä hämdäm. Därdilä. Günah mändä deyil. Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. daĢı äritsäm. Buz tutar. Dedi:–Bu da keçär. axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. . bir üzü gündüz. gözläri doldu. buza neylim.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. yer üzü gündüz. bulağa neylim? DanıĢdı. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. Säsim su yandırar. Neylim. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs.

86 Ey mänim üräyim. mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah. här bämi ġäm. . çağla. can yanğısıdır. Anamın öz südütäk sän hallımsan. Nä deyirsän. çağla. Segah. halalım. Nä deyir könlümü oymaġla. Onun här pärdäsi ah. här zili od. ġälb atäĢi. Ġälbä atäĢ çiläyir. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. Segah. 865 Öz ällärinlä. gündüzü gündüz. hökm eläyir ağla Segah. oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı. Sän mänim göz yaĢım ol.

Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını. Rast–müdrik bir ağıl. DanıĢır bir äsrin öz yarasını. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. 895 DanıĢır tämkinlä. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. 885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. Rast–onun atası… Näsihät eylär. DanıĢır.87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. eĢġin dalınca . DanıĢır aramla. anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk. därin düĢüncä. aramla täk-täk. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. Segah–bir istäyin. Segah. ağla. Segah‖. Mäcnun sähralara gätirär pänah.

88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. Vuġarlı. kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir. ärk etmäsidir. 905 DüĢünür därin. 915 Rast–cavan deyildir. dözümlü. . Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. o säbirlidir. Fikirlär. fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri. Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. istäkdän od ġalanıbdır. Yüz ölçür. Rast–tädbirlidir. bir biçir. danlağı. Segah–nalä çäkän. 900 Bir zaman büdräyän ġälbin. Mühit dänizitäk o längärlidir.

bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı. nädir? . Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları. Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla.89 O. 930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Yerläri. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. yaĢa dolmuĢ. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı.

son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast. fırlanan nädir? Ay nä.90 Hökmüylä. Fırlanır. Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. Aġil danıĢır. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast. gün näd. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan. fırlanır. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi. ġurur bir yandan. Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast. gün nädir? Ġlk nä.iir? Ġlk nä. . canlı misallar çäkir härdän.

965 Ġabırğası ġalın ovçu. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu. 960 SärçeĢmädän su içmäyä. särhädläridir Rast. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. Ġaçdı. Lakin äzabın son dämi. Öz därdini ġıĢġırmaz. Bilmädi ki. Ey Bäxtiyar. o. Ġnsanların ilk arzusu. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. . Zalım ovçu. ahästäcä söylär. bir az aralandı. niyyätläridir Rast. ah atäĢi söz ränginä girmäz. 955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast.

Döndü. Bir geri dön. baxdı yazıġ-yazıġ. Ovçu. Mälül-mälül.92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı. 980 Tüfängini çiyninä sal. 985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu. Dilä düĢdü: . Bu dähĢätä kol titrädi. sänin ġolun sına. 975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. Gül üĢüdü. Ġaçammadı… O dayandı. Bir ora bax. 970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı.

Tel-tel äsir. Män bu dağın maralıyam. ağ-ağ gül bitirir.93 ―Aman ovçu. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. YAĞ. Ağ yel äsir. vurma mäni. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz. YAĞIġ Ağ yel äsir. HeykälläĢir häyrätimiz. 995 Ağ buludlar Topa-topa. YağıĢı da ağ gätirir. yaralıyam‖. 990 Yaralıyam.

Oğlan ġaçar. yağ yağara. Gir mağara. Ġız islanır. Tut ucundan sän göğä çıx. daĢın.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä. Üz islanır. Yağ ey yağıĢ. 1015 DaĢ ağara. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. Ağ buludun toy günüdür. ―Yağ. göz islanır. Üräyinin tanğısına Dağın. . 1025 ġırıldayır navalçalar. Bu yağıĢın. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. dağ ağara. yağıĢım.

Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? . sel oynayar. Deyärlär ki. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. Bir täräfi açıġ olar. därälärä… Göy tutular. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü. 1040 Arzumuzun. Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri. Açıġ yerdän gün çırtlayır. 1035 Sellär.95 Arxlar daĢar. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä. Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün.

1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax. oxunur Varaġ-varaġ. Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı. 1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün. .96 Bu da özgä bir näğmädir. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı. O. Kitab kimi o. üräyin gah ġüssäli. Säslär elä ängindir ki. 1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır. yerin.

yağır yenä… Nä äkinä gedän olur. Gah da olur. ġodu. 1080 Bir yandan da yağıĢ yağır. yağıĢ käsmir. nä biçinä. Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. Aman vermir göz açmağa. dursana. Säpälänir sola. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır. sağa. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. Elä yağır.97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. 1090 Çömçäni doldursana…‖ . 1075 Säslärdäki ränglärä bax.

SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä. borana düĢdük. ĠıĢda arana köçdük.98 Äkin-biçin eĢġinä. . häm ağa. DüĢdük ġara. Yayda dağa üz tutub. 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. sazağa. Üräk yanır. Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. Häm ġul olduġ. dil yanır. Dağda. Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu.

Arxalandıġ dağlara. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. Dağ bizä sirdaĢ oldu. a däli ġoyun. uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. Çobana çarıġ bağı. Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. gäldi dağı. Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına. .99 Särhäd tanımadıġ biz. 1120 Dolanıb gäldi ġoyun. ġoyun. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu.

Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ. Biz ġoyunu. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… . Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. a nazlı ġoyun. Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu.100 Nänäm. Ġırġovul gözlü ġoyun. 1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. 1125 Pendiri käsmä-käsmä.

ġoyun‖.101 ―Nänäm. sayaçılar. Arazıma can atar. . 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. Därälärä hay salar. 1145 Uca dağlar. Yünü bir ġarıĢ ġoyun. Kürä çatar. Çoban sändän küsübdü Südü ver. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. Sözün özü nä ağlayır. a narıĢ ġoyun. barıĢ. laylalar Ġayalardan sızılar. ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. Sevinç bizi güldürürsä. dil anlar. Ġäm ağladır. Nä dä gülür.

1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. Hönkürtü dä. Yox. Könül säsi könül dälär. näğmälär yaranmazdı. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz. Yox. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. . ġähġähälär. söz deyil. Bälkä insan Sevincini. Sözdän ävväl säs yaranır. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi. Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz. säsdir axı. Häm ağladır. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä. Ġähġähä dä.102 1160 Amma bizi häm güldürür.

dayandırdı muğam. vicdanı utandırdı muğam. 1195 Oyadıb yaddaĢı. göz yaĢları. Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. O. 1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. üräk yanğısı. Neçä ġäsdin önünü käsdi. bir çängä bulud. bir canlı kitab. Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına.103 Näğmäläridir Sözümüzün. Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam. . Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. fikrimizin ibtidası. ―Salı yandırdı‖ muğam.

bäxtiyaram. Deyiräm.104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. Çox kitablar oxudum. . Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam. zänn elädim. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam.

İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor. Yüreğindeki gamı. Kuşcağızın günahı ne? Sabrını. 10 Kuşdilini bilmiyorsak. Dilini. Neler diyor… “ Cik cik ”. feryadını. bilmiyoruz. . gür sesini. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır. bilmiyoruz.

sonrası var. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . Feryadıdır iĢittiğin. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. Önce öğren sen bu dilin Noktasını. Ġçindedir tüm arzuları. 20 Yüreğini duyacaksın. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. Gayesini bilmesen de. 30 Virgülünü. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. Arzusunun öncesi var.106 15 Kulağınla değil. lehçesi var. Yüreğinle dinle.

55 Nedir böyle? Acaba . Ney üstünde yedi sesin. Oyuk oyuk yuvaları. kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. O. hem düĢünür. Bu dünyanın ağrıları. Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri. sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık.107 Yüreğindeki ateĢin külünü. Hem düĢündürür.

Adım adım. dünyayı gör. Ġnip çıkan geçitleri. aynı değil. kokusunda Nağmedeki seleri duy. yolları gör. .108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. Dağa giden patikalarda Önüne bak. O ikisi aynı değil. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. halleri gör. Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne. Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde. hayır. 75 Patikaları. dereyi gez. nefes nefes Dağı dolaĢ.

Bilelim. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ.109 Çobanın belindeki ArĢına bak. 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. efsaneye göre arşındır. nedir? sıradan bir ses. gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme. efsanedir. . Söz. sesin ahengi. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak. dünyayı gör. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki. ġiir ise sözün nağmesidir. Bu sesin kendisi de Ģiir. kuru bir nefes. bu dünyaya sözü nedir. Kelimelerin anlatamadığını anlatan. Belki… Fasıl bir masaldır. sözü de Ģiir.

Niye. Canavarın kandırdığı Gülecektir… . Halk diyor ki. niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. arzularım Gelecektir. diĢ varken. BaĢ varken.. bu dilektir. Bu bekleyiĢ musibettir. niye ĢiĢededir 110 Devin canı?. Bir hasrettir? 115 El varken. kol varken.110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım.

duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde. Sözünü. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. sualini. Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver. . Hayalini. 130 Nağmelerini öğren. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ.111 ġengülümün. 125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu. kendi kalbini ara halkın.

hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. 155 O. dinle neyi. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. 150 Dinle tarı. O. Biri hünerken. 145 MenekĢenin üĢümesi. Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi. .112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır. kalkan sesi. Ģanlı Ģöhretli bir müze. Kılıç sesi. O. Biri gözyaĢıdır.

. Kâh inliyor hazin hazin. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin. DüĢün. Dur. 160 Hem dedemin yaĢındadır. Dinle ġur’u Kalbini sana açan.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. Hem torunumun. Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. Kâh sesinde gök gürlüyor. AteĢiyle yan. dur. düĢün. 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur. Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi.

180 Fasıllarsa baĢ sallatır. bu vatana Nereden.114 175 Dinle onu. Önce öğren. Bu dünyanın Ağrısını. Kirpiklerden yaĢ akıtır. Mahnılar ayakları. Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. adım atma Bu bahçeye. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. Dur. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden. 190 Sırrını açmaz ki sana.

Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren.115 Kim. ne zaman. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri. . ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. ne söyler narin narin? Öğren. Hamzaları 215 Kim yarattı. niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri.

kayalara bak. Hakk sesine Yer titredi. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri. 220 Gök gürledi. ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti. Tasnifleri.48 Ağzını açıyor mağaralar.116 Köroğlu’nun narasına. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak. . 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri.

117 Kan sıçrıyor beyinlere. haydi. yiğitlerim. Tabiatın ruhundadır . Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor. diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. kıĢ bir yana. Her yassı taĢı. baĢ bir yana‖. Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. Yürüyün meydana. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un.

Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. Tasnifleri. göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri. kâh söndürür. 265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Ayaklarsa hızlı hızlı. Kâh yandırır. ritimleri? Bu renklerde. . düĢündürür.118 Bu ahenk. özlüğünü. Eller süzüyor ince ince. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. 275 Kanadında gurur. Hallerdeki hayallerle. vakar. bu ritim. Kayalardaki sertliğe bak. 260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. fikirlerle. Cengideki mertliğe bak.

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

yaĢa. Mukaddimesidir. yaĢa. önsözüdür Çahargahın. 375 Tarasın saçını. teller ağlasın‖. Diyor:–Hayat bir kavgadır.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. Ġn iniĢten. ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. heyecanlar. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. Ġçerisinde sesler uçuĢur .

. Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye. GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize. Ne minare. Diyor bize. –Teslim olmanız gerekiyor.125 Kanat kanat. 410 Ne müezzin. 400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız. TaĢ üstünde. Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz.

Sabır gerek. Derdinden aman. sabredin. Yeri vardır her isteğin. Acele etmeyin. Ya gelecek? –DüĢünelim. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi. Bestenigâr dert çeker. tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. 415 O bunu reddetti. DüĢman çok acımasızdır. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek.126 Bu onu. —Ne yapmalı? . aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. KarĢımızdaki kansızdır. O.

gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden. ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖. —Nerde bizim o gücümüz?.127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı.. —Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr. 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar. Dağıldılar döne döne. Ağıt yakar kızlar. inler. . Belindeki bağı bizden. 445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. .

neyler? 475 Av bizim. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi. Halkın sözü bir olsa.128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı. 465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık. ―Değirmenin çarkından. 460 Günü ateĢe boyamalı. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ . 470 Suyu çıkar derinden. Dertlerimiz kılıçla Biter bizim. Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ.

AteĢ yakmalı. kıralım. 490 Çekiç altta. Demir kızdı. . Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. Yassılandı. Kargı gerek.129 ġimdi bize kılıç gerek. Çahargahın hisarında. demir dövmeli. 495 Elde silah Vuralım. Cephe yaralım. Ocak yandı. Tarak tarak. Tar tararak. 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek.

Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi. eri. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. DüĢman atıldı dağlardan. gök gürledi. DüĢman kaçıyor. Hücum. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te. bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir.130 Demir. 500 Durma. isyan Çarigah. Kılıca dön. düĢmanın üstüne yürü. AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… .

. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. tufan Çarigah. 520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah. 525 Bahtiyarım. Ġçinde bir hüzün. Dalgası mı katardaki 530 Dertli. yer titretiyor. KöĢeler gök gürletiyor.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor. Denizleri yerinden oynatan tufandır. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı. sel coĢturuyor. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah. bir zariflik gizleniyor.

Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. gurur. fikir… Ruhumuzla özgürdür. DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. . Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur. DüĢman hücumuna duvar örer. TaĢta fikir. ard arda. ne sıcaktır. O. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. seste fikir. Ne doğumdur. çökmeler. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri.132 Burçlardaki o azamet. Kabarmalar. Ciddiyet.

133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. görürsün‖. Kalenin adındaki Manaya bak. kızdır. . 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan. Kız Kalesi!50 Adına bak. gayeyi gör. ben kartalım. YaklaĢma. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. Tüten ocaklarmıĢ. 570 DüĢmana diyorlar ki. Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. ben kuzgunum. Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. 560 ―Bakiredir. Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen. kalem.

580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir. taĢar. KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır. düĢünceler. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. Hayır. Hiddetlenen ses seli… . 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. 585 Askerimiz. neler. O duygular.134 Derhal kaçarsın. kabarmalar. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki. neler?! Bu kaleler. bu kaleler. TaĢlardaki çukurlara dolar. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. TaĢ türküler.

HERKES BĠR YUDUM… Marifet.135 595 Metlerin. 605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde. ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar. kanacak ölçümdür fasıl. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. Sen de bu odla yanıyorsan. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır. sürekli yoklarım. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli. Dostumsun… Kendimi görürüm sende. Bakın bize ne der.

sisi mi bunları gören. 615 Soğuktan üĢüyor. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. Ne olur. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden. . Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. ey türküm. Nağmen olabilir adağım benim. 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı. Nasıl kavrulur. Tarzenin parmağının altına bak. susuyor pınarlar. Yanıyor için için. Hazan rüzgârı kesiyor otları. titriyor dallar. benim gibi sesini dinle. ey pirim benim. O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar.

Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan. tatlı hayallerim. yarpuz kokulu. 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin. Ey masal ninelerinin ninni sesi.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. düĢüncelerin . Anlat. 635 Ey reyhan nefesli. ey mukaddes tarım. Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi. Sohbetine hazırım ben. 645 Anlat. Nağme söyle. dedem fikirli. Ey mukaddes pirim. HoĢ arzularım. Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden. 640 KonuĢ.

biriz. Bir halkın tarihi Tarihin yolu. Kırmızı. bu yollara yalnız baĢ koyduk. KöĢeler rengârenk: YeĢil. Sohbeti aĢikâr. Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. Biz ki. 665 Seslenir fasılın perdelerinde. Bir halkın bin yıllık ıstırapları. bir arzu. 660 Bir kalbin değil. yokuĢu ıstırap dolu. beĢ yüz yıl. bir gayede. ĠniĢi. . fikirler yuvalanır. semadan derin. Biz ki.138 Denizlerden dalgalı. 655 Her halin tarihî Yüz yıl. Sarı… Orada sayfalanır. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller.

Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez. hayır. CoĢar. Notaya dökerlerdi onu nağme gibi.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. Yola çıkmadan bilmez yolunu. Fasılın her köĢesi sırlı. Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya. Sonra kükrer adeta. Herkes kendi kalbini bulur fasılda. . taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını. Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını. 675 Hayır.. gizemli Yola benzer. Önce yemyeĢil ovalarda gezer. Birden değiĢtirir yatağını.

695 Bamı düzlüktür. o. zirvedir. Zabul üstüne inletir tarı. Evet. zili zirvedir. Mensur. —Nasıl dumanlısın. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü.. örtüde çırpınan yürek.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. Görünmüyor göze Perdede. usul usul fısıltısı.. O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar. Her fasıl çalanın. . O zirvede Ayağından yer kayar sanki. 705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü.

Bilmiyorum. 730 Gizlidir sözü nağmenin. Ey tarım. Ey türküm. Arzuların gizlidir. Gür sesindeki derinliklere. Bin sözden güçlüdür. Hayalin gözüyle iĢitir. yeĢil midir. ancak inler 725 KonuĢur. . Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. bir halin senin.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ. görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde. Ey pirim benim.

. Tıpkısının aynıdır. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. Herkesin gözüne farklı görünür.142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. Hayır. Bulutlar karıĢır. Kim bilebilir ki. Gelin. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. 750 Bulutlar döner. O da sönüktür nağmelerinden. her halin ayrı rengi var. Nağmen olabilir adağım benim. Herkes her köĢeyi yorar bir yere. Her sesin. Sözümde olsaydı sesinin gücü. Gök de. Yanarak gürül gürül. Akarak Ģırıl Ģırıl. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım. bir an için bakalım göklere.

Doğrudur elbet. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir. Kepez’in. SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım. fakat. Benim dağlarımdır senin membaın. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda. 770 GoĢgar’ın. Benim kederim. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. Benim gördüğümü göremesen de. Ben de hakikatim. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin. . Ġnan gördüğüne.143 755 Bulut da. Sen kimseden alınmadın. benim ahım. Orta segâhım. sen de.

Daha fazla bilgi için bkz. çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı. 52 19. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Hüzünlü bayatılar. 18. sen al. Tarda büyük yenilikler yapmıştır. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım. kederimsin.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. canımı. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı.52 Derdimsin. ovaya ulaĢtı. Güzel maniler. sen al. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Anamın ak sütü gibi helalimsin.144 Bende doğup bende olmuĢsun.yüzyıl müzisyenlerinden biridir. Azerbaycan Edebiyatı.” 53 . 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı. 2. 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan.c.

yürek haykırıĢı. Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. Kâh düğümlenir. BaĢı çılgınlık. Anlatır. 805 Gönül hıçkırığı. Sonu inleyiĢ. . 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin. Bazen isyan eder. ġikâyet süsü. bir arzunun. Vagif’in yüreğini kanatan. 810 Arzuları kâh açılır. Gizli dertleriyle yakar içini. Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim. bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. baĢından gelip geçeni. 795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh. Sızıdır mayası.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. Bazen için için inler.

146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. sonunda kül oldum. Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine. yan aktı. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı. Okudum. Dibinden bin can aktı. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler. 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. Azizim gül oldum. ona dil döker: Aras geldi. Dil bilmez bir kuĢ idim. bülbül oldum… . 825 Yandım.

Kazancı ıstırap. Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. dağda bitmiĢim. Kendi diliyle anlatır kederini. özü hatıra. dağlar aĢmıĢım. hangi günahın. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. ―neyleyim?‖. Ovada kestiler. âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim. diyor. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. . diyor. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? . Bamında da zilinde de. AteĢi ıstırap.147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. benim anbean. göçü hatıra.

Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. Büyük arzulara dünya bir kafes. artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. Derdiyle. gözleri doldu. 855 Gördü ki. Neyleyeyim. sözüm bilinmez. Suç bende mi. yaz günü yanımda. kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu. Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. Sesim suyu alevlendirir. buza neyleyim. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım. ateĢ bana arkadaĢ. dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar. pınara neyleyim? Anlattı. Dedi:– Bu da geçer. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. .

Ne diyor gönlümü oymakla. . çağla Segâh. ağla Segâh. can yanmasıdır. Kalbe ateĢ çalıyor. her bamı gam. Ey yüreğim. gündüzü gündüz. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi. oyulmakla Segâh? Böyle. bir yanı gece. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı.149 Bir yanı gündüzdür. Ne diyorsun. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. helalim. Her perdesi ah. 875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. her zili ateĢ. yürek ateĢi. Anamın ak sütü gibi helalimsin. Sen benim gözyaĢım ol. sen kendi gözünle Geceyi gece gör. hükmediyor. çağla Segâh.

ağla Segâh‖. Anlatır. yavaĢça. hikmetli bir akıl. derin düĢünce. Anlatır. anlatır tek tek. usulca. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. Anlatır. 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. . bir asrın yarasını. 895 Temkinle. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. Segâh. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba. Rast. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. bu sevdayı kınar. onun babası… Nasihat eder. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi.150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. Rast. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ.

sabırlıdır. Sosyal deniz gibi dalgalıdır o. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. isteklerden yangın çıkar. . bir aĢkın. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. öğüdü. Rast. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan. 900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. Segâh. Yüz ölçer. bir biçer. 905 Derin düĢünür. kemale Erip kendini bulmasıdır. dostça uyarısıdır. feryat eder. Gurulu. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek. metanetli. DüĢünceler. rast tedbirlidir.151 Segâh.

kimdir? .152 915 Rast. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla. Yerleri. pınarlarını. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman. Mevsimlerin kuĢlarını. bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı. Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla. Uykusundan uyandıran dağları. genç değil. Kemale ermiĢ.

Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast.153 Hükmüyle. canlı örnekler verir zaman zaman. güneĢ nedir? Ġlk nedir. son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi. oyuncak gibi. Kendi etrafında döner. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi. dönen nedir? Ay nedir. Âkil anlatır. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur. döner. bir yandan kurutur. Dünyayı oynatır. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan. Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast. güneĢ nedir? Ġlk nedir. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. . UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir.

965 Kaburgası kalın avcı. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. Lakin ıstırabın son demi. Zalim avcı. niyetleridir Rast. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. Ġnsanların ilk arzusu. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı. AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. ah ateĢi sözün rengine girmez. Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast. . 960 ÇeĢme baĢından su içmeye. Kaçtı. Ey Bahtiyar.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. Bilmiyordu ki. biraz uzaklaĢtı. serhattidir Rast. Kendi derdini haykırmaz o. usulca söyler.

Ve dön. Döndü. Gül üĢüdü. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. Bu dehĢete otlar titredi. Avcı. Dile düĢtü: .155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. 985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. baktı masum masum. Kaçamadı… Durdu. Bir bak buraya. 980 Tüfeğini omzuna al. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. senin kolun kırıla. Melül melül.

YAĞ. 995 Ak bulutlar. vurma beni. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. YAĞMUR Ak yel eser. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın .156 ―Aman avcı. yaralıyım‖. TaĢ olur. Yağmuru da ak getirir. Tel tel eser. Ben bu dağın ceylanıyım. kalırız biz. ak ak gül bitirir. Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel. Küme küme. Ak yel eser. 990 Yaralıyım.

damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. Ak bulutun düğün günü. Gir mağara. yağmurum. göz ıslanır. Dalından kopup düĢen Ham erikler.157 Ġliğine Damar. yağ. ―Yağ. Kız ıslanır. Yüz ıslanır. . Oğlan kaçar. Yağ yağmur. 1015 Dağ ağara. Yüreğinin yangınına Dağın. 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları. taĢın. Bu yağmurun. taĢ ağara. yağara. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. Tut ucundan göğe çık.

Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür. GüneĢ çıkar. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları. bu nedir? Bu nedir? . seller çağıldayan Uzun uzun derelere.158 Arklar taĢar. derelere… Gökyüzü tutulur. sel coĢar. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi. 1040 Arzumuzun. 1035 Sular. Derler ki. Bir tarafı açılır.

yüreğin kâh hüznü. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. O.159 Bu da baĢka bir türküdür. göğün. . 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar. Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin. Yaprak yaprak. Kitap gibi okunur o. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları. Sesler o kadar engindir ki.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

fikrimizin . 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. Belki insan Sevincini. 1180 Nağmelerdir ilk dilimiz. türküler yaratılamazdı. Feryat da. kederini Nağmelerle söylemezdi.165 Hayır. kahkahalar. Sözden önce ses gelir. Kahkaha da. sestir âhı. Gönül sesi gönül deler. Hayır. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. Kalbimizden geçenleri. Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. Tamam diyebilseydi söz. söz değil. Nağmelerdir Sözümüzün.

Kaç kastın önüne geçti. son verdi fasıl. gözyaĢları. 1195 Uyutup hafızayı. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. 1190 Onun her köĢesi bir hatıra. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl. . O. Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl. yürek ağrısı. ―Salı yaktı‖ fasıl. bir avuç bulut. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. canlı bir kitap.166 BaĢlangıcı. utandırdı vicdanı fasıl. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. ―Kuru âhıyla kuruttu‖.

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır. Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden. sf. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm. sf.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. 73 18. e.(Seyfettin Altaylı.) 70 Tütek: Kamıştan vs. a.Baskı. 1998. www. g.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. 2. Nahçıvan Folkloru. a. yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. (Seyfettin Altaylı. sf. MEB. a. 1. tek+düm. TDK Yayınları. den yapılan nefesli müzik aleti. g. Efsanenin tamamı için bkz. Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura. g. gözlerden yaĢ akıtır.azadtribun. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz.c. e.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. Tabii mertebesi 10/8’dir. e. İstanbul. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını. e. Ankara. ġair. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür. c. a. Köşe: Melodinin. Daha fazla bilgi için bkz. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. e. tek+düm. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda. 1994. 2.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz. sf. e. a. 9. neleri bulabileceğimizden bahseder. (a. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır.” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik. tek. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.c. a. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. g. tek. Bakü. sf. 1790). e. Efsanenin tamamı için bkz. bazen de müstakil olarak çalınan parça. .1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. bkz. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir.582.(Türkçe Sözlük. a. . tek+düm.c. 1.net. (Seyfettin Altaylı. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim. g. g. g.994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister. e. nağmenin en etkili kısmı. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra. g.

Bir yandan tepelerden düze inen sular. 1. . bazen güldürür. Ankara. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında. dans ederler Arazbar’da81. ġurun da derdi. Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. ġair. bazen yandırır. sf. Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. sevgililerin dudaklarında bulur onu. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü.102). Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. çekildiği takdirde leĢ bir yana. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. budaklanırlar sağa sola. bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a. Dağ baĢındaki ceylanda. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre. Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. Büyük derdin büyük vakarı olur. TDK Yayınları. sf. Ekrem Karadeniz. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. (Türkçe Sözlük. Acaba fasılların ilk renkleri 78. Dügâh perdesinde kara verir. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. (M. aniden akla düĢen eski bir macera. ninelerin dokuduğu halılarda. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. hikmet dolu bir ârifin aĢkı. 1979. tasnifleri79. ritimleri. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını. gamı büyüktür. c. savaĢ halinde olan bulutlar. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. baĢ bir yana ayrılır. Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur.173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir. 128). Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair.

Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla.e. geraylıların86. 1. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. e. g. Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. ve 4. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. (Seyfettin Altaylı. sf. ―Ne yapmalı. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı. sf. c. a.385” 85 Bayatı: 1. Farklı farklı fikirler öne sürülür. bir savaĢ olduğunu anlatır bize. ġikâyettir dillendirdiği. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi.c. (Seyfettin Altaylı. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü.g .395. g. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. Azerbaycan Edebiyatı. sf.174 minik bir nükteyle Ģair.105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir. s.” .c. Mısralar aynı kafiyede 3.1284). Mısralar ise serbest olur. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz. ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar.f. Bestenigârla ağıt yakar kızlar. 1. (Seyfettin Altaylı. yaĢanmalıdır Ģaire göre. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır. insanların yanı sıra suların. Azerbaycan Edebiyatı. sf. e. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler.1. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. çekilen derdi. 2. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. Hayatın bir kavga. a. Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu.1. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü. gelinler. ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur). Huzur. a. tufanlar oluĢturur. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair. g. Araya bestenigâr girer. a. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. bayatıların85. e. tiz. sf. (Seyfettin Altaylı. İstanbul.1088). 87 Şiirin tamamı için bkz. 2. Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere. mani.495) . Bu bölüme. c. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. çoğunlukla 1. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam.

―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir. si koma. Kalelerdeki oymalar. gökyüzü gürler. e. taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. sf. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer.2. Mahremdir elleri düĢmanın. Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde. c.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. a. sûz. denizde tufanlar oluĢturur. sesteki diziler gibi. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî. Bakü. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. ġair. a. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. Medlerin. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur. Hüseynî için sol bekar. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. e. re bekar. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler. (Ferit Devellioğlu. Efsanenin tamamı için bkz. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar.853. seli coĢturur. Burçlardaki azamet. düĢünceler. 1994. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. Hücuma davet vardır bu seslerde. g. Nahçıvan Folkloru. g. sf. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir. yeri titretir. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. Göğü gürletir. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır. ardından mihenk taĢı ilan eder onu. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. ” . (Seyfettin Altaylı. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. Erenler de Ģereflendirir mekânı. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler.) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır. Attıkları narayla yer titrer. Kanacak ölçü olarak niteler önce. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair.

neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o. c. bir milletin bin yıllık ıstırapları. Verilecek adağı da kendi belirler. e. dağlar yürekleri. sf. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir. kötüsünü ayırt eder. (Ş. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır. TDK Yayınları. onunla konuĢmasını ister. e. 214. Bamı düzlüktür. 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini.9. Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. Fuzûlî. Bilindiği üzere tiz sesi ince. Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. Ankara. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar. Bası. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. “Yavuz Akpınar. zili zirve.25. ArkadaĢlarını. soğuktan titreyen dallar. Bir milletin tarih yoludur. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. Bu nedenle zirvedir. ġair. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa. ancak makam durakta karar verir. 1. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. Dökülen yapraklar. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir. sf. susayan pınarlar. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir. (Türkçe Sözlük. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz. g. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair. keskin bir sestir. 1998) . Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. a. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar.19. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini. Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. sf. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. Kerem’i Aslı’dan. g.Şeref Çakar. çıkardığı alev yangındır adeta. türküden adak ister. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. a. hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini.

Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır. segah. g. sünbüle. Ġstekler. Ancak lal olan bu seslerin kudreti. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur. hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair. www. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır. ve tiz segâh. geçtiği yollara iz bırakırken. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Mensur. ġair bu güce o kadar özenir ki. ġair. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. görülür bu âlemde. güçlüsü-üçüncü derecesi olan. Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor).az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır.news.nevâ (re) perdeleridir.com. (Şu halde. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. Durağı segâh. www.9sekiz. Aslında çıkan sesler laldir. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde. Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir.177 yerden. e. (Ferit Devellioğlu. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak. Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. evic. Hayalin gözüyle iĢitilir. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır. sf. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde. Hüzünlü bayatılar.şöyledir. Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. nota içerisinde kullanılır. a. ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler. çargah. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. nevâ. gerdâniye. Fasıl öyle bir Ģeydir ki. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri.azerbaijan. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur. arzular gizlidir. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da. . dik hisar.

Dolayları gam. Ziliyle sorgular ―Dereleri. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini. e. Sanki ağla diye emreder kalbe. Daha fazla bilgi için bkz. nefesimle karlar erittim. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler.32 ” . Çünkü konusu vatandır. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan. Dayanamaz derdinin yüküne. bazen inler için için. sf. yalvarır diliyle açılması için. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını.” 98 17. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. her bamı gam. a. a. Ninelerin.c. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri. Sözünün anlaĢılamamasından. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o. ovaya ulaĢır. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. Kendi eliyle yaptığı düğüme. g. Dilgem’in97 dilinde dillenir. dağda bittim. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. “Yavuz Akpınar. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. Gönül hıçkırığı.c. Söylediği bayatı da canları yakar.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. mayası sızı. 2.c. Dinleyenlerin yüreğini oyar. can yanmasıdır o. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece. Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh.” 100 18. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla. her zili ateĢtir. Bazen isyan eder. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. Bamıyla. ağla‖ diye. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. Vagıf. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder. Azerbaycan Edebiyatı. a. e. diline vurulan bağdan yakınır. 2. ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Aras’tır. Onları teselliye koyulur ardından. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. Bu bölümün son mısralarında. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır. yürek ateĢi. g. Daha fazla bilgi için bkz.― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. g. Sonra bayatı söyler. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir.178 dağlarda kök salar. Ayrıntılı bilgi için bkz. 97 18. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. Daha fazla bilgi için bkz. Segâh’ın her köĢesi ah. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. e. süsü Ģikâyettir. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar. 2. Ancak o kadar acı duyar ki.

garâm. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. evic ve gerdâniyye. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. gözyaĢlarından boĢalan. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. Rast. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. Hayat. anlatmak istediklerine geçer Ģair. bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. Makam. Bir asrın yarasını. Rast en çok kullanılmış makamlardandır. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. dügâh. Ay’ın GüneĢ’in. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. en eski ve esas makamlardandır. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. Makam çıkıcı olarak seyreder. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan. ölüm. . sf. gururludur. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için).179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. rast. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). metanetli. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. ġair bu benzetmeyle. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. Rast da ona nasihat eden babası. segâh. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. a. gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. Aşk. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. ağlayan bir yürektir. tarihi anlatan eski rivayetler. DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. hüseynî. ilkin sonun ne olduğunu sorar. Âkilin hikmetli nasihatleri. (Ferit Devellioğlu. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. ömür. dağları. e. 4 numaralı basit makam olan rast. g. nevâ. yerleri. Makam çıkıcıdır. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. çargâh. ġair. kuĢları. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast.

avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. 187). ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. www. e. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. hüseynî. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. Umumiyetle inicidir. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. A.net . çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. serhattidir. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir. Bu makam. ġair.turkcesarkisozleri. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz.com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. sf. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak.turkudostlari.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. g. dügâh. (Ferit Devellioğlu. nevâ. segâh. kaçamaz. Ceylan yaralanır. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. usulca fısıldar. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir. bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner. www. g. Buna rağmen ıstırabın son demi. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur. ġair. ―Yağ.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. sf. çargâh. e. gerdâniye. acem. Ankara. a. a. muhayyer. Güçlüler.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. 1123) 103 Dilkeşde: A. Derdini haykırmaz o. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî. Yağmur‖ bölümünde Ģair. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. (Ferit Devellioğlu. ġair. Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur.

g. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. a. sayaçılara. 2. salıp kızıl saçlarını elini. (Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. 16. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler.108 Bu sayaçılar arsında Ģair. 1994. g. Ehliman Ahundov. Kesilir yağmur. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. ―TaĢ yürekleri yumuĢatan. 20). Son mısralara geldiğinde Ģair. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir. Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. Bazen sesler. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur.1. ne de güler. Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. e. a. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara. sf. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı. c. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. Baskı. TDK. Ankara. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. e. Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir. Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan. sf. kuzulardan söz açılır. Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki. Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. Yayınları. sf. kayalardan gelen su sesleri. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. . biter yerin göğün kavgası. Sevinç bizi güldürse.

Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. . Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. ġair. bir avuç bulut‖. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. fasılın vasıflarından bazılarıdır. yürek ağrısı. kötü olaylara engel olan.182 ocağına su serpen. gözyaĢları.

110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. 110 Austin Warren. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. üstelik önemli bir parçası olacaktır. Aralık 2005. René Wellek. s. Çeviren: Yılmaz Onay. Edebiyat Teorisi. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir.451. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası. burada imgesel ayrıntı ve usuller. . O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. Edebiyat Bilimi. İzmir. Akademi Kitabevi. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının. Evrensel Basım Yayın.f. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla. sf. 154. çok sayıda nesnel. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz. Burada yöntem zıtlıklara dayanır. İstanbul. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki. 2005. ĠĢte üslûp. çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir.

Akçağ Yayınları. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi.f. 112 Onun taĢa. ―Zarflar‖. g. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları. toprağa can veren sihirli kelimeleri. seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır.‖ E. teknik harikalara. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu. Demircizâde edebî üslup için canlılık. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. Ağayeva. . suretli dildir: Bu üslupta Ģekli. g. s. ―Cümle‖. 114 Genndiy Pospelov. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder. B. 454. Saat. S.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir. 1997. Güz.451. Ankara.111 Vahabzâde. 442. yalnız tabiattaki varlıkların değil. 111 İ. yorumunda bulunulabilir. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir.f. a. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. ―Sıfatlar‖. 113 a. Vezin.‖ der. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. ―Zamirler‖. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir. 2. s. s.f. uçak. 112 A. ―Ritim. s. ―Tekrarlar‖. Baskı.42. ―Ġsimler‖. Ercilasun. O. Sayı: 4. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek. Çeviren: Yılmaz Onay. ―Ġsim Tamlamaları‖. e. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. 1997.f. ―Sıfat Tamlamaları‖. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına. e. Vahabzâde.184 Hazinesi‖.

hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar. sf. 1994. e. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses. bu makamları tabiat olaylarıyla. Austin Warren. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. düĢünce ve ruh dünyası. bağlamla yakından ilgilidir. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. Ancak Ģair. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları. sf.185 4.1. Çolpan’ın Şiirleri. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. 149. ġairin duygu. Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar. g. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. Ankara. 178.‖ 115 ―ġiirde anlam. KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. kelime sadece sözlük anlamını değil. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. a. 116 René Wellek. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. . kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır.

çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. ―räng‖ kelimesi. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir. yer yer yan anlamlılık. Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. . Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler. Günlük hayattaki ―gürültü. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur. Pırıl-pırıl säsläri gör. Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. düĢme.

s. g.43. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür. Gah säsindä göy gurlayır. d. Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni.117 Dolayısıyla Ģair.54. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili. sf. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir. Ağayeva. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına.f. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19. . halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. Kullanılan 117 Rasim Özyürek. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. onda. gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. Gah inläyir häzin-häzin. doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin. birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”. 118 İ. a. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. S. yüzyıl edebiyatında görülmektedir. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte.

türkü. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. savaĢmak. bayatı. Bunun yanı sıra az . ġe’r–sözün näğmäsidir. hücum. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. sözü Ģe’r. ritm. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. yadelli. zil. Säs dä var ki. hasar. tiz. cäbhä. sığnaġ. mizrab. kelime. düĢman. nağıl. söz. roman. nöġtä. layla. tütäk. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Tüfäng. Çargâh. mahnı. DilkäĢdä. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. ney. tarix. ox. guĢä. ġalxan. güllä. Rast. säs.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. Segâh. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. elçi. sayaçı. ġılınc. Bestenigâr. Zengule. ġala. Ģiir. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. hekayät. nota. ġalxan. Arazbarı. perde räng. UĢĢak. vätän. bam teli. AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir. vuruĢ. lähcä. türkü. säfär. ġorucu.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. dövr. dil. Elä säsin özü Ģe’r. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. muğam. sim. cäbhä. nizä. ġuru näfäs. yurt. tarzän. ġikeste. täsnif. tarix. rävayät. färman. Cängi. tar. at. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. Mensuriyye. döyüĢ. yâd ölkä. nağme. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. ġur. geraylı. Söz var.

1. Vaġif. . Mänsur. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir. Ġoç Näbi. rivayet.‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4.2. 4. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane. Hämzä. Sarı AĢıġ.‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. Dilġäm. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir. ―ġengülüm. ġüngülüm‖. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler. . Käräm. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Koroğlu. Bayandur. Xançoban.1. Ġäys. Kür.189 olmakla beraber ―moizä. minarä. Sadıxcan. Leyli. ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler. Molla Cuma. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır. Ancak bu isimler.2. Fatma nänä.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır. Misri. Äsli. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir. müäzzin. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar. Ġırat. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır. Fikrät.1. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ. ―Araz. Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır.2. Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde. 4.

gül.4. alça.1. ĠoĢġar. baĢ.2. yel. bulud. Ġız ġalası Bakı. döĢ. zirvä. fäsil. ġartal.1. oğul. biçin. boran. yarpız. göy ġurĢağı.1.2.‖ 4. saç.‖ 4. çolpa. daĢ. äl.‖ 4. göl.1.2.2. ġıĢ. täbiät. ġaĢ. gün.2. yaylaġ. torpağ. bel. ġol. ġaraġuĢ. çiçäk.1. ġah dağ.2. ay. mänzärä. maral. çiyin.‖ 4. günäĢ. yay.2. yarpaġ. ġıĢ. ġırġavul. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. diĢ. göyercin. ġaya.1. üz. ayaġ. barmaġ. därä. bağ. ağac. tälatüm. Ġarabağ. sis. . ġatığı.2. göz. dodaġ.2. säma. ġırġovul. yağıĢ. su. Çaldıran. dil. bänövĢä. ay. ağız. ġuzu.2. mağara. ġar. küläk. dağ. kirpik. beyin. ġara yel. Novruz. äkin. Ģahin. täpä.1.5. ġuzğun. uĢaġ. Ģaxta. bahar.2. bulaġ. 4. budağ. çöl. därya. cığır. ot. çayır.2. payaz.2.2. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri.‖ 4. ġoyun.1. süd. Varlıkların Niteliklerine Göre. tufan.2.2.3.2. yer. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. dalğa. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4. yaz. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ. ġaratoyuġ. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. günäĢ. AbĢeron. sahil. sazaġ. bala. reyhan. zoğal. durna. göy.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän. meĢä. ġarġ. ana. növä. sel. düz. bülbül. dil. boran. cahan. Käpäz. meĢä.190 Äsgäran.

häsrät. cahan. daĢ. 4. ġarġ. bağ. sis. yaz. bulaġ. . säbir. ġäflät. häyat.2. döĢ. çiçäk. çayır. acı. ġorxu. ġara yel. Novruz.3. bir vatanseverin. dağ. därt. ġälb. sel. can. bahar. budağ. bir aksakalın derdini dillendiriverirler.2. äkin. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir. xatirä. düz. boran. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. Ģaxta. ġıĢ. täxäyyül.2. yel. zaman. meĢä. ot. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır. günäĢ. duyğu. yarpız. yağıĢ. tälatüm. göy. su. cığır. täpä. çöl. zoğal. ġäm. därya. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir.3. günäĢ. dalğa.2. zirvä. göl. bänövĢä. ġırġavul. mağara. Varlıkların Sayılarına Göre: 4. mänzärä. sevgi. biçin. ġar. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir. meĢä. ay. ġaya. ġürür. yaylaġ. ay. payaz. bulud. hikmät. göy ġurĢağı. sinä. därä. boran. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. häzin. ġıĢ. yay. xäyal.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps. tufan. sahil. Ģäräf. bir halk ozanının. yarpaġ. ağıl. yer. küläk. eĢġ. ağrı. vuġar. ölüm. ömür. sir. täbiät. sazaġ. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. säma. gün. ağac. mälal.1. gül. sevda. ġuĢ.‖ 4. tässüf. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. reyhan.2. fäsil. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. torpağ. Bununla da kalmazlar.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

‖ 4. ilk ritmläri‖ dir. bu ocaġ. o duyğular. özgä bir näğmä. bu bäla. bu maġam. ġırġovul gözlü ġoyun. yüz il. o oymalar.4. o batıġlar. Örnekler: ―Ġlk bayatı.4. bu arzu.2. o ġuĢcuğaz.‖ 4. däli ġoyun. bir fäsil. o mähäk daĢı. o ġuĢ. bu zaman. üç alma. min-min fikir. kürü ah.2.197 yer. bu ġalalar. bu dünya.2. daĢ üräklär. ilk täsnifläri. bir äsr. o zirvälik.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bu çämän. bu dilek. bu zaman. bir yatak. bu nağıl. ġırıġ hönkürtü. bir çäçäk. bu ġäza. ġüssäli halar. bu därd. o tellär. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir. bu ağ yağıĢ. o nalä. o täräf. bir ġarıĢ. ġatığı üzlü ġoyun.‖ 4. o säs. o mächul dil.2. kiçik-kiçik arxlar. o ağlar säs. o köhnä Bakı. ġızıl saçlar. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs. bu duyğular fıĢġırtısı. yünü bir ġarıĢ ġoyun. bu dağlar. ilk rängläri. bu çärxi-fäläk. bu od. geniĢ ġollar. o äzämät. tämiz ayna. bu yollar. min ġälb. bu näğmälik. kinli üräklär. Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4. iki ġälb. bu hikmät çämäni. bir ġälb. min can. bu ränglär. o bulud. bir mäcra. bir üz.1. azad ġuĢ. bu sevda. ĢiĢ ġayalar.2.2.2. bu säs. min söz. bu dil.4. ġızıl bürkü. bu märdlik. min cümlä. . bu dağ. o birisi. min il. o fikirlär. o dar çärçivä. älvan-älvan halar. bu dähĢätli macära.2. o çaräsiz yalvarıĢ. bir daĢ. o yarmalar. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä.2. nazlı ġoyun. o tarix. o särtlik. bu diyar. beĢ yüz il.4. bu incälik. färähli halar. Belirtme Sıfatları: 4.4. bu ġalalar. bir xalġ. äfsanävi nänämiz. o zaman. narıĢ ġoyun. böyük mätläb. belä bir axın. bu uyarlıġ. bu gözläm. bu ġartallar mäskäni.

bu oyun. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin . bir dünya. bir dövr. bir xatirä. bir himä. bir Müxalif güĢäsi. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir. bircä ġarıĢ. här muğam deyän. bir can sirdaĢı. bir od. här pärdäsi. ZARFLAR Vahabzâde. neçä kärä. bir muğam. bir nağıl. bir göyercin. bir xal. bir vuruĢ.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. här yer. här yolcu.3.2.3.2. här guĢäsi. bir räng. bir arif. här mätläb. här muğam çalan. bir xalġ. här bämi. bir vuruĢ. Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ. bir ähvalat.‖ 4. bir täräf. ―Nä nalädir. bir äfsanä. här dinläyän. bir kam. här zängüläsi.4. bir päncärä. här guĢäsi. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖.‖ 4. bir aġil. bir arzu. här istäk.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. här sal daĢ. bir canlı kitab. 4. bir ağsaġġal. här pärdä. bir ġäfäs. här ġapı. här vaxt. bircä borc. här ġaya. ―hansı‖. bir sirdaĢ. bir çängä bulud.4.2. neçä räng.4. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. bir axı.198 4. bir vahid.5. bir xäfiflik. här zili. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir. 4. hansı küläk.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır. bir häsrät. bir anlıġ. här säs.2. bir anlıġ. bir häzinlik. neçä ġäsd.4. bircä hönkürtü. nä ġädär yollar. bir ġärib. Eser. här kälmä. här ikisi. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. bir näğmä. bir gözläyiĢ. här xalı. bir ġala.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır.2. bir vähdät. bir arzu. neçä cäbhä. bir ġarğı.4. bir aläm.4.2.

5. bir cür ġät edmäk. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. ġanad-ġanad uçmaġ. ahästäcä ġandımaġ. dünän. birdän däyiĢdirmäk. yenidän taratmaġ. el-obanı yan axdı. çox ġısaltmaġ. axı. axın axın çäkilmäk. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. belä elä incä-incä süzmäk. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık. Ģır-Ģır axmaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ. Zaman Zarfları: ―Ävväl. dönä-dönä dağılmaġ. burada oxu. yaza-yaza gälib çatmaġ.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker.5.‖ . narın-narın danıĢmaġ. häzin-häzin näğmä oxumaġ. mälül-mälül baxmaġ.5. nädän ötrü. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. belä dolmaġ. tez-tez däyiĢdirmäk.‖ 4.1.‖ 4.‖ 4. häzin-häzin inlämäk. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar. belä almaġ. täz açılmaġ. gizlicä yanmaġ. ävvälcä. ahästäcä deymäk. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır. hämiĢä. toz-toz olmaġ. täktäk danıĢmaġ. axır. anbaan däyiĢmäk. coĢa coĢa enib ġalxmaġ. budaġlandı sola sağa. hanı neçä. tämkinlä danıĢmaġ. birdän yada düĢmek. varaġ-varaġ oxunmaġ.5. bir gün. nä vaxt. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair. ora bax. bä’zän. vätän sarı baxanda. niyä.‖ 4. yazıġ-yazıġ baxmaġ. çox yoxsul olmaġ. bir az aralanmaġ. härdän. ilk däfä. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ. Yer Zarfları: ―Burdan gälir. aĢikar ağlamaġ.4. asta-asta söhbät açmaġ. ġar-ġar axmaġ.2. nä zaman.5.5. hardan. bir yana. ahästäcä söylämäk.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ. därin düĢünmäk. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. tel-tel äsmäk. bu gün. aramla danıĢmaġ. çoxdan.3. necä. düzgün bölämämäk. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk. elä yağmaġ.

därälärin çiçäyi. mätläbin öz säsi. Bunlardan biri de alıntıdır. tarın kök . Ġız ġalası gibi. bir arzunun can säsi. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir. çiçäklärin öz ätri. ġayaların ġabağı. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır. canavarın aldatdığı. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı.200 4. (Ġnsanların ilk arzusu. 4. dünyanın acıları. här yerin çiçäyi. ġüngülümün ġanı. dünyanın iĢläri. Zoğal çubuğu. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik. sözün näğmäsi. mätläbinin ävväli.1. ötänlärin därdläri. dünyanın ağrıları.) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları. Hasar pärdäsi. onun sözü. divin canı. säsin özü. çiçäklärin öz rängi. çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. ġırġavulun döĢü.6. suyun säsläri. Orta segâh. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. dağların çiçäyi. säsin Ģe’riyyäti. sığırçının beli. tutar säsi. dilin nöġtäsi. ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde. dilin bergülü. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır. säsin sözü.6. onun ġesdi.

säsinin gücü. däyirmanın päri. göyün ġovğası. Bayandurun däliläri. arifin hikmät dolu eĢġi. tellärin näğmäsi. üräyin ġüssäli halları. yadellinin hücumu. näğmälärin itsisi. dağın sisi. mänim öz amanım. xalġın min illik iztirabları. belinin bağı. ġikästänin zil guĢäsi. täbiätin özü. Ulu ġah dağın bağrı. mänim çäkdiklärim. yerin ġovğası. tässüfün kölgäsi. Ġarabağın çölläri. ayağın altı. sänin ġolun. Çahargahın pärdäläri. yadellinin baĢı. muğamın pärdäläri. ġalaların sinäsi. insanların ilk niyyätläri. päri ġızının macärası. nänämin dili. ağsaġġalın danlağı. ağacların budağı. anamın südü. ġıĢın savaĢı. arifin hikmät dolu söz-söhbäti. yumruğumun läzzäti. payazın sazağı. günäĢin baĢı. Dilġämin dili. äsrin atäĢi. babamın yaĢı. dağın barı. torpağın iliyi. divin tilsimi. dinläyänlärin baĢı. Vaġifin gönlü. könlümüzün öz sözü. aġilin hikmätli näsihätläri. tarixin bir dövrü. ağsaġġalın öyüdü. xalġın ġälbi. üräyinin tanğısı. vaxtın öz ġuĢu. Nağıl nänälärin laylay säsi. onun atası. göyün tämiz aynası. tarixin yolu.201 simi. mänim dağlarım. bir arzunun hıçġırıġları. vaxtın öz budaġları. xalıların xanasın. dağın dumanı. bänövĢänin üĢümäsi. eĢġin dalı. üräyin färähli halları. çıxıġların sinäsi. fikrin yolları. çiçäklärin äksi. ulu babaların kamal häznäsi. Käpäzin bağrı. muğamın pärdäläri. äzabın son dämi. ağzın içi. insanın ädalätli Ģikayätläri. bizim . mänim öz ahım. AbĢeronun ġalaları. xäyalın gözü. därdimin yükü. üräyinin telläri. bir istäyin dalı. ata-babaların Ģäräfi. ġayaların ġabağı. üräyinin telläri. ädalätin Ģärbäti. üräyin säs ġırıġları. onun näğmäsinä. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. yadellinin ġabağı. növämin yaĢı. taläyin bu ġäzası. xalġın ruhu. mänim öz mälalım. babaların märamı. batıġların sinäsi. elin sözü Çahargahın hasarı. mänim öz därdim. ämälin öz bahası. dağın ġarı. öz ġälbinin päncäräsi. märd kiĢinin Ġıratı. häränin gözü. dağların sinäsi. onun här pärdäsi. sänin xäyalları. här guĢäsi. ġälbin häsräti. äzabın särhädläri. taläyin ibrätli hekayätläri. ĠoĢġarın bağrı. täbiätin öz äli. müdrik bir üräyin düĢüncäläri. göyün tağı. insanların ilk arzusu. bir xalġın tarixi. dünyanın o dar çärçiväsi. mänim gördüyüm. göy gölümün läpäsi. fikrin mänzilläri. äränlärin nä’räsi. eĢġin hikmätläri. Sarı AĢığın sevgi dastanı. Azärbaycan maralı‖nın gözü. sänin düĢüncälärin. sänin ġaynağın. macärasının ilkini. täbiätin ruhu. ġalasının adı. Koroğlunun nä’räsi. bir çırpıntının hıçġırıġları. macärasının sonu. Koroğlunun däliläri.

söz çälängi. cehiz ağı. sänät bahadırı. ġalxan säsi. ġäzäb tonġalı. üräk yanğısı. ön sözü. toy günü. näğmälärin ävväli. ġar uçġunu. yad ölkä. Zabul segahı.‖ . Zabul segahın mayäsi. döyüĢ säsi. çäkic altı. ġan üstü. könül säsi. döyüĢ säsi. tarix boyu. söz rängi. ġäsdin önü. bağ gülü. dağlar baĢı. bäm sim. ġılınc säsi. göz baxıĢı. yar cäfası. öz gözü. Hasar pärdäsi. laylay säsi. ġara yellär ġabağı. kamal häznäsi. därdli ġurub çağı. düĢmän üstä. ġoyunun ağı. haġġ säsi. yay günü. ön sözü.‖ 4. dağ baĢı. kol dibi. Müxalif güĢäsi. öz mäcrası. könül hıçġırtısı. öz älläri. bahar havası. ah atäĢi. säs ġırıġları. ilk arzusu. öz yarası. son däm. säs axını. öz lähcäsi. meydan üstü. daĢ üstü. suların säsi. can säsi. ġar üstü. öz yolu. çolpaların naläsi. öz yönü. häyat yükü. duyğular fıĢġırtısı. öz Ģe’ri. öz äli. xal düĢmäsi. öz ġälbi. öz sözü. gälä-götür iĢlär. saz üstü. öz säsi. dağ külü. güllä säsi. daĢ näğmälär. yer üstü.6. Zoğal çubuğu. öz xäyalı. säs müzäyi. cängi säsi.202 mahnılarımız. çarıġ bağı. iç hönkürtüsü. ġaval daĢ. çaxmaġ daĢı. dilimizin älifbası. fikrimizin ibtidası. ġälbimizin färyadı. can yanğısı. ah säsi. Ġız ġalası. zil sim. dağların sel suyu. od külü. Zabul segahım. ġäm düyünü. Hasar pärdäsi. dağ gülü. naxıĢ läpäläri. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. bizim muğam däryamız. ġäm buludları. ilk dilimiz. sözün özü. ilk niyyätläri. ġuĢ säsi. ġäflät yuxusu. ġar altı. öz sorğusu. öz ġälbi. yaylaġların çiçäyi. can sirdaĢı. tutar säsi. dünya gädäri. ġälb atäĢi. säs düzümü. häyäcanlar ġucağı. ġartallar mäskäni. öz axıĢı. könül telläri. durna ġatarı.2. barmağı altı. öz ruhu. öz hämdämim. mühit dänizi. mähäk daĢı. hikmät çämäni. vätän häsräti. sözümüzün ibtidası. ağıl mülkü. öz duyğusu. ney üstü. sel suyu. ġäm säsi. daĢ säsi. dan yeri. ġaratoyuġ yuvaları. öz därdi. Orta segahım. Çoban bayatısı.

7. enib ġalxan keçidlär. görmädiyin bir xalġ. säs axtaran ġuĢ säsi. sf. Birinci grup.1. ikinci grup. ötän macära. dağa gedän cığırlar. düĢän alma. ġuĢ ġonmayan ġayalar. bir rängä çalan mänzärä. üstündä cığırlar açılan bir därä. nänälärin toxuduğu xalılar. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi. längärlädän tufan. e. Ģaha ġalxan dağlalar. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay. . ġobustanda räġs eläyän ġayalar. ötän gün. a. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. yeri ġalmıĢ yara. ġayalardan yumalanan daĢ säsi. vıyıldayan güllä säsi. sözün deyä bilmädiyi söz. ġobustanda räġs eläyän daĢlar. ötän keçmiĢ.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su.7. hadise ve kavramların. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. längär vuran här guĢäsi.203 4. sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları. durum. dolaĢdığın pärdälär. cavabsız ġalan hikmätlär. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar. söhbät açan säs müzäyi. hasar çäkän ġalalar. vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir. od aldıran döyüĢ säsi. ġälbä yol açmayan söz. tez sönän xatirä. coĢan üsyan.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır. azan su. g. 194. 4. äväz edän kölgälär. ġar altından çıxan tänha bänövĢä. tüstülänän ocaġlar. buz bağlayan lal sular. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. varlık. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. göydän düĢän üç alma.

adındakı mä’nä.204 yarmalar. mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. däli xallardakı hönkürtü. ġanacaġ ölçü. yağan ġar. ġayadakı särtlik. baxıĢdakı o yalvarıĢ. naläsinä alıĢan könül. suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. bu säsdäki mälahät. daĢlardakı o oymalar. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. bahar havasına oxudan zaman. bir bämdäki ―ah‖ säsi. keçilän yollar. hanadakı ränglär. sinänä çäkilän bu dağlar. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları. muğamdakı pırıl-pırıl säslär. dağlardan aldığımız näğmä. längär vuran här guĢäsi. ondakı tilsimlär. könlümdä dikälän bu dağ. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. cavabsız ġalan hikmätlär. dilimä vurulan ġadaġ. daĢlardakı o batıġlar. büdräyän ġälb. hiddätlänän säs axını.‖ 4. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. könlünü yandıran köz. dağlardakı suların. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. çırpınan üräk. därinä iĢläyän täxäyyül. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. bürclärdäki o äzämät. tutar säsindäki därinliklär. çöllärä boylanan gül baxıĢ. ġalxıb enän säs axını. haldan-hala salan bu zaman. ġaldırılan bir ġala. säslärdäki ränglär. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. dağlardakı ġar üstü. älilä saldığı kor düyün. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. ġaġġıldaĢan pärdälär. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. könüllär Ģad edän ämällär. Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ.7. daĢlardakı o duyğular. havadakı Ģahin. bänd etdiyi süslär. muğamdakı älvan-älvan pärdälär. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. sığırçının belindäki arĢın.2. pambıġlanan buludlar. ġaladakı diĢlär. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. äyilib ġırılan budaġ. cängidäki märdlik. säslär. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz.‖ . dağlardakı bulaġlar.

dar çärçivä. özgä bir dünya. böyük hikmät. yazıġ biz. geniĢ ġollar. köhnä Bakı. sirli yol. mäğrur Ġız ġalası. özgä bir näğmä. ġüssäli halar. ağ yel. ġızıl bürkü. utanġac sevgilär. Ģöhrätli müzäy. ġara xäbär. sıx meĢä. hikmät dolu söz-söhbät. ädalätli Ģikayätlär. çılğın ġälblär.3.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. kök sim. ġuru näfäs. älvan-älvan pärdälär. däli xallar. kal açlalar. gözüyaĢlı ana. nazlı ġoyun. al ġan. yanıġlı Ģur. Ģanlı müzäy. müdrik bir ağıl. oyma naxıĢ läpälär. xumar baxıĢ. azad ġuĢ. Ģirin diläklär. dilbilmäz ġuĢ. häzin çiçäklär. soraġlı yol. müġäddäs pir. hikmät dolu eĢġ. sirli suallar. uca-uca dağ baĢı. gizli bir aläm. gizli fikirlär. Ģirin bayatılar. açıġ yer. gizli mätläb. böyük ġüdrät. ağlar säs. lal säslär.205 4. mächul dil. göpük-göpük ağ dalğalar. yaĢıl gädik. müdrik bir üräk. dözümlü sevgilär. maraġlı roman. ġärib käsim. adi bir säs. Ģirin arzular. asta-asta pıçıltılar. topa buludlar. reyhan näfäsli. Ģirin pärdälär. babam fikirli. oyuġ-oyuġ yuvalar. tänha bänövĢä. häyalı ġızlarım. xoĢ xäyallar. ağıllı tädbir. äfsanävi nänämiz. elä säs. yad ovçu. köhnä rävayätlär. ulu dağlar. färähli halar. çaräsiz yalvarıĢ. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. pırıl-pırıl säslär. tarix yaĢlı baba. däli ġoyun. yamyaĢıl düz. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. ġırġovul gözlü . bir Ģirin söz. atam hünärli. ulu babalar. köhnä yer. göy çämänlik. müdrik tar. tämiz ayna. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. lal sular. özgä çeĢmä. böyük ġäm. häzin bayatılar. eyni müğänni. älvan-älvan çiçäk. böyük därd. hikmätli näsihätlär. älvanälvan havalar. düz torpaġ. büyük arzular. kor düyün. ucauca ġayalar. imzalı färman. isti näfäs. ġara giläm. ibrätli hekayätlär. gizli därdlär. düyünlü säslär. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. märd kiĢi. ġızıl saçlar. abırlı ġızlar. böyük-böyük ġayalar. ağ gül. bäd ämäl. yarpız ätirli. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. yaman düĢmän. amansız düĢmän. uzun därä. därin düĢüncä. göy göl.7. ġızıl ġan. ġara yellär. ġabırğası ġalın ovçu. ağ buludlar. çılğın säslär. ağ läpälär. sirli säs. häzin pärdälär. telli xanım. dähĢätli macära. canlı misallar. hikmät dolu eĢġ. ağ yağıĢ. älvan-älvan halar. baĢġa räng. dumanlı säslär. xäfif kölgälär.

o täräf. här istäk. min ġälb. belä bir axın.206 ġoyun. bir ġala. bir can sirdaĢı. bir xatirä. min cümlä. bir canlı kitab. bir ġälb. här pärdä. bir ġäfäs. ilk rängläri. bir täräf. bu dünya. bu ağ yağıĢ. här sal daĢ. bu zaman. bu gözläm. bu hikmät çämäni. ilk bayatı. o dar çärçivä. bir daĢ. neçä cäbhä. bir himä. här säs. bu därd. bir päncärä. o köhnä Bakı. neçä kärä. o mähäk daĢı. iki ġälb. o tellär. bir arzu. o ağlar säs. bir çäçäk. bir xalġ. min-min fikir. bir ġarğı. bu dağ. bircä ġarıĢ. ilk ritmläri. bir häsrät. bu diyar. bir arif. bir aġil. üç alma. bu ġartallar mäskäni. bircä borc. bir göyercin. bir muğam. ĢiĢ ġayalar. bir gözläyiĢ. bir vuruĢ. bir ähvalat. bir od. beĢ yüz il. bircä hönkürtü. bir xal. bu märdlik. bir anlıġ. o tarix. bir dövr. bir yatak. bu dağlar. här zili. här mätläb. o duyğular. o säs. bu incälik. o yarmalar. o ġuĢ. min can. bu sevda. bir ġarıĢ. bu zaman. bir ġuĢ. här bämi. bu näğmä. hansı küläk. yünü bir ġarıĢ ġoyun. bu ocaġ. bir räng. bir dünya. nä nalädir. ġırıġ hönkürtü. o särtlik. bir axı. bir fäsil. bu dil. böyük mätläb. min il. o zirvälik. här yer. bir kam. här yolcu. bu od. här xalı. kiçik-kiçik arxlar. bu çärxi-fäläk. här dinläyän. bu ġäza. o nalä. bu dähĢätli macära. yeddi säs.‖ . bu ġalalar. här ġaya. neçä ġäsd. o zaman. nä ġädär yollar. bu ġalalar. neçä räng. bir vähdät. bu näğmälik. o bulud. här zängüläsi. bu maġam. bir arzu. bir çängä bulud. bir näğmä. ilk täsnifläri. här guĢäsi. o fikirlär. müdrik bir üräk. här kälmä. bir mäcra. kinli üräklär. o mächul dil. o oymalar. bu nağıl. bu bäla. ġatığı üzlü ġoyun. här vaxt. här ġapı. här muğam deyän. bu duyğular fıĢġırtısı. bir üz. bu yollar. bu çämän. bu oyun. bir vuruĢ. o çaräsiz yalvarıĢ. bir ġärib. daĢ üräklär. yüz il. bir Müxalif güĢäsi. bir ağsaġġal. bir vahid. bir häzinlik. här ikisi. min söz. bu ränglär. här pärdäsi. bu uyarlıġ. bir xäfiflik. o ġuĢcuğaz. bir sirdaĢ. o batıġlar. bir aläm. o äzämät. bir äfsanä. narıĢ ġoyun. bir nağıl. bir anlıġ. bir äsr. kürü ah. o birisi. här muğam çalan. bir xalġ. här guĢäsi. bu säs.

Vahabzâde. ―Çahargah‖. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. Cümle. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir. Ancak poema.g. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır. . a. ―Segah‖. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir. sıfat.207 4. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz. CÜMLE ―Ġsim. halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. ―Yağ. ―Härä Bir Cüda‖. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. Sanatkârın sentez kabiliyeti. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır. ―Ġalalar‖. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. ―ġur‖. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder.e. sayaçı sözlerdir. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz. asıl yapı cümledir. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. sf. Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. 246. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir.8. ―Aman Ovçu‖. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir.

ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. TEKRARLAR ġair. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır.208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır. Yapılan bu tekrarlar. 4. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. eserinde ses. Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: . sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz.9. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur.

a. sf. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. Säs dä var ki. g. Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir.1. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür. . ―Söz var.209 4. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay. Ses Tekrarları Ses tekraraları. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır. Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur.2. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. sözü Ģe’r. 229. 122 4. ġuru näfäs. Elä säsin özü Ģe’r.9. e.9.

―Bilirikmi dediyini? –Yox. biz bilmirik. bilmirik. ―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Därälärdä azan suyu 4. ―ä‖ ve ―ı.9. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. näfäs näfäs Dağı dolan. i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir. ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir.‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: . ġe’r–sözün näğmäsidir. Ġayalardan sızan suyun. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım. däräni gäz.3.

. Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. dili var. xalları gör. O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var.211 ―Bästänigar aman çäkir.‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için. ävväli var. Amanından aman. Ġçindädir här mätläbi. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. Mätläbinin axırı var. DüĢmän yaman amansızdır. .‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä. O ġansızdır. Naläsidir eĢitdiyin. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. aman!.

Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü.‖ ―Yox.‖ . dinlä neyi. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. hoydu. ―Näsä deyir.9. Bu dünyanın ağrıları.4. Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir.‖ ―Hoydu. bir deyil. bilmirik. yox.‖ ―O.‖ ―Cik-cik. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir. näsä deyir. niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı. bu diläkdir.‖ ―Bu arzudur.‖ ―Niyä.212 Bergülünü. bir deyil. cik-cik. biz bilmirik.

ovlaġ bizim.‖ ―Täläsmäyin. sän dä häġiġät.‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan.‖ .‖ ―Däryalar längärlädän tufandı.‖ ―Män dä häġiġätäm. fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan. nälär.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma. inlär. böyük därdin. dil yanır. halalım.‖ ―Ov bizim.‖ ―Dili ilä inlär.‖ ―Fikirlär. nälär. täläsmäyin.‖ ―Yaralıyam.213 ―Böyük ġämin. yaralıyam‖ ―Üräk yanır.‖ ―Hücum. tufan Çarigah. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. üsyan Çarigah. ġurur bir yandan. Üräyinlä sän ġulaġ as.‖ ―Nälär yatır.

―Bax här yerin çiçäyinä.‖ ―Ġayalardan sızan suyun. ävväli var.‖ ―O düĢünür. Ayıra bil.‖ ―Ayıra bil. ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. dili var.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. Bil dağların çiçäyi nä. Häm dä bizi düĢündürür. Därälärdä azan suyun.214 ―Tarın da öz lähcäsi var.‖ ―DaĢ säsinä. Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä. Därälärin çiçäyi nä?‖ . dağ gülünden bağ gülünü. Mätläbinin axırı var.‖.

ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. ġe’r sözün näğmäsidir. Näğmädäki säsläri gör. Näğmä säsin Ģe’riyyäti. ġol var ikän. Elä säsin özü Ģe’r.‖ ―Säs dä var ki. Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. Xalları gör.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. BaĢ var ikän.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. . diĢ var ikän. Sözü Ģe’r.

ayaġları. öz ġälbini ara xalġın. Mahnılar var. Muğamlarsa baĢ tärpädär.‖ ―Yer gurladı. DüĢün.‖ ―Ġılınc säsi.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. ġalxan säsi. dayan.‖ ―Dayan.216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu.‖ . Göy gurladı. GözüyzĢlı anan kimi. Kirprklärdä yaĢ tärpädär.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi. düĢün.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi. Ģanlı müzäy. O Ģöhrätli.

Sönüb yandın. ġıĢ bir yana. .‖ ―DaĢda fikir. baĢ bir yana.‖ ―Här muğam çalanın. diĢ bir yana. Muğam deyänin Keçdiyi. Taġ-tararaġ. açdığı iz baĢġa-baĢġa.‖ ―Bästänigar aman çäkir. Dil bir yana. Amanından aman. fikir. säsdä fikir. LeĢ bir yana.217 ―Yaz bir yana. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir. aman!‖ ―Taraġ-taraġ.‖ ―Yanıb söndün.

gün nädir? Ġlk nä. son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ . fırlanır. ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa.‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman. fırlanan nädir? Ay nä. nädir? Hökmüylä.

gün nädir? Ġlk nä. O da ki. ―Novruz ötüb. Gah çırpılır. Kür Araza. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır. sönükdür näğmälärindän‖. son nädir?‖ 4. üräyin gah ġüssäli. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır. ritmläri?‖.219 ―Araz Kürä. Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir. Gah yandırır. ey pirim mänim. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. yaz baĢıdır. Gah düyünläyir‖ ―O. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. ey näğmäm. ―Ay nä. Gah färähli hallarımı?‖ . ― Ey tarım.5.‖. Täsnifläri.9. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır.‖ 4.9. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin.6.

Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur.Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır.7. Nä minarä aĢa. 4. häm ağa.9.9. 4. nä itsidir‖ ―Nä moizä.220 ―Häm babamın yaĢındadır.1.9. . Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir.‖ 4. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır. yaĢa. Nä müäzzin.7. Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur.2.7. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır.‖ ―Sözün özü nä ağlayır. Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür.

ġırıġ ġırıġ. VEZĠN. . addım addım. böyük böyük. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir. 4. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. kafiye. Austin Warren.221 4.7.10. e. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir. axın axın. yerin yerin. dilin her yönüyle iliĢkilidir. Bunlar da ―Haldan hala‖. dağıdadağıda. manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir. kafiyeye. a. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. damar damar. Ģaraġ Ģaraġ. dola dola. axın axın neçä neçä. mälül mälül topa topa. Toplumların bel kemiğidir gelenek.123 Modern Ģairler vezne.‖ 4.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç. räng räng. varaġvaraġ.9. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır. käsmä käsmä. seslerinden. näfäs näfäs. narın narın. asa-asa.3.7. çapıġ çapıġ. asta asta. incä incä.RĠTĠM. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. älvan älvan. uca uca.9. g. tez tez. ġah-ġah. pırıl-pırıl. hönkür hönkür. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire. Kaldı ki. gäzä gäzä. düzä düzä. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. göpük göpük. kiçik kiçik. dil dil. ġar ġar. baĢġa baĢġa.Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. sf. oyuġ oyuġ. häzin häzin. toz toz.4. yazıġ yazıġ. Edebiyat. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. ġodu ġodu. Vezin. 150. yaza yaza.

vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır. 125 ġair. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir.36. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder. . “Pırlanta Gibi Bir Şiir”. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. Belli ki. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. sf. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler. g.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. kafiyelerde düğümlenir. d. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur. O’nu okurken insan. Ancak dikkat çekicidir. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Usta Ģair. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır. Duygular. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir. Alain: ―Ģiir. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 125 a. ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır.35. sf. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”.

aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır. 4. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. MEB Yayınları. 2000. Baskı. sf. Genel vezin serbest vezindir. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır. İstanbul. bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır. 268. a. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. Hülya Kasapoğlu Çengel. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır.SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek. Austin Warren. e. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. sf.126 Vahabzâde. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır. 1.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. g.11. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır. . o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. 127 Vahabzâde. 149.

Bu mısralarda Ģair. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir. poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. tardan. dinlä neyi. O–keçmiĢdän .11.1. Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. Dinlä tarı. Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir. Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir. tarih sahnesinden rivayetler. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor. Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır.224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır.

225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. 128 Çaldıran Muharebesi. Ģanlı müzäy. Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. AĢağıdaki mısralarda Ģair. O–danıĢan. aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. Çahargahın Muhalif’i. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. . Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey.

―O ġuĢ kimi. Neyden çıkan hüzünlü ses. . ―Ney üstündä yeddi säsin. iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. Nasıl ki. kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır. Bu da kuĢun bir dilinin. Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. bu yavruların feryadıdır âdeta. dili var. bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. tarın sesini. aĢağıdaki mısralarda. Tarın da öz lähcäsi var. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Oyuġ-oyuġ yuvaları.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ävväli var. konu olarak ele aldığı fasıl makamını. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair.226 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Mätläbinin axırı var. ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir. ġikästänin Zil guĢäsi.

gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere. Öz ġälbini sänä açan. Ġlk olarak âniden akla gelen. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. ―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. ―Çoxdan unudulmuĢ. ―Dinlä ġuru. acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. Tarix yaĢlı baban kimi. tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir.‖ . Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur.‖ AĢağıda verilen mısra. son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya. GözüyzĢlı anan kimi. Här kälmäsi alov saçan.

belli bir sırayla icra edilmesi. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir. Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. Ardından kaleler.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir. eĢġi.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. . ―Çäkic altda. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir.‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. zindan üstdä. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır. Däryalar längärlädän tufandı. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir. ―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir. tufan Çarigah. üsyan Çarigah.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Xamır kimi kündäländi. kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine.

Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. ―Yaxın gälmä. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. ÇıxıĢların batıġlara. bir kartala benzetmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Pärdälärdän aĢıb-daĢan. “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär. DüĢän xäfif kölgäläri.‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun. män ġuzğunam. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu. Hiddätlänän säs axını… ‖ . män ġartalam.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. perdelerden çıkan sesleri bu duygular. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz. düĢüncelere benzetmiĢtir. O duyğular. axın axın. Sıra sıra.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi.

Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. Bir ġälbin deyil. ―Mä’rifet.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. kutsal bir zâta benzetmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Benzetilen su o . coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir. sarı… Orda varaġlanır. ―Ey müġäddäs pirim. Dağ basır üräyimizä. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir. Bir xalġın min illik iztirabları.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. ardından da yatağına sıgmayan. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. ġanacaġ ölçümdür muğam. al. marifetin ne olduğunu. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. muğamı hürmete lâyık. ey müdrik tarım. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır. Onunla ölçer Ģair. önce gizemli bir yola. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir.

soraġlı Yola bänzäyir. Dağıda-dağıda sahillärini. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür. milletine ait olan muğamı. Bämi düzänlikdir. zili zirvädir. ―Muğam. Cilova gälsäydi belä bir axın. kükräyir. ―Anamın südütäk sän halalım.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. bir bayatıya benzetilmiĢtir. . zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir. här guĢäsi sirli. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. Nota salardılar onu näğmätäk. daĢır. yorumu yapılmıĢtır. ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır. ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. O coĢur.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. Bayatılar. çiçekler nasıl dağlardan. O axır. dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir.231 kadar coĢkun akmaktadır ki.

dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir. diläklär kimi. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı. Dağlarda kök atdı.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. ġirin bayatılar. arana çatdı. müdrik bir ağıl. därin düĢüncä. ―Onun här pärdäsi ah. Här zili od. çiçäklär kimi. Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır. her zili ayrı bir ıstıraba. her bamı. kedere benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı. gür bir ormana benzetilir. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı. Här bämi ġäm. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın . ―Rast. dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. derin düĢünceye banzetilmiĢtir. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. idrak sahibi bir akla. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk.232 ―Häzin bayatılar.

Kitab kimi o. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir.‖ . ―Fatma nänä hana ġurur. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan. yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir. istäkdän od ġalanıbdır. oxunur. önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. Hanadakı ränglärä bax. eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar. son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi. ―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı. ―Mühit dänizitäk o längärlidir. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza. Varaġ-varaġ.

göz yaĢları. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi.11. “O. gözyaĢına. eve benzetmiĢtir. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ 4. ―Onun här guĢäsi bir xatirä. bir çängä bulud. milletinin kalbinin temizliğini. canlı bir kitaba benzetilmiĢtir. Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir. ―Dağların sel suyutäk. yürek yangınına. üräk yanğısı. bir canlı kitab. Hamıya açıġ oldu.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ġälbimiz tämiz oldu. Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair. “Ġälbimiztäk evimiz. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra . halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir. Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir. Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır.2. Biz budaġdan-budağa.

Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. Gah inläyir häzin-häzin. ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir. ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. eĢġi. Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer . söhbät. ―Duymadınsa.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine. eĢġ. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır. ―Gah säsindä göy gurlayır.‖ AĢağıdaki almamaktadır. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır. mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. yurdunda bir anlıġ. Ġürbätdä vätän häsräti.

Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. babam fikirli. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Sarı AĢığın sevgi dastanına. sazın tellerine. melâline benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ulu babaların kamal häznäsi.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. bir babanın hünerine. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Ģairin derdine. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir. . Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır.236 “Tässüfün kölgäsindä. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. öz mälalımsan.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. bir büyüğün fikirlerine. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. ―Ey atam hünärli. ―Ay telli sazların telli xanımı.

kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir. ġälb atäĢi. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır.237 ―Könül hıçġırtısı. Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.‖ 4. iç hönkürtüsü. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. ―Könül hıçġırtısı. ―Çämän. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. Vahabzâde sadece bu eserinde değil. .11. aynaya benzetilmiĢtir. Bu sanatı kullanırken Ģair. Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir. can yanğısıdır. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin.‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. Poemada yer alan teĢhisler. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır.3. çayır mürgüleyir. çimen için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam.

dil bilmek. naläsinä. ―Bu dünyanın ağrıları. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. ―O sızlayır için-için. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek. Ġçindädir här mätläbi. Näsä deyir. ―Säbrini bas. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak. .238 ―Naläsilä yazıġ bizä. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―hıçkırmak. Lähcäsinä. acıları‖ AĢağıdaki mısrada. ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―acı çekmek. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada. feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır.

Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar.‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. DaĢlara bax.239 ―Çahargahın Cövhärisi. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi. ―ġur nä deyir. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ . Kol dibinde. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. dinlä neyi. ―Här guĢäsi. ―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. O. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. kayalar için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı.‖ AĢağıdaki mısralarda.

vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. .‖ AĢağıdaki mısralarda. ―Ağız açır mağaralar. ―O.‖ AĢağıdaki mısrada. özlüyünü. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. danıĢan. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey.‖ AĢağıdaki mısrada.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. ―Bu ränglärdä. Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını. insana ait olan ―gurur. ―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı.‖ AĢağıdaki mısralarda. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır. insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır.

‖ AĢağıdaki mısralarda. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır. insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―Sellär. vuġar. Birbirilä ġucaġlaĢır. ―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä. ―O düĢüğnür. sular aĢıb-daĢır. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır. düĢündürür.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ .‖ AĢağıdaki mısrada. Gah yandırır. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır.241 ―Ġanadında ġürür. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. gah söndürür. Cövhärindä ġäm düyünü. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.

insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için . insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Ağı dedi buz bağlayan lal sular. inlär. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir. ―Ağ läpälär räġs eläyir.242 AĢağıdaki mısrada.‖ mısrada.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―Bästänigar. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. Bayatılar ġara geydi äyninä. ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir.

ġızdır ġalam. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı. . ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ġabarmalar. ―Bakirädir.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır. ―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.

‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır. ―Ey tarım. Sänä näzir düĢür. Yanır gizlicä. Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ey pirim mänim. ―Dağın dumanımı. ey näğmäm.‖ . Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. sisimi görän. inläyir ancaġ.244 ―Görän nä danıĢır. ―Ağlayır aĢikar. ―Söhbäti aĢkarda. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir.

baĢından ötüb keçäni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir. ona dil deyir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni. Gah düyünläyir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır. Bä’zän inläyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.

‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını. Hökm eläyir ağla Segah. Rast–tädbirlidir.‖ . ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi. o säbirlidir.246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä.‖ DanıĢır tämkinlä. ―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär. ―nasihat etmek‖. deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. Aramla täk-täk. dözümlü. Vuġarlı. ―tedbirli olmak‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖. ―vakarlı olmak‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖.

fikirlär. Öz därdini ġıĢġırmaz. ―Bu dähĢätä kol titrädi. Gül üĢüdü.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır. Bir sirdaĢ olmuĢ.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır. ―Yüz ölçür. ahästäcä söylär. o.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖. bir biçir. DüĢünür därin. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için . ―Aġil danıĢır. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. canlı misallar çäkir härdän.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır. yaĢa dolmuĢ. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. ―Fikirlär. ―Rast. o.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek. cavan deyildir.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır.

Dilländirär. ―Ağ buludun toy günüdür. ―Säslär elä ängindir ki.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır. dibsiz ―uzun därä‖läri. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü. Ġndi günäĢ buludlara oldu günü. ―Göy äl çalar. ―Sellär yıxar bäräläri.248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır. yerin.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır. ―Ġovğası da bitir demäk göyün.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır. . ―Deyärlär ki.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır.

‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır.4. ―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. dayandırdı muğam.‖ 4. ġoyun. ―Çoban sändän küsübdü. Südü ver. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına.‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. Neçä ġäsdin önünü käsdi. dil anlar.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır.11. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: .‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır. barıĢ.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar.

―Tälatümlär. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. ön sözüdür Çahargahın. ―DüĢmäninä o deyir ki. mısralarda fasıl makamlarından Çahargah .‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ. Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän.‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur. Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa. häyäcanlar.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Bayandurun. Koroğlunun däliläri. mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Keç iräli! Yallı gedir. BärdaĢtıdır. . onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir.250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän.

‖ ―O deyir.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm. hansı günahın. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. dağda bitmiĢän.‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.‖ ―Bämindä. Düzändä käsdilär. zilindä o ―neylim‖? deyir. . ġaxtaya dözmüĢäm.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. mänim dämadäm. dağlar aĢmıĢam. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. dililä amanın. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm.

‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Yoluna gül düz. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Öz ällärinlä. buza neylim. Buz tutar. yer üzü gündüz. sözüm bilinmäz. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. od mänä hämdäm. Segah‖. Günah mändä deyil. gündüzü gündüz.252 Säsim su yandırar. ağla. Büyük arzulara dünya bir ġäfäs. daĢı äritsäm. Segah. Bir üzü gecädir. yay günü bulağa getsäm. Könüllär Ģad edän ämällärinlä. Neylim. Ey mänim üräyim. bir üzü gündüz.

O särtliklä. ―En eniĢ. säsdir axı. Ġähġähä dä. yoxuĢu.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.5. ―Sevinç bizi güldürürsä. ―Yox. ġalx yoxuĢa. Ġäm ağladır. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır. iztirab dolu. .11. Üräyinlä sän ġulaġ as. ―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır.‖ ―EniĢi. ―Ġulağınla ġulaġ asma. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır.253 4. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır. söz deyil.

Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır.254 Hönkürtü dä. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak. ―Bälkä insan sevincini. AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır. Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur.11. arĢındır. .‖ 4. Dünyanı gör. AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır. ―Sığırçının belindäki arĢına bax.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur. Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. ―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. ġair.6.

―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur. Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar. Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister.255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini. Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir. ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. ―Öyrän.‖ . Yenidän taratdı Sadıxcan säni. yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur. ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖.

‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä. ―Biläk. uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır.‖ . Yer gurladı. Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi. Göy gurladı. ―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren.256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur. Haġġ säsinä.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah.

bäxtiyaram. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. Zaman keçti.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir. Budaġlandı sola. sağa. ―SığıĢmadı bir yatağa. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir.11. zänn elädim. Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır. Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum.257 4. öz yolunu. 4.11. Necä sığır Çahargahın . Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz.8.7.9.11. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir.‖ 4. acıları. ―Bu dünyanın ağrıları.

11. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Yaz bir yana. ġol var ikän. ―Uca-uca dağ baĢında. ―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. Cığırları.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖. yolları kör.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖.‖ . ―Enib ġalxan keçidläri. ―Äl var ikän. daĢlara bax. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir. ―kol‖. BaĢ var ikän. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir. Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖.10. ĠıĢ bir yana.

―Tökülür yarpaġlar. ―pınar‖. ―Täpälärdän säpälänir. toz-toz olur.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖. Ayaġlarsa yerin-yerin.259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖. . enir düzä.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. diĢ bir yana. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―dil‖. Dil bir yana. ―TiträĢir ağzın içindä. ―Gälin. susur bulaġlar. Yaylaġları gäzä-gäzä. ―Ällär süzür incä-incä. Däyir daĢa. Soyuġdan üĢüyür. ―gökyüzü‖. ―rüzgar‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bir anlığa baxaġ göylärä. äsir budaġlar. ―yayla‖. Göydä topalanır ġäm buludları. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Payazın sazağı käsir otları.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖. ―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.

Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler. son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır. Buludlar dönür. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖.260 Buludlar burulur. .Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir. ―Ocaġdakı od külündän. Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Sinändäki dağ külünü.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖.‖ 4.11.11. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar.

―Ġarabağın çöllärini ġar aldı. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı.‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―Ney üstündä yeddi säsin. Çox çäkdim yar cäfasın. Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine . Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä.12. Mänä dä ġämin ġaldı. Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir. durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir. Biçmädim zämin ġaldı.261 ―Däryada gämim ġaldı. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır.11.‖ 4. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır.

Pekâlâ. ‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır. . aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. bu sorunun cevabını bilen Ģair. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. Oyuġ-oyuġ yuvaları.262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. gerçeğin farkındadır. ―Ney üstündä yeddi säsin. Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun. Aslında Ģair. Nädir belä? Bälkä elä. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair.

muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır. bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir. bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair. ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . Ancak yine de sorgulamaktadır. muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular. gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir. ―Sığırçının belindäki ArĢına bax. Aslında Ģair.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. dünyanı gör.

13. ―KeĢiĢläri. axır. Yandım. .11. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım. Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir.264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair.14. Kim yaratdı. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla. Hayata. ―Äziziyäm gül oldum. bilmemezlikten gelmektedir.Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. ey pirim mänim. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir. dünyaya. kül oldum. ‖ 4. Hämzäläri. Nä yaratdı?‖ 4.11. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir. ey näğmäm.

buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla. fırlanan nädir?‖ . Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır. oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän. mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. Kısacası bu poemada okuyucu. fırlanır. bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir.

ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän. Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ .266 ―Ay nä. gün nädir?‖ ―Ġlk nä. son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün.

vuġar. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır. Dalğasımı ġatardakı häzin. Ġäysi Leylidän?‖ .267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar. Tämkin. Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän.

Kim deyä bilär ki. Asta-asta pıçıltıları. nädir?‖ ―O.11. Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı.268 ―Suların ġayalardakı häzin. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. üräyin gah ġüssäli. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: . Gah färähli hallarımı?‖ 4.15.

‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx. Calasan da günü günä.‖ .269 ―Ötän günä gün çatarmı. bu yağıĢın.

ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. 2. ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. 3. 1. ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır. 5. Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir. Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . 4. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir.270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi.

Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. .271 varılmıĢtır. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih. teĢhis.

Ankara. ġeref. Ankara. Ġstanbul. 3 AKPINAR. Ġstanbul. Bakü. 8 CAFEROV.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA. Deniz Kitabevi. 9 ÇAKAR. Haziran 1994. 2 AHUNDOV. 1994. Yayınları. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. MEB. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 1997. Cengiz. Yayınları. 4 ALTAYLI.1. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. Dergâh Yayınları. 1.f. YaĢar. S. 6 AYTMATOV. MEB. s. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖. Ehliman.. Ġstanbul. Yavuz. Güz.Baskı. ġ. ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. TDK. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Sayı: 4. 1. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. Baskı. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları. Men Ġnamın Övladıyam‖. 1994. 2000.Baskı 1994. 5 AYDOĞAN. . Nizami. 2. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. Seyfettin. Nahçıvan Folkloru. 2004. Ġ. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Yayınları. (Cilt 1-2). ―Yaradıbdır Ġnam Meni. Baskı.42.

B. Yaxut Muğam Virtuozları‖. 14 ERCĠLASUN. Yayınları. ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. 15 ERGĠN. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Ankara. 18 KAPLAN Mehmet. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Sayı 1. 16 HÜSEYNOV. Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). Baskı. Bayrak Yayınları. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Türkoloji Dergisi.Baskı. Türk Dil Bilgisi. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. 11 DĠLÇĠN. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. Ġstanbul. 2000. Ġstanbul. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. 6. 2002. Muharrem. (Ġlk Baskı.az ). Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 17 KAPLAN. 2. Dergâh Yayınları. Ferit.news. A. A. Çarp Versiyası. Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. .273 10 DEVELLĠOĞLU.azerbaijan. 1971). 12 DURMUġ. Mehmet. Akçağ Yayınları. 1997. Cem. Cilt. DTCF Yayınları. 13 ERCĠLASUN. Aydın Kitabevi. 17. Ankara. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. 2000. Mayıs 2005. Bican. Ankara Üniversitesi. 15. Ankara. Mitat. TDK. Baskı. Ankara. Arif. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. 2000.

Akçağ Yayınları. Güz 1996. Hüsniye. 2006. 1979. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Baskı. M. y. TDK. ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara. Ankara. ―20. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. 20 KARAKAġ. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. ġuayip. 24 MAYADAĞLI.2001. 27 MUSAOĞLU. Baskı. Cilt 1. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 2000. Halistin. Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. 1. 22 KORKMAZ. Aralık 2003. Yayınları. . Ahmet.274 19 KARADENĠZ. 25 MERMER. Zeynep.. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. 23 KUKUL. ZAL. 1994. Hüseyin. Sayı 2. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. Ġstanbul. Ankara. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Ekrem. Ankara. ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. M. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. Ankara. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. MEB Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖. Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. 21 KASAPOĞLU. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. Mehman. ÇENGEL Hülya. 1. 26 MUSAOĞLU Mehman. Türk Yurdu Dergisi. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). 28 ÖZBAY. Çolpan’ın ġiirleri. 1998.

24. 38 Yazım Kılavuzu.C. 35 VAHABZÂDE.1998.275 29 ÖZYÜREK. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖.Baskı. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖. Yazıcı Yayınları. René Wellek. Ankara. T. 2002. Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları. TDK Yayınları. Azerbaycan Edebiyatı. Aralık 2005. Ġstanbul. 31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Edebiyat Teorisi. 2005.Yayınları. Akademi Kitabevi.1979. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV. Genndiy. c. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Evrensel Basım Yayın. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. . TDK. 34 USTA. Kültür Bakanlığı Yayınları. 1. 36 VAHABZÂDE. Haziran 2006. Bahtiyar. Gün Var Bir Aya Değer. Rasim. Baskı. Bahtiyar. . (Türk ġiiri Özel Sayısı 5). Halil Ġbrahim. Ġstanbul. Austin. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 37 WARREN. Türk Dili. Bakü. 6. Kaynak Yayınları. Ġzmir. 1997.c. Ankara. Ankara. Aralık 2005. Çeviren: Yılmaz Onay. Edebiyat Bilimi. Açılan Sähärlärä Salam. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2). Ankara.9. Baskı.

kultur.azadtribun.com 44 www.news. Dursun.tr 43 www. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.turkcesarkisozleri.turkudostlari.9sekiz. .276 39 YILDIRIM.az 42 www.gov.net.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖.com.net 45 www. 41 www. 40 www.azerbaijan. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖.

poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. tabiat olaylarıyla. Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir. tarihten sahnelerle. ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema . Poemanın dili oldukça sadedir. Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir. Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde.277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları.

we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording. After studying the poem by its content. we investigate the language used in this poet in detail. which is musical styles. This is done with many similes and comparisons. Poems language is very simple. we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem. After our study. In the poems study by language and wording. which is written by Bahtiyar Vahabzade. the subject can be summarized as follows. literary arts were put in original styles. The subject of this poem. daily life. And in the language and wording study. historical scenes.278 ABSTRACT In this thesis. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. is written together with natural events. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself. In the poem. the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . Additionally.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful