T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

Dr. Doç.r. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren. kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a. bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız. . ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. Vahabzâde. Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti. Doç. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. Ekrem Arıkoğlu’na. halk hikâyeleriyle. manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. Dr. lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan. hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). ġuayip KarakaĢ Bey’e.ii sahnelerle. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. D. Yrd. ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık. Ferhat Tamir Bey’e. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir. günlük yaĢamla.

.. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri……………………....……11 1..……. Hayat Hikâyesi….……………………….1 1.20 3..105 .….5.1.1 1.…….1 1.…………………. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir………..…………….....42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı……………………………….. Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi…..…..........7 1.. Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü…………………………………………….….4.2.ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER………………….…….…………..18 2....……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ…….. Şair Hakkında…………………………………………………………..…….………………………………..viii GİRİŞ……………………………………………………………………….37 4.. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri………………………………..………….3.. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı…………………. Poemanın Özeti…………....…3 1.…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ……………………………….iii İÇİNDEKİLER ..………….

.190 4. 4.…………………………….1.192 .1..1.………….1.192 4..….…..…….……………….2.1...…….……………190 4.2.2.2..2..3.……….2..Tekil İsimler. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri…..………….3..1.…………………………. Cins İsimler………………………….Somut İsimler.3.iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.... Kelime Hazinesi ……….3.……………….2.2.2...189 4.…..……………………………….Topluluk İsimleri…………………………………….1.....1.190 4... 189 4.2. Yiyecek İsimleri………. Özel İsimler…………….2.4..2.190 4.2.….1.1.…………..2.2.2.1.2.………..2. Hayvan İsimleri…………….2.……….1. Varlıkların Niteliklerine Göre……….…………….……………………. Varlıklara Verilişine Göre:…………………………….190 4.2.191 4..Varlıkların Sayılarına Göre………………………………..2.3.. Tabiatla Alakalı İsimler…….2...5.2.2.2.………………185 İsimler……………………………………….…191 4.…….1...190 4.…….…….…………………183 4..190 4.2.3.………………………………….…. Aile ve Akraba İsimleri……………..Çoğul İsimler…….………………………………….190 4.2.Soyut İsimler……………….189 4.2.…191 4.

203 4.. Zamirler………………………..1.. Soru Zarfları………………………………………………...1. Sıra Sayı Sıfatları…………………….198 4.199 4..5.İşaret Zamirleri………………………………..195 4. Belirli İsim Tamlaması…………………………..2.Soru Zamirleri……………………….……………………………………….…. Üleştirme Sayı Sıfatları…………..2...3.….5.4..202 Sıfat Tamlamaları…………………………………………..194 4..4. Zarflar……………………………………………………………………198 4..199 4.197 4.193 4.2.2.2.3.4.Belirsizlik Zamirleri……………………………….203 4.7..1.2.198 4.1. Kesir Sayı Sıfatları………….197 4. İşaret Sıfatları…………………………………. Yer Zarfları……………………………………………….194 4.194 4... Belirsizlik sıfatları…………………………….………...2....7..………..2..2.4..…..197 4.3.4.4.6..…………………………..4.2.2....204 4.4.…..5.2....... Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları……..….6..2.. 4.3.2.194 4..2...4...3.2.3. Belirsiz İsim Tamlaması………………………………………... Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları…………………………………………....5.1.4.4. Soru Sıfatları……………………………………. Asıl Sayı Sıfatları……………………..3.4.. Zaman Zarfları…………………………………………………. ...198 4....199 4.200 4.…………..6.Vasıflandırma sıfatları………………………………….6..7..5. Belirtme Sıfatları………………………………………….….……….Şahıs Zamirleri……………………………………………………..7.196 4....2..Dönüşlülük Zamiri……………………………………....……. Sayı Sıfatları………………………………………197 4.1.v 4.193 4.……199 4.3.…....3.5..5...2.4. Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları……………..........4...200 4.....……..1.3.…….197 4..198 4. Sıfatlar…………………………………………………………….........2.... Nasıllık-Nicelik Zarfları………………………………………..

10.11.7.219 4.209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)…………………..223 4. Mübalağa……………………………………………………….....220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler………………………………………….9..9. Nida……………………………………………………………..11..7.. 4.4.11..207 Tekrarlar ……………………………………………………………….…209 Ünlü Tekrarları……………………………………..11...…..11. Vezin. Tezat ………………………………………………………….224 4..7.……. 4.. Söz Sanatları ………………………………………………………….257 4... 4. Telmih…………………………………………………………...208 4.………....1. Teşhis……………………………………………………………. Ses Tekrarları………………………………………………. Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler…….....11.221 4.10. İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4. 4. 4..11.237 4..257 4.220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……….9.9.....234 4.. Cümle…………………………………………………………………. 4.2....11..3. 4.Cinas ……………………... Tecahül-i Arif………………………………….9.249 4. Ritim..257 4.…………210 Kelime Tekrarları…………………………………………..4.3. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler………………….9...219 4.3.11...261 4..12....…212 Mısra ve Cümle Tekrarları……………………. Kafiye………………………………………………….4.11.7... İntak…………………………………………………………….. Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler …………………………………………......8.1.….7.11.... Kinaye…………………………………………………………....220 4.258 4...9.Tenasüp………………………………………………………..7..9.11.6.11.5..2.264 .....vi 4....221 4... İstiare…………………………….……..3.9.1..……………..2..……………………………..6.. İkilemeler…………………………………………………....221 4..11.13.11.254 4...9..9.5.253 4..... Tevriye………………………………………………………….... Teşbih ………………………………………………………….9..9.260 4..7.8.

……………….…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET…………………………………………………………………………….264 4.... İrsâl-i Mesel………………………………….15.vii 4.268 SONUÇ………………. İstifham……………………………………………………….11.11.277 ...276 ABSTRACT…………………………………………………………………….14.

h . : Adı geçen dergi c. s.e.viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a. Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H.d. sf. y. : Adı geçen eser a.g.g.

baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. Bahtiyar Vahabzâde. Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır. 1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. babasını . Şair ailesine çok düşkündür. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. kolayca idrak edilir. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı. Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir. Vahabzâde. her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır.1. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. Vahabzâde. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair. ŞAİR HAKKINDA 1. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı. oldukça geniş bir aileye sahiptir.GİRİŞ 1. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. Şair. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki.

Bahtiyar Vahabzâde. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. ailesi. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini. Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. bir taraftan da yazarlık . Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. 1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ. 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ. daha sonra milletvekili olmuĢ. dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır. Vahabzâde bu üniversitede. Bahtiyar Vahabzâde. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde.2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir. henüz dokuz yaĢındaydı. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. Sadece babası hakkında değil. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. yaĢadığı yer. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. annesi.

ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur. . milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. Dr.2. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır. 1952 yılında doğmuĢ. ġair hayatı boyunca vatanına. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak. Oğlu Ġsfendiyar. yanmakdır. 1 1. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. yanasan gäräk.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir. 1 Şairin hayat hikâyesi Prof. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır. Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz.

yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan. arzular Ģirin.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim. Äsil sänätkarın. 3 Prof. 1. Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma. . ġair. 12. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. Gün Var Bir Aya Değer. insan ve zaman.180. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere.‖ Vahabzâde. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. yaĢamır dämäk. Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım.4 ġam äğär yanmırsa. sf. Ģiirlerinde neyin doğru. Baskı. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Kaynak Yayınları. sf. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. Mehman Musaoğlu. İstanbul. Bahtiyar Vahabzâde.‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. 2 Bahtiyar Vahabzâde. Haziran 2006. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. Dr. Onun da hayatı yanmağındadır.

düĢmenem böyle ―ölü canlara. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. Ahmet Bican Ercilasun. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag. Baskı. Görürem. Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. gelir uzagdan. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır. sf. Dr. Ah bir teher!. Bir gopuz nağmesi. 2. 4 Prof. Gelir gulağıma. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi.462. . yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem.. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da. güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır. 1997.5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene. Kimden kömek umum. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. Akçağ Yayınları.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene. Ankara. enirik biz Aladağ’dan. “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”.

Vahabzâde’nin insanında. ―Kim diyor. . sf. ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize. 5 6 a. Dr. Dursun Yıldırım. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. gün ömrü güne beraber? Kim diyor. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. güneĢin doğuĢu seher.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. e. 46. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. Gecenin ömrüne sondur. vatandaĢında fazlasıyla vardır. noktadır. ama bu koĢuya katlanmak güç. Bu nedir? Men hara. Prof.6 Bir gılınc sesi.463-464. sabır ve metanet ister. haftada öyle haftadır? Kim diyor. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. Ölümden gorhmayan de kimdir. Bu sabır ve metanet. g. sf. Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı.

Gün Var Bir Aya Değer. Türk Yurdu Dergisi. Baskı. Vahabzâde hakkında Ģöyle der. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır. Aytmatov. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. öz vicdanından. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. 9 a.3. ―Vatan. Yıl var ki. günden de kısadır bize. hakkın vekili. yıldan da uzundur. İstanbul. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız. sf. d.47. Halistin Kukul. 7 1. ġair adaletin. 1117-119. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır.2001.168. sf. Ancak görülüyor ki. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim. sf. ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili. konu ve temaca zengin. y. ayrıca çok çeĢitlidir. Kaynak Yayınları.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere.46. Haziran 2006. . an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak.7 Gün var ki. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları. s. uzun. 8 M. 1. g.

1997. Ercilasun. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. insan ve zaman. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. millet sevgisine çıkar. Ankara. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair.12. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Zaten Ģair. Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru. 11 M. sf. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin.13 Vahabzâde. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen. sf. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır. 12 Mehman Musaoğlu. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. a.45.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O. Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler. 13 A. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır. Akçağ Yayınları. .168. s. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri. s. d. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.f.Baskı. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. g.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar. B. sf.21. 2. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. 445. “Yaradıbdır İnam Meni. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan. Halistin Kukul. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir. Men İnamın Övladıyam”.

aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki. “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A. d. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. 16 a. Cengiz Aytmatov. g. KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır.f. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag. 15. Men İnamın Övladıyam”. Ģairin millî. 23 17 Mitat Durmuş. B. 442. g. 2002. DTCF Yayınları. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. savaĢlar. Türkoloji Dergisi. düĢünen bir ihtiyar tablosu. “Yaradıbdır İnam Meni. a. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. sf. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil. Ġki elini bastonuna.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar.‖ yorumunu yapar. Cengiz Aytmatov. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ. Ģümullü bir hak iddiasından. . Ankara. Ankara Üniversitesi.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma. Fakat Vahabzâde.9 ressamın tablosunu verir. isterseniz buna bir Ģiir değil. Sayı 1.s.14 Garayev. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine. Cilt. 22. usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz. e. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ. hafızasından zamana yol bulur. Ercilasun. halgın manevî ebediyetine. O. sf. düĢünen bir ihtiyarın.

‖ düĢüncesindedir. Sanatçıya göre her dönemin. Bahtiyar Vahabzâde. kendi kalbinde hangi hisse. 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde. g. bir idealin. sf. hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar. ―Ģiir. Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir. sanat anlaĢılır olmalı. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. hatta her günün. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. a.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. Ģiirin. ―bulmaca‖ değildir. yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin. 60 . ġiirde Ģekli. hangi fikre. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. ġiirde mana açık olmalıdır. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. yazar. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur. her edebî eserin içerisinde bir fikrin. e. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. bir amacın olması gerektiğine inanır. ĠĢte sanatçı. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. Vahabzâde. ġiir. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar.

s. sf. Ebedî Heykel. 19 Vahabzâde. Çınar. halk için olması gerektiğini düĢünür.85-90 . Ceyran. a. Halg ġairi Samed Vurgun. SeçilmiĢ Eserler. E’tiraf. ġeb-i Hicran. 21 1. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. Bir Ürekde Dört Fesil. Kökler Budaglar. sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. Ġnsan ve Zaman. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. Semed Vurgun. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. Bu duyguları. SeçilmiĢ Eserler.20 Bahtiyar Vahabzâde.11 duygularını. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. Nasıl ki. e. bütün insanlığın yüreğine hitap eder. Dostluk Neğmesi. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır.. e. g.f. Aylı Geceler. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir. O. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar. Sade Adamlar. samimiyetten ve sadelikten yanadır. e. düĢünceleri ifade etmenin yolları. 85 21 a. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir. 19 20 a. g. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. 75-83. sf. sanatta tabilikten. Halk.4. amaç değil. Menim ġe’rim. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. g. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. sedece vasıtadır.

―Ne Ondansan. ―Alfabe Kitabı‖. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. ―Üz Astar‖. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Sanatkâr ve Zaman. ―Latin Dili‖. Bahtiyar Vahabzâde.dir. ―Märziyä‖. Feryad. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. Özümle Söhbet. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. ―Oğluma‖ vs. Dan Yeri. ―Bu Dil‖. Veten Ocağının Ġstisi. Nağıl-Heyat. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Ne Bundan‖. Piyesler. Hara Gedir Bu Dünya. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. Goyun. AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. Açılan Seherlere Selam. ―ġähriyara‖ vs. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. Bununla birlikte. Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki. Payız DüĢünceleri. ġair. Ana dilinin kullanılması. Bir Baharın GaranguĢu. Semed Vurgun. ―Yollar Oğullar‖. Muğam. ġenbe Gecesine Geden Yol. ―ġäbi hicran‖. Açıg Söhbet.Ġkinci Ses. Her Çiçekten Bir Leçek. Ana dili ve genellikle dil konusu. Dört Yüz On Altı. VetendaĢ. onun diğer . Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu.12 Deniz-Sahil. Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. Ahı Dünya Fırlanır. Ümide Heykel. Lirika. Sadelikte Büyüklük. Derin Gatlara IĢıg. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. ġehitler. Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir.

Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. 63. üçüncü olarak Semergend Teatrında. Kendi ana diliyle. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir. makale. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. Ġkinci Ses. g. Hüsniye Zal Mayadağlı. J. YevtuĢenko. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. sf. 41-43. Alman dilinde bir. a. J. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. Dr. 62-63. e. Yollara Ġz DüĢür. inceleme. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. Dr. Doç. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. a. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. poema. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. g. hikâye. 22 23 Prof. . Özbek Türkçesiyle iki. R. piyes. sf. Yard. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. sf. Moris. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. YağıĢdan Sonra. g. araĢtırma. Mehman Musaoğlu. d. e. senaryo. Ģiir. tanıtma yazıları. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. 24 a. Aynı piyeslerden bazıları Ermeni.

sonsuzluk. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu. vatan hasreti. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. gurbet. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır. yücelik. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. hızın sınırları nasıl dağıttığı. cesaret.14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır. zengin . temizlik. evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. H. an. Tebrizî. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini. herkesin kendinden öc alması. baba. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. hız. eski ölçülerin gereksizliği. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. yeni ölçülerin lüzumu. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları.

1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. düĢünceleri anlatılmıĢ. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖. Prolog.15 olma isteği. ―ġeb-i Hicran‖ poeması. ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır. ġikâyetnâme. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. 1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler. ġair bu eserinde. Ġki Müellim. ġair. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. ―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması. ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı. Ah Zalım Ovçular!. Mehemmed-Leylâ. Kerbelâ Seferi. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. Bu poema. . Mehemmed. çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. Emi Gatili. çektiği iĢkenceler. Bir Deste Çiçek. Bu poemasından daha önce. Ġki Hediye. Ġki Hükümdar. Can Yangısı. ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır.

Gocalar Evi. Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. 1. Araplıktan uzaklaĢmak. Körpe. bebeğini sokağa bırakanları. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında. 2. hem de üstüne basa basa. kendi inandığı fikirleri. konuyla ilgili . dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi. milletini. Vahabzâde. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini.Bölüm. Goca. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır. 3. ortaya koymuĢtur. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir.Bölüm. Körpeler Evi. Bu poemada yabancıyla evlilik. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir. 4. ġair. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini. Almanya galibiyetinin 30. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. kendine yabancılaĢmak.Bölüm. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. Bölüm. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. mezhebini. Beni Osman’ın vatanını. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. devri öven eserlerinden biridir.

vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte. ġair. ġairin 25 a. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. ―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. . Alman Ģiirinden. Ġstanbul. Ġzmir. sanat ruhuna uygun gelen. A. Andrey Demetyev’in. Efes gibi yerleri. ömrünün sonbaharındadır.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. Tatar Ģiirinden. Yevgeni YevtuĢenko. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. tarihî eserleri. Camal Kamal’ın. ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. Helmut Fransler’in. KuĢner. e. Özbek Ģiirinden. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. g. Bahtiyar Vahabzâde. Sonbahar. Rimma Kazakova. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. ―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde. ―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. Renat Haris’in. Litva Ģiirinden. iĢsizlik sorununu. 25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. Ankara. Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. 62-67. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir.

doğrudan doğruya zaman. a .g. Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. hepimize has olan ihtiraslardan. okuyucuların çoğu bugün kendisini. Yine her birimiz. Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir.26 1. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. kendi dünyasını. 20. sf. Zannımca. “Bahtiyar Vahabzâde. d. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. derd ü serimize ortak olan. insana.18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. . sf. Ahmet Bican Ercilasun. Dr. dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar. komĢusuna. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır. 29. mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına. bütün nesillere. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır. böylece inkiĢaf eder. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor. köprü tablolar çizer.5.

Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir. d. d. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. sf. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür. 28 Prof. sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. Nizami Caferov. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim. Bahtiyar Vahabzâde. 29 a. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. g. Sonra tercüme etti. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen. 30 a. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür. 16. seven gönüllerin. Dr. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum. adıyla çağırırlar. g. Yahya Kemal. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”. O. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. sf. Bununla birlikte o. d. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. 15. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. . g. 39-40. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. sf. bir halk Ģairidir. sf. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. 31 a. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. bir fikir adamıdır.‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. Bir genç. O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır.‖ dedi. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu. 44.

a. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. Önceki edebî aĢamalar ilim. bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2. Dr. Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir. sf. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde. d. sanat. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. 33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler. ve 20. . 13. ve 18. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). bir değil. sf. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler. Dursun Yıldırım.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek. 741. Halil İbrahim Usta.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler.. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof. O. Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!. yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker. 45-46. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir. Türk Dili Dergisi. g. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19. felsefe ve estetik.

Ali Bey Hüseyinzâde. poetika. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark. Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. 19. neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. romantik estetikten realist maarifçiliğe. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. F. fikir. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. yüzyılda ilk defa M. 19. Edebiyatın yeni yönü. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. Ahundzâde oynamıĢtır. Ana dille ortaya konan edebiyatta. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. dil. dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. genelden özele. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. . M. Hadi ve H. Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. tür. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer. Ġslam modeli ve poetikası. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. F.

bir ölüp. yüzyıl boyunca. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. sf. Güz. bir dirildiler. . Türk edebiyatının 20. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. modern. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar. “20. sf.c. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir. 35 Şuayip Karakaş. Ankara. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar. 35 yüzyıldaki macerası.280.2. s. 1996.34 Türkler 20. 2002. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir. realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder. maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Ankara. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur. Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir. 493. Yendiler. yenildiler. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir.

. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir. sf. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. Batılı anlamda Ģekil. sadece Türkiye’de değil. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler. üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir. Bu durumun yegâne a.23 19.288. Bu geliĢmeler. Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun. a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2.g. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler.d. Bu döneme verilen isim de ilginçtir. Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir. 36 20. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. Modern Azerbaycan Edebiyatı. bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir. oldukça geniĢ yer tutmaktadır. 20. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı.

eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. Sabir. Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. 20.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır.yüzyıl. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. Bu sebeple 20. Bir Ģair olarak Molla . 20. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir. Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. nesir ve tiyatro eserleri idi. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir. Basımın kuvvetlenmesi. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. göç ettiler.24 sebebi. millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. 20. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır.

toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. Eli Nezmi. Sultanmecid Genizâde. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. Daha sonrai ise siyasî hayat. ve 20. Eligulu Gemküsar. 20. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. Abdulla ġaig. Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. 19. dönemin siyasetiyle. zamanın gerekli meseleleriyle. Mirze Elekber Sabir. iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. . Mehmet Said Ordubadi. Yusuf Vezir Çemenzeminli. ananevî mevzulardan aktüel. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir.25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. Hüseyin Cavid. Üzeyir Hacıbeyov. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir. Nerimen Nerimanov. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. halk ile okumuĢ. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. bey ile çiftçi. ReĢid Bey Efendiyev. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. mülkiyet sahibi ile köylü.

ne Sadi tarzındaki nasihatler. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır.Maarifperver Edebiyat 20. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur. Öncelikle çalıĢanların. onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. öğretmenin. ne tarihî kahramanlık destanları. fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. Bu dönemde edebiyat. Realist. Ne âĢıkane efsaneler. geleceği yaratmak için herkesten. Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler. ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın. tâziyaneler. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır. Daha sonra da çiftçilerin istismarı. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi. küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar. talim. Onlar daha çok olağan hayatı. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. sosyal-siyasî yergilerin. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. eğitimin. Eğitimciler. v. . Üçüncü bir kısmı ise eğitim.s. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır.

Hamdi’nin A. Bu akımın içinde bulunanlar. Sultanmecid Genizâde. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu. . Sened Mensur. Abdulla ġaig Talıbzâde. Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. ReĢit Bey Efendiyev. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi.27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi. Abbas Sehhet. geleceğe umut. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R. dil ve üslup tantanası. muayyen derecede soyutlama. Romantizm. topluluktan çok ferdi anlatma. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki. Kâinatın. millî-dinî içerik kazanmıĢtır. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. AğadadaĢ Müniri. Ġbrahim Bey Musabeyov. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. A. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. Türkiye ve Rusya yolu ile. Tevfik’in. Abdulla ġaig. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. insancıllık. Eliabbas Müznib.

Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. çoğu bilim adamı. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar. d. sf. g. 1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler. Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. maneviyatsızlığa tercih ettiler. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. yönetici. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir. Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. 742. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. öğretmen. Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta. “a. Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. Ģair de hayatından olur. Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. idarî kadroları da değiĢir. . Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. yazar. gazeteci. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte.

Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. . cahil din adamları. öylesi bir durum alır ki. Böylece eski cemiyete. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. insan iliĢkileri. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler. yeni insana. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. sosyal olaylar. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. anti-komünistler. temsil eder. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. feminist kızlar ve kadınlar. ―Komünist Dünyasının Dili‖. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir. yeni bir insan. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir. idealist komünist gençler. zengin kiĢiler. hurafeye inanan gafiller. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur. Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖. Yeni cemiyete. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. Bu. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok.

Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder. bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. . Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. Mayakovski. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. köylünün. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı. Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. Mihail Yuryeviç Lermantov. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. Yusuf Vezir Çemenzeminli.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. ağa-emekçi çatıĢması. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. Hüseyin Cavid. sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek. anlatılır. gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar. din adamlarının cehaleti. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar.

Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir. sevinçleri. BolĢevikler. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. çok açık görülür. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. Hâlbuki edebiyat. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları. Ġkinci olarak. sanat değeri olmayan ürünlerdi.31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. bu dönemde saf.yüzyıl sonu veya 20. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına. Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. Öncelikle söylenmelidir ki. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret. Eserlerin ideolojik . Fakat bunlar. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır. Bununla birlikte yeni rejim. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır.

Ġsmayıl ġıhlı. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti. Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. Ġsa Muganna. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde. emek ve emekçi v. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü.s. Hesen Seyidbeyli. Ġmam Kasımov. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. Eliağa Kürçaylı. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. Zeynal Halil v. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir. Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti. . toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu. Düz yazıda Enver Memmedhanlı.b. Ġlyas Efendiyev. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir. Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra.32 yönünü bir tarafa bırakırsak. hakikatleri söylemeye. Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. beynelmilelcilik. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. gerçek tarihi anlatmaya. Büyük terör yıllarında bu edebiyat. Nebi Hazri. Gebil.

Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı.33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. Eliağa Gürçaylı. Asrîlik 3. Sabir Rüstemhanlı. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi. Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. ġiir. Memmed Ġsmail. YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. Musa Yakub. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. Millîlik 2. Vagıf Nesib. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. Gasım Gasımzâde. Tabiat . 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular.

MakineleĢtirilen. Nebi Hezri. Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. Dr. Nebi Hezri. robotlaĢtırılan tabiatı. Güney Azerbaycan için de geçerlidir. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır. SavaĢ ve tabiat. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. Helil Rıza Ulutürk. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. Bahtiyar Vahabzâde. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. BalaĢ Azeroğlu. bir ahlakî ölçüye . gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. Eli Tüde. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. Söhrab Tahir. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir. Gasım Gasımzâde. Mil. Muğam. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. Mehmed Araz. Mehmet Aslan gibi Ģairler.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer. bir güzellik anlayıĢına. Bahtiyar Vahabzâde. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir. Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. Göy Göl. Tevfik Bayram. Helil Rıza Ulutürk. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir.

modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder. Ehmed Cemil. üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. Bu noktada Prof. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. 38 Bu bölüm.35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. Memmed Rahim. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. Hüseyin Cavit. . Ģaman felsefesine. Mikayil MüĢfik. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. Ömrün. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Ģekillerine. asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine. Süleyman Rüstem. Resul Rıza. Dr. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir. millî düĢünce terbiyesi. Samed Vurgun. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir.

ġiirimiz. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde. poem.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta. Ġslam Seferli. Ġsa Hesenzâde. . manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir. Çingiz Elioğlu. Nebi Hezri. Fikret Sadık. Mehmed Araz. dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. ġiirimiz. Fikret Koca. yılların yetiĢtirdiği Ģairler. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Eli Kerim. Kasım Kasımzâde. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir.39 3. Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir. Halil Rıza. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. Sabir Rüstemhanlı. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. Mestan Güner. Hüseyin Arif.

Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. N. M. Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. ―Istırabın Sonu‖. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. ―Natevan‖. Resul Rıza. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. A. Fakat türün henüz ne olduğu. ―Zamanın Bayrağdarı‖. Poema. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. M. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur. ―Ögey Ana‖. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. özellikle ―Aygün‖ poeması. Gribecev’in: ―V. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. Memet Rahim. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. Prokof Lev. siyasî sorunlarını. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. Süleyman Rüstem. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. ―Halk Hekimi‖. Dudu. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir. . 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖.37 paralellik gösterir. Tvordaviski. ―Mugan‖. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler. ―ġeb-i Hicrab‖. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. Mikail MüĢfik. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A.

ġurası da dikkat çekicidir ki. Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur. ĠĢte bu tür . L. Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir. lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. Selvinski de katılır. olay örgüsü. Zaman.‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır. O. Ġ. Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?). kiĢiler kadrosu. büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. ġiir tarzında roman ya da öykü.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır. Timofevvve S. Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. Bu da bize poemanın. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. V.38 1965 yılında A. Ģiirle iç içedir. Hiç kimse. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. Adalis. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. Mirzayev ve Ġ. mekân. Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. çatıĢma unsuru. Poema.

o. Ehmed Cemil. Ġslam Seferli. Bu bölümde Ģair. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. Samed Vurgun. anlatım. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur. Nebi Hezri. öyküden. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. Hüseyin Hüseyinzâde. Memmed Rahim. Hüseyin Cavid. poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder. klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. Eli Kerim. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil. Medine Gülgün. modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. Gasım Gasımzâde. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. romandan. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. . Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir.40 4. Eliağa Gürçaylı. Mikail MüĢfik. öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır. Tabii 40 Bu bölüm. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Resul Rıza. olarak değerlendirilmektedir. POEMANIN ÖZETĠ Poema. Süleyman Rüstem.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır.

Yağmur‖ bölümünde Ģair. Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur. ―Yağ. . bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı. ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir.

Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. . poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır.41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. ġair. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular.

bilmirik. naläsinä.BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. Lähcäsinä. biz bilmirik. Näsä deyir… “Cik-cik”. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. çayır mürgüleyir. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs. Dilindäki ġäm säsinä .Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir.

Mätläbinin axırı var.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. Mätläbini bilmäsän dä. Üräyinlä sän ġulaġ as. ävväli var. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. Naläsidir eĢitdiyin. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. 20 Üräyini duyacaġsan. Ġçindädir här mätläbi. Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. Tar da elä… O sızlayır için-için. dili var. 25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. 30 Bergülünü.

Ney üstündä yeddi säsin.44 Sinändäki dağ külünü. Häm dä bizi düĢündürür. Oyuġ-oyuġ yuvaları. 55 Nädir belä? Bälkä elä . Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. O düĢünür. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. 50 Pırıl-pırıl säsläri gör. Bu dünyanın ağrıları.

xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. Bax här yerin çiçäyinä.45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. yox. näfäs näfäs Dağı dolan. 70 Bil dağların çiçäyi nä. 75 Cığırları. O. bir deyil. dünyanı gör. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. däräni gäz. yolları gör. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax. . bir deyil. Addım-addım.

äfsanädir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. ġuru näfäs. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Elä säsin özü Ģe’r. nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. ġe’r–sözün näğmäsidir. dünyanı gör. Säs dä var ki. sözü Ģe’r.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. Bälkä… Muğam bir nağıldır. ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. .41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var.

El deyir ki. niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. diĢ var ikän. BaĢ var ikän. Bu gözlämä müsibätdir. 105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk. Canavarın aldatdığı .47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur. bu diläkdir. arzularım Gäläcäkdir. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. ġol var ikän.

duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä. 125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. 130 Onu öyrän. Öz sözünü. Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.48 ġengülümün. sorğusunu Xäyalını. ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. . öz ġälbini ara xalġın.

150 Dinlä tarı. dinlä neyi. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. Ģanlı müzäy. O birisi göz yaĢıdır. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. 42 Çaldıran müharibäsi. 145 BänövĢänin üĢümäsi. Biri hünär.49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. O särtliklä. Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi. ġalxan säsi. 155 O–danıĢan. .

Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi. DüĢün. Gah inläyir häzin-häzin. dayan. 160 Häm babamın yaĢındadır. Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi. Häm növämin.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. Tüstüsünä aman elä. Gah säsindä göy gurlayır. 170 GözüyzĢlı anan kimi. Dayan. ġUR Varaġlama o tarixi. . Oduna yan. düĢün.

Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän.51 175 Dinlä onu. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . sirrini açmaz sänä. Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. 190 O. basma ayağını Bu çämänä. 180 Muğamlarsa baĢ tärpädär. ayaġları. Ävväl öyrän. bu vätänä Hardan. Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. Mahnılar var. Dayan. Bu dünyanın Ağrısını.

niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri. nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. Nä yaratdı? . Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir. nä danıĢır narın-narın? Öyrän.52 Kim. Hämzäläri 215 Kim yaratdı. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän. nä zaman.

ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar. .53 Koroğlunun nä’räsinä. yeri. Haġġ säsinä Yer gurladı. 230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü. daĢlara bax. Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. 220 Göy gurladı. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. Täsnifläri. Ağız açır mağaralar. Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri.

Koroğlunun däliläri… Burada oxu.. Täbiätin ruhundadır . 250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun.‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana. hoydu. ġıĢ bir yana. dälilärim. diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana.. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä.54 Ġan sıçrayır beyinlärä. Här sal daĢı. Yeriyin meydan üstünä. 255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı. baĢ bir yana‖.

Gah yandırır. fikirlärlä . 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü. Xallardakı xäyallarla. ritmläri? Bu ränglärdä. Ayaġlarsa yerin-yerin. Ällär süzür incä-incä. näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. Ġayadakı särtliyä bax. gah söndürür. Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür.55 Bu uyarlıġ. Cängidäki märdliyä bax. Täsnifläri. vuġar. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri. bu näğmälik. 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. düĢündürür.

sudan belä durum mänim. Sevgililär dodağında Yanıb söndün. boĢalmır. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın. Xınalandın. Üräk dolur. älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm. Ġstäräm ki.56 280 Yox. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. Aydan arı. Sönüb yandın: . Böyük ġämin. böyük därdin Vuġarı da böyük olur.

Bir-birilä ġucaġlaĢır. Çox çäkdim yar cäfasın. Ġayaların ġabağında O äyilir. Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb. .57 300 ―Däryada gämim ġaldı. Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. o burulur. 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi. yaz baĢıdır. Täpälärdän säpälänir. sular aĢıb-daĢır. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. 310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. Biçmädim zämin ġaldı.

330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır. coĢur. Tälatümlär. Gälib çatır Araz Kürä. 340 SığıĢmadı bir yatağa. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı. Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. .58 320 toz-toz olur. Här ikisi dağın ġarı. Dağın barı. Däyir daĢa. Kür Araza. ġaynamalar. Saz üstündä pöhrälänir. Yaylaġları gäzä-gäzä.

Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. mänzilläri varmıĢ. 345 Zaman keçti. . 355 Dağlar baĢı ağ. sağa. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. çölläri al. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ.59 Budaġlandı sola. öz yolunu. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. 350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. eĢġi. döĢläri älvan. Fikrin nä ġädär yolları. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur.

Ağı dedi buz bağlayan lal sular. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. 370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Bayatılar ġara geydi äyninä. Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Ġarabağın çöllärini ġar aldı.60 Ġürbätdä Vätän häsräti. yurdunda bir anlıġ. Näbinin meyidi ġaldı arada . Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı.

385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. 375 Darasın saçını. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. En eniĢ. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa. ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. ön sözüdür Çahargahın. häyäcanlar BärdaĢtıdır. tellär ağlasın‖.61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. yaĢa. böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. yaĢa. Mayäsindä säslär uçur .

Nä minarä. Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın. SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä.– Deyir bizä.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız. 410 Nä müäzzin. –Gäräk täslim olasınız. . Bir daĢınız. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä.62 Ġanad-ġanad.

430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. O ġansızdır. Amanından aman. 415 O. DüĢmän yaman amansızdır. Bästänigar aman çäkir. Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. bunu dandı. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi. Tarixlärä o. Täläsmäyin.63 Bu onu. aman!. täläsmäyin. Säbir gäräk.. Maġamı var här istäyin. –Näylämäli? . Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk.

. –Hanı bizim o gücümüz?. inlär. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?.64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı. Fikir endi. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar. Dağıldılar dönä-dönä. Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı. Belinin bağı bizdän... –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär.

ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ . neylär? 475 Ov bizim. Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. 460 Günü oda çalamalı. 465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. 470 Suyu çıxar därindän. Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä. Elin sözü bir olsa. ―Däyirmanın pärindän.65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim. Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.

Dämir biĢdi. 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk.66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. Cäbhä yaraġ. dämir döyäk. Nizä gäräk. . Taġ-tararaġ. 490 Çäkic altda. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. ġıraġ. Od biĢiräk. Ocaġ yandı. Cilalandı. Taraġ-taraġ. Çahargahın hasarında. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı.

67 Dämir. bizimkilär tä’ġib edir. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir. üsyan Çarigah. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. Ġılınca dön. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi. yeri. Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı. DüĢmän ġaçır. Yad ġovuldu dağlardan. 500 DüĢmän üstä durma. täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… . Hücum. äri. göy gurladı. Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır.

Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin. 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. yer titrädir. Däryalar längärlädän tufandı. Cövhärindä bir häzinlik. Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar. bir xäfiflik saxlanır. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä.68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. 525 Bäxtiyaram. sel oynadır. GuĢälär göy gurladır. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. tufan Çarigah. Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar. Ģirin Pärdälärin? .

säsdä fikir. Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. Ġabarmalar. nä itsidir. Yadellinin hücumuna hasar çäkir. DaĢda fikir. fikir… Ruhumuzla uyġardadır. ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖. vuġar. Nä doğmadır. O batıġlar. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra.69 Bürclärdäki o äzämät. Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir. . Tämkin. axın axın.

70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar. 570 DüĢmäninä o deyir ki. ġızdır ġalam. Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax. Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. 560 ―Bakirädir. Babaların märamından Ġbrät götür. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. män ġuzğunam. mäġsädi gör. Yaxın gälmä. 555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. Ġız ġalası! Adına bax. Gäldiyinä peĢman olub . män ġartalam.

O fikirlär. Xeyr. o duyğular. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. nälär. 585 Ġorucumuz. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. bu ġalalar.71 Dabanına tüpürärsän. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. dolar. DaĢlardakı çalalara axar. ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. Hiddätlänän säs axını… . keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır.

HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. Görän nä danıĢır. 610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? . Sän dä yanırsansa äğär bu oda. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä.72 595 Batıġların. 605 Män öz hämdämimi. çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını. ġanacaġ ölçümdür muğam. 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm. Dostumsan… Görüräm özümü sändä. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. yoxlaram müdam.

615 Soyuġdan üĢüyür. Nolar. mänim kimi säsini dinlä. Yanır gizlicä. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. ey näğmäm. Säslärdän yaĢ sızır. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. sisimi görän. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. buna necä tab gätirirsän? . sıxır. susur bulaġlar.73 Tökülür yarpaġlar. Göräk. Barmağı altında tarzän gör necä. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. äsir budaġlar. ey pirim mänim. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä. Düyünlü säsläri ġovurur. Payızın sazağı käsir otları. O da ki. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım.

Söhbätinä müntäziräm män. 640 DanıĢ. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. . Näğmä oxu. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. DanıĢ. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların. Sän häzin-häzin Abırlı. 635 Ey reyhan näfäsli. 645 DanıĢ. yarpız ätirli. Ulu babaların kamal häznäsi. ġirin arzularım. xoĢ xäyallarım.74 Ey atam hünärli. ey müdrik tarım. babam fikirli. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. Ey müġäddäs pirim.

665 Säslänir muğamın pärdälärindä. yoxuĢu. Bir xalġın min illik iztirabları.. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. Biz ki. sarı… Orda varaġlanır. EniĢi. elä bil od ġalanıbdır. iztirab dolu. beĢ yüz il. bu yolları bir baĢa vurduġ. bir vahidik bir arzu. al. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. 660 Bir ġälbin deyil. Yanğına dözmäyib havalanıbdır. yanğını keçirmäk üçün Fikirlär.75 655 Här xalın tarixi Yüz il. xäyallar yuvalanıbdır. 670 Bämindä. Sirri därindä Zilindä. . Biz ki. kamda. Söhbäti aĢkarda. Elä bununçun da… Täk mänim?.

Muğam–här guĢäsi sirli. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. soraġlı Yola bänzäyir. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. O yola çıxmadan yolunu bilmir. Nota salardılar onu näğmätäk. Här käs öz ġälbini tapır muğamda. . sonunu bilmir. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä. Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. yox. Cilova gälsäydi belä bir axın. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir.76 675 Yox. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk. O axır. kükräyir. O coĢur. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini.

muğam deyänin Keçdiyi. açdığı iz baĢġa-baĢġa.77 695 Bämi düzänlikdir. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. Bäli o. Gizli mätläbini görmäkçün . 705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı. örtükdä çırpınan üräk. Zabul üstä inlädir tarı. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır. Här muğam çalanın. zili zirvädir. Görünmür gözä Pärdädä. Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. zirvädir. asta-asta pıçıltıları. Mänsur. O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. –Neçä dumanlısan.

görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. Bilmiräm yaĢıldır. Ey pirim mänim . Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ. Härä bu ocaġdan bir od götürär. aldır säslärin. Mätläbi gizlädir. Tutar säsindäki därinliklärä. inläyir ancaġ. Ey näğmäm. 725 DanıĢır. Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin. Ey tarım. 730 Gizlidir sözü näğmänin.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. Min sözdän güclüdür. Xäyalın gözüylä eĢidär. bir xalın sänin.

Buludlar burulur. Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. Axıb Ģır-Ģır o. Hämän hämändir. här xalın neçä rängi var. Här käs. 750 Buludlar dönür. Köy dä . nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. Yox.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män. sönükdür näğmälärindän. bir anlığa baxaġ göylärä. Häränin gözünä bir cür görünür. Kim deyä bilär ki. Sözümdä olsaydı säsinin gücü. Yanıb Ģırıl-Ģırıl. här kuĢäni yozur bir yerä. Här säsin. Gälin.

80 755 Bulud da. Ġnan gördüyünä. Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. Mänim öz amanım. Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Anbaan däyiĢän o buluda bax. Elädir älbät. sän dä häġiġät. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän. ancaġ. 770 ĠoĢġarın. Mänim gördüyümü görmäsändä sän. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. Orta segahım. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan. Män dä häġiġätäm. mänim öz ahım. Käpäzin. Härä öz ġälbini görür buluda. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. .

” 44 . sän al canımı. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı. Mänim öz därädimsän. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. tarda böyük yeniliklär elämişdir. 2. çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı. Daha fazla bilgi için bkz. Anamın südütäk sän halalımsan. arana çatdı. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al. öz mälalımsan.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. 43 XIX. ġirin bayatılar. äsrin musiġişünaslarındandır. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. 18.c. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar. Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. Azerbaycan Edebiyatı.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan.

810 Mätläbi gah açır. DanıĢır. . Sonu iniltili. Gah düyünläyir. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. ġikayät süsü. Ağrılar mayası. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. Bä’zän üsyan edir. Gizli därdlärinä yandırır säni. Bä’zän inläyir. baĢından ötüb keçäni. bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. 805 Könül hıçġırtısı. Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. iç hönkürtüsü. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim. Vaġifin gönlünü ġana döndärän.

Dibindä min can axdı. Äziziyäm gül oldum. bülbül oldum… . Bir dilbilmäz ġuĢ idim. 820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. ona dil deyir: Araz gäldi. axır. 825 Yandım. kül oldum. Oxudum. yan axdı.

mänim dämadäm. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. dağlar aĢmıĢam. dililä amanın. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. Düzändä käsdilär. dağda bitmiĢäm. O deyir. Bämindä. özü xatirä.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. zilindä o ―neylim‖? deyir. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. hansı günahın. sazağa neylim? . Alovu täässüf. 845 ġaxtaya dözmüĢäm. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. Ġazancı ağrılar.

daĢı äritsäm. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. yay günü bulağa getsäm. Bir üzü gecädir. gözläri doldu. buza neylim. 855 Gördü ki. Säsim su yandırar. bir üzü gündüz. sözüm bilinmäz. yer üzü gündüz. . Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs. Günah mändä deyil. Därdilä. od mänä hämdäm.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. Buz tutar. axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. bulağa neylim? DanıĢdı. Neylim. Dedi:–Bu da keçär.

Onun här pärdäsi ah.86 Ey mänim üräyim. här bämi ġäm. çağla. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. ġälb atäĢi. 865 Öz ällärinlä. Anamın öz südütäk sän hallımsan. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. Sän mänim göz yaĢım ol. . gündüzü gündüz. hökm eläyir ağla Segah. Segah. mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. Ġälbä atäĢ çiläyir. halalım. can yanğısıdır. çağla. Nä deyirsän. Segah. Nä deyir könlümü oymaġla. här zili od. oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı.

Segah. därin düĢüncä.87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Segah‖. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. ağla. Mäcnun sähralara gätirär pänah. Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. aramla täk-täk. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. eĢġin dalınca . Rast–onun atası… Näsihät eylär. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını. Segah–bir istäyin. DanıĢır aramla. DanıĢır. 885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. DanıĢır bir äsrin öz yarasını. Rast–müdrik bir ağıl. 895 DanıĢır tämkinlä. anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk.

istäkdän od ġalanıbdır. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. danlağı. dözümlü. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. 905 DüĢünür därin.88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. Rast–tädbirlidir. Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü. 915 Rast–cavan deyildir. Vuġarlı. ärk etmäsidir. Segah–nalä çäkän. bir biçir. Fikirlär. kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir. fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri. o säbirlidir. Yüz ölçür. Mühit dänizitäk o längärlidir. . 900 Bir zaman büdräyän ġälbin.

göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. 930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı. Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla. Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları. yaĢa dolmuĢ. nädir? . Yerläri.89 O. bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı.

Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi. Aġil danıĢır.90 Hökmüylä. ġurur bir yandan. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. gün näd. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan. . canlı misallar çäkir härdän. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi. fırlanır. gün nädir? Ġlk nä. fırlanan nädir? Ay nä. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast. Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. Fırlanır. son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast.iir? Ġlk nä. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast.

ahästäcä söylär. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast. niyyätläridir Rast.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. Ġaçdı. o. Öz därdini ġıĢġırmaz. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. 955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır. . särhädläridir Rast. bir az aralandı. Lakin äzabın son dämi. Zalım ovçu. Ġnsanların ilk arzusu. ah atäĢi söz ränginä girmäz. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. Bilmädi ki. Ey Bäxtiyar. 965 Ġabırğası ġalın ovçu. 960 SärçeĢmädän su içmäyä. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu.

sänin ġolun sına. baxdı yazıġ-yazıġ. Gül üĢüdü. Bir ora bax. Bu dähĢätä kol titrädi. Bir geri dön. Ġaçammadı… O dayandı. 970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı. 980 Tüfängini çiyninä sal. Mälül-mälül. 975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. Dilä düĢdü: . Döndü. Ovçu. 985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu.92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı.

ağ-ağ gül bitirir. HeykälläĢir häyrätimiz. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . YAĞIġ Ağ yel äsir. Män bu dağın maralıyam. YağıĢı da ağ gätirir. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz. Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. vurma mäni. 995 Ağ buludlar Topa-topa. YAĞ. 990 Yaralıyam. Tel-tel äsir. Ağ yel äsir. yaralıyam‖.93 ―Aman ovçu.

. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. Üz islanır. 1025 ġırıldayır navalçalar. göz islanır. Oğlan ġaçar. Yağ ey yağıĢ. ―Yağ.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä. daĢın. Tut ucundan sän göğä çıx. 1015 DaĢ ağara. Gir mağara. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. Ġız islanır. Bu yağıĢın. dağ ağara. yağ yağara. Üräyinin tanğısına Dağın. Ağ buludun toy günüdür. yağıĢım.

Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri. sel oynayar. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä. Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? . Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün. 1035 Sellär.95 Arxlar daĢar. 1040 Arzumuzun. Açıġ yerdän gün çırtlayır. Deyärlär ki. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. därälärä… Göy tutular. Bir täräfi açıġ olar.

1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax. O. Säslär elä ängindir ki. 1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün.96 Bu da özgä bir näğmädir. üräyin gah ġüssäli. 1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı. . Kitab kimi o. Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı. oxunur Varaġ-varaġ. yerin.

1080 Bir yandan da yağıĢ yağır. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır.97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. 1090 Çömçäni doldursana…‖ . Gah da olur. Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. ġodu. Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar. Säpälänir sola. yağıĢ käsmir. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. nä biçinä. Aman vermir göz açmağa. yağır yenä… Nä äkinä gedän olur. Elä yağır. sağa. 1075 Säslärdäki ränglärä bax. dursana.

SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä. DüĢdük ġara. Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. Yayda dağa üz tutub. borana düĢdük. Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. Üräk yanır. Dağda. häm ağa.98 Äkin-biçin eĢġinä. Häm ġul olduġ. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu. dil yanır. sazağa. ĠıĢda arana köçdük. .

Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına.99 Särhäd tanımadıġ biz. a däli ġoyun. Çobana çarıġ bağı. Arxalandıġ dağlara. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu. . gäldi dağı. ġoyun. Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. Dağ bizä sirdaĢ oldu. 1120 Dolanıb gäldi ġoyun.

1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… . Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu. Ġırġovul gözlü ġoyun. 1125 Pendiri käsmä-käsmä. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ. Biz ġoyunu. Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu.100 Nänäm. a nazlı ġoyun.

Därälärä hay salar. sayaçılar.101 ―Nänäm. Ġäm ağladır. Yünü bir ġarıĢ ġoyun. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. Nä dä gülür. 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. Çoban sändän küsübdü Südü ver. laylalar Ġayalardan sızılar. ġoyun‖. 1145 Uca dağlar. Kürä çatar. Arazıma can atar. Sözün özü nä ağlayır. Sevinç bizi güldürürsä. ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. a narıĢ ġoyun. dil anlar. . barıĢ.

Sözdän ävväl säs yaranır. Häm ağladır. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. säsdir axı. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä. Hönkürtü dä. .102 1160 Amma bizi häm güldürür. 1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. Yox. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz. Yox. näğmälär yaranmazdı. Ġähġähä dä. söz deyil. Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz. Bälkä insan Sevincini. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. ġähġähälär. Könül säsi könül dälär.

fikrimizin ibtidası. Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän. Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. 1195 Oyadıb yaddaĢı. Neçä ġäsdin önünü käsdi. O.103 Näğmäläridir Sözümüzün. dayandırdı muğam. bir çängä bulud. . Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. ―Salı yandırdı‖ muğam. 1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. göz yaĢları. bir canlı kitab. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. üräk yanğısı. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam. vicdanı utandırdı muğam.

.104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. bäxtiyaram. Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam. Deyiräm. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam. zänn elädim. Çox kitablar oxudum.

feryadını. Dilini. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır. gür sesini. . 10 Kuşdilini bilmiyorsak. bilmiyoruz. Neler diyor… “ Cik cik ”. Kuşcağızın günahı ne? Sabrını. bilmiyoruz.İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. Yüreğindeki gamı. Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor.

Önce öğren sen bu dilin Noktasını. Gayesini bilmesen de. sonrası var. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . 30 Virgülünü.106 15 Kulağınla değil. 20 Yüreğini duyacaksın. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. Yüreğinle dinle. Feryadıdır iĢittiğin. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. Ġçindedir tüm arzuları. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. Arzusunun öncesi var. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için. lehçesi var.

Ney üstünde yedi sesin. Oyuk oyuk yuvaları. Hem düĢündürür. O. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri. kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine. 55 Nedir böyle? Acaba . hem düĢünür. Bu dünyanın ağrıları.107 Yüreğindeki ateĢin külünü. sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık.

. aynı değil. dünyayı gör. Ġnip çıkan geçitleri. halleri gör. Adım adım.108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. nefes nefes Dağı dolaĢ. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. yolları gör. 75 Patikaları. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne. Dağa giden patikalarda Önüne bak. dereyi gez. Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde. O ikisi aynı değil. kokusunda Nağmedeki seleri duy. hayır. Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil.

sesin ahengi. . sözü de Ģiir. Kelimelerin anlatamadığını anlatan. efsanedir. nedir? sıradan bir ses. kuru bir nefes. Belki… Fasıl bir masaldır. dünyayı gör. Söz. gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme.109 Çobanın belindeki ArĢına bak. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki. 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ. ġiir ise sözün nağmesidir. bu dünyaya sözü nedir. Bilelim. efsaneye göre arşındır. Bu sesin kendisi de Ģiir.

110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur. diĢ varken. niye ĢiĢededir 110 Devin canı?. Halk diyor ki. kol varken. niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. Niye. arzularım Gelecektir. Canavarın kandırdığı Gülecektir… . bu dilektir. BaĢ varken. Bu bekleyiĢ musibettir. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım.. Bir hasrettir? 115 El varken.

sualini.111 ġengülümün. Sözünü. 125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu. kendi kalbini ara halkın. duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde. . Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver. 130 Nağmelerini öğren. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. Hayalini. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ.

155 O. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. Kılıç sesi. Biri gözyaĢıdır. dinle neyi. 145 MenekĢenin üĢümesi. O.112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır. O. kalkan sesi. Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi. Ģanlı Ģöhretli bir müze. 150 Dinle tarı. . Biri hünerken.

Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi. Dinle ġur’u Kalbini sana açan. Kâh inliyor hazin hazin. Hem torunumun. . 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur. Dur. dur. AteĢiyle yan. DüĢün.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin. Kâh sesinde gök gürlüyor. düĢün. Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. 160 Hem dedemin yaĢındadır.

Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. Kirpiklerden yaĢ akıtır. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden. adım atma Bu bahçeye. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Bu dünyanın Ağrısını. Mahnılar ayakları. 180 Fasıllarsa baĢ sallatır. 190 Sırrını açmaz ki sana. Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. Önce öğren. Dur.114 175 Dinle onu. bu vatana Nereden.

ne söyler narin narin? Öğren. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri. Hamzaları 215 Kim yarattı. ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren. ne zaman. .115 Kim. Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der.

ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Hakk sesine Yer titredi. .48 Ağzını açıyor mağaralar. kayalara bak. 220 Gök gürledi. Tasnifleri. Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti.116 Köroğlu’nun narasına. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri.

Tabiatın ruhundadır . kıĢ bir yana.117 Kan sıçrıyor beyinlere. Her yassı taĢı. baĢ bir yana‖. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. Yürüyün meydana. yiğitlerim. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi. Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un. haydi.

265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. bu ritim. ritimleri? Bu renklerde. . Kâh yandırır. fikirlerle. Kayalardaki sertliğe bak. özlüğünü. 275 Kanadında gurur. göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri. düĢündürür. Eller süzüyor ince ince. kâh söndürür. Ayaklarsa hızlı hızlı. Tasnifleri.118 Bu ahenk. Hallerdeki hayallerle. 260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. vakar. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. Cengideki mertliğe bak.

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

Diyor:–Hayat bir kavgadır. 375 Tarasın saçını. teller ağlasın‖. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. yaĢa. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. heyecanlar. Mukaddimesidir. yaĢa. Ġn iniĢten. önsözüdür Çahargahın. Ġçerisinde sesler uçuĢur .

Diyor bize. Ne minare. TaĢ üstünde. –Teslim olmanız gerekiyor. 400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız. 410 Ne müezzin. Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz. Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye. .125 Kanat kanat. GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize.

Acele etmeyin. aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. Bestenigâr dert çeker. Derdinden aman. Yeri vardır her isteğin.126 Bu onu. O. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek. —Ne yapmalı? . Ya gelecek? –DüĢünelim. Sabır gerek. sabredin. KarĢımızdaki kansızdır. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi. 415 O bunu reddetti. tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. DüĢman çok acımasızdır.

Belindeki bağı bizden. inler.. . 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar. Ağıt yakar kızlar. 445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖. —Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr. . Dağıldılar döne döne. —Nerde bizim o gücümüz?.127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı.

Dertlerimiz kılıçla Biter bizim. 460 Günü ateĢe boyamalı. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi.128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ . Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ. Halkın sözü bir olsa. 465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık. neyler? 475 Av bizim. 470 Suyu çıkar derinden. ―Değirmenin çarkından. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze.

Tarak tarak. Kargı gerek. Cephe yaralım. Demir kızdı. Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek. kıralım. AteĢ yakmalı. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. 490 Çekiç altta. demir dövmeli. Yassılandı. Ocak yandı.129 ġimdi bize kılıç gerek. 495 Elde silah Vuralım. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. . Tar tararak. Çahargahın hisarında. 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek.

düĢmanın üstüne yürü. Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. 500 Durma. DüĢman atıldı dağlardan. bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir. hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi. DüĢman kaçıyor.130 Demir. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te. AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… . Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. eri. Hücum. Kılıca dön. isyan Çarigah. gök gürledi.

Dalgası mı katardaki 530 Dertli. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. KöĢeler gök gürletiyor. . yer titretiyor. Ġçinde bir hüzün. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. 520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah. Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah. coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı. Denizleri yerinden oynatan tufandır. Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor. 525 Bahtiyarım. sel coĢturuyor. bir zariflik gizleniyor.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. tufan Çarigah.

Ne doğumdur. ne sıcaktır. DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖. seste fikir. Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur. ard arda. gurur. DüĢman hücumuna duvar örer. TaĢta fikir. Ciddiyet. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. fikir… Ruhumuzla özgürdür. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri. Kabarmalar. çökmeler. O.132 Burçlardaki o azamet. .

Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. gayeyi gör. 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. 560 ―Bakiredir. Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen. kızdır. ben kuzgunum.133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. 570 DüĢmana diyorlar ki. YaklaĢma. kalem. . Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. ben kartalım. Kız Kalesi!50 Adına bak. görürsün‖. Tüten ocaklarmıĢ. Kalenin adındaki Manaya bak.

585 Askerimiz. 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. TaĢlardaki çukurlara dolar. düĢünceler. O duygular. Hayır. bu kaleler.134 Derhal kaçarsın. Hiddetlenen ses seli… . neler?! Bu kaleler. TaĢ türküler. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır. taĢar. kabarmalar. 580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. neler. KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki.

HERKES BĠR YUDUM… Marifet. Sen de bu odla yanıyorsan. Bakın bize ne der. cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli. Dostumsun… Kendimi görürüm sende. ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . sürekli yoklarım.135 595 Metlerin. kanacak ölçümdür fasıl. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. 605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde.

615 Soğuktan üĢüyor. . titriyor dallar. nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar. Nağmen olabilir adağım benim. Yanıyor için için. Hazan rüzgârı kesiyor otları. benim gibi sesini dinle. Nasıl kavrulur. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. ey türküm. Tarzenin parmağının altına bak. ey pirim benim. sisi mi bunları gören. 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. susuyor pınarlar. O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle. Ne olur.

Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden. tatlı hayallerim. Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi. yarpuz kokulu. Ey masal ninelerinin ninni sesi. 645 Anlat. Nağme söyle. 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin. Anlat. Sohbetine hazırım ben.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. 640 KonuĢ. Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan. düĢüncelerin . ey mukaddes tarım. 635 Ey reyhan nefesli. HoĢ arzularım. Ey mukaddes pirim. dedem fikirli.

fikirler yuvalanır. yokuĢu ıstırap dolu. Kırmızı. Sohbeti aĢikâr. Bir halkın bin yıllık ıstırapları. 665 Seslenir fasılın perdelerinde.138 Denizlerden dalgalı. semadan derin. 660 Bir kalbin değil. bu yollara yalnız baĢ koyduk. Biz ki. beĢ yüz yıl. 655 Her halin tarihî Yüz yıl. Bir halkın tarihi Tarihin yolu. ĠniĢi. bir arzu. biriz. bir gayede. . KöĢeler rengârenk: YeĢil. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller. Sarı… Orada sayfalanır. Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. Biz ki.

CoĢar. hayır. 675 Hayır. Fasılın her köĢesi sırlı. Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek.. Birden değiĢtirir yatağını. Sonra kükrer adeta. Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya. gizemli Yola benzer. Herkes kendi kalbini bulur fasılda. Önce yemyeĢil ovalarda gezer. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. . Notaya dökerlerdi onu nağme gibi. taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını. Yola çıkmadan bilmez yolunu.

Her fasıl çalanın. Evet.. zirvedir. Mensur. Görünmüyor göze Perdede. O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar. o.. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. Zabul üstüne inletir tarı. usul usul fısıltısı. 705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır. örtüde çırpınan yürek. O zirvede Ayağından yer kayar sanki. . —Nasıl dumanlısın. 695 Bamı düzlüktür. zili zirvedir.

Ey pirim benim.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. Bin sözden güçlüdür. 730 Gizlidir sözü nağmenin. Bilmiyorum. Arzuların gizlidir. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Ey türküm. ancak inler 725 KonuĢur. görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde. Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Gür sesindeki derinliklere. . Hayalin gözüyle iĢitir. Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ. bir halin senin. Ey tarım. yeĢil midir.

bir an için bakalım göklere. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım. Kim bilebilir ki. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. Bulutlar karıĢır. Tıpkısının aynıdır. . Hayır. Gök de. Her sesin. Nağmen olabilir adağım benim. Yanarak gürül gürül. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. Herkesin gözüne farklı görünür. 750 Bulutlar döner. Sözümde olsaydı sesinin gücü. Akarak Ģırıl Ģırıl. Gelin. Herkes her köĢeyi yorar bir yere. her halin ayrı rengi var. O da sönüktür nağmelerinden.142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben.

benim ahım. Doğrudur elbet. Ben de hakikatim. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. Ġnan gördüğüne. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım. 770 GoĢgar’ın. sen de. Kepez’in. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. . Sen kimseden alınmadın. Benim kederim. Benim dağlarımdır senin membaın. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir.143 755 Bulut da. Benim gördüğümü göremesen de. fakat. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. Orta segâhım.

144 Bende doğup bende olmuĢsun. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım. Güzel maniler.52 Derdimsin. Azerbaycan Edebiyatı. Tarda büyük yenilikler yapmıştır. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı. 52 19. canımı. 18. sen al. 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı. kederimsin. 2. ovaya ulaĢtı. çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı. Hüzünlü bayatılar. Daha fazla bilgi için bkz.” 53 .yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Anamın ak sütü gibi helalimsin.yüzyıl müzisyenlerinden biridir. 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. sen al. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.c.

Sonu inleyiĢ. BaĢı çılgınlık. Sızıdır mayası. . Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. 795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh. Kâh düğümlenir. baĢından gelip geçeni. Vagif’in yüreğini kanatan. ġikâyet süsü.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin. bir arzunun. bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. 805 Gönül hıçkırığı. Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim. yürek haykırıĢı. 810 Arzuları kâh açılır. Bazen isyan eder. Bazen için için inler. Gizli dertleriyle yakar içini. Anlatır.

Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine. sonunda kül oldum. bülbül oldum… . 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. yan aktı. ona dil döker: Aras geldi. 825 Yandım. Okudum. Dibinden bin can aktı. Azizim gül oldum.146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. Dil bilmez bir kuĢ idim. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı.

Kazancı ıstırap. göçü hatıra. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. Ovada kestiler. özü hatıra. hangi günahın. dağlar aĢmıĢım. diyor. dağda bitmiĢim. âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim. AteĢi ıstırap. .147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. Kendi diliyle anlatır kederini. Bamında da zilinde de. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? . Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. benim anbean. diyor. ―neyleyim?‖.

Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. Suç bende mi. gözleri doldu. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz. dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar. kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu. buza neyleyim. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. Büyük arzulara dünya bir kafes. 855 Gördü ki. sözüm bilinmez. Dedi:– Bu da geçer. Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. . Neyleyeyim.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım. pınara neyleyim? Anlattı. yaz günü yanımda. Derdiyle. Sesim suyu alevlendirir. artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. ateĢ bana arkadaĢ.

875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. hükmediyor. Sen benim gözyaĢım ol. ağla Segâh. Ne diyor gönlümü oymakla. Ne diyorsun. her zili ateĢ. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi. .149 Bir yanı gündüzdür. her bamı gam. sen kendi gözünle Geceyi gece gör. helalim. bir yanı gece. Kalbe ateĢ çalıyor. Ey yüreğim. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. Her perdesi ah. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı. Anamın ak sütü gibi helalimsin. çağla Segâh. gündüzü gündüz. yürek ateĢi. çağla Segâh. can yanmasıdır. oyulmakla Segâh? Böyle.

bu sevdayı kınar. Anlatır. Anlatır. . Rast. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi. 895 Temkinle. anlatır tek tek. ağla Segâh‖. bir asrın yarasını.150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. usulca. yavaĢça. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ. 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. onun babası… Nasihat eder. Rast. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. Segâh. derin düĢünce. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. hikmetli bir akıl. Anlatır.

900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. . bir aĢkın. Segâh.151 Segâh. rast tedbirlidir. dostça uyarısıdır. feryat eder. Yüz ölçer. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. metanetli. Rast. Gurulu. sabırlıdır. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. 905 Derin düĢünür. öğüdü. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek. Sosyal deniz gibi dalgalıdır o. isteklerden yangın çıkar. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. kemale Erip kendini bulmasıdır. DüĢünceler. bir biçer.

152 915 Rast. bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla. pınarlarını. genç değil. Yerleri. Uykusundan uyandıran dağları. Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı. kimdir? . Kemale ermiĢ. Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla. Mevsimlerin kuĢlarını. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman.

dönen nedir? Ay nedir. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan.153 Hükmüyle. canlı örnekler verir zaman zaman. Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast. bir yandan kurutur. Âkil anlatır. oyuncak gibi. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi. son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi. UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. Dünyayı oynatır. Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast. güneĢ nedir? Ġlk nedir. güneĢ nedir? Ġlk nedir. Kendi etrafında döner. . döner. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur.

965 Kaburgası kalın avcı. Kaçtı. usulca söyler.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. Bilmiyordu ki. Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast. ah ateĢi sözün rengine girmez. serhattidir Rast. Ey Bahtiyar. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. niyetleridir Rast. Zalim avcı. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı. Ġnsanların ilk arzusu. Kendi derdini haykırmaz o. . 960 ÇeĢme baĢından su içmeye. Lakin ıstırabın son demi. biraz uzaklaĢtı.

985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. Gül üĢüdü. Ve dön. 980 Tüfeğini omzuna al. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. Bu dehĢete otlar titredi. Avcı. senin kolun kırıla.155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. Dile düĢtü: . baktı masum masum. Bir bak buraya. Melül melül. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. Döndü. Kaçamadı… Durdu.

Yağmuru da ak getirir. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. kalırız biz. YAĞMUR Ak yel eser.156 ―Aman avcı. yaralıyım‖. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın . Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel. Küme küme. 995 Ak bulutlar. Ak yel eser. TaĢ olur. Tel tel eser. vurma beni. ak ak gül bitirir. Ben bu dağın ceylanıyım. 990 Yaralıyım. YAĞ.

Gir mağara. yağ. Oğlan kaçar. yağmurum. 1015 Dağ ağara. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. Bu yağmurun. Yüz ıslanır. 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları. Kız ıslanır. Yüreğinin yangınına Dağın. yağara. taĢ ağara.157 Ġliğine Damar. Yağ yağmur. taĢın. Ak bulutun düğün günü. Dalından kopup düĢen Ham erikler. . damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. Tut ucundan göğe çık. ―Yağ. göz ıslanır.

sel coĢar.158 Arklar taĢar. 1035 Sular. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. derelere… Gökyüzü tutulur. bu nedir? Bu nedir? . Bir tarafı açılır. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi. Derler ki. 1040 Arzumuzun. seller çağıldayan Uzun uzun derelere. Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları. Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. GüneĢ çıkar.

159 Bu da baĢka bir türküdür. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları. Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. Sesler o kadar engindir ki. 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar. . Kitap gibi okunur o. O. yüreğin kâh hüznü. göğün. Yaprak yaprak.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

Hayır. fikrimizin . Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. Tamam diyebilseydi söz.165 Hayır. kahkahalar. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. Feryat da. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. türküler yaratılamazdı. söz değil. Sözden önce ses gelir. Belki insan Sevincini. Gönül sesi gönül deler. Kalbimizden geçenleri. Kahkaha da. sestir âhı. Nağmelerdir Sözümüzün. kederini Nağmelerle söylemezdi. 1180 Nağmelerdir ilk dilimiz.

Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl.166 BaĢlangıcı. yürek ağrısı. . 1190 Onun her köĢesi bir hatıra. O. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. canlı bir kitap. gözyaĢları. ―Salı yaktı‖ fasıl. Kaç kastın önüne geçti. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. son verdi fasıl. utandırdı vicdanı fasıl. 1195 Uyutup hafızayı. bir avuç bulut. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. ―Kuru âhıyla kuruttu‖.

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

Efsanenin tamamı için bkz. g. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını. nağmenin en etkili kısmı.c. 2. . a. c. sf.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. bazen de müstakil olarak çalınan parça. g. g.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur. den yapılan nefesli müzik aleti. g. tek+düm. e. www. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır. Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir. a. 1994.) 70 Tütek: Kamıştan vs. tek. g. e. sf. 1790). . yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. 1998. e. Bakü.Baskı. e. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra.(Türkçe Sözlük. sf. MEB. Köşe: Melodinin.” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz. bkz. tek+düm.(Seyfettin Altaylı. TDK Yayınları. e.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. tek. 2. Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim. e.c.c.net.“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır. Nahçıvan Folkloru. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür. e. e. Ankara. Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura. gözlerden yaĢ akıtır. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır.582. g.994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. tek+düm. (Seyfettin Altaylı. a. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Tabii mertebesi 10/8’dir. Efsanenin tamamı için bkz. 1. a. g. sf. (a. ġair. Daha fazla bilgi için bkz.azadtribun. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda. a. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. 73 18. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. 1. (Seyfettin Altaylı. neleri bulabileceğimizden bahseder. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. sf. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. g. a. 9. düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister. İstanbul. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik.1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. a.

Dügâh perdesinde kara verir. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. sevgililerin dudaklarında bulur onu. Büyük derdin büyük vakarı olur. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. dans ederler Arazbar’da81. Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı. ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. sf. tasnifleri79. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. aniden akla düĢen eski bir macera. TDK Yayınları. . Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur. bazen güldürür. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre. c. 1979. ninelerin dokuduğu halılarda. savaĢ halinde olan bulutlar. baĢ bir yana ayrılır. sf. budaklanırlar sağa sola. hikmet dolu bir ârifin aĢkı. Ankara. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını. (M. (Türkçe Sözlük. Dağ baĢındaki ceylanda. Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü. çekildiği takdirde leĢ bir yana. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. bazen yandırır.102). Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. gamı büyüktür. buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. ritimleri. ġair. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. ġurun da derdi. Acaba fasılların ilk renkleri 78. 1. Ekrem Karadeniz. Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder. Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. 128). Bir yandan tepelerden düze inen sular. bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a.173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir.

sf. e. g. Azerbaycan Edebiyatı. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar. sf. Farklı farklı fikirler öne sürülür. Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu.385” 85 Bayatı: 1.g . 1. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir.105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir. Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. geraylıların86. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu. Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. 87 Şiirin tamamı için bkz. bayatıların85. çoğunlukla 1.c. insanların yanı sıra suların. a. İstanbul. e. Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler. c. ġikâyettir dillendirdiği. (Seyfettin Altaylı. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü.1284). ve 4.1. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla. Mısralar ise serbest olur. ―Ne yapmalı.e. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar. s. a. (Seyfettin Altaylı. 1. g. (Seyfettin Altaylı. tufanlar oluĢturur.f. gelinler. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam. Azerbaycan Edebiyatı.174 minik bir nükteyle Ģair. tiz. 2. 2. sf. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. sf. çekilen derdi. mani. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü.395. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi.1088). ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur). sf. e. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir. bir savaĢ olduğunu anlatır bize. a.495) . Hayatın bir kavga. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. Mısralar aynı kafiyede 3. Bestenigârla ağıt yakar kızlar. (Seyfettin Altaylı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.” . yaĢanmalıdır Ģaire göre. c. Huzur.1. Araya bestenigâr girer. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. Bu bölüme. a. g.c.

) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır. g. a. Göğü gürletir. Burçlardaki azamet. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir. seli coĢturur.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir. c. Nahçıvan Folkloru. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler. sf. sf. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır.2. ardından mihenk taĢı ilan eder onu. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî. ġair. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. e. (Ferit Devellioğlu. si koma. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur. Kanacak ölçü olarak niteler önce. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta. (Seyfettin Altaylı. taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. Medlerin. düĢünceler. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. sûz. yeri titretir. ” . Efsanenin tamamı için bkz. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. Bakü. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir.853. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar. a. Hücuma davet vardır bu seslerde. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. Erenler de Ģereflendirir mekânı. ―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm. g. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. Kalelerdeki oymalar. re bekar. e. sesteki diziler gibi. 1994. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair. Hüseynî için sol bekar. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer. Mahremdir elleri düĢmanın. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir. gökyüzü gürler. denizde tufanlar oluĢturur. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı. Attıkları narayla yer titrer. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde.

Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. sf. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. a. “Yavuz Akpınar. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir. 1998) . Verilecek adağı da kendi belirler. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. e. g. onunla konuĢmasını ister. 1. g. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. Fuzûlî. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan. a. Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. Dökülen yapraklar. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. sf. 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. Bilindiği üzere tiz sesi ince.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini. Bir milletin tarih yoludur.19. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir. (Türkçe Sözlük. Bamı düzlüktür. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini. hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar. Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. türküden adak ister. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar.9. e. 214. bir milletin bin yıllık ıstırapları. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir. çıkardığı alev yangındır adeta. ArkadaĢlarını. keskin bir sestir. sf. zili zirve. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. (Ş. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır. neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz.Şeref Çakar. Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. susayan pınarlar. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder.25. ancak makam durakta karar verir. semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. Bası. soğuktan titreyen dallar. Kerem’i Aslı’dan. dağlar yürekleri. ġair. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki. Ankara. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları. kötüsünü ayırt eder. c. TDK Yayınları. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa. Bu nedenle zirvedir.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil.

Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. . Fasıl öyle bir Ģeydir ki. www. Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir. Mensur. ġair bu güce o kadar özenir ki. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. sf. güçlüsü-üçüncü derecesi olan. Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Ancak lal olan bu seslerin kudreti. Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. nevâ. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre. e. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır. a. g. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder.177 yerden. Hayalin gözüyle iĢitilir. hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair. Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor). segah. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. nota içerisinde kullanılır.news. ve tiz segâh. Durağı segâh. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak. görülür bu âlemde. (Şu halde.com. Hüzünlü bayatılar. www. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır.şöyledir. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde. Aslında çıkan sesler laldir. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. geçtiği yollara iz bırakırken. arzular gizlidir. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95. ġair. sünbüle. gerdâniye.9sekiz. çargah. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da.az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri. (Ferit Devellioğlu. evic. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir.azerbaijan. dik hisar.nevâ (re) perdeleridir. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır. ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler. Ġstekler.

e. Segâh’ın her köĢesi ah.c. 2. “Yavuz Akpınar. Bamıyla. Sözünün anlaĢılamamasından. yürek ateĢi. Dolayları gam. e. Ninelerin. ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır. diline vurulan bağdan yakınır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. e. Ancak o kadar acı duyar ki.” 98 17. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. Aras’tır. Bu bölümün son mısralarında. Azerbaycan Edebiyatı. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla. Vagıf. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir. can yanmasıdır o. Dayanamaz derdinin yüküne. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. Sonra bayatı söyler. sf. ovaya ulaĢır. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye. süsü Ģikâyettir.c. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. Dinleyenlerin yüreğini oyar.32 ” . mayası sızı. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. nefesimle karlar erittim. g. Daha fazla bilgi için bkz. g. 2. Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh. 97 18. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o.178 dağlarda kök salar. her bamı gam. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar. yüzyılın ikinci yarısı ile 19.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. g. Sanki ağla diye emreder kalbe. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını. her zili ateĢtir. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. Söylediği bayatı da canları yakar. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini. yalvarır diliyle açılması için. Onları teselliye koyulur ardından. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri. Çünkü konusu vatandır.― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. a. ağla‖ diye. a. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Daha fazla bilgi için bkz.” 100 18. dağda bittim. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Gönül hıçkırığı. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan. bazen inler için için.c. a. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler. Bazen isyan eder. Daha fazla bilgi için bkz. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. Kendi eliyle yaptığı düğüme. Ziliyle sorgular ―Dereleri. 2. Dilgem’in97 dilinde dillenir.

Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. Âkilin hikmetli nasihatleri. ömür. Makam çıkıcıdır. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. . bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. Bir asrın yarasını. Aşk. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. Rast. rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. gözyaĢlarından boĢalan. gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. çargâh. e. nevâ. ġair bu benzetmeyle. dağları. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. 4 numaralı basit makam olan rast. a. kuĢları. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. segâh. Makam çıkıcı olarak seyreder. metanetli. Makam. ilkin sonun ne olduğunu sorar. rast. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). tarihi anlatan eski rivayetler. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. ağlayan bir yürektir. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. anlatmak istediklerine geçer Ģair. (Ferit Devellioğlu. sf. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. hüseynî.179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. ölüm. bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. Rast da ona nasihat eden babası. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. en eski ve esas makamlardandır. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. g. ġair. Ay’ın GüneĢ’in. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. yerleri. dügâh. gururludur. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast. Hayat. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. evic ve gerdâniyye. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için). Rast en çok kullanılmış makamlardandır. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. garâm.

Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur. a. avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. Güçlüler. hüseynî.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. sf. Umumiyetle inicidir. segâh. e. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî. 1123) 103 Dilkeşde: A. gerdâniye. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir. a. Ceylan yaralanır. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. Ankara. www. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir. usulca fısıldar. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair.com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur. (Ferit Devellioğlu. www. Derdini haykırmaz o.turkudostlari. ġair. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner. ġair. Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. g.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. Bu makam. sf. Buna rağmen ıstırabın son demi. e. nevâ. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar. ġair. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur.net . dügâh. g. (Ferit Devellioğlu. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. ―Yağ. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. Yağmur‖ bölümünde Ģair. çargâh. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır. muhayyer. acem. bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi. 187). A.turkcesarkisozleri. kaçamaz. serhattidir.

Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden. Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. kuzulardan söz açılır. Bazen sesler. Kesilir yağmur. ne de güler. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. . Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte.1. TDK. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. c. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. g. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler. Ehliman Ahundov. sayaçılara. 20). 2. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. sf. e. Ankara.108 Bu sayaçılar arsında Ģair. Yayınları. biter yerin göğün kavgası. (Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı. Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. Baskı. a. sf.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. ―TaĢ yürekleri yumuĢatan. e. sf. ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara. salıp kızıl saçlarını elini. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler. g. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. kayalardan gelen su sesleri. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur. 16. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır. Sevinç bizi güldürse. a. Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki. 1994. Son mısralara geldiğinde Ģair.

. bir avuç bulut‖. ġair. fasılın vasıflarından bazılarıdır.182 ocağına su serpen. kötü olaylara engel olan. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. gözyaĢları. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. yürek ağrısı. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister.

çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov. Edebiyat Teorisi. René Wellek.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. üstelik önemli bir parçası olacaktır. ĠĢte üslûp. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla. 110 Austin Warren. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. Aralık 2005. Burada yöntem zıtlıklara dayanır. O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür. 154. burada imgesel ayrıntı ve usuller. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının.f. sf.110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır. İstanbul. İzmir. çok sayıda nesnel. Çeviren: Yılmaz Onay.451. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. . s. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir. Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir. 2005. Evrensel Basım Yayın. Akademi Kitabevi. Edebiyat Bilimi. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz.

S.f. Vahabzâde. 1997. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu.‖ der.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir. Güz. Ağayeva. ―Cümle‖. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir. e. Demircizâde edebî üslup için canlılık. g.42. Ercilasun. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur. ―Zamirler‖. seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir. 113 a. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. O. s. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor.f. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına.184 Hazinesi‖. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek. 454. toprağa can veren sihirli kelimeleri. Akçağ Yayınları. s. yorumunda bulunulabilir. ―Ġsim Tamlamaları‖. ―Ġsimler‖. Çeviren: Yılmaz Onay. .111 Vahabzâde. ―Sıfat Tamlamaları‖. Baskı. e. 442. ―Tekrarlar‖. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. g. s. 114 Genndiy Pospelov. Ankara. teknik harikalara.f. Vezin. Saat. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır. a. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. ―Zarflar‖. s. ―Ritim.f.451. 1997. B. 112 Onun taĢa. 111 İ. ―Sıfatlar‖. 2. Sayı: 4. 112 A. yalnız tabiattaki varlıkların değil.‖ E. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir. uçak. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder. suretli dildir: Bu üslupta Ģekli.

hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. Ancak Ģair. a. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. 178. Çolpan’ın Şiirleri. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. g. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları. .1. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. kelime sadece sözlük anlamını değil. sf. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. bu makamları tabiat olaylarıyla. 1994. sf. Ankara. Austin Warren. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta.185 4. kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır. 149.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel.‖ 115 ―ġiirde anlam. düĢünce ve ruh dünyası. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. bağlamla yakından ilgilidir. Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar. KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. ġairin duygu. e. 116 René Wellek.

Pırıl-pırıl säsläri gör. düĢme.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir. ―räng‖ kelimesi. Günlük hayattaki ―gürültü. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur. yer yer yan anlamlılık. . Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık.

Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin. s. S. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür. a. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına. Ağayeva. . Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19. sf. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. Gah inläyir häzin-häzin. 118 İ. birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. d. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte. doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir. Kullanılan 117 Rasim Özyürek. yüzyıl edebiyatında görülmektedir.43. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir. g. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez.54.f. Gah säsindä göy gurlayır. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil.117 Dolayısıyla Ģair. onda.

tiz. färman.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. perde räng. Säs dä var ki. ġur. geraylı. Ģiir. muğam. ġe’r–sözün näğmäsidir. Cängi. elçi. nağme. hücum. ġala. ox. bam teli. tarix. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. Bunun yanı sıra az . säfär. tütäk. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. rävayät. guĢä. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. Segâh. döyüĢ. türkü. ġuru näfäs. ġalxan. ġalxan. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. dövr. Çargâh. tar. yurt. layla. tarzän. yâd ölkä. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. yadelli. Rast. nizä. düĢman. Zengule. hasar. türkü. säs. lähcä. Arazbarı. bayatı. sayaçı. hekayät. ġikeste. Elä säsin özü Ģe’r. cäbhä. ritm. sim. at. nağıl. roman. vuruĢ. ney. UĢĢak. mahnı. savaĢmak. vätän. Mensuriyye. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. söz. Tüfäng. tarix. ġılınc. cäbhä. Söz var. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. sözü Ģe’r. täsnif. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. güllä. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. zil. sığnaġ. mizrab. nota. kelime. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. dil.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. DilkäĢdä. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. ġorucu. nöġtä. Bestenigâr. AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir.

―ġengülüm. minarä. 4. Ġırat. Koroğlu. Kür. rivayet. Bayandur. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir. . Fatma nänä. ġüngülüm‖. Dilġäm. Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır.1. Molla Cuma. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler. Fikrät. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4. Äsli.1.2.2. Mänsur. Ġoç Näbi. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır. Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane.189 olmakla beraber ―moizä. Vaġif. müäzzin. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Leyli. Sadıxcan. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar. . Sarı AĢıġ.1. Käräm. Ancak bu isimler.2.‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır.‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. 4. Xançoban. ―Araz. Ġäys. Hämzä. Misri. ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler.

bulaġ. ay. meĢä. ana. reyhan. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4. daĢ.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4.2. bulud. AbĢeron. bala. günäĢ.2. dil. zoğal.2.1. uĢaġ. payaz. mänzärä. Ġız ġalası Bakı.2. çiçäk. çöl. ġarġ. tufan.190 Äsgäran. beyin. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ. ġaratoyuġ. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän.2. sazaġ. süd. ġara yel. Käpäz. ayaġ. torpağ.2. Novruz.5. ĠoĢġar. tälatüm. yay. ġuzu.2. ay. ġıĢ.1. Ģahin.1. boran. Çaldıran. çiyin. yer. Varlıkların Niteliklerine Göre. ot.2. sel. ġaya. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. säma.2. täbiät. ġartal. göl. biçin. bağ. Ģaxta.1. äkin. göyercin. ağız.1. cahan. ġatığı. barmaġ.2. yarpaġ. 4. göy ġurĢağı. ġıĢ. fäsil.2. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri.2.1.‖ 4. yaylaġ. yarpız. ġuzğun. dil. düz. bülbül. çayır.‖ 4.3.‖ 4. növä. su. kirpik. üz. boran. yel. bel. oğul. durna.4.2. . ġırġovul.‖ 4. baĢ. äl. dağ. därya. maral. Ġarabağ. göz. diĢ. dodaġ. gün.1. ġar. günäĢ. sahil. ağac. täpä. yaz. gül. yağıĢ.1. döĢ. ġah dağ. ġol. därä. budağ.2. meĢä. göy. ġırġavul.2. mağara. zirvä. alça.‖ 4. çolpa. dalğa. sis. ġaĢ.2. ġaraġuĢ.2. ġoyun. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. cığır. bahar. bänövĢä. küläk. saç.

häyat. Novruz. gül. acı. meĢä. häsrät. cığır. ġuĢ. boran. . fäsil. bir halk ozanının. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. bulud. torpağ.3. yarpız. xäyal. ot. mälal. 4. zoğal. sel. yel. häzin. sis. täxäyyül. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. sinä. ġıĢ. tufan. yer. sevgi. täbiät. bir aksakalın derdini dillendiriverirler. bänövĢä.‖ 4. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir. yarpaġ. Ģaxta. günäĢ. meĢä. budağ. äkin. ġälb. mänzärä. ġorxu. reyhan. ay. göl. sazaġ. bulaġ. eĢġ. yay. duyğu. can. gün. payaz. Bununla da kalmazlar. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. çiçäk. ġırġavul. düz. bahar. Ģäräf.3.2.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps. zaman. ġäm. vuġar. säbir. su. ağac.2. ağıl. boran. dağ. ölüm. ġarġ. yaz. tässüf. çöl. sir. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. zirvä. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. sahil. ġar. därya. sevda. ġäflät. biçin. ömür. ġaya. göy ġurĢağı. täpä. ġürür. hikmät. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır. därt. xatirä. küläk. dalğa. tälatüm.2. daĢ. bağ. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir. günäĢ. göy. yaylaġ. ġara yel. ay. ġıĢ. yağıĢ. ağrı. döĢ. çayır.2. säma. cahan.1. därä.2. bir vatanseverin. mağara. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir. Varlıkların Sayılarına Göre: 4.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

4. yüz il.2.‖ 4. bu därd. bir äsr. o bulud. bu maġam. bu dilek. bu sevda. bu duyğular fıĢġırtısı.2.2. o tarix.4. ġatığı üzlü ġoyun. o nalä. . Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4. bu arzu. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir. bu çämän. narıĢ ġoyun. o tellär. kinli üräklär.2. bu ġäza. o säs. min ġälb. bu gözläm. min söz. ĢiĢ ġayalar. bu dağlar. o oymalar. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir. ilk täsnifläri. bir üz.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bu çärxi-fäläk. o birisi. bir ġälb. bu dağ. bir daĢ. bu bäla.4. o yarmalar. üç alma. o duyğular. bu ġalalar. bir mäcra.2. bu ocaġ. Örnekler: ―Ġlk bayatı. nazlı ġoyun. ġırġovul gözlü ġoyun. äfsanävi nänämiz.4. bu ränglär. beĢ yüz il. bu ağ yağıĢ. Belirtme Sıfatları: 4. o zirvälik. bu zaman. bir fäsil. kiçik-kiçik arxlar. bu yollar. däli ġoyun. tämiz ayna. o batıġlar.2. bu incälik. bu näğmälik. o ġuĢcuğaz. belä bir axın. özgä bir näğmä. ġızıl bürkü. ġüssäli halar. o täräf. älvan-älvan halar. iki ġälb. o zaman. bu nağıl. geniĢ ġollar. bu säs. bu ġartallar mäskäni.2. o mächul dil. bu dünya. ġırıġ hönkürtü. ilk rängläri. min cümlä. o çaräsiz yalvarıĢ. min-min fikir. bu ġalalar. bu zaman. bu diyar. bir xalġ. ilk ritmläri‖ dir. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs.‖ 4. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä. daĢ üräklär. min can. o köhnä Bakı.197 yer. bu märdlik. kürü ah.2. o fikirlär. bu hikmät çämäni. o dar çärçivä. min il. bu od.‖ 4. bir yatak. bir çäçäk. färähli halar.2. o ağlar säs. ġızıl saçlar. o särtlik. bu uyarlıġ.4. bu dähĢätli macära. o ġuĢ. o äzämät. bu dil. bir ġarıĢ. böyük mätläb.1. azad ġuĢ. yünü bir ġarıĢ ġoyun. o mähäk daĢı.

här säs. bir sirdaĢ. här ġaya. bir ağsaġġal. här yolcu.5.4.2.3. bir näğmä. bir ġärib. här ġapı. neçä räng. bir xatirä. bir anlıġ. bircä hönkürtü.2. här mätläb. här vaxt. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir. bir ġäfäs. bir arif. bir axı. bircä borc. neçä ġäsd. här muğam deyän.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır.198 4. ―hansı‖. här kälmä. bir muğam. här xalı. bir anlıġ. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. bir arzu. bir täräf.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bir aġil. neçä kärä. 4. här istäk. bir arzu. bir vahid. här muğam çalan. bir göyercin. bir aläm. bir od.2. Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ. bir dövr.‖ 4. bu oyun. bir vuruĢ. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖. bir kam. bircä ġarıĢ. bir äfsanä. bir vähdät. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. här zili. bir häzinlik. ZARFLAR Vahabzâde. bir gözläyiĢ.2.4.4. bir canlı kitab. bir çängä bulud. här dinläyän. bir xal. 4. här bämi.2. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin . här yer.4. bir xalġ. här guĢäsi.4. här guĢäsi. här ikisi. här sal daĢ. bir himä. här pärdäsi. bir dünya. bir ġarğı. bir vuruĢ. Eser. bir ġala. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir.3. nä ġädär yollar. bir xäfiflik. bir nağıl. ―Nä nalädir. bir räng. hansı küläk. här pärdä. bir ähvalat. här zängüläsi.‖ 4.2. bir Müxalif güĢäsi. bir häsrät. bir can sirdaĢı.4.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. bir päncärä. neçä cäbhä.

hanı neçä. bir cür ġät edmäk. elä yağmaġ. budaġlandı sola sağa.‖ 4. Ģır-Ģır axmaġ. vätän sarı baxanda. nä vaxt. ävvälcä. yenidän taratmaġ.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker. bir yana. ahästäcä söylämäk.‖ 4. coĢa coĢa enib ġalxmaġ. Zaman Zarfları: ―Ävväl. anbaan däyiĢmäk. Yer Zarfları: ―Burdan gälir. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. nädän ötrü. nä zaman. aĢikar ağlamaġ.‖ 4. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ. el-obanı yan axdı. necä. toz-toz olmaġ. ilk däfä. çox ġısaltmaġ. bir az aralanmaġ. ġanad-ġanad uçmaġ. ġar-ġar axmaġ.5. bu gün. yaza-yaza gälib çatmaġ. gizlicä yanmaġ. därin düĢünmäk. yazıġ-yazıġ baxmaġ.‖ .‖ 4. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar. ahästäcä deymäk. belä almaġ. burada oxu. hämiĢä. çoxdan. mälül-mälül baxmaġ. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. birdän däyiĢdirmäk. narın-narın danıĢmaġ. dünän. tel-tel äsmäk. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair. çox yoxsul olmaġ. härdän. axır. häzin-häzin inlämäk. birdän yada düĢmek. belä dolmaġ. varaġ-varaġ oxunmaġ. asta-asta söhbät açmaġ.5. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk.4. ahästäcä ġandımaġ.1. tez-tez däyiĢdirmäk.5.3.5.5. dönä-dönä dağılmaġ. täz açılmaġ. düzgün bölämämäk. täktäk danıĢmaġ. belä elä incä-incä süzmäk.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ. tämkinlä danıĢmaġ. axı. häzin-häzin näğmä oxumaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ.5.2. ora bax. niyä. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. bir gün. hardan. aramla danıĢmaġ. bä’zän. axın axın çäkilmäk.

soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir. ġüngülümün ġanı. Bunlardan biri de alıntıdır.1. säsin özü. (Ġnsanların ilk arzusu. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. Ġız ġalası gibi. 4. ġırġavulun döĢü. ġayaların ġabağı.) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları. dünyanın acıları. suyun säsläri.6. dağların çiçäyi. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır. çiçäklärin öz ätri. dünyanın iĢläri. dilin bergülü. onun sözü. därälärin çiçäyi. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir.6. tarın kök . canavarın aldatdığı. Orta segâh. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. onun ġesdi. Hasar pärdäsi. çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı. Zoğal çubuğu.200 4. sözün näğmäsi. dünyanın ağrıları. sığırçının beli. säsin Ģe’riyyäti. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır. dilin nöġtäsi. tutar säsi. ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. här yerin çiçäyi. säsin sözü. çiçäklärin öz rängi. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır. bir arzunun can säsi. divin canı. mätläbinin ävväli. ötänlärin därdläri. mätläbin öz säsi.

müdrik bir üräyin düĢüncäläri. bir çırpıntının hıçġırıġları. insanın ädalätli Ģikayätläri. ġälbin häsräti. bänövĢänin üĢümäsi. elin sözü Çahargahın hasarı. belinin bağı. Koroğlunun nä’räsi. bizim . sänin xäyalları. ädalätin Ģärbäti. äzabın son dämi. ağsaġġalın danlağı. üräyin säs ġırıġları. göyün tağı. sänin düĢüncälärin. bir istäyin dalı. eĢġin dalı. vaxtın öz budaġları. därdimin yükü. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. muğamın pärdäläri. mänim öz därdim. yadellinin ġabağı. tellärin näğmäsi. insanların ilk niyyätläri. xalıların xanasın. näğmälärin itsisi. yumruğumun läzzäti. dinläyänlärin baĢı. ĠoĢġarın bağrı. Käpäzin bağrı. anamın südü. Dilġämin dili. üräyinin telläri. mänim dağlarım. göyün tämiz aynası. dünyanın o dar çärçiväsi. macärasının sonu. xalġın min illik iztirabları. babamın yaĢı. päri ġızının macärası. Ġarabağın çölläri. taläyin bu ġäzası.201 simi. Ulu ġah dağın bağrı. üräyinin telläri. babaların märamı. ağzın içi. ayağın altı. Çahargahın pärdäläri. ġalasının adı. mänim öz ahım. insanların ilk arzusu. ağsaġġalın öyüdü. häränin gözü. sänin ġaynağın. batıġların sinäsi. muğamın pärdäläri. yadellinin hücumu. onun atası. aġilin hikmätli näsihätläri. çiçäklärin äksi. dağın sisi. payazın sazağı. ata-babaların Ģäräfi. çıxıġların sinäsi. Azärbaycan maralı‖nın gözü. ġikästänin zil guĢäsi. növämin yaĢı. här guĢäsi. AbĢeronun ġalaları. nänämin dili. bir xalġın tarixi. Vaġifin gönlü. ağacların budağı. onun näğmäsinä. Sarı AĢığın sevgi dastanı. Koroğlunun däliläri. sänin ġolun. tarixin bir dövrü. tässüfün kölgäsi. dağın barı. eĢġin hikmätläri. arifin hikmät dolu eĢġi. dağların sinäsi. göy gölümün läpäsi. vaxtın öz ġuĢu. onun här pärdäsi. Bayandurun däliläri. Nağıl nänälärin laylay säsi. dağın dumanı. ġalaların sinäsi. ulu babaların kamal häznäsi. fikrin yolları. torpağın iliyi. täbiätin özü. xalġın ruhu. könlümüzün öz sözü. üräyin färähli halları. tarixin yolu. xäyalın gözü. divin tilsimi. säsinin gücü. bir arzunun hıçġırıġları. göyün ġovğası. günäĢin baĢı. yadellinin baĢı. äsrin atäĢi. mänim öz mälalım. täbiätin öz äli. fikrin mänzilläri. mänim gördüyüm. dağın ġarı. täbiätin ruhu. däyirmanın päri. mänim çäkdiklärim. taläyin ibrätli hekayätläri. öz ġälbinin päncäräsi. ġayaların ġabağı. mänim öz amanım. ämälin öz bahası. xalġın ġälbi. üräyinin tanğısı. märd kiĢinin Ġıratı. macärasının ilkini. äränlärin nä’räsi. üräyin ġüssäli halları. äzabın särhädläri. ġıĢın savaĢı. yerin ġovğası. arifin hikmät dolu söz-söhbäti.

ah säsi. öz älläri. öz äli. vätän häsräti. iç hönkürtüsü. kol dibi. toy günü. çolpaların naläsi. tarix boyu. öz sorğusu. öz Ģe’ri. fikrimizin ibtidası. öz axıĢı. meydan üstü. ġar uçġunu. Zabul segahım. bizim muğam däryamız. suların säsi. cehiz ağı.‖ . öz säsi. ġälbimizin färyadı. säs düzümü. çaxmaġ daĢı. çarıġ bağı. könül säsi. sözün özü. ġäzäb tonġalı. ilk dilimiz. dağ gülü. sänät bahadırı. Orta segahım. ney üstü. ġäflät yuxusu.6. daĢ säsi. ġäm düyünü. daĢ üstü. durna ġatarı. säs müzäyi. öz ruhu. mähäk daĢı. haġġ säsi. Zabul segahın mayäsi. söz çälängi. söz rängi. ön sözü. düĢmän üstä. laylay säsi. naxıĢ läpäläri. Müxalif güĢäsi. sözümüzün ibtidası. dağ baĢı. näğmälärin ävväli. ġälb atäĢi. dağlar baĢı. can säsi. öz mäcrası. ağıl mülkü. yer üstü. döyüĢ säsi. öz sözü. ġara yellär ġabağı. gälä-götür iĢlär. can sirdaĢı. säs ġırıġları.‖ 4. öz yönü. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. mühit dänizi. ġılınc säsi. ah atäĢi. daĢ näğmälär. ġar üstü. yaylaġların çiçäyi. dağların sel suyu. ġaval daĢ.202 mahnılarımız. ġan üstü. zil sim. yar cäfası. cängi säsi. hikmät çämäni. öz därdi. öz ġälbi. häyat yükü. därdli ġurub çağı. öz gözü. ġäsdin önü. ġartallar mäskäni. ġäm säsi. Zabul segahı. son däm. ilk niyyätläri. bahar havası. öz duyğusu. yad ölkä. barmağı altı. könül telläri. öz ġälbi. bäm sim. döyüĢ säsi. can yanğısı. dağ külü. Zoğal çubuğu. sel suyu. ġar altı. çäkic altı. od külü. göz baxıĢı. öz yolu. yay günü. Hasar pärdäsi. bağ gülü. öz lähcäsi. ön sözü. ġäm buludları. ilk arzusu. dünya gädäri. ġoyunun ağı. Çoban bayatısı. säs axını. ġuĢ säsi. Ġız ġalası. saz üstü. güllä säsi.2. könül hıçġırtısı. tutar säsi. ġaratoyuġ yuvaları. dan yeri. öz hämdämim. kamal häznäsi. üräk yanğısı. ġalxan säsi. duyğular fıĢġırtısı. xal düĢmäsi. öz xäyalı. dilimizin älifbası. öz yarası. häyäcanlar ġucağı. Hasar pärdäsi.

od aldıran döyüĢ säsi.7. coĢan üsyan. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları. azan su. ġayalardan yumalanan daĢ säsi. üstündä cığırlar açılan bir därä. hadise ve kavramların. längärlädän tufan. g. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay. bir rängä çalan mänzärä.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. Ģaha ġalxan dağlalar. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. görmädiyin bir xalġ. tüstülänän ocaġlar. ġälbä yol açmayan söz. a. Birinci grup. vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir. ötän gün. e. ötän macära. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar. düĢän alma. 194. sözün deyä bilmädiyi söz.203 4. längär vuran här guĢäsi. varlık. ġobustanda räġs eläyän ġayalar. ġobustanda räġs eläyän daĢlar. ötän keçmiĢ.7. sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları. ġuĢ ġonmayan ġayalar. göydän düĢän üç alma. tez sönän xatirä.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır. . enib ġalxan keçidlär. äväz edän kölgälär. hasar çäkän ġalalar. säs axtaran ġuĢ säsi. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. buz bağlayan lal sular. ġar altından çıxan tänha bänövĢä. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. sf. durum. vıyıldayan güllä säsi. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri. dolaĢdığın pärdälär.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su. yeri ġalmıĢ yara. cavabsız ġalan hikmätlär. nänälärin toxuduğu xalılar. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi.1. söhbät açan säs müzäyi. ikinci grup. 4. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları. dağa gedän cığırlar.

7. bahar havasına oxudan zaman. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. därinä iĢläyän täxäyyül. büdräyän ġälb. bir bämdäki ―ah‖ säsi.2. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası. älilä saldığı kor düyün. çırpınan üräk. daĢlardakı o duyğular. hanadakı ränglär. dağlardakı ġar üstü. bänd etdiyi süslär. suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. daĢlardakı o oymalar. könlünü yandıran köz. muğamdakı älvan-älvan pärdälär. mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. ġalxıb enän säs axını.204 yarmalar. säslär. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. könlümdä dikälän bu dağ. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. baxıĢdakı o yalvarıĢ. säslärdäki ränglär. havadakı Ģahin. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. keçilän yollar. tutar säsindäki därinliklär. yağan ġar. haldan-hala salan bu zaman. bürclärdäki o äzämät. bu säsdäki mälahät. äyilib ġırılan budaġ. Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ. pambıġlanan buludlar. adındakı mä’nä. ġaldırılan bir ġala. naläsinä alıĢan könül. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz. ondakı tilsimlär. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. muğamdakı pırıl-pırıl säslär. ġaladakı diĢlär. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları. dilimä vurulan ġadaġ. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär. hiddätlänän säs axını. daĢlardakı o batıġlar. cavabsız ġalan hikmätlär. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. dağlardakı bulaġlar. ġanacaġ ölçü. sinänä çäkilän bu dağlar. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. çöllärä boylanan gül baxıĢ. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. dağlardakı suların. sığırçının belindäki arĢın. ġayadakı särtlik.‖ 4. ġaġġıldaĢan pärdälär. dağlardan aldığımız näğmä. könüllär Ģad edän ämällär. cängidäki märdlik.‖ . däli xallardakı hönkürtü. längär vuran här guĢäsi. yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül.

xoĢ xäyallar. çılğın ġälblär. gizli bir aläm. babam fikirli. ġara xäbär. uzun därä. Ģanlı müzäy. göy göl. al ġan. yad ovçu. özgä çeĢmä. dähĢätli macära. köhnä Bakı. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. atam hünärli. gizli mätläb. ġara yellär. ġızıl ġan. gizli därdlär. ġara giläm. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. märd kiĢi. gözüyaĢlı ana. däli ġoyun. ağ yel. adi bir säs. böyük ġüdrät. häzin bayatılar. böyük-böyük ġayalar. ġırġovul gözlü . köhnä rävayätlär. ağ yağıĢ. ağ gül. kor düyün. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. Ģirin arzular. Ģirin diläklär. köhnä yer. elä säs. büyük arzular. mäğrur Ġız ġalası. sıx meĢä.7. pırıl-pırıl säslär. düz torpaġ. canlı misallar. oyuġ-oyuġ yuvalar. häyalı ġızlarım. lal säslär. älvan-älvan çiçäk. mächul dil. sirli suallar. nazlı ġoyun. çaräsiz yalvarıĢ. dözümlü sevgilär. ädalätli Ģikayätlär. lal sular. ġuru näfäs. älvan-älvan halar. ucauca ġayalar. soraġlı yol. telli xanım. yanıġlı Ģur. böyük därd. eyni müğänni. uca-uca dağ baĢı. sirli säs. därin düĢüncä. kal açlalar. älvan-älvan pärdälär. yaĢıl gädik. düyünlü säslär. dilbilmäz ġuĢ. müdrik bir ağıl. göpük-göpük ağ dalğalar. çılğın säslär. müġäddäs pir. isti näfäs. ġüssäli halar. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. göy çämänlik. tänha bänövĢä. utanġac sevgilär. häzin çiçäklär. yamyaĢıl düz. geniĢ ġollar. häzin pärdälär. ağ buludlar. azad ġuĢ. yarpız ätirli. kök sim. maraġlı roman. böyük ġäm. ibrätli hekayätlär. oyma naxıĢ läpälär. imzalı färman. bir Ģirin söz. ağıllı tädbir. ġabırğası ġalın ovçu. xumar baxıĢ. özgä bir dünya. dar çärçivä. topa buludlar. hikmätli näsihätlär. ağ läpälär. ġärib käsim. bäd ämäl.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. hikmät dolu söz-söhbät. färähli halar. açıġ yer. asta-asta pıçıltılar.205 4. hikmät dolu eĢġ. abırlı ġızlar. ulu babalar. hikmät dolu eĢġ. amansız düĢmän. yazıġ biz. ağlar säs. Ģirin bayatılar. sirli yol. däli xallar. ġızıl bürkü. Ģöhrätli müzäy. müdrik bir üräk.3. reyhan näfäsli. müdrik tar. äfsanävi nänämiz. xäfif kölgälär. ulu dağlar. älvanälvan havalar. gizli fikirlär. özgä bir näğmä. tarix yaĢlı baba. Ģirin pärdälär. ġızıl saçlar. tämiz ayna. yaman düĢmän. dumanlı säslär. baĢġa räng. böyük hikmät.

bir kam. här guĢäsi. o täräf. bircä ġarıĢ. bir vuruĢ. bu därd. üç alma. bu çärxi-fäläk. bu dağlar. här zängüläsi. bir üz. o fikirlär. här xalı. här ġapı. yüz il. bir aläm. bir ġuĢ.206 ġoyun. här istäk. neçä cäbhä. bu nağıl. här yer. bir arzu. här ikisi. min can. bir ġarıĢ. här vaxt. bir vähdät. daĢ üräklär. o nalä. bu oyun. bu ränglär. här kälmä. bir xalġ. ġırıġ hönkürtü. här muğam çalan. bu bäla. hansı küläk. nä nalädir. o oymalar. bir näğmä. min il. min söz. o zirvälik. bir canlı kitab. här dinläyän. bir ġarğı. bu yollar. o ġuĢcuğaz. bu zaman. bir od. bu sevda. belä bir axın. bir yatak. o birisi. min-min fikir. bu märdlik. min ġälb. bir arzu. bir häzinlik. narıĢ ġoyun. här pärdä. neçä räng. o ağlar säs. ilk rängläri. yünü bir ġarıĢ ġoyun. o zaman. bir Müxalif güĢäsi. här zili. neçä kärä. bu od. bir ġala. neçä ġäsd. ilk bayatı. müdrik bir üräk. bu duyğular fıĢġırtısı. yeddi säs. ilk ritmläri. o tellär. bir äsr. bir ağsaġġal. bir vuruĢ. bir çäçäk. bir ġälb. bu ġalalar. här muğam deyän. bir sirdaĢ. bir dövr. bir xalġ. bu ġartallar mäskäni. bir häsrät. o batıġlar. bir fäsil. bir ġärib. bircä borc. bir vahid. bir päncärä. bu hikmät çämäni. bu zaman. här ġaya. bu näğmälik. bir anlıġ. bir can sirdaĢı. bir ġäfäs. bir arif. bu incälik. o ġuĢ. bu ġäza. o yarmalar. här guĢäsi.‖ . bu ġalalar. böyük mätläb. o säs. ilk täsnifläri. kinli üräklär. här yolcu. bir nağıl. bir gözläyiĢ. bir räng. iki ġälb. bir äfsanä. o bulud. o äzämät. bircä hönkürtü. bu dil. bu maġam. bir aġil. o dar çärçivä. här säs. min cümlä. ĢiĢ ġayalar. bir anlıġ. bir muğam. här sal daĢ. bir himä. här pärdäsi. bu diyar. o mähäk daĢı. bu dünya. bu uyarlıġ. kürü ah. kiçik-kiçik arxlar. bu dağ. o tarix. bir axı. bir xäfiflik. bir mäcra. bir dünya. bu dähĢätli macära. bu ağ yağıĢ. bu çämän. bu gözläm. o mächul dil. bu ocaġ. bu säs. o çaräsiz yalvarıĢ. bir xatirä. o särtlik. o duyğular. här mätläb. bir daĢ. här bämi. bir çängä bulud. bu näğmä. bir ähvalat. beĢ yüz il. bir göyercin. ġatığı üzlü ġoyun. o köhnä Bakı. bir täräf. nä ġädär yollar. bir xal.

CÜMLE ―Ġsim. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. ―Yağ. Ancak poema. Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. sıfat. ―Segah‖. ―Ġalalar‖. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. Vahabzâde. 246.e. ―ġur‖. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır. a. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz. Sanatkârın sentez kabiliyeti. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır. . halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır.g. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. ―Çahargah‖. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. ―Aman Ovçu‖. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. asıl yapı cümledir. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir. Cümle.207 4. sayaçı sözlerdir. sf.8. ―Härä Bir Cüda‖. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır.

ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz. Yapılan bu tekrarlar. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir.9. TEKRARLAR ġair. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir. ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. eserinde ses. 4. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur. Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: .208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar.

9. . ġälbä yol açmayan Adi bir säs. e. g.209 4. sf. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır. sözü Ģe’r. ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay.1. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür.9. ―Söz var. Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur. Ses Tekrarları Ses tekraraları. ġuru näfäs. 122 4. Säs dä var ki. a. Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir. 229.2. Elä säsin özü Ģe’r.

ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir.9. i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir.3.‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir. ġe’r–sözün näğmäsidir. näfäs näfäs Dağı dolan. ―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım. ―ä‖ ve ―ı. ―Bilirikmi dediyini? –Yox. Därälärdä azan suyu 4. Ġayalardan sızan suyun. biz bilmirik.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. bilmirik. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: . däräni gäz.

xalları gör.‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä. O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. Amanından aman. Mätläbinin axırı var. . Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. DüĢmän yaman amansızdır. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. Naläsidir eĢitdiyin. ävväli var.. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini.‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için. Ġçindädir här mätläbi. aman!. O ġansızdır.211 ―Bästänigar aman çäkir. dili var.

‖ ―Niyä. bir deyil.‖ ―Bu arzudur. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4.‖ . biz bilmirik. bu diläkdir. Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. näsä deyir. ―Näsä deyir. hoydu. bir deyil.9.‖ ―Hoydu.4.‖ ―Cik-cik.‖ ―O. cik-cik. Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir. Bu dünyanın ağrıları. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü.212 Bergülünü. Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir. yox. dinlä neyi. niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı. bilmirik.‖ ―Yox.

üsyan Çarigah.‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan. nälär. yaralıyam‖ ―Üräk yanır.‖ ―Fikirlär.‖ ―Däryalar längärlädän tufandı.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma. halalım. böyük därdin.213 ―Böyük ġämin. ovlaġ bizim. inlär.‖ ―Dili ilä inlär.‖ ―Täläsmäyin. tufan Çarigah. Üräyinlä sän ġulaġ as.‖ .‖ ―Yaralıyam. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. sän dä häġiġät. nälär. ġurur bir yandan. fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan.‖ ―Ov bizim. dil yanır.‖ ―Nälär yatır.‖ ―Män dä häġiġätäm. täläsmäyin.‖ ―Hücum.

ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä. Mätläbinin axırı var.‖ ―DaĢ säsinä. Bil dağların çiçäyi nä. Därälärin çiçäyi nä?‖ . dili var.‖.‖ ―O düĢünür.‖ ―Ġayalardan sızan suyun. ävväli var.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. ―Bax här yerin çiçäyinä. Häm dä bizi düĢündürür.214 ―Tarın da öz lähcäsi var.‖ ―Ayıra bil. Ayıra bil. Därälärdä azan suyun. dağ gülünden bağ gülünü.

ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän. ġol var ikän. ġe’r sözün näğmäsidir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir. . Näğmä säsin Ģe’riyyäti.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın.‖ ―Säs dä var ki. BaĢ var ikän. diĢ var ikän. Elä säsin özü Ģe’r. Näğmädäki säsläri gör. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. Sözü Ģe’r. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. Xalları gör.

ġalxan säsi.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi. O Ģöhrätli.‖ ―Ġılınc säsi.‖ ―Dayan. GözüyzĢlı anan kimi. DüĢün. öz ġälbini ara xalġın.‖ .‖ ―Yer gurladı.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. düĢün.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi. Göy gurladı. Ģanlı müzäy. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. Muğamlarsa baĢ tärpädär. ayaġları. dayan. Mahnılar var.216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu.

açdığı iz baĢġa-baĢġa.‖ ―Här muğam çalanın.‖ ―Bästänigar aman çäkir. . Taġ-tararaġ. diĢ bir yana.217 ―Yaz bir yana. LeĢ bir yana. säsdä fikir.‖ ―Yanıb söndün. Dil bir yana. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir.‖ ―DaĢda fikir. fikir. Muğam deyänin Keçdiyi. Sönüb yandın. ġıĢ bir yana. baĢ bir yana. Amanından aman. aman!‖ ―Taraġ-taraġ.

‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman. fırlanır. fırlanan nädir? Ay nä. son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ . nädir? Hökmüylä. gün nädir? Ġlk nä. ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa.

Kür Araza. ―Novruz ötüb. gün nädir? Ġlk nä. son nädir?‖ 4. gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin. Gah yandırır. ey näğmäm. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. Gah çırpılır. yaz baĢıdır. üräyin gah ġüssäli. O da ki.9. Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir. ― Ey tarım. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır.6. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü. ey pirim mänim. ritmläri?‖. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır.219 ―Araz Kürä. Gah düyünläyir‖ ―O. Täsnifläri. Gah färähli hallarımı?‖ . ―Ay nä.5.‖ 4. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri.9. sönükdür näğmälärindän‖.‖.

nä itsidir‖ ―Nä moizä.7. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ.2.‖ ―Sözün özü nä ağlayır.7.1.‖ 4. Nä minarä aĢa. Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur. 4. 4.Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır. . yaĢa.7. Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür.9. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır. Nä müäzzin. Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir.9.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır. Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur.9. häm ağa.220 ―Häm babamın yaĢındadır.

7. addım addım. e. axın axın neçä neçä. räng räng.3. ġodu ġodu. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. mälül mälül topa topa. seslerinden. incä incä. dağıdadağıda. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir. axın axın. ġah-ġah. 4. manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır. oyuġ oyuġ. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire. hönkür hönkür. yaza yaza. narın narın. pırıl-pırıl. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir. dola dola. kafiye. asa-asa. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi. sf. 150.Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. kiçik kiçik. Bunlar da ―Haldan hala‖. varaġvaraġ. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. tez tez. käsmä käsmä.10. dil dil. g.‖ 4.9. Ģaraġ Ģaraġ. Kaldı ki. . böyük böyük. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir.RĠTĠM. Austin Warren. ġırıġ ġırıġ. göpük göpük. yerin yerin.221 4. gäzä gäzä. asta asta. çapıġ çapıġ. ġar ġar.7.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç.123 Modern Ģairler vezne. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Vezin. a. kafiyeye. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. näfäs näfäs. yazıġ yazıġ. Edebiyat. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker. baĢġa baĢġa. toz toz. düzä düzä. häzin häzin. Toplumların bel kemiğidir gelenek. damar damar. VEZĠN.4.9. älvan älvan. gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. dilin her yönüyle iliĢkilidir. uca uca.

sf.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır. Usta Ģair. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır.36. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır. Ancak dikkat çekicidir. sf. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. O’nu okurken insan. kafiyelerde düğümlenir. d. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder. “Pırlanta Gibi Bir Şiir”. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler. 125 ġair.35. Duygular.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir. g.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. 125 a. Alain: ―Ģiir. Belli ki. .

dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır. 4. 127 Vahabzâde. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır. sf. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır. o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. . MEB Yayınları. e. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. Hülya Kasapoğlu Çengel. Genel vezin serbest vezindir. g.126 Vahabzâde. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. 2000. a. bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek. Austin Warren. 268. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır. Baskı.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin. bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. 149.11.SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek. 1. İstanbul. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. sf.

Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu mısralarda Ģair. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir. tardan. Dinlä tarı. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir.224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır. Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır. olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır.11. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4. Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. dinlä neyi.1. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır. tarih sahnesinden rivayetler. O–keçmiĢdän . Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler.

. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. 128 Çaldıran Muharebesi. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir.225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir. Çahargahın Muhalif’i. aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder. Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. Ģanlı müzäy. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. AĢağıdaki mısralarda Ģair. O–danıĢan.

bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. konu olarak ele aldığı fasıl makamını. dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. . iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Mätläbinin axırı var. Nasıl ki. kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır. ―Ney üstündä yeddi säsin. Bu da kuĢun bir dilinin. Oyuġ-oyuġ yuvaları. Neyden çıkan hüzünlü ses. aĢağıdaki mısralarda. tarın sesini. bu yavruların feryadıdır âdeta. Tarın da öz lähcäsi var. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. ġikästänin Zil guĢäsi. ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir.226 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. ―O ġuĢ kimi. ävväli var. dili var. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.

‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur. acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir. tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. Öz ġälbini sänä açan.‖ AĢağıda verilen mısra. Ġlk olarak âniden akla gelen.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır. ―Çoxdan unudulmuĢ. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya.‖ . GözüyzĢlı anan kimi. Tarix yaĢlı baban kimi. ―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü. ―Dinlä ġuru. Här kälmäsi alov saçan. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere. son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir.

düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir. . eĢġi.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir. kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır. tufan Çarigah. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam.‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir. Xamır kimi kündäländi. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir. Däryalar längärlädän tufandı. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir. üsyan Çarigah. zindan üstdä. Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. ―Çäkic altda.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Ardından kaleler. belli bir sırayla icra edilmesi. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir. ―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk.

O duyğular.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. düĢüncelere benzetmiĢtir. Hiddätlänän säs axını… ‖ . “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär. män ġuzğunam. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan. Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. perdelerden çıkan sesleri bu duygular. ―Yaxın gälmä. axın axın. män ġartalam.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu. ÇıxıĢların batıġlara.‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. Sıra sıra. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. bir kartala benzetmiĢtir. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. DüĢän xäfif kölgäläri. Pärdälärdän aĢıb-daĢan.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi. ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz.

‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. marifetin ne olduğunu. ey müdrik tarım. coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair. muğamı hürmete lâyık. önce gizemli bir yola.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. Dağ basır üräyimizä. Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. ġanacaġ ölçümdür muğam. Bir ġälbin deyil. al. ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. kutsal bir zâta benzetmiĢtir. ―Mä’rifet. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir. sarı… Orda varaġlanır. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. Onunla ölçer Ģair. Benzetilen su o . Bir xalġın min illik iztirabları.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. ―Ey müġäddäs pirim. ardından da yatağına sıgmayan.

O coĢur.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür. kükräyir. Dağıda-dağıda sahillärini. Nota salardılar onu näğmätäk. milletine ait olan muğamı. bir bayatıya benzetilmiĢtir. çiçekler nasıl dağlardan. ―Anamın südütäk sän halalım. Bayatılar. Bämi düzänlikdir. här guĢäsi sirli. soraġlı Yola bänzäyir. yorumu yapılmıĢtır.231 kadar coĢkun akmaktadır ki. ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır. zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir. zili zirvädir. dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. Cilova gälsäydi belä bir axın. O axır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. . ―Muğam. daĢır.

çiçäklär kimi. Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır. derin düĢünceye banzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir. müdrik bir ağıl. Här zili od.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi. gür bir ormana benzetilir. arana çatdı. Här bämi ġäm. ―Onun här pärdäsi ah.232 ―Häzin bayatılar. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın . idrak sahibi bir akla.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı. dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir. kedere benzetilmiĢtir. her zili ayrı bir ıstıraba.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. diläklär kimi. därin düĢüncä. ġirin bayatılar. Dağlarda kök atdı. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. her bamı. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı. ―Rast.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı.

―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı. ―Fatma nänä hana ġurur.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır.‖ . önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa. eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar. son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı. Varaġ-varaġ. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza. oxunur. istäkdän od ġalanıbdır. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi. Hanadakı ränglärä bax. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan. yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. ―Mühit dänizitäk o längärlidir. Kitab kimi o. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir.

Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir. Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır. Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır. ―Onun här guĢäsi bir xatirä. “Ġälbimiztäk evimiz.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. bir canlı kitab. bir çängä bulud.2. milletinin kalbinin temizliğini. Ġälbimiz tämiz oldu.11.‖ 4. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir. halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir. yürek yangınına.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra . gözyaĢına.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi. Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır. “O. Biz budaġdan-budağa. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir. göz yaĢları. ―Dağların sel suyutäk. üräk yanğısı.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. canlı bir kitaba benzetilmiĢtir. Hamıya açıġ oldu. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir. eve benzetmiĢtir.

eĢġi. Gah inläyir häzin-häzin. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır. ―Duymadınsa.‖ AĢağıdaki almamaktadır. yurdunda bir anlıġ. söhbät.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. eĢġ. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir. Ġürbätdä vätän häsräti. mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. ―Gah säsindä göy gurlayır.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır. ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir. ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer .

öz mälalımsan. bir babanın hünerine. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. babam fikirli. Nağıl nänälärin ey laylay säsi.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. melâline benzetilmiĢtir. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı.236 “Tässüfün kölgäsindä. Ģairin derdine. . Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir. ―Ay telli sazların telli xanımı. sazın tellerine. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ―Ey atam hünärli. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. bir büyüğün fikirlerine. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. Sarı AĢığın sevgi dastanına. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Ulu babaların kamal häznäsi.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.

‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. aynaya benzetilmiĢtir. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir. ―Çämän.3. Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada. Vahabzâde sadece bu eserinde değil. çayır mürgüleyir. Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır. Bu sanatı kullanırken Ģair.‖ 4.11.237 ―Könül hıçġırtısı. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır. ġälb atäĢi. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır. iç hönkürtüsü. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin. . Poemada yer alan teĢhisler.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. ―Könül hıçġırtısı. can yanğısıdır. çimen için kullanılmıĢtır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına.

insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. Ġçindädir här mätläbi. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. naläsinä. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. . ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır.238 ―Naläsilä yazıġ bizä. feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. ―O sızlayır için-için. ―Bu dünyanın ağrıları. ―Säbrini bas.‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―acı çekmek. dil bilmek. Lähcäsinä. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak. Näsä deyir. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek. acıları‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―hıçkırmak.

―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. ―ġur nä deyir. Kol dibinde.239 ―Çahargahın Cövhärisi. DaĢlara bax. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı. dinlä neyi.‖ AĢağıdaki mısralarda. O. ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır. Kirprklärdä yaĢ tärpädär.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. kayalar için kullanılmıĢtır. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi. ―Här guĢäsi. Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda.

―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı. ―O. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. özlüyünü.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Ağız açır mağaralar.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. . insana ait olan ―gurur. Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır. danıĢan. ―Bu ränglärdä.

―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır. vuġar. düĢündürür. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısrada. Birbirilä ġucaġlaĢır.‖ AĢağıdaki mısrada. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır. Cövhärindä ġäm düyünü. ―O düĢüğnür.‖ . insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. ―Sellär. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. gah söndürür. Gah yandırır. sular aĢıb-daĢır.241 ―Ġanadında ġürür. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi.

―Bästänigar. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. inlär. insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için. ―Ağı dedi buz bağlayan lal sular.‖ AĢağıdaki mısrada. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır.242 AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için .‖ mısrada. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır. ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. Bayatılar ġara geydi äyninä. ―Ağ läpälär räġs eläyir.

―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır. ġabarmalar. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. ―Bakirädir. .‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı.‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır. ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır. ġızdır ġalam. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah.

inläyir ancaġ. sisimi görän. ey pirim mänim. ―Dağın dumanımı.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır. Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. ―Söhbäti aĢkarda. Yanır gizlicä. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Ağlayır aĢikar. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir. Sänä näzir düĢür. ―Ey tarım.‖ . ey näğmäm.244 ―Görän nä danıĢır.

ona dil deyir. Bä’zän inläyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır. baĢından ötüb keçäni. Gah düyünläyir.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ .

―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär. o säbirlidir. deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir. Vuġarlı.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖. ―tedbirli olmak‖. Rast–tädbirlidir. ―nasihat etmek‖.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını. dözümlü.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi. ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän. ―vakarlı olmak‖.246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä. Hökm eläyir ağla Segah.‖ . Aramla täk-täk.‖ DanıĢır tämkinlä. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖.

fikirlär.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır. o.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır. canlı misallar çäkir härdän. ahästäcä söylär.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek. Gül üĢüdü.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır. ―Bu dähĢätä kol titrädi. Bir sirdaĢ olmuĢ. ―Fikirlär.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır. DüĢünür därin. bir biçir. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. cavan deyildir. ―Aġil danıĢır. Öz därdini ġıĢġırmaz. o.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. yaĢa dolmuĢ. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Rast. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için . ―Yüz ölçür.

―Ġovğası da bitir demäk göyün. Dilländirär. yerin. .‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır. ―Säslär elä ängindir ki. Ġndi günäĢ buludlara oldu günü. ―Ağ buludun toy günüdür.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır. ―Sellär yıxar bäräläri.248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır. ―Göy äl çalar.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır. dibsiz ―uzun därä‖läri. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü. ―Deyärlär ki.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır.

11.‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. dil anlar. ġoyun. barıĢ. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına.4.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. dayandırdı muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır. Südü ver. Neçä ġäsdin önünü käsdi. ―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär.‖ 4.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Çoban sändän küsübdü. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: .

häyäcanlar. . Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa.250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Keç iräli! Yallı gedir. Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän. ―DüĢmäninä o deyir ki. Bayandurun. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir. Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ. ―Tälatümlär.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Koroğlunun däliläri. BärdaĢtıdır. mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir. ön sözüdür Çahargahın. mısralarda fasıl makamlarından Çahargah .‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur.

dililä amanın.‖ ―Bämindä. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. dağlar aĢmıĢam. Düzändä käsdilär. .‖ ―O deyir.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. dağda bitmiĢän.‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. ġaxtaya dözmüĢäm. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. zilindä o ―neylim‖? deyir. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. hansı günahın. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm. mänim dämadäm.

bir üzü gündüz. Öz ällärinlä. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. Günah mändä deyil. gündüzü gündüz. buza neylim. sözüm bilinmäz. Könüllär Ģad edän ämällärinlä. Buz tutar.252 Säsim su yandırar.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Büyük arzulara dünya bir ġäfäs. Neylim. Bir üzü gecädir.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. daĢı äritsäm. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. od mänä hämdäm. Ey mänim üräyim. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. yer üzü gündüz. axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. ağla. yay günü bulağa getsäm. Yoluna gül düz. Segah‖. Segah.

yoxuĢu. ―Yox. iztirab dolu. Ġäm ağladır.11. ―Ġulağınla ġulaġ asma. .5.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Ġähġähä dä. ―Sevinç bizi güldürürsä. O särtliklä. ġalx yoxuĢa. ―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır. säsdir axı. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır.253 4. ―En eniĢ. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır.‖ ―EniĢi. söz deyil. Üräyinlä sän ġulaġ as. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır.

AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır.‖ 4. Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır. Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz.11. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır.6. ―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. Dünyanı gör. arĢındır. Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur. bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur. . ġair.254 Hönkürtü dä. ―Bälkä insan sevincini.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Sığırçının belindäki arĢına bax. Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.

Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir. Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur. Yenidän taratdı Sadıxcan säni.255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm.‖ . ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖. Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar. ―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini. ―Öyrän. yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur.

‖ . ―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan. Yer gurladı. Haġġ säsinä.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä. Göy gurladı. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi. uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır. ―Biläk.256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur.

Zaman keçti. zänn elädim.11. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir. öz yolunu. acıları. Necä sığır Çahargahın . 4.11. ―Bu dünyanın ağrıları. Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz.8. Budaġlandı sola. Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır.9. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir.7.11. sağa. Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum.‖ 4. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. ―SığıĢmadı bir yatağa. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir.257 4. bäxtiyaram.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır.

11. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir. ―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. yolları kör. BaĢ var ikän.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4.‖ . ―Uca-uca dağ baĢında. ―Enib ġalxan keçidläri. ―Äl var ikän. ĠıĢ bir yana. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖. Yaz bir yana.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. ġol var ikän. daĢlara bax.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖.10. ―kol‖. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. Cığırları.

259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖. ―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bir anlığa baxaġ göylärä. ―dil‖. Yaylaġları gäzä-gäzä. ―pınar‖. ―yayla‖. ―TiträĢir ağzın içindä. Ayaġlarsa yerin-yerin. äsir budaġlar. diĢ bir yana. ―gökyüzü‖. Soyuġdan üĢüyür.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. Göydä topalanır ġäm buludları. ―Täpälärdän säpälänir. toz-toz olur. . Dil bir yana. ―Ällär süzür incä-incä. ―rüzgar‖. Däyir daĢa. ―Tökülür yarpaġlar.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖. Payazın sazağı käsir otları.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Gälin. enir düzä.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. susur bulaġlar. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır.

son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır.11. Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir.260 Buludlar burulur.11. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar. ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖.Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur. ―Ocaġdakı od külündän. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler. Sinändäki dağ külünü. Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖. .‖ 4. Buludlar dönür.

Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında. ―Ġarabağın çöllärini ġar aldı.11. Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine . ―Ney üstündä yeddi säsin. durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir. Mänä dä ġämin ġaldı. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı.‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında.12. Çox çäkdim yar cäfasın.‖ 4. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır. Biçmädim zämin ġaldı. Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara.261 ―Däryada gämim ġaldı. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä.

‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar. gerçeğin farkındadır. Nädir belä? Bälkä elä. Oyuġ-oyuġ yuvaları. Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce.262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. . Pekâlâ. ―Ney üstündä yeddi säsin. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair. dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. bu sorunun cevabını bilen Ģair. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. Aslında Ģair. ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän.

―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Sığırçının belindäki ArĢına bax. bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir. muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair. muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular. bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir. Aslında Ģair. Ancak yine de sorgulamaktadır. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. dünyanı gör. gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir.

13. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde. ey näğmäm. ―KeĢiĢläri. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla.Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir.11. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir. kül oldum. ―Äziziyäm gül oldum. ‖ 4. Yandım. Hayata.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair. ey pirim mänim. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken.11. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım. axır. bilmemezlikten gelmektedir. .264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair.14. Kim yaratdı. Hämzäläri. dünyaya. Nä yaratdı?‖ 4. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair. Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir.

mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir. buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla. fırlanan nädir?‖ . fırlanır. Kısacası bu poemada okuyucu. Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır. oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir.

son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ .266 ―Ay nä. gün nädir?‖ ―Ġlk nä. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän. Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün.

Dalğasımı ġatardakı häzin.267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır. Tämkin. Ġäysi Leylidän?‖ . Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. vuġar.

Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri. üräyin gah ġüssäli. Gah färähli hallarımı?‖ 4.11. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. Asta-asta pıçıltıları. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı.268 ―Suların ġayalardakı häzin. Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları.15. nädir?‖ ―O. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Kim deyä bilär ki. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: .

Calasan da günü günä.269 ―Ötän günä gün çatarmı.‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx. bu yağıĢın.‖ .

Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır. 5. Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı. ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir.270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. 4. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir. 1. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi. Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır. 3. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. 2. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir.

Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. teĢhis. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir.271 varılmıĢtır. Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. . ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar.

Haziran 1994.42. Nizami. Dergâh Yayınları. 2. Yayınları. ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. . 3 AKPINAR. (Cilt 1-2). Nahçıvan Folkloru. Men Ġnamın Övladıyam‖. Ankara. Sayı: 4.Baskı 1994. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları. 5 AYDOĞAN. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. Güz. ġ. S. 2 AHUNDOV. Cengiz. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Ankara. MEB. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Yayınları. Yavuz. s. Ġ. 2004. ġeref. Seyfettin. Deniz Kitabevi. TDK. 1. Baskı. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 2000. Ġstanbul. 1994. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. YaĢar. Ġstanbul. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. Ġstanbul. 1994..f. 6 AYTMATOV.1. ―Yaradıbdır Ġnam Meni. 4 ALTAYLI. Baskı. 1. 9 ÇAKAR. Bakü. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA.Baskı. Ehliman. MEB.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 1997. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. Yayınları. 8 CAFEROV.

15. Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). Türkoloji Dergisi. Ankara. 17 KAPLAN. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. 16 HÜSEYNOV. 2000. 18 KAPLAN Mehmet. Ankara. Ferit. 14 ERCĠLASUN. Bican. Çarp Versiyası. (Ġlk Baskı. Muharrem. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. B. Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Ġstanbul. 17. TDK.Baskı. 2000. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Bayrak Yayınları. 12 DURMUġ. Aydın Kitabevi. 13 ERCĠLASUN. 1971). Ankara.azerbaijan. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Mehmet. Baskı. DTCF Yayınları. 11 DĠLÇĠN. Baskı. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 6. A. 15 ERGĠN.news. Yaxut Muğam Virtuozları‖. Arif. Mayıs 2005. Ġstanbul. Ankara Üniversitesi. Türk Dil Bilgisi. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. 2002. 2.273 10 DEVELLĠOĞLU. Sayı 1. ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. Yayınları. Akçağ Yayınları. Cilt. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. Dergâh Yayınları. Mitat. 2000. . Cem. 1997.az ). Ankara. ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. A.

Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. 1. MEB Yayınları. Baskı. Hüsniye. 23 KUKUL. Ankara. ÇENGEL Hülya. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 2006. 21 KASAPOĞLU. Halistin. ―20. ġuayip. ZAL. 2000. 27 MUSAOĞLU. 1998. Ahmet. Zeynep. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. Ankara. Sayı 2. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. 20 KARAKAġ. 26 MUSAOĞLU Mehman. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). Ġstanbul. Cilt 1. 28 ÖZBAY.2001. y. ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. Yayınları. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.274 19 KARADENĠZ. M. M. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. 25 MERMER. 24 MAYADAĞLI. 1. Baskı. Ankara. 22 KORKMAZ. 1979. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. Akçağ Yayınları. Hüseyin. Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. Ekrem. Çolpan’ın ġiirleri. Güz 1996. ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara. 1994. TDK. Mehman. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Ankara.. Aralık 2003. Türk Yurdu Dergisi. .

35 VAHABZÂDE. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV.9. 31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Ankara. . Ankara.Yayınları.Baskı. Ankara. Ġstanbul. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖. 2002. (Türk ġiiri Özel Sayısı 5). Ġzmir. TDK Yayınları. Edebiyat Bilimi. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖.275 29 ÖZYÜREK. Gün Var Bir Aya Değer. Açılan Sähärlärä Salam. TDK. Türk Dili. Aralık 2005. Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları. Bahtiyar. 37 WARREN. Genndiy.C. Kültür Bakanlığı Yayınları. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Rasim. Aralık 2005. 1. Ġstanbul.1998. Akademi Kitabevi. Austin.1979. . 34 USTA. Baskı.c.24. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2). T. 6. 2005. 1997. c. Halil Ġbrahim. Baskı. Ankara. Yazıcı Yayınları. René Wellek. Bakü. Çeviren: Yılmaz Onay. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Kaynak Yayınları. Bahtiyar. 38 Yazım Kılavuzu. Haziran 2006. Azerbaycan Edebiyatı. Edebiyat Teorisi. 36 VAHABZÂDE. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Evrensel Basım Yayın.

―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. 40 www.turkudostlari.tr 43 www.net 45 www.276 39 YILDIRIM. 41 www.gov.news.azerbaijan. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.azadtribun.9sekiz.turkcesarkisozleri.com.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖. .az 42 www.kultur. Dursun.net.com 44 www.

277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. tabiat olaylarıyla. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik. tarihten sahnelerle. Poemanın dili oldukça sadedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema . Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir. Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır. Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde. Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları.

278 ABSTRACT In this thesis. After our study. After studying the poem by its content. literary arts were put in original styles. we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording. Poems language is very simple. In the poems study by language and wording. we investigate the language used in this poet in detail. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . The subject of this poem. This is done with many similes and comparisons. In the poem. we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem. daily life. historical scenes. Additionally. And in the language and wording study. is written together with natural events. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases. the subject can be summarized as follows. which is musical styles. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself. which is written by Bahtiyar Vahabzade.