T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

halk hikâyeleriyle. hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren. kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a. Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. Dr.ii sahnelerle. . Ferhat Tamir Bey’e. ġuayip KarakaĢ Bey’e. günlük yaĢamla. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti. ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri. manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. Yrd. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir. D. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. Doç.r. Vahabzâde. ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. Doç. Dr. lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan. Ekrem Arıkoğlu’na.

.5.………………….……...…….…. Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü…………………………………………….2..…...1 1.1 1.37 4.. Şair Hakkında…………………………………………………………..…………..……11 1.1.…3 1..……………………….…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ……………………………….......……………..ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER…………………..iii İÇİNDEKİLER ..18 2.…………..4..20 3....……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ……. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri…………………….7 1...viii GİRİŞ……………………………………………………………………….. Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi….……. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri………………………………. Poemanın Özeti…………..……..1 1.……………………………….105 .3.. Hayat Hikâyesi…. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı…………………. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir……….42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı……………………………….....…………..…....

………...1.190 4..…….………………………….....3.……………. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri….2.3..2.Varlıkların Sayılarına Göre………………………………. 189 4.2..Soyut İsimler……………….2.1.…….192 .190 4.……….…………. Cins İsimler…………………………. Aile ve Akraba İsimleri…………….…….4.2.1.1...1.……….………………………………...2.1.. Varlıkların Niteliklerine Göre……….3.………….…..Topluluk İsimleri…………………………………….……. Yiyecek İsimleri……….190 4.3.192 4.2. Özel İsimler…………….3.2.………….1.189 4..2.1.5.2..Tekil İsimler.……………….iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.. Tabiatla Alakalı İsimler…….2...…. Kelime Hazinesi ……….190 4..…..2..1.2.1. Varlıklara Verilişine Göre:……………………………..2.…….1.189 4.2.2..………………..1.2.2.Çoğul İsimler……... Hayvan İsimleri…………….…191 4.1.………………185 İsimler……………………………………….2.…..2.2.2...………………………………….Somut İsimler.2.…………………………….2.…………………183 4.190 4..190 4.2.191 4.2.………………………………….……………190 4.….. 4..190 4.2.…191 4.2..…………………….3.

Üleştirme Sayı Sıfatları………….4...5..Vasıflandırma sıfatları…………………………………......193 4.........2.198 4..197 4.…..Dönüşlülük Zamiri…………………………………….2...4....……..... Belirsizlik sıfatları…………………………….4.6..….4...... Soru Zarfları……………………………………………….199 4.7.….194 4.……….2..……….2.3..196 4.………….4..4.4.....1...1....199 4.. Asıl Sayı Sıfatları…………………….. Sıfatlar…………………………………………………………….Soru Zamirleri……………………….3..v 4.203 4.5.4.....5...2..2.193 4.3.2..3.3. Soru Sıfatları……………………………………. .195 4. Belirli İsim Tamlaması………………………….198 4...Belirsizlik Zamirleri………………………………. Zamirler……………………….2..5.6.3. Kesir Sayı Sıfatları………….2. Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları………………………………………….197 4.İşaret Zamirleri……………………………….2. Sıra Sayı Sıfatları…………………….5.1..197 4.3.. Belirsiz İsim Tamlaması……………………………………….4..…....……….7.1.………………………………………. Nasıllık-Nicelik Zarfları……………………………………….………………………….199 4. Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…….197 4.4.1. İşaret Sıfatları………………………………….5. Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları…………….....…..……..202 Sıfat Tamlamaları………………………………………….6.4.3.. 4.…..194 4.……199 4.7..2....198 4.6.7.Şahıs Zamirleri……………………………………………………..2.4..5.. Belirtme Sıfatları…………………………………………..2..…. Zarflar……………………………………………………………………198 4...4.1.2..3..4..204 4.. Yer Zarfları………………………………………………..203 4..2..3...200 4.2..2.……..200 4....... Zaman Zarfları………………………………………………….194 4...1...194 4.2.198 4. Sayı Sıfatları………………………………………197 4..2.

11.11. Nida…………………………………………………………….. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler…………………....7. Mübalağa……………………………………………………….9...7.257 4....219 4.264 .220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler………………………………………….…212 Mısra ve Cümle Tekrarları……………………..vi 4.……………....220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler………..6.…209 Ünlü Tekrarları……………………………………...11..11.9..7. Tezat ………………………………………………………….1.260 4.1...221 4..9. Kafiye…………………………………………………....9. 4.4..254 4..257 4.…………………………….9...221 4.Tenasüp………………………………………………………..258 4...237 4.221 4..11. Kinaye………………………………………………………….5...11..……. Ritim.11.11.209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)…………………...207 Tekrarlar ………………………………………………………………. 4. Telmih…………………………………………………………......9.. İkilemeler………………………………………………….11.………..11.208 4.9.5.8. 4.223 4.257 4.... 4.9.220 4.7..11.. 4.….4..249 4.……..6..1..11.9.....234 4... Teşhis……………………………………………………………...11... Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……..9. Tecahül-i Arif…………………………………. Ses Tekrarları………………………………………………. İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4.…………210 Kelime Tekrarları………………………………………….…. Cümle…………………………………………………………………. 4.4..9...10.Cinas ……………………...10.2.224 4..7...2..7.261 4. Tevriye…………………………………………………………..2.7.3. 4........ Söz Sanatları …………………………………………………………..11...8... Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler ………………………………………….219 4..3.9. Vezin. Teşbih …………………………………………………………..12....3..... İntak…………………………………………………………….11. İstiare…………………………….3...13...253 4.9..

11.14..11....276 ABSTRACT…………………………………………………………………….…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET……………………………………………………………………………. İrsâl-i Mesel………………………………….……………….277 .264 4.268 SONUÇ………………..15. İstifham……………………………………………………….vii 4.

g. y.viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a. s. : Adı geçen eser a. sf. h . : Adı geçen dergi c.d.e. Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H.g.

eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. Şair ailesine çok düşkündür. Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. Vahabzâde. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı.GİRİŞ 1. ŞAİR HAKKINDA 1. Bahtiyar Vahabzâde. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır. oldukça geniş bir aileye sahiptir. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar.1. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki. 1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. Vahabzâde. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. Şair. kolayca idrak edilir. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. babasını . Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair.

Bahtiyar Vahabzâde. Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. daha sonra milletvekili olmuĢ. Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. Vahabzâde bu üniversitede. Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. bir taraftan da yazarlık . eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir. yaĢadığı yer. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ. annesi. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. ailesi. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler.2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır. ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. Bahtiyar Vahabzâde. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. henüz dokuz yaĢındaydı. Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. 1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. Sadece babası hakkında değil.

. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. Oğlu Ġsfendiyar. ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir. 1 Şairin hayat hikâyesi Prof. milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. 1 1. Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak. ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. ġair hayatı boyunca vatanına. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. yanmakdır. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır. Dr. 1952 yılında doğmuĢ.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir.2. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. yanasan gäräk.

3 Prof. yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. Onun da hayatı yanmağındadır. insan ve zaman.180. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. . Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım. Äsil sänätkarın. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Ģiirlerinde neyin doğru.4 ġam äğär yanmırsa. Gün Var Bir Aya Değer. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. yaĢamır dämäk. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere.‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. 1. Bahtiyar Vahabzâde. sf. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. sf. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. Haziran 2006. Dr. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır. Baskı. arzular Ģirin. 12. Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma. İstanbul. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. Kaynak Yayınları. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim.‖ Vahabzâde. Mehman Musaoğlu. ġair. 2 Bahtiyar Vahabzâde. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm.

2. Gelir gulağıma. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. düĢmenem böyle ―ölü canlara. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da.462. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır. 1997. güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır. Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. Bir gopuz nağmesi. Ahmet Bican Ercilasun. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. Baskı. Ah bir teher!. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi. Kimden kömek umum.. enirik biz Aladağ’dan. yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem. sf. Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene. . Akçağ Yayınları. gelir uzagdan.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir. 4 Prof. Dr.5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”. Görürem. Ankara.

Prof. vatandaĢında fazlasıyla vardır. e. haftada öyle haftadır? Kim diyor. 46. gün ömrü güne beraber? Kim diyor. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. g. ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. Gecenin ömrüne sondur. 5 6 a. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. noktadır. Bu sabır ve metanet. sabır ve metanet ister. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. sf. Dursun Yıldırım. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize. Bu nedir? Men hara. güneĢin doğuĢu seher. . ama bu koĢuya katlanmak güç. Ölümden gorhmayan de kimdir. Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı. Dr.463-464.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. Vahabzâde’nin insanında.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.6 Bir gılınc sesi. ―Kim diyor. sf.

ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili. 9 a. Kaynak Yayınları. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere. sf. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak.46. 1117-119. d. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız.7 Gün var ki. İstanbul. Baskı. . sf. y. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır. 1. Yıl var ki. günden de kısadır bize. s. sf. Gün Var Bir Aya Değer. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”. Haziran 2006. ġair adaletin.3. öz vicdanından. yıldan da uzundur.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. 8 M. Ancak görülüyor ki. uzun. Vahabzâde hakkında Ģöyle der. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır. Türk Yurdu Dergisi. Halistin Kukul. konu ve temaca zengin.2001. an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde. hakkın vekili.168.47. ―Vatan. Aytmatov. ayrıca çok çeĢitlidir. 7 1. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır. g.

hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan. Ankara. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.Baskı.f. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir. millet sevgisine çıkar. insan ve zaman. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. g.21. 445. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.13 Vahabzâde. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini.12. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. s. Akçağ Yayınları. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır. 13 A. 12 Mehman Musaoğlu. Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. 11 M. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 2. a. Men İnamın Övladıyam”. s. 1997. . Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. B. Halistin Kukul. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.168. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. d. “Yaradıbdır İnam Meni. zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler. sf. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Ercilasun. sf. Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar.45. sf. Zaten Ģair. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin.

Ankara. B. Sayı 1. O.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A. savaĢlar. Ģairin millî. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki. 15. Ankara Üniversitesi. 2002. “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ. 22. e. Cilt. usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. hafızasından zamana yol bulur. aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. “Yaradıbdır İnam Meni. 23 17 Mitat Durmuş. Cengiz Aytmatov. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.9 ressamın tablosunu verir. Fakat Vahabzâde.s. düĢünen bir ihtiyarın. g. halgın manevî ebediyetine. a. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar. KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır. 16 a. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir. Ercilasun. Türkoloji Dergisi. Ġki elini bastonuna. Men İnamın Övladıyam”. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ. Ģümullü bir hak iddiasından. 442.‖ yorumunu yapar.14 Garayev. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman. sf. DTCF Yayınları. d. sf. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag. . Cengiz Aytmatov. düĢünen bir ihtiyar tablosu.f. g. isterseniz buna bir Ģiir değil.

sanat anlaĢılır olmalı. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. her edebî eserin içerisinde bir fikrin. g. Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. a. hatta her günün. e. bir idealin. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin. Ģiirin. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur. bir amacın olması gerektiğine inanır. kendi kalbinde hangi hisse. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. hangi fikre. Vahabzâde. sf. ġiirde Ģekli. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. Sanatçıya göre her dönemin. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir. yazar. ġiirde mana açık olmalıdır. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. ―bulmaca‖ değildir. Bahtiyar Vahabzâde. ĠĢte sanatçı. ġiir. ―Ģiir. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. 60 . 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde.‖ düĢüncesindedir.

düĢünceleri ifade etmenin yolları. g. Nasıl ki.11 duygularını. 19 Vahabzâde. SeçilmiĢ Eserler. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır.. sanatta tabilikten.4. e.20 Bahtiyar Vahabzâde. sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. Kökler Budaglar. Semed Vurgun. sedece vasıtadır. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. Ebedî Heykel. Dostluk Neğmesi. halk için olması gerektiğini düĢünür. e. Ġnsan ve Zaman. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir. Aylı Geceler. sf. ġeb-i Hicran. Halg ġairi Samed Vurgun. e. 85 21 a. s. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. Sade Adamlar. Bu duyguları.85-90 . Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. Halk. g. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. g. E’tiraf. a. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir. Ceyran. Menim ġe’rim. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur. SeçilmiĢ Eserler. Çınar. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. 75-83. 21 1. sf.f. O. 19 20 a. bütün insanlığın yüreğine hitap eder. amaç değil. Bir Ürekde Dört Fesil. samimiyetten ve sadelikten yanadır.

Nağıl-Heyat. Bir Baharın GaranguĢu. Bahtiyar Vahabzâde. ―Bu Dil‖. Sanatkâr ve Zaman.Ġkinci Ses. Lirika. ―Latin Dili‖. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. ―Üz Astar‖. ġehitler. Dan Yeri. ―Oğluma‖ vs. Ahı Dünya Fırlanır. Hara Gedir Bu Dünya. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Açılan Seherlere Selam. Veten Ocağının Ġstisi. Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki. ―Alfabe Kitabı‖. Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. Ana dilinin kullanılması. Ümide Heykel. onun diğer . 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. ―Yollar Oğullar‖. ġair.12 Deniz-Sahil. Muğam. Payız DüĢünceleri. ―Ne Ondansan. AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. Feryad. Özümle Söhbet. Bununla birlikte. Sadelikte Büyüklük. Derin Gatlara IĢıg. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). ġenbe Gecesine Geden Yol. Piyesler. VetendaĢ. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. Açıg Söhbet.dir. ―ġähriyara‖ vs. Ne Bundan‖. Her Çiçekten Bir Leçek. Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir. Semed Vurgun. ―ġäbi hicran‖. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. Dört Yüz On Altı. Goyun. ―Märziyä‖. Ana dili ve genellikle dil konusu.

24 a. Alman dilinde bir. tanıtma yazıları. Doç. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. R. YevtuĢenko. a. Hüsniye Zal Mayadağlı. Kendi ana diliyle. J. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. e. 63. Özbek Türkçesiyle iki. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. g. hikâye. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur. araĢtırma. Dr. Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. sf. e. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. a. Moris. g. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir. sf. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. piyes. Mehman Musaoğlu. g. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. 62-63. inceleme. . d. poema. Yard. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. 22 23 Prof. makale. Aynı piyeslerden bazıları Ermeni. 41-43. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. Ġkinci Ses. Ģiir. üçüncü olarak Semergend Teatrında. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir. YağıĢdan Sonra.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. Dr. sf. Yollara Ġz DüĢür. J. senaryo.

yeni ölçülerin lüzumu. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır. herkesin kendinden öc alması. baba. vatan hasreti. an. temizlik. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır. Tebrizî. zengin . ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. hızın sınırları nasıl dağıttığı. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. yücelik. evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. H.14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. gurbet. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. sonsuzluk. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. hız. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli. cesaret. eski ölçülerin gereksizliği.

1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. Bu poemasından daha önce. ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır.15 olma isteği. ―ġeb-i Hicran‖ poeması. çektiği iĢkenceler. düĢünceleri anlatılmıĢ. Kerbelâ Seferi. ġikâyetnâme. Bir Deste Çiçek. ―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması. Prolog. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. 1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. Ah Zalım Ovçular!. ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde. Ġki Müellim. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. ġair. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır. ġair bu eserinde. Bu poema. Mehemmed-Leylâ. . Ġki Hükümdar. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. Mehemmed. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler. Emi Gatili. Ġki Hediye. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖. Can Yangısı.

Araplıktan uzaklaĢmak. ġair. konuyla ilgili . Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. Gocalar Evi. O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ. kendine yabancılaĢmak. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında. Bölüm. 1. 3. Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. Beni Osman’ın vatanını. kendi inandığı fikirleri. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini.Bölüm. Körpe. dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi.Bölüm. milletini. 4. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. hem de üstüne basa basa. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir. Körpeler Evi. Vahabzâde. mezhebini. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur. bebeğini sokağa bırakanları. Almanya galibiyetinin 30. ortaya koymuĢtur. Goca. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. 2. Bu poemada yabancıyla evlilik. devri öven eserlerinden biridir.Bölüm.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini.

25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. g. onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir. 62-67. Litva Ģiirinden. Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. Alman Ģiirinden. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. Rimma Kazakova. Helmut Fransler’in. ―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. Andrey Demetyev’in. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. e. ―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. sanat ruhuna uygun gelen. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. Özbek Ģiirinden. ―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur. KuĢner. ġair. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte. Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. tarihî eserleri. Yevgeni YevtuĢenko. Bahtiyar Vahabzâde. Tatar Ģiirinden. ġairin 25 a. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. ömrünün sonbaharındadır. Ġzmir. Camal Kamal’ın. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. Ankara. Ġstanbul. . Efes gibi yerleri. Renat Haris’in. iĢsizlik sorununu. Sonbahar. A.

g. 20.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof. “Bahtiyar Vahabzâde. Yine her birimiz. .26 1. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir. Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. kendi dünyasını. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. a . “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. derd ü serimize ortak olan. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ. d. Zannımca. dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar. sf. bütün nesillere. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır.5. Ahmet Bican Ercilasun. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir. Dr. komĢusuna. okuyucuların çoğu bugün kendisini. insana. köprü tablolar çizer. hepimize has olan ihtiraslardan. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır. 29.18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. sf. böylece inkiĢaf eder. doğrudan doğruya zaman.

Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. g.‖ dedi. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”. 30 a. sf.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. adıyla çağırırlar. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair.‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. 44. 31 a. Sonra tercüme etti. Dr. g. Bahtiyar Vahabzâde. 29 a. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. g. O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır. 16. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. sf. O. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. 39-40. Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir. sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var. Bununla birlikte o. 15. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. 28 Prof. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. Bir genç. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. d. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu. d. sf. d. sf. bir halk Ģairidir. . seven gönüllerin. Yahya Kemal. Nizami Caferov. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. bir fikir adamıdır. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum.

sf. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır. ve 18. 45-46. bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır. Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek. bir değil. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler. 741. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof. g. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). Türk Dili Dergisi. Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2. Halil İbrahim Usta. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. sanat. Dr. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Dursun Yıldırım. felsefe ve estetik. Önceki edebî aĢamalar ilim. 13. .. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir. a. yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker. ve 20. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. d. 33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler. sf. O.

Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. tür. genelden özele. poetika. evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. 19. Ġslam modeli ve poetikası. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern. dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. romantik estetikten realist maarifçiliğe. Edebiyatın yeni yönü. . Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. yüzyılda ilk defa M. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. M. F. Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. Ahundzâde oynamıĢtır. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. 19. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. Hadi ve H. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. Ali Bey Hüseyinzâde. F. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark. Ana dille ortaya konan edebiyatta. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. fikir. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. dil. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer. neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde.

maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar. 1996.2. Ankara. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar.34 Türkler 20. “20. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. s. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. . modern. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur.280. 35 Şuayip Karakaş. bir dirildiler. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. 2002. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı. yüzyıl boyunca.c. realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder. Güz. Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar. Türk edebiyatının 20. 35 yüzyıldaki macerası. sf. maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında. Yendiler. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir. yenildiler. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir. Ankara. 493. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. sf. bir ölüp. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni.

Batılı anlamda Ģekil. a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2. 20. Modern Azerbaycan Edebiyatı. üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir. Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir. sf. Bu durumun yegâne a. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır. Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun.288. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir.23 19. 36 20. Bu geliĢmeler. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir. oldukça geniĢ yer tutmaktadır. .g. bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. sadece Türkiye’de değil.d. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. Bu döneme verilen isim de ilginçtir.

Basımın kuvvetlenmesi.yüzyıl. nesir ve tiyatro eserleri idi. Bir Ģair olarak Molla . göç ettiler. Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir. Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. 20. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. Sabir. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. 20. millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. Bu sebeple 20. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. 20. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır.24 sebebi. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu. Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur.

Nerimen Nerimanov. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. 19. zamanın gerekli meseleleriyle. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. dönemin siyasetiyle. Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. Eligulu Gemküsar. Üzeyir Hacıbeyov. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. ve 20. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. halk ile okumuĢ. ananevî mevzulardan aktüel. Sultanmecid Genizâde. ReĢid Bey Efendiyev. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. bey ile çiftçi. Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir. Yusuf Vezir Çemenzeminli. 20. mülkiyet sahibi ile köylü. toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. Abdulla ġaig. . iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. Mehmet Said Ordubadi. Eli Nezmi. Hüseyin Cavid. Daha sonrai ise siyasî hayat. Mirze Elekber Sabir. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski.25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir.

Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi. sosyal-siyasî yergilerin. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler. Öncelikle çalıĢanların. zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. talim. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı.s. tâziyaneler. ne Sadi tarzındaki nasihatler. . onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. Üçüncü bir kısmı ise eğitim.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır. küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır.Maarifperver Edebiyat 20. ne tarihî kahramanlık destanları. Eğitimciler. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller. geleceği yaratmak için herkesten. eğitimin. Onlar daha çok olağan hayatı. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. Daha sonra da çiftçilerin istismarı. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır. öğretmenin. Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. Realist. v. Bu dönemde edebiyat. fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır. Ne âĢıkane efsaneler. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın.

Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi. Hamdi’nin A. muayyen derecede soyutlama. Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu. Eliabbas Müznib. Abbas Sehhet. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. ReĢit Bey Efendiyev. Romantizm. Bu akımın içinde bulunanlar. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. Tevfik’in. topluluktan çok ferdi anlatma. Sultanmecid Genizâde. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. Abdulla ġaig Talıbzâde. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki. geleceğe umut. AğadadaĢ Müniri. Ġbrahim Bey Musabeyov. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi. Türkiye ve Rusya yolu ile. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi.27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. insancıllık. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme. A. . Abdulla ġaig. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. dil ve üslup tantanası. millî-dinî içerik kazanmıĢtır. Sened Mensur. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. Kâinatın. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R.

Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. “a. Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. d.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. Ģair de hayatından olur. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. öğretmen. gazeteci. yazar. . 742. çoğu bilim adamı. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. yönetici. 1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler. Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar. Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. maneviyatsızlığa tercih ettiler. idarî kadroları da değiĢir. Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. sf. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. g. Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta. Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü.

feminist kızlar ve kadınlar. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. Böylece eski cemiyete. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. öylesi bir durum alır ki. idealist komünist gençler. yeni insana. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. insan iliĢkileri. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. cahil din adamları. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. hurafeye inanan gafiller. eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. temsil eder. Bu. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. Yeni cemiyete. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. ―Komünist Dünyasının Dili‖. zengin kiĢiler. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir. Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir. Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar. yeni bir insan. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir. . anti-komünistler. sosyal olaylar.

Mihail Yuryeviç Lermantov. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. din adamlarının cehaleti. Hüseyin Cavid. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar. Mayakovski. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek. hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder. anlatılır. Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir. Yusuf Vezir Çemenzeminli. . gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. ağa-emekçi çatıĢması.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. köylünün. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı.

Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır. insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir. BolĢevikler. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz.yüzyıl sonu veya 20. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. sevinçleri. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. Fakat bunlar. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. Eserlerin ideolojik . Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. çok açık görülür. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. Hâlbuki edebiyat. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. sanat değeri olmayan ürünlerdi. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. Öncelikle söylenmelidir ki. Ġkinci olarak. Bununla birlikte yeni rejim.31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. bu dönemde saf. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi.

s. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu. emek ve emekçi v.b. Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra. beynelmilelcilik. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı. Ġsa Muganna. Ġmam Kasımov. Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. Düz yazıda Enver Memmedhanlı. . Büyük terör yıllarında bu edebiyat. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti. toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. Ġlyas Efendiyev.32 yönünü bir tarafa bırakırsak. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir. Ġsmayıl ġıhlı. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. hakikatleri söylemeye. gerçek tarihi anlatmaya. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. Hesen Seyidbeyli. Eliağa Kürçaylı. Gebil. Zeynal Halil v. Nebi Hazri. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler.

Vagıf Nesib. ġiir. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. Asrîlik 3. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir. 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Memmed Ġsmail. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. Sabir Rüstemhanlı. Millîlik 2. Tabiat .33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler. Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı. Gasım Gasımzâde. Eliağa Gürçaylı. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular. Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik. Musa Yakub. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler.

Bahtiyar Vahabzâde. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. Nebi Hezri. bir ahlakî ölçüye . Helil Rıza Ulutürk. Güney Azerbaycan için de geçerlidir. Tevfik Bayram. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır. Muğam. Gasım Gasımzâde. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. Helil Rıza Ulutürk. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. Göy Göl. Mil. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. Söhrab Tahir. MakineleĢtirilen. Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Nebi Hezri.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. Mehmed Araz. gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. Mehmet Aslan gibi Ģairler. SavaĢ ve tabiat. bir güzellik anlayıĢına. robotlaĢtırılan tabiatı. Dr. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir. Eli Tüde. BalaĢ Azeroğlu. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. Bahtiyar Vahabzâde.

Resul Rıza. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. Samed Vurgun. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir. Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. Ģekillerine. millî düĢünce terbiyesi. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir. . Mikayil MüĢfik. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Hüseyin Cavit. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. Dr. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir.35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. 38 Bu bölüm. Memmed Rahim. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. Süleyman Rüstem. Ģaman felsefesine. Ehmed Cemil. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir. Ömrün. Bu noktada Prof. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder.

Ġsa Hesenzâde. ġiirimiz. Mestan Güner. dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. Sabir Rüstemhanlı. Ġslam Seferli. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. Kasım Kasımzâde. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Fikret Koca. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. Çingiz Elioğlu. Fikret Sadık. Nebi Hezri. ġiirimiz. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir.39 3. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni. Halil Rıza. poem. Mehmed Araz. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. . manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. Eli Kerim. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir. Hüseyin Arif. yılların yetiĢtirdiği Ģairler.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta.

Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. Süleyman Rüstem. ―Istırabın Sonu‖. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. ―Mugan‖. Tvordaviski. N. gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. ―Ögey Ana‖. siyasî sorunlarını. Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. Gribecev’in: ―V. bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A. Prokof Lev. ―Natevan‖. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir.37 paralellik gösterir. Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. ―ġeb-i Hicrab‖. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖. Resul Rıza. özellikle ―Aygün‖ poeması. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. . ―Zamanın Bayrağdarı‖. Memet Rahim. Mikail MüĢfik. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. M. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur. M. Poema. 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. Dudu. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. ―Halk Hekimi‖. A. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. Fakat türün henüz ne olduğu.

Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. Poema. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. olay örgüsü. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur. Timofevvve S. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır. Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?). lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. çatıĢma unsuru. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. mekân. Selvinski de katılır. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur. ġiir tarzında roman ya da öykü. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. Ġ. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. kiĢiler kadrosu. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. Ģiirle iç içedir. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. O. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır. L.38 1965 yılında A. Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır.‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. Mirzayev ve Ġ. ġurası da dikkat çekicidir ki. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. Bu da bize poemanın. ĠĢte bu tür . V. büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır. Zaman. Hiç kimse. Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir. Adalis.

Hüseyin Cavid. Süleyman Rüstem. Eliağa Gürçaylı. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır. olarak değerlendirilmektedir. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. Ehmed Cemil. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. anlatım. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. . Nebi Hezri. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. Gasım Gasımzâde. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. Memmed Rahim. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Samed Vurgun. Eli Kerim. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. Ġslam Seferli. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. o. Tabii 40 Bu bölüm. Mikail MüĢfik. Bu bölümde Ģair. Medine Gülgün. poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder. POEMANIN ÖZETĠ Poema. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil.40 4. klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. romandan. Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir. Resul Rıza. Hüseyin Hüseyinzâde. öyküden.

―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı. ―Yağ.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam. Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur. Yağmur‖ bölümünde Ģair. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. . ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır.

. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular.41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir. ġair. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır.

biz bilmirik. çayır mürgüleyir. Dilindäki ġäm säsinä . bilmirik. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs. Lähcäsinä.Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. Näsä deyir… “Cik-cik”. naläsinä.BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir.

Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. 25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . Tar da elä… O sızlayır için-için.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. dili var. 20 Üräyini duyacaġsan. ävväli var. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. Üräyinlä sän ġulaġ as. Mätläbinin axırı var. 30 Bergülünü. Naläsidir eĢitdiyin. Mätläbini bilmäsän dä. O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. Ġçindädir här mätläbi.

50 Pırıl-pırıl säsläri gör. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. Ney üstündä yeddi säsin. Oyuġ-oyuġ yuvaları. Bu dünyanın ağrıları. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. Häm dä bizi düĢündürür. 55 Nädir belä? Bälkä elä .44 Sinändäki dağ külünü. diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. O düĢünür.

dünyanı gör. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. bir deyil. . 75 Cığırları. Bax här yerin çiçäyinä. däräni gäz. O. yox. xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. yolları gör.45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. bir deyil. 70 Bil dağların çiçäyi nä. näfäs näfäs Dağı dolan. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. Addım-addım. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax.

ġuru näfäs. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. ġe’r–sözün näğmäsidir. . nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. Bälkä… Muğam bir nağıldır. äfsanädir.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. Elä säsin özü Ģe’r.41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var. sözü Ģe’r. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi. Säs dä var ki. dünyanı gör.

bu diläkdir. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. Canavarın aldatdığı . BaĢ var ikän. ġol var ikän. 105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk. Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. diĢ var ikän.47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur. arzularım Gäläcäkdir. Bu gözlämä müsibätdir. El deyir ki. niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ.

125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Öz sözünü. 130 Onu öyrän. sorğusunu Xäyalını. öz ġälbini ara xalġın. ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä. duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä.48 ġengülümün. Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. .

. dinlä neyi. Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Ģanlı müzäy. Biri hünär. ġalxan säsi. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. 155 O–danıĢan. 145 BänövĢänin üĢümäsi. O särtliklä. O birisi göz yaĢıdır.49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. 150 Dinlä tarı. 42 Çaldıran müharibäsi.

Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi. Gah inläyir häzin-häzin. 170 GözüyzĢlı anan kimi. Oduna yan. Gah säsindä göy gurlayır. Häm növämin. düĢün. Tüstüsünä aman elä. 160 Häm babamın yaĢındadır. ġUR Varaġlama o tarixi. Dayan.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. DüĢün. Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi. . dayan.

Mahnılar var. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. sirrini açmaz sänä. Dayan. 190 O. Ävväl öyrän. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. 180 Muğamlarsa baĢ tärpädär.51 175 Dinlä onu. basma ayağını Bu çämänä. Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. ayaġları. Bu dünyanın Ağrısını. bu vätänä Hardan.

Hämzäläri 215 Kim yaratdı. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri. Nä yaratdı? . nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. nä danıĢır narın-narın? Öyrän. nä zaman.52 Kim. Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän.

Ağız açır mağaralar. daĢlara bax. Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. 220 Göy gurladı. . Täsnifläri. ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar. Haġġ säsinä Yer gurladı.53 Koroğlunun nä’räsinä. yeri. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. 230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü.

hoydu. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. 250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana. Yeriyin meydan üstünä..‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana. dälilärim. Koroğlunun däliläri… Burada oxu.54 Ġan sıçrayır beyinlärä. baĢ bir yana‖. Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu. Här sal daĢı.. ġıĢ bir yana. 255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun. Täbiätin ruhundadır . diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana.

näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. gah söndürür. vuġar. Gah yandırır. Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür. Ġayadakı särtliyä bax. düĢündürür. Cängidäki märdliyä bax. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri.55 Bu uyarlıġ. 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü. fikirlärlä . Ällär süzür incä-incä. Ayaġlarsa yerin-yerin. bu näğmälik. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. Xallardakı xäyallarla. Täsnifläri. 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. ritmläri? Bu ränglärdä.

Üräk dolur. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim. Sönüb yandın: . älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm. sudan belä durum mänim. Böyük ġämin. Aydan arı. Xınalandın. boĢalmır. böyük därdin Vuġarı da böyük olur. Ġstäräm ki.56 280 Yox. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. Sevgililär dodağında Yanıb söndün. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın.

sular aĢıb-daĢır. Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb. Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. o burulur. yaz baĢıdır. Täpälärdän säpälänir. Bir-birilä ġucaġlaĢır. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi. 310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. Biçmädim zämin ġaldı. . Çox çäkdim yar cäfasın.57 300 ―Däryada gämim ġaldı. Ġayaların ġabağında O äyilir.

Tälatümlär. Här ikisi dağın ġarı. 330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza. Däyir daĢa. ġaynamalar. coĢur. . Gälib çatır Araz Kürä.58 320 toz-toz olur. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı. 340 SığıĢmadı bir yatağa. Yaylaġları gäzä-gäzä. Dağın barı. Saz üstündä pöhrälänir. Kür Araza. Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır.

mänzilläri varmıĢ. 355 Dağlar baĢı ağ. döĢläri älvan. Fikrin nä ġädär yolları. 350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur.59 Budaġlandı sola. Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. çölläri al. öz yolunu. Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. eĢġi. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ. sağa. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. 345 Zaman keçti. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. .

60 Ġürbätdä Vätän häsräti. Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Ġarabağın çöllärini ġar aldı. Ağı dedi buz bağlayan lal sular. 370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. yurdunda bir anlıġ. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı. Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. Bayatılar ġara geydi äyninä. Näbinin meyidi ġaldı arada . Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä.

ön sözüdür Çahargahın. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. En eniĢ. 385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. yaĢa.61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. tellär ağlasın‖. 375 Darasın saçını. yaĢa. häyäcanlar BärdaĢtıdır. Mayäsindä säslär uçur . ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa.

62 Ġanad-ġanad. Nä minarä. Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız. 410 Nä müäzzin.– Deyir bizä. Bir daĢınız. . SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä. –Gäräk täslim olasınız.

Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk. 430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. Tarixlärä o. Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk. Maġamı var här istäyin. bunu dandı. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi. 415 O. DüĢmän yaman amansızdır. Bästänigar aman çäkir. täläsmäyin. –Näylämäli? . O ġansızdır. Amanından aman.63 Bu onu. Täläsmäyin.. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. Säbir gäräk. aman!.

Dağıldılar dönä-dönä. –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. inlär. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?... –Hanı bizim o gücümüz?. Fikir endi. Belinin bağı bizdän. Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı. .64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı.

Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. neylär? 475 Ov bizim. ―Däyirmanın pärindän. Elin sözü bir olsa. Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä. 470 Suyu çıxar därindän. ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ . 465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim.65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı. 460 Günü oda çalamalı. Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.

Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. Taraġ-taraġ.66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. . Çahargahın hasarında. Od biĢiräk. Nizä gäräk. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. Ocaġ yandı. Cilalandı. Taġ-tararaġ. 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı. Dämir biĢdi. Cäbhä yaraġ. 490 Çäkic altda. ġıraġ. dämir döyäk.

Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi. DüĢmän ġaçır. Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. bizimkilär tä’ġib edir. yeri. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… . äri. göy gurladı. Hücum. Ġılınca dön. 500 DüĢmän üstä durma. Yad ġovuldu dağlardan. üsyan Çarigah.67 Dämir. täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir.

yer titrädir. Cövhärindä bir häzinlik. Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar. Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar. tufan Çarigah. sel oynadır. 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. Ģirin Pärdälärin? . 525 Bäxtiyaram. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. GuĢälär göy gurladır. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä. Däryalar längärlädän tufandı. bir xäfiflik saxlanır.68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi.

säsdä fikir. Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. Nä doğmadır.69 Bürclärdäki o äzämät. ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖. . Tämkin. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra. Yadellinin hücumuna hasar çäkir. vuġar. nä itsidir. axın axın. DaĢda fikir. Ġabarmalar. O batıġlar. fikir… Ruhumuzla uyġardadır. Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar.

Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän. Ġız ġalası! Adına bax. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax. mäġsädi gör. Babaların märamından Ġbrät götür. Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. Gäldiyinä peĢman olub . Yaxın gälmä. 555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. 570 DüĢmäninä o deyir ki. Tüstülänän ocaġlarmıĢ.70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar. ġızdır ġalam. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. män ġartalam. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. 560 ―Bakirädir. män ġuzğunam.

dolar. o duyğular. nälär. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. bu ġalalar. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar.71 Dabanına tüpürärsän. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan. DaĢlardakı çalalara axar. ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. 585 Ġorucumuz. O fikirlär. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır. Hiddätlänän säs axını… . Xeyr. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır.

çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını. 605 Män öz hämdämimi. HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. yoxlaram müdam. 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm. ġanacaġ ölçümdür muğam. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. Dostumsan… Görüräm özümü sändä. 610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? . Sän dä yanırsansa äğär bu oda. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. Görän nä danıĢır.72 595 Batıġların.

sıxır. Barmağı altında tarzän gör necä. buna necä tab gätirirsän? . Düyünlü säsläri ġovurur. susur bulaġlar. mänim kimi säsini dinlä. Göräk. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar.73 Tökülür yarpaġlar. ey näğmäm. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. O da ki. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım. ey pirim mänim. äsir budaġlar. Payızın sazağı käsir otları. sisimi görän. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. 615 Soyuġdan üĢüyür. Yanır gizlicä. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. Säslärdän yaĢ sızır. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä. Nolar.

Ey müġäddäs pirim. ey müdrik tarım. ġirin arzularım. 640 DanıĢ. düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. babam fikirli. DanıĢ. Sän häzin-häzin Abırlı. 635 Ey reyhan näfäsli. xoĢ xäyallarım. Söhbätinä müntäziräm män. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Ulu babaların kamal häznäsi. yarpız ätirli. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların.74 Ey atam hünärli. . Näğmä oxu. 645 DanıĢ.

Elä bununçun da… Täk mänim?. al. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. Yanğına dözmäyib havalanıbdır. Sirri därindä Zilindä. EniĢi. bir vahidik bir arzu. Bir xalġın min illik iztirabları. . bu yolları bir baĢa vurduġ. iztirab dolu. 665 Säslänir muğamın pärdälärindä. 670 Bämindä. xäyallar yuvalanıbdır.75 655 Här xalın tarixi Yüz il. Biz ki. Biz ki. beĢ yüz il. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. yanğını keçirmäk üçün Fikirlär. 660 Bir ġälbin deyil. elä bil od ġalanıbdır. Söhbäti aĢkarda. sarı… Orda varaġlanır. yoxuĢu.. kamda.

Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini. sonunu bilmir. soraġlı Yola bänzäyir. yox. Nota salardılar onu näğmätäk. 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir.76 675 Yox. kükräyir. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. Här käs öz ġälbini tapır muğamda. O axır. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk. . Muğam–här guĢäsi sirli. O yola çıxmadan yolunu bilmir. Cilova gälsäydi belä bir axın. O coĢur.

705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı. Gizli mätläbini görmäkçün . açdığı iz baĢġa-baĢġa.77 695 Bämi düzänlikdir. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır. O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. –Neçä dumanlısan. asta-asta pıçıltıları. muğam deyänin Keçdiyi. Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. Mänsur. örtükdä çırpınan üräk. Bäli o. Görünmür gözä Pärdädä. zili zirvädir. Här muğam çalanın. zirvädir. Zabul üstä inlädir tarı.

inläyir ancaġ. Härä bu ocaġdan bir od götürär.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. Ey pirim mänim . Xäyalın gözüylä eĢidär. Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ. 725 DanıĢır. Mätläbi gizlädir. Ey näğmäm. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. Tutar säsindäki därinliklärä. Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin. bir xalın sänin. Min sözdän güclüdür. Ey tarım. aldır säslärin. 730 Gizlidir sözü näğmänin. Bilmiräm yaĢıldır. görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä.

här kuĢäni yozur bir yerä. Gälin. Kim deyä bilär ki. bir anlığa baxaġ göylärä. här xalın neçä rängi var. Buludlar burulur. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. sönükdür näğmälärindän. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var. Hämän hämändir. 750 Buludlar dönür. Häränin gözünä bir cür görünür. Yanıb Ģırıl-Ģırıl. Axıb Ģır-Ģır o.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män. Här käs. Här säsin. Yox. Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. Köy dä . Sözümdä olsaydı säsinin gücü.

. 770 ĠoĢġarın. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. sän dä häġiġät. Mänim öz amanım. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. Anbaan däyiĢän o buluda bax.80 755 Bulud da. mänim öz ahım. Ġnan gördüyünä. Käpäzin. Orta segahım. Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Män dä häġiġätäm. Mänim gördüyümü görmäsändä sän. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. ancaġ. Härä öz ġälbini görür buluda. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan. Elädir älbät. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän.

çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı.c. 43 XIX. Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar. Anamın südütäk sän halalımsan. Mänim öz därädimsän. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı. Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. Daha fazla bilgi için bkz. ġirin bayatılar. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan. öz mälalımsan.” 44 . sän al canımı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. tarda böyük yeniliklär elämişdir. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Azerbaycan Edebiyatı. 2. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al. 18. arana çatdı. äsrin musiġişünaslarındandır.

DanıĢır. 810 Mätläbi gah açır. Bä’zän inläyir. . bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. Sonu iniltili. Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. baĢından ötüb keçäni. Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Gah düyünläyir. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. Gizli därdlärinä yandırır säni. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. 805 Könül hıçġırtısı. Bä’zän üsyan edir. Ağrılar mayası. iç hönkürtüsü. ġikayät süsü.

Oxudum. ona dil deyir: Araz gäldi. Dibindä min can axdı. kül oldum. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. 820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. bülbül oldum… . Äziziyäm gül oldum. Bir dilbilmäz ġuĢ idim. Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır. axır. yan axdı. 825 Yandım.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir.

zilindä o ―neylim‖? deyir. 845 ġaxtaya dözmüĢäm. Düzändä käsdilär. Alovu täässüf. Ġazancı ağrılar. sazağa neylim? . Bämindä. mänim dämadäm. dağda bitmiĢäm.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. dililä amanın. dağlar aĢmıĢam. O deyir. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. hansı günahın. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. özü xatirä.

od mänä hämdäm. Neylim. Günah mändä deyil. gözläri doldu. 855 Gördü ki. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. yer üzü gündüz. Bir üzü gecädir. daĢı äritsäm. buza neylim. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. bir üzü gündüz. Buz tutar. bulağa neylim? DanıĢdı. . sözüm bilinmäz. axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. Därdilä. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs. yay günü bulağa getsäm. Dedi:–Bu da keçär. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. Säsim su yandırar.

oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı.86 Ey mänim üräyim. Nä deyirsän. Sän mänim göz yaĢım ol. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. Onun här pärdäsi ah. här bämi ġäm. Segah. Segah. Nä deyir könlümü oymaġla. çağla. mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. hökm eläyir ağla Segah. Ġälbä atäĢ çiläyir. . Anamın öz südütäk sän hallımsan. çağla. ġälb atäĢi. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. gündüzü gündüz. här zili od. can yanğısıdır. halalım. 865 Öz ällärinlä.

885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. ağla. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. DanıĢır bir äsrin öz yarasını. Rast–onun atası… Näsihät eylär. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. 895 DanıĢır tämkinlä. aramla täk-täk. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. Segah–bir istäyin. Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. DanıĢır aramla. DanıĢır. Rast–müdrik bir ağıl. Segah‖. 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. därin düĢüncä. Segah. anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk. Mäcnun sähralara gätirär pänah. eĢġin dalınca .87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını.

Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. o säbirlidir. kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir. 905 DüĢünür därin. bir biçir. Rast–tädbirlidir. 900 Bir zaman büdräyän ġälbin. istäkdän od ġalanıbdır. Yüz ölçür. Fikirlär. 915 Rast–cavan deyildir. ärk etmäsidir. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. Segah–nalä çäkän. Vuġarlı. . fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri. dözümlü. danlağı. Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü.88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. Mühit dänizitäk o längärlidir.

nädir? . Yerläri. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı. yaĢa dolmuĢ. Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı. 930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla. Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları.89 O. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları.

Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi. gün nädir? Ġlk nä. Fırlanır. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi. Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. ġurur bir yandan. fırlanır. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan.iir? Ġlk nä. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast. gün näd. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast. canlı misallar çäkir härdän. . Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. fırlanan nädir? Ay nä. son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast. Aġil danıĢır.90 Hökmüylä.

. Ġaçdı. 965 Ġabırğası ġalın ovçu. bir az aralandı. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast. Bilmädi ki. ah atäĢi söz ränginä girmäz. Ġnsanların ilk arzusu. 955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. o. niyyätläridir Rast. Zalım ovçu. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu. ahästäcä söylär. särhädläridir Rast. Öz därdini ġıĢġırmaz. Lakin äzabın son dämi. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. 960 SärçeĢmädän su içmäyä. Ey Bäxtiyar.

baxdı yazıġ-yazıġ.92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı. 980 Tüfängini çiyninä sal. Bu dähĢätä kol titrädi. 970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı. Döndü. 985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu. Mälül-mälül. 975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. Gül üĢüdü. Bir ora bax. Dilä düĢdü: . Ġaçammadı… O dayandı. Bir geri dön. Ovçu. sänin ġolun sına.

Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. ağ-ağ gül bitirir. yaralıyam‖. 995 Ağ buludlar Topa-topa. Tel-tel äsir.93 ―Aman ovçu. YAĞ. YağıĢı da ağ gätirir. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . Ağ yel äsir. HeykälläĢir häyrätimiz. Män bu dağın maralıyam. 990 Yaralıyam. vurma mäni. YAĞIġ Ağ yel äsir. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz.

―Yağ. dağ ağara. Üz islanır. Ağ buludun toy günüdür. 1025 ġırıldayır navalçalar. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. Ġız islanır. daĢın. Oğlan ġaçar. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. yağ yağara. Üräyinin tanğısına Dağın. göz islanır. Tut ucundan sän göğä çıx.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä. Bu yağıĢın. . yağıĢım. Gir mağara. 1015 DaĢ ağara. Yağ ey yağıĢ.

Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? . därälärä… Göy tutular. sel oynayar. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü. 1035 Sellär. Bir täräfi açıġ olar. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. 1040 Arzumuzun. Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä.95 Arxlar daĢar. Açıġ yerdän gün çırtlayır. Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri. Deyärlär ki.

üräyin gah ġüssäli.96 Bu da özgä bir näğmädir. yerin. Säslär elä ängindir ki. 1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün. . Kitab kimi o. Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı. 1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax. oxunur Varaġ-varaġ. O. 1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı.

1080 Bir yandan da yağıĢ yağır. yağıĢ käsmir. dursana. ġodu. Säpälänir sola. Aman vermir göz açmağa. yağır yenä… Nä äkinä gedän olur. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır. sağa. Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. nä biçinä. 1075 Säslärdäki ränglärä bax. Gah da olur. Elä yağır. 1090 Çömçäni doldursana…‖ .97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır.

dil yanır. Üräk yanır. ĠıĢda arana köçdük. sazağa. DüĢdük ġara. Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. Yayda dağa üz tutub. Häm ġul olduġ. häm ağa. borana düĢdük. 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä.98 Äkin-biçin eĢġinä. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu. . Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. Dağda.

uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. Çobana çarıġ bağı. Arxalandıġ dağlara. ġoyun. Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına. 1120 Dolanıb gäldi ġoyun.99 Särhäd tanımadıġ biz. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. . gäldi dağı. Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu. a däli ġoyun. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. Dağ bizä sirdaĢ oldu.

Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ. Biz ġoyunu. Ġırġovul gözlü ġoyun. Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… . a nazlı ġoyun. Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. 1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. 1125 Pendiri käsmä-käsmä.100 Nänäm.

Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. Yünü bir ġarıĢ ġoyun. laylalar Ġayalardan sızılar. ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. sayaçılar. ġoyun‖. Çoban sändän küsübdü Südü ver. Ġäm ağladır. . Därälärä hay salar. Nä dä gülür. Sevinç bizi güldürürsä. dil anlar. barıĢ.101 ―Nänäm. Kürä çatar. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. a narıĢ ġoyun. 1145 Uca dağlar. Arazıma can atar. Sözün özü nä ağlayır.

Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz.102 1160 Amma bizi häm güldürür. Könül säsi könül dälär. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. säsdir axı. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi. Häm ağladır. . näğmälär yaranmazdı. söz deyil. Yox. ġähġähälär. Ġähġähä dä. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. Sözdän ävväl säs yaranır. Hönkürtü dä. Bälkä insan Sevincini. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz. Yox. 1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz.

Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. 1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. üräk yanğısı. göz yaĢları. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. Neçä ġäsdin önünü käsdi. ―Salı yandırdı‖ muğam. bir canlı kitab. vicdanı utandırdı muğam. . Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän.103 Näğmäläridir Sözümüzün. O. fikrimizin ibtidası. Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. bir çängä bulud. 1195 Oyadıb yaddaĢı. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. dayandırdı muğam.

104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. Çox kitablar oxudum. Deyiräm. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam. zänn elädim. bäxtiyaram. . Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam.

Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır. gür sesini. Kuşcağızın günahı ne? Sabrını. feryadını. Neler diyor… “ Cik cik ”. bilmiyoruz. Yüreğindeki gamı. bilmiyoruz.İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. . Dilini. 10 Kuşdilini bilmiyorsak.

Ġçindedir tüm arzuları.106 15 Kulağınla değil. lehçesi var. 20 Yüreğini duyacaksın. Arzusunun öncesi var. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. Önce öğren sen bu dilin Noktasını. Feryadıdır iĢittiğin. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. Yüreğinle dinle. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . Gayesini bilmesen de. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. sonrası var. 30 Virgülünü. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için.

sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine.107 Yüreğindeki ateĢin külünü. Oyuk oyuk yuvaları. Bu dünyanın ağrıları. hem düĢünür. Ney üstünde yedi sesin. Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri. Hem düĢündürür. 55 Nedir böyle? Acaba . O.

O ikisi aynı değil. hayır. dereyi gez.108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. yolları gör. Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil. . Dağa giden patikalarda Önüne bak. kokusunda Nağmedeki seleri duy. halleri gör. Ġnip çıkan geçitleri. Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde. nefes nefes Dağı dolaĢ. 75 Patikaları. aynı değil. dünyayı gör. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. Adım adım.

Belki… Fasıl bir masaldır. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ. sözü de Ģiir. efsanedir. Bilelim. 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki. bu dünyaya sözü nedir. sesin ahengi. gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme. Bu sesin kendisi de Ģiir. efsaneye göre arşındır. ġiir ise sözün nağmesidir. dünyayı gör. nedir? sıradan bir ses. kuru bir nefes.109 Çobanın belindeki ArĢına bak. Kelimelerin anlatamadığını anlatan. . Söz. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak.

niye ĢiĢededir 110 Devin canı?. kol varken.110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur. bu dilektir. BaĢ varken. Bu bekleyiĢ musibettir. arzularım Gelecektir. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım. Halk diyor ki. Canavarın kandırdığı Gülecektir… . Niye. Bir hasrettir? 115 El varken. niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. diĢ varken..

Sözünü. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ. sualini. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver.111 ġengülümün. Hayalini. kendi kalbini ara halkın. 130 Nağmelerini öğren. 125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu. duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde. .

O. kalkan sesi.112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. O. hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. 150 Dinle tarı. 145 MenekĢenin üĢümesi. Biri hünerken. Ģanlı Ģöhretli bir müze. Kılıç sesi. Biri gözyaĢıdır. Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır. dinle neyi. . 155 O. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi.

dur. Kâh inliyor hazin hazin. Hem torunumun. Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi. DüĢün. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin. düĢün. Dur. . Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. Dinle ġur’u Kalbini sana açan. 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur. Kâh sesinde gök gürlüyor.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. 160 Hem dedemin yaĢındadır. AteĢiyle yan.

bu vatana Nereden. Dur. Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. Mahnılar ayakları. Önce öğren. Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. adım atma Bu bahçeye. 190 Sırrını açmaz ki sana. 180 Fasıllarsa baĢ sallatır. Bu dünyanın Ağrısını. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden.114 175 Dinle onu. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Kirpiklerden yaĢ akıtır.

ne söyler narin narin? Öğren. niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri. ne zaman. . Hamzaları 215 Kim yarattı. ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der.115 Kim. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren.

. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak. 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri. ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. Tasnifleri. Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. Hakk sesine Yer titredi. 220 Gök gürledi.48 Ağzını açıyor mağaralar.116 Köroğlu’nun narasına. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti. kayalara bak.

Tabiatın ruhundadır .117 Kan sıçrıyor beyinlere. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi. baĢ bir yana‖. Her yassı taĢı. Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. haydi. yiğitlerim. diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un. kıĢ bir yana. Yürüyün meydana. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor.

Kayalardaki sertliğe bak. Cengideki mertliğe bak. özlüğünü. 260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. Hallerdeki hayallerle. düĢündürür. Tasnifleri. Kâh yandırır. fikirlerle. Eller süzüyor ince ince. kâh söndürür. vakar. Ayaklarsa hızlı hızlı. . 265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. 275 Kanadında gurur. göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri.118 Bu ahenk. ritimleri? Bu renklerde. bu ritim.

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

Diyor:–Hayat bir kavgadır. Mukaddimesidir. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa. ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. 375 Tarasın saçını.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. Ġçerisinde sesler uçuĢur . teller ağlasın‖. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. önsözüdür Çahargahın. yaĢa. heyecanlar. 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. Ġn iniĢten. yaĢa.

Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz. –Teslim olmanız gerekiyor. Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye. Diyor bize. GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize. Ne minare. 410 Ne müezzin.125 Kanat kanat. . 400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız. TaĢ üstünde.

415 O bunu reddetti. sabredin.126 Bu onu. O. Ya gelecek? –DüĢünelim. —Ne yapmalı? . DüĢman çok acımasızdır. Yeri vardır her isteğin. KarĢımızdaki kansızdır. tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. Bestenigâr dert çeker. aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. Acele etmeyin. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi. Derdinden aman. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek. Sabır gerek.

445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. Ağıt yakar kızlar. .127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı. Dağıldılar döne döne. . —Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar. —Nerde bizim o gücümüz?. gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden. ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖. inler. Belindeki bağı bizden..

465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık. Halkın sözü bir olsa. ―Değirmenin çarkından. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ . neyler? 475 Av bizim.128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze. Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ. 470 Suyu çıkar derinden. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi. 460 Günü ateĢe boyamalı. Dertlerimiz kılıçla Biter bizim.

. kıralım. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. Tar tararak. 490 Çekiç altta. Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek. Tarak tarak. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. Cephe yaralım. 495 Elde silah Vuralım. Demir kızdı. Yassılandı. Ocak yandı. Kargı gerek.129 ġimdi bize kılıç gerek. Çahargahın hisarında. 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek. demir dövmeli. AteĢ yakmalı.

eri. Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi. 500 Durma. DüĢman kaçıyor. Hücum. DüĢman atıldı dağlardan. isyan Çarigah. bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir. gök gürledi. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… .130 Demir. Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te. Kılıca dön. düĢmanın üstüne yürü.

Dalgası mı katardaki 530 Dertli. . Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. 520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. yer titretiyor. sel coĢturuyor. Ġçinde bir hüzün. Denizleri yerinden oynatan tufandır. 525 Bahtiyarım. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. tufan Çarigah. KöĢeler gök gürletiyor. bir zariflik gizleniyor. Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah. coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı.

Kabarmalar. seste fikir. fikir… Ruhumuzla özgürdür. ne sıcaktır. TaĢta fikir. DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖.132 Burçlardaki o azamet. O. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri. DüĢman hücumuna duvar örer. gurur. Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. Ne doğumdur. çökmeler. ard arda. Ciddiyet. . Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur.

Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan.133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. görürsün‖. Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen. Kalenin adındaki Manaya bak. kalem. Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. Kız Kalesi!50 Adına bak. Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. kızdır. YaklaĢma. . gayeyi gör. ben kuzgunum. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. 570 DüĢmana diyorlar ki. ben kartalım. Tüten ocaklarmıĢ. 560 ―Bakiredir.

TaĢlardaki çukurlara dolar. Hiddetlenen ses seli… . O duygular. neler?! Bu kaleler. kabarmalar. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki. bu kaleler. 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır. 580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir. Hayır. taĢar.134 Derhal kaçarsın. düĢünceler. TaĢ türküler. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. 585 Askerimiz. KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. neler.

605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . Dostumsun… Kendimi görürüm sende. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır. ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar.135 595 Metlerin. cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli. sürekli yoklarım. Bakın bize ne der. HERKES BĠR YUDUM… Marifet. kanacak ölçümdür fasıl. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. Sen de bu odla yanıyorsan.

Ne olur.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. susuyor pınarlar. benim gibi sesini dinle. ey türküm. Nağmen olabilir adağım benim. Tarzenin parmağının altına bak. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı. O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle. Yanıyor için için. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. . Hazan rüzgârı kesiyor otları. 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. Nasıl kavrulur. ey pirim benim. sisi mi bunları gören. titriyor dallar. 615 Soğuktan üĢüyor. nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden.

635 Ey reyhan nefesli. düĢüncelerin . ey mukaddes tarım. Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi. dedem fikirli. Nağme söyle. HoĢ arzularım. Sohbetine hazırım ben. yarpuz kokulu. 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin. 645 Anlat. Ey masal ninelerinin ninni sesi. tatlı hayallerim. Anlat. Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. Ey mukaddes pirim. Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan. 640 KonuĢ.

Bir halkın bin yıllık ıstırapları. Sarı… Orada sayfalanır. ĠniĢi.138 Denizlerden dalgalı. yokuĢu ıstırap dolu. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller. Biz ki. bir arzu. biriz. 665 Seslenir fasılın perdelerinde. bu yollara yalnız baĢ koyduk. 660 Bir kalbin değil. KöĢeler rengârenk: YeĢil. Biz ki. fikirler yuvalanır. Sohbeti aĢikâr. Kırmızı. Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. bir gayede. . semadan derin. beĢ yüz yıl. Bir halkın tarihi Tarihin yolu. 655 Her halin tarihî Yüz yıl.

Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. . Notaya dökerlerdi onu nağme gibi. Herkes kendi kalbini bulur fasılda. CoĢar. Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek. Önce yemyeĢil ovalarda gezer.. taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını. gizemli Yola benzer. Fasılın her köĢesi sırlı. 675 Hayır. Sonra kükrer adeta. Yola çıkmadan bilmez yolunu. hayır. Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. Birden değiĢtirir yatağını.

o. 705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü.. Mensur. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır. örtüde çırpınan yürek. Zabul üstüne inletir tarı. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü. 695 Bamı düzlüktür.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. Evet. zirvedir. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. . —Nasıl dumanlısın. zili zirvedir. Her fasıl çalanın.. O zirvede Ayağından yer kayar sanki. usul usul fısıltısı. O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar. Görünmüyor göze Perdede.

bir halin senin. yeĢil midir. Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde. . Bilmiyorum. Ey türküm. Arzuların gizlidir. 730 Gizlidir sözü nağmenin. ancak inler 725 KonuĢur. Hayalin gözüyle iĢitir. Bin sözden güçlüdür. Gür sesindeki derinliklere. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. Ey pirim benim. Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Ey tarım.

Hayır. Gelin. Herkesin gözüne farklı görünür. Kim bilebilir ki. 750 Bulutlar döner. Gök de. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. Akarak Ģırıl Ģırıl. Nağmen olabilir adağım benim. Bulutlar karıĢır. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. her halin ayrı rengi var. Tıpkısının aynıdır. O da sönüktür nağmelerinden. . Yanarak gürül gürül. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım.142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. Herkes her köĢeyi yorar bir yere. bir an için bakalım göklere. Her sesin. Sözümde olsaydı sesinin gücü.

SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım. sen de. Ben de hakikatim. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. Doğrudur elbet. Benim gördüğümü göremesen de. . Benim dağlarımdır senin membaın. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda. Benim kederim. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin.143 755 Bulut da. benim ahım. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. 770 GoĢgar’ın. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir. Sen kimseden alınmadın. Orta segâhım. Kepez’in. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. fakat. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. Ġnan gördüğüne.

yüzyıl müzisyenlerinden biridir. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. sen al. Azerbaycan Edebiyatı. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı.52 Derdimsin.” 53 . 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan. canımı. çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. ovaya ulaĢtı. Anamın ak sütü gibi helalimsin. sen al.c. kederimsin. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım. 18. Hüzünlü bayatılar. Güzel maniler.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır.144 Bende doğup bende olmuĢsun. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı. 52 19. Tarda büyük yenilikler yapmıştır. 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Daha fazla bilgi için bkz. 2.

BaĢı çılgınlık. Sızıdır mayası. 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin. 795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. Sonu inleyiĢ. Vagif’in yüreğini kanatan. 805 Gönül hıçkırığı. bir arzunun. Anlatır. Bazen için için inler. bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. Gizli dertleriyle yakar içini. Bazen isyan eder. 810 Arzuları kâh açılır. Kâh düğümlenir. baĢından gelip geçeni. yürek haykırıĢı. . Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim. ġikâyet süsü.

Okudum. sonunda kül oldum. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı.146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. Dil bilmez bir kuĢ idim. bülbül oldum… . Azizim gül oldum. ona dil döker: Aras geldi. Dibinden bin can aktı. yan aktı. Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine. 825 Yandım. 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler.

Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. Bamında da zilinde de. Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. Ovada kestiler. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. diyor. diyor. özü hatıra.147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? . AteĢi ıstırap. âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim. benim anbean. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. Kazancı ıstırap. Kendi diliyle anlatır kederini. ―neyleyim?‖. dağda bitmiĢim. dağlar aĢmıĢım. . hangi günahın. göçü hatıra.

Derdiyle. 855 Gördü ki. artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. Suç bende mi. . Sesim suyu alevlendirir. Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. ateĢ bana arkadaĢ. Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. sözüm bilinmez. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz. buza neyleyim. gözleri doldu. kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu. pınara neyleyim? Anlattı. yaz günü yanımda. Neyleyeyim. Dedi:– Bu da geçer. Büyük arzulara dünya bir kafes.

ağla Segâh. her zili ateĢ. Ne diyorsun. Kalbe ateĢ çalıyor. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. bir yanı gece. Ey yüreğim. . helalim. Sen benim gözyaĢım ol. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı. Her perdesi ah. Anamın ak sütü gibi helalimsin. gündüzü gündüz. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi. hükmediyor. çağla Segâh.149 Bir yanı gündüzdür. yürek ateĢi. Ne diyor gönlümü oymakla. oyulmakla Segâh? Böyle. sen kendi gözünle Geceyi gece gör. çağla Segâh. 875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. can yanmasıdır. her bamı gam.

Segâh. usulca. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. .150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. anlatır tek tek. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. 895 Temkinle. Rast. 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. Anlatır. Anlatır. Anlatır. Rast. hikmetli bir akıl. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. bir asrın yarasını. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi. bu sevdayı kınar. onun babası… Nasihat eder. yavaĢça. derin düĢünce. ağla Segâh‖.

900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. dostça uyarısıdır. Sosyal deniz gibi dalgalıdır o.151 Segâh. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan. Yüz ölçer. kemale Erip kendini bulmasıdır. bir aĢkın. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. Gurulu. feryat eder. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. metanetli. Segâh. rast tedbirlidir. 905 Derin düĢünür. sabırlıdır. isteklerden yangın çıkar. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. bir biçer. . Rast. DüĢünceler. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek. öğüdü.

152 915 Rast. Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla. genç değil. bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. kimdir? . Kemale ermiĢ. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla. Uykusundan uyandıran dağları. Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı. pınarlarını. Yerleri. Mevsimlerin kuĢlarını. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman.

döner. güneĢ nedir? Ġlk nedir. güneĢ nedir? Ġlk nedir. UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. canlı örnekler verir zaman zaman. Âkil anlatır.153 Hükmüyle. Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast. bir yandan kurutur. . Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan. dönen nedir? Ay nedir. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur. Dünyayı oynatır. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir. Kendi etrafında döner. oyuncak gibi. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi.

Zalim avcı.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. ah ateĢi sözün rengine girmez. Lakin ıstırabın son demi. 960 ÇeĢme baĢından su içmeye. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. Ġnsanların ilk arzusu. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı. . niyetleridir Rast. Kendi derdini haykırmaz o. Ey Bahtiyar. serhattidir Rast. usulca söyler. biraz uzaklaĢtı. AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. 965 Kaburgası kalın avcı. Bilmiyordu ki. Kaçtı. Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast.

155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. Bu dehĢete otlar titredi. Kaçamadı… Durdu. Dile düĢtü: . Melül melül. Döndü. 985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. Ve dön. Avcı. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. senin kolun kırıla. 980 Tüfeğini omzuna al. baktı masum masum. Gül üĢüdü. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. Bir bak buraya.

Küme küme. kalırız biz. vurma beni.156 ―Aman avcı. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın . Yağmuru da ak getirir. ak ak gül bitirir. Ben bu dağın ceylanıyım. yaralıyım‖. YAĞ. Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel. 995 Ak bulutlar. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. TaĢ olur. 990 Yaralıyım. Tel tel eser. YAĞMUR Ak yel eser. Ak yel eser.

1015 Dağ ağara. Ak bulutun düğün günü. Kız ıslanır. Gir mağara. göz ıslanır. taĢın. Yüz ıslanır. yağmurum. ―Yağ. Oğlan kaçar. Yağ yağmur. Tut ucundan göğe çık. Bu yağmurun. Yüreğinin yangınına Dağın. damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. Dalından kopup düĢen Ham erikler.157 Ġliğine Damar. . 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları. yağara. taĢ ağara. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. yağ.

Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür. sel coĢar. seller çağıldayan Uzun uzun derelere. Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. 1035 Sular. 1040 Arzumuzun. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları. Derler ki. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. bu nedir? Bu nedir? . GüneĢ çıkar. derelere… Gökyüzü tutulur.158 Arklar taĢar. Bir tarafı açılır.

Kitap gibi okunur o. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin. Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı.159 Bu da baĢka bir türküdür. göğün. 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar. . yüreğin kâh hüznü. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları. Yaprak yaprak. Sesler o kadar engindir ki. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. O.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

1180 Nağmelerdir ilk dilimiz. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. Tamam diyebilseydi söz. Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. Belki insan Sevincini. Sözden önce ses gelir. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. söz değil.165 Hayır. Nağmelerdir Sözümüzün. Feryat da. Kahkaha da. fikrimizin . 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. kederini Nağmelerle söylemezdi. türküler yaratılamazdı. kahkahalar. Kalbimizden geçenleri. sestir âhı. Hayır. Gönül sesi gönül deler.

utandırdı vicdanı fasıl. 1190 Onun her köĢesi bir hatıra. ―Kuru âhıyla kuruttu‖. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. bir avuç bulut. ―Salı yaktı‖ fasıl. son verdi fasıl. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. O. Kaç kastın önüne geçti.166 BaĢlangıcı. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. yürek ağrısı. gözyaĢları. . Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl. canlı bir kitap. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl. 1195 Uyutup hafızayı.

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

azadtribun. (a. tek+düm.c. a.(Seyfettin Altaylı.(Türkçe Sözlük. 1. e. g. g. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını. 1998. c. www. Ankara.” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz. 1994. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra. Daha fazla bilgi için bkz. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden. sf.) 70 Tütek: Kamıştan vs. ġair. (Seyfettin Altaylı. gözlerden yaĢ akıtır. a. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. a.582. e. e. Efsanenin tamamı için bkz. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. . (Seyfettin Altaylı. bkz.994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri. Köşe: Melodinin.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. g. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir. TDK Yayınları. İstanbul. 9. g. den yapılan nefesli müzik aleti. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur. sf. neleri bulabileceğimizden bahseder. 2. . Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda. sf. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik.1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı.“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır.net. a. bazen de müstakil olarak çalınan parça. e.c. sf. MEB. Bakü. g. tek. e.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. e. a.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz. a. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm. tek. 1790). Efsanenin tamamı için bkz. yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. nağmenin en etkili kısmı.c. 1.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. g. tek+düm. 2. sf. Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür. g. e. düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister. a. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. g. tek+düm. Nahçıvan Folkloru. e. 73 18. Tabii mertebesi 10/8’dir.Baskı. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir.

ninelerin dokuduğu halılarda. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. sevgililerin dudaklarında bulur onu. aniden akla düĢen eski bir macera. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. sf. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder. Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. Dügâh perdesinde kara verir.102).173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir. ritimleri. ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. Büyük derdin büyük vakarı olur. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. c. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını. 1979. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. gamı büyüktür. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. Bir yandan tepelerden düze inen sular. savaĢ halinde olan bulutlar. bazen yandırır. budaklanırlar sağa sola. Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. hikmet dolu bir ârifin aĢkı. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. baĢ bir yana ayrılır. Acaba fasılların ilk renkleri 78. 1. tasnifleri79. Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur. (Türkçe Sözlük. (M. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar. Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. sf. Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair. 128). Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü. bazen güldürür. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. Dağ baĢındaki ceylanda. çekildiği takdirde leĢ bir yana. Ankara. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre. . dans ederler Arazbar’da81. TDK Yayınları. ġurun da derdi. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a. Ekrem Karadeniz. buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. ġair. Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı.

tufanlar oluĢturur.1088). Azerbaycan Edebiyatı. Mısralar ise serbest olur. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. g. (Seyfettin Altaylı. e. e. tiz. a.1. bayatıların85. Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler. Farklı farklı fikirler öne sürülür. s. yaĢanmalıdır Ģaire göre. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı. sf. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. sf. Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere.174 minik bir nükteyle Ģair. Hayatın bir kavga. a. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı.c. 87 Şiirin tamamı için bkz. sf. a. Bu bölüme. sf. Mısralar aynı kafiyede 3.395. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar.g .1. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. bir savaĢ olduğunu anlatır bize. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. 2. e. 1. mani. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu. (Seyfettin Altaylı. ġikâyettir dillendirdiği.” .1284). (Seyfettin Altaylı. ―Ne yapmalı. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir.f. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır.c. Huzur. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. Bestenigârla ağıt yakar kızlar.e. (Seyfettin Altaylı. gelinler. sf. ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi. Azerbaycan Edebiyatı. ve 4. geraylıların86.385” 85 Bayatı: 1. c. g. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. İstanbul. insanların yanı sıra suların. g. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. 1. Araya bestenigâr girer. c.105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir.495) . “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. çekilen derdi. çoğunlukla 1. a. ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur). 2.

Nahçıvan Folkloru.853. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar. sûz. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair. taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. c. DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı. düĢünceler. ―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm. 1994. e. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler. (Seyfettin Altaylı.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir. si koma. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler. Bakü. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer. Kalelerdeki oymalar. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. e.) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır. denizde tufanlar oluĢturur. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. yeri titretir. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. Mahremdir elleri düĢmanın. Attıkları narayla yer titrer. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî. g. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir. Medlerin. Göğü gürletir. ardından mihenk taĢı ilan eder onu. re bekar. g. Hücuma davet vardır bu seslerde. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde. a. gökyüzü gürler. sf. ġair. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. Erenler de Ģereflendirir mekânı. Efsanenin tamamı için bkz. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. sesteki diziler gibi. (Ferit Devellioğlu. Kanacak ölçü olarak niteler önce. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir. sf. a. ” . seli coĢturur. Burçlardaki azamet. Hüseynî için sol bekar.2. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar.

Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. sf. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. Ankara. keskin bir sestir. Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. Bilindiği üzere tiz sesi ince. Bamı düzlüktür. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir. sf. çıkardığı alev yangındır adeta. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. sf. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa. Bu nedenle zirvedir. dağlar yürekleri. türküden adak ister. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar. Bası. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. Fuzûlî. ArkadaĢlarını. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil. a. Kerem’i Aslı’dan. Verilecek adağı da kendi belirler. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir. (Ş. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder. e. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini. g. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar. ġair. zili zirve. a. e. soğuktan titreyen dallar. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. 214. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir.9. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan.Şeref Çakar. 1998) . 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini. susayan pınarlar. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. onunla konuĢmasını ister. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz. (Türkçe Sözlük.25. c. ancak makam durakta karar verir. kötüsünü ayırt eder. bir milletin bin yıllık ıstırapları. Dökülen yapraklar. 1.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. Bir milletin tarih yoludur. neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki.19. “Yavuz Akpınar. Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. TDK Yayınları. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları. g.

Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir. arzular gizlidir. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. geçtiği yollara iz bırakırken. e. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur. (Şu halde. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da.com. evic. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. g. Hayalin gözüyle iĢitilir. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır. ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler. www. Ġstekler.azerbaijan. Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde.news. Hüzünlü bayatılar. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre. Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır. a. çargah. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak. hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair.nevâ (re) perdeleridir. gerdâniye. nota içerisinde kullanılır. ġair. Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder. Mensur. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor).177 yerden. Ancak lal olan bu seslerin kudreti. segah. nevâ. dik hisar. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. ve tiz segâh. Durağı segâh. (Ferit Devellioğlu. sf. ġair bu güce o kadar özenir ki.şöyledir. . Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Aslında çıkan sesler laldir. Fasıl öyle bir Ģeydir ki.az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır. görülür bu âlemde. güçlüsü-üçüncü derecesi olan. sünbüle. www.9sekiz. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir.

Sanki ağla diye emreder kalbe. Vagıf.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri. Sözünün anlaĢılamamasından. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. g. yürek ateĢi. yalvarır diliyle açılması için. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. can yanmasıdır o. Daha fazla bilgi için bkz. bazen inler için için. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır.c. 2. Aras’tır. Onları teselliye koyulur ardından.c. Dilgem’in97 dilinde dillenir. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler. Bamıyla. Ancak o kadar acı duyar ki. 97 18. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini. Ayrıntılı bilgi için bkz. 2. e. Çünkü konusu vatandır. Sonra bayatı söyler.” 98 17. Söylediği bayatı da canları yakar. e. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. 2. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. Daha fazla bilgi için bkz. Gönül hıçkırığı. mayası sızı. diline vurulan bağdan yakınır.c.― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. nefesimle karlar erittim. Segâh’ın her köĢesi ah. “Yavuz Akpınar. g. Dayanamaz derdinin yüküne. Kendi eliyle yaptığı düğüme. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan.178 dağlarda kök salar.32 ” . Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh. a.” 100 18. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. Azerbaycan Edebiyatı. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece. Ninelerin. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. her zili ateĢtir. a. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye. ağla‖ diye. ovaya ulaĢır. dağda bittim. her bamı gam. Ziliyle sorgular ―Dereleri. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. Dinleyenlerin yüreğini oyar. Dolayları gam. Daha fazla bilgi için bkz. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir. Bu bölümün son mısralarında. e. g. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. sf. a. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını. süsü Ģikâyettir. Bazen isyan eder. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla.

gururludur. ġair bu benzetmeyle. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast. hüseynî. bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. g. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. Makam. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. evic ve gerdâniyye. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan.179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. Rast. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir. sf. Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. yerleri. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. . bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. metanetli. ömür. gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. Hayat. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. a. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. en eski ve esas makamlardandır. ölüm. Rast da ona nasihat eden babası. Aşk. Makam çıkıcıdır. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). kuĢları. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. ağlayan bir yürektir. rast. Bir asrın yarasını. Rast en çok kullanılmış makamlardandır. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. Ay’ın GüneĢ’in. dügâh. Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. tarihi anlatan eski rivayetler. Âkilin hikmetli nasihatleri. anlatmak istediklerine geçer Ģair. gözyaĢlarından boĢalan. ilkin sonun ne olduğunu sorar. segâh. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. Makam çıkıcı olarak seyreder. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. 4 numaralı basit makam olan rast. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. dağları. DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. garâm. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için). Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. nevâ. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. ġair. e. (Ferit Devellioğlu. çargâh.

Derdini haykırmaz o. 1123) 103 Dilkeşde: A.turkcesarkisozleri. çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. çargâh. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. serhattidir. (Ferit Devellioğlu. a.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. usulca fısıldar.com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. Bu makam. ―Yağ. e.net . acem. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup. nevâ. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. muhayyer. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. g. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur. Ankara. segâh. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur. Güçlüler. sf. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. Buna rağmen ıstırabın son demi. Umumiyetle inicidir. (Ferit Devellioğlu. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner. www. A. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. dügâh. ġair. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. a. avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. hüseynî. gerdâniye. www. bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi.turkudostlari. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. g. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. ġair. 187). bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. ġair. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. kaçamaz. Yağmur‖ bölümünde Ģair. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak. sf. e. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. Ceylan yaralanır. Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur.

Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. kayalardan gelen su sesleri. Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. 1994. TDK. Ankara.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. biter yerin göğün kavgası. g. salıp kızıl saçlarını elini. Baskı. Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. Son mısralara geldiğinde Ģair. a. sf. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. g. c. Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki. ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. Bazen sesler. (Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. 2.108 Bu sayaçılar arsında Ģair. Kesilir yağmur.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. sf. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler. Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara. sayaçılara. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır. sf. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı. Sevinç bizi güldürse. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. 16. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler. ―TaĢ yürekleri yumuĢatan. Yayınları.1. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir. Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden. e. ne de güler. a. e. Ehliman Ahundov. 20). Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. kuzulardan söz açılır. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. . Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir.

fasılın vasıflarından bazılarıdır. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. . bir avuç bulut‖. kötü olaylara engel olan. gözyaĢları. yürek ağrısı. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır.182 ocağına su serpen. ġair. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular.

çok sayıda nesnel. s. 110 Austin Warren. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla. Akademi Kitabevi. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. Edebiyat Teorisi. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki.110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz. ĠĢte üslûp. Edebiyat Bilimi. Çeviren: Yılmaz Onay. çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov. Aralık 2005. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir. 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır. İstanbul. René Wellek. üstelik önemli bir parçası olacaktır.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. 154. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. 2005.451. İzmir. Burada yöntem zıtlıklara dayanır. burada imgesel ayrıntı ve usuller.f. . sf. Evrensel Basım Yayın. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir. O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası.

g. 114 Genndiy Pospelov. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor. toprağa can veren sihirli kelimeleri.‖ E. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur. ―Sıfatlar‖. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. Ercilasun. B. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. 442. 112 Onun taĢa. 111 İ. Demircizâde edebî üslup için canlılık. Akçağ Yayınları.111 Vahabzâde.f. 1997. Baskı. 1997. Ankara. O. s. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. suretli dildir: Bu üslupta Ģekli. ―Ritim. e. g. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir. Vahabzâde. Çeviren: Yılmaz Onay. ―Zamirler‖. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır. ―Ġsimler‖. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. 454. 113 a. ―Cümle‖. Saat. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. e. ―Ġsim Tamlamaları‖. Sayı: 4.f. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu.f.f. 112 A. 2. S. uçak. yorumunda bulunulabilir.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir.451. ―Tekrarlar‖. s. s. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. Ağayeva. Vezin.42. ―Zarflar‖. . yalnız tabiattaki varlıkların değil. a. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. teknik harikalara. ―Sıfat Tamlamaları‖. seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir. s. Güz.‖ der. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder.184 Hazinesi‖. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler.

bu makamları tabiat olaylarıyla. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. bağlamla yakından ilgilidir. 1994. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur. düĢünce ve ruh dünyası. sf.185 4. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. ġairin duygu. Ancak Ģair. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. a. Çolpan’ın Şiirleri. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. 149. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses. KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. 116 René Wellek. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. 178. . Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta. kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır. kelime sadece sözlük anlamını değil. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. sf. hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar.‖ 115 ―ġiirde anlam. e. g. Ankara. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. Austin Warren. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları.1.

Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. Günlük hayattaki ―gürültü. Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur. ―räng‖ kelimesi. Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık. düĢme.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Pırıl-pırıl säsläri gör. AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. yer yer yan anlamlılık. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur. . hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir.

Kullanılan 117 Rasim Özyürek.54. onda. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir. doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. g. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte. gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”.43. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez.117 Dolayısıyla Ģair. d.f. halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. Gah säsindä göy gurlayır. . yüzyıl edebiyatında görülmektedir. sf. s. birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin. a. Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır. 118 İ. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil. Gah inläyir häzin-häzin. Ağayeva. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. S. Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni.

bam teli. ġalxan. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. savaĢmak.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. döyüĢ. AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir. ġe’r–sözün näğmäsidir. ġikeste. at. sayaçı. tütäk. nöġtä. ney. nağme. güllä. kelime. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. yadelli. hasar. vätän. nağıl. Segâh. sim. DilkäĢdä. Arazbarı. muğam. Mensuriyye. yâd ölkä. geraylı. türkü. bayatı. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. ġala. hücum. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. vuruĢ. Säs dä var ki. tarix. hekayät. Bunun yanı sıra az . ġalxan. UĢĢak. guĢä. nizä. säs. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. tarzän. säfär. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Bestenigâr. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. ġur.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. zil. tiz. cäbhä. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. roman. söz. layla. dil. ġılınc. tarix. mahnı. sözü Ģe’r. perde räng. ġorucu. Tüfäng. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Elä säsin özü Ģe’r. elçi. cäbhä. sığnaġ. düĢman. tar. rävayät. ritm. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. türkü. dövr. färman. Zengule. yurt. Söz var. täsnif. Çargâh. mizrab. ox. ġuru näfäs. Rast. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Cängi. nota. Ģiir. lähcä.

. 4.‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir. Käräm. ―ġengülüm. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4. Ancak bu isimler. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ.1. Äsli. ġüngülüm‖. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir.1. ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler. Koroğlu. Vaġif.2. Fatma nänä. Sarı AĢıġ. Fikrät. ―Araz. Kür. Dilġäm. 4.‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. Xançoban. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler. minarä. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir. Misri. Mänsur. Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır.1. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane. Leyli.2. Ġırat. Ġoç Näbi. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Sadıxcan. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar.2.189 olmakla beraber ―moizä. Ġäys. müäzzin. Bayandur. Hämzä. Molla Cuma. . Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde. rivayet.

yel.‖ 4. boran. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. göy ġurĢağı. dil. çiyin. mänzärä. äl. yaylaġ. ay.2. äkin. çöl. boran.2. säma. göy. durna. saç. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4. ay. baĢ. payaz.2. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. döĢ. torpağ.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4. ağız. Käpäz.1.2. beyin. çiçäk. bağ. fäsil.2. ġatığı. zoğal. yağıĢ. gün. 4. dil. yaz. ġarġ.1.‖ 4. yer. barmaġ. bänövĢä. sahil. Ġız ġalası Bakı. yarpaġ. AbĢeron.2.5.1. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ. budağ. ġuzğun. zirvä.1. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän. täbiät. meĢä.2. Novruz. ağac. diĢ. çayır.1. meĢä.1. reyhan.2. ġara yel. kirpik.‖ 4. Ġarabağ. sazaġ. su. bel. ġırġavul.2. ġoyun. Varlıkların Niteliklerine Göre. oğul. ġol. göyercin.190 Äsgäran.3. ot. dalğa.2. çolpa. .1. ĠoĢġar. ġuzu.‖ 4. ġaratoyuġ. tufan. bulud. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. alça.2. dağ. günäĢ. bulaġ. süd. ġar. dodaġ. küläk. ana. cığır. bala. növä. tälatüm. Ģahin. ġaraġuĢ. ġaya.2. mağara. maral.2. bahar. ġartal.2. ġaĢ. Çaldıran.2. därä. därya. ġıĢ. bülbül. üz. täpä. Ģaxta. cahan.2.2. göl.4. düz. günäĢ. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri. ġıĢ. ayaġ. uĢaġ. sis. gül.1. göz. yarpız. sel. daĢ. ġah dağ. yay. biçin.‖ 4. ġırġovul.

günäĢ.2. fäsil. boran. ġorxu. meĢä. zaman.3. yaylaġ. xäyal. yay. tälatüm. yel.‖ 4. sir. ömür. meĢä. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. säbir. yarpız. bänövĢä. budağ. mağara. därä. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. sahil. ġürür. boran. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir. ay. cığır. hikmät. vuġar. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. xatirä.2. häsrät. yarpaġ. Varlıkların Sayılarına Göre: 4. dağ. yaz.3.2. bulaġ. säma. payaz. eĢġ. ġaya. günäĢ. dalğa. bir vatanseverin. sinä. gün. ġälb. tufan. häyat. göy. daĢ. Ģaxta. ġar. därt. 4. can. ot.2. düz. ġıĢ. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir. bağ. bulud. äkin. sevda.1. ġäm. ağac. zirvä. Bununla da kalmazlar. çayır. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. küläk. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir. çöl. sazaġ. gül. göy ġurĢağı. yer. bir halk ozanının. ġäflät. sevgi. täbiät. biçin. zoğal. mänzärä. duyğu. cahan. çiçäk. göl. ay. ġuĢ. su. bir aksakalın derdini dillendiriverirler. Novruz. tässüf.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps.2. sel. ağıl. . ġara yel. ağrı. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. ġarġ. yağıĢ. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. ġırġavul. täxäyyül. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır. mälal. reyhan. torpağ. därya. sis. döĢ. acı. bahar. häzin. ölüm. Ģäräf. ġıĢ. täpä.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

älvan-älvan halar. o dar çärçivä. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs. bu hikmät çämäni. bu sevda. bu ränglär. ġırġovul gözlü ġoyun. daĢ üräklär.2. üç alma. o tarix. o yarmalar. bu yollar. ilk täsnifläri. ġırıġ hönkürtü. bu ġartallar mäskäni. bir xalġ. bir fäsil.4. o zirvälik. özgä bir näğmä. bu maġam. bu zaman. bu od. o köhnä Bakı.4. bu dil. bu ocaġ. bu nağıl. bu gözläm. bu näğmälik.‖ 4. kürü ah. bu dağlar.2. belä bir axın.4. o mächul dil. o ġuĢcuğaz. bir yatak. bir äsr. o säs. bir mäcra. yünü bir ġarıĢ ġoyun.4. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä. o zaman.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. o särtlik. ĢiĢ ġayalar. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir. o bulud. kiçik-kiçik arxlar. o oymalar. tämiz ayna. Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4. bu ġalalar.2. min-min fikir. bir ġarıĢ. o ġuĢ. bu duyğular fıĢġırtısı. bu dağ. bir ġälb.2. bu diyar. Belirtme Sıfatları: 4. bu märdlik. azad ġuĢ. o fikirlär.‖ 4.4. bu ġalalar. o nalä. o tellär.1.2. ġızıl saçlar. o täräf. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir. bu säs. bir üz. o mähäk daĢı. nazlı ġoyun. bir daĢ.‖ 4.197 yer.2. bu arzu. bu çärxi-fäläk. bu uyarlıġ. bu çämän. o duyğular. ilk rängläri. . ġızıl bürkü. färähli halar. bir çäçäk. bu därd. bu bäla. beĢ yüz il. ilk ritmläri‖ dir. min il. o batıġlar. kinli üräklär. o äzämät. ġatığı üzlü ġoyun. bu dähĢätli macära. böyük mätläb. min cümlä. ġüssäli halar. äfsanävi nänämiz.2. geniĢ ġollar. bu dünya. bu zaman. min can. min ġälb. bu dilek.2. bu ağ yağıĢ. iki ġälb. narıĢ ġoyun. bu incälik. o birisi. min söz. Örnekler: ―Ġlk bayatı.2. o çaräsiz yalvarıĢ. bu ġäza. o ağlar säs. däli ġoyun. yüz il.

198 4. bir xatirä. bir xalġ. bir xäfiflik. här yolcu. neçä räng. bir gözläyiĢ. ―Nä nalädir. bir aläm.4. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. bircä ġarıĢ.‖ 4. neçä kärä.2.2. bir çängä bulud. bir kam. bir muğam.2. bir ağsaġġal. bir göyercin. bir anlıġ. här guĢäsi. bircä hönkürtü.3. bir häzinlik. bir äfsanä.4. bir päncärä.3. här dinläyän. bir aġil. här ġaya. bir vuruĢ. 4. bir arzu. bir Müxalif güĢäsi. här sal daĢ. här xalı.2.4.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. här muğam çalan.2. ZARFLAR Vahabzâde. bir räng. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır. neçä cäbhä. bir sirdaĢ. bir vuruĢ. bir arzu. Eser.‖ 4. bir ähvalat. bir od. här istäk. här säs. hansı küläk. bir xal. här kälmä. ―hansı‖. bu oyun. bir axı. nä ġädär yollar. bir ġala. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir. här ikisi. bir täräf. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. här pärdäsi. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖. neçä ġäsd. bir ġarğı. bir himä.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. här bämi. här vaxt. bir nağıl. bir arif.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır.2. här zili. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin . Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ.4. bir häsrät.4. bircä borc.4. bir vahid. bir vähdät. här mätläb. 4. här guĢäsi. bir ġärib. här yer. här muğam deyän. här zängüläsi. bir dövr. bir ġäfäs. här pärdä.5. bir anlıġ. bir dünya. bir canlı kitab. bir näğmä. här ġapı. bir can sirdaĢı.

niyä. burada oxu. birdän däyiĢdirmäk. çox ġısaltmaġ. düzgün bölämämäk. aramla danıĢmaġ. aĢikar ağlamaġ.‖ .5. ahästäcä söylämäk.3. tez-tez däyiĢdirmäk. gizlicä yanmaġ. elä yağmaġ. häzin-häzin näğmä oxumaġ. Yer Zarfları: ―Burdan gälir. Zaman Zarfları: ―Ävväl. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. bä’zän. hardan. bir yana. coĢa coĢa enib ġalxmaġ. çox yoxsul olmaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ. häzin-häzin inlämäk. bir az aralanmaġ. axı. hanı neçä. anbaan däyiĢmäk. varaġ-varaġ oxunmaġ.4. täktäk danıĢmaġ. vätän sarı baxanda.1. härdän. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. yaza-yaza gälib çatmaġ. el-obanı yan axdı.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker. tämkinlä danıĢmaġ. necä. birdän yada düĢmek. nä zaman. bir cür ġät edmäk. asta-asta söhbät açmaġ.5.‖ 4. belä dolmaġ. narın-narın danıĢmaġ.5.5. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk. ġanad-ġanad uçmaġ.‖ 4. yazıġ-yazıġ baxmaġ. bu gün. ġar-ġar axmaġ. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair. bir gün. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. yenidän taratmaġ. täz açılmaġ.‖ 4. tel-tel äsmäk. belä almaġ. ahästäcä deymäk. ahästäcä ġandımaġ. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır. dünän. ävvälcä. nä vaxt. dönä-dönä dağılmaġ. budaġlandı sola sağa. axın axın çäkilmäk. Ģır-Ģır axmaġ.‖ 4.2. nädän ötrü. ilk däfä. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar. ora bax. toz-toz olmaġ. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık. därin düĢünmäk.5. çoxdan.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ. axır. belä elä incä-incä süzmäk. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ.5. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. mälül-mälül baxmaġ. hämiĢä.

çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. Bunlardan biri de alıntıdır. dünyanın ağrıları. onun sözü. Zoğal çubuğu. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı. soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır.1. (Ġnsanların ilk arzusu. mätläbinin ävväli.6. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır. divin canı. ġırġavulun döĢü. säsin özü. mätläbin öz säsi. çiçäklärin öz rängi. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir. ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde. dilin nöġtäsi.6. onun ġesdi. ġüngülümün ġanı. dağların çiçäyi. dünyanın acıları. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. suyun säsläri. säsin Ģe’riyyäti. sığırçının beli. dilin bergülü. tutar säsi. därälärin çiçäyi. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. bir arzunun can säsi. sözün näğmäsi. Ġız ġalası gibi. dünyanın iĢläri. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik. Orta segâh. 4. canavarın aldatdığı. çiçäklärin öz ätri. säsin sözü. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir. ötänlärin därdläri. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. ġayaların ġabağı. Hasar pärdäsi. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır.200 4. här yerin çiçäyi. tarın kök .) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları.

AbĢeronun ġalaları. Nağıl nänälärin laylay säsi. batıġların sinäsi. äzabın son dämi. xalıların xanasın. eĢġin dalı. ağzın içi. dağın barı. xäyalın gözü. Ulu ġah dağın bağrı. taläyin bu ġäzası. ĠoĢġarın bağrı. göyün tämiz aynası. säsinin gücü. payazın sazağı. macärasının sonu. fikrin mänzilläri. üräyin säs ġırıġları. näğmälärin itsisi. arifin hikmät dolu söz-söhbäti. könlümüzün öz sözü. bir istäyin dalı. üräyin färähli halları. ämälin öz bahası. xalġın ruhu. nänämin dili. märd kiĢinin Ġıratı. bir çırpıntının hıçġırıġları. ädalätin Ģärbäti. divin tilsimi. vaxtın öz ġuĢu. sänin xäyalları. muğamın pärdäläri. ġälbin häsräti. Bayandurun däliläri. därdimin yükü. günäĢin baĢı. dağın sisi. fikrin yolları. üräyinin telläri. taläyin ibrätli hekayätläri. ata-babaların Ģäräfi. häränin gözü. ağsaġġalın öyüdü. yadellinin baĢı. yadellinin hücumu. babamın yaĢı. Vaġifin gönlü. dünyanın o dar çärçiväsi. anamın südü. här guĢäsi. päri ġızının macärası. mänim öz amanım. äsrin atäĢi. Çahargahın pärdäläri. insanların ilk arzusu. çıxıġların sinäsi. üräyinin tanğısı. mänim öz ahım. yadellinin ġabağı. göy gölümün läpäsi. mänim gördüyüm. täbiätin ruhu. muğamın pärdäläri. onun näğmäsinä. mänim çäkdiklärim. tarixin yolu. täbiätin öz äli. üräyinin telläri. ulu babaların kamal häznäsi. mänim öz mälalım. ağacların budağı. yumruğumun läzzäti. belinin bağı. ġıĢın savaĢı. ġalaların sinäsi. tässüfün kölgäsi. çiçäklärin äksi. dağların sinäsi. bir xalġın tarixi. bir arzunun hıçġırıġları. Koroğlunun däliläri. Ġarabağın çölläri. eĢġin hikmätläri. tellärin näğmäsi. onun atası. ġalasının adı. vaxtın öz budaġları. yerin ġovğası. göyün ġovğası. dinläyänlärin baĢı. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. göyün tağı. babaların märamı. dağın ġarı. insanların ilk niyyätläri. Azärbaycan maralı‖nın gözü. äzabın särhädläri.201 simi. ayağın altı. däyirmanın päri. insanın ädalätli Ģikayätläri. mänim öz därdim. ġayaların ġabağı. äränlärin nä’räsi. dağın dumanı. macärasının ilkini. aġilin hikmätli näsihätläri. sänin düĢüncälärin. arifin hikmät dolu eĢġi. Dilġämin dili. bänövĢänin üĢümäsi. sänin ġolun. mänim dağlarım. növämin yaĢı. Sarı AĢığın sevgi dastanı. üräyin ġüssäli halları. xalġın ġälbi. sänin ġaynağın. täbiätin özü. torpağın iliyi. bizim . tarixin bir dövrü. öz ġälbinin päncäräsi. ġikästänin zil guĢäsi. müdrik bir üräyin düĢüncäläri. elin sözü Çahargahın hasarı. Käpäzin bağrı. ağsaġġalın danlağı. xalġın min illik iztirabları. onun här pärdäsi. Koroğlunun nä’räsi.

ġartallar mäskäni. Hasar pärdäsi. häyäcanlar ġucağı. can sirdaĢı. vätän häsräti. dağ külü. tarix boyu. çolpaların naläsi. ġäm buludları. cängi säsi. ġäm düyünü. ġälbimizin färyadı. säs ġırıġları. ah atäĢi. bağ gülü. toy günü. ġaratoyuġ yuvaları. son däm. ġoyunun ağı. Orta segahım. ah säsi. öz gözü. Zabul segahım. can säsi. daĢ üstü. tutar säsi. kamal häznäsi. ġar üstü. barmağı altı. gälä-götür iĢlär. düĢmän üstä. därdli ġurub çağı. ilk arzusu. ġälb atäĢi. sel suyu. çarıġ bağı. dağların sel suyu. Hasar pärdäsi. üräk yanğısı. öz xäyalı. daĢ säsi. güllä säsi. öz mäcrası. näğmälärin ävväli.‖ 4. ney üstü. bizim muğam däryamız. dağ baĢı. yaylaġların çiçäyi. häyat yükü.202 mahnılarımız. öz yolu. göz baxıĢı. ġäzäb tonġalı. säs müzäyi. iç hönkürtüsü. yer üstü. könül telläri. söz rängi. od külü. zil sim. ġan üstü. dünya gädäri. Müxalif güĢäsi. daĢ näğmälär. döyüĢ säsi. mähäk daĢı. könül säsi. kol dibi. ġara yellär ġabağı. sözümüzün ibtidası. bäm sim. hikmät çämäni. öz Ģe’ri. säs düzümü. durna ġatarı. yar cäfası. ilk niyyätläri. naxıĢ läpäläri. öz äli. mühit dänizi. söz çälängi. Zoğal çubuğu. laylay säsi. ġılınc säsi. öz ġälbi. çaxmaġ daĢı. dilimizin älifbası. ġar uçġunu. öz lähcäsi. sänät bahadırı. öz duyğusu. öz säsi. öz axıĢı. ilk dilimiz. ġar altı. Ġız ġalası. dağlar baĢı. öz sorğusu. öz därdi. öz ġälbi. meydan üstü. duyğular fıĢġırtısı. öz ruhu. döyüĢ säsi. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. cehiz ağı. ön sözü. yay günü. çäkic altı. can yanğısı. ġäflät yuxusu. ġäsdin önü. sözün özü. fikrimizin ibtidası. öz yönü. xal düĢmäsi. Zabul segahın mayäsi. ġäm säsi. Çoban bayatısı. säs axını. ön sözü. öz hämdämim. ġuĢ säsi. ġalxan säsi. Zabul segahı. haġġ säsi.2. könül hıçġırtısı. ağıl mülkü. ġaval daĢ. dağ gülü.‖ . dan yeri. öz sözü. suların säsi. saz üstü. yad ölkä.6. öz älläri. bahar havası. öz yarası.

yeri ġalmıĢ yara. äväz edän kölgälär. bir rängä çalan mänzärä. sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları. göydän düĢän üç alma. cavabsız ġalan hikmätlär. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. dolaĢdığın pärdälär. längär vuran här guĢäsi. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära. vıyıldayan güllä säsi.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya. durum. ġar altından çıxan tänha bänövĢä. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. ötän gün. nänälärin toxuduğu xalılar. düĢän alma. tüstülänän ocaġlar. üstündä cığırlar açılan bir därä. längärlädän tufan.7. söhbät açan säs müzäyi. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. enib ġalxan keçidlär. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi. . od aldıran döyüĢ säsi. ġälbä yol açmayan söz. a. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. sf. tez sönän xatirä. sözün deyä bilmädiyi söz. 194. ikinci grup. coĢan üsyan. hasar çäkän ġalalar. 4. ġobustanda räġs eläyän daĢlar. e. azan su. g. vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay.1. ötän macära. Ģaha ġalxan dağlalar. ġuĢ ġonmayan ġayalar. hadise ve kavramların. ġayalardan yumalanan daĢ säsi.7. görmädiyin bir xalġ. dağa gedän cığırlar. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları. ġobustanda räġs eläyän ġayalar. säs axtaran ġuĢ säsi. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar.203 4. varlık. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. buz bağlayan lal sular. ötän keçmiĢ. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları. Birinci grup.

Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ. könlünü yandıran köz. yağan ġar.‖ 4. ġanacaġ ölçü. bürclärdäki o äzämät. hanadakı ränglär. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. älilä saldığı kor düyün. daĢlardakı o batıġlar. dağlardan aldığımız näğmä. ġayadakı särtlik. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. tutar säsindäki därinliklär. pambıġlanan buludlar.‖ .7.204 yarmalar. muğamdakı älvan-älvan pärdälär. naläsinä alıĢan könül. dağlardakı ġar üstü. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. bir bämdäki ―ah‖ säsi. bahar havasına oxudan zaman. säslär. baxıĢdakı o yalvarıĢ. därinä iĢläyän täxäyyül. ġaġġıldaĢan pärdälär. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. hiddätlänän säs axını. suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. sığırçının belindäki arĢın. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. cavabsız ġalan hikmätlär. keçilän yollar. adındakı mä’nä. muğamdakı pırıl-pırıl säslär. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. bänd etdiyi süslär.2. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası. längär vuran här guĢäsi. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. dağlardakı suların. çırpınan üräk. haldan-hala salan bu zaman. könlümdä dikälän bu dağ. büdräyän ġälb. dilimä vurulan ġadaġ. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. säslärdäki ränglär. ondakı tilsimlär. ġalxıb enän säs axını. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär. sinänä çäkilän bu dağlar. dağlardakı bulaġlar. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. könüllär Ģad edän ämällär. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. daĢlardakı o duyğular. yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. ġaldırılan bir ġala. däli xallardakı hönkürtü. cängidäki märdlik. havadakı Ģahin. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. ġaladakı diĢlär. çöllärä boylanan gül baxıĢ. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz. daĢlardakı o oymalar. äyilib ġırılan budaġ. bu säsdäki mälahät. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları.

häzin bayatılar. Ģirin diläklär. köhnä yer. böyük ġäm. ġara yellär. dumanlı säslär. Ģanlı müzäy. Ģirin arzular.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. göy çämänlik. ağlar säs. adi bir säs. lal sular. özgä çeĢmä. ağ buludlar. nazlı ġoyun. böyük ġüdrät. hikmät dolu eĢġ. kal açlalar. Ģirin bayatılar. utanġac sevgilär. ġara xäbär. azad ġuĢ. bäd ämäl. göy göl. mächul dil.205 4. pırıl-pırıl säslär. çaräsiz yalvarıĢ. äfsanävi nänämiz. ibrätli hekayätlär. büyük arzular. älvan-älvan çiçäk. hikmät dolu söz-söhbät. ġara giläm. asta-asta pıçıltılar. ġızıl bürkü. yazıġ biz. gözüyaĢlı ana.3. lal säslär. baĢġa räng. Ģirin pärdälär. sirli suallar. uca-uca dağ baĢı. ġırġovul gözlü . däli xallar. häyalı ġızlarım. ġuru näfäs. ġärib käsim. yamyaĢıl düz. tarix yaĢlı baba. açıġ yer. därin düĢüncä. müġäddäs pir. yanıġlı Ģur. ġızıl ġan. ağ läpälär. atam hünärli. märd kiĢi. älvan-älvan halar. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. sirli säs. isti näfäs. köhnä Bakı. tämiz ayna. ġızıl saçlar. ġabırğası ġalın ovçu. eyni müğänni. xoĢ xäyallar. gizli därdlär. sirli yol. düz torpaġ. ädalätli Ģikayätlär. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. müdrik bir üräk. ucauca ġayalar. gizli fikirlär. hikmätli näsihätlär. dar çärçivä. babam fikirli. ulu dağlar. müdrik bir ağıl. gizli bir aläm. ağ gül. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. kök sim. älvan-älvan pärdälär. abırlı ġızlar. ağıllı tädbir. xäfif kölgälär. elä säs. mäğrur Ġız ġalası. topa buludlar. özgä bir dünya. geniĢ ġollar. Ģöhrätli müzäy. yaman düĢmän. maraġlı roman. färähli halar. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. dähĢätli macära. böyük-böyük ġayalar. xumar baxıĢ. hikmät dolu eĢġ. göpük-göpük ağ dalğalar. reyhan näfäsli. häzin pärdälär. özgä bir näğmä. bir Ģirin söz. ulu babalar. amansız düĢmän. dilbilmäz ġuĢ. köhnä rävayätlär. ġüssäli halar. imzalı färman. däli ġoyun. yaĢıl gädik. böyük därd. sıx meĢä. dözümlü sevgilär. al ġan. ağ yel. çılğın säslär. oyma naxıĢ läpälär. düyünlü säslär. soraġlı yol. telli xanım. ağ yağıĢ. tänha bänövĢä. oyuġ-oyuġ yuvalar. älvanälvan havalar. çılğın ġälblär. canlı misallar. kor düyün. yarpız ätirli.7. yad ovçu. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. uzun därä. häzin çiçäklär. gizli mätläb. böyük hikmät. müdrik tar.

här säs. bir äsr. bir yatak. o duyğular. här guĢäsi. neçä cäbhä. böyük mätläb. bir mäcra. bu çärxi-fäläk. ilk ritmläri. o mähäk daĢı. bir vahid. o batıġlar. bu ocaġ. bir nağıl. o zaman. müdrik bir üräk.206 ġoyun. ĢiĢ ġayalar. bu därd. min can. bu dağlar. neçä ġäsd. bir ġarğı. min cümlä. här pärdä. bir gözläyiĢ. bir xal. här bämi. bu ġäza. bu duyğular fıĢġırtısı. bir näğmä. bir häzinlik. bu incälik. min il. här istäk. bir arzu. bu gözläm. bir ġäfäs. o oymalar. här ġaya. bir arzu. bu maġam. bir Müxalif güĢäsi. iki ġälb. här dinläyän. o fikirlär. bir täräf. bir himä. bu zaman. här guĢäsi. här muğam deyän. bir vähdät. o tarix. neçä kärä. ilk bayatı. här kälmä. bir xäfiflik. bu dünya. o ağlar säs. o äzämät. bu dil. här ġapı.‖ . bir daĢ. bu nağıl. bir axı. bir xalġ. här muğam çalan. bu dähĢätli macära. här mätläb. o ġuĢ. bir kam. bir xalġ. kiçik-kiçik arxlar. nä ġädär yollar. min söz. daĢ üräklär. bir anlıġ. ġırıġ hönkürtü. bu zaman. o köhnä Bakı. bu ränglär. yüz il. üç alma. o ġuĢcuğaz. o särtlik. bir sirdaĢ. bu dağ. bir çängä bulud. här zängüläsi. narıĢ ġoyun. bir ġuĢ. ġatığı üzlü ġoyun. bu ağ yağıĢ. kinli üräklär. här vaxt. här yolcu. nä nalädir. bir aġil. bir fäsil. belä bir axın. o tellär. o dar çärçivä. kürü ah. bir ġälb. bir dünya. bir päncärä. här ikisi. bu näğmä. ilk täsnifläri. bir od. o nalä. bir räng. o birisi. bir vuruĢ. bir arif. beĢ yüz il. o çaräsiz yalvarıĢ. här sal daĢ. bu ġalalar. bir ġala. bu bäla. här yer. bu säs. bir aläm. bircä ġarıĢ. bu çämän. bir can sirdaĢı. bir xatirä. bir canlı kitab. min-min fikir. bir häsrät. hansı küläk. bu od. bircä borc. bu uyarlıġ. bu sevda. bir anlıġ. bir ġarıĢ. bir ağsaġġal. bir ähvalat. här xalı. o täräf. bir muğam. ilk rängläri. o yarmalar. bu hikmät çämäni. bu ġartallar mäskäni. bu ġalalar. yünü bir ġarıĢ ġoyun. min ġälb. bircä hönkürtü. o säs. bu diyar. bu yollar. bir dövr. o zirvälik. bu näğmälik. bu märdlik. bir ġärib. o mächul dil. bir üz. o bulud. här pärdäsi. här zili. bir göyercin. neçä räng. bir vuruĢ. bir çäçäk. yeddi säs. bir äfsanä. bu oyun.

―Härä Bir Cüda‖.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. . sıfat. ―Segah‖.8. asıl yapı cümledir. Sanatkârın sentez kabiliyeti. sayaçı sözlerdir. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir.g. ―ġur‖. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. ―Aman Ovçu‖. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir. a. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır. ―Yağ. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır. Cümle. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. Vahabzâde. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz.207 4. CÜMLE ―Ġsim. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir. ―Çahargah‖. Ancak poema. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. ―Ġalalar‖. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir. 246.e. Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. sf. halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir.

TEKRARLAR ġair. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: . Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz. ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. Yapılan bu tekrarlar. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. 4.208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. eserinde ses. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır.9. ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir.

Säs dä var ki.1. sözü Ģe’r. 122 4. Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir. Ses Tekrarları Ses tekraraları.9. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür. Elä säsin özü Ģe’r.209 4. e. Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay. . ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. g. a. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır. ―Söz var. ġälbä yol açmayan Adi bir säs.9. sf. ġuru näfäs. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. 229.2.

Ġayalardan sızan suyun. ―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: . däräni gäz. ―Bilirikmi dediyini? –Yox. i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir. ġe’r–sözün näğmäsidir. bilmirik.‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir. näfäs näfäs Dağı dolan. biz bilmirik.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım.3. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. ―ä‖ ve ―ı. Därälärdä azan suyu 4.9.

Mätläbinin axırı var. Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. ävväli var. xalları gör. DüĢmän yaman amansızdır. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından.‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä. Amanından aman. Ġçindädir här mätläbi. Naläsidir eĢitdiyin. aman!.. O ġansızdır. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini.211 ―Bästänigar aman çäkir. dili var.‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için. . O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var.

dinlä neyi. bir deyil. Bu dünyanın ağrıları. bu diläkdir.‖ ―Cik-cik. näsä deyir. Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü.‖ .212 Bergülünü. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4.‖ ―Bu arzudur. cik-cik. ―Näsä deyir. hoydu. niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı. yox.‖ ―Yox. bilmirik.‖ ―Hoydu. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü.9. Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir. bir deyil.4.‖ ―O. Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir. biz bilmirik.‖ ―Niyä.

213 ―Böyük ġämin.‖ ―Män dä häġiġätäm. ovlaġ bizim. yaralıyam‖ ―Üräk yanır.‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan. halalım. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır.‖ ―Yaralıyam.‖ ―Dili ilä inlär. nälär. fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan.‖ ―Ov bizim. inlär. nälär. böyük därdin.‖ ―Hücum.‖ ―Däryalar längärlädän tufandı.‖ ―Nälär yatır. dil yanır.‖ ―Fikirlär. täläsmäyin.‖ . sän dä häġiġät.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma. ġurur bir yandan. üsyan Çarigah. Üräyinlä sän ġulaġ as. tufan Çarigah.‖ ―Täläsmäyin.

Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä.‖ ―DaĢ säsinä. dili var. Mätläbinin axırı var.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü.‖ ―O düĢünür. ävväli var.214 ―Tarın da öz lähcäsi var. dağ gülünden bağ gülünü. Bil dağların çiçäyi nä. Häm dä bizi düĢündürür. Därälärdä azan suyun. Därälärin çiçäyi nä?‖ . ―Bax här yerin çiçäyinä. Ayıra bil.‖ ―Ġayalardan sızan suyun.‖.‖ ―Ayıra bil.

Näğmä säsin Ģe’riyyäti. diĢ var ikän. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. Näğmädäki säsläri gör. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir.‖ ―Säs dä var ki. . Elä säsin özü Ģe’r. Xalları gör. BaĢ var ikän. ġe’r sözün näğmäsidir.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir. ġol var ikän. Sözü Ģe’r.

Kirprklärdä yaĢ tärpädär. GözüyzĢlı anan kimi.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi. DüĢün. düĢün. Mahnılar var.‖ ―Ġılınc säsi. dayan.‖ ―Yer gurladı.‖ ―Dayan.‖ .216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi. Ģanlı müzäy.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. ġalxan säsi. Muğamlarsa baĢ tärpädär. O Ģöhrätli. ayaġları. öz ġälbini ara xalġın. Göy gurladı.

. baĢ bir yana. Taġ-tararaġ.‖ ―DaĢda fikir.‖ ―Yanıb söndün. fikir. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir. Amanından aman. açdığı iz baĢġa-baĢġa. Sönüb yandın. Muğam deyänin Keçdiyi. ġıĢ bir yana.‖ ―Här muğam çalanın. LeĢ bir yana. säsdä fikir. aman!‖ ―Taraġ-taraġ.217 ―Yaz bir yana.‖ ―Bästänigar aman çäkir. diĢ bir yana. Dil bir yana.

son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ . gün nädir? Ġlk nä. fırlanan nädir? Ay nä. fırlanır.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. nädir? Hökmüylä. ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır.‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman.

Näğmäm ola bilär näzirim mänim. Gah yandırır. Gah çırpılır. ey pirim mänim. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü.9. ― Ey tarım. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır. O da ki. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır.6. ritmläri?‖. Kür Araza. gün nädir? Ġlk nä.‖ 4. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. ―Novruz ötüb. Täsnifläri.‖. son nädir?‖ 4. ―Ay nä. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri.219 ―Araz Kürä. yaz baĢıdır. ey näğmäm. üräyin gah ġüssäli. sönükdür näğmälärindän‖. Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir.5.9. gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin. Gah färähli hallarımı?‖ . Gah düyünläyir‖ ―O. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır.

.1.7.9. häm ağa.2. Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir. yaĢa.220 ―Häm babamın yaĢındadır. 4. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır. Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur.9.‖ 4. 4. Nä minarä aĢa. Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur. nä itsidir‖ ―Nä moizä.9.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır.7. Nä müäzzin.‖ ―Sözün özü nä ağlayır. Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür.7. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ.Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır.

gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. näfäs näfäs. baĢġa baĢġa. yaza yaza. kafiyeye. asta asta. yerin yerin. käsmä käsmä.4. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir.7. dağıdadağıda. asa-asa. dil dil. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. hönkür hönkür. a. toz toz.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç. VEZĠN. 4. mälül mälül topa topa.3. pırıl-pırıl. dilin her yönüyle iliĢkilidir. ġodu ġodu. Ģaraġ Ģaraġ. dola dola. ġar ġar. g.RĠTĠM. häzin häzin. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. axın axın neçä neçä. damar damar. ġah-ġah. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel.10. narın narın. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. sf. Bunlar da ―Haldan hala‖.‖ 4. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker. tez tez. addım addım. ġırıġ ġırıġ.9.7. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire. göpük göpük. yazıġ yazıġ. gäzä gäzä. 150. kafiye.221 4. manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. räng räng. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi. böyük böyük. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir. incä incä. axın axın. uca uca. seslerinden. älvan älvan. varaġvaraġ.123 Modern Ģairler vezne. oyuġ oyuġ. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. Toplumların bel kemiğidir gelenek. Austin Warren. Edebiyat. .Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. kiçik kiçik.9. Kaldı ki. düzä düzä. çapıġ çapıġ. e. Vezin.

sf. vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur. Duygular.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur. 125 ġair.35. kafiyelerde düğümlenir. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır. ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu. Belli ki. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. Alain: ―Ģiir. g. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder.36.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. Usta Ģair. O’nu okurken insan. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. . d. “Pırlanta Gibi Bir Şiir”. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. sf. Ancak dikkat çekicidir. 125 a.

e. 1.11. o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Austin Warren. 2000. dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. . 268. aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır. MEB Yayınları. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. Genel vezin serbest vezindir. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır. İstanbul.SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. g. bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek. sf. Hülya Kasapoğlu Çengel. 127 Vahabzâde. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. 4. bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır. Baskı.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin. 149. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır.126 Vahabzâde. sf. a. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır.

Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. tarih sahnesinden rivayetler.1. O–keçmiĢdän .224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır. Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır. dinlä neyi. Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. Dinlä tarı. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır.11. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4. Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. Bu mısralarda Ģair. olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır. tardan.

.225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Ģanlı müzäy. aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. Çahargahın Muhalif’i. Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir. O–danıĢan. AĢağıdaki mısralarda Ģair. kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir. Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. 128 Çaldıran Muharebesi. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey.

kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair. Tarın da öz lähcäsi var. AĢağıdaki mısralarda Ģair. dili var. Mätläbinin axırı var. Oyuġ-oyuġ yuvaları. Bu da kuĢun bir dilinin. ġikästänin Zil guĢäsi. iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. bu yavruların feryadıdır âdeta. konu olarak ele aldığı fasıl makamını. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. ―Ney üstündä yeddi säsin. ävväli var. tarın sesini. ―O ġuĢ kimi.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.226 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. . ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. Neyden çıkan hüzünlü ses. Nasıl ki. aĢağıdaki mısralarda.

acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya. ―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. ―Çoxdan unudulmuĢ. ―Dinlä ġuru. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Ġlk olarak âniden akla gelen. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. GözüyzĢlı anan kimi. gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü. son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. Här kälmäsi alov saçan.‖ AĢağıda verilen mısra.‖ . tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi. Tarix yaĢlı baban kimi. yeri ġalmıĢ yaradır ġur.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır. Öz ġälbini sänä açan.

tufan Çarigah. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır. eĢġi.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir. ―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine. Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir. Ardından kaleler.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. belli bir sırayla icra edilmesi. Xamır kimi kündäländi. .‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Däryalar längärlädän tufandı. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir. zindan üstdä. ―Çäkic altda. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır. düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir. üsyan Çarigah.

düĢüncelere benzetmiĢtir.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi. Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. axın axın. DüĢän xäfif kölgäläri.‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. ÇıxıĢların batıġlara. Sıra sıra. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. män ġuzğunam. män ġartalam. ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz. ―Yaxın gälmä. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. O duyğular. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär. Pärdälärdän aĢıb-daĢan. Hiddätlänän säs axını… ‖ . perdelerden çıkan sesleri bu duygular. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan. bir kartala benzetmiĢtir.

sarı… Orda varaġlanır. ġanacaġ ölçümdür muğam. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır. marifetin ne olduğunu. coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir. önce gizemli bir yola. ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. ey müdrik tarım. Benzetilen su o . Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. ―Ey müġäddäs pirim.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair. kutsal bir zâta benzetmiĢtir. al. muğamı hürmete lâyık. ardından da yatağına sıgmayan. Onunla ölçer Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. ―Mä’rifet. Bir xalġın min illik iztirabları.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir. Dağ basır üräyimizä. Bir ġälbin deyil. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır.

Nota salardılar onu näğmätäk. . ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır. dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. zili zirvädir. soraġlı Yola bänzäyir. ―Anamın südütäk sän halalım. här guĢäsi sirli.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir. çiçekler nasıl dağlardan. Dağıda-dağıda sahillärini. ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. kükräyir. daĢır. milletine ait olan muğamı. Bämi düzänlikdir. bir bayatıya benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. ―Muğam. yorumu yapılmıĢtır. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür. O axır. Bayatılar. Cilova gälsäydi belä bir axın. O coĢur. zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam.231 kadar coĢkun akmaktadır ki.

―Rast. gür bir ormana benzetilir. Här zili od. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam. çiçäklär kimi. ġirin bayatılar. ―Onun här pärdäsi ah. Dağlarda kök atdı.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi.232 ―Häzin bayatılar. her bamı.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir. idrak sahibi bir akla. Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. därin düĢüncä. arana çatdı. her zili ayrı bir ıstıraba. kedere benzetilmiĢtir. diläklär kimi. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. müdrik bir ağıl. dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. derin düĢünceye banzetilmiĢtir. dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Här bämi ġäm.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın .

Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. ―Mühit dänizitäk o längärlidir. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı. önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa. Kitab kimi o. eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden. Hanadakı ränglärä bax.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam.‖ . son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır. istäkdän od ġalanıbdır. ―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı. Varaġ-varaġ. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir. oxunur. ―Fatma nänä hana ġurur. yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza.

üräk yanğısı.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra .2. “O. halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi. Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir. canlı bir kitaba benzetilmiĢtir.‖ 4. ―Onun här guĢäsi bir xatirä. “Ġälbimiztäk evimiz. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir. Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır. Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır.11. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. eve benzetmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Dağların sel suyutäk. bir canlı kitab. Biz budaġdan-budağa. gözyaĢına.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ġälbimiz tämiz oldu. bir çängä bulud. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir. göz yaĢları. yürek yangınına. Hamıya açıġ oldu. milletinin kalbinin temizliğini.

yurdunda bir anlıġ. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır. Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir. mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. ―Gah säsindä göy gurlayır. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. söhbät.‖ AĢağıdaki almamaktadır. ―Duymadınsa. Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer . ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir. eĢġi. Gah inläyir häzin-häzin. eĢġ. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir. Ġürbätdä vätän häsräti.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır.

Ulu babaların kamal häznäsi. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. sazın tellerine. ―Ey atam hünärli. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. öz mälalımsan. babam fikirli. Ģairin derdine. Sarı AĢığın sevgi dastanına. bir büyüğün fikirlerine. ―Ay telli sazların telli xanımı. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.236 “Tässüfün kölgäsindä. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. bir babanın hünerine. .‖ AĢağıdaki mısrada muğam. melâline benzetilmiĢtir. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları.

Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir. iç hönkürtüsü. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ―Könül hıçġırtısı.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır.3. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına.‖ 4. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. . Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin. çimen için kullanılmıĢtır. ġälb atäĢi. çayır mürgüleyir.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. Poemada yer alan teĢhisler. Vahabzâde sadece bu eserinde değil. can yanğısıdır. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir. Bu sanatı kullanırken Ģair. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.11. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. aynaya benzetilmiĢtir. ―Çämän.237 ―Könül hıçġırtısı.

insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―acı çekmek. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır. Ġçindädir här mätläbi. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. ―Bu dünyanın ağrıları. . ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda. ―Säbrini bas. dil bilmek. Lähcäsinä. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. ―O sızlayır için-için.238 ―Naläsilä yazıġ bizä. naläsinä. Näsä deyir. acıları‖ AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―hıçkırmak. feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır.

‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi. ―ġur nä deyir. DaĢlara bax. ―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. Kirprklärdä yaĢ tärpädär.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı. ―Här guĢäsi. O. kayalar için kullanılmıĢtır. Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar.239 ―Çahargahın Cövhärisi. Kol dibinde. dinlä neyi. ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär.

―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını. ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. ―Ağız açır mağaralar.‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. özlüyünü. insana ait olan ―gurur. ―O. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. ―Bu ränglärdä. . vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. danıĢan.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır.

Cövhärindä ġäm düyünü. vuġar. ―Sellär. düĢündürür. Gah yandırır. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır. ―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi.‖ AĢağıdaki mısrada.241 ―Ġanadında ġürür. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. sular aĢıb-daĢır.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ . gah söndürür. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır. ―O düĢüğnür. insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. Birbirilä ġucaġlaĢır. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır.

―Ağı dedi buz bağlayan lal sular.242 AĢağıdaki mısrada. ―Bästänigar. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär.‖ mısrada. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır. ―Ağ läpälär räġs eläyir. inlär. insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için. ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için .‖ AĢağıdaki mısrada. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. Bayatılar ġara geydi äyninä.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda.

‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. ―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. ―Bakirädir. ġızdır ġalam. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır. ġabarmalar.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. .

ey pirim mänim. Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ey näğmäm. ―Ağlayır aĢikar. Yanır gizlicä.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır.244 ―Görän nä danıĢır. Sänä näzir düĢür. Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. inläyir ancaġ. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir. sisimi görän.‖ . ―Ey tarım. ―Dağın dumanımı. ―Söhbäti aĢkarda.

baĢından ötüb keçäni. Gah düyünläyir. Bä’zän inläyir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ . ona dil deyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.

ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. Hökm eläyir ağla Segah.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖. ―vakarlı olmak‖. Rast–tädbirlidir. Aramla täk-täk. ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän. ―nasihat etmek‖. ―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını. ―tedbirli olmak‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖. Vuġarlı.‖ DanıĢır tämkinlä. deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir.246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä. dözümlü. o säbirlidir.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi.

Öz därdini ġıĢġırmaz. canlı misallar çäkir härdän. ―Fikirlär. ahästäcä söylär. DüĢünür därin.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖. bir biçir. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için .‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. o. Bir sirdaĢ olmuĢ. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Gül üĢüdü. ―Yüz ölçür. cavan deyildir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır. ―Aġil danıĢır.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır. ―Rast. yaĢa dolmuĢ.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek. fikirlär. ―Bu dähĢätä kol titrädi. o.

Ġndi günäĢ buludlara oldu günü.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır. ―Sellär yıxar bäräläri.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır. ―Ġovğası da bitir demäk göyün.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü.248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır. ―Säslär elä ängindir ki. ―Göy äl çalar. ―Deyärlär ki.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır. dibsiz ―uzun därä‖läri.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır. . yerin. ―Ağ buludun toy günüdür. Dilländirär.

‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: . dayandırdı muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. Neçä ġäsdin önünü käsdi. ġoyun. ―Çoban sändän küsübdü. ―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Südü ver. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär.‖ 4. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar.11. dil anlar.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır.4. barıĢ. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına.

Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän. Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa.‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. häyäcanlar. mısralarda fasıl makamlarından Çahargah . BärdaĢtıdır. . ―DüĢmäninä o deyir ki. onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir. ―Tälatümlär. Keç iräli! Yallı gedir. ön sözüdür Çahargahın.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ. Bayandurun. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür.250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän. Koroğlunun däliläri.

Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. dililä amanın. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. dağda bitmiĢän. . Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. zilindä o ―neylim‖? deyir. dağlar aĢmıĢam.‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. mänim dämadäm.‖ ―Bämindä. hansı günahın.‖ ―O deyir. Düzändä käsdilär. ġaxtaya dözmüĢäm. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm.

Deyär ahästäcä hey:―Ağla. buza neylim. od mänä hämdäm. Neylim. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk.252 Säsim su yandırar. Bir üzü gecädir. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Könüllär Ģad edän ämällärinlä. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. bir üzü gündüz. sözüm bilinmäz. Günah mändä deyil. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . Yoluna gül düz. gündüzü gündüz. Segah. axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. Buz tutar. yay günü bulağa getsäm. Öz ällärinlä. daĢı äritsäm. ağla. Segah‖. Büyük arzulara dünya bir ġäfäs.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. yer üzü gündüz. Ey mänim üräyim.

‖ ―EniĢi.253 4. säsdir axı.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. . ġalx yoxuĢa. Ġäm ağladır. ―En eniĢ.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Yox. Üräyinlä sän ġulaġ as.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır. AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Sevinç bizi güldürürsä. söz deyil. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır. ―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır. ―Ġulağınla ġulaġ asma. iztirab dolu. O särtliklä. yoxuĢu. Ġähġähä dä.11. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır.5.

Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır. AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. ―Sığırçının belindäki arĢına bax.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.6. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır. arĢındır.11. ġair. . Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak. Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır. ―Bälkä insan sevincini.‖ 4.254 Hönkürtü dä. Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur. Dünyanı gör. bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur.

yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. ―Öyrän. ―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. Yenidän taratdı Sadıxcan säni. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur. ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir.‖ . Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur.255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm. ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖. Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar.

―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren. uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır. Yer gurladı.‖ .256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan. Göy gurladı.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä. Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. ―Biläk. Haġġ säsinä.

öz yolunu. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz.9.8. Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır.‖ 4. Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum. Budaġlandı sola. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir.257 4. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu.11. bäxtiyaram. 4. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir.11. Necä sığır Çahargahın . acıları. ―SığıĢmadı bir yatağa. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir. zänn elädim.11. ―Bu dünyanın ağrıları.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır.7. Zaman keçti. sağa.

ĠıĢ bir yana. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. yolları kör. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. BaĢ var ikän. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖. ―Enib ġalxan keçidläri.11. Yaz bir yana.‖ . Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. ―kol‖. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Uca-uca dağ baĢında. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖. Cığırları. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. daĢlara bax.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖. ġol var ikän. ―Äl var ikän. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir.10.

Dil bir yana. ―TiträĢir ağzın içindä. Ayaġlarsa yerin-yerin. . Göydä topalanır ġäm buludları. äsir budaġlar. ―Ällär süzür incä-incä. ―Tökülür yarpaġlar.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖. ―dil‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖. ―pınar‖. Yaylaġları gäzä-gäzä.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Täpälärdän säpälänir. Däyir daĢa. ―yayla‖. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. susur bulaġlar. enir düzä. Soyuġdan üĢüyür.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖. ―gökyüzü‖. Payazın sazağı käsir otları. toz-toz olur. diĢ bir yana. ―Gälin. ―rüzgar‖. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bir anlığa baxaġ göylärä.

son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır. Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın.260 Buludlar burulur. ―Ocaġdakı od külündän. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Sinändäki dağ külünü. ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar.11. Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır.11. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler.‖ 4. .Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖. Buludlar dönür. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir.

Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine . ―Ney üstündä yeddi säsin. Çox çäkdim yar cäfasın. Mänä dä ġämin ġaldı. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir.‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında.261 ―Däryada gämim ġaldı. ―Ġarabağın çöllärini ġar aldı. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır.11. Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara. durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır. Biçmädim zämin ġaldı. Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında.‖ 4. Oyuġ-oyuġ yuvaları.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir.12. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä.

dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. Oyuġ-oyuġ yuvaları. aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair. Nädir belä? Bälkä elä. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. ‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. ―Ney üstündä yeddi säsin. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. gerçeğin farkındadır.262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar. Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun. . ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır. Aslında Ģair. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir. Pekâlâ. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. bu sorunun cevabını bilen Ģair. Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce.

―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir. ―Sığırçının belindäki ArĢına bax.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir. ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. dünyanı gör. Aslında Ģair. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular. muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir. Ancak yine de sorgulamaktadır. Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair.

Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde. . ey pirim mänim.14.264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair. dünyaya. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir.11. bilmemezlikten gelmektedir. kül oldum.11.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir. ―Äziziyäm gül oldum. ey näğmäm.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair. Hayata. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla.Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. Nä yaratdı?‖ 4. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken. axır. Yandım.13. ―KeĢiĢläri. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım. Hämzäläri. ‖ 4. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir. Kim yaratdı.

Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk. fırlanır. mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir. fırlanan nädir?‖ . Kısacası bu poemada okuyucu. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir. buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla. oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän.

gün nädir?‖ ―Ġlk nä. Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ . Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ.266 ―Ay nä. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän.

Dalğasımı ġatardakı häzin. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. vuġar. Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät.267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar. Tämkin. Ġäysi Leylidän?‖ . Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır.

nädir?‖ ―O. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman.15. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: . Asta-asta pıçıltıları. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. üräyin gah ġüssäli. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Gah färähli hallarımı?‖ 4.268 ―Suların ġayalardakı häzin.11. Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri. Kim deyä bilär ki. Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı. Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları.

Calasan da günü günä.‖ .269 ―Ötän günä gün çatarmı.‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx. bu yağıĢın.

270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı. 5. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir. 1. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi. 4. 2. ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır. 3. Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır. Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir.

Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. . telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır.271 varılmıĢtır. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. teĢhis. ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih.

8 CAFEROV. Yavuz. 9 ÇAKAR. Dergâh Yayınları. Deniz Kitabevi. TDK. Nizami. ―Yaradıbdır Ġnam Meni. Bakü. Yayınları.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 1997.Baskı. 6 AYTMATOV. Cengiz. Ġstanbul. 1994. 1994. Nahçıvan Folkloru. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Seyfettin. s. S. Baskı. Ankara. Ġstanbul. Ehliman. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. 2 AHUNDOV. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖.. 1. Haziran 1994. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. 2. Yayınları.Baskı 1994. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.1. MEB. 4 ALTAYLI. Ankara. ġeref. Ġ. Sayı: 4. Yayınları. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. 1.42. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları. Baskı. 3 AKPINAR. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. (Cilt 1-2). 5 AYDOĞAN. Ġstanbul. 2004. Güz. . ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. ġ. MEB.f. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA. YaĢar. 2000. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. Men Ġnamın Övladıyam‖.

news. Ankara. Ankara. 17 KAPLAN. Cem. DTCF Yayınları. Ġstanbul. Ferit. Ankara Üniversitesi. 1997. Arif. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. (Ġlk Baskı. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. 2. Yayınları. Yaxut Muğam Virtuozları‖. 2000. 13 ERCĠLASUN. Mehmet. Türk Dil Bilgisi.az ). 1971). Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. Muharrem.Baskı. Sayı 1. A. Akçağ Yayınları. 15. A. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara. B. Mayıs 2005. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. Mitat. Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). Aydın Kitabevi. Cilt. ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. Baskı.azerbaijan. ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. 15 ERGĠN. TDK. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. 11 DĠLÇĠN. 2002. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ġstanbul. . Bican. 14 ERCĠLASUN. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Baskı. 6. 17. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. 16 HÜSEYNOV.273 10 DEVELLĠOĞLU. 12 DURMUġ. Dergâh Yayınları. Ankara. Çarp Versiyası. Bayrak Yayınları. 2000. 18 KAPLAN Mehmet. 2000. Türkoloji Dergisi.

1. Baskı. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. ġuayip. 23 KUKUL. Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. 25 MERMER. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). Ekrem. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Sayı 2. 1. Güz 1996. 1994. Zeynep. y. ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara. Çolpan’ın ġiirleri. M. Baskı. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. TDK. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖. 2000.2001. Hüsniye. 1979. Ankara. 21 KASAPOĞLU. ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Ġstanbul. Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ÇENGEL Hülya. Ankara. 2006. ZAL. 24 MAYADAĞLI. Ahmet.274 19 KARADENĠZ. Mehman. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Hüseyin. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. ―20. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. Halistin. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. Türk Yurdu Dergisi. 27 MUSAOĞLU. Akçağ Yayınları.. Ankara. 28 ÖZBAY. . Cilt 1. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. MEB Yayınları. 26 MUSAOĞLU Mehman. 1998. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. 22 KORKMAZ. 20 KARAKAġ. M. Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. Aralık 2003. Yayınları.

Ġzmir. Ġstanbul. Akademi Kitabevi. 6. Haziran 2006. 1. 2002. 34 USTA. Gün Var Bir Aya Değer. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Baskı.1998. Yazıcı Yayınları. Edebiyat Teorisi. 37 WARREN. 35 VAHABZÂDE. Kültür Bakanlığı Yayınları. T. Evrensel Basım Yayın. Açılan Sähärlärä Salam. Aralık 2005.24. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2). ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖.C. Bahtiyar. Kaynak Yayınları. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ankara. Bahtiyar. . Aralık 2005. Rasim.275 29 ÖZYÜREK. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV.1979. Bakü. Çeviren: Yılmaz Onay. 36 VAHABZÂDE. Türk Dili. TDK. Ġstanbul. 38 Yazım Kılavuzu. Ankara. Edebiyat Bilimi.c. 31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Austin. Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları. (Türk ġiiri Özel Sayısı 5). Azerbaycan Edebiyatı. .9. Genndiy. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖. TDK Yayınları. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. René Wellek. 2005.Yayınları. Ankara.Baskı. Baskı. 1997. c. Halil Ġbrahim. Ankara.

276 39 YILDIRIM.9sekiz.tr 43 www.azerbaijan.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖. 40 www. .com.turkudostlari.net.gov.net 45 www. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.turkcesarkisozleri. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖.azadtribun.news.az 42 www. 41 www. Dursun.com 44 www.kultur.

ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema . Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir.277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. tabiat olaylarıyla. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları. Poemanın dili oldukça sadedir. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik. tarihten sahnelerle. Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır. Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir.

The subject of this poem. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. daily life. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself. historical scenes. we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording. literary arts were put in original styles. Additionally. we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem. the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases. In the poem. Poems language is very simple.278 ABSTRACT In this thesis. the subject can be summarized as follows. After studying the poem by its content. is written together with natural events. And in the language and wording study. This is done with many similes and comparisons. we investigate the language used in this poet in detail. After our study. which is written by Bahtiyar Vahabzade. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . which is musical styles. In the poems study by language and wording.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful