T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

ii sahnelerle. D. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız. . Doç. Yrd. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir. lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. Ekrem Arıkoğlu’na. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. Dr. Doç. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a. manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. ġuayip KarakaĢ Bey’e. Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık. günlük yaĢamla. halk hikâyeleriyle. ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. Dr. Ferhat Tamir Bey’e. hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). Vahabzâde. ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren.r.

…………………...5.2..viii GİRİŞ………………………………………………………………………. Şair Hakkında………………………………………………………….. Hayat Hikâyesi…...... Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü……………………………………………. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir……….3.20 3.1....………………………. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı…………………..…3 1..1 1.……11 1..……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ…….………….….. Poemanın Özeti…………..…………..1 1.1 1. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri………………………………. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri……………………...105 ....42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı………………………………..……………………………….………….iii İÇİNDEKİLER ..ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER…………………...…….37 4..…….…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ……………………………….…..…..7 1.4...18 2.. Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi…..……..……………....…….

1.190 4..1. Özel İsimler…………….Somut İsimler. 189 4.2...2.. Aile ve Akraba İsimleri……………....1.2..5.……...1..3.3..………………………………….2.2.…191 4.…………………………….……...….190 4. Hayvan İsimleri…………….…..……….………….2. Tabiatla Alakalı İsimler…….Topluluk İsimleri……………………………………. 4.192 4.2..2. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri…. Varlıklara Verilişine Göre:…………………………….…….1.Varlıkların Sayılarına Göre……………………………….…………………183 4.2.….2....……………190 4.190 4.2.2.Tekil İsimler...190 4.……………….………….2.191 4.190 4.2.3. Yiyecek İsimleri……….…….2.1.…………………….190 4.189 4.192 .………………………………….2.2.2.………….189 4.3.190 4.………………185 İsimler……………………………………….2.2..3.2.. Varlıkların Niteliklerine Göre……….2.….2.…191 4.2.3.Soyut İsimler………………..………………...…….iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.1....……….………..….1..2.4.1.2.1.………………………………...1..1.1.Çoğul İsimler…….2.2.. Kelime Hazinesi ………. Cins İsimler………………………….…………….………………………….

1.4.4. Soru Sıfatları…………………………………….1...7.………….2.Belirsizlik Zamirleri……………………………….4....Vasıflandırma sıfatları………………………………….2...1.2.. Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları…………………………………………...3.1.……………………………………….....…..200 4...203 4....198 4..Dönüşlülük Zamiri…………………………………….3...3..2.4..4.197 4.5... Belirtme Sıfatları…………………………………………. Sayı Sıfatları………………………………………197 4. Sıra Sayı Sıfatları……………………. Belirsizlik sıfatları……………………………..2.1..3.2.194 4..198 4.4.2.………...Şahıs Zamirleri……………………………………………………...4.2.197 4.202 Sıfat Tamlamaları………………………………………….2.Soru Zamirleri……………………….…………………………..5.…. .3....6.5.5.…….….3.2. Asıl Sayı Sıfatları……………………....197 4.2.4.194 4..199 4. Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…….7.….204 4.194 4.193 4.200 4...………..5..4. Üleştirme Sayı Sıfatları…………..5.197 4.. İşaret Sıfatları…………………………………..7...7... Zamirler……………………….….………... Kesir Sayı Sıfatları…………. Sıfatlar……………………………………………………………...2.196 4.. Nasıllık-Nicelik Zarfları……………………………………….2...6..4..4.6..193 4.4....203 4.199 4....1.3...v 4.199 4..... 4.2..1.İşaret Zamirleri………………………………. Belirsiz İsim Tamlaması………………………………………..2. Zarflar……………………………………………………………………198 4.……199 4.2..... Soru Zarfları………………………………………………...2.198 4..4....2...194 4... Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları…………….....……..4.3. Belirli İsim Tamlaması………………………….2..195 4..3...6..198 4...5.….3.…. Zaman Zarfları…………………………………………………..…….. Yer Zarfları………………………………………………..

.7.9.5..220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler………………………………………….…..11.7. İkilemeler………………………………………………….…………………………….......12..1.vi 4. Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler ………………………………………….. 4.11..13.6... 4..221 4.……..11.11..11..1.220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……….. 4.......4..257 4.3..Tenasüp………………………………………………………..221 4. Kinaye………………………………………………………….220 4.11.7.219 4....11.11..249 4....... İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4.209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)………………….223 4..11.……. 4.2. Kafiye………………………………………………….. 4...9. Mübalağa………………………………………………………...9.………...11. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler………………….9..……………...7.. Söz Sanatları …………………………………………………………. Ritim..257 4....224 4..9. Vezin..219 4.9...7.264 ..2....11.4.…………210 Kelime Tekrarları…………………………………………..8.10. İstiare…………………………….. 4.260 4.253 4.1.4...7..8...258 4.3......10.6...257 4. Ses Tekrarları………………………………………………..11.7.11. 4...9.9.…212 Mısra ve Cümle Tekrarları…………………….9.5.. Telmih………………………………………………………….2.. Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……. Cümle…………………………………………………………………...9..11..208 4....9.221 4.11... Tevriye…………………………………………………………..261 4. Tecahül-i Arif…………………………………. Teşbih ………………………………………………………….254 4.237 4.Cinas ……………………. Teşhis…………………………………………………………….3.3..9..207 Tekrarlar ……………………………………………………………….9. İntak…………………………………………………………….….. Nida…………………………………………………………….…209 Ünlü Tekrarları……………………………………..... Tezat …………………………………………………………...234 4.

264 4. İstifham………………………………………………………..276 ABSTRACT…………………………………………………………………….vii 4.277 .15.268 SONUÇ……………….11..11.14..………………. İrsâl-i Mesel………………………………….…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET……………………………………………………………………………...

s.g. y. h .g. sf.viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a.d.e. : Adı geçen eser a. : Adı geçen dergi c. Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H.

Vahabzâde. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. ŞAİR HAKKINDA 1. Bahtiyar Vahabzâde. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. Şair. Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır. her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır. kolayca idrak edilir. eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. Vahabzâde. babasını . 1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. oldukça geniş bir aileye sahiptir.GİRİŞ 1. Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır.1. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı. baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı. Şair ailesine çok düşkündür. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır.

2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. Bahtiyar Vahabzâde. insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde. Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. Vahabzâde bu üniversitede. ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur. annesi. 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. henüz dokuz yaĢındaydı. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. daha sonra milletvekili olmuĢ. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği. bir taraftan da yazarlık . Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. ailesi. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini. 1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. yaĢadığı yer. Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. Sadece babası hakkında değil. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. Bahtiyar Vahabzâde.

1952 yılında doğmuĢ. ġair hayatı boyunca vatanına. milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak. ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz. ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. Dr. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır. 1 1. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. . yanmakdır. Oğlu Ġsfendiyar. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. 1 Şairin hayat hikâyesi Prof. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir.2. Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir. yanasan gäräk.

Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm. 1. sf.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır. insan ve zaman. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere. 3 Prof. Ģiirlerinde neyin doğru. alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”.180. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma. Gün Var Bir Aya Değer. arzular Ģirin. .4 ġam äğär yanmırsa.‖ Vahabzâde. Onun da hayatı yanmağındadır. Bahtiyar Vahabzâde. sf. 2 Bahtiyar Vahabzâde. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir. Haziran 2006.‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. 12. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Äsil sänätkarın. ġair. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. Dr. İstanbul. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan. Kaynak Yayınları. yaĢamır dämäk. Baskı. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım. Mehman Musaoğlu.

güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır. “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”.5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir. sf. Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. 4 Prof. Ankara. Bir gopuz nağmesi. Akçağ Yayınları. yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. düĢmenem böyle ―ölü canlara. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da.462. Görürem. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene. . Ahmet Bican Ercilasun. Dr.. Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. 1997. Ah bir teher!. gelir uzagdan. Kimden kömek umum. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene. Baskı. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. 2. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag. enirik biz Aladağ’dan. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi. Gelir gulağıma.

. Ölümden gorhmayan de kimdir.6 Bir gılınc sesi. Dr. Bu nedir? Men hara. Prof. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı. güneĢin doğuĢu seher. g. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. vatandaĢında fazlasıyla vardır. haftada öyle haftadır? Kim diyor. Dursun Yıldırım.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. ―Kim diyor. gün ömrü güne beraber? Kim diyor. e.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. ama bu koĢuya katlanmak güç. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize.463-464. 46. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. sabır ve metanet ister. Bu sabır ve metanet. sf. Gecenin ömrüne sondur. Vahabzâde’nin insanında. 5 6 a. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. noktadır. sf.

sf. 8 M. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır.47. Haziran 2006. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır. an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. sf.46. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere. Gün Var Bir Aya Değer. g. Kaynak Yayınları.2001. 1117-119. konu ve temaca zengin. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. Halistin Kukul. Ancak görülüyor ki. 7 1. Baskı. Yıl var ki. hakkın vekili. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim. ġair adaletin.3. İstanbul. ―Vatan. .7 Gün var ki. 9 a. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız. Aytmatov. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları. ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır. Vahabzâde hakkında Ģöyle der. öz vicdanından. yıldan da uzundur. d. günden de kısadır bize. s.168. y. uzun. ayrıca çok çeĢitlidir. Türk Yurdu Dergisi.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak. 1. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. sf.

Men İnamın Övladıyam”.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir.21. 13 A. . neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin.f.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan. g. Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. 11 M. 1997. “Yaradıbdır İnam Meni. d. Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. 12 Mehman Musaoğlu. Akçağ Yayınları. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. 445.13 Vahabzâde. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri. Halistin Kukul. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır. millet sevgisine çıkar. insan ve zaman. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair.45. sf.168. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır. sf.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O. 2. sf. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini. B. s. Ercilasun. Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır. Zaten Ģair.Baskı. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. a. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar.12. s. Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.

“Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”. sf. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil. usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz. 2002. a. 442. Fakat Vahabzâde. 22. Ģairin millî. Men İnamın Övladıyam”.f. B. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖. Cilt. d. Cengiz Aytmatov. Ankara. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A. e. sf. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. isterseniz buna bir Ģiir değil.‖ yorumunu yapar. Ankara Üniversitesi. 23 17 Mitat Durmuş. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Ģümullü bir hak iddiasından. DTCF Yayınları. Türkoloji Dergisi. O. düĢünen bir ihtiyar tablosu. savaĢlar. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma.9 ressamın tablosunu verir.14 Garayev. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine. g.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar. halgın manevî ebediyetine. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ. Cengiz Aytmatov. düĢünen bir ihtiyarın. aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag. KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. Sayı 1. hafızasından zamana yol bulur. “Yaradıbdır İnam Meni. Ercilasun. g. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ.s. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. 15. 16 a. Ġki elini bastonuna. .

kendi kalbinde hangi hisse. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. sf. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. ―bulmaca‖ değildir. 60 . hatta her günün. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz. yazar. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. e. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar. bir idealin. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. ―Ģiir.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. Sanatçıya göre her dönemin. Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir. ġiirde Ģekli. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. a. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir. hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. ĠĢte sanatçı. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur. 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde. bir amacın olması gerektiğine inanır. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. ġiir. sanat anlaĢılır olmalı. Bahtiyar Vahabzâde. Ģiirin.‖ düĢüncesindedir.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. her edebî eserin içerisinde bir fikrin. hangi fikre. yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur. Vahabzâde. g. ġiirde mana açık olmalıdır.

Dostluk Neğmesi. g. 19 Vahabzâde. a. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar. 19 20 a. SeçilmiĢ Eserler. Nasıl ki. sedece vasıtadır.11 duygularını. halk için olması gerektiğini düĢünür. Semed Vurgun. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. amaç değil. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir.f.85-90 . O. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. sf. Ceyran. düĢünceleri ifade etmenin yolları. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. Menim ġe’rim. Bu duyguları. 75-83. Ġnsan ve Zaman. g. sf. e. Aylı Geceler. 21 1. Sade Adamlar. Bir Ürekde Dört Fesil. Çınar. Kökler Budaglar.4. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. samimiyetten ve sadelikten yanadır. sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur. e. Halk. E’tiraf. g. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir.20 Bahtiyar Vahabzâde.. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. e. bütün insanlığın yüreğine hitap eder. Ebedî Heykel. SeçilmiĢ Eserler. s. ġeb-i Hicran. 85 21 a. sanatta tabilikten. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır. Halg ġairi Samed Vurgun.

―ġähriyara‖ vs. Hara Gedir Bu Dünya. Bahtiyar Vahabzâde. Ahı Dünya Fırlanır. Nağıl-Heyat. Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki.Ġkinci Ses. ġair. ġenbe Gecesine Geden Yol. muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. Sadelikte Büyüklük. ġehitler. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Lirika. Feryad. Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. Ne Bundan‖. ―Alfabe Kitabı‖. Açıg Söhbet. Açılan Seherlere Selam. Derin Gatlara IĢıg.dir. Ümide Heykel. Sanatkâr ve Zaman. Muğam. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir. Semed Vurgun. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. ―Üz Astar‖. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. ―Latin Dili‖. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. Ana dili ve genellikle dil konusu. ―Märziyä‖. ―Bu Dil‖. Goyun. ―ġäbi hicran‖. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Veten Ocağının Ġstisi.12 Deniz-Sahil. Bununla birlikte. ―Yollar Oğullar‖. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. VetendaĢ. Dört Yüz On Altı. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. Payız DüĢünceleri. Her Çiçekten Bir Leçek. ―Ne Ondansan. Bir Baharın GaranguĢu. Özümle Söhbet. 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. onun diğer . AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. Piyesler. Dan Yeri. ―Oğluma‖ vs. Ana dilinin kullanılması.

e. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. . senaryo. Alman dilinde bir. g. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. a. Özbek Türkçesiyle iki. Kendi ana diliyle. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. makale. Moris. Yollara Ġz DüĢür. Yard. inceleme. Ģiir. tanıtma yazıları. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir. Hüsniye Zal Mayadağlı. piyes.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. 24 a. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. R. Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. sf. g. Dr. J. J. d. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. 62-63. Aynı piyeslerden bazıları Ermeni. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. Ġkinci Ses. araĢtırma. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. üçüncü olarak Semergend Teatrında. Dr. Doç. e. 63. YağıĢdan Sonra. sf. YevtuĢenko. 22 23 Prof. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. poema. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. hikâye. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. Mehman Musaoğlu. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur. a. g. sf. 41-43.

14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır. an. Tebrizî. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları. yücelik. 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. gurbet. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. herkesin kendinden öc alması. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu. vatan hasreti. cesaret. sonsuzluk. eski ölçülerin gereksizliği. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini. hızın sınırları nasıl dağıttığı. yeni ölçülerin lüzumu. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. H. baba. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. temizlik. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. zengin . hız.

1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. Prolog. düĢünceleri anlatılmıĢ. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. Ah Zalım Ovçular!. ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. 1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. Emi Gatili. Bir Deste Çiçek. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. ġikâyetnâme. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. Mehemmed-Leylâ. Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. Mehemmed. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. Bu poemasından daha önce. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler. Can Yangısı. Ġki Hediye. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. . ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı. ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. Ġki Müellim.15 olma isteği. ġair. Ġki Hükümdar. ġair bu eserinde. çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. çektiği iĢkenceler. Bu poema. ―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. Kerbelâ Seferi. ―ġeb-i Hicran‖ poeması.

O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir. kendi inandığı fikirleri. Vahabzâde. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. kendine yabancılaĢmak. Körpe.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini. Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. Gocalar Evi.Bölüm. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir. 4. Araplıktan uzaklaĢmak. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. 3. dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi. Bölüm. devri öven eserlerinden biridir. hem de üstüne basa basa. konuyla ilgili . ġair. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. mezhebini. Almanya galibiyetinin 30. Bu poemada yabancıyla evlilik. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında.Bölüm. ortaya koymuĢtur. Beni Osman’ın vatanını. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. Körpeler Evi. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. 1. 2. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. bebeğini sokağa bırakanları.Bölüm. milletini. Goca. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir.

Yevgeni YevtuĢenko. Efes gibi yerleri. Sonbahar. iĢsizlik sorununu. KuĢner. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. Andrey Demetyev’in. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan. 62-67. Helmut Fransler’in. Alman Ģiirinden. vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. ―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. Renat Haris’in. A. ―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. Rimma Kazakova.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. Ġzmir. Ġstanbul. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. g. onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir. ―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde. 25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. Camal Kamal’ın. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. ġairin 25 a. Litva Ģiirinden. Özbek Ģiirinden. e. Bahtiyar Vahabzâde. ġair. Tatar Ģiirinden. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. ömrünün sonbaharındadır. . ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. tarihî eserleri. sanat ruhuna uygun gelen. Ankara. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte.

dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof. Yine her birimiz. Ahmet Bican Ercilasun. bütün nesillere. sf.g. 20. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır. “Bahtiyar Vahabzâde. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ.26 1. komĢusuna. doğrudan doğruya zaman. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. okuyucuların çoğu bugün kendisini. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. a . insana. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. . kendi dünyasını. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir. Zannımca. böylece inkiĢaf eder. hepimize has olan ihtiraslardan. sf. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir.18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına. 29. köprü tablolar çizer. derd ü serimize ortak olan. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır. Dr.5. d.

sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. 31 a. 15. 39-40. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. 44. adıyla çağırırlar. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. d. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. 28 Prof. d. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür. 16. Bununla birlikte o. sf. . seven gönüllerin. g. Yahya Kemal. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu.‖ dedi. sf. O. Sonra tercüme etti. O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır. Bir genç. 30 a. 29 a. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. sf. sf. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Nizami Caferov. Bahtiyar Vahabzâde. bir halk Ģairidir. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür.‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. d. Dr.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil. g. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”. g. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen. bir fikir adamıdır.

Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19. 13. bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler. sanat. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler. 45-46. sf. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır. Önceki edebî aĢamalar ilim. Dr. O. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2. 741. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). d. yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler.. Türk Dili Dergisi. g.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek. sf. ve 20. bir değil. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir. Halil İbrahim Usta. ve 18.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. Dursun Yıldırım. . a. felsefe ve estetik. 33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim.

Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır. Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. Edebiyatın yeni yönü.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. poetika. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. . dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür. Hadi ve H. Ana dille ortaya konan edebiyatta. tür. Ali Bey Hüseyinzâde. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. F. fikir. Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir. Ahundzâde oynamıĢtır. 19. F. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. M. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. genelden özele. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark. yüzyılda ilk defa M. neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. Ġslam modeli ve poetikası. romantik estetikten realist maarifçiliğe. dil. 19. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer.

modern. . Ankara. Güz. maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Türk edebiyatının 20. Yendiler. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir. bir ölüp. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. 1996. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir. 35 Şuayip Karakaş. realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder.2. sf. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı. yenildiler. sf. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir. 493. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. 2002. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.c.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. “20. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni.34 Türkler 20. yüzyıl boyunca. Ankara.280. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. bir dirildiler. maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur. Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”. 35 yüzyıldaki macerası. s. Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar.

Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. oldukça geniĢ yer tutmaktadır.d. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. sadece Türkiye’de değil. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. sf. bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. Bu geliĢmeler. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler. Bu döneme verilen isim de ilginçtir. . üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir. Batılı anlamda Ģekil. a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2. Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir.288. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır.g. Modern Azerbaycan Edebiyatı. Bu durumun yegâne a.23 19. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir. 20. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir. 36 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler.

yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. 20. Bir Ģair olarak Molla . Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur. 20. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. göç ettiler. nesir ve tiyatro eserleri idi.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. Basımın kuvvetlenmesi.yüzyıl. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. Bu sebeple 20. Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir.24 sebebi. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır. eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir. 20. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması. Sabir.

Yusuf Vezir Çemenzeminli. Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. zamanın gerekli meseleleriyle. . Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. Mehmet Said Ordubadi. Daha sonrai ise siyasî hayat. ve 20. 20. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. ReĢid Bey Efendiyev. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. bey ile çiftçi. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. Eligulu Gemküsar. Eli Nezmi. iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. 19. toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. Mirze Elekber Sabir. Sultanmecid Genizâde. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. halk ile okumuĢ. dönemin siyasetiyle. Abdulla ġaig. Üzeyir Hacıbeyov. ananevî mevzulardan aktüel. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski.25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. Hüseyin Cavid. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. Nerimen Nerimanov. mülkiyet sahibi ile köylü.

Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. ne Sadi tarzındaki nasihatler. geleceği yaratmak için herkesten. Bu dönemde edebiyat. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın. ne tarihî kahramanlık destanları. tâziyaneler. küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır. sosyal-siyasî yergilerin. Eğitimciler. talim. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. Realist. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır.s. onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi.Maarifperver Edebiyat 20. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı. öğretmenin. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır. Üçüncü bir kısmı ise eğitim. Daha sonra da çiftçilerin istismarı. fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. Öncelikle çalıĢanların. zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. v. ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. Ne âĢıkane efsaneler. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur. Onlar daha çok olağan hayatı. Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. . eğitimin.

AğadadaĢ Müniri. Bu akımın içinde bulunanlar. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi. Sultanmecid Genizâde. Eliabbas Müznib. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki. Tevfik’in. Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi. ReĢit Bey Efendiyev. A. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. Kâinatın. topluluktan çok ferdi anlatma. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. Sened Mensur. Türkiye ve Rusya yolu ile. Abdulla ġaig. .27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme. Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. geleceğe umut. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. muayyen derecede soyutlama. dil ve üslup tantanası. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. millî-dinî içerik kazanmıĢtır. Abdulla ġaig Talıbzâde. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır. Ġbrahim Bey Musabeyov. Abbas Sehhet. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. Hamdi’nin A. Romantizm. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. insancıllık. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi.

Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. öğretmen. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte. . Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü. gazeteci. Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta. Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. idarî kadroları da değiĢir. Ģair de hayatından olur. sf. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. yazar. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. maneviyatsızlığa tercih ettiler. yönetici. d. “a. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. g. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. çoğu bilim adamı. Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. 1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler. Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar. Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. 742. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir.

eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. ―Komünist Dünyasının Dili‖. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir. Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. Böylece eski cemiyete. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir. idealist komünist gençler. insan iliĢkileri. hurafeye inanan gafiller. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. öylesi bir durum alır ki. . yeni insana. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok. Bu. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. cahil din adamları. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. feminist kızlar ve kadınlar. temsil eder. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar. Yeni cemiyete. sosyal olaylar. yeni bir insan. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. anti-komünistler. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖. zengin kiĢiler.

Yusuf Vezir Çemenzeminli. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. Mihail Yuryeviç Lermantov. köylünün. . Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. ağa-emekçi çatıĢması. sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir. bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. din adamlarının cehaleti. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. Hüseyin Cavid. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder. Mayakovski. anlatılır. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar.

sevinçleri. Öncelikle söylenmelidir ki. Eserlerin ideolojik . rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir.yüzyıl sonu veya 20. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz. Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları. BolĢevikler. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. Fakat bunlar. insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. sanat değeri olmayan ürünlerdi. çok açık görülür. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır.31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. Bununla birlikte yeni rejim. Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. bu dönemde saf. Ġkinci olarak. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. Hâlbuki edebiyat. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi.

Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu. Büyük terör yıllarında bu edebiyat. hakikatleri söylemeye.s. Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar. Ġlyas Efendiyev. gerçek tarihi anlatmaya. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. Ġsa Muganna. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. Gebil. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı. Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra. Düz yazıda Enver Memmedhanlı. Nebi Hazri.b. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü. emek ve emekçi v. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir. toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. Ġsmayıl ġıhlı. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. Ġmam Kasımov. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir. .32 yönünü bir tarafa bırakırsak. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti. Eliağa Kürçaylı. beynelmilelcilik. Zeynal Halil v. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. Hesen Seyidbeyli.

Sabir Rüstemhanlı. Tabiat . 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir.33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. Millîlik 2. Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı. Memmed Ġsmail. Musa Yakub. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. ġiir. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik. Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. Asrîlik 3. Eliağa Gürçaylı. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. Vagıf Nesib. Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. Gasım Gasımzâde. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi.

Mil. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. Bahtiyar Vahabzâde. Mehmed Araz. gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. Tevfik Bayram. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. robotlaĢtırılan tabiatı. Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. bir güzellik anlayıĢına. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. Göy Göl. MakineleĢtirilen. bir ahlakî ölçüye . Söhrab Tahir. Güney Azerbaycan için de geçerlidir. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer. Dr. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. Gasım Gasımzâde. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. Eli Tüde. Bahtiyar Vahabzâde. Muğam. SavaĢ ve tabiat. Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. Mehmet Aslan gibi Ģairler. Helil Rıza Ulutürk. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. Helil Rıza Ulutürk. Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır. Nebi Hezri. BalaĢ Azeroğlu. Nebi Hezri.

üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. Samed Vurgun. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. Memmed Rahim. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. 38 Bu bölüm. Ģekillerine. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine. Dr. Ehmed Cemil. Hüseyin Cavit. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. Süleyman Rüstem. asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir. Ömrün. .35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. Bu noktada Prof. modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. Ģaman felsefesine. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder. millî düĢünce terbiyesi. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. Resul Rıza. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine. Mikayil MüĢfik. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil.

39 3. Fikret Koca. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir. Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir. Kasım Kasımzâde. Çingiz Elioğlu. ġiirimiz. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Halil Rıza. . Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. yılların yetiĢtirdiği Ģairler. Nebi Hezri.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta. Mehmed Araz. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. Mestan Güner. Eli Kerim. Fikret Sadık. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni. poem.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Ġslam Seferli. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde. Ġsa Hesenzâde. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir. Sabir Rüstemhanlı. Hüseyin Arif. ġiirimiz.

M. siyasî sorunlarını. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. Resul Rıza. Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur.37 paralellik gösterir. Tvordaviski. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. özellikle ―Aygün‖ poeması. ―Istırabın Sonu‖. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A. Prokof Lev. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. Gribecev’in: ―V. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. Süleyman Rüstem. Poema. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir. Memet Rahim. N. ―Halk Hekimi‖. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. ―Zamanın Bayrağdarı‖. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖. Dudu. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. M. gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. . Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. Mikail MüĢfik. ―Ögey Ana‖. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. ―Natevan‖. bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. Fakat türün henüz ne olduğu. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. ―Mugan‖. ―ġeb-i Hicrab‖. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. A.

Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. mekân. Ġ.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. V. Bu da bize poemanın. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. ĠĢte bu tür . Selvinski de katılır. lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır. ġiir tarzında roman ya da öykü.38 1965 yılında A. O.‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. Ģiirle iç içedir. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. Mirzayev ve Ġ. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır. Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur. ġurası da dikkat çekicidir ki. Zaman. çatıĢma unsuru. Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?). Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. Poema. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. Hiç kimse. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur. Adalis. Timofevvve S. Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. L. kiĢiler kadrosu. olay örgüsü.

poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. Ehmed Cemil. Bu bölümde Ģair. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. . Eli Kerim. Medine Gülgün. Nebi Hezri. Hüseyin Cavid. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. Samed Vurgun. Memmed Rahim. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil. o. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. Mikail MüĢfik. Hüseyin Hüseyinzâde. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. öyküden. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır. olarak değerlendirilmektedir. Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir. Ġslam Seferli. POEMANIN ÖZETĠ Poema. klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. anlatım. Gasım Gasımzâde. Süleyman Rüstem. Tabii 40 Bu bölüm. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. romandan.40 4. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Eliağa Gürçaylı. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur. öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır. Resul Rıza. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur.

Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. ―Yağ. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. Yağmur‖ bölümünde Ģair. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur. Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. . Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam. ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır.

Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir. ġair. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. . poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır.41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair.

BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir. Näsä deyir… “Cik-cik”. bilmirik. naläsinä.Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. Dilindäki ġäm säsinä . Lähcäsinä. çayır mürgüleyir. biz bilmirik. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs.

Ġçindädir här mätläbi. Mätläbinin axırı var. Mätläbini bilmäsän dä. O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . Tar da elä… O sızlayır için-için. dili var. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. ävväli var. 30 Bergülünü. 25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. Naläsidir eĢitdiyin.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. 20 Üräyini duyacaġsan. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. Üräyinlä sän ġulaġ as.

diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Häm dä bizi düĢündürür. 55 Nädir belä? Bälkä elä . Bu dünyanın ağrıları.44 Sinändäki dağ külünü. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. Ney üstündä yeddi säsin. 50 Pırıl-pırıl säsläri gör. Oyuġ-oyuġ yuvaları. O düĢünür.

45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. dünyanı gör. yolları gör. yox. bir deyil. Addım-addım. bir deyil. xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. . 70 Bil dağların çiçäyi nä. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax. O. Bax här yerin çiçäyinä. däräni gäz. 75 Cığırları. näfäs näfäs Dağı dolan.

41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var. äfsanädir. ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi. Bälkä… Muğam bir nağıldır. dünyanı gör. sözü Ģe’r.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. ġuru näfäs. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. . ġe’r–sözün näğmäsidir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. Säs dä var ki. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. Elä säsin özü Ģe’r.

diĢ var ikän. Canavarın aldatdığı . BaĢ var ikän. 105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk. Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. ġol var ikän. arzularım Gäläcäkdir.47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur. El deyir ki. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. bu diläkdir. Bu gözlämä müsibätdir.

ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä. duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä. 130 Onu öyrän. 125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. öz ġälbini ara xalġın. Öz sözünü. sorğusunu Xäyalını. Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. .48 ġengülümün.

. O birisi göz yaĢıdır. Ģanlı müzäy. Biri hünär. ġalxan säsi. O särtliklä. 42 Çaldıran müharibäsi. 150 Dinlä tarı. Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi.49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. dinlä neyi. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. 155 O–danıĢan. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. 145 BänövĢänin üĢümäsi.

160 Häm babamın yaĢındadır. Gah inläyir häzin-häzin. Tüstüsünä aman elä. Gah säsindä göy gurlayır.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi. Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi. . Häm növämin. Oduna yan. 170 GözüyzĢlı anan kimi. Dayan. DüĢün. dayan. ġUR Varaġlama o tarixi. düĢün.

Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. 180 Muğamlarsa baĢ tärpädär. ayaġları. Ävväl öyrän. Mahnılar var.51 175 Dinlä onu. 190 O. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . basma ayağını Bu çämänä. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. bu vätänä Hardan. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. sirrini açmaz sänä. Dayan. Bu dünyanın Ağrısını.

52 Kim. nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri. nä danıĢır narın-narın? Öyrän. Nä yaratdı? . Hämzäläri 215 Kim yaratdı. nä zaman. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän.

230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü. Ağız açır mağaralar. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. 220 Göy gurladı. yeri. Haġġ säsinä Yer gurladı. Täsnifläri. Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. . daĢlara bax. ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar.53 Koroğlunun nä’räsinä.

255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı. dälilärim. Yeriyin meydan üstünä. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä.‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana.54 Ġan sıçrayır beyinlärä. 250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir.. baĢ bir yana‖. diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana. ġıĢ bir yana. Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu. Koroğlunun däliläri… Burada oxu. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun.. hoydu. Täbiätin ruhundadır . Här sal daĢı.

Ayaġlarsa yerin-yerin. bu näğmälik. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. Ällär süzür incä-incä. Täsnifläri. Gah yandırır. näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. fikirlärlä . vuġar. ritmläri? Bu ränglärdä. Ġayadakı särtliyä bax. Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür. Xallardakı xäyallarla. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri. Cängidäki märdliyä bax. 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. gah söndürür. 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü. düĢündürür.55 Bu uyarlıġ.

boĢalmır. sudan belä durum mänim. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın. Aydan arı. Xınalandın. Sevgililär dodağında Yanıb söndün. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. böyük därdin Vuġarı da böyük olur. Üräk dolur. Böyük ġämin.56 280 Yox. Sönüb yandın: . älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm. Ġstäräm ki. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim.

Çox çäkdim yar cäfasın. Bir-birilä ġucaġlaĢır. Ġayaların ġabağında O äyilir. Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. Biçmädim zämin ġaldı. 310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi.57 300 ―Däryada gämim ġaldı. yaz baĢıdır. . Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb. Täpälärdän säpälänir. sular aĢıb-daĢır. o burulur.

Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. Kür Araza. Dağın barı. Yaylaġları gäzä-gäzä. .58 320 toz-toz olur. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı. Gälib çatır Araz Kürä. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır. Däyir daĢa. coĢur. ġaynamalar. Saz üstündä pöhrälänir. Tälatümlär. 330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza. Här ikisi dağın ġarı. 340 SığıĢmadı bir yatağa.

350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. çölläri al.59 Budaġlandı sola. eĢġi. 345 Zaman keçti. döĢläri älvan. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. Fikrin nä ġädär yolları. . 355 Dağlar baĢı ağ. öz yolunu. Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. sağa. mänzilläri varmıĢ.

370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. Ġarabağın çöllärini ġar aldı.60 Ġürbätdä Vätän häsräti. Näbinin meyidi ġaldı arada . Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. Bayatılar ġara geydi äyninä. Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. yurdunda bir anlıġ. Ağı dedi buz bağlayan lal sular. 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi.

yaĢa. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa. 385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. 375 Darasın saçını. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. ön sözüdür Çahargahın. Mayäsindä säslär uçur . böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. tellär ağlasın‖. häyäcanlar BärdaĢtıdır. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. yaĢa.61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. En eniĢ.

–Gäräk täslim olasınız.– Deyir bizä. . 410 Nä müäzzin. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız.62 Ġanad-ġanad. SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä. Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın. Nä minarä. Bir daĢınız.

Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk. Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk. bunu dandı. Täläsmäyin. aman!. Tarixlärä o. täläsmäyin. Säbir gäräk. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi. Bästänigar aman çäkir. Amanından aman. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. 415 O. O ġansızdır. 430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından.63 Bu onu. DüĢmän yaman amansızdır. Maġamı var här istäyin. –Näylämäli? ..

inlär.. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. –Hanı bizim o gücümüz?. Fikir endi.. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar.64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı. –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. Dağıldılar dönä-dönä. Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı. . Belinin bağı bizdän. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?.

465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä. neylär? 475 Ov bizim.65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı. 460 Günü oda çalamalı. Elin sözü bir olsa. Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi. Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. ―Däyirmanın pärindän. 470 Suyu çıxar därindän. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim. ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ .

Dämir biĢdi. Cilalandı. 490 Çäkic altda. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. Cäbhä yaraġ. Od biĢiräk. Taraġ-taraġ. Taġ-tararaġ. ġıraġ.66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. Çahargahın hasarında. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. . 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. Ocaġ yandı. Nizä gäräk. 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı. dämir döyäk.

500 DüĢmän üstä durma. DüĢmän ġaçır.67 Dämir. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir. Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi. Yad ġovuldu dağlardan. Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… . äri. üsyan Çarigah. täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. Ġılınca dön. bizimkilär tä’ġib edir. Hücum. yeri. göy gurladı.

Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar.68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. yer titrädir. GuĢälär göy gurladır. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. Däryalar längärlädän tufandı. tufan Çarigah. Cövhärindä bir häzinlik. sel oynadır. Ģirin Pärdälärin? . bir xäfiflik saxlanır. Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin. 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä. Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar. 525 Bäxtiyaram.

Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir. fikir… Ruhumuzla uyġardadır. Nä doğmadır. Tämkin. O batıġlar. . Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar. axın axın. nä itsidir. ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖. säsdä fikir. vuġar. Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar.69 Bürclärdäki o äzämät. Ġabarmalar. Yadellinin hücumuna hasar çäkir. DaĢda fikir.

mäġsädi gör. män ġartalam. män ġuzğunam. 560 ―Bakirädir.70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. Ġız ġalası! Adına bax. 570 DüĢmäninä o deyir ki. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. ġızdır ġalam. Babaların märamından Ġbrät götür. Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän. 555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. Yaxın gälmä. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax. Gäldiyinä peĢman olub .

dolar. ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. bu ġalalar. Xeyr. O fikirlär. 585 Ġorucumuz.71 Dabanına tüpürärsän. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. DaĢlardakı çalalara axar. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır. nälär. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan. Hiddätlänän säs axını… . o duyğular. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır.

Män onu özümä mähäk sanmıĢam.72 595 Batıġların. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä. 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm. yoxlaram müdam. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. 605 Män öz hämdämimi. Dostumsan… Görüräm özümü sändä. ġanacaġ ölçümdür muğam. Sän dä yanırsansa äğär bu oda. çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını. Görän nä danıĢır. 610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? .

Näğmäm ola bilär näzirim mänim. 615 Soyuġdan üĢüyür. Säslärdän yaĢ sızır. Göräk. Düyünlü säsläri ġovurur. O da ki. susur bulaġlar. äsir budaġlar. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım. buna necä tab gätirirsän? . Nolar. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. sıxır. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar. ey pirim mänim.73 Tökülür yarpaġlar. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä. Yanır gizlicä. ey näğmäm. mänim kimi säsini dinlä. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. sisimi görän. Barmağı altında tarzän gör necä. Payızın sazağı käsir otları.

xoĢ xäyallarım. 645 DanıĢ. Näğmä oxu. babam fikirli.74 Ey atam hünärli. ġirin arzularım. 640 DanıĢ. yarpız ätirli. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Söhbätinä müntäziräm män. ey müdrik tarım. Ey müġäddäs pirim. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. DanıĢ. Ulu babaların kamal häznäsi. . düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. Sän häzin-häzin Abırlı. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. 635 Ey reyhan näfäsli.

Bir xalġın min illik iztirabları. yoxuĢu. beĢ yüz il. Elä bununçun da… Täk mänim?. 665 Säslänir muğamın pärdälärindä. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. Biz ki. sarı… Orda varaġlanır. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. iztirab dolu. Söhbäti aĢkarda. 670 Bämindä. kamda. 660 Bir ġälbin deyil. al. EniĢi. Biz ki. Yanğına dözmäyib havalanıbdır.75 655 Här xalın tarixi Yüz il.. bu yolları bir baĢa vurduġ. xäyallar yuvalanıbdır. . bir vahidik bir arzu. elä bil od ġalanıbdır. yanğını keçirmäk üçün Fikirlär. Sirri därindä Zilindä.

soraġlı Yola bänzäyir. . O yola çıxmadan yolunu bilmir. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. Cilova gälsäydi belä bir axın. Nota salardılar onu näğmätäk. Här käs öz ġälbini tapır muğamda. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. sonunu bilmir. kükräyir. 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini. O coĢur. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä. Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. Muğam–här guĢäsi sirli. O axır. yox.76 675 Yox.

zili zirvädir. asta-asta pıçıltıları. O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. Görünmür gözä Pärdädä. muğam deyänin Keçdiyi. Bäli o. Mänsur. 705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı. Zabul üstä inlädir tarı. Gizli mätläbini görmäkçün . Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır. Här muğam çalanın. açdığı iz baĢġa-baĢġa.77 695 Bämi düzänlikdir. örtükdä çırpınan üräk. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. –Neçä dumanlısan. zirvädir.

Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin. görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä. Ey näğmäm. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. aldır säslärin. Xäyalın gözüylä eĢidär. Tutar säsindäki därinliklärä. Ey tarım. Min sözdän güclüdür. Bilmiräm yaĢıldır. bir xalın sänin. Härä bu ocaġdan bir od götürär. Mätläbi gizlädir. inläyir ancaġ. 725 DanıĢır. Ey pirim mänim . 730 Gizlidir sözü näğmänin.

Sözümdä olsaydı säsinin gücü. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. Häränin gözünä bir cür görünür. Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. här kuĢäni yozur bir yerä. 750 Buludlar dönür. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. bir anlığa baxaġ göylärä. här xalın neçä rängi var. Här säsin.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män. sönükdür näğmälärindän. Köy dä . Gälin. nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var. Hämän hämändir. Kim deyä bilär ki. Buludlar burulur. Här käs. Yanıb Ģırıl-Ģırıl. Yox. Axıb Ģır-Ģır o.

Elädir älbät. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan.80 755 Bulud da. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän. Mänim öz amanım. Orta segahım. Anbaan däyiĢän o buluda bax. sän dä häġiġät. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Män dä häġiġätäm. 770 ĠoĢġarın. mänim öz ahım. Käpäzin. Härä öz ġälbini görür buluda. . Ġnan gördüyünä. ancaġ. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. Mänim gördüyümü görmäsändä sän.

Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni. Mänim öz därädimsän. Azerbaycan Edebiyatı. sän al canımı. tarda böyük yeniliklär elämişdir. öz mälalımsan. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. 43 XIX. 2. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. ġirin bayatılar. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al. Daha fazla bilgi için bkz. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı. çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan. Anamın südütäk sän halalımsan.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. 18. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı.” 44 .c. arana çatdı. äsrin musiġişünaslarındandır. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar.

Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Gah düyünläyir. Bä’zän inläyir. Bä’zän üsyan edir. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim. Sonu iniltili. Ağrılar mayası. bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. iç hönkürtüsü. ġikayät süsü. 805 Könül hıçġırtısı. DanıĢır. Gizli därdlärinä yandırır säni.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. baĢından ötüb keçäni. 810 Mätläbi gah açır. . Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖.

yan axdı. Bir dilbilmäz ġuĢ idim. Äziziyäm gül oldum. 825 Yandım. ona dil deyir: Araz gäldi. Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. Oxudum. 820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. bülbül oldum… . axır. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. kül oldum. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır. Dibindä min can axdı.

Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. sazağa neylim? . zilindä o ―neylim‖? deyir. dağlar aĢmıĢam. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm. Alovu täässüf. Düzändä käsdilär. dililä amanın. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. Bämindä. dağda bitmiĢäm. O deyir. 845 ġaxtaya dözmüĢäm. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. mänim dämadäm. Ġazancı ağrılar. hansı günahın. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. özü xatirä.

axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki. Günah mändä deyil. od mänä hämdäm. yer üzü gündüz. Därdilä. buza neylim. yay günü bulağa getsäm. Dedi:–Bu da keçär. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. Buz tutar. . Neylim. Bir üzü gecädir. Säsim su yandırar. bulağa neylim? DanıĢdı.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. daĢı äritsäm. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs. sözüm bilinmäz. bir üzü gündüz. Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. gözläri doldu. 855 Gördü ki.

mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. här bämi ġäm. Nä deyir könlümü oymaġla. Anamın öz südütäk sän hallımsan. Nä deyirsän. 865 Öz ällärinlä. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. Sän mänim göz yaĢım ol. här zili od. hökm eläyir ağla Segah. Onun här pärdäsi ah. çağla. can yanğısıdır. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. çağla. Segah. ġälb atäĢi. oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah.86 Ey mänim üräyim. Ġälbä atäĢ çiläyir. gündüzü gündüz. halalım. Segah. .

895 DanıĢır tämkinlä. Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. Segah‖. 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Segah–bir istäyin. aramla täk-täk. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. eĢġin dalınca . Mäcnun sähralara gätirär pänah. Rast–müdrik bir ağıl. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. DanıĢır bir äsrin öz yarasını. Segah. DanıĢır aramla. ağla. därin düĢüncä. DanıĢır.87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. 885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk. Rast–onun atası… Näsihät eylär. Deyär ahästäcä hey:―Ağla.

Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü. istäkdän od ġalanıbdır. Vuġarlı. dözümlü. ärk etmäsidir. Yüz ölçür. . 905 DüĢünür därin. 900 Bir zaman büdräyän ġälbin. bir biçir. Segah–nalä çäkän. Fikirlär. Mühit dänizitäk o längärlidir. Rast–tädbirlidir.88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri. o säbirlidir. 915 Rast–cavan deyildir. danlağı. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir.

930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla. yaĢa dolmuĢ. Yerläri. Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman.89 O. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı. Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. nädir? . bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı.

Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast.iir? Ġlk nä. Aġil danıĢır. gün näd. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. . fırlanan nädir? Ay nä. ġurur bir yandan. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan. canlı misallar çäkir härdän. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi.90 Hökmüylä. Fırlanır. gün nädir? Ġlk nä. Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast. fırlanır. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi.

Ey Bäxtiyar. Ġnsanların ilk arzusu. niyyätläridir Rast. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. särhädläridir Rast. Lakin äzabın son dämi. ah atäĢi söz ränginä girmäz. o. ahästäcä söylär. bir az aralandı. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. 965 Ġabırğası ġalın ovçu. 960 SärçeĢmädän su içmäyä. Öz därdini ġıĢġırmaz. . Ġaçdı. 955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır. Bilmädi ki. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu. Zalım ovçu.

970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı. Bu dähĢätä kol titrädi.92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı. 980 Tüfängini çiyninä sal. 985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu. Ġaçammadı… O dayandı. baxdı yazıġ-yazıġ. Bir geri dön. Mälül-mälül. Döndü. 975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. Bir ora bax. sänin ġolun sına. Dilä düĢdü: . Ovçu. Gül üĢüdü.

Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. Män bu dağın maralıyam.93 ―Aman ovçu. ağ-ağ gül bitirir. Tel-tel äsir. 990 Yaralıyam. Ağ yel äsir. yaralıyam‖. vurma mäni. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . HeykälläĢir häyrätimiz. YAĞIġ Ağ yel äsir. YağıĢı da ağ gätirir. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz. 995 Ağ buludlar Topa-topa. YAĞ.

Ġız islanır. göz islanır. . ―Yağ. 1015 DaĢ ağara. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. Oğlan ġaçar. Üz islanır. Bu yağıĢın. yağ yağara. daĢın. Ağ buludun toy günüdür. yağıĢım. Gir mağara. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. Üräyinin tanğısına Dağın. 1025 ġırıldayır navalçalar. Tut ucundan sän göğä çıx. dağ ağara. Yağ ey yağıĢ.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä.

därälärä… Göy tutular. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü. Deyärlär ki. Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? . Açıġ yerdän gün çırtlayır. Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün. Bir täräfi açıġ olar. sel oynayar. Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä.95 Arxlar daĢar. 1035 Sellär. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. 1040 Arzumuzun.

1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır. O. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı. Säslär elä ängindir ki. . 1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün. Kitab kimi o.96 Bu da özgä bir näğmädir. yerin. 1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax. oxunur Varaġ-varaġ. üräyin gah ġüssäli. Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı.

Gah da olur. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır. yağıĢ käsmir. ġodu. 1090 Çömçäni doldursana…‖ . Elä yağır. dursana. Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar. nä biçinä.97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. Aman vermir göz açmağa. sağa. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. 1080 Bir yandan da yağıĢ yağır. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. Säpälänir sola. 1075 Säslärdäki ränglärä bax. yağır yenä… Nä äkinä gedän olur.

Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. Üräk yanır. ĠıĢda arana köçdük. borana düĢdük. dil yanır. Häm ġul olduġ. DüĢdük ġara. Yayda dağa üz tutub. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu. Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. sazağa. Dağda. . 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä. häm ağa.98 Äkin-biçin eĢġinä.

99 Särhäd tanımadıġ biz. Dağ bizä sirdaĢ oldu. uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. . a däli ġoyun. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu. Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına. gäldi dağı. Çobana çarıġ bağı. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. 1120 Dolanıb gäldi ġoyun. ġoyun. Arxalandıġ dağlara.

1125 Pendiri käsmä-käsmä. 1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. Ġırġovul gözlü ġoyun. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ. a nazlı ġoyun. Biz ġoyunu. Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… . Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu.100 Nänäm.

Därälärä hay salar. Nä dä gülür. Sevinç bizi güldürürsä. a narıĢ ġoyun. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. 1145 Uca dağlar. barıĢ. sayaçılar. Kürä çatar. ġoyun‖. ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. laylalar Ġayalardan sızılar. . Çoban sändän küsübdü Südü ver. dil anlar. Arazıma can atar. Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. Yünü bir ġarıĢ ġoyun.101 ―Nänäm. 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. Ġäm ağladır. Sözün özü nä ağlayır.

Könül säsi könül dälär. 1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi.102 1160 Amma bizi häm güldürür. ġähġähälär. säsdir axı. Yox. Bälkä insan Sevincini. Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz. Hönkürtü dä. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. Sözdän ävväl säs yaranır. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä. näğmälär yaranmazdı. Yox. . söz deyil. Häm ağladır. Ġähġähä dä. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz.

bir canlı kitab. göz yaĢları. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. ―Salı yandırdı‖ muğam.103 Näğmäläridir Sözümüzün. 1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. Neçä ġäsdin önünü käsdi. Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän. bir çängä bulud. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. . vicdanı utandırdı muğam. O. Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. üräk yanğısı. Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. fikrimizin ibtidası. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam. dayandırdı muğam. 1195 Oyadıb yaddaĢı.

Çox kitablar oxudum. Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam. Deyiräm. bäxtiyaram. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam.104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. zänn elädim. .

Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor.İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. bilmiyoruz. feryadını. . gür sesini. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır. bilmiyoruz. Yüreğindeki gamı. Neler diyor… “ Cik cik ”. 10 Kuşdilini bilmiyorsak. Kuşcağızın günahı ne? Sabrını. Dilini.

Ġçindedir tüm arzuları. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . Feryadıdır iĢittiğin.106 15 Kulağınla değil. Gayesini bilmesen de. Arzusunun öncesi var. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. sonrası var. Yüreğinle dinle. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. lehçesi var. 30 Virgülünü. 20 Yüreğini duyacaksın. Önce öğren sen bu dilin Noktasını.

Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri.107 Yüreğindeki ateĢin külünü. kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine. Bu dünyanın ağrıları. sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık. Oyuk oyuk yuvaları. O. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. 55 Nedir böyle? Acaba . hem düĢünür. Ney üstünde yedi sesin. Hem düĢündürür.

Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde. 75 Patikaları. Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil. aynı değil. dereyi gez. . halleri gör. Ġnip çıkan geçitleri. Adım adım. kokusunda Nağmedeki seleri duy. nefes nefes Dağı dolaĢ. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. dünyayı gör. hayır. O ikisi aynı değil. Dağa giden patikalarda Önüne bak.108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne. yolları gör.

109 Çobanın belindeki ArĢına bak. Söz. kuru bir nefes. efsanedir. ġiir ise sözün nağmesidir. bu dünyaya sözü nedir. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ. sesin ahengi. Bu sesin kendisi de Ģiir. Kelimelerin anlatamadığını anlatan. Belki… Fasıl bir masaldır. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak. gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme. efsaneye göre arşındır. . 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. nedir? sıradan bir ses. sözü de Ģiir. Bilelim. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki. dünyayı gör.

arzularım Gelecektir. BaĢ varken. Niye. Halk diyor ki.110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur. Canavarın kandırdığı Gülecektir… .. diĢ varken. Bu bekleyiĢ musibettir. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım. bu dilektir. Bir hasrettir? 115 El varken. niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. kol varken. niye ĢiĢededir 110 Devin canı?.

130 Nağmelerini öğren. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. sualini. kendi kalbini ara halkın. Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver. Hayalini. . 125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu. duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde.111 ġengülümün. Sözünü.

Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır. 145 MenekĢenin üĢümesi. Biri hünerken. hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. Biri gözyaĢıdır. O.112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi. 155 O. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. Ģanlı Ģöhretli bir müze. . Kılıç sesi. kalkan sesi. 150 Dinle tarı. O. dinle neyi.

160 Hem dedemin yaĢındadır. . Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi. Kâh inliyor hazin hazin. Dinle ġur’u Kalbini sana açan.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. düĢün. Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. Kâh sesinde gök gürlüyor. Hem torunumun. Dur. dur. AteĢiyle yan. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin. DüĢün. 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur.

190 Sırrını açmaz ki sana. Kirpiklerden yaĢ akıtır. Mahnılar ayakları. Önce öğren. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. 180 Fasıllarsa baĢ sallatır. Dur.114 175 Dinle onu. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden. Bu dünyanın Ağrısını. adım atma Bu bahçeye. bu vatana Nereden. Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır.

ne zaman. Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der. ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren. Hamzaları 215 Kim yarattı. ne söyler narin narin? Öğren.115 Kim. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri. .

Hakk sesine Yer titredi. Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. .116 Köroğlu’nun narasına. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti. Tasnifleri. ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak.48 Ağzını açıyor mağaralar. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri. 220 Gök gürledi. kayalara bak.

Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. Yürüyün meydana.117 Kan sıçrıyor beyinlere. yiğitlerim. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor. kıĢ bir yana. Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un. diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. baĢ bir yana‖. Her yassı taĢı. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi. haydi. Tabiatın ruhundadır .

düĢündürür. Ayaklarsa hızlı hızlı. Kâh yandırır. özlüğünü. Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. ritimleri? Bu renklerde. göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri. 265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. . vakar. Hallerdeki hayallerle. kâh söndürür. Tasnifleri. Eller süzüyor ince ince. Kayalardaki sertliğe bak. 260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. fikirlerle. Cengideki mertliğe bak. bu ritim.118 Bu ahenk. 275 Kanadında gurur.

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

yaĢa. teller ağlasın‖. heyecanlar. Ġn iniĢten. önsözüdür Çahargahın.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. Ġçerisinde sesler uçuĢur . ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa. 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. Diyor:–Hayat bir kavgadır. Mukaddimesidir. yaĢa. 375 Tarasın saçını.

400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız. Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye. Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz. GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize. 410 Ne müezzin. Diyor bize. –Teslim olmanız gerekiyor.125 Kanat kanat. TaĢ üstünde. . Ne minare.

Ya gelecek? –DüĢünelim. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi. Sabır gerek. Bestenigâr dert çeker. aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. sabredin. Yeri vardır her isteğin. 415 O bunu reddetti. —Ne yapmalı? . DüĢman çok acımasızdır. Derdinden aman. KarĢımızdaki kansızdır.126 Bu onu. O. Acele etmeyin. tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek.

—Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. Dağıldılar döne döne. 445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar. Belindeki bağı bizden. .127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı. —Nerde bizim o gücümüz?.. inler. gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden. Ağıt yakar kızlar. . ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖.

Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi. ―Değirmenin çarkından. 460 Günü ateĢe boyamalı. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ . 465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık. Dertlerimiz kılıçla Biter bizim. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze. 470 Suyu çıkar derinden. Halkın sözü bir olsa. neyler? 475 Av bizim.128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı.

Ocak yandı. AteĢ yakmalı. Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. Çahargahın hisarında. Kargı gerek. Cephe yaralım. Yassılandı. Tarak tarak. Tar tararak. kıralım. demir dövmeli. 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek. . 490 Çekiç altta. Demir kızdı. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. 495 Elde silah Vuralım.129 ġimdi bize kılıç gerek.

gök gürledi. DüĢman atıldı dağlardan. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. eri. AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… . Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. Kılıca dön. düĢmanın üstüne yürü. Hücum. hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi. isyan Çarigah.130 Demir. DüĢman kaçıyor. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te. Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. 500 Durma. bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir.

coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. Ġçinde bir hüzün. Dalgası mı katardaki 530 Dertli. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah. Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor. tufan Çarigah. 525 Bahtiyarım. sel coĢturuyor.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. 520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah. Denizleri yerinden oynatan tufandır. bir zariflik gizleniyor. yer titretiyor. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. . KöĢeler gök gürletiyor.

Ne doğumdur. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri. Kabarmalar. seste fikir. Ciddiyet. DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. TaĢta fikir. ne sıcaktır. ard arda. DüĢman hücumuna duvar örer. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖. O. fikir… Ruhumuzla özgürdür. çökmeler.132 Burçlardaki o azamet. . gurur. Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur.

560 ―Bakiredir. YaklaĢma. Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. ben kartalım.133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. gayeyi gör. ben kuzgunum. Kız Kalesi!50 Adına bak. görürsün‖. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. Kalenin adındaki Manaya bak. . Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. Tüten ocaklarmıĢ. Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen. 570 DüĢmana diyorlar ki. kızdır. Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. kalem. 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan.

585 Askerimiz. KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki. taĢar. neler. 580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir.134 Derhal kaçarsın. bu kaleler. Hayır. O duygular. kabarmalar. Hiddetlenen ses seli… . neler?! Bu kaleler. düĢünceler. TaĢ türküler. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. TaĢlardaki çukurlara dolar. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır.

sürekli yoklarım. Bakın bize ne der. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. 605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde. Dostumsun… Kendimi görürüm sende. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır. HERKES BĠR YUDUM… Marifet. cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar. kanacak ölçümdür fasıl. Sen de bu odla yanıyorsan.135 595 Metlerin.

O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle. Ne olur. ey pirim benim. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. Tarzenin parmağının altına bak. 615 Soğuktan üĢüyor. Hazan rüzgârı kesiyor otları. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar. benim gibi sesini dinle. susuyor pınarlar. Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. Yanıyor için için. sisi mi bunları gören. Nağmen olabilir adağım benim. Nasıl kavrulur. nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden. . 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. ey türküm. titriyor dallar.

Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi. dedem fikirli. HoĢ arzularım. Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden. 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. tatlı hayallerim. Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan. Ey masal ninelerinin ninni sesi. Anlat. Sohbetine hazırım ben. Ey mukaddes pirim. yarpuz kokulu. 635 Ey reyhan nefesli. Nağme söyle. ey mukaddes tarım. düĢüncelerin . 645 Anlat. 640 KonuĢ.

biriz. Kırmızı. 655 Her halin tarihî Yüz yıl. beĢ yüz yıl. yokuĢu ıstırap dolu.138 Denizlerden dalgalı. Sohbeti aĢikâr. Bir halkın tarihi Tarihin yolu. 660 Bir kalbin değil. 665 Seslenir fasılın perdelerinde. Sarı… Orada sayfalanır. Biz ki. . fikirler yuvalanır. bir gayede. semadan derin. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller. bir arzu. Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. Biz ki. KöĢeler rengârenk: YeĢil. ĠniĢi. bu yollara yalnız baĢ koyduk. Bir halkın bin yıllık ıstırapları.

.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. Sonra kükrer adeta. CoĢar. Önce yemyeĢil ovalarda gezer. Herkes kendi kalbini bulur fasılda. hayır. Fasılın her köĢesi sırlı. gizemli Yola benzer. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını. Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez. Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek. 675 Hayır. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya. Yola çıkmadan bilmez yolunu. . taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını. Birden değiĢtirir yatağını. Notaya dökerlerdi onu nağme gibi.

705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü. zirvedir. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. Zabul üstüne inletir tarı. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü. usul usul fısıltısı. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır. Her fasıl çalanın. . O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar. 695 Bamı düzlüktür. O zirvede Ayağından yer kayar sanki. o. zili zirvedir. Mensur. —Nasıl dumanlısın.. Evet.. örtüde çırpınan yürek.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. Görünmüyor göze Perdede.

görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Gür sesindeki derinliklere. . Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ. bir halin senin.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. Ey türküm. Hayalin gözüyle iĢitir. yeĢil midir. Bilmiyorum. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. ancak inler 725 KonuĢur. Arzuların gizlidir. Ey pirim benim. Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Ey tarım. 730 Gizlidir sözü nağmenin. Bin sözden güçlüdür.

Yanarak gürül gürül. Akarak Ģırıl Ģırıl. Tıpkısının aynıdır. Bulutlar karıĢır. Her sesin. her halin ayrı rengi var. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. . Gök de. Nağmen olabilir adağım benim. bir an için bakalım göklere. Herkes her köĢeyi yorar bir yere. Herkesin gözüne farklı görünür. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım. O da sönüktür nağmelerinden. Kim bilebilir ki. 750 Bulutlar döner. Sözümde olsaydı sesinin gücü. Gelin.142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. Hayır.

Orta segâhım. SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım.143 755 Bulut da. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda. Sen kimseden alınmadın. fakat. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. Benim gördüğümü göremesen de. sen de. Benim kederim. Ġnan gördüğüne. benim ahım. Benim dağlarımdır senin membaın. Doğrudur elbet. Kepez’in. Ben de hakikatim. 770 GoĢgar’ın. .

Azerbaycan Edebiyatı. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. kederimsin.” 53 . Hüzünlü bayatılar. çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.144 Bende doğup bende olmuĢsun. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı.c. 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı. sen al. Tarda büyük yenilikler yapmıştır. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı.yüzyıl müzisyenlerinden biridir. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. ovaya ulaĢtı. Daha fazla bilgi için bkz. 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan. 2. 52 19. canımı. 18.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. sen al.52 Derdimsin. Anamın ak sütü gibi helalimsin. Güzel maniler.

bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. Gizli dertleriyle yakar içini. yürek haykırıĢı. Sonu inleyiĢ. ġikâyet süsü. Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim. BaĢı çılgınlık. Anlatır. bir arzunun. . Bazen için için inler. 795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh. Vagif’in yüreğini kanatan. Sızıdır mayası. Kâh düğümlenir. Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. Bazen isyan eder. baĢından gelip geçeni. 810 Arzuları kâh açılır. 805 Gönül hıçkırığı.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin.

146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı. 825 Yandım. ona dil döker: Aras geldi. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler. Okudum. bülbül oldum… . sonunda kül oldum. yan aktı. Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine. Dibinden bin can aktı. Dil bilmez bir kuĢ idim. 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. Azizim gül oldum.

göçü hatıra. . âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim. ―neyleyim?‖. benim anbean. Kendi diliyle anlatır kederini. AteĢi ıstırap. dağlar aĢmıĢım. Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. diyor. Bamında da zilinde de. özü hatıra. diyor. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. hangi günahın. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? . Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. Ovada kestiler. dağda bitmiĢim.147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. Kazancı ıstırap.

dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar. Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. Derdiyle. sözüm bilinmez. yaz günü yanımda. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım. 855 Gördü ki. Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. Sesim suyu alevlendirir. Dedi:– Bu da geçer. Neyleyeyim. . Suç bende mi. Büyük arzulara dünya bir kafes. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz. ateĢ bana arkadaĢ. pınara neyleyim? Anlattı. gözleri doldu. buza neyleyim.

can yanmasıdır. hükmediyor. Kalbe ateĢ çalıyor. gündüzü gündüz. Anamın ak sütü gibi helalimsin. her zili ateĢ. her bamı gam. çağla Segâh. Ne diyorsun. oyulmakla Segâh? Böyle. helalim. Her perdesi ah. 875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. Ey yüreğim. ağla Segâh. yürek ateĢi. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi. sen kendi gözünle Geceyi gece gör.149 Bir yanı gündüzdür. . bir yanı gece. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. Sen benim gözyaĢım ol. çağla Segâh. Ne diyor gönlümü oymakla. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı.

Anlatır. 895 Temkinle. ağla Segâh‖. hikmetli bir akıl. onun babası… Nasihat eder. yavaĢça. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi. Segâh. Rast. . Anlatır. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. usulca. derin düĢünce. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. anlatır tek tek.150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. Rast. Anlatır. bu sevdayı kınar. 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. bir asrın yarasını.

bir aĢkın. kemale Erip kendini bulmasıdır. Yüz ölçer. metanetli. . 900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. isteklerden yangın çıkar. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek. 905 Derin düĢünür. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. dostça uyarısıdır. DüĢünceler. Segâh. bir biçer. rast tedbirlidir. Sosyal deniz gibi dalgalıdır o. Rast.151 Segâh. sabırlıdır. Gurulu. öğüdü. feryat eder. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan.

genç değil. Uykusundan uyandıran dağları. Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı. Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla. kimdir? . pınarlarını.152 915 Rast. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman. Kemale ermiĢ. Mevsimlerin kuĢlarını. bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. Yerleri. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla.

153 Hükmüyle. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir. güneĢ nedir? Ġlk nedir. son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi. güneĢ nedir? Ġlk nedir. Dünyayı oynatır. canlı örnekler verir zaman zaman. UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. oyuncak gibi. bir yandan kurutur. . Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast. Âkil anlatır. dönen nedir? Ay nedir. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan. döner. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur. Kendi etrafında döner. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi.

Zalim avcı. AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. . 960 ÇeĢme baĢından su içmeye. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı. Ġnsanların ilk arzusu. 965 Kaburgası kalın avcı.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. serhattidir Rast. Kendi derdini haykırmaz o. Lakin ıstırabın son demi. Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast. niyetleridir Rast. Bilmiyordu ki. usulca söyler. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. Kaçtı. Ey Bahtiyar. biraz uzaklaĢtı. ah ateĢi sözün rengine girmez.

senin kolun kırıla. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. 985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. Melül melül. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. Kaçamadı… Durdu. Bu dehĢete otlar titredi. Ve dön. baktı masum masum. Avcı.155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. Gül üĢüdü. 980 Tüfeğini omzuna al. Döndü. Dile düĢtü: . Bir bak buraya.

Tel tel eser. Küme küme. 995 Ak bulutlar. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. Yağmuru da ak getirir. Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel.156 ―Aman avcı. yaralıyım‖. Ben bu dağın ceylanıyım. TaĢ olur. Ak yel eser. kalırız biz. YAĞMUR Ak yel eser. vurma beni. ak ak gül bitirir. 990 Yaralıyım. YAĞ. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın .

damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. Oğlan kaçar. yağara. Yağ yağmur. Dalından kopup düĢen Ham erikler. Gir mağara. Yüreğinin yangınına Dağın. taĢ ağara. Yüz ıslanır. 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları. . yağmurum. Tut ucundan göğe çık. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. taĢın. ―Yağ.157 Ġliğine Damar. Ak bulutun düğün günü. 1015 Dağ ağara. Kız ıslanır. Bu yağmurun. yağ. göz ıslanır.

Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür. 1035 Sular. Bir tarafı açılır.158 Arklar taĢar. GüneĢ çıkar. sel coĢar. bu nedir? Bu nedir? . derelere… Gökyüzü tutulur. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi. 1040 Arzumuzun. seller çağıldayan Uzun uzun derelere. Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. Derler ki. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları.

göğün. . Sesler o kadar engindir ki. Kitap gibi okunur o. yüreğin kâh hüznü. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları. O.159 Bu da baĢka bir türküdür. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin. Yaprak yaprak. Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı. 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

165 Hayır. türküler yaratılamazdı. 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. Kahkaha da. Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. sestir âhı. Nağmelerdir Sözümüzün. fikrimizin . Kalbimizden geçenleri. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. Tamam diyebilseydi söz. kahkahalar. Gönül sesi gönül deler. söz değil. 1180 Nağmelerdir ilk dilimiz. Belki insan Sevincini. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. Sözden önce ses gelir. Feryat da. Hayır. kederini Nağmelerle söylemezdi.

―Kuru âhıyla kuruttu‖. canlı bir kitap. utandırdı vicdanı fasıl. son verdi fasıl. Kaç kastın önüne geçti. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. 1190 Onun her köĢesi bir hatıra. Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl. O. .166 BaĢlangıcı. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. yürek ağrısı. bir avuç bulut. gözyaĢları. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. 1195 Uyutup hafızayı. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. ―Salı yaktı‖ fasıl.

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. Ankara. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Köşe: Melodinin. g. 73 18. a. e. 9. a. Efsanenin tamamı için bkz. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm.“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır. sf. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür. tek+düm.” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. a. sf. neleri bulabileceğimizden bahseder.c. a. Nahçıvan Folkloru. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını. Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir. e. bkz. c. sf.net. (Seyfettin Altaylı. tek+düm. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra.(Seyfettin Altaylı. g. TDK Yayınları. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır. g. g. 1. sf. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz.Baskı. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir. a. 2. (Seyfettin Altaylı. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri. nağmenin en etkili kısmı. tek+düm. 1998.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. Bakü.c. g. ġair.c. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. e. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur.1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. (a. tek. a. g. İstanbul. e. e. e. gözlerden yaĢ akıtır.582. Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim. 2. 1. Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura. den yapılan nefesli müzik aleti. Efsanenin tamamı için bkz. e.azadtribun.) 70 Tütek: Kamıştan vs. Daha fazla bilgi için bkz.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. sf.(Türkçe Sözlük. g. www. tek. 1994. MEB. a. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. Tabii mertebesi 10/8’dir. . e. 1790). düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister. g. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. bazen de müstakil olarak çalınan parça.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. . yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır.

Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. tasnifleri79. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. Dügâh perdesinde kara verir. Büyük derdin büyük vakarı olur. Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. sf. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında. bazen yandırır. ġair. Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı. ninelerin dokuduğu halılarda. Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre.173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir. Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. 1. hikmet dolu bir ârifin aĢkı. ġurun da derdi. aniden akla düĢen eski bir macera. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. gamı büyüktür. sf. . savaĢ halinde olan bulutlar. 128). buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. budaklanırlar sağa sola. (M. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. TDK Yayınları. sevgililerin dudaklarında bulur onu. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. ritimleri. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. Bir yandan tepelerden düze inen sular. Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. 1979. çekildiği takdirde leĢ bir yana. bazen güldürür. baĢ bir yana ayrılır. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını. Ankara. c. Ekrem Karadeniz. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder.102). Acaba fasılların ilk renkleri 78. bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a. dans ederler Arazbar’da81. ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. Dağ baĢındaki ceylanda. Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü. (Türkçe Sözlük.

f. çoğunlukla 1. (Seyfettin Altaylı. sf. a. a. 1. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. e.e. Mısralar ise serbest olur. yaĢanmalıdır Ģaire göre.385” 85 Bayatı: 1.495) . Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu. Bu bölüme. Araya bestenigâr girer. ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar. Farklı farklı fikirler öne sürülür. Mısralar aynı kafiyede 3. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. sf. a. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla. 87 Şiirin tamamı için bkz. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı.174 minik bir nükteyle Ģair. çekilen derdi. geraylıların86. s. Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere. tiz. 2.g .1284). “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. a. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. (Seyfettin Altaylı. ġikâyettir dillendirdiği. Azerbaycan Edebiyatı.” . Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler. 2. tufanlar oluĢturur. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair. 1. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır. bayatıların85.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü.c. ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur). bir savaĢ olduğunu anlatır bize. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. insanların yanı sıra suların. mani. Huzur. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. c. Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi. İstanbul. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. ve 4. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. g. sf. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. e. Azerbaycan Edebiyatı. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. sf.c. gelinler. (Seyfettin Altaylı. c. Bestenigârla ağıt yakar kızlar. g.105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir. sf. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir. Hayatın bir kavga. (Seyfettin Altaylı.1088).1. g. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu.1. e.395. ―Ne yapmalı.

(Seyfettin Altaylı. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur.2. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta. ―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler. e.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. Hücuma davet vardır bu seslerde. si koma. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. Kalelerdeki oymalar. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. a. Mahremdir elleri düĢmanın. (Ferit Devellioğlu. Kanacak ölçü olarak niteler önce. sf. seli coĢturur. denizde tufanlar oluĢturur. gökyüzü gürler. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair. düĢünceler. g. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. Erenler de Ģereflendirir mekânı. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 1994.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer. re bekar. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir. Efsanenin tamamı için bkz. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır. e. Medlerin. sûz. sesteki diziler gibi. Bakü. Göğü gürletir. Burçlardaki azamet. ġair. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar. ardından mihenk taĢı ilan eder onu. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî.853. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. c. sf. yeri titretir. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. g. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. a.) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. Hüseynî için sol bekar. Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı. ” . DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. Attıkları narayla yer titrer. Nahçıvan Folkloru. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır.

semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. ancak makam durakta karar verir. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder. Bilindiği üzere tiz sesi ince. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. dağlar yürekleri. g. keskin bir sestir. ArkadaĢlarını. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair. Bası.25. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. TDK Yayınları. Bir milletin tarih yoludur. Bamı düzlüktür. (Türkçe Sözlük. Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. (Ş. 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. Bu nedenle zirvedir. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz. 1. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan. sf. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil.19. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. Verilecek adağı da kendi belirler. susayan pınarlar. hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini. a. sf. g. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. a. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir. bir milletin bin yıllık ıstırapları. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. çıkardığı alev yangındır adeta. e. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. 1998) . Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir. neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. sf. soğuktan titreyen dallar. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa.Şeref Çakar. türküden adak ister. e. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar. 214. Fuzûlî. c. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini. zili zirve. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. kötüsünü ayırt eder.9. Dökülen yapraklar. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir. “Yavuz Akpınar. Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. ġair. Ankara. onunla konuĢmasını ister. Kerem’i Aslı’dan.

ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler.com. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair. gerdâniye. dik hisar. Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde.news.177 yerden. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre. (Ferit Devellioğlu. ġair bu güce o kadar özenir ki. Fasıl öyle bir Ģeydir ki. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95. güçlüsü-üçüncü derecesi olan. nota içerisinde kullanılır. (Şu halde. Hayalin gözüyle iĢitilir. g. Mensur. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. çargah. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır. ve tiz segâh. www. Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. segah. geçtiği yollara iz bırakırken. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde. Ġstekler. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. www. e. a. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor).azerbaijan. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da. görülür bu âlemde. sf. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. Ancak lal olan bu seslerin kudreti.9sekiz. Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96. Aslında çıkan sesler laldir. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur. arzular gizlidir. Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır. sünbüle. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur. Hüzünlü bayatılar.az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. evic.nevâ (re) perdeleridir. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri. Durağı segâh. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. . ġair. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır.şöyledir. nevâ.

Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri.32 ” .c. Ninelerin. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. 2. Gönül hıçkırığı. Dilgem’in97 dilinde dillenir. Vagıf. Dayanamaz derdinin yüküne. dağda bittim. can yanmasıdır o. Segâh’ın her köĢesi ah.― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. her bamı gam. mayası sızı. Azerbaycan Edebiyatı. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar.c. Sonra bayatı söyler. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. nefesimle karlar erittim. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. bazen inler için için. süsü Ģikâyettir. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını. 2.c. g. Onları teselliye koyulur ardından. 97 18. Çünkü konusu vatandır. Daha fazla bilgi için bkz. ovaya ulaĢır. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır. a. Dinleyenlerin yüreğini oyar. Dolayları gam. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. a. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini. ağla‖ diye. Aras’tır. “Yavuz Akpınar. Ancak o kadar acı duyar ki. sf. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir. g.” 100 18. Söylediği bayatı da canları yakar. Bazen isyan eder. g. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. Sanki ağla diye emreder kalbe. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. diline vurulan bağdan yakınır. Ziliyle sorgular ―Dereleri. a. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler. Daha fazla bilgi için bkz. e. yürek ateĢi. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. Ayrıntılı bilgi için bkz. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla. Kendi eliyle yaptığı düğüme. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. Bamıyla.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. yalvarır diliyle açılması için. Bu bölümün son mısralarında. Sözünün anlaĢılamamasından. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o. Daha fazla bilgi için bkz. e. her zili ateĢtir.178 dağlarda kök salar. 2. e.” 98 17.

Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast. rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. . Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için). ġair bu benzetmeyle. sf. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. Makam çıkıcıdır. a. gururludur. Rast da ona nasihat eden babası. gözyaĢlarından boĢalan. Rast en çok kullanılmış makamlardandır. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. ölüm. gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. dügâh. dağları. ilkin sonun ne olduğunu sorar. metanetli. yerleri. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. anlatmak istediklerine geçer Ģair. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. ġair. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. Makam. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. Âkilin hikmetli nasihatleri. rast. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. Bir asrın yarasını. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan. tarihi anlatan eski rivayetler. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. evic ve gerdâniyye. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. hüseynî. en eski ve esas makamlardandır. ağlayan bir yürektir. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. Aşk. DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. segâh. Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. Rast. Ay’ın GüneĢ’in. kuĢları. garâm. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. (Ferit Devellioğlu. çargâh. ömür. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. Makam çıkıcı olarak seyreder. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. g. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. nevâ. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder.179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. 4 numaralı basit makam olan rast. e. Hayat.

Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. usulca fısıldar. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. e. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi. segâh. serhattidir. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. (Ferit Devellioğlu. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. sf. Yağmur‖ bölümünde Ģair. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. ġair. Ceylan yaralanır. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur. g. avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. ġair. g. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz. a. hüseynî. Derdini haykırmaz o. kaçamaz. çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. Ankara. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. ġair. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. muhayyer. gerdâniye. e. ―Yağ. çargâh. sf. Bu makam. nevâ. 187).net .com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. Buna rağmen ıstırabın son demi. www. A. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. dügâh. www. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır.turkudostlari. a. bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi. 1123) 103 Dilkeşde: A. acem.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. Umumiyetle inicidir. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar.turkcesarkisozleri. (Ferit Devellioğlu. Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. Güçlüler.

Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan. sf. Bazen sesler. 2. Yayınları. kuzulardan söz açılır. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Ankara. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler. ―TaĢ yürekleri yumuĢatan. Sevinç bizi güldürse. sf. Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. biter yerin göğün kavgası. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. e. 20). Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. Son mısralara geldiğinde Ģair. Baskı. sf. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara. TDK. Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. salıp kızıl saçlarını elini. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. ne de güler. 1994. Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. 16. a. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir. Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir. sayaçılara. g. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. . Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki.108 Bu sayaçılar arsında Ģair.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. e. Kesilir yağmur. Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır. g. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler.1. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. a. Ehliman Ahundov. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. c. (Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte. kayalardan gelen su sesleri.

gözyaĢları.182 ocağına su serpen. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. yürek ağrısı. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. . fasılın vasıflarından bazılarıdır. ġair. bir avuç bulut‖. kötü olaylara engel olan.

çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov. Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının. 154. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. 2005. Edebiyat Teorisi. s. Evrensel Basım Yayın. Akademi Kitabevi. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır. burada imgesel ayrıntı ve usuller.451. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. İzmir. . 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır. üstelik önemli bir parçası olacaktır. Aralık 2005. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz. ĠĢte üslûp. sf. 110 Austin Warren. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir.f.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. Edebiyat Bilimi. René Wellek. Çeviren: Yılmaz Onay. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla.110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. çok sayıda nesnel. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası. Burada yöntem zıtlıklara dayanır. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki. İstanbul.

s. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. Demircizâde edebî üslup için canlılık. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder. 1997. suretli dildir: Bu üslupta Ģekli.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir. s. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına. 454. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. s. ―Tekrarlar‖. B. ―Ġsimler‖. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. Vahabzâde. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor.f. ―Sıfat Tamlamaları‖. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek.f. 442. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. ―Zamirler‖. 112 A.f. g. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır. seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. a.f. Baskı.184 Hazinesi‖. ―Ritim. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir.111 Vahabzâde. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir.451. 114 Genndiy Pospelov. ―Ġsim Tamlamaları‖. Saat. 2. 111 İ. ―Cümle‖. Güz. ―Zarflar‖. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. S. Çeviren: Yılmaz Onay. O.‖ der. s. 113 a. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Ercilasun.‖ E. ―Sıfatlar‖. 112 Onun taĢa. e. Vezin. . teknik harikalara. yorumunda bulunulabilir. Sayı: 4. e. Ankara. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. g. 1997. Ağayeva. Akçağ Yayınları. uçak.42. yalnız tabiattaki varlıkların değil. toprağa can veren sihirli kelimeleri.

sf. Ankara. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde. sf. bağlamla yakından ilgilidir.185 4. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta. bu makamları tabiat olaylarıyla. Ancak Ģair. g. 116 René Wellek.1. Austin Warren. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları. Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar.‖ 115 ―ġiirde anlam. e. KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. 178. 149. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur. . Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. Çolpan’ın Şiirleri. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. düĢünce ve ruh dünyası. kelime sadece sözlük anlamını değil. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses. 1994. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. ġairin duygu. kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır. hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar. a.

Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık. Günlük hayattaki ―gürültü. yer yer yan anlamlılık.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. Pırıl-pırıl säsläri gör. . ―räng‖ kelimesi. düĢme. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur. Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur.

“Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte. Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür. Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni. . doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir.43. 118 İ. gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. S. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır.f. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil. birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına. onda. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. yüzyıl edebiyatında görülmektedir. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin. s. g. Gah inläyir häzin-häzin. a. Kullanılan 117 Rasim Özyürek. Ağayeva.54. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin. d. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. sf. halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. Gah säsindä göy gurlayır.117 Dolayısıyla Ģair. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.

Bunun yanı sıra az . tarix. türkü. perde räng.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. Ģiir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. ġılınc. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Mensuriyye. nota. elçi. kelime. Säs dä var ki. ġikeste. hekayät. döyüĢ. Zengule. täsnif. ġur. geraylı. nağme. ġalxan. dil. Cängi. ritm. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. cäbhä. sim. Arazbarı. tütäk. Çargâh. muğam. Tüfäng. tiz. sözü Ģe’r.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. nöġtä. guĢä. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. nizä. UĢĢak. Bestenigâr. cäbhä. sayaçı. at. güllä. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. bam teli. söz. färman. nağıl. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. hasar. rävayät. säfär. düĢman. yâd ölkä. Söz var. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. layla. ox. mahnı. tarix. roman. mizrab. vätän. ney. vuruĢ. Elä säsin özü Ģe’r. tar. ġuru näfäs. ġorucu. hücum. yadelli. ġala. yurt. türkü. DilkäĢdä. bayatı. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. tarzän. ġe’r–sözün näğmäsidir. AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir. Segâh. savaĢmak. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. ġalxan. sığnaġ. Rast. säs. lähcä. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. zil. dövr.

Sadıxcan. Käräm. Mänsur. Koroğlu. Ġäys. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir. Vaġif. .‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir. Äsli. Ġoç Näbi. Xançoban. müäzzin. Molla Cuma. Fatma nänä. Leyli. Ancak bu isimler. 4.2. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane. ―ġengülüm. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir.189 olmakla beraber ―moizä. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler.‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Ġırat. Dilġäm. minarä.2.1. .1.1. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar. Bayandur. ġüngülüm‖. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır. Hämzä. Misri. Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde. 4. rivayet. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır. Sarı AĢıġ. ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler. Kür. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir.2. Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır. ―Araz. Fikrät.

2. täbiät. ġatığı.2. ġıĢ.1. ġaratoyuġ. boran.1.‖ 4. alça. küläk.1. dağ.1. yarpız. ağız. bel. Çaldıran. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri. yaz. reyhan. ġaĢ. Käpäz. ġuzğun. ay. äl. ġıĢ. ĠoĢġar. çiçäk. därä. göz. cığır. dil. täpä.2. çiyin. ġol. oğul.2. durna. bağ. Ģahin. düz. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. göyercin.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4. növä. .‖ 4.‖ 4. maral. meĢä. çöl. ġoyun. diĢ.2. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän. Ġarabağ. yarpaġ. boran. ġara yel. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4. ağac. dalğa. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. ġaya. ġartal.2. zoğal. Ġız ġalası Bakı.2. döĢ. ana. ay.4. meĢä. 4. göy. üz. sis.‖ 4.3.2. AbĢeron.2. cahan. ot. Novruz. säma. günäĢ. baĢ. tälatüm. çayır.‖ 4.1. torpağ. ġar.2.5. günäĢ.2. ġah dağ. ġarġ.2. yaylaġ. zirvä. mağara. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. ġırġovul. fäsil. biçin.2. äkin. bänövĢä. barmaġ. saç. daĢ. Ģaxta. sahil.1. payaz. beyin.2. gün. sazaġ. bahar. därya. ġuzu. süd. dil. yel. uĢaġ. yay. ġaraġuĢ. göl. budağ. bulud. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ. kirpik. çolpa. dodaġ. su. mänzärä.2. tufan. bülbül.1. bala. Varlıkların Niteliklerine Göre.1. ġırġavul. sel. göy ġurĢağı. gül.190 Äsgäran.2. ayaġ. yer.2. yağıĢ. bulaġ.

çiçäk.3.2. bir vatanseverin. yay. yaylaġ. ay. ömür. ġıĢ. bulud. daĢ. därä. xäyal. ölüm. ġorxu. Novruz. günäĢ. budağ. Bununla da kalmazlar.2. gül. sevgi. Ģaxta. sinä. häsrät. sel. Ģäräf. yer. ġälb. ġürür. küläk. täxäyyül. boran. därt. därya. dağ. göy. tälatüm. duyğu. çayır. bulaġ. su. äkin. biçin. eĢġ. ağac. vuġar. ġırġavul. mänzärä. Varlıkların Sayılarına Göre: 4. zoğal. cahan. ġar. säma. çöl. payaz. säbir. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. bänövĢä. yel. xatirä. boran. yarpız. yağıĢ. täbiät. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. göl. bağ.2. tufan. bahar. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir. sis. ġuĢ. gün. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. täpä. häyat. hikmät. ay. ağrı. can. göy ġurĢağı. 4. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır. ġäm. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir. ġaya. ġarġ. ġara yel. meĢä. ot. acı. reyhan. mälal. dalğa.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps. ġäflät.1.‖ 4. mağara. torpağ.2. yaz. sazaġ. häzin.3. zirvä. . döĢ. yarpaġ. bir halk ozanının. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. zaman. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. meĢä. sir. günäĢ. ġıĢ. sahil. ağıl. cığır.2. bir aksakalın derdini dillendiriverirler. düz. fäsil. tässüf. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. sevda.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

bir xalġ. o zirvälik. kinli üräklär.2.2. bu çärxi-fäläk. bu maġam. o ġuĢ. o zaman. azad ġuĢ. bu diyar. bu yollar. o särtlik. iki ġälb. bu näğmälik. o bulud. ġüssäli halar.2. bu ränglär.‖ 4.4. belä bir axın.‖ 4. o tarix. özgä bir näğmä. nazlı ġoyun.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır.‖ 4. bu dähĢätli macära. min ġälb. bir daĢ. bir mäcra. o täräf. bu bäla. Örnekler: ―Ġlk bayatı. o yarmalar. o oymalar. kürü ah.2. min il.4. bu dağ. min-min fikir. yüz il. bu märdlik. ilk täsnifläri. bir ġälb. bu ġäza. ilk rängläri. bu ġartallar mäskäni. o dar çärçivä. bu ġalalar. bu zaman.2. bu hikmät çämäni. bu gözläm. ġırıġ hönkürtü.4. bu incälik. bir äsr. . o ağlar säs. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir.1. bir çäçäk. beĢ yüz il. Belirtme Sıfatları: 4.4. ġızıl bürkü. o mächul dil.4. ĢiĢ ġayalar. bu çämän. älvan-älvan halar. bu säs. bir fäsil.197 yer. bu dilek. bir yatak. tämiz ayna. o birisi. böyük mätläb. o duyğular. färähli halar. bu arzu. bu ağ yağıĢ. üç alma. min cümlä. o nalä. bu dil. bu dünya. bu nağıl. yünü bir ġarıĢ ġoyun. bir üz. ġızıl saçlar. o batıġlar. bu zaman. bu dağlar. bu ġalalar. o äzämät.2. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs.2. narıĢ ġoyun. o çaräsiz yalvarıĢ. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir. bu sevda. o säs. o fikirlär. o tellär. bu uyarlıġ. o köhnä Bakı. bu duyğular fıĢġırtısı. bu ocaġ. ġırġovul gözlü ġoyun. däli ġoyun. ġatığı üzlü ġoyun. geniĢ ġollar. Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4. bir ġarıĢ. min söz. o ġuĢcuğaz. äfsanävi nänämiz. kiçik-kiçik arxlar.2. daĢ üräklär. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä.2. ilk ritmläri‖ dir. min can. bu od. bu därd. o mähäk daĢı.

bir xalġ. här muğam deyän. här dinläyän. bir xäfiflik. bu oyun. 4. bir muğam. bir kam.‖ 4. neçä räng. bir aläm.2. bir ġala.4. bir ġärib. här xalı. bir göyercin. här muğam çalan. här yolcu. bir ağsaġġal.4. bir vuruĢ. bircä borc.4. bir canlı kitab.3. bir xal. bir häsrät. bir can sirdaĢı. här yer.4. neçä kärä. bir aġil. bir nağıl. bir dövr. bir täräf. här ġaya. Eser.‖ 4. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. bir päncärä. här ikisi. bir ähvalat.2. här ġapı. bir Müxalif güĢäsi. bircä ġarıĢ. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin . bir äfsanä.4. bir vahid. här guĢäsi.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. bir dünya. här zängüläsi.2. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. bir sirdaĢ.2. bir räng. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖. bir arif. här kälmä. här istäk. bir arzu. här pärdäsi.198 4. 4. här mätläb. hansı küläk. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir. bir çängä bulud. bir arzu. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir. bir vähdät.2. här bämi. bir anlıġ. här pärdä. här säs.3. nä ġädär yollar. neçä ġäsd. bir xatirä. ―hansı‖. ―Nä nalädir.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır. här vaxt.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bir gözläyiĢ. här zili. här sal daĢ.4. neçä cäbhä. bir häzinlik. ZARFLAR Vahabzâde. bircä hönkürtü. bir näğmä. här guĢäsi. Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ. bir vuruĢ. bir himä.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır.5. bir ġarğı.2. bir axı. bir od. bir anlıġ. bir ġäfäs.

5. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk. niyä. burada oxu. belä almaġ. tel-tel äsmäk. birdän yada düĢmek. Zaman Zarfları: ―Ävväl. härdän. täktäk danıĢmaġ. nä zaman.‖ . ahästäcä söylämäk. aramla danıĢmaġ. Ģır-Ģır axmaġ. ilk däfä.3. bu gün. yazıġ-yazıġ baxmaġ.5. vätän sarı baxanda. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. varaġ-varaġ oxunmaġ. tez-tez däyiĢdirmäk. tämkinlä danıĢmaġ.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker. bir az aralanmaġ. ora bax. belä dolmaġ.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. çox ġısaltmaġ. anbaan däyiĢmäk. ġanad-ġanad uçmaġ. birdän däyiĢdirmäk. narın-narın danıĢmaġ. ġar-ġar axmaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ. bir gün. bä’zän. nädän ötrü. mälül-mälül baxmaġ.‖ 4. aĢikar ağlamaġ. gizlicä yanmaġ. elä yağmaġ. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair. hämiĢä.‖ 4. dönä-dönä dağılmaġ.4. coĢa coĢa enib ġalxmaġ. axır. asta-asta söhbät açmaġ. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır. el-obanı yan axdı. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. axı. çoxdan.5. belä elä incä-incä süzmäk. bir yana. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ. nä vaxt. hanı neçä. çox yoxsul olmaġ. dünän. bir cür ġät edmäk.‖ 4. häzin-häzin näğmä oxumaġ. axın axın çäkilmäk. täz açılmaġ.‖ 4. ävvälcä. yaza-yaza gälib çatmaġ. toz-toz olmaġ. düzgün bölämämäk. yenidän taratmaġ. ahästäcä deymäk.5.1. necä. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık.2. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. budaġlandı sola sağa. häzin-häzin inlämäk. hardan.5. Yer Zarfları: ―Burdan gälir.5. därin düĢünmäk. ahästäcä ġandımaġ.

onun ġesdi. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. ötänlärin därdläri. mätläbin öz säsi. Orta segâh. sığırçının beli. Ġız ġalası gibi. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır. tarın kök . ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde. dünyanın iĢläri. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. bir arzunun can säsi. därälärin çiçäyi. dilin bergülü. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik. dünyanın acıları. Zoğal çubuğu. säsin Ģe’riyyäti. çiçäklärin öz rängi. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır. Bunlardan biri de alıntıdır. suyun säsläri. 4. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir. mätläbinin ävväli.6. onun sözü. här yerin çiçäyi. divin canı. (Ġnsanların ilk arzusu. säsin sözü. ġüngülümün ġanı. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı. ġayaların ġabağı.6.200 4. tutar säsi. dünyanın ağrıları. çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. Hasar pärdäsi. säsin özü.1. soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. canavarın aldatdığı. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. ġırġavulun döĢü. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır. dağların çiçäyi.) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları. çiçäklärin öz ätri. sözün näğmäsi. dilin nöġtäsi.

häränin gözü. yerin ġovğası. Koroğlunun nä’räsi. ġikästänin zil guĢäsi. Koroğlunun däliläri. ġälbin häsräti. torpağın iliyi. anamın südü. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. märd kiĢinin Ġıratı. insanın ädalätli Ģikayätläri. ġalasının adı. säsinin gücü. äzabın särhädläri. xalġın ruhu. insanların ilk arzusu. sänin düĢüncälärin. arifin hikmät dolu eĢġi. yadellinin ġabağı. aġilin hikmätli näsihätläri. öz ġälbinin päncäräsi. onun här pärdäsi. Sarı AĢığın sevgi dastanı. muğamın pärdäläri. ġalaların sinäsi. günäĢin baĢı. üräyinin telläri. üräyin ġüssäli halları. päri ġızının macärası. dağların sinäsi. macärasının sonu. üräyin säs ġırıġları. ġayaların ġabağı. taläyin ibrätli hekayätläri. bir çırpıntının hıçġırıġları. Dilġämin dili. ulu babaların kamal häznäsi. Ġarabağın çölläri. äzabın son dämi. mänim öz ahım. bir xalġın tarixi. göyün tağı. göy gölümün läpäsi. onun atası. mänim öz därdim. tellärin näğmäsi. mänim çäkdiklärim. bänövĢänin üĢümäsi. mänim öz amanım. fikrin yolları. tarixin bir dövrü. Azärbaycan maralı‖nın gözü. tarixin yolu. elin sözü Çahargahın hasarı. babamın yaĢı. ağsaġġalın danlağı. dinläyänlärin baĢı. ĠoĢġarın bağrı. muğamın pärdäläri. ayağın altı. ädalätin Ģärbäti. ağacların budağı. xäyalın gözü. dağın sisi. ġıĢın savaĢı. mänim öz mälalım. Bayandurun däliläri. här guĢäsi. vaxtın öz ġuĢu. bir arzunun hıçġırıġları. yadellinin baĢı. dağın ġarı. nänämin dili. fikrin mänzilläri. mänim gördüyüm. çiçäklärin äksi. taläyin bu ġäzası. xalġın min illik iztirabları. divin tilsimi. tässüfün kölgäsi. därdimin yükü. ata-babaların Ģäräfi. ämälin öz bahası. yumruğumun läzzäti. ağzın içi. dağın dumanı. sänin xäyalları. üräyinin tanğısı. göyün tämiz aynası.201 simi. üräyin färähli halları. insanların ilk niyyätläri. vaxtın öz budaġları. sänin ġaynağın. batıġların sinäsi. bir istäyin dalı. babaların märamı. eĢġin dalı. däyirmanın päri. arifin hikmät dolu söz-söhbäti. dünyanın o dar çärçiväsi. belinin bağı. ağsaġġalın öyüdü. Çahargahın pärdäläri. göyün ġovğası. mänim dağlarım. Nağıl nänälärin laylay säsi. payazın sazağı. näğmälärin itsisi. Vaġifin gönlü. onun näğmäsinä. täbiätin ruhu. yadellinin hücumu. xalıların xanasın. AbĢeronun ġalaları. macärasının ilkini. täbiätin özü. Käpäzin bağrı. müdrik bir üräyin düĢüncäläri. äränlärin nä’räsi. xalġın ġälbi. üräyinin telläri. bizim . sänin ġolun. äsrin atäĢi. növämin yaĢı. eĢġin hikmätläri. dağın barı. täbiätin öz äli. Ulu ġah dağın bağrı. çıxıġların sinäsi. könlümüzün öz sözü.

sözümüzün ibtidası. sänät bahadırı. Zoğal çubuğu. çolpaların naläsi.6. gälä-götür iĢlär. ġan üstü. döyüĢ säsi. tarix boyu. kol dibi. ġäzäb tonġalı. üräk yanğısı. öz säsi. cehiz ağı. kamal häznäsi. ġäflät yuxusu. barmağı altı. därdli ġurub çağı. yad ölkä. iç hönkürtüsü. söz rängi. zil sim. öz sözü.202 mahnılarımız. häyäcanlar ġucağı.‖ . dağ gülü. dağların sel suyu. durna ġatarı. yer üstü. daĢ näğmälär. bağ gülü. döyüĢ säsi. öz Ģe’ri. ġar altı. son däm. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. güllä säsi. söz çälängi. öz xäyalı. öz därdi. yaylaġların çiçäyi. bahar havası. ġartallar mäskäni. saz üstü. ġoyunun ağı. öz axıĢı. öz ġälbi. od külü. öz ruhu. ön sözü. könül hıçġırtısı. ġäm säsi. dilimizin älifbası. ġälb atäĢi. haġġ säsi. öz gözü. ġar uçġunu. näğmälärin ävväli. ġälbimizin färyadı. ah atäĢi. dağlar baĢı. öz mäcrası. sözün özü. göz baxıĢı. can sirdaĢı. öz älläri. Zabul segahım. can säsi. toy günü. can yanğısı. ġalxan säsi. ġäm buludları. ilk arzusu. könül telläri. laylay säsi. säs düzümü. ilk niyyätläri. könül säsi. hikmät çämäni. Ġız ġalası. daĢ säsi. ilk dilimiz. suların säsi. ağıl mülkü. ġara yellär ġabağı. ah säsi. Çoban bayatısı. öz yönü. Orta segahım. säs axını. ġılınc säsi. yar cäfası. meydan üstü. öz hämdämim. dan yeri. öz yarası. häyat yükü. öz lähcäsi. mühit dänizi. öz duyğusu. düĢmän üstä. öz ġälbi. xal düĢmäsi. Müxalif güĢäsi. öz äli. säs ġırıġları. säs müzäyi. ön sözü. fikrimizin ibtidası. naxıĢ läpäläri. ġaratoyuġ yuvaları. yay günü. duyğular fıĢġırtısı. cängi säsi. çarıġ bağı. bizim muğam däryamız. ġaval daĢ. Zabul segahın mayäsi. çaxmaġ daĢı.‖ 4. çäkic altı. ney üstü. öz yolu. dağ baĢı.2. Hasar pärdäsi. tutar säsi. öz sorğusu. vätän häsräti. Zabul segahı. ġäm düyünü. ġar üstü. ġuĢ säsi. dağ külü. bäm sim. Hasar pärdäsi. ġäsdin önü. daĢ üstü. sel suyu. dünya gädäri. mähäk daĢı.

tez sönän xatirä. ġobustanda räġs eläyän daĢlar. sözün deyä bilmädiyi söz. nänälärin toxuduğu xalılar. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. ötän macära. sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları. od aldıran döyüĢ säsi. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri. dolaĢdığın pärdälär. hadise ve kavramların. g. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları.1. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi. durum. hasar çäkän ġalalar. üstündä cığırlar açılan bir därä. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. bir rängä çalan mänzärä.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su.7. vıyıldayan güllä säsi. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. ġuĢ ġonmayan ġayalar. enib ġalxan keçidlär. ġobustanda räġs eläyän ġayalar. 194. ötän keçmiĢ. e. a. säs axtaran ġuĢ säsi. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. äväz edän kölgälär. vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir. görmädiyin bir xalġ. dağa gedän cığırlar. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay. längär vuran här guĢäsi. ġälbä yol açmayan söz. cavabsız ġalan hikmätlär. söhbät açan säs müzäyi. 4. düĢän alma.203 4. ikinci grup. ġayalardan yumalanan daĢ säsi. Ģaha ġalxan dağlalar. tüstülänän ocaġlar. sf. ġar altından çıxan tänha bänövĢä. yeri ġalmıĢ yara. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära. coĢan üsyan.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır. göydän düĢän üç alma. ötän gün. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya.7. Birinci grup. varlık. . buz bağlayan lal sular. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları. längärlädän tufan. azan su.

mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. bänd etdiyi süslär.‖ 4. äyilib ġırılan budaġ. dağlardakı ġar üstü. dağlardan aldığımız näğmä. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. daĢlardakı o duyğular. ondakı tilsimlär. adındakı mä’nä. muğamdakı pırıl-pırıl säslär. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. sığırçının belindäki arĢın. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. hiddätlänän säs axını.204 yarmalar. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär. ġayadakı särtlik. daĢlardakı o oymalar. könüllär Ģad edän ämällär. daĢlardakı o batıġlar. ġaġġıldaĢan pärdälär. hanadakı ränglär. suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. pambıġlanan buludlar. haldan-hala salan bu zaman. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär. säslärdäki ränglär. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz. ġalxıb enän säs axını. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası. Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ. därinä iĢläyän täxäyyül. könlünü yandıran köz. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. dilimä vurulan ġadaġ. däli xallardakı hönkürtü. tutar säsindäki därinliklär. çırpınan üräk. könlümdä dikälän bu dağ. ġanacaġ ölçü. çöllärä boylanan gül baxıĢ. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. sinänä çäkilän bu dağlar. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär. keçilän yollar. baxıĢdakı o yalvarıĢ.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. muğamdakı älvan-älvan pärdälär.7. naläsinä alıĢan könül. ġaladakı diĢlär. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. bahar havasına oxudan zaman. ġaldırılan bir ġala. yağan ġar.2. längär vuran här guĢäsi. dağlardakı suların. bu säsdäki mälahät. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. büdräyän ġälb. bir bämdäki ―ah‖ säsi. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. cavabsız ġalan hikmätlär. cängidäki märdlik.‖ . säslär. dağlardakı bulaġlar. havadakı Ģahin. yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. bürclärdäki o äzämät. älilä saldığı kor düyün.

bir Ģirin söz. özgä bir dünya. kök sim. yamyaĢıl düz. Ģirin arzular.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. oyma naxıĢ läpälär. tarix yaĢlı baba. gizli bir aläm. ağ läpälär. azad ġuĢ. hikmät dolu eĢġ. yanıġlı Ģur. ağıllı tädbir. tänha bänövĢä. reyhan näfäsli. böyük därd. al ġan. ulu dağlar. Ģanlı müzäy. gizli mätläb. geniĢ ġollar. adi bir säs. ağ gül. yaĢıl gädik. älvan-älvan çiçäk. Ģirin diläklär. oyuġ-oyuġ yuvalar. mäğrur Ġız ġalası. köhnä yer. xäfif kölgälär. özgä çeĢmä. kal açlalar. yazıġ biz. däli ġoyun. ġabırğası ġalın ovçu. uca-uca dağ baĢı. häzin pärdälär. topa buludlar. abırlı ġızlar. Ģirin bayatılar. därin düĢüncä. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. kor düyün. ġara yellär. äfsanävi nänämiz. büyük arzular. ġuru näfäs. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. müdrik bir ağıl.3. göpük-göpük ağ dalğalar. köhnä Bakı. ağ buludlar. böyük hikmät. sirli yol. tämiz ayna. dilbilmäz ġuĢ. çılğın ġälblär. ġızıl bürkü. sirli säs. imzalı färman. göy çämänlik. älvan-älvan pärdälär. utanġac sevgilär. hikmät dolu eĢġ. ġärib käsim. häyalı ġızlarım. çaräsiz yalvarıĢ. köhnä rävayätlär.205 4. bäd ämäl. asta-asta pıçıltılar. müġäddäs pir. özgä bir näğmä. yaman düĢmän. lal sular. häzin bayatılar. hikmätli näsihätlär. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. göy göl. älvanälvan havalar. böyük ġüdrät.7. ġüssäli halar. nazlı ġoyun. açıġ yer. lal säslär. amansız düĢmän. dözümlü sevgilär. düz torpaġ. ağ yel. märd kiĢi. ağlar säs. xoĢ xäyallar. gizli fikirlär. ġırġovul gözlü . hikmät dolu söz-söhbät. ağ yağıĢ. babam fikirli. ucauca ġayalar. ġara xäbär. ġızıl saçlar. müdrik bir üräk. ġızıl ġan. dumanlı säslär. älvan-älvan halar. canlı misallar. maraġlı roman. ädalätli Ģikayätlär. ġara giläm. eyni müğänni. Ģirin pärdälär. böyük-böyük ġayalar. dar çärçivä. elä säs. müdrik tar. uzun därä. dähĢätli macära. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. färähli halar. Ģöhrätli müzäy. mächul dil. çılğın säslär. isti näfäs. baĢġa räng. sirli suallar. ibrätli hekayätlär. böyük ġäm. däli xallar. soraġlı yol. häzin çiçäklär. sıx meĢä. gözüyaĢlı ana. yad ovçu. gizli därdlär. yarpız ätirli. ulu babalar. xumar baxıĢ. pırıl-pırıl säslär. telli xanım. atam hünärli. düyünlü säslär.

bu dünya. bir päncärä. ilk bayatı. ilk ritmläri. bir himä. üç alma. här bämi. yünü bir ġarıĢ ġoyun. bir vahid. bu dağlar. bir mäcra. här muğam çalan. bir od. bir vähdät. bir vuruĢ. bir üz. här pärdä. iki ġälb. bir vuruĢ. bir gözläyiĢ. o çaräsiz yalvarıĢ. bir arzu. bir äsr. bu därd. neçä kärä. min can. här guĢäsi. bir dünya. o ġuĢ. o äzämät. bu yollar. här zili. o bulud. bir dövr. neçä räng. min ġälb. bir anlıġ. bir ġärib. ilk täsnifläri. bir canlı kitab. här kälmä. bir ġala. ĢiĢ ġayalar. här pärdäsi. här sal daĢ. o zirvälik. o yarmalar. bir xalġ. min cümlä. bu nağıl.‖ . bu ağ yağıĢ. bu näğmälik. bir aġil. bir ġarğı. o zaman. bir fäsil. o mähäk daĢı. bir yatak. här zängüläsi. o tellär. här ġaya. här guĢäsi. bu od. o mächul dil. ġatığı üzlü ġoyun. här yolcu. bir anlıġ. o köhnä Bakı. bu sevda. bir kam. bir xatirä. kiçik-kiçik arxlar. bu oyun. nä nalädir. bir aläm. bir näğmä. bir nağıl. bu dähĢätli macära. här xalı. bu zaman. bu ġäza. o ġuĢcuğaz. bu hikmät çämäni. beĢ yüz il. nä ġädär yollar. o täräf. bu dağ. bu ocaġ. bu çämän. bircä ġarıĢ. bir göyercin. bu bäla. bir täräf. o tarix. här säs. o dar çärçivä. bir muğam. bu ränglär. här vaxt. här muğam deyän. bir xäfiflik. bircä hönkürtü. o birisi. bir Müxalif güĢäsi. bu uyarlıġ. o oymalar. o ağlar säs. müdrik bir üräk. min il. bu diyar. bir can sirdaĢı. belä bir axın. hansı küläk. bu maġam. bu çärxi-fäläk. bir ġälb. ġırıġ hönkürtü. bir arif. min söz. neçä cäbhä. här ikisi. bir häsrät. bir xal. bu näğmä. bu incälik. neçä ġäsd. o batıġlar. bir çängä bulud. bu ġalalar. bir häzinlik. ilk rängläri. bir ġarıĢ. o säs. daĢ üräklär. yeddi säs. bir ġuĢ. bir sirdaĢ. bu ġalalar. narıĢ ġoyun. bu gözläm. yüz il. bir arzu. här ġapı. bu dil. här mätläb. här yer. bu märdlik. bir räng. bir axı. bir daĢ. bircä borc. bu ġartallar mäskäni. här istäk. min-min fikir.206 ġoyun. bu zaman. o särtlik. bir ähvalat. här dinläyän. böyük mätläb. o duyğular. bir ağsaġġal. bir äfsanä. kürü ah. bir ġäfäs. bir xalġ. bu säs. bir çäçäk. kinli üräklär. o fikirlär. bu duyğular fıĢġırtısı. o nalä.

―ġur‖.g.8. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. a.e. ―Aman Ovçu‖. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir. sayaçı sözlerdir. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir. 246. . ―Ġalalar‖. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan. Ancak poema. ―Härä Bir Cüda‖. Vahabzâde. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. CÜMLE ―Ġsim. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. ―Segah‖. Cümle. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. sf. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir.207 4. ―Yağ. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir. ―Çahargah‖. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. sıfat. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder. Sanatkârın sentez kabiliyeti. asıl yapı cümledir. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır.

eserinde ses. Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. Yapılan bu tekrarlar. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur. 4. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir.208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır. ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: .9. ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz. TEKRARLAR ġair.

Säs dä var ki.2. Ses Tekrarları Ses tekraraları. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır. ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. 122 4. . Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir. sf. sözü Ģe’r. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. 229. ġuru näfäs. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür.209 4. ―Söz var. Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur.9. e. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay. Elä säsin özü Ģe’r.1. g.9. a.

3.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti.9. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: . däräni gäz. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. bilmirik. i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir. Därälärdä azan suyu 4. ―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. ġe’r–sözün näğmäsidir. ―Bilirikmi dediyini? –Yox. biz bilmirik. näfäs näfäs Dağı dolan. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım. ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir. ―ä‖ ve ―ı.‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir. Ġayalardan sızan suyun.

‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için.‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä. Ġçindädir här mätläbi. ävväli var. dili var. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. Mätläbinin axırı var.211 ―Bästänigar aman çäkir.. aman!. O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. xalları gör. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. Naläsidir eĢitdiyin. Amanından aman. . Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. O ġansızdır. DüĢmän yaman amansızdır.

Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir. bu diläkdir. ―Näsä deyir. hoydu. Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü.‖ ―Cik-cik. dinlä neyi.‖ ―Yox. yox. Bu dünyanın ağrıları. bir deyil.212 Bergülünü. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4.9. biz bilmirik.‖ ―Bu arzudur. näsä deyir.‖ ―O.‖ .‖ ―Niyä. niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı.‖ ―Hoydu. bilmirik. bir deyil. cik-cik.4.

‖ ―Ov bizim.‖ ―Dili ilä inlär. nälär.‖ ―Täläsmäyin.‖ ―Fikirlär. inlär. üsyan Çarigah. fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan.‖ ―Män dä häġiġätäm.213 ―Böyük ġämin. Üräyinlä sän ġulaġ as. yaralıyam‖ ―Üräk yanır. böyük därdin.‖ ―Nälär yatır. dil yanır. ġurur bir yandan. täläsmäyin. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. halalım. nälär.‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma. tufan Çarigah. sän dä häġiġät.‖ ―Yaralıyam.‖ . ovlaġ bizim.‖ ―Däryalar längärlädän tufandı.‖ ―Hücum.

dağ gülünden bağ gülünü. dili var. Mätläbinin axırı var.‖ ―DaĢ säsinä. Därälärdä azan suyun.‖.‖ ―Ayıra bil. ―Bax här yerin çiçäyinä. Bil dağların çiçäyi nä. Därälärin çiçäyi nä?‖ . ävväli var. Ayıra bil. Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä.‖ ―Ġayalardan sızan suyun.‖ ―O düĢünür. Häm dä bizi düĢündürür.214 ―Tarın da öz lähcäsi var.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü.

Sözü Ģe’r.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. ġol var ikän. . Näğmä säsin Ģe’riyyäti. BaĢ var ikän.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Näğmädäki säsläri gör. Xalları gör.‖ ―Säs dä var ki. diĢ var ikän. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. ġe’r sözün näğmäsidir. Elä säsin özü Ģe’r. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän. Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir.

dayan. GözüyzĢlı anan kimi.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär.‖ . öz ġälbini ara xalġın. O Ģöhrätli.‖ ―Yer gurladı. Muğamlarsa baĢ tärpädär. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. Göy gurladı. düĢün.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi. Ģanlı müzäy.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi.‖ ―Dayan.‖ ―Ġılınc säsi. ayaġları. ġalxan säsi. DüĢün.216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Mahnılar var.

aman!‖ ―Taraġ-taraġ. Sönüb yandın.217 ―Yaz bir yana. . Dil bir yana. säsdä fikir.‖ ―DaĢda fikir. diĢ bir yana.‖ ―Yanıb söndün. LeĢ bir yana.‖ ―Här muğam çalanın. Taġ-tararaġ. Amanından aman.‖ ―Bästänigar aman çäkir. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir. açdığı iz baĢġa-baĢġa. baĢ bir yana. ġıĢ bir yana. fikir. Muğam deyänin Keçdiyi.

ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır. nädir? Hökmüylä.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. fırlanır. gün nädir? Ġlk nä. fırlanan nädir? Ay nä.‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman. son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ .

Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. Gah düyünläyir‖ ―O. Gah färähli hallarımı?‖ .9.219 ―Araz Kürä. Näğmäm ola bilär näzirim mänim.9. sönükdür näğmälärindän‖. O da ki. ey näğmäm. Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir.6. son nädir?‖ 4. Gah yandırır. ey pirim mänim. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır. ritmläri?‖. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır.5.‖. gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin. yaz baĢıdır.‖ 4. gün nädir? Ġlk nä. Kür Araza. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır. ―Ay nä. üräyin gah ġüssäli. Gah çırpılır. ― Ey tarım. Täsnifläri. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü. ―Novruz ötüb.

nä itsidir‖ ―Nä moizä.2.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır. Nä müäzzin.9. Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür.‖ 4.1.7. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ. Nä minarä aĢa.9.9. 4. Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir. .Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır. 4. yaĢa. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır. Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur. häm ağa.220 ―Häm babamın yaĢındadır.‖ ―Sözün özü nä ağlayır. Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur.7.7.

addım addım. incä incä. mälül mälül topa topa.9. ġodu ġodu. VEZĠN. Ģaraġ Ģaraġ. Edebiyat. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi. a. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. çapıġ çapıġ. axın axın.Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. älvan älvan. yazıġ yazıġ. gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. böyük böyük.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. pırıl-pırıl. häzin häzin. Austin Warren. yaza yaza.7. 150. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir.7. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. Toplumların bel kemiğidir gelenek. asta asta. uca uca. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir.123 Modern Ģairler vezne. dola dola. dilin her yönüyle iliĢkilidir.10. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker. seslerinden. kafiye.RĠTĠM. ġar ġar. kiçik kiçik. ġırıġ ġırıġ.3. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. sf. ġah-ġah. göpük göpük. käsmä käsmä. toz toz. düzä düzä. damar damar.9. g. . 4. Vezin. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir.‖ 4.4. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire. räng räng. baĢġa baĢġa. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. dil dil. varaġvaraġ. dağıdadağıda. narın narın.221 4. Bunlar da ―Haldan hala‖. kafiyeye. näfäs näfäs. yerin yerin. tez tez. e. Kaldı ki. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. asa-asa. hönkür hönkür. axın axın neçä neçä. gäzä gäzä. manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır. oyuġ oyuġ.

sf. Duygular. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. O’nu okurken insan. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır.35. g. Alain: ―Ģiir. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır. 125 a. sf. d. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler. “Pırlanta Gibi Bir Şiir”. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. . Usta Ģair. kafiyelerde düğümlenir.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur. ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır.36. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. 125 ġair. vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder. Belli ki. Ancak dikkat çekicidir.

bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. g. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır. MEB Yayınları. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır. İstanbul. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. sf. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır.SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek. 149.126 Vahabzâde. sf. Genel vezin serbest vezindir. aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek. 4. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. 127 Vahabzâde. o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. Hülya Kasapoğlu Çengel. dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. . Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. 1. 268. e. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır.11. Austin Warren. 2000. Baskı. a.

tardan. Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler. olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır. Bu mısralarda Ģair. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç. Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. O–keçmiĢdän .11. Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir.224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır. Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4.1. tarih sahnesinden rivayetler. Dinlä tarı. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır. poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. dinlä neyi. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır.

Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder.225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Çahargahın Muhalif’i. 128 Çaldıran Muharebesi. O–danıĢan. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir. AĢağıdaki mısralarda Ģair. . Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. Ģanlı müzäy. kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir.

dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. Neyden çıkan hüzünlü ses. ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir. Oyuġ-oyuġ yuvaları. Tarın da öz lähcäsi var. ―O ġuĢ kimi. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. AĢağıdaki mısralarda Ģair. konu olarak ele aldığı fasıl makamını. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. Bu da kuĢun bir dilinin. ävväli var. bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. dili var. ―Ney üstündä yeddi säsin. ġikästänin Zil guĢäsi. . Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. Mätläbinin axırı var. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır. aĢağıdaki mısralarda. Nasıl ki. bu yavruların feryadıdır âdeta.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair. tarın sesini.226 AĢağıdaki mısralarda Ģair.

―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir. GözüyzĢlı anan kimi. ―Çoxdan unudulmuĢ. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere. Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder. Tarix yaĢlı baban kimi. Här kälmäsi alov saçan. ―Dinlä ġuru. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır. gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Ġlk olarak âniden akla gelen.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur.‖ AĢağıda verilen mısra. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi. Öz ġälbini sänä açan.

düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir. üsyan Çarigah. Xamır kimi kündäländi. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir. ―Çäkic altda. Ardından kaleler.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle. eĢġi. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir. kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. tufan Çarigah. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam.‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Däryalar längärlädän tufandı. . zindan üstdä.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga. ―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. belli bir sırayla icra edilmesi.

Tüstülänän ocaġlarmıĢ. Sıra sıra. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz.‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. DüĢän xäfif kölgäläri. Hiddätlänän säs axını… ‖ . ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu. ÇıxıĢların batıġlara. düĢüncelere benzetmiĢtir. O duyğular. män ġartalam. män ġuzğunam.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär. bir kartala benzetmiĢtir. axın axın. perdelerden çıkan sesleri bu duygular.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan. Pärdälärdän aĢıb-daĢan. ―Yaxın gälmä.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi. Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar.

Dağ basır üräyimizä. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. sarı… Orda varaġlanır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. ey müdrik tarım. önce gizemli bir yola. Benzetilen su o . marifetin ne olduğunu. muğamı hürmete lâyık. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır. Bir ġälbin deyil. ―Ey müġäddäs pirim.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair. kutsal bir zâta benzetmiĢtir. Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. ġanacaġ ölçümdür muğam. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir. ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. ardından da yatağına sıgmayan. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. ―Mä’rifet. al. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir. Onunla ölçer Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. Bir xalġın min illik iztirabları. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir.

dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. soraġlı Yola bänzäyir. kükräyir. ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. O coĢur. här guĢäsi sirli. zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. daĢır. ―Anamın südütäk sän halalım. çiçekler nasıl dağlardan. Dağıda-dağıda sahillärini. Bayatılar. O axır. ―Muğam. bir bayatıya benzetilmiĢtir. . milletine ait olan muğamı. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Nota salardılar onu näğmätäk. Cilova gälsäydi belä bir axın. yorumu yapılmıĢtır. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir. zili zirvädir. ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır. Bämi düzänlikdir.231 kadar coĢkun akmaktadır ki. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.

derin düĢünceye banzetilmiĢtir. çiçäklär kimi. därin düĢüncä. dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir. ġirin bayatılar. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. ―Onun här pärdäsi ah. her bamı. arana çatdı.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı. diläklär kimi. ―Rast. idrak sahibi bir akla. kedere benzetilmiĢtir. gür bir ormana benzetilir. her zili ayrı bir ıstıraba. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Dağlarda kök atdı. Här zili od. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Här bämi ġäm. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın . müdrik bir ağıl. Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi.232 ―Häzin bayatılar.

Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan. istäkdän od ġalanıbdır. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. ―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı. Hanadakı ränglärä bax. Kitab kimi o.‖ . yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir. son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır. Varaġ-varaġ. eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. ―Mühit dänizitäk o längärlidir. oxunur. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza. ―Fatma nänä hana ġurur. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi. önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa.

Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir. bir canlı kitab. canlı bir kitaba benzetilmiĢtir.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Hamıya açıġ oldu. ―Dağların sel suyutäk. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir. göz yaĢları.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır. halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir.‖ 4. ―Onun här guĢäsi bir xatirä. Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır. yürek yangınına. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir. gözyaĢına. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra . Ġälbimiz tämiz oldu.2.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.11.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır. “Ġälbimiztäk evimiz. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi. “O. milletinin kalbinin temizliğini. Biz budaġdan-budağa. bir çängä bulud. eve benzetmiĢtir. üräk yanğısı.

Gah inläyir häzin-häzin. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir. Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer . ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır. yurdunda bir anlıġ. söhbät. Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz.‖ AĢağıdaki almamaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine. eĢġ. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. Ġürbätdä vätän häsräti. ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir. ―Gah säsindä göy gurlayır. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir. ―Duymadınsa. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. eĢġi.

sazın tellerine. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. bir babanın hünerine. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. babam fikirli.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. ―Ey atam hünärli. .‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. ―Ay telli sazların telli xanımı. Sarı AĢığın sevgi dastanına. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. bir büyüğün fikirlerine.236 “Tässüfün kölgäsindä.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ulu babaların kamal häznäsi. Ģairin derdine. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. melâline benzetilmiĢtir. öz mälalımsan.

çimen için kullanılmıĢtır. Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır. . ―Çämän.‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir. Poemada yer alan teĢhisler.237 ―Könül hıçġırtısı. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına. Vahabzâde sadece bu eserinde değil. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır. can yanğısıdır.‖ 4.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. ġälb atäĢi. çayır mürgüleyir.11. iç hönkürtüsü. Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata. ―Könül hıçġırtısı. Bu sanatı kullanırken Ģair. aynaya benzetilmiĢtir.3. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir.

238 ―Naläsilä yazıġ bizä. ―Bu dünyanın ağrıları. naläsinä. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. . insana mahsus olan ―hıçkırmak. acıları‖ AĢağıdaki mısrada. ―O sızlayır için-için. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek. dil bilmek. feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır. Ġçindädir här mätläbi. Lähcäsinä. insana mahsus olan ―acı çekmek. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. Näsä deyir. ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada. ―Säbrini bas.‖ AĢağıdaki mısrada. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır.

ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır. dinlä neyi. DaĢlara bax. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. ―Här guĢäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda. Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar.‖ .239 ―Çahargahın Cövhärisi.‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. ―ġur nä deyir. kayalar için kullanılmıĢtır. O. ―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. Kol dibinde. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi.

. Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını. insana ait olan ―gurur. özlüyünü. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. ―Bu ränglärdä.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısrada. ―O. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır. ―Ağız açır mağaralar. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır. danıĢan. vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.

―O düĢüğnür.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ . insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır. gah söndürür. Birbirilä ġucaġlaĢır. ―Sellär. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır. Gah yandırır. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi.241 ―Ġanadında ġürür. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. ―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä.‖ AĢağıdaki mısrada. Cövhärindä ġäm düyünü. düĢündürür. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır. sular aĢıb-daĢır. vuġar. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır.

‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır. Bayatılar ġara geydi äyninä. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. ―Bästänigar. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. ―Ağı dedi buz bağlayan lal sular.‖ mısrada. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için. insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―Ağ läpälär räġs eläyir. insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için . insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir.242 AĢağıdaki mısrada. inlär.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısralarda.

‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar. . ―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır. ġızdır ġalam. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. ġabarmalar. ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Bakirädir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.

Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ . sisimi görän. ―Dağın dumanımı. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Ağlayır aĢikar. Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. ey näğmäm. ―Ey tarım.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır. Sänä näzir düĢür.244 ―Görän nä danıĢır. ―Söhbäti aĢkarda. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir. Yanır gizlicä. inläyir ancaġ. ey pirim mänim.

baĢından ötüb keçäni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir. Gah düyünläyir.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ .‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır. ona dil deyir. Bä’zän inläyir.

‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖. Aramla täk-täk.‖ DanıĢır tämkinlä. ―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär. ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän. Rast–tädbirlidir. Vuġarlı. o säbirlidir. Hökm eläyir ağla Segah.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖. ―vakarlı olmak‖. ―nasihat etmek‖.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi.246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä.‖ . dözümlü. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. ―tedbirli olmak‖. deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir.

DüĢünür därin. ahästäcä söylär. cavan deyildir.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için . Bir sirdaĢ olmuĢ.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır. ―Bu dähĢätä kol titrädi.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır. o. ―Aġil danıĢır. Gül üĢüdü. ―Rast.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır. ―Yüz ölçür. Öz därdini ġıĢġırmaz.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. bir biçir. canlı misallar çäkir härdän. o. ―Fikirlär. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. yaĢa dolmuĢ.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. fikirlär.

‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü. yerin.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır. Ġndi günäĢ buludlara oldu günü. . ―Ġovğası da bitir demäk göyün.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır. ―Ağ buludun toy günüdür. ―Deyärlär ki.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır. dibsiz ―uzun därä‖läri. ―Sellär yıxar bäräläri. ―Säslär elä ängindir ki.248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır. ―Göy äl çalar.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır. Dilländirär.

dayandırdı muğam. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär.11.4. Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. Neçä ġäsdin önünü käsdi. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar. dil anlar. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: . ―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam.‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. barıĢ.‖ 4.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır. Südü ver.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ġoyun. ―Çoban sändän küsübdü.

ön sözüdür Çahargahın.250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ. BärdaĢtıdır. Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän. Bayandurun. ―Tälatümlär.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur. Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän. mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir. onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir. häyäcanlar. Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. . mısralarda fasıl makamlarından Çahargah . Koroğlunun däliläri. Keç iräli! Yallı gedir. ―DüĢmäninä o deyir ki.

Düzändä käsdilär. .‖ ―O deyir. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. mänim dämadäm. dililä amanın.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim.‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. dağda bitmiĢän. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.‖ ―Bämindä. Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm. ġaxtaya dözmüĢäm. dağlar aĢmıĢam. hansı günahın. zilindä o ―neylim‖? deyir.

gündüzü gündüz. Günah mändä deyil. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. sözüm bilinmäz. Yoluna gül düz. buza neylim. yay günü bulağa getsäm. ağla. Büyük arzulara dünya bir ġäfäs. yer üzü gündüz. Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. Öz ällärinlä.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . Könüllär Ģad edän ämällärinlä. axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. Ey mänim üräyim. od mänä hämdäm. Buz tutar. daĢı äritsäm. Bir üzü gecädir. Neylim. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. bir üzü gündüz. Segah.252 Säsim su yandırar.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. Segah‖.

―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır. Üräyinlä sän ġulaġ as. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. ―En eniĢ. söz deyil.11.253 4. O särtliklä.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır. ―Ġulağınla ġulaġ asma. Ġähġähä dä. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır.‖ ―EniĢi. iztirab dolu. ―Sevinç bizi güldürürsä. Ġäm ağladır. yoxuĢu. ġalx yoxuĢa. AĢağıdaki mısralarda Ģair. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Yox. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır.5. . säsdir axı.

Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır. Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. . AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.6.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak. bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur. ġair.254 Hönkürtü dä.11. Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır. ―Sığırçının belindäki arĢına bax. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır.‖ 4. Dünyanı gör. ―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. ―Bälkä insan sevincini. AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır. arĢındır.

Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar. ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister. ―Öyrän. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur. ―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur.‖ . yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini.255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm. ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖. Yenidän taratdı Sadıxcan säni. Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir.

Yer gurladı. Haġġ säsinä.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan.256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä. Göy gurladı. uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. ―Biläk. Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi. ―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren.

Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir. acıları. Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum. Budaġlandı sola. öz yolunu. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir. ―Bu dünyanın ağrıları. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü.11. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir. zänn elädim. Necä sığır Çahargahın . Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz.11.11. ―SığıĢmadı bir yatağa.7.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır. 4. bäxtiyaram.9.8.257 4. Zaman keçti. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu. sağa.‖ 4.

Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir. BaĢ var ikän. Cığırları. ―Enib ġalxan keçidläri. ―Äl var ikän. ―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖. daĢlara bax.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. yolları kör. Yaz bir yana.11. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖. ―Uca-uca dağ baĢında.‖ . ―kol‖. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. ġol var ikän. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖.10. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. ĠıĢ bir yana.

―gökyüzü‖. Ayaġlarsa yerin-yerin. ―Ällär süzür incä-incä.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―dil‖. susur bulaġlar. . ―Täpälärdän säpälänir. Göydä topalanır ġäm buludları.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. diĢ bir yana. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―TiträĢir ağzın içindä. ―Tökülür yarpaġlar. ―rüzgar‖. Yaylaġları gäzä-gäzä. Payazın sazağı käsir otları. Dil bir yana. ―pınar‖. Däyir daĢa. äsir budaġlar. ―Gälin. ―yayla‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖.259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖. toz-toz olur. bir anlığa baxaġ göylärä. enir düzä. Soyuġdan üĢüyür. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.

Sinändäki dağ külünü.Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur.11.‖ 4. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖.260 Buludlar burulur. Buludlar dönür. Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır. ―Ocaġdakı od külündän. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir.11. ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler. . son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır.

Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara. Mänä dä ġämin ġaldı. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır. Çox çäkdim yar cäfasın. Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı.12.‖ 4.‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında. durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir. ―Ney üstündä yeddi säsin. Biçmädim zämin ġaldı.11. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır.261 ―Däryada gämim ġaldı. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. Oyuġ-oyuġ yuvaları.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir. Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine . ―Ġarabağın çöllärini ġar aldı.

Aslında Ģair. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair. ‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. . Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce. dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. bu sorunun cevabını bilen Ģair. aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. gerçeğin farkındadır. ―Ney üstündä yeddi säsin. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun. Pekâlâ. Nädir belä? Bälkä elä. okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır.262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar.

―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Aslında Ģair. ―Sığırçının belindäki ArĢına bax. Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair. ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir. muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular. dünyanı gör. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir. Ancak yine de sorgulamaktadır. bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir.

―KeĢiĢläri. bilmemezlikten gelmektedir. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde. ―Äziziyäm gül oldum.Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. Kim yaratdı. ey pirim mänim. Hayata. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım. axır. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken. kül oldum. ey näğmäm.11. .11. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir. Yandım. Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla.13. Hämzäläri.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair. Nä yaratdı?‖ 4.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır.14. dünyaya.264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir. ‖ 4.

buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla. fırlanan nädir?‖ . Kısacası bu poemada okuyucu. mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. fırlanır. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır. bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir. Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir. oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän.

gün nädir?‖ ―Ġlk nä. son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän.266 ―Ay nä. Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ .

267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır. Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät. vuġar. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. Tämkin. Ġäysi Leylidän?‖ . Dalğasımı ġatardakı häzin.

Asta-asta pıçıltıları. üräyin gah ġüssäli. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı. Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: .15. nädir?‖ ―O.11. Gah färähli hallarımı?‖ 4. Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. Kim deyä bilär ki.268 ―Suların ġayalardakı häzin.

269 ―Ötän günä gün çatarmı.‖ . bu yağıĢın. Calasan da günü günä.‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx.

Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı. 1. 4.270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır. Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir. Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. 3. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. 2. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi. Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir. 5. Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır.

Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir.271 varılmıĢtır. ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. teĢhis. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. .

―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Yayınları. ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. 2000. s. Ġ. Deniz Kitabevi. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. Yavuz. 1997. Ankara.42. ġ. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 1.Baskı 1994. 4 ALTAYLI. 1994.f. MEB.1. Haziran 1994. Ehliman. (Cilt 1-2). Men Ġnamın Övladıyam‖. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 9 ÇAKAR. Nizami. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. Dergâh Yayınları.. Yayınları. Bakü. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖. S. 2 AHUNDOV. Sayı: 4. 5 AYDOĞAN. Baskı. TDK. 1. ġeref. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. ―Yaradıbdır Ġnam Meni. Seyfettin. Yayınları. Ġstanbul. Ankara. 6 AYTMATOV. Baskı. MEB. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. YaĢar. Güz. 2. 1994. 3 AKPINAR. Ġstanbul.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA. Nahçıvan Folkloru. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. 8 CAFEROV. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları. Ġstanbul. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. 2004.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1.Baskı. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Cengiz. .

2000. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. Ankara. (Ġlk Baskı. TDK. Baskı. Bican. 6. Cilt. 17. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Mayıs 2005. Yaxut Muğam Virtuozları‖. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. Mehmet. Akçağ Yayınları. Cem. 16 HÜSEYNOV. B. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. 2000. Muharrem. Türkoloji Dergisi. 2000. Ġstanbul. 2002. Bayrak Yayınları. Mitat. ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. Ankara. 1971). Ankara. A. Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. 12 DURMUġ. Baskı. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). Yayınları.az ). 2. Çarp Versiyası. Arif.273 10 DEVELLĠOĞLU. Ankara Üniversitesi. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. DTCF Yayınları. Ġstanbul. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat.azerbaijan. Sayı 1. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. Dergâh Yayınları. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. 15 ERGĠN.Baskı. 15. 1997. Ankara. 18 KAPLAN Mehmet.news. 17 KAPLAN. Aydın Kitabevi. A. 13 ERCĠLASUN. Türk Dil Bilgisi. . 11 DĠLÇĠN. Ferit. 14 ERCĠLASUN.

21 KASAPOĞLU. 2006.274 19 KARADENĠZ. 26 MUSAOĞLU Mehman. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. ÇENGEL Hülya. 23 KUKUL. Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. Halistin. Hüseyin. Baskı. . ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. ġuayip. Ekrem. Ġstanbul. Mehman. MEB Yayınları. 20 KARAKAġ. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖. 2000. 28 ÖZBAY. Ankara. 1998. ―20. Ahmet. 22 KORKMAZ. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.2001. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. M. TDK. Türk Yurdu Dergisi. 1994. Çolpan’ın ġiirleri. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. Yayınları. Akçağ Yayınları.. 27 MUSAOĞLU. Ankara. Zeynep. Aralık 2003. Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. Ankara. 1. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. M. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara. 24 MAYADAĞLI. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. y. 1. Baskı. Sayı 2. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Güz 1996. ZAL. 25 MERMER. Ankara. Cilt 1. 1979. Hüsniye.

31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Azerbaycan Edebiyatı.24. 34 USTA. TDK Yayınları.C. Genndiy. Yazıcı Yayınları. c.c. 2002. 36 VAHABZÂDE. Ankara. (Türk ġiiri Özel Sayısı 5). 35 VAHABZÂDE. Ġstanbul. Ankara. Akademi Kitabevi. 1. René Wellek. Türk Dili.1979. Edebiyat Teorisi.9. Austin. Kültür Bakanlığı Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖. Haziran 2006. Edebiyat Bilimi. Ġstanbul. Rasim. Bahtiyar. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖. Kaynak Yayınları. Çeviren: Yılmaz Onay. Ġzmir. Baskı. Açılan Sähärlärä Salam. Gün Var Bir Aya Değer. Baskı. TDK. 6. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. 1997. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Evrensel Basım Yayın. Bakü. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. .275 29 ÖZYÜREK. Aralık 2005. Ankara.Yayınları.1998. Bahtiyar. 37 WARREN. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV. Halil Ġbrahim. . Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları. 38 Yazım Kılavuzu. T. Ankara. 2005.Baskı. Aralık 2005. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2).

azadtribun. 41 www.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖.com 44 www.az 42 www.turkcesarkisozleri.9sekiz.tr 43 www.news.gov.com.276 39 YILDIRIM. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. .azerbaijan. Dursun.turkudostlari.kultur.net. 40 www.net 45 www. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.

Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema .277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. Poemanın dili oldukça sadedir. tabiat olaylarıyla. poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir. tarihten sahnelerle. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde. Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik.

we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem. daily life. In the poems study by language and wording. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. the subject can be summarized as follows. And in the language and wording study. which is musical styles. After our study. This is done with many similes and comparisons. After studying the poem by its content. Additionally. Poems language is very simple. historical scenes. The subject of this poem. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself. In the poem. we investigate the language used in this poet in detail. literary arts were put in original styles. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases. is written together with natural events.278 ABSTRACT In this thesis. which is written by Bahtiyar Vahabzade. we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful