T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri.ii sahnelerle. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık. halk hikâyeleriyle. ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir. Dr. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti. lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan. Ekrem Arıkoğlu’na. Yrd. günlük yaĢamla. manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. Doç. Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. Vahabzâde. . hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a. bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız.r. Ferhat Tamir Bey’e. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. D. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. ġuayip KarakaĢ Bey’e. Doç. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren. Dr.

Hayat Hikâyesi….………….………….2.37 4.……11 1.………………….….….4. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri………………………………. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri…………………….…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ……………………………….1 1....3...........viii GİRİŞ……………………………………………………………………….…….……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ……. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir………..…….1. Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü……………………………………………. Poemanın Özeti………….1 1.…………….1 1.…….…3 1..……………………….…….42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı………………………………..105 ........7 1..18 2..iii İÇİNDEKİLER .…………..... Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı………………….….ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER…………………...……………………………….....20 3.5.. Şair Hakkında…………………………………………………………... Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi….

4.Soyut İsimler……………….2.2. Yiyecek İsimleri……….1...….3..………………185 İsimler………………………………………..2.2.……………….190 4..1.3.…….……….3...2.5.2..189 4.…………. 189 4.….…. Tabiatla Alakalı İsimler…….Tekil İsimler..….…….3.2....……………………………. Kelime Hazinesi ……….2.…………. 4.2. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri….……………190 4..…….2.2.1...1.2.2.…. Varlıkların Niteliklerine Göre……….……………………………….3...2.……….2.Somut İsimler. Hayvan İsimleri……………..1.…191 4. Cins İsimler………………………….189 4.…….1.1....2.2.190 4.…….1.190 4.2.190 4.1.2..190 4.2..………………………….………………………………….1..190 4..…………………….1.2.. Aile ve Akraba İsimleri…………….191 4.………….2..192 .2.2..…191 4. Varlıklara Verilişine Göre:…………………………….190 4.Çoğul İsimler……..1.192 4..Varlıkların Sayılarına Göre……………………………….…………………183 4.iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.1.2.………………………………….2.………………..3....2.Topluluk İsimleri……………………………………. Özel İsimler…………….………..…………….2.

3.195 4...4.2....203 4..2...3.198 4...204 4...2. Asıl Sayı Sıfatları……………………..………………………….197 4. Zamirler……………………….2.198 4.3...6..2.1.. İşaret Sıfatları………………………………….4...2. Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları…………….4..………. 4..6.…….198 4..2...2.5.3.200 4.5....6.2....……199 4.. Kesir Sayı Sıfatları…………....2...v 4.197 4... Belirli İsim Tamlaması………………………….7.1.2.2.5.4.194 4...…….………..3. Belirtme Sıfatları………………………………………….5....196 4.2.198 4..197 4..Belirsizlik Zamirleri……………………………….Vasıflandırma sıfatları…………………………………..202 Sıfat Tamlamaları………………………………………….Soru Zamirleri………………………..7..193 4.194 4. Üleştirme Sayı Sıfatları………….193 4. Sıra Sayı Sıfatları……………………. Nasıllık-Nicelik Zarfları……………………………………….2.3. Yer Zarfları……………………………………………….…. Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları…………………………………………....….1.7.. Soru Sıfatları……………………………………..194 4.4.3..…………..2.203 4..Dönüşlülük Zamiri…………………………………….199 4.....197 4.……..2... Sıfatlar…………………………………………………………….İşaret Zamirleri……………………………….1.....…..5.4.. Soru Zarfları……………………………………………….………......5...…..6... Belirsizlik sıfatları…………………………….2.….7.3. Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…….2.5.199 4.3.1..4..1.4....Şahıs Zamirleri……………………………………………………..200 4.1...4.4. Belirsiz İsim Tamlaması………………………………………. Sayı Sıfatları………………………………………197 4.......…...194 4..4.....….199 4..……………………………………….4.2. Zaman Zarfları…………………………………………………..4...3.4. .. Zarflar……………………………………………………………………198 4.

10.11.2. Tecahül-i Arif………………………………….7. 4.220 4...209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)………………….13..9... Kafiye………………………………………………….......11.257 4.9..257 4...208 4..7.10..…209 Ünlü Tekrarları……………………………………. Tevriye…………………………………………………………..254 4.224 4.9.6..9...221 4...11...3.2.11. 4.220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……….. Nida……………………………………………………………...vi 4.11.9.9..9.4...9..12..11..9.11.4.. 4.6.9.11... İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4...253 4..…212 Mısra ve Cümle Tekrarları……………………..Cinas …………………….…...……………………………..221 4.. 4.8...261 4.…………….11..11..237 4. İntak…………………………………………………………….1.7.9. Tezat …………………………………………………………..264 .5.Tenasüp………………………………………………………. Teşbih ………………………………………………………….. Mübalağa………………………………………………………. Cümle…………………………………………………………………......219 4.4.…………210 Kelime Tekrarları…………………………………………. Kinaye………………………………………………………….…….221 4.258 4..... Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler………………….260 4.……….....9. İstiare…………………………….5..3...8. Teşhis…………………………………………………………….. Vezin...3. 4..….220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler………………………………………….219 4...... Ses Tekrarları……………………………………………….11.223 4.1.7... Telmih………………………………………………………….207 Tekrarlar ………………………………………………………………. Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……...7. 4..7...11......…….9. Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler …………………………………………....11. Ritim.2..3. Söz Sanatları …………………………………………………………... 4....249 4..1.. İkilemeler…………………………………………………..7.234 4.11.11.257 4..

14..11..vii 4. İrsâl-i Mesel………………………………….264 4.15.268 SONUÇ……………….…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET…………………………………………………………………………….11.……………….277 .276 ABSTRACT……………………………………………………………………. İstifham………………………………………………………....

viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a. Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H. : Adı geçen dergi c. y. sf. s.d.g.g. : Adı geçen eser a.e. h .

1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı. Bahtiyar Vahabzâde. Vahabzâde. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır.GİRİŞ 1. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. oldukça geniş bir aileye sahiptir. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. babasını . kolayca idrak edilir. her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. ŞAİR HAKKINDA 1. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir. Şair ailesine çok düşkündür. baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar. Vahabzâde.1. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair. Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. Şair. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı.

annesi. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler. Bahtiyar Vahabzâde. Vahabzâde bu üniversitede. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. daha sonra milletvekili olmuĢ. eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir.2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. Sadece babası hakkında değil. Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır. henüz dokuz yaĢındaydı. ailesi. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini. yaĢadığı yer. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. Bahtiyar Vahabzâde. bir taraftan da yazarlık . dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur. 1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ. Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ.

1 Şairin hayat hikâyesi Prof. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır. yanasan gäräk. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. ġair hayatı boyunca vatanına. milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. 1952 yılında doğmuĢ.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir. 1 1. ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. yanmakdır. Oğlu Ġsfendiyar. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır.2. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. Dr. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır. . Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak.

alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. sf. sf. 12. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. ġair. arzular Ģirin.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim.4 ġam äğär yanmırsa. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm. Baskı. . Bahtiyar Vahabzâde. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. Gün Var Bir Aya Değer. Äsil sänätkarın.‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım.180. insan ve zaman. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ģiirlerinde neyin doğru. Dr. Haziran 2006.‖ Vahabzâde. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır. Mehman Musaoğlu. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan. 2 Bahtiyar Vahabzâde. 3 Prof. 1. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. yaĢamır dämäk. yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. İstanbul. Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma. Kaynak Yayınları. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. Onun da hayatı yanmağındadır.

1997. Ah bir teher!. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir.. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene. 4 Prof. düĢmenem böyle ―ölü canlara. “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”. Gelir gulağıma. Baskı. yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır. Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. Akçağ Yayınları. enirik biz Aladağ’dan. güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır. Kimden kömek umum. . Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. gelir uzagdan.5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi. sf. Bir gopuz nağmesi.462. 2. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Görürem. Dr. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. Ankara. Ahmet Bican Ercilasun.

6 Bir gılınc sesi. ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. ama bu koĢuya katlanmak güç. Bu nedir? Men hara. sf. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. gün ömrü güne beraber? Kim diyor. g. 46. Bu sabır ve metanet. Ölümden gorhmayan de kimdir.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. Dursun Yıldırım. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı. güneĢin doğuĢu seher. vatandaĢında fazlasıyla vardır. 5 6 a.463-464. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. . e. Gecenin ömrüne sondur. sf. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Vahabzâde’nin insanında. Prof.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. ―Kim diyor. Dr. sabır ve metanet ister. haftada öyle haftadır? Kim diyor. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize. noktadır.

. konu ve temaca zengin.7 Gün var ki. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. Yıl var ki. an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde. günden de kısadır bize. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız.168. g. Vahabzâde hakkında Ģöyle der. sf.47. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır. hakkın vekili. Baskı. ayrıca çok çeĢitlidir. öz vicdanından. Haziran 2006. yıldan da uzundur. sf.2001. y. İstanbul. Kaynak Yayınları. s. Halistin Kukul. 7 1. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere. Ancak görülüyor ki. Türk Yurdu Dergisi. 1117-119.46. ―Vatan. 9 a. 8 M. Gün Var Bir Aya Değer.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır. 1. ġair adaletin. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları. d. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır. sf. uzun.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim.3. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”. Aytmatov. ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili.

zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O. 1997. d.45.13 Vahabzâde. g. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan.12. Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen. Akçağ Yayınları. Ercilasun.f. B. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin. Ankara. 13 A. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir. . Zaten Ģair.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri. a. Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. 2. sf. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. sf. 11 M. Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. s. sf.21. s. Halistin Kukul.Baskı. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. 12 Mehman Musaoğlu.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir.168. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır. Men İnamın Övladıyam”. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair. insan ve zaman. millet sevgisine çıkar. “Yaradıbdır İnam Meni. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. 445.

Ġki elini bastonuna. KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır. g. düĢünen bir ihtiyarın.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki. 23 17 Mitat Durmuş. Cengiz Aytmatov. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Ankara. 16 a.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A. . Türkoloji Dergisi. Ankara Üniversitesi. 22. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag. e. “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”. “Yaradıbdır İnam Meni. Ģairin millî. B. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir. Sayı 1. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ. hafızasından zamana yol bulur. isterseniz buna bir Ģiir değil. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman. Cilt. sf. Men İnamın Övladıyam”.‖ yorumunu yapar. 442. Ģümullü bir hak iddiasından. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖.14 Garayev. Ercilasun. sf. O. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz. savaĢlar.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma. düĢünen bir ihtiyar tablosu. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine.9 ressamın tablosunu verir. 2002. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. Fakat Vahabzâde. aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. 15. Cengiz Aytmatov. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ.s. halgın manevî ebediyetine. g.f. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. d. a. DTCF Yayınları.

yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. e. a. Sanatçıya göre her dönemin. 60 . g. hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. sanat anlaĢılır olmalı. sf. hatta her günün. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. ġiirde mana açık olmalıdır. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur.‖ düĢüncesindedir. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir. Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. ġiirde Ģekli. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. kendi kalbinde hangi hisse. Ģiirin. hangi fikre. bir amacın olması gerektiğine inanır. her edebî eserin içerisinde bir fikrin. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. Vahabzâde. ―Ģiir. Bahtiyar Vahabzâde. bir idealin. ġiir. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. ĠĢte sanatçı. yazar. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. ―bulmaca‖ değildir. 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde.

E’tiraf. SeçilmiĢ Eserler. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar.85-90 . Semed Vurgun. sf. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir. Kökler Budaglar. 19 20 a.f. sedece vasıtadır. sanatta tabilikten. O.11 duygularını. Nasıl ki. 19 Vahabzâde. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. Bir Ürekde Dört Fesil. Ceyran. Halg ġairi Samed Vurgun. s. g. e. Çınar.4. Ġnsan ve Zaman. 85 21 a. Ebedî Heykel. Halk. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. Aylı Geceler. sf. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir. 75-83. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır. Dostluk Neğmesi. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. SeçilmiĢ Eserler. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. Menim ġe’rim. e. Bu duyguları. düĢünceleri ifade etmenin yolları. halk için olması gerektiğini düĢünür. sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. samimiyetten ve sadelikten yanadır. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur. a. e. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. g. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. Sade Adamlar.. ġeb-i Hicran.20 Bahtiyar Vahabzâde. 21 1. amaç değil. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. bütün insanlığın yüreğine hitap eder. g.

―Latin Dili‖.dir. 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. Sanatkâr ve Zaman. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. ―Bu Dil‖. Lirika. Bununla birlikte. Ahı Dünya Fırlanır. Piyesler. ġenbe Gecesine Geden Yol. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Veten Ocağının Ġstisi. ―Oğluma‖ vs. Nağıl-Heyat. ―ġähriyara‖ vs. Derin Gatlara IĢıg. Hara Gedir Bu Dünya. ―ġäbi hicran‖. Dört Yüz On Altı. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. Ana dili ve genellikle dil konusu.Ġkinci Ses. ―Alfabe Kitabı‖. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. Feryad. ―Yollar Oğullar‖. Ümide Heykel. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. Ana dilinin kullanılması. ―Üz Astar‖. Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. ―Ne Ondansan. Sadelikte Büyüklük. Semed Vurgun. VetendaĢ. Dan Yeri. ġehitler. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Ne Bundan‖. Payız DüĢünceleri. Açıg Söhbet. Bir Baharın GaranguĢu. Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki.12 Deniz-Sahil. Açılan Seherlere Selam. muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. ġair. onun diğer . Goyun. Bahtiyar Vahabzâde. Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir. Her Çiçekten Bir Leçek. ―Märziyä‖. Muğam. Özümle Söhbet.

Aynı piyeslerden bazıları Ermeni. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur. Mehman Musaoğlu. inceleme. sf. YağıĢdan Sonra. senaryo. e. Yard. Hüsniye Zal Mayadağlı. g. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. hikâye. Dr. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. Alman dilinde bir. R. a. Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. sf. poema. e. Ģiir. d. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. Yollara Ġz DüĢür. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. YevtuĢenko. Ġkinci Ses. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. a. g. . 24 a. 22 23 Prof.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. Kendi ana diliyle. g. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. 63. piyes. Dr. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. Özbek Türkçesiyle iki. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. araĢtırma. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. üçüncü olarak Semergend Teatrında. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. makale. Doç. Moris. 41-43. tanıtma yazıları. sf. J. J. 62-63. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir.

evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. herkesin kendinden öc alması. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli. an. vatan hasreti. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. Tebrizî. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. hızın sınırları nasıl dağıttığı. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. yeni ölçülerin lüzumu. ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır.14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. gurbet. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu. zengin . H. 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini. hız. temizlik. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. sonsuzluk. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. yücelik. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. baba. cesaret. eski ölçülerin gereksizliği.

ġikâyetnâme. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. Ah Zalım Ovçular!. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. 1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. Mehemmed. 1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. ġair bu eserinde. çektiği iĢkenceler. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖. ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı.15 olma isteği. Prolog. ġair. . ―ġeb-i Hicran‖ poeması. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. Mehemmed-Leylâ. Ġki Müellim. Emi Gatili. ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde. Bu poema. Ġki Hediye. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. düĢünceleri anlatılmıĢ. ―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması. Kerbelâ Seferi. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler. Bu poemasından daha önce. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. Can Yangısı. ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır. Bir Deste Çiçek. Ġki Hükümdar. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır.

bebeğini sokağa bırakanları. Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. 4. konuyla ilgili . Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. devri öven eserlerinden biridir.Bölüm.Bölüm. ġair. O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ. Vahabzâde. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. 1. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir. milletini. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini. Gocalar Evi. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. kendine yabancılaĢmak. Beni Osman’ın vatanını. Araplıktan uzaklaĢmak. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. Körpe. mezhebini. hem de üstüne basa basa. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir. Bu poemada yabancıyla evlilik. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında. Bölüm. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur. Körpeler Evi.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini. Almanya galibiyetinin 30. ortaya koymuĢtur. 3. kendi inandığı fikirleri. Goca.Bölüm. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. 2.

Ġzmir. Özbek Ģiirinden. Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. tarihî eserleri. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. Tatar Ģiirinden. KuĢner.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. ―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. . onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir. A. Andrey Demetyev’in. e. Ġstanbul. Alman Ģiirinden. Camal Kamal’ın. ömrünün sonbaharındadır. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte. Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. g. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. Rimma Kazakova. Helmut Fransler’in. Efes gibi yerleri. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. Yevgeni YevtuĢenko. ―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde. 25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. sanat ruhuna uygun gelen. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan. Renat Haris’in. Ankara. Bahtiyar Vahabzâde. 62-67. Litva Ģiirinden. ―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. Sonbahar. ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. ġairin 25 a. ġair. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. iĢsizlik sorununu.

18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. Yine her birimiz. bütün nesillere. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. d. 20. kendi dünyasını. Ahmet Bican Ercilasun. insana. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır.5. a .26 1. “Bahtiyar Vahabzâde. böylece inkiĢaf eder. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır. komĢusuna. Dr. hepimize has olan ihtiraslardan. sf. yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. Zannımca. dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar. 29. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor. köprü tablolar çizer.g. sf.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. derd ü serimize ortak olan. Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ. mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına. doğrudan doğruya zaman. okuyucuların çoğu bugün kendisini. .

g. Yahya Kemal. Bununla birlikte o. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. sf. sf. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir.‖ dedi. 39-40. 29 a. 31 a. Dr. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Bir genç. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. d. Sonra tercüme etti. g. sf. 15. 28 Prof. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum. 30 a. sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. bir fikir adamıdır. Bahtiyar Vahabzâde. 44. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen. seven gönüllerin. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür. g. sf. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. bir halk Ģairidir. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair. adıyla çağırırlar. d. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim. Nizami Caferov. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu. d.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. 16.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil. . O.‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”.

33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim. Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir. bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır. sf. a. 13. sf. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19. Dr. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. sanat. Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. Önceki edebî aĢamalar ilim. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin. Halil İbrahim Usta. Dursun Yıldırım. O. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). g.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek. 45-46. 741. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. d. felsefe ve estetik. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır. ve 20. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır. . yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof.. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. bir değil. Türk Dili Dergisi. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır. ve 18.

Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir. tür. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. Ana dille ortaya konan edebiyatta.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. Edebiyatın yeni yönü. dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. Ahundzâde oynamıĢtır. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. M. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern. neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde. poetika. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. 19. F. Hadi ve H. genelden özele. yüzyılda ilk defa M. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. Ali Bey Hüseyinzâde. evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür. F. dil. 19. Ġslam modeli ve poetikası. romantik estetikten realist maarifçiliğe. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. . Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. fikir. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark.

Türk edebiyatının 20. realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder. Yendiler. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. 493.c. bir dirildiler. yüzyıl boyunca. s. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar. sf. Ankara. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir. bir ölüp. Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir. Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar. 2002. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”.280.34 Türkler 20. 1996. modern. “20. . maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. sf. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar.2. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur. yenildiler. 35 Şuayip Karakaş. 35 yüzyıldaki macerası. Ankara. Güz.

a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2. Bu geliĢmeler.288.g. sf. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. sadece Türkiye’de değil. üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir. Bu durumun yegâne a.d. oldukça geniĢ yer tutmaktadır. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. Modern Azerbaycan Edebiyatı. 36 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler.23 19. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. 20. Bu döneme verilen isim de ilginçtir. Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler. . bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. Batılı anlamda Ģekil.

millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. Basımın kuvvetlenmesi. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması.yüzyıl. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu. Bir Ģair olarak Molla . 20. Sabir.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. göç ettiler. 20. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir. 20. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. nesir ve tiyatro eserleri idi. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. Bu sebeple 20. Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri.24 sebebi.

Hüseyin Cavid. zamanın gerekli meseleleriyle. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. ve 20. 19. Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. Daha sonrai ise siyasî hayat. Eligulu Gemküsar.25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. halk ile okumuĢ. 20. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. Üzeyir Hacıbeyov. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Mehmet Said Ordubadi. Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. Nerimen Nerimanov. Abdulla ġaig. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. bey ile çiftçi. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti. mülkiyet sahibi ile köylü. Mirze Elekber Sabir. ReĢid Bey Efendiyev. . dönemin siyasetiyle. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. ananevî mevzulardan aktüel. Sultanmecid Genizâde. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. Eli Nezmi.

fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır. ne tarihî kahramanlık destanları. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi.s. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır. Eğitimciler. . küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın. tâziyaneler. ne Sadi tarzındaki nasihatler. Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır. Realist. Onlar daha çok olağan hayatı. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir. talim. ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. Daha sonra da çiftçilerin istismarı.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur. Bu dönemde edebiyat. Üçüncü bir kısmı ise eğitim. onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. v. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı. eğitimin. Öncelikle çalıĢanların. sosyal-siyasî yergilerin. Ne âĢıkane efsaneler. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler.Maarifperver Edebiyat 20. Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. öğretmenin. geleceği yaratmak için herkesten. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar.

27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. Tevfik’in. Abdulla ġaig Talıbzâde. muayyen derecede soyutlama. Eliabbas Müznib. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. dil ve üslup tantanası. AğadadaĢ Müniri. Abbas Sehhet. Türkiye ve Rusya yolu ile. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. . Sultanmecid Genizâde. topluluktan çok ferdi anlatma. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. A. millî-dinî içerik kazanmıĢtır. Abdulla ġaig. Sened Mensur. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. Kâinatın. Bu akımın içinde bulunanlar. Hamdi’nin A. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme. Ġbrahim Bey Musabeyov. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu. insancıllık. geleceğe umut. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi. Romantizm. ReĢit Bey Efendiyev. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R.

Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. idarî kadroları da değiĢir. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar. Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü. maneviyatsızlığa tercih ettiler. Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. . Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. 1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler. sf. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. 742. d. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte. g. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. Ģair de hayatından olur. yönetici. Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar. çoğu bilim adamı. gazeteci. Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. yazar. “a. öğretmen.

insan iliĢkileri. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur. sosyal olaylar. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. ―Komünist Dünyasının Dili‖. Bu. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. yeni insana. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. feminist kızlar ve kadınlar. Yeni cemiyete. eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. temsil eder. idealist komünist gençler. Böylece eski cemiyete. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. cahil din adamları. hurafeye inanan gafiller. Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. zengin kiĢiler. Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok. . yeni bir insan. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. anti-komünistler. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. öylesi bir durum alır ki. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖.

eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder. köylünün. din adamlarının cehaleti. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. Mihail Yuryeviç Lermantov. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı. . Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. anlatılır. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. ağa-emekçi çatıĢması. Mayakovski. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. Hüseyin Cavid. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar.

sevinçleri. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları. Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. BolĢevikler. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. sanat değeri olmayan ürünlerdi. Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. çok açık görülür. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler.yüzyıl sonu veya 20. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır. Ġkinci olarak.31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır. rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir. insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret. bu dönemde saf. Eserlerin ideolojik . Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. Öncelikle söylenmelidir ki. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. Hâlbuki edebiyat. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. Bununla birlikte yeni rejim. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. Fakat bunlar. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz.

b. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. Gebil. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler. emek ve emekçi v. Düz yazıda Enver Memmedhanlı. gerçek tarihi anlatmaya. Zeynal Halil v. Ġlyas Efendiyev. . Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri. hakikatleri söylemeye. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. Nebi Hazri. Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti.s. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir. Hesen Seyidbeyli. Ġsa Muganna. Ġmam Kasımov. Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti. Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. beynelmilelcilik. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi.32 yönünü bir tarafa bırakırsak. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. Eliağa Kürçaylı. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. Ġsmayıl ġıhlı. Büyük terör yıllarında bu edebiyat.

Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. ġiir. Asrîlik 3. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. Millîlik 2. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. Musa Yakub. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi. 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Eliağa Gürçaylı. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular. Vagıf Nesib.33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. Gasım Gasımzâde. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler. Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. Sabir Rüstemhanlı. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. Tabiat . YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler. Memmed Ġsmail. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik.

Nebi Hezri. Bahtiyar Vahabzâde. Mehmet Aslan gibi Ģairler. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. Dr. Mehmed Araz. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir. Muğam. Tevfik Bayram. Nebi Hezri. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. Mil. MakineleĢtirilen. Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır. SavaĢ ve tabiat. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. robotlaĢtırılan tabiatı. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır. BalaĢ Azeroğlu. Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. Bahtiyar Vahabzâde.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. Güney Azerbaycan için de geçerlidir. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. bir güzellik anlayıĢına. Helil Rıza Ulutürk. bir ahlakî ölçüye . Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. Helil Rıza Ulutürk. Gasım Gasımzâde. Göy Göl. Eli Tüde. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. Söhrab Tahir. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer.

Mikayil MüĢfik. Ģaman felsefesine. Samed Vurgun.35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder. Resul Rıza. Hüseyin Cavit. Süleyman Rüstem. Bu noktada Prof. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir. Ömrün. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir. Dr. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. millî düĢünce terbiyesi. Ģekillerine. asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. Ehmed Cemil. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine. 38 Bu bölüm. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. . Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine. Memmed Rahim. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir.

dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. Fikret Sadık.39 3. Kasım Kasımzâde. Mestan Güner. Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. Ġslam Seferli. Nebi Hezri. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni. Mehmed Araz.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Çingiz Elioğlu. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. ġiirimiz. Sabir Rüstemhanlı. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. ġiirimiz. manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. Ġsa Hesenzâde. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde. Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir. Fikret Koca. poem. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir. Hüseyin Arif. Halil Rıza. Eli Kerim. yılların yetiĢtirdiği Ģairler. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. .

Tvordaviski.37 paralellik gösterir. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. siyasî sorunlarını. 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A. M. Prokof Lev. Fakat türün henüz ne olduğu. M. Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur. Poema. ―Halk Hekimi‖. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖. ―Natevan‖. ―ġeb-i Hicrab‖. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. Mikail MüĢfik. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. ―Istırabın Sonu‖. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. Dudu. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. Memet Rahim. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. ―Ögey Ana‖. A. Resul Rıza. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. . özellikle ―Aygün‖ poeması. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. ―Zamanın Bayrağdarı‖. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. N. Süleyman Rüstem. Gribecev’in: ―V. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. ―Mugan‖.

Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?). Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir. Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. O. Poema. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. Timofevvve S. Ģiirle iç içedir. ġiir tarzında roman ya da öykü. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. Bu da bize poemanın. L. Zaman.38 1965 yılında A. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur.‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır. mekân. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır. çatıĢma unsuru. Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır. Adalis. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. ġurası da dikkat çekicidir ki. lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. Selvinski de katılır. Hiç kimse. kiĢiler kadrosu. V. ĠĢte bu tür . Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. Ġ. Mirzayev ve Ġ. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. olay örgüsü.

Ehmed Cemil. Hüseyin Cavid. olarak değerlendirilmektedir. Hüseyin Hüseyinzâde.40 4. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil. Mikail MüĢfik. Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir. Gasım Gasımzâde. POEMANIN ÖZETĠ Poema. Medine Gülgün.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır. o. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. Samed Vurgun. Memmed Rahim. . Resul Rıza. Tabii 40 Bu bölüm. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. anlatım. Ġslam Seferli. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. öyküden. romandan. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. Nebi Hezri. Eli Kerim. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. Süleyman Rüstem. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır. Eliağa Gürçaylı. klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. Bu bölümde Ģair.

Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. ―Yağ. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır. . ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur. ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam. Yağmur‖ bölümünde Ģair. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam.

Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. ġair. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir.41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. .

Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir. Näsä deyir… “Cik-cik”. Dilindäki ġäm säsinä .BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs. biz bilmirik.Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. bilmirik. naläsinä. Lähcäsinä. çayır mürgüleyir.

25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. dili var. Üräyinlä sän ġulaġ as. Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. Mätläbinin axırı var. Tar da elä… O sızlayır için-için. O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. 20 Üräyini duyacaġsan. 30 Bergülünü.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. Ġçindädir här mätläbi. ävväli var. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. Naläsidir eĢitdiyin. Mätläbini bilmäsän dä.

Ney üstündä yeddi säsin. O düĢünür. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. Häm dä bizi düĢündürür. 55 Nädir belä? Bälkä elä . diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. 50 Pırıl-pırıl säsläri gör.44 Sinändäki dağ külünü. Bu dünyanın ağrıları. Oyuġ-oyuġ yuvaları.

Bax här yerin çiçäyinä. däräni gäz. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. 70 Bil dağların çiçäyi nä. 75 Cığırları. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. näfäs näfäs Dağı dolan. O. Addım-addım. yox. bir deyil. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax. xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. yolları gör. bir deyil.45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. dünyanı gör. .

ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir.41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var. Bälkä… Muğam bir nağıldır. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. ġuru näfäs. ġe’r–sözün näğmäsidir. äfsanädir. sözü Ģe’r. nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. Elä säsin özü Ģe’r. dünyanı gör.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. . Säs dä var ki.

105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk.47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur. El deyir ki. BaĢ var ikän. arzularım Gäläcäkdir. Bu gözlämä müsibätdir. Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. Canavarın aldatdığı . diĢ var ikän. bu diläkdir. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. ġol var ikän.

125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. 130 Onu öyrän. duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä. ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. . sorğusunu Xäyalını.48 ġengülümün. Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. Öz sözünü. öz ġälbini ara xalġın. Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi. 42 Çaldıran müharibäsi. Biri hünär. dinlä neyi. 145 BänövĢänin üĢümäsi. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. O birisi göz yaĢıdır. ġalxan säsi. 150 Dinlä tarı.49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. O särtliklä. 155 O–danıĢan. Ģanlı müzäy. .

Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. Gah säsindä göy gurlayır. düĢün. . Dayan. ġUR Varaġlama o tarixi. Gah inläyir häzin-häzin. 170 GözüyzĢlı anan kimi. Häm növämin. Tüstüsünä aman elä. Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi. DüĢün. 160 Häm babamın yaĢındadır. Oduna yan. dayan.

sirrini açmaz sänä. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. 180 Muğamlarsa baĢ tärpädär.51 175 Dinlä onu. 190 O. Bu dünyanın Ağrısını. basma ayağını Bu çämänä. Ävväl öyrän. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. ayaġları. Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. bu vätänä Hardan. Mahnılar var. Dayan.

nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän. Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir. nä zaman. Hämzäläri 215 Kim yaratdı. nä danıĢır narın-narın? Öyrän.52 Kim. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri. Nä yaratdı? .

Haġġ säsinä Yer gurladı. . ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar. yeri. Ağız açır mağaralar. Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. 230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü.53 Koroğlunun nä’räsinä. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. Täsnifläri. Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. daĢlara bax. 220 Göy gurladı.

. baĢ bir yana‖. Koroğlunun däliläri… Burada oxu.54 Ġan sıçrayır beyinlärä. Täbiätin ruhundadır . Här sal daĢı. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu. hoydu. dälilärim.‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana.. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana. 250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir. diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana. Yeriyin meydan üstünä. 255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı. ġıĢ bir yana. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun.

Cängidäki märdliyä bax. Ällär süzür incä-incä. 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. Gah yandırır. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. fikirlärlä . ritmläri? Bu ränglärdä. gah söndürür. vuġar. Ayaġlarsa yerin-yerin. Xallardakı xäyallarla. bu näğmälik. Ġayadakı särtliyä bax. Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür. düĢündürür. Täsnifläri. 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü.55 Bu uyarlıġ.

sudan belä durum mänim. Böyük ġämin. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. Üräk dolur. Ġstäräm ki. boĢalmır. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın. Sevgililär dodağında Yanıb söndün. älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm. böyük därdin Vuġarı da böyük olur. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim. Xınalandın.56 280 Yox. Aydan arı. Sönüb yandın: .

yaz baĢıdır. Ġayaların ġabağında O äyilir. 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi. Çox çäkdim yar cäfasın. . Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. sular aĢıb-daĢır.57 300 ―Däryada gämim ġaldı. Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb. Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. Bir-birilä ġucaġlaĢır. Täpälärdän säpälänir. o burulur. 310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. Biçmädim zämin ġaldı.

340 SığıĢmadı bir yatağa. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır. Dağın barı. Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. Yaylaġları gäzä-gäzä. Tälatümlär. ġaynamalar.58 320 toz-toz olur. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı. Däyir daĢa. Gälib çatır Araz Kürä. 330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza. Saz üstündä pöhrälänir. coĢur. Kür Araza. . Här ikisi dağın ġarı.

350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. sağa. Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. eĢġi. çölläri al. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. . Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Fikrin nä ġädär yolları. 345 Zaman keçti. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. mänzilläri varmıĢ. 355 Dağlar baĢı ağ.59 Budaġlandı sola. döĢläri älvan. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. öz yolunu. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ.

Bayatılar ġara geydi äyninä. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı.60 Ġürbätdä Vätän häsräti. 370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Ġarabağın çöllärini ġar aldı. Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. yurdunda bir anlıġ. Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. Näbinin meyidi ġaldı arada . Ağı dedi buz bağlayan lal sular. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä.

yaĢa. ön sözüdür Çahargahın. häyäcanlar BärdaĢtıdır. 375 Darasın saçını. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. tellär ağlasın‖. En eniĢ.61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. Mayäsindä säslär uçur . ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. yaĢa. 385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa.

. SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä. Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın. –Gäräk täslim olasınız.– Deyir bizä. Nä minarä. Bir daĢınız. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız. 410 Nä müäzzin.62 Ġanad-ġanad.

63 Bu onu. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi. Säbir gäräk. aman!. bunu dandı. Amanından aman. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk. Maġamı var här istäyin. 415 O. Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk. –Näylämäli? . Bästänigar aman çäkir. täläsmäyin. Täläsmäyin. Tarixlärä o.. O ġansızdır. DüĢmän yaman amansızdır. 430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından.

Dağıldılar dönä-dönä. . Fikir endi. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. –Hanı bizim o gücümüz?. Belinin bağı bizdän.. Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı.. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar. inlär.64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı. –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?.

65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı. 460 Günü oda çalamalı. Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi. 465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. neylär? 475 Ov bizim. ―Däyirmanın pärindän. 470 Suyu çıxar därindän. Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim. Elin sözü bir olsa. ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ . Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä.

490 Çäkic altda. Taġ-tararaġ. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. Nizä gäräk. 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. Taraġ-taraġ. ġıraġ. 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı. dämir döyäk. Dämir biĢdi. .66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. Çahargahın hasarında. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. Ocaġ yandı. Cilalandı. Od biĢiräk. Cäbhä yaraġ.

Yad ġovuldu dağlardan. yeri. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir. Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi.67 Dämir. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… . täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. 500 DüĢmän üstä durma. äri. DüĢmän ġaçır. Ġılınca dön. bizimkilär tä’ġib edir. göy gurladı. Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı. üsyan Çarigah. Hücum.

Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin. tufan Çarigah. yer titrädir. Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar. Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. sel oynadır. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Ģirin Pärdälärin? . 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. bir xäfiflik saxlanır. Cövhärindä bir häzinlik. GuĢälär göy gurladır. 525 Bäxtiyaram.68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Däryalar längärlädän tufandı.

nä itsidir. vuġar. säsdä fikir. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra. ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖. Nä doğmadır. Ġabarmalar. Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. . fikir… Ruhumuzla uyġardadır. DaĢda fikir. O batıġlar. axın axın. Yadellinin hücumuna hasar çäkir. Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar.69 Bürclärdäki o äzämät. Tämkin.

555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. 570 DüĢmäninä o deyir ki. män ġartalam. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. mäġsädi gör. män ġuzğunam. Ġız ġalası! Adına bax. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. 560 ―Bakirädir. Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän. Babaların märamından Ġbrät götür. ġızdır ġalam. Yaxın gälmä. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax. Gäldiyinä peĢman olub .70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar.

keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan. bu ġalalar. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır. Hiddätlänän säs axını… . dolar.71 Dabanına tüpürärsän. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. O fikirlär. Xeyr. ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. DaĢlardakı çalalara axar. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. o duyğular. 585 Ġorucumuz. nälär.

HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä. Görän nä danıĢır. Sän dä yanırsansa äğär bu oda. Män onu özümä mähäk sanmıĢam.72 595 Batıġların. 605 Män öz hämdämimi. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. 610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? . çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını. Dostumsan… Görüräm özümü sändä. ġanacaġ ölçümdür muğam. yoxlaram müdam.

Nolar. Payızın sazağı käsir otları. 615 Soyuġdan üĢüyür. susur bulaġlar. Yanır gizlicä. Säslärdän yaĢ sızır. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä. äsir budaġlar.73 Tökülür yarpaġlar. Düyünlü säsläri ġovurur. buna necä tab gätirirsän? . sisimi görän. ey näğmäm. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. ey pirim mänim. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. sıxır. O da ki. Barmağı altında tarzän gör necä. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. mänim kimi säsini dinlä. Göräk. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım.

Näğmä oxu. Ey müġäddäs pirim. babam fikirli. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. . xoĢ xäyallarım. düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. Söhbätinä müntäziräm män. DanıĢ. Ulu babaların kamal häznäsi. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların. 640 DanıĢ. Sän häzin-häzin Abırlı. yarpız ätirli. ey müdrik tarım.74 Ey atam hünärli. 635 Ey reyhan näfäsli. 645 DanıĢ. ġirin arzularım.

660 Bir ġälbin deyil. beĢ yüz il. yoxuĢu. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. Biz ki. kamda. bu yolları bir baĢa vurduġ. 670 Bämindä. . Bir xalġın min illik iztirabları. EniĢi. bir vahidik bir arzu. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. Elä bununçun da… Täk mänim?. al. 665 Säslänir muğamın pärdälärindä. sarı… Orda varaġlanır. Biz ki. yanğını keçirmäk üçün Fikirlär. xäyallar yuvalanıbdır. iztirab dolu. elä bil od ġalanıbdır.75 655 Här xalın tarixi Yüz il. Sirri därindä Zilindä. Yanğına dözmäyib havalanıbdır.. Söhbäti aĢkarda.

sonunu bilmir. 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. O coĢur. Cilova gälsäydi belä bir axın. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä.76 675 Yox. Här käs öz ġälbini tapır muğamda. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. kükräyir. yox. O axır. O yola çıxmadan yolunu bilmir. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. Nota salardılar onu näğmätäk. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk. . Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. Muğam–här guĢäsi sirli. soraġlı Yola bänzäyir.

O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. örtükdä çırpınan üräk. –Neçä dumanlısan. açdığı iz baĢġa-baĢġa.77 695 Bämi düzänlikdir. Här muğam çalanın. Bäli o. zirvädir. asta-asta pıçıltıları. 705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı. muğam deyänin Keçdiyi. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. Gizli mätläbini görmäkçün . Mänsur. zili zirvädir. Zabul üstä inlädir tarı. Görünmür gözä Pärdädä. Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır.

Ey pirim mänim . Ey näğmäm. Min sözdän güclüdür. Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin. Mätläbi gizlädir. bir xalın sänin. Ey tarım. aldır säslärin.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. Härä bu ocaġdan bir od götürär. 730 Gizlidir sözü näğmänin. Tutar säsindäki därinliklärä. inläyir ancaġ. Xäyalın gözüylä eĢidär. görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä. 725 DanıĢır. Bilmiräm yaĢıldır. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ.

här xalın neçä rängi var. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. bir anlığa baxaġ göylärä. Köy dä . Gälin. Här käs. Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. Hämän hämändir. nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var. Häränin gözünä bir cür görünür. här kuĢäni yozur bir yerä. 750 Buludlar dönür. Kim deyä bilär ki. Yanıb Ģırıl-Ģırıl. Buludlar burulur.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. Sözümdä olsaydı säsinin gücü. Yox. sönükdür näğmälärindän. Axıb Ģır-Ģır o. Här säsin.

Män dä häġiġätäm. Mänim gördüyümü görmäsändä sän. 770 ĠoĢġarın. ancaġ. Anbaan däyiĢän o buluda bax. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. . Orta segahım. Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. Ġnan gördüyünä. Käpäzin. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän. Mänim öz amanım.80 755 Bulud da. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. mänim öz ahım. sän dä häġiġät. Elädir älbät. Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Härä öz ġälbini görür buluda.

Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar. 18. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al. yüzyılın ikinci yarısı ile 19.c.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı. tarda böyük yeniliklär elämişdir. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. sän al canımı. ġirin bayatılar. arana çatdı. öz mälalımsan. Azerbaycan Edebiyatı. Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni.” 44 . äsrin musiġişünaslarındandır. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan. Daha fazla bilgi için bkz. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. 2. 43 XIX. Anamın südütäk sän halalımsan. Mänim öz därädimsän. çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı.

bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. . iç hönkürtüsü. Gah düyünläyir.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. Ağrılar mayası. Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. ġikayät süsü. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. Sonu iniltili. DanıĢır. Bä’zän inläyir. 805 Könül hıçġırtısı. 810 Mätläbi gah açır. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Bä’zän üsyan edir. Gizli därdlärinä yandırır säni. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim. Vaġifin gönlünü ġana döndärän. baĢından ötüb keçäni.

yan axdı. Bir dilbilmäz ġuĢ idim. 825 Yandım. Oxudum.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır. Dibindä min can axdı. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. Äziziyäm gül oldum. ona dil deyir: Araz gäldi. Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä. bülbül oldum… . kül oldum. axır. 820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä.

özü xatirä. sazağa neylim? . zilindä o ―neylim‖? deyir. dağda bitmiĢäm. dağlar aĢmıĢam. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm. Bämindä. 845 ġaxtaya dözmüĢäm. Düzändä käsdilär. Alovu täässüf. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. dililä amanın. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. hansı günahın.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. Ġazancı ağrılar. mänim dämadäm. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. O deyir.

ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs. Günah mändä deyil. yer üzü gündüz. sözüm bilinmäz. Dedi:–Bu da keçär. 855 Gördü ki. bir üzü gündüz. axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. Därdilä. Neylim. . daĢı äritsäm. Säsim su yandırar. Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. Bir üzü gecädir. gözläri doldu. Buz tutar. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. bulağa neylim? DanıĢdı. od mänä hämdäm. buza neylim. yay günü bulağa getsäm.

halalım. Nä deyirsän. Anamın öz südütäk sän hallımsan. här zili od. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah. hökm eläyir ağla Segah. Segah. Onun här pärdäsi ah. här bämi ġäm. . Ġälbä atäĢ çiläyir.86 Ey mänim üräyim. Segah. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. can yanğısıdır. ġälb atäĢi. 865 Öz ällärinlä. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. çağla. mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. çağla. oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı. gündüzü gündüz. Nä deyir könlümü oymaġla. Sän mänim göz yaĢım ol.

Deyär ahästäcä hey:―Ağla. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. ağla. därin düĢüncä. DanıĢır. anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk. Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. aramla täk-täk. 895 DanıĢır tämkinlä.87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. DanıĢır bir äsrin öz yarasını. 885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. Mäcnun sähralara gätirär pänah. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını. Segah–bir istäyin. Segah. DanıĢır aramla. Segah‖. Rast–onun atası… Näsihät eylär. eĢġin dalınca . 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. Rast–müdrik bir ağıl.

Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü. . Mühit dänizitäk o längärlidir. kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir. 900 Bir zaman büdräyän ġälbin. o säbirlidir. Vuġarlı. Segah–nalä çäkän. istäkdän od ġalanıbdır. Rast–tädbirlidir. danlağı. dözümlü. Yüz ölçür. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. 905 DüĢünür därin. Fikirlär. 915 Rast–cavan deyildir. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. ärk etmäsidir. bir biçir.88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri.

Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları. yaĢa dolmuĢ. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı. Yerläri. 930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı. Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla. nädir? .89 O.

gün nädir? Ġlk nä. . Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. ġurur bir yandan. Aġil danıĢır. Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan. fırlanır. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast.iir? Ġlk nä. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast. Fırlanır. gün näd. fırlanan nädir? Ay nä. canlı misallar çäkir härdän.90 Hökmüylä. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast.

ahästäcä söylär. Ġnsanların ilk arzusu. o. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu. 965 Ġabırğası ġalın ovçu.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. Öz därdini ġıĢġırmaz. Lakin äzabın son dämi. Bilmädi ki. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. bir az aralandı. Zalım ovçu. Ey Bäxtiyar. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast. niyyätläridir Rast. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. 960 SärçeĢmädän su içmäyä. 955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır. Ġaçdı. ah atäĢi söz ränginä girmäz. särhädläridir Rast. .

975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. Gül üĢüdü. sänin ġolun sına. baxdı yazıġ-yazıġ. Bir ora bax. Ovçu. Bir geri dön. 985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu. Ġaçammadı… O dayandı. Bu dähĢätä kol titrädi. Mälül-mälül. 970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı. Dilä düĢdü: .92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı. 980 Tüfängini çiyninä sal. Döndü.

yaralıyam‖. YAĞIġ Ağ yel äsir. Män bu dağın maralıyam. YAĞ. 990 Yaralıyam. Ağ yel äsir. HeykälläĢir häyrätimiz. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz.93 ―Aman ovçu. Tel-tel äsir. Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. YağıĢı da ağ gätirir. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . 995 Ağ buludlar Topa-topa. ağ-ağ gül bitirir. vurma mäni.

yağıĢım. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. Tut ucundan sän göğä çıx. göz islanır.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä. 1025 ġırıldayır navalçalar. Bu yağıĢın. Üz islanır. ―Yağ. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. Ağ buludun toy günüdür. Yağ ey yağıĢ. yağ yağara. Üräyinin tanğısına Dağın. Oğlan ġaçar. Ġız islanır. . dağ ağara. 1015 DaĢ ağara. Gir mağara. daĢın.

Açıġ yerdän gün çırtlayır. 1040 Arzumuzun. Deyärlär ki. Bir täräfi açıġ olar. Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? . 1035 Sellär. Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. sel oynayar. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä. därälärä… Göy tutular. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü.95 Arxlar daĢar. Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün.

1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün. Kitab kimi o. yerin. oxunur Varaġ-varaġ. . Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı. 1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax. Säslär elä ängindir ki. üräyin gah ġüssäli. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı. O. 1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır.96 Bu da özgä bir näğmädir.

ġodu. nä biçinä. Säpälänir sola. yağıĢ käsmir. yağır yenä… Nä äkinä gedän olur. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. 1080 Bir yandan da yağıĢ yağır. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır.97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. Gah da olur. 1075 Säslärdäki ränglärä bax. 1090 Çömçäni doldursana…‖ . Aman vermir göz açmağa. Elä yağır. dursana. sağa. Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar.

Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. borana düĢdük. SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä. ĠıĢda arana köçdük. 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. . Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. Yayda dağa üz tutub. Üräk yanır. DüĢdük ġara. dil yanır.98 Äkin-biçin eĢġinä. sazağa. Dağda. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu. Häm ġul olduġ. häm ağa.

1120 Dolanıb gäldi ġoyun.99 Särhäd tanımadıġ biz. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu. Çobana çarıġ bağı. gäldi dağı. a däli ġoyun. uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına. Arxalandıġ dağlara. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. ġoyun. Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. Dağ bizä sirdaĢ oldu. .

a nazlı ġoyun. Ġırġovul gözlü ġoyun. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… . Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu. 1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. 1125 Pendiri käsmä-käsmä. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ.100 Nänäm. Biz ġoyunu. Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu.

Sevinç bizi güldürürsä. 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. sayaçılar. Därälärä hay salar. 1145 Uca dağlar. ġoyun‖. Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. Kürä çatar. laylalar Ġayalardan sızılar. Arazıma can atar. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. Nä dä gülür. Yünü bir ġarıĢ ġoyun. Çoban sändän küsübdü Südü ver. barıĢ.101 ―Nänäm. dil anlar. ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. a narıĢ ġoyun. . Ġäm ağladır. Sözün özü nä ağlayır.

Sözdän ävväl säs yaranır. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. Yox. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. söz deyil. Häm ağladır. säsdir axı. . Ġähġähä dä. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi. Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz. Hönkürtü dä. Yox. ġähġähälär. näğmälär yaranmazdı. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz.102 1160 Amma bizi häm güldürür. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä. Könül säsi könül dälär. 1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. Bälkä insan Sevincini.

1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän. O. göz yaĢları. fikrimizin ibtidası. dayandırdı muğam. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. vicdanı utandırdı muğam.103 Näğmäläridir Sözümüzün. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. Neçä ġäsdin önünü käsdi. Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. ―Salı yandırdı‖ muğam. Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. 1195 Oyadıb yaddaĢı. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam. Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. . bir canlı kitab. üräk yanğısı. bir çängä bulud.

. bäxtiyaram. Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam. Deyiräm. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam. zänn elädim.104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. Çox kitablar oxudum.

feryadını. gür sesini. . Kuşcağızın günahı ne? Sabrını.İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır. bilmiyoruz. 10 Kuşdilini bilmiyorsak. Yüreğindeki gamı. Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor. Neler diyor… “ Cik cik ”. Dilini. bilmiyoruz.

Arzusunun öncesi var. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. Gayesini bilmesen de. 20 Yüreğini duyacaksın. lehçesi var. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . sonrası var. Önce öğren sen bu dilin Noktasını. Yüreğinle dinle. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için.106 15 Kulağınla değil. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. 30 Virgülünü. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. Feryadıdır iĢittiğin. Ġçindedir tüm arzuları.

Hem düĢündürür. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. hem düĢünür.107 Yüreğindeki ateĢin külünü. kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine. Oyuk oyuk yuvaları. O. 55 Nedir böyle? Acaba . sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık. Bu dünyanın ağrıları. Ney üstünde yedi sesin. Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri.

Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil. 75 Patikaları. Ġnip çıkan geçitleri.108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. nefes nefes Dağı dolaĢ. Dağa giden patikalarda Önüne bak. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. aynı değil. dereyi gez. dünyayı gör. Adım adım. kokusunda Nağmedeki seleri duy. O ikisi aynı değil. hayır. halleri gör. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne. yolları gör. . Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde.

Bilelim. dünyayı gör. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ. sözü de Ģiir. Belki… Fasıl bir masaldır. nedir? sıradan bir ses. efsanedir.109 Çobanın belindeki ArĢına bak. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki. ġiir ise sözün nağmesidir. Kelimelerin anlatamadığını anlatan. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak. bu dünyaya sözü nedir. gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme. Bu sesin kendisi de Ģiir. kuru bir nefes. 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. . Söz. sesin ahengi. efsaneye göre arşındır.

Niye. arzularım Gelecektir. BaĢ varken.110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur.. Bu bekleyiĢ musibettir. niye ĢiĢededir 110 Devin canı?. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım. Canavarın kandırdığı Gülecektir… . Halk diyor ki. bu dilektir. Bir hasrettir? 115 El varken. kol varken. niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. diĢ varken.

Hayalini. sualini. duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ. Sözünü. kendi kalbini ara halkın.111 ġengülümün. Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver. 130 Nağmelerini öğren. 125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu. .

155 O. O. O. Kılıç sesi. kalkan sesi. hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. 145 MenekĢenin üĢümesi. dinle neyi. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. Biri gözyaĢıdır. Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır. Ģanlı Ģöhretli bir müze. 150 Dinle tarı.112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. Biri hünerken. . Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi.

Kâh inliyor hazin hazin. Dur.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. . düĢün. AteĢiyle yan. 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur. Hem torunumun. Dinle ġur’u Kalbini sana açan. DüĢün. dur. Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi. 160 Hem dedemin yaĢındadır. Kâh sesinde gök gürlüyor. Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin.

190 Sırrını açmaz ki sana. Kirpiklerden yaĢ akıtır. Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. Önce öğren. bu vatana Nereden. Dur. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden. Bu dünyanın Ağrısını.114 175 Dinle onu. adım atma Bu bahçeye. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. 180 Fasıllarsa baĢ sallatır. Mahnılar ayakları.

niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri.115 Kim. ne zaman. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri. ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. ne söyler narin narin? Öğren. Hamzaları 215 Kim yarattı. Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren. .

Hakk sesine Yer titredi.116 Köroğlu’nun narasına. Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. kayalara bak. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri. 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak.48 Ağzını açıyor mağaralar. Tasnifleri. ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. 220 Gök gürledi. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti. .

diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un. Yürüyün meydana.117 Kan sıçrıyor beyinlere. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor. yiğitlerim. Her yassı taĢı. haydi. Tabiatın ruhundadır . kıĢ bir yana. Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. baĢ bir yana‖.

265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Kâh yandırır. özlüğünü. 260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. Cengideki mertliğe bak. Kayalardaki sertliğe bak. Ayaklarsa hızlı hızlı. .118 Bu ahenk. Eller süzüyor ince ince. fikirlerle. ritimleri? Bu renklerde. kâh söndürür. vakar. düĢündürür. göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri. Tasnifleri. Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. Hallerdeki hayallerle. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. bu ritim. 275 Kanadında gurur.

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

teller ağlasın‖. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. Diyor:–Hayat bir kavgadır. Mukaddimesidir.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. önsözüdür Çahargahın. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. Ġn iniĢten. yaĢa. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa. Ġçerisinde sesler uçuĢur . 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. yaĢa. heyecanlar. 375 Tarasın saçını.

Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye. Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz. Diyor bize. . GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize. Ne minare.125 Kanat kanat. 410 Ne müezzin. 400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız. –Teslim olmanız gerekiyor. TaĢ üstünde.

Acele etmeyin.126 Bu onu. Bestenigâr dert çeker. DüĢman çok acımasızdır. 415 O bunu reddetti. sabredin. Derdinden aman. Yeri vardır her isteğin. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek. Sabır gerek. aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. Ya gelecek? –DüĢünelim. O. KarĢımızdaki kansızdır. —Ne yapmalı? . tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi.

—Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr. ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖. Dağıldılar döne döne.. Ağıt yakar kızlar. 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar.127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. Belindeki bağı bizden. —Nerde bizim o gücümüz?. inler. . 445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. . gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden.

Dertlerimiz kılıçla Biter bizim. neyler? 475 Av bizim. 460 Günü ateĢe boyamalı. Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ.128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı. Halkın sözü bir olsa. ―Değirmenin çarkından. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ . 465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi. 470 Suyu çıkar derinden. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze.

129 ġimdi bize kılıç gerek. demir dövmeli. 490 Çekiç altta. Tarak tarak. Ocak yandı. kıralım. . Yassılandı. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. Demir kızdı. 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek. 495 Elde silah Vuralım. Çahargahın hisarında. Kargı gerek. Tar tararak. Cephe yaralım. Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. AteĢ yakmalı.

Kılıca dön. bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir. gök gürledi. isyan Çarigah. Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. düĢmanın üstüne yürü. DüĢman kaçıyor. eri. AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… . hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi. Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te.130 Demir. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. DüĢman atıldı dağlardan. Hücum. 500 Durma.

520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah. coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı. tufan Çarigah. . KöĢeler gök gürletiyor. bir zariflik gizleniyor. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. Dalgası mı katardaki 530 Dertli. Ġçinde bir hüzün. yer titretiyor. sel coĢturuyor. Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. 525 Bahtiyarım. Denizleri yerinden oynatan tufandır.

çökmeler. gurur. Ne doğumdur. ne sıcaktır. DüĢman hücumuna duvar örer. . DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. Ciddiyet. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. Kabarmalar. TaĢta fikir. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri. fikir… Ruhumuzla özgürdür. ard arda.132 Burçlardaki o azamet. seste fikir. Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖. O.

570 DüĢmana diyorlar ki. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. gayeyi gör. kızdır.133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. ben kartalım. Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. Kalenin adındaki Manaya bak. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. . 560 ―Bakiredir. 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan. Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. görürsün‖. YaklaĢma. kalem. Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen. ben kuzgunum. Kız Kalesi!50 Adına bak. Tüten ocaklarmıĢ.

580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir. Hayır. Hiddetlenen ses seli… . taĢar. neler.134 Derhal kaçarsın. 585 Askerimiz. TaĢlardaki çukurlara dolar. kabarmalar. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. bu kaleler. TaĢ türküler. neler?! Bu kaleler. O duygular. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki. 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. düĢünceler.

ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. Bakın bize ne der. 605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde. Dostumsun… Kendimi görürüm sende. HERKES BĠR YUDUM… Marifet. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır. cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli.135 595 Metlerin. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . kanacak ölçümdür fasıl. Sen de bu odla yanıyorsan. sürekli yoklarım.

ey pirim benim. Tarzenin parmağının altına bak. 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. Yanıyor için için. ey türküm. Ne olur. titriyor dallar.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar. sisi mi bunları gören. Nasıl kavrulur. benim gibi sesini dinle. nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. 615 Soğuktan üĢüyor. Hazan rüzgârı kesiyor otları. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. susuyor pınarlar. O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle. Nağmen olabilir adağım benim. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı. .

tatlı hayallerim. dedem fikirli. 640 KonuĢ. Ey mukaddes pirim. 645 Anlat. 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin. Ey masal ninelerinin ninni sesi. yarpuz kokulu.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. ey mukaddes tarım. Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi. Sohbetine hazırım ben. düĢüncelerin . Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan. Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden. Nağme söyle. HoĢ arzularım. Anlat. 635 Ey reyhan nefesli.

Biz ki. ĠniĢi. Bir halkın tarihi Tarihin yolu. Biz ki. bir gayede. 660 Bir kalbin değil. . KöĢeler rengârenk: YeĢil. biriz. 665 Seslenir fasılın perdelerinde. yokuĢu ıstırap dolu. Sarı… Orada sayfalanır.138 Denizlerden dalgalı. Sohbeti aĢikâr. Kırmızı. bir arzu. fikirler yuvalanır. bu yollara yalnız baĢ koyduk. beĢ yüz yıl. Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. Bir halkın bin yıllık ıstırapları. semadan derin. 655 Her halin tarihî Yüz yıl. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller.

gizemli Yola benzer. Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya. Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez.. hayır. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını. . Önce yemyeĢil ovalarda gezer. Notaya dökerlerdi onu nağme gibi.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. Herkes kendi kalbini bulur fasılda. Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek. 675 Hayır. Yola çıkmadan bilmez yolunu. Birden değiĢtirir yatağını. Fasılın her köĢesi sırlı. taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını. CoĢar. Sonra kükrer adeta.

Mensur. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü. zirvedir. Her fasıl çalanın. usul usul fısıltısı.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. zili zirvedir.. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır. . Zabul üstüne inletir tarı. 695 Bamı düzlüktür. o. örtüde çırpınan yürek. O zirvede Ayağından yer kayar sanki. —Nasıl dumanlısın. 705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. Görünmüyor göze Perdede. Evet.. O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar.

Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ. Hayalin gözüyle iĢitir. bir halin senin. Ey tarım. Ey türküm. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. yeĢil midir. Arzuların gizlidir. 730 Gizlidir sözü nağmenin. ancak inler 725 KonuĢur. Ey pirim benim. Bin sözden güçlüdür. . Gür sesindeki derinliklere. Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Bilmiyorum.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde.

Herkesin gözüne farklı görünür. Sözümde olsaydı sesinin gücü. Gök de. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. Her sesin. bir an için bakalım göklere. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım. Yanarak gürül gürül. Bulutlar karıĢır. Tıpkısının aynıdır. her halin ayrı rengi var. 750 Bulutlar döner.142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. Hayır. Gelin. Kim bilebilir ki. Akarak Ģırıl Ģırıl. O da sönüktür nağmelerinden. . Herkes her köĢeyi yorar bir yere. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. Nağmen olabilir adağım benim.

sen de. Benim gördüğümü göremesen de. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. Doğrudur elbet. Ġnan gördüğüne. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir. SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım. benim ahım. 770 GoĢgar’ın. Kepez’in. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. Ben de hakikatim. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin. Benim kederim. Sen kimseden alınmadın. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda. Benim dağlarımdır senin membaın. fakat.143 755 Bulut da. . Orta segâhım.

2. kederimsin. 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı.yüzyıl müzisyenlerinden biridir. sen al. Hüzünlü bayatılar.144 Bende doğup bende olmuĢsun. 52 19.” 53 . Tarda büyük yenilikler yapmıştır.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. canımı. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. sen al. Anamın ak sütü gibi helalimsin. 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı. ovaya ulaĢtı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Güzel maniler. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım.c. Daha fazla bilgi için bkz. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı. çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı.52 Derdimsin. Azerbaycan Edebiyatı. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. 18.

Sızıdır mayası. 810 Arzuları kâh açılır.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. . BaĢı çılgınlık. 795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh. Vagif’in yüreğini kanatan. bir arzunun. Sonu inleyiĢ. 805 Gönül hıçkırığı. Kâh düğümlenir. 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin. Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. baĢından gelip geçeni. Anlatır. Bazen isyan eder. Bazen için için inler. ġikâyet süsü. Gizli dertleriyle yakar içini. bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. yürek haykırıĢı. Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim.

Dil bilmez bir kuĢ idim. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı.146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. 825 Yandım. ona dil döker: Aras geldi. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler. Okudum. 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. sonunda kül oldum. bülbül oldum… . yan aktı. Dibinden bin can aktı. Azizim gül oldum. Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine.

dağda bitmiĢim. Kendi diliyle anlatır kederini. . dağlar aĢmıĢım. Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. göçü hatıra. benim anbean. Kazancı ıstırap. Ovada kestiler. hangi günahın. Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? . diyor. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim.147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. özü hatıra. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. ―neyleyim?‖. diyor. AteĢi ıstırap. Bamında da zilinde de.

Neyleyeyim. gözleri doldu. dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar. ateĢ bana arkadaĢ. sözüm bilinmez. Dedi:– Bu da geçer. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. Sesim suyu alevlendirir. buza neyleyim. yaz günü yanımda. . artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. Büyük arzulara dünya bir kafes. Suç bende mi. Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. pınara neyleyim? Anlattı. Derdiyle. kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu. 855 Gördü ki. Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım.

sen kendi gözünle Geceyi gece gör. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı. bir yanı gece. yürek ateĢi. 875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. ağla Segâh. çağla Segâh. hükmediyor. her zili ateĢ. . Sen benim gözyaĢım ol. Ne diyorsun. helalim. Her perdesi ah. Kalbe ateĢ çalıyor.149 Bir yanı gündüzdür. Ey yüreğim. gündüzü gündüz. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. her bamı gam. Ne diyor gönlümü oymakla. can yanmasıdır. çağla Segâh. oyulmakla Segâh? Böyle. Anamın ak sütü gibi helalimsin. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi.

usulca. onun babası… Nasihat eder. Rast. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. Segâh. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi. Anlatır. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ. 895 Temkinle. bu sevdayı kınar. bir asrın yarasını. 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. . ağla Segâh‖. yavaĢça. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba.150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. Anlatır. Anlatır. derin düĢünce. Rast. anlatır tek tek. hikmetli bir akıl.

öğüdü. rast tedbirlidir. Segâh.151 Segâh. bir biçer. DüĢünceler. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan. dostça uyarısıdır. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek. kemale Erip kendini bulmasıdır. Yüz ölçer. isteklerden yangın çıkar. bir aĢkın. Rast. metanetli. Gurulu. 900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. sabırlıdır. feryat eder. Sosyal deniz gibi dalgalıdır o. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. . 905 Derin düĢünür.

bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. Uykusundan uyandıran dağları. Mevsimlerin kuĢlarını.152 915 Rast. Kemale ermiĢ. Yerleri. pınarlarını. Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman. kimdir? . genç değil. Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı.

dönen nedir? Ay nedir. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan. UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. güneĢ nedir? Ġlk nedir. güneĢ nedir? Ġlk nedir. Kendi etrafında döner. Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast. Dünyayı oynatır. . son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur. Âkil anlatır. canlı örnekler verir zaman zaman. oyuncak gibi. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast.153 Hükmüyle. bir yandan kurutur. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir. döner.

usulca söyler. 960 ÇeĢme baĢından su içmeye. Lakin ıstırabın son demi. Ġnsanların ilk arzusu. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. Kaçtı. biraz uzaklaĢtı. Bilmiyordu ki. ah ateĢi sözün rengine girmez.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. 965 Kaburgası kalın avcı. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. Ey Bahtiyar. niyetleridir Rast. AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast. Kendi derdini haykırmaz o. Zalim avcı. . serhattidir Rast. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı.

985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. Kaçamadı… Durdu. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. baktı masum masum. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. Döndü. Bir bak buraya. 980 Tüfeğini omzuna al.155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. Gül üĢüdü. Ve dön. Avcı. Dile düĢtü: . Melül melül. senin kolun kırıla. Bu dehĢete otlar titredi.

Ak yel eser. Tel tel eser. TaĢ olur. Ben bu dağın ceylanıyım. 995 Ak bulutlar.156 ―Aman avcı. kalırız biz. Küme küme. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. Yağmuru da ak getirir. yaralıyım‖. vurma beni. Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel. YAĞ. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın . YAĞMUR Ak yel eser. ak ak gül bitirir. 990 Yaralıyım.

yağmurum.157 Ġliğine Damar. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. taĢ ağara. Yağ yağmur. Kız ıslanır. damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. Ak bulutun düğün günü. yağ. Dalından kopup düĢen Ham erikler. yağara. Oğlan kaçar. Gir mağara. ―Yağ. . 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları. Tut ucundan göğe çık. 1015 Dağ ağara. Bu yağmurun. göz ıslanır. Yüz ıslanır. Yüreğinin yangınına Dağın. taĢın.

Derler ki. sel coĢar. Bir tarafı açılır. bu nedir? Bu nedir? . seller çağıldayan Uzun uzun derelere. Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi. Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür. derelere… Gökyüzü tutulur. 1035 Sular.158 Arklar taĢar. GüneĢ çıkar. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları. 1040 Arzumuzun.

Yaprak yaprak. . Sesler o kadar engindir ki.159 Bu da baĢka bir türküdür. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin. yüreğin kâh hüznü. Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı. 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar. Kitap gibi okunur o. göğün. O. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

Sözden önce ses gelir. Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. Hayır.165 Hayır. Tamam diyebilseydi söz. 1180 Nağmelerdir ilk dilimiz. Nağmelerdir Sözümüzün. söz değil. Belki insan Sevincini. türküler yaratılamazdı. kederini Nağmelerle söylemezdi. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. fikrimizin . sestir âhı. Kahkaha da. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. Gönül sesi gönül deler. kahkahalar. Feryat da. 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. Kalbimizden geçenleri.

1195 Uyutup hafızayı.166 BaĢlangıcı. Kaç kastın önüne geçti. son verdi fasıl. utandırdı vicdanı fasıl. gözyaĢları. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. bir avuç bulut. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. ―Kuru âhıyla kuruttu‖. 1190 Onun her köĢesi bir hatıra. Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl. ―Salı yaktı‖ fasıl. yürek ağrısı. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. O. canlı bir kitap. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl. .

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura. neleri bulabileceğimizden bahseder. Köşe: Melodinin. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Nahçıvan Folkloru. c. gözlerden yaĢ akıtır. g. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir. nağmenin en etkili kısmı. 1994. Efsanenin tamamı için bkz. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra.994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. a. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.Baskı.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur. a. . e. g. 9. sf. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden. tek+düm. . e.” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. den yapılan nefesli müzik aleti. e. 1790). Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir.582. 1998. tek+düm. bazen de müstakil olarak çalınan parça.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Daha fazla bilgi için bkz. tek. sf. İstanbul. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm. düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister. e. Efsanenin tamamı için bkz. www. e.1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. (Seyfettin Altaylı. 1. ġair. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim.c.(Türkçe Sözlük. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. Ankara.c. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri.“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır. tek+düm.azadtribun. bkz. sf. a. 2. Bakü. g. 73 18. g. a. sf. yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. e. MEB. (Seyfettin Altaylı. e. g. TDK Yayınları. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür.net. Tabii mertebesi 10/8’dir. a. a. g.(Seyfettin Altaylı. g.c. tek. 2. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda.) 70 Tütek: Kamıştan vs. 1.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. (a. sf. g. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır. e. a.

Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. Dağ baĢındaki ceylanda. Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder. Büyük derdin büyük vakarı olur. aniden akla düĢen eski bir macera. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. 128). hikmet dolu bir ârifin aĢkı. sf. Dügâh perdesinde kara verir. sevgililerin dudaklarında bulur onu. Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. ninelerin dokuduğu halılarda. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a. Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. bazen güldürür. Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. ġurun da derdi. Bir yandan tepelerden düze inen sular. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. Ekrem Karadeniz. . c. TDK Yayınları. tasnifleri79. ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. baĢ bir yana ayrılır. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar. budaklanırlar sağa sola. sf. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında.173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. çekildiği takdirde leĢ bir yana. 1. Ankara. Acaba fasılların ilk renkleri 78. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını.102). savaĢ halinde olan bulutlar. (M. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre. bazen yandırır. dans ederler Arazbar’da81. ġair. (Türkçe Sözlük. ritimleri. gamı büyüktür. Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. 1979.

yaĢanmalıdır Ģaire göre. 2. (Seyfettin Altaylı.1. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. c.1088). İstanbul. tufanlar oluĢturur. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir. e.c. tiz. bayatıların85. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü. ve 4. geraylıların86. (Seyfettin Altaylı. ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur). Bestenigârla ağıt yakar kızlar.105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir. g. e. e. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam. a.395. gelinler. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. g. sf. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. sf. ―Ne yapmalı. Azerbaycan Edebiyatı.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. sf.174 minik bir nükteyle Ģair. Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu. Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır. s. 2. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. a. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair. mani. çekilen derdi. Huzur. Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. Farklı farklı fikirler öne sürülür. Araya bestenigâr girer. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla. Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu. 1. çoğunlukla 1. bir savaĢ olduğunu anlatır bize. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. Mısralar ise serbest olur. sf.495) . Hayatın bir kavga. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar. c. a. Bu bölüme. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar. (Seyfettin Altaylı.c. (Seyfettin Altaylı.” . insanların yanı sıra suların. 87 Şiirin tamamı için bkz. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler. Mısralar aynı kafiyede 3.g .f.1. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı. g.1284). 1. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. sf.e. ġikâyettir dillendirdiği. Azerbaycan Edebiyatı. a.385” 85 Bayatı: 1.

Nahçıvan Folkloru. Kanacak ölçü olarak niteler önce. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. (Seyfettin Altaylı. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. ġair. sf. Mahremdir elleri düĢmanın. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar. si koma. e. Bakü. (Ferit Devellioğlu. sesteki diziler gibi. düĢünceler. a. Erenler de Ģereflendirir mekânı. Attıkları narayla yer titrer. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı.853. taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. a. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer. ” . re bekar. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir. ―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm. denizde tufanlar oluĢturur. yeri titretir. Hüseynî için sol bekar. DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. sf.2. Efsanenin tamamı için bkz.) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. g. g. sûz. Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde. ardından mihenk taĢı ilan eder onu. 1994. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. Burçlardaki azamet. Hücuma davet vardır bu seslerde. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. Medlerin.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. Kalelerdeki oymalar. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. Göğü gürletir. c. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. e. gökyüzü gürler. seli coĢturur. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler.

g. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları.19. 214.9. Bir milletin tarih yoludur. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini.25. Ankara. keskin bir sestir. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar. sf. Bilindiği üzere tiz sesi ince. Bamı düzlüktür. Fuzûlî. e. Verilecek adağı da kendi belirler. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. soğuktan titreyen dallar. Bu nedenle zirvedir. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. ancak makam durakta karar verir. “Yavuz Akpınar. onunla konuĢmasını ister. semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. çıkardığı alev yangındır adeta. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini. türküden adak ister. Bası. ġair. susayan pınarlar. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz. a. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar.Şeref Çakar. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. a. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa. TDK Yayınları. Kerem’i Aslı’dan. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair. (Ş. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir. Dökülen yapraklar. bir milletin bin yıllık ıstırapları. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir. Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. c. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar. sf. Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. sf. ArkadaĢlarını. e. neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil. 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. dağlar yürekleri. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir. kötüsünü ayırt eder. g. 1. (Türkçe Sözlük. hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini. 1998) . Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. zili zirve.

Fasıl öyle bir Ģeydir ki. (Ferit Devellioğlu. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95.177 yerden. Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. Durağı segâh. görülür bu âlemde. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder. sf. ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler. Ancak lal olan bu seslerin kudreti. Ġstekler. nevâ. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır. evic. a. www. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor). hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. dik hisar. sünbüle. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. güçlüsü-üçüncü derecesi olan. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır.azerbaijan. gerdâniye. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da.nevâ (re) perdeleridir. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre. e. geçtiği yollara iz bırakırken. Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. Hayalin gözüyle iĢitilir. Hüzünlü bayatılar. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri.com. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. . Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar.şöyledir. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir. Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir. segah. Mensur. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur.9sekiz. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. www. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde. arzular gizlidir. ġair. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. g. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır.news. ve tiz segâh. ġair bu güce o kadar özenir ki. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. çargah. Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96.az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır. Aslında çıkan sesler laldir. nota içerisinde kullanılır. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır. (Şu halde.

ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır. Onları teselliye koyulur ardından. süsü Ģikâyettir. Sonra bayatı söyler. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ. Daha fazla bilgi için bkz. Dolayları gam. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır. g. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar. a. Söylediği bayatı da canları yakar. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece. Daha fazla bilgi için bkz. ağla‖ diye. nefesimle karlar erittim. 2. her bamı gam. Ninelerin.c. Çünkü konusu vatandır. e.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder. Dinleyenlerin yüreğini oyar. g. yalvarır diliyle açılması için. Kendi eliyle yaptığı düğüme. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o.” 98 17. sf. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını.32 ” .― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla. Bamıyla. e. yürek ateĢi. Daha fazla bilgi için bkz. Sanki ağla diye emreder kalbe. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. 2. Ayrıntılı bilgi için bkz.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır.” 100 18. Ancak o kadar acı duyar ki. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. Sözünün anlaĢılamamasından.c. diline vurulan bağdan yakınır. Aras’tır. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. a. bazen inler için için. Azerbaycan Edebiyatı. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. Bu bölümün son mısralarında. Vagıf. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini.178 dağlarda kök salar. “Yavuz Akpınar. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. mayası sızı. a. Dayanamaz derdinin yüküne. her zili ateĢtir. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan. Ziliyle sorgular ―Dereleri. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir. Segâh’ın her köĢesi ah. e. 97 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. 2. ovaya ulaĢır.c. Gönül hıçkırığı. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. g. Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. dağda bittim. Bazen isyan eder. Dilgem’in97 dilinde dillenir. can yanmasıdır o.

DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. a. anlatmak istediklerine geçer Ģair. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. evic ve gerdâniyye. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. hüseynî. Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. metanetli. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. ömür. e. dağları. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. ölüm. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için). Ay’ın GüneĢ’in. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. . g. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. gururludur. Makam çıkıcı olarak seyreder. sf. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. Rast en çok kullanılmış makamlardandır. kuĢları. Hayat. ilkin sonun ne olduğunu sorar. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir.179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. ġair bu benzetmeyle. Bir asrın yarasını. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. nevâ. rast. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. dügâh. tarihi anlatan eski rivayetler. garâm. (Ferit Devellioğlu. 4 numaralı basit makam olan rast. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. çargâh. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast. Aşk. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. Rast da ona nasihat eden babası. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. gözyaĢlarından boĢalan. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. yerleri. ġair. en eski ve esas makamlardandır. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. Makam çıkıcıdır. Âkilin hikmetli nasihatleri. Makam. segâh. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. Rast. ağlayan bir yürektir. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan.

kaçamaz. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. dügâh. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır. Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur. ġair. sf. ġair. g.turkcesarkisozleri. Bu makam. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. muhayyer. serhattidir. a.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. www.net . acem. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. nevâ.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir. Ankara. sf. (Ferit Devellioğlu. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi. (Ferit Devellioğlu.com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir. g. çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. 1123) 103 Dilkeşde: A. hüseynî. www. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. gerdâniye. a. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup. e. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir.turkudostlari. e. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz. segâh. A. usulca fısıldar. Güçlüler. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. Buna rağmen ıstırabın son demi. Derdini haykırmaz o. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır. çargâh. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî. Umumiyetle inicidir. 187). Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar. ―Yağ. avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. ġair. Ceylan yaralanır. Yağmur‖ bölümünde Ģair. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi.

―TaĢ yürekleri yumuĢatan. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. Ehliman Ahundov. Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. Ankara. Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı. ne de güler. c. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur. 2.1. Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan. Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki. a. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. kayalardan gelen su sesleri. Son mısralara geldiğinde Ģair. 16.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. 20). a. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. g. 1994. Sevinç bizi güldürse. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara. TDK. sf. Bazen sesler. sf. biter yerin göğün kavgası. sayaçılara. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır. kuzulardan söz açılır. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir. Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. salıp kızıl saçlarını elini. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. Yayınları. e. e. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. (Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir.108 Bu sayaçılar arsında Ģair. Kesilir yağmur. g. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. sf. . Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. Baskı.

182 ocağına su serpen. kötü olaylara engel olan. ġair. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. fasılın vasıflarından bazılarıdır. yürek ağrısı. . poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. bir avuç bulut‖. gözyaĢları. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister.

Burada yöntem zıtlıklara dayanır. 110 Austin Warren. Aralık 2005. Evrensel Basım Yayın. René Wellek. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. İstanbul. 154. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla.451.110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. üstelik önemli bir parçası olacaktır. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının.f. Çeviren: Yılmaz Onay. çok sayıda nesnel. Akademi Kitabevi. Edebiyat Teorisi. çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov. sf. . Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir. 2005. İzmir. Edebiyat Bilimi. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki. ĠĢte üslûp. 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası. burada imgesel ayrıntı ve usuller. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. s.

seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir. ―Tekrarlar‖. 112 A. ―Ritim. s. s. e. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir. ―Sıfatlar‖. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. ―Ġsim Tamlamaları‖. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor. 113 a. Çeviren: Yılmaz Onay. s. suretli dildir: Bu üslupta Ģekli. Ağayeva. Vezin. e.f. O. 442. 114 Genndiy Pospelov.‖ E. g. Demircizâde edebî üslup için canlılık. 1997. teknik harikalara. Baskı.111 Vahabzâde. 111 İ. 112 Onun taĢa. Akçağ Yayınları. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır.f. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir.451. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek. S. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. ―Zarflar‖. yalnız tabiattaki varlıkların değil. ―Sıfat Tamlamaları‖. a. ―Ġsimler‖. Sayı: 4.‖ der. s. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları. yorumunda bulunulabilir.184 Hazinesi‖. 2. Saat. . g.42. 1997. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. Vahabzâde. B. Ercilasun. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. ―Zamirler‖. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına. Ankara. toprağa can veren sihirli kelimeleri. ―Cümle‖. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir. Güz.f. uçak.f. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. 454. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur.

Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. bu makamları tabiat olaylarıyla.185 4. sf. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. Ancak Ģair. kelime sadece sözlük anlamını değil. düĢünce ve ruh dünyası. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde. hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar. Austin Warren. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları. 149.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. bağlamla yakından ilgilidir. KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses.‖ 115 ―ġiirde anlam.1. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. 1994. g. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır. sf. a. . Çolpan’ın Şiirleri. 116 René Wellek. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki. 178. Ankara. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. ġairin duygu. e.

yer yer yan anlamlılık. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir. Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık. Pırıl-pırıl säsläri gör. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. Günlük hayattaki ―gürültü. düĢme. . çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. ―räng‖ kelimesi. Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur.

yüzyıl edebiyatında görülmektedir. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin. a. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil.43. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez. Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin. 118 İ. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır. Kullanılan 117 Rasim Özyürek. d. halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına.54. doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir. S. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. s. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir.117 Dolayısıyla Ģair. sf.f. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. Ağayeva. Gah säsindä göy gurlayır. Gah inläyir häzin-häzin. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. g. birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. onda. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür. gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni. .

sim. perde räng. dil. vätän. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. roman. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. güllä. ġılınc. hasar. färman. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. bam teli. nağme. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. ġuru näfäs. sığnaġ. muğam. tarix. ritm.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. säfär. Elä säsin özü Ģe’r. düĢman. Tüfäng. UĢĢak. nağıl. sözü Ģe’r. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Ģiir. ġe’r–sözün näğmäsidir. DilkäĢdä. sayaçı. döyüĢ. Arazbarı. Söz var. layla. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. yurt. guĢä. Segâh. nota. geraylı.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. ġorucu. hekayät. ġikeste. vuruĢ. tütäk. tarix. dövr. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. kelime. cäbhä. AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir. bayatı. cäbhä. nizä. Bunun yanı sıra az . ney. nöġtä. at. Cängi. mizrab. ġalxan. täsnif. tarzän. tiz. ġur. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. rävayät. Säs dä var ki. türkü. yâd ölkä. Çargâh. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. mahnı. säs. ġala. ġalxan. türkü. Rast. tar. yadelli. elçi. Mensuriyye. lähcä. zil. hücum. Zengule. Bestenigâr. savaĢmak. ox. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. söz.

Ġoç Näbi. 4. ―ġengülüm. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir. Ġırat. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır.189 olmakla beraber ―moizä.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir. Ancak bu isimler.2. Käräm. .‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. Hämzä.1. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir. Kür.2.‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. Mänsur. Xançoban. . Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır. Äsli. Dilġäm. 4. Molla Cuma. müäzzin. Fikrät. rivayet. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler.1. Bayandur. Misri. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar. Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde. Leyli. ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler. Vaġif. Sarı AĢıġ. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Sadıxcan.1.2. Koroğlu. Ġäys. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır. minarä. Fatma nänä. ―Araz. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir. ġüngülüm‖. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4.

saç. yaz. gül. Ġız ġalası Bakı.2. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. su. oğul. bahar. növä. ġatığı.3.2. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. äl. ġaratoyuġ. yel. tufan. ġıĢ. durna. bänövĢä. ĠoĢġar.2.‖ 4. bülbül. uĢaġ. ġıĢ. düz.2.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4. ağac. ay. boran. döĢ. ayaġ.1. biçin.‖ 4.2. sazaġ. dalğa. ġırġovul. çayır. cığır. ana. Ģahin. dil. ġarġ. mänzärä. därya. meĢä. yaylaġ. çolpa. ġuzu. sel.190 Äsgäran.‖ 4. yer.2.1. Käpäz.2. beyin. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. göyercin.2. alça.1. säma. dağ. gün. göy. diĢ. . ġaya. ġar.2.1. ġuzğun. göy ġurĢağı. bulaġ. ġırġavul.2. ġol. sahil. Varlıkların Niteliklerine Göre. günäĢ.1. üz. zirvä. ġaĢ. äkin.2. bulud. süd.2.5. Ġarabağ. fäsil. dodaġ. maral. yarpız. çiçäk. cahan. boran. çiyin. tälatüm. AbĢeron.4. ġara yel. yay. payaz. Çaldıran. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän. baĢ. täbiät. yarpaġ. täpä. ay. ġaraġuĢ. günäĢ.‖ 4. dil. därä. göl. sis. torpağ. 4. bala. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4.‖ 4.2. barmaġ. küläk. Novruz. bağ.1. yağıĢ. reyhan. mağara.1. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ. ġartal.1. çöl. budağ. ağız. ot.2. göz. Ģaxta.2.2. meĢä.2. ġoyun. zoğal. kirpik. ġah dağ. daĢ. bel.

küläk. günäĢ. ġälb. sinä. ġar. acı. meĢä. ġara yel. mälal. yaylaġ. vuġar. sazaġ.2. xäyal. cığır. payaz. täpä. ġarġ. Novruz. tässüf. ot. täbiät. Bununla da kalmazlar. çiçäk. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. . ġorxu. yarpız. ölüm.2. dağ. sis. fäsil. gül. säma. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. sir. bir aksakalın derdini dillendiriverirler.3. cahan. täxäyyül. sevgi. bulaġ. ġäm. düz.3. bir vatanseverin. biçin. häzin. reyhan. mağara. gün. göy.1. mänzärä. därä. yağıĢ. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir. ġıĢ. bänövĢä. çayır. därt. ağrı. döĢ. ġaya. göl.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps. tälatüm.2. eĢġ. därya. ġıĢ.‖ 4. çöl. bulud. Ģäräf. boran. ġuĢ. 4. säbir. bir halk ozanının. zirvä. hikmät. duyğu. budağ. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir. häyat. daĢ. ay. sevda. yarpaġ. boran. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. xatirä. yaz. meĢä. zoğal. dalğa.2. Ģaxta. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir.2. ağıl. ġırġavul. bağ. göy ġurĢağı. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır. zaman. can. Varlıkların Sayılarına Göre: 4. häsrät. ömür. sel. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. yer. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. tufan. sahil. ġürür. bahar. ay. yay. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. yel. torpağ. günäĢ. ġäflät. su. ağac. äkin.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

bu ġäza. o särtlik. o fikirlär. o nalä. o ġuĢ. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs. Örnekler: ―Ġlk bayatı.‖ 4. bu ränglär. bu duyğular fıĢġırtısı.4. min söz. o çaräsiz yalvarıĢ. min cümlä. bu näğmälik. narıĢ ġoyun. o köhnä Bakı. bu sevda. ġüssäli halar. o ġuĢcuğaz. min il. bu dil. ġırıġ hönkürtü.2. bu diyar. o bulud. bu arzu. o zirvälik. yüz il.2. özgä bir näğmä. bu çärxi-fäläk. ġatığı üzlü ġoyun. bu bäla. bir mäcra. kiçik-kiçik arxlar. o ağlar säs. o äzämät. bir äsr.‖ 4. o batıġlar. o tellär. . ĢiĢ ġayalar. min-min fikir. bu dilek. bu ġartallar mäskäni. o tarix. äfsanävi nänämiz.4. ilk täsnifläri. bu märdlik. bu dağlar. bir ġälb. älvan-älvan halar.2. o zaman. däli ġoyun. azad ġuĢ. bir xalġ. o mächul dil. yünü bir ġarıĢ ġoyun. bir çäçäk. o duyğular. o yarmalar. bu hikmät çämäni. o mähäk daĢı. iki ġälb. kinli üräklär. bu därd. bu çämän. bu säs.4. o oymalar. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir.2. bu gözläm. bu ağ yağıĢ.2. bu incälik. ġırġovul gözlü ġoyun. bu ġalalar. bir fäsil. bir daĢ. Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4. tämiz ayna. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä. o säs. bu dähĢätli macära. ġızıl bürkü. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir. min ġälb. böyük mätläb. bu dünya.‖ 4.2. bu uyarlıġ. bu ġalalar. bu maġam. bu yollar. bu nağıl.2. bu dağ.197 yer. min can. nazlı ġoyun. bu od.2. o dar çärçivä. ilk rängläri. üç alma. Belirtme Sıfatları: 4. bir üz.4. beĢ yüz il. geniĢ ġollar. bu ocaġ. belä bir axın.1.4. ilk ritmläri‖ dir. ġızıl saçlar. bu zaman. daĢ üräklär. färähli halar. bu zaman. o täräf. o birisi.2. bir ġarıĢ.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. kürü ah. bir yatak.

bir arif. ZARFLAR Vahabzâde.2. här säs. bir göyercin. här kälmä. bir gözläyiĢ. här vaxt. bir dövr. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. hansı küläk. bir näğmä.198 4. bircä ġarıĢ. bir äfsanä.4. bir vahid. bir od. bir can sirdaĢı. bir xäfiflik. bir canlı kitab.4. bircä hönkürtü. här muğam deyän. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir.4. bir anlıġ. bir muğam.2. bir anlıġ. bir häzinlik. här ġapı.3. bir arzu. nä ġädär yollar.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır. här guĢäsi. bir häsrät.‖ 4. här yer. ―hansı‖. här guĢäsi. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir. neçä cäbhä. här istäk.5. ―Nä nalädir. bir räng. här bämi. här xalı.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. bir ähvalat. här sal daĢ. bir päncärä. bir nağıl.4. bir Müxalif güĢäsi. här yolcu. bir ġäfäs. här ġaya. bir çängä bulud. bu oyun. här pärdä. bir aläm. bir xatirä. bir vuruĢ. Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ. Eser. bir täräf. här mätläb.3. här ikisi.4.2. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖. bir vuruĢ. neçä ġäsd.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır. här zängüläsi. bir ġala. bir ağsaġġal.4.2.‖ 4. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. här zili. bircä borc. bir arzu. bir ġärib. neçä räng. 4. här muğam çalan. bir kam. bir sirdaĢ. bir xalġ. bir axı. bir dünya. här pärdäsi.2. bir vähdät.2. 4. bir ġarğı.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. bir aġil. bir himä. bir xal. här dinläyän. neçä kärä. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin .

belä dolmaġ. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk. toz-toz olmaġ. ahästäcä deymäk. tez-tez däyiĢdirmäk. täz açılmaġ. budaġlandı sola sağa. elä yağmaġ.‖ 4. vätän sarı baxanda. asta-asta söhbät açmaġ. bir yana. bir gün.5. dönä-dönä dağılmaġ.5. härdän. belä almaġ. ora bax.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ. çox ġısaltmaġ. Zaman Zarfları: ―Ävväl. yenidän taratmaġ.‖ 4. axın axın çäkilmäk.‖ 4. ävvälcä. Ģır-Ģır axmaġ. aramla danıĢmaġ. burada oxu. ahästäcä söylämäk.1.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker. nädän ötrü. häzin-häzin näğmä oxumaġ. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık. axı. coĢa coĢa enib ġalxmaġ. bir az aralanmaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ. el-obanı yan axdı. yazıġ-yazıġ baxmaġ. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. birdän yada düĢmek. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ. necä. anbaan däyiĢmäk. ġanad-ġanad uçmaġ. aĢikar ağlamaġ. varaġ-varaġ oxunmaġ. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. bu gün. hanı neçä. ġar-ġar axmaġ. mälül-mälül baxmaġ. hardan. belä elä incä-incä süzmäk. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. gizlicä yanmaġ. nä vaxt. yaza-yaza gälib çatmaġ. hämiĢä. narın-narın danıĢmaġ.5. çoxdan. bä’zän. täktäk danıĢmaġ. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair.5. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. bir cür ġät edmäk.4. birdän däyiĢdirmäk. dünän. niyä.5. tämkinlä danıĢmaġ. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar. Yer Zarfları: ―Burdan gälir. düzgün bölämämäk. ahästäcä ġandımaġ.5. därin düĢünmäk. çox yoxsul olmaġ. nä zaman. häzin-häzin inlämäk. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır.2. ilk däfä.‖ .‖ 4. axır.3. tel-tel äsmäk.

(Ġnsanların ilk arzusu. mätläbinin ävväli. dünyanın acıları. dünyanın iĢläri. dilin nöġtäsi. Bunlardan biri de alıntıdır. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır.6. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. bir arzunun can säsi. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir. dağların çiçäyi. soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. çiçäklärin öz ätri. ötänlärin därdläri. sözün näğmäsi. çiçäklärin öz rängi. säsin Ģe’riyyäti. ġayaların ġabağı. 4. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır. Hasar pärdäsi. tarın kök . Orta segâh. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır. ġırġavulun döĢü. ġüngülümün ġanı. mätläbin öz säsi. Zoğal çubuğu. här yerin çiçäyi. çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. Ġız ġalası gibi. tutar säsi. ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde. säsin özü.1. onun sözü.6. canavarın aldatdığı. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. dünyanın ağrıları. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik. suyun säsläri.) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları. säsin sözü.200 4. divin canı. sığırçının beli. dilin bergülü. därälärin çiçäyi. onun ġesdi.

mänim çäkdiklärim. fikrin yolları. häränin gözü. sänin xäyalları. insanların ilk arzusu. nänämin dili. bir istäyin dalı. onun här pärdäsi. babamın yaĢı. elin sözü Çahargahın hasarı. öz ġälbinin päncäräsi. dağın barı. Sarı AĢığın sevgi dastanı. ağacların budağı. yadellinin baĢı. mänim öz amanım. näğmälärin itsisi. fikrin mänzilläri. ağsaġġalın öyüdü. müdrik bir üräyin düĢüncäläri. päri ġızının macärası. Koroğlunun nä’räsi. Azärbaycan maralı‖nın gözü. äzabın son dämi. ağsaġġalın danlağı. Vaġifin gönlü. dağın sisi. göyün tağı. Dilġämin dili. ġikästänin zil guĢäsi. göyün tämiz aynası. torpağın iliyi. Çahargahın pärdäläri. bir arzunun hıçġırıġları. çiçäklärin äksi. üräyinin telläri. üräyin säs ġırıġları. säsinin gücü. arifin hikmät dolu eĢġi. ağzın içi. xalġın min illik iztirabları. üräyin färähli halları.201 simi. batıġların sinäsi. vaxtın öz budaġları. macärasının ilkini. bänövĢänin üĢümäsi. insanın ädalätli Ģikayätläri. xalġın ruhu. äränlärin nä’räsi. belinin bağı. märd kiĢinin Ġıratı. günäĢin baĢı. çıxıġların sinäsi. üräyinin tanğısı. dağın ġarı. sänin ġaynağın. üräyinin telläri. Käpäzin bağrı. tarixin yolu. arifin hikmät dolu söz-söhbäti. ĠoĢġarın bağrı. Bayandurun däliläri. Nağıl nänälärin laylay säsi. tellärin näğmäsi. däyirmanın päri. täbiätin öz äli. ämälin öz bahası. mänim öz därdim. onun näğmäsinä. Koroğlunun däliläri. macärasının sonu. tarixin bir dövrü. növämin yaĢı. xäyalın gözü. göyün ġovğası. ädalätin Ģärbäti. mänim gördüyüm. tässüfün kölgäsi. muğamın pärdäläri. yumruğumun läzzäti. dünyanın o dar çärçiväsi. könlümüzün öz sözü. täbiätin ruhu. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. vaxtın öz ġuĢu. üräyin ġüssäli halları. sänin ġolun. bir xalġın tarixi. ġälbin häsräti. Ulu ġah dağın bağrı. anamın südü. bir çırpıntının hıçġırıġları. dinläyänlärin baĢı. ġayaların ġabağı. insanların ilk niyyätläri. ata-babaların Ģäräfi. taläyin bu ġäzası. yadellinin ġabağı. ġalasının adı. yadellinin hücumu. därdimin yükü. äzabın särhädläri. göy gölümün läpäsi. ġıĢın savaĢı. täbiätin özü. xalıların xanasın. mänim öz mälalım. ġalaların sinäsi. sänin düĢüncälärin. eĢġin dalı. ulu babaların kamal häznäsi. onun atası. Ġarabağın çölläri. här guĢäsi. bizim . babaların märamı. AbĢeronun ġalaları. taläyin ibrätli hekayätläri. eĢġin hikmätläri. xalġın ġälbi. yerin ġovğası. dağların sinäsi. divin tilsimi. muğamın pärdäläri. dağın dumanı. ayağın altı. mänim dağlarım. aġilin hikmätli näsihätläri. äsrin atäĢi. payazın sazağı. mänim öz ahım.

öz yönü. güllä säsi. durna ġatarı. öz därdi. öz xäyalı. öz yarası. näğmälärin ävväli. can yanğısı. dan yeri. zil sim. ġäflät yuxusu. çäkic altı. ġar altı. öz sözü. öz sorğusu. häyäcanlar ġucağı. ġaval daĢ. dağların sel suyu. Çoban bayatısı. mähäk daĢı. çolpaların naläsi. öz lähcäsi. ġäsdin önü. öz axıĢı. cehiz ağı. dağ gülü. bäm sim. öz ġälbi. säs düzümü.‖ . Hasar pärdäsi. öz gözü. ġılınc säsi. barmağı altı. bizim muğam däryamız. suların säsi. ön sözü. döyüĢ säsi. üräk yanğısı. Zabul segahın mayäsi. son däm. mühit dänizi. säs axını. duyğular fıĢġırtısı. ġartallar mäskäni. xal düĢmäsi. ilk dilimiz. söz rängi. daĢ näğmälär.6. öz älläri. sel suyu. iç hönkürtüsü. säs ġırıġları. kamal häznäsi. dilimizin älifbası. öz äli. laylay säsi. ġar uçġunu. yay günü. sözümüzün ibtidası. söz çälängi. ġäzäb tonġalı.2. Orta segahım. saz üstü. öz Ģe’ri. çaxmaġ daĢı. ġan üstü. tarix boyu. göz baxıĢı.202 mahnılarımız. ġoyunun ağı. ġaratoyuġ yuvaları. könül telläri. öz yolu. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. toy günü. Ġız ġalası. öz säsi. könül hıçġırtısı. hikmät çämäni. haġġ säsi. säs müzäyi. ġäm düyünü. dağ külü. ön sözü. döyüĢ säsi. öz duyğusu. vätän häsräti. tutar säsi. ġuĢ säsi. daĢ üstü. daĢ säsi. Müxalif güĢäsi. çarıġ bağı. ney üstü. ilk arzusu. häyat yükü. ağıl mülkü. gälä-götür iĢlär. yar cäfası. od külü. ġäm säsi. dağ baĢı. yad ölkä. can säsi. ġalxan säsi. därdli ġurub çağı. ah säsi. sözün özü. ilk niyyätläri. cängi säsi. öz mäcrası. öz hämdämim. ġara yellär ġabağı. yer üstü. ah atäĢi. dünya gädäri. yaylaġların çiçäyi. Zabul segahı. öz ruhu. Hasar pärdäsi. Zabul segahım. dağlar baĢı. düĢmän üstä. kol dibi. könül säsi. ġar üstü. Zoğal çubuğu. ġälbimizin färyadı. ġäm buludları. sänät bahadırı. ġälb atäĢi. naxıĢ läpäläri. meydan üstü. öz ġälbi. bağ gülü. bahar havası. can sirdaĢı. fikrimizin ibtidası.‖ 4.

sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya. durum. söhbät açan säs müzäyi. tez sönän xatirä. vıyıldayan güllä säsi. sözün deyä bilmädiyi söz. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. görmädiyin bir xalġ. enib ġalxan keçidlär. ġälbä yol açmayan söz.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su. od aldıran döyüĢ säsi. säs axtaran ġuĢ säsi. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. göydän düĢän üç alma.1. düĢän alma. ġuĢ ġonmayan ġayalar. cavabsız ġalan hikmätlär. buz bağlayan lal sular. coĢan üsyan. bir rängä çalan mänzärä. hadise ve kavramların. ötän gün. dağa gedän cığırlar. ġobustanda räġs eläyän ġayalar. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri.203 4. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar. g. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları. azan su. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları. nänälärin toxuduğu xalılar. . längär vuran här guĢäsi. ġar altından çıxan tänha bänövĢä.7. ġayalardan yumalanan daĢ säsi.7. tüstülänän ocaġlar. Ģaha ġalxan dağlalar. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. dolaĢdığın pärdälär. längärlädän tufan.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır. 4. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. ötän macära. sf. 194. ötän keçmiĢ. üstündä cığırlar açılan bir därä. äväz edän kölgälär. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära. ikinci grup. a. Birinci grup. e. hasar çäkän ġalalar. yeri ġalmıĢ yara. vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir. varlık. ġobustanda räġs eläyän daĢlar.

suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. dağlardakı suların. älilä saldığı kor düyün. daĢlardakı o oymalar. haldan-hala salan bu zaman.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. längär vuran här guĢäsi. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. därinä iĢläyän täxäyyül. bänd etdiyi süslär. ondakı tilsimlär. hanadakı ränglär. keçilän yollar. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası. pambıġlanan buludlar. ġaġġıldaĢan pärdälär. könlümdä dikälän bu dağ. sığırçının belindäki arĢın. baxıĢdakı o yalvarıĢ. bu säsdäki mälahät. ġaldırılan bir ġala. äyilib ġırılan budaġ. çırpınan üräk. muğamdakı pırıl-pırıl säslär.7. yağan ġar. Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ. adındakı mä’nä. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. bir bämdäki ―ah‖ säsi. hiddätlänän säs axını.204 yarmalar. yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. säslärdäki ränglär. könüllär Ģad edän ämällär. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları. dilimä vurulan ġadaġ. bahar havasına oxudan zaman. büdräyän ġälb. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär.‖ 4. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär.2. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. havadakı Ģahin. ġalxıb enän säs axını. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär. ġayadakı särtlik. cängidäki märdlik. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. däli xallardakı hönkürtü. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. ġanacaġ ölçü. dağlardakı bulaġlar. könlünü yandıran köz. çöllärä boylanan gül baxıĢ. tutar säsindäki därinliklär. dağlardan aldığımız näğmä. daĢlardakı o duyğular. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. cavabsız ġalan hikmätlär. daĢlardakı o batıġlar. bürclärdäki o äzämät. sinänä çäkilän bu dağlar. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. dağlardakı ġar üstü. mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. ġaladakı diĢlär.‖ . säslär. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. naläsinä alıĢan könül. muğamdakı älvan-älvan pärdälär.

özgä çeĢmä. ucauca ġayalar. göy çämänlik. häzin çiçäklär. gizli bir aläm. sirli suallar. isti näfäs. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. müġäddäs pir. çaräsiz yalvarıĢ. köhnä rävayätlär. ġırġovul gözlü . geniĢ ġollar. dähĢätli macära. çılğın ġälblär. nazlı ġoyun. sirli yol. dar çärçivä. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. azad ġuĢ. yarpız ätirli. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. ġabırğası ġalın ovçu. kök sim. sıx meĢä. hikmät dolu söz-söhbät. asta-asta pıçıltılar. ağ läpälär. ağlar säs. kal açlalar. oyma naxıĢ läpälär. müdrik tar. gizli fikirlär. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. ağ yel. özgä bir dünya. kor düyün. topa buludlar.7. yamyaĢıl düz. açıġ yer. Ģöhrätli müzäy. abırlı ġızlar. adi bir säs. märd kiĢi. Ģirin bayatılar. lal sular. çılğın säslär. maraġlı roman. babam fikirli. utanġac sevgilär. uzun därä. gözüyaĢlı ana. yaman düĢmän. düz torpaġ. tämiz ayna. atam hünärli. yanıġlı Ģur. canlı misallar. ġızıl ġan. amansız düĢmän. ağ yağıĢ. häzin bayatılar. gizli därdlär. hikmät dolu eĢġ. müdrik bir ağıl. ġärib käsim. yazıġ biz. hikmätli näsihätlär. telli xanım. al ġan. ġara giläm. göpük-göpük ağ dalğalar. köhnä yer. Ģirin diläklär. tarix yaĢlı baba. mächul dil. müdrik bir üräk. baĢġa räng. ġara xäbär. böyük därd.205 4. uca-uca dağ baĢı. ġüssäli halar. dilbilmäz ġuĢ. dumanlı säslär. xäfif kölgälär. tänha bänövĢä. ġızıl saçlar. ädalätli Ģikayätlär. bir Ģirin söz. bäd ämäl. xoĢ xäyallar. elä säs. göy göl. pırıl-pırıl säslär. Ģirin arzular. reyhan näfäsli. färähli halar. böyük ġüdrät. mäğrur Ġız ġalası. hikmät dolu eĢġ. özgä bir näğmä. böyük-böyük ġayalar. Ģanlı müzäy. böyük ġäm.3. düyünlü säslär. ġuru näfäs. ġızıl bürkü. oyuġ-oyuġ yuvalar. gizli mätläb. häyalı ġızlarım. eyni müğänni. xumar baxıĢ. yad ovçu. äfsanävi nänämiz. ibrätli hekayätlär. älvanälvan havalar. däli xallar. ağıllı tädbir. älvan-älvan halar. köhnä Bakı. dözümlü sevgilär. ġara yellär. älvan-älvan pärdälär. soraġlı yol. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. ulu dağlar. lal säslär. yaĢıl gädik. älvan-älvan çiçäk. därin düĢüncä. ağ gül. büyük arzular. häzin pärdälär.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. böyük hikmät. ağ buludlar. Ģirin pärdälär. sirli säs. ulu babalar. däli ġoyun. imzalı färman.

bir muğam. bir sirdaĢ. bircä borc. bir äfsanä. o dar çärçivä. bu ağ yağıĢ. här muğam çalan. narıĢ ġoyun. bir göyercin. bir anlıġ. bir arzu. min-min fikir. här ġapı. bu çämän. o bulud. bir ġarıĢ. o säs. bu ġalalar. bir xäfiflik. bir arzu. bir ağsaġġal. o ġuĢ. här zängüläsi. bu maġam. ġırıġ hönkürtü. bir xal. bir fäsil. nä nalädir. yünü bir ġarıĢ ġoyun. bu dünya. o birisi. o ġuĢcuğaz. bir ġärib. bir dünya. beĢ yüz il. min ġälb. bu dähĢätli macära. bir ġuĢ. min can. bu märdlik. nä ġädär yollar. hansı küläk. ġatığı üzlü ġoyun. bir äsr. bir ġäfäs. bir gözläyiĢ. bircä hönkürtü. bu dil. bir çäçäk. bu gözläm. ilk rängläri. bir ġarğı. bir nağıl. bu nağıl. här dinläyän. bir vuruĢ. bu ränglär. här pärdä. müdrik bir üräk. bu yollar. bir xalġ. här ikisi. bir vuruĢ. bir od. bu dağ. o oymalar. o tarix. neçä räng. här xalı. min söz. bu säs. daĢ üräklär. o tellär. bir vahid. o täräf. ilk bayatı. bir himä. bir mäcra. ĢiĢ ġayalar. bu çärxi-fäläk. bu oyun. bu hikmät çämäni.‖ . bu uyarlıġ. här mätläb. böyük mätläb. belä bir axın. här ġaya. bir üz. neçä kärä. bu diyar. o köhnä Bakı. bu zaman. bir häzinlik. o mächul dil. o särtlik. o yarmalar. bu ocaġ. bu zaman. ilk ritmläri. bu ġartallar mäskäni. här zili. o zaman. bir aġil. bir arif. bir yatak. bir vähdät. o çaräsiz yalvarıĢ. bir Müxalif güĢäsi. bir näğmä. bir ġala. här säs. här sal daĢ. bu od. här yolcu. bir täräf. bu sevda. bir can sirdaĢı. yeddi säs. här kälmä. bu därd. bir räng. o zirvälik. o äzämät. o mähäk daĢı. här bämi. bu näğmälik. bu incälik. bir canlı kitab. üç alma. här istäk. bir päncärä. här guĢäsi. kürü ah. bir xatirä. ilk täsnifläri. bir dövr. bir ġälb. iki ġälb. o batıġlar. bir xalġ. bir kam. bircä ġarıĢ. bir anlıġ. bir ähvalat. bu ġäza. min cümlä. bir axı. neçä ġäsd. o nalä. neçä cäbhä. bu ġalalar. kinli üräklär. här yer. bir aläm. här guĢäsi. bir çängä bulud. här pärdäsi. bu bäla. yüz il. här vaxt. kiçik-kiçik arxlar.206 ġoyun. bu näğmä. min il. o fikirlär. bu dağlar. bu duyğular fıĢġırtısı. o duyğular. bir daĢ. här muğam deyän. bir häsrät. o ağlar säs.

Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. sayaçı sözlerdir. halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır. ―Çahargah‖. . ―Ġalalar‖. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır. ―Segah‖. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz.8. CÜMLE ―Ġsim. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. Sanatkârın sentez kabiliyeti. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır.207 4.g. ―ġur‖.e. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır. ―Härä Bir Cüda‖. sf. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır. 246. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. sıfat. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir. Ancak poema. Cümle. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. ―Yağ. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. ―Aman Ovçu‖. asıl yapı cümledir. Vahabzâde. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir. a.

eserinde ses. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. Yapılan bu tekrarlar. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır.9. 4. ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır. ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır. TEKRARLAR ġair. sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: . Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir.208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar.

ġälbä yol açmayan Adi bir säs. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür.1. Säs dä var ki.9. Elä säsin özü Ģe’r. a. Ses Tekrarları Ses tekraraları.2. 229. 122 4.9. ―Söz var. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay. sözü Ģe’r. . e. g. Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur. ġuru näfäs. sf.209 4. Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir. ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır.

i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir.‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti.3. ―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. bilmirik. ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir. Därälärdä azan suyu 4. däräni gäz. ―Bilirikmi dediyini? –Yox. näfäs näfäs Dağı dolan. biz bilmirik. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: .9. ―ä‖ ve ―ı. ġe’r–sözün näğmäsidir. Ġayalardan sızan suyun. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım.

. Amanından aman. Ġçindädir här mätläbi. dili var. xalları gör. O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var.. ävväli var. Mätläbinin axırı var. Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından.‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä. aman!. DüĢmän yaman amansızdır.‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için. O ġansızdır. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. Naläsidir eĢitdiyin.211 ―Bästänigar aman çäkir.

Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. ―Näsä deyir. bir deyil.‖ ―Bu arzudur. Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir. Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü.4.‖ ―Yox. Bu dünyanın ağrıları. näsä deyir. dinlä neyi.‖ ―Hoydu.‖ .‖ ―Niyä.‖ ―O.‖ ―Cik-cik. cik-cik. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü.9. niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı. bilmirik. bir deyil. biz bilmirik. yox. hoydu. bu diläkdir.212 Bergülünü.

fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. üsyan Çarigah.‖ ―Dili ilä inlär.213 ―Böyük ġämin. ġurur bir yandan. inlär.‖ ―Fikirlär.‖ ―Yaralıyam. ovlaġ bizim.‖ ―Nälär yatır. Üräyinlä sän ġulaġ as.‖ ―Hücum. sän dä häġiġät.‖ .‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan. nälär. böyük därdin. yaralıyam‖ ―Üräk yanır. tufan Çarigah.‖ ―Män dä häġiġätäm.‖ ―Täläsmäyin.‖ ―Däryalar längärlädän tufandı. dil yanır. halalım. nälär.‖ ―Ov bizim. täläsmäyin.

‖ ―Ġayalardan sızan suyun. Häm dä bizi düĢündürür. Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä.214 ―Tarın da öz lähcäsi var.‖ ―DaĢ säsinä. Ayıra bil.‖ ―Ayıra bil.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. Mätläbinin axırı var. ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. Bil dağların çiçäyi nä.‖.‖ ―O düĢünür. dili var. Därälärin çiçäyi nä?‖ . dağ gülünden bağ gülünü. ävväli var. Därälärdä azan suyun. ―Bax här yerin çiçäyinä.

ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän. Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. Näğmädäki säsläri gör. Elä säsin özü Ģe’r. ġe’r sözün näğmäsidir. diĢ var ikän.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. BaĢ var ikän. Näğmä säsin Ģe’riyyäti. ġol var ikän.‖ ―Säs dä var ki. Xalları gör. . Sözü Ģe’r. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir.

‖ ―Ġılınc säsi.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. düĢün. ġalxan säsi. Muğamlarsa baĢ tärpädär. O Ģöhrätli. Göy gurladı.216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu.‖ . Ģanlı müzäy.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi.‖ ―Dayan.‖ ―Yer gurladı. öz ġälbini ara xalġın. ayaġları. Mahnılar var. dayan. DüĢün. GözüyzĢlı anan kimi.

Taġ-tararaġ. Muğam deyänin Keçdiyi.‖ ―Här muğam çalanın.‖ ―Yanıb söndün. baĢ bir yana. aman!‖ ―Taraġ-taraġ. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir.‖ ―DaĢda fikir. Dil bir yana. fikir.‖ ―Bästänigar aman çäkir. Amanından aman. LeĢ bir yana. . diĢ bir yana. säsdä fikir. Sönüb yandın. ġıĢ bir yana.217 ―Yaz bir yana. açdığı iz baĢġa-baĢġa.

gün nädir? Ġlk nä.‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. fırlanan nädir? Ay nä. ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır. son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ . fırlanır. nädir? Hökmüylä.

Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir. son nädir?‖ 4. Gah yandırır. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri.9.‖. sönükdür näğmälärindän‖. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. Kür Araza. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. üräyin gah ġüssäli.9. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü.5. yaz baĢıdır.6. ― Ey tarım. Gah färähli hallarımı?‖ . gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır.219 ―Araz Kürä. Gah düyünläyir‖ ―O. ―Ay nä. ey näğmäm. ey pirim mänim. gün nädir? Ġlk nä. Gah çırpılır. Täsnifläri.‖ 4. ritmläri?‖. O da ki. ―Novruz ötüb. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır.

Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır. 4. Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur. yaĢa.2.220 ―Häm babamın yaĢındadır.9. 4. Nä minarä aĢa.7.1. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ. nä itsidir‖ ―Nä moizä. Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur.9.‖ 4. Nä müäzzin.7. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır. Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır.9.‖ ―Sözün özü nä ağlayır. häm ağa. . Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür.7.

çapıġ çapıġ. böyük böyük. toz toz. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. e. g. 150. varaġvaraġ. hönkür hönkür. asta asta.7. axın axın neçä neçä. kafiye. baĢġa baĢġa. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç. 4. a. Austin Warren.‖ 4. incä incä.10. gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. mälül mälül topa topa. Edebiyat. addım addım. Bunlar da ―Haldan hala‖. yerin yerin. tez tez. dağıdadağıda. oyuġ oyuġ. . göpük göpük. dola dola.4. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. ġırıġ ġırıġ. uca uca. narın narın. yaza yaza. manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. asa-asa. Ģaraġ Ģaraġ. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. ġodu ġodu.123 Modern Ģairler vezne.221 4. düzä düzä. ġah-ġah. VEZĠN. kafiyeye. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir. älvan älvan. yazıġ yazıġ. häzin häzin.3. näfäs näfäs. kiçik kiçik.RĠTĠM. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. käsmä käsmä. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel.7. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker. dil dil. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır.9. Toplumların bel kemiğidir gelenek. seslerinden.9. ġar ġar. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir. axın axın. gäzä gäzä. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi. damar damar. pırıl-pırıl. sf. räng räng. dilin her yönüyle iliĢkilidir. Vezin. Kaldı ki.Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire.

125 ġair. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. “Pırlanta Gibi Bir Şiir”.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. O’nu okurken insan. . sf. Usta Ģair. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur. 125 a. ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder. g. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. d.36.35. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır. Belli ki. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. Alain: ―Ģiir. kafiyelerde düğümlenir. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. Duygular.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır. vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır. sf. Ancak dikkat çekicidir.

SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır. 127 Vahabzâde.11.126 Vahabzâde. Genel vezin serbest vezindir. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. 4. o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. sf. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır. MEB Yayınları. sf. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek. 2000. g. 1. . 149. Baskı. aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır. dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır. 268.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin. a. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır. İstanbul. bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. Austin Warren. e. Hülya Kasapoğlu Çengel.

Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. tarih sahnesinden rivayetler. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor.224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır. Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır. poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç.11. O–keçmiĢdän . olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir.1. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir. Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. dinlä neyi. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. Dinlä tarı. Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. Bu mısralarda Ģair. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır. Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. tardan.

kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. Çahargahın Muhalif’i.225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. . aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. 128 Çaldıran Muharebesi. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. Ģanlı müzäy. Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. O–danıĢan.

bu yavruların feryadıdır âdeta. Neyden çıkan hüzünlü ses. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. ġikästänin Zil guĢäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. dili var. Nasıl ki. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair. dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. konu olarak ele aldığı fasıl makamını. Oyuġ-oyuġ yuvaları. aĢağıdaki mısralarda. ―Ney üstündä yeddi säsin. Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır. iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. ävväli var. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. AĢağıdaki mısralarda Ģair. Bu da kuĢun bir dilinin. ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. ―O ġuĢ kimi. bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. tarın sesini. Mätläbinin axırı var. .226 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Tarın da öz lähcäsi var.

―Çoxdan unudulmuĢ.‖ . son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Öz ġälbini sänä açan. Här kälmäsi alov saçan. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir. acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir. Ġlk olarak âniden akla gelen. Tarix yaĢlı baban kimi. Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere. ―Dinlä ġuru. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır.‖ AĢağıda verilen mısra. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. GözüyzĢlı anan kimi. gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. ―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur.

kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine. Däryalar längärlädän tufandı.‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir. Ardından kaleler.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir. zindan üstdä. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır. ―Çäkic altda. üsyan Çarigah. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. ―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir. Xamır kimi kündäländi. eĢġi. . tufan Çarigah.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir. Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir. belli bir sırayla icra edilmesi. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle.

perdelerden çıkan sesleri bu duygular. ―Yaxın gälmä. ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun. axın axın. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. düĢüncelere benzetmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair.‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. O duyğular. bir kartala benzetmiĢtir. ÇıxıĢların batıġlara. män ġartalam. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. Sıra sıra. män ġuzğunam. Hiddätlänän säs axını… ‖ . DüĢän xäfif kölgäläri.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan. Pärdälärdän aĢıb-daĢan. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz.

Bir xalġın min illik iztirabları. Benzetilen su o . ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. kutsal bir zâta benzetmiĢtir. sarı… Orda varaġlanır. Dağ basır üräyimizä. Onunla ölçer Ģair.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır. ġanacaġ ölçümdür muğam. coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir. al. ―Ey müġäddäs pirim. Bir ġälbin deyil. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. ardından da yatağına sıgmayan. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir. muğamı hürmete lâyık. ―Mä’rifet. ey müdrik tarım. önce gizemli bir yola. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir. marifetin ne olduğunu.

kükräyir. çiçekler nasıl dağlardan.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. ―Anamın südütäk sän halalım. här guĢäsi sirli. O axır. daĢır. Bämi düzänlikdir.231 kadar coĢkun akmaktadır ki.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir. dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. ―Muğam. soraġlı Yola bänzäyir. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. bir bayatıya benzetilmiĢtir. zili zirvädir. Nota salardılar onu näğmätäk. Cilova gälsäydi belä bir axın. ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır. zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir. O coĢur. ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür. Bayatılar. yorumu yapılmıĢtır. milletine ait olan muğamı. . Dağıda-dağıda sahillärini.

arana çatdı. idrak sahibi bir akla.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir. dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. derin düĢünceye banzetilmiĢtir. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. ―Onun här pärdäsi ah. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın .‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı. ġirin bayatılar. gür bir ormana benzetilir. Här bämi ġäm.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı. Dağlarda kök atdı. her zili ayrı bir ıstıraba. diläklär kimi. müdrik bir ağıl.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı. ―Rast. Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır. çiçäklär kimi.232 ―Häzin bayatılar. kedere benzetilmiĢtir. därin düĢüncä. dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir. Här zili od. her bamı. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam.

önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza. ―Fatma nänä hana ġurur. ―Mühit dänizitäk o längärlidir. eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır. yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir. oxunur. Varaġ-varaġ.‖ . istäkdän od ġalanıbdır. ―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. Hanadakı ränglärä bax. Kitab kimi o. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı.

Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır. üräk yanğısı. gözyaĢına.11. “O.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. eve benzetmiĢtir. bir canlı kitab. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.2. Hamıya açıġ oldu. Biz budaġdan-budağa. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir. “Ġälbimiztäk evimiz.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi. göz yaĢları. Ġälbimiz tämiz oldu. Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra . canlı bir kitaba benzetilmiĢtir. milletinin kalbinin temizliğini. Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır. Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir.‖ 4. yürek yangınına.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. bir çängä bulud. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir. ―Dağların sel suyutäk. ―Onun här guĢäsi bir xatirä.

yurdunda bir anlıġ. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır. ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır.‖ AĢağıdaki almamaktadır. eĢġi. Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. eĢġ. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. Gah inläyir häzin-häzin. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz. Ġürbätdä vätän häsräti. ―Gah säsindä göy gurlayır. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. ―Duymadınsa. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer . söhbät. ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir.

Sarı AĢığın sevgi dastanına. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir. bir babanın hünerine. bir büyüğün fikirlerine.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir. ―Ey atam hünärli. öz mälalımsan. Ģairin derdine. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. babam fikirli. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. . ―Ay telli sazların telli xanımı. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. Ulu babaların kamal häznäsi. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. sazın tellerine.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları.236 “Tässüfün kölgäsindä. melâline benzetilmiĢtir. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla.‖ AĢağıdaki mısrada muğam.

can yanğısıdır.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir.3.11. ―Könül hıçġırtısı. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. Poemada yer alan teĢhisler. çimen için kullanılmıĢtır. ―Çämän. Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata. ġälb atäĢi. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır. . Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. iç hönkürtüsü. aynaya benzetilmiĢtir. Bu sanatı kullanırken Ģair. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin. çayır mürgüleyir. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.237 ―Könül hıçġırtısı. Vahabzâde sadece bu eserinde değil.‖ 4. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.

238 ―Naläsilä yazıġ bizä. insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. Lähcäsinä. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır. ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda. dil bilmek. Näsä deyir. ―Bu dünyanın ağrıları. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak. naläsinä. ―O sızlayır için-için. insana mahsus olan ―acı çekmek.‖ AĢağıdaki mısrada. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada. acıları‖ AĢağıdaki mısrada. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. Ġçindädir här mätläbi. . feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―hıçkırmak. ―Säbrini bas.

‖ AĢağıdaki mısralarda. Kol dibinde. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi. ―Här guĢäsi. dinlä neyi. Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı. ―ġur nä deyir. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi.‖ . kayalar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda.239 ―Çahargahın Cövhärisi. ―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. O. DaĢlara bax.

insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Bu ränglärdä. Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını. . Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. danıĢan.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısrada. vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. ―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı. insana ait olan ―gurur.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―O. ―Ağız açır mağaralar. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. özlüyünü.

Cövhärindä ġäm düyünü. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda. vuġar. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır.‖ . gah söndürür. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır. Gah yandırır. ―O düĢüğnür. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. ―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä.241 ―Ġanadında ġürür. düĢündürür. Birbirilä ġucaġlaĢır.‖ AĢağıdaki mısrada. insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. sular aĢıb-daĢır. ―Sellär.

―Bästänigar.‖ mısrada.‖ AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için . ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için. insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. ―Ağ läpälär räġs eläyir.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır.242 AĢağıdaki mısrada. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır. Bayatılar ġara geydi äyninä. inlär. ―Ağı dedi buz bağlayan lal sular.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär.‖ AĢağıdaki mısralarda.

.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır. ġabarmalar. ―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. ―Bakirädir.‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır. ġızdır ġalam. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.

Yanır gizlicä. ―Ağlayır aĢikar. sisimi görän.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır.244 ―Görän nä danıĢır. ―Söhbäti aĢkarda. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir. ―Ey tarım. inläyir ancaġ. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ . Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. ―Dağın dumanımı. ey pirim mänim. Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Sänä näzir düĢür. ey näğmäm.

Gah düyünläyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır. baĢından ötüb keçäni.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ . Bä’zän inläyir.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni. ona dil deyir.

Hökm eläyir ağla Segah. ―nasihat etmek‖.246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä.‖ DanıĢır tämkinlä. o säbirlidir. ―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. Aramla täk-täk. ―tedbirli olmak‖. ―vakarlı olmak‖. Rast–tädbirlidir. dözümlü.‖ . deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir. Vuġarlı.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını. ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän.

‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır. cavan deyildir. ―Bu dähĢätä kol titrädi. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için . o.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek. ―Aġil danıĢır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır. ―Rast. DüĢünür därin. yaĢa dolmuĢ. Öz därdini ġıĢġırmaz. ―Yüz ölçür. Gül üĢüdü. canlı misallar çäkir härdän.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. o. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. fikirlär.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖. Bir sirdaĢ olmuĢ. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Fikirlär. bir biçir. ahästäcä söylär.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır.

248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır. ―Ağ buludun toy günüdür. dibsiz ―uzun därä‖läri. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü. Dilländirär. ―Sellär yıxar bäräläri. ―Göy äl çalar.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır. yerin.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır. . ―Deyärlär ki. ―Ġovğası da bitir demäk göyün. ―Säslär elä ängindir ki. Ġndi günäĢ buludlara oldu günü.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır.

dayandırdı muğam. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: .‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. Südü ver. barıĢ. dil anlar. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır.4.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır.11.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır. ―Çoban sändän küsübdü. ―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına.‖ 4.‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. ġoyun. Neçä ġäsdin önünü käsdi.

Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän. Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa.‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur. häyäcanlar. onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir. Keç iräli! Yallı gedir. ön sözüdür Çahargahın. ―DüĢmäninä o deyir ki. mısralarda fasıl makamlarından Çahargah . ―Tälatümlär. Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ. Koroğlunun däliläri. Bayandurun. . BärdaĢtıdır. mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.

‖ ―Bämindä. ġaxtaya dözmüĢäm. dağda bitmiĢän. Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. Düzändä käsdilär. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir. mänim dämadäm.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. hansı günahın. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. zilindä o ―neylim‖? deyir.‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. dağlar aĢmıĢam. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. dililä amanın. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. .‖ ―O deyir.

Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. Büyük arzulara dünya bir ġäfäs. Segah.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . Neylim. Buz tutar. Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. bir üzü gündüz. od mänä hämdäm. Günah mändä deyil. daĢı äritsäm. sözüm bilinmäz.252 Säsim su yandırar. yay günü bulağa getsäm. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. gündüzü gündüz. axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. ağla. Ey mänim üräyim. yer üzü gündüz. buza neylim. Yoluna gül düz. Öz ällärinlä. Könüllär Ģad edän ämällärinlä. Segah‖.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. Bir üzü gecädir.

O särtliklä. AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır. ―Sevinç bizi güldürürsä. söz deyil. ―Yox. . Üräyinlä sän ġulaġ as.11. säsdir axı. ―En eniĢ.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Ġäm ağladır. Ġähġähä dä. ―Ġulağınla ġulaġ asma. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.5. ġalx yoxuĢa. yoxuĢu. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır.253 4.‖ ―EniĢi. iztirab dolu.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır.

11. Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. ġair. AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır. ―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. arĢındır.254 Hönkürtü dä. ―Bälkä insan sevincini. . Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır.6. Dünyanı gör. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır. bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur.‖ 4. AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Sığırçının belindäki arĢına bax. Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır.

―Canavarın aldatdığı ġengülümün. Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini. Yenidän taratdı Sadıxcan säni. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur. ―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur.‖ . Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur.255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm. Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar. ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. ―Öyrän. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur.

Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi. Göy gurladı. uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır. Yer gurladı.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä. ―Biläk.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan. ―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren. Haġġ säsinä. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah.256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur.‖ .

11. acıları.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır.9. Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır.7. sağa. zänn elädim.257 4. Necä sığır Çahargahın .11. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu. Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz. ―Bu dünyanın ağrıları. öz yolunu.8. ―SığıĢmadı bir yatağa. Zaman keçti. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir. Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum. Budaġlandı sola. bäxtiyaram. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü.11.‖ 4. 4. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir.

―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ġol var ikän. Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir. yolları kör. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. ―Enib ġalxan keçidläri. Yaz bir yana.11. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖.‖ . Cığırları.10. ―kol‖. ĠıĢ bir yana. ―Äl var ikän.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖. ―Uca-uca dağ baĢında. daĢlara bax.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖. BaĢ var ikän.

―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. enir düzä. ―Täpälärdän säpälänir. Däyir daĢa. . ―rüzgar‖. ―gökyüzü‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Payazın sazağı käsir otları.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. äsir budaġlar. ―yayla‖. bir anlığa baxaġ göylärä. ―dil‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Tökülür yarpaġlar. Yaylaġları gäzä-gäzä.259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖. toz-toz olur. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Dil bir yana. Göydä topalanır ġäm buludları. ―TiträĢir ağzın içindä. ―Ällär süzür incä-incä. susur bulaġlar. ―pınar‖. diĢ bir yana. Soyuġdan üĢüyür. ―Gälin. Ayaġlarsa yerin-yerin.

11. .‖ 4. ―Ocaġdakı od külündän. son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır. Sinändäki dağ külünü.11.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖.260 Buludlar burulur. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler.Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur. ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖. Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar. Buludlar dönür.

Mänä dä ġämin ġaldı. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir. ―Ġarabağın çöllärini ġar aldı. Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir. Çox çäkdim yar cäfasın. durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır.‖ 4. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı.261 ―Däryada gämim ġaldı. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır. Oyuġ-oyuġ yuvaları. Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine . Biçmädim zämin ġaldı.11. Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä.12. ―Ney üstündä yeddi säsin.

―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair.262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. bu sorunun cevabını bilen Ģair. Aslında Ģair. Oyuġ-oyuġ yuvaları. . okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. gerçeğin farkındadır. aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. Nädir belä? Bälkä elä. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar. ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. ‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. Pekâlâ. ―Ney üstündä yeddi säsin. Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce. dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun.

muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular. Ancak yine de sorgulamaktadır. ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir. ―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Aslında Ģair. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . ―Sığırçının belindäki ArĢına bax. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir. Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair. gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. dünyanı gör. muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır.

Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. ―Äziziyäm gül oldum. axır. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir.264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair. bilmemezlikten gelmektedir. ‖ 4. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla.13.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde. ey pirim mänim. dünyaya. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir. . Hämzäläri. Kim yaratdı. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım.11. kül oldum. ―KeĢiĢläri.14. Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir. Yandım.11. Hayata. Nä yaratdı?‖ 4. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair. ey näğmäm.

oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän. bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır. Kısacası bu poemada okuyucu. buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla. Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk. fırlanır.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir. mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. fırlanan nädir?‖ .

son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ.266 ―Ay nä. Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ . ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän. gün nädir?‖ ―Ġlk nä. Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün.

Dalğasımı ġatardakı häzin. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. vuġar. Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät.267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır. Ġäysi Leylidän?‖ . Tämkin.

Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri.11. Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı. Asta-asta pıçıltıları. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. üräyin gah ġüssäli. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: . Kim deyä bilär ki.268 ―Suların ġayalardakı häzin. nädir?‖ ―O. Gah färähli hallarımı?‖ 4. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän.15.

‖ .269 ―Ötän günä gün çatarmı. Calasan da günü günä.‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx. bu yağıĢın.

ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir. Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. 4. ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir. 2. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. 5. Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı.270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. 3. ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır. Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır. 1.

telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. .271 varılmıĢtır. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. teĢhis.

2 AHUNDOV. Cengiz. Deniz Kitabevi.Baskı. Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Nahçıvan Folkloru.. 5 AYDOĞAN. MEB. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. Yavuz. ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. 1. Haziran 1994. MEB. 8 CAFEROV. Güz. Yayınları. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. Dergâh Yayınları. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖. 9 ÇAKAR.42. Yayınları. 1997. 1994. 2004. Nizami. 1. 1994. Ġstanbul. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Ġ. Ġstanbul. 3 AKPINAR. Men Ġnamın Övladıyam‖. ġ. . s. (Cilt 1-2). 2000. Ankara. Sayı: 4. Ġstanbul. Baskı. S.f. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları. Baskı. Yayınları. 2.1.Baskı 1994. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. ġeref. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. TDK. Bakü. 4 ALTAYLI.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. 6 AYTMATOV.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA. Seyfettin. YaĢar. Ehliman. ―Yaradıbdır Ġnam Meni.

Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). 2000. DTCF Yayınları. 16 HÜSEYNOV. B. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. . Cem.az ). ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. Baskı. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ankara.news. Mitat.Baskı. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 14 ERCĠLASUN. TDK. 17. Ankara. 17 KAPLAN. Ġstanbul. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. Ferit. 2000. 12 DURMUġ. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. 1997. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. A. Ankara. Bican. Mayıs 2005. A. Türkoloji Dergisi. Ankara. Cilt. Akçağ Yayınları. 6. 1971). Çarp Versiyası.azerbaijan. 15 ERGĠN. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. 13 ERCĠLASUN. Mehmet. Arif. Ankara Üniversitesi. (Ġlk Baskı. 2002. 2000. Baskı. Sayı 1. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. 18 KAPLAN Mehmet.273 10 DEVELLĠOĞLU. Aydın Kitabevi. 11 DĠLÇĠN. Yaxut Muğam Virtuozları‖. Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. Ġstanbul. 15. Yayınları. Bayrak Yayınları. Dergâh Yayınları. 2. Türk Dil Bilgisi. Muharrem.

2006. Hüsniye. 27 MUSAOĞLU. 1979. 20 KARAKAġ. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Hüseyin.. MEB Yayınları.2001. Ekrem. ZAL. 1. Mehman. Çolpan’ın ġiirleri. 26 MUSAOĞLU Mehman. 22 KORKMAZ. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. . ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. M. Baskı. Aralık 2003. 1. Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖. ġuayip. 1994. Ġstanbul. Ankara. 21 KASAPOĞLU. ―20. Ankara. 28 ÖZBAY. ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara.274 19 KARADENĠZ. Sayı 2. Güz 1996. 24 MAYADAĞLI. 23 KUKUL. Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. Akçağ Yayınları. 25 MERMER. Ankara. Türk Yurdu Dergisi. TDK. Ahmet. Cilt 1. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1998. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. y. ÇENGEL Hülya. Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. 2000. M. Zeynep. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. Baskı. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Halistin.

35 VAHABZÂDE. Bahtiyar. . 34 USTA. Edebiyat Teorisi. Ġzmir.24.275 29 ÖZYÜREK. Açılan Sähärlärä Salam. 1.c. Bahtiyar. Ankara.C. Haziran 2006. 38 Yazım Kılavuzu.Baskı. TDK. Kaynak Yayınları. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖.1979. Bakü. c. . Gün Var Bir Aya Değer. Aralık 2005. Türk Dili. 6. Akademi Kitabevi. Edebiyat Bilimi. 2005. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.Yayınları. (Türk ġiiri Özel Sayısı 5). Ankara. Baskı. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. 36 VAHABZÂDE. Azerbaycan Edebiyatı. 1997. Genndiy. Yazıcı Yayınları. Ankara. Çeviren: Yılmaz Onay. Evrensel Basım Yayın. Ġstanbul. T. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2). ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖. Halil Ġbrahim. 31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. 37 WARREN. Kültür Bakanlığı Yayınları. 2002. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV. Ġstanbul. Aralık 2005.9. Rasim. Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları.1998. TDK Yayınları. Ankara. Austin. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. René Wellek. Baskı.

kultur.tr 43 www.az 42 www.azerbaijan.turkcesarkisozleri.gov. .news.276 39 YILDIRIM. Dursun.net.turkudostlari. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. 41 www.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.com. 40 www.azadtribun.com 44 www.net 45 www.9sekiz.

Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde. Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir. Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir. Poemanın dili oldukça sadedir. tabiat olaylarıyla. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları. ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema . Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır.277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. tarihten sahnelerle.

Poems language is very simple.278 ABSTRACT In this thesis. which is written by Bahtiyar Vahabzade. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. historical scenes. In the poem. the subject can be summarized as follows. we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem. we investigate the language used in this poet in detail. After our study. In the poems study by language and wording. After studying the poem by its content. This is done with many similes and comparisons. is written together with natural events. literary arts were put in original styles. The subject of this poem. which is musical styles. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording. daily life. Additionally. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself. And in the language and wording study. the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases.