T.C.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI ANABİLİM DALI

AZERBAYCANLI ŞAİR BAHTİYAR VAHABZÂDE’NİN “MUĞAM” POEMASI (METİN VE İNCELEME)

YÜKSEK LİSANS TEZ PROJESİ

TEZ DANIŞMANI Yrd. Doç. Dr. FERHAT TAMİR

HAZIRLAYAN HATİCE NALNBANT 058206107

ANKARA 2007

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Hatice Nalbant tarafından hazırlanan “Azerbaycanlı Şair Bahtiyar Vahabzâde’nin “Muğam” Adlı Poemasının Dil ve Üslup Bakımından İncelenmesi” başlıklı bu çalışma 24.09.2007 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile başarılı bulunarak jürimiz tarafından Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

Başkan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Üye: Prof. Dr. Fatih Kirişçioğlu

Üye: Yrd. Doç. Dr. Ferhat Tamir

ÖNSÖZ Elinizdeki çalıĢmada Azerbaycanlı Ģair Vahabzâde’nin “Muğam” adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. ÇalıĢmamıza baĢlarken ki hedeflerimiz ve hazırlanıĢ safhasında takip ettiğimiz yol kısaca Ģu Ģekilde özetlenebilir: Vahabzâde Dünyası! ġeki’den Bakü’ye, Bakü’den bütün

Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan Türk Dünyasına, Türk Dünyasından diğer coğrafyalara uzanan ve tüm insanlığı kucaklayan kocaman bir dünya! Hayatın tüm gerçekleriyle yaĢandığı; ütopik olmayan, realist bir dünya! Acılarıyla, ıstıraplarıyla anlattıklarını yaĢayan; yaĢadıklarını anlatan bir dünya! Her Ģeye rağmen ümidin yitirilmediği bir dünya! Bu çalıĢmayı hazırlarken yaĢadığımız âlemden sıyrılıp Ģairin yukarıdaki satırlarda bahsedilen dünyasında buluverdik kendimizi. ÇalıĢmaya baĢlamadan önceki amacımız da buydu zaten. Türk coğrafyasında yaĢayıp da Vahabzâde’nin adını duymayan yoktur herhalde. Ama onun gönülleri fetheden dünyasına girmeyen çoktur kanaatimizce. Elinizdeki bu çalıĢmayla sizi bu dünyaya davet ediyoruz. ġunu da ifade etmek gerekir ki; bu çalıĢma, o geniĢ dünyanın dar bir sokağından ibarettir sadece. Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın ġeki Ģehrindeki “Yukarı BaĢ” mahallesinde dünyaya gelmiĢtir. Masallarla, Ģiirlerle, kahramanlık destanlarıyla büyüyen sanatçı, çok küçük yaĢlardan itibaren edebiyata ilgi duymaya baĢlamıĢ ve bu ilgisini daha sonraki yıllarda eğitim hayatıyla birleĢtirmiĢtir. ġairin ilk kitabı 1949 yılında yayımlanmıĢtır. Vahabzâde, Azerbaycan Edebiyatının Sovyet Edebiyatı ve Sovyet Edebiyatının sonrası dönemlerini yaĢayan ve bu dönemlerde yazdığı eserlerle milletine yol gösteren güzide bir sanatçıdır. Vahabzâde, hayatı boyunca milletine hizmet verme düĢüncesiyle yaĢamıĢ ve çalıĢmalarını çok farklı sahalarda sürdürmüĢtür. “Muğam” Poeması sanatçının 1970’li yıllarda kaleme aldığı eserlerindendir. bu “Muğam” poemasının konusunu fasıl makamları oluĢturur. ġair, makamları tabiat olaylarıyla, tarihten

manevî desteklerini esirgemeyen anne ve babama sonsuz teĢekkürlerimi bildiririm. hayata dair düĢüncelerle iç içe iĢlemiĢtir. Vahabzâde. kütüphane araĢtırmalarımda yardımcı olan çok değerli arkadaĢım Fatma Yalçın’a. D. Metni Türkiye Türkçesine aktarırken kelime kelime aktarmaya çalıĢtık. halk hikâyeleriyle. Yrd. Dr. Daha sonra “Muhteva Ġncelemesi”. bu makamları söz konusu konularla bütünleĢtirmekle kalmamıĢ hoĢ bir armoni içinde bir parça da okuyucunun kulağına fısıldamıĢtır adeta. Tezimin konusunu belirleme esnasında benden desteklerini ve yardımlarını esirgemeyen çok değerli hocam Prof. Doç. tezimin yazım aĢamasında sağ kolum olan kuzenim Tuba Ġkiz’e ve son olarak da eğitim hayatım boyunca maddî. ÇalıĢmamıza “GiriĢ” bölümünde “Modern Azerbaycan ġiiri. ġuayip KarakaĢ Bey’e. Doç. hayatımın en önemli kararlarını verirken her zaman yanımda olan sevgili ağabeyim Halim Nalbant’a (özellikle bu alanda çalıĢmaya yönlendirdiği ve tez konumu belirlememde yardımcı olduğu için). Transkripsiyon ve Metin Aktarma” bölümleriyle devam ettik. Bahtiyar Vahabzâde ve Poema Yazı Türü” hakkında kısa bilgiler vererek baĢladık ve “Poemanın Özeti.r. benden hiçbir yardımı esirgemeyen değerli hocam. tezin hazırlanma safhasında danıĢmanlığımı büyük bir titizlikle sürdüren. bazen bir arkadaĢ bazen ciddi bir hoca bazen de ebeveyn sözleriyle öğüt veren bir büyük olarak yanımızda olan çok değerli hocamız. Ferhat Tamir Bey’e.ii sahnelerle. Bunun mümkün olmadığı yerlerde anlama dayalı aktarma yoluna gittik. ardından da “Dil ve Üslup Ġncelemesi” bölümlerini sunarak çalıĢmamızı “Sonuç” bölümüyle sonlandırdık. Dr. Ekrem Arıkoğlu’na. günlük yaĢamla. . lisans ve yüksek lisans eğitimimiz esnasında bana ve sınıf arkadaĢlarıma sürekli moral depolayan.

...20 3. Hayat Hikâyesi…. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir………... Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poema Türü…………………………………………….... Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri……………………...105 ...….18 2.………….1 1..37 4....3.………………………………......……………………………iii TANSKRİPSİYON İŞARETLERİ VE KISALTMALAR DİZİMİ…….viii GİRİŞ………………………………………………………………………....ÖNSÖZ…………………………………………………………………………… i İÇİNDEKİLER…………………..…3 1..1 1.…..42 İKNCİ BÖLÜM Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı……………………………….………………….1.…….iii İÇİNDEKİLER . Poemanın Özeti………….………….……11 1..5.…………….…………. Bazı Türkologların ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri……………………………….……. Modern Azerbaycan Şiiri Hakkında Bilgi….2... Şair Hakkında…………………………………………………………..7 1...………………………..……...…….…..4.1 1. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat Anlayışı…………………..…39 BİRİNCİ BÖLÜM Metnin Latin Harflerine Aktarımı ……………………………….

……………...2...192 4.. İnsan Vücudundaki Organ İsimleri….………………………………….……………………………….2..….2.2...………………………………….2.5.3.1..…………....…….4.……….iv ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Muhteva İncelemesi…………………………………………………………168 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Dil ve Üslup İncelemesi.. Yiyecek İsimleri……….1..189 4.Topluluk İsimleri…………………………………….2.. 189 4.1..192 .………………185 İsimler………………………………………..……. Aile ve Akraba İsimleri……………..2.2.……………………..190 4.2.2. Varlıklara Verilişine Göre:……………………………..1..2..2.1..2.3.…191 4.Tekil İsimler.190 4.1.………………………….190 4.2.2.…….2. Varlıkların Niteliklerine Göre……….190 4.………………... Cins İsimler…………………………..1.…………………183 4.……………190 4.….1.2.3. Hayvan İsimleri…………….…………………………….Çoğul İsimler……..2.………………..Soyut İsimler……………….2.3.…. Tabiatla Alakalı İsimler…….191 4.1.2.……….2.Somut İsimler.Varlıkların Sayılarına Göre………………………………. 4.2..2.…………. Özel İsimler…………….189 4.….2.2.190 4.190 4.1..2.…….….1..……….………….2.1.…191 4. Kelime Hazinesi ……….1.3.2.190 4...3.……...

.2...199 4.4..…...1. Zarflar……………………………………………………………………198 4. Soru Zarfları………………………………………………..Şahıs Zamirleri……………………………………………………..….1.7. Belirsiz İsim Tamlaması……………………………………….2.193 4.v 4.Vasıflandırma sıfatları………………………………….1...194 4..3..7.. Zamirler………………………..199 4. Yer Zarfları……………………………………………….7.………...3...197 4.4.…..4..………………………………………..4.……199 4. Zaman Zarfları………………………………………………….4..4.……..3..3.7.3.2....197 4..4.……....6... Belirtme Sıfatları…………………………………………. Sıra Sayı Sıfatları…………………….2...198 4..4.198 4.…..2.2..193 4...2... Sıfatlar……………………………………………………………..5...5.. Üleştirme Sayı Sıfatları………….... Soru Sıfatları…………………………………….4.….1. İşaret Sıfatları………………………………….198 4.6..3. Sıfat-Fiillerle Oluşturulmuş Sıfat Tamlamaları…………….195 4... Belirli İsim Tamlaması………………………….202 Sıfat Tamlamaları………………………………………….200 4.4.1..2. Nasıllık-Nicelik Zarfları………………………………………....203 4...194 4.………...5..2.6.…...196 4.6..Soru Zamirleri………………………....199 4...2..... Belirsizlik sıfatları…………………………….. 4..3.………….197 4.……..4. Sayı Sıfatları………………………………………197 4.. Kesir Sayı Sıfatları………….. .2..5.5..197 4....194 4.2..200 4.Dönüşlülük Zamiri…………………………………….İşaret Zamirleri………………………………..2.2.2.3..1..5.………....5... Asıl Sayı Sıfatları…………………….2.203 4.. Sıfat Yapan “-ki” Ekiyle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…….3.………………………….4.204 4... Azlık-Çokluk Zarfları……………………………………………199 İsim Tamlamaları…………………………………………..2....2.Belirsizlik Zamirleri………………………………..194 4.2.4..4..….1.....198 4.3.

Ses Tekrarları………………………………………………...11...1...11.4. Teşhis…………………………………………………………….9...7...9.. 4.254 4.257 4...9...207 Tekrarlar ……………………………………………………………….. Tecahül-i Arif…………………………………..4.9..9.11... Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler …………………………………………...9.223 4.219 4...4..……….…212 Mısra ve Cümle Tekrarları……………………. Kafiye………………………………………………….. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler…………………..11. 4.3.7.7.258 4...234 4.11.11.. 4...…...7..8....10....……...11.9.11...221 4...2.. İsim Kökenli Kelimelerle Oluşturulan Sıfat Tamlamaları…205 4..….......9....3. İkilemeler………………………………………………….249 4...208 4..2... Ritim..220 4..253 4..11...……………..13.7..…………210 Kelime Tekrarları………………………………………….220 Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler……….11.209 Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon)………………….Cinas …………………….3. İntak…………………………………………………………….221 4.3. Söz Sanatları ………………………………………………………….12.257 4.9.......8.11. İstiare…………………………….2.264 .220 Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler…………………………………………..261 4.…209 Ünlü Tekrarları…………………………………….11.9. Tezat …………………………………………………………. 4.11.224 4..7.vi 4. Vezin. Telmih…………………………………………………………....257 4...11.10. Kinaye………………………………………………………….. Tevriye………………………………………………………….11..6... Mübalağa……………………………………………………….. 4. 4.237 4.219 4..5.221 4.…….9..1.260 4.1.Tenasüp………………………………………………………...9..5.. Nida…………………………………………………………….. Cümle…………………………………………………………………. Teşbih ………………………………………………………….6..……………………………...9. 4... Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler…….7.

…………………………………………………………269 KAYNAKÇA ……………………………………………………………………271 ÖZET…………………………………………………………………………….277 .14. İrsâl-i Mesel………………………………….11.15..11.276 ABSTRACT……………………………………………………………………..268 SONUÇ……………….vii 4...264 4.………………. İstifham………………………………………………………..

s. Ҝ Ғ Г г Ә ә x Һ : Cilt : Sayı : Sayfa : Yıl :G :Ğ :Ġ :ġ :Ä :ä :x (Hırıltılı h) :H. h . y.e. sf. : Adı geçen eser a. : Adı geçen dergi c.g.d.g.viii TRANSKRİPSİYON VE KISALTMALAR DİZİMİ a.

Vahabzâde.1. Her insanın hayatı inişlerle çıkışlarla doludur. asıl annesi ise Zekeriye Bey’in ikinci eşi olan Hanım adlı bayandır. oldukça geniş bir aileye sahiptir. “Baba” temasının çok işlenmediği dönemlerde şair. 1925 yılında Bahtiyar Vahabzâde doğduğunda kendisinden yaşça çok büyük olan ağabeyi Mahmut Ağa. 16 Ağustos 1925 yılında Azerbaycan’ın Şeki şehrindeki “Yukarı Baş” mahallesinde. hayatı eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde şairlik ve yazarlık ilhamını yaşadıklarından aldığı.GİRİŞ 1. Bahtiyar Vahabzâde’nin çocukluğundan beri bir “büyük anne” gibi sevdiği asıl annesi Hanım anne ise 1972 yılında vefat etmiştir. Ama bütün resmî kaynaklarda ve evraklarda babasının adı. Gerçek babasının Zekeriye Bey olduğunu öğrenince duyduğu bu yoğun özlemin sebebini anlar. Hayat Hikâyesi Bahtiyar Vahabzâde’nin hayatı birçok insanın hayatından daha farklıdır. baba olarak bildiği Mahmut Ağa’nın yanında yaşarken gerçek anne ve babasının yaşadığı Şeki’ye yoğun bir özlem duyar. onu babasından istemiş ve kendisine evlat edinmiştir. Şairin aile yapısı normal bir aileye göre biraz karışıktır. ona annelik eden Gülzar Hanım ise 1963 yılında vefat etmiştir. Şair. her ikisine de büyük sevgi duymuş ve onları şiirlerinde yaşatmıştır. ŞAİR HAKKINDA 1. kolayca idrak edilir. Dede olarak bildiği Zekeriye Bey’in 1946 yılında ölümüne kadar Bahtiyar Vahabzâde’nin bu olaydan haberi olmamıştır. Bahtiyar Vahabzâde’ye babalık eden Mahmut ağa 1956 yılında. O’nun asıl babası bu ailenin reisi Zekeriya Bey. Şair ailesine çok düşkündür. Zekeriye Bey’in oğlu Mahmut Ağa olarak geçmektedir. 1921 yılında Gülzar Hanım’la evlenen Mahmut Ağa’nın yıllarca çocuğu olmamıştır. Vahabzâde. babasını . eski gelenek ve görenekleri çok iyi muhafaza eden görgülü bir Azerbaycan ailesinde dünyaya gelmiştir. Bahtiyar Vahabzâde. Ancak şairin hayatında öyle sahneler vardır ki.

Vahabzâde’nin dedesi dönemin kaçaklarından biri olan Kaçak Abbas’a yardım etmiĢtir. Kaçak Abbas yakalanınca Vahabzâde ve ailesi Bakü’ye taĢınarak baĢlarına herhangi bir Ģey gelme ihtimaline karĢı tedbir almıĢlardır. 1964 yılında ise ―Samet Vurgun’un Yaratıcılık Yolu‖ isimli teziyle profesör olmuĢtur. Ailesiyle birlikte Bakü’ye yerleĢtiklerinde Vahabzâde. 1951 yılında ―Samet Vurgun’un Lirikası‖ isimli teziyle doktor olmuĢ. insan davranıĢlarının iç dünyasında bıraktığı tesirler anlaĢılmaktadır. Bahtiyar Vahabzâde. olayın kendisi üzerinde büyük etkileri olduğunu ve Rus düĢmanlığının temelini bu olayın oluĢturduğunu söyler. bir taraftan da yazarlık . ġairin eğitim hayatı da iniĢlerle çıkıĢlarla doludur. 1947 yılında üniversiteyi bitirerek lisansüstü eğitime kabul edilmiĢtir. Bu eserler okunduğunda Ģairin ne derece duygusal bir insan olduğu. eğitim sisteminin yörelere göre uygulanmasındaki farklara bağlı olarak dördüncü sınıfa gitmesi gerekirken üçüncü sınıfa gitmiĢtir. ailesi. henüz dokuz yaĢındaydı. Bahtiyar Vahabzâde. eğitimine Bakü Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi’nde devam etmiĢtir. dönemin Rus baskısı oluĢturmaktadır. evi hakkında yazdığı eserleri de vardır. daha sonra milletvekili olmuĢ. Kaçak Abbas’ın baĢına gelenlere küçük yaĢlarda Ģahit olan Vahabzâde. annesi. Vahabzâde bu üniversitede. ÇağdaĢ Azerbaycan Edebiyatı ve Azerbaycan Edebiyatı Tarihi derslerini okutmuĢtur. yaĢadıklarından nasıl etkilendiği.2 anlatan bir Ģiir yazmıĢtır. ġairin çalıĢma hayatı ise kısaca Ģöyle özetlenebilir: Vahabâde. 1942 yılında liseyi bitiren Vahabzâde. yaĢadığı yer. 1990 yılında üniversiteden emekliye ayrılmıĢ. Sadece babası hakkında değil. 1951 yılından 1990 yılına kadar kırk sene boyunca. 1919 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kurulmuĢ olan. Mehmet Emin Resülzâde Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıĢmıĢtır. 1934 yılından sonra eğitimine Bakü’de devam eden Vahabzâde. annesinin isteği üzerine hekim olmak için Tıp Fakültesine kaydını yaptırmıĢtır. Ancak tıp fakültesindeki hocasının da yönlendirmesiyle hekim olamayacağını anlayan Vahabzâde. Bakü’ ye yerleĢmelerinin temel sebebini.

yanasan gäräk. Bahtiyar Vahabzâde’nin altı torunu vardır. yanmakdır. . Dr. Ġkinci erkek çocuğuna çok sevdiği vatan Azerbaycan’ın adı olan Azer. Tabii bunlar sadece görünen çalıĢma hayatıdır. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı Bahtiyar Vahabzâde’nin ruhî portresi ve fikir yapısına geçmeden önce Ģairin oldukça hassas bir yapısının olduğunu ifade etmeliyiz. ġair hayatı boyunca vatanına. 1952 yılında doğmuĢ. Ġlk çocuğu olan kızı Gülzar. ismini de o zaman hayatta olan annesi Gülzar Hanım koymuĢtur. ġairin aile hayatı hakkında ise kısaca Ģunlar söylenebilir: Bahtiyar Vahabâde. Oğlu Ġsfendiyar.3 çalıĢmalarına devam etmiĢtir.2. 1950 yılında anne ve babasının tavsiyesi ile Dilara Hanım’la evlenmiĢtir. Hayatın mä’nası yalnız ondadır. Hüsniye Zal Mayadağlı’nın “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve eserleri” ve Erdal Karaman’ın Bahtiyar Vahabzâde ile yaptığı söyleşi kaynak alınarak hazırlanmıştır. Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi” adlı makalesi. ġairin ruhî portresini ve fikir yapısını eserlerinden de faydalanarak kısaca Ģu Ģekilde açıklayabiliriz: Bahtiyar Vahabzâde hayatı Ģu mısralarla tanımlar: ―YaĢamak. Yukarıdaki bölümde de ifade edildiği gibi Ģairin hayatında yaĢadığı her Ģey onun iç dünyasında derin tesirler bırakmaktadır. 1 1. Vahabzâde de kaleminin gücüyle bunu eserlerine mükemmel bir Ģekilde yansıtmıĢtır. üçüncü erkek çocuğuna ise ReĢat ismini koymuĢtur. Gülzar’dan iki yıl sonra dünyaya gelmiĢ ve Bahtiyar Vahabâde. ona Ġkinci Dünya SavaĢı’nda ölen kardeĢinin adını vermiĢtir. 1 Şairin hayat hikâyesi Prof. milletine ve insanlığa faydalı olmak için tüm gayretiyle çaba göstermiĢ ve özellikle de ülkesi için büyük hizmetlerde bulunmuĢtur. Torunlarından biri Ģairin adını taĢımaktadır.

Dedim: – Ulduz çileyir gözlerin akĢamlarıma. Bahtiyar Vahabzâde. Ģiirlerinde neyin doğru. Bu değerlendirmesine Ģu satırlarda rastlıyoruz: ―Bäxtiyar düĢünäräk biz därin-därin Xäyallar möhtäĢäm. sf. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. Dedi:– Ancak beni görmekçün özün yanmalısan. sf.‖2 Büyük Ģairin hayat prensiplerine ve bunu eserlerine hangi mısralarla yansıttığına birkaç örnek verelim.180. alçak tepeler önünde insanlar yaltaklanmaktadır. 12.‖ Vahabzâde. Mehman Musaoğlu. 3 Prof. Haziran 2006. äsil Ģairin Özü ġocalsa da sözü ġocalmır.‖3 ―Zulüm Ģehrinde tepeler dağ sayılmakta. Onun da hayatı yanmağındadır. İstanbul. yaĢamayı yanmak olarak değerlendirir. 1. bu halımdan haslın Dedi: – Sen gerçeği bilmek için aldanmalısan. Baskı. insan ve zaman. 2 Bahtiyar Vahabzâde. Kaynak Yayınları. Dr. ġair. ―nasıl olursa olsun‖ yaĢamak isteyenlere. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde irdeleyen ve benimseyen Ģair. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Gün Var Bir Aya Değer. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini çok titizlikle değerlendirmiĢtir. yaĢamır dämäk. . Sevgi konusunu iĢlediği bir baĢka Ģiirinde de Ģairin buna benzer bir baĢka yaklaĢımı daha vardır: ―Dedim:– AĢkımda yanıldım. Äsil sänätkarın. arzular Ģirin.4 ġam äğär yanmırsa. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür.

Dede Korkut’taki Aladağ’a götürmektedir. DüĢmenem yaltaklanıb tepeye dağ deyene.. 1997. güneĢten kaçıp gölge arayanlara ―ölü canlara‖ düĢmandır.462. Dr. Gelir gulağıma. kime hay verim? Üz üze dayanır duygularım da. 2.‖ Günden gaçıp hemiĢe kölge ahtaranlara…‖4 ―ġair uyanıkken idrak edemediklerini ancak rüyalarında anlayabilmektedir. YürüĢdür… Dağılır göyün gubbesi. Lügate bu söz hardan gelmedir? YaĢamag. Ah bir teher!. Oyagken derk edebilmediklerim Mene aydınlaĢır yuxularımda. Rüyalarında Ģanlı geçmiĢini görmekte. gelir uzagdan. Baskı. yaĢamagdır! Bes bu ―bir teher‖ nedir? Men düĢmenem. Bir gopuz nağmesi. sf. Görürem. Kimden kömek umum. Ahmet Bican Ercilasun. kopuz ve kılıç sesleri birbirine karıĢmaktadır. Akçağ Yayınları. enirik biz Aladağ’dan. Ankara. 4 Prof. ġairin damarlarında akan ―atalar kanı‖ onu çok uzaklara. ―Bu dünyada bir teher goy yaĢayag‖ deyene.5 yaĢayabilmek için Ģeref ve haysiyetlerini unutanlara. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler. . “Vahabzâde’nin Şiirleri Arasında”. düĢmenem böyle ―ölü canlara.

ıstıraplarına göğüs gererek nefes almak insanın kendisine doğru olan saadet dolu koĢusudur. Gecenin ömrüne sondur. sf. 5 6 a. . Bu sabır ve metanet. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. vatandaĢında fazlasıyla vardır.“ “Payız Düşünceleri” Üstüne Düşen“ Büyük Arzular” ”. Ölümden gorhmayan de kimdir. Bu nedir? Men hara.463-464. güneĢin doğuĢu seher. haftada öyle haftadır? Kim diyor. de kim? Me’nasız yaĢamak ondan gorhulu…‖6 Vahabzâde aĢağıdaki mısralarda zaman kavramını farklı bir bakıĢ açısıyla değerlendirir. g.6 Bir gılınc sesi. Meni aparıbmıĢ çox uzaglara Damarımda axan babamın ganı. Vahabzâde’nin insanında. ama bu koĢuya katlanmak güç. e.‖5 ―Vahabzâde için ölüm korkusu ile yaĢamaktansa manalı hayatın korkuları içinde mücadele ederek. Dr. Prof. Koy zamanın ölçüsü zamanın olsun Bu ölçü ters düĢer isteğimize. noktadır. 46. ―Kim diyor. Aladağ hara? Asrlar adladıömrün bir anı. sabır ve metanet ister. gün ömrü güne beraber? Kim diyor. sf. 6 Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Dursun Yıldırım.

7 1. Vahabzâde hakkında Ģöyle der. ―Vatan. İstanbul. s. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan Şiirleri”.46. d. 1. sf. y. bilinen birçok kitaplarında olduğu üzere. Türk Yurdu Dergisi. sf. ġair hak yolunda geçer canından Geçmez öz aĢkından. ―Vahabzâde’nin konu ve temaları. günden de kısadır bize. Kabaklı’nın tesbitini destekleyici yönde olacaktır. öz vicdanından. Buna rağmen unutmamak gerekir ki. Kaynak Yayınları. Halistin Kukul.‖8 Edebiyat Tarihçisi Ahmet Kabaklı. ayrıca çok çeĢitlidir. Yıl var ki. Aytmatov. uzun. 9 a. hakkın vekili. 1117-119.168.‖9 Bu satırların hemen ardından Türk Dünyasının en çok tanınan Ģahsiyetlerinden biri olan Cengiz Aytmatov’un Bahtiyar Vahabzâde hakkındaki Ģu sözlerini aktarmak.2001.3. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin sanatında millî poetik düĢünce en yüksek mertebeye ulaĢmıĢtır. dil ve kültür‖ temalı Ģiirleri daima ön plandadır. Zengin Azerbaycan edebî an’aneleri karĢısında bu kadar nüfuz ve Ģöhret kazanmanın çok çok zor olduğunu kolayca düĢünebilirim. . ġair bir Ģiirinde Ģairlik mesleğinin görevlerini Ģu mısralarla açıklar: ―ġair susturulan gerçeğin dili. g. yıldan da uzundur. Baskı.47.7 Gün var ki. konu ve temaca zengin. Bahtiyar Vahabzâde’nin Sanat AnlayıĢı Bahtiyar Vahabzâde’nin sanat anlayıĢını kendi eserlerinden ve bazı edebiyatçıların onun sanat anlayıĢına dair tesbitlerinden yararlanarak anlatmaya çalıĢacağız. Ancak görülüyor ki. sf. 8 M. Gün Var Bir Aya Değer. Haziran 2006. an’aneler yalnız ve yalnız çağdaĢlığın 7 Bahtiyar Vahabzâde. ġair adaletin.

Ģiirlerinde zaman zaman kendini sorgulayarak neyin doğru. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. s. g. sf. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. onun Ģiirini ―düĢündüren poeziya‖ olarak adlandırmıĢtır.168.Baskı. 13 A. neyin yanlıĢ olduğu hakkında çok düĢünmüĢtür. Bu bilgiye Vahabzâde hakkında biraz malumata sahip olan herkes vâkıftır. Akçağ Yayınları. “Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi”. 445. . d. 2. Ģair Ģiirlerinde hangi konuyu anlatırsa anlatsın genel itibariyle bütün yollar vatan. Halistin Kukul.‖ 10 Aslında Ģu noktaya da temas etmek gerekir.12. 11 M. s. Zaten Ģair.‖12 Vahabzâde’nin ―SeçilmiĢ Eserleri‖ne bir giriĢ yazan YaĢar Garayev.8 gerdiĢinde yeni sanatçıların yeni sözünde yaĢar. 12 Mehman Musaoğlu. Dövünür kalbi gibi her yeni mısrada vatan. Bu bağlamda yaĢam ve ölüm. zamanla hemdert ve hemdem bir Ģair‖ sözleriyle niteler.45. kendi ruhî ve sanatsal geliĢimini titizlikle değerlendirir. vaktiyle Vahabzâde’yi ―nârahat Ģair‖ olarak vasıflandırmıĢtır. “Yaradıbdır İnam Meni. Ercilasun. YaĢar Garayev buradan hareketle onu ―asırla yüzbeyüz sohbet eden. insan ve zaman.13 Vahabzâde. 1997. sf. ele aldığı her konuyu ―zaman‖la irtibatlandıran ve bu ―irtibat‖ı lirik bir heyecan içinde bize duyurabilen Ģairdir. a. sf. Ģairlik kudretini vatan sevgisinden aldığını ―Vatan‖ adlı Ģiirinde Ģu mısralarla açıklar: ―Vatan aĢkından alır Bahtiyar öz kudretini. millet sevgisine çıkar. Garayev’e göre ―felsefî manada zaman‖ ile ―Ģairin düĢünen. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. baĢlangıçta bütün renk ve çizgileriyle bir 10 Cengiz Aytmatov. Azerî eleĢtirmenlerinden Mehdi Hüseyin. lirik ben‖i onun Ģiirinde poetik diyaloğun değiĢmez iki kutbudur. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler.‖11 Mehman Musaoğlu’nun kaleme aldığı Ģu satırlar Vahabzâde’nin eserlerinde yer alan felsefeyi tanımlar niteliktedir: ―O. B.f. hayatın anlamı gibi felsefî problemler üzerine mevcut olan görüĢleri de belli bir ölçüde benimseyen ve irdeleyen Ģair. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 1976 Ocağında yazdığı ―Gocalar (Ġhtiyarlar)‖ Ģiiri.21. Ankara. Men İnamın Övladıyam”.

O. Ģümullü bir hak iddiasından. DTCF Yayınları. a. devrin ve Ģartların değiĢmesine bağlı olarak kendini yenilemiĢ. Ercilasun. 16 a. Ankara Üniversitesi. haklı olarak Vahabzâde’deki ―zaman‖ kavramının mücerret bir sembol olmadığını ―aksine.‖ yorumunu yapar. manevî indisine ve keçmiĢine olan marag demektir. Men İnamın Övladıyam”. e. g. KeçmiĢi ve geleceyi de Ģair mahz ―vatan tarihinin‖ sahifeleri kimi varaglayır.15 Cengiz Aytmatov Vahabzâde için ―ġairin olaylar karĢısında coĢma. d. 23 17 Mitat Durmuş. Ġki elini bastonuna. Ankara. ―Modern Azerbaycan ġiiri‖nin önemli isimlerinden birisidir. düĢünen bir ihtiyar tablosu. “Yaradıbdır İnam Meni. Türkoloji Dergisi. içtimai ve estetik ideali ile bilâvâsıta alakadar‖ ilave eder: ―Bahtiyar Ģiirinde zamana marag. 15. Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. savaĢlar. Zaman onu yalnız halgın tarihî tâliyi ile halgın manevî ve ahlagî hayat tecrübesi ile bağlılığı bakımından düĢündürür ve nârahat edir. Ģiir yazanın fikrî istidadı manevî tecrübesi baĢlıca rol oynasın‖. 2002. sf. isterseniz buna bir Ģiir değil.‖17 Bahtiyar Vahabzâde’nin edebiyat ve Ģiir hakkındaki düĢüncelerine kendi cümleleriyle yaptığı açıklamalara dayanarak Ģu sözlerle açıklayabiliriz: 14 15 A. cepheye gidip de gelmeyenler ya da cepheye gidiyor adıyla baĢka yerlere götürülenler ile onların geriye bıraktıkları ıstıraplı hayatın etkisi ile yazan Bahtiyar Vahabzâde. sonsuz mükemmelliğe kadir olur ki. Vahabzâde hakkındaki baĢka bir yorumu ise Ģöyledir: ―Nazım sanatının sihirli vasıfları o vakit sonsuz etkinliğe. tabloya üçüncü bir buut ilave eder: Zaman.14 Garayev. 442. halgın manevî ebediyetine. Fakat Vahabzâde. Cengiz Aytmatov. B.f. düĢünen bir ihtiyarın. Cengiz Aytmatov. Ģairin millî.9 ressamın tablosunu verir. sf. . hafızasından zamana yol bulur. 22. ret ve kabul gibi infialleri söz oyunundan değil.16 ―Ġlk Ģiirlerini siyasî buhranlar. Cilt. aksi sedalıktan gönülce inançtan doğmaktadır. g. usta bir heykeltıraĢın heykeli deyiniz. çenesini de iki elinin üstüne dayamıĢ. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Sayı 1. “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında Şiir ve Poema Türü”.s.

Asıl önemli olan bu hadiselerin sanat eseri olarak aktarılabilmesidir.‖ düĢüncesindedir. Bahtiyar Vahabzâde. hatta her günün. yeni tarzdaki eserlerde Ģeklin.‖ görüĢünde olan Bahtiyar Vahabzâde. Bu amaç da edebî eserin konusunu belirleyecektir. her edebî eserin içerisinde bir fikrin.10 Vahabzâde’ye göre: Edebiyat söz sanatıdır. sadece bir ―taĢıyıcı ve ulaĢtırma vasıtası‖ olarak görür Bahtiyar Vahabzâde. ġiir. tıpkı kelebeğin kanatlarının rengi her çiçekte farklı farklı oluyorsa sözün kanatlarının da bir sarrafın elinde renk bulduğunu açıklar. ġiirde Ģekli. bir idealin. ―bulmaca‖ değildir. sanatçı için yeni bir mataryel demektir. yazar. Bahtiyar Vahabzâde’ye göre. ġiirde mana açık olmalıdır. kendi kalbinde hangi hisse. hangi fikre. Yeni olarak ortaya çıkan her Ģey. g. sanat eserini bu ―sınırsız imkânlar‖ çerçevesinde ortaya koyar ve kendine has bir kaleme sahip olur. ĠĢte sanatçı. Sözün derinliğinin ise sınırı yoktur. hangi amaca bağlanmıĢsa kendi hayatında da onu arayacağından her sanatçının kendine özgü konu repertuarının olduğunu söyler. Toplum hayatında vuku bulan her hadise edebiyatın konusu olabilir. Sözün kanatlarının olduğunu ifade eden Vahabzâde. Sanatçıya göre her dönemin. Vahabzâde. edebiyatın toplum hayatı dıĢında ayrıca bir konusu olamaz. a. 18 Edebiyatı ―hayatın aynası‖ olarak gören Vahabzâde. bir amacın olması gerektiğine inanır. Sanatçı o günün beklentilerine henüz cevap verememiĢken ertesi sabahın konuları ortaya çıkar. sf. Sözün bu kıymetli özelliğini anlayınca da idrak ettiklerini aktarma isteği bir noktada durmaz. Ona göre önemli olan zamanın 18 Hüsniye Zal Mayadağlı. geleneksel Ģiir türlerinde de dönemin fikirlerini anlatmak mümkündür. ―Ģiir. eserin güzelliği için gerekli olduğunu düĢünse de hiçbir zaman ilk Ģart olarak değerlendirilmemiĢtir. sanat anlaĢılır olmalı. 60 . Ģiirin. zamanın Ģartlarına göre edebiyattan beklentileri vardır. e.

Kökler Budaglar. sf. amaç değil. ‖ Bahtiyar Vahabzâde’ye göre sanat ve ilmin birleĢtiği nokta ―hakikat‖tir. halk için olması gerektiğini düĢünür. SeçilmiĢ Eserler. Nasıl ki. ġeb-i Hicran. Sanat da ilim de devrin Ģartlarından bağımsız olarak yalnız hakikati anlattığı zaman büyür ve hak ettiği değeri bulur. bütün insanlığın yüreğine hitap eder. O. E’tiraf. Dostluk Neğmesi. sanat eserinde milletinin geçtiği yolları bulabilmeli ve geleceğini görebilmelidir. Ebedî Heykel. sf. 19 20 a. Bir Ürekde Dört Fesil. sanatta samimiyeti ――yüreğin kapılarını açan en itibarlı anahtar‖ olarak görür. Semed Vurgun.20 Bahtiyar Vahabzâde. Çünkü bunlar sanatta evrenselliğin ve kalıcılığın sebeplerindendir.4. Ġnsan ve Zaman. 75-83. 85 21 a. g. Bahtiyar Vahabzâde’nin Eserleri Bahtiyar Vahabzâde sanat hayatı boyunca edebiyatın hemen her türünde eserler vermiĢtir. s. Menim ġe’rim. 19 Vahabzâde. SeçilmiĢ Eserler. Çünkü ikisi de sadece bir milletin değil. düĢüncelerini esere yansıtabilmektir. edebiyat ve sanatın belirli bir tabaka için değil. g. g. ―Bu anahtarı kaybeden sanatkâr. e.. Çınar. Verdiği bu eserler ve içerikleri Ģunlardır: Ġlk kitabı 1949 yılında yayınlanmıĢ olan ―Menim Dostlarım‖dır. Sanatın büyüklüğü halkın ihtiyaçlarını ne derece karĢılayabildiğine oranla ölçülür. kendi kalbinin kapılarını açamadığından. Halg ġairi Samed Vurgun. düĢünceleri ifade etmenin yolları. Halk. Ceyran.f. e. sedece vasıtadır. a. o yürekten gelen sesler okuyucunun da kalbinin kapılarını açamayacaktır. Bu duyguları. sanatta tabilikten.11 duygularını. samimiyetten ve sadelikten yanadır. 21 1. yüke göre ulaĢım aracı tercih ediliyorsa edebiyatta da konuya göre de Ģekil seçilir. Daha sonra yayınlanan eserleri ise Ģunlardır: ―Bahar. Aylı Geceler. e. Sade Adamlar.85-90 .

Vahabzâde’nin eserlerinde iĢlediği bir konu vardır ki. Semed Vurgun. Ana dilinin kullanılması. 1954 yılında yazdığı ―Ana Dili‖ Ģiirinde ana dilini halkının ilk ders kitabı olarak nitelendirmiĢ ve kutsal bir varlık olan Ana ile Ana dilini bir arada değerlendirmiĢtir. dilin ecdatlarımızdan kalan en büyük miras olduğunu vurgulamaktadır. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde ele aldığı Ana dili konusu. Goyun. Ahı Dünya Fırlanır. Dan Yeri. Sovyet rejimi yıllarında Ana dilinin resmî makamlardan kovulduğunu ve bu dilin gereğince kullanılmadığını da zaman zaman ifade etmiĢtir Ģair. Dört Yüz On Altı. ġair. Feryad. Her Çiçekten Bir Leçek. Bir Baharın GaranguĢu. Payız DüĢünceleri.dir. Derin Gatlara IĢıg. Ģiirlerinde de dil konusuna değinmiĢtir. Açıg Söhbet. VetendaĢ. ―Yollar Oğullar‖. Sanatkâr ve Zaman. Ana dili ve genellikle dil konusu. ―ġäbi hicran‖. Bahtiyar Vahabzâde. ġenbe Gecesine Geden Yol. ―Latin Dili‖. ―Alfabe Kitabı‖. ―Ne Ondansan. ―Märziyä‖. ġehitler. Ana dilini halkının birçok maddî ve manevî değerlerinin bir simgesi olarak gören Ģair. bu konu aynı zamanda onun hayatı boyunca mücadele verdiği bir konudur. Bununla birlikte. onun diğer . Bahtiyar Vahabzâde’nin 50’li yıllardan itibaren yazdığı birçok Ģiirinde iĢlenmiĢtir. ġairin bilhassa dil konusunu ele aldığı Ģiirlerine Ģunlar örnek olarak gösterilebilir: ―Ana Dili‖. Sadelikte Büyüklük. Lirika. Piyesler. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). Veten Ocağının Ġstisi. Hara Gedir Bu Dünya. ―Bu Dil‖. muhafaza edilmesi ve zenginleĢtirilmesi bu büyük fikir adamının yolunda en büyük mücadele verdiği meselelerdendir. Ne Bundan‖. SeçilmiĢ Eserler (iki cilt). ―Oğluma‖ vs. AĢağıdaki satırlarda bu mevzuya yer verilecektir. ―ġähriyara‖ vs.Ġkinci Ses. Açılan Seherlere Selam. Özümle Söhbet. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirlerinde çok geniĢ bir biçimde iĢlediği meselelerden biri ―Ana Dili‖ konusudur. Gelimli Gedimli Dünya Son Ucu Ölümlü Dünya. ―Üz Astar‖. Muğam.12 Deniz-Sahil. Ümide Heykel. Nağıl-Heyat.

e. g. sf. sf. J. Bunlardan önce de 1959 yılında Celil Mehmedguluzâde adına Nahçıvan Dövlet Dram Teatrinda ―Edalet‖ piyesi. YağıĢdan Sonra. tanıtma yazıları. e. Feryad adlı manzum ve mensur piyesleri sahnelenmiĢtir. Alman dilinde bir. ―Gıymet‖ poemasında öğretrmenlik sevincini ve öğrencilerini konu edinmiĢtir. üçüncü olarak Semergend Teatrında. sf. Türkmen ve Özbek dillerinde de izleyiciyle buluĢturulmuĢtur. 62-63. Hüsniye Zal Mayadağlı. Ermeni ve Gürcü dillerinde iki. a. Ģiir. ikinci olarak Yerevan’daki Azerbaycan Teatrında. ―Ġftihar‖ poemasının konusu örgencileridir. Özbek Türkçesiyle iki.13 faaliyet alanlarının 22 yanı sıra bilimsel popüler makalelerine de yansımaktadır. Ġkinci Ses. 41-43. 23 Bahtiyar Vahabzâde’nin yazdığı piyesler ise Ģunlardır: 1965 yıllarından bugüne kadar ―Azerbaycan Devlet Akademik Dram Teatrinda‖ Vicdan. R. Kazakova tarafından on iki eseri Rus diline tercüme edilmiĢtir. senaryo. piyes. Yollara Ġz DüĢür. araĢtırma. YevtuĢenko. dördüncü olarak da Ezizbeyov Teatrında ve nihayet Maksim Gorki adına Hankendi Dövlet Dram Teatrında rejisörünün yeni bir düzenlemesiyle sahnelenmiĢtir. inceleme. Dr. ―Ġkinci Ses‖ oyunu ilk olarak 1968 yılında M. a. Doç. 22 23 Prof. Kendi ana diliyle. g. Ezizbeyov adına Akademik Teatrında. g. . Aynı piyeslerden bazıları Ermeni. Moris. 24 a. Mehman Musaoğlu. çeviriler yazan yaratıcı bir sanatçıdır Bahtiyar Vahabzâde. Eserleri baĢka dillere de tercüme edilmiĢtir. d. Yard. Dr. hikâye. Türkiye Türkçesiyle yedi eseri yayınlanmıĢtır. 63. 1973 yılında da ―YağıĢtan Sonra‖ piyesi sahnelenmiĢtir. J. poema. 24 Bahtiyar Vahabzâde’nin kaleme aldığı poemaları ve bu poemaların içeriği hakkında Ģu bilgileri verebiliriz. makale.

hız. ―Ġkinci Ömür‖ poemasının konusu Rus-Japon SavaĢı’dır. yücelik. herkesin kendinden öc alması. gökler ve fikir üzerine fikirlerin konu alındığı bir poemadır. ―Her Baharın Öz GaranguĢu‖ poemasında Ermenilerin yas meclislerini. ―Veten Menem Men Vetenem‖ veya ―Facie‖ poemasıyla çalınan bir levhanın yüzünden müze bekçisi Matsurata’nın çektiği sıkıntılar ve intiharını anlatır Ģair. ―Amerika Güzeli‖ adlı poemada. paklık olduğunu anlatmıĢtır Vahabzâde. hızın birlik ve kavuĢma demek olduğu.14 ―Merziye‖ de bir öğretmenin mücadeleleri anlatılmıĢtır. cesaret. ―Salam‖ adlı poemada ―Ģanlı Irak toprağında‖ kaldırılan bağımsızlık bayrağına selamlar gönderirken Fuzûli. temizlik. manevî sorunlarının ise kalem sahiplerinin sorumlu olduğunu açıklayan önsözüyle sunduğu ―Tezadlar‖ poemasının konusunu oluĢturur. 1973 yılındaki güzellik yarıĢmasında ―Amerika Güzeli‖ sıfatını almıĢ Emma Nayt’ın dilinden fakir bir kızın. yeni ölçülerin lüzumu. eski ölçülerin gereksizliği. zaman içinde fikrin sınırlı olmaması gibi konuları ele alınmıĢtır. ―Hekim dostum CavanĢır! poemasında insanların maddî ağrılarını doktorları. gurbet. ―Fikir Haggında Fikirler‖ de zaman. Tebrizî. evlat ve torun iliĢkilerini anlatır Ģair. sonsuzluk. Nizamî ve Ebululâ’dan da bahseder. vatan hasreti. baba. ―Heyat-Ölüm‖ poemasında Ģair. ―E’tiraf‖ poemasıyla itirafın. zengin . ―Vaht-Sür’et-Fikir‖ poemasında. ―Viyetnam Balladası‖ poemasında Vietnam SavaĢı kaleme alınmıĢtır. H. an. bu iki konudaki düĢüncelerini ortaya koymuĢtur. teknik geliĢmelerin ayrılığı yenememesi. hızın sınırları nasıl dağıttığı.

―Aylı Geceler‖ de dumanlı Tebriz’in hali ve Sabir’in ―Hophopnâme‖ sinin mazlumları uyandırmaya çalıĢması. ―Ağlar-Güler‖ poemasında Sabir’in Ģahsiyeti. ―ulaĢılmaz zirve‖ Fuzûli’ye yakıĢacak tarzda Ģairâne bir ifade ile anlatılır. Mehemmed-Leylâ. ġikâyetnâme. Ġki Hükümdar. . çevresindeki dostluklar kaleme alınmıĢtır. insanın bir maksat için yaĢaması gerektiği. Prolog. ġair bu eserinde. bunun yanı sıra ―bağımsızlık‖.15 olma isteği. Ah Zalım Ovçular!. partizan bir grubun baĢındaki Ferhat isimli gencin baĢından geçenler. Kerbelâ Seferi. ―Gem Ġçinde Sevinç‖ poemasında bir babanın aniden hastalanıĢı ve oğulunun telaĢı anlatılmıĢtır. düĢünceleri anlatılmıĢ. Ġki Hediye. Emi Gatili. Ģairlik ilhamı ve zindan Ģiirleri kaleme alınmıĢtır. bu poema yüzünden çalıĢtığı üniversiteden iki yıl uzaklaĢtırma alır. Mehemmed. Can Yangısı. Bu poemasından daha önce. 1958 yılında yazıp da o zaman hiçbir yerde yayınlattıramadığı ―Gülistan‖ poeması vardır. Aynı Ģiir kitabında yer alan ―Feryad‖ poemasıyla Ġtalya’nın Pompey Ģehrindeki Vezüv volkanının püskürmesinden oluĢan zarar anlatılır. Bu poema. ―Uçun Neğmelerim‖ poemasında da ise kahraman Tatar Ģairi Musa Celil ve onun zindana atılıĢı. ġair. sevdiğine güzel görünmek için falcıyla kurduğu bağlantı ve Ģöhret için bir adamın desteğiyle ―güzel‖ seçiliĢi anlatılır. ―ġeb-i Hicran‖ poeması. 1960 yılında ―ġeki Fehlesi‖ gazetesinde daha sonra da bir kitabında bu poemanın yayınlanmasıyla Vahabzâde için ağır günler baĢlar. Taun ve Epilog olmak üzere on üç bölümden oluĢmuĢtur. ―hak‖ kavramlarına da değinilmiĢtir. ―Dostluk‖ poemasında Ukrayna’nın ücra bir köĢesinde. Klasik Türk Edebiyatının köĢe taĢlarından biri olan Azerî Ģair Fuzûli’nin hayat ve faaliyetlerini ―büyük bir kâinat‖. çektiği iĢkenceler. trajik bir olay kurgusuyla anlatılır. Ġki Müellim. Bir Deste Çiçek.

Araplıktan uzaklaĢmak. bebeğini sokağa bırakanları. Taganrog Divizya‖ diye adlandırılan orduyu ve kahramanlıklarını anlatmıĢtır. 4. devri öven eserlerinden biridir. kendi inandığı fikirleri. konuyla ilgili . kendine yabancılaĢmak. milletini. Ġkinci Dünya SavaĢı yıllarında Azerbaycanlılardan oluĢturulan ve ―416. 1974’te yazdığı ―Leninle Söhbet‖ poeması Bahtiyar Vahabzâde’nin kendini. yılı münasebetiyle yazdığı bu eseri üç fasıldan meydana gelir.Bölüm. Ġkinci Dünya SavaĢında Fransızların yanında yer alıĢ ve nihayetinde Cezayir’in millî kurtuluĢ mücadeles gibi konuları da içerir. Körpe. Vahabzâde. ġair. hayatını sigorta etmek amacıyla yazmıĢ olduğu. ―Yollar-Oğullar‖ poemasının konusu. dinini hiçe sayarak Paris’e gidiĢi ve Elcezair’in servetini kumarda kaybetmesi. Bu poemada yabancıyla evlilik. ―Dört Yüz On Altı‖ isimli poemasında.Bölüm. 3. ortaya koymuĢtur. Körpeler Evi. Beni Osman’ın vatanını. Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ― Muğam‖ adlı poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini araĢtırmıĢ. 1. 1988’de yazdığı ―Ġki Gorhu‖ adlı poemasında Stalin devrinde bütün kalem sahiplerinin ve kendisinsin yaĢadığı korku duygusunu ve mahrumiyetleri dile getirmiĢtir. Goca.16 Ġran ġahının kanlı rejimi ve Lenin’in ―halglar hapishanesi‖ olarak adlandırdığı Çarlık Rusyasının Azerbaycan’ın ikiye parçalamasını ve bu sömürgecilik siyasetini. Bölüm. Frenk hayatı yaĢaması üzerine kurulmuĢtur. hem de üstüne basa basa. O devir ‖Ģahsa tapma devri‖ olduğundan Bahtiyar Vahabzâde de bu tür bir eser yazma ihtiyacı duymuĢ ama bu eserde bile kalemini saklayamamıĢ. Sosyal bir yarayı ele aldığı bu poemasında Bahtiyar Vahabzâde. yaĢlanınca ortada kalan ihtiyarların halini duygu yüklü mısralarla anlatırken mesajını da verir. millî bağımsızlık duygusuyla kaleme almıĢtır. 2. mezhebini. Vahabzâde’nin annesinin hatırasına yazdığı ―AtılmıĢlar‖ poeması dört bölümden oluĢur. Almanya galibiyetinin 30. Gocalar Evi.Bölüm.

―Ahtaran Tapar‖ ile Türkiye’ye seyahati sırasındaki gözlemlerini. ―Son GörüĢ‖ poeması ile sevgiliye Ģairce serzeniĢte bulunmuĢtur Bahtiyar Vahabzâde. bazen ömrünün olgunluk devri olarak tezahür etmektedir. Tebriz’deki koca Ģair ġehriyar’a telefon açmakta. g. . Bu tercümelerini de ―Her Çiçekten Bir Leçek‖ adı altında kitap halinde neĢr etmiĢtir. iĢsizlik sorununu. Bahtiyar Vahabzâde’nin çeviri yaptığı bazı Ģairler Ģunlardır:: Rus Ģiirinden. Ģairde bazen buruk bir duygulanıĢ. e. Litva Ģiirinden. Sovyet Sosyalist Birliği ve Dünya Edebiyatından yüreğine yatan. vicdan ve liyakat kavramları üzerinde durulmuĢtur. Andrey Demetyev’in. sesini Tebriz’e ulaĢtıran telefon tellerini kıskanmaktadır. 25 ġairin son çıkan eserlerinden biri olan ―Payız DüĢünceleri‖ hakkında Ģu bilgiĢer dikkat çekicidir. ömrünün sonbaharındadır. Helmut Fransler’in. Vahabzâde zaman zaman Özbekistan’a selam göndermekte. ġair. Almanya’daki iĢçiler ve gecekondu meselelerini anlatır Ģair. ġiirin pek çok mısralarına güz düĢünceleri hâkimdir. ġairin 25 a. Bahtiyar Vahabzâde. 62-67. Grivnev’in Ģiirlerini tercüme etmiĢtir. Ankara. onu bir Ģair gibi heyecanlandıran numuneleri kendi diline çevirmiĢtir. Ġstanbul. Alfonsas Maldanis ve Alfonsas Bukantas’ın. Efes gibi yerleri. Camal Kamal’ın. Tatar Ģiirinden. ―Leyaget‖ poeması ile ġaĢa’nın Ģahsında insanların birbirine güvensizliği. Kitap da adını zaten buradan almaktadır. sanat ruhuna uygun gelen. zaman zaman Güney Azerbaycan’daki milletdaĢlarıyla konuĢmaktadır. Bulgar Ģiirinden de Dimitr Zlatev ve G. A. tarihî eserleri. KuĢner. Sonbahar. Rimma Kazakova. Yevgeni YevtuĢenko. Renat Haris’in. Özbek Ģiirinden. Alman Ģiirinden. Ġzmir.17 eserler okumuĢ ve ünlü müzisyenlerden makamları tekrar tekrar dinleyerek bu makamlarda hissettiklerini kaleme almıĢ ve böylece söz konusu poema oluĢmuĢtur.

Bizim kaygı yükümüzü taĢıyan. a . doğrudan doğruya zaman. AĢağıdaki satırlarda ünlü bazı Türkolog ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki düĢüncelerine yer vererek farklı bakıĢ açılarıyla sanatçının tanınması amaçlanmıĢtır. dünyanın atom tehlikesine köprü fikirler atar. insana. Yine her birimiz. hepimize has olan ihtiraslardan. komĢusuna. sf. Zannımca. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Azerî Edebiyatında birçok yeniliğe imza atmıĢ.5. Dr. Sanatkârlığının çiçeklenme ve müdriklik devrine kadem koyan büyük Ģairin ölçüsüz istidadı böylece meyve verir. . Bazı Kültür ve Siyaset Adamlarının Vahabzâde Hakkındaki Sözleri Vahabzâde hem Türk Edebiyatında hem de Dünya Edebiyatında tanınan ünlü bir Ģahsiyettir. koynunda yaĢadığımız zaman… Ve Ģiirlerin kudreti de iĢte bundadır. böylece inkiĢaf eder. sf. kendi hırs ve heyecanlarını Bahtiyar’ın Ģiirlerinde bulabilir. d. okuyucuların çoğu bugün kendisini.26 1. od ocağına ve bundan sonra bütün kâinata yüz tutar. Çünkü onun manzumelerinde zaman yaĢıyor. kendi dünyasını. köprü tablolar çizer.18 arzusu parçalanmıĢ bir vatan değildir. Onun ve bütün milletdaĢlarının ―bütöv (bütün) bir toprağa‖ hakkı vardır. mekân ve fezanın mücerret âlemine günümüzün heyecanlarına.‖ 27 Cengiz Aytmatov 26 27 Prof. 29. 20. Ahmet Bican Ercilasun. “Bahtiyar Vahabzâde. bütün nesillere. Vahabzâde’nin Ģahsiyeti ve yaptığı faaliyetler ayrı bir tez konusu olacak kadar geniĢ çerçevede incelenecek kapasiteye sahiptir. derd ü serimize ortak olan.g. yeri doldurulamayacak nadide bir sanatçıdır. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”.

30 a. Ben onu hem insan hem yazar olarak tanıyan biriyim. . g. Uykusunda hıçkıran ve hiç kimse tarafından iĢitilmeyen. Necip Fazıl ne ise Azerbaycan Edebiyatı için de Vahabzâde odur. ‖30 Yavuz Bülent Bakiler ―Bahtiyar Vahabzâde. 29 a. bütün Türk Dünyasının ortak sesinin. Sonra tercüme etti. ÇağdaĢ Türk Dünyasının bir kalem üstadı olarak selamlıyorum. Bununla birlikte o. Bahtiyar Vahabzâde. “Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı”. çok yönlü faaliyete sahip olan bir Ģair. Nizami Caferov. sf. aydınlık yüzlerin ve güzellik yolunun sembolüdür. 31 a. Doğuda en saygın kiĢileri soyadıyla değil. 16.‖ 28 Süleyman Demirel ―Bahtiyar Vahabzâde. sf.‖ dedi. seven gönüllerin. 15. bir fikir adamıdır. d. bana Bahtiyar’ın Ģiirini okuıdu. 39-40. sf. Lakin O’nun en büyük ödülü halkın sevgisidir.‖ 29 Mehman Musaoğlu ―Türk Edebiyatı için Mehmet Akif. O. ―Bu bizim Bahtiyar’ın Ģiiridir. eriĢtiği edebî ve toplumsal zirvede halkının her türlü problemlerinin çözümlenmesi için çareler arayan bir liderdir. adıyla çağırırlar. ‖ 31 Oljas Süleymanov ―… Yaratıcılığı halka ilahî bir inançla bağlıdır ve bu inanç onun sanatkârlık hayatında baĢlıca rolü oynar. 28 Prof. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. sesi hiçbir aks ü seda vermeyen nice yazarlar var. Dr. En büyük ödüllere layık görülmüĢtür. aynı zamanda dünyanın gelmiĢ geçmiĢ en büyük tarihî olaylarını irdeleyerek. “ Türk Dünyasının Ortak Sesi”. O’nun Ģiirlerinde doğuya özgü bütün güzel nitelikler yansımıĢtır. Yahya Kemal. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. bütün ülkede tanınan ve sevilen bir Ģairdir. sf. Bir genç. g. d. bir halk Ģairidir. g. 44.19 ―Sizin edebî kiĢiliğiniz bütün Türk Dünyasının manevî birliği ve yükseliĢiyle iliĢkilidir… Sizi sadece Azerbaycanlı kardeĢlerimizin değil. d.

sanat. 13. Azerbaycan Türklerinin bin yıllık tarihleri boyunca geçtikleri mücadelelerle dolu hayat yolu. “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. . Azerbaycan edebiyatının tarihi onu yaratan halkın tarihi gibi eski ve zengindir. Dr. medeniyet ve edebiyat tarihi içinde en fazla ağırlığı olan 19. Bence sanatkâr için bundan büyük bahtiyarlık olamaz!. Dursun Yıldırım. halkın özünü bulup yeniden doğmasında Bahtiyar Vahabzâde yaratıcılığı kadar ardıcıl tesir göstermiĢ kuvvetlerin sayısı çok azdır. sf. Önceki edebî aĢamalar ilim. (Türk Şiiri Özel Sayısı 5). bu son iki yılda zirveye çıkmıĢtır. Türk Dili Dergisi. yüzyıllar benzersiz eserleriyle dikkati çeker. Son on yıllarda millî Ģuurun saflaĢması ve Ģekillenmesinde.‖ 32 Sabir Rüstemhanlı 2. O.. bir değil. a. 45-46. ve 20.20 Lakin Bahtiyar Vahabzâde’nin sesine daima ses verirler. insan hislerinin mahiyetini açan poetik tezatlar silsilesi. yaĢadıkları sevinçli ve kederli dönemler. ve 18. 33 Azerbaycan Türklerinin iki bin yıl boyunca kat ettiği ilim. sf. 741. daha sonra ise dönemin edebiyatındaki değiĢiklikleri Ģiir türünde incelemek uygun olacaktır. d. elde ettikleri bilgi ve tecrübeler. hislerin ve düĢüncelerin daimi zıtlaĢması ve reddi ve yeniden yaratılması müĢahede edilir. Türk edebiyatlarının büyük tarihe ve geleneklere sahip bir kolunu da Azerbaycan oluĢturmaktadır.yüzyıllar arası Azerbaycan 32 33 Prof. inandıkları manevî ve ahlakî kanaatler tüm yönleriyle bu edebiyata yansımıĢtır. g. Halil İbrahim Usta. birkaç nesil okuyucunun vatandaĢ olarak yoğrulup yeniden (millî kimliğini kazanarak) doğmasından hiçbir teraziyle ölçülmeyecek büyüklükte bir iĢ becermiĢtir. felsefe ve estetik. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiir ve poemalarında cemiyet hadiselerinin.MODERN AZERBAYCAN ġĠĠRĠ HAKKINDA BĠLGĠ Modern Azerbaycan Edebiyatında Ģiir türündeki değiĢikliklere geçmeden önce dönemin edebiyatı hakkında bilgi vermek.

Cavit ile yeniden yükseliĢe geçmiĢtir. M. Celil Memmedguluzâde ve Mirza Elekber Sabir ile baĢlayıp hâlâ devam eden modern. tasavvufta ve mistik gerçek üstünün yakınlaĢması Ahundzâde’nin Ģiirinde tükenir ve o. dil. Yakın Asya’da sosyal-tarihî ve edebî-estetik kabullerle klasik Avrupa bediî-felsefî kabullerini tabii bir süreçte sentezleme iĢini Doğu’’da ilk olarak bu devrin Azerbaycan Edebiyatı gerçekleĢtirmiĢtir. Önceki yüzyıllarda millî kimlik ġark. Ġslam modeli ve poetikası. 19. poetika. Diğer yandan edebî gelenekte felsefe ile Ģiirin oranı aynı ölçüde artar veya azalır. Müslümanlığın ve Türklüğün tesir ettiği edebî çevre de daralır. fikir. Hadi ve H. dil ve üslup sistemi hatta yeni alfabeye geçme teĢebbüsleri yeni bir değiĢim ve dönüĢümün habercisi olmuĢtur. romantik estetikten realist maarifçiliğe. yüzyılda ilk defa M. Ahundzâde ile birlikte Azerbaycan-Türk kimliği ortaya çıkmıĢtır. Ali Bey Hüseyinzâde. üslup ve poetikada) millî realist düĢüncenin çok yönlü olarak geliĢtiği yüzyıldır. Ana dille ortaya konan edebiyatta. neredeyse özelliğini kaybetmek üzereyken Mirza Fetali Ahundzâde. yüzyıl ise edebiyatın her sahasında (konu. tür. Ahundzâde’nin Temsilât’ının ve felsefî görüĢünün özündeki edebî-estetik geliĢmede Doğu ve Batı’nın değerleri kesiĢip birleĢir. Zamanında DoğulaĢan Batıda Sphokles’in Aristo’nun oynadığı edebî-tarihî rolü o yıllarda M. Bu olay edebî tarihe ―Yeni Devir Edebiyatı‖ olarak kaydedilmiĢtir. Ahundzâde oynamıĢtır. F. Özellikle Mirza Fetali Ahundzâde’den baĢlayarak hem Doğu’nun hem de Avrupa’nın değerleri ortak bir noktada sentezlenerek geliĢtirilmeye baĢlanmıĢtır. 19. Ģiirden nesre aynı zamanda geçer. F. tasavvufî düĢünce Dede Korkut’tan Fuzulî’ye kadar artan bir süreçte Fuzulî’den Vakıf’a kadar ise giderek azalan bir çizgide ortaya konmuĢ. genelden özele.21 Türkçesiyle ortaya konan edebiyatın geliĢip kendini gösterdiği dönemdir. realist edebî geliĢmenin baĢında Ģüphesiz Mirza Fetali Ahundzâde durmaktadır. Edebiyatın yeni yönü. Türk ve Ġslam konteksinde ĢekillenmiĢtir. . evrenselden millîye doğru bir geliĢme görülür.

Türk milletinin Balkanlar’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan çok geniĢ vatan coğrafyasında maruz kaldığı siyasî ve sosyal fırtınaların bütün edebî türlerdeki keskin akislerinden ibarettir.34 Türkler 20. tarih sahnesine her zamankinden daha kalabalık bir kadro halinde yeniden çıktılar. Düğer iki tarihî-edebî süreç de bediî tefekkürün hem yeni. Ankara. edebî süreciyle temasın ilk örneklerini vermiĢtir.22 Asya’yı Doğu’nun edebî dairesinden çıkarıp Batı dünyasına dâhil edilmesi Azerbaycan ile baĢlar. s. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Türk edebiyatının 20. yenildiler. modern. Yüzyıl Türk Dünyası Edebiyatı Üzerine Bir Deneme”. dünyada adı bilinen hemen hemen bütün milletlere karĢı istikbal mücadelesi vermek zorunda kaldılar. Güz. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları. . bir dirildiler. Bundan dolayı Ġslam ve Doğu ile Batı medeniyeti arasındaki köprü vazifesini Azerbaycan üstlenmiĢtir.2. Doğu Edebiyatının özelliklerini de muhafaza ederek önceki geniĢlini korumuĢtur.280. Daha çok millîleĢen ve AzerbaycanlaĢan Azerbaycan Edebiyatı. Bu dönemde Azerbaycan edebiyatı kendi kültürel değerlerini ve kimliğini kaybetmeden batının çağdaĢ. Ankara. maĢrıktan mağribe uzanan geniĢ vatan coğrafyasında. 493. Yeni millî realist edebiyatın ortaya çıkmasıyla zengin kültürel ve tarihî değerlere sahip Azerbaycan halkının bir millet olarak teĢekkülü de aynı döneme rastlar. 35 Şuayip Karakaş. “20. bir ölüp. maruz kalmadıkları katliamları bu yüzyılda bizzat yaĢadılar.c. 2002. sf. 34 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Yendiler. Diğer milletlerin tarih boyunca Ģahit olmadıkları rejimleri. 1996. sf. yüzyıl boyunca. 35 yüzyıldaki macerası. realist millî yönünün ortaya çıkması hem de onun o zamana kadar hâkim olan geleneksel edebî sistemden ve onun muhitinden ayrılması devam eder. Top yekûn imha edilerek unutturulmak istendikleri sırada. Zaten kalem sahibinin birinci görevi de yaĢanan olayları estetik bir görüĢle tespit etmektir.

20. Dünya SavaĢı Devrinde Edebiyat (1941-1945) e) 2. sf.g. ilhamın ve yeteneğin payı çok büyüktür. edebiyat tarihçileri tarafından genellikle Ģu Ģekilde tasnif edilmektedir.d.23 19. yüzyılın baĢlarında hemen hemen aynı siyasî ve sosyal olayların yaĢandığı bütün Türk yurtlarında. Dünya SavaĢından Sonraki Dönemde Edebiyat (1945-1954) f) Muasır Devirde Edebiyat (1954-1980) g) Yeni Dönem Edebiyatı (1980-…) Bu geniĢ çizgilerden sapma göstererek yapılmıĢ baĢka tasnifler de bulunabilir. Bu durumun yegâne a. Bu döneme verilen isim de ilginçtir. Her millî edebiyatın tarihini devirlere ayırırken genellikle büyük zaman kesimleri belli bir merhale olarak değerlendirilir. Batılı anlamda Ģekil. üslup ve yöntem değiĢikliğine millî özelliklerini kaybetmeden alıĢmıĢ olan Kuzey Azerbaycan Edebiyatı içinde Ģiir. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye baĢlanan millî geliĢmeler. Modern Azerbaycan Edebiyatı. .288. bütün Türk dünyasında etkisini göstermiĢtir. Buna karĢılık Azerbaycan Edebiyatı tarihinde 1900-1920 yılları arasındaki süreç bütün araĢtırmacılar tarafından bir dönem olarak ele alınmıĢ ve incelenmiĢtir. Çünkü büyük eserler ve isimler uzun yıllar boyunca ortaya çıkmayabilirler. a) Ġnkılâp Öncesi Edebiyatı (1917-1920) b) (1920-1930) Yılları Arasında Edebiyat c) (1930-1940) Yılları Arasında Edebiyat d) 2. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı. Türkiye’deki aynı özellikleri taĢıyan millî bir edebiyatın doğmasına zemin hazırlamıĢtır 36 Modern Azerbaycan Ģiiri hakkında verilecek gerekli bilgilere geçmeden önce Azerbaycan Millî Edebiyatı hakkında genel bir bilgi vermek uygun olacaktır. Bu geliĢmeler. oldukça geniĢ yer tutmaktadır. Bunda muhakkak ki Azerbaycan insanının tabiatındaki Ģairlik ruhunun. sadece Türkiye’de değil. 36 20.

Bazıları kendi ilkelerine sadık kalarak aktif edebî hayattan çekildiler. Sadece üsluplarında farklılıklar mevcuttu. günlük makale ve fıkracılığın daha da geliĢmesine yol açmıĢtır. Molla Nesreddin ve Füyüzât’ın oluĢturdukları iki ayrı edebî tarzın varlığı dikkati çekmektedir. Ancak bazı Azerî sanatçılar için edebî hayatları 1920’de tamamlandı. alev saçan satırları ile yeni devir Azerbaycan Ģiirinde gerçek bir inkılâp yapmıĢ. 20. sosyal ve siyasî hayatında önemli Ģahsiyet ve hadiselerle doludur. Bazıları ise yeni rejimle iĢbirliği yoluna gitti. Azerbaycan Türklerinin bir millet haline gelmeleri. Edebiyat aynı zamanda bir düĢünce sistemi olduğu için yazarlar ve Ģairler edebiyatı ideolojisinin emrinde kullanmaya zorlandılar. Bu yüzyılın baĢlarında edebiyatçılar genellikle basımın çevresinde toplandıkları için dönemin iki önemli dergisi. Bu iki tarzın her ikisi de esasen aynı amaç uğrunda mücadele etmiĢlerdir.24 sebebi. yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı denildiğinde 1900-10920 yılları arasındaki dönem ve Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde ise 1920’den sonraki dönem anlaĢılır. Hem Ģekil hem de tema açısından en fazla değiĢikliğe uğrayan edebî tür ise Ģiir olmuĢtur. göç ettiler. eski Ģiirle arasında geçilmesi imkânsız bir uçurum yaratmıĢtır. nesir ve tiyatro eserleri idi. yüzyılın baĢındaki bu yirmi yıllık dönem Azerbaycan’ın edebî. Bu sebeple 20. Azerbaycan Edebiyatında da yeni bir uyanıĢ devrinin baĢlangıcı olmuĢtur. Bir Ģair olarak Molla . millî kültürün bütün sahalarında hızlı bir geliĢme yaĢanması hep bu kısa dönemde ortaya çıkmıĢtır. toplumda milliyetçilik ve Türkçülük düĢüncelerinin yayılması. Bu dönemden sonraki devreye Sovyet Devri Edebiyatı adı verilmektedir. 20.yüzyıl Ģiirine Mirze Elekber Sabir gibi büyük bir dehayı Molla Nesreddin Dergisi kazandırmıĢtır. Bu yüzyılın baĢlarında Azerbaycan edebiyatında yer alan belli baĢlı nazım türleri Ģiir. 20. Basım hayatında birbirine karĢıt gibi görünen bu iki derginin edebiyata katkıları çok büyük olmuĢtur. Sabir.yüzyıl. 1920 yılının mart ayında Sovyet iĢgali ile Azerbaycan’ın özgür kimliğine ve dolayısıyla da millî Azerbaycan edebiyatına son verilmiĢ olmasıdır. Basımın kuvvetlenmesi.

Eli Nezmi. toplumun bütün tabakaları Ģu veya baĢka derecede edebiyatta görünmeye baĢlamıĢtır. . halk ile okumuĢ. Ġbrahim Bey Musabeyov ve Mağaralı Zeynelabdin’in temsil ettiği Realist-Maarifperver Edebiyat idi. Ancak yeni Ģiir geleneğinin kurucusu olduğu yaĢarken de herkes tarafından kabul edilmiĢtir. sınıf çatıĢmasının bütün Ģekilleri. Yenilikçi Ģair ve yazarlar eski. Sultanmecid Genizâde. Hüseyin Cavid. Daha sonrai ise siyasî hayat. içtimaî-siyasî mevzulara geçmiĢler. iĢçi ve köylü harekâtı ile halkın talihi ile yaĢamaya baĢlamıĢlardır. Üçüncüsü ise Mehemmed Hadi. 20. ReĢid Bey Efendiyev. Bu arada Edebiyat Tarihi alanındaki çalıĢmaları ile tek baĢına bir ekol haline gelen Feridun Bey Köçerli’yi de anmak gerekir. yüzyılın ilk yıllarında dönemin eserlerinin baĢlıca tartıĢma konuları. Mirze Elekber Sabir. Abbas Sehhet ve Abdulla Bey Divanbeyoğlu tarafından sürdürülen Romantik Edebiyat idi. üslup hem de mazmun ve keyfiyetçe büyük değiĢiklik meydana gelmiĢtir. yüzyıl baĢlarındaki Azerbaycan Edebiyatı üç ana yönde ilerlemiĢti. Ebdürrehim Bey Hagverdiyev. Eligulu Gemküsar. mülkiyet sahibi ile köylü. Bunlardan birincisi Celil Memmedkuluzâde. Ġkincisi Süleyman Sami Ahundov. zamanın gerekli meseleleriyle. ve 20. tutucu ile aydın arasındaki zıtlıklar olmuĢtur. Nerimen Nerimanov. ananevî mevzulardan aktüel. bey ile çiftçi. dönemin siyasetiyle. Mirze Eli Mö’cüz ve Bayrameli Abbuszâde tarafından takip edilen Ġngilabi-Demokratik Edebiyat idi. Üzeyir Hacıbeyov. Abdulla ġaig.25 Nesreddin dergisindeki çalıĢmaları oldukça kısa sürmüĢ. 19. sadece altı ay devam edebilmiĢtir. Bu üç farklı edebî tarzın esas noktaları üzerinde durmak gerekirse Ģöyle bir tablo ortaya çıkar: Ġnkilapçı-Demokratik Edebiyat Birinci Rus inkılâbından sonra Azerbaycan sosyal hayatta olduğu gibi edebiyatında da hem Ģekil. Yusuf Vezir Çemenzeminli. Mehmet Said Ordubadi.

ġiirde de Ģekil muhtelifliğinde ve zenginliğinde yeniliklere gidilmiĢtir. yüzyılın baĢlarında Azerbaycan yazarlarının bir kısmı matbaanın. neĢriyatın etrafında toplanmıĢtır. her Ģeyden önce eğitime müracaat etmiĢlerdir. Bir kısmı da daha ziyade sahne tiyatro sahasında çalıĢmıĢtır. talim. sosyal-siyasî yergilerin. fıkraların konusuna çok uygun Ģekiller olmuĢtur. Daha sonra da çiftçilerin istismarı. Üçüncü bir kısmı ise eğitim. yaĢama kaidelerini kaleme almıĢlar. . zihinleri felç eden hiçlik inancı (nihilizm) dile getirilmiĢtir. v. ne tarihî kahramanlık destanları. Nesreddin ve Mezeli dergilerinde yayımlanan yeni sosyal meseleleri tasvir ve tenkit eden Ģiirler Ģekilce de yeni ve farklıydı. Onlar daha çok olağan hayatı.s. Ne âĢıkane efsaneler. ne Sadi tarzındaki nasihatler. Realist. Bu dönemde edebiyat.Maarifperver Edebiyat 20. okulun dönemin problemlerini çözmedeki iĢlevlerini uyanıĢ yolunda en büyük vasıta olduğunu düĢündükleri için eğitim konusuna büyük önem vermiĢler ve bu yolda var güçleri ile çalıĢmıĢlardır. Bu eğitimci yazarların bütün sanat faaliyetleri okula ve öğrenciye yönelmiĢtir. küçük bir aileden baĢlamıĢ büyük bir ülkeye kadar her yerde baĢ gösteren önemli hadiseleri siyasî fikirlerle iliĢkilendirmeye çalıĢmıĢtır. Büyük sanatçı Sabir’in kaleminden çıkan bahr-ı tâvîller. tâziyaneler. öğretmenin. Kısa lirik Ģiirlerin içeriği de daha önceki gazellere benzetilmiĢtir. eğitimin. geleceği yaratmak için herkesten.26 Söz konusu dönemde edebiyatın baĢlıca konusu çağdaĢ toplumun yaĢayıĢı olmuĢtur. onlara karĢı oluĢturulan adaletsiz tablo. ne gazel tarzının içki-sevda gelenekleri bu dönemde gündemde değildi. Öncelikle çalıĢanların. Maarifperver realistler ne geçmiĢin tenkidine o kadar bağlı ne de geleceğin hayallerine o kadar tutkun idiler. iĢçilerin hayatı ön plana çıkartılmıĢtır. terbiye konuları üzerinde çocuk edebiyatı sahasında çalıĢmıĢtır. Eğitimciler.

ReĢit Bey Efendiyev.Cevdet’in ve Namık Kemal’in sanatları mahallî. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları Ģunlardır: Eli Bey Hüseyinzâde. muayyen derecede soyutlama. A. Eliabbas Müznib. Romantizm. Abdulla ġaig. Sultanmecid Genizâde. realizmle birlikte ortaya çıkmıĢtır. Bu akımın içinde bulunanlar. tabiatın güzelliklerine önem vermiĢler ve bu konulara çeĢitli manalar yüklemek istemiĢlerdir. geleceğe umut. dil ve üslup tantanası. Bu romantizmin Avrupa’dan aldığı terakki. Yeni dönem romantizmi Azerbaycan’a iki yolla girmiĢtir. Romantik Edebiyat Azerbaycan romantizmi Fransa ve Ġngiltere de olduğu gibi belirli bir devirde edebiyat ve günlük hayatta güçlü bir ekol olmamıĢtır. insancıllık. Romantizmin geldiği ikinci yol Rus Ģirinin yolu ile idi. AğadadaĢ Müniri. Abbas Sehhet. Abdulla ġaig Talıbzâde. Tevfik’in. Hamdi’nin A. millî-dinî içerik kazanmıĢtır.27 Maarifperver realistçilerin önde gelen temsilcileri Ģunlardır: Süleyman Sani Ahundov. . topluluktan çok ferdi anlatma. Azerbaycan yanında romantiklerinde tabiatın sosyal-siyasî mevzuların değiĢik iĢlenmesinin manzaralar konulara aksettirilmesi. Bu yolda ilerleyen yazarlardan bazıları da Ģunlardır: Mehemmed Hdi. isyankâr hitap ve sorulardan hoĢlanma gibi özellikler mevcuttu. Ġbrahim Bey Musabeyov. Azerbaycan romantikleri burjuva ve küçük burjuva sınıfı içinden çıkmıĢ aydınlardan oluĢmuĢtur. zariflik hususiyetleri Türkçülük düĢüncesi ile birleĢtirilmiĢtir. Türkiye kanalıyla geçen romantizm R. Abdulla Bey Divanbeyoğlu. Kâinatın. Ģiirde oluĢturulması da söz konusu olmuĢtur. Türkiye ve Rusya yolu ile. eserlerinde çeĢitli fikirler üretmiĢlerdir. Sened Mensur. Genel olarak bütün romantiklerde olduğu gibi Azerbaycanlı romantiklerde de tabiata yönelme.

Böyle bir yönetimin hüküm sürdüğü dönemde 37 Halil İbrahim Usta.28 1925 yılına doğru Azerbaycan’ın gerek kuzeyinde gerekse güneyinde edebiyattaki özgürlük ve milliyetçilik akımının durdurulduğu görülmektedir. yazar. maneviyatsızlığa tercih ettiler. 1926’ da Ġran’da iktidarı ele alan Pehlevîler. Güney Azerbaycan’da edebî dil olarak hatta konuĢma vasıtası olarak Azerî Türkçesini yasakladılar. Yönetime Ruslar ve özellikle Azerbaycan’da yaĢayan Ermeniler getirilir. tam anlamıyla ideolojiye bağlı yeni bir edebiyat geliĢtirmeye baĢladılar. sf. öğretmen. 742. Fakat gerek Rus gerekse Fars ırkçılarının çabalarına rağmen bin yıllık birikimle gelen Azerbaycan edebiyatını susturamadılar. “a. 37 Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyatında ġiir Bu dönemde 1920’den günümüze kadarki Azerbaycan edebiyatının esas niteliklerine değinilmekte ve Ģiirin bu dönemdeki durumu özetlenmektedir. Azerbaycan Türkleri ikinci plana itilmekle birlikte. çoğu bilim adamı. gazeteci. idarî Ģekli değiĢmekle kalmaz. g. yönetici. Azerbaycan yazar ve Ģairleri yeri geldiğinde Ģerefli ölümü. 1920’lerden sonra bu durum daha da yoğunluk kazanarak devam eder ve 1937’de Stalin’in iktidara gelmesiyle en belirgin Ģeklini alır. Bu tarihten baĢlayarak Azerbaycan’ın toplum yaĢamı. Yeni bir yaĢam üslubu geliĢmeye baĢlar. Rejimin değiĢmesine bağlı olarak toplum hayatında önemli değiĢiklikler olur. Dünya siyasî tarihi üzerinde 1917 BolĢevik Ġhtilâli’nin önemli bir yeri vardır. idarî kadroları da değiĢir. Bu edebiyatın asırlar boyunca içinde bulunduğu özgürlük ruhu buna kesinlikle imkân vermedi. d. 1920 yılından sonra parti kontrolü altında da olsa güçlü bir edebî hayat Azerbaycan’ın kuzeyinde yaĢanmakta idi. 1930’lu yıllarda kolektifleĢtirme devrinde halktan insanların binlercesi yok edilir. Ģair de hayatından olur. Sovyetler Birliği’nin hâkimiyeti altında bulunan Türk Cumhuriyetleri de bu ihtilâlden büyük ölçüde etkilenirler. . 1920’de Bakü’de iktidarı ele geçiren BolĢevikler.

yeni insana. Fakat Azerbaycan sahasında ―eski ile yeni‖ savaĢımı sadece BolĢevik yazarların yürütmüĢ olması dikkat çekicidir. Yeni cemiyete. ―KardaĢlık Edebiyatı‖. anti-komünistler. feminist kızlar ve kadınlar. mübârize (mücadele eden) kahramanlar bulunur. idealist komünist gençler. bu görüĢün ―sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmalı‖ fikrinden hareketle kendi millî dil ve edebiyatlarını inkâr etme aĢamasına kadar gelirler. hurafeye inanan gafiller. Tematik ve karĢıt güçlerin çatıĢmasında klasik edebiyat taraftarları tamamen karĢıt güç konumundadır. savunmadan sonra yaĢama hakkının olmaması ile ilgili bir durumdur. bunun yerine ―Lenin’in Dili‖. Bu durum öylesine belirginleĢmeye baĢlar ki. Dönemin BolĢevik görüĢünü destekleyen Azerbaycanlı Ģair ve yazarlar. cahil din adamları. temsil eder. BolĢevik yazarlar tarafından baĢlatılan ve halkın yararına olduğu söylenen klasik edebiyata hücum. sosyal olaylar. ―Komünist Dünyasının Dili‖. Bu eski-yeni savaĢımının Türkiye sahası Türk edebiyatında da varlığını gösterir. . Yeni insan tipi ile cemiyete ―inkılâpçı‖ bir gözle bakılır. Resmî ideolojik görüĢe uygun eser yazma zorunluluğu vardır ve buna ―Sosyalist Gerçekçilik‖ adı rejim tarafından verilmektedir.29 edebiyatın Ģekillenmesi de bu ölçüler içinde geliĢir. yeni bir edebiyat gereği doğal bir geliĢmenin sonucu olarak kendini gösterir. insan iliĢkileri. Bu dönemde yazılmıĢ edebî metinlerde klasik yaĢamın ve edebiyatın model insan tipini zalim beyler. zengin kiĢiler. eskiyi (klasik olanı) savunacak insanın olmamasından çok. ―toplumu anlatacağız‖ derken tüm insanî değerler alt üst edilir. sınıflar arasındaki çatıĢma fikrine uygun olarak açıklanır. Nitekim ―Sovyet Azerbaycan Edebiyatı‖nın sanat değeri taĢıyan eserlere kavuĢması belirtilen tarihten yaklaĢık 25-30 yıl sonra kendini gösterir. yeni bir insan. ―Ġnkılap Edebiyatı‖. Bunların karĢısında yenilikten yana öğretmenler. edebî eser sloganlar toplamı durumuna gelir. Bu. ―Proleter Dili‖ ve edebiyat için ―Sovyet Azerî Edebiyatı‖. eski insana ve eski edebiyata hücum baĢlamıĢtır. öylesi bir durum alır ki. Böylece eski cemiyete. Yeni cemiyetin her Ģeyden evvel yeni bir insan tipine ihtiyaç duyması ve bu insan tipinin bakıĢı ile toplum hayatının değerlendirilmesi gereği ortaya çıkar.

Ģiirdekine oranla daha geniĢ anlatı olanağı bulmuĢ olmasından ihtilâl öncesi dönem ve ihtilâl sonrası dönem hayatını anlatmaya hizmet eder. Bunlar arasında Cafer Cabbarlı. anlatılır. bunu yaĢlı nesle hücum etmekle baĢaracaklarını düĢünerek. Zira Komünist Partisi’nin iĢçilere. fikir ve dünya görüĢü çatıĢmasına dönüĢür. Maksim Gorki gibi Ģair ve yazarlar resmî model olarak sunulur. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖ gibi eserler bunlara verilecek örneklerdir. Celil Memmedguluzâde gibi çileyi seçenleri sayabiliriz. iĢçinin ve aydın gençlerin kötü durumu asıl tema olarak ele alınır. ―Komünist Partisi‖nin beğenisini kazanmak. bu bağlılığın doğurduğu heyecanı bir yerlere aktarabilmek düĢüncesi ile dolu olan genç sanatkârlar. Mihail Yuryeviç Lermantov. eser sahibi Ģair ve yazarın yeni bir görevle onurlandırılması. gibi terimleri sıkça kullanmaya baĢlarlar. Ġhtilâl sonrası hayatı anlatan eserlerde ise BolĢevik rejiminin getirdiği güzellikler. eserlerini ya çok eski tarihî konularda ya da uzak ülkelerde meydana gelen olaylardan esinlenerek yazmak durumunda kalır. sunulan resmî modelin çabucak kabul görmesine hizmet eder. Yusuf Vezir Çemenzeminli.30 ―Komünist Halklar Edebiyatı‖. Fakat 1940-1941 yıllarına doğru nesil çatıĢması. Bu savaĢımda partinin de desteğini gören gençler daha baĢarılı olurlar. Ġhtilâlden önceki dönemde söylediklerini ihtilâlden sonra da söyleyen. Ġhtilâl öncesi hayatı anlatan metinlerde zenginlerin sömürü zihniyeti. Konusunu Azerbaycan’ın eski tarihinden alan Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin ―Gızlar Bulağı‖. Mayakovski. Dönemin baskısından dolayı yaĢlı nesil. hakaret sözcükleri ile amaçlarına ulaĢmak isterler. din adamlarının cehaleti. sosyalizme sadakat ruhu aĢılayan eserlere ödül vermesi. 1930’dan baĢlayarak yeni yetiĢen genç Ģair ve yazarlar ile daha öncekiler arasında zamanla artarak süren bir nesil çatıĢması baĢlar. Dönem içinde romanlarda ve öykülerde iĢlenen temalar. Ġhtilâlden önceki kalem sahiplerinden birkaçı doğru bildikleri yolda devam ederken birkaçı da kalemlerini dönemin ideolojisine sunar. Bu dönem eserlerde yenilikten yana olan insan tipi idealize edilir. Hüseyin Cavid. köylünün. Cafer Cabbarlı’nın ―Od Gelin‖. sosyalist değerlere bağlılığın ölçüsünü göstermek. kendi sanat ve hayat anlayıĢlarına göre eser veren Ģahıslar ise tam anlamı ile çileye talip olurlar. ağa-emekçi çatıĢması. .

insan tabiatına aykırı yönlerine dikkati çekiyordu. Azerbaycan edebiyatının gelenekleri ve nitelikleri korunmuĢ olduğundan 1920-1980 yılları arasındaki döneme ―Sovyet devri edebiyatı‖ adı verilmesi daha uygun olacaktır. konu itibariyle Azerbaycan halkının sıkıntıları. Ancak bu yazar ve Ģairlerin çoğu yeni rejimin yolunda gitmediler. geliĢmiĢ bir Türkçe kullanılmıĢtır. çok açık görülür. sanat değeri olmayan ürünlerdi. dünya edebiyatına ilgi artmıĢtır. Hâlbuki edebiyat. Tabii olarak yeni rejim birkaç yıl içinde kendi edebiyatını oluĢturamadı. Bu sanatkârlar yeni rejimle birlikte eser vermeye devam ettiler. Samed Mensur ise daha çok simgeler yoluyla yeni düzenin aksaklıklarına.31 Azerbaycan Sovyet Edebiyatı denildiğinde. sevinçleri. Bu eserlerin ortak karakteri yeni devrin propagandasını en iyi Ģekilde yapmalarıydı. rejimin ve ideolojinin yetenekli insanları nasıl yok ettiğinin açık bir tarihidir. Öncelikle söylenmelidir ki. Bununla birlikte yeni rejim. ideolojinin tesirinde kalmıĢsa da pek çok özelliğini korumuĢtur. Buna zorlandıkları zamanda daha öncekiler ile tam bir zıtlık oluĢturan zayıf eserler ortaya koydular. Fakat bunlar. kendi yazar ve Ģairlerini de yetiĢtiriyordu. Ġkinci olarak. Azerbaycan’da Sovyet rejiminin ilk yıllarında bazı eserler yayımlanmıĢtı. millî yönleri gözden kaçırılmıĢ olmaktadır. Eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da Sovyet Devri Edebiyatı. toplum içerisinde kuvvetli bir düĢünce silahı olan edebiyatın geliĢmesini kendi haline bırakmadı. bu dönem edebiyatının temel özellikleri. yüzyıl baĢları itibariyle katılmıĢ ve adlarını duyurmuĢ kimselerdi. 1930’a doğru gelindiğinde yeni Ģair ve yazarların edebiyata dâhil olduklarını görürüz. Eserlerin ideolojik . bu dönemde saf. Yine bu dönemdeki en tanınmıĢ Ģair ve yazarlar edebî hayata 19. Özellikle eski nesilden olan yazar ve Ģairlerin haklarını daha 1925’te kısaltmaya baĢlamıĢtı. Son olarak bu dönemde tür ve Ģekiller zenginleĢmiĢ. BolĢevikler.yüzyıl sonu veya 20. gelenek ve görenekleri eskiden olduğu gibi dile getirilmeye devam edilmiĢtir. Özellikle Ahmet Cavat’ın Ģiirlerinde Azerbaycan’ın bağımsızlık dönemine duyulan hasret.

hakikatleri söylemeye.32 yönünü bir tarafa bırakırsak. Gebil. millî dillerin devlet hayatının ve kültürlerin birçok alanından çıkarılması Ģeklindeki uygulamalar.b. Eliağa Kürçaylı. Yeni adların ortaya çıkarak yeni eserler vermelerine rağmen edebiyatta henüz kökten bir değiĢiklik gerçekleĢmemiĢti. 1940-1950 yılları arasında Azerbaycan edebiyatına yeni bir nesil dâhil oluyordu. Düz yazıda Enver Memmedhanlı. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde art arda iki alfabe değiĢikliğinin gerçekleĢmesi. egemenliği altında bulundurduğu Türk nüfusundan sağlaması nedeniyle bu dönem edebiyatında yoğun bir Ģekilde savaĢ temi iĢlenir. emek ve emekçi v. önemli Ģahsiyetleri tanıtmaya gayret etmiĢti. Böyle bir değiĢikliğe büyük ihtiyaç duyulduğu. 1937’de baĢlatılan büyük baskı ve sindirme hareketleri ile Azerbaycan’ın tanınmıĢ edebiyat adamları birer birer yok edildiler. çağdaĢ Rus ve Dünya Edebiyatından yaratıcı bir Ģekilde yaralandıkları. Ġlyas Efendiyev. gerçek tarihi anlatmaya. 1941-1946 yılları arasında Rusya’nın ikinci Dünya SavaĢı’nda yer alması ve askerî gücünü. Fakat bütün bu baskılara rağmen Azerbaycan edebiyatı hiçbir zaman tam anlamıyla teslimiyet göstermemiĢti. mükemmel Ģiir tekniğine sahip oldukları. geleneklere örf ve adetlere hayat tarzına büyük önem verdikleri rahatça söylenebilir. siyasetten uzak kalmayı tercih eden Mikail MüĢfik gibi lirik Ģairler de vardı. toplumların adlarının ve tarihlerinin değiĢtirilmesi. Hesen Seyidbeyli. Ġmam Kasımov. insanların geçmiĢleriyle olan bağlarını koparmayı amaçlıyordu. Bununla birlikte partini yönlendirmesi ile edebî eserlerde halkların dostluğu. Azerbaycan Türkçesini bir edebiyat dili olarak arındırmak ve zenginleĢtirmek yolunda çaba gösterdikleri. Bu yazarlar arsında Sovyet ideolojisine gereğinden fazla bağlılığı ile tanınan Süleyman Rüstem gibi Ģairlerin yanı sıra. Ġsmayıl ġıhlı. Nebi Hazri. Ģiirde Bahtiyar Vahabzâde. beynelmilelcilik. Zeynal Halil v. Ġsa Muganna. Büyük terör yıllarında bu edebiyat. konular sürekli iĢlenmek zorundaydı.s. .

Bu yolda en önemli adım 1956’da atıldı. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin özellikle son yıllarında ―köy-Ģehir‖ teminin yoğun bir Ģekilde iĢlendiğini görmekteyiz. Genç nesil arasında bir nostalji olarak yayılan köy ve köy hayatına duyulan özlem. Eliağa Gürçaylı. O dönemki özgürlük havasının etkisiyle edebiyat hayatın atılan gençler de eskinin hatalarını tekrarlamaktan kaçınıyor ve yeni konular. Tabiat .33 edebiyatın etkisini ve iĢlevini kaybettiğini herkesten önce yazar ve Ģairler anlamıĢlardı. Bu döneme kadar partinin güdümünde olan yazar ve Ģairler konularını. Bahtiyar Vahabzâde ile baĢlayan ve diğerleri tarafından devam ettirilen Ģu üç özellik. zamanla Ģehirlerin varlığını unutturur hale gelmiĢtir. Cingiz Elioğlu gibi sanatçılar Ģehrin monoton ve koĢuĢturmalarla geçen hayatına. YaklaĢık olarak 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta köklü değiĢiklikler yaĢanmaya baĢladı. Millîlik 2. Asrîlik 3. ideolojik söylemlerden büyük ölçüde uzaklaĢmıĢtır. üsluplarını ve yöntemlerini tekrar gözden geçirdiler. Sabir Rüstemhanlı. Vagıf Nesib. 1970’li yılların Ģiirinde temel ölçüdür: 1. Memmed Ġsmail. Gasım Gasımzâde. Yapay insan tiplerinin yerini bütün zıddiyet ve karmaĢıklığı ile hayatın içinden alınmıĢ karakterler almaya baĢladı. Tasvirlerdeki basitlik ve gerçeğe aykırılık da terk edildi. 1960-1965’li yıllarda Modern Azerbaycan ġiiri’nde insan ve onun iç dünyası sıkça iĢlenen tema olur. ġiir. Musa Yakub. üslup ve yöntemler ortaya koymaya çalıĢıyorlardı. Bu tarihte ilk defa gündeme gelen ―açıklık ve yeniden yapılanma‖ politikasının etkisi edebiyatta da görüldü. köy kırlarında yaĢanan bir anlık mutluluğu tercih ederler. Düz yazıda ve Ģiirde eski rejimin çok benimsediği sıkıcı ve tekrar eden konular bir grup yazarın öncülüğünde yeni konularla yer değiĢtirdi.

Mehmed Araz. Eli Kerim gibi Ģairler bu millî meseleyi en yoğun Ģekilde iĢleyen sanatkârlardır. Helil Rıza Ulutürk. Güney Azerbaycan için de geçerlidir.‖ diyerek belirttiği gibi ―Azerbaycan‖ ismi üstünde yoğunlaĢır. Asrîlik konusu içinde ise millîlik imgesinin sosyal öneme sahip olması ve devrin ihtiyaçlarına cevap vermesi değerlendirilir. Bu dönem Ģiirinde ve genel temayülde vatan temi Prof. bir ahlakî ölçüye . Eli Tüde. BalaĢ Azeroğlu. ÇağdaĢ Azerbaycan Ģiirinde ―Güney Azerbaycan‖ zaten millî bir mesele olarak iĢlenir. Söhrab Tahir. Mil. Bu bakımdan ―Muğam‖ tabiatla efsanenin. tarihin ve musikinin birleĢtiği yer olur. MakineleĢtirilen. Nebi Hezri’nin Dede Korkut tiplerini esas alan ―Efsaneli Yuhular‖ poeması buna örnek verilebilir. Azerbaycan Tarihine ―Kanlı Yanvar‖ olarak geçen 20 Ocak 1990 tarihindeki Karabağ katliamını konu alan Ģiirleri ile bu iki unsuru birleĢtirerek son derece güzel örnekler vermiĢlerdir. Gökçe Karabağ gibi yer adları artık çağdaĢ Ģiirde sadece coğrafî yer adı olmaktan çıkmıĢ. Dr. Bu iki unsuru bünyesinde bulunduran Ģiir. Gasım Gasımzâde. Nebi Hezri. Helil Rıza Ulutürk. Bahtiyar Vahabzâde. Muğam. SavaĢ ve tabiat. Lirik Ģiirlerde tabiatla Ģair arasında bir yakınlık kurulurken geçmiĢten de büyük ölçüde yararlanılır. robotlaĢtırılan tabiatı. Bahtiyar Vahabzâde. Tevfik Bayram. Göy Göl. gibi Ģairler ve özellikle Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ ve Hüseyin Arif ( Hüseyinzâde)’nin ―Dilgam‖ adlı poemaları bu konuda en güzel örnekleri teĢkil eder. YaĢar Garayev’in ―Vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik aksi Ģiirimizde oldukça güçlüdür. Mehmet Aslan gibi Ģairler. Poeziyamızın koro halinde okuduğu türkünün nakaratı sade ve sadece ―Azerbaycan‖dır dersek mübalağa yapmıĢ sayılmayız. çağdaĢ Azerbaycan Ģiirinin ve Ģairlerinin sınavdan geçirildiği iki önemli mihenk taĢıdır. Nebi Hezri. bir güzellik anlayıĢına.34 Millîlik konusu içerisine vatan sevgisi ve vatandaĢlık duygularının estetik anlatımı girer. Tabii ki kastedilen ―Azerbaycan‖ yalnız Kuzey Azerbaycan için değil. ―Ġlmi Tekniki Terakki Devri‖ denilen aĢamanın problemlerinden olan ―tabiat ve tabiata bakıĢ‖ sorununu da her Ģair kendi yeteneği ölçüsünde cevaplandırmaya çalıĢır. savaĢ ve teknolojinin etkisinden korumak asıl amaçtır.

. Bu arada genç Ģairlerin eserlerinde Türklüğün eski tarihine. YaĢar Garayev Ģöyle der: ―Azerbaycan Ģiiri bir an önce eve ulaĢmaya can atan misafire benzer. Ģaman felsefesine. Memmed Rahim. asırlar ve edebî nesiller arasındaki yakınlıktan doğar. Hüseyin Cavit. Modern Azerbaycan Ģiiri gittikçe artan bir ölçüde yurt sevgisi. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil.35 dönüĢmüĢ ve bu yönü ile toplumun manevî geçmiĢinin ve kahramanlık tarihinin ebedîleĢmesine vesile olmuĢtur. Mikayil MüĢfik. tarihî gerçeklerin olduğu gibi anlatılması. Ģekillerine. Buna bağlı olarak Ģiir dili de değiĢmektedir. millî düĢünce terbiyesi. Ömrün. Modern Azerbaycan Ģiiri son yıllarda konu biçim ve nitelik açısından büyük değiĢiklikler geçirmiĢtir. Resul Rıza. Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. Samed Vurgun. modern Ģiirin dil ve üslup açısından kendine dönüĢ sürecine girdiğini. üslubuna yönelmeye baĢlamıĢlardır. 38 Bu bölüm. Bu noktada Prof. insan ruhundaki zenginliğin dile getirilesi gibi konulara önem vermektedir. 38 Ġhtilalden sonra baĢlayan ideolojik söylemlerin 1965-1970’li yıllarda azalmaya baĢladığını ve 2000’li yıllara gelindiğinde bireysel olarak iĢlendiğini. Sonsuzluk ve süreklilik tarihler. Ģair ve yazarların daha çok millî ve estetik kaygılar içinde olduğu söylenebilir. ġiirimiz arayıĢ içinde ve hareket halindedir. Dr. bu noktada halk Ģiirinden baĢarılı bir Ģekilde yararlanıldığını göstermektedir. Ģiirin geçmiĢi ile bugübnü arasındaki köprüyü temsil eder. eski Türk Ģiirinin düĢünce sistemine. ġiir mihveri altında ada nesillerin yan yana omuz omuza yürüdüğüne Ģahit olduk ve olmaktayız. geçmiĢin ve muasırlığın çerçevesinde o ―zaman‖ be ―ben‖ hakkında hakikati aramaktadır. Türk kahramanların hayatına ve kiĢiliğine duyulan merak da hissedilmektedir. Süleyman Rüstem. ÇağdaĢ Ģairlerin eserleri. Bugün artık kendilerini kabul ettirmiĢ Ģairlerin eserlerine dikkat edilince görülmektedir ki. Ehmed Cemil.

poem. Ġslam Seferli. Ġsa Hesenzâde. Bunun yanı sıra söz konusu Modern Edebiyat döneminde poema yazı türünde iĢlenen konulara da değinilecektir. ġiirimiz. AĢağıdaki satırlarda poema yazı türü hakkında genel bilgi ve bu türün Azerbaycan sahasındaki geliĢme süreci hakkında bilgi verilecektir. Halil Rıza.‖ Tabii bu sadece sözlük karĢılığıdır ve poema hakkında yeterli malumatı vermemektedir. Böylece Ģiirimizin muhtevası daha homojen bir hal almakta. Sabir Rüstemhanlı.39 3. Mehmed Araz. adlı makalelerden faydalanılarak hazırlanmıştır. ġiirimiz. POEMA HAKKINDA BĠLGĠ VE AZERBAYCAN EDEBĠYATINDA POEMA TÜRÜ Seyfettin Altaylı’nın ―Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü‖nde ―poema‖ kelimesinin karĢılığı olarak Ģu açıklama yapılmıĢtır: ―Manzum hikâye. Fikret Sadık.36 Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. ferdî ve görünen mana kesbeden çağdaĢ mazmunu ile daha da zenginleĢmektedir. millî çizgilerini bulmuĢ ve hatta bazıları kendilerini bile aĢarak zirveleĢmiĢtir. Ġsmöayılzâde gibi 1960’lı yılların Ģairleri ile bunlardan sonra yetiĢen Musa Yakup. bu son iki neslin Ģahsında hümanizmin yeni. Gabil ve Eliağa Kürçaylı’nın da mensup olduğu müteakip nesil ise Ģiirde bir arayıĢ içinde olmuĢtur. yılların yetiĢtirdiği Ģairler. Bu Ģiirlerle kronik meselelerin çözümlenmesine çalıĢılmaktadır. Fikret Koca. Aslında bu konu Ģiir yazı türüyle 39 Bu bölüm Mitat Durmuş’un kaleme aldığı “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makalesi ve 39 Halil İbrahim Usta’nın kaleme aldığı “Modern Azerbaycan Şiiri (Kuzey)”. Nebi Hezri. Tevfik Elekber BayramNeriman Salahzâde. Çingiz Elioğlu. Bunların Ģiirinde insanın ancak ve ancak insan gibi yaĢamasına istikbaline daha çok yer verilmektedir. Kasım Kasımzâde. manevî ve ahlakî değerlere git gide temayülünü arttırmakta ve bunların tesisin gayret sarf etmektedir. . dâhili psikoloji ve dramatizm artmaktadır. Mestan Güner. Nüsret Kesemenli ve Vagif Nesib gibi 1970’li. Eli Kerim. Hüseyin Arif.

37 paralellik gösterir. belirgin bir Ģeklinin bulunup bulunmadığı tartıĢma konusudur. ―Istırabın Sonu‖. 1950’li yıllardan günümüze kadar poema türü etrafında ciddi edebî-bediî tartıĢmalar yürütülmekte olup bunlardan bazıları türün sınırlarının çok geniĢ olmasından. temaya felsefî ve estetik özellikler kazandırmıĢtır. A. Memet Rahim. M. bireyin iç dünyası ile birlikte iĢlemiĢ. Mikail MüĢfik. Resul Rıza’nın ―Gızıl Gül Olmayaydı‖. siyasî sorunlarını. Resul Rıza. . gerçekliği diyalektik Ģekilde bütün karĢıtlık ve karıĢıklığı ile zamanın önemli toplumsal. özellikle ―Aygün‖ poeması. ―Halk Hekimi‖. Samed Vurgun’un ―Zencinin Arzuları‖. Yeni bir tür olarak algılanan poemanın edebî tenkit bakımından cevaplandırılamayan yönleri vardır. Tvordaviski. Gribecev’in: ―V. ―ġeb-i Hicrab‖. gibi poemaları edebiyatla ilgilenen gençlik için güzel örneklerdir. Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Sade Adamlar‖. Memmed Rahim’in ―Leningrad Göylerine‖. 1950 yılında poema türünün ―nazarî problemlerinin hazırlanmasının ehemmiyeti‖ üzerinde durulur ve bu türün özelliklerinin araĢtırılıp açıklanması istenir. 1950’li yıllara gelindiğinde özellikle Ģiir vadisinde önemli değiĢiklikler olur. ―Bir Gün de Ġnsan Ömrüdür‖. Resul Rıza’nın ―Lenin‖. M. MeiskihNomerah Zametki O Stihah‖ (Mayıs Ayındaki ġiirler Hakkında Makale) isimli yazısı türün bir problem olarak gündeme gelmesini sağlar. Lukanin’in iĢledikleri poema türü. diğerleri ise bu geniĢliğin edebî bir imkân olarak değerlendirilmeyiĢinden Ģikâyetçidirler. genç Ģairler için açılan yeni bir kapı olur. ―Natevan‖. Süleyman Rüstem’in ―Gafur’un Gelbi‖. Ancak bu konudan bahsedilirken poema yazı türünde eser veren önemli Ģahsiyetlere de yer verileceğinden bazı yerlerde iĢlenen konulara değinilmesi gerekli görülmüĢtür. Ali Kerim’in ―Ġlk Sinfoniya‖ poemaları 1950-1960 yılları arasında yazılmıĢ tür için güzel örneklerdir. Fakat türün henüz ne olduğu. Mehdi Seyyidzâde’nin yanı sıra Rus Ģairlerinden A. ―Mugan‖. Süleyman Rüstem. Bu dönem genç Ģairlerinin kendine örnek aldığı Samed Vurgun. ―Zamanın Bayrağdarı‖. Memed Rahim’in ―Hezer Sularında‖. Prokof Lev. Poema. Dudu. tekdüze konulardan uzaklaĢmıĢ. N. ―Ögey Ana‖.

Turaev’in 1974’te birlikte hazırladıkları kitapta bu konuya geniĢçe yer verilmiĢ olmasına rağmen poemayı tanımlayıcı bir sonuca varılamamıĢtır.‖ Poemaya Türkiye’de ise ―manzum hikâye. Timofevvve S. büyük manzume‖ gibi isimler verilmiĢ. hem Ģiir hem de anlatım esasına dayalı bir metindir. ġurası da dikkat çekicidir ki. Fuzulî’nin Leyla vü Mecnun mesnevisi ne kadar roman ve ne kadar Ģiir ise poema da o kadar roman ve o kadar Ģiirdir. mekân. Bu da bize poemanın. Makale içinde sürekli tekrarlanan ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?). Selvinski de katılır. Ģiirden farklı fakat Ģiirden ayrı olmadığını gösterir. Ona Ģiirsel özelliği katan dil tasarrufudur. lirik ve epik türün bir formu olarak Ģiir tarzında yazılmıĢ eserlerdir. Hiç kimse. Halil Rıza Ulutürk’ün ―Hara Gedir Bu Dünya‖ ve Ahmed Cevad’ın ―Sen Ağlama Men Ağlaram‖ gibi sayısı çoğaltılabilecek Ģiir kitaplarının kapak sayfasında Ģu ifade yer alır: ―ġiirler-Poemalar‖. ―Çto Est Poema‖ (Poema Nedir?) isimli makalesinde türü çeĢitli yönlerden sorgulamaya baĢlar. kitaplaĢtırılırken ―ġiirler ve Poemalar‖ baĢlığı altında verilir. ―Çto ye vstaki znasit poema‖ (Poemadan ne anlamalıyız?) gibi sorular makalenin sonunda Ģöyle cevaplandırılır: ―Poema türünün belirgin kanunları yoktur. nazariyatçılar ve hatta poema sanatkârları da bunun ne olduğunu açıklamamıĢlardır. Mirzayev ve Ġ. Ġ. Roman ve öyküye ait kimi unsurlar poema içinde de yer alır. Timofeev ve Turaev poemayı Ģu Ģekilde tanımlarlar: ―Poema. Örnek vermek gerekirse Bahtiyar Vahabzâde’nin ―VatandaĢ‖. Adalis. Çünkü mesneviye ait türü belirleyen ölçüler poemada yoktur.‖ Adalis’in bu görüĢüne G. Oysa her türün kendine özgü kanunları olmalıdır. ġiir tarzında roman ya da öykü. L. Nebi Heziri’nin ―Dereler‖. V. çatıĢma unsuru. Ģiirle iç içedir. kiĢiler kadrosu. ġiir kitabının üstündeki bu tanıtmadan da anlaĢılacağı üzere poema. tematik güç-karĢıt güç gibi unsurlar poemada yer alabilir. O. Rusya’daki ve Türk Cumhuriyetlerindeki Ģiir kitaplarında Ģairlerin poema türünde yazdığı Ģiirler. Zaman. ĠĢte bu tür . Bu ifadeden poema=mesnevi anlaĢılmamalıdır. tür hakkında herhangi bir özel araĢtırma yapılmamıĢtır.38 1965 yılında A. poemalar genellikle Ģiir kitapları ile birlikte ya da ayrı olarak yayımlanır. olay örgüsü. Poema. Ģiirden farklı bir tür olarak değerlendirilir.

öyküleme esasına bağlı kalarak oluĢmuĢ Ģiirsel bir anlatımdır. Bunlardan sonra edebî sahneye çıkan Bahtiyar Vahabzâde. Bölümün ilerleyen mısralarında ―cengi‖ makamı devreye girer ve bir savaĢtan sahneler ortaya konur. Daha sonra da bu isteğini dünyanın dertleriyle iliĢkilendirir. Nebi Hezri. Belirgin bir yapı içine girmeden tahlil. Tabii 40 Bu bölüm. anlatım. Resul Rıza. Samed Vurgun. Gasım Gasımzâde. Ġslam Seferli. Bu Ģiirde Azerbaycan çalgı aletlerinden olan tar ile dalda öten bir kuĢun ne anlatmak istediklerini öğrenmek için nasıl bir yöntem gösterilmesi gerektiğini açıklayarak baĢlar Ģair sözlerine. o. Hüseyin Cavid. . Mitat Durmuş tarafından kaleme alınan “Bolşevik İhtilalinden Sonraki Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında Şiir ve Poema Türü” adlı makale kaynak alınarak hazırlanmıştır. Osman Sarıvelli’nin oluĢturduğu büyük nesil. Zeynal Cabbarzâde gibi Ģairler poema türünün bayraktarlığını yapmaktadırlar. olarak değerlendirilmektedir. Ardından doğadaki seslerin anlatmak istediklerine felsefî bir bakıĢ açısıyla yaklaĢır Ģair. romandan. klasik Ģiirin bir türü olan mesnevinin. Eli Kerim. Ģiirden fatklı bir tür Poemaya. Mikail MüĢfik. Ancak sosyal ve siyasî sorunların bireyin iç dünyasına etkisini de katılır metne. modern sanat anlayıĢında yeniden yorumlanması da denebilir. ―Bälkä‖ adlı Ģiirle baĢlar. Azerbaycan muğamlarından biri olan ġur’u bazı efsanelerle iliĢkilendirerek farklı bir bakıĢ açısıyla ele alır.39 ayrıcalıklarından dolayıdır ki. Memmed Rahim. Süleyman Rüstem.40 4. Hüseyin Hüseyinzâde. Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖ adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. öyküden. Medine Gülgün. Eliağa Gürçaylı. Bu bölümde Ģair. Ehmed Cemil. POEMANIN ÖZETĠ Poema. poemanın geçmiĢi ile bugünü arasındaki köprüyü temsil eder.

―Yağ. Bu bölümde tarihten bir savaĢ sahnesiyle birlikte iĢlenir söz konusu makam. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümde ise söz konusu makam üzerinde durulur. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin zil köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla bütünleĢtirir bu makamı. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle devam eder poema. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. Bu makam anlatılırken de çeĢitli benzetmelerle beraber Azerbaycan Edebiyatından bazı önemli isimlere de yer verilmiĢtir. Bu bölümde fasıl makamlarına genel bir bakıĢ söz konusudur. ―Kaleler‖ baĢlıklı bölümde Azerbaycan kaleleri ince ayrıntılarla tasvir edildikten sonra kalelerin manevî havası üzerinde durulur. Yağmur‖ bölümünde Ģair. Bölümün sonlarına doğru Aras ve Kur nehirlerinin kavuĢma sahneleri ve bu olayın sonucunda oluĢan Arazbarı makamı anlatılır. . Fasıl makamları üzerinde çeĢitli benzetmelerde bulunularak karĢılaĢtırmalar yapılmıĢtır. Tabii bu karĢılaĢtırma da çeĢitli benzetmelerle gerçekleĢtirilmiĢtir. bir önceki bölümde anlatılan ―Segâh‖ makamıyla karĢılaĢtırılır. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir.40 bütün bunlarla beraber vatan sevgisi iĢlenen temadır. ―Rast‖ bölümünde de söz konusu makamdan bahsedildikten sonra bu makam. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara.

Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. . Azerbaycan halk ürünlerinden olan sayaçı sözlerle kendi mısralarını birleĢtirmiĢ ve diğer halk ürünlerini de konu alarak doğa manzaraları çizmiĢtir. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır.41 ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. ġair.

Näsä deyir… “Cik-cik”.BİRİNCİ BÖLÜM METNİN LÂTİN HARFLERİNE AKTARILMASI MUĞAM H. 10 Ġuş dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuşcuğaz? Säbrini bäs.Üzeyirbäyin xatiräsinä BÄLKÄ 1 Bir ġuş ötür budağında Bu näğmänin laylasına Çämän. çayır mürgüleyir. Dilindäki ġäm säsinä . naläsinä. Lähcäsinä. Naläsilä yazıġ bizä 5 Näsä deyir. “cik-cik”… Bilirikmi dediyini? –Yox. bilmirik. biz bilmirik.

30 Bergülünü. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. ävväli var. 25 O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. Tar da elä… O sızlayır için-için. Üräyinlä sän ġulaġ as. Mätläbinin axırı var. 20 Üräyini duyacaġsan.43 15 Ġulağınla ġulaġ asma. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. dili var. O nalänin atäĢindä Öz ġälbini oda yaxsan. Ayıra bil 35 Ocaġdakı od külündän . Naläsidir eĢitdiyin. Ġçindädir här mätläbi. Mätläbini bilmäsän dä.

55 Nädir belä? Bälkä elä . Bu dünyanın ağrıları. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? 40 Dağlara çıx. Oyuġ-oyuġ yuvaları. diġġät elä Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… 45 O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. O düĢünür. Ney üstündä yeddi säsin. 50 Pırıl-pırıl säsläri gör. Häm dä bizi düĢündürür.44 Sinändäki dağ külünü.

näfäs näfäs Dağı dolan. Bax här yerin çiçäyinä. yox. 70 Bil dağların çiçäyi nä. dünyanı gör. Därälärdä azan suyun Säslärini 65 Bir-birindän ayıra bil. . xalları gör– Enib ġalxan keçidläri. Addım-addım. 75 Cığırları. yolları gör. Dağa gedän cığırlarda ĠarĢına bax. däräni gäz. Därälärin çiçäyi nä Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. O.45 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? 60 Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi? Ġayalardan sızan suyun. bir deyil. bir deyil.

dünyanı gör. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. Elä säsin özü Ģe’r. nädir? 41 Sığırçının belindäki ağ xätt äfsanäyä görä arşındır. ġäsdi 95 Nağıllarda bir göyercin Bir ġäribi Ģah elädi. äfsanädir. Bälkä… Muğam bir nağıldır.41 80 Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı? Bircä ġarıĢ yer üstündä Bizä göstär bu dünyanı… Söz var.46 Sığırçının belindäki ArĢına bax. ġuru näfäs. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Söz–ġälbdäki bir mätläbin 90 Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. . sözü Ģe’r. ġälbä yol açmayan 85 adi bir säs. ġe’r–sözün näğmäsidir. Säs dä var ki.

Bir häsrätdir? 115 Äl var ikän. arzularım Gäläcäkdir. niyä gözläyib el ―O sahibi äzzamanı?‖ Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. 105 Güläcäkdir… Bälkä düzgün bölämmädik Biz o zaman Köydän düĢän üç almanı? Biläk.47 Bu dünyanın gälä-götür iĢlärini rändälädi… 100 Ötänlärin därdlärinä dola-dola Ġnanaġmı bu nağıla? Bu arzudur. BaĢ var ikän. bu diläkdir. diĢ var ikän. niyä ĢüĢädädir 110 Divin canı? Niyä. ġol var ikän. Bu gözlämä müsibätdir. El deyir ki. Canavarın aldatdığı .

Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän? Ävväl onun näğmäsinä sän ġulaġ as. 130 Onu öyrän. 125 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. sorğusunu Xäyalını. Tarixin bir dövrü yatır 135 Bir bämdäki ―ah‖ säsindä. duyğusunu Xalġ yaĢadır näğmäsindä. öz ġälbini ara xalġın.48 ġengülümün. ġüngülümün 120 Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä? Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä? Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Öz sözünü. .

49 Çahargahın Müxalifi ―Çaldıranda‖42 at saldıran. O–keçmiĢdän Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Biri hünär. 155 O–danıĢan. O särtliklä. 145 BänövĢänin üĢümäsi. dinlä neyi. . 150 Dinlä tarı. 42 Çaldıran müharibäsi. Ģanlı müzäy. ġalxan säsi. Ġılınclardan od aldıran DöyüĢ säsi… 140 Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde Ġar altından Çıxan tänha bänövĢänin üĢümäsiĠılınc säsi. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır. O birisi göz yaĢıdır.

Tüstüsünä aman elä. Häm növämin. dayan. DüĢün. Oduna yan. . Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän 165 Bir maraġlı roman kimi.50 häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. ġUR Varaġlama o tarixi. 170 GözüyzĢlı anan kimi. düĢün. Dayan. Dinlä ġuru Öz ġälbini sänä açan Här kälmäsi alov saçan Tarix yaĢlı baban kimi. Gah inläyir häzin-häzin. 160 Häm babamın yaĢındadır. Gah säsindä göy gurlayır.

180 Muğamlarsa baĢ tärpädär. Här guĢäsi ĠuĢ ġonmayan ġayalardan daĢ tärpädär. Dayan. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. 190 O.51 175 Dinlä onu. sirrini açmaz sänä. Mahnılar var. bu vätänä Hardan. Kirprklärdä yaĢ tärpädär. Bu dünyanın Ağrısını. Acısını Duydunmu sän? 185 Duymadınsa. Hansı küläk äsib? Ġara yellär dilländirän 195 Bir ġarğıdan . ayaġları. Ävväl öyrän. basma ayağını Bu çämänä.

52 Kim. Nädän ötrü tütäk käsib? ġur nä deyir. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb? 210 Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb? Ädalätin Ģärbätinä Ġlk däfä kim zähär ġatdı? KeĢiĢläri. Nä yaratdı? . nä zaman. Hämzäläri 215 Kim yaratdı. nä vaxt ġaynağına daĢ atılıb 200 Dağlardakı bulaġların? Öyrän nä vaxt aparıblar Sel Saranı? Kim salıbdır dildän-dilä Bu dähĢätli macäranı? 205 Niyä käsdi sel aranı. nä danıĢır narın-narın? Öyrän. Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı? Öyrän.

ritmläri… 235 Cängi säsi… Gumbuldayır nağaralar. Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. Dünän onun ġapısında boyun bükän Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını? Nänäm Nigar bälkä onda 225 Çağırıb ilk bayatını? Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara. Täbiätin öz älilä Çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. . daĢlara bax. 220 Göy gurladı.53 Koroğlunun nä’räsinä. Täsnifläri. 230 Cängi säsi BirläĢdirir göyü. Ağız açır mağaralar. yeri. Haġġ säsinä Yer gurladı.

Koroğlunun däliläri… Burada oxu. 255 Sinäläri näğmäläĢän Här ġayanı.‖ ―…Uca-uca dağ baĢında 245 Yaz bir yana.54 Ġan sıçrayır beyinlärä. TiträĢir ağzın içindä Dil bir yana.. Ġollar keçir çiyinlärä: 240 ―Hoydu. Täbiätin ruhundadır . Här sal daĢı. ġıĢ bir yana.. hoydu. keç iräli! Yallı gedir Bayandurun. diĢ bir yana… Çäkändä Mısri ġılıncı LeĢ bir yana. dälilärim. baĢ bir yana‖. Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. Yeriyin meydan üstünä. 250 Cängi deyir: –DüĢmän gälir.

Ällär süzür incä-incä. 260 Täbiätin özü çalır―ġaval daĢ‖ı. Cövhärindä ġäm düyünü… O düĢünür. Cängidäki märdliyä bax.55 Bu uyarlıġ. düĢündürür. ritmläri? Bu ränglärdä. yeri… Bälkä elä burdan gälir 270 Muğamların ilk rängläri. Ayaġlarsa yerin-yerin. Gah yandırır. Täsnifläri. fikirlärlä . Ġayadakı särtliyä bax. näğmälärdä Saxlayıbdır muğamlar da Saflığını. bu näğmälik. Xallardakı xäyallarla. gah söndürür. özlüyünü– 275 Ġanadında ġürür. 265 Yallı da bir vähdätidir O särtliklä bu märdliyin… Cängi säsi BirläĢdirir göyü. vuġar.

böyük därdin Vuġarı da böyük olur. Xınalandın. sudan belä durum mänim. Ġstäräm ki. boĢalmır. 285 Ay yanıġlı ġurum mänim. älvan-älvan çiçäk olub DolaĢdığın pärdälärä Män säpiläm. 295 Göy gölümün läpäsindä sonalandın. Üräk dolur. Sönüb yandın: .56 280 Yox. ―Uca dağlar‖ baĢındakı 290 ―Azärbaycan maralı‖nın Gözündäki ―Ġara giläm‖… Nänälärin toxuduğu Xalıların xanasında xanalandın. Böyük ġämin. Aydan arı. Sevgililär dodağında Yanıb söndün.

310 Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi. o burulur. Novruz ötüb… Yaz baĢıdır… 315 Sellär. Bir-birilä ġucaġlaĢır. sular aĢıb-daĢır. Mänä dä ġämin ġaldı…‖ Novruz ötüb.57 300 ―Däryada gämim ġaldı. Dağlardakı ġar üstünä Xal düĢmäsi. Ġayaların ġabağında O äyilir. Marxallarda ġar uçġunu Yazla ġıĢın savaĢıdır. yaz baĢıdır. Biçmädim zämin ġaldı. . 305 Bu nä säsdir? Göydä topa buludların Bir-birilä güläĢmäsi. Çox çäkdim yar cäfasın. Täpälärdän säpälänir.

Kür Araza. Saz üstündä pöhrälänir. Yollar boyu näğmä ġoĢur: ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir. . ġaynamalar. Gälib çatır Araz Kürä. Här ikisi dağın ġarı. coĢur. Dağın barı. Däyir daĢa. enir düzä Ağacların budağına Düymäläri düzä-düzä… 325 DaĢır. Tälatümlär. 340 SığıĢmadı bir yatağa. 335 ĠovuĢanda Ağ läpälär räġs eläyir: Arazbarı Arazbarı! Bu duyğular fıĢġırtısı.58 320 toz-toz olur. Yaylaġları gäzä-gäzä. 330 Çämänlärä näğämäsini yaza-yaza.

345 Zaman keçti. Fikrin nä ġädär yolları. 355 Dağlar baĢı ağ. döĢläri älvan. Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. eĢġi. mänzilläri varmıĢ. . 350 Birdän yada düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur. Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. yeri ġalmıĢ yaradır ġur.59 Budaġlandı sola. öz yolunu. Bir mäcraya sığıĢdırıb Tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu… Çoxdan unudulmuĢ. çölläri al. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur. sağa.

yurdunda bir anlıġ. Näbinin meyidi ġaldı arada . 365 BaxıĢlarda göz yaĢları sulandı.60 Ġürbätdä Vätän häsräti. 370 ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. YaddaĢda yanıb tez dä sönän xatirädir ġur. Ġarabağın çöllärini ġar aldı. Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Ağı dedi buz bağlayan lal sular. Ġara xäbär el-obanı dolandı: Äsgäranda Ġoç Näbini vurdular. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba. Bayatılar ġara geydi äyninä. 360 Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?! TELLÄR AĞLASIN ġikästänin Zil guĢäsi– Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi.

61 Yerisin üstünä ellär ağlasın. En eniĢ. tellär ağlasın‖. böyük-böyük Ġayalara gah çırpılır. ÇAHARGAH ġaha ġalxan ağ dalğalar Göpük-göpük… Uca-uca. 375 Darasın saçını. häyäcanlar BärdaĢtıdır. yaĢa. Mayäsindä säslär uçur . ön sözüdür Çahargahın. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. 390 Sular kimi daĢa-daĢa… YaĢa. yaĢa. 385 Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa… Rahatlığı häyäcanlar ġucağında ara. 380 Gah çäkilir axın-axın… Tälatümlär. ġalx yoxuĢa Sellär kimi coĢa-coĢa.

–Gäräk täslim olasınız.62 Ġanad-ġanad. Nä minarä. SavaĢsanız… DaĢ üstündä ġalmayacaġ 405 Ağsaġġallar düĢündülär: –Nädir çarä? Dada çatmaz bu maġamda Nä moizä. Näġl olunur ötän gündän 395 Bir ähvalat: …Yad ölkädän elçi gälib Ölkämizä.– 400 Olmasanız… Täpäriniz varsa ägär SavaĢınız. Bir daĢınız. 410 Nä müäzzin.– Deyir bizä. . Ġara yellär ġabağında Fikirlär dä haçalandın.

Bu bäladan ġurtarmağa 420 Bir ağıllı tädbir gäräk. DüĢmän yaman amansızdır. Bäs gäläcäk? –FikirläĢäk. aman!. O ġansızdır. baĢ vurur 425 ―VuruĢ‖–deyä Alovlanan üräkläri O tädbirlä ovundurur. 430 ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. täläsmäyin. Tarixlärä o.. –KeçmiĢimiz Ģanlı idi. Bästänigar aman çäkir. –Näylämäli? . Säbir gäräk. Amanından aman.63 Bu onu. Maġamı var här istäyin. bunu dandı. Täläsmäyin. 415 O.

Dağıldılar dönä-dönä. ―Ötän günä gün çatarmı 455 Calasan da günü günä‖. –Hanı bizim o gücümüz?. 450 Ġoymayın yadellini Almağa bağı bizdän…‖ Yığıldılar.. Ağı deyär ġız-gälinlär: ―Don tiksän ağı bizdän. Belinin bağı bizdän. –Tässüfün kölgäsindä Hansı diläk çiçäkländi? Bästänigar– 445 Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. inlär..64 435 –DiĢimizlä daĢ ġırmalı. –Onda ata-babaların Ģäräfini DüĢmänämi tapĢırmalı?. Fikir endi. . Täässüfmü? 440 Fikir ġalxdı.

Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi. 465 Ġalxan altda ġaldığımız Yetär bizim. ―Däyirmanın pärindän. ovlaġ bizim Yad ovçu bizä neylär?‖ . neylär? 475 Ov bizim. Dağ oynadır yerindän…‖ ―Çän-duman düzä neylär Zülfün tök üzä. Min-min fikir Bircä borcu ödämämiĢ. 470 Suyu çıxar därindän.65 Biri ġalxdı: –Günü gün çalamağın Nä faydası? Üräkdä od ġalamalı. 460 Günü oda çalamalı. Elin sözü bir olsa. Därdlärimiz ġılınc ilä Bitär bizim.

Ġälbimizä kölgä salan ―Ġorxu‖ adlı hasarları AĢmaġ gäräk. . 485 Yadellinin ġabağına hasar çäkän Ġalalarda Kürälärä od ġalandı. zindan üstdä Xamır kimi kündäländi. Nizä gäräk. Taġ-tararaġ. Dämir biĢdi. Ocaġ yandı. ġıraġ. dämir döyäk. Od biĢiräk. Cäbhä yaraġ.66 Ġndi bizä ġılınc gäräk. Taraġ-taraġ. Cilalandı. 490 Çäkic altda. Çahargahın hasarında. 495 Äldä yaraġ Vuraġ. 480 Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk.

Yurd yenä bizä ġaldı…‖ 515 Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. bizimkilär tä’ġib edir. AçmıĢ här zängüläsindän fikrä meydan Çarigah… .67 Dämir. 510 Mänsuriyyä ġäläbädir. üsyan Çarigah. Ġılınca dön. göy gurladı. Çäkic altda ġığılcıma dönüb axdı Çahargahın pärdäläri… Müxalifdä. Hücum. täntänädir: ―Äzizim sözä ġaldı Bir Ģirin sözä ġaldı. äri. yeri. Yad ġovuldu dağlardan. hücum! 505 Äränlärin nä’räsinä Yer titrädi. 500 DüĢmän üstä durma. Uca dağlar dua verib Äränläri uğurladı. DüĢmän ġaçır.

Simlärin mizrab ilä toġġuĢmasından od çıxar.68 ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Cövhärindä bir häzinlik. yer titrädir. Dalğasımı ġatardakı 530 Häzin. 525 Bäxtiyaram. tufan Çarigah. GuĢälär göy gurladır. 520 Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. sel oynadır. Däryalar längärlädän tufandı. bir xäfiflik saxlanır. Ġstäräm od alsın äsrin atäĢindän Çarigah! ĠALALAR AbĢeronun ġalaları DaĢlardakı o oymalar. heyranam bärdaĢtda çılğın säslärä. Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah. Yoğrulubdur bälkä dä çaxmaġ daĢından Çarigah. Ģirin Pärdälärin? .

ÇıxıĢların batıġlara DüĢän xäfif kölgäläri– Tağlardakı 550 Oyma ―naxıĢ läpäläri‖. DaĢda fikir. vuġar. Ġabarmalar. Yadellinin hücumuna hasar çäkir. Tämkin. O batıġlar. . Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. Ġabarmalar 545 Batıġlara kölgä salar. säsdä fikir.69 Bürclärdäki o äzämät. Nä doğmadır. fikir… Ruhumuzla uyġardadır. axın axın. nä itsidir. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın? 535 Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi sıra sıra. Boyaları äväz edän kölgälär dä 540 Fikir.

mäġsädi gör. 570 DüĢmäninä o deyir ki. 560 ―Bakirädir. Bu ġartallar mäskäninä ĠaraġuĢlar kölgäsini sala bilmäz. Ġız ġalası! Adına bax.70 DüĢmän bizä güc gäländä El-obaya sığnaġ olar. män ġartalam. Babaların märamından Ġbrät götür. sän görärsän‖– Ġalasının adındakı Mä’näya bax. Bu ġalalar tarix boyu Neçä-neçä cäbhä yarmıĢ. Gäldiyinä peĢman olub . män ġuzğunam. ġızdır ġalam. Yaxın gälmä. 555 Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. Äğär gälsän Yumruğumun läzzätini sän görärsän. Tüstülänän ocaġlarmıĢ. Ġız ġalamın ġızlığını ala bilmäz…‖ 565 ―Sän gälärsän.

GuĢälärdä ġaġġıldaĢan Pärdälärdän aĢıb-daĢan. 575 Nälär deyir daĢlardakı O batıġlar. o duyğular. dolar. bu ġalalar. Xeyr. 585 Ġorucumuz. nälär?! Bu ġalalar-DaĢ näğmälär. DaĢlardakı çalalara axar. Hiddätlänän säs axını… . ġabarmalar– DaĢ üstündä çiçäklänän O yarmalar? Kim deyir ki. burada särtlik ilä Ġncäliklär ġol-ġoladır. keĢikçimiz Ġalaların sinäsindä Nälär yatır. 580 Yalnız elä ġallarüçün Ġaldırılan Bir ġaladır. nälär. O fikirlär.71 Dabanına tüpürärsän. 590 DaĢ üstündä naxıĢ tutan.

610 Dağ basır üräyimizä Elä bil köç edir durna ġatarı… O hara täläsir? O niyä gädir? O bizim çölläri niyä tärk edir? . HÄRÄ BĠR CÜRÄ… Mä’rifet. nä däyir bizä Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. 605 Män öz hämdämimi. ġanacaġ ölçümdür muğam. Görän nä danıĢır. yoxlaram müdam. çıxıġların Sinäsindä ġalxıb enän Säs axını.72 595 Batıġların. dostlarımı da Tanıram muğamın pärdälärindä. Sän dä yanırsansa äğär bu oda. 600 O mähäk daĢında män insanları Saf çürük edäräm. Män onu özümä mähäk sanmıĢam. Dostumsan… Görüräm özümü sändä.

susur bulaġlar. Barmağı altında tarzän gör necä. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. Göräk. mänim kimi säsini dinlä. sirli säsinlä Gizli bir alämdän xäbär verirsän. 625 Sudan od çıxır… Ey tarım. buna necä tab gätirirsän? . ey näğmäm. sıxır. sisimi görän. sönükdür näğmälärindän… 630 O mächul dilinlä. 615 Soyuġdan üĢüyür. Säslärdän yaĢ sızır. O da ki. Payızın sazağı käsir otları. Dumanlı säslärdä belä hönkürän? 620 Ağlayır aĢikar.73 Tökülür yarpaġlar. Göydä topalanır ġäm buludları… Dağın dumanımı. äsir budaġlar. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. Nolar. ey pirim mänim. Yanır gizlicä. Düyünlü säsläri ġovurur.

babam fikirli. xoĢ xäyallarım. 640 DanıĢ. Ulu babaların kamal häznäsi. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. ey müdrik tarım.74 Ey atam hünärli. yarpız ätirli. 650 Ġäysi Leylidän? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Sinänä çäkilän bu dağlar nädän? Sänin xäyalların. Söhbätinä müntäziräm män. 635 Ey reyhan näfäsli. Näğmä oxu. Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. DanıĢ. ġirin arzularım. 645 DanıĢ. düĢüncälärin Däryadan längärli sämadan därin. Sän häzin-häzin Abırlı. Ey müġäddäs pirim. häyalı ġızlarımızın Utanġac dözümlü sevgilärindän. .

yanğını keçirmäk üçün Fikirlär. . beĢ yüz il. xäyallar yuvalanıbdır. 670 Bämindä. Sirri därindä Zilindä.. sarı… Orda varaġlanır.75 655 Här xalın tarixi Yüz il. bu yolları bir baĢa vurduġ. Yanğına dözmäyib havalanıbdır. 665 Säslänir muğamın pärdälärindä. Bir xalġın min illik iztirabları. yoxuĢu. al. Biz ki. GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. Söhbäti aĢkarda. bir vahidik bir arzu. elä bil od ġalanıbdır. Bir xalġın tarixiTarixin yolu. Biz ki. iztirab dolu. 660 Bir ġälbin deyil. kamda. Elä bununçun da… Täk mänim?. EniĢi.

O yola çıxmadan yolunu bilmir. 690 Tez-tez däyiĢdirir öz mäcrasını. Nota salardılar onu näğmätäk. yox. Muğam–här guĢäsi sirli. Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. sonunu bilmir. . soraġlı Yola bänzäyir. Här käs öz ġälbini tapır muğamda.76 675 Yox. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı 680 Selä bänzäyir. O coĢur. Säfärä çıxanda macärasının Ġlkini bilsä dä. Cilova gälsäydi belä bir axın. Ävvälcä yamyaĢıl düzä dolaĢır. O axır. Birdän däyiĢdirir köhnä yerini. ġäklini çäkmäçin xırdalıġların Özgä bir dünyadan boyalar gäräk. kükräyir. daĢır 685 Dağıda-dağıda sahillärini.

Bäli o. Här muğam çalanın. O zirvälikdä Ayağın altından sanki yer ġaçır. muğam deyänin Keçdiyi. O nädir? Suların ġayalardakı 710 Häzin. Zabul üstä inlädir tarı. Görünmür gözä Pärdädä. –Neçä dumanlısan. O ayaġ däymäyän yaĢıl gädikdä 700 Här yolcu özünä özü yol açır. açdığı iz baĢġa-baĢġa.77 695 Bämi düzänlikdir. Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. 705 Mäğrur Ġız ġalası… O köhnä Bakı. Mänsur. asta-asta pıçıltıları. örtükdä çırpınan üräk. zili zirvädir. zirvädir. Gizli mätläbini görmäkçün .

Tutar säsindäki därinliklärä. Säsdä sözdän böyük hikmät olarmıĢ… Mübhämdir. aldır säslärin. Min sözdän güclüdür. inläyir ancaġ. Säsinä nä sözüm? Laldır säslärin. Bilmiräm yaĢıldır. bir xalın sänin.78 715 Bizä Därinä iĢläyän täxäyyül gäräk. 730 Gizlidir sözü näğmänin. Mätläbi gizlädir. Ey pirim mänim . Bilmirik nä deyir ancaġ… Lal säsin nä böyük ġüdräti varmıĢ. Xäyalın gözüylä eĢidär. Härä bu ocaġdan bir od götürär. Ey näğmäm. görär 720 Gizli mätläbini härä bir cürä. Ey tarım. 725 DanıĢır.

Yanıb Ģırıl-Ģırıl. Kim deyä bilär ki. Här käs. Gälin. Här säsin. Häränin gözünä bir cür görünür. Näğmäm ola bilär näzirim mänim O da ki. här xalın neçä rängi var. bir anlığa baxaġ göylärä. 750 Buludlar dönür. Hämän hämändir. 740 Onu baĢım üstä bayraġ edärdim. Säsinlä dünyanı män tärpädärdim. Axıb Ģır-Ģır o. Sözümdä olsaydı säsinin gücü. Buludlar burulur. Yox. Köy dä . här kuĢäni yozur bir yerä. sönükdür näğmälärindän.79 735 Sänä näzir düĢür… Çox yoxsulam män. nä danıĢır o? 745 Onda ġucaġ-ġucaġ söz çälängi var.

. Män dä häġiġätäm. Ġnan gördüyünä. Elädir älbät. ancaġ. Sän özgä çeĢmädän gätirilmädin. Käpäzin. Mänim dağlarımdır sänin ġaynağın. 770 ĠoĢġarın. Anbaan däyiĢän o buluda bax. Sän mänä kimsädän pay verilmädin. Yoxsa inanmadın? Ġnanma. SEGAH 765 Ey Zabul segahım. mänim öz ahım. Mänim gördüyümü görmäsändä sän. 760 Sän dä öz ġälbinin päncäräsindän. Mänim öz amanım.80 755 Bulud da. Orta segahım. Härä öz ġälbini görür buluda. Ulu ġah dağın Bağrından sızılıb sän durulmusan. sän dä häġiġät.

çiçäklär kimi 785 Dağlarda kök atdı. Çöllärä boylanan gül baxıĢından Keçdiyi yollara iz buraxıbdı… Häzin bayatılar. arana çatdı. sän al canımı.81 Mändä yuvalanıb mänim olmusan. Yenidän taratdı Sadıxcan 43 säni. Çoban bayatısı… 780 Dağlar baĢından Ġarlara ġarıĢıb ġar-ġar axıbdı. Mänim öz därädimsän. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Anamın südütäk sän halalımsan. ġirin bayatılar. 2. 790 Dilġämin44 dilindä dil-dil dillänän Ay telli sazların telli xanımı. Azerbaycan Edebiyatı.” 44 . yüzyılın ikinci yarısı ile 19. 775 BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. tarda böyük yeniliklär elämişdir. Nänämin dilindä min il dillänän Segahım sän al. äsrin musiġişünaslarındandır. öz mälalımsan. diläklär kimi Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. 43 XIX.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. 18. Daha fazla bilgi için bkz.c.

baĢından ötüb keçäni. 805 Könül hıçġırtısı.82 Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. DanıĢır. Ağrılar mayası. 795 Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän? Segah–bir arzunun. . iç hönkürtüsü. Gah düyünläyir. Sonu iniltili. Gizli därdlärinä yandırır säni. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Bä’zän inläyir. bir çırpıntının Min üräkdän gälän hıçġırıġları. Bä’zän üsyan edir. 810 Mätläbi gah açır. Ävväli çılğın–– 800 SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları… Ġämdir dolayları o ağlar säsin. ġikayät süsü. Bir himä bänd olan bir ġärib käsim. Vaġifin gönlünü ġana döndärän.

yan axdı. Vätän sarı baxanda Üräyimdän ġan axdı. Oxudum. axır.83 Älilä saldığı kor düyününä Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. Ötän keçmiĢini ġoyub önünä 815 Bayatı çağırır. ona dil deyir: Araz gäldi. 820 Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. Dibindä min can axdı. Äziziyäm gül oldum. Alämä sığmaz baĢım Sığıbdır sinäsinä. kül oldum. bülbül oldum… . Bir dilbilmäz ġuĢ idim. 825 Yandım.

hansı günahın. mänim dämadäm. zilindä o ―neylim‖? deyir. Alovu täässüf. Düzändä käsdilär. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. O deyir. dağda bitmiĢäm. köçü xatirä 830 KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. Bämindä. Därdimin yükünä tab gätirmädi Äyilib ġırılan budağa neylim? 840 Därälär keçmiĢäm. sazağa neylim? . özü xatirä. Ġazancı ağrılar. 845 ġaxtaya dözmüĢäm. dililä amanın.84 Segah– naläsinä alıĢan könül. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm. dağlar aĢmıĢam. 835 Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.

Buz tutar. Neylim. Dedi:–Bu da keçär. Böyük arzulara dünya bir ġäfäs. yer üzü gündüz. Säsim su yandırar. daĢı äritsäm. bir üzü gündüz. Bir üzü gecädir. . axı neylämäk? 860 HämiĢä olmaz ki. sözüm bilinmäz. gözläri doldu. buza neylim.85 Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. od mänä hämdäm. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. bulağa neylim? DanıĢdı. yay günü bulağa getsäm. Günah mändä deyil. dinläyänlärin BaĢından od çıxdı. Därdilä. Dilimä vurulan ġadağa neylim? 850 Män od härisiyäm. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. 855 Gördü ki.

Onun här pärdäsi ah. Segah. can yanğısıdır. halalım. Könüllär Ģad edän ämällärinlä Yoluna gül düz. Ġälbä atäĢ çiläyir. Segah. Anamın öz südütäk sän hallımsan. här bämi ġäm. . Nä deyirsän. 875 Däli xallardakı hönkürtüyä dalmaġla Segah. çağla. mäni mändän belä almaġla Segah? Bizi dünyanın o dar çärçiväsindän çıxarır. çağla. gündüzü gündüz. oyulmaġla Segah? Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah? 870 Könül hıçġırtısı. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. hökm eläyir ağla Segah. här zili od. 865 Öz ällärinlä. Sän mänim göz yaĢım ol.86 Ey mänim üräyim. ġälb atäĢi. Nä deyir könlümü oymaġla.

87 Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. 895 DanıĢır tämkinlä. DanıĢır aramla. 885 Sözläri bäm simdän zil simä düĢmüĢ. anbaab däyiĢir halı Zoğal çubuğunu tüstülädäräk. Segah. Tilsimä düĢmüĢ Bir päri ġızının macärasını. Mäcnun sähralara gätirär pänah. Segah–bir istäyin. Rast–onun atası… Näsihät eylär. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. Segah‖. 890 Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. RAST 880 Buharı baĢında el ağsaġġalı. aramla täk-täk. Rast–müdrik bir ağıl. Ata bu sevdanı mäzämmät eylär. ağla. DanıĢır. eĢġin dalınca . DanıĢır bir äsrin öz yarasını. därin düĢüncä.

kamalın Ayılıb özünü därk etmäsidir. Segah–nalä çäkän. dözümlü. fikirklär… Bir sirdaĢ olmuĢ Ġnsana… Därdinä dolandan bäri. ärk etmäsidir. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. Yüz ölçür.88 Mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. 905 DüĢünür därin. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä 910 Arzudan. Mühit dänizitäk o längärlidir. danlağı. o säbirlidir. Fikirlär. bir biçir. Rast–çılğın ġälblärä bir ağsaġġalın Öyüdü. 915 Rast–cavan deyildir. 900 Bir zaman büdräyän ġälbin. istäkdän od ġalanıbdır. Rast–tädbirlidir. Vuġarlı. .

yaĢa dolmuĢ. Bahar havasına oxudan nädir? Çalır üräkläri göz baxıĢıyla. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. bahar gälincä Sellärä döndärib axıdan nädir? 925 Düzdä ayaġ açır dağların ġarı. 930 BoĢalır könüllär göz yaĢlarıyla.89 O. Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. Müdrik bir üräyin düĢüncäläri: Häyat nä? Ölüm nä? 920 Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? ĠıĢda yağan ġarı. nädir? . Yerläri. Här vaxtın öz ġuĢu öz budaġları.

Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Ay nä. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi.iir? Ġlk nä. Fırlanır. Bir taläyin ibrätli hekayätläridir Rast. Aġil danıĢır. son nädir? EniĢi göstärir bizä dağ kimi. . ġurur bir yandan. canlı misallar çäkir härdän. 935 GünäĢin baĢına dolanır cahan. gün näd. Tarix danıĢan köhnä rävayätläridir Rast. fırlanan nädir? Ay nä. fırlanır. ÜĢĢaġda verir sirli suallar bizä räng-räng 950 EĢġin nä cavabsız ġalan hikmätläridir Rast.90 Hökmüylä. 940 Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi. son nädir? 945 Bir aġilin hikmätli näsihätläridir Rast. gün nädir? Ġlk nä. ġäsdiylä nä deyir zaman? Uçurur bir yandan.

955 Dünyanı gözäl görmäk üçün ġurbana hazır. Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast. ah atäĢi söz ränginä girmäz. Ġnsanın ädalätli Ģikayätläridir Rast. 960 SärçeĢmädän su içmäyä. Zalım ovçu. Bilmädi ki. pusġudadır Bäräsindä ―aman ovçu‖ Yaman ovçu. Lakin äzabın son dämi. . Ġnsanların ilk arzusu. o. bir az aralandı. särhädläridir Rast. ahästäcä söylär. Öz därdini ġıĢġırmaz.91 DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. niyyätläridir Rast. AMAN OVÇU Maral endi särçeĢmäyä. 965 Ġabırğası ġalın ovçu. Ey Bäxtiyar. Ġaçdı.

baxdı yazıġ-yazıġ. Bir geri dön. 975 Neçä ġıydın bu dağların Maralına? Gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢa Neçä dözdün? Aman ovçu. 970 Göy çämänlik ġızıl ġandan Oda yandı. Bu dähĢätä kol titrädi. Mälül-mälül.92 ġaraġ-Ģaraġ! Küräyindän yaralandı. Gül üĢüdü. 985 BaxıĢdakı o yalvarıĢ Näğmä oldu. Dilä düĢdü: . 980 Tüfängini çiyninä sal. Bir ora bax. Döndü. sänin ġolun sına. Ovçu. Ġaçammadı… O dayandı.

995 Ağ buludlar Topa-topa. Män bu dağın maralıyam. Pambıġlanan buludları 1000 Kola-kosa asa-asa Ağ yel. vurma mäni. HeykälläĢir häyrätimiz. ağ-ağ gül bitirir. Tel-tel äsir. YAĞ. Göydä bulud damar-damar… 1005 Bu ağ yağıĢ Düz torpağın . YağıĢı da ağ gätirir.93 ―Aman ovçu. YAĞIġ Ağ yel äsir. 990 Yaralıyam. Ağ yel äsir. yaralıyam‖. Näğmälärin istisinä Ġızındıġca donuruġ biz.

yağıĢım. Tut ucundan sän göğä çıx. . 1025 ġırıldayır navalçalar. ―Yağ. Bu yağıĢın. Gir mağara. yağ yağara. Vur nağara…‖ 1020 YağıĢ yağır. Ġopub düĢür budağından Kal alçalar. Yağ ey yağıĢ. daĢın. Oğlan ġaçar.94 Ġliyinä Damar-damar… Oğul-uĢaġ gülä-gülä 1010 Çıxar çölä. Ağ buludun toy günüdür. göz islanır. 1015 DaĢ ağara. Ġız islanır. Üräyinin tanğısına Dağın. dağ ağara. Üz islanır.

sel oynayar.95 Arxlar daĢar. Älvan-älvan havalardan aldığımız havalar da Öz sözüdür könlümüzün. Deyärlär ki. indi günäĢ 1045 Buludlara oldu günü. Dilländirär dibsiz ―uzun därä‖läri… Uzundärä ġüĢtärimdän ġopub düĢdü. 1035 Sellär. Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü… Bäs bu nädir? Bäs bu nädir? . Göy äl çalar… 1030 Sellär yıxar bäräläri. 1040 Arzumuzun. därälärä… Göy tutular. Bir täräfi açıġ olar. Açıġ yerdän gün çırtlayır. sular çağıldayan Uzun-uzun därälärä.

O. . yerin. oxunur Varaġ-varaġ. Säslär elä ängindir ki. Göyün tämiz aynasına Äksi düĢür 1055 Çiçäklärin… Çiçäk açır sağdan sola Göyün tağı. 1065 Gah färähli hallarımı? O muğamın älvan-älvan hallarımı? Här guĢädä neçä-neçä Räng çağlayır. Kitab kimi o. üräyin gah ġüssäli. 1050 YağıĢ käsir… Ġovğası da bitir demäk Göyün. Göy üzünä çätir çäkir Göy ġurĢağı.96 Bu da özgä bir näğmädir. 1060 ―Fatma nänä hana ġurur‖ Hanadakı ränglärä bax.

sağa. Aman vermir göz açmağa. Gah da olur. Elä yağır. 1080 Bir yandan da yağıĢ yağır. 1085 Zämilärdä diĢ ġıcadır Alaġlar. Här ġapıdan pay umub Ġodu gäzir uĢaġlar: ―Ġodu. Neylämäli? –Pas atıbdır oraġlar. 1075 Säslärdäki ränglärä bax. ġodu. 1090 Çömçäni doldursana…‖ . Äfsanävi nänämizin Üräyinin tellärindän Hanasına bänd etdiyi süslärä bax. dursana. Çiyinlärdä häyat yükü dağdan ağır. yağıĢ käsmir.97 1070 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır. nä biçinä. yağır yenä… Nä äkinä gedän olur. Säpälänir sola.

sazağa. ĠıĢda däyä evimiz 1100 Yayda alaçıġ oldu. dil yanır. SAYAÇILAR 1095 Düzdä ġızıl bürküyä. borana düĢdük. Bizim mahnılarımız Bä’zän belä yaranır. Üräk yanır. Häm ġul olduġ. Dağda. ĠıĢda arana köçdük. Ġälbimiztäk evimiz Hamıya açıġ oldu. häm ağa. .98 Äkin-biçin eĢġinä. 1105 Ġonduġ azad ġuĢ kimi Biz budaġdan-budağa. Yayda dağa üz tutub. DüĢdük ġara.

ġoyun.99 Särhäd tanımadıġ biz. a däli ġoyun. 1115 ―Nänäm ġoyunun ağı Dolandı. Läpirimiz yol açdı 1110 Yaxına. uzaġlara… Ġoyun-ġuzu bäslädim. Ġızlara cehiz ağı… Nänäm. Gälinlär güzämindän Toxuyar xäli. Arxalandıġ dağlara. gäldi dağı. 1120 Dolanıb gäldi ġoyun. Çobana çarıġ bağı. Yaylaġların çiçäyi Bizä äyin-baĢ oldu. Dağ bizä sirdaĢ oldu. .

1135 Aradan käsdiyimiz Ġarğı tütäyä verdik. 1125 Pendiri käsmä-käsmä. a nazlı ġoyun. Dağlardan aldığımız Näğmäni Ġälbimizin Färyadına çevirdik. Dağların sel suyutäk 1130 Ġälbimiz tämiz oldu. ġuzunu 1140 Näğmälärlä otardıġ… . Ġatığı üzlü ġoyun…‖ Dağlardakı suların Säsi näğmämiz oldu. Biz näğmäylä oyanıb Näğmäylä dä yatardıġ.100 Nänäm. Ġırġovul gözlü ġoyun. Biz ġoyunu.

ĢiĢ ġayalar boyunca Zilä çäkär bayatını çobanlar. Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. Kiçik-kiçik arxlarım– 1150 Bayatılar. ġoyun‖. barıĢ. Sevinç bizi güldürürsä. 1155 Bizim muğam däryamızı yaradır. sayaçılar. Ġäm ağladır. dil anlar. a narıĢ ġoyun. . Yünü bir ġarıĢ ġoyun. Sözün özü nä ağlayır. 1145 Uca dağlar. Kürä çatar. Çoban sändän küsübdü Südü ver. Därälärä hay salar.101 ―Nänäm. Arazıma can atar. laylalar Ġayalardan sızılar. Nä dä gülür.

Sözdän ävväl säs yaranır. Könül säsi könül dälär. Hönkürtü dä. Ġähġähä dä. ġähġähälär. säsdir axı. . Yox. Häm ağladır. Näğmälärin ävvälidir 1170 Hönkürtülär. näğmälär yaranmazdı. Bälkä insan Sevincini. 1175 Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. söz deyil. Ġälbimizdän keçänläri Tamam deyä bilsäydi söz. Yox. Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı. kädärini Näğmälärlä söylämäzdi. 1180 Näğmälärdir ilk dilimiz.102 1160 Amma bizi häm güldürür. 1165 Min cümlädän daha böyük Mätläb yatır Bircä ġırıġ hönkürtüdä.

Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. göz yaĢları. 1190 Onun här guĢäsi bir xatirä. Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam. Nä güman eylämisän ondakı tilsimläri sän. Neçä ġäsdin önünü käsdi. Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. ―Kürü ahıyla ġurutdu‖. fikrimizin ibtidası. üräk yanğısı. bir çängä bulud. ―Salı yandırdı‖ muğam. vicdanı utandırdı muğam. 1195 Oyadıb yaddaĢı. dayandırdı muğam. .103 Näğmäläridir Sözümüzün. O. Näğmälärdir 1185 dilimizin älifbası. bir canlı kitab. DaĢ üräklärdä yanıb daĢları sındırdı muğam.

Mänä çox mätläbi ahästäcä ġandırdı muğam. bälkä mäni bir gün oyandırdı muğam. Çox kitablar oxudum. zänn elädim. bäxtiyaram. .104 Däfn edin siz mäni Zabul segahın mayäsinä. Deyiräm.

Feryadıyla zavallı bize 5 Kim bilir ne diyor. “cik cik ”… Ne dediğini biliyor muyuz? —Hayır.İKİNCİ BÖLÜM METNİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARILMASI FASIL Üzeyir Hacıbeyli’nin Hatırasına BELKİ 1 Bir kuş ötüyor dalında Bu nağmenin ninnisiyle Çayır çimen uyukluyor. Yüreğindeki gamı. 10 Kuşdilini bilmiyorsak. Kuşcağızın günahı ne? Sabrını. Dilini. Neler diyor… “ Cik cik ”. bilmiyoruz. . bilmiyoruz. feryadını. gür sesini.

lehçesi var. Ayırabil 35 Ocaktaki ateĢ külünden . Gayesini bilmesen de. Feryadıdır iĢittiğin. Arzusunun öncesi var. Ayırabil Dağ gülünden Bağ gülünü. Önce öğren sen bu dilin Noktasını. 20 Yüreğini duyacaksın. Yüreğinle dinle. Ġçindedir tüm arzuları. 25 Tıpkı o kuĢ gibi Tar’ın da kendi dili. O feryadın ateĢinde Kalbini tutuĢturursan. ĠĢte tar da böyle… Sızlıyor için için. sonrası var. 30 Virgülünü.106 15 Kulağınla değil.

Bu dünyanın ağrıları. 50 Pırıl pırıl sesleri gör. Senin sesine Ses katan kuĢ sesine… 45 O sesteki Kesik kesik hıçkırıklar ne feryattır? Sülünün göğsündeki renkler nedir? O renklerde Fasıl’daki Elvan elvan perdeleri. Ney üstünde yedi sesin. Oyuk oyuk yuvaları. Hem düĢündürür. sızıları Nasıl sığar Çahargah’ın Bestenigar perdesine? 40 Dağlara çık. hem düĢünür. kulak ver Kayalardan yuvarlanan TaĢ sesine. O. 55 Nedir böyle? Acaba .107 Yüreğindeki ateĢin külünü.

yolları gör. nefes nefes Dağı dolaĢ. Derelerin çiçeği ne? Çiçeklerin renginde. halleri gör. 75 Patikaları. aynı değil. Ġnip çıkan geçitleri. O ikisi aynı değil.108 Yavruları ayrı düĢen Karatavuk yuvaları mı? Yoksa bu sesler. hayır. dereyi gez. Derelerde coĢan suyun Seslerini 65 Birbirinden ayırabil. Adım adım. ulaĢılamamıĢ arzuların can çekiĢmeleri mi? 60 Yuvaları dağıtılmıĢ Tavukların feryadı mı? Kayalardan sızan suyun. . Dağa giden patikalarda Önüne bak. dünyayı gör. kokusunda Nağmedeki seleri duy. Bak etraftaki çiçeklere 70 Tanı dağların çiçeği ne.

kuru bir nefes. 45 80 Yoksa o da bizim gibi Dünyayı mı ölçmek ister? Bir karıĢlık yeryüzünde Göster bize bu dünyayı… Söz var. kastı 95 Masallarda bir güvercin Bir garibi padiĢah yapmıĢ. . gönüldeki bir arzunun 90 Kendi sesidir… Nağme. sözü de Ģiir.109 Çobanın belindeki ArĢına bak. sesin ahengi. Söz. efsanedir. dünyayı gör. nedir? sıradan bir ses. bu dünyaya sözü nedir. Kelimelerin anlatamadığını anlatan. 45 Çobanın belindeki beyaz kuşak. ġiir ise sözün nağmesidir. Belki… Fasıl bir masaldır. Bu sesin kendisi de Ģiir. efsaneye göre arşındır. kalbe ulaĢmayan 85 Ses de var ki. Bilelim.

diĢ varken. kol varken. arzularım Gelecektir. BaĢ varken. Bir hasrettir? 115 El varken.. niye ĢiĢededir 110 Devin canı?.110 Bu dünyanın düzenini değiĢtirmiĢ… 100 Eskilerin dertleriyle dola dola Ġnansak mı bu masala? Bu arzudur. Niye. bu dilektir. Canavarın kandırdığı Gülecektir… . niye bekliyor halk ―Zamanın sahibini‖? Belki fasıl bir bekleyiĢ. Halk diyor ki. 105 Belki eĢit bölemedik O zamanlar Gökten düĢen üç elmayı? Anlayalım. Bu bekleyiĢ musibettir.

130 Nağmelerini öğren. Tanımak mı istiyorsun Görmediğin bir halkı sen? Önce nağmelerine kulak ver. Hayalini. kendi kalbini ara halkın. Sözünü. Tarihten bir devir yatar 135 Bam telinin bir ―ah sesinde‖. . sualini.111 ġengülümün. duygusunu Halk yaĢatır nağmesinde. ġüngülümün 120 Yoksa kanı mı düĢmüĢ tarın akorduna? Fasıldaki hıçkırıklar Yoksa isyan mı ediyor devin tılsımına? Halkın yüreğinin tellerinden Tara teller çekmiĢ. 125 O tellerin nağmesinde Kendi ruhunu.

hem konuĢan 46 Çaldıran Muharebesi. Bir sertlikle bir incelik Bir fasılda yan yanadır.112 Çahargahın Muhalif’ i ―Çaldıran‖da 46 at süren. Biri hünerken. Kılıç sesi. Ģanlı Ģöhretli bir müze. 155 O. O. O. . 150 Dinle tarı. Biri gözyaĢıdır. Kılıçlardan kıvılcım çıkartan SavaĢ sesi… 140 Çahargahın Cevherî’si Çalı dibinde Kar altından Çıkan yalnız menekĢenin üĢümesi. 145 MenekĢenin üĢümesi. kalkan sesi. geçmiĢten Usul usul bahseden Ses müzesidir. dinle neyi.

Kâh inliyor hazin hazin. Kâh sesinde gök gürlüyor. Hem torunumun. 170 Gözü yaĢlı anan gibi Dumanını savur. DüĢün. Dur. düĢün. Dinle ġur’u Kalbini sana açan. AteĢiyle yan. Ġki kalbin hasretini Sayfalarda barındıran 165 Heyecanlı bir roman gibi. ġUR KarıĢtırma sayfalarını o tarihin. Her kelimesi alev saçan Tarih kadar yaĢlı deden gibi. 160 Hem dedemin yaĢındadır. dur.113 Hem de bizi konuĢturan Canlı müze. .

bu vatana Nereden. Dur. Hangi rüzgâr esmiĢ? Karayelleri dillendiren 195 Bir kamıĢtan . Önce öğren. Bu dünyanın Ağrısını. Bir çiçek bile deremezsin Bu hikmet bahçesinden. 180 Fasıllarsa baĢ sallatır.114 175 Dinle onu. Sızısını Hissettin mi hiç? 185 Hissetmediysen eğer. Mahnılar ayakları. 190 Sırrını açmaz ki sana. adım atma Bu bahçeye. Her köĢesi KuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. Kirpiklerden yaĢ akıtır.

Hamzaları 215 Kim yarattı. Hasret bıraktı karĢı kıyıya Hançoban’ı? Öğren. ne söyler narin narin? Öğren. Hangi sebeple tütek47 yapar? ġur ne der. ne zaman taĢ atılmıĢ 200 Dağlardaki pınarların membaına? Öğren ne zaman götürmüĢ Seller Sara’yı? Kim getirmiĢ dilden dile Bu dehĢetli macerayı? 205 Niye kesti sel ovayı. Ne yarattı? 47 Azerbaycan’da kamıştan yapılan nefesli çalgılardan biri.115 Kim. ne zaman. . niye Hasta Kasım Birden bire böyle yataklara düĢmüĢ? 210 Kerem niye Aslı’sından ayrı düĢmüĢ? Adaletin Ģerbetine Kim ilk defa zehir kattı? Rahipleri.

116 Köroğlu’nun narasına. Tabiatın kendi eliyle ġekillenmiĢ oyuk oyuk kaĢlara bak. Hakk sesine Yer titredi. 48 Azerî müziğinde davula benzer bir vurmalı çalgı aleti. . Dün onun kapısında boyun büken Bugün nasıl çaldı Mert yiğidin Kıratı’nı? Ninem Nigar belki de onunla 225 Söyledi ilk manisini? Ovalarda raks eden TaĢlara. 220 Gök gürledi. kayalara bak.48 Ağzını açıyor mağaralar. göğü Belki de buradan geliyordur Fasılların ilk renkleri. ritimleri… 235 Cengî sesi… Gümbürdüyor nağaralar. Tasnifleri. 230 Cengî sesi BirleĢtirir yeri.

Titrer ağzımın içinde Dil bir yanda. baĢ bir yana‖. Yürüyün meydana. ilerle! Yeleli gidiyor Boyundur’un. Havadaki Ģahin gibi Saldırın al kan üstüne…‖ ―Yüce dağ baĢında 245 Yaz bir yana. Her yassı taĢı. Omuzlara eller atılıyor: 240 ―Haydi.117 Kan sıçrıyor beyinlere. kıĢ bir yana. 250 Cengi diyor: — DüĢman geliyor. yiğitlerim. diĢ bir yanda… Çekince Mısır kılıcını LeĢ bir yana. Tabiatın ruhundadır . Köroğlu’nun yiğitleri… Burada oku 255 Sineleri nağmeleĢen Her kayayı. haydi.

göğü… Belki de buradan geliyordur 270 Fasılların ilk renkleri. Hallerdeki hayallerle. fikirlerle. kâh söndürür. Ayaklarsa hızlı hızlı. ritimleri? Bu renklerde. Cengideki mertliğe bak. 260 Tabiatın kendisi çalar ―kaval taĢ‖ı. Eller süzüyor ince ince. 275 Kanadında gurur. vakar.118 Bu ahenk. nağmelerde SaklamıĢtır fasıllar da Saflığını. düĢündürür. Cevherinde gam düğünü… O düĢünür. Kayalardaki sertliğe bak. bu ritim. özlüğünü. 265 Yeleli de bir birliğidir O sertlikle bu mertliğin… Cengî sesi BirleĢtirir yeri. Tasnifleri. . Kâh yandırır.

119

280

Hayır, boĢalmıyor, Doluyor yürek. Büyük gamın, büyük derdin Gururu da büyük olur. Aydan parlak, sudan berrağım benim

285

Gamlı Ģurum benim Ġsterim ki elvan elvan çiçek olup DolaĢtığın perdelere Saçılayım. ―Yüce dağlar‖ baĢındaki

290

―Azerbaycan ceylanı‖nın Gözündeki ―Kara tanem‖… Ninelerin dokuduğu Halıların tezgâhında sergilendin Kınalandın.

295

Göy Gölü’mün dalgasında Süzüldün. Sevgililerin dudaklarında Yanıp söndün, Sönüp yandın:

300

―Deryada gemim kaldı,

120

Biçmedim tarla kaldı. Çok çektim yar cefasın, Bana da kederin kaldı…‖

Nevruz geçmiĢ, yaz baĢıdır. 305 Bu ses nedir? Gökteki bulut yığınlarının Birbiriyle güreĢi, Dağlardaki karın üzerine Cemre düĢmesi, 310 Derelerde suya dönüĢüp GülüĢmesi, Meralarda kar parçaları KıĢla yazın savaĢıdır. Nevruz geçmiĢ… Yaz baĢıdır… 315 Sular, seller aĢıp taĢıyor. Birbiriyle kucaklaĢıyor. Kayaların önlerinde Eğiliyor, bükülüyor. Tepelerden saçılıyor, 320 Toz toz oluyor.

121

Yaylaları geze geze. Çarpıyor, taĢıyor, iniyor düze Ağaçların dallarına Düğmeleri dize dize… 325 TaĢıyor, coĢuyor, Yollar boyu nağme tutuyor: ―Kahraman‖ı kayalara vurarak Hiddetleniyor. Sazın tellerinde filizleniyor. 330 Bahçelere nağmesini yaya yaya, Gelip kavuĢuyor Aras Kur’a, Kur Aras’a. Her ikisi de dağın karı, Dağın zenginliği. 335 KavuĢunca Köpük köpük raks ediyor: Arazbarı Arazbarı! Bu duygu fırtınası, Kasırgalar, tufanlar, 340 Sığmadı bir yatağa, Budaklandı sağa, sola.

122

Bir fasılda kaç kere DeğiĢtirdi kendi yönünü, Kendi yolunu. 345 Zaman geçti, Bir mecraya sıkıĢtırıp Tanıttı bütün dünyaya Bizim senet kahramanı Fikret onu…

Çoktan unutulmuĢ, izi kalmıĢ yaradır ġur, 350 Aniden akla düĢmüĢ eski bir maceradır ġur.

Bir ârifin hikmet dolu sözü, sohbeti, aĢkı, Hayattan akıl mülkünü açılan bir penceredir ġur.

Fikrin ne kadar yolları, menzilleri varmıĢ, Üzerinde derecikler açılan bir deredir ġur.

355 Dağ baĢları ak, çölleri al, yamaçları rengârenk, Her perdesi bir renge çalan manzaradır ġur.

123

Gurbette vatan hasreti, yurdunda bir anlık, Hafızada birdenbire yanıp sönen hatıradır ġur.

Çok övünür Bahtiyar kendi Ģiiriyle bazen, 360 Güya diyecekmiĢ bize Ģiiriyle nedir ġur?!

TELLER AĞLASIN ġikestenin Zil köĢesi, Esgeran’da vızıldayan gülle sesi. Kara haber her yeri dolandı: Esgeran’da Koç Nebi’yi vurdular. 365 BakıĢlar gözyaĢlarıyla bulandı, Ağıt yaktı buz bağlayan lâl sular. Bayatılar karalar giyindi. Geraylılar gam yükledi omuzlarına. Karabağ’ın kırlarını kar bastı. 370 ġikestenin Zil perdesi karardı: ―Esgeran’da dağıttılar araba. Bu diyar böyle kalmaz harabe. Nebi’nin nâĢı kaldı arada

ÇAHARGAH ġaha kalkan ak dalgalar Köpük köpük… Yüce yüce. Ġçerisinde sesler uçuĢur . önsözüdür Çahargahın. teller ağlasın‖. heyecanlar. büyük büyük Kayalara kâh çarpıyor 380 Kâh çekiliyor ardınca… Kasırgalar. çık yokuĢtan Seller gibi coĢa coĢa. Diyor:–Hayat bir kavgadır. 385 Bir savaĢtır baĢtanbaĢa… Huzuru heyecanların kucağında Ara. Ġn iniĢten. yaĢa. Mukaddimesidir.124 Yürüsün üstüne eller ağlasın. 390 Sular gibi taĢa taĢa… YaĢa. 375 Tarasın saçını. yaĢa.

Karayeller önünde Fikirler de bölündü ikiye.125 Kanat kanat. 410 Ne müezzin. Ne minare. Eğer savaĢırsanız… Bir taĢınız kalmayacak 405 Büyükler düĢündüler: –Çare nedir? Çare olmaz bu durumda Ne vaaz. Diyor bize. –Teslim olmanız gerekiyor. 400 Eğer teslim olmazsanız… Cesaretiniz varsa eğer SavaĢınız. TaĢ üstünde. . GeçmiĢ günlerden naklediliyor 395 Bir hadise: …DüĢman ülkeden elçi gelmiĢ Ülkemize.

aman! 430 ġikâyettir Talihin bu gazabından. DüĢman çok acımasızdır.126 Bu onu. Derdinden aman. Bestenigâr dert çeker. tarihe baĢvuryor 425 ―SavaĢ‖ diye Alevlenen yürekleri Bu tedbirle avutuyor. Bu beladan kurtulmak için 420 Zekice bir karar gerek. Ya gelecek? –DüĢünelim. Sabır gerek. –GeçmiĢimiz Ģanlı idi. Yeri vardır her isteğin. KarĢımızdaki kansızdır. Acele etmeyin. —Ne yapmalı? . O. 415 O bunu reddetti. sabredin.

445 Endamlı güzellerin Dili ile inler. inler. 450 Koymayın düĢmanları Almaya bağı bizden…‖ Toplandılar.127 435 —DiĢimizle taĢ kırmalı. . Dağıldılar döne döne. —Teesüfün gölgesinde Hangi fikir çiçek açtı? Bestenigâr.. ―Geçen güne gün kavuĢur mu? 455 Eklesen de günü güne‖. gelinler: ―Elbise dikersen bezi bizden. —Nerde bizim o gücümüz?. Belindeki bağı bizden. —O zaman ecdadımızın Ģerefini DüĢmana mı bırakmalı? Teesüf mü? 440 Fikirler yükseldi Fikirler indi. . Ağıt yakar kızlar.

―Değirmenin çarkından. Kalkan büktü belimizi Çok kısalttı dilimizi.128 Kalktı biri: —Günü güne eklemenin Ne faydası var? Yürekte ateĢ yakmalı. 465 Kalkan içinde kaldığımız Yeter artık. 460 Günü ateĢe boyamalı. meydan bizim DüĢman avcı bize neyler?‖ . Dertlerimiz kılıçla Biter bizim. Bin bir fikir Bir tek borcu ödememiĢ. 470 Suyu çıkar derinden. Halkın sözü bir olsa. Dağı oynatır yerinden…‖ ―Sis ovaya neyler Zülfün dök yüze. neyler? 475 Av bizim.

Yassılandı. Kalbimize gölge düĢüren ―Korku‖ adlı hisarları AĢmak gerek.129 ġimdi bize kılıç gerek. Tarak tarak. Tar tararak. 490 Çekiç altta. 480 ġimdi bize seller gibi coĢmak gerek. Demir kızdı. Kargı gerek. kıralım. Ocak yandı. Çahargahın hisarında. demir dövmeli. zindan üstte Hamur gibi topaklandı. AteĢ yakmalı. 495 Elde silah Vuralım. 485 DüĢmanın önüne set çeken Kalelerde Demir ocaklarında ateĢ yakıldı. Cephe yaralım. .

eri. gök gürledi. AçmıĢ her köĢesinden fikre meydan Çarigah… . bizimkiler takip ediyor 510 Mensuriyye galibiyettir. Vatan yine bize kaldı…‖ 515 Kalbi volkan gibi coĢan isyandır. düĢmanın üstüne yürü. DüĢman atıldı dağlardan. Çekiç altında kıvılcıma dönüp aktı Çahargahın perdeleri… Muhalif’te. Hücum. DüĢman kaçıyor. hücum! 505 Erenlerin narasıyla Yer titredi.130 Demir. 500 Durma. Yüce dağlar duaya durup Erenleri uğurladı. isyan Çarigah. baĢarıdır: ―Azizim söze kaldı Tatlı bir söze kaldı. Kılıca dön.

Mızrabın tellerin çarpmasıyla ateĢ çıkıyor. bir zariflik gizleniyor. hayranım berdaĢtttaki çılgın seslere. tufan Çarigah. Belki de çakmak taĢından yoğrulmuĢtur Çarigah. Denizleri yerinden oynatan tufandır. coĢkulu Perdelerin? 49 Azerbaycan’da bir bölgenin adı. Sanki can dostundan ayrılmıĢtır Çarigah. Ġçinde bir hüzün. 520 Gönderiyor düĢmana imzalı ferman Çarigah. Dalgası mı katardaki 530 Dertli. KöĢeler gök gürletiyor. yer titretiyor.131 ġaha kalkan dalgalardır bir Mühalif köĢesi. 525 Bahtiyarım. Ġsterim ateĢ alsın asrın ateĢinden Çarigah! KALELER AbĢeron’un49 kaleleri TaĢlardaki o oymalar. sel coĢturuyor. .

TaĢta fikir. Ciddiyet. DüĢmanın baĢı üstüne Yumruk gibi düğümlenen bu kaleler. fikir… Ruhumuzla özgürdür. çökmeler. Kabarmalar 545 Çökmelere gölge olur. ÇıkıĢların çöküĢlere DüĢen hafif gölgeleri. Ne doğumdur. ard arda. Renklerin yerini tutan gölgelerde 540 Fikir. seste fikir.132 Burçlardaki o azamet. O. ne sıcaktır. Acaba hisar perdesi midir Çahargah’ın? 535 Ses dizimi kaledeki diĢler gibi Sıra sıra. DüĢman hücumuna duvar örer. gurur. Dallardaki 550 Oyma ―nakıĢların dalgaları‖. . Kabarmalar.

ben kartalım. Bu kaleler tarih boyu Birçok cephe yarmıĢ. Kalenin adındaki Manaya bak. Gelirsen eğer Yumruğumun lezzetini tadarsın. gayeyi gör. . Kız kalemin kızlığını alamaz… ‖ 565 ―Gelirsen. Geldiğine piĢman olup 50 Azerbaycan’da bir kale. YaklaĢma. 555 Bu kaleler hürriyeti hâlâ yanan. Tüten ocaklarmıĢ. kızdır. Ecdadının geçmiĢinden Ġbret al. 560 ―Bakiredir.133 DüĢman bize saldırdığında Halka sığınak olur. Bu kartallar meskenini Kartallar gölgesini düĢüremez. 570 DüĢmana diyorlar ki. ben kuzgunum. görürsün‖. Kız Kalesi!50 Adına bak. kalem.

KöĢelerde ötüĢen Perdelerden aĢıp taĢan. neler?! Bu kaleler. 580 Yalnız savaĢlar için Dikilen Kalelerdir. 590 TaĢ üstünde nakıĢ tutan. neler. 585 Askerimiz. TaĢlardaki çukurlara dolar. bu kaleler. nöbetçimiz Kalelerin sinesinde Neler yatar. düĢünceler. TaĢ üstünde çiçek açan O yarıklar? Kim diyor ki. TaĢ türküler. 575 Neler diyor taĢlardaki O çökmeler. burada sertliklerle Ġncelikler kol koladır. Hiddetlenen ses seli… .134 Derhal kaçarsın. kabarmalar. taĢar. O duygular. Hayır.

Sen de bu odla yanıyorsan.135 595 Metlerin. 605 ArkadaĢlarımı da dostlarımı da Tanırım fasılın perdelerinde. 610 Dağlar yüreğimizi Sanki bir turna kafilesi göç ediyor… Nereye koĢturuyor böyle? Niye gidiyor? . cezirler Sinesinde kalkıp inen Ses seli. Ben onu kendime mihenk yapmıĢım. kanacak ölçümdür fasıl. 600 Ben o mihenk taĢında insanların Ġyisini kötüsünü ayırır. Bakın bize ne der. sürekli yoklarım. ne söyler Seslere bürünmüĢ gözyaĢları? Alev saçar. Dostumsun… Kendimi görürüm sende. HERKES BĠR YUDUM… Marifet.

sisi mi bunları gören. ey pirim benim. Yanıyor için için. Tarzenin parmağının altına bak. Ne olur. 615 Soğuktan üĢüyor. titriyor dallar. Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. benim gibi sesini dinle. sırlı sesinle Gizli bir âlemden haber verirsin. susuyor pınarlar. Dumanlı seslerle böyle hıçkıran? 620 Ağlıyor aĢikâr. Nasıl kavrulur. Nağmen olabilir adağım benim. ey türküm. 625 Sudan alev çıkar… Ey tarım. Gam bulutları kümeleniyor semada… Dağın dumanı mı.136 Bizim illeri niye terk ediyor? Dökülüyor yapraklar. O da sönüktür nağmelerinden… 630 O meçhul dilinle. . nasıl çıkar düğümlü sesler? YaĢlar sızar seslerden. Hazan rüzgârı kesiyor otları.

Ey masal ninelerinin ninni sesi. ey mukaddes tarım. Anlat. dedem fikirli. Büyük dedelerimizin kâmil hazinesi. Hüzünlü hüzünlü Hayâlı namuslu kızlarımızın Utangaç metanetli sevgilerinden. yarpuz kokulu. 650 Kays’ı Leyla’dan? Niye bahtlarını taĢlara çaldılar? Yüreklere çekilen bu dağlar neden? Hayallerin. Niye ayırdılar? Kerem’i Aslı’dan.137 Bakalım buna nasıl dayanacaksın? Ey babam hünerli. 640 KonuĢ. HoĢ arzularım. düĢüncelerin . Nağme söyle. 645 Anlat. Ey mukaddes pirim. tatlı hayallerim. 635 Ey reyhan nefesli. Sohbetine hazırım ben.

bir gayede. ĠniĢi. 655 Her halin tarihî Yüz yıl. beĢ yüz yıl. Bir halkın bin yıllık ıstırapları. yokuĢu ıstırap dolu.138 Denizlerden dalgalı. 665 Seslenir fasılın perdelerinde. Biz ki. Sarı… Orada sayfalanır. 670 Bam telinde yangını söndürmek için Hayaller. fikirler yuvalanır. KöĢeler rengârenk: YeĢil. bu yollara yalnız baĢ koyduk. 660 Bir kalbin değil. semadan derin. . Sırrı derinlerde Tizinde sanki od ateĢlenir Yangına dayanamaz coĢar. Biz ki. Bir halkın tarihi Tarihin yolu. biriz. Kırmızı. Sohbeti aĢikâr. bir arzu.

Resmini çizebilmek için ufaklığın BaĢka bir âlemlerden boyalar gerek. Herkes kendi kalbini bulur fasılda. Sonra kükrer adeta.. Birden değiĢtirir yatağını. gizemli Yola benzer.139 ĠĢte bu yüzden de…Ben yalnızım?. . Sefere çıktığında macerasının BaĢını bilir de sonunu bilmez. Yatağına sığmayan dallı budaklı 680 Sele benzer. Önce yemyeĢil ovalarda gezer. Notaya dökerlerdi onu nağme gibi. Yola çıkmadan bilmez yolunu. Fasılın her köĢesi sırlı. hayır. CoĢar. Dizgin vurulabilseydi böyle bir suya. 690 Sık sık değiĢtirir mecrasını. 675 Hayır. taĢar 685 Yara yara yatağın kıyılarını.

zili zirvedir. Her fasıl çalanın.. Görünmüyor göze Perdede. O zirvede Ayağından yer kayar sanki. örtüde çırpınan yürek. 705 Mağrur Kız Kalesi… O eski Bakü. usul usul fısıltısı.140 Bu yolu her yolcu bir Ģekilde kat eder. O ayak değmemiĢ yeĢil dağ sırtında 700 Her yolcu yolunu kendi açar. zirvedir. o. O nedir? Suların kayalarda 710 Hüzünlü. 695 Bamı düzlüktür. Aynı Ģarkıcının Her gönülde yaktığı köz baĢka baĢkadır. . Evet. Mensur. —Nasıl dumanlısın. Zabul üstüne inletir tarı.. fasıl söyleyenin Geçtiği yolda bıraktığı iz farklı farklıdır.

Bilmiyorum. Ey türküm. bir halin senin. Gür sesindeki derinliklere.141 Gizli arzusunu görebilmek için 715 Bize Yüreğimize iĢleyen hayaller gerek. görür 720 Gizli arzusunu herkes bir Ģekilde. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür. kırmızı mıdır sesin? Sesine ne denebilir ki? Laldir seslerin. Hayalin gözüyle iĢitir. Arzuların gizlidir. 730 Gizlidir sözü nağmenin. ancak inler 725 KonuĢur. Seste sözlerden büyük hikmetler olurmuĢ… Bilinmezdir. Fakat bilemeyiz ne der… Lal olan seslerin kudreti ne büyükmüĢ. . Ey pirim benim. Ey tarım. Bin sözden güçlüdür. yeĢil midir.

Herkesin gözüne farklı görünür. bir an için bakalım göklere. 740 BaĢımın üstünde bayrak yapar. Nağmen olabilir adağım benim. Tıpkısının aynıdır. Sesinle dünyayı yerinden oynatırdım. Yanarak gürül gürül. 750 Bulutlar döner. Kim bilebilir ki. Her sesin. Herkes her köĢeyi yorar bir yere. her halin ayrı rengi var. .142 735 Adak düĢer sana… Çok yoksulum ben. Gök de. Gelin. Akarak Ģırıl Ģırıl. Hayır. Sözümde olsaydı sesinin gücü. Bulutlar karıĢır. ne söyler o? 745 Onda kucak kucak söz çelengi var. O da sönüktür nağmelerinden.

Benim dağlarımdır senin membaın. SEGÂH 765 Ey Zabul segâhım. BaĢka çeĢmelerden getirilmedin. Benim gördüğümü göremesen de. Yüce ġah Dağ’ın51 Bağrından sızıp durulmuĢsun. fakat. Ġnan gördüğüne. Doğrudur elbet. benim ahım. Kepez’in. Anbean değiĢen Ģu buluta bak. Orta segâhım. 760 Sen de kendi yüreğinin penceresinden. Ġnanmıyor musun yoksa? Ġnanma. .143 755 Bulut da. 770 GoĢgar’ın. Sen kimseden alınmadın. sen de. 51 Azerbaycan’da yer alan birer dağ ismleridir. Ben de hakikatim. Benim kederim. Herkes kendi kalbini görür bulutlarda.

yüzyıl müzisyenlerinden biridir. Anamın ak sütü gibi helalimsin. canımı. 2. ovaya ulaĢtı.” 53 . çiçekler gibi 785 Dağlarda kök saldı. Ninemin dilinde bin yıl dillenen Segâhım. Güzel maniler. Çoban bayatısı… 780 Dağların zirvesinden Yağan kara karıĢıp yağardı. Tarda büyük yenilikler yapmıştır.144 Bende doğup bende olmuĢsun. sen al. 790 Dilgem’in53 dilinde dil dil dillenen Ey telli sazların kâküllü hanımı.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Çöllere uzanan gül bakıĢıyla Geçtiği yollara iz bırakırdı. Hüzünlü bayatılar. dilekler gibi Bir kalpte kök salıp bin kalbe ulaĢtı. 52 19. Daha fazla bilgi için bkz. Azerbaycan Edebiyatı. kederimsin. sen al.52 Derdimsin. 18. 775 Seni baĢka renge boyayıp bu devirde Yeniden yarattı Sadıhcan.c. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi.

Sızıdır mayası. . 795 Hüzünlü bakıĢlarından mı süzüldün sen? Segâh. Bu kadarcık Ģeye bent olan bir garip kesim. 810 Arzuları kâh açılır. bir çırpıntının Bin yürekten gelen hıçkırıkları. Vagif’in yüreğini kanatan.145 Ey Sarı AĢık'ın sevgi destanı. Sonu inleyiĢ. ġikâyet süsü. Bazen için için inler. Anlatır. BaĢı çılgınlık. 805 Gönül hıçkırığı. 800 Kırık bir kalpten gelen ses kırıntıları… Gamdır dolayları o ağlayan sesin. baĢından gelip geçeni. Bazen isyan eder. bir arzunun. Gizli dertleriyle yakar içini. Ey Molla Cuma’nın ―Ġsm-i Püyhanı‖. Kâh düğümlenir. yürek haykırıĢı.

825 Yandım. ona dil döker: Aras geldi. Vatana doğru bakınca Yüreğimden kan aktı.146 Eliyle yaptığı kör düğüme Diliyle yalvarır:―Çabuk açıl‖ diye. Dibinden bin can aktı. BaĢından geçenleri koyup önüne 815 Bayatı söyler. bülbül oldum… . 820 Dağların sinesi nere? GüneĢ doğar sinesine. Azizim gül oldum. yan aktı. sonunda kül oldum. Dil bilmez bir kuĢ idim. Okudum. Âleme sığmaz baĢım Sığar onun sinesine.

Ovada kestiler. göçü hatıra. benim anbean. âhını: —Kader bir yüreğe bak nasıl kıymıĢ… Benim çektiklerim. . Bamında da zilinde de. dağda bitmiĢim.147 Segâhın feryadına alıĢan bu gönül. Derdinin yüküne dayanamadı Boynunu büken dala neyleyim? 840 Dereler geçmiĢim. hangi günahın. ―neyleyim?‖. AteĢi ıstırap. Kendi diliyle anlatır kederini. 830 GeçmiĢi özlemle yâd eden gönlün. Sıcak nefesimle karlar eritmiĢim. Gönlümdeki dağa neyleyim? Günahım neydi. diyor. diyor. Kazancı ıstırap. özü hatıra. dağlar aĢmıĢım. 835 Hangi suçun bedeliymiĢ? Bu derde kim düĢürdü beni? .

buza neyleyim. Büyük arzulara dünya bir kafes. Böyle yaratılmıĢ feleğin çarkı. . Derdiyle. Suç bende mi. Sesim suyu alevlendirir. Neyleyeyim. gözleri doldu. yaz günü yanımda. Dedi:– Bu da geçer. Dilime vurulan bağa neyleyim? 850 Ben ateĢin delisiyim. rüzgâra neyleyim? Ben konuĢunca kimse konuĢamaz. sözüm bilinmez. dinleyenlerin BaĢlarından alevler çıkar.148 845 Onca soğuğa dayanmıĢım. 855 Gördü ki. ateĢ bana arkadaĢ. artık neyleyelim? 860 Yeryüzü her zaman gündüz olmaz ki. ateĢi söndürüyorsam? Buz tutar pınarlar. kederiyle baĢkalarına Azap çektirdiğine piĢman oldu. pınara neyleyim? Anlattı.

sen kendi gözünle Geceyi gece gör. göze gözyaĢlarıyla dolarak Segâh? 870 Gönül hıçkırığı. yürek ateĢi. 875 CoĢup hıçkırıklara boğulduğumuzda Segâh. gündüzü gündüz. Her perdesi ah. can yanmasıdır. Ey yüreğim. her zili ateĢ. hükmediyor.149 Bir yanı gündüzdür. Anamın ak sütü gibi helalimsin. Sen benim gözyaĢım ol. Ne diyor gönlümü oymakla. her bamı gam. Kalbe ateĢ çalıyor. oyulmakla Segâh? Böyle. çağla Segâh. ağla Segâh. çağla Segâh. 865 Kendi ellerinle Gönüller Ģad eden gayelerinle Yoluna güller diz. Ne diyorsun. . bir yanı gece. böyle beni benden almakla Segâh? Dünyanın o dar çerçevesinden çıkarır bizi. helalim.

derin düĢünce. Tılsıma düĢmüĢ Bir peri kızının macerasını. Rast. RAST 880 Dumanı baĢında halkın aksakalı. Usulca fısıldıyor:―Ağla Segâh. bir asrın yarasını. Anlatır. . 890 Dağlarda ağlayan Mecnun’dur. anbean değiĢir hali Kızılcık sopası yakıp söndürerek. bu sevdayı kınar. Anlatır. 885 Sözleri bam telinden zil teline düĢmüĢ. OturmuĢ Yüreğini açar sofra gibi.150 Bahtiyar’ın da gönül telleri titrer böylece. Segâh. hikmetli bir akıl. yavaĢça. anlatır tek tek. ağla Segâh‖. Rast. 895 Temkinle. usulca. Mecnun’u sahralara götürür sığınmaya Baba. onun babası… Nasihat eder. Anlatır.

kemale Erip kendini bulmasıdır. sabırlıdır. bir aksakalın çılgın kalplere Tenkidi. bir biçer. öğüdü. rast tedbirlidir. bir arzunun ardınca Ağlaya ağlaya koĢan bir yürek.151 Segâh. . metanetli. feryat eder. Onun sallantısı her köĢesinde Derin düĢünceler gizlenmiĢtir. bir aĢkın. Gurulu. isteklerden yangın çıkar. Rast. Gizli fikirlerin gür ormanında 910 Arzulardan. Yüz ölçer. düĢünceler… Bir sırdaĢ olmuĢ Ġnsana… Derdiyle dertlendiğinden beri. dostça uyarısıdır. Sosyal deniz gibi dalgalıdır o. 905 Derin düĢünür. 900 Bir zamanlar ritmi bozulan kalbin. DüĢünceler. Segâh.

Hikmetli bir yüreğin düĢünceleri: Hayat nedir? Ölüm nedir? 920 Ömür nedir? Yol nedir? Gaflet uykusundan uyandıran nedir? KıĢın yağan karı. 930 BoĢalır gönüller gözyaĢlarıyla. genç değil. Kemale ermiĢ. kimdir? . Bahar havasına sokan kimdir? Çalar gönülleri bir bakıĢıyla. gökleri kendi akıĢıyla Halden hale sokan bu zaman. Yerleri.152 915 Rast. Mevsimlerin kuĢlarını. Uykusundan uyandıran dağları. bahar gelince Sellere çevirip akıtan kimdir? 925 Ovaya tez gelir dağların karı. pınarlarını.

Bir kaderin ibretli sergüzeĢtleridir Rast. 940 Siyahı gösterir bazen beyaz gibi. dönen nedir? Ay nedir. Gayesi bilinmeyen bu oyun nedir? Ay nedir. döner. Âkil anlatır. Kendi etrafında döner. Tarihi anlatan eski rivayetlerdir Rast. bir yandan kurutur.153 Hükmüyle. . Dünyayı oynatır. 935 GüneĢin baĢında dolanır cihan. UĢĢagda sırlı sualler sunar bize renk renk 950 AĢkın da cevapsız hikmetleridir Rast. güneĢ nedir? Ġlk nedir. gayesiyle ne diyor zaman? Bir yandan uçurur. son nedir? 945 Bir âkilin hikmetli nasihatleridir Rast. canlı örnekler verir zaman zaman. güneĢ nedir? Ġlk nedir. oyuncak gibi. son nedir? ĠniĢi gösterir bize dağ gibi.

niyetleridir Rast. Kaçtı. Lakin ıstırabın son demi. 955 Dünyayı güzel görmek için kurbana hazır. Ġnsanların ilk arzusu. pusuda Tetiktedir ―aman avcı‖ Yaman avcı. 965 Kaburgası kalın avcı. Bilmiyordu ki. ah ateĢi sözün rengine girmez. . AMAN AVCI Ceylan indi çeĢme baĢına. biraz uzaklaĢtı. Ġnsanların haklı Ģikâyetleridir Rast. Kendi derdini haykırmaz o. Hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir Rast. Ey Bahtiyar.154 DilkeĢde fısıldar bize dünyanın kederinden. usulca söyler. serhattidir Rast. Zalim avcı. 960 ÇeĢme baĢından su içmeye.

155 ġakır Ģakır! Sırtından yaralandı. Gül üĢüdü. 980 Tüfeğini omzuna al. 970 YeĢil çimenlik kızıl kandan Alev aldı. Dile düĢtü: . Bir bak buraya. 975 Nasıl kıydın bu dağların Ceylanına? Gözlerindeki o çaresiz yalvarıĢa Nasıl kıydın? Aman avcı. 985 BakıĢındaki o yalvarıĢ Türkü oldu. Bu dehĢete otlar titredi. baktı masum masum. Ve dön. Avcı. Döndü. Kaçamadı… Durdu. Melül melül. senin kolun kırıla.

kalırız biz. yaralıyım‖. ak ak gül bitirir. Küme küme. Tel tel eser. TaĢ olur. YAĞ. Türkülerin sıcağında Isındıkça donarız biz. vurma beni. Ben bu dağın ceylanıyım. Yağmuru da ak getirir. 990 Yaralıyım. YAĞMUR Ak yel eser. 995 Ak bulutlar. Ak yel eser. Gökte bulut damar damar… 1005 Bu ak yağmur Doğru toprağın . Pamuklanan bulutları 1000 Çer çöp Asa asa Ak yel.156 ―Aman avcı.

Bu yağmurun. Ak bulutun düğün günü. göz ıslanır. Yağ yağmur. Gir mağara. yağmurum. yağara. yağ. Vur davula…‖ 1020 Yağmur yağar. 1015 Dağ ağara. taĢın. Kız ıslanır. Oğlan kaçar. ―Yağ. Tut ucundan göğe çık. Yüreğinin yangınına Dağın.157 Ġliğine Damar. Yüz ıslanır. Dalından kopup düĢen Ham erikler. taĢ ağara. . damar… Çoluk çocuk güle güle 1010 Çıkar meydana. 1025 ġıpırdıyor yağmur olukları.

Salıp kızıl saçlarını GüneĢ yıkar elini yüzünü… Peki. bu nedir? Bu nedir? .158 Arklar taĢar. Dile getirir Dilsiz ―uzun dere‖leri… Uzundere ġüĢterimden kopup düĢtü. 1035 Sular. GüneĢ çıkar. Gökyüzü alkıĢlar… 1030 Seller yıkar pusuları. Elvan elvan havalardan aldığımız Havalar da Gönlümüzün kendi sözüdür. seller çağıldayan Uzun uzun derelere. 1040 Arzumuzun. derelere… Gökyüzü tutulur. Bir tarafı açılır. Derler ki. sel coĢar. güneĢ Ģimdi 1045 Bulutlara kuma geldi.

Kitap gibi okunur o. 1060 ―Fatma nine tezgâh kurar‖ Tezgâhtaki renklere bak. Yaprak yaprak. Göğün parlak aynasına Aksi düĢer 1055 Çiçeklerin… Çiçek açar sağdan sola Gökyüzünün dalları. 1065 Kâh neĢeli halleri mi? Fasılın elvan elvan halleri mi? Her köĢede çeĢit çeĢit Renkler çağlar.159 Bu da baĢka bir türküdür. göğün. Sesler o kadar engindir ki. O. yüreğin kâh hüznü. . Gökyüzü kâkül kâkül Gök kuĢağı. 1050 Yağmur kesilir… Kavgası da bitti demektir Yerin.

160

1070

Açıp geniĢ kollarını Bu dünyayı kucaklar. Efsanevî ninemizin Yüreğinin tellerinden Tezgâhında dokuduğu süslere bak.

1075

Seslerdeki renklere bak, Kâh olur ya yağmur durmaz, Yağar da yağar hani… Ne ekine hayrı olur ne biçene. Omuzlarda hayat yükü dağlardan ağır.

1080

Bir yandan da yağmur yağar, Savrulur sağa, sola, Göz açtırmaz adeta. Ne yapmalı? —Pas tutmuĢ oraklar.

1085

Tarlaları tehdit eder Yabanî otlar. Her kapıdan bir Ģeyler umup Mani söyleyip gezer çocuklar: ―Godu godu dursana,

1090

Kepçeni doldursana…‖

161

Ekin hasat aĢkına, Yürek yanar, dil yanar. Bizim manilerimiz Böyle yaratılır bazen.

SAYAÇILAR 1095 Ovada kızıl havaya Dağda, borana düĢtük. Yazda dağa yüz tutup, KıĢta ovaya göçtük.

KıĢta diye evimiz 1100 Yazda çadır oldu. Kalbimiz gibi evimiz Herkese açık oldu.

DüĢtük kara, soğuğa, Hem kul olduk, hem ağa. 1105 Konduk azat edilmiĢ kuĢ gibi Biz daldan dala.

162

Sınır tanımadık biz, Dayadık sırtımızı dağlara. Ġzimiz öncü oldu 1110 Yakınlara, uzaklara…

Koyun kuzu besledik, Dağlar sırdaĢ oldu bize. Yaylaların çiçeği Bize elbise oldu.

1115

―Ninem koyunun akı Dolandı, geldi dağı. Çobana çarık bağı, Kızlara çeyiz bezi…

Ninem, a deli koyun, 1120 Dolanıp gelen koyun. Gelinler yünlerinden Dokuyor, halı, koyun.

Ninem, a nazlı koyun,

163

Sülün gözlü koyun. 1125 Peyniri kesme kesme, Yoğurdu kaymaklı koyun…‖

Dağlardaki suların Sesi türkümüz oldu. Dağların sel suyu gibi 1130 Kalbimiz temiz oldu.

Dağlardan aldığımız Nağmeyi Kalbimizin Feryadına çevirdik. 1135 Arasını açtığımız KamıĢı tüteye verdik.

Biz nağmeyle uyanıp Nağmeyle de yatardık, Biz koyunu kuzuyu 1140 Nağmelerle güderdik. ―Ninem, a sevecen koyun,

164

Yünü bir karıĢ koyun. Çoban sana darılmıĢ Sütünü ver barıĢ koyun‖.

1145

Yüce dağlar, iri kayalar boyunca Yüksek sesle bayatını çalar çobanlar. Bu sesteki letafeti duyunca Koyun kuzu otlamaya gelir, dil anlar. Küçük küçük arklarım

1150

Bayatılar, sayaçılar, ninniler Kayalardan sızarlar, Derelere ses verir, Kura’ya varır, Aras’ıma can atar,

1155

Fasıl deryamızı yaratır. Sevinç bizi güldürür de, Keder ağlatır. Sözün özü ne ağlar, Ne de güler.

1160

Ama bizi hem güldürür, Hem ağlatır.

Gönül sesi gönül deler. kederini Nağmelerle söylemezdi. Hayır. 1175 Kahkaha atıp gülseydi söz. Feryat da. sestir âhı. kahkahalar. Sözden önce ses gelir. fikrimizin . 1180 Nağmelerdir ilk dilimiz. türküler yaratılamazdı. Nağmelerdir Sözümüzün. Kalbimizden geçenleri.165 Hayır. Bizim gibi hıçkıra hıçkıra ağlasaydı. Kahkaha da. 1165 Bin cümleden daha büyük Arzu yatar Kırık bir hıçkırıkta. söz değil. Nağmelerin ilkidir 1170 Hıçkırıklar. Tamam diyebilseydi söz. Belki insan Sevincini.

canlı bir kitap. bir avuç bulut. gözyaĢları. Kaç kastın önüne geçti. son verdi fasıl. Ne sanmıĢtın ondaki tılsımları sen. 1195 Uyutup hafızayı. Su serper kinli yüreklerdeki gazap ocağına. yürek ağrısı. TaĢ yüreklerde yanıp taĢları parçaladı fasıl. Hakka düĢman olanı hakla tanıĢtırdı fasıl. Geçilen yolları zaman zaman hatırlatır bize fasıl. Nağmelerdir 1185 Dilimizin elifbası. utandırdı vicdanı fasıl.166 BaĢlangıcı. O. ―Kuru âhıyla kuruttu‖. . ―Salı yaktı‖ fasıl. 1190 Onun her köĢesi bir hatıra.

167

Defnedin siz beni Zabul segâhının mayasına, Derim, belki de bir gün, beni uyandırır fasıl.

Çok kitaplar okudum, sandım ki bahtiyarım, Bana birçok gayeyi usulca öğretti fasıl.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

MUHTEVA ĠNCELEMESĠ ―Muğam‖ poeması; ―Bälkä‖, ―ġur‖, ―Teller Ağlasın‖, ―Çahargah‖, ―Kaleler‖, ―Herkes Bir Yudum‖, ―Segâh‖, ―Rast‖, ―Aman Avcı‖, ―Yağ, Yağmur‖, ve ―Sayaçılar‖ olmak üzere on bir bölümden oluĢmaktadır. ÇalıĢmamızın bu bölümünde yukarıdaki baĢlıklar takip edilerek poema, muhteva bakımından incelenecektir. Söz konusu poemanın konusu, adından da anlaĢılacağı gibi fasıl 54 makamlarıdır. Ancak biz bu çalıĢmamızda ―muğam‖ kelimesini her ne kadar ―fasıl‖ Ģeklinde aktarmıĢ olsak da bu kelime Azerbaycan literatüründe, Azerî klasik musikisinin tamamını içine alacak kadar geniĢ anlamda kullanılan özel bir terimdir.55 Muğamların doğuĢları tarih kadar eskidir. Yakın ve Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin çoğunda muğam ifa edilmektedir. ġifahi ananelere dayanan müzik türünü Araplar ve Türkiye Türkleri ―makam‖ , Azerbaycan Türkleri ―muğam‖, MerakeĢliler ve Cezairliler ―nubba‖, Tacikler ve Özbek Türkleri ―makom‖, Uygur Türkleri ―mukam‖, Ġranlılar ―destgah‖, Hintliler ―raka‖, Japonlar ―kakaku‖, Endonazyalılar ―patet‖, Kazak Türkleri ―küy‖, Kırgız Türkleri ―kü‖ olarak adlandırırlar. Ancak Ģunu ifade etmeliyiz ki; Azerbaycan, muğamatta hatrı sayılır bir yere sahiptir. 56 Azerbaycan’da muğamlar, herkes tarafından merak edilen bir alandır. Muğamlar sevilmiĢ ve halkın müzik serveti olarak benimsenip korunmuĢtur.57 Değerli Ģairimiz de bu poemsında muğam hakkındaki düĢüncelerini,
54

Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. (Geniş manasıyla) Türk musikisinde klasik bir konser programı.( Ferit Devellioğlu Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, , Ankara, Aydın Kitabevi, 17. Baskı, 2000, sf. 251) 55 Yavuz Akpınar, Azerî Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, Dergâh Yayınları,1.Baskı, Haziran 1994, sf.394. 56 bkz. www.azerbaijan.news.az 57 Arif Hüseynov, “Muğam Xäzinäsinin İnciläri, Yaxut Muğam Virtuozları”, Çarp Versiyası, Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www.azerbaijan.news.az ).

169

hissettiklerini dile getirmiĢtir. Vahabzâde bu eserinde düĢündüklerinin, hissettiklerinin yanında destan havasında makamların felsefesini yapmıĢtır âdeta. Üzerinde çalıĢma yaptığımız poemada Ģair, fasıl makamlarını58 edinmiĢtir. Eseri okurken söz konusu fasıl makamlarının tınıları kulakta hissedilir ve adeta o lezzeti verir okuyucularına. Fasıl makamları yer yer tabiat olaylarıyla yer yer tarihten sahnelerle yer yer de halkın günlük yaĢantısıyla bir arada çıkıverir karĢımıza. Vahabzâde, Üzeyir Hacıbeyli’nin hatırasına yazdığı ―Muğam‖

poemasını kaleme almadan önce makamların nereden geldiğini, oluĢumlarını araĢtırmıĢ, birçok ġark kaynaklarını taramıĢ, Hacıç, Ehsen, Kâmil, Habil gibi musikî alanında önde gelen sanatçıların yorumlarını dinlemiĢ, konuyla ilgili yazılar okumuĢ ve daha sonra her makamın kendisinde bıraktığı tesiri, bir dinleyici olarak onda uyandırdığı hisleri yazmaya baĢlamıĢtır. Böylelikle ―Muğam‖ poeması ortaya çıkmıĢtır.59 Poemayı okunmaya baĢlamadan önce ―Muğam‖ baĢlığının hemen altında ―H.Üzeyirbäyin xatiräsinä‖ ifadesi dikkatleri çeker. Sanatçılar eserlerini değer verdikleri herhangi bir Ģahsa ithaf edebilirler. Ancak Vahabzâde’nin bu poemayı Üzeyir Hazıbeyli’ye atfetmesinin sebebi Hacıbeyli’nin 20.yüzyıl Azerbaycan müziğinin büyük isimlerinden biri, Türk- Müslüman dünyasında ilk operanın müellifi, gazete, yazar ve dram yazarı ve aynı zamanda kültür tarihçisi60 olmasındandır ―Muğam Poeması‖nın ilk bölümü ―Bälkä‖ adlı Ģiirdir. Poemaya dalında öten bir kuĢun cıvıl cıvıl Ģarkısıyla girilir. Ancak kuĢcağızın söylediği Ģarkıdan kuĢdili bilinmediği için bir Ģey anlaĢılmaz. ġair, bu durumda kuĢun günahsız
58

Makam dizi, durak, güçlü, yeden, tiz durak, asma kararlar ve arıza işaretleri ile makamsal dizi aralıkları esas alınan kendine özgü seyir ve makamsal çeşni geçkileri ile oluşan özel melodik yapıdır. (Ş. Şeref Çakar, Türk Müziği Teorisi ve Makamlar, Ankara, MEB. Yayınları, 2004, sf,43). 59 Yard. Doç. Dr. Hüsniye Zal Mayadağlı, “Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri” Ankara, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1998, sf. 67. 60 Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Azerbaycan Edebiyatı, 6.c, Ankara, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997.

170

olduğunu ifade eder ve dinleyenlerin bu melodiyi kulakları ile değil yürekleri ile dinlemelerini ister. Böylece kuĢun sözlerindeki gaye anlaĢılamayacaktır ancak Ģair kuĢun yüreğini hissetmeye davet eder dinleyicileri. Tabii asıl amacı tara61 kulak vermelerini istemesindendir. Çünkü birkaç mısra sonra tıpkı kuĢun söylediklerini anlamaya yönelik olan çabayı tarın anlatmaya çalıĢtıklarına da gösterilmesini ister. Tardan çıkan seste62 dinleyenler sadece onun feryadını dinlemektedirler. Tar, için için sızlar ama tarın asıl anlatmak istedikleri içinde saklıdır. Tıpkı kuĢun kendine has dili varsa tarın da bir dili, lehçesi vardır Ģaire göre. Bu dil öğrenildikten sonra dağ gülünden bağ gülünün, ocaktaki ateĢ külünden yürekteki dağ külünün farkı ancak anlaĢılabilir. ĠĢte bundan sonra belki algılanabilir bu dünyada çekilen acıların çahargâhın63, bestenigârın64 perdelerine nasıl sığdığı. Daha sonra dinleyiciler bir dağın baĢında bulurlar kendilerini. ġairin ricasıyla kayalardan yuvarlanan taĢın sesine, kuĢların seslerine kulak verirler. KuĢların seslerindeki feryadı, sülünün düĢlerini hissederler sonra. ġair makamlardaki renkleri65 bulur bu seslerde. Yavruları ayrı düĢen sülünlerin sesi mi, yuvaları dağıtılmıĢ horozların sesi mi, yoksa kırık bir arzunun can çekiĢmeleri midir bu sesler? Ardı sıra gelen mısralarda ise kayalardan sızan su ile derelerde coĢan suyun farkına çeker dikkatlerimizi. Adım adım dağı dolaĢtırır, derelerinin etrafında gezdirir ve dağlardaki çiçeklerle dere boylarındaki çiçeklerin renklerinde, kokularında türkülerin seslerini iĢittirir. Dağlardaki geçitlerden geçirir, patikalarda yürüyüĢ yaptırır, çobanın belindeki arĢınla dünyayı ölçmek mi istediğini sorgular, bu patikalarda buldurmaya çalıĢır dünyayı. Sonra sesin niteliklerini anlatır. Bazı seslerin kalbe giden yolu bulamadığından, kuru bir nefesten ibaret olduğundan bahseder. Bazı seslerin ise sözle bile ifade
61

Tar: Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı aleti. (Türkçe Sözlük, Ankara, TDK Yayınları, 9.Baskı,1998, c. 2, sf. 2136.) 62 Ses: Bir ortam içerisinde dalgalar halinde yayılan titretişim hareketinin duyu organında oluşturduğu fiziksel olaydır. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e.sf.3. 63 Çargâh: Türk mûsikîsinin 1 numaralı basit makamı ve anadizisidir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf.152) 64 Bestenigâr: En eski mürekkep Türk makamlarındandır. Husûsî ve orijinal bir kıymet taşıyan bu makam rağbetle kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır. Bilhassa kuvvetli hüzün, ıstırap ve dindarlık mevzûlarında kullanılabilir. (Ferit Devellioğlu, a. g. e. sf. 91) 65 Renk: Muğamatta tesniften sonra, bazen de müstakil olarak çalınan parça. (Seyfettin Altaylı, a. g. e. sf.994)

171

edilemeyen duyguları ifade edebildiklerini söyler. ĠĢte böyle sesin özü de Ģiirdir Ģaire göre sözü de. Ardından sözün, türkünün66 ve Ģiirin tanımını yapar. Söz; yürekten gelen bir arzunun sesi; türkü, sesin Ģiir hali; Ģiir ise sözün türküsüdür. ―Fasıl da bir masal mıdır acaba?‖ diye sorgular Ģair. ―Onun bu dünyaya anlatmak istediği ne, amacı ne acaba? ‖ diye de sorgulamasına devam eder. Bu sorulara daha ileriki mısralarda geniĢçe yer verecektir Ģair. Ama Ģimdilik masal bahçesinden bir demet sunar önümüze. Masalların birinde güvercin garibin birini padiĢah yapar. Böylece dünyanın düzenini de değiĢtirmiĢ olur. Aslında bu bir arzudur. Halk bu arzuların gerçekleĢeceğine inanmak ister. Acaba zamanında gökten düĢen üç elma düzgün bölünememiĢ midir? Ya da devin canı neden ĢiĢededir? Halk neden bekler zamanın sahibini? Fasıl belki de bir bekleyiĢ, bir hasrettir? Tarın teline ġengülüm ġüngülüm67 masalındaki kurdun döktüğü kan mı düĢmüĢtü? Fasıldaki hıçkırıklar belki de devin tılsımına isyan ediyordur. Tardan dökülen namelerinde halkın ruhu, yüreği saklıdır. ġair, hiç tanımadığımız bir halkı tanımanın yolunun türkülerini anlamaktan geçtiğini söyler. Bam telindeki bir ah sesinde tarihin bir devri yatar. Çahargahın muhalif makamı adeta Çaldıran savaĢında koĢturan atların, vuruĢan kılıçların sesidir. Çhargahın cevherîsi ise ağaç dibinde, kar altında üĢüyen menekĢenin titremesidir sanki. Kılıç sesiyle üĢüyen menekĢe aynı fasılda yer alır. Fasıl, inceliklerle sertliklerin birleĢim noktasıdır. ġair poemanın ilk bölümünün son mısralarına doğru yol alırken tarın ve neyin seslerine kulak verir ve bize bu seslerini geçmiĢten olaylar anlatan canlı bir müze olduğunu hatırlatır. Son mısralarında ise bu seslerde bazen gökyüzü Ģahlanır, bazen de inler hazin hazin diyerek kulak verdiğimizde iĢiteceklerimize rehberlik ederken fasılın hem dedelere hem torunlarına hitabet gücünü göstererek zaman aĢımına uğramadığını gözler önüne serer.

66

Türkü: Türk halk edebiyatında dörtlükler şeklinde değişik hece vezni ile ve bazen vezinsiz olan şiir türüdür. Müzikte türkü, bu şiirler ile beslenmiş olan müzik türüdür. (Ş.Şeref Çakar, a. g. e. sf.341) 67 Türk Dünyası Masallarından biri olan Şengülüm Şüngülüm masalının tamamı için bkz. www.kultur.gov.tr

c.1159) 71 Sara: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı.”  68 Destanın Azerbaycan varyantı için bkz. bazen de müstakil olarak çalınan parça. a. 2. e. e. a. Köşe: Melodinin. e. . a. bkz. e. Tarih kadar yaĢlı olan Ģurun dura dura. 9. Mahlasındaki “Hasta” kelimesi bildiğimiz manasının dışında “teklik.net. 71 Renk: Muğamatta tesniften sonra. g. den yapılan nefesli müzik aleti.c. 73 18. İstanbul. sf. tek+düm. 1998. sf. g. c. Yoksa bu hikmet bahçesinden bir dal çiçek bile derilemez. g.582.) 70 Tütek: Kamıştan vs. tek. 1. g.” 72 Hançoban: Azerbaycan efsanelerinden biri olan “Arpaçay Gözeli” adlı efsanenin kahramanlarından birinin adı. 1. Özellikle mehter müziğinde kullanılan çok hareketli bir usuldür. (Seyfettin Altaylı. ne zaman tütek70 yapmıĢ? Ne zaman taĢ atılmıĢ dağ baĢındaki pınarların membaına? Sara71 ne zaman sulara kapılmıĢ? Kim bu dehĢeti bu günlere taĢımıĢ? Hançoban72 karĢı kıyıya niye hasret çekmiĢ? Hasta Kasım73 neden birdenbire yataklara düĢmüĢ? Kerem Aslı’sından74 neden ayrı düĢmüĢ? Rahipleri. TDK Yayınları.“ceng-i harbî” olarak geçen kelime şu şekilde tanımlanmıştır. a. g. tek+düm. (Seyfettin Altaylı. e.(Seyfettin Altaylı.” 69 Nigar Köroğlu’nun sevgilisidir. Efsanenin tamamı için bkz. a. ġair. sf.c. a. Türk müziğinde bir küçük usul olup10 zamanlı ve 10 vuruşludur. MEB. Başta iki adet nîm sofyan sonra iki yürük semâî vardır. yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. e. Ģuru ilk mısralarda birbirine hasret iki yüreğin romanına benzetir. www. Ancak herkes anlayamaz Ģurun anlattıklarını. Efsanenin tamamı için bkz. Bu bölümde Ģair Ģur makamında neleri arayabileceğimizden. e.(Türkçe Sözlük. nağmenin en etkili kısmı. sf. 70 Ferit Devellioğlu’nun Osmanlı Türkçesi Ansiklopedik Lugatı’nda. g. Anlattıklarını anlayabilmek için bu dünyanın acısını hissetmiĢ olmak gerekir. Vuruşları: (hepsi 1 zamanlı olmak üzere) düm.994) 72 Täsnif: Azerbaycan halk musikisinde Desgahlar( büyük hacimli muğamlar)ın bölümleri arasında öncekine son vermek ve bir sonrakine geçmek için ifa olunan musiki parçasına benzer kesin ve sabit ölçülü nağme. a.azadtribun. yalnızlık ve yoksulluk” manalarında kullanılmıştır. Tabii mertebesi 10/8’dir. düĢüne düĢüne dinlenilmesini ister.Baskı. Bakü. Hamzaları kim yaratmıĢ? Bir zamanlar Köroğlu’nun75 kapısında boyun bükenler Ģimdi nasıl onun Kıratını çalarlar? Nigar 76 belki de ilk 68 69 Şur:Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. 2. Çünkü onun her köĢesi69 kuĢ konmayan kayalardan taĢ oynatır. tek+düm.“Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. Nahçıvan Folkloru.1132) 73 Perde: Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Bu hikmet bahçesindeki sırlar Ģu soruların cevabında saklıdır: Vatana esen rüzgârların yönleri neler? Karayelleri dile getiren kamıĢtan kim. neleri bulabileceğimizden bahseder. (a. Daha fazla bilgi için bkz. sf. tek. g. 1994. g. 1790).” 67 Kerem Aslı: Azerbaycan varyantı için bkz. . gözlerden yaĢ akıtır.172 Poemanın ikinci bölümünü ―ġur‖68 adını taĢıyan manzum eser oluĢturur. Ankara. e.

Bu bölümün son mısralarına gelirken Ģair. bazen güldürür. Türküye İş Bankası Kültür Yayınları. Mısır kılıcı çekilmeye görsün yiğitler tarafından. tasnifleri79. Cengi sesi meydandaki yiğitleri savaĢa davet eder. aniden akla düĢen eski bir macera. gamı büyüktür. ġurun da derdi. gurbette vatan hasreti… Son mısrada ise 74 Arazbar: Türk müziğinde birleşik bir makamdır. hikmet dolu bir ârifin aĢkı.102). Nevruz geçer yaz gelir derken tabiat bir türkü daha tutturur tepelerden. . baĢ bir yana ayrılır. Dügâh perdesinde kara verir. Vahabzâde’ye göre Arazbarı makamı bu olayın sonucu oluĢmuĢtur. 128). Cengi sesi birleĢtirir yeri göğü. Dağ baĢındaki ceylanda. UnutulmuĢ izi kalmıĢ bir yara. buradan mı gelmiĢtir? DüĢünür düĢündürür. (M. ġair. ĠĢte Ģurun içindeki sırlar… Derken cengî77 ritmiyle savaĢın içinde bulurlar okuyucular kendilerini. Acaba fasılların ilk renkleri 78. savaĢ halinde olan bulutlar. âĢıklara ilham kaynağı olan Göy Gölün’ün dalgalarında. Büyük derdin büyük vakarı olur. Bu olayın anlatıldığı mısralar Aras Nehri ile Kur Nehri’nin Azerbaycan’da Mugan bozkırının kuzeyinde yer alan Sabir Ģehri yakınlarındaki kavuĢmalarını canlandırmıĢtır Ģair. bazen yandırır. dağlarıyla çölleriyle yamaçlarıyla bir manzara. bir yandan yapraklara düğme dizen yağmurlar… Aras Kur’a. (Türkçe Sözlük. Ģuru tanımlar baĢka baĢka açılardan. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları.173 manisini bu olay üzerine Ģurla söylemiĢtir. Bu duygu yoğunluğunda kasırgalar. Derelerde kayalara çarpa çarpa inen sular. c. Gerçek böyleyken zamanın olumsuz Ģartlarında senet kahramanı olarak ilan edilen Fikret bir mecraya sıkıĢtırmıĢ bu macerayı. Ankara. budaklanırlar sağa sola. sf. tufanlarla sığmazlar bir yatağa. ritimleri. Çoğunlukla Acem ve Gerdaniye perdelerinden terennüme başlar. ninelerin dokuduğu halılarda. sf. Aslında bütün bu melodiler tabiatın kendisinde mevcuttur Ģaire göre. dans ederler Arazbar’da81. Kur Aras’a doğru uzanır derken kavuĢurlar. 1. elvan elvan çiçek olup saçılmak ister Ģurun dolaĢtığı perdelerde80. TDK Yayınları. çekildiği takdirde leĢ bir yana. sevgililerin dudaklarında bulur onu. Doğa kendisi çalar ―Kaval TaĢ‖ını. Bir yandan tepelerden düze inen sular. Ekrem Karadeniz. 1979.

Eskilerden bir olay anlatır dinleyenlere. a. tufanlar oluĢturur. Zil: Müzik aletlerinin en yüksek tonu. çekilen derdi. Azerbaycan Edebiyatı. tasayı dillendirir hüzünlü sesiyle. Mısralar aynı kafiyede 3. yaĢanmalıdır Ģaire göre.e. (Seyfettin Altaylı. bir savaĢ olduğunu anlatır bize. çoğunlukla 1.( birinci kıtanın mısraları bazen birinci ile üçüncü. Ģiiriyle Ģuru sadece anlatmaya çalıĢtığını. harekeli bir müzik ziyafeti çektiği. 2. bayatıların85. fasıl makamları hakkında çok malumatı olmayan okuyucularca da anlaĢılabilmektedir. e. ġanlı geçmiĢe bakarak geleceği sorgularlar. ve 4.1284). ―Ne yapmalı.395. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Esgeran’da Nebi’nin baĢına gelenlere telmih yapılarak onun vurulmasıyla.f. ġaha kalkan dev dalgalarla girilir Ģiire. sf. Araya bestenigâr girer. Azerbaycan Şifahi halk edebiyatında nazım şekillerinden birisi. Çahargahın mukaddimesini kasırgalar. 1. (Seyfettin Altaylı. Azerbaycan halk musikisinde hüzünlü bir makamın adı. Azerbaycan Edebiyatı. ġikâyettir dillendirdiği. sf.g . 87 Şiirin tamamı için bkz. Bu bölüme. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Mısralar ise serbest olur. a.174 minik bir nükteyle Ģair. sf. gelinler. mani. Tarihe baĢvurur alevlenen yürekler.1088). s. (Seyfettin Altaylı. geraylıların86. Huzur. c.1. Bütün güçleriyle savaĢıp kendi 82 83 Şikeste: Segâh makamında ritimli muğam. İstanbul. 1. ikinci ile dördüncü diğer kıtaların üç mısrası birbiriyle kafiyeli olur). Olay genel hatlarıyla Ģöyledir. ―Teller Ağlasın‖ bölümünün ardından Azerbaycan muğamlarından birinin adı olan ―Çahargah‖ bölümü gelir.495) .105) 86 Geraylı: Âşık şiirinde her kıtası dört mısradan ibaret sekiz heceli şiir. insanların yanı sıra suların.c. aslında bunun mümkün olamayacağını ima ederek bitirir bu bölümü. Bestenigârla ağıt yakar kızlar. g. Farklı farklı fikirler öne sürülür. e. (Seyfettin Altaylı.c. g. 84 Kaçak Nebi Destanının tamamı için bkz.” . Hayatın bir kavga. a. ġairin bu makamla bütünleĢtirdiği sahnelerden Çahargahın gayet coĢkulu. yaĢanan heyecanların kucağında aranmalıdır. Kaçak Nebi Destanının içinde yer alan ―Teller Ağlasın‖87 adlı Ģiirden alınan bir beĢlikle son verilir. 2.385” 85 Bayatı: 1. sf. e. sf. c. g.1. düĢman ülkeden bir elçi gelir ve teslim olunması gerektiğini söyler. ne etmeli? Ecdadın Ģerefi düĢmana mı bırakılmalı?‖ bu sorulara cevap arar yürekler. Aksi takdirde taĢ üstünde taĢ kalmayacaktır. ―Teller Ağlasın‖ bölümünde Ģair Ģikestenin82 zil83 köĢesiyle girer ve Kaçak Nebi Destanıyla84 bütünleĢtirir bu makamı. a. tiz. Ģikestenin zil perdesinin yaktıkları ağıtlardan bahseder Ģair.

sf. Donanımına sûz-i dilinki gibi sol ve re bakıyye diyezleri konulur. Sonra kalelerin fonksiyonundan bahsedilir.853. Tellerin mızraba dokunmasıyla ateĢ çıkar adeta.175 meydanlarını düĢmana bırakmama kararı alırlar. “Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. e. Kanacak ölçü olarak niteler önce. Nahçıvan Folkloru. Efsanenin tamamı için bkz. Kız Kale’sinin namusuna el süremez. Azerbaycan kalelerinden birkaç betimlemeyle baĢlar. sesteki diziler gibi. Yüce dağların dualarıyla uğurlanır erenler. Bu çağrıĢımlardan birkaç tanesi Ģöyledir. ” . taĢlardaki çukurlara doluĢur duygular. e. c. 1994. (Seyfettin Altaylı. Attıkları narayla yer titrer. DüĢmana imzalı fermanı gönderen de odur. Medlerin. Mahremdir elleri düĢmanın. gökyüzü gürler. Ocaklar yakıp demirler dövülür Çahagahın perdelerinde. (Ferit Devellioğlu. Hücuma davet vardır bu seslerde. g. ―Kaleler‖ bölümünün ardı sıra ―Herkes Bir Yudum‖ baĢlığını taĢıyan Ģiirle fasıl ziyafeti devam eder. Kalelerdeki oymalar. a.) Hisâr: Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarından dır. bemolü ve fa bakıyye diyezi kullanılır. 372) 90 Azerbaycan efsanelerinden birinin adı. volkan gibi coĢan bir isyan mahiyetinde görülen Çarigahın her köĢesinde bir fikir yatar. Bakü. Mensuriyye 88 ile ilan edilir zafer. Güçlüleri birinci derecede sûz-i dilin tiz durağı ve hüseynînin güçlüsü olan hseynî. fasılı benzetmelerle anlatır bu bölümde. g. gurur Çahargah’ın hisar89 perdesi midir acaba? Kaledeki diĢler. Tarihî Kız Kalesi’ni 90 konu alır Ģair. Bu 88 89 Mensuriyye: Azerbaycan klasik muğamlarının birinin adı. re bekar. düĢünceler. Hüseynî için sol bekar. Göğü gürletir. sf. Katar’daki kederle coĢkuyu ifade eden perdelerin müzik ritimleri gibi iniĢli çıkıĢlıdır. ―Kaleler‖ baĢlığıyla ele alacağımız bölüm. ardından mihenk taĢı ilan eder onu.i dil makamına hüseynî beşlisinin veya hüseynî makamının ilavesinden mürekkeptir.2. Yoksa çakmak taĢından mı yoğrulmuĢtur Çarigah? Ġçindeki hüznüyle. DüĢmanları yaklaĢtırmaz kaleye. denizde tufanlar oluĢturur. Son iki mısra de ise Ģair berdaĢttan çıkan seslere olan hayranlığını dile getirerek Çarigahın asrın ateĢinden bir parça alması temennisinde bulunur. zarifliğiyle can dostundan ayrılmıĢ bir eda çizer. Hüseynî ile Dügâh2da kalır. Kalelerin sinesinde neler neler yatar. ikinci derecede de sûz-i dilin güçlüsü olan pûseliktir. a. Ģairin bakıĢ açısıyla farklı çağrıĢımları yer alır. Bu bölümün son mısralarında Çarigahı. yeri titretir. Burçlardaki azamet. ġair. cezirlerin sinelerindeki seslerdir kalelerdeki sesler. sûz. Erenler de Ģereflendirir mekânı. si koma. seli coĢturur.

214. Fasılın her halinde yüzyılların yattığını anlatır Ģair. Türküsüyle namuslu kızların sevgilerini. Tarzenin parmağının altından çıkan seslerden sızar gözyaĢları. g. Yine bilindiği üzere bam teli en kalın sestir. Sohbeti aĢikârdır ancak sırrı derinlerdedir. Kays’ı Leyla’dan91 niye ayırdıklarını. bir milletin bin yıllık ıstırapları. Bu zirvede sanki insanın ayağı kesilir 91 Türk edebiyatlarının ortak halk hikâyelerindendir. Dökülen yapraklar. notalara döker türkü yaparlardı onu‖ görüĢündedir.176 mihenk taĢıyla insanların iyisini. Resmedebilmek için baĢka âlemlerden boyalar getirttirmek gerekir Ģaire göre. Fasılın perdelerinde seslenir bu ıstıraplar. Bası. Eğer karĢısındaki okuyucu da fasılı bu gözle görüyorsa onu da dostu kabul eder. g. 1998) . susayan pınarlar. yatağına sığmayan sele benzetir Ģair. Bir milletin tarih yoludur. Andelip Karacadağî gibi Azerî şairlerinin bu hikâyeyi kaleme aldıklarına dair bkz. Bilindiği üzere tiz sesi ince. ArkadaĢlarını. Fasılın her köĢesini gizemli bir yola. Bu nedenle zirvedir. keskin bir sestir. e. hazan rüzgârlarıyla kesilen otlar. ancak makam durakta karar verir. e. Seslerinde sayfalanır bir kalbin değil. (Türkçe Sözlük.) 89 Bam Teli: Bir müzik aletinin en kalın teli veya kirişi. ġair. Tizinden92 sanki ateĢ çıkar. Sonra fasılın söylediklerini anlamak üzere dinlemeye davet eder okuyucuları.25. dağlar yürekleri. “Yavuz Akpınar. soğuktan titreyen dallar. TDK Yayınları.19. Bamı düzlüktür. (Ş. türküden adak ister. c. Sızan gözyaĢları adeta alev saçar etrafa. ―Böyle coĢkun bir suya dizgin vurulabilseydi eğer. çıkardığı alev yangındır adeta. hüzünlü hüzünlü türkü söylemesini. ġaire göre bu yolu aslında herkes bir Ģekilde kat eder. 1. dostlarını bulur fasılın perdelerinde. 42 ” 92 Dizideki karar perdesinin oktavı tiz duraktır. sf. Bu yolun iniĢi de çıkıĢı da ıstırap doludur. sf. Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş. Sanki o yangına ―dur‖ dercesine bir tavrı vardır. Kerem’i Aslı’dan. Verilecek adağı da kendi belirler. Fuzûlî. Seslere bürünmüĢ gözyaĢlarıyla alev saçar. kötüsünü ayırt eder. neden kaderlerine kara taĢlar çalındığını bir bir anlatmasını ister.Şeref Çakar. Fasıl icra edilirken tiz öyle acıklı bir ses çıkarmıĢtır ki. Bam teli 93 dayanamaz yangını söndürmek içim fikirler öne sürer. Zil tonu müzik aletlerinde en yüksek sestir. Sanki turna kafilesinin göçüdür bulundukları diyardan.9. semada kümelenen gam bulutlarıdır fasılın çizdiği manzaradır. a. zili zirve. Bu yüzden sık sık mecrasını değiĢtirir. sf. Ankara. onunla konuĢmasını ister. Yola çıkmadan gideceği yolu bilmez o. a. çok fakir olduğunu söyler ve çalan tardan.

çargah. bir an için o gücü kendinde hissedebildiğinde gürül gürül yanarak.com. Fasılı dinleyen gönüllerin aynı Ģarkıda aldıkları lezzet de baĢka baĢkadır. evic. Aslında çıkan sesler laldir. Muğam türlerinden biri olan ―Segâh‖95. Kuvvetli bir zühd ve açık bir hüzün bildirir.az Segâh: Türk müziğinin en eski makamlarındandır. söyleyen de çalan da farklı farklı izler bırakır. Mensur. güçlüsü-üçüncü derecesi olan.news. www. nevâ. ġair bu güce o kadar özenir ki. www. segah. Fasıl öyle bir Ģeydir ki. görülür bu âlemde. Herkes bu ocaktan bir parça ateĢ götürür.9sekiz. Tıpkı göklerdeki bulutların insanlar üzerindeki tesirleri gibi. Orta sekizlisindeki sesleri – pestten tize doğru olmak üzere. hikmeti sözlerinkinden de büyük olduğu hükmüne varır Ģair. ve tiz segâh. Perdede çırpınan yüreğin gizli arzusunu anlayabilmek için yüreğe iĢlemiĢ hayaller gerekir. arzular gizlidir. .nevâ (re) perdeleridir. ġair bu bölüme Orta Segâh ve Zabul Segâhı bir akarsuya benzeterek baĢlar ve bu akarsuyun kaynağının baĢka memleketlerden değil de kendi memleketinin dağlarından doğduğunu söyler. Segâh beşlisi ile hicaz dörtlüsünden mürekkeptir. geçen bölümün ardı sıra gelen Ģiirin baĢlığını taĢır. Çünkü hepsi gerçektir bakan gözlerde. hicaz dörtlüsünün “lâ” bakıyye diyezi. Herkes farklı yerlere yorar her köĢeyi. Durağı segâh. Zabul94 makamından bir parça çalar tarıyla. nota içerisinde kullanılır. Dağların zirvesinden yağan karda görür Çoban Bayatısını96. çiçekler gibi 94 95 “Zabul” un Azerbaycan muğamlarından biri olduğuna dair bkz. Makam dizisi niseb-i şerîfeden 5 tanesini içine aldığından gizli mütenâfir sayılır. sünbüle. a. g. Donanımına “si” ve “mi” koma bemolleri ile “fa” bakıyye diyezi konulur. bu suyun anansının ak sütü gibi helali olduğunu savunur ve ona sahip çıkar. Hayalin gözüyle iĢitilir. dizisi bir sekizli dâhilinde ifade edilebilen mürekkep makamlardan olmuş oluyor). dik hisar. Ģırıl Ģırıl akarak dünyayı yerinden oynatabileceğine inanır. ġair. 929) 96 “Çoban Bayatısı” nın bir Azerî müziği olduğuna dair bkz. e. Aslında gökyüzü de aynıdır bulut da. Farklılığa bakılarak gerçek olan aranmamalı Ģaire göre. geçtiği yollara iz bırakırken. gerdâniye. Bu nedenle anlaĢılmaz söyledikleri. Kendi memleketinde doğup kendi memleketinde akıp gitmesine rağmen Sadıxcan adlı bir Ģahıs onun doğumunu baĢka yerlere dayandırmasına da telmihte bulunur.177 yerden.şöyledir. En eski devirlerden beri rağbetle kullanılmıştır.azerbaijan. Ġstekler. Sanki suların kayalardaki hüzünlü fısıltısıdır bu ses. Ancak lal olan bu seslerin kudreti. Hüzünlü bayatılar. (Şu halde. Umumiyetle çıkıcı olarak seyreder. Bu zirvenin dağında herkes kendi yolunu kendi açar. (Ferit Devellioğlu. Ama herkes kendi yüreğini görür bulutlara bakarak kurduğu hayallerde. sf.

Dayanamaz derdinin yüküne.32 ” . yalvarır diliyle açılması için. Bu hatıradan arda kalan sadece ıstıraptır.” 98 17.178 dağlarda kök salar. a. Sarı AĢığın 98 sevgi destanı. e. Vahabzâde’ ye de fısıldar―ağla. bazen inler için için. Daha fazla bilgi için bkz. soğuk havaya neyleyim? Bu dert hangi günahın bedeli?‖ diye. Dolayları gam. nefesimle karlar erittim.” 99 1854-1920 yılları arasında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Molla Cuma’nın99 ―Ġsm-i Püyhan‖ıdır o. ateĢi söndürürken bir yandan da yaz günü pınarları dondurmaktan. Ve son mısrasında Ģairin ifadesiyle Segâh. Ayrıntılı bilgi için bkz. Dinleyenlere bakınca anlattıklarıyla onları üzdüğüne piĢman olur. Sonra telli sazların kâküllü hanımı oluverir Segâh. Dilgem’in97 dilinde dillenir. yüzyılda yaşamış Azerbaycan şairlerindendir. dağda bittim. Bu bölümün son mısralarında. Ninelerin. ancak insan kendi yüreğiyle geceyi gece. GözyaĢlarıyla coĢarken yürekler. Azerbaycan Edebiyatı. dağları geçtim ama gönlümdeki dağa neyleyim? Ovada kestiler. a.― Vakıf’ın100 yüreğini kanatan bakıĢlardan mı geldin?‖ diye sorar Ģair Segâh’a. Daha fazla bilgi için bkz. diğer bazı bölümlerin son satırlarına benzer bir üslupla Segâh’la ilgili birebir bazı açıklamalar ve tanımlamalar yapar.” 100 18. yürek ateĢi.yüzyılın ilk yarısında yaşamış Azerbaycan âşıklarındandır. Daha fazla bilgi için bkz.c. ovaya ulaĢır. dünyanın dar çerçevesinden kurtulurlar. Gönül hıçkırığı. “Yavuz Akpınar. Bir çırpıntının bin yürekten gelen hıçkırıkları. Söylediği bayatı da canları yakar. ağla‖ diye. Sonra ateĢle olan arkadaĢlığından bahseder. Sanki ağla diye emreder kalbe. her bamı gam. Ancak o kadar acı duyar ki. Bu bayatıyla yâd edilir geçmiĢ.c. her zili ateĢtir. Ziliyle sorgular ―Dereleri. Kendi eliyle yaptığı düğüme. süsü Ģikâyettir. g. gündüzü gündüz görebileceğini anlatır ardından. yüzyılın ikinci yarısı ile 19.c. g. Bamıyla. Elden bir Ģeyin gelmeyeceğini. Yürek haykırıĢıyla anlatır baĢından geçenleri. Segâh’ın her köĢesi ah. e. e. Azerbaycan Modern Edebiyatının öncülerindendir. Dinleyenlerin yüreğini oyar. Yüzyıl Azerbaycan âşıklarındandır. a. Aras’tır. Sonra bayatı söyler. can yanmasıdır o. 2. gözlerine yaĢlar doldurur Segâh. Sözünün anlaĢılamamasından. ancak bir yanının gündüz olabileceğini anlatır. g. kırık bir kalpten gelen ses kırıntılarıdır o. mayası sızı. Çünkü konusu vatandır. Onları teselliye koyulur ardından. “Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. Vagıf. diline vurulan bağdan yakınır. 97 18. Bazen isyan eder. 2. Yeryüzünün her zaman gündüz olamayacağını. 2. sf.

Ay’ın GüneĢ’in. gökleri kendi akıĢıyla halden hale sokan zaman kavramının tanımını arar. Bütün bu sorularıyla zamanın ne ifade ettiğini fark ettirmeye çalıĢır dinleyicilere. en eski ve esas makamlardandır. Âkilin hikmetli nasihatleri. metanetli. 877) 102 Uşşak: Türk müziğinde 5 numaralı basit makam (inici şekline beyâîtî denmiştir). hüseynî. tarihi anlatan eski rivayetler. anlatmak istediklerine geçer Ģair. 4 numaralı basit makam olan rast. sf. kıĢın yağan karı baharda kimin sele çevirdiğini. gaflet uykusundan kimin uyandıracağını. segâh. çargâh. yol kavramlarının ne anlama geldiklerini sorgular. Makam. Durak dügâh “lâ” ve güçlü –dörtlü ile beşlinin birleştikleri dördüncü derece olannevâ “re” perdeleridir. bugün elimizdeki Türk müziği eserleri içerisinde birinci gelmektedir. kuĢları. Çok tabîi bir dizi arzeden uşşak. Aşk. Orta sekizlisindeki sesleri pestten tîze doğru olmak üzere şöyledir. ömür. Dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane olmakla mülayimdir. Bir zamanlar ritmi bozulan kalpleri kemale erdirip kendine getirir. ardı sıra gelen mısralarda da açıkladığı gibi. evic ve gerdâniyye. Segâh önce dağlarda ağlayan Mecnun olur. Bir bakıĢıyla gönüller çalan. uşşak dörtlüsüne pûselik beşlisi ilavesinden ibarettir. tasavvufî hissiyet için iyi kulölanılırsa en yüksek bir ifade vasıtası olabilir. Rast da ona nasihat eden babası. Mülayim olup dizisinde niseb-i şerîfeden 8 tane vardır. gözyaĢlarından boĢalan. ġair. dağları.179 ―Rast‖101 bölümünde sofra gibi yüreğini açmıĢ bir aksakal karĢılar okuyucuları. aĢkın cevapsız hikmetleridir Rast. Segâh feryat ederken Rast sabırlı. Birkaç mısralık karĢılaĢtırmadan sonra Rast’ın asıl gayesine. bir aksakalın dostça öğüdü olarak değerlendirilir. g. Bölümün sonlarına doğru yaklaĢırken Rast’ın tanımlamalarına yer verir Ģair. Bir asrın yarasını. nevâ. DilkeĢde103 101 Rast: Türk müziği makamlarındandır. Rast en çok kullanılmış makamlardandır. pınarları bahar havasını kimin soktuğunu araĢtırır Ģair Rast’ın diliyle. Kemale ermiĢ bir yüreğin düĢünceleridir Rast. ġair bu benzetmeyle. gururludur. e. Durağı rast (sol) ve güçlüsü – beşli ile dörtlünün birleşmiş olduğu beşinci derece – nevâ (re) dir. yerleri. Hayat. garâm. Asırlardan beri en çok kullanılmış olan uşşak. bir kaderin ibret verici sergüzeĢtleridir. bu bölümde Segâh’la Rast’ı çeĢitli benzetmelerle açıklayarak karĢılaĢtırmalarda bulunur. Makam çıkıcı olarak seyreder. derin düĢüncenin yerine koyarken Segâh çılgın bir aĢkın ardınca koĢan. en eski devirlerden zamanımıza kadar ehemmiyetini ve rağbetini muhafaza etmiştir. a. ağlayan bir yürektir. dügâh. ölüm. (Ferit Devellioğlu. rast. UĢĢag’da102 sırlı sualler sunar. . Makam çıkıcıdır. Donanımına ”si“ için koma bemolü konulur(uşşak dörtlüsünün segâh perdesi için). Rast. tılsıma düĢmüĢ bir peri kızının macerasını anlatır. Ses tonu bamdan zile düĢmüĢtür. Rast’ı hikmet dolu bir aklın. Donanımına si koma bemolü ile fa bakıyye diyezi konulur. ilkin sonun ne olduğunu sorar. Dünya’nın GüneĢ etrafındaki ve kendi etrafındaki dönüĢünden bahseder. rast beşlisi ile rast dörtlüsünden müteşekkildir.

A. ġair. üçüncü derecede de ferahfezânın güçlüsü olan acem-aşîrândır. usulca fısıldar. ah ateĢinin sözün rengine boyanamayacağını ifade eder ve son olarak Rast’ı hem dertli gurup vakti hem de tan yeridir nitelendirerek son benzetmesini yapar. ġair. g. a. Buna rağmen ıstırabın son demi. dügâh. ġair. www. birinci derecede muhayyerin durağı ve ferahfezânın ikinci güçlüsü olan dügâh. Bu portrede damlalar henüz olgunlaĢmamıĢ ham eriklerdir. bir Azerbaycan Türküsünün hem sözlerinin küçük bir kısmına hem de bu türkünün kısaca hikâyesine yer vermiĢtir. sf.104 Tabii hikâye kısmı da manzum Ģekilde aktarılmıĢtır. yağıĢlı bir havanın portresini çizer okuyuculara. Makam ferahfezâ ile onun gibi yegâh perdesinde durur. (Ferit Devellioğlu. oluĢumlarındaki olaylardan etkilendiğimizi ―türkülerin sıcağında ısındıkça donmak.turkcesarkisozleri. kaçamaz. Söz konusu türkünün farklı bir varyantı aynı zamanda ülkemiz türkü geleneğinde de mevcuttur. segâh.180 dünyanın kederinden bir Ģeyler fısıldar. hüseynî. Ancak pusuda bekleyen avcıdan habersizdir. bir ceylan çeĢme baĢına su içmeye iner. avcıya seslenir ―Bu dağların ceylanına. Ceylan yaralanır. Bulutların kümelenip yağmurun yağmasıyla baĢlar bu portrenin çizimi. 1123) 103 Dilkeşde: A. acem. Donanıma muhayyer gibi si için koma bemolü ve fa için bakıyye diyezi konulur. Derdini haykırmaz o. her birinin makamın terkibindeki diziler içinde vazife aldığı unutulmamalıdır. ferahfezâya geçilince bu iki ârıza bekar yapılarak. 187). e.105 Türkünün kısaca hikâyesi Ģöyledir. sf.turkudostlari. Son iki mısrada kendine seslenir Ģair. ―Yağ. gerdâniye. www.net . bölümün sonunda millet olarak ne türküleri derece ne derece önemsediğimizi. Ceylanın masum bakıĢları dillere düĢer türkü olur. si için küçük mücenneb bemolü ve do için bakıyye diyezi ilave olunur. Konuk’un terkip ettiği bir mürekkep makamdır. a. ikinci derecede muhayyerin güçlüsü olan hüseynî. taĢ olup kalmak‖ ifadeleriyle özetleyerek bölümü sonlandırır. çoluk çocuğun yağmur altında koĢuĢturması derken halk ağzından birkaç mısralık bir yağmur türküsüyle iyice havaya sokar okuyucuları. serhattidir. Güçlüler. g.com 105 Bu türkünün Iğdır yöremize ait bir türkü olduğuna dair bkz. Bu güçlüler bir sekizli tiz ve pestede şâmil olup. muhayyer. Umumiyetle inicidir. gözlerindeki o masum bakıĢa nasıl kıydın ?‖ diye. YeĢil çimen kızıl kanla alev alır adeta. çargâh. ―Aman Avcı‖ baĢlığı altındaki bölümde Ģair. (Ferit Devellioğlu. muhayyer makamına ferahfezâ terkibinin ilavesinden müteşekkildir. Pestten tîze doğru orta sekizlisindeki sesleri şöyledir. Rast insanların haklı Ģikâyetleridir. 104 “Aman Avcı” türküsünün Azerî türkülerinden biri olduğuna dair bkz. e. Yağmur‖ bölümünde Ģair. nevâ. Bu makam. Ankara.

c. biter yerin göğün kavgası. a. Gökyüzü alkıĢ tutar bu manzaraya. salıp kızıl saçlarını elini. Böylece fasıl deryamız oluĢuverir. Gökyüzünün parlak aynasına düĢer rengârenk çiçeklerin aksi. (Derleyip Düzenleyen: Ehliman Ahundov. Ve son mısralarda bütün bunlar manilerin oluĢumuyla birleĢtirilerek bölüm tamamlanır. hakka düĢman olanı hakla tanıĢtıran. ―Sayaçılar‖ baĢlığı altında Ģair. 2. Kesilir yağmur. 20). ninnilere kulak verip söylenenleri anlarmıĢçasına otlamaya gelen koyunlardan. unutulanları hatırlatan canlı bir kitap. Ardından güneĢ kuma gelir bulutlara. g. Ancak bizi ağlatan da güldüren de sestir. Baskı.181 Yağmur o kadar çok yağar ki. Ehliman Ahundov. sayaçılara.1. Sonra bir ―godu godu‖106 koĢuğu mırıldanır ıslanan yürekler. sf. Ģöyle bir toparlar fasılın manasını. sözlerle ifade edemediklerimizi daha iyi ifade ederler. TDK. Yayınları. Bu mısraların ardından çobanın söylediği bayatılara. öncelikle okuyanları sayaçı 107 sözlere doyurur. Soldan sağa çiçek açar gökyüzünün dalları ve gökkuĢağı oluĢur. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. keder ağlatsa da aslında sözün özü ne ağlar. . Birdenbire Fatma ninenin halı tezgâhında bulur okuyucular kendilerini. sf. Bazen sesler. 16. Ve bütün bu seslere eĢlik eder derelerden. a.1020) 108 Şairin poemada yer verdiği bazı sayaçı sözler için bkz. ġair Azerbaycan halkı arasında söylenen sayaçı sözlere de yer verir. kuzulardan söz açılır. 1994. Son mısralara geldiğinde Ģair. Bu sesler Kur’a varsalar da Aras’a varmak için can atarlar. kendi mısralarıyla doğa manzaraları çizerken bir yandan da doğadaki seslerle milli varlığımızın delillerinden biri olan türkülerimizin oluĢumunu bir noktada kesiĢtirir. ne de güler. Azerbaycan deyimlerinden biri olan ―Tut ucundan göğe çıx‖ ifadesini doğrular sanki. sf. yüzünü yıkar yağmurdan kalan damlacıklarla. Sular sel olup taĢar derken uzun uzun dereler de dile gelir ―Uzun Dere‖ türküsünü söylerler birlikte. Ankara. 107 Sayaçı: Yayla zamanı kapı kapı dolaşıp çoban türküleri söyleyen kimse (Seyfettin Altaylı. Tezgâhtaki yürekten kopup gelen renklerle birleĢir fasıl köĢelerindeki renkler. ―TaĢ yürekleri yumuĢatan. Sevinç bizi güldürse.108 Bu sayaçılar arsında Ģair. kirli yüreklerdeki gazap 106 Şairin şiirinde yer verdiği “godu godu” mısraları Azerbaycan edebiyatında mevsim ve tören koşuklarından olup “Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri” adlı kitapta yer almaktadır. e. e. Ardından yine yağmurun altında ıslanır ekinlerle beraber okuyucular. g. kayalardan gelen su sesleri.

fasılın vasıflarından bazılarıdır. bir avuç bulut‖. poemanın son mısralarını oldukça derin sözlerle sonlandırır. yürek ağrısı. Zabul Segâh’ın mayasına defnedilmeyi ve kendisini bu makam tarafından uyandırılmasını ister. kötü olaylara engel olan. Ancak onun gönlünde fasıl makamlarından usulca öğretilenler daha manidardır. gözyaĢları.182 ocağına su serpen. . ġair. Son iki mısrada da çok kitap okuduğunu ve bununla kendini bahtiyar sandığını vurgular.

Çeviren: Yılmaz Onay. René Wellek. Yukarıda bahsi geçen sistematik tahlil. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. Akademi Kitabevi. Birincisi eserin dil sisteminin sistematik bir tahlilinden baĢlamak ve buradan giderek eserin estetik amacı çerçevesinde onun çeĢitli niteliklerini bir ―topyekûn anlam‖ olarak yorumlamaktır. burada imgesel ayrıntı ve usuller. ĠĢte üslûp.451. eserdeki biçimin bütün imgesel ifadeli ayrıntılarının. O zaman üslûp bir eserin veya eserler grubunun kendine özgü dil sistemi olarak gözükür.110 Bu bölümde söz konusu poemanın dil ve üslûp incelemesi birinci yöntem uygulanarak gerçekleĢtirilmeye çalıĢılacaktır. Eserin dil sistemindeki normal kullanılıĢtan sapmaları ve bozmaları araĢtırır ve bunların estetik amacını bulmaya çalıĢır. . 2005. Aralık 2005. İzmir. çünkü bir edebî eserin kendine özgü karakteristik tarafını ancak üslûba ait yöntemlerle tanımlayabiliriz. içlerinde belli düĢüncelere ve heyecanlara dair ifadeler saklarlar. s. Buna aykırı olmayan ikinci yaklaĢım ise bu dil sistemini kendisiyle karĢılaĢtırılabilecek diğer sistemlerden ayıran ferdî özellikler bütününü incelemektir. 110 Austin Warren. Ancak bu estetik amacın esas olmasıyla.f. çalıĢmamızda Ģu sırayla yer alacaktır: ―Kelime 109 Genndiy Pospelov.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM DĠL VE ÜSLÛP ĠNCELEMESĠ Biçim açısından bir eser. içeriğe uygun olan bu estetik birliğidir. 154. Evrensel Basım Yayın. sf. Burada yöntem zıtlıklara dayanır. Edebiyat Bilimi. dilsel ve anlamsal ayrıntıdan oluĢan ayrıca düzenleme. çok sayıda nesnel. seslendirme ve söz dizimi usullerden meydana gelen bir imgeler sistemidir ki. üslûp bilgisi edebiyat biliminin bir parçası. İstanbul. Böyle bir üslûp tahlilini yapmak için baĢvurulabilecek iki yöntem vardır. Edebiyat Teorisi. 109 Üslûp bilgisinin sırf edebî ve estetik kullanılıĢı onu estetik iĢlev ve anlamlarına göre tasvir edilecek olan bir sanat eseri ve eserleri grubuyla sınırlandırır. üstelik önemli bir parçası olacaktır.

g. S. . e. 114 Genndiy Pospelov. s. Sayı: 4. Ģiirin bediî damgasını rahatça vurur. Vahabzâde. Saat.‖ E. ―Kâğıt‖ dahi onun Ģiirinde ―lirik‖ bir unsur olur. g. “Edebî Üslupla İlmî Üslubun Mukayesesi”. B. ―Cümle‖. suretli dildir: Bu üslupta Ģekli. ―Ġsim Tamlamaları‖. 111 İ. s. yorumunda bulunulabilir. Türk Dünyası Üzerine İncelemeler.42. 1997. Ercilasun. 113 Sistematik tahlile geçmeden önce bu üslûp incelemesinde. anten gibi teknik vasıtalar onun Ģiirinde adeta madenî olmaktan çıkıp manevî bir mahiyet alır. Çeviren: Yılmaz Onay. O. ―Ġsimler‖.451. 2. Yazar kendi fikrini tahlil ederek: ―edebî üslup yahut edebî dil Ģekilli. s. teknik harikalara. Akçağ Yayınları. ―Ġçeriğine uyan tam bir biçim yaratması için yazarın mutlaka yetenek. 112 Onun taĢa. uçak. bu poemadaki üslubu incelendiğinde yukarıda sayılan vasıtalardan son derece faydalandığı gözler önüne serilmektedir. insan elinden çıkan eĢyanın da ruhunu yakalar. ―Tekrarlar‖. ―Sıfat Tamlamaları‖.111 Vahabzâde. Yani bu durum onun genel üslubunu ortaya koyuyor. Poemanın her bölümünde kelimelerle çizilmiĢ yeni bir tabloyla karĢılaĢılır. 113 a. 112 A. ―Sıfatlar‖.184 Hazinesi‖. toprağa can veren sihirli kelimeleri. s.f. 454. duygusallık ve tasvir vasıtalarından ferdî istifadenin önemli olduğunu kaydeder. ġiirin giremeyeceği bir saha gibi telâkki edilen ―teknik‖ dahi onun kalbinin hararetinde ateĢteki altın madeni gibi eriyerek bir kuyumcu elinden çıkmıĢ sanat eseri haline gelir. buluĢ gücü ve kalem ustalığına sahip olması gereklidir‖114 düsturunca Ģairimizin bu özelliklerini görmeye çalıĢacağımızı belirtmek isteriz. Baskı. Vezin. ―Zarflar‖. Güz. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. ġair sadece bu eserinde değil hemen hemen bütün eserlerinde takınmıĢtır bu tutumunu.‖ der. Ankara. yalnız tabiattaki varlıkların değil. 1997. 442. Nasıl bir ressam fırçasını öznel bir Ģekilde kullanarak kendisine has orijinal eserler meydana getiriyorsa Vahabzâde de kendine has kalemiyle bir resim sergisi sunmuĢ okuyucularına. ―Zamirler‖.f. Kafiye‖ ve ―Söz Sanatları.f. e. ―Ritim.sureti daha canlı resmetmek için en elveriĢli kelimeyi bulup kullanmak gerekir.f. Ağayeva. a. Demircizâde edebî üslup için canlılık. seçtiği her konuya ―lirizm‖i tatbik edebilen Ģairdir.

116 René Wellek. bu makamları tabiat olaylarıyla. 1994. Üslup bir bakıma tercih edilen kelimelerin kombinezonuyla ortaya çıkar. bağlamla yakından ilgilidir. bu konuyu iĢlerken kelimeleri öylesine güzel kullanmıĢtır ki. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä? Dağlara çıx. sf. diġġät elä 115 Hüseyin Özbay. a. ĠĢte bütün bu açıklamaların poemamızda yer alan birçok örneğinden bir tanesi Ģu mısraların yer aldığı satırlardır: Bu dünyanın ağrıları. e. kelime sadece sözlük anlamını değil.‖ 116 Bahtiyar Vahabzâde’nin eserlerinde bu gerçeğe hemen hemen her mısra topluluğunda rastlanır. Ankara. g. 149. anlam veya türeme bakımından ilgili olduğu kelimelerin. ―Muğam Poeması‖nda Vahabzâde. tercih edilen kelimelerle yakından ilgilidir. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. hatta kendine zıt veya kendi dıĢında kalan kelimelerin anlamlarını da çağrıĢtırırlar. kendisiyle eĢ anlamlı ve sesteĢ olan kelimelerin havasını da beraberinde taĢır. sf.1. Ancak Ģair. Ġyi bir Ģiirde kelimeler arasındaki iliĢkiler çok kuvvetli bir Ģekilde vurgulanırlar. fasıl makamlarını konu edinmiĢtir. tarihten sahnelerle ve halkın günlük yaĢantısıyla bir araya getirirken kelimelerle okuyucuların kulaklarına müzik ziyafeti çekmiĢtir âdeta. Çolpan’ın Şiirleri. düĢünce ve ruh dünyası. ―Muğam Poeması‖nın kelime dünyasına girerek aynı zamanda bu yorumu örneklendirmiĢ olacağız. . Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları. Austin Warren. ġairin duygu. 178. KELĠME HAZĠNESĠ ―Üslubu tayin eden mühim vasıtalardan biri de kelime hazinesi (leksikoloji)dir. Kelimeler sadece bir anlama sahip olmakla kalmayıp ses. Modern stilistikte ―yapı analizlerine‖ önem verilmesinin sebebi budur.185 4.‖ 115 ―ġiirde anlam.

Yukarıdaki mısralarda bu kelime iki farklı anlamıyla ardı ardına gelen mısralarda bir aradadır. Pırıl-pırıl säsläri gör. Bu mısralarda Ģairin kullanmakta tercih Örneğin ettiği kelimeler yer yer eĢ anlamlılık yer yer mecaz anlamlılık. Günlük hayattaki ―gürültü. seslenme esnasında çıkan ses veya herhangi bir nesnenin temas etme. yer yer de terim anlamlılık görevlerini üstlenmiĢlerdir. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir? Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir? O ränglärdä muğamdakı Älvan-älvan pärdäläri. AĢağıda yer verilecek mısralarda bir kelime üzerine anlam bakımından farklı görevler yükleme iĢlevinin yukarıdaki örneklerden biraz daha farklı olarak kullanımı gözlenmektedir. Bu mısralarda doğadaki seslerle Çahargâhın Bestenigâr perdesindeki sesler bir senfoni oluĢturmuĢ gibidirler. düĢme. . ―räng‖ kelimesi. çarpma gibi durumlarda çıkardığı tını‖ gibi ifadelerde kullanılan ―säs‖ kelimesiyle ―müzikte bir sanat eserinin icrası esnasında kullanılan‖ ―säs‖ kelimesi Ģüphesiz farklı manalardadır. Bu örneklerin yanı sıra hem doğadaki bir takım olaylarla musikide mevcut olan bir fasıl makamının anlattığı bir takım duygular mükemmel bir uyum içerisinde okuyuculara sunulmuĢtur. Buna benzer bir kullanım ―säs‖ kelimesinde de söz konusudur. hem ―renkli rüyalar‖ ifadesindeki anlamıyla hem de ―muğamda çalınan bir parça‖ ifadesindeki anlamıyla dikkat çekicidir. yer yer yan anlamlılık.186 Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä.

gerekse yabancılara öğretiminde örnek metin olarak kullanılabilir niteliktedir. ilmî üsluba ait farklı unsurlara da rastlamak mümkündür. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Gah inläyir häzin-häzin.117 Dolayısıyla Ģair. Edebî üslupta kendini gösteren böyle unsurlar. S. yüzyıl edebiyatında görülmektedir. s. Bu eserinde Ģair hem ana dili kullanmakla beraber ana dille yazılmıĢ halk edebiyatı ürünlerinden de serpiĢtirmiĢtir mısraları arasına. Edebî üslubun önemli ayırıcı belirtisi terimler olmakla birlikte. sf. Bu unsurlar duygusallığa hizmet etmez. ÇeĢitli bilim alanlarına ait terimlerin edebî üsluba sokulması ilmin. Kullanılan 117 Rasim Özyürek.43. Edebî üslupta çeĢitli ilmî terimlerin 118 kullanılması özellikle 19. d. makalelerinin kısacası onun eserlerinin dili. Azerbaycan Türkçesinin millî okullardaki eğitiminde. Ġncelediğimiz eserde terim anlamındaki sözcükleri poemanın konusu itibariyle sıklıkla kullanmıĢtır. Ancak bu terimler kesinlikle yığılma Ģeklinde değil.54. gerek Bahtiyar Vahabzâde’nin ana dili üzerine yazdığı Ģiirlerinin. . birlikte kullanıldıkları kelimelerle uyum içerisindedir. “Bahtiyar Vahabzâde’nin “Ana dili” Şiiri Üzerine”. halkın yaĢayıĢıyla doğrudan ilgisini fazlaca yansıtır. ġair hayatı boyunca ―ana dil‖ mevzuunda ciddi mücadele vermiĢ ve tüm ―ana dil‖ kullanımında oldukça hassas davranmıĢtır. çağdaĢ dünya düzeyi ve bilgi çağında. Gah säsindä göy gurlayır. Türk yazı dillerinin karĢılıklı eğitimi ve araĢtırılmasında dil ve millî kültür bağlılığının en önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirilebilir. a. doğrudan doğruya toplumsal geliĢmeyle ilgili olarak ortaya çıkar ve onu zenginleĢtirir. hemen hemen bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de ana dilin bütün incelikleriyle kullanımına yer vermiĢtir. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”. 118 İ. g.187 AĢağıdaki mısralar da bu konuyla alakalı olarak eserde rastladığımız baĢka bir örnektir. Bundan baĢka Bahtiyar Vahabzâde metni. onda. Ağayeva.f.

kelime. muğam. Mensuriyye. ġorucu. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Tüfäng. tütäk. tarix. bayatı. elçi. ġalxan. türkü. keĢikçi‖ gibi savaĢ terimleri de sıklıkla çıkar karĢısına okuyucuların. Bestenigâr. mahnı. zil. färman.‖ Müzikle ilgili bu terimlerin dıĢında ―efsane. yâd ölkä. ney. Tarihten sahnelerin yer aldığı mısralarda ―savaĢ. perde räng. UĢĢak. layla. nöġtä. Elä säsin özü Ģe’r. ġikeste. vuruĢ. Çargâh. hasar. sığnaġ. Söz var. sözü Ģe’r. dil. nağme. Zengule. Diğer bölümlerde de farklı konularda ele alındığı gibi bu durum Ģairin vatanına ve milletine duyduğu sevgiyi. Bu kelimeler Ģairin sadece bu eserinde değil. cäbhä. DilkäĢdä. hücum. tiz. ġair bu terimlere yer vermekle kalmayıp bazen kendine has benzetmeler kullanarak Ģiir diliyle tanımlamalara da yer verir mısralarında. vätän. yadelli. sayaçı. säfär. düĢman. Cängi. Säs dä var ki. tarix. Ģiir. lähcä. cäbhä. hekayät. ġuru näfäs. diğer eserlerinde de sıklıkla kulandığı kelimelerdir. Arazbarı. roman. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. guĢä. hayranlığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. bam teli. savaĢmak. ġur. Segâh. tarzän. ġılınc. nota.188 terimler arasında müzikle ilgili olanlardan bazıları Ģunlardır: ―Çahargâh. Rast. türkü. täsnif. ġala. ox. ritm. mizrab. Bunun yanı sıra az . AĢağıdaki mısralarda bu açıklamanın örnekleri gözlenebilmektedir. säs. ġalxan. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. rävayät. sim. nizä. söz. güllä. geraylı. nağıl. ġe’r–sözün näğmäsidir. yurt. at. bergül‖ gibi edebiyat terimleri de yer alır eserde. dövr. döyüĢ. tar.

Sadıxcan. Käräm. 4. Äsli. Ģahsiyetlerin KeĢiĢ.1. kategori bakımından incelendiğinde sıfatlar ağır basmaktadır.2. Sarı AĢıġ.‖ Yine bu kategoride değerlendirilecek olan bir diğer isim grubu da yer isimleridir. minarä. . Bäxätiyar Edebiyat Tarihi içerisinde yer alan ve eserde zikredilen bazı edebî Vahabzâde. Leyli.1. eserde alıntı olarak yer alan halk edebiyatı ürünlerinde mevcut olup Ģair tarafından karakterize edilmemiĢtir. Bu ifade aĢağıdaki satırlarda yapılacak olan incelemelerle desteklenecektir. Bayandur. Molla Cuma. ―ġengülüm. masal ve hikâyelerdeki kahraman isimleri oluĢturmaktadır.2.189 olmakla beraber ―moizä. Vaġif.2. Varlıklara VeriliĢine Göre: 4. ġüngülüm‖. Ġäys. farklı açılardan sınıflandırılarak Ģairin bu eserdeki kullanım Ģekli değerlendirilmeye çalıĢılacaktır. ―Araz. Fikrät. Dilġäm. Bu kategoride incelenecek isimlerin çoğunu Türk Dünyası Edebiyatıyla beraber bilhassa Azerbaycan Edebiyatı içerisinde yer alan efsane. Kür.1. müäzzin.‖ ġair bu eserinde uydurma bir özel isme yer vermemiĢtir. Ġoç Näbi. Xançoban. rivayet. Fatma nänä. Ancak bu isimler. 4. Ġırat. Bu ismler Ģunlardır: ―Nänäm Nigar. Hämzä. Özel Ġsimler: Vahabzâde bu eserinde özel isimlere oldukça fazla yer vermiĢtir. Eserde geçen yer isimleri Ģunlardır. Misri. Mänsur. Uydurma özel isim olarak değerlendirilebilecek iki isim vardır.‖ Bunların yanı sıra Azerbaycan isimleri Ģunlardır: ―Xästä Ġasım. dua vermek äränlär ‖ gibi dinî terimlere de yer verilmiĢtir. Koroğlu. Dil ve Üslûp Ġncelemesi bölümünün ―Ġsimler‖ alt baĢlığı altındaki bu bölümde eserde yer alan isimler. Eserde geçe söz konusu özel isimler Ģunlardır: ―Sara. . ĠSĠMLER Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı kelimeler.

Ģahin. dil.1. saç. därä.1.2. bahar.2.1. cahan. dil. äkin.2. Tabiatla Alakalı Ġsimler: Eserde yer alan tabiatla alakalı isimler Ģunlardır: ―Çämän. ġoyun. Ġarabağ.‖ 4. mağara. çolpa. süd. ġırġovul. döĢ. reyhan. yaz. Käpäz. göy. Aile ve Akraba Ġsimleri: Eserde geçen aile ve akraba isimleri Ģunlardır: ―Baba. . biçin. düz. tälatüm. ĠoĢġar. göl. maral. ġarġ.4. göyercin. torpağ.2. barmaġ. bulaġ.‖ 4. sazaġ. ġıĢ. ay. göy ġurĢağı. ġaĢ. ot. növä. ġaraġuĢ. Hayvan Ġsimleri: Eserde geçen hayvan isimleri Ģunlardır: ―ĠuĢ. ayaġ.2. äl. ġuzğun. su. ġuzu. dağ. payaz. cığır. mänzärä.1. Varlıkların Niteliklerine Göre. bänövĢä. küläk. ġaratoyuġ. çiçäk. Ġnsan Vücudundaki Organ Ġsimleri: Poemada yer alan organ isimleri Ģunlardır: ―Ġulaġ.2. 4. baĢ.1.2. yarpaġ. ġar. zirvä.190 Äsgäran. günäĢ. meĢä. ay.2. AbĢeron.2. ağac. Çaldıran. yağıĢ. oğul. durna.2. sahil. diĢ.2. ġartal. göz. bel.2. ġol. ġırġavul.1. ġatığı. dodaġ. bulud.2. gül.3. alça. fäsil. meĢä.2. üz. ġah dağ. budağ. bağ. sel. dalğa.‖ 4.2. çöl.2. säma. yaylaġ. Ġız ġalası Bakı. çiyin.‖ 4. sis. yarpız. uĢaġ. yay.1. bülbül. tufan. täbiät. ağız. Somut Ġsimler: Gruplandırmanın bu bölümünde somut isimlere tek tek yer verilmeyecektir. çayır. gün. kirpik. boran. ġaya.5. boran. Ģaxta.‖ 4.1. zoğal. daĢ. günäĢ. ana. beyin. bala. yer.2. täpä. yel.‖ Cins Ġsimler: Vahabzâde’nin bu eserde kullandığı cins isimler Ģu Ģekilde gruplandırılabilir: 4. därya. Yiyecek Ġsimleri: Eserde geçen yiyecek isimleri ise Ģunlardır: ―Pendiri. Novruz. Yukarıdaki satırlarda yer alan ―Cins Ġsimler‖ 4. ġıĢ. ġara yel.

fäsil. Eserde yer alan soyut isimler okuyucuyu tesiri altına alacak derecede etkili kullanılmıĢtır.2. payaz. häzin. sahil. yarpız. göy. budağ. ġar. yarpaġ. bulud.3. 4. sazaġ. tässüf. vuġar. ağac. bir aksakalın derdini dillendiriverirler. meĢä. reyhan. tälatüm. ġarġ. su. häsrät. sevgi. ölüm. ġorxu. göy ġurĢağı. çöl. yel. ġuĢ. ġälb. ot.1. Novruz. cahan. Gerek ruha hitap eden soyut isimleri kullanması gerekse somut isimlere kullandığı sıfatlarla soyut anlamlar yüklemesi Ģairin ne derece ince bir ruha sahip olduğunu göstermekte ve kendisinin bir gönül insanı olduğunu gözler önüne sermektedir. yaz. äkin. ġaya. därä. täxäyyül. yaylaġ. zirvä. därya. sir.‖ 4. göl. Varlıkların Sayılarına Göre: 4. täpä. yay. hikmät. bağ. säbir. Tekil Ġsimler: Eserde geçen tekil isimler Ģunlardır : ―Çämän. yağıĢ.2. mänzärä.191 baĢlıklı bölümde kategorize edilen ismlerin heps. ġırġavul. ġıĢ. dile gelir de bazen bir türkü seslendirirler bazen de bir âĢığın. täbiät. säma. zaman. Poemada yer alan ve soyut isim özelliği gösteren isimler ise Ģunlardır: ―Üräk. ömür. ay. ġıĢ. dağ. mälal. ġürür. gül. häyat. Bununla da kalmazlar. bir vatanseverin. eĢġ. küläk. ġara yel.2. gün. ay. boran. acı. sinä. aynı zamanda bu grubun kapsamında yer almaktadır. döĢ. okuyucunun gözünde cennetvari manzaralar canlandırıverir. cığır. ağıl. torpağ. Ģaxta. bulaġ. günäĢ. xäyal. zoğal. mağara.2. günäĢ. . bir halk ozanının. biçin. bahar. duyğu. can. meĢä. xatirä. düz. Özellikle doğa olaylarının anlatıldığı satırlarda yer alan ve herkesce bilinen isimler. dalğa. sis. çiçäk. sevda. ağrı. därt. sel. ġäm. çayır. Bu isimler eserde sıfatlarla nitelenerek kaleme alınmıĢ olup okuyucunun ruhuna hitap edebilecek kabiliyete sahip hale getirilmiĢlerdir. ġäflät. Soyut Ġsimler: Vahabzâde’nın bu eserde kullandığı soyut isimler doğrudan doğruya ruha hitap eden isimlerdir.2. yer. bänövĢä. daĢ. tufan. Ģäräf. boran.3.

192

ġaratoyuġ, çolpa, göyercin, Ģahin, ġuzğun, ġartal, ġaraġuĢ, durna, bülbül, maral, ġoyun, ġuzu. ġırġovul, ġulaġ, ayaġ, äl, ġol, baĢ, diĢ, kirpik, ġaĢ, beyin, çiyin, ağız, dil, dodaġ, bel, dil, barmaġ, göz, üz, saç, baba, ana, bala, növä, oğul, uĢaġ, pendiri, ġatığı, süd, alça üräk, ġälb, sinä, ağrı, acı, xäyal, duyğu, häsrät, hikmät, sir, ġürür, vuġar, ġäm, därt, eĢġ, sevgi, ağıl, xatirä, Ģäräf, tässüf, ġorxu, häzin, täxäyyül, mälal, can, sevda, säbir, häyat, ölüm, ömür, ġäflät, zaman‖ Çoğul Ġsimler: ġair, bu eserinde çokluk ekini sadece gramatikal anlamda kullanmamıĢtır; ritmi kuvvetlendirmek amacıyla çokluk ekine sıkça yer vermiĢtir. Eserde geçen çoğul isimler Ģunlardır: ―Dağlar, ġayalar, hıçġırıġlar, pärdälär, säslär, yuvalar, balalar, çolpalar, därälär, çiçäklär, xallar, keçidlär, cığırlar, yollar, nağıllar, ötänlär, därdlär, arzular, ġılınclar, varaġlar, kirprklär, mahnılar, ayaġlar, muğamlar, nağaralar, mağaralar, beyinlär, ġollar, çiyinlär, dälilär, xäyallar, fikirlär, ġaĢlar, sevgililär, marxallar, täpälär, ağaclar, duyğular, tälatümlär, ġaynamalar, baxıĢlar, bayatılar, gäraylılar, tarixlär, sellär, hasarlar, kürälär, däryalar, guĢälär, boyalar, ġartallar, ġaraġuĢlar, babalar, batıġlar, ġabarmalar, ġalalar, incäliklär, çalalar, insanlar, säslär, çöllär, yarpaġlar, bulaġlar, buludlar, ġızlar, ağrılar, sözlär, üräklär, könüllär, yerlär, göylär, navalçalar, açlalar, arxlar, bärälär, saçlar, gälinlär, sayaçılar, laylalar, hönkürtülär, ġähġähälär.‖ 4.2.3.3. Topluluk Ġsimleri: Vahabzâde, bu poemasında topluluk

4.2.3.2.

isimlerinden sadece iki tanesini kullanmıĢtır. Bunlar, ―el‖ve ―xalġ‖ kelimeleridir. Eserin kelime hazinesinde yer alan terimler ve yansıma sözcükler de incelemeye değerdir. AĢağıdaki satırlarda bu konulara yüzeysel de olsa değinilecektir.

193

ġair, eserinde yansıma kelimelere sıklıkla yer vermiĢtir. Bu durumun malum sebebi eserin konusunun doğa olaylarıyla iç içe iĢlenmesidir. Eserdeki yansıma kelimelerden bazıları Ģunlardır: ―Cik cik, ah, gurlamak, çarpalanmak, gumbuldamak, Ģaġġıldamak, fıĢġırtı, vıyıldamak, toġġuĢmak, ġaġġıldaĢmak, hönkürmäk, Ģırıl-Ģırıl, Ģır-Ģır, hıçġırıġ, hönkürtü, mälämäk, Ģaraġ-Ģaraġ, ġähġähä, fıĢġırtı.‖ Bu kelimeler öylesine yerli yerinde kullanılmıĢtır ki, yer aldıkları mısralarda konuyla bağlantılı olarak okuyucuları etkileme gücüne sahiptirler. AĢağıdaki mısralarda geçen ―ah‖ kelimesi bam telinden çıkan bir ―ah‖ sesidir, ancak bu ses tarihten bir devre isnat edilmiĢ ve o devrin acılarını yansıtmıĢtır âdeta. Tarixin bir dövrü yatır Bir bämdäki ―ah‖ säsindä.

4.3.

ZAMĠRLER Eserde zamirlerin kullanmı incelendiğinde Ģu tabloyla karĢılaĢılır: 4.3.1.ġahıs Zamirleri: ġair, bu poemada en çok üçüncü teklik Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu zamirin en fazla kullanılan Ģahıs zamiri olmasının baĢlıca sebebi poemada iĢlenen konudur. Daha önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi konu fasıl makamlarıdır ve bu makamlar tabiat olaylarıyla, tarihten sahnelerle bağdaĢtırılarak okuyucuya sunulmuĢtur. Bu nedenle sık sık soyut kavramlar tanımlanmıĢ veya kiĢileĢtirilmiĢ varlıkların düĢünceleri aktarılmıĢtır. Üüçüncü teklik Ģahıs zamiriyle Ģair, genellikle ya soyut bir kelimeyi ya da soyutlaĢtırdığı olayları, varlıkları tanımlar. ġair, ikinci olarak birinci çokluk Ģahıs zamirini kullanmıĢtır. Eserde bu Ģahıs zamiri ―millet‖ kavramının yerine kullanılmıĢtır. Daha sonra sırayı takip eden ―män‖ ve ―sän‖ zamirleriyle Ģairin diyalog ve hitap tekniğine yer verdiğini görmekteyiz. ġahıs zamirlerinin eserde kullanım sayıları Ģu Ģekildedir:

194

1. Teklik ġahıs Zamiri: Män :44 2. Teklik ġahıs Zamiri: Sän :38 3. Teklik ġahıs Zamiri: O 1. Çokluk ġahıs Zamiri: Biz 2, Çokluk ġahıs Zamiri: Siz :50 :45 :1

3. Çokluk ġahıs Zamiri: Onlar: 0 4.3.2. ĠĢaret Zamirleri: Eserde iĢaret zamirlerinin kullanımı oldukça azdır. Poemada yer alan iĢaret zamirleri ve kullanımları Ģöyledir: ―burada, buna, orda varaġlanır.‖ 4.3.3. Belirsizlik Zamirleri: Poemada iĢaret zamirleri gibi belirsizlik zamirleriyle de çok sık karĢılaĢılmaz. Eserde geçen belirsizlik zamirleri Ģunlardır: ―härä bir cürä, här käs, kimsä, bir kimsä, hamı. 4.3.4. Soru Zamirleri: Poemada geçen soru zamirleri Ģunlardır: ―näsä, nä, kim, hansı‖dır. En çok ―nä‖ soru zamiri kullanılmıĢtır. Eserdeki kullanımları ise Ģu Ģekildedir: ―Näsä deyir… Nädir belä? Därälärin çiçäyi nä? Niyä ĢüĢädädir? Kim tütäk käsib? Nä deyir? Nä danıĢır? Kim salıbdır? Kim zähär ġatdı? Kim yaratdı? Nä yaratdı? Bu nä säsdir? Nädir ġur? Hansı diläk? Nä fayda? Nälär deyir? Nälär yatır, nälär, nälär. Nädän ötrü ayrı saldılar? Hansı günahın hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim? Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Haldan-hala salan bu zaman, nädir? Hökmüylä, ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır, fırlanır, fırlanan nädir? Ay nä, gün nädir? Ġlk nä, son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir? Bäs bu nädir? Ġesdi nädir? Niyä taleläri daĢa çaldılar? Nä danıĢır o?‖ 4.3.5 DönüĢlülük Zamiri: azımsanmayacak Eserde dönüĢlülük zamir kullanımı Ancak Azerbaycan Türkçesinde

derecededir.

195

Türkiye Türkçesinden farklı olarak belirsiz isim tamlaması oluĢturma özelliği yüklenerek sıkça kullanılır. Türkiye Türkçesinde bu tarz ifadeler gereksiz sözcük kullanımı olarak değerlendirilip anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak Azerbaycan Türkçesinde böyle bir durum söz konusu değildir. Bilindiği üzere Azerbaycan Türkçesinde dönüĢlülük zamiri ―öz‖ kelimesidir. Eserde geçen kullanımları Ģöyledir: ―Öz ġälbi, öz lähcäsi, öz säsi, öz rängi, özü Ģe’r, öz ruhu, öz ġälbi, öz sözü, öz sorğusu, öz äli, özü çalır, öz yönü, öz yolu, öz Ģe’ri, özümä mähäk sanmıĢam, görüräm özümü sändä, öz hämdämim, öz mäcrası, özünä özü yol açır, öz amanım, öz ahım, özü xatirä, öz bahası, öz gözün, öz ällärin, öz südütäk, öz yarası, özünü därk etmäsi, öz ġuĢu, öz budaġları, öz axıĢı, öz därdi.‖

4.4.

SIFATLAR Vahabzâde, bu eserinde sıfat kullanımına çok yoğun bir Ģekilde yer

vermiĢtir.

Adeta

eserinde

kelimelerle

çizdiği

manzaraları

sıfatlarla

oluĢturmuĢtur. Sıfatların kullanımı yapı olarak değerlendirilecek olursa eserin bir manzum eser özelliği göstermesi sebebiyle sıfatların kullanımı kurallı bir yapıya sahip değildir. Daha açık bir ifadeyle yer yer ismin önünde yer alırlar yer yer de sonunda bulunurlar. Bazen tasvirler birkaç mısrayı bile geçer. Her yeni sıfat, ismi (ismin gösterdiği eĢyayı, kâinatı) bambaĢka bir Ģekle sokar. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan Ģeyler, eĢyanın sıfatları kendilerine izafe olunarak gözle görülür, elle tutulur bir hale getirilir; mevcut olmayan soyut Ģeyler varlık kazanır. Bunun aksine manevî sıfatlar eĢyaya izafe olunca eĢya; ruh, duygu ve düĢünce ile dolar. Üçüncü bir tarz olarak sırf eĢyaya ait sıfatlar arasında aktarma yapılır; bu Ģekilde de somut âlem gözlerimize yeni bir hüviyetle görünür.119

119

Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret (Devir-Şahsiyet-Eser), Dergâh Yayınları, İstanbul, Mayıs 2005 (İlk Baskı, 1971), sf. 235.

196

Vahabzâde bu poemasında sıfatların bu özelliklerinin tamamından faydalanmıĢtır. Eserde kullanılan sıfatlar Ģunlardır:. 4.4.1 Vasıflandırma sıfatları: Poemada yer alan vasıflandırma sıfatları Ģunlardır: ―Yazıġ biz, ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar, älvan-älvan pärdälär, pırıl-pırıl säslär, oyuġ-oyuġ yuvalar, sızan su, azan su, enib ġalxan keçidlär, adi bir säs, ġuru näfäs, elä säs, düĢän alma, kök sim, Ģöhrätli müzäy, Ģanlı müzäy. maraġlı roman, tarix yaĢlı baba, gözüyzĢlı ana, ġara yellär, dähĢätli macära, märd kiĢi, çapıġ-çapıġ ġaĢlar, al ġan, uca-uca dağ baĢı, böyük ġäm, böyük därd, yanıġlı Ģur, älvan-älvan çiçäk, ġara giläm, tänha bänövĢä, göy göl, topa buludlar, ağ läpälär, ötän macära, hikmät dolu söz-söhbät, hikmät dolu eĢġ, ġara xäbär, lal sular, göpük-göpük ağ dalğalar, ca-uca ġayalar, böyükböyük ġayalar, ötän gün, ağıllı tädbir, yaman düĢmän, amansız düĢmän, ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar, yad ovçu, bir Ģirin söz, imzalı färman, häzin pärdälär, Ģirin pärdälär, xäfif kölgälär, oyma naxıĢ läpälär, dumanlı säslär, düyünlü säslär, mächul dil, sirli säs, gizli bir aläm, atam hünärli, babam fikirli, reyhan näfäsli, yarpız ätirli, ulu babalar, çılğın säslär, Ģirin arzular, xoĢ xäyallar, müġäddäs pir, müdrik tar, abırlı ġızlar, häyalı ġızlarım, utanġac sevgilär, dözümlü sevgilär, sirli yol, soraġlı yol, yamyaĢıl düz, köhnä yer, özgä bir dünya, yaĢıl gädik, eyni müğänni, mäğrur Ġız ġalası, köhnä Bakı, asta-asta pıçıltılar, gizli mätläb, lal säslär, böyük ġüdrät, böyük hikmät, ġucaġġucaġ söz çälängi, özgä çeĢmä, baĢġa räng, häzin bayatılar, häzin çiçäklär, Ģirin bayatılar, Ģirin diläklär, telli xanım, xumar baxıĢ, ağlar säs, ġärib käsim, gizli därdlär, kor düyün, ötän keçmiĢ, dilbilmäz ġuĢ, hikmät dolu eĢġ, bäd ämäl, isti näfäs, büyük arzular, dar çärçivä, däli xallar, müdrik bir ağıl, därin düĢüncä, çılğın ġälblär, gizli fikirlär, sıx meĢä, müdrik bir üräk, ulu dağlar, köhnä rävayätlär, canlı misallar, ibrätli hekayätlär, sirli suallar, ädalätli Ģikayätlär, ġabırğası ġalın ovçu, göy çämänlik, ġızıl ġan, çaräsiz yalvarıĢ, ağ yel, ağ buludlar, ağ gül, ağ yağıĢ, düz torpaġ, kal açlalar, uzun därä, älvan-älvan havalar, açıġ

o zaman.2. bu ränglär. o tellär. bu dünya. ġüssäli halar. bu od. bu ağ yağıĢ. ġatığı üzlü ġoyun. o mächul dil. azad ġuĢ. bir fäsil. o ġuĢ. kürü ah. bir daĢ. beĢ yüz il. o mähäk daĢı. o batıġlar. o täräf. o ġuĢcuğaz. min söz. Bu sıfatların eserde yer alan Ģekilleri Ģunlardır: ―Bu näğmä. Örnekler: ―Ġlk bayatı. bu ġalalar.2. min cümlä. o nalä. min-min fikir. äfsanävi nänämiz. o äzämät. bu zaman. bu yollar. bu därd. bu dähĢätli macära. bu incälik. ilk täsnifläri. bu näğmälik. bir xalġ. o duyğular. bu uyarlıġ.4. bu dil. nazlı ġoyun. bir mäcra. ġırġovul gözlü ġoyun. bir äsr. bu diyar. ġızıl bürkü. yüz il. min can. bu ġäza. min ġälb. o birisi. yünü bir ġarıĢ ġoyun. . bu ġalalar. bir çäçäk. min il. bu bäla. o tarix. ĢiĢ ġayalar. bu märdlik.1. ġızıl saçlar. bu duyğular fıĢġırtısı. daĢ üräklär. bir ġälb. Sıra Sayı Sıfatları: Bu poemada sıra sayı sıfatlarından sadece ―ilk‖ kelimesine yer verilmiĢtir.‖ 4. bir ġarıĢ. o ağlar säs.2. Belirtme Sıfatları: 4. o dar çärçivä. geniĢ ġollar. bu zaman. o yarmalar. belä bir axın. bu çämän.2. bir yatak. färähli halar. Sayı sıfatlarının eserdeki örnekleri Ģunlardır: 4.2. bu dilek. o çaräsiz yalvarıĢ. Sayı Sıfatları: Eserde sayı sıfatlarına çok fazla yer verilmemiĢtir. bu arzu. o fikirlär. o bulud. bu säs.197 yer.1 ĠĢaret Sıfatları: Eserde ―bu‖ ve ―o‖ iĢaret sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. o köhnä Bakı. bu dağlar. kinli üräklär.2. bu ocaġ. kiçik-kiçik arxlar. bu sevda. ġırıġ hönkürtü. bu gözläm. tämiz ayna.4. özgä bir näğmä. o oymalar. bu maġam.4.4. o zirvälik. ilk rängläri. Asıl Sayı Sıfatları: ―Yeddi säs.4. bu dağ. böyük mätläb. bu nağıl. bu hikmät çämäni. bir üz. bu ġartallar mäskäni.2. o säs.‖ 4. däli ġoyun. bu çärxi-fäläk.‖ 4. älvan-älvan halar. narıĢ ġoyun. o särtlik.2.2. üç alma. ilk ritmläri‖ dir. iki ġälb.

bu oyun. bir aġil. här ġapı. bu poemasında zarf kullanımına çok fazla yer vermemiĢtir. här ikisi. hansı küläk. bir vuruĢ. här zängüläsi. bircä hönkürtü. bir äfsanä. bir dövr.4.Kesir Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç Sayı Sıfatları: Eserde kullanımına hiç rastlanmamaktadır. bir näğmä. bir can sirdaĢı. bir anlıġ. bir Müxalif güĢäsi. neçä kärä. neçä cäbhä. bir vähdät.198 4. ―nä ġädär‖ ve ―neçä‖ kelimeleridir. nä ġädär yollar. bir ġarğı. bir räng. bir xäfiflik. här ġaya. bircä borc. här dinläyän.2. bir göyercin.Belirsizlik sıfatları: Poemada belirsizlik sıfatları oldukça sık kullanılmıĢtır. här bämi. här zili. bircä ġarıĢ. här säs. bir vuruĢ. bir häsrät. ―här‖ ve ―bircä‖ kelimeleridir. bir çängä bulud.4.ÜleĢtirme rastlanmamaktadır. bir arzu. 4. bir arif. här xalı. här vaxt. här pärdäsi. bir ağsaġġal. bir od.2. bir dünya. bir xalġ. bir xatirä. bir ġala. bir canlı kitab. neçä räng. bir ġäfäs. bir ähvalat.2.Soru Sıfatları: Eserde soru sıfatları çok az kullanılmıĢtır. bir axı. bir nağıl. bir ġärib. här muğam çalan. ZARFLAR Vahabzâde.2.4. här yolcu.3.2. bir sirdaĢ. här sal daĢ. bir vahid. bir arzu. bir täräf. här yer.‖ 4. Eser. bir anlıġ. här mätläb. bir xal. neçä ġäsd. Bu belirsizlik sıfatları ―bir‖. bir himä. här kälmä. ―Nä nalädir.4. bir kam. bir aläm. Örnekler Ģunlardır: ―Bir ġuĢ.‖ 4. här guĢäsi. ―hansı‖. genel bir bakıĢ açısıyla değerlendirildiğinde Ģairin . 4.3.2.4. här muğam deyän. här pärdä.5. Soru sıfatı olarak kullanılan kelimeler ―nä‖. här istäk. bir päncärä.4. bir gözläyiĢ. bir muğam. här guĢäsi. bir häzinlik.

gizlicä yanmaġ. çoxdan. bir cür ġät edmäk. häzin-häzin inlämäk. härdän.199 zarflardan ziyade isim sıfatlara yer verdiği dikkatleri çeker. necä. belä almaġ. Eserde kullanılan zarflar Ģunlardır: 4. häzin-häzin näğmä oxumaġ. birdän däyiĢdirmäk. nä zaman. çox ġısaltmaġ.‖ 4. axı. mälül-mälül baxmaġ. Yer Zarfları: ―Burdan gälir. axın axın çäkilmäk. axır. aramla danıĢmaġ. coĢa-coĢa yaĢamaġ. täz açılmaġ.4. düzgün bölämämäk. bu gün. därin düĢünmäk. ġar-ġar axmaġ. ġanad-ġanad uçmaġ. birdän yada düĢmek. el-obanı yan axdı. yazıġ-yazıġ baxmaġ. bir yana. budaġlandı sola sağa. toz-toz olmaġ. coĢa coĢa enib ġalxmaġ. varaġ-varaġ oxunmaġ. sıfatlar kadar yer tutmamaktadır. ahästäcä deymäk. tez-tez däyiĢdirmäk. narın-narın danıĢmaġ. bir gün.3. çox yoxsul olmaġ. elä yağmaġ. anbaan däyiĢmäk.‖ 4.‖ 4.5. ahästäcä ġandımaġ.1. Zaman Zarfları: ―Ävväl. nä vaxt. yaza-yaza gälib çatmaġ. belä elä incä-incä süzmäk. yenidän taratmaġ. ahästäcä söylämäk. bä’zän. asta-asta söhbät açmaġ.5. Bunlar: ―Çox ġürrälänmäk. aĢikar ağlamaġ. täktäk danıĢmaġ. tel-tel äsmäk.5. burada oxu. tämkinlä danıĢmaġ. bir az aralanmaġ. dünän.nicelik zarfları Ģunlardır: ―Ġçin-için sızlamaġ. Dolayısıyla eserde yer alan kelime türleri içerisinde zarflar.‖ .2.5. ora bax. Soru Zarfları: Eserde yer alan soru zarfları Ģunlardır: ―Necä. niyä. Nasıllık-Nicelik Zarfları: Eserde yer alan nasıllık. Azlık-Çokluk Zarfları: Eserin birkaç yerinde rastlanır. bu poemasıyla anlatmak istediklerini kelimelerle çizmiĢtir adeta. belä dolmaġ. vätän sarı baxanda. hanı neçä. Ģır-Ģır axmaġ. hämiĢä. nädän ötrü. ilk däfä.5.‖ 4. dönä-dönä dağılmaġ. Ģırıl-Ģırıl yanmaġ. Eserin muhteva bakımından incelendiği satırlarda da ifade edildiği gibi Ģair. ävvälcä. hardan.5.

dünyanın acıları. Bunun yanı sıra bazen somut kavramları soyutlaĢtırmak bazen de soyut kavramları derinleĢtirmek için üslubunu tamlamalarla zenginleĢtirmiĢtir.200 4. 4. mätläbin öz säsi. sözün näğmäsi. dilin nöġtäsi. här yerin çiçäyi. çizdiği manzaraları en ince ayrıntısına kadar belirtmesidir. onun sözü. divin canı. säsin Ģe’riyyäti. dağların çiçäyi. soyutu da somut yapmak için tamlalamardan faydalanmıĢtır. Hasar pärdäsi. säsin sözü.6. ġüngülümün ġanı. Belirli Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirli isim tamlamaları Ģunlardır: ―Mätläbinin axırı. ġırġavulun döĢü. ĠSĠM TAMLAMALARI Sıfat ve sıfat tamlaması kadar olmamakla beraber eserde. canavarın aldatdığı. ġeklen belirsiz olduğu halde mana bakımından belirli veya Ģeklen belirli olduğu halde mana bakımından belirsiz tamlamalara da rastlamak mümkündür. suyun säsläri. dilin bergülü. çiçäklärin öz rängi. isim tamlamalarına da bolca yer verilmiĢtir.1. därälärin çiçäyi. mätläbinin ävväli. Orta segâh. säsin özü. ġayaların ġabağı. ötänlärin därdläri. Zoğal çubuğu. çiçäklärin öz ätri. onun ġesdi. Ġız ġalası gibi. bir arzunun can säsi. Bunlardan biri de alıntıdır. Metinde geçen isim tamlamaları aĢağıdaki satırlarda belirlilik ve belirsizlik bakımından gruplandırılmıĢtır. Kullanılan isim tamlamaları belirlilik. sığırçının beli. belirsizlik bakımından değerlendirildiğinde belirli isim tamlamaları daha fazladır. tarın kök . dünyanın ağrıları. tutar säsi.) ġairin eserinde isim tamlamasına bu derece yer vermesinin sebebi eserde anlattığı olayları. (Ġnsanların ilk arzusu. Daha açık bir ifadeyle somutu soyut. Söz kon usu tamlamalar: ―Ġsmi pünhan‖ ve ―Sahibi ezzaman‖dır. dünyanın iĢläri. Vahabzâde bu poemasında Arapça ve Farsça tamlamaları sadece iki yerde kullanmıĢtır.6.

macärasının ilkini. ġalaların sinäsi. yerin ġovğası. Käpäzin bağrı. könlümüzün öz sözü. çiçäklärin äksi. eĢġin hikmätläri. xalıların xanasın. bir arzunun hıçġırıġları. dağların sinäsi. tarixin bir dövrü. ağsaġġalın danlağı. däyirmanın päri. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. näğmälärin itsisi. öz ġälbinin päncäräsi. çıxıġların sinäsi. üräyinin telläri. babaların märamı. äzabın son dämi. Ulu ġah dağın bağrı. märd kiĢinin Ġıratı. vaxtın öz budaġları. fikrin yolları. sänin ġolun. üräyin ġüssäli halları. onun atası. ulu babaların kamal häznäsi. insanların ilk arzusu.201 simi. ġalasının adı. täbiätin özü. Bayandurun däliläri. onun näğmäsinä. arifin hikmät dolu eĢġi. üräyinin tanğısı. mänim gördüyüm. mänim öz ahım. sänin düĢüncälärin. tellärin näğmäsi. belinin bağı. mänim öz amanım. yumruğumun läzzäti. ağsaġġalın öyüdü. torpağın iliyi. mänim öz mälalım. AbĢeronun ġalaları. ata-babaların Ģäräfi. bir çırpıntının hıçġırıġları. üräyin färähli halları. insanların ilk niyyätläri. nänämin dili. mänim öz därdim. här guĢäsi. muğamın pärdäläri. ġayaların ġabağı. üräyin säs ġırıġları. äränlärin nä’räsi. üräyinin telläri. arifin hikmät dolu söz-söhbäti. tässüfün kölgäsi. sänin xäyalları. ayağın altı. göyün tağı. dinläyänlärin baĢı. babamın yaĢı. ağacların budağı. Ġarabağın çölläri. päri ġızının macärası. onun här pärdäsi. növämin yaĢı. fikrin mänzilläri. payazın sazağı. ġälbin häsräti. taläyin ibrätli hekayätläri. därdimin yükü. anamın südü. Dilġämin dili. muğamın pärdäläri. dağın ġarı. täbiätin öz äli. häränin gözü. göyün ġovğası. elin sözü Çahargahın hasarı. yadellinin ġabağı. günäĢin baĢı. ġikästänin zil guĢäsi. divin tilsimi. xalġın min illik iztirabları. Nağıl nänälärin laylay säsi. dünyanın o dar çärçiväsi. eĢġin dalı. täbiätin ruhu. säsinin gücü. äsrin atäĢi. ämälin öz bahası. taläyin bu ġäzası. batıġların sinäsi. macärasının sonu. dağın dumanı. insanın ädalätli Ģikayätläri. Koroğlunun nä’räsi. aġilin hikmätli näsihätläri. bizim . mänim çäkdiklärim. dağın barı. xalġın ġälbi. yadellinin baĢı. sänin ġaynağın. xäyalın gözü. göy gölümün läpäsi. ağzın içi. Çahargahın pärdäläri. yadellinin hücumu. bir istäyin dalı. Sarı AĢığın sevgi dastanı. müdrik bir üräyin düĢüncäläri. äzabın särhädläri. xalġın ruhu. Vaġifin gönlü. bir xalġın tarixi. ġıĢın savaĢı. ädalätin Ģärbäti. mänim dağlarım. dağın sisi. ĠoĢġarın bağrı. vaxtın öz ġuĢu. tarixin yolu. bänövĢänin üĢümäsi. göyün tämiz aynası. Koroğlunun däliläri. Azärbaycan maralı‖nın gözü.

ilk dilimiz. yad ölkä. ġan üstü. sel suyu. ġar üstü. öz yarası. çäkic altı. Hasar pärdäsi. säs müzäyi. yer üstü. säs axını. can yanğısı. barmağı altı. öz axıĢı. dilimizin älifbası. gälä-götür iĢlär. ġäzäb tonġalı.‖ 4. xal düĢmäsi. çaxmaġ daĢı. ġoyunun ağı. öz xäyalı. Zabul segahı. söz çälängi. dağ baĢı. ġäm düyünü. ġäflät yuxusu. könül säsi. öz sözü. ġäm säsi. fikrimizin ibtidası. döyüĢ säsi. ġar altı. çarıġ bağı. dünya gädäri. od külü. säs ġırıġları. sänät bahadırı. bağ gülü. göz baxıĢı. kol dibi. söz rängi. saz üstü. öz hämdämim. hikmät çämäni. ġäm buludları. säs düzümü. öz mäcrası. öz ġälbi. Müxalif güĢäsi. ġılınc säsi. öz sorğusu. öz älläri. näğmälärin ävväli. daĢ näğmälär. öz lähcäsi. ġalxan säsi. naxıĢ läpäläri. vätän häsräti. Hasar pärdäsi. güllä säsi. öz yönü. ġuĢ säsi.202 mahnılarımız. dağların sel suyu. yar cäfası. häyäcanlar ġucağı. öz äli. ön sözü. öz Ģe’ri. ah atäĢi. döyüĢ säsi. düĢmän üstä. yaylaġların çiçäyi. iç hönkürtüsü. daĢ säsi. öz gözü. bahar havası. könül telläri. ġaval daĢ.2. son däm. Zoğal çubuğu. öz säsi. kamal häznäsi. meydan üstü. ilk arzusu. dağ gülü. sözümüzün ibtidası. Zabul segahın mayäsi. öz yolu. mühit dänizi. ġara yellär ġabağı. suların säsi. ilk niyyätläri. ġaratoyuġ yuvaları.6. könül hıçġırtısı. ġartallar mäskäni. dan yeri. yay günü. duyğular fıĢġırtısı. çolpaların naläsi. ġälb atäĢi. zil sim. durna ġatarı. ağıl mülkü. öz ġälbi. üräk yanğısı. ön sözü. öz duyğusu. ġälbimizin färyadı. öz därdi. dağ külü. ney üstü. can säsi. ah säsi. tutar säsi. Zabul segahım. bäm sim. daĢ üstü. tarix boyu. Orta segahım. laylay säsi. can sirdaĢı. bizim muğam däryamız.‖ . dağlar baĢı. haġġ säsi. cehiz ağı. Ġız ġalası. ġar uçġunu. ġäsdin önü. toy günü. sözün özü. häyat yükü. öz ruhu. Belirsiz Ġsim Tamlamaları Poemada yer alan belirsiz ism tamlamaları Ģunlardır: ―ĠuĢ dili. cängi säsi. Çoban bayatısı. mähäk daĢı. därdli ġurub çağı.

sözün deyä bilmädiyi söz. Birinci grup. ġobustanda räġs eläyän ġayalar. balaları perik düĢän ġaratoyuġ yuvaları. hasar çäkän ġalalar. 194. äväz edän kölgälär.120 Poemada geçen sıfat tamlamaları üç grup altında toplanmıĢtır.Sıfat-Fiillerle OluĢturulmuĢ Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfatfiil ekleriyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları Ģunlardır: ―Sızan su. e. göydän düĢän üç alma. varaġlarda döyündürän bir maraġlı roman. durum. ġuĢ ġonmayan ġayalar. tüstülänän ocaġlar. ötän gün. . varlık. od aldıran döyüĢ säsi. säs axtaran ġuĢ säsi. bir rängä çalan mänzärä. ötän keçmiĢ. vasıf ve hareketleri arasındaki idrak Ģeklini veya bunlarla ilgili imaj ve tasavvurları göstermesi bakımından stilistiğin önemli malzemelerinden biridir.7. söhbät açan säs müzäyi. här kälmäsi alov saçan tarix yaĢlı baban. buz bağlayan lal sular. coĢan üsyan. yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsi. üçüncü grup ise isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamalarından oluĢmaktadır. çarpalanan çapıġ-çapıġ ġaĢlar. vıyıldayan güllä säsi. sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulmuĢ sıfat tamalamaları.7. längär vuran här guĢäsi. görmädiyin bir xalġ. ġar altından çıxan tänha bänövĢä. ikinci grup. azan su. dolaĢdığın pärdälär.203 4.SIFAT TAMLAMALARI Sıfat tamlamaları Ģair ile eĢya. birdän yada düĢmüĢ bir ötän macära.1. sıfat-fiiller ile oluĢturulan sıfat tamlamaları. üstündä cığırlar açılan bir därä. Ģaha ġalxan dağlalar. çıxıĢların batıġlara düĢän xäfif kölgäläri. längärlädän tufan. g. yeri ġalmıĢ yara. 4. ġayalardan yumalanan daĢ säsi. ġälbä yol açmayan söz. düĢän alma. tez sönän xatirä. cavabsız ġalan hikmätlär. hadise ve kavramların. enib ġalxan keçidlär. daĢ üstündä çiçäklänän o 120 Hüseyin Özbay. ġara yellär dilländirän bir ġarğı. a. nänälärin toxuduğu xalılar. dağa gedän cığırlar. yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. ġobustanda räġs eläyän daĢlar. ötän macära. sf.

yatağa sığmayan ġollu-budaġlı sel. äyilib ġırılan budaġ. sığırçının belindäki arĢın.204 yarmalar. havadakı Ģahin.‖ . längär vuran här guĢäsi. dağlardakı ġar üstü. mäläyä-mäläyä ġaçan bir üräk. sinänä çäkilän bu dağlar. bürclärdäki o äzämät. ġaladakı diĢlär. çırpınan üräk.7. könüllär Ģad edän ämällär. hiddätlänän säs axını. hanadakı ränglär. uca dağlar baĢındakı ―Azärbaycan maralı‖nın gözündäki ġara giläm. ondakı tilsimlär. daĢlardakı o batıġlar. därinä iĢläyän täxäyyül. älilä saldığı kor düyün. dağlardan aldığımız näğmä.2. bir bämdäki ―ah‖ säsi. büdräyän ġälb. tarix danıĢan köhnä rävayätlär. daĢlardakı o oymalar. ġälbdäki bir mätläbin öz säsi. baxıĢdakı o yalvarıĢ. ġatardakı häzin Ģirin pärdälär. sınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları. haldan-hala salan bu zaman. gözlärdäki o çaräsiz yalvarıĢ. säslär. adındakı mä’nä. muğam deyänin keçdiyi açdığı iz. tilsimä düĢmüĢ bir päri ġızının macärası. dağlardakı bulaġlar. yağan ġar. bu säsdäki mälahät. dağlardakı suların. dilimä vurulan ġadaġ. säslärdäki ränglär. cängidäki märdlik. ġalxıb enän säs axını.‖ 4. ġaġġıldaĢan pärdälär. bänd etdiyi süslär. çöllärä boylanan gül baxıĢ. ġanacaġ ölçü. här muğam çalanınkeçdiyi açtığı iz. Dilġämin dilindä dil-dil dillänän telli sazların telli xanımı. ġaldırılan bir ġala. muğamdakı älvan-älvan pärdälär. könlümdä dikälän bu dağ. pambıġlanan buludlar. keçilän yollar. keçmiĢi yanğıyla danıĢan könül. daĢlardakı o duyğular. çalalara naxıĢ tutan o fikirlär. bahar havasına oxudan zaman. könlünü yandıran köz. muğamdakı pırıl-pırıl säslär. bir himä bänd olan bir ġärib käsim. Vaġifin gönlünü ġana döndärän xumar baxıĢ.Sıfatı “-ki” Ekiyle YapılmıĢ Ġsimler Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen sıfat yapan ―ki‖ ekiyle oluĢturulan sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär. säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları. ġäsdi bilinmäyän bu oyun. cavabsız ġalan hikmätlär. tutar säsindäki därinliklär. tağlardakı oyma naxıĢ läpälär. suların ġayalardakı häzin asta-asta pıçıltıları. däli xallardakı hönkürtü. ayaġ däymäyän yaĢıl gädik. naläsinä alıĢan könül. ġayadakı särtlik.

çılğın säslär. ġuru näfäs. pırıl-pırıl säslär. köhnä rävayätlär. ağ yağıĢ. sirli säs. ġüssäli halar. oyma naxıĢ läpälär. älvan-älvan çiçäk. ulu dağlar. ġara xäbär. ġara yellär. müdrik bir üräk.7. xoĢ xäyallar. sıx meĢä. elä säs. ağ läpälär. utanġac sevgilär. gizli bir aläm. kal açlalar. atam hünärli. asta-asta pıçıltılar. böyük hikmät. älvan-älvan halar. açıġ yer. yad ovçu. Ģirin arzular. xumar baxıĢ. babam fikirli. yazıġ biz. amansız düĢmän. müdrik bir ağıl. älvan-älvan pärdälär. abırlı ġızlar. häzin bayatılar. telli xanım. ağlar säs. uzun därä. ağ gül. yanıġlı Ģur. oyuġ-oyuġ yuvalar. lal säslär. ağıllı tädbir. topa buludlar. ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar. ulu babalar. dumanlı säslär. ġabırğası ġalın ovçu. märd kiĢi. Ģirin diläklär. çapıġ-çapıġ ġaĢlar. ġansız düĢmän bästäboylu Nigarlar. yamyaĢıl düz. göy çämänlik. ucauca ġayalar. ağ yel. ädalätli Ģikayätlär. müdrik tar. ġärib käsim. ağ buludlar. düz torpaġ. tämiz ayna. soraġlı yol. reyhan näfäsli. maraġlı roman. ġızıl saçlar.205 4. Ģirin bayatılar. gözüyaĢlı ana. canlı misallar. hikmät dolu eĢġ. ġızıl bürkü.3. kor düyün. isti näfäs. eyni müğänni. hikmät dolu eĢġ. böyük därd. mächul dil. Ģöhrätli müzäy. häyalı ġızlarım. dar çärçivä. nazlı ġoyun. hikmät dolu söz-söhbät. göy göl. färähli halar. al ġan. älvanälvan havalar. bir Ģirin söz. xäfif kölgälär. hikmätli näsihätlär. sirli yol. därin düĢüncä. büyük arzular. däli xallar. ġucaġ-ġucaġ söz çälängi. yarpız ätirli. uca-uca dağ baĢı. gizli därdlär. dilbilmäz ġuĢ. çaräsiz yalvarıĢ. yaĢıl gädik. häzin pärdälär. baĢġa räng. dähĢätli macära. düyünlü säslär. Ģanlı müzäy. özgä bir dünya. yaman düĢmän.Sıfatı Vasıflandırma Sıfatı. gizli mätläb. böyük ġäm. köhnä yer. sirli suallar. müġäddäs pir. tänha bänövĢä. kök sim. ġızıl ġan. göpük-göpük ağ dalğalar. azad ġuĢ. ġırġovul gözlü . dözümlü sevgilär. lal sular. Belirtme Sıfatı Olan Sıfat Tamlamaları: Poemada geçen isim kökenli kelimelerin oluĢturduğu sıfat tamlamaları Ģunlardır: ―ġırıġ bir arzu. köhnä Bakı. ibrätli hekayätlär. böyük ġüdrät. böyük-böyük ġayalar. tarix yaĢlı baba. äfsanävi nänämiz. özgä bir näğmä. häzin çiçäklär. imzalı färman. mäğrur Ġız ġalası. däli ġoyun. Ģirin pärdälär. ġara giläm. gizli fikirlär. çılğın ġälblär. özgä çeĢmä. bäd ämäl. geniĢ ġollar. adi bir säs.

här vaxt. ilk täsnifläri. bu ġartallar mäskäni. müdrik bir üräk. iki ġälb. o zaman. bu ġäza. bu hikmät çämäni. här muğam çalan. bu bäla. bu ağ yağıĢ. kiçik-kiçik arxlar. bir vähdät. bu nağıl. här ġaya. kinli üräklär. bir üz. narıĢ ġoyun. bu çärxi-fäläk. bir vuruĢ. o särtlik. här bämi. här guĢäsi. o dar çärçivä. bu därd. bir canlı kitab. ĢiĢ ġayalar. bu gözläm. bir päncärä. bir xalġ. bir ġuĢ. bu näğmä. bir xatirä. hansı küläk. o zirvälik. bu märdlik. o yarmalar. üç alma. o mächul dil. yüz il. bir täräf. bir häsrät. bir räng. bu duyğular fıĢġırtısı. bu od. bir ġärib. bir Müxalif güĢäsi. bir ġarğı. ġırıġ hönkürtü. bir äsr. bu incälik. ilk bayatı. bu ġalalar. bu zaman. o fikirlär. bir yatak. bir ähvalat. bir himä. bir mäcra. o säs. o köhnä Bakı. beĢ yüz il. bu dağlar. bu diyar. bir ağsaġġal. bir muğam. bircä ġarıĢ. bir kam. min il. bir anlıġ. o tarix. yünü bir ġarıĢ ġoyun. o tellär. bu säs. daĢ üräklär. bir arzu. o birisi. här ikisi. här yer. min-min fikir. bircä hönkürtü. här säs. bu näğmälik. bir od. o nalä. bir xäfiflik. bir dünya. o ġuĢ. här muğam deyän. neçä cäbhä. o mähäk daĢı. bu çämän. bu dünya. o ağlar säs. bu dağ. kürü ah. neçä ġäsd.‖ . här dinläyän. bir vuruĢ. bir çängä bulud. yeddi säs. bu ocaġ. här xalı. bir xalġ. här zili. bir äfsanä. ġatığı üzlü ġoyun. o ġuĢcuğaz. här yolcu. bu maġam. ilk rängläri. bu zaman. bir çäçäk. bir näğmä. bir aġil. bu sevda. bir aläm. belä bir axın. bu oyun. bir arzu. här guĢäsi. o çaräsiz yalvarıĢ. bir göyercin. nä ġädär yollar. ilk ritmläri. bu dähĢätli macära. bir can sirdaĢı. bircä borc. bu yollar. o bulud. o batıġlar. bir axı. bir nağıl. bu uyarlıġ. neçä räng. o duyğular. bu ġalalar. här mätläb. o äzämät. neçä kärä. bir fäsil. bir sirdaĢ. bir ġälb. bir vahid. o oymalar. bu dil. o täräf. bu ränglär. bir häzinlik. min can. böyük mätläb. min söz. bir ġäfäs. min ġälb. här zängüläsi. bir ġarıĢ. bir ġala. här sal daĢ. bir daĢ. bir anlıġ. bir arif. här pärdä. bir xal. här kälmä. här istäk.206 ġoyun. nä nalädir. bir gözläyiĢ. min cümlä. här pärdäsi. bir dövr. här ġapı.

sf. Aynı özellik ―Rast‖ adlı Ģiirin orta kısımlarında iki kıtadan oluĢan bölümde de dikkatleri çeker. bu unsurları hususî bir nizam içinde terkip eder. Eserin nazım Ģeklini inceledikten sonra eserdeki cümle yapılarını inceleyebiliriz. kendisine dâhil olan parçaların toplamından ayrı bir Ģeydir. Genel itibariyle serbest nazım Ģekliyle yazmıĢsa da yer yer dörtlüklere yer yer de beyitlere yer vermiĢtir. ―Härä Bir Cüda‖. Bu tarzla onun duyuĢ ve düĢünüĢü arasında sıkı bir münasebet mevcuttur. ―Tellär Ağlasın‖ baĢlıklı Ģiir.e. halk edebiyatı ürünlerinden olan ve eserin bu bölümünde de alıntı Ģeklinde karĢımıza çıkan Mehmet Kaplan. Sanatkârın sentez kabiliyeti. ―Aman Ovçu‖. YağıĢ‖ adlı Ģiirlerin de tamamı ―Bälkä‖ adlı Ģiirde olduğu gibi serbesttir.8. Ancak poema. asıl yapı cümledir. CÜMLE ―Ġsim. ―Bälkä‖ adlı Ģiirin tamamı serbest Ģekilde yazılmıĢtır. Vahabzâde. a. fiil ve cümlenin diğer unsurları ancak malzemedir. Her yazarın hususî bir cümle ve mısra yapıĢ tarzı vardır.207 4. ―Rast‖ adlı Ģiirlerin ilk ve orta bölümleri serbest. Ancak ―Segâh‖ baĢlıklı Ģiirin orta bölümünde dörder mısralık dört kıtadan oluĢan düzenli bölüm gözde çarpar. ardı ardına gelen ve düz bir Ģekle sahip olan on beĢ mısralık bir Ģiirden ibarettir.‖ 121 Cümle yapısını incelemeye geçmeden önce eserimizin nazım türünde kaleme alınmıĢ bir eser olması sebebiyle nazım Ģekline göz atmak uygun olacaktır. Cümle.g. ―Yağ. bu poemasını Ģekil itibariyle tek bir nazım Ģekliyle yazmamıĢtır. farklı baĢlıklar altında yazılmıĢ Ģiirlerden müteĢekkildir. sıfat. sayaçı sözlerdir. ―ġur‖. ―Çahargah‖. Bu terkibin hüviyet ve kıymeti. Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. . 246. ―Segah‖. Eserin Ģekil bakımından incelemesinde bu baĢlıkları takip edeceğiz. cümlede daha büyük çapta kendisini gösterir. ġairin kendince 121 Bu kıtalar. ―Ġalalar‖. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümde dört mısradan oluĢan kıtalara rastlanır. son bölümleri beyitlerden oluĢmaktadır.

Yapılan bu tekrarlar.208 çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. Eserde yer alan tekrarlar incelendiğinde Ģöyle bir tabloyla karĢılaĢılır: . sıralı cümleler de poemada yer almaktadır. eserinde ses. poema içerisinde ahengi sağlamakla beraber anlatımda manayı tamamlayıcı yönde katkıları olmuĢtur. BirleĢik cümleler içerisinde en az kapsama sahip olan iç içe birleĢik cümle çeĢididir. Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. 4. BileĢik cümlelelr arasında ise en çok kullanılan Ģartlı birleĢik cümle olup ki’li bileĢik cümle de azımsanmayacak derecededir. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Poemada yer alan cümleler anlamları bakımından değerlendirilecek olursa olumlu cümle sayısı olumsuz cümle sayısına oranla daha fazladır. ek ve kelime tekrarlarına bolca yer vermiĢtir. Bunun yanı sıra fazla olmamakla beraber mısra ve cümle tekrarlarına da yer vermiĢtir. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. Cümleler yapılarına göre değerlendirildiğinde birleĢik cümleye oranla basit cümle daha fazladır. Soru cümleleri ve emir cümleleri ise olumlu cümle oranından aĢağı kalmaz. ġart cümleleri istek cümlelerine oranla fazla olsa bile emir cümleleri kadar yer tutmaz. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir.9. TEKRARLAR ġair. Ünlem cümleleri ise bütün bu karĢılaĢtırmaların içerisine giremeyecek kadar az sayıdadır. Sıralı cümlelerde bağımsız sıralı olanlar bağımlı sıralıya oranla daha fazla kullanılmıĢtır.

Belirli seslere bir mısra veya bir bölümde daha fazla yer vermek suretiyle sesle mana arasında ahenk kurulur. Ses Tekrarları Ses tekraraları. sf.209 4. ġuru näfäs. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. Tekrar eden seslerin müzikal bir ensturman görevi yapması yanında manayı tamamlayan bir hususiyet taĢıması da mümkündür. Ünsüz Tekrarları (Aliterasyon): AĢağıdaki mısralarda ―s‖ sesinin yoğun bir Ģekilde kullanıldığı bariz bir Ģekilde ortadadır. Säs dä var ki. e. 229. . Elä säsin özü Ģe’r.9.2. g. sözü Ģe’r. ―Ġayalardan sızan suyun Därälärdä azan suyun‖ ġiirin bir diğer kısmında yer alan Ģu satırlar da aynı ses tekrarına örnek teĢkil eder. ―Söz var. 122 4.1. ġälbä yol açmayan Adi bir säs. a. Söz–ġälbdäki bir mätläbin Öz säsidir… 122 Hüseyin Özbay.9. Ģiir sanatında baĢvurulan armonik vasıtalardan biridir.

―Ġayalardan yumalanan DaĢ säsinä. ―ä‖ ve ―ı.9. Ġayalardan sızan suyun.210 Näğmä– säsin Ģe’riyyäti. i‖ ortak kullanımı sonucu oluĢan tekrarlardan ibarettir. Därälärdä azan suyu 4. ―a‖ sesinin tekrarına örnek: . ĠuĢ dilini bilmiriksä Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısralarda da ―n‖ sesinin yoğunluğu kulakta hissedilir. bilmirik. däräni gäz. ―Bilirikmi dediyini? –Yox. näfäs näfäs Dağı dolan. biz bilmirik.‖ AĢağıdaki satırlarda ise ―k‖ sesi hâkimdir. ġe’r–sözün näğmäsidir.3. Ünlü Tekrarları ġiirdeki ünlü tekrarları genellikle ―a‖. Öz säsinä Säs axtaran ġuĢ säsinä… O säsdäki Addım-addım.

‖ ―ä‖ sesinin tekrarına örnek: ―Bil dağların çiçäyi nä. dili var. xalları gör.‖ ―ı‖ ve ―i‖ sesinin ortak kullanılmasıyla oluĢan ses tekrarına örnrk: ―O sızlayır için-için. O ġansızdır. ġikayätdir Taläyin bu ġäzasından. O ġuĢ kimi Tarın da öz lähcäsi var. . DüĢmän yaman amansızdır. Därälärin çiçäyi nä? Çiçäklärin öz rängindä öz ätrindä Näğmädäki säsläri gör. ävväli var. Ġçindädir här mätläbi. Ävväl öyrän sän bu dilin Nöġtäsini. Naläsidir eĢitdiyin..211 ―Bästänigar aman çäkir. Mätläbinin axırı var. aman!. Amanından aman.

niyä gözläyib el?‖ ―Dinlä tarı. yox. Bu dünyanın ağrıları.‖ ―Cik-cik. hoydu. bir deyil. Ayıra bil Dağ gülünden Bağ gülünü. bilmirik. Esrede kelime tekrarı yapılan mısralar sırasıyla Ģöyledir.‖ ―Niyä. Ayıra bil Ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. cik-cik. biz bilmirik.212 Bergülünü. bu diläkdir.‖ ―Bu arzudur.‖ ―Hoydu. dinlä neyi. ―Näsä deyir.9. Kelime Tekrarları ġair kelime tekrarlarına oldukça fazla yer vermiĢtir.‖ ―O.4. näsä deyir. bir deyil.‖ .‖ ―Yox. acıları Necä sığır Çahargahın Bästänigar pärdäsinä?‖ 4.

nälär.‖ ―Nälär yatır. ġurur bir yandan. nälär. halalım.‖ ―Män dä häġiġätäm.‖ ―Anamın öz südütäk sän hallımsan. inlär. tufan Çarigah.‖ ―Ov bizim. hücum!‖ ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. üsyan Çarigah.‖ ―Täläsmäyin. ovlaġ bizim.‖ ―Arazbarı Arazbarı!‖ ―Ġulağınla ġulaġ asma.‖ ―Fikirlär.‖ ―Däryalar längärlädän tufandı. böyük därdin.‖ ―Hücum. täläsmäyin. yaralıyam‖ ―Üräk yanır.‖ ―Yaralıyam. fikirklär‖ ―Uçurur bir yandan.213 ―Böyük ġämin. Üräyinlä sän ġulaġ as.‖ . dil yanır. sän dä häġiġät.‖ ―Dili ilä inlär.

‖. Mätläbinin axırı var. ―Bax här yerin çiçäyinä. Bil dağların çiçäyi nä. Därälärdä azan suyun.‖ ―DaĢ säsinä.214 ―Tarın da öz lähcäsi var.‖ ―O düĢünür.‖ ―Bil dağların çiçäyi nä. Därälärin çiçäyi nä?‖ . Öz säsinä säs axtaran ġuĢ säsinä. ävväli var. Häm dä bizi düĢündürür.‖ ―Ayıra bil. dağ gülünden bağ gülünü. ocaġdakı od külündän Sinändäki dağ külünü. Ayıra bil.‖ ―Ġayalardan sızan suyun. dili var.

Näğmä säsin Ģe’riyyäti.‖ ―Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın. Biläk onun bu dünyaya sözü nädir. Sözün deyä bilmädiyi sözü deyir. ġesdi nädir?‖ ―Äl var ikän. Söz–ġälbdäki bir mätläbin öz säsidir.215 ―Çiçäklärin öz rängindä Öz ätrindä. . Sözü Ģe’r. diĢ var ikän. Näğmädäki säsläri gör. ġe’r sözün näğmäsidir.‖ ―Säs dä var ki. Elä säsin özü Ģe’r. BaĢ var ikän. Xalları gör. ġol var ikän.

‖ ―Dayan. ġalxan säsi. Göy gurladı. Mahnılar var.‖ ―Ġılınc säsi. düĢün.‖ . O Ģöhrätli. öz ġälbini ara xalġın.‖ ―ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär.‖ ―Yer gurladı. ayaġları. dayan. DüĢün. Muğamlarsa baĢ tärpädär.‖ ―Tarix yaĢlı baban kimi.216 O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Ģanlı müzäy. GözüyzĢlı anan kimi.‖ ―Asta-asta söhbät açan säs müzäyi. Kirprklärdä yaĢ tärpädär.

Taġ-tararaġ. açdığı iz baĢġa-baĢġa.‖ ―DaĢda fikir.217 ―Yaz bir yana. Dil bir yana. Boyaları äväz edän kölgälär dä Fikir.‖ ―Yanıb söndün.‖ ―Bästänigar aman çäkir. säsdä fikir. diĢ bir yana. . fikir. ġıĢ bir yana. aman!‖ ―Taraġ-taraġ. baĢ bir yana.‖ ―Här muğam çalanın. LeĢ bir yana. Muğam deyänin Keçdiyi. Sönüb yandın. Amanından aman.

ġäsdiylä nä deyir zaman? Fırlanır. fırlanan nädir? Ay nä.218 Eyni müğännini här dinläyänin Könlünü yandıran köz baĢġa-baĢġa. fırlanır. son nädir? Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―Bäs bu nädir? Bäs bu nädir?‖ . nädir? Hökmüylä. gün nädir? Ġlk nä.‖ ―Häyat nä? Ölüm nä? Ömür nä? Yol nä? Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir? Sellärä döndärib axıdan nädir? Bahar havasına oxudan nädir? Haldan-hala salan bu zaman.

Mısra ve Cümle Tekrarları Eserde mısra ve cümle tekrarlarına fazla olmamakla beraber yer verilmiĢtir. ― Ey tarım. Tekrar eden edatlarla kurulan cümleler ―Gah säsindä göy gurlayır. O da ki. ―Novruz ötüb. ey pirim mänim. üräyin gah ġüssäli. Näğmäm ola bilär näzirim mänim. Sänä näzir düĢür… çox yoxsulam män. Tekrarlanan bu mısralar ve cümleler sadece ikiĢer kere tekrarlanmıĢtır. gün nädir? Ġlk nä.219 ―Araz Kürä. Kür Araza. Eserde geçen söz konusu tekrarlar Ģyunlardır: ―Cängi säsi BirläĢdirir göyü. yaz baĢıdır.9. Gah çäkilir‖ ―Mätläbi gah açır. ritmläri?‖.‖. sönükdür näğmälärindän‖.5. Gah yandırır. gah söndürür‖ ―Gah inläyir häzin-häzin. Täsnifläri.9. Gah färähli hallarımı?‖ .‖ 4. yeri… Bälkä elä burdan gälir Muğamların ilk rängläri. ―Ay nä. son nädir?‖ 4. Gah çırpılır.6. Gah düyünläyir‖ ―O. ey näğmäm.

Bunlar: ―äyin baĢ‖ ve ―Ġoyun ġuzu‖dur.Zıt anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Eserde sadece bir örneğine rastlanır. Bu örnek de ―Yaxına uzaġlara‖ ikilemesidir. .‖ ―Sözün özü nä ağlayır. nä itsidir‖ ―Nä moizä. Nä müäzzin.1. Häm ağladır‖ ―Häm ġul olduġ.‖ 4. yaĢa.7. häm ağa.Yakın anlamlı kelimelerle kurulan ikilemeler: Bu poemada sadece iki örneğine rastlanır. 4.220 ―Häm babamın yaĢındadır. Ġkilemeler Eserde kullanılan ikilemeler dört Ģekilde oluĢmuĢtur.9. 4. Nä minarä aĢa.9.7. Nä dä gülür‖ ―Nä doğmadır.9.7. Häm növämin‖ ―Häm därdli ġurub çağı vä häm dan yeridir Rast‖ ―Amma bizi häm güldürür.2.

150. mälül mälül topa topa. baĢġa baĢġa.9. seslerinden. dola dola. 4. Ġnsanlığın neden dilin ahengine bu kadar değer verdiği üzerinde düĢünmek gerekir. dağıdadağıda. yerin yerin. g.Bir isme çıkma hali eki getirilerek kurulan ikilemeler: Eserde sadece üç örneğine rastlanırç. hönkür hönkür. göpük göpük. räng räng. älvan älvan. axın axın. coĢa-coĢa daĢa-daĢa Ġanadġanad dönä-dönä sıra sıra. ―baĢdan baĢa‖ ve ― budaġdan budağa‖ ikilemeleridr. oyuġ oyuġ. gelenek de yabana atılacak bir Ģey değildir. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. käsmä käsmä. manadan gayrı veya daha ilave olarak bir 123 René Wellek. Bunlar da ―Haldan hala‖. düzä düzä.4.221 4. näfäs näfäs. yaza yaza. ġar ġar.10. dolayısıyla da belli bir dilin ses sisteminden yapılmıĢ bir seçmedir.9. Bunu körü körüne geleneğe bağlılık olarak görmek yanlıĢ olur. narın narın. çapıġ çapıġ. uca uca. pırıl-pırıl. aliterasyon ve diğer ses oyunlarının Ģiire. Sanat eseri ilkin bir sesler sistemi. Ģaraġ Ģaraġ. dilin her yönüyle iliĢkilidir. dil dil. e. . tez tez. asta asta.Bir kelimenin ard arda getirilmesi ile kurulan ikilemeler: Poemada çok sık kullanılan ikileme türüdür. ġodu ġodu.123 Modern Ģairler vezne. toz toz. kafiye. kafiyeye. böyük böyük. Edebiyat. Gelenekleri kaldırınca toplumlar bir külçe gibi çöker. axın axın neçä neçä.3. Toplumların bel kemiğidir gelenek. ahenge önem vermiyorlar ama Ģiir bütün dünya dillerinde binlerce yıldan beri değiĢik Ģekillerde kelimelerinden. Austin Warren.7. a. ġah-ġah. damar damar. yazıġ yazıġ. sf. varaġvaraġ. Vezin. addım addım. kiçik kiçik. ses terkiplerinden istifade edilerek yazılmıĢtır.‖ 4. VEZĠN. asa-asa. Kaldı ki.7. KAFĠYE Dil incelemesinin önemi elbetteki tek tek kelimelerin veya kelime gruplarının manasının anlaĢılmasıyla sınırlı değildir. häzin häzin. Eserdeki kullanımları Ģunlardır: ―Ġçin için. gäzä gäzä. ġırıġ ġırıġ.RĠTĠM. incä incä.

Alain: ―Ģiir. “Pırlanta Gibi Bir Şiir”. Poemada yer alan tunç kafiye kullanımları Ģunlardır: ―Äsgäranda dağıtdılar araba. 125 ġair.124 Bahtiyar Vahabzâde Ģiirinde vezin ve kafiyeyi çok usta bir Ģekilde kullanmıĢtır. fikirler ve hayaller adeta kafiyelerden fıĢkırır. Bahtiyar bu Ģiirini yazarken âhengi adeta bir piyano gibi kullanmıĢtır. Duygular. Belli ki.36. daha önce içi doldurulmayan bir ritme göre söylenir‖ der. Ancak dikkat çekicidir. . Usta Ģair. mısranın sonunda oluĢu ona ayrı bir önem verir. d. ses tonunun ahenginin değiĢtiğini hisseder. g. Piyano ve keman büyük musikî Ģinasların dehalarını ortaya koymalarına nasıl engel olmamıĢsa vezin ve kafiyede olmamıĢtır. kafiyelerde düğümlenir. 125 a. ġiirin muhtevasına uygun yücelik duygusu telkin eden bir söyleyiĢtir bu. sf. O’nu okurken insan. bu poemada kafiyenin her çeĢidine bol miktarda yer vermiĢtir.‖ ―Nädir belä? Bälkä elä‖ 124 Mehmet Kaplan. Tunç kafiyenin kullanımı Ģiirin birkaç yerinde mevcuttur. Görüm bu diyarı ġalsın xaraba.35. Pek az Ģiirde fikirle kafiye bu denli uyum içindedir Kafiye Ģiirin atardamarıdır. sf. Bahtiyar Vahabzâde’nin Ģiirinde fikirler.222 güzellik kattığına hiç Ģüphe yoktur. vezin ve kafiyeye dayanarak söyleyeceğini söyler. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. “Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı”.

bu poemada söz sanatlarının kullanımına bolca yer vermekle birlikte onları 126 127 René Wellek. ―Segah‖ baĢlıklı bölümün sonundaki beyitler aruzun ―Feilâtün Feilâtün Feilâtün Feilün‖kalıbıyla yazılmıĢtır. İstanbul. Genel vezin serbest vezindir. ―Segâh‖ baĢlıklı bölümün orta kısmında yer alan dört mısralık bölüm on birli hece vezniyle. Ancak Ģiirlerin son kısımlarında yer alan beyitlerde aruz vezni kullanılmıĢtır. ―Çahargah‖ baĢlıklı Ģiirin son satırlarını oluĢturan beyitler aruzun ―Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. Abdürrahim Ötkür’ün Şiirleri. ―Sayaçılar‖ baĢlıklı bölümün son mısraları ise aruzun ―Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilâtün Fe’ilün‖ kalıbıyla yazılmıĢtır. Baskı. Bu beyitlerde kullanılan aruz kalıpları Ģunlardır: ―ġur‖ baĢlıklı Ģiirin sonunda yer alan ve altı beyitten oluĢan bölüm. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. dilin ses bakımından gösterdiği özellikleri bir düzenlemeye tâbi tutar. 268. Poemanın sonlarına doğru yer alan halk edebiyatı ürünlerinden alınan dörtlüklerde ise yedili hece vezni kullanılmıĢtır. Austin Warren. sf. 149. aynı bölümün son mısraları on dörtlü hece vezniyle yazılmıĢtır. a. g. o eserde tercih edilen edebî sanatların anlaĢılmasına bağlıdır. MEB Yayınları. Halk edebiyatı ürünlerinden bölümlerin yer aldığı kısımlarda hece ölçüsü kullanılmıĢtır. sf. e. 127 Vahabzâde. . 1. Hülya Kasapoğlu Çengel. aruzun ―Mef’ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün‖ kalıbıyla kaleme alınmıĢtır.SÖZ SANATLARI Bir sanat eserini iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek.11.223 ―Tanımaġmı istäyirsän Görmädiyin bir xalġı sän?‖ Vezin. bu poemasında farklı vezin tipleri kullanmıĢtır. 2000.126 Vahabzâde. 4.

Bunda Ģairin tabiatı çok iyi gözlemlemesinin. Bu mısralarda Ģair. Bazen teĢbihin bütün unsurları kullanılarak sanat icra edilmiĢ bazen de unsurların herhangi biri kullanılmayarak farklı türde bir teĢbih yapılmıĢtır.224 özgün bir Ģekilde mısralarına yansıtmıĢtır. Ancak poema bütün olarak değerlendirildiğinde teĢbihlerin usta kullanımı daha ziyade göze çarpar. tarih sahnesinden rivayetler. poemanın tamamında benzerlik kurularak okuyucuya sunulmuĢtur. Dinlä tarı. sadece geçtikleri mısralar Ģeklinde bir arada verilmiĢtir. dinlä neyi.11.1. olaylara farklı açılardan bakarak farklı yorumlar getirebilmesinin ve bunları eserine yansıtacak kalem gücüne sahip olmasının etkileri vardır. Bu poemada yer alan teĢbih sanatları klasik benzetmelerden ziyade orijinal özellik gösterirler. Bu nedenle eser okunurken yapılan teĢbihler okuyucu tarafından kolayca algılanır ve okuyucuya ayrı bir lezzet verir. Poemanın konusunun bu durumla yakından ilgisi vardır. TeĢbih TeĢbih sanatı bu poemada oldukça fazla kullanılmıĢtır. Sanki bir resim sergisi gibi sergilemek istiyor onları. Poemada geçen Ģu benzetme Ģairin kullandığı orijinal teĢbihlerden biridir. AĢağıdaki satırlarda bu benzetmeler birkaç tanesi hariç. O–keçmiĢdän . Yukarıdaki bölümlerde de bahsedildiği gibi fasıl makamları ile tabiat olayları. tardan. neyden çıkan sesleri bir ses müzesine benzetiyor. tarihî olayları sentez yaparak anlatmak istedikleriyle iliĢkilendirebilmesinin. Vahabzâde teĢbihin benzetilen unsurlarını çok farklı alanlardan seçmiĢtir. Poemada yer alan sanatlar Ģunlardır: 4. Poemada yer alan teĢbihler yapı olarak değerlendirildiğinde farklı türlere rastlanır.

225 Asta-asta söhbät açan Säs müzäyi… O–Ģöhrätli. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi. AĢağıdaki mısralarda Ģair. gerçekten Ģairlik hissiyatı gerektirir. Ģanlı müzäy. O–danıĢan. Çahargahın Cövhärisi Kol dibinde. . Kılıçlardan od aldıran SavaĢ sesi… Yukarıdaki satırlarda bir makam perdesinde savaĢ sesleri duyan Ģair. Çahargahın Muhalif’i. ―Çaldıran‖ 128 da at süren. aĢağıdaki satırlarda aynı makamın baĢka bir perdesinde menekĢenin üĢümesini hisseder. kılıç seslerinin birbirine karıĢtığı savaĢ sesine bezetmektedir. Çahargahın Muhalif’ perdesini Çaldıran SavaĢı’ndaki at sesleriyle. Bir musiki makamında bu duyguları yaĢayabilmek. 128 Çaldıran Muharebesi. Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey.

ġikeste makamının zil köĢesinin Kaçak Nebi destanında geçen olayda vızıldayan gülle sesine benzetir. Nädir belä? Bälkä elä Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları?‖ ġair. Nasıl ki. Tarın da öz lähcäsi var. tarın sesini. aĢağıdaki mısralarda. . ―O ġuĢ kimi. dili var. bir lehçesinin olduğu anlamına gelir. Neyden çıkan hüzünlü ses.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Bu da kuĢun bir dilinin. Oyuġ-oyuġ yuvaları. konu olarak ele aldığı fasıl makamını.226 AĢağıdaki mısralarda Ģair. Karatavuk kuĢunun yavruları birbirlerinden ayrı düĢmüĢtür. bir çalgı aleti olan neyin deliklerini Karatavuk adlı kuĢ türünün yuvalarına benzetir. Mätläbinin axırı var. ävväli var. dalda öten kuĢ sesine benzetmiĢtir. bu yavruların feryadıdır âdeta. Äsgäranda vıyıldayan güllä säsi. ġiirin aĢağıdaki mısralarından önceki bölümlerinde dalda öten kuĢun bir Ģeyler anlatmak istediğinden bahseder Ģair. AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Ney üstündä yeddi säsin. iki âĢığın hasretini anlatan heyecanlı bir romana benzetmektedir. ġikästänin Zil guĢäsi. kuĢ kendi diliyle bir Ģeyler anlatmaya çalıĢıyorsa tar da kendi dilinde bir Ģeyler anlatmaya çalıĢır.

Tarix yaĢlı baban kimi. yeri ġalmıĢ yaradır ġur. Här kälmäsi alov saçan. bu benzetmenin ardından rengârenk bir manzaraya.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģur makamı hakkında çeĢitli benzetmelerde bulunulmuĢtur. tıpkı kan görmüĢ Ģahin gibi saldırmaları emredilir. ―Dinlä ġuru. Birdän yâda düĢmüĢ bir ötän macäradır ġur.‖ ―Üstündä cığırlar açılan bir därädir ġur. gözyaĢlarıyla içini döken bir anne gibi açar gönlünü. son olarak da bir arifin hikmet dolu sohbetiyle özdeĢtirilir. poemanın savaĢ sahnelerinden birinin anlatıldığı bölümden alınmıĢtır.227 “Ġki ġälbin häsrätini Varaġlarda döyündürän Bir maraġlı roman kimi.‖ AĢağıda verilen mısra. GözüyzĢlı anan kimi. Ġlk olarak âniden akla gelen. Askerlere hitaben düĢmana karĢı. Daha sonra üzerinden çığırlar açılan derin derelere.‖ . acısı hâlâ hissedeilen bir hatıraya benzetilir.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Öz ġälbini sänä açan. ―Çoxdan unudulmuĢ. ―Havadakı Ģahin kimi Tökülün al ġan üstünä. Tıpkı hayat tecrübelerini anlatan yaĢlı bir dede. Ģur makamının dinleyenlere kalbini açtığını ifade eder.

―Çäkic altda. zindan üstdä. kalelerdeki burçların birbirini takip etmesine ve burçların iniĢlerine. eĢġi. yoğurulan hamura benzetilmiĢtir. akın akın hücum etmeleri istenmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda çarigah makamı önce kalpten çoĢan bir isyana benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarından çıkan sesler ile kalelerin burçları bazı yönleriyle benzetilmiĢtir. Heyätdän ağıl mülkünä bir päncärädir ġur‖ AĢağıdaki mısralarda yine bir savaĢ sahnesinde askerlere çoĢan su gibi düĢmanın üzerine akın akın gitmeleri gerektiği anlatılmıĢtır. belli bir sırayla icra edilmesi.‖ ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. ―Ġndi bizä sellär kimi daĢmaġ gäräk. çıkıĢlarına benzetilmiĢtir. denizleri yerinden oynatan tufana benzetilerek bölüm sonlandırılmıĢtır. Ardından kaleler. tufan Çarigah.228 “Här pärdäsi bir rängä çalan mänzärädir ġur. Xamır kimi kündäländi. üsyan Çarigah.‖ ―ġaha ġalxan dalğalardır bir Müxalif güĢäsi. Däryalar längärlädän tufandı. Askerlerin bu haraketlleri suyun coĢmasına benzetilmiĢtir. ―Ġälbi vulkan täk coĢan üsyandır. Askerlerden tıpkı coĢarak yatağına sığmayan su gibi dalga dalga.‖ AĢağıdaki mısralarda çekicin altında dövülerek silah elde edilen demirin durumu. düĢmanın mağlup edildiği darbeye ve son olarak da tüten bir ocağa benzetilmiĢtir. Çarigahın muallif köĢesi ise Ģaha kalkan dalgaya benzetilir ve son olarak da söz konusu makam. Makamlardaki seslerin belli bir ahenkle. .

‖ ―Bu ġalalar azadlığı hälä yanan. män ġuzğunam. axın axın. “DaĢ üstündä naxıĢ tutan O fikirlär. Tağlardakı oyma ―naxıĢ läpäläri‖ ―Yadellinin baĢı üstdä Yumruġ kimi düyümlänän bu ġalalar. bir fikir anlattığını ifade etmiĢdaha sonra ise köĢelerden. ―Yaxın gälmä. ÇıxıĢların batıġlara. DüĢän xäfif kölgäläri. bir kartal olabileceğini ifade etmek için böyle bir sahnenin yer aldığı bölümde kendisini bir kuzgunz. O duyğular. Tüstülänän ocaġlarmıĢ.229 ―Säs düzümü ġaladakı diĢlär kimi. män ġartalam.‖ AĢağıdaki mısrada Ģair. öncelikle taĢların üzerindeki desenlerin bir duygu.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. perdelerden çıkan sesleri bu duygular. Pärdälärdän aĢıb-daĢan. bir kartala benzetmiĢtir. Sıra sıra. GuĢälärdä ġaġġıldaĢan. Hiddätlänän säs axını… ‖ . düĢüncelere benzetmiĢtir. ülkesine yapılacak herhangi bir saldırı sonucunda kendisinin bir kuzgun.

Män onu özümä mähäk sanmıĢam.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam icrasında çıkan hüzünlü sesler. yüreklere alev saçan feryada benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. Dağ basır üräyimizä. Sanki hasreti sembolize eden bir turna kafilesinin göçü gibidir. ―Säslärä bükülmüĢ bu göz yaĢları? Od saçır. Bir xalġın min illik iztirabları.‖ AĢağıdaki mısralarda fasılın köĢeleri sayfaları farklı farklı olaylarla dolu bir kitaba benzetilmilĢtir. ―Mä’rifet. ―GuĢälär rängbäräng: YaĢıl. muğamı hürmete lâyık. ardından da yatağına sıgmayan. Benzetilen su o . kutsal bir zâta benzetmiĢtir. büyük bir milletin baĢından geçenler anlatılmaktadır. al. ―Ey müġäddäs pirim. Onunla ölçer Ģair. coĢarak akan bir sele benzetilmiĢtir. Elä bil köç edir durna ġatarı…‖ AĢağıdaki mısrada Ģair.230 AĢağıdaki mısralarda Ģair. sarı… Orda varaġlanır. marifetin ne olduğunu. önce gizemli bir yola. muğamı mihenk taĢına benzetmiĢtir. ġanacaġ ölçümdür muğam. ey müdrik tarım. Bu kitapta bir kiĢinin baĢından geçenler değil. Bir ġälbin deyil.

. yorumu yapılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. milletine ait olan muğamı. ana sütünün kendisine nasıl helâl ise muğam da tıpkı ana sütü gibi milletine aittir ve milletine helâldir. ―Muğam. Bämi düzänlikdir. bu su eğer dizginlenebilse tıpkı bir nağme gibi notaya dökülür. här guĢäsi sirli. daĢır. Cilova gälsäydi belä bir axın. zili zirvädir. çiçekler nasıl dağlardan. soraġlı Yola bänzäyir.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam.231 kadar coĢkun akmaktadır ki. dağlarda kök salıp da ovada açan bir çiçeğe. zil konumu ise bir dağın zirvesine benzetilmiĢtir. O coĢur.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın bam teli düz bir ovaya. Yatağa sığmayan ġollu-budaġlı Selä bänzäyir. O axır. ovalara ulaĢıyorsa muğam da bir yürekten çıkıp bin yüreğe ulaĢmaktadır. Dağıda-dağıda sahillärini. Bayatılar. ―Bu yolu här yolcu bir cür ġät edir. ―Anamın südütäk sän halalım. Nota salardılar onu näğmätäk. kükräyir. bir bayatıya benzetilmiĢtir.

dumanı baĢında dertli bir aksakala benzetilmiĢtir. ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah. gür bir ormana benzetilir. Nasıl dalgalar denizin kıyısına vuruyorsa muğamda da dalgalar muğamın köĢelerine vurur. därin düĢüncä. derin düĢünceye banzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısrada segâh makamı.‖ AĢağıdaki mısrada segah makamı. ÄyläĢib Ġälbini açır süfrätäk. Dağlarda kök atdı.232 ―Häzin bayatılar. müdrik bir ağıl. ġirin bayatılar. arana çatdı. ―Onun här pärdäsi ah. her zili ayrı bir ıstıraba.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. idrak sahibi bir akla. Bir ġälbdä boy atıb min ġälbä çatdı. dağlarda gezen Mecnuna benzetilmiĢtir. çiçäklär kimi. Nasıl herhangi bir ihmal sonucu ormanlarda yangın . Bu aksakal bir sofra gibi yüreğini halka açmaktadır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğamın her perdesi. kedere benzetilmiĢtir. ―Buharı baĢında el ağsaġġalı. her bamı. Här bämi ġäm. diläklär kimi. Här zili od. Bu mısraları takip eden mısralar da ise muğam. ―Rast.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam dalgalı bir denize benzetilmiĢtir.

―Mühit dänizitäk o längärlidir. yaprak yaprak okunan bir kitaba benzetilmiĢtir. Ġaranı göstärir bä’zän ağ kimi.233 çıkıyorsa muğamda da derin düĢüncelerden.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. eriĢilmesi zor arzulardan yangın çıkar. ―EniĢi göstärir bizä dağ kimi.‖ AĢağıdaki mısralarda kurulan bir halı tezgâhı. Onun längär vuran här guĢäsindä Därin düĢüncälär dalgalanıbdır. Gizli fikirlärin sıx meĢäsindä Arzudan. istäkdän od ġalanıbdır. Dünyanı oynadır oyuncaġ kimi‖ AĢağıdaki mısrada ceylanın vurulmasıyla kana bulanan çimenliğin durumu alev yanan bir alana benzetilmiĢtir. Kitab kimi o. oxunur. önce yokuĢu gösteren yüksek bir dağa. Hanadakı ränglärä bax. sonra siyahın ne olduğunu ancak yan yana getirildiğinde anlaĢılan beyaza. ―Göy çämänlik ġızıl ġandan oda yandı. Varaġ-varaġ. son olarak da mecazî olarak tıpkı bir oyuncak gibi dünyayı yerinden oynatabilecek güce sahip olduğu anlatılmaktadır. ―Fatma nänä hana ġurur.

Eserde genellikle açık istiare ile karĢılaĢılır.234 AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Onun här guĢäsi bir xatirä. yürek yangınına.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. ―Dağların sel suyutäk. gözyaĢına.‖ AĢağıdaki mısrada muğamın her köĢesi bir hatıraya. Kapalı istiare ile sadece bir mısrada karĢılaĢılır.‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. dağlarda sürekli akan sel suyunun temizliğine benzetmiĢtir.2. bir çängä bulud. yağmur çiseleyen bir avuç buluta benzetilmiĢtir. Ġstiare Poemada istiare sanatının kullanımı kendisiyle benzerlik gösteren teĢbih sanatı kadar fazla değildir.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. ―Ġonduġ azad ġuĢ kimi. üräk yanğısı. “Ġälbimiztäk evimiz. Ġälbimiz tämiz oldu.‖ 4. “O. Bu ifade ―Tar da elä‖ ifadesinden ibarettir. bir canlı kitab. göz yaĢları. Yapılan açıklamalardan Ģairin daha çok benzetilen yönü kullanarak bu sanatı icra .11. canlı bir kitaba benzetilmiĢtir. eve benzetmiĢtir. halkının göç esnasındaki durumlarını daldan dala konan özgür kuĢlara benzetir. milletinin kalbinin tıpkı evleri gibi herkese açık olduğunu ifade ederek kalbi. Biz budaġdan-budağa. Aslında o da çeliĢkili bir kullanımdır. Hamıya açıġ oldu. milletinin kalbinin temizliğini.

mısralarda muğamdaki teessüf sözleri ağaca benzetilmiĢtir. ―Bir arifin hikmät dolu söz-söhbäti. Ancak benzeyen yönüne dair herhangi bir ifade yer . Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir.235 etmeyi tercih ettiği sonucuna varılabilir. Ġürbätdä vätän häsräti. Eserde istiare sanatının açık istiare çeĢidine Ģu mısralarda rastlanır: AĢağıdaki mısralarda muğamın sesi önce gök gürültüsine ardından da acı çeken bir insanın çektiği acıyla inlemesine benzetilmiĢtir. ―Duymadınsa. ―Gah säsindä göy gurlayır. Sadece benzetilen yönü ifade eden ―hikmnet bahçesi‖ kelime grubu yer almaktadır. hikmet bahçesine benzetilmiĢtir. yurdunda bir anlıġ. Ancak benzeyen yönü verilmemiĢtir. söhbät. Bir çäçäk dä därämäzsän Sän bu hikmät çämänindän. Ancak benzeyen yönleri verilmemiĢtir. Sadece benzetilen yönlerini ifade eden ―söz. Gah inläyir häzin-häzin. eĢġi. Sadece benzetilen yönleri olan ―gök gürültüsü‖ ve ―inilti‖ kelimeleri verilmiĢtir. eĢġ.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam. ardından da gurbette yaĢayan bir insanın vatanında bir anlık hasret gidermesine benzetilmiĢtir.‖ AĢağıdaki almamaktadır. vätän häsräti‖ ifadeleri kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam önce bir ârifin hikmetli sözlerine.

sazın tellerine. Hansı diläk çiçäkländi?‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Nağıl nänälärin ey laylay säsi. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. öz mälalımsan.‖ AĢağıdaki mısralarda muğam sırasıyla. Ģairin derdine.236 “Tässüfün kölgäsindä.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. ―SınmıĢ bir üräyin säs ġırıġları.‖ AĢağıdaki mısrada muğam. Ey Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ―Ey atam hünärli. Sarı AĢığın sevgi dastanına. Ancak bu benzetmenin benzeyen yönünü açıklayan herhangi bir ifade kullanılmamıĢtır ―Mänim öz därädimsän. melâline benzetilmiĢtir. ―Ay telli sazların telli xanımı. kırık bir yüreğin inleyen sesine benzetilmiĢtir. .‖ AĢağıdaki mısrada muğam. babam fikirli. bir babanın hünerine. Molla Cumanın ―Ġsmi pünhanı‖na benzetilmiĢtir. masal ninelerinin ninni söyleyen seslerine ve ecdadın erdiği kemal noktasının hazinelerine benzetilmiĢtir. Ulu babaların kamal häznäsi. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına benzetilmiĢtir. Ey Sarı AĢığın sevgi dastanı. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır. bir büyüğün fikirlerine.

‖ AĢağıdaki mısralarda muğam.11. kendi hissettiklerini farklı varlıklara yükleyerek anlatmak istediklerini onların pozisyonlarıyla dile getirir. Bu sanatı kullanırken Ģair. aynaya benzetilmiĢtir. ġairin bu poemada icra ettiği teĢhis sanatları orijinal özellik gösterirler. diğer eserlerinde de teĢhis sanatını sıkça kullanmıĢtır. ġälb atäĢi. Vahabzâde sadece bu eserinde değil. insana mahsus olan ―uyuklamak‖ hareketi çayır. Özellikle de edebî eserlere sansürün uygulandığı siyasî dönemlerde diğer Ģair ve yazarlar gibi Vahabzâde de sıkça baĢvurmuĢtur bu sanata.237 ―Könül hıçġırtısı. kalp ateĢine ve kötü bir olay sonucu insan ruhunun çektiği acıya benzetilmiĢtir. çimen için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada gökyüzü. Ancak bütün bu benzetmelerin benzeyen yönlerini açıklayan ifadeler kullanılmamıĢtır. ağlayan bir gönlün hıçkırıklarına. TeĢhis Poemada kullanımına çok sık rastlanan sanatlardandır.‖ AĢağıdaki mısralarda tardan çıkan seslerin aslında dinleyenlere bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir. ―Könül hıçġırtısı.3. çayır mürgüleyir. doğadaki varlıklar ve fasıl makamları üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. ―Göyün tämiz aynasına âksi düĢür çiçäklärin. iç hönkürtüsü. Bu sanatın geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısrada. Ancak benzeyen yönü yer almamaktadır.‖ 4. . ―Çämän. Poemada yer alan teĢhisler. can yanğısıdır. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.

Näsä deyir. isteği olmak‖ gibi insana mahsus olan özellikler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. ağrı hissetmek‖ gibi hususiyetler dünya için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―hıçkırmak. Dilindäki ġäm säsinä‖ AĢağıdaki mısralarda ―sızlamak. ―Säbrini bas. . naläsinä. Ġçindädir här mätläbi. insana mahsus olan ―feryat etmek‖ fiili tavuk için kullanılmıĢtır. feryat etmek‖ fiilleri tardan çıkan ses için kullanılmıĢtır. hissettiği acıyı ifade edebilmek‖ gibi insana mahsus olan davranıĢ ve hareketler bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır. Näsä deyir…‖ AĢağıdaki mısralarda ―sabretmek. ―O sızlayır için-için.238 ―Naläsilä yazıġ bizä. ―Bu dünyanın ağrıları. acıları‖ AĢağıdaki mısrada. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Yuvaları dağıdılmıĢ çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda. dil bilmek. Lähcäsinä. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―üĢümek‖ fiili hem menekĢe hem de fasıl makamlarından biri olan Çahargahın Cevherî makamı için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―acı çekmek.

kayalar için kullanılmıĢtır. DaĢlara bax. ―ġur nä deyir.‖ . Kirprklärdä yaĢ tärpädär. Ġar altından çıxan Tänha bänövĢänin üĢümäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda.‖ AĢağıdaki mısralarda ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ ve ―konuĢmak‖ fiilleri bir muğam makamı olan ġur için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―bir konu hakkında sohbet açmak‖ fiili bir çalgı aleti olan tar için kullanılmıĢtır ―Dinlä tarı. ―Här guĢäsi. Kol dibinde. ―taĢı yerinden oynatmak‖ ve ―gözlerden yaĢ akıtmak‖ yani ―ağlatmak‖ fiilleri fasıl makamlarının köĢeleri için kullanılmıĢtır. O.‖ AĢağıdaki mısralarda. dinlä neyi. keçmiĢdän asta-asta Söhbät açan säs müzäyi.239 ―Çahargahın Cövhärisi. ―Ġobustanda räġs eläyän ġayalara. ĠuĢ ġonmayan ġayalardan DaĢ tärpädär. Nä danıĢır narın-narın?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili taĢlar.

Häm dä bizi danıĢtıran Canlı müzey. ―Täbiätin öz älilä çarpalanan Çapıġ-çapıġ ġaĢlara bax. ―Ağız açır mağaralar. insana ait olan ―gurur.‖ AĢağıdaki mısrada.‖ AĢağıdaki mısralarda. vakar‖ fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır. ―Täbiätin özü çalır ―ġaval daĢ‖ı. hayvanlara ve insanlara mahsus olan ―ağzını açmak‖ fiili mağaralar için kullanılmıĢtır. ―Bu ränglärdä.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ ve ―konuĢturmak‖ fiilleri fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. danıĢan. özlüyünü.240 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―Ģekil vermek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―kaval çalmak‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―O.‖ AĢağıdaki mısralarda. insana ait olan ―masumiyet‖ manasındaki ―saflık‖ özelliği ve ―saklamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır. . Näğmälärdä saxlayıbdır Muğamlar da saflığını.

Cövhärindä ġäm düyünü. Därälärdä suya dönüb GülüĢmäsi.‖ AĢağıdaki mısralarda. insanlara mahsus olan ―düğme dikmek‖ manasındaki ―düğme dizmek‖ tabiri yağmur damlaları için kullanılmıĢtır. vuġar.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda. ―O düĢüğnür. Birbirilä ġucaġlaĢır. sular aĢıb-daĢır. Gah yandırır. insana mahsus olan ―güreĢmek‖ ve ―gülüĢmek‖ fiilleri gökyüzündeki bulutlar için kullanılmıĢtır. ―Sellär. insanlara mahsus olan ―savaĢmak‖ fiili mevsimler için kullanılmıĢtır. gah söndürür.241 ―Ġanadında ġürür.‖ AĢağıdaki mısrada. insanlara mahsus olan ―kucaklaĢmak‖ fiili akan sular için kullanılmıĢtır. insana ait olan ―acıdan yanmak‖ özelliği ve ―yangını söndürmek‖ fiili fasıl makamlarından biri için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada. düĢündürür. ―Yazla ġıĢın savaĢıdır.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―Göydä topa buludların Birbirilä güläĢmäsi. ―Ağacların budağına düymäläri düzä-düzä.

insanlara mahsus olan ―vurmak‖ ve ―hiddetlenmek‖ fiilleri tabiat için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―acı çekerek inlemek‖ fiili fasıl makamlarından Bestenigâr için kullanılmıĢtır. inlär. Gäraylılar ġäm götürdü çiyninä. ―omuzlarında gam taĢımak‖ deyimi geraylılar için kullanılmıĢtır. Bästäboylu Nigarların Dili ilä inlär. ―Ağı dedi buz bağlayan lal sular.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır ―Bästänigar aman çäkir. insana mahsus olan ―türkü söylemek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. ―Yollar boyu näğmä ġoĢur:‖ AĢağıdaki mısrada. ―Bästänigar. insana mahsus olan ―dert çekmek‖ manasındaki ―aman çekmek‖ deyimi fasıl makamlarından Bestenigâr için .‖ mısrada. Bayatılar ġara geydi äyninä.‖ AĢağıdaki mısralarda. ―karalar giymek‖ deyimi bayatılar için.242 AĢağıdaki mısrada. ―Ağ läpälär räġs eläyir. insana mahsus olan ―dans etmek‖ fiili tabiat için kullanılmıĢtır. insana mahsus olan ―ağıt yakmak‖ fiili ve ―lâl‖ olmak özelliği sular için.‖ AĢağıdaki mısrada. ―Ġähräman‖ı ġayalarda Ģaġġıldayıb ġähärlänir.‖ AĢağıdaki mısralarda.

―Göndärir yadelliyä imzalı färman Çarigah. . ġızdır ġalam.243 AĢağıdaki mısralarda insan gücüyle gerçekleĢtirilebilecek ―eydir‖ fiili ve ―birini susturmak‖ manasında kullanılan ―dilini kısaltmak‖ ifadesi kalkan için kullanılmıĢtır. ―anlatmak‖ manasında kullanılan ―demek‖ fiili cansız bir varlık olan kale için kullanılarak teĢhis sanatı yapılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ferman göndermek‖ fiili fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ġabarmalar. Ayrıca insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili direkt olarak kullanılmasa da makamların gözyaĢlarından bahsedilmiĢtir. ―Ġalxan äydi belimizi Çox ġısaltdı dilimizi.‖ AĢağıdaki mısralarda kalelerdeki batıkların kabarmaların aslında insanlara bir Ģeyler anlatmak istrediğinden bahsedilmektedir.‖ AĢağıdaki mısralarda ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamlarından çıkan sesler için kullanılmıĢtır. ―Nälär deyir daĢlardakı o batıġlar.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―bakirelik‖ durumu Azerbaycan’daki Kız Kalesi için kullanılmıĢtır. ―Ayrılıbdır öylä bir can sirdaĢından Çarigah.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―sırdaĢından ayrılmak‖ durumu fasıl makamlarından Çarigah için kullanılmıĢtır. ―Uca dağlar dua verib äränläri uğurladı. ―Bakirädir.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dua etmek‖ ve ―uğurlamak‖ fiilleri dağlar için kullanılmıĢtır.

Sänä näzir düĢür. ―Dağın dumanımı. çox yoxsulam män‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sohbet etmek‖ özelliği fasıl makamları için kullanılmıĢtır.‖ . inläyir ancaġ. ―Ağlayır aĢikar. Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ AĢağıdaki mısralarda fasıl makamlarının efkârlanıp ağladıkları imâ edilmiĢtir. ey näğmäm. ey pirim mänim.244 ―Görän nä danıĢır. Dumanlı säslärdä belä hönkürän?‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―ağlamak‖ ve ―yanmak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Söhbäti aĢkarda. sisimi görän.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―adak düĢmesi‖ durumu tar için kullanılmıĢtır. Yanır gizlicä. Sirri därindä‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isteği olmak‖ durumu ve ―acıdan inlemek‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gizlädir. ―Ey tarım.

‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―dertleriyle insanları yakmak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Gizli därdlärinä yandırır säni.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―dert anlatmak‖ ifadesi gönül için kullanılmıĢtır ―KeçmiĢi yanğıyla danıĢan könül‖ . ona dil deyir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana ait olan ―isteklerini anlatmak‖ ve ―arzularını saklamak‖ ifadesi fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Mätläbi gah açır.245 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―ağlamak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġämdir dolayları o ağlar säsin.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―baĢından geçenleri anlatmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır. baĢından ötüb keçäni.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―isyan etmek‖ ve ―çektiği acıdan dolayı inlemek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bä’zän üsyan edir. Bä’zän inläyir.‖ AĢağıdaki mısrada insana ait olan ―bayatı söylemek‖ ve ―dil dökmek‖ durumu fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Bayatı çağırır. Gah düyünläyir.

246 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―azap vermek‖ ve ―piĢman olmak‖ ifadeleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Därdilä.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―nâra çekmek‖. ġämilä baĢġalarına Äzäb verdiyinä peĢman oldu. ―vakarlı olmak‖. deyimi ile ―hükmetmek‖ ve ―ağlamak‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―Ġälbä atäĢ çiläyir. o säbirlidir. Aramla täk-täk. ―metanetli olmak‖ ve ―sabırlı olmak‖ sıfatları Segah ve Rast makamları için kullanılmıĢtır ―Segah–nalä çäkän. dözümlü. Hökm eläyir ağla Segah.‖ .‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ve akrabalık ifade eden ―dede‖ kelimesi.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ fiili fasıl makamları için kullanılmıĢtır ―DanıĢır bir äsrin öz yarasını. ―tedbirli olmak‖. Rast–tädbirlidir.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kalbe ateĢ çalmak‖. ―temkinle konuĢmak‖ ve ―utanmak‖ fiilleri Rast makamı için kullanılmıĢtır ―Rast–onun atası… Näsihät eylär. ―nasihat etmek‖.‖ DanıĢır tämkinlä. Vuġarlı.

―Yüz ölçür. ―Aġil danıĢır.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―konuĢmak‖ ve ―canlı örnekler vermek‖ fiilleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. fikirlär.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dehĢet karĢısında titremek‖ ve ―üĢümek‖ fiilleri bitkiler için kullanılmıĢtır. ―haykırmak‖ ve ―yavaĢça söylemek‖ fiilleri fasıl makamlarından DilkeĢte için . ―Fikirlär. ahästäcä söylär. DüĢünür därin. yaĢa dolmuĢ.247 AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―yüz ölçmek. canlı misallar çäkir härdän. o. Gül üĢüdü. Bir sirdaĢ olmuĢ.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―genç olmak‖ ve ―yaĢlanmak‖ ifadeleri Rast makamı için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―sırdaĢ olmak‖ ifadesi fikir için kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki kullanılmıĢtır. Öz därdini ġıĢġırmaz. bir biçmek‖ ve ―derin düĢünmek‖ deyimleri fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―DilkäĢdä pıçıllar bizä dünya gädärindän. bir biçir. o.‖ mısralarda insana mahsus olan ―fısıldamak‖. ―Bu dähĢätä kol titrädi. ―Rast. cavan deyildir.

―Sellär yıxar bäräläri. dibsiz ―uzun därä‖läri. ―Açıb ġızıl saçlarını GünäĢ yuyur äl-üzünü.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―alkıĢlamak‖ fiili gökyüzü için kullanılmıĢtır. Dilländirär.‖ AĢağıdaki mısralarda insanlara mahsus olan ―kuma gelmek‖ durumu güneĢ için kullanılmıĢtır. yerin. Ġndi günäĢ buludlara oldu günü.‖ AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―kavga etmek‖ davranıĢı yeryüzü ve gökyüzü için kullanılmıĢtır.248 AĢağıdaki mısrada insana mahsus olan ―düğün gününe sahip olmak‖ durumu bulutlar için kullanılmıĢtır. ―Ġovğası da bitir demäk göyün. ―Deyärlär ki.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―saçlarını salmak‖ ve ―elini yüzünü yıkamak‖ fiilleri güneĢ için kullanılmıĢtır. ―Säslär elä ängindir ki. . ―Ağ buludun toy günüdür.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―dillendirmek‖ fiili sel suları için kullanılmıĢtır. ―Göy äl çalar.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―kollarını açmak‖ ve ―kucaklamak‖ fiilleri ses için kullanılmıĢtır.

―Haġġa düĢmän olanı haġġa tanıtdırdı muğam.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―söyleneni anlamak‖ fiili koyun ve kuzu için kullanılmıĢtır.‖ 4.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―tanıtmak‖ ve ―hatırlatmak‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. ―Su çilär kinli üräklärdä ġäzäb tonġalına. Neçä ġäsdin önünü käsdi. Eserde intak sanatının kullanıldığı mısralar Ģunlardır: . dil anlar. ―Bu säsdäki mälahäti duyunca Ġoyun-ġuzu ota gälär. ġoyun.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―su serpmek‖ ve ―bir Ģeyi engellemek‖ fiilleri muğam yani fasıl makamları için kullanılmıĢtır. barıĢ.11.249 Açıb geniĢ ġollarını Bu dünyanı ġucaġlayır.4.‖ AĢağıdaki mısralarda insana mahsus olan ―barıĢmak‖ fiili koyun için kullanılmıĢtır. dayandırdı muğam. Ġntak Poemada fasıl makamları bazen akıl veren bir aksakal bazen de evladını korumaya çalıĢan bir baba olarak çıkarlar okuyucuların karĢısına. ―Çoban sändän küsübdü.‖ Keçilän yolları härdän bizä andırdı muğam. Dile gelir tavsiyelerde bulunurlar. Südü ver.

häyäcanlar.‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan’ daki bir kale konuĢturulmuĢtur. ―Tälatümlär. Deyir:–Häyat bir döyüĢdür. Bayandurun. . mısralarda fasıl makamlarından Çahargah . mısralarda fasıl makamlarından Cängi ―Cängi deyir: –DüĢmän gälir. Keç iräli! Yallı gedir. Bir vuruĢdur baĢdan-baĢa. ön sözüdür Çahargahın. ―DüĢmäninä o deyir ki. onların diliyle ya bir olay anlatılmıĢ ya da okuyuculara öğüt verilmiĢtir.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı fasıl makamları konuĢturulmuĢ.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur. Äğär gälsän yumruğumun läzzätini Sän görärsän. BärdaĢtıdır. Gäldiyinä peĢman olub Dabanına tüpürärsän. Koroğlunun däliläri.250 AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.

dağlar aĢmıĢam. dağda bitmiĢän. sazağa neylim? Män danıĢan zaman bir kimsä dinmäz. Düzändä käsdilär. Ġsti näfäsimlä ġar äritmiĢäm.251 ―Dililä yalvarır: ―Täz açıl‖ – deyir. mänim dämadäm. ahın: –Tale bir üräyä gör neçä ġıymıĢ… Mänim çäkdiklärim.‖ ―O deyir. Hansı bäd ämälin öz bahasıymıĢ? Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.‖ ―Bämindä.‖ ―Därdimin yükünä tab gätirmädi. Könlümdä dikälän bu dağa neylim? Günahım nä oldu. ġaxtaya dözmüĢäm. zilindä o ―neylim‖? deyir. Äyilib ġırılan budağa neylim? Därälär keçmiĢäm. hansı günahın. dililä amanın. .‖ ―Bu därdä bağladı mäni kim?–deyir.

Büyük arzulara dünya bir ġäfäs. Öz ällärinlä. sän öz gözünlä Gecäni gecä gör. Segah‖. ―Bäxtiyarın da könül telläri titrär beläcä. Neylim. Bir üzü gecädir.‖ mısralarda fasıl makamlarından Segah . axı neylämäk? HämiĢä olmaz ki. yer üzü gündüz.252 Säsim su yandırar. ağla. Ey mänim üräyim. bulağa neylim?‖ ―Dedi:–Bu da keçär. Deyär ahästäcä hey:―Ağla. Belä yaranıbdrr bu çärxi-fäläk. yay günü bulağa getsäm. gündüzü gündüz. Buz tutar. od mänä hämdäm. Könüllär Ģad edän ämällärinlä. Segah. Dilimä vurulan ġadağa neylim? Män od härisiyäm. bir üzü gündüz. sözüm bilinmäz. Yoluna gül düz. buza neylim. Günah mändä deyil. daĢı äritsäm.‖ AĢağıdaki konuĢturulmuĢtur.

iztirab dolu. Üräyinlä sän ġulaġ as. ―Ġulağınla ġulaġ asma. Ġäm ağladır.‖ ―EniĢi. ―kabalık‖ ve incelik‖ manalarında ―särtlik‖ ve ―incälik‖ kelimelerini kullanmıĢtır. söz deyil. AĢağıdaki mısralarda Ģair. yoxuĢu. Tezat Eserde dikkatleri çeken bir konu da olayların anlatımında kullanılan zıtlıklardır.11.‖ AĢağıdaki mısralarda ayrı ayrı ―iniĢ‖ ve ―yokuĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. . O särtliklä. ġalx yoxuĢa. ―En eniĢ.253 4. ―Sevinç bizi güldürürsä. säsdir axı. AĢağıdaki mısralarda ―dinlemek‖ ve ―dinlememek‖ manalarındaki ―kulak asmak‖ ve ―kulak asmamak‖ deyimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Yox. bu incälik Bir muğamda yanaĢıdır.5. Poemada tezat sanatı oldukça az kullanılmıĢtır. Ġähġähä dä.‖ AĢağıdaki mısralarda ―gülmek‖ ve ―ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kahkaha‖ ve ―hıçkırarak ağlamak‖manasındaki ―hönkürtü‖ kelimesi bir arada kullanılmıĢtır.

―Bizim kimi hönkür-hönkür ağlasaydı.254 Hönkürtü dä. Ġah-ġah çäkib gülsäydi söz. Poemada telmih sanatının geçtiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda geçen telmih sanatı eski bir efsaneye dayanır.‖ AĢağıdaki mısralarda ―sevinç‖ ve ―keder‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. bu mısrada efsaneye telmihte bulunmuĢtur. Eski dönemlerde insanların bellerine doladıkları kuĢağın boyu da bir arĢındır. arĢındır. ―Bälkä insan sevincini. Kädärini näğmälärlä söylämäzdi. ġair. Telmih Poemada telmih sanatı fazla olmamakla beraber kullanılmıĢtır. AĢağıda poemada geçen telmih sanatları verilirken özellikle Azerbaycan Edebiyatında olup da Türkiye Sahası Türk Edebiyatında pek bilinmeyen olaylara yapılan telmihler kısaca açıklanacaktır. AĢağıdaki mısralarda ―kahkayla gülmek‖ ve ―hüngür hüngür ağlamak‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. Efsaneye göre sığırçının beline doladığı kuĢak.‖ 4. Dünyanı gör.6.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün masalların sonunda dile getirilen gökten düĢen üç elmaya telmihte bulunulmuĢtur. ―Sığırçının belindäki arĢına bax.11. .

255 ―Bälkä düzgün bölämmädik biz o zaman Köydän düĢän üç almanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ―ġengülüm. ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan rivayetlerinden birine telmihte bulunulmuĢtur. yüzyılın Azerbaycanlı ünlü müzisyen Sadıkcan’ın çaldığı makama telmihte bulunulmuĢtur. ―Öyrän. ―BaĢġa rängä salıb bu zaman säni. Sara buna izin vermez ve nehrin sularına atar kendini. Bu masalın sonunda anne koyunun yuvada bırakıp gittiği kuzularını kurt yemiĢtir. Rivayete göre nehrin iki ayrı tarafında yaĢayan Sara ve Hançoban adlı iki genç birbirlerine âĢık olurlar. Ancak düğün günü köyün beylerinden biri Sara nehirden at üstünde geçirilirken Sara’yı kaçırmak ister.‖ . ―Canavarın aldatdığı ġengülümün. ―Öyrän nä vaxt aparıblar sel Saranı?‖. niyä Xästä Ġasım Birdän belä sayru düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda 19. ―Niyä käsdi sel aranı Häsrät ġoydu o täräfä Xançobanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan âĢıklarından biri olan Hasta Kasım adlı âĢığın hastalığına telmihte bulunulmuĢtur. ġüngülüm‖ masalına telmihte bulunmuĢtur. Yenidän taratdı Sadıxcan säni.

uygulanan tılsım sonucu devin veya herhangi bir varlığın hayatının belli bir süre ĢiĢeye mahkûm edilmesi olayı hatırlatılmaktadır. ―Biläk. Haġġ säsinä. Kılıçlardan od aldıran savaĢ sesi. Göy gurladı. ―Çahargahın Muhalif’i ―Çaldıran‖ da at süren. niyä ĢüĢädädir divin canı?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Leyla ile Mecnun efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Dağlarda göynäyän Mäcnundur Segah.256 AĢağıdaki mısralarda Türk Tarihi açısından büyük önem arzeden Çaldıran SavaĢı’na telmihte bulunulmuĢtur.‖ . Yer gurladı.‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Aslı ile Kerem efsanasine telmihte bulunulmuĢtur ―Käräm niyä Äslisindän ayrı düĢüb?‖ AĢağıdaki mısralarda hemen hemen bütün Türk topluluklarının edebiyatlarında yaĢayan Köroğlu Destanı’na telmihte bulunulmuĢtur ―Koroğlunun nä’räsinä.‖ AĢağıdaki mısrada bazı masallara konu olan.

‖ 4.9. ġaire göre koskoca dünyanın çektiği ağrılar ve acılar bir fasıl makamının perdesine sığdırıldığı söylenmektedir.257 4.7.‖ Söz konusu mısrada ―Bahtiyar‖ kelimesi hem ―mutluluk‖ manasında hem de Ģairin ismi olarak kullanılmıĢtır. Bir fäsildä neçä kärä DäyiĢdirdi öz yönünü. Bir mäcraya sığıĢdırıb tanıtdırdı bu dünyaya Bizim sänät bahadırı–Fikrät onu. Bu mısra ise Ģudur: ―Çox kitablar oxudum. ―Bu dünyanın ağrıları. bäxtiyaram. acıları.11. ―SığıĢmadı bir yatağa. Bu anlatım sadece bir yerde tesbit edilmiĢtir. 4. Mübalağa Poemada mübalağalı bir anlatıma pek rastlanmaz. Kinaye Poemada kinaye sanatına aĢağıdaki mısralarda yer alan ―Fikret‖ kelimesinde baĢvurulduğu muhtemeldir. Necä sığır Çahargahın . öz yolunu.11. Tevriye Tevriye sanatı poemada sadece bir yerde kullanılmıĢtır. Zaman keçti. zänn elädim.11.8. Budaġlandı sola. sağa.

daĢlara bax. ―Enib ġalxan keçidläri. Yaz bir yana. ―baĢ‖ ve ―diĢ‖ gibi organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. Tenasüp Poemada tenasüp sanatı çok geniĢ yer tutmasa da kayda değer bir yere sahiptir. BaĢ var ikän. ġol var ikän. Cığırları.258 Bästänigar pärdäsinä?‖ 4. Bunun yanı sıra bu sanatın yer aldığı mısralarda genellikle tasvir yapılmıĢ olduğundan anlamı güçlendirmeye yönelik tesiri de söz konusudur. diĢ var ikän‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―ova‖.‖ AĢağıdaki mısralarda mevsim isimlerinden ―yaz‖ ve ―kıĢ‖ bir arada kullanılmıĢtır. ―Äl var ikän. ―Ġobustanda räġs eläyän Ġayalara.10. ―kol‖.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait olan ―el‖. yolları kör. ―kaya‖ ve ―taĢ‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır.11. ―patika‖ ve ―yol‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―Uca-uca dağ baĢında. Bu sanatın icra edildiği mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―geçit‖. Tenasüp sanatı poemadaki konu bütünlüğünü destekleyici yöndedir.‖ . ĠıĢ bir yana.

Yaylaġları gäzä-gäzä.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―tepe‖. äsir budaġlar. ―Täpälärdän säpälänir. ve ―diĢ‖ gizi insan vücuduna ait organ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. ―pınar‖. Däyir daĢa.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―yaprak‖. ―TiträĢir ağzın içindä.‖ AĢağıdaki mısralarda insan vücuduna ait ―el‖ ve ―ayak‖ isimleri bir arada kullanılmıĢtır. . ―gökyüzü‖. enir düzä. ―Tökülür yarpaġlar. Soyuġdan üĢüyür. bir anlığa baxaġ göylärä. ―dil‖. ―Ällär süzür incä-incä. diĢ bir yana. Göydä topalanır ġäm buludları. ―rüzgar‖. ―yayla‖. Ayaġlarsa yerin-yerin. Dil bir yana. ―ova‖ ve ―taĢ‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır. ―bulut‖ ve ―dal‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.259 AĢağıdaki mısralarda ―ağız‖. toz-toz olur. susur bulaġlar. ―Gälin. Payazın sazağı käsir otları.‖ AĢağıdaki mısralarda tabiata ait olan ―gökyüzü‖ ve ―bulut‖ kelimeleri bir arada kullanılmıĢtır.

ikinci mısrada ―iĢin yapılamayarak kalması‖.‖ 4. Sinändäki dağ külünü. O tellärin näğmäsindä Öz ruhunu. Bu sanatın yer aldığı mısralar poemaya ayrı bir hava katar.11.260 Buludlar burulur. Cinas sanatının yer aldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―tel‖ kelimesi hem insanın yüreğindeki tel olarak mecâzî anlamda kullanılmıĢ hem de bir müzik aleti olan tarın telleri manasında yer almıĢtır. sinenin dağlanmasıyla oluĢan mecâzî bir külden bahsedilmektedir. ―Ocaġdakı od külündän.Cinas Poemada cinas sanatı sadece birkaç yerde mevcuttur. Buludlar dönür.11. öz ġälbini ara xalġın AĢağıdaki mısralarda kullanılan ―kül‖ kelimesi ilk mısrada ateĢin sönmesiyle yanan cisimden kalan kalıntı manasında kullanılırken ikinci mısrada çekilen dertler.‖ AĢağıdaki mısralarda ―kalmak‖ fiili ilk mısrada ―mahsur kalmak‖. . son mısrada ise ―yaĢanan bir olay sonucu geriye kalan‖ manalarında kullanılmıĢtır. Üräyinin tellärindän Tellär çäkib tara xalġın.

Mänä dä ġämin ġaldı. ―ne‖ kelimesi ikinci mısrada kelimenin eki olarak kullanılmıĢtır.Tecahül-i Arif Poemada tecahül-i arif sanatının kullanımı çok olmamakla birlikte azımsanmayacak derecededir. durumlara okuyucu da bir yandan manalar yükleme çabasına girmektedir.12.11. Bu yolla Ģairin aslında bilip de bilmemezlikten geldiği olaylara. ardından da ―bir türün yeni doğmuĢ hali‖ manasında kullanılmıĢtır. Bu sanatın kullanımı Ģairle okuyucu arasında kurulan diyaloğu destekleyici yöndedir. Çox çäkdim yar cäfasın. Ġaratoyuġ yuvaları?‖ AĢağıdaki mısralarda ―kar almak‖ ifadesi ilk olarak ―kar basmak‖ anlamında. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―Ġarabağın çöllärini ġar aldı. Biçmädim zämin ġaldı. ―Dağların sinäsi nä? Gün ġalxıb sinäsinä. ardından da ―kararmak‖ anlamında kullanılmıĢtır. Bu da okuyucuyu poemanın derinliklerine .‖ AĢağıdaki mısralarda ―yuva‖ kelimesi ilk olarak ―delik‖ manasında.‖ AĢağıdaki mısralarda cinas-ı nâkıs yapılmıĢtır. ―Ney üstündä yeddi säsin.‖ 4.261 ―Däryada gämim ġaldı. ġikästänin Zil guĢäsi ġaraldı.

Guya deyäcäkmiĢ bizä Ģe’rilä nädir ġur?!‖ AĢağıdaki mısralarda ise dalda kendi diliyle insanoğluna bir Ģeyler anlatmak isteyen kuĢun. aynı durum üzerine düĢünmeye yöneltmektedir. .262 sürükleyerek Ģairle aynı olay. ―Çox ġürrälänir Bäxtiyar öz Ģe’rinä härdän. Aslında Ģair. Oyuġ-oyuġ yuvaları. ―O säsdäki ġırıġ-ġırıġ hıçġırıġlar nä nalädir?‖ AĢağıdaki mısralarda bir çalgı aleti olan neyin üzerindeki deliklerin ne olduğunu dair sorular sorar Ģair. ―Ney üstündä yeddi säsin. Bu makamın anlatıldığı bölümün sonunda ise makam hakkında çok bir Ģey bilmediğini ifade ederek bu sanatı icra emiĢtir. Günahkarmı o ġuĢcuğaz?‖ AĢağıdaki mısrada ise müzik enstürmanından çıkan seslerin aslında enstürmanın hıçkırıkları olduğu ifade edilmiĢ ve nasıl bir feryat içerdiği sorgulanmıĢtır. okuyucuların dikkatini konuya çekmek amacıyla bu sanatı uygulamıĢtır. gerçeğin farkındadır. dilini anlamayan insanlar karĢısında günahkâr olup olmadığını sorgulamaktadır Ģair. ‖ĠuĢ dilini bilmiriksä. ―ġur‖ mkamını uzunca açıklamıĢtır. Pekâlâ. Nädir belä? Bälkä elä. ardından da kırık bir hayalin sesi olma ihtimalini ortaya koyar. Aslında bunun bir ses armonisi olduğu bilinmektedir. Önce birbirlerinden ayrı düĢen civcivlerin yuvaları olup olmadığını sorgular. bu sorunun cevabını bilen Ģair. Bu sanatın kullanıldığı mısralar Ģunlardır: AĢağıdaki mısralardan Ģair önce.

gerçekte çobanın dünyayı arĢın arĢın ölçmek istemediğini bilmektedir. ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ . ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. ―Sığırçının belindäki ArĢına bax. bu durumun gerçek olmadığını bilmektedir.263 Balaları perik düĢän Ġaratoyuġ yuvaları? Säslär ġırıġ bir arzunun can säsimi? Yuvaları dağıdılmıĢ Çolpaların naläsimi?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. Aslında Ģair. bu durumun gerçekte olmadığını bilmektedir. dünyanı gör. Bir häsrätdir?‖ AĢağıdaki mısralarda Azerbaycan masallarından biri olan ġengülüm ġüngülüm masalında ölen hayvan kahramanın kanının tarın tellerine düĢüp düĢmediğini soran Ģair. Ancak yine de sorgulamaktadır. muğamdaki hüzünlü makamların masallarda kötü karekter olan devin büyüsüne isyan edip etmediğini sorgular. ―Ġanı bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair. muğamın ne olduğunu bildiği halde onun bir bekleyiĢ olup olmadığını sorgulamaktadır. Bälkä o da bizim kimi Ölçmäk istär bu dünyanı?‖ AĢağıdaki mısralarda Ģair.

. Türkiye Türkçesindeki ―Azizim‖ ifadesinin Azeri Türkçesindeki karĢılığıyla. Onu hürmete layık bir ―pîr‖ olarak değerlendirir. ―Äziziyäm gül oldum. AĢağıdaki mısrada ise Ģair okuyucuya seslenir. bilmemezlikten gelmektedir.11. ey näğmäm. ―KeĢiĢläri. axır. ey pirim mänim. Kim yaratdı. Birbirlerini tamamlayan bu iki ensur Ģairin gözünde kutsal bir yere sahiptir. dünyaya. Okuyucu sadece poemada geçen konular üzerine düĢünmez bu eserde. Nä yaratdı?‖ 4. Hayata. tarihe dair birçok konuda hem bu konuları hem de bu konular üzerinde kendi yerini sorgular eseri okurken. fasılın icrasında dinleyenlere müzik ziyafeti çeken tar ve tarın çıkardığı sese seslenir Ģair.‖ Yukarıdaki mısrada Ģair.11.13.14. ‖ 4.Ġstifham Poemada çok sık kullanılan sanatlardandır.Nida Nida sanatı poemada sadece iki yerde geçmektedir. Poemada soruların sık sorulmasının sebebi Ģairin okuyucuyu söz konusu konularda düĢünmeye yönlendirmek istemesidir. Bu mısralar Ģunlardır: ―Ey tarım. kül oldum. Hämzäläri. Yandım.264 AĢağıdaki mısralarda sorulan soruların cevabını bilen Ģair.

buna necä tab gätirirsän?‖ ―Niyä taleläri daĢa çaldılar?‖ ―Sinänä çäkilän bu dağlar nädän?‖ ―O nädir?‖ ―Nä deyir könlümü oymaġla. oyulmaġla Segah?‖ ―Gözä göz yaĢlarıtäk bir belä dolmaġla Segah?‖ ―Nä deyirsän. ġäsdiylä nä deyir zaman?‖ ―Fırlanır.265 Poemada sorulan sorular baĢka soruları da peĢinden getirir. fırlanan nädir?‖ . Bu sanatın yer aldığı mısralar Ģunlardır: ―Ġırġavulun döĢündäki ränglär nädir?‖ ―Ġnanaġmı bu nağıla?‖ ―Günü gün çalamağın nä faydası?‖ ―O bizim çölläri niyä tärk edir?‖ ―Göräk. fırlanır. bir filozof gibi düĢündürülmeye yönlendirilir. mäni mändän belä almaġla Segah?‖ ―Häyat nä?‖ ―Ölüm nä?‖ ―Ömür nä?‖ ―Yol nä?‖ ―Ġäflät yuxusunu dağıdan nädir?‖ ―Hökmüylä. Kısacası bu poemada okuyucu.

Bu gün necä oğurladı Märd kiĢinin Ġıratını?‖ . ġüngülümün ġanı Bälkä düĢüb tarın kök sininä?‖ ―Muğamdakı hıçġırıġlar Üsyan edir bälkä divin tilsiminä?‖ ―Dünän onun ġapısında boyun bükän. son nädir?‖ ―Ġäsdi bilinmäyän bu oyun nädir?‖ ―O muğamın älvan-älvan hallarımı?‖ ―Bälkä Muğam bir gözläyiĢ. Bir häsrätdir?‖ ―Canavarın aldatdığı ġengülümün.266 ―Ay nä. gün nädir?‖ ―Ġlk nä.

Nä däyir bizä säslärä bükülmüĢ Bu göz yaĢları?‖ ―O hara täläsir? O niyä gädir?‖ ―Nädän ötrü ayrı saldılar Kärämi Äslidän. Bälkä… Hasar pärdäsidir Çahargahın?‖ ―Görän nä danıĢır. Ġäysi Leylidän?‖ . Dalğasımı ġatardakı häzin. vuġar. Tämkin.267 ―Nänäm Nigar Bälkä onda çağırıb ilk bayatını?‖ ―DaĢlardakı o oymalar. Ģirin pärdälärin?‖ ―Bürclärdäki o äzämät.

Xumar baxıĢdanmı süzülmüsän sän?‖ ―ĠıĢda yağan ġarı. Asta-asta pıçıltıları. göyläri öz axıĢıyla Haldan-hala salan bu zaman. Gah färähli hallarımı?‖ 4. Bahar gälincä sellärä döndärib axıdan nädir?‖ ―Yuxudan ġaldırıb ulu dağları. nä danıĢır o?‖ ―Vaġifin gönlünü ġana döndärän. Bahar havasına oxudan nädir?‖ ―Yerläri.15. Ġrsâl-i Mesel olarak kullanılan biri deyim diğeri atasözü olan satırlar Ģunlardır: . üräyin gah ġüssäli.268 ―Suların ġayalardakı häzin.11. Kim deyä bilär ki. Ġrsâl-i Mesel Poemada bu sanat sadece iki yerde kullanılmıĢtır. nädir?‖ ―O.

‖ ―Tut ucundan sän göğä çıx. bu yağıĢın.‖ . Calasan da günü günä.269 ―Ötän günä gün çatarmı.

2. Aynı baĢlık altında bazı Türkologların ve siyaset adamlarının Vahabzâde hakkındaki sözlerine yar verilmiĢtir. ―Metnin Latin Harflerine Aktarımı‖ bölümünde transkripsiyon iĢlemi yapılmıĢtır.270 SONUÇ Bu çalıĢmamızla büyük Azerbaycan Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasının dil ve üslup bakımından incelemesini yaptık. Bu bölümün son alt baĢlığı olan ―Poemanın Özeti‖ bölümünde poemadaki Ģiirlerin konuları birkaç cümleyle özetlenmiĢtir. ÇalıĢmamızın değerlendirmesini kısaca Ģu satırlarla özetleyebiliriz. ―Muhteva Ġncelemesi‖ bölümünde poema muhteva bakımından ayrıntılarıyla incelenmiĢtir. Ruhî Portresi ve Fikir Yapısı. 4. 5. Dil incelemesinde bu eserde diğer kelime türlerine ve gruplarına yoğun bir nazaran Ģekilde sıfatların kullanıldığı ve sıfat tamlamalarının daha sonucuna . Bu inceleme sonunda Ģairin poemada fasıl makamlarını sadece konu olarak iĢlemekle kalmayıp makamların felsefesini de yaptığı anlaĢılmıĢtır. Sanat AnlayıĢı ve Eserleri‖ hakkında bilgi verilmiĢtir. Ġkinci alt baĢlık olan ―Modern Azerbaycan ġiiri Hakkında Bilgi‖ ve üçüncü alt baĢlık olan ―Poema Yazı Türü Hakkında Bilgi ve Azerbaycan Edebiyatında Poawma Türü‖ bölümlerinde söz konusu konular hakkında bilgi verilmiĢtir. ―Dil ve Üslûp Ġncelemesi‖ bölümünde yapılan dil ve üslup incelemesinin sonunda Ģairin Azerbaycan Türkçesini eserinde büyük bir ustalıkla kullandığı ortaya koyulmuĢ olup eserde uyguladığı teknikler ayrıntısıyla incelenmiĢtir. Tezin ―GiriĢ‖ bölümünün ilk alt baĢlığı olan ―ġair Hakkında‖ bölümü hazırlanırken Ģair hakkında ―ġairin Hayat Hikâyesi. ―Metnin Türkiye Türkçesine Aktarımı‖ bölümünde metnin Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıĢtır. 3. 1.

Eksiltili cümle ikinci sırayı alırken kurallı cümle oldukça az yer tutmaktadır. genellikle isim cümlelerinden oluĢmaktadır. Tarihten sahnelerin yer aldığı ve bir olayın vukû bulduğu satırlar ise umumiyetle fiil cümlelerinden müteĢekkildir. ―Söz Sanatları‖ incelemesinde sonucunda eserde teĢbih. telmih ve istifham sanatlarının diğer sanatlara nazaran daha yaygın olarak kullanıldığı sonucuna varılmıĢtır. ġair tarafından çeĢitli tanımlamaların yapıldığı ve tabiat manzaralarının çizildiği satırlar. . Eserde kullanılan cümlelerin incelenmesiyle varılan sonuçlar Ģu Ģekilde özetlenebilir: Eserde yer alan cümleler yüklemine göre değerlendirilecek olursa isim ve fiil cümleleri hemen hemen aynı oranda kullanılmıĢtır. Cümleleler öğe diziliĢlerine göre değerlendirildiğinde ise incelenen eserin manzum bir eser olmasının da etkisiyle devrik cümle baskın gelmektedir. teĢhis.271 varılmıĢtır.

―Yaradıbdır Ġnam Meni. 1.272 KAYNAKÇA 1 AĞAYEVA. 2000.42. Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı. Azerî Edebiyatı AraĢtırmaları. 2 AHUNDOV. Deniz Kitabevi. Men Ġnamın Övladıyam‖. 6 AYTMATOV. Yayınları.Baskı 1994. ―Edebî Üslupla Ġlmî Üslubun Mukayesesi‖. 1994. ġ.f. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Baskı.Baskı. ġeref. (Cilt 1-2). TDK. Nizami. . Ġ. 2004.. 4 ALTAYLI. Ankara. 1. Nahçıvan Folkloru. Dergâh Yayınları. Seyfettin.1. Türk Müziği Teorisi ve Makamlar. Ankara. Ġstanbul. S. 9 ÇAKAR. ―Türk Dünyasının Ortak Sesi‖. Yavuz. Azerbaycan Türkçesinden aktaran: Perviz Sultanov. Ġstanbul. Cengiz. Bakü. 1994. Haziran 1994. 2. MEB. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. Yayınları.‖ 7 Azerbaycan Folkloru Antologiyası 1. 8 CAFEROV. Güz. 5 AYDOĞAN. Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Ġstanbul. 1997. MEB. Türkiye Türkçesinden Azerbaycan Türkçesine Büyük Sözlük. YaĢar. s. 3 AKPINAR. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri. Baskı. Sayı: 4. Ehliman.

2000. Ferit. Cem. Örneklerle Türk ġiir Bilgisi. Bican. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Türkoloji Dergisi. Arif. 15. Ġstanbul. Aydın Kitabevi. 17. 2000. B. 2. TDK. 14 ERCĠLASUN.Baskı.news. ―BolĢevik Ġhtilalinden Sonraki Azerbaycan Edebiyatında ġiir ve Poema Türü‖. 16 HÜSEYNOV. Ankara. Yaxut Muğam Virtuozları‖.273 10 DEVELLĠOĞLU. Mayıs 2005. ―Pırlanta Gibi Bir ġiir‖. Sayı 1. ―Muğam Xäzinäsinin Ġnciläri. ―Vahabzâde’nin ġiirleri Arasında‖. Cilt. Çarp Versiyası. 15 ERGĠN. (Ġlk Baskı. . 12 DURMUġ. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. 1997. Bayrak Yayınları. Ankara. Türk Dünyası Üzerine Ġncelemeler. Dergâh Yayınları. Ankara. 1971). Muharrem. Ankara. Ġstanbul. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Azärbaycan Räsmi Dövlät Qazeti Milli Mäclis Orqanı ( www. Akçağ Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖.azerbaijan. Yayınları. Türk Dil Bilgisi. 13 ERCĠLASUN. 17 KAPLAN. 18 KAPLAN Mehmet.az ). A. Baskı. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Mitat. Baskı. 2002. DTCF Yayınları. Ankara Üniversitesi. Tevfik Fikret (Devir-ġahsiyet-Eser). 11 DĠLÇĠN. A. Mehmet. 2000. 6.

y. 23 KUKUL. M. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Hayat Hikâyesi‖. Mehman. 21 KASAPOĞLU. 28 ÖZBAY. 1. ―Bahtiyar Vahabzâde Hayatı ve Eserleri‖ Ankara. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. Güz 1996. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin Vatan ġiirleri‖. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖. 1. Türk Kültürü AraĢtırma Enstitüsü Yayınları. Hüsniye. Baskı. Cilt 1. ġuayip. Çolpan’ın ġiirleri.274 19 KARADENĠZ. TDK. Ankara. Ankara. Yayınları. ÇENGEL Hülya. ―20. 1979. M. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖. Eski Türk Edebiyatına GiriĢ. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Halistin. Türküye ĠĢ Bankası Kültür Yayınları. 20 KARAKAġ. Ankara. Baskı. Ekrem. Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi. Aralık 2003. 26 MUSAOĞLU Mehman. 2006. Hüseyin. ―Bahtiyar Vahabzâde ve Ana Dili. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. ZAL. 27 MUSAOĞLU.. Ankara. Sayı 2. Türk Musikisinin Nazariye ve Esasları. Ahmet. 2000. Yüzyıl Türk Edebiyatı Üzerine Bir Deneme‖. MEB Yayınları. 25 MERMER.2001. Akçağ Yayınları. 22 KORKMAZ. Ġstanbul. Türkiye Türkçesi Grameri (ġekil Bilgisi). 24 MAYADAĞLI. Türk Yurdu Dergisi. 1998. . Abdürrahim Ötkür’ün ġiirleri. Zeynep. 1994.

Aralık 2005.Yayınları. ―Bahtiyar Vahabzâde Özel Sayısı‖ 30 POSPELOV. TDK Yayınları. 36 VAHABZÂDE. Genndiy. ―Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Ana dili ‖ ġiiri Üzerine‖. Ankara. Halil Ġbrahim. Baskı. Ankara. Aralık 2005. Austin. Ankara. Türk Dili. Açılan Sähärlärä Salam. Atatürk Kültür Merkezi BaĢkanlığı Yayınları. Rasim.C. 35 VAHABZÂDE. Çeviren: Yılmaz Onay. Akademi Kitabevi. Bahtiyar. ―Modern Azerbaycan ġiiri (Kuzey)‖. Gün Var Bir Aya Değer. 1997.9. TDK.c. Edebiyat Teorisi. . 6. Ankara. Baskı. Evrensel Basım Yayın. Ġstanbul. Bahtiyar. Ġstanbul. Kültür Bakanlığı Yayınları. 2005. René Wellek. Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel. 33 Türkçe Sözlük (Cilt 1-2). (Türk ġiiri Özel Sayısı 5). Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi. 38 Yazım Kılavuzu. 37 WARREN.1979.275 29 ÖZYÜREK.Baskı. Bakü.24. 32 Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi 7. Ġzmir. Edebiyat Bilimi. c. 2002. Yazıcı Yayınları. Kaynak Yayınları. 34 USTA. 1. Azerbaycan Edebiyatı. 31 Türkiye DıĢındaki Türk Edebiyatları Antolojisi. T. Haziran 2006.1998. .

azadtribun.9sekiz.net 45 www. ―Bahtiyar Vahabâde Özel Sayısı‖.news.turkudostlari. Dursun.com.kultur. 40 www.― ―Payız DüĢünceleri‖ Üstüne DüĢen― Büyük Arzular‖ ‖.net.azerbaijan.com 44 www. 41 www. Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Dergisi.az 42 www. .276 39 YILDIRIM.gov.tr 43 www.turkcesarkisozleri.

277 ÖZET Bu çalıĢmamızda Azerbaycan Edebiyatının önemli Ģair ve yazarlarından biri olan Bahtiyar Vahabzâde’nin ―Muğam‖ adlı poemasını dil ve üslup bakımından inceledik. halkın günlük yaĢantısıyla iç içe iĢlenmiĢtir. Dil ve üslup değerlendirmesinde ise Bahtiyar Vahabzâde’nin güçlü kalemini bu esere nasıl yansıttığını müĢahede ettik. Poemanın muhteva bakımından değerlendirilmesi sonucunda söz konusu eserin konusu kısaca Ģu Ģekilde açıklanabilir: Poemada fasıl makamları. Söz konusu eserde sıfatlar ve sıfat tamlamaları diğer kelime türlerine ve gruplarına nazaran daha yoğun kullanılmıĢtır. Poemanın dili oldukça sadedir. Poemanın dil ve üslup bakımından değerlendirmesinde. Bu konular yer yer benzetmeler yer yer de karĢılaĢtırmalar yapılarak kombine edilmiĢtir. Ģairin bu poemada kullandığı dil özelliklerini ayrıntılarıyla inceledik. Ġncelememizin sonunda söz konusu poemanın muhteva bakımından sıradan bir manzum eser olmadığı. poemanın konusu olan fasıl makamlarının felsefesini ihtiva ettiği sonucuna vardık. ANAHTAR SÖZCÜKLER Transkripsiyon Metin Aktarma Metin Ġnceleme Edebî Sanatlar Poema . tabiat olaylarıyla. Bununla beraber edebî sanatlar orijinal bir Ģekilde icra edilmiĢtir. tarihten sahnelerle.

After our study. literary arts were put in original styles. In the poem. is written together with natural events. we conclude that the poem is not an ordinary work by its content and it includes the philosophy of the musical styles inside itself. The subject of this poem. the adjectives and adjective phrases are used more than other word types and phrases. which is written by Bahtiyar Vahabzade. we studied the poem ―Muğam‖ by language and wording. Poems language is very simple. After studying the poem by its content. one of the most important poet and writer of Azerbaijan. This is done with many similes and comparisons. we investigate the language used in this poet in detail. historical scenes. Additionally. And in the language and wording study. In the poems study by language and wording. which is musical styles.278 ABSTRACT In this thesis. the subject can be summarized as follows. KEY WORDS Language Text Grammar Literature Vocabulary Poet Poem . we saw how Bahtiyar Vahabzade reflects his strong pen to this poem. daily life.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful