P. 1
Deuterokanonik (Apokrif) Kitaplar

Deuterokanonik (Apokrif) Kitaplar

|Views: 342|Likes:
Yayınlayan: Emre Aygün
Apokrif metinler günümüz Türkçesine çevrilmiş olarak http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=3 adresinde yer almaktadır. Ben bu metinleri bir pdf dosyasında bir araya getirdim. Çok özenli bir aktarma değil, ama el altında bulundurmak isteyenler için yararlı olabilir.
Apokrif metinler günümüz Türkçesine çevrilmiş olarak http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=3 adresinde yer almaktadır. Ben bu metinleri bir pdf dosyasında bir araya getirdim. Çok özenli bir aktarma değil, ama el altında bulundurmak isteyenler için yararlı olabilir.

More info:

Published by: Emre Aygün on Dec 04, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/18/2013

pdf

text

original

Sections

ÖNSÖZ DEUTEROKANONİK (Apokrif) KİTAPLARIN İÇERİĞİ

Apokrif (apocrypha) sözcüğü, Grekçe "saklı kitaplar" anlamına gelen '"apocryphos" sözcüğünden gelmiştir. Orijinal metin Grekçe yazılmıştır Bu kitaplar İ.Ö. 3. yüzyılda 70 kişilik bir ekip tarafından çevirisi yapılan Septuaginta'da bulunmaktadır. Apokrif Kitapları, Mesih İsa'dan önceki yüzyıllarda yaşayan Yahudiler'in tarihi, yaşamı, düşüncesi, ibadeti ve dinsel gelenekleri konusunda değerli bilgiler vermek açısından çok önemlidir. Böylece Mesih İsa'nın hangi tarihsel ve kültürel ortamda yaşamını ve öğretisini sürdürdüğünü daha iyi anlayabiliriz. Eski Antlaşma dönemiyle ilgili apokrif kitapların çoğunluğu İbranice ya da Aramice yazılmış olmalarına karşın, yalnızca Grekçe biçimleriyle elimize ulaşmışlardır. Bu da metinlerin Eski Antlaşma' nın ilk Grekçe çevirisi olan Septuaginta'da toplu olarak korunmasından kaynaklanmaktadır. Eski Antlaşma'nın İ.Ö. üçüncü yüzyılda yapılmaya başlanan ve dünyada o dönem en yaygın dil olan Grekçe 'deki bu çeviri çok kısa bir süre içinde yaygınlaşmıştır. Roma Katolik Kilisesi 1546 yılında Trent Konsülü'nde bu kitapları Kutsal kitaplar'ın arasına almıştır. Katolikler söz konusu kitaplardan "Deuterokanonik" yani Kutsal Kitap listesine sonradan eklenmiş kitaplar olarak söz ederler. Ortodoks Kilisesi ise "Deuterokanonik" olarak adlandırdığı kitapları 1642 Yaş (Jassy) ve 1672 Yeruşalim konsüllerinde "Kutsal Yazılar' ın gerçek parçaları" olarak adlandırmıştır. Günümüzde birçok Ortodoks din bilgini Atanasyus ve Jerome'nin çizgisini izleyerek bu kitapların Kutsal Yazılar' ın diğer bölümlerinden daha az yetkili olduğunu kabul etmektedir. Apokrif Kitapları genellikle Eski Antlaşma 'nın evrensel olarak benimsenen kitapları arasında değerlendirilmez ve topluluk önünde ya da kilise tapınma hizmetinde birincil olarak kullanılmazlar. Yine de Apokrif Kitapları 'nın inanlıların kişisel çalışmaları ve gelişmeleri için yararlı olabilecekleri düşünülür. Katolik Kilisesi Apokrif kitaplardan "Deuterokanonik" yani, Kutsal Kitap listesine sonradan eklenmiş kitaplar olarak söz eder. Protestanlar ise bu kitapları "Apokrifler" diye adlandırırlar. Martin Luther Apokrifler'e Kutsal Yazı gözüyle bakmamasına rağmen onların "okunması iyi ve yararlı kitaplar" olduğunu belirtmiştir. Deuterokanonik (Apokrif) Kitapları tarihsel metinler, söylenceler, bilgelik sözleri, dua ve ezgiler, gelecek olaylarla ilgili metinlerden oluşur. Kitaplar sırasıyla, Tobit, Yudit, Ester (Eski Antlaşma'daki özgün metne bazı ekler içeren Grekçe çevirisi). Bilgelik, Sirak, Baruk, Yeremya'nın Mektubu, Azarya'nın Duası ve Üç Genç Adamın Ezgisi, Suzanna, Bel ve Ejderha, 1. Makabeler, 2.Makabeler, 3.Makabeler, 1.Esdras, 4.Ezra, Manaşşe'nin Duası, 151.Mezmur ve 4.Makabeler'dir.

TOBİT' İN KİTABI GİRİŞ İbranice ya da Aramice dilinde yazılan Tobit' in Kitabı Tanrı'ya imanı olan kişilere yapılan mucize biçiminde yardımı anlatan bir öyküdür. Dinsel bağlılıkla ahlak konusunda bir Yahudi öğretisidir. Bu kitap Yeni Antlaşma'dan önceki dönemde Yahudi dinini ve kültürünü canlı biçimde anlatmaktadır.

Ana Hatlar 1:1-3:15 Tobit Ninova'da ve Sara Medya'da acı çekip dua ederler

3:16-17 Duaları kabul olununca Tanrı melek Rafael 'i onlara gönderir 4:1-21 Tobit oğlu Tobyas 'a öğüt verir 5:1-7:12 Rafael Tobyas'la Medya'ya yolculuk eder 7:13-9:6 Tobyas Sara'yla evlenir 10:1-11:18 Rafael Tobyas ve Sara'yla geri döner, kör Tobit'in gözlerini iyileştirir 12:1 -22 Melek Rafael kim olduğunu açıklar 13:1-14:15 Tobit Tanrı 'yı över ve Tobyas 'a öğüt verir

1Gabael oğlu,Aduel oğlu, Ananyel oğlu, Tobyel oğlu Tobit'in öyküsü. Kendisi
Asyel'in soyundan Naftali oymağındandı.
2

Asur Kralı Şalmaneser'in zamanında Tisbe'den sürgüne gönderildi. Tisbe, yukarı Galile'de, Kadeş Naftali'nin güneyinde, Hazor'un yukarısında, Sefet'in kuzeybatı yönündedir. Tobit Sürgünde
3

Ben Tobit, yaşadığım sürece doğru yoldan ayrılmadım, kendimi iyi işlere adadım. Asur ülkesinde, Ninovada, benim gibi sürgün olan kardeşlerime ve vatandaşlarıma pek çok sadaka verdim.
4

Gençliğimde, İsrail ülkesinde evimdeyken, atam Naftali'nin bütün oymağı Davut'un soyundan ve Yeruşalim'den ayrıldı. Oysa bütün İsrail oymaklarının kurbanlarını sunmaları için bu kent seçilmişti; bu kentte tapınak -Tanrı'nın evi- yapılmıştı ve bütün gelecek kuşaklar için kutsanmıştı.
5

Ama bütün kardeşlerim ve Naftali'nin soyu, İsrail Kralı Yeroboam'ın Galile dağlarında, Dan'da yaptırdığı danaya kurban kesiyordu.
6

Kutsal bir yer olan Yeruşalim'i ziyarete giderken çoğu kez yapayalnızdım. Bütün İsrail'i sonsuza dek bağlayan yasayı yerine getiriyordum. Meyvelerden alınan ilk ürünle ve hayvanlarla, sığırların onda biriyle ve ilk kez kırkılan koyunlarla çarçabuk

Yeruşalim'e gidiyordum.
7

Bunları sunmak için Harun'un oğulları olan kâhinlere veriyordum. Yeruşalim'de hizmet eden Levililer'e şarapla mısırın, zeytinlerin, narlarla diğer meyvelerin onda birini veriyordum. Altı yıl süre ile bu ikinci onda bir gelirimin parasını alarak Yeruşalim'e gidip ödedim.
8

Gelirimin üçüncü onda birini öksüzlere, dullara ve İsrailliler'le birlikte yaşayan yabancılara verdim. Her üç yılda bir bunu onlara bir armağan olarak verdim. Yemek yerken Musa'nın yasasına ve babamız Ananyel'in annesi Debora'nın öğütlerine uyardık. Çünkü babam ölmüştü ve ben öksüz kalmıştım.
9

Büyüyüp genç bir erkek olunca, akrabalarımızdan Anna adında bir kadınla evlendim. Bir oğlumuz oldu, ona Tobyas adını verdim.
10

Asur ülkesine sürgün edilince, beni alıp Ninova'ya götürdüler. Bütün kardeşlerim ve benim soyumdan olan kişiler putperestlerin yemeğini yedi. Ama ben putperestlerin yemeğini yemedim.
11-12 13

Bütün yüreğimle Tanrı'ma inanmayı sürdürdüğüm için,

yüce Tanrı Şalmaneser'in benimle ilgilenmesini sağladı ve kralın besinini sağlamakla görevlendirildim.
14

O ölünceye dek Medya'ya yolculuk ettim ve orada onun adına iş yaptım. Medya'da, Rages'te, Gabri'nin kardeşi Gabael'e on talant gümüş verdim.
15

Şalmaneser ölünce, oğlu Sanherib onun yerine geçti. Medya'ya giden yollar kapanmıştı ve artık oraya gidemiyordum.
16

Şalmaneser'in zamanında sadakamı çoğu kez benim soyumdan olan kardeşlerime verirdim.
17

Ekmeğimi aç kalanlara, giysilerimi çıplak olanlara verirdim. Ninova'nın duvarlarının dışına atılan vatandaşlarımın cesetlerini gördüğüm zaman onları gömerdim.
18

Sanherib'in öldürdüklerini de gömdüm. Tanrı onun sövgülerini cezalandırdı ve Yahudiye'den düzensiz biçimde geri çekildi. Öfkelenen Sanherib çok sayıda İsrailli'yi öldürdü. Cesetleri ben gizlice alıp gömdüm. Sanherib cesetleri aradı, ama bulamadı.
19

Ninovalı bir kişi krala gidip gizlice gömdüğümü bildirdi. Krala söylenenleri öğrenince ve beni öldürmek için aradıklarını anlayınca, korkup kaçtım.
20

Bütün varlığıma el kondu, tümünü hazine aldı. Elimde kalan salt eşim Anna ve oğlum Tobyas'tı.
21

Kırk gün geçmeden, iki oğlu kralı öldürüp Ağrı Dağı'na kaçtı. Oğlu Esarhaddon kralın yerine geçti. Kardeşim Anael'in oğlu Akikar maliye bakanlığına atandı ve kendisine işleri yönetme yetkisi verildi.
22

Akikar benim adıma aracılık etti ve Ninova'ya dönmeme izin verildi. Çünkü Asur Kralı Sanherib zamanında Akikar baş saki, mührü saklayan kişi, yönetici ve hazine bakanı görevlerini bir arada yürütüyordu. Esarhaddon, ondan görevlerini sürdürmesini istemişti. Akikar benim akrabamdı, yeğenimdi.

Tobit Kör Oluyor

2 Böylece, Esarhaddon döneminde eve döndüm ve eşim Anna'yla oğlum Tobyas'a
kavuştum. Pentikost Bayramı'nda (Haftalar Bayramı'nda) güzel bir yemek vardı. Yemek için oturdum.
2

Masayı ve pişirilen yemek türlerini önüme koydular. O zaman oğlum Tobyas'a şöyle dedim: "Oğlum, git de, Ninova'ya sürgün edilenkardeşlerimiz arasında dostluğu ve bağlılığı içten olan yoksul birini bul ve buraya getir ki, yemeğimi onunla paylaşayım. Geri dönünceye dek seni beklerim çocuğum. "
3

Tobyas kardeşlerimiz arasında yoksul birini bulmak için dışarı çıktı. Geri dönüp, "Baba!" dedi. "Ne oluyor oğlum?" diye sordum. Konuşmasını sürdürdü: "Baba, ulusumuzdan birini şimdi öldürdüler; pazaryerinde onu boğup yere attılar. Hâlâ orada. "
4

Yiyeceklere dokunmadan çabucak yerimden fırladım, adamın cesedini pazaryerinden alıp evimdeki odalardan birine koydum ve onu gömmek için güneş batıncaya dek bekledim.
5 6

Yeniden odama girdim, yıkandım ve acıyla yemeğimi yedim.

Bu arada Peygamber Amos'un Beytel'le ilgili sözlerini anımsadım: "Bayramlarınız yasa, Şarkılarınız çığlığa dönüşecektir. "
7 8

Ağladım. Güneş batınca gidip bir mezar kazdım ve cesedi gömdüm.

Komşularım gülüp şöyle dediler: "Bakın! Hâlâ kaygılanmıyor. Daha önce bu yüzden başına ödül konmuş, kaçmak zorunda kalmıştı. Şimdi de geri döndü ve yeniden ölüleri gömmeye başladı. "
9

O gece banyo yaptım. Sonra avluya çıktım ve avludaki duvarın dibine uzanıp yattım. Hava sıcak olduğu için yüzümü örtmeden yattım.
10

Duvarda, başımın üstünde serçeler olduğunu bilmiyordum. Onlardan damlayan sıcak birikintiler gözlerimin içine düştü. Ardından, gözlerimde beyaz benekler oluştu ve tedavi için hekimlere gitmek zorunda kaldım. Ama gözlerim için gereğinden çok merhem denemelerine karşın, benekler beni daha çok körleştiriyordu ve sonunda tümüyle kör oldum. Dört yıl süreyle görmüyordum. Tüm erkek kardeşlerim kaygılanmıştı. Akikar, Elimayis'e gidinceye dek, iki yıl süreyle bakımım için gerekli olan parayı karşıladı.
11

Bundan sonra eşim Anna kadınların yaptığı işlerde çalışmaya başladı. Yün örüp kumaş dokudu.
12

Kendisine ısmarlanan şeyleri götürüp yerine veriyor, ardından parasını alıyordu. Mart'ın yedisinde elindeki işi bitirip alıcıya götürdü. Parasını ödediler ve kendisine yemek için bir keçi yavrusu armağan ettiler.

13

Evime gelince, keçi yavrusu melemeye başladı. Eşimi çağırıp ona şöyle dedim: "Bu yaratık nereden geliyor? Ya çalınmışsa! Çabuk sahibine geri götür, çalınmış yiyecekleri yemeye hakkımız yok. "
14

Eşim şöyle dedi: "Hayır, bana ödenen ücretin dışında, bu bana verilen bir armağandır. " Ona inanmadım ve keçi yavrusunu sahibine götürmesini istedim. Bunu söylerken karşısında yüzüm kızardı. O bana şu yanıtı verdi: "Verdiğin sadakalardan ne haber? Yapmış olduğun iyi şeylerden ne haber? Bunların karşılığında başına gelenleri herkes biliyor."

3 O zaman yüreğimde acı bir iç çekip ağladım ve inleyerek aşağıdaki duayı
okudum:
2

"Rabbim, sen herkesin hakkını gözetirsin, Tüm yapıtların doğrudur. Ortamın iyilik ve gerçektir, Dünyanın yargıcısın.
3

Onun için Rabbim, Beni anımsa, beni gözet. Günahlarım için, Düşüncesizliğimin neden olduğu Yersiz davranışlarım için Ya da atalarımın günahları için beni cezalandırma.
4

Çünkü sana karşı günah işledik, Buyruklarına uymadık, Sen de bizi terk ettin. Bu nedenle bizi soydular, Tutsak edip öldürdüler. Başka uluslara karıştık Ve o uluslar bizden söz etti, Bizi gülünç duruma soktu, Bizi hor gördü.
5

Oysa bütün buyrukların doğrudur, Senin tutumun yersiz davranışlarımın sonucudur. Atalarımın yersiz davranışları da buna neden olmuştur, Çünkü senin buyruklarına uymadık, Senin katında doğru yolda yürümedik.
6

Şimdi, bana istediğin gibi davran. Yaşamımı sonuçlandırmaktan kıvanç duy; Bundan böyle bu topraklarda yaşama isteğimi yitirdim; Yeniden toprak olmak istiyorum. Çünkü ben ölümü yaşama yeğ tutuyorum. Nedenini bilmeden yerildim ve acım sonsuzdur. Rabbim, beni bu acıdan kurtarmak için vereceğin yargıyı bekleyeceğim. Bırak da, sonsuza dek benim olacak eve gideyim. Rabbim, bana sırt çevirme, Çünkü acımasız belaya çatınca, Ölüm yaşama yeğ tutulur. Bana iftira atılmasından usandım. " Sara
7

Ekbatana'da Medya'da yaşayan Raguel'in kızı Sara'yı bir rastlantı sonucu aynı gün, babasının hizmetçilerinden biri aşağıladı.
8

Sara'nın yedi kez evlendiğini bilmeniz gerek. Cinlerin en kötüsü olan Azmodius, damatları arka arkaya öldürmüştü. Bu işi evlenen çift birleşmeden önce yapmıştı. Hizmetçi kız şöyle dedi: "Evet, damatları sen öldürdün. Seni yedi kez evlendirdiler ve şansın hiç açılmadı.
9

Damatların ölmesi, bizleri cezalandırman için bir neden değil. Sen de onların yanına git. Böylece, senin çocuğunu görmek olasılığından kurtulmuş oluruz!"
10

O gün Sara çok üzüldü, hüngür hüngür ağladı ve kendini asmayı tasarlayarak babasının odasına çıktı. Ardından düşünceye daldı: "Babamı suçladıklarını varsay! Diyecekler ki, sevdiğin tek bir kızın vardı ve şimdi acıdan kendini astı. Yaşlı babama

böyle bir acı verirsem o bu acıya dayanamaz ve ölüler ülkesine göçer. Kendimi asmamam daha iyi, ancak ölmek için ve daha çok yaşayıp aşağılanmamak için Tanrı'ya yalvarmalıyım. "
11

Ardından pencerenin yanına gitti ve kollarını uzatarak şu duayı okudu: "Bağışlayan Tanrı, sen kutsalsın! Adını sonsuza dek kutsayalım, Yarattığın bütün yapıtlar Sonsuza dek seni kutsasın.
12 13

Şimdi yüzümü kaldırıp Gözlerimi sana çeviriyorum.

Sözün beni yaşadığım topraklardan kurtarsın, Bana iftira atılmasına artık dayanamıyorum.
14 15

Rabbim, Tertemiz olduğumu biliyorsun, Bir erkek eli bana değmedi;

Sürgün edildiğimiz bu ülkede Ne senin adına leke sürdüm Ne de babamın adına. Babamın tek kızıyım, Mirasçı olacak başka çocuğu yok. Yanında bir erkek kardeşi yok, Hiç akrabası kalmadı, Yaşamımı sürdürmem için bir neden yok. Doğrusu yedi koca kaybettim, Bir süre daha yaşayıp ne olacak? Yaşamımı noktalamak istemiyorsan, O takdirde bana acıyarak bak; Bana iftira atılmasına artık dayanamıyorum. " Duaya Yanıt
16 17

O süre içinde görkemli Tanrı'nın katında her ikisinin de duası kabul olundu.

Tanrı, her ikisinin de derdine çare bulması için Rafael adındaki meleği onlara gönderdi. Rafael, Tanrı'nın yarattığı ışığı kendi gözleriyle görebilmesi için Tobit'in gözlerindeki beyaz benekleri yok edecekti. Raguel'in kızı Sara'yı en kötü cinlerden biri olan Azmodius'dan kurtaracak ve onu Tobit'in oğlu Tobyas'la evlendirecekti. Çünkü Sara'ya talip olan bütün erkeklerden önce, onunla evlenmek Tobyas'ın hakkıydı. Raguel'in kızı Sara yukarıdaki odadan aşağı inerken aynı anda Tobit avludan eve dönüyordu.

Tobyas

4Aynı gün Tobit Medya'da, Rages'te Gabael'e bıraktığı gümüşleri anımsadı.
2

Şöyle düşündü: "Ölmek için dua edecek durumdayım. Ölmeden önce oğlum Tobyas'ı çağırıp ona para konusunda bilgi vermem iyi olur. "
3

Oğlu Tobyas'ı çağırıp ona şöyle dedi: "Öldüğüm zaman onurlu bir şekilde gömülmemi sağla. Annene saygı göster ve yaşadığın sürece onu asla bırakma. Tüm isteklerini yerine getir ve onu asla üzme.
4

Sen onun rahmindeyken senin için göze aldığı tehlikeleri anımsa, oğlum. Annen öldüğü zaman onu benim yanıma, aynı mezara göm.
5

"Oğlum, yaşadığın sürece Tanrıya güven. Günah işlemek ya da Tanrı'nın yasalarına uymamak isteğini asla duyma. Yaşadığın sürece iyi işler yap, doğru olmayan biçimde asla davranma.

6

Çünkü dürüst davranırsan bütün yaptıklarında başarılı olursun. Doğru davranan bütün insanlar aynı durumdadır.
7

"Mallarından bir bölümünü sadaka vermek için ayır. Yoksul kişiye asla sırt çevirme. Tanrı da sana sırt çevirmez.
8

Sadaka verirken varlığını ölçü olarak kullan. Varlıklıysan daha çok ver, varlıklı değilsen az ver, ama sadaka verirken eli sıkı olma.
9

Böyle davranırsan, yoksulluk günleri için kendine büyük bir hazine hazırlamış olursun.
10

Çünkü sadaka insanı ölümden kurtarır ve karanlığa gömülmesini önler. Sadakayı yüce Tanrı'nın katında vermek çok etkili bir sunudur.

11

12

"Oğlum, düzensiz davranışlardan sakın. Seçeceğin eş babanın soyundan olsun. Babanın oymağından olmayan yabancı bir eş alma, çünkü bizler, peygamberlerin çocuklarıyız. Baştan beri atalarımız olan Nuh'u, İbrahim'i, İshak'ı ve Yakup'u anımsa. Tümü kendi soyundan eş aldı, çocuklarıyla kutsandılar ve onların soyu yeryüzünün mirasçısı olacaktır.
13

Oğlum sen de kendi kardeşlerini yeğ tutmalısın. Kardeşlerini asla küçük görme, onlar ulusun oğulları ve kızlarıdırlar. Eşini onların arasından seç. Çünkü gurur, insanın kaygı duymasına ve yıkımına neden olur. Aylaklık yoksunluğa ve yoksulluğa neden olur, çünkü aylaklık açlığın anasıdır.
14

"Senin için çalışanların ücretini çabucak öde, ücretlerini ödemeyi ertesi güne bırakma. Tanrı'ya hizmet edersen ödülünü alırsın. Oğlum, yaptıklarında dikkatli ol, bütün davranışlarında tutumun eğitilmiş kişininki gibi olsun.
15

Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına da öyle: davran. Sarhoş olacak kadar şarap içme, yolculuk ederken aşırı davranışlardan sakın.
16

"Aç olanlara ekmeğini ve çıplak olanlara giysilerini ver. Varlıklıyken elinde bulunanların bir bölümünü sadakaya ayır; sadaka verdiğin zaman isteksiz olma.
17

Erdemli kişinin mezarında ekmek sunmakta eli açık davran, ama günahlılara bir şey verme.
18

"Bilge kişinin öğüdünü dinle, yararlı bir öğüdü asla küçümseme.

19

Bir işe girişirken Tanrı'ya yalvar, sana yol göstermesi ve amacına ulaşabilmen için O'na yakar. Çünkü bilgelik bütün uluslara verilmemiştir, bütün iyilikleri veren Tanrı'dır. İsterse insanı yüceltir, isterse insanın yıkımına neden olur. Ölüler ülkesinin derinliklerine gömer. Bundan ötürü oğlum, öğütlerimi anımsa ve sözlerimin izleri asla yüreğinden silinmesin.
20

"Şimdi, oğlum, Medya'da, Rages'te, Gabri'nin oğlu Gabael'de on talant gümüş bıraktığımı sana söylemem gerek.

21

Yoksul olduksa kaygılanma, oğlum. Tanrı'dan korkuyorsan, her türlü günahtan uzak duruyorsan ve yaptıklarından Tanrı hoşnutsa, senin büyük bir servetin var demektir. "

Tobyas 'ın Yol Arkadaşı

isteklerini yerine getireceğim.
2

5Bunun üzerine, Tobyas babası Tobit'e şöyle yanıt verdi: "Baba, bütün

Ama ondan parayı nasıl alabilirim? Ne beni tanıyor ne de ben onu. Bana inanması ve gümüşü vermesi için kim olduğumu nasıl belirteceğim? Ayrıca, Medya'ya yolculuk yapmak için hangi yoldan gidileceğini bilmiyorum. "
3

Tobit, oğlu Tobyas'a şöyle yanıt verdi: "Bir pusulayı ikimiz de imzaladık, pusulayı ikiye bölüp kestim, yarısı bende yarısı da onda kalsın diye. Pusulanın yarısını aldım, öbür yarısını da gümüşün yanına koydum. Düşün ki bu olaylar yirmi yıl önce oldu. Gümüşü de koruması için ona bıraktım! Bundan ötürü oğlum, seninle yolculuk yapacak güvenilir bir adam bul. Seninle yolculuk ederek kaybedeceği zaman için ona para ödeyeceğiz. Onunla Gabael'e gidip parayı al. "
4

Tobyas, yolu bilen ve onunla birlikte Medya'ya gidecek bir adam bulmak üzere dışarı çıktı. Dışarıda Rafael adındaki melek onu bekliyordu. Ama Tobyas Tanrı'nın meleklerinden biriyle karşılaştığını anlayamadı.
5

Tobyas sordu: "Nereden geliyorsun, dostum?" Melek, "İsrailli kardeşlerinden biriyim, iş bulmak için buralara geldim" diye yanıtladı. Tobyas yine sordu: "Medya'ya giden yolu biliyor musun?"
6

"Kuşkusuz biliyorum" dedi, "Oraya çoğu kez gittim, bütün yolları ezbere biliyorum. Medya'ya sık sık gider, Gabael'de kalırdım. Medya'dan Rages'e gitmek iki gün sürer, Rages dağlık bölgededir, Ekbatana da ovanın ortasındadır. "
7

Tobyas ona şöyle dedi: "Dostum beni bekle, gidip babamla görüşeyim. Sana gereksinmem var. Benimle gelirsen kaybedeceğin zaman karşılığında sana para öderim. "
8

Melek, "Olur, beklerim, ama çabuk dön" dedi.

9

Tobyas içeri girdi ve babasına İsrailli kardeşlerinden birini bulduğunu anlattı. Babası şöyle dedi: "Onu içeri getir, ailesi ve oymağı konusunda bilgi almak istiyorum. Senin için güvenilir bir arkadaş olup olmadığını anlamam gerek, oğlum. "
10

Bunun üzerine Tobyas dışarı çıkıp onu çağırdı: "Dostum, babam seni istiyor. " Melek eve girdi. Tobit onu selamladı, o da karşılık verdi ve ona mutluluk diledi. Tobit, "Bir daha mutlu olabilir miyim?" dedi, "Ben körüm, gökten gelen ışığı artık göremiyorum. Işığı görmeyen ölüler gibi karanlığa gömülmüş durumdayım. Ben, canlıyken mezara girmiş bir adamım. Söylenenleri duyuyorum ama insanları

göremiyorum. " Melek ona şöyle dedi: "Avunmaya çalış. Tanrı yakında seni iyileştirecektir. Avunmaya çalış. " Tobit de şöyle dedi: "Oğlum Tobyas Medya'ya gitmek istiyor. Ona yol gösterir misin? Kardeşim, sana para veririm. " Melek, "Onunla gitmek istiyorum" diye yanıtladı, "Bütün yolları biliyorum. Medya'ya çoğu kez gittim, bütün ovalarından ve dağlarından geçtim, bütün yolları bilirim. "
11

Tobit şöyle dedi: "Kardeşim, sen hangi aileden ve hangi oymaktansın? Bana söyler misin?"
12

Melek, "Benim oymağımdan sana ne?" dedi. Tobit, "Kimin oğlu olduğunu iyice bilmek ve adını öğrenmek istiyorum" dedi.
13

Melek şöyle dedi: "Ben büyük Hananya'nın oğlu Azarya'yım, akrabalarından biriyim. "
14

"Hoş geldin ve selamlar kardeşim!" dedi Tobit, "Ailenin adını bilmek istediğim için sakın alınma. Akrabam olduğunu, iyi ve onurlu bir soydan geldiğini öğreniyorum. Büyük Semeya'nın iki oğlunu, Hananya ile Natan'ı tanırım. Benimle Yeruşalim'e gelirlerdi. Orada birlikte dua ettik ve doğru yoldan asla ayrılmadılar. Kardeşlerin değerli kişilerdir, iyi bir soydan geliyorsun, hoş geldin. "
15

Sözlerine şöyle devam etti: "Sana günde bir gümüş para ödeyeceğim, ayrıca, oğlum gibi senin de masraflarını karşılayacağım. Yolculuğu oğlumla tamamlarsan,
16

sana anlaştığımızdan daha çok para öderim. " Melek yanıtladı: "Yolculuğu onunla tamamlayacağım. Kaygılanma, giderken de dönerken de her şey yolunda gidecek. Yol tehlikesizdir. "
17

Tobit şöyle dedi: "Seni kutsarım, kardeşim!" Sonra oğluna dönüp şöyle dedi: "Oğlum, yolculuk için gereken hazırlıkları yap ve kardeşinle yola çık. Göklerdeki Tanrı dış ülkede sizi korusun ve her ikinizi de esenlikle bana geri göndersin! Tanrı'nın iyilik meleği sizinle olsun ve sizi korusun, oğlum!" Tobyas yola çıkmak üzere evden çıktı, annesiyle babasını öptü. Tobit, "İyi yolculuklar!" dedi.
18

Tobyas'ın annesi ağlamaya başladı ve Tobit'e şöyle dedi: "Oğlumu niçin uzağa gönderiyorsun? O, dayandığımız asa değil mi, her işimize koşmuyor mu?
19

Kuşkusuz önemli olan salt para değildir. Kuşkusuz para oğlumuz kadar değerli değildir.
20

Tanrı 'nın bize verdiği yaşam biçimi bize yeterdi. "

21

Tobit şöyle dedi: "Böyle şeyler düşünme. Her şey iyi olacak, oğlumuz gidip gelecek. Eve döndüğü gün iyi olduğunu sen de göreceksin. Böyle şeyler düşünme. Onlar için kaygılanma, bacım.
22

Tanrı'nın iyilik meleklerinden biri onunla beraber gidecek, yolculuğu iyi geçecek. Bize esenlik içinde mutlu dönecek. "

Balık

6 O da gözünün yaşını sildi.
2 3

Delikanlı melekle yola çıktı. Köpek onları izliyordu. Sürekli yol aldılar ve ilk gün akşamüstü Dicle Irmağı'nın yanında kamp kurdular. Delikanlı ayaklarını yıkamak için ırmağa inmişti. Ama sudan sıçrayan büyük bir balık az daha ayağını yutacaktı. Delikanlı bir çığlık attı.
4

Melek şöyle dedi: "Balığı yakala, onu kaçırma. " Delikanlı balığı yakalayıp ırmağın kenarına çekti.
5

Melek devam etti: "Balığı yar, safrakesesini, yüreğini ve karaciğerini çıkar. Bunları bir yana ayır, bağırsaklarını at. Çünkü safrakesesinin, yüreğinin ve karaciğerinin şifa veren özellikleri vardır. "
6

Delikanlı balığı yardı, safrakesesini, yüreğini ve karaciğerini ayırdı. Balığın bir kısmını yemek için kızarttı, geri kalanını da tuzda saklamak üzere bir yana koydu. Sonra yola çıktılar ve Medya'ya iyice yaklaştılar. O zaman delikanlı meleğe sordu: "Azarya kardeş, balığın yüreği, karaciğeri ve safrakesesi nasıl şifa verir?"
8 7

Melek şöyle yanıtladı: "Balığın yüreğini ve karaciğerini yakarsan, oluşan duman, bir şeytanın veya kötü bir cinin musallat olduğu erkeğe veya kadına şifa verir. Bu tür bela, hiç bir iz bırakmadan, tümüyle ortadan kalkar.
9

Safrakesesine gelince, gözlerinde beyaz benekler oluşan kişi için göz merhemi olarak kullanılır. Safrakesesini kullandıktan sonra, gözlerin şifa bulması için beneklerin üstüne üflemen yeter. "
10

Medya'ya girdiler ve Ekbatana'ya çok yaklaştılar.

11

Rafael delikanlıya, "Tobyas kardeş" dedi. Ötekisi yanıtladı: "Buyurun!" Melek konuşmasını sürdürdü: "Bu gece Raguel'de kalacağız. O senin akraban olur. Sara adında bir kızı var.
12

Ama Sara'dan başka hiç bir oğlu veya kızı yok. En yakın akrabası sensin. O başkalarının değil, senindir ve babasının mirasında hak talep edebilirsin. Sara düşünceli, yürekli ve çok güzel bir kızdır. Babası onu çok sever.
13

Onunla evlenmek hakkındır. Dinle, kardeşim: Bu akşam kız konusunda babasıyla konuşacağım, kızın seninle nişanlanmasını sağlayacağım. Rages'ten dönüşümüzde evlenirsiniz. İnan ki, Raguel'in bu önerimi geri çevirmeye ya da kızını başkasıyla nişanlamaya hakkı yoktur. Çünkü Musa'nın yasası böyle buyuruyor. Raguel kabul etmezse ölümünü istiyor demektir. Akrabası olman nedeniyle kızıyla evlenmek herkesten önce senin hakkın. Raguel bunu öğrenecektir. Bu nedenle dinle kardeşim, bu akşam kız konusunda konuşacağız

ve seninle evlenmesini isteyeceğiz. Rages'ten dönüşümüzde onu da alır, senin evine götürürüz. "
14

Tobyas Rafael'e şöyle yanıt verdi: "Azarya kardeş, duyduğuma göre, o kızı yedi kez evlendirmişler, ama yedi damat da zifaf odasında ölmüş. O odaya girdikleri gece ölmüşler, damatları bir cinin öldürdüğünü duydum.
15

Bu nedenle biraz kaygılanıyorum. Kuşkusuz cin kıza bir kötülük yapmıyor, çünkü onu seviyor, ama bir erkek kıza yaklaşmak isterse, cin onu öldürüyor. Ben babamın tek oğluyum ve ölmek istemiyorum. Annemle babama böyle bir acı vermekten çekiniyorum. Çünkü bu acı onların mezara girmesine neden olur. Onları görecek başka oğulları yok. "
16

Melek şöyle dedi: "Babanın öğüdünü unutacak mısın? O sana babanın ailesinden bir eş seçmeni salık verdi. Öyleyse dinle, kardeşim. Sen cin için kaygılanma, o kızla evlen. Sana söz veriyorum, bu gece onu sana eş olarak vermeyi kabul edecekler.
17

Zifaf odasına girdiğin zaman, balığın yüreğini ve karaciğerini al ve bunların bir kısmını yakılan buhurun içine koy. Buhur yayılacak,
18

cin de bu kokuyu alınca kaçacak. Bir daha kızın yanına asla dönmeyecek, öyle bir tehlike yoktur. Sonra birleşmeden önce, ikiniz de ayağa kalkın ve dua edin. Göklerdeki Tanrı'dan sizi bağışlamasını ve korumasını dileyin. Kaygılanma, o kız başından beri senindi ve onu sen kurtaracaksın. O kız seni izleyecektir ve sana söz veriyorum, sana vereceği çocuklar senin için birer erkek kardeş olacaktır. Duraksama. " Tobyas Rafael'in bu sözlerini duyunca ve Sara'nın babasının akrabalarından olduğunu, bacısı olduğunu anlayınca, Sara'ya o denli vuruldu ki, artık gönlünün sahibini bulmuş oldu. Raguel

7Ekbatana'ya girerken Tobyas şöyle dedi: "Azarya kardeş, beni çabucak
2

kardeşimiz Raguel'e götür. " O da Raguel'in evine giden yolu Tobyas'a gösterdi. Raguel avlu kapısının yanında oturuyordu. İlk önce selam verdiler. O da yanıt verdi: "Hoş geldiniz, selamlar, kardeşlerim. " Onları eve götürdü. Eşi Edna'ya şöyle dedi: "Bu genç adam, kardeşim Tobit'e ne denli benziyor!"

3

Edna nereden geldiklerini sordu. "Biz Ninova'ya sürgün edilen Naftali'nin oğullarıyız" dediler.
4

Onlara, "Kardeşimiz Tobit'i tanıyor musunuz?" diye sordu. Onlar, "Evet, tanıyoruz" dediler. Edna yine sordu: "Kendisi nasıl?"
5

Onlar, "Hâlâ yaşıyor ve iyidir" diye yanıt verdiler. Tobyas sözlerini şöyle sürdürdü: "O benim babamdır. "

6

Raguel ayağa fırladı ve onu öpüp ağladı.

7

Konuşabildiği zaman şöyle dedi: "Seni kutsarım, oğlum! Soylu bir babanın oğlusun. O denli erdemli ve o denli iyi işler yapan bir insanın kör olması ne acıklı!" Akrabası olan Tobyas'ın boynuna sarıldı ve gözyaşı döktü.
8

Eşi Edna onun için ağladı, kızı Sara da gözyaşı döktü. Raguel sürüden bir koyun kesti ve konukları içtenlikle karşıladılar.

9

Yıkandılar, banyo yaptılar ve sofraya oturdular. Sonra Tobyas Rafael'e şöyle dedi: "Azarya kardeş, bacın Sara'yı benim için Raguel'den ister misin?"
10

Raguel bu sözleri duydu. Genç adama şöyle dedi: "Ye, iç ve elinden geldiği kadar bu geceden faydalan. Kızım Sara ile başka kimsenin evlenmeye hakkı yoktur. Buna ancak senin hakkın vardır, kardeşim. Kızımın en yakın akrabası olduğuna göre, ben onu senden başkasına veremem. Ancak, oğlum, seninle açık konuşmalıyım.
11

Akrabalarımız arasından yedi kez ona bir koca bulmaya çalıştım, ancak hepsi de kızımın odasına girince, ilk gece öldü. Oğlum şimdi ye, iç. Tanrı seni bağışlayacak ve gönül rahatlığı verecektir. " Tobyas şöyle konuştu: "Sen benim hakkımda bir karara varıncaya dek yiyip içmekten anlamam. " Raguel yanıt verdi: "Dediğin gibi olsun. Çünkü Musa'nın yasası uyarınca o sana verilmiştir. Tanrı'nın buyruğu da senin olması yolundadır. Onun için kız kardeşini sana emanet ediyorum. Bundan böyle sen onun erkek kardeşisin, o da senin kız kardeşindir. Bugünden başlayarak, sonsuza dek, o sana verilmiştir. Göklerdeki Tanrı bu gece yardımcın olsun, oğlum. O seni bağışlasın ve sana gönül rahatlığı versin."
12

Raguel kızı Sara'yı çağırdı. Elini tuttu ve kızını Tobyas'a vererek şöyle dedi: "Onu sana emanet ediyorum. Musa'nın yasasına ve yargısına göre o senin karındır. Onu götür. Vicdanın rahat etsin ve onu babanın evine götür. Göklerdeki Tanrı'nın yardımıyla yolun açık olsun, gönül rahatlığıyla git."
13

Sonra kızının annesine döndü ve yazı yazmak için kâğıt istedi. Evlilik sözleşmesini hazırladı. Musa'nın yasası uyarınca kızın Tobyas'la nasıl evlendirildiğini yazdı.
14-15

Birlikte yiyip içtiler.

16

Raguel eşi Edna'yı çağırıp şöyle dedi: "Bacım, ikinci odayı hazırla ve kızını oraya götür." Edna kocasının buyurduğu gibi, yatağı o odada hazırladı ve kızını odaya götürdü. Kızı için ağladı, sonra gözünün yaşını sildi ve şöyle dedi: "Yürekli ol, kızım! Göklerdeki Tanrı acını sevince çevirsin! Yürekli ol, kızım!" Bunu dedikten sonra dışarı çıktı.

Cin Kovuluyor

8
2

Yiyip içtikten sonra yatma zamanı geldi. Genç adamı yemek odasından yatak odasına götürdüler. Tobyas, Rafael' in öğüdünü hatırladı. Çantasını açtı, balığın yüreğini ve karaciğerini çıkardı ve bunların bir kısmını yakılan buhurun içine koydu.
3

Balığın buharı cine acı verdi ve cin hava yoluyla Mısır'a kaçtı. Rafael onu izledi ve çabucak bağlayıp prangaya vurdu. Tobyas'ın Duası
4

Bu arada anne ve baba dışarıya çıkmış ve kapıyı kapatmıştı. Tobyas yataktan kalktı ve Sara'ya şöyle dedi: "Kalk, bacım! Sen ve ben Tanrı'ya dua etmeliyiz. Tanrı'dan bizi bağışlamasını ve korumasını dilemeliyiz."
5

Sara ayağa kalktı ve Tanrı'nın onları koruması için birlikte dua ettiler. Tobyas şöyle dua etti: "Ey atalarımızın Tanrısı, sen kutsalsın, Adın da kutsaldır sonsuza dek. Gökler seni kutsasın, Bütün yaptıkların sonsuza dek seni kutsasın.
6

Adem'i sen yarattın, Ona yardımcı olması ve onu desteklemesi için Eşi Havva'yı sen yarattın, İkisinden insan soyu doğdu. Sen şöyle dedin: 'Erkeğin yalnız kalması iyi değildir, Ona benzeyen bir eş yaratalım.'
7

Ben kız kardeşimi cinsel istek nedeniyle almıyorum, Onu içtenlikle bekâr olduğum için alıyorum. Bize karşı sevecen davran, ona ve bana acı, Birlikte yaşlanmamızı sağla."
8

Birlikte "Âmin! Âmin!" diyerek gece yattılar.

9

Ama Raguel kalkıp hizmetçilerini çağırdı. Hizmetçiler gelip bir mezar kazmak için ona yardım ettiler.
10

Raguel şöyle düşünüyordu: "Tanrının izniyle ölmese keşke? Yoksa bizi bekleyen üstü kapalı alay ve utançtır."
11

Mezar hazır olunca Raguel eve dönüp karısını çağırdı,

12

ona şöyle dedi: "Odaya bir hizmetçi gönder de Tobyas'ın hâlâ yaşayıp yaşamadığını anlayalım. Çünkü ölmüşse, kimsenin haberi olmadan belki onu gömebiliriz."
13

Hizmetçiyi çağırdılar, lambayı yaktılar ve kapıyı açtılar. Hizmetçi içeri girdi. Her ikisinin de derin bir uykuda olduğunu gördü.
14

Hizmetçi dışarı çıkıp fısıldayarak şöyle dedi: "Delikanlı ölmedi, işler yolunda." Bunun üzerine Raguel Göklerdeki Tanrı'ya şükrederek şöyle dedi:

15

Raguel Tanrı'yı Övüyor "Sana hamdederiz, şükrederiz Tanrım, Saf gönüllerle hamdederiz, Sonsuza dek sana hamdedilsin, şükredilsin!
16

Beni sevindirdiğin için sana hamdederim. Korktuğum başıma gelmedi, Onun yerine, bize karşı davranışında olağanüstü bir acıma vardı.
17

Sana hamdederim, Tek oğul olan bu delikanlıya, Tek evlat olan bu kızcağıza acıdığın için. Efendim, onları bağışla ve koru, İzin ver de onların yaşamında Mutluluk ve bağışlanma olsun." Düğün Hazırlıkları
18

Raguel gün doğmadan hizmetçilerin mezarı toprakla doldurmalarını sağladı.

19

Eşine bol bol ekmek yapmasını söyledi. İki öküzle dört koyunu sürüden alıp getirdi ve onları pişirmeleri için hizmetçilerine buyruk verdi. Hazırlıklar başladı.
20

Tobyas'ı çağırıp ona şöyle dedi: "On beş gün bir yere gidemezsin. Burada kalacaksın, benimle yiyip içeceksin. Kızım çok acı çekti, onu yeniden mutlu edeceksin.
21

Bundan başka varlığımın yarısı senin olsun ve hiç bir engelle karşılaşmadan babana dönersin. Eşim ve ben ölünce, varlığımın öbür yarısı da senin olacak. Yürekli ol, oğlum! Ben senin babanım ve Edna da senin annendir. Kız kardeşinin ailesi olduğumuz gibi, bundan böyle senin de aileniz. Yürekli ol, oğlum!"

10 Bu arada Tobit, yolculuk için gereken günleri sayıyordu. Gün sayısı
dolmuştu, ama oğlu hâlâ dönmemişti.
2

"Orada onu alıkoymadıklarını umut ederim! Gabael'in ölmediğini umut ederim! Belki de ona para verecek kimse yoktu" diye düşündü.
3

Tobit tasalanmaya başladı.

4

Eşi Anna sürekli olarak şöyle diyordu: "Oğlum öldü! O artık yaşamıyor!" Ağlayıp oğlu için yas tuttu. Sürekli söyleniyordu:
5

"Eyvah! Oğlum, gözümüzün nuru, izin verdim de gittin." Tobit de ona,

6

"Sus, bacım! Böyle şeyler düşünme" diyordu, "Oğlumuz iyidir. Orada onu alıkoyan bir şey var. Onun arkadaşı akrabamızdır ve ona güvenebiliriz. Yürekli ol, bacım. O yakında dönecektir."
7

Eşi şöyle diyordu: "Beni rahat bırak ve aldatmaya kalkma. Çocuğum öldü." Her gün, aniden evden dışarı çıkıp oğlunun giderken izlediği yola bakıyordu. Ancak kendi gözlerine inanıyordu. Güneş batınca yeniden eve dönüyor, geceleri ağlayıp inliyor ve uyuyamıyordu.

Raguel, kızının düğün şöleninin on dört gün süreceği konusunda ant içmişti. On dört gün geçtikten sonra Tobyas onun yanına gidip şöyle dedi: "Artık bırak da gideyim, annemle babam beni yeniden görme umudunu yitirmişlerdir. Baba, senden şunu diliyorum, bırak da babamın yanına döneyim. Babamdan ayrıldığım zaman onun ne kötü durumda olduğunu sana anlattım."
8

Raguel Tobyas'a şöyle dedi: "Kal oğlum, benimle kal. Baban Tobit'e ulaklar gönderirim, senin haberlerini ona iletirler."
9

Ama Tobyas direndi: "Olmaz, babamın evine dönmek için senden izin istiyorum."

10

Raguel ses çıkarmadı ve kızı Sara'yı koruması için Tobyas'a verdi. Tobyas'a ayrıca varlığının yarısını verdi. Ona erkek ve kadın hizmetçiler, öküzler ve koyunlar, eşekler ve develer, giysiler, para ve ev eşyası verdi.
11

Onların sevincle yola koyulmalarına izin verdi. Ayrılırken Tobyas'a şöyle dedi: "Esenlikler dilerim, oğlum, yolun açık olsun Göklerdeki Tanrı sana ve eşin Sara'ya sevecenlikle davransın! Ölmeden önce çocuklarını görmek benim için bir umut."
12

Kızı Sara'ya da şöyle dedi: "Şimdi kaynatanın evine git, çünkü bundan böyle onlar, seni dünyaya getiren ailen kadar sana yakındır. Gönül rahatlığıyla git kızım, yaşadığım sürece seninle ilgili salt iyi şeyler duymayı umut ediyorum." Onlara güle güle dedi ve yola koyuldular. Edna da Tobyas'a şöyle dedi: "Sevgili oğlum ve kardeşim, Tanrı seni yeniden geri getirsin! Ölmeden önce senin ve kızım Sara'nın çocuklarını göreceğimi, bunun için gerektiği kadar yaşayacağımı umut ediyorum. Tanrının katında, kızımı koruman için sana veriyorum. Yaşadığın sürece onu hiç bir zaman mutsuz etme. Gönül rahatlığıyla git, oğlum. Bundan böyle ben senin annenim ve Sara da kız kardeşindir. Hep birlikte mutlu günler geçirmenizi dilerim!" Her ikisini de öptü. Onlar da sevinçle yola koyuldular.
13

Tobyas Raguel'in evinden ayrılırken içi rahat etmişti. Kıvanç duyarak gökyüzünün ve yeryüzünün Tanrısı'na, bütün evrenin egemenine hamdetti. Yolculuğunun iyi bir şekilde sonuçlanmasını diledi. Raguel'i ve eşi Edna'yı kutsadı. "Yaşadığım sürece sizi onurlandırmak benim mutluluğum olacaktır!" dedi. Tobit'in Gözleri Şifa Buluyor

11Ninova'nın karşısındaki Kaserin'e yaklaşırken,
2

Rafael şöyle dedi: "Babanı ne denli kötü durum da bıraktığımızı biliyorsun. 3Biz eşinden önce gidelim ve evi hazırlayalım, o da öbürleriyle birlikte arkadan gelir."
4

Birlikte ilerlediler. Rafael, safrakesesini alması için Tobyas'ı uyarmıştı. Köpek de onları izledi.
5

Anna oturmuş oğlunun gelirken izleyeceği yola bakıyordu.

6

Kuşkusuz oğlunun geldiğine inandı ve Tobit'e şöyle dedi: "Oğlun arkadaşı ile beraber geliyor."
7

Tobyas babasının yanına gitmeden önce Rafael ona şöyle dedi: "Sana söz veriyorum, babanın gözleri şifa bulacaktır.
8

Balığın safrakesesini gözlerine koymalısın. İlaç acı verecek ve gözlerinden ince beyaz bir zar çıkacak. Baban görebilecek ve ışığa bakabilecek."
9

Tobyas'ın annesi ona doğru koştu, oğlunun boynuna sarıldı ve şöyle dedi: "Artık ölsem de gam yemem, çünkü seni yine gördüm." Ve gözyaşı döktü.
10

Tobit ayağa kalktı, avluyu sendeleyerek geçip kapıya geldi. Tobyas ona doğru ilerledi.
11

Balığın safrakesesini elinde tutuyordu. Babasının gözlerine üfledi. Kımıldamamasını söyleyerek şöyle dedi: "Yürekli ol, baba!" Sonra ilacı sürdü ve bir süre orada bıraktı.
12

Ardından iki eliyle, babasının gözlerinin kenarlarından başlayarak zar biçimindeki deriyi soydu.
13

Babası boynuna sarıldı,

14

gözyaşı döktü. Birden, "Görebiliyorum, oğlum, gözümün nuru!" diye bağırdı ve ekledi: "Tanrı'ya övgüler olsun! Yüce adına hamdolsun! Yol gösteren kutsal meleklerin için sana hamdolsun! Yüce adına sonsuza dek övgüler olsun!
15

Çünkü beni şiddetle cezalandırmıştı, Şimdi bana acıdı Ve oğlum Tobyas'ı görüyorum." Tobyas eve girdi, yüksek sesle ve sevinçle Tanrı'yı övdü. Ardından babasına her şeyi anlattı: Yolculuğunun başarıyla geçtiğini, gümüşü geri getirdiğini, Raguel'in kızı Sara ile evlendiğini, eşinin kendisini izlediğini, yakında olduğunu ve Ninova'nın kapısına yaklaştığını söyledi.
16

Tobit gelinini karşılamak üzere Ninova'nın kapısına doğru ilerledi, bir yandan da kıvançla Tanrı'yı övüyordu. Ninova halkı, Tobit'in yanında yol gösteren biri olmadan yürüdüğünü ve eskisi gibi canlı biçimde ilerlediğini görünce şaşakaldı.
17

Tobit, Tanrı'nın kendisine nasıl acıdığını ve gözlerine şifa verdiğini herkese anlattı. Oğlu Tobyas'ın eşi Sara'yı karşıladı ve onu şu sözlerle kutsadı: "Hoş geldin, kızım! Seni bize gönderdiği için Tanrı'ya hamdederiz. Babanı kutsarım, oğlum Tobyas'ı kutsarım ve seni de kutsarım, kızım. Sevinçle ve kutsama ile kendi evine hoş geldin. İçeri gir, kızım." Tobit, Ninova'da oturan bütün Yahudiler için o gün bir şölen verdi.
18

Kuzenleri Akikar ve Nadab, Tobit'in mutluluğunu paylaşmak için geldiler.

Rafael

12Şölen bitince Tobit oğlu Tobyas'ı çağırıp şöyle dedi: "Oğlum, seninle
yolculuk eden arkadaşına ödeyeceğin parayı düşünmen gerek. Ona kararlaştırdığımızdan fazlasını ver!"
2

Tobyas, "Baba, yardımları için ona ne ödemem gerek?" diye sordu, "Geri getirdiğimiz malların yarısını ona versem bile, yine de kazançlı sayılırım.
3

Esenlikle sana dönmemi sağladı, eşimi iyileştirdi, parayı da getirdi ve şimdi de seni iyileştirdi. Tüm yaptıkları için ona ne vereyim?"
4

Tobit şöyle dedi: "Geri getirdiği malların yarısını fazlasıyla kazandı."

5

Bunun üzerine Tobyas arkadaşını çağırıp şöyle dedi: "Tüm yaptıklarının karşılığında geri getirdiğin malların yarısını ücret olarak alabilirsin ve gönül rahatlığıyla gidebilirsin."
6

O zaman Rafael her ikisini yanına çağırıp şöyle dedi: "Tanrı'ya hamdedin ve bütün canlıların önünde size verdiği iyilikler için O'nu övün. O'na hamdedin ve adını yüceltin. Tanrı'nın yaptıklarını hak ettiği gibi, bütün insanların önünde açığa vurun ve O'na şükretmekten asla usanmayın.
7

Bir kralın gizini saklamak doğrudur, aynı biçimde, Tanrı'nın yaptıklarını bildirmek ve açığa vurmak doğrudur. Yaraştığı gibi O'na şükredin. Doğru olanı yapın ve size hiç bir kötülük gelmez.
8

"Dua edip oruç tutmak ve sadaka verip doğru olanı yapmak varlıklı olup günah işlemekten daha iyidir. Altın biriktirmektense sadaka vermek daha iyidir.
9

Sadaka insanı ölümden kurtarır ve her türlü günahtan temizler. Sadaka verenlerin günleri boş geçmemiştir.
10

Günah işleyip kötülük yapanlarsa kendilerine zarar verirler.

11

"Size bütün gerçeği anlatacağım, sizden bir şey saklamayacağım. Bir kralın gizini saklamanın doğru olduğunu ve aynı şekilde, Tanrı'nın yaptıklarını yaraşır biçimde açıklamanın doğru olduğunu size daha önce söylemiştim.
12

Şunu bil ki, sen Sara ile birlikte dua ederken yakarışlarınızı gör kemli Tanrı'ya sunan ve onları okuyan bendim. Ölüyü gömdüğünüz zaman da durum böyleydi.
13

Bir ölüyü gömmek için duraksamadan sofradan kalktığın zaman, kutsal inancını denemek için ben gönderilmiştim.
14

Aynı biçimde Tanrı, seni ve gelinin Sara'yı iyileştirmem için beni gönderdi.

15

Ben Rafael'im. Tanrı'nın yüce katına çıkmak için her an hazır bekleyen yedi melekten* biriyim."

*

Eski ve Yeni Antlaşma'da bu yedi melekten üçünün sözü geçer: Cebrail, Mikael ve Rafael.
16

Her ikisinin gönlü, karşı konulmaz korku ve saygı duygularıyla doldu, ürküntü ile yüzüstü yere kapandılar.
17

Ama melek şöyle dedi: "Kaygılanmayın, gönlünüz rahat olsun. Sonsuza dek Tanrı'ya hamdedin.
18

Bana gelince, sizlerle birlikte olmak konusundaki yargıyı ben vermiş değilim, Tanrı'nın buyruğu böyle belirdi. Yaşadığınız sürece O'na hamdetmeli, O'nu övmelisiniz.
19

Beni yemek yerken gördüğünüzü sandınız. Ancak bu, oluşan bir görüntü idi, başka bir şey değildi.
20

Şimdi yeryüzünde Rabbinize hamdedin ve Tanrı'ya şükredin. O yukarıdan beni buraya gönderdi, ben de O'na dönmek üzereyim. Olup bitenleri yazın." Rafael yukarıya yükseldi.
21

Yeniden ayağa kalktıkları zaman, Rafael artık görünmüyordu.

22

Tanrı'yı ilahilerle övdüler, böyle mucizeler yaptığı için O'na şükrettiler. Çünkü Tanrı'nın bir meleği onlara görünmüştü! Göksel Yeruşalim

13 Ve Tobit şöyle dedi: "Sonsuza dek yaşayan Tanrı'ya hamdolsun, Çünkü
O'nun saltanatı tüm çağlarda sürer!
2

O, hem cezalandırır hem bağışlar, İnsanları ölüler ülkesinin sonsuzluğuna gönderir. Sonra onları oradan çekip alır, Sonunda yok eder, O'nun elinden kurtuluş yoktur.
3

O'nu övdüğünüzü bütün uluslara duyurun, Sizler ki İsrailoğulları'sınız! Çünkü O, onların arasında yaşamanızı sağlayarak,
4

Bu konuda da size yüceliğini göstermiştir. Tüm yaşayan varlıkların önünde O'nu övün! O Efendimizdir, Tanrımızdır, Babamızdır, sonsuza dek Tanrı'dır.
5

Günahlarınız için sizi cezalandırmasına karşın, Hepinize acıyacaktır. Çeşitli uluslara yayılmış olan sizleri Bir araya toplayacaktır.
6

Bütün yüreğinizle ve bütün canınızla O'na dönerseniz, O'na karşı dürüst davranırsanız, O da size dönecektir. Artık yüzünü sizden gizlemeyecektir. Size ne denli iyi davrandığını düşünün, O'na yüksek sesle şükredin, Herkesin hakkını gözeten Rabbinize hamdedin. O her çağda saltanat sürüyor, O'nu yüceltin. Ben, bu ülkede sürgündeyken O'nu övüyorum, Günah işlemiş bir ulusa O'nun gücünü

ve yüceliğini bildiriyorum. Günah işleyenler, O'na dönün, O'na karşı tutumunuz dürüst olsun. Olabilir ki, size karşı sevecen davranıp size acıyacaktır.
7

Bana gelince, Tanrı'yı övüyorum Ve ruhum göklerin egemeni için kıvanç duyuyor. İzin ver de herkes O'nun yüceliğini anlatsın, Yeruşalim'de övülsün.

8

9

Yeruşalim, kutsal kent, Tanrı yaptığın işler için seni şiddetle cezalandırdı, Ama O, dürüst kişilerin oğullarına acıyacaktır.
10

Yaraştığı gibi Tanrı'ya hamdet, O tüm çağlarda sürekli saltanat sürmüştür. Tapınağın sevinçle yeniden yapılsın, Senin içinde sürgünde olanları avutsun, Senin içinde bütün acı çekenleri sevsin, Gelecek bütün kuşaklar için, sürekli olarak.
11

Dünyanın her bölgesi üzerinde Görkemli bir ışık parlayacak, Değişik uluslar uzaktan gelecekler, Dünyanın öbür ucundan gelecekler, Tanrı'nın kutsal adına yakın olmak için, Ellerinde armağanlarla Göklerin egemenine gelecekler. Senin içinde her yeni kuşak Sürekli olarak sevincini duyuracak, Seçilmiş olan bu kentin adı Gelecek kuşaklarda sonsuza dek yaşayacak.
12

Seni aşağılayanlara lanet olsun, Seni yıkana, Duvarlarını parçalayana, Kalelerini yıkıp yerle bir edene, Evlerini yakana lanet olsun! Bu kenti kuran bütün kişiler sonsuza dek kutsansın!
13

O zaman sen coşacaksın, Dürüst kişilerin oğulları için sevineceksin, Çünkü tümü toplanacak, Her çağın Rabbi'ne hamdedecektir.
14

Seni sevenler mutludur, Sende barış olmasından sevinenler mutludur! Verdiğin cezalar karşısında tasalananlar mutludur! Çünkü yakında senin içinde kıvanç duyacaklar, Gelecek günlerde ne denli kutsandığına tanık olacaklar.
15

Ruhum o yüce egemene, Tanrı'ya hamdediyor.

16

Çünkü Yeruşalim ve onun evi Sonsuza dek yeniden yapılacaktır. Senin görkemini görüp göklerin egemenini övmek için Benim soyumdan bir kişi yaşarsa ne mutlu! Yeruşalim'in kapıları Safirden ve zümrütten yapılacak, Bütün duvarların değerli taşlarla kaplanacak. Yeruşalim'in kaleleri altından yapılacak, Kale burcundaki mazgallı siperler Som altından yapılacak.
17

Yeruşalim'in sokakları Yakutla ve Ofir'den gelen taşlarla döşenecek, Yeruşalim'in kapıları Coşku dolu ezgilerle yankılanacak. Yeruşalim'deki bütün evlerin halkı şöyle diyecek: 'Haleluya! İsrail'in Tanrısı'na hamdolsun.' Yeruşalim'de sonsuza dek Tanrı'nın kutsal adını hamdederek anacaklar."
l8

Tobit'in övgüleri burada son buluyor.

Ninova

14Tobit yüz on iki yaşındayken gönül rahatlığıyla öldü ve Ninova'da onurlu
biçimde gömüldü.
2

Kör olduğu zaman altmış iki yaşındaydı. Şifa bulduktan sonra rahat yaşadı. Sadaka veriyor, sürekli olarak Tanrı'ya hamdediyor ve O'nun yüceliğini övüyordu.
3 4

Ölmek üzereyken oğlu Tobyas'ı çağırdı ve şöyle buyurdu:

"Oğlum, çocuklarını al ve buradan uzaklaşıp Medya'ya git, çünkü Nahum'un bildirdiği gibi Ninova ile ilgili Tanrı'nın sözüne inanıyorum. Her şey böyle olacaktır, İsrail peygamberlerinin, Tanrının elçilerinin, Asur ve Ninova hakkında önceden haber verdikleri şeyler gerçekleşecektir. Onların söylediği bir tek söz boş değildir. Her şey zamanında olacaktır. Medya'yı güvenliğin açısından Asur'a ve Babil'e yeğ tutarım. Çünkü bildiğim kadarıyla Tanrı'nın bütün söyledikleri gerçekleşecektir. Her şey böyle olacaktır, önceden haber verilen olayların tümü gerçekleşecektir. İsrail topraklarında yaşayan bütün kardeşlerimiz için nüfus sayımı yapılacaktır ve kendi güzel ülkelerinden çok uzaklara sürüleceklerdir. Bütün İsrail ülkesi, Samiriye ile Yeruşalim çöle dönüşecektir ve Tanrı'nın evi bir süre için yıkık duruma gelecek ve yakılacaktır.
5

Bundan sonra Tanrı onlara yeniden acıyacak, İsrail ülkesine geri getirecektir. O'nun evini yeniden yapacaklar, ancak zamanı gelinceye dek bu ev ilki gibi güzel olmayacaktır. Ardından, hepsi tutsaklıktan kurtulup geri dönecek ve Yeruşalim'i bütün görkemiyle yeniden kuracaklar. İsrail peygamberlerinin önceden bildirdiği gibi Tanrı'nın evi Yeruşalim'de yeniden yapılacaktır.
6

"Bütün insanlar değişip eksiksiz bir içtenlikle Tanrı'dan korkacaklardır. Onları yanlış yola götüren düzmece tanrıları reddedecekler.
7

Dürüst davranarak bütün çağların Tanrısı'na hamdedecekler. O günlerde kurtulacak olan bütün İsrailliler, Tanrı'yı içtenlikle yürekten anımsayacaktır. Onlar Yeruşalim'de toplanacaklar ve ardından İbrahim'in ülkesinde güvenlik içerisinde yaşayacaklardır. Bu ülke onların olacaktır ve Tanrı'yı içtenlikle sevenler sevinecektir. Günah işleyip kötülük yapanlar yeryüzünden kaybolacaktır.
8

"Şimdi, çocuklarım, size bir görev veriyorum: Tanrı için içtenlikle çalışın ve O'nu sevindirecek biçimde davranın. Doğru olmayı, sadaka vermeyi, Tanrı'yı anmayı ve sürekli olarak, içtenlikle ve bütün güçleriyle Tanrı'ya hamdetmeyi çocuklarınıza zorunlu kılın.
9

Şimdi oğlum, Ninovadan git, burada kalma.

10

"Annenizi benim yanıma gömünce, hangi gün, hangi saatte olursa olsun, çabucak gidin ve bu ülkede daha fazla kalmayın. Ben bu ülkede yürek doğruluğundan yoksunluğun ve kötülüğün utanmayan zaferini görüyorum. Nadav'ın, babalığı Akikar'a yaptıklarını düşün. Henüz yaşarken, yeraltına girmek zorunda kalmamış mıydı? Ama Tanrı, suçlunun kötü davranışının cezasını, kurbanının gözleri önünde verdi. Çünkü Akikar gün ışığına geri döndü. Oysa Nadav, Akikar'ın yaşamına karşı kötü amaçlarla plan yapmanın cezasını çekerek sonsuza dek karanlığa gömüldü.

Yaptığı iyi işlerden dolayı Akikar, Nadav'ın ona hazırladığı öldürücü tuzaktan kurtuldu. Oysa Nadav'ın bu tuzağın içine düşmesi yıkımına neden oldu.
11

O halde, çocuklarım, sadaka vermenin sonucunu görüyorsunuz, kötülüğün ölüme neden olduğunu anlıyorsunuz. Ama soluğum kesildi." Onu yatağına yatırdılar. Öldü ve onurlu bir biçimde gömüldü.
12

Annesi ölünce Tobyas onu babasının yanına gömdü. Sonra eşi ve çocuklarıyla beraber Medya'ya gitti. Kaynatası Raguel'le Ekbatana'da yaşadı.
13

Eşinin yaşlanan annesi ve babasına her türlü ilgiyi ve saygıyı gösterdi. Onları Medya'da, Ekbatana'da gömdü. Babası Tobit'in mirasından başka Raguel'in mirası da Tobyas'a kaldı.
14 15

Kendisi çok onurlandırıldı ve yüz on yedi yaşına dek yaşamını sürdürdü.

Ölmeden önce Ninova'nın yıkılışına tanık oldu. Medya Kralı Çaksares'in Ninova halkını tutsak ettiğini ve sınır dışı edip Medya'ya getirdiğini gördü. Ninova halkına ve Asurlular'a verdiği acılar için Tanrı'ya hamdetti. Ölmeden önce Ninova'nın sonu nedeniyle sevinmek olanağını buldu ve Tanrı'ya sonsuza dek hamdetti. Âmin.

YUDİT'İN KİTABI GİRİŞ Yudit'in Kitabı Yahudiler'in düşman bir ordu tarafından yok edilme tehdidi altında yaşadığı günleri anlatır. Öykünün kahramanı Yudit, inancına içtenlikle bağlı dul bir kadındır. Kendisi Musa yasasının gereğini yapmaktadır. Holofernes'i öldürüp Yahudiler'i etkileyici biçimde kurtarır ve bu işi yaparken Tanrının yardımına güvenir. Ana Hatlar 1:1-7:32 İsrailliler yok edilme tehdidi altındadırlar 8:1-13:20 Yudit Yahudiler'i kurtarır 14:1-16:25 İsrailliler'in zaferi

Nebukadnessar ve Arpakşat

1Nebukadnessar on iki yıldır Asurluların kralıydı ve büyük Ninova Kenti'nde
yaşıyordu. Arpakşat o yıllarda Ekbatana'da Medler'i yönetiyordu.
2

Arpakşat Ekbatana Kenti'ni üç karış kalınlığında ve altı karış uzunluğunda taşlarla yapılmış surlarla çevirmişti. Kale duvarlarının yüksekliği yetmiş, genişliği ise elli karıştı.
3

Kapılardaki kulelerin yüksekliği yüz karıştı. Kulelerin temeli altmış karış genişliğindeydi.
4

Kapılar yetmiş karış yüksekliğinde ve kırk karış genişliğindeydi. Bu suretle savaşçı kuvvetler düzenli adımla yürüyüşe katılabiliyor, yaya asker ise kolaylıkla resmigeçit yapabiliyordu.
5

O günlerde Kral Nebukadnessar, Ragay sınırları içindeki büyük ovada Kral Arpakşat'la savaştı.
6

Dağlık ülkeler halkı, Fırat ve Dicle ırmaklarıyla Hidaspes kıyılarında oturanlar ve Elamitler'in kralı Ariyok'un buyruğundaki ova halkı, Kral Nebukadnessar'ı destekliyordu. Böylelikle Keleud oğullarının savaşına katılmak için pek çok ulus bir araya geldi.
7

Asur Kralı Nebukadnessar Persler'e, batılı ülkeler halkına, Kilikya, Şam ve Lübnan'a, Lübnan Suriye sınırındaki dağlık bölgede oturanlara, kıyı halkına;

8

Karmel, Gilat, Yukarı Galile ve Ezdrelon'daki büyük ova halkına;

9

Samiriye'ye ve yöredeki kentlere, Ürdün'ün ilerisindeki Yeruşalim, Betani, Keleus, Kadeş, Mısır Irmağı, Tahpanes, Rames ve Goşen bölgesine;
10

Tanis'in ilerisine ve Menfis'e, Habeşistan sınırlarına dek Mısır halkına birer mesaj gönderdi.
11

Ancak bu ülkelerdeki insan toplulukları Asur Kralı Nebukadnessar' in çağrısına önem vermediler ve savaşa katılmak için ardından gitmediler. Kaygılanmıyorlardı, çünkü onların gözünde Nebukadnessar tek başınaydı. Elçilerini utanılacak bir duruma getirdiler. Onlar da hiç bir iş başaramadan geri döndü.
12

Nebukadnessar bu ülkenin tümüne çok öfkelendi. Kilikya, Damasin ve Suriye sınırları içinde yaşayan kişilerden, Moavlılar'la Amonlular'dan ve iki denizin kıyılarına dek Filistin'in güney kesimindeki ve Mısır'daki insan topluluklarından öç almaya, onların yaşamına kılıcıyla son vermeye tahtı ve krallığı üzerine ant içti. Arpakşat 'a Karşı Seferberlik
13

On yedinci yılda Nebukadnessar'la buyruğundaki kuvvetler, Kral Arpakşat'la savaşıp onu yendiler. Arpakşat'ın ordusu, atlıları ve iki tekerlekli savaş arabaları bozguna uğradı.
14

Nebukadnessar, kentleri ele geçirip Ekbatana üzerine yürüdü, kaleleri alıp pazaryerlerini yağma etti. Arpakşat'ın önceki görkemli yaşamını alay konusu yaptı.
15

Bundan sonra Ragay dağlarında Arpakşat'ı yakaladı ve onu süngüleyerek sonsuzluğa dek yok etti.
16

Ardından askerlerini ve onu destekleyenleri geri çekti. Silahlı kişilerden oluşan büyük bir kalabalık vardı. Nebukadnessar ve ordusu yüz yirmi gün sürekli olarak kaygısızca bayram ettiler. Batı Seferi

2 On sekizinci yılda, ilk ayın yirmi ikinci gününde, sarayda etrafa gözdağı veren
2

Asur Kralı Nebukadnessar'ın tüm dünyadan öç alacağı yolunda bir söylenti yayıldı. Genelkurmayı ve kıdemli subaylarıyla yaptığı gizli toplantının ardından, Nebukadnessar bu ülkelerin tümünü yok edeceğini bildirdi.
3

Kralın başvurusuna karşılık vermeyen her kişinin öldürüleceği bir kararname ile bildirildi.
4

Danışma kurulunun toplantısı bitince Asur Kralı Nebukadnessar, doğrudan doğruya kendi buyruğu altında olan ordularının başkomutanı Holofernes'i çağırttı. Ona şöyle dedi:

5

"Tüm dünyanın efendisi yüce kral şöyle buyuruyor: 'Yola koyul, yiğitliği denenmiş kişileri birlikte al, yüz yirmi bin kadar piyade neferi ve on iki bin atlı ile çok sayıda at al.
6

Sonra batı ülkelerinin üstüne yürü, çünkü bu kişiler çağrımı önemsemedi.

7

Bana boyun eğmelerini söyle, çünkü çok öfkeliyim ve askerlerime hareket emri vermek üzereyim. Askerlerim yeryüzünü kaplayacak ve dünyayı yağma edecek.
8

Yaralıları ovaları dolduracak, ölüleriyle tıkanan ırmaklar taşacak. 0nları tutsak edip dünyanın bir ucundan öbür ucuna sürükleyeceğim.

9

10

"'Şimdi git. Benim için bölgenin tümünü ele geçirmekle işe başla. Sana boyun eğerlerse onları salıverme, zamanı gelince onları cezalandıracağım.
11

Ama direnirlerse, onlara hiç bir zaman acıma. Bırak da, koruduğum ülkelerde onları kılıçtan geçirsinler ve mallarını yağma etsinler.
12

Yaşamın hakkı için ve krallığımın yaşayan kudreti hakkı için konuştum. Söylediklerimi gerçekten yapacağım.
13

Sana gelince, efendinin buyruklarından hiçbirini savsaklama, buyruğuma çabucak tastamam uy.'"
14

Kralın yanından ayrılan Holofernes, Asur ordusunun mareşal, general ve subaylarını çağırttı.
15

Efendisinin buyruklarına uyarak seçilen askerlerin ayrıntılarını görüştü. Yüz yirmi bin kadar asker ve on iki bin atlı okçu vardı.
16

Bu kuvvetleri savaş birlikleri olarak düzenledi.

17

Ardından taşınacak eşyalar için çok sayıda deve, eşek ve katır, besin olarak da pek çok öküz ve keçi sağladı.
18

Kimler varsa hepsine gereğinden çok azık ve kralın hazinesinden olağandan çok altın ve gümüş verildi.
19

Kral Nebukadnessar'dan önce Holofernes ordusu ile yola çıktı. İki tekerlekli savaş arabaları, atlıları ve piyadeleriyle batı bölgelerini yenmeye hazırlandı.
20

Onları, sayısız çekirgeleri veya kum tanelerini andıran büyük bir kalabalık izliyordu; bu halk yığınının sayısını belirlemek olanaksızdı. Holofernes'in İlerleyiş Çabaları
21

Böylece Ninova'dan yola çıktılar ve üç gün sürekli olarak Bektilet Ovası'na doğru ilerlediler. Ardından Yukarı Kilikya'nın kuzeyindeki dağlarda ordunun konaklaması için Bektilet'ten ayrıldılar.

22

Oradan Holofernes ordusu, piyadeleri, atlıları ve iki tekerlekli savaş arabalarıyla birlikte dağlık ülkelere doğru ilerledi.
23

Pût'la Lud'dan geçti. Keleon'un güneyinde, çölün çevresinde oturan Rasis'in oğullarıyla İsmail'in oğullarına baskın yapıp onları soydu.
24

Fırat boyunca yol aldı, Mezopotamya'yı bir uçtan bir uca geçti. Abron Deresi'nin üstünde olan kale ve siper yapılarak sağlamlaştırılmış kentleri yıkıp yerle bir etti ve denize ulaştı.
25

Ardından Kilikya sınırları içindeki ülkelere saldırdı, direnen kişileri haksızca öldürdü. Yafet'in güney sınırlarında ilerleyerek Arabistan'a yöneldi,
26

Midyanlılar'ın çevresini tamamen kuşattı, çadırlarını yakıp koyun çiftliklerini yağma etti.
27

Sonra Şam Ovası'na yöneldi. Buğdayın hasat zamanıydı. Tarlaları ateşe verdi, hayvan sürülerini öldürdü, kentleri yağma edip kırları kullanılmaz duruma getirdi ve tüm delikanlıları kılıçtan geçirdi.
28

Kıyı halkı korkup şaştı ve ürperdi. Sayda, Sur, Şur, Okina, Yamnya, Azotus ve Askalon halkı paniğe kapılmıştı.

3
2 3

Barış için Holofernes'e elçiler gönderip şöyle dediler:

"Yüce Kral Nebukadnessar'ın buyruğundayız. Bizlere nasıl isterseniz öyle davranın. Hayvan çiftliklerimiz, topraklarımız, buğday tarlalarımız, hayvan sürülerimiz ve koyun çiftliklerimiz buyruğunuzdadır. İstediğinizi yapabilirsiniz.
4

Kentlerimiz ve orada yaşayan kişiler de buyruğunuzdadır. Gelin, oralara istediğiniz gibi yerleşin."
5

Elçiler durumu Holofernes'e bildirdi.

6

Holofernes ordusu ile kıyıya yaklaştı, kale ve siper yapılarak sağlamlaştırılmış bütün kentlerde özel olarak garnizonlar görevlendirdi. Tanınmış kişileri kendisine yardımcı olmaya zorladı.
7

Kentlerdeki ve çevredeki halk Holofernes'i çelenklerle süslenerek ve tef eşliğinde oynayarak karşıladı.
8

Karşılığında, Holofernes tapınaklarını yıktı ve kutsal ağaçlarını kesti. Böylece yörenin bütün tanrılarını yok ederek ve ulusları yalnız Nebukadnessar' a tapmaya zorlayarak, çeşitli diller konuşan ve değişik uluslarla bağlantısı olan kişilerin Nebukadnessar'ı tanrı diye bilmeleri için kendisine verilen görevi yerine getirdi.

9

Sonra Ezdrelon'a yaklaştı. Bu köy, Dotan çevresinde, Yahudiye'nin güney kesimindeki sıradağın karşısındaydı.
10

Geva'yla Skitopolis arasında ordusu ile konakladı ve yiyecek, içecek sağlamak için orada bir ay bekledi. Yahudiye Tetikte

başkomutanı Holofernes'in çeşitli uluslara nasıl davrandığını, tapınaklarını yağma edip yıktığını duyup
2

4Yahudiye'nin güney kesiminde yaşayan İsrailliler, Asur Kralı Nebukadnessar'ın

onun yaklaştığını öğrenince çok kaygılandılar. Yeruşalim'le Tanrı'nın Tapınağı için kuşku duydular.
3

Tutsaklıktan kısa bir süre önce kurtulmuşlardı. Halkın güney Yahudiye'ye yerleşmesi, saygısızca kullanılan kutsal eşyalarla sunağın ve tapınağın arınıp kutsanması yeniydi.
4

Onun için Samiriye, Kona, Beyt-Horon, Belman, Eziha, Koba, Asora ve Salem Ovası'nda oturanlara bilgi verdiler.
5

En yüksek dağların tepesine çıkıp oradaki köyleri, kale ve siper yaparak sağlamlaştırdılar. Yiyecek ve içecek bulundurdular, çünkü ekin biçme zamanı gelmişti.
6

O günlerde, Yeruşalim'de yaşayan Baş kâhin Yoakim, Dotan Ovası'na yönelen Ezdrelon'un karşısındaki iki kente, Betulya ve Betomestayım halkına yazdı.
7

Güney Yahudiye'ye varmak için tek yol olan dağ geçitlerini tutmalarını buyurdu, böylece saldırganları durdurmak onlar için kolay olacaktı. Çünkü dar geçitlerde ancak iki kişi yan yana durabilirdi.
8

İsrailliler, Baş kâhin Yoakim'in ve Yeruşalim'de toplantı yapan Yaşlılar Konseyi'nin buyruklarına uydular. Dua Eden Bir Ulus
9

İsrail'in bütün erkekleri, büyük bir istekle Tanrı'ya seslendiler. O'nun karşısında alçakgönüllü ve saygılı davrandılar.
10

Erkekler, eşleri, çocukları, hayvanları, kiralık ve köle olarak orada oturan tüm yabancılar, bellerinin etrafına çul sardılar.
11

Yeruşalimdeki tüm İsrailliler, kadınlarla ve çocuklarla birlikte, tapınağın önünde yüzükoyun yattılar ve başlarına küller dökerek ellerini Tanrı'ya uzattılar.
12

Sunağı çulla sardılar ve büyük bir istekle bir araya gelerek İsrail'in Tanrısı'na yalvardılar. Ufak çocuklarının kılıçtan geçirilmemesi, eşlerinin kaçırılmaması,

onlara miras kalan kentlerin yıkılmaması, tapınağa saygısızca davranılmaması, kutsal nesnelere Saldırılmaması ve putperestlerin başarılarını zevkle seyretmemesi için yalvardılar.
13

Tanrı onları duydu ve tasaları ile ilgilendi. Acıyarak ve esirgeyerek onları sevdi. Gerek Güney Yahudiye'de gerekse Yeruşalim'de, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın Tapınağının önünde insan toplulukları günlerce oruç tuttu.
14

Başkâhin Yoakim ve Tanrının önünde duranlar, Tanrı'nın kâhinleri ve elçileri bellerine çul sarmışlardı. Aralıksız bir hayvanı ateşte yakıp kurban ediyorlardı* ve halkın kendi isteğiyle verdiği adakları sunuyorlardı. * Kurban edilen hayvan ateşte tamamen yakılıyordu.
15

Sarıklarında küllerle, İsrail ulusunun çıkarına uygun olarak davranmasını Tanrı'dan içtenlikle diliyorlardı. Holofernes'in Ordusunun Savaş Kurulu

5
2

Asur ordusunun başkomutanı Holofernes, İsrailoğulları'nın savaşa hazırlandığı yolunda haber ve bilgi aldı. Dağ geçitlerini kapattıklarını, dağ zirvelerinde güçlü siper yaptıklarını ve ovalarda engeller koyduklarını öğrendi. Holofernes çok öfkelendi. Moav'ın tüm prenslerini, Amon'un tüm generallerini ve kıyı kesimlerin ufak prenslerini çağırttı.
3

Onlara şöyle dedi: "Kenan ülkesinin insanları, dağlık ülkelerde ne biçim bir halk olduğunu bana söyleyin: Bu halk hangi kentlerde oturuyor? Ordusu büyük mü? Gücü ve varlığı nereden kaynaklanıyor? Ülkeyi yönetip orduya komuta eden kral kimdir?
4

Tüm batılı uluslar gibi, niçin gelip benimle görüşmediler?"

5

Amonlular'ın önderi Akyor şu yanıtı verdi: "Efendimiz, kulunun söyleyeceklerini lütfen dinle. Evleri size yakın olan bu dağ insanlarıyla ilgili gerçekleri size anlatacağım. Kulunuz size hiç bir zaman yalan söylemez.
6

Bu insanlar Kildaniler'in soyundan gelmektedir.

7

Bir zamanlar gelip Mezopotamya'ya yerleştiler, çünkü Kildaniler'in ülkesinde yaşayan atalarının tanrılarına uymak istemiyorlardı.
8

Atalarının törenlerini bırakıp doğruluğunu kabul ettikleri Tanrı'ya, göklerdeki Tanrı'ya tapmaya başladılar. Kendi tanrılarının önünden kovulunca Mezopotamya'ya kaçtılar ve orada uzun bir dönem yaşadılar.
9

"Tanrı, evlerini bırakıp Kenan ülkesine gitmelerini kendilerine bildirince, oraya yerleştiler; altın, gümüş ve büyük sığır sürüleri topladılar.

10

Ardından Kenan ülkesinde kıtlık baş gösterince, Mısır'a gittiler ve yiyecek buldukları sürece orada kaldılar. Sayıları pek çok arttı, kalabalık bir soy gelişti.
11

Ama Mısır Kralı davranışında onlara karşı oldu, onları tuğla yapmaya zorlayarak sömürdü; onları alçaltıp köle durumuna düşürdü.
12

Tanrı'ya seslendiler ve Tanrı Mısır topraklarında kurtulması olanaksız sıkıntılı ve zararlı durumlar oluşturdu ve Mısırlılar onları kovdu.
13

Tanrı onların önünde Kızıldeniz'i kuruttu.

14

Sina yarımadası ile Kadeş-Barnea yolundan ilerlemelerini sağladı. Çölde oturanları kovup
15

Amonlular'ın ülkesine yerleştiler ve çok güçlü olduklarından Heşbon halkını yok ettiler. Sonra, Ürdün Irmağı'nı geçip tüm dağlık ülkeleri ele geçirdiler.
16

Kenan ülkesi halkını, Perizliler'i, Yevuslular'ı, Şekemliler'i ve tüm Girgaşlılar'ı kovdular ve orada uzun yıllar yaşadılar.
17

"Bu arada Tanrı katında suçlu olmadılar, bolluk içinde yaşadılar. Çünkü onların Tanrısı suçluluktan tiksinir.
18

Ama, Tanrı'nın gösterdiği yoldan uzaklaşınca, birbiri ardından gelen savaşlarda bir bölümü öldürüldü, diğerleri de tutsak olup yabancı ülkelere götürüldü. Tanrıları'nın Tapınağı yerle bir edildi ve düşmanlar kentlerini ele geçirdi.
19

Ardından yüzlerini bir daha Tanrıları'na döndürdüler, dağılıp ayrıldıkları yerlere geri döndüler. Tapınaklarının bulunduğu Yeruşalim'i yeniden ele geçirdiler ve bırakılan dağlık ülkelere bir kez daha yerleştiler.
20

"Bu durumda, üstün yetenekli efendimiz, bu insanlar yanlış bir şey yapmışlarsa, Tanrı katında suçluysalar, bu konuda kanımız varsa, ilerleyip onlara saldırabiliriz.
21

Ama bu ulus suçsuzsa, efendimizin bundan kaçınması daha uygun olur. Çünkü Tanrıları'nın onları koruyacağından kuşkum yok. O zaman dünyada gülünecek kişi durumuna düşeriz?"
22

Akyor sözlerini bitirince çadırın etrafındaki insanlar ona karşı durdu. Holofernes'in eski subayları, kıyı halkı ve Moavlılar Akyor'u parçalayacaklarını söyleyip ona gözdağı verdiler.
23

"İsrailliler'den niçin kaygı duyalım?" dediler, "Onlar zayıf ve güçsüz bir ulustur, büyük bir saldırıya dayanamazlar.
24

Öndekiler! İleri! Efendimiz Holofernes'in ordusu onları bir lokma gibi yutacak!"

Akyor'un İsrailliler'e Verilmesi

6 Kurulun etrafında toplanan kişilerin yaptığı gürültü azalınca, Asur ordusu
başkomutanı Holofernes, yabancılarla Amonlular'ın oluşturduğu kalabalığın önünde Akyor'a çıkıştı:
2

"Sen kendini ne sanıyorsun, Akyor? Sen ve yalnız çıkar gözeten Amonlular bugün kehanette bulunarak bizi İsrail ulusu ile savaşmaktan vazgeçirmeye çalışıyorsunuz. Tanrıları'nın onları koruyacağını iddia ediyorsunuz. Onların tanrısı Nebukadnessar değilse kimdir? Nebukadnessar gücünü kanıtlayıp onları yeryüzünden yok edecektir ve onların Tanrısı kuşkusuz onları kurtarmayacaktır.
3

Ama Nebukadnessar'ın kulları olan bizler, onları tek bir kişiymiş gibi kolayca ortadan kaldıracağız. Atlılarımızın gücüne hiç bir zaman karşı koyamazlar.
4

Tümünü yakacağız. Dağları kanlarıyla sarhoş olacak ve ovaları cesetleriyle dolacak. Bize karşı koyamayacakları gibi, tümü ölecek; dünyanın efendisi Nebukadnessar böyle diyor. Çünkü o konuştu ve sarf ettiği sözlerin boş olmadığı anlaşılacaktır.
5

Sana gelince, Akyor, sen ki çıkarını gözeten bir Amonlu'sun, sen ki atak ve düşüncesiz bir durumdayken böyle konuştun, Mısır'dan gelen bu kaçak soydan öç alıncaya dek yüzümü bir daha görmeyeceksin.
6

0 zaman askerlerimin kılıçları ve subaylarımın mızrakları her iki yanını delecek. İsrail'e saldırdığım anda yaralılardan biri de sen olacaksın.
7

"Hizmetçilerim şimdi seni dağlık ülkelere götürecek ve geçitlerde, kentlerden birinin çevresinde seni bırakacak.
8

Onların çöküşünü görünceye dek ölmeyeceksin.

9

Onları ele geçiremeyeceğimiz yolunda gizli umudun varsa, bu denli üzüntülü olmaya gerek yok! Bunu söylemekle yetiniyorum; sözlerimin boş olmadığı kanıtlanacak."
10

Holofernes, çadırındaki hizmetçilerine Akyor'u yakalamalarını, Betulya'ya götürmelerini ve İsrailliler'e teslim etmelerini buyurdu.
11

Hizmetçiler Akyor'u alarak ordunun konakladığı yerin dışına, ovaya götürdüler. Sonra dağlık ülkelere gitmek amacıyla Betulya'nın alt kesimindeki pınarlara vardılar.
12

Kenttekiler onları görünce silaha sarıldı, kentten ayrılıp dağların tepesine çıktı. Yukarı çıkmalarını önlemek için onlara sapanla taş fırlattı.
13

Onlar da bayırın alt kesimine sığındılar, Akyor'u bağlayıp dağın dibine bıraktılar ve efendilerine döndüler.

14

İsrailliler dağdan aşağıya inerek Akyor'un yanına geldiler. Onu çözüp Betulya'ya, kent yöneticilerinin karşısına götürdüler.
15

O tarihlerde bu kişiler, Simeon soyundan Mikah'ın oğlu Uzziya,

16

Gotonyel'in oğlu Kabris ve Melkiel'in oğlu Karmis idi. Kentteki tüm yaşlıları çağırdılar. Genç erkekler ve kadınlar da toplantıya yetişmek için çabucak geldiler. Akyor, çevresinde oluşan halkla ayakta duruyordu. Uzziya, olup bitenler konusunda ona sorular yöneltti.
17

Akyor, Holofernes'in kurulunda konuşulanları ve Asur önderlerinin karşısında söylediklerini anlattı. Holofernes'in, İsrail ulusuna neler yapacağı konusunda övünerek söylediklerini bildirdi.
18

Ardından halk diz çöküp Tanrı'ya tapındı.

19

"Göklerdeki Tanrı" diye seslendiler, "Onların saygısızlığını gör ve utanılacak duruma getirilen soyumuza acı. Kendilerini sana adamış olanları bugün acıyarak ve esirgeyerek sev."
20

Sonra Akyor'un güvenini tazelediler ve onu içtenlikle övdüler.

21

Toplantı bitince Uzziya Akyor'u evine götürdü ve yaşlıları konuk kabul ederek yedirip içirdi. Gece sürekli olarak İsrail'in Tanrısı'ndan yardım istediler. İsrail'e Karşı Seferberlik

ordugâhı dağıtıp Betulya üstüne yürümelerini, dağ geçitlerini tutup İsrailliler'e karşı seferberliğe girişmelerini buyurdu.
2

7Ertesi gün Holofernes, tüm ordusuna ve ona katılan tüm yardımcı güçlere

Askerler o gün ordugâhı dağıttılar. Savaşan askerler yüz yirmi bin piyade ve on iki bin atlıdan oluşuyordu. Ayrıca ordu eşyası ile ilgilenen çok sayıda yaya er bulunuyordu.
3

Betulya yöresinde, pınarın yanındaki vadiye girdiler ve Dotan'dan Balbayim'e dek geniş bir savaş bölgesine yayıldılar. Ezdrelon'un karşısındaki Betulya'dan Kiyamon'a dek yerleştiler.
4

İsrailliler bu kalabalığı görünce ürküntü duydular ve birbirlerine şöyle dediler: "Yakında tüm ülkeyi alev gibi yalayıp temizleyecekler. En yüksek doruklar, vadiler ve tepeler bile bu yükü kaldıramayacak!"
5

Tüm erkekler silahlarına sarıldı; kalelerinde fenerler yaktılar ve geceleyin nöbet tuttular.
6

İkinci gün Holofernes Betulyadaki İsrailliler'in gözü önünde atlılarını sağa sola yaydı.

7

Kente giden bayırları inceledi, pınarları saptayıp ele geçirdi ve oralara nöbetçi koyup geri döndü.
8

Esavoğulları'nın başkanları, Moavlılar'ın önderleri ve kıyı kesiminin generalleri Holofernes'e gelip şöyle dediler:
9

"Efendimiz lütfen bizi dinlerse, kuvvetlerinde bir yitme olmayacaktır.

10

İsrailliler kargılarından daha çok, yaşadıkları dağlık bölgelerin yüksekliğine güveniyorlar. Bu yüksek dağlara tırmanmak kesinlikle hiç de kolay değildir.
11

Böyle bir ortamda efendimiz onlarla meydan savaşına girişmezse, bir tek asker yitirmez.
12

Askerlerinizle birlikte ordugâhta kalın, bu arada hizmetçileriniz dağın eteklerindeki kaynağa el koysun.
13

Çünkü Betulya halkı o kaynaktan suyunu sağlıyor. Bizler de en yakın dağ tepelerine tırmanıp herhangi birinin kentten ayrılmasını önleyecek ileri karakollar kuracağız.
14

Eşleri ve çocuklarıyla açlıktan kırılacaklar ve herhangi bir kılıç darbesi yemeden evlerinin önündeki sokaklarda yığılıp kalacaklar.
15

Barışçı önerilerinizi geri çevirmelerini ve size meydan okumalarını onlara pahalıya ödeteceksiniz."
16

Holofernes'le subayları söylenenleri beğendiler ve bu önerileri benimsediler.

17

Böylece Moavlılar'dan bir bölükle birlikte beş bin Asurlu ilerlediler. Vadiye girip İsrailliler'in pınarlarına el koydular.
18

Bu arada Edomlular'la Amonlular Dotan'ın karşısındaki dağlık bölgeleri tuttular. Bazı askerlerini de güney doğuya, Egrebel'in karşısına, Mokmur Vadisi'ndeki Kous dolayına gönderdiler. Asur ordusunun geri kalan bölümü, bir karış toprak parçasını boş bırakmayarak vadiye yerleşti. Öyle kalabalıktılar ki, çadırları ve donatımları çok büyük bir ordugâh oluşturdu.
19

İsrailliler Rableri'ne yalvardılar. Neşesizdiler, çünkü düşman onların etrafını kuşatmıştı ve kaçış yollarını kapatmıştı.
20

Asur ordusu, piyadeleri, savaş arabaları ve atlılarıyla otuz dört gün süresince onları kuşatmaya devam etti. Betulya halkının su kapları bomboştu,
21

çeşmeleri kuruydu. İnsanlar susuzluklarını hiçbir gün gideremiyordu, çünkü kendilerine su belgeyle dağıtılıyordu.
22

Küçük çocuklar bitkin bir haldeydi, kadınlar ve genç erkekler susuzluktan zayıf düşmüştü. Kentin girişinde ve sokaklarında düşüp bayılıyorlardı, hiç birinin gücü kalmamıştı.

23

Genç erkekler, kadınlar, çocuklar ve bütün halk Uzziya'nın ve kentin ileri gelenlerinin etrafına toplanıp, yaşlıların önünde bağırıp çağırmaya başladı:
24

"İkimizin hakkındaki yargıyı Tanrı versin! Çünkü Asurlular'dan barış istememekle bize büyük kötülük ettiniz.
25

Şimdi bize yardım edecek kimse yok. Tanrı bizi onlara verdi ve onların karşısında susuz ve güçsüz durumda, çaresizlik içindeyiz.
26

Onları derhal çağırın, Holofernes'le ordusu tüm kenti yağma etsin.

27

Çünkü onların esiri olarak durumumuz şimdikinden çok daha iyi olur. Kuşkusuz onların esiri olacağız, ama hiç olmazsa yaşayacağız.Bebeklerimizin gözümüzün önünde öldüğünü, eşlerimizle çocuklarımızın yok olduğunu görmeyeceğiz.
28

Bugün şimdi böyle davranmanız için size yalvarıyoruz, gökyüzü ile yeryüzü adına, Tanrı adına, atalarımızın günahlarıyla bizim günahlarımızdan dolayı bizleri cezalandıran Rabbimiz adına yakarıyoruz."
29

Orada toplanan tüm insanlardan acıklı sesler yükseliyordu ve tümü Tanrı'ya yalvarıp yakarıyordu.
30

Uzziya onlara şöyle dedi: "Cesaretinizi yitirmeyin, kardeşlerim! Beş gün daha onlara karşı direnelim. Rabbimiz o zaman bize acıyacak, bizi bırakmayacak.
31

Bu süre içinde hiçbir yerden yardım gelmezse, sizlerin dediği gibi davranacağız."
32

Uzziya sözlerini bitirince herkesin dağılmasını sağladı. Erkekler kentin duvarlarıyla kalelerini onarmaya gittiler; kadınlarla çocukları eve gönderdiler. Kentin insanları umutsuzdu. Yudit

8 O tarihte olup bitenler Yudit'e bildirildi. Yudit Merari'nin kızıydı. Merari Oks'un

oğlu, Oks Yusuf un oğlu, Yusuf Oziel'in oğlu, Oziel Elkyah'ın oğlu, Elkyah Ananiyas'ın oğlu, Ananiyas Gedeon'un oğlu, Gedeon Rafayin'in oğlu, Rafayin Ahitub'un oğlu, Ahitub Eliya'nın oğlu, Eliya Hilkiya'nın oğlu, Hilkiya Eliyab'ın oğlu, Eliyab Nataniyel'in oğlu, Nataniyel Salamiyel'in oğlu, Salamiyel Sarasaday'ın oğlu, Sarasaday ise İsrail'in oğluydu.
2

Yudit'in kocası Manaşşe ise, Yudit'in oymağından ve ailesindendi; arpa ürünü alırken ölmüştü.
3

Tarlada arpa demetlerini denetleyen Manaşşe'ye güneş çarptı ve yatağa düştü. Kendi doğduğu kent olan Betulya'da öldü, Dotan'la Balamon'un arasındaki alana, atalarının yanına gömüldü.
4

Dul kalan Yudit üç yıl dört ay süreyle evinden çıkmadı.

5

Damda kendisine bir oda yaptırmıştı. Belinin etrafını çula sarıyor ve dul kadınların giydiği yas giysileriyle dolaşıyordu.
6

Şabat Günü* arifesi, Şabat Günü, Yeni Ay* arifesi, Yeni Ay Bayramı ve İsrail ulusunun şenlik yaptığı günler dışında, dulken her gün oruç tutuyordu.
7

Yudit çok çekici ve güzeldi. Kocası Manaşşe ona altın ve gümüş bırakmıştı. Erkek ve kadın hizmetçileri, sürüleri ve arazisi vardı. Mal mülk sahibi olarak yaşamını sürdürüyordu.
8

Tanrı'dan korkan dindar bir kadındı ve kimse onu yeremezdi.

Yudit ve Önderler
9

Susuzluğun halkı yıldırdığını, kentin ileri gelenlerine acı acı yakındıklarını duyunca ve Uzziya'nın halka söylediklerini, kenti beş gün içinde Asurlular'a verme yolunda ant içtiğini öğrenince,
10

Yudit hemen kentin ileri gelenlerinden Kabris'le Karmis'i çağırtmak üzere, işlerini yöneten kadını onlara gönderdi.
11

Kabris'le Karmis gelince onlara şöyle dedi: "Betulya halkının ileri gelenleri, bana kulak verin. Bugün halka böyle konuşmakla yanıldınız, Tanrı'ya meydan okudunuz. Rabbiniz birkaç gün içinde size yardım etmezse kenti düşmanlara vereceğinizi söylediniz.
12

Siz kim oluyorsunuz da Tanrı'yı bugün sınıyorsunuz? Sizler kendinizi O'ndan üstün mü görüyorsunuz?
13

Siz kim oluyorsunuz da Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'yı sınıyorsunuz? Siz hiçbir şey anlamıyorsunuz ve asla anlamayacaksınız.
14

Siz ki insanın kalbinin derinliklerini ve belleğinden geçenleri kavrayamıyorsunuz, her şeyi yaratan Tanrı'ya nasıl akıl erdirebilirsiniz? O'nun düşüncelerini veya amaçlarını nasıl bilebilirsiniz? Hayır, kardeşlerim, Tanrımız Rabbin öfkesini kışkırtmayalım.
15

Belki önümüzdeki beş gün içinde bize yardım etmek Tanrı'nın buyruğu değildir; ama Tanrı'nın gücü bizleri istediği sürece korumak için yeterlidir. Aynı biçimde bizi düşmanlarımızın karşısında yok edebilir.
16

Ama Rabbimiz'in tasarıları üzerinde güvence isteyemeyiz. Çünkü Tanrı'ya insana yapıldığı gibi baskı yapılamaz. Aynı biçimde Tanrı insan gibi kandırılamaz.
17

Tanrı'nın bizi kurtarması için sabırla bekleyelim, bize yardım etmesi için O'na yalvaralım. Eğer isterse, Tanrı sesimizi duyacaktır.
18

Gerçekten, geçmişte veya bugün, bizden bir oymak, bir aile, bir köy veya kent, eski göreneklere uyarak, insan eliyle yapılmış tanrılara tapmamıştır.

19

Bu nedenledir ki atalarımıza kılıçla saldırıldı, malları yağma edildi ve onlar yoksulluk içinde yaşayıp düşmanlarımızın elinde yok oldular.
20

Bize gelince Tanrı'dan başkasını tanımıyoruz. Bunun için umutluyuz. Bize değer vereceğine ve bizi bırakmayacağına inanıyoruz.
21

Düşündüğünüz gibi bizi ele geçirirlerse, o durumda tüm Yahudiye'yi ele geçireceklerdir. Kutsal yerlerimizi yağma edip kutsallığını bozacaklardır. Bunun cezasını canımızla ödeyeceğiz.
22

Esirleri olacağımız uluslar arasında, kardeşlerimizin öldürülmesi, ulusumuzun sürülmesi, nüfusumuzun azalması bir tepki oluşturup bizleri etkileyecek. Efendilerimizin gözünde bir utanç ve yüzkarası olacağız.
23

Çünkü her şeyi vermekle onların gözüne girecek değiliz; hayır, Rabbimiz bunu utanç verici bir şey durumuna getirecek.
24

"Kardeşlerim, şimdi öbür kardeşlerimize örnek olalım. Çünkü onların yaşamı bize bağlıdır ve en kutsal emanetlerimiz olan tapınaktan ve sunaktan biz sorumluyuz.
25

Bu ortamda, atalarımızı sınadığı gibi şimdi bizleri sınayan Rabbimize şükredelim.

26

İbrahim'e nasıl davrandığını anımsayın. İshak'ın çektiği büyük sıkıntıları, Yakup'un annesinin kardeşi Lavanın koyunlarına bakarken Suriye'nin Mezopotamya'sında başına gelenleri anımsayın.
27

Bu büyük sıkıntıların amacı onların kalplerini okumaktı. Şimdi de Tanrı bizden öç almıyor, ama Rabbim gönlüne yakın olanları uyarıyor."
28

Uzziya, "İçtenlikle konuştun" dedi, "Hiç kimse söylediklerine karşı çıkamaz.

29

Akıllı olduğunu daha önce de biliyorduk. Daha çok gençken, ne denli kurnaz olduğunu ve ne derece sağlam bir yürek taşıdığını herkes biliyordu. 30Ama susuzluktan kırılan halk onlara söz verdiğimiz gibi davranmaya ve ant içmeye bizi zorladı.
31

Sen dindar bir kadınsın; Rabbimize dua et, yağmur yağsın ve depolarımız dolsun. O zaman bitkinliğimiz geçer."
32

Yudit ona şu yanıtı verdi: "Beni dinleyin. Öyle bir şey yapmayı tasarlıyorum ki, anısı soyumuzdan olan çocuklarda çağdan çağa yaşayacaktır.
33

Bu gece kentin kapısında olmalısınız. Hizmetçimle kentin dışına çıkacağım. Kenti düşmanlarımıza vermek için saptadığınız tarihten önce, Rabbim İsrail'i kurtarmak için beni kulla nacaktır.
34

Ne yapacağımı bana sormamalısınız, çünkü işimi bitirinceye kadar size bir şey söylemeyeceğim."

35

Uzziya ve kentin ileri gelenleri şöyle dediler: "Esenlikle git. Düşmanlarımızdan öç almak için Rab Tanrı sana yol göstersin."
36

Yukarıdaki odadan ayrılarak görevlerinin başına döndüler.

Yudit'in Duası

Tanrı'ya yalvardı. Aynı anda Yeruşalim'de, Tanrı'nın Tapınağı'nda, akşamüzeri buhur yakılıyordu. Yudit şöyle dedi:
2

9 Yudit kendini yere attı, başına küller döktü, giydiği çulu açtı ve yüksek sesle

"Babam Simeon'un Tanrısı, Rabbim, Yabancılardan öç alması için ona bir kılıç verdin. O yabancılar ki, bir bakirenin kuşağını çözüp Onu rezil etmişlerdi, Kalça kemiğini çıplak bırakıp onu utandırmışlardı, Irzına tecavüz edip şerefiyle oynamışlardı. Senin 'Böyle bir şeyin yapılmamasıgerek' demene rağmen Bunu yapmışlardı.
3

Bu nedenle elebaşlarını ölüme terk ettin, Hileleriyle dolu yatakları kana bulandı. Köleleri, efendileriyle birlikte güçsüz bıraktın Ve efendileri de hizmetçileriyle birlikte.
4

Eşlerinin kaçırılmasına, Kızlarının da tutsak edilmesine izin verdin. Yağma ettikleri de Sevdiğin oğulların arasında paylaşıldı. Oğulların senin için canla başla çalışmıştı, Soylarına sürülen bu lekeden tiksinmişlerdi Ve yardımını istemişlerdi. Tanrım, Tanrım, şimdi bu dul kadına kulak ver.
5

"Çünkü geçmişi, Şimdi olacağı ve geleceği yaratan sensin. Şimdi olanı ve olacağı tasarladın, Geçmişte olanları tasarladın.
6

Tasarıların ön plandaydı. Dediler ki: 'Bak, işte buradayız!' Çünkü tüm durumları hazırladın, Yargılarını her şeyi önceden bilerek verdin.
7

"Orduları ile övünen Asurlular'a bak; Atları ve atlılarıyla gururlanıyorlar, Piyadelerinin gücüyle kıvanç duyuyorlar. Kalkanla mızrağa, yayla sapana güveniyorlar. Tanrım, seni tanımadılar, Sen ki savaşı darmadağın edersin.
8

Tanrı adı ancak sana verilir. Kudretinle onların şiddetine son ver, Öfkenle güçleri son bulsun. Çünkü onlar senin kutsal yerlerine Saygısızca davranmayı tasarlıyorlar. Şanlı ismini yücelten taşınabilir tapınağını kirletmeyi, İnce ve saydam boynuzla kaplı sunağını Güçleriyle yerle bir etmeyi düşünüyorlar.
9

Onların küstahlığını gör, Öfkenle onların başı derde girsin. Bu dul kadının bileğine Gereken yüceliği ver.
10

Sözlerimdeki aldatmaca ile köleyi efendisiyle Ve efendiyi de hizmetçisiyle güçsüz bırakayım. Gururları bir kadının eliyle kırılsın.

11

"Senin gücün sayılarla ölçülmez, Kudretin de zorbalarda bulunmaz. Çünkü sen alçakgönüllü olanların Tanrısı, Canı yananların yardımcısı, Güçsüzlerin desteği, Kimsesizlerin sığınağı, Umutsuz olanların kurtarıcısısın.
12

Babamın Tanrısı, dilerim senden, İsrail'in mirasının Tanrısı, Yerlerin ve göklerin efendisi, Denizleri yaratan, evrenin sultanı, Duama kulak ver.
13

Bana, insanların aklını çelen bir dil ver ki, Seninle olan antlaşmaya karşı, Senin olan kutsal yerlere karşı, Siyon Dağı'na karşı, Oğullarının evine karşı Zorbaca tasarıları olanları yaralayıp öldüreyim.
14

Her ulusa, her oymağa, Senin Tanrı olduğunu, Tüm güçlerin Tanrısı olduğunu göstereyim; İsrail soyunun biricik koruyucusu Durumunda bulunduğunu kanıtlayayım." Yudit Holofernes'in Ordugahına Gidiyor

10Yudit İsrail'in Tanrısı'na böyle dua etti.
2

Duasını bitirince ayağa kalktı, hizmetçisini çağırdı. Şabat günlerinde* ve yortularda kullandığı odalara indi.
3

Orada giydiği çulu ve üzerindeki dul kadın giysisini çıkarttı. Baştan aşağı yıkandı, pahalı kokular sürdü, saçlarını tarayıp başına sarığa benzer bir başlık sardı ve kocası Manaşşe sağken, sevinçli günlerinde giydiği elbiseyi üstüne geçirip süslendi.
4

Ayağına sandaletlerini geçirdi, kolyelerini, bileziklerini, yüzüklerini, küpelerini ve bütün mücevherlerini taktı. Onu görecek her erkeğin gözünü kamaştıracak kadar güzelleşti.
5

Ondan sonra hizmetçisine bir şarap tulumuyla bir zeytinyağı kabı verdi. Bir çantaya da arpadan yapılmış halka biçiminde çörekler, kuru yemiş, saf somundan yapılmış pastalar doldurdu, sonra da bu yiyecekleri sarıp hizmetçisine verdi.
6

Ardından dışarı çıkıp Betulya Kenti'nin kapısına doğru ilerlediler. Orada da, kentin ileri gelenlerinden Kabris, Karmis ve Uzziya ile buluştular.
7

Bambaşka yüzüyle ve değişik giysileriyle Yudit'i gördükleri zaman, güzelliğine hayran kaldılar. Ona şöyle dediler:
8

"İsrailoğulları'nın ünü için, Yeruşalim'in ününe ün katmak için Atalarımızın Tanrısı seni korusun, Amaçlarını gerçekleştirsin!"
9

Yudit Tanrı'ya dua edip şöyle dedi: "Kentin kapısını benim için açtırın ki, dışarı çıkayım ve bütün istediklerinizi gerçekleştireyim." Söylediğini yaptılar ve genç erkeklere ona kapıyı açmasını bildirdiler.

10

Bunun üzerine Yudit hizmetçisiyle birlikte dışarı çıktı. Kentin erkekleri gözleriyle dağdan aşağıya inip vadiden geçerken gözden yitinceye kadar onu izlediler.
11

Kadınlar vadide ilerlerken Asurlular onları gördü.

12

Yudit'i yakalayıp ona sorular yönelttiler: "Sen kimden yanasın? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?" Yudit şu yanıtı verdi: "Ben İsraillilerdenim ve onlardan kaçıyorum; çünkü yakında onlara saldıracaksınız.
13

Ordunuzun generali Holofernes'i görmek istiyorum, ona inanılır bilgi vereceğim. Bir tek insanın yaşamını sona erdirmeden dağlık bölgeleri ele geçirmesi için hangi yolu izlemesi gerektiğini ona göstereceğim."
14

Erkekler Yudit'in söylediklerini dinlerken bu güzel kadına şaşkınlıkla bakıyorlardı.

15

Ona şöyle dediler: "Efendimizi kendi isteğinle gelip görmekle hayatını kurtarıyorsun. Onun çadırına gidersen daha iyi olur. Adamlarımız seni oraya götürsün.
16

Efendimizin karşısındayken kaygı duyma. Bize söylediklerini yinelersen sana iyi davranacaktır."
17

Sonra yüz asker Yudit'le hizmetçisini Holofernes'in çadırına götürdü.

18

Yudit'in gelişi çadırlarda duyulmuştu ve ordugâhta bir heyecan göze çarpıyordu. Yudit Holofernes'in çadırının önünde beklerken, etrafını kalabalık sardı.
19

Güzelliği herkesi etkiledi ve dolayısıyla İsrailliler de onları etkiledi. Şöyle dediler: "Böyle kadınları elinde bulunduran bir ulusu kim değersiz sayabilir? Tüm erkekleri öldürelim, çünkü tek bir erkek kurtulursa, dünyayı parmağında oynatır!"
20

Bundan sonra Holofernes'in gözcüsüyle emir subayları dışarıya çıktılar ve Yudit'i çadıra götürdüler.
21

Holofernes yatağında dinleniyordu. Başının üstünde mor renkte, altınla işlenmiş, zümrütlerle ve değerli taşlarla bezenmiş bir gölgelik vardı.
22

Yudit'in geldiği kendisine bildirilince Holofernes çadırın açık olan bölümüne geldi. Adamları gümüş meşalelerle yolunu aydınlatıyordu.
23

Yudit'in yüz güzelliği karşısında generalle emir subayı şaşırdı. Yudit yere kapandı ve Holofernes'e büyük saygı gösterdi, ama hizmetçiler onu ayağa kaldırdılar. Yudit 'le Holofernes'in İlk Karşılaşması

11

Holofernes ona, "Ey kadın, yürekliliğini yitirme, kaygılanma" dedi, "Dünyanın kralı Nebukadnessar'ın işini yapan kimseye kötülüketmedim.

2

Şimdi bile, dağda yaşayan ulusun beni aşağılamasaydı, ona karşı mızrağıma sarılmazdım. Suç onlardadır, bende değil.
3

Söyle bana, neden onlardan kaçıp bize geldin? Ne olursa olsun, bu senin kurtuluşun... Yürekli ol! Bu gece ve daha birçok geceleryaşayacaksın.
4

Kimse sana kötülük etmeyecek. Hayır, efendim Kral Nebukadnessar'ın işini görenlere nasıl davranılıyorsa, sana da öyle davranılacak."
5

Yudit şöyle dedi: "Kulunuzu dinlemenizi ve söylediklerime taraftar olmanızı dilerim. İzin verin de hizmetçiniz katınızda konuşsun. Bu geceefendimin katında herhangi bir yalan söylemeyeceğim.
6

Hizmetçinizin önerisini dinlerseniz Tanrı işlerinizde sizi başarıya ulaştıracaktır; efendim her girişiminde başarılı olacaktır.
7

Dünyanın kralı Nebukadnessar'ın ömrü uzun olsun! Herkese doğru yolu göstermeniz için sizi o gönderdi, gücü sürekli olsun! Çünkü sizin çabanızla, salt insanlar değil, ama yabanıl hayvanlar da onun için çalışıyor. Sığırlar ve havada uçan kuşlar, Nebukadnessar'a ve tüm ailesine yararlı olmak için yaşıyor.
8

Herkesin yapamadığı şeyleri kendine özgü yöntemlerle yapan usunuz ve yaratıcı gücünüz konusunda çok şey duyduk. Dünyada herkes biliyor ki, imparatorlukta yetenekte, denemede ve savaş bilgisinde en üstün sizsiniz.
9

Kurulunuza söylev veren Akyor'un söylediklerini de biliyoruz. Betulya'nın erkekleri Akyor'un canını bağışladı, o da size söylediklerini bize bildirdi.
10

Efendimiz, Akyor'un söylediklerini yabana atmayın. Söylediklerini unutmayın, çünkü doğrudur. Ulusunuz, Tanrı'nın buyruklarına aykırı düşen davranışlarda bulunuyorsa, olumsuz uygulamalarla karşılaşacak, kılıcın etkisini duyacaktır.
11

"Bu ortamda, efendim onlardan herhangi bir bozgun veya engel beklemesin, çünkü onlar ölmek üzereler. Günah işledikleri için Tanrı'nın öfkesini kışkırtıyorlar.
12

Yiyecekleri kalmamış ve susuzlar. Sığırlarını kullanarak ve Tanrı'nın yasalarla yasakladığı şeyleri yiyerek sorunu çözümlemek istiyorlar.
13

Mısır'dan, şaraptan ve zeytinyağından elde edilen ilk üründen yararlanmayı uygun gördüler. Oysa bunlar kutsaldır ve Yeruşalim'de, Tanrı'nın katında iş gören kâhinlere ayrılmıştır. Yasa gereği halk bu ürüne hiç bir zaman el süremez.
14

Ayrıca Yeruşalim'e ulaklar gönderdiler.Yeruşalim halkının tutumu özdeştir ve Önderler Kurulu'ndan bu konuda izin istediler.
15

Bu işin sonucu şudur: İstedikleri izni alıp öyle davrandıkları gün sizin elinize düşecek, yok olacaklardır.
16

Ben, hizmetçiniz, bunları öğrenince onlardan kaçtım. Tanrı işbirliği yapmamız için beni size gönderdi ve yaptıklarımıza dünya şaşacak.17Hizmetçiniz dindar bir kadındır. Gökteki Tanrı'ya gece gündüz saygı gösterir. Onun için, efendim, sizinle

kalmayı öneriyorum. Ben, hizmetçiniz, her gece vadiye gidip Tanrı'ya yakaracağım, günah işledikleri zaman bana bildirmesini isteyeceğim.
18

"O zaman durumu size bildireceğim ve tüm ordunuzla ilerlerseniz, hiçbiri size karşı koyamaz.
19

Siz Yahudiye'yi baştanbaşa kat ederken ta Yeruşalim'e varıncaya dek kılavuzunuz olacağım. Yeruşalim'de, kentin ortasında sizi tahta çıkartacağım. Ardından koyun sürüsü gibi onları yönetirsiniz ve hiçbir köpek size havlamaya cesaret edemez. Durumu önceden biliyorum. Bu ortamda her şey bana bildirildi ve durumu açıklamak için size gönderildim."
20

Yudit'in sözleri Holofernes'i ve emir subaylarını sevindirdi. Onun usu karşısında duygulandılar ve şöyle bağırdılar:
21

"Tüm dünyada onun ölçüsünde güzel ve akılcı bir kadın bulunamaz."

22

Holofernes şöyle dedi: "Tanrı ulusundan önce seni göndermekle iyi etti. Güç bizimdir ve efendimi aşağılayanlar yok olacaklardır.
23

Sana gelince, çekici olduğun ölçüde güzel konuşuyorsun. Eğer sözünü tutarsan, senin Tanrın benim Tanrım, Kral Nebukadnessar'ın sarayı senin evin olacaktır. Tüm dünyada ünlü olacaksın."

12 Sözlerini bitirdikten sonra Holofernes Yudit'i gümüş tabaklarla kaplı yemek
sofrasına götürdü. Kendi yemeğinden ve şarabından ona sundu.
2

Ama Yudit ona, "Ben bunları yemesem daha iyi olur" dedi, "Çünkü bir suç işleyebilirim. Birlikte getirdiğim yiyecekler bana yeter."
3

Holofernes, "Yiyeceklerin biterse, aynı şeyleri nasıl bulabiliriz?"diye sordu, "Burada soyundan olan kimse yok."
4

Yudit şu yanıtı verdi: "Hiç kaygılanmayın efendim, hizmetçiniz bu yiyecekleri bitirmeden Tanrı beni tasarıları için kullanmış olacaktır."
5

Sonra Holofernes'in yardımcıları Yudit'i bir çadıra götürdüler. Gece yarısına dek orada uyudu. Sabah nöbetinden biraz önce kalktı.
6

Holofernes'e isteğini bildirmişti: "Lütfen, efendimin buyruğu ile hizmetçinize dışarı çıkıp dua etmesi için izin verilsin."
7

Holofernes'in buyruğuyla nöbetçiler Yudit'i engellemediler. Ordugâhta üç gün kalan Yudit her gece Betulya Vadisi'ne indi ve kazık dikilen pınar başında yıkandı.
8

Yeniden geldiğinde, ulusunun çocuklarına yardımcı olmak amacıyla tasarladıklarında ona yol göstermesi için İsrail'in Tanrısı'na yakardı.

9

Ardından temiz, pak geri dönüp çadırına gitti, akşamüzeri ona yemeği verildi.

Yudit Holofernes'in Şöleninde
10

Dördüncü gün Holofernes bir şölen verdi. Yalnız kurmay subaylarını çağırdı. Öteki subaylar çağrılı değildi.
11

Holofernes, özel işlerine bakan harem ağası Bagoas'a şöyle dedi: "Hizmet ettiğin İbrani kadına git de, bizimle birlikte yiyip içmesi için onu kandırmaya bak.
12

Böyle bir kadını daha iyi tanımadan bırakırsak, yakışık almaz. Onu baştan çıkartmazsak, herkes bizimle eğlenir!"
13

Bagoas Holofernes'ten ayrılıp Yudit'e gitti. "Bu genç ve güzel kadın alçakgönüllü davranıp efendime gelir mi?" diye sordu, "Onun karşısında onur konuğu olacak, sevinç veren şarabı bizimle içecek ve bugün kendisine Nebukadnessar'ın sarayındaki Asurlu nedimeler gibi davranılacak."
14

Yudit, "Ben kim oluyorum da efendime karşı koyayım?" dedi, "Onun her isteğini yerine getirmekte hiçbir zaman duraksamam ve ölünceye dek böyle davranmak bana kıvanç verecektir."
15

Bunun üzerine Yudit kalkıp giyindi ve süslendi. Onun önünde yürüyen hizmetçisi elindeki koyun postunu Holofernes'in karşısına yere serdi. Bagoas bu koyun postunu her gün yemek yerken kullanması için Yudit'e vermişti. 16 Yudit içeri girip yerine oturdu. Onu görünce Holofernes'in yüreği tutuştu, büyülendi, ruhunda büyük bir coşma belirdi. Yudit'le birleşmek tutkusu tüm benliğini sardı. Doğrusunu isterseniz, onu ilk gördüğü günden beri, Yudit'i baştan çıkarmak için uygun bir durum gözetiyordu.
17 18

Holofernes şöyle dedi: "İç, iç! Bizimle birlikte sevin!" Yudit, "Efendim, bunu yapmakla kıvanç duyuyorum" dedi, "Çünkü doğduğum günden beri yaşamımın bugünkü denli değerli olduğunu hiç sezmemiştim."
19

Hizmetçisinin hazırladığı yemekleri alan Yudit Holofernes'in karşısında yiyip içti.

20

Holofernes Yudit'i o denli sevdi ki, yaşamında ilk kez şarap içerken ölçüyü kaçırdı.

13 Geç oldu ve Holofernes'in kurmay subayları çıkıp gittiler. Bagoas o zamana
2

değin efendisinin yanında olan konukları dışarıya çıkarttı ve çadırı dışarıdan kapattı. İçkili bir durumda herkes yatmaya gitti. Yudit çadırda içtiği şarapla kendinden geçip yatağına uzanan Holofernes'le yalnız kaldı.
3

Yudit hizmetçisine yatak odasının dışında kalmasını ve her sabah yaptığı gibi onu beklemesini söyledi. Yudit dua edeceğini herkese söylemişti ve Bagoas'a bundan söz etmişti.

4

Artık herkes Holofernes'i yalnız bırakmıştı. Yatak odasında önemli veya önemsiz hiç kimse kalmamıştı. Yatağın yanında Yudit kendi kendine şöyle mırıldandı: "Tanrım, tüm güç sendedir, Bileğimin girişimi başarılı olsun, Yeruşalim'in ününe ün katsın.
5

Mirasını kurtarmak için Tasarılarımda bana yardımcı ol ki, Düşmanın ordusunu yeneyim."
6 7

Holofernes'in başına yaklaşan Yudit onun palasını aldı.

Yatağa daha da yaklaştı, Holofernes'i saçlarından yakaladı ve şöyle dedi: "İsrail'in Tanrısı, bugün bana güç ver!"
8 9

Tüm gücüyle iki defa ensesine vurdu ve başını kesti.

Sonra Holofernes'in vücudunu yere yuvarladı ve gölgeliği karyola direklerinden aşağı yırttı. Dışarıya çıkıp Holofernes'in başını hizmetçisine verdi.
10

O da verilen nesneyi yemek çantasına koydu. Her ikisi ordugâhtan birlikte ayrıldılar. Dua etmeye gittikleri zaman hep öyle yaparlardı. Ordugâhtan uzaklaştılar, vadinin kenarından geçip gittiler. Betulya'ya giden bayırı çıktılar ve kentin kapısına doğru ilerlediler. Yudit Holofernes'in Başını Betulya'ya Getiriyor
11

Yudit kapıdaki nöbetçilere uzaktan bağırdı: "Kapıyı açın! Açın! Çünkü Tanrımız hâlâ bizimledir ve bugün yaptığı gibi İsrail'deki gücünü ve düşmanlarımıza karşı kudretini gösteriyor!"
12

Halk Yudit'in sesini duyunca kentin kapısında toplandı ve kentin ileri gelenlerini çağırdı.
13

Herkes, yani ileri gelenlerle bütün halk koşarak geldi. Çünkü Yudit beklenmiyordu. Kapıyı ardına kadar açıp kadınlara hoş geldiniz dediler. Aydınlık olması için ateş yaktılar ve kadınların çevresini sardılar.
14

O zaman Yudit sesini yükseltip şöyle dedi: "Tanrı'ya övgüler olsun! O'na övgüler olsun! Tanrı'ya övgüler olsun! O İsrail ulusundan sevecenliğini esirgemedi. Bu gece benim elimle düşmanlarımızı yendi!"
15

Yudit çantadan Holofernes'in başını çıkartarak herkese gösterdi: "Bu gördüğünüz Asur ordusunun başkomutanı Holofernes'in başıdır. Bu da Holofernes'in altında sarhoş yattığı gölgeliktir! Tanrı bir kadının elini bu işe alet ederek onu yok etti!
16

İlerlediğim yolda beni koruyan Tanrı'ya şükürler olsun! Yüzüm onu baştan çıkarttı ve bu da onun sonu oldu. Benimle beni utandıracak veya rezil edecek herhangi bir günah işlemedi."
17

Halk çok duygulandı ve diz çöküp Tanrı'ya övgüler sundu. Hep bir ağızdan şöyle bağırdılar: "Tanrımız, bugün ulusunun düşmanlarını yendiğin için sana şükrederiz!"
18

0 zaman Uzziya Yudit'e şöyle dedi:

"Kızım, yüce Tanrı seni Dünyadaki tüm kadınlardan daha fazla kutsasın! Gökleri ve yeryüzünü yaratan Tanrı'ya şükrederiz. O sana kılavuz oldu, Sen de düşmanımızın önderinin başını kestin.
19

Senin güvencini insanlar Hiçbir zaman unutmayacak, Ama onlara daima Tanrı'nın gücünü anımsatacak.
20

Tanrı seni hep ünlü ve onurlu yaşatsın, kutsasın, Çünkü ulusumuz çaresizken, Sen kendi yaşamını düşünmedin, Tanrımızın katında kaygılanmadan ilerleyerek Yok olmamızı önledin."

Halk bu sözlere, "Amin! Amin!" diyerek yanıt verdi.
Yahudiler Asurlular'ın Ordugâhına Saldırıyor

14
2

Yudit onlara şöyle dedi: "Beni dinleyin, kardeşlerim. Holofernes'in başını alın ve onu kale burcundaki mazgallı siperlere asın. Sabahleyin güneş doğunca her erkek silahına sarılsın ve sağlam olan her erkek kenti terk etsin. Asurlular'ın ileri karakoluna karşı, vadiden aşağıya ilerleyecekmiş gibi yapın, bu güçlerin başına bir de önder atayın. Ancak böyle davranmamalısınız.
3

Asurlular, donatımlarını toplayıp ordugâhlarına gidecek ve komutanlarını uyandıracak. Komutanlar ise Holofernes'in çadırına koşacak, ama onu bulamayacak. O zaman ürküntüye kapılacaklar ve siz ilerlerken kaçacaklar.
4

Sizin ve İsrail sınırları içinde yaşayanların yapacağı şey, onları kovalamaktan ve geri çekilenleri öldürmekten ibarettir.
5

Ancak bütün bunları yapmadan, Amonlu Akyor'u buraya getirin. İsrail ulusunu o denli değersiz bulan Holofernes'i görsün ve kesik başını tanısın. Holofernes bize Akyor'u, ölmesi kaçınılmaz bir insan gibi göndermişti."
6

Akyor'u Uzziya'nın evinden alıp oraya getirdiler. Akyor oraya gelip birinin elinde Holofernes'in kesik başını görünce baygınlık geçirip yüzüstü yere düştü.
7

Onu ayağa kaldırdılar. Akyor Yudit'in ayaklarına kapandı ve şöyle bağırdı:

"Yahuda'nın tüm çadırlarında yaşayanlar Ve tüm uluslar seni kutsasın! Adını duyunca, İnsanlar ürküntü duyacak. Bu son günlerde yaptıklarını ayrıntılarıyla anlat."
8

Yudit Betulya'dan ayrı kaldığı günlerde yaptıklarının hepsini çevresinde oturan kişilere tek tek anlattı.
9

Sözlerini bitirince, orada bulunanlar kıvanç duyup alkış tuttu ve sesler kente yansıdı.

10

Akyor, İsraillilerin Tanrısı'nın yaptığı olağanüstü işleri görünce O'na içtenlikle inandı ve sünnet olmayı yeğ tutarak sonsuza dek İsrail ulusuna katıldı.
11

Güneş doğmadan Holofernes'in kesik başını kale duvarına astılar. Tüm erkekler silaha sarıldı. Ufak topluluklar oluşturarak dağın yokuşlarında ilerlediler.
12

Bunu gören Asurlular durumu önderlerine bildirdiler. Onlar da generallerle, binlerce kişiye komuta eden yüzbaşılarla ve subaylarla görüştüler.
13

Hemen Holofernes'in çadırına gittiler. Holofernes'in işlerini görmeye yetkili Bagoas'a şöyle dediler: "Efendini uyandır, bu aşağılık yaratıklar bize saldırmak saygısızlığında bulundular. Hepsini yok edeceğiz!"
14

Bagoas içeri girdi. Holofernes'in Yudit'le uyuduğunu sanarak, çadırı ikiye bölen perdenin önünde el çırptı.
15

Ses çıkmayınca Bagoas perdeyi açıp yatak odasına girdi. Holofernes'in yerde yatan başsız cesediyle karşılaştı.
16

Bagoas büyük bir çığlık attı, ağladı, hıçkırdı, yüksek sesle haykırdı ve giysilerini parçaladı.
17

Sonra Yudit'in kalmış olduğu çadıra gitti. Onu bulamadı. Bunun üzerine Bagoas komutanlara doğru koşarak şöyle bağırdı:
18

"Bu aşağılık yaratıklar bizi aldattı! Bir İbrani kadın Nebukadnessar'ın ailesine utanç getirdi. Holofernes'in ölüsü başı kesilmiş bir halde yerde yatıyor!"
19

Asur ordusunun önderleri bu sözleri duyunca ürküntü ile günlük asker ceketlerini parçaladılar. Öfkeli bağırmalarıyla haykırışları bütün ordugâhta yankılandı.

15 O zamana değin çadırlarında bulunan askerlere bu olay bildirilince, ürküntü
duyup karamsarlığa kapıldılar.
2

O denli ürküp kaygılandılar ki, gerçek bir bozguna uğradılar. İki kişi bir arada kalamıyordu. Vadide veya dağlarda buldukları yollardan kaçmaya başladılar.
3

Betulya'nın çevresinde, dağlarda geceleyen askerler de kaçıyordu. O zaman tüm İsrail savaşçıları onlara saldırdı.
4

Uzziya Betomastaym'e, Bebai'ye, Koba'ya, Kola'ya ve İsrail'in tüm dağlık bölgelerine ulaklar gönderdi. Durumu açıkladı ve düşmana saldırıp onu yok etmelerini buyurdu.
5

İsrailliler durumu öğrenince, hep birden düşmana saldırdılar ve Koba'ya değin onları öldürdüler. Düşman ordugâhında olup bitenleri öğrenince, Yeruşalim'in dağlık bölgelerindeki erkekler de onlarla birleşti. Sonra Gilat'ın ve Galile'nin erkekleri düşman ordusunun kanadına saldırdılar, düşman Şam'a, Şam'a ilişkin ülkeye varıncaya dek güçlü saldırılarını sürdürdüler.

6

Betulya'da kalanlar ise Asur ordusunun ordugâhını yağma ettiler ve bundan büyük kazanç sağladılar.
7

Düşmanı öldüren İsrailliler geri dönünce yağmaya katıldılar. Dağlık bölgelerde ve vadide bulunan köyler ve birkaç evden oluşan ufak köyler de düşmanın varlığından çıkar sağladılar, çünkü yağma edilecek çok şey vardı. İsrail Tanrı'ya Şükrediyor
8

Başkâhin Yoakim ve İsrail Önderler Kurulu, Tanrı'nın İsrail'e verdiği iyilikleri görmek ve Yudit'i kutlamak için Yeruşalim'den geldiler.
9

Yudit'i evinde görmeye gittiler, hep birlikte kutsayıp ve şöyle dediler:

"Yeruşalim seninle ünlüdür! İsrail seninle kıvanç duyuyor! Soyumuz seninle onur duyuyor!
10

Bileğinin gücüyle işlerin üstesinden geldin, İsrail tarafından övülmeye yaraşıksın ve Tanrı girişimlerini onayladı. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı seni kutsasın Geleceğin tüm günlerinde!" Herkes, "Âmin!" dedi.
11

Halk düşman ordugâhını otuz gün süreyle yağma etti. Holofernes'in çadırını, gümüş sofra takımını, sedirlerini, içki kâselerini ve tüm eşyasını Yudit'e verdiler. Yudit kendisine verilen şeyleri katırına ve at arabalarına yükledi.
12

İsrail'in tüm kadınları Yudit'i görmek için ivedi davrandı ve onun onuruna oynadı. Yudit, ona arkadaşlık eden kadınlara dallar dağıttı. Yudit ve arkadaşları zeytin çelengi taktılar.
13

Sonra Yudit alayın başında yerini aldı ve oynayan kadınlarla birlikte ilerledi. İsrail'in tüm erkekleri, silahlı olarak, boyunlarında çelenklerle ve ezgiler okuyarak onları izliyordu.
14

Yudit Tanrı'ya şükreden bir ezgi okudu ve çevresindeki tüm İsrail halkı yüksek sesle aynı ezgiye eşlik etti:

16 Tefle Rabbime hamdet, Zille Tanrı'ya övgü sun, Mezmur ve ezgi O'na
sunarken birbirine karışsın.
2

O'nun adını yücelt ve O'nu çağır. Çünkü savaşları darmadağın eden Rab Tanrı'dır, Beni düşmanlarımın elinden kurtarmak için Ulusuyla birlikte çadır kurdu.
3

Kuzeydeki dağlardan Asur Onbinlerce kişilik bir ordu olarak geldi. O denli kalabalıktı ki, vadideki yolları kesti, Atlar tepeleri kapladı.
4

Asurlu ülkemi yakacağına söz verdi; Genç erkeklerimizi kılıçtan geçireceğine, Memede olan çocuklarımızı yere fırlatacağına, Ufak çocuklarımıza birer av gözüyle bakacağına, Evlenmemiş genç kızlarımızı kapıp götüreceğine söz verdi.

5

Ama Her Şeye Gücü Yeten Tanrı onlara engel oldu, Bu işe bir kadını alet etti.

6

Çünkü onların kahramanını genç erkekler öldürmedi, Titanlar'ın oğulları onu yere sermedi, Övünçlü devler ona saldırmadı, Ama Merari'nin kızı Yudit Yüzünün güzelliğiyle onu zararsız hale getirdi.
7

İsrail'de canı yananların toparlanması için Dul kadın giysilerini bir yana attı, Yüzüne kokular süründü.
8

Saçlarını toplayıp sarık biçiminde bir başlık giydi, Onu baştan çıkarmak için Keten kumaştan bir giysiyi vücuduna geçirdi.
9

Yudit'in ayağındaki sandal onu büyüledi, Ruhu, Yudit'in güzelliğine esir düştü Ve pala boynunu kesti!
10

Yudit'in yürekliliği Persler'i titretti, Meydan okuyuşu Medler'i yıldırdı.

11

Benim alçakgönüllü soydaşlarım bağırınca Onlar ürktüler; Benim güçsüz kardeşlerim daha fazla bağırınca Dehşete düştüler; En çok haykırdıkları zaman onlar geri çekildiler.
12

Genç kadınların çocukları kılıçlarını onlara sapladılar, Kaçak dölünü delip geçtiler. Tanrı'mın savaşında yok oldular!
13

Tanrım'a yeni bir ezgi okuyacağım! Rabbim, sen yücesin, sen görkemlisin, Olağanüstü gücün var, seni ele geçirmek olanaksız.
14

Yarattığın tüm evren senin için çalışsın! Çünkü sen konuştun ve onlar yaratıldı, Senin nefesinle her şey bir araya geldi Ve hiç kimse senin sesine dayanamaz.
15

Dağlar devrilip dalgalara kavuşsa bile, Kayalar senin katında balmumu gibi erise bile, Öyle olmasına karşın, Senden korkanlara sevecenlik gösterirsin.
16

Sana sunulan kurbanın güzel kokusu Pek önemsiz bir şeydir; Senin için ateşte yakılan yağlar daha önemsizdir; Ama her kim ki Tanrı'dan korkar, O sonsuza dek yücedir.
17

Soyuna karşı cephe alan uluslara lanet olsun! Her Şeye Gücü Yeten yargı gününde onları cezalandıracaktır. Tanrı onların vücutlarını kurtlarla kaplayacak, Onları ateşte yakacak Ve acı çekerek sonsuza dek gözyaşı dökeceklerdir!
18

Yeruşalim'e varınca Tanrı'nın önünde hepsi yere kapandı ve temizlendikten sonra ateşte yakılan kurbanlarını, para ve armağanlarını Tanrı'ya sundular.
19

Yudit, halkın kendisine verdiği ve Holofernes'e ait olan malları ve Holofernes'in yatağından aldığı gölgeliği Tanrı'ya sundu.
20

Halk üç ay süreyle Yeruşalim'de tapınağın önünde şenlikler düzenledi ve Yudit onlarla birlikte kaldı.

Yudit'in Ölümü
21

Bundan sonra herkes evine döndü. Yudit Betulya'ya geri döndü, büyük ve gösterişli köşkünde yaşadı. Yaşadığı sürece ülkesinde büyük bir üne kavuştu.
22

Yudit'i isteyen çok erkek oldu, ama atalarının arasına katılan kocası Manaşşe'nin ölümünden sonra Yudit yaşadığı sürece kendini asla başka bir erkeğe vermedi.
23

Kocasının evinde yaşlanan Yudit'in ünü gün geçtikçe arttı. Yüz beş yaşına dek yaşadı. Hizmetçisini özgür kıldı. Betulya'da öldü ve kocası Manaşşe'nin gömülü olduğu mağarada toprağa verildi.
24

İsrail ulusu Yudit için yas tuttu. Yudit ölmeden önce kendi akrabaları ile kocası Manaşşe'nin akrabaları arasında mallarını bölüştürdü.
25

Yudit yaşadığı sürece ve ölümünden sonra uzun bir süre hiç kimse İsrailoğulları'nın dirliğini bozamadı.

ESTER KİTABI GİRİŞ Ester Kitabı'nın Yunancası İbranice aslının bir çevirisi, uyarlaması ve genişletilmiş şeklidir. Olaylar zinciri aşağı yukarı aynıdır, ancak metinde birçok değişiklikler yapılmıştır. Bu arada özel adların bazıları değişiktir ve kitapta güçlü dinsel düşüncelere büyük yer verilmiştir. Kitaba ayrıca değişik olarak önsöz, sonuç, bazı belgeler ve dualar eklenmiştir. Ana Hatlar A: 1-2:23 Ester 'in kraliçe oluşu 3:1-5:14 Yahudiler 'e karşı Haman 'ın çevirdiği entrika

6:1- 7:10 Haman 'ın öldürülmesi

Mordekay 'ın Düşü

1A Ulu Kral Artakserkses'in
* 2

krallığının ikinci yılında, Nisan'ın ilk gününde, Benyamin oymağından Kiş oğlu, Şimi oğlu, Yair oğlu Mordekay bir düş gördü. "Artakserkses": İbranice, "Ahaşveroş". Kendisi Sus'ta yaşayan bir Yahudi idi ve kralın sarayında önemli bir görevi vardı.

*

3

Babil Kralı Nebukadnessar'ın, Yahuda Kralı Yehoyakin'le birlikte Yeruşalim'den sürgün ettiği tutsaklardan biriydi.
4

Gördüğü düş şöyleydi: "Bağrışmalar ve gürültüler vardı, gök gürlüyordu. Depremler ve tüm dünyada kargaşa vardı.
5

Ardından iki büyük ejderha göründü. Her ikisi de kavgaya hazırdı ve kükredi. Onları duyunca uluslar iyilerin ulusuna karşı savaşmaya hazırlandı.

6

7

O gün karanlıktı, herkesin gönlü daralmıştı. Her yer kaygı ve acı doluydu, dünyada işkence ve büyük karışıklık vardı.
8

Doğru kişilerin ulusu, kendisini bekleyen kötülüklerin korkusu içinde dehşete kapılmıştı ve ölüme hazırlanarak Tanrı'ya yalvarmıştı.
9

Sonra bu yakarıştan küçük bir pınardan geliyormuş gibi büyük bir ırmak doğdu, sel gibi su aktı.
10

Güneş yükselirken her yer aydınlandı ve güçsüzler gelişip kudretlileri yuttu."

11

Tanrı'nın tasarılarını gördüğü bu düşten uyanan Mordekay konuyu uzun uzun düşündü, bunun anlamını irdelemek için gün boyunca uğraştı. Krala Karşı Çevrilen Entrika
12

Mordekay sarayda kralın iki harem ağası Bigtan ve Tereş'le birlikte oturuyordu.

13

Onların amacını sezdi ve çevirdikleri entrikayı açığa vurdu. Kral Artakserkses'in canına gizlice kıymaya kalkışacaklarını öğrenince, kralı, onlara karşı uyardı.
14

Kral iki harem ağasına işkence yapılmasını buyurdu. Onlar da her şeyi açığa vurdu ve idam edildiler.
15

Ardından kral tüm bu olayları tarihe kaydettirdi. Öte yandan Mordekay da olup bitenleri yazdı.
16

Bunun üzerine kral Mordekay'ı bir göreve atadı, onu armağanlarla ödüllendirdi.

17

Ama Agaklı Hammedata'nın oğlu Haman kralın iki harem ağasının öcünü almaya karar verdi; kral Haman'ı çok kayırıyordu. Artakserkses 'in Şöleni

1
2 3

0 günlerde Artakserkses vardı. Artakserkses'in imparatorluğu Hindistan'dan Habeşistan'a dek uzanıyordu ve yüz yirmi yedi ilikapsıyordu. O günlerde Kral Artakserkses Sus Kalesi'nde tahtında oturuyordu.

Krallığının üçüncü yılında tüm yöneticiler, bakanlar, Pers ve Med ordusu komutanları, soylular ve il valileri için sarayında bir şölen verdi.
4

Böylece imparatorluğunun zenginlik ve görkemini, krallığının büyük gösterişini ve ününü göz önüne serdi. Şenlikler uzun süre sürdü, yüz seksen gün sürdü.
5

Bunun ardından kral sarayın yanındaki etrafı çitle çevrili yerde, Sus Kalesi'nde yaşayan önemli ya da önemsiz tüm kişiler için yedi gün süren bir şölen verdi.
6

Mermer sütunlar üzerindeki gümüş halkalara, ince ketenden ve açık mor iplikten yapılmış sicimlere beyaz ve mor asmalar bağlanmıştı. Somaki, mermer, sedef ve değerli taşlarla döşenmiş olan yol altın ve gümüş katmanlarla kaplıydı.
7

İçkiler çeşitli altın bardaklarda içiliyordu ve kralın cömertliğine uygun olarak şarabı çok boldu.
8

Bu ortamda kralın buyruğuna uygun olarak içki içmek zorunlu değildi. Kralın buyruğu uyarınca, evdeki yardımcılar her konuğa istediği gibi davranıyorlardı.

Kraliçe Vaşti
9

Kral Artakserkses'in sarayındaki kadınlar için Kraliçe Vaşti de bir şölen vermişti.

10

Yedinci gün şarap içip keyiflenen Kral Artakserkses buyruğunda olan yedi harem ağası Mehuman, Bizta, Harvona, Bigta, Avagta, Zetar ve Karkas'a Kraliçe Vaşti'yi kraliçelik tacı ile huzuruna getirmelerini buyurdu.
11

Kraliçe Vaşti çok güzeldi ve kral halkın ve yöneticilerin onun güzelliğini seyretmesini istiyordu.
12

Ama Kraliçe Vaşti harem ağalarının bildirdikleri kralın buyruğuna uymayı reddetti. Kral çok öfkelendi ve kızgınlığı gittikçe arttı.
13

Kral yasaları bilen bilge kişilere danıştı, çünkü görenek kralı ilgilendiren konularda deneyimli avukatlara ve hukukçulara başvurulmasını gerektiriyordu.
14

Kral, Karşena, Şetar, Admata, Tarşiş, Meres, Marsena ve Memukan'ı çağırttı. Pers ülkesi ile Medyanın bu yedi yöneticisi ülkede en yüksek görevlerde bulunuyordu ve kralın huzuruna çıkmakta kendilerine ayrıcalık tanınıyordu.
15

Kral onlara sordu: "Yasa uyarınca, harem ağaları tarafından kendisine bildirilen Kral Artakserkses'in buyruğuna uymayan Kraliçe Vaşti'ye ne yapmak gerek?"
16

Kralın ve yöneticilerin önünde Memukan şu yanıtı verdi: "Vaşti salt krala değil, aynı zamanda Kral Artakserkses'in illerinde yaşayan tüm yöneticilere ve uluslara zarar verdi.
17

Tüm kadınlar kraliçenin davranışını yakında öğrenecek ve bu davranış kocalarını küçük görmeleri için onları yüreklendirecek. Çünkü şöyle diyecekler: 'Kral Artakserkses Kraliçe Vaşti'ye huzuruna gelmesini buyurdu ve o gelmedi.'
18

Tüm Pers ve Med yöneticilerinin eşleri kraliçenin yanıtını bugün duyacaklar ve kralın yöneticileriyle aynı şekilde konuşmaya başlayacaklar. Bunun anlamı da küçük görme ve öfkedir.
19

Kral isterse, bir bildiri yayınlasın ve bu bildiri değişmez biçimde Persler'le Medler'in yasalarına eklensin. Buna göre Vaşti Kral Artakserkses'in huzuruna bir daha hiç çıkmayacaktır ve kral, kraliçe olarak bu yere daha yaraşır bir kadın seçecektir.
20

Kralın bildirisi krallığının her tarafında okunsun. Böylece tüm kadınlar -soylusu ya da halktan olanı- bundan böyle kocalarının yetkisini kabul edecekler ve kocalarına boyun eğeceklerdir."
21

Bu sözler kralın hoşuna gitti ve yöneticilerle kral Memukan'ın önerisine uydu.

22

Krallığın tüm illerine mektuplar gönderildi, her ile kendi alfabesi ve her ulusa kendi diliyle yazıldı; böylece her kocanın kendi evinin efendisi olması sağlandı.

Ester Kraliçe Oluyor

davrandığını ve ona karşı alınan önlemleri anımsadı.
2

2 Bir süre sonra öfkesi dinen Artakserkses Vaşti'yi anımsadı. Onun nasıl

Kralı eğlendirmekle görevli arkadaşları şöyle dediler: "Kral için güzel kızlar seçilsin.
3

Kral ülkenin tüm illerinde memurlar atasın. Onlar da tüm güzel, el değmemiş kızları Sus Kalesi'ne getirsinler ve kralın harem ağası Hegay haremde onlardan sorumlu olsun. Çünkü kadınları o gözetir. Hegay süslenmeleri için kızlara yardımcı olsun.
4

Kralın hoşuna giden kız Vaşti'nin yerine kraliçe olsun." Bu öneriden memnun olan kral ona göre davrandı.
5

Sus Kalesi'nde, Benyamin oymağından Kiş oğlu, Şimi oğlu, Yair oğlu Mordekay adında bir Yahudi oturuyordu.
6

Kendisi Babil Kralı Nebukadnessar'ın, Yahuda Kralı Yehoyakin'le birlikte Yeruşalim'den sürgün ettiği tutsaklardan biriydi.
7

Mordekay, öbür adı Ester olan Hadassa'yı büyütmüştü. Mordekay'ın amcasının kızı olan Ester annesiyle babasını kaybetmişti. Ester'in gerek vücudu gerekse yüzü güzeldi ve annesiyle babası ölünce erişkinliğine dek Mordekay onu büyüttü.
8

Kralın bildirisi yayınlandıktan sonra çok sayıda genç kız Sus Kalesi'ne getirilip Hegay'a teslim edildi. Ester de kralın sarayına götürülüp kadınlarıgözeten Hegay'a teslim edildi.
9

Hegay Ester'i beğendi ve ona ayrıcalık tanıdı. Ester'e gardırobu için gereksinmesi olan tüm giysileri ve gereken tüm yiyecekleri sağladı. Bundan öte kralın evinden yedi özel hizmetçiyi de ona verdi ve Ester'le hizmetçilerini haremin en güzel bölümüne yerleştirdi.
10

Ester soyunu ya da akrabalarını açıklamadı, çünkü bu konuları açıklamasını Mordekay yasaklamıştı.
11

Mordekay her gün haremin avlusunun önünde bir aşağı bir yukarı yürüyor, Ester'in nasıl olduğu ve ona nasıl davranıldığı konusunda bilgi alıyordu.
12

Her genç kız sırası geldiğinde Kral Artakserkses'in huzuruna çıkacaktı. Kadınlara uygulanan tüzük uyarınca on iki aylık bir süre tanınmıştı.Bu süre içinde şu işler tamamlanıyordu: Altı ay kadınlara lavanta kokulu bir çeşit yağ sürülüyor ve geri kalan altı ay da genellikle kadınları güzelleştirmeye yarayan baharat ve losyonlar kullanılıyordu.
13

Her genç kız, kralın yanına girmeden, haremden istediğini alıp saraya götürebiliyordu.

14

Akşam üzeri kralın yanına giden genç kız ertesi sabah Şaaşgaz'ın yönetiminde olan başka bir hareme giriyordu. Kralın harem ağası Şaaşgaz odalıklardan sorumluydu. Krala görünen kadın bir daha kralın yanına girmezdi. Yalnız kralın beğendiği, adıyla çağırdığı kız yeniden onun yanına girebilirdi.
15

Ama Avihayil'in kızı olan ve Avihayil'in yeğeni Mordekay tarafından evlat edinilen Ester'e kralın huzuruna çıkma sırası gelince, o, kadınlardan sorumlu olan kralın harem ağası Hegay'dan ona verdiklerinden başka bir şey istemedi. Ester kısa zamanda onu gören tüm insanların hayranlığını kazandı.
16

Tevet adını taşıyan onuncu ayda, Kral Artakserkses'in kral oluşunun yedinci yılında Ester saraya götürüldü.
17

Kral Ester'i öbür kızlardan daha çok beğendi; öbür kızlardan hiç birini o denli onaylamadı ve onlara o denli ayrıcalık tanımadı. Böylece kral tacı Ester'e giydirdi ve Vaşti'nin yerine kraliçe olduğunu bildirdi.
18

Ardından kral büyük bir şölen verdi. Ester'in şöleninde tüm yöneticiler ve bakanlar bulundu. Kral tüm illerde bayram olduğunu bildirdi ve krala yaraşır cömertlikte büyük armağanlar dağıttı. Mordekay ve Haman
19

Öbür kızlar gibi Ester de hareme yerleşti.

20

Akrabalarını ya da soyunu açıklamamıştı. Mordekay'ın buyruklarını uyguluyordu, onu büyüttüğü günlerde olduğu gibi Mordekay'ın sözünden dışarı çıkmıyordu.
21

O günlerde Mordekay kralın kapı görevlisiyken, kapı eşiği nöbetçilerinden olan ve durumlarından memnun olmayan kralın harem ağalarından Bigtan ve Tereş Kral Artakserkses'i öldürmek amacıyla bir suikast tasarlıyorlardı.
22

Durumu öğrenen Mordekay Kraliçe Ester'e bu konuda bilgi verdi; o da Mordekay'ın söylediklerini krala açıkladı.
23

Konu araştırıldı ve doğru olduğu anlaşıldı. İki suikastçı darağacına asıldı ve olaylar kralın huzurunda tarih kitabına kaydedildi.

3 Kısa bir süre sonra Kral Artakserkses, Agaklı Hammedata'nın oğlu Haman'ı
daha yüksek bir göreve atadı. Onu öbür devlet memurlarından, iş arkadaşlarından daha üstün kıldı.
2

Ondan öte kral, saray kapısında çalışan tüm memurların başlarını eğerek Haman'ı selamlamalarını ve ona secde etmelerini buyurdu. Mordekay başını eğerek selam vermeyi reddetti.
3

Kralın kapı görevlileri Mordekay'a, "Kralın buyruğuna niçin karşı geliyorsun?" diye sordular.

4

Görevliler bu soruyu her gün Mordekay'a yönelttiler, ama o, onları önemsemedi. Sonunda görevliler olup biteni Haman'a bildirdiler, çünkü Mordekay Yahudi olduğunu onlara söylemişti ve böyle davranmayı sürdürüp sürdüremeyeceğini bilmek istiyorlardı.
5

Mordekayın başını eğerek ona selam vermediğini ve huzurunda secde etmediğini görünce, Haman büyük öfkeye kapıldı.
6

Mordekay'ın hangi soydan geldiği kendisine söylenince, Haman Mordekay'ı öldürmekle yetinmemeye ve Mordekay'ın soyundan gelen tüm insanları, yani Yahudileri, Artakserkses'in imparatorluğunda ortadan kaldırmaya karar verdi. Haman'ın Kötü Tasarıları
7

Kral Artakserkses'in krallığının on ikinci yılında, ilk ayda, yani Nisan ayında, gün ve ayın belirlenmesi için Haman'ın önünde pur, yani kura çektiler. Kura, Adar adındaki on ikinci aya düştü.
8

Haman Kral Artakserkses'e şöyle dedi: "Krallığınızın illerinde, öbür ulusların arasına dağılmış ve onlarla bağdaşmayan bir ulus var. Yasaları tüm öbür uluslardan ayrıdır ve kralın bildirilerini önemsemiyorlar. Bu nedenle onlara katlanmak kralın çıkarlarına uygun değildir.
9

Kral onların yok edilmesini buyurmak isterse, kral adına vergi toplayan görevlilere kralın hazinesi için on bin gümüş para ödemeye hazırım."
10

Ardından kral mühür yüzüğünü parmağından çıkartıp Yahudiler'e işkence eden Agaklı Hammedata'nın oğlu Haman'a verdi.
11

Kral ona şöyle dedi: "Paran sende kalsın, bu insanlar da senin olsun; onlara ne istersen yap."
12

İlk ayın on üçüncü günü kralın yazmanları çağrıldı ve kralın prensleri, tüm illeri yöneten valileri ve tüm ulusların önde gelen kişileri için Haman'ın gönderdiği buyruğun kopyaları çoğaltıldı. Buyruk her ile kendi alfabesiyle yazılmıştı ve her ulus için kendi dili kullanılmıştı. Kral Artakserkses adına imzalanmıştı ve onun yüzüğünün mührünü taşıyordu.
13

Krallığın tüm illerine ulaklarla mektuplar gönderildi. Bu mektuplar, Adar adını taşıyan on ikinci ayın on üçüncü gününde, genç, yaşlı, kadın ve çocuk tüm Yahudiler'in yıkımını, kılıçtan geçirilip yok edilmesini, varlıklarına da el konulmasını buyuruyordu. Mektubun metni şöyleydi: "Büyük Kral Artakserkses'ten Hindistan'dan Habeşistan'a dek uzanan yüz yirmi yedi ilin valilerine ve onların buyruğundaki şube müdürlerine:
2

"Tüm dünyayı yönettiğimden ve yetkili bir görevde bulunduğumdan, gücün neden olduğu küstahlığa asla kendimi kaptırmamaya karar vermiş bulunuyorum. Ölçülü biçimde sevecenlikle yönetmek istiyorum. Böylece uyruğuma bunalımdan uzak bir yaşam sağlamak, krallığıma uygarlığın yararlarını sunmak, bir uçtan bir

uca herkesin özgürce rahat geçmesini olası kılmak, tüm insanların istediği barışı yeniden sağlamak istiyorum.
3

"Bu amaca nasıl ulaşabileceğim konusunda danışmanlarımla görüştüm. Onların arasından Haman bana bilgi verdi. Kendisi kraldan sonra en yetkili kişidir, sağduyusu ile ünlüdür, şaşmaz bağlılığını ve sarsılmaz güvenilirliğini kanıtlamıştır.
4

Haman'ın bana bildirdiğine göre, kötü huylu bazı insanlar dünyanın tüm oymakları arasına karışmıştır. Onlar yasalarıyla tüm uluslara karşıdırlar ve kralın buyruklarına karşı koymaktadırlar. Onların davranışları, herkesin iyiliği için sürdürdüğümüz devlet yönetimine engel olmaktadır.
5

"Bu durumda anlaşılacağı gibi, kendi türünde tek olan bu kişiler tüm insanlığa kesinlikle karşıdır, çünkü kendi tuhaf yasalarıyla onlardan ayrılmaktadır. Bu kişiler çıkarlarımızın düşmanıdır ve en tiksindirici suçlan işlemektedirler. O denli ki, krallığın sarsılmazlığını tehlikeye sokmaktadırlar.
6

Buyruğumuz şudur ki, çıkarlarımızı koruyan ve bizler için ikinci bir baba olan Haman'ın yazdığı mektuplarda belirtilen kişiler, kadın ve çocuklarla beraber, tümüyle düşmanları tarafından kılıçtan geçirilecektir. Onların kökü kurutulacaktır. Kimse onlara acımayacak, onları bağışlamayacaktır ve bu olay bu yıl içinde, Adar adındaki on ikinci ayın on dördüncü gününde gerçekleşecektir.
7

Böylece geçmişteki ve bugünkü kötü huylu kişiler bir gün içinde zorla ölüler diyarı Hades'e atılacaklar. Bundan böyle devletimiz sarsılmaz biçimde yaşamını sürdürecek ve sonsuza dek barışa kavuşacaktır." 314Her ilde yasa olarak bildirilecek bu buyruğun metni çeşitli uluslara gönderildi. Böylece yukarıda sözü geçen gün için tümü hazır olacaktı.
15

Kralın buyruğuna uyarak ulaklar hemen yola çıktı; buyruk ilk önce Sus Kalesi'ne bildirildi. Kral ve Haman bol bol yiyip içerken, Sus Kalesi'nde halk dehşete kapılmıştı.

Mordekay Ester'den Yardım Diliyor

4 Olup bitenleri öğrenince Mordekay giysilerini yırttı, çula sarınıp kül içinde
2 3

dolaştı. Ardından yüksek sesle acı içinde feryat ederek kenti baştan aşağı dolaştı. Sonra sarayın kapısına geldi. Çula sarınmış bir kişinin oraya girmesi yasaktı.

Her ilde kralın buyruğu okunduktan sonra Yahudiler büyük yas tuttular, ağlayıp feryat ettiler, oruç tuttular ve çoğu çula sarınıp kül içinde dolaştı.
4

Hizmetçileriyle harem ağaları olup bitenleri ona anlatınca Kraliçe Ester son derece üzüldü. Çulunu çıkartması için Mordekay'a giysiler gönderdi, ama o bunları reddetti.

5

Ardından Ester kralın atadığı bir harem ağası olan Hatak'ı çağırttı. Mordekay'a gitmesini, neler olup bittiğini ona sormasını ve niçin böyle davrandığını öğrenmesini istedi.
6

Hatak hâlâ kentin ortasına açılan kapının önünde olan Mordekay'ın yanına gitti.

7

Mordekay olup bitenleri ona anlattı ve Haman'ın, Yahudileri yok etmek için, bedel olarak kralın hazinesine para ödemeyi önerdiğini söyledi.
8

Ester'e göstermesi için, Sus'ta yayımlanan ve Yahudilerin kökünün kurutulmasını isteyen buyruğun bir kopyasını ona verdi. Bundan başka Mordekay Ester'e haber gönderdi, kralı görmesini, ondan yardım dilemesini ve kendi soyu için krala yalvarmasını istedi. Mordekay Ester'e şöyle dedi: "Eski gösterişsiz yaşantını anımsa, o günlerde ben seni elimle besliyordum. Krallığın ikinci adamı Haman hepimizin ölümü için krala başvurdu. Rabbi'ne dua et, bizim adımıza kralla konuş ve bizleri ölümden kurtar!"
9

Hatak geri dönüp Mordekay'ın söylediklerini Ester'e bildirdi. Ester de Mordekay'a şu haberi gönderdi:

10

11

"Kralın tüm kullarının ve illerinde yaşayan halkın bildiği gibi, oraya çağrılmadan sarayın iç kısmında krala yaklaşan bir erkek ya da kadın ölümlecezalandırılır; olmaya ki kral, altın asası ile onu göstererek yaşamını bağışlasın. Son otuz gün içinde kral beni çağırmış değil."
12

Ester'in bu sözleri Mordekay'a bildirilince,

13

o da şu yanıtı verdi: "Kralın sarayında olduğun için kurtulacak olan tek Yahudi olacağını sanma.
14

Hayır, böyle bir zamanda susmakta direnirsen, yardım ve kurtuluş Yahudilere başka bir yerden gelecektir, ancak gerek sen gerekse babanın soyu yok olacaktır. Kim bilir? Belki de özellikle böyle bir ortamda tahta çıktın."
15

Bunun üzerine Ester, Mordekay'a şu yanıtı gönderdi:

16

"Şimdi git ve Sus'taki tüm Yahudileri topla. Benim için oruç tutun, üç gün süreyle gece gündüz yemeyin ve içmeyin. Bana gelince, hizmetçilerimle birlikte aynı orucu tutacağım. Ardından yasaya karşın krala gideceğim, ölürsem ölürüm."
17

Mordekay oradan ayrılıp Esterin söylediklerini yaptı.

Mordekay 'ın Duası C Bundan sonra, Rabbin tüm olağanüstü eserlerini anımsayarak Mordekay şöyle dua etti:
2

"Rabbim, saltanat süren sensin, Her şeyin Efendisi sensin, Senin gücün her şeyi yönetir, Sen İsrail'i kurtarmayı dilersen, Hiç kimse sana karşı koyamaz.

3

Evet, sen gökyüzünü ve yeryüzünü yarattın, Gökyüzünün altında var olan Tüm doğaüstü şeyleri sen yarattın.
4

Tüm var olanların Rabbi sensin, Kimse sana karşı direnemez, Rabbim.

5

Sen her şeyi bilirsin; Sen biliyorsun, Rabbim, biliyorsun ki, Beni böyle davranmaya zorlayan, Küstahlık, haddini bilmezlik, boş gurur değildir; Büyüklük taslayan Haman'ı başımı eğerek Selamlamayı reddetmem bu nedenlerle değildir. İsrail'in güvenliği söz konusu olunca seve seve ayaklarını öperim.
6-7

Ancak böyle davranmamın nedeni Bir insanın yüceliğini Tanrı'nın ululuğundan üstün tutmamak içindir. Rabbim, ben ancak sana başımı eğerek selam veririm, Ama kullarına asla; Bunu yapmayı reddettiğim zaman Büyüklük taslamıyorum.
8-9

Şimdi, Rabbim, Tanrım, Kralım, İbrahim'in Tanrısı, Ulusunun canını bağışla! Çünkü insanlar yıkımımızı istiyor, Senin eski mirasını yok etmeyi tasarlıyor. Mirasını gözden kaçırma, Onun bedelini verip Mısır ülkesinden geri aldın.
10

Yakarışımı dinle, Mirasını bağışla, Acımızı sevince çevir. Böylece Rabbim, adına ezgiler okumak için yaşarız; Dudaklarından dökülen sözlerle seni öven kişilerin yok olmasına izin verme."
11

Tüm İsrail var gücüyle haykırdı, çünkü ölümle karşı karşıya gelmişti.

Ester'in Duası
12

Amansız bir tehlike ile karşılaşan Kraliçe Ester de Rabbi'ne sığındı.

13

Görkemli giysilerini çıkartıp yas elbiselerini giydi. Pahalı kokular yerine başına kül ve gübre döktü. Vücuduna kötü davrandı, onu güçsüz duruma soktu. Başından koparttığı lüle lüle saçlar yerlerde döküntü halindeydi. Oysa eskiden aynı çevrede mutlu ve zarif bir kadındı.
14

İsrail'in Rabbi'ne, Tanrısına şu sözlerle yalvardı: "Rabbim, kralım, yalnız sen varsın, Bana yardım edecek bir sen varsın; Bana yardım et, çünkü yalnızım,
15

Hayatımı tehlikeye atmak üzereyim.

16

Küçükten beri ailemle beraberken bana öğrettiklerine göre, Rabbim, sen tüm uluslar arasında İsrail'i seçtin, Eski zamanlarda yaşamış olan Tüm uluslar arasında atalarımızı seçtin; Bizler sonsuza dek senin mirasın olacaktık; Onlara söz verdiğin biçimde davrandın.
17

"Ama biz sana karşı günah işledik Ve sen bizi düşmanlarımıza teslim ettin. Çünkü biz onların tanrılarına tapındık.
18

Rabbim, sen doğrusun. Ama köleliğimizin acısı Onlara hâlâ yetmedi! Kendi elleriyle putların elini tuttular,

19

20

Senin dudaklarından çıkan buyrukları kaldırmak için, Senin mirasını ortadan silmek için, Seni öven ağızları susturmak için, Sunağını ve evinin ululuğunu söndürmek için,
21

Onun yerine putperestlerin ağzını açmak için, Değersiz putları övüp Etten ve kemikten bir kralı sonsuza dek putlaştırmak için.
22

"Rabbim, asanı var olmayan yaratıklara teslim etme, İnsanların yıkımımıza bakıp bizimle alay etmelerine Asla izin verme. Tasarılarını onlara karşı çevir, Bize karşı saldırıyı yöneten kişi sayende herkese örnek olsun.
23

"Anımsa bizi, Rabbim; Tehlikeli günler yaşadığımız zaman Verdiğin ilhamla kendini bildir. Bana gelince, beni yüreklendir, Sen ki tanrıların kralısın ve tüm güçlerin Efendisisin.
24

Aslanla karşılaştığım zaman Sen bana kandırıcı sözler ilham et; Duygularını değiştir, düşmanlarımızdan nefret etsin, Böylece düşmanlarımızın ve ona benzeyen herkesin sonu gelsin.
25

Bize gelince, gücünle bizi kurtar, Bana yardım et, çünkü yalnızım, Senden başka kimsem yok, Rabbim.
26

"Sen her şeyi bilirsin, İnançsızların beni onurlandırmasından tiksindiğimi biliyorsun; Sünnetsizlerin, Herhangi bir yabancının yatağından nefret ettiğimi biliyorsun.
27

Sıkıntı içinde olduğumu biliyorsun, Yüksek görevimin simgesinden tiksindiğimi biliyorsun. Kralın sarayına girdiğim zaman bu simge alnımı kuşatıyor, Pis bir paçavraymış gibi ondan tiksiniyorum, Boş zamanlarımda onu giymiyorum.
28

Cariyen Haman'ın sofrasında yemek yemedi, Kralın şölenlerinden hiç zevk almadı, Tanrıların onuruna bir kısmı yere dökülen şaraptan içmedi.
29

Bu önemli göreve getirildiği günden başlayarak bu güne dek Cariyen ancak senden zevk duydu, Rabbim, İbrahim'in Tanrısı.
30

"Ey Tanrım, senin gücün her şeye yeter, Umutsuzların sesini dinle, Bizi günah işleyenlerin elinden kurtar, Beni kaygımdan kurtar." Ester Kralın Önüne Çıkıyor D Üçüncü gün Ester duasını bitirdi, yakaran kişilerin giydiği yas giysisini çıkarttı ve görkemli giysiler giydi.
2-3

Olağanüstü güzel görünen Ester Tanrı'ya dua etti. Tanrı tüm insanları korur ve onları kurtarır. Ardından yanına iki hizmetçi aldı. Ester narin haliyle hizmetçilerden birinin koluna girmişti, ötekisi ise onunla yürüyor, yerde sürünen uzun eteğini taşıyordu. Ester hizmetçinin koluna isteksizce yaslanıyor gibiydi, ama gerçekten vücudu çok zayıftı ve kendini taşıyamıyordu.

4

Öteki hizmetçisi hanımının peşinden yürüyor, yerde sürünen uzun eteklerini kaldırıyordu.
5

Ester tüm güzelliğinin heyecanı ile gül rengindeydi, yüzü sevinç ve sevgiyle ışıl ışıl parıldıyordu; ama korkudan yüreği sıkışmıştı.
6

Bir çok kapıdan geçtikten sonra Ester kendisini kralın huzurunda buldu. Kral tahtında oturmuştu, altın ve değerli taşlarla parlayan devlet giysilerini giymişti. Korkunç bir görünüşü vardı.
7

Görkemli başını kaldıran kral, Ester'e çok öfkeli baktı. Kraliçe yere yıkıldı. Ester baygınlık geçiriyordu, yüzü bembeyaz olmuştu ve başını yanında duran hizmetçiye dayamıştı.
8

Ama Tanrı kralın yüreğinde değişiklik yapıp onu yumuşattı. Korkuyla tahtından fırlayan kral, Ester'i kollarının arasına aldı ve kendine gelinceye dek onu öylece tuttu. Yatıştırıcı sözlerle onu avuttu.
9

"Neler oluyor, Ester?" diye sordu, "Ben senin kardeşinim. Yürekli ol, sen ölmeyeceksin.
10

Buyruğumuz halk içindir. Bana gel."

11

12

Altın asasını kaldıran kral onu Ester'in boynuna dayadı; sonra ona sarılıp şöyle dedi: "Benimle konuş."
13

Ester şöyle yanıt verdi: "Efendimiz, siz bana Tanrı'nın bir meleği gibi göründünüz ve görkeminiz yüreğimi kaygılandırdı.
14

Çünkü, efendimiz, olağanüstü bir görünüşünüz var ve yüzünüz cana çok yakın." Ama Ester konuşurken düşüp baygınlık geçirdi.

15

16

Kral üzüldü ve beraberinde olan kişiler kraliçenin kendisine gelmesi için büyük çaba gösterdiler.

5 "Ne oluyor, Kraliçe Ester?" diye sordu kral, "Dileğini bildir, krallığımın yarısını bile
istersen sana veririm."* * Yunancada D bölümü 1-2 ayetlerini de içerir.
4

Ester şöyle yanıt verdi: "Kendisi için hazırladığım şölene bugün Haman'la birlikte gelmek kralın hoşuna gider mi?"
5

Kral, "Haman derhal gelsin ve Ester'in dileği yerine getirilsin" dedi. Böylece kral ve Haman Ester'in hazırladığı şölene geldiler.

6

Şarap içerlerken kral yine Ester'e şöyle dedi: "İstediğini söyle, sana vereyim. Dileğini bildir, krallığımın yarısını bile istersen, o artık senindir."
7 8

Ester şöyle yanıt verdi: "Dileğim nedir? İstediğim nedir?

Kralın gözüne girdimse ve dileğimi verip istediğimi kabul etmek onu memnun ediyorsa, kral ve Haman yarın onlar için vereceğim şölene gelsinler, yarın da bugün gibi olacak." Haman 'ın Mordekay'a İlişkin Planı
9

Haman o gün sevinçli ve istekli durumda şölenden ayrıldı, ama saray kapısında Mordekay'ı görünce, aniden öfkelendi. Çünkü Mordekay onu görünce ayağa kalkmadığı gibi yerinden hiç kımıldamadı.
10 11

Ancak Haman kendini tuttu. Eve dönünce dostlarını ve eşi Zereş'i çağırttı.

Onlara göz kamaştıran zenginliğinden, sayısız çocuklarından, kralın onu onurlu bir göreve atamasından, kralın yöneticilerinden ve bakanlarından daha üstün olmasından söz etti.
12

Haman sözlerini şöyle sürdürdü: "Bundan da öte, Kraliçe Ester biraz önce beni ve kralı bir şölene davet etti, benden başkası çağrılı değildi ve daha iyisi beni ve kralı yarın vereceği şölene de çağırdı.
13

Ama bütün bunlardan bana ne, çünkü Yahudi Mordekay'ı sarayın kapısında otururken görüyorum."
14

Eşi Zereş ve tüm dostları ona şu şekilde yanıt verdi: "Yüksekçe bir darağacı kurdur ve Mordekay'ın orada asılmasını sabahleyin kraldan iste. Ardından hiç tasalanmadan kralla birlikte şölene git!" Haman bu öneriye çok sevindi ve hemen darağacını kurdurdu. Haman 'ın Yenilgisi

6 O gece kral uyuyamadı, kayıt defteriyle tarih kitabının getirilmesini ve ona
okunmasını buyurdu.
2

Her ikisi, Kral Artakserkses'e suikast yapıp onu öldürmeyi tasarlayan iki harem ağasından söz ediyordu. Kapı eşiği nöbetçileri olarak görev yapan Bigtan ve Tereş adındaki bu iki harem ağasını Mordekay ele vermişti.
3

Kral şöyle sordu: "Bu yaptıklarından dolayı Mordekay nasıl onurlandırıldı ve hangi yüksek göreve atandı?" Kralla beraber olan kişiler şöyle yanıt verdiler: "Onun için hiç bir şey yapılmadı."
4

Ardından kral, "Yandaki odada görevli olan kimdir?" diye sordu.

O sırada Haman kralın sarayının dıştaki odasına girmişti, hazırlattığı darağacına Mordekay'ın asılmasını isteyecekti.

5

Kralın arkadaşları, "Yandaki odada Haman bekliyor" dediler. Kral, "Onu buraya getirin" dedi.
6

Haman içeri girer girmez kral sözlerini sürdürerek ona şöyle sordu: "Kral, onurlandırmak istediği kişiye nasıl davranmalıdır?" "Kral kimi onurlandırmak isteyecek, elbette ki beni?" diye düşünen Haman
7 8

şöyle yanıt verdi: "Kral birini onurlandırmak isterse,

kendi giydiği krallık giysilerini, kendi bindiği atı getirtsin, o kişiye krallık tacını giydirsin.
9

Giysiler ve at kralın en soylu komutanlarından birine verilmeli, o da kralın onurlandırmak istediği kişiye bu görkemli giysileri giydirmeli, onu ata bindirerek kentin alanında dolaştırmalı ve şöyle demeli: 'Kralın onurlandırmak istediği kişiye böyle davranmak gerekir.' "
10

Kral Haman'a şöyle dedi: "Çabuk ol, giysilerle atı al ve tüm söylediklerini saray kapısında çalışan Yahudi Mordekay için yap. Tüm söylediklerini gerçekleştir, asla hiç bir şey unutma."
11

Giysilerle atı alan Haman, bu görkemli giysileri Mordekay'a giydirip onu ata bindirdi ve onu kentin alanında dolaştırarak şöyle dedi: "Kralın onurlandırmak istediği kişiye böyle davranmak gerekir."
12

Ardından Mordekay saray kapısına döndü. Haman da tasalanarak ve yüzünü örterek çabucak eve döndü.
13

Eşi Zereş'e ve tüm dostlarına olup bitenleri anlattı. Eşi Zereş ve dostları şöyle dediler: "Mordekay'ın sayesinde başın belaya girdi; o Yahudi soyundansa, bundan böyle sen asla ondan üstün olamayacaksın. Tam tersine, öyle görünüyor ki onun sayesinde başına daha büyük belalar gelecek." Haman Ester'in Şöleninde
14

Onlar konuşurken, kralın harem ağaları çabucak geldi ve Haman'ı Ester'in şölenine götürdü.

7
2 3

Kral ve Haman şölende Kraliçe Ester'le birlikte oturuyorlardı.

Şarap içerlerken, ikinci gün yine kral Ester'e sordu: "İstediğin nedir, Kraliçe Ester? İstediğini sana vereceğim. Dileğini bildir, krallığımın yarısını bile istersen, o senindir." Kraliçe Ester şöyle yanıt verdi: "Ey kralım, eğer gözünüze girdimse ve efendim diliyorsa, hayatımı bağışlayın. İstediğim budur; ulusumun yaşamını bağışlayın, dileğim de budur.
4

Çünkü ben ve ulusum yok olup kılıçtan geçirileceğiz ve kökümüz kurutulacaktır. Salt köle ve hizmetçi kızı olmak zorunda olsaydık, sesimizi çıkartmazdım, ama bu ortamda, işkenceyi yöneten kişi kralın uğramak üzere olduğu büyük kaybı karşılayamayacak."

5

Kraliçe Ester'in sözünü kesen Kral Artakserkses, "Bu adam kimdir?" diye bağırdı, "Böyle bir rezaleti tasarlayan kişi nerededir?"
6

Ester yanıtladı: "İşkenceyi yöneten kişi mi, düşman mı? İşte, bu alçak adam Haman'dır!" Kralla kraliçenin huzurunda dehşete kapılan Haman titremeye başladı.
7

Büyük öfkeye kapılan kral şöleni yarıda keserek ayağa kalktı ve sarayın bahçesine çıktı. O arada Haman, kralın onun yıkımına neden olacağını anlayarak dışarı çıkmadı ve hayatını bağışlaması için Kraliçe Ester'e yalvarmayı yeğ tuttu.
8

Sarayın bahçesinden şölen odasına dönen kral, Ester'in boylu boyuna uzandığı divanın yanına çömelen Haman'ın kraliçeye sokulmaya çalıştığını görüp bağırdı: "Ne demek oluyor! Kendi sarayımda ve gözümün önünde bu adam kraliçeye el uzatmaya mı kalkıyor?" Kral sözlerini bitirir bitirmez Haman'ın yüzü peçeyle örtüldü.
9

Kralın harem ağalarından biri olan Harvona oradaydı. O şöyle dedi: "Ne denli uygun! Haman'ın Mordekay için hazırlattığı yüksekçe bir darağacı var. Oysa Mordekay krala verdiği raporla hayatını kurtarmıştı. Haman'ın buyruğu ile kurulan darağacı evinde hazır durumda." Kral şöyle dedi: "Onu oraya asın."
10

Böylece Haman Mordekay için hazırlattığı darağacına asıldı ve kralın öfkesi yatıştı.

Kral Yahudiler'i Kayırıyor

8 Aynı gün Kral Artakserkses, Yahudilere işkence eden Hamanın evini Kraliçe
Ester'e verdi. Ester, Mordekay'la olan ilişkisini krala açıkladı. Mordekay kralın huzuruna kabul edildi.
2

Mühür yüzüğünü Haman'dan geri alan kral, onu parmağından çıkartıp Mordekay'a verdi. Ester de Haman'ın evinin yöneticiliğine Mordekay'ı atadı.
3

Ester yine kralla görüştü. Ağlayarak kralın ayaklarına kapandı ve yalvararak ondan yardım diledi. Agaklı Haman'ın Yahudilere karşı hazırladığı suikaste ve kötü tasarıya engel olmasını istedi.
4

Kral altın asasını ona doğru yöneltti. O zaman Ester ayağa kalktı ve onunla karşı karşıya kaldı.
5

Ester şöyle dedi: "Eğer kral öyle diliyorsa ve eğer ben onun gözüne girmişsem, dileğim krala uygun geliyorsa ve o benden hoşlanıyorsa, Agaklı Hammedata'nın oğlu Haman'ın mektuplarını lütfen yazılı olarak geçersiz kılsın. Haman bu mektupları, krallığın tüm illerindeki Yahudilerin yok edilmesi için yazmıştır.
6

Ulusumu salt acı beklerken ben nasıl olup bitenleri görmezlikten gelebilirim? Soyumun yok edilmesine tanıklık etmeye nasıl dayanabilirim?"
7

Kral Artakserkses, Kraliçe Ester'e ve Yahudi Mordekay'a şöyle dedi: "Ben payıma düşeni yaptım, Haman'ın evini Ester'e verdim ve Yahudileri yok etmeyi tasarladığı için Haman'ı darağacına astırdım.

8

Şimdi siz istediğiniz gibi onlara en uygun biçimde yazabilirsiniz. Kralın adına yazar, kralın mühür yüzüğünü kullanarak mührü basarsınız. Çünkü kralın adına yazılmış ve onun mührünü taşıyan bir buyruk asla geri alınamaz."
9

Kralın yazmanları çabucak çağrıldı -üçüncü aydı, Sivan ayının yirmi üçüncü günüydü- ve Mordekay onlara bir buyruk yazdırdı. Bu buyruk yüz yirmi yedi ile Hindistan'dan Habeşistan'a dek uzanan illerdeki Yahudilere, prenslere, vali ve yöneticilere yazılmıştı. Her il için kendi alfabesi ve her ulus için kendi dili kullanılmıştı. Yahudilere de kendi alfabelerinde ve dillerinde yazılmıştı.
10

Kral Artakserkses'in adına yazılan ve kralın yüzüğüyle mühürlenen bu mektuplar ulaklara verildi.
11

Bu mektuplarda kral, Yahudilere yaşadıkları kentlerde kendilerini korumak amacıyla toplanmak hakkını veriyordu. Bundan öte Yahudilere, kendilerine saldırabilecek olan herhangi bir ulus ya da ilin silahlı güçlerini, kadınlarını, çocuklarını yok etmek, kılıçtan geçirmek, tümünün kökünü kurutmak ve mallarını yağma etmek hakkını veriyordu.
12

Bu buyruk Kral Artakserkses'in tüm illerinde aynı gün yürürlüğe giriyordu - Adar ayı olan on ikinci ayın on üçüncü gününde. Eski Hakları Geri Veren Buyruk E Mektubun metni aşağıdadır: "Ulu Kral Artakserkses'ten, Hindistan'dan Habeşistan'a dek uzanan yüz yirmi yedi ilin prenslerine, il valilerine ve tüm sadık uyruğuna selamlar.
2

"Kendilerine iyilik eden kişilerin cömertçe verdiği armağanlarla birçok kez onurlandırılan çok sayıda insan, sonuç olarak kendilerini herkesten üstün görür.
3

Buyruğumuza zarar vermekle yetinmeyip, yiyip içmedeki aşırılıklarına bakmadan onlara iyilik eden kişilere karşı entrika çevirmeye başlıyorlar.
4

İnsanların yüreğinde şükran duygusunu yok etmekle yetinmeyip, iyilikten haberi olmayan kişilerin alkışlarıyla kıvanç duyuyorlar. Oysa Tanrı her şeyi görür ve günah işleyenlere karşı olan Tanrı'nın adaletinden asla kurtulamayacaklardır.
5

"Böylece çoğu kez yetkili kişiler, dostlarına inanıp işlerin yönetimini onlara bırakırlar ve onların etkisinde kalırlar. Sonunda onlarla birlikte suçsuzların dökülen kanlarından sorumlu olurlar ve onarılması olanak dışı acılara karışmış olurlar.
6

Kötü niyetli kişilerin düzmece kanıtlarıyla yöneticilerin dürüst amaçları yanlış yola yöneltilir.
7

"Sözünü ettiğimiz daha eski çağların tarihinde bunu gözlemek olasıdır, ama buna hiç gerek yoktur. Gözünüzün önünde olup bitenlere bakınız, başımıza bela olan yakışıksız görevlilerin işledikleri suçlara bakınız.
8

"Gelecekte, krallığımızda herkesin barış ve dirliğini korumak için uğraşacağız.

9

Yeni bir siyaset izleyeceğiz ve yargımıza sunulan konularda tarafsız bir tutumumuz olacak.
10

"Böylece Hammedata'nın oğlu Haman konukseverliğimizden yararlandı. Kendisi Makedonyalı'ydı. Onda bir damla Pers kanı yoktu ve iyiliğimizden çok uzaktı.
11

Tüm uluslara gösterdiğimiz iyiliği ona da gösterdik. O denli ki, "babamız" olduğunu herkese duyurduk. Kraldan sonra ikinci önemli kişi olarak herkesin ona saygı gösterip secde etmesini bildirdik.
12

"Ama kendi yüksek göreviyle yetinmeyip, krallığımızı elimizden almak ve hayatımıza son vermek için entrikalar çevirmeye başladı.
13

Ondan öte, dolambaçlı düzenlerle ve bizi inandırmak için öne sürdüğü kanıtlarla, kurtarıcımız olan ve bize sürekli iyilik yapan Mordekay'ı, krallığımızı paylaşan suçsuz Ester'i ve tüm ulusumuzu yok etmemize neden olacaktı.
14

Bu tasarılarla bizi desteksiz bırakmayı ve böylece Pers İmparatorluğu'nu Makedonyalılar'a devretmeyi amaçlıyordu.
15

Ama biz görüyoruz ki, alçakların alçağı bir kişinin yok etmek istediği Yahudiler suçlu değildir, onlar gerçekten en doğru yasalarla yönetilmektedir.
16

Onlar o yüce varlığın, yaşayan yüce Tanrı'nın çocuklarıdır. Krallığımızın sürekli mutluluğunu biz ve atalarımız O'na borçluyuz.
17

"Bu nedenle Hammedata'nın oğlu Haman'ın gönderdiği mektuplara uymamanız yerinde olur.
18

Çünkü o mektupları yazan kişi tüm ev halkıyla birlikte Sus'un kapılarında asılmıştır. Kendisi bu cezayı hak etmişti ve tüm varlıkları yöneten Tanrı ona bu cezayı çabucak verdi.
19

"Bu mektubu çoğaltıp her tarafa dağıtın, geleneklerine uymaları için Yahudilere özgürlük tanıyın.
20

Onlara eziyet etmek için saptanan günde, yani Adar ayı olan on ikinci ayın on üçüncü gününde kendilerine saldıran biri olursa onlara yardım edin.
21

Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Tanrı seçtiği ulusu için o günü bir sevinç günü yapmıştır, yıkım günü değil.
22

"Yahudiler, size gelince, tüm dinsel bayramlarınız arasında bu bayramı özel bir gün olarak türlü şölenlerle kutlayın.
23

Böylece şimdi ve gelecekte gerek sizin için, gerekse iyi niyetli Persler için o gün kurtuluşunuzu anma törenleri yapılacaktır. Düşmanlarınıza gelince, onlar da yıkımlarını anımsayacaktır.
24

"Bu buyruğa uymayan tüm kentler ve ülkeler acımasızca ateşe verilecek, tüm halkı kılıçtan geçirilecektir. Oraları bundan sonra insanlar için yanına yaklaşılamaz

durumda olacaktır. Bundan öte yabanıl hayvanlar ve kuşlar için sonsuza dek tiksindirici olacaktır. 8 13"Bu bildirinin metni tüm illerde yasa yerine geçsin ve tüm uluslara verilsin. Böylece Yahudiler sözü geçen günde hazır olup düşmanlarından öç alabilsinler."* * E bölümü 1-12 ayetlerini de içerir.
14

Kralın atlarına binen ulaklar, kralın buyruğuna uyarak çarçabuk yola koyuldular. Bildiri Sus Kalesi'nde de yayınlandı.
15

Mordekay prenslere yaraşır mor ve beyaz renkte bir giysiyle, başında büyük bir altın taç ve sırtında ince ketenden açık mor renkte bir pelerinle kralın huzurundan ayrıldı. Sus Kentinde sevinç çığlıkları duyuldu.
16

Artık Yahudiler için ışık ve sevinç, mutluluk ve onur vardı.

17

Kralın bildirisini duyan her kentteki Yahudilerin arasında sevinç ve mutluluk vardı. Şölenler veriliyor, tatil yapılıyordu. Ülkede çok sayıda kişi Yahudi oldu, çünkü artık Yahudilerden kaygı duyuluyordu. Yahudiler'in Zaferi

9
2

Kralın buyruğu ve bildirisi Adar adındaki on ikinci ayın on üçüncü gününde yürürlüğe girdi. Yahudi düşmanları onları o günü ezmeyi umut etmişlerdi, ama tam tersi oldu; Yahudiler düşmanlarını ezdi. Kral Artakserkses'in tüm illerindeki kentlerde Yahudiler bir araya geldiler. Onlara zarar vermeyi tasarlayanlara bir darbe indirmek istiyorlardı. Hiç kimse onlara karşı koymadı, çünkü çeşitli uluslar şimdi Yahudilerden korkuyordu.
3

İl yöneticileri, prensler, valiler ve kralın memurları, hepsi de Mordekay'dan ürktükleri için Yahudileri destekliyordu.
4

Gerçekten Mordekay sarayda bir güçtü ve ünü tüm illerde yayılıyordu. Mordekay'ın gücü gittikçe artıyordu.
5

Böylece Yahudiler tüm düşmanlarını kılıçtan geçirdi, bunun sonucunda ülkede kan döküldü, yıkım oldu. Yahudiler düşmanlara karşı başarılıoldular.
6

Yalnız Sus Kalesi'nde Yahudiler beş yüz kişi öldürdü. Tanınmış kişilerden Parşandata, Dalfon, Aspata, Porata, Adalya, Aridata, Parmaşta, Arisay, Ariday, Vayzata,

7

8

9

10

Hammedatanın oğlu Yahudilere işkence eden Haman'ın on oğlu öldürüldü. Ama Yahudiler çevreyi yağma etmediler.

11

Sus Kalesi'nde öldürülenlerin sayısı aynı gün krala bildirildi.

12

O da Kraliçe Ester'e şöyle dedi: "Sus Kalesi'nde Yahudiler beş yüz kişiyi ve Haman'ın on oğlunu öldürdü. Krallığın öbür illerinde kim bilir neler yaptılar? İstediğini bildir, sana vereyim. Dileğini söyle, bildirdiğin an senin olsun."
13

Ester şu yanıtı verdi: "Eğer kral isterse, Sus'taki Yahudiler kralın bugünkü bildirisini yarın da uygulasın. Haman'ın on oğluna gelince, onların vücudu darağacına asılsın."
14

Ardından kral bütün bunların yerine getirilmesini buyurdu. Sus'un bildirisi yayınlandı ve Haman'ın on oğlu asıldı.
15

Böylece Sus'taki Yahudiler Adar ayının on dördüncü günü yeniden toplandılar ve kentte üç yüz erkek öldürdüler. Ama kenti yağma etmediler.
16

Kralın illerinde yaşayan öbür Yahudiler hayatlarını korumak ve düşmanlarından kurtulmak için toplandılar. Düşmanlarından yetmiş beş bin kişiyi kılıçtan geçirdiler. Ama çevreyi yağma etmediler.
17

Bütün bu olaylar Adar ayının on üçüncü günü oluştu. On dördüncü günü dinlendiler, şölenler verip sevindiler.
18

Ama Sus'taki Yahudiler, on üçüncü ve on dördüncü günlerde toplandılar, on beşinci gün dinlendiler. O gün şölenler verip sevindiler.
19

Bu nedenle savunmasız köylerde yaşayan taşralı Yahudiler, Adar ayının on dördüncü gününü sevinç, şölen ve tatil günü olarak kutlarlar ve birbirlerine yemek sunarlar. Oysa kentlerde oturanlar Adar'ın on beşinci gününü kutlarlar ve komşularına yemek sunarlar. Purim* Kutlamaları * Purim: İbranice. Şubat ya da Mart'a rastlayan ve Haman'ın elinden Yahudi halkının kurtuluşu anısına yapılan Yahudi bayramı.
20

Mordekay bütün bu olayları yazdı. Ardından Kral Artakserkses'in illerinde yaşayan, yakında ya da uzakta olan Yahudilere mektuplar gönderdi.
21

Her yıl Adar ayının on dördüncü ve on beşinci günlerini bayram olarak kutlamalarını onlara bildirdi.
22

Çünkü o günlerde Yahudiler düşmanlarından kurtulmuşlar, o ay içinde acıları sevince, yasları tatile dönüşmüştü. Mordekay o günlerde şenlik yapmalarını ve sevinmelerini, birbirlerine yemek sunmalarını ve yoksullara armağanlar vermelerini onlara söyledi.
23

Bu bayramı kutlamaya başlayan Yahudiler Mordekay'ın bütün yazdıklarını kabul edip yerine getirdiler.

24

Mordekay bu konuda onlara şunları yazmıştı: "Tüm Yahudilere işkence eden Agaklı Hammedata'nın oğlu Haman, Yahudilerin kökünü kurutmak için bir suikast hazırlamıştı. Onları yere vurup yok etmek için pur yani kura çekmişti.
25

Ama Mordekay'ın asılmasını buyurması için yeniden krala gittiği zaman, Yahudilere karşı çevirdiği kötü entrikalar geri tepti ve gerek kendi ve gerekse oğulları darağacına asıldı.
26

Pur* sözcüğünden ötürü bu günlere Purim adı verildi." Böylece bu mektupta yazılı olanlardan ötürü, gördüklerinden ve başlarına gelen şeylerden ötürü, * Pur: İbranice "Kura çekmek" anlamına gelir. Purim sözcüğü ise çoğuldur.
27

Yahudiler her yıl, buyrulan biçimde ve tarihte, bu iki günü kesinlikle kutlamaya ant içtiler. Kendi soylarından olanların ve onlara katılanların da aynı şekilde davranmalarını salık verdiler.
28

Böylece her kentte, her ailede bir kuşaktan öbür kuşağa anımsanan ve kutlanan bu Purim günleri asla kaldırılmayacak ve bu günlerin anısı soylarında asla yok olmayacaktır.
29

Avihayil'in kızı Kraliçe Ester bu ikinci mektubu onaylamak için tüm yetkisiyle yazdı.
30

Artakserkses'in krallığının yüz yirmi yedi ilinde yaşayan Yahudilere mektuplar gönderdi.
31

Sevecenlik ve dostlukla kaleme alınan bu mektuplar, Yahudi Mordekay'ın öğütlediği gibi Purim günlerini gereken tarihte kutlamalarını buyuruyordu.
32

Bu kutlamalara gerek kendilerinin gerekse kendi soylarından gelenlerin katılmalarını bildiriyor, tutulacak oruçlar ve yakılacak ağıtlar için bazı yeni kurallar ekleniyordu. Mordekay 'a Övgü

10 Kral Artakserkses anakaradan ve denizdeki adalardan zorunlu vergi aldı.
2

Tüm bu kudretli davranışlar ve Mordekay'a bağışladığı yüksek onurlar Med ve Pers krallarının tarih kitaplarında yazılıdır.
3

Şöyle ki, Yahudi Mordekay yetki bakımından Kral Artakserkses'ten sonra geliyordu. Yahudilerin Mordekay'a büyük saygısı vardı, binlerce kardeşi ona değer veriyordu. Çünkü o ulusunun iyiliğini düşünüyor, tüm soyunun varlık ve erinç içinde yaşamasını diliyordu. Mordekay Gördüğü Düşü Anımsıyor F Mordekay şöyle dedi: "İşleyen Tanrı'dır.

2

Oluşan olaylarla ilgili düşümü anımsıyorum. Tüm gördüklerim gerçekleşti:

3

Irmak olan küçük pınar, parlayan ışık, güneş, sel gibi akan su. Irmak Ester'dir, kral onunla evlendi ve onu kraliçe yaptı.
4

İki ejderha da Haman ve bendim. Uluslar, Yahudi adını ortadan silmek için birleşenlerdi.

5

6

Tek ulus, benimkidir, İsrail'dir. Tanrı'ya yakardılar ve kurtuldular. Evet, Rab ulusunu kurtardı, Rab bizi tüm bu kötülüklerden kurtardı. Tanrı uluslar arasında asla görülmeyen belirtiler ve doğaüstü olaylar oluşturdu.
7

O, iki yazgı saptadı, biri kendi ulusu içindi, öteki de tüm öbür ulusları ilgilendiriyordu.
8

Bu iki yazgı Tanrı'nın tüm uluslarla ilgili olarak saptadığı saatte, zamanda ve günde ortaya çıktı.
9

Böylece Tanrı ulusunu anımsadı ve mirasını korudu.

10

Onlar için bu günler, Adar ayının on dördüncü ve on beşinci günleri, Tanrı'nın huzurunda toplantı, mutluluk ve sevinç günleri olacaktır. O'nun ulusu İsrail'in tüm kuşaklarında sonsuza dek sürecektir." Sonuç Ptolemi ile Kleopatra'nın yönetiminin dördüncü yılında, kâhin olduğunu söyleyen Dositeus, Levit ve oğlu Ptolemi, daha önce sözü geçen Purimle ilgili mektubu getirdiler. Bu mektubun gerçek olduğu konusunda direndiler. Çeviriyi yapan, Yeruşalim'de yaşayan kişilerden biri olan Ptolemi'nin oğlu Lisimakus'tur.

BİLGELİK KİTABI GİRİŞ Bu kitapta "Bilgelik" ve "Ruhsal Öğüt Veren Kişi" yapıtlarının Süleyman 'a ilişkin olduğu belirtilir. İ. Ö. son yüzyılda yazılan bu kitap, iyi eğitim görmüş, yunanlılaşmış bir Yahudi'nin etkileyici Yunancası'yla, geç kaleme alınmış bir yapıttır. Kitabın son bölümleri Yahudilerin Mısır'dan çıkışlarıyla ilgilidir. Bunun, Tanrı'nın sağgörülü bilgeliğine en eksiksiz örnek olduğu belirtilir. Ayrıca bu bölümlerde putperestlik konusunda uzun bir arasöz vardır. İncil 'in yazarları bu yapıt konusunda bilgi edinip birçok yerde bundan yararlanmışlardır. İyi düzenlenmiş bu kitabın içeriği başlıca üç konuda özetlenebilir: Ana Hatlar 1: 1-5:23 Bilgelik ve insanın yargısı 6:1-9:18 Bilgeliğin kökeni, niteliği ve etkileri 10:1-19:22 Tarih boyunca bilgelik ve Tanrı Tanrı'yı Aramak ve Kötülüğü Geri Çevirmek

1Doğruluğu sevin, sizler ki dünyada yetkili kimselersiniz, Rabbinizi düşünürken
dürüst olun. O'nu yüreğinizde içtenlikle arayın.
2

Çünkü Tanrı'yı sınamayanlar O'nu bulur, O'na inanmayanlara kendini gösterir.

3

Ama bencil amaçlar insanın Tanrı'yla ilişkisini keser, O'nun gücü sınanırsa, anlayışsız olanı utandırır.
4

Hayır, hileci bir kişinin davranışında Hiç bir zaman bilgelik olamaz, Günaha borçlu olan bir vücutta bilgelik kalamaz.
5

Bilgi veren Kutsal Ruh hileden sakınır, Atak tasarılardan kendini uzak tutar, Haksızlığa şaşırır.
6

Bilgelik, içgüdü durumunu almış bir alışkıdır, İnsanın dostudur. Yalnız Tanrı'nın varlığını yadsıyan kişinin sözlerini bağışlamaz, Çünkü Tanrı insanın en içteki bölümlerini görür, Onun yüreğini içtenlikle gözler Ve söylediklerine kulak verir.
7

Gerçekten, Tanrı'nın Ruhu tüm dünyayı doldurur, Her şeyi bir arada tutan, güç söylenen her sözü bilir.
8

Adaletsizliği destekleyen kişiyi herkes tanır, Öç alan adalet onu unutmaz.

9

Çünkü Tanrısız insanın tartışmaları irdelenecektir Ve günahlarından ötürü suçlu bulunması için Tüm söyledikleri Tanrı'ya bildirilecektir.

10

Her şeyi rastlantılı olarak işiten aşırı titiz bir kulak var, Mırıldanılan yakınmayı bilir.
11

Önemsiz şeylerden yakınmaktan sakın, Diline gem vur ve her şeyde kusur bulma. Çünkü en gizli sözler yansıtılacaktır Ve yalan söyleyen bir ağız ruhu ölüme götürür.
12

Yanlış davranışlarla ölümü çağırma, Yaptığın işlerle kendini yok etme. Ölüm Tanrı'nın işi değildir, O, yaşayanları ortadan kaldırmaktan hoşlanmıyor.

13

14

Var olmak - her şeyi bunun için yarattı. Dünyada yaratılanlar sağlıklıdır, Onlarda öldürücü bir zehir yoktur.
15

Ölüler ülkesinin tanrısı Hades'in dünyada bir gücü yoktur, Çünkü doğruluk ölümsüzdür. Tanrısızlar Yaşamı Nasıl Görüyor?
16

Ama tanrısızlar yaptıkları işlerle Ve söyledikleri sözlerle ölümü çağırıyorlar, Ölüme bir dost gözüyle bakıp kendilerini tüketiyorlar, Onunla bir sözleşme yapıp ortaklık kuruyorlar.

2Çünkü yanlış düşünerek Kendi kendilerine şöyle diyorlar: "Yaşam kısadır ve
gönül darlığı veriyor, Ne insanın sonu geldi mi kurtuluş var,Ne de insanı ölüler ülkesinin tanrısı Hades'ten kurtaracak biri.
2

Bir rastlantı sonucu doğduk, Bu yaşamdan sonra hiç doğmamış gibi olacağız. Solunumla aldığımız hava bir duman üflemesidir, Us, yürek çarpıntılarımızdan gelen bir canlılıktır.
3

Bunlar olmazsa, vücudumuz külden oluşur, Ruh boş hava gibi erir gider.

4

Zamanla adımız unutulacak, Yaptıklarımızı hiç kimse anımsamayacaktır. Yaşamımız bir bulut demeti gibi kaybolup gidecek, Güneş ışınlarının uzaklaştırdığı Ve güneşteki ışının yok ettiği sis gibi eriyecektir.
5

Evet, yaşadığımız günler bir gölge gibi gelip geçiyor, Ölümden dönüş yoktur, mühür basılmıştır, Kimse geri gelmiyor.
6

"O halde, gel de, güzel şeylerden zevk alalım, Gençliğin hoş duygusuyla evrenden yararlanalım:
7

En pahalı şaraplarla kokulardan yararlanalım, Baharın bir tek çiçeğini bile gözden kaçırmayalım,
8

Güller solmadan, kendimize güllerden bir taç örelim.

9

Bu zevk ve eğlenceye tümümüz katılalım, Şenliğimizin izlerine her yerde rastlansın, Bu bizim payımıza düşendir, hissemizdir.
10

Erdemli, ama yoksul olan kişinin canını yakalım, Dul kadının da huzurunu bozalım, Yılların beyazlattığı saçlara, yaşlılığa saygı göstermeyelim.
11

Gücümüz erdemin ölçütü olsun, Çünkü yersiz davranış yararsızlığını kanıtlar.

12"Erdemli kişi

için pusuya yatalım, çünkü o bizi öfkelendiriyor, Yaşam biçimimize engel oluyor, Yasalara uymadığımız için bizi eleştiriyor, Bizi eğitimimize kötülük etmekle suçluyor.
13

O, Tanrı'yı bildiği savını ileri sürüyor, Tanrı'nın oğullarından olduğunu söylüyor.

14

Bizim karşımızda duruyor, Düşüncelerimiz için bizi kınıyor, Onu görmek bile moralimizi bozuyor.
15

Onun yaşam biçimi ötekilere benzemiyor, Bilmediğimiz yollardan yürüyor.

16

Onun kanısına göre bizler düzenciyiz! Pislikten uzak durur gibi yaptıklarımızdan uzak duruyor, Erdemli kişilerin sonunda mutlu olacaklarını bildiriyor. Tanrı'nın oğlu olmakla övünüyor.
17

Bakalım, söyledikleri doğru mudur, Görelim, onun sonu ne olacak.

18

Eğer erdemli insan Tanrı'nın oğlu ise, Tanrı onun tarafını tutacak, Onu yakalayan düşmanlarının elinden kurtulacaktır.
19

Canını yakarak ve işkence ederek onu sınayalım, Bu şekilde onun inceliğini araştıralım, Dayanma gücünü deneyelim.
20

Onu suçlayarak utanç verici bir ölüme bırakalım, Değil mi ki onu koruyacaklardır -eğer sözüne inanacaksak." Kötüler Tehlikeli Bir Yanlışlık Yapıyor
21

Onlar böyle düşünüyorlar, ama yanılıyorlar, Kötülükleri onları anlayışsız yapıyor.

22

Tanrı'nın gizli sırlarını bilmiyorlar, Kutsallığın ödüllendirileceğinden umutsuzdurlar, Suçsuz ruhlar için ödül beklemiyorlar.
23

Oysa Tanrı insanı yok olmayacak şekilde yarattı, Tanrı insanı kendi doğasının suretinde yarattı.
24

Şeytanın çekememezliği dünyada ölümü getirdi, Şeytanla arkadaşlık yapanlar bu gerçekle karşılaşacaklardır. İyi ve Kötü İnsanların Kıyaslanması

acı çekmeyeceklerdir.
2

3Ama erdemli kişilerin ruhları Tanrı'nın elindedir, Onlar hiç bir zaman
Bilge olmayanların gözünde onlar ölmüştü, Onların gidişi sanki bir yıkımdı, Onların bizi bırakışı bir yok olma gibiydi, Ama onlar için dirlik vardır.

3

4

Onlar, insanların anladığı biçimde cezalandırıldılarsa da, Ölümsüzlük konusunda büyük umutları vardır.
5

Onların alışılmıştan çok kaygısı yoktur, Onlar için büyük kutsama vardır. Tanrı onları sınayarak, Kendisiyle buluşmaya yaraşır olduklarını görmüştür.
6

Fırına konan altın gibi onları sınamış, Ateşte yakılan kurban gibi katına almıştır.

7

Zamanı gelip de Tanrı onları görmeye gidince, Seçkin bir kişi olacaklardır, Tıpkı anızdaki canlılık gibi.
8

Ulusları yargılayıp insanları yönetecekler, Rableri sonsuza dek kralları olacaktır.

9

O'na inananlar gerçeği anlayacaklardır; O'na içten bağlı olanlar, O'nunla birlikte sevgiyle yaşayacaklardır. Çünkü Tanrı'nın seçtiği kişiler O'nun iyiliğine ve bağışlamasına erişeceklerdir.
10

Ama Tanrısızlar düşüncelerinden dolayı Gerektiği gibi cezalandırılacaktır. Çünkü onlar erdemli kişiye önem vermeyip Tanrı'dan kaçmışlardır.
11

Evet, bilgeliği ve disiplini küçümseyenler alçaktır! Umutları boşunadır, Uğraşları işe yaramaz, başarıları yarar sağlamaz.
12

Eşleri dünyayı umursamaz, Çocukları baştan çıkmıştır, Onların soyundan gelenlerse lanetlenmiştir.
13

Kısır kadın masumsa onu kutsayalım, O, suçlu bir yatağa girmemiştir. Ruhlar irdelenince onun meyve verebileceği anlaşılacaktır.
14

Hiç bir suç işlemeyen hadım kişiyi de kutsayalım, Çünkü o Rabbi'ne karşı herhangi bir günah tasarlamamıştır. Onda sevgi bağlılığı olduğu için Onunla özel olarak ilgilenilecek, Tanrı'nın Tapınağı'nda bir payı olacak.
15

Çünkü dürüst çabalarının meyvesi görkemlidir Ve zekânın kaynağı eksilmez.

16

Ama zina edenlerin çocuklarının hiç bir geleceği yoktur, Yasadışı bir yatağın dölü yok olmalıdır.
17

Uzun süre yaşasalar bile, Onlara kimse değer vermeyecek, Yaşlılıklarında kimse onlara saygı göstermeyecektir.
18

Eğer erken ölürlerse, diriliş gününde Ne umutları ne de avuntuları vardır.

19

Evet, kötülük yapanların soyundan gelenlerin Sonu acımasızdır.

4
2

Çocuksuz olup erdemli olmak daha iyidir, Çünkü ölümsüzlük erdemin anısını devam ettirir Ve ister Tanrı ister insanlar erdeme değer verirler. Erdemi görünce, ona benzemek için çaba gösteririz, Onu bulamayınca da onu özleriz. Erdeme taç giydirilir, sonsuza dek yengi onundur, Çünkü erdem, noksanı olmayan ödüller için Güçlü ve sürekli çaba gösterip yengiye erişmiştir.
3

Ama kötülerin Bir sürü derin düşünceye dalmaları yarar sağlamaz. Onlar yasa dışı soyun dölüdürler, Hiç bir zaman kök salamaz, Sağlam temel kuramazlar.
4

Bir süre için dal budak salabilirler, Ama kökleri zayıf olduğundan rüzgârda sallanacak, Fırtınanın gücüyle paramparça olacaklardır.
5

Daha yeni uzayan dalları kopartılacak, Meyvelerinden kimse yararlanamayacak, Ham meyveleri kimse yiyemeyecek, Hiç bir işe yaramayacaktır.
6

Çünkü yasadışı birleşme sonucu doğan çocuklar, Tanrı onları yargıladığında Anneleriyle babalarının yaptığı kötülüğe tanıklık ederler. Erdemli İnsanın Erken Ölümü
7

Erken ölse bile erdemli insan dirliğe kavuşacaktır.

8

Yaşlılığı onurlu kılan yaşanmış günlerin sayısı değildir, Yaşamın gerçek ölçüsü yılların sayısı değildir.
9

Anlayış, kişinin saçlarının beyazlamasının anlamı budur! Leke sürülmemiş bir yaşam, Kişinin olgunlaşarak yaşlanmasının anlamı budur.
10

Erdemli insan Tanrı'yı mutlu etmek istemiştir, Tanrı da onu sevmiştir. Onu, Tanrı'nın buyruklarına uymayanlarla yaşadığı için Bu dünyadan ayırdılar.
11

Kötülüğün etkisiyle usunun doğru yoldan sapmaması Ve hainliğin ruhunu baştan çıkarmaması için Erdemli insanı alıp götürdüler.
12

Çünkü kötülüğün büyüleyici etkisi iyi şeyleri gölgede bırakır, Bir kasırgaya benzeyen tutkular saf yüreği bozar.
13

O denli kısa bir zamanda olgunlaşan erdemli insan Gerçekten uzun bir yaşam sürmüş sayılır.
14

Onun ruhunu seven Rabbi Onu çabucak çevresindeki kötülüklerden almıştır. Yine de insanlar bir şey anlamadan bakıp duruyorlar, Bir türlü anlayamıyorlar ki,
15

Tanrı'nın seçtiği kişileri iyilik ve bağışlanma bekliyor; Kutsal kişileri Tanrı koruyor.

16

Ölen erdemli insan yaşamını sürdüren kötüleri suçluyor. Gençlerin zamansız ölümü Yıllarca yaşayan kötüleri suçluyor.
17

Bu kişiler erdemli insanın sonuna bakıp, Rabbi'nin onun için neler hazırladığını Veya Rabbi'nin neden onun güvenliğini sağladığını anlamazlar.
18

Bu kişiler olup bitenlere bakıp her şeyi küçümserler. Ama Tanrı onların haline gülecektir.
19

Yakında onlar onursuz birer ölü vücut olacak, Ölüler ülkesinde sonsuza dek horlanacaklardır. Tanrı onları, başları önde, Dilleri tutulmuş bir halde yere fırlatıp atacaktır. Tanrı onları temellerinden kopartıp alacaktır. Onlar acınacak bir durumda olacaklar, Çok acı çekecekler, Anıları yok olacaktır. Diriliş Gününde Erdemli İnsanlar ve Kötüler
20

Günahlarının hesabı görüldüğünde Onlar titreyerek geleceklerdir, Günahları onların karşısına çıkacak, onları suçlayacaktır.

5 O zaman erdemli insan yüreklilikle ayağa kalkacak, Onun ıstıraplarına hiç
önem vermeyenlerin, Ona zulmedenlerin karşısına dikilecektir.
2

Onlar erdemli insanı görünce, Yüreksiz kimsenin korkusuyla titreyecek, Onun beklenmedik kurtuluşuna şaşıracaklardır.
3

Vicdan azabı çekerek, inleyerek, Kederli bir halde birbirlerine şöyle diyecekler:

4

"Bir zamanlar bu adama gülerdik, Bizim için alay konusuydu, onu küçümserdik, Meğer ne akılsız kimselermişiz! Bizim gözümüzde onun yaşamı bir çılgınlıktı, Sonu ise onursuzdu.
5

Nasıl oluyor da o, Tanrı'nın oğullarından biri sayılıyor? Nasıl oluyor da o, kutsallar arasında yer alıyor?
6

Anlaşılıyor ki gerçeğe giden yoldan saptık, Adaletin ışığı bizim için parlamadı; Bizim için güneş hiç bir zaman doğmadı.
7

Tüm yasadışı yolları, İnsanın mahvına sebep olan tüm yolları kat ettik. Rabbin belirlediği yoldan gitmek yerine Ayak basmamış çöllerden geçtik!
8

Küstahlık, bu tutum bize ne yarar sağladı? Zenginlik ve övünme, bunlar bize ne kazandırdı?
9

Bütün bunlar birer gölge gibi geçip gitti, Çabuk geçen bir söylenti gibi yitti.

10

Kabaran dalgaları yarıp giden bir gemi gibi Nereden geçtiğini gösteren hiçbir belirti bırakmıyor, Geminin omurgasından dalgalarda hiç bir iz kalmıyor,

11

Ya da havada uçan kuş gibi Geçtiğini gösteren hiç bir kanıt bırakmıyor. Kanadının tüyleri ince havayı kamçılıyor, Vızıltıyla çabuk davranarak havayı yarıyor, Büyük bir alanı kaplayan kanadıyla ileriye doğru hızla ilerliyor Ve sonra oradan geçtiğine dair hiç bir belirti bırakmıyor.
12

Veya hedefini bulan bir ok gibi, Delinen hava çabucak eski durumuna geldiğinden, Okun hangi yöne atıldığını bilmek olanak dışıdır.
13

Bizim için de öyledir; Doğduktan bir süre sonra yaşamımız sona erdi. Erdemin bizde izi bile yok, Yaşamımızı kötülükle tükettik."
14

Evet, kötülerin umudu, rüzgârın sürüklediği çöp gibidir, Fırtınanın koparttığı ince bahar dalı gibidir, Rüzgârın dağıttığı duman gibidir, Bir günlük konuğun anısı gibi gelir geçer.
15

Ama erdemli insanlar sonsuza dek yaşar, Rableri onları ödüllendirir, Yüce Tanrı onları korur.
16

Tanrı onlara görkemli krallık tacını, Güzellik tacını kendi eliyle sunacaktır. Çünkü Tanrı onları sağ eliyle koruyacak, Kolu ile onları savunacaktır.
17

Tanrı'nın kıskanç sevgisi silahı olacak, Düşmanlarını cezalandırmak için evreni silahlandıracaktır.
18

Adalet onun göğüslük zırhı olacak, Gizli olmayan yargısı da miğferi. Yenilmez kutsallık onun kalkanı olacak,

19

20

Demiri ocakta kızdırıp işleyecek, Hoşgörüsüz öfkesiyle keskin bir kılıç oluşturacaktır. Evren, dünyayı umursamayanlarla savaşmak için O'nun peşinden yürüyecektir.
21

Nişan almasını gerçekten bilen yıldırımlar ok gibi, Şimşekler tümüyle gerilmiş bir yaydan çıkar gibi Bulutlardan fırlayıp hedeflerine doğru uçacaklar.
22

Mancınık, öfkeyle yüklü dolu tanelerini fırlatıp atacaktır. Deniz suları onlara karşı köpürecek, Irmaklar onları girdap içine çekip acımasızca yutacaktır.
23

Güçlü bir nefes onlara karşı üfleyecek, Bir kasırga gibi onları dağıtacaktır. Böylelikle yasadışı eylemler dünyayı yok edecek, İşlenen suçlar güçlüleri tahttan indirecektir.

Krallar Bilge Olmalı

6 O halde, ey krallar, dinleyin ve anlayın, En uzak ülkelerin önderleri,
dikkat edin;
2

Binlerce kişiyi yöneten sizler, Uyruklarınızın sayısı ile övünenler, dinleyin!

3

Çünkü güç Rabbin size armağanıdır, Egemenliği veren yüce Tanrı'dır. O, davranışlarınızı inceleyecek ve tasarılarınızı irdeleyecektir.
4

Tanrı'nın ülkesinin önderleri olan sizler, Adaletle davranmadınızsa, Yasadışı bir tutumunuz olduysa,
5

Ya da davranışınız Tanrı'nın istediği gibi olmadıysa, Tanrı hızla ve müthiş bir şekilde size saldıracaktır.
6

Yüksek konumda bulunanlar, güçlü olanlar İnsafsızca yargılanacak, Alçakgönüllüler merhametle bağışlanacak, Güçlülerse güçlü bir şekildecezalandırılacaktır.
7

Evrenin Rabbi önemli kişilerin önünde çömelmez, Kimseden korkmaz. Çünkü önemli ve önemsiz kişileri yaratan, Herkesi kayıran O'dur.
8

Ama yönetme gücünü elinde tutanların durumu irdelenecektir.

9

Evet, zalimler, sözlerim sizi ilgilendirir. Bilgeliğin anlamını öğrenin ve ona uyum sağlayın.
10

Çünkü kutsal şeyleri kutsayanlar kutsal sayılacaklardır, Onların öğretilerini kabullenerek, bu suretle korunacaklardır.
11

O halde bekleyin ve sözlerimi dinleyin, Çok istekli olursanız, sözlerim size gerekeni öğretecektir. Bilgelik Aranırsa Bulunur
12

Bilgelik parlaktır, asla kararmaz, Bilgeliği sevenler onu hemen görür; Bilgeliği arayanlar onu çabucak bulur.
13

Onu isteyenlere bilgelik kendini derhal tanıtır.

14

Erken davranıp onun yolunu gözlerseniz, Hiç bir sorununuz kalmaz; Onu kapınızda oturmuş durumda bulacaksınız.
15

Onu düşünmek bile, anlayışın olgunluğunu gösterir. Onun için her an tetikte olursanız, Huzursuzluktan hemen kurtulursunuz.
16

Bilgelik kendine yaraşır olanları arar durur, Onları bulunca cana yakınlıkla kendini gösterir, Tüm düşüncelerinde onlara yardımcı olur.
17

Bilgeliğin en güvenli başlangıcı disiplin isteğidir, Disipline uymak bilgeliği sevmek demektir,
18

Onu sevmek de onun yasalarına uymaktır. Onun yasalarına saygılı olmak, Doğru yoldan sapmamak güvenliğini sağlar.
19

Doğru yoldan sapmamak insanı Tanrı'ya yaklaştırır,

20

Böylece bilgelik isteği egemenliğe eriştirir.

21

Ulusların despotları, sizler ki tahtta oturmaktan Ve kral asasından sevinç duyuyorsunuz! Bilgeliğe saygı gösterin, Böylece yönetim gücünü sonsuza dek elinizde tutarsınız.
22

Bilgeliğin ne olduğunu, Nasıl ortaya çıktığını şimdi bildireceğim, Sizden hiç bir sır gizlemeyeceğim, Bilgeliği ayrıntılarıyla tanımlayarak aslını göstereceğim, Gerçekten asla sapmayarak Onun öğretisini açıkça vereceğim.
23

Büyük bir kötülük olan çekememezlik Bu yolculukta bana arkadaşlık etmeyecek, Çünkü onun bilgelikle hiç bir ortak yanı yoktur.
24

Dünyanın kurtuluşu Çok sayıda bilge insanın varlığına bağlıdır, Bir ulusun esenliği kralın bilgeliğine bağlıdır.
25

Bunun için söylediklerimden bir şeyler öğrenmeye çalışın, Siz kazançlı olursunuz.

Süleyman Ölümlü Bir İnsan

7 Tüm diğer insanlar gibi, ben de ölümlü bir insanım, Topraktan
2

yapılan ilk yaratığın soyundan geliyorum, Annemin rahminde etten oluştum. On ay süre içinde onun kanında biçim kazandım, Bir erkek tohumu ve evliliğin verdiği tat nedeniyle.
3

Ben de doğduğum zaman havayı içime çektim, Tüm insanları taşıyan toprağa düştüm, Tüm insanlara benzer bir biçimde çığlık kopardım.
4

İyi ve özenli bakımla kundakta beslendim. Her kralın yaşamı böyle başlamıştır, Çünkü tüm insanların yaşama girişi Ve yaşamdan çıkışı salt bir yoldandır.

5

6

Süleyman'ın Bilgeliğe Saygısı
7

Bunun için dua ettim ve bana us verildi, Yalvarıp yakardım ve bilgelik ruhu bana geldi.
8

Bilgeliğe krallık asasından Ve tahtlardan daha çok değer verdim. Onunla kıyaslandığında Benim için varlığın hiç bir önemi yoktu.
9

Değer biçilmez taşları onunla bir tutmadım, Çünkü onunla kıyaslandığında altın bir tutam kumdan oluşur, Gümüş çamur düzeyindedir.

10

Bilgeliği sağlıktan veya güzellikten daha çok sevdim, Onu ışığa yeğ tuttum, Çünkü onun parıltısı hiç bir zaman kaybolmaz.
11

Onunla beraberken tüm iyiliklere eriştim, Onun elindeki varlık sonsuzdu.

12

Bilgeliğin getirdikleri beni sevindirdi, Ama o zamana kadar bilgeliğin Tüm iyiliklerin anası olduğunu bilmiyordum.
13

Kişisel çıkarlarım olmadan Öğrendiklerimi koşulsuz başkasına veriyorum, Onun varlığını bir giz olarak tutmayı tasarlamıyorum.
14

Bilgelik insanlar için tükenmez bir kaynaktır, Onu elde edenler Tanrı'nın dostu olurlar, Çünkü bilgeliğin öğretisinden yararlanan kişiler Tanrı için bir övünçtür. Tanrısal Bilgeliğe Başvuru
15

Tanrı bana istediği gibi konuşma Ve armağanlarına yaraşır düşünceleri Anlatma yeteneğini versin. Çünkü bilgeliğe yol gösteren, Bilgeleri yönlendiren Tanrı'dır.
16

Biz Tanrı'ya uyarız, bizler ve sözlerimiz, Usumuzla ve teknik bilgimizle birlikte.

17

Tüm varlıklarla ilgili gerçek bilgiyi Bana veren Tanrı'dır; Dünyanın nasıl kurulduğunu, Öğelerin niteliklerini bana O öğretti.
18

Zamanın başını, ortasını ve sonunu, Gündönümlerinin değişimini, Birbiri ardından gelen mevsimleri,
19

Yılın devir süresini, yıldızların durumunu,

20

Hayvanların doğal özelliklerini, Yabanıl hayvanların içgüdülerini, Ruhların gücünü ve insanların kavrayış yöntemlerini, Bitkilerin çeşidini, Köklerin hekimlikle ilgili özelliklerini bana O öğretti.
21

Tüm gizemli varlıkları, tüm açık varlıkları tanıdım, Onları yaratan bilgelik bu konuda bana bilgi verdi. Bilgeliğe Övgü
22

Çünkü bilgelikte zeki, kutsal bir ruh vardır; Eşsiz, çok yönlü, ince, Etkin, kesin, açık, arınmış, Bilinçli, incitilemez, yardımsever, açıkgöz,
23

Karşı konmaz, iyiliksever, insanı seven, Değişmez, güvenilir, erinçli, Kesinlikle güçlü, her şeyi inceleyen bir ruh, Düşünme yetkisi olan, kurnazlık bilmeyen, En ince ruhlara giren bir ruh.
24

Çünkü bilgelik her çeşit davranıştan daha çabuk ilerler, Olağanüstü arınmış olan bilgelik, Bütün varlıkları kaplar ve onların içine girip yayılır.

25

Bilgelik Tanrı'nın gücünün bir nefesidir, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın yüceliğinin arınmış bir yayılışıdır. Çünkü anlaşmamış bir öğeninbilgelikte yeri yoktur.
26

Bilgelik ölümsüz ışığın bir yansımasıdır, Tanrı'nın etkin gücünün kararmış aynası, İyiliğin simgesidir.
27

Bilgelik yalnızdır, ama her şeyi yapabilir, Kendisi değişmez, her şeyi yeniler. Her kuşakta kutsal ruhlara girer, Onları, Tanrı'nın vepeygamberlerin dostu yapar,
28

Çünkü Tanrı ancak bilgelikle yaşayan insanı sever.

29

Bilgelik kuşkusuz güneşten daha görkemlidir, Tüm takım yıldızlarını gölgede bırakır. Işıkla karşılaştırılırsa, o birincidir,
30

Çünkü ışıktan sonra gece gelir, Ama kötülük bilgeliği hiçbir zaman yenemez.

8
2

Bilgelik tüm dünyada gücünü gösteriyor, Her şeyin iyi işlemesini sağlıyor.

Tüm İstenilenler Bilgelikten Gelir Gençliğimden beri bilgeliği sevdim ve onu aradım, Bana eş olması sonucuna vardım, Güzelliğine vuruldum.
3

Tanrı'ya yakınlığı ününe ün katıyor, Çünkü evrenin Rabbi onu sevdi. Evet, Tanrı biliminin gizlerini o biliyor, O'nun yapacağı işleri seziyor.

4

5

Yaşamda varlık isteniyorsa, Etkinlikleri her yerde görülen Bilgelikten daha büyük varlık var mı?
6

Ya da usun işleyişi düşünülüyorsa, Tüm evreni yaratan bilgelikten daha üstünü nerede var?
7

Ya da sevdiğiniz erdemse, Baksanıza, erdemler etkinliklerinin ürünüdür. Çünkü bilgelik ılımlılığı ve sağduyuyu, Adaleti ve dayanabilme gücünü öğretir. Yaşamda insanın en çok yararlandığı özelliklerdir bunlar.
8

Ya da sizde çeşitli denemeler tutkusu varsa, Bilgelik geçmişi bilir, geleceği önceden değerlendirir. Özdeyişler yazmasını ve bilmece çözmesini bilir, Anlamlı davranışları ve olağanüstü durumları, Çağın ve sürenin gelişmesini önceden bilir. Bilgelik Yöneticiler için Zorunludur
9

Bunun için bilgeliğin yaşamıma katılması sonucuna vardım, Çünkü bilgeliğin varlıkta danışmanım, Tasada ve kaygıda avuntum olacağını biliyordum.
10

Düşündüm ki, bu nedenle İnsanların toplandığı yerlerde alkışlanacağım, Daha gençken yaşlılar arasında onur kazanacağım.

11

Yargılama süresince zeki olduğum düşünülecek, Ünlülerin katında çok beğenileceğim.
12

Suskunluğumda bekleyecek, Konuşunca uyanık davranacak, Uzun konuşursam, ağızlarına kilit vuracaklar.
13

Bu nedenle ölümsüz olacağım, Ardıllarıma bırakacağım anı sonsuza dek yaşayacak.
14

Ulusları yöneteceğim ve ülkeler buyruğum altında olacak.

15

Adımın anımsanması ürkünç despotları kaygılandıracak, Ulusuma iyi davranacağım ve savaşta yiğitçe dövüşeceğim.
16

Eve dönünce onunla dirliğe kavuşacağım, Çünkü bilgelikle birlikte olunca hiç bir şey kötü değildir. Yaşamı onunla paylaşınca acı yoktur, Salt kıvanç ve sevgi vardır.
17

Tüm bu düşüncelerle, Bilgeliği nasıl elde edebileceğimi tasarlayarak Onu her tarafta aramaya başladım. Çünkü kalbimdeki duygular şöyle diyordu: Ölümsüzlük, bilgeliğe benzer davranışlarla kazanılır,
18

Bilgelikle dost olmak insana salt dirlik verir, Bilgelik nedeniyle tükenmez varlık bizim olur, Bilgelikle görüşmek bizim usumuzu geliştirir, Onunla konuştukça ünlü oluruz.
19

İyi bir çocuk olarak yaratılmıştım, Payımda arınmış bir ruh vardı. Ya da ruhum iyi olduğu için, Lekelenmemiş bir vücuda girmişti.

20

21

Olsa olsa Tanrı'nın bağışta bulunmasıyla Bilgeliği iyice öğrenebileceğimi biliyordum. -El açıklığıyla yapılan bağışın Kimden geldiğini bilmek bunun işaretiydi."Rabbim'e yöneldim, Bütün kalbimle yalvarıp yakardım ve şöyle dedim:

Süleyman Bilgelik İstemeye Hazırlanıyor

9"Atalarımızın Tanrısı, suçları bağışlayan Rabbim, Sen 'Ol' diyerek bütün
varlıkları yarattın,
2

Bilgeliğinle senden gelen tüm yaratıkları Uygun bir duruma getirdiğin insanın buyruğuna verdin.
3

Kutsallıkla ve doğrulukla dünyayı yönetmesi ve yetkisini doğrulukla kullanması için İnsanı en uygun ortamda yarattın.
4

Tahtının arkadaşı olan bilgeliğe ben de erişeyim. Ben çocuklarından biriyim, beni geri çevirme.

5

Çünkü ben senin kulunum, Her işini gören hizmetçi kadının oğluyum, Ben güçsüz bir insanım, yaşamım tükeniyor. Adaleti ve yasakları pek bilmem,
6

Kuşkusuz en kusursuz insanda Senin bilgeliğin bulunmazsa, o önemsiz biridir. Ulusunun kralı ve oğullarınla kızlarının yargıcı olmam için beni sen seçtin.

7

8

Kutsal dağında bir tapınak kurmamı, Çadırını kurduğun kentte bir sunak yapmamı buyurdun. Başından beri hazırladığın Kutsal taşınabilen tapınağın bir örneği olacaktı.
9

Bilgelik seninledir, etkinliklerini biliyor, Dünyayı yarattığın zaman oradaydı, Senin neye sevineceğini biliyor, Senin buyruklarına nasıl uyulacağını biliyor.
10

Bilgeliği kutsal olan göklerden, Görkemli tahtından gönder. O bana yardım etsin, benimle didinsin, Seni nasıl sevindirebileceğimi banaöğretsin.
11

Çünkü o her şeyi bilir ve her şeyi anlar. Bilgelik, etkinliklerimde bana sağduyuyla yol gösterecek, Ünüyle beni koruyacaktır.
12

O zaman tüm etkinliklerim kabul edilebilir nitelikte olacaktır. Ulusunu adaletle yöneteceğim ve babamın tahtına yaraşır olacağım.
13

Tanrı'nın tasarılarını hangi insan bilebilir? Rabbin buyruğunu kim sezebilir? Ölümlülerin usa vurmaları düzensiz, Tasarıları değişkendir. Çünkü ölümlü vücut ruha baskı yapar, İnsan vücudu verimli bilinci zora koşar.

14

15

16

Dünyada olup bitenleri anlamak, Elde edebileceklerimizi bilmek oldukça güçtür, peki, cennette neler olduğunu kim bilebilir?
17

Bilgeliği vermeseydin, Kutsal Ruhu'nu yukarıdan göndermeseydin, Senin tasarılarını kim öğrenebilirdi?
18

Böylece bilgelik dünyadaki insanlara doğru yolu gösterdi, Seni nasıl sevindireceklerini öğretti ve onları kurtardı." Adem'den Musa'ya Dek Bilgelik

10
2 3

Dünyanın babası olan Adem ilk yaratıktı, O yalnız yaratılmıştı, bilgelik onu koruyordu, Bilgelik onu yanılgısından kurtardı. Bilgelik ona her şeye boyun eğdirmek gücünü verdi.

Ama öfkesine yenilen bir suçlu* bilgeliği bırakınca, Taşkınlıkla kardeş katili olup öldü. * Burada sözü edilen suçlu, Kayin'dir.

4

Ondan dolayı toprak suda boğulunca, Onu kurtaran yine bilgelik oldu. Bilgelik, değersiz bir tahta parçasının üstündeki Erdemli insana* yol gösterdi. * Burada sözü edilen erdemli insan, Nuh Peygamber'dir.
5

Yine, kötülükte uyuşan uluslar düzensizlik içindeyken, Bilgelik erdemli insanı* örnek olarak seçti, Onu Tanrı'nın katında suçsuz olarak korudu, Çocuğuna acımaması için güç verdi. * Burada sözü edilen erdemli insan, İbrahim Peygamber'dir.
6 *

Kötüler ölünce bilgelik Beş kente yağan ateşten kaçan erdemli insanı* kurtardı. Burada sözü edilen erdemli insan, Lut Peygamber'dir.

7

Bu beş kentin kötülüklerine tanıklık edercesine Yıkılmış bir ülke şimdiye dek duman çıkarıyor. Oradaki bodur ağaçların meyveleri hiç olgunlaşmaz ve oradaki tuzdan kolon İnançtan yoksun bir ruha dikilmiş bir anıttır.
8

Çünkü bilgelik yolundan ayrılanlar, İyiliği bulamadıkları gibi, Dünyaya deliliklerini simgeleyen bir anıt bıraktılar, Suçları kimsenin gözündenkaçmasın diye.
9

Ama bilgelik ona hizmet edenleri sıkıntılarından kurtardı.

10

Bilgelik, kardeşinin öfkesinden kaçan Erdemli insana* doğru yolu gösterdi. Bilgelik ona Tanrı'nın buyruğundaki ülkeyi gösterdi, Kutsal şeylerin bilgisini verdi. Bilgelik çabalarında başarılı olmasını sağladı, Tüm emeklerinin karşılığını ona verdi. * Burada sözü edilen erdemli insan, Yakup Peygamber'dir.
11

Açgözlü, acımasız insanlara karşı onu destekledi Ve onu zengin yaptı.

12

Onu düşmanlarına karşı yakından korudu, Hazırlanan tuzaklardan kurtardı. Çetin bir mücadele sonunda ödülü ona verdi, Böylece inancın her şeyden güçlü olduğunu öğretti.
13

Bilgelik erdemli insan* satılınca onu bırakmadı, Ama onu günahtan korudu. * Burada sözü edilen erdemli insan, Yusuf Peygamber'dir.
14

Zindana onunla birlikte indi, Zincirle bağladıklarında onu terk etmedi, Ama ona bir krallığın asasını verdi, Despot efendileri onun buyruğunagirdi. Böylece onu karalayanların yalancı olduğu anlaşıldı Ve kendi yaşamı süresince onurlandırıldı. Çıkış* * "Çıkış": Musa Peygamber zamanında Yahudilerin Mısır'dan çıkışını anlatır. Eski Antlaşma'daki ikinci kitabın adı.
15

Bilgelik, kutsal bir ulusu ve masum bir soyu, Baskı yapan bir ulustan kurtardı.

16

Bilgelik, Tanrı'nın bir kulunun* ruhuna girdi, Mucizelerle ve belirtilerle korkunç krallara karşı koydu. * Burada sözü edilen kul, Musa Peygamberdir. Aynı kişiden 11:1,14 ayetlerinde de söz edilmektedir.

17

Kutsallara çabalarının karşılığını verdi, Onlara olağanüstü bir yol gösterdi. Gündüzleri onların sığınağı, Geceleri de yıldız ışığıydı.
18

Bilgelik, Kızıldeniz'den geçmelerini sağladı, Engin sularda onlara yol gösterdi.

19

O arada düşmanlarını dalgalarla yuttu, Sonra denizin dibinden onları dışarı tükürdü.
20

Böylece erdemli olanlar kötüleri yoksun bıraktılar. Rabbim, senin kutsal adını yücelttiler, Hep birlikte koruyucu elini övdüler.
21

Çünkü bilgelik dilsizlerin dilini çözdü ve bebekleri konuşturdu.

Çöl Yolculuğu

11Bilgelik, kutsal bir peygamberin eliyle İşlerini başarıyla sonuçlandırdı.
2

Ayak basmamış, ıssız bir bölgede yolculuk ettiler, Kimsenin ulaşamayacağı yerlerde çadırlarını kurdular.
3

Düşmanlarına karşı dayandılar, onları püskürttüler.

4

Susadıkları zaman Tanrı'ya yalvarıp yakardılar, Sarp kayalıktan onlara su verildi, Susuzlukları sert taştan giderildi.

Suyun Mısır'ı Yok Etmesi ve İsrail'i Kurtarması
5

Böylece düşmanlarının cezasını veren şey, Sıkıntılarında onlar için yararlı oldu.

6

Sen onlara ırmak suyunu vermedin, O hep akan bir kaynaktır ve onu kirleten sellerle bulanık olur.
7

Irmak suyu, yeni doğan çocukları öldürme kararına sert tepkindi, Ama umutsuzluğa karşın, onlara bol su verdin.
8

O günlerde çevreyi kasıp kavuran susuzlukla Onların düşmanlarını ne denli güçlü bir davranışla cezalandırdığını gösterdin.
9

Çektikleri büyük sıkıntılar, acımasının sitemiydi, Onlar öfkeyle verilmiş bir yargının Kötülere ne işkenceler çektirdiğini öğrendiler.
10

Sen onları gerçekten sınadın, Bir baba gibi onların kusurlarını düzelttin. Ama öbürlerine sıkı davranıp sorguya çektin, Tıpkı suçlayan sert bir kralın tutumuyla.
11

Yakında veya uzakta olsunlar, Mısırlılar yavaş yavaş yıprandı.

12

Onların üzüntüsü gerçekten iki misliydi, Geçmişi hatırlayınca iniltileri iki misli artıyordu.
13

Kendilerini cezalandıran şeyin öbürlerini sevindirdiğini duyunca, Anladılar ki işleyen Tanrı'dır.
14

Uzun süre önce onu kenara attılar, bıraktılar, Sonra da alay edip geri çevirdiler, Her şey olup bittikten sonra şaşakaldılar. Çünkü erdemli insanların susuzluğuyla kendi susuzlukları başka türlü sonuçlanmıştı. Tanrı'nın Mısır'a Katlanması
15

Saçma ve kötü düşünceleri onları yanılttı, Aklı olmayan sürüngenlere, Aşağılık hayvanlara tapmaya başladılar. Onları cezalandırmak için sürüyle akılsız yaratıklar gönderdin
16

Ve bu tür günah aletlerinin Birer cezalandırma aleti olduğunu onlara öğrettin.

17

Gerçekten de senin güçlü elinde -Biçimi olmayan maddeden dünyayı yaratan güçlü elinde18

Onların üzerine bir sürü ayı ve vahşi hayvan gönderecek her imkân vardı: Bilinmeyen, yeni yaratılmış, azgın hayvanlar, Ağızlarından ateş çıkaran, Çevrelerine pis kokular saçan, Gözlerinden korkunç kıvılcımlar fırlatan hayvanlar.
19

Bu hayvanlar bir vuruşla onları ezebilirdi, Ayrıca korkunç görüntüleriyle de onları yok edebilirdi.
20

Ama, bunlar olmasa bile, bir tek nefeste düşüp ölebilirlerdi. Senin adaletin onların peşindeyken, Gücünle, bir solukta, hızla dönüp giderlerdi. Ama hayır, sen her şeyi ölçüsü, sayısı ve ağırlığı ile düzenledin.

Bu Katlanışın Açıklanması
21

Çünkü büyük gücün daima çağrını bekler, Kolunun kudretine kim karşı koyabilir?
22

Senin gözünde tüm dünya Terazinin gözünü bir yana yatıran toz tanesi gibidir, Sabahleyin toprağa düşen bir çiğ damlası gibidir.
23

Yine de herkese karşı sevecensin, Çünkü sen her şeyi yapabilirsin, İnsanların sana dönmeleri için günahlarını bağışlayabilirsin.
24

Evet, tüm varlıkları seviyorsun, Yarattığın hiç bir şeyden tiksinmiyorsun, Çünkü herhangi bir şeyden tiksinseydin, onu yaratmazdın.
25

Sen istemeseydin, bir şey nasıl kalırdı? Sen ortaya çıkmasına neden olmasaydın, Bir şey nasıl korunurdu?

26

Yaşamı seven Rabbim, sen her şeyi esirgiyorsun, Çünkü her şey senindir.

12Senin ölmeyen Ruhun her şeyde vardır.
2

Böylece suç işleyenleri yavaş yavaş yola getiriyor, Günah işlediklerinde onları uyarıyor, Kötülükten uzak durmaları ve sana inanmaları için onlara öğüt veriyorsun. Öyle ki, ey Rab, kötülükten özgür olsunlar ve sana güvensinler. Tanrı'nın Kenan Ülkesine Katlanması
3

Kutsal ülkede eskiden oturanlardan tiksinirdin,

4

Çünkü onların iğrenç adetleri vardı. Büyücülükle uğraşırlardı, Kutsal olmayan dinsel törenleri vardı.
5

Sen onlardan tiksinirdin, Çünkü çocukları acımasızca öldürürler, İnsan eti sunulan şölenlerde bağırsakları yerlerdi. Kanlı sefahat sürerken Bu dinsel törenin gizlerini ve göreneklerini öğrenirlerdi.
6

Onlar savunmasız yaratıkların katil anne-babasıydılar. Atalarımızın gücüyle onları yok etmeye karar verdin;
7

Böylece tüm ülkelerden daha çok sevdiğin bu ülkeye Ona yaraşır Tanrı'nın çocukları gelip bir koloni kurabilecekti.
8

Bu ortamda insan oldukları için onlara yumuşak davrandın, Ordunun habercisi olarak büyük eşekarılarını gönderdin, Onları yavaş yavaş yok etsinler diye.
9

Kuşkusuz bir savaşta kötüleri erdemli kişilere verebilirdin, Vahşi hayvanlarla ya da söyleyeceğin sert bir sözle Onları hemen yok edebilirdin.
10

Ama onları yavaş yavaş suçlayarak Onlara tövbe etme olanağı verdin. Gerçekten onların özünün kötü olduğunu Sen çok iyi biliyordun. Doğuştan kötü olduklarını
11

Ve kendi düşüncelerini değiştirmeyeceklerini! Çünkü onlar baştan lanetlenmiş bir soydu. Tanrı Egemendir
12

Onları suçları için cezalandırmayışının nedeni Herhangi bir kimseden korkman değildi. "Ne yaptın?" diye sana kim sorabilir? Senin yargına karşı koymaya kim cesaret edebilir? Yarattığın ulusları yok ettiğin için seni kim suçlayabilir? Suçlu insanların hangi savunucusu sana karşı durmaya, Sana meydan okumaya cesaret edebilir?
13

Çünkü her şeyle ilgilenen senden başka Tanrı yoktur, Yargılarında her zaman adil olduğunu kimseye kanıtlamana gerek yok.

14

Hiç bir kral, hiç bir despot, cezalandırdığın kimseler için Seni kınamak yürekliliğini gösteremez.
15

Sen doğrusun, her şeyi adaletle düzenlersin, Bilirsin ki gücüne yaraşmayan davranış cezalandırılması gerekmeyen insanı suçlamaktır.
16

Doğruluğun kaynağı gücündedir, Her şeye egemen oluşun seni herkese karşı sevecen yapar.
17

Egemenliğinden kuşku duyulursa gücünü gösteriyorsun, Bunu bilenlerin küstahlığını dillere düşürüyorsun.
18

Ama büyük gücüne karşın, yargılarında yumuşaksın, Bizleri büyük sevecenlikle yönetiyorsun, çünkü sen isteyince gücün vardır. Tanrı 'nın Katlanışından Alınacak Ders
19

Böyle davranmakla insanlara bir ders verdin, Erdemli kişinin insanlara iyilikle davranması gerektiğini öğrettin, Çocuklarına güzel bir umut verdin, Günahtan sonra tövbeyi kabul edeceğini bildirdin.
20

Çocuklarının düşmanlarını cezalandırırken bu derece ilgi ve hoşgörüyle davrandınsa, Onlar ölümü hak ettikleri halde, Onlara kötülükten kurtulmaları için Zaman ve mekân verdinse,
21

Çocuklarını ileri derecede özen göstererek yargıladın, Onların atalarına ant içirerek Antlaşmayla ne güzel sözler vermiştin.
22

Böylece, bizi yola getirirken, Düşmanlarımıza on bin kez daha katı davranarak Onları kamçılıyorsun. Başkalarını yargılarken sevecenliğini düşünmeyi ve yargılandığımız zaman bağışlanma istemeyi bize öğretmek için. Tanrı'nın Hoşgörüsünün Ardından Sertlik Gelir
23

Bu nedenle kötü ve saçma bir yaşamı olanlara İşkence yapmak için, Kendi iğrenç buluşlarını kullandın.
24

Gerçekten, yanlış yola sapmışlar, Doğru yoldan tümüyle ayrılmışlardı. En kirli, en aşağılık hayvanlara tanrı gözüyle bakıyorlar, Küçük aptal çocuklar gibi aldanıyorlardı.
25

Ardından, akılsız çocuklarla uğraşır gibi, Onları alay edercesine cezalandırdın.

26

Ama bu alaylı cezadan ders almayacak, Yakında Tanrı'ya yaraşır bir cezayla karşılaşacaklardı.
27

Tanrı olarak kabul ettikleri hayvanlar onların cezası oldu, Bu hayvanlarla çektikleri acı onları yavaş yavaş yıprattı. Gerçeği anladılar ve o güne kadar tanımak istemediklerini Gerçek Tanrı olarak kabul ettiler. Bu nedenle onlara en büyük ceza verildi.

Yıldızlar ve Doğayla İlgili İnançlar

13 Evet, Tanrı'yı tanımamış tüm insanlar doğuştan aptaldır, Görülen iyi şeylerden
"Var -Olan- O" yu bulamamışlardır veya yapıtlarını inceleyerek, sanatçıyı tanıyamamışlardır.
2

Onlar için dünyayı yöneten tanrılar ateştir veya yeldir, hızlı havadır, Gökteki yıldızlardır, Hızlı akan sudur ya da göğün kendisidir.
3

Bu güzelliklerle büyülenip onları tanrı biçiminde gördülerse, Rab'bin bütün bunlardan ne denli üstün olduğunu bilsinler, Çünkü onları yaratan güzelliğin gerçek yaratıcısıdır.
4

Onların gücünden, enerjisinden etkilendiyseler, Onları yaratanın ne derece daha güçlü olduğunu anlasınlar.
5 6

Çünkü yaratılışın görkem ve güzelliği Yaratan hakkında fikir veriyor.

Ama bu insanları fazla ayıplamamak gerekir, Belki de Tanrı'yı ararken ve O'nu bulmayı çok isterken Yanlış yola saptılar.
7

Tanrı'nın yapıtları arasında yaşarken, Onları anlamak için uğraşıyorlar, O denli güzellik görünce görünüşe aldanıyorlar.
8 9

Öyle olsa bile, kusurlarına göz yumamayız!

Dünyayı incelemek için Gereken bilgiyi elde etmek yeteneğindeyseler, Dünyanın efendisini bulmakta Neden bu derece yavaş davrandılar? Putlara Tapınma
10

Ama umudunu ölü şeylere bağlayanlar İnsan eliyle yapılan şeylere, İnceden inceye işlenmiş altın ve gümüşe, Hayvan biçiminde yontulmuş veya uzun zaman önce Oymalarla süslenmiş işe yaramaz bir taşa Tanrı diyen alçaklardır.
11

Bir baltacıyı ele alalım: Uygun bir ağacı yere düşürür, Ağacın kabuğunu dikkatle soyar, Ardından olağanüstü bir ustalıkla tahtayı Günlük yaşamda kullanılabilecek bir nesne haline getirir.
12 13

Geri kalan parçaları yemeğini pişirmek için kullanır, Karnını doyurur.

Geriye işe yaramayan bir tahta parçası daha kalmıştır, Yamrı yumru ve düğümlenmiş bir kütük! Onu alır, boş vaktinde bıçakla yontar, Dinlenmenin verdiği ustalıkla ona biçim verir. Ona bir insan biçimi verir,
14

Ya da belki de onu iğrenç bir hayvan biçiminde yontar, Onu sıvamak için koyu sarı bir renk kullanır, Dış tarafını kırmızıya boyar, Kusurlarının üzerine boya geçer.
15

Ardından ona uygun bir yer arar, Demir mengeneyle duvarın içine sıkıştırır.

16

Böylece yere düşmeyeceğine inanır. Bu salt bir görüntüdür, kimseye yardım edemez, Tam tersine, yardıma gereksinmesi var.
17

Yine de malları için, evlilik için, Çocukları için dua etmek isterse, Bu cansız varlığa yalvarmaktan utanmıyor, Sağlık için zayıfın himayesini diliyor.
18

Yaşam için ölüme yalvarıyor, Yardım için tecrübesizliğe ricada bulunuyor, Yolculuk için yerinden kalkamayan birine.
19

Kâr etmek için, Tasarıları için ve mesleğinde başarılı olmak için Herhangi bir becerisi olmayan birinden ustalık istiyor.

14Başka biri kuduran denizde Yolculuk etmek için gemiye binerken, İçinde
bulunduğu gemiden Daha güçsüz bir ağaç gövdesininhimayesini diliyor.
2

Kuşkusuz bu gemi kazanç isteği sonucu meydana gelmiştir, Geminin inşası tersane işçisinin Ne derece akıllı olduğunu gösterir.
3

Ama, ey Baba, dümeni kullanan senin ilahi takdirindir. Çünkü denizde bile bir yol açtın, Dalgaların üzerinde güvenilir bir yol.
4

Böylece ne olursa olsun kurtarabileceğini gösteriyorsun. Becerisi olmayan bir adam bile Gemiyle ülke dışına yolculuk edebiliyor.
5

Bilgeliğin yapıtlarının işlememesini istemezsin; Dolayısıyla insanlar En ufak bir tahta parçasına yaşamlarını emanet ediyor, Açık denizleri sal ile geçiyor ve limana güvenle geliyorlar.
6

Çünkü başlangıçta övünçlü devler yok olurken, Dünyanın umudu bir sala sığındı* Ve dümeni senin kullanman sayesinde, Gelecek çağlar için yeni bir kuşağın başlangıcını korudu. * "Bir sala": "Nuh'un gemisine".
7 8

Erdeme hizmet eden tahta kutsaldır,

Ama el emeğinin ürünü olan şey ve onu yapan lanetlenmiştir, Yapan, onu yaptığı için, yok olacak şey de ona tanrı dendiği için.
9

Evet, Tanrı kötüden de, yaptığı kötülüklerden de aynı derecede nefret eder. Yapıt ve onu yapan cezalandırılacaktır.

10 11

Onun için putperestlerin putları yargılanacaktır, Çünkü Tanrı onları yaratmışsa da, iğrenç bir duruma geldiler. İnsanların ruhları için bir tuzak, Dünyayı umursamayanların ayakları için Gizli bir tehlike oluşturdular. Putlara Tapınmanın Kökeni
12 *

Putların icadı zinanın* başlangıcı oldu, Putların bulunması yaşamı bozdu. "Zina": Burada, "Tanrı'ya vefasızlık" anlamına gelir.

13 14

Başlangıçta putlar yoktu, Onlar sonsuza dek var olmayacaklar.

İnsanların gösterişe olan tutkusu sonucu dünyaya geldiler, Bu nedenle birdenbire ortadan kalkmaları tasarlanmıştır.
15

Zamansız yasa bürünüp üzülen bir baba Elinden pek çabuk alınan çocuğunun bir resmini yapar, Dün ölü bir insandan oluşana Bugün bir tanrı gözüyle bakar ve onu onurlandırır. Ona bağımlı olanlara gizemli ayinleri ve üyeliğe kabul törenlerini miras olarak bırakır.
16

Ardından zaman geçtikçe bu kötü töreler iyice yerleşir, Birer yasaymış gibi bunlara uyulur;
17

Prenslerin buyruğuyla oyma resimlere tapınılır. İnsanlar çok uzakta oturan ve onurlandırmak istedikleri kişilerin Uzaktan portrelerini yaparlar ve onurlandırdıkları kralın bir resmini meydana çıkartırlardı. Böylece çaba gösterip Yanlarındaymış gibi hazır bulunmayanı överlerdi.
18 19

Sanatçının ihtirası, onu tanımayan kişileri bile, Ona tapınmaya özendiriyordu.

Çünkü sanatçı kuşkusuz kralı memnun etmek için, Portrenin modelinden daha güzel olması için Büyük çaba gösterip ustalığını ortaya koyuyordu.
20

Yapıtının güzelliği karşısında büyülenen halk Son zamanlara dek bir insan olarak onurlandırdığı kişiye Tanrısal bir saygı gösteriyordu.
21

Bu, yaşam için bir tuzak oldu, Yıkımlara ya da prenslerin gücüne tutsak olan insan Tahta parçalarına ve taşlara söylenemez adı vermiş oldu. Putperestliğin Sonuçları
22

Tanrı bilgisinde kusurlu olmaları yetmiyormuş gibi, Bilgisizliklerinden ötürü yaşamları Güç ve sürekli çaba ile sürerken, Ardından bu etkin uğursuzluklara barış adını veriyorlar.
23

Çocuk öldürme geleneklerini öğreten törenleri, Gizemli dinsel törenleri, Bu törenlerde yadırganan Çılgınca davranışlarda bulunmaları,
24

Yaşamlarında ya da evliliklerinde Temiz kalmalarına olanak bırakmıyor, Biri diğerini arkadan vurup öldürüyor veya zina ederek onu incitiyor.
25

Her yerde kan ve cinayet kargaşası, hırsızlık ve hilecilik, Rüşvet, hainlik, ayaklanma, yalan yere yemin,
26

İyi insanların dirliğini bozmak, Yararlı yardımların savsaklanması, Ruhların temizliğini bozmak, doğaya aykırı günahlar, Evlilikte düzensizlik, zina, sefahat.
27

Çünkü gerçek olmayan putlara tapınma durumu Her türlü kötülüğün başlangıcı, nedeni ve sonucudur.
28

Ya böyle davranıyorlar, Ya kendilerinden geçerek çılgınca bağırıyorlar, Ya kâhinler gaipten sahte haberler veriyor, Ya çok kötü yaşam sürüyorlar, Ya da duraksamadan yalan yere yemin ediyorlar.

29

Çünkü cansız putlara inanıyorlar, Yalan yere ant içmekle Kendilerine bir kötülük geleceğini sanmıyorlar.
30

Ama adalet birden karşılarına çıkacak ve iki şey için onlardan hesap soracak: Putperest olarak, Tanrı kavramını bozdular, Hileci olarak, gerçeğe karşı ant içtiler, Tüm kutsallığa karşı koydular.
31

Böylece her zaman suçlular yargılanacak, Ant içtikleri şeylerin gücüyle değil, Ama günahkârlara layık görülen cezayla!
İsrail Putperest Değil

15Ama sen, Tanrımız, iyisin, vefalısın, çabuk kızmazsın, Her şeyi sevgiyle
yönetirsin.
2

Günah işlesek de, biz yine seniniz, Çünkü senin gücünü onaylıyoruz. Ama senin olduğumuzu kabul ettiğini bilirsek, Artık günah işlemeyeceğiz.
3

Seni kabul etmek gerçekten en yüksek erdemdir, Senin gücünü bilmek ölümsüzlüğün köküdür.
4

Saptırılmış insan ustalığının hiçbiri cadı Bizi yolumuzdan şaşırtmadı, Bir ressamın verimsiz çabası, Üstüne birbirine uygun renkler sürülmüş bir suret.
5

Bunu görünce aptallar büyük bir özlem çekerler Ve nefes almayan bir suretin cansız biçimine saygı gösterirler.
6

Bu suretleri yapanlar, bunlara saygı gösterenler ve tapınanlar Kötülüğü seven kimselerdir ve böyle umutlar onlara yaraşır. Putları Yapanlar Aptaldır
7

Şimdi bir çömlekçiyi ele alalım: Yumuşak toprağı emek vererek işliyor, Bizim kullanmamız için her türlü şeye biçim veriyor. Aynı çömlek çamurundan, öyle olsa da, Temiz işlerde kullanılacak taslar biçimlendiriyor ve bunun aksini de yapıyor. Hepsi birbirinin aynı olarak biçimleniyor,Ancak hangi çömleğin nerede kullanılacağına karar vermek Çömlekçinin işidir.
8

Ardından -çok kötü bir çaba- Aynı çömlek çamurundan boş bir tanrı biçimlendiriyor. Yakın bir geçmişte topraktan meydana gelen çömlekçi,Yine toprak olacak ve yaşamının hesabını verecektir.
9

Buna karşın, yakın olan ölümü Veya yaşamın kısalığını hiç düşünmüyor. Tam tersine altın ve gümüş üzerinde çalışan kuyumcuya Üstün gelmek için çaba sarf ediyor. Tunç üzerine çalışanlara da benzemeye çalışıyor, Yaptığı düzme örneklerle övünüyor.
10

Onun yüreği kül olmuştur, Umudu çamurdan daha değersiz, Yaşamı kilden daha kalitesizdir.
11

Çünkü o, kendisini yaratanı, Kendisine soluk verip Canlı insan ruhuna yaratıcı coşku vereni yanlış kavramakta.

12

Bundan da öte, yaşamımıza bir tür oyun, Burada kaldığımız süreye Pazarlığa girişilecek bir panayır gözüyle bakıyor. "Araçlar ne derece tiksindirici olsa da, İnsan hayatını kazanmak zorundadır" diyor. Mısırlılar'ın Ayrım Yapmayan Putperestlikleri
14

Ama bir zamanlar ulusuna baskı yapan düşmanlar, En aptal olanlardır, Küçük bir çocuğun ruhundan fazla acınacak durumdadır.
15

Putperestlerin tüm putlarını tanrı olarak kabullenmişlerdir. Bu putlar gözleriyle göremez, Burun delikleriyle havayı teneffüs edemezler.Kulaklarıyla işitemez, Ellerindeki parmakları kullanıp dokunamazlar. Ayaklarını da yürümek için kullanamazlar.
16

Çünkü onları bir insan yapmıştır, Soluğunu ödünç alan bir yaratık onlara biçim vermiştir. Şimdiki durumda hiç bir insan Kendine benzer eksiksiz bir tanrı biçimlendiremez.
17

Kendi ölümlü olduğu için, Tanrı'ya karşı saygısız elleri olsa olsa ölü bir şey yapabilir. Kendisi tapındığı şeylerden daha değerlidir, O hiç olmazsa canlıdır, ama onlar hiç bir zaman yaşamadı.
18

En tiksinti verici hayvanlara tapınılıyor, Aptallık dereceleri öbürlerinden daha kötüdür.
19

Özendirecek güzellikten iz yoktur, -Bazı hayvanlarda var olduğu gibi- Tanrı'ya hamdetmek, Hayırdua etmek onun izlediği yolda yoktur. Mısır ve İsrail

16 Böylece benzer yaratıklarla uygun biçimde cezalandırıldılar, Sayısız hayvanlar
*

onların canını yaktı. * İğrenç yaratıklar", yani "Kurbağalar" (bkz. Çık.8:l-15).
2

Onlara verdiğin bu cezaya karşılık Kendi ulusuna iyilikle davrandın, Güçlü yemek isteklerini karşılamak için, Onlara yiyecek olarak, Çok lezzetli, az bulunur bıldırcınlar sağladın.
3

Böylece Mısırlılar, Onlara gönderilen iğrenç yaratıkları görünce, Aç olmalarına rağmen, Doğal yemek isteklerinin bile tiksindiğini gördüler.Oysa kendi ulusun, kısa bir süre yoksun kalıp, Ardından yemeklerinde az bulunur güzel bir tat bulacaktı.
4

Acımasız olanların Amansız bir yoksullukla karşılaşması kaçınılmazdı, Böylece kendi ulusuna Düşmanlarına nasıl acı çektirdiğinigösteriyordun. Çekirgelerin Yıkımı, Tunç Yılan
5

Vahşi hayvanlar yırtıcı bir şiddetle onlara saldırdı, Kıvrılan yılanlar onları sokup yok etti, Ama senin öfken sonuna dek sürmedi.
6

Kısa bir süre için azarlandılar ve acı çektiler, Çünkü senin koyduğun yasanın buyruklarını anımsatmak için Kurtuluş simgesi bir yılan gönderdin.

7

Ona yönelen kurtuluyordu! Baktıkları simge değil, ama sen, evrensel kurtarıcımız, onları kurtarıyordun.
8

İnsanları her kötülükten ancak senin kurtarabileceğini böylece düşmanlarımıza kanıtlamış oldun.
9

Çünkü çekirgelerle sineklerin ısırmaları Onlar için öldürücü oldu. Onları kurtarmak için hiç bir çare bulunamadı, Bu yaratıklar eliylecezalandırılmayı gerçekten hak etmişlerdi.
10

Ama, yılanların zehirli dişi bile oğullarını yenemedi, Lütfun onlara yardım etti ve onları iyileştirdi.
11

Verdiğin uyarıları anımsamaları için bir kere canlarını yaktın "çok çabuk iyileşti!" Yoksa her şeyi unutup Senin iyiliklerinden yoksun kalırlardı.
12

Onları iyileştiren şifalı bitkiler ya da yara lapası değildir, Rab'bim, her şeye şifa veren sözün onları da iyileştirmiştir.
13

Çünkü yaşam ve ölüm gücü sendedir, ölülerin ruhlarının bulunduğu Hades'in kapılarını açıp kapatan sensin.
14

İnsan kötülüğü ile ölüme neden olabilir, Ama giden ruhu geri getiremiyor, ya da Hades'in kabul ettiği ruhu Bulunduğu yerden kurtaramıyor.
15 16

Senin elinden kaçış yoktur.

Seni tanımayı reddeden kötüler Kolunun gücüyle şiddetle cezalandırıldı. Alışılmamış yağmurlar, Dolu ve amansız sağanak onları kovaladı, Ateş onları yakıp yok etti.
17

Olağanüstü! Her şeyi söndüren suda Ateşin şiddeti arttı, Çünkü öğeler erdemli kişiler için savaşır.
18

Bir anda alev söner gibi olur, Kötülere karşı gönderilen yaratıkları yakıp yok etmez, Tanrı'nın yargısının onları izlediğini böylece açıkça gösterir.
19

Ardından suyun içindeyken, ateş olanca hızıyla yakar, Suçlu bir ülkenin ürününü yok eder. İsrailliler'e Verilen Man
20

Ulusuna karşı davranışın o denli değişik ki! Onlara meleklerin besininden* verdin. Yorulmak bilmeden, Cennetten onlara hazırlanmış ekmek gönderdin. O ekmekte her tat vardı, her zevke uygundu. * Burada "Meleklerin besini"yle kastedilen İsrailliler'e verilen "Man"dır (bkz. Çık. 16).
21

Verdiğin madde çocuklarına karşı tatlılığını gösterdi, Çünkü o ekmek herkesin tadına uygundu, O ekmekten yiyen neyi istiyorsa buluyordu.
22

Kar ve buz ateşe dayandı, erimedi. Böylece şunu öğrenmişlerdi: Düşmanlarının ürününü yok etmek için, Ateş dolu halinde yağıp yakacak,Düşen yağmur gibi alevlenecekti.

23

Oysa diğer yandan, Erdemli kişilere hizmet edip onları beslemek için Ateş kendine özgü olan hali bile unutabilirdi.
24

Evren sana boyun eğer, çünkü onu sen yarattın, Evren kötüleri cezalandırmak için çaba gösterir, Sana inananların yararına şiddetinikaybeder.
25

Böylece tümüyle değişen evren Her şeyi besleyen cömertliğinin temsilcisi oldu, Yoksun kişilerin isteklerine uydu.
26

Öyle ki, Rabbim, sevgili çocukların, İnsanların çeşitli ürünlerle beslenmediklerini Ve sözün sana inanan herkesi koruduğunu bilsinler.
27 28

Çünkü ateşin yok edemediği şey bir tek güneş ışınının sıcaklığında eridi,

Sana hamdetmek için, Güneş doğmadan kalkmamız gerektiğini Ve gün doğarken sana dua etmemiz gerektiğini böylece gösterdi.
29

Çünkü nankörün umudu kışın tutan don gibi eriyecektir, Boşa giden su gibi akıp gidecektir. Karanlık ve Işık

17 Senin yargıların gerçekten uludur ve anlatılamaz, Bu nedenle disipline
uymayan ruhlar kötü yola saptı.
2

Yasayı tanımayanlar, kutsal ulusun Onların buyruğunda olduğunu sandıkları zaman, Kendileri karanlıkta* tutsaktılar, Uzun gece onların zindanıydı, Evleri bir tutukeviydi, Tanrı'nın sonsuz lütfunun katından kovulmuşlardı. * Burada sözü edilen Mısır'dan Çıkış Kitabı'nın 10. bölümünde geçen karanlık belasıdır.
3

Gizli günahlarıyla Kimsenin dikkatini çekmeyeceklerini düşünüyorlardı, Unutkanlığın onlara perde olacağını sanıyorlardı. Ama dehşete düşüp dağıldılar, Görüntüler onları çok korkuttu.
4

Sığınıp saklandıkları yerler korkularını yok edemedi. Etraflarında korkunç gürültüler duyuluyordu, Kasvetli, çirkin hortlaklar onları sık sık ziyaret ediyordu.
5

Hiç bir ateş onlara ışık verecek güçte değildi, Aydınlık, parlak yıldızlar Bu korkunç geceyi aydınlatamıyordu.
6

Yalnız kendi kendine yanan büyük bir alev Etrafa ışık saçıp onlara korku ve endişe verdi. Dehşete kapıldılar, bu gürültü yitip gittikten sonra, Gördükleri şeyin hepsinden korkunç olduğunu düşündüler.
7

Büyülerini hiç bir zaman kullanamadılar, Övündükleri becerileri karma karışık bir duruma girip Rezil olmalarına neden oldu.
8

Çünkü hasta ruhlardan korkuları ve dengesizlikleri Uzaklaştırdıklarını iddia edenler Gülünç bir dehşete kapılıp hastalandılar.

9

Onları ürkütecek korkunç bir şey olmasa bile, Hayvanların fırsat kollayarak gizli gizli gezinmesi Ve yılanların ıslık çalması onları korkutuyordu.Korkudan titreyerek öldüler, Havaya bakmak bile istemediler, Ama bundan kurtulamadılar!
10

İtiraf etmek gerek ki, Kötülük çok yüreksizdir ve kendini kınar, Vicdanın baskısı altında her zaman en kötüsünü varsayar.
11 12

Gerçekten korku Usun sunduğu destekleri bırakmaktan başka bir şey değildir.

İnsan içinden bu destekleri bıraktıkça, Çektiği acının nedenini bilmemek o denli dehşet vericidir.
13

Onlar tümüyle aynı uykuda kenetlenmişlerdi Bu karanlık sürdükçe, Bu karanlık gerçekten tümüyle güçsüzdü, Aynı derecede güçsüz olanHades'in derinliklerinden geliyordu.
14

Onları, kinli kez canavar gibi hortlaklar kovalıyor, Kimi kez ruhlarındaki yüreksizlik etkisiz duruma getiriyordu. Çünkü birdenbire beklenmedik bir biçimde Dehşete düşmüşlerdi.
15 16

Böylece oraya kim düştüyse Parmaklığı olmayan bu tutukevinde çakılıp kaldı.

Çiftçi ya da çoban olsun, Ya da kendi kendine çalışan biri olsun, Yakalandı ve kaçınılmaz yazgıyı paylaştı. Çünkü aynı karanlık zincir her şeyitümüyle bağladı.
17

Yelin uğultusu, Yayılan dallarda kuşların hoş sesli cıvıltısı, Suyun güçlü akışındaki ölçülü sesi, Sallanan çığın sert gürültüsü,
18

Sıçrayarak giden hayvanların görünmeyen süratli yönü, En yırtıcı vahşi hayvanların kükremesi, Dağlardaki çatlaklardan yansıyan yankı, Tümü onları korkutuyor, etkisiz duruma getiriyordu.
19 20

Tüm dünya parlak bir ışıkla aydınlanmıştı, Engellenmeden işini sürdürüyordu.

Ancak onları kaplayan zifiri karanlık Onları karşılıyacak olan karanlığın bir imgesiydi. Çektikleri sıkıntı onları saran karanlıktan beterdi.

İsrailliler'e Işık Parlıyor

18Ama senin kutsal varlıkların için Her yerde büyük bir ışık vardı. Mısırlılar
2

onların sesini duyabiliyor, Ama biçimlerini göremiyorlardı, Acı çekmedikleri için şanslı olduklarını söylüyorlardı. Mısırlılar, eskiden yaptıkları haksızlıklara karşın Kendilerine hiç bir zarar vermedikleri için Onlara teşekkür ettiler, Geçmiş kötü niyetleri içinbağışlanmayı dilediler.
3

Karanlığa karşı sen milletine Sütun biçiminde parlak bir alev verdin, Bu alev bilinmeyen yolculuklarında onlara kılavuzdu, Büyük bir istekle göçlerinde ılımlı bir güneş olacaktı.

4

Ama öbürleri, ışıktan yoksun kalmayı Ve karanlığa tutsak olmayı gerçekten hak etmişlerdi, Çünkü senin çocuklarını tutsak etmişlerdi.Onların sayesinde yasanın sönmez ışığı dünyaya verilecekti. Yok Eden Güç
5

Onlar kutsal kişilerin çocuklarını öldürmeye karar vermişlerdi, Ölmesi için bırakılan çocuklardan yalnızca biri kurtarılmıştı. Onları cezalandırmak için binlerce çocuklarını yok ettin, Fırtınalı dalgalarda onların tümünü öldürdün.
6

O gece atalarımıza bildirilmişti. Böylece ne gibi yeminlere güvendiklerini görünce, Kıvanç duyup yürekli olacaklardı.
7

Senin milletin bunu bekliyordu, Erdemli kişilerin kurtuluşunu Ve düşmanlarının ortadan kalkmasını.
8

Çünkü bir yandan düşmanlarından öç alırken Bizi kendine çağırarak yücelttin.

9

Saygıdeğer kişilerin inançlı çocukları Gizlice kurban kestiler*, Bir arada bu tanrısal antlaşmaya vardılar: Bütün kutsallar iyilikleri ve tehlikeleri paylaşacaktı. Çabucak atalarının ezgilerini okumaya başladılar. * Burada sözü edilen Yahudilerin Fısıh Bayramı ve bayramda kurban olarak kesilen kuzudur. Kurban evin içinde kesilirdi.
10

Düşmanlarının uygunsuz bağırmaları yankılandı, Çocukları için ağlayanların acıklı sesleri duyuldu.
11

İster efendi ister köle aynı cezayla karşılaştılar, İster kral, ister halktan biri özdeş şeyi yitirdiler.
12

Tümü sayısız ölü verdi, yok olanlar özdeş biçimde ölmüştü. Onları gömmek için yaşayanların sayısı yeterli değildi, Çünkü soylarının en seçkin kişileri bir anda yok olmuştu.
13

Onlar büyülerinden başka hiçbir şeye inanmıyorlardı, Ama ilk doğan çocukları ölünce Bu ulusun Tanrı'nın çocukları olduğunu onayladılar.
14

Sessizlik ve durgunluk tüm çevreyi kaplayınca Ve gecenin yarısı geçip gidince,

15

Göklerden, görkemli tahtından güçlü sözün hızla yayıldı, Güçlü savaşçı kötü yazgısı olan bu toprağın yüreğine sıçradı. Senin belirli buyruğunu keskin bir kılıç gibi taşıyor,
16

Öylece duruyordu ve evrene ölüm saçtı, Başı göğe değiyordu, ama toprakta yürüyordu.
17

Çabucak düşler ve tiksindirici görüntüler Onları korkutup çaresiz bıraktı, Beklenmeyen korkular onları etkiledi.
18

Hızla yere atıldılar, Kimi orada, kimi burada, yarı ölmüş bir durumda, Neden öldüklerini herkese bildirdiler.

19

Çünkü onları tedirgin eden düşler Neden öleceklerini onlara önceden bildirmişti, Niçin güçsüz kaldıklarını ölmeden önce anlamaları için.
20

Ama erdemli kişiler de ölümle karşılaştı, Sahrada büyük bir halk yığını güçsüz kaldı. Ancak bu öfke uzun sürmedi,
21

Çünkü erdemli bir kişi* Onların davasını desteklemek için acele etti. Kutsal görevinin silahlarını kullanarak, Dua etti ve kefaret etmek için buhur yaktı, Öfkeye karşı koydu ve felakete son verdi, Böylece gerçekten kulun olduğunu göstermiş oldu. *Burada sözü edilen kişi Harun'dur.
22

Acı yıkımı önledi, bunu kol gücüyle Ya da silah gücüyle başarmadı, Ama cezayı vereni sözleriyle yendi, Atalara verilen antları ve antlaşmaları anımsattı.
23

Şimdiden cesetler yığılmıştı, Ama o kişi araya girip öfkeyi geri çevirdi, Yaşayanlara yaklaşmasını engelledi.
24

Çünkü dalgalanan cüppesi tüm dünyayı, Dört sıra oluşturan taşlar ataların ünlü isimlerini Ve başındaki taç da senin ululuğunu simgeliyordu.
25

Yok eden güç irkildi, çünkü bunlardan korkuyordu, Öfkenin bir nebzesi yetmişti.

Kızıldeniz

19
2

Ama yasayı tanımayanlar sonuna dek acımasız bir öfkeye kapılmışlardı, Çünkü Tanrı ne yapacaklarını Önceden biliyordu. Onlar ilk önce Tanrı'nın ulusunun gitmesini önleyememişlerdi, Bu gidişi çabuklaştırmışlardı, Ama sonra düşüncelerini değiştirip bu ulusu izlemişlerdi.
3

Gerçekten yasayı tanımayanlar yas tutup dinsel törenler yapıyor, Ölülerinin mezarlarında ağlıyorlardı. Ama akıllarında çılgınca yeni bir plan tasarladılar, Gitmesi için yalvardıkları ulusu Kaçakmış gibi izlemeye koyuldular.
4

Onlara yaraşır bir yazgı böyle davranmalarına neden oldu Ve önceden olup bitenleri onlara unutturdu, Böylece çektikleri tüm acılara önemli bir ceza eklenmiş oldu.
5

Senin ulusun doğaüstü bir yolculuk yaparken, Onlar olağanüstü bir ölümle karşılaştılar. İsrail için Doğaya Yeniden Biçim Verildi
6

Çünkü çocuklarını tüm kötülüklerden korumak için Buyruklarını yerine getiren tüm evrene, Doğaya bu kez yeniden biçim verildi.
7

Bulut kamp kurulan yeri gölgeliyordu, Eskiden su olan yerde kuru toprak oluşmuştu, Kızıldeniz* engellenmeyen bir yol durumuna gelmişti,Fırtınalı deniz artık yeşil bir ovaydı.
8

Senin elinde korunan ulusun tümü Şaşırtıcı doğaüstü olaylara gözünü dikip baktı ve karşı tarafa geçti.

9

Çayırda otlayan atlar gibiydiler, kuzular gibi sıçrıyorlardı, Onları kurtaran Tanrı'ya şükrediyorlardı.
10

Kendileri sürgündeyken süre gelen olayları Şimdiye dek anımsıyorlardı, Toprakta hayvanlar yaşamıyordu, yalnızca sivrisinekler vardı, Irmak, balık değil de sayısız kurbağa boşaltmıştı.
11

Ardından açlık duygusunun dürtüsüyle, Lezzetli besin istedikleri zaman, Kuşların yeni bir yöntemle doğduğunu gördüler,
12

Onları doyurmak için denizden bıldırcınlar geldi.

Mısır ve Sodom
13

Ancak, cezalar suçluların üzerine yağmur gibi yağdı, Güçlü gök gürlemesi onları önceden uyarmıştı. İşledikleri suçlar için haklı olarak acı çektiler, Çünkü yabancılara karşı güçlü bir tiksinti göstermişlerdi.
14

Ötekiler tanımadıkları kişileri iyi karşılamamışlardı*, Ama onlar konukları ve onlara iyilik eden kişileri tutsak ettiler. * Burada sözü edilen Sodom Kenti 'nin halkıdır (bkz. Yar. 19).
15

Üstelik ötekiler -bu da övülmeye değer-Yabancılara karşı başından beri düşmanca davranmışlardı.
16

Onlara gelince, ulusunu şölenlerle karşıladılar, Ona kendileriyle eşit haklar tanıdılar, Ardından ulusunu zorla çalıştırdılar.
17

Böylece onların hepsi kör oldu, Erdemli kişinin* kapısında tıpkı ötekilerin durumu gibi oldu. O süre içinde çevrelerini zifiri bir karanlık kaplayınca, Tümü birer birer el yordamı ile kendi kapılarını arayıp buldular. * Burada sözü edilen 'erdemli kişi' Sodom'daki Lut Peygamber'dir. Çıkışta Doğa Yeniden Biçimlendi
18

Böylece öğeler niteliklerini değiş tokuş ettiler, Tıpkı bir arp üzerinde notaların ritim değiştirmesi gibi. Ama bu süreç içinde ses rengini koruyarak Olayları irdelersek bu durum açıkça görülür.
19

Toprakta yaşayan yaratıklar suda yaşar oldu, Suda yüzen yaratıklar toprakta oluştu*. * "Toprakta yaşayan yaratıklar" İsrailliler ve sığırları simgeler, "Suda yüzen yaratıklar" kurbağaları simgeler (bkz. 16:1; Çık.8:1-15).
20 21

Ateşin özelliği suda arttı, Su da ateşi söndürme yeteneğini yitirdi.

Öte yandan alevler, ateşe dalmaya cesaret eden En zayıf hayvanların etini kavurmadı, Alevler o güzel besini de eritmedi, Oysa o besin kırağı gibi kolayca erirdi.
22

Evet,Rabbim, tüm ulusunu olağanüstü ve görkemli yarattın, Kesinlikle onu değersiz saymadın, Türlü durumlarda ve sürekli olarak ulusuna destek oldun.

SİRAK KİTABI GİRİŞ Bu kitap ilk önce İbranice yazıldı. Kitapta belirtildiği gibi, İ.Ö. 132'de yazarın torunu kitabı Yunanca 'ya çevirdi. Bu çeviri Yunanca yazılı Kutsal Kitabın içine alındı, ikinci başlık olarak şöyle dendi: "Yeşu Ben Sirak'ın Bilgeliği". Yahudiler bu kitabı Kutsal Kitap 'ın bir bölümü olarak kabul etmemektedir. Latince başlığı "Ecclesiasticus" (Kilisenin Kitabı)dır. Sinagogun bu kitabı geri çevirmesine karşın kilisenin onu onayladığını belirtir. Kitabın büyük bir bölümü, dünya işleriyle ilgili bilgece sözlerden, toplumsal sağduyuyu kapsayan özdeyişlerden, atasözlerinden oluşmuştur. Ama kitapta Musa'nın yasasına büyük saygı, sevgi gösterilmekte ve Eski Antlaşma'nın (Tevrat) seçkin kişileri, Hanok 'tan Nehemya 'ya dek ulu sayılmaktadır. Ana Hatlar Önsöz 1:1-23:27 Bilgeliğe övgü (1. bölüm) Görev, ödül ve öğüt

a. 1:1-16:23

b. 16:24-23:27 Tanrı 'nın bilgeliği ve insansal yanıt 24:1-50:21 Bilgeliğe övgü (2. bölüm) a. 24:1-32:13 b. 32:14-42:14 c. 42:15-43:33 Bilgelik ve erdem Tanrı 'nın bilgeliği ve insanın tapınışı ve işi Tanrı'nın doğadaki görkemi

d. 44:1-50:21 Atalara övgü 50:22-51:30 Sonuç

Çevirmenin Önsözü Yasa ve peygamberler aracılığıyla bize çok sayıda olağanüstü armağanlar verildi. Onları izleyenlerle de, bu bilgelik eğitimi için İsrail'i gerçekten kutlamak gerek. Ama Kutsal Kitap'ı okuyanların Kutsal Yazılar'ı bilmeleri yetmez. Uzmanların dışarıdaki halkada yararlı olması gerekir, gerek sözleriyle, gerekse yazılarıyla. Böylece büyük babam Yeşu, yasayı uzun uzun irdeledikten sonra, peygamberler, ataların öbür yapıtları hakkında bilgi edindi. Bu yönde yeterince yetenekli olunca, bilgelik eğitimiyle ilgili bazı konularda yazı yazmak istedi. Böylece okumayı sevenler ve bu alanda sorumlulukları olanlar yasaya uygun biçimde yaşamak konusunda ilerleme kaydedebilir. Onun için bu kitabı iyi niyetle, özenle okumanız

ve hoşgörülü olmanız gerekir. Çünkü kitabı çevirirken, tüm uğraşımıza karşın, kimi deyimleri uygun bir biçimde çevirmemiş olabiliriz. Geçek şu ki, İbranice yazıları başka bir dile çevirirken eşit deyimler bulamazsınız. Bundan öte yasayı, peygamberleri ve öteki kitapları incelerken bu çevirinin, özgün basılı ya da elyazması parçadan oldukça farklı olduğunu görürsünüz. Kral Euergetes'in krallığının otuz sekizinci yılında, Mısır'a geldikten bir süre sonra, eğitim açısından son derece önemli bir yapıt buldum. Bu yapıt beni şuna inandırdı: Aşağıdaki kitabı uğraşarak ve özenle çevirmem gerekiyordu. Belirli bir süre içinde yapıtı tamamlayıp kitabı yayınlamak için kitap üzerinde uzun zaman çalışıp bilgi edindim. Amacım, özellikle yabancı ülkelerde oturup yasaya uygun biçimde ne türlü yaşanacağını öğrenmek isteyenlerin bu kitaptan yararlanmasıdır.

Bilgeliğin Gizi

1Bütün bilgelik Tanrı' dandır, Sonsuza dek O'nundur.
2

Denizin kumunu, yağmur damlalarını, Ölümsüzlük günlerini kim saptayabilir?

3

Gökyüzünün yüksekliğini, yeryüzünün genişliğini, Denizin dibini kim inceleyebilir?
4

Başlangıçta bilgelik yaratıldı, Anlama yeteneği olan us sonsuza dek vardır.

5

(Bilgeliğin kaynağı en yükseklerdeki Tanrı'nın sözleridir, Yolları sonsuz buyruklardır.)
6

Bilgeliğin kökü kimin için açıklandı? Bilgeliğin becerikli özel biçimini kim bilebilir? (Bilgelik kime açıklandı? Onun anlayışını kim anlayabildi?) Bilgelik yalnız O'nundur, O gerçekten olağanüstüdür, Tahtına oturmuştur,

7

8

9

O Rab'dir. Bilgeliği O yaratmış, onu gözetmiş, Ona bir değer vermiştir, tüm yapıtlarına bilgeliği katmıştır.
10

Bilgelik O'nun tüm insanlığa armağanıdır, O'nu sevenlere bilgeliği bırakmıştır.

Tanrı Korkusu Bilgeliktir
11

Tanrı korkusu övgü ile kıvançtır. Mutluluk ve sevincin tacıdır. Tanrı korkusu yüreğe su serper, Mutluluk, sevinç ve uzun yaşam sağlar. Tanrı'dan korkan kişinin sonu iyi olur, Öldüğü gün kutsanır.

12

13

14

Tanrı korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Bilgelik inanlılarla birlikte döl yatağında yaratılmış,

15

İnsanlar arasında yuva yapmıştır. Uzun süredir var olan bir kurumdur, Onların çocuklarına inançla sıkıca sarılacaktır.
16

Tanrı korkusu bilgeliğin kusursuz olmasıdır, Bilgelik, verdiği ürünle onları sevinçten çıldırtır.
17

Yüreklerindeki istekleri evlerinde gerçekleştirir, Tahıl saklanan yeri ürünleriyle doldurur.
18

Tanrı korkusu bilgeliğin tacıdır, Barışı güçlendirir ve sağlığı geliştirir.

19

Tanrı bilgeliği gözetmiş, ona bir değer vermiştir, O bilgiyi, sezgiyi bol vermiştir. Bilgeliğe yakın olup Onu bırakmayanların ününü göklere çıkarmıştır.
20

Tanrı korkusu bilgeliğin köküdür, Uzun yaşam onun dallarıdır.

21

(Tanrı korkusu günahları yok eder, Bilgeliğin olduğu yerde kızgınlık kaybolup gider.) Sabır ve Kendini Denetleme
22

Kötü insanın şiddetli öfkesi onu haklı çıkarmaz, Çünkü öfkesinin ağırlığı onun düşüşüdür.
23

Sabırlı kişi zamanı gelinceye kadar dayanacaktır, Ama sonunda sevinci ortaya çıkacaktır.
24

Zamanı gelinceye dek susacaktır, Onun sezişiyle ilgili pek çok öykü anlatılacaktır. Bilgelik ve Doğruluk
25

Bilgeliğin kaynakları arasında bilgili özdeyişler vardır, Ama Tanrı'ya saygı göstermek günah işleyenler için Tiksindirici bir davranıştır.
26

Bilgelik istiyorsan, buyruklara uy, Tanrı onu sana verecektir.

27

Çünkü bilgelik ve eğitim Tanrı korkusu demektir, Onu sevindiren kutsal inanç ve sevecenliktir.
28

Tanrı korkusuna baş kaldırma, İçtenlikle davran. İnsan topluluğu içindeyken rol yapma, Konuşurken uyanık davran.

29

30

Büyük ve önemli görevler edinme, Çünkü yanlışın seni gözden düşürebilir. Tanrı o zaman gizlerini açıklayacak, Toplum önünde seni utandıracaktır. Çünkü sende Tanrı korkusu yoktur, Hileci bir yürek vardır. Tanrı 'ya Karşı Görevle

2Oğlum, Tanrı'ya kulluk etmeye istekliysen, Kendini büyük bir sıkıntıya hazırla.
2

Yüreğinde içtenlikle davran, gücünü yitirme, Yıkıma uğrayınca korkma. Tanrı'ya sarıl ve O'nu bırakma, Böylece yaşamın süresince saygıdeğer olursun. Başına gelenleri kabul et, Alçakgönüllü yaşamın güvenilmez ortamında sabırlı ol.

3

4

5

Çünkü altın ateşte deneyden geçer, Seçkin kişiler de utanç ocağında acı çekerek pişer.
6

O'na inanırsan, senin tarafını tutar, Doğru yoldan yürü ve O'na olan umudunu yitirme.
7

Sen ki Tanrı'dan korkuyorsun, O'nun lütfuna sığın, Düşersen sakın O'ndan vazgeçme.
8

Sen ki Tanrı'dan korkuyorsun, O'na inan, Alacağın ödüle kimse engel olmayacaktır.
9

Sen ki Tanrı'dan korkuyorsun, güzel şeyler için umutlu ol, Sonsuz mutluluğu ve sevecenliği tadacaksın.
10

Eski kuşaklara bak ve gör: Tanrı'ya inanıp da utandırılan var mı? Ya da tüm gücüyle O'ndan korkan ve terk edilen var mı? Ya da O'na seslenip de önemsenmeyen var mı?
11

Çünkü Tanrı sevecendir, merhametlidir, Günahları bağışlar, Acı günde insanı sıkıntıdan kurtarır.
12

Yüreksiz olanlara ve kayıtsız ellere lanet olsun, İki yoldan yürüyüp günah işleyenlere de!
13

İnançtan yoksun kayıtsız yürek taşıyanlara da lanet olsun, Çünkü onlar korunmayacaktır.
14

Dayanma direncini yitirdiğin için sana lanet olsun, Tanrı ziyarete gelince ne yapacaksın?
15

Tanrı'dan korkanlar O'nun sözlerini küçümsemez, O'nu sevenler O'nun istediği gibi davranır.
16

Tanrı'dan korkanlar O'nu sevindirmek için Her türlü çabayı gösterir, O'nu sevenler O'nun yasası ile tatmin olur.
17

Tanrı'dan korkanlar gönüllerini hazırlar, O'nun katında aciz olurlar.

18

Tanrı'ya teslim olalım, insanlara değil, Çünkü Tanrı'nın görkemi varsa, acıması da vardır.

Anne Babaya Karşı Sorumluluklar

3
2

Çocuklar, beni, babanızı dinleyin, Size söylediğim gibi davranın ve güvenlikte olun. Çünkü Tanrı çocukları arasında babayı onurlandırır, Annenin, oğullarının üzerindeki haklarını savunur.
3

Her kim babasına saygı gösterirse günahlarını bağışlatır, Annesine saygı gösteren, servet sahibi olan kişi gibidir.

4

5

Babasına saygı gösteren kendi çocuklarıyla mutlu olacak, Dua ettiği gün dualarına kulak verilecektir.
6

Babasına saygı gösterenin yaşamı uzun olur, Annesini rahat ettiren, Tanrı'nın buyruklarına uymuş olur.
7

Tanrı'ya hizmet ettiği gibi, anne babasına da hizmet etmektedir.

8

Gerek sözlerin gerekse davranışlarınla babana saygı göster, Böylece o seni kutsar.
9

Çünkü babaların kutsamasıyla çocukların yuvası sağlam olur, Bir annenin lanet etmesi yuvayı kökünden yıkar.
10

Babanın gözden düşmesiyle övünme, Babanın gözden düşmesi seni onurlandırmaz.
11

Çünkü bir insanın onuru Babasına gösterilen saygıyla orantılıdır. Onursuz bir anne çocukları için yüz karasıdır.
12

Oğlum, baban yaşlanınca ona destek ol, Yaşamı süresince ona acı verme.

13

Babanın aklı başında değilse, ona anlayış göster, Sen sağlıklı ve güçlü durumdayken onu değersiz sayma.
14

Çünkü babaya gösterilen sevecenlik unutulmaz, Günahlarının bağışlanmasına yarar.
15

Acı günlerinde, bunlar anımsanacak, Günahların silinecektir, Tıpkı güneş karşısında donun erimesi gibi.
16

Babasını bırakıp giden kişi inançsız sayılır, Annesini öfkelendiren kişi de Tanrı'nın lanetine uğrar. Alçakgönüllülük

17

Oğlum, işinin başındayken yumuşak olursan, Savurgan bir kişiden daha çok sevilirsin.
18

Saygınlığın arttığı ölçüde alçakgönüllü davranmalısın, O zaman Tanrı'nın beğenisini kazanırsın.
19

(Birçok kişi gururludur, Ama O sırlarını alçakgönüllülere açar.)

20

Çünkü Tanrı çok güçlü olmasına karşın, Alçakgönüllü kişilerin saygılarını kabul eder.
21

Senin için çok güç olan şeyleri anlamaya çalışma, Gücünü aşan şeyleri bulmaya çalışma.
22

Sana verilen görevlerde çalış, gizlerle uğraşma. Başkalarının işlerine karışma, Zaten sana öğretilenler insan aklını aşmaktadır.

23

24

Çünkü birçok kişi Haddini bilmediği için yanlış yola girmiştir, Ters düşünceler doğru yoldan sapmalarına neden olmuştur. Gurur
25

(Gözler olmaksızın ışık görülmez, Bilgisiz bilgeliğe erişilmez.) Başkaldıran bir gönlün sonu iyi olmaz, Tehlikeyi seven kişi o yolda yok olur. Başkaldıran bir gönlün tasası çoktur, Suçlu kişinin günahları birikir.

26

27

28

Gururlu insanın hastalığına çare bulunmaz, Çünkü kötü bir tohum onda kök salmıştır.
29

Akıllıca iş gören kişinin gönlü atasözleriyle ilgilenir, Bilge kişinin isteği uyanık bir dinleyicidir. Yoksullara Yardım
30

Su ateşi söndürür, Verilen sadaka da kişinin günahlarını bağışlatır. Yararlı bir yardım yapan, geleceği düşünmüştür, Düştüğü an destek bulacaktır.

31

4Oğlum, fakirin rızkını vermemezlik etme, Yoksullara boşuna umut verme.
2

Aç olanların acısını arttırma, Dertliyi aldatma. Öfkeli yüreği incitme, Yoksullardan yardımını esirgeme.

3

4

Yokluk içinde kıvranan dilenciyi geri çevirme, Yoksul bir insanla karşılaşınca başını öbür tarafa çevirme.

5

Fakirlere karşı ilgisiz olma, Öyle davran ki, hiç kimse sana lanet etmesin.

6

Çünkü bir insan ruhundaki acıyla sana lanet ederse, O insanı yaratan bedduasına kulak verecektir.
7

İçinde yaşadığın topluluğun sevgisini kazan, Yetki sahibi kişinin önünde saygıyla eğil.
8

Yoksulla dertleş, Selamına incelikle karşılık ver. Zulüm göreni zalimin elinden kurtar, Hüküm verirken alçakça davranma.

9

10

Yetimlerin babası ol, Dullara bir eş kadar yakın ol. Yüce Tanrı'nın gözünde bir oğul gibi olacaksın, O'nun sana olan sevgisi Annenin sevgisinden daha güçlü olacak. Eğitici Bilgelik
11

Bilgelik kendi çocuklarını yetiştirir, Onu arayanlara ilgi gösterir. Bilgeliği sevenler yaşamı sever, Ona hizmet edenler mutlu olacaktır. Ona yakın olan onurlandırılacaktır, Nerede olursa Tanrı onu kutsayacaktır.

12

13

14

Bilgeliğe hizmet edenler Kutsal Olan'a hizmet etmiş olur, Tanrı da bilgeliği sevenleri sever.
15

Bilgeliğin yargısı doğrudur, Onunla ilgilenen güvenli bir yaşam sürer. Bilgeliğe inanan kişi mirasçısı olur, Onun mirasçıları bilgeliğe sahip olurlar.

16

17

Başlangıçta bilgelik kişiyi dolambaçlı yollara sürükler, Onu korkutup halsiz bırakır. Bilgelik kişiye güvenebileceğini anlayıncaya kadar Onunla uğraşır, onu cezalandırır, Sıkıntılarında onu sınar.
18

Bilgelik, sonunda kişiyi doğru yola getirir, Gizlerini ona açıklar. Kişi ondan uzaklaşırsa, bilgelik onu terkeder, Onu yazgısıyla başbaşa bırakır.

19

Utanç ve İnsana Saygı
20

Oğlum, uygun zamanı bekle ve kötülüğe karşı uyanık ol, Kendinden utanç duyacak nedenin olmasın.
21

Çünkü insanı günaha götüren utanç olduğu gibi, Onurlu ve hayırlı olan utanç da vardır.
22

Kendi aleyhine taraf tutma, Düşüşüne neden olacak bir uyum gösterme. Gerektiği zaman sözünü sakınma ve bilgeliğini gizleme,

23

24

Çünkü bilgelik insanın konuşmasından anlaşılır, Bilgi sözlerle açıklanır.

25

Gerçeğe karşı koyma, tam tersine Bilgisizliğin yüzünün kızarmasına neden olsun.
26

Günahlarını itiraf etmekten utanma, Irmağın akıntısına kürek çekme. Akılsız bir adama yaltaklanma, Sözü geçen bir kimseye özel sevgi gösterme. Ölünceye dek gerçek için savaş, Tanrı da senin için savaşacaktır.

27

28

29

Konuşurken yürekli ol, Davranışlarında boş şeylerle uğraşan güçsüz bir insan olma.
30

Evinde aslan kesilme, Sana hizmet edenlerin karşısında korkak olma. Almak için uzanan ellerin Vermek gerekince kapanmasın.

31

Varlık ve Küstahlık

5 Paraya gönül verme, "Bununla ben kendime yeterim" deme.
2

İsteklerinle, gücünle nefsin tutkularına uyma.

3

"Benim üzerimde kimin yetkisi var?" deme, Çünkü elbette ki Tanrı senden öç alacaktır.
4

"Günah işledim de ne oldu?" deme, Çünkü Tanrı uzun süre sabreder. Bağışlanacağına kesinlikle inanıp Birbiri ardından günah işleme.

5

6

"O'nun sevecenliği sonsuzdur, Bütün günahlarımı bağışlar" deme, Çünkü O'nun bağışlaması varsa öfkesi de vardır Ve suçlular O'nun kızgınlığının yıkıcı gücünü duyar.
7

Bir an önce tövbe edip Tanrı'ya dön, Bu davranışı sürekli geciktirme. Çünkü Tanrı'nın öfkesini birden duyacak, Öç aldığı zaman tümüyle yok olacaksın.
8

Haram kazanca gönül verme, Çünkü felaket anında sana hiç bir yararı olmayacaktır. Dürüstlük ve Nefsini Denetim Altına Alma
9

Her rüzgâra kendini kaptırma, Her karanlık yola sapma. Yalancı suçlular böyle davranır.
10

İnancın sürekli olsun, İçtenlikle konuş.

11

Dinlerken acele et, Ama bir soruyu yanıtlarken ölçülü davran. Sorunu anlıyorsan komşunu yanıtla, Yoksa ağzını kendi elinle kapat.

12

13

Gerek onurun kırılması, Gerekse gözden düşmenin nedeni konuşulan sözlerdir, Kişinin dili düşmesine neden olabilir.
14

Dedikodu yapan biri olarak tanınma, Dilinle başkalarına tuzak kurma. Çünkü hırsızlığın sonu utançsa, Yalancının sonu da sert birkınamadır.
15

Büyük küçük tüm işlerde Suç işlemekten kaçın, Dost olarak kalman gereken yerde Düşman durumuna geçme.

6 Çünkü kötü bir şöhret sana utanç ve sitem getirir, Günah işleyen bir yalancı bu
duruma düşer.
2

Hiddetlenme, çünkü öfke çılgın bir boğaya benzer, Boynuzuyla ruhunda derin bir yara açabilir.
3

Çünkü öfke yapraklarını yutabilir, Böylece meyvelerini kaybeder, Sararıp solan bir ağaç gibi ortada kalırsın.
4

Öfke kişinin yıkımıdır, Böylelikle düşmanları için gülünecek duruma düşer.

Dostluk
5

Sevecen bir tutum insanın dostlarını çoğaltır, Konuşurken yumuşak olan kişi dostça yanıtlar alır.
6 7 8

Tanıdıkların çok olsun, Ama bin kişiden biri danışmanın olsun. Biriyle dost olmak istiyorsan ilk önce onu sına, Ona inanmakta acele etme.

Çünkü kimi kişiler ancak işine geldiği zaman dost olur, Sıkıntıya düştüğün zaman seni desteklemez.
9

Kimi dostlar seninle kavga eder, Dehşete kapılmana karşın bu kavgayı herkese açıklar.
10

Kimi dostlar sofranı paylaşır, Ama sen sıkıntıdayken onu yanında göremezsin. Bu da dostlardan gelen üçüncü bir davranıştır:
11

İşlerin yolundayken, o senin ikinci kişiliğin gibidir, Sana hizmet edenlere buyruklar verir.
12

Ama bir gün alt tabakalara düşersen tutumu sana karşı olur Ve kendini senden gizler.
13

Düşmanlarından uzak dur, Dostlarından sakın.

14

Sadık bir dost güvenli bir sığınaktır, Onu bulan, eşine az rastlanır bir hazine keşfetmiştir.
15 16 17

Güvenilir bir dosta paha biçilmez, Onun değeri ölçülemeyecek kadar yüksektir. Güvenilir bir dost yaşam kaynağıdır, Tanrı'dan korkanlar böyle bir dost bulacaktır.

Her kim Tanrı'dan korkarsa, gerçek dostlar edinir, Çünkü kişi nasılsa dostu da öyledir. Bilgeliğe Çıraklık
18 19

Oğlum çok gençken eğitimini seç, Saçların ağarıncaya dek, bilgelik bulacaksın.

Saban süren ve tohum eken kişi gibi davran, Bilgelik kazanmaya çalış. Bilgeliğin vereceği eksiksiz ürünü bekle, Çünkü bilgelik toprağını işlerken biraz yorulacaksın, Ama pek çabuk onun verdiği üründen yararlanacaksın.
20

Bilgelik eğitim görmemiş kişiye ne denli acımasızdır! Akılsız adam onunla uzun süre kalamaz.
21 22

Bilgeliğin baskısını ağır bir taş gibi Üzerinde hissedecek,

Bir an önce o baskıdan kurtulmaya bakacaktır. Çünkü bilim ününe uygun biçimde davranır, Onu bulabilenlerin sayısı azdır.
23 24

Beni dinle, oğlum, uyarıma kulak ver, Öğüdümü geri çevirme.

Bırak da, bilgelik ayağına zincir vursun, Hayvan koşar gibi seni çalışacak duruma getirsin.
25 26

Boyunduruğunun altına gir, Seni dizginlediği için sabırsızlanma.

Tüm benliğinle bilgeliğin peşinden koş, Tüm gücünle onun davranışlarına uymaya çalış.
27

Bilgeliği izle ve bilgeliği ara, O kendini sana gösterecektir. Onu ele geçirdikten sonra sakın bırakma,
28 29

Çünkü sonunda o sana dirlik Ve sevinç verecektir.

Anlayacaksın ki onun engelleri senin için Güçlü bir savunmadır, Onun koşum takımı aslında senin için onurlu bir giysidir.
30 31 32 33

Onun baskısı altından bir süstür, Dizginleri mor kurdeledir. O, senin için onurlu bir giysi, Onurlu bir taç olacaktır. Oğlum istersen eğitimini tamamlarsın, Aklını bu işe verirsen ince bir zekân olur. Dinlemesini seversen öğrenirsin, Söylenenlere kulak verirsen bilgeliği elde edersin.

34 35 36 37

Yaşça senden büyük olanların toplantılarına katıl, Orada bilge biri varsa ona bağlan. Halk sohbetini kaçırma, Akıllı atasözlerini öğren. Anlayışlı bir kişiye rastlarsan, çabucak onu görmeye git, Evinin eşiğini aşındır.

Tanrı'nın öğütlerini düşün, Sürekli O'nun buyruklarını anımsa. O, senin anlayışını arttıracaktır, İstediğin bilgelik sana verilecektir. Çeşitli Öğütler

7Kötülük yapmazsan sana hiç bir kötülük gelmez,
2 3

Günahlardan sakınırsan günah işlemezsin.

Oğlum, sabanın günah yolunda açtığı izlere Tohum ekmekten kaçın, Çünkü bu davranışının semeresi yedi misli olur.
4 5 6

Tanrı'dan en yüksek memuriyeti, Veya kraldan en çok övünç veren onuru isteme. Tanrı'nın katında erdemini gösterme, Veya kralın önünde bilgeliğini dillere düşürme.

Yargıç olmak için plan yapma, Belki haksızlığı ezip yok edecek denli güçlü değilsin, Belki de sözü geçen bir kişi seni etkiler Ve doğruluğunu yitirirsin.
7 8 9

Vatandaşlara kötü davranıp Halkın saygısını yitirme. İki kez günah işleme, Çünkü ilk kez bu işi yapınca cezasını çekersin.

Şöyle deme: "Yüce Tanrı verdiğim çok sayıda armağanı Göz önünde tutacak, Armağanlarımı sunduğum zaman Onları kabul edecektir."
10 11 12

Dua ederken sabırsızlanma, Sadaka vermeyi savsaklama. Yüreği kaygılı kişiye gülme, Çünkü onu alçaltan isterse yükseltir.

Kardeşine karşı suçlayıcı nitelikte yalan yazılar hazırlama, Bir arkadaşına karşı da böyle davranma.
13 14 15

Yalan söylememeye özen göster, Çünkü bunun sonucu iyi olamaz. Yaşlıların toplantılarında uzun söylevler verme, Dua ederken aynı sözleri yineleme.

Sıkıcı görevden veya çiftlik işinden kaçınma, Çünkü tüm var olanları yüce Tanrı yaratmıştır.
16 17

Günah işleyenlere katılma, Şunu anımsa: O'nun öfkesi gecikmeden belirecektir. Alçakgönüllü ol, Çünkü inançsızın cezası ateş ve solucandır.

Başkalarıyla İlişkiler

18

Kâr amacıyla bir dostunu takas etme, Gerçek bir kardeşi de Ofir*altınıyla değişme.

* "ofir": Doğuda bilinmeyen bir bölge. Süleyman Peygamber oraya altın arayıcıları gönderirdi.
19 20

Bilge ve iyi karına karşı olma, Çünkü onun çekiciliği altından daha değerlidir.

İşini doğrulukla yapan kölene kötü davranma, Elinden geleni yapan ücretli işçiye de iyi davran.
21 22 23 24 25 26 27 28

Akıllı bir köleyi kendin gibi sev, onu özgür kıl. Sığırların var mı? Onlara bak, Sana kazanç sağlıyorsa onları elden çıkartma. Çocukların var mı? Onları eğit, Çocukken onların başını eğdir. Kızların var mı? Erdemli yetiştirmeye bak, Ama fazla hoşgörülü olma. Kızını evlendirince büyük bir iş başarmış sayılırsın, Ama kızını akıllı bir adama ver. Karından memnun musun? Onu kovma, Ama onu sevmiyorsan, ona güvenme. Babanı yürekten onurlandır, Annenin doğum sancılarını hiçbir zaman unutma.

Doğuşunu onlara borçlu olduğunu anımsa. Senin için yaptıklarının karşılığını onlara nasıl ödeyebilirsin?
29 30 31

Tanrı katında gönlün korku ve saygıyla dolu olsun, O'nun kâhinlerine saygı göster. Seni yaratanı bütün gücünle sev, O'nun elçilerini bırakma.

Tanrı'dan kork ve kâhini onurlandır, Sana buyrulduğu gibi kâhinin payını ver: İlk meyve ürünü, Suç sunuları, kurban edilen hayvanların omuz kısımları, Kutsama kurbanı ve kutsal şeylerin ilk ürünü.
32 33

Yoksula elini uzat, Hayırduasını alırsın.

Tüm yaşayanlara verdiğin armağanlarla elin açık olsun, Yararlı yardımlarını ölülerden bile esirgeme.
34 35 36

Ağlayanlara ilgi göster, Kaygılı kişilerin acısını paylaş. Hastaları ziyaretten kaçınma, Böylece kendini sevdirirsin.

Tüm davranışlarında her zaman sonunu anımsarsan Hiç bir zaman günah işlemezsin. Ölçülü Davranış ve Sağduyu

8 Sözü geçen bir kişiyle yarışmaya girme, Çünkü ardından seni eline geçirebilir.

2

Varlıklı bir adamla tartışma, Çünkü durumu değiştirip sana karşı sonuca bağlar. Altın çok kişiyi yok etmiş, Kralların yüreğini etkilemiştir.
3 4 5 6 7 8

Sert söz söyleme eğiliminde olan biriyle tartışma, Ateşi körükleme. Kaba bir adamla şaka yapma, Çünkü soyunu aşağılayabilir. Tövbe eden suçluyu yerme, Hepimizin suçlu olduğunu anımsa. Yaşlı adamı küçümseme, Aramızda yaşlananlar olduğunu anımsa. Bir insanın ölümüne eğlenceymişçesine bakma, Bütün insanların öleceğini anımsa.

Bilge kişilerin söylediklerine kulak ver, Onların atasözlerini öğren. Çünkü bu atasözleri büyüklere hizmet etmenin Kuram ve ustalığını sana öğretecektir.
9

İhtiyarların söylediklerine hakkı olan değeri ver, Çünkü bunları babalarından öğrenmişlerdir. Onlardan düşünmeyi öğrenecek, Yerinde yanıt verme sanatını elde edeceksin.
10 11 12 13 14 15

Suçlunun ateşini tutuşturma, Çünkü o büyük alev seni de yakabilir. Küstah biriyle ilgilenmekten kaçın, Çünkü kendi sözlerinle seni tuzağa düşürür. Senden güçlü olana ödünç verme, Eğer verirsen paranı kaybetmiş bil. Olanaklarının ötesinde kefil olma, Eğer olursan parayı ödemeye hazır ol. Bir yargıçla yasanın karşısına çıkma, Çünkü yargı onun yararına olacaktır.

Dünyayı umursamayan biriyle yolculuk yapma, Çünkü seni tedirgin edebilir. Aklına estiği gibi davranacak, Deliliği ikinizin yıkımına sebep olacaktır.
16

Çabuk kızan bir adamla tartışma, El değmemiş bölgelerde onunla yolculuk yapma. Çünkü kan dökmek onun için önemli değildir, Yardım bulunmayan yerde seni bir vuruşla yere yıkar.
17 18

Akılsız bir adamdan öğüt isteme, Çünkü o sırdaş olamaz.

Bir yabancının önünde gizli tutulması gerekeni açığa vurma, Çünkü bunu ne nasıl kullanacağını bilemezsin.
19

Tüm insanlara yüreğindekileri söyleme, Tüm katılanlardan yardım isteme.

Kadınlar

9 Sevdiğin karını kıskanma, ona kötülüğü öğretme, Çünkü bu senin için iyi
olmaz.
2

Canını bir kadına verme, Çünkü o, gücünü ayak altında çiğneyebilir.

3

Bir fahişeyle flört etme, Çünkü seni tuzağa düşürüp başını derde sokabilir. Bir şarkıcı kızla oyalanma, Çünkü seni aldatabilir. Bir kıza bakma, Çünkü her ikiniz aynı cezaya çarpılırsınız. Fahişelere canını verme, Çünkü mirasını yok etmiş olursun.

4

5

6

7

Kentin sokaklarında yürürken sağa sola bakma, Kentin çok ziyaret edilmeyen bölgelerinde Fırsat kollayarak gizli gizli gezinme.
8

Güzel bir kadına bakma, Başkasının olan güzelliğe gözünü dikme. Kadının güzelliği çok kişiyi baştan çıkarmıştır, Tutkuyu bir alev gibi tutuşturur.
9

Evli bir kadınla hiç bir zaman oturma, Onunla masada şarap içme. Çünkü onun çekiciliğine dayanamazsın, Bu güçlü istek senin yıkımına neden olur. Arkadaş Seçimi
10

Eski bir dostunu bırakma, Yeni bir dost onun yerini tutamaz. Yeni dost, yeni şaraptır, Şarap eskidikçe tadı güzelleşir.
11

Suçlunun başarısını kıskanma, İş yaşamının ne türlü sonuçlanacağını bilemezsin.

12

İnançsızların eğlencelerine katılma, Cezalandırılmadan mezara girmeyeceklerini anımsa.
13

Ölüm cezası verebilen insandan uzak dur, O zaman ölüm korkusu seni sarmaz. Ona yaklaşacak olursan yanlış davranışlarda bulunma, Çünkü yaşamını yitirebilirsin. Sınır hattında seğirttiğini, Kale burcundaki mazgallı siperlerde dolaştığını anla.
14

Komşularınla iyi geçin, Bilge kişilere danış. Akıllı kişilerle konuş, Tüm görüşmelerin yüce Tanrı'nın yasasıyla ilgili olsun. Sofranı erdemli kişilerle paylaş, Tanrı'dan korkmakla övün.

15

16

Yöneticiler
17

Becerikli ellerin yaptığı işlerden övgüyle söz edilir, Ama halkın önderi, konuşurken anlayışlı olmalıdır.
18

Süslü tümcelerden yararlanan kişi Yaşadığı kentte dehşet saçar, Palavra atan kişiden tüm insanlar tiksinir.

10

Hükümetin başı bilge önder Milletine karşı çok titiz davranmalıdır, Ölçülü davranan kişinin yönetimi iyi işleyecektir.

2

Yönetimin başı nasılsa Onunla işbirliği yapanlar da öyle olacaktır, Vali nasılsa Kentte oturanlar da öyle olacaktır.
3

Okumamış bir kral milleti için yıkım demektir. Bir kentin ileri gelenleri ne denli akıllı ise O kent de o denli varlıklı olur.
4

Dünyanın yönetimi Tanrı'nın elindedir, Gereken sürede gereken kişiyi iş başına getirir.
5

Kişinin başarısı Tanrı'nın elindedir, O, yasaları yapan kişiyi onurlandırır.

Kibrin Neden Olduğu Günah
6

Komşunun her kusuruna gücenme, Hiç bir zaman öfkeli davranma. Kibir Tanrı için de insan için de tiksindiricidir, Haksızlık her ikisi için de iğrençtir.

7

8

Egemenliklerin bir milletten diğerine geçmesinin nedeni Haksızlık, küstahlık ve paradır.
9

Tozla külün kibirlenecek nesi var ki? Yaşamda bile bağırsaklar tiksindiricidir. Uzun bir hastalık doktorla alay eder, Bugünün kralı yarın bir cesetten ibarettir.

10

11

İnsan ölünce, bırakacağı miras sürüngenlerden, Avla beslenen hayvanlardan, solucanlardan oluşur.
12

İnsan kibrinin başlangıcı Tanrı'yı terk etmek Ve kalbini onu yaratandan uzaklaştırmaktır.
13

Kibrin başlangıcı günah olduğuna göre Kibre sıkıca sarılan kişiden pislik akar. Bu nedenle Tanrı onlara olağanüstü cezalar verdi, Onları büsbütün yıktı.
14

Tanrı yöneticilerin tahtını devirip Alçakgönüllüleri o tahta oturtmuştur. Kibirli olanları kökünden sökmüş, Onların yerine alçakgönüllü kişileri getirmiştir.

15

16

Tanrı putperestlerin topraklarını harap etmiş, Onları dünyanın temeline dek yok etmiştir.
17

Putperestlerin bir kısmını uzaklaştırıp yok etmiştir, Onların anısını dünyadan silmiştir.
18

Kibir, insanlar için yaratılmamıştır, Şiddetli öfke kadından doğanların harcı değildir. Onurlandırılması Yaraşık Kişiler
19

Hangi soyun onurlandırılması yaraşıktır? İnsan soyunun. Hangi soyun onurlandırılması yaraşıktır? Tanrı'dan korkanların. Hangi soy hor görülmeye

yaraşıktır? İnsan soyu. Hangi soy hor görülmeye yaraşıktır? Tanrı'nın buyruklarına uymayanlar
20

Kardeşler arasında önder durumunda olanın Onurlandırılması yaraşıktır. Tanrı katında O'ndan korkanların Onurlandırılması yaraşıktır.
21

(Tanrı korkusu kabul edilmenin başlangıcıdır, İnatçılık ve gurur reddedilmenin başlangıcıdır.)
22

Bırak da varlıklı olanı da soylusu da yoksulu da Tanrı' dan korkmakla övünsün.

23

Yoksul olduğu için akıllı bir adamı hor görmek doğru değildir, Günah işleyen bir adamı onurlandırmak da iyi değildir.
24

Yönetici, yargıç, etkili kişi, tümü onurlandırılmalıdır, Ama Tanrı'dan korkan kişi hepsinden uludur.
25

Özgür insanlar bilge köleye hizmet eder, Akıllı adam yakınmaz.

Açık Sözlülük ve Alçakgönüllülük
26

İşini yaparken açıkgöz olmaya çalışma, Güç durumdayken çalım atma.

27

Bir öğün yemek için Ne yapacağını bilemeyen gösterişli bir kişi olmaktansa, Çok çalışan ve bolluk içinde yaşayan Bir adam olmak daha iyidir.
28

Oğlum, öz saygında alçakgönüllü ol, Kendi gerçek değerini bil.

29

Kendini yeren bir insanı kim haklı gösterebilir? Kendini hor gören bir insana kim saygı gösterebilir?
30

Yoksul adam zekâsı için onurlandırılır, Varlıklı kişi de parası için.

31

Yoksulken onurlandırılan, Zenginken çok daha fazla onurlandırılır. Varlıklıyken namusuna leke sürülen Yoksulken tümüyle namusundan olur. Görünüşe Aldanma

11 Bilgeliği sayesinde yoksul başını dik tutar, Önemli kişilerle bir arada
bulunur.
2

Bir insanı yakışıklı olduğu için övme, Görünüşüne bakıp bir kimseyi beğenmemezlik etme.
3

Kanatlı yaratıklar arasında arı küçüktür, Ama ürünü ne denli tatlıdır.

4

Güzel giysilerinle övünme, Ünlü gününde kibirli olma. Çünkü Tanrı'nın işleri olağanüstüdür, Ama insanlardan gizlidir.

5

Pek çok kral yerde oturmak zorunda kaldı, Kimsenin önemsemediği kişinin başına taç kondu.
6

Sözü geçen pek çok kişi büsbütün gözden düştü, Önemli kişiler başkalarının etkisinde kaldı. Dur ve Düşün
7

Bir sorunu ayrıntılı olarak araştırmadan kusur bulma, Önce düşün, sonra payla. Yanıt vermeden dinle, Biri konuşurken sözünü kesme.

8

9

Seni ilgilendirmeyen bir konu için çekişmekten kaçın, Suçluların dövüşüne katılma.
10

Oğlum, fazla iş yüklenme, Ortaklarını arttırırsan acı çekmen kaçınılmaz olur. Tüm gücünle çabuk davran, ama bil ki asla varamayacak, Kaçmakla kurtulamayacaksın.
11

Kişi çalışır, didinir ve ilerler, Ama sonunda başkalarının kendisini geçtiğini görür.

12

Başka biriyse yardım isteyen zavallı bir yaratıktır, Destekten yoksundur, çok da yoksuldur. Tanrı onu görür ve ona yardım eder,
13

Onu yoksulluktan kurtarır. Artık o dimdik ayaktadır ve başı diktir, Herkes de bu işe şaşar kalır.
14

İyilik ve kötülük, yaşam ve ölüm, Yoksulluk, varlık tümü Tanrı vergisidir. (Bilgelik, anlayış ve yasa bilgisi, Merhamet ve iyilik yolları Tanrı'dan gelir. Hata ve karanlık günahkârlarla var oldu, Kötülük gururla olgunlaşır.)

15

16

17

Tanrı'nın armağanı inanlı için sürekli vardır, O'nun iyi niyeti sonsuza dek iyi bir yolculuk anlamına gelir.
18

Kişi, açıkgözlülüğü ve açgözlülüğü sonucu varlıklı olur, Kendisine bu türde bir ödül verilir.
19

Der ki: "Dirliğe kavuştum, Bundan böyle varlığımla sevinebilirim." Ama o, bunun sürecini bilemez, Ölecek, mal varlığı başkalarına kalacaktır.
20

Görevini sürdür, uğraşından tat al, İşini sürdürürken yaşlan.

21

Günah işleyenin başarıları seni şaşırtmasın, Tanrı'ya güven, uğraşını sürdür. Çünkü yoksul birini birdenbire varlıklı yapmak Tanrı için önemsiz bir şeydir.
22

Tanrı'nın kutsaması, inanlının ödülüdür, Bir anda sonuç verir. "Gereksinmem nedir? Gelecekte kazancım ne olacak?" deme.

23

24

"Kendimi geçindiriyorum, Gelecekte ne yitirebilirim?" deme. Kazanç anında yitenler yadsınır, Bir şeyi yitiren, kazancı anımsamaz.

25

26

Bir insanın öldüğü gün Ona yaşamına yaraşır biçimde davranmak Tanrı için önemsiz bir şeydir.
27

Bir süre içindeki güçlükler ve zevkler yadsınır, Kişinin son saatinde davranışları açığa vurulur.
28

Kişi ölünceye dek ona şanslı deme, İnsanın içyüzünü belirten onun sonudur.

Arkadaş Seçerken Dikkatli Ol
29

Herkesi evine getirme, Çünkü şeytanca tuzaklar pek çoktur. Kibirli adamın yüreği çantada keklik gibidir, Seni casus gibi izler, yıkımını bekler. Kara çalan kişi iyiliği kötü gösterir, Övünülmesi gerekeni önemsemez.

30

31

32

Bir kıvılcım ocaktaki kömürleri kızartıp tutuşturur, Suçlu kişi pusuya yatıp kan dökmek için fırsat kollar.
33

Kötü niyetli kişiden ve onun bozuk düzeninden sakın, Çünkü sonsuza dek sana kara çalabilir.
34

Bir yabancıyı evine götürürsen, Ortalığı karıştıracak, ailenle aranı açacaktır.

İyilik Yapmak İçin Kurallar

12İyilik yaparsan bunu kime yaptığını bil, Böylece yaptığın iyilikler boşa
gitmeyecektir.
2

İnanlı bir kişiye iyilik yaparsan ödüllendirilirsin, Ödülünü sana o kişi vermezse, kuşkusuz yüce Tanrı verir.
3

Kötülük yapmakta ya da sadaka vermemekte Direnen kişiye iyilik yaramaz. İnanlı kişiye yardım et, Suçluya değil.

4

5

Alçakgönüllü insana iyilik yap, İnançsıza hiç bir şey verme. Ona ekmek bile verme, Çünkü ekmek yerse senden daha güçlü olabilir. O zaman ona yaptığın iyiliklerin karşılığı olarak, Sana iki misli kötülük yapar.
6

Çünkü yüce Tanrı günah işleyenlerden tiksinir, Kötülerden öcünü alır. İyi adama yardım et, Ama suçluya değil.

7

Gerçek Dostlar, Güvenilmez Arkadaşlar

8

Varlıklıyken gerçek dostunu her zaman bilemezsin, Ama zorlu sıkıntıdayken düşmanını iyi tanırsın.
9

Bir insanın işleri yolundayken düşmanları tedirgindir, İşleri bozuldu mu, arkadaşı bile ondan uzaklaşır.
10

Bir düşmana asla güvenme, Bronz leke yaptığı gibi, onun kötülüğü de insanda iz bırakır.
11

Düşmanın alçakgönüllü davranıp yaltaklansa da, Ona karşı ölçülü davran ve uyanık ol. Ona karşı bir aynayı parlatırmışçasına davran, Göreceksin ki onun lekesi uzun süre kalmaz.
12

Onu yanına alma, Çünkü seni itip defeder, yerini alır. Onu sağına oturtma, Çünkü onun gözü senin yetki ve konumundadır. Sonunda sözlerimin gerçek olduğunu anlayacak, Canını yaktığını hissedeceksin.
13

Yılan oynatan hokkabazı yılan sokarsa ona kim acır? Yabanıl hayvanlarla tehlikeyi göze alanlara kim acır?
14

Bir suçluyla arkadaşlık eden, Onun suç ortağı durumuna düşer.

15

Ayakta durduğun sürece kendini açığa vurmaz, Ama güçlüklere karşı uğraşırsan, Bundan yararlanmaya çalışacaktır.
16

Düşmanın tatlı konuşabilir, Ama seni derin bir çukura atmak için Yüreğinde entrika çevirmektedir. Düşmanının gözleri yaşlı olabilir, Ama eline bir fırsat geçerse Kan bile onun gözünü doyurmaz.
17

Bir yıkım anında onu karşında bulursun, Sözde yardım etmek niyetiyle sana çelme takacaktır.
18

O, başını sallayıp alkış tutacak, Gizli gizli konuşacak ve yüzündeki anlam değişecektir.
Dengi Dengine Davran

13Her kim zifte dokunursa kirlenir, Her kim kibirli kişiyle arkadaşlık ederse
sonunda ona benzer.
2

Senin için çok ağır olan bir yükü taşımaya çalışma, Senden daha güçlü ve varlıklı biriyle arkadaşlık etme. Kilden yapılmış çömlek niçin demir kazanın yanında dursun? Çarpıştıkları zaman çömlek kırılacaktır.
3

Varlıklı kişi insanın hakkını yer ve çalım satar, Yoksulun hakkı yenmiştir, ama özür diler.
4 5

İşine yararsan seni sömürecek, Ona ayak uyduramazsan seni bırakacaktır. Varlıklı mısın? Seninle yaşayacaktır, Hiç eziklik duymadan seni parasız bırakacaktır.

6

Sana gereksinmesi mi var? Gözünü boyayacaktır, Sana gülümseyecek, seni umutlandıracaktır. Tatlı sözcüklerle konuşacak, "Acaba ne istersin?" diyecektir.
7

Görkemli şölenlerle seni utandıracak, Seni tümüyle parasız bırakacak, Sonunda seni gülünç duruma düşürecektir. Ardından karşılaştığınız zaman seni küçümseyecek, Seninle alay edercesine başını sallayacaktır.
8 9

Uyanık ol, gözünü boyamasınlar, Böylece aptallığın sonucu seni utandırmasınlar. Önemli biri seni çağırırsa isteksiz davran, O zaman çağrısını üsteleyecektir.

10

Kendini ileri sürme, çünkü seni geriye itebilir, Ama kendini uzak tutma, çünkü sana önem vermez.
11

Ona davranışlarında eşitlik taslama, Düzgün konuşabilme yeteneğine güvenme. Tüm konuşmaların amacı seni sınamaktır, Sözde içtenlikle davranırken gerçekte seni tartacaktır.
12 13 14

Açık konuşan kişi acımasızdır, Vuruşlarla zincirleri senden esirgemeyecektir. Uyanık ol, işini özenle yap, Çünkü kendi düşüşünle yürümektesin.

(Bunları uykuda duyunca uyan! Yaşamın boyunca Tanrı'yı sev ve kurtuluşun için O'na yakar.)
15 16 17 18

Her canlı kendi türünü, Her insan komşusunu sever. Her yaratık kendi türünü ister, İnsan kendi özel biçimine bağlıdır. Kurtla kuzu hiç anlaşabilir mi? Suçlular ve inanlılar için de durum böyledir.

Sırtlanla köpek arasında nasıl barış olabilir? Varlıklı adamla yoksul arasında nasıl barış olabilir?
19 20

Yabaneşeği çölde aslanın avı olur, Aynı biçimde yoksullar varlıklı kişilerin avıdır.

Kibirli adam için alçakgönüllülük tiksindiricidir, Aynı biçimde varlıklı kişiler yoksullardan iğrenir.
21

Varlıklı adam düşecek gibi olursa dostları onu destekler, Yoksul kişi düşerse arkadaşları onu itip savar.
22

Varlıklı adamın ayağı kayarsa Onu tutmak için çok sayıda el uzanır, Eğer saçmalarsa kutlanır. Yoksulun ayağı kayarsa suçlu durumuna düşer, Sözleri akla uygun olabilir, ama onun için yer açılmaz.
23

Varlıklı adam konuşunca herkes susar, Ardından söyledikleri aşırı derecede övülür. Yoksul konuşursa herkes, "O da kim?" diye sorar, Duraksaması durumunda onu itip yıkar.
24

Günah olmayan yerde varlık iyidir, İnançsızlar yoksulluğun kötü bir şey olduğunu söyler.

25 26

İyi de olsa, kötü de olsa, Bir insanın yüzündeki anlam yüreğinden gelir.

Temiz bir yüreğin belirtisi, sevinçli bir anlamdır, Atasözleri bulmak usanç veren bir uğraştır. Gerçek Mutluluk

14Diliyle günah işlemeyen insan mutludur, Suçsuz olan, duygu ezikliğine
kapılmayan kişi mutludur.
2

Ruhu kendisini yaralamayan insan mutludur, Umudunu asla yitirmeyen mutludur.

Cimrilik ve Açgözlülük
3 4

Varlık cimri için uygun değildir, Açgözlü için varlık neye yarar?

Giderinden kısarak para biriktiren kişi Bu parayı başkaları için saklamaktadır, Başkaları onun varlığı ile görkemli yaşam sürecektir.
5

Kendi için eli sıkı olan bir insanın kime yararı olur? Kendi varlığını kullanabilme yeteneğinden yoksundur.
6

Hiç kimse, kendisi için eli sıkı olan bir insan kadar cimri olamaz; Bu da işlediği günahın bedelidir.
7 8

Bu adam iyilik yapsa bile bilinçsizce yapar, Sonunda kötülüğünü kendi açığa vurur.

İsteksizce veren, yüzünü öbür yana çeviren, Başkalarının yaşamıyla ilgilenmeyen kişi kötüdür.
9

Açgözlü insanın gözü doymaz, Tutku sonucu insan ruhu canlılığını yitirir. Cimri ekmeği isteksizce verir, Onun sofrasında açlık vardır. Oğlum, elinden geldiği ölçüde kendine iyi bak, Tanrı'ya değerli armağanlar sun. Ölümün gecikmeyeceğini Ve Şeol*antlaşmasının sana açıklanmadığını anımsa.

10 11 12

*Şeol Antlaşması'nın ölüm tarihini kararlaştıran buyruk olması olasıdır. 'Şeol' İbranice 'Ölüler ülkesi' veya 'Cehennem' anlamına gelir. Yunan mitolojisinde adı geçen 'Hades' le eş anlamlıdır.
13 14

Ölmeden önce dostuna iyi davran, Gücün yettiği kadar ona karşı eli açık ol.

Bugün güzel şeylerden yararlanmaya bak, Yasaya uygun olarak istediklerinden kendi payına düşeni al.
15 16

Varlığını başkasına bırakmayacak mısın? Yazgı emeğinin ürününü bölmeyecek mi?

Böyle bir ortamda verici ve alıcı ol, erince kavuş, Çünkü Şeol'de yaşam eğlenceli değildir.

17

Tıpkı bir giysi gibi tüm yaratıklar yaşlanır, Çağlar boyu var olan yasa şöyle der: "Ölüm zorunludur".
18

Tüm canlı yaratıkların oluşturduğu kuşaklar, Çalıyla kaplı bir ağaçtaki yapraklar gibidir. Kimi yapraklar dökülürken yeni yapraklar oluşur, Özdeş biçimde, bir kuşak ölürken yenisi doğar.
19

Her başarı azar azar yadsınır ve yok olur, O başarının yaratıcısı da yok olur.

Bilgenin Mutluluğu
20

Bilgelik konusunda düşünceye dalan, Belleğe uygun biçimde usa vuran kişi mutludur.
21 22 23 24 25 26 27

Bilgeliği yüreğinde inceleyen, Onun gizlerini algılayıp düşünen kişi mutludur. O, bir avcı gibi bilgeliği izler, Onu bekleyip yolunu gözler. Bilgeliği camlarından gözetler, Kapılarından onu dinler. Bilgeliğin evine yakın oturur, Duvarına kancayı takar. Onun yanında çadır kurar, Kusursuz bir kiralık odaya konuk olur. Çocuklarını onun gölgesinde oturtur, Dallarının altında konaklar. Bilgelik onu sıcaktan korur, Bilgeliğin görkemi onun yuvası olur.

15 Her kim Tanrı'dan korkuyorsa öyle davranır, Her kim yasaya sarılıyorsa
bilgeliğe erişir.
2 3 4 5 6

Bilgelik tıpkı bir anne gibi onu karşılar, Bakire bir gelin gibi onu kabul eder Bilgelik ona anlayış ekmeğinden yedirir, Bilgelik suyundan içirir. Ona dayanan kişi düşmez, Ona güvenen kişiyi kimse utandıramaz. Bilgelik onu komşularından üstün kılar, Toplantıda konuşmasını sağlar.

Bilgelikle kişi mutluluğa kavuşur, sevinç tacını giyer, Sonsuza dek sürecek bir adın mirasçısı olur.
7 8 9

Akılsız insanlar bilgeliği elde edemez, Günah işleyenler onu göremez. Bilgelik kibirden uzak durur, Yalancılar onu anımsayamaz.

Günah işleyen kişinin ağzında övgü yakışıksızdır, Çünkü övgüyü ortaya koyan Tanrı değildir.
10

Ama övgü salt bilgelikte varolması gereken bir deyiştir, O koşulla Tanrı övgüyü özendirir.

İnsan Özgürdür
11

"Günah işlememden Tanrı sorumludur" deme, Çünkü O, hiç bir zaman tiksindiği şeyin nedeni olamaz.
12 13 14 15 16 17 18

"Beni O kötü yola gönderdi" deme, Çünkü Tanrı günah işleyeni ne yapsın? Tanrı çirkin şeylerden tiksinir, O'ndan korkanlar çirkin şeyleri sevmez. Tanrı başlangıçta insanı yarattı, Ardından karar vermesi için insanı özgür kıldı. İstersen buyruklara uyarsın, İnanlılardan olmaya gücün yeter. Tanrı ateşi ve suyu senin önüne koymuştur, Yeğ tuttuğuna elini uzatabilirsin. Yaşam ve ölüm insanın önündedir, İnsan hangisini yeğlerse o kendisine verilecektir.

Çünkü Tanrı'nın bilgeliği engindir, Tanrı'nın gücü her şeye yeter ve O, her şeyi görür.
19 20

Tanrı kendisinden korkanlardan gözünü ayırmaz, İnsanın her davranışını izler.

Tanrı hiç kimseye inançsız olmayı buyurmadı, O, hiç kimseye günah işlemesi için izin vermedi.

Tanrı Günahlıları Cezalandıracak

16
2

Çok sayıda değersiz çocuk özlemi duyma, İnançsız erkek çocukları seni sevindirmesin. Çok sayıda çocuğun da olsa, onlarda Tanrı korkusu yoksa, Bu çocuklar sana zevk vermesin.
3

Uzun zaman yaşayacaklarına güvenme, Onların geleceğine gereğinden çok inanma. Bin çocuğun olmaktansa bir çocuğun olmasını yeğ tut, İnançsız çocukların olmaktansa, çocuksuz ölmek daha iyidir.
4

Akıllı bir adam bir kenti bayındır duruma getirebilir, Ama yasa tanımayan kişilerin soyu yok edilecektir.
5 6

Bu gibi olayları gözlerimle gördüm, Daha da etkileyici sözleri kulaklarımla duydum.

Suçluların toplumunda ateş tutuşturulacaktır! Boyun eğmeyen bir ülke öfke ile dolmuştu.
7

Tanrı, güçlerine güvenip başkaldıran, Eskiden var olan yüksek kişileri bağışlamadı. Kibirlerinden ötürü onlardan tiksiniyordu.

8

Lut'un birlikte yaşadığı insanları bağışlamadı, Kibirlerinden ötürü onlardan tiksiniyordu.
9

O, yok olmak yazgısından kaçamayan bu ulusa karşı acımasızdı, Bu ulus, günahlarıyla birlikte dünyadan silindi.
10

O, bir araya gelip dik başlılıkla davranan Ve ilerleyen altı yüz bin kişiye karşı acımasızca davrandı.
11

Dik başlı bir tek insan kalsaydı, O cezasını çekecekti. Çünkü bağışlama ve öfke Tanrı'nındır, O, güçlüdür, bağışlayabilir ve öfkelenebilir.
12

O'nun bağışlaması sonsuzdur, Ama gerektiğinde hoşgörüden yoksundur, Kişiyi tutumuna göre yargılar.
13

Suçlu olan, kötü yoldan elde ettiği kazançla kaçamayacaktır, İnanlı kişinin sabrı ödüllendirilecektir.
14

Tanrı merhametle yapılan her işi bağışlar, Ancak her insana yaptığı işe göre davranılacaktır.
15

(Onu tanımasın diye Tanrı firavunun yüreğini katılaştırdı, Öyle ki Tanrı'nın işleri gökler altında bilinsin.
16 17

O'nun merhameti bütün yaratılışa açıklandı, Işığı ve karanlığı birbirinden ayırdı.)

"Tanrı'dan saklanırım, Yukarda beni kim anımsayacak, O kalabalıkta beni kim ayrımsayacak, Engin evrende ben neyim ki?" deme.
18

Çevrene bak, gökyüzü ve onun üstündeki gökler, Deniz ve yeryüzü, O, onları ziyaret ettiği zaman titrerler.
19 20 21 22

Dağlar ve yeryüzünün temeli, O, onlara baktığı zaman ürküp titrerler. Ama bunları kim düşünür? O'nun nasıl davrandığını kim anlamaya çalışır? Fırtınayla esen rüzgâr görülmez, O'nun yaptıklarının çoğu ayrımsanmaz.

Adaletin yerini bulduğunu kim bildirecektir? Bunu kim bekleyecektir? Antlaşma çok uzaklarda kaldı.
23

Akılsız, kendini aldatmayı seven Ve yanlış yola giren atak kişi böyle düşünür.

Evrende İnsan
24 25 26

Beni dinle, oğlum, bilimi öğren, Bütün belleğinle söyleyeceklerimi anlamaya çalış. Bilimin inceliklerini açıklayacağım, Bilimi anlam açıklığı ile duyuracağım. Tanrı başlangıçta dünyayı yaratınca, Yaratıklarının arasında yazgıyı bölüştürdü.

27

Yapıtlarını sonsuza dek saptadı, Başlangıçtan uzak geleceğe dek. Tanrı'nın yapıtları acıkmaz ve yorulmaz, Görevlerini asla bırakmaz.
28

Hiçbiri komşusunu itip kakmamıştır, Hepsi Tanrı'nın sözünü dinler*.

*Bu satırda sözü edilen yıldızlarla gezegenlerdir.
29 30

Ardından Tanrı yeryüzüne baktı, Yararlı şeyler yeryüzünü kapladı. Yeryüzünü her türlü hayvanla doldurdu, Onlar sonunda toprak olacaktır.

17 Tanrı insanı topraktan yarattı, Ardından oraya dönmesi için onu toprağa
verdi.
2

O, insanın yaşamı için belirli bir zaman saptadı, İnsanı dünyadaki tüm varlıkların üzerine egemen kıldı.
3

O, insanı kendi gibi güçlü kıldı, Onu kendi biçiminde yarattı.

4

O, bütün yaratıklara insan korkusu verdi, İnsanı hayvanlarla kuşların efendisi yaptı.
5

(Tanrı onlara beş duyu verdi, Altıncı duyu olarak onlara anlayış, Yedinci duyu olarak soruşturma, Başkalarının düşüncelerini açıklama yetisi verdi.)
6

O, insanlara bir ağızla bir dil, gözler ve kulaklar verdi, Düşünmeleri için onlara bir de yürek verdi.
7

O, insanlara bilgi ve algılama yetisi verdi, Onlara iyiliği ve kötülüğü açıkladı. O, görkemli yapıtlarını göstermek için, İnsanların yüreğine kendi ışığını koydu. (Tanrı'nın görkemli işleriyle övünmeleri için onlara izin verdi.)

8

9

10

İnsanlar, Tanrı'nın görkemli yapıtlarından söz ederken, O'nun kutsal adını öveceklerdir.
11

O, insanlara bilgiyi sundu, Yaşam yasasını onlara armağan etti. O, sonsuza dek insanlarla bir antlaşma yaptı, Yargılarını onlara açıkladı.

12

13

İnsanlar onun görkemli ululuğunu gözleriyle gördüler Ve görkemli sesini kulaklarıyla duydular.
14

O, insanlara dedi ki: "Kötülük yapmaktan sakının", Her insana komşusuyla ilgili bir buyruk verdi. Kutsal Yargıç
15

İnsanların davranışlarını O her zaman görür, Bu davranışlar O'ndan gizlenemez.

16

(Yolları gençliklerinden beri kötülüğe yöneliktir, Kendi taştan yüreklerini etten yüreğe çeviremezler. Dünyanın tüm uluslarını ayırmıştır.)
17

Her ulusun başına bir yönetici atamıştır, Ama İsrail'in yazgısı Tanrı'yladır*.

*O devirde İsrail'in başında bir kral yoktu.
18

(İlk doğanlarını terbiye eder, Onlara sevgisinin ışığını miras olarak verir, Onları savsaklamaz.)
19

İnsanların tüm etkinlikleri O'nun için gün ışığındadır, O'nun gözleri insanların davranışlarını sürekli izler.
20

İnsanların yaptığı kötülükler O'nun için gizli değildir, Bütün günahları Tanrı'nın katındadır.
21

(Ne var ki, lütufkâr ve onların yaratılışını bilen Tanrı İnsanları terk etmedi, bırakmadı, Onları esirgedi.)
22

Bir kişinin sadaka vermesi O'nun için bir mühür yüzüğü kadar önemlidir, O, eli açık kişiyi gözünün bebeği gibi sever.
23

O, bir gün ortaya çıkıp o kişileri ödüllendirecektir, Hak kazandıkları ödül kendilerine verilecektir.
24

O, tövbe edenlerin geri dönmesine olanak tanır, Umudunu yitirenleri yüreklendirir. Tövbeyle İlgili Öğütler
25

Tanrı'ya dön ve günah işlemekten vazgeç, O'nun katında yalvar ve suçunu hafiflet.
26

Yüce Tanrı'ya dön ve kötülük yapmayı bırak, Bütün uygunsuz davranışlardan tiksin.
27

Yaşayanlar yüce Tanrı'yı onurlandırmazsa, Şeol'de O'nu kim övecek?

28

Yaşayanlar ve sağlıklı olanlar Tanrı'yı övebilir, İster ölüler ister varolmayanlar için O'nu övmek olanaksızdır.
29

Tanrı'nın bağışlaması ne denli engindir, O'na dönen bütün insanları bağışlar! İnsan her şeyi elinde bulunduramaz, Çünkü insanoğlu ölümsüz değildir.

30

31

Güneş kadar ışıklı ne var? Ama güneş tutulabilir. İnsanoğlu, doğal özelliğine uygun olarak, Tümüyle kötülüğü simgeler.
32

O, yüksek gökyüzünün ordularını denetir, Bu süre içinde tüm insanlar toz ve külden oluşur.

Tanrı'nın Yüceliği

18 O sonsuza dek yaşar, Evreni yaratmıştır.
2 3

Adil olan salt Tanrı'dır. (O'na benzer kimse yok.

Parmağıyla dünyaya yön verir, Her şey O'nun isteğine boyun eğer. Çünkü her şeyin kralıdır O, Gücüyle kutsal olanı kirli olandan ayırır.)
4

Yapıtlarını açığa vurma yeteneğini hiç kimseye vermemiştir, O'nun görkemli etkinliklerini kim algılayabilir?
5

O'nun görkemli gücünün değerini kim bilebilir? Bundan öte O'nun bağışlamalarını kim açıklayabilir?
6

Tanrı'nın olağanüstü yapıtlarını algılamak olanaksızdır, Onlara hiç bir şey eklenemez, onlardan hiç bir şey eksiltilemez.
7 8

Kişi bir işi bitirdiği zaman işin daha başındadır, Durunca şaşkınlık içindedir.

İnsan nedir, hangi amaca yarayan bir iş yapmaktadır? İnsanda var olan iyilik ve kötülük nedir?
9

İnsan yaşamının günlerini ele alalım, Yüz yıl uzun bir süredir.

10

Bu bir kaç yılı sonsuzlukla kıyaslarsak, Denizde bir damla su veya bir kum tanesi gibidir.
11 12

Bu nedenle Tanrı onlara katlanır, Onları bağışlar.

O, insanların acınacak kadar Kötü durumda olduklarını görür ve bilir, Bu nedenle bağışlaması engindir.
13

İnsanın sevecenliği komşusunu etkiler, Ama Tanrı'nın sevecenliği tüm yaratıkları kapsar. O, tıpkı bir çobanın sürüsünü gütmesi gibi, İnsanları paylar, yola getirir ve eğitir.
14

O, yola gelenlere ve O'nun yargılarını olağanüstü çalışmayla arayanlara karşı sevecendir. Yoksullara Yardım
15

Oğlum, yararlı bir yardımı başkasını kötüleyerek hafifletme, Ya da bir armağan verirken gücendirici sözler söyleme.
16 17

Sıcakta çiğ insanın içini açmaz mı? Güzel bir söz, bir armağandan daha değerlidir.

Kuşkusuz, bir söz güzel bir armağandan üstündür, Ama eli açık kişi ikisini de vermeye isteklidir.

18

Akılsız kişinin verdiği her şey aşağılayıcı olacaktır, Kişinin istemeyerek verdiği armağan göze çirkin görünecektir. Kendini Sınamak
19 20 21 22

Konuşmadan önce öğren, Hasta olmadan önce kendine iyi bak. Hüküm günü gelmeden nefsinle hesaplaş, O zaman ziyaret gününde temize çıkarsın. Hastalanmadan önce alçakgönüllü ol, Günah işlersen pişman ol.

Zamanında içtiğin anda vefa etmekten seni hiç bir şey alıkoymasın, İşleri yoluna koymak için ölüm saatini bekleme.
23 24 25 26

Ant içmeden önce kendini hazırla, Tanrı'ya meydan okuyan bir insan gibi davranma. Son günlerin öfkesini anımsa, Öç alırken Tanrı yüzünü öbür tarafa çevirir. Bolluk olunca kıtlık günlerini anımsa, Varlıklıyken yoksulluğu ve yokluğu anımsa.

Günün doğuşundan batışına dek zaman akıp gidiyor, Tanrı'nın katında her şey çabucak gelip geçiyor.
27

Bilge adam her zaman uyanık olur, Günah işlendiği günlerde suç işlememeye dikkat eder.
28 29

Akıllı insanlar bilgeliği anlar, Bilgeliği bulanlara saygı gösterir. Atasözlerini anlayanlar bilge olmuşlardır, Uygun özdeyişler söylemişlerdir.

Kendini Denetlemek
30 31

Cinsel isteklerinize uymayın, Tutkularınızı sınırlayın.

İsteklerinize uyup gönül doygunluğuna ererseniz, Düşmanlarınızın karşısında gülünecek duruma düşersiniz.
32 33

Kendinizi lüks yaşama alıştırmayın, Bu gibi topluluklardan uzak durun. Cebi bomboşken Kredi ile şölenler veren dilenci durumuna düşmeyin.

19Böyle davranırsan hiç bir zaman varlıklı olamazsın, Az miktarla yetinmeyen kişi
yavaş yavaş batar.
2

Şarap ve kadın aklı başında erkekleri baştan çıkarır, Fahişelerin müşterisi utanç duygusunu yitirir.
3

O, tırtılların ve kurtların mirası olacaktır, Utanmaz adam yaşamını yitirecektir.

Boş Sözler Konuşmamak

4 5 6 7 8

Çabuk inanmak akılsızlığı gösterir, Günah işleyen insan kendine kötülük eder. Kötülükten zevk duymak insanı mahkûm eder, Dedikodudan tiksinen insan kötülükten kaçınır. Sana söyleneni asla başkasına tekrar etmezsen Başına bir kötülük gelmez.

Dosta da düşmana da bundan söz etme, Bunu açıklama, açıklamamak günah sayılsa bile.
9

Seni duyarlar, sonra da sana güvensizlik duyarlar, Zamanla senden nefret ederler.

10

Bir şey mi duydun? Sen ölünceye dek o sende kalsın. Cesaret! Sana söyleneni saklamakla çatlamazsın!
11

Akılsız bir adama söylenenler ona doğum sancısı verir, Tıpkı doğum ağrıları çeken bir kadına benzer.
12

Akılsız bir adama verilen olaylarla ilgili bilgiler Kalça kemiğinin etine saplanmış bir ok gibidir. Her Duyduğuna İnanma
13

Dostuna soru sor, belki hiç bir şey yapmadı, Bir şey yaptıysa, onu tekrarlamayacaktır.
14

Komşuna soru sor, belki hiç bir şey söylemedi, Bir şey söylediyse, onu tekrarlamayacaktır.
15 16

Dostuna soru sor, çünkü kara çalmayla sık sık karşılaşılır, Her duyduğuna inanma.

İnsan bazen yanılır, ama o sözleri demek istemez, Hangimiz sözleriyle hiç günah işlemedi?
17

Komşuna gözdağı vermeden önce ona soru sor, Yüce Tanrı'nın yasasına uygun koşul tanı. (Öfkelenme.
18 19

Tanrı korkusu kabul etmenin başlangıcıdır, Bilgelik sevgiyi kapsar.

Tanrı buyruklarının bilgisi yaşam veren terbiyedir, O'nu hoşnut eden şeyleri yapanlar Ölümsüzlük meyvesinden zevk alırlar.) Gerçek ve Düzmece Bilgelik
20 21

Bilgeliğin tüm anlamı Tanrı korkusudur, Bilgelik, yasaya uymakla yerine getirilir.

(Bir köle efendisine, "İstediğini yapmayacağım" derse, Sonradan pişman olup yapsa bile efendisinin kızgınlığını gideremez.)
22

Ancak kötülükte çokbilmiş olmak bilgelik değildir, Suçluların öğüdünde akıllı yargı yoktur.

23 24

Tiksindirici bir beceriklilik vardır, Bilgeliği olmayan kişi akılsızdır.

Çok zeki olup yasaya karşı gelmektense, Aklı kıt ama yüreği korkuyla dolu olmak yeğdir.
25

Haksızlığa neden olan becerikli bir zeka vardır, Davayı kazanmak için yardımlardan faydalanan kişi vardır.
26 27 28

Acıdan iki büklüm olmuş kişi vardır, Ama gerçekte bu bir aldatmacadır. Yüzünü gizleyip yalandan sağır olur, Sen hazırlıksızken bu durumdan yararlanır.

Bu adam günah işlemeyeceğini düşünebilir, Ama eline fırsat geçince kötülük yapacaktır.
29 30

Bir insanın görünüşü onu sana tanıtır, Düşünen insan yüzündeki anlamla belli olur.

Bir insanın giysisi, sana yaptığı işi bildirir, Bir insanın yürüyüşü, onun ne olduğunu sana bildirir. Susmak ve Konuşmak

2O Uygunsuz zamanda paylamak vardır, Susan adam vardır ve o açıkgözdür.
2 3 4

Ama paylamak öfkelenmekten çok daha iyidir! Suçunu kabul eden kişi cezayı savuşturur.

Davayı kazanmak için zor kullanan, Bir kızın bakireliğini bozmak isteyen harem ağasına benzer.
5 6

Susan kişi bilge kabul edilir, Başkası da çok konuştuğu için herkesin nefretini kazanır.

Ne yanıt vereceğini bilmediğinden susan kişi vardır, Başkası ise, ne zaman konuşulması gerektiğini bildiğinden sessizdir.
7

Bilge insan uygun zamana dek sessizdir, Ama akılsız ve geveze bu konuda yanlış hüküm verir.
8 9

Çok konuşan insanı kimse sevmez, Kendi kendini atamış hakimden herkes tiksinir. Yıkım bir insanı kurtarabilir, Şanslı kişi her şeyi yitirebilir. Hiç bir yarar sağlamayan armağan vardır, İnsana iki katını veren armağan vardır. İnsanı utandıran onurlar vardır, Aşağı tabakadan olup başını dik tutan kişiler vardır. Az para ile çok şey satın alan adam vardır, Ama o, bunun bedelini yedi misli öder.

10 11 12 13

Bilge kişi sözleriyle herkesin sevgisini kazanır, Ama akılsız insanlar boşuna yardım dağıtır.

14

Akılsız bir adamın armağanı sana hiç bir yarar sağlamaz, Onun gözleri, bunun karşılığında yedi mislini almak için bakar.
15

Akılsız adam az verir ve çok söver, Şehir tellalı gibi ağzını açar, Bugün faizle verip ertesi gün parasını ister, Tiksindirici bir adamdır.
16

Akılsız adam şöyle der: "Dostum yok, Yaptığım iyi işlerin karşılığında Kimse bana karşı gönül borcu duymuyor,
17

Ekmeğimi yiyenler arkamdan kötü konuşuyor." Sık sık ona gülerler, hem de herkes ona güler! Yakışıksız Sözler
18 19 20

Ayak kayması dil sürçmesine yeğdir, Böylece kötüler ansızın yıkımla karşılaşır. Kaba bir adam, bilgisizin sonsuza dek yinelediği Anlamsız bir öyküye benzer.

Akılsız adamın söylediği özdeyişi kimse kabul etmez, Çünkü özdeyişi uygun bir zamanda söylemez.
21

Yoksul olduğundan günah işlemeyen bir adamı ele alalım, Vicdan azabı huzurunu kaçırmaz.
22

Sahte utanç duygusuyla kendini yok eden kişiyi ele alalım, Akılsız bir adamın düşüncesi uğruna kendini yok eden kişiyi.
23

Sahte utanç duygusuyla Bir dosta söz veren kişiyi ele alalım, O, durup dururken bir düşman edinir. Yalan
24 25 26

Yalan söylemek, kişiye çirkin bir leke sürer, Yalan, bilgisiz kişinin dilinden düşmez. Hırsız müzmin yalancıya yeğdir, Ama ikisinin de sonu yıkımdır. Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır, Yalancı, sonsuza dek gözden düşer.

Bilgece Sözler
27 28 29

Bilge kişi sözleriyle ilerler, Açıkgözse prensleri sevindirir. Toprağı işleyen kişi bol ürün elde eder, Prensleri sevindiren kişinin suçları bağışlanır.

Rüşvet ve armağanlar bilgelerin gözünü karartır, Hayvanın ağzına geçirilen ağızlık gibi paylamaları bastırır.
30 31

Gizlenmiş bilgelik ve keşfedilmemiş hazine, Bunların her ikisi ne işe yarar? Akılsızlığını gizleyen kişi, Bilgeliğini gizleyen kişiye yeğdir.

Günaha Karşı Uyarı

21Oğlum, günah işledin mi? Bir daha yapma, Geçmiş suçların için bağışlanmayı
dile.
2

Yılandan kaçar gibi günahtan kaç, Ona yaklaşırsan seni ısırır. Onun dişleri aslanın dişleri gibidir, İnsanların yaşamına son verir.
3 4

Yasaya karşı gelmek iki tarafı keskin kılıç gibidir, Onun açtığı yaralar iyileşmez.

Paniğe kapılmak ve şiddet, sarayları harabeye çevirir, Aynı şekilde kibirlilerin evleri yıkılır.
5 6

Yoksulun yalvarışını Tanrı'nın kulağı derhal duyar, Onun yargısı çabuk belirir.

Paylanınca gücenen, günah işleyen kişinin izindedir, Tanrı'dan korkan, yürekten tövbe eder.
7

Fazla düşünmeden süratli konuşan kişi Her yerde tanınır, Ama dili sürçerse, düşünen kişi bunu farkeder.
8 9

Başkasının parasıyla evini yapmak, Tabutun için taş toplamaya benzer.

Yasadışı kişilerin toplantısı bir yığın halat gibidir, Bunların sonu büyük alevli bir ateştir.
10

Günah işleyenin yolu asfaltla döşenmiş, pürüzsüz bir yoldur, Ancak bunun sonu Şeol çukuruna varır. Bilge ve Akılsız
11 12

Yasaya uyanlar içgüdülerine egemen olur, Bilgelikte Tanrı korkusu kusursuz olur.

Zekası kıt olan insana hiç bir şey öğretilemez, Ama zeka insanın içindeki acıyı arttırabilir.
13 14 15

Bilge kişinin bilgisi sel gibi artar, Onun öğüdü yaşayan bir pınar gibidir. Akılsız bir adam yüreği kırık bir kavanoza benzer, İçine herhangi bir bilgiyi alamaz.

Kültürlü insan bilgece bir atasözü duyarsa, Bu atasözünü över ve bir diğeriyle onu tamamlar. Akılsız bir adam bu atasözünü duyarsa, gülüp geçer, Onu gözardı eder.
16

Akılsız bir adamın sözleri yolculukta taşınan yüke benzer, Ama zeki bir insanı dinlemek sevinç verir.
17

Toplum açıkgöz insanın söyleyeceklerini sabırsızlıkla bekler, Söyledikleri dikkatle incelenir.
18

Akılsız adamın bilgeliği bir evin yıkıntısı gibidir, Kalın kafalı kişinin bilgisi anlamsız sözlerden oluşur.

19 20 21 22

Akılsız kişi için eğitim ayağına vurulan zincir gibi, Sağ eline takılan kelepçe gibidir. Akılsız adam yüksek sesle güler, Ama zeki olan sessizce gülümser. Eğitim açıkgöz insana altından bir süs gibi, Sağ koluna takılmış bilezik gibidir.

Akılsız adamın ayağı bir eve doğrudan doğruya girer, Ama deneyimli kişi, tutumunda saygılıdır.
23 24

Akılsız adam kapı aralığından içerisini gözetler, Soylu kişi dışarıda bekler.

Kapıları dinlemek, insanın kötü yetiştiğini belli eder, Algılayan kişi böyle davranmaktan utanır.
25 26

Dedikodu yapanlar başkalarının sözlerini yineler, Bilgelerin sözleri dikkatle irdelenir.

Akılsız insanların sözleri kalplerini dillere düşürür, Bilgelerin sözleri yüreklerini açığa vurur.
27 28

İnançsız olan, düşmanına lanet ettiği zaman, Aslında kendisine lanet etmektedir. Dedikodu yapan kimse kendi adını lekeler, Komşuları ondan tiksinir.

Aylak Kişi

22Aylak kişi kirle kaplanmış bir taşa benzer, Utancını herkes ıslıkla karşılar.
2

Aylak kişi bir parça gübre gibidir, Onu alan derhal elinden atar.

3

İyi yetişmemiş bir erkek çocuğun babası olmak bir utançtır, Bir kız çocuğun doğuşu kayıptır.
4

Aklı başında bir kız, kocası için bir hazinedir, Ama utanmayan kız, babası için üzüntü kaynağıdır.
5

Küstah kız annesiyle babasını utandırır, Her ikisi de onu reddeder.

6

Zamansız bir paylama cenazede çalınan müziğe benzer, Ama dövmek ve cezalandırmak Her zaman için sağgörülü bir davranıştır.
7

(İyi eğitilen çocuklar Anne babalarının olumsuz yönlerini gizlerler, İyi eğitilmeyen, kibirli ve inatçı çocuklarsa Anne babaları için lekedir.)

8

Bilgelik ve Akılsızlık
9

Akılsız adama bir şey öğretmeye çalışıyorsan, Kırılmış bir kabın parçalarını tutkalla yapıştırıyor, Uyku ile sersemlemiş bir adamı uyandırıyorsun.

10

Akılsız adama bir şeyler anlatmaya çalışıyorsan, O, uyuklayan birine benzer. Sen her şeyi anlattıktan sonra o sana: "Hangi konuyu açıklıyordun?" diye sorar.
11

Cansız adam için gözyaşı dök, Çünkü o aklın nurunu gerilerde bırakmıştır. Akılsız adam için gözyaşı dök, Çünkü o zekâsını gerilerde bırakmıştır. Ama ölüler için o denli ağlama, çünkü onlar erince varmıştır.
12

Akılsız kişi için yaşam ölümden daha acıklıdır. Ölüler için yas tutma süresi yedi gündür, Akılsızlar ve inançsızlar yaşamlarının her gününde yaslıdırlar.
13

Akılsız bir adamla boşuna çok konuşma, Kalın kafalı kişilerin yanına gitme. Ondan sakın, yoksa başına bela olacak, Onunla görüşürsen, lekelenirsin. Ondan uzak dur, o zaman erince kavuşursun, Onun akılsızlığı seni çileden çıkarmaz.
14

Kurşundan daha ağır bir şey varsa, Onun adı "akılsız" değil midir?

15

Kalın kafalı kişiye dayanmaktansa, Kuma, tuza ve bir demir parçasına dayanmak daha kolaydır.
16

Deprem, bir binaya iple bağlanmış bir direği yerinden oynatmaz, Aynı biçimde, düşündükten sonra kararlı bir yürek Tehlikeli anda kaçınmaz.
17

Akıllı düşünceye dayanan bir yürek düz bir duvarda, Kum, kireç ve çimento karışımı Dış duvar sıvasından yapılmış bir süse benzer.
18

Bir duvarın üstüne konan çakıl taşları rüzgâra dayanamaz, Aynı biçimde kendi düşüncelerinden ürken Akılsız adamın yüreği korkuya dayanamaz. Dostluk
19

Bir göze iğne sokarsan gözyaşı akıtırsın, Bir yüreğe iğne batırırsan ondaki duyguları açığa çıkartırsın.
20

Kuşlara taş atarsan ürküp kaçarlar, Bir dosta söversen dostluğun sonu olur. Bir dosta kılıç çektinse, umudunu yitirme, Geri dönebilirsin.

21

22

Dostuna karşı konuştunsa üzülme, Barışmak için bir umut vardır. Ama hakaret, küstahlık, Gizleri açığa vurmak, arkadan vurmak, Bu durumda tüm dostlar senden kaçar.
23

Komşun yoksulken onun güvenini kazan, Çünkü daha sonra varlıklı olursa Bundan sen de yararlanabilirsin. Acıklı günlerinde yanında ol, Böylece o mirasa konarsa sen de payını alırsın.
24

Kazanın buharı ve duman yangın çıktığını bildirir, Aynı biçimde hakaretler kan döküleceğini bildirir.
25

Bir dostu korumaktan utanmam, Onu görünce sıvışmam. Onun yüzünden bana bir kötülük gelirse, Bunu duyan kişiler ondan sakınır.

26

Uyanıklık
27

Dilimin yıkımıma neden olmasını Ve düşmemi önlemek için Ağzımı kim koruma altına alacak? Dudaklarıma kim sağgörü mührünü basacak?

23Tanrım, yaşamımın Babası ve Efendisi, Onların saçma isteklerine uymama
engel ol, Onların yüzünden düşmeme engel ol.
2

Düşüncelerimden ötürü beni kim cezalandıracak? Yüreğime bilgeliğin disiplinini kim uygulayacak? Suçlarım bağışlanmamalı, Her günahım kaydedilmeli.
3

Çünkü suçlarım çoğalabilir, Günahlarım artabilir. Bana karşı olan kişilerin önünde düşebilirim, Düşmanım şeytanca bir zevk duyabilir.
4

Rabbim, Babam ve yaşamımın Tanrısı, Bana kibirli bakışlar verme, Şehveti benden uzaklaştır, Nefsime ve şehvete uymamı önle, Utanmaz isteklere kapılmama izin verme.

5

6

Ant İçmek
7

Çocuklar, size öğreteceklerimi dinleyin, Sözlerime uyanlar suçüstü yakalanmayacaktır.
8

Günah işleyen kendi dudaklarıyla tuzağa düşer, Böylece yolsuzluk yapan adamla kibirli kişi yanılır.
9

Ant içmeye ağzını alıştırma, Tanrı'nın adını anma alışkanlığı edinme.

10

Çünkü her an seyredilen bir köle Her zaman bereleneceği gibi, Her an ant içenle Tanrı'nın adını anan kişi de Günahsız olmayacaktır.
11

Her zaman ant içen kişi günah doludur, Şiddet evinden eksik olmaz. Birini gücendirirse suçludur, Ciddiye almadan ant içerse, iki misli günah işlemiş olur. Yalan söyleyerek ant içerse Kendisine suçsuz gibi davranılmayacak, Evi acılarla dolacaktır. Kötü Konuşma
12

Ölümle yüklü bir konuşma türü vardır, Yakup'un mirasında bulunmaz. Çünkü dindar kimseler bunlardan uzak durur, Onlar kendilerini sefahate verip günah işlemezler.
13

Kaba sözcüklere, Sövüp sayma türünden sözlere ağzını alıştırma, Çünkü böyle konuşursan günah işlersin.

14

Prenslerle olduğun zaman, Annenle babanı anımsa. Çünkü kendini unutup Akılsız biri gibi davranabilirsin. O zaman hiç doğmamış olmayı diler, Doğduğun güne lanet edersin.
15

Yakışıksız sözler söyleme alışkanlığında olan kişi Yaşadığı sürece bundan vazgeçemez. Bedensel Günahlar
16

İki çeşit insan günahları arttırır, Bir üçüncü tür öfkelendirir. Ocak gibi alevlenen bir tutku vardır, O tutkuyu yatıştırmak için tatmin etmek gerekir. Kendi etini şehvetle isteyen kişi vardır, Bu ateş onu tüketinceye dek bundan vazgeçmez.
17

Zina eden kimse için her yemek tatlıdır, Ölünceye dek bu işten bıkmaz.

18

Evlilik yatağına karşı günah işleyen kişi Kendi kendine şöyle der: "Beni kim görebilir? Karanlık çevremi sarıyor, duvarlar beni gizliyor, Beni kimse görmüyor, niçin üzüleyim? Yüce Tanrı benim günahlarımı anımsamayacaktır."
19

O, insanların bakışlarından korkar, Tanrı'nın bakışlarının Güneşten on bin defa daha parlak olduğunu anlamaz. O'nun gözleri insanın her davranışını, En gizli köşeleri görür.
20

Tanrı tüm yaratılanları daha yaratılmadan biliyordu, Şimdi yaratılmış olanları hala biliyor.
21

Günahlı adam hiç beklemediği anda yakalanacak, Kent halkının önünde cezalandırılacaktır. Zina Eden Kadın
22

Kocasını bırakıp giden Ve ona başka bir erkekten mirasçı veren kadın Aynı durumdadır.
23

İlk önce yüce Tanrı'nın yasasına karşı gelmiştir, İkincisi kocasını aldatmıştır. Üçüncüsü fahişelik edip zina yapmıştır, Başka erkekten çocuğu olmuştur.
24

Kendisi topluluğun önüne getirilecek, Çocukları için soruşturma açılacaktır. Çocukları kök salmayacak, Dalları meyve vermeyecektir. Herkes onun anısına lanet edecek, Onun utancı asla yok olmayacaktır.

25

26

27

O kadından daha uzun süre yaşayanlar Tanrı'dan korkmaktan daha iyi bir şey olmadığını, Tanrı'nın buyruklarına uymaktan Daha güzel bir şey olmadığını anlayacaklardır.
Bilgeliğin Söyledikleri

24Bilgelik övünür, Yandaşları arasındayken çok ünlüdür.
2 3 4 5 6 7 8

Yüce Tanrı'nın katındayken konuşur, O'nun varlığıyla kıvanç duyar. "Ben yüce Tanrı'nın ağzından kopup geldim, Yeryüzünü sis gibi kapladım. Otağımı yükseklerde kurmuştum, Tahtım bulutlardan yapılmış sütunlar üstündeydi. Tek başıma gökyüzünün kemerini kuşattım, Denizlerin dibine indim. Denizin dalgalarını, tüm yeryüzünü Tüm ulusları, tüm ülkeleri yönettim. Bunların arasında mutluluğu aradım, Kimin ülkesinde çadır kurabileceğimi araştırdım.

"O zaman her şeyi yaratan bana bilgi verdi, Beni yaratan çadırım için yer buldu. O şöyle dedi: 'Çadırını Yakup'ta kur, İsrail senin mirasçın olsun.'
9

Öncesizlikte, başlangıçta O beni yarattı, Ben sonsuzluğa dek kalacağım.

10

Kutsal tapınakta O'nun katında hizmet ettim, Böylece İsrail halkına kendimi kabul ettirdim.
11 12 13 14

Sevgili kentte O bana dirlik verdi, Yeruşalim'de yetkimi kullanıyorum. Ayrıcalıklı bir ulusa, Tanrı'nın mülküne ve mirasına kök saldım. "Bir Lübnan selvisi, Hermon Dağı'ndaki bir selvi ağacı kadar büyüdüm.

Eyn-Gedi'deki hurma ağacı, Eriha Kenti'ndeki gül ağacı kadar büyüdüm. Ovadaki ince zeytin ağacı, Dümdüz bir ağaç gibi büyüdüm.
15

Tarçın ağacına ve akasyaya benzer bir koku saçıyorum, Lavanta yapımında kullanılan Kusursuz sarı sakız gibi bir koku saçıyorum. Şeytantersi, damarlı akik ve mür yağı gibi, Tapınakta yakılan buhurdaki tütsü gibi Güzel bir koku saçıyorum.
16 17

Bir sakız ağacı gibi dallarımı uzattım, Dallarım görkemli ve zariftir.

Ben, zarif filizleri olan bir bağ kütüğü gibiyim, Çiçek verdiğim zaman, bunlar ün ve varlık ürünüdür.
18

(Güzel sevgi, korku, bilgi ve kutsal umut annesiyim ben, Sonsuz olduğum için bütün bunları O'nun adıyla çağrılan çocuklarıma veriyorum.)
19 20

"Sen ki beni istiyorsun, bana yaklaş, Meyvelerim seni doyursun.

Çünkü benim anılarım baldan tatlıdır, Benim mirasçım olmak bal peteğinden daha tatlıdır.
21

Beni yiyenler acıkıp daha fazlasını ister, Beni içenler susayıp daha fazlasını ister.

22

Beni dinleyen asla utanmayacaktır, Davranışlarında benim buyruklarıma uyan Asla günah işlemeyecektir." Bilgelik ve Yasa
23

Bütün bunlar Yüce Tanrı'yla yapılan antlaşmadan başka bir şey değildir. Musa'nın yasasıdır, Yakup'un toplumu için mirastır.
24

(Rab'de güçlen, seni güçlendirmesi için O'na koş, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı'dır, O'ndan başka kurtarıcı yok!)
25 26

Bunun içindir ki, bilgelik Pişon gibi ağzına dek doludur, Ürün zamanı Dicle gibidir.

Bunun içindir ki, akıl Fırat Irmağı gibi ağzına dek doludur, Ürün zamanı Ürdün Irmağı gibidir.
27

Bunun içindir ki, disiplin Nil Irmağı gibi akar*, Bağbozumu zamanı Gihon'a benzer.

* Burada Ürdün Irmağı ile Nil Irmağı Eden'in dört ırmağıyla bir araya konmuştur (bkz.Yar.2:10).
28

İlk insan onu tümüyle anlamayı asla başaramadı, Daha sonra gelen insanlar da onu tümüyle anlayamadı.
29

Çünkü onun düşünceleri denizden daha engindir, Tasarıları cehennemden daha derin.
30 31

Bense, tıpkı bir ırmak kanalı gibi, Bahçeye akan bir su yolu gibi.

Şöyle dedim: "Meyve bahçemi sulamayı tasarlıyorum, Çiçek tarhımı sulamayı tasarlıyorum." Gör bak, su yolum bir ırmak oluşturdu, Irmağım bir deniz oluşturdu.
32 33 34

Şimdi disiplin ışık saçacak, Onun ışığını her yere göndereceğim. Gaipten, haber verir gibi bilgi vereceğim, Gelecek kuşaklara bu mirası bırakacağım.

Yalnız kendim için didinmediğime dikkat et, Çünkü bilgeliği arayan tüm insanlar için uğraştım. Üç Güzel Şey

25Ruhuma büyük zevk veren üç şey vardır, Bunlar Tanrı ve insanlar için de
2

sevindiricidir: Kardeşlerin anlaşması, komşuların dost olması, Birlikte uyum içinde yaşayan karı koca. Ruhum üç tür kişiden tiksinir, Onların var olmasını bir rezalet olarak görür: Kibirli yoksul, yalancı zengin, Akıldan yoksun zina eden yaşlı kişi. Yaşlı Bilgenin Çekiciliği
3

Gençliğinde bir şey kazanmadınsa Yaşlıyken nasıl bir şey bulabilirsin?

4 5 6

Ne güzel şey ağarmış saçlarla doğru yargılar, Ak sakallarla iyi öğütler verebilmek! Ne güzel şey yaşlıların bilgeliği, Seçkin kişilerin göz önünde tutulan öğütleri! Yaşlıların tacı olgun deneyimleridir, Onların gerçek görkemi Tanrı korkusudur.

On Güzel Düşünce
7

Uygun olduğunu düşündüğüm dokuz şey vardır, Şimdi dilimin ucunda olan bir onuncu şey vardır: Mutluluğu çocuklarında bulan, Düşmanlarının yıkımını görünceye dek yaşayan,
8

Aklı başında bir eşi olan mutludur. Öküz ve eşekle çabalamayan*, Diliyle hiç günah işlemeyen de mutludur. Kendisi kadar değerli olmayan Kişiye hizmet etmeyen insan da öyledir. * Bu satırın anlamı, düzenli olmayan bir ekiple çalışmaktır.
9

Akıllı olan ve sözleri dikkatle dinlenen kişi mutludur.

10

Bilgeliği elde eden kişi çok büyüktür, Ama hiç kimse Tanrı'dan korkan kişiden üstün değildir.
11 12

Tanrı korkusu her şeyden üstündür, Bunu iyice öğrenen kişi ne ile kıyaslanabilir? (Tanrı korkusu O'nu sevmenin başlangıcıdır, İman O'na doğru koşmaktır.)

Kötü ve Erdemli Kadınlar
13

Herhangi bir yara Yürek yarasına yeğ tutulur, Herhangi birinin kin duyması Bir kadının kin duymasına yeğ tutulur.
14

Herhangi bir kötülük Düşmanın yapacağı kötülüğe yeğ tutulur, Herhangi bir öç alma Düşmanın öç almasına yeğ tutulur!
15 16

En kötü zehir yılanın zehiridir, En büyük öfke bir düşmanın öfkesidir.

Kin duyan bir eşle aynı evde oturmaktansa, Bir aslan veya ejderhayla aynı evde oturmayı yeğlerim.
17 18 19

Öç duygusu bir kadının görünüşünü değiştirir, Yüzü bir ayınınki kadar acımasız olur. Kocası komşularla yemeğe çıktığı zaman, Elinde olmadan dertlenip içini çeker.

Hiç bir kötülük bir kadının yapacağı kötülükle kıyaslanamaz, Onun yazgısı günah işleyenin yazgısı olsun!
20

Bir kum yığınına tırmanmak Yaşlı kişinin ayakları için ne denli güçse, Sessiz bir koca için Geveze bir kadınla yaşamak o denli güçtür.
21

Bir kadın güzelliğiyle seni avucunda oynatmasın, Asla aklını başından almasın.

22 23

Kadın kocasına destek olursa, Geçimsizlik, saygısızlık ve utanç kaybolup gider.

Ama kin duyan bir kadın söz konusuysa, elde edilen sonuç, Can sıkıntısı, umutsuz bakışlar, yaralı yürektir. Gevşek eller ve bükülen bacaklar Kadının kocasına bezginlik verdiğini gösterir.
24 25

Günah bir kadınla başlamıştır, Onun yüzünden hepimiz öleceğiz.

Suyun su sızdıran bir delik bulmasını önle, Kin duygusu olan bir kadını İleri geri konuşması için başıboş bırakma.
26

Eğer sözünü dinlemezse, Onu başından kovup kurtul*.

* Musa'nın yasası boşanmaya izin verir (bkz. Yas.24:l-4).

26Gerçekten iyi bir kadının kocası mutlu bir erkektir, Yaşayacağı günlerin sayısı iki
misli artacaktır.
2

Kusursuz bir eş kocası için sevinç kaynağıdır, Çünkü o erkek yaşamını mutlulukla sürdürecektir.
3 4 5

İyi bir eş en iyi kısmettir, Tanrı'dan korkanların payına düşendir. Zengin veya yoksul yürekleri sevinç doludur, Her mevsimde güler yüzlü olurlar.

Yüreğimi korkutan üç şey vardır, Dördüncüsü de beni dehşete düşürür: Bütün kentin kara çalması, insan kalabalığının toplanması, Asılsız suçlama, bu üç olay ölümden de kötüdür.
6

Ama başka bir kadını kıskanan kadın Kalp kırıklığı ve acı getirir, Bütün bu olaylar insan dilinin neden olduğu yıkımlardır.
7

Kötü bir eş, uymayan öküz boyunduruğu gibidir, Onun hakkından gelmeye çalışmak Akrebe dokunmaya benzer.
8

Sarhoş bir eş herkesi kışkırtıp öfkelendirir, Alçaldığını gizlemek için hiç bir çaba göstermez.
9

Bir kadının şehveti cüretli bakışlarında belli olur, Yandan göz atmasından anlaşılır.

10

Bildiğini okuyan kızını sıkıca kontrol altında tut, Yoksa senin hoşgörülü oluşundan yararlanacaktır.
11 12

Kızının utanmaz bakışlarını gözet, Seni rezil ederse şaşırma.

Susayan bir yolcu gibi ağzını açacak, Karşılaştığı her sudan içecektir. Her kancanın önünde oturacak, Ok kılıfını her oka açacaktır.
13 14

Bir kadının zarifliği kocasını büyüler, Onun başarıları erkeği daha güçlü kılar. Sessiz bir eş Tanrı'nın armağanıdır, İyi ahlaka değer biçilmez.

15 16

Alçakgönüllü bir eş iki misli nimettir, İffetli ahlakın değeri tartılamaz.

Bakımlı bir evde yaşayan iyi bir eşin güzelliği, Tanrı'nın yarattığı dağların üstüne doğan güneşe benzer.
17

Biçimli bir vücudun üstündeki güzel yüz, Kutsal kandil sehpasının üstünde ışık veren kandile benzer.
18

Sağlam topuklara basan biçimli bacaklar, Gümüş kaideye oturtulmuş altın sütunlar gibidir.
19 20 21 22

(Oğlum, gençken sağlığını koru, Gücünü yabancılara verme. Ovada verimli tarla ara, Tohumundan ek ona, Kendi tohumuna güven. Böylece senin soyun sürecek, Kendi ailesinde güven içinde büyüyüp gelişecek.

Fahişe ağızdan sızan tükürük, Sadık olmayan evli kadınsa sevgililerine ölüm sütunu gibidir.
23

Tanrı yolunda yürümeyen kadın Pay olarak kötü adama verilir, Ama Tanrı'dan korkan kadın Tanrı yolunda yürüyen adama verilir.
24

Utanç duymayan kadın sürekli alay eder, Alçakgönüllü kadınsa kocasının yanında bile utanç duyar.
25 26

İnatçı kadın dişi köpek gibidir, Ama utanç duygusuna sahip kadın Rab'den korkar.

Kocasına saygı duyan kadın Herkesçe bilge kişi diye bilinecek. Ama gururlanarak kocasına saygısızlık eden Herkesçe kötü kadın diye bilinecek. Karısı iyi olan adam mutludur, Uzun yıllar yaşayacak
27

Yüksek sesle çok konuşan kadın Savaş çağrısı çalan bir boruya benzer, Böyle bir kadına sahip olanın yaşamı Hep kargaşa içinde geçecek.) Acı Olaylar
28

Yüreğime acı veren iki şey vardır, Üçüncüsü de beni öfkelendirir: Yoksul durumda zayıflaya zayıflaya eriyip giden savaşçı, Akıllı kişilere tepeden bakılması, Erdemli insanın günaha yönelmesi. Tanrı böyle bir insana kaza sonucu ölüm verir.
29

Bir tüccar için suç işlememek, Bir satıcı için günaha girmemek güçtür.

27Çok sayıda kişi kâr elde etmek için günaha girmiştir, Varlıklı olmak
umudunu taşıyan kişi acımasız olmalıdır.
2

İki taşın arasındaki oynak yere bir tahta çivi sokulur, Aynı biçimde alıp satma işlemine günah takılır.

3

Eğer bir insan içtenlikle Tanrı'dan korkmuyorsa, Evi yakında yıkılacaktır.

Yaşamda Denenmeler
4

Kalburu çalkalayınca geriye çerçöp kalır, Aynı biçimde bir insan konuşunca kusurları belli olur.
5

Çömlekçinin yaptığı işin deneyi ocaktır, Bir insanı sınamak için konuşurken onu dinlemek gerekir.
6

Ağacın yetiştiği meyve bahçesi verdiği ürünün kalitesine göre değerlendirilir, Aynı biçimde bir insanın sözleri duygularını açığa vurur.
7

Bir insanı konuşmadan övme, Çünkü onu sınayacak olan sözleridir.

Erdem
8

Adaleti istiyorsan, onu elde edersin, Bayram giysisi gibi onu giyersin. Kuşlar kendi türleriyle arkadaşlık eder, Adaleti uygulayanlar onun bilincine varır. Aslan pusuya yatıp avını bekler, Aynı biçimde, günah suçluları bekler.

9

10

Değişik Konuşmalar
11

İnanlının konuşması her zaman bilgeliktir, Ama akılsız ay gibi değişir.

12

Akılsızlarla birlikteyken Onlardan uzaklaşmaya bak, Ama düşünceli insanlarla olduğun zaman Ayrılmak için acele etme.
13

Akılsızların konuşmaları tiksindiricidir, Günah işleyip sefahate dalınca gülüşleri kabadır.
14

Söven insanların konuşmalarını duyunca İnsanın tüyleri ürperir, Onların gürültülü tartışmalarını duymamak için İnsan kulaklarını tıkar.
15

Gururlu insanların kavga etmesi sonucu kan dökülür, Onların sövüp sayması insana acı verir. Gizler
16

Gizleri açıklayan tüm saygınlığını yitirir, İstediği dostu asla bulamaz.

17

Dostunu sev ve sözünde dur, Ama onun gizlerini açığa vurdunsa onu artık izleme.
18

Çünkü nasıl ki bir insan düşmanını yok ederse, Sen de komşunun dostluğunu yok ettin.
19

Nasıl ki bir kuş parmaklarının arasından uçup giderse, Aynı biçimde dostunun gitmesini sağladın, Onu bir daha yakalayamazsın.

20

Onu izleme, o şimdi uzaklardadır, Tıpkı bir ceylan gibi tuzaktan kaçtı.

21

Çünkü yara sarılabilir, incinen insan bağışlayabilir, Ama bir gizi açığa vuran kişi için umut yoktur. İkiyüzlülük
22

Kurnazca göz kırpan kişi zarar vermek için entrika çeviriyordur, Onu kimse kararından caydıramaz.
23

Seninle yüzyüzeyken ağzından bal akar, Söylediklerini dinlerken çok duygulanır. Ama senin arkandan başka türlü konuşur, Sözlerinin tiksindirici olduğunu dolaylı olarak anlatır.
24

Ben çok şeyden nefret ederim, Ama en çok bu adamdan tiksinirim, Tanrı da ondan nefret eder.
25

Havaya bir taş atan kişi, onu kendi başına atar, Kötü niyetli vuruşun hem iyi hem kötü etkileri olur.
26

Kuyu kazan kişi onun içine düşer, Tuzak kuran kişi tuzağa düşer.

27

Bir insan kötülük yaparsa o kötülük geri teper, Ama bunun nereden geldiğini o bilmeyecektir.
28

Saygısız kişinin belirtisi İğneleyici, küçümseyici sözler ve kara çalmaktır, Ama öç, bir aslan gibi onu beklemektedir.
29

İnanlıların yıkılışından zevk duyanlar Tuzağa düşeceklerdir, ölmeden önce acı onları kemirecektir. Öç Almak
30

Gücenme ve öfke, bunlar da tiksindiricidir, Her ikisi de günah işleyen kişide bulunur.

28Zorla öç alan kişiden Tanrı da öç alacaktır, Tanrı işlenen günahların hesabını
tutmakta çok titizdir.
2 3 4

Seni inciten komşunu bağışlarsan Dua ettiğin zaman günahların bağışlanacaktır. Bir insan başkasına karşı öfkeliyse, Tanrı tarafından bağışlanmayı nasıl isteyebilir?

Kendisine benzeyen başka bir insana acımıyorsa, Günahların bağışlanması için nasıl yalvarabilir?
5

Canlı bir yaratık olarak öç almayı güdüyorsa, Onun günahlarını kim bağışlayacaktır?

6

En son olacakları anımsa ve tiksinti duymaktan vazgeç, Sona ermeyi ve ölümü anımsa, Buyruklara uy.
7

Buyrukları anımsa ve yüreğinde Komşuna kötülük etme isteği olmasın. Yüce Tanrı'yla yapılan antlaşmayı anımsa, Gücendinse önemseme. Kavgalar
8

Kavga etmekten sakınırsan daha az günah işlersin, Çünkü öfkeli kişi kavgaya neden olur.
9

Günah işleyen kişi dostlarına bela getirir, Gönül rahatlığına erişmiş kişileri anlaşmazlığa sürükler.
10

Ateşin yanış biçimi onu besleyen yakıta bağlıdır, Bir kavga da yıkıcı gücüyle orantılı olarak yayılır. Kişinin şiddetli öfkesi gücüne bağlıdır, Varlıklı oluşuyla orantılı olarak taşkınlığı öfkeyle yoğrulur.
11

Birdenbire başlayan bir kavga ateşi tutuşturur, Öfkeli bir tartışma sonucu kan dökülür.
12

Kıvılcıma üflersen birden alevlendirirsin, Kıvılcıma tükürürsen kıvılcım söner, Her iki sonuca neden olan senin ağzındır. Dizginlenemeyen Dil
13

Dedikodu yapan kimseye ve yalancıya lanet olsun! Esenlikte yaşayan birçok kişinin yıkımına neden olmuştur.
14

Üçüncü kişinin dili çok sayıda insanı sarsmış, Onları bir ülkeden diğerine sürüklemiştir. Sağlamlaştırılmış kentleri yıkmış, Prenslerin evini altüst etmiştir.
15

Üçüncü kişinin dili erdemli eşleri evlerinden uzaklaştırmış, Çok çalıştıkları için Hak ettikleri ödülden onları yoksun bırakmıştır.
16

Üçüncü kişinin söylediklerini dinleyen asla erince kavuşmaz, Yaşamını gönül rahatlığıyla asla sürdüremez.
17 18

Kamçının vuruşu insanın etini kabartır, Ama dilin vuruşu kemikleri kırar.

Pek çok kişi kılıç darbesiyle yere yıkılmıştır, Ama çok daha fazla kişinin yıkımına dil neden olmuştur.
19

Ondan korunan ve dilin büyük öfkesine hedef olmayan insan mutludur. Çevresinde dilin boyunduruğunu sürüklemeyen, Onun zincirleriyle bağlı olmayan insan mutludur.
20 21 22

Çünkü dilin boyunduruğu demirden, Zincirleri tunçtan yapılmıştır. Onun neden olduğu ölüm çok kötü bir ölümdür, Şeol ona yeğdir. İnanlıları etkisi altına alamaz, Onun alevleri onları yakmaz.

23

Tanrı'dan ayrılanlar o alevlerin içine düşer, O alevler söndürülmeyecektir. Bir aslan gibi onların üstüne salıverilecek, Bir panter gibi onları paramparça edecektir.
24

Mülkünün etrafına engel olarak Keskin dikenli bir parmaklık yapıp Gümüşünü altınını kilit altında saklamaz mısın?
25 26

Aynı şekilde sözlerini tartmak için bir terazi hazırla, Ağzını sürgülü bir kapıyla kapat.

Bu kapıyı açarken yanlış adım atmamaya dikkat et, Çünkü seni avlamak için bekleyen var.

Ödünç Alıp Vermek

29Komşuya borç vermek Acıma duygusuna kapılarak yapılan bir iştir,
Komşuya yardım elini uzatmak buyruklara uymaktır.
2

Komşunun gereksinmesi olduğu zaman ona borç ver, Sen de komşuna parasını zamanında öde.
3

Sözünü tut ve onun güvenini kazan, Gereksinmelerinin her zaman karşılanacağını görürsün.
4

Pek çok kişi borcunu umulmadık yerden gelen para gibi görür, Kendisine yardım elini uzatanlara paraca sıkıntı verir.
5

Bir şeyi elde edinceye dek kişi komşusunun elini öper, Onun varlıklı oluşundan saygıyla söz eder. Ama borcunun süresi dolunca ödemeyi geciktirir, Borcunu rasgele sözcüklerle öder, Zamanın uygun olmadığı savını ileri sürer.
6

Sonunda parayı ödese bile alacaklı borcun ancak yarısını alır, Bunu umulmadık yerden gelen para gibi görür. Yoksa parasını geri alamayıp dolandırılacak, Bunu hak etmemesine karşın bir düşman edinecektir. Borç verdiği adam karşılığında Ona sövüp sayacak ve yakınacaktır, Kendisine saygı duymak yerine Değer vermeyecektir.
7

Pek çok kişi borç vermeyi reddederken Kötülük yapmayı düşünmezler, Ancak durup dururken Dolandırılmaktan kaygı duyarlar. Cömertlik
8

Bununla beraber hali vakti yerinde olmayanlarla sabırlı ol, Cömert davranmak için onları bekletme.
9

Buyruklara uymak için yoksula yardım et, Yoksun durumdayken ve eli boşken onu kovma.
10

Gümüş paralarını kardeşin ve dostun için harcaman O paraların ziyan olup bir taşın altında paslanmasından daha iyidir.

11

Para hazineni yüce Tanrı'nın buyurduğu yolda harca, Bu davranışın altından daha yararlı olduğunu göreceksin.
12

Ambarına cömertliği koyarsan, O seni her beladan kurtaracaktır.

13

Cömertlik dayanıklı kalkandan ya da ağır mızraktan üstündür, O senin için düşmanınla savaşacaktır. Senetler
14

İyi bir insan komşusuna kefil olur, Onun umudunu boşa çıkaransa utanmaz bir adamdır.
15

Sana kefil olan kişinin yardımını anımsa, O senin için yaşamını verdi.

16

Günah işleyen kimse Ona kefil olan kişinin varlığı ve erinciyle ilgilenmez, Nankör kişi kendisini kurtaran insanı unutur.
17

Başkasına kefil olmak pek çok varlıklı kişiyi batırmış, Denizden gelen bir dalga gibi onları sarsmıştır.
18

Başkasına kefil olmak güçlü insanları evinden uzaklaştırmış, Yabancı ülkelere göndermiştir.
19

Günah işleyen kişi iş peşindeyken başkasına kefil olursa Davalara karışacaktır.

20

Komşuna elinden geldiği kadar yardım et, Ancak aynı kötü duruma düşmemeye dikkat et. Aile Ocağı ve Konukseverlik
21

İnsan yaşamında en önemli konular su, ekmek, giysidir, Kişisel dokunulmazlık için bir evdir.
22

Başkasının evinde bol yemek yemektense, Yoksul bir adamın kalın tahtadan yapılmış bir damın Altındaki yaşamı daha iyidir.
23

Elindeki az veya çok olsun, durumundan kıvanç duy, Kimse sana davetsiz misafir diyemez.
24

Evden eve dolaşmak acınacak bir yaşamdır, Nerede kalırsan ağzını açmaya cesaret edemezsin.
25

Sen bir yabancısın, utanç duygusunu tadarsın, Ayrıca insanı gücendiren sözler de duyarsın.
26

"Gel, yabancı, sofrayı kur, Beraberinde bir şey getirdinse bana ver de yiyeyim."

27

"Git, yabancı, önemli bir kişi için yer aç, Kardeşim gelip kalacak, eve gereksinmem var."

28

Konukseverliğin kendisine çok görüldüğünü görmek Ve kendisine borcunu ödememiş kişi gibi Davranıldığını sezinlemek aydın kişi için zordur. Çocuk Yetiştirmek

30Oğlunu seven baba onu sık sık döver, Böylece gelecek yıllarda oğlu onu
mutlu eder.
2

Oğluna sıkı bir disiplin uygulayan insan bunun yararını görür, Tanıdıklarıyla konuşurken onunla övünebilir.
3

Oğlunu iyi yetiştiren insana düşmanı imrenir, Dostları arasında oğlu ona övünç kaynağı olur.
4

Eğer baba ölürse aslında ölmüş sayılmaz, Çünkü onun benzeri yaşamaktadır. Yaşamda onunla beraber olma sevincini tatmıştır, Ölürken hiç bir kaygısı yoktur.

5

6

Çünkü arkada birini bırakmıştır, düşmanlarından öç alacak Ve dostlarının yardımlarını ödüllendirecek birini.
7

Oğlunun üstüne titreyen kişi yaralarını saracak, Her çığlıkta yüreği alt üst olacaktır.
8

İyi eğitilmemiş at direngendir, İnsan oğluna yumuşak davranırsa o bildiğini okur. Çocuğunu şımartırsan o seni ürkütecektir, Onunla oynarsan sana acı verecektir.

9

10

Onun acısına ortak olmak istemiyorsan, Gülüşüne de ortak olma, Çünkü sonunda dişlerini gıcırdatırsın.
11

Çocukluğunda ona özgürlük verme, Yaptığı yanlışlıkları görmezlikten gelme.

12

Oğlun gençken onu yola getir, Çocukluğunda kaburga kemiklerini çürüt. Yoksa inatçı olur, söz dinlemez, Sana büyük acı verir.
13

Oğluna sıkı bir disiplin uygula ve bunun üzerinde sürekli dur, Yoksa onun saygısızlığını görüp pişman olursun. Sağlık
14

Vücudu ağrıyla kıvranan varlıklı bir adam olmaktansa Sağlıklı ve dinç bir yoksul olmak daha iyidir.
15

Sağlık ve güç altından ve sayılamayacak kadar çok paradan daha yararlıdır.

16

Para vücut sağlığından daha önemli değildir, Ruh hafifliği kadar büyük zevk yoktur.

17

Acıklı bir yaşam sürmektense ölmek daha iyidir, Sonsuz mutluluk süreğen hastalıktan daha iyidir. Yiyeceklere İlişkin
18

Kapalı bir ağza bol bol verilen güzel şeyler Bir mezara sunulan yemek gibidir.

19

Yemek yiyemeyen ve koku alamayan bir puta sunulan yemeklerin ne yararı vardır? Tanrı'nın öfkesine neden olan kişi de böyledir*. * Burada sözü edilen, hiç bir şey yiyemeyen hasta insandır.
20

Bir kızı kucaklayıp iç çeken hadım gibi, bakar ve ah eder.

Sevinç ve Üzüntü
21

Kaygılanma, Derin derin düşünüp kendine işkence etme. İnsana yaşam veren yüreğindeki sevinçtir, Kıvanç insana uzun ömür verir.

22

23

Kaygıların aklını çel, yüreğine su serp, Üzüntüyü uzaklara dek kovala. Çünkü üzüntü çok kişinin yıkımına neden olmuştur, Hiç kimse için yararlı değildir.
24

Kıskançlık ve öfke yaşamı kısaltır, Kaygılanmak zamanından önce yaşlanmana neden olur.
25

İçten bir yüreği olanın iştahı da yerindedir, Yediği yemek ona yararlı olur.

Zenginlik

31 Zenginlik insanın uykusunu kaçırır ve onu zayıflatır, Onun kaygısı insanın
uyumasını önler.
2

Günlük yaşamın kaygıları uykuyu kaçırır, Tıpkı ciddi bir hastalığın uykuyu engellemesi gibi.
3

Zengin kişi didinir, para biriktirir, İşi bıraktığı zaman lüks yaşama dalıp tıka basa yemek yer.
4

Yoksul kişi didinir, rızkı yavaş yavaş azalır, İşi bıraktığı zaman her şeyden yoksundur.
5

Altını seven adam erdemli sayılmaz, Kârın peşinden koşan kişiyi Para en sonunda büyüleyecektir.
6

Altın pek çok kişinin yıkımına neden olmuştur, Oysa batacakları zaten belliydi.

7

Altına her şeyi feda edenler için altın bir tuzaktır, Akılsız adamlar bu tuzağa düşer.

8

Suçsuz bulunan ve altının peşinden koşmayan Varlıklı kişi mutludur.

9

O kimdir? Onu kutlayalım, Çünkü o insanlar arasında doğaüstü olaylar yaratmıştır.
10

Bu sınavdan kusursuz çıkan kimdir? Bu işi başardığı için gurur duyabilir. Günah işleyecek güçte olup günah işlemeyen kimdir? Başkasının hakkını yemek durumunda olup da bunu yapmayan kimdir?
11

Onun varlığı sağlam temellere dayanacak, Toplum o yüce gönüllü kişiye alkış tutacaktır. Şölenlerde Takınılacak Tutum
12

Zengin bir sofraya mı oturdun? O sofraya şaşkınlıktan ağzın açık bakma, "Bu ne ziyafet?" deme,
13

Açgözlü olmanın ne denli kötü olduğunu anımsa. Tüm evrende göz kadar tutkulu ne var? Bu nedenle gözler uygun koşullarda sulanır.
14

Ev sahibinin gözü neyin üstündeyse ona dokunma, Yemekte onu dürtükleme. Diğer konukların gereksinmelerini kendinden anla, Her konuda düşünceli ol.

15

16

Sana sunulanları bir soylu gibi ye, Yiyecekleri her atılımda yiyip yutma, Çünkü bu durumda kimse seni sevmez.
17

Saygılı davranıp herkesten önce yemeği bırak, Obur bir kişi gibi davranırsan herkesi öfkelendirirsin.
18

Kalabalığın arasındayken başkaları davranmadan yemeğe el uzatma. Soylu kişi azla yetinir, Yattığı zaman rahat nefes alır.

19

20

Az yiyen kişi iyi uyur, Sabah erken kalkar, keyfi yerindedir. Obur kişinin yazgısı uykusuzluk, safrayla ilgili sorunlar ve sancılanmaktır.
21

Çok fazla yediysen kalk, Miden bulanıyorsa git rahatla, O zaman kendini daha iyi hissedersin.
22

Beni dinle, oğlum, söylediklerime aldırmamazlık etme, Er geç sözlerimin geçerli olduğunu göreceksin. Tüm etkinliklerinde ılımlı olursan asla hastalanmazsın.
23

Zengin bir sofra kuran insanı herkes över, Cömertliğiyle ilgili düşüncelerinde haklı olurlar.
24

Aynı biçimde cimrinin sofrası Kentte herkesin diline düşer, Cimriliğiyle ilgili düşünceler doğru çıkar. Şarap

25

Şarap içerken yiğitlik taslama, Çünkü şarap pek çok kişinin yıkımına neden olmuştur.
26

Ocak çeliği dener, kızdırıp hemen soğutarak sertleştirir. Şarap da yürekleri sınar, Övüngen kimselerin içki içme yarışı sırasında bu işi yapar.
27

Şarap aşırılığa kaçmadan içilirse İnsana canlılık verir. Şarap içilmezse yaşamın değeri var mıdır? Şarap insanları mutlu etmek için yaratılmıştır.
28

Şarap gerektiği zaman ve gerektiği kadar içilirse, İnsanın yüreğine kıvanç, ruhuna sevinç verir.
29

İnsanın, içgüdüsü nedeniyle veya kabadayılığa özenerek İçkiyi fazla kaçırması ruhunu karartır.
30

Sarhoşluk akılsız adamın taşkın davranışlarına neden olur, Bu da onun zararınadır. Sarhoşluk gücü azaltır ve kavgaya neden olur.
31

Bir şarap şöleninde komşunu paylama, Komşun eğlenirken ona tepeden bakma, Sana olan borcunu hatırlatıp ona sitem etme, Hemen ödemesini isteyip komşunun canını sıkma.

32Seni başkan* mı yaptılar? Burnun büyümesin, Toplantıda herkes gibi davran,
Herkesi mutlu kılmaya özen göster, sonra yerine otur. *Başkan ya da şölende ev sahibi.
2

Görevlerini yerine getirdikten sonra yerine otur, Oradakilerle birlikte eğlenmeye bak, Yeteneğin için onurlandırılırsın.
3

Yaşlı erkekler, konuşun, söz almanız yerindedir, Ancak sözlerinizin bir anlamı olsun ve müziği kesmeyin.
4 5 6

Eğlence varsa sürekli yorumda bulunma, Bilgelik taslamak için yanlış zamanı seçme. Şarap şöleninde verilen bir konser değerli bir taşa vurulan yakut mührüne benzer.

Bir mevsimde çıkarılan şarapla birlikte çalınan müzik Mücevher yuvasına konan mühürlü zümrüte benzer.
7

Genç erkekler, gerekirse konuşun, Ama salt iki kere konuşun, Ancak size sorulan soruyu yanıtlayın.
8

Konu dışı sözleri bir yana bırakarak asıl konuya dönün, Az sözle çok şey anlatın. Her şeyi biliyormuş, Ama söylemek istemiyormuş gibi bir etki bırakın.
9

Seçkin kişilerle beraberken onlarla eşitmiş gibi davranmayın, Başkası konuşurken anlamsız sözler söylemeyin.
10

Gök gürlemeden şimşek çakar, Alçakgönüllü kişi güler yüzle karşılanır.

11 12 13

Toplantıdan zamanında ayrıl, en sona kalma, Yolda oyalanmadan evine çabuk dön. Orada eğlen, istediğini yap, Ama saygısız sözler söyleyip günaha girme.

Tüm olanlar için seni yaratana şükret, Çünkü o sana durmadan güzel şeyler sunuyor. Tanrı Korkusu
14

Tanrı'dan korkan kişi O'nun cezasını kabul eder, O'nu tutkuyla arayanlar O'nun yararlı yardımını elde ederler.
15 16

Yasayı arayan kişi onunla beslenir, İkiyüzlü adam yasayı bir engel görür.

Tanrı'dan korkanların hakkı gözetilecek, Onların yaptığı iyi işler bir ışık gibi parlayacaktır.
17

Günah işleyen kişi paylamaları elinin tersiyle yana iter, İstediğini yapmak için sözde nedenler ileri sürer.
18

Aklı başında kişi yapılan öneriyi asla küçümsemez, Kibirli ve inançsız kişi korkuya karşı bağışıklık kazanır.
19 20

Asla düşünmeden bir işe girişme, Ondan sonra pişman olmazsın.

İnişli çıkışlı bir yola cesaret edip girme, Taşlara takılıp sendeleyerek yürümekten kork.
21 22 23 24

Düz bir yolda gereğinden çok Güvenlik duygusuna kapılma Ve çocuklarına dikkat et. Tüm davranışlarında kendini kolla, Buyruklara uymanın anlamı işte budur.

Yasaya güvenen kişi buyruklara bağlıdır. Tanrı'ya güvenen kişiye hiç bir kötülük gelmez.

33Tanrı'dan korkan kişiye kötülük gelmez, Kendisini denemek için başına
gelecek acılardan Tekrar tekrar kurtulacaktır.
2

Yasadan tiksinen adam bilge değildir, Yasaya uyarken ikiyüzlülük ediyorsa, Fırtınaya tutulan gemiye benzer.
3

Akıllı adam yasaya güvenir, Onun için yasa bir kâhinin Kehanette bulunduğu Kutsal Yer kadar güvenilirdir.
4

Söyleyeceklerini önceden hazırlarsan seni dinlerler, Yanıt vermeden önce bildiklerini sıraya koy.
5

Akılsız kişinin duyguları atlı yük arabasının tekerleği gibidir, Aklı dönen bir dingil gibi düşünüp durur.

6

Kızışan damızlık at iğneleyici ve küçümseyici bir arkadaşa benzer, Ona binen kim olursa olsun at kişner. Eşitsizlik
7

Yıl süresince her günün ışığı güneşten gelmesine karşın, Niye bazı günler diğerlerinden güzeldir?
8

Mevsimleri ve şölenleri çeşitli biçimlere sokan Tanrı'nın aklında günler de değişiktir.
9

O bazı günleri önemli ve kutsanmış, Diğerlerini ise sıradan yaratmıştır. Tüm insanlar yeryüzünden gelir, Adem de topraktan yaratılmıştır.

10

11

Bilgeliğinin yetkinliğinde Tanrı İnsanlar arasında ayrımlar yapmıştır, Onları çeşitli durumlarda bırakmıştır.
12

Bazı insanları kutsamış ve daha önemli yaratmıştır, Bazı insanlar kutsanmış ve kendisine yakın olmuştur, Diğerlerini lanetlemiş ve utandırmış, bulundukları durumdan alçaltmıştır.
13

Çömlekçi elindeki çömlek çamuruna nasıl istediği biçimi veriyorsa, Aynı şekilde Yaratan da elindeki insanları Doğru bulduğu biçimde ödüllendirir.
14

Kötülüğün karşılığı iyilik, ölümün karşıtı ise yaşamdır, Aynı biçimde dindar insanın karşıtı günah işleyendir.
15

Yüce Tanrı'nın yapıtlarını böylece incelemek gerekir, Her şey karşıtı ile vardır.

16

En son tetikte olan bendim, Üzüm toplayanların peşinden giderek Bağbozumundan sonra kalan üzümleri toplayan kişi gibi. Tanrı'nın kutsaması sonucu ilk ben yetiştim, Üzüm toplayan kişi gibi üzüm cenderesini tuttum.
17

Salt kendim için çabalamadığıma dikkat et, Ama öğrenmek isteyen herkes için çalıştım.
18

Beni dinleyin, ulusların prensleri, Toplumun liderleri, bana kulak verin!

Özgürlük
19

Yaşadığın sürece oğlunun ya da eşinin, kardeşinin ve dostunun sana hükmü geçmesin. Mülkünü başkasına verme, Çünkü yaptığından pişman olabilir, verdiğini geri isteyebilirsin.
20

Yaşadığın ve vücudunda nefes kaldığı sürece, Hiç kimsenin sana hükmü geçmesin.
21

Çünkü oğullarının merhametine sığınmaktansa, Çocuklarının sana yalvarmaları daha iyidir.

22

Tüm etkinliklerinde patron ol, hakkın olan onurlandırılmayı ortadan kaldırma. Yaşamının sonuna doğru, Ölüm yaklaşırken mirasını dağıtırsın.

23

Köleler
24

Eşeğe yem ver, onu sopayla yola getir, ona yük taşıt, Köleye de ekmek ver, onu disiplin altında tut ve iş ver.
25

Hizmetçini çok çalıştırırsan rahat edersin, Onu işsiz güçsüz bırakırsan, Özgürlüğü düşünmeye başlayacaktır.
26

Boyunduruk ve koşum takımı hayvanın boynunu büker, Suçlu bir köle için bedeni germek suretiyle İşkence yapılan alet ve çeşitli işkenceler vardır.
27

Kölene iş vermezsen boş gezecektir, Her türlü kötülüğü öğreten aylaklıktır. Kölen işinin başında olsun, Sözünü dinlemezse onu zincire vur. Ama hiç kimseyle fazla titiz olma, Adalete uymayan bir davranışta bulunma.

28

29

30

Salt bir kölen mi var? Kendine nasıl davranıyorsan ona da öyle davran, Çünkü onu kan dökerek elde ettin.
31

Salt bir kölen mi var? Ona kardeşinmiş gibi davran, Çünkü kendine ne denli gereksinmen varsa Ona da o denli gereksinmen var. Ona kötü davranırsan ve o kaçarsa Onu nerede arayıp bulacaksın? Düşler

34Boş ve aldatıcı umutlar akılsız
düşürür.
2 3

insanlar içindir, Düşler akılsız kişileri kaygıya

Düşlere inanmak, Gölgeleri tutmaya ve rüzgârı kovalamaya benzer.

Ayna ve düş birbirine benzer, Bir yüzle karşı karşıya kalmak ve bu yüzün yansıması.
4

Pislik neyi temizler, Yalan neyi kanıtlar? Kehanetler, fallar ve düşler saçmadır, Tıpkı hamile bir kadının çılgın imgeleri gibi. Düşler yüce Tanrı'nın temsilcisi olmadıkları zaman, Onları önemseme!

5

6

7

Çünkü pek çok kimse düşlerle yolunu şaşırmıştır, Düşlere umut bağlayanların umutları boşa çıkmıştır.
8

Yasaya uymak bu gibi yalanları gerektirmez, Bilgeliği en iyi anlatan içten sözlerdir.

Yolculuk
9

Çok gezen çok bilir, Çok deneyimli kişinin sözleri sağduyu sonucudur.

10

Hiç güçlüklerle karşılaşmamış olanın az bilgisi vardır, Ama çok gezen her şeyin üstesinden gelir.
11

Yolculuklarımda çok şey gördüm, Anlatabileceğimden çok daha fazlasını anladım.

12

Sık sık ölüm tehlikesiyle karşılaştım, Ama canım bağışlandı, nedeni de deneyimlerimdir. Tanrı Korkusu
13

Tanrı'dan korkan kişinin canı kolay kolay çıkmaz, Çünkü onu kurtarabilecek bir güce umut bağlamıştır.
14

Tanrı'dan korkan kişi yüreksiz değildir, Umudu Tanrı'da olduğu için korkmaz.

15

Tanrı'dan korkan insanın ruhu mutludur. O kime güveniyor? Ona kim destek oluyor?
16

Tanrı'nın gözleri O'nu sevenlerin üstündedir, O, onların güçlü koruyucusu ve güçlü dayanağıdır. O, onları çöl rüzgarından korur, Öğle vakti güneşte onların sığmağı olur. O, sendeledikleri zaman onları korur, Düşecekleri zaman onlara güvence verir.
17

O, insanı canlandırır, gözlere parlaklık verir, O, insana şifa, yaşam ve kutsama verir. Sunular
18

İsteksizce sunulan kurbanlar Tanrı'nın gözünde iğrençtir, Kabul edilmez.

19

İnançsızların sunduğu kurbanlar yüce Tanrı'ya sevinç vermez, Çeşitli sunular inançsızın günahını bağışlatmaz.
20

Yoksulların varlığından bir kurban sunmak, Bir erkek çocuğu babasının gözleri önünde öldürmek kadar kötü bir iştir.
21

Az yemek yoksulların yaşamı gereğidir, O yemeği yoksullardan esirgeyen Eli kanlı bir insandır.
22

Kişi komşusunun rızkını engellerse onu öldürmüş sayılır, Bir işçinin ücretini ödemezse kan dökmüş sayılır.
23

Birinin yaptığını diğeri yıkarsa Bunun sonucu üzüntü olur, Her ikisinin de bundan bir kazancı olmaz.
24

Biri dua ederken diğeri lanet ederse, Yaratan hangisini dinleyecektir?

25

Kişi bir cesede dokunduktan sonra elini yıkarsa ve cesede yeniden dokunursa Elini yıkamasının yararı nedir?
26

İşlediği günahların bağışlanması için oruç tutan ve sonra da gidip yeniden günaha giren kişi aynı durumdadır. Onun dualarını kim dinler? Kendini alçaltması neye yarar? Yasa ve Sunular

35Kişinin yasaya saygılı olması birçok sunuya bedeldir, Buyruklara uymakla
sunulan kurbanları paylaşır.
2

Gönül borcu olarak katkısız un sunması, Sadaka vererek Tanrı'yı övmesi anlamına gelir.
3

Kötülükten kaçınırsan Tanrı'yı sevindirirsin, Haksızlık yapmaktan kaçınırsan İşlediğin günahların kefaretini ödersin.
4

Tanrı'nın katına eli boş çıkma, Buyruğa göre bütün bunları yapmak gerekir. Erdemli kişinin sunduğu kurban sunağı süsler, Onun kokusu yüce Tanrı'ya erişir. Erdemli kişinin sunduğu kurban kabul edilir, Onun anısı unutulmayacaktır. Tanrı'yı onurlandırırken cömert ol, O'na ilk meyveleri sunarken cimrilik etme.

5

6

7

8

9

Armağanları verirken güler yüzlü ol, Gelirinin onda birini tapınağa adarken kıvanç duy.
10

Yüce Tanrı sana her şeyi verdi, Sen de verirken olanaklarının elverdiği cömertlikte davran.
11

Çünkü Tanrı herkesi fazlasıyla ödüllendirir, Seni de yedi misli ödüllendirecektir.

Tanrı 'nın Adaleti
12

Tanrı'ya rüşvet önerisinde bulunma, Asla kabul etmez, Erdemli olmayan bir kurbana güvenme. . Çünkü Tanrı öyle bir yargıçtır ki, Önemli kişilerin tarafını tutmaz.
13

O, yoksul bir adama zarar veren önemli kişilere saygı göstermez, Haksızlığa uğrayan tarafın savunmasını dinler.
14

Öksüzün yalvarışına kulak kabartır, İçini döken dul kadını dinler.

15

Dul kadının gözyaşları yanaklarını ıslatırken, Bu olaylara neden olan adama bağırmıyor mu?

16

Tüm yüreğiyle Tanrı'ya hizmet eden insan kabul edilecek, Onun dilekleri göklere yükselecektir.
17

Alçakgönüllü kişinin duası bulutları deler, Duaları yerine varıncaya dek avutulamaz. Yüce Tanrı onun farkına varıncaya dek Bu işten vazgeçmez,
18

Tanrı'nın erdemli insanı temize çıkartmasını ve yargısını açıklamasını bekler. Tanrı yavaş davranmaz, İşi sürüncemede bırakmaz, Acımasız kuşakları ezip Ülkelerden öç alıncaya dek, Küstah kalabalıkları yok edip Kötülerin asasını kırıncaya dek,
19

Herkese davranışlarına, etkinliklerine, Niyetlerine göre karşılık verinceye dek, Ulusunun davasını karara bağlayıp Merhametiyle ulusunu sevindirinceye dek.
20

Üzüntülü zamanlarda merhamet sevindirir, Tıpkı kuraklık zamanlarında yağmur bulutları gibi. Tanrı'nın Halkı için Dua

36Tüm evrenin Rabbi, Efendimiz, Sevgini bizden esirgeme ve bizi gözet ki
Tüm ülkeler senden korksun.
2

Yabancı ülkelere karşı elini kaldır, Kudretini görsünler.

3

Onların gözü önünde kutsal olduğunu bize nasıl kanıtladınsa Şimdi de bizim gözümüzün önünde yüceliğini onlara kanıtla.
4

Onlar da senin doğruluğunu kabul etsinler, Bizim de, Rabbim, Senden başka Tanrı olmadığını kabul ettiğimiz gibi.
5

Yeni haberciler gönder, yeni mucizeler yap, Elin ve sağ kolun için onur kazan. Öfkelen, kızgınlığını belirt, Sana karşı geleni yok et, düşmanın tükensin.

6

7

O gün çabucak gelsin, antlaşmayı anımsa, Bırak da insanlar yaptığın görkemli işleri anlatsınlar.
8

Bırak da ateşli öfke sağ kalanı yutsun, Senin ulusuna karşı kötü davrananlar yok olsun.
9

"Bizden başkası yoktur!" diyen Saldırgan yöneticilerin kafasını ez.

10

Yakup'un soyunu bir araya topla, Başlangıçta olduğu gibi onların mirasını geri ver*. *Bu duada sözü edilen durum, Makabe isyanından önce, İ.Ö. 190 yılında var olan durumdur.

11

Rabbim, seni anan ulustan, İlk çocuğunmuş gibi davrandığın İsrail'den İyiliğini esirgeme.
12

Kutsal kente sevecenlikle davran, Yeruşalim senin rahat ettiğin yerdir. İsrail halkı seni öven ezgiler söylesin, Tapınağını görkeminle doldur.

13

14

Başlangıçta yarattıkların için tanıklık et, Adınla yapılan peygamberlikleri yerine getir.
15

Seni bekleyenleri ödüllendir, Bırak da peygamberlerinin inanılmaya Yaraşır olduğu kanıtlansın.
16

Rabbim, kulunun duasını kabul et, Harun'un ulusunu kutsa!

17

O zaman yeryüzündeki tüm insanlar Rab olduğunu, Sonsuza dek varolan Tanrı olduğunu onaylayacaklardır.
18

Mide her türlü besini alır, Ama bazı besinler diğerlerinden daha iyidir.

19

Nasıl ki damak av etinin tadını ortaya çıkarıyorsa, Aynı biçimde kurnaz kişi yalan sözleri ortaya çıkarır.
20

Kötü yürek üzüntüye neden olur, Deneyimli kişi ona nasıl karşılık vereceğini bilir.

Eş Seçmek
21

Bir kadın herhangi bir kocayı kabul eder, Ama bazı kızlar diğerlerinden iyidir.

22

Bir kadının güzelliği ona bakanı sevindirir, Bir erkek için bundan daha güzel bir şey yoktur.
23

O kadın tatlı dilli ve yumuşak huyluysa Yeryüzündeki erkekler arasında Kocası kadar mutlu kimse yoktur.
24

Evlenen erkek bir servet kazanmış gibidir, Kendisine uygun bir yardımcı edinmiştir, Bir dayanağı vardır.
25

Bir mülkün çevresinde parmaklık yoksa yağma edilir. Bir erkeğin karısı yoksa Yaşamda onun bir amacı yoktur, her zaman yakınır.
26

Silah taşıyan ve oradan oraya dolaşıp Bir kentten diğerine giden erkeğe kim güvenir? Yuvası olmayan ve geceleri değişik evlere konuk olan Erkek aynı durumdadır.
Güvenilmez Dostlar

37Her arkadaş: "Ben de senin dostunum" der, Ama bazı kimselerin dostluğu lafta
kalır.

2 3 4

Bir arkadaşın veya dostun düşman durumuna gelmesi Korkunç bir acı değil mi? Ya kötü istekler, neden yaratıldınız, Neden yeryüzünü yalanla kapladınız?

Öyle arkadaş var ki, Dostunun işleri yolundayken ondan yararlanır, Ama başı derde girince ona karşı cephe alır.
5

Dostuyla ilgilenen, Onun sıkıntısını paylaşan arkadaş da vardır, Savaşmak gerekince silaha sarılır.
6

Senin için savaşan dostunu anımsa, varlıklı olunca onu unutma.

Danışmanlar
7 8

Her danışman öğüt verir, Ama bazıları önce kendi çıkarını düşünür.

Sana öğüt veren kişiye karşı uyanık ol, Her şeyden önce neyin peşinde olduğunu anla, Çünkü verdiği öğüt kendi çıkarına uygundur.
9

Onun senin için tasarıları varsa, Sana: "Doğru yoldasın" der, Ama başına gelecekleri görmek için senden uzak durur.
10 11

Sana göz ucuyla bakan kişiye danışma, Seni kıskanan kimselere planlarını açıklama.

Bir kadına rakibi konusunda, Korkağa savaş konusunda, Tüccara fiyatlar konusunda, Alıcıya satış konusunda, Aşağılık kişiye gönül borcu konusunda, Bencile sevecenlik konusunda, Tembele herhangi bir iş konusunda, İşini savsaklayan işçiye bitecek bir iş konusunda, Aylak uşağa büyük bir girişim konusunda danışma, Öğüt konusunda onlara güvenme.
12

Ama devamlı buyruklara saygılı olduğunu bildiğin, Ruhu seninkine benzeyen, Yanılgıya düştüğünde duygularını anlayacak Bir inanlıya başvur.
13

Sonunda yüreğinden gelen öğüdü dinle, Hiç kimse sana yüreğin kadar gerçeği söyleyemez.
14

Çünkü insanın ruhu çoğu kez kendisini Bekçi kulesine tırmanan yedi bekçiden daha iyi uyarır.
15

Bütün bunlardan başka sana yol göstermesi ve adımlarını doğru yolda atman için yüce Tanrı'ya yalvar. Gerçek Bilgelik
16

Bütün etkinliklerin başlangıç noktası ustur, Herhangi bir girişimden önce düşünmek gerekir.
17 18 19

Düşüncelerin kökü yürektedir, Buradan dışarıya dört dal uzanır: İyilik ve kötülük, yaşam ve ölüm! Her zaman tümünü yöneten dildir.

Çok sayıda kimseye pek çok şey öğreten Zeki bir adamı düşün, Ama onun kendine hiç bir yararı yoktur.

20

Her zaman söylev vermeye hazır olan adamı düşün, Ama herkes ondan tiksiniyor ve sonunda açlıktan ölecek.
21 22

Çünkü o Tanrı'nın gözüne girmemiştir, Bilgelikten yoksundur.

Kendi gözünde bilge olan kişiyi düşün, Söylediklerine bakılırsa aklının verimli olduğu kesindir.
23 24 25

Gerçekten bilge kişi ulusunu eğitir, Aklının verimli olduğu kesindir. Bilge kişi sürekli hayırdua edecektir, Onu görenler mutlu olduğunu söyleyeceklerdir.

Bir insanın yaşam sürecinde günleri sayılıdır, Ama İsrail'in yaşam sürecinde sayısız günler vardır.
26

Bilge kişi ulusunun güvenini kazanacaktır, Onun adı sonsuza dek yaşayacaktır.

Özdenetim
27 28 29 30 31

Oğlum, yaşadığın sürece kendi bünyeni dene, Sana zararlı olan şeylerden uzak dur. Çünkü her şey herkese uygun gelmez, Herkes her şeyden tat almaz. Lezzetli şeylere karşı açgözlü olma, Yemek yerken obur olma. Çünkü çok yemek insanı hasta eder, Oburluğun sonucu safrayla ilgili rahatsızlıktır. Oburluktan çok kişi ölmüştür, Bundan sakınırsan yaşamın uzar.

Hekimlik ve Sağlık

38Hekimi onurlandır, Sana yaptığı hizmetler karşılığında hakkı olan onuru ona ver,
Çünkü hekimi yaratan Tanrı'dır.
2 3

Şifa veren yüce Tanrı'dır, Tıpkı bir kralın armağan vermesi gibi.

Hekimin bilgisi onun başını dik tutmasına neden olur, Krallar ondan korkar, ona saygı duyar.
4 5

Tanrı yeryüzünde ilaçları var etmiştir, Akıllı adam bu ilaçları küçümsemez.

Bir zamanlar bir tahta parçası suyu tatlılaştırmamış mıydı, Böylece etkisini kanıtlamamış mıydı?
6

O, insanlara bilgi de vermiştir, Böylece görkemli yapıtlarını övmeleri için İnsanlara olanak tanımıştır.
7

O, şifa vermek ve acıyı dindirmek için ilaçlar kullanır, Kimyacı ilaçlardan bir karışım oluşturur.
8

Böylece O'nun etkinlikleri sonsuzdur, O'nun sayesinde sağlık tüm dünyada yayılır.

9

Oğlum, hastalanınca moralini bozma, Ama Tanrı'ya dua et, O sana şifa verecektir. Kusur işlemekten vazgeç, ellerini kirletme, Her türlü günahtan yüreğini arındır.

10 11

Buhur yak, O'nu anmak için ince un sun, Sunularında gücünün yettiği kadar cömert davran.
12

Ondan sonra hekime güven çünkü ona gereksinmen var.
13 14

Tanrı onu da yarattı, Hekim seni bırakıp gitmesin,

Kimi kez başarı onların elindedir,

Çünkü hekimler de Tanrı'ya yalvarıp O'nun lütfuyla acıyı dindirmeyi, Şifa vermeyi ve yaşam kurtarmayı O'ndan rica ederler.
15

Bir insan O'nu yaratanın gözünde günah işlemişse Hekim onu tedavi ederken ölmesi yerinde olur. Yas Tutmak
16

Oğlum, ölen kişi için gözyaşı dök, Acını göstermek için feryat et. Onun vücudunu gereken törenle göm, Mezarını onurlandırmaya önem ver.
17

Acı duyarak ağla, içtenlikle feryat et, Ölen insan için hak ettiği gibi yas tut, Bir veya iki gün yas tut ki, Bu konuda eleştirilere hedef olmayasın, Ondan sonra acın dinsin ve avunmaya bak.
18 19 20 21

Çünkü acının sonucu ölüm olabilir, Acı çeken bir yürek seni güçsüz bırakır. Bırak da acın cenaze töreniyle son bulsun, Acı dolu bir yaşam kişinin bilincini yorar. Yüreğinin acıyla dolmasına izin verme, Acıyı defet, kendi sonunu düşün.

Geriye dönüş olmadığını anımsa, Sen ölüye yardım edemezsin ve kendine kötülük edersin.
22

Kötü yazgını anımsa, Çünkü sen de aynı duruma düşeceksin. "Dün benim günümdü, bugünse gün senindir."
23

Ölen insan gömüldükten sonra anısını rahat bırak, O can verdikten sonra onun için kendini üzme ve söylenme. Esnaf ve Zanaatçılar
24 25

Boş zaman sayesinde yazman bilge olur, İşleri çok olmayan kişi bilge olur.

Saban süren kimse nasıl bilge olsun, Onun salt tutkusu üvendireyi kullanmaktır. O, çift öküzlerini sürerken zihni onların yaptığı işi izler, Söyledikleri de her zaman sığırlarla ilgilidir.
26

Onun aklı sabanın açtığı izdedir, Gecelerini düvelerini şişmanlatmakla geçirir.

27

Her işçi ve zanaatçı da aynı durumdadır: Gece gündüz çabalarlar. Mühür hak eden kişiler Her zaman yeni resim taslakları düşünürler, İyi bir tanım yapmayı çok isterler. Yaptıkları işin kusursuz olması için Geç saatlere dek çalışırlar.
28

Örsünün yanında oturan demirci aynı durumdadır: Pik demiriyle ne yapacağını, düşünür, Ateşin ısısı derisini hafifçe yakıp sızlatır, Bir yandan da ocağın sıcaklığıyla uğraşır, Çekicin gürültüsü kulağını hırpalar, Gözlerini dikerek şablona bakar, İşini bitirmeyi çok ister, Tamamlayıcı düzeltmeleri yapmak için Geç saatlere dek çalışır.
29

İşinin başında olan çömlekçi de aynı durumdadır: Ayaklarıyla tekerlekleri döndürür, İş başındayken her an uyanıktır, Parmakların hafifçe vuruşu önceden tasarlanmıştır.
30

Çömlek çamurunu koluyla döver, Ayaklarıyla özlü çamuru suyla yoğurup sıva haline getirir, Yapıtlarını kusursuz ince ve saydam bir tabakayla kaplamayı çok ister, Ocağı temizlemek için geç saatlere kadar çalışır.
31 32 33

Tüm bu insanlar ellerine güveniyor, Her biri kendi işinin ustasıdır. Onlar olmazsa bir kent yapılamaz, Yerleşme olmaz, yolculuk olmaz.

Ama onlar danışma, kurulu toplantısına çağrılmıyorlar, Toplumda seçkin bir yerleri yok. Onlar yargıçlarla aynı sıralarda oturmuyor, Yasaları bilmiyorlar.
34

Onlar kültür ve sağgörü bakımından olağanüstü değiller, Özdeyişleri icat etmemişlerdir. Ama yaratılmış dünyaya sağlamlık verirler, Duaları yaptıkları işle ilgilidir. Bilgin

39Tanrı'nın yasasını canı gönülden düşünen İnsanın durumu değişiktir.
2 3 4

Atalarından kalma bilgelik konusunda incelemeler yapar, Günlerini kehanetlerle ilgilenmekle geçirir. Ünlü kişilerin söylevlerini saklar, Atasözlerinin inceliklerini yadırgamaz. Bunların gizli anlamlarını irdeler, Anlaşılmayan yönlerini etraflıca düşünür.

Prenslere hizmet eder, Yöneticilerin katında bulunur. Yabancı ülkelere yolculuk eder, İnsanın yaptığı iyilik ve kötülük konusunda deneyimlidir.
5

Gün doğarken tüm yüreğiyle Onu yaratan yüce Tanrı'ya başvurur, Tanrı katında yalvarır, Dua etmek için ağzını açar, Günahları için dileğini bildirir.
6

Yüce Tanrı'nın iradesi buysa, Onun ruhu her şeyi kavrayacak, Bilgece sözleri çok sık söyleyecek, Dualarında Tanrı'ya şükredecektir.
7

O, amacında ve bilimde dürüst olacak, Tanrı'nın bilinmeyen gizleri konusunda düşünüp taşınacaktır.
8

Yaptığı eğitimi gösterecek, Tanrı'yla yapılan antlaşmanın yasası ona kıvanç verecektir.

9

Pek çok kimse onun kavrama yeteneğini övecektir, Bu asla unutulmayacaktır. Anısı her zaman yaşayacak, Adı kuşaktan kuşağa anılacaktır.
10

Uluslar onun bilgeliğini herkese duyuracak, Toplum ondan övgü ile söz edecek ve bu olayı kutlayacaktır.
11

O uzun süre yaşarsa, adı binlerce addan daha ünlü olacaktır, Şayet ölürse buna da razı olacaktır. Tanrı'yı Öven Ezgi
12

Daha derin düşünmek istiyorum, Bu düşünceler dolunay gibi beni kaplamış durumda.
13 14

Dindar çocuklar, beni dinleyin, Dere kenarında yetişen gül gibi açın.

Buhur gibi tatlı koku yayın, Zambak gibi çiçek açın, güzel kokunuzu çevreye yayın. Bütün yapıtları için Tanrı'ya hamdedin, O'nu içtenlikle övün.
15

Tanrı'nın yüce adını bildirin, Ezgilerle ve arp çalarak O'nu övdüğünüzü bildirin, O'nu içtenlikle şöyle övmelisiniz:
16

"Tanrı'nın tüm yapıtları olağanüstüdür! O'nun buyrukları derhal yerine getirilir." "Bu nedir? Bu niçin böyledir?" gibi sorular sormamalısın, Zamanı gelince her şey incelenecektir.
17 18 19

O'nun sözüyle sular akmaz, birikir, Ağzından çıkan bir sözle sular durur. O'nun buyruğuyla dilediği hemen olur, O'nun kurtarma gücünü hiç kimse azaltamaz.

Bütün yaratılmışların etkinlikleri O'nun katındadır, Hiç bir şey O'nun gözünden kaçmaz.
20 21

O'nun bakışı öncesizlikten sonrasızlığa doğru uzanır, Hiç bir şey onu şaşırtamaz.

"Bu nedir? Bu niçin böyledir?" dememelisin, Bütün yaratılmışların kendine özgü işleri vardır.
22 23

Tanrı'nın kutsaması kurak toprağı bir ırmak gibi kaplar, Sel gibi onu emer.

Aynı biçimde öfke O'nun ülkelere bıraktığı mirastır, Tıpkı tatlı suları tuza dönüştürmesi gibi.
24

O'nun tutumu dindar kişiler için yumuşaktır, Ama kötü kişilerin yoluna bir sürü engel dikilir.
25

Başlangıçtan beri iyi şeyler iyi insanlar için yaratılmıştır, Kötülükler günah işleyenler içindir.
26

Yaşamak için insanların en önemli gereksinimleri su, ateş, demir ve tuzdur, Buğday, un, süt ve baldır, Üzüm suyu, zeytinyağı ve giysidir.
27

Bütün bunlar iyi insanlar için iyidir, Ama günah işleyen kişiler için kötü olurlar.

28

Bazı rüzgârlar cezalandırmak için yaratılmıştır, O rüzgârları öfkesinin kamçısı olarak yarattı. Kıyamet gününde rüzgârlar güçlerini serbest bırakır, Onları yaratanın öfkesini dindirir.
29 30

Ateş, dolu, kıtlık, ölüm, Bütün bunlar cezalandırmak için yaratılmıştır.

Yabanıl hayvanların dişleri, akrepler, engerekler, İnançsızları yok edecek olan öç kılıcı,
31

Bütün bunlar O'nun buyruklarını kıvançla yerine getirir. O istediği zaman onlar yeryüzünde hazırdır, Zamanı gelince O'nun buyruklarına uyarlar.
32 33 34 35

Bu nedenle başından beri kararlıydım, Düşünüp taşındım, oturup yazdım: "Tanrı'nın bütün yaptıkları iyidir, Zamanı gelince her eksiği giderir." "Bu ondan beter" dememelisin, Çünkü her şey zamanı gelince değerini gösterir. Bu ortamda bütün yüreğinle ve var gücünle ezgiler oku, Rab'bin adına övgüler sun!

İnsan Yaşamının Sıkıntıları

40Her insan zorlu sıkıntı çeker, Ademoğulları ağır bir boyunduruk altındadır.
2

Analarının rahminden doğdukları günden her şeyin anasına dönecekleri güne dek bu iş böyledir. Öleceği günü düşünen insan dehşete kapılır, Bu konuyu derin derin düşününce Yüreği korkuyla dolar.
3

Görkemli bir tahtta oturan insan için olsun, Toz toprakta ve çöplükte yaşayan yoksul için olsun,
4

Soylu bir aileden gelip başına taç giyen insan için olsun, Çul giyen kişi için olsun, Her şey taşkınlık ve kıskançlıktan, karışıklık ve huzursuzluktan, Ölüm korkusundan, rekabetten ve didişmeden ibarettir.
5 6

Gece bile insan yatağında yatarken Uyku tasalarına bir yenisini ekler.

Dinlenmek için uzandığı zaman, Uykusunda korkunç görüntüler Güpegündüzmüş gibi onu ürkütür. Örneğin savaştan kaçan bir insan görür.
7 8 9

Kurtarıldığı anda uyanır, Korkusunun imgesel olması onu şaşırtır. Tüm yaratıklar için, insan olsun hayvan olsun, Günah işleyenler için yedi misli fazla, Ölüm, kan, didişmek, kılıç vardır, Yıkım, kıtlık, acı, bela vardır. Bütün bunlar inançsızlar için yaratılmıştır, Nuh tufanı onların yüzünden oluşmuştur. Topraktan gelen her şey toprağa, Sudan gelen her şey denize döner.

10 11

Kötülüğün Sonuçları
12 13

Rüşvet ve haksızlık yeryüzünden silinecek, Ama içtenlik sonsuza dek yaşayacaktır.

Haksızlık yapan kişilerin varlığı sel gibi kuruyacak, Şiddetli yağmurda gök gürlemesi gibi parçalanacaktır.
14 15 16

Cömertlikle veren sevinecek, Yasa tanımayanlarsa düşecek. İnançsızların çocukları az dal verir, Temiz olmayan kökler sert kayalara çarpar.

Göllerle ırmakların kıyısındaki kamışlar Her türlü ottan önce kökünden çekip çıkarılacaktır.
17

Sevecenlik bereketlerle dolu cennet bahçesi gibidir, Cömertlik sonsuza dek kalıcıdır.

Yaşam Sevinci
18

Çok çalışanla varlıklı için yaşam güzeldir, Ama bir hazine bulan kişinin durumu her ikisinden de iyidir.
19

Kişinin ününü, çocukları ve kurduğu kent yapar, Ama bilgeliği keşfetmek, her ikisinden de iyidir. Sığırlar ve üzüm bağları insana ün sağlar, Ama kusursuz bir eş, her ikisinden daha değerlidir.
20

Şarap ve müzik insanın yüreğine sevinç verir, Ama bilgeliği sevmek, her ikisinden de iyidir.
21 22

Flüt ve arp bir şarkıyı daha tatlı yapar, Ama tatlı bir ses her ikisinden de iyidir.

Gözler incelik ve güzellik arar, Ama ilkbaharda yetişen mısırın yeşil rengi Her ikisinden de iyidir.
23

Bir dost ya da arkadaşla karşılaşmak her zaman iyidir, Ama mutlu karı koca her ikisinden de iyidir.
24

Erkek kardeşler ve akrabalar zor günlerde iyidir, Ama yardımsever cömertlik her ikisinden de iyidir.
25 26

Altın ve gümüş sarsılmanı önler, Ama yararlı bir öğüt her ikisinden de iyidir.

Para ve güç insanın yüreğine güven duygusu verir, Ama Tanrı korkusu her ikisinden de iyidir. Tanrı'dan korkan kişinin hiçbir eksiği yoktur, Onun başka bir dost araması gerekmez.
27

Tanrı korkusu bereketlerle dolu cennet bahçesi gibidir, İnsana parlaktan da öte bir giysi giydirir. Dilenmek
28

Oğlum, başkalarından dilenerek yaşamını sürdürme, Bir dilenci olmaktansa ölmek daha iyidir.

29

Sürekli başkasının masasına göz diken insanın yaşamı Hiç bir zaman bir yaşam sayılamaz. Başka insanların besiniyle boğazını kirletir, Görgülü, aydın kişi asla böyle bir davranışta bulunmaz.
30

Utanmaz adamın dudakları için dilenmek kolaydır, Ama er geç dilencilik karnını tutuşturacaktır. Ölüm

41Ey ölüm, seni anımsamak ne denli acıdır Mallarıyla mutlu yaşayan, Sıkıntısız
yaşayan, varlıklı olan, Beslenecek gücü kendinde bulan insan için.
2

Ey ölüm, senin yargın sevinç vericidir Gücünü kaybetmiş yoksul için, Yaşlanıp yıpranmış, her şeye sıkılan Sevgisi azalmış, dayanacak gücü kalmamış kişi için.
3

Ölüm yargısından korkma, Senden önce gelenleri ve senden sonra gelecekleri anımsa.
4

Tanrı'nın yaşayan yaratıklar için yargısı budur, Öyleyse yüce Tanrı'nın gözünde iyi olan şeylere Neden karşı çıkalım? Yaşamın on yıl, yüz yıl ya da bin yıl sürsün, yaşamının süreci, Şeol'de durumunu değiştirmeyecektir. Kötülerin Yazgısı
5

Günah işleyenlerin çocukları tiksindiricidir, Onlar inançsızların sık sık gittikleri yerlerde bir araya gelirler.
6 7 8 9

Onların mirası yok olacak, Onlardan gelecek kuşaklar sonsuza dek kınanacaktır. İnançsız bir babayı, utanılacak duruma neden olduğu için, Çocukları kınayacaktır. İnançsızlar, sizler için durum kötüdür, Sizler yüce Tanrı'nın yasasını bıraktınız.

Doğduğunuz zaman sizlere lanet edilsin diye doğdunuz, Öldüğünüz zaman payınız lanetlenmek olacak.
10

Topraktan gelen her şey toprağa döner, Aynı biçimde lanetlenmiş olan kötüler yok olur.
11

İnsanlar ölüleri için yas tutar, Ama günah işleyenlerin değersiz isimleri Yeryüzünden silinecektir.
12

Saygınlığına dikkat et, çünkü saygınlık Bin tane büyük altın stokundan daha uzun sürer.
13

İyi bir yaşamın belli bir süresi vardır, Ama saygınlık sonsuza dek sürer.

Utanç Duygusu
14

Evlatlarım, benim öğrettiklerimi uygularsanız Huzura kavuşursunuz. Saklanan bilgelik ve gizli hazine ne işe yarar?

15 16

Akılsızlığını gizleyen kişi Bilgeliğini gizleyen kişiye yeğdir.

Şimdi söyleyeceklerim utanç duygusuyla ilgilidir, Çünkü her utanç duygusunu beslemek uygun değildir. Her durum herkes tarafından Uygun biçimde değerlendirilemez.
17

Annenle babanın önünde ahlaksız davranıştan utan, Prensin ya da kralın yanındayken yalan söylemekten utan.
18

Yargıcın ya da sulh hakiminin önündeyken Haksızlık yapmaktan utan, Ulusun kurulu katındayken Kurula karşı saygısızlık etmekten utan.
19

Arkadaşının ve dostunun önünde Dalavereli işlere girişmekten utan, Yaşadığın mahallede hırsızlık yapmaktan utan.
20 21

Tanrı'nın gerçeği ve antlaşması katında Dirseklerini masaya dayamaktan utan.

Armağanlarını küçümseyenlere armağan vermekten, Sana selam verenleri görmezlikten gelmekten utan. İffetli olmayan bir kadına gözünü dikip bakmaktan, Bir akrabana sırt çevirmekten utan. Başkasının payını ya da armağanını haksız olarak almaktan, Başkasının eşine kur yapmaktan utan.
22

Başkasının hizmetçi kızıyla sevişmekten, -Onun yatağına yaklaşma-Dostlarının önünde sövüp saymaktan, -Birine bir armağan verdikten sonra ona sataşmaDedikoduyu yineleyip ayrıntılarıyla anlatmaktan,
23

Sana giz olarak söylenenleri açığa vurmaktan utan. Gerçek utancın anlamını o zaman bileceksin, Herkes sana güler yüz ve yakınlık gösterecek.

42 Bazı şeylerden utanman gerekmez, Başkaları ne düşünür kaygısıyla sakın
günaha girme!
2

Yüce Tanrı'nın yasasından ve antlaşmadan utanma, İnançsızı suçsuz çıkaran yargıdan,
3

Birlikte yolculuk yaptığın arkadaşınla Dikkatli hesap tutmaktan, Dostlarının mülküyle ilgili kararlar vermekten utanma.
4 5

Terazi ile tartıda doğru olmaktan, az ya da çok kâr etmekten,

Pazarlık ederek para kazanmaktan utanma. Çocuklarına sıkı disiplin uygulayıp onları cezalandırmaktan, Kötü bir köleyi kan akıncaya dek kırbaçlatmaktan utanma.
6

Eşin her işe karışıyorsa mührünü kullanmak yerinde olur, Çok sayıda işçin varsa her şeyi kilit altında sakla.
7 8

Ambardan malları sayarak, tartarak çıkart, Masrafları ve eline geçen parayı yaz.

Akılsız bir adamı ya da ahmağı, Gençlerle tartışan yaşlı ve bunak kişiyi Cezalandırmaktan utanma. O zaman gerçek bir aydın olduğunu göstermiş olursun, Herkes davranışlarını uygun bulur.

Babalar ve Kızlar
9

Kızı için babanın uykusu kaçar, ama kızı bunu bilmez, Baba kızı için tasalanır, uykusu kaçar: Kız gençken babası ya hiç evlenemezse diye düşünür, Kızı evliyse, ya kocası ondan soğursa diye kaygılanır.
10

Kız erdense, ya kızlığı bozulursa, Baba evindeyken gebe kalırsa diye kaygılanır. Evlendikten sonra ya kötü yola saparsa, Ya kısırsa diye tasalanır.
11

Kızın dikbaşlı mı? Çok dikkatli ol, Kızın yüzünden düşmanlarının karşısında Gülünecek duruma düşmeyesin, Kentte söylenti konusu olmayasın. Bayağı dedikoduların hedefi olmayasın, Kızın herkesin önünde seni rezil etmesin. Kadınlar
12 13 14

Yakışıklı bir erkeğe gözünü dikip bakma, Kadınlarla oturma. Çünkü güveler elbiselerden gelir, Kadının kini kadından gelir.

Bir erkeğin öç alma duygusu Bir kadının sevecenliğinden daha iyidir, Kadınlar utanç ve kınamaya neden olur. Doğada Tanrı'nın Görkemi
15

Bundan sonra Tanrı'nın yaptıklarını sana anımsatmak, Gördüklerimi anlatmak isterim. Tanrı'nın sözüyle yaptıkları ortaya çıkar, Bütün yaratılış O'nun iradesine boyun eğer.
16

Nasıl ki parlayan güneş her şeyi gözetiyorsa, Aynı biçimde Tanrı'nın yaptıkları da O'nun görkemini yansıtır.
17

Tanrı harikalarını bildirme yeteneğini Kutsal yaratıklarına* bağışlamamıştır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı evrenin görkeminde durağan olması için Harikalarını sağlam bir biçimde düzenlemiştir. *Burada sözü edilen "kutsal yaratıklar" meleklerdir.
18

O, denizleri ve yürekleri etraflıca anlamış, Dolambaçlı ve özel biçimlerini kavramıştır. Çünkü yüce Tanrı'nın bütün bilimlerle tanışıklığı vardır, O, çağın belirtilerini gözlemiştir.
19 20 21

O, geçmişi ve geleceği bildirir, Gizli şeylerin izlerini açığa çıkarır. Hiç bir düşünce gözünden kaçmaz, Bir tek söz O'ndan gizlenemez.

O, bilgeliğinin görkemli yapıtlarının Bir düzene uymalarını zorunlu kılmıştır, O, öncesizlikten sonrasızlığa dek var olacaktır. O'na hiç bir şey eklenemez, O'ndan hiç bir şey eksiltilemez. O'nun hiç kimsenin öğüdüne gereksinmesi yoktur.
22 23

O'nun bütün yaptıkları ne denli çekicidir, İnsanın gözünü kamaştırır!

Bütün yaptıkları sonsuza dek yaşar, Hangi koşullar altında olursa olsun her şey O'na boyun eğer.

24

Her şey çift yaratılmıştır, her şey karşıtı ile vardır, O, hiç bir şeyi eksik yaratmamıştır.
25

O'nun görkemine gözünü dikip bakmaya kim doyabilir?

Güneş, Ay, Yıldızlar

43Yüksekliklerin gururu parlak gökyüzü, Böylece görkemli bir görünümle gökyüzü
ortaya çıkar.
2 3

Güneş doğarken şöyle der: "Yüce Tanrı'nın yapıtı olağanüstüdür!"

Güneş doruk noktasındayken ülkeyi aşırı sıcaktan kavurur, Onun saçtığı ışığa kim dayanabilir?
4

Kişi sıcağı elde etmek için ocağı yakmalıdır, Güneş dağları üç misli yakar. Yakıcı bir ateş yayar, Birden parlayan ışınları insanın gözünü kamaştırır.
5 6 7

Güneşi yaratan, Sözüyle onun yönünü saptayan Tanrı uludur. Aya gelince, o her şeyi vaktinde yapar, Ayları belirtir ve zamanı böler,

Bayramları bildirir. Dolunay ışık veren bir cisimdir, Ayın on beşinden sonra ay küçülür.
8

Aylar adını ondan alır, O, değişik görünümlerinde kusursuz biçimde büyür. Ay yükseklerde var olan çokluğun sancağıdır, Gökyüzünde parlar.
9

Yıldızların görkemi yeryüzünün güzelliğine neden olur, Tanrı'nın yarattığı yüksekliklere parlak bir süs oluşturur.
10

Tanrı'nın sözüyle yıldızlar O'nun buyurduğu gibi dururlar, Nöbet tutma işini asla aksatmazlar.
11 12

Gökkuşağına bak ve onu yaratanı öv, Görkemi olağanüstü güzelliktedir. Gökkuşağı gökyüzünde yüce Tanrı'nın sürüklediği Görkemli bir kuşak oluşturur.

Doğanın Harikaları
13 14 15

O'nun buyruğuyla kar yağar, Şimşek çakar. Aynı biçimde hazineleri açılır, Bulutlar kuş gibi dışarı uçar. O, büyük gücüyle bulutları yığar, Dolu yağdırarak onları titretir.

16-17

O'nu görünce dağlar sallanır, O gürleyince toprak sıkıntıyla debelenir. O'nun iradesiyle güney rüzgârı eser, Kuzeyden fırtına ya da kasırga gelir. Konan kuşlar gibi kar yağdırır, Yerleşen çekirgeler gibi kar yere düşer.
18

Beyaz karın güzelliği bakan gözü hayran eder, İnsanın aklı karın yağmasına şaşar.

19 20

Toprağın üstüne tuz gibi kırağı da döker, Donunca kırağı kıl gibi diken diken olur.

Soğuk rüzgâr kuzeyden eser, Suyun üstü buz tutar. Buz suyun yayıldığı alanlara yerleşir, Su bir göğüslük zırhı gibi buzla kaplanır.
21 22 23 24

O, dağları tümüyle yutar ve çölü kavurur, Ateş gibi bitkileri yok eder. Ama pus her şeyi zamanında düzeltir, Taze yaşam veren çiy sıcağı izler. O, beceriklidir, denizin dibini zararsız duruma getirmiş, Araya adalar dikmiştir.

Deniz yolculuğu yapanlar bu işin tehlikelerini bize anlatırlar, Söylediklerini duyunca şaşırırız.
25

Çünkü denizde de görülmemiş olağanüstü yaratıklar, Her çeşit hayvan, çok iri deniz canavarları vardır.
26

O'nun sayesinde her şeyin sonu iyi olur, O'nun sözüyle her şey bir arada kalır.

27

Biz çok daha fazlasını söyleyebiliriz, ama yine yeterli olmaz, Sözün kısası: "Her şey O'dur".
28

O'nu övmek için gereken gücü nereden bulacağız? Çünkü O, uludur, bütün yarattıklarından üstündür.
29 30

O, korku ve saygı uyandıran Tanrı'dır, yüceliği harika, Gücü olağanüstüdür.

Tanrı'yı överken O'nu yücelt, elinden geldiği kadar öv. O senden üstündür. O'nu yüceltirken bütün gücünü kullan, Yorulma, asla tükenmeyeceksin.
31 32

O'nu kim gördü ki tanımlasın? O'nu gereği gibi kim övebilir ve yüceltebilir?

Bunlardan da büyük pek çok gizem vardır, Çünkü bizler az sayıda yaptığı işleri gördük.
33

Her şeyi yaratan Tanrı'nın kendisidir, O, inançlı kişilere bilgelik vermiştir.

Tanrı'nın Görkemi

44Bundan sonra kutsalları övelim, Birbirini izleyen kuşaklarda atalarımızı övelim.
2 3

Tanrı görkemli pek çok şey yarattı, En eski çağlardan başlayarak yüceliğini gösterdi.

Bazıları kraldı, her şey onların buyruğundaydı, Güçlü olmakla ün salmışlardı. Bazılarıysa akıllı danışmanlardı, Peygamberlere yaraşır kehanette bulunuyorlardı.
4

Bazıları öğüt vererek ulusa yol gösteriyor, Halkın düşüncesini anlıyor, Öğretilerini bilgece sözlerle yapıyorlardı.
5

Bazıları beste yapıyor, Ezgiler yazıyordu.

6 7 8

Bazıları varlıklı ve güçlüydü, Dirlik düzenlik içinde evlerinde yaşıyorlardı. Bütün bu kişileri çağdaşları onurlandırıyordu, Onlar zamanın ünlüleriydi.

Bazılarının saldığı ün yaşamlarından sonra sürüp gider, Onlardan şimdiye dek içtenlikle, övgüyle söz edilir.
9

Oysa bazıları hiç bir anı bırakmamış, Hiç yaşamamış gibi yok olmuşlardır. Şimdi onlar hiç var olmamış gibidir, Onların çocukları da aynı durumdadır.
10

Ama burada yüce gönüllü erkeklerin listesi vardır, Onların başardığı güzel işler unutulmamıştır.
11 12

Onları izleyen kuşaklara Güzel bir miras kalmıştır.

Onları izleyen kuşaklar antlaşmaları desteklemektedir, Onların sayesinde torunlarının da tutumu özdeştir.
13 14 15

Onların çocukları sonsuza dek yaşayacaktır, Saldıkları ün sürüp gidecektir. Onların vücudu huzurla gömülmüştür, Adları tüm kuşaklarla yaşayacaktır.

Uluslar onların bilgeliğini bildirecek, Kutlama törenleri düzenleyip onlardan övgüyle söz edecektir. Hanok
16

Hanok Tanrı'yı hoşnut etti ve göğe alındı, Bu olgu bütün kuşaklara Tanrı yolunda yürümeleri için bir örnek oluşturur. Nuh
17

Nuh kusursuz denecek kadar erdemliydi, Öfke çağında insanlığa bir başlangıç oldu, Tufan gelince onun sayesinde yeryüzünde birkaç kişi kaldı.
18

Onunla sonsuza dek antlaşmalar yapıldı, Bu antlaşmalara göre bundan böyle Yaşayan bir yaratık asla tufan nedeniyle ölmeyecekti. İbrahim
19

İbrahim çok sayıda ulusun yüce atasıdır, Hiç kimse asla İbrahim kadar ünlü olmamıştır.
20

O yüce Tanrı'nın yasasına uymuş, O'nunla antlaşma yapmıştır. İbrahim bu antlaşmayı kendi soyuyla sağlama bağlamış, Büyük sıkıntıdayken antlaşmaya içtenlikle bağlı kalmıştır.
21

Bu nedenle Tanrı Onu izleyecek kuşakların uluslarını kutsayacağına dair İbrahim'e söz verip ant içmiştir. Topraktaki toz kadar onları çoğaltacağına, Onu izleyecek kuşakları yıldızlar gibi yükselteceğine, Onlara miras olarak bir denizden diğerine, Irmaktan dünyanın öbür ucuna dek uzanan toprakları vereceğine dair İbrahim'e söz verip ant içmiştir.

İshak ve Yakup
22 23

Tanrı, Dahası İbrahim'in hatırı için İshak'a da

Bütün insanların hayır dualarını sağlayacağına söz vermiştir. Antlaşmanın Yakup'un başına dayanmasına neden olmuştur. Onu kutsamış, ona miras olarak toprağı vermiştir, Toprağı paylara ayırıp on iki oymak arasında bölmüştür.

Musa

45Musa'yı yüce gönüllü bir erkek olarak yaratmıştır, Onunla tüm insanlar

ilgilenip güler yüz göstermiştir*. Musa'nın anısı kutsaldır, O hem Tanrı'nın hem de insanların sevgilisiydi. *Elde var olan metinden bu iki satır Musa'yla ilgilidir, temelinde Yusuf'la ilgili olması olanaklıdır.
2

Tanrı Musa'nın ününü Diğer kutsal kişilerin ününe eşit kılmıştır, Onu güçle donatmıştır, Düşmanları ondan yılmışlardır.
3

Musa konuşunca Tanrı mucizeleri durdurdu, Krallar Musa'ya büyük saygı gösterdiler. Tanrı Musa'ya ulusu için buyruklar verdi, Ona kendi görkeminden bir parça gösterdi.
4

Tanrı bağlılığı ve sevecenliği için Musa'yı kutsadı, Bütün insanların içinde onu seçti.
5

Musa'nın sesini duymasına izin verdi, Karanlıkta ona yol gösterdi. Yaşam ve bilim yasasını Yakup'a, Yargılarını İsrail'e bildirmesi için Onunla yüzyüze gelip ona buyruklar verdi. Harun
6

Tanrı Harun'u da Musa gibi kutsal bir erkek olarak yetiştirdi, Onun kardeşiydi ve Levi oymağındandı.
7

Tanrı Harun'la sonsuza dek bir antlaşma yaptı, Onu ulusunun kâhini olarak atadı. Harun'u etkileyici giysilerle süsledi, Ona görkemli bir giysi giydirdi.
8

Onu olağanüstü kusursuz yaptı, Ona yetki simgelerini verdi: Şalvar, uzun cüppe, efod.
9

Cüppenin etrafına giymek için ona nar verdi, Her adımda uyumlu biçimde çalacaktı. Etrafına giyeceği çok sayıda altın ziller verdi, Zil sesinin tapınakta duyulması, Ulusunun çocuklarına anımsatması için.
10

Ona, bir nakkaşın yaptığı, altın ve erguvani renkte, Mor renk tonunda, kırmızı, kutsal bir cüppe verdi. Göğüs üzerinde taşınan yargı simgesi Urim'le Tummim'i verdi, Bir zanaatçının işiydi, örgüsü koyu kırmızı renkteydi.

11

Mühür biçiminde kesilmiş değerli taşlar verdi, Bu taşlar altına monte edilmişti, bir kuyumcu işiydi. Taşların üzerine oyulan yazılar İsrail oymaklarını simgeliyordu.
12

Ona sarığının üstüne koyması için altın bir taç vermişti, Üzerinde kendini adama mührü vardı. Olağanüstü bir süs eşyası, harika bir işçilik, Göz kamaştıran bir ziynet.
13

Ondan önce böyle güzel şeyler yoktu, Ondan başkası da bunları asla kullanmamıştır. Ancak onun erkek çocukları Ve sonsuza dek onun soyundan gelenler Bu giysileri ve süs eşyasını kullanmıştır.
14

Onun sunduğu kurbanlar tümüyle yanıyordu, Günde iki kez devamlı yanıyordu.

15

Musa onu adayıp Kutsal zeytinyağıyla meshetmiştir. Bu onun için sonsuza dek yapılmış bir antlaşmaydı, Cennet yerinde durduğu sürece Onun soyundan gelenler için de geçerliydi. Bu antlaşma nedeniyle o, tapınmayı denetleyecek, kâhin olacak, Tanrı'nın adına ulusunu kutsayacaktı.
16

Tanrı'ya kurbanlar sunması, Bir anı olarak buhur ve yatıştırıcı güzel kokular sunması, Ulusunun bağışlanması için Tanrı onu tüm yaratıklar arasından seçmişti.
17

Yakup'a buyruklarını bildirmesi, İsrail'i yasa konusunda aydınlatması için Tanrı ona buyruklarını emanet etti, Yazılı yasayı teslim etti.
18

Başkaları ona karşı birleşti, Çölde onu kıskanıyorlardı, Datan, Aviram ve taraftarları, Korah, taşkın ve öfkeli yandaşlarıyla birlikte.
19

Tanrı onları gördü, canı sıkıldı, Çok öfkelendi, onları yok etti. Mucizelerle onları etkiledi, Alev alev yanan ateşinde onları yakıp yok etti.
20

Harun'un görkemini arttırdı, Ona bir miras bıraktı. İlk meyvelerin en kusursuzunu onun payına bıraktı, Her şeyden önce ona bol ekmek verdi.
21

Böylece Tanrı'ya verilen sunuları yiyebiliyorlardı, Çünkü Tanrı onları Harun'a ve onun soyundan gelenlere vermiştir.
22

Ama ulusunun toprağından ona miras kalmamıştır, Ulusun bireyleri arasında yalnız Harun'un payı yoktur, Onun payı ve mirası Tanrı'dır. Pinehas
23

Elazar oğlu Pinehas, övülecek üçüncü kişidir, Çünkü Pinehas Tanrı'dan korkuyor, Olağanüstü çalışıyordu. Ulusu ayaklandığı zaman o yolundan dönmedi, Sadık ve yürekliydi. Böylece İsrail için kefaret etti.
24

Bu nedenle onunla bir barış antlaşması onaylandı, Kendisi hem tapınağın hem de ulusun yöneticisi oldu. Gerek kendisine gerek soyundan gelenlere Sonsuza dek en yüksek kâhin ünvanı verildi.
25

Yahuda oymağından İşay oğlu Davut'la da Antlaşma yapıldı, Krallık babadan salt bir tek oğla geçmekteydi, Ama Harun'un kâhinliği tüm soyuna verilmiştir.

26

Tanrı yüreklerinize bilgelik versin*, Böylece ulusunu erdemli biçimde yargılarsınız. Atalarınızın erdemleri asla kaybolmaz, Onların görkemi onların soyundan gelenlerde kalır. *Bu sözler 'Harun soyundan gelen' çağdaş kişilere söylenmektedir. Yeşu

46Nun oğlu Yeşu savaşta çok güçlüydü, Peygamberlik görevinde Musa'nın
*

halefiydi. Yeşu* adı ona gerçekten yakışıyordu, Cennete gitmek üzere seçilmiş olan Ulusun büyük kurtarıcılarından biriydi. Ona karşı koyan düşmanlarından öç alıyordu, Böylece İsrail'e mirasını vermiş oluyordu. Yeşu "Yahve kurtarır" anlamına gelir. Aynı adın Yunancası İsa'dır. Kentlere karşı kılıcını çekip kollarını yukarı kaldırdığı zaman, O denli görkemliydi! Kim o denli kararlılık göstermişti? Tanrı'nın savaşlarını kendisi sürdürüyordu.

2

3

4

Eliyle güneşi zapt etmemiş miydi, Bir gün güneşi uzatıp iki güneş durumuna getirmemiş miydi?
5

Düşmanı her yönden sıkıştırırken, Yüce Tanrı'ya, Güçlü Olan'a seslendi. Sert ve şiddetli dolu taneleri yağdırarak Tanrı ona yanıt verdi.
6

O, düşman ülkeye saldırdı, Savaştaki yiğitliğini ülkelerin onaylaması, Karşılarındakinin güçlü Tanrı olduğunu bilmeleri için Bayırda tüm karşı koymayı yok etti. Kalev
7

Yeşu'yla Yefunne oğlu Kalev Musa zamanında hep sadık kalmışlardı. Bütün topluluğun karşısında durup Ulusun günah işlemesini önlemiş, Halkın ayaklanacağı yolundaki fısıltıları susturmuşlardı.
8

Bu nedenle hareket halindeki altı yüz bin askerden Sadece bu ikisi kalmıştı, Bu ikisi miraslarına konmuştu. Çok şeyden zevk alıp Hoşça zaman geçirebilecekleri topraklara yerleşmişlerdi.
9

Tanrı Kalev'i güçlü kıldı, Yaşlılığına dek o güçlü kaldı. Bu güçle Kalev ülkenin dağlık yerlerinde yürüyüş yaptı, Onun soyundan gelenler bu yerlerin mirasçısı oldular.
10

Tanrı yolunda olmanın iyi olduğunu İsrail'in bütün halkı görsün diye.

Hakimler
11

Hakimler de her biri çağrılmıştı, Onların yüreği sevgi bağlılığından yoksun değildi. Onlar Tanrı'ya sırt çevirmediler, Onların anısını kutsayalım!

12

Kemikleri kabirlerinde tekrar çiçek açsın, Bu ünlü kişilerin adları Çocuklarında yeniden yaşasın. Samuel
13

Samuel Tanrı'nın sevgilisiydi, Tanrı'nın peygamberiydi, krallığı kurdu, Ulusunu yönetecek kişileri meshetti,
14

Toplumu Tanrı'nın yasasına göre yargıladı. Tanrı Yakup'u korudu.

15

O, sadakati sayesinde bir peygamber olarak kabul edildi, Sözleriyle güvenilir bir kâhin olarak tanındı.
16

Düşmanları onu her taraftan sıkıştırırken, Güçlü Tanrı'ya seslendi, O'na bir kuzu kurban etti.
17

Gök gürlemesiyle Tanrı'nın gürleyen yüksek sesi duyuldu. Tanrı düşmanın önderlerini, Filistliler'in bütün başkanlarını kılıçtan geçirdi.

18

19

Ölmeden önce Tanrı'nın ve meshettiği yöneticilerinin katında tanıklık etti: "Bir kişiyi herhangi bir maldan, Hem de bir çarıktan bile yoksun bırakmadım." Kimse onu suçlamadı.
20

Uyuduktan sonra yeniden kehanette bulundu. Kralı uyarıp öleceğini bildirdi. Yeryüzünde sesini yükselterek gelecekten haber verdi, Amacı, insanların günahlarını ortadan silmekti.
Natan

47Ondan sonra Natan ortaya çıktı, Davut zamanında peygamberlikte bulundu.
Davut
2

Paylaşılan kurbanda yağ bir tarafa konduğu gibi, Davut da İsrail'in bütün halkı arasından özellikle seçilmiştir.
3 4

Çocuklarla oynar gibi aslanlarla oynardı, Sürüdeki kuzularmış gibi ayılarla oynardı.

Daha çocukken dev gibi adamı öldürüp Ulusunu utanç duygusundan kurtarmamış mıydı, Elini çıkarıp taşı sapanla atmamış mıydı, Golyat'ın küstahlığını yok etmemiş miydi?
5

Çünkü o, yüce Tanrı'ya seslenmişti, Tanrı'nın sağ koluna verdiği güçle Büyük bir savaşçıyı öldürmüş, Böylece ulusuna övünme olanağı sağlamıştı.
6

Bu nedenle ona sonsuz saygı gösterdiler, Tanrı'ya şükrederken onu övdüler, Ona bir övgü tacı sundular.

7

Çünkü o düşmanlarını her tarafta kılıçtan geçirdi, Kendisine düşman olan Filistliler'i yok etti, Bugüne dek onların sesini kıstı.
8

O, tüm etkinliklerinde övgü* dolu sözlerle Yüce Tanrı'ya hamdediyordu. Ezgilerini içtenlikle okuyordu, Çünkü yaratanı seviyordu. *Burada sözü edilen Kutsal Kitap'taki Mezmurlar Kitabı'dır.
9

Okunan ezgilerin müzikle daha tatlı olması için Sunağın önüne arp koydu.

10

Onun sayesinde şölenler görkemli, Bayramlar ciddi ve gösterişli oldu. Tapınakta gün doğmasıyla Tanrı'nın kutsal adını öven ezgiler duyuldu.
11

Tanrı onun günahlarını ortadan kaldırdı, Onun adını sonsuza dek yüceltti. Ona bir krallık antlaşması, İsrail'de görkemli bir taht verdi. Süleyman
12

Bilge oğlu babası Davut'un tahtına varis oldu, Onun sayesinde tasasız bir yaşam sürdü.
13

Süleyman barış zamanında saltanat sürdü, Tanrı ona gerçek barışı verdi. Böylece Süleyman Tanrı'nın Tapınağı'nı yapacak, Sonsuza dek sürecek bir tapınak hazırlayacaktı.
14 15 16

Gençliğinde sen ne denli bilgeydin, Bir ırmak gibi ağzına kadar zekâyla doluydun! Aklın yeryüzünü kapsıyordu, Yeryüzünü gizemli atasözleriyle doldurdun. Adın uzak adalarda duyuldu, Barışın* için sevildin.

*Süleyman "Barış adamı" anlamına gelir.
17

Ezgilerin, özdeyişlerin, atasözlerin, sert yanıtların Seni dünyanın harikası durumuna getirdi.
18

Rab'bin adına, İsrail'in Tanrısı adına Tenekeler dolusu altın topladın, Gümüşü kurşun kadar yaygın duruma getirdin.
19 20

Vücudunu kadınlara bıraktın, Şehvetinin kölesi oldun.

Onuruna leke sürdün, Var olan malı kötüye kullandın, Böylelikle çocukların öfkeyle karşılandı, Gelecek kuşaklar acı çekecek:
21 22

Egemenlik ikiye bölündü, Efrayim'den ayaklanan bir krallık ortaya çıktı.

Ama bağışlayan Tanrı tutumunu değiştirmez, Sözünden dönmez, Seçtiği konuyu bozmaz, Onu seven insanın mal varlığını yok etmez. Böylece Yakup'a bir artık, Davut'a ondan oluşan bir kök armağan etti. Rehavam ve Yarovam

23

Süleyman atalarının yanında toprağa verildi, Kendi soyundan bir kişiyi yerine bıraktı. Bu kişi ulusun en akılsız bireyiydi, Akılsız Rehavam'ın siyaseti sonucu ülkede ayaklanma oldu.
24

Yerine Nevat oğlu Yarovam geçti, İsrail'i günaha soktu, Efrayim'i kötü yola sürükledi. Arkasından işledikleri günahların sayısı o denli arttı ki, Kendi ülkelerinden uzaklaşmak zorunda kaldılar.
25

Çünkü onlardan öç alınıncaya dek Her türlü günahı işlediler.

İlyas

48İlyas Peygamber alev gibi parladı, Sözü meşale gibi göz kamaştırdı.
2

Ulusunu kıtlığa mahkûm eden, Aşırı gayretle ulusunun büyük bir kısmını yok eden oydu.
3 4

Tanrı'nın sözüne uyarak gözlerini kapadı, Üç defa yangına neden oldu.

İlyas, mucizelerinde ne görkemliydin! Gururlanmak için sayısız nedenin var, Senin gibi kim övünebilir?
5 6 7 8 9

Bir cesedi dirilttin, Yüce Tanrı'nın sözüyle onu Şeol'de dirilttin. Kralların yıkımına neden oldun, İleri gelenleri yataklarından çekip sürükledin. Sina Dağı'nda paylamayı, Horev'de ceza veren kararları işittin. Öç alacak kralları, yerine geçecek peygamberleri meshettin,

Bir ateş kasırgasında, Ateşten atların çektiği iki tekerlekli savaş arabasıyla yukarıya alındın.
10

Diriliş gününü bildiren peygamberlikler senin adını veriyor, Öfkenin belirmesi sona ermeden Tanrı'nın öfkesini yatıştıracaksın. Babaların yüreklerini çocuklarına doğru çevirecek, Yakup'un oymaklarını eski durumuna getireceksin.
11

Seni görenler, sevgiyle uykuya dalanlar mutlu olacaktır, Çünkü bizim de yaşamımız sürecektir. Elişa
12

Kasırga İlyas'ın kefeni oldu, Elişa onun ruhuyla doldu. Yaşamı süresince hiç bir devlet başkanı İradesini yitirmesine neden olamadı, Hiç kimse ona boyun eğdiremedi.
13 14 15

Hiç bir iş onun için zor değildi, Ölürken bile bedeni peygamberlikte bulundu. Yaşamı süresince harikalar yarattı, Ölürken yaptıkları olağanüstüydü.

Bütün bunlara karşın insanlar pişman olmadı, Günah işlemekten vazgeçmedi, Sürü halinde ülkelerinden dışarıya gönderilinceye, Bütün dünyaya dağılıncaya dek!

16

Ülkede kalanların sayısı azdı, Yöneticiyse Davut soyundandı. Bir bölümünün tutumu Tanrı'yı sevindirdi, Öbürleriyse birbiri ardından günah işlediler. Hizkiya
17

Hizkiya kentini güçlendirdi, Gereken su rezervini sağladı. Demirle kayaların içine tünel açtı, Sarnıçlar yaptırdı.
18

O günlerde Sanherib ülkeye saldırdı, Rabşake'yi gönderdi, İsrail halkına karşı el kaldırdı, Haddini bilmeyerek yüksek sesle övündü.
19

O zaman onların yürekleri, elleri titredi, Doğum sancıları çeken bir kadının sancısını duydular.
20

Tanrı'ya yalvarıp lütfuna sığındılar, Ellerini O'na uzattılar. Tanrı gökte onları çabucak duydu, Yeşaya aracılığıyla onları kurtardı.
21 22

Asur ordusunun ordugahına saldırdı, O'nun meleği Asurlular'ı kılıçtan geçirdi.

Çünkü Hizkiya'nın tutumu Tanrı'yı sevindirecek biçimdeydi, O, atası Davut'un davranışlarına uyuyordu. Peygamber Yeşaya ona böyle yapmasını emretmişti, O, önsezisi güvenilir, büyük bir insandı. Yeşaya
23 24 25

Onun zamanında güneş yerinden oynayıp geri gitti, Kralın yaşamını uzattı. Ruhun gücüyle en sonraki şeyleri görüyor, İsrail halkındaki yaslı kimseleri avutuyor, Sonsuza dek geleceği bildiriyor, Gizli şeyleri ortaya çıkmadan epey önce açıklıyordu.

Yoşiya

49Yoşiya'nın anısı Güzel koku hazırlayan kişinin becerisiyle ortaya çıkan
Harman yapılmış buhur gibidir. Herkesin ağzına bal gibi tatlı gelir, Şarap şöleninde çalınan müziğe benzer.
2

Doğru yolu seçip insanları inanca döndürdü, Yasaya uymayan tiksindirici şeyleri kökünden söktü.
3

Tanrı'ya yürekten bağlandı, Tanrı'nın tanınmadığı bir zamanda inançtan yana oldu. Yeremya
4

Davut, Hizkiya ve Yoşiya dışında Hepsi birbiri ardından günah işledi, Yüce Tanrı'nın yasasını önemsemediklerinden Yahuda kralları ortadan kayboldu.
5

Güçlerini başkalarına, Onurlarını başka ülkeye verdikleri günden beri, Seçilmiş kutsal kent yandı, Sokakları boşaldı.

6

7

Her şey Yeremya'nın önceden haber verdiği gibi oldu, Çünkü ona kötü davrandılar. Oysa annesinin rahmindeyken peygamber olarak kutsanmıştı, Onun görevi yıkmak, acı vermek ve yok etmekti, Ama ayrıca geliştirmek, yerleştirmekti. Hezekiel ve On İki Peygamber
8

Hezekiel görkemli bir görüm gördü, Tanrı, meleklerin arabası üstünde bu görümü ona gösterdi.
9

O Eyüp'ü de anımsadı, Çünkü doğruluk yollarında yürüdü.

10

On iki peygambere gelince, Kemikleri kabirlerinde yeniden çiçek açsın, Çünkü onlar Yakup'u avuttular, Onun kutsal inancını ve umudunu kurtardılar. Zerubbabil ve Yeşu
11

Zerubbabil'i nasıl yüceltelim? O, sağ elindeki mühür yüzüğü gibiydi.

12

Yosadak oğlu Yeşu da öyleydi, Her ikisi yaşamları süresince tapınağı yaptılar, Tanrı için yazgısı sonsuza dek övgü olan Kutsal bir ulus yetiştirdiler. Nehemya
13

Nehemya'nın da anısı uludur, O, yıkılan duvarlarımızı yeniden kurdu. Sürgü sürerek kapanan kapıları onardı, Evlerimizi yeniden yaptı. Atalar
14

Yeryüzünde Hanok'a eşit olan kimse yaratılmamıştır, Çünkü kendisi göğe alınmıştır.
15

Doğan hiç kimse Yusuf gibi olmamıştır, O, erkek kardeşlerinin önderi, Ulusunun desteğiydi, Onun kemiklerine saygı gösterildi.
16

İnsanlar arasında Sam ve Ham onurlandırıldı, Ama Adem yaşayan tüm yaratıklardan üstündür.
Başkâhin Simon

50Oniyas oğlu Başkâhin Simon Yaşamı süresince tapınağı onardı, O günlerde o,
kutsal yeri sağlamlaştırdı.
2 3 4 5

Çift yüksekliğin temelini attı, Tapınağın çevresine yüksek destekler kurdu. Onun zamanında sarnıç kazılıp su çıkarıldı, Deniz kadar engin bir su deposu vardı. Ulusunu yıkımdan kurtarmak kaygısıyla Kuşatmaya karşı kenti sağlamlaştırdı.

Kutsal Yer'in* perdesini açıp ortaya çıktığında Çevresine üşüşen insanlarla o ne kadar görkemliydi!

*Sözü edilen kefaret günündeki dinsel törenlerdir.
6 7

Bulutların arasındaki sabah yıldız gibi, Dolunay gibi,

Yüce Tanrı'nın Tapınağı'na ışık saçan güneş gibi, Göz alıcı bulutların karşısında parıldayan gökkuşağı gibi,
8

Bahar mevsimindeki güller gibi, Denize dökülen ırmağın kenarındaki zambaklar gibi, Yaz mevsimindeki bir tütsü filizi gibi,
9

Buhurdanlıktaki ateş ve buhur gibi, Altın varaktan yapılmış ve çeşitli değerli taşlarla üstüne Sert bir tabaka oluşturulmuş bir kap gibi,
10 11

Meyve yüklü bir zeytin ağacı gibi, Bulutlara süzülerek yükselen bir selvi ağacı gibi,

Görkemli cüppesini giyer, Din adamı olarak olağanüstü ve kusursuz olurdu. Kutsal sunağa doğru ilerleyince, O kutsal yerin çevresini kendi ululuğuyla doldururdu.
12

Çevresinde kardeşlerinden oluşan bir kalabalıkla Sunağın yanında durarak Kâhinlerin elleriyle verdikleri parçaları alırdı. O, güçlü bir Lübnan selvisine benziyordu, Çevresinde sözümona hurma ağacı gövdeleri vardı.
13

Harun'un tüm oğulları görkemli bir biçimde Tanrı'ya olan sunularını ellerinde tutarak Bütün İsrail toplumunun önünde dururken
14

O, sunaklardaki dinsel törenleri tamamlar, Her şeye Gücü Yeten'e, yüce Tanrı'ya verilen sunuları Gerektiği gibi sırasıyla sunardı.
15

Elini uzatıp bardağı alır, Üzüm suyunun bir kısmını Sunağın altına, yere dökerdi, Yüce Tanrı için, tüm evrenin egemeni için, Yatıştırıcı bir güzel koku!
16

Ardından Harun'un oğulları bağırıp Dövülmüş madenden yapılmış borularını çalardı, Yüce Tanrı' nınkini anımsatan güçlü bir ses duyulurdu.
17

Bütün insanlar derhal secde eder, Her şeye Gücü Yeten'e, Yüce Olan'a sevgilerini gösterirlerdi.
18

Dinsel törenlerde makamla okuyan kişilerle birlikte O'nu öven ezgiler okurlardı, Bütün seslerin ezgisi tatlıydı.
19

Yüce Tanrı için yapılan tören tamamlanıncaya dek İnsanlar Tanrı'ya yalvarır, Bağışlayıcı Rableri'nin katında dua ederlerdi.
20

Sonra o aşağıya iner, Bir araya gelen İsrail halkının tümü için ellerini kaldırır, Tanrı adına onları kutsardı.
21

Çünkü Tanrı'nın adını* söylemeye özel izni vardı, Yüce Tanrı'nın kutsaması nedeniyle Topluluk yeniden başını öne eğerdi. *Tanrı'nın kutsal adı sadece kefaret günündeki dinsel törenlerde söylenirdi, bu da topluluk için bir kutsama oluştururdu. Öğüt

22

Şimdi tüm evrenin Tanrısı'na yalvarın: Her yerde tüm önemli etkinlikleri işleyen O'dur, Ana rahminden başlayarak yaşamımızı yücelten O'dur,
23

Bize karşı bağışlayıcı olan O'dur. Yüreklerimize sevinç versin, İsrail'de çağlar süresince barış sağlasın.
24 25 26

O'nun sevecenliği inançla bizimle olsun, O, çağımızda bizi kurtarsın. Ruhumun tiksindiği iki ülke vardır, Üçüncüsü ise bir ülke bile değildir: Seir Dağı'nda oturanlar, Filistliler, Şekem'de* yaşayan akılsız insanlar.

*Burada sözü edilen Samiriyeliler'dir. Sonuç
27

Yeruşalim'de Sirak oğlu, Elazar oğlu Yeşu Yüreğindeki bilgeliği dile getirerek Bilgelik ve bilgi dolu bu kitabı yazmıştır.
28 29

Bu konularla uğraşan, Bu konuları ciddi olarak düşünüp bilge olan mutludur.

Bu kitapta öğrendiklerini uygulayan kişi Her şeyi yapacak güçte olur, Çünkü onun yürüdüğü yolu Tanrı'nın nuru aydınlatmaktadır. Tanrı'ya Övgü Sunusu

51Rabbim, kralım, sana övgü sunacağım, Benim kurtarıcım olan Tanrı, seni
öveceğim, Senin adına övgü sunuyorum.
2

Sen beni korudun, bana destek oldun, Vücudumu yok olmaktan kurtardın, Yalan söyleyen dilin tuzağından, Yalanlar uyduran dudaklardan beni kurtardın. Çevremdeki kişilerin önünde Bana destek oldun, beni kurtardın,
3

Bağışlama yetkinliğinin enginliğine, Adının yüceliğine uygun biçimde davrandın. Beni öfkeyle yok etmek isteyenlerin pençelerinden, Yaşamımı araştıran kişilerin elinden, Bana giydirilen nice nice ateşten gömlekten beni kurtardın.
4 5

Beni kuşatan ve soluğu kesen ısıdan, Tutuşturmadığım bir ateşin orta yerinden,

Şeol'ün iç bölümünün derinliklerinden, Günaha giren dilden ve yalan sözlerden beni kurtardın.
6

Yalan yere ant içip kralın katında bana kara çalan dil, Ruhum ölüme yaklaştı, Yaşamım Şeol'ün kıyısına dek aşağıya indi.
7

Çevremi kuşatmışlardı, Bana destek olacak kimse yoktu, Bana yardım edecek birini boş yere aradım.
8

Rabbim, sonra insanlara ne denli acıdığını anımsadım, En eski çağlardan başlayarak etkinliklerini anımsadım, Sabırla seni bekleyenleri nasıl kurtardığını Düşmanlarının pençelerinden onları nasıl kurtardığını anımsadım.

9

Yeryüzünden dileğimi yukarı gönderdim, Ölümden kurtulmam için yalvardım,

10

Tanrı'ya seslendim: "Babamız olan Rab, Bugünlerde bana ateşten gömlek giydirildi, beni bırakma, Çalım satan kişilere karşı çaresizim, beni bırakma. Senin adını aralıksız öveceğim, Gönül borcu altında kalarak Senin adına coşkuyla övgü dizeceğim."
11

Dileğim kabul edildi, Çünkü beni yok olmaktan kurtardın. O kötü günlerden beni kurtardın.
12

Onun için senin davranışlarından Duyduğum mutluluğu anlatacağım, Seni öveceğim, Tanrı'nın adını kutsayacağım. Bilgeliğin Ardınca Koşmak* * Bu şiir akrostiş biçimde yazılmıştır. Bugün eksiksiz biçimde tümü yoktur.
13

Delikanlıyken yolculuk etmeden önce Tanrı'ya yakarışlarımda tümüyle bilgeliği dilerdim.
14 15

Tapınağın dışında bilgelik için yakarırdım, Onu arayışım sonuna dek sürüp gidecek.

Üzümün baharı açmasından olgunlaşmasına dek Yüreğimi o sevindirdi. Doğru yolda yürüdüm, Gençliğimden beri hep onu izledim.
16

Kulağımı kısa bir süre eğerek onu kavradım, Ondan çok şey öğrendim Onun sayesinde ilerledim, Bunun övgüsü bana bilgeliği verenin olsun!

17 18

Çünkü onu uygulamaya kesinlikle karar verdim, Doğru olanı içtenlikle aradım, Utanılacak bir duruma düşmeyeceğim.
19

Ruhum onu elde etmek için güçlü ve sürekli bir çaba gösterdi, Yasaya uymaya ve en ince ayrıntılara önem verdim. Ellerimi gökyüzüne uzattım, Bilgelik konusunda bilgisiz olduğum için yerindim.
20

Ruhumu ona doğru çevirdim, Arınmakla onu buldum. Ta başından beri yüreğim onda durağandı, Onun için o beni hiç bir zaman bırakmayacaktır.
21 22 23 24 25 26 27

Öz varlığım tutkuyla onu aradı, Şimdi de yararlı bir iyelik kazandım. Tanrı beni bu dille ödüllendirdi, Bu dille ben O'na coşkuyla övgü dizeceğim. Bana gel, bilgisiz kişi, Okulumda yerini al. Ruhun bunlara susamışken, Yoksun kalmaktan niçin yakınıyorsun? Ağzımı açıp konuşuyorum: Bilgeliği elde et, ama o para ile satın alınmaz, Onun boyunduruğuna gir, Bırak da ruhuna bilgi versin, O uzakta değildir, onu ara. Gör bak! O denli mutluluğu elde etmek için Çok uğraşmadım.

28

Niceliği çok olan gümüş parayla bilgi satın alırsan, Böylelikle çok altın para kazanırsın.
29

Tanrı'nın bağışlaması ruhunu sevindirsin, O'nu övmekten hiç bir zaman utanıp çekinme.
30

Kararlaştırılan süreden önce işini bitirirsen, O da kendi çağında seni ödüllendirecektir.

BARUK'UN KİTABI GİRİŞ Baruk'un Kitabı, Peygamber Yeremya'nın sekreteri Baruk'a ait olduğu söylenen dört ayrı kısa söylevden oluşmaktadır (Yer.32:12; 36:4). Çeşitli tarihlerde yazılan bu söylevlerin aslında İbranice kaleme alınmış olmaları olasıdır. Belirli bir süre sonra bunlardan tek bir belge oluşturulmuştur. Ana Hatlar 1:1-14 Tarihsel önsöz 1:15-3:8 Günah çıkartma ve kurtuluş duası 3:9-4:4 Bilgeliğe övgü 4:5-5:9 Yeruşalim'e avuntu ve yardım

Baruk ve Babil'deki Yahudiler

1Hilkiya oğlu, Hasadya oğlu, Sidkiya oğlu, Mahseya oğlu, Neraya oğlu Baruk'un
Babil'de yazdığı kitapta bulunan sözlerdir.
2

Bu kitap beşinci yılda, ayın yedinci gününde, Kildaniler Yeruşalim'i ele geçirip yaktıkları zaman yazılmıştır.
3

Baruk bu kitabı Yahuda Kralı Yehoyakim oğlu Yehoyakin'e ve kitabın okunuşunu dinlemeye gelen herkese yüksek sesle okudu.
4

Soylulara, kralın oğullarına, ileri gelen yaşlı kişilere, yani tüm ulusa, özellikle Güney Irmağı'nın yanında Babil'de yaşayanlara okudu.
5

Okunanları duyunca herkes ağladı, oruç tuttu, Rabbi'ne dua etti. Ellerinden geldiği kadar para topladılar.

6

7

Bu para Şallum oğlu, Hilkiya oğlu Kâhin Yehoyakim'e, öbür kâhinlere ve onlarla birlikte bulunan insanlara verilmek üzere Yeruşalim'e gönderildi.
8

Baruk Sivan'ın onuncu günü Rab'bin evinin kaplarını ele geçirmiş, tapınaktan alınmış olan bu kapları Yahuda ülkesine geri götürmüştü. Bu gümüş kapları Yahuda Kralı Yoşiya oğlu Sidkiya yaptırmıştı.
9

O günlerde Babil Kralı Nebukadnessar, Yehoyakin'i, prensleri, maden işçilerini, soyluları ve halkı Yeruşalim'den Babil'e sürgün etmişti. Yeruşalim 'e Mektup

10

Şöyle yazdılar: Sizlere para gönderiyoruz. Bu parayla kurban keser, günahlardan bağışlanmanızı diler, buhur yakarsınız. Sunakta Rabbiniz'e sunu sunarsınız.
11

Babil Kralı Nebukadnessar'la oğlu Belşassar'ın uzun ömürlü olmaları için dua edin. Bu dünyada geçirdikleri günler cennetteki gibi mutlulukla sürüp gitsin.
12

Bizlere güç ve anlayış vermesi için Rabbimiz'e dua edin, böylece yaşamımızı Babil Kralı Nebukadnessar'la oğlu Belşassar'ın koruması altında geçirelim. Onlara uzun süre hizmet ederek onların gözüne girelim.
13

Ayrıca kendisine karşı günah işlediğimiz için Rabbimiz Tanrı'ya dua edin, Rabbimiz'in öfkesi, hiddeti dinsin.
14

Sonuç olarak, bunlarla beraber size gönderdiğimiz kitabı yüksek sesle okumalısınız. Bayram günlerinde ve önemli toplantı günlerinde Rabbin evinde herkesin önünde günahlarınızı itiraf etmelisiniz. Günah İkrarı
15

Şöyle diyeceksiniz: Doğruluk Rabbimiz Tanrı'ya özgüdür. Bugünkü utancımız da bize özgüdür. Yahuda ulusuna, Yeruşalim halkına,
16

krallarımıza, prenslerimize, kâhinlerimize, peygamberlerimize ve atalarımıza özgüdür.
17

Çünkü Rabbimiz'in gözünde günah işledik,

18

O'na boyun eğmedik, Rabbimiz Tanrı'nın sesini dinlemedik. Buyruklarına uymamızı Rab bize bildiriyordu.
19

Atalarımızı Mısır'dan çıkarttığı günden başlayarak bugüne dek Rabbimiz Tanrı'nın sözünü dinlemedik, O'nun sesini dinlemeyi reddettik.
20

Rab'bin, atalarımızı Mısır'dan çıkararak zevk dolu bir ülkeye götürmek üzere olduğu gün, kulu Musa aracılığıyla bizi lanetlemesi ve öbür felaketler bugün kendini gösterdi, tüm acıları bugün çekiyoruz.
21

Bize gönderdiği peygamberlere karşın, Rabbimiz Tanrı'nın sesini dinlemedik,

22

ama hepimiz kötü yüreğimizin buyruklarına uyduk. Yabancı tanrılara hizmet eder olduk, böylece Rabbimiz Tanrıyı gücendirdik.

2 Bu nedenle Rab hakkımızda -İsrail'i yöneten yargıçlarımız, krallarımız,
2

önderlerimiz, İsrail ve Yahuda'daki erkeklerimiz hakkında- verdiği hükmü yerine getirdi. Yeruşalim'e yaptıklarına benzer bir olay dünyada asla görülmemiştir. Bütün bunlar Musa'nın yasasında yazılanlara uygundu.

3

Hepimiz oğullarımızla kızlarımızın etini yemek durumuna düşmüştük.

4

Bundan başka hepimizi etrafımızdaki krallıkların eline verdi; bize tiksintiyle, kınamayla baktılar.
5

Efendiler; olacağımıza köle durumuna düştük; çünkü Rabbimiz Tanrı'ya karşı günah işlemiş, O'nun sesini dinlememiştik.
6

Doğruluk Rabbimiz Tanrı'ya özgüdür. Bugünkü utancımız ise bize ve atalarımıza özgüdür.
7

Rab'bin bize bildirdiği felaketler şimdi başımıza geldi.

8

Buna karşın, Rab'bin gözüne girmek için kötü yüreğimizin buyruklarına uymaktan vazgeçmedik.
9

Böylece Tanrı bizi felakete sürüklemek için uygun anı bekledi. Çünkü Rab adildir, bize verdiği buyruklar karşısında nasıl davrandığımıza bakar.
10

Biz O'nun sesini dinlemedik, oysa O bize buyruklarına uymamızı söylüyordu.

Kurtuluş İçin Dua
11

Şimdi, Rabbimiz, İsrail'in Tanrısı, sen güçlü beceriyle, belirtilerle, doğaüstü olaylarla, büyük güçle ve uzanmış kolla ulusunu Mısır ülkesinden dışarı çıkarttın. Kendine ünlü bir ad yaptın.
12

Biz günah işledik, seni reddettik, ey Rabbimiz Tanrı, tüm buyruklarına karşı geldik.
13

Bize karşı öfken dinsin, çünkü bizleri dağıttığın ulusların arasında sadece bir azınlık oluşturuyoruz.
14

Rabbimiz, duamızı, yakarışımızı dinle! Onurun için bizi kurtar! Gözüne girelim ve bizleri ele geçirenler bunu görsün.
15

Böylece tüm dünya senin Rabbimiz Tanrı olduğunu bilsin. Çünkü İsrail ve ondan gelenler senin adını taşıyor.
16

Rabbimiz, bulunduğun kutsal yerden aşağıya bak, bir an düşün. Bize bak ve dinle.
17

Rabbimiz, bize bak ve gör. Aşağıda, Şeol'de bulunan ölüler, bedenleri soluksuz kalanlar Rableri'ni övemezler ve O'nun buyruklarına uyamazlar.
18

Ama acı içinde olan, başı eğik, dermansız kendi yolunda giden, bakışlarında umudunu yitirdiği görülen kişi seni över ve buyruklarını yerine getirir Rabbim.
19

Rabbimiz Tanrı, merhamet için sana yakarırken, atalarımızla krallarımızın doğruluklarından ötürü yakarmıyoruz.

20

Hayır. Öfken ve hiddetin bize yöneldi, kulların peygamberler bunu bildirmişlerdi. Onlar şöyle dediler:
21

"Rabbimiz diyor ki: Boynunuzu bükün, Babil Kralı'na teslim olun. O zaman atalarınıza verdiğim ülkede kalırsınız.
22

Ama Rabbiniz'in sesini dinlemezseniz ve Babil Kralı'na teslim olmazsanız,

23

Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında sevinç ve mutluluk çığlıklarını, gelin ve güvey seslerini susturacağım. Bütün ülke, içinde kimsenin yaşamadığı boş bir çöle dönüşecek."
24

Ama biz sesini dinleyip Babil Kralı'na teslim olmadık. Sen de kulların peygamberler aracılığıyla yapacağını bildirdiğin ve söz verdiğin şeyleri yerine getirdin: Krallarımızla atalarımızın kemiklerinin mezarlarından dışarı atılacaklarını söylemiştin.
25

Gerçekten onların kemikleri günün sıcağında ve gecenin ayazında havaya fırlatıldı. İnsanlar açlıktan, vebadan ve kılıçtan geçirilerek korkunç acılar içinde öldüler.
26

Böylece İsrail ve Yahuda halkının kötülüğünden dolayı, senin adını taşıyan bu halkı da bugün bu duruma getirdin.
27

Yine de ey Rabbimiz Tanrı, bize karşı iyiliğine ve sonsuz sevecenliğine yaraşır biçimde davrandın.
28

Tıpkı kulun Musa'ya söz verdiğin gibi, İsrailoğulları'nın önünde yasanı yazmasını istediğin gün şöyle dedin:
29

"Sesimi dinlemezsen, bu büyük ve sonsuz kalabalık bir kaç kişiden ibaret kalacaktır. Çünkü onları uluslara dağıtacağım.
30

Çok iyi biliyorum ki bu ulus beni dinlemeyecektir, çünkü çok inatçıdır. Ama sürgünde oldukları ülkede bütün bunları merak edecekler.
31

Onların Rabbi Tanrı olduğumu kabul edecekler. Onlara öyle bir yürek vereceğim ki, beni dinlemelerini sağlayacağım.
32

Sürgünde bulundukları ülkede beni övecekler, benim adımı anımsayacaklar.

33

Artık inat etmeyecekler, ama Rableri'nin gözünde günah işleyen atalarının başına gelenleri anımsayarak kötü davranışlarına son verecekler.
34

O zaman onları, İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a ant içerek söz verdiğim ülkeye geri götüreceğim. Onlar bu ülkenin efendisi olacaklar. Onların sayısını arttıracağım, sayıları hiç azalmayacak.
35

Onlarla sonsuza dek sürecek bir antlaşma yapacağım. Ben onların Tanrısı olacağım, onlar da benim ulusum olacak. Ulusum olan İsrail'i, ona vermiş olduğum ülkeden bir daha asla çıkartmayacağım."

3Her Şeye Gücü Yeten Rabbim, İsrail'in Tanrısı, acı çeken bir ruh, dirlikten
yoksun bir yürek şimdi sana yakarıyor:
2

Dinle ve bize merhamet et, Rabbim, çünkü sana karşı günah işledik. Sen sonsuza dek tahtında oturuyorsun, oysa bizler sürekli olarak ölüyoruz.

3

4

Her Şeye Gücü Yeten Rabbim, İsrail'in Tanrısı, İsrail'de ölümü yakın olanların duasını dinle. Sana karşı günah işleyenlerin ve Rableri Tanrı'nın sesini dinlemeyenlerin oğullarını dinle, bu nedenle başımıza felaketler geldi.
5

Atalarımızın yaptığı kötülükleri aklına getirme, ama kendi kudretini ve adını anımsa.
6

Kuşkusuz sen Rabbimiz Tanrı'sın ve seni övmek istiyoruz Rabbim.

7

Çünkü sen yüreklerimizi saygıyla doldurdun ve adını çağırmamız için bizi yüreklendirdin. Sürgündeyken seni övmeyi çok istiyoruz, çünkü sana karşı günah işleyen atalarımızın kötü isteklerini yüreklerimizden attık.
8

Bugünkü durumumuza bak, bizler şimdiye dek sürgündeyiz. Sen bizleri dört bir yana dağıttın, tiksinti veren, lanetlenmiş, mahkûm biri gibi. Rabbimiz Tanrı'yı terkeden atalarımızın yaptığı kötülükleri böylece cezalandırdın. Bilgeliğe Övgü
9

Yaşam veren buyrukları dinle, ey İsrail, Dinle ve bilginin anlamını öğren.

10

Neden, İsrail, neden düşmanlarının ülkesindesin, Yabancı bir ülkede günden güne yaşlanarak,
11

Ölülerle birlikte kirlenerek, Şeol'e gidenleri hesaba katarak? Çünkü bilgelik pınarını terk ettin. Tanrı yolunda yürümüş olsaydın, Sonsuza dek barış içinde yaşardın.

12

13

14

Bilginin, gücün nerede olduğunu öğren, Usun nerede olduğunu öğren. Böylece günlerin uzunluğunu, Yaşamın nerede olduğunu öğren, Göz ışığının ve barışın nerede olduğunu öğren.
15

Ama onun nerede yaşadığını kim biliyor? Onun hazinelerle dolu evine kim girdi? Ulusların önderleri şimdi nerede? Yeryüzündeki hayvanları bile yönetenler,

16

17

Gökteki kuşlara buyruk verenler, İnsanlığın güvendiği gümüş ve altın biriktirenler, Sonsuz malları olanlar,
18

Üstün çabalarla ve telaşla Gümüş işleyip kazanç edinenler şimdi nerede?

19

Onlar yok oldu, aşağıya Şeol'e gitti. Onların yerine başkaları geldi,

20

Daha yeni kuşaklar gelişti. Şimdi de onlar yeryüzünü kapladı, Ama bilgi yolunu öğrenmediler, Bilginin yollarını tanıyamadılar.
21

Oğulları bilgiyi elde edemedi, Onun yolundan uzak kaldı. Kenan ülkesinde ondan söz edilmedi, Teman'da onu gören olmadı.

22

23

Hacer'in oğulları dünya bilgeliğini ararken, Merran ve Teman'daki tüccarlar, Masal anlatanlar, filozoflar, Bunlardan hiçbiri bilgeliğe giden yolu bulamadı, Ya da onun nerede yürüdüğünü bilemedi.
24

Ey İsrail, Tanrı'nın evi ne denli büyük, Ülkesi ne denli kocaman, Olağanüstü geniş, Sonsuza dek yüksek!

25

26

Devler orada doğdu, Eski çağlardan beri onlar bizim için ünlüydü, Olağanüstü uzun, savaşta becerikli.
27

Tanrı onları seçmedi, Bilgiye giden yolu onlara bildirmedi. Bilgelikten yoksun oldukları için, Kendi budalalıklarından yok oldular. Göğe tırmanıp onu yakalayan var mı? Onu bulutlardan aşağıya getiren var mı? Okyanusu aşıp onu bulan var mı? Som altın karşılığında onu geri getiren? Ona giden yolu kimse bilmiyor, Yürüdüğü yolu kimse bulamıyor.

28

29

30

31

32

Ama O her şeyi biliyor, onu da tanıyor, Kendi aklı ile onu kavradı, Yeryüzünü sonsuza dek sağlam yaptı, Onu dört ayaklı hayvanlarla doldurdu.
33

Işığı gönderiyor ve ışık gidiyor, Geri çağırıyor ve ışık titreyerek boyun eğiyor.

34

Yıldızlar zamanı gelince sevinçle parlıyor, Onları çağırdığı zaman yanıt veriyorlar: "Biz buradayız" diyorlar, Kendilerini yaratan için kıvançla parlıyorlar.
35

Tanrımız O'dur, Kimse O'nunla kıyaslanamaz. Bilginin tüm yolunu kavradı, Onu kulu Yakup'a, Sevgilisi İsrail'e bildirdi. Böylece onun yeryüzünde görünmesini, İnsanlar arasında dolaşmasını sağladı.

36

37

4
2

Bilgelik Tanrı'nın buyruklarının kitabıdır, Sonsuza dek sürecek yasayı bildirir. Ona uyanlar yaşar, Onu terkedenler ölür. Geri dön, Yakup, onu yakala, Onun parlaklığı karşısında ışığa doğru yürü.

3

Ününü başkasına devretme, Ayrıcalığını kendinin olmayan ulusa verme. Ey İsrail, biz ne mutluyuz, Tanrı'yı hoşnut edecek şeyleri biliyoruz.

4

Yemşalim'e Teselli
5

Yürekli ol, ulusum, İsrail'in* adını yaşatan sensin.

* İsrail derken Yakup kastedilmektedir.
6

Seni başka uluslara sattılar, Ama yok etmek amacıyla değil. Sen Tanrı'yı kışkırttın, Bu nedenle düşmanlarına teslim edildin.
7

Çünkü Tanrı'ya değil de cinlere kurban kesmekle Yaratanı öfkelendirdin. Seni yetiştiren sonsuz Tanrı'yı unuttun, Seni besleyen Yeruşalim'i de üzdün.

8

9

Çünkü Tanrı'nın öfkesiyle karşılaştığını gören Yeruşalim Şöyle dedi: Siyon Dağı'nın komşuları, dinleyin, Tanrı bana büyük bir acı verdi.
10

Çocuklarımın tutsak edildiğini gördüm, Sonsuz Olan onların başına bu yıkımı getirdi.
11

Onları sevinçle yetiştirdim, Yaşlı gözlerle ve üzüntüyle onların gidişini seyrettim.

12

Hiçbiriniz beni övmesin, Ben, herkesin terk ettiği dul bir kadınım. Çocuklarımın günahlarından ötürü yalnız kaldım, Çünkü onlar Tanrı'nın yasasına sırt çevirdiler,
13

O'nun buyruklarını bilmek istemediler, Ahlak kurallarına uymadılar, Ya da adaletini gösterdiği disiplin yoluna girmediler.
14

Bırakın da, Siyon Dağı'nın bu komşuları buraya gelsin. Çocuklarımın tutsaklığını size anımsatayım, Sonsuz Olan onların başına bu yıkımı getirdi.
15

O uzak bir ulusu onların başına bela etti, Yabancı dil konuşan o acımasız ulusun Ne yaşlılara saygısı vardı, ne de çocuklara acıması.
16

Dul kadının sevgili oğullarını alıp götürdüler, Onu, kızlarından yoksun kalmış durumda, Yapayalnız bıraktılar.
17

Bana gelince, size nasıl yardım edebilirim?

18

O ki bu yıkıma neden olmuştur, Sizleri düşmanın elinden kurtaracak olan yine O'dur.
19

Gidin, çocuklarım, kendi yolunuza gidin! Ben burada her şeyden yoksun ve yalnız kalmalıyım.
20

Barış zamanındaki giysileri çıkarttım, Dilek çuluna sarıldım, Yaşamım süresince Sonsuz Olan'a yalvaracağım.

21

Yürekli olun, çocuklarım, Tanrı'ya dua edin! O sizleri baskı yönetiminden ve düşmanın elinden kurtaracaktır.
22

Çünkü sizin kurtuluşunuzu Sonsuz Olan'dan bekliyorum, Kutsal Olan bana sevinç verdi, Yakında Sonsuz Olan'ın bağışlaması sizleri kurtaracak.
23

Gözleri yaşlı ve üzüntülü gidişinizi seyrettim, Ama Tanrı sevinç ve gönül açıklığıyla Sizleri sonsuza dek bana verecektir.
24

Tutsaklığınıza tanık olan Siyon Dağı'nın komşuları, Yakında Tanrı'nın sizi kurtardığını görecekler. O, her şeyi düzeltmek amacıyla araya girecektir, Sonsuz Olan'ın tüm görkemi ve parlaklığıyla.
25

Çocuklarım, Tanrı'dan gelen öfkeyi sabırla karşılayınız. Düşman canınızı yaktı, Ama yakında düşmanın yok olduğunu görecek, Ona boyun eğdireceksiniz.
26

En sevdiğim çocuklarım çetin yollardan geçti, Yağmacı düşman onları bir sürü gibi aldı gitti.
27

Çocuklarım, yürekli olun, Tanrı'ya dua edin, Başınıza bu felaketleri getiren, sizleri anımsayacaktır.
28

Kendi iradenizle ilk önce Tanrı'dan uzaklaştığınız gibi, Şimdi de geri dönün, O'nu bulmak için on misli çaba sarfedin.
29

Çünkü O, bu felaketleri başınıza getirdiği gibi, Sizi kurtaracak, Size sonsuza dek sevinç verecektir. Yeruşalim'e Yardım
30

Yürekli ol, ey Yeruşalim, Sana bu adı veren seni teselli edecektir. Sana kötü davrananların, Düşüşünü zevkle seyredenlerin başı belaya girecektir.

31

32

Çocuklarının tutsak edildiği kentler altüst olacak, Oğullarını kabul eden kent sıkıntıya düşecek.
33

Çünkü düşüşüne sevinip Yıkılışına mutlu olduğu gibi, Şimdi de kendi acınacak durumuna üzülecektir.
34

Kalabalık kentlerin tattığı sevinçten onu yoksun kılacağım, Övünmesi yasa dönüşecek.
35

Sonsuz Olan'ın tutuşturduğu ateş onda uzun süre yanacak, Cinler çağlar boyu onda yaşayacak.
36

Ey Yeruşalim, gözlerini doğuya çevir, Tanrı'nın sana verdiği sevinci gör.

37

Bak, giden oğullar eve dönüyor, Doğudan ve batıdan toplanarak eve dönüyorlar. Kutsal Olan'ın buyruğuna uyarak, Tanrı'nın ululuğu karşısında sevinçle coşarak.

5 Ey Yeruşalim, üzüntü ve çaresizlik giysilerini çıkartıp at, Tanrı'nın ululuğunun
güzelliğini sonsuza dek kuşan,
2

Tanrı'nın doğruluk giysisine sımsıkı sarıl, Sonsuz Olan'ın ululuğunun simgesi olan tacı giy.
3 4

Çünkü Tanrı senin görkemini Yeryüzündeki tüm uluslara göstermek istiyor.

Tanrı'nın sonsuza dek sana verdiği ad şöyle olacak: "Doğruluğun barışı, yüceliğin onuru."
5

Ayağa kalk, Yeruşalim, yükseklerde dur, Gözlerini doğuya çevir, Kutsal Olan'ın sözüyle Batıdan, doğudan toplanan oğullarına bak! Tanrı'nın onları anımsamasını Coşkun bir sevgiyle karşılıyorlar.
6

Seni bıraktıkları zaman yürüyerek gittiler, Beraberlerinde düşman vardı. Şimdi Tanrı onları sana geri gönderiyor, Görkemli biçimde geri gelen kraliyet prensleri gibi.
7

Çünkü Tanrı tüm yüksek dağların, Sonsuza dek var olan tepelerin alçalmasını buyurdu. Yeryüzünün aynı seviyede olması için Vadilerin doldurulmasını buyurdu. Böylece İsrail, Tanrı'nın ululuğu çerçevesinde, Güvenle ilerleyebilir.
8

Tanrı'nın buyruğuyla Ormanlar ve mis kokulu ağaçlar

İsrail'e gölge sağlayacak.
9

Çünkü Tanrı'nın ululuğunun ışığı İsrail'e sevinçle yol gösterecek, Merhameti ve doğruluğu da beraberinde getirecektir.

YEREMYA'NIN MEKTUBU GİRİŞ Yeremya 'nın Mektubu 'nun sürgün edilmek üzere olan Yahudiler'e Yeremya Peygamber tarafından mektup şeklinde yazıldığı söylenmektedir. Özellikle putperestliği kınayan uzun bölümler içerir. Ana Hatlar 1-40 Putların yararsızlığı 41-73 Putlara tapmanın budalalığı
1

Babil Kralı tarafından Babil'e tutsak götürülecek olanlara Yeremya'nın gönderdiği mektubun bir kopyasıdır. Yeremya, Tanrı'nın kendisine verdiği buyrukları onlara bildiriyordu.
2

Tanrı'ya karşı işlediğiniz günahlardan ötürü Babilliler'in Kralı Nebukadnessar tarafından Babil'e sürgün edileceksiniz.
3

Babil'e gittikten sonra orada uzun yıllar kalacaksınız, yedi kuşağa dek. Ondan sonra sizleri esenlik içinde evlerinize geri göndereceğim.
4

Babil'de gümüşten, altından ve tahtadan yapılmış, omuzlarda taşınan ve putperestleri dehşete düşüren tanrılar göreceksiniz.
5

Uyanık olun. Yabancıları taklit etmeyin, onların tanrılarından korkmayın. Bu tanrılara tapanların onların önünde ya da arkasında kalabalık bir halde yürüdüklerini göreceksiniz.
6

Tam tersine yüreklerinizde şöyle deyin: "Efendimiz, yalnız sana tapınmamız gerek."
7

Çünkü meleğim sizlerle beraberdir, yaşamınızı o yoklayacaktır.

Putların Yararsızlığı
8

Sanatkârlar bu tanrıları altın ve gümüşle kaplamışlar, dillerini cilalamışlardır. Bunlar sahtedir ve konuşamazlar.
9

Bu putperestler altın alırlar ve sanki süsü seven bir kıza verilecekmiş gibi, tanrıları için taç yaparlar.
10

Bazen kâhinler tanrılardan altın, gümüş aşırırlar ve bunu kendilerine harcarlar. Bazen de bunu tapınak fahişelerine armağan vermek için kullanırlar, 11 Gümüşten, altından ya da tahtadan yapılan bu tanrıları tıpkı insanmış gibi giydirirler.
12

Oysa bu tanrılar üzerlerindeki mor pelerinlere karşın kendilerini kurtlara ve kararmaya karşı koruyamazlar.

13

Onların yüzünün tozunu bile almak gerekir, çünkü tapınağın tozu onları iyice kaplar.
14

Bu tanrılardan birinin elinde, bir ilin valisiymiş gibi bir asa vardır. Yine de kendisine saygısızlık edeni öldürme gücünden yoksundur.
15

Bir diğerinin sağ elinde kılıç ve balta vardır, yine de savaşa ve hırsızlara karşı çaresizdir, kendisini koruyamaz.
16

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, bunlar tanrı değildir, onlardan korkmayın.

17

Herkesin kullandığı bir kap kırıldıktan sonra nasıl işe yaramazsa, tapınaklara yerleştirilen bu tanrılar için de durum aynıdır. Tapınağa girenlerin neden olduğu toz gözlerini doldurmuştur.
18

Krala saygısızlık ettiği için ölüme mahkûm edilen kişinin etrafındaki kapılar kilitlenir. Aynı biçimde hırsızlardan korkan kâhinler bu tanrıların tapınaklarına kol demiri ile kapanmış, sürgülenmiş kapılar yaptırmışlardır.
19

Tapınakta kâhinler kendi kullandıklarından daha fazla lamba yakarlar. Ama tanrılar bunlardan hiçbirini göremez.
20

Tapınaktaki direklerden biri gibidirler, söylendiğine göre, zeminden gelen beyaz karıncalar onları içten kemirir, süslü giysilerini de yer.
21

Tapınaktan yükselen dumanın yüzlerini kararttığını farketmezler.

22

Yarasalar, kırlangıçlar ve çeşitli kuşlar bedenlerinin ve başlarının üzerinde uçuşurlar. Kediler orada sinsi sinsi dolaşır.
23

Söylediklerimden anlayacağınız gibi, bunlar tanrı değildir, onlardan korkmayın.

24

Altın kaplama oldukları için oldukça süslüdürler. Ama biri kararan altını parlatmazsa, bu tanrılar kendi kendilerine parlayamazlar. Onların dökümü yapıldığı zaman, hiç bir şey hissetmediler.
25

Onlar için ne denli çok para ödenirse ödensin, kendilerinde hiçbir yaşam belirtisi yok.
26

Yürüyemedikleri için, insanların omuzlarında taşınıyorlar, bu da onların ne denli yararsız olduklarını gösteriyor.
27

Bu durum onlara tapınanlar için de utanç verici, çünkü yere düşerlerse onları yeniden kaldırmak zorundalar. Kaldırılınca, kendi kendilerine kımıldayamazlar. Biri onları eğri olarak yatırırsa, doğrulamazlar. Onlara verilen armağanlar tıpkı ölülere sunulan armağanlar gibidir.
28

Kâhinler onlara sunulan armağanları satar ve bundan kazanç sağlar. Öte yandan eşleri de kesilen kurbanların bir kısmını tuzlayarak saklar, ama yoksullara ya da güçsüzlere hiçbir şey vermez.

29

Tanrılar için kesilen kurbanlara gelince, âdet gören ya da doğum yapan kadınlar için bunlara dokunmanın bir sakıncası yoktur! Verdiğim örneklerden anlayacağınız gibi bunlar tanrı değildir, onlardan korkmayınız.
30

Gerçekten onlara tanrı demek olanaksızdır. Kadınlar gümüşten, altından ya da tahtadan yapılmış bu tanrılara kurban kesmiyorlar mı?
31

Kâhinler kendi tapınaklarında, giysileri yırtılmış, saç ve sakalları tıraş olmuş durumda başı açık otururlar.
32

Halkın cenaze törenlerinde yaptığı gibi tanrıların önünde bağırıp çağırırlar. Kâhinler tanrıların giysilerini alarak bunlarla eşlerini ve çocuklarını giydirirler.

33

34

Bu tanrılar, kendilerine yapılan iyi ya da kötü davranışlara hiçbir karşılık veremezler. Bundan öte, kralları tahta çıkartamazlar ya da tahttan indiremezler.
35

Ayrıca zenginlik ya da para dağıtmaya güçleri yetmez. Bir kişi onların önünde ant içer, ardından sözünde durmazsa, ondan hesap soramazlar.
36

Onlar insanı ölümden, güçsüzü güçlünün elinden kurtaramazlar. Körlerin görebilmelerini sağlayamaz, başı belada olan birine yardım edemezler. Dul kadına acıyamaz, yetime karşı eli açık davranamazlar.

37

38

39

Altın ya da gümüşle kaplı bu tahta tanrılar dağın kenarındaki taşlar kadar işe yarar. Onlara tapınan utanç duyacaktır.
40

Bu ortamda biri onların tanrı olduğunu nasıl düşünebilir ya da söyleyebilir?

Putlara Tapmanın Budalalığı Kildaniler bile onları onurlandırmaz.
41

Dilsiz, konuşamayan birini bulurlarsa onu Bel'e götürürler ve adamın dilini çözmesini isterler, sanki onları duyuyormuş gibi!
42

Bir türlü gerçeği görüp bu tanrılardan vazgeçemezler. Sağduyudan o denli yoksundurlar.
43

Kadınlar, bellerinin etrafında iplerle sokaklarda otururlar, buhur gibi kepek yakarlar. Yoldan geçen bir erkek bu kadınlardan biriyle yatarsa, o da yanında oturan komşusuna takılır, çünkü kimse onunla yatmamış, belindeki ip kopartılmamıştır.
44

Bu tanrıların yanı başında gelişen tüm olaylar düzmecedir. Bu ortamda onların tanrı olduğunu biri nasıl düşünebilir ya da söyleyebilir?
45

Bu tanrıları dülgerler ya da kuyumcular yapmıştır, onlar neye karar verirlerse bu tanrılar da o biçimde ortaya çıkar.

46

Bunları yapanların yaşamı o denli uzun sürmez, onların yaptıkları şeyler nasıl tanrı olabilir?
47

Onların ardından gelen kuşaklara bıraktıkları miras kuruntudan ve hayal kırıklığından oluşmaktadır.
48

Savaş durumunda ya da bir felaket olunca, tanrılarla birlikte nerede saklanabileceklerini kâhinler aralarında görüşürler.
49

Kuşkusuz onların tanrı olmadığını herkes anlar, çünkü savaştan ya da felaketlerden kendilerini kurtaramazlar.
50

Ne olursa olsun, altın ya da gümüşle kaplı tahtadan yapılmışlardır, bunların düzmece olduğu böylece açıkça anlaşılmaktadır.
51

Uluslar ya da krallar açıkça anlar ki bunlar tanrı değildir, ancak insan elinin ürünüdür ve onlarda tanrısal etkinlik yoktur.
52

Şimdiye dek onların tanrı olmadığından kuşku duyan bir kişi bulunabilir mi? Bir ülkeye kral atayamazlar, insanlar için yağmur yağdıramazlar,

53

54

kendi işlerini düzenleyemezler, hırsızlığa uğrayan kişiyi kurtaramazlar. Gökyüzü ile yeryüzü arasında uçan kargalar kadar çaresizdirler.
55

Altın ya da gümüşle kaplı bu tahta tanrıların bulunduğu tapınak yanacak olursa, kâhinler güvenli bir yer arayıp kaçışırlar. Oysa tahta tanrılar orada durup kiriş gibi yanarlar.
56

Onlar krala ya da düşmanlara karşı koyamazlar. Bu ortamda onların tanrı olduğunu biri düşünebilir ya da söyleyebilir mi?
57

Altın ya da gümüşle kaplı bu tahta tanrılar hırsızlara ya da çapulculara karşı koyamazlar.
58

Şiddete başvuran kişiler onların altın ya da gümüşünü çalabilir, giysilerini alıp gidebilir. Bu tanrılar kendi başlarının çaresine bile bakamazlar.
59

Bu düzmece tanrılardan biri olmaktansa, yürekliliğini gösteren bir kral ya da bir evde sahibinin işine yarayan bir kap olmak daha iyidir. Bu düzmece tanrılardan biri olmaktansa, içeridekileri koruyan bir ev kapısı olmak daha iyidir. Bu düzmece tanrılardan biri olmaktansa, sarayda bir tahta kolon olmak daha iyidir.
60

Güneş, ay ve yıldızlar parlaktır. Onların yapacağı bir iş vardır, onlar yumuşak başlıdır.
61

Aynı biçimde şimşek çakınca çok uzaklardan görünür, rüzgâr tüm ülkelerde eser. Bulutlar Tanrı'nın buyruğuna uyup tüm dünyanın üstünden geçer.

62

63

Ateş yukarıdan verilen buyruğa uyarak dağları ve ormanları yakar. Ama bu tanrılar gösterişte ya da güçte onlara eşit değildir.
64

Bu ortamda kişi bunların tanrı olduğunu düşünemez ya da söyleyemez, çünkü adaleti sağlamaya ya da insanlara iyilik yapmaya bunların gücü yetmez.
65

0nun için bunların tanrı olmadığını bildiğinize göre, onlardan korkmayın. Onlar lanetleyemezler, kralları kutsayamazlar.

66

67

Ne uluslar için gökte işaretler oluşturabilirler, ne güneş gibi parlayabilirler, ne de ay gibi ışık saçabilirler.
68

Hayvanlar onlardan daha iyi durumdadır, çünkü bir sığınak arayabilirler ve kendilerine bakabilirler.
69

Bunların tanrı oldukları konusunda en ufak bir kanıt yoktur, onlardan korkmayın!
70

Altın ve gümüş kaplı tahta tanrılar bir kavun tarlasındaki korkuluk gibidirler, hiç bir şeyi koruyamazlar.
71

Ondan öte altın ve gümüş kaplı tahta tanrılar bir bahçedeki dikenli çalılık gibidir, her hangi bir kuş üstüne konabilir. Ya da karanlığa atılmış bir ceset gibidir.
72

Bunların sırtında çürüyen mor renkli süslü ketene bakınca tanrı olmadıklarını anlarsınız. Sonunda onları da yavaş yavaş yiyip bitirecekler ve ülkeyi rezil edecekler.
73

Demek oluyor ki, putu olmayan erdemli kişi yeğ tutulur, çünkü o asla rezil olmaz.

AZARYA'NIN DUASI VE ÜÇ GENÇ ADAMIN EZGİSİ GİRİŞ Azarya'nın Duası ve Üç Genç Adamın Ezgisi, Daniel Kitabı'nın Yunanca çevirisinde kitaba eklenen başlıca üç metinden biridir. Daniel 'in 3:23 ve 3:24 ayetleri arasına eklenen bu metin, Kral Nebukadnessar'ın kızgın fırına atmasından sonra Azarya 'nın duasını ve üç genç adamın ezgisini kapsamaktadır. Ana Hatlar 1-22 Azarya'nın duası 23-27 Kızgın fırının tanımı 28-68 Üç genç adamın ezgisi Azarya'nın Duası
1

Hananya, Mişael ve Azarya adındaki üç genç Tanrı'ya ezgiler okuyarak ve Rabbimiz diye onu överek alevlerin arasında yürümeye başladılar.
2

Ardından Azarya olduğu yerde durdu, ateşin içinde yüksek sesle dua etti:

3

"Seni onurlandırır ve kutsarız, ey Rabbim, atalarımızın Tanrısı, Adın sonsuza dek yüceltilsin.
4

Bize adilce davrandın. Bütün yaptıklarında her zaman dürüstsün, Yargıladığında her zaman doğru olanı yaparsın.
5

Atalarımızın kutsal kenti Yeruşalim'in başına getirdiğin felaketlerde, Doğru olanı yaptın. Günahlarımızdan ötürü bu yargıya layıktık.
6

Senin sözünü dinlemedik, sana sırt çevirdik, İşlediğimiz tüm günahlardan ötürü suçluyuz.
7

Yapmamızı buyurduğun şeyleri yapmadık, Buyruklarına uysaydık, huzur içinde yaşardık.
8

Ama şimdi bu yargıyı ve bu cezayı hak ettik.

9

Bizleri düşman eline, Yasa tanımaz, kötü niyetli, küstah insanların eline, Dünyanın en kötü kralının eline teslim ettin.
10

Bugün utancımızdan ağzımızı açmaya bile cesaret edemiyoruz, Biz, sana tapınanlar rezil olduk.
11

Yine de, kendi onurun için, Aramızdaki antlaşmayı bozma, Bizi sonsuza dek terk etme,

12

Yardımını bizden esirgeme. İbrahim'e verdiğin sözü tut, onu severdin, Kulun İshak'a ve kutsal ulusun İsrail'in babası Yakup'a Verdiğin sözü tut.
13

Sen onlara gelecek kuşaklarının Gökteki yıldızlar kadar Ve kumsaldaki kum taneleri kadar Sayısız olacağına dair söz vermiştin.
14

Ama şimdi Rabbim, Tüm uluslar arasında sayıca en az olan biziz. Nerede olsak, günahlarımızdan ötürü, Gözden düşmüş biçimde yaşıyoruz.
15

Şimdi ne kralımız, Ne peygamberlerimiz ne de önderlerimiz var. Ateşte kurban yakmak, adak sunmak, armağan vermek, Buhur yakmak için tapınağımız yok. Sana adaklar sunup bağışlamanı elde etmek için Bir yerimiz yok.
16

Ama biz sana tövbe eden ruhlarımızla, Övüngenlikten vazgeçen pişman yüreklerimizle ve alçakgönüllülükle yalvarıyoruz, Yalvarışımız kurban edilen koçların, öküzlerin ve binlerce semiz kuzunun yerini alsın.
17

Tövbemizi kabul et, bugün nefsimiz sana kurban olsun, Buyruklarını canı gönülden izleyelim. Sana güvenenler asla hayal kırıklığına uğramaz.
18

Şimdi tüm yüreğimizle buyruklarına uymaya, Sana tapınmaya ve sana dua etmeye söz veriyoruz.
19

Bize karşı sevecen ol, bizi bağışla, bizi asla rezil etme. Rabbim, olağanüstü etkinliklerine yaraşır biçimde Bizi kurtar, adını yücelt.

20

21

Bize kötü davrananların tümünü rezil et, Onları utandır, güç ve kudretlerini kaybetsinler, Direnişleri kırılsın.
22

Salt senin yücelikle tüm dünyayı yöneten Tanrı ve Rab olduğunu böylece öğrensinler."
23

Üç genci kızgın fırına atan kralın hizmetçileri, fırına yağ, katran, keten ve çalı çırpı atarak ateşi besliyordu.
24

Alevler yetmiş beş adım yüksekliğine kadar çıktı. Hatta dışarı yayılarak fırının yanında duran Babilliler'i yakıp bitirdi.

25

26

Ama Rab'bin bir meleği üç gencin bulunduğu ateşin içine indi. O melek alevleri bir yana itti,
27

böylece orada meltem serinliği oluştu. Ateş gençlere dokunmadı ve hiç bir şekilde onlara zarar vermedi. Üç Genç Adamın Ezgisi
28

Orada, fırının içinde üç genç adam yeniden Tanrı'yı öven ezgiler söylemeye başladılar:

29

"Rabbim, atalarımızın Tanrısı, seni övüyoruz,

30

Seni kutsasınlar, övsünler, yüceltsinler. Ulu ve kutsal adın sonsuza dek övülsün, yücelsin.
31

Kutsal ululuğunun tapınağında seni kutsasınlar, Sonsuza dek her şeyin ötesinde seni yüceltsinler, Ulu kılsınlar!
32

Gökteki tapınağında Keruvlar'ın* arasında taht kurdun, Aşağıya ölüler diyarına bakıyorsun, Sonsuza dek seni övsünler, onurlandırsınlar.
33

Krallık tahtında otururken seni övsünler, Sonsuza dek yüceliğine ruhsal ezgiler okunsun.
34

Gökkubbede seni kutsasınlar, Sonsuza dek her şeyin ötesinde Seni yüceltsinler, ulu kılsınlar.
35

"Tüm evren, Rabbi kutsa, O'nu yücelt, sonsuza dek öv. Gökkubbe, Rabbi kutsa, O'nu yücelt, sonsuza dek öv. Rab'bin melekleri, hepiniz Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.

36

37

38

Gökkubbenin üstündeki yağmurlar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.
39

Gökteki güçler, hepiniz Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Güneş ve ay, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Gökteki yıldızlar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.

40

41

42

Sağanak yağmurları ve çiğ damlaları, Hepiniz Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.
43

Rüzgarlar, hepiniz Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Ateş ve ısı, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Kuru soğuk ve kavuran ısı, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Çiğ damlaları ve sulu kar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Günler ve geceler, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Gün ışığı ve karanlık, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Don ve soğuk, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Buz ve kar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.

44

45

46

47

48

49

50

51

Yıldırım ve fırtına bulutları, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. "Bırakın da yeryüzü Rab'bi kutsasın, O'nu yüceltsin, sonsuza dek övsün Dağlar ve tepeler, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Yeryüzünde yetişen her şey Rab'bi kutsasın, O'nu yüceltsin, sonsuza dek övsün. Göller ve ırmaklar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Su kaynakları, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Balinalar ve deniz hayvanları, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Bütün kuşlar, hepiniz Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.

52

53

54

55

56

57

58

59

Bütün sığırlar ve yabanıl hayvanlar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.
60

"Yeryüzündeki tüm insanlar, Rab'bi kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. İsrail ulusu, Rabbin'i kutsa, O'nu yücelt, sonsuza dek öv. Rab'bin kâhinleri, Rabbiniz'i kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Rab'bin kulları, Rabbiniz'i kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. Tüm insanlar, Rabbiniz'i kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.

61

62

63

64

65

Kutsal ve alçakgönüllü kişiler, Rabbiniz'i kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün.
66

"Hananya, Azarya ve Mişael, Rabbiniz'i kutsayın, O'nu yüceltin, sonsuza dek övün. O bizi ölüler diyarından kaçırdı, Bizi ölümün güçlü elinden kurtardı. Bizi kızgın fırından çıkarttı, Bizi ateşten kurtardı.
67

Tanrı'ya şükredin, çünkü O iyidir, Sevgisi sonsuza dek sürer.

68

Rab'be tapan tüm kişiler, O'nu övün, Bütün tanrıların Tanrısı'nı yürekten övün, O'na şükredin, Çünkü O'nun sevgisi sonsuza dek sürer."

SUZANNA GİRİŞ Daniel Kitabı 'nın Yunanca çevirisi yapılırken eklenen bu parçaya konu olan Suzanna, zengin bir Yahudi'nin güzel ve erdemli eşidir. Haksız yere zinayla suçlanan Suzanna 'nın Daniel 'in bilgeliğiyle aklanması anlatılır. Ana Hatlar 7-27 İki kötü yargıç Suzanna'yı baştan çıkarmaya çalışıyor 28-41 Suzanna ölüme mahkûm ediliyor 42-64 Daniel Suzanna 'yı kurtarıyor, yargıçlar ölüme mahkûm ediliyor Suzanna'nın Güzelliği İki Yargıcı Cezbediyor
1
2

Babil'de Yoakim adında bir adam yaşıyordu.

Bu adam Hilkiya'nın kızı Suzanna adında güzel bir kadınla evlenmişti. Suzanna çok inançlı bir kadındı.
3

Ailesi inançlı Yahudiler'dendi ve kızlarına Musa'nın yasasını öğretmişlerdi.

4

Yoakim çok zengin bir adamdı. Evinin çevresinde çok güzel bahçeler vardı. Yahudiler sık sık orada toplanırlardı, çünkü herkes Yoakim'e çok saygı duyardı.
5-6

Birbirinden davacı olanlar Yoakim'in evine giderdi, çünkü orada iki yargıç görevlerini yerine getiriyordu. Yahudi toplumunun ileri gelenlerinden iki kişi bu göreve yeni atanmıştı. Bunlar için Rab şöyle demişti: "Babil'e kötülük girdi. Çünkü yargıçlar halka yol göstermeyi başaramıyorlar."
7

Öğle vakti herkes gittikten sonra, Suzanna kocasının bahçesinde yürüyüşe çıkardı.
8

Suzanna o iki yargıcı öyle cezbediyordu ki, onu görebilmek için orada beklerlerdi.

9

Suzanna'ya duydukları istek bir saplantıya dönüştü. Artık dua etmez oldular, yargıç olarak sorumluluklarını unuttular.
10

Her ikisinin de tutkusu aynıydı, ama ikisi de isteğini birbirinden saklıyordu. Çünkü şehvet düşkünlüklerini açıklamaya utanıyorlardı. Böylece her gün Suzanna'nın yolunu gözleyip onu görmeye çalışıyorlardı. Bir gün öğle vakti birbirlerine şöyle dediler: "Eve gidelim, öğle yemeği zamanı."

11

12

13

14

Her ikisi ayrı yönlere gittiler, ama Suzanna'yı görebilmek için geri dönünce tekrar yüzyüze geldiler. Bu durumda her şeyi açıklamak zorunda kaldılar, tutkularını kabul ettiler. Suzanna'yı yalnız yakalayabilmek için fırsat kollamaya başladılar. Yargıçlar Suzanna 'yı Baştan Çıkarmaya Çalışıyor
15

Böylece uygun zamanı bekliyorlardı. Bir gün Suzanna her zamanki gibi iki hizmetçi kızla bahçeye çıktı.
16

Bahçede iki yargıçtan başka kimse yoktu. Saklanmış, Suzanna'yı gözlüyorlardı. Hava çok sıcaktı ve Suzanna banyo yapmaya karar verdi.
17

Ardından hizmetçilerine şöyle dedi: "Bana banyo yağı ve koku getirin, rahatsız edilmemem için kapıları kilitleyin."
18

Hizmetçiler kapıları kilitleyip Suzanna'nın istediklerini getirmek için yan taraftan çıktılar, ama iki erkeği görmediler.
19

Hizmetçiler gider gitmez iki yargıç saklandıkları yerden hemen ortaya çıktılar. Suzanna'ya koşup şöyle dediler:
20

"Kapılar kilitli, bizi kimse görmez. Seninle yatmak için yanıp tutuşuyoruz, istediğimizi bize ver.
21

Eğer vermezsen, mahkemeye gidip genç bir adamla yalnız kalmak için hizmetçilerini uzaklaştırdığını söyleyeceğiz. Bu konuda ant içeceğiz."
22

Suzanna inleyerek şöyle dedi: "Bu işte kurtuluş yok. Size teslim olursam, zina işlediğim için ölüme mahkûm edilebilirim. Sizi reddedersem, yine de bana tuzak kuracaksınız.
23

Ama Rabbim'e karşı günah işlemektense, sizin masum kurbanınız olmayı yeğlerim."
24

Ardından Suzanna elinden geldiği kadar yüksek sesle bağırmaya başladı. İki yargıç da bağıra bağıra onu suçladı.
25

Bir tanesi koşup kapıları açtı.

26

Evdeki hizmetçiler gürültüyü duyunca Suzanna'ya ne olduğunu görmek için yan kapıdan bahçeye koştular.
27

Yargıçlar öykülerini onlara anlatınca hizmetçiler tiksinip utandı. O güne dek Suzanna için asla böyle bir şey söylenmemişti. Yargıçlar Suzanna 'ya Karşı Tanıklık Ediyor
28

Ertesi gün halk Yoakim'in evinde toplandı. Kötü planlarını uygulayıp Suzanna'yı ölüme mahkûm ettirmeye kesin kararlı olan iki yargıç da oraya geldi.

29

Herkesin önünde şöyle dediler: "Hilkiya'nın kızı, Yoakim'in eşi Suzanna'yı getirin." Onu çağırdıkları zaman
30

Suzanna, annesi, babası, çocukları ve bütün akrabalarıyla birlikte geldi. Suzanna o denli zarif ve güzeldi ki,

31

32

iki kötü adam, ona bakmak zevkinden yoksun kalmamak için yüzündeki peçeyi kaldırmasını istediler.
33

Suzanna'nın ailesi ve orada bulunan herkes ağlıyordu.

34

Ardından iki yargıç halkın önünde ayağa kalktı, ellerini Suzanna'nın başına koyup onu suçlamaya başladı.
35

Suzanna ağlıyordu, ama Rabbi'ne inanıyordu. Onun için başını göğe doğru kaldırdı.
36

İki adam şöyle tanıklık etti: "Biz bahçede yürüyorduk. Ardından bu kadın iki hizmetçi kızla geldi. Asıl kapıları kilitledi ve hizmetçilerine gitmelerini söyledi.
37

Sonra bahçede saklanan genç bir adam ona yaklaştı ve onunla birleşti. Biz bahçenin bir köşesindeydik ve olup bitenleri görünce koşup geldik.

38

39

Onları bu eylemi işlerken yakaladık. Adamı tutmaya çalıştık, ama o bizim için çok güçlüydü. Koşup kapıları açtı ve kaçtı.
40

Kadını yakalamayı başardık. Ona adamın kimliğini sorduk, ama yanıt vermeyi reddetti. Doğru tanıklık ettiğimize ant içiyoruz."
41

Bu iki adam hem toplumun önderlerindendi, hem de yargıçtı. Bu yüzden halk onların öyküsüne inandı, Suzanna'yı ölüme mahkûm etti. Daniel Suzanna'yı Kurtarıyor
42

Suzanna yüksek sesle bağırdı: "Ey ölümsüz Tanrı, senden hiç bir şey gizlenemez. Sen tüm olacakları önceden bilirsin.
43

Şimdi ölmek üzereyim, ama suçsuz olduğumu biliyorsun. Bu adamların yalan söylediğini biliyorsun. Ben neden öleyim?"
44

Rab Suzanna'nın duasını duydu, ölüme mahkûm edilmek üzereyken Daniel adındaki genç bir adamı konuşturdu.

45

46

Daniel şöyle bağırdı: "Onun ölümüne neden olan taraflardan biri olmayı reddediyorum!"
47

Herkes dönüp ona baktı ve sordu: "Neler söylüyorsun?"

48

Daniel onların önünde ayağa kalkıp şöyle dedi: "Ey İsrail ulusu, neden davranışın bu denli saçma? Böyle bir tanıklıkla İsrailli bir kadını ölüme mi mahkûm edeceksin? Doğruyu anlamaya bile çalışmadın.
49

Dava yeniden açılsın. Bu adamların tanıklığı yalandı."

50

Ardından herkes davanın bakıldığı yere geri döndü. Yetkililer Daniel'e şöyle dediler: "Genç yaşına karşın Tanrı sana bilgelik verdi. Onun için bize katıl ve ne demek istediğini açıkla."
51

Daniel onlara şöyle dedi: "İki yargıcı birbirinden ayırın ve bırakın da onları ayrı ayrı sorguya çekeyim."
52

Daniel ilk yargıcı çağırdı ve ona şöyle dedi: "Kötülüklerde yaşlanmış ihtiyar, şimdi tüm günahlarının hesabını vereceksin.
53

Adil olmayan kararlar verdin. Suçsuz bir insanı ölüme mahkûm etmeyin diyen Rab'be karşın, suçsuzları mahkûm ettin, suçluları serbest bıraktın.
54

Bu iki kişiyi ahlaksız ilişkide bulunurken gerçekten gördünse söyle bakalım, onlar hangi ağacın altındaydı?" Yargıç, "Küçük bir zamk ağacının altında" dedi.
55

Daniel şöyle dedi: "Peki! Bu yalanın bedelini hayatınla ödeyeceksin. Seni balta ile iki parçaya ayırması için Tanrı'nın meleğine şimdiden buyruk verildi."
56

Ardından ilk yargıç oradan uzaklaştırıldı, ikincisi Daniel'in önüne getirildi. Daniel ona şöyle dedi: "Yahudi'den çok Kenanlı birine benziyorsun. Bu kadının güzelliği yargını doğru yoldan saptırdı ve şehvet düşünceni bulandırdı.
57

İsrail'in kadınları senden korktuğu için onlarla istediğini yapmaya alışkınsın. Ama bir Yahudi kızı senin kötülüğüne ortak olmaz.
58

Şimdi söyle bakalım, onları hangi ağacın altında gördün?" İkinci yargıç şöyle yanıt verdi: "Büyük bir meşe ağacının altında."
59

Daniel şöyle dedi: "Peki! Bu yalanın bedelini hayatınla ödeyeceksin. Tanrı'nın meleği elinde kılıç seni ikiye bölmek için hazır bekliyor. Böylece ikinizden de kurtulacağız."
60

Bunun üzerine bütün insanlar bağırarak Tanrı'yı övdüler. Tanrı kendisine inanıp güvenenleri kurtarır.
61

Herkes iki yargıca karşı cephe aldı, çünkü Daniel ant içtikleri halde yalan söylediklerini kanıtlamıştı.
62

Musa'nın yasası uyarınca, yalancı tanıklık edenler, suçlulara verilecek ceza ile cezalandırılır. Böylece iki yargıç ölüme mahkûm edildi, suçsuz bir kadının hayatı kurtuldu.
63

Suzanna aklandığı için annesi, babası, kocası ve tüm akrabaları Tanrı'yı övdüler.

64

O günden itibaren Daniel'e büyük saygı gösterildi.

BEL VE EJDERHA GİRİŞ Bel ve Ejderha, Daniel Kitabı 'nın Yunanca çevirisine eklenen iki öyküden oluşmaktadır. Birinci öykü Bel adındaki putun düzmece olduğunu açıklayan Daniel'in bilgeliğini ve yürekliliğini anlatır. İkinci öykü ise Babilliler'in tapındığı bir ejderhayı Daniel'in nasıl yok ettiğini anlatır. Ana Hatlar 1 -22 Bel kâhinleri Daniel 'in bilgeliğine yenik düşer 23-32 Daniel ejderhayı öldürür 33-42 Daniel aslanların bulunduğu çukurdan kurtarılır Daniel ve Bel Kâhinleri
1
2

Kral Astiyake'nin ölümünden sonra, Pers Kralı Koreş krallığın başına geçti.

Daniel, Kral Koreş'in en yakın dostlarından biriydi. Kral danışmanları arasında en çok Daniel'e güveniyordu.
3

Babilliler'in Bel adında bir putları vardı. Halk, Bel'e her gün on iki ölçek saf un, kırk koyun ve elli galon şarap vermek zorunluluğundaydı.
4

Kral Koreş Bel'in bir tanrı olduğuna inanıyor, her gün ona tapınıyordu. Ama Daniel kendi Tanrısı'na tapıyordu.
5

Bir gün kral Daniel'e, "Niçin Bel'e tapınmıyorsun?" diye sordu. Daniel, "İnsan elinin eseri olan tanrılara tapınmam" diye yanıt verdi, "Ben ancak yaşayan Tanrı'ya taparım. O gökyüzüyle yeryüzünü yarattı ve bütün insanların Rabbi'dir."
6

Kral, "Tanrımız Bel'in gerçekten yaşadığına inanmıyor musun?" diye sordu, "Her gün ne denli yiyip içtiğini görmüyor musun?"

7

Daniel gülerek şöyle yanıtladı: "Aldanmayın, ey kralım! Bel adını verdiğiniz bu tanrı, bronzla kaplı kilden oluşmuştur. Hiç bir zaman yiyip içmemiştir."
8

Bunun üzerine kral öfkelendi, Bel'in yetmiş kâhinini çağırttı. Onlara şöyle dedi: "Sizi uyarıyorum, Bel'e sunulan yiyecekleri onun yediğini bana göstermezseniz ölüme mahkûm edileceksiniz.
9

Bel'in yediğini kanıtlarsanız, Bel'in bir tanrı olmadığını söyleyen Daniel'i ölüme mahkûm ettireceğim."Daniel bu öneriyi kabul etti.
10

Ardından kralla birlikte Bel'in tapınağına gittiler. Orada, karılarından ve çocuklarından başka Bel'in yetmiş kâhini vardı.
11

Bel kâhinleri krala şöyle dediler: "Efendimiz, biz dışarı çıkıyoruz, siz masayı yiyeceklerle ve şarapla donatın. İşiniz bitince kapıyı arkanızdan kilitleyin, krallık mührü ile mühürleyin.
12

Sabahleyin geri döndüğünüzde Bel'in her şeyi yediğini görmezseniz bizi ölümle cezalandırabilirsiniz. Ama her şey yendiyse, bize karşı düzmece suçlamalar yapan Daniel ölecektir."
13

Kâhinler olanlara aldırış etmiyordu, çünkü tapınaktaki bir masanın altına gizli bir kapı yapmışlardı. Böylece her gece içeriye girip sunulan yiyecekleri yiyebiliyorlardı.
14

Kâhinler gittikten sonra, kral Bel için yiyecekleri hazırladı. Ardından Daniel kül getirmelerini ve bu külü tapınağın döşemesine serpmelerini hizmetçilerine buyurdu. Bu işi yaparken onları kraldan başkası görmedi. Sonra hepsi dışarı çıktı, kapıyı kilitlediler. Kralın mührüyle de kapıyı mühürleyip gittiler.
15

Her zamanki gibi o gece kâhinler eşleri ve çocuklarıyla birlikte gizli kapıdan tapınağa girdiler, tüm yiyecekleri bitirip şarabı içtiler.
16

Ertesi sabah erkenden kral ve Daniel tapınağa gitti.

17

Kral, "Mühür açılmış mı, Daniel?" diye sordu. Daniel, "Hayır, efendim, mühür açılmamış" diye yanıtladı.
18

Kapı açılır açılmaz kral boş masayı gördü, bağırdı: "Ey Bel! Sen büyüksün. Sen gerçekten bir tanrısın."
19

Ama Daniel gülmeye başladı ve krala şöyle dedi: "Tapınağa girmeden önce döşemeye bakın ve orada kimin ayak izlerini gördüğünüzü söyleyin."
20

"Erkeklerin, kadınların ve çocukların ayak izlerini görüyorum" diyen kral

21

öyle öfkelendi ki, kâhinlerle ailelerini tutuklatıp yanına getirtti. Masaya konan yiyecekleri yemek için her gece hangi gizli kapılardan içeri girdiklerini krala gösterdiler.

22

Böylece kral kâhinleri ölüme mahkûm etti, Bel'i de Daniel'e verdi. Daniel putu yok etti, tapınağını da yerle bir etti. Daniel Ejderhayı Öldürüyor
23

Babilliler'in tapındıkları büyük bir ejderha vardı.

24

Bir gün kral Daniel'e şöyle dedi: "Bu tanrının canlı olmadığını söyleyemezsin. Bu durumda ona tapın!"
25

Daniel, "Ben Rab'be taparım" dedi, "Eşi olmayan, yaşayan Tanrı O'dur.

26

Efendim izin verirse, sizin ejderhanızı öldüreceğim. Bu işi yaparken kılıç ya da sopa kullanmayacağım." Kral, "Sana izin veriyorum" diye yanıtladı.
27

Ardından Daniel biraz katran, biraz yağ ve bir kaç tüy alıp tümünü bir arada kaynattı. Bunlarla çörekler yapıp ejderhaya yedirdi. Bunları yiyen ejderha şişti ve çatlayıp yarıldı. Sonra Daniel şöyle dedi: "İşte siz Babilliler'in tapındığı bundan ibarettir."
28

Olup bitenleri öğrenince, Babil halkı öfkeyle krala baş kaldırdı. Şöyle bağırdılar: "Kral Yahudi oldu. İlk önce Bel'i yok edip kâhinleri öldürttü, şimdi de ejderhamızı öldürdü."
29

Ardından krala gittiler, Daniel'in kendilerine teslim edilmesini istediler. Kralı, "Dileğimizi reddedersen, seni ve aileni öldüreceğiz" diye uyardılar.
30

Ciddi olduklarını gören kral Daniel'i onlara vermek zorunda kaldı.

31

Erkekler Daniel'i aslanların bulunduğu bir çukura attılar ve altı gün orada bıraktılar.
32

Çukurda yedi aslan vardı ve her gün kendilerine yiyecek olarak iki insan, iki koyun verilirdi. Ama altı gün boyunca kendilerine hiç yiyecek verilmedi, böylece kuşkusuz Daniel'i yiyeceklerdi. Daniel Kurtarılıyor
33

O günlerde Peygamber Habakkuk Yahuda ülkesindeydi. Türlü pişirmişti ve içine ekmek doğramıştı. Tarlada ekinleri biçenlere bir kap yemek götürürken,
34

Rab'bin meleği kendisiyle konuştu: "Taşıdığın yemeği Ba bil'de aslanlar çukurunda bulunan Daniel'e götür."
35

Habakkuk, "Efendim, Babil'e hiç gitmedim, aslanlar çukurunun da nerede olduğunu bilmiyorum" diye yanıtladı.
36

Ardından melek peygamberi saçlarından yakaladı ve rüzgâr gibi çabucak Babil'e götürdü. Onu aslanlar çukurunun yanına bıraktı.
37

Habakkuk, "Daniel! Daniel! Tanrı sana yiyecek gönderdi. Gel de al" diye bağırdı.

38

Habakkuk'un sesini duyunca Daniel şöyle dua etti: "Tanrım, beni anımsadın, seni sevenleri asla terketmezsin."
39

Sonra Daniel ayağa kalktı, yemeği yedi. Tanrı'nın meleği Habakkuk'u çabucak evine götürdü.
40

Daniel'in aslanlara atılmasından yedi gün sonra kral, onun için yas tutmak amacıyla çukura gitti. Oraya gidip çukura bakınca bir de ne görsün, Daniel çukurda oturuyordu.
41

Kral, "Ey Rab, Daniel'in Tanrısı, sen ne denli ulusun. Senden başka Tanrı yoktur" diye bağırdı.
42

Ardından kral Daniel'i çukurdan çıkarttı ve Daniel'i öldürmeye kalkışan kişileri çukura attırdı. Bir yandan kral bakarken, öte yandan aslanlar bu kişileri çarçabuk yediler.

MAKABELER'İN BİRİNCİ KİTABI GİRİŞ Makabeler'in Birinci Kitabı, Yahudi tarihinde Antiyokus Epifanes devrinden (İ.Ö. 175) Yuhanna Hirkanus'un ortaya çıkışına kadar (İ.Ö. 134) geçen zamanda meydana gelen olayları anlatır. Kitabın önemle üzerinde durduğu konu, Makabe ailesidir ve İsrail'i kurtarmak için Tanrı tarafından seçildiği görüşünü savunur. Bunun yanında bu kitapta inanç konusu güçlü bir şekilde vurgulanmaktadır. Tanrı tarihin olaylarını yönetir, kendisine iman edenleri zaferler kazandırarak ödüllendirir. Ana Hatlar 1:1-2:70 Sıkıntılar ve Matatisyas 'ın başkaldırışı 3:1 -9:22 Yahuda Makabe 'nin önderliği 9:23-12:53 Yonatan'ın önderliği 13:1-16:24 Simon 'un önderliği Büyük İskender

1
2

Filip'in oğlu Makedonya'lı İskender Kittim bölgesinden gelip Persler'in ve Medler'in Kralı Darius'u yenmiştir. Önceden Yunanistan Kralı olan İskender Kral Darius'un yerini aldı. Birçok savaşa girişti, bir çok kaleyi ele geçirdi ve oradaki kralları öldürttü.

3

Böylece dünyanın uçlarına dek ilerledi, ulusları birbiri ardına yağma etti. Onun karşısında dünya susunca tutku dolu yüreği sevinçle doldu.
4

Büyük kuvvetler topladı, iller, uluslar ve prensler ona boyun eğip vergi vermeye başladı.
5

Ama zamanı gelince, İskender yatağa düştü, öleceğini biliyordu.

6

Gençliğinden beri birlikte büyüdüğü soyluları çağırdı, onlar arkadaşıydı. Sağken krallığını onların arasında böldü.
7

İskender on iki yıl yöneticilik yaptıktan sonra öldü. Arkadaşları kendilerine düşen toprakları yönetmeye başladılar.
8-9

İskender öldükten sonra onlar taç giydiler. Mirasçıları da yıllarca aynı şeyi yaptı ve dünyada gittikçe artan kötülüklere neden oldular. Antiyokus ve Epifanes

10

Bunlardan suçlu biri ortaya çıktı: Kral Antiyokus'un oğlu Antiyokus Epifanes. Kendisi bir zamanlar Roma'da rehin kalmıştı. Yunanlılar'ın krallığının yüz otuz yedinci yılında* kral oldu. * Makabeler'in birinci kitabında geçen yıllar İ.Ö. 312 yılında başlayan Selosid takvimine göredir.
11

O zamanlar İsrail'de dininden dönenler pek çok kişiyi peşinden sürükledi. Onlar şöyle diyordu: "Gelin, çevremizdeki putperestlerle bir antlaşmaya varalım, çünkü onlardan ayrıldığımızdan beri yıkıma uğradık."
12

Bu öneriyi kabul ettiler.

13

Çok sayıda kişi istekle krala yanaştı. O da putperest geleneklerini benimsemelerine izin verdi.
14

Yeruşalim'de putperestler gibi spor salonu kurdular.

15

Sünnet olduklarını gizlediler, kutsal antlaşmayı terk ettiler. Dinsizliğe kul oldular ve putperestlerin göreneklerine uydular. Antiyokus Epifanes Tapınağı Yağma Ediyor
16

Antiyokus egemenliğini kurduktan sonra, Mısır Kralı olmaya ve her iki krallığı yönetmeye karar verdi.
17

Mısır'ı büyük bir kuvvetle ele geçirdi. İki tekerlekli savaş arabaları, filler ve büyük bir donanma onu destekliyordu.
18

Mısır Kralı Ptolemi ile savaştı. İlerleyen Antiyokus'un karşısında Ptolemi geri dönüp kaçtı ve arkasında çok sayıda ölü bıraktı.
19

Antiyokus Mısır'ın sağlamlaştırılmış kentlerini ele geçirdi, ülkeyi yağma etti.

20

Mısır'ı ele geçirdikten sonra, yüz kırk üç yılında, büyük kuvvetlerle İsrail'le Yeruşalim üzerine yürüdü.
21

Tapınağı küstahça işgal etti, altın sunağı ve kandili yok etti.

22

Aynı zamanda üzerinde ekmek sunulan masayı, içki taslarını, kadehleri, altın buhurdanlıkları, tülü, taçları ve tapınağın önündeki altın süslemeleri ortadan kaldırdı.
23

Gümüşü, altını ve değerli taşları yok etti, gizli hazineleri bulup onlara el koydu.

24

Bulduklarının tümünü ortadan kaldırdıktan sonra kendi ülkesine döndü. Her yeri yakıp yok etti. Bu konuda küstahça ileri geri konuşuyordu.
25

O zaman tüm ülkede İsrail için büyük yas tutuldu:

26

Yöneticilerle ileri gelenler inlediler, Genç kızlar ve erkekler zayıflaya zayıflaya eriyip gittiler, Kadınların güzelliği soldu.
27

Her güvey ağıt yaktı, Gelin gerdeğe üzüntüyle girdi. Tüm ülke toprakları orada oturanlar için titredi, Yakup'un evini utanç kapladı.

28

29

Günler geçti, iki yıl sonra kral, haraç toplayan ordu komutanını Yahuda kentlerine gönderdi. Büyük bir kuvvetle Yeruşalim'e gelen komutan,
30

barışçı olma izlenimini veren sözlerle konuştu, halkın güvenini kazandı.

31

Sonra birdenbire kente büyük bir darbe vurdu, İsrail ulusundan çok sayıda insan öldürdü.
32

Kenti yağma edip ateşe verdiler, evleri ve etrafındaki duvarı yıktılar. Kadınlarla çocukları tutsak ettiler, sığırlara el koydular.

33

34

Ardından Davut Kenti'ni kuvvetli bir duvar ve güçlü kulelerle sağlamlaştırıp kaleleri durumuna getirdiler.
35

Oraya suçlu kişilerden, dininden dönen kimselerden oluşan bir ordu yerleştirdiler. Onlar orada güçlendiler, silah ve yiyecek depo ettiler. Yeruşalim'den yağma ettikleri malları oraya sakladılar. Kente korku kaynağı oldular.
36

Tapınak için bir tuzak kuruldu, Her zaman için İsrail'e bir düşman. Tapınağın çevresinde masum insanların kanını akıttılar, Tapınağı kirlettiler.

37

38

Yeruşalim halkı onların yüzünden kaçtı, Artık orada yabancılar oturuyor. Yeruşalim kendi evlatlarına yabancılaştı, Çocukları onu terk etti.
39

Tapınağı bir çöl gibi ıssız oldu, Bayramları yasa dönüştü, Şabat günleri alay konusu oldu, Onuru bir kınama oldu.
40

Şimdiki utancı eski ünüyle eşitleşiyor, Ululuğu üzüntüye dönüşmüş durumda.

41

Bundan sonra kral krallığı için bir bildiri yayınladı. Bundan böyle tek bir ulus oluşturacaklarını, bunun için özel geleneklerden vazgeçilmesi gerektiğini bildirdi.
42

Tüm putperestler kralın bildirisine uydu.

43

Çok sayıda İsrailli onun inancını kabullendi, putlara kurbanlar kesti, Şabat Günü'nde saygısızca davrandı.
44

Kral, Yeruşalim'e ve Yahuda kentlerine ulaklar gönderdi, ülkeye yabancı olan gelenekleri kabullenmelerini istedi.

45

Tapınakta ateşte kurbanlar yakılmasını, kurban kesilmesini ve dökmelik sunu sunulmasını yasakladı. Şabat günlerine, bayramlara,
46

tapınağa ve kutsal kâhinlere saygısızlık etti.

47

Putlar için tapınaklar, sunak ve türbeler yapıldı, domuzlar ve pis hayvanlar kurban edildi.
48

Erkek çocukları sünnet edilmedi, halk saflığı bozan her türlü şeye, tüm kötülüklere uydu. Onurlarını hiçe saydılar.
49

Beklenen şey, halkın yasayı unutması, yasaya uyulmasını hükümsüz kılması idi. Kralın buyruğuna uymayanlara ölüm cezası verilecekti.

50

51

Tüm krallığına bu yolda yazılar gönderen kral, ulusu denetleyecek müfettişler atadı. Yahuda'nın tüm kentlerinde arka arkaya kurbanlar kesmelerini istedi.
52

Halkın büyük bölümü, yani, inancını değiştirip yasaya uymayanlar onlara uydu, böylece ülkede çok kötülük yaptılar.
53

İsrail'i sığınaklarda saklanmaya zorladılar.

54

İ.Ö. yüz altmış yedi yılında, Kislev'in on beşinci günü, kral sunağın üzerine tiksinti ve acı veren şeyi dikti*. Yahuda'nın çevresindeki kentlerde sunaklar kuruldu, *Olimpos'ta yaşayan tanrı Zeus'un simgesi.
55

evlerin kapısında ve sokaklarda buhur yakıldı. Yasa ile ilgili olan ve ele geçirilen tüm kitaplar yırtıldı, yakıldı.

56

57

Bir kişide antlaşmanın bir kopyası bulunuyorsa ya da o kişi yasaya uyuyorsa, kralın bildirisi onu ölüme mahkûm ediyordu.
58

Kuvvet onlardan yana olduğu için, İsrail kentlerinde buldukları suçluları aylar boyunca izlediler.
59

Ayın yirmi beşinci gününde, kurbanın yakıldığı sunağın üstünde yükselen sunakta kurbanlar kesildi.
60

Bildiriye uyuldu ve çocuklarını sünnet ettiren kadınlar ölüme mahkûm edildi.

61

Çocuklar annelerinin boynuna asılmıştı ve ev halkı ile çocukları sünnet eden kişiler de onlarla idam edildi.
62

Ama İsrail'de direnen, murdar yemeği reddetmek yürekliliğini gösteren çok sayıda kişi de vardı.

63

Onlar, yiyecekleri yiyip pisliğe bulaşmaktansa ya da kutsal antlaşmaya saygısızlık etmektense ölümü yeğlediler ve idam edildiler.
64

İsrail'e korkunç bir öfke egemen olmuştu.

Matatiyas ve Oğulları

2 O günlerde, Yoarib soyundan bir kâhin olan Şimon oğlu, Yuhanna oğlu
Matatiyas Yeruşalim'den ayrılıp Modin'e yerleşti.
2

Beş oğlu vardı, Gaddi olarak bilinen Yuhanna, Tasi diye çağrılan Simon, Makabe diye çağrılan Yahuda, Avaran diye çağrılan Elazar ve Apfus diye çağrılan Yonatan. Yahuda'da ve Yeruşalim'de işlenen günahları görünce,

3

4

5

6

7

o şöyle dedi: "Yazık! Ulusumun ve kutsal kentin Yıkılışına tanık olmak için doğmuşum! Kutsal kent düşmanlarına teslim edilirken, Tapınak yabancılara bırakılırken Ben yerimde oturuyorum.
8

Onun tapınağı saygınlığını yitirmiş bir adama benzedi,

9

Onun yüceliğini oluşturan tasları Ganimet olarak alıp götürdüler, Bebekler sokaklarında öldürüldü, Genç erkekler düşman kılıcıyla katloldu.
10

Onun görkemli ayrıcalıklarına ortak olmayan, Yağmalanmasından faydalanmayan bir ülke var mı?
11

Tüm süs eşyaları kapanın elinde kaldı, Önceki özgürlüğü köleliğe dönüştü.

12

Gör, bak, kutsal yerimiz, güzelliğimiz, yüceliğimiz, Şimdi yıkıntıya dönüştü, Putperestler onu saygısızca kullanıyorlar.
13

Artık neyimiz kaldı ki, ne için yaşayalım?" Matatiyas ve oğulları giysilerini yırttı, çula sarıldı ve büyük yas tuttu.

14

Modin'de Kurban Kesmenin Neden Olduğu Büyük Sıkıntı
15

Din değiştirmeyi reddedenleri denetleyen kralın ulakları kurban kesmeleri için Modin Kenti'ne geldi.
16

Çok sayıda İsrailli onların çevresini sardı, ama Matatiyas ve oğulları bir kenara çekildi.

17

Kralın ulakları Matatiyas'a şöyle dediler: "Sen bu kentte büyük adamsın, saygı gören bir öndersin. Oğulların ve kardeşlerin seni destekliyor.
18

Tüm uluslar gibi, Yahuda'nın önderleri ve Yeruşalim'de sağ kalanlar gibi kralın bildirisine uy, burada bu işi ilk olarak sen yap. Sen ve oğulların kralın dostları arasına kabul edileceksiniz. Sana ve oğullarına altın ve gümüş verilecek ve bir çok armağanlarla onurlandırılacaksınız."
19

Matatiyas sesini yükselterek şöyle yanıtladı: "Kralın yönetiminde yaşayan her ulus ona boyun eğip atalarının dinini bıraksa ve kralın bildirilerine uysa bile,
20

oğullarımla, kardeşlerimle birlikte ben atalarımızın antlaşmasına uyacağım. Yasaya ve buyruklarına uymamaktan Tanrı bizi korusun.

21

22

Kralın buyruklarına gelince, onlara uymayacağız: Doğru yoldan sapmayacağız, kendi dinimizden dönüp sağa ya da sola sapmayacağız."
23

O sözünü bitirince, kralın bildirisine uyup Modin sunağında kurban kesmek isteyen bir Yahudi herkesin gözü önünde ilerledi.
24

Matatiyas bunu görünce olağanüstü bir istek ve derin bir coşku duydu; haklı öfkesini açığa vurdu, adamın üstüne atıldı ve onu sunağın üzerinde boğazladı.
25

Ardından kurban kesilmesini denetlemek amacıyla orada bulunan kralın ulağını da öldürdü ve sunağı yıktı.
26

Yasaya karşı duyduğu istekle böyle davranması, tıpkı Salu'nun oğlu Zimri'ye karşı Pinehas'ın davranışı gibiydi.
27

Bundan sonra Matatiyas kenti dolaştı ve yüksek sesle şöyle bağırdı: "Yasayı tüm yüreğiyle isteyip antlaşmaya bağlı olanlar gelsin ve beni izlesin."
28

Ardından oğullarıyla tepelere kaçtı, tüm mal varlıklarını kentte bıraktılar.

Çölde Geçirilen Şabat Günü
29

Erdem ve adalet isteyen çok sayıda kişi çöle gitti ve orada kaldı.

30

Oğullarını, eşlerini, sığırlarını birlikte götürdüler, çünkü kendilerine yapılan haksızlıklara artık katlanamıyorlardı.
31

Ama kralın bildirisini reddedenlerin çölde saklandıkları Davut Kenti'nde, Yeruşalim'de bulunan garnizona ve kralın adamlarına bildirildi.
32

Kuvvetli bir asker kolu onları izledi, onlara ulaşınca savaş safı oluşturdu ve Şabat Günü'nde onlara saldırmaya hazırlandı.
33

İlk önce onlara meydan okudular: "Artık yeter! Gizlendiğiniz yerden çıkın ve kralın buyruklarına uyun, size dokunmayacağız."

34

Öbürleri şöyle yanıtladılar: "Gizlendiğimiz yerden çıkmayı reddediyoruz, kralın buyruklarına uymayacağız ve Şabat Günü'ne saygısızlık etmeyeceğiz."
35

Bunun üzerine askerler hemen davrandılar,

36

ama herhangi bir direnmeyle karşılaşmadılar. Bir taş bile atılmadı, gizlenenler barikat kurmamışlardı.
37

Yalnız şöyle dediler: "Masum olarak ölelim, gökler ve yeryüzü tanık olsun, adaletsizce bizi katlediyorsunuz."
38

Saldırı Şabat Günü'nde tamamlandı, tümü kılıçtan geçirildi. Eşleri, çocukları ve sığırlarıyla öldürülenlerin sayısı bini buldu. Matatiyas 'la Arkadaşlarının Etkinlikleri
39

Matatiyas'la arkadaşları bu haberi duyunca, kurbanlar için acıyla yas tuttular,

40

birbirlerine şöyle dediler: "Biz de kardeşlerimiz gibi davranırsak, yaşamımızı ve kurumlarımızı savunmak için putperestlerle çarpışmayı reddedersek, bizleri de yakın bir gelecekte yeryüzünden yok edecekler."
41

Sonra şu karara vardılar: "Şabat Günü'nde bize saldırırlarsa, saldıran kim olursa olsun ona karşı koyacağız. Gizlendikleri yerde ölen kardeşlerimiz gibi bizi öldürmemeleri gerek!"
42

Ardından Hasidiyanlar'dan bir grup onlara katıldı. Onlar İsrail'in yiğit savaşçılarıydı. Her biri gönülden yasaya bağlıydı.
43

Baskından kaçan göçmenler onlara katıldı ve onları destekledi.

44

Silahlı kuvvetler oluşturdular, günah işleyenleri ve inancından dönenleri öfkeyle, şiddetle cezalandırıp bir darbeyle yere yıktılar. Onların elinden kurtulanlar güvence altında olmak için putperestlerin yanına kaçtı.
45

Matatiyas'la arkadaşları ülkeyi dolaşıp sunakları yıktılar.

46

İsrail sınırları içindeki sünnet edilmemiş tüm oğlan çocuklarını zorla sünnet ettiler.
47

Birdenbire zengin olan kişileri yakalayıncaya kadar peşlerini bırakmadılar ve sürekli çabalarını başarıyla sürdürdüler.
48

Yasanın kontrolünü putperestlerle kralların elinden zorla söküp aldılar ve suçluları çıkarlarından yoksun bıraktılar. Matatiyas 'ın Vasiyeti ve Ölümü
49

Matatiyas'in günleri artık sayılıydı. Oğullarına şöyle dedi: "Şimdi küstahlık ve haksızlık üstün gelmiş durumda, bir kargaşa ve şiddetli öfke dönemindeyiz.

50

Çocuklarım, bu ortamda yasaya candan bir istekle bağlı olmanız ve atalarınızın girdiği antlaşma için hayatınızı vermeniz gerek.
51

"Atalarımızın her kuşakta yaptıklarını anımsayın, O zaman onurlandırılacak, sonsuza dek ünlü olacaksınız.
52

İbrahim yargılandığında sadık olduğu anlaşılmadı mı, Böylece ona doğruluk sayılmadı mı?
53

Yusuf üzüntülü günlerinde yasayı uyguladı, Böylece Mısır'ın efendisi oldu. Babamız Pinehas içtenliğine karşılık Antlaşma ile sonsuza dek kâhinliğe atandı. Görevini yerine getiren Yeşu İsrail'in yargıcı oldu. Kalev halkın önündeki tanıklığından ötürü Toprağın mirasçısı oldu.

54

55

56

57

Davut merhametli olduğundan Sonsuza dek sürecek bir krallığın tahtının mirasçısı oldu.
58

Yasaya olan bağlılığından ötürü İlyas göklere alındı. Hananya, Azarya ve Mişael imanları sayesinde Ateşten kurtuldular. Özü sözü bir olan Daniel Aslanların pençesinden kurtuldu.

59

60

61

Bakın, görün, kuşaktan kuşağa, O'na umutla bağlananlar hiçbir zaman sarsılmayacak.
62

Size gözdağı veren suçludan korkmayın, Onun yüreklilik gösterişi er geç gübre yığınına katılacak Ve kurtlara yem olacaktır.
63

O bugün yüceltilse de yarın hiçbir yerde adı geçmez, Çünkü geldiği yere, sözün kısası, toprağa dönmüştür, Çevirdiği dolaplar hiçbir işe yaramamıştır.
64

Çocuklarım, erkek gibi davranın, Yasa için yüreklilik gösterin, Çünkü yasa sizi onurlandıracaktır.
65

"İşte kardeşiniz Şimon, akıllı bir adam olduğunu biliyorum. Yaşamınız boyunca onun sözünü dinleyin. Bırakın da o size babalık etsin.
66

Yahuda Makabe, gençliğinden beri güçlü ve yüreklidir. Bırakın generaliniz o olsun, putperestlere karşı savaşı o yönetsin.
67

Geri kalanınız yasaya uyanları toplasın ve ulusumuzun öcünü alsın. Putperestlerle ödeşin ve yasanın kurallarına içtenlikle bağlanın." Sonra onları kutsadı ve atalarının yanına gömüldü.

68

69

70

Yüz kırk altı yılında öldü ve Modin'de atalarının mezarına gömüldü. Tüm İsrail onun için büyük yas tuttu.
Yahuda Makabe'nin Önderliği

3 Ardından Matatiyas'ın Makabe diye bilinen oğlu Yahuda komutan oldu.
2

Tüm kardeşleri ve babasına bağlı olan kişiler onu destekledi, İsrail için istekle savaştılar.
3

Ulusunun ününü arttırdı. Bir dev gibi göğüslük zırhını kuşandı, Savaş takımını hazırladı. Ardı ardına savaşlara katıldı, Kılıcıyla safları korudu.
4 5 6

Yiğitlikte bir aslan gibiydi, Avı için kükreyen bir aslan yavrusuna benziyordu. Yasa tanımayanları izleyip yerlerini saptadı, Ulusunu tedirgin edenleri ateşe verdi.

Yasa tanımayanlar onun karşısında dehşete kapılıp utandı, Kötülük yapan herkes şaşkına döndü, Onun önderliğinde kurtarma etkinlikleri ilerledi.
7

Yaptığı işlerle pek çok krala acı, Ama Yakup'a sevinç verdi, Anısı sonsuza dek kutsanmıştır.
8

Yahuda'nın kentlerini dolaştı, Oradaki insanları tümüyle yok etti, Öfkeyi İsrail'den uzaklaştırdı.
9

Adı dünyanın öbür ucuna dek duyuldu, Yok olmak üzere olan kişileri çevresine topladı. Yahuda 'nın İlk Başarısı
10

Apolonyus İsrail'e karşı savaşmak üzere putperestleri ve Samiriyeden büyük bir kuvveti bir araya topladı.
11

Yahuda bunu duyunca gidip onu karşıladı, onu bozguna uğratıp öldürdü. Çoğu yaralandı, geri kalanlar kaçtı.
12

Yağma ettikleri mallara el kondu, Apolonyus'un kılıcı Yahuda'nın eline geçti. Yahuda yaşamı boyunca bu kılıçla savaştı.
13

Yahuda'nın inanlılardan ve iyi hazırlanmış savaşçılardan oluşan bir askeri kuvvet topladığını duyunca
14

Suriye ordusunun komutanı Seron şöyle dedi: "Yahuda'yla ve kralın buyruklarını hiçe sayıp onu destekleyenlerle savaşırsam, krallıkta onurlandırılacağım ve üne kavuşacağım."
15

İsrailliler'den öç almak amacıyla kendisini destekleyen tanrısızlardan oluşan güçlü bir orduyla savaşa girişti.

16 17

Beythoron yokuşuna varır varmaz Yahuda bir avuç kişiyle karşısına dikildi.

Kendilerine doğru ilerleyen büyük orduyu gördükleri zaman yanındakiler Yahuda'ya şöyle dediler: "Bir avuç insan olan bizler, bu denli kalabalık bir ordu ile nasıl savaşırız? Bugün bir şey yemedik ve çok yorgunuz."
18

Yahuda şu yanıtı verdi: "Çok sayıda kişinin bir avuç insan eliyle bozguna uğraması kolaydır, çünkü gerçekten kurtulanların az veya çok olması Tanrı için birdir.
19 20

Savaşta zafer, savaşan gücün büyüklüğüne bağlı değildir, gücü veren Tanrı'dır.

Onlar, saygısızca ve topluluk töresine aykırı davranarak, yasa dışı eylemlerle bizi, eşlerimizi ve çocuklarımızı yok etmek, mallarımızı yağma etmek istiyorlar.
21 22 23 24

Ama biz, yaşamak ve yasalarımızı korumak için savaşıyoruz. O gözünüzün önünde onları ezecektir, onlardan korkmayın." Sözlerini bitirdikten sonra Seron'la kuvvetlerine birdenbire saldırdı, onları yendi.

Yahuda Seron'u Beythoron'dan aşağıya, ovaya dek kovaladı. Askerlerden yaklaşık sekiz yüz kişi öldü, öbürleri Filist ülkesine sığındı.
25

Yahuda'yla kardeşlerinden herkes korkmaya başladı, çevredeki uluslar dehşete kapıldı.
26

Onun adını kral bile duydu ve her ülkede Yahuda'dan ve savaşlarından söz edildi.

Persler'e ve Yahudiye'ye Karşı Savaş Hazırlığı
27

Olayları bildiren haberler Antiyokus'u öfkelendirdi ve krallığında savaş hazırlığına girişti, çok güçlü bir ordu oluşturdu.
28

Hazinesini açıp askerlerine bir yıllık ücret ödedi, tüm olasılıklara karşı hazırlıklı olmalarını istedi.
29

Ardından kasalarındaki paranın tükendiğini, ilin ödediği verginin azaldığını gördü. Bunun nedeni, eski çağlardan kalma yasaları kaldırmış olması, dolayısıyla ülkede baş gösteren anlaşmazlıklar ve acılardı.
30

Daha önce de olduğu gibi elindeki paranın yetişmeyeceğinden korkmaya başladı. Bir yandan giderleri karşılaması, öte yandan el açıklığı ve savurganlıkla bol bol verdiği armağanların parasını ödemesi gerekiyordu. Kendisinden önce tahta oturanlara oranla çok fazla armağan dağıtıyordu.
31

Gerçekten kuşku içindeyken, Pers ülkesine gitmeyi tasarladı. İllerden vergi alıp çok para biriktirmek istiyordu.
32

Kral ailesinden soylu bir kişi olan Lisias'ı, Fırat'tan Mısır sınırına dek kralın işlerine bakmakla görevlendirdi.
33

Lisias kralın oğlu Antiyokus'tan da kralın dönüşüne dek sorumlu oldu.

34

Kral fillerle birlikte kuvvetlerinin yarısını ona verdi ve izlediği politika konusunda onu bilgilendirdi. Özellikle Yahudiye ve Yeruşalim halkı konusunda.
35

Onlara karşı bir ordu göndermek üzere Lisias'ı görevlendirdi. Böylece İsrail'in gücünü ve Yeruşalim'den geri kalanları ezip yok edecekti. O yerin anısını tümüyle ortadan kaldıracak,
36

topraklarını ellerinden alıp yabancıların çocuklarını bu toprakların her tarafına yerleştirecekti.
37

Kral, kuvvetlerinin öbür yarısı ile birlikte krallığının başkenti Antakya'dan yüz kırk yedi yılında yola çıktı. Fırat Irmağı'nı geçerek yukarıdaki illere doğru ilerledi. Gorgiyas ve Nikanor Suriye Ordusunu Yahudiye'ye Getiriyor
38

Lisias Dorimenes oğlu Ptolemiyi ve kralın dostları arasında saygın kişiler olan Nikanor'la Gorgiyas'ı seçti.
39

Kralın buyurduğu gibi Yahuda ülkesine saldırıp her tarafını yıkmak için onların buyruğuna kırk bin yaya, yedi bin atlı asker verdi.
40 41

Tüm kuvvetler yola koyuldu ve ovada, Emmaus çevresinde kamp kurdu.

Kim olduklarını öğrenen ilin tüccarları kampa geldi. Beraberlerinde çok sayıda altın, gümüş ve zincirler getirdiler, İsrailliler'i köle olarak satın almayı önerdiler. Suriye'den ve Filist ülkesinden bir asker grubu onlarla beraber gelmişti.
42

Yahuda'yla kardeşleri durumun gittikçe daha kötüye gittiğini ve orduların kendi topraklarında konakladığını gördü. Kralın, ulusların tümüyle yok olmasını buyurduğunu biliyorlardı.
43

Bunun üzerine birbirlerine şöyle dediler: "Ülkemizin yıkıntılarını onaralım ve ulusumuzla tapınağımız için savaşalım."
44

Savaşa hazırlanmak, dua edip merhamet ve bağışlanma dilemek için uluslarını bir araya topladılar.
45

Yeruşalim'de kimse oturmuyordu, orası çöle dönmüştü, Çocuklarından dışarıya çıkacak ya da içeriye girecek kimse kalmamıştı. Tapınak ayaklar altında çiğneniyordu, Kalede yabancı soydan kimseler vardı, Artık orada putperestler oturuyordu. Yakup için artık sevinç yoktu, Flüt ve kırk telli kanuna benzer çalgı susmuştu. Yahudiler Mispa 'da Bir Araya Toplanıyor
46

Bir araya geldikten sonra Yeruşalim'in karşısındaki Mispa'ya gittiler. Çünkü Mispa geleneksel olarak İsrailliler'in dua ettikleri bir yerdi.
47 48

O gün oruç tutup çula sarındılar, başlarını külle örtüp giysilerini yırttılar.

Putperestler kendilerine yol gösterilmesi için düzmece tanrıların biçimlerine başvurdu; oysa onlar Yasa Kitabı'nı açtılar.

49

Ardından kâhin giysilerini, meyvelerden aldıkları ilk ürünü ve gelirlerinin onda birini ortaya getirdiler, ant içen ve süreleri dolan kişileri sıraya koydular.
50

Sonra seslerini göğe doğru yükseltip şöyle bağırdılar: "Bu kişilere ne yapacağız, onları nereye götüreceğiz?
51 52

Kutsal bölgen ayaklar altında ezilip kirletildi, kâhinler utançlarından yas tutuyor

ve şimdi putperestler bizi yok etmek için birleştiler. Bizler için neler tasarladıklarını biliyorsun.
53 54 55

Sen bize yardım etmezsen nasıl onlara karşı koyabiliriz?" Ardından boruları çaldılar ve büyük bir çığlık attılar.

Bundan sonra Yahuda ulusuna önderler atadı. Bu önderler bin, yüz, elli veya on kişiyi yönetecekti.
56

Yasaya uyarak ev yapanların, evlenmek üzere olanların, üzüm bağı dikenlerin ya da korkanların evlerine dönmelerini söyledi.
57 58

Sonra askerî birlikler ilerledi, Emmaus'un güneyinde bir yer tuttu.

Yahuda onlara şöyle dedi: "Silahınıza sarılın, yiğit olun! Sabahleyin bize karşı toplanan putperestlerle çarpışmaya hazır olun. Onlar bizleri ve tapınağımızı yok etmek istiyor.
59

Ulusumuzun ve kutsal tapınağımızın yok olduğunu görmektense, savaşta ölmek bizim için daha iyidir.
60

Tanrı ne buyurursa, o olacaktır."

Emmaus Savaşı

4
2

Gorgiyas beraberindeki beş bin yaya asker ve seçilmiş bin atlı askerle birlikte geceleyin yola çıktı. Amacı, Yahudiler'in tuttuğu yere saldırmak, onlara beklenmedik bir darbe vurmaktı. Kaledekiler onlara yol gösteriyordu.
3

Yahuda bunu duyunca, Emmaus'ta kralın kuvvetlerine saldırmak için savaşçılarıyla birlikte ilerledi.
4 5

Savaşan askerler kamptan uzaklaştıktan sonra saldırıya geçmek istiyordu.

Bu durumda, Gorgiyas Yahuda'nın kampına varınca orada kimseyi bulamadı. Yahudiler'i dağlarda aramaya başlayıp şöyle bağırdı: "Onlar bizden kaçıyor."
6

Gün doğarken Yahuda'yla üç bin savaşçı ovadaydı, ancak savaşçıların diledikleri kadar zırhları ve kılıçları yoktu.

7

Bulundukları yerden putperestlerin kampını, düşman saldırısını karşılayıp savaşmak için yaptıkları hazırlıkları ve çevredeki atlı askerleri görebiliyorlardı. Onların savaştan anladıkları belliydi.
8

Yahuda savaşçılarına şöyle dedi: "Onların kalabalık oluşu sizi kaygılandırmasın, saldırırlarsa korkmayın!
9

Firavunun ordusuyla atalarımızı nasıl izlediğini ve atalarımızın Kızıldeniz'de nasıl kurtulduğunu anımsayın.
10

Şimdi de Tanrı'ya bizi bağışlaması, atalarımızla yaptığı antlaşmayı anımsaması ve bugün karşılaştığımız bu orduyu yok etmesi için yalvaralım.
11

O zaman tüm uluslar İsrail'i kurtaran ve özgür kılan biri olduğunu kuşkusuz bilecektir."
12

Yabancılar yukarıya bakıp onlara doğru ilerleyen Yahudiler'i görünce, savaşmak üzere kamptan dışarı çıktı.
13 14 15

Yahuda'nın savaşçıları boru çaldı ve onlarla savaşmaya başladı. Putperestler yenilip ovaya doğru kaçmaya başladılar.

Arkada kalanlar kılıçtan geçirildi. Kaçanları İdumea, Azotus, Yamniya ovalarına ve Gazar'a dek kovaladılar. Düşman yaklaşık üç bin kişi kaybetti.
16 17 18

Yahuda kovalayışa son verdi ve savaşçılarıyla geri döndü. Halka şöyle dedi: "Yağmayı unutun, çünkü karşımızda yeni bir savaş var.

Gorgiyas ve kuvvetleri şimdiye dek dağlarda ve bizden çok uzakta değil. İlk önce düşmanımıza karşı koyun, onlarla savaşın, sonra düşmandan istediğiniz kadar mal alırsınız."
19 20

Yahuda sözlerini bitirirken dağ başında bir düşman askerî devriyesi göründü.

Askerî devriye, kendi kuvvetlerinin yenildiğini ve kamplarının ateşe verildiğini görünce, -çünkü duman iyice görülüyor ve olan bitenleri onlara anlatıyordu21 22 23

paniğe kapıldı. Yahuda'nın kuvvetlerini ovada savaşa hazır durumda görünce hepsi Filist topraklarına kaçtı.

Ardından Yahuda kampı yağmaladı, büyük miktarda altın, gümüş ele geçirdi. Mor ve erguvani renkte kumaşlar, çok sayıda değerli eşya alındı.
24

Geri dönerken Yahudiler Tanrı'ya ezgilerle övgüler sundular: "Çünkü O yardımseverdir ve O'nun merhameti sonsuza dek sürer."
25

O gün İsrail olağanüstü kurtuluşa tanık oldu.

Lisias'ın İlk Savaşı

26 27

Yabancılardan kaçabilenler Lisias'a olan biteni anlattı.

Bu haberler Lisias'ı sarstı ve kaygılandırdı. Çünkü İsrail'de işler umduğu gibi gitmemişti, elde edilen sonuçlar kralın buyruklarına hiç uymuyordu.
28

Bir yıl sonra Lisias seçkin altmış bin yaya asker ve beş bin atlı asker topladı. Amacı Yahudiler'i etkisiz duruma getirmekti.
29

İdumea'ya girdiler, Beytsur'u kendilerine üs yaptılar. Orada Yahuda on bin kişiyle onları karşıladı.
30

Onların askerî gücünü görünce Yahuda şöyle dua etti: "İsrail'in kutsanmış kurtarıcısı, sen ki kulun Davut'un eliyle Filist şampiyonunun gücünü darmadağın ettin, onların kampını Saul'un oğlu ve silah taşıyıcısı Yonatan'ın egemenliğine bıraktın.
31

Senin ulusun olan İsrail'in onların saldırısını yenilgiye uğratmasını sağla. Kuvvetlerinden ve atlı askerlerinden utansınlar.
32

Onların yüreksiz olmasını sağla, kendilerine olan güvenleri sarsılsın. Bozguna uğrayınca sersemlesinler.
33

Seni sevenlerin kılıcıyla yenilsinler. Böylece senin adını şükranla ananlar ululuğunu övecektir."
34

Her iki tarafın savaşçıları vuruştu, göğüs göğüse çarpışmalarda Lisias'ın kuvvetlerinden beş bin asker öldü.
35

Ordusunun yenildiğini, Yahuda'nın savaşçılarının yürekliliğini ve askerlere yaraşır biçimde yaşamaya veya ölmeye hazır olduklarını görünce, Lisias Antakya'ya çekildi. Yahudiye'yi daha büyük bir güçle ele geçirmek amacıyla orada paralı askerler topladı. Tapınağın Arıtılması ve Adanması
36

Ardından Yahuda'yla erkek kardeşleri şöyle dediler: "Artık düşmanlarımızı yendik, şimdi de gidip tapınağı arıtalım ve adayalım."
37 38

Bu sözlerin ardından ordunun önüne geçip hep birlikte Siyon Dağı'na çıktılar.

Orada tapınağın çöle dönüştüğünü, sunağa saygısızlık edildiğini, kapıların yakıldığını gördüler. Avlularda sanki bir ormanda ya da dağda yetişircesine otlar bitmiş, ambarlar tümüyle yakılmıştı.
39 40 41

Giysilerini yırtıp acı içinde yas tuttular, başlarına küller döktüler. Yüzükoyun yattılar, boru sesi işaret verince yüksek sesle Tanrı'ya seslendiler.

Yahuda askerlerine, kendisi tapınağı arıtıncaya kadar kaledeki garnizonla savaşmaları için buyruk verdi.
42 43

Sonra yasaya tümüyle uyan kâhinleri seçti. Onlar tapınağı arıtacak, tiksinti uyandıran taşları arıtılmamış yere taşıyacaklardı.

44

Kurbanların sunulduğu saygısızca kullanılmış olan sunağa ne yapacakları konusunda tartıştılar.
45

Yerinde bir kararla sunağı yıkmayı uygun gördüler. Böylece putperestlerin saygısızlık ettiği sunak onların utancına utanç katmayacaktı. Sunağı yıktılar,
46

taşları tapınağın bulunduğu tepede uygun bir yere koydular. Bu konuda bir peygamber gelince bu taşlarla ne yapılacağını kendilerine bildireceğine karar verdiler.
47

Yasanın buyurduğu gibi, baltayla kesilmemiş taşlar alıp eskisinin hizasında yeni bir sunak yaptılar.
48 49

Kutsal yeri ve tapınağın içini onardılar, avlularını arıttılar.

Yeni kutsal taslar yaptılar, kandilliği, buhur sunağını ve masayı tapınağın içine koydular.
50

Sunakta buhur yaktılar, kandilliğin üzerindeki kandilleri yaktılar. Böylece tapınağın içi aydınlandı.
51 52

Masanın üzerine ekmek somunlarını koydular, perdeleri asıp tüm işleri bitirdiler.

Kislev'de, dokuzuncu ayın yirmi beşinde, yüz kırk sekiz yılında gün doğarken kalktılar.
53 54

Kurban sunmak için yaptıkları yeni sunakta yasa uyarınca kurban kestiler.

Kanuna benzer çalgıların, arpların ve büyük zillerin eşliğinde sunak adandı. Bu iş, putperestlerin sunağa saygısızlık ettikleri tarihte, yani yılın aynı zamanında ve aynı gününde yapıldı.
55 56

Halk yüzükoyun yatıp tapındı, başarılarını gerçekleştiren Tanrı'yı pek çok övdü.

Sunağın adanmasını sekiz günde kutladılar, sevinçle kurban kestiler, hep birlikte kurban sunup Tanrı'ya şükrettiler.
57

Tapınağın ön kısmını altından taçlarla ve kabartmalarla süslediler, kapılarla ambarları onarıp yeni kapılar yaptılar.
58 59

Halkın sevinci sonsuzdu, çünkü putperestler yüzünden artık kınanmayacaklardı.

Yahuda, erkek kardeşleri ve tüm İsrail halkı, her yıl uygun mevsimde, Kislev ayının yirmi beşinden başlayarak, sekiz gün sürecek şenliklerle ve sevinçle sunağın adanması günlerinin kutlanmasına yasal olarak karar verdi.
60

Sonra Siyon Dağı'nın çevresine yüksek duvarlar, kuleler yaptılar. Böylece geçmişte olduğu gibi putperestlerin gelip onların hakkını yemelerini önlemiş oluyorlardı.
61

Yahuda oraya dağı koruyacak bir garnizon bıraktı. Ayrıca halka İdumea'ya karşı bir kale vermek amacıyla Beytsur'u da güçlendirdi.

İdumealılar 'a ve Ammonlular 'a Açılan Savaş

5Çevredeki ülkeler, sunağın yeniden yapıldığını, tapınağın onarıldığını duyunca
çok öfkelendi.
2

Aralarında yaşayan Yakup'un soyunu yok etmeye karar verdiler. Yahudi vatandaşlarını öldürmeye ve kovmaya başladılar.
3

Yahuda, İdumea'da Esav'ın oğullarıyla savaştı, Akrabatene bölgesinde İsrailliler kuşatma altındaydı. Yahuda onları büyük yenilgiye uğrattı ve her şeyi yağma etti.
4

Yahuda Beanoğulları'nın kötülüğünü anımsadı. Yollarda pusu kurup halka gözdağı veriyor, tuzağa düşürüyorlardı.
5

Onları kendi ülkelerinde ele geçirdi ve kuşattı, onlara engel olmaya ant içti, kulelerini ateşe verdi ve tüm kuleler içindekilerle beraber yandı. 6 Ardından Yahuda Ammonlular'a doğru ilerledi, Timoteus'un önderliğindeki büyük savaş gücüyle ve çok sayıda insanla karşılaştı.
7

Onlarla bir çok savaşlar yaptı, onları yendi ve hepsini öldürdü. Yazer'i ve çevredeki köyleri ele geçirdikten sonra Yahuda Yahudiye'ye çekildi.

8

Galile ve Gilat'ta Savaşların Başlaması
9

Gilat'taki putperestler, topraklarında yaşayan İsrailliler'i yok etmek için birleştiler. Ama onlar Datema Kalesi'ne sığındılar. Yahuda'yla erkek kardeşlerine şu mektubu gönderdiler:
10

"Çevremizdeki putperestler bizi yok etmek için birleştiler,

11

sığındığımız kaleye saldırmaya hazırlanıyorlar. Kuvvetlerinin komutanı Timoteus'tur.
12

Tez elden gelin ve bizi onların pençesinden kurtarın, çünkü büyük kayıplar verdik.
13

Tov yöresinde yaşayan tüm vatandaşlarımız öldürüldü, kadınlar ve çocuklar tutsak oldu, mallarına el kondu, yaklaşık olarak bin kişilik kuvvet yok edildi."
14

Bu mektup okunurken, Galileden gelen giysileri yırtılmış ulaklar da aynı haberleri bildiriyorlardı:
15

"Ptolemais, Sur ve Sayda halkı bizi yok etmek için Galile'deki tüm putperestlerle güç birliği yaptılar!"
16

Yahuda ve halkı bunu duyunca, düşmanın saldırısına uğrayan ve baskı altında olan vatandaşları için neler yapılabileceğini görüşmek üzere büyük bir toplantı yapıldı.
17

Yahuda kardeşi Simon'a şöyle dedi: "Askerlerinle birlikte Galile'ye git ve vatandaşlarını kurtar. Ben de kardeşim Yonatan'la birlikte Gilat'a gideceğim."

18

Zekeriya oğlu Yusuf'u ve halkın önderi Azarya'yı ordunun geri kalan kısmı ile Yahudiye'yi korumaları için orada bıraktı ve onlara şöyle buyurdu:
19

"Bu insanların sorumluluğunu üzerinize alın ve biz geri dönünceye dek putperestlerle savaşmayın."
20

Galile için Simon'a üç bin kişi, Gilat için Yahuda'ya sekiz bin kişi verildi.

Galile ve Gilat Savaşları
21

Simon Galile'de ilerledi, putperestlerle birçok savaşlar yaptı ve karmakarışık bir durumda geri çekilmelerini sağladı.
22

Onları Ptolemais kapısına dek kovaladı, yaklaşık üç bin kişi öldü. Simon onların mallarını yağma etti.
23

Galile ve Arbatta'daki Yahudiler'i, eşlerini, çocuklarını ve tüm mallarını alarak onlarla birlikte Yahudiye'ye döndü. Bu olay büyük sevince neden oldu.
24

Bu arada Yahuda Makabe, kardeşi Yonatan'la Ürdün Irmağı'nı geçti, çölde üç gün yürüdü.
25

Orada Nabatalılar'la karşılaştılar. Onlarla anlaştılar ve Gilat'ta kardeşlerinin başına gelenler kendilerine bildirildi.
26

Nabatalılar'ın söylediğine göre çoğu Bosra'da, Bosor'da, Alema'da, Kasfo'da, Maked'de ye Karnayim'de kuşatılmıştı. Buraları güçlendirilmiş büyük kentlerdi.
27

Öbürleri Gilat'ın çeşitli kentlerinde gözaltına alınmıştı. Düşman, ertesi gün saldırıya geçip bu kaleleri ele geçirmeyi ve içindeki tüm insanları bir günde yok etmeyi tasarlıyordu.
28

Yahuda ve ordusu tez elden çöl yolundan Bosra'ya döndü, kenti ele geçirdi. Tüm erkekleri kılıçtan geçirdi, kenti yağmalayıp ateşe verdi.
29

Geceleyin oradan ayrıldılar, kaleye varıncaya dek ilerlediler.

30

Gün doğarken, büyük bir kalabalığın kaleyi ele geçirmek amacıyla merdivenler yerleştirdiğini ve ön hazırlıklara giriştiğini gördüler. Saldırı yeni başlıyordu.
31

Saldırının başladığını ve savaş çığlıklarının boru sesleriyle ve büyük bir gürültüyle birlikte göklere yükseldiğini gören Yahuda,
32

ordusundaki askerlere şöyle dedi: "Bugün savaşmalısınız, vatandaşlarınız için savaşın."
33

Orduyu üçe bölüp üç komutanın buyruğuna verdi. Boru sesleri ve yüksek sesle okunan dualarla birlikte düşmanın arka tarafına doğru ilerledi.
34

Timoteus'un kuvvetleri Makabe'yi tanıyıp onun önünden kaçtı. Makabe onları büyük bir yenilgiye uğrattı. O gün yaklaşık sekiz bin kişi öldü.

35

Ardından Alema'ya doğru yöneldi, kente saldırıp ele geçirdi. Erkekleri öldürdü, kenti yağma edip ateşe verdi.
36

İlerleyerek Kasfo'yu, Maked'i, Bosor'u ve Gilat'ın öbür kentlerini de ele geçirdi.

37

Tüm bu olaylardan sonra, Timoteus başka bir ordu toplayıp vadinin ucunda, Rafon'un karşısında kamp kurdu.
38

Yahuda, kampı incelemeleri için adamlar gönderdi. Onlar geri dönünce şöyle dediler: "Çevremizdeki tüm putperestler onunla birlikte, çok kalabalık bir ordu oluşturuyorlar.
39

Yedek olarak ücretli Arap askerleri var. Vadinin en ucunda kamp kurdular ve sana saldırmaya hazır durumdalar." Bunun üzerine Yahuda onlarla savaşmak için ilerledi.
40

Yahuda'yla askerleri kanala yaklaşırken, Timoteus ordusunun komutanlarına şöyle dedi: "Kanalı ilk önce o geçerse ona karşı koyamayız, çünkü bizden daha güçlü olacak.
41

Ama korkup suyun öbür tarafına kamp kurarsa, karşıya geçeriz ve o zaman daha güçlü oluruz."
42

Kanala varınca Yahuda ordunun yazıcılarını kanal boyunca yerleştirdi ve onlara şöyle buyurdu: "Kimsenin çadır kurmasına izin vermeyin, herkes savaşacak!"
43

Kendisi herkesten önce karşıya, düşman tarafına geçti ve hepsi onu izledi. Onların önünden kaçan putperestler zırhlarını parçaladı, sığınmak için Karnayim'in kutsal yörelerine kaçtı.
44

Yahudiler ilk önce kenti ele geçirdi, ardından yöreyi ateşe verdi. Böylece Karnayim yıkıldı. Düşman Yahuda'ya daha fazla karşı koyamadı.
45

Ardından Yahuda, Gilat'ta yaşayan tüm İsrailliler'i, en önemsizinden en büyüğüne dek, eşleri, çocukları ve malları ile birlikte topladı. Olağanüstü bir topluluk oluşturdu, onları Yahudiye'ye götürmek üzere yola çıktı.
46

Yolun her iki tarafını kaplayan güçlü bir kent olan Efron'a vardılar. Kentin sağından ya da solundan geçmek olanaksızdı, onun için kentin içinden geçmek istediler.
47

Ama kent halkı geçmelerine izin vermedi ve kapılara taşlarla barikat kurdu. Yahuda onlara uzlaştırıcı bir haber gönderdi:
48

"İzin verin de ülkenizden geçip kendi ülkemize varalım. Kimse size kötülük etmeyecek, biz sadece kentten geçmek istiyoruz." Ama kapıları açmadılar.
49

O zaman Yahuda saflara verdiği buyrukla herkesin olduğu yerde durmasını istedi.

50

Savaşçılar yerlerini aldı. Yahuda gece gündüz sürekli olarak kente Saldırdı, sonunda kent teslim oldu.
51

Tüm erkekleri kılıçtan geçirdi, kenti yerle bir edip yağmaladı ve ölülerin cesetleri üzerinden yürüyerek kenti geçti.
52

Ardından Yahudiler Ürdün Irmağı'nı geçerek Beytşean'ın karşısındaki büyük ovaya vardılar.
53

Yahuda yol boyunca arkada kalan kişileri toparladı ve halkı yüreklendirdi. Ülkelerine varıncaya dek bu durum süregeldi.
54

Sevinç ve mutlulukla Siyon Dağı'na çıktılar, hiç bir kayıp vermeden sapasağlam geri döndükleri için kurban kestiler. Yamniya'da İşlerin Ters Gitmesi
55

Yahuda'yla Yonatan Gilat ülkesindeyken, kardeşi Simon da Galilede Ptolemais'in önündeyken,
56

ordunun komutanları olan Zekeriya oğlu Yusuf ve Azarya onların yiğitliğini ve savaştaki başarılarını duyup
57

şöyle dediler: "Biz de ünlü olmak için çevremizdeki uluslarla savaşalım."

58

Sonra komuta ettikleri askerlere ilerlemeyi buyurdular ve Yamniya'nın üstüne yürüdüler.
59

Ama Gorgiyas onlarla savaşmak üzere askerleriyle birlikte kentten dışarı çıktı,

60

Yusuf'la Azarya yenildiler ve Yahudiye'nin sınırlarına kadar izlendiler. O gün yaklaşık olarak iki bin İsrailli yaşamını yitirdi.
61

Böylece onlar için işler ters gitti, çünkü Yahuda'yla kardeşlerinin sözlerini dinlemeyip kendi yiğitliklerine güvendiler.
62

Onlar, İsrail'i kurtarmakla yükümlü olan aileye ait değillerdi.

63

Ama yiğit Yahuda'yla erkek kardeşlerinin adları tüm İsrail'de ve adlarını duyan tüm uluslarca onurlandırılıyordu.
64

Onları alkışlamak amacıyla insanlar çevrelerinde toplanıyordu.

İdumea ve Filist Ülkesinde Elde Edilen Başarılar
65

Yahuda, güneydeki ülkede yaşayan Edomlular'la savaşmak üzere erkek kardeşleriyle yola çıktı. Hevron'a ve çevresindeki köylere saldırdı, yöreyi güçlendirmek için alınan savunma önlemlerini yerle bir etti ve yöreyi kuşatan kaleleri ateşe verdi.
66

Ardından Yahuda Filistliler'in ülkesine ilerledi ve Marisa'dan geçti.

67

O günkü savaşta ölenler arasında bazı kâhinler de bulunuyordu. Savaşa katılmakla cesaretlerini kanıtlamak istemişler, delicesine bir cesaretle tehlikeli bir işe atılmışlardı.
68

Sonra Yahuda, Filist'in bir bölgesi olan Azotus'a yöneldi. Onların sunaklarını yıktı, tanrılarının yontularını ateşe verdi ve Yahuda ülkesine çekildi. Onların kentlerini tümüyle yağmalamıştı.
Antiyokus Epifanes'in Sonu

6
2

O sırada Antiyokus yukarı illerinde ilerliyordu. Pers ülkesinde Elimayis adında bir kent bulunduğunu, bu kentin zenginliği, gümüşü ve altını ile ün saldığını duymuştu. Bu kentin çok zengin tapınağında, Grekler'in ilk yöneticisi olan Makedonya Kralı Filip'in oğlu İskender'in bıraktığı altın zırhlar, göğüslük zırhları ve silahlar bulunduğunu da duymuştu.
3

Antiyokus kenti ele geçirip yağma etmeye çalıştı, ama başarıya ulaşamadı, çünkü vatandaşlar onun tasarılarını öğrendiler.
4

Güçlü bir direnişle karşılaşan Antiyokus geri dönüp çekildi, hayalkırıklığı içinde Babil'e doğru yola çıktı.
5

Ama daha Pers ülkesindeyken Yahuda ülkesine saldıran orduların yenilgiye uğradıklarını öğrendi.
6

Özellikle Lisias'ın büyük bir orduyla ilerlediğini, ancak geri dönmek zorunda kaldığını ve Yahudiler'den kaçtığını duydu. Onlar da, dağıttıkları orduların silah ve gereçleriyle, yağmaladıkları mallarla güçlenmişlerdi.
7

Yeruşalimdeki sunağın üstüne dikilen tiksinti veren şeyi yıkmışlardı ve geçmişte olduğu gibi tapınağın çevresine yüksek duvar yapmışlardı. Beytsur'un savunmasını da güçlendirmişlerdi.
8

Bu haberleri duyan kral çok şaşırdı ve sarsıldı. Kendini yatağa attı. Bütün umudu boşa çıktığından onu bir uyuşukluk kapladı, çünkü işler tasarladığı gibi yürümemişti.
9

Birçok gün böyle kaldı, sık sık yinelenen melankoli krizleri geçiriyordu. Sonunda ölmek üzere olduğunu anladı.
10

Ardından tüm dostlarını çağırıp onlara şöyle dedi: "Gözlerime uyku girmiyor ve kaygı yüreğime yılgı veriyor.
11

Kendi kendime sordum, ben ki en canlı, dopdolu çağımda eli açık ve sevilen bir kişiydim; nasıl oluyor da böyle bir yıkıma sürüklendim, sürekli ve selli yağmura tutuldum?
12

Ama şimdi Yeruşalim'de işlediğim suçu anımsıyorum, oradaki tüm gümüş ve altın kaplara el koydum. Hiç bir nedeni olmadan Yahuda halkının yok edilmesini buyurdum.

13

İnanıyorum ki, bu nedenle bu acılarla karşılaştım ve yabancı bir ülkede melankoli nedeniyle ölüyorum."
14 15

Sonra dostlarından biri olan Filip'i çağırdı ve onu tüm krallığının yöneticisi yaptı.

Tacını, resmi giysisini ve mührünü ona emanet etti. Ancak oğlu Antiyokus'u yetiştirmesini ve tahta hazırlamasını ondan istedi.
16 17

Ardından yüz kırk dokuz yılında Kral Antiyokus öldü.

Kralın öldüğünü duyan Lisias, oğlu Antiyokus'u onun yerine tahta çıkardı, çünkü onu çocukluğundan beri yetiştirmiş, ona Eupator adını takmıştı. Yahuda Makabe'nin Yeruşalim Kalesi'ni Kuşatması
18

Kaledeki insanlar tapınağın dolayında İsrail'e gözdağı veriyordu. İsrail'e kötülük yapmak için her elverişli durumdan yararlanıyor, putperestler için güçlü bir destek oluşturuyorlardı.
19

Yahuda onları yok etmek gerektiğine karar verdi ve onları kuşatmak için tüm erkekleri silah tutmaya çağırdı.
20

Toplanıp yüz elli yılında kaleyi kuşattılar. Ateş hattı için yüksek yerler yapıp kuşatma düzeni kurdular.
21

Ama etrafı çevrilenlerden bir kısmı kuşatmayı yardı. İnancından dönmüş bazı İsrailliler de onlara katıldı.
22

Krala başvurup şöyle dediler: "Adaletin yerini bulması ve vatandaşlarımızın öcünün alınması için ne kadar bekleyeceksiniz?
23

Babanıza hizmet etmekten kıvanç duyuyorduk. Onun buyruklarını yerine getiriyor, bildirilerine uyuyorduk.
24

Bunun bir sonucu olarak halkımız bizimle ilişki kurmak istemiyor. Ayrıca bizden yakalayabildiklerini öldürdüler ve mirasımızı yağma ettiler.
25 26

Onların saldırıları yalnız bizi değil, tüm sınırlarımızı ilgilendiriyor.

Şimdi de Yeruşalim Kalesi'ni ele geçirmek amacıyla kuşattılar ve tapınakta Beytsur'un savunmasını güçlendirdiler.
27

Erken davranıp onların etkinliklerini tez elden önlemezseniz, daha büyük atılımlar yapacaklardır ve siz de onları hiçbir zaman kontrol edemeyeceksiniz." V. Antiyokus ve Lisias'ın Savaşa Gidişi
28

Kral bunları duyunca öfkelendi, tüm dostlarını, ordusunu, generallerini ve atlı askerlerinin komutanlarını toplantıya çağırdı.
29

Denizlerdeki adalardan ve başka krallıklardan ücretli asker sağladı.

30

Askeri gücü yüz bin yaya askerden, yirmi bin atlı askerden ve savaşta deneyimli otuz iki filden oluşuyordu.
31

İdumea'nın içinden ilerleyip Beytsur'u kuşattılar. Saldırıları günlerce sürdü. Ayrıca bir kuşatma düzeni kurdular, ama kenti savunanlar dışarı çıkıp her şeyi ateşe verdi ve yiğitçe direndi.
32

Ardından Yahuda kaledeki kuşatmayı kaldırdı ve kralın karargâhının karşısında, Beytzakarya'da kamp kurdu.
33

Kral gün doğarken kalktı ve ordusunu çarçabuk Beytzakarya'ya giden yoldan ilerletti. Askerler savaş durumuna geçip boruları çaldılar.
34

Filleri savaşa hazırlamak için onlara üzümden ve duttan yapılmış şekerli bir sos gösterildi.
35

Filler asker alaylarının arasına yerleştirildi. Her filin çevresinde bin asker vardı. Bunların giysileri zincirden yapılmış zırhtı, başlarına bronz miğfer giymişlerdi. Her filin çevresinde ayrıca seçilmiş beş yüz atlı asker vardı.
36

Atlı askerler fillerin her davranışını izliyorlardı; onun gittiği yerlere gidiyor, ondan asla ayrılmıyorlardı.
37

Her filin üstünde, onu korumak için, tahtadan yapılmış kalın bir kule vardı. Bu kulenin dengesi kuşaklarla sağlanmıştı. Her filin üstünde ayrıca savaşçı takımı ve sürücüsü vardı.
38

Atlı askerlerin geri kalan kısmı, ordunun her iki kanadında bulunuyordu. Onların görevi düşmanı aralıksız saldırılarla yormak ve asker alayını gizlemekti.
39

Güneş, bronz ve altın zırhların üzerinde parlayınca bu parıltı dağlara aksetti ve ateşten meşaleler gibi ışın saçtı.
40

Kralın ordusunun bir kısmı dağlardaydı, geri kalanı ise aşağıda vadideydi. Bütün güçler düzenli ve kendine güvenir biçimde ilerliyordu.
41

Bu büyük kalabalığın yaptığı gürültü, ilerleyen askerlerin gümbürtüsü ve zırhların çıkarttığı madeni ses herkesi titretti, çünkü çok büyük ve güçlü bir orduydu.
42 43

Yahuda ile ordusu savaşmak için ilerledi ve kralın ordusundan altı yüz kişi öldü.

Avaran diye çağrılan Elazar fillerden birinin öbürlerinden daha yüksek olduğunu ve krala özel süslü örtü ile örtüldüğünü görünce, kralın bu file bindiğini düşündü.
44 45

Ulusunu kurtarmak için kendini feda etti ve adı sonsuza dek yaşadı.

Alayı yararak yiğitçe file saldırdı. Bunu yaparken sağa sola ölüm saçıyordu. Bu şiddetli saldırı karşısında düşman dağıldı,
46

o hızla filin altına fırladı, kılıcını hayvana sapladı ve onu öldürdü. Fil onun üstüne yığıldı ve o da hemen oracıkta öldü.

47

Yahudiler, kralın ne denli güçlü olduğunu ve ordularının yabanıl durumunu gördüler ve geri çekildiler. Beytsur'un Ele Geçirilmesi ve Suriyeliler'in Siyon Dağı'nı Kuşatması
48

Kralın ordusu Yeruşalim'in önünde onlarla karşılaşmak üzere ilerledi. Kral, Yahuda ve Siyon Dağı'nı ele geçirdi.
49

Beytsur halkına barış antlaşması önerdi ve halk kenti boşalttı. Kentte bir kuşatmaya karşı koymak için gereken besin yoktu. Çünkü ülkede kutsal dinlenme yılı yaşanıyordu.
50 51

Beytsur'u ele geçiren kral oraya bir garnizon atadı.

Tapınağa uzun süre saldırdı, ateş etmek amacıyla yüksek yerler yapıp saldırı düzenine geçti. Ateş atıcılar ve mancınıklar, okları boşaltacak ucuna demir parçaları takılı kamçılar ve katapultlar hazırladı.
52

Bunun üzerine saldırıya uğrayanlar da önlemler aldılar ve böylece direnişlerinin süreci uzadı.
53

Ama besinleri yoktu, çünkü yedinci yıldaydılar ve putperestlerden kaçıp Yahudiye'ye sığınanlar besinlerini tüketmişlerdi.
54

Başgösteren şiddetli açlık nedeniyle kutsal yerde ancak bir kaç kişi kalmıştı. Geri kalanlar dağılmış, evlerine dönmüşlerdi. Kral Yahudiler'e Dinsel Özgürlük Veriyor
55

O arada Kral Antiyokus'un ölümünden önce oğlu Antiyokus'u tahta hazırlaması için atadığı Filip,
56

kralla giden askeri kuvvetlerle birlikte Pers ülkesinden ve Medya'dan geri dönmüştü. İşlerin yönetimini ele almayı tasarlıyordu.
57

Bunu duyan Lisias derhal gitmeye karar verdi ve krala, ordu generallerine, askerlere şöyle dedi: "Gün geçtikçe daha zayıf duruma düşüyoruz. Besinimiz azaldı ve saldırdığımız yer güçlü savunma önlemleri almış durumda. Ayrıca krallığın işlerine de zaman ayırmamız gerek.
58 59

Bu insanlara dostluk elini uzatalım, kendileriyle ve tüm uluslarıyla barış yapalım.

İzin verelim de geleneklerini eskisi gibi sürdürsünler. Onların böyle davranmalarının nedeni bu gelenekleri kaldırmamızdır."
60

Kral ve komutanları bu görüşü onayladılar ve Lisias Yahudiler'e barış önerdi, onlar da bu öneriyi onayladılar.
61

Kral ve generalleri ant içerek antlaşmayı onayladı. Kuşatma altında olanlar kaleden çıktı.
62

Sonra kral Siyon Dağı'na çıktı. Ama orasının ne denli ele geçirilemez olduğunu görünce yeminini bozdu ve etrafı çeviren duvarın yıkılmasını buyurdu.

63

Ardından çarçabuk çadırı bozdu ve Antakya'ya çekildi. Orada Filip'in kenti ele geçirmiş olduğunu gördü. Kral Antiyokus onunla savaştı ve kente saldırarak ele geçirdi. I. Dimitrios Kral Oluyor

7
2

Yüz elli yılında Seleukus oğlu Dimitrios Roma'dan kaçtı ve bir kaç kişiyle kıyıdaki bir kente geldi. Orada bir kral sarayı oluşturdu. Atalarının topraklarına girerken ordusu Antiyokus'la Lisias'ı tutukladı. Onları onun huzuruna getirmeyi tasarladılar.
3 4 5

Ama o olanları duyunca şöyle dedi: "Onları gözüm görmesin." O zaman ordu onları öldürdü ve Dimitrios krallığında tahta çıktı.

Ardından başlarında Alkimos olmak üzere, İsrail'deki bütün yasa tanımayanlar ve inançsızlar ona başvurdu. Alkimos'un tutkusu başkâhin olmaktı.
6

Kralın önünde halkı suçlayıp şöyle dediler: "Yahuda'yla erkek kardeşleri tüm dostlarınızı öldürdü, bizleri de ülkemizden kovdu.
7

Güvenebileceğin birini şimdi oraya gönder. Yahuda'nın gerek bizim ülkede gerekse kralın topraklarında neden olduğu yıkımı görsün ve o kötü kişilerle yardımcılarını cezalandırsın."
8

Kral Bakkides'i seçti. Kralın dostlarından biri olan Bakkides Fırat Irmağı'nın batı yakasındaki ülkenin valisiydi. Ünlü biriydi ve krala içtenlikle bağlıydı.
9

Onu, başkâhin olarak atadığı inançsız Alkimos'la birlikte gönderdi ve İsrailliler'e ceza verilmesini buyurdu.
10

Ardından güçlü bir orduyla yola çıktılar. Yahuda ülkesine va rınca Yahuda'yla erkek kardeşlerine haber gönderip güvenilmez barış önerilerinde bulundular.
11

Ama öbürleri bu önerilere güvenmediler, çünkü güçlü bir orduyla geldiklerini görmüşlerdi.
12

Bununla birlikte yasa yazıcılarından oluşan bir komisyon Alkimosla Bakkides'in karşısına çıktı. Amaçları adil bir antlaşmaya varılmasını dilemekti.
13 14

İsrailliler arasında barış koşullarını ilk görüşenler Hasidiyanlar oldu.

Onlar şöyle düşünüyordu: "Harun soyundan bir kâhin orduyla birlikte geldi, o bize kötülük etmez."
15

Gerçekten kâhin onlarla barış koşullarını görüştü ve ant içti: "Size ya da arkadaşlarınıza kötülük etmeyeceğiz."
16

Bu sözlere inandılar, ama kâhin aralarından altmış kişiyi tutukladı ve bir günde onları öldürdü. Böylece Kutsal Kitap'ın söyledikleri gerçekleşmiş oldu:

17

Aranızdaki inanlıların bedenlerini dağıttılar, Yeruşalim'in çevresinde onların kanını akıttılar, Onları gömecek kimse yoktu!
18

Bu olaydan sonra halk kaygılanıp dehşete kapıldı. Şöyle dediler: "Onlarda doğruluk ya da erdem aramayın, antlaşmalarını ve yeminlerini bozdular."
19

Ardından Bakkides Yeruşalimden ayrıldı ve Beytsayit'te kamp kurdu. Ordusundan kaçan askerlerin çoğunu ve başka kişileri tutukladı, hepsini büyük su deposuna atıp öldürdü.
20

Sonra ilin yöneticisi olarak Alkimos'u oraya atadı ve onu desteklemesi için oraya bir ordu bıraktı. Bakkides kralın yanına döndü.
21

Alkimos başkâhin olmak için güçlü çabasını sürdürdü.

22

Kendi uluslarının dirliğini bozanlar onun çevresinde toplandı. Yahuda ülkesinin yönetimini ele geçirip İsrail'de büyük yıkıma neden oldular.
23

İsrailliler'e kötülük yapmakta Alkimos'la onu destekleyenlerin putperestlerden daha ileri gittiğini görünce,
24

Yahuda tüm Yahudiye ülkesinin çevresini sardı. Amacı, ordusundan kaçanlardan öç almak ve ülkede özgürce dolaşmalarını engellemekti.
25

Yahuda'yla onu destekleyenlerin ne denli güçlü olduğunu gören Alkimos, onlara direnecek güçte olmadığını anladı ve kralın yanına dönerek onları suçladı. Nikanor Yahudiye'de
26

Kral, İsrail'in koyu bir düşmanı olan generallerinden ünlü Nikanor'u oraya gönderdi ve ulusun kökünü kazımasını buyurdu.
27

Güçlü bir orduyla Yeruşalim'e gelen Nikanor, güvenilmez barış önerileriyle Yahuda'ya ve erkek kardeşlerine ulaklar gönderip
28

şöyle dedi: "Aramızda savaş olmasın, beni koruyan bir kaç askerle ilerleyeceğim ve barışçı biçimde karşılaşacağız."
29

Yahuda'ya geldi ve oldukça barışçı biçimde karşılaştılar. Ama düşman, Yahuda'yı kaçırmak amacıyla hazırlıklar yapmıştı.
30

Nikanor'un onu gelip görmekle ne denli güvenilmez amaçlar peşinde olduğunu anlayınca, Yahuda kaygılandı ve yeniden buluşma önerilerini geri çevirdi.
31

Tasarısının su yüzüne çıktığını anlayan Nikanor Yahuda'yla savaşmak için Kafarsalama dolayına gitti.
32

Nikanor'un yaklaşık beş yüz askeri vuruldu, geri kalanlar Davut Kenti'ne sığındı.

Tapınakla İlgili Gözdağı

33

Bu olayların ardından Nikanor Siyon Dağı'na çıktı. Bazı kâhinler toplumun ileri gelen kişileriyle birlikte kutsal yerden çıktılar, onu barışçı biçimde karşıladılar ve kral için kurban kesildiğini ona gösterdiler.
34

Ama o onlarla eğlendi, onlara güldü, onlara saygısızca davranıp küstah bir dil kullandı, öfkeyle sövüp saydı:
35

"Yahuda ordusuyla bana teslim edilmezse, size söz veriyorum ki, geri döner dönmez bu binayı ateşe vereceğim!" deyip öfkeyle gitti.
36

Bunun üzerine kâhinler yeniden içeriye girdiler, yaşlı gözlerle sunağın ve kutsal yerin önünde durarak şöyle dediler:
37

"Sen bu evin adınla anılmasını istedin, bu evde dua edilmesini ve ulusunun dileklerde bulunmasını istedin.
38

Bu adamdan ve ordusundan öç al, onların kılıçtan geçirilmesini sağla. Küfürlerini anımsa ve onlara süre tanıma." Adasa'da "Nikanor Günü"
39

Nikanor Yeruşalim'den ayrıldı ve Beythoron'da kamp kurdu. Suriye'den gelen bir ordu orada kendisine katıldı.
40 41

O arada Yahuda, üç bin kişilik ordusuyla Adasa'da kamp kurdu ve şöyle dua etti:

"Asur kralının ulakları küfrettiği zaman, senin gönderdiğin melek onun ordusunda yüz seksen beş bin kişiyi darbeyle yere yıktı.
42

Aynı biçimde senin bugün bu orduyu da ezdiğini görelim, böylece bu adamın tapınağına küfrettiğini herkes öğrenecektir. O adamı yaptığı kötülüğe göre yargıla."
43

Ordular Adar ayının on üçünde karşılaştılar, Nikanor'un ordusu ezildi ve savaşta ilk önce kendisi öldü.
44 45

Nikanor'un öldüğünü görünce askerleri silahlarını atıp kaçtı.

Yahudiler bir günlük yolculuk yapıp Adasa'dan Gazar'ın çevresine dek onları kovaladılar. İzlerken onları uyarmak için iki kez boru çaldılar.
46

Yahudiye'nin çevresindeki köylerden gelen halk onların kaçışını önledi, böylece birbirleriyle savaşmaya başladılar. Tümü kılıçtan geçirildi, sağ kalan olmadı.
47

Malları yağma edildi, Nikanor'un başı ve sağ eli kesildi. Nikanor bir küstahlık gösterisi yaparak sağ elini uzatmıştı. Başıyla eli Yeruşalim'de gösterildi.
48 49 50

Halk çok sevindi ve o günü büyük bir bayram olarak kutladı. Gerçekten her yıl Adar'ın on üçünde o günü kutlamaya karar verdiler. Yahuda ülkesi kısa bir süre barışı tattı.

Romalılar'a Övgü

8
2

Bu ortamda Yahuda Romalılar'ın ününü, onların askeri gücünü ve kendileriyle işbirliği yapanlara karşı iyi davrandıklarını duymuştu. Kendilerine başvuranlarla dostça ilişkiler kurmak istiyorlardı, çünkü onların büyük askeri gücü vardı. Romalılar'ın savaşları ve Galyalılar'a karşı yüreklilikleri Yahuda'ya anlatıldı. Romalılar Galyalılar'ı yenip haraca bağlamışlardı.
3

İspanya eyaletinde büyük etkinliklerde bulunmuş, gümüş ve altın madenlerini ele geçirmişlerdi.
4

Kararlılıkları ve yüreklilikleriyle tüm ülkeye hakim olmuşlardı. Kendi ülkelerinden çok uzak olmasına karşın, dünyanın öbür ucundan gelip saldıran krallar eziliyorlardı ve sonları yıkım oluyordu. Başkaları onlara her yıl haraç ödüyordu.
5

Filip, Kittim Kralı Perseus ve düşüncesizce onlarla savaşan başkaları yenilmişler ve onlara boyun eğmek zorunda kalmışlardı.
6

Öte yandan Asya Kralı Büyük Antiyokus onlara saldırmak için yüz yirmi fil, atlı askerler, iki tekerlekli savaş arabaları ve çok büyük orduyla ilerlemiş, ama yenilmişti.
7

Onu canlı olarak ele geçirmişlerdi ve gerek kendisini gerekse haleflerini önemli ölçüde haraca bağlamışlardı. Ayrıca rehinelerin teslimini
8

ve Hindistan ülkesinin, Medya'nın, Lidya'nın en güzel eyaletlerinin kendilerine verilmesini istemişler, bu toprakları ondan alıp Kral Eumenes'e vermişlerdi.
9

Yahuda'ya başka şeyler de anlatıldı: Yunanlılar Romalılar'ı yok etmek için savaşa hazırlandıkları zaman,
10

Romalılar bunu öğrendi ve Yunanlılar'a karşı bir tek general gönderdi. Yaptıkları savaşta Yunanlılar'a ağır kayıplar verdirip onların kadınlarını ve çocuklarını tutsak aldılar, mallarını yağma ettiler, ülkelerini ele geçirip kalelerini yıktılar ve onları bugüne dek tutsak ettiler.
11

Romalılar'a karşı koyan tüm krallıkların ve adaların yok edilip tutsak alındığı Yahuda'ya bildirildi.
12

Ama Romalılar, dostlarına ve onlara güvenenlere karşı sözlerini her zaman tutmuşlardı. Yakın veya uzak bir çok krala boyun eğdirmişlerdi ve Romalılar'ın adını duyan kişiler dehşete kapılıyorlardı.
13

Romalılar'ın yardım ettiği kişi kesinlikle tahta çıkıyordu. Oysa, Romalılar karar verince başka biri de tahttan indiriliyordu. Romalılar'ın etkisi çok büyüktü.
14

Bu ortamda, hiç bir Romalı taç giymemişti ya da saygınlığını arttırmak için soyluluğa istek duymamıştı.
15

Romalılar bir senato oluşturmuşlardı. Orada üç yüz yirmi senatör her gün danışıyor, halkı ilgilendiren işlerin en uygun biçimde nasıl yürütüleceğini tartışıyorlardı.
16

Bir tek kişi bir yıl süreyle devlet işlerinden sorumluydu, tüm imparatorlukta tam yetkisi vardı ve herkes kıskançlık ya da çekememezlik olmadan ona boyun eğiyordu.

Yahudiler'le Romalılar Arasındaki Antlaşma
17

Yahuda, Akkos ailesinden Yuhanna oğlu Eupolemus'u ve Elazar oğlu Yason'u seçip Roma'ya gönderdi. Onların görevi Romalılar'la bir dostluk ve barış antlaşması yapmaktı.
18

Romalılar, Yunanlılar'ın İsrail'i tutsak ettiğini anlayınca onları tutsaklıktan kurtaracaklardı.
19

Ulaklar Roma'ya dek uzun bir yolculuk yaptılar ve resmi önerileriyle senatoya çıktılar:
20

"Yahuda Makabe'yle erkek kardeşleri Yahudi ulusu adına bizi size gönderdi. Bir dostluk ve barış antlaşması imzalamak ve sizlerle birleşip dostlarınız olmak istiyoruz."
21 22

Senatörler öneriyi olumlu karşıladılar.

Bronz levhalara aşağıdaki bildiriyi yazıp bu levhaları Yeruşalim'e gönderdiler. Yahudiler'in barış antlaşmasının bir belgesi olarak bu levhaları saklamasını istediler:
23

"Romalılar'la Yahudi ulusunun şansı gerek denizde gerekse karada sonsuza dek açık olsun. Kılıç ya da düşman onlardan uzak olsun!
24 25

Roma ya da egemenliğindeki müttefiklerinden biri savaşa girerse,

Yahudi ulusu Roma'nın müttefiki olarak harekete geçecek ve tüm içtenliğiyle gerektiği gibi davranacaktır.
26

Saldırgana tahıl, silah, para ya da gemi vermeyecektir. Romanın kararı budur ve Yahudiler hiç bir ödül beklemeden yükümlülüklerini yerine getirmelidirler.
27

Aynı biçimde, Yahudi ulusu savaşa katılırsa, Romalılar onu gerektiği gibi güçlü biçimde destekleyeceklerdir.
28

Saldırgana tahıl, silah, para ya da gemi verilmeyecektir. Roma'nın kararı budur ve yükümlülüklerini hiç bir koşula bağlamadan yerine getirecektir.
29 30

Romalılar'ın Yahudi ulusu için ileri sürdüğü koşullar şunlardır:

Bu antlaşma yürürlüğe girdiği zaman iki taraftan biri bazı şeyler eklemek ya da çıkarmak istiyorsa, bunu yapmakta özgürdür ve bu gibi değişiklikler her iki taraf için de geçerli olacaktır.
31

Kral Dimitrios'un Yahudiler'e verdiği zarara gelince, ona şunları yazdık: Dostumuz ve müttefikimiz olan Yahudiler'i niçin ağır bir boyunduruk altına aldınız?
32

Size karşı bize yeniden başvururlarsa onların haklarını savunacağız ve gerek denizde gerekse karada sizinle savaşacağız." Yahuda Makabe'nin Ölümü

9Nikanor'la ordusunun yenildiğini duyan Dimitrios, Bakkides Alkimos'u ikinci kez
Yahuda ülkesine gönderdi ve ordusunun sağ kanadını da onların buyruğuna verdi.
2

Gilgal'a giden yolu, Arbela'daki Mesalot'u ele geçirdiler, buralara saldırıp çok sayıda kişiyi de öldürdüler.
3 4 5 6

Yüz elli iki yılının ilk ayında Yeruşalim'in önünde kamp kurdular. Ardından yirmi bin yaya asker ve iki bin atlı askerle birlikte Berea'ya doğru ilerlediler. Yahuda, seçilmiş üç bin askerle Elasa'da kamp kurmuştu.

Düşmanın ne denli güçlü olduğunu gören askerler dehşete kapıldılar ve çoğu kampı terk etti. Sonunda ancak sekiz yüz asker kaldı.
7

Ordusunun eriyip gittiğini ve her an kendisine saldırılabileceğini gören Yahuda donakaldı, çünkü askerlerini toparlamaya zamanı yoktu.
8

Umudunu yitirmiş olmasına karşın, geri kalanlara şöyle dedi: "İleri! Düşmana karşı koyalım, onunla savaşabilecek gücü kendimizde bulabiliriz."
9

Askerleri onu bu düşüncesinden caydırmaya çalışıp şöyle dediler: "Hiç bir şey yapmaya gücümüz kalmadı, bu sefer ancak canımızı kurtarabiliriz. Daha sonra kardeşlerimizle gelip onlarla savaşabiliriz, ama şimdiki halde sayımız çok az."
10

Yahuda yanıt verdi: "Tanrı korusun, ben onlardan kaçmam! Saatimiz geldiyse, hiç olmazsa kardeşlerimiz için erkek gibi ölelim ve ünümüze leke sürecek bir şey yapmayalım."
11

Ardından düşman kuvvetleri kamptan dışarı çıktı ve Yahudiler onlarla çarpışmak üzere sıralandılar. Atlı askerlerden iki bölük oluşturdular. Sapanla atış yapan askerler ve okçular ordunun öncülerini oluşturuyordu. Hücum taburu da onlarla birlikteydi ve tümü yiğit savaşçılardan oluşmuştu.
12

Bakkides ordunun sağ kanadında bulunuyordu. Sık saflarla yürüyen mızraklı ve kalkanlı asker alayı boru çalarak iki bölüğün arasında ilerledi. Yahuda'nın askerleri de bora çaldılar
13 14

ve orduların gürültüsü yeri titretti. Sabahtan akşama dek savaştılar.

Yahuda, Bakkides'le asıl ordu gücünün sağ tarafta olduğunu gördü. Tüm yürekli askerler onu izledi.
15 16

Sağ kanadı yarıp askerleri alanın en uzak bayırına dek kovaladılar.

Ama sol kanatta bulunan Suriyeliler sağ kanadın parçalandığını görünce dönüp Yahuda ile askerlerinin peşinden gittiler. Amaçları, onları arka taraftan yakalamaktı.
17 18

Savaş umutsuzdu, her iki taraf çok sayıda ölü verdi. Yahuda öldü ve geri kalanlar kaçtı.

Yahuda Makabe'nin Cenazesi
19

Yonatan ve Simon kardeşleri Yahuda'yı Modin'de atalarından kalmış olan mezara gömdüler.
20 21 22

Tüm İsrail ağladı ve Yahuda için büyük yas tuttu. Uzun süre ağıt yaktılar: "Güçlü erkek için nasıl bir düşüş, o erkek ki tek başına İsrail'i kurtarmıştır!"

Yahuda'nın başardığı öteki işler, savaşları, yiğitlikleri ve onun yüce olarak tanımlanmasına yol açan nedenler kaydedilmemiştir, ama bunların sayısı çoktur. Yahudiler'in Önderi Yonatan
23

Yahuda'nın ölümünden sonra yasayı tanımayanlar İsrail'de gizlendikleri yerlerden çıktılar, kötülük yapanlar yeniden ortaya çıktı.
24

O günlerde büyük açlık vardı ve ülkedekiler bunların tarafını tuttu. Bakkides inançsızları özellikle seçti ve onları ülke valisi olarak atadı.

25 26

Bu kişiler Yahuda'nın arkadaşlarını izledi, nerede olduklarını araştırıp öğrendi ve onları Bakkides'in huzuruna getirdi. Bakkides onlardan öç aldı ve onları aşağıladı.
27

İsrail'de korkunç bir baskı başladı. Peygamberlik devri ortadan kalktığından beri hiç öyle bir şey olmamıştı.
28 29

Ardından Yahuda'nın tüm dostları bir araya gelip Yonatan'a şöyle dediler:

"Kardeşin Yahuda öldüğünden beri düşmana, Bakkides'e ve ulusumuzdan nefret edenlere karşı oluşacak direnişin önderliğini yapacak kimse çıkmadı.
30

Bu ortamda yöneticimiz ve liderimiz olarak onun yerini alman ve bizimle birlikte savaşman için bugün seni seçtik."
31

O günden başlayarak Yonatan liderliği kabullendi ve kardeşi Yahuda'nın komutanlık görevini üstlendi. Yonatan 'ın Düzenlediği Seferler
32 33

Bakkides haberleri duyunca, Yonatan'ı öldürmek için planlar tasarladı.

Ama Yonatan'la erkek kardeşi Simon ve onu destekleyenler bunu öğrendi. Tekoa Çölü'ne sığınıp Asfar'daki su deposunun yakınına kamp kurdular.
34

Bakkides Şabat Günü'nde bunu öğrendi ve o da tüm ordusuyla Ürdün Irmağı'nı geçti.
35

Yonatan, konvoyun başında bulunan kardeşini dostları olan Nabatalılar'a gönderdi. Amacı, çok yüklü olan eşyalarını saklamalarını onlardan istemekti.

36

Ama Medeva'dan Yambrioğulları onlara saldırdı. Yuhanna'yı elindekilerle birlikte ele geçirdiler ve aldıkları ganimetle gittiler.
37

Bu olayın ardından Yambrioğulları'nın büyük bir düğün hazırlığında olduğu Yonatan ve kardeşi Simon'a bildirildi. Yambrioğulları, Kenan ülkesinden ileri gelen bir kişinin kızı olan gelinle Nadabat'tan büyük bir kurulla geliyorlardı.
38

Kardeşleri Yuhanna'nın kanlı ölümünü anımsayarak dağa çıktılar ve orada gizlendiler.
39

Gözcülük yaparken pek çok eşyası olan gürültülü bir alay gördüler. Damat, sağdıçlar ve ailesi, tefler, bando ve askeri kuvvetler eşliğinde gelin alayını karşılamaya geldi.
40

Pusuya yatan Yahudiler dağdan inip onları öldürdüler. Çok sayıda kişi öldü, sağ kalanlar kaçıp dağa çıktılar ve tüm eşyaları bıraktılar.
41 42

Düğün yasa, bando müziği ağıta dönüştü.

Böylece kanı dökülen kardeşlerinin öcünü aldıktan sonra Ürdün Irmağı'nın bataklığına döndüler. Ürdün Irmağı 'ndan Geçiş
43

Bakkides olup bitenleri duyar duymaz, Şabat Günü büyük bir orduyla Ürdün Irmağı'nın sarp kıyısına vardı.
44 45

Yonatan askerlerine şöyle dedi: "İleri! Yaşamımız için savaşalım,

çünkü bu gün ne dün gibidir, ne de önceki gün gibi. Görüyorsunuz, hem ön hem de arka taraftan savaşmamız gerek. Bir yandan Ürdün Irmağı'nın suları var, öte yandan bataklık ve çalılık var. Geri çekilmek için bir hattımız yok.
46 47

Düşmanın elinden kurtulmayı Tanrı'dan dilemenin zamanıdır."

Yonatan savaşı başlattı. Bakkides'e bir darbe vurmak istiyordu, ama ondan uzaklaşıp geri çekildi.
48

Sonra Yonatan ve askerleri Ürdün Irmağı'na atlayıp yüzmeye başladılar ve karşı kıyıya geçtiler, ama düşman Ürdün Irmağını geçmedi ve onları kovalamadı.
49

O gün Bakkides yaklaşık bin kişi yitirdi.

Bakkides tahkimat yapıyor - Alkimos'un ölümü
50

Bakkides Yeruşalim'e döndü ve Yahudiye'deki kentleri güçlendirdi. Eriha Kenti'nde, Emmaus, Beythoron, Beytel, Timnat, Faraton ve Tefon'da yüksek duvarlarla ve demir çubuklarla kapatılmış kapıları olan kaleler yaptırdı.
51 52

İsrail'e rahat vermemek için her kentte bir garnizon bıraktı.

Beytsur ve Gazar kentleriyle kalelerini güçlendirdi, orada besin maddeleriyle askerler bıraktı.

53

Ülkenin ileri gelenlerinin oğullarını rehin aldı ve onları Yeruşalim Kalesi'nde gözaltında tuttu.
54

Yüz elli üç yılının ikinci ayında Alkimos, tapınağın iç avlusundaki duvarın yıkılmasını buyurdu, böylece peygamberlerin yaptıklarını bozmuş oldu. Alkimos duvarı yıkmaya başlarken
55

kendisine inme indi ve başladığı işi bitiremedi. Ağzı tıkandı ve geçirdiği felç konuşmasını ya da ev halkına talimat vermesini engelledi.
56 57

Az süre sonra büyük acı çekerek öldü.

Alkimos'un öldüğünü gören Bakkides kralın yanına döndü. Yahudi ülkesi iki yıl barış içinde yaşadı. Beytbasi Kuşatması
58

Sonra bütün yasa tanımayan inançsızlar bir plan üzerinde anlaşmaya vardılar: "Şimdi bizim için Bakkides'i geri getirmenin tam zamanıdır, çünkü Yonatan ve onu destekleyenler barış ve güvenlik içinde yaşıyorlar. Bakkides bir gecede hepsini tutuklayabilir."
59 60

Ardından Bakkides'e gidip anlaşmaya vardılar.

Bakkides hemen büyük bir güçle yola çıktı ve Yahudiye'deki tüm müttefiklerine gizli talimat göndererek Yonatan'ı ve onu destekleyenleri yakalamalarını buyurdu. Ama bunu yapmayı başaramadılar, çünkü tasarıları öğrenildi.
61

Yonatan'la askerleri ülkede yaklaşık elli kişiyi tutuklayıp öldürdü. Bunlar gizli planda elebaşı olanlardı.
62

Sonra Yonatan'la Simon taraftarlarıyla birlikte Beytbasi'nin el değmemiş bölgelerine çekildiler. Yıkık yerlerini onarıp güçlendirdiler.
63

Bunu duyan Bakkides tüm ordusunu toplayıp Yahudiye'deki taraftarlarına haber saldı.
64

Ardından ilerleyip Beytbasi'yi kuşattı. Saldırısı günlerce sürdü ve kuşatmayı sürdürecek malzeme hazırladı.
65 66

Ama Yonatan, erkek kardeşi Simon'u kentte bırakarak bir avuç askerle kırlara gitti.

Kendi çadırlarında Odomera'yla erkek kardeşlerine ve Fasiron'un oğullarına saldırdı. Onlar da karşı tarafa geçip güçlerini onlarla birleştirdiler.
67 68

O arada Simon'la taraftarları kentten çıkarak kuşatma malzemesini ateşe verdiler.

Bakkides'e saldırarak onu yendiler. Tasarılarıyla saldırısının hiç bir sonuç vermediğini gören Bakkides şaşkına döndü
69

Kızgınlığını, kendisini bu ülkeye saldırmaya teşvik eden yasa tanımayan inançsızlardan çıkardı ve çoğunu ölüme mahkûm etti. Ardından ülkesine dönmeye karar verdi.

70

Bunu öğrenen Yonatan, barış antlaşmasının imzalanması ve tutsakların serbest bırakılması için ona ulaklar gönderdi.
71

Bu öneriye olumlu bakan Bakkides, Yonatan'ın isteklerini kabul etti ve yaşadığı sürece kötülük etmeyeceğine ant içti.
72

Yahuda ülkesinde tutsak ettiği kişileri Yonatan'a teslim ettikten sonra ülkesine geri döndü. Onların sınırlarına bir daha yaklaşmadı.
73

Kılıç artık İsrail'i tehdit etmiyordu. Yonatan Mikmas'a yerleşti, orada halkı yargıladı ve İsrail'i Tanrıyı tanımayanlardan temizledi. İskender Epifanes Yonatan 'ı Başkâhin Atıyor

10Yüz altmış yılında Epifanes ünvanını alan, Antiyokus oğlu İskender Ptolemais'e
varıp orayı ele geçirdi. İyi karşılandı ve orayı yönetmeye başladı.
2

Bunu duyan Kral Dimitrios çok büyük bir ordu toplayıp onunla savaşmak için yola çıktı.
3

Dimitrios ayrıca Yonatan'a uzlaşmak için bir mektup gönderdi. Mektubun amacı onun onurunu arttırmaktı.
4

Şöyle düşündü: "Bu insanlarla anlaşmak için ilk önce bizim harekete geçmemiz uygun olur, yoksa bize karşı İskender'le birleşebilirler.
5 6

Kendilerine, kardeşlerine ve ulusuna yaptığımız kötülükleri unutmamıştır."

Dimitrios bir ordu toplaması ve silah yapması için Yonatan'a izin verdi. Kendisini onun müttefiki olarak tanımlamasını, ayrıca kalede bulunan rehinelerin Yonatan'a teslim edilmesini istedi.
7

Yonatan doğruca Yeruşalim'e gitti, tüm ulusun ve kaledeki kişilerin önünde mektubu okudu.
8 9

Kralın Yonatan'a bir ordu toplama yetkisi verdiğini duyunca herkes dehşete kapıldı. Kaledekiler rehineleri Yonatan'a teslim ettiler, o da onları ailelerine gönderdi. Ardından Yonatan Yeruşalim'e yerleşti ve kenti yeniden kurup onarmaya başladı.

10 11

Bu işten sorumlu olanlara, Siyon Dağı'nın etrafında duvarlar ve savunma sistemleri yaparken bu iş için dört köşe yontulmuş taşlar kullanmalarını buyurdu. Böylece yapı daha sağlam olacaktı. Her şey istediği gibi yapıldı.
12 13 14

Bakkides'in yaptığı kalelerde yaşayan yabancılar oradan gittiler. İşlerini bırakıp birer birer kendi ülkelerine döndüler.

Yalnız Beytsur'da yasayı ve buyrukları terkedenlerden bir kaç kişi bulunuyordu, oraya sığınmışlardı.

15

Kral İskender, Dimitrios'un Yonatan'a verdiği sözleri duydu. Aynı zamanda Yonatan'la erkek kardeşlerinin yaptıkları savaşlar, gösterdikleri yiğitlik ve geçirdikleri zorlu deneyimler konusunda kendisine bilgi verildi.
16

Kral İskender hayretini açığa vurdu: "Ona benzer bir kişi bulabilecek miyiz? Bir an önce dostluğunu kazanalım ve müttefikimiz olsun!"
17 18 19

Ardından ona bir mektup yazıp şöyle dedi: "Kral İskender'den kardeşi Yonatan'a selamlar!

Senden bizimle dost olmaya hazır, güçlü bir eylem adamı olarak söz edildiğini duyduk.
20

Bu nedenle biz de seni bugün ulusunun başkâhini olarak atadık ve sana 'Kralın Dostu' ünvanını verdik. Çıkarlarımızı inceleyip bizlerle dostça ilişkiler sürdürmeni bekliyoruz." Aynı zamanda Kral İskender Yonatan'a mor renkte uzun bir giysi ve altın bir taç gönderdi.
21

Yonatan yüz altmış yılının yedinci ayında, Çardak Bayramı'nda bu kutsal giysileri giydi. Ardından ordular toplamaya ve çok sayıda silah yapmaya başladı. 1. Dimitrios'tan Yonatan'a Mektup
22 23

Olanları duyunca Dimitrios'un canı sıkıldı.

Şöyle dedi: "Biz ne yaptık da İskender bizden önce davranıp Yahudiler'in dostluğunu kazandı ve durumu güçlendirdi?
24

Ben onlara bir çağrı yapacağım. Beni desteklemeleri için ilerlemelerini sağlayacak olanaklar ve para önereceğim."
25 26

Onlara şöyle yazdı: "Kral Dimitrios'tan Yahudi ulusuna selamlar!

Bizimle yaptığınız antlaşmaya uyduğunuzu, bizlerle dostça ilişkilerinizi devam ettirdiğinizi ve düşmanlarımızın tarafını tutmadığınızı duyduk. Bu bizi çok memnun etti.
27

Bizimle sözünüzde durmakta devam ederseniz, bizim için yaptıklarınızın karşılığını fazlasıyla öderiz.
28 29

Sizlere pek çok armağanlar verip ayrıcalık tanırız.

Bundan böyle sana ve tüm Yahudiler'e ayrıcalık tanıyorum. Vergi, tuz için aidat ve zorunlu olarak ödenen taç parasını ödemeyeceksiniz.
30

Ağaçlardan toplanan meyvelerin yarısıyla ekili tohumun üçte biri benim hakkım olmasına rağmen, bugünden başlayarak sonsuza dek Yahudi ülkesine ve ona bağlı Samiriye'yle Galile bölgesine bu konuda özgürlük tanıyorum.
31

Yeruşalim ve toprakları kutsal olacak, ondalık vergisiyle öbür vergilerden muaf tutulacaktır.

32

Yeruşalim Kalesi'ni kontrol etmekten vazgeçiyorum. Bu işi başkâhine bırakıyorum. O da kendi seçeceği bir garnizonla orayı yönetecektir.
33

Krallığımın herhangi bir yerinde Yahudiye ülkesinden tutsak edilen tüm Yahudiler fidye ödenmeden özgür olacaktır. Tüm Yahudiler'in vergilerden muaf tutulacağını bildiririm. Çiftlik hayvanları da buna dahildir.
34

Tüm bayramlar, Şabat günleri, ayın yay biçiminde olduğu günler, özel tören günleri, bayram öncesi ve sonrası üç gün, krallığımda yaşayan tüm Yahudiler için af ve temize çıkma günleri olacaktır.
35

Herhangi bir nedenle onların peşine düşmeye ya da onlara saldırmaya kimsenin hakkı olmayacaktır.
36

"Kralın kuvvetlerine otuz bin Yahudi katılacak ve kralın diğer askerleri gibi geçimleri sağlanacaktır.
37

Bir bölümü kralın başlıca kalelerinde kalacak, öbürleri de krallığımızda güvenilen kişilerin atandığı yerlere gönderilecektir. Kralın Yahuda ülkesi için bildirdiği gibi subayları ve komutanları kendi aralarından atanacak ve kendi yasalarına göre yaşayacaktır.
38

"Samiriye bölgesinden Yahudiye'ye bağlanan üç bölgeye gelince, Yahudiye ile bir bütün oluşturacak, tek bir yöneticiye bağlı olacaklar. Ancak başkâhinin otoritesini tanıyacaklardır.
39

Yeruşalim'deki tapınağa Ptolemais'i ve çevresini armağan ettim. Böylece gelirleriyle halkın tapınmasının giderleri karşılanacaktır.
40

Kişisel olarak on beş bin gümüş para armağan ediyorum. Bu para kralın her yıl çeşitli yerlerden aldığı gelire karşı gider olarak kaydedilecektir. 41 Önceki yıllarda yöneticilerin ödemediği tüm paralar, tapınakta yapılan onarım çalışmalarını karşılamak için kullanılacaktır.
42

Ayrıca yıllık hesaplardan anlaşılacağı gibi, her yıl tapınaktan alınan beş bin gümüş para, bundan böyle ayinleri yöneten kâhinlere gelir olarak bırakılacaktır.
43

Kraliyet hazinesine veya başka yere borçlu olup da Yeruşalim'deki tapınağa veya o yöreye sığınan kişi, krallığımdaki tüm mal varlığıyla özgür olacaktır.
44

Tapınağın yapımına ve onarımına gelince, tüm giderler kraliyet hazinesi tarafından karşılanacaktır.
45

Yeruşalim'in duvarlarının yeniden yapılması ve çevresinin güçlendirilmesi için gereken para kraliyet hazinesi tarafından karşılanacak ve Yahudiye'deki öbür kent duvarlarının yeniden yapımı da aynı biçimde karşılanacaktır." Yonatan Dimitrios'un Önerilerini Reddediyor
46

Yonatan ve ulusu bu önerileri duydukları zaman inanmadılar ve onları onaylamadılar. Çünkü Dimitrios'un İsrail'de yaptığı kötülükleri ve kendilerine acımasızca yaptığı baskıyı anımsadılar.

47

İskender'in tarafını tuttular, çünkü onu olağanüstü iyilik eden bir kişi olarak kabullenmişlerdi ve sürekli onun müttefiki oldular.
48 49

Ardından İskender büyük kuvvetler topladı, Dimitrios'un karşısında durumu saptadı.

İki kral savaşmaya başladı. İskender'in ordusu çekildi, Dimitrios onun peşine düşüp askerlerini bozguna uğrattı.
50

Günbatımına dek çarpışma sürdü, ama Dimitrios o gün öldürüldü.

Yonatan 'ın Askeri Danışman ve Genel Vali Olması
51 52

İskender, Mısır Kralı Ptolemi'ye elçilerle aşağıdaki mesajı gönderdi:

"Artık krallığıma döndüm, atalarımın tahtına çıktım. Dimitrios'u ezip gücümü kanıtladım, böylece ülkemizin kontrolünü elde ettim.
53

Çünkü onunla savaştım ve gerek kendisini gerekse ordusunu yok ettik ve şimdi onun krallığında tahta çıktım.
54

öyleyse, şimdi bir dostluk antlaşması imzalayalım. Kızını bana ver, damadın olayım ve her ikinize, gerek sana gerekse ona yaraşır armağanlar vereyim."
55

Kral Ptolemi şöyle yanıtladı: "Atalarının ülkesine dönüp onların tahtına çıktığın gün kutlu olsun!
56

Mektubundaki önerilerini hemen yapacağım, ama beni Ptolemais'te karşıla. Böylece birbirimizi görelim ve istediğin gibi kayınbaban olurum."
57

Ptolemi, kızı Kleopatra ile birlikte Mısır'dan ayrıldı ve yüz altmış iki yılında Ptolemais'e vardı.
58

Kral İskender onları karşıladı. Ptolemi kızı Kleopatra'yı onunla evlendirdi. Ptolemais'te krallara yaraşır görkemli bir düğün yaptılar.
59 60

Ardından Kral İskender gelip kendisiyle görüşmesi için Yonatan'a yazdı.

Yonatan görkemli biçimde Ptolemais'e geldi ve iki kralla buluştu. Onlara ve dostlarına gümüş, altın ve bir çok armağanlar verdi. Onların üzerinde iyi bir izlenim bıraktı.
61

Bu arada İsrail'den* inancından dönen birçok kişi Yonatan'ı suçlamak için bir araya geldi, ama kral onları önemsemedi. *Yunanlaşmaya taraftar olan Yahudiler.
62

Yonatan'ın giysilerini çıkarmasını ve mor renkteki giysileri giymesini buyurdu. Kralın isteği yerine getirildi.
63

Ardından kral, Yonatan'ı yanına oturttu ve subaylarına şöyle dedi: "Kentin merkezine dek onunla birlikte gidin, hiç kimsenin herhangi bir nedenle onu suçlamaması ona Saldırmaması gerektiğini bildirin."

64

Bunun üzerine Yonatan'ı suçlayanlar, onun mor renkte giysiler giydiğini ve bu bildiri ile onurlandırıldığını görünce kaçtılar.
65

Ardından kral, Yonatan'ı onurlandırıp ilk dostları arasına kattı, onu askeri danışman ve genel vali atadı.
66

Sonra Yonatan barış içinde ve sevinçle Yeruşalim'e döndü.

Yonatan Suriye Valisi Apolonyus'u Yeniyor
67

Yüz altmış beş yılında, Dimitrios oğlu Dimitrios Girit'ten atalarının ülkesine geri döndü.
68 69

Kral İskender bunu duyunca karamsarlığa kapıldı ve Antakya'ya çekildi.

Dimitrios Apolonyus'u Kili-Suriye valiliğine atadı. Apolonyus büyük bir kuvvet toplayıp Yamniya'daki kampından Başkâhin Yonatan'a aşağıdaki mesajı yolladı:
70

"Bize karşı başkaldırdın, ama tümüyle yalnızsın. Şimdi senin yüzünden gülünç duruma düşüyorum ve olup bitenler başıma kakılıyor. Niçin gücünü dağlarda bize karşı kullanıyorsun?
71

Kuvvetlerine o denli güveniyorsan şimdi aşağıya in ve ovada karşılaşalım. Böylece birbirimizin yeteneğini sınayalım. Kentler tüm gücüyle benim tarafımı tutuyor.
72

Benim kim olduğumu ve bizleri kimin desteklediğini sor da öğren! Bize karşı koyamayacağını söyleyeceklerdir, çünkü ataların kendi topraklarında bizim tarafımızdan iki kez bozguna uğratıldı.
73

Ayrıca vadide atlı askerlere ve bu büyük orduya karşı koyamazsın, çünkü ovada ne taş ne kaya ne de saklanılacak bir yer vardır."
74

Apolonyus'un mesajını alan Yonatan canlandı, seçtiği on bin askerle Yeruşalim'den ayrıldı. Kardeşi Simon da takviye kuvvetleriyle ona katıldı.
75

Yonatan kuvvetleriyle Yafa'ya dek geldi. Apolonyus'un Yafa'da garnizonu vardı, bu nedenle halk Yonatan'a kapıları açmamıştı. Ama Yonatan saldırıya geçince,
76 77

halk korkup kapıları açtı ve Yonatan Yafa'yı ele geçirdi.

Apolonyus olanları duyunca üç bin atlı asker ve büyük bir ordu topladı, Azotus'tan geçecekmiş gibi oraya gitti. Ovaya dek ilerledi, çünkü atlı askerleri kalabalıktı ve onlara güveniyordu.
78 79 80

Yonatan Azotus'a dek onun peşinden gitti ve iki ordu savaşmaya başladı. Apolonyus arka tarafa gizlice bin atlı asker bırakmıştı.

Yonatan ise arkasında kurulan tuzağı biliyordu. Apolonyus'un atlı askerleri Yonatan'ın ordusunu sardı ve sabahtan akşama dek askerlerine ok attı.
81

Ama Yonatan'ın buyruklarına uyan askerleri direndi ve düşman atları yorgun düştü.

82

Böylece Simon kendi kuvvetleriyle katkıda bulunabildi. Sık saflarda yürüyen mızraklı ve kalkanlı asker alayının etrafını çevirdi ve onu parçalayıp bozguna uğrattı.
83

Atlı askerler ovada dağılıp Azotus'a kaçtılar ve orada tapındıkları putun tapınağı Beytdagon'a sığındılar.
84

Ama Yonatan Azotus'u ve çevredeki kentleri ateşe verdi, her yeri yağma etti. Dagondaki tapınağı içindeki tüm kaçaklarla birlikte ateşe verdi.
85

Düşman kayıpları, kılıçtan geçirilenler ve yakılanlar içinde olmak üzere yaklaşık sekiz bin kişiyi buluyordu.
86

Yonatan oradan ayrıldı, Askalon'un karşısında kamp kurdu. Halk büyük törenlerle dışarı çıkıp onu karşıladı.
87

Ardından Yonatan adamlarıyla beraber, savaş ganimetleriyle yüklü olarak Yeruşalim'e döndü.
88 89

Kral İskender olup bitenleri duyduğu zaman, Yonatan'ı yeniden onurlandırdı.

Ona genellikle kralın kuzenlerine verilen türden altın bir broş gönderdi, Ekron'la tüm topraklarının mal sahipliğini ona verdi. İskender'in Ölümü

11
2

O zaman Mısır Kralı kıyıdaki kum kadar kalabalık, pek çok gemisi olan bir ordu topladı. Düzenbazlıkla İskender'in krallığını ele geçirip kendi krallığına katmayı denedi. Barış sözcükleriyle Suriye'ye doğru yola çıktı. Kentlerde yaşayan halk ona kapılarını açtı, onu karşılamaya geldi. Çünkü Ptolemi onun kayınbabası olduğundan Kral İskender'in buyruğu bu yoldaydı.
3 4

Ama kentlere girince Ptolemi her birinde bir garnizon bıraktı.

Azotus'a varınca Dagon'da ateşe verilen tapınak, Azotus ve çevresindeki yıkıntılar, etrafa yayılmış cesetler ve savaşta Yonatan'ın yakarak öldürdüğü kişilerin yol boyunca üst üste yığılmış kavrulmuş cesetleri kendisine gösterildi.
5

Yonatan'ın etkinlikleri krala anlatıldı. Halk kralın bu işi beğenmeyeceğini umut ediyordu, ama kral hiç bir şey söylemedi.
6

Ardından Yonatan görkemli biçimde kralı karşılamak üzere Yafa'ya gitti. Orada birbirlerini karşılayıp geceyi geçirdiler.
7 8

Yonatan, Eleuterus Irmağı'na dek kralla birlikte gitti ve ardından Yeruşalim'e döndü.

Kral Ptolemi'ye gelince, denize yakın Selefke'ye* dek kıyıdaki kentleri ele geçirdi ve bu arada İskender'e karşı kötü tasarılarını eksiksiz duruma getirdi. *Antakya'nın limanı.

9

Kral Dimitrios'a ulaklar gönderdi ve şöyle dedi: "Haydi gel, bir antlaşma imzalayalım. Şimdi İskender'de olan kızımı sana veririm ve sen de babanın krallığını yönetirsin.
10 11 12

Beni öldürmeye çalışan bu adama kızımı verdiğime pişmanım." İskender'in krallığına göz diktiğinden onu bu şekilde suçladı.

Kral kızını alıp gitti ve onu Dimitrios'a verdi. İskender'le ilişkisini kesti ve açıkça düşman oldular.
13

Ardından Ptolemi Antakya'ya girdi ve Asya tacını giydi. Artık başında iki taç vardı, Mısır ve Asya taçları.
14 15

O arada Kral İskender Kilikyadaydı, çünkü yöre halkı başkaldırmıştı.

Ama olup bitenleri duyunca, savaşmak için rakibinin üzerine yürüdü. O arada Ptolemi'nin askerleri de saf tuttu. Ptolemi İskender'i büyük bir kuvvetle karşılayıp yendi.
16 17 18

İskender Arabistan'a sığındı ve Kral Ptolemi zaferini törenlerle kutladı. Arap Zavdiel İskender'in başını kesip Ptolemiye gönderdi.

Üç gün sonra Kral Ptolemi öldü ve kalelerdeki Mısır garnizonları oranın halkı tarafından öldürüldü.
19

Böylece yüz altmış yedi yılında Dimitrios kral oldu.

Dimitrios'la Yonatan Arasındaki İlişkiler
20

Aynı zamanda Yonatan Yahudiye'deki erkekleri toplayıp Yeruşalim Kalesi'ne saldırmak üzere hazırlandı ve çok sayıda kuşatma makineleri yaptı.
21

Ama ülkelerinden tiksinen yasa tanımayan inançsız bazı kişiler krala ulaşıp Yonatan'ın kaleyi kuşattığını ona bildirdiler.
22

Haberler kralı öfkelendirdi. Hemen yola çıkıp Ptolemais'e vardı. Yonatan'a yazıp kuşatmayı kaldırmasını ve bir konferans için en yakın bir tarihte bir araya gelmelerini istedi.
23

Bunları duyunca Yonatan kuşatmanın sürmesini buyurdu. Ardından İsrail'in devlet işlerinden anlayan önder ve kâhinlerinden oluşan bir kurul seçti. Özellikle tehlikeyi göze alarak
24

kralla buluşmak üzere Ptolemais'e giderken beraberinde gümüş, altın, giysiler ve bir çok armağanlar götürdü. Kralın gözüne girmeyi başardı.
25 26

Ülkesinden yasa tanımayan inançsız bir iki kişinin onu suçlamasına karşın, kral ona selefleri gibi davrandı ve tüm dostlarının önünde ona değer verdi.

27

Yonatan'ın başkâhinliğini ve tüm rütbelerini onayladı. Onu yakın dostları arasına aldı.
28

Yonatan kralın Yahudiye'den ve Samiriye'nin üç bölgesinden vergi almamasını istedi. Bunun karşılığında üç yüz gümüş talant ödemeye söz verdi.
29

Kral kabul edip durumu anlatan aşağıdaki bildiriyi Yonatan'a yazdı:

Yahudiler 'e Ayrıcalık
30 31

"Kral Dimitrios'tan kardeşi Yonatan'a ve Yahudi ulusuna selamlar!

Sizin hakkınızda kuzenimiz Lastenes'e yazdık. Şimdi de size bu bildirinin bir kopyasını gönderiyoruz.
32 33

Kral Dimitrios'tan babası Lastenes'e selamlar!

Yahudi ulusu dostumuzdur ve bize karşı sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bize karşı gösterdiği iyi niyet nedeniyle ne denli cömert olduğumuzu onlara göstermeye karar verdik.
34

Yahuda ülkesiyle Aferema, Lidda ve Ratamin adındaki üç bölgenin onların olduğunu bildiriyoruz. Bu toprakları Yahudiye tüm sömürgeleriyle birlikte Samiriye ülkesinden almıştı. Bu tutum Yeruşalim'de kurban kesenlerin yararınadır. Eskiden kral her yıl onlardan vergi alırdı. Bu para da elde edilen ekinden ve meyvelerden ödenirdi. Ama şimdi yeni bir durum söz konusu.
35

Öbür haklarımıza gelince, bize ödenmesi gereken ondalıklar, vergiler, tuzlu bataklıklar ve kraliyet vergileri bugünden başlayarak tümüyle kaldırılmıştır.
36 37

Bugünden başlayarak sonsuza dek bunların hiçbiri toplanmayacaktır.

Yonatan'a verilmek ve Kutsal Dağda herkesin görebileceği bir yere asılmak üzere bu metnin bir kopyasını hazırlamak bizim sorumluluğumuz olacaktır." Yonatan II. Dimitrios'u Kurtarıyor
38

Kral Dimitrios, yönetimindeki ülkenin barış içinde olduğunu ve kimsenin ona karşı koymadığını görünce, ordusunu dağıttı ve askerlerini evlerine gönderdi. Ancak ülkelerin adalarından sağladığı yabancı askerlerin görevlerini sürdürmelerini istedi. Böylece atalarına hizmet eden kıdemli askerlerinin düşmanlığını kazandı.
39

İskender'i eskiden destekleyenlerden Trifo, tüm askerlerin Dimitrios'a karşı söylendiğini görünce, İskender'in genç oğlu Antiyokus'u yetiştiren Arap Yamleku ile ilişki kurarak
40

İskender'in oğlunu kendisine vermesi için direndi. Onu babasının yerine kral yapmayı amaçlıyordu. Trifo Dimitrios'un kararını ve askerlerinin ne denli gücendiğini ona açıkladı ve orada uzun zaman kaldı.
41

O arada Yonatan Kral Dimitrios'a haber göndererek kaledeki askerlerini Yeruşalim'den çekmesini ve kalelerdeki garnizonları dağıtmasını istedi. Çünkü bu kuvvetler İsrail'le sürekli çarpışıyordu.

42

Dimitrios Yonatan'a şu mesajı gönderdi: "Senin ve ulusun için bunları yapmakla kalmayacağım, bundan öte uygun bir fırsat düşerse, seni ve ulusunu onurlandıracağım.
43

Bu ortamda bana yardımcı kuvvetler gönderirsen iyi edersin, çünkü bütün askerlerim kaçtı."
44

Yonatan Antakya'ya üç bin deneyimli asker gönderdi. Askerler oraya varınca kral çok sevindi.
45

Kent halkından yaklaşık yüz yirmi bin kişi kentin merkezinde toplandı. Amaçları kralı öldürmekti.
46 47

Kral saraya sığındı. O arada halk kentin yollarını ele geçirip saldırıya geçti.

Ardından kral Yahudiler'e başvurup yardım istedi. Onlar da onun çevresinde toplandılar. Sonra kente dağıldılar ve o gün yaklaşık yüz bin kişiyi öldürdüler.
48 49 50 51

Kenti ateşe verdiler, pek çok ganimet aldılar ve kralın güvenliğini sağladılar. Yahudiler'in kenti ele geçirdiğini gören halk yürekliliğini yitirip krala şöyle bağırdı: "Barışı sağla ve Yahudiler'in bize ve kente karşı savaşını durdur."

Ardından silahlarını atıp barış yaptılar. Yahudiler kralın ve krallıktaki herkesin gözünde yücelmişti. Krallıkta ünlü olduktan sonra yüklü ganimetle Yeruşalim'e döndüler.
52

Kral Dimitrios krallığında ve tahtında kalmayı sürdürdü ve yönetimi altındaki ülkede dirlik oldu.
53

Ama verdiği sözleri tutmadı, yalancı olduğunu kanıtladı ve Yonatan'la bozuştu. Yonatan'ın ona yaptığı yardımların karşılığında hiçbir şey vermedi, tam tersine her fırsatta Yonatan'a engel oldu. Yonatan II. Dimitrios'a Karşı Koyuyor
54

Ardından Trifo küçük Antiyokus'la* geri döndü, o da kral oldu ve taç giydi.

* IV. Antiyokus Diyonisos.
55

Dimitrios'un çabucak işlerine son verdiği tüm askerler Antiyokus'un tarafına geçtiler ve Dimitrios'la savaştılar. O da tehlikeden kaygılanıp kaçtı.
56 57

Trifo filleri yakalayıp Antakya'yı ele geçirdi.

Bunun üzerine genç Antiyokus Yonatan'a aşağıdaki mektubu yazdı: "Başkâhinliğini onaylıyorum, seni dört bölgenin yöneticisi ve ayrıca kralın dostlarından biri olarak atıyorum."
58

Antiyokus Yonatan'a altın sofra takımı gönderdi, kendisine altın tastan içme hakkı tanıdı, mor giysiler giyebileceğini, altın broş takabileceğini bildirdi.

59 60

Yonatan'ın kardeşi Simon'u Sur'un Merdiveni'nden Mısır'ın sınırlarına dek vali atadı.

Bunun üzerine Yonatan yola çıktı, Fırat Irmağı'nın batı yakasındaki tüm kentleri dolaştı. Tüm Suriye ordusu onu destekledi. Askalon'a varınca halk onu görkemli bir biçimde karşıladı.
61

Ardından Gaza'ya gitti, ama Gaza halkı ona kentin kapılarını açmadı. Yonatan da kenti kuşattı ve çevresini ateşe verip yağmaladı.
62

Gaza halkı Yonatan'a yalvarınca Yonatan onlarla barış konusunda anlaştı, ama yöneticilerin oğullarını rehine olarak aldı ve Yeruşalim'e gönderdi. Sonra ülkede yolculuğunu sürdürerek Şam'a dek gitti.
63

Yonatan Dimitrios'un generallerinin büyük bir orduyla Galile'ye, Kadeş'e geldiğini duydu. Onların amacı Yonatan'ın ilgisini başka yöne çekip görevini unutmasını sağlamaktı.
64 65

Yonatan kardeşi Simon'u ülkede bırakıp onları karşılamaya gitti.

Simon Beytsur'u kuşattı, oraya her gün saldırıp halkı kuşatma altında tuttu. Sonunda halk barış istedi. Simon barış konusunda onlarla anlaştı,
66 67

ama onları kentten sürdü. Kenti ele geçirip oraya bir garnizon bıraktı.

Bu arada Genesaret Gölü yöresinde kamp kurmuş olan Yonatan'la ordusu erkenden kalkıp yola çıktı. Sabahleyin Hasor Ovası'na vardı.
68

Yabancıların ordusu Yonatan için dağlarda bir tuzak kurduktan sonra onunla savaşmak için ilerledi. Bir taraftan ordu onların üstüne yürürken,
69

öte yandan dağlarda tuzak kurmuş olan askerler ortaya çıktı ve ilk önce onlar saldırdı.
70

Yonatan'ın tüm askerleri kaçtı. Ordusunun genarelleri olan Avşalom oğlu Matatiyas'la Kalfi oğlu Yahuda'dan başkası kalmadı.
71 72 73

Bunun üzerine Yonatan giysilerini yırttı, başına toprak döküp dua etti. Ardından geri dönüp savaştı ve düşmanı bozguna uğrattı, böylece düşman kaçtı.

Yonatan'ın ordusundan kaçan askerler olup bitenleri görünce geri döndüler. Yonatan'la birlikte kamp kurmuş olduğu Kadeş'e dek düşmanı kovaladılar. Oraya varınca kendileri kamp kurdular.
74

O gün yabancı askerlerden yaklaşık üç bin kişi öldü. Sonra Yonatan Yeruşalim'e geri döndü. Yonatan 'ın Ispartalılar'la İlişkileri

12Yonatan koşulların kendisi için elverişli olduğunu görünce, Romalılar'la dostluk
antlaşmasını onaylamak ve yenilemek için Roma'ya seçkin bir kurul gönderdi.

2 3

Aynı amaçla Ispartalılar'a ve çeşitli yerlere mektup gönderdi.

Ulaklar Roma'ya varınca senatoya gidip şu açıklamayı yaptılar: "Başkâhin Yonatan ve Yahudi ulusu onlarla dostluk ve ittifak antlaşmasını yenilemeniz için bizi gönderdiler."
4

Romalılar da Yahuda ülkesine güvenle varabilmeleri için ulakların eline himaye belgesi niteliğinde mektuplar verdiler.
5 6

Yonatan'ın Ispartalılar'a yazdığı mektubun örneği şöyledir:

"Başkâhin Yonatan, ulusun senatosu, kâhinler ve tüm Yahudi ulusundan Ispartalı kardeşlerine selamlar!
7

Geçmişte krallarınızdan biri olan Areyos tarafından Başkâhin Oniyas'a bir mektup gönderilmişti. O mektup kardeş olduğumuzu bildiriyordu. Size o mektubun bir örneğini gönderiyoruz.
8

Oniyas elçinizi onurlandırdı ve mektubu kabul etti. Söz konusu mektup dostluk ve antlaşmadan söz ediyordu.
9

Bize gelince, elimizdeki Kutsal Kitaplar bizi avutmaktadır. Ama bunlara gereksinmemiz olmamasına karşın,
10

sizinle kardeşçe dostluğumuzu yenilemek istiyoruz. Sizin için bir yabancı olmak istemiyoruz. Çünkü bize söz konusu mektubu gönderdiğinizden beri çok zaman geçti.
11

Ancak şunu bilmenizi istiyoruz, sürekli olarak, her fırsatta, bayramlarımızda ve önemli günlerimizde dua ederken ve kurban keserken sizi anımsıyoruz. Gerçekten kardeşleri anımsamak uygundur ve böyle olması gerekir.
12 13

Ününüz bizi sevindiriyor.

Bize gelince, pek çok sıkıntı geçirdik, savaşlara katıldık ve çevredeki krallar bizimle savaştı.
14

Bu savaşlar sürerken sizi ya da öbür dost ve müttefiklerimizi tedirgin etmek istemedik.
15 16

Ama şimdi, Tanrı'nın yardımıyla düşmanlarımızdan kurtulduk ve alçalan onlar oldu.

Biz de Antiyokus oğlu Numenius'la Yason oğlu Antipater'i Romalılar'la eskiden var olan dostluk ve ittifak antlaşmasını yenilemek için Roma'ya göndermeyi uygun bulduk.
17

Onlara sizi ziyaret etmelerini, sizinle selamlaşmalarını buyurduk ve kardeşliğimizin yenilenmesiyle ilgili mektubumuzu size vermelerini istedik.
18 19 20

Bize bir yanıt gönderirseniz size gönül borcu duyarız." Oniyas'a gönderilen mektubun örneği şöyledir: "lsparta Kralı Areyos'tan Başkâhin Oniyas'a selamlar!

21

Ispartalılar'la Yahudiler'i ilgilendiren bir belgeden onların kardeş oldukları ve İbrahim soyundan geldikleri anlaşılmıştır.
22 23

Bunu öğrendiğimize göre, iyi olduğunuzu bize bildirirseniz, size gönül borcu duyarız.

Size mesajımız şudur: Sürüleriniz ve mal varlığınız bizimdir, bizimkiler de sizindir. Ulaklarımıza size bu yolda bir mesaj iletmeleri için bilgi veriyoruz." Yonatan'la Simon'un Seferleri
24

Yonatan, Dimitrios'un generallerinin kendisiyle savaşmak üzere daha büyük bir orduyla geri döndüklerini öğrendi.
25

Bu nedenle Yonatan Yeruşalim'den ayrıldı, onlarla karşılaşmak için Hama bölgesine gitti. Yonatan bu olayı ertelemek istemiyordu, çünkü onların ülkeyi ele geçirmek amacıyla hazırlanmalarını istemiyordu.
26

Yonatan düşman kampına casuslar gönderdi. Casuslar geri dönünce Yahudiler'e geceleyin saldırmak üzere düşmanın saf tuttuğunu bildirdiler.
27

Güneş batınca Yonatan, askerlerinin silahlı olarak nöbet tutmalarını istedi. Geceleyin savaşmaya hazır olmalarını bildirdi, kampın çevresine ve ilerisine nöbetçiler koydu.
28

Yonatanla askerlerinin savaşmaya hazır olduğunu öğrenince düşman korktu. Düşman askerleri titreyen yürekleriyle kamplarında ateş yaktı.29Parlayan ateşleri gören Yonatan ve askerleri düşmanın geri çekildiğini ancak sabahleyin öğrenebildi.
30

Yonatan peşlerinden gittiyse de onlara yetişemedi, çünkü Eleuterus Irmağı'nı geçmişlerdi.
31

Ardından Yonatan yönünü değiştirip Zabadi adındaki Araplar'a saldırdı. Onları yendi ve yağma etti.
32 33

Sonra Yonatan kampı kaldırıp Şam'a gitti. Oradan tüm ülkeyi dolaştı.

O arada Simon da yola çıkmış ve Askalon'la çevredeki kalelere dek ilerlemişti. Ardından Yafa'ya yöneldi, orayı ele geçirmek amacıyla çarçabuk davrandı.
34

Çünkü Yafa halkının bu kaleyi Dimitrios'u destekleyenlere vermeyi düşündüğünü duymuştu. Simon orada bir garnizon bıraktı. Yeruşalim 'de Yapı İşleri
35

Yonatan geri dönünce ulusun ileri gelen ve deneyimli kişilerini toplantıya çağırdı ve onlarla birlikte Yahudiye'de kaleler yapmaya karar verdi.
36

Ayrıca Yeruşalim'in duvarlarını yükseltmeye ve kale ile kent arasında yüksek bir engel koymaya karar verdi. Böyle bir engel kaleyi kentten ayıracaktı. Böylece orada yaşayanlar alım satımla uğraşmayacaktı.
37

Kenti yeniden kurmak için toplandılar. Doğudaki vadi üzerindeki duvar düşmüştü. Kafenata adındaki bölgeyi onardı.

38

O arada Simon Sefela'da Adidayı yeniden kurdu, güçlendirip sürgülü kapılar yaptırdı.

Yonatan Düşmanlarının Eline Düşüyor
39

Trifo'nun tutkusu Asya Kralı olup taç giymek ve Kral Antiyokus'u zararsız duruma getirmekti.
40

Yonatan'ın ona engel olabileceğini düşünüyor ve kaygılanıyordu. Bundan öte, Yonatan'ın kendisiyle savaşabileceğini düşünüyordu. Böylece Trifo yola çıkıp Beytşean'a geldi. Yonatan'ı tutuklayıp öldürmek için sözde bir neden bulmayı umut ediyordu.
41

Yonatan onun yolunu kesmek için yola çıktı, savaşa hazır seçkin kırk bin askerle Beytşean'a geldi.
42

Trifo Yonatan'ın büyük bir kuvvetle geldiğini görünce ona karşı koymaya cesaret edemedi.
43

Bunun üzerine Trifo Yonatan'ı onurlandırdı, tüm dostlarına onu övdü ve ona armağanlar verdi. Dostlarına ve askerlerine Yonatan'ın buyruklarına kendi buyruklarıymış gibi uymalarını söyledi.
44

Yonatan'a şöyle dedi: "Niçin bu insanları yoruyorsun? Aramızda bir savaş tehdidi yok ki.
45

Askerleri evlerine gönder, kendine bir kaç koruyucu asker seç ve benimle Ptolemais'e gel. Öbür kalelerle, geri kalan askerlerle ve tüm memurlarla orasını sana devredeceğim. Ardından evime döneceğim, gerçekten buraya bu amaçla geldim."
46

Yonatan ona inandı ve söylediği gibi yaptı. Askerlerini dağıttı, onlar da Yahuda ülkesine geri döndüler.
47

Onunla beraber üç bin asker kaldı. İki bin askeri Galile'de bıraktı, bin asker onunla yola devam etti.
48

Ama Yonatan Ptolemais'e girer girmez Ptolemais halkı kapıları kapayıp onu yakaladı. Kendisiyle birlikte gelen tüm askerlerini kılıçtan geçirdi.
49

Trifo Yonatan'ı destekleyenleri ortadan kaldırmak için Galile'ye yaya ve atlı askerler gönderdi.
50

Onlar Yonatan'ın askerleriyle yakalandığı ve öldürüldüğü sonucuna vararak birbirlerini yüreklendirdiler ve sık saflar oluşturarak savaşmaya hazırlandılar.
51 52

Onların peşinden gelenler yaşamları için savaşacaklarını görünce geri döndüler.

Tümü sağ salim Yahuda ülkesine vardı, ama Yonatan'la arkadaşları için yas tutuyorlar, tehlikeyi bildiriyorlardı. Tüm İsrail yas tutuyordu.
53

Çevredeki tüm putperestler onları yok etmek için çareler arıyor, şöyle diyorlardı: "Onların önderi yok, müttefiki yok. Şimdi saldırırsak onların anısını insanlık belleğinden yok edebiliriz."

Simon Yönetimi Ele Alıyor

13Trifo'nun Yahudiye ülkesini ele geçirip yok etmek amacıyla büyük bir ordu
topladığını duyan Simon,
2 3

halkın korkudan titrediğini görünce Yeruşalim'e gitti. Halkı toplayıp

onlara şöyle öğüt verdi: "Gerek benim, gerekse erkek kardeşlerimle babamın ailesinin yasalarla tapınak için neler yaptığımızı siz de biliyorsunuz. Yaşadığımız savaşları ve çektiğimiz çileleri biliyorsunuz.
4 5

Bu nedenle tüm kardeşlerim İsrail için öldü, geriye bir ben kaldım.

İşkence yapıldığı zaman kendi canımı düşünmek bana uymayan bir davranıştır. Çünkü ben erkek kardeşlerimden daha değerli değilim.
6

Ulusumun, tapınağın ve eşlerinizle çocuklarınızın öcünü almayı yeğ tutarım. Çünkü tüm putperestler kötülükleriyle bizi yok etmek için birleştiler."
7 8

Simon'un söylediklerini duyunca halk canlandı

ve ona şöyle bağırdı: "Yahuda'nın ve kardeşin Yonatan'ın yerine geçecek olan önderimiz sensin.
9

Savaşlarımıza katılırsan, sen ne dersen onu yaparız."

10

Bunun üzerine Simon tüm savaşçıları topladı, Yeruşalim duvarlarının yapımının tez elden bitmesini sağladı. Böylece tüm çevreyi güçlendirdi. 11 Avşalom oğlu Yonatan'ın komutasında Yafa'ya büyük bir kuvvet gönderdi. Yonatan Yafa'yı ele geçirip orada oturanları kentten sürdü. Simon Trifo 'yu Yahudiye 'den Püskürtüyor
12

Trifo Yahuda ülkesini ele geçirmek üzere Ptolemais'ten büyük bir orduyla ayrıldı. Yanında tutsak olan Yonatan'ı da beraberinde götürdü.
13 14

Simon'sa ovanın karşısında, Adidada kamp kurdu.

Simon'un, kardeşi Yonatan'ın yerine geçtiğini ve kendisiyle savaşmayı tasarladığını duyan Trifo, Simon'a ulaklarla şu mesajı gönderdi:
15

"Kardeşin Yonatan'ın kraliyet hazinesine bulunduğu görevlerden ötürü borcu vardı. Bu nedenle onu alıkoyduk.
16

Bize yüz talant gümüş ve Yonatan'ın iki oğlunu rehine olarak gönderirsen onu serbest bırakırız. Böylece salıverilince, Yonatan'ın bize başkaldırmayacağı yönünden güvence istiyoruz."

17

Simon, bu mesajın bir düzen olduğunu anladı. Ancak ulusunun kendisinden nefret etmesinden korktuğu için gerek parayı, gerekse Yonatan'ın iki oğlunu Trifo'ya göndermeye karar verdi.
18

Yoksa insanlar Trifo'nun istediği parayı ve iki çocuğu Simon göndermediği için Yonatan'ın öldürüldüğünü söyleyebilirdi.
19

Bu nedenle Simon iki çocuğu ve yüz talant gümüşü gönderdi, ama Trifo sözünde durmadı ve Yonatan'ı salıvermedi.
20

Ardından Trifo ülkeyi ele geçirip yıkmaya başladı. Adora'da dolambaçlı yollardan gitti, ama bulunduğu her girişimde Simon'la ve ordusuyla karşılaştı.
21

Kalede bulunan kişiler Trifo'ya ulaklar göndermeyi sürdürdüler. Çölden geçerek onlara ulaşmasını ve besin göndermelerini istediler.
22

Trifo, oraya gitmek amacıyla tüm atlı askerlerini topladı. Ama o gece çok kar yağdı ve Trifo kar nedeniyle yola çıkamadı. Ardından çadırını bozdu ve Gilat'a doğru ilerledi.
23 24

Baskama'ya yaklaşırken Yonatan'ı öldürdü ve Yonatan oraya gömüldü. Trifo geri dönüp ülkesine gitti.

Yonatan 'ın Mezarı
25

Simon, Yonatan'ın kemiklerinin toplanmasını buyurdu. Onu atalarının kenti Modin'de gömdü.
26 27

Tüm İsrail Yonatan için yas tuttu ve uzun süre onun için ağladı.

Simon babasıyla kardeşlerinin mezarı üstüne göze çarpan yüksek bir anıt yaptırdı. Anıtın önüne ve arkasına cilalı taşlar kullandı.
28 29

Ayrıca annesi, babası ve dört kardeşi için karşı karşıya yedi piramit yaptırdı.

Piramitleri birer kaide üzerine yaptırdı ve çevrelerine yüksek kolonlar koydurttu. Ailesinin anısına, kolonların üstünü bir silah takımını gösteren oymalarla süsledi. Silahlardan başka, denizde yolculuk edenlerin görebileceği gemi yontuları yaptırdı.
30

Modin'de böyle bir anıt yapıldı. Bu anıt şimdiye dek oradadır.

II. Dimitrios Simon 'la İlgileniyor
31 32 33

Trifo, genç Kral Antiyokus'a karşı kötü davranıp onu öldürttü. Onun tahtını zorla aldı, Asya tacını giydi ve ülkeyi kırıp geçirdi.

Simon Yahudiye'de kaleler yaptırdı, çevrelerine yüksek kuleler, büyük duvarlar ve sürgülü kapılar yaptırdı. Bu kaleleri besinle doldurdu.
34

Ardından Kral Dimitrios'a bir kurul gönderip ülkesi için yardım istedi. Çünkü Trifo her şeye el koyuyordu.

35 36

Kral Dimitrios Simon'un isteğine aşağıdaki mektupla yanıt verdi:

"Kral Dimitrios'tan kralların dostu Başkâhin Simon'a ve Yahudi ulusuyla ileri gelenlerine selamlar!
37

Bize gönderdiğiniz altın taç ve hurma dalı bizi sevindirmiştir. Sizinle genel bir barış yapmaya taraftarız ve yükünüzü hafifletmek amacıyla yöneticilere yazacağız.
38 39

Sizlerle ilgili tüm bildirilerimiz yürürlüktedir. Yaptırdığınız kaleler sizin olacaktır.

Bugüne dek bilerek ya da bilmeyerek işlenen tüm suçları bağışlıyoruz. Borcunuz olan taç vergisini de bağışlıyoruz. Yeruşalim'de ödenmesi alışılagelmiş tüm vergileri kaldırıyoruz.
40

Aranızda koruma askeri olabilecek yetenekte kişiler varsa, gelip koruma askerlerimiz arasına katılsınlar ve aramızda barış olsun."
41 42

Yüz yetmiş yılında İsrail'de putperestlerin yönetimi sona erdi.

Halk, belgelerine, antlaşmalarına şöyle yazmaya başladı: "Önder, askeri vali ve büyük Başkâhin Simon'un birinci yılında..." Simon Gazar'ı Ele Geçiriyor
43

O arada Simon Gazar'ı kuşatıp etrafını askerleriyle çevirdi. Hareket eden bir kule yaptırıp kente dek getirtti. Kale burçlarından birinde bir gedik açtı ve orayı ele geçirdi.
44

Hareket eden kulede bulunan askerler kentin içine atladı. Ardından büyük bir karışıklık baş gösterdi.
45

Kentin erkekleri eşleri ve çocuklarıyla birlikte yırtılan giysileriyle kale duvarlarına tırmandılar ve kendileriyle barış yapması için Simon'a yüksek sesle yalvardılar.
46

Şöyle dediler: "Bize suçumuza göre davranma, sevecenliğin uyarınca merhametini göster."
47

Simon onlarla anlaşıp savaşı durdurdu, ama onları kentten sürdü. Putlarla dolu evleri temizletti. Ardından övgü dolu ezgilerle kente girdi.
48

Temiz olmayan her şeyi kentten uzaklaştırdı, yasaya saygı gösteren kişileri oraya yerleştirdi ve kenti güçlendirip orada kendisi için bir ev yaptırdı. Simon Yeruşalim 'deki Kaleyi Ele Geçiriyor
49

Yeruşalim Kalesi'nde yaşayanlar, alışveriş için ülkede dolaşamadıklarından ötürü, büyük ölçüde besin gereksinimi duyuyorlardı. Hatta bunlardan birçoğu ölmüştü.
50

Simon'dan kendileriyle barış yapmasını dilediler. O da bunu onayladı, ama onları sürdü ve kaleyi pisliklerden temizledi.
51

Yüz yetmiş bir yılının ikinci ayının yirmi üçüncü gününde Yahudiler içeri girdi. Alkışlarla ve ellerindeki hurma dallarıyla geldiler. Arplar çalındı, büyük zillerin,

kanuna benzer çalgıların sesi duyuldu. Ezgiler ve Mezmur besteleri okundu. Çünkü büyük bir düşman ezilip İsrail'den atılmıştı.
52

Simon her yıl o günün bayram olarak kutlanacağını bildirdi. Kalenin etrafında tapınağın bulunduğu tepeyi güçlendirdi ve askerleriyle oraya yerleşti.
53

Oğlu Yuhanna'nın erkeklik çağına geldiğini gören Simon, onu tüm askeri güçlerin komutanı atadı. Yuhanna Gazar'da yaşadı. Dimitrios'un Tutsak Edilişi

14Yüz yetmiş iki yılında Kral Dimitrios kuvvetlerini topladı ve yardım almak için
Medya'ya yürüdü. Amacı Trifo'yla savaşmaktı.
2

Pers ve Med Kralı Arsases, Dimitrios'un topraklarına girdiğini duyunca, onu canlı olarak ele geçirmesi için generallerinden birini görevlendirdi.
3

General yola çıkıp Dimitrios'un ordusunu yendi, sonra onu yakalayıp Arsases'e getirdi. Arsases de Dimitrios'u tutukevine kapattı. Simon'a Övgü
4

Simon'un yönetiminde ülke barış içinde yaşadı, O ulusunun iyiliğini istedi. Herkes onun yönetiminden Ve yaşamındaki görkemden kıvanç duyuyordu.
5

Tüm görkemini bütünlemek için Yafa'yı ele geçirdi ve orası liman oldu. Böylece denizdeki adalara ulaştı.
6 7

Ulusunun sınırlarını genişletti, Ülkesinde yönetimini sürdürdü.

Tutsakların çoğunu yeniden yerleştirdi, Gazar'ı, Beytsur'u ve kaleyi yeniden ele geçirdi. Temiz olmayan şeyleri oradan attı, Hiç kimse ona karşı koyamadı.
8 9

Barış içinde ülkelerini ekip biçtiler, Toprak, ovadaki ağaçlar ürün verdi.

Yaşlılar sevinçle sokaklarda oturdular, Ülkelerindeki bolluğu konuştular. Gençler süslü giysiler giyip silah taşıdılar.
10

O, kentlerde besin bulundurdu, Ünü dünyanın öbür ucunda duyuluncaya dek Kentleri güçlendirdi.
11 12

Ülkede barışı korudu, İsrail büyük sevinç duydu.

Her vatandaş kendi asmasının ve incir ağacının altında oturdu, Halkı kaygılandıracak hiç kimse yoktu.
13 14

Ülkede onlarla savaşacak bir tek düşman kalmadı, O günlerde krallar ezildi.

O, ulusunun rütbece ve mevkice aşağı olan Kişilerini güçlendirdi, Yasaya uymayanları Ve kötü insanları ülkeden uzaklaştırdı. Yasaya uymak için çaba gösterdi,

15

Tapınağa yeni bir görkem kattı, Tapınağı kutsal taslarla doldurdu.

Isparta ve Roma ile Yapılan Antlaşmanın Yenilenmesi
16 17

Yonatan'ın ölümü Roma'da ve daha sonra Isparta'da duyulunca herkes çok üzüldü.

Ama kardeşi Simon'un, Yonatan'ın yerine başkâhin olduğu ve ülkeyi yönettiği öğrenilince,
18

erkek kardeşleri Yahuda ve Yonatan'la yaptıkları dostluk ve ittifak antlaşmasını yenilemek amacıyla Simon'a bronz yazıtlar gönderdiler.
19 20

Bu belge Yeruşalim'de kurulda okundu.

Ispartalılar'ın gönderdiği mektubun örneği aşağıdadır: "Başkâhin Simon'a, Yahudiler'in ileri gelenlerine, kâhinlerine ve tüm ulusa Isparta Kenti'nden ve yöneticilerinden selamlar!
21

Ulusumuza gönderdiğiniz elçiler ne denli ünlü ve onurlu olduğunuzu bize bildirdiler. Onların ziyareti bizi sevindirdi.
22

Onların bildirisi toplantılarımızın tutanağında şöyle kaydedildi: Antiyokus oğlu Numenius ve Yason oğlu Antipater Yahudiler'in elçileri olarak, bizimle dostluklarını yenilemek amacıyla bizi ziyaret ettiler.
23

Bu önemli kişileri onurlandırmak ulusumuzu sevindirdi ve bildirilerinin bir kopyası genel arşive kondu. Böylece Isparta halkında bu bildirinin bir kaydı bulunacaktır. Ayrıca Başkâhin Simon için de bir kopya çıkarttık."
24

Ardından Simon Romalılar'la yapılan antlaşmayı sağlama bağlamak amacıyla Numenius'u Roma'ya gönderdi. Numenius beraberinde yaklaşık bin mina ağırlığında altından büyük bir kalkan götürüyordu. Devletin Simon 'u Onurlandırması
25

Olup biteni öğrenen halk şöyle dedi: "Simon'a ve oğullarına ne denli değer verdiğimizi nasıl anlatacağız?
26

Asla yılmadı, ne o, ne erkek kardeşleri, ne de baba ocağından olanlar. İsrail'in düşmanlarıyla savaştılar, onları yenip İsrail'in özgürlüğünü sağladılar." Ardından Siyon Dağı'nda kolonlar üzerine bronz yazıtlar astılar.
27

Yazının örneği aşağıdadır: "Başkâhin Simon'un üçüncü yılına rastlayan yüz yetmiş iki yılında, Elul ayının on sekizinde Asaramel'de,
28

kâhinlerle halkın, ulusun önderlerinin ve ülkenin ileri gelenlerinin toplandığı büyük kurulda bize aşağıdaki bilgiler verilmiştir:
29

Ülkede sık sık savaş olduğu günlerde, Yoarib soyundan gelen Matatiyas oğlu Simon'la erkek kardeşleri tehlikeye göğüs gerdiler. Yasa ile tapınağın bütünlüğünü korumak amacıyla düşmana karşı koydular. Böylece uluslarını büyük üne kavuşturdular.

30 31

Yonatan ulusunu canlandırdı ve başkâhin oldu. Ardından ulusunu bir araya getirdi.

Düşmanları ülkelerini ele geçirmeyi tasarladı. Amaçları ülkeyi yıkmak ve tapınağı yerle bir etmekti.
32

Sonra Simon, ulusu için savaşmak üzere ortaya çıktı. Ulusunun savaşan erkeklerini silahlandırmak ve ücretlerini ödemek için mal varlığının çoğunu gözden çıkardı.
33

Yahudiye'yi ve Yahudiye'nin sınırındaki Beytsur'u güçlendirdi. Düşmanın askeri donatım deposu eskiden oradaydı. Oraya Yahudi askerlerinden oluşan bir garnizon bıraktı.
34

Bundan öte kıyıda Yafa'yı, Azotus'un kıyısında Gazar'ı güçlendirdi. Düşman eskiden burada kalıyordu. Oraya bir Yahudi yerleşim bölgesi kurdu ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için tüm gereksinimlerini karşıladı.
35

"Halk Simon'un inancını gördü ve ulusu için onur kazanmak istediğini anladı. Ulusunun hakkını gözetmesi, inançlı oluşu ve ulusunun onurunu arttırmaya çalışması nedeniyle Simon'un önderleri olmasını istediler ve onu başkâhin atadılar.
36

O süreç içerisinde ve onun yönetiminde putperestleri ülkeden sürmeyi başardılar. Bunların içinde Yeruşalim'de, Davut Kenti'nde oturanlar da vardı. Bu putperestler orasını bir kale gibi kullanıp toplu olarak geziye çıkıyor, tapınağın çevresini kirletip kutsal niteliğini bozuyorlardı.
37

Simon oraya Yahudi askerlerini yerleştirdi. Ülkeyle kenti korumak amacıyla orayı güçlendirdi, Yeruşalim'in duvarlarını yükseltti.
38 39 40

"Bunun sonucu olarak, Kral Dimitrios Simon'un başkâhinliğini onayladı. Onu dostlarından biri yaptı ve onu pek çok onurlandırdı.

Kral Dimitrios Romalılar'ın Yahudiler'e dost, müttefik ve kardeş dediklerini, Simon'un elçilerini onurlandırdıklarını duymuştu.
41

"Bundan öte Yahudiler ve kâhinleri, güvenilir bir peygamber ortaya çıkıncaya kadar Simon'un sürekli önderleri ve başkâhinleri olması konusunda anlaşmışlardı.
42

Simon ayrıca onların vekili olup tapınak için sorumlu olacak, yapıyı kontrol edecek görevlileri atayacaktı. Ayrıca ülkeyi yönetecek, askeri donatım deposuyla kaleleri kontrol edecek kişileri atayacaktı.
43

Simon tapınağın yöneticisi olacak, herkes ona boyun eğecekti. Ülkedeki tüm resmi belgeler onun adına yazılacaktı. Simon mor renkte giysiler giyinecek, altın süsler takacaktı.
44

"Ulusundan ya da kâhinlerden hiç kimse bu maddelerden hiçbirini ortadan kaldıramaz, verdiği kararlara karşı koyamazdı. Hiç kimse onun izni olmadan ülkenin herhangi bir yerinde toplantı yapamaz ya da mor renkte giysi giyinip altın broşu takamazdı.
45

Bu maddelerin herhangi birine karşı gelen ya da bu maddeleri reddeden kişi yasalara karşı sorumlu olurdu."

46 47

Halkın tümü bu kararlara uyarak yönetme yetkisini Simon'a vermişti.

Simon başkâhin olmayı, askeri danışmanlık yetkisini kullanmayı, Yahudiler'le kâhinlerinin başkanı olmayı ve tümüne başkanlık etmeyi kabul etti.
48

Bu bildirinin bronz yazıtlara yazılıp tapınak yöresinde göze çarpan bir yere konmasını,
49

bu bildirinin kopyalarının hazinede bulundurulmasını ve Simon'la oğullarına verilmesini buyurdular.

VII. Antiyokus Simon'un Ününü Onaylıyor

15
2

Kral Dimitrios oğlu Antiyokus, denizdeki adalardan Yahudiler'in başkanı Başkâhin Simon'a ve tüm ulusa bir mektup gönderdi, Mektubun içeriği şöyleydi: "Kral Antiyokus'tan başkan ve Başkâhin Simon'a, Yahudi ulusuna selamlar!
3

Bazı alçak kişiler atalarımızın krallığını ele geçirdi. Ben bu krallığı geri istemeyi ve onu eski durumuna getirmeyi düşünüyorum. Bu tasarıya uygun olarak büyük ordular topladım ve savaş gemileri hazırladım.
4

Çünkü ülkede çıkartma yapmayı ve ülkemi yıkıp krallığımda çok sayıda kenti yerle bir eden kişilerle uğraşmayı düşünüyorum.
5

Bu nedenle benden önceki kralların size tanıdığı vergi özgürlüğünü ve öbür tüm ayrıcalıkları onaylıyorum.
6

Kendi paranızı basmanıza izin veriyorum. Bastığınız para ülkenizde geçerli para olacaktır.
7

Yeruşalim'e ve tapınağa özgürlük tanıyorum. Yapmış olduğunuz silahlar ve yapıp da şimdi ele geçirdiğiniz tüm kaleler sizin olarak kalacaktır.
8

Krallık hazinesine şimdi veya gelecekte olan tüm borçlar şu andan başlayarak sonsuza dek hükümsüz olacaktır.
9

Krallığımızı ele geçirdiğimiz zaman sizi, ulusunuzu ve tapınağı o denli onurlandıracağız ki, ününüz tüm dünyaya yayılacaktır."
10

Yüz yetmiş dört yılında Antiyokus atalarının ülkesine savaş açtı. Tüm ordular onu izledi, Trifo'nun yanında çok az kişi kaldı.
11 12

Antiyokus ülkesini zorla alan Trifo'nun peşine düştü, o da kıyıdaki Dor'a sığındı.

Çünkü birbiri ardından gelen sıkıntılara neden olduğunu ve askerlerinin kaçtığını biliyordu.

13

Antiyokus yüz yirmi bin savaşçı ve sekiz bin atlı askerle Dor'un karşısında kamp kurdu,
14

kenti kuşattı. Öte yandan gemiler denizden kuşatma yaptılar, böylece kente karadan ve denizden saldırıyordu. Hiç kimse kente giremiyor ya da kentten dışarı çıkamıyordu. Elçiler Roma'dan Yahudiye'ye Dönüyor
15

Bu arada Numenius ve arkadaşları çeşitli krallara ve devletlere yazılmış mektuplarla birlikte Roma'dan döndüler. Mektupların içeriği şöyleydi:
16 17

"Romalılar' ın konsülü Lukiustan Kral Ptolemi'ye selamlar!

Yahudi elçileri var olan dostluk antlaşmamızı Başkâhin Simon'la Yahudi ulusunun adına yenilemek için dostlarımız ve müttefiklerimiz olarak bize geldiler.
18 19

Bin mina ağırlığında bir altın kalkan getirdiler.

Biz de çeşitli krallara ve devletlere yazmaya karar verdik. Onları rahatsız etmemelerini, onlara, kentlerine ve ülkelerine saldırmamalarını ya da saldırganlarla işbirliği yapmamalarını istedik.
20 21

Getirdikleri kalkanı kabul etmeye karar verdik.

Düzenbaz kişiler ülkelerinden kaçıp size sığınmışlarsa, onları Başkâhin Simon'a teslim edin, o da yasalara göre o kişileri cezalandıracaktır."
22 23

Konsül aynı mektubu Kral Dimitrios'a, Attalus, Ariarates ve Arsases'e gönderdi.

Tüm devletlere, bu arada Sampsames'e, Ispartalılar'a, Delos'a, Mindos'a, Sikyon'a, Kariya'ya, Sakız Adası'na, Pamfilya'ya, Likya'ya, Halikarnas'a, Rodos'a, Faselide'ye, Kos'a, Side'ye, Aradus'a, Gortina'ya, Knidus'a, Kıbrıs'a ve Kirene'ye gönderdi.
24

Ayrıca Başkâhin Simon için de bir kopya gönderildi.

VII. Antiyokus Simon 'a Düşman Oluyor
25

Bu arada Antiyokus Dor dolaylarını ikinci kez ele geçirdi. Kente sürekli olarak asker birliğinden ayrılan kolları gönderiyordu. Kuşatma düzeni aldı ve Trifo'nun giriş çıkışını önledi.
26

Simon savaşta onu desteklemek için Antiyokus'a seçilmiş iki bin asker, gümüş, altın ve çok sayıda donanım gönderdi.
27

Ama Antiyokus bunları kabul etmedi. Onun yerine Simon'la daha önce yaptığı tüm antlaşmaları fes etti, Simon'a karşı tutumunu tümüyle değiştirdi.
28

Dostlarından biri olan Atenobius'u görüşmek üzere Simon'a gönderdi. Atenobius şunları söyleyecekti: "Siz şimdi Yafa'yı, Gazar'ı ve Yeruşalim Kalesi'ni işgal ediyorsunuz. Buraları krallığımın kentleridir.

29

Buraları yerle bir ettiniz ve ülkeye çok zarar verdiniz. Krallığıma ait olan bir çok yeri ele geçirdiniz.
30

Şimdi aldığınız kentleri ve Yahudiye'nin sınırları dışında aldığınız yerlerin gelirini ya bana verirsiniz
31

ya da neden olduğunuz yıkımı karşılamak için bana beş yüz talant gümüş ödeyiniz. Kentlerin geliri için de beş yüz talant daha ödeyiniz, yoksa gelip sizinle savaşacağız."
32

Kralın dostlarından Atenobius Yeruşalim'e varıp Simon'un görkemini, altın ve gümüş kaplama, cam raflı dolabını ve yanında bulunan çok sayıda kişiyi görünce şaşakaldı. Kralın mesajını ona iletti.
33

Ama Simon ona şu yanıtı verdi: "Biz yabancı bir ülkeyi ele geçirmedik, bizim olmayan mala el koymadık, ancak atalarımızın mirasını aldık. Düşmanlarımız bir süre için haksız bir biçimde ve zorla elde etmişlerdi.
34 35

Şimdi uygun fırsat varken, biz sadece atalarımızın mirasına konuyoruz.

Yafa ve Gazar'a gelince, bu kentlerin halka büyük kötülük ettiğini ve çevreyi yıktığını söylüyorsunuz. Bunlar için yüz talant ödemeye hazırız." Atenobius hiç bir şey söylemeden,
36

öfkeyle krala gitti, Simon'un yanıtını ve görkemini ona bildirdi. Tüm gördüklerini ona bildirince kral büyük öfkeye kapıldı. Sendebeus Yahudiye'yi Tedirgin Ediyor
37 38

Trifo bir gemiye binip Ortosya'ya kaçtı.

Kral, Sendebeus'u kıyı bölgesi başkomutanı olarak atadı, ona yaya ve atlı askerler verdi.
39

Askerleriyle Yahudiye karşısında yer tutmasını ona buyurdu. Kedron'u güçlendirip kapılarını sağlamlaştırması konusunda ona yönerge verdi ve halkla savaş durumunda olmasını istedi. Sonra kral Trifo'nun peşinden gitti.
40

Sendebeus Yamniya'ya gelip insanları tedirgin etmeye başladı. Yahudiye'yi ele geçirdi, insanları tutuklayıp kılıçtan geçirdi.
41

Kedron'u güçlendirdi, orada yaya ve atlı askerler bulundurdu. Bunlar yarma hareketi yaptılar ve Yahudiye'nin yollarında askeri devriye gezdiler. Böylece kralın yönergesine uyuldu.

16Ardından Yuhanna Gazar'dan yukarı gitti. Sendebeus'un etkinliklerini babası
Simon'a bildirdi.
2

Bunun üzerine Simon iki büyük oğlu Yahuda'yla Yuhanna'yı çağırıp şöyle dedi: "Ben, erkek kardeşlerim ve babamın ev halkı gençliğimizden bugüne dek İsrail'in düşmanlarıyla savaştık. Yönettiğimiz girişimler başarıya ulaştı ve çoğu kez İsrail'i kurtardık.

3

Ama artık yaşlandım, oysa siz büyüdünüz. Benim ve erkek kardeşlerimin yerine geçin, gidip ulusumuz için savaşın, Tanrı yardımcınız olsun."
4

Ardından Simon ülkede yirmi bin savaşçı ve atlı asker seçti. Sendebeus'a karşı yola çıktılar. Geceyi Modin'de geçirdiler.
5

Erkenden kalkıp ovaya girdiler, karşılarında yaya ve atlı askerlerden oluşan büyük bir ordu buldular. Ancak aralarında bir dere vardı.
6

Yuhanna adamlarıyla beraber onların karşısına dikildi. Askerlerinin dereyi geçmekten korktuklarını görünce ilk önce kendisi karşıya geçti. Yuhanna'nın dereyi geçtiğini gören askerleri onu izlediler.
7

Yuhanna yaya askerleri ikiye böldü, atlı askerleri de ortada bıraktı. Çünkü düşmanın atlı askerleri çok kalabalıktı.
8

Borular çalındı, Sendebeus'la ordusu yenilgiye uğradı. Çok sayıda asker öldü, geri kalanı da kaleye sığındı.
9

O sırada Yuhanna'nın kardeşi Yahuda yaralandı, ama Yuhanna Sendebeus'un güçlendirdiği Kedron'a varıncaya dek onların peşinden gitti.
10

Kaçanlar Azotusun çevresindeki kulelere dek gittiler. Yuhanna bu kaleleri ateşe verdi. Düşman on bin asker kaybetmişti. Yuhanna güvenlik içinde Yahudiye'ye döndü. Dok'ta Simon'un Yürekler Acısı Ölümü
11

Abubus oğlu Ptolemi, Eriha Ovası'na askeri vali atanmıştı. Onda çok altın ve gümüş vardı.
12 13

Başkâhinin damadıydı.

Tutkularına yenildi. Tüm ülkeyi buyruğu altına almak umudundaydı. Bu yüzden Simon'la oğullarının yıkımını tasarlamaya başladı.
14

Ülkedeki kentleri baştan aşağı denetleyen ve yönetimi ile ilgilenen Simon yüz yetmiş yedi yılının on birinci ayında, Şebat ayında oğulları Matatiyas ve Yahuda ile birlikte Eriha'ya gelmişti.
15

Abubus oğlu Ptolemi, Dok adındaki küçük bir kalede onlara tuzak kurdu. O kaleyi kendisi yaptırmıştı. Orada onlara büyük bir şölen verdi. Adamlarını gizlice her tarafa doldurmuştu.
16

Simon'la oğlu sarhoş olunca, Ptolemi adamlarıyla beraber ayağa fırladı, silaha sarılıp şölen odasında Simon'a saldırdı. Onu, iki oğlunu ve hizmetçilerinden bazılarını öldürdüler.
17 18

Böylece Ptolemi büyük bir ihanette bulundu. İyiliğe kötülükle karşılık verdi.

Ptolemi bir rapor yazarak olup bitenleri krala bildirdi. Durumunu sağlamlaştırmak için kendisine yeni kuvvetler gönderileceğini ve kentlerle eyaletin kendisine verileceğini umut ediyordu.

19

Yuhanna'yı öldürmeleri için Gazar'a adamlar gönderdi. Komutanlara yazılı buyruklar ileterek yanına gelmelerini, kendilerine altın, gümüş ve çeşitli armağanlar vereceğini bildirdi.
20

Yeruşalim'i ve tapınağın bulunduğu dağı ele geçirmeleri için başka adamlarını da oraya gönderdi.
21

Ama biri daha önce davranmıştı ve Gazar'da bulunan Yuhanna'ya babası ile erkek kardeşlerinin öldürüldüğünü bildirmişti. Şunları eklemişti: "Ptolemi, seni de öldürmeleri için adamlarını buraya gönderiyor!"
22

Yuhanna olup bitenleri duyunca çok etkilenmişti, ama onu öldürmek için gelen adamları çabucak tutuklattı ve öldürttü. Çünkü onların kıyıcı tasarılarını öğrenmişti.
23

Yuhanna'nın öbür etkinlikleri, giriştiği savaşlar, elde ettiği başarılar, yaptığı kent duvarları ve tüm girişimleri,
24

başkâhin olarak babasının yerine geçtiği günden itibaren olaylar tarihinde yazılmış bulunmaktadır.

MAKABELER'İN İKİNCİ KİTABI GİRİŞ Makabeler'in İkinci Kitabı, Kireneli Yason'un beş ciltlik tarihinin bir özetidir. Kitap, Başkâhin III. Oniyas'ın (yaklaşık İ.Ö. 180) zamanından Nikanorun (İ.Ö. 161) ölümüne dek Yahudi tarihindeki olayları anlatmaktadır. Makabeler 'in Birinci Kitabı 'nın ilk bölümlerinde betimlenen olaylara kısmen koşuttur. Yasaya bağlılık ve inançları uğruna ölen şehitlerin Tanrı tarafından ödüllendirileceğini vurgulamaktadır. Ana Hatlar 1:1-2:32 Mısır 'daki Yahudiler'e mektuplar ve önsöz 3:1-4:50 Başkâhinlik için çatışmalar 5:1-7:42 Antiyokus Epifanes ve Yahudiler'e yapılan işkenceler 8:1-15:39 Yahuda 'nın zaferleri Mısır'daki Yahudiler'e Mektup

1
2

Mısırlı Yahudilere Yeruşalim ve Yahudiye ülkesindeki Yahudi kardeşlerinden selamlar! Bolluk ve barış dilekleriyle. Tanrı sadık kulları İbrahim, İshak ve Yakup'la yaptığı antlaşmayı anımsasın ve sizlere esenlik versin.
3

Hepinize O'na tapınacak ve istekleri doğrultusunda davranacak yürek versin. Yüce düşünceler, istekli bir ruh versin.
4 5 6 7

O yüreklerinizi yasasına ve buyruklarına açsın ve size barış versin. Dualarınızı duysun, sizinle uzlaşsın ve kötü zamanda sizi bırakmasın. Şimdi bizler burada sizin için dua ediyoruz.

Yüz altmış dokuz yılında Dimitrios kralken biz Yahudiler size şunları yazdık: Bu yollarda umutsuz acılarla karşılaştık, çünkü Yason'la ortakları kutsal ülkeye ve krallığa kötülük ettiler.
8

Tapınağın kapısını yaktılar, suçsuz insanların kanını döktüler. Ardından Rabbimiz'e dua ettik ve O bizi dinledi. O'na buğday ve un adadık, lambaları yaktık, ekmek somunlarını hazırladık.
9

Şimdi size şu öğüdü veriyoruz: Kislev ayında Çardak Bayramı'nı kutlayın, yüz seksen sekiz yılında*.

*Makabeler'in ikinci kitabında geçen yıllar İ.Ö. 312 yılında başlayan Selosid takvimine göredir. Aristobulus'a Mektup* *Kitabın önsözü olan bu mektup, tapınağın adanmasına çağrıdır. Dolaylı biçimde atılan tarih bir önceki mektuptan kırk yıl öncesine değinmektedir.
10

Yeruşalim ve Yahudiye ulusu, senato ve Yahuda'dan* Kral Ptolemi'nin özel öğretmeni ve meshedilmiş kâhinler ailesinden Aristobulus'a ve Mısırdaki Yahudiler'e selamlar ve sağlık dilekleriyle! *Yahuda Makabe.
11

Bizi büyük tehlikelerden kurtardığından beri krala karşı davamızı savunduğu için Tanrı'ya şükrediyoruz.
12 13

Çünkü O, kutsal kente karşı silaha sarılanları kovdu.

Onların önderi sözde karşı konulmaz ordusuyla Pers ülkesine vardığı zaman, Nanea* Tapınağı'nda paramparça edildi. Bu olay tanrıçaya hizmet eden kâhinlerin hazırladığı düzen sonucu oluştu. *Bu tanrıça Efes'teki Artemis'e (Diyan'a) benzer. Bu tapınak İlimeyas'ta bulunuyordu.
14

Antiyokus sözde Nanea ile evlenmek amacıyla arkadaşlarıyla oraya gitti. Oradaki hazineleri çeyiz olarak almayı tasarlıyordu.
15

Nanea'nın kâhinleri hazineleri sergilemişlerdi. Antiyokus yanındaki bir kaç kişiyle birlikte kutsal bölgeye girdi. O içeri girer girmez kâhinler tapınağı kapattılar.
16

Tavandaki gizli kapıyı açtılar ve yıldırım gibi davranıp Antiyokus'la yanındakilerin üstüne taşlar fırlatıp attılar. Ardından onları parçaladılar, başlarını kesip parçaları dışarıdakilere attılar.
17

İnançsızlara hak ettikleri cezayı veren Tanrımız'a her yerde yücelikler olsun!

Kutsal Ateşin Korunması
18

Kislev ayının yirmi beşinci günü tapınağın arıtılmasını kutlayacağımız için, bunu size bildirmeyi uygun görüyoruz. Böylece tapınağı ve sunağı yaptıran Nehemya kurban sunduğu zaman oluşan ateşi ve Çardak Bayramı'nı kutlayabilirsiniz.
19

Çünkü atalarımız Pers ülkesine sürgün edildiğinde o zamanın inançlı kâhinleri sunaktaki ateşten bir parça aldılar ve onu gizlice susuz bir kuyunun boşluğunda sakladılar. Ateşi o denli iyi sakladılar ki, o yeri kimse bilemedi.
20

Yıllar sonra Tanrı'nın dirlik zamanında Pers ülkesinin kralı tarafından görevlendirilen Nehemya, ateşi saklayan kâhinlerin soyundan gelen kişileri ateşi almaya gönderdi. Ancak oraya giden kişiler ateşi bulamadıklarını, ama orada koyu bir sıvı var olduğunu bildirdiler. Nehemya bu sıvının bir kısmını alıp geri gelmelerini buyurdu.

21

Kurban edilecek şeylerin hazırlanmasının ardından Nehemya odunun ve üstündeki şeylerin üzerine sıvıyı dökmelerini buyurdu.
22

Ardından daha önce bulutlarla örtülü olan güneş parlayınca, büyük bir ateş yandı, herkes bu işe şaşıp kaldı.
23

Sunulan kurban yanarken kâhinler ve kâhinlerle birlikte hazır bulunan tüm kişiler dua etti. Yonatan duayı makamla okuyor, öbürleri Nehemya'yla beraber karşılık veriyordu.
24

Dua şöyleydi: "Ey Rabbimiz, Efendimiz, Tanrımız, her şeyi yaratan sensin. Tek kral ve hayır sahibi sensin; görkemlisin, güçlüsün, doğrusun, merhametlisin.
25

Herkese rızkını sen verirsin, hak gözetirsin, her şeye gücün yeter ve sen sonsuza dek varsın. İsrail'i tüm kötülüklerden sen kurtardın, atalarımızı cennete gitmek üzere sen seçip kutsadın.
26 27

Senin olan tüm İsrail ulusu adına sunulan kurbanı kabul et, mirasını koru, kutsa.

Bizlerden dünyanın her yanına dağılmış olanları bir araya getir. Bizlerden putperestlerin kölesi durumunda olanları özgür kıl. Hor görülenlerin ve tiksinilenlerin tarafını tut ve Tanrımız olduğunu putperestlere bildir.
28 29 30 31

Bize acı çektirenleri, saygısızlık edip bizi gücendirenleri cezalandır. Musa'nın söz verdiği gibi ulusunu kutsal topraklara kesinlikle yerleştir." Ardından kâhinler ilahiler okudular.

Sunulan kurbanlar yanınca, Nehemya geri kalan sıvının büyük taşların üzerine dökülmesini buyurdu.
32 33

Bu iş yapıldıktan sonra bir ateş yandı ve sunaktaki ateşin içinde kayboldu.

Olup bitenler duyulup da sürgüne gönderilen kâhinlerin ateşi sakladığı yerde bir sıvının oluştuğunu ve Nehemya ile ulusunun sundukları kurbanı bu sıvı ile arıttıklarını Pers Kralı öğrenince,
34

gerçekleri doğruladıktan sonra o yerin etrafını çitle çevirdi ve kutsal bölge olduğunu duyurdu.
35 36

Kral gözde kişilerle çok sayıda değerli armağanlar değiş tokuş etti.

Nehemya ve ulusu bu nesneye "Neftar" adını verdiler. Bu sözcüğün anlamı arıtmaktır, ama genellikle bu maddeye "Neftai" denir. Yeremya Taşınabilir Tapınağı, Sandığı ve Sunağı Saklıyor

2

Arşivlerden öğrendiğimize göre Peygamber Yeremya anlattığımız gibi sürgün edilen kişilere ateşi almalarını buyurdu.

2

Sonra onlara yasayı verdi. Rab'bin kurallarını hiç bir zaman yadsımamaları ya da altın ve gümüş yontuları ve onların üzerindeki süsleri görünce baştan çıkmamaları için onları uyardı.
3 4

Onlara bu gibi öğütler vererek yasanın yüreklerinde yaşaması konusunu üsteledi.

Belge, bir vahiyle uyarılan peygamberin dağa çıkınca taşınabilir tapınağın ve sandığın onunla beraber gelmesini buyurduğunu bildirir. Musa, Tanrı'nın mirasını görmek için aynı dağa tırmanmıştı.
5

Oraya varınca Yeremya oturulacak bir mağara buldu. Oraya taşınılabilir tapınağı, sandığı ve buhur sunağını koydu, ardından girişi kapattı.
6 7

Arkadaşlarından bir kısmı yolu işaretlemeye çalıştı, ama yolu bulamadılar.

Bunu öğrenince, Yeremya onlara çıkıştı: "Tanrı ulusunu yeniden bir araya toplayıp bağışlayıcı olduğunu gösterinceye dek bu yerin bilinmemesi gerekir.
8

O zaman Rabbimiz bütün bunları bir daha gün ışığına çıkaracaktır. Böylece Rabbimiz'in ünü ortaya çıkacak, bulut da görülecektir. Musa zamanında vahiy yoluyla bildirildiği gibi ve kutsal toprakların ünlü olup kutsanması için Süleyman'ın dua ettiği günlerde olduğu gibi."
9

Bilge bir kişi olan Süleyman'ın tapınağın adanması ve bitmesi için sunduğu kurban da kaydedildi.
10

Musa Rabbi'ne dua ettiği zaman gökten ateş inmiş ve sunulan kurbanı yakmıştı. Süleyman aynı biçimde dua etti ve yukarıdan gelen ateş kurbanları yaktı.
11 12

Musa şöyle demişti: "Sunulanlar günahtı, ama yenmediği için yakıldı." Süleyman o bayramı aynı biçimde sekiz gün süreyle kutladı.

Nehemya'nın Kitaplığı
13

Yukarıda anlatılanlardan başka, gerek arşivlerde gerekse Nehemya'nın anılarında kaydedildiğine göre, kendisi bir kitaplık kurup krallar, peygamberler, Davut'un yazıları ve tapınakta toplanan paralar konusunda kralların yazdığı mektuplarla ilgili bir kitap koleksiyonu yapmıştır.
14

Aynı biçimde Yahuda, son savaşta dağılan kitaplardan eksiksiz bir koleksiyon oluşturmuştur. Bu koleksiyon şimdiye dek elimizde bulunmaktadır.
15

Bu kitaplara gereksinmeniz olursa birini gönderip aldırın.

Adama İçin Çağrı
16

İşte sonuç: Tapınağın arıtılmasını kutlamak üzereyiz ve aynı günleri kutlamanız için size yazıyoruz.
17

Tüm ulusunu kurtaran Tanrı mirası, krallığı, kâhinliği ve kutsamayı herkese verdi.

18

Yasasında buna söz verdi, bizim umudumuz Tanrı'dadır. Kuşkusuz O bizi çabucak bağışlayacak, dünyanın dört bir yanından bizi kutsal topraklarda bir araya toplayacaktır. Çünkü O bizi pek çok kötülüklerden kurtarmış ve tapınağı arıtmıştır. Derleyenin Önsözü
19

Yahuda Makabe ile erkek kardeşlerinin öyküsü, büyük tapınağın arıtılması, sunağın adanması,
20 21

Antiyokus Epifanes'le oğlu Eupator'a karşı girişilen savaşlar,

Yahudiler'in cesur savunucularını yüreklendirmek için gökten gelen görümler, az oldukları halde tüm ülkenin malını yağma etmeleri, barbarları bozguna uğratmaları,
22

tüm dünyada ünlü olan tapınağı elde etmeleri, kenti kurtarıp ortadan kaldırılan yasaları yeniden yürürlüğe koymaları, Rab'bin lütfedip her zaman onlara yardımcı olması,
23

tüm olup bitenler, Kireneli Yason tarafından beş kitapta anlatılmıştır. Biz her şeyin bir tek özetini vermeye çalışacağız.
24

Tarihsel kayıtlara dalmak isteyenler için, malzemenin çokluğundan ötürü sayıların çokluğunu ve karşılaşılan güçlükleri göz önünde tutarak,
25

ancak okumak isteyenler için bir değişikliğe yöneldik. Olup bitenleri ezberlemekten hoşlananlar için işleri kolaylaştırdık, herkesin yararlanmasını sağladık.
26

Bu ağır ve sıkıcı işe girişip bir özet çıkarmaya çalışan bizler için bu pek kolay olmadı. Kan ter içinde kaldık ve lambalarımızın yağı gece yarılarına dek yandı.
27

Bu işi şununla kıyaslayabiliriz: Bir şölen düzenleyen ve çeşitli zevklere hizmet etmek isteyen bir kişinin çabaları gibi! Bu ortamda genel bir hizmeti yerine getirmek amacıyla ağır ve sıkıcı işi sevinerek yapıyoruz.
28

Ayrıntıları tarihçiye bırakıyor, bu kısaltılmış uyarlamada ana hatları belirlemeye uğraşıyoruz.
29

Yeni bir evin mimarı tüm yapıdan sorumludur, oysa seramik boyasıyla uğraşan kişi süsleyici gereksinmeleri belirlemekle sorumludur. Öyle sanıyorum ki, bizim için de durum aynıdır.
30

Yaratıcı tarih bilgininin görevi konuyu benimsemek, konunun gizli yönlerini araştırmak, ayrıntılar üzerinde durup kılı kırk yarmaktır.
31

Ama uyarlamayı yapan kişinin anlatım biçimi az ve öz olmalı. Konuyu ele alış biçimini gereksiz yere uzatmamalıdır.
32

Bundan sonra öykümüze başlayabiliriz. Yukarıda söylediklerimize herhangi bir şey eklemeye gerek yoktur. Çünkü tarihe yazdığımız önsözü uzatıp tarihi kısaltmak anlamsız olur. Heliyodorus'un Yeruşalim'e Gelişi

3
2

Kutsal kentte yaşam barış içinde sürerken, hemen hemen tümüyle yasalara uyulurken, Başkâhin Oniyasın yasaya bağlılığı ve kötülükten nefret etmesi sayesinde, krallar bile kutsal yeri onurlandırmaya başladılar. Görkemli armağanlar sunarak tapınağın ününü arttırdılar.
3

O denli ki, Asya Kralı Seleukus sunulan kurbanların giderlerini kendi gelirlerinden ödedi.
4

Ama Benyamin oymağından Simon adında bir kişi tapınağa yönetici atanınca, kentin pazarlarının düzeni konusunda başkâhinle anlaşmazlığa düştü.
5

Oniyas'la anlaşamayınca, o tarihte Kili-Suriye ve Fenike'de askeri vali olan Tarsuslu Apolonyus'a gitti.
6

Yeruşalim'de hazinenin açıklanmayan zenginlikten ötürü yük altında olduğunu, hazineye yapılan bağışların sınırı olmadığını ve sunulan kurbanların giderleriyle kıyaslanamayacağını, ama tüm bu varlığın kralın kontrolü altına girebileceğini ona bildirdi.
7

Apolonyus kralla görüşerek kendisine bildirilen varlık konusunda ona bilgi verdi. Bunun üzerine kral saray kâtibi Heliyodorus'u seçip söz konusu varlığı başka yere aktarmasını ona bildirdi.
8

Heliyodorus hiç zaman yitirmeden yola çıktı. Görünüşte Kili-Suriye ve Fenike kentlerini denetleyecekti, ama aslında kralın amacını yerine getirecekti.
9

Yeruşalim'e gelince başkâhin ve kent halkı kendisini konukseverlikle karşıladı. Ardından Heliyodorus açıklanan olguları bildirdi. Böylece orada bulunmasının nedenini onlara söyledi ve gerçek durumun ne olduğunu sordu.
10 11

Başkâhin dullar ve yetimler için para ayrıldığını,

ayrıca çok yüksek mevki sahibi Tobyas oğlu Hirkanus'a ait para da bulunduğunu ve kötü insan Simon'un iddia ettiğinin aksine tüm tutarın dört yüz talant gümüşle iki yüz talant altından oluştuğunu bildirdi.
12

Başkâhin bu kutsal yere ve tüm dünyada saygı gören bir tapınağın dokunulmaz görkemine inanmış kişilere haksızlık edilmesinin söz konusu olmadığını sözlerine ekledi. Yeruşalim 'de Kaygı
13

Ama Heliyodorus kralın buyruğu uyarınca paraların kralın hazinesine aktarılması gerektiği konusunda direnmeyi sürdürdü.
14

Bu iş için bir gün önerdi. Ardından içeri girip paraları saptamaya başladı. Kentte herkes kaygılanmıştı.
15

Kutsal giysileri içinde kâhinler sunağın önünde secde edip Tanrı'ya yalvardılar. Oradaki parayla ilgili yasayı yapan Tanrı'dan oradaki tutarı, o parayı oraya koyanlar için korumasını istediler.

16

Başkâhinin görünüşü insanın yüreğini parçalamaya yeterdi. Yüzünün anlamı ve uçan rengi ruhunun üzüntüsünü anlatıyordu.
17

Başkâhin korkudan yıkılmıştı ve bedeni öylesine titriyordu ki, onu görenler çektiği acı konusunda asla kuşku duymazlardı.
18

İnsanlar evlerinden paldır küldür sokağa fırlıyor, kutsal yeri tehdit eden yakışıksız davranıştan ötürü genel bir yakarmaya girişmeyi amaçlıyordu.
19

Göğüslerinin alt kısmından başlayarak çul giyinmiş kadınlar sokaklarda dolaşıyor, evlere çekilmiş kızlar bir arada koşuşuyordu. Kimi kapılara, kimi de kent duvarlarına yöneliyordu. Bir kısmı da pencerelerden dışarıya sarkıyordu.
20 21

Tümü ellerini göğe kaldırmış dilekte bulunuyordu.

Secdeye kapanmak için bir araya toplanan halkın ve önsezisiyle derin kaygılar içinde olan başkâhinin görünüşü pek acıklıydı.
22

Onlar oraya konan paranın ve parayı koyanların güvencede olması için Her Şeye Gücü Yeten Rableri'ne yakarırken
23

Heliyodorus işini sürdürüyordu.

Heliyodorus 'un Cezası
24

Koruyucusuyla beraber hazineye yaklaşmışken, tüm ruhların ve güçlerin Egemeni o denli yüce bir görüntü yarattı ki, Heliyodorus'la beraber gitmeye cesaret edenler Tanrı'nın gücü karşısında şaşırdılar ve tüm gururlarını yok eden bir duyguya kapıldılar.
25

Eyerinin ve dizgininin üstünde süslü bir örtü bulunan ve korkunç bir binici taşıyan bir at gözlerinin önünde canlandı. Şiddetle şahlanan at ön ayaklarıyla Heliyodorus'a vurdu. Atın binicisinin giysileri som altındandı.
26

Aynı zamanda olağanüstü güç ve güzellikte iki genç erkek görkemli giysileriyle Heliyodorus'a göründüler. Onun her iki yanında durarak onu durmadan kamçıladılar, vuruşlar birbirini izledi.
27

Heliyodorus birdenbire yere düştü, çevresini yoğun bir karanlık kapladı. Adamları yardımına koşup onu bir sedyeye yatırdı.
28

Yukarda belirttiğimiz gibi, bu adam yanındakilerle ve koruyucularıyla birlikte biraz önce hazineye girmişti. Güçsüz durumda olan ve kendine yararı dokunamayan bu adamı dışarı taşırlarken, Tanrı'nın gücünü herkes onayladı.
29

Bu tanrısal ziyaret sonucu Heliyodorus uzanmış yatıyordu. Dili tutulmuş gibiydi ve kurtuluş umudundan yoksundu.
30

Öte yandan Yahudiler kendi kutsal yerini doğaüstü biçimde yücelten Rableri'ni kutsuyorlardı. Biraz önce dehşet ve kargaşalıkla dolu olan tapınak, Her Şeye Gücü Yeten Rab'bin belirmesiyle şimdi sevinç ve kıvançla dolmuştu.

31

Heliyodorus'un arkadaşlarından bir kısmı çabucak Oniyas'a gidip yüce Tanrı'ya başvurması dileğinde bulundular. Tanrı'dan ölüm döşeğinde yatan bir adamın yaşama döndürülmesini dileyecekti.
32

Kralın, Yahudiler'in Heliyodorus'a kötü bir oyun oynadıkları yolunda kuşkuya kapılmasından korkan kâhin, adamın iyileşmesi için gerçekten Tanrı'ya kurban sundu.
33

Başkâhin bağışlatıcı dinsel töreni yerine getirirken aynı genç erkekler aynı giysiler içinde Heliyodorus'a yeniden göründüler. Yanında durarak şöyle dediler: "Başkâhin Oniyas'a karşı gerçekten iyilikle davranmalısın, çünkü onun çabasıyla Rab yaşamını sana bağışladı.
34

Sana gelince, Tanrı seni kamçı ile cezalandırdı. Tanrı'nın gücünün yüceliğini tüm insanlara bildirmekle yükümlüsün." Sonra ortadan kayboldular. Heliyodorus İnancını Değiştiriyor
35

Heliyodorus Rab'be kurban sundu ve yaşamını koruyana bağlılık konusunda gerçekten ant içti. Ardından Oniyas'ı saygıyla selamladı, kuvvetleriyle beraber kralın yanına döndü.
36

Kendi gözleriyle gördüğü ulu Tanrı'nın etkinlikleri konusunda tüm insanlara açıkça tanıklık etti.
37

Kral, Yeruşalim'e ikinci kez nasıl bir adam gönderilmesi gerektiği konusunda Heliyodorus'a soru sorunca, o da şu yanıtı verdi:
38

"Bir düşmanınız ya da hükümete başkaldıran biri varsa, onu oraya gönderin. Kamçılanmış olarak size geri dönecektir, tabi ki eğer o koşullarda yaşamını sürdürebilirse! Çünkü gerçekten orada Tanrı'nın öznel gücü vardır.
39

O ki cennette yaşıyor, orasını gözetliyor, koruyor, oraya kötülük yapmaya gelenlere saldırıyor ve onları yok ediyor."
40

Heliyodorus sorunu ve hazinenin korunması konusu böyle sonuçlanmış oldu.

Tapınağın Yöneticisi Simon 'un Kötü Davranışları

4
2

Yukarıda adı geçen Simon para konusunda kendi ülkesine ihbarda bulunmuştu. Ardından Oniyas'ı karalamaya başladı. Heliyodorus'a o denli kötü davrananın başkâhinin kendisi olduğunu ima etti ve bu şaşırtıcı olayları Oniyas'ın düzenlediğini ekledi. Şimdi de Simon Oniyas'ın genel çıkarın düşmanı olduğunu bildirmek küstahlığında bulundu. Oysa Oniyas kente iyilik yapmış, soydaşlarını korumuştu. Yasalar konusunda gayretli bir kişiydi.
3 4

Düşmanlık o denli arttı ki, Simon'un bazı ajanları gerçekten cinayet işlediler.

Bu ortamda Oniyas bu çekişmenin çok kötü olduğunu anladı. Kili-Suriye ile Fenike'nin askeri valisi, Menesteus oğlu Apollonius'un Simon'a kötülük yapması için cesaret verdiğini öğrenince,

5

kralı görmeye gitti. Soydaşlarını suçlamayı tasarlamıyordu, ama tüm halkın varlığını ve huzurunu düşünüyordu.
6

Kral araya girmeden düzenli bir yönetimin olanaksız olduğunu görüyor, ayrıca Simon'un bu aptalca işe son vermesi için yapılacak uyarılara kulak asmayacağını biliyordu. Başkâhin Yason Helenizmi Tanıtıyor
7

Seleukus bu dünyadan göçünce, Epifanes diye de çağrılan Antiyokus krallığın başına geçmişti. Oniyas'in erkek kardeşi Yason başkâhinliğe düzenle ve zorla el koydu.
8

Krala başvurarak üç yüz altmış talant gümüş ödeyeceğine söz verdi. Ayrıca başka gelirlerden seksen talant gümüş ödeyeceğini sözlerine ekledi.
9

Bundan öte bir spor salonu ve gençlik kuruluşu kurma izni alırsa yüz elli talant gümüş sağlayacağı konusunda da güvence veriyordu. Yeruşalim'deki erkekleri Antiyokus yandaşları olarak kaydedeceğini de ekledi.
10

Kral onayını verip de ardından Yason yönetimi ele alınca, Yason Yunan yaşam biçimini soydaşlarına tanıttı.
11

Kralın Yahudiler'e tanımış olduğu ayrıcalıkları ortadan kaldırdı. Romalılar'a dostluk ve ittifak antlaşması imzalamak üzere ilerde elçi olarak gönderilecek olan Eupolemus'un babası Yuhannanın direnmesi sonucu Yahudiler'e bu ayrıcalıklar tanınmıştı. Bundan öte Yason yasal kurumları ortadan kaldırdı ve yasaya karşı gelen yeni gelenekler öne sürdü.
12

Yason o denli ileri gitti ki, kalenin dibine bir spor salonu kurdu ve en soylu öğrencilerine kanatlı şapkayı* giydirdi. *Tanrıların ulağı olan, bilim, yolculuk ve güzel konuşma sanatı tanrısı Hermes'in şapkası. Sporcular bu şapkayı giyerlerdi.
13

Gerçekten başkâhin olmayan inançsız Yason'un Tanrı'ya karşı saygısızlığının sınırı yoktu. Helenizm o denli yaygınlaştı ki,
14

kâhinler sunak başındaki dinsel törenlerle hiç ilgilenmez oldular. Bundan öte kâhinler tapınağı küçümsediler ve kurban sunmayı savsakladılar. Disk atma sporu ortaya çıkınca kâhinler çabucak sporcu yetiştirme kampına yönelip yasaya aykırı egzersizlere katılıyorlardı.
15

Atalarının değer verdiği tüm davranışları küçümsüyor, Helenizm'e büyük önem veriyorlardı.
16

Ama tüm bu günahlı davranışlar beraberinde cezasını da getirdi. Her şeyde benzemeye çalıştıkları ve yaşam biçimini kıskandıkları insanlar, onların düşmanı ve celladı oldu.
17

Bunun ardından gelen dönemden anlaşılacağı gibi Tanrı'nın yasalarına karşı gelmek törelere uymayan kişilere özgüdür.
18

Sur'da beş yılda bir yapılan kralın da katıldığı spor karşılaşmaları nedeniyle,

19

kötü Yason Yeruşalim'deki bazı Antiyokus yandaşlarını resmi seyirci olarak oraya gönderdi. Bunlar Herküles'e sunulacak kurban için beraberlerinde üç yüz gümüş para getirmişlerdi. Ama parayı getirenler bile bunun kurban için verilmemesi gerektiğini düşündüler -bu doğru olmazdı-ve bu parayla başka bir şey yapmaya karar verdiler.
20

Böylece Herküles'e sunulacak kurban için gönderilen para bunu getirenlerin önerisi üzerine kadırga yapımı için kullanıldı. Antiyokus Epifanes Yeruşalim 'de Alkışlanıyor
21

Menesteus oğlu Apolonyus, Kral Filometor'un tahta geçmesi nedeniyle Mısır'a gönderilmişti. Kralın siyasetine karşı olduğunu öğrenen Antiyokus, kendi güvenliğini düşünmeye başladı ve Yafa'dan ayrılıp Yeruşalim'e yerleşti.
22

Yason ve kent onu görkemli biçimde karşıladı, meşalelerle ve alkışlarla karşılandı. Ardından Antiyokus ordusunu Fenike'ye çekti. Menelaos Başkâhin Oluyor
23

Aradan üç yıl geçince Yason yukarıda adı geçen Simon'un kardeşi Menelaos'u krala gönderdi. Menelaos krala parayı verip önemli sorunlarla ilgili kararlarını öğrenecekti.
24

Ama krala tanıtılan Menelaos bir yetki görüntüsü sergileyerek kralın gururunu okşadı ve böylece başkâhinliği kendisine sağlamış oldu. Fiyatı artırıp Yason'dan üç yüz talant fazla gümüş önerdi.
25

Menelaos kralın buyruğuyla döndü. Kendisi başkâhinliğe yaraşır hiç bir şey getirmiyordu, ancak haksızlık eden bir zorbanın öfkesi ve yabanıl bir hayvanın kızgınlığı ona güç veriyordu.
26

Böylece kardeşinin ayağını kaydırıp yerine geçen Yason üçüncü bir kişiye yerini kaptırmış oldu ve Ammonlular'ın ülkesine sığınmak zorunda kaldı.
27 28

Menelaos'a gelince, görevinde kaldı, ama söz verdiği paraları krala ödeyemedi.

Oysa kalenin komutanı Sostratus para istemeyi sürdürüyordu, çünkü onun görevi gelirleri toplamaktı. Bu durumda kral her ikisini de çağırttı.
29

Menelaos kardeşi Lisimakus'u başkâhin vekili olarak yerine bıraktı. Sostratus ise, Kıbrıslıların komutanı Krates'i kendi yerine bıraktı. Oniyas Öldürülüyor
30

Tüm bu olaylar sürerken, Tarsus ve Mallus halkı başkaldırdı. Bunun nedeni, kentlerin armağan olarak kralın cariyesi Antiyokis'e verilmiş olmasıydı.
31

Kral bu işi sonuçlandırmak için çabuk davrandı. İleri gelen adamlarından Andronikus'u yerine vekil olarak bıraktı.
32

Eline uygun bir fırsat geçtiğini düşünen Menelaos tapınaktan bir miktar altın kap alarak onları Andronikus'a armağan etti. Bir kısmını da Sur'a ve çevredeki kentlere sattı.

33

Olup bitenleri öğrenen Oniyas Antakya yakınında Defne'deki kutsal yere çekildi ve Menelaos'u suçladı.
34

Ardından Menelaos Andronikus'la görüştü ve Oniyas'ı öldürmesi için onu kışkırttı. Andronikus Oniyas'a başvurdu ve sağ eli ile ant içerek onu kandırdı. Oniyas kuşkularına karşın kutsal yeri terk etti, ardından Andronikus adalete hiç yer bırakmayarak Oniyas'ı orada çabucak öldürttü.
35

Sonuç olarak yalnız Yahudiler değil, ama pek çok ulus dehşete düştü ve Tanrı'ya saygısızlığı simgeleyen Oniyas'ın öldürülmesine üzüldü.
36

Kral Kilikya bölgesinden geri dönünce, başkentteki Yahudiler bu cinayetten tiksinen Yunanlılar'la birlikte Oniyas'ın acımasızca öldürülmesi konusunda ona başvurdular.
37

Antiyokus çok üzüldü. Oniyas'a çok acıdı ve onun sağduyusu ve gerçek cana yakınlığı için gözyaşı döktü.
38

Antiyokus yapılan haksızlığa karşı öfke duydu, mor giysiyi hemen Andronikus'un üzerinden aldı, giysilerini yırttı. Ona kentte resmi geçit yaptırdı ve Tanrıya saygısızlık eden ellerini Oniyas'ın üzerine koyduğu yerde Andronikus'u öldürttü. Böylece dünyayı bir caniden kurtarmış oldu, Rab Andronikus'a yaraşan cezayı vermiş oldu. Lisimakus Bir İsyanda Öldürülüyor
39

Bu ortamda Lisimakus, Menelaos'un göz yummasıyla kutsal şeylere saygısızlık ederek kentte pek çok hırsızlık yapmıştı. Gerçekler herkes tarafından öğrenilince, halk Lisimakus'a karşı isyan etti. Lisimakus şimdiye değin çok sayıda altın kaplı madeni eşya satmıştı.
40

Öfkeli halk bir tehdit oluşturuyordu. Lisimakus yaklaşık olarak üç bin kişiyi silahlandırdı ve saldırıya geçti. Auranus adında bir adam askerleri yönetiyordu. Auranus'un yaşı ilerlemişti, akılsızlığı da o denli ileri idi.
41

Bu saldırıyı Lisimakus'un planladığını anlayınca bazıları taşlarla, bazıları da çomaklarla saldırdı, diğerleri de avuç dolusu külleri Lisimakus'un adamlarına fırlattılar.
42

Sonuç olarak çok sayıda asker yaralandı, bir kaçı öldü ve tüm ordu bozguna uğradı. Tapınak hırsızını da hazinenin önünde öldürdüler. Menelaos Suçsuzluk Yargısını Satın Alıyor
43 44

Bunun üzerine Menelaos'a karşı hukuksal işlemler başladı.

Sur'a gelince, kentin ileri gelenlerinin gönderdiği üç kişi onun önünde davalarının haklı olduğunu bildirdiler.
45

Yenileceğini anlayan Menelaos, Dorimenesin oğlu Ptolemi'ye önemli bir para vereceğine dair söz verdi ve kralı kendi lehine etkilemesini istedi.
46

Ardından Ptolemi kralla beraber temiz hava almak için sıra sütunlar arasında dolaştı, fikrini değiştirmesi konusunda kralı ikna etti.

47

Kral, tüm kötülüklerin nedeni olan Menelaos'a karşı suçlamaları reddetti, bunun yerine diğer zavallı kişilere ölüm cezası verdi. O zavallıları İskityalılar bile yargılamazlardı.
48

Bu haksız ceza çabucak yerine getirildi. Oysa o kişiler kentin davalarını yürütmüşler, kırsal toplumların ve kutsal kapların sorunlarını ele almışlardı.
49

Bazı Surlular bu cinayetten o denli öfke duydu ki, öldürülenler için görkemli bir cenaze düzenledi.
50

Önemli görevlerde bulunanların açgözlülüğü sayesinde Menelaos önemli görevinde kaldı, daha da kötü oldu ve soydaşlarının baş düşmanı olduğunu gösterdi. Menelaos ve Yason

5
2

O günlerde Antiyokus Mısır'a karşı ikinci kez savaş açtı.

Ardından olaylar öyle gelişti ki, yaklaşık kırk gün süresince kentte havada dört nala giden atlılar belirdi. Bu atlıların giysileri som altındandı. Ayrıca tepeden tırnağa silahlı, mızraklı süvari erleri,
3

savaş durumuna girmiş süvari bölükleri şu veya bu yönde saldırdılar. Bir anda hamleler, sallanan kalkanlar, bir orman denli sık mızraklar, çekilen kılıçlar, hızla atılan oklar, som altından asker giysilerinin parıltısı ve her çeşit silah belirdi.
4 5

Herkes bu şeylerin iyi bir belirti olması için dua etti.

Ardından Antiyokus'un ölümünü bildiren asılsız bir haber üzerine, Yason beraberindeki yaklaşık bin askerle kente karşı beklenmedik bir saldırıya geçti. Duvarı korumakla görevli askerler geri çekilmek zorunda kaldılar ve kent ele geçirilmek üzereyken Menelaos kaleye sığındı.
6

Öte yandan Yason, kendi soydaşlarını acımasızca öldürüyordu. Soydaşlarına karşı kazanılmış başarının en büyük felaket olduğunu bir an olsun düşünmüyordu. Tam tersine Yason, kendisini düşmandan ganimet alan biri gibi görüyordu. Oysa karşısında, kendi canından ve kanından olan soydaşları vardı.
7

Bununla beraber, Yason yönetimi ele geçiremedi. Sonuç olarak düzenlediği suikast nedeniyle gözden düştü ve bir kez daha Amanit ülkesine sığındı.
8

Kötülük yapmaktan ibaret olan mesleği böylece sona ermiş oldu. Arap diktatör Aretas ona gem vurmuştu. Bundan sonra Yason bir kentten diğerine kaçmaya başladı, herkesin kovaladığı bir kişi olmuştu. Yasalara başkaldıran biri olarak herkes ondan tiksiniyordu. Yason kendi ülkesinin ve soydaşlarının kasabıydı, bu nedenle herkes ondan nefret ediyordu. En sonunda Mısır'a yöneldi.
9

Birçok kişiyi ülkesinden süren Yason en sonunda sürgünde öldü. Son olarak Isparta'ya gitmişti, akrabalık nedeniyle onu kabul edeceklerini umuyordu.
10

Yason gömülmeyecek pek çok ceset süngülemişti, ama şimdi sıra ondaydı. Onun için yas tutacak kimse yoktu, cenaze töreni yapılmamıştı, atalarının mezarında da ona yer yoktu.

Antiyokus Epifanes Tapınağı Yağmalıyor
11

Olup bitenleri duyan kral, Yahudiye'nin başkaldırdığı sonucuna vardı. Ardından kızgın, vahşi bir hayvan görünümündeki ordusuyla Mısır'dan yola çıktı, kente saldırmakla işe başladı.
12

Askerlerine buyruk vererek karşılaştıkları herkesi acımasızca öldürmelerini ve evlerine sığınanları boğazlamalarını istedi.
13

Genç yaşlı demeden bir katliam oldu; kadınlar, çocuklar, bakireler ve bebekler boğazlandı.
14

Üç gün içinde ölenlerin sayısı seksen bine yükseldi, kırk bin kişi saldırı sonucu öldü ve geri kalan kırk bini de köle olarak satıldı.
15

Bu yaptıklarıyla yetinmeyen kral, tüm dünyanın en kutsal tapınağına girmek cüretinde bulundu. Yasalara ve ülkesine ihanet eden Menelaos ona rehberlik ediyordu.
16

Kral kirli elleriyle kutsal kapları tuttu. Tanrı'ya saygısızlık eden elleri, başka kralların o yerin ilerlemesi, yücelmesi ve ünlü olması için sundukları armağanları silip süpürdü.
17

Kendini zorla kabul ettiren Antiyokus, Rab'bin o sırada günahlarından dolayı kent halkına karşı öfkeli olduğunu ve bu nedenle kutsal yerle ilgilenmediğini anlayamadı.
18

Halk o denli günah işlememiş olsaydı, hazineyi denetlemek için Kral Seleukus tarafından gönderilen Heliyodorus gibi Antiyokus da oraya varıp haddini bilmeden hareket ettiği anda kamçılanırdı.
19 20

Ama Rab halkı o yer için seçmemişti, o yeri halk için seçmişti.

Böylece halkın uğradığı felaketleri paylaşan yer, zamanı gelince iyilikleri de paylaştı. Tanrı öfkelenince o yeri terk etti, ancak Her Şeye Gücü Yeten onları bağışlayınca o yer tüm yüceliğiyle yeniden eski haline döndü. Yahudiye'de Büyükelçiler
21

Antiyokus tapınaktan bin sekiz yüz altın ve gümüş para çaldı, çabucak Antakya'ya geri döndü. İhtirası sonsuzdu, gemileri kuru topraktan geçirmeye ve denizden yürüyerek geçmeye yeltenirdi.
22

Ama ülkenin başına bela olarak büyükelçiler bıraktı. Yeruşalim'de Frigiya soyundan gelme Filip'i bıraktı. Yaratılış itibariyle Filip, kendisini bu göreve atayan Antiyokus'tan daha barbardı. Gerizim Dağında Andronikus'u
23

ve onlardan başka Menelaos'u bıraktı. Menelaos'un soydaşlarını yönetiş biçimi diğerlerinden beterdi. Antiyokus'un Yahudiler'e karşı kökleşmiş bir düşmanlığı vardı.
24

Bu düşmanlığın bir sonucu olarak Kral Apolonyus'u yirmi iki bin kişilik bir orduyla oraya gönderdi, genç erkekleri öldürmesini, kadınlarla çocukları satmasını buyurdu.
25

Yeruşalim'e gelen Apolonyus barışsever insan gibi davrandı, ama kutsal Şabat Günü'nde, Yahudiler'in çalışmayıp dinlenmelerinden yararlanarak askerlerine silahlı halde resmi geçit yapmalarını buyurdu.

26

Bakmak için evlerinden çıkanları kılıçtan geçirdi. Ardından silahlı askerleriyle kenti dolaşarak pek çok sayıda kişiyi kılıçtan geçirdi.
27

Makabe adıyla çağrılan Yahuda dokuz kişiyle birlikte çöle gitti, arkadaşlarıyla beraber tepelerde vahşi hayvanlar gibi yaşadı. Pisliğin kendilerine bulaşmaması için yalnız yaban otu yiyorlardı. Putperestlerin Tapınmaları Zorla Kabul Ettiriliyor

6
2

Kısa bir süre sonra kral Atina'dan ileri gelen bir adam gönderdi. O adamın görevi, Yahudiler'in atadan kalma törelerini bırakmalarını, Tanrının yasalarına artık uymamalarını sağlamaktı. Yeruşalim'deki tapınağa saygısızlık edip onu Olimpos'ta yaşayan Zeus'a, Gerizim Dağı'ndaki tapınağı ise yabancıların koruyucusu Zeus'a adamalarını sağlamaktı. Çünkü oranın halkı* böyle bir dilekte bulunmuştu. * Oranın halkı Samiriyeliler'dir.
3 4

Böyle bir kötülüğün zorla kabul ettirilmesi bunaltıcı ve kesinlikle dayanılmazdı.

Putperestler tapınağı cümbüş ve sefahatle doldurmuştu, fahişelerle eğleniyor, kutsal yerde kadınlarla ahlâksız ilişkide bulunuyorlardı. Ahlaka sığmayan başka davranışları da vardı.
5 6

Sunak yasaya göre temiz olmayan kurbanlarla doluydu.

Hiç kimse Şabat Günü'nü ya da geleneksel bayramları kutlayamıyor, hatta Yahudi olduğunu bile açıkça söyleyemiyordu.
7

Kralın doğum gününün aylık kutlamalarında, halk kurban bağırsakları yemeye zorlanıyordu. Diyonisos bayramında sarmaşık çelenkler takıp Diyonisos alayına katılmak zorunluydu.
8

Ptolemais halkının isteğinden ötürü çevredeki Yunan kentleri için bir bildiri hazırlandı ve orada yaşayan Yahudiler'in aynı biçimde davranması istendi. Onlar da kurban yemeklerini paylaşmaya zorlanacaktı.
9

Bildiri Yunan geleneklerine isteyerek uymayanların öldürüleceklerini ekliyordu. Böylece felaketin yakın olduğu açıkça anlaşılmıştı.
10

Örneğin, iki kadın çocuklarını sünnet etmekle suçlandı. Bu kadınlar çocukları göğüslerine asılı bir şekilde kentte dolaştırılarak herkese gösterildi, ardından kentin duvarlarından aşağıya atıldı.
11

Kimsenin dikkatini çekmeden, kutsal olan yedinci günde mağaralarda toplanmış olan başka kişiler Filip'e ihbar edildi ve bu insanlar hep birlikte yakıldı. Çünkü onlar, kutsal güne olan saygılarından ötürü vicdanlarının sesini dinlemişler ve kendilerini savunmamışlardı. Bu Zulmün Yorumu

12

Şimdi bu kitabı okumakta olan herhangi bir kişinin bu felaketlerden ötürü cesaretini kaybetmemesini ısrarla belirtirim. Ama bu konuda düşünmesini dilerim, bu gibi felaketlerin amacı soyumuzu yok etmek değil, yola getirmektir.
13

Gerçekten kötülük yapanlar uzun zaman kendi hallerine bırakılmazsa ve hemen günahlarının cezasını çekerlerse, bu büyük bir iyilikseverliğe işarettir.
14

Diğer uluslarla olan ilişkilerinde Tanrı onları cezalandırmadan önce, en büyük günahları işlemelerini sabırla bekler. Ama bizimle başka türlü davranmaya karar verdi,
15 16

yani günahlarımızın çok ilerlemesini bekleyip bizi daha sonra cezalandırmıyor.

Böylece Tanrı bağışlamasını bizden tümüyle esirgemiyor. Bir felaketle bizi yola getirebilir, ama kendi ulusunu bırakmıyor.
17

Bu söylediklerimizi bir anımsatma olarak kabul edelim, artık sözü uzatmadan öykümüze dönelim. Elazar Şehit Ediliyor
18

Yasayı öğretenler arasında ileri gelenlerden Elazar yaşlı bir adamdı, çok soylu bir görünüşü vardı. Kendisi ağzını çok fazla açıp domuz eti yutmaya zorlanıyordu.
19

Ama o, onursuz yaşamaktansa onuruyla ölmeye karar verdi, kendi isteğiyle kelle uçurulan tahtaya doğru yürüdü.
20

Elazar ağzına konanları dışarı tükürdü. Kişinin kendi yaşamına olan doğal sevecenliğine karşın, yasaya karşı olan şeyleri reddetmek yürekliliğini göstermesi basit bir görevdir.
21

Tanrı'ya karşı saygısızlık anlamına gelen bu şöleni hazırlayanlar, Elazar'la olan eski dostluklarından ötürü onu bir kenara çekip yiyebileceği türden, kendi hazırladığı eti getirmesini ve kralın buyurduğu kurban etini sözde yiyormuş gibi davranmasını ondan istediler.
22

Uzun süredir devam eden dostluklarından ötürü ona bu iyiliği yapıyorlardı. Böyle davranırsa Elazar ölümden kurtulmuş olacaktı.
23

Ama Elazar'ın verdiği soylu karar yaşlılığına, ilerlemiş yaşının onuruna ve ağarmış saçlarının gerçek kibarlığına yaraşıyordu. Ayrıca çocukluktan beri dürüst davranmış ve her şeyden öte Tanrı'nın kutsal yasalarına uymuştu. Elazar inançlarını herkesin önünde açıkladı ve kendisini derhal Hades'e* göndermelerini istedi. *ölülerin ruhlarının bulunduğu yer.
24

Elazar şöyle dedi: "Bu gibi hileli sözler yaşadığımız yıllara uygun değildir, birçok genç Elazar'ın doksan yaşındayken yabancıların yaşam biçimine uyduğunu düşünebilir.
25

Kısa bir yaşam süresi uğruna böyle davranmam bu gençleri yanlış yola sürükleyebilir. Bense bu yaşlı halimde kirli ve onursuz bir kişi haline gelirim.

26

Şimdi insanın beni öldürmesini önlesem bile, canlı ya da ölü, asla Hey Şeye Gücü Yeten'e yakalanmaktan paçayı kurtaramam.
27

Bu durumda erkekçe davranıp bu yaşamı burada noktalarsam ilerlemiş yaşıma yaraşır biçimde davranmış olacağım.
28

Saygıdeğer ve kutsal yasalar uğruna içtenlikle ve yücelikle iyi biçimde ölmek konusunda gençlere soylu bir örnek oluşturacağım." Sözlerini bitirdikten sonra üzerinde kelle uçurulan tahtaya doğru yürüdü.
29

Elazar'la beraber olanlar şimdiye kadar ona karşı iyi duygular beslemişlerdi, ama söylediklerini duyduktan sonra ona karşı tutumları değişti. Çünkü onlar için Elazar'ın davranışı tam bir çılgınlıktı.
30

Ölmeden önce Elazar yüksek sesle inleyip şöyle dedi: "Rab kutsal bilgisiyle her şeyi açıkça görüyor. Ben ölümden kurtulabilirdim, ama Rab gönlümü korku ve saygıyla dolduruyor. Bu durumda bu keskinin altında bedenim ne denli şiddetli ıstırap çekerse çeksin, bu acı ruhuma sevinç veriyor."
31

Eleazar işte böyle öldü. Onun ölümü yalnız gençler için değil, ama ulusun çoğunluğu için de bir soyluluk ve erdem örneği oluşturdu. Yedi Erkek Kardeş Şehit Ediliyor

7
2

Anneleriyle tutuklanan yedi erkek kardeş de vardı. Kral yasanın yasakladığı domuz etini yemeye onları zorladı. Kırbaçlarla ve ağır cezalarla onlara işkence etti. Aralarından bir tanesi hepsinin adına konuşarak şöyle dedi: "Bizden ne öğrenmek istiyorsun? Atalarımızın yasalarına karşı gelmektense ölmeyi yeğ tutuyoruz."
3 4

Büyük öfkeye kapılan kral ateşte tavalar ve kazanlar ısıtmalarını buyurdu.

Ardından tavalarla kazanlar iyice kızdıktan sonra kral sözcü olarak konuşan gencin dilinin kesilmesini, başının derisinin yüzülmesini, el ve ayaklarının kesilmesini buyurdu. O arada öbür kardeşleriyle anneleri onları seyrediyordu.
5

Delikanlı tamamen güçsüz duruma düştükten sonra ve hâlâ soluk alırken kral onun canlı olarak tavada kızartılmasını buyurdu. Tavadan dumanlar yükselirken anneyle çocukları soylu biçimde ölmek için birbirlerini yüreklendiriyor ve şöyle diyorlardı:
6

"Tanrımız Rab her şeyi görüyor ve elbette ki bize acıyor, tıpkı Musa'nın şarkısında olduğu gibi! Musa halka karşı tanıklık edip bu şarkıda şunu bildiriyordu: "O, kesinlikle kullarına acıyacaktır."
7

Birincisi böylece dünyadan ayrıldıktan sonra vahşi eğlencelerini ikincisiyle sürdürdüler. Saçlarıyla beraber başının derisini yüzdüler ve ardından ona sordular: "Vücudunun her uzvuna işkence etmememiz için, sana verdiğimiz yemeği yiyecek misin?"
8

Ama o ataları gibi konuştu: "Asla!" Şimdi de işkence sırası ona geldi.

9

Son nefesini verirken şöyle bağırdı: "İnsanlık dışı canavar, yaşamımıza son verebilirsin, ama bu dünyanın kralı bizi diriltecektir, çünkü sonsuza dek yaşamak amacıyla onun yasaları için ölüyoruz."
10

Ardından üçüncüsüyle eğlendiler. Dilini istedikleri zaman hemen dışarı çıkarttı, yürekli biçimde ellerini uzattı
11

ve onurlu sözlerle şöyle dedi: "Bu uzuvları bana Tanrı verdi, O'nun yasaları uğruna bu uzuvları küçümsüyorum. O'nun bu uzuvları bana yeniden vereceğini umut ediyorum."
12

Genç adamın yürekliliği ve acıyı umursamaması kralı ve yardımcılarını hayrete düşürdü.
13

O ölünce dördüncüsüne de aynı vahşi işkenceyi uyguladılar.

14

Ölmek üzereyken şöyle bağırdı: "Biz en iyisini seçtik, insan eliyle öldük. Ancak bizi yeniden dirilteceği konusunda Tanrı'nın verdiği söze inanıyoruz. Oysa sizler için ne diriliş var, ne de yeni bir yaşam."
15 16

Sonra beşincisini getirip ona işkence etmeye başladılar.

Ama o krala bakıp şöyle dedi: "Sen gelip geçicisin ve gücün insanlara yeter. İstediğin gibi davranabilirsin, ama Tanrı'nın soyumuzu
17

terk ettiğini sanma. Sadece bekle, O'nun büyük gücünün sana ve soyuna nasıl işkence edeceğini göreceksin!"
18

Sonra sıra altıncısına geldi. Ölürken o da şöyle dedi: "Kendini aldatma! Biz böyle acı çekiyorsak suç bizdedir. Tanrımız'a karşı günah işledik, bunun sonucu korkunç oldu.
19 20

Ama sen Tanrı'ya savaş açtın, cezalandırılmayacağını sanma."

Ama özellikle anne olağanüstüydü ve onurla anılmaya değer. Çünkü bir gün içinde yedi oğlunun ölümüne tanık oldu ve Rabbi'ne olan umudundan dolayı buna yüreklilikle dayandı.
21

Gerçekten atalarının dilini kullanarak onları yüreklendirdi, onun soylu bir inancı vardı. Kadın olarak yaptığı tartışmayı erkeğe yaraşır yüreklilikle güçlendiriyordu ve onlara şöyle diyordu:
22

"Rahmimde nasıl oluştuğunuzu bilmiyorum, size yaşam ve soluk veren ben değildim, sizi biçimlendiren ben değildim.
23

Dünyayı yaratan, insanın doğumunu sağlayan, her şeyin başlangıcı olan bağışlamasıyla gerçekten size yeniden soluk ve yaşam verecektir. Çünkü O'nun yasaları uğruna kendi yaşamınızı küçümsediğinizi görüyor."
24

Antiyokus gülünç duruma düştüğünü düşünüyor ve sesinin* tonunda hakaret olmasından kuşkulanıyordu. En genç delikanlı hâlâ yaşıyordu. Antiyokus onunla konuştu, onu varlıklı ve mutlu kılacağı konusunda ant içti, atalarının geleneklerinden vazgeçmesini istedi. Böyle davranırsa ona dost gözüyle bakacağını ve onu kamu hizmetinde görevlendireceğini bildirdi.

*Antiyokus Arami dilini anlamıyordu.
25

Genç adam söylenenlere hiç kulak asmadı. Ardından kral anneye döndü, oğlunun yaşamını kurtarmak için ona öneride bulunmasını istedi.
26

Kralın direnmesi uzunca bir süre devam etti. Anne oğlunu kandırmaya çalışacağını söyledi.
27

Oğlunun üstüne eğilerek atalarının diliyle şunları söyledi ve böylece zalim zorbayı aldatmış oldu: "Oğlum, bana acı! Seni dokuz ay rahmimde taşıdım ve üç yıl seni emzirdim. Seni doyurdum, büyüttüm ve bağrıma bastım.
28

Sana yalvarıyorum, evladım, dünyaya ve göklere bak. Onların içinde olanlara bak ve ortada hiç bir şey yokken Tanrı'nın onları yarattığını kabul et. İnsanların da aynı biçimde yaratıldığını onayla.
29

Bu cellattan korkma, ama kardeşlerine yaraşır olduğunu kanıtla ve ölümü kıvançla karşıla. O zaman bağışlama gününde kardeşlerinle beraber bana döneceksin."
30

O sözlerini bitirir bitirmez genç adam şöyle dedi: "Hepiniz ne bekliyorsunuz, kralın buyruğuna uymayacağım. Musa tarafından atalarımıza verilen yasanın buyruklarına uyuyorum.
31

Size gelince, efendim, siz İbraniler'e karşı her türlü kötülüğü yaptınız, elbette ki Tanrı'nın sizi yakalamasını önleyemezsiniz.
32 33

Bizler günahlarımızdan dolayı acı çekiyoruz,

yaşayan Rabbimiz bizi cezalandırmak ve yola getirmek için öfkesini bize gösterdi. Ama O kullarıyla barışacaktır.
34

Ama siz, kötü adamlar, tüm insanlığın kana susamış hainleri! Anlamsız bir sevince kapılmayın, O'nun kullarına el kaldırırken sahte bir güvenle övünmeyin.
35

Çünkü Her Şeye Gücü Yeten ve her şeyi gören Tanrı'nın yargısından henüz kaçmadınız.
36

Kardeşlerim kısa süre acıya dayandıktan sonra Tanrı'yla varılan antlaşma uyarınca şimdi sonsuz yaşam kaynağından içiyorlar. Oysa siz Tanrı tarafından yargılanıp küstahlığınızın haklı cezasını ödeyeceksiniz.
37

Ben de kardeşlerim gibi, atalarımın yasaları için bedenimi ve yaşamımı veriyorum. Tanrı'dan ulusumuzu bağışlamasını diliyorum. Size çileler ve üzüntüler vermesini ve O'ndan başka Tanrı olmadığını size söyletmesini diliyorum.
38

Böylece kardeşlerimle ve benimle birlikte Her Şeye Gücü Yeten'in ulusumuza olan haklı öfkesinin son bulacağını umuyorum."
39

Kral büyük öfkeye kapıldı ve ona karşı daha insafsızca davrandı. Çünkü genç adamın onu küçümsemesi canını yakmıştı.
40

Böylece kardeşlerin sonuncusu, iffeti bozulmamış bir halde ve Rabbi'ne inancı tam olarak ölümü karşıladı.

41 42

En son ölen anneleri oldu, oğullarından sonra öldü. Ama dinsel törene ait yiyecekler ve aşırı işkenceler konusunda bu kadarı yeter.

Yahuda Makabe ve Direniş

8 Yahuda Makabe ve arkadaşları gizlice köyleri gezdiler, akrabalarını bir araya
2

getirdiler. Yahudiliğe sadık kalanları topladılar ve yaklaşık altı bin kişiyi bir araya getirdiler. Her yönden baskı altında olan ulusları ile ilgilenmesi için Rableri'ne yalvardılar. İnançsızların saygısızlığına uğrayan tapınağa acımasını O'ndan istediler.
3

Viraneye dönen ve hemen hemen yerle bir olan kente acımasını, yüksek sesle O'na yalvaran kurbanlarının kanını anımsamasını,
4

boğazı kesilen masum bebeklere karşı işlenen cinayetleri anımsamasını ve Tanrı'nın adına karşı işlenen günahlardan öç almasını istediler.
5

Makabe düzenli bir ordu toplar toplamaz putperestlerin onu asla yenemeyeceği hemen anlaşıldı. Çünkü Rab'bin öfkesi bağışlamaya dönüşmüştü.
6

Kentlere, köylere beklenmedik saldırılar düzenleyerek onları ateşe verdi. Uygun mevkileri ele geçirdi ve düşmanı çoğu kez güç durumda bıraktı.
7

Bu gibi girişimler için genellikle geceyi bekledi. Onun yiğitliği en uzak yerlere dek duyuldu. İlk Yiğitlikler
8

Yahuda'nın sürekli olarak ilerlediğini ve gittikçe artan başarılar elde ettiğini gören Filip, Kili-Suriye ve Fenike'nin askeri valisi Ptolemi'ye yazdı ve krallığının çıkarı için yedek kuvvetler istedi.
9

Ptolemi Nikanor'u atadı. Nikanor kralın birinci dostlarından Patroklus'un oğluydu. Nikanor yaklaşık yirmi bin kişilik uluslararası bir kuvvetin başında tüm Yahudi soyunun kökünü kazımak amacıyla yola çıktı. Geniş askerlik deneyimi bulunan ve meslekten yetişme bir general olan Gorgiyas'ı ortağı olarak atadı.
10

Nikanor, Yahudi savaş tutsaklarını satarak kralın Romalılar'a olan iki bin gümüş haraç parasını toplamayı amaçlıyordu.
11

Hiç zaman kaybetmeden, deniz kıyısındaki kentlere çağrıda bulunarak gelip Yahudi insan gücü satın almalarını istedi. Bir gümüş para karşılığında doksan kişi vermek konusunda söz verdi. Ama bu işleri yaparken Her Şeye Gücü Yeten'in yargısını hesaba katmıyordu, yakında bununla karşılaşacaktı.
12 13

Nikanor'un ilerlediğini duyan Yahuda düşmanın yaklaştığını askerlerine bildirdi.

Bunun üzerine yürekli olmayanlar ve Tanrı'nın adaletine inanmayanlar tabanları yağlayıp kaçtılar.

14

Geri kalanlar bir yandan tüm mal varlıklarını sattılar, öte, yandan Rableri'ne dua edip onları inançsız Nikanor'un elinden kurtarmasını dilediler. Nikanor daha onlarla karşılaşmadan onları satmıştı.
15

Dua edenler kendilerinden çok atalarıyla yapılan antlaşmaları düşündüklerinden ve Tanrı'nın kutsal ve yüce adını etrafa yaydıklarından Tanrı'dan yardım diliyorlardı.
16

Makabe sayısı yaklaşık altı bine varan askerlerini topladı. Düşmandan ürkmemelerini, kötü düşüncelerle onlara karşı yürüyen sayısız putperest yığınlarının cesaretlerini kırmamasını ve yüreklilikle savaşmalarını onlardan istedi.
17

Bu insanların kutsal yere karşı yaptıkları korkunç saygısızlığı göz önünde tutmalarını, küçük düşürülen kentin çektiği ıstırabı, ayrıca ortadan kalkan geleneksel yaşam biçimlerini anımsamalarını istedi.
18

Onlara şöyle dedi: "Onlar silahlarına ve yiğitliklerine güvenebilirler, ama biz Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'ya inanıyoruz. O'nun onayıyla bizim üstümüze yürüyenler ve hatta onlarla birlikte tüm dünya yok edilir."
19

Atalarına yapılan yardımları anımsattı: O günlerde Sanherib'in yönettiği yüz seksen beş bin kişi ölmüştü.
20

Başka bir zamanda Babil'de Galatyalılar'la savaşan Yahudi kuvvetleri yalnız sekiz bin kişiyle dört bin Makedonyalı'dan oluşuyordu. Ancak Makedonyalılar güç durumda kalınca, sekiz bin kişilik ordu yüz yirmi bin kişiyi ezip geçti. Çünkü Tanrı onlara yardım etmişti ve büyük yağma elde etmişlerdir.
21

Makabe bu sözlerle onlara büyük cesaret verdi. Hepsi de yasalar ve ülkeleri uğruna ölmeye hazırdılar. Ardından Makabe ordusunu dörde böldü,
22

erkek kardeşleri Simon, Yusuf ve Yonatan'ı bin beş yüzer kişilik tümenlerin başına geçirdi.
23

Sonra Elazar'a Kutsal Kitap'ı yüksek sesle okumasını buyurdu. Adamlarına şu parolayı verdi: "Tanrı'nın yardımı". Ardından ilk tümenin başına geçip Nikanor'la savaştı.
24

Her Şeye Gücü Yeten'in yardımıyla düşman kuvvetlerinden yaklaşık dokuz bin kişinin boğazını kestiler. Nikanor'un ordusunun çoğunu yaralayıp sakatladılar ve tümünü kaçmaya zorladılar.
25

Onları satın alacak kişilerin parasını ele geçirdiler. Kaçanları uzunca bir süre kovaladıktan sonra geri döndüler. Çünkü zaman kısıtlıydı.
26 27

Şabat Günü'nün arifesiydi. Bu nedenle kovalama işini kısa kestiler.

Düşmanın silahlarını toplayıp yağmaladıkları malları aldılar. Rableri'ni övüp O'na şükrederek Şabat Günü'nü kutladılar. Çünkü Rableri onları çiyle ıslatır gibi, o gün onlara bağışlamasını göstermişti.
28

Şabat Günü'nün ardından elde edilen ganimetin bir kısmını zulüm kurbanlarının, dulların ve yetimlerin arasında böldüler. Geri kalanını da kendilerine ve çocuklarına alıkoyup aralarında paylaştılar.

29

Ardından genel bir yakarışa katılıp kullarından tam anlamıyla hoşnut olması için bağışlayıcı Rableri'ne yalvardılar. Timoteos'la Bakkides'in Yenilgisi
30

Timoteos'la Bakkides'in kuvvetlerine meydan okudular ve yaklaşık yirmi bin kişiyi yok ettiler. Çok sayıda yüksek kaleyi ele geçirdiler. Çok büyük olan ganimeti ikiye böldüler, birini kendileri aldılar, diğerini de zulüm kurbanlarına, yetimlere ve dul kadınlara verdiler. Yaşlıları da unutmadılar.
31

Düşmanın silahlarını toplayıp uygun bir yere sakladılar. Yağma edilen malların diğer kısmını da Yeruşalim'e götürdüler.
32

Timoteosun koruma görevlilerine komuta eden subayı öldürdüler. O çok kötü bir adamdı ve Yahudiler'e çok kötülük etmişti.
33

Yeruşalim'deki zafer kutlamaları süresince kutsal kapıları ateşe veren erkekleri yaktılar. Onlar Kallistenes'le birlikte küçük bir eve sığınmışlardı. Böylece kutsal bir şeye yaptıkları saygısızlığın karşılığı uygun biçimde kendilerine verilmişti. Nikanor'un Kaçışı ve Tanıklığı
34 35

Yahudiler'i satın alması için bin tüccar getiren, kötü huyları kökleşmiş alçak Nikanor,

Rab'bin yardımıyla önemsemediği kişiler tarafından kibri kırılınca, devlet adamı giysilerini çıkarıp tıpkı kaçak bir köle gibi, ülkede baştan aşağı tek başına yolculuk etti. Ordusunun yok edildiği düşünülürse, garip bir şans eseri Antakya'ya vardı.
36

Böylece Yeruşalim'den gelen tutsakları satarak haraç parasını ödemek konusunda Romalılar'a söz veren adam, Yahudiler'in bir Koruyucusu olduğunu bildirdi. Bu Koruyucu'nun verdiği yasalara uydukları için Yahudiler'in bir saldırıdan zarar görmeyeceklerini sözlerine ekledi. Antiyokus Epifanes'in Son Günleri

9
2

Nasıl olduysa, o günlerde Antiyokus Pers ülkesinden karmakarışık bir şekilde geri çekilmişti. Persepolis adındaki kente girdi, tapınakta hırsızlık yapıp kenti işgal etmeyi tasarlıyordu. Ama halk kendini savunmak için silaha sarıldı. Sonuç olarak kuvvetleri bozguna uğrayan Antiyokus rezil olarak geri çekilmek zorunda kaldı.
3

Ekbatana'ya varınca, Nikanor'un ve Timoteos'un kuvvetlerinin başına gelenleri duydu.
4

Öfkeye kapılarak onu bozguna uğratanların acısını Yahudiler'den çıkartmaya karar verdi. Bu amaçla yola çıkıp hiç durmadan yolculuğunu bitirmesi için savaş arabası sürücüsüne buyruk verdi. Ama Tanrının yargısı üzerine geldi. Gururla şöyle demişti: "Yeruşalim'e varınca orasını Yahudiler için toplu mezar haline getireceğim."

5

Ama her şeyi gören Rab, İsrail'in Tanrısı, çare bulunmaz ve görülmemiş bir hastalıkla onu vurdu. Yukarıdaki sözler ağzından çıkar çıkmaz bağırsaklarında çare bulunmaz bir acı duydu ve içinde çektiği ıstırap işkenceden farksız oldu.
6

Böyle olması gerekiyordu, çünkü kendisi başkalarının bağırsaklarına barbarca işkenceler yapmıştı.
7

Bu durumdayken bile Antiyokus küstahlığından bir şey kaybetmedi. Hâlâ gururla doluydu, Yahudiler'e karşı duyduğu öfkeyle ateş püskürüyordu. Daha çabuk gidilmesini buyurmak üzereyken birdenbire arabadan düştü. Düşüşünün kuvveti bedenindeki tüm kemiklerin kırılmasına neden oldu.
8

Antiyokus biraz önce insanüstü övüngenliğiyle denizin dalgalarına hükmedeceğini sanmıştı. Dağları terazide tartabileceğini düşünmüştü. Ama birdenbire kendini boylu boyunca yerde buldu. Onu sedyede taşıyorlardı ve bu da herkese Tanrı'nın gücünü apaçık gösteriyordu.
9

Bu inançsız adam acı içinde kıvranırken gözleri kurtlanıyor, etleri çürüyordu. Çürüyen etlerinin kokusu tüm ordusunun midesini bulandırıyordu.
10

Biraz önce gökteki yıldızları avucunun içine alabileceğini sanmıştı. Ama şimdi hiç kimse ona tahammül edemiyordu, çünkü kötü kokusu dayanılır gibi değildi.
11

Bunun sonucunda darmadağın durumdayken, gururundan vazgeçmeye başladı. Tanrı'nın onu cezalandırması nedeniyle aklı başına geldi. Sürekli acı çekiyordu.
12

Kötü koku onun için de çekilmez olmuştu ve şöyle bağırdı: "Tanrı'ya teslim olmak doğrudur, hiç bir ölümlü Tanrı'yla eşitliğe özenmemelidir."
13 14

Alçak adam Rab'be dua etmeye başladı, ama kendini acındıramadı. Şunları bildirdi:

Yerle bir etmeyi amaçladığı ve bir toplu mezar durumuna getirmek istediği kutsal kentin özgür olduğu açıklanacaktı.
15

Yahudiler'e gelince, onları gömülmeye layık görmemişti, çocuklarıyla birlikte kuşlara ve hayvanlara yem olarak atılmasını istemişti. Ama şimdi Yahudiler'i Atina vatandaşlarına eşit kılacağını söylüyordu.
16

Bir zamanlar yağmaladığı kutsal tapınağa şimdi en güzel armağanları sunacaktı. Kutsal kapları fazlasıyla yerine koyacaktı. Kurban giderlerini kendi gelirleriyle karşılayacaktı.
17

Bu işin doruğuna varıp kendisi de Yahudi olacak ve insanların yaşadığı tüm yerleri ziyaret edip Tanrı'nın gücünü bildirecekti. Antiyokus Yahudiler'e Yazıyor
18

Acıları bir türlü dinmiyordu, çünkü Tanrı doğru yargısıyla onu cezalandırmıştı. Tüm umudunu yitirerek Yahudiler'e aşağıdaki mektubu yazdı. Aslında bir çağrı olan mektubun içeriği şöyleydi:
19

"Kral ve başkomutan Antiyokus değerli Yahudi vatandaşlarını içtenlikle selamlar, onlara sağlık ve bolluk diler.

20 21

Sizler ve çocuklarınız iyiyseniz ve işleriniz iyi gidiyorsa bundan çok memnunum.

Bana gelince hasta olmama karşın, sizinle ilgili güzel anılarım var. Pers ülkesinden dönünce ağır bir hastalık geçirdim ve herkesin güvenliği için bazı önlemler almayı düşündüm.
22 23 24

Umutsuz değilim, çünkü hastalığı atlatabileceğimi umuyorum. Ancak babam yaylayı denetlediği zaman, onun yerine geçecek kişiyi atardı.

Böylece beklenmedik bir olay karşısında veya huzur kaçıran söylentiler duyulduğunda, illerin halkı işlerin yöneticiliğini kimin üstleneceğini bildiği için sarsılmazlardı.
25

Bundan öte, sınırlarımızdaki prenslerin ve krallığımızın komşularının fırsat kolladıklarını ve beklentilerini bildiğim için, benden sonra oğlum Antiyokus'un kral olacağını bildiririm. Yaylalara çıktığım zaman oğlumu size emanet eder ve sizi önerirdim. Ona yazdığım mektubun bir kopyası buraya eklenmiştir.
26

Sonuç olarak genel ve özel iyiliklerimi anımsamanızı istiyor, bunu sizden bekliyorum. Her birinizin bana ve oğluma karşı iyi niyetinizi sürdürmenizi istiyorum.
27

Oğlumun iyilik ve sevecenlikle benim siyasetimi sürdüreceğine inanıyorum. Sizin çıkarlarınızı koruyacağından da kuşkum yoktur."
28

Böylece kutsal şeylere karşı saygısız olan bu cani, başkalarına çektirdiklerine benzer korkunç acılar içinde, acıklı yazgısıyla karşılaştı. Uzak ve soğuk dağlarda yaşamı sona erdi.
29

Arkadaşı Filip cesedi götürdü. Ardından Antiyokus'un oğlundan korktuğu için, Mısır'a, Ptolemi Filometor'un sarayına çekildi. Tapınağın Arıtılması* *Bu olay Antiyokus'un ölümünden önce olmuştur.

10
2

Makabe ve arkadaşları, Rableri'nin yol göstermesiyle, tapınağı ve kenti onardılar. Yabancıların pazar yerinde kurdukları sunakları ve etrafı çitle çevrili kutsal yerleri yıktılar.
3

Tapınağı arıttılar ve yeni bir sunak yaptılar. Ardından çakmaktaşından elde ettikleri ateşle iki yıl aradan sonra ilk kurbanlarını sundular. Buhur yaktılar, lambaları yaktılar ve ekmek somunlarını Tanrı'nın huzuruna koydular.
4

Sonra yüzükoyun yere kapanıp Rableri'ne yalvardılar. Onları bir daha böyle felaketle karşılaştırmamasını, günah işlerlerse onları insaflıca cezalandırmasını ve onları kutsal şeylere saygısız barbar ulusların eline bırakmamasını dilediler.
5

Tapınağın arıtılması, tapınağın yabancılar tarafından saygısızlığa uğratılmasıyla aynı güne, Kislev ayının yirmi beşine rastladı.

6

Çardak Bayramı'nda olduğu gibi, sekiz gün bayram ettiler. Bir süre önce Çardak Bayramı'nda dağlarda, mağaralarda vahşi hayvanlar gibi yaşadıklarını anımsadılar.
7

Ardından, dallar, yapraklı büyük dallar ve hurma dalları taşıyarak kendine ait olan kutsal yerin arıtılmasını başarı ile sonuçlandıran Rableri'ne ezgiler okudular.
8

Tüm Yahudi ulusunun her yıl aynı günlerde bayram yapması konusunda kesin karara vardılar ve bildiri yayınlayıp oylama yaptılar. Ptolemi Makron Gözden Düşüyor
9

Epifanes diye bilinen Antiyokusun günleri böylece sona erdi.

10

Şimdi görevimiz bu inançsız adamın oğlu Antiyokus Eupator'un öyküsünü anlatıp savaşların kötü sonuçlarına değinmek olacak.
11

Bu adam yönetici olarak tahta çıkınca, Kili-Suriye ve Fenike'ye vali olarak Lisias adında birini atadı.
12

Makron diye bilinen Ptolemi Yahudiler'e adaletle davranan ilk valiydi. Yahudiler'e geçmişte yapılan haksızlıkları unutturmak için barışçı bir yönetici olmaya çalışmıştı.
13

Kralın dostları onu Eupator'a ihbar ettiler. Filometor'un kendisine emanet ettiği Kıbrıs'ı bıraktığı ve Antiyokus Epifanes'in tarafına geçtiği için sürekli olarak kendisine hain denildi. Yüksek konumuna bir görkem katamadığı için kendini zehirleyip intihar etti. Gorgiyas ve İdumea Kaleleri
14

Gorgiyas bölgeye askeri vali atandı. Yabancı ücretli askerleri vardı ve Yahudiler'le sürekli savaş durumundaydı.
15

Aynı zamanda önemli kaleleri kontrol eden İdumealılar Yahudiler'e baskı yapıyorlardı. Yeruşalim'den gelen yasa dışı kişilere iyi davranıyor, savaşı sürdürmeye çalışıyorlardı.
16

Makabe ve adamları Tanrı'ya genel bir yakarışla O'nun yardımını istediler, ardından İdumea kalelerine saldırdılar.
17

Güçlü bir saldırıya girişip üstünlük sağlayan noktaları ele geçirdiler. Kale duvarlarında savaşanları bozguna uğrattılar. Ellerine geçirdiklerinin boğazını kestiler. Bunların sayısı yirmi bini buluyordu.
18

Yaklaşık dokuz bin kişi kuşatmaya karşı koyabilmek için her türlü önlemi alarak olağanüstü güçlü iki kaleye sığındı.
19

Bunun üzerine Makabe Simon'la Yusuf'u Zakkay ve kuvvetleriyle birlikte orada bıraktı. Onlara saldırmak için yeterince asker vardı. Makebe gitmesi gereken başka yerlere yolculuk etti.
20

Ama Simon'un adamları paragözdü ve kalelerdeki kişilerin rüşvetini kabul ettiler. Karşılığında yetmiş bin gümüş alıp kalelerdeki bazı kişilerin kaçmasına göz yumdular.

21

Olanları duyan Makabe ulusunun komutanlarını toplantıya çağırdı. Suçluların kardeşlerini para karşılığında sattıklarını söyledi, çünkü kendileriyle savaşan kişileri serbest bırakmışlardı.
22 23

Hain olduklarını bildirdi ve onları öldürdü, ardından iki kaleyi ele geçirdi.

Silaha sarılınca tüm yaptıklarında başarılı oldu, bu iki kalede yirmi binden fazla insan öldürüldü. Yahuda Timoteos'u Yenip Gazar'ı Ele Geçiriyor
24

Yahudiler tarafından daha önce yenilen Timoteos, yabancı ücretli askerlerden büyük bir ordu oluşturdu. Asya'dan çok sayıda süvari getirtti ve Yahudiye ülkesini silahlarla ele geçirmek umuduyla oraya geldi.
25

O yaklaşırken, Makabe ve adamları Tanrıya yakardılar, başlarına toprak döküp bellerinin etrafına çul sardılar.
26

Sunağın önünde, terasta Rab'be tapındılar, onları destekleyip düşmanlarının düşmanı olması için Tanrı'ya yalvardılar. Yasanın açıkça bildirdiği gibi, onlara karşı gelmesini dilediler.
27

Bu dualardan sonra silahlandılar ve kentten bir hayli uzaklaştılar. Düşmana yaklaşınca durdular.
28

Gün doğarken iki taraf savaşmaya başladı. Taraflardan biri başarı ve zafer için kendi cesaretine değil, ama Rabbi'ne, oysa diğeri, olağanüstü çabasına güveniyordu.
29

Savaşın en şiddetli anında düşman beş görkemli atlının gökten indiğini gördü, atların dizginleri som altındandı. Atlılar Yahudi kuvvetlerinin başına geçti.
30

Makabe'yi aralarına alıp onu kendi zırhlarıyla korudular ve yaralanmasını önlediler. Öte yandan düşmana ok ve yıldırım yağdırdılar. En sonunda kör olup şaşıran düşman kuvvetleri darmadağın oldu.
31 32 33 34

Yirmi beş bin yaya askerin ve altı yüz atlı askerin boğazı kesildi. Timoteos, Gazar adındaki güçlü bir kaleye kaçtı. Orası Kereas'ın komutası altındaydı. Makabe'yle adamları dört gün süresince kaleye saldırdılar.

Kaleyi savunanlar güvenlik içinde olduklarından emin olarak, inançsızlara yaraşır küfürlerle ve kutsal şeylere karşı korkunç saygısız sözlerle karşılık veriyorlardı.
35

Beşinci gün, gün doğarken, Makabe'nin kuvvetlerinden yirmi genç adam, saygısızca sözlerin kendilerinde uyandırdığı öfkeyle davranarak, yüreklilikle kaleye saldırdılar. Karşılaştıkları kişileri vahşi biçimde öldürdüler.
36

Başkaları, buna benzer bir davranışla, kaleyi savunanlara arkadan saldırdılar ve kale burçlarını ateşe verdiler. Bir odun yığını yakıp kutsal şeylere karşı saygısızca konuşan kişileri burada canlı canlı yaktılar. Başkaları kapıları kırıp ordunun geri kalan kısmını içeri aldı ve kaleyi ilk olarak onlar ele geçirdi.

37

Timoteos mahzende saklanmıştı, ama onu öldürdüler. Onunla birlikte kardeşi Kereas'ı ve Apollofanes'i de öldürdüler.
38

Bütün bunlardan sonra, ezgilerle ve şükranla Rableri'ni övdüler. İsrail'e karşı o denli bağışlayıcı olan Rableri onları zafere ulaştırdı. Lisias 'ın İlk Savaşı

11 Bunun ardından kralın koruması ve akrabası olan başbakan Lisias olup
bitenlerden çok tedirgin oldu.
2

Yaklaşık seksen bin yaya askeri ve tüm atlı askerleriyle Yahudiler'e karşı yürüdü. Amacı, kutsal kenti Yunanlılar için yaşanır duruma getirmekti.
3

Öbür ulusal tapınaklarda olduğu gibi tapınaktan vergi almayı ve başkâhinlik görevini her yıl satışa çıkartmayı düşünüyordu.
4

Tanrı'nın gücünü hiç önemsemedi. On binlerce yaya askerine, binlerce atlı askerine ve seksen filine son derece güveniyordu.
5

Yahudiye'yi ele geçirip Yeruşalim'den yaklaşık yirmi mil mesafede ve güçlendirilmiş bir konumda olan Beytsur'a yaklaştı. Orasını büyük baskı altında tuttu.
6

Makabe ve adamları Lisias'ın kalelere saldırdığını duyunca, halkla birlikte Rableri'ne gözyaşı dökerek yakardılar, İsrail'i kurtarması için bir melek göndermesini dilediler.
7

Makabe herkesten önce silaha sarıldı ve yanındakilerden kardeşlerini kurtarmak için yaşamlarını tehlikeye atmalarını istedi. Böylece hepsi kararlı adımlarla tek bir beden olarak yola koyuldular.
8

Daha Yeruşalim yöresindeyken beyaz giysiler içinde bir atlı başlarına geçti, elinde som altından silahlar vardı.
9

Hep birlikte merhametli Tanrı'yı yücelttiler, artık çok yüreklenmişlerdi. Yalnız insanlara değil, ama en vahşi hayvanlara ve demir duvarlara bile saldırmaya hazırdılar.
10

Göksel müttefiklerinin yardımıyla savaş durumunda ilerlediler, çünkü Rableri onlara merhamet etmişti.
11

Aslanlar gibi dövüşerek düşmana saldırdılar, on bir bin yayayla bin altı yüz atlı askeri yok ettiler. Geri kalanları da bozguna uğrattılar.
12

Kaçanlardan çoğu yaralı ve silahsız bir durumda kurtuldu. Lisias'ın kendisi de alçakça kaçıp kurtuldu. Lisias Yahudilerle Barış Yapıyor
13

Lisias akılsız değildi. Yenilgisini düşünürken, güçlü Tanrı onlar için savaştığından İbraniler'in yenilmez olduğunu anladı. Onlara haber göndererek

14

adil koşullarla uzlaşmalarını istedi. Kralı bile onların dostu durumuna getirebileceğini bildirdi.
15

Herkesin iyiliğini isteyen Makabe, Lisias'ın tüm önerilerini onayladı. Yahudiler'le ilgili olarak Makabe Lisias'tan ne istediyse kral tarafından kabul edildi.
16

Lisias'ın Yahudiler'e yazdığı mektubun metni aşağıdadır: "Lisias'tan Yahudi ulusuna selamlar!
17 18

Elçileriniz Yuhanna ve Avşalom aşağıdaki yazıyı bana verip onaylamamı istediler.

Kralın dikkatini gerektiren her şeyi ona sundum. Yetkim dahilinde olan her şeyi kabul ettim.
19

Yönetime karşı iyi niyetle davranmanız koşuluyla, gelecekte sizin iyiliğiniz için elimden geleni yapacağım.
20

Ayrıntılara gelince, elçilerinizle temsilcilerimin bunları sizinle görüşmelerini buyurdum.
21

Başarılı olup zenginleşmeniz dileğiyle. Yüz kırk sekiz yılı, Diyoskoros ayının yirmi dördüncü günü."
22 23

Kralın mektubu şöyleydi: "Kral Antiyokus'tan kardeşi Lisias'a selamlar!

Babamız artık tanrılar arasında yerini aldı. Buyruğumuz, krallığımızda yaşayan halkın rahat bırakılıp işi gücüyle uğraşması yolundadır.
24

Anladığımıza göre Yahudiler babamızın siyasetini ve Yunan geleneklerinin benimsenmesini onaylamıyor. Onlar kendi yaşam biçimlerini yeğ tutuyorlar ve kendi yasalarına uymak istediklerini bildiriyorlar.
25

Bu ortamda, bu ulusun da diğer uluslar gibi üzülmesini istemediğimiz için, tapınağın onlara geri verilmesini ve işlerini atalarının geleneklerine göre yönetmelerini buyuruyoruz.
26

Böylece onlara dostluk temsilcileri göndermek sizin göreviniz olacaktır. Siyasetimizi öğrendikleri zaman güvenlik duyarlar ve kıvançla kendi işleriyle uğraşırlar."
27

Kralın Yahudi ulusuna gönderdiği mektup ise şöyleydi: "Kral Antiyokus'tan Yahudi senatosuna ve öbür Yahudiler'e selamlar!
28 29 30

İyi olmanızı dileriz, bizim de sağlığımız iyidir. Menelaos'un bildirdiğine göre evinize dönüp işlerinizle uğraşmak istiyorsunuz.

Buna uygun olarak, Ksantikus'un otuzuncu gününe kadar geri dönenler, korkacak hiç bir şey olmadığı konusunda güvenlik içinde olmalıdırlar.
31

Yahudiler, önceden olduğu gibi, kendi besinlerini yiyebilir, kendi yasalarını uygulayabilirler. Onlardan herhangi biri, bilmeden işlenmiş bir suç için, herhangi bir şekilde rahatsız edilmeyecektir.

32 33 34

Bu konuda hiç bir kuşkunuz olmaması için size Menelaos'u gönderiyorum. Uğurlar olsun. Yüz kırk sekiz yılı, Ksantikus'un on beşi."

Romalılar da Yahudiler'e aşağıdaki mektubu gönderdiler: "Romalılar'ın elçileri Kuintus Memnius'la Titus Manius'tan Yahudi ulusuna selamlar!
35 36

Kralın akrabası Lisias'ın size verdiklerini biz de onaylıyoruz.

Krala sormak istediğiniz konulara gelince, bunları dikkatle inceleyin ve hemen birini gönderin. Böylece bu konuları sizin lehinize yorumlayabiliriz. Çünkü Antakya'ya gitmek üzereyiz.
37 38

Bize tasarılarınızı bildirecek kişileri bir an önce gönderin. Uğurlar olsun. Yüz kırk sekiz yılı, Ksantikus'un on beşi."

Yafa ve Yamniya'da Olaylar

12
2

Bu antlaşmalara varıldıktan sonra Lisias kralın yanına gitti, Yahudiler de çiftlik işlerine döndüler. Yerel askeri yöneticilerden Genneus oğlu Apolonyus, Timoteos, Hiyeronimus, Demofon ve Kıbrıs valisi Nikanor Yahudiler'in barış ve huzur içinde yaşamalarına izin vermediler.
3

Yafa halkı çok ileri gitti ve çok kötü davrandı. Aralarında yaşayan Yahudiler'i sandal gezintisine davet etti. Yahudiler eşleri ve çocuklarıyla birlikte gezintiye katıldılar. Onlara kötülük yapılacağı konusunda herhangi bir izlenim yoktu.
4

Bu gezintiyle ilgili olarak genel bir oylamaya gidilmişti ve Yahudiler daveti kabul ettiler. Çünkü onlar barışçı bir ulustu ve kuşku duymaları için herhangi bir neden yoktu. Ama denize açılınca hepsini denizin dibine attılar. Sayıları yaklaşık iki yüz kişiyi buluyordu.
5 6

Soydaşlarının acıklı sonunu öğrenen Yahuda askerlerine buyruk verdi.

Adil bir yargıç olan Tanrı'ya yöneldikten sonra, kardeşlerini öldüren canilere saldırdı. Karanlık basınca limanı ateşe verdi, sandalları yaktı ve oraya sığınanları kılıçtan geçirdi.
7

Kentin kapıları kapalı olduğundan geri çekildi. Geri gelip Yafa halkını yerle bir etmeyi tasarlıyordu.
8

Ama Yamniya halkının orada yaşayan Yahudiler'e karşı aynı şekilde davranmayı düşündüklerini öğrenince,
9

geceleyin Yamniya'ya saldırdı. Limanda bulunan filoyu ateşe verdi. Alevlerin parlaklığı otuz mil uzakta bulunan Yeruşalimden görünüyordu. Gilat'ta Savaş

10

İlerleyip kenti bir mil geride bıraktıktan sonra, Timoteos Arap kuvvetleriyle Yahuda'ya saldırdı. Bu kuvvetler yaklaşık beş bin yaya ve beş yüz atlı askerden oluşuyordu.
11

Çetin bir savaş başladı. Tanrı'nın yardımıyla Yahuda'nın askerleri savaşı kazandı. Yenilen göçebeler, dostluğun sağ elini onlara vermesi için Yahuda'ya yalvardılar. Hayvan sürülerini ona bırakmaya ve kendisine yardımcı olmaya söz verdiler.
12

Onlardan pek çok yararlanabileceğini düşünen Yahuda, onlarla barış yapmayı kabul etti. Birbirlerine söz verdikten sonra Araplar çadırlarına çekildi.
13

Yahuda güçlendirilmiş bir kente de saldırdı. Surlarla çevrili olan bu kentte çeşitli ırklardan kimseler oturuyordu. Kentin adı Kespin'di.
14

Duvarlarının gücüne ve depoladıkları besin maddelerine güvenen halk, Yahuda'yla askerlerine karşı küstahça davrandı. Onlara hakaret edip kutsal şeylere karşı saygısızca konuştu.
15

Ama Yahuda ve adamları dünyanın mutlak Egemeni'ne dua ettiler. O, Yeşu'nun günlerinde Eriha Kenti'ni yıkmıştı. Bunu yapmak için de kalın kütükler ya da kuşatma aygıtları kullanmamıştı. Ardından duvara şiddetli bir saldırıda bulundular.
16

Tanrı'nın istemiyle kenti ele geçirdiler. O denli insanın boğazını kestiler ki, dört yüz metre ötede bulunan ırmak sanki kanla dolup taşıyordu. Karnayim Savaşı
17

Oradan doksan beş mil ötede, Tobyan olarak bilinen Yahudiler'in ülkesine, Karaks'a vardılar.
18

Timoteos 'u o yörede bulamadılar. Timoteos o bölgeden ayrılmıştı ve bir noktada çok güçlü bir garnizon bırakmaktan başka bir şey yapmamıştı.
19

Makabenin generallerinden Dositeus'la Sosipater ilerleyip Timoteos'un kalede bıraktığı kuvveti yok ettiler. Bu kuvvet on bin kişiyi geçiyordu.
20

Makabe ordusunu bölüklere ayırıp başlarına komutanlar atadı. Ardından Timoteos'un peşinden gitti. Timoteos'un kuvvetlerinde yüz yirmi bin yaya ve iki bin beş yüz atlı asker vardı.
21

Yahuda'nın ilerlediğini duyan Timoteos'un ilk işi, kadınları, çocukları ve geri kalan eşyaları Karnayim adındaki bir yere göndermek oldu. Çünkü orası ele geçirilmez bir yerdi. Çevredeki tüm yollar çok dar olduğundan oraya varmak da güçtü.
22

Yahuda'nın ilk bölükleri görününce düşman korkuya kapıldı. Her şeyi gören Tanrı'nın bu belirtisi onları dehşete düşürdü. Her yöne kaçıştılar, böylece kendi askerleri tarafından yaralandılar. Çünkü birbirlerinin kılıçlarının sivri uçlarının üzerine koştular.
23

Yahuda var gücüyle onları kovaladı, suçluların boğazını kesti ve yaklaşık otuz bin kişi öldürdü.

24

Dositeusla Sosipater'in eline düşen Timoteos, kurnazca davranarak yaşamını bağışlamalarını istedi. Çoğunun ailesinin ve bir kısmının kardeşlerinin elinde olduğunu söyledi. Bunların suçlarının kısa zamanda affedileceğini sözlerine ekledi.
25

Sonunda kardeşlerini kurtarmak için gitmesine izin verdiler. Çünkü Timoteos sözünü tutup bu insanları sağ salim geri göndereceği konusunda hepsini inandırdı.
26

Yahuda Karnayim ve Etergetis* Tapınağı'na saldırıp yirmi beş bin kişinin boğazını kesti. *Asurlu bir tanrıça olan Etergetis'in tapınağı. Karnayim'in boynuzlu Kibele'nin tapınaklarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Efron ve Skitopolis Yoluyla Geri Dönüş
27

Düşmanlarını bozguna uğrattıktan sonra, Yahuda ordusuyla Lisias'ın yaşadığı güçlendirilmiş bir kent olan Efron'a gitti. Duvarların dış kısmına dizilmiş yürekli genç erkekler sürekli direndiler. Öte yandan içeride bir sürü savaş malzemesi ve mermi vardı.
28

Ama Yahudiler, gücüyle düşmanın savunmalarını yıkan dünya Egemenine dua edip kenti ele geçirdiler. Orada yaşayanlardan yaklaşık yirmi beş bin kişinin boğazını kestiler.
29 30

Ardından Yeruşalim'e yetmiş beş mil uzaklıkta olan Skitopolis'e dek ilerlediler.

Ama orada yaşayan Yahudiler Skitopolis halkının onlara her zaman iyi davrandığını, en kötü zamanlarda bile onlara karşı özellikle sevecen olduğunu Yahuda'ya bildirdiler.
31

Yahuda'yla adamları onlara teşekkür ettiler. Yahuda, gelecekte de soydaşlarına aynı dostluğu göstermelerini onlardan istedi. Haftalar Bayramı'ndan biraz önce Yeruşalim'e vardılar. Gorgiyas 'a Karşı Savaş
32 33 34 35

Pentekost'tan sonra, İdumea'nın askeri valisi Gorgiyas'a savaş açtılar. Gorgiyas üç bin yaya askerle dört yüz atlı askere komuta ediyordu. Gerçekleşen çarpışmalarda bir kaç Yahudi yaşamını yitirdi.

Bakenor'un adamlarından biri olan Dositeus, ata binen güçlü bir adamdı. Gorgiyas'ı yakasından yakaladığı gibi sürüklemeye başladı. Amacı onu canlı ele geçirmekti. Ama Trakyalı atlılardan biri Dositeus'un üstüne hızla atılarak omzunu yardı. Elinden kurtulan Gorgiyas ise Marisa'ya kaçtı.
36

O arada, Ezdriyas'la adamları uzun zamandan beri savaştıklarından yorgun düşmüşlerdi. Yahuda, onların müttefiki ve savaşın önderi olduğunu onlara göstermesi için Tanrı'ya dua etti.
37

Sonra atalarının dilinde yüksek sesle savaş naraları atarak, başka ezgiler okuyarak Gorgiyas'ın kuvvetlerini bozguna uğrattı.

Savaşta Ölenler İçin Sunulan Kurbanlar
38

Bundan sonra Yahuda ordusunu toparlayıp Adullam Kenti'ne gitti. Haftanın yedinci günü olduğu için geleneklerine uyarak temizlendiler, Şabat Günü'nü orada geçirdiler.
39

Ertesi gün olması gerektiği gibi, ölenlerin cesetlerinin toplanıp akrabaları ile birlikte atalarının mezarına konmasını istediler.
40

Ama ölenlerin üzerinde, giysilerinin altında Yamniya'dan alınan putların tılsımı bulundu. Oysa yasa, Yahudiler'in bunları takmasına izin vermemektedir. Böylece bu adamların hangi nedenle yaşamlarını yitirdikleri herkes tarafından anlaşılmış oldu.
41

Ardından tümü Rableri'nin işleyişini övdü. O, gizli şeyleri gün ışığına çıkaran adil bir yargıçtı.
42

Hepsi dua edip işlenen günahın tamamen silinmesini diledi. Ardından yürekli Yahuda hepsinin günahlardan sakınmasını istedi. Çünkü ölenlerin günahının ne gibi sonuçlar verdiğini hepsi kendi gözleriyle görmüşlerdi.
43

Sonra hepsinden para topladı. Yaklaşık iki bin gümüş para toplandı ve günahlar için kurban sunulması amacıyla bu para Yeruşalim'e gönderildi. Yahuda güzel ve soylu bir davranışta bulundu. Dirilişi göz önünde bulunduruyordu.
44

Çünkü ölülerin dirileceğine inanmış olmasaydı, ölüler için dua etmek gereksiz ve anlamsız olurdu.
45

Oysa Tanrı'ya saygı göstererek ölenlere verilecek görkemli ödülü göz önünde bulundurduysa, bu kutsal düşünce inanca olan bağlılığını gösteriyordu. Bu nedenle, bu günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla ölüler için kurban sunmuştu, amacı ölülerin günahlarının bağışlanmasıydı. Menelaos'un Ölümü

13
2

Yüz kırk dokuz yılında Yahuda'yla adamları Antiyokus Eupator'un kuvvetleriyle Yahudiye'ye doğru ilerlediğini öğrendiler. Özel öğretmeni ve bakanı Lisias da onunla beraberdi. Bundan öte Antiyokus Eupator'un Yunan ordusunda yüz on bin yaya askeri, beş bin üç yüz atlı askeri, yirmi iki fili ve tırpan aygıtı olan iki tekerlekli üç yüz savaş arabası vardı.
3

Menelaos onların tarafını tuttu ve tam bir ikiyüzlülük örneği göstererek sürekli Antiyokus'u yüreklendirdi. Bunu yaparken ülkesinin refahını düşünmüyordu, ama umudu iyi bir göreve atanmaktı.
4

Fakat kralların Kralı, bu alçak suçluya karşı Antiyokus'un öfkesini kışkırttı. Lisias tüm karışıklıklardan Menelaos'un sorumlu olduğunu krala açıkça söylediği zaman Antiyokus, Menelaos'un Berea'ya götürülmesini ve oradaki alışılmış yöntemlerle öldürülmesini buyurdu.
5

Orada külle dolu, elli arşın yüksekliğinde bir kule vardır. Kulenin yapısı daire biçimindedir ve her yönden aşağıya, küllere doğru eğimlidir.

6

Kutsal şeylere saygısızlık niteliğindeki hırsızlıktan suçlananlar ya da başka suçları işledikleri açıkça bilinen kişiler kulenin tepesine götürülür ve oradan aşağıya atılır.
7 8

Dininden dönen Menelaos işte böyle öldü. Cenaze töreninden bile yoksun kaldı.

Doğrusu böyle bir cezayı hak etmişti. Çünkü ateşi ve tüm külleri kutsal olan sunağa karşı pek çok suç işlemişti. En sonunda ölümü de küllerin içerisinde oldu. Modin Yakınında Savaş
9

O arada kral ilerliyordu, aklında barbarca tasarılar vardı. Yahudiler'e babasının zamanında olanlardan çok daha kötüsünü gösterecekti.
10

Yahuda olup bitenleri öğrenince ulusuna gece gündüz Rabbi'ne yalvarmasını buyurdu. Rableri hiç olmazsa son bir kez
11

yasadan, anavatanlarından ve kutsal tapınaktan yoksun kalmak tehlikesiyle karşı karşıya kalan ulusuna yardım etmeliydi. Yeniden soluk almaya başlayan ulusunun kutsal şeylere saygısızlık eden putperestlerin eline geçmesine izin vermemeliydi.
12

Hepsi tek bir insanmış gibi, Yahuda'nın buyruklarına uyup merhametli Rableri'ne dileklerini bildirdiler. Üç gün süreyle ağladılar, oruç tuttular ve Tanrı'ya tapındılar. Yahuda onları yüreklendirdi ve hazır olmalarını buyurdu.
13

Kentin ileri gelenleriyle görüştükten sonra, kralın ordusunun Yahudiye'yi işgal edip kenti ele geçirmesini beklememeyi yeğledi. Bunun yerine yola çıkmaya ve Tanrı'nın yardımıyla sorunu çözümlemeye karar verdi.
14

Sonucu Yaratan'a bırakıp ordusunu Modin yakınında durdurdu. Askerlerinden yüreklilikle ölünceye dek savaşmalarını istedi. Yasalar, tapınak, kent, ülkeleri ve yaşam biçimleri için savaşmalarını istedi.
15

Adamlarını "Zafer Tanrı'dandır" parolasıyla bırakırken, en seçkin ve yürekli genç askerlerle birlikte geceleyin kralın çadırına saldırdı. Yaklaşık iki bin kişiyi yok etti. En büyük fillerin ve sürücülerinin boğazını kesti.
16 17

Sonunda ordugahı dehşet ve karışıklık içinde bırakıp zafer sevinciyle geri çekildiler. Yahuda'yı koruyan Rab sayesinde bu işler sonuçlandı. O arada gün yeni doğuyordu.

Antiyokus'un Yahudiler'le Antlaşması
18

Yahudiler'in yürekliliğini gören kral, şimdi de mevzilerine stratejik yönden saldırmaya çalıştı.
19

Yahudiler'in güçlü bir kalesi olan Beytsur'un üstüne yürüdü, ama geri püskürtüldü. Böylece durmak zorunda kaldı ve çok kötü duruma düştü.
20 21

Yahuda içerdeki garnizonun gereksinmelerini karşıladı.

Ancak Yahudi ordusundan Rodokus adlı bir adam düşmana gizli bilgiler verdi. Adamın yaptıkları anlaşıldı, tutuklandı ve gereği yapıldı.

22

İkinci kez kral Bet-Sur garnizonu ile görüşmeler yaptı. Dostluk önerisinde bulundu ve dostluk antlarını kabul edip geri çekildi. Ardından Yahuda'yla adamlarına saldırdı, ama kötü duruma düştü.
23

Antakya'da yönetimin başında bıraktığı Filip'in umutsuzluktan deliye döndüğü kendisine bildirildi. Bu haber kendisini şaşkına çevirdi. Yahudiler'le görüşmelere başladı, silahları bıraktı ve akla uygun tüm koşullara uyacağına dair ant içti. Bir antlaşmaya vardı, kurban sundu, tapınağı onurlandırdı ve kutsal yere büyük armağanlar verdi.
24

Makabe'yi iyi karşıladı, ardından Ptolemais'ten Gerar'a dek Hegemonides'i askeri vali olarak atadı.
25

Kendisi de Ptolemais'e gitti. Oranın halkı antlaşmayı onaylamadı. Bu işe içerlediklerini belirttiler ve antlaşmanın hükümsüz bırakılmasını istediler.
26

Lisias kürsüye çıktı, antlaşma bölümlerini savunarak bu konuda onları inandırıp yatıştırdı, böylece onların iyi niyetini sağladı. Sonra Antakya'ya çekildi. Kralın saldırısı ve geri çekilmesiyle ilgili olay böyle oluştu.

Başkâhin Alkimos Araya Giriyor

14Üç yıl sonra Yahuda'yla adamları, Seleukus oğlu Dimitriosun güçlü bir ordu ve
donanmayla Tripolis limanına geldiğini,
2 3

ülkeyi işgal ettiğini ve Antiyokus'la özel öğretmeni Lisias'ı öldürdüğünü duydular.

Eskiden başkâhin olan, ama bir isyan sırasında kasten kirlenen Alkimos adında bir adam, nereye dönse güvenlikte olamayacağını ve bundan böyle kutsal sunağın yanına gidemeyeceğini anlayınca,
4

yaklaşık yüz elli bir yılında Kral Dimitrios'u ziyaret etti. Ona altın bir taç ve hurma ağacı yaprağı armağan etti. Ayrıca krala tapınaktan alınan geleneksel zeytin dalını da verdi, o gün başka bir şey yapmadı.
5

Sonunda kötü amacına uygun fırsatı buldu. Dimitrios onu konseyine çağırıp Yahudiler'in eğilimleri ve tasarıları konusunda ona sorular yönelttiği zaman şu yanıtı verdi:
6

"Hasidiyanlar adındaki bu Yahudiler'in önderi Yahuda Makabe'dir. Bunlar savaşa kışkırtan ve başkaldıran kişilerdir ve krallığın durulmasını önlemektedirler.
7

Bu nedenle bana miras kalan görevim, yani başkâhinlik elimden alındıktan sonra, şimdi buraya geldim.
8

İlk önce kralın çıkarlarını içtenlikle gözettiğim için, ikinci nedenim de, soydaşlarımı düşünmem. Çünkü söz konusu kişilerin sorumsuz davranışları tüm soyumuzu tam anlamıyla rezil etti.

9

Saygıdeğer kral bu noktaları göz önünde tutsun ve ülkemizin refahı ve baskı altında olan ulusumuz için önlemler alsın. Herkese içtenlikle gösterdiğiniz iyilikseverlikten beklenen budur.
10 11

Çünkü Yahuda yaşadığı sürece ülkede asla barış olmayacaktır."

Alkimos sözlerini bitirince kralın dostları fırsattan yararlanıp Dimitriosun öfkesini kışkırttılar, çünkü onlar da Yahuda'dan tiksiniyorlardı.
12

Kral çabucak fillerin komutanı Nikanor'u seçti, onu Yahudiye'ye askeri vali olarak atadı ve yola çıkmasını buyurdu.
13

Kralın buyrukları, Yahuda'yı öldürmesini, yandaşlarını dağıtmasını ve Alkimos'u en büyük tapınağa başkâhin olarak atamasını bildiriyordu.
14

Yahuda'dan kaçan Yahudiye putperestleri Nikanor'a katıldılar. Yahudiler'in başına gelecek belalardan ve üzüntülerden yararlanacaklarını umuyorlardı. Nikanor Yahuda'yla Uzlaşıyor
15

Nikanor'un geldiğini ve putperestlerin saldırmak üzere olduğunu duyan Yahudiler, üzerlerine toprak döktüler ve Tanrı'ya yakardılar. O, ulusunu sonsuza dek yaratmıştı ve doğrudan doğruya araya girerek kendi mirasını her zaman korumuştu.
16

Önderlerinin buyruğuna uyarak oldukları yerden hemen ayrıldılar. Desav Köyü'nde düşmanla karşılaştılar.
17

Yahuda'nın kardeşi Simon, Nikanor'la dövüşmeye başlamıştı, ama düşmanlarının beklenmedik bir anda gelmesi Simon'un birden durmasına neden olmuştu.
18

Ancak Nikanor, Yahuda'yla adamlarının ne denli yürekli olduklarını ve ülkeleri için yiğitçe dövüştüklerini duymuştu. Kan akıtarak sorunu çözümlemeye cesaret edemiyordu.
19

Bu nedenle Nikanor, Yahudiler'e dostluk sözü verip onlarınkini de kabul etmek amacıyla Posidonyus, Teodotus ve Matatiyas'ı onlara gönderdi.
20

Koşulları dikkatle inceledikten sonra önder bunları askerlerine bildirdi. Tümü aynı biçimde düşünüyordu ve antlaşmayı onayladılar.
21

Kararlaştırılan bir günde her iki tarafın önderleri tarafsız bölgede başbaşa görüşecekti. Her iki taraftan bir tahtırevan geldi ve koltuklar hazırlandı.
22

Yahuda, düşmandan gelecek haince bir davranışa karşı önlemler almış ve yararlı mevkilere silahlı askerler yerleştirmişti. Önderler görüşüp anlaşmaya vardı.
23

Nikanor Yeruşalim'e yerleşti ve hoş olmayan herhangi bir davranışta bulunmadı. Ona katılan insan kalabalığını da uzaklaştırdı.
24 25

Yahuda'yı yanından hiç ayırmadı ve ona gerçekten bağlandı.

Onun evlenip çocuk sahibi olmasını önerdi. Yahuda evlendi, evine yerleşti ve herkes gibi yaşamaya başladı.

Alkimos Savaşa Yeniden Başlıyor
26

İki erkeğin ne denli dost olduğunu gören Alkimos, imzaladıkları antlaşmanın bir kopyasıyla Dimitrios'a gitti. Alkimos, Nikanor'un devletin çıkarlarına karşı düşünceleri olduğunu ve krallığın bir düşmanı olan Yahuda'nın kralın dostları arasına katılmasını istediğini bildirdi.
27

Kral büyük öfkeye kapıldı. Başkâhinin iftiralarının etkisi altında kalarak Nikanor'a yazdı, varılan antlaşmaya üzüldüğünü bildirdi. Makabe'nin zincirle bağlanarak derhal Antakya'ya gönderilmesini buyurdu.
28

Nikanor mektubu alınca çok üzüldü, çünkü hiç bir suç işlememiş bir kişiyle vardığı antlaşmayı bozmak onun yaratılışına uymuyordu.
29

Ancak krala karşı koyamazdı. Onun için bir hileyle buyruğu yerine getirmek için fırsat kolladı.
30

Makabe, Nikanor'un ona sert davrandığını ve onunla ters konuştuğunu farketti. Böyle bir sertlik için herhangi bir neden olmadığı sonucuna vardı. Bu nedenle Makabe yandaşlarının büyük bir bölümünü yanına alarak Nikanor'dan uzaklaştı.
31

Planlarının suya düştüğünü gören Nikanor, kâhinlerin geleneksel kurbanları sundukları bir sırada büyük ve kutsal tapınağa gitti. Yahuda'yı kendisine teslim etmelerini onlara buyurdu.
32 33

Kâhinler ant içip istenilen adamın nerede olduğunu bilmediklerini söylediler.

Bunun üzerine Nikanor sağ elini tapınağa doğru uzatarak şöyle ant içti: "Yahuda'yı tutsak olarak bana teslim etmezseniz, Tanrı'nın Tapınağı'nı yerle bir ederim. Sunağı yıkarım ve burada Diyonisos için görkemli bir tapınak yaparım."
34

Bu sözlerden sonra oradan ayrıldı. Kâhinler ellerini göğe doğru uzattılar, ulusları için her zaman savaşmış olan Tanrı'ya yakardılar. Şöyle dua ettiler:
35

"Rabbim, senin hiç bir şeye gereksinmen yoktur. Aramızda senin evin olacak bir tapınağın bulunmasını istedin.
36

Bu nedenle tüm kutsal şeyleri, yeni arıttığımız bu evi saygısızlıklardan koru."

Razis'in Ölümü
37

Yeruşalim'in ileri gelenlerinden Razis adında bir adam Nikanor'a ihbar edildi. Razis, vatandaşlarını seven bir adamdı ve herkesin ona büyük saygısı vardı. İyilikseverliğinden ötürü Yahudiler'in babası olarak biliniyordu.
38

Ayaklanmanın ilk günlerinde Musevilikle suçlanmıştı. Museviliğin inançları için yaşamını tehlikeye atmaktan hiç çekinmemişti.
39

Yahudiler'e olan düşmanlığını göstermek isteyen Nikanor onu tutuklatmak için beş yüz asker gönderdi.
40

Bu adamı ortadan kaldırırsa Yahudiler'e büyük bir darbe vuracağını düşünüyordu.

41

Askerler kuleyi ele geçirmek üzereyken avlu kapısını zorladılar ve ateş getirilip kapıların yakılmasını istediler. Çevresinin tümüyle sarıldığını gören Razis, kendi kılıcının üzerine düşerek canına kıymak istedi.
42

Soylu bir davranışla, bu kötü kişilerin eline düşüp soylu ailesine yaraşmayan hakaretlere uğramaktansa ölmeyi yeğ tutuyordu.
43

Ama çarpışmalar arasında kılıçla kendisini öldürmeyi başaramadı. Askerler kapıdan içeri girerken çeviklikle duvara doğru koştu ve yüreklilikle kendini aşağıya, askerlerin arasına attı.
44 45

Askerler çabucak geri çekildiğinden, Razis boş zeminin ortasına düştü!

Hâlâ soluk alıyordu. Öfkeliydi ve ateş püskürüyordu. Ayağa kalkmaya çalıştı, kanı her yöne fışkırıyordu. Kötü yaralarına karşın, kalabalığın arasından koştu. Ardından dik bir kayanın üstüne çıktı.
46

Artık onda bir damla kan kalmamıştı. İç organlarını koparıp dışarı çıkarttı, onları iki eliyle tutarak askerlerin arasına fırlatıp attı. Kendisine yaşam ve can veren Yaratan'a sığınıp organlarını bir gün kendisine geri vermesi için yalvardı. Razis'in ölümü işte böyle oldu. Küstah Nikanor

15 Yahuda'yla adamlarının Samiriye yöresinde olduğunu duyan Nikanor, dinlenme
gününde onlara saldırmaya karar verdi. Bu işin kendisi için herhangi bir tehlikesi yoktu.
2

Zorunlu olarak onu izleyen Yahudiler şöyle dedi: "Onları bu denli vahşi ve barbar biçimde katletmemelisiniz. Her şeyi gören Tanrı'nın kutsal saydığı günü gerektiği gibi onurlandırmalısınız.
3

Bunun üzerine, kötü huyları kökleşmiş bu alçak adam Nikanor gökte bir hükümdar bulunup bulunmadığını ve bu hükümdarın Şabat Günü'nün onurlandırılmasını buyurup buyurmadığını onlara sordu.
4

Onlar da şu yanıtı verdiler: "O yaşayan Rab'dir, göklerin Egemeni'dir ve yedinci günün onurlandırılmasını buyurmuştur."
5

O da şu yanıtı verdi: "Ben de yeryüzü hükümdarıyım. Silaha sarılmanızı ve kralın işini görmenizi buyuruyorum." Bütün bunlara karşın acımasız planını gerçekleştirmeyi başaramadı. Yahuda 'nın Düşü
6

Nikanor sonsuz övüngenliği ve gururuyla Yahuda ve adamlarından aldığı ganimetle bir anıt yaptırmayı tasarlıyordu.
7

Ama Makabe Rab'bin kendisini destekleyeceğine kesinlikle inanıyordu.

8

Adamlarıyla konuşarak putperestlerin saldırısından ötürü yılmamalarını söyledi. Geçmişte Tanrı'nın onlara yardım ettiğini anımsamalarını, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın yardımıyla bir kez daha zafer kazanacaklarını sözlerine ekledi.
9

Yasadan ve peygamberlerden söz ederek onları yüreklendirdi ve daha önce kazandıkları savaşlardan bahsederek onlara yeni bir coşku aşıladı.
10

Makabe onları tam anlamıyla yüreklendirdi, sonra putperestlerin hainliğini ayrıntılarıyla anlatarak ve antlarını bozduklarını söyleyerek sözlerini bitirdi.
11

Makabe adamlarına kalkanların, mızrakların varlığıyla değil, cesaret verici sözlerle güven verdi. Onlara inandırıcı bir düş, sanki bir imge anlatarak onları yüreklendirdi.
12

Makabe'nin gördüğü düş şöyleydi: Eski Başkâhin Oniyas, ellerini uzatmış tüm Yahudi ulusu için dua ediyordu. Oniyas olağanüstü bir insandı. Alçakgönüllüydü, başkalarına karşı saygılı davranırdı. Yerinde konuşur, etkili ve güzel sözler söylerdi. Çocukluğundan beri erdemli bir kişi olmak için yetiştirilmişti.
13

Ardından olağanüstü etkileyici görkemli bir kişi belirdi, çok yaşlı olup saygıdeğer bir görünüşü vardı.
14

Oniyas konuşmaya başladı: "Bu adam kardeşlerini seviyor, ulusumuz ve kutsal kent için çok dua ediyor. O, Tanrı'nın peygamberi Yeremya'dır."
15

Sonra Yeremya sağ elini uzatarak Yahuda'ya altın bir kılıç sundu ve kılıcı verirken şöyle dedi:
16

"Bu kutsal kılıcı Tanrı'dan bir armağan olarak kabul et. Bu kılıçla düşmanlarını darbeyle yere yıkacaksın." Savaşçıların Düzeni
17

Yahuda'nın sözleri onları yüreklendirdi. Bu sözler yiğitçe bir eyleme itiyor, gençlere yetişkinlerin ruhunu aşılıyordu. Kamp kurmamaya, ama yiğitçe saldırıya geçmeye ve tüm yüreklilikleriyle el ele vererek savaşmaya karar verdiler. Çünkü kutsal inançları, tapınak ve kent tehlikedeydi.
18

Eşleri, çocukları, kardeşleri ve akrabaları için pek kaygılanmıyorlardı. İlk ve en önemli korkuları Tanrı'ya adadıkları tapınakla ilgiliydi.
19

Kentte kalanların kaygısı aynıydı. Ülkede oluşacak karşılaşma onları dehşete düşürmüştü.
20

Düşman kuvvetlerini toparlamış, savaş durumuna geçmişti. Filler stratejik yerlerini tutuyordu ve atlı askerler kuvvetleri oluşturuyordu.
21

Makabe karşısındaki insan kalabalığına, zırhların parıltısına ve fillerin yabanıl görüntüsüne baktı. Ardından ellerini göğe kaldırarak doğaüstü olaylar yaratan Rabbi'ne yakardı. Çünkü zaferin silah gücüyle oluşmayacağını biliyordu. Karar veren O'dur ve kime yaraşıyorsa, zaferi ona verir.

22

Dua ederken şöyle dedi: "Efendimiz, Yahudiye Kralı Hizkiya'nın günlerinde sen bir melek gönderdin ve Sanherib'in ordusunda yaklaşık olarak yüz seksen beş bin kişiyi yok ettin.
23

Ey göklerin Egemeni, bir kez daha başımıza geçecek iyi bir melek gönder. Dehşet ve korku salsın.
24

Elinin gücü bu insanları bir darbe ile yere yıksın, çünkü onlar senin kutsal ulusuna saldırmak amacıyla dudaklarında saygısız sözlerle geldiler." Makabe böylece duasını bitirdi. Nikanor'un Yenilgisi ve Ölümü
25 26

Nikanor'la askerleri borular ve savaş naralarıyla ilerlediler.

Yahuda'yla adamlarıysa Tanrı'ya yakararak ve dua ederek düşmanla göğüs göğüse savaştılar.
27

Bir yandan elleriyle dövüşürken, öte yandan yürekleriyle Tanrı'ya dua ettiler. Yaklaşık otuz beş bin kişinin boğazını kestiler ve bu kutsal belirti onlara büyük sevinç verdi.
28

Çarpışma sona erip görkemli biçimde geri çekilirken, yerde yatan Nikanor'u tanıdılar. Ölmüştü ve boylu boyunca yere uzanmıştı.
29

Çevredeki bağrışmalar ve kargaşalık arasında, atalarının dilinde mutlak Efendileri'ni övdüler.
30

Kendisini canı gönülden vatandaşlarının hizmetine adayan ve kendi soyundan olanlara karşı duyduğu sevgiyi gençliğinden beri sürdüren Yahuda, Nikanor'un başının kesilmesini, ayrıca koluyla omzunun da kesilmesini, bunların Yeruşalim'e götürülmesini buyurdu.
31

Yeruşalim'e varınca, vatandaşlarını ve kâhinleri topladı. Ardından sunağın önünde durarak kaledeki halkı çağırdı.
32

Rezil Nikanor'un başını ve bu saygısız kişinin büyük bir küstahlıkla Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın kutsal evine karşı uzattığı eli onlara gösterdi.
33

Ardından inançsız Nikanor'un dilini keserek bunun parça parça kuşlara yem olarak verilmesini, budalalığının ödüllendirilmesi için de tapınakta görülebilecek biçimde asılmasını buyurdu.
34

Bunun üzerine herkes göğe bakarak yüce Rab'bi övüp şöyle dedi: "Kendi evini kirlenmekten koruyan yücedir!"
35

Yahuda, Nikanor'un başını kaleye* astı. Bu herkes için Rab'bin desteğinin ortada olan açık belirtisiydi, *O tarihte kale hâlâ Asurlular'ın elindeydi.

36

Oy birliğiyle kabul edilen bir kararla o günün hiç yadsınmaması ve on ikinci ayın on üçüncü gününün* kutlanması onaylandı. Arami dilinde bunun adı Adar'dır, Mordekay gününün arifesidir. *Buna Nikanor günü denir. Derleyen Kişinin Son Sözü
37

Nikanor olayı böylece sona eriyor. Kent İbraniler'in elinde kaldığı için ben de bu yapıtı burada bitiriyorum.
38

Bu yapıt iyi derlenmişse ve isteğe uygunsa, amacıma ulaştım demektir. Yok bu yapıt değersiz ve orta derecedeyse, yapabildiğim bu kadar.
39

Nasıl ki şarabı ya da suyu tek başına içmek kötüyse, oysa su eklenmiş şarap beğeniye uygunsa ve olağanüstü bir huzur duygusu veriyorsa, aynı biçimde olaylar ustaca ele alınırsa, öyküyü okuyanların kavrayışı çoğalır. Bu tümceyle sözlerime son veriyorum.

MAKABELER'İN ÜÇÜNCÜ KİTABI GİRİŞ Bu kitap bağımsızlık savaşından önceki olayları anlatmaktadır. İ.S. 39 ya da 40 yılında yazıldığı düşünülmektedir. Bu kitap İ.Ö. 217 yılında IV. Ptolemi'nin tapınağın En Kutsal Yer adlı bölümüne girmesini ve Yahudiler 'e yaptığı baskıları anlatır. Ana Hatlar 1:1-3:30 Rafia savaşı 4:1-21 Yahudiler'in İskenderiye'ye sürülmesi 5:1-6:41 Yahudiler'in idamı engelleniyor 7:1-23 Ptolemi'nin mektubu Rafia Savaşı

1
2

Filopator geri dönen kişilerden denetim altında tuttuğu bölgelerin Antiyokus tarafından ele geçirildiğini öğrenince tüm kuvvetlerine, hem piyadelere hem de süvarilere buyruk verdi. Yanına kız kardeşi Arsino'yu alarak Rafia yakınında Antiyokus'un ordugah kurduğu yere ilerledi. Ancak Teodotus adında bir adam, tasarladığı düzeni gerçekleştirmekte kararlıydı. Daha önce kendisine verilen Ptolemaik'in silahlarını alıp geceleyin Ptolemi'nin çadırına girdi. Amacı tek başına onu öldürüp savaşa son vermekti.
3

Fakat Drimilus'un oğlu olarak tanınan ve aslen Yahudi olan, ama sonradan ataların geleneklerine ihanet edip dinini değiştiren Dositeus, kralı uzaklaştırıp çadırında önemsiz bir kişinin bulunmasını sağlamıştı. Böylece kralı hedef alan öç bu kişinin başına geldi.
4

Şiddetli bir çatışma oldu, savaşı Antiyokus kazanıyor gibiydi. Arsino dövünerek saçları dağınık bir biçimde gözyaşları içinde askerlerin önüne gidip savaşı kazanmaları durumunda her birine iki mina altın vereceğini söyledi. Böylece kendilerini, karılarını ve çocuklarını cesurca savunmaları için onları teşvik etti.
5 6

Sonunda düşman bozguna uğratıldı ve çok sayıda esir alındı.

Kurulan düzeni bozduktan sonra Ptolemi yakın kentleri ziyaret edip onları teşvik etmeye karar verdi.
7

Ziyarette bulunarak ve kutsal yerlerine armağanlar bağışlayarak halkının cesaretini güçlendirdi.

Filopator Tapınağa Girmeye Çalışıyor
8

Yahudiler, kendisini karşılamak, olup bitenlerden dolayı kutlamak ve ona armağanlar sunmak üzere ihtiyarları ve kurul üyelerinin bazılarını gönderdikleri için Filopator en kısa zamanda onları ziyaret etmek için sabırsızlanıyordu.
9

Yeruşalim'e vardıktan sonra en ulu Tanrı'ya kurban kesip şükran sunuları sunarak kutsal yere uygun düşeni yaptı. Bunun üzerine alana girip güzelliğinden ve mükemmelliğinden etkilenerek
10

tapınağın harika düzenine hayran kaldı ve yüreğinde Kutsal Yer'e girme arzusu doğdu.
11

Kendi halkından kişilere, hatta kâhinlere bile tapınağa girmenin yasak olduğunu, hepsinden üstün olan başkâhinin bile yalnız yılda bir kere girebildiğini ve bu yüzden kendisinin de girmesinin yasak olduğunu söylediklerinde kral hiç ikna olmadı.
12

Kutsal Yasa kendisine okunduktan sonra bile girme hakkına sahip olduğunu ileri sürmekten vazgeçmeyerek, "O adamlar bu onurdan yoksun kılınmış olsa da ben yoksun kalmamalıyım" dedi.
13

Bunun üzerine diğer tapınaklara girdiğinde neden kimsenin onu engellemediğini sordu.
14

Birisi düşüncesiz bir şekilde bunu bir uğur belirtisi olarak görmenin doğru olmadığını söyledi.
15

Kral şöyle karşılık verdi: "Fakat oralara girebildiğime göre buraya girmemi isteseler de istemeseler de girmemin bir sakıncası olmamalı." Yahudiler'in Ptolemi'ye Karşı Direnişi
16

Bunun üzerine kutsal giysilerini giymiş kâhinler yere kapanıp bulundukları durumda ulu Tanrı'nın yardım etmesi ve bu kötü niyetin yol açacağı felaketi önlemesi için yalvardılar. Tapınağı feryatlar ve gözyaşlarıyla doldurdular.
17

Kentte kalanlar gizemli bir olayın gerçekleştiğini düşünerek rahatsız olup acele ile dışarı çıktılar.
18

İnzivaya çekilmiş genç kadınlar odalarından çıkıp annelerine koştular, saçlarına toz serperek sokakları ağıtlar ve iniltilerle doldurdular.
19

Evlenmek üzere yeni süslenmiş gelinler, evlilik birleşmesi için hazırlanmış zifaf odalarını terk edip sergilenmesi gereken ağırbaşlı tutumu boşlayarak kente büyük bir telaş içinde akın ettiler.
20

Anneler ve dadılar yeni doğmuş bebekleri, bazılarını evlerde bazılarını sokaklarda oraya buraya bırakıp arkalarına hiç bakmadan yüce tapınakta toplandılar.
21

Kralın Kutsal Yer'e karşı yapmayı düşündüğü saygısızlıktan dolayı oraya toplanan halkın yalvarışları çoktu.

22

Ayrıca daha cesur olan yurttaşlar ne kralın tasarılarının ne de niyetlendiği amacın gerçekleşmesini içlerine sindiremiyorlardı.
23

Bunlar, Kutsal Yer'de büyük bir kargaşa yaratarak bağırıp yurttaşlarını silah kuşanmaya ve atalarının yasası için cesaretle ölmeye çağırdılar. Yaşlı erkekler ve ihtiyarlar tarafından zorla engellenerek diğerleriyle aynı şekilde durarak yalvarmaya başladılar.
24 25

Bu arada kalabalık dua etmeyi sürdürdü,

aynı zamanda krala yakın olan ihtiyarlar onu, çeşitli yollarla niyetlendiği tasandan vazgeçirmeye ve kibirli düşüncesini değiştirmeye çalıştılar.
26

Fakat o küstahlaşıp hiçbir şeye aldırış etmedi ve sözü edilen düşünceyi gerçekleştirmek için yaklaşmaya başladı.
27

Çevresindekiler bunu görünce halkımızla birlikte içinde bulundukları sıkıntıda onları savunacak güçte Olan'ı çağırmaya ve bu yasa dışı ve küstahça davranışa göz yummaması için yalvarmaya başladılar.
28 29

Kalabalıkların sürekli, şiddetli ve güçlü feryadı büyük bir gürültü yarattı.

Kutsal Yer kirleneceğine herkes gerçekten ölmeyi yeğlediği için yalnız insanlar değil, sanki duvarlar da tüm yeryüzü de feryat ediyordu. Başkâhin Simon'un Duası

2
2

Bunun üzerine Başkâhin Simon Kutsal Yer'e doğru dönüp diz çöktü ve sakin bir şekilde ellerini saygıyla açıp şöyle dua etti: Rab, göklerin kralı, bütün yaratılışa egemen, kutsallar arasında en kutsal Olan, tek egemen, Her Şeye Gücü Yeten, gururu ve gücü ile yücelen Rab, bu saygısız ve zındık adam yüzünden derin acı çeken bizlere bak.
3

Çünkü her şeyin yaratıcısı ve her şeyin üstünde egemenlik süren sen adil bir kralsın. Kibirli ve saygısızca davrananları yargılarsın.
4

Geçmişte adaletsizlik yapanları yok ettin. Aralarında kendi güçlerine ve cesaretine güvenen devler vardı, ama sınırsız bir tufan göndererek onları yıkıma uğrattın.
5

Küstahça davranan ve kötülükleriyle ün yapmış olan Sodom halkını ateş ve kükürtle yok ettin; onları sonraki kuşaklar için bir örnek yaptın.
6

Kutsal halkın İsrail'i köle yapan kibirli firavunun üzerine birçok felaketler göndererek büyük gücünü gösterdin.
7

Halkını savaş arabalarıyla ve askerle kovaladığında sen onları denizin diplerinde boğdun. Fakat tüm yaratılışın üzerinde egemen olan sana güvenenleri güvenle geçirdin.
8

Ellerinin eserini gördüklerinde Her Şeye Gücü Yeten seni övdüler.

9

Sen, ey Kral, sınırsız ve ölçülmez dünyayı yarattıktan sonra hiçbir şeye gereksinim duymamana karşın, bu kenti seçip adın uğruna kutsadın. Görkemli huzurunla yücelttiğin zaman büyük ve onurlu adının yüceliği için onu sağlam bir temel yaptın.
10

İsrail halkını sevdiğin için sıkıntıya düştüğümüz veya başarısız olduğumuz durumda bu yere gelip dua ettiğimiz zaman yalvarışımıza kulak vereceğine söz verdin.
11 12

Gerçekten de doğru ve sadıksın.

Zulmedildikleri ve küçümsendikleri zaman atalarımıza yardım edip onları büyük kötülüklerden korudun.
13

Ey kutsal Kral, bak şimdi günahlarımız çok ve büyük olduğu için acı ile eziliyor, düşmanlarımıza bağımlı oluyor ve çaresizlik içinde yakalanıyoruz.
14

Düşüşümüzde bu küstah ve zındık adam, yeryüzünde senin görkemli adına adanmış Kutsal Yer'i kirletmeye cüret ediyor.
15 16 17

Çünkü senin konutun insanların yaklaşamayacağı cennetlerin cennetidir. Fakat halkın İsrail'e kendi görkemini lütufla bağışladığın için sen bu yeri kutsadın.

Bu adamların gerçekleştirdiği kirlilik için bizi cezalandırma. Bizi bu saygısızlıktan sorumlu tutma. Yoksa suçlular öfkeleriyle övünüp dillerinin gururuyla coşarak
18

'Tiksindirici putların evleri nasıl ayaklar altına alındıysa biz de kutsal konutu öyle çiğnedik' diyecekler.
19 20

Günahlarımızı sil, yanlışlıklarımızı kaldır ve merhametini bu saatte göster.

Merhametlerin bize çabucak yetişsin, ruhu ezik ve mahzun olanların ağzına övgü ezgileri koy ve bize esenlik ver." Tanrı'nın Ptolemi'yi Cezalandırması
21

Bunun üzerine her şeyin ilk Babası, kutsallar arasında en kutsal Olan, her şeyi gören Tanrı, yasaya uygun bu yalvarışı işitip kendini kibirce ve saygısızca yüceltmiş olanı cezalandırdı.
22

Bir kamış rüzgarda nasıl sallanırsa Tanrı da onu öylece salladı. Öyle ki yerde çaresizce uzandı. Adil bir cezayla vurulduğu için kollarıyla bacaklarının tutmamasının yanı sıra konuşamıyordu.
23

Bunun üzerine uğradığı sert cezayı görünce yaşamını yitireceğinden korkarak arkadaşlarıyla korumaları büyük bir korku ve paniğe kapıldılar ve onu oradan sürüklediler.
24

Bir süre sonra düzeldi. Fakat cezalandırılmış olmasına karşın tövbe etmedi ve sert tehditler savurarak oradan uzaklaştı. Yahudiler'e Karşı Saldırılar

25

Mısır'a vardığında sözü edilen ve adil olan her şeye yabancılaşmış içki arkadaşlarının yardımıyla kötülük etme niyetlerini eyleme dökmeye devam etti.
26

Sayısız şehvetli eylemleriyle yetinmedi. O kadar ileri gitti ki, cüretkâr bir şekilde çeşitli yörelerde kötü raporlar uydurdu. Arkadaşlarının bir çoğu kralın amacını azimlice yerine getirerek onun isteğine boyun eğdiler.
27

Yahudi toplumunu herkesin gözü önünde utanca boğmayı önerdi ve meydandaki kuleye üzerinde şu yazıt olan bir taş yerleştirdi:
28

"Kurban kesmeyenlerin hiçbiri kutsal yerlerine giremez. Ayrıca Yahudiler'in hepsi kayıt olup vergi ödeyecek ve köle konumunda olacaktır. Karşı koyanlar zorla tutuklanıp öldürülecektir.
29

Kaydolanların bedenlerine ateş ile Diyonisos'un sarmaşık sembolü dağlanacak ve önceki sınırlı konumlarına indirilecekler."
30

Herkese düşman gibi görünmemek için de bunun altına şunları yazdırdı: "Ancak onlardan biri gizemli inanışları benimseyenlere katılmayı seçerse İskenderiyelilerle eşit yurttaşlık haklarına sahip olacaktır."
31

Bazı kişiler doğal olarak kentlerinin dinini sürdürmenin bedelini ödemek istemediler ve ileride kralın gözüne girebileceklerini düşünerek hemen teslim oldular.
32

Fakat halkımızın çoğu cesur bir ruhla sapasağlam durup inançlarını inkar etmediler; yaşamları karşılığında para ödeyerek kendilerini kayıt işleminden kurtarmaya çalıştılar.
33

Yardım alma umutlarını kararlılıkla beslediler ve ayrılanları Yahudi halkının düşmanları olarak görüp onlardan nefret ederek onları arkadaşlık ve yardımdan yoksun bıraktılar. Yahudiler ve Komşuları

3
2

Küstah kral durumun farkına varınca o kadar hiddetlendi ki, yalnız İskenderiye'de yaşayan Yahudiler'e öfkelenmekle kalmayıp özellikle kırsal bölgelerde bulunanlara karşı şiddetli bir şekilde düşman kesildi. Yahudiler'in tümünün bir araya toplanıp en acımasız yöntemlerle öldürülmelerini buyurdu. Bu hazırlıklar yapılırken Yahudi halkına karşı düzen kurup zarar vermek isteyenler tarafından şöyle bir düşmanca söylenti yayıldı. Yahudiler'in geleneklerinin başkaları tarafından yerine getirilmesine engel oldukları yönünde bir rapor buna gerekçe oldu.
3 4

Yahudiler'se hanedana karşı şaşmaz bir bağlılık ve iyi niyet sergilemeyi sürdürdüler.

Ancak Tanrı'ya taptıkları ve O'nun yasasına göre yaşadıkları için yiyecek konusundaki ayrılıklarını bozmadılar. Bu yüzden bazı kişilerin gözünde iğrençtiler,
5

ama yaşam biçimlerini doğru kişilerin iyi eylemleriyle süsledikleri için herkesten saygı gördüler.

6

Ne var ki, diğer uluslardan olanlar, onların kendi halkları için yararlı hizmetlerini görmezden geldiler.
7

Bunun yerine ibadet ve yiyecek konusundaki değişikliklere ilişkin dedikodu yaptılar ve bu insanların ne kral ne de görevlilerine sadık olduklarını, tersine kralın hükümetine karşı ve düşman olduklarını ileri sürdüler. Bu nedenle Yahudiler'i sıra dışı bir dille kınadılar.
8

Bu insanların etrafında beklenmedik bir kargaşa ve aniden oluşan kalabalıkları gören kentteki Grekler hiçbir haksızlığa uğramamış olmalarına karşın onlara yardım edecek güçte değildiler. Çünkü onlar da zulüm altında yaşıyorlardı. Durumlarına üzüldüklerinden onları teselli etmeye çalıştılar. Koşulların düzeleceğini düşünüyorlardı.
9

Çünkü hiçbir suç işlememiş böyle büyük bir halkın yok olmak üzere terk edilmesi doğru değildi.
10

Komşuları, arkadaşları ve meslektaşlarının bazıları onları zaten gizlice kenara çekmiş ve yardım sağlamak için daha fazla çaba göstereceklerini söyleyip onları koruyacaklarına söz vermişlerdi. Ptolemi'nin Çıkardığı Buyruk
11

Bu sırada talihli olmakla övünen ve ulu Tanrı'nın gücünü hesaba katmayan kral, amacını düzenli bir şekilde gerçekleştirebileceğini düşünerek onlara karşı şu mektubu yazdı:
12

"Kral Ptolemi Filopator'dan Mısır'da ve tüm bölgelerindeki generaller ve askerlerine selam ve sağlık olsun:
13 14

"Bendeniz ve hükümetim esenlik içinde bulunmaktayız.

Bildiğiniz gibi Asya'da sefer yaptığımız sırada savaş, ilahların istemli olarak bizimle birlikte davranmasından ötürü tasarladığımız gibi sonuçlandı.
15

Kili-Suriye ve Fenike'deki halklara mızrak zoruyla değil merhamet ve büyük bir yardımseverlikle, onlara karşı gönülden iyi davranarak egemenlik sürmemiz gerektiğini düşündük.
16

Kentlerdeki tapınaklara büyük gelirler sağladıktan sonra Yeruşalim'e de varıp akılsızlıklarından vazgeçmeyen o kötü insanların tapınağını onurlandırmaya gittik.
17

Sözde huzurumuzu kabul ettiler, fakat eylemleri içtenlikten yoksundu. Çünkü iç tapınaklarına girip onu muhteşem göz kamaştırıcı güzellikte bağışlarla onurlandırmayı önerdiğimizde
18

geleneksel kibirlerine kapılıp girmemize engel oldular. Fakat herkese yönelik iyi niyetimizden dolayı gücümüzün sergilenmesinden kurtuldular.
19

Bize karşı olan düşmanlıklarını sürdürmekle bütün ulusların arasında krallara ve kendi iyiliklerini düşünenlere kafa tutan tek halk oldular. Hiçbir davranışın içtenlikle yapıldığına inanmak istemiyorlar.

20

"Fakat biz Mısır'a zaferler kazanmış olarak girdiğimizde akılsızlıklarına göz yumduk. Çünkü biz bütün uluslara karşı cömertçe davranırız.
21

Yaptığımız iyilikler arasında şu da vardı: Bizimle yaptıkları işbirliği ve başlangıçtan beri onlara cömertçe emanet edilen çok sayıdaki işlerden dolayı buradaki yurttaşlarına genel af ilan ettik ve bir değişiklik yapma yürekliliğini göstererek onlara İskenderiye yurttaşı olma ve olağan dinsel törenlerimize katılma hakkını tanımaya karar verdik.
22

Fakat doğuştan gelme kötü niyetleri nedeniyle bunu aykırı bir ruhla algılayıp iyi olanı hor gördüler. Sürekli kötülüğe eğimli olduklarından
23

paha biçilmez değerdeki yurttaşlığı küçümsemekle kalmayıp aynı zamanda aralarında bize içtenlikle yakın olan kişilere karşı hem sözle hem sessizlikle nefretlerini sergilediler. Her koşulda, düşük yaşam biçimlerine uygun bir şekilde yakında politikamızı değiştireceğimizden kuşkulanıyorlar.
24

Bize karşı olduklarına inandığımız için ani bir kargaşanın meydana gelmesi durumunda bu saygısız insanlar arkamızda vahşi düşmanlar ve hainler olarak durmasınlar diye önlemler almış bulunuyoruz.
25

Dolayısıyla bu mektup gelir gelmez düşmanlara uygun, kesin ve utanç verici idam cezasını çekmek üzere aranızda yaşayanları, karıları ve çocuklarıyla birlikte, demir prangalara vurup aşağılamalara varan sert bir tutumla bize göndermeniz için buyruklar verdik.
26

Çünkü bunların hepsi cezalandırıldıktan sonra önümüzdeki süreç için hükümetin elimizde iyi bir durumda ve düzenli olacağına eminiz.
27

Fakat Yahudiler'i koruyanlar, ister yaşlı ister çocuk ya da bebek olsun, aileleriyle birlikte ölene kadar acımasızca işkence görecektir.
28

İhbarcı olarak çalışmaya istekli olanlar cezalandırılanların malvarlığına sahip olacak, ayrıca krallık hazinesinden iki bin drahmi alacak ve özgürlüğe kavuşacaktır.
29

Bir Yahudi'ye koruma sağlayan bir yer ortaya çıkarılırsa orası yaklaşılmaz ilan edilip ateşle yakılacak ve her canlıya sonsuza dek yararsız hale getirilecektir."
30

Mektup yukarıdaki şekilde yazılmıştır.

Yahudiler'in İskenderiye'ye Sürülmesi

4 Bunun üzerine bu buyruğun ulaştığı her yerde devlet kasasından Yahudi
2

olmayanlar için bir ziyafet düzenlendi ve büyük bir sevinç vardı. Çünkü uzun zamandır yüreklerinde sakladıkları düşmanlık şimdi ortaya çıkmış ve dile getirilmiş durumdaydı. Fakat Yahudiler sürekli yas tutuyor, ağıt yakıyor ve gözyaşları içinde feryat ediyordu. Her yerde yürekleri yanıyordu ve onların mahvolması için çıkartılan bu beklenmedik buyruktan dolayı inliyorlardı.

3

Hangi bölge ya da kent, hangi yerleşim yeri ya da hangi sokaklar onlar için yas ve ağlama sesleriyle yankılanmıyordu ki!
4

Çünkü birçok kentte generaller tarafından o kadar zalim ve acımasız bir şekilde gönderiliyorlardı ki düşmanlarının bazıları bile, gözlerinin önündeki sıra dışı cezalar karşısında acınacak durumda olanları görüp yaşamın belirsizliği üzerinde düşünerek bu perişan insanların sürgün edilmesine gözyaşları döktüler.
5

Çünkü götürülenler arasında çok sayıda yaşlı, ak sakallı, iki büklüm olmuş, ağır aksak yürüyen erkekler vardı. Utanç verici davranışların baskısıyla sürülerek hızlı adımlarla yürümeye zorlanıyorlardı.
6

Evlilik hayatına başlamak üzere zifaf odasına yeni girmiş genç kadınların sevincinin yerini ağlayış aldı. Mür kokulu saçlarına küller serpmiş olarak, peçesiz bir biçimde götürüldüler. Putperestlerin acımasız zulmü onları yıkıma uğrattı ve düğün ezgisi yerine hep birlikte ağıt yaktılar.
7

Gemiye bindirme yerine kadar bağlı olarak ve herkesin gözü önünde şiddetle sürüklendiler.
8

Çelenk yerine boyunlarında ipler taşıyan gençliklerinin doruğundaki kocalar, düğün şöleninin geri kalan günlerini neşeli bir şenlik kutlayarak değil ağıt yakarak geçirdiler. Çünkü ölümle burun burunaydılar.
9

Prangalara vurulmuş olarak yabanıl hayvanlar gibi gemilere bindirildiler; bazıları gemideki oturma yerlerine boyunlarından bağlandı, başkalarının ayaklarıysa kırılmaz prangalara vuruldu.
10

Ayrıca hainlere yaraşır bir uygulamayla karşılaşmaları için yolculuk boyunca deliksiz bir güverte altında, koyu karanlıkta hapsedildiler. Yahudiler'in Şedia 'daki Tutukluluğu
11

Şedia diye adlandırılan yere getirildiklerinde ve yolculuk kralın buyruğuna uygun bir biçimde sona erdiğinde bu insanlar kentin karşısında yapılmış olan kocaman surlu bir hipodroma koyuldular. Kenttekilerin ve kente gelen herkesin onlarla alay etmesi için en uygun yer burasıydı. Böylece ne kralın kuvvetleriyle bir bağlantı kurabildiler ne de kentin sınırı içinde olduklarını ileri sürebildiler.
12

Bunlar yerine getirildikten sonra kral, Yahudiler'in kentteki yurttaşlarının kendi akrabalarının başlarına gelen talihsizliğin yasını tutmak üzere kentten gizlice çıkıp acı acı ağladıklarını duyunca
13

öfkelenip yas tutanların da cezalarının en ufak ayrıntısına kadar diğerleriyle aynı sonu paylaşmalarını buyurdu.
14

Daha önce kısaca sözü edilen ağır iş cezası için değil, bütün halk kralın buyurduğu akıl almaz işkenceleri görmek üzere birer birer kaydolacak ve bunun sonucunda bir gün içinde bütün ulus yok edilecekti.
15

Bu yüzden, başvuran bu insanların kayıt işlemleri güneşin doğuşundan batışına kadar acı bir acelecilikle ve son derece yoğun bir çalışmayla yapıldı ve kırk gün sonra hâlâ tamamlanmamış olan bu iş sona erdi.

16

Sürekli büyük bir sevinçle coşan ve putlarının uğruna ziyafetler düzenleyen kral, gerçeğe yabancılaşmış aklı ve saygısız ağzıyla en ulu Tanrı'ya karşı uygunsuz sözler kullanıyor, ama konuşamayan, iletişim gücünden yoksun olan, kimseye yardım edemeyen şeyleri övüyordu.
17

Fakat az önce belirtilen dönemden sonra katipler, Yahudiler'in bitmek bilmeyen sayılarından dolayı sayımını bitiremeyeceklerini krala bildirdiler.
18

Yahudiler'in çoğu hâlâ kırsal bölgelerde olduğu halde bazıları kendi evlerinde, bazıları sarayda oturuyordu. Bu görev Mısır'daki tüm generalleri aşıyordu.
19-20

Onları kaçış yolu sağlamak için rüşvet almakla suçlayıp kötü tehdit etti. Ancak kullandıkları kalem kağıdın tükenmiş olduğunu söyleyip bunu kanıtladıkları zaman bu konuda bütünüyle ikna oldu.
21

Fakat bu olay, gökten Yahudiler'e yardım edenin karşı koyulmaz lütfundan dolayı gerçekleşmişti. Yahudiler'in İdam Edilmesi İki Kere Engelleniyor

5

Bunun üzerine bütünüyle katılaşan kral ezici bir öfke ve gazapla doldu. Yahudiler'in kötü kaderleriyle karşılaşmaları için fil bakıcısı Hermon'u çağırıp ertesi gün sayıları beş yüz olan filleri bol miktarda saf şarap ve avuçlar dolusu günnük ile sarhoş edip bol bol içtikleri içkinin etkisiyle çılgına dönen filleri Yahudiler'in üzerine salmasını buyurdu.
3

1-2

Bu buyrukları verdikten sonra özellikle Yahudiler'in düşmanları olan arkadaşları ve ordu komutanlarıyla birlikte yaptıkları ziyafete döndü.
4 5

Fil bakıcısı Hermon ise buyrukları bağlılıkla yerine getirmeye koyuldu.

Yahudiler'in denetlenmesiyle görevlendirilmiş ve bütün halkın tam olarak yıkıma uğrayacağına inanmış hizmetçiler akşam zamanı çıkıp bu perişan insanların ellerini bağlayıp gece boyunca sürecek olan gözetim için hazırlıklar yaptılar.
6-8

Her yönden bağlanarak sıkıştırılmış oldukları için diğer ulusların gözünde Yahudiler yardım edilemeyecek duruma düşmüşlerdi. Fakat gözyaşlarıyla ve susturulması zor haykırışlarla Her Şeye Gücü Yeten, her gücün Egemeni Olan, merhametli Tanrı ve Babaları'nı çağırıp onlara karşı gerçekleştirilmeye çalışılan bu kötü tasarıyı intikamla engellemesi ve görkemli bir belirtiyle kendileri için hazırlanmış bu kötü kaderden kurtarması için dua ettiler.
9

Yalvarışları da gayretle göğe yükseldi.

10

Bu arada çok miktarda şarap içinceye ve günnük ile tıka basa doluncaya kadar zavallı filleri sarhoş eden Hermon, hazırlıklar konusunda krala bir rapor vermek üzere sabah erkenden avluya gelip kendini takdim etti.
11

Fakat Rab, başlangıçtan beri gece gündüz dilediği kişiye verdiği iyilik olan uyku payını kralın üzerine gönderdi.

12

Rab'bin bu yaptığından ötürü öyle derin ve keyifli bir uykuya daldı ki, yasadışı amacı suya düştü ve inatçı tasarısı bütünüyle engellendi.
13

Bunun üzerine belirlenen saatten kurtuldukları için Yahudiler kutsal Tanrıları'nı övüp kolayca barışanın her şeye gücü yeten elinin gücünü kibirli olan diğer uluslara göstermesi için yalvardılar.
14

Fakat saat neredeyse on buçuk olduğunda davetlerden sorumlu kişi konukların toparlandığını görünce krala yaklaşıp onu dürttü.
15

Kralı güçlükle uyandırdıktan sonra ziyafet saatinin geçmekte olduğunu anımsatarak durumu ona anlattı.
16

Bunu değerlendirdikten sonra kral içki içmeyi sürdürdü ve ziyafet için gelenlerin karşısına oturmalarını buyurdu.
17

Bundan sonra onları eğlenmeye teşvik etti ve ziyafetin kalan zamanını daha da neşeyle kutlamaları için ısrar etti.
18

Toplantı epey ilerledikten sonra kral, Hermon'u çağırıp tehditler ederek ondan Yahudiler'in neden günün sonuna kadar sağ kalmalarına izin verildiğini açıklamasını buyurdu.
19-20

Fakat Hermon kralın arkadaşlarının da yardımıyla kendisine verilen buyrukları gün ağarmadan kusursuzca yerine getirdiğini açıkladığı zaman vahşi kral Falaris'inkinden daha büyük bir acımasızlıkla Yahudiler'in bugünkü uykularından yararlandıklarını söyledi. "Ama yarın hiç bir erteleme olmaksızın yasaya karşı gelen Yahudiler'in yok edilmesi için filleri aynı şekilde hazırla" diye ekledi.
21

Kral konuşmasını bitirdikten sonra orada bulunan herkes neşeli ve istekli bir şekilde oybirliğiyle onaylayıp kendi evlerine döndüler.
22

Fakat geceyi uyumaktan çok, yok edilmeye mahkum olduğunu sandıkları bu insanlara içlerinden hakaretler ederek geçirdiler.
23

Sabah erkenden horoz öter ötmez hayvanları hazırlamış olan Hermon onları büyük arenada hareket ettirmeye başladı.
24

Kent halkı büyük bir kalabalık oluşturacak şekilde bu acıklı gösteri için toplanmış gün doğuşunu sabırsızlıkla bekliyordu.
25

Fakat zamanları bitmek üzere olan Yahudiler ellerini göğe uzatıp gözyaşları içinde hüzünlü ağıtlarla en ulu Tanrı'ya tekrar yardım etmesi için son nefesleriyle yalvardılar.
26

Güneş daha ağarmamıştı. Kral arkadaşlarını kabul ederken Hermon, kralın arzusunu yerine getirmeye hazır olduğunu belirterek gelip onları dışarıya davet etti.
27

Fakat kral bunu işittiği zaman çok olağandışı olan dışarı çıkma davetinin de etkisiyle anlama gücünden bütünüyle yoksun kalarak kendisi için büyük gayretle yerine getirilen görevin ne olduğunu sordu.
28

Bu her şeye egemen olan Tanrı'nın işiydi. Çünkü O önceden yapılmış olan tasarıları krala unutturmuştu.

29

Bunun üzerine, "Ey kral, gayretli amacınız uyarınca" diyerek kralın arkadaşlarıyla Hermon hayvanların ve askerlerin hazır olduğunu bildirdi.
30-31

Fakat bu sözler üzerine karşı koyulmaz bir şekilde öfkelendi. Çünkü Tanrı'nın isteğiyle bu konuda aklının dengesi bozulmuştu. Tehdit savurucu bir bakışla şöyle dedi: "Eğer anne baban ya da çocukların burada olsaydı bana şikayet etmek için hiçbir neden bırakmayan, atalarıma olağanüstü ölçüde tam ve sağlam bir bağlılık sergilemiş olan Yahudiler yerine vahşi hayvanlara zengin bir ziyafet olmaları için onların hazırlanmalarını buyururdum.
32

Birlikte yetişmemiş olsak ya da sana yararlılığından kaynaklanan sevgi duymasaydım gerçekte bunların yerine sen yaşamından olurdun." Bu görev Mısırdaki tüm generalleri aşıyordu.
33

Böylece Hermon beklenmedik ve çok tehlikeli bir tehditle karşı karşıya kaldı. Bakışlarında derin bir korku belirdi ve suratı asıldı.
34

Kralın arkadaşları toplanmış olan insanları kendi işlerine salıvererek teker teker oradan sessizce gönderdiler.
35

Bunun üzerine kralın söylediklerini işiten Yahudiler kralların kralını, kendini gösteren Rab Tanrı'yı övdüler. Çünkü bu da O'ndan almış oldukları bir yardımdı.
36

Fakat kral konuklarının eğlenceye dönmeleri için ısrar edip kutlamayı aynı şekilde devam ettirdi.
37

Hermon'u çağırıp tehdit içeren bir ses tonuyla, "Sen zavallı aşağılık, bu konularda kaç kere sana buyruk vereceğim" dedi,
38 39

"Yarın Yahudiler'in yok edilmesi için filleri bir daha hazırla!"

Fakat onunla birlikte sofrada oturan görevliler aklının dengesizliğine hayret edip şöyle itiraz ettiler:
40

Ey kral, bizi aptal yerine koyup daha ne kadar sınayacaksın? Üçüncü kez yok edilmeleri için buyruk verip bu konudaki kararınızı bozuyorsunuz.
41

Bunun doğurduğu beklenti nedeniyle kentin tümü kargaşa içinde; bir yığın insanla doldu ve her an yağmalanma tehlikesiyle karşı karşıya."
42-43

Bunun üzerine öfke dolan ve her yönüyle vahşi Falaris'e benzeyen kral, Yahudiler'in korunması için düşüncelerinde gelişen değişikliğe aldırış etmeksizin Yahudiler'i hayvanların ayakları altında ezilmek üzere hemen ölüme göndereceğine, ondan sonra da Yahudiye'nin üzerine yürüyüp ateş ve mızrakla hemen yerle bir edeceğine ve kendisinin giremediği tapınağı bütünüyle yakarak içinde kurban kesenleri sonsuza dek tapınaksız bırakacağına sağlam ve geri alınamaz bir ant içti.
44

Bunun üzerine kralın arkadaşları ve görevliler büyük sevinç içinde ayrıldılar. Kendilerinden emin bir şekilde askerlerini nöbet tutmaya en elverişli noktalara yerleştirdiler.
45-46

Kent hipodroma girmeye çalışan ve itişip kakışan sayısız insanlardan oluşan bir kalabalıkla dolmuştu. Hayvanların günnük ile karıştırılmış kokulu şarapla delilik

derecesinde sarhoş edilmesinden ve korkunç aletlerle donatılmasından sonra, fil bakıcısı şafak vaktinde avluya girip söz konusu eylem için kralı harekete geçmeye zorladı.
47

Bu yüzden katılaşmış yüreğinden dolayı kral, küfür dolu aklını şiddetli bir öfkeyle doldurduğunda söz konusu halkın acı ve çaresiz yıkımına kendi gözleriyle tanık olmak üzere hayvanlarla birlikte büyük hışımla çıktı.
48

Yahudiler, kapıdan çıkan fillerin ve arkalarından gelen askerlerle kalabalığın attığı adımlardan ötürü kalkan toz bulutunu görüp çıkan büyük gürültüyü ve sesleri duyunca
49

yaşamlarının son anına ve en acıklı bekleyişlerinin sonuna geldiklerini düşünerek acı feryatlar ve iniltilerle kendilerini birbirlerinin kollarına bıraktılar. Anne babalar ve çocuklar, anneler ve kızlar, memelerinden son sütü emziren anneler akrabalara sarıldılar ve öpüştüler.
50-51

Bununla kalmadı, daha önce gökten aldıkları yardımı düşünerek hep birlikte yere kapandılar. Bebekleri memelerinden alıp yüksek sesle haykırarak ölüm kapısının eşiğinde oldukları için her gücün üstündeki Egemen'in kendilerine merhamet etmesi ve kendisini göstermesi için yalvardılar.

Elazar'ın Duası

6
3

O sırada ülkedeki bütün kâhinler arasında ün salmış, yaşı oldukça ilerlemiş ve yaşamı boyunca her tür erdemle güzelleşmiş Elazar adında bir kâhin çevresindeki ihtiyarların kutsal Tanrı'yı çağırmayı bırakmalarını isteyip kendisi şöyle dua etti: "Büyük güce sahip Kral, Yüce Olan, tüm yaratılışı merhametle yöneten Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, İbrahim'in torunlarına bak! Ey Baba, yabancıların topraklarında yabancı olarak mahvolmakta olan ve senin kutsal payının halkı olan aziz Yakup'un çocuklarına bak!
4

Sen, Mısır'ın eski hükümdarını, yasaya aykırı küstahlığı ve övüngen diliyle kendini yücelten firavunu çok sayıda savaş arabaları ve kibirli ordusuyla birlikte denizde boğarak yok ettin. Böylece merhametin ışığını İsrail ulusunun üzerine saçtın.
5

Sen, ya Rab, kendi gücünü birçok ulusa göstererek sayısız kuvvetleriyle övünen, mızrak zoruyla bütün dünyayı ele geçirmiş olan ve senin kutsal kentine karşı üzücü sözlerle böbürlenerek küstahlaşan zalim Asur Kralı Sanherib'i paramparça ettin.
6

Sen, boş şeylere kulluk etmemek için kendilerini gönül rızasıyla ateşe teslim eden Babil'deki üç yoldaşı, hararetle yanan ocağı çiğ ile serinleterek en ufak zarar görmelerine izin vermeden kurtarıp ateşi düşmanlara karşı çevirdin.
7

Kıskanç iftiralardan dolayı aslanlara yem olmak üzere yer altına atılan Daniel'i hiçbir zarar görmeden gün ışığına çıkardın.

8

Sen, Baba, kocaman deniz canavarının karnında kalan Yunus'u koruyup ailesine sağ salim kavuşturdun.
9

Şimdi küstahlıktan nefret eden, herkesi koruyan, merhameti engin olan sen, iğrenç ve vahşi ulusların kötü davranışlarıyla karşı karşıya kalan İsrail halkına kendini en kısa zamanda açıkla.
10

"Sürgündeyken sana yaraşmayan bazı şeylere karıştıysak da bizi düşmanın elinden kurtar Rab ve senin seçeceğin felaketle bizi yok et.
11

Kendini beğenmişler, 'Tanrıları bile onları kurtarmadı' diyerek sevdiğin halkını yıkıma uğratmakla aptalca bir kibire kapılmasınlar.
12

Ama sonsuz Olan, bütün kudretin ve gücün sahibi, şimdi bizimle ilgilen ve vahşilerin yersiz gururundan dolayı birer hainmişiz gibi yaşamı ellerinden alınan bize merhamet et.
13

Ey ulu Tanrı, bugün Yakupun halkını kurtaracak güçte olanın önlenemez gücü karşısında uluslar dehşete kapılıp tir tir titresinler.
14

Bebeklerle büyüklerden oluşan bu kalabalık sana gözyaşlarını dökerek yalvarmaktadır.
15

Ey Rab, bütün uluslar bizimle birlikte olduğunu ve bizden yüzünü çevirmediğini anlasınlar. 'Düşmanlarının diyarında oldukları zaman bile onları ihmal etmedim' demiştin. Evet, ya Rab, sözünü tut." İki Melek Yahudiler'i Kurtarıyor
16

Elazar tam duasını bitirirken kral bütün hayvanları ve kibirli kuvvetleriyle birlikte hipodroma vardı.
17

Yahudiler bunu görünce göğe o kadar büyük feryatlar yükselttiler ki, yakındaki vadiler ağlayışlarıyla yankılandı ve ordu dehşete kapıldı.
18

Bunun üzerine görkemli, Her Şeye Gücü Yeten ve doğru Tanrı yüzünü gösterip göklerin kapılarını açtı ve Yahudiler dışında herkesin görebildiği dehşet verici bir görünüme sahip iki görkemli melek indi.
19

Düşman kuvvetlere karşı durarak onları kırılmaz zincirlerle bağlayıp şaşkınlık ve dehşete düşürdü.
20

Kral bile tir tir titremeye başlayıp iç karartıcı gururunu unuttu.

21

Hayvanlar, arkalarından gelen askerlerin üzerine yürüyüp onları ayaklan altında çiğneyerek yok etmeye başladılar.
22

Bunun üzerine önceden tasarladıklarından dolayı kralın duyduğu öfkenin yerini merhamet ve gözyaşları aldı.

23

Çünkü bağrışmaları duyup hepsinin yıkıma uğradığını görünce ağlayıp arkadaşlarını öfkeyle tehdit ederek,
24

"Ülkeye ihanet ediyorsunuz ve gaddarlıkta zalim hükümdarları aşıyorsunuz" dedi, "Ülkenin iyiliğine yarar sağlamayan işleri gizlice gerçekleştirerek efendiniz beni bile egemenlik ve yaşamdan yoksun bırakmaya çalışıyorsunuz.
25

Ülkemizin kalelerini bağlılıkla koruyanları evlerinden sürüp hepsini aptalca buraya toplayanlar kimlerdir?
26

Başlangıçtan beri bütün uluslardan farklı olarak bize karşı iyi niyet besleyen ve insanın göze alabileceği en büyük tehlikeleri seve seve kabul eden bu insanlara karşı yasa dışı bir şekilde akıl almaz ölçüde kötü davrananlar kimlerdir?
27

Bağlarını gevşetin ve çözün. Yaptıklarınızdan dolayı bağışlanma dileyerek esenlikle evlerine geri gönderin!
28

Atalarımızın zamanından şimdiye kadar devletimize dikkate değer ve engellenmemiş bir istikrar bağışlayan Her Şeye Gücü Yeten ve göklerde yaşayan Tanrı'nın çocuklarını özgür kılın."
29

İşte söylediği şeyler bunlardı. Hemen özgür bırakılan Yahudiler, ölümden kurtuldukları için kurtarıcılarını ve kutsal Tanrı'yı övdüler. Yahudiler Kurtuluşlarını Kutluyorlar
30

Bundan sonra kral döndüğü zaman hazineden sorumlu olan görevliyi çağırıp yedi gün sürecek bir şenlik için şarap ve gerekli olan başka her şeyi Yahudiler'e sağlamasını buyurdu. Çünkü yıkımlarını bekledikleri sırada kurtulmalarını büyük bir sevinçle kutlamalarının doğru olduğuna karar vermişti.
31

Utanç verici davranışlarla karşılaşıp ölüme yaklaşmış olanlar, acı ve ağlanacak bir ölüm yerine kurtuluş ziyafeti için hazırlıklar yaptılar. Derin bir sevinçle kendi ölümleri ve gömülüşleri için ayrılan yeri kutlama alanı olarak belirlediler.
32

Ağıt yakmayı bırakıp harikalar yaratan Kurtarıcıları Tanrı'yı överek atalarının ilahisini okumaya başladılar. Yas tutmaya ve ağlamaya son verip esenlikli bir sevincin simgesi olarak korolar oluşturdular.
33

Bu olayları kutlamak üzere büyük bir ziyafet verdikten sonra kral aynı şekilde yaşadığı beklenmedik kurtarış için bolca ve devamlı olarak Tanrı'ya şükrediyordu.
34

Daha önce Yahudiler'in yok edilip kuşlara yem olacağına inanan ve bunun için onları sevinçle kayda geçiren kişiler kendileri utanca düştüklerinde için için inlediler ve ateş püsküren cesaretleri aşağılanarak söndürüldü.
35

Daha önce söylediğimiz gibi Yahudiler sözünü ettiğimiz koroyu oluşturup zamanı sevinçli şükran ilahileri ve Mezmurlar eşliğinde bol bol yiyip içerek geçirdiler.

36

Bu olaylar için kendi toplumlarının ve gelecekteki kuşakların uyması için genel bir töre belirledikten sonra daha önce sözü edilen günleri içki ve oburluk için değil, Tanrı'nın onlara sağladığı kurtuluşu kutlayacakları bir bayram olarak benimsediler.
37

Ondan sonra evlerine dönmek için kraldan izin istediler.

38-39

Böylece kayıt işlemleri kırk gün boyunca, yirmi beş Pakon'dan dört Epifi'ye kadar sürmüştü. Yok edilmeleri için ayrılan ve her şeyin Rabbi'nin merhamet gösterip hepsini zarar görmekten kurtardığı üç gün de, beş ile yedi Epifi olarak belirlenmişti.
40

Ondan sonra geri dönmek için izin istedikleri on dördüncü güne kadar kralın cömertçe verdikleriyle bayram yaptılar.
41

Kral istediklerini hemen kabul edip kentlerdeki generallere verilmek üzere iyi niyetli ilgisini dile getiren aşağıdaki mektubu yazdı:
Ptolemi'nin Yahudiler İçin Yazdığı Mektup

7"Kral Ptolemi Filopator'dan, Mısır'da ve tüm bölgelerinde bulunan generallere ve
devletimin bütün görevlilerine selam ve sağlık olsun:
2

"Biz kendimiz ve çocuklarımız iyiyiz. Büyük Tanrı işlerimizi arzumuza göre gerçekleştiriyor.
3

Kötü niyetli bazı arkadaşlarımız ısrar ederek krallığımızda bulunan Yahudiler'i bir araya getirip birer hainmişçesine acımasız işkencelerle onları cezalandırmamızı isteyip bizi ikna ettiler.
4

Gerekçeleri de şuydu: Bu insanların bütün uluslara karşı kötü niyetli olmaları nedeniyle bunlar yapılmadıkça hükümetimizin sağlamlaştırılmasının olanaksızlığını anlattılar.
5

Bu kişiler de Yahudiler'i köleler ya da daha doğrusu hainlermiş gibi kötü davranışlarla İskitler'in geleneksel tutumlarından daha acımasız bir gaddarlık kuşanarak, soruşturma ve inceleme yapmadan öldürmeye kalkıştılar.
6-7

Fakat bu eylemlerden dolayı onları çok sert bir şekilde tehdit edip tüm insanlara karşı beslediğimiz acıma duygusu uyarınca yaşamlarını zorla kurtardık. Bir babanın kendi çocuklarına karşı davranışı gibi göklerin Tanrısı'nın kesinlikle Yahudiler'i koruyacağını farkettiğimiz ve atalarımızla bize karşı besledikleri sarsılmaz iyi niyetleri ve dostluklarını da değerlendirdiğimiz için biz adil davranarak onları konusu ne olursa olsun her suçlamadan akladık.
8

Hiç bir yerde onlara zarar vermeden ya da olup bitenler için onları mantıksızca kınamadan hepsinin kendi evlerine dönmelerini buyurduk.
9

Çünkü eğer onlara karşı herhangi bir kötülük tasarlarsak ya da onları en ufak bir şekilde üzersek bizim karşımızda ölümlü birini değil, her güce sahip olan Egemen, yüce Tanrı'nın kendisini yaptıklarımızın öcünü kaçınılmaz bir biçimde alan bir düşman olarak bulacağımızı bilmeniz gerekiyor. Sağlıcakla kalın."

Yahudiler Sevinçle Eve Dönüyorlar
10

Bu mektubu aldıklarında Yahudiler ayrılmak için acele etmediler. Fakat kutsal Tanrı'ya ve O'nun yasasına karşı bilerek günah işleyen Yahudiler'in, hak ettikleri cezayı kendi ellerinden almalarını kraldan istediler.
11

Mideleri uğruna kutsal buyruklara karşı gelenlerin hiç bir zaman kralın yönetimi için içtenlikle davranmayacak ve yararlı olmayacaklarını ileri sürdüler.
12

Bunun üzerine kral söylediklerinin doğruluğunu kabul ederek kraliyet iznine ya da denetimine gerek kalmaksızın krallığının her köşesinde Tanrı'nın yasasını çiğneyenleri diledikleri gibi yok etmeleri için onlara genel yetki verdi.
13

Kralı uygun bir şekilde alkışladıktan sonra kâhinler ve tüm kalabalık "Haleluya" diye haykırarak sevinç içinde ayrıldılar.
14

Yollarına giderken karşılaştıkları yurttaşlarından kirlenmiş olanları herkesin önünde utanç verici bir ölümle cezalandırdılar.
15

O gün üç yüzden fazla insanı öldürdüler. Tanrı'ya karşı saygısız olanları yok ettikleri için bu günü sevinçli bir bayram olarak anmaya karar verdiler.
16

Fakat ölümle burun buruna gelip de Tanrı'ya sımsıkı tutunarak kurtulmuşluğun tadını çıkaranlar, çeşitli güzel kokulu çiçeklerle süslenmiş olarak sevinçle, yüksek sesle, övgü sözleriyle ve her türlü ezgiyle atalarının Tanrısı'na, İsrail'in sonsuz kurtarıcısına şükrederek kentten ayrıldılar.
17

Yerin bir özelliğinden dolayı "Gül taşıyıcı" olarak adlandırılan Ptolemais'e vardıklarında, halkın isteği uyarınca donanmayı yedi gündür kedilerini bekler buldular.
18

Orada kurtuluşlarını kutladılar. Çünkü kral, kendi evlerine varana dek yolculukları için gereken her şeyi cömertçe sağlamıştı.
19

Esenlikle karaya çıktıkları zaman orada kaldıkları sürece bu günleri de aynı şekilde uygun şükranlarla neşeli bir bayram olarak geçirmeye karar verdiler.
20

Bunları kutsal bir sütunun üzerine yazıp bayram alanında bir dua yeri adadıktan sonra sağ salim, özgür ve sevinçten uçarcasına oradan ayrıldılar. Çünkü kralın buyruğu uyarınca hepsi kara, deniz ve ırmak yoluyla kendi evlerine sağ salim götürülmüşlerdi.
21

Onur ve dehşetle bakıldıkları için düşmanları arasında da daha çok itibar gördüler. Ayrıca hiç kimse eşyalarına el koyamıyordu.
22

Ayrıca tutulan kayıtlara göre hepsi mallarının tümünü yeniden elde ettiler. Kim elinde malını tuttuysa büyük korkuyla onlara geri verdi. Böylece ulu Tanrı kurtuluşları için şaşılası harikalar yaratmıştı.
23

İsrail'in Kurtarıcısına sonsuzlara dek övgüler olsun! Amin.

ESDRAS (Vulgata'da 3.Ezra) GİRİŞ İ.Ö. birinci yüzyılın başlarında yazılmış olan tarihsel bir metin. Kutsal Kitap'ın Tarihler, Ezra ve Nehemya bölümlerinde yazılı olan bilgilere koşut bir içeriği vardır. Olayların Kutsal Kitap 'taki anlatımına ek olarak yazılı en önemli ayrıntılar "Üç Gencin Öyküsü" adlı bölümde bulunur. Bu parçada Zerubbabil'in sürgünleri Yeruşalim 'e götürmek için nasıl izin aldığı anlatılır. Ana Hatlar 1:1-58 Yoşiya ve Yeruşalim'in düşüşü 2:1-30 Sürgünden dönüş 3:1-4:63 Üç muhafızın tartışması 5:1-7:15 Tapınağın kuruluşu ve adanışı 8:1-9:55 Ezra 'nın sürgünlerle dönüşü Yoşiya Fıshı Kutluyor

1
2

Yoşiya Yeruşalim'de Rab için Fısıh Bayramı'nı kutladı. Birinci ayın on dördüncü günü Fısıh kurbanı kesti. Kâhinleri bölüklerine göre ayırarak Rab'bin Tapınağı'nda hizmet etmek üzere görevlendirdi.
3

İsrail'in tapınak görevlileri Levililer'e, "Kendinizi Rab'be adayın, Antlaşma Sandığı'nı Davut oğlu Kral Süleyman'ın yaptırdığı tapınağa koyun" dediler,
4

"Bundan böyle onu omuzlarınızın üzerinde taşımayacaksınız. Şimdi Tanrınız Rabbe ve O'nun halkı İsrail'e hizmet edin. Aile ve boylarınıza göre hazırlanın.
5

İsrail Kralı Davut'la oğlu Süleyman'ın yazılı talimatları uyarınca hazırlanın. Kardeşleriniz İsrail halkının hizmetçileri olan siz Levililer, atalarınızın bölük sırasına göre tapmakta sıraya girin.
6

Fısıh kurbanlarını kesip kardeşleriniz için hazırlayın. Fısıh Bayramını Musa'ya bildirilen Rab'bin buyrukları uyarınca kutlayın"
7

Yoşiya halka, hazır olan otuz bin kuzuyla oğlak, üç bin sığır verdi. Bunlar söz verdiği gibi, krallığın mülkünden halka, kâhinlere ve Levililer'e verilmişti.
8

Tanrı'nın Tapınağı'nın yöneticileri olan Hilkiya, Zekeriya, Yehiel Fısıh kurbanı olarak kâhinlere iki bin altı yüz kuzuyla oğlak, üç yüz sığır verdiler.

9

Yekonya, Şemaya'yla kardeşi Netanel, Levililer'in önderleri Haşavya, Okiel ve Yozavat da Fısıh kurbanı olarak Levililer'e beş bin kuzuyla oğlak, yedi yüz sığır bağışladılar.
10

İşte olanlar şöyle oldu. Musa'nın yasası uyarınca Rab'be sunu sunmak için halkın önünde uygun şekilde giyinmiş olan kâhinlerle Levililer sıraya girdiler. Mayasız ekmekten yediler, boylarına
11 12

ve ailelerine göre dizildiler. Bu onların sabahleyin yaptıklarıydı.

Onlar kurallara uygun olarak, istenildiği gibi Fısıh kurbanını ateşte kızarttılar, pirinçten kap ve kazanlar içinde hoş koku yayarak kaynattılar,
13

Onları tüm halka dağıttılar. Daha sonra, kendileri ve Harun soyundan kardeşleri olan kâhinler için Fısıh'ı hazırladılar.
14

Çünkü gece yarısına kadar kâhinler yağ sunmakla uğraşıyorlardı. Bu yüzden Levililer kendileri için, Harun'un soyundan olan kardeşleri kâhinler için onu hazırladılar.
15

Asaf'ın soyundan gelen ezgiciler Davut, Asaf, Zekeriya ve kralı temsil eden Eddinus tarafından düzenlenen kurallara uygun olarak yerlerini almışlardı.
16

Her kapıda bir nöbetçi vardı. Hiçbiri, kardeşleri Levililer onlara Fısıh'ı hazırladıkları için, nöbetlerinden uzaklaşmaya gerek duymadı.
17

Böylece Rab'be sunulan kurbanlarla yapılması gereken şeyler o gün tamamlandı: Fısıh kutlandı.
18 19

Kral Yoşiya'nın buyruğu uyarınca, kurbanlar sunaklar üzerinde Rab'be sunuldu.

O anda orada hazır bulunan İsrail halkı Fıshı ve yedi günlük Mayasız Ekmek Bayramı'nı kutladı.
20

peygamber Samuel döneminden bu yana, İsrail'de hiçbir Fısıh bu şekilde kutlanmamıştı.
21

İsrail krallarından hiçbiri Yoşiya'nın, kâhinlerin, Levililerin, Yahuda'yla İsrail halkının tümünün kutladığı gibi bir Fısıh Bayramı kutlamamıştı.
22 23 24

Bu Fısıh, Yoşiya'nın krallığının on sekizinci yılında kutlandı. Bütün yüreğiyle Rab'bin ardınca gittiğinden, Rab ondan hoşnut kaldı.

Yoşiya'nın yaptığı öbür işler, Rab'be bağlılığı, uygulamaları, Rab'be karşı günah işleyenlerin öyküsü kaydedildi. Bu halk, tüm öbür ulus ve krallıklardan daha çok günah işledi, Tanrı'yı öfkelendiren çok işler yaptı. Tanrı'nın yargısı da onların üzerine geldi.
25

Yoşiya bütün bu işleri bitirdikten sonra Mısır Kralı Firavun Karkamış'ta, Fırat Irmağı'nda savaşa hazırlandı. Yoşiya onunla savaşmak için yola koyuldu.

26

Mısır Kralı Yoşiya'ya şu haberi yolladı: "Ey Yahuda Kralı, benimle senin aranda bir anlaşmazlık yok.
27

Benim savaşım Fırat'ta olduğundan, Rab Tanrı tarafından senin üzerine gönderilmedim. Şimdi Rab benimle! Rab beni destekliyor! Kenara çekil ve Rab'be karşı gelme."
28

Ne var ki, Yoşiya savaş arabasını geri çevirmedi, onunla savaşmak üzere yola koyuldu. Rab'bin Peygamber Yeremya aracılığıyla bildirdiği sözlere aldırış etmedi.
29 30

Megiddo Ovasın'da onunla savaşa girdi. Komutanlar Kral Yoşiya'ya karşı geldiler.

Kral görevlilerine, "Çok yaralıyım, beni savaştan uzaklaştırın" dedi. Görevlileri anında onu savaş alanının dışına çıkardılar.
31

Onu ikinci savaş arabasına bindirdiler. Yeruşalim'e götürüldü, orada öldü, atalarının mezarlığına gömüldü.
32

Bütün Yahuda Yoşiya için ağladı. Peygamber Yeremya Yoşiya için bir ağıt yazdı. Önderler, kadın erkek herkes onun için ağıtlar okudu. Bundan böyle o gün, tüm İsrail halkınca ağıtlar okunacağı, yas tutulacağı buyruldu.
33

Bu olaylar, Yahuda krallarının tarihinde yazılıdır. Yoşiya'nın her bir eylemi, görkemi, Rabbin yasasına saygısı, onun önceden yaptıkları ve şimdi bu anlatılanlar İsrail ve Yahuda krallarının tarihinde yazılıdır.
34

Yahuda halkı babası Yoşiya'nın yerine oğlu Yehoahaz'ı kral yaptı. Yehoahaz yirmi üç yaşında kral oldu.
35

Yahuda ve Yeruşalim'de üç ay krallık yaptı. Daha sonra Mısır Kralı onu Yeruşalim'deki tahtından indirdi.
36 37 38 39

Halkı yüz talant gümüşle bir talant altın ödemekle yükümlü kıldı. Mısır Kralı, Yehoahaz'ın kardeşi Yehoyakim'i Yahuda'yla Yeruşalim üzerine kral yaptı. Yehoyakim soyluları zindana attı, kardeşi Zarius'u yakalattırıp Mısır'dan geri getirdi.

Yehoyakim yirmi beş yaşında kral oldu ve Yeruşalim'le Yahuda'da krallık yaptı. Rab'bin gözünde kötü olanı yaptı.
40

Babil Kralı Nebukadnessar ona karşı geldi. Onu yüksek rütbeli komutanlarıyla kuşattı, tunç zincirlerle bağlayıp Babil'e götürdü.
41

Nebukadnessar Rab'bin bazı kutsal kaplarını aldı, onları Babil'deki kendi tapınağına taşıyıp orada sakladı.
42

Yehoyakim'in yaptığı öbür işler, iğrençlikleri, hakkında söylenenler kralların tarihinde yazılıdır.
43 44

Yerine oğlu Yehoyakin kral oldu. Kral olduğunda on sekiz yaşındaydı. Yeruşalim'de üç ay on gün krallık yaptı. Rab'bin gözünde kötü olanı yaptı.

45 46

Böylece bir yıl sonra Nebukadnessar onu ve Rab'bin kutsal kaplarını Babil'e getirtti.

Sidkiya'yı Yahuda ve Yeruşalim Kralı yaptı.Sidkiya yirmi bir yaşında kral oldu ve on bir yıl krallık yaptı.
47

O da Rab'bin gözünde kötü olanı yaptı. Rabbin sözünü bildiren Peygamber Yeremya'yı dinlemedi.
48

Sidkiya Tanrı adıyla kendisine bağlı kalacağına ant içiren Kral Nebukadnessar'a başkaldırdı. İnat edip İsrail'in Tanrısı Rab'bin buyruklarına sırt çevirdi.
49

Üstelik kâhinler ve halkın önderleri de öteki ulusların törelerine uyarak iğrençlik yaptılar. Rab'bin Yeruşalim'de kutsal kıldığı tapınağı kirlettiler.
50

Bu yüzden atalarının Tanrısı ulaklar vasıtasıyla onları sürekli uyardı. Çünkü O, halkını esirgeyip kendi tapınağını korumak istiyordu.
51 52

Fakat onlar Tanrı'nın ulaklarıyla alay ettiler, Rab'bin peygamberlerini aşağıladılar.

Sonunda Rabbin öfkesi halkına karşı alevlendi, Kildan Kralı'nı onların üzerine gönderdi.
53

Babilliler gençleri tapınakta kılıçtan geçirdiler. Ne delikanlıya, ne gence, ne de yaşlıya acıdılar. Rab İsrail halkını düşmanlarının eline teslim etti.
54

Babilliler tapınağın büyük küçük bütün eşyalarını, önderlerin hazinelerini alıp Babil'e taşıdılar.
55 56

Rab'bin Tapınağı'nı ateşe verdiler. Surları yerle bir edip kulelerini yaktılar.

Bütün o göz kamaştırıcı değerli şeyleri tamamen yok ettiler. Nebukadnessar kılıçtan kurtulanları Babil'e sürdü.
57

Bunlar Pers Krallığı egemen oluncaya dek onun oğullarının köleleri olarak yaşadılar. Böylece Rab'bin Yeremya aracılığıyla bildirdiği söz yerine geldi: "Ülke tutulmayan Şabat yıllarını tamamlayıncaya, yetmiş yıl doluncaya dek ıssız kalıp dinlenecek."

Koreş'in Duyurusu

2 Pers Kralı Koreş'in krallığının birinci yılında RAB, Yeremya aracılığıyla bildirdiği
sözünü yerine getirmek amacıyla, Pers Kralı Koreş'i harekete geçirdi.
2

Koreş yönetimi altındaki bütün halklara şu yazılı bildiriyi duyurdu:

3

"Pers Kralı Koreş şöyle diyor: 'Göklerin Tanrısı yüce Rab yeryüzünün bütün krallıklarını bana verdi.
4

Beni Yahuda'daki Yeruşalim Kenti'nde kendisi için bir tapınak yapmakla görevlendirdi.

5

Aranızda O'nun halkından kim varsa Tanrısı onunla olsun. Yahuda'daki Yeruşalim Kenti'ne gidip İsrail'in Tanrısı RAB'bin Yeruşalim'deki Tapınağı'nı yeniden yapsınlar.
6

Krallığımda yaşayan yerliler, sürgün oldukları yerlerde sağ kalmış olanlara altın,

7

gümüş, mal ve hayvanlar sağlamakla birlikte Yeruşalim'deki Tanrı'nın Tapınağı'na gönülden sunular sunsunlar.' "
8

Sonra Yahuda ve Benyamin oymaklarının boy başları, kâhinler*, Levililer ve ruhları Tanrı tarafından harekete geçirilen herkes, RAB'bin Yeruşalim'deki Tapınağı'nı yeniden yapmak için gidiş hazırlıklarına girişti.
9

Komşuları gönülden verdikleri armağanların yanısıra, altın, gümüş kaplar, mal, hayvan ve değerli armağanlarla onları desteklediler.
10

Pers Kralı Koreş de Nebukadnessar'ın Yeruşalim'deki RAB'bin Tapınağından alıp kendi ilahının tapınağına koymuş olduğu kapları çıkardı.
11

Bunları hazine görevlisi Mitredat'a getirterek sayımını yaptırdı ve Yahuda önderi Şeşbassar'a verdi.

12

13

Bunların sayısı şöyleydi: Bin altın kupa, bin gümüş kupa, yirmi dokuz gümüş buhurdanlık, otuz altın kase, iki bin dört yüz on gümüş kase ve bin adet başka kaplar.
14

Bütün kaplar, altın ve gümüş beş bin dört yüz altmış dokuz kap teslim edildi.

15

Sürgündekiler Babil'den Yeruşalim'e dönerken Şeşbassar bunların hepsini birlikte getirdi.
16

Ne var ki, Pers Kralı Artahşasta'nın krallığı döneminde, ona hitaben, Mitredat, Taveel, Rehum, Beltetmus, Yazman Şimşay'la Samiriye ve öbür yerlerde yaşayan bütün çalışma arkadaşları, Yahuda'yla Yeruşalim'de yaşayanları suçlayan şu mektubu yazdılar:
17

"Efendimiz Kral Artahşasta'ya, kullarınız Vali Rehum, Yazman Şimşay ve KiliSuriye'yle Fenike'deki meclislerin öbür yargıçlarından:
18

Efendimiz kralımızca bilinmelidir ki, sizden bize gelip Yeruşalim'e yerleşen, asi ve kötü kenti bina eden Yahudiler şimdi, kentin pazar yerlerini, surlarını onarıyor ve tapınağın temellerini atıyorlar.
19

Eğer bu kent yeniden kurulur ve surları tamamlanırsa, onlar yalnızca vergi vermeyi reddetmekle kalmayacak, krallara da karşı koyacaklardır.
20

Tapınağın onarımı henüz devam ettiğinden, biz böyle bir konunun ihmal edilmeyip

21

efendimiz krala bildirilmesi gerektiğini, bu nedenle de, eğer sizce de uygun görülürse, atalarınızın arşivindeki belgeler üzerinde bir inceleme yapılması gerektiğini düşünüyoruz.
22

Siz bu tarihi kayıtlarda onlar hakkında yazılanları görecek ve bu kentin asi olduğunu, her iki kralla öbür kentlere de sorun yarattığını,
23

Yahudiler'in asi olup, eski zamanlarından beri kenti kuşatma altında tuttuklarını öğreneceksiniz. Bu kentin yerle bir edilip viran halde bırakılmasının nedeni budur.
24

Bundan dolayı, ey efendimiz kral, sizi haberdar etmek istiyoruz ki, eğer bu kent yeniden kurulur ve surları onarılırsa, siz bundan sonra hiçbir zaman Kili-Suriye ve Fenike'ye geçiş yoluna sahip olamayacaksınız."
25

Daha sonra kral, Vali Rehum, Beltetmus, Yazman Şimşay ve onlarla olan Samiriye, Suriye ve Fenike'de yaşayan öbür çalışma arkadaşlarına şöyle yanıt verdi:
26

"Bana gönderdiğiniz mektubu okudum. Bunun üzerine araştırma yapılmasını buyurdum. Bu kentin eskiden beri krallara karşı geldiği,
27

oradaki halkın isyana ve savaşa yatkın olduğu, Yeruşalim'de krallık eden güçlü ve acımasız kralların zorla vergi aldığı saptandı.
28

Bu nedenle ben de şimdi, bu halkın kenti yeniden kurmalarını yasaklayan, bundan böyle başka hiçbir şeyin yapılmayacağı konusunda dikkat edilmesine ilişkin buyruğumu veriyorum.
29

Artık, kralları rahatsız eden böyle bir davranışın devamı söz konusu olmayacaktır."
30

Kral Artahşasta'dan gelen mektup okunur okunmaz Rehum, Yazman Şimşay'la öbür çalışma arkadaşları hemen süvariler ve kalabalık bir halk topluluğuyla savaş düzeninde Yeruşalim'e gidip onaranları engellemeye başladılar. Yeruşalim'deki tapınağın onarımı Pers Kralı Darius'un krallığının ikinci yılına kadar durduruldu. Kralı Koruyan Üç Muhafız

3 Kral Darius, yönetimi altındaki herkese, evinde doğmuş olanlara, Medler'le
Persler'in ileri gelenlerine,
2

valilere, generallere ve ayrıca Hindistan'dan Habeşistan'a kadar yönetimi altındaki yüz yirmi yedi ilin bölge valilerine büyük bir şölen verdi.
3

Onlar yiyip içtiler, doydukları zaman ayrıldılar. Kral Darius yatak odasına gitti. Uykuya dalar dalmaz birden uyandı.
4

Daha sonra kralı koruyan üç genç muhafızdan biri diğerlerine şöyle söyledi:

5

"Haydi, her birimiz dünyada en güçlü olan şeyi belirleyelim. Kral Darius kendisine en akıllıca görünen yanıtı verene pahalı armağanlar ve zaferin en büyük onurunu verecektir.
6

O erguvani kaftanlar giyecek, altın kupalardan içecek, altın yatakta yatacak, altın gemli bir arabaya ve ketenden dokunmuş sarığa sahip olacak, boynunda bir gerdanlığı olacaktır.
7

Bilgisinden dolayı Darius'un yanında oturacak, Darius'un erkek akrabası çağrılacak."
8

Sonra her biri düşüncesini yazıp mühürledi. Onları Kral Darius'un yastığının altına koydular.
9

"Kral uyandığında yazılanlar ona verilecek" dediler, "Kralla üç Pers soylusu verilen seçeneklerin en akıllıcasını seçecek. Kazanan ödüllendirilecek." 10 Birincisi, "Şarap en güçlüdür" demişti.
11

İkincisi, "Kral en güçlüdür" demişti. Üçüncüsü, "Kadınlar en güçlü olanlardır, ama gerçek her şeye galiptir" demişti. Kral uyandığında onlar yazdıklarını alıp ona verdiler, o da okudu.

12

13

14

Sonra Medler'le Persler'in ileri gelenlerine, valilere, generallere, bölge valilerine, yüksek rütbeli memurlara resmi bir davet çağrısı yaptı.
15

Divan meclisindeki yerini aldı. Yazı onların huzurunda okundu.

16

Kral, "Çağırın genç adamları, düşüncelerini açıklayıp sunsunlar" dedi. Böylece onlar da resmi çağrı üzerine geldiler.
17

Oradakiler gençlere, "Yazdıklarınızı bize açıklayın" dediler.

Şarapla İlgili Konuşma
18

Böylece şarabın en güçlü olduğunu düşünen adam söze başladı ve şöyle dedi: "Efendiler, şarap nasıl en güçlüdür? Tüm içenlerin akıllarını ayartır, baştan çıkarır.
19

O kralın, yetimin, köleyle özgürün, fakirle zenginin aklını eşit kılar. O, her düşünceyi sevinçle neşeye dönüştürür, bütün keder ve suçu unutturur.

20

21

Bütün yürekleri zengin hissettirir, kralların, valilerin gücünü unutturur, herkesi milyonlarca para üzerine konuşturur.
22

İnsanlar içince, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle dostluklarını unutur, çok geçmeden kılıçlarını çekerler.
23

Ayıldıklarında da ne yaptıklarını anımsamazlar.

24

Efendiler, insanları bu tür şeyler yapmaya zorladığı için, şarap en güçlü olan değil midir?" Bunu söyledikten sonra konuşmasını bitirdi.
Kralla İlgili Konuşma

4
2 3

Daha sonra kralın en güçlü olduğunu düşünen adam konuşmaya başladı:

"Efendiler, bütün kara ve denizleri, onların içindeki her şeyi yöneten kişiler en güçlüler değiller midir? Ama kral onlardan daha güçlüdür. O onların efendisi ve kralıdır. O ne derse ona uyarlar.
4

Eğer onların savaşmasını isterse, yaparlar. Onları düşmana karşı yollarsa, giderler. Dağları, surları, kaleleri fethederler.
5

Onlar ölür, öldürürler, ama kralın buyruklarına karşı gelemezler. Zafer kazansalar bile, elde ettikleri bütün ganimeti krala getirirler.
6

Aynı şekilde, orduda hizmet vermeyen ya da savaşmayan, ama toprağı süren herkes, ne zaman tohum ekip ekin toplarsa, bir kısmını krala getirir. Herkes krala vergi vermek zorundadır.
7

Sonuç olarak, o tek adamdır! Birinin öldürülmesini buyurursa, öldürülür. Birinin serbest bırakılmasını buyurursa, bırakılır.
8

Saldırmalarını buyurursa, saldırılır, "Yakıp yok edin" derse, hemen uygulanır. Bina etmelerini buyurursa, yapılır,
9

kesip biçmelerini buyurursa, kesilir, dikmelerini buyurursa, dikilir. Onun halkı, ordusu ona itaat ederler. Dahası, o uzanıp yaslanır, yer-içer, uyur

10 11

ama, onun etrafında nöbet tutulur, hiç kimse onun kişisel işlerine karışamaz, ne de ona itaatsizlik edebilir.
12

Efendiler, kendisine bu denli itaat edildiği için, neden kral en güçlü olmasın?" Böylece ikinci adam da konuşmasını bitirdi. Kadınlarla İlgili Konuşma
13

Daha sonra kadınlar ve gerçekle ilgili düşüncelerini söyleyen üçüncü adam Zerubbabil konuşmaya başladı:
14

"Efendiler, kral uludur, erkekler çoktur, şarap da güçlüdür. Ama hepsini yöneten kimdir? Kadınlar değil mi?
15 16

Kadınlar, kralları, denizlerle kıtaları yöneten tüm insanları doğurdu.

Onlar kadından geldiler. Kadınlar, şarabın kaynağı üzüm bağlarını kuran pek çok erkeği büyüttü.

17

Erkeğin giysilerini kadınlar yapar, onlar erkeğe şan getirir. Erkekler, kadınlar olmaksızın var olamazlar.
18

Eğer erkekler altın, gümüş ya da başka herhangi güzel bir şey toplayıp sonra hoş görünüşlü güzel bir kadın görürlerse, bütün ellerindekini hayranlıkla, şaşkınlıkla kadına bakma uğruna kaybetmeye razı olurlar.
19 20 21

Bütünüyle onu, altına, gümüşe ve diğer benzer güzel şeylere tercih ederler. Bir erkek, onu yetiştiren kendi öz babasını, kendi ülkesini bırakıp karısına bağlanır.

Babası, annesi ya da ülkesine ilişkin en ufak bir düşüncesi olmadan, karısıyla günlerini geçirir.
22

Bu nedenle mutlaka bilmelisiniz ki, kadınlar sizleri yönetmektedir! "Çalışıp didiniyor, zahmet çekiyor, sonra da her şeyi getirip kadınlara vermiyor musunuz?
23

Bir erkek, kılıcını alır, soyup talan eder, denizlere, ırmaklara yelken açıp uzaklara gider.
24

Aslanlarla karşılaşır, karanlıklarda yürür, çalıp yağmaladığında, onları geri, sevdiği kadına getirir.
25 26 27 28

Bir erkek, karısını anne ve babasından daha fazla sever. Pek çok erkek kadınlar yüzünden aklını kaybedip köle oldu. Bazıları mahvoldu veya sürçtü ya da günah işledi. Şimdi bana inanmıyor musunuz?

"Gücüyle ulu olan kral değil midir? Uluslar ona dokunmaktan korkmazlar mı?
29

Ancak, ben onu şanlı Baartakus'un kız kardeşi olan kral cariyesi Apeme'yle gördüm. O kralın sağ tarafında oturur,
30 31

kralın başından tacını alıp kendi başına koyar, sol eliyle de krala şamar atardı.

Kral da buna ağzı açık şaşkın şaşkın bakardı. Cariye krala gülümserse, o da gülerdi. Ona öfkelenirse, kendisiyle barışması için cariyenin gönlünü alırdı.
32 33

Efendiler, bu tür şeyler yaptıkları için kadınlar güçlü değil midirler?" Kralla soylular sadece birbirlerine baktılar.

Gerçekle İlgili Konuşma Sonra Zerubbabil gerçek hakkında konuşmaya başladı:
34

"Efendiler, kadınlar güçlü değil midir? Yeryüzü çok engin, gökyüzü çok yüksek! Güneş bir günde gökyüzünde dönüp yerine geri gelmekte ne kadar hızlı.

35

O ki, bu şeyleri dolduran, yüce değil midir? Ama gerçek bütün bunlardan yüce, daha güçlüdür.
36

Bütün yeryüzü gerçek üzerine kurulu ve cennet onu kutsar. Tanrı'nın tüm işleri titretip ürpertir. O'nda hiçbir kötülük yoktur. Şarap kötüdür, kral günahkârdır, kadınlar kötüdür, insanın tüm soyu günahkârdır. Buna benzer şeyler ve onların bütün işleri adaletsizdir.
37 38 39

Onlarda hiç bir doğruluk yok, günahlarının içinde mahvolacaklar. Ama gerçek ebedidir, daima güçlüdür. Sonsuza kadar kalıcı ve egemen olacaktır.

Onda kesinlikle kayırıcılık ve ayrıcalık yoktur. O sadece kötülük ve günahın yerine doğru olanı yapar. Tüm insanlar onun işlerini onaylar.
40

Onun yargılarında doğru olmayan hiçbir şey yoktur. Kuvvet ve krallık makamı, güç ve görkem ona özgüdür. Tanrı gerçeği kutsasın!"
41

Konuşmasını bitirir bitirmez bütün insanlar bağırıp, "Büyük olan gerçektir, o her şeyin en güçlüsüdür!" dediler.
42

Bunun üzerine kral ona, "Ne dilersen dile" dedi, "Yazılandan daha fazlasını iste, sana vereceğiz. Çünkü, senin en bilge kişi olduğuna karar verildi. Sen yanımda oturacak, benim erkek akrabam çağrılacaksın."
43 44

O da kralı şöyle yanıtladı: "Kral olduğun gün Yeruşalim'i yeniden kurma kararını

ve Koreş Babil'i yıkmaya başladığı zaman Yeruşalim'den alıp götürdüğü tüm kapları oraya geri göndermek üzere içtiğin andı anımsa.
45

Aynı zamanda sen, Kildanlılar Yahuda'yı yerle bir ettiklerinde Edomlular'ca yakılan tapınağı da yeniden kurmak üzere ant içmiştin.
46

Şimdi, ey kral hazretleri, benim dileğim, sizden isteğim şudur. Bu sizin ününüze de yaraşır. Bu yüzden kendi dudaklarınızla Göklerin Kralı'na içtiğiniz andı yerine getirebilmeniz için dua ediyorum."
47

Kral Darius ayağa kalkıp Zerubbabil'i öptü. Tüm haznedarlarına, bölge valilerine, generallerine ve valilerine mektuplar yazdı. Onların ona ve onunla birlikte gidip Yeruşalim'i yeniden kuracak olanların hepsine muhafızlar vermelerini istedi.
48

Kili-Suriye ve Fenike'deki bölge valilerine, Lübnan'dakilere kentin binası için Lübnan'dan Yeruşalim'e sedir ağacı getirip kendisine kentin inşasında yardımcı olmaları için mektuplar yazdı.
49

Ayrıca Yeruşalim'e dönmek isteyen Yahudiler'in yararına da bir mektup yazdı. Hiç bir memur, vali, bölge valisi veya haznedar onları rahatsız etmeyecekti.
50

Yerleşecekleri ülkede vergiden muaf olacaklardı. Edomlular önceden ele geçirdikleri köyleri Yahudiler'e teslim edecekti.
51

Tapınağın onarımı tamamlanıncaya kadar her yıl 20 talant gümüş toplanacaktı.

52

Ek olarak, buyruklar uyarınca hergün sunulması gereken 17 yakmalık sunu için yılda 10 talant gümüş toplanacaktı.
53

Babil'den çocukları ve kâhinleriyle birlikte kentin onarımı için gelen herkesin özgürlüğü garanti altına alınacaktı.
54 55

Kâhinler desteklenecek, hizmet sırasında giydikleri giysiler hazırlanacaktı.

Kral, tapınağın onarılıp Yeruşalim'in inşa edilmiş olacağı güne kadar Levililer'e destek sağlanacağını yazdı.
56 57

Kenti koruyacak olan herkese arazi ve maaş sağlanacaktı.

Kral, Koreş'in ayırıp Babil'e götürdüğü tüm kapları Yeruşalim'e geri göndermesi için de buyruk verdi.
58

Genç adam Zerubbabil dışarı çıktığında yüzünü Yeruşalim'e çevirip gökyüzüne kaldırdı. Göklerin Kralı'na şükretti:
59 60

"Başarı senden, bilgelik senden; yücelik ve görkem senindir. Ben senin kulunum.

Bana bilgeliği veren sensin, övülmeye layıksın. Sana şükranlarımı sunuyorum, ey atalarımızın Rabbi!"
61

Böylece Zerubbabil kralın yazdırdığı mektupları alıp Babil'e gitti. Olanları bütün kardeşlerine anlattı.
62

Onlar da bu olanakları sağlayan atalarının Tanrısı'na şükredip O'nu övdüler. Halk gidip Yeruşalim'i ve Tanrı'nın adıyla anılan tapınağı yeniden kurmaya hazırlandı. Yedi gün boyunca şenlik içinde ziyafet verdiler. Sürgünden Dönenlerin Listesi

5 Bundan sonra, karıları, oğulları, kızları, köleleri, hizmetçileri ve sığırlarıyla birlikte
dönmeleri için oymaklarına uygun aile başlan seçildi.
2

Darius, davul ve flütlerin müziği eşliğinde, güven içinde Yeruşalim'e kadar onlara eşlik etsin diye bin kişilik bir süvari gönderdi.
3 4 5

Bütün halk sevinç içinde eğleniyordu. Sürgünden dönen oymak, boy, aile başlarının adları şöyleydi:

Kâhinler, Harun oğlu Pinehas'ın oğullan Seraya oğlu Sadok oğlu Yeşu, Yahuda oymağının Pares soyunun Davut ailesinden Şealtiel oğlu Zerubbabil oğlu Yoakim.
6

Bu Darius'un krallığının ikinci yılının ilk ayı olan Nisan ayında, onun önünde bilgece sözler söyleyen Zerrubabil'di.
7

Bunlar, Babil Kralı Nebukadnessar'ın Babil'e tutsak olarak sürgün ettikten sonra geçici olarak kaldıkları yerden çıkıp

8

Yeruşalim ve Yahudanın geri kalan yerlerine, kendi köylerine dönen Yahuda halkıdır. Bu halk Zerubbabil'le Yeşu, Nehemya, Seraya, Resaya, Bigvay, Mordekay, Bilşan, Mispar, Reelaya, Rehum ve Baana önderliğinde Yeruşalim'e döndüler.
9

Önderleriyle sürgünden dönenlerin sayıları şöyleydi:

Paroşoğulları: 2172 Şefatyaoğulları: 472
10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28

Arahoğulları: 756 Yeşu ve Yoav soyundan Pahat-Moavoğulları: 2812 Elamoğulları: 1254 Zattuoğulları: 945 Korbeoğulları: 705 Banioğulları: 648 Bevayoğulları: 623 Azgatoğulları: 1322 Adonikamoğulları: 667 Bigvayoğulları: 2066 Adinoğulları: 454 Hizkiya soyundan Ateroğulları: 92 Kilan ve Azetasoğulları: 67 Azaruoğulları: 432 Anniasoğulları: 101 Aromoğulları, Besayoğulları: 323 Yoraoğulları: 112 Bayterusoğulları: 3005 Beytlehemliler: 123 Netofalılar:55 Anatotlular: 158 Azmavetliler: 42 Kiryat-Yearimliler: 25 Kefiralılar ve Beerotlular: 743 Kadiyasanlılar ve Ammidiyanlılar: 422 Ramalılar ve Gevalılar: 621 Mikmaslılar: 122 Beytelliler: 52 Magbişliler: 156 Öbür Elam ve Ono kentlerinden olanlar: 725 Erihalılar: 345 Senaalılar: 3330. Kâhinler: Yeşu ve Anasiv soyundan Yedayaoğulları: 972 İmmeroğulları: 1052 Paşhuroğulları: 1247 Harimoğulları: 1017. Levililer: Yeşu, Kadmiel, Bannas ve Sudiasoğulları: 74. Tapınak ezgicileri: Asafoğulları: 128.

Kapı nöbetçileri: Şallumoğulları, Ateroğulları, Talmonoğulları, Akkuvoğulları, Hatitaoğulları, Şovayoğulları: 139.
29

Tapınak görevlileri: Sihaoğulları, Hasufaoğulları, Tabbaotoğulları, Kerosoğulları, Siahaoğulları, Padonoğulları, Levanaoğulları, Hagavaoğulları,

30

Akkuvoğulları, Utayoğulları, Ketavoğulları, Hagavoğulları, Şalmayoğulları, Hananoğulları, Katuaoğulları, Gaharoğulları,
31

Reayaoğulları, Resinoğulları, Nekodaoğulları, Kasevaoğulları, Gazzamoğulları, Uzzaoğulları, Paseahoğulları, Hasrahoğulları, Besayoğulları, Asnaoğulları, Meunimoğulları, Nefusimoğulları, Bakbukoğulları, Hakufaoğulları, Asuroğulları, Parakimoğulları, Baslutoğulları,
32

Mehidaoğulları, Kutaoğulları, Kareaoğulları, Barkosoğulları, Siseraoğulları, Temahoğulları, Nesiahoğulları, Hatifaoğulları.
33

Süleyman'ın kullarının soyu: Hassoferetoğulları, Perudaoğulları, Yalaoğulları, Lozonoğulları, Giddeloğulları, Şefatyaoğulları,
34

Hattiloğulları, Pokeret-Hassevayimoğulları, Şarotioğulları, Masiahoğulları, Gasoğulları, Addusoğulları, Subasoğulları, Aferaoğulları, Barodisoğulları, Şafatoğulları, Amioğulları.
35 36 37

Tüm tapınak görevlilerinin ve Süleyman'ın kullarının soyundan olanlar: 372. Keruv, Addan ve İmmer önderliğinde Tel-Melah ve Tel-Harşa'dan gelen,

ancak hangi aileden olduklarını ve soylarının İsrail'den geldiğini kanıtlayamayanlar şunlardır: Toviyaoğulları, Delayaoğulları, Nekodaoğulları: 652.
38

Kâhin kabul edilen, ama herhangi bir kaydı bulunamayanlar: Hovayaoğulları, Hakkosoğulları, kendi adıyla anılan Barzillay'ın kızlarından Agiya'yla evli Yaddusoğulları.
39 40

Ancak yazılı bir kayıt bulunmayınca kâhinlik görevi ellerinden alındı.

Vali Nehemya onlara, Urim ve Tummim kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.
41

Hizmetçilerin dışında, on iki ve daha büyük yaştaki İsrailliler'in toplam sayısı 42360'tı.
42 43 44

Ayrıca kadınlı erkekli 7337 hizmetçi, 245 ezgici, 435 deve, 7036 at, 245 katır, 5525 eşek vardı.

Bazı aile başları Yeruşalim'deki Tanrı'nın Tapınağı'na varınca, tapınağın bulunduğu yerde yeniden kurulması için ant içtiler.
45

Her biri gücü oranında hazineye 1000 altın mina, 5000 gümüş mina, 100 kâhin giysisi bağışladılar.
46

Kâhinler, Levililer ve halktan bazıları Yeruşalim'e ve çevresine yerleşti. Tapınak ezgicileriyle kapı nöbetçileri ve öbür İsrail halkı da kendi kentlerine yerleşti.
47

İsrailliler kendi kentlerine yerleştikten sonra yedinci ayda, tek vücut halinde, tapınağın doğuya bakan ilk kapısının önündeki meydanda toplandılar. 48 Sonra Yosadak oğlu Yeşu'yla kâhin kardeşleri ve Şealtiel oğlu Zerubbabil'le

kardeşleri yerlerini alıp İsrail'in Tanrısı'nın sunağını Tanrı adamı Musa'nın yasası uyarınca
49 50

üzerinde yakmalık sunular sunmak üzere hazırladılar.

Ülkedeki öteki uluslardan bir kısmı onlara düşman ve onlardan daha güçlü olmalarına rağmen, sunağın kurulmasında onlara katıldılar. Sabah akşam, uygun zamanlarda Rab'be kurbanlarla yakmalık sunular sundular.
51 52

Kural uyarınca Çardak Bayramı'nı kutladılar.

Her gün sunulması gereken günlük kurbanların yanısıra, belirli bayramlarda, Şabat günlerinde, Yeni Ay törenlerinde sunulacak yakmalık sunularını sundular.
53

Tanrı'nın Tapınağı henüz inşa edilmemiş olmasına rağmen, yedinci ayın yeni ay gününden itibaren kendisine herhangi bir adak adamış olanlar, Tanrı'ya kurbanlar sunmaya başladılar.
54

Pers Kralı Koreş'in yazısında yer alan buyruğa uygun olarak duvarcılara, marangozlara para, yiyecek, içecek verdiler.
55

Sedir tomruklarını Lübnan'dan denize indirerek Yafa'ya getirmeleri için Saydalılar'la Surlular'a da arabalar sağladılar.
56

Şealtiel oğlu Zerubbabil, Yosadak oğlu Yeşu, Levililer, kâhinler ve sürgünden gelen herkes birlikte bir başlangıç yapıp
57

Yeruşalim'deki Tanrı'nın Tapınağı'na gelişlerinin ikinci yılının ikinci ayında, yeni ay gününde tapınağın temelini attılar.
58

Yirmi ve daha yukarı yaştaki Levililer'i Rab'bin işinde çalışmak üzere görevlendirdiler. Levililer'den Yeşu, oğulları ve kardeşleri, Kadmiel, Yeşu Emadabunoğulları, İliadun oğlu Yodaoğulları, onların oğulları ve kardeşleri Tanrı'nın Tapınağı'nın yapımında çalışanları denetleme işini hep birlikte yüklendiler. Böylece yapıcılar tapınağı inşa ettiler.
59

Kâhinler giysileri içinde, Levililer müzik aletleri ve borularla, Asafoğulları da zillerle İsrail Kralı Davut'un buyrukları uyarınca
60 61

Rabbe hamdedip O'nu yüceltmek için sıraya girdiler.

O'nun sevgisi ve yü celiği sonsuza dek bütün İsrail'in üzerinde olduğu için ezgiler okuyup Rabbe şükranlarını sundular.
62

Bütün halk Tanrı'nın Tapınağı'nın temeli atıldığı için borular çalıp yüksek sesle bağırdı, Rab'bi övdü.
63

Tapınağın önceki halini bilen birçok yaşlı kâhin, Levili ve boy başları tapınağın temelinin atıldığını görünce hıçkıra hıçkıra ağladılar.
64

Ağlama sesleri borularla neşeli çığlıkları bastırmıştı.

65

Kalabalık o kadar yüksek sesle boru çalıyordu ki, gürültü çok uzaklardan bile duyuluyordu.
66

Yahuda'yla Benyamin oymaklarının düşmanları gürültüyü duyunca, bu boru seslerinin ne anlama geldiğini öğrenmek istediler.
67

Sürgünden dönüp İsrail'in Tanrısı'nın Tapınağı'nı inşa edenlerin sesi olduğunu öğrendiler.
68 69

Böylece Zerubbabil, Yeşu ve boy başlarına yaklaşıp,

"Biz de sizinle inşa edelim. Çünkü, biz de Rab'be, tıpkı sizin gibi Tanrınız'a tapıyoruz. Bizi buraya getiren Asur Kralı Esarhaddon'un döneminden bu yana O'na kuban kesiyoruz" dediler.
70

Ne var ki, Zerubbabil, Yeşu ve İsrail'deki boy başları onlara, "Sizin Tanrımız Rab'bin Tapınağı'nın inşasında bizimle yapacak bir şeyiniz yok" dediler,
71

"Çünkü, Pers Kralı Koreş'in buyruğu uyarınca İsrail'in Rab'bi için onu biz tek başımıza yapacağız."
72

Ancak çevre halkı Yahudiler'e sıkı bir baskı uyguladı, desteklerini kesti ve onların inşaata devam etmelerini engelledi.
73

Entrikalar çevirerek, ayaklanmalar çıkararak, kargaşa yaratarak Kral Koreş'in dönemi süresince inşaatın tamamlanmasını engellediler. Dariusun krallığına kadar iki yıl inşaat durduruldu. Tapınak Kuruluyor

6 Darius'un krallığının ikinci yılında, Peygamber Hagay'la İddo oğlu Peygamber
Zekeriya, Yahuda ve Yeruşalim'deki Yahudiler'e İsrail'in Tanrısı Rab'bin adıyla peygamberlikte bulundular.
2

Daha sonra Şealtiel oğlu Zerubbabil'le Yosadak oğlu Yeşu onlarla birlikte olan Rab'bin peygamberlerinin yardımıyla Yeruşalimdeki Tanrı'nın Tapınağı'nı yeniden onarmaya başladılar.
3

Ne var ki, Suriye ve Fenike bölge valisi Tattenay, Şetar-Bozenay ve çalışma arkadaşları onlara gelip,
4

"Bu tapınağı yeniden kurmak ve çatıyı tamamlamak için size kim yetki verdi?" diye sordular, "Yapıyı onaranlar kimler?"
5

Rab'bin yardımı sürgünden dönenlerin üzerinde olduğundan, Yahudiler'in ileri gelenlerine iyi davranıldı.
6

Darius'a bir haber gönderip rapor yazılana dek onların onarıma devam etmeleri engellenmedi.
7

Suriye ve Fenike bölge valisi Tattenay, Şetar-Bozenay ve onların çalışma arkadaşlarının Kral Darius'a gönderdikleri mektubun bir örneği aşağıdadır:

8

"Kral Darius'a selamlar. Efendimiz kral bilmelidir ki, Yahuda'yla Yeruşalim Kenti'ne gittik. Sürgünden dönen ileri gelen Yahudiler'i Yeruşalim Kenti'nde Rab için kesilmiş değerli taşlarla içlerine kirişler yerleştirilmiş duvarlarıyla
9

büyük yeni bir tapınak kurarken gördük. Halk canla başla çalışıyor, yapım işleri ilerliyor.

10 11

"Halkın ileri gelenlerine, 'Bu tapınağı yeniden kurmak ve yapımını tamamlamak için size kim yetki verdi' diye sorduk.
12

Sizi önderlerinin kim olduğu konusunda bilgilendirebilmek için onlardan önderlerinin isim listesini istedik.
13 14

Onlar bize şöyle yanıt verdiler: 'Bizler yerin ve göğün Tanrısı'nın kullarıyız.

Uzun yıllar önce İsrail'in ulu ve güçlü bir kralının kurup yapımını tamamladığı tapınağı yeniden kuruyoruz.
15

Ama babalarımız Göklerin Tanrısı'na karşı günah işleyip O'nu öfkelendirdiler. Tanrı onları Babil Kralı Kildani Nebukadnessar'ın eline teslim etti.
16 17

Tapınağı yakıp yıktılar, halkımızı da uzaklara, Babil'e tutsak olarak götürdüler.

Ne var ki, Kral Koreş, krallığının birinci yılında tapınağın yeniden kurulmasına izin verdi.
18

Ayrıca Nebukadnessar'ın Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'ndan çıkarıp Babil'deki tapınağa götürdüğü altın ve gümüş kapları da oradan çıkararak bölge valisi Zerubbabil'le Şeşbassar'a teslim etti.
19

Buyruk uyarınca bütün bu kapların geri alınıp Yeruşalim'deki tapınağa getirilmesi, tapınağın yeniden yerinde kurulması gerekiyordu.
20

Böylece Şeşbassar gelip Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nın temelini attı. O günden bu yana yapım işleri sürmekte, ama daha bitmedi.
21

Bundan dolayı, eğer kral uygun görüyorsa, Babil Kralı olan efendimizin kraliyet arşivinde bir araştırma yapılsın.
22

Rab'bin Yeruşalim'deki Tapınağı'nın yeniden kurulması için Kral Koreş'in buyruk verip vermediği saptansın. Efendimiz kral uygun görürse, bu konuya ilişkin kararını bize bildirsin.' " Darius'un Buyruğu
23

O zaman Kral Darius, Babil'deki kraliyet arşivinde bir araştırma yapılmasını buyurdu. Medya ülkesindeki Ahmeta Kalesi'nde bir parşömen tomarı bulundu. Tomarda şunlar yazılıydı:
24

"Krallığının birinci yılında Kral Koreş kurban kesmek üzere tapınağın yeniden kurulması için buyruk verdi.

25

Üç sıra kesilmiş taş, bir sıra doğal keresteden kirişlerle olacak şekilde, yüksekliği 60, genişliği 60 arşın olsun. Giderler Kral Koreş'in hazinesinden karşılansın.
26

Nebukadnessar'ın Yeruşalim'deki Tanrı'nın Tapınağı'ndan çıkarıp Babil'e getirdiği altın ve gümüş kaplar da geri verilsin. Yeruşalim'deki tapınakta özel yerlerine götürülsün."
27

Böylece Darius, Suriye ve Fenike bölge valisi Tattenay'la Şetar-Bozenay'a ve onların çalışma arkadaşlarına o yerden uzak durmalarını, Rab'bin kulu Yahuda valisi Zerubbabil'le ileri gelen Yahudiler'e, Rab'bin Tapınağı'nı eski yerinde kurmaları için izin vermelerini buyurdu.
28

Ayrıca şunları ekledi: "Tapınağın yeniden kurulması için Yahuda'ya sürgünden dönen ileri gelenlere onarım bitinceye dek destek verilmesini,
29

Kili-Suriye ve Fenikeden alınan vergilerin bir kısmının adilce bu insanlara verilmesini, Rab'be kurbanlar kesmeleri için boğalar, koçlar, koyunlar,
30

aynı şekilde, Yeruşalimdeki kâhinlerin günlük kullanımları için buğday, tuz, şarap ve yağın düzenli olarak her yıl, savsaklamadan Vali Zerubbabil'e verilmesini buyuruyorum.
31

Öyle ki, benim çocuklarımın iyiliği için Göklerin yüce Tanrısı'nı hoşnut eden sunular sunsunlar.
32

"Her kim burada yazılı olanlara aykırı hareket edip geçersiz kılarsa, evinden bir kiriş alınıp onun üzerine asılacak, onun mal varlığı da, ceza olarak krala verilecektir.
33

"Bundan böyle, ismi orada anılan Rab, Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'nın yapımını engellemek ya da yıkmak için ellerini uzatacak her kralı ve halkı yok etsin.
34

"Ben, Kral Darius, bunların burada yazıldığı gibi özenle yerine getirilmesini buyuruyorum." Tapınağın Adanması

7 Bundan sonra Kili-Suriye ve Fenike bölge valisi Tattenay, Şetar-Bozenay ve
2

çalışma arkadaşları Kral Darius'un buyruklarını özenle yerine getirip bu kutsal işe gözlemcilik yaptılar. İleri gelen Yahudiler'i ve tapınağın baş memurlarını destekleyip yardım ettiler.
3 4

Peygamber Hagay'la Zekeriya'nın yaptıkları peygamberlik sayesinde kutsal iş ilerledi.

İsrail'in Tanrısı Rab'bin buyruğuyla işi bitirdiler. Böylece Pers kralları Koreş, Darius ve Artahşasta'nın izinleriyle
5

tapınak Kral Darius'un krallığının altıncı yılı, Adar ayının yirmi üçüncü günü tamamlandı.
6

İsrail halkı -kâhinler, Levililer, sürgünden dönenlerin tümü- Musa'nın kitabında yazılanlar uyarınca uygun olanı yaptılar.

7 8

Rab'bin Tapınağı'nın adanması için yüz boğa, iki yüz koç, dört yüz koyun,

İsrail oymaklarının sayısına göre bütün İsrailliler için de günah sunusu olarak on iki teke sundular.
9

Kâhinler, Levililer, soylarına göre, Musa'nın kitabındaki kural uyarınca, İsrail'in Tanrısı Rab'be hizmet etmek için kâhinlik giysileri içinde sıraya girip dizildiler. Her bir kapıda da nöbetçiler yer aldı.
10

Kâhinlerle Levililer birlikte arındıktan sonra, sürgünden dönen İsrail halkı ilk ayın on dördüncü günü Fısıh'ı kutladı.
11

Sürgünden dönenlerin hepsi arınmamıştı, sadece Levililer'in hepsi tamamen arınıp temizlenmişlerdi.
12

Onlar, Fısıh kurbanını sürgünden dönen bütün kardeşleri, kâhinler ve kendileri için kestiler.
13

Sürgünden dönen İsrail halkı kurban etinden yedi. Ülkenin arınmamış murdar uluslarından kendilerini ayıranların hepsi Rab'bi andılar.
14

Yedi gün Rab'bin önünde neşeyle Mayasız Ekmek Bayramı'nı kutladılar. Çünkü Tanrı, Asur Kralı'nın onlarla ilgili düşüncelerini değiştirmiş, İsrail'in Tanrısı Rab'be hizmet etmeleri için ellerini güçlendirmişti. Ezra Yeruşalim'e Geliyor

8
2

Bu olaylardan sonra, Pers Kralı Artahşasta'nın krallığı döneminde, Başkâhin Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas oğlu Avişua oğlu Bukki oğlu Uzzi oğlu Amarya oğlu Ahituv oğlu Sadok oğlu Şallum oğlu Hilkiya oğlu Azarya oğlu Seraya oğlu Ezra adında biri Babil'den geldi.
3 4 5

Ezra İsrail'in Tanrısı tarafından Musa'ya verilen yasayı iyi bilen bir bilgindi. Kral onu onurlandırdı, her isteğini yerine getirdi.

Onunla birlikte İsrail halkı, kâhinlerden bazıları, Levililer, tapınak ezgicileri, kapı nöbetçileri, tapınak görevlileri birinci ayın yeni doğan ay günü Babil'den ayrıldılar. Rab'bin onlara verdiği başarılı yolculuk sayesinde, Yeruşalim'e beşinci ayın yeni doğan ay günü ulaştılar. Bu, Artahşasta'nın krallığının
6 7

yedinci yılının beşinci ayına denk geliyordu.

Ezra büyük bir bilgiye sahip olduğundan, Rab'bin yasasını ve buyruklarını hiç savsaklamadan İsrail halkına öğretti. Kral Artahşasta'nın Ezra'ya Verdiği Mektup

8

Aşağıdaki yazı, Kral Artahşasta'nın Rab'bin yasasını okuyan Kâhin Ezra'ya verdiği mektubun örneğidir:
9

"Kral Artahşasta'dan Rab'bin yasasını okuyan Kâhin Ezra'ya selamlar!

10

Yüce kararım uyarınca, Yahudi halkından, kâhinlerden, Levililer'den ve benim yönetimim altındakilerden gönüllü olarak Yeruşalim'e gitmek isteyenlerin seninle gidebilmeleri için buyruk veriyorum,
11 12

Böylece, benim ve yedi danışmanımın kararlaştırdığı gibi,

Rab'bin yasası uyarınca Yahuda'yla Yeruşalim'deki olayları araştırmak üzere ayrılmayı düşünen herkes seninle gelebilir.
13

Ben ve arkadaşlarım ant içeriz ki, onlar İsrail'in Rab'bi için Yeruşalim'e armağanlar götürebilir. Yeruşalim'deki Rab'bin Tapınağı için Babil'den bulacakları tüm altın ve gümüşleri,
14 15

halk tarafından verilen altın ve gümüşleri yanlarında götürebilirler.

Ayrıca Yeruşalim'deki Rab'bin sunağı üzerinde kurban sunulması için verilen boğaları, koçları, koyunları ve onlara ek olarak sağlanan her şeyi toplayıp beraberlerinde Yeruşalim'e taşıyabilirler.
16

Sen ve kardeşlerinden her kim, altın ve gümüşlerle ne yapacağınız konusunda endişelenirseniz, Tanrınız'ın arzusuna uygun olan ne ise onu uygulayın.
17

Yeruşalim'deki Tanrınız'ın Tapınağı'nda kullanılmak üzere verilen Rab'bin kutsal kaplarını alıp götürün.
18

Tanrı'nın Tapınağı için başka her neye gereksinim duyarsan, kralın hazinesinden sağlayabilirsin.
19

"Ben, Kral Artahşasta, Suriye ve Fenike'nin hazine görevlilerine buyruk veriyorum: Göklerin yüce Tanrısı'nın yasasını okuyan Kâhin Ezra'nın, her ne amaçla olursa olsun gönderdiği kişiye
20

yüz talant gümüş, yüz kor buğday, yüz bat şarap ve bolca tuz vermeye özen gösterecekler.
21

Tanrının yasasında açıklanan her şey titizlikle Göklerin yüce Tanrısı için yerine getirilsin. Böylelikle Tanrı'nın öfkesi kralın ve onun oğullarının krallığı üzerinde olmasın.
22

Siz şunu da bilin: Hiçbir kâhine, Levili'ye, tapınak ezgicisine, kapı nöbetçisine, tapınak görevlisine ve bu tapınakta çalışan hiç kimseye ne bir haraç ne de başka bir vergi koyulmayacaktır. Hiç kimse zorla onlara vergi yükleyebilme yetkisine sahip olmayacaktır.
23

"Sen Ezra, Tanrı'nın bilgeliği uyarınca, bütün Suriye ve Fenike'de, Tanrı'nın yasasını bilen herkesi yargılayacak yargıçlar atayıp mahkemeler kuracaksın. Yasayı bilmeyenlere de sen öğreteceksin.

24

Tanrı'nın ve krallığın yasalarına itaat etmeyen herkes kesinlikle ya ölüm, ya para, ya hapis, ya da başka bir cezayla cezalandırılacaktır." Ezra Tanrı 'yı Övüyor
25 26

Övgü yalnızca, Yeruşalim'deki tapınağı yüceltmek için kralın yüreğine bunları koyan,

beni kralın, danışmanlarının ve tüm arkadaşlarıyla soylularının önünde onurlandıran Rab'bin'dir.
27

Tanrım olan Rabbim'in yardımıyla cesaret buldum, İsrail'e benimle birlikte gidecek adamları topladım. Yeruşalim 'e Dönenlerin Listesi
28

Kral Artahşasta'nın krallığı altındaki Babil'den benimle birlikte gelen boy başlarının ve onlarla birlikte kayıtlı olanların listesi:
29

Pinehasoğulları'ndan Gerşom, İtamaroğullarından Gamael, Davutoğulları'ndan Şekanya oğlu Hattuş,
30 31 32

Paroşoğullarından Zekeriya ve onunla birlikte toplam 150 kişi. Pahat-Moavoğullarından Zerahya oğlu Elyehoenay ve onunla birlikte 200 kişi.

Zattuoğulları'ndan Yahaziel oğlu Şekanya ve onunla birlikte 300 kişi. Adinoğulları'ndan Yonatan oğlu Ebet ve onunla birlikte 250 kişi.
33 34 35 36 37 38 39

Elamoğulları'ndan Atalya oğlu Yeşaya ve onunla birlikte 70 kişi. Şefatyaoğulları'ndan Mikael oğlu Zevadya ve onunla birlikte 70 kişi. Yoavoğulları'ndan Yehiel oğlu Ovadya ve onunla birlikte 212 kişi. Banioğulları'ndan Yosifya oğlu Şelomit ve onunla birlikte 160 kişi. Bevayoğulları'ndan Bevay oğlu Zekeriya ve onunla birlikte 28 kişi. Azgatoğulları'ndan Hakkatan oğlu Yohanan ve onunla birlikte 110 kişi.

Adonikamoğulları'ndan adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olan sonuncular ve onlarla birlikte 70 kişi.
40 41

Bigvayoğulları'ndan İstalkurus oğlu Utay ve onunla birlikte 70 kişi.

Onları Teras Irmağı'nın kenarına topladım. Üç gün orada konakladık. Onları yokladım.
42 43

Aralarında kâhinlerden ve Levi oğullarından kimse olmadığını gördüm. Anlayışlı önderlerden Eliezer, İduel, Maasmas,

44 45 46

Elnatan, Şemaya, Yariv, Natan, Elnatan, Zekeriya ve Meşullam'ı çağırttım. Onlara hazinenin bulunduğu yerdeki yönetici önder İddo'ya gitmelerini söyledim.

İddo'ya, kardeşlerine ve oradaki hazine görevlilerine, bize Rabbimiz'in Tapınağı'nda kâhin olarak görev yapacak kişiler göndermelerini söylemelerini buyurdum.
47

Rabbimiz'in güçlü eli sayesinde onlar bize İsrail oğlu Levi oğlu Mahlioğulları'ndan Şerevya'yla oğulları ve akrabalarını, toplam on sekiz kişi,
48

Hananyaoğulları'ndan Haşavya, Annunus ve erkek kardeşi Yeşaya'yla oğullarını, toplam yirmi kişi,
49

ayrıca Davut'la görevlilerinin Levililer'in hizmetine atadığı tapınak görevlilerinden iki yüz yirmi kişi gönderdiler. Hepsinin isim listesi tutanağa geçirilmişti.
50

Orada, Rabbimiz'in önünde genç erkekler için, O'ndan kendimiz, çocuklarımız ve bizimle olan hayvanlarımız için başarılı ve güvenli bir yolculuk dilemek üzere oruç ilan ettim,
51

Çünkü, düşmanlarımızdan bizi korumaları için kraldan piyade ve atlı muhafız istemeye utanıyordum.
52

Krala, "Rab'bin gücü O'nu arayanlarla beraber olacak, her şekilde onları destekleyecektir" demiştik.
53 54

Tekrar Rab'bimiz'e bu konuda dua ettik, O da yakarışımızı yanıtladı.

Daha sonra Şerevya'yı, Haşavya'yı ve on kardeşini kâhinlerin önderi olmak üzere seçtim.
55

Kralın, danışmanlarının, soyluların ve bütün İsrailliler'in Tanrımız'ın Tapınağı'na bağışladığı altını, gümüşü, kapları tartıp onlara verdim.
56

Tartıp verdiklerim şunlardır: 650 talant gümüş, 100 talant gümüş kap, 100 talant altın,
57 58

20 altın kase, altın gibi parlayan zarif bronzdan yapılmış on iki bronz kap.

Onlara, "Siz Rab için kutsalsınız, bu kaplar da kutsal" dedim, "Gümüşle altınlar Rab'be, atalarımızın Rabbine adak olarak sunuluyor.
59

Siz bunları Yeruşalim'deki Tanrı'nın Tapınağı'nın odalarında, kâhinlerin önderleriyle Levililer'e, İsrail'in boy başlarına teslim edinceye dek dikkat edip koruyun."
60

Böylece gümüşü, altını ve bir zamanlar Yeruşalim'de bulunan kapları alan kâhinlerle Levililer, onları Rab'bin Tapınağı'na taşıdılar.
61

Teras Irmağı'ndan birinci ayın on ikinci günü ayrıldık. Rab'bin bizim üzerimizde olan güçlü eli sayesinde Yeruşalim'e gitmek üzere yola koyulduk. O, yolumuzun üzerindeki düşmanlardan bizi kurtardı. Böylelikle Yeruşalim'e vardık.

62

Orada üç gün geçirdikten sonra gümüşü, altını tartıp Rab'bin Tapınağı'ndaki Uriya oğlu Kâhin Meremot'a verdik.
63

Pinehas oğlu Elazar, Levili Yeşu oğlu Yozavat ve Binnuy oğlu Moet de onunla birlikteydi.
64 65

Her şey sayılıp tartıldı, hemen orada kayda geçirildi.

Sürgünden dönenler, İsrail'in Tanrısı Rab'be, tüm İsrail için on iki boğa, doksan altı koç,
66

yetmiş iki koyun ve bir şükür sunusu olarak on iki teke kurban ettiler. Hepsi Rab'be sunulan kurbanlardı.
67

Ayrıca kralın buyruklarını kralın görevlilerine, Kili-Suriye ve Fenike'nin bölge valilerine ilettiler. Çünkü bunların tümü Yahudiler'e ve Rab'bin Tapınağı'na saygınlık gösterdiler. Ezra'nın Duası
68 69

Bu olaylardan sonra, önderler yanıma gelip şöyle dediler:

"İsrail halkı, kâhinlerle Levililer dahil, çevredeki halkların -Kenanlılar'ın, Hititler'in, Perizliler'in, Yevuslular'ın, Moavlılar'ın, Mısırlılar'ın, Edomlular'ın- iğrenç alışkanlıklarından kendilerini ayrı tutmadı.
70

Kendilerine ve oğullarına bu halklardan kız aldılar. Böylelikle kutsal soy çevredeki halklarla karıştı. Önderlerle soylular bu hainliğin içindedirler."
71

Bunu duyunca giysimi ve cüppemi yırttım, saçımı sakalımı yoldum, derin bir endişe ve ızdırapla yere çöktüm.
72

Ben bu hainlik nedeniyle ağlayıp kederlenirken, sürekli İsrail'in Rab'bi'nin sözüyle hareket edenler çevreme toplandı. Bense akşam sunusu sunulana dek dehşet içinde kaldım.
73

Daha sonra orucumu açıp parçalanmış giysilerim ve cüppemle yere diz çöktüm. Ellerimi Rab'be uzatıp
74 75 76 77

şöyle yakardım: "Ey Rabbim, yüzümü sana çevirmeye utanıyorum, sıkılıyorum. Çünkü, günahlarımız başımızdan aşkın. Babalarımızın zamanından bu yana hatalarımız göklere ulaştı.

Bizim, babalarımızın günahlarından ötürü, kardeşlerimiz, krallarımız ve kâhinlerimiz yeryüzünün yabancı krallarına teslim edildiler. Utanç içinde kılıçtan geçirildik, sürgüne gönderildik, yağmalandık.
78 79

Şimdiyse ey Rabbim, senin kutsal konutunda bize bir kök ve isim bırakılsın diye,

Tanrımız Rab'bin Tapınağı'nda bizlere ışık verilsin, kölelik zamanımızda bize yiyecek verilsin diye senden bize destek geldi.

80

Sürgünlük döneminde bile Rabbimiz bizi gözden çıkarmadı. Tersine, Pers krallarının bize iyi davranmalarını sağladı. Böylelikle onlar bize yiyecek sağladılar,
81

Rab'bin Tapınağı'nı yüceltip bize Yahuda ve Yeruşalim'de korunma duvarı verdiler. Sion'u perişanlıktan kurtarıp yenileme fırsatı bulduk.
82

"Şimdi, ey Rabbim, bundan başka ne diyebiliriz? Çünkü, senin kulların peygamberlerin aracılığıyla bize verdiğin buyruklara uymadık. Sen şöyle demiştin:
83

'Mülk edinmek için girdiğiniz ülke, orada yaşayan halkların iğrençlikleriyle kirlenmiştir. İğrençlikleri yüzünden ülke murdarlıklarla dolu.
84

Bu yüzden kızlarınızı onların oğullarına vermeyin. Onların kızlarını da oğullarınıza almayın.
85

Hiçbir zaman onların esenliğini aramayın. Öyle ki, güçlü olabilesiniz, ülkenin iyi ürünlerini yiyebilesiniz ve onu sonsuza kadar çocuklarınıza bir miras olarak bırakabilesiniz.'
86

Bütün bu başımıza gelenlere yaptığımız kötülükler ve büyük suçumuz neden oldu. Sen, ey Rabbimiz, günahlarımızın yükünü kaldırıp
87

bize bunun gibi bir kök verdiğin halde, senin yasana sırt çevirip ülkenin murdar halklarıyla karıştık.
88 89

Sen tek kişi sağ bırakmadan yok edinceye dek bize öfkelenmeyecek misin?

Ey İsrail'in Rabbi, sen doğrusun! Çünkü, bugün biz sürgünden kurtulan bir azınlık olarak bırakıldık.
90

Bak, gör, işte bu şeylerden dolayı senin huzurunda durmaya hakkımız olmadığı halde, şimdi günahlarımızın içinde önünde duruyoruz." İsrail Halkı Günahlarını Açıklıyor
91

Ezra tapınağın önünde yere kapanıp ağlayarak dua etti, günahlarını açıkladı. Topluluktan büyük bir ağlayış sesi geliyordu. Yeruşalim'den erkek, kadın ve gençlerden oluşan çok büyük bir kalabalık onun etrafında toplandı.
92

Sonra İsrail erkeklerinden Yehiel oğlu Şekanya Ezra'ya şöyle dedi: "Biz Rab'be karşı günah işledik, çevredeki halklardan yabancı karılar aldık. Buna karşın İsrail için hâlâ umut var.
93

Haydi hepimiz bunun için yabancı karılarımızı çocuklarıyla beraber uzaklaştıracağımıza ant içelim.
94 95

Eğer Rab'bin yasasına itaat eden sana ve herkese iyi görünürse...

Ayağa kalk, harekete geç. Çünkü bu senin görevin. Bizler sert kararlar alman için senin yanındayız."
96

Sonra Ezra ayağa kalktı, Levili kâhinlere ve öbür İsrailliler'e bunu yapacaklarına ilişkin ant içirdi. Onlar da ant içtiler.

9 Daha sonra Ezra tapınağın avlusundan ayrılıp Elyaşiv oğlu Yehohanan'ın odasına
gitti.
2

Geceyi orada geçirdi, ne ekmek yedi ne de su içti. Çünkü halkın günahından ötürü yas tutuyordu.
3

Sürgünden dönen herkesin Yeruşalim'de toplanması için baştan başa tüm Yahuda ve Yeruşalim'de bir çağrı yapıldı.
4

Önderlerin ve ileri gelenlerin kararı uyarınca, iki veya üç gün içerisinde orada toplanmaya gelmeyenin hayvanlarına kurban edilmek üzere el konulacağı, kendilerinin de sürgünden dönenler topluluğundan atılacağı ilan edildi.
5

Üç gün içinde Yahuda'yla Benyamin oymaklarının erkekleri Yeruşalim'de toplandılar. Dokuzuncu ayın yirminci günüydü.
6

Bütün topluluk yağan yağmur ve kötü hava yüzünden titreşerek tapınağın önündeki açık meydanda oturdular.
7

Sonra Ezra ayağa kalktı, onlara şöyle dedi: "Sizler yasaya aykırı olarak yabancı kadınlarla evlendiniz. Böylece İsrail'in günahını arttırmış oldunuz.
8 9

Şu halde şimdi günahlarınızı itiraf edin ve atalarımızın Tanrısı Rab'bi övün.

O'nun dileğini yerine getirin, kendinizi çevre halklardan ve yabancı karılardan ayırın."
10

Sonra bütün topluluk yüksek sesle bağırarak şöyle karşılık verdi: "Dediğin gibi yapacağız.
11

Yalnız kalabalık çok, üstelik hava da yağmurlu. Dışarıda duracak gücümüz kalmadı. Bu, bizim bir iki günde yapabileceğimiz bir iş değildir. Çünkü, bu konuda çok fazla günah işledik.
12

Bu yüzden topluluk adına önderlerimiz bu konuyla ilgilensin. Sonra kentlerimizde yabancı kadınla evli olan herkes saptanan bir zamanda
13

kentin ileri gelenleri ve yargıçlarıyla bir araya gelsin. Yeter ki, Rab'bin öfkesinden kurtulalım."
14

Asahel oğlu Yonatan ve Tikva oğlu Yahzeya bu anlamda konunun sorumluluğunu üzerlerine aldılar. Meşullam ile Levili Şabbetay da onlara yargıçlar olarak destek verdiler.
15 16

Sürgünden dönenler bütünüyle buna uygun olarak hareket ettiler.

Kâhin Ezra kendisi için adlarını belirterek her boydan boy başlarını seçti. Onuncu ayın yeni ay günü konuyu incelemek için toplantılarına başladılar.
17

Yabancı kadınlarla evli erkeklerin davaları birinci ayın yeni ay gününde tamamlandı.

Yabancı Kadınlarla Evlenenler
18 19

Kâhinlerin soyundan gelip yabancı kadınlarla evlenenler şunlardır:

Yosadak oğlu Yeşu'nun oğullarından ve kardeşlerinin soyundan Maaseya, Eliezer, Yariv, Yodan.
20

Bunlar, kesinlikle karılarından ayrılıp günahlarının kefareti olarak koçlar adayacaklarına ilişkin ant içtiler.
21 22 23 24 25 26

İmmeroğulları'ndan: Hanani, Zevadya, Maaseya, Şemaya, Yehiel, Azarya. Paşhuroğulları'ndan: Elyoenay, Maaseya, İsmail, Netanel, Gedalya, Elasa. Levililer'den: Yozavat, Şimi, Kelaya -Kelita- Petahya, Yahuda, Yonah. Tapınak ezgicilerinden: Elyaşiv, Zakkur. Kapı nöbetçilerinden: Şallum, Telem, Uri.

Öbür İsrailliler'den: Paroşoğulları'ndan: Ramya, Yizziya, Malkiya, Miyamin, Elazar, Asibias, Benaya.
27 28 29 30 31

Elamoğulları'ndan: Mattanya, Zekeriya, Yehiel, Avdi, Yeremot, Eliya. Zattuoğulları'ndan: Elyoenay, Elyaşiv, Otonya, Yeremot, Zavat, Zerdaya. Bevayoğulları'ndan: Yehohanan, Hananya, Zabbay, Ematis. Banioğulları'ndan: Meşullam, Malluk, Adaya, Yaşuv, Şeal, Yeremot.

Addioğulları'ndan: Naatus, Moossias, Lakkunus, Naidus, Beskaspasmis, Sestel, Belnuus, Manasseas.
32 33 34

Annanoğulları'ndan: Elionas, Asayas, Melkiyas, Sabbayas, Siman Kosamayus. Haşumoğulları'ndan: Mattenay, Mattatta, Zavat, Elifelet, Manaşşe, Şimi.

Banioğulları'ndan: Yeremya, Maaday, Amram, Uel, Mamday, Bedeya, Vanya, Karabasyon, Elyaşiv, Maknadebay, Elyasis, Binnuy, Elyalis, Şimi, Şelemya, Natan. Ezoraoğulları'ndan: Şaşay, Azarel, Azael, Şemaya, Amarya, Yusuf.
35 36

Nevooğulları'ndan: Mattitya, Zavat, İddo, Yoel, Benaya.

Bunların hepsi yabancı kadınlarla evlenmişti. Onları boşayıp çocuklarıyla birlikte onlardan ayrıldılar.
37

Kâhinler, Levililer ve İsrail halkı Yeruşalim'le çevresine yerleştiler. Yedinci ayın yeni ay günü, İsrail halkı kendi yerlerindeyken,
38

tüm topluluk uyum içinde, hep birlikte tapınağın doğu kapısının önündeki açık meydanda bir araya gelip toplandılar.

39

Başkâhin ve yasa bilgini Ezra'dan, İsrail'in Tanrısı Rab'bin Musa'ya verdiği Yasa Kitabı'nı getirmesini istediler.
40

Böylece Başkâhin Ezra, yedinci ayın yeni ay günü, erkekler, kadınlar ve bütün kâhinler dahil tüm topluluk duysun diye Yasa Kitabı'nı getirdi.
41

Tapınağın kapısının önündeki açık alanda, sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar, kadınlı erkekli dikkatlerini tamamen yasaya vermiş topluluğun huzurunda yüksek sesle okudu.
42

Başkâhin ve yasa bilgini Ezra, daha önceden hazırlanmış, tahtadan bir kürsü üzerinde duruyordu.
43

0nun yanında, sağ tarafında Mattitya, Şema, Anaya, Azarya, Uriya, Hezekya ve Baalsamus,
44 45

sol tarafında Pedaya, Mişael, Malkiya, Lotasubus, Nabariya ve Zekeriya duruyordu.

Sonra da, herkesin huzurunda onurlu bir mevkiye sahip olduğundan, topluluğun gözü önünde Yasa Kitabı'nı tuttu.
46

Yasayı açtığında herkes ayağa kalktı. Ezra Yüce Olan Rab Tanrı'ya, Her Şeye Egemen Tanrı'ya, Her Şeye Gücü Yeten'e övgüler sundu.
47

Bütün topluluk "Amin" diyerek yanıtladı. Ellerini yukarı kaldırıp yere kapandılar, Rab'be tapındılar.
48

Levililer'den Yeşu, Anniut, Şerevya, Yamin, Akkuv, Şabbetay, Hodiya, Maaseya, Kelita, Azarya, Yozavat, Hanan, Pelaya okunanları açıklayarak Rab'bin yasasını öğrettiler.
49

Daha sonra bölge valisi, Başkâhin ve yasa bilgini Ezra'ya, halka yasayı öğreten Levililer'e şöyle dedi:
50 51

"Bugün Rab için kutsal bir gündür." Halk yasayı dinlerken ağlıyordu.

"Bu nedenle yollarınıza gidin, yağlıyı yiyip tatlıyı için. Hiç bir şeyi olmayanlara pay gönderin.
52

Çünkü bugün Rab için kutsal bir gündür. Üzülmeyin. Çünkü Rab sizleri yüceltecek, sevindirecek ve güçlendirecek."
53 54

Levililer de tüm halka şöyle buyurdular: "Bugün kutsal bir gündür, üzülmeyin."

Daha sonra hepsi yiyip içtiler, sevindiler. Hiç bir şeyi olmayanlara pay verdikten sonra büyük bir şenlik yapmak için kendi yollarına gittiler.
55

Çünkü kendilerine okunanları anlamışlardı. Ve onlar bir araya geldiler...

4.EZRA GİRİŞ "Ezra'nın Vahyi" olarak da bilinir. Yahudiler'in Kutsal Kitap 'ındaki özgün Ezra metnine bazı Hristiyan yazarlar tarafından yapılan eklerden oluşur. Yazıldığı tarih tam olarak bilinmese de İ.S. birinci yüzyılda yazılmış olması önemli bir olasılıktır. Metin gelecek olaylarla ilgili yedi görümden oluşur. Ana Hatlar 1:1-2:48 Giriş 3:1-5:19 Birinci görüm 5:20-6:34 İkinci görüm 6:35-9:25 Üçüncü görüm 9:26-10:59 Dördüncü görüm 11:1-12:50 Beşinci görüm 12:51-13:56 Altıncı görüm 13:57-14:48 Yedinci görüm 15:1-16:78 Peygamberlik sözleri

İsrail'in Reddediliri ve Gelen Görkem

1 Levi oymağından Harun oğlu Elazar oğlu Pinehas oğlu Avişua oğlu Borit oğlu Uzzi
oğlu Ama oğlu Marimot oğlu Aziya oğlu 2 Amarya oğlu Eli oğlu Pinehas oğlu Ahiya oğlu Ahituv oğlu Sadok oğlu Şallum oğlu Hilkiya oğlu Azarya oğlu Seraya oğlu Peygamber 3 Ezra'nın ikinci kitabı.Ben Ezra, Pers Kralı Artahşasta'nın krallığındaki Medya'da tutsaktım. Rab bana şöyle seslendi: 4 "HaIkına git, onların suçlarını açıkla. Çocuklarına bana karşı nasıl günah işlediklerini anlat. 5 Onlar da çocuklarının çocuklarına anlatsınlar. 6 Onlar atalarından daha çok günah işlediler, beni unutup yabancı tanrılara kurbanlar kestiler. 7 Köle oldukları Mısır'dan onları kurtaran ben değil miydim? Ancak onlar beni öfkelendirmeye devam edip uyarılarımı önemsemiyorlar.
8

"Ezra, saçını yol, yasama itaatsizlik eden bu halkın üzerine felaketler boşalsın. Onlar yola gelmekten uzaktalar.

9

Üzerlerine böyle çok iyilikler yağdıran ben, daha ne kadar onlara katlanmalıyım? Onların hatırı için birçok kralın tahtını devirdim, halkı ve ordusuyla birlikte Firavun'u yere yıktım. 11 Onların yolları üzerine dikilmiş her ülkeyi mahvettim. Sur ve Sayda kentlerinin halklarını doğuda bozguna uğrattım, İsrail'in düşmanlarının hepsini öldürdüm.
10 12 13

"Onlara de ki, bunlar Rab'bin sözleridir. Sizi denizden kurtarıp getiren, hiç bir yolu olmayan yerlerde sizler için güvenli yollar yapan ben değil miydim? Ben size önder olarak Musa'yı, kâhin olarak Harun'u verdim. 14 Ben size ateş sütunundan ışık verip aranızda büyük mucizeler ger çekleştirdim. Ancak sizler beni unuttunuz.
15

"Her Şeye Gücü Yeten Rab diyor: İşaret olarak size bıldırcınlar, korunmanız için konaklayacağınız bir yer verdim. Ama hepiniz orada mırıldanıp şikayet ettiniz. 16 Düşmanlarınızı mahvettiğim zaman sizlere verdiğim zaferi kutlamak yerine söylendiniz. O günden bugüne şikayet etmeyi hiç bırakmadınız. 17 Size verdiğim iyilikleri unuttunuz mu? Çöldeki yolculuğunuzda aç ve susuz kaldığınız zaman 18 bana haykırıp feryat ettiniz. 'Niçin bizi bu çöle getirdin, bizi öldürmek için mi? Bu çölde ölmektense Mısır'da köle olarak kalmak daha iyidir!' diye mırıldandınız. 19 Yakınmalarınız beni üzdü ve size yiyecek olarak man verdim. Meleklerin ekmeğinden yediniz. 20 Susadığınızda kayayı yarıp bolca su akıttım. Yaz sıcağına karşı, yapraklı ağaçların gölgesini verdim. 21 Sizlere karşı olan Kenanlılar'ı, Perizliler'i ve Filistliler'i kovarak size oymaklarınız arasında paylaşmanız için bereketli topraklar verdim. Sizin için daha ne yapabilirdim? Böyle diyor Rabbiniz.
22

"Her Şeye Gücü Yeten Rab şöyle diyor: Çöldeyken acı su kaynakları nedeniyle susuzluk çekip bana sövdüğünüzde, 23 küfrünüz yüzünden üzerinize ateş göndermek yerine kayadan çıkan acı suyu tatlıya çevirdim. 24 Ey Yakup, seninle ne yapmalıyım? Yahuda, bana itaat etmeyi reddediyorsun. Öteki uluslara dönecek, adımı onlara vereceğim. Onlar benim yasalarımı tutacaklar. 25 Çünkü, sen beni terk ettin, ben de seni terk edeceğim. Merhamet için yalvardığında sana hiç merhamet etmeyeceğim. 26 Bana dua ettiğinde dinlemeyeceğim. Ellerini kanla lekeledin, cinayet işlemek için aceleyle koşuyorsun. 27 Terk ettiğin ben değil, ama kendinsin. Böyle diyor Rab.
28

"Her Şeye Gücü Yeten Rab şöyle diyor: Oğullara bir baba, kızlara bir anne, çocuklara bir bakıcı gibi davranmadım mı? 29 'Benim halkım olacaksınız, ben de sizin Tanrınız olacağım' demedim mi? 30 Sizleri bir tavuğun yavrularını kanatları altına topladığı gibi bir araya getirmedim mi? Ama şimdi sizinle ne yapacağım? Sizi uzaklara fırlatıp atacağım. 31 Bana kurban kestiğinizde, sizden yüzümü çevireceğim. Sizin bayramlarınızı, Yeni Ay kutlamalarınızı ve sünnetlerinizi kabul etmiyorum. 32 Size kullarım peygamberleri gönderdim. Ama siz onları tutup öldürdünüz, onların ölü bedenlerini kesip parçaladınız. Onları öldürdüğünüz için sizi sorguya çekeceğim. Böyle diyor Rab.
33

"Her Şeye Gücü Yeten Rab şöyle diyor: Tapınağınız terk edilmiştir. Sizleri rüzgarın önündeki saman gibi fırlatıp atacağım.

34

Çocuklarınızın soyu hiç olmayacak; çünkü sizler gibi, yasakladığım ne varsa onları yapıp buyruklarımı dikkate almadılar. 35 Tapınağınızı yakında gelecek bir ulusa vereceğim. Öyle bir ulus ki, beni tanımadığı halde bana inanacak, hiçbir işaret vermediğim halde buyruklarımı yerine getirecek. 36 Peygamberleri hiç görmemiş olsalar bile, peygamberlerin yaşlılara öğrettiklerini akıllarında tutacak. 37 Ant içerim ki, bu gelecek ulusu kutsayacağım. Onların küçük olanları neşeyle zıplayıp atlayacak. Onlar beni gözleriyle görmüş değiller ama, kalpleriyle görecek, söylediğim her şeye inanacaklar.
38 39

"Ey Ezra baba, doğudan zaferle gelen ulusa bak! Önder olarak onlara İbrahim'i, İshak'ı, Yakup'u, Hoşea'yı, 40 Amos'u, Mika'yı, Yoel'i, Ovadya'yı, Yunus'u, Nahum'u. Ha-bakkuk'u, Sefanya'yı, Hagay'ı, Zeke-riya'yı ve Rab'bin Habercisi diye anılan Malaki'yi vereceğim.

2 ''Rab şöyle diyor: Bu insanları kölelikten kurtarıp özgür kıldım, kullarım
2 3

peygamberler aracılığıyla onlara buyruklar verdim. Ama peygamberlere kulaklarını tıkayıp buyruklarımın bir ölüm fermanı olmasına neden oldular. Onları doğuran anne onlara diyor ki: 'Gidin, çocuklarım, ben dul ve terk edilmişim,

Sevinçle sizi doğurdum, sıkıntı ve kederle sizi kaybettim. Çünkü, siz Rabbiniz Tanrı'ya karşı günah işleyip yanlış olduğunu bildiğim ne varsa onu yaptınız. Şimdi. dul ve terk edilmiş olarak sizin için ne yapabilirim ki ben?
4 5

Gidin, çocuklarım, Rabbimiz'den merhamet dileyin.'

Kendi tanıklığını onunkine eklemen için şimdi sana sesleniyorum. Ey Ezra baba! Onun çocukları benim antlaşmama uymayı reddettiklerinden, bırak sözlerin onlar üzerinde bir şaşkınlığa neden olsun.
6 7

Anaları yağmalansın ve kendilerinin de hiç soyu olmasın.

Onları ulusların arasına dağıtılmaya, adlarının yeryüzünden silinmesine mahkûm et. Çünkü onlar benim antlaşmamı teptiler.
8 9

"Vay sana, ey Asur! Günahkârları barındırıyorsun! Sen, ey günahkâr ulus,

Sodom ve Gomora'ya neler yaptığımı anımsa! Onların ülkeleri katran kümeleri ve kül yığınları altında gömülü duruyor. Bu, benim, bana itaat etmeyenlerle nasıl başa çıkacağımın göstergesidir. Böyle diyor Her Şeye Gücü Yeten Rab.
10 11

"Rab Ezra'ya şöyle diyor: Halkıma de ki,

bir zamanlar İsrail'e sunduğum Yeruşalim Krallığını onlara vereceğim. Görkemli varlığımı İsrail'den geri çekip onların olacak olan tapınağı sonsuza kadar benim kendi halkıma vereceğim.
12

Hayat ağacı onların üzerine hoş kokusunu yayacak, onlar zahmet çekmeyecek ya da kedere bürünmeyecek.
13

Dileyin, alacaksınız; bu nedenle dua edin ki, kısa bekleme süreniz belki, her şeye

rağmen, daha da kısaltılabilir. Şimdi krallık sizin için hazır, bekleyin! Çağırın gökyüzünü, yeryüzünü tanıklığa,
14 15

Ben, kötülüğü kaldırıp iyiliği getirdim. Yaşayan tek Tanrı olduğum için, diyor Rab.

"Ey anne, çocuklarını bağrına bas. Onları bir güvercinin kendi yavrularını besleyip büyüttüğü gibi yetiştir. Onlara tökezlemeden yürümeyi öğret. Sen benim seçtiğimsin, diyor Rab.
16

Adımı kabul ettikleri, şükranla onayladıkları için ölüleri yattıkları yerlerden diriltecek, onları mezarlarından dışarıya çıkaracağım.
17 18

Korku yok sana bir çok çocuğun anası! Ben seni seçtim. Böyle diyor Rab.

"Kullarım Yeşaya'yla Yeremya'yı sana yardım etmeleri için göndereceğim. Onlar peygamberlik ederken seni, benim halkım olman için ayırdım. Senin İçin türlü meyvelerle yüklü on iki ağaç,
19

süt ve bal akıtan on iki kaynak ve güllerle, zambaklarla kaplı yedi ulu dağ hazırladım. Orada oğullarını neşeyle dolduracağım.
20

Dullara destek ol, öksüzlerin hakkını savun, fakirlere ver, yetimleri koru, çıplakları giydir.
21

Zayıf ve çaresizlerle ilgilen, sakın kötürümlerle alay etme. Sakat ve güçten düşmüşleri gözet, görmeyenleri nurumun görme kuvvetine şevket.
22 23

Surlarının İçinde gencin ve yaşlının her ikisini de güvenlikte tut.

"Gömülmemiş ölü gördüğün zaman, onları işaretle belirleyip kabirlere yerleştir; ölüleri dirilttiğim zaman sana baş köşeyi vereceğim. 24 Sakinleş halkım, çünkü senin de dinlenme vaktin gelecektir.
25 26

Çocuklarınla iyi bir dadı gibi ilgilenip onlara düşmeden yürümeyi öğret.

Size vermiş olduğum kullarımdan hiçbirini kaybetmeyeceksiniz; onları sizlerin sayısı arasından geri isteyeceğim.
27

Sıkıntı ve zorluk zamanı geldiğinde endişelenmeyin; başkaları yas tutup üzülecek, ama sizler mutlu ve bereketli olacaksınız. 28 Bütün uluslar sizi kıskanacak, ama sizin karşınızda güçsüz olacaklar. Böyle diyor Rab.
29 30 31

Benim gücüm sizi koruyacak, oğullarınızı cehennemden kurtaracaktır. Neşeli ol ana! Seni ve çocuklarını kurtarmaya geleceğim,

Mezarlarda uyuyan çocuklarını anımsa! Onları yeryüzünün derinliğinden çıkarıp alacak, onlara merhamet edeceğim. Çünkü ben merhametliyim. Böyle diyor Her Şeye Gücü Yeten Rab.
32

Ben gelene kadar çocuklarını bağrına bas ve merhametimi onlara ilan et. Çünkü benim lütfum ve acımanı hiçbir zaman kurum ayacak."

33

Ben, Ezra, Sina Dağı'nda, Rab tarafından İsrail'e gitmek üzere görevlendirildim. Geldiğimde onlar beni küçük görüp Rab'bin buyruklarını reddettiler.
34

Bundan dolayı, ey putperestler, size söylüyorum, dinleyin ve anlayın: Gelen çobanınıza doğru ileriye bakın, o size sonsuz huzuru verecek. Çünkü dünyanın sonundan gelen o yanıbaşınızda.
35

Krallığın ödüllerini almak için hazır olun. Işık sonsuza kadar daima üzerinize parlayacaktır.
36

Bu dünyanın karanlığından kaçın, sizi bekleyen sevinç ve görkemi elde edin. Kurtarıcıma açıkça tanıklık ediyorum. O, Rabbim'in atadığı kişidir.
37

Onu kabul edin ve sevinin, sizi kutsal topraklara davet eden o tek olana şükranlarınızı sunun.
38

Doğrulup ayağa kalkın, Rab'bin işaretini taşıyan ve onun masasında oturanların tümünü görün.
39

OnIar bu dünyanın karanlığından çıktılar ve Rab'den gelen parıltılı cüppeleri kabul ettiler.
40

Ey Sion, hepiniz kabul edin ve Rab'bin yasasını imanla tutmuş olan şu beyazlar içinde sıraya girmişlerin yumağı ile birleşin. 41 Çok uzun süredir özlemini çektiğin oğullarının sayısı şimdi tamamlandı. Rab'bin krallığı için dua edin. Böylece dünya meydana geldiğinde O'nun topladığı senin halkın, O'nun halkı olarak belirlenir.
42

Ben, Ezra, Sion Dağı'nda Rab'bi yücelten ezgiler söyleyen sayılamayacak kadar çok büyük bir kalabalık gördüm. 43 Ortada durup onlardan her birinin başına birer taç yerleştiren, hepsinden daha uzun, çok uzun boylu genç bir adam görkemiyle göze çarpıyordu.
44 45

İlk bakışta büyülendim ve meleğe sordum:

Efendim, kimdir bunlar?'' O da, "Onlar ölümlü giysilerini bir kenara bırakıp ölümsüzü'" giymiş, Tanrı'nın adını onaylamış olanlardır" dedi. "Şimdi onlara taç ve zafer veriliyor."
46 47

Ben tekrar sordum: "Onlara taç giydirip zafer veren genç adam kim?" Melek de.

"O, bu ölümlü dünyada onların iman edip kabul ettikleri Tanrı'nın Oğlu'dur" diyerek yanıtladı. Rab'bin adına böyle kahramanca sadık kalan bu insanları övmeye başladım.
48

Sonra melek bana şöyle dedi: '"Git, halkımın tümüne görmüş olduğun Rabbimiz Tanrı'nın bu yüce ve harika işlerini anlat." Ezra'nın Birinci Görümü

3Yeruşalim'in düşüşünden sonraki otuzuncu yılda, ben, Şealtiel-Ezra diye de
bilinirim- Babil'deydim. Yatağıma uzandığımda sıkıntılıydım.

2

Sion'un perişanlığıyla Babil'de yaşayanların refah ve mutluluğunu düşünmekten aklım karışmıştı.
3 4

Ruhum tamamen altüst olmuştu. Korkularımı yüce Tanrı'ya arzettim.

"Tanrım, Rab'bim" dedim, "Sen, yalnızca sen değil miydin ki, başlangıçla yeryüzünü oluşturan?
5

Toprağa buyruk verdin, Adem oluştu. Onun bedeni cansızdı, ama kendi ellerinle şekil verip hayat soluğunu ona üfledin. Böylece onu yaşayan bir insan yaptın.
6

Onu, varlık olarak yeryüzüne gelmeden önce, bizzat senin kurduğun cennette gönderdin.
7

Ona itaat edeceği tek bir buyruk verdin, ama o buna uymadı. Bunun üzerine onu ve onun soyundan gelenleri derhal ölüme mahkûm ettin. "Ondan doğan uluslar, soylar, halklar aileler sayılamayacak kadar çoktu.
8

Sana karşı günah işleyip seni küçümseyen her ulus kendi yoluna gitti, Sen onları durdurmadın.
9

Ne var ki, daha sonra zamanı gelince yeryüzündekilerin üzerine tufanı getirip onları yok ettin.
10 11 12

Bu son herkesin başına geldi: Adem'e ölüm, soyunun üzerine tufan! Sen yalnız Nuh'a, ailesine ve onun soyundan doğru olan kişilere dokunmadın.

"Yeryüzü nüfusu arttı, aileler ve halklar çoğaldı. Ulus üstüne ulus. Ama sonra, bir kez daha, öncekilerden daha çok günah işlemeye başladılar.
13 14

Onlar günah işlemeye başladıklarında sen onlardan birini,

adı İbrahim olanı kendin için seçtin. Onu sevdin, yalnızca ona gizlice, gece yarısında dünyanın nasıl son bulacağını gösterdin,
15

Onunla sonsuza dek sürecek bir antlaşma yaptın. Onun soyunu hiçbir zaman terk etmeyeceğine dair söz verdin.
16

Ona İshak'ı, İshak'a Yakup'la. Esav'ı verdin. Bunlardan Yakup'u seçtin, Esav'ı reddettin. Yakup büyük bir ulus olarak büyüdü.
17 18

"Onun soyunu Mısır'dan kurtarıp onları Sina Dağı'na getirdin.

Orada göğü eğip yeryüzünü salladın. Dünyayı döndürüp ummanları titrettin, evrenin altını üstüne getirdin.
19

Senin görkemin ve yüceliğin, ateşle depremin, rüzgarla soğuğun dört kapısından geçti. Sen Yakup'un soyu İsrailliler'e yasanı, buyruklarını verdin.
20

Onların günahkâr kalplerine göre davranmadın. Buyruklarının onların yaşamını yönlendirmesine olanak tanıdın.

21

İlk insan Adem, günahkâr bir yüreği yüklendiğinden günah işleyip yenildi. Yalnız kendisi değil, bütün soyu...
22

Bu nedenle hastalık yerleşti. Her ne kadar halkının kalbinde yasan yerleşmişse de, günah da orada kökleşmiş olduğundan, iyilik çaresiz kaldı, kötü olan kalıcı oldu.
23 24

"Yıllar geçti, zamanı gelince, kendin için, adı Davut olan birini ortaya çıkardın.

Ona, senin adının anıldığı bir kent kurmasını ve orada sana kurban kesmesini istedin.
25

Bunun bitmesi çok uzun yıllar aldı. Ama aynı günahkâr kalbe sahip olduklarından, kent sakinleri
26 27 28

tıpkı Adem ve onun soyu gibi davranıp yoldan çıktılar. Böylece kendi kentini düşmanlara teslim ettin.

"Kendi kendime dedim ki: 'Belki de Babil'dekilerin daha iyi bir yaşam sürüyor olmaları, onların Sion'u fethetmelerindendir.'
29

Ama buraya ulaştığımda, talimin edebildiğimden daha fazla günahla karşılaştım. Bu otuz yılda kendi gözlerimle bir sürü günahkâr gördüm.
30

Günahkârlara karşı ne kadar anlayışlı, inançsızlara karşı ne kadar esirgeyici olduğunu, kendi halkını yok ederken, düşmanlarını nasıl koruduğunu gördüğümde yüreğim parçalandı.
31

Senin yollarını nasıl anlamaları gerektiğine ilişkin, kim olursa olsun kimseye hiçbir imada bulunmadın. Babil Sion'dan daha mı erdemlidir?
32

İsrail dışında herhangi bir ulus seni hiç tanımış mıdır? Yakup'un soyu gibi başka hangi soy senin antlaşmalarına güvendi?
33

Ne var ki, onlar hiç ödüllendirilmediler. Acılarının hiçbir karşılığını görmediler. Uluslar arasında bir aşağıya bir yukarıya dolaştım. Senin buyruklarını dinlemedikleri halde, onların nasıl başarılı olup geliştiklerini gördüm,
34

Bu nedenle bizim günahlarımızı, dünyanın geri kalanının günahlarına karşılık terazide tart. O zaman terazinin göstergesinin hangi yöne eğileceği netleşecektir.
35

Yeryüzünde yaşayanların sana karşı günah işlemediği herhangi bir zaman var mıdır? Hiç herhangi bir ulus İsrail gibi senin buyruklarını tutmuş mudur?
36

Belki burada bir adam, şurada bir adam bulabilirsin, ama hiçbir yerde bütün bir ulusu bulamazsın." İnsan Aklı Tanrı'nın Yollarını Anlayamaz

4

Bana gönderilen Uriel adlı melek yanıt verdi; "Sen daha bu dünyayı anlamada şaşkınsın,

2 3

bu durumda yüce Tanrı Rab'bin yollarını anlamayı bekleyebilir misin?"

"Evet, efendim" diye yanıtladım. Melek, "Sana üç yol ve üç örnek göstermek için gönderildim"
4

diyerek sürdürdü konuşmasını, "Eğer onlardan birini bana açıklayabilirsen, ben de sana, yüce Rab'bin yolları hakkındaki soruna yanıt verip kalplerin neden günahkâr olduğunu öğreteceğim."
5

"Söyle, efendim" dedim. O da, "Gel, o halde" dedi, "Benim için ateşi tart veya bir kile rüzgarı ölç, ya da geçen günü geri getir."
6

"Bunları yapmamı benden nasıl istersiniz?" diye yanıtladım, "Yeryüzündeki hiç kimse bunları yapamaz."
7

"Farzet ki, sana şöyle sordum: 'Denizlerin derinliğinde kaç tane hayat vardır? Kaç tane kaynak derinlikleri besler? Cennetin kemerlerinde kaç tane su yolu vardır? Nerededir kabirlerden dışarıya çıkan patikalar, cennete giden yollar?'
8

Sen, 'Ben hiç aşağıda, derinliklerde bulunmadım, henüz kabre girmedim, hiç yukarı cennete de çıkmadım' şeklinde yanıt verebilirdin.
9

Ama ben sana bunları sormadım, yüzleşmeye mahkûm olduğun ateşi, rüzgarı ve dünü sordum. Ancak sen bana yanıt veremedin.
10

"Şu halde" diye devam etti, "Eğer sen, seninle birlikte gelişen şeyleri anlayamıyorsan,
11

bu sınırlı kapasitenle, yüce Tanrı'nın işlerini, yöntemlerini nasıl kavrayabilirsin? Çürümüş dünyanın yozlaştırdığı insan, hiçbir zaman 'bozulmamışın yolunu bilemez."
12

Bunu işittiğimde yere kapanıp secde ettim, "Kötülüklerle dolu, izah edememekten dolayı ızdırap çektiğimiz bir dünyada yaşamaktansa, hiç dünyaya gelmemiş olmak daha iyidir!" diye haykırdım.
13 14

0 şöyle yanıtladı: "Ağaçların plan yaptığı bir ormana gittim.

Birbirleriyle şöyle konuşuyorlardı: 'Haydi, denizle savaşalım, onu geri çekilmeye zorlayıp daha fazla ormanlık alan için toprak kazanalım.'
15

Denizlerin dalgaları da benzer bir plan yapmışlardı. Onlar da şöyle diyorlardı: 'Haydi, biz de ormanların ağaçlarına saldırıp onları ele geçirelim, onların topraklarını alalım.'
16 17

Ağaçların planı suya düştü, çünkü ateş gelip onların hepsini yaktı.

Dalgalarca yapılan plan da kötü bir şekilde başarısızlığa uğradı, çünkü kum zemine tutunup yollarını engelledi.
18

İkisi arasında yargı vermek zorunda olsaydın, hangisini haklı, hangisini haksız çıkarırdın?"
19

Şu yanıtı verdim: "Her ikisi de haksız, planları da olanaksızdı. Çünkü toprak ağaçlar için ayrılmış, denizler de dalgalar için."

20

"Evet" diye yanıtladı, "Doğru yargıladın. Peki, o halde niçin sana sorulan sorularda başarısız oldun?
21

Tıpkı ağaçlar karalara, dalgalar denizlere ait olduğu gibi, yeryüzündeki insanın aklı da yalnızca dünyaya ait şeyleri anlayabilir, onun dışındaki başka hiçbir şeyi anlayamaz. Göklerin üstünde yaşayanlar, göklerin ötesindeki şeyleri anlayabilir." Çağların Sonu
22

"Ama söyleyin bana, efendim" dedim, "O halde neden bana bir anlama yetkisi verilmedi?
23

Sorum uzaklardaki göklerle ilgili değil, yalnızca her gün gözlerimizin önünde olup biten şeylerle ilgili. Niçin İsrail Yahudi olmayan halklar arasında dillere düştü? Neden sevdiğiniz halk Tanrı tanımaz ulusların merhametine teslim edildi? Neden atalarımızın yasası önemsiz hale getirildi, yazılı antlaşmalar geçersiz birer mektup oldu?
24

Bizler çekirge sürüleri gibi geçip gidiyoruz, hayatımız buhar gibi. O'nun adını andığımız halde, biz Rabbimiz'in acımasına, sevgisine layık değiliz. Bu durumda O bizim için ne yapabilir ki?
25 26

Bunlardır benim sorularım."

O şöyle yanıt verdi: "Eğer hayatta kalırsan göreceksin, Yeterince uzun yaşarsan şaşırıp hayret edeceksin.
27

şu anki çağ çok hızlı geçip gidiyor olduğundan keder ve manevi zayıflıklarla dolu, o kadar ki, Tanrı'nın söz verdiği bereketler bile gerçekleşemiyor,
28 29

Bana sorduğun kötülük tohumlarını saçtı, ama hasadı henüz gelmedi.

Saçılan tohumların kötü ürünü biçilene kadar, tohumların ekildiği toprak kaybolana kadar iyilik tohumlarının ekilebileceği tarlalar için boş alan olmayacaktır.
30

Başlangıçta kötülük tohumunun bir zerresi Adem'in yüreğine ekilmişti, o tohum şu ana dek ne kadar tanrıtanımazlık üretmiş durumda! Hasattan önce de daha ne kadar çok üretecek!
31

Bir düşün! Kötülük tohumunun bir zerresi bile bu kadar büyük bir tanrıtanımazlık ürünü verebiliyorsa,
32 33

sayısız iyilik tohumları ekildiğinde, ne büyük enginlikte bir hasat olacaktır!"

"Ama ne zaman?" diye sordum, "Daha ne kadar beklememiz gerekiyor? Neden hayatlarımız o kadar kısa ve bu kadar acınacak halde, anlamsız?"
34

Melek Uriel şöyle yanıtladı: "Sakın yüce Tanrı'dan daha fazla endişe duyma! Sen, sadece kendin için endişeleniyorsun, yüce Tanrı ise bir çok kişi için.
35

Doğruların ruhları da bulundukları yerde konuyla ilgili şöyle sorular sormadılar mı: 'Burada ne kadar kalmak zorundayız? Hasat ne zaman başlayacak, ne zaman ödüllendirileceğiz?'

36

Baş melek Cebrail onlara şu yanıtı verdi: 'Sizler gibi, onların sayıları da tamamlanır tamamlanmaz. Rab dünyayı bir denge içinde tarttığı, çağları ölçüp numaralandırdığı için, kararlaştırılan sayıya ulaşıncaya kadar
37 38 39

hiçbir şeyi hareket ettirip taşımayacak, hiçbir şeyi değiştirmeyecek.' " "Ama efendim" dedim, "Biz hepimiz baştan sona tamamen günahkârız.

Bizim yüzümüzden, insanlığın günahları yüzünden doğruların ödüllendirilmesinin ertelenmesi mümkün olabilir mi?"
40

O da, "Git, hamile kadına sor" dedi, "Acaba dokuz ay tamamlandıktan sonra çocuğunu karnında daha fazla taşıyabilir mi?" "Hayır, efendim" dedim, "Taşıyamaz." O şöyle devam etti:
41 42

"Aşağı dünyadaki ruhların korunduğu evler rahim gibidirler.

Bir kadın doğum sancıları içindeyken emeğinin karşılığını görmek için sabırsızlanır. Aynı şekilde, zamanın başlangıcından beri onlar da tüm ruhları onlara geri teslim etmek için sabırsızdırlar.
43 44

Böylelikle tüm soruların yanıtını almış oluyorsun."

Dedim ki: "Eğer sizin için söylemenizde bir sakınca yoksa, acaba anlayabilmem için bir tek şeyi daha açığa çıkarıp göstermede yeterince lutufkâr olur muydunuz:
45

Hangisi daha uzundur, gelmekte olan gelecek mi, yoksa geçip gitmiş olan geçmiş mi?
46 47

Geçmiş nedir biliyorum, ama geleceği bilemiyorum?"

Melek, "Gel, sağ yanımda dur" dedi, "Bir görüm göreceksin, ben sana anlamını açıklayacağım."
48

Böylece onun yanında durup izledim. Orada gözlerimin önünden ışık saçan bir ateş geçti, alevler gözden kaybolurken geride hâlâ biraz duman vardı.
49

Ondan sonra kara bir yağmur bulutu önümden geçti, şiddetli bir fırtına vardı. Bittiği zaman hâlâ geride biraz yağmur damlaları kalmıştı.
50

"Bunu iyice düşün" dedi melek, "Sağanak yağmur su damlalarından çok daha fazla bir alanı doldurdu, ateş de dumandan daha fazlasını. Aynı şekilde, geçmiş geleceğin uzunluğunu fazlasıyla aşar, geriye kalanlar ise sadece yağmur damlaları ve dumandır."
51

"yalvarırım söyle bana" dedim, "O günleri görebilmek için çok yaşamam gerektiğini mi düşünüyorsun?
52

Yoksa yaşadığım sürede onlar gelecek mi?" "Eğer bana onlara ne tür belirtilerin müjdeleneceğini soruyorsan" dedi, "Sana kısmen anlatabilirim. Ama ömrünün uzunluğunu sana söylemek için görevlendirilmedim, o konuda hiçbir şey bilmiyorum.

5"İşte belirtiler şunlardır: İnsanlar yeryüzünü
2

doldurduklarında büyük bir paniğe kapılacaklar. Doğruluk yolu gizlenecek, yeryüzü imandan yoksun kalacak. Daha önce gördüğün veya işittiğin şeylerden çok daha kötüsü olacak, kötülükte büyük bir artış görülecek.
3

Şimdi dünyayı yönettiğini gördüğün ülke, yolu olmayan bir çöl olacak, herkes görsün diye yerle bir edilecek.
4

Üçüncü dönemden sonra yüce Tanrı sana yeterince uzun bir ömür bahşederse, her yerde bir karışıklık göreceksin. Güneş aniden gece ortasında parlamaya başlayacak, ay da gündüzün görülecek.
5

Ağaçlar kan damlatacak, taşlar konuşacak, uluslar şaşkınlık içinde olacak. Yıldızların yörüngeleri değişecek.
6

Yeryüzü sakinlerince hoş karşılanmayan bir kral tahta geçecek, kuşlar bile uçup gidecek.
7

Ölü Deniz balık verecek, geceleyin çoğu kişi için bilinmeyen, ama herkes tarafından duyulacak bir ses yankılanacak.
8

Birçok yerde derin yarıklar açılacak ve bu yarıklardan sürekli alev püskürecek. Vahşi hayvanlar çok uzak kırlara gidecek, yayılıp dolaşacaklar.
9

Kadınlar çok acayip yaratıklar doğuracaklar, taze su kaynakları tuzlu su akıtacak, her yerde dostlar düşman olacaklar. Anlayış saklanacak, sağduyu kendi gizli yerine çekilecek.
10

Çok kişi onu arayacak, ama bulamayacak. Yeryüzü ahlaksızlık ve kötülükle dolup taşacak.
11

Bir ülke öbürüne soracak: 'Doğruluk yolunun üzerinden dürüst biri geçti mi?' Öbürü de şöyle yanıtlayacak: 'Hayır'.
12

0 günlerde insanlar umut edecekler, ama umutları boşa çıkacak; çalışıp çabalayacaklar, ama asla başaramayacaklar.
13

"Bunlar, sana anlatmama izin verilen belirtilerdir. Ancak tekrar duaya yönelip gözyaşı dökmeye devam et. Yedi gün oruç tut, o zaman bunlardan çok daha önemli daha başka belirtiler duyacaksın."
14 15

Bir irkilme, titremeyle uyandım. İçim geçti, neredeyse bayılıyordum.

Ne var ki, benimle konuşan melek bana destek olup güç verdi, beni ayaklarımın üzerine dikti.
16

Ertesi akşam halkın önderi Paltiel bana gelip, "Neredeydin?" diye sordu, "Neden o kadar üzgün görünüyorsun?
17

Sürgündeki İsrail'in senin gözetimine emanet edildiğini unuttun mu?

18

Canlan, besle kendini. Bir çobanın sürüsünü vahşi kurtlara terk ettiği gibi bizi yüzüstü bırakma."
19

"Beni yalnız bırak" diye yanıt verdim, "Yedi gün boyunca yanıma gelme. Daha sonra tekrar gelebilirsin." Bunu duyunca beni yalnız bırakıp ayrıldı. İkinci Görüm
20

Yedi gün boyunca, melek Uriel'in bana yapmamı söylediği gibi, göz yaşlarıyla yas tutarak oruç tutum.
21 22 23

Yedi günün sonunda zihnim yine çok fazla karışıktı. Ama kendimi toparladım ve bir kez daha yüce Tanrı'yla konuştum.

"Rabbim, efendim" dedim, "Yeryüzünün tüm ormanlarının ve tüm ağaçlarının arasından sen bir tek asmayı seçtin.
24

Dünyadaki bütün topraklardan sadece küçük bir araziyi seçtin. Yeryüzündeki bütün çiçeklerden bir tek zambağı seçtin.
25

Bütün engin denizlerden sadece bir tane dereyi kendin için doldurdun, bu zamana kadar kurulmuş kentlerin içinden Siyon'u kendin için ayırdın.
26

Sen yaratılmış tüm kuşlardan bir tek güvercine ismini verdin ve meydana getirilmiş tüm hayvanlardan bir tek koyunu seçtin.
27

Sen sayısız ulusların içinden sadece bir tanesini kendi ulusun olarak benimsedin ve sadece bu seçilmiş halka tüm insanların onayladığı yasayı verdin.
28

0 halde neden Rabbim, bu tek halkı başka ulusların merhametine terk ettin? Neden bu tek soyu bütün öbürlerinden daha fazla alçaltıp putperest insanların arasına dağıttın?
29

Senin vaatlerini reddedenler, senin antlaşmalarına inanan halkını ayaklar altına alıp çiğnediler.
30

Eğer kendi halkından bu kadar çok nefret ediyorsan, onlar senin kendi ellerinle cezalandırılmalıydılar."
31

Konuşmamı bitirdiğim zaman, önceki gece beni ziyaret eden melek bana tekrar gönderildi.
32

O, "Dinle beni" dedi, "Sana buyruklar vereceğim. Çok dikkatlice kulak ver, sana daha fazlasını söyleyeceğim."
33

"Söyle, efendim" diye yanıt verdim. Bana şöyle dedi: "İsrail'in uğruna yürekten derin bir keder içindesin. İsrail'i, onu oluşturan Tanrı'nın sevdiğinden daha çok mu seviyorsun?"
34

"Hayır, efendim" dedim, "Ama keder beni konuşmaya zorladı. Yüreğim yüce Tanrı'nın işlerini anlamaya ve onun yargılarını kavramaya çalıştığım her saat işkence çekiyor."

35

Bana, "Yapamazsın" dedi. "Neden olmasın efendim?" diye sordum, "O halde niçin doğdum? Neden annemin rahmi mezarım olmadı? Bu durumda Yakup'un çilesini, İsrail soyunun güçsüzlüğünü hiç görmemiş olurdum."
36

O bana şöyle dedi: "Bana henüz doğmamış olanları say, saçılıp dağılmış yağmur damlalarını topla, solmuş çiçekleri tekrar açtır. 37 Koruma evlerinin kilidini aç, serbest rüzgarı oraya kapat ya da sesin şeklini görünür kıl. O zaman İsrail'in çilesi hakkındaki soruna yanıt veririm."
38

"Efendim, Rabbim" dedim, "İnsanların arasında evi olmayan Tanrı dışında bu bilgiye kim sahip olabilir ki?
39

Ben yalnızca akılsız biriyim, bu durumda ben nasıl sizin sorularınızı yanıtlayabilirim?"
40

Melek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Tıpkı sana sormuş olduğum şeyleri yanıtlayamayacağın gibi, benim yargılarımı ya da halkıma vaat etmiş olduğum sevgimin sınırını da hiçbir zaman anlayamayacaksın."
41

Bunun üzerine şöyle dedim: "Ama efendim, eminim ki vaadiniz dünyanın sonunda yaşayan kişiler içindir. Peki, bizden önce yaşamış olanların, bizim ya da bizden sonra geleceklerin sonu ne olacak?"
42

0 şöyle yanıtladı: "Yargı bir daireye benzetilebilir. Ne en sonuncu çok gecikmiş olacak ne de en önceki çok erken olmuş olacak."
43

Şöyle dedim: "Bütün insanları -geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki-bir defada ve aynı zamanda yaratamaz mıydınız? Böylelikle siz de yargılamanızı daha az bir gecikmeyle yapabilirdiniz."
44

Ama o şöyle yanıtladı: "Ne yaratılmış olan yaratıcısından daha hızlı gidebilir ne de dünya üzerinde yaşasınlar diye yaratılan bütün o insanları aynı anda besleyebilir."
45

"Ama efendim" dedim, "Siz bana, bir zaman gelecek, yaratılan her varlığa aynı anda hayatları geri verilecek demiştiniz, bu nasıl olabilir? Eğer zamanı geldiğinde dünya onların hepsini besleyebilecekse ve hepsi aynı zamanda canlanacaksa, şimdi de onların hepsini birden besleyebilirdi."
46

"Sorunu bir kadının rahmine sor" diye yanıtladı, "De ki, 'Eğer on çocuk doğursan, neden sırayla doğurursun? Neden bir defada ve aynı zamanda onunu birden doğurmazsın?' "
47

"Hayır, efendim" dedim, "Onu yapamaz. Doğumlar mutlaka aralıklarla gerçekleşmelidir."
48

"Doğru" diye yanıtladı, "Ben de dünyanın rahmini, doğması tasarlanmışları aralıklarla doğuracak şekilde yaptım.
49

Bir çocuk doğum yapamaz, ne de çok yaşlı bir kadın. Ben de aynı kuralı, yaratmış olduğum dünya için de geçerli kıldım."
50

Sorularıma devam ettim: "Siz yolu açtığınız için şimdi ben de sorabilirim" dedim, "Söz ettiğiniz annemiz hâlâ genç mi, yoksa daha şimdiden yaşlanıyor mu?"

51 52

Şöyle yanıtladı:

"Herhangi bir anneye, daha sonra doğurduğu çocukların neden daha önce doğurduğu çocuklara benzemediğini, ama daha küçük olduğunu sor.
53

0 sana şöyle diyecektir: 'Güçlü, kuvvetli gençlik zamanımda doğmuş olanlar, yaşlılıkta, rahmim kuvvetten düşmeye başladığında doğurmuş olduklarımdan çok farklıdırlar.'
54

Düşün, demek ki bunun gibi benzer şekilde eğer sen, senden önce doğmuş olanlardan daha küçüksen,
55

senden sonra doğanlar daha da küçük olacaktır. Nedeni de yaratılanın giderek yaşlanıyor ve gençlik gücünü kaybediyor olmasıdır."
56

0na dedim ki: "Eğer hoş görürseniz, efendim, yaratıklarınızı nasıl ziyaret edeceğinizi bana da gösterin." Tanrı Dünyanın Sonunu Getiriyor

6 O bana, "Bu yeryüzünün başlangıcını düşün" dedi, "Dünyanın kapıları henüz
kurulmamış, hiç rüzgar yok ve esmiyor,
2 3

hiç gök gürlemiyor, hiç şimşek çakmıyor. Cennetin temelleri henüz atılmamış,

ne de onun görülecek hoş çiçekleri var! Ne yıldızları hareket ettiren güçler yerleştirilmiş, ne de sayısız melekler ordusu toplanmış.
4

Ne havanın uçsuz bucaksız alanı kurulmuş, ne de göğün katmanlarının adları belirlenmiş. Siyon henüz Tanrının ayağını koyacağı basamak olarak seçilmemiş.
5

Bugünkü çağ henüz planlanmamış, günahkârların düzenleri henüz yasa dışı kabul edilmemiş. Sadakat hazinesinde biriktirilenlerin üzerine Tanrı'nın mührü de basılmamış.
6

Bu konuda düşündüm. Bütün evren tamamen benim, yalnızca benim yüzümden yaratıldı. Aynı şekilde, tamamen benim, yalnızca benim yüzümden de son bulacak."
7

Meleğe sordum: "Çağları bölen süreleri anlat bana. Ne zaman ilk çağ biter ve sonraki başlar?"
8

0, "Süre İbrahim ve İshak'ın arasındaki süreden daha büyük olmayacak" dedi, "Çünkü Yakup ve Esav onun soyunun çocuklarıydı. Doğumları sırasında Yakup'un eli Esav'in topuğunu sımsıkı kavrıyordu.
9

Esav ilk çağın sonunu, Yakup ise gelecek çağın başlangıcını temsil ediyor.

10

Bir insanın başlangıcı elinde, sonu ise topuğundadır. Topuk ve el arasında herhangi bir ara süre arama Ezra."

Sonun Belirtileri
11 12

"Efendim, üstadım" dedim, "Eğer gözünüzde lütuf buldumsa,

bir kısmını bir önceki gece bana gösterdiğiniz belirtilerin sonuncusunu da bana bildiriniz."
13 14 15

"Ayaklarını yükselt" diye yanıtladı, "Yüksek sesle çınlayan bir ses işiteceksin. 0 konuşmaya başladığında,

eğer durduğun yeri titretir ve sarsarsa korkma. O sonu anlatır ve yeryüzünün temelleri anlayacak ki, o kendilerinden söz ediyor.
16

Onlar titreyip sarsılacaklar, çünkü biliyorlar ki, sonunda mutlaka şekillerini değiştirecekler."
17

Bunu işittiğimde ayaklarımı yükseltip dinledim, ses konuşmaya başladı. Onun sesi, çağlayan suların sesi gibiydi. Şöyle diyordu:
18 19 20

"Yeryüzünde yaşayanları yargılamaya geleceğim zaman yaklaştı. Günahkârların kötülüklerini araştıracağım zaman,

Siyon'un aşağılanmasının son bulacağı zaman, geçip giden çağın üzerine mührün basılacağı zaman... Sonra bu belirtileri yerine getireceğim: Göğün gözü önünde kitaplar açılacak, herkes aynı anda onları görecek.
21

Yalnızca bir yaşında olan çocuklar bile konuşabilecek, hamile kadınlar üç dört aylık bebeklerini erken doğuracak. Onlar yaşayacak, atlayıp zıplayacaklar.
22

Ekilen tarlaların birden bire ekilemez oldukları görülecek, dolu ambarların aniden boşaldıkları farkedilecek.
23

Yüksek sesli, şiddetli bir boru sesi olacak, işiten herkesin kalbinde dehşetli bir korku esecek.
24

0 zaman arkadaşlar, sanki düşmanlarıymış gibi dostlarıyla savaşacaklar, yeryüzünde yaşayanlar dehşete kapılacak. Üç saat boyunca akan ırmaklar duracak.
25

"Bütün bunlardan sonra her kim geriye kalırsa, önceden bana haber verildi ki, o korunacak, getirdiğim kurtuluşu, benim dünyamın sonunu görecek.
26

Onların hepsi, ölümü hiç bilmeksizin cennete alınan insanları görecek. Daha sonra yeryüzündeki insanlar kalplerinde bir değişim hissedecek ve daha iyi düşünecekler.
27 28

Kötülük tamamen yok edilecek,

hile, yalan ortadan kaldırılacak. Buna karşın doğruluk, sadakat gelişecek. Ahlak bozukluğunun, çürümenin hakkından gelinecek. Şimdiye kadar meyvesiz olan gerçek aydınlığa çıkacak."

29

Ses benimle konuşuyorken ayağımın altındaki zemin titremeye başladı. Sonra melek bana şöyle dedi:
30 31

"Bunlar sana bu gece getirdiğim vahiylerdir.

Eğer bir kez daha dua edip yedi gün oruç tutarsan, sana daha büyük şeylerden söz etmek için geri geleceğim.
32

Çünkü yüce Tanrı sesini duydu. Güçlü Olan bütün yaşamın boyunca gösterdiğin paklığı ve erdemi görüyor.
33

Beni sana, tüm bu vahiylerle ve şu mesajla göndermesinin nedeni de budur: 'Kendine güven, hiç korkma.
34

Şimdi bu çağda yararsız düşüncelere kaygı ve aceleyle dalma. Sonra en son çağ geldiğinde aceleyle hareket edemeyeceksin.' " Üçüncü Görüm
35

Hemen uyandım, önceki gibi aynı biçimde yedi gün oruç tuttum. Böylece bana söylenen üç hafta tamamlandı,
36 37 38

Sekizinci gece yine yürekten tedirgindim, yüce Tanrı'yla konuştum. Düşüncemde büyük ızdırap içindeydim.

Şöyle dedim: "Ey Rabbim, yaratılışın başlangıcında sen sözü söyledin. İlk gün dedin ki, 'Gökyüzü ve yeryüzü olsun!' ve sözün yerine geldi.
39

0 zaman havada dolaşan ruhlar oradaydı, karanlık ve sessizlik her yeri doldurmuştu, insan sesine benzer hiçbir ses yoktu.
40

Sonra sen, o zamandan bu yana yapmış olduğun işlerini görünür kılması için ışığa koruma odalarından dışarı çıkmasını buyurdun.
41

İkinci gün gökkubbenin meleğini yaratıp ona bir parçası yukarıda, diğeri de aşağıda kalacak şekilde, suların arasını bölen engeller yapmasını buyurdun.
42

Üçüncü gün sulara yeryüzünün yedinci kısmında toplanmalarını buyurdun, öbür altı kısmı ise kuru toprak yaptın, Ondan bir kısmı senin hizmetine ekilip sürülmek için ayrıldı.
43 44

Söz ağzından çıkar çıkmaz bir anda işi bitirdi.

Anında çok sayıda arzulanabilecek çeşitli tatlarda, bereketli, değişik renkli, harika kokulu meyveler oluştu. Bunlar üçüncü gün oldu.
45

Dördüncü gün buyruğunla tüm parlaklığı ve görkemiyle güneşi, ayı ve özenle yerleştirilmiş yıldızları yarattın.
46

Onlara, yakında yaratacağın insana hizmet etmelerini buyurdun.

47

Beşinci gün suların toplanmış olduğu yedinci kısma, yaşayan yaratıkları, kuşları ve balıkları oluşturmasını buyurdun.
48

Böylece buyruğuna uyarak durgun ve hayatsız su canlı yaratıkları meydana getirdi. Öyle ki, uluslar senin harika işlerini övsün.
49

Daha sonra sen iki yaratığı ayırdın, birine Behemot, öbürüne de Livyatan adını verdin.
50

Suların toplandığı yedinci kısım her ikisini birlikte barındıramayacağı için onları ayrı yerlere yerleştirdin.
51

üçüncü gün kuru yapmış olduğun toprağın bir kısmını -binlerce tepesi bulunan ülkeyi- kendi ülkesi olarak Behemot'a verdin.
52

Livyatan'a ise yedinci kısmı, suları verdin. Onları arzu ettiğin zaman istediğin kişilerin yemesi için sakladın.
53

Altıncı gün yeryüzüne senin için sığırlar, vahşi hayvanlar ve sürüngenler var etmesini buyurdun.
54

İşlerini tamamlamak için Adem'i yarattın, ona yarattığın her şeyin üzerinde egemen olma yetkisini verdin. Adem'den bize kadar hepimiz senin seçilmiş halkın, onun soyunun çocuklarıyız.
55 56

"Ey Rabbim, tüm yaratılış öyküsünü ezbere sayıp döktüm.'Çünkü demiştin ki,

sen bu dünyayı bizim uğrumuza yarattın. Adem'in soyundan gelen ulusların geri kalanı önemsiz, onlar bir tükürükten daha değerli değiller. Tümünün sayısı kovadan akan bir damladan daha fazla değil.
57

Ey Rabbim, ancak o değersiz kabul edilen uluslar bugün bizi yönetiyor ve yiyip yutuyor.
58

Biz, senin halkın -senin ilk doğanın, senin oğlun, senin destekleyicin, senin en çok sevdiğin halkın- onların eline teslim edildik.
59

Dünya gerçekten bizim için mi yaratıldı? O halde neden bizler bizim dünyamızda egemenliği alamıyoruz? Bu ne kadar daha böyle sürecek?"

7Ben konuşmamı bitirdiğimde, önceki gecelerde olduğu gibi, aynı melek bana
gönderildi.
2 3

0 bana şöyle dedi: "Ayağa kalk Ezra, sana şu haberi iletmek için geldim, iyice dinle."

"Buyrun efendim" dedim. Sonra konuşmasını şöyle sürdürdü: "Uçsuz bucaksız açık bir alanda oluşturulmuş, enine ve boyuna yayılmış bir denizi düşün, Ama girişi bir ırmağın ağzı gibi dar,
4 5

Eğer herhangi bir kimse bu denize ulaşmaya karar verirse, onu görse de, onun açık sularına o dar geçitten geçmeksizin ulaşamaz.

6 7

Ya da düz bir alanda kurulmuş bir kenti düşün.

Öyle bir kent ki, arzu edebileceğin her şeyle dolu, ama kentin girişinin sağı ateş, solu da derin bir suyla kaplı, dar ve dik.
8

Suyla ateşin arasında yalnızca bir patika yol var. Bir defada sadece bir kişinin geçebileceği genişlikte.
9

Örneğin bu kent birisine miras olarak verilseydi, o kişi bu tehlikeli yollardan geçmeksizin nasıl kendi mirasına egemen olabilirdi?"
10 11

"O tek yol, efendim" diyerek aynı görüşte olduğumu açıkladım.

Bana şöyle dedi: "İsrail'in hissesi de böyle. Yarattığım dünya İsrail içindi. Adem buyruklarıma karşı gelince insanlık yargılanmayla karşı karşıya kaldı.
12

Bu dünyanın girişleri dar, acı dolu, çetin, sarp, kötü, tehlike ve sıkıntılarla dolu olarak yaratıldı.
13 14

Ama daha büyük dünyanın girişleri daha geniş, emin ve ölümsüzlüğe götürür.

Şu halde, her insan mutlaka bu dar, amaçsız, boş hayata girmeli. Yoksa ruhların korunduğu yerdeki lütfa hiç erişemez.
15

Öyleyse Ezra, neden ölümlü olduğun, kesinlikle öleceğin düşüncesinden bu kadar derin bir tedirginlik duyuyorsun?
16 17

Neden zihnini şu an yerine geleceğe çevirmiyorsun?"

"Efendim, üstadım" diye yanıtladım, "Yasanızda koşulları koymuştunuz: Doğru olanlar bu lütuflara sahip olacak, günahkârlar yok olacak.
18

Bundan dolayı doğru olanlar bu zor hayata katlanıp öteki dünyadaki huzurlu yaşamı arayabilirler, ama günahkâr hayat yaşayanlar, hiç açık alanlara ulaşmadan, doğrudan zorluklar içine gitmiş olacaklar."
19

Melek şöyle dedi: "Sen Tanrıdan daha iyi yargılayamazsın, ne de yüce Tanrı'dan daha akıllı olabilirsin.
20

Tanrı'nın önlerine getirdiği yasanın hor görülmesindense, şimdi yaşayan bir çok kimsenin yok olması daha iyidir!
21

Tanrı tüm insanlara, bu dünyaya geldikleri zaman nasıl yaşama erişeceklerini ve cezalandırılmaktan kurtulacaklarını anlatan açık bilgiler vermişti.
22 23

Ama günahkârlar O'na itaat etmeyi reddettiler,

Onlar kendi boş fikirlerini oluşturup hile ve kötülük tasarladılar. Dahası yüce Tanrı'nın varlığını reddedip O'nun yollarını kabul etmediler.
24

O'nun yasasını ve vaatlerini reddettiler. Yargılarına güvenmediler, buyruklarına itaat etmediler.

25

Onun için Ezra, boşluk boş olanların, doluluk dolu olanlarındır!

Mesih 'in Krallığı ve Son Yargı Günü
26

"Dinle! Önceden haber vermiş olduğum belirtiler görülmeye başladığında zaman gelecek, şu anda görünmeyen kent ortaya çıkacak ve şimdi gizlenmiş olan ülke görünür olacak.
27

Önceden uyardığım kötülüklerden korunmuş olan herkes benim olağanüstü, görkemli işlerimi görecek.
28

Oğlum Mesih beraberindekilerle ortaya çıkacak, hayatta kalan herkese dört yüz yıl mutluluk getirecek.
29

0 zamanın sonunda oğlum Mesih ölecek, böylece nefes alan bütün insanoğlu da ölecek.
30

Daha sonra dünya, yaratılışın başlangıcındaki gibi, yedi gün için ilk sessizliğine geri dönecek; geride hiç canlı kimse kalmayacak.
31 32

Yedi gün sonra henüz uyanmamış olan çağ uyandırılacak, çürümüş çağ ise ölecek.

Yeryüzü bağrında uyuyanları, toprak içinde sessizce dinlenenleri bırakacak. Koruma evleri kendilerine emanet edilmiş olan ruhları geri verecek.
33 34 35

Daha sonra yüce Tanrı yargıçlık makamında görülecek. Sevgi ve sabır son bulacak, yalnızca yargı kalacak.

Doğruluk sağlam basacak, sadakat güçlü olacak. Dünyada yapılanların karşılığını verme bir anda başlayacak, açık hesaplaşma yapılacak. İyi işler uyanacak, kötü işlerin uyumasına izin verilmeyecek.
36

Daha sonra sıkıntı yeri ortaya çıkacak, onun karşısında da huzur yeri. Cehennemin fırını gösterilecek, karşı tarafta da cennetin sevinci.
37

"Daha sonra yüce Tanrı ölümden diriltilmiş uluslara şunları diyecek: 'Bakın ve anlayın, sizler beni yalanlayıp kulluk etmeyi reddettiniz, buyruklarımı hor gördünüz.
38

Bir bu tarafa, bir de öteki tarafa bakın: Bu tarafta huzur ve sevinç, öbür tarafta ateş ve sıkıntı.' Bunlar O'nun, onlara yargı günü söyleyecekleridir.
39 40

"O gün güneşsiz, aysız ve yıldızsız;

bulutsuz, gök gürültüsüz ve şimşeksiz; rüzgarsız, susuz ve yağmursuz; karanlık, gecesiz ve sabahsız; yazı, baharı ve kışı olmayan;
41 42

ısıtmayan, dondurmayan ve soğuk olmayan; dolusuz, yağmursuz ve çiğsiz;

öğlesi, gecesi ve şafağı olmayan; aydınlığı, parlaklığı ve ışığı olmayan bir gün olacak. Yalnızca yüce Tanrı'nın Işığı'nın parlaklığı var olacak. Bütün insanlar önlerine serilmiş olan her şeyi görecek.

43 44 45

O, adeta yılın bir haftası kadar bir süre devam edecek. Yargı günü için söyleyeceğim buyruk budur. Bu vahyi sadece sana indirdim."

Şöyle dedim: "Efendim, daha önce söylediğimi tekrar edeceğim: Koşullarını belirlemiş olduğunuz buyruklarınıza itaat ederek yaşayanlara ne mutlu!
46

Ancak, dua ettiğim kişilere ne olacak? Hiç günah işlememiş ve senin antlaşmana karşı gelmemiş biri var mıdır? 47 Şimdi anlıyorum ki, gelecek dünya çok az kişiye mutluluk, ama bir çok kişiye sıkıntı getirecek.
48

Bizleri Tanrı'nın işlerinden uzaklaştırıp soğutan kötülük kalplerimizde gelişti, bizi çürümenin içine ve ölüm yoluna çekti, yıkımın yollarını bizlere sere serpe açtı. Bizleri yaşamdan çok uzaklara taşıdı. 0, bunu sadece bir kaç kişiye değil, ama hemen hemen yaratılmışların tümüne yaptı."
49 50 51

Melek şöyle yanıtladı: "Dinle beni, sana daha fazla bilgi verip düzeltme yapacağım. Bu nedenledir ki, yüce Tanrı tek bir dünya değil, iki tane yaratmıştır.

Dediğin gibi, doğru olanlar çok değil, sadece bir kaç kişi. Günahkârların sayısıysa çok. 0 halde yanıtı dinle.
52

Farzet ki, senin bir kaç tane çok değerli taşın var. Onların arasına adi kurşun ve kil koyarak sayılarına ek yapar miydin?"
53 54

Hayır" dedim, "Hiç kimse bunu yapmaz."

0 konuşmasını sürdürdü: "Şu yönden de bir bak. Yeryüzü ile konuş, ona alçakgönüllülükle sor, sana yanıt verecektir.
55 56

Şöyle de: 'Sen altını, gümüşü, bakırı, demiri, kurşunu ve kili üretiyorsun.

Altından daha fazla gümüş, gümüşten daha fazla bakır, bakırdan daha fazla demir, demirden daha fazla kurşun, kurşundan daha fazla kil var.'
57 58

Sonra sen kendin yargıla, hangileri değerli ve arzu edilir, hangileri sıradan."

"Efendim, üstadım" dedim, "Sıradan şeyler ucuzdur, daha az olanlar ise daha değerli."
59

Oda şöyle yanıtladı: "Bundan ne sonuç çıkar, düşün o halde: Elde edilmesi zor olan şeye sahip olan kişinin memnun olması için, sıradan şeylere sahip olandan daha fazla nedeni vardır.
60

Aynı şekilde, vaat ettiğim yargı günümde, ben kurtulmuş bir kaç kişiyle mutlu olacağım. Çünkü onlar benim görkemimi egemen kıldılar. Onların aracılığıyla adım bilindi.
61

Buna karşılık kayıp halk için hiç yas tutulmayacak. Onlar artık buhardan başka bir şey değiller, alev veya duman gibiler. Onlar ateş alıp birden bire alevlenir, sonra da sönüp ortadan kaybolurlar."

62

Sonra şöyle dedim: "Toprak ana, sen ne doğurmuşsun! İnsanın aklı, varlığın geri kalanı gibi bir toprak ürünü müdür?
63 64

Eğer gerçekten topraktansa, hiç yaratılmamış olması daha iyiydi!

Ama gerçekte biz düşünme yeteneğiyle büyüyüp gelişiyor, onun tarafından sıkıntı görüyoruz. Bizler ölüme mahkûmuz ve biz bunu biliyoruz.
65

İnsanoğlu için ne acı! Vahşi hayvanlar için ne mutluluk! Ne acı annenin her bir çocuğu için! Ne büyük sevinç sığırlar ve sürüler için!
66

Onların durumu bizimkinden ne kadar daha iyi! Onları bekleyen bir yargı günü yok, ölümden sonraki yaşam, sıkıntı ve kurtuluşa dair bilgileri yok!
67

Eğer bir sıkıntı olacaksa, gelecekte bir yaşamın bize vaat edilmesinin nesi güzel?

68

Her yaşayan insan ağır bir yük yüklenmiş, kötülükle lekelenmiştir, baştan başa bir günahkârdır.
69 70

Eğer öldükten sonra bizi bekleyen bir yargı günü olmasaydı, daha iyi olmaz mıydı?"

Melek şöyle yanıtladı: "Yüce Tanrı yeryüzünü, Adem'i ve çocuklarını yaratırken ilk önce yargı gününü ve onunla beraber oluşacakları tasarladı.
71 72

İnsan düşünme yetisiyle gelişir dediğinde, senin kendi sözlerin yanıtı sana veriyor.

Bu dünyanın insanları günahı bilinçli olarak işlemişlerdir. Onları bir sıkıntının beklemesinin nedeni de budur. Onlar buyrukları aldılar, ama uymadılar. Yasayı kabul ettiler, ama saygısızlık edip bozdular.
73 74

Yargı günü nasıl bir savunmada bulunabilecekler, son günde yanıtları ne olacak?

Yeryüzündeki insanlara karşı yüce Tanrı ne kadar sabırlı oldu! Onların hatırı için değil, ama önceden belirlenmiş gelecek uğruna."
75

Bunun üzerine dedim ki: "Efendim, eğer gözünüzde lütuf buldumsa, şunu bana açıklar mısınız? Öldükten sonra bizlere ruhlarımız geri verildiğinde, sen yeni dünyanı yaratana kadar rahat içinde mi bekletileceğiz, yoksa sıkıntımız derhal başlayacak mı?" "Onu da sana anlatacağım" diye yanıtladı,
76 77

"Ama kendini benim yasamı horlayanlarla, sıkıntı çekeceklerle bir sayma.

Çünkü sen, her ne kadar sana son günlere kadar gösterilmeyecek olsa da, yüce Tanrı'nın gözünde iyi işlerden oluşan bir hazine biriktirip depoladın.
78

Ama şimdi ölümden konuşalım: Yüce Tanrı bir insanın ölmesi için son kararını verdiğinde, ruh her şeyden önce bedeni terk edip onu bahşetmiş olan biricik varlığa, yüce Tanrı'ya tapınmak için geri döner.
79

Ancak, yüce Tanrı'nın yollarını reddedip O'nun yasasını hor görenlere, Tanrı'dan korkanlardan nefret edenlere gelince,

80

onların ruhları sürekli kalacakları bir yere gitmek yerine, aylak aylak, acı, sıkıntı ve keder içinde dolaşır dururlar. Bu da yedi nedenden dolayıdır.
81 82 83

İlk olarak onlar yüce Tanrı'nın yasasını hor görmüşlerdir. İkincisi, sonsuz yaşamı kazandıracak olan içten tövbe etme fırsatını yitirmişlerdir.

Üçüncüsü, yüce Tanrı'nın antlaşmalarına güvenmiş olanlar için hazırlamış olduğu ödülü görürler.
84 85

Dördüncüsü, son günlerde kendilerini bekleyen sıkıntıyı düşünmeye başlarlar.

Beşincisi, meleklerin diğer ruhların bulundukları huzur içindeki yerlerini koruduklarını görürler.
86 87

Altıncısı, yakında kendilerinin sıkıntı içine gireceklerini bilirler.

Yedincisi hepsinden en şiddetli olandır: Yüce Tanrının görkemi karşısında onlar utanç içinde yıkılırlar, üzüntü içinde eriyip biterler, yaşamlarında O'na karşı işledikleri günahları hatırlar, küçülüp büzülürler. Onlar son gün hesap vermek için O'nun huzuruna getirileceklerdir.
88

"Yüce Tanrı'nın ilkelerini yerine getirmiş olanlara gelince, ölümlü bedenlerini terk etme zamanı geldiğinde onlara şöyle olacak: 89 Yeryüzünde kaldıkları sürece onlar sürekli sıkıntı ve tehlikeye rağmen yüce Tanrıya hizmet ettiler. Onlara verilen yasaya bağlı kaldılar.
90 91

Onların ödülleri budur:

İlk Önce onlar, kendilerini kendisinin olarak alıp kabul eden Tanrı'nın cennetini görmekten çok büyük bir mutluluk duyacaklar. Daha sonra içeri girip belirlenen yedi aşamada dinlenecekler.
92

0nların ilk mutluluğu, onları doğru yoldan çıkarıp hayattan ölüme götürmede başarısız olmuş olan, doğuştan gelen kötülüğe yönelik, kendi iç dürtülerine karşı verdikleri uzun mücadelede kazandıkları zaferdir.
93

İkinci mutlulukları da, günahkâr ruhların durup dinlenmeksizin başı boş dolaşmalarını ve onlar için hazırlanmış cezayı görmeleridir.
94

Üçüncü mutlulukları, yaratıcıları tarafından kendilerine verilen iyi haberdir ki, onlar yaşamları boyunca kendilerine emanet edilen yasaya bağlı kaldılar.
95

Dördüncü mutlulukları, huzurla dolu, meleklerce korunan ve şimdi beraberce paylaştıkları bekleme yerlerinde sonradan olacakları bilmek. Onları bekleyen gelecek çağdaki cennetten haberdar olmak.
96

Beşinci sevinçleri, kaçıp kurtuldukları çürümüş dünya ile mülkleri olacak gelecek yaşam arasındaki farktır. Bu gelecek yaşamda sonsuza kadar eski sıkıntılarından özgür edilecek, mutlu ve rahat yaşayacaklardır.
97

Altıncı mutlulukları, güneş kadar aydınlık yüzleriyle yıldızlar gibi parlayacaklarına, asla sönüp ölmeyeceklerine güvenmeleridir.

98

Hepsinin en büyüğü olan yedinci mutlulukları ise yaşamları boyunca hizmet ettikleri ve şimdi kendisinden görkemle ödüllerini alacakları Biricik varlığı yüz yüze görmek için koştuklarında, tüm korku ve utançtan özgür olmalarını sağlayacak güvencedir.
99

"Bildirmiş olduğum bu mutluluklar doğru kişiler için kararlaştırılmış armağanlardır. Daha önce açıkladığım sıkıntılarsa asiler için saptanmış işkencelerdir."
100

Bunun üzerine şöyle sordum: "Ruhlar bedenlerinden ayrıldıklarında bana açıkladıklarınızı görme fırsatı onlara verilecek mi?"
101

"Onlara yedi gün izin verilecek" diye yanıtladı, "Sana anlattıklarımı görmeleri için onlara yedi gün izin verilecek. Daha sonra öbür ruhların bulunduğu yerde toplanacaklar."
102

Tekrar sordum: "Efendim, eğer gözünüzde lütuf bulduysam biraz daha açıklayın. Yargı günü doğru olanların kötülükleri bağışlanacak mı? Yoksa onlar yüce Tanrı'ya mı yalvaracaklar?
103

Babalar kendi oğulları, oğullar kendi anne babaları, kardeşler kardeşleri, akrabalar yakınları, dostlar değerli arkadaşları adına dua edebilecekler mi?"
104

"Gözümde lütuf buldun" diye yanıtladı, "Sana anlatacağım. Yargı günü kesindir ve doğruluk mührünü sergiler. Şu anki çağda bir baba çocuğunu kendi yerine hasta olsun, uyusun, yesin ve kendi yerine iyileşsin diye gönderemez. Ne de bir çocuk babasını, bir efendi kölesini, bir adam en iyi dostunu!
105

Aynı şekilde, hiç kimse hiç bir zaman bir başkası için af dileyemeyecek. O gün geldiğinde, her birey kendi kötülük ve iyiliklerinden sorumlu tutulacaktır."
106

Meleğe şu karşılığı verdim: "Ama o zaman bizim Kutsal Kitap'ta okuduğumuz aracı olmak nasıl oluyor? İbrahim Sodom halkı için dua etti. Sonra Musa çölde günah işlediklerinde atalarımız için,
107 108

daha sonra Akan zamanında Yeşu İsrailliler için dua ettiler.

Saul döneminde Samuel, veba döneminde Davut, tapınak adandığında Süleyman dua etti.
109

İlyas halk için yağmur duasına çıktı, ölü bir adam tekrar hayata dönsün diye dua etti.
110 111

Hizkiya Sanherib zamanında ulusu için dua etti. Buna benzer bir çok örnek var.

Yozlaşma ve kötülüklerin arttığı günlerde doğru kişiler günahkârlar için af dilemişse, yargı günü aynı şey neden olmasın?"
112

Melek bana şu yanıtı verdi: "Şu anki dünya son değildir. Tanrı'nın yüceliği sürekli onda kalmaz. Güçlülerin zayıflar için dua etmesinin nedeni de budur.
113

Ancak yargı günü şu anki dünyanın sonu olacak ve gelecek sonsuz dünyanın üzerindeki çürümenin sona ereceği,

114

tüm aşırılıkların yok olacağı, imansızlığın kökünden söküleceği, adaletin tamamen egemen olacağı dünyanın başlangıcı olacak. Dürüstlük güneş gibi yükselecek.
115

Böylece yargı gününde davasını kaybeden kişi için hiç acıma olmayacak, kazanan kişi içinse hiçbir şekilde karar değişmeyecektir."
116

0na şöyle dedim: "Yine de bu benim görüşüm, ilk düşüncem de son düşüncem de bu: Tanrı Adem'i hiç yaratmamış olsaydı, ya da yarattığında günah işlemekten uzak tutsaydı dünya ne kadar iyi olacaktı.
117

Çünkü şimdi üzüntü içinde yaşamış olmanın ölümden sonraki cezayı beklemek dışında bizlere ne gibi bir katkısı olabilir?
118

Ey Adem, ne yaptın sen? Günahın, yalnızca senin düşüşün olmadı, tüm çocuklarının da bizim de düşüşümüz oldu.
119 120 121

Biz öldürücü günahlar işlediğimizde bize ölümsüzlüğün vaat edilmesinin ya da içinde bulunduğumuz düşkünlükte sonsuzluğu umut etmenin

veya bizler o kadar kötü bir yaşam yaşarken, sağlık ve esenlik içinde yaşamayı umut etmenin neresi iyi?
122

Yüce Tanrı'nın görkemi tertemiz bir yaşam yaşayanlara rehberlik edecektir. Ama bu kadar kötülüğe yönelmiş bizlere nasıl yardım edilebilecek?
123

Cennet ve onun kusursuz, şifa kaynağı sonsuz meyvesi bize açıklandı, ama biz giremiyorsak nesi güzel?
124 125

Yuvamızı doğru yoldan ayırdığımızdan bu yana oraya asla giremeyeceğiz.

Kendilerini denetleyebilenler yıldızlardan daha çok parlayacaklar. Ama geceden daha karanlık yüzlü bizler için nesi iyi?
126

Kötülük, günah dolu hayatımız boyunca ölümden sonra bizleri bekleyen sıkıntıları hiç düşünmedik."
127

Melek bana şöyle yanıt verdi: "Her insanın dünyevi mücadelesi sırasında hiç aklından çıkarmaması gereken düşünce şudur:
128

Eğer o yenilmişse, mutlaka senin söz ettiğin sıkıntıları kabul etmesi gerekir. Ama kazanmışsa, açıklamış olduğum ödül onun olacaktır.
129

Bu yüzden Musa kendi döneminde 'Hayatı seç ve yaşa!' diyerek halkını teşvik etmişti.
130 131

Oysa onlar ona inanmadılar. Ne ondan sonraki peygamberlere, ne de Tanrı'ya!

Onların üzerindeki lanet yüzünden hiç bir üzüntü söz konusu olmayacak, sadece inanmış olanların kurtuluşları için duyulan sevinç var olacak."
132

"Efendim" dedim, "Biliyorum ki, yüce Tanrı merhametlidir', çünkü henüz doğmamışlara acır.

133 134 135 136

'Bağışlayıcıdır', çünkü tövbe edip yasaya uygun yaşayanları affeder. 'Sabırlıdır', çünkü günah işleyenlere karşı sabırlı davranır. 'Cömertçe verendir', çünkü almak yerine vermeyi tercih eder.

Tekrar tekrar geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki günahkârları bağışladığından 'bağışlaması bol Olandır.
137

Öyle olmasaydı, O'nun sürekli bağışlaması olmasaydı, dünya ve onun üzerinde yaşayanlar için hiç yaşama umudu olmayacaktı.
138

0 'cömert' diye de bilinir, çünkü O'nun günahkârları günahlarından arındıran cömertliği olmasaydı, insanoğlunun on binde birlik kısmı bile sonsuz yaşamı umut edemeyecekti.
139

0 aynı zamanda adil' olarak da bilinir, çünkü sözüyle yarattığı sayısız günahlıya karşı bağışlayıcı olmasaydı,
140

sanıyorum ki, tüm insan soyundan sadece pek azı hayatta kalabilirdi."

8
2

Melek bana şu yanıtı verdi: "Yüce Tanrı bu dünyayı çok kişi için yarattı, ama öbür dünyayı yalnızca pek az kişi için yarattı. Bak sana bir örnek vereyim, Ezra. Yeryüzüne sor, o sana çanak-çömlek yapılması için bol bol kil, buna karşın çok az altın tozu ürettiğini söyleyecektir.
3

Aynı şey büsbütün şu anki dünya için geçerlidir: Çok kişi yaratılmış olmasına karşın yalnızca bir kaç kişi kurtulacaktır." Ezra Halkı İçin Dua Ediyor
4

Bunun üzerine, "Ey ruhum" dedim, "Doyasıya anlayış, canının istediği kadar da bilgelik ye, iç!
5

İstek dışı bu dünyaya geldin, isteksizce gidiyorsun, Burada çok kısa bir yaşam veriliyor sana.
6

Ey gökteki Rabbim, yakarışla sana ulaşmama izin verilirse, yüreklerimize ve akıllarımıza bir tohum ek, meyve verene kadar geliştir. Öyle ki, günahkâr insan yaşamı kazanabilsin.
7

Yalnızca sen Tanrı'sın, senin sözün uyarınca hepimiz senin tarafından topraktan şekillendirildik.
8

Rahimdeki topraktan bedene yaşam verir, organları oluşturursun. Ateş ve suyun içinde güvenle korunur, dokuz ay senin tarafından şekillendirilir,
9

Güven içinde barındıran rahim ve güven içinde korunan can, her ikisi de onları yalnızca sen koruduğun için esenlikte olacaklardır. Rahim, içinde yaratılmış olanı doğurduktan sonra,

10 11

insan bedeninden, göğüslerden senin buyruğun uyarınca süt gelir.

Yaratılmış olan belirli bir süre için bu yolla beslenir. Bundan sonra da senin lütfunla korunup bakılır.
12

Sen onu, adaletini bilmesi için yetiştirip büyütür, yasanla eğitip terbiye eder, bilgeliğinle düzeltirsin.
13

0 senin varlığın, onu sen yarattın, Arzuna göre onu ölüme mahkûm eder ya da ona yaşam bağışlarsın.
14

Peki ama, o kadar emek vererek buyruğunla biçim verdiğin birini kolayca yok edip öldüreceksen, onu yaratmanın amacı neydi?
15

"İzin ver, şunu da söyleyeyim: Bütün ayrıntısıyla insanoğlu hakkındaki her şeyi en iyi sen bilirsin. Ne var ki, ben senin halkın için üzülüp kederleniyor,
16 17

senin mirasın için ağlayıp yas tutuyorum. Sıkıntım İsrail, acım Yakup soyu için.

Biz yeryüzü sakinlerinin ne kadar hatalı olduğumuzu bildiğimden sana onlar ve kendim adına edeceğim duamı sunuyorum.
18 19

Biliyorum ki adaletin bunu izleyecektir.

Şu halde sözlerimi ve sana edeceğim duayı dinle, dikkate al!" Yukarıya, cennete alınmadan önce Ezra'nın ettiği dua burada başlıyor.
20 21 22

"Sonsuzlukta yaşayan en yüksek göklerin sahibi, tahtı her anlayışın üstünde, görkemi her kavrayışın ötesinde olan!

Buyruğunla rüzgar ve ateşe dönüşmeye hazır bekleyen melek ordusu sana eşlik eder. Sözün gerçektir, değişmez;
23

buyrukların güçlü ve dehşetlidir. Bir bakışın ummanları kurutur, öfken dağları eritir. Doğruluğun sonsuza dek kalacaktır, ey Rab-bim! Kulunun duasını dinle,
24 25 26 27

ey Rabbim, beni sen şekillendirdiğin için yakarışımı dikkate al. Yaşadıkça konuşacağım, anlayışım oldukça yanıt vereceğim. "Senin halkının hatalarını sayma, sana imanla hizmet edenleri dikkate al.

İnançsızlara ve onların ardından gidenlere hiç aldırış etme, ama senin antlaşmana itaat edip saygı gösterenlere, onun için acı çekenlere önem ver.
28

Yaşamları boyunca sana karşı vefasız olanları düşünme. Buna karşılık, seni yürekten onaylayıp senden korkanları düşün.
29

Hayvandan farksız yaşayanları yok etme, ancak senin yasanı parlak tanıklıklarıyla öğretmiş olanları önemse.
30

En iğrenç hayvandan daha kötü hükmetmiş olanlara öfkelenme, ama görkemine

sarsılmaz bir inançla güvenmiş olanlara sevgi göster.
31

Bizler ve atalarımız öldürücü günah içinde yaşadığımızdan, senin bağışlayıcı olarak bilinmen bizim lehimizedir.
32

Çünkü onurumuz adına, hiç doğru işleri olmayan biz günahkârlar senin merhametine kavuştuğumuzda sen 'bağışlayıcı' çağrılacaksın.
33 34 35

Senin gözünde bir çok iyi işler biriktiren doğru kişiler hak ettikleri ödülü alacaklardır. "Kendisine öfkelendiğin ya da kötü davrandığın ölümlü insan nedir?

Gerçek şudur ki, hiç günah işlemeyen bir insan doğmamıştır, günahsız yaşayan insan da yoktur.
36

Ey Rabbim, senin doğruluğun ve şefkatin kendi adlarına hiç iyi iş biriktirmemiş kimselere gösterdiğin merhametinle açığa çıkacak."
37

Melek bana şöyle yanıt verdi: "Söylediğin şeylerin çoğu doğrudur ve dediğin gibi olacaktır.
38

Şundan emin ol ki, günah işleyenleri, onların yaratılışlarını, ölümlerini, yargı günlerini ve lanetleri uzun uzun düşünmeyeceğim.
39

Ama doğru kişilerden, onların yaratılışlarından, bu dünyadan ayrılışlarından, kurtuluşlarından ve onlara verilecek ödüllerden sevinç duyacağım.
40 41

Böyle söylüyorum ve öyle de olacak.

Çiftçi toprağa bir çok tohum atar, pek çok şey eker, ama ekilen tohumların hepsi mevsiminde sağlıklı çıkmaz, bazıları da kök sürmez. Dünya insanı için de aynıdır: Ekilmiş olanların hepsi korunmayacaktır."
42 43

Buna şöyle yanıt verdim:

'"Efendim, eğer gözünüzde lütuf bulduysam, bırakın söyleyeyim. Çiftçinin tohumları doğru zamanda yağmur yağmadığından belki hiç çıkmayabilir ya da çok fazla yağmur yağdığından çürüyebilir.
44

Ama kendi ellerinle şekil verip kendi suretinde yarattığın, her şeyi onun uğruna yaratmış olduğun insanı, bir çiftçinin ektiği tohumla karşılaştırabilir misin?
45

Elbette ki, hayır. Ey göklerdeki Rabbim! Yaratmış olduğun insana acı, kendi halkını esirge, lütfet onlara."
46

0 şöyle dedi: "Var olan şu anda yaşayanlar içindir, gelecek ise henüz gelmemiş olanlarındır.
47

Sen hiç bir şekilde benim yarattığımı benden daha fazla sevemezsin! Böyle çok sık yaptığın gibi kendini bir daha asla günahkârlarla bir tutma.
48

Yüce Tanrı senin doğru bir şekilde göstermiş olduğun alçakgönüllülüğü uygun bulup hoş karşılamaktadır.

49 50

Kendine hiçbir zaman yücelik ve görkem aramadın.

Son günde yeryüzünde yaşayanlar kendi kibirli yaşamları yüzünden derin ve şiddetli acılarla cezalandırılacaklar.
51

Ama sen Ezra, düşüncelerini seni ve senin gibi olanları bekleyen görkeme yönlendirmelisin.
52

Hepiniz için cennet büsbütün açılmış, yaşam ağacı dikilmiş, gelecek olan çağ hazır kılınmış, bol verimli bir bereket depolanmıştır. Kent çoktan kurulmuş, didinmekten huzura ve dinlenmeye geçiş kesinleştirilmiş, iyilik ve bilgelik olgunluğa eriştirilmiştir.
53

Kötülüğün kökü senden büsbütün uzaklaştırılmıştır. Senin için artık hiç hastalık yok, ölüm ortadan kaldırıldı. Cehennem gözden kayboldu ve çürüme tamamen unutuldu.
54 55 56

Bütün üzüntüler son buldu, ölümsüzlük hazinesi sonunda açıklandı. Bu yüzden kaybolmuş bu halk yığını için artık hiç soru sorma.

Çünkü kendilerine verilen özgürlüğü yüce Tanrı'yı küçük görmek, yasasına saygısızlık etmek, O'nun yollarını yüzüstü bırakıp terk etmek için kullandılar.
57 58 59

Evet, onlar O'nun doğru kullarını ayakları altına alıp ezdiler. Ölümün mutlak olduğunu bildikleri halde, "Tanrı yoktur' dediler.

Bu durumda seni önceden açıkladığım sevinç bekliyor, onları ise susuzluk ve şiddetli azap.
60

Yüce Tanrı bir tek insanın bile kaybolmasını istemez. Ama O'nun yarattığı insanlar Yaratıcıları'nın adına saygısızlık ettiler, kendilerine yaşam veren O biricik varlığa nankörlük ettiler.
61 62 63

Bu yüzden benim yargı günüm pek yakındır. Ama ben bunu herkese bildirmedim; yalnızca sana ve senin gibi bir kaç kişiye bildirdim."

"Efendim" dedim, "Bana son günlerde eyleme sokacağınız bir çok belirtiyi açıkladınız, ancak onun ne zaman gerçekleşeceğini söylemediniz." Sonun Belirtileri

9Melek şöyle yanıtladı: "Bütün bunları dikkatlice düşün. Sana söylenenlerin bir
kısmının gerçekleştiğini gördüğünde,
2 3

yüce Tanrı'nın yaratmış olduğu dünyayı yargılayacağı zamanın geldiğini anlayacaksın.

Yeryüzünde depremler, isyanlar, uluslar arasında anlaşmazlıklar, güvenilmez yönetimler, korkuya kapılan krallar olacak. Bunları görünce 4 dünyanın başlangıcından beri yüce Tanrı'nın söylemiş olduğu olayların gerçekleştiğini anlayacaksın.

5 6

Yeryüzünde olan her şeyin bir başlangıcı ve açıkça belirlenmiş bir sonu var.

Yüce Tanrının belirlediği zamanlar için de bu böyledir. Mucizelerle görkemli işler başlangıcı, güçlü işler de sonu belirtir.
7 8

"Güven içinde gelip yıkımdan kaçan her kim olursa, o kişi

iyi eylemleri ve gösterdiği inanç sayesinde, önceden sana söylemiş olduğum tüm o tehlikelerden kurtulacak, bütünüyle sonsuzluk için sınırlarını çizmiş olduğum ülkeme girecek. Kurtuluşa tanık olacaktır.
9

Benim yasamı kötüye kullanmış olanlar ise bir sürprizle karşılaşacaklar. Onların saygısızlıkları kendilerine sürekli sıkıntı getirecek. 10 Kendilerine vermiş olduğum tüm iyi şeylere rağmen, yaşamları boyunca beni kabul etmeyenlerin hepsi,
11

özgürken bile yasamı hor görmüş olanların hepsi, yol açıkken küçümseyerek pişmanlık ve tövbe düşüncesini akıllarından çıkarmış olanların hepsi
12 13

gerçeği ölümden sonraki şiddetli acıyla öğrenecekler.

Ezra, tanrı tanımazların nasıl cezalandırılacağı konusunda soru sormayı bırakmalısın. Bunun yerine artık doğru kişilerin nasıl ve ne zaman kurtulacağıyla ilgilen. Dünya kendilerinin olmak üzere onlar için yaratıldı."
14 15 16

Ben de, "Önceden söylemiş olduğumu yineliyorum" dedim,

"Yitik kişiler kurtulmuşlardan çok daha fazla. Bu bir su damlasını bir dalga ile karşılaştırmaya benzer."
17

Melek bana şöyle yanıt verdi: "Ekilmiş tohum, çiçeğin rengi, işçinin ürünü, çiftçinin hasadı toprağa bağlıdır.
18

Dünyayı yaratmadan önce üzerinde yaşayacaklarla ilgili planlar yapıyordum. O zaman henüz yaşayan can olmadığı için hiç kimse planıma itiraz edememişti.
19

Bu dünyayı bitmez tükenmez bir gıda ve akıl almaz bir yasayla donattım. Buna karşılık yarattıklarım çürümüş bir yaşamı tercih ettiler, 20 Dünyama baktım, işte çürümüşlük yayılmıştı. İnsanın fena düşüncelerinden dolayı tehlike içindeydi.
21

Bunu gördüğümde onları yok etmemek için kendimi zor tuttum. Bir salkımdan bir tane üzümü, ormandan bir tane ağacı kurtardım.
22

Bırak öyleyse, kaybolmak için doğmuş olan yığınlar yıkıma uğrasınlar. Ama kurtuluş için yetkinliğe erdirdiğim halkım güvenlikte olsun.
23 24

"Sen Ezra, bir hafta daha bekle.

Bu kez oruç tutma, ama hiç bir evin olmadığı çiçekli bir tarlaya git, sadece orada ne yetişiyorsa onu ye. Hiç et yeme, şarap içme, durmadan yüce Tanrı'ya dua et.

25

Daha sonra yine seninle konuşmaya geleceğim."

Dördüncü Görüm
26

Böylece meleğin beni yönlendirdiği Ardat diye adlandırılan tarlaya gittim. Orada çiçeklerin arasında oturdum. Yiyeceğim tarlada yetişen neyse oydu, gönül hoşnutluğu ile yedim.
27

Hafta sona erdi. Ben tekrar bütün o zihin bulandıran tereddütlerle aklım karışık ve sıkıntılı olarak, otların üzerine uzanmış yatıyordum.
28 29

Sessizliğimi bozup yüce Tanrı'ya yakardım:

"Ey Rabbim" dedim, "Mısır'dan göç zamanında atalarımız çorak ve ayak basmamış çöl boyunca seyahat ederken, onlara kendini gösterdin.
30 31

'Duy beni İsrail, dinle sözlerimi Yakup soyu.

Bu, meyvesini toplamanız, size sonsuza kadar görkem getirmesi için aranıza ektiğim benim yasamdır' dedin.
32

Ancak yasanı almış olan atalarımız ona uymadılar, senin buyruklarını dikkate almadılar. Mahvolan yasanın meyveleri değildi, o senin olduğu için bu olanaksızdı.
33

Yasayı alanlar mahvoldular, çünkü onların içine ekilmiş olan iyi tohumu güvenle saklamakta başarısız oldular.
34

Şimdi, genel yargı şudur: Tohum toprağa ekilir veya bir gemi denizin üzerine konur ya da yiyecek veya içecek bir kabın içine.
35

Daha sonra eğer tohum, gemi veya kabın içindekiler harap olsa da, onları koruyan onlarla birlikte mahvolmaz.
36

Ama biz günahkârlar için bu durum farklıdır. Mahvoluş biz yasayı alıp günah işleyenlerin başına gelir, çünkü yasa onu barındıracak olan kalplerimize ekilmiştir.
37

Yasanın kendisi ise mahvolmaz, buna karşın, büsbütün kendi görkemiyle yaşamda kalır." Ağlayan Kadın
38

Bu düşünceler aklımdayken etrafıma bakındım, sağımda büyük bir acı içinde yas tutup yüksek sesle ağıt yakan bir kadın gördüm. Elbisesi yırtılmıştı, başında küller vardı.
39 40 41

Düşüncemi bir yana bırakarak ona dönüp şöyle seslendim: "Neden ağlıyorsun? Seni kederlendiren nedir?"

"Efendim" diye yanıtladı, "Lütfen, beni göz yaşlarım ve kederimle baş başa bırakın. Yüreğimin acısı ve sıkıntım çok büyük."

42 43 44 45

"Anlat bana" diye rica ettim, "Ne oldu sana?" "Efendim" dedi, "Otuz yıllık evliliğim boyunca kısır ve çocuksuzdum. Bu otuz yıl boyunca her gün, her saat, gece gündüz yüce Tanrı'ya yalvardım.

Otuz yıl sonra Tanrım dualarımı yanıtladı. Sıkıntıma acıdı, kederimi dikkate alıp bana bir oğul bağışladı. Çocuk kocama, bana ve bütün komşularımıza ne büyük bir mutluluk getirdi! Güçlü Olan'a ne kadar çok şükrettik!
46 47

Onu yetiştirirken büyük acılara katlandım. Zamanı gelince onun için bir eş seçip düğün gününü belirledim.

10 "Ne var ki, oğlum düğün evine girerken düşüp öldü.
2

Bu yüzden hepimiz lambalarımızı söndürdük. Komşularımın hepsi beni sakinleştirmeye geldiler. Ertesi günün gecesine kadar kederimi kontrol ettim.
3

Rahatlamam ve kederimi kontrol etmem için ettikleri ısrara son verdiklerinde ayağa kalktım, geceleyin kimseye görünmeden, gördüğünüz gibi, buraya, bu tarlaya geldim.
4

Asla köye geri dönmemeye, burada yemeden içmeden, ölene kadar, aralıksız yas tutup oruç tutmaya karar verdim."
5

Bunu duyunca düşüncelerimi bir yana bırakıp öfkeyle kadına şöyle dedim: "Sen bu dünyadaki en akılsız kadınsın.
6 7 8

Ulusumuzun kederini, bize neler olduğunu görmüyor musun? Hepimizin anası Siyon derin sıkıntı ve üzüntü içinde. Sen onun için acı çekmeliydin

ve hepimizin acısına ortak olmalıydın. Ancak sen kendi biricik oğlun için derin bir keder içindesin.
9

Sor toprağa, o sana anlatacaktır. O, kendisinin doğurduğu binlerce kişi için yas tutmak zorundadır.
10

Hepimiz başlangıçta ondan türedik ve daha çok gelecek var. Hemen hemen onun tüm çocukları mahvolmaya gidiyor, onların çok büyük bir kısmı da öldürülüyor.
11

Bu durumda kim daha fazla yas tutma hakkına sahip, o kadar büyük sayıları kaybeden toprak mı, yoksa yalnızca bir kişi için kederlenen sen mi?
12

Bana şöyle diyebilirsin: 'Ama benim kederim toprağın acısından farklıdır. Ben acı ve sıkıntıyla doğurduğum kendi rahmimin meyvesini kaybettim.
13

Buna karşın, şimdi canlı olan çok büyük sayıdaki insanın kayboluşu yeryüzüne gelişleri gibi sadece bir doğa kanunudur.'

14

Benim buna yanıtım şudur: Acılarının pahasına sen bir anne oldun. Ancak aynı şekilde, toprak da daima insanoğlunun annesi oluyor, Yaratıcısı'na meyve veriyor.
15 16

"Bu yüzden kederini kendine sakla, talihsizliklerine cesaretle katlan.

Eğer doğru biri olarak Tanrı'nın buyruğunu kabul edersen, zamanla oğlunu geri alırsın. Kadınlar arasında da onurlu bir ad kazanırsın.
17 18

Şu halde, köyüne ve kocana geri dön."

"Hayır, dönmeyeceğim" diye yanıtladı, "Köye geri dönmeyeceğim, burada kalıp öleceğim."
19 20

Ancak ben onunla tartışmayı sürdürdüm:

"Söylediğini yapma" dedim, "Siyon'un talihsizliğini görüp ikna ol, Yeruşalim'in sıkıntısına bakıp kendini sakinleştir.
21 22

Gördüğün gibi tapınağımız yıkıldı, sunağımız yerle bir edildi.

Arplarımızın teli yok, ezgilerimiz susturuldu, neşeli bağırışlarımız kesildi. Kandilimizin ışığı sönük, Antlaşma Sandığı ganimet olarak alındı. Kutsal kaplar kirli, Tanrı tarafından bize verilen ad onurunu yitirdi. Yöneticilerimize utanç verici bir şekilde davranıldı, kâhinlerimiz canlı canlı yakıldı, Levililer tutsak alındı. Bakire kızlarımız tecavüze uğradı, karılarımızın ırzına geçildi. Dindar erkeklerimiz kaçırıldı, çocuklarımız yüzüstü bırakıldı, gençlerimiz köleleştirildi, güçlü savaşçılarımız zayıf düştü.
23

Hepsinden en kötüsü, Tanrı'nın kendi mührü ile önceden onayladığı Siyon ceza olarak görkemini yitirdi ve şimdi düşmanımızın ellerinde.
24

Şu halde, kendi sıkıntını üstünden at, acını tümden bir kenara bırak. Güçlü Olan sana lütfunu ve sevgisini göstersin. Yüce Tanrı sana bu sıkıntılarından sonra rahatlık ve huzur versin!"
25

Ben kadınla konuşuyorken, birden bire onun yüzünün aydınlanmaya başladığını gördüm. Çehresi şimşek gibi parladı, ondan ürküp korkuyla büzüldüm.
26

Bunun ne anlama geldiğini merak ederken, o aniden yeryüzünü sallayan yüksek bir ses çıkarıp korkunç bir çığlık attı.
27

Baktığımda artık bir kadın yoktu, ama büyük, yekpare temeller üzerine kurulmuş, bitmiş bir kent gördüm. "Beni daha önce ziyaret eden melek Uriel nerede?
28

Bütün umutlarımı darmadağın eden, tüm dualarımı boşa çıkaran bu şaşkınlığın içine düşmüş olmam onun işidir" diyerek korkuyla, yüksek sesle bağırdım. Melek Uriel Görümü Açıklıyor
29

Beni daha önce ziyaret eden melek belirdiğinde hâlâ konuşuyordum.

30

Beni gördüğünde kendimden geçmiş bir halde, bilinçsizce toprağın üzerinde ölü gibi uzanmıştım. Sağ elimden beni kavradı, önümde dimdik dikilip beni ayaklarımın üzerine kaldırdı.
31

"Sorun nedir?" diye sordu, "Neden yıkıldın? Zihnini altüst edip seni kendinden geçiren neydi?"
32

"Senin beni terk edip yalnız bırakmış olmandır" diye yanıtladım, "Bana söylediklerini yaptım, tarlaya geldim. Burada görmüş olduğum şeylerse anlatma yeteneğimin çok ötesinde."
33 34

"Bir adam gibi ayağa kalk, sana açıklayacağım" dedi.

"Söyle efendim" dedim, "Sadece beni yüzüstü bırakma ve beni tatmin olmadan ölüme terk etme.
35 36

Çünkü gördüklerim ve duyduklarım kavrayışımın ötesindedir.

Yoksa hepsi birer hayal ya da düş mü? Gördüklerim ve duyduklarım bir hayal ya da düş değilse, kesinlikle kavrayışımın ötesindedir.
37 38

Yalvarırım sana efendim, gördüklerimin anlamını bana açıkla."

"Seni ürküten şeylerin anlamını sana açıklarken dinle beni" diye yanıtladı melek, "Çünkü yüce Tanrı sana bir çok sırrı açıkladı.
39

0, senin suçsuz yaşamını, kendi halkın için durmadan çektiğin sıkıntıyı ve Siyon için duyduğun derin acıyı gördü.
40 41

Işte gördüğün görümün anlamı:

Kısa bir süre önce yaslı bir kadın gördün ve onu avutmaya çalıştın. Şimdi artık o kadını görmüyorsun, ancak tamamen kurulmuş bir kent görüyorsun,
42 43 44 45

Kadın sana oğlunu yitirdiğini söyledi. Açıklaması şudur: Gördüğün kadın, binaları ile birlikte kent olarak gördüğün Siyon'dur.

0, sana otuz yıldır çocuksuz olduğunu söyledi. Öyledir, çünkü 3000* yıldır Siyon'da hiç kurban sunulmamıştır. * Bazı eski metinler "3000 yıl", Latince "Üç yıl''
46

3000 yıl sonra Süleyman kenti kurdu, kurbanlar sundu. Bu da kısır kadının oğlunu doğurduğu zamanı simgeler.
47

Çocuğunu büyütürken çok büyük acılar çektiğinden söz etti. O da Yeruşalim'in yerleşime açıldığı dönemdir.

48

Daha sonra sana, oğlunun düğün odasına girdiği günkü ölümü ile ortaya çıkan büyük kaybından dolayı duyduğu acıyı anlattı. O da Yeruşalim'in ansızın yıkılışını simgeler.
49

Acısı nedeniyle avutmaya çalıştığın oğlu için yas tutan kadın olarak gördüğün görümden alman gereken vahiy budur.
50

Senin içten acını, kadın için yürekten hissettiğin şefkati gören yüce Tanrı şimdi sana onun parlak görkemini ve güzelliğini gösteriyor.
51 52 53 54

İşte sana hiçbir evin dikili olmadığı bir tarlada oturmanı söylemiş olmamın nedeni yüce Tanrı'nın sana bu görümü yollamaya niyetli olduğunu bilmemdendir. Herhangi bir binanın temeli atılmamış olan bu tarlaya gelmeni söylememin nedeni,

yüce Tanrı'nın açıklayacağı kentin kurulacağı yerde insanın yapmış olduğu hiçbir binanın ayakta kalamayacak olmasındandır.
55

"Bunun için hiç korkma, Ezra, titreyen yüreğini rahatlat. Gözlerinde henüz tümünü görecek güç varken kente git ve binaların görkemini gör.
56 57

Daha sonra, sen ancak kulaklarının duyma gücü kadar işitebileceksin.

Sen, başka bir çok insandan daha fazla kutsanmış birisin. Çok az kişi senin gibi, yüce Tanrı'yla birlikte anılan bir ada sahiptir.
58 59

Yarın akşama kadar burada kal.

Yüce Tanrı sana görümde yeryüzünün son günlerinde üzerinde yaşayanlara yapmayı tasarladıklarının görüntülerini gösterecek." Bana söyleneni yapıp o gece ve ertesi gün orada uyudum. Beşinci Görüm

11 İkinci gece bir görüm daha gördüm. Denizden on iki kanatlı üç başlı bir kartal
yükseliyordu,
2

Kanatlarını bütün yeryüzünün üzerine gerdiğini gördüm. Gökyüzündeki bütün rüzgarlar ona doğru esti ve bulutlar onun üzerinde toplandı.
3 4

Kanatlarından küçük ve bodur görünen rakip kanatlar çıkmaya başladı.

Kartalın başları hareket etmiyordu. Hatta, diğerlerinden daha büyük olan ortadaki baş bile onların arasında hareketsiz duruyordu.
5

İzlerken, kartal yeryüzünün ve yaşayanlarının yöneticisi olmak üzere kanatlarının üzerinde yükselip dikildi.
6

Yeryüzündeki bütün insanlar ona tamamen boyun eğiyordu, hiç kimse ona karşı koyamıyordu.

7

Kartalın pençelerinin üzerinde dikilip kanatlarına yüksek sesle şöyle söylediğini duydum:
8 9

"Hepiniz bir anda uyanmayın; yerlerinizde uyuyun ve sıranız geldiğinde uyanın. Başlar en son uyanmalı." Sesin başlardan değil, ama bedenin ortasından geldiğini farkettim. Onun yeni çıkan rakip kanatlarını saydım, sekiz tane olduklarını gördüm.

10 11 12

İzlerken, sağındaki kanatlardan birinin yükseldiğini, tüm yeryüzüne egemenlik sürdüğünü gördüm.
13

Bir süre sonra onun egemenliği sona erdi, büsbütün gözden kayboldu. Sonra diğeri yükseldi, uzun süre devam edecek olan kendi düzenini kurdu.
14

Onun egemenliğinin sonu gelip de birincisi gibi yok olmak üzereyken, bir sesin şunları söylediği duyuldu:

15 16

"Uzun süre dünyayı yargıladın, şimdi ortadan yok olma zamanın gelmeden önce haberimi dinle!
17

Halefilerinden hiç biri senin kadar uzun bir egemenliği, hatta onun yarısı kadarını bile başaramayacaklar."
18

Daha sonra üçüncü kanat yükseldi, selefleri gibi bir süre dünyayı yargıladı. O da onlar gibi ortadan kayboldu.
19

Aynı şekilde tüm kanatlar birbiri ardına yönetime geldiler, sırasıyla da gözden kaybolup gittiler.
20

Zaman geçerken, sağ taraftaki küçük kanatların da yargılamak için yükseldiklerini gördüm. Bunların bir kısmı derhal gözden kaybolurken diğerleri yükseldiler, ama hiçbir şekilde yargılayamadılar.
21 22 23

Bundan sonra on iki büyük kanadın ve iki küçük kanadın diğerleri gibi artık görünmediklerini farkettim.

Kartalın bedeninde üç tane hareketsiz baş ile altı küçük kanat dışında geriye bir şey kalmamıştı.
24

İzlerken, altı küçük kanattan ikisi diğerlerinden ayrılarak sağ taraftaki başın altına yerleştiler. Diğer dört tanesi oldukları yerde kaldılar. Onların yükselmek ve yargılamak için plan yaptıklarını gördüm.
25 26

Bir tanesi yükseldi, ama aniden yok oldu. İkincisi de aynı şeyi yaptı ve

27 28 29

ilkinden daha süratle gözden kayboldu. Öbür ikisinin de, krallık kurup yargılamak amacıyla plan yaptıklarını gördüm.

Ne var ki, onlar henüz plan yaparlarken, başlardan üçünün en büyüğü olup ortada bulunanı birdenbire uykudan uyandı,
30 31 32

Ben onun öbür iki başla birleşip yargılamak için plan yapan iki küçük kanadı yiyip yuttuğunu gördüm.

Bu baş dünya üzerinde güç kazandı, bütün insanlara ezici bir baskı uyguladı. Daha önce hüküm süren kanatlardan daha büyük kudretle tüm yeryüzünü sımsıkı avucunun içine aldı.
33 34

Sonra bu başın tıpkı kanatlar gibi aniden hızla gözden kaybolup gittiğini gördüm. Geriye iki baş kalmıştı-Onlar da yeryüzünü ve yaşayanlarını yargılıyorlardı. Ben onları izlerken, sağ taraftaki baş soldakini yiyip yuttu. Sonra bir sesin bana şöyle seslendiğini işittim: "Önüne bak ve gördüklerini düşün."

35 36 37

Baktım, ormandan kükreyerek çıkan kızgın bir aslan gördüm. İnsan diliyle kartalla konuştuğunu duydum.
38 39

Şöyle dedi: "Dinle kartal!

Yüce Tanrı sana sesleniyor-Dünyamı yönetmek ve çağlarını sona erdirmek amacıyla görevlendirdiğim dört yaratıktan kalan tek sensin.
40

Sen dördüncü yaratıksın, senden önce gelen bütün yaratıkları dünyada var olduğun sürece baskıyla, hileyle, dehşetle yendin.
41 42

Yalanla ve gerçeği önemsemeden yönettiğin dünyada uzun süredir yaşıyorsun.

Sen doğrudan nefret edip yalancıları sevdin. Barış içinde yaşayan zararsız kişilere acımasızca saldırdın. Zenginlerin evlerini yıktın, sana hiç zararı dokunmamış olanların duvarlarını yerle bir ettin.
43 44

Senin küstahlığın yüce Tanrı'nın önüne ulaştı, kibrini Güçlü Olan biliyor.

Yüce Tanrı belirlediği dönemleri dikkatlice araştırdı. Dünyanın sonu yaklaştı, çağlar sona erdi.
45

Böylece sen, kartal, şimdi mutlaka yok olmalısın. Senin o dehşet veren büyük kanatların, şeytani küçük kanatların, acımasız başların, amansız pençelerin, senin o değersiz bedeninin tümü artık hiç görünmemeli
46

Daha sonra, bütün yeryüzü senin vahşetinden kurtularak rahatlayacak, umutla yargı gününü ve yaratıcısının lütfunu bekleyecek."

12 Aslan kartalla konuşurken baktım ve geriye kalan başın kaybolduğunu gördüm.
2

Sonra onun üzerine yükselen iki küçük kanat kendilerini yönetici atadılar. Egemenlikleri kısa ve sıkıntılıydı. Gözlerimin önünde onlar da gözden kayboldu,
3

Daha sonra kartalın bütün bedeni birdenbire alevlerle kaplanıp yanmaya başladı. Yeryüzü dehşete kapıldı. Görümün Açıklanışı
4

Sıkıntım ve korkum o kadar büyüktü ki, uyandım ve kendi kendime Şöyle dedim: "İşte, yüce Tanrı'nın yollarını keşfetme girişimlerimin sonucu!
5

Zihnim yorgun, büsbütün tükenmiş durumdayım. Bu gecenin dehşeti gücümü tamamen kuruttu.
6

Bu nedenle şimdi yüce Tanrı''ya sona kadar dayanacak güç vermesi için dua edeceğim."
7

Sonra şöyle dedim: "Efendim ve Rabbim, eğer senin gözünde lütuf bulduysam, başka birçok insandan beni daha doğru görüyorsan, dualarım sana ulaştıysa, o zaman bana güç ver.
8

Bana bu dehşet verici görüntülerin kesin yorumlarını açıkla Rabbim. Böylelikle ruhuma tam bir teselli getir.
9

Çünkü sen zaten beni, şimdiki çağın sonunu göstermeye layık bulmuştun."

10

Melek bana şöyle dedi: "İşte, gördüğün görümün anlamı: Denizden yükselerek geldiğini gördüğün kartal,
11 12 13

kardeşin Daniel'in gördüğü görümdeki dördüncü krallığı simgelemektedir. Ama şimdi sana yaptığım gibi görümün açıklaması ona sunulmadı.

Yeryüzünün daha öncekilerden çok daha dehşet verici bir egemenliğin altına gireceği günler geliyor.
14 15 16 17

Arka arkaya on iki kral tarafından yönetilecek. On iki kralın içinde ikincisi hepsinden uzun egemenlik sürecek. Görmüş olduğun on iki kanatın anlamı budur.

"Kartalın başlarından değil de vücudunun ortasından konuştuğunu işittiğin sese gelince, onun anlamı da şudur:
18

İkinci kralın egemenliğinden sonra imparatorluk büyük bir mücadeleyle çökme tehlikesi geçirecek. Ancak o zaman çökmeyecek, buna karşın eski gücüne tekrar kavuşacak.

19

"Kartalın kanatlarında büyüdüğünü gördüğün daha küçük sekiz kanata gelince, onların anlamı da şudur:
20

İmparatorluk egemenlikleri önemsiz ve kısa ömürlü sekiz kralın yönetimi altına girecek.
21

Onların ikisi dönemin tam ortasından önce kısa bir süre için yönetime gelecek. Dördü dönemin ikinci yarısında kısaca görünecek, iki tanesi de dönemin sonuna kadar kalacaklar.
22 23

"Uyuyan üç başa gelince, onların anlamı da şudur:

İmparatorluğun son günlerinde yüce Tanrı tahta üç kral çıkaracak. Bunlar birçok şeyi yenileyip dünyayı yönetecekler.
24

Yeryüzü ve yaşayanlarına öncekilerden daha fazla baskı uygulayacaklar. Bunlar kartalın başı olarak adlandırılıyorlar,
25

çünkü onlar, uzun süren kötü işler silsilesini tamamlayıp son aşamasına vardıracaklar.
26

Kaybolduğunu gördüğün büyük başa gelince, o büyük acılar içinde kıvranarak yatağında ölecek olan krallardan birini simgelemektedir. 27 Hayatta kalan ikisi ise kılıçla yok edilecekler.
28 29

Bunlardan bir tanesi diğerini öldürecek, kalansa son günlerde savaşta ölecek.

"Sağ taraftaki başın altına yerleşen iki küçük kanada gelince, onların anlamı da şudur:
30

Yüce Tanrı onları son güne dek sakladı. Senin de gördüğün gibi, onların egemenlikleri kısa ve acı dolu.
31

"Ormandan kükreyerek çıkan kızgın bir aslan görmüştün. Kötü işleri ve sözlerinden dolayı kartalı suçlayarak konuşuyordu.
32

0, yüce Tanrı'nın sona kadar geride alıkoyduğu Mesih'tir. Davut'un soyundan gelecek, hükümdarlarla konuşacak. Açıkça günahlarını, suçlarını, meydan okumalarını gösterip onları paylayacak.
33

Henüz yaşıyorken onları yargılayacak, onların suçlu olduğunu kanıtlayıp mahkûm edecek, sonra da yok edecek.
34

Ama ülkemde güven içinde yaşayan benim halkıma karşı merhametli olacak. Sana başlangıçta söz ettiğim yargı günü gelinceye dek onları özgür kılacak, onlara sevinç lütfedecek.
35 36 37

"Gördüğün görüm ve anlamı budur. Bu, yüce Tanrı'nın layık görüp yalnızca sana anlattığı sırlardır. Bu yüzden, görmüş olduklarını bir kitaba yaz ve onu gizli bir yere bırak.

38

Bu sırrı, halkından anlamak için yeterince bilge olduğunu bildiğin ve bunları güven içinde tutacak kişilere de açmalısın.
39

Ancak, yüce Tanrı'nın sana göndermeyi düşündüğü herhangi bir açıklamayı almak için burada yedi gün daha kalmalısın." Sonra melek benden ayrıldı. Halk Ezra'ya Geliyor
40

Halk yedi günden sonra kente dönmediğimi işitince, küçüğünden büyüğüne toplanıp yanıma geldi.
41

"Neden bizi terk edip buraya yerleştin?" diye sordular, "Yanlış ya da seni incitecek bir şey mi yaptık?
42

Tek kalan peygamber sensin. Sen, bağdaki son üzüm salkımı, karanlıktaki lamba veya fırtınadaki bir gemi için güvenli bir liman gibisin.
43 44

Yeterince acı çekmedik mi?

Eğer bizi terk edersen, Siyon'u yakan ateş içinde yok olup gitmiş olmamız çok daha iyi olurdu.
45

Bizler orada yok olan kişilerden daha iyi değiliz," Sonra yüksek sesle bir ağıt okudular.
46

Onlara şöyle yanıt verdim: "Cesur ol, ey İsrail; kederini bir kenara bırak, ey Yakup evi.
47 48

Yüce Olan sizi hatırlayacak, Güçlü Olan sizin çektiğiniz sıkıntıları asla unutmadı.

Bense sizi ne terk ettim, ne de yüzüstü bıraktım. Buraya sıkıntı içindeki Siyon için dua etmeye, o kadar aşağılara düşen tapınağınız için yakarmaya geldim.
49 50 51

Şimdi, her biriniz evlerinize gidin. Bir kaç gün sonra ben de size geri döneceğim." Ben tarlada kaldım, halk da söylediğim gibi kente geri döndü,

Tarlada yetişenler dışında bir şey yemeden meleğin dediği gibi yedi gün orada kaldım. Altıncı Görüm

13 Yedi gün geçti, ertesi gece bir düş gördüm,
2 3

Düşümde denizden bir rüzgar çıkıp geldi ve denizi dalgalara boğdu.

Ben izlerken, bu rüzgar derinliklerden yükselerek gelen bir insan figürü getirdi. Bu adam gökyüzünün bulutları üzerinde uçuyordu. Her nereye gözlerini çevirdiyse, bakışlarının karşılaştığı her şey korkuya kapıldı.
4

Sesi her nereye ulaştıysa, onu işiten herkes ateşe dokunan balmumu gibi eridi.

5

Sonra denizden yükselen adamın üzerine saldırmak için, gökyüzünün dört rüzgarından toplanıp bir araya gelen sayısız insan topluluğu gördüm.
6 7

Adam kendisi için büyük bir dağ yonttu ve onun üzerine uçtu.

Dağın hangi yön ya da yerinden ele geçirildiğini görmeye çalıştım, ama başaramadım.
8

Sonra adamla savaşmak için bir araya gelmiş olanların hepsinin korkuyla dolu olduklarını, ancak yine de ona karşı dövüşmeye hazırlandıklarını farkettim.
9

Adam saldırmak için ilerleyen kalabalığı gördüğünde onlara karşı parmağını bile kıpırdatmadı. Elinde ne mızrağı ne de silahı vardı.
10

Gördüğüm tek şey, ağzından dışarıya akan bir alev seli, dudaklarından çıkan bir alev soluması ve dilinden çakan kıvılcım fırtınasıydı.
11

Bunların hepsi alev seli, alevli soluk ve kıvılcım fırtınası tek bir kütle halinde birleşmişti. Bu kütle savaşmak için ilerleyen kalabalığın üzerine düştü ve onların her birini tamamen yakıp yok etti. Birdenbire o büyük kalabalık, toz, kül ve duman kokusu dışında hiçbir şey bırakmadan gözden kayboldu. Bunun karşısında dilim tutuldu.
12

Bundan sonra adamın dağdan aşağıya indiğini ve farklı, huzur dolu bir topluluğu kendisine çağırdığını gördüm.
13

Kiminin yüzünde mutluluk, kimininse üzüntü vardı. Bir kısmı sürgünden gelmişti, bir kısmı da başkalarını sunu olarak getirmişti. Dehşet içinde uyandım, yüce Tanrı'ya dua ettim.
14

Dedim ki: "Başlangıçtan beri ben kuluna bu mucizeleri açıkladın. Beni dualarıma yanıt vermeye layık gördün.
15 16

Şimdi de bu düşün anlamını göster bana.

Düşünceme göre, o günler hayatta olup yaşayanlar için ne dehşet verici olacak! Ancak yaşamayanlar için ne kadar daha kötü olacak!
17 18 19

0nlar üzgün olacaklar, çünkü son günlerin neler getireceğini bilecekler, ama ne yazık ki, kaçırmış olacaklar.

Hayatta olanların durumu ise korkunç olacak. Çünkü düşümde gördüğüm gibi, onlar korkunç tehlikeler ve felaketlerle yüzleşecekler.
20

Yine de bu tehlikelere katlanmak ve hedefe ulaşmak, bir bulut gibi dünyadan yok olup gitmek ve son günlerin olaylarını hiç görememekten daha iyidir,"
21

"Evet" diye yanıtladı, "Bu düşün anlamını açıklayacağım ve istediğin her şeyi anlatacağım.
22

0 hayatta kalanlarla ilgili soruna gelince, işte yanıtı:

23

0 günlerde tehlikeleri getirecek olan, aynı zamanda Her Şeye Gücü Yeten'e bağlılıkla yaşayıp iyi işler biriktirmiş olanları koruyacak.
24 25 26

Emin ol ki, o hayatta kalanlar, ölmüş olanlardan çok daha kutludurlar. "İşte, bu da düşün anlamı: Denizlerin derinliklerinden yükseldiğini gördüğün adam,

Yüce Tanrı'nın asırlar boyunca hazır beklettiği kişidir. O kendi yarattığı dünyayı kurtaracak, hayatta olanları yönetecek.
27 28

Adamın ağzından aktığını gördüğün,

bir mızrak ya da herhangi bir silah olmaksızın kendisine karşı savaşa girmek üzere ilerleyen kalabalıkları yok ettiği soluğa, ateşe ve fırtınaya gelince:
29 30

Yüce Tanrı'nın yeryüzünde yaşayanlara kurtuluş getireceği günler yakındır. O zaman insanlar büyük bir telaş ve korkuyla dolacaklar.

31

Kent kente, bölge bölgeye, ulus ulusa, krallık krallığa karşı savaşmak için gizli tasarılar kuracak.
32

Bu gerçekleştikten ve sana göstermiş olduğum tüm belirtiler gelip geçtikten sonra, denizden yükselen adam olarak gördüğün oğlum ortaya çıkacak.
33 34

0nun sesini işiten bütün uluslar, düşünde gördüğün gibi,

kendi topraklarını, savaşlarını bırakacaklar, ona karşı savaşmak için sayılamayacak kadar büyük bir ordu halinde birleşecekler.
35 36

0 ise Siyon Dağının zirvesinde yerini alacak,

Siyon bütün insanların önünde görünür kılınacak. Kent bütün yapılarıyla birlikte tamamlanmış olacak. Ancak bu insan eliyle olmayacak.
37

Sonra oğlum, kendisine karşı gelen ulusların Tanrı tanımaz işlerini yargılayacak. Düşünde gördüğün fırtınanın anlamı budur.
38

0 onları kendi şeytani fesatlıkları ve yakında katlanmak zorunda olacakları sıkıntıyla karşı karşıya getirecek. Alevin anlamı da budur. Hiçbir çaba harcamadan yasa aracılığıyla da onları yok edecek . Bu da ateşi simgeler.
39 40

"Daha sonra O'nun farklı, huzur dolu bir topluluğu çağırdığını gördün.

Onlar, Asur Kralı Şalmaneser'in hapse attığı Kral Hoşea zamanında sürgüne gönderilen on oymaktır. Şalmaneser onları ırmağın ötesine sürdü, onlar garip bir ülkeye götürüldüler.
41

Ama sonra onlar Yahudi olmayan putperestlerin yaşadığı bu ülkeden ayrılmaya ve daha önce insanların hiç yaşamadığı uzak bir toprağa gitmeye karar verdiler.
42

Kendi ülkelerinde itaat etmekte başarısız oldukları yasaya bu yeni yerde uymayı amaçladılar.

43 44

Fıratın dar geçitlerinden geçerlerken

yüce Tanrı onlar için mucizeler yarattı. Onlar geçinceye kadar ırmak kanallarını durdurdu.
45 46 47

Arzaret denen o bölgeye yolculukları uzundu, bir buçuk yıl sürdü. 0nlar, bu çağ son bulana kadar, o zamandan beri hep orada yaşadılar.

Şimdi onlar dönüş yolundalar ve yüce Tanrı bir kez daha, onların geçebilmesi için, ırmak kanallarını durduracak.
48

"'Bu da, görmüş olduğun huzur dolu topluluğun anlamıdır. Benim kutsal sınırlarım içinde bulunan senin halkından hayatta kalanlar da onlarla birlikte kurtulacak.
49 50

İşte böylece, kendisine karşı birleşmiş ulusları yok etme zamanı geldiğinde, O, hayatta kalan kendi halkını koruyacak, onlara olağanüstü mucizeler gösterecek."

51

"Rabbim, efendim, gördüğüm adamın neden denizlerin derinliklerinden yükseldiğini açıkla bana" diye rica ettim.
52

O şöyle yanıtladı: "Denizlerin derinliklerini araştırmak ve içlerinde neler olduğunu keşfetmek herhangi bir insanın gücünün ötesindedir. Aynı şekilde yeryüzündeki hiçbir kimse belirlenmiş o güne kadar oğlumu ve onun topluluğunu göremez. Düşün anlamı budur.
53 54 55 56

Bu açıklama sadece sana verildi. Çünkü sen kendine ait bütün işleri bıraktın, kendini bütünüyle bana ve yasamı öğrenmeye adadın. Her şeyde hikmet sana rehber, anlayış da anne oldu.

Sana bu açıklamayı vermemin nedeni budur, yüce Tanrı seni ödüllendirecek. Üç gün sonra seninle tekrar konuşacağım ve sana çok önemli ve harika şeyler anlatacağım,"
57

Böylece ben de ara ara göstermiş olduğu mucizeler için, O'nun kontrolü altında geçen çağlar için
58

Yüce Tanrı'ya tapınıp yücelterek tarlaya doğru gittim. Orada üç gün kaldım.

Yedinci Görüm

14 Üçüncü gün ben bir meşe ağacı altında oturuyorken, bir çalıdan bana, "Ezra,
Ezra!" diye seslenen bir ses duydum.
2

Ayağa kalkıp, "İşte buradayım, Rabbim" diye yanıt verdim,

3

Ses şöyle devam etti: "Benim halkım Mısır'da köleyken kendimi bir çalıda açığa çıkardım ve Musa'yla konuştum. Onu halkıma Mısır'dan çıkışta rehberlik etmesi için yolladım.
4 5 6 7 8 9

Onu Sina Dağı'na getirip benimle bir çok gün kalması için orada tuttum. Ona bir sürü mucizelerden söz ettim, çağların sırrını, zamanın sonunu gösterdim. Neleri açığa çıkarıp bilinir kılacağını, neleri sır olarak saklayacağını öğütledim. Şimdi de sana öğüt veriyorum: Sana gösterdiğim, açıklamalarını bildirdiğim görümleri, belirtileri ezberle.

Sen insanların dünyasından alınıp götürülmek üzeresin, Bundan sonra sen de senin gibi olanlarla birlikte zamanın sonuna kadar oğlumun yanında kalacaksın.
10

Dünya gençliğini yitirdi, zaman yaşlanıyor. Zaman on iki döneme ayrılmıştır. Onuncu dönemin yarısındayız. Geriye yalnızca iki buçuk dönem kaldı.

11 12 13

Bu yüzden evini düzene koy, halkını uyar, alçakgönüllüleri teselli et. Sonra ölümlü hayatınla vedalaş,
14 15

Dünyasal endişelerini bir kenara koy, insansal yüklerini yere bırak.

Zayıf doğanı sıyır at, seni tedirgin eden kaygılarından kurtul, dünyadan çabucak ayrılmak için hazır ol.
16 17

Ancak tanık olduğun fenalıkların daha kötüleri geliyor,

Bu kocayan dünya giderek daha zayıflayıp güçsüzleşirken kötülükler dünyanın yaşayanlarından dolayı artıyor.
18

Doğruluk uzaklaşıp gidince yalan daha yakınlaşır. Düşünde gördüğün kartal zaten uçmakta."
19 20

"Rabbim, huzurunuzda konuşabilir miyim?" dedim,

"Şu anda hayatta olan halkımı uyardıktan sonra isteğinizle buradan ayrılacağım. Ama bundan sonra doğacakları kim uyaracak? Dünya karanlığa bürünüyor ve üzerinde yaşayanlar ışıksız.
21

Yasan ateşte yok edildiğinden hiç kimse önceden yaptıklarını ve gelecekte yapacaklarını bilemeyecek.
22

Eğer gözünde lütuf bulduysam, beni kutsal ruhla doldur. Böylelikle, dünyanın bütün öyküsünü, senin yasanda yer alan her şeyi en başından itibaren yazabileyim. O zaman insanlar doğru yolu bulma olasılığına sahip olacaklar. Seçtiklerinde de son günlerde sonsuz yaşamı kazanacaklar."

23

"Git" diye yanıtladı, "Bütün insanlara seslen, onlara kırk gün boyunca seni aramamalarını söyle.
24

Hemen çok sayıda yazı tableti al. Hızlıca yazı yazmada eğitimli beş adamı, Seraya'yı, Dabriya'yı, Şelemiya'yı, Etan'ı ve Asiel'i yanına al.
25

Sonra buraya dön. Ben yazman gerekenleri bitirinceye kadar kalbinde sönmeyecek olan anlayış lambasını yakacağım.
26

İşini bitirince bir kısmını topluma açıkla. Kalanını sır olarak saklamaları için bilge kişilere ver. Yarın bu vakitte yazmaya başlamalısın."
27 28

Bana buyrulduğu gibi gittim, bütün halkı çağırıp topladım, onlara şöyle dedim: "Ey İsrail, söyleyeceklerimi dinle! Başlangıçta atalarımız Mısır'da yabancılar gibi yaşadılar. O ülkeden kurtarıldılar ve onlara yaşam vaat eden yasa verildi.

29 30 31

Ancak onlar yasaya itaatsizlik ettiler. Sizler de onların izinden gidiyorsunuz. Daha sonra sizlere bir ülke verildi, Siyon toprağı. Ama sizler atalarınız gibi günah işleyip yüce Tanrı'nın sizin için hazırladığı yolu terk ettiniz.
32 33

0 doğru bir yargıç olduğundan, zamanında size vermiş olduklarını geri aldı,

Şimdi sizler burada sürgündesiniz, ama Yahudi hemşerilerinizden Yeruşalim'e daha yakınsınız.
34

Eğer sizler düşüncenizi toplayıp öğrenmeye istekliyseniz yaşamınız güvenlik içinde olacak, öldükten sonra lütufla karşılaşacaksınız.
35

Ölümden sonra yargı gelecek! Bize yeniden yaşam verilecek, doğru olanların adları belirlenecek. Tanrı tanımazların işleri ise ortaya çıkarılacak.
36

Şimdiden sonra hiç kimse benimle konuşmaya gelmemeli, gelecek kırk gün boyunca beni aramamalı."
37 38 39

Bana söylendiği gibi beş adamı yanıma aldım, birlikte tarlaya gittik ve orada kaldık. Ertesi gün, "Ezra, ağzını aç ve sana verdiğimi iç" diyerek beni çağıran bir ses işittim.

Böylece ağzımı açtım. Elime ateşe benzer renkte, suya benzeyen bir şeyle dolu bir kap tutuşturuldu.
40

Onu alıp içtim. İçer içmez hafızam genişledi, zihnim sel gibi algılayış yağdırmaya başladı. Bilgim iyice büyüyüp gelişti.
41 42

Konuşmak için ağzımı açtım, durmaksızın konuşmamı sürdürdüm.

Yüce Tanrı söylenenleri yazıya döken beş adama da anlayış verdi. Daha önce bilmedikleri bir alfabe kullanıyorlardı. Sadece geceleri yemek yiyip bütün gün boyunca yazarak kırk gün işin başında kaldılar.

43 44 45

Bense bütün gün boyunca konuşuyordum, geceleri bile susmuyordum. Kırkıncı güne kadar doksan dört kitap yazılmıştı.

Kırkıncı günün sonunda yüce Tanrı benimle konuşlu. "İlk yazdığın yirmi dört kitabı halka sun" dedi, "Layık olan da olmayan da okusun.
46

Ama son yetmiş kitap geride alıkonulmalı. Halkının bilgeleri dışında hiç kimseye verilmemeli.
47 48

Çünkü bu kitaplar anlayış pınarı, bilgelik kaynağı ve bilgi seli içeriyorlar." Ben de öyle yaptım.

Gelecek Felaketler

15 Rab şöyle diyor: "Size vereceğim peygamberlik sözlerini halkıma duyurun.
2 3

Onları yazıya geçirin, çünkü onlar güvenilir ve gerçektir.

Size tuzak kuranlardan korkmayın, size karşı olan şu inançsızlar yüzünden rahatsız olmayın.
4 5

Çünkü inanmayan herkes imansızlığı yüzünden ölecek.

"Sakının" diyor Rabbiniz, "Kılıç açlık, ölüm, yıkım gibi korkunç kötülükleri serbest bırakıp dünyaya Salıyorum.
6 7

Çünkü kötülük tüm dünyaya yayıldı ve daha fazla vahşet için hiç yer yok.

"Bu yüzden" diyor Rabbiniz, ''onların tanrı tanımaz günahları karşısında sessiz kalmayacağım, onların günahkâr işlerine göz yummayacağım.
8

Suçsuz öldürülenlerin kanlarının nasıl beni öç için çağırdığını, doğru kişilerin ruhlarının hiç bitmeyen yalvarışlarını gör!
9

Hiç kuşkusuz onların öcünü alacağım" diyor Rabbiniz, "Akıtılmış suçsuz kanların yalvarışlarını duyacağım.
10

Benim halkım tıpkı koyunlar gibi öldürülüyor. Onların daha fazla Mısır'da kalmasına izin vermeyeceğim. Ancak onları kurtarmak için tüm gücümü kullanacağım.
11

Mısırlılar' ı daha önce de yaptığım gibi vebayla vuracağım. Tüm ülkelerini yakıp yok edeceğim.
12

Rabbiniz tarafından vurulup cezalandırıldığında Mısır'ın temelleri sarsılacak, bütün ülke yas tutacak!
13

Çiftçiler yas tutacak, çünkü tohumları gelişmeyecek, ağaçları hastalık, dolu, korkunç fırtınalar nedeniyle yıkılacak!

14 15 16

Vay dünyaya ve üzerinde yaşayanlara! Onları yok edecek kılıç çok uzakta değil. Ülke ülkeye karşı kılıç çekip savaşacak.

Sağlam yönetimler son bulacak, bir fesat diğerine üstün gelecek. Krallar, yüksek mevkideki yöneticiler iyi günlerinde hiçbir şey için kaygı duymayacaklar.
17 18

Bir kimse bir kenti ziyaret etmek isteyecek, ama başaramayacak.

Çünkü hırs, rekabet kentleri karışıklığa boğacak, evleri yıkacak, insanları korkuyla dolduracak.
19

Bir adam açlığın ve yoksulluğun pençesine yakalandığında hiçbir merhamet duygusu onu engelleyemeyecek, vahşice komşusunun evine saldırıp mallarını yağmalayacak.
20

"Yeryüzünün bütün krallarını nasıl bir araya topladığımı gör" diyor Tanrı, "Onları gün doğumundan, güney rüzgarından, doğu ve güneyden çağırıp onlara vermiş olduklarımı geri ödeteceğim.
21

Benim seçilmiş halkıma bugüne kadar yaptıklarının aynısını ben de onlara yapacağım."
22

Tanrımız Rab şöyle diyor: "Günahkârlara merhamet göstermeyeceğim, kılıcım yeryüzünü suçsuzların kanıyla boyayan o katilleri bağışlamayacak.
23

Rabbiniz'in Öfkesi yeryüzünü ve temellerini ateşte yakıp kavurmak, günahkârları tıpkı yanan saman gibi tüketip yok etmek için taşmış durumda.
24

Vay buyruklarımla alay eden günahkârlara!" diyor Rabbiniz, "Onlara hiç acımayacağım.
25 26

Siz isyankârlar, uzak durun benden! Pisliklerinizle benim kutsallığıma yaklaşmayın."

Rabbiniz kendisine karşı günah işleyenlerin hepsini çok iyi biliyor. Onları ölüme, yokluğa gönderdi.
27

Dünyanın üzerine şimdiden düşmüş olan felaketlerden sizler asla kaçamayacaksınız. Tanrınız sizi kurtarmayı reddediyor, çünkü sizler O'na karşı günah işlediniz.
28 29

O doğudan gelen ne dehşet verici bir görüntü!

Arabistan'dan gelen ejderha sürüleri sayısız savaş arabalarıyla saldıracaklar. İlerlemelerinin ilk gününden itibaren dünya onların tıslama sesleriyle dolacak, işitenlerin hepsini korku saracak, donup kalacaklar.
30

Öfkeden çılgına dönen Kirmanlar, tüm güçleriyle ilerleyip ormandan çıkan yaban domuzları gibi üzerlerine hücum edecekler. Uzun dişleriyle Asurun bütün bölgelerini yakıp yıkacaklar.
31

Ama daha sonra ejderhalar içten gelen doğal öfkelerini toparlayacak, daha güçlüleri deneyecekler. Onlar yeniden düzenli ordu haline gelip güçlenecek, kahredici bir güçle hücum edecekler.

32 33

Böylece yaban domuzlarının kuvveti susturulacak, her biri bir tarafa kaçacak.

Sonra onların yolu pusuda bekleyen Asur'lu bir düşman tarafından kesilecek. İçlerinden biri yok edilecek. Ordularının içinde korku ve telaş yayılacak, krallarının arasında kararsızlık baş gösterecek.
34

Doğudan ve kuzeyden gelip güneye doğru uzanan bulutlara bak! Görünüşleri korkunç, öfke ve fırtına dolu.
35

Birbirlerine çarpacak, bütün ülkeye çok büyük bir fırtına yağdıracaklar. Kılıçların akıttığı kan
36 37

atın bellerine, insanın kalçasına, devenin dizine kadar yükselecek.

Yeryüzünü dehşet ve titreme kaplayacak. Öç dolu öfkeyi gören herkes korkudan titreyip dehşete kapılacak.
38

Daha sonra büyük fırtına bulutları kuzeyden ve güneyden, bazıları da batıdan yaklaşacak.
39

Ancak doğudan esen rüzgarlar daha şiddetli olacak. Fırtınayla yakıp yok etmeyi planlayan azgın bulutlar durdurulacak, doğudan esen rüzgarlar tarafından gerisin geriye güneye ve batıya sürülecek.
40

Öfke dolu, iri, kudretli bulutlar yükselip artacak, tüm ülke ve yaşayanlarını yakıp yok edecek.
41

Korkunç bir fırtına ateş, dolu ve uçuşan kılıçlarla ulu ve güçlü olanları silip süpürecek. Bir tufan bütün tarlaları, ırmakları basacak.
42

Kentleri, surları, dağları, tepeleri, ormanlardaki ağaçları ve tarlalardaki ürünleri yerle bir edip düzleştirecek.
43 44

Babil'e kadar bütün yol boyunca ilerleyecek, onu tamamen silip yok edecek.

Oraya vardığında onu kuşatacak, tüm öfkesiyle fırtınayı üzerine salacak. Toz ve dumanlar gökyüzüne erişecek, bütün komşuları Babil için yas tutup ağlayacak.
45

Ondan geriye sağ kalanların her biri kendisini yok edenlerce esir alınacak.

Asya Yargılanıyor
46 47

Sen, Babil'in güzelliğini ve görkemini paylaşmış olan Asya, vay sana zavallı biçare!

Kendin gibi, senin için daima şehvet duyan aşıklarını etkileyip yakalamak için kız kardeşlerini fahişeler gibi giydirdin.
48 49

0 aşağılık fahişenin bütün entrikalarını ve uygulamalarını taklit ettin.

Bundan dolayı Tanrı şöyle diyor: "Evlerini harabeye çevirecek, vahşet ve ölüm getireceğim. Başına dulluk, fakirlik, açlık, kılıç, veba gibi korkunç belalar getireceğim.
50

O yakıp kavuran ısı bastırdığında, gücün ve görkemin bir çiçek gibi solacak.

51

Daha sonra sen zavallı, güçsüz bir kadın olacaksın. Ezilecek, dövülecek, yaralanacaksın. Bir daha zengin sevgililerini elde edemeyeceksin.
52

Sen benim seçilmiş insanlarımı büyük bir zevkle, darbeler indirerek, öfkeyle meydan okuyarak sürekli öldürmemiş olsaydın,
53 54 55 56

ben sana bu kadar öfke duyar mıydım?" diyor Rabbin! "Yüzünü boya, kendini güzelleştir! Fahişeliğin bedeli senin olsun, her ne kazanmışsan alacaksın.

Seçilmiş halkıma ne yaparsan, Tanrı da sana yapacak" diyor Rabbin, "Üzerine büyük bir felaket getirecek.
57

Çocukların açlıktan ölecek, sen kılıçla yıkılacaksın. Kentlerin ortadan kaldırılıp silinecek, bütün halkın savaş alanında çökecek.
58

Dağlarda olanlar açlıktan ölüyor olacaklar, açlık ve susuzlukları onları kendi etlerini yemeye, kendi kanlarını içmeye zorlayacak.
59 60

önce perişan ve mutsuz olacaksın. Buna rağmen devamı gelecek.

Galipler Babil'i yağmaladıktan sonra evlerine giderken, yolda huzur dolu kentlerini yok edecek, topraklarının büyük bir kısmını mahvedecek, görkeminin sonunu getirecekler.
61 62

Seni yakıp yok edecekler. Sen anız, onlar da ateş olacak.

Seni, kentlerini, topraklarını, dağlarını tamamen yok edip harabeye çevirecekler. Tüm ormanlarını ve meyve ağaçlarını yakacaklar.
63

Çocuklarını mahkûm edip mallarını yağmalayacaklar. Görkemli güzelliğinden geriye hiçbir iz kalmayacak!"

16 Vay size, Babil ve Asya! Vay size, Mısır ve Suriye!
2

Çuldan giysinizi, kıldan gömleğinizi giyin ve çocuklarınız için ağıt yakın. Çünkü sonunuz pek yakın.
3 4 5 6

Kılıç üzerinize salınıyor, kim onu döndürecek? Ateş üzerinize akıtılıyor, kim onu söndürecek? Felaketler üzerinize yağdırılıyor, kim onları durduracak?

Ormandaki aç aslanı kimse durdurabilir mi, ya da anız içindeki alevlenmeye başlamış ateşi kimse söndürebilir mi?
7

Güçlü bir okçu tarafından fırlatılmış bir oku kimse durdurabilir mi?

8 9

Rabbiniz olan Tanrı felaketleri gönderdiğinde, kim onları durdurabilir ki? Ateş almış öfkesi taştığında, kim onu söndürebilir ki? Şimşek çaktığında, kim tir tir titremez? Gök gürlediğinde, kim korku ile sarsılmaz?

10 11

Tehdidi savuran Rabbiniz olunca, kendisine ulaşıp da yere çakılmayacak kimse var mıdır?
12

Yeryüzü tamamen bütün temellerinden sarsılır, denizler derinliklerinden yukarıya doğru çalkalanır, Dalgalar ve tüm balıklar Rabbiniz'in varlığı ve O'nun gücünün heybeti karşısında alt üst olur.
13

O'nun yayı geren kolu güçlü, attığı oklar sivri olduğundan, bir kere yola çıkan oklar dünyanın sonuna ulaşmadan durmayacaklardır.
14 15

Felaketler boşaltıldı, yeryüzüne ulaşmadan geri dönmeyeceklerdir.

Ateş tutuşturuldu, yeryüzünün temellerini tamamen yakmadan önce söndürülmeyecektir.
16

Güçlü bir okçu tarafından atılan ok geri dönmez, yeryüzüne gönderilmiş felaketler de artık geri çağrılmayacaktır.
17 18

Vay, vay bana! Kim beni o günden kurtaracak?

Dertler geldiğinde çok kişi acı çekip inleyecek, felaketler ulaştığında herkes korkuya kapılacak.
19

Felaketle yüzleşen insan ne yapacak o zaman? Açlıkla veba, çileyle cefa insanların daha iyi yolları öğrenmeleri için gönderilen belalardır.
20

Durum böyleyken bile onlar ne günahlarını terk edecek, ne de bu belaları hafızalarında tutacaklar.
21

Bir zaman gelecek, yiyecekler ucuzlayacak. O kadar ki, kendilerine barış ve zenginliğin yollandığını sanacaklar. Ama tam o anda yeryüzü bir felaket yatağı olacak. Kılıç, açlık ve başı bozukluk!
22 23

Yaşayanların çoğu açlıktan ölecek, açlıktan kurtulmuş olanlar kılıçla yok edilecek.

ölüm bir dışkı gibi atılacak, teselli verecek hiç kimse olmayacak. Dünya boş kalacak, kentleri harabe olacak.
24 25 26

Geriye toprağı sürecek, ekecek hiç kimse kalmayacak. Ağaçlar meyve verecek, ama onları kim toplayacak?

Üzümler olgunlaşacak, ama onları kim ezip çiğneyecek? Her yerde büyük bir ıssızlık olacak.
27

Kişi bir insan yüzü görmeyi ya da bir insan sesi duymayı özleyecek.

28

Çünkü bütün kentler içinde geriye sadece on tanesi ayakta kalacak. Ülke içinde ise geriye yalnızca ormanda ya da kayalardaki kovuklarda saklı kalmış olan iki tane kalacak.
29 30

Aynı şekilde, bir zeytin bahçesinde, her bir ağaçta üç ya da dört tane zeytin kalacak.

Bir üzüm bağındaki bir kaç üzüm salkımı keskin gözlü toplayıcıların gözünden kaçarken,
31

aynı şekilde, o günlerde, öldürmek için evleri basan kişilerin elinden üç ya da dört kişi kurtulacak.
32

Yeryüzü ıssızlığa bürünüp tarlalar yaban güllerince işgal edilecek. Onları ezip çiğneyecek koyunlar olmayacağından yollarda, patikalarda dikenler bitecek.
33

Genç kızlar onlarla evlenecek kimse olmadığından, kadınlar kocalarını kaybettiklerinden, kız çocuklar onları geçindirip bakacak kimseleri olmadığından yas tutup ağlayacaklar.
34

Evlenecek yaştaki genç erkekler savaşta öldürülecek, kocalar da kıtlıkta ölüp yok olacaklar. Tanrı'nın Halkı Son Güne Hazırlanmalı
35 36 37 38

Şimdi beni dinleyin, Rabbin kulları olan sizler, sözlerime dikkat edin. Bu, Rabbiniz'in sözüdür. Onu kabul edin, inanmamazlık etmeyin. Felaketler burada, avucunuzdaki kadar yakındır ve ertelenmeyecekler.

Dokuzuncu ayı içindeki hamile bir kadının çocuğunun doğum anı giderek yakınlaşır. Doğuma iki ya da üç saat kaldığında, rahimde ani ve şiddetli sancılar başladığında, çocuk bir an dahi gecikmeden dışarı çıkacaktır.
39

Buna benzer şekilde felaketler de hiç ertelenmeden yeryüzüne yağacak, dünya, kıskıvrak yakalanmış olarak şiddetli sancılar içinde inleyecek.
40

Dinleyin sözlerimi, ey hakım, felaketler etrafınızı sardığında, yeryüzünde sanki birer yabancı gibi olacağınız bir savaşa hazırlanın.
41

Satıcılar mutlaka olanca hızlarıyla kaçıp canlarını kurtarmayı, alıcılar satın aldıklarını kaybetmeyi,
42

tüccarlar hiç kâr etmemeyi, inşaatçılar yaptıkları evlerde hiçbir zaman oturmamayı göze almalıdırlar.
43 44

Çiftçiler ekin biçmeyi, toplayıcılar üzüm toplamayı beklemesin.

Evli olanlar kesinlikle çocuk düşünmesin, evli olmayanlar da kesinlikle kendilerini dul olarak kabul etsin.
45

Çünkü bütün gayretler, boşuna çaba sarfetmektir.

46

0nların ürünleri, malları yağmalanıp yabancılar tarafından toplanacak, evleri yıkılacak, çocukları esir alınacak. Eğer çocukları varsa, onları yalnızca esaret ve kıtlık için doğurmuş olacaklar.
47

Aynı şekilde çok para kazananlar, onları sadece yağmalanmak üzere kazanmış olacaklar. Onlar kentleri, evleri, mal mülkleri ve kendi öz benlikleri için daha fazla harcama yapmaya özen gösterdikçe,
48 49 50

günahlarına karşı olan öfkem daha da şiddetli olacaktır diyor Rabbiniz. Erdemli bir kadın bir fahişeye karşı nasıl bir kızgınlık duyarsa,

aynı şekilde, doğrular da kötülere öfke duyacak. Savunucu bütün günahları yeryüzünde ortaya çıkarıp sergilemeye geldiğinde, doğruluk kötülüğü suçlayacaktır.
51 52

Onun için kötülüğü, onun eylemlerini taklit etmeyin.

Çok kısa bir süre içinde kötülük yer yüzünden silinip temizlenecek, üzerimizde doğruluğun egemenliği başlayacak.
53

Günahkâr günah işlediğini kesinlikle yalanlamamalı Eğer, "Ben görkemli Tanrım'a karşı günah işlemedim" derse, kendi başına yalnızca yanan kömürlerin yağmasına neden olacaktır.
54

Çünkü Rabbiniz insanların yaptıklarının hepsini bilmektedir. O, onların tasarılarını, düzenlerini ve en gizli düşüncelerini bilir.
55 56

0 yeryüzüne "ol" dedi, oldu; göklere "olun" dedi, oldular.

Rabbiniz'in sözüyle yıldızlar yerlerine yerleştiler. Sayısız yıldız O'nun bilgisi dahilindedir.
57

0 zenginliklerle dolu derinlikleri gözler. Denizleri, içinde bulunan her şeyi ölçüp biçti, ayarladı.
58 59 60

Sözüyle denizlerin sınırlarını belirledi, suyun üstüne karaları yerleştirdi. Gökyüzünü bir kubbe gibi döşedi, onu suların üzerinde güvende kıldı.

Çöllerde pınarları, yeryüzünü sulaması için aşağılara akan ırmakların kaynakları olarak da dağların zirvesinde çağlayanları O var etti.
61 62

0 insanı yarattı, bedeninin ortasına bir yürek yerleştirdi. Ona ruh, yaşam, anlayış

ve tüm dünyayı yaratıp gizli sırları araştırıp bulan Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın gerçek ruhunu verdi.
63 64 65

Günahlarını saklamaya çalışan günahkârlara yazık! Rabbiniz onların tüm işlerini iyice inceleyecek. O hepinizi sorguya çekecek.

0 gün günahlarınız, kötü işleriniz ortaya çıkıp sizi suçlamak için ayağa dikildiğinde şaşkınlığa uğrayacaksınız.

66

öyleyse ne yapabilirsiniz? Tanrı'dan ve meleklerinden günahlarınızı nasıl gizleyebilirsiniz?
67

Tanrı sizin yargıcınız, O'ndan korkun! Günahlarınızdan dönün, yaptığınız kötü işlerden uzak durun! O zaman Tanrı sizi bütün sıkıntılardan özgür kılacaktır.
68

Kızgın alevler sizi yakmak için tutuşturuluyor. Büyük bir sürü sizin üzerinize çullanacak. Bir kısmınızı ele geçirip putperest kurbanlarından yedirecek.
69 70 71 72 73

Onlara teslim olanlarla alay edilecek, başlarına kakılıp insafsızca davranılacak. Bir çok yerde ve komşu kentlerde Rab'den korkanlara vahşice saldırılar olacak. Yağmalayanlar Rabden korkan herkese karşı çılgınlar gibi olacaklar. Mallarını mülklerini yağmalayıp yok edecekler, onları evlerinden dışarı atacaklar.

Sonra, benim seçilmiş halkımın, madencinin ateşinde ayarı belirlenen altın gibi dayanıp ayakta kaldığı görülecek.
74

"Dinleyin beni ey seçilmiş halkım" diyor Rabbiniz, "Şiddetli acı dolu günler çok yakında geliyor, ama ben sizleri o günlerden koruyacağım.
75 76

Korku ve kuşkunuzu uzaklaştırın!

Çünkü önderiniz Tanrı'dır. Benim buyruklarımı, öğrettiklerimi uygulayan sizler, günahlarınızın sizi ezip yere vurmasına, kötü işlerinizin sizi alt etmesine kesinlikle izin vermeyin" diyor Tanrınız Rab,
77

"Vay o günahları içinde boğulmuş, kötü davranışlarına durmaksızın devam edenlere! Onlar, boydan boya aralıksız böğürtlen çalılarıyla dolu, geçişi olmayan, büsbütün dikenli çalılıklarla kaplı tarlalar gibidirler.
78

Ateşle yok edilmeye mahkûm olacaklardır."

MANAŞŞE'NİN DUASI GİRİŞ Manaşşe 'nin Duası güzel, kısa bir tövbe duasıdır. Bu duanın Yahuda 'nın kötü kralı Manaşşe 'ye ait olduğu bilinir (2Ta.33:11-13).
1

Ey Her Şeye Gücü Yeten Rab, atalarımızın Tanrısı, İbrahim'in, İshak'ın, İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı, Doğru kişiler olan atalarımızın Tanrısı.
2 3

Dünyayı ve dünyayı dolduran Harika şeyleri sen yarattın.

Deniz buyruklarına uyar, Sınırlarını geçmez. Yüce ve görkemli adının gücü Okyanusun derinliklerini tutar.
4 5 6 7

Gücünü gösterince, Bütün yaratılış titrer. Yüceliğin harikadır, Öfkene günahlılar dayanamaz. Ama bize olan merhametin Anlayışımızın ve ölçümüzün çok üstündedir.

Sen en Yüce Olan Rab'sin, Sabırlısın, merhametlisin. Günahlarımızdan acı duyunca Cezamızı hafifletirsin. Ey Rab, sana karşı yaptığımız günahtan dönünce, Büyük iyiliğin ve merhametinden ötürü Bağışlarsın, kurtuluş sağlarsın.
8

Sen, ey Rab, doğru kişilerin Tanrısı'sın. İbrahim, İshak ve Yakup senin önünde Doğru bir yürekle yürüdükleri için Tövbe etmelerine gerek yoktu. Ne var ki, benim gibi günahkâr biri için Tövbe gereklidir.
9

Sahildeki kum taneciklerinden çok gü